Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ayaklarım çok fena ağrıyor Mick!
Kayıp mı olduk?
Bebeğim.
Amerika'dayız.
Kaybolamayız.
Peki.
En yakın karayolunu bul çünkü elektrikli testereli...
...bir manyak tarafından öldürülmek istemiyorum.
Nereye gitmemiz gerektiğini biliyorum.
Her şey yolunda.
İyi o zaman kurtar bizi buradan.
Ayaklarım gerçekten ağrıyorlar.
Daha fazla yürümeyeceğim.
Taksi falan çağır ya da başkasını. Kurtar bizi buradan sadece.
Bacaklarım ağrıyor. Omuzlarım ağrıyor...
Bak.
Yolu bulduk!
İyi ama evde değiliz hala.
Niye beni buraya getirdin ki zaten?
Taksi çağır!
Henüz çalışmıyor, ama...
...bu yol bir yere gidiyor olmalı.
Beni hep bu aptal gezilerine getiriyorsun.
Bu kıro eyaletinde.
Haha, şunlara bak.
Sen de gördün mü?!
Niye bizi buraya getirdin anlamıyorum.
O da neydi?
Yürüyemiyorum artık!
- Hiçbir yere gitmiyorum! - Gel hadi, hasta olacaksın.
Ayaklarım ağrıyor bebeğim!
Mızmızlanmayı bırak!
Hey, hanımefendi.
Yardımın lazım!
Silahını suratımızdan çeksen...
Aptal orospu...
N'oluyo burada bakalım?
Atış talimi mi var?
Ne yapıyorsunuz?
Şuna da bakın hele...
Bu bayan Brandi değil mi?
Nasıl gidiyor?
Bana da biraz pasta bıraktın mı?
Bunların görünüşüne bakarsak pasta yemek istiyormuşsun gibime geldi.
İşte başlıyoruz...
Yani burada tek başına mı yaşıyorsun?
Kasıkla...
Doğru ya, kaşık...
Evet, evet.
Burada tek başımayım.
Yemek yapmayı seviyorum. Ve paylaşacak birilerinin olması çok güzel.
Buralara pek ziyaretçi uğramıyor.
Hayal edebiliyorum. Yoldan epey uzakta.
Çok köhne.
Evet.
Biz doğayı seviyoruz.
Ben de.
Yürüyüşe çıktık işte...
Sonra Samantha inekleri ve birkaç hayvanı görmek istedi.
Sonra da burada bulduk kendimizi...
Evet, buradasınız vallaha.
Evet, hepsi senin suçun.
Onun için endişelenmeli miyiz?
Geri döner mi yani?
Yok, endişelenmeniz gerekmez.
Geri gelmez.
İyi misin?
Çok yorgunum.
İyi misin?
Evet... Sanırım çok fazla yedim. Çok yorgunum.
Cidden de yedin.
Uzan bir şöyle.
Size odanızı hazırladım çoktan.
Gidelim de seni yatıralım hadi.
Ne kadar naziksiniz.
Sen de yemeğinin tadını çıkar.
Peki, teşekkürler.
Tatlı uykular prenses.
Ben gidip erkeğini sikeceğim.
Amma da yorgunmuş.
İyi mi o?
Birazcık uykuya ihtiyacı var sadece.
Düzelecektir.
Yemeği beğendiğini görüyorum.
Mükemmeldi.
Harika.
Biraz temiz hava almaya ne dersin?
Sana verandamı göstermek isterim.
Bu harika bir fikir.
Hadi.
Buraları sevdim.
Huzurlu.
Şehirden uzaklaşmayı seviyorum.
Ha, evet.
Huzurlu değil mi?
Hava temiz...
Güneş hep parlıyor...
Ama kırsalda bulamadığım bazı şeyler de var.
Pekala...
Sanırım gidip sevgilim uyudu mu diye bakmalıyım.
Uyuyor. Seni temin ederim.
Güven bana.
Hem...
...yüzüne bakılırsa bu gezide şansın pek yaver gitmiyor gibi.
- Gitmem gerekiyor. - Hayır, hayır. Buraya gel.
Oturalım.
Çok yalnız hissediyorum.
Hadi.
Sadece bir kere dokun bana.
Çok eğlenceli olacak.
Ona bir şey söylemene gerek yok.
Teşekkürler.
Naber? Uyuyor musun bebeğim?
Ne oluyor amına koyayım?!
- Bu da neyin nesi? - Niye kelepçeliyim ben?!
- Benim alakam yok. - Bu da ne demek oluyor?!
Çıkar şuntarı!
Dur biraz bebeğim.
Seninle yaptığım en kötü gezi bu!
Önce kaybolduk, şimdi de aptal bir orospunun yatağında kelepçeliyim!
Bana anahtar falan bu! Oturup durma orada amına koyayım! Acele et!
Çok konuşuyorsun sen.
Dokunma bana!
Ne yapacağım biliyor musun?
Aynen öyle!
Kıyafetlerimi çıkaracağım simdi.
Ne yapacağımı tahmin et.
Tahmin edebilirsin.
Sana da iyi eğlenceler.
Geri döneceğini biliyordum.
Tanrım, şuna bak
Buna ne kadar ihtiyacım var bilemezsin.
Bırakalım uyusun o.
Bu hep bende eksik olan bir şey.
Sen anlayamazsın.
Artık şehre dönmek istersin sanırım.
Şimdi...
- Siktir git evimden orospu! - Mick ne cehennemde?!
Çoktan gitti o.
Ne?!
Nereye gitti?!
Gitti mi?
Hem de nasıl!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.