Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
İbn Suud, Vahabi İslam savaşçılarının yardımıyla
Arap Yarımadası'nın çoğunu
ele geçirdikten sonra Suudi Arabistan Krallığı'nı kurar.
Ateşli Batı düşmanı Vahabiler, Batı'nın tehdidi altında olmayan
kusursuz İslam zamanına geri dönmek istediler.
Şans eseri petrol bulduk.
AMERİKAN HEYETİ PETROL KEŞFETTİ
Su arıyorduk.
Krallıktaki yabancı varlığının eleştirilmesine rağmen
Kral, karlı petrol üretimini onaylıyor.
ARAP AMERİKAN PETROL ŞİRKETİ
Sonuç ise ilk Suudi Arabistan ve ABD birliği.
İş gücünü barındırmak için Batı tarzı siteler inşa edildi.
Duvarların dışındaki katı İslami kurallar içeride uygulanmaz.
Batı ve Doğu bir araya geldi,
Başkan Roosevelt ve Arabistan Kralı İbn Suud…
KORUNMA İÇİN PETROL
Bizi korumaları olarak gördüklerinden Amerika'yı krallıkta istiyorlar.
Seçkin Suudiler adı çıkmış büyük para tüketicileriydi
ve muhafazakârlar arasında saygınlık kaybettiler.
Arap-İsrail Savaşı'nda ABD, İsrail'i destekleyince
Vahabiler, Suudilere petrol üretmemesi için baskı yaptı.
1973 - PETROL AMBARGOSU
Petrolü kontrol edenler Batı'yı esir tutuyor.
BENZİN YOK
Fiyatlar dörde katlandı.
Petrol, Amerikan ulusal güvenlik önceliğiydi.
Petrol tüketicileri ve üreticileri arasında…
1974 - AMBARGO SONA ERDİ
…ambargo, dengeyi değiştirdi.
IRAK KUVEYT'İ İŞGAL ETTİ
Irak ordusu Kuveyt sınırlarına yürüdü.
Suudi uyruklu Usame bin Ladin, Kraliyet ailesine hizmet etmeyi
-önerdi. -Iraklı işgalcileri
defetmek için ordusunu Afganistan'dan getirebileceğini söyledi.
Fakat Suudilere daha iyi bir öneri getirildi.
Birleşik Devletler'den yarım milyon asker.
Teklifi reddedilen Usame cami ve sokaklara dökülüp
ABD, Kraliyet ailesi ve lanetli ittifakı protesto etti.
Bin, Suudi Kraliyet ailesini eleştirdi.
TERÖRİST SALDIRILARI ARTIYOR
RİYAD. NAİROBİ.
90'ların başından beri bin Ladin'i takip ediyorduk.
Onu vatandaşlıktan çıkardık.
2000 YILINDA
SUUDİ ARABİSTAN DÜNYANIN BİR NUMARALI PETROL ÜRETİCİSİ OLDU
BİRLEŞİK DEVLETLER DÜNYANIN BİR NUMARALI PETROL TÜKETİCİSİ OLDU
19 hava korsanından 15'inin Suudi olduğunun
kesinleşmesi tam bir faciaydı.
SUUDİ KRALLIĞI HEMEN KINADI
Bin Ladin, Suudi Arabistan'ı Amerikanların gözünde
düşmana dönüştürdü.
-Bu saldırının faillerinin… -Yakalanmasını biz de istiyoruz.
Müslüman olduklarını söylemeye nasıl cüret ederler?
Gelenek ve modernliğin şiddetle çarpıştığı bir devlet bu.
Bombalamanın arkasında El-Kaide vardı.
FBI'dan bir ekip, Suudi Arabistan'da saldırıyı araştırmaya hazırlanıyor.
AMERİKALILAR SALDIRIYA UĞRADIĞINDA FBI İLGİLENİR
Saldırılar, krallık içindeki ABD yanlısı kraliyet ailesiyle,
radikal Vahabi militanlar arasındaki ciddi bölünmeyi
gözler önüne serdi.
Evet, hadi!
-Başlıyoruz. -Bastır!
-Buyur dostum. -Sağ ol.
Evet!
Çocuklar, geri çekilin!
Buna mı bakıyorsun?
-Sakin. -Attı!
Pes edin!
Hadi. Kımıldayın!
İsabet ettirmeliyiz! Hadi!
Buyurun bakalım. İsabet yok.
-İsabet yok. -Hadi. En kötüsünü yap.
AL RAHMAH SİTESİ RİYAD, SUUDİ ARABİSTAN
Bugün nasılsın, Çavuş?
Güneş parlıyor. Rüzgâr esiyor. Nasıl kötü olabilirim?
Neredesin?
Hazır mısın?
Telefonu kapat. Şu an hazır değillerse söyleyeceklerin bunu değiştirmez.
CLARK GRIFFITH İLKOKULU
Bu kaykayı bana büyükannem Ruth verdi.
Bu da balığım Jaws. Gerçekten harika bir balıktır.
Bu babamın hayatının en mutlu olduğunu söylediği gün.
Bize o günden bahseder misiniz Bay Fleury?
-Olur. Hikâyeyi duymak mı istiyorsunuz? -Evet!
O günü bilmek mi istiyorsunuz? Anlatayım.
4 Aralık'tı. Tüm gün ve gecenin çoğunda hastanedeydik.
Bu küçük adamı bekliyorduk.
Birden doktorlar geldi ve "Doğmuyor." dediler.
"Onu almalıyız."
Arama ekibi gibi. Sonra…
Devam edeyim mi?
Devam edin.
Böylece küçücük bir bıçak aldılar
ve karımın göbek deliğinin altını kesip açtılar.
Sonra ellerini karnına kadar soktular ve elleri kayboldu.
İçini kurcalıyordu, bir şeyler arıyordu.
Sonra çekmeye başladı. Çekiştirdi.
Tam çekerken birdenbire durdu!
Sonra "Bay Fleury, hayatınızın sarsılmasına
hazır mısınız?" dedi.
Ben de, "Galiba" dedim.
Sonra çekti ve bir kafa çıktı.
Ona şöyle dedim, "Kevin!" Bana baktı
-ve şöyle dedi. -Baba!
"Baba" dedi, evet!
-Ve o gün… Hayatımın en mutlu günüydü. -Tekrar söyle.
Maçı izle. İyi bir maç.
Bunlar kim?
Bu silah sesi de ne?
Nereden geldi?
"Sahaya bakmaya devam et." dedim sana.
Onları kaybettik.
Roddy!
Arabadan in! Arabadan in!
Yere yat!
Utan.
Panik yapmayın. Her şey yolunda.
Beni izleyin lütfen. Gelin. Beni izleyin. Benimle gelin.
Allah'tan başka ilah yoktur.
Allahu Ekber.
Allahu Ekber.
-Fran? -Olanları duydun mu?
Dur… Yavaş. Kevin'ın okulundayım. Neler oluyor?
Riyad. Burada çok ceset var, Ronnie.
HUKUK ATAŞESİ FBI
Dur. Çıkıyorum. Duyamadım. Nerede?
Al Rahmah Batı Konut Sitesi.
Petrol şirketi çalışanları. Pikniğe saldırmışlar.
-Nasıl? -Güpegündüz.
Bir softbol maçını havaya uçurmuşlar. Yani çocukları ve her şeyi.
-Anladın mı? -Ne zaman?
Bir saat önce. Uzaklaştırın onları!
Bir saat önce. Bir bombacı. Dikkat dağıtmak için bir ateş ekibi.
Şurası! Aman Tanrım.
-Fran, sen iyi misin? -Onları diğer tarafa götürün!
İyiyim. Dinle beni, Ronnie. Hemen buraya gel. Anladın mı?
Buraya gelmelisin.
-Hayır cevabını kabul etmiyorum. -Anladım.
-Hayır, demezler. -İyi.
Tamam.
Bak, babanın işe gitmesi gerek. Tamam mı?
-Seramik yapacağız. -Ne, seramik mi?
Bunu döndüğümde yapsak?
-Kimdi o? -Fran amcaydı.
-Fran amca mı? Ne olmuş? -Bazı kötü şeyler.
-Dışarıda bir sürü kötü adam mı var? -Evet. Sen onlardan biri değilsin.
BÖLGESEL GÜVENLİK SUBAYI DIŞİŞLERİ
Rex?
Şapkan bu kadar küçükken kaç yaşındaydın?
Hadi dostum. Kalk. Yapacak işlerimiz var.
Bu çevreyi boşaltmalıyız. Biz…
-Ben… -Kanıtları korumalıyız.
Jack ve Steve'i diğer tarafa yolla.
İlk saldırıdaki intihar bombacısı ve silahlı adamlar
ilk müdahale edenleri yem olarak…
FBI - WASHINGTON BÖLGE BÜROSU
…kullanmak amacıyla yapıldı.
Şiddetli bir ikinci patlama…
100'den fazla ölü, 200'den fazla yaralı var.
ACİL KONUŞLAMA EKİBİ BRİFİNGİ
Hedef softbol maçıydı.
Katiller polis üniformaları giyiyordu. Özel…
Özel Ajan Fran Manner öldü.
Grant? Bombaların büyüklüğü nedir?
BOMBA UZMANI
Kraterlere bakılırsa güçlü bir patlayıcı gibi görünüyor, askerî bir tür olabilir.
10, 15 kg PETN. Ellerinde var.
Semtex veya C-4, bulabildilerse.
Şuradakini Tanrı bilir.
Bombanın açtığı çukur, uçaktan atılan 250 kg'lık bir bomba gibi duruyor.
Efendim. Cevabını zaten biliyorum…
İSTİHBARAT ANALİSTİ
-…ama oraya gidebilir miyiz? -Biliyorsan
-neden soruyorsun? -Sorayım dedim.
Bu tür bir planlama ve uygulamayı
-hiç gördük mü? -Hayır.
Bunlar Humvee'lerin geçişini bekleyen ayarlı bombalar değil.
Bu saldırılar koordineli. Planlama, zamanlama, güpegündüz,
-kesinlikle çok haince. -Pisboğazlar.
Daha önce üniforma kullandılar mı?
Hayır, bildiğimiz kadarıyla bu ilk.
Artık Suudi üniformalarına da mı erişebiliyorlar?
Aman Tanrım.
Üstlenen oldu mu? İnternette bir şey gören?
Bir şey duymadım. Tom?
-Henüz bir şey yok. -Suudiler Suudilere karşı olabilir mi?
Olabilir. Eğer öyleyse, muhtemelen Ebu Hamza'nın işidir.
Usame hayranı. Irak'ta, Afganistan'da yaşamış.
Umutsuz bir vakayı kurcalamak istemem
ama Suudi Arabistan'a gitme vaktimiz gelmedi mi?
İmkânsız. Asla izin vermezler Adam.
Yine de bir soralım.
Suudi Kraliyet ailesi kontrolü vermez.
ADLİ TIP MÜFETTİŞİ
Ülke kontrolünü yitirirlerse halkın ve petrolün kontrolünü yitirebilirler.
Ve bu olamaz.
Dışişleri Bakanlığı.
"Krallık'ta daha çok Amerikan varlığının
pervasız bir risk olduğu konusunda Suudilerle hemfikiriz."
-Yapma, risk mi? -Evet.
-Bu pervasız bir risk değil mi? -Canı cehenneme.
Sabırlı olun. İzin alırım.
Valizleriniz hazır, telefonlarınız açık olsun.
Bazılarınız aranacak.
GENEL GÜVENLİK BİNASI RİYAD, SUUDİ ARABİSTAN
GENERAL EL ABDÜLMELİK SUUDİ ARABİSTAN ULUSAL MUHAFIZLARI
ALBAY FARIS EL GAZİ - SUUDİ DEVLET POLİSİ
Çavuş Haytham.
Yalan yok.
Senin ne alakan var?
Sorumlu gördüklerimi öldürmek.
Kimse sorgulanamasın diye mi?
Anlamadım.
Suweidi'de doğdun, büyüdün.
Bu bir suç değil.
Ebu Hamza'yı tanıyor musun?
Tanımıyorum.
Kardeşin Amerikalılarla savaşırken öldü. Doğru mu, değil mi?
Ben, kardeşim değilim.
Kardeşin Amerikalılarla savaşırken öldü.
Ben, kardeşim değilim.
Soruyu yanıtladı.
Sana verilenlerden
altı tane fazla üniforma bulduk.
Bu bir suç, özellikle saldırganların üniformalarımızı giydiği düşünülürse.
Terliyorum.
Daha fazlası lazım, vardiyada değiştiriyorum.
Gömleklerime bakın.
Bakın.
Terinle ilgilenmiyorum.
Sorgulama bitti.
Çavuş Haytham,
ülkeni korumak için
aracını kullanırken yaralandın.
Anlıyor musun?
Albay El Gazi,
departmanınızda sorunlarınız var gibi görünüyor.
Hepimizin sorunları var gibi görünüyor.
ADALET BAKANLIĞI
Herkes korktu. Kimse gitmiyor. Sen ve ekibin bir yere gitmiyor.
Bu toplantı laf olsun diye, Ronnie.
Adalet Bakanı Young talepleri ele alıyor, protokole göre temyiz istemi geldi.
FBI BAŞKANI
Beyan edeceğiz ama çok şey bekleme.
Haberleri duyunca Suudi Büyükelçiliğinde Prens Thamer'le buluştum.
YAKIN DOĞU BÜROSU YARDIMCI SEKRETERİ
Konuştuktan sonra
yeni Amerikalı personel göndermemeyi önerdim
çünkü bu bombaların dinî gerekçelerinin çoğu
mevcut Amerikalı personel.
ADALET BAKANI
Suudi topraklarına yeni asker yollamak
durumu alevlendirebilir.
Benim düşüncem şöyle. Suudiler FBI'dan yardım istemedi. Aksine.
ULUSAL GÜVENLİK DANIŞMAN YARDIMCISI
Bu, Orta Doğu'daki sayılı müttefiklerimizden biriyle
kötüye giden bir durumu daha karmaşık bir hâle getirir.
Kesinlikle doğru.
Kayıtlara geçmesini istiyoruz.
FBI, Riyad'a Kanıt Müdahale Timi göndermek istiyor.
O ülkedeki timiniz, tam da bu becerikli teröristlerin
istediği türden bir hedef değil mi?
Biriniz için on adamlarını feda ederler.
Bize zarar verebilir diye suçluların peşinden gitmemek
FBI politikası değildir. Yenilgiyi kabul etmemeye çalışıyoruz.
-Çalışıyoruz. -Başka şekilde ifade edeyim.
El-Kaide bu savaşın ilk safhasını kaybetti ve bunu biliyorlar.
Yeni bir safha başladı. "Batılı veya ılımlı bir Arap'sanız
ve bize katılmazsanız çok yetenekli katilleri salarız."
Ebu Hamza gibiler. Bu komutanlar planlayan, organize eden,
beyin yıkamayı öğreten, aşırı şiddeti telkin eden kişiler.
Savaştığımız kişiler.
Dikkate alındı.
Başka bir şey var mı?
Kamuoyu açısından,
durumu FBI ajanlarının gözünden görelim. Anlaşıldı mı?
Efendim, FBI ajanlarının gözünden nasıl bakılacak?
Anlamadım?
Dedim ki bu durumun bizim gözümüzle nasıl göründüğünü
düşünüyorsunuz?
Bir tür intikam. Sizden biri öldürüldüğünde,
ajanlar analitik becerilerini kaybediyorlar.
-Bir nevi… -36 saat.
36 saat içinde olmazsa bu işi unutabiliriz.
Ajan Fleury, Ajan Mayes.
Tutkunuzu takdir ediyorum. Şevkli. FBI'ı yönetiyor olsaydınız
Patton'ın Üçüncü Ordusu'na döndürürdünüz. Fena fikir değil. Bilmiyorum.
Babam Suudi Arabistan'da helikopter pilotuydu.
Öyle mi? Nerede otururdu? Burada mı,
-şurada mı? -Hayır. Genelde burada otururdu.
-Bir sır vereyim mi? -Ne?
Babam Suudi Arabistan'da öldü.
Evet. Baban Suudi Arabistan'da öldü.
-Arkadaşımdı, biliyor musun? -Evet.
-Yani artık benim arkadaşım sensin. -Evet.
Arkadaş olduğumuza göre helikopter uçurmayı öğrenince
-beni uçmaya götürür müsün? -Evet.
Güzel. Kalkışta nasıl bir ses çıkartır?
Evet.
Peki ya…
Evet, böyle. Değil mi?
Yaklaştığı zaman öyle.
Bana bak Haytham.
Bana bak Haytham.
Bugün hayat kurtardın.
Bundan kuşkum yok.
Ülkemi seviyorum.
Biliyorum.
Hayatımda asla
ülkeme ihanet etmeyi düşünmedim.
İnan bana, biliyorum.
Bu yüzden tüm enerjini,
öfkeni, hayal kırıklığını,
o suçluları adalet önüne çıkarmak için kullanmanı istiyorum.
Kraliyet'e makalende yarın nasıl saldıracaksın?
Balyozla saldıracağım.
Bombalı saldırılar yüzünden mi yoksa başka mesele mi?
Başka ne var?
El Haremeyn'i soruşturduğumuzdan haberdarsın, biliyorum.
Kraliyet ailesinin bir şeylerin patlamasına yol açan bağışları.
Evet. Burası dolu.
Bir ricam olacak.
Ricayla işim olmaz, Ronnie.
Dinle, Elaine. Bu iş patladığında
-önce sana anlatırım. -Dinliyorum.
Elçilikten Thamer'i ara. FBI'ın, bir Boston şirketinden yapılan
bağışlarla ilgili önemli Suudileri suçlamak üzere
olduğunu söyle. Birçok Suudi hesabını donduracağız
ve pek çok kişiyi rezil edeceğiz.
Soruşturmayı benim yürüttüğümü,
nazik biri olmadığımı söyle.
-Doğru da. -Onunla bu gece 15 dakika konuşmalıyım.
-Bu gece mi? -Hadi. Özel.
Özel haberleri sevdiğini biliyorum.
Elimden geleni yaparım.
Ekselansları. Özel Ajan Ronald Fleury.
Arabada konuşabilir miyiz?
SUUDİ ARABİSTAN BÜYÜKELÇİSİ
-İçeride bizi tanıyan çok insan var. -Tamam.
Bunu olabildiğince gizli tutmak istiyorum.
Yoğun olduğunuzu biliyorum. İçerisi çok kalabalık.
-Şuraya çekip konuşsak? -Şuraya çek.
Post'tan bir muhabirle ilginç bir sohbet ettim.
Çok abartıyor. Ben kendimi dost olarak görüyorum.
Suudi Arabistan'ın bir dostu. Sadece iş birliğine ihtiyacım var. O kadar.
-Ne gibi? -Yarın Prens Sultan Havalimanına
-iniş izni. -Bir aydan önce olmaz.
Bir ay. Bu iki yoldan biriyle gerçekleşebilir.
FBI'ın elinde Kraliyet ailesinin eşlerinin Boston dışında
Arap-Amerikan kültür merkezlerine on milyon dolar
bağışladığına dair kanıt var. O para, yanı başında
eğitim kampları olan Cakarta camilerine gitti.
Küçük çocukların dibinde silahlı çocuk olmayanlar ile
oynadığını görmek tuhaf. Ne dersiniz?
-Kanıtınız yok. -Nereden biliyorsunuz?
Büyük bir haber olur.
Sadece metropol gazetelerinde çıkmaz. Terrell Tribune gibi
taşra gazetelerinde de yer bulur. Hiç Teksas, Terrell'a gittiniz mi?
Chili'si güzeldir.
-Ne demeye çalışıyorsunuz? -İzni hemen istiyorum.
-"Hemen"i tanımlayın. -Tam şu an ulan.
ANDREWS HAVA KUVVETLERİ ÜSSÜ - MARYLAND
Fran Manner onun nesi?
Ona ateş etmeyi öğretti. O da onu karısıyla tanıştırdı.
Adam da onu FBI'a aldırdı. Mezuniyetini IHOP'ta kutladılar,
ta ki şehirli biri Janet'e pek hoş olmayan bir şey söyleyene kadar.
Herif, Fran'in çakırkeyif olduğunu görmedi
fakat Fran'in çenesini parçalayan aparkatını hissetti.
-Bunun için kovulmadı mı? -Hayır. Fleury halletti.
Riyad'daki görev, Fleury'nin Fran'in
kariyerini kurtarmak içindi.
Teşekkürler. Janet, Fleury bu sabah sana ne fısıldadı?
Grant'in yaşı sorun.
-Merhaba. -Merhaba efendim.
-Gönüllü olduğun için sağ ol. -Olmadım.
-Yine de sağ ol. -Riyad'a mı gidiyoruz?
-Evet. -Dışişleri onayladı mı?
-Hayır. -Beyaz Saray?
Hayır.
-Güvenlik götürüyor muyuz? -Hayır.
Bu çok berbat olacak.
-Pekâlâ. Bu çok tartışmalı. -Doğuran köpek. "Enik."
-E, N, İ, K. Enik mi? -Evet.
-Doğuran kancık. Enik. Sonraki kelime. -Doğuran bir köpek.
Aynen.
-Bunu biliyor muydun? -Evet.
O yüzden oynadım.
Vuruş ve çığlık olmadığından emin misin? Encik veya enik?
Evet.
Elimde bir şey yok, merak etme.
Dört kişi beş günde orada ne yapabiliriz ki?
Resmen gitmemizi talep etmedin mi bu sabah?
"Ben" demedim, "FBI" dedim.
-Hadi. -Buldum.
İşte.
Yanlış alarm.
-Orası nasıl? -Biraz Mars gibi.
-Mars mı? -Evet.
Uygun giysiler almamışım.
Orada olduğumuz sürece bana kötü kötü bakacaklar.
Güney Virginia gibi.
Bizimkilere çok yüklenme.
PRENS AHMET BİN HALİT'İN SARAYI RİYAD, SUUDİ ARABİSTAN
Bu akşam dört FBI ajanının
Prens Sultan Hava Üssüne inişine izin verilecek.
Ulusal Muhafızlar Soruşturma şefi General Abdülmelik,
bu suçu çözmekle görevlendirildi.
Ekselansları.
General Abdülmelik'i tanıyorum.
Adamlarımdan birini
sorgulamasına katılmıştım.
General'in soruşturma deneyimi yok.
Saldırganlar polis üniforması giymişti.
Sizin üniformalarınızı.
Adamlarınızın bazıları bu hücreyle bağlantılıydı belki.
Belki hâlâ öyleler.
El Gazi,
bir görevin olduğu için kendini şanslı say.
Amerikalılar beş gün misafirimiz.
Onlara çok iyi bak
ve geldikleri gibi sağ salim dönsünler.
Emredersiniz Ekselansları.
Gidebilirsin.
Oranda bir canavar var sanki Fleury.
Ne? İyi değil miyim sence?
Bence şu anda kafan yerinde değil.
Bak. Gitmek istiyor musun?
Tamam. Seni desteklerim. Ama kendini kontrol etmelisin.
Kontrollüyüm.
Tamam. Ben de onu kontrol ediyorum.
Gardırobumda Fran'den 15 kravatım var.
-Her Noel bana kravat verirdi. -Tanrım.
-Fran kravat mı yollardı? Bana da. -Kravat, evet.
-12 ya da 13 tane var. -Gördüğüm en çirkin…
-Hey, güzel kravatlar. -Ne?
Çok renkli. O kravatlarla balığa gidiyorum.
Seni bir ara alışverişe götüreyim. Tarz göstereyim.
-Bana tarz mı öğreteceksin? -L.L. Bean giymelisin.
Araba akünü ve gömleklerini aynı yerden alıyorsundur.
Çok iyi.
El Rahmah Sitesi Operasyonu
kutlu bir müdahale
ve büyük bir cihattı.
Bu daha başlangıç.
İnşallah tüm kâfirleri
Müslüman topraklarından atacağız.
Allah sizi korusun evlatlarım.
Allah bize zafer verecek.
Allahu Ekber.
-Allahu Ekber. -Allahu Ekber.
Allah hepinize huzur versin. Allahu Ekber.
PRENS SULTAN HAVA ÜSSÜ EL HARC, SUUDİ ARABİSTAN
Selam.
-Albay El Gazi. -Özel Ajan Ronald Fleury.
Özel Ajanlar Mayes, Sykes ve Leavitt.
-Yelekleriniz var mı? -Efendim?
-Yelekler. Kurşun durdurmak için? -Kurşun geçirmez yelek.
Evet, getirdik. İyiyiz, teşekkürler.
Güzel. Pasaportlarınızı ve silahlarınızı alacağım.
Sykes.
Ne?
Lanet olsun.
Pasaportta İsrail damgası var.
İsrail damgası var, sorun mu?
İsrail damgası mı?
Üç kez İsrail'e gittim. Büyükannem orada yaşıyor. Sorun olur mu?
Bizi ilgilendirmez.
Sorun değil.
Kaybınız için üzgünüm. Ölen iki arkadaşınız için.
Lütfen, ikinci araca.
230'la gidiyoruz. Sakinleşmek için nefes egzersizi mi yapıyorsun?
-Yoga mı? -Bir sorunun mu var?
iPod'u al.
Keşke senin kadar sakin olabilsem.
-Ben sevdim. -Biri bizi izliyorsa
ortaya çıkar. Standart operasyon hızı.
-Şoföre midemin bulandığını söyle. -Susmalısın.
-Hiç ABD'ye gittiniz mi Albay? -Evet. Bir kez gittim.
Dört gün Quantico'da kaldım.
Michael Jordan'ı, Washington Wizards'ta oynarken gördüm.
Albay. Olay yerinde portatif ışık var mı?
-Portatif ışık mı? -Gece çalışmamız için.
Önümüzü görürüz.
Portatif ışığımız var ama gece çalışamazsınız.
Niye? Yedi günümüz var. Zamanla yarışıyoruz.
Beş gününüz var bayım ve gece güvende değilsiniz.
Gündüz güvende miyiz?
Üniformalı bombacılar asker kardeşler miydi?
Bilmiyorum.
Şoför, bir yere mi geç kaldık?
Ebu Hamza.
Saldırılardan o mu sorumlu?
-Bilmiyorum. -Patlamanın sorumlularını bilmiyorsun.
Üniformalı subay var mıydı bilmiyorsun.
Dinleyin Bay Özel Ajan Fleury.
47 adamım yüzlerce parçaya ayrıldı.
Onları toplamak aylar sürer. Ülkede 80.000 subay var.
Binlerce insan sahte kimlik düzenleyebilir.
Özür dilerim. Kesin bir yanıtım olmadığı için üzgünüm.
-Hey, şoför. -Şüpheli bir Toyota.
-Deveymiş. -İyi pratik değil mi?
Yavaşlarsak gelecek sefere büyükbaşları fark ederiz.
BU NOKTADAN SONRA ÖLÜMCÜL GÜÇ KULLANIMI ONAYLIDIR
Tamam. Banyo şu kapıdan.
Size özel alan tanımaya çalıştık.
Sizi banyoya koyacaktım ama sizin için mahzuru yoksa burada kalın.
Ve pembe bir şeyler bulmaya çalıştık. Umarım işinizi görür.
Tamam. Yarın çalışmaya başlarız. Sabah gelirim.
Yarın görüşürüz.
-El Gazi. -Evet?
Yarın tam olarak ne zaman geleceksin?
-Şafakta. -Tamam.
Şafak ne zaman? Affedersin. Şafak ne zaman?
Ben bu kapıyı açtığımda. İyi geceler.
Bu yangın yönetmeliğine aykırı.
Burada yangın yönetmeliği yok. Artık ormandasın bebeğim. Gözünü aç!
Axl, başka lolipop var mı? Kan şekerim düştü.
Pembe çizgiyi geçme. Geri çekil.
Çok sert tavır takınıyorsun.
"Dışişleri politikalarıın aksine, FBI, Suudi Arabistan'a bir ekip gönderdi.
Komite önüne acı bir açıklamayla çıkıyorum.
FBI'a olan tüm güvenimi yitirdim.
Özellikle üst yönetime."
Bu sensin bebeğim.
"Kapalı ve demode liderleri bu komitenin ve benim uygulamaya çalıştığımız
öncü düşüncelerden çekiniyor.
Bu yüzden bu kurum, tüm çabalarımızı engelliyor."
Komite derken,
Senato Terör Komitesini kastediyorum.
Sizi atayan başkana değil,
Senato komitesine gidiyorsunuz.
Neden? Eminim izleyici olarak Başkan'ı beklemiyordunuz.
Bahse varım, seçmenlerin ikinci en uzun süreli
FBI müdürlüğü yapan şahsın işini yaptığı, seçim öncesi Suudi Arabistan'a
ekip gönderdiği için neden kovulduğunu sormasını istemeyecektir.
Bahse var mısın?
Sayın Adalet Bakanı. Bahis oynadım bile. İşim üzerine.
Seni gömeceğim.
Westmoreland, Tet sırasında bize ölüm yazılarımızı yazdırdı.
Vietkong'un her şeyi bitireceğini sandığımız sırada.
Hayatın bitebileceği gerçeğini anladığımızda,
hayatımızı kaybetme düşüncesi bizi artık korkutmuyordu.
Ne olursa olsun son gelir.
Önemli olan nasıl öldüğündür.
Ayakta mı, diz üstü mü?
Bu işe bu dersi uyguluyorum.
Ne olursa olsun bir gün bu işin biteceğini bilerek hareket ediyorum.
Aynı şeyi yapmalısınız.
Tanrım.
YARDIMCI MİSYON ŞEFİ, ABD ELÇİLİĞİ
Hanginiz Ronald Fleury?
Damon Schmidt, Dışişleri.
Görevim buradan sağ salim çıkmanızı sağlamak.
-Ekibiniz bu mu? -Evet, üçü de.
Selam millet, bu elektrolitlere ihtiyacınız olacak.
Memnun oldum. Elektrolitler.
Alın. Bu sıcakta bayılmak istemezsiniz.
Nasıl bir belada olduğunun farkında mısın?
Müdürüm sizden nefret ediyor.
Öfkeden kudurdu. Eve döndüğünüzde işiniz bitecek.
Eve dönebilirseniz tabii. Prens geliyor.
Elini sık ve o bırakana kadar bırakma.
Güzel. Şu memişleri biraz gözden uzak tutmalıyız.
Bunları kapatmalıyız.
Sözlü tepki yok. Tamam millet, başlıyoruz.
Ekselansları, FBI'dan Özel Ajan Fleury
ve meslektaşları.
Teröristleri yakalamak
ve adalet önüne çıkarmak konusundaki kararlılığımız bu ölçüde.
Krallığa bir Amerikan soruşturma ekibi getirttik,
tutuklama yapmak için değil,
bize öneri ve rapor vermesi için.
Yarın varlığınızla evimde beni onurlandıracaksınız.
Teşekkürler.
Bu bir kazanç. Sizi çektiler ve hâlâ hayattasınız.
Bir uçağım var. Deposu dolu. Kalkışa hazır, üzerinde adın var.
-Yapalım şunu. -Çok konuşuyorsun. Biraz fazla.
Kurşun geçirmez yeleğin var mı? Hiçbir şeyin yok, koca adam.
Kevlar'ı sıkı giy. Teklifim hâlâ geçerli.
Her zaman hazırım.
Prens ne dedi?
Gece çalışmamaktan başka kurallar da var.
-Ne kuralı? -Çok ağır ilerliyor.
Bu yolculuk, Florida'da derin deniz avı gibi olacak.
Gitmeden daha çok güvenlik lazım.
Ciddi misin? Ordun var.
Dalga geçmiyorum. Benimle böyle konuşma.
Tekneye 700 dolar ödüyor ve okyanusta bekliyorsun.
Ekip oradan oraya zıplıyor, balık yemi atıyor, hiçbir şey yakalayamıyorsun.
İçeri geçelim, lütfen.
Düşmanınızı korumak için ölmeyi mi seçiyorsunuz?
Shaq'in serbest atış
oranını artırabilecek türde bir radikal durum bu.
Bir adamı alıp Riyad'a yolla.
-Grant? -Telefon yok, kız yok, içki yok.
-Şu siteye bak. -Spor salonuna tıkılı.
70, 80 yüzdeyle oynayabilirdi.
Lakers hâlâ bir arada olurdu. Kobe ve Shaq, sonsuza dek birlikte.
Bilmiyorum. Kobe çok ters biri.
Fleury, şuna bak.
Bu site yarım saat önce ortaya çıktı. El Saha, nokta bir şey.
Yaptıklarıyla hava atmaya bayılırlar.
Gitme vakti.
Ekipmanlarınıza ihtiyacınız olmayacak. Henüz değil.
Tahmin etmiştim.
Diğer kurallar. Kanıtlara dokunamazsınız. Bırakın lütfen.
Ben olmadan kimseyi sorgulayamaz,
ölü bir Müslüman'a dokunamaz, gözümün önünden kaybolamazsınız.
En büyük önceliğim güvenliğiniz.
Önceliğin soruşturma olur sanıyordum.
Bu durumda yanılırdın.
"Bize bir şey olursa
onun başı yanar." durumu bu.
-Bizim dadımızsın. -Evet, dadı.
Soruşturmayı kim yürütüyor?
General Abdülmelik.
Suç mahallînde dolaşmamıza izin verdi.
-Dolaşmak mı? Hadi be. -Ne? Şaka mı bu?
-Nereye? -Yetkili değilsin.
Olan biteni aydınlatacak
-bir yetkili bulmaya. -Aydınlatacak bir şey yok.
Tabii ki var! Sadece dolaşmak için mi
18 saat uçak yolculuğu çektim?
Amacı bilmiyorum. Beni tanımıyorsun!
Dinle. Bu bir televizyon programı değil Bay Fleury.
Ve ortada anlaşma falan da yok.
Ne yapıp ne yapamayacağınızı ben söylerim.
Siz de yaparsınız. Nokta.
Güvenli olduğuna kanaat getirdiğimizde
olay mahallînde dolaşabileceksiniz. Sorusu olan?
Bu arada, esprilerinden hoşlanmıyorum.
Ya tanıklar?
-Tanık mı? -Tanıkları sorgulamadınız mı?
-Henüz değil. -Biz yapabilir miyiz?
Hiçbir şey görmedik. Çok hızlı ve gürültülüydü.
Kimse bir şey görmedi mi?
Yere kapaklandım. Ortalık Rambo filmi gibiydi.
-Silah, silah, silah. -Güvenli odamıza gittik.
-Güvenli oda mı? -Şuradaki oda.
Buraya taşındığımızda Earl burayı yapmak için 15 bin dolar harcadı.
Çığlıkları duyana kadar burada kaldık.
Çocuklar çığlık atıyordu. Beni evden çıkaran bu oldu.
-Çocuklar. -Hangi çocuklar?
Tracy Jackson. Yandaki evde yaşıyordu.
Camdan dışarı bakarken öldürüldü. Çocuklarının önünde.
Jacksonlar'ın güvenli odası yoktu.
Bay Jackson?
Bay Jackson?
-Aaron Jackson? -Evet.
-Onu benden uzak tutun. -Durun.
Özel Ajan Fleury, FBI.
Bir şey diyeyim mi?
-Bize saldıran onlardı. -Bunu henüz bilmiyoruz.
Bu yüzden buradayım.
Oğullarınıza bazı sorular sormalıyım.
-Belki bir şey görmüşlerdir. -Ne soracaksın?
Anlattım… Ne soracaksın?
Annelerinin kan kaybından ölmesini mi?
Oğullarıma bunu mu soracaksın?
Eve döndüğümde beş yaşındaki oğlumun elinde yara bantları vardı
ve annesinin ağzını tutturmaya çalışıyordu.
-Hazreti Muhammed'in istediği… -Hadi dostum, tartışmayalım.
-Allah'ın istediği bu mu? -Eşini geri getirmez.
Allah sizin çocuklarınızı daha mı çok seviyor?
Allah sizin eşlerinizi benimkinden çok mu seviyor?
Beni rahat bırakın ve dönmeyin.
-Tamam ama… -Uzun zaman önce
memlekete dönmeliydim!
Büyük patlamanın yeri.
Patlamadan bir saat sonra.
Su nereden geldi, ana borudan mı?
-Ana boru mu? -Su nereden gelmiş?
Su borusu mu patlattılar?
Hayır, itfaiye arabasının tankından gelen su.
Bu su, nasıl dersiniz, patlamada buharlaşmadı.
-Bu kamyon burada mıydı? -Öyle sanıyoruz.
Bu çukur, olay yeri. Adamlarınız orayı kirletiyor.
Kanıtlardan anlar mısın? İpuçları yani?
İpuçları bir suçu çözmek için çok yararlı olabilir.
-Çukura mı girmek istiyorsunuz? -Evet. Elbette.
-Hayır. -Tamam.
Lanet olsun.
-Güvenlikten kim sorumluydu? -Burada güvenlik polis
ve ulusal muhafızların.
Geri dön!
Bay Sykes! Lütfen, geri gelin.
Sorun yok.
Lütfen.
Bu araç çalınmış.
Patlama alanının dışındaki bir ekip herkese ateş ediyordu.
Çavuş Haytham buna son verdi.
Ateş açanlar adamlarınız mıydı? Suudi polisler?
Hayır, değildi.
Yere yat!
İyi iş.
Arabada iki subay vardı, ikisi de infaz edildi.
Sizin adamlarınız mıydı? Üzgünüm.
-Araba şu şekilde mi park etmişti? -Evet.
Önden saldırıya uğramışlar, subay sanmışlardır.
Kimlikleri belli mi?
Henüz değil. Dört adamın aynı camiye gitmesi muhtemel.
-Kimlik için yeterli mi? -Suweidi'deyse, evet.
Suweidi mi?
Suweidi bir militan kalesi. El Kaide sokaktan adam toplayabiliyordu.
Etraftaki binalara bakabilir miyiz?
Örneğin şuradaki.
-Neden? -İnternetteki görüntü
yüksek açıdan çekilmişti.
Şu bina tüm suç mahallîni görüyor.
-Duvarların dışında. -Bu çılgınlık.
Kuzey Kore'yi, Suweidi'yi işgal edecek kadar…
-Neden söz ettiğini bilmiyorsun. -Sorabilir miyiz?
-Tamam. -Sosyal merkezde olacağız.
DİNLENCE MERKEZİ
KURAN REHBERİ
Bağnazların yaptıklarını yaparsan,
öteki dünyada kaç huri hizmetinde olacak?
70.
Yanlış.
Selamünaleyküm baba.
Aleykümselam ve rahmetullah.
Nasılsın baba?
Hamd olsun. İyiyim. Biraz uyudum.
Selam. Nasılsın dostum?
Suudi Arabistan'dayım. Haritada gösterdiğim yeri hatırladın mı?
Hem spor salonu hem otel olan bir yerdeyim.
Ne? Evet, Fran buralarda.
Biz… Evet, onu gördüm.
Öyle. Her zamanki gibi uzun.
Evet, kötü adamları arıyoruz.
Biraz uyuyacağım. Yatıyorum.
Ben de seni seviyorum. Tamam.
-İzin çıktı. -Gerçekten mi?
Evet.
-Bina ve çatı bu. -Tamam.
-Bir sorunumuz var. -Ne?
Bu yasak.
Yasak olan ne? General Abdülmelik'ten beş dakika izin aldık.
Araçlarda kalmalılar.
Bu doğru değil.
Araçlarda kalmalılar.
General Abdülmelik'i arayın. Beş dakika iznimiz olduğunu söyleyecektir.
Sakin olun.
Fleury, dur. Dikkat et. Bırak!
Siktir! El Gazi!
Kulak zarımı mı patlattı?
-Kanıyor mu? -Sorun yok. Kanama yok.
Kim ateş etti?
Kim ateş etti?
Sen, in aşağı!
Hadi, kalk. Janet, iyi misin? Kalk.
Bize beş dakika vermediniz mi?
Beş dakika vermediniz mi?
Beş dakikanız var.
-İyi misin? -Gel Janet.
-İyi misin? -Sen? Sana tokat attı.
-İyiyim. -Emin misin? Bakayım.
-Teşekkür ederim. -Tamam. Gidelim.
Fleury, şuna bak. Ön kapı, polis arabası ve patlama alanı.
Baksana. Yaklaşık aynı açı.
El Gazi, El Saha'daki videoyu gördün mü?
Şuradan bak. Aynı şey.
Bir günde hazırlanmayacak kadar iyi bir plan.
Birkaç kez gelmesi gerekmiştir.
Bu adam Suudi.
Yabancılar gelseydi birileri bir şey söylerdi.
-Belki Ebu Hamza'dır. -Olabilir.
Etrafa bir soralım. Gidip…
Sana bir şey demezler.
-Neden? -Sizin Robin Hood'unuz gibi.
İnsanlar ona sempatiyle bakıyor.
İki şey biliyoruz. Suudi olduğunu ve buraya geldiğini.
İki dakikada iki önemli yanıt. Zamanımız olsaydı bir düşün.
General Malik iyi niyetli olabilir ama soruşturmayı bilmiyor.
Dinle. Yardım etmeme izin ver.
-Fünye mi? Nereden? -Hediyemiz.
Patlama bölgesinde bulduk. Araştırın.
-Leavitt. -Evet?
-Nereye gidiyorsun? -Bir sürü kanıt var.
-Kanıtı poşetleyeceğiz. -Hayır, beş dakikamız var.
Hay sikeyim. Kanıt için geldik.
-Niye ağzını bozuyorsun? -Turist değiliz.
-Niye ağzını bozuyorsun? -Ben seti alıyorum.
-Konuş şununla. -Ağzını sabunla yıkamalı.
Sana soran oldu mu?
Peşlerinden git Haytham.
Leavitt!
Leavitt, Livette değil. Fransız-Kanadalı değilim ben.
Bu gece sarayda akşam yemeği yiyeceğiz.
Bayan Mayes gelemez.
-Sadece erkekler. -Sadece erkekler mi?
-Gelenekler böyle. -Çok sıkıcı olacak. Kadın yok mu?
-Hayır, sadece erkekler. -Kadınlara izin yok.
-Sadece erkekler. -Evet.
-Dur. -Hayır…
Janet! Sana bir şey söylemek istiyor.
-Ne? -Kulağın nasıl? İyi mi?
Sağ mı, sol mu?
-Kaç prens var? -5.000'in üzerinde.
-Her prensin böyle sarayı var mı? -Bazıları daha büyük.
-Bunların parasını kim ödüyor? -Exxon. Chevron. Shell.
Ciddileşelim biraz. Prens sizinle tebaası gibi konuşacak.
Size şahinini tutmanız için verirse çekinmeyin. Bir iltifattır.
Ne? Kahinini mi?
Pençeleri kemik keser.
Öyle mi?
En iyi avcım.
Dostuna öğretmeye çalıştım ama bazı şeyler doğuştandır.
Katılıyor musunuz Bay Ronald?
-Doğuştan ya da hiç. -Katılıyorum.
Krallığımızda şu ana dek ne gördünüz?
Sizler için safari ayarlayayım mı?
Safari mi?
Şey…
Ne gördüğümü söyleyeyim.
Krallık tarihinin en büyük suçunu planlayan adamın
kesinlikle bir Suudi olduğunu anladım.
Siteden üç kilometre uzakta,
saldırıların düzenlendiği bir çatı var.
O odada doğuştan yetenekli birini gördüm.
Albay El Gazi. Suç mahallîni gözlemlerken
ve bizi korurken anlattıklarını aktardım size.
Bu onun görevi bile değildi.
Size katılıyorum. İçgüdü öğrenilemez.
Ne şahinlere ne de ulusal muhafız generallerine.
Yakalanmasını istediğinizi biliyorum. Biz de istiyoruz.
Bırakın yardım edelim. Amerika mükemmel değil. Orası malum.
Ama bu konuda iyiyiz.
Bırakın adamlarınızın bu suçluyu yakalamasına yardım edelim.
Kurallar bu gece için geçerli ama yarın yeni bir gün.
Hâlinize bir bakın Bay El Gazi.
Gücünü hissediyor musun?
-Tabii ki. -Gücünü hissettin mi?
Bu gece bir başarı elde ettik, doğru mu? Parti yapalım.
Tamam.
Yarısını ver. Sitede dolaştırsın.
Tanıyan var mı bak.
-Tüm subaylara dağıt. -Tamam efendim.
Gidelim.
Koş.
Kontrol lazım mı? Seni koca ibne. Seni… Boş ver.
Kirlenmeniz gerekecek millet. Kirlenmelisiniz. Hem de çok.
Millet. Bu suyu buradan çıkartmalıyız.
Böylece neler olduğunu görebiliriz.
Anlıyor musunuz?
Hareketli bir araç patladı.
Bu çukuru kurutalım ve aracın ne olduğunu belirleyelim.
Tamam mı?
Kimde pompa var?
-Pompa? -Evet, pompa. Suyu pompalayın.
Hayır, bu dinen yasak!
-Geri bas. Ben konuşurum. -Bu yasak.
Müslümanlara dokunamazsın. Ne yapılacağını söyle, ben yaparım.
Buraya gel. Şunu al.
-Bu parmağı da mı? Bastırayım mı? -Evet, lütfen.
-Çok temiz. Önemli olan bu. -Hayır!
Yeter!
Güzel. Müslüman olmayanların cesetleri nerede?
-Saldırganların cesetleri nerede? -Yan çadırda.
-Yan çadırda. -Onları görmeliyim.
Cesetleri görmek istiyoruz.
Bakalım tanıyor musunuz.
Bunlar korkunç.
Hayır, üzgünüm. Hiçbirini tanımıyorum.
Bu sandalye çok aşınmış gibi.
-Rahat gibi. -Evet. Annemin sandalyesi.
-Orada çok vakit geçirir mi? -Tüm günü.
Demek tüm günü? Nerede şimdi?
-Uyuyor. -Uyandıralım.
-Onu gördüm. -Ne zaman?
Bir hafta önce. İki kez bahçıvan ekibiyle sulama yaparken.
-Bunu tuhaf bulmuştum. -Nasıl tuhaf?
Suudi olduğundan emindim. Bahçıvan.
-Yani? -Suudiler de Amerikalılar gibi
amelelik yapmaz. Yaprak temizlemek onlara göre değildir.
Bahçıvanın kim olduğunu biliyoruz. Seni bir yere götüreceğim.
Nereye?
Bizi büyük köpeklere götürecek birine.
-Büyük balıklar. -Büyük balık mı?
Evet, büyük balık.
Bir köpek, balıktan büyüktür.
Ben uydurmadım.
Bana güvenme Önceden yaptıklarım için
-Bu işe neden girdin El Gazi? -Ne işine?
Neden polis oldun?
-Bu şiddet ve kaosta çılgınca görünüyor. -Nedeni…
-Yeşil Canavar. -Ne?
-Yeşil Canavar. -Yeşil Canavar mı? O da ne?
TV dizisi. Çocukluğumdan. Kızdığı zaman
-yeşil olan bir adam vardı. -Hulk.
Yanlış yaptıkları için sadece kötüleri öldürüyordu.
"Kızdırmayın beni. Kızdığım zaman beni sevmezsiniz."
Steve Austin'i de tanıyorsundur, değil mi?
Altı Milyon Dolarlık Adam!
Ben onu severim.
-Ne oldu? Tuvalet mi lazım? -Hayır.
-İstersen durabilirim. -Hayır.
Işıklar gece yandığında
Aydınlatır çocuk parklarını da
KANIT
Misket.
Efendim? Teşekkürler.
Bir şeyler dönüyor.
Bu bir sedye. İt herif.
Tanrım. O itler ne yapmış, biliyor musunuz?
Bir ambulansı havaya uçurmuşlar. Olamaz. Bu çok adice!
Alçakça.
42 yaşımdayım.
İki kızım ve bir oğlum var.
Yakışıklı bir oğul.
Kendimi öyle bir hâlde buluyorum ki
neden saldırıya uğradığımızı umursamıyorum.
Tek umursadığım, birkaç sabah önce 100 kişinin son günleri
olduğunu bilmeden uyanmaları.
Bu insanları katleden kişiyi yakaladığımızda,
bir tek soru bile sormak istemiyorum. Onu öldürmek istiyorum.
Anlıyor musun?
Evet.
Adın ne, Albay?
-Ne? -Adın ne?
-Faris. -Faris.
-Evet. -Subay Faris.
Dostum, dur!
Lanet olsun. Şu küreği ver.
İyi bir şey bulduk.
Şu kanca mı?
-Kazıcı mı? -Kazıcı.
Anahtarlarını bul. Burada lazım.
Kazıcı, Sheikh!
Sağ ol, dostum.
Hoş geldiniz.
-Şu adamı pencereden görüyor musun? -Evet.
-Evet. -İzz El Din.
El Kaide, Kraliyet ailesine karşı savaş açtığında bin Ladin'e katıldı.
-Yerini biliyor mu? -Hayır.
Bunu öğrenebilsem iyi bir terfi alırdım.
Geçen yıl bir af sırasında teslim oldu.
Suudi gençliğinin deneyimlerini dengeleme çabalarının önemli bir parçası.
-Kamu hizmeti veriyor demek. -Evet.
-Pekâlâ. -Evet.
Gelin.
Hoş geldin.
-Nasılsınız? -Hoş geldin.
Bana bahsettiğin adam bu mu? Hoş geldin. Otur.
Böyle yeteneklere sahip olmak yıllar alır.
El Rahmah'a saldıran adam onun yaşında.
Kadınları ve çocukları katletmeyi planlayabilen
ve evine gidip rahatça uyuyabilen bir adamı yakalamak zordur.
Rahatça uyuyabildiğini ne biliyor?
Çünkü durmadı.
Ancak ölülerin yüzleri uyumana izin vermediğinde durursun.
Bu yüzden mi bıraktın?
17 gün uykusuzluk her şeyi bıraktırır.
-Amerikan askerî fünyesi. -Evet.
Bunu nasıl alabilirler?
Bu askerî malzemeyi almanın birkaç yolu var.
Ama herkes alamaz.
Ebu Hamza almış olabilir mi?
Kesinlikle evet.
Ebu Hamza'yı nerede bulabileceğimi biliyor mu diye sor.
Komik bir şey mi dedin? Ben demedim.
Ebu Hamza hayalet gibidir.
-Ebu Hamza hayalet gibidir. -Anladım.
Bunu anladım.
-Size gereken… -Dua, şans ve…
Tokalaşma.
Gün gelir her bombacı kendi eseri tarafından ısırılır.
Tamam, şef.
Hastanenin kimliği var.
-Adını biliyor musun? -Evet.
-Bilgileri aktar. -Büyük ipucunu bulana da bakın!
Üstelik teni de yumuşamış. Çamur iyi görünüyordu.
Hey, o benim tek tişörtüm, Grant!
Kral Fahd Hastanesi. Tamam.
Ambulans bombalı saldırıdan üç gün önce
-Kral Fahd hastanesinden çalınmış. -Tamam.
20 adam çalıntı ambulansta vardiyalı olarak çalışmış.
İçlerinden biri bizi ilgilendiriyor.
Muaath El Abdullah. Kardeşi Fahd El Abdullah'ı da
Haytham vurdu.
-Muaath nerede? -Oraya gidiyoruz. Hadi.
Yelekleri takın.
Silahına davran. Şuradan girecekler.
-Parmak izi diğer tarafta. -Parmak izi aramıyorum.
-Ne arıyorsun peki? -Parmak.
-Allahu Ekber. -Allahu Ekber.
-Allahu Ekber. -Allahu Ekber.
Allahu Ekber.
Sitenin resimleri, Amerikan Elçiliği.
Japonya.
Koalisyon. Irak'ta askerleri olan ülkeler.
Bu çok anlamsız.
Ekselansları geldi.
Ne dedi?
-Prens. -Siktir.
Bu çetenin ülkemize yaptığı adi saldırı…
Gazi.
-Yaralanan oldu mu? -Hayır. Her şey kontrol altında.
-Sakin ol. -Resim çekildi mi?
Resim yok. Ekip güvende. Her şey yolunda.
Onları götürüyorum. Prens gider gitmez
uçağa biniyorlar, tamam mı? Neredeler?
-İçeride. -Teşekkürler.
Alo? Evet efendim. Herkes güvende.
Cesetlerin yanındayım ama burada biteceğini sanmıyorum.
Bunlar en üst düzey liderler gibi gelmiyor. Evet.
-Evet, efendim. -Fleury!
-Schmidt, iyi misin? -Evet.
Emin misin?
Tamam. Kravatına kusma.
-Su ister misin? -Hayır, iyiyim.
-Emin misin? -Evet!
Şanslı it, Fleury. Tebrikler.
-Son elde kazandın. -Schmidt, biz bir şey kazanmadık.
Bunlar gençler, çocuklar. Önemsiz.
Bir, iki, üç, dört kötü adam ve bol silah görüyorum.
Bu iyi. Başarılıydın. Toparlanın.
Eve döndüğünüz zaman
birkaç hafta boyunca pohpohlanacaksınız.
Suratınızı asmayın millet.
Bu müthiş bir Suudi karşı darbesi, El Rahmah sorumlularının
öldürülmesi olarak sunulacak.
El Cezire buradaki FBI varlığını abartacak.
-Hey. Bırak onu. Dediğimi yap. -Tamam.
Eve dönme vakti. Dördünüz de uçağa.
Prens ve basın gittiğinde dört araç kalacak.
Konvoy hâlinde Dulles'a uçacak uçağa gideceksiniz.
Uçuş parası sizden.
Kabin yükseltmeye çalıştım. İyi durmuyor.
Kontrol edin. Siz kahramansınız. Sağ salim uçun.
Doğruca Diamond Dan'a gidip altı PBR birası söyleyeceğim.
-Pabst mı, Sykes? Gerçekten mi? -Dünyanın en iyi birası.
Yatağa böyle mi kız atıyorsun? Kızlar kulübünden iki kız bulup…
El Gazi, ne düşünüyorsun? Aklından ne geçiyor?
-Amatörler. -Haytham, Pabst içer misin?
Küçük bir zafer.
93'te kulelere yapılan ilk saldırıyı hatırlattı.
Telefonu nasıl yakalamışlardı?
-Bombalı araba. -Evet.
Kiralık arabanın depozitosunu almaya gitti.
400 dolar. Aptallık.
Dokuz yıl sonra döndüler. Ben de döneceğimi hissediyorum.
Döneceksin.
Evet, döneceksin.
Hâlâ alınabiliyor mu?
-Sadece küçük fıçıda var. -Pabst mı? Tabii.
Mavi kurdeleyi çıkardılar mı?
Sadece bir isim değil. Eskiden sadece Pabst'tı.
Sonra kurdele kazandılar.
Adı Mavi Kurdeleli Pabst oldu.
-İş üstünde içtin mi? -Haytham?
Burada hiç PBR var mı? Bir dakika,
-sizde bira yok ki. -Bira yok.
-Biraları yok. -Domuz yok, bira yok.
Kolejde birayla amuda kalkardım.
Öyle mi? Ne yani, mavi…
Frene bas!
Yürü!
Mahsur kaldım. Çıkarın beni.
Ne yapıyorlar? Tutunun!
Sıkı tut. Leavitt, tutun.
-Hadi, Leavitt, tutun. -Canınız cehenneme.
Tuttum!
Siktir!
Fleury!
Sol kanadı alın!
-Dahası da var! -Fleury!
Leavitt!
Gitmeliyiz!
Hadi!
El Gazi. Bas şu siktiğimin gazına. Hadi!
Basıyorum!
Pislikler. Sizi geberteceğim!
Onu kaybedemeyiz.
Kaybedersek ölür.
Kanaması var!
Kanaması var!
Çok kanaması var!
Orada. Gidelim.
Çabuk. Soldan!
-Gidelim. -Hadi, daha hızlı.
İzini kaybettin.
Kaybetmedim. Onu görüyorum. Önümde!
-Orada! -Bas gaza El Gazi!
Dikkat, döndü.
Sakın kaybetme. Dikkat et.
Dikkat et!
Khaled!
-Sola gitti. -Sola dön!
Sakın kaybedeyim deme.
Hayır. Burası Suweidi. İyi bir yer değil.
Buraya gelmemeliydik.
Sağda cip var.
Tam karşıda Mercedes var.
-Tamam. Tam ortasındayız. -Geldin.
Yavaşla.
Geriye!
Bas.
-El bombası! -Korunun!
Bu ne?
Neden buraya getirdin?
Onu neden buraya getirdin?
Özür dilerim!
Yürü El Gazi!
-İyi misin? -İyiyim.
Gidelim.
Beni koruyun!
Binaya giden bir kan izi var.
Kaç!
Kamerayı aç.
Bu Amerikalı piçi yakaladık ve onu katledeceğiz!
-İyi misin? -Evet.
-Destek gerekiyor. -Zamanımız yok.
İki kişi buraya. Diğer üçü içeri.
-Haytham. -İyi misin, Sykes?
-Destek olurum. -Gidelim.
-Gidelim! -Fırla!
-Burası çok kötü bir mahalle. -Hadi canım.
Tut onu.
Allah sence kapının hangi tarafında?
Yakında göreceğiz.
…çünkü İsrail'le iş birliği yapıyorlar.
Kaç!
Arabadan in!
Siktir!
Lütfen bizi öldürme.
Bir şey yok. Malesh!
Burada kalın. Malesh! Burada kalın.
Bu Amerikalı piçi yakaladık ve onu katledeceğiz!
Leavitt! İyi misin?
Haytham! Ben idare ederim!
Sen içeri girip duruma bak.
Ambulans ve özel hareket timi istiyorum.
İyi misin?
Bende bir şey var.
Yardım edeyim.
Elini ver.
Ebu Hamza.
Dışarı çık!
-Yere bırak! -Lanet olası silahı bırak!
-Silahını yere bırak. -Yere!
-Yere bırak! -Yere!
-Bırak şu siktiğimin silahını! -Bırak!
-Ali! -Siktir.
Yürü!
Dayan. Dayan dostum.
Dayan. Nefes al.
Bir şey yok. Tanrım, sadece bir çocuk.
-Bir şey yok. -Subay yaralandı.
Sakin ol. Nefes al. Sakin ol.
Sakinleş. Nefes al!
-Ambulans çağırın! -Hava aracı lazım!
Onları hakladık. Hepsini hakladık.
Sakin ol aslanım.
Sakın bizi bırakma. Bizi bırakma.
Faris!
Hakladık onları aslanım.
Amerikan araştırma ekibi.
-Başınız sağ olsun. -Sağ ol.
-Bu oğlu Sultan. -Sultan. Selam.
Babasının çok cesur biri olduğunu söyle.
Babasını tanıyor musun diye soruyor.
Evet.
Babanı tanıyordum. İyi bir arkadaşımdı.
Pekâlâ.
-Teşekkürler Çavuş Haytham. -Teşekkür ederim.
-Sağ ol dostum. -Endişelerini gidermen için.
Sağ ol.
Salı günü ifade vereceğiz. Önce Fleury gidecek. Ama daha önce
ağız birliği olması için
hepinizi tek tek dinleyeceğim.
Bunu konuştuk mu diye sorarlarsa
cevabımız hayır. Tamam mı?
Çok iyi bir iş çıkardınız. Başınızı dik tutun.
Fleury.
Janet'e ne söyledin de Fran için ağlamayı kesti?
Tüm bunlar yaşanmada önce.
Ona ne söyledin?
Büyükbaban ölmeden önce kulağına ne fısıldadı?
Hatırlıyor musun?
Hepsini öldüreceğimizi söylemiştim.
"Sakın korkma çocuğum. Hepsini öldüreceğiz."
Thomas Aguilar, Lance Gunnin ve Nicholas M. Papac'ın anısına ithaf edilmiştir.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.