Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Merhaba, teyze.
- Bu da ne? - Annem gönderdi.
Gel.
- Gerçekten mi? - Öyle söyledi.
- Günaydın. - Merhaba.
Merhaba, Dede.
- Gel. Buraya koy. - Bırakabilir miyim?
Evet. Evet.
- Merhaba, Gennari. - Merhaba, Imma.
- Yardım ister misin? - Evet, teşekkür ederim.
- Bununla oyun da oynanıyor mu? - Galiba.
Gennaro.
İyi görünüyorsun.
Aferin sana.
Dede, sınavlarına daha hızlı hazırlanabilirsin.
Doğru. Sınavım için not alabilirim.
Evet.
İşletim sistemini göstereyim.
- Annen yukarıda mı? - Nerede olacak?
Teyze.
Bir adam geldi.
Montesanta kuyumculuktan geliyormuş, bunu sana bıraktı.
- Bana mı? - Dün uğradı, evde değildin.
Bu bilgisayar işi de nereden çıktı?
Gel.
Ofis bilgisayarlarından biri.
- İhtiyacın yok mu? - Hayır.
Enzo kendi başına idare edebilirse ne güzel. Yoksa satacağız.
Basic Sight'ı satmak mı istiyorsun?
Ama neden?
Her şeyin pahasına devam etmek şart mı?
Zaman kaybetmek istemiyorum.
Li, Enzo var, Gennaro var.
Onları da düşün.
Gennaro yirmi üç yaşında. Ona yeterince baktım.
- Enzo'da benden biraz uzak kalsın. - Neden?
Yine yalnız yatmaya başlayacağım.
- Yalnız yatmak korkunç. - Neden?
- Enzo'dan hoşlanmıyor musun? - Hoşlanıyorum.
Ama içimden gelmiyor.
Ne onunla, ne bir başkasıyla.
Yaşlanıyorum.
Uyurken kimsenin bana sarılmasını istemiyorum.
Dede, Gennaro'yu değiştiriyor.
Gennaro'nun güvene ihtiyacı var.
- Tabii. - Neye ihtiyacı olduğunu iyi bilirim.
Çalışmazsan ne olacak? Ne yapacaksın?
Hiçbir şey yapmadan durman iyi değil.
Bir şey yapmadığımı kim söylemiş?
Bir sürü şey yapıyorum.
Dışarı çıktığında nereye gidiyorsun?
Napoli'yi dolaşıyorum.
Nereyi?
Hesap vermek zorunda mıyım?
Hem konuyu değiştirme.
Gennaro'nun Dede için doğru olmadığını düşünüyorsun.
Ne demek o?
Dede'nin aşık olduğunu iyi biliyorsun.
Onu neden taktın?
Marcello benim için tamir ettirmiş.
Çıkar şunu.
Kızlarının takmasına da izin verme.
- Ama bu annemindi. - O ikisini unutmalısın.
Onları öldürdüler.
Doğru da yaptılar.
Berbat insanlardı.
Kardeşin için üzgünüm.
Yalnız ve çaresiz.
Daha zeki olsaydı onunla hiç evlenmezdi.
Onun gibi haydutların sonunun kötü olacağını herkes bilir.
Elisa için ben de üzülüyorum.
Erkek kardeşlerin hâlâ hayatta olduğu için
ne kadar şükretsen azdır.
Evleri var, hayatları var.
Babana da bakabiliyorlar.
Ne oldu?
Sen de mi buradasın? İsabet olmuş.
Nadia'yı yakaladılar. Yakında Pasquale'ı da kesin yakalayacaklar.
Nerede yakalamışlar?
Jandarmalar İsviçre'de durdurmuşlar.
Gazetede teslim olduğu yazıyor.
Solaralar'dan kaçtı ama şimdi jandarma onu öldürecek.
Hayır.
Kendisi teslim olursa bir şey olmaz.
Kime teslim olacak?
Devlete.
Devlete mi?
Devletin ne olduğunu biliyor musun sen?
Bir sürü haydut, o kadar.
Suç örgütleriyle arkadaş olan üçkağıtçı bakanlar,
yolsuzluk yapan polisler ve yargıçlar,
faşistlere kapılarını açan istihbarat kurumları.
Nesine bahse girelim?
Nadia birkaç ay sonra çıkar.
Orta sınıf çocuklarına hep öyle olur. Ama Pasquale'ı yakalarlarsa
onu içeri tıkıp anahtarı fırlatırlar.
Bunu bir prensip meselesine çevirmemize gerek yok.
Odaklanmamız gereken tek şey Pasquale'ın iyiliği.
Öldürülmektense hapiste olmak daha iyidir. Doğru değil mi?
Evet.
Geri zekalı sürtükler.
İki ödlek tavuksunuz işte.
Gidip horozlara yaltaklanın!
Başka bir işe yaramazsınız zaten.
Nereye gidiyor?
Öylece nereye kayboluyor?
Biliyor musun?
Lenu,
ortadan kaybolduğunda galiba Bodanella mezarlığına gidiyor.
Tina'nın yasını tutmak için oradaki bir kızın mezarını seçti.
Doğum ve ölüm tarihi olan bir çocuğun.
Tina'nınkini bilemediği için deliriyor.
- Onu gördün mü? - Hayır.
Ama doğru olduğundan eminim.
Carmen, çok korkunç fanteziler kuruyorsun.
Konuklarımız başta olmak üzere tüm yapım ekibimiz adına
bizi izlediğinizi için teşekkür ederiz.
- Onu ben istiyorum. - Bunu al.
Paylaşın.
Aynı zaten.
- Nasıl geçti? - Çok iyi.
Güzel.
Evlerinizde, salonlarınızda dikkatli davranıp
bizi takip etmeye çalıştığınız için
sizi alkışlaması gereken kişi benim.
Bazen biraz fazla gevezelik ettiğimiz için özür dileriz.
Anne, Elsa nerede?
Kız arkadaşlarıyla dışarı çıktı.
- Oğlanlar yok mu? - O ne demek?
Elsa'nın daha büyük oğlanlarla takıldığından haberin var mı?
Sen kendi işime bak.
Genç arkadaşlarıma da bir daha teşekkür etmek istiyorum.
Bize eşlik ettiğiniz için büyük onur duyduk.
Sana bir süredir sormak istiyordum.
Gennaro'ya aşık mısın?
Evet.
Ya o?
Bilmiyorum.
Ne zamandır böyle hissediyorsun?
Oldum olası.
Ama ya o sana aşık değilse?
Hayat çok anlamsız olurdu.
Şimdi size bir son dakika gelişmesini aktarmak istiyoruz.
Polis, Napoli'de kök salmış olan bir terör örgütünün üyelerinden
Pasquale Peluso'nun yakalanmasıyla
örgütün büyük bir bozguna uğradığını açıkladı.
Çok iyi. Biraz daha istiyorum.
Sessiz ol.
Yapılan açıklamaya göre teröristlerin saklandıkları
yer bulundu. Önümüzdeki günlerde
teröristlerin sorgulanmasının ardından başka gelişmelerin de
yaşanması bekleniyor. Kaç kişi oldukları
ve bu tutuklamaların arkasının gelip gelmeyeceği henüz bilinmiyor.
Şimdi haberimizi seyredelim.
Polis bir süre önce Caserta kısalındaki terk edilmiş
bir çiftlik evinde bir grup teröristin
aylardır saklandığını tespit etti. Belirtildiğine göre
gece baskından önce yıllardır kaçak olan Pasquale Peluso'ya
direnmeden teslim olması için bir fırsat tanındı.
Ardından yakalanan kaçak
şimdi arkadaşlarıyla birlikte sorgulanıyor.
Pasquale'ın gözaltında olması haftalar boyu
kafamı Dede'nin sınavlarından daha fazla meşgul etti.
Ona yöneltilen sayısız suçlama arasında
Solaralar'ın öldürülmesi yoktu.
Bu sadece kardeşi Carmen'le benim kafamızdaki bir şüpheydi.
Merhaba. Saygıdeğer Sarratore bizi bekliyordu.
Bu kızı Imma Sarratore.
Tabii. Koridorun ilerisindeki meslektaşıma sorabilirsiniz.
Teşekkürler. Gel.
Sonunda Nino'dan yardım istedim.
Ama o gün, artık emin olduğum o şüphelerimden ona bahsetmedim.
Evet, Saygıdeğer Riccardi. Hemen bağlıyorum.
İtalya Bizimle Büyüyor Sarratore'ye Oy Verin
Neden saygıdeğer diyorlar?
Temsil yetkisi olan kişilere öyle hitap edilir.
Baban artık bu unvana hak kazandı.
- Ya onu görevinden alırlarsa? - Onu görevinden almayacaklar.
Rafe, bana hatırlat, sana söylemem gereken bir şey var.
Geldi.
Burada kimler varmış?
Küçük şeftalim benim.
Seni her gördüğümde daha bir güzel oluyorsun, nasıl oluyor bu?
- Merhaba, Elena. - Merhaba.
- İyi görünüyorsun. - Sen de.
Öğretmenimin sana oy verdiğini biliyor musun?
Sahi mi? Şimdi, seni harika bir şey yemeye götüreceğim.
Bana her şeyi anlatırsın. Okulunu, sınıf arkadaşlarını, öğretmenini.
Önce, annenle bir konuşayım sonra gidelim. Olur mu?
İyi olup olmadığını merak ediyoruz.
Kanuni haklarını kullanıp kullanmadığını bilmek istiyoruz.
Sen de mi o koroya katıldın?
Önemli olan işbirliği yapmayı kabul etmesi.
Hayır, hayır. İşbirliği yapacağını hiç sanmıyorum.
İşbirliği yapması onun için çok daha iyi.
Nadia gibi mi?
Elena, Nadia yapabileceği tek şeyi yapıyor. Yoksa çok belli,
tüm hayatını hapiste geçirirdi.
Nadia şımarık kızın teki. Pasquale öyle değil.
Benim buradaki görevim herkesin haklarının korunduğundan
emin olmak. Buna, Pasquale'ın öldürdüğü kişilerin
ailelerinin hakları da dahil. Kalkıp çok kolay bir şeymiş gibi
asi oyunu oynayıp gerçek kan döküp sonra "Haklarımız var." diye
haykıramazsın değil mi? Ben dinle.
Okulda biri canını sokacak olursa hemen babanı ara. Tamam mı?
- Olur baba. - Hayır!
Buna gerek yok. Imma kendi haklarını savunabilir.
Pasquale Pelusao'nun yaptığı gibi mi?
Pasquale'ın hayatta onu korumasını isteyebileceği kimsesi olmadı.
- Bu onu aklıyor mu? - Hayır.
Ama sen Imma kendi haklarını savunabilecek durumdayken
ona beni ara diyorsun. Ona kolay yolu gösteriyorsun.
Bir dakika.
Ama sen arkadaşın Pasquale'a yardım etmem için beni aramıyor musun?
- Merhaba. Her zamanki yerimiz mi? - Hazır, efendim. Buyurun.
Beğendin mi, hayatım? Pizza da yapıyorlar.
Ama bizimkinden daha farklı. Daha ince ve daha kıtır.
Hemen döneceğim.
Bugün Silvestri'nin mecliste yaptığı konuşmaya ne diyorsun?
Ne? Kanım bir anda buz kesti.
Tamam, sonra mecliste görüşürüz. Görüşürüz.
Neye dönüştün böyle?
Artık seni tanıyamıyorum.
Ne oldu ki? Bir sorun mu var?
Fakir bir hayatın, suçun içinde doğdun.
Solaralar her şeyi ele geçiren haydutlardı.
Ama sen?
Sen daha kötüsün. Sen...
Sen başkalarının yağmacılığına karşı kanun çıkaran
yağmacılardan birisin.
Lafları ne de güzel süslüyorsun öyle.
Evet, evet.
Lenu,
çok iyi yazıyorsun ama politikayı hiçbir zaman anlayamadın.
Bir tavsiye verebilir miyim?
Edebiyatla oyna, arkadaşınla oyna ama anlamadığın konularda konuşma.
Kendi iyiliğin için söylüyorum.
Sipariş verelim mi? Garsonu çağıralım. Hangi pizzayı seçtin?
- Margarita. - Margarita.
Merhaba.
Nino'dan bir haber alamadım.
Göreceksin, bize yardım edecek.
- Gennaro gitti. - Nereye gitti?
Çocukken çok güzel yazı yazıyordu. Artık yazmayı bile beceremiyor.
"Anne, bu berbat şehirde seninle yaşamaya artık katlanamıyorum.
Benim için endişelenme."
- Yalnız mı gitmiş? - Kiminle olacak?
Dede'yle gitti diye mi korkuyorsun?
Dede?
Dede, Elsa?
Herkes burada mı?
Buradasın.
Korkunç olduğunu biliyorum. Çok iyi biliyorum.
- Ama geçecek. - Ne saçmalıyorsun sen?
Hiçbir şey bildiğin yok. Hiçbir şeyden anlamıyorsun.
Bilmeden konuşuyorsun! Sadece yazdığın
o kıytırık şeyler umurunda!
Sevgili Dede, seni bir süre görmeyeceğimi bildiğim için
yazma cesareti bulabiliyorum.
Pek fazla söz yok çünkü insan duygularını kontrol edemiyor.
Gennaro beni bir süredir seviyordu
ve sonunda ben de öyle hissetmeye başladım ve aşık oldum.
Bunun seni çok kıracağını biliyorum.
Gerçekten çok üzgünüm ama kendimi tutup Gennaro'dan vazgeçseydim bile
hiçbir şey değişmeyecekti.
Anne, seni de hayal kırıklığına uğrattım.
Bunu içtenlikle söylüyorum.
Senin o çalışma mantığın bana hep saçmalık gibi geldi.
İnsanları iyi yapan kitaplar değildir.
Ancak iyi insanlar iyi kitaplar yazıyorlardır.
Gennaro'ya bak. Hayatında bir kitap bile okumadı
ama onca insan içinde en iyisi o.
Babama bak, iyi bir adam ve mükemmel kitaplar yazdı.
Seni çok seviyorum, lütfen sinirlenme.
Dede'yle Imma sana benim verebileceğimi sanmadığım
o tatmini yaşatacaktır.
Bilmen gerekirdi! Kardeşinin sahip olduğun her şeyi
almak istediğini biliyorsun! Ona engel olmalıydın.
İşe yaramaz, sinsi bir kızın seni oyuna getirmesine izin verdin.
Li!
Li!
Ne oldu?
Oğlun yalnız gitmemiş. Gennaro, Elsa'yı da götürmüş.
- Elsa mı? - Evet. Daha reşit değil.
Gennaro ondan dokuz yaş daha büyük.
Hemen onu ihbar etmek için polise gidiyorum.
Ne geri zekalı.
Buna inanamıyorum.
Onu hafife almışım.
Uyanık herif, iki kızcağızın da aklını çaldı.
İçeri gel. Sakin ol.
Gülecek şey ağlayacak şeyden çok daha büyük.
Bu beni hiç güldürmüyor. Gennaro'nun yaptığı şey çok ciddi.
Gerçekten, hemen polise gideceğim.
Git.
Git. Ne bekliyorsun? Polise git. Git.
O ikisinin hangi cehenneme gittiklerini bilmek istiyorum.
- Bana hemen söyle! - Bilmiyorum.
Tabii biliyorsun. Benimle oyun oynama.
Bu kadar yeter, Dede! Bana cevap ver.
Elsa bir kez Gennaro'nun
Bologna'dan bir arkadaşıyla buluşmuştu galiba.
- Adını biliyor musun? - Moreno.
Adresini biliyor musun?
Telefonunu?
Onu koruyor musun?
Olamaz!
Hayır.
Hayır.
Para ve mücevherler de gitmiş. Hepsini almış.
- Şaka mı yapıyorsun? - Hayır!
Dede, Bologna'daki şu çocuğun numarasını ver. Sözümü tekrarlatma!
Li?
Li?
Merhaba, Lenu.
Sen de mi buradasın?
İçeri gel.
Gördü mü?
Bir anlamaya çalışalım.
Bologna'da olabilirler.
Hemen oraya gitmek istiyorum.
Li,
- benimle gelecek misin? - Ona gerek yok.
Paraları bittiğinde zaten mecbur eve dönecekler.
- Gennaro ne kadar almış? - Hiç.
On litere bile dokunsa bacaklarını kıracağımı biliyor.
Elsa tüm parayı ve mücevherlerimi almış.
Kızını nasıl yetiştireceğini bilememişsin.
Kes şunu, Li!
Canım ne istersem söylerim.
Şunu bir netleştirelim.
Oğlum uyuşturucu kullandı. Okumadı, hiç çalışmadı,
konuşması da yazısı da berbat. Eksik bir kusuru yok.
Ama onun kızı hırsızlık yapıyor.
Kendi kız kardeşine ihanet ediyor.
Li.
Pietro'yu arasam iyi olur.
Önce bu işi kendimiz çözmeye çalışalım.
Gidip bir araştıralım. Çocuğun hayatını karatmayalım.
Onu polise ihbar etmeyi gerçekten istemiyorum.
Onu bir anlık öfkeyle söyledim.
Sadece Elsa'yı bulmak istiyorum.
Onu bulacağız. Endişelenme.
Sadece kızıma kavuşmak, eve gitmek, çantalarımı toplamak
ve sonra Napoli'de bir an daha kalmamak istiyorum.
Lila'yla çocuğunu kim daha iyi yetiştirmiş diye,
olanlar Lila'nın mı, benim mi suçumuz diye kavga etmemizin
hiçbir anlamı yok.
Saçmalık.
Lila'yı da anlamalısın.
Küçük kızın öldüğünde artık hiçbir şey yapamazsın,
hayattan elini çekersin.
Ama kaybolduğunda ve kimse sana bir şey söylemediğinde
o boşluğa ne olur?
Onu bulacak mıyız?
Ne zaman bulacağız?
Nasıl bulacağız?
Ölü mü, diri mi?
Her an, Lenu,
her an nerede olduğunu merak ediyorsun.
Sokaktaki bir çingene mi?
Çocuğu olmayan zengin insanlarla mı yaşıyor?
İğrenç şeyler yapmaya zorlanıp fotoğrafları,
videoları mı çekiliyor?
Yoksa onu kesip başka bir küçük kız için kalbini mi çıkardılar?
Yaşıyor olsa,
büyüyor olsa bile
nerede?
Ona rastlasam kızımı tanır mıyım?
Ona kavuşsak bile kaybettiğimiz zamanı nasıl telafi ederiz?
Ya Tina onu terk ettiğimizi düşünüyorsa?
Senin işlerin nasıl gidiyor?
Çok yavaş gidiyor.
Bazen gazetelere yazıyorum. Ama kitap yazmak için
ya tüm zamanımı o işe vermeliyim
ya da içimden gelene kadar beklemeliyim.
Ne yazmak istediğimi gece gündüz düşünüyorum. Bir şey bulamıyorum.
Konuştuğunda çok tutkulu oluyorsun, Lenu.
Kendi seçtiğin bir dünyada yaşıyorsun
ve kendini o dünyaya bırakıyorsun.
Ama Lila'nın dünyası çöktü.
Sanki kızımızın bıraktığı o boşluğun içine düştü.
Orada öylece donup kaldı.
Lütfen, yakınında ol.
İçinde hiç huzur kalmadı.
Yaşlılığı korkunç olacak.
Ya sen?
Her şeyi satmaya karar verdik.
Zaten bir süredir ayrı gibiyiz.
Milan'da iş arıyorum.
Bakalım, iş bulabilecek miyim.
Lenu,
bu ev.
Günaydın.
- Sen Moreno musun? - Evet.
Neden?
- Gennaro burada mı? - Gennaro Caracci mi?
Evet.
Benim kızım Elsa'yla beraber. Onunla Napoli'de tanışmışsın.
İyi de neden burada arıyorsunuz?
Gennaro sana geleceğini söylemişti.
Onu ne gördüm ne de bir haber aldım.
Peki, bakabilir miyiz?
İnanmıyor musunuz?
Gelin.
Teşekkürler.
Kimse yok.
Evi arayalım.
Belki onlardan haber almışlardır.
Telefon şurada.
Li, benim. Haber var mı?
Ona söylerim.
Sonra arayacağım. Hoşça kal.
Lenu.
Dede hemen seninle konuşmak istiyormuş.
Olur mu?
Evet, evet. Hiç sorun değil.
Alo?
Dede, ne oldu?
Anne ben yarın
gidiyorum. Okumak için Amerika'ya babamın yanına gidiyorum.
Şimdi bunu konuşmanın hiç zamanı değil.
Çok belli, Elsa bu eve ancak ben gittikten sonra geri dönebilir.
Tamam.
Ama şimdi en önemlisi hemen onu bulmamız.
O küçük sürtük biraz önce aradı.
Büyükannemin yanında.
Büyükannende mi? Teşekkür ederim, hayatım. Hoşça kal.
Onları buldum.
Alo?
Guido, ben Elena.
Elsa orada mı?
Merhaba, Elena. Evet, burada.
Şükürler olsun.
Ve yalnız da değil.
Adele'i veriyorum.
Evet.
Elena.
Merhaba, Adele.
Sakin ol. Sakin ol.
Evet.
Hemen oraya gelebilir miyim?
Seni bekliyoruz.
Tamam. Hoşça kal.
Elena.
- Neredeler? - İçeri gel.
- İyi akşamlar, hanımefendi. - İyi akşamlar.
Merhaba.
İyi, Elena.
Gelmekle en doğrusunu yaptın.
İçeri gel. Seni bekliyor.
Pietro her şeyi zaten biliyordur herhalde.
Evet, biliyor ve hiç memnun değil.
Anne.
Gennaro, bizi yalnız bırakır mısın?
Önce, evden aldığın her şeyi hemen bana geri ver.
Tamam, tabii.
- Evet? - Şimdi mi?
Ne zaman olacak?
Eşyalarıma bir daha asla dokunma.
- Ya para? - Birazını harcadık.
Tamam. Kalanını ver.
Hırsızlıktan Gennao'yu da seni de ihbar etmek üzereydim.
Seni bir daha görmek istemiyorum.
Bizi yaşamamız için zorladığın o berbat yere geri dönmeyeceğim.
Elsa.
Elsa, şöyle yapalım.
Seni yaz boyunca burada bırakayım.
Ve sonra...
Sonra?
Sonra eve döneceksin.
Okula gideceksin. Okuyacaksın.
Ve bizim evde Gennaro'yla yaşayacaksın.
Ondan bıkana kadar.
Ciddi misin?
Evet.
Gennaro'dan asla bıkmam.
Göreceğiz.
- Lila teyze? - Lila teyzen de kabul eder.
Dede'yi kırmak istemedim.
Ama Gennaro'yu seviyorum.
- Binlerce defa daha olacak. - Doğru değil.
Evet, tabii. Onu veriyorum. Burada.
Pietro.
Teşekkür ederim.
Pietro.
Onunla konuştun mu?
Evet.
Adele ve Guido kabul ederlerse
onu bir süre burada bırakayım diyorum.
Nasıl ebeveynler olacağımızı konuşmamız gerekiyor.
Kızlarımızı nasıl yüzüstü bıraktığımızı da.
Pietro, bana kendince iyi bir anne olamadığımı
veya olmadığımı mı söylemeye çalışıyorsun?
Hayır. Sadece sevginin devamlılığa ihtiyacı olduğunu söylüyorum.
Ve ikimiz de bunu onlara sağlamayı başaramadık.
Artık Dede'ye sağlamak için bir şansın var.
Gelip seninle yaşamaya karar verdi.
Hayır, Elena. Daha yeni geldim.
Bana birkaç ay verin. Şimdi yardımcı olamam.
Dede'yi bilirsin. Senin tıpatıp aynın.
Ona hayır desen bile gelecektir.
Anne.
Dede, ne oldu?
Nefes alamıyorum.
Yani şimdi Dede gitmeyecek mi?
Ağırlığı beni şaşırttı. Sıcaklığı, olgunluğu.
O geceden önce onunla biraz tartışsam
hep kırılıp kaçardı.
Dede nasıl karşıladı?
Birkaç hafta sonra babasını ziyaret etmeye gidiyor.
Uğrayıp veda etmesini söyle.
Geleceğini sanmıyorum.
Pietro'ya selam söylemesini söyle.
Evet, tabii söylerim.
Birkaç gün içinde iki kızımı da kaybettim.
Öyle söyleme.
Bir yere gitmediler.
Hatta bir oğul kazandın.
Bunların olmasını istedin değil mi?
Ne demek istiyorsun?
Hep karıştırıyor,
kışkırtıyor, ateşliyorsun.
Kalkmış kızlarının yaptığı şeyler için beni kızıyorsun.
Yorgunum.
Hoşça kal, canım.
Görüşürüz.
Seni özleyeceğim.
Güle güle.
Yine normal bir ilişkimiz olabilecek mi?
Bana mı soruyorsun?
Önem verdiğin tek şey Lila teyze ve işin.
Diğer her şey onların etrafında dönüyor.
Elsa için asıl ceza burada kalmak.
Hoşça kal, anne.
Güle güle.
Ve Dede o gün gitti.
Pasquale'ın durumuyla ilgili bir bilgi alamadım.
Hâlâ hapishanedeydi. Lila'nın durumu kötüye gitti.
Enzo, planladığı gibi Milan'a taşındı.
Elsa, Gennaro'yla geçirdiği iniş çıkışlarla dolu iki yılın ardından
diplomasını aldı ve fizik bölümüne kaydoldu.
Pek yol kat edemeyince orada okumaya karar verip
Birleşik Devletler'e uçtu.
Zaman geçti. Tanıtımlar ve davetler için sık sık seyahat ettim.
En iyisinin mahalleden uzaklaşmak olduğuna karar vermiştim.
Ama Lila'ya söyleyecek cesareti bulamadım.
Elsa da Dede gibi Lila'ya hiç veda etmeden gitti. Ama ne tuhaftır,
sonrasında Lila'dan hep olumlu bahsetti.
Onca yıl boyunca neden Lila'yla arkadaşlık ettiğimi anladı.
Hiç ironi yapmadan, ondan tanıştığı en iyi insan olarak bahsediyordu.
Ama Gennaro aynı fikirde değildi.
Elsa'nın gidişi, ne kadar şaşırtıcı olursa olsun
benimle yaşamaya devam etmesine engel olmadı.
Kimse var mı?
Gennaro?
Teyze, döndün mü?
Evet.
Hâlâ burada mısın?
- Annen? - Imma'yla çıktı.
Sen nasılsın?
Çok iyiyim.
Üzgünüm, teyze.
Burayı tercih ediyorum.
Annem evde olduğunda bana bir merhaba bile demiyor.
Hep bilgisayar başında yazıyor.
- Ne yazıyor? - Bilmiyorum.
- Merhaba, Imma. - Merhaba, Gennaro.
- İyi misin? - Evet.
Bak, kim geldi?
-Merhaba -Merhaba.
Lila teyze bugün bana bir yer gösterdi.
Terk edilmiş bir bina. Orada ruhların yaşadığını söylüyor.
- Abartıyor. - Hayır, anne.
Pora Nolana'da ölmüş küçük bir kızın olduğunu söylüyorlar.
Geceleri onu sokaklarda yürürken görebilirmişsin.
Başka ne anlattı?
Ölülerin ruhlarının yaşayanları sınamak için
dünyaya döndüğünü söylüyor.
Dediğine göre konuştuklarında insanların gözlerinde,
kulaklarında ve seslerindeler. Düşündüklerinde zihinlerindeler.
Teyzen öyle söylüyorsa doğru olmalı.
Alo?
Merhaba, Lena. Haberleri aç.
Tamam. Hoşça kal.
Sosyalist Parti üyesi, Güney İtalya Komisyonu Başkanı
ve Girişimler Konfederasyonu Başkanı Sarratore'nin
önümüzdeki saatlerde yargıç tarafından sorgulanacağı açıklandı.
Haberimizi izleyelim.
Saygıdeğer Nino Sarratore bu sabah tutuklandı.
Polis onu Roma'daki evinin önünde bekliyordu.
Tutuklandığı sırada parlamento komitesi görüşmelerine gidiyordu.
Henüz tam bilgiye ulaşamamış olmamıza karşın
aleyhindeki suçlamalar çok ciddi görünüyor.
Kendisi de avukatı da bir açıklama yapmadı.
İsmi bir süredir Sosyalist Parti'nin ve diğer partilerin
önde gelen üyeleriyle ilgili bazı soruşturmalarda geçiyordu.
Gazetelere çıkmayı oldum olası severdi.
Şimdi İtalya'daki her gazete
Saygıdeğer Nino Sarratore'den bahsediyor.
Bu seni etkilemesin.
- Lenu, hayatına bak sen. - Torino'ya taşınıyorum, Li.
Buradan uzaklaşmak istiyorum.
Demek sonunda Pietro'nun şehrine gideceksin.
- Ve Adele'in. - Hayır. Hayır.
Adele'le Guido, Cenova'ya taşındılar. Orada değiller.
Imma'dan memnun musun?
Sınavda nasıl başarılı olduğunu gördün mü?
Evet. Evet.
Teşekkür ederim, bu zor dönemde ona çok yardımcı oldun.
Imma'yla küçükken de ilgileniyordum.
Tina onu çok sevdiği için hep yanındaydım.
Belki beni sevdiğinden bile fazla.
Seni anlamıyorum.
Anlamadığın ne?
Bunca zamandır bir kez bile
bunu nasıl olup da hiç düşünmediğini anlamıyorum.
Neyi?
Panorama'da çıkan fotoğrafı hatırlıyor musun?
Fotoğrafta Tina'yla beraberdin.
Senin kızın olduğunu yazmışlardı.
Evet. Hatırlıyorum tabii.
Uzun zaman, Tina'yı o fotoğraf yüzünden kaçırdıklarını düşündüm.
Ne?
Senin kızını kaçırdıklarını sandılar.
Ama benim kızımı götürdüler.
Sen sürekli gazetelere,
televizyona çıkıyordun.
Çok güzeldin. Çok sarışın. Çok zarif.
Belki de benden değil senden para istiyorlardı.
Kim bilir?
Artık hiçbir şey bilmiyorum.
Enzo polise bundan bahsetti. Antonio'yla da konuştum.
Ama bu olasılığı hiç kimse ciddiye almadı.
Öyle olduğundan emin gibi konuşuyordu.
Imma yerine Tina mı kaçırılmıştı?
Kızının kaçırılmasından benim başarım mı sorumluydu?
O zaman Imma'yla olan bağı bir anksiyete,
bir koruma belirtisi miydi?
Yanlış kızdan kurtulan kişilerin doğru kızı almak için
geri döneceklerini mi düşünüyordu?
Bana bunu neden ancak şimdi söylüyordu? Onu terk edeceğim için
bana ceza olarak son bir doz zehir vermek mi istiyordu?
Sessizlikte kafama bir sürü düşünce geliyor.
Bana aldırma.
Şeytan yerden çıkıp hiç beklemediğin bir anca saldırıyor.
Belki de yanlış düşünüyorum.
İnsanlar ancak kötü romanlarda en doğru şeyleri düşünüp söylerler.
Li,
eğer bir şey yazacak olsaydın, yazdın diyelim,
okumama izin verir miydin?
- Ne gibi bir şey? - Ne olursa.
Gennaro hep bilgisayar başında olduğunu söylüyor.
Gennaro yine saçmalıyor.
Yazmıyorum.
Emin misin?
Tabii. Artık hiçbir şey yazmıyorum.
Tamam.
Ama bir şey yazıyor olsaydın, herhangi bir şey,
okumama izin verir miydin?
Yayınlatmama izin verir miydin?
Yazar olan sensin.
Cevap vermedin.
Cevap verdim.
Ama anlamamış gibi yapıyorsun.
Yazmak için seni kurtaracak bir şeye dair bir tutkun olmalı.
Bende yaşam tutkusu bile yok.
Hiç senin gibi güçlü bir tutkum olmadı.
Kendimi ortadan kaldırabilecek olsam kaldırırdım.
Yok ederdim.
Çok daha mutlu olurdum.
Yazmaya başlamam mümkün olamaz.
Bilgisayarları düşün,
seni her yerde kendinden izler bırakamaya zorlarlar.
Sanki hiç durmadan sürekli altına yapıyormuşsun gibi.
Kendimden iz bırakmak istemiyorum.
Tina hakkında söylediklerimi unut.
Bilemeyiz.
Belki bu gece geri döner.
Dönerse ne olmuş, kimin umurunda.
Asıl önemli olan dönmesi
ve bir anlık dalgınlığımı affetmesi.
Sen de beni affet.
Şimdi git.
Torino'ya git
ve yaptıklarından da iyi şeyler yap.
Ben biri onu da çalacak korkusuyla hep Imma'ya yakın oldum.
Sen kızın onu terk ettikten sonra bile Gennaro'yla ilgilendin.
Teşekkür ederim.
Bunca zaman arkadaş olduğumuz için minnettarım.
Ve hâlâ arkadaşız.
İnsanlar arasındaki yoğun ilişkilerin hepsi
tuzaklarla doludur. İlişkinin kalıcı olmasını istiyorsan
o tuzaklardan uzak durman gerekir. O gün de öyle yaptım.
Sonunda, ilişkimizin nasıl harika, nasıl şaibeli olduğuna dair;
Ve Lila'nın acısının ne kadar uzun ve güçlü olduğuna,
buna nasıl göğüs gerdiğine ve sonsuza dek
göğüs gerebileceğine dair yeni kanıtlar elde ettiğimle kaldım.
Alo?
Annem kayıp.
Ne zamandır?
İki haftadır.
Her zamanki gibi yine şehirde dolaşıyordur demiştim.
Onu uzun zamandır görmedin. Durumu çok daha kötü.
Seninle değil, değil mi?
Hayır, burada değil.
Emin misin?
Gennaro, lütfen. Burada değil dedim.
O zaman nereye gitti?
Dolabına baktın mı?
Neden?
Dolabında hiçbir şey yok.
Giysilerinin hepsi gitmiş. Her şey gitmiş.
Resimleri tuttuğu bir çekmece vardı.
Bir makas alıp kendini fotoğrafların hepsinden kesmiş.
Beraber her fotoğrafımızdan, bebeklik fotoğraflarımdan bile.
Hep abartırdın, Lila.
Biz küçükken de böyleydi, yaşlandığımızda da böyle.
Hiç yapmayacağıma sana söz vermiştim.
Ama çok kızdığım için tüm hikayeni yazacağım.
Gennaro'nun beni arayıp
Lila'nın kaybolduğunu söylediği görüşmenin üzerinden yıllar geçti.
Onca zaman bu kitabı yazdım.
Bazen, beni hayatından böyle kesip attığı için ondan nefret ediyorum,
özellikle de şimdi samimiyete
ve dayanışmaya ihtiyacım olan bu ilerleyen yaşımda.
O hep böyleydi. Boyun eğmezsem beni ezer, cezalandırırdı.
Bazen, nereye kaybolduğunu merak ediyorum. Denizin dibinde mi?
Bir kaya yarığında mı?
Yoksa sadece onun bildiği bir yer altı tünelinde mi?
Güçlü bir asitle dolu eski bir küvette mi?
Dağlardaki minik bir kilisenin altındaki bir mezar odasında mı?
Daha bizim bilmediğimiz ama
Lila'nın bildiği nice boyuttan birinde mi?
Artık orada, kızıyla birlikte mi?
Bebeklerimizi hemen tanıdım. Altmış yıl önce benimki Lila tarafından,
Lila'nınki benim tarafımdan birbiri ardında atıldıkları mahallemizdeki
o mahzende kaybolmuşlardı.
Bunlar onlardı. Tina ve Nu.
Aramak için yer altına inmiş olmamıza rağmen
hiç bulamadığımız bebeklerimiz.
Don Achille'in verdiği parayla Küçük Kadınlar romanını almıştık
ve böylece Lila Mavi Peri'yi yazmış
ve ben bugün olduğum insan hâline gelebilmiştim.
Yaptığı buydu işte. Beni kandırmış,
beni istediği her yere sürüklemişti.
Ama belki de öyle değildi.
Yarım asrın ardından ortaya çıkan ve Torino'ya gelen
o iki bebek belki de sadece iyi olduğunu,
beni sevdiğini, sonunda sınırlarını yıkıp dünyayı dolaşmak istediğini
ifade ediyordu. O dünya artık onun dünyasından küçük değil.
İhtiyarlığında, gençlik hayatında ondan sakınılan ve kendinin de
inkar ettiği yeni bir gerçekle yaşıyor.
Lila artık kendini apaçık gösterdiğine göre
ben de onu bir daha hiç görmemeye karar vermek zorundayım.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.