Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Erkek dış ses) Bu diziyi engelsiz.kanald.com.tr...
...adresinden izleyebilirsiniz.
(Müzik - Jenerik)
("Timuçin Esen - Ayarım Kaçtı" çalıyor) "Adımlarım tekme oldu"
"Laflarım feryat"
(Kuş cıvıltısı sesi)
"Düşünürken filozof"
"Uyurken ölüyorum"
"Hislerim koptu sünger oldum leş gibi"
"Bilincin altına düştüm, boğuldum"
"Kızarken savaş, severken tapıyorum"
"Küsüp yok olup barışıp"
"Sevişiyorum"
"Ayarım kaçtı, bardak taştı, yüreğim davul"
"Kafam bavul, aklım kaçtı, sabrım taştı"
"Yüreğim davul, kafam bavul"
("Timuçin Esen - Ayarım Kaçtı" çalıyor)
"Nefesim rüzgâr"
"Damarlarımda nehirler var"
"Azıcık gülsem delirip, gerilip kopuyorum"
"Hislerim koptu, sünger oldum leş gibi"
"Bilincin altına düştüm, boğuldum"
Günaydın.
Günaydın.
Uyuyabildin mi?
Cık!
(Kuş cıvıltısı sesi)
-Sen? -Ben de uyuyamadım vallahi.
Konuşalım mı?
Günaydın. Ben çıkıyorum.
Günaydın çocuğum.
-Da... Kahvaltı etmeden nereye? -(Ateş) Dükkânda yaparım anne.
Oğlum, harap etmesene bu kadar kendini.
(Yıldız) Bak, ev için para bulundu. Ha Faryalı?
(Yıldız) Önümüz açıldı azıcık.
Sen söylemedin mi abi?
-Neyi? -Senin Bora'dan haberin yok mu?
Ne Bora'sı? Bora kim?
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ne oluyor ya? Kim bu Bora?
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Geldi mi yine 14 Şubat?
Dünya dönüyor.
Sen ne dersen de.
Açsana biraz ben de bakayım.
Bakarsın sen sonra.
-Niye beraber bakamıyoruz? -Lal!
Peki.
(Müzik - Duygusal)
Sevdiğin biri ölünce ne oluyor biliyor musun?
Hayatı bir avize gibi düşün.
Büyük bir avize. Bir sürü lamba var üstünde.
İşte o...
...lambalardan birkaçı patlıyor.
O biri ölünce.
Hayat devam ediyor ama...
-Ablam öldüğünde-- -Çok karanlık oldu.
Çok.
İnsan göremez önünü.
(Müzik - Duygusal)
Yeğenim geliyor.
Biraz...
...aydınlatır ortalığı değil mi?
Aydınlanır tabii, aydınlanmaz mı?
Neyse, bizi çalışmak kurtarır.
Çıyan Ergüven geldi mi?
-Geldi. Çağırsana şunu gelsin.
(Sessizlik)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
(Kelebe) Vay, vay, vay!
(Kelebek) Harbiden on numara yermiş Sedat Başkan.
Bizde boş olur mu Kelebek?
Bu şöminenin bacası macası çalışıyor, sıkıntı yok değil mi?
Gürül gürül. Yenge bayılacak.
Aman, yenge menge işlerine girmeyelim!
Sevgililer Günü için dedin diye.
Dedik de sen unut orayı, tamam? Nedir şimdi bu evin borcu?
-Konuştuğumuz gibi. -Yap bir güzellik daha ya.
Yok abiciğim. Millet bu evin peşinde. Yapamam.
Vay arkadaş be...
...Sevgililer Günü gibi bir tatlılığı bile...
...insan kazıklamaya kullanan zihniyet.
Rahmetli Valentine’in kemikleri sızlayacak.
O zaman...
...bunu al.
(Müzik)
(Poşet sesi)
-Abi. -(Kelebek) Hı?
Madeniye girmeseydik.
Oğlum, ben o parayı toparlamak için neler çekiyorum haberin var mı?
(Kelebek) Beni zorlama.
(Poşet sesi)
(Anahtar sesi)
Eyvallah. Aldığım gibi bırakırım, sıkıntı yok.
-Hadi eyvallah. -Eyvallah. Selametle.
Ayy, öyle bir gün olacak ki dedeler torunlarına anlatacak, torunlarına.
Ahh, rahatmış ha.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi) (Araba sesi)
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Yavrum!
Aslı'm!
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Aslı'm!
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Ben seni çok özledim.
Hem de çok.
-Balığa mı? -Hı hı, balığa.
Kahvaltını yaptın mı?
Yedim bir şeyler.
Tamam.
-Baba. -Hı?
Ben seni çok seviyorum.
Ben de seni.
Ben de seni kızım.
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Rastgele.
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Öksürme sesi)
Ayy!
Boşa kürek çekmek bu olsa gerek ha.
(Telefon zili sesi)
Alo. Mesut Bey.
(Mesut ses) Uzay Bey, dediğiniz gibi Aslı Hanım'ın annesinin...
...dükkân kirasını ödedim. Bize Stavros diye birinden bahsetti.
(Mesut ses) Aslı Hanım'a da söylemiş. Adresini buldurdum, size yolluyorum.
Tamam. Tamam.
(Su sesi) (Müzik)
Çok olur buralara böyle gelenler, gidenler.
Merak etme sen. Değemezler bize.
Kim olduğunu zannediyor bu Bora mıdır nedir ya, ha?
Ne zannediyor bu adam kendini?
Ya aklı sıra kardeşini korumaya gelmiş işte.
Başlatmasın o kardeşine.
(Faryalı) Yıldız!
Ben konuşacağım, anlatacağım tane tane.
-Sen merak etme. -Ahlâksızlar ya!
Hem suçlu, hem güçlü.
Hayır, utanıp defolup gideceklerine, hâlâ üstümüze üstümüze geliyorlar.
Yok, ben konuşacağım onunla.
(Faryalı) Cık! Yok, yok, tamam.
Senin konuşmana gerek yok. Tamam?
Hele bir çocuklarıma bulaşsın var ya...
Ya Yıldız, bir sakin ol, bir aklımız bir yerinde kalsın.
Hadi bırak.
Ne diyor sana? Git mi diyor, ha?
Hadsiz!
(Yıldız) Yemin ediyorum kuru ekmek yesem umurumda değil ha.
Bize dokunamayacaklar. Ben biliyorum.
(Faryalı) Canım niye kuru ekmek yiyeceksin?
Al bak, ne güzel taze simit var. Al simit ye. Bırak, tamam.
Biz ayrılıkların, gitmelerin sırasını savdık.
Çayın soğudu, koyayım mı bir tane daha?
Hadi koyuvereyim bir tane daha.
Koy bari.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Günaydın.
Günaydın.
-Ne bu? -Poğaça.
Ya dükkâna gidiyordum ben de...
...Kelebek, Aslı bir eve uğrayacak dedi, ben de sana bakmaya geldim.
İyi yapmışsın.
Baban?
Gördüm.
Nereye gidiyorsun peki?
Şu adama gideceğim, Stavros’a.
Bir kez daha şansımı deneyeceğim.
Tamam, hadi beraber gidelim, gel.
Yok Ateş. Ben yalnız gideyim.
Aslı, ben de gelirim.
Ya niye böyle yapıyorsun ya, ha?
Niye yanına yaklaştırmıyorsun beni?
Ateş, senin de derdin başından aşkın.
(Ateş) Aslı...
...dertler senden daha mı önemli? Yapma!
Ateş bak, ben bu hâlimi hiç sevmiyorum, vallahi.
Sürekli ağlayan, mutsuz.
Senin yanında rahat olamıyorum, geriliyorum.
Ya iyi de ben senin her hâlini seviyorum.
Bırak bildiğim gibi halledeyim.
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Bora) Bak işte, şu 3281 no'lu parsel.
(Müzik - Gerilim)
Cahitler projeyi yaparken atlamışlar bunu.
(Bora) Orayı alınca ne olacak?
(Bora) Yıldızlı Otel'in denizle olan bağını kesmiş olacağız.
(Bora) Denize olan bağı kesilince de herhalde...
...otelin...
...muhteşem SPA merkezi için gelmeyecek müşteri değil mi?
Ya sen bu işi daha önce yaptığına emin misin?
(Evren) Orası istimlak edilmiş bir arazi.
Projeyi oradan geçiremezsin.
(Bora) Ergüven...
...sen hep böyle boş mu konuşurdun yoksa yaşla beraber mi başladı?
Bunun içinde ne var?
(Bora) Hiçbiriniz bilmiyorsunuz.
(Bora) Bunun içinde...
...bu arsayı imara açacak adamın muhteşem bir performansı var.
Amerikalı olsa film teklifleri alır.
İstimlak mistimlak yok yani.
İyi.
Kiminmiş peki?
Haydar Orak.
Ha, o deli!
Faryalı'nın yakınıdır o. Pek satacağını sanmıyorum.
Öyle bir satar ki.
(Evren) İyi.
Yani aileye çok yakın biri.
(Bora) Ben bir tane aile tanırım. Kendi ailem.
Sağa sola haber vermeden bu işi adamla halledeceğiz, tamam?
Ee, Faryalı da sonra Bodrum'un Sesi gazetesinden okusun satış haberini.
(Bora) Ya her şeyi ben yapıyorum ya.
Biraz da sen bir şey yap. Git ciğer röntgeni mi çekeceksin, hani...
...gül mü alacaksın ne yapacaksın, evlilik hazırlığına başla hadi.
(Telefon zili sesi)
(Sekreter ses) Efendim, Evren Bey'in kızı gelmiş, aşağıda bekliyor.
İzninizle.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Kızım.
Sakın kızım deme bana.
Dur önce bir anlatayım, konuşalım.
Burası için mi sattın bizi?
(Su) Hard disk için söz vermiştin.
Sonra burası için mi?
Yavrum, ben elimdekinin en iyisini kullanmaya çalışıyorum.
Bir bildiğim var elbet.
Senin hiçbir şey bildiğin yok.
(Su) Ateş söyledi...
...kendim gelip görmek istedim.
Ya şu kadar bile...
...o kadar bile değil...
...daha az bir kırıntısı kalmıştı içime.
Acaba dedim.
(Su) Yokmuş.
Yazıklar olsun sana!
Su, lütfen böyle söyleme.
Sen benim bu hayatta en değer verdiğim kişisin, tamam mı?
Senin bu hayattaki en değer verdiğin kişi kendinsin.
Kendinden başka kimseyi düşünmüyorsun sen.
-Yüzüne bile bakamıyorum. -Su!
(Bora) Hoş geldiniz.
Sen kimsin?
Kardeşinin dayısıyım.
Sen karışma bu işe.
Kimin dayısı?
Akraba sayılırız yani.
Yoldaki kardeşin benim yeğenim. Ha...
...ben Bora Gencay.
Sizinle tanışmak istemiyorum ben.
-Ne haliniz varsa görün! -Hayat uzun.
(Bora) Bir gün hep beraber bir masanın etrafında toplanacağız.
Yeğenim senin kucağında olacak. Abin, baban...
...hep beraber yemek yiyeceğiz.
(Bora) Bir çocuk geliyor dünyaya.
Onu güzel karşılamamızı istiyorum.
Senin de kalbine dokunuyor bu durum.
Sinirden ağlıyorum.
Yok, sinirden değil. Anlıyorum ben, anlıyorum.
Zamanla geçecek.
Beni düşürdüğün duruma bak.
-Su, kızım! -Ergüven.
-Ya ne var ya, ne? -Anlayacak, anlayacak.
Ya sen ne biliyorsun da karışıyorsun be!
(Bora) Ergüven, böyle olmaz.
Dayak yeme zamanın geldiği zaman yiyeceksin o dayağı.
Ye ki sonra barışabilesin. Tamam?
(Ayak sesi)
Allah belanızı versin sizin!
Ergüven'in canı yandı.
Şunun peşine bir adam tak.
Şimdi vicdanını temizlemek için abuk sabuk hareketler yapar.
Kız düzgün kız.
Hıı, evet.
Onunla rahat anlaşırım ben, o bende.
Sen oğlana yanaşmaya bak, tamam?
Yani Ateş he demeden hiçbir şey olmaz.
-Bugün gideceğim. -İyi, ne gerekiyorsa yap işte.
Çıkarken bana kahve söyle.
Yiyecek bir şey?
Yahu bıkmadın sormaktan ha.
Ben ne zaman kahvaltı yaptım?
Öğlen ve akşam yiyorsun da.
Yemek yemekten utanıyorum ben. Birileri görür diye. Gece olsun...
...böyle el ayak çekilsin, ondan sonra yerim.
(Ayak sesi) (Müzik)
(Yer silme sesi) (Müzik)
(Telefon zili sesi)
(Su ses) Kelebek neredesin?
Aşkların en güzeli.
Ne yapıyorsun?
Gündelik şeyler.
Bora'yı gördüm.
Ama dedim ben sana oraya gitme diye değil mi?
Babama söylemesem içimde kalacaktı.
Nasılsın, iyi misin?
İyi değilim.
(Kelebek ses) Değmez hayatım, değmez.
Bir damla gözyaşına bile değmez. Anla artık.
Doğru söylüyorsun.
Sen neredesin? Ne yapıyorsun?
-(Su ses) Geleyim mi yanına? -Yok...
...gelemezsin ki.
(Su se) Niye?
Çünkü ben şeye geldim...
Hamama.
-Hamama mı? -(Kelebek ses) Ha ha...
...hamama geldim.
Burada kız erkek ayrı biliyorsun hani.
Yani Bodrum diye bir mi olsun hayatım, nereden çıkarıyorsun?
Kelebek, ne hamamı? Ne diyorsun sen?
(Kelebek ses) Yıkanıyorum Su.
Ohh, bak ne güzel.
Hatta bak Su, şu an suyla yıkanıyorum, kafiye oldu.
Bazen sen gerçekten Sanskritçeye bağlıyorsun.
Sen neşelen diye hayatım.
(Su ses) İyi, tamam.
İşin bitince haber ver, özledim.
Ne yaptın? Sesin gitti de.
Özledim.
-(Kelebek ses) Alo. -Özledim.
Şaka yaptım şaka. Duyuyorum hayatım.
Bir daha söyle diye.
(Kelebek ses) Ben de seni özledim güvercinim benim.
Takma sen o uğursuzları. Sana erişemez onların boyları.
Tamam.
(Öpücük sesi) Öptüm hadi.
Büyük laf ettim ha.
Temizlik benim zihnimi açtı galiba. Mis gibi deterjan kokusu.
Ohh! (Yer silme sesi)
Ohh! (Yer silme sesi)
(Motosiklet sesi) (Müzik)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Telefon mesaj sesi)
(Ferdi dış ses) Güzel geceydi.
(Müzik)
(Alara dış ses) Çok.
(Poşet sesi)
(Ferdi dış ses) Ne yapıyorsun?
(Müzik)
(Alara dış ses) Duştan çıktım, ıslağım.
(Ferdi iç ses) Sıhhatler olsun.
(Ferdi dış ses) Tamam.
Tamam ne be?
(Alara dış ses) Ateş orada mı?
(Müzik)
(Ferdi dış ses) Evet, niye?
(Alara dış ses) Aman kimseye deme buluştuk falan.
(Ferdi dış ses) Yok, ben demem.
(Müzik)
(Alara dış ses) Hele Ateş'e, Kelebek'e falan sakın!
(Ferdi dış ses) Neden? Sen tanıyor muydun onları?
(Alara dış ses) Tanıyorum da babamın kulağına gitmesin şimdi.
(Alara dış ses) Sert adamdır. Bodrum küçük yer.
(Ferdi dış ses) Küçük ama güzel yer.
Ayy, içim bayıldı.
Salak!
(Müzik) (Poşet sesi)
Hadi be oğlum, yayılma ya! Hazırla şunları.
Gelecek şimdi servis, bir kere de zamanında verelim be.
Tamam abi.
(Ateş) Allah Allah!
Kelebek de yok zaten sabahtan beri ortada.
Biz kimlerle çıktık böyle yola, heyy.
Aynen. Ben buradayım abi.
(Kızaran yağ sesi)
Şişt!
-Manita işi mi? -Ne?
Oğlum, ağzın havaalanı gibi olmuş ulan! Ne çabuk unuttun Aylin'i!
-Yok be abi! -Yok be abi!
Ateş.
Yarın Sevgililer Günü, ne yapacaksın?
Nefret ettiğim şey oğlum.
Niye?
(Ateş) Sevmem ben öyle yalandan.
Hadi şu dışarıdakileri getir de işimiz yarım kalmasın. Hadi oğlum, hadi.
(Müzik)
(Kızaran yağ sesi)
Alo. Abi, ne yaptın?
(Faryalı ses) Koçum, annenle konuştum.
Tamam. Merak etme.
Abi, kusura bakma. Sabah öyle sana yükledim de.
-(Ateş ses) Hiç hâlim yoktu vallahi. -Tamam.
Merak etme sen, hallettik.
Eyvallah. Abi, ne yaptın, düşündün mü şu meseleyi?
Hıı, şimdi çıkacağım onunla işte. O işi halletmeye bakacağım.
(Çekmece kapatma sesi) İyi fikir.
Nasıl ama? Haklıyım değil mi abi yani?
Adamlar nasıl olsa her hafta geliyor Bodrum'a.
Gelsinler bizim otelde kalsınlar, konaklasınlar, şey yapsınlar.
Mantıklı, mantıklı. Bizim arkadaş var orada.
Baş aşçı, onunla konuşuvereceğim şimdi.
-E tamam, bana haber verirsin abi. -(Faryalı ses) Bana bak...
...senin neye sinirin bozuk?
Bir şey yok abi. Konuşuruz, şey yaparız.
(Maşa atma sesi)
(Motosiklet sesi) (Müzik)
(Kadın) Kimsesiz, yazık, çok yazık!
Elim ayağım titredi.
Allah'ım ne olur bir şey olmamış olsun.
Ne olursun bir şey olmamış olsun.
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
Hayır ya!
-(Kadın) Kızım, yakının mıydı? -Hayır ya!
-(Erkek) Başınız sağ olsun. -(Kadın) Başın sağ olsun.
(Araba sesi)
-Yok, yok, hiç haberimiz yok. -Ana, tüh ya tüh!
Başınız sağ olsun.
(Kadın) Başın sağ olsun.
(Üst üste konuşmalar)
Hayır ya!
(Kapı kapanma sesi)
(Araba sesi) (Müzik - Duygusal)
Gitti!
Tek umudum da gitti Uzay!
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Ayak sesi)
Sevgilim.
İyi misin?
Ben bir öğle yemeği yiyelim...
...istemiştim ama.
İşim var.
Sadece bir öğle yemeği.
İşim var.
Başıma açtığın işle uğraşıyorum.
Sevgilim!
(Müzik)
Neyi var bunun?
Kızı geldi. Bayağı ağır konuştu.
İlk defa olmuyor.
(Bora) Olsun canım, üzülmüştür o da.
(Gözde) Abi, ne yapacağız?
Ya vaz geçerse?
Ya yine giderse?
-(Gözde) Bu sefer dayanamam. -Ya Minik...
...sen bizi ne sandın? Merak etme.
(Bora) Ben onun alın yazısını sildim.
Kendi elimle bir kader çizgisi çizdim.
Tamam.
Nasıl çizdin?
-Abi, nasıl çizdin? -(Bora) Boş ver sen şimdi onu.
Sen yeğenime dikkat et.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi) (Ayak sesi)
Çıkıyorum ben.
Ay, şu şeye mi, futbol takımlarıyla ilgili olan adama mı gidiyorsun?
(Gülme sesi)
Ona.
Ne oldu? Neye gülüyorsun?
Ne bileyim, alışkın değilim öyle...
...nereye gelip gittiğimi söylemeye de. Birden sorunca sen.
Yani meraktan.
-Ne bileyim işte. -Şaka, şaka.
Sor sen, sen sor.
Yaşadığımı hissediyorum.
(Müzik)
İyi çocuktur bizim Başar Kabak.
Hallediverecek inşallah. Ha?
İyi aklına geldi Ateş'in.
Kışı kurtaracağız inşallah. Bir su takımı gelecek şimdi yaza kadar.
-Tamam. -Hadi inşallah.
Ev işini de ayrıca halledeceğim. Bir yerden haber bekliyorum. Tamam?
Ha Faryalı, bir dakika.
Ne o?
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
Biraz serin. Üşütme.
Hadi kolay gelsin.
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
Adam nasıl yaşamış burada ya?
Hastaydı zaten, durumu kötüydü.
(Müzik)
Bir resim albümü falan bir şey bulsak bari.
(Müzik)
(Uzay) Esmer kıza.
Ne o?
Bilmem.
Esmer kıza yazıyor.
Sana olabilir mi acaba?
-Açalım mı? -Sence?
Tabii ki de açalım.
(Müzik)
Ne bunlar?
Annemin bileklikleri herhalde.
(Aslı) Yasemin bileklik yaparmış.
Sen nereden biliyorsun?
Anlattı buraya geldiğimde.
(Uzay) Yani bunlar onlar mı?
Herhalde.
Esmer kıza yazdığına göre...
...onlar.
(Uzay) Çok güzelmiş.
(Müzik)
(Aslı) Al.
Ne?
Al, biri senin olsun.
Yok. Ben bununla olmaz, olmaz.
(Aslı) Al.
Bana bunlar geldiyse senin sayende geldi.
-Ama-- -Ama deme Uzay.
(Müzik)
Bırakayım mı seni eve?
Yok, ben kendim giderim, motorumla geldim.
Hadi sen git.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Alo, Ateş.
Stavros...
...ölmüş.
(Müzik)
"Ben melanet"
"Hırkasını"
"Kendim giydim"
"Eynime"
"Aldım a ru"
"Şişesini"
"Taşa çaldım"
"Kime ne"
"Ahh"
"Haydar Haydar"
"Taşa çaldım"
"Kime ne"
"Ya çıkarım" (Araba sesi)
"Gökyüzüne"
"Seyrederim" (Kapı kapanma sesi)
"Âlemi"
"Kâh ederim"
"Yeryüzüne"
"Seyrederim"
Merhaba Haydar Bey.
Haydar Efe.
(Hayda) Beyliği kim kaybetmiş de biz bulalım kız.
Gel hele otur şöyle, sana bir çay dökeyim de...
...soluklan. -Yok, arabayla geldim.
Soluklanmama gerek yok.
Kızım, soluklanmayan insan olur mu ya?
Robot musun yoksa sen?
Evet güzel kızım, ne istiyorsun? Peynir mi?
-Peynir mi? Yoo. -(Haydar) İyi.
Ne bileyim, senin gibiler buraya geldiği zaman peynir falan isterler de.
Benim gibiler derken?
Hani buralı da...
...buralı değilmiş gibi.
Bir nevi yerli turist.
Yöresel der gelirler...
...organik der gelirler.
Yani işte moda gibi oluyor böyle.
Modadan anlar mısın?
-Anlarım. -Dur o zaman bir şey göstereceğim.
(Müzik)
Nasıl bu? Güzel mi?
Güzel. Nerede giyeceksiniz?
-Ee, yarın sevdalılar günü ya-- -Nasıl ya?
Niye güldün? Yani...
...yöreseliz diye öküz mü belledin bizi?
Yok, rica ederim.
Peynirin organiği size hak...
...sevdalılar günü size hak...
...biz ne yapalım?
Bize sadece bayramda el öpme kalsın.
Her neyse, tamam...
...giymeyelim bu gömleği. -Yok, yok, giyin, güzel oldu.
İyi tezgâhtarsın sen ha.
Yok, doğru söylüyorum, gerçekten. Yakışır bu renk size.
Nereden biliyorsun yakıştığını? Daha giymedim ki üstüme.
Neyse neyse.
(İnek sesi)
Sen niye geldin?
Sizin bir araziniz varmış.
Hay onu söyleyenin Allah cezasını versin ya!
Ya vallahi bende arazi marazi yok kızım ya.
Ee, ama sizin üzerinize kayıtlı. Bu Kadıkalesi Sahili'nde.
(Gülme sesi)
Orası arazi marazi değil ya. Şu kadar bir şey.
Arsacık kız orası, arsacık.
İskânı yok, imarı yok.
Üzerinde bir çay bahçesi var...
...garipler çay parasına çalışıyorlar ha.
Olsun, biz yine de almak istiyoruz.
Organik diye mi?
Yok. Bir projemiz var.
Baştan yattı.
Oraya çivi bile çakamazsınız.
Olsun, biz yine de alalım diyoruz.
Siz almak isteyin ama ben satmam.
Ama çok para veririz.
(Gülme sesi)
Yukarıya bankalar şube açtılar, bizim haberimiz mi yok?
Ne yapacağım parayı? Öbür yana mı götüreceğim?
Arsayı ne yapacaksınız? Öbür tarafa mı götüreceksiniz?
(Haydar) Yok, satmayayım. Üzerinde garibanlar çalışıyor. Şimdi...
...çıkarlarsa işlerinden olurlar. Ben de üzülürüm be.
Tamam, kalsın onlar.
(Haydar) Sen, sen benimle dalga geçiyorsun ha.
(Gülme sesi)
Peki ne yapacak onlar orada?
Yok, gerçekten. Anlaşmaya madde koyalım, kalsınlar.
(Gülme sesi)
-Tamam tamam. -Bak, çok para vereceğiz.
Ne vereceksiniz?
(Kuzu sesi)
500 bin veriyoruz.
Yuh! (Kuzu sesi)
500 bin?
(Lal) Bir de...
...otelimizde balayı ayarında bir Sevgililer Günü gecesi tertipliyoruz.
Eşinizi alın gelin.
Bende eş yok ki.
-Bekârım. -(Lal) Ama...
...Sevgililer Günü'ne hazırlanıyorum dediniz.
(Haydar) Ee…
...var işte konuştuğumuz biri.
Tamam, onu alın gelin.
Gelir mi ki?
Vallahi bence siz sorarsanız gelir.
Sarı kız, sevdim seni ha.
-Arsa? -Ya şimdi boş ver arsayı.
Şu yarın geceyi konuşalım. (İnek sesi)
Güzel gece olacak değil mi, her şey dahil?
(Müzik)
(Sessizlik)
-(Faryalı) Ne diyorsun? -Ne diyeceğim?
Kırk yılın başı bir şey istemiş kardeşim.
-Hayır mı diyeyim? -Eyvallah Başar'ım.
E ne sıklıkla gelir bu takımlar Bodrum'a?
İki haftada bir, en az.
Kimin otelinde kalıyorlar şimdi?
Günahım kadar sevmediğim bir herifin otelinde.
Ama sen merak etme. Ben halledeceğim o işi.
-İyi. -(Başar) İyi.
İyi o zaman.
-Hadi bakalım. -(Başar) Tamam o zaman.
Bir şey soracağım. Evren Ergüven!
İşlere geri göndü diyorlar, doğru mu?
(...). Olta atma ulan bana ha.
Küfür etmemi istiyorsan söyle direkt küfür edivereyim.
Seviyorum seni.
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Köpek havlama sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Bora) Sizinle bu kadar erken tanışacağımı düşünmemiştim.
Bizden ne istiyorsun?
Oturmaz mısınız?
(Yıldız) Bizden ne istiyorsun?
(Müzik)
Hiçbir şey.
Niçin peşimizdesin o zaman, hı?
Neden yollarımızı tıkamaya uğraşıyorsun?
Sizinle bir derdim yok.
Sadece...
...yeğenim dünyaya geldiği zaman annesiyle babası...
...yanında olsun istiyorum, o kadar.
(Yıldız) Bana ne bundan?
Yapın ne yapıyorsanız!
(Bora) Bunun istediğim gibi olması için...
...kardeşlerinin yeğenimi kabul etmesi lazım.
Buna çocuklarım karar verecek.
Doğru.
Ama adı üstünde işte, onlar çocuklar.
(Müzik - Gerilim)
Bizden uzak dur.
Sana bunu söylemeye geldim.
Çocuklarıma yaklaşma.
Maalesef Gözde yüzünden böyle bir şey mümkün değil.
Yollarımız kesişti bir defa.
(Yıldız) Niçin bize kötülük ediyorsun peki, ha?
Her yerden üzerimize geliyorsun.
(Bora) Bakın...
...bazı şeyler vardır, bugün kötülük gibi gözükür.
Ama zamanla iyilik olduğu anlaşılır.
Neymiş o zamanla anlaşılacak olan?
Size çok iyilik yaptım aslında.
Daha yeni farkına varıyorsunuz.
Sen bize ne iyilik yapmış olabilirsin ki?
Bir elin verdiğini öteki bilmez.
Elinden geleni ardına koyma o zaman.
Yıldız Hanım!
Bence bu görüşmeyi hiç yapmamış olalım.
Yani, hayat uzun. Sonra mahcup olabilirsiniz.
Ben bu suratı asla unutmayacağım.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Ne güzel kadın.
Az daha ağzımdan kaçırıyordum, biliyor musun?
Yapma. Bütün dengemizi bozar.
Yani öyle, ne iyiliği diye sorarken bir baktı...
(Lal) Çok yanlış olur.
Yani Evren zaten ezilmeye gelecek bir adam değil.
Bir de kıvranıyor. Bir de eline böyle bir sebep verirsek...
Tamam canım, bir şey demedik.
(Köpek havlama sesi) Senin işin yok mu?
-Var. -İyi, hadi.
(Köpek havlama sesi)
(Kafe ortam sesi) (Ayak sesi)
İşte müessese budur kardeşim. Tıkır tıkır işliyor maşallah.
Neredesin ulan sen sabahtan beri?
-Ee, yarın için hazırlı-- -Hop Ferdi, kardeşim nasılsın, hı?
Akıl, zekâ sıfır ama kas, adale yerinde, süper.
(Ateş) Ne var yarın, Kelebek?
Bir şey yok abiciğim yarın.
Yarın dedi çocuk. Boş mu konuşuyor?
Yok bir şey. Bana ne yarından?
Zaten abim iş çaktı sabahtan beri, onları kovalıyorum.
Sende ne var ne yok?
(Vurma sesi)
-(Kelebek) Ne oluyor abiciğim? -Çok canım sıkkın ulan.
(Kelebek) Bu ev mev şeyleri mi?
(Ateş) Yok oğlum, onlar zaten var da Aslı'ya canım sıkıldı.
Ne ki Aslı'yla?
Abiciğim, kaç gündür yanında olmaya çalışıyorum bu kızın annesi mevzularında.
Ama sürekli beni itiyor, sürekli bir tersliyor.
Sürekli bir bir şey, anlamadım ya.
Morali bozuk abiciğim kızın. Konuştum ben dün.
Ya bozuk da bana mı bozuk oğlum? Ben ne yaptım?
Kadın ruhundan anlamıyorsun Ateş, yumuşat göğsünde.
Çok iyi taktik kardeş.
Taktik maktik yok abiciğim. Bam, bam, bam. Sıkı tutacaksın.
Oğlum, güvenmiyor ulan kız bana.
-(Kelebek) Oha. -Evet.
Bu, Su'yla gitmiş Rum herifin yanına, bana haber bile vermemiş ulan.
Abiciğim, kızcağız çekiniyor senin yanında derde dağılmaya.
(Kelebek) Ben dedim Su'yla git diye.
Bazen kız kıza lazım oğlum böyle olaylar.
Kelebek tamam ya, sana da bir şey denmiyor yani.
Sordun, söyledim, anlattım, tamam.
Şişt, yarın yap bir kıyak, tozunuz silinir.
Kim? Sevgililer Günü, hayatta sevmem.
Ne o öyle? Yalandan iki tane balon alacağım elime.
Oğlum, bizim her günümüz masal zaten.
(Su) Ne güzelmiş.
Annen bunun sende olduğunu bilse ne düşünür acaba?
(Müzik - Duygusal)
Ya, kusura bakma. Üzdüm mü seni?
Yok, ondan değil.
Ateş bana çok kızıyor.
Niye kızsın sana ya?
-Kızmıyordur o. -(Aslı) Haklı da.
Bir şeye üzüldüğüm zaman içime kapanıyorum.
O da ona yapıyorum zannediyor.
-Bir şey mi oldu? -Yok.
Soğuyoruz diye korkuyorum.
Isıtalım o zaman.
Nasıl?
İşte yarın Sevgililer Günü.
Ya, bir şeyler yaparsın. Ateş çok inanmıyor böyle şeylere ama...
...işte sen yine de yapsan mı?
Ne yapılır ki?
Ya işte, tut elinden.
Böyle bıcır bıcır bir şeyler olsun.
O portakal reçelini yapan kızı özlüyorsunuz.
O da, sen de.
(Müzik - Hareketli) (Kuş cıvıltısı sesi)
Hadi gel sana elbise alalım ya.
(Su) Bak, Ateş de çok seviyor elbiseyi.
Hem sen bayağıdır giymiyorsun.
Görüyorum. Âşık sana âşık, deli gibi âşık.
Sadece işte biraz yoruluyorsunuz, normal.
Bilmiyorum.
-Siz ne yapacaksınız yarın? -(Su) Bilmem.
Kelebek düşünüyordur bir şeyler herhalde.
-Kelebek mi? -(Su) Hı hı.
Ya olacak iş değil. O hayatta akıl etmez öyle şeyleri.
Ben bildiğini bile düşünmüyorum.
Diyorsun?
Maalesef.
(Faryalı) Ateş.
(Faryalı) Koçum, olacak galiba bu iş.
(Faryalı) Tamam dedi adam.
Helal sana koçum, helal.
Hı hı, seviniver diye aradım.
Tamam, hadi eyvallah.
(Sokak ortam sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Ateş, gel buraya.
-Hemen git buradan. -Oğlum, bir sakin ol ulan.
(Evren) Ölüm kalım meselesi olmasa gelir miyim buraya?
(Ateş) Ne istiyorsun sen ya?
Ateşciğim, biraz sakin olur musun?
Kardeşin de geldi zaten sabah sabah, beni yerin dibine soktu.
Kız sana güvendi, normal.
Ulan ben elimdekilerin en iyisini yapmaya çalışıyorum sizin için.
-İlgilenmiyorum seninle. -Ulan bir sakin olsana.
Bak oğlum, bu Bora denilen herif var ya...
...çok kuvvetli bir herif.
Başlarım onun kuvvetine.
(Evren) Sen şimdi beni dinle.
O otelin aşağısındaki çay bahçeleri var ya...
...oranın tapusu Haydar'ın üzerine.
Bu herif orayı almak üzere şu anda.
Eğer elindeki hard disk sayesinde o arsaya imar çıkartırsa otel hepten gider.
Haydar'la konuşman lazım.
İyi ya işte, çocuğunun dayısı değil mi?
Bir çocuğundan diğerine geçmiş olur, hiçbir şey olmaz, merak etme.
Oğlum, saçma sapan konuşma be.
Git Haydar'la konuş, şu satışı önle.
Ya sen nasıl beceriyorsun ya?
Herkesi aynı anda kazıklamayı nasıl beceriyorsun sen?
Ulan ben sadece sizi düşünüyorum be.
Annene orayı satalım derken de, o Faryalı iblisinden...
...kurtulmak isterken de, şimdi de.
Ben sadece sizi düşünüyorum, anladın mı?
Böyle var ya, bazen ağzıma geliyor geliyor...
...yutuyorum.
Sen onu yutmaya devam et.
Ama şimdi git Haydar'la konuş, bu işi hallet.
(Evren) Anladın mı?
(Müzik - Duygusal)
Pars.
Bu çocuğa yardım edelim, hatırlat da.
Şu Gümüşlükspor başkanına.
(Bora) Geliyorum, gidiyorum, hâlâ sondaj kuyuları açık ya.
(Bora) Tek başına halledemeyecek bu tesis işini.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Efendim?
Kime gitti? Oğluna mı?
Tamam.
(Müzik - Gerilim) (Kuş cıvıltısı sesi)
-Bana 1000 lira borcun var. -Oğluna mı söylemiş?
(Bora ses) E dedim sana.
Yani bir baba şov yapacaksa oğluna yapar, eski karısına değil.
Tamam, hak ettin.
-Şu Haydar işini de hallet, tamam? -(Lal) Merak etme.
(Bora ses) Dur, dur ya.
O 1000 lirayı ne yapalım biliyor musun? Beş yüzü sende kalsın.
Çünkü Yıldız geldi, onu da sen bildin.
Kalan 500'e de akşam Muzo'ya gideyim ben yemeğe, hesabı sen ödersin, tamam mı?
(Gülme sesi) Tamam, görüşürüz.
Ya, bu dünyada adalete inanan bir tek ben kaldım ha.
Hadi.
(Bora) Hadi gidelim.
(Kelebek) Abime söyleyelim, Haydar'la konuşsun.
Biz mi gitsek ulan? Yalansa ya?
Olsun, abim gitsin. Çekinir Deli Haydar abimden.
(Müzik - Duygusal)
Biz bir Ferdi'yle bir şey halledip geliyoruz.
(Kapı kapanma sesi)
(Ayak sesi)
(Müzik - Duygusal)
Ulan, yaptığın pakete bak be.
Cık, cık, cık.
(Çekmece açma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kapak açma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Telefon zili sesi)
Ha, Ateş.
Alo.
Abi, bir sıkıntı var herhalde ya.
(Horoz sesi)
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Usul mü buldun sen?
Çarpılmamaya, eldiven falan.
Usule gerek yok ki. Beni sen çarpmışsın zaten.
Başkasının çarpmasına gerek yok.
Gene ne geldin Haydar Efe?
Yarın günlerden ne?
Çarşamba.
Salı.
Ya Allah'ını seversen şu B12'yi iç, ihmal etme ya.
Eczacının çırağı mısın sen, Haydar Efe?
Ne geldin? Konuş gari.
Somon ye, somon.
Aa, ben onu sevmiyorum. Gülpembe.
Kız, Gülpembe'yi sevmiyor musun?
(Haydar) İyi şarkı kız.
Madem onu sevmiyorsun, dur ben sana şey deyivereyim.
"Çemberimde gül oya"
"Gülmedim doya doya"
Ya ne diyorsun be adam?
Yarın sevdalılar günü.
Ha, Muğla Belediyesi mi düzenliyor?
O ne kız?
Hani toplu sünnet misali.
Sevdalıları mı kavuşturuveriyorlar?
Ha, temsili olarak dağları delecek adam arıyorlarmış.
Ya yarın sevdalılar günü.
14 Mart!
Şubat, Haydar, şubat.
Ah, ben de bir B12 alsam iyi olur.
(Haydar) Vallahi süründürüp duruyorsun kız.
Hazana erdi ömrüm, sen hâlâ beni süründürüyorsun.
-Yarın benimle bir otele gel-- -Oha.
Ya otele gideceğiz de kalmayacağız kız.
Bizim şerefimize bir gece tertipliyorlar.
Ne kutlayacağız?
-Sevdamızı. -Hadi, başladık gari.
Hiç bitmedi ki başlasın.
Peki madem.
Geleyim hadi.
-Bu kadar basit işte. -Ha.
Ha!
İyi ge... İyi ge... İyi ge... İyi gelirim mi dedin?
Hı hı.
Vallahi mi? Oo, o zaman yarın akşam sekizde geliyorum, alıyorum seni.
Dokuzda uyuyorum be adam.
Ya bir gün de dokuzda yatmayıver ya.
Peki madem.
-Öğlen yatarım gari. -Hah.
Sende sarı kantaron var mı?
Ee, hayallerimiz şampanya.
(Üzüm) Ya hadi be Haydar.
Gerçekler kantaron.
(Kapı kapanma sesi)
Laşantami kantaron.
Nereden duydum ulan ben bunu?
(Telefon zili sesi)
Nasıl açılıyordu be bu? Hah.
(Tavuk sesi)
Ola, şey, alo.
Haydar Efe.
Bütün oteli ayağa kaldırdım.
Sevgililer Günü için her şey hazır.
Hay sen çok yaşa, sarı kız.
Bir de patronum diyor ki 500 az, 700 verelim Haydar Efe'ye.
Yedi yüz mü?
Bana bak, senin patron parayı evde mi basıyor kız?
Tamam, kabul.
O zaman yarın öğlen atarız imzayı.
Aa, yarın öğlen erkenden atalım imzayı ki...
...ben akşama hazırlanacağım, gecikmeyeyim, e mi?
Tamam.
Yedi yüz.
Fena para değil.
(Müzik - Hareketli)
Vay arkadaş, amma mekân bulmuşsun ha.
Ee, benim sevgilim daha iyilerine layık oğlum.
Peki abiciğim, artık Ateş'e söyleseniz diyorum Su'yla aşığız falan diye, ha?
Sana bir şey mi söyledi?
-Ya yok abiciğim de-- -Ee, nereden çıkarıyorsun?
Sonra biz güme gideceğiz.
Allah aşkına seninle ne alakası var, ha? Ne alakası var?
Söyle bence.
Çocuğun o kadar derdi var, bir de bizimle mi uğraşsın?
Kafaya gel, güle güle kullan.
Peki abiciğim, gitmiyor muyuz?
-Nereye? -E dönmüyor muyuz?
Ferdi ulan, bir iki yemek, bir şeyler hazırlayalım, ha?
Layalım derken? Ha beni çalıştıracaksın yani?
Hayatta olmaz.
Oğlum, sen İtalya görmüş adamsın. Fark yaratırsın, fark.
Yok abiciğim, teşekkür ederim, istemiyorum.
Hadi be Ferdi, küçücük şeyler ya.
Hazırlayalım, ben gerisini getireceğim.
Daha gideceğim, hediye mediye alacağım. Çok işim var ulan.
Oğlum, çok önemli yarın benim için.
Hayatımda ilk defa böyle bir şey düşündüm.
Daha önce aklıma bile getirmedim ulan, anla beni.
İyi, iyi. Tamam hadi.
-Ha, Ferdi. -Ha?
(Kelebek) Bir de yarın Su'yu sen getirir misin?
Nasıl?
Ee, servis var, garson lazım deriz.
Sen Su'yu buraya bırakıp gidersin, ha?
Oğlum, yarın benim de programım var, kaçta getireceğim?
Sekiz.
Onu yedi buçuk yapalım, ben de kıza yetişeyim.
(Kelebek) Ha.
Ha.
Senin kızın arabası vardı değil mi?
-Var. -(Kelebek) Hah, tamam.
Takip etsin seni buraya kadar çaktırmadan.
Su'yu sen buraya bırak, kızın arabasına atla, bas git.
Ben sana yarın motoru getiririm.
Bilmem ki.
Hadi be oğlum. Ezilirim diye korkuyorsun değil mi benim şeklimin altında?
E tabii. Şimdi kız buraya gelince ulan demeyecek mi...
...herif ne okazyon yapmış diye?
Sen Allah bilir kartinge falan götürüyorsundur.
Ulan takoz muyum ben?
Bowling mi ulan? (Gülme sesi)
Oğlum, senin bir suçun yok, çıtayı ben yükselttim, ben.
Neydi ismi?
-Kimin? -Senin kızın.
-Dilara. -(Kelebek) Hah, Dilara.
Romans görsün biraz Dilara, romans.
Ferdi, bu kıyağını unutmayacağım, adamsın.
(Poşet hışırtı sesi)
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Çarpma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Evren.
Neyin var? Ne oluyor?
(Müzik - Gerilim)
O Bora denilen herif var ya, ben ona göstereceğim artistliği.
Kızımın yanında beni nasıl ezer ulan, ha?
Çok yanlış yaparsın.
Sizin benim boynuma geçirdiğinizi sandığınız ilmik var ya...
...gör bak, o ilmik kimi boğuyor sonunda.
Vallahi Bora senin zannettiğinden çok daha güçlü.
Hatta benim zannettiğimden bile.
(Gözde) Bence bırak artık bu işin peşini.
Ya adam sana yönetebilesin diye kocaman bir servet veriyor, buna odaklan.
Bebeğimize odaklan.
Dilenci miyim ulan ben, ha?
Ben ne yaptımsa kendim yaptım be.
Bak, susuyorsam o çocuk için susuyorum.
(Evren) Benim canımı sıkma.
Ve o herife söyle, benimle ilgili bir şey yaparken iki kere düşünsün.
Beni hasta etmeyin.
Su seni çok sarsmış.
(Gözde) Ama geçecek.
Ben banyoyu doldurayım da sen biraz kendine gel, bir gevşe.
(Müzik - Gerilim)
Sen, ben şaka yapıyorum sanıyorsun, değil mi?
Bak kızım, o bu çocuğun dayısıysa, ben de babasıyım.
Git abine benim kim olduğumu anlat, tamam?
(Müzik - Gerilim)
(Sokak ortam sesi)
(Müzik - Gerilim)
Buyurun.
(Müzik - Gerilim)
Pizza yiyeceğim.
Pizzacımız bir yere kadar gitti, daha da gelmedi.
Pizza olmayan pizzacı, ilginç girişimmiş.
Ters köşe yapalım dedik.
İyi düşünmüşsünüz de açız.
Ben yapayım diyeceğim, yemezsin.
-Niye? -Yapmadım daha önce.
Beraber yapalım.
Yok artık.
Bari bir kahve.
Aç karnına?
Ya siz bayağı para kazanmamaya yemin etmiş gibisiniz.
Sayılır aslında. Ulan Ferdi, gidecek zamanı buldun.
-Pizzacının adı Ferdi mi? -Hı hı.
Fırın da dilek taşından mı bari?
(Gülme sesi)
Kahvenizi getireyim ben.
(Sokak ortam sesi)
(Kapı vurma sesi) (İnek sesi)
(Faryalı) Efe!
Bizim bura da prim yaptı. Hoş geldin.
Sen arsa mı satıyorsun Efe'm?
Hay Allah'ım ya, hemencik nereden duyuyorsunuz ulan?
Ya satıyor musun, satmıyor musun?
Ya, geç otur öyle, geç.
Bırak, ne oturacağım.
Senin arsayı alanlar bizim oteli bitirecekler.
Yani benim arsayla senin otelin ne alakası var?
Ya Efe, nasıl ne alakası var?
Bizim otelin oradan denize nasıl iniyorsun?
Ya senin arsanın içinden geçip inmiyor musun?
Diye konuşuyorsun.
Ya oğlum, orada bir şey yapamazlar ki.
Oranın imarı bile yok.
Ya laf olsun diye konuşuyorsun ha.
Ketenpereye getiriyorlar seni.
Getirsinler. Sen düşün. Bana iyi para veriyorlar.
Eyvallah.
Sen, ben olduk ha?
(Faryalı) Eyvallah.
Sen, ben yok mu?
(Faryalı) Bilmem, var mı?
Sen anlatmıyor muydun şuracıkta aileyiz maileyiz diye?
Ha, palavra sıkıyordun herhalde?
-Aile miyiz? -Bilmem.
Değil miyiz? Sen söyle.
Ya, madem aileyiz...
...sana bir şey diyeceğim de...
...utanıyorum be.
Ne soracaksın? Sor, soruver.
Utanma.
Ya bu benim arsayı isteyenler var ya...
...lüks otellerinde bir gece yapacaklarmış.
Yengenle beni de davet ettiler.
-Yarın mı? -(Haydar) Yarın.
Bir şey günü müymüş, neymiş.
-Ha Sevgililer Günü. -Tövbe estağfurullah, tövbe.
Yok öyle bir şey.
Lafın gelişi canım, Turgut Reis'in kurtuluşu.
Hah, onun kurtuluşu.
Söyledim yengene, pek sevindi kurtulmasına.
-Kimin? -Turgut Reis'in kurtulmasına.
Ya adam da çok çekiyordu biliyor musun?
Bir yandan da yatalaktı.
Ya neyse ne.
Bana bak, gidiverirsiniz artık da başka yere gidiverirsiniz ha.
Ha.
Efeciğim, şaka değil bu iş ha, ciddi.
Senin o arsayı sattın, bizim otel gitti.
-Gitti mi? -(Faryalı) Gitti, çektik fişi, gitti.
Bu adamlar güçlü adamlar, öyle imar izini olmayan yeri niye alıyorlar?
Ha?
Alır mı adam imar izini olmayan yeri? Alacak oraya bir şey, çekecek seti.
Benim otelle deniz arasında duvar olacak. Müşteri denize inemeyince ne yapacak?
Of.
Biz aileyiz değil mi?
Vallahi ben öyle biliyordum. Aileyiz diye biliyordum da...
E bir şey içer miyiz?
Hadi içiverelim gari. Getiriver.
-Bana bak. -(Haydar) Ha?
Satıyor muyuz, satmıyor muyuz?
Yok ya, satılır mı? Aile üzülür mü be?
Efeciğim benim.
Getiriver içelim, bir ağzımızın şeyini, pasını alsın.
Hadi, getiriyorum şimdi.
Açık hava tımarhane (Bip), açık hava tımarhanesi.
(Müzik - Gerilim) (Kuş cıvıltısı sesi)
Güzelmiş.
Bunu biliyorum canım, yapmasını.
(Telefon mesaj sesi)
(Faryalı dış ses) Haydar tamam, sorun yok.
(Ateş iç ses) Oh be.
Burası senin mi?
Ortağım ya.
Vay.
Havalı değil mi?
Genç girişimci.
Ya, ne demezsin.
İş yapar ama yaza burası.
Sen anlıyor musun bu işlerden?
Boş konuşuyorum.
E sen ne iş yapıyorsun?
Yönetici asistanıyım.
O da havalıymış.
Yöneticisine göre değişir.
Seninki nasıl?
Benimki en iyisi.
E iyiymiş.
Ama biliyor musun, siz buraya bence bir kahve makinesi alın.
Çünkü bu işler başka bir yere gitti, böyle otogar kahvesiyle olmaz.
Şart değil mi?
Ya vallahi biz de ona uğraşıyoruz işte ya, ama para biriktiriyoruz.
Parayla oluyor.
Paraya gerek yok, fikir önemli.
(Ateş) Ya? Gelişim kitabı şeysi mi bunlar?
(Lal) Yok, tecrübe.
(Ateş) Kaç yaşındasın sen ya?
Senden büyüğüm.
Eyvallah.
Sevgilim.
(Aslı) Canım.
(Su) Biz geldik.
(Ateş) İyi ettiniz, nereden böyle?
İşte biraz alışveriş falan yaptık, öyle.
E sen hani çıkmayacaktın dışarı?
Çıkardı beni.
İyi yaptı iyi, iyi yaptı.
Kim bu arkadaş?
Aa, ben sizi tanış...
Vallahi ben de bilmiyorum ya.
Dışarıdan biliyor gibi gözüküyordun.
Yok, bilmiyorum.
Lal ben.
Kalkıyorum zaten. Borcum ne kadar?
Borcun yok, kahve benden ya. Pizza da yiyemedin zaten.
Peki, bir dahaki sefere pizza.
(Ateş) Tamam.
Yalnız biz bu ikramlarla kirayı ödeyemeyiz.
Sen niye benim üstüme geliyorsun ki Su?
Ya bırak Su, zaten bozardı.
Ne bozaracağım sevgilim? İşimdeyim, gücümdeyim ya.
Kahve istedi, kahve getirdim.
Kelebek nerede Kelebek?
Arazi.
Allah Allah.
Hadi şu aldıklarınıza bakalım ya o zaman.
(Su) Hadi.
Uf.
Çok seviyor seni.
Çok seviyor.
(Gülme sesi)
(Uzay) Ya ne demek görmedim ya? Yıllardır bir ayağın Kos'ta.
Yasemin bileklik görmedim ne demek ya?
Uzay'ım ekmeğimizin peşindeyiz, gezmeye gitmiyoruz ya oraya.
Ya insan bir bakmaz mı? Çarşıya falan çıkmaz mı ya?
Çarşı çok pahalı ya, ben hiç çıkmam.
Allah'ım ya Rabbim ya. Aman çıkma Engin.
Aman çıkma, paran gider Engin.
Sen ne zaman gideceksin bir daha Kos'a?
Yarından sonra.
Tamam. Gidiyorsun, çarşıya, pazara, her yere bakıyorsun.
Yasemin bileklik buluyorsun. Bak, bu.
(Engin) Tamam.
Fotoğrafını çekip atayım mı sana?
Benim telefon eski ya, açmıyor resim.
-Oğlum, alsana kendine yeni bir telefon. -Çok pahalı be Uzay'ım.
Of.
Sen nasıl yaşıyorsun ben hiç anlamıyorum ya.
Tamam, iyi bak o zaman.
(Engin) Tamam, unutmam ben.
Şekeri atmıyorsan alayım.
Al Engin, al. Al Engin, şekeri de kullan Engin.
Al Engin, iç.
Canın çok sıkkın.
Yarın 14 Şubat abiciğim. Sevgilisiz geçen on yedinci 14 Şubat'ım.
Ondan önce de altım bağlıydı zaten.
Bir yandan iyi ya, masraf bu işler.
Allah'ım ya Rabbim, ya sabır ya.
(Uzay) Allah Allah.
(Müzik - Hareketli)
(Lal) Aa, hayırdır?
Niye? Gelemez miyim?
Gelirsin tabii.
Kahve?
(Gözde) Yok, haftada bir hakkım var, onu da burada harcamayayım.
Sen de haklısın. Vallahi ben şu kahve yüzünden herhalde doğuramam.
İçmeden duramıyorum.
Hormonların harekete geçsin de ben sana sorarım o zaman.
Ay aman dur, vermesin.
(Gözde) Çok erken değil mi?
Bir şey soracağım.
Sor tabii.
Abim ne zamandan beri Evren'i takip ediyor?
Biz ilk ne zaman teleskop aldık?
-Dalga geçme. -Yok, yok. Dalga geçmiyorum.
Bora böyle her proje öncesi bir sembol buluyor kendine, motive olmak için.
Evren için teleskop almıştık.
Ne zaman yani?
Vallahi epey oluyor.
Belki beş sene.
Allah Allah.
Ee ben abime Evren'i babamın cenazesinde söyledim.
Ondan önce mi yani?
Yani öyle biri gelsin de bana bir şey anlatsın diye bekleyen biri değil.
(Lal) Sen de biliyorsun.
(Telefon zili sesi)
Efendim Haydar Efe?
Lal, kızım, ya...
Kızım, ben bu arsayı satmaktan vazgeçtim be.
Öyle mi? Peki, ne yapalım?
(Haydar ses) Bozulmadın mı?
Yok, niye bozulalım? Kısmet.
Sağ ol.
Ya tabii, bizim yarınki geceki yemek yattı değil mi?
Yok, davetlimizsiniz. Olur mu öyle şey?
(Haydar ses) Ana... Hâlâ mı?
Kız bana bak, gelince sopayla kovalamayacaksın, değil mi?
Cık.
Ne söz verdiysek o.
Tamam kızım, sağ ol.
Akşam sekizden sonra görüşürüz.
(Lal ses) Bekliyoruz.
Sağ ol.
(Gözde) Ne oldu?
Öyle, rutin işte.
Ben bir kahve alıp geliyorum.
(Müzik - Duygusal) (Martı sesi)
-(Faryalı) Kolay gelsin. -Sağ ol.
Tamamdır, hallettik.
Futbol takımları burada kalacak artık.
Ay çok sevindim ya.
Haydar Efe de tamam.
Gerçekten mi?
(Yıldız) Oh be.
O kibirli herif de görsün gününü.
Dayanamadın gittin, konuştun değil mi?
Gittim, gördüm.
Diyeceğimi de dedim.
Ne dedi?
Ateş'le Su yeğenini kabul edecekmiş. Tek derdi bu.
Tuhaf bir tip zaten.
Bir de...
...geçmişte ben size bir iyilik yaptım gibi bir şey söyledi.
Allah Allah, ne iyiliğiymiş?
Anlamadım.
Zamanı gelince anlarsınız dedi.
Ne olabilir ki?
Ne bileyim ben ne olabilir?
Bakacağız, göreceğiz.
(Faryalı) Aa.
(Faryalı) Hayırdır, ne oluyor kız?
Evde kalacağım.
Hah, şöyle.
Babacığın orada bekleyip duruyor, yalnız başına. Git tabii.
Bıktın mı benden abi?
Kız senden bıkılır mı ha?
Kara böcek.
Senden bıkılır mı kıvırcık?
Pıtırcık, bıkılır mı senden?
Ha güzel kızım benim.
(Aslı) Şey, Yıldız teyze, Ateş'e kek yapacağım da sizde tarif varmış.
(Müzik - Gerilim)
Oo, kekler mekler.
Ya abi.
Kuzum benim, müdüriyette tarif defterim var. Ben alıp geleyim.
(Aslı) Ben alırım.
(Yıldız) İyi madem.
(Yıldız) Neli kek yapacaksın bakalım?
Portakallı.
(Müzik - Gerilim)
Ya, yarın diyecektim...
Nasıl?
Ha?
Yarın dedin.
Ya neyse, sonra şey yaparız.
(Faryalı) Sonra anlatıveririm.
Neyse, benim de işim var, dur bakalım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Cırcır böceği sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Ne yapıyorsun ya? Ödümü kopardın.
Tam aksine, ben seni korumak için buradayım.
-Kimden? -Ne bileyim? Her şeyden.
-Neredeydin sen tüm gün? -Çalıştım.
Geldik pizzacıya, yoktun.
-Dışarıda çalıştım hayatım. -Ne mesela?
Ne bileyim? Ya abimin işleri işte.
Ya bırak, hamam mamam, gezmişsin işte.
Vay be, öyle olsun.
Ya senin bu ne bir şey biliyorum da söylemiyorum havaları, ha?
(Kelebek) Al.
-Ne bu? -Yan taraftan kopardım.
Begonvil.
Dikkat et, eline batmasın.
-Güzelmiş. -Hı hı.
-Yarın da çalışıyor musun? -Tabii ki.
Ha.
Akşam?
Ne var ki yarın? İş güç.
Ya sen benim Kabotaj Bayramı dışında çalışmadığım bir gün gördün mü?
Onda da işte limana giderdik, gelini görmeye falan.
Ben var ya, çocukken bile 23 Nisanlarda çalışmış biriyim Su, düşün.
Ne yapardın 23 Nisanlarda?
İşte, Bodrum'a yurt dışından çocuk getirmezlerdi...
...ben de böyle boyanıp Afrikalı çocuk olurdum.
Böyle gözleri kısardım, Çinli çocuk olurdum.
(Kelebek) Koniçiva.
"Kilimanjaro Dağları, büklüm büklüm yolları"
Çok, devamı sonra.
-Tatlıymış. -(Kelebek) Güzeldir.
-Var mı başka bir arzunuz? -(Erkek) Yok, teşekkürler.
(Restoran ortam sesi)
Of, yorulduk be.
Nasıl?
Yorulduk işte.
Ne yorulacağız ya? Kalabalık değil ki o kadar.
Canım, kaç gündür yorulduk işte.
(Restoran ortam sesi)
Yarın...
Yarın buraya çocukları bıraksak da böyle...
...yemek mi yesek ikimiz?
-Yarın? -(Faryalı) Hı hı.
Ne var yarın?
Yok bir şey.
(Müzik - Duygusal)
14 Şubat.
(Kesme sesi)
Çocukların işi vardır ya.
Ya yok, ne işleri olacak canım? Onlara her gün 14 Şubat.
Bir gün de bizim oluversin, olmaz mı?
Ömürsün Faryalı.
(Kesme sesi)
Ha, geliyorlar.
Dur bakalım, soruvereyim ben.
Benim yanımda değil, sakın. Benim yanımda değil.
(Gülme sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Islık sesi) Gel buraya, gel.
-Ne yapıyorsunuz? -İyi abi, sen?
İyi.
-Sen? -İyi.
(Müzik - Duygusal)
Yarın bir işiniz var mı, programınız?
Çok abi.
Yok.
Emin misiniz?
Neden abi?
Ben eminim, yok.
İyi, tamam.
Ya yarın...
...annenle bizim eski bir okul arkadaşımızın oğlunun düğünü...
...varmış da bir iki saatliğine kaçıp gelivereceğiz oradan, tamam mı?
(Faryalı) Dükkâna göz kulak olursunuz siz de.
Sen sevmezsin ki düğün, abi.
-Göbek atasım geldi. -Göbek de atmazsın.
Ya her dediğime bir şey mi söyleyeceksin oğlum? Ha?
(Faryalı) Ya bir dediğime de tamam abi de. Ha?
Tamam abi.
Eyvallah. Hadi bakalım.
Şunu da götürüver, şu masaya.
-Hangi? -Şuraya, şuraya. Kabak kafaya.
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
Kolay gelsin.
Aa.
Ne güzel olmuşsun ya.
Portakallı kek yaptım sana.
-Portakallı mı? -Portakallı, annenin tarifi.
Şaka mı ya?
-Yer misin? -Yanına uzanırım.
Ben de tam seni düşünüyordum biliyor musun?
Ne düşünüyordun?
İşte bu bileklik falan mevzularını anlattın ya, onları. Ne bileyim.
Bırak şimdi.
Aslı, benimle konuşabilirsin.
Ben onun için gelmedim, seninle ilgilenmeye.
Ya gülme.
Çok tatlısın.
(Ateş) Ben hep senin yanındayım.
Neşende de yanındayım, üzüntünde de yanındayım.
Bu bilekliğin peşine düşeceğiz, gideceğiz Kos'a.
Zaten bu Engin, Faryalı abinin de tanıdığıymış. Gidelim, ona soralım.
(Müzik - Duygusal)
Ne oldu?
-Söylersem kızarsın diye... -Neye kızacağım?
Uzay konuşmuş Engin'le. Aradı, söyledi.
Ne alakası var ya?
Uzay ne?
Sabah o da vardı Stavros’un evinde.
Ne?
Kızma.
Benimle gitmedin, Uzay'la mı gittin?
Vallahi kendi gelmiş.
Nasıl kendi gelmiş?
Dedektif aramış, ondan öğrenmiş.
(Atma sesi)
Ya Ateş, onun da annesi yok, merak ediyor.
Tamam.
Ne dedi?
-Kim? -Engin ne dedi?
Bakacakmış.
İyi, tamam.
Ben şunu bir koyayım.
Yarın senin işin var mı?
Ben sevmiyorum Aslı. 14 Şubat'ı öyle Sevgililer Günü falan.
Tamam o zaman.
Ben de eve gidip yatayım.
(Müzik - Duygusal)
Görüşürüz.
(Müzik - Duygusal)
(Sokak ortam sesi)
Alo Kelebek, bizim oraya gelsene. Konuşalım.
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
Tövbe bismillah.
Bu kim ki?
(Köpek havlama sesi)
(Kapı vurma sesi)
-Üzüm'üm, Üzüm'üm. -Ne oluyor Efe?
-Gece gece dellendin mi? -Üzüm'üm de Üzüm'üm.
-(Üzüm) Bu ne ki? -Yarın sevdalılar günü ya...
...ki hediyem. -(Üzüm) He.
Seninkiler eskidi, yenisini aldım diyorsun.
Ne huysuzsun biliyor musun? Ya seninkiler de güzel, hem de hepsi güzel.
Ama yarın özel bir gün, sevdalılar günü. Orada giyersin diye aldım.
Ay Haydar Efe, azıcık da mürekkep yalayaydın.
Yani bu hisli hâlinle şair olurdun vallahi.
Yazdığım şiir senden güzel olacak olsa olurdum.
Ama nerede?
Laf ebesi seni.
-Bana bak, bugün Faryalı geldi bana. -He, niyeymiş?
Ya ben bir arsa satıyordum, geldi, satma Efe dedi.
Sen orayı satarsan, benim bütün işler batar dedi.
Biz bir aileyiz dedi. Ee, ben de satmadım tabii.
-Sen bilirsin. -Ama biz bir aileyiz dedi.
Lafın gelişi demiştir belki.
Yok be. Lafın gelişi değil, direkman söyledi ha.
Ya rüzgârdan nem alma gari Haydar Efe, gece gece. Hadi.
Bana bak, yarın giy ha.
-Ay, zorlama ayol. Aa! -Giy ha.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Müzik - Caz) (Kesme sesi)
(Cama vurma sesi)
Ben de bu hayvan kendini bıçağa niye böyle kolay bıraktı diyorum.
Sana geleceğini anlamış demek.
Sen anlamadın mı?
(Müzik - Caz)
Özledim be.
Benim daha vardı. Dayanırdım yani.
Kavursana bir şeyler.
Atarım şimdi.
(Müzik - Caz)
Al bakalım.
(Sandalye sesi)
-İyi mi böyle? -Gayet güzel.
Al.
(Müzik)
Yeğenim oluyor.
Desene benim de yeğenim oluyor.
(Müzik - Caz)
-Ne zaman geldin? -Birkaç gün oldu.
-Ne zaman dönüyorsun? -Buradayım daha.
Bekleyeceksin yeğenini.
-Karışık işler. -Memleket nasıl?
Bildiğin gibi. Soğuk işte yine.
Super Bowl finalini New England kazandı.
Biliyorsun, sahte sarışın başkan oldu.
Macera dolu Amerika işte. Senin işler nasıl?
Burası? Bu iş değil ki be oğlum.
Gaile.
İyi olsa ne, kötü olsa ne?
(Nefes sesi)
Lara'nın...
...ölüm yıldönümü.
Bırakmazdın sen orayı.
Sabah kalktım, önce bir gideyim dedim ama...
...sonra biraz düşündüm.
Buradan da olur dedim.
Olur olur. Her yerden olur.
Kazanın bir saniye öncesine gidiyor aklım.
O an öyle kafamın içinde dolanıp duruyor.
(Muzo) Ya oğlum, kız o tarafta kaldı, sen bu yanda.
(Muzo) Ondan.
Bence ben Araf'ta kaldım.
(Müzik - Duygusal)
-Yeğenim aynı ben. -Ne bildin?
-Kaderi canım. -Adam mı evli?
O bildiğin adam işte.
Hangi? Şu otelci şeydeki, Türkmenistan mı?
Oğlum, o adam ölmedi mi onca şeyden sonra?
Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte.
Neyse. Yeğeni, dayısına benzesin dua et de.
Kendimi korumaya gücüm yetmedi ama yeğenimi koruyacağım.
Tahtını yapacaksın, bahtına bakacaksın oğlum.
-Atıyorum bir şey. -İyi.
(Cırcır böceği sesi)
(Müzik - Hareketli)
Uff ya. Çok özlemişim. O değil de fena kaçıyor ha.
Kaçmıyor, kaçmıyor. Burada daha, sen binersin.
Çok sağ ol ya. İyi geldi.
Ben sana iyi geliyorum.
Evet.
Aslında benim kadınlara karşı güvenim çok sarsıldı.
Aşka inancım kalmadı ya.
Ha. Gelir gelir. Şu Ateş, Aslı falan ne yapıyormuş 14 Şubat'ta?
Onlar da bir şey yok da Kelebek, Su, kulübe olayı var.
Aa, ne kulübesi?
Ya ne bileyim işte. Kelebek bir yer tutmuş.
-Aşk yuvası. -Neyse.
Aslında ben de sana onu diyecektim. Ya bizim yemek olayı var ya...
...benim onun öncesinde Su'yu götürmem lazım motorla.
Sen de arkadan gelsen? Sonra oradan birlikte gitsek?
Olur.
-Hakikaten? -Hakikaten.
(Müzik - Hareketli)
Aa. Ne yapıyorsun ama? Bir gören olacak.
Peki. Tamam.
Canım.
(Telefon zili sesi) Pardon.
Tabii.
Alo.
Çok yalnızım Alara.
Şey, benim biraz işim var da sonra konuşuruz.
O çocuğun yanındasın değil mi? Tamam, sesini çıkarma da ben konuşayım.
Ya her 14 Şubat'ta aynı duygu Alara. Nefret ediyorum.
Herkes eşini buluyor, buldum sanıyor. Kaybediyor.
Ya ne olacak benim bu yalnızlığım, Alara?
Evet. Evet. Ben o zaman seni sabah arıyorum.
(Uzay ses) Off. Tamam, dur dur, kapama.
Yok işte. Bak, ilişkilerde nerede yanlış yapıyorum?
Bunu sorabileceğim tek insan sensin. Şansıma bak ya.
Ya ben yakışıklıyım, zenginim, ince ruhluyum.
Kışın kayağa, yazın dalmaya, baharda mantar toplamaya giderim.
İki dil konuşurum. Şu koca evde iki dil, bir bavul kaldım ya.
Hiç dil bilmesem bir kaybım olmazdı, Alara.
Alara?
Alara?
(Atma sesi)
(İç çekme sesi)
Bakma öyle esmer kızı neden aramadın der gibi.
(Uzay) Arayamam onu.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Kelebek) Oğlum, dik dur ulan, abim görecek.
(Ateş) Mesaj yazacağım ulan ben.
-Ne diyeceksin? -Çok basit oğlum.
Uyudun mu?
Yok ulan. Seni seviyorum.
Yaz.
Yaz.
(Kelebek) Yazdın mı?
(Ateş iç ses) Seni seviyorum.
Uyudu mu ulan acaba?
Dinlemiyorsun ki beni Ateş.
(Telefon mesaj sesi)
(Aslı dış ses) Ben seni daha çok seviyorum.
(Gülme sesi)
-Allah be. -Göster göster.
Baksana.
Seviyor... Seni seviyor işte. Seni seviyor.
-Bak, üç nokta koymuş. -Kardeşim.
(Müzik)
Oğlum...
...abim görecek diye çok tırsıyorum. Ayakta duramıyorum ben ya.
Oğlum, ne olacak ulan? Faryalı abi bir şey demez ki.
Görse de kızmaz ki yani.
-Yarın dinç olmak lazım. -Şişt. Ha? Ne var ulan yarın?
Hiç. İş güç. Ne olacak Ateş?
-Bana bak... -Ha?
Senin sevgilin mi var ulan?
(Gülme sesi)
Yok.
-Yok. -Yok.
İyi.
Şş. Niye şey ettin ki?
Hiç.
Merak.
Ha.
Ha? Ha.
Şş. Bana bak ulan!
Benden hiçbir şey saklama.
Ne yaptığına değil...
...sakladığına kızarım.
Hı hı. Hı hı.
Hadi iyi geceler.
(Müzik - Hareketli)
Ateş...
...ha. Tamam, iyisin, tamam.
Uff.
Uff.
(Müzik - Duygusal)
Uyumadın mı abi?
Kitap okuyorum.
Allah Allah.
Ne oldu ulan?
-Görmedim daha önce. -Senden gizli gizli okuyorum.
Yaptı mı keki Aslı?
Yapmış.
Aranız bozuk mu bu aralar?
-Bir şey var gibi de yok gibi de işte. -(Faryalı) Hı.
(Vurma sesi)
Senin iş halloldu ha. Aradı paşa.
Haftaya ilk takım geliyormuş. Yarın resmi yazıyı gönderecek.
-Allah be! -Kim ilk takım?
-Söke mi? -Ha.
Süper.
(El çakma sesi)
Söke.
Sökespor.
Aferin ulan.
(Faryalı) Aferin.
(Müzik)
(Cırcır böceği sesi)
(Müzik - Hareketli)
Abi...
Abini yiyeyim. Saat kaç?
Kitap mı okuyorsun abi?
-Ne o, beğenemedin mi? -Yıllardır görmedim de.
-Neyse abi, çok-- -Bu ne ulan?
Muhammara mı?
Uff, sarımsağı basmışlar. Kafanı çevir şöyle.
Pardon abi.
-Söyle. -Abi, çok önemli--
Ya kafanı çevir koçum. Uff! Söyle şimdi.
Ss...
Yarın...
...sordun ya hani bir planın var mı diye?
Su'yla Sevgililer Günü planım vardı da sürpriz.
Yok öyle, yok öyle.
Söyledik, düğüne gideceğiz dedik, söz verdik. Beklerler.
-Ama abi yapma gözünü-- -Ya koçum, şöyle konuşsana sen. Of!
Sordum mu?
-Sordun. -Ee, işim yok dedin.
Dedim de yanında diyemedim ki abi.
Koçum, size her gün Sevgililer Günü. Kırk yılın başında bir yere gideceğiz biz.
-Abi, yapma gözünü seve-- -Ya çevir kafanı koçum şöyle.
Tamam, hadi yürü. Marş marş, hadi. Git ağzını yıka.
Abi...
Hadi! İkile koçum, ikile.
Marş marş.
(Müzik - Hareketli)
(Faryalı) Yürü.
Uff.
Neyse ne.
"İzmir'in kavakları"
"Dökülür yaprakları"
"İzmir'in kavakları"
"Dökülür yaprakları"
"Bize de derler çakıcı"
"Yâr fidan boylum"
"Yakarız konakları"
Haydi efeler.
Hey yavrum be. Yarın benim günüm.
Benden büyük sevdalı var mı be bu dünyada?
"Selvim senden uzun yok"
"Yaprağında gözüm yok"
Üf! Hepten kaçırdı uykumu.
(Muhabir ses) Evet, ekrana getiriyoruz. Kanal D haber başlıyor.
(Muhabir ses) Evet, gündem bugün çok yoğun--
(Muhabir ses) Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü...
...birçok ülkede kutlanan özel bir gündür.
(Muhabir ses) Kökeni, Roma Katolik Kilisesinin inanışına dayanan bugün...
...Valentine ismindeki bir din adamının-- -Vay anam vay!
Tövbe estağfurullah!
Ah Haydar Efendi!
Hadi be! Tövbe bismillah!
(Araba sesi)
(Bora) Ne yaptın Ateş'le?
Hiç. Konuştuk, tanıştık.
-Tamam. Konuşup, tanışacaktın zaten. -Evet.
Niye hiç diyorsun?
Ne?
Beğendin mi çocuğu?
-Yapma ya gece gece. -Ee, yakışıklı çocuk.
Yaşı küçük.
Haa, maalesef diyorsun? (Gülme sesi)
Bir şey demiyorum.
(Müzik - Gerilim)
(Gazlama sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Ayak sesi)
Ya...
...aynen!
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Hareketli)
Uyudun mu?
-Evet. -(Kelebek ses) Hadi iyi, tamam.
Ne oldu Kelebek?
Hiç.
Bir şey mi diyeceksin?
Seni seviyorum.
Ben de seni Kelebek.
Çok sevindim vallahi.
-Allah'ım ya! -(Kelebek ses) Vallahi!
Tamam, öpüyorum o zaman. Hadi iyi geceler.
Ben de öptüm, bye bye.
(Müzik - Hareketli)
(Telefon koyma sesi) (Hohlama sesi)
(Hohlama sesi) Sarımsak gitti mi ulan?
(Müzik - Hareketli)
Hıh! Abiciğim, tamam mı? Geldi mi?
Keman şeklinde? Tamam, süper. Ben alacağım onu, saat kaçta geleyim?
Beşte? Tam beşte oradayım, aman gecikmesin! Aynen.
Ee, işte bu Sevgililer Günü kutlaması. Biz de uyduk.
Vallahi en önemli gün! Bir Cumhuriyet Bayramı, bir de bu!
O derece abi.
Aynen, tamam.
Her şey güzel? Tamam, süper. Eline sağlık, eyvallah.
Kimin Sevgililer Günü?
Ateş?
-Söyleyemem abi. -Niye?
-Söz verdim. -Kime?
Şş! Kime oğlum? Kime söz verdin?
-Aslı'ya abi. -Aslı mı?
(Kelebek) Hıı.
Ya... Bir organizasyon yapıyormuş, tam da bahsetmedi, emin de değilim.
Ama kesin değilmiş işte.
Bak işte! O kadar sevmem, yapmayalım dedim ama...
...dayanamamış demek ki. -Dedin de işte, kız milleti!
Ama yapmayabilir, haberin olsun.
Yok yok! Dediyse yapar o.
Ya işte sen bakarsın abiciğim. Benim işim var, ben çıkıyorum.
-Nereye ulan? Dükkâna mı? -Yok, başka yere.
(Müzik - Hareketli)
(Gülme sesi) Günaydın.
Günaydın.
-Konuştum çocuklarla, akşam tamam. -Nasıl?
Kelebek'le Su burada kalacak...
...biz çıkacağız.
Heyecanlandım.
Nereye gidiyoruz?
Düşün bakalım nereye? Azıcık merak et.
(Müzik - Hareketli)
"Aşağıdan gelir"
"Hozalı gelin"
"Topla fistanını"
"Toz olur gelin"
"Topla fistanını"
"Toz olur gelin"
"Gülüşün gölgeli"
(Kapı kapanma sesi)
(Telefon zili sesi)
-Alo? -Hıh! Sarı kız! Nasıl gidiyor kızım?
Yarım saat öncesine göre daha iyiyiz. Restoran süsleniyor.
Hıh! Aferin size! Şöyle iyice bir süsleyin.
Her şey tamam olsun, tamam mı? İyi süsleyin.
-Siz de süslendiniz mi? -(Haydar ses) Eh!
Birazdan bir süsleneceğim, vallahi kapıdan...
...girdiğimde sen bile tanımayacaksın beni.
Tamam.
Bugün o gündür. Yarın tam aile olacağız ha!
"Gurbete düşenin, gecedir"
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Top sesi)
(Müzik - Duygusal)
-Paşa? -(Başar ses) Efendim Faryalı?
Ee, koçum, rezervasyon maili falan gelmemiş.
Ee, o işte küçük bir sıkıntı oldu. Halletmeye çalışıyorum.
(Başar ses) Ben haberdar edeceğim seni.
Aman diyeyim ha! Bak, umut bağladık.
-Söz verdin koçum. -Yok abiciğim, yok. Bakacağız yani.
(Faryalı ses) Hadi gözünü seveyim. Hadi bakayım.
Tamam. Tamam, hoşça kal.
Tamamdır Başar. Sen valizlerini toplayabilirsin.
Gerçekten mi?
Başkanla konuştum, İstanbul'da güzel günler bekliyor seni.
Bora Bey, çok teşekkür ederim.
Bir sıkıntın olursa, Lal’ı ararsın, tamam?
-Elbette. -Pars, yardımcı ol Başar Bey'e.
(Müzik - Gerilim)
Kaldı bir.
Merak etme.
(Müzik - Gerilim)
(İç çekme sesi) Uyumadın mı sen?
Daha fena. Rüyamda gördüm.
Keşke ben de görsem.
Zor oluyor uyanmak.
Eh...
...ne yapalım; çalışacağız!
(Müzik - Gerilim)
Sen çıkmadın mı?
-Duruyorum, çıkacağım birazdan. -Ne oldu?
Ya Aslı bana bir şeyler hazırlıyormuş.
-Sevgililer Günü. -Hıı.
Buna mı sıkıldın?
Ya ben sevmiyorum Su öyle. Şimdi ben de gidip ona...
...hediye almak zorunda kalacağım falan.
Ee, alıver bir şey ya!
Kız uğraşıyor dünden beri kek, elbise, bilmem ne! Al sen de.
Ya sevmiyorum! Sevmiyorum! Sahte geliyor bana.
Ya üf! Ne bileyim, o zaman al onu, götür bir yere.
Ee, yap, bir şey olmaz öyle.
Ara mesela, öğren neredeymiş; böyle çiçek miçek al.
İşte akşam götür; böyle beklemediği bir anda.
-Çalışır mı diyorsun öyle? -Ben diyorum! Çalışmaz mı?
Sen de çok biliyorsun ha!
Kendime hayrım yok.
Gel kız bir sarılayım sana!
-Neden? -Gel, gel.
Ulan kız kardeş gibisi var mı ya? Bacı forever!
Salak! (Gülme sesi)
Ne demek Aslı sana organizasyon hazırlıyor ya?
Ne demek ya? Nasıl saçma bir şey bu ya!
Ya Aslı diyemedim, anlasana beni. Su meselesi.
Az derdim var benim çünkü değil mi Kelebek? Çok az derdim var!
Ben çözümünü buldum Aslı.
-Bu ne bu? -Hayri'nin ekleri.
Ne bu?
İşte... Ateş'e hediye buymuş, aslında organizasyon buymuş yani.
Manyak mısın acaba? Eklerden hediye mi olur?
Ya ben denedim Aslı. Kardeşinde çalışıyor.
Kardeşi seviyorsa, abisi de sever.
(Tabak sesi) Allah'ım ya!
Bazen diyorum ki acaba Hayri diye biri yok ve bu eklerleri sen mi yapıyorsun?
Olur mu? Tut. Bodrum'da en güzel şey bu.
Bak şimdi; organizasyon çok basit. Ateş'i çağırıyorsun...
...beraber yiyorsunuz, kenarlar çikolata oluyor. Gerisi sende Aslı.
Üf! Al şunu, al ya! Saçma sapan!
Ee, ne yapacağız peki?
Bir yere gidelim, yemek yiyelim diyeyim bari, ne diyeyim?
-Olmaz. -O ne demek ya?
Çünkü abimle Yıldız abla düğüne gidecekmiş...
...ben de sen bakarsın dedim restorana.
Benim sevgilim yok mu Kelebek ya? Vallahi şimdi bileklerimi keseceğim ha!
Ya adam nefret ediyorum dedi Aslı.
Nefret eden adamı başıma sardın ama hediye diye!
Ya ne olur ya, ne olur, hı? Kara saplantım benim, bana bak.
Hayatımın en önemli günü, yalvarırım!
Siz Ateş'le restoranda efendi şekilde kalın.
Hay Allah'ım ya! Allah'ım ya! Madem evlatlık olacaktım...
...bari Datça matça olsaydı!
Olmaz! Datça'da ölürsün Aslı, yaş ortalaması 74!
Gel, öpeceğim. (Öpme sesi)
-Oh! Canım, ciğerim benim! -Git Kelebek!
Hadi gel, bir daha öpeyim. (Öpme sesi)
Hadi görüşürüz. (Kapı açılma sesi)
Organizasyonmuş! Ne organizasyonu ya!
(Bardak sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı vurulma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Hoş geldin.
Ya kusura bakma, böyle geldim ama... Aslında böyle gelmedim.
Daha önce geldim, oradan biraz baktım.
Emin olmak için yalnız olduğuna.
-Yapma böyle, bir şey olmaz. -Ateş?
Ateş anlar, merak etme.
Şey... Ben iyi misin diye bakmaya geldim.
Eh işte.
Engin gidiyormuş Kos'a. Belki bir his...
-Evet. -Olmazsa ben de gideceğim zaten.
Hiç gerek yok Uzay.
Yok. Ben yapmak istiyorum bunu.
Teşekkür ederim.
Tamam. Ben gideyim.
(Müzik - Duygusal)
-Aslı. -Hı?
-Sevgililer Günü'nüz kutlu olsun. -Sağ ol Uzay, senin de.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Kutu açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kutu kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Ayak sesi)
Akşam Japon restoranından yer ayırttım.
Sebep?
Bugün Sevgililer Günü ya, ondan.
Ya benim işim var. Toplantım var.
Bir abimi arayayım o zaman.
Tamam tamam, aramayacağım.
(Gülme sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Motor çalışma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Küreme sesi)
(Küreme sesi)
(Küreme sesi)
Yıkılsın! Yıkılsın!
(Müzik - Hareketli)
Ah!
(Müzik - Hareketli)
Sevgililer Günü'nüz kutlu olsun.
Ne geldin oğlum sen?
Sıkıldım, geldim.
-Çalışacaksın? -Evet.
İyi, çalış bakalım.
Yok mu manita falan senin?
Hımm... Neyse canım. (Vurma sesi)
Çalış bakalım. Lokantada çalış. Hı?
Yuh! Ee şey, yani çok güzel olmuşsunuz, gala şeysi gibi.
(Yıldız) İşte. Teşekkür ederim.
(Kuş cıvıltısı sesi)
-Biz düğüne gidiyoruz, soran olursa. -(Uzay) Kim soracak ki?
-Keşke biri sorsa ama pek sanmıyorum. -Sorarlarsa.
Bana bak! Çocuklar halledebilecek mi diyorsun?
Yıldız yürü Allah aşkına. Yürü.
Senin yanında da düdük gibi kaldık böyle.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Gerilim)
Aa! Evren amca!
-Uzay. -Hoş geldiniz.
-Sen ne yapıyorsun burada? -Ça-çalışıyorum.
Hı.
Ya, senden bir şey rica edeceğim.
Bunu Su'ya verir misin?
Tabii ki.
Sana güvenirim, biliyorsun Uzay.
Tabii ki Evren amca. Siz hiç merak etmeyin.
Eyvallah.
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kutu açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kâğıt sesi)
(Uzay iç ses) Tek sevgilim Su'ya.
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kutu kapanma sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Telefon zili sesi)
Alo?
Sevgililer Günü'nü önemsemiyorum diye kızıyor musun bana?
Hayır, kızmıyorum.
Bizim daha bir sürü günümüz var. Bugünü diğer sıradan âşıklara bırakıyorum.
(Gülme sesi)
Çalışılmış cevap geldi. Vay!
Ne sandın.
(Ateş ses) Akşam ne yapıyorsun?
Lokantaya gideceğim, Kelebek yardım istedi.
İyi, dükkânda olacağım ben de.
(Aslı ses) Gece görüşürüz.
Bakalım.
Aklı sıra ayak yapıyor bana.
Küçük yer mi burası ya?
Aradığını bulunca öyle oluyor.
Aradığın ben değilim herhalde.
Bilmem.
Sen daha ne aradığını bilmiyorsun.
Sana küçük yer, büyük yer fark etmez ki.
Sevgiline mi aldın o hediyeyi?
Evet.
Sende pek sevgilisine Sevgililer Günü'nde hediye alacak tip yok ama.
Hadi sen aramaya devam et.
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Müzik)
Çok güzel oldu ya.
(Müzik - Hareketli)
Off.
Vay be Haydar.
Zevkli adamsın.
(Müzik)
Haydar.
Bu ülke için fazlasın be.
Allah seni utandırmasın.
Hadi bismillah.
(Müzik)
Ferdi, Kelebek'ten haber var mı?
Yok.
Aradım, açmadı.
(Ferdi iç ses) Birazdan çıkıyoruz biz.
(Telefon mesaj sesi)
(Kelebek dış ses) Tamam.
Aldım.
İyi, süper.
Ayakkabı.
Tamam. Niye tek taş almış gibi söylüyorsun ki?
Ya Su...
...bu Aslı beni yiyor herhalde ya.
Ne diye?
Bana bir şey hazırlamadı herhalde. Sen bir arayıp sorsan mı acaba ha?
Soramam Ateş, saçmalama ya.
Kız saklamış benden, ne diyeyim, Ateş söyledi mi diyeyim?
Haklısın vallahi sen de.
Ee, o zaman ben lokantaya gideyim de o bana sürpriz yapmadan...
...ben ona sürpriz yapayım. Hadi görüşürüz o zaman Su.
(Su) Görüşürüz.
Şuna bak, hediyesi elinde. Bir de ben sevmem 14 Şubat, bilmem ne.
Rezilsin Ateş, rezilsin.
(Telefon mesaj sesi)
(Alara dış ses) Kapıda bekliyorum.
(Ferdi iç ses) Çıkarız birazdan.
(Müzik)
(Dalga sesi)
(Restoran ortam sesi)
(Müzik)
İlk elimi tuttuğun sahil.
Unutmamışsın.
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak...
...demiş Turgut Uyar.
(Müzik)
(Cırcır böceği sesi)
(Köpek havlama sesi)
Aa, ne oldu kız, bu kıyafet ne?
Boyundan posundan utan.
Ne oldu Üzüm, ben ne yaptım sana?
Kıldığın namazdan, gazi babandan...
...Balkan’dan göç eden anandan utan.
Ya Üzüm'üm ne oldu, ne yaptım gene sana ya?
Yahu Katolik papazın yaş gününe...
...çağırmaya beni utanmıyor musun?
Papaz kim kız?
Off, sensin papaz, koynunda haç saklı senin.
Üzüm'üm bak, otelde her şey hazırlandı.
Sana hediyeyi de aldım.
Ya başında patlasın hediyen ha.
Beni, Üzüm'ü bilmez gibi gâvur adetine çağırmak ne demek ya?
Haddini bil gari.
Öyle deme Üzüm'üm.
Bize her dine saygılı olmayı öğretmediler mi?
Gâvur falan, bu sevdalılar günü.
Sevdanın gâvuru, yerlisi olur mu hiç?
Ya başlatma sevdandan ha, azıcık bil kendini, hem karşındakini.
Gelmeyecek misin yani?
Yahu hâlâ soruyor. Ölürüm de gelmem.
Ama her şey hazır otelde.
Haydar, gözün dönmüş senin ya.
Otel diyorsun, başka bir şey demiyorsun.
Ama... Ama ben sana aile dedim.
Sen de tamam dedin.
Ne oldu şimdi?
Aileyi edepsizlik mi belledin sen, ha?
Bu yaşında böyle bostandan ayrı kabak gibi kalmana şaşmamalı gari.
Seni sevdiğim için.
Ha, sevmek karşındakini kendine uydurmak mı gari?
Ha? Karşındaki neden kırılır...
...neden üzülür bilmek gerek.
Kusura kalma gari.
Üzüm.
Yok. Yok Üzüm falan.
Hadi gel.
Ya yıkıl git. Yıkıl git, bir daha da gelme.
Gelmem ha.
(Üzüm) Hadi.
Üzüm, inan ki gelmem.
(Müzik - Hüzünlü)
(Müzik - Hüzünlü)
(Yüzük düşme sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
Ya sen hani bana söz vermiştin ha?
O herif buradan gidecekti.
Böyle mi tutuyorsun sözünü?
Bak Bora, biz seninle bir anlaşma yaptık.
Ee, bunu benim arkamdan iş çevirmeden önce düşünecektin.
Arazi işiyle ilgili her şeyi gidip anlatmışsın adamlara.
Senin tahmininden daha fazla şey biliyorum Ergüven.
Ha, bir de bir şey söyleyeceğim.
Bir daha bu odaya böyle girersen...
...yeğenime babasıyla ilgili anlatacak çok acıklı bir hikâye bulurum.
Kapiş?
(Müzik)
(Kapı çarpma sesi)
Öküzsün, öküz öküz.
Öküz.
Bana yardım etmen lazım.
-Niye? -Bir yere sipariş var.
E, götür Ferdi.
Ya götürürüm de servis için de biri lazım dediler.
Sevgililer Günü akşamında yani?
E, yok başka işin.
Burası ne olacak?
Su, iyi baktın mı içeri, bir Allah'ın kulu var mı?
Sağ olsun Maestro da hiçbir şeye izin vermedi zaten.
Ya cama bir kırmızı kalp bile yapıştırtmadı ya.
Şimdi kendi kalbimi çıkarıp şey yapacağım cama ya.
(Su) Allah Allah!
Al.
(Müzik)
(Motor sesi)
(Araba motor sesi)
("Umut Ahmet - Sakın Gitme" çalıyor) "Sen bu şehre gelince"
Hediyeyi unuttum, hediyeyi unuttum.
Osman abi, kapatmamış ol, gözünü seveyim.
Osman abi, kapatmadın dükkânı değil mi abi?
Aynen, aynen abi, biliyorum. Almayı unuttum hediyeyi.
Abi, şöyle yapalım. Ben sana 15 dakika içinde birini göndereyim.
Sen ona ver hediyeyi ama dükkânı kapatma, tamam?
Ne bileyim, sağın solun belli olmuyor da. Tamam, tamam, gönderiyorum abi.
Tamam.
Off, Aslı.
Aslı, ulan Aslı var ya.
(Telefon zili sesi)
Alo.
-(Kelebek ses) Aslı, neredesin? -Çaktığın angaryadayım.
Aslı, canım ciğerim benim, ocağına düştüm.
Ya senin acilen Osman abinin yanına gitmen lazım. Su'ya aldığım hediyeyi unuttum.
O kadar uğraştım, biterim ya.
Burayı nasıl bırakayım? Olmaz Kelebek.
Ya Aslı, biterim biter. Ya Sevgililer Günü hediyesiz olur mu ya?
Ya o kadar uğraştım, yap bir kıyak, hadi.
Sen bana konum at.
(Kelebek ses) Aslansın sen var ya, sen var ya aslansın.
Hemen atıyorum konumu. Ya bak, Su gelse de eğer...
...sen kapıyı tıklat, ben senden alırım hediyeyi, tamam mı?
(Kelebek ses) Ya Aslı'm benim, aslan.
Ne oluyor?
Benim acil çıkmam lazım, burası sana emanet.
Ne demek bana emanet?
Faryalı abi gelirse Kelebek'i öldürür.
O gelmeden benim dönmem lazım. Zaten iki tane masa var Uzay, idare edersin.
Tamam mı? Bak, zaten sıcaklar hazır, onları servis et.
Bardaklar da boşaldığı zaman doldurursun.
Ya ben bu âşıklarla yalnız kalamam. Hayır, olmaz. Kabul etmiyorum.
Bir şey olmaz.
Aslı, 14 Şubat âşıkları bunlar. Bak, benim yaram var, travmam var.
Beni vampir gibi düşün, bunları gün ışığı, sarımsak, öyle düşün. Lütfen.
Uzay, lütfen, lütfen.
(Müzik)
(Motor sesi)
Aslı!
Aslı!
Ne işin var ulan senin burada?
Oteldeydim, Aslı rica etti, geldim.
Nereye gitti o?
Bilmem.
-(Su) Burası mı? -(Ferdi) Burası.
Vay, vay, vay!
Okazyona bak.
Sen görürsün 14 Şubat'ı Ateş.
(Ferdi) Sen çal kapıyı da ben şu kaskları koyayım.
(Su) Tamam.
(Ferdi) Pizzaları getireyim.
(Motor sesi)
(Su) Ferdi?
(Su) Ferdi!
(Su) Ferdi!
Allah kahretsin.
(Nefes sesi)
(Müzik)
(Telefon mesaj sesi)
(Alara dış ses) Bu konuma gel ve bana tercih ettiğin insanların hep birlikte...
...seni nasıl kandırdığını gör.
Ne oluyor ulan?
Bir şey mi oldu?
-Senin araban burada mı? -Burada.
Anahtarları versene.
Ya sevmiyorum ben öyle ya.
Uzay.
Al.
(Müzik)
(Kapı gıcırtısı sesi)
Kimse yok mu?
(Müzik)
Ben varım, olur mu?
Kelebek.
Sevgililer Günün kutlu olsun.
Sen ya.
(Su) Sen.
(Müzik)
(Kedi miyavlama sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Ağlama sesi)
(Telefon zili sesi)
Efendim.
Efendim Lal kızım.
Geçiyor musunuz Haydar Efe otele? Pastalar bile hazır.
(Haydar ses) Gelemiyorum kızım.
(Haydar ses) Gelemiyoruz.
Sana da karşı çok mahcup oldum ha.
Utancımdan ne söyleyeceğim bilemiyorum.
Ne oldu, olur mu öyle şey?
Oldu be.
Olmayacak şey oldu.
O da geldi bizi buldu.
Çok üzüldüm, o kadar da hazırlanmıştınız.
Ne yapalım.
Aile değilmişiz ki kızım.
Yalana kandı Haydar Efe.
Arkadaşınız mı bir şey dedi?
Yok yok, arkadaşım değilmiş.
Komşum da değilmiş.
Hele sevdalım...
...hiç değilmiş.
Ya ne olur üzmeyin kendinizi.
Bakın, ben sizi çok sevdim.
Başımızın üstünde yeriniz var, her zaman.
İstiyor musunuz yani beni?
İstemez miyiz hiç?
O zaman beni isteyeni...
...istemeyenler için...
...kırmanın anlamı yok.
Rahmetli babam...
...kötüye kötü olacaksın...
...iyiye de iyi olacaksın derdi hep.
(Burun çekme sesi)
Ya, Lal kızım.
Neredesiniz siz?
Ne oldu, niye Haydar Efe?
(Haydar ağlama sesi)
Ne olur ya...
...bir araba yolla da aldır beni be kızım.
(Müzik)
Kapının önünde ters düz etti beni.
(Müzik - Duygusal)
Fava alacak mısın?
Alayım biraz daha.
Çok korkuyorum çocuklardan.
(Faryalı) Korkma.
Korkma.
Konuşacağız onlarla da.
Düşünme şimdi bunları.
Azıcık kendimize bakalım.
Olmuyor ki.
Bir böyle...
...deminki gibi mutluluktan ayaklarım yerden kesiliyor.
Şimdiki gibi...
...ne yapacağım deyiveriyorum kendi kendime.
Ne yapacaksın? Bir şey yapmayacaksın.
İyi olacak her şey.
Kelebek'e söyledin mi?
Niye?
Ne bileyim, siz böyle arkadaş gibisiniz ya.
Tabii şeyi bilemedim, söyler misin söylemez misin?
Söylerim.
Söylemez miyim?
(Faryalı) Zamanı gelince söyleyeceğim.
Bizimle büyüdü çocukcağız.
Vereceğim ona da müjdeyi.
Nasıl oldu bütün bunlar?
(Müzik)
Güzel oldu.
Olmadı mı güzel?
Çok güzel oldu.
(Müzik)
Ahh, geliyor.
Efeciğim bak, Muzo'nun kavurması ilaç gibidir ha, her derde deva.
Boşa kandırma adamı be oğlum.
Aşk acısına yaramaz baba.
Dürüstsün ha.
(Haydar) O bere ne kafandaki?
O yatakta bile çıkarmaz onu.
(Gülme sesi)
Ee, Efeciğim, kadın milleti böyle işte.
Artık seninle ortak bir noktamız var.
14 Şubat ikimiz için de yas günü.
O kadar da hazırlık yaptım biliyor musun?
Ütü yaparken üç parmağımı yaktım.
Ama öyle laflar etti ki...
...ütünün acısını unutturdu.
Bırakacaksın buruşuk kalsın.
Efeciğim, bu kadınlar buruşuktan anlar değil mi?
Öyle vallahi.
Kadın milletine değmez Haydar Efe, boş ver.
E, yemiyorsun.
Yok, yemeyeyim.
Ben şu evrakı imzalayayım.
Emin misin? Sonra üzülme.
Biliyor musun, o kadın senelerce beni toprak gibi ezdi ha.
Onun toprağını mı düşüneceğim?
Alın siz. Ne yaparsanız yapın.
(Müzik)
(Müzik)
Ben kalkayım artık.
E, bırakalım Haydar Efe.
Yok be kızım.
Biraz yürüyeyim.
Bak.
Oradaki çay bahçesi sana emanet ha. Ekmekleriyle oynamayın.
Hadi.
Hesabına 500 daha yazdım.
Geçen kimi gördüm biliyor musun?
Bizim Osman yok mu, gâvur Osman.
Pınar'ın abisi?
Gâvur Osman.
Selamı var sana Pınar'ın.
Oturduk, annesi keşkek yapmış.
Güzel yapardı keşkeği.
Aleykümselam.
(Yıldız) Ahh.
Bu kadardı işte hayat.
Aslında biz çocukken gelmiştik buraya.
Buraya değil, şuraya.
Tabii canım, buraya gelemezdik.
Para yoktu da işte kıyısında.
O zaman keşkek de vardı, Pınar da vardı...
...sen de vardın.
Ben de vardım.
Hayat aslında istediğimiz her şeyi vermiş o zaman.
Biz bilememişiz.
Yine varlar canım.
(Faryalı) Oradalar, bir yere gitmediler.
İşte bir yerden çıkıyorsun.
Bir tur atıyorsun, sonra başladığın yere geri dönüveriyorsun.
O zaman anlıyorsun kıymetini.
(Müzik)
(Müzik)
Bu ne Faryalı?
Aç, bak.
(Müzik)
(Restoran ortam sesi)
Beğendin mi?
Çok güzel.
Şu benim emaneti de geri ver artık.
Ne emaneti?
Yıldızımı yıldızımı.
Ver kızım yıldızımı.
(Müzik)
-Ver. -(Yıldız) I ıh.
(Faryalı) Ver.
(Faryalı) Gel buraya.
Gel buraya, gir koynuma.
(Müzik)
(Ateş yanma sesi)
(Müzik)
Dünyada olmak istediğim tek yerdeyim.
Ben de.
O kadar biliyordum ki benim için bir şey yapacağını.
Hiç de bile, öküz olduğuma emindin.
Deme öyle.
(Su) Ama çok acayip birisin.
Hem biliyorum ne zaman ne yapacağını...
...hem de hiç bilmiyorum ne zaman ne yapacağını.
Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun.
Sadece beni değil ki.
Beni ilgilendiren her şeyi seviyorsun.
Fazlası da var ama korkuyorum.
Niye?
Ne bileyim, öyle her şey mükemmel gidince sanki bir şey olacakmış gibi geliyor.
Cık. Olmaz bir şey.
Ben varım.
Hadi, acıkmışsındır.
Çok güzel gözüküyor.
(Motor sesi)
(Müzik - Gerilim)
Hadi kardeşim, bir sufle istedik.
Sufle olmadan olmuyor değil mi romantizminiz?
Çikolata olmadan aşk olmuyor.
Nedir bu gerilim, anlamıyorum ki Aytaç.
-Aa, Beyto. -(Beyto) Uzay Bey.
Beyto.
Buyurun.
Sağ ol kardeşim.
Al.
Suflen. Sana sufle mi pişireceğiz bir de burada?
Bak, odun ateşinden, odun.
Odunun da kendisi getirdi.
Şişt Beyto, nasılsın kardeşim? Gel oturalım.
Yok, teşekkürler Uzay Bey. Sağ olun.
Ben kaçayım. Yengeniz bekler.
Vay be!
Vay arkadaş be, sen de mi Beyto ya?
Taşı bile yosun sarıyor işte.
Hesabı alabilir miyim?
Arkadaşlar.
Ben hepinizin hesabını ödüyorum.
On beş dakika içinde kalkın buradan.
Daha fazla aşka tahammülüm yok.
Yalnız fatura da istiyorum.
Hesabı ben ödüyorum, ne faturası?
Biz sinemaya gittiğimizde bile biletleri biriktiriyoruz.
Bu gecenin anısı olarak da faturayı saklayacağız.
Biz muhasebeciyiz de.
Tamam. Tamam, getireceğim faturanızı. Tamam.
Lütfen, kaşeyi de unutmayın.
Rahmetli anam benim adımı Uzay koymuş.
Ben burada kaşe peşindeyim.
Uzay ya, Uzay.
Şu karizmaya bak.
Astronomik kaşeye dizide oynayacak adamım...
...ben burada kaşe peşindeyim arkadaşım ya.
Yazık be. Yazık.
Ve Hayri'nin ekleri.
("Umut Ahmet - Sakın Gitme" çalıyor) "Sakın gitme"
"Sakın gitme"
"Sakın gitme"
Sana bir şey soracağım ama biraz tuhaf olacak.
Ne?
Adın ne?
Ya Su, gel iki dakika.
Ya dur. Madem ben bu gece burada kalacağım.
Adını bilmediğim biriyle kalamam değil mi?
(Kelebek) İyi.
Bitirdin bütün romantizmi.
Vallahi hiçbir şey umurumda değil.
Adın ne?
Papyonla da komik olacak.
Hüsnü.
Ne?
Hüsnü.
Hüsnü.
-Hüsnü? -Hı hı.
(Müzik)
(Motor sesi)
(Müzik)
Kelebek.
Kelebek.
Kelebek.
Gel Aslı'm, gel.
Ohh.
Ne gülüyorsunuz ya?
Yok bir şey.
Sen nereden çıktın?
Senin hediyeni unutmuş da onu getirdim.
-Sen hediye de mi aldın bana? -(Kelebek) Hı hı.
(Su) Hüsnü.
Teşekkür ederim.
-(Aslı) İyi geceler. -Görüşürüz.
Ateş!
(Müzik - Gerilim)
Sizin kaşenize de size de...
Nelerle uğraşıyoruz.
(Müzik)
(Müzik)
Aslı'nın annesi.
Faryalı.
(Müzik)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Ece Naz Batmaz / Çağıl Doğan / Feride Tezcan / Nuray Ünal
İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat
Son Kontroller: Fulya Akbaba / Beliz Coşar / Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.