Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Neredesin? Neredesin ya?
- Alo? - Neredesiniz?
Kardeşim, gelmiyorsan iptal et beni.
Yo, yo, yo. Geliyorum, geliyorum. Yoldayım, hemen geliyorum.
Geçecek misin, hı?
Tamam, geç abi. Geç, geçer.
Hayır, yani yol hakkı benim ama...
İlla önüme geçecek ya.
Ha, korkmuyor da yani hiç. Arabama bir şey olur falan da demiyor.
Ya benimkisine çarpsan ne yapacağız? Ha?
Ne yapacağız yani, uğraş dur ondan sonrasında.
Haksız mıyım?
Benimle mi konuşuyorsun?
Hah. Çok özür dilerim.
De bu nasıl oluyor böyle ya?
Şey... Bunun uyandırma alarmıyla müşterinin çağrı alarmı aynı.
Hayır, uyandırma alarmını kapatacağım diye müşteriyi kabul edeceğim filan,
ondan sonrasında uğraş dur.
Neyle uğraş dur?
Pardon?
Anlamadım, sen şimdi uyurken
alarm çalıyor sanıp yanlışlıkla mı kabul ettin beni?
Ayarlarını ben çok bilmiyorum ama benim oğlum var.
Altı yaşında, ellerinizden öper, zehir gibi, her şeyini biliyor.
- Müziğini falan da değiştiriyor. - Çok konuşuyorsun.
Kibarsın aslında. Araban da temiz. Baktım, niye bu kadar düşük diye puanın.
Çok konuşuyorsun sen ya, senin puanın o yüzden düşük.
Ondan mı düşük yıldız veriyorlar?
Hani...
Ben binen bütün müşterilere beş yıldız veriyorum.
Düşük vermem ben, merak etme. Sınırdasın zaten.
Sınırın altına inersen sistem atar, çalışamazsın.
E... Şuradan...
- Vallahi vurdu. - Bir bu eksikti ya, bir bu eksikti.
Yahu duran arabaya vurdu, çok özür dilerim.
Dur, bir dakika, nereye gidiyorsun ya? Sen çek, plakanın fotoğrafını çek.
Aranızda halledersiniz. Acelem var, gitmem lazım.
Tamam, bir şey yok.
Abi, hop! Hop!
Öndeki fren yapınca ben de bilemedim abi, şey yapınca sen de.
Var mı bir şey?
Ya, sendeki tank da abi, bizdeki...
Ah, hadi buyur. Olan benim arabaya oldu, iyi mi ya...
Oluyor trafikte böyle şeyler. Dert etme, kolay gelsin.
Abi, nasıl yapacağız bunu?
Abim, nasıl yapalım? Abi! Polise seslenecek misin?
Ya, daha uzayacak mı bu iş? Ha? Uzayacak mı?
Şey, e...
İki dakikaya geliyorum.
Polis olmaz kardeş. Al.
Taksitini ödüyorum daha.
Kardeşim, al şunu.
Bunu da al. Eğer yetmezse gelir, buradan alırsın.
Tamam?
Kardeşim, ben de emir kuluyum. Geç direksiyonuna, trafik zaten gergin.
Hadi, kolay gelsin.
Yalnız söyleyeyim. Ben ödemem orada ne yazdıysa.
Sema! Sema!
Hadi oğlum. Geç arabaya sen.
Şarjım bitti.
İmzala.
Sema, gerçekten bak. Telefonumun şarjı bitti.
- Ondan sonrasında kaza yaptım. - İmzala şunu.
Bak, bu sana son uyarım.
Ya anlaşarak boşanırız ya da hiçbir hakkın olmaz.
İmzalamazsan seni daha fazla bekleyemem. Hele bu çocuk...
Seni hiç bekleyemez, anladın mı?
Nabzı ne hâldeydi ben geldiğimde, biliyor musun?
- Bayılıp kalsa ne olacaktı? - Deme öyle, Allah korusun.
Arkadaşları kalbi hasta diye alay etmiş. O da inat edip koşturmuş.
İyi mi şimdi?
Zamanında gel, al şu çocuğu diyorum sana.
Tamam işte Sema ya, ben de onu söylüyorum.
Beni cezalandırmıyorsun ki. Onu cezalandırıyorsun.
- Topu topu iki günümüz var Atlas'la. - Asaf.
Ofisten çıkıp buraya gelebilmek için bin takla attım.
Altı aydır uğraştığım komisyonu şu anda başka bir emlakçı alıyor.
- Git şuradan. - Özür dilerim.
- Git dedim. - İki dakika oğlumu göreyim bari.
- "Ben anneni aradım" de. - Bana ne söyleyeceğimi söyleme.
Sen benim söylediğimi söyle.
- N'aber koçum? - Asaf.
- Baba, yine geç kaldın. - Babacığım, özür dilerim, geç kaldım ama...
Ben de anneni aradım. Sağ olsun, o da beni kırmaz.
Atlas? Ne oldu babacığım, sen bana küstün mü? Ha?
Bak, ne yapalım, biliyor musun? Sen bugün anneyle kal.
Tamam mı? Yarın ben gelip seni alayım, beraberce takılalım. Olur mu?
Hem hava güzel olursa belki pikniğe gideriz.
Hani uçurtma uçurmuştuk ya, hatırlıyor musun? Yine uçururuz. Ha?
- Sen hatırlıyor musun Sema uçurtmayı? - Hayır, hatırlamıyorum.
Şöyle vereyim. Al.
- Nedir bu? - Bakım ücreti.
- Daha bakmadı ki. - Bakacak.
Yani araba orada yatıyor, daha bakmadan böyle bir ücretin çıkması, onu...
Sırası gelince bakacak. Bu fiks fiyatımız bizim.
Sen istiyorsan sanayiye götür. Alayım.
Senin fiyat en az bunun üç katı bandında çıkar, haberin olsun.
Ne yaptın abi sen?
Abiciğim, sana göre değilse, içine sinmediyse sanayiye götür.
Söylüyorum sana.
Yani bende anca bunun yarısı çıkar. E...
- İptal edelim o zaman biz. - O zaman sadece bakım alıyorum.
Yo, almayın, almayın. Direkt arabayı banttan çıkaralım.
- Ödeme almadan aracı çıkaramam abiciğim. - Nasıl çıkaramazsınız? Bakılmadı ki.
Sırası gelince bakacak.
Ya, öyle bir şey olabilir mi? O zaman ben, e...
Yetkiliyle görüşeyim.
Müdür benim. Bu da genel merkezin numarası.
Ara abiciğim. Olduğu gibi anlat derdini. Ara.
E, Şerif Bey. Madem öyle, ben durumumu şöyle anlatayım size.
Bir tek bu araç var benim elimde.
E, bir oğlum var, ellerinden öper, altı yaşında.
Hasta. Kalp hastası.
E, abi, biz nakil için kalp sırası bekliyorduk.
Hastaneden.
Tam sıra bize geldi. İptal dediler.
Bir başkasına verdiler sıramızı. Yani hastane "Öyle değil" diyor ama...
Ben biliyorum yani, öyle oldu.
Karım hep bu konuyla alakalı beni suçladı. Ses çıkaramadım diye.
E, şimdi de benden boşanmak istiyor.
Mahkemeye boşanma dilekçesi göndermişler.
İşsiz yazdırmışlar orada.
Yani taksicilik yapıyordum ben. Bıraktım.
Çok iş aradım o arada.
Ama bulamayınca yine günün sonunda bu işe geri kaldım.
Yani anlatabiliyor muyum abi? Benim çalışmam lazım. Durmamam lazım.
Sanki ben durursam
benim oğlumun kalbi de duracakmış gibi geliyor bana.
E, neyse öderim ama.
Yani kolaylık sağlarsanız ödemede.
- O zaman şöyle yapalım. - Evet.
- Araç burada kalsın. - Tamam.
Sen üstünü tamamlarsın. Yarın gelir, alırsın arabanı. Tamam mı?
Tamam.
Ne oldu?
Duvarı yıktılar sonunda Asaf.
Gördün mü?
"Ölmeden Halil amcanızı mezara koydunuz" dedim.
Anneciğim, bahçe duvarıyla babamın ne alakası var?
Yakında bu evin duvarını da yıkar bunlar. Ya, bir dört duvarım var...
Ona da göz koydu mendeburlar.
Anneciğim, anlattılar ya. Bahçe onlarınmış ya.
Aman.
Sen de ne deseler inanırsın ha, baban gibi.
Ne yapalım Nermin Hanım?
Dava açalım. Avukat tutalım. Dava edelim.
Ne davası oğlum?
Sen al kendi davanla uğraş.
Mahkeme tebligatı. Boşanma dilekçe...
Anne, sen neden aldın bu tebligatı? Bunun ihbar süresi var.
İmza falan attın mı bir yere?
Sen atmayacaktın o imzayı o muşmula suratlıyla evlenirken.
Sen kendi oğlunu düşün.
"Bir haftan var" diyor.
"İşsiz olmadığını ispatlaman için..."
Arabayı da tamire verdim.
Halledeceğiz bir şekilde.
"Arabayı tamire verdim" dedim, hiç "Niye?" diye sormadın.
Anne.
Kaza yaptım sabah.
Abini aradın mı sen?
- Niye arayayım abimi? - Akıl danış oğlum. Akıl danış.
İyi akşamlar. Kolay gelsin.
Hoş geldin.
Ben demedim mi, döner gelir kürkçü dükkânına diye?
Şey, iş lazım olmasa şey yapmazdım da.
Hani araba kaza yapınca şimdi hani belki dedim şoför lazımsa.
Al, ben sana demedim mi iş isteyecek diye?
Sende nasıl gidiyor Amerikan uşaklığı? Uber olunca açılıyor muymuş yollar?
- Dolarla mı ödüyorlarmış? - Telefondan okutuyorlarmış.
Ha. E, oğlum, söylesene, biz sana mesaj atardık.
Beş yıldız Asaf. Takardın yakana, öyle gezerdin.
Ya, o işler öyle değil abi, şey...
Öyle, öyle. Öyle. Tabii.
Meltem. Çay koysana Asaf abine. Hadi.
Bu da çay yapmayı bir türlü öğrenemedi. Yapıyor, getiriyor hep sidik gibi.
Heh.
Al. Bak.
Dem koy biraz. Dem, dem! Biliyor musun demlik hangisi?
Aha, geldi seninki.
Hah. Geldi bak senin eski arabayı kullanan pezevenk.
Lastikleri haşat etmiş, biliyor musun?
Gideyim de ben onun bir ifadesini alayım.
Asaf. Telefon çalarsa sen bak.
- Bu bakmasın. - Tamam, başüstüne.
- Geliyorum ben de. - Gel.
- Oğlum, azıcık gülümse lan. - Hadisene.
Şaka yapıyor, şaka.
Nereye götürdün arabayı? Oraya götürdün.
- Lastiklerin hâli ne? - Yakmışsın tekerleri.
Bilerek öyle demliyorum ha. Bok içsin pezevenk.
Yine de öyle dememek lazım. Patrondur.
Ama ben akşam sana daha güzelini demlerim Asaf abi.
Dün gece de seni yatağından ettim. Ben kıvrılıverirdim koltuğa, ne olacak ki?
Problem değil. Ama senden ricam, Muzaffer abiye bir şey söyleme.
Şimdi yanlış anlaşılır falan.
- Bırak şunu be. Öküz o be, öküz! - Meltem, şimdi içeri gelecekler.
Yalan yanlış iş. Yanlış anlaşılma olacak.
Bir de senden ricam,
bir daha kavga edersiniz, tartışırsınız falan...
E, bana gelme. Başka bir yere git.
Ay! Asaf abi ya.
Ne güzel adamsın ha.
Vallaha.
Arabana bile nasıl güzel bakıyorsun.
Var mı ya şu durakta
sendeki araba gibisi?
- Kaza yaptım bugün arabayla. - Aa.
Arkadan vurunca...
- Bir şekilde halledeceğiz artık. - Deme ya.
- E, ben akşam geleyim o zaman. - Yo, gelme.
Atlas bize gelecek. Oğlum bende kalacak, tabii.
- Oğlun yokken mi geleyim? - Hayır canım, öyle mi diyorum?
- Ne diyorsun ya? - Bir şey demiyorum.
Ay Asaf abi, kusura bakma. Senin de biraz şaşkın bir hâlin var yani.
Oldu o zaman, ben gideyim.
Görüşürüz.
Dört mevsim değil mi bu lastikler?
Anasını ağlatmışsın. Hepsi gitmiş. Baksana şunların hâline.
Asaf, dur iki dakika. Nereye gidiyorsun? Asaf?
Asaf, niye geldin, niye gidiyorsun? Asaf!
Hayvan gibi de yakarsın. Kapat makineyi.
- Eline sağlık, çok güzel olmuş. - Afiyet olsun.
- Eline sağlık anne. - Afiyet olsun oğlum.
Sen köfteyi çok seviyorsun. Köfte vereyim mi?
- Bir mi, iki mi? - Bir.
Bir?
Asaf.
- Ne yapıyor bu adam burada Sema? - Bizim yapamadığımızı yapıyor.
Atlas'ın tedavisi için bir çözüm buluyor.
"Dava açarsak bizi yarı yolda bırakan hastane
Almanya'daki hastanenin masraflarını karşılar" diyor Harun Bey.
Daha önce benzer bir dava kazanmış.
- Tamam da ne Almanya'sı Sema? - Bu eve bir müşteri buldum.
Eğer hemen alırlarsa oradaki birkaç aylık tedaviyi çıkarıyor.
Fevri davranıyorsun. Yapma böyle.
Atlas'ın orada tedavi olması lazım.
Burada sıra gelmeyecek, sen de biliyorsun.
Orada geleceği ne malum? Burada bir yolunu bulacağım.
Nasıl bulacaksın?
Bulacağım, bir şekilde bulacağım. Biraz sabret ama.
Benim ne senin vaatlerine ne de seni beklemeye sabrım kaldı.
"Hatırlamıyorum" dedin ama hatırlıyorsun, ben biliyorum.
Atlas "En mutlu günüm bugün" demişti ya? Nasıl bakmıştın bana o gün?
Sahildeydik, uçurtma uçuruyorduk.
Ben hâlâ aynı Asaf'ım, sana yemin ederim,
her şey eskisi gibi olsun diye elimden geleni yapacağım.
Sana söz veriyorum.
Ya Sema, aylardır bir kere bile gözümün içine bakıp
eskisi gibi "Asaf" demen için nelerimi vermem, biliyorsun.
Ben evi boşaltmadan garajdaki eşyalarını al istersen.
Ben de alayım.
Koş, koş, koş, koş. Bak nasıl da süzülüyor!
Atlas. Sar ipi babacığım, sar.
Sar, sar, sar...
Sar, sar. Bırak şimdi!
- Kolay gelsin. - Hoş geldiniz.
E, uçurtma var mı sizde?
Borç mu lazım?
Borç değil, kredi çekmek istiyorum.
Ne yapacaksın ki sen krediyi?
Banka değil mi burası? Kredi çekmek istiyorum, vermiyor musunuz?
Kaza için mi lazım?
Annem mi aradı seni?
İyi bari, seni araması için bir bahanesi olmuş.
Gittim söyledim, dedim "Anne, kaza yaptım."
- "Abini ara. Aziz'e sor, bir akıl danış..." - Geveleme de söyle, niçin lazım para?
Ya, sen normalde böyle bankada yanına gelen müşterilere
böyle mi davranıyorsun, öyle mi konuşuyorsun?
Sen abinin müdür olduğu bankaya geliyorsun ve sıra alıyorsun, öyle mi?
Al.
Al, bekle.
Sen bu kafayla daha çok beklersin ama o sıra gelmez, ben sana söyleyeyim.
Hadi, araba alırken ben sana kefil oldum,
krediyi aldık.
Ama senin kredibiliten yok.
Çünkü formda soracaklar oğlum.
Mesela diyecek, "Meslek ne?" Ne yazalım oraya?
"Şoför" yazalım mı mesela?
Bir de şey sorar.
Sabit gelir.
Oraya ne yazalım oğlum biz? Sabit gelire ne yazalım?
Tamam ya, istemiyorum. Kalsın.
Yani, insanın ağzının tadını bozmakta üstüne yok.
Ara, anneni ara.
Anneni ara.
Ya, tamam da böyle bir şey olabilir mi? Ben aracı getirip buraya bırakmadım mı?
Abiciğim, prosedür böyle.
Araç çıkınca yığılma olmasın diye depoya kaldırıyoruz.
- Depo nerede? - Buradan arabayla bir beş dakika falan.
Arabam depoda.
Sen bir şurayı imzalayıver. Şurayı. Al. Al.
- Bu ne? - Depo park ücreti.
Yahu dalga mı geçiyorsunuz benimle? Böyle bir şey olabilir mi?
Abiciğim, bak. Sen istiyorsan aracını bugün çıkar.
Bir gün daha park ücreti ödeme, yazık. Ha?
Bu kadar para yok ki.
Bir şey gelmesin başına, geri alacağım onu. Tamam mı?
Abiciğim, bak. Kusura bakma da ben sana bir şey diyeyim.
Eline saydıkları para var ya?
O sana çarpan aracın bir tekerleği bile etmiyordur.
Asıl sen tutanak tutturacaktın.
Madem ödemiyorlar, az sesini çıkaracaktın abi.
Olmaz öyle.
Kolay gelsin.
Payen Kuyern, buyurun.
Evet. Kim arıyor diyelim?
İrfan Bey.
Hemen iletiyorum. Hatta kalın lütfen.
E, kaza oldu da. Görünmez kaza.
Geçmiş olsun. Evet?
Şey, siyah bir cip. Adresi burasıymış.
Nasıl ulaşırım?
Payen Kuyern, buyurun.
Bir saniye bekleteceğim sizi.
Siz kiminle görüşeceksiniz?
Kiminle görüşeceğinizi bilmiyorsanız yardımcı olamam.
E, şey, bu, diyorum acaba karttaki numarayı mı arasak?
- Arayın. - Arayayım.
Evet efendim, hattalar.
Telefonun bataryası biraz...
Telefon sağlam da bataryada...
- Payen Kuyern, buyurun. - Alo.
Buyurun efendim.
Alo Sema, ben yoldayım, geliyorum hemen.
Alo. Harun ben.
Sema nerede?
Sema telefonunu unutmuş.
- Nerede unutmuş? - Nerede olacak canım, ofiste.
Sen de Atlas'ı alacağım demişsin, seni bekliyordu evde.
Asaf, ya sen bir de Atlas'a uçurtma mı alacağım demişsin?
Çocuk onu sayıklayarak uyanmış.
Tüm gün seni bekledi evde.
Ben diyorum ki böyle ışıklı uçan bir drone alayım.
Uçurtma mı kaldı Asaf ya?
Sen sıkışıkmışsın bu ara ama dert etme, ben halledeceğim.
Alo?
Senin süren geçmiş. Para ödemen lazım.
Payen Kuyern vezneleri aşağıda.
- Payen Kuyern, buyurun. - E, alo?
Ben bu aracı buldum otoparkta. Plakası 34 NIU 47.
Acaba sahibini öğrenebilir miyim?
Kusura bakmayın, yardımcı olamam.
E, alo? Alo?
Eğer yetmezse gelirsin, buradan gerisini alırsın. Kolay gelsin.
Asıl sen tutanak tutturacaktın. Madem ödemiyorlar, az sesini çıkaracaksın.
Atlas'ın davası için bir miktar daha paraya ihtiyaç var.
Ama onu Sema ile çözeceğiz.
Asaf Erdem.
- Merhaba kardeşim. - Merhaba.
Buyur, eşyaların.
Bak bakalım, eksiğin var mı.
Tamam hepsi.
E? Tanımıyorum sahibini demişsin?
Tanımıyorum.
Ulan, madem tanımıyorsun,
niye adamın arabasına cam çerçeve girişiyorsun?
Al. Şunlara bir bak bakalım.
Nasuh adı.
Nasuh Alphan.
- Bildin mi? - Bilemedim.
Asaf, bir daha bak, iyi bak.
Görmedim, yemin ederim. Yani daha önce hiç görmedim.
Sen şimdi telefonla çağırınca geliyor musun?
Sürücülerle yolcuları sistem eşleştiriyor.
Tamam. Sistem bizi eşleştirdi. Ver telefonunu.
Ver bir bakayım.
Şey, biraz... Telefon sağlam da batarya...
Tamam. Çok konuşma. Aç. Aç.
Al, kaydet bu numarayı.
Benim numaram.
Nasuh Alphan'la ilgili bir şey görürsen, duyarsan
hemen beni arayacaksın, tamam mı?
Herkes böyle numarasını elime tutuşturuyor.
Böyle geçiştiriyor beni.
Sen de numara verenlerden mi olmak istiyorsun?
Cık.
Ulan, taksi lazım olmasa kim arasın seni? Niye arasın?
- Öyle mi diyorsunuz komiserim? - Öyle diyorum.
Kimsin sen? Ha? Nesin sen?
Niye kale alsınlar seni? Çünkü bir şey bilen adamı kale alırlar.
Nasuh Alphan'la ilgili bir şey biliyor musun?
- Cık. - O zaman git öğren.
Bilgi güçtür aslanım. Ben de sana o gücün yolunu gösteriyorum.
Asaf.
Bazıları paçaları kirlenmesin diye kimin sırtına bineceğini iyi bilir.
Arabanda taşıdığın yetmiyormuş gibi, bir de sırtında başkasının yükünü taşıma.
Abi, ben burada ineyim.
Ha, hiç içeri girme. Zaten aracım otoparkta.
Abi, kapıyı açar mısın?
Sen benim araca saldırmışsın.
Kaza.
Kaza?
Nasıl kaza yavrum bu?
İçinden geçmişsin arabanın.
Şunu görüyor musun? Elinde bu var görüntülerde.
- Ben konuşmaya gelmiştim. - Ne?
- Konuşmaya gelmiştim. - E?
Benim araca vurmuştunuz.
Sonra para verdi, dedi yetmezse "Gel" dedi, "bu adrese" dedi.
- Kim? - Şoförünüz.
Hangisi?
Yok burada.
E, benim başka şoförüm yok.
Arabaya çarpınca hani anlaşmıştık. Para verdiniz kaza masrafı için.
O parayı da alın bundan.
O parayla ben şey, arabanın...
- Ne? - Tamponu değiştirdim parayla.
Gidin bakın bakayım, şunun araba kaç para eder.
Şey, abi, yalnız ben...
Bu araç benim elimdeki tek geçim kaynağı, şoförüm ben.
Şoför.
Tamam, şöyle yapalım.
Bizim teslimatı verin bu taksitli şoföre, bu götürsün paketi.
Taksit taksit ödesin borcunu.
E...
- Ne oldu? - Ne teslimatı?
Sana bir paket verecekler. Sen de bir adrese götüreceksin, bu.
- Nasıl bir paket? - Ne bileyim lan nasıl bir paket?
Sana verecekler. Sen de götüreceksin. Bu.
- Alo? - Ha, komiserim. Asaf ben, Asaf Erdem.
- Kim? - Kaza olduydu ya?
Ha, şey...
Şoför. Asaf, hayrola?
Komiserim, şöyle, ben bu aracın sahibiyle tanıştım.
Alo? Kemal komiserim, alo?
Nerede tanıştın?
Peki ben bunlardan paramı alabilir miyim?
Kestaneler, buyurun!
Oğlum, var ya, sen bu işten büyük pay koparırsın.
Nasıl?
Sen önce işi kabul et, paket neymiş, görelim.
Sonrası kolay.
Komiserim, ben yapamam. Nasıl yapayım abi?
Asaf. Oğlum, bu sadece senin meselen değil.
Payen Kuyern'e elini kolunu kaptırmış herkesin meselesi,
o yüzden hiç uzatma çünkü yapacaksın.
Ha diyorsan ki emniyete gelirim, yazılı ifade veririm,
onu da yaparım, haberin olsun.
Tamam da ben Payen Kuyern'i bilmiyorum. Ne alakam var benim?
Lan, nasıl alakan yok?
Sen Payen Kuyern'in fişini çekiyorsun, sen kahraman oluyorsun Asaf.
Ya? Kalk hadi.
Onu yiyor musun?
- Cık. - Aldım.
Ayran da bende. Hadi.
Şöyle. E...
"Yolculuk sonlandı" diyor ama biraz daha ileride bırakabilirim.
Yürümeyin.
Puanlıyorum ben sürüş bittiği için. Beş puan veriyorum. Siz de puanlarsanız...
Yani şu an biraz sınırdayım.
Bekliyorum.
Neredesin? Neredesin ya?
Abi, kurban olayım, beni bırak gideyim.
Şoförüm abi, araba lazım olmasa kim beni ne yapsın abi?
Benim hiçbir şeyle bir ilgim alakam yok.
Senin peşinde bir tane komiser var abi, polis.
Sen onunla çöz meseleni abi.
Ben şoförüm.
Sen kimsin?
Şoför sen misin? Paket benim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.