All language subtitles for Fear.The.Night.Turkish-WWW.MY-SUBS.CO

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

24 SAAT ÖNCESİ

Aman ya! Beth, ödümü patlattın.

Buraya tek başına çıkma demiştim.

Neden? Aradığım şeyi biliyorum. Seni uğraştırmak istemedim.

Biliyorum. Ben sadece... Burası şey...

Ne?

Burası benim evim. Benim eşyalarım.

Bunlar senin değil. Bunlar hepimizin.

Tamam ama işte...

Burası riskli.

Senin aksine, ben ne yaptığımı biliyorum.

İnanmıyorum.

Ben onların... Şaraplar için gelmedim buraya.

Sandığa bakmaya gelmiştim. Eşyaları almaya.

Tam kapatıyordum, sen geldin.

Tamam.

Ne anlatmaya çalışıyorsun, Beth? Çünkü hep bir mesaj verirsin.

Sadece... Burası benim evim.

Ben yapmalıyım. Neyin nerede olduğunu ben biliyorum.

Tamam. Her ne boksa işte.

Kızımın yanında da küfür etmesen?

Lütfen.

Burada değil ki.

Hattâ evde bile değil. Trent onu ailesinin evine...

Evet, biliyorum. Ama yapıyorsun.

Yani önceden yaptın.

Genel olarak söylüyorum. Lütfen dikkat et.

Evet.

Evet.

Geliyor musun?

Evet, sadece şunu düzeltmem gerek.

Neyi düzelteceksin?

Dağıttığın yeri.

Hay si...

Tamam, yap. Ben de hazırlanayım.

Merhaba.

Merhaba, millet. Nasılsınız?

İyiyiz, Tess. Sen nasılsın?

İyidir. Her şey yolunda.

Evet, Beth söyledi. Madalya almışsın.

Kaç ay olmuştu? Altı mıydı dokuz mu?

Altı?

İyi bir şey, değil mi?

- Pardon. Gizli bir şey miydi? - Hayır, gizli değil.

İyi bir şey.

Ve evet, altı ay oldu.

Savunma dersleri veriyor.

Hem de Hollywood'daki Y'de.

Harika değil mi?

Hollywood'da falan ders vermiyorum.

Ya da Y'de.

Baldwin Hills'de ders veriyorum.

İlköğretim okulu. Eğlenceli.

Memeli Bay Miyagi gibiyim.

Hangi kısmı anlamadınız? Miyagi'yi mi memeleri mi?

Birincisi Karate Kid'den. İkincisi de...

Malum.

Sizde de var hani?

Neyse biz yola çıkmadan bir tezelenelim. Olur mu?

- Evet, tabii ki. - Oldu.

Birazdan çıkarız.

Bunları da mı davet ettin eve?

Evet.

- İkimiz gideceğiz sanıyordum. - Olabilir.

Hep beraber tek arabayla daha rahat olur demiştim.

- Ama eğer istemezsen... - Of.

Ne?

- Hiç. Hiçbir zaman dediğini yapmıyorsun, hepsi bu.

Ah, lütfen. Söyleyene bak.

Sanki kendin çok hırlı boksun!

Hop hop Beth! Küfür etmeyelim. Çocuklar var!

Çiftlik dağın başında.

- Öyle mi? - Evet, öyle. Tamam mı?

Rose neden oraya gitmek istedi bilmiyorum ama istedi.

Ben de "Süper. Tamam, olur" dedim.

Ama öyle bir kaçamak yeri değil aslında.

Her şey için de tartışmasak, lütfen?

Olur.

Yani kimin umurunda? Sadece...

Benim umurumda. Ben onlardan hoşlanmıyorum.

Sen kimseden hoşlanmıyorsun.

Benim de Rose'un da arkadaşlarından nefret ediyorsun.

Kendi arkadaşların da yok tabii.

Hoşlandığın tek kişi var mı, Tess? Varsa söyle.

Bilmiyorum. Sanırım senden hoşlanırdım ama çok eskidendi.

Bazen çok şirret oluyorsun.

Sağ ol.

Neyse, kim sürüyor? Sen mi ben mi?

Yalnız yarış falan yapmıyoruz, ona göre!

Lütfen onları bırakıp gitme.

Onları mı? Hayır, sözüm söz.

Hadi oradan. Saçmalamış resmen.

Ben öyle bir şey söylemedim.

Hayır, demedim. Demedim.

Tamam, belki dedim. Ama onunla değil.

Vodka da alalım mı?

Ee herhalde. Parti sonuçta. Vodka içen de olur elbet.

Ne? Hayır, sana demedim.

Esther'le konuşuyordum. Kankamdır.

Kim o?

Müsaade eder misin?

Hayır, hayır. O Jasmine.

O diğer kankam. Bu Esther.

Hayır, tanışmadınız.

Neyse, cidden boş ver.

Sebastian, izin verirsen...

Amanın!

Merhaba! İnanmıyorum! Harika görünüyorsunuz.

N'apıyorsunuz?

Hiç. Bir şeyler alıyoruz. Aynı sizin gibi.

Hemen içkilere saldırmışsınız bakıyorum?

Haydi ama! Partiye gidiyoruz.

Emin misin?

Nereye gittiğimizi biliyor musun?

Ev dağın başında ve alınma ama döküntü bir yer.

Hayır, biraz eski. Ama güzeldir.

Rose'la çocukken hep giderdik. Neredeyse her yaz.

Evet ama kim gelin görme bilmem nesini...

çölün ortasında bir çiftlikte yapar ki?

Pardon? Gelin görme bilmem nesi değil bu.

Bekarlığa veda partisi. Arada çok fark var.

Evet, yani! Neymiş fark?

Kocakarılar, teyzeler, veletler olmuyor işte.

Rose'un isteği bu!

Biz bize eğleneceğiz ve kafaları bulacağız!

- Aynen. - Evet, evet!

Pardon.

Burayı temizleyebilir miyiz?

Anlaşılan Mia pek değişmemiş.

Evet, öyle denebilir. Ama bir şey olmaz.

Yani biraz içince daha iyi olur.

Ya da kafası güzelken.

Ya da seviştikten sonra.

Ne? Ben yatmadım onunla.

Ne? Yatmadım.

Yani üniversiteden beri.

- Biliyordum. Biliyordum! - Ne?

Biliyordum.

Kızlar, atıştırmalık? Esther, gelsene.

Cips!

Peynirli makarnanın yanına ne gider?

Hey, güzellik. İstersen yardım edelim?

Aynen, gezmek istersen de kamyonetimiz dışarıda.

Gel, bindirelim seni!

Sağ olun. Gerek yok.

Sen ne dersin, tatlım?

Macera ister misin?

Kalsın, sağ olun.

Maalesef bu mağazada asya ürünleri yok. Yani...

Oo bir tane daha varmış.

Beyler demlenmeye ara mı verdiniz?

Yoksa kız kardeşinizden başka kadın görünce heyecan mı yaptınız?

Güzele bakmak sevaptır, derler.

Öyle derler, galiba.

Sana bakmıyoruz zaten. Sen bak işine.

Olur.

Hey, orduda görev yapmadıysan bence o şapkayı hiç takma.

Görev yapmadığın da belli.

Ben yaptım.

Ordudaydım. Ben verdim ona.

Hadi canım. Nerede görevliydin?

Ramstein. 86. Hava İkmal.

Ordudaydım deyince, ben de askerlik yaptın sandım. Pardon.

Siktir lan.

Sen o birliğin nerede olduğunu bile bilmiyorsundur.

Tam olarak değil ama Almanya'nın güneybatısındaydı galiba?

Kaiserslautern'e 15 km, Landstuhl'e 3 km mesafede?

Siman yabancı gelmedi aslında.

Yaralı olarak üsse getirildiğimde...

lazımlığımı değiştirenlerden biriydin galiba sen?

Neredeyse tanıyamadım.

Sallama lan.

Ne sallaması?

MP'ydim ben hava kuvvetlerinde.

Askeri İnzibat yani.

Bak sen!

Hangi üsten getirilmiştin?

Felluce.

Irak'tadır, siz duyun beyler.

Bırak hikâyeyi. Yaşın kaç ki senin daha?

Yoo. Üçüncü kuşatmadaydım. 2016.

O kuşatmada birliğimiz yoktu lan karı!

Vardı, 2014'ten itibaren gözetmendik.

Onları kim koruyordu sanıyorsun, hıyar herif?

Benim gibiler. Bütün riski biz aldık.

Senin gibi avrupayı turlayıp festivallerde gezenler değil.

Laflarına dikkat et!

Öyle olsun.

Kendini sert sanıyorsun demek?

Yani sertimdir, evet.

Kim daha sertmiş görelim istersen?

Tess?

Çok isterdim ama partiye geç kalıyorum.

Belki başka sefere.

Orada görüşürüz.

Tamam, oldu.

En azından şarapları varmış.

SATILDI

Bekçileri tanıyor muyuz artık?

Ben tanımıyorum.

Ben de. Ama arayıp mesaj bıraktım.

Eve gelmeden önce haber veriyoruz ya.

Yaşlı bir çift sanıyordum ben. Bir amcayla teyze.

Hayır, o başka...

Babam sürekli değiştirip duruyor, emin değilim.

Bir süredir bu adamlar var sanırım.

- Sonra gider konuşurum ben. - Ben de giderim.

Sen bir an önce partiye başlamak istersin.

O da olur.

Belki ben gitsem daha iyi. Parti için ben konuşmuştum onlarla.

Ben bayıldım buraya! Çok hoşmuş.

- Demiştim sana. - Evet, söyledin.

Bak sen şu işe.

Bakıyorum.

Bakmaz olur musun!

Gelsene, kız! Eğlenelim biraz.

Bu benim eğlenen hâlim.

Kusura bakma. Dalıp gitmişim öyle.

Önemli değil.

Hey, seni görmek gerçekten güzel.

Seni de.

Pekâlâ! Kim falına bakmamı ister?

- Ben! - Ben!

Haydi kart seçelim.

Hey, Tessie! En sevdiğin kardeş kim?

Haydi ama, söyle.

Sensin.

- Selam, ortanca kardeş. - Selam, küçük kardeş.

Geldiğin için teşekkürler.

Biliyorum sevmezsin sen böyle şeyleri.

Teşekkürler gerçekten.

Tabii ki.

Selam, Tess.

Hâlâ Amerika'yı muhteşem yapmaya devam mı?

Olabilir.

Sen de hâlâ saçlarını ilkokul çocuklarına mı ördürüyorsun?

Örgü şu an çok moda.

Yani...

Onunkiler güzel.

Kaltak.

Nasıl gidiyor?

İyi.

Çalışıyoruz, eğleniyoruz.

Eğleneceğiz, değil mi?

Evet. Tabii ki.

- Peki. - Bak sen. Müstakbel gelinimiz.

Bu kadar hoş olmak zorunda mısın? Şu fiziğine bak!

Hayır, asıl sen! Acayip, fitsin! Cidden, Tess!

- Eh yani. - İnanmıyorum.

Yeni bağımlılığım bu işte.

Gel buraya, güzeller güzeli.

- Beth! - Güzeller güzeli!

Merhaba!

Merhaba?

Cidden, bu gece bitirelim o işi. Yaparız dedik sonuçta.

İçim rahat etmiyor benim.

Çok adam oldu bu aralar. Kimseye güven olmaz.

Ayrıca pazartesi günü yeni insanlar taşınıyor.

Bu akşam malı oradan çıkaralım, yeri değişsin.

Tamam.

Benim kasabaya inmem gerek. Çöp torbası alacağım. Gidelim mi?

Olur. Sen arabayı çalıştır. İşeyip geliyorum.

Tamam.

Kimsiniz?

Ah evet.

Kusura bakmayın.

Evet. Alo?

Alo? Alo?

Evet, ben sizi duyuyorum.

Kusura bakmayın, telefon pek çekmiyor.

Hayır, partiyle ilgili mesajınızı aldık.

Her şey yolunda mı? Güzel.

Kız kardeşiniz? Hayır.

Buraya gelen olmadı. Bildiğim kadarıyla.

Görürsem söylerim.

Biz de şimdi kasabaya gidiyoruz. Bir ihtiyacınız var mı?

Yok mu?

Tamam, iyi eğlenceler.

Size de.

Kendine iyi bak.

"Kendine iyi bak." Ne saçmalıyorsun?

Tamam.

İnanmıyorum.

Hiç çok da çekici bulmadığınız bir erkeği...

elinizle boşalttınız mı?

- Neden yapayım? - Hayır. - Beth! - Beth!

Sen kimsin?

Pardon?

Sen kimsin?

Ben şefim.

Bu akşam için.

Şef mi?

Peki. Tamam.

İyi o zaman, herhalde.

Herhalde?

Eğlenceli birine benziyorsun.

Hiç fikrin yok.

- Tess. - Hey.

Neredeydin sen?

Buradaydı, beni sorguya çekiyordu.

Bu doğru değil.

Kim olduğunu soruyordum ona.

Ben çıkarken yoktu, döndüğümde onu gördüm. Her yerde bıçaklar falan...

Evet.

Seninle biraz konuşabilir miyiz?

Lütfen.

Tamam, gittim. İçeride devam ederim.

Of ya!

Sen...

Sen ne yaptığını sanıyorsun?

Ne demek bu?

Şefe bakmaya mutfağa geliyorum...

seni burada buluyorum ve tabii ki onunla dalaşıyorsun.

Tıpkı nefes alan her erkekle yaptığın gibi.

Neden peki?

Kusura bakma...

Buraya geldim ve...

kim olduğunu bilmiyordum, sordum işte.

O kadar.

Ben çıkarken o burada değildi.

Peki, peki. Nereye gitmek için çıkmıştın?

Biliyorsun neresi.

Ben hallederim demiştim.

Ama hayır. Gitmesen olmazdı, değil mi?

Ne olmuş?

Ben hallederim demiştim sana.

- Ee? - Ee?

Bil bakalım ne oldu? Her şey yolunda!

Hayır.

O heriflerde garip bir şey var.

Öyle mi?

Neymiş garip olan?

İçeri girdiğimde...

Pardon? İçeri mi girdin? Evlerine?

Ev onların değil, bizim. Bizim mülkümüz hâlâ.

Ama üzgünüm. Yapmak zorundaydım. Adamlar şüpheli tipler.

Kim diyor?

- Ben. - Peki.

Ben evi aradım.

Geçen sene evin devri öncesi tuttuğumuz adamlarmış, tamam mı?

Katil falan değiller yani.

Bir dakika! Babamla mı konuştun?

Nasıl aradın onu? Burada sabit hat yok.

Denedim, çalışmıyor.

Senin kafan gitmiş, farkında mısın?

Eskiden yaptığımız gibi üst kata çıktım ve pencereden sarkarak konuştum.

Doğru.

Beni dinle.

Dinle. Lütfen dinle.

Cidden bak.

Kız kardeşin, kardeşimiz, bekarlığa veda partisi veriyor.

Ve sen bunlarla mı uğraşıyorsun?

İnsanları korkutmakla?

Kusura bakma ama...

belki de biraz sakinleşip...

bir şeyler içmelisin.

Belki faydası olur.

Anlamadım, ne dedin?

Duydun beni.

Biraz alkol yani.

Bu çok sevimsiz oldu. Farkında mısın?

Belki de şu anda doğru olan budur.

Bu arada, süslendiğin için teşekkürler.

Hoş olmuşsun.

İşte burada!

Tamam, tamam, tamam.

Hiç uçaktayken yaramazlık yaptınız mı?

- Bu yaptı. - Aman tanrım.

Aman tanrım. Tamam.

Hiç lunaparkta seks yaptınız mı?

Hiç zengin ama tipsiz bir adamla yattınız mı?

Evet!

Sikerler.

Hayır, olmaz.

Olmaz.

Hanımlar!

Merhaba, merhaba. Benim adım Alfonse.

Sizlere başlangıç için ikramlar hazırladım.

Penis şeklindeler!

- Evet, öyle. - Minik penisler!

Evet, öyleler.

Teşekkürler.

- Bence sen iki tane almalısın. - Ağzıma iki penis alacağım!

Ağzında iki penis.

Sizler ne kadar bilgi sahibisiniz bilmiyorum ama...

bu akşam çok keyifli vakit geçireceğiz. Emin olabilirsiniz.

Çok güzel balık kroket hazırladım. Başka mezeler de var.

Daha tatlıdan bahsetmiyorum bile.

- Anladınız siz onu. - Umarım tatlı sensindir.

Bak bak bak. Yaramaz bir kızsın galiba sen?

- Aynen öyleyim! - Evet, öyledir.

O halde şanslısın. Ben de çok yaramaz biriyimdir.

Yani durumlar biraz ilginçleşebilir.

Aman tanrım!

- Hey, ortanca kardeş. - Hey.

Küçüğüm benim.

Neyin var?

Kusura bakma.

Eğlenceni batırmak için yapmıyorum.

- Hayır, hayır. Önemli değil. - Sadece sakinliğe ihtiyacım var.

Striptizciyi kaçırıyorsun sadece.

- Neyi? - Striptizci.

Hadi ya.

- Yemekleri hazırlayan? Of ya! - Aynen.

- Aynı zamanda eğlencemiz. - İğrenç.

Evet. Kızlara bıraktım, onlar eğlensin.

Aferin.

Ee...

neyin var senin?

Hiç. Sadece...

tekrar burada olmak tuhaf hissettiriyor.

Emin misin?

Evet, neden?

Konuşmak ister misin?

Hayır.

Bu gece senin gecen.

- Aman! - Rose, kusura bakma.

Üzgünüm, Rose. Bunu davet etmene bile izin vermemeliydim.

Hava serin, içeri gel.

Onu rahatlatmak zorunda değilsin. Senin işin değil.

Konuşuyoruz, Beth.

Evet, tıpkı tüm kardeşlerin yaptığı gibi.

İzin verirsen kardeşin içeri gitsin ve...

onun için hazırladığım partinin tadını çıkarsın, olmaz mı?

Yoksa bunu da mı kendi meselene çevireceksin?

Ha?

Rose? Rose?

Kapıyı aç.

Beth, kapıyı aç!

Beth, yürü!

Ne oluyor?

- Ne oluyor? - Aman tanrım!

Ne oluyor?

Beth, kapıyı kapat.

Beth.

Aman tanrım, Rose.

Kan mı o?

Tess, ne oluyor? Kim var dışarıda?

- Aman tanrım, Rose. - Beth. Beth! Beth!

Telefonunu bul. Beth, bana bak.

911'i ya da babamı ara. Kime ulaşabilirsen. Tamam mı?

Beth, bana bak. Git.

Ben giderim. Ben biliyorum. Pencereden sarkıyoruz, değil mi?

Evet, evet.

Rose'la yapardık...

Git git git. Dikkatli ol.

- Tess, ne oldu? - Neler oluyor, Tess?

Tamam, tamam. Hanımlar, korkmayın.

Şöyle yapacağız...

Tess, neler oluyor? Ne yapacağız? Tess!

N'oluyor ya!

Sessiz olun!

Bu ne lan! Hayda! Tamam.

Hayda!

Tamam. Pekâlâ.

Tüm kapıları kilitlememiz gerek, tamam mı?

Arkalarına bir şey yaslayın. Açılmadıklarına emin olun.

Bütün ışıkları kapatın.

Her şeyin fişini çekin, üst kat dahil.

Eğer içeri girerlerse, tamamen karanlık olmalı. Tamam mı?

Ayağa kalkmayın.

Siz buradan başlayın. Ben mutfağa geçiyorum.

Esther yukarıda aramaya çalışıyor.

Hepiniz aynısını yapın. Telefonlarınızı çıkarın.

911'i arayın. Kim olursa arayın. Hemen şimdi!

Kim bunlar? Neden bunu yapıyorlar?

Henüz bilmiyorum.

Birisinin erkek arkadaşı mı?

Ya da... Ne oluyor böyle?

Bilmiyorum. Sorup durma.

Kusura bakma ama resmen bizi öldürmeye çalışıyorlar!

O yüzden soruyorum.

Bağırıp çağırmak bir işe yaramaz.

Sözümü dinlersen belki faydası olur.

Çıkar o telefonunu.

Bende sinyal yok.

Aramıyor.

- Sinyal yok. - Benim de aynı.

Kahretsin, kahretsin!

Pekâlâ. Planladıkları şey her neyse ona karşı hazırlıklı olmalıyız.

Hattâ kendimize silah niyetine bir şeyler bulmalıyız. Tamam mı?

- Silah mı? - Evet.

Karşı tarafı yaralayacak ya da öldürecek her şey olur.

Ne varsa işte.

Mutfaktaki bıçaklar. Çekmeceden makas ya da şöminedeki demir.

Burası çiftlik.

Silah falan yok mu evinizde?

- Annem sevmez. Eve sokmuyoruz. - Yok artık!

Babamda bir şeyler var ama bahçenin oradaki kulübedeler.

Silahlar da oradadır.

Ama benim oraya gidip almam gerek.

Her şey sırayla. Önce burada hazırlanalım.

Bir şey yok. Bir şey yok. Korkutmaya çalışıyorlar.

Evet! İşe yarıyor!

Biliyorum ama...

Bence dikkat çekmemeye çalışıyorlar. Komşular duymasın istiyorlar.

O yüzden silah kullanmak yerine ok atıyorlar.

Bir yanlışlık olmalı, değil mi? Yoksa neden yapsınlar ki bunu?

Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.

Ben bir arabalara bakayım.

Böyle oturup bir şey yapmadan bekleyemeyiz.

Kim bunlar?

Biriniz yukarı çıkıp Esther'i uyarsın.

Arka pencerededir. Olan bitenden haberi yoktur.

Sen ne yapacaksın?

Biri lastiklerimizi yarıyor kaçamayalım diye.

Onu durdurmaya çalışacağım.

Ne? Nasıl?

Nasıl olabilir?

Divya, bana arka kapıyı aç tamam mı?

Ben çıkınca kapat ve kilitle.

Geri dönersem, önce iki, sonra bir kere vururum.

Başka türlü vurulursa açma.

Önce iki kere, sonra bir.

- Dalga mı geçiyorsun? - Hayır, ciddiyim. Yürü!

Ya geri gelmezsen...

o zaman ne yapalım?

Hayatta kalmak için ne gerekirse yapın. Ne gerekirse.

- Tess, bu delilik. - Biliyorum.

Gidelim.

Tamam, haydi.

Hey.

Ne oldu?

Birini hallettim. Öldü. Mia'nın arabası sağlam.

- Ellerine bak. - Bir şey yok.

Nasıl yok? Kan içindesin!

Benim kanım değil. Şimdi bunu düşünmeyelim.

Ne olduğunu öğrenince bize saldıracaklardır.

Başkasını görmedim ama dışarıda dolaşıyorlar.

Ne yapacaklarını planlıyorlar.

Bunlar çok iyi. Elinize sağlık.

Lafı olmaz.

Hepiniz birer tane seçin içinden. Kullanmaya hazır olun.

Bu herifi tanıyan var mı? Ben tanımıyorum.

Hayır.

Sen de bak.

Şerefsiz.

Hayır?

Peki. Ben üst kata Esther'e bakmaya gidiyorum.

Siz ikiniz, gözünüzü mutfaktan ayırmayın.

Buradan kurtulacağız ama birlikte yapmamız gerek. Tamam mı?

Tess, ben korkuyorum.

Ben de.

Sadece...

Sadece kızımı görmek istiyorum.

Tek isteğim bu. Yeniden ailemle olmak.

Olacaksın.

Ve...

Hey.

Seninle sürekli kavgalı olduğumuz için üzgünüm.

Biliyorum senden çok benden kaynaklanıyor.

Bunu söylediğin için sağ ol. Ne kadar doğru olmasa da.

- Geri geleceğim. - Tamam.

Arayabildin mi?

Hassiktir! Esther!

Gel. Şöyle... Oha!

Lanet olsun.

Ne oldu?

Esther...

Ne?

Dışarı fazla sarkmış.

Onu...

Üzgünüm, Mia.

Çok üzgünüm.

Bizi kurtarmaya çalışıyordu.

Aman tanrım! Buraya gelip hepimizi öldürecekler.

Yapma! Şu an burada güvendeyiz. Öyle konuşma.

Bu doğru değil. Dışarıda adamlar var.

Üç kişiyi oklarla öldürdüler. Nasıl öyle rahat konuşabilirsin?

Çünkü inanıyorum.

Hepinize söylüyorum çünkü ben buna inanıyorum.

Tabii, Esther de sana inanmıştı.

Üst kata çıkıp telefon etmesini söylemiştin.

Madem o kadar tehlikeliydi gidip kendin yapsaydın!

Divya. Öyle konuşulmaz.

Bana ne! Hiç umurumda değil.

Tess'in verdiği kararları eleştiriyorum. Yaptığım bu.

Tamam, öyle olsun. Sikerim.

Ben artık bir şey yapmıyorum. Madem o kadar çok biliyorsun.

Bize ne yapacağımızı sen söyle, Divya. Nasıl hayatta kalacağız sen planla.

İyi akşamlar, hanımlar.

Parti nasıl gidiyor?

Polisi aradık! Yoldalar şu anda!

Sallama. Telefon çekmiyor burada. Dağın başındayız!

Zaten aramış olsan...

arkadaşın telefon çekecek diye pencereden sarkıyor olmazdı.

Beni dinleyin. Gelin bu işi uzatmayalım.

Eğer dediğimi yapmazsanız...

bir şey dener, kaçmaya falan kalkarsanız...

adamlarımı üzerinize salarım.

Yaptığınıza pişman olursunuz. Emin olun, bedeli ağır olur.

Sonuçta bütün o tecavüz ve ölümden sonra da...

almak için geldiğimiz şeyi alacağız.

Neden hepimiz için işi kolaylaştırıp kendiniz dışarı çıkmıyorunuz?

Eğer çıkarsanız...

hemen şimdi...

ki bu ilk ve son şansınız...

gitmenize izin veririm.

Size söz veriyorum.

Ön kapıyı açın ve dışarı çıkın.

Aracınızı bırakın. Yola doğru kaçın. Hemen şimdi!

Kim olduğumuzu bilmiyorsunuz. Tek isteğimiz evin içinde olanı almak.

- Ne o? Evde ne var? - Neden bahsediyor bu?

- Evde ne olduğunu sanıyorlar? - Hiç bilmiyorum.

Lütfen, Beth! Söyle!

Hiçbir şey yok.

- Lütfen. - Evde bir şey yok dedi.

Adam yalan söylüyor.

Tess, cidden. Evde ne var?

Bildiğim kadarıyla bir şey yok.

Yapma ama. Kötü adamlar bile sebepsiz yere saldırmaz.

- Saldırırlar. Her zaman. - Neyi kastettiğimi biliyorsun.

Evde olan şeyi istiyoruz diyor.

Neden öyle söylesinler ki?

Bir çıkarları olmasa neden bu kadar zahmete girsinler?

Bizi evin dışına çıkarmak için. Bilmiyorum. Tek bildiğim...

evde değerli bir şey yok. Kandırmaya çalışıyor bizi.

Bana gayet ciddi geldi.

Ağaç ettiniz bizi lan!

Olan biteni bilmiyorum!

Neden bizde bir şey olduğunu düşünüyorsunuz bilmiyorum ama...

Yok!

Burası ailemizin evi.

Kasa ya antika eşya falan...

öyle bir şey de yok!

Eğer biri size var dediyse yalan söylemişler, tamam mı?

Lütfen, lütfen! Lütfen gidin.

Lütfen gidin!

Biz öyle duymadık.

Neden kapıyı açmıyorsunuz?

Açın girelim, etrafa bakalım.

Dediğiniz gibiyse, çeker gideriz.

Size de bir şey olmaz.

Artık top sizde.

Fena şeyler olmadan önce...

bu son şansınız.

Fena şeyler derken çok çok fena şeyleri kastediyorum!

Ben bunun kim olduğunu biliyorum. Sesinden tanıdım.

Kim?

Marketteki herif.

Biraz dalaşmıştık.

Arkadaşlarını toplayıp...

bizi takip falan etmişlerdir.

- Evet. Bize laf atan biri vardı. - Bugün tanıştığın biri, ha?

- Ne oldu markette? Tam olarak ne dedi? - Ne yaptın onlara?

Hiç! Laf atıyorlardı. Ben de karşılık verdim.

O zaman özür dile onlardan.

Eğer dediğin gibiyse, o yüzden geldilerse...

kastın olmadığını söyle.

Hayır, hayır. Öyle olamaz.

Gidebilirsiniz dedi. Söyledi.

Hayır. Hepsi yalan.

Tess.

İnanmıyorum ya! Ne biçim karı bu?

Öldürtecek bizi. Ciddiyim bak.

İçeri girmelerine izin verip bir şey yapmasınlar diye dua edecek değilim!

Bu hayvanlarla aşık mı atacaksın gerçekten?

Bizi öldüreceğini söyledi.

Ne dediğinin farkındayım.

Asker olan sensin. Kurtarsana bizi?

Yapabilsem ben yapardım.

Haydi savaş kahramanı! Göster maharetini.

Bridget, yeter. Salak salak konuşma.

Ne var? İkiniz de siktirin!

Kendine gel, Bridget!

Of ya!

Evet, hanımlar!

Süre doldu.

Kararınızı verdiniz.

Ne kadar sürer umurumda değil. Hepinizi birer birer indireceğiz.

Ve zevk alarak yapacağız!

Hay sizin.

Ortada toplanın! Birbirinize sokulun. Haydi.

- Billy ölmüş. - Ne?

Epeydir sesi çıkmıyordu.

Cody bulmuş, karıların arabalarının yanında.

Bıçaklamışlar.

Siktir.

Bıçaklamışlar.

Tamam. Tamam.

Kim yaptı biliyorsun, değil mi?

O asker karıdır.

İyi, madem böyle istiyor...

biz de öyle yaparız.

Kanka, emin misin bu konuda?

Dibine kadar.

Resmen öldürmüşler, oğlum!

Adam öldü. Anlıyor musun? Öldü.

Biliyorum. Duydum.

Ve şimdi bedelini ödeyecekler. Sana söz.

Basalım girelim içeri.

- Hayır. - Sonra da çekip...

- Haydi ama! - Hayır, hayır.

Önce korkutmak istemiştim sadece.

Biraz korkutup terletelim dedim onları.

Ama artık onlarla kukla gibi oynayacağım.

Zevkle madara edeceğim.

Çünkü bunu hak ediyorlar.

Tamam, tamam. Sadece şey...

Ne?

Altı aydır bunu planlıyorum.

Bu işe başladık, şimdi duracak değiliz.

Birkaç lavuğun işi batırmasına izin vermem.

Sadece iş düşündüğümüzden daha çetrefilli hâle geliyor.

Beni dinle.

Heriflerin dediğini duydun, değil mi?

Burası satılmış. Taşınıp gidiyorlar.

En uygun zaman bu. Şimdi.

Bir daha böyle bir para kaldırma şansımız olmaz.

Hiçbir zaman.

Ve ben istiyorum.

Orada olanı istiyorum.

Ve evde olanı istiyorum.

Ve o karıyı da gebertmek istiyorum.

O kahpeyi bulup bıçağımı kafasına saplayacağım.

Hayda.

Ne yapıyor bunlar? Niye dikiliyorlar orada?

Bak, Rose için gerçekten üzgünüm.

Ben sadece çok korkuyorum.

Anlıyorum.

Kızlar, dürüst olacağım.

Eğer içeri girerlerse, hiç şansımız olmaz.

Bir an önce sıra dışı bir şey yapmamız gerek.

Beklemedikleri bir şey olmalı.

Hepimiz birden dışarı fırlasak arsada farklı yönlere koşsak?

Araçları, silahları var.

Olsun, belki birkaçımız kaçabilir.

Kızlar, ne diyorsunuz? Hep beraber kapıdan çıkıp koşsak?

Burada kalıp öldürülmekten iyidir bence.

Hattâ işkence, tecavüz.

- Haydi ama! - Ben 50 metre bile koşamam muhtemelen.

Evet, ben de.

Şu ayakkabılara bak. Çıplak ayak ne kadar gidebilirim?

- Aynen. - Neyse.

Bir fikirdi sadece.

Fena fikir değil, Divya. Sadece işe yaramaz.

Ama benzer bir şey olabilir. Biraz daha stratejik bir şey.

Saldırmalıyız.

Çatışmayı onlara götürmeliyiz ya da buraya girerlerse...

hazırlıklı olmalıyız. Ki her an gelebilirler.

Birkaçımız koşup kaçabilirse bir şansımız olabilir.

Sonra? Diğerlerini bırakıp gidecekler mi?

Hayır, daha önce yaptığım gibi. Ama silahlanarak.

Kulübeye gitmem gerek, Beth.

Hep beraber gidelim, kendimizi kilitleyelim.

Hayır, başaramayız. Hep beraber olmaz.

Lanet olsun.

Sadece açık konuşuyorum.

Hep beraber olmaz ama ben yapabilirim.

Ben oraya giderim ve tüfekle mermi alırım.

Buraya gelirim ve böylece bir şansımız olabilir.

Bu en iyi seçenekti.

Diğer seçenek ise bekçilerin evi. Şu aşağıdaki.

Orada hâlâ sabit telefon var.

Ama bekçiler soru işareti.

Onlar da işin içinde mi ya da evde midirler, bilmiyoruz.

Yani her şey olabilir.

Ama biriniz oraya koşabilir.

Onları peşine takar, içeri girer ve 911'i arar.

Sonra da arkasına bakmadan kaçar.

Yani o kişi kaçıp gidecek mi?

Polisi falan aradıktan sonra?

Belki. Risk çok. Kaçana kadar atlatması gereken çok şey olacak.

Ama olasılık var, evet.

Çok kötü plan değil.

Ama açık konuşmalıyım. O kişiyi yem olarak kullanacağım.

Sizi takip etmeleri gerek.

İntihar da sayılmaz ama çok riskli.

Hey, buraya gelin.

Hey.

Eğer bir şey yapacaksak, hemen yapmalıyız.

Gönüllü var mı?

Ben yaparım.

Ne? Mia, hayır! Bu delilik.

Başka geçmişinde koşuculuk olan var mı?

Yoktur. Ama ben koştum. Sağlam koşucuydum.

Çok da hızlıydım. Yani benim gitmem en mantıklısı.

Eğer başarırsam...

yarın sizinle kahvaltıda Denny'nin yerinde buluşuruz.

Başaramazsam, o zaman...

Arabamın anahtarlarını alın...

eğer kullanabilirseniz.

Saç tokası olan var mı?

Evet, bende var.

Mutfak kapısından çıkmalısın. Gürültü yap. Seni görsünler.

- Tamam. - Bütün gücünle koş.

Bekçi evine git, 911'i ara. Gerisini ben hallederim.

Tamam.

Beth, bana şu spor ayakkabıları verir misin?

Onun artık kullanacağını sanmıyorum.

O çıktıktan 10 saniye sonra ben de gideceğim.

Sen gerçekten askerdin, değil mi?

Evet, uzun süre boyunca.

Unutmayın, önce iki kez, sonra bir kez vuruyoruz.

Olur da içeri girerlerse kaçın ve ölümüne savaşın.

Hayatta kalmak için ne gerekiyorsa yapın.

Sizi kurtarmak için bir yol bulmaya çalışırım.

Tamam mı?

Peki.

Kızlar, yarın brunch'da görüşürüz.

Yapalım şu işi.

Haydi, gidelim.

Teşekkürler. Gerçekten çok karizmasın.

Teşekkürler. Hey! Bir sır vereceğim.

Sana hep çıkma teklifi etmek istedim. Hiç cesaret edemedim.

Sadece bil diye.

Evet, hep hayrandım sana.

Peki.

- İyi şanslar. - Teşekkürler.

Hey! Salak herifler!

Gidin kendinizi parmaklayın!

Yaparsın sen.

Nerede? Telefon nerede?

Nerede lan telefon!

Haydi.

Haydi. Haydi.

Hayır! Hayır! Ne?

Hayır, hayır, hayır! Hayır, hayır, hayır!

Hayır, hayır, hayır!

Bizimki miydi?

Böyle miydi? Tess midir?

O olamaz.

- Tess bu. - O arka kapıdan...

- gelirim demişti. - Hayır.

Bu ön kapı.

Ya mecbur kaldıysa? Ya mecbur kaldıysa?

- Önce iki, sonra bir kez demişti. - İki ve birdi.

Bu iki ve birdi, değil mi??

- Onu dışarıda bırakamayız. - Divya, dur.

- Onu dışarıda bırakamayız. - Divya, bekle.

Bekle, Divya.

Ya oysa?

- Ya oysa? - Tess?

Tess, sen misin?

Cidden, sen misin? Yoksa...

Aman tanrım! Aman tanrım!

Dağılın. Bulun onları.

Buralardalar. Bulun.

Hayır! Lütfen! İmdat!

Oha!

Siktir.

Çabuk söyle ne işler dönüyor burada?

Yapamam. Yapamam.

Konuş!

Çözer misin beni, lütfen? Lütfen çöz beni...

Neden peşimizdeler?

- Neden? - Bilmiyorum. - Yemezler! Söyle çabuk!

Tamam, tamam. Çünkü biz...

Biz onlara söyledik...

Neyi? Neyi söylediniz?

Parayı! Parayı.

Neden bahsediyorsun sen?

Lütfen çöz beni...

Ya olan biteni anlatırsın ya da bırakırım burada ölürsün!

Tamam, tamam.

Tamam, tamam.

Bu herifler buralı.

Bazen mal verirdik onlara.

Evde sakladığımız nakit parayı öğrenmişler.

Burayı bastılar ve bizi öldürmekle tehdit ettiler.

Biz de evde sizin olduğunuzdan bahsettik.

Bizimle olduğunuzu söyledik.

Kız arkadaşımız olduğunuzu.

Ne!

Sadece hayatta kalmaya çalışıyorduk.

Yemin ederim.

Hay senin!

Seni çözeceğim. Sen de bana yardım edeceksin, anladın mı?

Olur, tamam.

Babamın silahları nerede?

- Silahlar nerede? - Sikerim lan!

Sen Billy'yi öldürdün lan!

- Şansın varken kaçacaktın! - Ben kaçmam.

Lan?

Bak sen! Kimler varmış burada?

Kızlar çetesi.

Patates soyucu? Cidden mi?

Şunların hâline bak. Altlarına sıçacaklar.

Nerede o?

Kimden bahsettiğimi biliyorsunuz.

Beni hatırladınız mı?

Herhangi biriniz?

Markette dondurma almakla çok meşguldünüz galiba?

Ben seni daha önce görmedim.

Görmedin? Kasabadaki mağazaya uğramadınız mı siz?

Hayır. Biz direk...

Biz direk buraya geldik.

Parti için.

Tabii ya.

Şansınıza küsün o zaman.

Ben seni hatırlıyorum.

İyi.

Size yüzümü gösterdim.

Bunun anlamını biliyor musunuz?

Anlamı, buradan canlı çıkamayacaksınız.

Bir anlaşmaya varmadığımız sürece.

Anladınız mı? Hemen şimdi...

bir anlaşmaya varırız ve uyarsanız ben de sözümü tutarım.

Ne istiyorsun?

Sen komikmişsin.

Aranızdaki komedyen sensin galiba. Hoşuma gitti.

Düşünsene, bu hatunlar uyuşturucu işinde! Yani pek oturmuyor ama...

Ne uyuşturucusu be?

Neden bahsediyorsun sen? Bu hepten...

Biz buraya bekarlığa veda partisine geldik. Ve bize saldırdınız. Lütfen...

Tavan arasındaki paradan da haberiniz yoktur sizin?

Para falan yok. Para falan yok.

Asker kancık nerede?

Nerede?

Söyleyin yoksa gebertirim sizi!

Dışarıda.

Telefon etmeye gitti.

Ya da silah falan bulmaya. İşe yarayacak ne bulursa.

Doğruyu söylüyorum. Dışarıda. Gerçekten.

Cody'den ses çıktı mı diğeriyle ilgili?

Dick'den?

Bakın, belki burada para vardır. Her neyse.

Ama biz o konuda bir şey bilmiyoruz.

Biz sadece misafiriz.

Belki Tess bulaşmıştır bu işlere. Bilmiyorum. Yani ondan beklenir.

Savaştan döndüğünden beri bir türlü düzelemedi.

Ama biz öyle değiliz. Bizimle bir ilgisi yok.

Bridget, sus. Yapma. Anlatma şunlara bir şey.

Siyahi bir karının sana akıl vermesine izin mi vereceksin?

Haydi ama! Kendin ol!

Tamam. Anlatacakların bu kadar mı?

- Evet, bu kadarmış. - Orospu çocuğu!

Zırıldama lan!

İkiniz! Yaşamak istiyorsanız koltuğa geçin.

Hemen!

Ben tavan arasına bakmaya gidiyorum.

Parayı bulursam haber veririm.

Beraber indiririz.

Hey. Belki artık gitsek daha iyi olur?

Kulübeden alacağımızı aldık. Yetmez mi?

Dünya kadar met. Sadece söylüyorum.

Öyle olsa, çoktan giderdik. Anlıyor musun?

Bu nakit para. Hepsini istiyorum.

Parayı da istiyorum, karıyı da. Muhabbeti bırak, dediğimi yap.

O karı buraya dönecek. Hazırlıklı olmalıyız.

Bulun onu, bana getirin. O arada bunlarla ilgilenin.

En küçük falsolarında gebertin.

Sikebilir miyiz?

İşimiz bitince, olur.

Alacağımızı alana kadar olmaz.

Anladın mı?

Anladım.

Vakti gelince hangisini istersin?

Fark etmez.

Hangisi olursa.

- Siyahi olan olur. - Bak sen.

Çikolatalı severim diyorsun.

Hey! Sikmek istiyor musun beni?

Ne yapıyorsun? Dur!

Tamam, gel yap.

İşin bitince bırakacaksan...

karşı falan gelmem.

- Sus lan. - Hayır.

Bırak konuşsun. Ne yaparsın?

- Tekrar söyle. - Sikersin beni...

istersen ağzıma alırım.

Seni kaşar seni. Yaparsın değil mi?

Tabii ki yaparım. Yaşamak istiyorum.

O yüzden, lütfen...

İzin ver yapayım.

Adam bekleyin dedi.

Siktir et.

Karı ağzına almaya bu kadar istekliyse, durduracak değilim.

Devam et.

Tamam. Sonra bırakacaksın ama?

Önce maharetini görelim.

Başkası var mı?

Sadece bir tane. Yukarıda.

- Silah? - Silah görmedim.

Ona ne istiyorsanız yapın.

Sonra da arkanıza bakmadan kaçın.

Biz bunu hallederiz. Merak etme.

Haydi be.

Hepsi benim.

Haydi.

Acele etme.

Bir tek sen kaldın.

Vay be! Para çokmuş.

Evet.

Sen bayağı taşaklı karıymışsın.

Öyleyim.

Erkek arkadaşın hangisiydi?

Gerçi ikisi de öldü, artık önemi yok ama...

standartların epey düşükmüş.

Tam bir keşsin demek ki.

Hâlâ anlamadın.

Biz parti yapıyorduk sadece.

Siktir.

Benim hatam.

Kızlarla yanlış zamanda yanlış yerdeydiniz, ha?

Öyle galiba.

Dön arkanı, yürü git.

Bunu yaparsan, peşinden gelmem. Söz.

Yapamam.

Öldüreceğim seni.

Vay anasını.

Sana bir şans veriyorum, al işte.

- İstemiyorum. - Orospu çocuğu.

Bunu yapmamıza gerek kalmadı artık.

Anlaşalım, bir çıkış yolu bulalım.

Vay. Sessizlik, ha?

Kadınlar bu kadar zor olmak zorunda mı?

Haydi bakalım.

Yanlış kızlara bulaştın.

Sikerler.

SON SÖZ

Peki...

Olanları bize bir kez daha anlatır mısınız?

Tane tane...

ki hepimiz kavrayabilelim.

Pardon ama bu talimata benzedi.

Bildiğim kadarıyla bu gönüllü bir görüşme.

Lütfen.

Tamam. Hangi bölümü?

Saldırı bölümünü.

Siz kızlara babacığınızın evinde yapılan saldırı.

Annemle babamın evi. Ev onlara ait.

Kaydetmenin sakıncası var mı?

Bu o tür bir sorgulama değil diye biliyorum, Frank.

Değil, Bev. Sadece sordum.

O zaman kaydetme.

Tamam.

Daha önce dediniz ki, bu adamların eve girmemesi için...

pencereleri kapıları kapatarak bloke etmişsiniz.

Evet.

Fakat bir şekilde sizi alt etmeyi başardılar.

Ve hepinizi evin içinde rehin aldılar.

İçinde.

Doğru.

Bildiğim kadarıyla ilk ifadesinde bunları anlatmıştı.

Tamam, güzel.

Güzel çünkü şimdi üzerinden...

bir kez daha geçmemizin sakıncası yoktur, değil mi?

Hayır, yok.

Ama ses tonunuzdan hoşlanmadım, Şerif.

Suçlu ben değilim. Hiçbirimiz değiliz. Biz mağdurlarız.

En azından biraz sempati gösterebilirsiniz.

Bana diyorsunuz ki, bu adamlar içeri girdi...

sizi alt etti, birkaçınızı öldürdü.

İstediklerini alınca da kavgaya tutuştular...

ve birbirlerini öldürmeye başladılar.

O sırada dışarıda...

evin müştemilatı olan kulübede...

dışarıda arsada, tavan arasında...

kan gövdeyi götürdü?

Sonra nasıl olduysa, bir şekilde üçünüz...

adamlardan ikisini alt ettiniz...

ve onları meşru müdafaayla öldürdünüz.

Üstelik bunu patates soyucu, bahçıvan makası falan...

kullanarak yaptınız!

Sonra...

yürüyerek kaçtınız...

kimseye görünmeden...

kasabaya kadar geldiniz.

Buna mı inanmamı bekliyorsunuz?

Doğru.

İnanmıyorum. İnanmıyorum işte.

Üzgünüm ama olanlar bu şekilde.

Yok deve, küçük hanım! Yok deve!

Pardon, bu bir soru muydu?

Ne olduğunu iyi biliyorsun.

Anladım.

Şu anda ondan başka bir talebiniz var mı?

Hayır, yok galiba.

Soracak sorum çok ama...

artık başka sefer sorarız.

Eminim bütün o dava süreçleri yakında başlar.

Ama şu kadarını söyleyeyim.

Umarım sizi ya da o kızlardan birini...

bir daha buralarda görmem.

Dediğimi anlıyor musunuz?

Evet, net şekilde.

Biraz daha netleştirirsek...

sizin ve kardeşlerinizin bağ evinizdeki o bekçilerin...

uyuşturucu işlerinden haberiniz yoktu, öyle mi?

O gece oraya...

parti yapmak için gitmiştiniz ve...

bütün bu olanlar, neredeyse mucizevi şekilde, tamamen...

tesadüf eseri gerçekleşti?

Evet...

Yanlış zamanda, yanlış yerdeydik galiba.

Şeyi sordular...

İyi misin?

Hayır, ama iyi olacağım.

Gidelim.

Çeviri: Takaya @TakayaSubs

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.