Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Evet!
Evet! Hadi Marty!
Dur! Altı bacağım var benim!
Ve hiçbiri henüz kahvaltı yapmadı.
Daha hızlı Marty! Hadi, devam et!
Her şey yolunda. Bunu başarabilirim.
Her şey yolunda. Başarabilirim. Yapabilirim!
Uçuyorum!
Patrick! Patrick!
Patrick? Konuş benimle! İyi misin?
Patrick? Patrick! Cevap ver bana!
Gördün mü?
Gerçekten uçtum!
İniş kısmını geliştirmem gerek!
Ve inişten önceki her şeyi.
Madem bu işin uzmanısın, bana kanat yap.
Tok karnına daha iyi çalışıyorum!
Hemen!
-İşte geliyor, Marty! -Yolla çabuk!
Dönüşüm!
Benim olacaksın! -Marty!
Ben de seni arıyordum.
Çabuk, ipekotu nasıl olmuş?
İğrenç. Başka var mı?
Soğuk hava.
Kısa günler.
Son kullanma tarihi geçmiş ipekotu.
-Bu -Kötü bir tecrübe mi?
İnanılmaz!
Beyler, zamanı geldi!
Meksika, bekle bizi!
Şefe söylemem lazım!
Vay canına, göç mü?
Hadi Marty, o kanata ihtiyacım var.
Hallediyorum, geri çekil.
Voilà!
Marty'nin...
...sonbahar koleksiyonu.
Son yaptığınla birebir aynı görünüyor.
Çalışmalarıma ne cüretle hakaret edersin?
Primo ipeğini tanımadın mı yoksa?
Hadi dön arkanı.
Herkes eleştirmen olmuş.
Kuş!
Nasıl da yediniz ama keleboşlar!
Sen olduğunu biliyorduk.
Eminim öyledir.
Eğitim kanadın ne güzelmiş.
İlkbaharda görüşürüz.
Sırf şefin oğlu olduğu için,...
...her şeyi bildiğini sanıyor.
Keleboşmuş!
Jennifer!
Bir dakika!
Harikasın ama ben hâlâ bekliyorum.
Pekâlâ. Bu kadar önemli olan ne?
Bu bizim ilk göçümüz.
Ne diye bu aptal römorku çekmek istiyorsun?
Yine mi aynı konu?
Önde olmak çok daha iyi.
İpekotunu taşımak da önemli bir iş.
Ama o en arkada taşınıyor.
Ne desem bilemedim. Sana defalarca söyledim.
Bir kere de "Önde seninle uçacağım" diyebilirsin.
Cevabım hâlâ aynı. Hayır.
Pratik yapmaya devam etmeliyim.
-Tamam. Hallettim. -Sonunda!
Kırılma, sakın kırılma.
Kalkışa geçiyorum!
Oley be! Çalışıyor!
Bu harika!
Olamaz! Yine mi!
Jennifer!
Geliyorum, Patrick, geliyorum!
Jennifer, üzgünüm, üzgünüm!
Üstümden in.
İyi misiniz?
Bir şeyi yok. Düşüşünü hafiflettim.
Geliyorum, Patrick!
Patrick, konuş benimle. İyi misin?
Çok üzgünüm, ben...
Sorun değil, Marty. Beni bırakabilirsin.
Teşekkürler.
Nereye bastığına dikkat et.
Merhaba.
Sen kimsin acaba?
Marty, benim. Lily.
Ne? Olamaz.
Tanıdığım bir tek Lily var, o da iğrenç bir tırtıl.
Artık bir kelebeğim, bak!
Gerçekten de öyle.
Krizalit sana gerçekten iyi davranmış.
Marty, senin için de ileride büyük değişiklikler görüyorum.
Çağrılıyoruz.
Görüşürüz, Marty!
Lütfen hemen kelebeğe dönüşmeme izin ver.
Lütfen, lütfen, lütfen.
Kalk, biz de gidiyoruz.
-İyi de sen uçamıyorsun ki! -Önemli değil!
A planına geri dönüyoruz.
Lily, Jennifer.
Clementine.
Sonunda gerçekleşiyor.
Evet, çok heyecan verici!
Göç, bekle bizi! Geliyoruz!
Olamaz, yine mi?
Çok yüksek.
Çok yüksek, çok yüksek.
Jennifer, acele et! Geç kaldık.
Tamam. Geliyorum.
Bu daha iyi.
Ne bekliyorsunuz? Hadi gidelim!
Hadi Marty, devam et.
-Merhaba Patrick. -Merhaba Marty.
Merhaba Patrick, annen ön tarafta.
Tamam, teşekkürler.
-Anne! -Merhaba, Patrick. Görüşürüz.
Başlangıçtaki plana geri dönüyoruz.
-Bunu daha önce konuşmuştuk. -Evet ama işe yarayabilir.
Tek yapmamız gereken... -Tüm kelebeklerin dikkatine.
Yarın bu ekip yıllık göçümüz için kanat çırpacak.
5000 kilometre güneye, Meksika'ya doğru seyahat edeceğiz.
Bu, bize atalarımızdan kalan binlerce yıllık bir gelenek.
Hazırız ve bu göçü alnımızın akıyla bitireceğiz.
Evet! Evet, göç!
Ve şimdi, meteoroloğumuz Cecil...
...önümüzdeki yolculuk için bize öngörülerini sunacak.
Evet. Bu çok önemli. O yüzden dikkat edin.
Çok yüksek izotop seviyeleri...
...atmosferik kararsızlık nedeniyle çok yüksek basınç sisteminde...
...zirveye ulaşacak.
Hava molekülleri hızlanarak...
...yoğunlaşma bulutu yaratacak. -Cecil.
Rüzgarlı olacak, tamam mı?
Tehlikeli, vahşice,...
...korkunç derecede rüzgarlı. Tam olarak...
...kasırga kuvveti rüzgarı.
Hepsi bu da değil! -Pekâlâ Cecil.
Devam ediyoruz. -Çevresel tehlikeler olacak.
Endüstriyel gelişmeler. Ve...
Yol boyunca bazı yeni zorluklar olacak.
Ama devam edeceğiz.
Çok heyecanlıyım!
Evet!
Şimdi, yeni yol rehberimiz Marguerite'ı...
...sahneye çağırmak istiyorum. -Anne, planı unutma.
Teşekkür ederim, Şef.
Bildiğiniz gibi, göçe herkes katılmayacak.
Magnolia ve Jasper ve Woody.
Önemli işler yapmak, bizi burada...
...güvende tutmak için kalacaksınız.
Marty, sen ve Patrick...
...biz yokken ipekotu tarlasına bakacaksınız.
Ne? İpekotu tarlası mı?
Ama anne... -Patrick...
Yarın, güne erken başlayacağız.
Güneybatıya doğru gideceğiz...
...ve güneşi solumuza alacağız. -Haksızlık bu!
Bana bunu nasıl yapabildin?
Uçamıyor ama, kesinlikle koşabiliyor.
Kyle! Serserilik yapma.
Patrick, bekle!
Patrick!
Patrick!
İşe yarayabilir. Bir şey olmaz.
Sen beni anlardın baba. Keşke burada olsaydın.
Uslu kurbağacık.
Değil sanırım!
Patrick!
Oğlumdan uzak dur!
Anne, bırak beni!
Bir kurbağa karşısında kelebeklerin...
...kurtulma şansı ne biliyor musun? İpucu vereyim; sıfır!
Bir şey olduğu yoktu. Yaklaşamadı bile.
Sana ihtiyacım yoktu. -Bal gibi de vardı.
Bana hiç inancın yok.
Bu doğru değil. Sana elbette inanıyorum.
O zaman ben neden gidemiyorum?
Henüz hazır değilsin.
Son göçten önce, babamla bir plan yapmıştık.
Yerdeki sürüyü takip edecektim.
Asla işe yaramazdı.
Ne demek işe yaramazdı? Harika bir plandı.
Olmaz.
Riske giremem.
Seni de kaybetmeyi göze alamam.
Darren, yardım et!
Marguerite.
-Sürüyü koru. -Darren, yapma!
Hayal kırıklığına uğradın, biliyorum.
Ama önemli olan güvende kalman.
Sadece yalnız kalmak istiyorum.
Tamam, tatlım.
Sonra görüşürüz.
Bunu daha sonra tekrar gözden geçireceğim.
Keşke biz de gidebilseydik.
Herkesin kendi kanatlanma zamanı vardır.
Jennifer, gıdamız sınırlı,...
...bu yüzden lütfen gözün ipekotunun üzerinde olsun.
Tamamdır, şef.
Başbaşayız, sadece sen ve ben.
Gitmeye hazırız, anne! Önde görüşürüz.
Tamam, Kyle. Bir dakikaya orada olacağım.
Tamam, anne. Güle güle.
Göreceksin. İpekotu bekçiliği o kadar da kötü olmayacak.
-Haksızlık bu ama. -Biliyorum. Biliyorum.
Ama en azından güvende olacaksın.
Ben de, ben de, ben de!
Marty, kes şunu!
Marguerite, görevinin başına lütfen.
İpekotu size emanet, çocuklar.
Seni çok seviyorum.
Ben de seni seviyorum, anne.
-Hoşça kal, Marty. -Güle güle!
Hadi, Marty. Gidelim buradan.
Ne acelen var? Kalıp başlangıcını izleyelim bence.
Dikilip biz hariç herkesin gidişini izlemek istemiyorum.
Ama biz kelebek göçünün süper hayranlarıyız.
Göç!
-G deyin! -G.
-Ö deyin! -Ö.
-Ç deyin! -Ç.
Bana bir... Sanırım bu kadardı?
-Neyse. Göç deyin! -Göç.
Bekle!
Hadi ama, o kadar da kötü değil. -Gayet kötü.
Bu, hayatım boyunca başıma gelen en kötü şey.
Bugün daha ne kadar kötüleşebilir?
Yemek!
Kes şunu.
Çıkmamız gerek.
Bunca ipekotunu ne diye bırakalım ki?
Çünkü bu göç için ayrılmış.
Tabii ya!
Olmaz! Hayır, hayır, hayır!
Ne söyleyeceğimi bile bilmiyorsun.
Önemi yok. Yüz ifaden yeterli.
Göç, göç, göç.
Hadi ama! Bu harika bir fırsat.
Gizlenebiliriz.
İkimiz için yeterince yer var.
Derhal yerine dön!
İstemiyorum.
-Jennifer geliyor. -Yapma!
O kadar heyecanlıyım ki, düşününce bile kalbim çarpıyor!
Belki de sonsuza dek dünyanın etrafında uçar...
...çılgınca maceralar yaşar ve asla geri dönmeyiz!
Geri sayıma hazır olun!
Sonra görüşürüz, hoşça kal.
Göç, bekle bizi, geliyoruz.
Vay canına, fikrini ne değiştirdi?
Aşk denen şu şey işte.
Kral Kelebekleri, kalkışa hazır olun!
Vay canına!
Yapıyorum!
Gerçekten yapıyorum!
Kyle, teftiş zamanı.
-Ama anne! -Kyle dedim!
Sonra görüşürüz çocuklar. Şefin bana ihtiyacı var.
-Uyuyakaldı. -Selam kızlar. Rutin kontrol.
Her şey yolunda!
Yerimi tutar mısın? Jennifer'a merhaba demek istiyorum.
Elbette.
Dur, bekle! Görevli olan benim!
Selam, tatlım. Gerçekten çok geridesin.
Evet, römorkta bir sorun var.
Normalden daha fazla sürükleniyor.
-Gidip bir bakayım. -Saklan!
Sorun burada mı?
İlk gece büyük bir şenlik var.
Birlikte gidelim mi? -Hayır. Ben dans etmem.
Burada da değil. Hiçbir sorun göremiyorum.
-Evet! -İçeriye baktın mı?
-Bakıyorum. -Şansım döndü. Nasıl görünüyorum?
Lily!
Marty?
Şey, merhabalar!
Tüm göçü tehlikeye attın, Marty!
Özür dilerim. İçinde uyuyakalmışım.
-Hadi ama! Kim romörkte uyur ki? -Aptal tırtıl.
Marty, Marty, bırak da çıkayım!
Sessiz ol, ben hallediyorum.
Hesaplamalarıma göre,...
...barınak sağlayabiliriz, fakat...
...erzakları riske atamayız.
Ve anladığım kadarıyla,...
...bu çok aç bir tırtıl.
Doğru. Geçen cumartesi, biraz ipekotu keki,...
...ipekotu turşusu, ipekotu peyniri,...
...ipekotu lolipopu...
...ve ipekotu karpuzu yedim.
Ne? İpekotunu severim.
Üzgünüm evlat. Kişisel algılama ama gelemezsin.
Onu öylece bırakamayız! Burada tek başına ölür.
Yalnızlıktan ölmez belki ama kuşlara yem olur!
Hiç de bile! Yalnızlıktan ölürüm!
Ben sosyal bir tırtılım.
Sosyal bir kelebek olmayı umuyordum ama...
-Durun! Bunu yapamazsın. -Patrick?
Marty'nin bir suçu yok. Hepsi benim fikrimdi.
Şunlardaki cesarete bak!
Sorun değil, sakin olun.
Ben kendi yemeğimi onlarla paylaşırım.
Römorku da ben çekerim.
-Birlikte uçacağız. -Ay ne harika!
Anne? Bunu yapmak zorunda değilsin.
İçeri gir.
Durun, römorku ben çekebilirim.
Emin misin?
Evet. Sorun olmaz.
Tamam o zaman. Marguerite,...
...sen önden git. Siz ikiniz, ipekotu da size emanet.
Tamamdır!
Lütfen, dikkatli ol.
Evet, tabii ki, olacağım.
Sonunda, bir yılın ardından...
...bir kelebek sürüsü daha gelecek.
Ve hepsini yiyeceğiz. İntikamımı alacağım!
Yine mi aynı şey?
Çıtır çıtır kelebekler!
Gördüğümüz an yiyoruz!
Kelebeğin teki seni gözünden etti diye mi bir sene bekledik?
İntikam...
...beklemeye değer.
Şimdiye kadar göç etmiş olabilirdik.
-Öyle mi? Nereye? -Yiyecek olan bir yere mesela!
-Çocuklar, çocuklar, çocuklar! -Neresiymiş orası?
-Çöle ne dersin? -Kesin şunu!
Sen gerçekten çok kötüsün ve sen de öylesin.
Bizi bağlayan şey ise kötü kahkahamız.
Hadi ama çocuklar, gayet iyi biliyorsunuz.
Bazen yokmuş gibi gelir, ama aslında vardır.
Lütfen, aşağı inebilir miyiz?
Hayır!
Lütfen?
Tut işte.
Tutamıyorum! Çok sıkıştım!
Lütfen, lütfen, lütfen.
Susmayacak, biliyorsun değil mi?
Tamam.
Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim!
Tamam. Çabuk ol.
Hadi, Marty. Başarabilirsin!
Az kaldı!
-Yani... -İkiniz de çok bencilsiniz.
Özellikle sen.
Tamam, güzel sohbet.
Acele et! -Biraz mahremiyet, lütfen.
Patrick!
-Bakmıyoruz. -Patrick, yardım et.
Geliyorum! Hemen dönerim.
İkiniz de çok tuhafsınız.
Marty?
Fare! Fare!
Kalk!
-Ölü taklidi yapıyorum. -Ölü ya da diri, yine de yemeksin.
Jennifer! Jennifer!
Şimdi ne olacak?
Hadi, hadi!
Hadi, acele et!
Hadi, hadi, hadi!
Jennifer!
Patrick, çabuk atla!
Evet!
Fare nerede? Yaşıyor muyuz?
Başardık.
Evet! Bir dakika. Al işte.
Bizi neredeyse öldürüyordun.
Affedersin Jennifer?
Hâlâ sıkışmış haldeyim.
-Sonunda gelebildiniz! -Lily!
Saatlerdir sizi bekliyorum.
Neler çektiğimin farkında mısın?
Belki ben de sizinle gelir yardım ederim.
Evet, evet, bizimle gel.
-Evet, bu harika bir fikir. -Yardıma ihtiyacım yok.
Çok güçlü olduğunu biliyorum...
...ama ağır olmalı. -Hayır! Kendi başıma yapabilirim.
Tamam, tamam. Anladım, inatçı şey. Sakin ol.
Üzgünüm, demek istediğim Bitkinim, yalnızca o kadar.
Belki uyayacak bir yer bulmama yardım edersin?
Çok sert olmasın, çok yumuşak da olmasın.
Görüşürüz çocuklar!
Neden yardım istemesin ki?
Duydun mu? Görüşürüz dedi.
Neden bu kadar alçaktan uçuyorsun? Islanıyoruz.
Bana ne oluyor? Küçülüyorum!
Delirmeyi bırak.
Aynen, delirmeyi bırak.
Kenara çekil!
Hadi yüksel, hadi yüksel!
Bunu bir kez daha yaparsan seni aşağı atarım!
Jennifer, ipekotları!
Tamam, bağırmayı bırak.
Yanlış yol, yanlış yol!
Jennifer!
İyi olacaksın, dostum.
Patrick, Jennifer'a yavaşlamasını söyle.
Marty, yerdeyiz.
Ne?
O zaman, lütfen yere söyle yavaşlasın.
Hepsi ıslanmış!
Neden bu kadar alçaktan uçuyordun?
Bunu neden yaptın?
Kusura bakma, orada olduğunu görmedim.
Sorun biz miyiz? Çok mu ağırız?
Her şey seninle ilgili değil.
Sadece yardım etmeye çalışıyorum.
Etme! Anlamıyorsun.
Deniyorum.
Öğle yemeği için inmeye hazırlanın!
En iyi ipekotu burada.
Tadına bakana kadar bekleyin.
-Jennifer için de biraz ayırmalıyız. -Tamam.
-Bu doğru olamaz. -Neler oluyor?
Tatlı nektarinler! Tarla nerede?
Ama... Bu kutu nereden geldi?
İnsanlar böyle işte, her yere kutu koyuyorlar.
Peki ya ipekotu? Nerede?
Her şeyi yok ettiler.
Endişelenme, Cecil. Bir yolunu bulacağız.
Daha kaç kutuya ihtiyaçları var?
Keşke daha büyük olsaydım!
-Sence orada ipekotu var mıdır? -Kutuları yiyemeyiz.
Herkes sessiz olsun. Düşünmem gerek.
Sessizlik!
Şimdi, Şef. Bu harita tamamen işe yaramaz halde.
Açıkça...
O ses neydi?
Bob?
Şef Cora.
Bu vızıltıyı tanıdığımı biliyordum.
Saat gibi. Seni görmek her zaman büyük keyif.
Bütün bunlar ne zaman oldu?
Bu asfalt ormanı mı? Birdenbire ortaya çıktı.
Bal işine gerçekten engel koyuyor.
Eminim öyledir. Görünürde tek bir çiçek yok.
Bob! Haritan var mı?
Harita mı?
Nerede o günler!
Bugünlerde, her şey çok hızlı değişiyor.
Neyse, gitmeliyim. Hepinize bol şans.
Neredeyse unutuyordum.
Kovanımdan herhangi bir arı görürseniz,...
...onları aradığımı söyler misiniz?
Elbette, Bob.
Öğle yemeği olmadan, enerjide 47.3'lük bir...
...düşüş olur, ve biz bile... -Cecil, dur.
Acil durum ipekotunu kullanmamız gerekecek.
Bu kadar erken mi? Yeniden hesaplamam gerek.
-Jennifer nerede? -Yoldadır!
Biraz daha uzun sürüyor.
Yaralandın mı?
İyiyim. Teşekkür ederim.
Burada kalmak çok tehlikeli.
Devam etmeliyiz!
Peki ya çocuklar?
Bizi burada göremeyince, Jennifer devam etmesi gerektiğini bilir.
Evet, haklısın.
Çok açım.
Ne zaman buraya gelecekler?
Burada hiçbir şey yetişmiyor.
Neredeler?
Şimdiye kadar burada olmaları gerekirdi.
Haklısın.
Hava kararmadan gidip onları aramalıyız.
Buradalar! Buradalar!
Tam zamanı! Tıkının!
Neden bu kadar uzun sürdü?
Burada ne oldu?
Ben...
Üzgünüm, Şef. Bu...
...bir kazaydı.
Bu kaza bizi rezervimizden etti.
Kahretsin!
Ama o rezerv acil durumlar için değil mi?
Burada artık ipekotu yetişmiyor.
Bu yüzden yanımızda taşıyoruz, ot kafalı.
-Evet, ot kafalı. -Şuna inanabiliyor musunuz?
Yeter!
Yarın daha fazla ipekotu bulacağız.
Geç oldu. Herkes biraz dinlensin.
Enerjimizi korumamız gerek.
Daha kötü olamazdı.
Hoşça kal!
-Patrick, ne oldu? -Şimdi olmaz, anne.
Kyle! Hiç yardımcı olmuyor.
Anlamıyorsunuz. Şu ikisini terk etmelisiniz.
Onlar yüzünden başaramayacağız.
Olanlar kazaydı. Öyle değil mi, Jennifer?
-Onlar... -Sana kaç kez söylememiz gerekiyor?
Evet, tabii. Yiyecek olmadan,...
...kanyonun yarısına bile gidemeyiz.
Kurda kuşa yem olacağız!
Bu kadar olumsuz olma. Yarın ipekotu bulacağız.
Gidiyorum ben.
Yorgunum.
Ben de.
Lily...
İçimden atmam gereken bir şey var. -Sırlar!
Bana her şeyini anlatabilirsin.
Ben... Korkarım...
Korkuyorum Ben...
Mutluyum! Birlikte takılacağız! Seni özledim.
Seni küçük yumuşak kalpli şey.
Her zaman çok sert görünüyorsun. Ben de seni seviyorum, Jenni.
İyi geceler. -Sana da.
Uç, Marty, uç.
Kanatlarını hazırla. Güzel kelebek.
-Ne yapıyorsun? -Ne yapıyorsun?
-İpekotu bulmaya gidiyorum. -İpekotu bulmaya gidiyorum.
-Gerçekten mi? -Şey. Evet.
Sadece deneyip herkesin...
...gönlünü almak istedim.
Evet, ben de.
Peki, sence birlikte gitmeli miyiz?
-Elbette! -Tamam, hadi atla.
Ben Marty'i uyandırayım. Ne kadar kalabalık, o kadar iyi.
Beni neden bu kadar erken uyandırdın?
Kahvaltı yapacağız!
Şunu baştan söylesene!
Uçuşa hazırım!
Harika bir fikrim var.
-Bu ne? -Koku arttırıcı 5000.
İpekotu bulmamıza yardım etmek için.
Vay canına. Birinin duş alması lazım!
Bir dakika. Kokan benmişim.
-Bu işe yaramayacak. -Daha iyi bir fikrin var mı?
Bunu söylediğime inanamıyorum,...
...ama deneyelim bakalım.
İpekotu, ipekotu, ipekotu.
Marty, üstümden kalk.
Buldum!
-Harika. -Ne?
Önce ben kokusunu aldım.
-Burnum! -Bırakma!
Tek kanatla uçamam.
Gözlerini kapat ve sağa kanada odaklan.
Bende de sol var.
Sonumuz geldi. Böyle mi olacaktı?
Elveda, zalim dünya.
İpekotu.
Hadi gidelim!
Merhaba kahvaltı!
Daha hızlı, daha hızlı!
İpekotu dövüşü.
Üç, iki, bir, hadi!
Bu hayatımın en güzel günü!
Harikaydı.
Bunları gördüklerinde yüzlerinin alacağı ifadeyi hayal et.
İpekotunu ört.
Brandayı aşağıda tutar mısın? -Deniyorum!
Çocuklar. Kasırga!
Jennifer, dikkat et!
Bu çok korkutucuydu.
Sürü!
Neredeler? Onları göremiyorum.
Şuradalar.
Annem nerede?
Bilmiyorum.
Patrick! -Patrick, dostum, geri dön!
Kanadı sıkışmış.
Yavaşça çek.
Çocuklar! Annemi gördünüz mü?
-Görmedim. -Hayır.
Üzgünüm.
-İyi olduğundan emin misin? -Lily!
İyiyim.
Patrick, bir arada kalmalıyız!
Anne!
Cornelius, çocuklara yardım et.
Sen oradaki, birkaç dal al.
Lütfen biri Cecil'i bulabilir mi?
Şef! Annem nerede?
-Fırtına çıkınca seni aramaya gitti. -Olamaz.
O iyidir.
Şef! Acele etmeliyiz.
Bir sonraki daha büyük olacak. -Ne kadar daha büyük?
Evet, ne kadar daha büyük?
Teknik olarak konuşursak, muazzam!
Olamaz! Annem!
Endişelenme. O bizim en iyi uçanımız.
Tamam, gidiyoruz. Derhal!
-Nereye gidiyorsun? -Jennifer.
Patrick'i al ve güneye doğru devam et.
Tamamdır.
Şef. Hazırız.
Hadi gidelim.
Anne!
Anne!
Anne!
Patrick!
Anne!
Anne!
Patrick, buradan çıkmalıyız.
Hayır. Onu beklemeliyim.
Muhtemelen şu anda çok uzaktadır.
Ona yetişeceğiz.
Ve eğer şimdi gitmezsek,...
...o neşeli buluşmayı kaçıracağız çünkü ölmüş olacağız.
Tamam. Hadi buradan gidelim.
Harikaydınız, millet!
Anne!
Endişelenme dostum. Bahse girerim annen orada bizi bekliyordur.
Belki de sürüyü bulmuştur ve hepsini kendisi yemiştir.
Sonuçta o kötü biri.
Ama o bir takım oyuncusu.
Çok yumuşak.
Buraya biraz sos ya da et suyu koyabilir miyiz?
Peki? Neredeler?
Kanyon çok büyük.
Bütün kanyonlar büyüktür. Daha çok çabalamalısın.
Ben mi? Peki ya sen?
Ve ben neden yapayım? Ben yöneticiyim!
Erkek ayrıcalığı! Haklarım var! Bir sendika kuracağım.
Tekrar bakacağız.
Ama günlerdir arıyoruz.
Yine dedim.
Kuşlara dikkat edin, millet.
Vay canına. İnanılmaz.
Merhaba.
-Sesim gerçekten öyle mi? -Evet.
Çarpacağız.
-Çok büyük. Nereye gideceğim? -Nesi var onun?
-Nereye ineceğim? -Kuş mu gördün?
Kuş mu görmüş? Umarım kuş değildir...
Hayır! Hiç kuş yok, tamam mı?
Gün gibi ortada gerçi ama,...
...sen düşünürken, geride kalıyoruz.
Çünkü hareket etmiyoruz!
Üzerinden sen uç o zaman!
Neyin var senin?
Hiç yardımcı olmuyorsun. Burada kal.
Jennifer.
Jennifer. Ne oldu?
Hiçbir şey.
Ah, işte bu!
Yükseklikten korkuyorsun.
Bu yüzden şelalede o kadar alçaktan uçtun.
Erzak kayığını da bu yüzden çekmek istedin.
Ne? Bu imkansız.
Yükseklikten korkan bir kelebek mi?
Alışılmadık ama imkansız değil.
Tıpkı uçamayan bir kelebek gibi.
Aynı şey değil, Patrick.
Kimse senden uçmanı beklemiyor.
Üzgünüm. Öyle demek istemedim.
Sorun değil. Haklısın,...
...kimse benden çok şey beklemiyor.
Ama ne var biliyor musun? Ben kendimden çok şey bekliyorum.
Yükseklikten korktuğumu öğrendiklerinde bana ne derler?
Hadi ama, buraya kadar geldin. Bir düşün.
Bu kanyonu aştığında gerçekten cesur olduğunu söyleyecekler.
Evet, doğru. Peki bu nasıl olacak?
Sana yardım edeceğiz.
Ne? Neden bana bakıyorsun?
Yüzümde ipekotu mu var?
Kanyon duvarlarına yakın durun. Bizi kamufle edecektir.
Şimdi, gerçek bir kelebek avcısını iş başında izleyin.
Onları bulacağım.
Oradalar. -Onları ilk ben gördüm.
Tamam, tamam. Her şey yoluna girecek.
Neden sürüyle birlikte değiller?
Kimin umurunda? Onlar üç kişi, biz de üç kişiyiz.
Hadi onları yiyelim. -Dur.
Senin için zor olduğunu biliyorum, ama bir düşünelim.
Bu bir fırsat olabilir.
Tamam, seni hazırlayalım.
Toka? Tamam.
Ayaklar omuz genişliğinde.
Dizler güzel yüksek bir kalkış için bükülmüş.
Kanatlar üst akıntıyı yakalamak için açılmış.
Ve şimdi, gözlerini kapat. -Ne?
Gözlerini mi kapatsın?
Unut gitsin. Bunu yapmayacağım.
-Zaman kaybı bu. Sürüyü bulalım. -Hayır.
Kuş!
Hemen gitmeliyiz!
Ama gidemem.
-Başka seçeneğin yok. -Kuşlara yem olacağız.
Tamam.
Gaganı kapatıp dinleyecek misin?
Turuncu Orman'ı duymuşsundur, değil mi?
Turuncu Orman mı?
Suyu çıkarıldıktan sonra portakalların gidip çürüdüğü yer mi?
Hayır, değil. Tüm kelebeklerin kışı geçirmek için gittiği...
...gizli bir orman. -Yapacağımız şey şu.
Bu üçünü Turuncu Orman'a dek takip edeceğiz.
İntikamımın sınırı olmayacak.
Ve sonsuza kadar yiyebilirim!
Bu benim planım olacaktı.
Daha önce söylemeliydin.
Belki de bu yüzden buralarda lider değilsindir.
Tamam. Kanatlarına odaklanmaya devam et,...
...ve bırak ben gözlerin olayım.
Kenardasın.
Hadi, uç!
Uç, uç, uç!
Uçuyorsun, Jennifer. Duruşunu değiştirebilirsin.
Yapıyorum. Yapıyorum!
Artık gözlerini açabilirsin.
Hayır, teşekkürler.
Evet!
-Başardık! Başardık! -Hayır,...
...sen başardın! -Ben başardım.
Harikaydı.
-Sen harikaydın. -Ben harikaydım.
Asıl harika olan...
...bu zemin. Bu tatlı zemin.
İkiniz de artık başardığınızın farkındasınız, değil mi?
Hâlâ biraz gün ışığı var.
Hadi, yetişmeye çalışıp annem geri döndü mü bakalım.
Yapamam. Çok yorgunum.
Bu gece burada dinlenmeliyiz.
Ve bir, iki, üç, dört, kanat!
Ve bir, iki, üç, dört, kanat!
Dans edişini beğendim, Marty.
Bunlar benim dönüşüm egzersizlerim.
Mükemmel olmadığımız konusunda anlaştık sanıyordum.
İyi misin?
Pek değilim.
Annem her zaman üzerime gelirdi,...
...ben de beni rahat bıraksın isterdim, ama...
...bu şekilde değil.
Bütün bunlar benim hatam. Asla gelmemeliydim.
Kendine çok yükleniyorsun.
Kasırgayı sen çıkarmadın.
Eğer evde kalsaydım...
...sürüden ayrılmazdı.
Başından beri haklıydın, bencildim.
Macera arayan, hayır cevabını kabul etmeyen...
...o cesur kelebeğe ne oldu?
Keşke kabul etseydi. İşe yaramazın tekiyim.
Babam geçen yıl kuşlarla savaşıp...
...tüm sürüyü kurtardı. Peki ya ben?
Ben her şeyi mahvediyorum.
Yanılıyorsun. Annen orada bir yerde.
Ben ise kanyonu senin sayende aştım.
Sence cidden annem iyi midir?
Onu hiç görev başında gördün mü?
Oldukça iyidir.
Ne oldu?
Kim demiş isabet ettiremiyorum diye?
Duydunuz mu?
O korkunç kelebeğin oğluymuş.
Sakin ol.
Babası gözümü aldı.
Ben de intikamımı alacağım.
Tırtılın hakkını verelim.
-Hadi gidelim! -Dur!
Bunu neden yaptın?
Peki ya Turuncu Orman ne olacak?
Benim planıma sadık kalalım,...
...ve onun bizi binlerce,...
...milyonlarca kelebeğe götürmesine izin verelim.
Tamam, planıma sadık kalacağız.
Kimin planı?
Benim planım. Çünkü ilk ben söyledim.
Fikir benimdi ama.
Durun! Kimin planı olduğunun ne önemi var?
Önemli olan karnımızın doyması.
Su.
Fıskiye.
Islak.
Islak mı?
Neden tuvaletim uyanıkken gelmiyor ki?
Tuvalete gidilebilecek onca yer ve zaman varken...
...burası ne diye bu kadar korkutucu olmak zorunda?
Her şey yolunda!
Çalılık bul yeter, Marty. Sen halledersin.
Ben halledemem!
Sessiz ol küçük sabah kahvaltım.
Çıtır çıtır, çıtır!
Dur! Bunu yapmak zorunda değilsin! Dur, beni dinle!
Sonunda.
Nefis!
Bırak beni!
Tuvalete gitmem gerek.
-Bunu su içmeden düşünmeliydin. -Artık çok geç.
Küçük tırtıl.
Neredesin, tırtılcık?
Sanırım kötü bir başlangıç yaptık.
Baştan başlayabiliriz.
Gel hadi, biraz laflayalım.
Kalkın! Kuş var! Kuş! Gitmeliyiz!
Ne?
Nereden çıktı bu?
Kimin umurunda? Atla hadi!
Uç, uç, uç!
Uyanın, uyanın! Kaçıyorlar.
Ne? Onları izlemen gerekiyordu,...
...korkutup kaçırman değil seni koca budala.
Benim suçum değil.
Tombiş tırtıl ağzıma atladı.
Kaçmalarına izin vermeyin!
-Olamaz. Üç tane kuş var. -Bir şeyler yap!
Hava akımını yakalayacağım.
Daha yükseğe, Jennifer. Daha yükseğe, daha yükseğe!
İkiniz de beni takip edin. Bir planım var.
Nerede bu hava akımı? Nerede? Nerede?
Şimdi, gözden kayboluyoruz.
Vazgeçiyorlar. Başardın!
-İşe yaradı! -Evet!
-Yaşasın! -İşte bu!
Sence annem de aynı akımı yakalamış mıdır?
Bahse girerim yakalamıştır.
Yakaladım sizi.
Üzgünüm. Hâlâ gelmedi.
Sence çoktan varmış mıdır?
Önden uçup gitmiş olabilir.
-Evet, şey... -Kesinlikle.
Hesaplarıma göre oraya ulaşma şansı...
...yaklaşık yüzde 75.
Cecil.
Haklısın, muhtemelen yüzde 50'ye yakın.
Yüzde 50! Bu iyi.
Sen Cecil'e kulak asma.
Yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Biraz yürüyeceğim.
Sana biraz ipekotu ayıracağım, dostum.
-Açlıktan ölüyorum. -Sesini alçalt.
Bu çok uzun sürüyor ama!
Takip etmekten yoruldum. Hemen yemek istiyorum!
Sadece bir gün daha dayan, bizi Turuncu Orman'a götürecekler.
Harika planımın işleyeceği yere.
Gerçekten de kötü bir dahisin.
Evet. Gerçekten öyleyim.
Bunca zamandır bizi takip mi ediyorlarmış?
Evet, ve bizi yemediler...
...çünkü bütün sürüyü yemek istiyorlar.
Bizi, kuzenlerimizi, kuzenlerimizin kuzenlerini,...
...kuzenlerimizin kuzenlerinin kuzenlerini. Herkesi!
-Ne yapacağız? -Şef Cora'ya söylemeliyiz.
Ama bizi takip etmeleri bizim hatamız.
-Marty haklı. -Sonunda biraz sağduyu.
Şef'e söylemeliyiz.
Suçlanacağımızı biliyorsun, değil mi?
Önemli değil. Yapılması gereken doğru şey bu.
Kesinlikle, yeterince soruna neden olduk zaten.
Aslında... Bir fikrim olabilir.
Ayvayı yedik.
Normal yol yerine, bu mağaradan geçebiliriz.
İçeri girdiğimizde, sürüden ayrılıyoruz...
...ve kuşları başka yöne çekiyoruz.
Biz asla o yoldan gitmeyiz ama.
Sen mağarayı nereden biliyorsun?
Babamdan.
Bir plan üzerinde çalışıyorduk.
Yani, son göçte kaybolmadan evvel.
Bekle, bekle, bekle. Plan bu mu? Sürüden ayrılmak mı?
Hem de tehlikeli mağaralarda?
Bir şey olmaz. Kuşları yanlış yönlendireceğiz o kadar.
Kuşları başka yöne çekiyoruz,...
...böylece sürü bu çıkıştan geçebilir.
Sonra, sürüye katılmak için güvenli olana kadar saklanıyoruz.
Ben varım.
Harika, mahvolduk.
-Marty, sakin ol. -Sakin mi olayım?
Bile isteye o kuşları peşimize takmak istiyorsun!
Nasıl sakin olayım?
-Marty! -Ne?
Affedersin.
Sakin ol.
Anneni düşün.
Onu tekrar görmek istemiyor musun?
Elbette istiyorum.
Ve eğer bunu yapmazsak, asla görmeyeceğim.
Kimse kimseyi bir daha görmeyecek.
Ne düşünüyorsun, Şef?
Ne mi düşünüyorum?
Bence stratejik bir düşünce adamısın, tıpkı baban gibi.
-Teşekkürler, Şef. -Ben gelmiyorum.
Gelmek zorundasın. Yoksa kuşlar şüphelenir.
Yarın görüşürüz.
Gelmiyorum işte! İzleyin de görün!
Beni öldürecek olsa bile yarına kelebek olmuş olacağım!
Umarım beni öldürmez.
Şenliğe hazırım.
Kendimi çok neşeli hissediyorum.
İyi espiri, Kyle.
İki dakikaya uçuyoruz.
Unutmayın, yeni rotayı izliyoruz.
Sarkıtlara dikkat edin.
Hayır, ciddiyim. Her yerden çıkabilirler.
Planlar havadan hızlı değişiyor! Bayılıyorum buna!
Aman sırtım.
Vay canına.
Ne sıkı kucaklaşma!
Ne içindi bu?
Sonra anlatırım.
Hoşça kalın! Turuncu Orman'da görüşürüz.
Güle güle.
Hazır mısın?
Elbette.
Hadi, Şef.
Her şey yolunda.
Hükümdarlar, kalkışa hazır olun!
Hadi, hadi.
Şimdi bir kelebeğe dönüşürsem,...
...oraya kendi başıma uçabilirim!
Hadi gidelim.
Şov zamanı!
Henüz değil.
Sessiz ol, mide.
Yemeğe az kaldı.
-Şimdi. -Şimdi!
-Önce ben söyledim! -Ama o daha yüksek sesle söyledi.
Politika hakkında hiçbir şey bilmiyor musun?
Oradalar mı?
Evet, işe yarıyor.
Aman Tanrım, Aman Tanrım.
Lütfen ölmeme izin verme. Aman Tanrım!
Yenmek istemiyorum.
Hadi saklanalım. Saklanacağımızı söylemiştin.
Önce sürünün güvende olduğundan emin olmalıyız.
Onları göremiyorum.
Ben görebiliyorum.
Karanlık! Korkutucu.
-Yani? -Cesur değilim!
Yeter. Az daha sabret.
Bırakın ineyim! Bunu yapmak istemiyorum!
Tamam. Ama inmiyorum.
Atlayacağım.
Marty!
Senin için döneceğiz!
Gözlerinizi dört açın.
Herkes rotayı takip etsin.
Gidip Jennifer'a bir bakacağım.
-Ben de geliyorum. -Hadi, acele et.
Devam edin.
Yaklaşıyorlar.
Dayanın.
Eğilin!
Dikkat edin!
Dikkat et!
Jennifer!
Kanadım.
-Aman Tanrım. -Ne yapacağız?
Belki ben düzeltebilirim.
Keşke Marty burada olsaydı.
Zaman yok. Sen yapmak zorundasın.
Ne? Nasıl?
-Uçmak zorundasın. -Olmaz.
Hayır, hayır, hayır! Yapamam.
Yapabilirsin. Daha önce yaptığını gördüm.
Şimdi kendine inanmanın zamanı.
Tamam, tamam.
İşe yaramıyor.
Kendi tarzında yap.
Bu ne anlama geliyor?
Herkes gibi olmaya çalışmayı bırak.
Tamam. Anladım.
Bekle. Ne yapıyorsun?
Patrick!
Patrick!
Başardım! Uçuyorum!
Harika.
Başardın!
Jennifer, saklan!
Neredeler?
Yanlış yola girdik. Hadi geri dönelim.
Hayır.
Kuş Beyinliler!
Beni takip edin!
Kelebek!
Marty!
Lily, Lily!
Burada ne yapıyorsunuz?
Nereden başlasam?
Patrick ve Jennifer aç kuşları kaçırıyorlar.
Ne? Neyden bahsediyorsun?
Lily? Sen misin?
Yardıma ihtiyacım var! -Jennifer!
Turuncu Orman, bekle bizi!
Sen öyle düşünüyorsun.
Hadi bakalım!
Arabalar? Orman arabalarla mı dolu?
Bizi kandırdılar. Yakalayın onları!
İşiniz bitti.
Mahvoldunuz.
Yakaladım!
Onu kaybetme.
Hadi.
Çıtır çıtır!
Çıtır çıtır!
Evet, yaptım! Başardım!
Geri döndük!
Hayır, hayır, hayır!
İntikamın lezzeti bir başka!
-O bize canlı lazım! -Hayır! Bu iş artık sona eriyor.
Biliyor musun? Haklısın.
Artık benimsin.
Kaçacak yerin yok galiba.
Son şans. Bizi Turuncu Orman'a götür.
Asla. Ölürüm daha iyi!
Bunu söylemeni umuyordum.
İşte orada. Yardıma ihtiyacı var.
İpeğimi kullanabilirim. Bizi oraya götür!
-Başardın! -Hadi gidelim!
Tut, seni yukarı çekelim!
Yakala.
-Bırak! -Ne?
Bana güven.
Çek!
Harika bir plan, kardeşim.
Senden hiçbir zaman hoşlanmadım.
Görüşürüz!
Bunu başardığımıza inanamıyorum.
Ben inanıyorum.
Siz olmadan başaramazdım.
İyi ki varsınız.
Grup sarılması!
Ve şimdi parti zamanı!
Olağanüstü!
Şu sürüye bak.
Vay canına.
-Vay canına. -Başardık.
Çok güzel.
Çocuklar, hadi gidip annemi bulalım.
-Ben bu taraftan gideceğim. -Ben bu taraftan.
Marty, benimle gel.
-Burada buluşuruz. -Tamam.
-Neler oluyor? -Marty.
Kelebek olacaksın! -Bana yaprak getir!
-Bu olur mu? Ya da bu? -Yaprak lazım bana, yaprak!
Olmaz.
Lily, çabuk getir şu yaprağı!
Al, bunu al. Mükemmel.
İş görür.
Anne!
Anne!
Patrick! Patrick!
Neredesin? Lütfen burada ol.
Anne?
Seni nasıl bulacağım?
-Anne! -Patrick?
İşte buradasın.
Patrick!
Patrick! -Anne?
Seni duyuyorum! Neredesin?
Tam burada.
Anne!
Seni bir daha asla göremeyeceğimi sanmıştım.
Patrick, uçabiliyor...
Neredeyse uçabiliyorum.
Dürüst olmak gerekirse, bu uçmaktan çok...
...kontrollü bir düşüş ama işe yarıyor.
Baban seninle gurur duyardı.
Sana yeterince güvenmediğim için çok üzgünüm.
Kendi yolunu bulman konusunda seni cesaretlendirmediğim için de.
Önemli değil, anne.
Ben...
Sana engel oldum.
Çok korkmuştum.
Ben de kabus gibiydim ama.
Olmadığım bir şey olmaya çalışıyordum.
Bu aptalca çünkü sen olduğun halinle muhteşemsin.
Teşekkürler, anne.
Kışları güneyde geçirmek beni tekrar genç hissettiriyor.
Ve işte o zaman içeri daldım ve Patrick'i oradan çıkardım.
Sanırım kurtarma görevinin kahramanı olduğumu söyleyebiliriz.
İyi espiri, Kyle.
Acele edin, acele edin! Başlıyor.
Hemen mi?
Vay canına, Marty!
Merhaba, Meksika!
Evet! Ben büyük bir hükümdar kelebeğiyim!
En muhteşem kelebek!
Gördüğüm en hızlı dönüşüm bu.
Kelebek olmayı çok istiyordu.
İşte bu. İyi görünüyorsun, Marty.
-Harika görünüyorsun, Marty. -Teşekkürler dostum.
Lily, benimle dans eder misin?
Kesinlikle!
-Dans etmek ister misin? -Ben dans edemem.
Sana öğretirim.
Sadece gözlerini kapatman gerek.
Buna bir daha kanmayacağım.
Parti zamanı!
Tamam, hadi deneyelim!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.