Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çeviri: Bora Güngör boragungorçeviri@gmail.com
Günaydın canlarım. Ben Alfa 1-9. Yalanları ortaya çıkarmak, yanlış bilgiyi yok etmek...
...ve Tanrı'nın izniyle bir damlacık...
...umut verebilmek için her gün buradayım.
COVID-19 Delta salgının üzerinden 592 gün geçti şu an Kıyamet Günü'nü dinliyorsunuz.
Bu üzgün ama henüz yenilmemiş ülkede yayın yapan korkusuz...
...radyo amatörlerinden oluşan küçük bir grubun bir parçasıyım.
Aslında yenildiğimizi düşünüyorum ama hala buradayız.
Şimdi haberler.
Yönetimdeki insanların sağlıklı kişileri toplayıp...
...kamplara koymanın iyi bir fikir olduğuna karar verdikleri o toplantıda olmak isterdim.
Ne de olsa insanları kamplara koymak geçmişte pek de güzel işe yaramıştı, değil mi?
Yayınlanan raporlar Pennsylvania’da geride kalan Bastion izolasyon kampına...
...enfekte kişi ya da kişilerin girdiğini doğrulayan haberleri engellemeye çalışıyor.
20 bin kişinin neredeyse tamamı ölmüş.
Söylentiye göre birileri bölgeye bir Napalm atmış.
Kimlerin böyle bir şeye erişimi olduğunu bilmeyi çok isterim.
Burada ne yapıyoruz?
Ateşin düşmüş.
Bu imkansız.
Ne kadar yolumuz kaldı?
Bir günden az.
Bütün gece devam edersek yarın sabah orada olabiliriz.
Sarah, ne yapıyorsun?
- Yiyecek, Guy. Yiyeceğe ihtiyacımız var. - Bulacağız.
- Dünden beri bir şey yemedik. Hiç uyumadık. - Kalk hadi, Ben'e ulaşana kadar uyuyamayız.
- Ben'in orada olacağından emin misin? - Babası ölünce biraz kafayı sıyırdı.
Hayatta kalma uzmanı gibi bir şey oldu. Bir şeyler...
...stoklamaya, arazisini etrafını korumaya almaya başladı.
Hastalanmadıysa orada olacaktır.
Buraya gel.
- Sakin ol kardeşim. - Çok açım.
- Islatmak lazım. - Hayır, çok açım.
- Ben'in bizi içeri alacağına emin misin? - Bürodayken benim eğitmenimdi.
Gördüğüm en iyi FBI ajanlarından biri. Bizi geri çevirmeyecektir.
- Kim olduğumu öğrenince yapabilir. - Beni dinle, kaçmamız lazımdı.
En azından orada o deliden uzak olacağız.
Biliyorum.
Biliyorum. Sadece seni nasıl öğrendiğini hala anlayamıyorum.
O hemşire yaptı. Sana söylüyorum.
Olayı dine dönüştürmüş.
Fanatik bir manyak gibi.
Ve o deli onun Tanrı'sıydı.
Bir şey görebiliyor musun?
Buralarda bir yerde olmalı!
Ne yapacağız? Her seferinde bizi nasıl bulabiliyor?
Haftalar oldu.
Koş!
Kızı vurmayın, bize canlı lazım.
- Kaçman lazım. - Hayır, sen ne olacaksın?
- Seni korumam lazım. - Ölmene izin veremem.
Vereceksin.
Bunun eninde sonunda olacağını biliyordun.
21. otoyolu bulana batıya gitmeye devam et. Yollardan uzak dur.
Ben'e ulaşana sakın durma.
Git!
Kızı yakalayın!
Biliyor musunuz, Bastion kampının yöneticileri için üzülüyorum.
COVID Prime'ın, bunu şimdi uydurdum, mutasyon geçirip gitgide daha da güçlenmesi...
...yeteri kadar kötü değilmiş gibi kendilerini medeniyetin son kalesi zannediyorlardı.
Sağlıklı işçilerin kalmaması ilk nükleer reaktör erimesine yol açana kadar...
...işler henüz tam olarak çığırından çıkmış sayılmazdı.
Sonra yiyecek kalmadı, erzak kalmadı ve bu da kara korsanlarını ortaya çıkardı.
Tecavüzcü ve yağmacı çapulcular ve karmaşaya sürüklenen şehirler.
Kötünün hayatta kalması.
Size bir soru.
Kara korsanları şehirlerdeki her şeyi yağmaladıktan sonra ne yaptı?
Stoklanmış malzemesi olan insanların olduğu kırsala gittiler.
Bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz, değil mi? Vahşi batıya geri döndük.
"Ne önemi var ki?" kategorisinde Bastion kampından birinin kurtulduğunu söylüyorlar.
Lazarus'un gezintiye çıkışı gibi ölümün kapısını arkasına bakmadan terk etmiş.
Elbette bu daha önce hiç karşılaşmadığımız bir şey o yüzden...
..."kampı öylece terk mi etmiş?" dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, aynen öyle yapmış.
Bir kaç bakıcıyı öldürdükten sonra...
...örnek bir mesih gibi kendisine birkaç mürit bulmuş ve kutsal görevi için yoluna koyulmuş.
Ne görevi ve nereye? Hiçbir fikir yok.
DSÖ'deki büyük beyinler enfekte olanların %1'nin asimptotik olabileceğini söylemişti.
Öyleyse, baltalarınızı bileyin, paranoyanızı pompalayın yabancılara güvenmeyin falan filan.
Bilinmeyen taşıyıcılara ve yoldan çıkmış mesihler için gözünüz açık olsun.
Tanımadığınız insanları öldürmeniz gerekir demiyorum ama...
...tanımadığınız insanları öldürmeniz gerekebilir.
Hep söylediğim gibi canlarım, hayat eve sığar...
...yiyeceklerinizi depolayın, silahlarınızı temizleyin ve kendinize dikkat edin.
Benden bu kadar. Yarın gene burada olacağım.
Umarım.
- Ne kadar var? - Yaklaştık.
Çoktan buraya gelmiş olabilir mi?
Yürüyerek yolu dümdüz geçmiş olabilir.
Ya oradadır ya da onu bekliyor olacağız.
Yakaladığımız zaman onu korumaya alacağız, değil mi?
Sence ne yapacağız?
Damızlık yapacağız. Bu bana biraz zalimce geliyor.
Owen, o bizim umudumuz. Gezegende yaşamın devam etmesini ancak böyle sağlayabiliriz.
- Ama başka kaç kişi onu avlıyor olacak? - Kapa çeneni?
Sorgulamadan Aaron'un planına uyuyoruz. Tereddüt etmeden.
O ölümün yüzüne güldü ve ölüm onun gitmesine izin verdi.
O yüzden kimin yaşayıp kimin öleceğine ben karar veriyorum.
Ben.
Virüsü ben yendim ve hepiniz benim sayemde hayattasınız.
Virüsü sizden ben uzak tuttum, sizi yaşadığınız...
...çöplükten ben çıkarttım ve hayatlarınıza anlam verdim.
Düzeni ben sağladım.
Hayatlarınızın anlamını öylece geri alabilirim.
Ölüm gözlerimi açtı ama ödül sadece gerçek inananlar için.
Bu kız sayesinde her şeyi yeniden yoluna koyacağım.
Benden şüphe edeniniz var mı?
Patron sensin.
Benden şüphe edeniniz var mı?
Evet, patron benim.
Neden benim? Çünkü herkes bu kızın peşinde....
...ama izini bir tek ben sürebiliyorum.
Peki o niye?
Çünkü o bana nereye gideceğimizi gösterdi onu ele geçirdiğimizde ne yapacağımızı gösterecek.
Yoktan sesler duymaya başlıyorum.
Burası çok sessiz baba.
Aklımı kaçırmaya başladım.
Ben. Biraz ara ver.
Ne kadar muhteşem olduğuna baksana. Ne kadar şanslıyız?
Evet.
Sana göz kulak olacak kadar küçük...
...ama seni her gün görmek zorunda kalmayacak kadar büyük.
Sana göz kulak olması gereken asıl benim.
Anneme seni koruyacağıma söz verdim, tersi değil.
Şaka yaptım.
Çiftliği kaybetmeden ona şaka gibi gelmemişti.
- Kaybetmek mi? - Evet.
- Hiçbir şeyi kaybetmeyeceğiz.
Emekli maaşın işler yoluna girene kadar bizi idare eder.
Göreceksin.
Paranı böyle çarçur etmeye devam edersen hiçbir şey yoluna girmeyecek.
Şimdi sırası değil Ben, lütfen.
Doğanın tadını çıkar. Bir kere olsun eğlenmene bak.
Senin için hiç bir zaman sırası değil, değil mi? Hep kaçmaya devam edeceksin.
Uyan.
Ben Grant.
Ne dedin sen?
Ben Grant.
Guy Hodges.
Hay lanet.
Yukarı.
Hadi, ilk basamak.
Merhaba. İsmim Matthew.
Sizin için ne yapabilirim?
Bir süredir bu ilerden uzaktık ama şimdi erzağımız bitiyor.
- Arasına enfekte kimse var mı? - Hayır, hepimiz sağlıklıyız.
Size yardım edemem. Verecek bir şeyim yok.
- Adın ne demiştin? - Demedim ki.
Yolunuza devam etseniz iyi olur.
Kilometrelerce alana baktım, bir şey bulamadım.
Sen Heath Grant'in oğlu musun?
Seni tanıyor muyum?
Sanmıyorum ama buna şaşırmam.
Dur!
- Pekâlâ, pekâlâ. - Ne istiyorsun?
Silahlı olmadığımıza göre silahsız bir sohbet edebilir miyiz?
Hayır!
Dünyanın sonunu yaşıyoruz biliyorum ama biraz nezaket gösteremez misin?
O silahını indirdiğinde ben de indiririm.
O benim arkadaşım Marley.
Bizi yakaladın.
Biraz tedbirden zarar gelmez belli ki sen de böyle düşünen bir adamsın.
Dediğim gibi, o silahını indirdiğinde ben de indiririm.
Bunun imkanı yok. Sanırım eldekiyle idare etmek zorunda kalacağız.
Arkadaşımın dediği gibi erzağının bir kısmından kurtulmana yardımcı olacağız.
Ama daha da önemlisi sanırım sen de bana ait bir şey var.
Neymiş o?
Şu boylarda, siyah saçlı bir kız.
Öyle birini görmedim!
Bunlar yabancıları evine alacağın zamanlar değil.
Değil ama belki bir yerlerde saklanıyor mu diye etrafa bir göz atabiliriz.
Sizin için neden bu kadar önemli?
İnsanlığın geleceğin için önemli, bu kadarını bilsen yeter.
Pekâlâ, ne diyorsun?
Etrafa göz atabilir miyiz? Bulamazsak yolumuza devam ederiz, kimse zarar görmez.
Kızın dışında.
Tabii buralarda bir yerde saklanıyorsa.
Bak, kimseyi öldürmek istemiyorum ama konuşmaktan sıkıldım.
Arazimden çıkmak için 30 saniyeniz var!
Bu biraz sert oldu.
Gidin.
Bu arada çiftlik harika gözüküyor. Baban gurur duyardı.
Aaron!
Onu bulacağız.
- O adamı nereden tanıyorsun? - Önceki bir hayattan.
Babası kumarbazdı ve çalıştığım organizasyona borcu vardı.
Bu bir işaret.
Ölümün ben ve o kız için bir planı olmasaydı...
...yolumuz nasıl buraya düşecekti?
Söylediği yalanların neredeyse tadını alabiliyordunuz.
Kız orada.
Buna eminim. Ve o adam Hakkımız olanı almanın bedelini ödeyecek.
Ne gerekiyorsa yapacağız.
Geri dönelim.
Onu bulacağız.
Ne düşünüyorsun?
Ne?
Ne düşünüyorsun?
- Çok fazla iş. - Becerebilecek biri varsa o da sensin.
- Hadi Benny, buna değecek. - Nasıl değecekmiş?
Orada, gerçek dünyada bulundun. Orada herkes senden bir parça almak için bekliyor.
Bu virüs işi dedikleri kadar kötüleşirse ne olacak?
Üretimin durabileceğini bile söylüyorlar.
Çiftliği korumalıyız, bizim olanı korumalıyız.
Bu çok büyük bir arazi.
Haftalar, hatta aylar sürer.
Yapacak başka ne var ki?
Tek istediğim çitleri güçlendirmen, biraz daha silah edinmen...
...ne bileyim, güvenliği biraz arttırman.
- Bütün bunlar şu şehirli tiplerle mi alakalı? - Hayır, bu bizimle alakalı.
Yapacak işlerim.
Fazla vaktimiz yok. Kimseye güvenemeyiz.
- Delirmiş gibi konuşuyorsun. - Burası sahip olduğumuz tek şey Ben.
Sadece ikimiz kaldık.
Eğer bunları yapmazsan ve bana bir şey olursa ne hissedersin?
Tanrı aşkına baba, şunu keser misin? Sana bir şey olmayacak.
- Kafayı sıyırmaya başladın. - Ne oldu sana böyle?
- Ne demek istiyorsun? - Bir çocuk babası dinlemez ya da...
...saygı göstermezse bu nasıl bir dünya olur?
Neye saygı gösterecek mişim?
- Tüm paranı kumarda kaybetmene mi? - Benny.
Annemin tüm gece uyumadan ne zaman geleceğini bilmeden seni beklemesine mi?
- Çöpte cesedin bulunacak olsa ona mı? - Kes şunu. Tek kelime daha etme.
Peki baba.
Baksana, neye saygı duyacağımı ben de saygı duymaya başlayayım.
İşe gitmem lazım.
Başlıyoruz.
- Geri git! - Hayatta olmaz.
Eller! Ellerini göreyim!
- Yalan söylediğini biliyorum. Kız nerede? - Bunu konuşabiliriz!
Konuşacak bir şey yok. Buraya bizi kader getirdi.
- Sana söyledim, burada kız falan yok. - Sesindeki yalanı duyabiliyorum.
Babasının oğlu.
Hay lanet. Pazarlık yapabiliriz!
- Bu bir pazarlık değil. - Öyle olmalı!
Tamam, pazarlık mı istiyorsun? Pekâlâ, ben başlayabilir miyim?
- Hazır mısın? - Hazırım.
Peki.
A Kızı ve tüm erzağını bize verir ve çiftliğini yakmama izin verirsin...
...ya da B savaşmayı denersin, seni öldürür ve kızı alırız.
- Peki ya C? - A ve B'den başka seçeneğin yok.
- Pek seçenek yokmuş. Şimdi sen beni dinle. - Peki.
Uzun vade düşün.
Savaşırsak bir sürü mermi harcayacağız ve buralarda onlara fazla talep var.
Aynen öyle.
Gitmene karşılık sana yiyecek ve erzak veririm.
Bu olayı unuturuz, herkes kendi yoluna gider.
Bu bana uymaz.
Dünyayı bu virüsten kurtarmaya mahkum edildim ve kimsenin beni durdurmasına izin veremem.
Öyleyse şimdi olacak olan şu; her şeyini alacağız ve seni öldüreceğiz.
Hay lanet!
Kahretsin!
Tanrı aşkına, kes şunu!
Suratına tokadı çakacağım.
Zırlaman kimseye yardımcı olmuyor.
- Jackson öldü! - Evet, öldü o yüzden...
...silahını al ve bunu yapan pisliği gebert. Silahın nerede?
Devam et.
Git!
Durun. Ateşi kesin. Cephanemiz bitiyor.
- Matthew, ne kadar kaldı? - Bitmek üzere.
- Ne yapacağız? - Böyle devam edemeyiz.
- Tanrım, beşe karşı bir. - Ama cephanesi var.
Öyleyse onu dışarı çekmeliyiz.
Eve geri koşup cephane almamasını nasıl sağlayacağız?
Ateş edeceğiz. Çok değil, her atışta tek mermi. Onu orada tutacak kadar.
Mermisi bitene kadar.
- Aynen. - Bittiği zaman?
Onu o zaman düşünürüz.
Olduğu yerden kıpırdamamasını sağlamaya bakın. Şimdilik bu kadar yeter.
Vurdum.
Kahretsin!
Lanet olsun Heath.
Cephanesi bitiyor ve vurulduysa her şey istediğimiz kıvama geldi.
- Bu tempoda bütün gece burada olacağız. - Yani?
- O vakte kadar gidip erzak... - Buraya erzak için gelmedik.
Kız için geldik.
Gidersek ve o gerzek insanlara kaçtığımızı anlatmaya başlarsa...
... herkes bizim ne kadar güçsüz olduğumu düşünmeye başlayacak.
Sizi bilmem ama benim el âlemin maskarası olmaya niyetim yok.
- Benim de. - Seni kabul etmedi.
Hiç birinizi güçsüz olduğunuz için kabul etmedi.
Güçsüz müsün?
Kızı alıp adamı öldüreceğiz. Böyle olmayacağını düşüneniniz varsa...
...savaş aracından dışarı çıkmasını ve...
...kendisini önce kimin vuracağına bahse girmesini tavsiye ederim.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Kahretsin.
Hadi. Hadi seni lanet olası.
- Bacağım. - Matthew, bir şey getir!
Kahretsin!
Acele et!
Lanet olsun!
Nefes al, Ben. Nefes al lanet olasıca.
Kahretsin.
Kahretsin.
Bunu yapabilirsin.
Otur şöyle.
Hay lanet.
Ben iyiyim.
Tabii, iyi görünüyorsun.
- Ciddiyim. - Eminim öylesindir.
Bırak da ilgileneyim.
- Üstüne toprak koy yeter. - İkimiz de biliyoruz bu saçmalık.
Bu iyiymiş.
- Affedersin, acıyor mu? - Hem de ne biçim.
İyi.
- Bunu hakkettin. - Şimdi değil Ben.
Aslında daha iyi bir zaman olamaz.
Pekâlâ. Söyle bakalım.
Sana durmanı kaç kere söyledim?
Kaç kere?
Kaç kere?
- Çok kere. - Çok kere.
Sana buradaki güvenliği sıkılaştırmanı kaç kere söyledim?
Neden ki? Yediğin dayaklar yüzünden mi?
O kadar basit değil Ben.
O kadar basit.
Ben.
Baba.
Baba.
Bana bak, bana bak.
Evde ve güvende olduğun için minnettarım.
Dışarıyı kilitlemem lazım.
Üzerine biraz toprak koy.
Lanet herif.
Yardımına ihtiyacım var.
Uyan!
Uyanman lazım!
Uyanman lazım.
Kahretsin.
Hadi bebeğim.
- Onu gördün mü? - Hayır.
Harika, yani şimdi bir sürü cephane ile oralarda bir yerde.
Cephanesini olduğunu varsayıyorsun, bundan emin değilsin.
Öyleyse bir plana ihtiyacımız var. Seçeneklerimizi konuşmalıyız.
Şimdi düşünüyorsun işte.
O binalardan birinde saklanıyor ve kaçacak bir yeri yok.
İçeri dalıp silahlarımız doluymuş gibi davranabiliriz.
Aklı başında biri o zaman teslim olması gerektiğini bilir.
- Ya bize ateş ederse? - Neden gizlice girmiyoruz?
Bizi gözetlemediğini mi sanıyorsun? John, adamın kafası çalışıyor.
Yani savaş aracından çıkarsak muhtemelen vurulacağız.
Araçta kalırsak erzağımız bitecek ve açlıktan öleceğiz...
...ya da O buraya gelip hepimizi öldürecek.
Karanlığı bekleyeceğiz, gizlice eve yaklaşacak...
...içeri dalacak ve kaba kuvvetle işini bitireceğiz.
Ya da ödleklikten vaz geçeceksiniz.
Yapmamız gereken şimdi oraya gidip lanet herifi suratının ortasından vurmak.
Haftalarca bu kızı takip ettik.
Yeni bir dünya kurabilmemiz için kader bizi buraya getirdi.
Onu damızlık olarak kullanacağız ve kanı sayesinde çocukları bağışık olacak.
Ve bizden insanlığı kurtaran kişiler diye bahsedecekler.
Sadece sınanıyorsunuz. Sınanıyorsunuz.
Ben de sınanıyorum.
Kaderinizi kucaklamaya hazır mısınız...
...yoksa yok olup giden bu dünyada bir başka leke mi olmak istersiniz?
Sana gönderildim ve sen beni kurtardın. Şimdi geri dönecek değilim.
Bir yere gittiğim yok. Hadi şu pisliğe kime bulaştığını gösterelim.
Benim ailem artık sizsiniz. Sizin için ölürüm.
Aşkı ifade etmenin en yüce şekli ölümdür.
Geri çekil.
Gidebildiğin kadar hızlı git içeri girince saldıracağız.
- Barikat ne olacak? - Başlarım bariyerine!
Yap şunu Matthew! Jackson boşuna ölmüş olamaz!
Hadi oradan.
Evimde olan sensin. Kimsin sen?
Buraya neden geldin?
Guy'ın kardeşiyim, Sarah. Evindeyim çünkü ağabeyim bizi koruyacağını söylemişti.
Ağabeyin yalancının tekiymiş. FBI için ne yapıyordum biliyor musun?
Haritalar.
Ajanlara harita okumayı öğretiyordum.
Kim olduğumu sanıyordun?
Beni buldular.
Hadi!
Beni lamlarına izin verme.
Elindekini bırak ve beni takip et, hemen.
Hadi, hadi, hadi!
Sen değil.
Bu bacakla olmaz.
Ne kadar cephanen kaldı?
Görürsem onu öldürmeye yetecek kadar.
Güzel.
Marley.
Sen benim sağ kolumsun. Benim işim senin işin. Kızı bana geri getir.
Senin için her şeyi yaparım.
Barikatı geçtiler.
Bodruma in. Sessiz ol ve kapıyı kilitle.
- Bir şey görüyor musun? - Hayır.
Burada bir yerde.
Owen, Matthew, benimle gelin. John, evi kontrol et.
TV'de gördüm, virüs bir sürü insanı öldürüyormuş.
- Birçok ülke sınırlarını kapatıyormuş. - Evet.
Şehre gitmemen için bir neden daha, tamam mı?
Haftalardır bir geyik göremedim. Belki de geyik virüsüdür.
Yemek için bir tane vuramazsak belki de kasabaya gidip bir tane satın almalıyım.
Daha şimdi şehre gitmeyi kesmen gerektiğini söyledim.
Kasaba dedim, market yolunun üstünde. Bu gece geyik yeme gecesi.
Öyleyse arabayı ben kullanırım.
Hayır Ben, dün gece beni tedavi ettiğin sana borçluyum.
Hayır, ısrar ediyorum. Biraz baba-oğul kaynaşması yaparız.
- Akşam yemeğinde kaynaşırız. - Araba sürecek halde değilsin Heath.
Bırak da teşekkür etmiş olmak için gideyim.
Biliyor musun, teşekkür olarak en son ne zaman geyik eti aldığını hatırlamıyorum.
Genelde kendimiz avlıyoruz.
Öyleyse burada biraz daha oturmalı ve daha sıkı denemeliyiz.
- Yeteri kadar oturduk. - Baba...
Bütün gün burada oturamayız.
- Böylesi daha... - Baba!
Yalan söyleme.
Yalan mı? Sadece iyi bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
İçin o kadar yalanla dolmuş ki gözlerinden fışkırıyor.
- Doğruyu söylüyorum. - Baba, markette geyik eti satılmıyor!
Yoruldum artık. Ben senin oğlunum.
Bakıcın ya da danışmanın değilim.
Böyle devam edersen burayı kaybedeceksin.
Bu çiftliği kaybedersen her şeyi kaybedersin.
Sadece evimizi değil, büyükanne ve büyükbabanın uğruna çalıştığı her şeyi.
Tüm çocukluk hatıralarımı, sen ve annemle ilgili tüm güzel anılarımı kaybederim.
Büyükanne ve büyükbaba hakkında mı konuşmak istiyorsun?
- Evet! - Peki, konuşalım öyleyse.
Büyükanne öldüğüne neredeydin? Ya büyükbaba? Neredeydin Ben?
Canın cehenneme.
Bana kaybetmekten bahsetme. Burada oturup...
-...ailemin ölümünü izledim. - Çalışıyordum!
Bir işim vardı! Bırakamayacağımı biliyordun.
Nereden biliyordun biliyor musun? Çünkü birimizin...
...yetişkin biri gibi davranması gerekiyordu.
Yetişkin olmak ailene sırtını dönmek mi demek?
Aileme sırtımı dönmek mi?
Aileme?
Annem öldüğünde neredeydin?
- Ben... - Kumar oynuyordun!
- Kumar oynuyordun! - Aynı şey değil.
Tabii aynı şey değil, çünkü sen hastasın.
Sana sırtımı asla dönmedim.
Dönseydim burada olmazdım.
Kendine bunu yapmak istiyor musun? Devam et öyleyse.
Ben artık yapamayacağım.
Yaparsam tıpkı annem gibi kalp krizi geçireceğim.
Yetti artık. Enerjimi seni durdurmak için harcamayacağım.
Sen bilirsin Heath.
Ben ahıra bakacağım, sen av kulesine bak.
Vur o pisliği.
İşin bitti.
- Adamdan ya da kızdan iz yok. - Bu oradan mı çıktı?
Evet, bir tane daha var.
Gördüklerime bakılırsa her yere silah saklamışsa hiç şaşırmam.
Git kulede otur. Gördüğün yerde ateş et. Hemen geliriz.
Ya sen?
- Ormana gidip ne varmış diye bakacağım. - Pekâlâ.
- İyi şanslar. - Sana da.
Artık çıkabilirsin.
Bunu sen mi yaptın?
Niçin senin peşindeler?
Bir şekilde onları kurtarabileceğimi düşünüyorlar.
Liderleri beni damızlık olarak kullanmak istiyor.
Dışarıya bira ışık koymam lazım.
Yakında hava kararacak.
Uzun bir gece olacak.
Biliyor musun, bana yalan söylediğini düşünmüyorum...
...ama her şeyi anlatmadığın kesin.
Bunun bize ne yararı var bir düşün.
Ayak seslerini tanıyorum.
Aslan sürüsünde çoğu şeyi dişiler yapar, en azından avlanmayı.
- Erkek aslan nasıl avlanır biliyor musun? - Hayır.
- Anlatayım. - Kıçının üzerinde oturur...
...avın kendisine gelmesini bekler.
Ben erkek aslanım. Ormanın kralıyım.
Sana bir bakayım demiştim.
Gidiyorum.
Şu işi hallet artık. Çok uzadı.
Marley, büyük bir çiftlik olduğunu biliyorum ama o orada bir yerde, kız da öyle.
Adam nereye saklanacağını biliyor.
Bire karşı dörtsünüz.
Beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.
Özür dilerim.
Özür dileme. O zayıfların işidir. Sen zayıf değilsin.
Git ve bu işi halletmen için ne gerekiyorsa yap. Beni gururlandır.
Yapacağım.
- Hayır, hayır, hayır. - Kahretsin.
Ben.
Ne?
Bende virüs var.
Ne?
Bunu bilmiyorlar mı?
Bilmiyorlar.
Bağışıklığım olduğunu sanıyorlar ama yok. Taşıyıcıyım, sadece hasta olmuyorum.
Pennsylvania’daki mülteci kampı.
O sendin.
Evet, bendim.
- Tüm o insanlar. - Ne olduğumu bilmiyordum.
Ben ortaya çıkınca herkes hasta olmaya başladı.
Ben hariç herkes ölüyordu.
Doktorlar insanlara beni içeri almakla hata ettiklerini söyleyemediler.
Herkese bağışıklığım olduğunu söylediler ve herkes buna inandı.
Beni bir karantina hücresine kapattılar ve bir...
...araştırma merkezine göndereceklerini söylediler.
Ama ben bazı hikâyeler duymuştum.
Benim gibilere neler yaptıklarını bilemezsin.
Deneyler, sanki kafesteki bir fare gibi kesip biçilmeyi beklemek.
Ağabeyin taşıyıcı mıydı?
O hastaydı ve kaçmama yardım etti.
Ne kadar dayanacağını kimiz de bilmiyorduk.
Ben hasta mıyım?
Bilmiyorum.
Kimmiş bakayım.
- Ben. - Git hadi.
- Gitsene.
Peki.
- Ne istiyorsunuz? - Her zaman istediğimizi.
Buraya gelmemeliydiniz.
Heath, paramızı almaya geldik.
- Biraz daha zamana ihtiyacım var. - Fazla fazla zamanın vardı.
Biraz daha, çok az kaldı.
Az mı kaldı? Dalga mı geçiyorsun?
Az kalmış, duydunuz mu?
Bu evden her çıkışında bize daha da borçlanıyorsun.
- Anlıyorum ama... - Var mı yok mu?
Öyleyse içeride değerli bir şeyler var mı bakalım mı?
İçerisi olmaz!
Ne yapıyorsun Heath?
Çekil yolumdan.
Baba! Baba!
Geri gelmeye kalkmayın!
Senin hatan değil.
Kimsenin hatası değil.
İşler böyle yürüyor.
Saklan. Hemen.
Neredesin?
Yakaladım seni.
Hadisene.
Kızın burada olduğunu biliyorum!
Üçü çocuk on dört kişi hayatını kaybetti. Dört kişi ağır yaralandı.
Polis bir şüpheliyi gözaltına aldı ama soruşturma...
...tamamlanana kadar bir açıklama yapmıyorlar.
Tüm dünyadan sağlık görevlileri bugün kaynaklarını birleştirmek adına...
...sanal bir toplantı yaptı. Dünya çapında ölüsü sayısı seksen...
Toplu yağmalamayı bastırabilmek için başkan sıkı yönetim ilan etti...
...fakat kolluk kuvvetlerinin üçte ikisinin hasta olması nedeniyle...
İyi akşamlar canlarım.
Kıyamet Günü'nün yeni bir bölümündeyiz ve ben hâlâ...
...bir yandan bu radyoyu nasıl çalıştıracağımı öğrenirken...
...bir yandan da ülkeyi dolaşıp röleleri düzene sokuyorum.
Sizlere Kanada'dan bir yerden sesleniyorum.
Beni duyabiliyorsanız belki sizi görebilirim.
Acımasız bir gün geçirdik bu yüzden her zamanki...
...alaycı konuşmaları bir tarafa bırakalım.
Başkan hayatını öldü. Artık hükümet diye bir şey yok.
O son kişiydi. Geride ülkeyi yöneten kimse kalmadı.
Hepimiz ne yapacağımızı düşünürken size başka ne haber vereyim...
...bilmiyorum ama yapabildiğim sürece bu işi yapmaya devam edeceğim.
Ben Alfa 1-9.
Aman be!
Ben Jessica.
İyi geceler canlarım.
O kızı asla ele geçiremeyeceksiniz.
Arazimi asla ele geçiremeyeceksiniz.
Evime gelip, onu kaçırmaya çalışıp sonra da beni öldürmeye mi çalışacaksınız?
Sadece kızı istiyoruz.
Hayır.
Hayır, bekle, bekle!
Bekle!
Hayır, hayır, yapma.
Hayır. Hayır, hayır, hayır.
Yapma.
- Başka seçeneğim yok. - Evet, var.
Kızın bağışıklığı yok.
O hasta. Lanet olsun, artık ben de hastayım.
Seni öldürmek zorundayım yoksa Aaron beni öldürür.
Kaçabilirsin, ormana saklanır ve asla arkana bakmazsın.
Bunun için çok geç.
Sen ve ben yürüyüşe çıkacağız.
Bir şey denersen, kaçmayı denersen...
...Tanrının üzerine yemin ederim beynini patlatırım.
Kalk!
Hadi!
Yürü!
Aman Tanrım.
Şu halimize bak.
Şu işi halledelim bitsin.
Hayır, halletmeden önce konuşmamız lazım.
Söyleyecek bir şeyimiz yok. Silahını atacaksın...
...kız arkadaşını göndereceğim kamyonetine bineceksin ve günbatımına yola çıkacaksın.
- Sonsuza kadar mutlu mu olacağız? - Aynen öyle.
Şunu bir daha düşünelim.
Silahımı atacağım sen de onu bırakacaksın, öyle mi?
Peki sence bu iş nasıl bitecek?
Yani gün boyu seni öldürmeye çalışmış iki kişi savunmasız bir şekilde önünde duracak...
- ...saniyesinde ölmüş oluruz. - Nasıl göründüğünü biliyorum.
Sen silahını atar atmaz ben de atacağım. Söz veriyorum.
Sözün bana bir şey ifade etmiyor çünkü diğer dünya...
...tarafından yoluma kim çıkarsa öldürmem emredildi.
Böyle olsun istemiyorum! Ben bir katil değilim!
Sanırım bugün bu lakabı hak ettin.
Şimdi de Marley'in kafasına silahı dayamışken öylece arkamı dönüp gitmemi mi bekliyorsun?
- Evet, sanırım öyle. - Sanırım bunun olamayacağını biliyorsun.
Buraya gelmenizi ben istemedim!
- Artık önemi yok evlat. - Etrafına baksana!
Ben çoktan kazandım!
Silahını al, kayıplarını kabullen ve evine git!
Dur!
Nezaket göstermek adına ağzını açabilir misin?
Sanırım bilgeliğinden biraz paylaşmak isteyecektir.
Canın cehenneme.
Selam Marley, nasıl gidiyor?
Daha iyi olduğum olmuştu.
Çocuklar, sanırım bir açmaza düştük.
Buradaki tek katil yaşlılık.
Gerçek ödül hâlâ bu arazide bir yerde saklanıyor.
Görüyorsun ya, kampı terk ettiğinden beri onun peşindeyiz.
- Her şey o kızla ilgiliydi. - Ama onun hakkında yanılıyorsun!
Hayır!
Onun bağışıklığı var ve Aaron büyük resmi görebiliyor.
Onun her şeyi değiştirebileceğini biliyor.
Ama onun bağışıklığı yok! Bu size kampta söyledikleri bir yalan.
O bir taşıyıcı ve ikinizi de hasta edecek.
Yalan söylüyorsun. Buna inanmamızı mı bekliyorsun?
İnansan iyi edersin! Çünkü şu anda kız arkadaşının suratına soluyorum.
Eğer ben hastaysam o da öyledir.
Yalanlarının kokusunu alabiliyorum. Evlat, ben hastalığın kalbinden geçtim hayatta kaldım.
- Kız benim hakkım, o benim kaderim. - Ama kaderin ölümüne neden olacak.
O benim ve onu alacağım.
- Yapma. - Aaron.
Sana onu ele geçirmek için elimden ne geliyorsa yapacağıma söz verdim.
Verdin.
- Ve şu ana kadar sözümü tuttum, değil mi?
- Tuttun.
O zaman yapman gerekeni yap.
Yapacağım.
Kahretsin.
Hadi, hadi, hadi.
Beni öldürecek şeyin virüs olacağını düşünürdüm.
Silahlı bir salak değil.
Seni hayal kırıklığına uğratmak istemezdim ama bu iş böyle bitecek.
Yaptıklarınla yaşamak zorunda kalacaksın.
Ne yaptım ki? Ölümü yine yendim!
Ben yenilmezim!
O Guy'ı öldürdü.
Buna gene yapardı.
Bunu bir başkasına daha yapmasına izin veremezdim.
Çok üzgünüm Ben.
Başına gelen şey için çok üzgünüm.
Bir daha asla özür dileme.
İyi misin?
Daha iyi olduğum olmuştu.
Hep dünyanın sonu geldiğinde birlik olup...
...birbirimize yardım edeceğimizi düşünürdüm ve...
Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.
Kimsem kalmadı.
Birbirimiz varız.
Elimizde bir şey var.
Öyle mi? Neymiş o?
Deposu dolu, zırhlı bir kamyonet.
Evet.
Burayı terk etmenin vakti geldi.
Belki birileri bir yerlerde bir tedavi üzerinde çalışıyordur.
Hastaysan yardıma ihtiyacın olacak.
Benimle gelir misin?
Tek başına gitmemelisin.
Yanımıza alabileceğimiz erzağın var mı?
Evet.
İdare ederiz.
Çeviri: Bora Güngör boragungorçeviri@gmail.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.