Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[jenerik müziği girer]
[jenerik müziği devam eder]
[jenerik müziği devam eder]
[Arif] Efendim... Benim abi, buyurun.
[Arif güler]
Olur mu canım... Hayır hayır... Yok yok... Hayır abi, hayır.
Hayır abi, ben win win olarak bakıyorum.
Benim adım Arif.
Bizde her şey olur, uzay konusunda yanlış olmaz.
Yengeme en güzel yerden vereceğim abi.
Tabii, Küçükayı Takımyıldızı'nda, tabii, güney cephesinden,
güneş gören yerden vereceğim.
Çok güzel bir yıldız. Çok değerlenecek oraları.
Abi, kusur diyelim yani, yanlış değil.
Evet... Hediye olarak da bir kitabımı takdim edeyim mi abi sana?
Atmosfere Giriş, Uranüs Yayınlarından.
Evet, "anüs"... Tamam abiciğim, üzme kardeşini.
Hemen gönderiyorum sertifikayı. Tamam babacım, hadi öpüyorum.
-Oğlum. Ne yapıyorsunuz siz ya? -Ne yapmışım usta?
Adamın karısıyla manitasına aynı yıldızı vermişsin.
Kuaförde pişti olmuşlar!
-Dikkat birazcık. -[telefon çalar]
Efendim... Evet, Ay taşı mı?
Var.
Karanlık yüzünden var ama sen nereden istiyorsun?
Hesaplı.
Şey var bak, Ay'a ilk ayak basan adamın ayak izi var.
Tek ayak!
Kaç giyiyorsun sen?
44 var bende, senin için büyük bir adım olur.
[fon müziği, hafif darbuka]
Sen siteye yaz siteye, mail at. Admine mail at.
Tamam, hadi, hadi.
Paran yoksa ne giriyorsun bu işlere? Oğlum… Öyle değil, öyle değil.
Şu, şu lan, şu.
Gel, buraya gel. Ay’dasın, Ay’da.
Altıda bir oranında. Öyle hayvan gibi değil bak.
Astronotsun oğlum, altıda bir oranında bak şu, şu, şu...
Bırak şimdi bunları, sen şu sertifikayı al,
Muzaffer abinin ofise git, tamam mı?
Al bunu teslim et, hadi canım.
Zarfa koy, üstüne şey yaz, "NASA".
[hafif fon müziği devam eder]
♪ Nasıl geçti habersiz? ♪
Hop, buradayım!
Kimim ben?
-Emel Sayın. -Yok, Tarkan.
Abi ne adamsın ya?
Neler var?
[Garavel] Of be!
Garavel Hocam, hoş geldin.
Ya saniyede.
-Eyvallah. -Sağlığa...
-[Garavel] Oğlum, okusana bir şey ya. -[Arif] Ayıp ediyorsun abi.
[Garavel] Neşemizi bulalım.
♪ Hani o saçlarına ♪
♪ Taç yaptığım çiçekler ♪
♪ Hani o güzel gözlü ♪
♪ Ceylanların pınarı ♪
-♪ Hani kuşlar ağaçlar ♪ -[telefon titrer]
Abi, benim bunu almam lazım.
Tamam.
Efendim canım?
[Ceku] Biz teşekkür aldık, biz teşekkür aldık!
-Aslan oğlum benim. -Baba, bak!
Cekucuğum, iki dakika sonra arayayım mı?
Garavel hocamla oturuyoruz.
Hemen arayacağım, helal, helal diyorum.
Öptüm...
Oğlan acayip okuyor maşallah.
Eyvallah, aynı ben.
Oğlum atlayıp gelsene.
Ne var yani Dünya'da bu kadar, anlamadım.
Abi, ben de bunalıyorum da, nasıl bırakacaksın ya? Nasıl geleyim yani?
Ne yapıyor, Bob ne yapıyor? 216?
İyi, iyi, herkes iyi. Heh, bak geçen gün ne oldu?
216 bana geldi. Kafası bozuk. Ben, dedi dünya...
Garavel Hocam, yaramıyorsa içmeyeceksin.
Ne oluyor ya?
Allah’ım, bir macera olmasın, ne olur ya!
[araba alarmı]
Ulan yine mi bilim kurgu be?
[jenerik müziği girer]
[jenerik müziği devam eder]
Durun!
[jenerik müziği devam eder]
216!
[jenerik müziği devam eder]
[gizemli müzik]
[tuşlama sesleri]
Ananı sikeyim!
[kedi sesi]
[Arif güler]
[tuşlama sesi]
Hadi bakayım.
[tuş sesi]
2. nesil. 16. segment. Geliştirilebilir zekâ.
-[Arif] Ya! -[216] A-ah!
Kardeşime bak ya!
Nasıl? Değişmiş miyim?
Vallahi aynısın. Ben?
Hımm, biraz kilo?
Lan oğlum, bunların hepsi ödem. İyiyim ben.
İyisin ya. İyisin elbet.
O yüzden geldim zaten.
[Arif] Kardeşim benim be!
Arif, parça arttı mı?
-Yo, hepsini taktım. -[kedi sesi]
Kedi mi var evde?
Kim söyledi, yok, kedim yok.
Bavulun içinde hediyeler vardı, elim boş gelmedim tabii.
Görmedim valla.
Tam ortada duruyordu böyle.
Yok, görmedim.
Sucuk, Bob Marley Faruk gönderdi.
Bunu da yengemiz yapmış Ceku, reçel.
Hah! Duty Free'den aldım çıkarken, orijinaldir he.
En sevdiğim.
[adam] Arif abi, Arif abim, iyi misin?
-Abimiz kim? -Asker arkadaşım.
Dördüncü mekanizeden.
Ustam...
Gora sucuğu bu, parmaklarını yersin vallahi.
Oh be, dünya en azından.
Mis gibi.
Keşke daha önce gelseymişim Arif.
Aa Rendroy. Ben bunu daha önce görmemiştim.
Ben de hayallerimin peşinden geldim Rendroy.
Çok sıkıldım Arif, robot olmaktan.
Bazen diyorum ki çıkarayım şu pili.
-[216 tekler] Ge... ge... gegev... -[Arif] Ne?
Her yere gidelim, olur mu Arif? Sultanahmet, Peri Bacaları,
kutuplar, Pamukkale, Yedikule.
Tabii canım.
Oradan Paris, Londra, piramitler...
Tabii, Ümit Burnu üzerinden Hindistan, oradan ver elini Çin Seddi.
-Yaşa be Arif. -Oğlum, sen delirdin mi ya?
Çin Seddi uzaydan görünüyor. Bu kadar yolu tepmeye ne gerek var?
Sen niye geldin? Onu söyle bana.
-İnsan olmaya geldim Arif. -Vallahi mi?
-Ben de insan olmaya geldim. -Gerçekten mi?
Ya ama bu kadar oldu.
Olmuş mu?
-Olmamış. -Olmayınca olmuyor işte.
Sucuğu ver bakalım.
Oh Arif, bu kadarı zor.
[televizyon sesleri]
Ben artık robot olmak istemiyorum.
Sizler gibi sevmek, sevilmek istiyorum Arif.
Allah Allah, ekmek ver şuradan.
Heh bak, onlar gibi.
[216] En sevdiğim.
Yani ne bileyim, mesela mahallenin haşarı çocuğu olsam,
Sezercik gibi, Yumurcak gibi.
O sana küçük gelir.
Tatlı bir serseri olsam, Turist Ömer gibi.
-[taklitle] Helal! -O da büyük gelir.
Robot abimiz de pek duygusalmış usta.
Tabii canım, ağlarsın.
Arif, bak.
Çelik... Tabii Çelik bile evlendi, insan özeniyor hâliyle.
Of, şu duygulara bak.
Benim de gözümden şöyle bir damla yaş süzülse, âşık olsam.
Arif, ben de Ediz Hun ile Filiz Akın gibi Kilyos Sahili'nde el ele koşmak istiyorum.
Ediz Hun'la, Filiz Akın'la Kilyos'ta koşmak mı?
Kilyos olması şart değil.
Oğlum! Oğlum, çekme bunları. Orası sit alanı. Birinin kulağına gider.
Ben bu değilim Arif.
Ben burada ne yazıyorsa değil, burada yazılanı yaşamak istiyorum.
Oğlum, senin 40 bin bakımın mı geldi ya?
Sok şunu bir yerine.
Ne insanı olacaksın? Pinokyo da öyle diyordu, odun geldi, odun gitti.
Sok şunu ya.
Arif, sen beni anlamıyorsun.
Usta, robotu internete koyduk mu tam iki milyon dolara satarız abi.
Bak zehir gibi oğlan, seni interne’te iki milyon dolara satıyor.
-Otur bakayım yerine! -Otur lan!
Gel, buraya gel. Koçum benim, Kilyos'ta koşacakmış, gel buraya.
-Yardım edecek misin? -Edeceğim.
Bak Ediz Hun'a söz veremem ama Kilyos'ta koştururum.
Kardeşim benim. Gel buraya, gel kardeşine.
[cam kırılma sesi]
[Arif] Ne oluyor lan?
[gergin müzik girer]
"Go home" mu? Go home. Ben evdeyim lan zaten.
[mahalleli] Mahallede uzaylı istemiyoruz!
Ortalık kaynıyor.
Usta, haberlere bak.
Arif, televizyondasın.
Nasıl ya?
[mahalleli] ...istemiyoruz! Uzaylı istemiyoruz!
Mahallede uzaylı istemiyoruz!
Bak, geç geliyor, bak.
Böyle yapıyorum, geç geliyor bak.
Abi, ne yapacağız?
[spiker] Uzaylı dünyamıza hangi amaçla geldi?
[yabancı spiker] ...has been taken hostage by Arif Isik. Now some of...
[spiker Almanca konuşur]
Arif, her yerde biz varız.
Daha ilk günden meşhur olduk.
Meşhur mu olduk? Memo, yürü. Yürü, yürü, yürü. Yürü.
[hareketli müzik girer]
Ne oluyor Arif?
Memo, hemen 216'yı kümese götür. Orada bekleyin. Tamam mı? Yürü.
-Kümes, gel abi. -[Arif] Geliyorum ben.
[mahalleli] ...istemiyoruz!
Mahallede uzaylı istemiyoruz!
Mahallede uzaylı istemiyoruz!
Ya ne oluyor?
Ne oluyor?
[mahalleli] Mahallede uzaylı...
Ne oluyor ya?
Yok öyle şey, nereden çıkarıyorsunuz?
Ya bırak Allah aşkına ya.
Tek tek söyleyin, anlamıyorum.
Mahallede huzur kalmadı ya. Yeter artık!
Çocuklar korkuyor.
Bu çocuklar mı korkuyor?
Onlardan da bütün dünya korkuyor. Ben de korkuyorum, Allah Allah.
-Biz de korkuyoruz. -Korkma.
Korkuyoruz tabi.
Ya Nihat, sen yapma bari Allah aşkına ya.
-Uzaylı yok diyorum. -Yuh!
-Şunlara bak, şuraya bak. -Yuh!
Ya bırak Allah aşkına ya.
-Yuh! -Ya Allah Allah.
[gerilim müziği girer]
Camı niye kırıyorsunuz?
-İlk taşı kim attı, söylesin. -Arif Işık!
-Hayırdır, mesele nedir? -CIA.
-MI6. -KGB.
-Yemek Sepeti abi. -Sen bekle birazcık.
Bizimle elçiliğe kadar geleceksiniz.
Öyle mi? Ya gelmezsem?
Bak hâlâ konuşuyor ya!
Kendi bitti, bir de yaratık getirmiş.
[Arif bağırır] Yeter!
Ya ayıp be.
Ben herhangi X bir kişi miyim ya?
Ya ben sizin komşunuzum ya, yeri geliyor komşunuz, kardeşiniz,
arkadaşınız Arif'im ben ya!
Ya bu farklılıklara tahammülsüzlük nedir!
Ya beş parmağın beşi bir mi?
Uzaylı ne demek ya, el âlemin yanında?
Bizim şu anda kenetlenmemiz lazım.
Et tırnaktan ayrılır mı ya?
Koca mahalleyi ayağa kaldırdınız.
Ya yeri geliyor kesik parmağa işemiyorsunuz ya!
Nasıl bir toplum olduk biz?
Lütfen...
[bıçak sesi]
Biz aramızda konuştuk, tamamdır. Siz gidin ya.
Arif Bey, bize zorluk çıkarmayın.
Ne yapacağız, dayak mı yiyeceğiz burada?
Bir soru, what's my name?
[hareketli müzik girer]
Beraber söyleyelim, my name is Arif Işık.
-[mahalleli alkışlar] -Helal olsun abime.
[alkışlar]
[korna]
[asker İngilizce anons] Clear the area. Nobody move!
[otomatik silah sesi]
[asker İngilizce] Freeze!
[asker İngilizce] Move, move!
[hareketli müzik devam eder]
[asker] Go, go, go!
[asker] We are in!
-Ne oldu usta? -Komşularla sıfır sorun.
Bütün dünyayla böyle olduk. Memo, sen evin etrafından ayrılma,
-fırla, arayacağım seni ben. -Tamam.
[tavuk sesleri]
Bir insan siyah giydi mi ondan kork Arif.
Bebek gibi fikirlerin vardı, al dünya bu işte. Çekil şuradan.
Burada mı kalacağız?
Evet, hem de beş yıl.
Her cins hayvandan da birer çift alacağız.
Tufandan sonra da evleneceğiz.
-Tufan kim? -Tufan benim, amına koyayım.
Yürü ya.
[216] Aman, benden sonra Tufan.
[hareketli müzik]
Burayı zor günler için yaptım.
Acele edelim burayı da bulmasınlar.
Ben gideyim, insan gibi bir konuşayım.
Hayır. Hazır mısın kardeşim?
-Neye? -Ceku'nun zaman makinesini bulmam lazım.
Çeyizinden beri hiç kullanmadık.
Neden? Ne gerek var Arif?
Oğlum, seni burada yaşatmazlar.
Dün akşam geldiğin saate göndereceğim seni.
Atmosfere girmeden böyle Venüs üzerinden verevine çaktığın zaman direkt Gora'dasın.
Ben Dünya'ya geldim. İnsan olacağım ben. Gitmeyeceğim.
Lan oğlum, gel buraya!
[mahalleli] SWAT şaşırma, sabrımızı taşırma.
[asker] Move, move, move!
[mahalleli] ...sabrımızı...
Çok kabasınız Arif Bey. Ölürüm de gitmem. Gitmeyeceğim.
Bu mu arkadaşlık? Böyle mi oluyor filmlerde?
Ayhan Işık, Sadri Alışık'a hiç böyle yaptı mı?
Zeki, Metin’i hiç sattı mı?
-Güdük Necmi, Şaban’a… -Kes ulan, kes. Ne anlatıyorsun?
Filmlerden duymuş duymuş gelmişsin. Dünya, o dünya mı?
Senin burada tozunu bulamazlar, tozunu.
Götünden uydurup bana nostalji yapma.
Lan oğlum, ben bir uzaya gittim, benim anam ağladı.
Bir tane arkadaşım yok ulan.
Adamın kendi cinsine tahammülü yok, robotu kim siker burada?
Hiç bana bakma. Otur şuraya. Allah Allah.
Ben arkadaşlığı böyle bir şey zannetmiyordum.
Robot. Bak, iki megabytelık aklınla bana duygu sömürüsü yapma.
Ben burada senin kıçını kurtarmaya çalışıyorum.
Kime konuşuyoruz ya, he?
İnsan olacakmışsın bir de.
Ulan kim oldu da sen olacaksın, he?
Bir filmde izlemişmiş de öyle olmuş. Hangi film bu?
-Şeyde izledim... -Kezban Roma'da!
Biraz Zeki Demirkubuz izle. Bak, ne yalnızlıklar var orada.
-Nuri Bilge Ceylan? -Ne?
[kapı açılma sesi]
Tövbeler olsun ya Rabbim ya.
Arif, benim sana söylemek istediğim bir şey var.
216, bak, canım kardeşim benim,
bu izlediğimiz Türk filmi değil, tamam mı?
Peşimizdeki adamlar da komiser Hulusi Kentmen değil.
Gözünü seveyim, Gora'ya dön.
-Bin sene huzur içinde yaşa, tamam mı? -Bin sene yaşayayım, öyle mi?
Siyah beyaz filmleri de unut. Ben unuttum zaten.
-[asker 1] All out, we're clear. -[asker 2] Pay attention.
Al, ısınınca bas, tamam mı? Zamanı ayarladım ben.
-[Arif] Okay, okay I'm coming. -[asker] Open the door!
[Arif] Okay, I'm opening.
Bas, bassana oğlum. Bas. I'm opening. Okay, okay.
Shut the fuck up, you motherfucker.
Piece of fuck, fucking face,
face of a cocksucking piece of shit, God damn it!
Oğlum, ağzıma nasıl oturdu, gördün mü?
-[216 mırıldanır] -[Arif] Bas, bas!
-Bas, bas! -Bu ikisine mi basıyorum...
Bas lan!
[asker] What the fuck was that?
Lan!
-Arif, iyi misin? -Ne yaptın lan? Nereye bastın?
Ben yalnızca bunu çevirdim.
Lan oğlum, beni niye katıyorsun, beni niye ışınlıyorsun, ya?
Ver şunu! Şuraya bak, cüzdan, telefon...
Ulan, ben niye donlayım? Bir şeyle mi oynadın sen?
Ben bir şey yapmadım.
Ben pamukluya ayarlamıştım, bu sentetik herhalde.
Oğlum, siyah beyazım lan.
Millet Boğaz'da denize giriyor, neredeyiz biz ya!
İstanbul'un mütevazı semti Sarıyer'in... '69 mu?
Ulan bilerek yaptın, değil mi? Bilerek yaptın, tarihle oynadın.
Arif...
[bilim kurgu efekti]
Renkli olsa aynı sen.
Öyle mi diyorsun? Böyle gezmeyeyim.
[eski Türk filmi müziği]
Bilerek yaptın eşekoğlueşek, bilerek yaptın.
O adamlar senden ne istiyorlar? Çok kabalar.
Affedersiniz efendim. Müsaadenizle.
Buyurun.
Duydun mu? Ne kibar insan.
Duydum, duydum.
Aa anne bak, palyaço!
Tuna, ne ayıp. Elle gösterilmez.
Affedersiniz, palyaço musunuz efendim?
Palyaço efendim, evet.
Ben de bıyıklı kadın, halasıyım.
Şehzadebaşı'nda şeydeyiz, Medrano Sirki'ndeyiz. Bekleriz lütfen.
Öyle mi? İştirak ederiz inşallah.
-İyi günler olsun. -İyi günler. Al bakalım.
Teşekkürler palyaço.
Değil oğlum, değil. Gel, buraya gel.
Oğlum, insanlarla muhatap olma. Ne yapıyorsun sen ya? Tarihle oynama.
Çok dikkat çekiyorsun, yapma.
Hiç garipsemediler beni. Hatta çocuk sevdi bile.
Aa fotoğrafçı...
[eski Türk filmi müziği]
İnsanlar ne kadar mutlu.
Huzur var, huzur.
Tam benlik yer.
Arif, keşke burada kalsak biraz.
Hee oldu, biz bu filmleri çok izledik aslanım.
Bay bay.
-[çocuklar] Amca, yardım et. Vuruyorlar... -Dur ulan, dur.
Sen bunlar ne yaramaz, bilmezsin abi ya.
Ufacık çocuk, manyak mısın?
Rahat bırakın ulan yakışıklı abimi.
Kavga etmeyin oğlum.
Güzel abim, canını mı sıkıyor veletler?
Ufacık çocuklarla kavga ediyorlar.
-Allah Allah. -Saati aldı.
Abi, bu taraftan gittiler. Hop mandepsiye gel.
[hareketli müzik girer]
[hareketli müzik devam eder]
-Neredeler ya? -Sezgilerime göre bu taraf.
Yavaş be kardeşim.
Sırf nostalji olsun diye yoğurtçuya çarpıyorsun, değil mi?
Başka adam kalmadı, değil mi?
-Koş lan! -Çok affedersiniz yoğurtçu bey.
[hareketli müzik devam eder]
Tut, tut. Hırsız o.
Lan, lan!
Açsana lan, aç.
Efendi, efendi, ne oluyor öyle?
Hırsız var ya! İçeri girdi!
Olmaz kardeşim, bizim mahallede öyle şeyler.
Ha, oldu!
Ayıp değil mi? Ayağa kaldırdınız mahalleyi.
Hem hiç hırsız denir mi?
Ne diyelim? Allah Allah!
Açsanıza kardeşim!
Açsanıza ya.
[216] Bizler onurumuz için yaşarız.
Kimsenin parasında, namusunda gözümüz yoktur, bey abi.
Ampul, sen orada ne arıyorsun? Gelsene buraya.
[kapı vurma sesi]
Ne oluyor Allah aşkına, ne bu böyle alacaklı gibi?
Kardeşim, çocuk saati çaldı, içeri girdi işte.
Getirin saati!
Kimse hırsızlık yapmaz ki burada.
Ha oldu. Bir de şu homojen mahalle tribiniz yok mu?
Ne anlatıyorsun sen hanım? Saat yok, yok. Bak yeri belli burada, izi belli.
Görmüyor musun?
Görmüyorum ya.
[dramatik müzik girer]
Görmüyorum elbet. Görmüyorum!
[fren sesi]
[çarpma sesi]
[romantik müzik girer]
İyi misiniz?
İyiyim.
İyiyim ya.
[kadın] Pembeşeker!
Önüne baksana be! Kör müsün?
Bunu bana bırakın.
Koca arabayı görmüyor musun, kardeşim ha?
Canım!
Ben de bir renk katayım, dedim.
[mahalleli] Helal be abi. Helal olsun be!
Helal olsun be Arif Abi.
Nasıl marizledin adamın ama...
Şiddet çözüm değil ama kendi kaşındı.
-Hop, saatler olsun. -Eyvallah.
-Afiyet olsun paşam. -Ya ne zahmet.
Hanım, bana yok mu?
Komşudan aldım. İki tane çıktı. Buyurun.
-Ben almayayım. -Ben alırım.
Pembeşeker bizim canımız.
O olmazsa yaşayamayız.
Ölürüz Allah'ıma.
Bir tanemiz o.
[hep beraber] Canımızdır o bizim!
Ha bu şey, bu ya. 60’ların böyle hani libidosuz mahalle tribi vardır ya.
Herkes kıza hastadır, o işte. Anladın?
Anlamadım.
Efendim, biz fazla kalmayalım, müsaadenizle.
Yok, yok. Arif seninle konuşmam gereken bir şey var.
Bey kardeşim, siz ne işle meşgulsünüz?
-Ben ee... -Şey, arkadaş Medrano Sirki'nde palyaço.
Evet. Metot oyuncusudur, makyajını, kostümü hiç çıkarmaz.
Burnu da yolda düştü, oğlanı kovalarken.
Yani tam böyle, böyleydi normalde.
Yani kibirlidir, yere düşse almaz.
[birlikte gülerler]
[Pembeşeker] Ee siz?
-Size diyor. -Yok, size söylüyor.
Ben şey, halı, kilim, travel...
Eee, şey, aynı sirkte, aynı sirkte
büyükbaş, küçükbaş hayvanlarla oyunlar. Hayvanlarla.
Bendeniz de Tonoz Hayri.
Namıdiğer Tahta Göt. Bu da benim hanım.
-Meziyet abla. -Bu da Yakışıklı.
-Göreceli olarak. -Ben de Çitlembik.
-Namıdiğer… -Hırsız.
Arif.
Bu Kemal amcam. Ben de Pembeşeker.
[utanarak] Pembeşeker.
Bana nostalji bastı moruk. Ben kaçıyorum.
Daha daha nasılsınız?
[kahve höpürdetir]
-Arif… -Oğlum, hadi gidiyoruz, hadi.
-Arif, ben âşık oldum. -Oğlum, sen şaşırdın mı ya, he?
Şurada yani işin nereye gittiğini görmüyor musun ya?
Lan oğlum, kız kör.
Şurada on dakika dursak kızın ameliyatı, bilmem ne... 100 binlik olacağız.
Dalga mı geçiyorsun sen ya?
Pembeşeker. Canım benim. Şuramda bir şey kıpırdadı Arif.
-Yıldız tornavida sordurayım. -Hissiz!
Bırak, şu duyguları yaşayayım Arif.
Çorba kaynattım, içer misiniz?
Zehir olsa içerim elinizden.
[utanarak] Aşk olsun.
Çorba kaynatmış, iki gözümün çiçeği.
Siktir...
[duygusal müzik girer]
E, hadi uzatın tabakları.
Biraz öne, öne.
Tamam neyse, tamam.
-Afiyet olsun. -Sağ ol.
Ellerine sağlık Pembeşeker. Ben hayatımda böyle çorba içmedim.
Ne yapıyorsun lan sığır? Makineyi bozacaksın.
[Meziyet] Ah, güzel kızım benim.
Görenlerden daha güzelini gören evladım.
[Kemal] Kader diyelim işte, ne diyelim? Ama elbet açacağız be gözlerini.
Biz ne güne duruyoruz, açacağız elbet.
Açacağız be, açacağız evelallah.
Ne gerekiyorsa yapacağız, açacağız o gözleri.
Amına koyayım, şimdi de herkes doktor oldu.
-Ha? Doktorlar ne diyor? -100.
Hariciyeye gitmeme gerek yokmuş.
Burada da yapılırmış ameliyat ama 100 bin lira diyorlar.
Ne oldu?
Ya hadi bırak, Allah aşkına ya.
Dalga mı geçiyorsun sen ya? Amına koyayım bildiğimiz şeyler.
Kızı ameliyat ettirelim, efendim Tonoz'un da midesini küçültelim,
Çitlembik’in ayağına platin takalım. Bu mahallenin ameliyatı biter mi?
Hep bildiğimiz şeyler. Yürü ya. Allah Allah.
-Arif… -Hadi, hadi.
[tuşlama sesleri]
Bir zamanlar Gora'daydık. Hatırlar mısın?
Ceku benim can arkadaşımdı.
Kapat lan şunu.
Yapayalnızdın orada.
Arif, dedim. Sev onu, dedim. Övdüm seni.
Şimdi bir çocuğunuz var, mutlu mesut yaşıyorsunuz.
İyi, değil mi böyle?
Eşekoğlueşek.
-Yürü lan. -[216 sırıtır]
Yufka yürekli Arif’im benim.
-[adam] Çok sevdim. -[kadın] Ya o?
[adam] O bilmiyordu ki. Bilse belki, kim bilir?
[Arif] Oğlum. Oğlum, bu yakışıklılık böyle görsel bir şey değil yani.
-Bu! [dijital ses] -Abi ya!
Allah Allah.
Arif abi, ya ben bunu buldum ama bu ne işe yarıyor anlamadım ha.
Oğlum, her şey de seni buluyor ha.
Allah Allah, ayna numarasını da göster bir ara.
[216 öksürür]
Heh, heh, he. Çorba içerken artistlik yapıyordun.
İyiyim ben.
-Belki ince hastalıktır. -He, oldu.
[telefon titrer]
Efendim? Efendim?
Gitmediler mi? Tamam. Kapat, kapat.
Evin önü böyleymiş.
Tamam, dönmüyoruz.
Sana 24 saat veriyorum, tamam mı?
Aşkını mı yaşıyorsun, neyini yaşıyorsan yaşa. 24 saat!
-aşa be Arif. -Benimle yaşa demedik lan!
-İyi geceler. -[Yakışıklı] İyi geceler abi.
Işığı kapat, ışığı.
[parmak şıklatır]
Çok dikkat çekiyorsun, yapma.
[duygusal müzik girer]
[duygusal müzik devam eder]
[hareketli müzik girer]
["Sen Bir Yana" çalıyor]
[çocuk] Bize de göstersene.
Oğlum palyaço kahvede ulan.
♪ Artık inandım ben şansıma ♪
♪ Seni çıkardı karşıma ♪
♪ Deli gibi âşığım ben sana ♪
♪ Sen bir yana, bu dünya bir yana ♪
♪ Sen bir yana, bu dünya bir yana ♪
♪ Çalsın artık durmadan, çalsın sazlar ♪
♪ Gelin dostlar ♪
♪ Gelin dostlar, kalbimizde düğün var ♪
♪ Çalsın artık ♪
♪ Durmadan, çalsın sazlar ♪
♪ Gelin dostlar ♪
♪ Gelin dostlar, kalbimizde düğün var ♪
Yani şarkı ne zaman bitecek acaba?
Aa, günaydın.
Gel Pembeşeker.
Sen bir gelsene benimle.
Ee, iyi uyumadı galiba, ha?
Bu dev müzikalin adı ne acaba?
-"Pembeşeker'le 216". -Arada "v" yok mu?
Oğlum, aşkını falan yaşadın mı? Tamam mı? Gidiyoruz bak!
Ya biz prova yapıyorduk.
Ne provası ya?
Akşam çok büyük bir davete gidiyoruz.
Davetli değiliz de hani, program için.
Ne programı?
Sadri Baba'nın oğlunun sünnet düğünü abi. Herkes orada olacak.
Ayhan Işık, Filiz Akın.
Çolpan İlhan, Ekrem Bora, Cüneyt Arkın.
Sadri Baba dediğin, Sadri Alışık mı?
Elbet ya. Oğlu Kerem'in sünnet düğünü.
Kerem mi?
Ömer, Cambaz Ömer.
Cambazım ama aksak cambazım.
-Selamünaleyküm millet! -[hep birlikte] Aleykümselam.
Hey yavrum, hey. Bakıyorum hepiniz hazırsınız o biçim.
He, sirkten palyaço arkadaşlar da var,
onlar da bir numara yapacaklarmış.
Ya ben altı kişi anlaştım. Ne sirki, ne palyaçosu ya?
Sirkten arkadaş ne numara yapacakmış?
[Pembeşeker] E, Ali geliriz dedi.
Hatta Arif'le de bir numara biz çekeriz dedi.
Ali kim ya?
He Ali, namıdiğer 216.
Adını Ali mi yaptın lan?
Komutan Logar mı yapsaydım?
[fısıldayarak] Onun ben amına koyayım.
Şey, Sadri Alışık'ın kendisi geliyor mu abi?
Oğlum, siz turist misiniz lan, uzaydan mı geldiniz?
[gülüşmeler]
Anladı galiba.
Pudra şekeri. Adamın oğlunun sünnet düğünü diyorum, sünnet.
Tabii oraya gelecek, başka nereye gidecek?
Canlı canlı göreceğiz yani? Tamam, geliyoruz be.
-Yaşa be Arif. -Helal be.
["Aşkın Kanunu" çalıyor]
Çitlenbik, hadi oğlum.
♪ Aşkın kanununu yazsam yeniden ♪
♪ Kimi ümitleri yel alır, gider ♪
Şu sarışın, Filiz Akın mı? Bak.
Pembeşeker.
♪ ...yazsam yeniden ♪
Sana söylüyor sanki.
♪ ...ümitleri yel alır, gider Kimi... ♪
Arif!
-Efendim abi? -Hadi koçum bakayım, sıra sizde.
-Ben içmiyorum abi, sağ ol. -Ya sahne diyorum, sahne.
Sahneye çıkacağız ya Arif.
-Gergin misin? -Değilim.
Heh, oldu. Bir de bunu yağlayın.
Bu olur mu lan? Mikrofonu ver bana.
-[çitlembik] Al baba. -Ne yapacağız lan?
-Arif, Usta Priva. -Naşti kovala.
[Arif beatbox yapar]
♪ Usta priva naşti kovala ♪
-Ne yapıyorlar? -Görülmemiş bir şey.
♪ Hadi gidelim karakola, merkeze ♪
♪ Hadi gidelim karakola, merkeze ♪
♪ Canım istiyor her gece, her gece ♪
♪ Canım istiyor her gece, her gece ♪
♪ Usta priva naşti kovala ♪
♪ Oka-tukalama naşti priva ♪
♪ Civciv çıkacak, kuş çıkacak ♪
♪ Dur bakalım bu akşam, neler olacak? ♪
♪ Civciv çıkacak, kuş çıkacak ♪
♪ Dur bakalım bu akşam, neler olacak? ♪
[216 sırıtır]
[seyirciler] Bravo, bravo.
-Sağ olun, çok sağ olun... -Çok güzelmiş sünnet düğünleri.
Sen sünnet oldun mu Arif?
He oldum, bütün gazeteler yazdı, duymadın mı?
Küçük yavrumuzun erkekliğe adım attığı bu güzel günde,
bizleri yalnız bırakmadığınız için sizlere çok teşekkür ederiz.
Bu gece kimler yok ki aramızda, sevgili Ajda, lütfeder misin?
Ajda Pekkan.
Boş Vermişim Dünyaya, diyelim mi Ajda?
["Boş Vermişim Dünyaya" çalıyor]
♪ Temmuz, ağustos, eylül Her mevsimde... ♪
Ben şurada bir şey içeceğim.
♪ Hayat inan çok kısa Belki çıkmayız yaza ♪
♪ Hayat inan çok kısa ♪
[kadın] Merhaba efendim.
Arif Bey, değil mi? Filiz ben.
Filiz Akın. Bilmez miyim efendim? En az 400 filminizi izledim sizin.
Latife etmeyin canım. 40 filmim yok daha.
Filiz Hanım, hepsini onar kere izledim.
♪ Boş vermişim, boş vermişim Dünyaya ben boş vermiş ♪
♪ Vallahi aldırmıyorum El âlem ne söylermiş ♪
-Müthişsiniz sahnede. -Sağ olun.
Ben yakın zamanda bir filme başlıyorum.
Birazcık aksiyon da var.
Acaba sizlere danışsam. Bir, iki fikir verseniz, mümkün mü acaba?
Tabii efendim. Onlar yapılır, ne olacak?
Onlar film hilesi. Cüneyt Arkın gerçekten surlardan atlıyor mu yani?
Atlamıyor mu yani?
Cüneytciğim, merhaba.
Cüneyt Arkın mı? Atlıyor abi. Atlamaz olur mu hiç?
Arifciğim, sen de Medrano Sirki'ndeymişsin.
Ben orada Malkoçoğlu için at çalışıyorum. Seni niye görmedim acaba?
Cüneyt abi, ben atın tam arkasındaydım,
belki ondan görmediniz.
Öyle mi?
[Arif kavga sesleri çıkarır]
Tamam, çok özür dilerim. Bana yapılsa ben de sinir olurum.
♪ Unut artık geçmiş günü Her akşam ayrı güzeller ♪
Filizciğim.
♪ ...her gününü Her akşam ayrı güzeller ♪
Abi? Cüneyt Arkın değil mi o ya?
Cüneyt Arkın. Az kalsın beni dövecek zannettim!
Teessüf ederim abi. Dövsün ama gelsin beni dövsün.
-Git, dövsün hadi. -Cüneyt abi.
♪ Vallahi aldırmıyorum El âlem ne söylermiş ♪
♪ Vallahi aldırmıyorum ♪
Besim abi? Ajda abla, abi. Dans ediyor.
Kerkenezin biriyle.
Emredersin abi.
♪ Cambaz Ömer derler benim adıma, adıma… ♪
-Vay... -Sağ olasın Ömer.
Çok eğlendik.
Eyvallah babacım, Allah razı olsun.
Ya siz yeter ki eğlenin.
Oğlum, şu şapkanı ver de bir filmde kullanalım be.
Vay Sadri Baba, ya biz mi senden araklıyoruz
yoksa sen mi bizden araklıyorsun, anlamadım, iyi mi?
Helal, al babacım, al. Yalnız iki buçuk lira, söyleyeyim.
-Helal olsun. -Eyvallah.
-Baba! -Hop...
Ya hani ölüm var, kalım var. Bir daha görüşürüz, görüşemeyiz.
Hakkını helal et be baba.
Helal olsun be Ömer.
O zaman Allah'a emanet, diyorum, iyi mi? Eyvallah.
Eyvallah.
[Ömer iç çeker]
Hadi bakalım, geldi paralar, açılmadı aralar.
Tonoz, al bakalım, al.
-Al. -Eyvallah.
Arif, bu da senin tarif.
Yok abi, biz eğlencesine geldik. Para almayız.
Al be oğlum, be. Bir daha nereden bulacaksın? Al koy cebine işte.
-Pudra şekeri, al lan, al. -Yok, biz almayız.
Para Pembeşeker için biriksin.
Vay be. Ali abilerle böyle üç iş yapsak...
Değil mi?
[Cambaz Ömer] Hadi millet, minibüs şurada. Hadi, hadi toparlanın bakayım. Hadi.
[216] Ben bunları götürüyorum.
-[adam] Hişt! Ay parçası. -Bana mı dediniz?
Senden başkası var mı ulan? Gel buraya!
Ha, peki.
[hafif ritimli müzik]
Merhaba.
[adam] Bitirin!
Neden bana vuruyorsunuz?
[Arif] Heyt, Durun lan.
Ah! Ulan bu atlamaya, bu olur mu ya?
[adam] Hadi beyler.
Ne ulan o?
Atın arabaya.
[Arif] Bırakın ulan robotu.
Dur, şunu da kapatayım da boşuna ötmesin.
-[Ayhan Işık] Ne oluyor ulan kereviz? -Ayhan Işık mı?
[Sadri Alışık] Şakayla karışık.
-Ya. -[adam] Bakın icabına.
[Sadri Alışık] Bir dakika. Ayhan abinizin saçını bozmayın.
Aa, ne demiş James Bond? Düğüne geleni, boş göndermeyin, demiş.
Seç, beğen, al Ayhan.
[Ayhan Işık] Kırmızı olsun, benim olsun.
[Ayhan Işık] Hoppa. Gel bakalım.
[Sadri Alışık] Hop! Bırak ulan.
Bıraksana ulan. Anan mıyım, baban mıyım? Ayhan!
-Gülümse, çekiyorum. -Vallahi mi?
-Aa, bulanık çıktı. -Yürü lan.
Araba çalışmıyor galiba, itsek mi?
[motor marş sesi]
[Ayhan Işık] Aslında ikiye takıp vurdursa çalışır ama.
[motor marş sesi]
-[Ayhan Işık] İyi misin bey kardeş? -Ayhan Işık?
Sadri Alışık? Hadi lan, saçmalamayın.
Abi, ben size bayılıyorum ya. Dur.
Başkası yapsa vallahi sinir olurum, bunu almam lazım abi.
[fotoğraf çeker]
Allah! Hashtag, "krallar" yazayım mı, krallar?
-Ne yapıyor bu ya? -Ayhan abi, şey yazıyorum, eski dostlar.
En değerli antikalar eski dostlardır.
Şey vardı, hücum edilmez vücut içinde, ölmez bir ruhum vardır.
Cingöz Recai.
Evet, haftaya başlıyor film.
-Sen bunu nerden biliyorsun? -Abi, kim bilmez onu ya.
-[Meziyet] Arif! -[Pembeşeker] Ali!
-216, 216 nerede? -216 mı?
Robot, robot vardı ya benim yanımda.
Arabaya koyup götürdüler galiba.
-Giden araba mı? -Evet abi.
Android ya, düğünde vardı ya. Kafasında böyle parça var.
Benim arkadaşım o. Robot o.
Gora’da beraberdik, geldi dedi ki,
“Abi, ben insan…” Nasıl vurdularsa benim kafama ya.
Hadi abi, hadi. Gidiyoruz hadi.
Bak milyon dolar verseler buradan ayrılmam.
Arkadaş abi, yalnız bırakamam.
Gerçekten, arkadaşlığı en iyi siz bilirsiniz abi.
-Yes mi? -Yes tabii.
Al işte bak. Bunu filme koy, Turist Ömer Uzay Yolunda. Nasıl?
Yok, Sadri uçmuş derler. [güler]
-Robot yok, robot. -[Meziyet] Aa!
[gergin müzik girer]
Normalde Ajda'nın etrafında dolaşanı taşaklarından tavana asarım.
[gergin müzik devam eder]
Ama sen farklısın.
Kim? Söyle, Almanlar mı?
Anlamadım?
Çok gerçekçi.
Oynat bakayım kolunu.
Besim Toker, ben. Pertev Oyuncaklarının sahibiyim.
-216, 2. nesil, 16. segment. -Tamam, tamam. Bırak şimdi bunları.
Şimdi buradasın ya, o bana yeter.
Bana bak, çıkın dışarı.
Neden dövdürdünüz bizi? Arif nerede?
Kıskançlık de, delilik de, ne dersen de.
Özür dilememe müsaade et.
Sen aşk nedir, bilir misin?
-Bilirim elbet. -İnanmıyorum!
Âşığım ona.
Elinde oyuncak gibiyim.
Uykusuz her gece.
Şimdi bunları bırakalım da, iş konuşalım.
Tam kırk yıldır bu sektörün içindeyim.
Hayatımda böyle muhteşem bir şey görmedim.
Lütfen beni takip et.
Abi, ne bileyim, sirke geri dönmüştür belki.
Sirke mi?
-İyice misin Arif? -Değilim.
Vallahi bak, başımıza neler gelir bilmiyorsunuz.
Vallahi, burası karışır bak.
Yahu her yerde adamımız var, buldururuz.
Nereye bulduruyorsun ya?
Ya bir dur, bir sakin ol.
Abiciğim bak, çocuk ruhlu, herkes kandırabilir onu.
Vallahi bak. Niye orada bayıldım?
-Nerede bu pezevenk? -Tamam yavrum.
Nerede?
[neşeli melodi]
İşte! Kurmalı arabasından, pilli bebeğine kadar neler neler yaptık.
Pertev markası çocukların sevgilisi şu an.
Oyuncak deyip geçme.
Buraya hitap ediyoruz biz.
Hadi gel, birlikte çalışalım, ha?
Mühendislerim emrinde.
Seni söküp baksınlar. Şemalarını çıkarsınlar, ha?
-Bütün şemalarım kayıtlı benim. -Aa!
Harika.
Bak. Yüzlerce, binlerce üretelim senden.
Çoğaltalım seni. Herkesin ama herkesin sevgilisi olursun.
İnsanların kalbine girersin.
İnsanların kalbine mi?
Dalga mı geçiyorsun?
Gırgır süpürgesi bile, geçen sene bir milyondan fazla sattı.
Yıkarız ortalığı. Bir düşünsene.
Çocukların, gençlerin ve ev hanımlarının sevgilisi.
Can dostu, arkadaşı.
-Ben? -Ne dersin?
Ben bilmem, arkadaşım Arif bilir.
Onunla konuşmanız lazım.
Arif mi? Tabii. Arif kim? Gelsin konuşalım.
Mesele değil, hallederiz.
-Herkes beni sever mi, diyorsunuz? -Ölürler!
Sana 500 bin lira teklif ediyorum.
500 bin mi?
E canım, bu sadece başlangıç.
Daha sonra teferruatlı bir mukaveleyi yaparız tabii ki.
Hadi lütfen. Lütfen kabul et, lütfen.
Abi?
Bu ne böyle?
Pervin. Yeni projem nasıl?
[Besim Toker kahkaha atar]
Herkesin sevgilisi bir robot.
Robot mu? Adam mı var içinde?
Adam gibi, değil mi?
Yok, her yere baktık. Bütün Yedikule'yi gezdik.
Arif, Ali'nin robot resmini yaptım.
Her yere asalım. Bulan kahveye getirir, ha?
Robot nereden çıktı ya? Robot nereden çıktı?
Ağzımdan robot diye bir şey çıktı mı?
[korna sesi]
Geldi galiba.
Arif Işık sen misin?
Hanginizdi lan bana vuran? Nerede 216?
-[Yakışıklı] Abi! -Merak etme, arkadaşın iyi.
Ne oldu Arif, kim bu arkadaşlar?
Telaş yapma, anlarız şimdi.
Besim Bey seni köşke bekliyor.
Besim Bey mi?
-Kim oynuyor Besim Bey'i? -Zafer abi.
İyi.
-E, Ali? -Telaş yapmayın. Alıp geleceğim.
[çocuk sesleri]
Hani birlikte çalışacaktık? Para falan biriktirecektik?
-Gittiler işte. -Gelirler belki.
[parti müziği]
[Besim Toker] Bayanlar, baylar, şimdi dikkat!
Pertev, bu atlayış senin için.
[216 sırıtır]
-Muhteşemdin abiciğim. -Canım benim, teşekkürler.
Arif!
Neredesin lan sen? Ne bu üstündeki?
Yakışmış mı?
Saçmalama ulan. Kim bu adamlar? Yürü, gidiyoruz.
Arif, iki dakika bekle. Büyük bir teklif var.
Besim Bey tam 500 bin lira teklif etti.
Herkesin sevgilisi olacağım. Ön yargılı olma.
Manyak mısın lan sen?
-500 bin mi? -Evet.
Değil Pembeşeker, bütün mahallenin ameliyatını yaptırabiliriz.
Delirdin mi sen?
Adama robotum dedim, değil mi?
Ben bir şey demedim. Kendi anladı.
Lan tarihle oynama, dedim sana.
Arif, zengin diye kafamızda kodluyoruz. Aslında iyi insanlar.
-Merhaba. Pervin ben. -Arif.
Bir şey soracağım, gözleriniz görüyor mu?
Bayağı!
Bak böyle göreni de var, gidip orada illa ki...
Hah, abim de geldi.
Besim bey, Arif.
Arif Bey, hoş geldiniz. Rahatınıza bakın lütfen.
Arkadaşınız bizi gülmekten öldürdü. Neydi o?
Ateş, su, toprak, tahta.
[Besim Toker kahkaha atar]
Ha bir de benim esprilerimi yapıyorsun, öyle mi?
Götünden element uyduruyor.
Dostlarım, hepinizi yukarıya davet ediyorum.
Sizlere büyük bir sürprizim var.
-Ne içersiniz? -Yap bir şeyler. Şaşırt beni.
Bana bak, bir yere ayrılma, tamam mı?
Hemen gidiyoruz buradan. Besim Bey!
Bana bak, kıskanıyor mu bu seni biraz?
-Neden? -Bilmem.
Demin bir tekila attım, içime bir kurt düştü.
[hareketli müzik girer]
Aylin! Aşkım.
Besim Bey! Besim Bey! Besim Bey! Besim Bey!
-[kadın] Pertev. -[216] Nalan.
[216 sırıtır]
Pertev mi? Pertev nerden çıktı lan?
Enjoy!
Enjoy? Şaşırt, dedik amına koyayım, komaya sok demedik.
Siz Besim'in yeni arkadaşı olmalısınız.
-Evet, merhabalar. -Merhaba.
Est- ce que je peux vous demander quelque chose?
Bien sür mademoiselle.
[216 sırıtır]
Entschuldigung. Wie heissen Sie?
-Arschloch! -Genau!
Aa, Zeki Müren!
Efendim, bir kişinin nerede, nasıl davranacağını
biliyor olması gerekir.
-Ne demişler, taş yerinde ağırdır efendim. -[gülüşmeler]
Efendim, her muhitte, her espri zannımca yapılmaz.
Yoksa ne muzır fıkralar, ne anekdotlar vardır efendim.
Ay, anlatın Zeki Bey.
Aman efendim, şimdi beylerin yanında.
Anlat ya, anlatsana. Şey vardır, "Zeki Müren de bizi görecek mi?"
Ne bu şimdi?
Şey ya, şey vardı ya filmde, Yılmaz Erdoğan'ın filmi,
çok tutan espriydi. Vizontele!
Vizontele? Tuba, kim bu münasebetsiz Allah aşkına?
Zeki Bey, bizi de yani eşkıyalar soymadı. Biz başka zaman diliminden geliyoruz.
Efendim, inşallah başka bir zaman diliminde...
[gülüşmeler]
İşte size bir anekdot.
Böyle fıkra gibi dolaşıyorlar ortada efendim.
[gülüşmeler]
Sevgili dostlarım, hoş geldiniz.
Bugün Pertev Oyuncaklarının ve benim en mutlu günüm.
Gün boyu beraberce oynadığınız ve hoşça vakit geçirdiğiniz
sevgili dostum Pertev'in sizlere bir sürprizi var.
Gel bakayım yavrum. Pertev!
[alkışlar]
-Nereye gidiyorsun lan? -Besim Bey çağırıyor.
Müsaade eder misin canım?
İşte firmamızın son harikası.
İnsanların dostu, can arkadaşı.
Ve bombayı patlatıyorum.
-Kendisi bir robot! -[davetliler şaşırır]
Ne Pertev’i, ne robotu ya? Ne anlatıyorsun sen ya? Gelsene buraya.
[Besim Toker güler]
İnanmadınız, değil mi?
İşte firmamızın son harikası.
Pertev robotları.
[davetliler şaşırır]
Öyle bir icat ki dünyayı değiştirecek bir hadise.
İnsan zannettiniz, değil mi?
-2. nesil, 16. segment... -O değil, o değil tatlım.
Merhaba, arkadaş olalım mı?
Ya yok öyle bir şey ya. Robot falan yok!
Ne oyuncak gibi oynuyorsun? Robot falan yok ya.
Ne projesinden bahsediyorsun sen? Gelsene buraya!
-Arif, sakin olur musun? -Neyini sakin olacağım lan?
Beyler, Arif Bey'i lütfen odama götürür müsünüz?
Gel, konuşalım hadi.
Tamam, gel konuşalım hadi. Gel. Tamam.
Biraz heyecanlı bir konuk.
Geç bakayım hayatım. Şunlardan da birkaç tane dağıt.
Arkadaş olalım mı?
Dostlarım, yatırımımızla ilgili tafsilatlı bütün bilgiler bu broşürlerde var.
Lütfen buyurun.
Robot muymuş efendim? Şurası olmadı mı boş bir hülya.
Ne oldu, ismi mi beğenmediniz?
Pertev, rahmetli babamın adı.
216 bana çok soğuk geldi, kapı numarası gibi.
Bak efendi. Çocuk saf diye kandırabileceğini mi zannediyorsun?
Uzatma çarıklı kurnazı!
Kaç para istiyorsun?
Al beş.
Lan pembe panter!
Bizi satın alacak parayı daha darphane basmadı, ne anlatıyorsun sen?
Pembe panter mi? Çok iyi fikir!
Esnafmışsın, on bin daha.
Kaç var orada? Yüzlük mü onlar?
Bunlar 100, 10, 15. Tamam 50.
50, 60, 65.
65 mi? Bunun içinde ne var, 50 mi var?
100 bin teklif ediyorum.
-100? O zaman bir dakika. -50, 100.
Abi, 15 burada. İki beş, 115 oluyor o zaman.
-Bir dakika. -200? Sen kaç teklif ediyorsun abi?
100 teklif ediyorum.
-15'i verdin, burası 215 oldu. -215 fazla.
Al kardeşim, bırak.
-500'lüklerden 100 tane? -Evet.
Tamam o zaman, bu 100, bu 200. Bak bu 15!
-15'i al. -Arif!
Arif Bey'le para konusunda anlaştık. Her şey yolunda.
-216! -Tüh!
-216! -Yazıklar olsun.
Oğlum, oğlum, dur lan. Yanlış anladın lan, manyak mısın sen?
Yaşar Usta tiradına girecektim.
Bak beyim, diyecektim şeyde...
Yanlış anladın.
Paranın sıcak yüzü ha?
Lan, ne alakası var? Hepsi eski para. Ne işime yarayacak benim?
Yüzüne atacaktım lan. Filmlerde oluyor ya oğlum, yüzüne atıyor ya.
Heves ettim lan.
Olsun be Arif, canın sağ olsun.
Pembeşeker için burada olduğumu biliyorsun.
Demek ki Besim Bey'in teklifini kabul ediyoruz.
-Para senin için okeyse. -Oğlum, saçmalama lan!
Çıkar şunları, gidiyoruz.
-Gitmiyoruz! -Bak robot, canımı sıkma benim.
Bırak kolumu.
Aa dostlar, bu güzel günü dans ile kutlayalım doyasıya.
-Oğlum, kendine gel bak. -Ben bir robotum.
Bu da benim dansım.
Yeter! Yeter, yeter!
-Yeter be. -Bana bak Cilalı İbo!
Haddini bil, burası ahır değil!
Ahır değilse, bu kadar sığırın ne işi var burada?
Zeki Müren çıktı mı? Ayıp olmasın çünkü.
Çıktı.
Şu üstündeki kıyafeti çıkar, gidiyoruz buradan.
Arif Bey, ne derse o. Çünkü kendisi benim babam olur.
[216 sırıtır]
Oğlum, senin pilin mi yerinden oynadı, ibiş?
O zaman ne karışıyorsun babam değilsen?
Oğlum, bak, herkesin içinde burada olay çıkarma.
Ay, bayağı bayağı kavga ediyorlar.
Çok şekerler ayol.
Pardon, siz de mi robotsunuz?
Evet, robotum. Adım da Terminatör.
Demir 2,5 lira atıyorsun, eğiliyorsun, ben hallediyorum gerisini.
[davetliler kahkaha atar]
[adam] Müthiş!
E, uzattın ama artık be! Defol git evimden.
Kes ulan. Bu çocuk sizin oyuncağınız mı?
Sen de şöhret diye ne havaya giriyorsun ulan?
Bilmediğimiz şeyler mi bunlar? Bunun için mi geldik, biz buraya?
Dokunmayın ona. Ben burada kalıyorum Arif.
Oğlum, bak, insan gibi konuşuyorum seninle.
İnsan gibi ha?
Ben de çok isterdim insan gibi konuşabilmeyi.
Ama buraya kadar.
Beni hep kıskandın Arif, ta en başından beri kıskandın.
Tabii, başrol de hep sen olacaksın, şakalar yapacaksın, ikikiki güleceğiz.
Peki ya duygular?
Buranın yıldızı ben olunca, iki insanın sevgisini kazanınca, ayarın kaçtı.
İşin gücün taşak geçmek.
Git buradan Arif, kendini daha fazla rezil etmeden.
Vay koçuma be. Seni kıyafet mi konuşturuyor lan böyle, ha?
İki adamla çaça yaptın diye, arkadaşına fırça mı atıyorsun?
Senin kilon kaça lan?
Para işlerini sen daha iyi bilirsin Arif.
Söyle de bilelim, kaç paraya sattı beni?
Ulan sen hakikaten muhatap alınacak bir insan değilmişsin ya.
Ha! İki kalem pille çalışan bir tavşanmışsın sen.
O kıza git, aynen böyle söyle. Ben tavşanım de.
-Küstah! -[davetliler şaşırır]
[duygusal müzik girer]
Bana vurdun, ha?
Arkadaşın Arif'e vurdun, ha?
Senin ne ayrıcalığın var Arif?
Aferin... Helal sana.
Şimdi insan oldun işte.
Hani diyordun, parça eksik mi diye,
sende ne bizim arkadaşlığımızı taşıyacak bir kalp
ne de bu züppelerin teklifini reddedecek bir taşak varmış.
Yok ulan yok! Yok işte! Yok.
-Hallederiz. -Helal olsun sana.
Derhâl parasını ödeyin, gitsin.
Şunu al ve defol, git buradan.
Gözüm görmesin seni.
Hayrını gör.
Ama beni çok anacaksınız.
Duydun mu? Bay bay Arif.
Açılın lan.
Mukavelemin derhâl yapılmasını istiyorum.
Avans da yatırılsın.
Kimsenin keyfimizi kaçırmasına izin vermeyelim a dostlar.
[Pervin] Çaça, diyor bir de basit.
O zaman, çaça diyoruz. Çaça da çaça! Çaça da çaça! Çaça da çaça!
Gelmeyecek mi yani Ali? Dönmeyecek miymiş?
İnsanoğlu işte, çiğ süt emmiş.
-Yapılır mı bu bize be? -Sevmiştik Ali'yi be Arif.
Şu kızı üzmeye değer mi canım?
Çitlembik, sen bir şey diyor musun?
-E şey, yapılır mı bu bize. -Denildi o, birazcık takip et.
Arkadaşlar, ben öyle romantik konuşmaları beceremem.
Size veda etmeye geldim.
[duygusal müzik girer]
Pembeşeker, burada tam 100 bin lira var.
Bununla gözlerini açtırabilirsin. Al.
Hop! Allah’ıma 100 bin, ha.
Arif Bey kardeşim.
-Bunu neden yapıyorsun? -Kerizlik diyelim.
Ne demek, neden yapıyorsun?
Kemal Hocam, gördünüz mü? Ne demiştim size?
Umut varmış, öyle değil mi?
İnsanların yüreği o kadar da kararmamış.
Ne oluyor ya?
Arif Bey, çek için çok teşekkürler ama maalesef ben kör değilim.
Doktor Alev.
Sosyal bir deney için bir süredir Kemal Hoca'yla çalışıyoruz.
Tanıştırayım, Profesör Kemal Beler.
Nasıl yani? Sen görüyor musun şimdi? Ne deneyi ya?
Aa Arif Bey, “İyi insanlar yalnızca filmlerde mi olur?”
tezini sorgulamak üzere biz uzun bir zamandır
Alev ile birlikte bir araştırma yapıyoruz.
İşte sağ olsun en son, Tonoz Hayri bize evini açtı.
[Meziyet şaşırır] Aa!
Ben size söyleyecektim de fırsat olmadı ya.
Bu fakir ama namuslu ortamda birçok veri biriktirdik
ama maalesef durum pek iç açıcı değil.
Ki gördüğün gibi.
Ulan yine mi be?
Bir de ikiniz de gidince
Kemal Hocam, "Gördün mü bak, demek ki iyi insanlar yokmuş!" dedi.
Ama şimdi sizin bu jestiniz. Ne dersin Kemal Hoca, ümit var mı?
Pembeşeker kör değil miymiş?
Ya Allah aşkına, şu filmleri götünüzle mi izliyorsunuz ya?
İlk defa mı görüyorsun? Daha önce kör sonra kör olmadı falan.
Hayatım, gözlerin görüyorsa çeki alabilir miyim?
Demek kitap yazıyorsun, ha profesör?
Vay be. Kitaba beni de yazın o hâlde.
İyi insandır, deyin. Bir de şey deyin, paraya kıymet vermezdi, deyin.
Kemal Hocam, ben hemen çantamı alayım, çıkalım.
Tamam canım.
-Alev Hanım! -Ha?
Siz bir sır verdiniz, bir sır da ben vereyim.
Ali diye biri yok, o aslında bir robot.
Adı da 216. Biz başka bir zaman diliminden geliyoruz onunla.
Robot mu?
Arif Bey, ben şimdi Pembeşeker değilim, Doktor Alev'im deyince
ben daha acayip bir şey uydurayım, yapmıyorsunuz inşallah?
Yoksa gülerim buna, doğrusu. Şişt, aman hiç kimse duymasın.
Ne diyorsun kızım, ne alakası var? Biz 2017'den geliyoruz.
Al işte, aletimiz burada.
Kızım, zaman makinesi işte, buralara basıyorsun.
Zaman makinesi diye bir şey mi var, Allah aşkına?
Ben size burada somut bilimden bahsediyorum.
Ben neden bahsediyorum?
Buradan zamanı ayarlıyorsun, buradan gidiyorsun.
[kahkaha atar] Nasıl gidiliyormuş, böyle mi?
Lan!
-[Alev çığlık atar] -Yav kızım, şuna basma işte ya.
-Ne oldu, ne oldu böyle? -Allah Allah ya.
Kızım, bu zaman makinesi. Bununla oynama işte!
Gerçek mi bu? Arif!
Ya her basışta, ben donla kalmak zorunda mıyım ya?
Neredeyiz biz? Arif.
[gizemli müzik girer]
Aman ya Rabbi. Kız Kulesi!
-Kız Kulesi mi? -Kız Kulesi bu.
Hangi yıldayız?
2017 mi? Dur bir dakika.
Arif! Arif, beni bırakma.
[gizemli müzik devam eder]
Hocam!
Pardon.
Gördün mü?
"İyi İnsanlar Yalnızca Filmlerde Olur" mu?
Pantolon 34-32, ceket 52 mi?
-Efendim? -Terminatör gibi baktırma işte.
-Anlamadım? -Anladın, anladın.
Arif, nereye gidiyoruz, nereye?
Pembeşeker yürür müsün lütfen?
Bana bak! Ben Pembeşeker değilim.
Benim adım Alev.
Hayatım, seyircinin kafası şu anda patatese dönmüş.
Böyle şeylere takılmıyorlar ya.
Ne Pembeşeker'i, Alev'i? Şu etrafa baksana ya?
Sen de bana Sami de. Sami de ya.
Ben alınmam, gücenmem.
Delireceğim çünkü. Sami'yim ben.
Yok, Arif daha iyi. Bekle!
Çitlembik, Kemal Hoca, Yakışıklı.
-Meziyet abla. -Hadi be!
Ne oluyor Allah aşkına? Neyiniz var?
Pembeşeker nerede?
Ali abi façayı düzeltmiş.
Pembeşeker, Arif abiyle gitti.
[hüzünlü müzik]
Arif'le mi?
Hadi aslanım, Besim Bey oradan fabrikaya gelirsiniz, demişti.
Gidelim Eryetiş.
Söküp parçalasınlar beni.
Tabii geriye benden bir şey kaldıysa.
"Bu gibi figürler, tüm kusurlarına rağmen, filmlerde yüceltildiği için
kahramanlaştırılır ve gerçek iyilik bir alay konusu olmaktan öteye geçemez."
Aman ya Rabbi!
Neden, niye böyle şeyler yazmış? Anlamak mümkün değil.
2017'den geldim, diyordun.
-Bu mu yani gelecek? -Değil tabii ki.
Bir bokluk var bu işte.
Ama benim adım Arif, ben bu oyunu bozarım.
[kadın dış ses] Pertev Oyuncakçılık gururla sunar.
Merhaba. Arkadaş olalım mı?
-[kadın dış ses] ♪ Pertev, Pertev ♪ -Pertev.
[kadın dış ses] Pertev! Evinizin neşesi, teknolojinin son harikası.
Pilli bebeklerinizi atın. Evinize bir dost, bir arkadaş geliyor!
Oyunda, neşede, kahkahada, ev işlerinde.
Merhaba. Arkadaş olalım mı?
[kadın dış ses] ♪ Pertev, Pertev ♪
[Besim Toker kahkaha atar]
Harika, harika. Bomba. Bravo.
Arkadaş olalım mı, ha? Çok iyi.
Ben elimi, kolumu çok mu, böyle böyle yapmışım?
Saçmalama. Daha şimdiden beş bin sipariş aldık. Gelin...
[makine sesleri]
Besim Bey, şemalar bir hayli karışık. Vaktimiz de kısıtlı...
Olur, olacak. Tamam, süper işte.
Yıkacağız ortalığı, diyorum sana.
Amerikalılar haftaya aya çıkacakmış.
Ulan onlardan çok ses getirmezsek, ne olayım!
[kahkaha atar]
[hüzünlü müzik]
Pertev, ne oluyor Allah aşkına? Kafan başka yerde.
İyiyim ben. Çok iyiyim.
Büyüyeceğiz Pertev. En büyük biz olacağız.
İleride bana teşekkür edeceksin.
Arif, "En masum insanlar bile menfaati için çirkinleşebilir.
İnsan özünde kaba ve kötüdür."
Kemal Hoca neler yazmış böyle?
Bunu okuyan herkes umutsuzluğa kap...
-Arif, şuna bak. -216. Gel.
[gergin müzik girer]
[elektronik sesler]
[elektronik müzik girer]
-Arkadaş olalım mı? -Yok, yok hayır kardeşim.
Arif.
Önüne baksana sığır!
Arif! Koru beni. Arif, korkuyorum.
Gel böyle.
Allah’ım, şu hâle bak.
Bu kadar değildi, bir kabalık vardı ama bu kadar değildi. Ne oldu acaba?
Gel benimle.
Hah, tavuk döner.
Unutma, bir yerde tavuk döner varsa orada umut vardır, gel.
-Ustacığım, merhabalar. -Aleykümselam.
Bize iki pide yapsana. Tavuk, değil mi?
Değil ama yapayım.
[kadın dış ses] Pertev Grup bundan elli sene önce Almanlarla çalışmasaydı
belki böyle olmayacaktı.
Ama şimdi çok büyükler.
Büyük patron Pertev'e, "Peki insan faktörü?"
dediğimizde kendisi, "Daha az insan, daha az sorun." diyor.
-Şimdi sırada belgesel ve kapanış var. -Almanlar ha! Usta bu arkadaş?
Pertev. Çok büyükler, her yerdeler.
Ama robotlara da çok imkân tanınıyor tabi.
[Arif ve Alev şaşırır]
-Her taraf robot dolmuş. -Efendim?
Yo, yo, bir şey yok. Bir şey yok.
Acı koyayım mı?
Yok, koyacağını koydun zaten, sağ ol.
Arif, korkuyorum.
Geri dönmek istiyorum. Eve götür beni, lütfen.
Böyle bir şeye izin veremem. Böyle bir gelecek yok, anlaşıldı mı?
Böyle bir şey yok. İyi insanlar filmlerde olur falan, yok böyle bir şey.
Bu kitap yalan! Bu kitabı tekrar yazacaksın.
Anlaşıldı mı? Böyle bir şey yok. Adamın var ya, ebesini si...
Beni konuşturma. O pezevengi de orada bırakmayacaktım zaten.
Bu dili kullanmak zorunda mısın kuzum?
Pembeşeker, sana yalvarıyorum bak. İşim bittiğinde
herkes Ediz Hun gibi konuşacak.
Kibar, nezih tamam mı? Ama işim bittiğinde.
-Şimdilik beni idare et. -Arif Işık!
Efendim.
[gergin müzik girer]
[216] Arif Işık. Halı, kilim, travel.
Ve ihanet.
216?
Ali. Tanımadın mı beni?
Tanıdım. Gözlerin açılmış ama bu sefer de ben görmüyorum.
[216 sırıtır]
Ne yaptınız lan böyle? Değdi mi bari olanlara? Yürü, gidiyoruz.
Geleceğini biliyordum. Nasıl? Sana güzel bir gelecek hazırlamış mıyım?
Pertev Grup şu anda dünya devi. Oyuncak işini bıraktık.
Ulaşım, enerji. Her yerdeyiz.
Dünyayı yönetmek çocuk oyuncağı değil Arif.
Kendine çok güzel bina yapmışsın. Önü hiç kapanmaz.
Herkesin sevgilisi de olabildin mi bari?
Oldum. Daha fazlası oldum.
Kör kızların gözlerinin açıldığı filmleri de bıraktım artık.
Aşk olsun Ali, benim de mi hiç hatırım yok?
Ali değilim ben! Onu, Arif'le kaçarken düşünecektin.
Ne kaçması ulan? Manyak mısın?
Kaçmadım ki, sen yanlış anlamışsın.
Sana bir soru. Olmayan bir kalp kırılır mı?
Kırıldı.
İlk defa birisini sevmiştim. Hem aşkımı hem de dostumu kaybettim.
Adeta bir Türk filmi, değil mi?
[216 sırıtır]
216, kardeşim, ulan geldiğinde Türk filmi istiyorum, demiyor muydun?
Ulan her tarafı Emmerichlere, James Cameronlara çevirmişsiniz.
Ediz Hun diyordun oğlum, Filiz Akın diyordun ulan?
Christopher Nolan yapmışsın kendini.
Ulan bir tane insan kalmamış dünyada, görmüyor musun?
Görmüyorum elbet, görmüyorum ya!
İnsan yok ama tanıdığım çok iyi robotlar var Arif.
Bak robot, sana 50 sene öncesinden bir emaneti vereceğim şimdi.
-Kendine gel! -Arif!
Ceku, balım!
[gergin müzik girer]
Ceku?
Kısa bir işim var, derhâl çıkacağız.
-Ben beş dakikaya hazırım. -Tamam aşkitirişkom.
Ceku beni tanımadı. Ceku!
E, tarihle oynamayacaktın Arif Efendi. Gora'ya ilk giden prensesi alır.
Gebertirim lan seni. Öldürürüm!
[Alev çığlık atar]
Ölmek için çok geç Arif. Ben yıllar evvel öldüm.
-Lan! -Arif!
Sen nereden çıktın lan? Embesil!
Besim Toker! Hayırdır? Çelik tencere işine mi girdiniz?
Pertev! Öldür onu!
-Sus ulan amına koduğumun fritözü. -Ah!
Oğlum, bak bizlik şeyler değil bunlar bak.
Bizlik şeyler değil.
[aksiyon müziği]
[Alev, çığlık atar]
Durun, kavga etmeyin.
Siktir et, iki tane var zaten.
Arif! Arif!
Nazar nazar.
Yeter!
Kıza ne vuruyorsun ibiş?
Gel bakalım nazar boncuğu.
Haklısın, iyi gününde yanında olamadım. Kıskandım seni.
Antikalarına da hasar verdim. Affet!
Dünyanın en değerli antikaları eski dostlardır Arif.
Bay bay.
Senin yapacağın işi sikeyim ben.
[gergin müzik girer]
Arif! Eşek!
Arif!
[Alev çığlık atar]
-Çok sağ ol! Çok sağ ol. -Yaşıyoruz!
Arif, yine donlasın.
Hayatım, ben mi istiyorum böyle olayım?
Neredeyiz?
Galatasaray Hamam'ı tadilata giriyor.
[kadınlar çığlık atar]
[Arif] Yok. Bir şey yok! Yok, yok. Bir şey yok! Bir şey yok.
[Alev] Vallahi bir şey yok. Çık Arif! Çık, çık!
Ama Kemal Hocam, lütfen! İnanmalısınız!
Yapma Allah aşkına Alev, ya.
Ne zaman yolculuğu, ne ışınlanması?
Sen sürmenaj mı oldun kuzum?
Ya bu kuzum muzumlu konuşmalarla seni nasıl ciddiye alalım acaba?
Kız dünyanın sonu geliyor, diyor profesör. Neyini anlamadın yani?
Ya Arif Beyciğim, üzerinizdeki şu kıyafetlerle biz neyi tartışıyoruz acaba?
Bir de seçkincilik mi yapıyorsun?
Sen benim kıyafetime ne bakıyorsun ya?
Benim dediğime odaklan, kızın dediğine odaklan.
Besim Toker, robotu kullanarak geleceği bozacak.
-Bir şeyler yapmalıyız! -Arif çok iyi bir insan.
Hatta belki filmlerdekinden de iyi. Kitabı bu şekilde yayımlamayın, lütfen.
İnsanlara umutsuzluk aşılamayın.
Benim bilimsel çalışmalarım öyle demiyor ama.
Kitap bu şekilde çıkacak Alev, bitti ya.
Tam T cetveliyle dövülecek adam. Bu nedir ya?
Bu mentorumuz bu mu bizim ya? Danışacağımız adam bu mu?
Afakanlar bastı bana.
Yok mu danışacak bir insan, Ümmet-i Muhammed?
Yok mu danışacak bir insan ya? Kime danışacağız biz?
Ay komşular! Yok mu kimse?
-Kime danışacağız? -Hop! Buradayım!
[Alev korkar]
Garavel Hocam! Garavel Hocam!
Nasıl tak diye buradayım?
-Saniyede! -Ha siktir artık ya!
Ne oldu profesör? Bakıyorum dilin açıldı.
-Hoş geldin hocam! -Arif, neredesiniz oğlum ya?
Aklım çıktı.
[Garavel koklar]
Bu da kim? Kız mı bu?
-Alev ben. -Ananı...
Kusura bakmayın, ben körüm de.
Olur olur öyle şeyler. O alışıktır abi, bu işlere. Bu işler sırayla.
216 delirdi abi. Onu durdurmamız lazım.
-Sen geldin ya, bitti bu iş. -Sen ne diyorsun ya?
Alev, tekrardan Pembeşeker olmaya hazır mısın?
Nasıl yani?
216'yı kalbinden, Besim'i de en hassas olduğu yerden vuracağız.
Birinin gözlerinin içine bakıp onu sevdiğini
söyleyebilir misin, etkili bir biçimde?
Misal benim gözlerime bak ve bana Arif de.
[seksi biçimde] Arif.
-Aferin! -Çok güzel. İşte bu.
Hadi bakalım profesör, seyret bakalım. O kitabı nasıl baştan yazıyoruz.
Fevkalade alaka gördü reklamlar.
İnsanlar gözlerini açmış böyle bekliyorlar.
Haftaya çıkıyoruz, değil mi Kâmil?
Besim Bey, bu ilk partide robotun kafasını... Kafasını demeyelim...
Yahu bırak şimdi kafasını.
-Konuşuyor mu? -Konuşuyor. Hem de Almanca.
-Hallo. -Hallo.
Entspann dich, Bono.
Hier ist mein assaport.
Turunçgil ham ham.
Vay eşekoğlueşek. Sevdim.
Besim Bey, doğru yoldayız. Dili de oturttuk mu tamamdır.
Evet.
Besim Bey, Almanlar teleks çekmiş, ortaklaşa yapalım diye.
Robotu bize verin, siz ortak olun diyorlar.
Canım, bırak şimdi Almanları. Almanlarla bizim ne alakamız var?
Kıskanıyor ibneler.
[Pervin] Hayrola Firuz, kim bu hanım?
Malumatım yok efendim. Besim Bey'i sordular.
Pembeşeker!
Ali?
Ali! Nasıl minnettarım sana ben!
Nasıl öderim sana borcumu?
Bak, görüyorum.
Ver, ver o ellerini öpeyim.
Gencecik bir kıza ışık oldun sen.
Ne iyi bir insansın öyle. Görüyorum artık ben Ali.
Senin gözlerin nasıl açıldı?
Ne oluyor Pervin? Kim bu kadın?
Ay, ne biliyim.
Arif getirdi parayı, sen göndermişsin.
Alsın, açsın gözlerini, demişsin. Ne sevindi herkes!
Meziyet abla, Tonoz, Çitlembik. Sanki onların gözleri açılmış gibilerdi.
Ne oldu Ali? Sevinmedin mi beni gördüğüne?
Arif mi söyledi?
Parayı benim gönderdiğimi mi söyledi?
-He ya. -Arif nerede?
Arif gitti, bana da hiçbir şey söylemedi.
Sarılmayacak mısın bana?
-Pembeşeker. -Ali'm.
Aa, fotoroman mı çeviriyoruz abi?
Dur bir dakika. Müthiş bir şey bu!
Robotumuz bir insanla, ha? Pertev, ne oluyor?
Besim Bey, çok seviyorum Besim Bey. Bunu en iyi siz anlarsınız.
Harika. Böyle bir şey yok!
Bundan sonra aşkınızı doyasıya yaşayacaksınız.
Hem de herkesin gözü önünde.
Robotumuz büyük bir aşk yaşıyor.
Bunun ne kadar büyük bir reklam olabileceğini
kestirebiliyor musun Pervin?
Gazetelerin baş sayfalarında, manşetlerinde yer alacaksınız.
Pertev ve büyük aşkı.
Robotlar da sever!
Artık her şeyi öğrendiğine göre saklamanın bir manası yok.
Ben robotum Pembeşeker.
Olsun be Ali, senin temiz kalbin yeter.
216.
Cık cık cık. Pertev.
[Pertev reklam müziği]
Mıstık abi, duydun mu, her şeyin robotunu yapıyorlarmış.
Öyle mi?
Bir tane alıp da oturtayım bari direksiyona.
O sabaha kadar direksiyon sallasın, Mıstık abin de manitaları ayıklasın.
Aynen ve bittabi.
[kadın dış ses] ♪ Pertev, Pertev ♪ Ailenizin dostu Pertev.
♪ Pertev, Pertev ♪
-[Rum aksanıyla] Buyursunlar paşam. -Sağ ol.
[Rum aksanıyla] İçme bre kuzum, içme! Yazık edeceksin kendine. İçme.
Ya bir şey soracağım, sizin adınız Yorgo mu?
He.
Ya her filmde görüyorum, hep içme kuzum diyorsun ya.
Onlar içmezse bu dükkân nasıl dönecek abi?
-Hayde bre. -Doğru söylüyor çocuk.
-Afiyet olsun. -Sağ ol canım.
Oh be. Özlemişim İstanbul'u be.
Hele ki 60'lar.
Haberler iyi abi.
Gönül işleri tamam. Robotu da bir haftaya çıkarıyorlarmış.
Adam çok güçlü, sözü her yerde geçiyor.
Reklamlar desen, bangır bangır.
-Ne yapacağız? -Hiç takma kafana.
Tak diye çıkarız karşısına, sen ne ayaksın lan, deriz.
Ver ulan deriz robotu. 216'yı aldığımız gibi vın turizm.
-Ama nasıl? -Ama nasıl mı?
Yani toplumsal bir hadise yapmamız lazım. Büyük bir olay yani.
E, kuzu kuzu verecek değil ya robotu bize.
Kuzu Kuzu mu?
-Ya. -Aynı şeyi mi düşünüyoruz?
Bir haftada seni öyle bir hâle getireceğim ki
herkes ağzının içine bakacak.
Bir sözünle dünya yerinden oynayacak.
[Garavel koklar]
-Şu broşürleri görüyor musun? -Evet?
Ben görmüyorum işte!
Affedersiniz.
Görseydim her şey daha kolay olurdu.
-Garavel Hocam. -Ha?
Şu çeki kokla bakayım bir.
[Garavel koklar]
-100 bin lira! -Ya...
[neşeli müzik girer]
[neşeli müzik devam eder]
[neşeli müzik devam eder]
[neşeli müzik devam eder]
Yazıyor yazıyor! Pertev satış rekorları kırıyor!
[Eryetiş] Haberler iyi abi.
Vay.
[Besim Toker kahkaha atar]
Anadolu'dan binlerce talep var. Sosyete çıldırmış durumda.
Benimkini altın kaplatabilir misiniz, diye soranlar oluyor.
Benim kalbim zaten altından.
Aslanım benim. Hazırlan, fabrikaya gideceğiz.
Peki.
[duygusal müzik girer]
-Yorulmuyorsun, değil mi? -İyiyim.
Hem herkesin sevgilisi olmak, kolay değil.
Eryetiş. Çiçi gel!
-Göremeyebilir. -İstese görür yani?
[gergin müzik girer]
Pardon, 102 numara burası mı?
-Aa! Emel Sayın. -[doktor] Emel Sayın mı?
Çoklu görme. Yürü, yürüyün Eda Hanım.
Abi, görüyor musun?
-Sen kimsin ulan? -Abi, Arif ben.
Senin tipin böyle miydi?
Ne yapalım, biraz ödem var abi.
Neyse, boş ver.
-Bunu görüyor musun Arif? -Ben zaten görüyordum ya.
Şimdiki durağımız, Kay Kay Kulüp.
Azim, istek, zamanlama!
Kay Kay Kulüp mü?
Bu kaç?
On iki! Nasıl görüyorum ama.
[saksafon, Rock ’n Roll çalıyor]
Yirmili yaşlarımızda gelirdik buraya. Adam acayip.
Çağın ötesinde diyorum sana ya. Zamanın belki ilk disk jokeyi.
-Garavel Hocam! -Ha?
Kıvırabilecek miyim ya?
Sende o ışığı görüyorum Arif. Bitti!
[hareketli blues çalar]
[sunucu] Bayanlar, baylar.
-[sunucu] Are you ready? -Ne oluyor ya?
Geliyor.
[sunucu] Memleketimizin ilk ve tek disk jokeyi.
İşte karşınızda, Erşan Kuneri!
[70'ler müziği]
Erşan Kuneri mi?
[Erşan Kuneri] Kayayım mı?
[kalabalık] Kay, kay, kay, kay, kay!
Kayayım mı?
[kalabalık] Kay, kay, kay, kay!
Hadi gidelim.
-Senin adın ne lan? -Bendeniz Sezen.
Hangisi amına koyayım?
Bana bak lan! Sen bu kulübe üye misin?
Sekiz yıldır üyesiyiz abi.
Çıkar şunu. Mavi, tamam.
Kusura bakma. Babana selam söyle.
Erşancığım, merhaba, Hurşit ben.
Gündüz konuşmuştuk, bu Arif.
Güzel. Fazla vaktim yok. Yazıhaneye geçelim.
Kayar mısın?
-Efendim abi? -Kayarsan beklerim.
Anlamadım abi?
Paten diyorum lan. Kayarsan beklerim.
Yok, yok kaymam. Kaymam.
Yürüyün.
-Abi... -Patlayacağız, diyorum sana ya. Yürü.
İşte patlamayalım. Onu diyorum ben de.
Oradan da Dönence, Osman.
[Erşan Kuneri] Buyurun, rahat edin. O, Barışçığım ne haber? Ne o elindeki?
Kul Ahmet'in ceketi.
Hemen Anadoluya gidiyorsunuz. Al şu parayı.
-Azıcık da bana ver! -Hemşerim memleket nere?
Kusura bakma abi, arkadaşım eşek.
-Aynalı kemer. -İnce bele.
İki dakika oturun, geliyorum.
-[Barış Manço] Buğdayla, başaklar? -Kamyonla göndereceğim.
Hurşitciğim, dinliyorum.
Erşancığım, bir haftada tüm Türkiye'yi sallayacak bir projemiz var.
Öyle mi diyorsun?
Arif kardeşimi dinlersen. Ortalığı yıkacağımıza eminim.
Ha, kentsel dönüşüm diyorsun yani.
Yavaş, dişlerini değdirme yavrum. Yavaş.
Desteğini bekliyoruz.
Hiç merak etme Hurşitçiğim,
Erşan abin her zaman arkanızda.
Bana dilediğiniz kadar gidip gelebilirsiniz.
[Erşan Kuneri] Yavaş yavrum.
Ses, besteler olay. Dinlemen lazım.
On saniye içinde geliyorum Hurşit.
Garavel Hocam! Bak, filmde vardı ya.
-Tamam yavrum, sağ ol. -Bak, şömineyi yakıyor bak.
Oğlum, oynama şununla ya.
[Erşan Kuneri] Beyler.
Hazır mısınız?
Pop mu söylüyor oğlan?
-Pop söylüyor. -Oku bakayım.
-[topluluk] ♪ Ayı! ♪ -Siz değil!
-Sen oku. -Hadi koçum.
♪ İşte kuzu kuzu geldim Dilediğince kapandım dizlerine... ♪
Dur!
-Söz, müzik kimin? -Benim abi.
Çok iyi, gir bir daha.
♪ Ateşe verdim, yaktım da geldim ♪
Dur. Bir daha gir.
♪ Ateşe verdim… ♪
Hayır. Not quite my tempo. Basıyorsun sesine. Basma.
Kendin gibi oku. Gir.
♪ Vur... ♪
Bu. Kendi sesinle oku. Başkası olma, kendin ol.
♪ Vur, vur bu akılsız başı Duvarlara, taşlara vur ♪
[Erşan Kuneri] Çok iyi, çok iyi.
Bir de şöyle dinle Erşancığım.
♪ İşte kuzu kuzu geldim dilediğince Kapandım dizlerime bu kez gururumu... ♪
Çok iyi. Kaç tane şarkı var böyle?
-Çok var abi. -İsim olarak ne düşündünüz.
Vallahi biz Tarkan diye düşünmüştük ilk etapta.
Olmaz, daha önce yapıldı.
Arif'ti, değil mi? Arif Işık!
-Adam işi biliyor oğlum. -Yıkacağız ortalığı.
Kayıt!
♪ İşte kuzu kuzu geldim Dilediğince kapandım dizlerine ♪
♪ Bu kez gururumu ateşe verdim Yaktım da geldim ♪
-♪ İster at ister öp beni ♪ -Aç, aç.
♪ Ama önce dinle, bak gözlerime inan ♪
♪ Bu defa anladım durumu, tövbeler ettim ♪
Çok iyi, çok iyi, çok iyi.
[gazeteci çocuk] Yazıyor, yazıyor.
Arif Işık kuzu kuzu geldi.
♪ Aya benzer yüreğim E, doğal olarak takipteyim ♪
♪ Ah şu kaderi çözersem eğer ♪
♪ Bekle, geliyorum aşkım Aya benzer yüreğim ♪
♪ E doğal olarak takipteyim ♪
♪ Ah şu kaderi yenersem eğer Seni seviyorum aşkım ♪
♪ Aya benzer yüreğim… ♪
[Zeki Müren] Münasebetsiz!
Taklitler asıllarını yaşatırlar.
Bu adamla sakın muhatap olmayın.
♪ ...bekle geliyorum aşkım Bandıra bandıra ye beni ♪
♪ Hiç doyamazsın tadıma Bandıra bandıra ye beni ♪
-Ne haber lan uyanıklar? -Vay, Arif abim ya!
♪ Ne işin var başka yerde Bandıra bandıra ye beni ♪
♪ Hiç doyamazsın tadıma... ♪
♪ Kandırdım nazlı yâri Sonunda çılgın sözlerle ♪
♪ Kandırdım sonunda Güzel gözlümü oyunlarla ♪
♪ Sevgiye çeyrek var ♪
♪ Onun arabası var, güzel mi güzel ♪
♪ Şoförü de var özel mi özel ♪
♪ Bastı mı gaza gider mi gider ♪
♪ Maalesef ruhu yok ♪
♪ Onun için hiç mi hiç şansı yok ♪
♪ Onun arabası var, güzel mi güzel ♪
♪ Şoförü de var özel mi özel ♪
♪ Bastı mı gaza gider mi gider ♪
Mıstık abi, senin robotların çıkıyormuş.
-Ruhu var mıymış? -Ruhu mu?
♪ E, onun için hiç mi hiç şansı yok ♪ Sen bırak robotu oğlum.
Şu şarkıya bak, Mıstık abin bu şarkıları arabada çalsın,
bütün hatunlar alev alsın.
-Aynen ve bittabi! -Yürü.
♪ Gider mi gider Maalesef ruhu yok ♪
♪ Onun için hiç mi hiç şansı yok ♪
Ay, ne manyak adam. Güzel şarkı yapmış ama.
[duygusal müzik girer]
Üzülme. Belki sana söylemiyordur.
Ne yapmaya çalışıyor, anlamıyorum. Beni üzmeye çalışıyor.
Bırakın şu geri zekâlıyı Allah aşkına.
Şu anda herkes bizden bahsediyor.
Arif kim be?
Hazırlanın, akşam sizi kulübe götüreceğim. Biraz havamız değişsin.
Tamam. Hadi. Hadi. Bay bay.
-Garavel Hocam. -Buradayım.
Kız aradı.
Diyor ki, robot, diyor üzülüyor, diyor. O kadar şey yapmayın, diyor.
Robot efendi Türk filmi istiyordun, al sana Türk filmi işte!
-Güzel. -Akşam Ajda'ya gidiyorlarmış.
Ayarlarız.
Altı tane çok fazla ya. Ben ancak bir tane yiyebilirim.
♪ Sol, la, si, do, mi, fa, re Bak bir, iki, üç fare ♪
♪ Oturmuşlar bir yere milyonzade ♪
♪ Sol, fa, do, re, mi, fa Bir tanesi kel kafa ♪
♪ Koyun şunu rafa milyonzade ♪
♪ Boşuna da uğraşma Peşimden de koşma ♪
♪ Yersin sopa sonra milyonzade ♪
♪ Yutmadık oyunu bekleyin sonunu Üçünüz… ♪
Ben gidip Garavel Usta’yla konuşacağım.
Şimdi sırası değil.
♪ Milyon nerede? ♪
Bravo! Bravo!
Bu ne kadar güzel bir sürpriz böyle? Bu akşam aramızda kimler varmış?
Arif Işık!
[alkışlar]
Arifciğim, o güzel sesinle bize bir şarkı söyler misin?
-Ajda, sesim. -Arif.
Ama hazırlığım yok, hiç hazırlığım yok.
Ajda Hanım, biz sizi dinlemeye geldik ama.
Arifciğim, beni kıracak mısın?
Asla!
Arif Işık!
Rezil ol.
"Fındıkkıran".
[Fındıkkıran Balesi çalmaya başlar]
Seni gidi fındıkkıran. Seni gidi.
[şarkıyı mırıldanır]
Ha.
["Fındıkkıran" çalmaya başlar]
♪ Takmış koluna bilim adamını Beni orta yerimden çatlatıyor ♪
♪ Ağzında sakızı şişirip şişirip Arsız arsız patlatıyor ♪
♪ Belki de bu yüzden vuruldum ♪
♪ Sahibin olamadım ya Sığar mı erkekliğe seni şımarık ♪
♪ Değişti mi bu dünya? ♪
♪ Çekmiş kaşına gözüne sürme Dudaklar kıpkırmızı kırıtıyor ♪
♪ Bir de karşıma geçmiş utanması yok İnadıma inadıma sırıtıyor ♪
♪ Biz böyle mi gördük babamızdan? Ele güne rezil olduk ♪
♪ Yeni âdet gelmiş eski köye vah Dostlar mahvolduk ♪
♪ Seni gidi fındıkkıran Yılanı deliğinden çıkaran ♪
♪ Kaderim püsküllü belam Yakalarsam ♪
A-ah.
-Son ki… ♪ Yakalarsam... ♪ -Ne yapıyorsun Arif?
Ben burada dünyayı kurtarıyorum.
Hadi, robot niye bize eşlik etmiyor?
Son, ki, üç!
Arif, beni rezil etmeye mi çalışıyorsun?
Daha dur, şöhret tokadını yiyeceksin. Besim Bey, bu nedir ya?
O kadar reklamlarını yaptığınız robot, bu mu yani?
Şarkı söyleyemiyor, dans edemiyor, bu nedir?
Bu ne biçim robot ya? Hiç olmamış.
Şımarıklığa programlanmış resmen.
[kalabalık güler]
Olur mu canım öyle şey? Şarkı da söylüyor dans da ediyor.
-Hadi oğlum, söylesene. -Ben o şarkıyı bilmiyorum!
Dostlar, robottan bir şarkı duymak istemez misiniz?
[topluluk] Evet! Evet!
[topluluk] Robot, robot, robot! Robot, robot, robot!
-Arif, lütfen! -[topluluk] Robot...
Görüyor musun yaptığını? Çok utanıyorum Arif.
[Arif kahkaha atar]
[Arif] Aa, ne büyük terbiyesizlik bu ya?
Ben Arif Işık olarak söylüyorum, bedava verseler almam.
Yazıklar olsun!
[topluluk kahkaha atar]
-[216] Çıkış yirmi metre sonra sağda. -[Arif] Yuh!
[Arif güler]
[Arif] Son, ki, üç, dört.
♪ Seni gidi fındıkkıran Yılanı deliğinden çıkaran ♪
♪ Kaderim püsküllü belam ♪
♪ Yakalarsam muah ♪
[alkış sesleri]
[adam] Sakla, görmesin, keser beni valla.
[Zeki Müren] O ne böyle ya?
-[Zeki Müren] Nasıl olur bu? Nasıl… -Pardon?
Nasıl olur bu? Bu kostümün daha provası yapılmadı!
Küstah! Hain!
Sinirlerime hâkim olacağım.
Perhiz yemeğimi hazırlayın,
daha sauna alacağım ve herkes gibi ilaçlarımı alıp yatacağım.
Herkes gibi?
Haddini bildireceğim onun.
Teşekkür ederim Halil İbrahim.
[Kâmil] Çok şikâyet geliyor, Besim Bey.
İnsanlar, o reklamda gördüğüm gibi olmamış falan diyor.
Ayıplı mal satmış gibi olduk. Parti parti iade var.
Besim Bey, hurdacıya satan varmış.
Bir de bu "Arif Işık robotu rezil etti." haberleri.
Pertev, gel lan buraya.
Nerede yanlış yaptık biz? Her şeyi senden kopyalamadık mı?
Yapıldı da içi boş. Benim o kadar yaşanmışlıklarım var.
Senin kâmil mühendislerin yapamadıysa ben ne yapayım?
Gebertirim ulan seni. Gebertirim.
Böyle böyle yürüyeceksin. Anladın mı? Böyle böyle.
Elini, kolunu havada sallamayacaksın.
Böyle böyle yapınca çok robot gibi oluyor.
Kes!
Besim Bey, Almanlar aradılar. Hafta sonu İzmir Fuarına geliyorlarmış.
Robotun orijinaline talibiz, dediler.
[gergin müzik girer]
[duygusal müzik girer]
Ben insan olmaya gelmiştim.
[duygusal müzik devam eder]
[kapı çalınır]
[Alev] 216.
Git Pembeşeker, efkârlıyım.
Ben ne zaman ne yapacağı belli olmayan salak bir robotum.
Artık kimse sevmiyor beni.
Dinle beni. Her şeyi biliyorum.
-Bilmiyorsun. -Ne olur aç kapıyı.
Hiçbir şey bilmiyorsun Pembeşeker.
Kimse hiçbir şey bilmiyor. Ben ölüyorum.
[duygusal müzik devam eder]
Ölüyorum ben.
216.
Pilim bitiyor. Bak, yüzde bir.
Yapma, ne olur.
Ben kırk yıldır Gora'da mutlu, mesut yaşıyordum.
Sonra bir haber geçti her yerde.
Artık 216 modeli üretilmeyecek, dediler.
Yedek parçası da yapılmayacakmış.
Vay be dedim robot, buraya kadarmış.
Sonra dünyaya gideyim, Arif'e gideyim, arkadaşıma.
Hiçbir şey yapamasa da üç, beş gün bari orada insan gibi yaşarım, dedim.
Ama söyleyemedim, üzülmesin diye.
Ben ölüyorum Pembeşeker. Pilim bitiyor.
216.
[duygusal müzik devam eder]
-Pembeşeker, keşke sana... -Dur, konuşma.
-Garavel Hocam! -Ha?
Çarşambaları kadınlar matinesi yapayım diyorum. Ne dersin?
Olur.
Nasıl kostüm?
[hep birlikte] O, yakışır.
-Olmamış. -Niye, kemer mi fazla?
-Kemer fazla. -Yapma ya.
Haberi gördün mü? Bu robotu daha kimse almaz.
Besim'i bitirdik!
[Arif ve Garavel kahkaha atar]
Arif abim robotun marijına öyle bir kaydı ki
bu daha bir şey de değil ha. Bu daha kafası.
[hep birlikte kahkaha atarlar]
Bitiririm, dedim mi bitiririm! Bundan sonrasını Türk Pop'u düşünsün.
[hep birlikte kahkaha atarlar]
-Utanmıyorsunuz, değil mi? -Aa, Pembeşeker, kemerden dolayı mı?
[dramatik müzik girer]
Buraya gelip kötüleri durduracaktık hani?
Hani iyiler kazanacaktı?
Şu hâlinize bak.
Ölüyormuş robot.
-Pili bitiyormuş! -Ne diyorsun ya?
Nasıl bitiyormuş? Ne zaman bitiyormuş?
Başından beri.
Söylememiş sana üzülürsün diye.
O saçma sapan hareketleri o yüzden miymiş yani?
-Garavel Usta? -Alıp dönelim Arif.
Almanlara verecekmiş robotu Besim.
Hatırla, önce Almanlarla çalıştık, demişti.
Pertev Grup böyle kurulmuş demek.
Bir şeyler yapmalıyız Arif.
Vay kardeşim benim. 216 ölüyor, ha?
Hayır, ölemez. Ben buradayken ölemez!
Tamam mı? Ben buradayken kimse ölmeyecek, anlaşıldı mı?
Robot ölmesin be abi!
Gerekirse benim pilimi takalım ama o robot ölmesin.
[dramatik müzik devam eder]
Vay kardeşim benim.
[dramatik müzik devam eder]
[telefon çalar]
[Alev] Alo. 216?
Saat ikide Âşıklar Tepesi'ne gel.
Sana hayatımın en önemli şeyini söyleyeceğim.
-Pembeşeker? -Yalvarırım gel.
Âşıklar Tepesi demek, ha? Görürsün sen.
Aldığımız gibi ilerleyelim, tamam mı Arif?
Ben hallederim Gora'da pili mili.
Tamam abi.
Arif Abi! Arif Abi, geliyor seninki.
Hah, geliyor.
Vay Pertev robotu, değil mi bu ya?
-[çocuklar] ♪ Pertev, Pertev! ♪ -[216 sırıtır]
[çocuklar] ♪ Pertev, Pertev! ♪
Pertev, dursana ya, bir bakalım. Yarış yapalım mı abi?
Bas bakalım. Görelim ense tıraşını!
Çocuklar, sizin eviniz barkınız yok mu?
Her yerden çekiyor musun Pertev abi?
O kafandaki çıkıyor mu?
[çocuklar kahkaha atar]
Çocuklar, ne kadar saçma sapan sorular bunlar.
Kaç yaşındasın sen? Hı?
Abi, ne oluyor ya, neden bozuldun?
-Ne oluyor orada ya? -Ha?
[adam] Hop hop! Dağılın lan.
Çekil lan, yürü lan, eşekoğlueşek.
[gergin müzik girer]
[Arif] Koş abi, koş!
-[Arif] Lan durun! -[Çitlembik] Ne oluyor lan orada?
[Yakışıklı ıslık çalar]
[Arif] Çitlembik! Lan durdurun arabayı! Arabayı durdur!
[Arif] Yakışıklı! Lan!
Lan! Pembeşeker'e bakın!
-Kim bu adamlar? -Hurdacılar abi.
Ben biliyorum nereye gittiklerini.
-Arif, bisikletler. -Bizi oraya götür.
Tamam abi.
-[Çitlembik] Pembeşeker! -[Yakışıklı] Pembeşeker!
[hareketli müzik girer]
-Burası mı? -Evet, burası.
Of, içim parçalandı şu anda be.
Çekil.
Hop! Ne oluyor birader?
-Ne bu şimdi? -Bekle.
-216! -[Garavel] 216!
Çantası burada.
Arif, bu mu?
Abi, oradan nasıl tanıyayım, Allah aşkına ya?
[Garavel] Of be!
Kıyafetleri falan... 216, kardeşim!
-[Garavel] 216! -216!
Bir dakika! Mezdeke'yi duydu mu dayanamazdı.
♪ Bum bum damtirim gulu gulu ♪
♪ Bum bum damtirim daga daga ♪
♪ Gunlaka gillin... ♪
216!
♪ Bambirin gala gala ♪
♪ Gullaka gillin salin sava Dampirin gulu gulu ♪
♪ Bum bum damtirim daga daga ♪
Burada!
♪ Bum bum damtirim gulu gulu ♪
-Bak, gülüyor. -Kardeşim benim.
[Arif] Bırak abi. Bırak bana. Bırak.
Şu anda çok yüklü, çok yakıyor pili.
Fabrika ayarlarına döndüreceğiz.
Kapasitörü açıp reboot edeceğim, bir tarayıp açacak, sonra bitti gitti.
-Ama nasıl? -Nasıl ama nasıl ya?
-Ben pili çıkarıyorum abi. -Tamam.
[elektronik ses efekti]
Pili ısıtıp tekrar takacağım. Hadi koçum, hadi aslanım.
[elektronik ses efekti]
Sana geldim Arif. İnsan olmaya geldim.
Kardeşim benim.
Nasıl söylemedin lan bana böyle bir şeyi ha?
Nasıl saklarsın böyle bir şeyi benden?
Söyleyemedim Arif. Üzülmeni istemedim.
Sana çok ayıp ettim Arif.
Hayır, asıl ben sana yanlış yaptım, affet beni.
Gideceğiz buradan, hadi koçum, hadi koçum benim.
Türk filmlerinin en güzelini yaşattın bana.
Keşke Pembeşeker'e onu sevdiğimi söyleyebilseydim.
-Pembe... Şeker... Pem... -Hayır! Hayır, hayır!
-Arif, kapatalım boşa yakmasın. -Tamam.
-Yürü, gidelim hadi. -[Çocuk] Vay be.
Bir robot normal insana âşık olmuş ha? Konuya bak! Acayip abi.
Delikanlı, seni de yolundan ettik, sağ ol.
-Ayıp ettin abi. -Adın ne senin bakayım?
Faruk. Bob Marley Faruk.
Bob Marley Faruk mu?
Gel lan buraya, tanıdın mı beni?
-Arif ben. -Yok abi, tanımadım.
Arif lan ben, Arif Işık. 216, Garavel Usta.
Bob Marley Faruk ya! Kaç yaşındasın lan sen?
On.
Oğlum, bak Faruk geldi lan!
-Kapattık ya oğlum. -He.
Aferin lan sana.
[gergin müzik girer]
Nerede çekildi bu resimler?
Âşıklar Tepesi’nde.
Robot nerede?
Bilmiyorum, dedim ya!
Bırakın beni adiler!
Âşıklar Tepesi'nde buluşmayacak mıydınız, Allahın köylüsü?
Köylüye kurban olun siz.
Besim Bey, Almanlar İzmir Fuarına giriş yapmışlar. Robotu ne zaman...
Ulan başlayacağım senin Almanlarından ha!
Yeter artık be! Yeter! Gebertirim seni!
[boğuşma sesleri]
-Şimdi siktir git buradan! -Gittim efendim.
Vurdu mu bana bu?
Neden bu kadar kötüsünüz siz?
Ben kötü değilim küçük hanım, siz salaksınız.
Bana fırsat veriyorsunuz, ben de coşuyorum.
Atlayıp gidelim Arif ya. Gora'da iki dakika sürmez işi.
Hiçbir yere gitmiyoruz! Yok öyle bir şey.
Sevdiğini söylemeden hiçbir yere gitmiyoruz.
Önce sevdiğini söyleyecek. Kız nerede asıl?
[telefon çalar]
[telefon çalar]
-Alo? -Arifciğim, ne haber?
-Besim ben. -Aa, ne haber, nasılsın?
-İyi valla, hep aynı. Öpüyorum. -Hadi bay bay.
Bay canım.
O neydi ya?
-[telefon çalar] -Alo?
Robotu yarın öğlen matinede gazinoya getireceksin. Yoksa kız ölür.
Ne manada ölür? Getirmezsek anlamında mı?
Alo! Alo!
Ne diyor?
Çok karışık. Hiçbir şey anlamadım.
[hareketli müzik girer]
Besim Bey, hoş geldiniz.
[hareketli müzik devam eder]
[spiker] Bir Gazi koşusunda...
Arif Bey, Besim Beyler geldiler.
Tamam, geliyoruz. Garavel Hocam, hazır mıyız?
Hazırız. Bu tamam.
Hadi bakalım oyuncakçı. Seninle oynamaya geliyoruz.
Hem de nasıl!
[hareketli müzik devam eder]
İyi günler.
Arif, dediklerini sakın yapma.
Alevciğim bugün ne kadar güzel, değil mi Garavel Hocam?
Maşallah, çok güzel görünüyor.
Tıraşı kes. Robotu getirdin mi?
Besimciğim, birazdan seni öyle döveceğim ki
keşke anam beni aldırsaymış, diyeceksin.
Doğum kontrolü demişken masanın altından tuttuğum silahım affedersin,
tam taşaklarına denk geliyor Arifciğim.
-İstersen biraz daha sakin olalım. -Öyle mi?
O zaman şöyle tam ortalayalım da baş ağrısı yapmasın.
Siz nasılsınız hanımefendi?
-Çok iyiyim, siz? -Sağ olun, iyiyim.
Ben sizi şeye benzettim bir an.
-Kime? -Dur, neydi? Hah, Ömer Şerif.
Öyle mi? Ben de abinizi şeye benzetiyorum...
-MFÖ'den Sabri. -O kim ya?
Bir boka benzetemiyorum, onu diyorum işte. Yara bandı.
Etrafınız sarıldı. En ufak yanlışınızda yakarım.
Arif, ne olursun!
Bak Besimciğim, kızı veriyorsun, robotu falan da unutuyorsun.
Sonra kendi dünyanda topaç mı çeviriyorsun,
telli arabayla mı oynuyorsun, aynen devam ediyorsun, tamam mı canım?
Sana robotu buraya getir, dedim.
Aa, Zeki Müren.
[hareketli müzik girer]
Aa, el salladım görmedi.
Evet ya. Bana da yaptı bir kere. Var, öyle bir huyu.
[Zeki Müren] Gerçekten delireceğim artık. Gördünüz mü kıyafetini?
Aman Zeki Bey, lütfen.
Yok efendim.
Artık tahammül sınırlarını aşan bir raddeye geldi.
Bana bak şorlo, robotu derhâl buraya getireceksin.
Eryetiş, Arif Bey’le ilgilenin canım.
Lan Karacaoğlan, o silahı yerine sok.
Sana bir koyarım, yan salondaki filmde oynamaya başlarsın ha!
-Sıkarım. -Sık. Ama ortasından sık.
Hadi sıksana. Sık, sık ulan. Sıksana ulan.
-Arif, lütfen. -Abi, rica ediyorum.
Beyler!
Hepinizin affına sığınıyorum efendim, hadsiz!
[silah sesi]
[Arif] Abi, kıza bak!
-[Alev] Arif, 216! -Tamam, bende!
[silah sesleri]
[bağrışmalar]
-[adam] Dur! -[silah sesi]
Eh!
-Eryetiş, Arif! -Tamam abi.
-Arif! -Geç, geç!
[Besim Toker] Bütün kapıları tutun!
O robotu istiyorum!
Arzın merkezine de gitseniz sizi bulacağım efendim.
Arif! Kız elimde Arif!
Allah kahretsin.
Kuzu kuzu… Enteresan.
[gerilim müziği girer]
Kıpırdama ulan deve.
Ah! Vuruldum.
Zeki Müren mi? Kimin tezgâhı lan bu?
Zeki Bey, aman ya Rabbi, Zeki Bey, kalkın lütfen.
Neden, neden beni taklit ediyorsun?
Değdi mi bütün bu olanlara?
Zeki Bey, affedin bizi.
Her şeyi aşk için, sevda için yaptık.
İyi misiniz?
Afiyetteyim efendim.
Topuğumdan vuruldum lakin mantar topuk olduğu için ziyan yok, gayet iyiyim.
Çıkış yüz metre sonra sağda.
216, kardeşim.
Zeki Bey, affedersiniz, çıkarmadan pili ısıtmam gerekiyor da...
Çıkarmadan?
Ben de o şekilde telakki etmiştim efendim.
-[Alev] Arif! -Aman Ya Rabbi!
Pembeşeker!
Robotumu getirin!
[bağırır] Getirin robotumu!
Bırak kızı, yoksa vururum lan!
[Arif] Beyler, kimse kımıldamasın!
Vallahi bak ana kofraya böyle bir çakarım, robot falan kalmaz!
-Bırak kızı, bırak! -216.
Eğer robotumu vermezsen kızı vururum.
Vallahi bak robot kalmaz. Vallahi bak, bırak dedim!
Üçe kadar sayıyorum.
Bak buraya çakarım diyorum.
-Bir! -Garavel Hocam.
Abi, vur şunları Allah aşkına ya.
İki!
-Üç! -[Zeki Müren] Kimse kıpırdamasın.
Kimsin sen?
Silahını at yoksa burada bir güneş gibi doğarım.
Zeki Bey, rica ediyorum siz bu işe karışmayın.
Hem siz kim oluyorsunuz Allah aşkına?
Kim mi? Ah.
Ben kimim, öyle mi?
Kimsesizlerin kimsesiyim, kimsesizim.
Yalnızların yalnızıyım, yalnızım.
Âşıkların aşkıyım, âşığım.
İsmim Mesut, göbek adım Bahtiyar.
Yıllarca böyle bildiniz siz.
Mesut Bahtiyar'dan şarkılar dinlediniz.
[bağırır] Ee, yeter be!
[Arif] Hayır!
-Besim, 216! -Kaçtılar.
[Arif] Medya yine olayları gizledi.
-Zeki Bey, iyi misiniz? -Afiyetteyim efendim.
Vatkamdan vuruldum.
Cicilerim yine beni korudular efendim.
Nereye uçtular ya?
[Pervin] Gitse gitse İzmir'e gider.
Almanlarla buluşacak çünkü.
-Uçakla kaçacak! -Uçakla mı? Nasıl yetişeceğiz?
Efendim, müsaade buyurun, size tayyaremi vereyim.
Yeşilköy Havalimanı beşinci apron, adı Bahtiyar.
-Pilot? -Ah o pilot...
Pilot Binbaşı Hurşit, emirlerinize hazırdır komutanım!
Zeki Bey.
Âşıklar için değil omzumdan,
kalbimin en derin yerinden vurulmayı kabul buyururum efendim.
Ancak, önce küçük bir şartım var.
Artık beni taklit etmeyeceksiniz, olmaz mı?
Emir telakki ederim efendim.
Estağfurullah efendim. Bak, ne cici oldu.
Bir tarlaya bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bir diğer tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye
boz ala boz başlıklı boz pis porsuk dadanmış...
A-a! Tekrar edeceğim efendim.
[hareketli müzik girer]
Gidiyor.
Orada!
Yürüyün.
[hareketli müzik devam eder]
-Kullanabilecek misin abi? -Merak etme.
Hadi bakayım!
[Besim Toker güler]
Bakın, ne buldum.
Ver bakayım, takalım.
Nereden çıkarıyorsunuz şimdi ya?
Buyurun.
[Alev] Bak.
Zeki Müren...
[Zeki Müren - "İnleyen Nağmeler" çalıyor]
[Garavel ve Alev] ♪ İnleyen nağmeler ♪
♪ Ruhumu sardı ♪
♪ Bir rüya ki orada hep ♪
♪ Şarkılar vardı ♪
-Abi... -He?
Sen şarkıya uyma. Sen bas, bas.
-Arif, emin misin oğlum? -Bas abi, bas.
[hareketli müzik girer]
Hızlı hızlı.
Bas abi, bas.
Güzel. Pembeşeker, sen bu tarafa geç.
-Sıkı tutun. -Tamam.
Arif, dikkat et!
Arif, ne yapıyorsun oğlum?
-Abi, tam üstüne, üstüne. -Altı uçak var lan. Hangisi bununki?
-Ortadaki! -[Alev] Arif, dikkat et!
Garavel Usta, üç deyince!
-Kaç? -Üç, üç.
Kaç oğlum? Ha siktir!
[Alev] Arif!
[Arif bağırır]
Allah kahretsin seni. Defol!
[Alev] Garavel Usta!
Tamam, kurtuldu.
Şimdi görürsün sen.
-[telefon çalar] -Budala.
[Arif] Kurabiyeler pişti ha?
Demek paralel evrende şu anda yirmi beş dakika geçti.
Sen bittin, sen.
[hareketli müzik devam eder]
[ikaz sesi çalar]
Sağda indir kaptan.
Şimdi seni son durakta indireceğim.
-[Garavel] Ne oluyor lan? -Arif!
[boğuşma sesleri]
Vurulduk! Garavel Usta, vurulduk!
-Paraşüt, paraşüt! Çabuk! -Paraşüt mü?
Paraşüt.
Besim Bey.
[ikaz sesleri]
Paraşüt yok!
Paraşüt yok.
En lazım zamanda uyu, tamam mı?
Uçağımızda bir adet çıkış vardır.
Gel buraya.
Garavel Usta, öleceğiz!
Uçuşlarımızda sigara içilmemektedir.
Aşağıya sağ salim ineceksin, tamam mı?
Garavel Usta, çok korkuyorum!
Korkma. Gel , gel.
Buradayım! Yok, olmadı.
Arif! Arif!
Buradayım.
Ne yapıyoruz Garavel Usta?
Azim, istek, irade!
Hadi lan! Hadi lan bir kere be!
Buradayım! Buradayım!
Buradayım ulan işte! Buradayım!
[Garavel] Kurtulduk!
Aa, manyağa bak.
[hareketli müzik devam eder]
[Besim Toker bağırır]
[Besim Toker] Dokunma bana, dokunma.
[yavaş müzik girer]
[Garavel] Kaldır, çabuk. Tamam.
Garavel Usta, bir şeyi yok, değil mi?
[hareketli müzik devam eder]
[Besim Toker bağırır]
[Besim Toker] Ah!
Sarıldın bana! Sarıldın.
Ölmeni istemedim.
Yeter ki ne mal olduğunu anla ve kendine gel istedim.
Daha önce hiç kimse bana böyle sarılmamıştı, biliyor musun?
Ya, demek sebep sevgisizlik, öyle mi?
Belki de öyle.
Düşüyoruz, farkında mısın?
Evet. Paraşütü açmayacak mısın?
Beraber düşüyoruz, eğer metaforu anladıysan açacağım.
Anladım abi.
Adam olmazsan daha çok düşeriz böyle.
Söz abi. Söz.
Modern insan, ilk çağlardan...
[duygusal müzik girer]
[kalabalık sevinir]
Helal be Arif abi be. Helal be.
[duygusal müzik devam eder]
Barıştık, tamam mı?
Düşenin dostu olmak? Okay?
-Tamam abi. -Geç bakayım kardeşinin yanına.
[Besim Toker] Pervin, kardeşim.
Nasıl abi?
Full bitti galiba.
Arif, iyisin, değil mi?
İyiyim, merak etme.
Oo, herkes gelmiş.
Tam bir tirat havası var.
Dinleyin o hâlde.
Sevgili 60'lar, dostlarım,
buraya geldiğimde size karşı alaycıydım.
Robot ise bayılıyordu sizlere.
Siyah beyaz filmler falan diyordu.
Doğru, bizler sizi siyah beyaz biliyorduk.
Meğer ne renkli insanlarmışsınız.
Bir de naifmişsiniz be.
Ulan en kötü adamınız bile bebek gibi, şuna bak Allah aşkına.
Gel bakayım buraya, eşek herif seni.
Dünyayı ele geçirecekmiş.
Benim zamanımda var ya, senin ayağından donunu alırlar Taksim Meydanı’nda.
Hem de pantolon üzerindeyken. Geç yerine.
Garibanlar, kardeşlerim, affedin beni. Sevginize yapay, dedim,
beni plastik bir bebek uyandırdı.
Ne kadar ironik, değil mi?
Siz de kendinize gariban demeyin be.
Tip olmayın, karakter olun.
Gariban derseniz gariban deyip geçeler.
Siz sanatçısınız be.
Kemal Hocam, bilim insanları başımızın üzerinde.
Şakama alınmadın, değil mi?
Ve zenginler, sizlere de posta koydum, doğru.
Ama zengin olduğunuz için değil, vicdansız olduğunuz için.
Parayla her şeyi yapabilirsiniz ama sonra her şey de sizi yapabilir.
Bu işler sırayla, biliyorsun.
Ve sinemanın devleri.
Sadri babalar, Ayhan abiler, daha niceleri… Onları gördük burada.
Bazıları zannediyor ki sinema perdesi büyük diye biz onlara dev diyoruz.
Hayır, bu sinema perdesi onlara ne ki?
Onlar gönlümüzde de.
Tuhaf biz de şu anda bir sinema perdesindeyiz.
Doktor Alev. Alev, şu kitabı öyle bir yaz ki, ibret olsun herkese, olur mu?
Birbirinin gözünün içine bakan, seven, sevilen insanlar olalım.
Öyle sevdiğine kıçını dönüp de selfie çektirenlerden olmayalım, olur mu?
[Alev] Arif, seni kitaba nasıl yazacağımı buldum.
Fedakâr, gözü pek bir kahraman.
[alkışlar]
-216 iyi olacak mı? -Merak etme sen.
-Yorgo Usta! -[Rum aksanıyla] Buyur paşam.
[duygusal müzik devam eder]
Hop!
Artı eksi... Çalıştır hocam.
[elektronik ses efekti]
2. nesil, 16. segment... Pembeşeker.
[duygusal müzik girer]
Hadi bakalım delikanlı, top sende.
[duygusal müzik devam eder]
-Ben... -Oğlum, hadi lan patates bitiyor.
Ben seni çok sevdim Pembeşeker.
-Ben de seni 216! -[kalabalık] Aa...
Sakın beni unutma.
Buna baktıkça beni hatırlarsın.
Oo...
Hoşça kal ilk aşkım.
Hoşça kal.
[duygusal müzik devam eder]
Hadi beyler, biz kaçtık.
Yalnız, burada olan burada kalır, tamam mı?
Kimseye anlatmak yok.
Özellikle Almanlara. Hadi bay bay.
-[216] Hoşça kalın. -[Besim Toker] Bizi unutmayın.
-İyi bakın kendinize. -[Çitlembik] Garavel Usta!
Garavel Hocam.
Hadi bakayım!
[duygusal müzik devam eder]
Hoppa.
[koklar]
Üstadım, kahveniz.
Demek bu kitap böyle yazıldı, ha?
Arifciğim, seni yürekten tebrik ediyorum.
-Sağ olun Ediz abi. -Ne kadar da doğru, biliyor musun?
Hakikaten, iyi insanlar yalnız filmlerde değil, her zaman, her yerdedir.
-Aferin sana Arif. -Sağ olun hocam.
Arif, kim geldi?
Ediz Hun!
Ya, ben demedim mi sana, gün gelecek herkes Ediz Hun gibi konuşacak diye?
Hocam, kahveden sonra çıkalım mı?
-Tabii. -[Nereye Arif?]
Sen bu film burada biter mi zannediyordun?
-Hangi film? -Arif V 216.
[dramatik efekt]
[Farah Zeynep Abdullah - "Milyonzade" çalıyor]
İşte oldu.
Biliyor musun, güneş enerjisi en temiz enerjidir.
Tabii. Pil derdi de olmaz artık.
Şahane. Evladiyelik oldu.
Size müteşekkirim Ediz Bey. [sırıtır]
Hazır mısın delikanlı?
-[Neye Arif? -Nasıl neye, neredeyiz?
Kilyos'ta. Niye geldik buraya?
Ediz Bey'le mi koşacağım?
Yavrucuğum, ben çok koştum.
Ceku'nun sana sürprizi var.
Ceku!
Ta ta ta tam!
Pembeşeker!
Pembeşeker bu!
Aynısını yapmışsınız Arif.
-Merhaba. -Merhaba.
Ben 232. Arkadaş olalım mı? [sırıtır]
-Olmaz mıyız, elimi tutabilir misin? -Hı-hı.
Ediz Bey, Arif, Ceku, Garavel Usta!
Arifciğim.
Her zaman söylerim, romantizm önemli.
♪ Artık inandım ben şansıma ♪
♪ Seni çıkardı karşıma ♪
♪ Deli gibi âşığım ben sana ♪
♪ Sen bir yana bu dünya bir yana ♪
♪ Sen bir yana bu dünya bir yana ♪
♪ Çalsın artık ♪
♪ Durmadan çalsın sazlar ♪
♪ Gelin dostlar ♪
♪ Gelin dostlar, kalbimizde düğün var ♪
♪ Çalsın artık ♪
♪ Durmadan çalsın sazlar ♪
♪ Gelin dostlar ♪
♪ Gelin dostlar, kalbimizde düğün var ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.