All language subtitles for uc kiz kardes Episode 15

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Dönüş dış ses) Anlaşılamamak, bir insanın en büyük yalnızlığıdır.

Türkan ablam sesinin, çığlığının duyulmadığı o anda...

...büyük bir çaresizlik içinde kalmış olmalıydı.

O yalnızlığı bilen biri daha vardı. Somer eniştem.

Yardım edin! Yardım edin!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Türkan ne yaptın sen? Ne yaptın?

Bakın büyük bir hata yapıyorsunuz. Bizim hiçbir şeyden haberimiz yok.

Tebliğ gönderildi size.

Kardeşlerinizle konuşup ona göre itirazınızı yaparsınız Sadık Bey.

(Görevli) Odalara da bir bakalım.

Tabii tabii bakalım da ben önce size şurayı bir göstereyim Allah aşkına.

Şu manzaranın güzelliğine bir bakın.

Kocaman bir bahçe var aşağıda böyle lebiderya deniz.

Şu arkada da bir tane kulübe var, o da odadan sayılıyor mu?

-Bir görelim. -Görelim, görelim. Ben size eşlik edeyim.

Buyurun, buyurun, buyurun.

Baba, baba ne oluyor? Evimizi mi alacaklar?

Yok, kızım yok. Buna müsaade etmem ben. Merak etme.

Avukat Bey Allah aşkına bu nasıl olabilir? Bizim rızamız yok!

Fatih Bey'in evin hissedarı olarak dava açmaya hakkı var.

Ben de bundan korkuyordum.

(Duygusal müzik)

(Derya) Serdar!

-Derya ne oldu? Dönüş'e mi bir şey oldu? -Yok, Hakan'a yardım et ne olur.

Hakan nerede? Ne oluyor Derya?

Bana bir şey yapmasınlar diye kaç dedi ama ona bir şey yapacaklar.

Serdar kurtaralım o adamların elinden Hakan'ı ne olur?

Derya ne diyorsun? Ne adamları? Nerede ki Hakan?

Ya Serdar koş hadi ya!

Ne oldu? Nedir durum?

Midesi yıkanıyor, merak etmeyin. Birkaç saate kadar kendine gelir.

-Neyse ki çok gecikmeden getirmişsiniz. -Görebiliyor muyum peki?

Şimdi değil, birazdan odaya alalım o zaman görebilirsiniz.

Tamam.

(Selçuk) Somer!

Kardeşim.

-Nesi var Türkan'ın? Ne oldu? -İlaç içmiş.

Ne diyorsun ya?

Masumiyetine kimseyi inandıramadı.

Herkesin yaptığını yaptım ona, ben de inanmadım.

Yapayalnız bıraktım onu. Öyle yapınca da gidip kendi canına kıymaya kalkmış.

Dur bir dur. Nasıl şimdi durumu? Ne dediler?

Midesini yıkıyorlar. Allah'tan durumu iyi, tam zamanında getirmişim.

Uff! Selçuk ben ne yaptım kardeşim? Nasıl onu bu hâle getirdim.

Türkan böyle bir şeyi kendine yapacak bir insan değil!

Sakin ol bir dostum. Allah'tan yanındaymışsın.

Midesi yıkandıktan sonra bir şeyi kalmaz.

Çok kızıyorum kendime kardeşim.

Çok kızıyorum kendime. Onu bu hâle ben getirdim.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Adnan ses) Somer Bey.

Uff! Evet benim.

(Adnan ses) Çoluk çocuğun arkasına saklanma. Yiyorsa sen çık karşıma.

Yeni yetmeleri göndermişsin karşıma, korkak herif.

Ne oluyor ya? Kimsin sen?

(Adnan ses) Sevgili karının basıldığı mekânın sahibi Adnan.

Bekle, ayrılma bir yere geliyorum oraya.

-Kim o ya? -Adnan.

Ferit'in kuzeni. Gideceğim kıracağım ağzını burnunu.

-Saçmalama oğlum. -Ya bırak kardeşim.

Sırası değil şimdi, sen Türkan'la ilgilen.

Ne yapmak istiyorsan söyle, biz halledelim.

Git mühürlet adamın mekânını. Ders olsun o ite.

Tamam. Sen sakinleş, burada kal.

Hallet bu meseleyi bir an önce kardeşim. Yoksa elimden bir kaza çıkar.

-Tamam mı? -Tamam.

Serdar ya bir şey yaptılarsa ona?

-Polise mi haber verseydik? -Ya bir dur şunu bir anlayalım.

Pardon, pardon, pardon!

-Ne oluyor böyle ya? -Çok pardon.

-Hakan! -Hakan!

(Serdar) Hakan dursana oğlum! Bekle bir!

Serdar, Derya saklanın! Gel, gel, gel! Çök, geliyorlar!

-Kimse yok ki ya! -Kimse yok peşinde.

Ben o kadar yolu boşuna mı koştum şimdi yani?

Öyle maalesef. Bence sen branşını değiştir. Olimpiyatlara falan hazırlan.

Gayet iyisin vallahi. Hiç değilse dövselerdi.

-En azından kahraman olurdun. -Dalga mı geçiyorsun sen?

Adamlar ciddiydi kızım.

Ha, oturup ciddi ciddi konuşmuşsunuz demek ki.

O Adnan mıdır nedir, garsonları aldı yanına, üstüme yürüdüler.

Derya gördü işte.

-Hakan ne yapacağız? -Derya sen git.

-Yok, ben seni bırakmam. -Ben buradayım, halledeceğim.

Kaç şimdi hadi. Çabuk, çabuk, çabuk.

Öyle, öyle belli. Senin gibi ürkek tavşanı görünce oynamışlar bir güzel.

Bana bak gömeceğim şimdi kafayı Göreceksin sincabı, tavşanı ha!

Korkaksın işte oğlum. Ne uzatıyorsun?

Lan kim korkak kim?

-Sensin korkak sen! -(Derya) Ya ne yapıyorsunuz? Hakan!

(Üst üste konuşmalar)

Yapmayın, ne yapıyorsunuz ya?

Delikanlılığı bana değil, adamlara yapacaktın orada.

-Ağzını burnunu dağıtırım ha! -Ya ne yapıyorsunuz?

Tamam ayrılın. Amma uzattınız ya!

-Sen ne yaptın bir şey öğrenebildin mi? -Yok.

Sen kaçınca başladırlar Somer abiye saydırmaya.

Sonra sopalarla bana saldırdılar, ben de kaçtım.

Ne yapsaydım yani? Komalık mı olsaydım?

Sizinle iş yapılmaz, anladık.

Avukat Bey her şeyi doğru yazdık değil mi? Bütün odaları, her şeyi?

-(Avukat) Tabii ki girişini yaptım. -(Fatih) Ev nasıl? Büyük ama yani.

(Avukat) Benim işim bitti. Rayiç bedelini bildireceğim ben size.

Tamam teşekkürler. Satış bedeli çıkınca, onun üzerinden...

...işlemi başlatacağız.

Bunu da mı yapacaktın lan bize?

-Abi ben hakkımı arıyorum ya. -Ne hakkı lan? Ne hakkı?

Sadık Bey lütfen olmuyor böyle.

Biz istemiyoruz Avukat Bey. Satamazsınız bu evi!

(Avukat) Açılmış bir dava hanımefendi. Yasa neyse prosedür o şekilde işleyecek.

Tartışmayla işi yokuşa sürmeyin.

Uzlaşarak daha kısa sürede neticeye ulaşırsınız.

Fatih Bey ben gidiyorum. İrtibat hâlinde olacağız sizinle.

-Tamam Avukat Bey. -İyi günler.

Adam haklı.

Uzlaşmak lazım. İyi günler.

Sen hiçbir yere gitmiyorsun. Dur bakalım.

-Ne oluyor abla ya? -Tüh sana!

Ama bunun içinde başka bir iş var, ben biliyorum. Ben bulacağım.

-Sadık dur. -(Nezahat) Sana evladım gibi baktım.

Sana evladım gibi baktım ben, analık ettim sana!

Mükâfatı bu muydu? Sen ne rezil bir adamsın?

Ha, güzel oldu mu? Hoşuna gitti mi? Bunu mu istiyorsun?

-Terbiyesiz herif! -Abla ne yapıyorsun ya?

Neyi ne yapıyorsun? Ciğerimizi yaktın!

-Abla! -Ev sattırmak ne demek ya?

(Üst üste konuşmalar)

Mahvettin bizi, rezil köpek!

Ya ben ne yaptım Allah aşkına?

Bunların gazına geliyorsun, beni şey yapıyorsun. Burada esas mağdur benim!

Sen misin mağdur? Sen fırsatçı bir köpeksin! Başka da hiçbir halt değilsin!

Esas bunlar fırsatçı!

Çocuğuna sahip çıktık diye, mirasa konacaklar! Yok, öyle yağma!

Bana bak öldürürüm seni! Defol git! Defol git!

(Fatih) İyi mahkemede görüşürüz o zaman!

Defol! Defol! Sakın gelme buralara!

Gel. Halana bir bardak su getir kızım.

-Gel sakin ol. -Tamam, Nezahat tamam.

-Sakin ol. İyi misin? -İyiyim, iyiyim.

-Otur, otur. -Bulacağız, bulacağız.

Defolsun gitsin. Bak...

...gitmese burada kalsa, daha neler söyleyecekti kim bilir.

Hele bir söyleseydi, bak bakalım o zaman başına neler gelecekti onun.

-Rezil köpek. -Sakin ol.

-(Dönüş) Hala. -Getir.

-(Dönüş) Hala al. -Ver canım.

Ya ne oluyor? Ne diyor bu adam? Ne çocuğu? Ne mirası?

Yok, yok. Çok eski bir mesele bu. Bir şey yok.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Türkan.

Nasıl oldun? Daha iyi misin?

Özür dilerim Somer.

Olur mu öyle şey? Asıl ben özür dilerim.

Seni bu kadar yalnız, bu kadar çaresiz hissettirdiğim için ne olur affet beni.

Sen orada yığılıp kalınca...

...ben o kadar çok korktum ki.

Kendine bir şey yaptığını anladım.

Bitti dedim.

Buraya kadarmış.

Seni kaybettiğimi...

...avuçlarımdan kayıp gittiğini zannettim.

Tamam, üzülme. Bak...

...sayende hayata tutundum.

Ellerimi bırakma demiştin. Bak bırakmadım.

Ya sana bir şey olsaydı.

Ya sana geç kalsaydım.

Ne yapardım ben?

Tamam, geçti bak yanındayım.

Bundan böyle birlikte iyi olacağız.

Senin yanından hiç ayrılmayacağım.

Söz veriyorum sana.

Söz veriyorum.

Bu anın rüya olmasından o kadar çok korkuyorum ki.

Rüya değil, gerçek.

Elimi ilk tuttuğun anda hissettim biliyor musun?

Ölüyorum sandım.

Sanki son anım, son nefesimdi.

Senin hayallinle vedalaşıyorum sandım.

Bitti dedim.

Bitti.

Bitmedi.

Ben artık hep yanındayım.

Her şey yeniden başlıyor.

Ben bu günlerin geleceğinden korkuyordum işte.

(Nesrin) Biliyordum, biliyordum.

Hiç bu kadar ileri gidebileceğini düşünmemiştim.

Ama durduk yere yapmadı bunu.

Öyle olsa, daha ilk geldiğinde payını isterdi.

Yakama yapışmadan, avukatlara koşturması niye?

Hiç anlam veremiyorum. İşler nasıl bu raddeye geldi?

Kimden akıl alıyor acaba?

Onun akıl almasına gerek yok.

Ben anladım niye böyle yaptığını.

Sinsi sinsi bekledi...

...arkamızdan bıçağı saplamak için.

Tamam, tamam. O kadar kolay değil.

Bir hâl çaresi bulacağız. Merak etmeyin.

Bir su içeceğim ben. Bir şey isteyen var mı?

(Nezahat) Yok canım yok. Ben de gidiyorum, Hikmet'le bir konuşayım.

-Hadi abi. -Nezahat görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Ben sürahiyi dolaba koymuştum.

Sağ ol kızım.

Anne ne olur yapma.

Bak ben, sana, babama bir şey olacak diye çok korkuyorum.

Korkma kızım, hiçbir şey olmaz.

Anne...

...amcamın bizimle ne derdi var?

Bizden ne istiyor olabilir ki?

Ben gideyim, Derya'yla birlikte konuşayım onunla. Belki insafa gelir.

Sakın.

Dönüş sakın o adamın yanına yaklaşmayın, uzak durun ondan ne olur.

Tamam.

Dönüş...

...beni sakın bırakma olur mu?

Ne olursa olsun bırakma.

(Duygusal müzik)

Anneciğim ben seni neden bırakayım?

Bak ben, Derya...

...Türkan ablam, hepimiz seni çok seviyoruz.

Sen bizim bu hayattaki en büyük şansımızsın.

Biz seni hayatta bırakmayız.

Canım kızım.

Anne...

...sen bize hep ne dersin?

Bu hayatta ne olursa olsun...

...başımıza ne gelirse gelsin...

...eğer biz birbirimize kenetlenirsek bize hiçbir şey olmaz.

Bir şey olmaz değil mi?

Olmaz.

Canım kızım.

(Duygusal müzik)

Yapman gereken tek şey kararlı davranıp ablanı bu satışa ikna etmek.

Sadık Bey yalnız kalsın ki dava uzamasın.

Beni de düşündüren işin o kısmı zaten.

Ama bulacağım bir yolunu.

Bana yaptıklarının cezasını çekecekler.

Sana ne yaptılar ki?

Ben zamanında bir kızı sevdim.

Feride.

Gençtik, toyduk.

Aklımı bir karış havadaydı.

Almanya'ya gitmeye uğraşıyorum bir yandan ama birbirimizi çok sevdik.

Meğer o sırada Feride hamile kalmış.

Korktum.

Sonra Almanya yolu açılınca...

Kızı bırakıp gittin. Peki, bunun onlarla ne ilgisi var?

Nesrin Hoca'nın öğretmen okulundan arkadaşıydı Feride.

Böyle koruyup kollayıp ablalık taslıyordu kıza.

İşte ben de...

...Almanya'ya gidince...

...abimle yengem çok kızdı bana.

Feride de o sırada doğum yaparken...

...vefat etmiş.

Senin anlayacağın bir kızım var.

Nerede bu kızın şimdi?

Kalenderlerin evinde.

Sadık Bey'le Nesrin Hanım bana sormadan...

...benim çocuğumu kendi nüfuslarına almışlar.

Nesrin Hanım güya analık yapacak.

Yalan. Onun tek derdi...

...benim evdeki hisseme konmak.

Güya çocuğa sahip çıktık diye...

...Fatih'i aradan çıkaracaklar.

Ama yemezler.

Hangisi senin kızın?

Derya mı, Dönüş mü?

O kadarı da bende kalsın.

Neyse bu mevzudan ablamın da haberi var.

İnce ince oradan yürüyeceğim demek ki.

İyi, dur bakalım.

Avukat gelince ona bir danışırız.

En azından senin nasıl bir yol izlemen gerektiğini söyler.

Gelsin bakalım.

(Gerilim müziği)

Nesrin'im.

Gidelim buradan Sadık.

Toplayalım her şeyimizi, kaybettirelim izimizi.

Gidelim buradan.

Nesrin'im burası bizim evimiz, yuvamız.

Kızlarımızın çocukluğu, geleceği, hayatı.

Bütün anılarımız bu evde.

O bu evi istiyor. Bunu almazsa Dönüş'ü alacak bizden.

Yapma Nesrin yapma, söyleme böyle.

Ne Dönüş'ü ne evimizi kimseye vermem ben.

Biz birlikte olursak her yeri yuva yaparız.

Yaparız Sadık. Ne olur, bırakıp gidelim.

Nesrin'im ben bu evin babasıysam...

...bu ev bizim kalemizse ben bu kalenin yıkılmasına müsaade etmeyeceğim.

Ben daha ölmedim.

Ailemiz için, evimiz için...

...mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayacağım.

(Duygusal müzik)

Cezası bayağı büyük o hâlde?

Evet, nesep değiştirme suçu 12 yıldan başlıyor.

Sorumluları kimse hepsi ceza alır.

Bir ara ben de soruşturmuştum, doğruymuş demek ki.

Sen, kızının hangisi olduğunu söyleyecek kadar bana güvenmiyorsun ama umarım...

...ablanı nasıl ikna etmen gerektiğini anlamışsındır.

Anladım, anladım. Çok iyi anladım.

Bakalım işe yarayacak mı?

Türkan.

Nerede bu çocuk? Türkan.

(Gerilim müziği)

"Canım anneciğim, canım babacığım.

Anladım ki artık aile fotoğrafımızın içinde benim yerim yok.

Sevincinizi el gibi uzaktan izlemeye bir kenara...

...itilmiş, zavallı bir Türkan gibi yaşamaya inanın gücüm kalmadı."

Tamam, artık daha fazla istemiyorum, lütfen.

Son kaşık tamam.

-Son ama. -Tamam son.

Israr etmiyorum.

Teşekkür ederim.

-Camı açayım mı? İster misin? -Yok, otur lütfen.

Bir konuşalım olur mu?

Tabii.

Somer ben o gece...

...ben o gece oraya gitmekle hata ettim.

Ama sana yemin ederim, oraya onunla buluşmak için gitmedim.

-Lütfen inan bana. -Tamam, Türkan düşünme bunları. Boş ver.

Düşünmeden edemiyorum Somer. Canım çok yanıyor.

Bana inanmanı istiyorum.

Ben sana inanıyorum, tamam mı?

Ve artık bu konuyla ilgili hiçbir şekilde üzülmeni istemiyorum.

Şu an önemli olan tek şey senin hayatta olman.

Birlikte olmamız.

Seni asla yalnız bırakmayacağım.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Alo, alo...

Somer ben Nezahat halan.

Efendim Nezahat hala?

(Nezahat ağlıyor)

Türkan bir mektup yazmış, bir veda mektubu.

(Nezahat ses) Canına kıydı diye şüphe ediyorum, çok korkuyorum.

Bu çocuk ne yaptı kendine? Ne yapmış olabilir?

Yok, yok benim yanımda. İyi merak etmeyin.

(Nezahat ses) İyi mi? Neredesiniz?

Ee, hastanedeyiz.

Nasıl? Durumu çok mu kötü?

Hayır, hayır endişelenecek bir şey yok.

Allah aşkına Somer nasıl endişelenmeyeyim?

Doktor müdahaleleri yaptı, midesi yıkandı.

O yüzden endişelenecek bir şey yok.

Ben geliyorum, hemen geliyorum Somer ben.

Onu gözümle görmeden rahat edemem, geliyorum.

Tamam. Ee, Nezahat hala...

...yalnız Sadık babalara bir şey söylemeyin olur mu? Telaşlanmasınlar.

Yok, yok söyler miyim hiç? Söylemem.

(Nezahat ses) Somer sesini duyabilir miyim?

Tabii veriyorum.

Halacığım...

Ah! Çok şükür.

(Nezahat ses) Türkan çok şükür.

Ne yaptın sen yavrucuğum? Ne yaptın?

Sen kendine bunu nasıl yaptın?

İyiyim halacığım merak etme. Somer beni hastaneye getirdi.

Ah halacığım. Geleceğim, seni göreceğim.

Ohh, hangi derde yanacağımı şaşırdım.

Ne oldu? Başka bir şey mi oldu?

Yok halacığım, bir şey yok.

Hiçbir şey yok. Birazdan geleceğim canım.

Hala senden bir şey isteyebilir miyim?

Gelirken çantamla kimliğimi de getirebilir misin?

Getiririm tabii getiririm.

Tamam halacığım.

İnşallah annemlere bir şey söylemez halam.

Yok, yok söylemez. Merak etme.

Türkan sen...

...bayağı veda etmişsin herkese.

Onlara da mektup bırakmışsın.

Kendimi çok çaresiz hissetmiştim Somer.

Tamam.

Tamam ama bir daha sakın böyle bir şey yapma.

Hiçbir şey senin canından kıymetli değil.

Kendine de seni sevenlere de haksızlık etme.

-Anlaştık mı? -Anlaştık.

Ay, Dönüş neler oldu bir bilsen.

-Ne oldu? -Hakan var ya tam bir fiyaskoydu.

Aa, Mesut nereye?

Söylemem.

-Aa. -Ne oldu buna?

Bilmiyorum.

Senin suratın niye böyle?

Derya...

...çok kötü şeyler oldu.

Ne oldu Dönüş anlatsana? Babama mı bir şey oldu?

(Gerilim müziği)

Ne amcaymış be şu işe bak. Evimize göz dikmiş resmen.

Vallahi ben ilk geldiğinden beri sevmiyorum o adamı.

Babamlar mahvolmuştur. Neredeler şimdi?

Annemin başı ağrıyordu, odasına dinlenmeye çıktı.

Babam da bir hışımla evden çıktı.

Herhâlde postaneye gitmiştir.

Böyle amca olmaz olsun, pislik herif!

Geldi, gördü tabii kıskandı bizi.

Bu yaşa gelmiş, ne ailesi var, ne iş yaptığı belli değil.

Kıskançlıktan bizimle uğraşıyor.

Derya...

...bence konunun kıskançlıkla alakası yok.

Korkarım başka bir derdi var bizimkilerle.

Ev sadece bir bahane.

O ne demek şimdi?

Halamla kavga ederken bağırıyordu.

Bebeğime sahip çıktılar diye, mirasa kondular.

Ne bebeği ya? Çocuğu mu varmış bir de?

-Yani var galiba. -Ee, nerede çocuk?

Bilsem. Ama halam o dediğini duyduğunda çok sinirlendi.

Önce bir tokat attı, ondan sonra böyle böyle patakladı onu.

Allah Allah! Halamla ne ilgisi var ya?

Halamın çocuğu olmuyor ya, acaba ona mı verdiler?

Öldü mü çocuk? Ay Dönüş amma karışık iş.

Öf, Derya sen de hemen kötü kötü şeyler söyleyip durma.

Dönüş iş bizim eve kadar geldiyse, kötü bir şey var demek ki.

(Derya derin nefes verdi)

(Duygusal müzik)

-Ufuk. -Abi.

-Kalk lan bir oyun oynayalım şurada. -(Sadık) Fatih!

(Gerilim müziği)

Otursana!

Oğlum sen ne şerefsiz bir adammışsın. Çıktın geldin hayatımızı mahvettin.

Tehditle benden para aldın. Yetmedi mi lan?

Şimdi ne oluyor böyle? Sen kimden akıl alıyorsun?

Kimseden akıl aldığım falan yok benim. Ben payımı istiyorum.

Payını istiyorsan geleceksin karşıma, adam gibi isteyeceksin benden.

Ya ben senden üç kuruş para istedim, gittin onun için bile kredi çektin.

Koca yalının hissesini sen bana neyle veriyorsun abi?

Böyle mi alacaktın lan sen benden paranı?

İlk geldiğinde deseydin o zaman mahkemeye başvururum diye.

Sen ne işler çeviriyorsun? Oğlum aklından neler geçiyor senin?

Ya ne geçiyorsa geçiyor. Ben sana hesap mı vereceğim?

Allah Allah!

Siz mutlu mesut evinizde yaşarken ben kimsesizdim, yapayalnızdım ben.

Beni doğduğum eve, benim hakkım olan eve bir kere çağırıp da...

...sofranda çay, çorba verdin mi sen bana?

Adam olsaydın, baş tacı edilirdin.

Ya abi bırak Allah'ını seversen. Sen beni ne zaman baş tacı ettin?

Her seferinde benden kurtulmaya çalıştın sen.

Kurtulmaya değil oğlum, seni adam etmeye çalıştık.

(Sadık) Her şeyine koştum ben senin.

Bir işin ucundan tut diye sürekli uğraştım, uğraştım.

Nezahat var ya, daha çocuk yaşta sana analık etti.

Biz hepimiz senin her şeyin için çabaladık.

Abi bir bırak Allah aşkına.

Bana analık etmiş!

Yemeğin etini ayırırdı Nezahat ablam yine sana yedirirdi.

Nankör! Yüzüne gözüne dursun.

Sen o yemeği ye diye...

...ben gündüz okula gidip akşamları da çalışırdım.

Bana mı çalıştın?

Gittin, okudun müdür oldun işte, Allah Allah!

Anam babam size bütün imkânları sağlamış bu dünyadan göçüp gitmeden.

Ben de öyle sersefil kaldım elinizde.

Sus, rahmetlileri ağzına alma. Onların adını kirletme.

Benim derdim onlarla değil, benim derdim sizinle.

Sen bana yemek verdin, Allah razı olsun...

...ondan sonra da kafama vurdun çalış çalış diye.

Okumadım diye sen beni horladın Müdür Bey!

Bir baltaya sap olasın diye.

Tabii tabii!

Yengem bile beni ilk gördüğünde sevmedi ya.

Haylaz Fatih, işe yaramaz Fatih dediniz geçtiniz karşıya.

Feride'yi doldurdu. Feride beni işsizim diye aşağıladı.

Sus lan, sus. Ölmüş insanları ağzına alıp durma.

Eğer seni aşağıladıysa mutlaka bir bildiği vardır.

İşte gördük, herkes ettiğini çeker.

Hah.

O zaman siz de çekeceksiniz ettiğinizi Müdür Bey.

Sen bize düşmanlığından yapıyorsun bunları, öyle mi?

Nasıl anlıyorsan öyle anla abi.

Fatih, eğer ben de Sadık Kalender'sem...

...o evi sana sattırmam!

-Göreceğiz abi. -Göreceğiz!

Göreceğiz.

(Kapı açıldı)

Türkan.

(Duygusal müzik)

Sen ne yaptın kuzum?

Sen ne yaptın kuzum, ne yaptın böyle?

Halacığım iyiyim, şu an iyiyim, merak etme.

Ya sana bir şey olsaydı?

Niye böyle bir şey yaptın?

Neyse ki geçti gitti, üzülmeyin.

Bir daha olmayacak.

Bizim de çok kabahatimiz var.

Senin çok üstüne geldik değil mi halacığım?

Tamam halacığım, ağlama, üzülme artık.

O benim çaresizliğim, benim zayıflığım.

Ay kuzum, şunu...

Bu mektup ne Türkan, bu ne halacığım?

Bunu okuyunca elim ayağım titredi, iyi ki annenler bunu görmedi.

Bir daha sakın böyle bir şey yapma, tamam mı evladım?

(Telefon çalıyor) (Duygusal müzik)

Efendim baba?

Somer neredesin oğlum? Tekneye geldim, yoksun.

(Somer) Türkan'ın yanındayım.

Sakın bir şey söyleme.

(Özer ses) Selçuk'la konuştum zeytinlikte. Mekânı mühürletecekmiş.

Oğlum işler daha da karışacak, bulaşmasaydın keşke.

Beni Adnan denen herif aradı, saçma sapan konuştu da...

...keseceğim seslerini, merak etme.

Tamam ama yine de dikkatli ol.

Tamam, merak etme.

Somer sakın sizinkilere benimle ilgili bir şey söyleme, olur mu?

İşin içinden sıyrılmak için intihara kalkıştı falan demesinler.

Olur mu canım öyle şey?

Ben bir şey söylemem merak etme.

Ben de kimseye söylemem. Aramızda kalacak bu.

Sen üzülme, tamam mı?

(Telefon çalıyor)

Efendim anne?

Alo, oğlum neredesin?

Dışarıdayım. Ne oldu?

(Rüçhan ses) Akşam yemeğe gelmeyecek misin diye sorayım dedim.

Hayır gelmeyeceğim. Beni bekleme.

Sen neredesin ki?

Dışarıdayım dedim ya, bekleme dedim.

Ne işin var oğlum, bu kadar önemli mi?

Evet önemli anne. Söylesene ne oldu?

Yarın ihaleyle ilgili biraz konuşuruz demiştim de.

(Öksürüyor)

Kim o yanındaki?

Kimse yok benim yanımda.

Ben arabaya biniyorum. Kapat, konuşuruz.

İyi, tamam peki. Geldiğinde konuşuruz.

Tamam.

Somer bak sıkıntı olacaksa ben hiç...

Hiçbir sıkıntı yok. Sen bin arabaya.

Önce halana uğrarız, eşyaları almaya.

Ondan sonra da ufak bir işimiz var.

Hadi.

(Müzik)

Alo Mine.

Efendim?

-Neredesin? -Evdeyim, nerede olacağım?

Somer yanında mı?

Hayır tabii ki. Mucize mi bekliyoruz anlamadım.

Tamam, ben öylesine bir sorayım dedim.

Yemek hazırlıyorum, kapatmam lazım.

(Müzik)

Arayan kimdi?

Rüçhan Hanım. İşle ilgili bir şeyler sordu.

-Bu saatte mi? -İşkoliktir kendisi.

(Müzik)

Seni ele vermedim.

Bunu sürekli yüzüme vurmayacaksın değil mi?

Az kalsın ölüyordum ya.

Şimdi bu eziyeti kazanca çevirme zamanı, değil mi?

Nasıl olacakmış o?

İhalede ne teklif vereceklerini öğreneceksin bana.

Yapamam. Anlarlar.

Anında kurtulurlar benden.

Senden yapsan da kurtulacaklar yapmasan da.

Gelinlerini rezil edip itibarlarını iki paralık eden Mine mi...

...yoksa ihaleyi kaybetmelerine neden olan Mine mi?

Seçimini yap.

(Gerilim müziği)

Annenle benim yüzümden gerileceksiniz yine.

Türkan ben sana artık her şeyi göze aldığımı söyledim değil mi?

Bana güven olur mu?

(Duygusal müzik)

İyi akşamlar.

-İyi akşamlar. -Hoş geldiniz.

Ayla bana da bir servis verir misin lütfen?

Hemen.

İhaleden önce dosyaya birlikte bir göz atalım.

Yarın avukat teklifi sunacak.

Ben Somer'le de konuşalım istedim ama...

...teknede değildi.

Zeytinlikten de erken çıkmış.

Canım işi gücü vardır, bir yere gitmiştir.

Nerede geziyor bu çocuk?

Ferit komadan çıkmış, durumu da gayet iyiymiş.

Ailesi Somer'in başına bir iş açabilir.

Bilmem yani Selçuk'la falandır herhâlde.

Teşekkür ederim.

Yok, orada değil.

Öyle mi?

Onu da aradın yani.

Sendeki bu rahatlığı da anlamıyorum Özer.

Ferit'in ailesi boş durmayacak.

Ya Somer'i bir köşede kıstırırlarsa ya başına bir iş açarlarsa?

Rüçhan bir sakin ol, hiçbir şey yapamazlar.

Somer'e zarar vermek onların aleyhine bir durum.

Bunun farkındalar merak etme.

Sen nerede olduğunu biliyorsun değil mi?

Hayır, bilmiyorum.

-Aylacığım şundan da alabilir miyim? -Elbette.

Türkan'la mı?

Bilmiyorum Rüçhan.

Ayrıca sen ne duymak istiyorsun anlamıyorum ki.

Altı üstü bir soru sordum.

Tamam ben de yanıt verdim işte.

Lütfen izin ver, yemeğimi yiyeyim.

(Gerilim müziği)

(Neşeli müzik)

-Anne. -Canım.

Hadi gel, çok sevineceksin.

Yine neler çeviriyor benim kızlarım?

Güzel bir şey, emin olabilirsin. Hadi.

(Neşeli müzik)

Anneciğim bak neler yaptık.

Hepsini sizin için ellerimizle hazırladık.

Otur.

Kardeşlerim yaptı, Mesut yardım etti.

Beğenirsiniz inşallah.

Hadi, tadına bakmayacak mısınız?

Benim kızlarım ne hamaratmış bak.

Ne güzel bir sofra hazırlamışlar.

Anneciğim hadi.

Demek benim kızlarım bize yemekler hazırlamış.

Anneciğim, pişirirken içine kesme şeker attığını görmüştüm.

Ama kaç tane attığını kaçırmışım. Umarım tadı güzel olmuştur.

Tabii olmuştur, sen yaptıysan.

(Müzik)

Çok tatlı olmuş.

Anneciğim sen buna ne kadar şeker koydun?

İşte göz kararı bir avuç kadar falan.

(Derya) Dönüş ben sana dedim az koyacaksın diye!

Ne yapayım? Küp şekerin yerini bulamadım.

O yüzden toz şeker koydum ama tadı güzel değil mi?

Mesut tatlı seviyor. Mesut tatlı yesin.

Bol bol yesin.

(Derya) Anne buna bayılacaksınız.

Her biri ayrı cumhuriyet, hiç yapışmadı.

Ver tabağını koyayım.

Oh!

(Müzik)

Gerçekten hepsi tek tek düşmüş kızım pirinçlerin.

Anne pirinçler o kadar dinlendi ki neredeyse tatile çıkacaklardı.

Kızım çok uğraşmışsınız, elinize sağlık.

(Müzik)

Anne, biz derdinizi unutursunuz, neşelenirsiniz diye yaptık.

Ne oldu şimdi?

Nesrin teyze...

...ağlama.

Nesrin teyze çok duygulandı.

Mutlu oldu, ondan ağlıyor.

Anneciğim, evimiz...

...yuvamızda, mutfağımızda pişen yemeklerin kokusu değil midir?

Sen hep öyle derdin.

Bize kızardın, bir arada yemekte olmadığımızda.

Bak işte hep beraberiz, buradayız.

Başka bir yere gitsek de biz hep aynı masada oturacağız...

...hep birlikte olacağız. Hiçbir zaman ayrılmayacağız.

Yeter ki siz bizim hep yanımızda olun.

Biz hiç ayrılmayalım.

Hem biz biliyoruz, bizim sığınağımız da evimiz de sizin kalbiniz.

Biliyoruz ki bizim orada kocaman bir yerimiz var.

Anne, ne olur üzülmeyin. Yeni bir ev buluruz, ne olacak ki?

Benim ince düşünceli kızlarım.

Söylediklerimi dinlemiyorsunuz, unutuyorsunuz sanıyordum ama...

...kalbinizde yer buluyormuş demek ki.

Çocuklar siz hiç merak etmeyin.

Evimizi kimse elimizden alamaz. Siz böyle şeyler düşünmeyin.

Ben bugün bir avukatla görüştüm.

Bu konularda çok başarılı bir avukat.

Yarın sabah onunla görüşmeye gideceğim.

Siz hiç endişelenmeyin.

Nesrin'im sen hiç merak etme...

...her gecenin bir sabahı vardır.

Ben bir çay koyayım, yemekten sonra içeriz.

(Müzik)

Sen hangi yüzle geliyorsun buraya şerefsiz?

Enişte bıkmadın mı ya?

Vallahi ben hakaret duymaktan bıktım ama sen söylemekten bıkmadın.

Ablamla konuşacağım.

Hikmet.

Bu yine eceline susamış akşam akşam.

Tanımıyorum bunu. Kapat kapıyı, kapat!

(Fatih) Hop, hop! Hepinizi şikâyet ederim bak.

Sen kimi şikâyet ediyorsun?

Asıl biz seni şikâyet ederiz, müebbet yatarsın.

Yaptıkların arşa değdi.

Müebbet yatarım, öyle mi?

O iş öyle değil ablacığım.

Siz bana sormadan, devlete bildirmeden benim çocuğumu nüfusunuza geçirmişsiniz.

Ben mi müebbet yatacağım?

Yaptığınızın cezası ne sen biliyor musun?

En az 12 yıldan başlıyor, bak başlıyor diyorum.

Daha fazla da olabilir yani.

O yenge hanım da abim de bu işe ortak olan o doktor da...

...çanak tutan sen de hapislerde sürünürsünüz, hepiniz.

Ben kızımı alırım.

Siz de hem köyü hem evi unutursunuz.

(Gerilim müziği)

Aa!

Türkan. Somer.

Anneciğim.

Nesrin Hanım bunlar size.

Gelsene kızım.

(Kapı kapandı)

Şaşırttınız beni.

Hadi gelin.

(Duygusal müzik)

Aa sürprize bak.

Afiyet olsun.

(Dönüş) Ablacığım.

Canlarım.

Hoş geldin.

Afiyet olsun.

Hoş geldin enişte bey.

Hoş bulduk Deryacığım.

(Duygusal müzik)

Gel.

Kızım affet beni.

Asıl sen affet babam.

(Duygusal müzik)

Sadık baba, siz bana, kızım benim kanatlarımın altından çıktı...

...senin kanatlarının altına girdi, dediniz.

Türkan, benim kanatlarımın altında mutlu olacak.

O benim baştacım.

Bundan böyle yüzüne en ufak bir gölge düşmesine izin vermeyeceğim.

Ben buraya elinizi öpmeye geldim.

(Duygusal müzik)

Anneciğim.

İşte şimdi tam olduk. Hadi bakalım herkes sofraya.

Gel sen böyle.

Ben tabak vereyim.

Mesut çok mutlu Türkan.

Yemek yediniz mi çocuklar? Karnınız aç mı?

Vallahi ben açım.

Kızım hemen servis yap.

Vallahi sofra çok güzel görünüyor.

Dönüş için kutlama mı yoksa?

Moral yemeği.

Çocuklar sürpriz yapmış.

Taze fasulyeyi ben yaptım, umarım beğenirsin.

Ben taze fasulyeye bayılırım.

Somer enişte taze fasulye yesin.

Ablacığım, bak bakalım tadını sevecek misin?

Hadi bakalım.

(Neşeli müzik)

Çok güzel olmuş.

Nasıl, enişte, tadı güzel olmuş mu?

Muhteşem olmuş, eline sağlık.

Afiyet olsun.

Somer enişte tatlı seviyor.

Abla vallahi senin böreklerini çok özlemişim.

Yeterince yedin. Derdin ne, söyle hadi!

Merak etme, ben sana gönül koymuş değilim. Ablamsın sonuçta.

-Senin vurduğun yerde gül biter. -(Hikmet) Uzatma.

Ne diyeceksen de, çek git.

Bence de uzatmayalım.

Bu evin satılması için...

O ev satılmayacak, ben istemiyorum.

Ama sen illa hisseni istiyorsan...

...abimle konuşurum, senin payını veririz.

Ama o da bugünden yarına olmaz.

Allah Allah, ben de satılsın istiyorum!

Hisse diye vereceksiniz benim elime üç beş kuruş değil mi?

Yemezler!

Sen bu insanları kapının önüne koyup ne yapmak istiyorsun?

Sen ne vicdansız bir adamsın ya!

Bunun vicdanla falan alakası yok. Paşa gönlüm öyle istiyor.

(Fatih) Hem herkes hissesini, payını alacak yani.

Yalıda yaşayacağına gider apartman dairesinde yaşar.

Bana öyle akıl veriyordunuz ya.

Bana bak Fatih sen yalan söylüyorsun.

Sen kinci bir adamsın, sen buraya intikam almaya geldin.

Seni büyüten abinle ablandan intikam almak istiyorsun.

Sen böyle bir adamsın!

Bak gördün mü?

O işe yaramaz baş belası Fatih, şimdi ciddiye alınıyor ama.

Güzel, çok güzel.

Ben bu kanepede mi yatacağım? Aç yatağımı da yatayım.

Lan sen canına mı susadın?

-Gebertirim oğlum seni! -Susadım!

-Gebertirim lan! -Susadım lan!

Gebertirim (***)!

Allah aşkına öldürsene beni.

Öldür de sen de bunlarla yat içeride.

Hikmet yapma.

Bırak ya!

Başın belaya girecek.

Benimle oyun oynamayın.

Alayınızı yakarım, yakarım!

Tamam, tamam.

Güzel kızım ellerine sağlık.

Afiyet olsun babacığım.

Sağ ol yavrum.

Teşekkürler karıcığım.

Hazır herkes buradayken...

...Sadık baba benim size söylemek istediğim bir şey var.

Ben sözümü tuttum.

Türkan'la yakında ayrı eve çıkacağız.

Öyle mi? Çok güzel, çocuklar, çok sevindim.

O zamana kadar nerede oturacaksınız oğlum?

Annemin evinde kalacağız ama uzun sürmeyecek.

Somer, teknede de kalabiliriz.

Çocuklar, niye burada kalmıyorsunuz?

Somerciğim, ben sana söyledim ya.

Burası da sizin eviniz, istediğiniz zaman kalabilirsiniz.

Çok teşekkür ederim Sadık baba ama gerçekten gerek yok.

Annemle son yaşananlar da sizi endişelendirmesin.

Orası benim de evim.

Ve Türkan da benim eşim.

Annemin de bu meseleyi çok fazla uzatacağını düşünmüyorum.

Somerciğim iyi niyetinden hiç şüphem yok oğlum.

Ama sonuçta Rüçhan Hanım da...

...öyle her şeyi kolay kolay, çabucak unutan biri değil.

(Somer) Nesrin anne anlıyorum sizi, haklısınız.

Annem zor bir kadın ama unutmayın ki...

...Türkan'ı gelini olarak en başta o istedi.

Onunkisi bir anlık öfke, geçer, ben biliyorum.

Bakmayın, annem, Türkan'ı çok seviyor.

Siz lütfen bana güvenin.

Aslında benim isteğim biraz da her şey güzellikle olsun.

Kimse kimseye dargın, küskün kalmasın. O yüzden.

Haklısın ama sonuçta...

...siz o eve girdiğinizde...

...Rüçhan Hanım yine bazı şeyleri problem hâline getirip...

...Türkan'ın başına kakarsa ben buna tahammül edemem oğlum.

Öyle bir şey olmayacak, o konu kapandı.

Türkan benim eşim.

Ben o konuyu kapattıktan sonra kimseye laf düşmez.

İçiniz rahat olsun, buna izin vermem.

Ablacığım, gelsene bizim odamızda biraz sohbet edelim.

Geliyorum ben.

Sakın ev meselesini açıp kızın moralini bozmayın.

Tamam.

(Kapı kapandı)

Abla, biz sana bir şey soracağız.

Ne oldu?

Fatih amca geldi.

-Bizimkilerle bayağı tartıştı. -Nezahat halam da buradaymış.

Konu neymiş, neden tartışmışlar?

Her zamanki hâlleri işte. Amca bey sinir bozucu çünkü.

Bana niye soruyorsunuz?

Fatih amcanın bir çocuğu varmış, yani galiba.

Biz pek bir şey anlamadık, bir şeyler söyledi ama.

Nerede o çocuk?

Ne bileyim canım? Bana niye soruyorsunuz?

Hem ben pek güvenmiyorum ona. Uydurmuş da olabilir.

Siz karışmayın böyle şeylere.

Halam da böyle dedi.

Geçmişte kalmış şeyleri karıştırmayın dedi.

Tamam işte, doğru söylemiş.

Yıllar sonra çıkmış gelmiş. Kim bilir neyin peşinde?

Babamlar ilgilenir bu konuyla, siz uğraşmayın.

Sizde ne var ne yok? Neler yapıyorsunuz?

Hiç, aynı.

Serdar'la barıştınız mı?

Bugün bir umut vardı ama olmadı.

Sen gelmedin diye çok bozuldu, söyleyeyim.

Ne yapayım? Gidemedim, biliyorsun.

-Hakan'la birbirlerine girdiler. -Nasıl yani? Sebep?

Anlaşılan burada durumlar bayağı karışmış.

Evet, burada durumlar bayağı karışık.

Ama siz iyisiniz Somer enişteyle gördüğüm kadarıyla.

Yani.

Konuştuk Somer'le. O da çok üzgün tabii.

Ama beni bırakmayacağını söyledi.

Ayrılmayacaksınız yani.

Akıllandı demek, işe yaramış.

Ne işe yaradı?

Sen kararlıydın, dik durdun ya onu söylüyorum.

Kaçan kovalanır gibi.

Ablacığım iyi ki ayrılmadınız.

Abla, Rüçhan cadısı ne diyor buna?

(Müzik)

Ne yaptın, konuştun mu ablanla?

Konuştum, ben şimdi hallediyorum.

Bak pürüz falan olmasın.

Ben bu hafta o tapu randevusunu almak istiyorum.

O kadar çabuk mu?

Evet. Haber bekliyorum senden.

Rüçhan.

Hayırdır, bu saatte ne tapusu bu?

Torunum için yatırım yapıyorum.

Doğumdan sonra annesiyle otursun diye ona ev alacağım.

Bir dakika. Dalga geçmiyorsun değil mi?

Hayır, gayet ciddiyim.

(Gerilim müziği)

Hadi bakalım Somerciğim, sizi ev haberiyle bekliyorum artık.

Tamam, söz.

İyi akşamlar.

Canım.

Bana bak Türkan, artık bir şey saklamak yok tamam mı?

Rüçhan bir şey yaparsa haber vereceksin.

(Müzik)

Ne yapıyorsun Somer? Annem var.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(Müzik)

Türkan bu yeni ev meselesini anneme şimdilik söylemeyelim olur mu?

Tamam ama bir an önce halledelim, olur mu?

Tabii ki ben zaten hem sana hem ailene söz verdim.

İllaki bir evimiz olacak ama...

...ben evi alayım, döşeyelim ondan sonra söyleriz.

O zamana kadar idare edelim.

Ben annemin duygu sömürüsüyle uğraşmak istemiyorum.

Tamam Somer, sen nasıl istersen.

(Duygusal müzik)

Sadık, Somer'le Türkan'ı böyle gördüm ya...

...benim moralim düzeldi biliyor musun?

Öyle.

Biz onlar ayrılır diye düşündük ama...

...damat haberlere falan aldırmadan sahip çıktı yuvasına.

Üstelik el öpmeye getirdi buraya.

Çok takdir ettim, helal olsun çocuğa.

Bravo vallahi.

Bir de ev tutacağım diyor.

Aferin ona, aferin.

Ama Nesrin'im bir yürek, kendisine denk bir yürek bulunca...

...ne kırgınlık dinler ne dargınlık değil mi?

-Biz de öyle değil miydik? -Öyle tabii.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Merhaba anne.

(Müzik)

Türkan'la biz...

(Gerilim müziği)

Hoş geldin Türkan.

(Rüçhan dış ses) Ben Rüçhan Korman'ım.

Seni de aileni de bir parmak şaklatarak...

...böcek gibi ezecek kudrete sahibim.

(Gerilim müziği)

Ben biraz istirahat edeceğim.

Siz keyfinize bakın.

(Müzik)

Evine hoş geldin kızım.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

İyi misin?

Burada yaşadıklarım aklıma geldi.

Hiçbir zaman ait olamadığım...

...hapis olduğum bir oda sadece burası benim için.

Türkan.

Bütün bunların hepsini geride bırakacağız.

Seninle birlikte yepyeni bir hayat inşa edeceğiz...

...ve yepyeni bir sayfa açacağız.

Hadi, hastaneden geldik. İstersen bir duş al.

Ondan sonra dinleniriz. Doktor dinlenmeni tavsiye etti.

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Türkan dış ses) Anladım ki artık aile fotoğraflarımızın içinde benim yerim yok.

Sevincinizi el gibi uzaktan izlemeye...

...bir kenara itilmiş zavallı bir Türkan gibi yaşamaya inanın gücüm kalmadı.

Bahçede sizi seyrettim, Dönüş için kutlama yapıyordunuz.

Düştüğüm cennetime, kovulduğum mutlu aile fotoğrafına baktım uzun uzun.

(Duygusal müzik)

(Türkan dış ses) Artık ailene ait olamamak...

...yabancı kalmak nasıl ağır bir duygu bilemezsiniz.

(Duygusal müzik)

Hepimizi çok şaşırttın.

Evet.

Biliyordun değil mi Türkan'la birlikte olduğunu?

Ben oğlum için endişelenirken bildiğin hâlde sustun.

O kadar abartmayalım ama.

Şimdi durup dururken bir şey söylersin...

...olacak bir şeyi bozarsın diye sustum.

Bana ne canım, ne yaparlarsa yapsınlar.

Somer Efendi bu olup bitenleri sineye çekiyorsa...

...karısının bar köşelerinde adamlarla gezmesinden rahatsız olmuyorsa...

...ben ne yapayım?

Ama Somer'den hiç beklemediğim bir davranıştı.

Çok şaşırdım doğrusu.

Oldukça gurursuz bir hâl.

Alakası yok. Somer bence gayet doğru davrandı.

O haberin arkasında bir kasıt var, hepimiz biliyoruz bunu.

Niye seninle benimle ilgili bir haber çıkmıyor Özer?

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Sen düzgün ol ki sana eğri diyemesinler.

Lütfen, Somer'in yanında da böyle konuşup rencide etme.

Kafasını karıştırma çocuğun.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Seninle yapamadığımız ne varsa yapacağız.

İki yabancı gibi değil.

Birbirini çok özlemiş, birbirine hasret duyan iki sevgili gibi.

Nerede eksildiysek, yarım kaldıysak orada tamamlanacağız seninle.

Günü planlayarak değil...

...bir ömrün hayalini kurarak yaşayacağız.

Aramızdaki duvarları yıkmak istiyorum artık.

Ben de en başından beri bunu istiyorum.

Ama sen ayrılmak isteyene kadar...

O ana kadar...

...hep bir hayalim vardı, bir umudum vardı.

Birbirimizi anlayacak, sevmekten korkmayacaktık.

Kendimi öyle güçlü hissediyordum ki.

Her şeyin üstesinden gelirim sanıyordum.

Başarırım sanıyordum o zamanlar.

Sen aslında bir sürü şey başardın.

Ama benim gelgitlerim...

...anneme olan öfkem bütün bu duygulardan kaçmama sebep oldu.

Senden kaçmama sebep oldu.

Sevgi denilen şey hep benim canımı yaktı Türkan.

Özellikle de annem.

Çocukken beni sadece kontrol etmek isteyen, beni yönetmek isteyen...

...bir otorite vardı karşımda.

Türkan, ben sevmenin böyle bir şey olduğunu zannediyordum.

Oysa...

...çocukça şımarmak, yaramazlık yapmak...

...hata yapmak...

...anneme istediğim zaman koşup sarılmak...

...ondan sevgi alabilmek istiyordum ama buna asla izin vermiyordu.

Sevgi denilen şey kurallardan oluşan bir şey değilmiş.

Ben bunu anladım.

Ben eskiden...

...annemin istediklerini yaparsam beni daha çok sever diye düşünüyordum.

Bir süre sonra bunu alışkanlık hâline getirdim ve...

...sevgiyi...

...pazarlığa dönüştürmüş bir çocuk oldum.

Çocukluk yaraları hep bir iz bırakıyor.

Haklısın.

Rüçhan Hanım gerçekten çok zor bir kadın.

Ama belki o da çok mutsuz bir çocukluk geçirmiştir.

Hep söyler zaten ben erken büyümek zorunda kaldım diye.

Bir de bunu böyle meziyetmiş gibi anlatır.

Peki ya baban?

Yani gördüğüm kadarıyla babanla aranız bayağı iyi.

Babamla yeni yeni ilişkimiz böyle, eskiden böyle değildi.

Yani ne bileyim, sanki bir şey olsa hemen babana koşacakmışsın gibi.

Yani yakın görünüyorsunuz bayağı.

Bu söylediğin o kadar da yanlış bir şey değil aslında.

Annemin baskısından ne zaman kurtulmak istesem...

...babamın kanatlarına sığınmak isterdim.

Ama onun da hep işi vardı.

Ben de hayal kurardım.

Acaba işe gitmese.

Acaba hiç işi olmasa beni daha çok sever mi diye.

Acaba yeni aldığı bisikleti kullanmayı öğretir mi diye.

Türkan, babam bir bisiklet aldı.

Altı ay boyunca odamda yepyeni bir şekilde durdu.

Arkadaşlarımla kullanmayı öğrenebilirdim tabii ki de ama inat ettim.

Babam kullanmayı öğretecekti. Öğretmedi.

Ben de sinirlendim.

Attım camdan dışarı.

Somer.

Annem çok kızdı. O günü hiç unutamıyorum.

Sonra?

Beni...

...odaya hapsetti günlerce.

(Duygusal müzik)

Peki baban?

Babam aldığından çok daha küçük bir bisiklet almıştı, anlamamıştım sebebini.

Sorgulamadım da.

Biliyor musun...

...ben bisiklet binmeyi çok severim.

İstersen bir gün beraber binebiliriz.

Biz üç kız kardeş bisiklet sevdasına hiç eve girmezdik.

Süpermiş.

Olur, öğretirsin bana.

Nasıl yani?

Bu zaman kadar öğrenmedin mi hiç?

Bu sorunun cevabını öğretirken anlarsın.

Anlaştık.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Dönüş dış ses) Sadece sevilmek harekete geçirir donmakta olan bir kalbi.

Ve hızla çarpan bir kalptir her seferinde.

Dünya üzerindeki onca güzel şeyin sebebi.

Yani sızlayan yerinden sevmeye başlamalı bir insan.

Sevdiği kadar da sevilmektir zaten bir acının yara bandı.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Konuşma duyulmuyor)

Ben de şu kahvaltıyı toplayayım, bir an önce çıkalım.

Tamam, ben hazırım.

Saat kaçta demişti avukat?

09.00'da demişti. O zaten çok yakın, yetişiriz.

Bize şöyle doğru düzgün bir yol gösterse de...

...hayırla bir sonuca ulaşsa şu iş.

Başka bir şeye ihtiyacınız var mı Somer Bey?

Yok, yok.

-Sen çayları getir yeter. -Tamam.

Tamam.

(Müzik)

Günaydın.

Yeni yeni âdetler çıkarıyorlar.

(Müzik)

-Günaydın. -Günaydın.

Somer.

Yeni başlangıç yapacağımızı söylemiştim.

Hoppa.

Ne gerek vardı. Teşekkür ederim.

Olur mu ya, ne teşekkürrü?

Alt tarafı bir tepside kahvaltı yani.

Sadece bunun için değil. Her şey için teşekkür ederim.

Yanımda olduğun için...

...bana inandığın için.

Birlikte sevmeyi...

...güvenmeyi öğreneceğiz.

Ama...

...eğer bu yumurtalar soğursa bu romantizmin hiçbir anlamı kalmaz.

O yüzden...

...hadi bakalım buyurun.

Nesine?

Bisikletine.

Süper. Ben varım.

Tamam. O zaman üç deyince, hazır mısın?

Bir, iki...

...üç.

Gayet dengeli bir başlangıç oldu.

-Hadi afiyet olsun. -Sana da.

Ayla!

Buyurun Rüçhan Hanım.

Kimin o çaylar?

Somer Bey ve Türkan Hanım odalarında kahvaltı yapacaklar.

Söyle onlara aşağı masaya insinler.

Ama Rüçhan Hanım...

Herkes kurallara uyacak. Çağır şunları.

Peki.

Düzeni bozmaya gelmiş.

Küstah.

Hoppa.

Teşekkürler.

-Teşekkürler Ayla. -Afiyet olsun.

Bir şey mi diyeceksin?

Rüçhan Hanım sizi kahvaltıya bekliyor da.

Tamam, burada yapıyoruz gördüğün gibi, söylersin.

Şey, söyledim de işte...

En azından çaylarınızı onun yanında oturup içseniz.

Tamam Ayla, geliyoruz.

Türkan, inmeyelim şimdi, bütün keyfimiz kaçacak.

Şu an bile bütün tadım kaçtı zaten.

Tamam Somer.

Şimdi Rüçhan Hanım durduk yere gerilmesin, gerek yok.

İlla kendini hatırlatacak yani.

Hadi gel, üstümüzü giyip aşağı inelim.

Peki. Bekle, ben alırım onu.

Hoppa.

Sağ ol.

Ne işiniz var sizin burada? Niye okulda değilsiniz çocuklar?

Hala, amca beyle konuşacaktık biz.

Ne konuşacakmışsınız amca beyle?

-Nerede o? -Bilmiyorum.

(Derya) Hala, söyle işte.

Bilmiyorum çocuğum, nereden bileyim? Allah Allah!

Hala, bari telefonunu ver de arayalım.

(Nezahat) Bende telefonu falan yok.

Nerede kaldığını da bilmiyorum. Küsüm ben onunla ayrıca.

Sizin onunla ne işiniz olur?

Yüz göz olmayın bakayım onunla.

Hala, konuşacağız sadece yüz göz olmayacağız ki.

Bize bunu niye yapıyor, onu soracağız. Belki insafa gelir.

Hayır canım, siz küçücük boyunuzla karışmayın bakayım büyüklerin işine.

Hala, sen niye bu kadar telaşlanıyorsun? Bir şey yok yani, gerginlik yaratma.

Gerginlik falan yarattığım yok evladım.

Hem senin iki gün sonra sınavın yok mu?

Sen mezun olmayacak mısın, okulu bitirmeyecek misin?

Küçücük boyunuzla her şeye karışıyorsunuz. Vallahi bu sefer çok kızacağım.

Tamam hala, karışmıyoruz. Hayret bir şey ya. Yürü dönüş.

(Nezahat) Dur, dur. Gitmeyin.

Poğaça yaptım, siz seversiniz. Azıcık getireyim size, olur mu?

(Dönüş) Aa, canım halam ya, kıyamadı yine bize.

Hem kızıyor hem de hâlâ poğaça vereyim diyor.

(Derya) Keşke biraz daha yardımcı olsa ama.

Hişt! Kızlar.

Siz şimdi okula gidin. Ben orada sizi bulurum, tamam mı?

Hişt! Anladınız siz, anladınız. Hadi bakayım.

Ne demeye çalıştı bu?

Ne bileyim? Dinledi herhâlde konuştuklarımızı.

Halama bak ya, nasıl korkuyorsa adamın evde olduğunu söylemedi.

İşte poğaçalarınız. Okulda güzelce paylaşın, tamam mı?

Sağ ol hala.

Hadi bakalım, Allah zihin açıklığı versin. Teşekkür ederiz.

(Nezahat) Hadi güle güle.

Allah Allah! Bu çocuklar da...

Hadi bakalım.

Hâlâ hangi yüzle bu adam halamlarda kalıyor ya?

Olay çok büyük bence.

Bir de onca kavga gürültüden sonra halam hâlâ adamı evine alıyor...

...bir de bilmiyorum diyor.

Derya, amma sırlarla dolu bir aile olduk biz ya.

Dur bakalım, çözeceğiz biz bu işi.

Aa! Mesut!

Mesut, dur.

Kardeşim.

Bunlarla ne taşıyorsun?

Hiç.

Mesut, annem görmeden onları çöpe atalım. Çok kızar, tamam mı?

Mesut'u kimse görmedi.

Mesut da iyice sırlarla dolu bir insan oldu. Bizim aileden bulaştı herhâlde.

Vallahi öyle oldu.

Hadi.

Abla, kimdi gelen?

Sana ne?

Sen eşyalarını topladın mı?

Çabuk eşyalarını topla defol git bu evden, yüzünü görmeye tahammülüm yok.

Kahvaltı edelim, o kadar açım ki.

Bana bak, senin kahvaltınla falan uğraşacak hâlim yok benim.

Defol git, nerede yapıyorsan yap kahvaltını.

İyi, gideyim ben.

Yalnız abla bak, şu benim teklifimi bir düşün.

Satalım evi. Bas imzayı satalım evi.

Herkes ferahlasın.

-Yoksa... -Yoksa ne?

Senin tehditlerinle yola çıkacak değilim ben.

Sorup soruşturacağım ona göre karar vereceğim.

Senin lafınla adım atacak hâlim yok benim bu saatten sonra.

Yani ev diye diye...

...sonunda benim bayramlık ağzımı açtıracaksınız.

Gideceğim anlatacağım kızlara her şeyi, ondan sonra göreceğim sizi.

Kızlara ne cevap vereceğinizi de danışırsınız artık birilerine.

Fatih!

Defol git bu evden! Vallahi elimde kalırsın. Defol git, gözüm görmesin seni!

Arsız.

Pişkin, terbiyesiz!

Ne oluyor?

Gitti mi o soytarı?

Gitti.

Yüzsüz bu, yüzsüz. Ben daha önce böylesini hiç görmedim.

Ne yapacağım ben Hikmet, imza istiyor bu benden.

Sadık'la konuşalım, anlatalım her şeyi.

Ne diyorsa öyle yaparız.

Yok, yok. Abimle konuşamayız.

Ne diyeceğiz yani?

Ev için imza atmıyorsan, kızını elinden mi alacak diyeceğiz?

Vallahi kimse tutamaz onu bu sefer, hiç kimse hem de.

Ya kendisi gider ya da bunu öldürür.

Haklısın. Orası da öyle ya.

(Sessizlik)

Yesene oğlum.

Yukarıda yedik biz.

Adam gibi sofrada yemek yemeyi unuttun.

-Günaydın. -Günaydın baba.

-Günaydın. -Günaydın.

Bakıyorum da kahvaltı saatlerini de kaçırmamaya başladın.

Ne oldu? Yalnız başına kahvaltı yapmaktan çok mu sıkıldın?

Rüçhan Hanım, formunuzdasınız yine.

Keyfiniz enerjiniz yerinde, mutluluk saçıyorsunuz, ne güzel.

Her zaman.

Çocuklar, bugün bir planınız var mı?

Yok. Hayır, konuşmadık.

Çok güzel. Öğleden sonra ihale var.

Akşam da Zeytin Federasyonunun yıllık kutlama yemeği.

(Somer) Biliyorum, haberim var.

Şöyle yapalım mı, beraber alışverişe gidelim. Kıyafet bakalım, ister misin?

Olur. Sen nasıl istersen.

Harika.

Özer Bey'le ikimiz yalnız gideceğiz.

Sizin hazırlanmanıza gerek yok.

O ne demek şimdi Rüçhan?

O ne demek şimdi, olur mu öyle şey? Somer gelmezse çok ayıp olur.

Olmaz öyle şey.

Benim bir haysiyetim, bir gururum var.

Asla ve kata ele güne karşı...

...bununla insan içine çıkmam. Çıkmayacağım.

Anne.

Bu konuda tek bir söz bile duymaya tahammülüm yok.

(Müzik)

(Somer) Sen ne yapıyorsun yine?

Neyin peşindesin sen?

Ne bu böyle sinir ne bu kinin, öfken?

Biz bir kez olsun şu sofrada keyifle oturamayacak mıyız?

Bak, sen böyle yaptıkça ben Sadık babanın evindeki huzuru özlüyorum.

Sadık babanın evindeki huzura ulaşmak için insanın gamsız olması gerekir.

Haysiyetsiz, onursuz olması gerekir.

Bak anne, çok ileri gidiyorsun, yapma.

O insanlar ne badireler atlattı.

Sen hâlâ niye bu insanların peşindesin? Düş artık yakasından ya.

Türkan'a da ayrıca kin duymayı bırak.

Türkan masum, ben buna inanıyorum.

Bravo. Çok çabuk zehirlenmişsin.

O kadar seviyorsan Sadık babanları, oraya iç güveyisi gitseydin.

Senin annen ne badireler atlattı, bundan haberin var mı?

Yok. Gözlerin öyle kararmış ki...

...ne beni ne de arkamızda konuşulanları duyup görüyorsun.

Kimin ne konuştuğu ne dediği benim umurumda değil!

Ben Türkan'a inanıyorum! Bitti!

Ben inanmıyorum.

Sen benim mutluluğumu istemiyor musun?

Bu kız senin gözlerini iyice kör etmiş.

Sessiz kalıyorsam, onun bu evde kalmasına izin veriyorsam...

...senin hatrın için.

Onu kabullenmemi, olanların üstüne sünger çekmemi sakın bekleme benden.

Rezil etti ailemizi.

İki paralık etti haysiyetimizi.

Bu öyle kolay yenilir yutulur bir şey değil oğlum, kusura bakma.

Sana da hayret ediyorum.

Şaşıyorum, nasıl kabul ettin bu durumu.

Elini Türkan'ın beline her doladığında...

...aklına gelmiyor mu Ferit'in de oraya sarıldığı?

Anne, sus. Lütfen.

Hatırlasana manşetteki o fotoğrafı. Ben hiç unutmuyorum mesela.

Yeter!

Senin yerinde olsam çıldırırdım.

(Müzik)

Söylediklerimi sakın unutma, tamam mı?

İnan bana yakında eksiksiz bir aile olacaksınız.

Hatta bu yaşadıklarınızı hatırlamayacaksınız bile.

Türkan, mühim olan...

...acının içinden geçerken birbirinizi incitmemeniz.

Siz el ele tutuştuktan sonra...

...inan bana hiç kimse, hiçbir fırtına sizi yıkamaz.

Annenle babandan pay biç.

Onca fırtınaya, onca sıkıntıya rağmen hâlâ ayaktalar, öyle değil mi?

Ben evliliğin ne olduğunu bilmeden önce...

...annemle babam gibi bir yuva kuracağımı hayal edersim hep.

En büyük zorluklarda, kavgalarda...

...birbiriyle anlaşmadan uyumayan, haklı da olsa haksız da olsa...

...birbirinden özür dileyen bir ailede büyüdüm ben.

Kendi kurduğum yuvada da hep böyle olsun istedim.

Bence dilediklerin gerçekleşmiş Türkan.

İnan bana gerçekleşmiş. Oğlumla dimdik ayaktasınız.

Tamam işte, sen Rüçhan Hanım'a aldırma.

Evet, bazı şeyleri abartıyor biraz.

Ama sen de onu tanıdın artık.

İnan bana, oğlunun mutluluğunu o da çok istiyor.

Ee, tamam.

Artık bir kahveyi hak ettim bence.

Senin elinden güzel bir kahveyi çok özledim.

Tamam, hemen yapıyorum Özer baba.

Sağ ol kızım.

Ay haberler iyidir inşallah. Ne yaptınız, ne dedi avukat?

Dedi işte bir şeyler.

-Al canım al hayatım. -Sağ ol bir tanem.

(Nesrin) Çoğunluk arasında uzlaşma olması gerekir diyor.

Yani...

...senin rıza göstermen lazım.

Nezahat iş sende bitiyor.

Eğer sen bu satışa onay vermezsen...

...bir şekilde Fatih'in hisse karşılığını ödeyeceğiz...

...konu kapanacak.

Evet, öyleymiş.

Sen nereden biliyorsun?

Ee...

Hikmet'in işyerinden avukat bir tanıdığı vardı...

...akşam ona sorduk.

Aşkolsun bize de söylesene.

Biz de sabahtan beri avukat peşinde koşturuyoruz.

Nesrin bende kafa mı kaldı, unuttum gittim.

Neyse neyse, şu parayı denkleştirebilirsek...

...alır hissesini çekilir en azından.

Yok falan dedi ama o parayı görünce ikna olur.

Hadi inşallah.

Sana demiştim, kimseye evimizi yuvamızı bırakmayız evelallah.

Az para değil ki Sadık, nasıl denkleştireceğiz?

Bilmiyorum, bakacağım.

Vallahi içimde bir sıkıntı var. Bu Türkan'dan da aldı parayı...

…bunu böyle tertemiz, imzalı, senetli sepetli avukatla halletmek lazım.

İşte, hadi hayırlısı diyelim de.

Ben bir de bu Fatih'in avukatını sorup soruşturacağım.

Kimdir neyin nesidir? Çünkü Fatih böyle şeyleri...

...tek başına akıl edemez.

Doğru, doğru söylüyorsun.

Biz birlik olduktan sonra...

...bu aileyi kimse yıkamaz.

Ah benim güzel abim.

Senin dirayetin sayesinde ailemiz dimdik ayakta.

Ben kahve içmeyeceğim, bana yapma.

Size yapmadım zaten.

Kahve içmezsiniz diye.

Öyle mi?

Ah! Ah.

-Ben buz getireyim. -Dur dur.

Uf!

Sen şu cezveyi yıkar mısın? Ben yeniden kahve yapacağım.

Özer Baba kahve bekliyor.

Sen bu evde eski alışkanlıklarını sürdürebileceğini mi zannediyorsun?

(Rüçhan) Her şeyi kenara koyup, kaldığın yerden devam edemezsin.

Buna asla izin vermem.

Ne bu ev eski ev, ne de Rüçhan eski Rüçhan.

Türkan da eski Türkan değil, Rüçhan Hanım.

(Duygusal müzik)

Yani üzücü, herkes için talihsiz bir gün olmuş desenize.

Gerçekten öyle oldu.

Bunlar yaşanmasaydı gelecektin yani buluşmaya.

Gelecektim.

Artık küs değiliz sanırım?

Yani... İşte ne bileyim.

Değiliz herhâlde.

(Hakan) Evet Beyler, antrenmanı dışarıda yapacağız.

Hadi bakalım, hadi.

Hakan!

Uzatacak mısınız, Serdar'la küs mü kalacaksınız?

Ya bırak artistti, sana dua etsin o. Sen olamasan ağzını burnunu kırardım.

Ne diyorsun ya sen, kimin ağzını burunu kırıyorsun?

Sen ne diyorsun, gel gel!

Serdar!

Ne yapıyorsun sen, ne kavgası? Yürü ya!

Öyle gidersin işte.

Sen gelsene benimle, hadi.

Kavga etmeni istemiyorum.

Hayır gıcık oluyorum ben bu çocuğa.

Derya'nın hatırı olmasa kafa göz dalacağım.

Serdar, sen niye böyle birisi oldun? Her şeye sinirleniyorsun.

Hayret bir şey.

Anlaşmak bu kadar zor mu? Ne alıp veremediğin var?

Önce o başlattı.

Kendince benim koçluğumu falan kıskanıyor.

Öyle birisi değil Serdar.

Tamam tamam, sıkıntı yok.

Uğraşmayacağım Serdar'la falan. Sen git hadi.

Çocuk muyum ben, niye azarlıyorsun beni? Gitmeyeceğim.

Azarlamıyorum, tamam. Git Dönüş'e falan bak.

Ben de antrenman için hazırlık yapacağım.

İyi peki.

-Ne diyordu o yine? -Hiç.

Serdar'la biraz takıştık da yapmayın etmeyin diyor kendince.

Peki, başka şey olmasın da. İstemiyorum o kızla konuşmanı.

Kıskanıyorum da o yüzden.

Abartma istersen, kıskanılacak bir durum yok.

Ne bileyim, aklın hâlâ onda gibi.

Yok öyle bir şey, saçmalama.

-Akşam görüşürüz değil mi yine? -Bakarız.

Antrenman var şimdi, gidiyorum ben hadi.

Canan, bakıyorum keyfin yerinde.

Hakan'la barıştınız tabii.

Hakan benden vazgeçemez canım. Derya boşuna heveslendi.

Çok kaşınırsa kendi düşünsün başına gelecekleri.

Vallahi korkulur senden Canan.

-Niye küstü yine bunlar, ne yapacağız? -Bilmiyorum, ben anlamıyorum artık.

Hadi gel.

(Okul zili çalıyor)

-İyi günler hocam. -İyi günler.

Hadi çocuğum, hadi çabuk çabuk, hadi.

-Bir dosya vardı size onu vermem lazım. -Hallederiz.

(Kapı açıldı)

Türkan?

Ne oldu, niye kapattın kendini odaya?

Hiç.

Somer.

Biz ne zaman ev bakmaya gideceğiz?

Bugün biraz işlerim var ama aklımda, merak etme.

Ben artık daha fazla beklemek istemiyorum.

Tamam anlıyorum seni. Şöyle yapalım.

Yarın ilk fırsatta gidip bakalım.

Hatta beraber gezdiğimiz eve bakalım, beğenmiştik onu.

-Oradan başlarız olur mu? -İnşallah satılmamıştır.

Bir an önce beraber evimizde olmayı istiyorum.

Senin bir canın sıkkın gibi, ne oldu?

Bir şey olmadı değil mi? Annem kahvaltıdan sonra bir şey mi dedi?

Yok canım, yok bir şey olmadı.

Türkan?

Birlikte evimiz olacak, merak etme.

Somer!

İhale için toplantı alacağız, son rötuşlar.

-Gelecek misin? -Geliyorum.

Valizini yerleştirmemişsin?

Fırsatım olmadı.

Ayla sana yardım etsin. Ayla!

Buyurun Hanımefendi.

Türkan Hanım'ın kıyafetlerini yerleştirmesine yardım et.

Peki.

Ben çıkıyorum.

-Haber ver bana olur mu? -Tamam.

-Açayım mı valizinizi Türkan Hanım? -Ee...

Şimdi değil, ben sana haber veririm sonra olur mu?

-Peki, nasıl isterseniz. -(Türkan) Sağ ol.

(Kapı kapandı)

-Hakan, ne haber? -İyidir abi, senden ne haber?

Serdar'ı al yanına, kızları da topla...

...ben bir saate gelip alacağım sizi.

Ne oldu abi, vukuat mı var yine?

(Somer) Dönüş'ün öykü yarışması varmış...

…Türkan kutlayamamış, sürpriz yapacağım ona.

Abi iyi güzel de biz biraz Serdar'la bozuğuz.

Oğlum uzatmayın işte, ben zaten yediğiniz haltları biliyorum.

Onu da gelince ayrıca konuşacağız, kapat.

Aa!

Gelmiş.

Hadi.

Derya!

Derya!

(Duygusal müzik)

(Müzik hareketleniyor)

Serdar, Serdar!

Hocam?

Dönüş'le Derya, okulun yanındaki parka doğru gidiyorlar.

-Koş annen sizi çağırıyor de. -Tamam.

-Koş oğlum koş! -Tamam.

Allah'ım.

Geçin oturun bakalım şöyle. Geç geç!

Evet.

Şimdi benim canım yeğenlerim sabah sabah beni niye arıyormuş bakalım?

Senin annemle babamla alıp veremediğin ne?

-Neymiş? -Biz de onu soruyoruz, neymiş?

Evimizi elimizden almaya çalışıyorsun ya?

Öyle mi? Şimdi gözünüzde kötü adam oldum ben öyle mi?

Aksini söylemediğimiz için kusura bakma, çözemedik ki seni.

Kimsin, nesin, niyetin ne?

Ben anlatayım dinleyin o zaman. Kim haklı, kim haksız.

Kim iyi, kim kötü olur mu? Kay bakayım yana.

Kay kay kay!

Soru cevap mı yapalım, yoksa ben böyle hikâye gibi mi anlatayım?

Senin annemle babamla alıp veremediğin ne?

Bakın kızım...

...benim sizin annenizle babanızla bir derdim yok, tamam mı?

Ama ben de o evde doğdum, benim de o evde hakkım var.

Geldim ben adam gibi, insan gibi abimle konuşmaya çalıştım.

Ama çoğuna siz şahitsiniz zaten, her seferinde kovuldum kapıdan.

Ayıp oldu yani yakışmadı abime.

Benim babam kolay kolay kimseyi incitmez. Yapmışsındır bir şey.

Tabii.

Senin baban kimseyi incitmez.

Sen onu bir de bana sor.

Bak, sizi de doldurmuş bana karşı.

Ben her seferinde yeğenlerime amcalık edeyim diyorum ama uzaklaştırıyor beni.

Yahu hep beraber bir arada olsak böyle ailecek, fena mı olur yani?

Senin ailen nerede?

Benim ailem?

Geçen gün halamla tartışıyordunuz ya, çoluk çocuk bir şeyler?

Benim çocuğum?

-Kızlar! -Serdar?

-Anneniz çağırıyor. -Tamam geliriz.

-Dönüş hemen. -Serdar dur bir dakika!

Annenin hâlini görsen bir dakika bile beklemezdin Derya, hadi çabuk!

Hadi.

Serdar, babana selam söyle.

Ayvalık'ın güzide çocuk doktorlarındandır Metin abi.

Öyledir, sağ ol.

(Nesrin) Gel, gel.

İyi günler Hoca Hanım, iyi günler!

Bu korku sana yeter hoca.

-Hoş geldiniz Rüçhan Hanım. -Hoş bulduk.

Seninle toplantı öncesi biraz konuşmamız gerekiyor.

Olur.

İhale için istediğiniz raporlar masanızda, imzanızı bekliyor.

Güzel.

Yüzü gülüyor Somer'in.

Türkan...

...eve döndü.

-Ne yaptın, hallettin mi işi? -Kolay oldu vallahi.

Mühürlettik dükkânı anında.

Bir sürü açıkları vardı zaten, bir yerden vurduk adamlara.

O Adnan'ın karşısına çıksaydım iyi olurdu da.

Uzatma, boş ver.

Üstlerine gittikçe...

-Selçuk, teklifi sen mi sunacaksın? -Avukatla beraber, evet.

-Yapabileceğim bir şey varsa... -Yok, sanmıyorum.

-Seninle bir konuşalım ya. -Olur, tamam.

Toplantı salonuna geçiyorum ben, gel oraya.

-Görüşürüz. -Hadi kardeşim.

Somer.

-Türkan'la barışmışsınız? -Sana ne bundan?

Somer çocuğumuz ne olacak peki?

Eğer o çocuk bendense...

...ben zaten zamanı geldiğinde gerekeni yapacağımı söylemiştim.

Ama doğana kadar benden bir şey bekleme, yoluma da çıkma.

(Telefon çalıyor)

-Öğrenebildin mi, ne teklif verecekler? -Daha öğrenmedim.

-Arayacağım ben seni kapat. -Mine, doğru düzgün konuş benimle.

Tamam öğreneceğim.

Toplantıya girmem lazım şimdi, o yüzden kapat dedim.

Tamam, bekliyorum.

Mine sana teklifimizi sorarsa ona yanlış rakam ver.

Anladım efendim.

(Kapı açıldı)

Türkan Hanım, yanığın sızısını alır, eczaneden sordum.

Çok teşekkür ederim Ayla.

Ben kendimdeki kremi sürdüm ama hiçbir işe yaramadı.

Türkan Hanım, ben artık sizin çantalarınızı yerleştirsem?

Şimdi akşam görürse.

Gerek yok Ayla.

Ama olur mu öyle şey?

Kıyafetleri yerleştirmeye gerek yok çünkü geçici bir süreliğine geldik buraya.

Somer'le ayrı eve çıkacağız.

Ay ne güzel, çok iyi düşünmüşsünüz. Zaten ev üstüne ev olmaz.

İnsanın kendi evi gibisi yok.

Öyle.

Ayla senden bir şey rica edeceğim.

Ayrı eve çıkacağımızı Rüçhan Hanım bilmiyor.

Aman diyeyim, ağzından hiçbir şey kaçırma olur mu?

-Söylemediniz mi ona? -Yok, bilmiyor.

Hiçbir şey söylemem, merak etmeyin.

(Kapı açıldı)

Hoş geldiniz.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Hadi hazırlan çıkıyoruz.

-Nereye? -Hadi hazırlan.

Ayla!

-Sen de hazırlan. -Ben mi, nereye?

Recep Bey gelecek, seni alacak, tekneye gideceğiz, hazırlık yapılacak.

Türkan'a sürpriz… (Kapı kapandı)

Türkan'a sürpriz yapacağız.

Somer, eğer bu dernek davetiyse ben hiç gelmeyeyim.

Rüçhan Hanım'ın düşünceleri belli.

-Yani boşuna bir ısrar olacak. -Oraya gideceğimizi kim söyledi?

Nereye gidiyoruz ki?

Sen bazen çok soru soruyorsun biliyorsun değil mi?

-Ben mi? -Bak yine sordun.

-Peki sormuyorum bir şey. -Hadi hazırlan, hâlâ hazırlanmamışsın.

Demek öyle, güzel teklif doğrusu.

Niye şaşırdın bu kadar, bir sorun mu var?

-Rakamı mı beğenmedin? -Yok, bir sorun yok.

-İhale bizde öyleyse? -Elbette bizde.

(Telefon çalıyor)

-Efendim Mineciğim. -Kormanların teklifini öğrendim.

Güzel fiyat, iyi iş çıkardın, aferin sana.

Benden bu kadar, daha da fazlasını bekleme.

-Hadi görüşürüz. -Hoşça kal.

("Nilüfer - Boş Vermişim Dünyaya" çalıyor)

"Temmuz, ağustos, eylül"

"Her mevsimde durma gül"

"Hayat inan çok kısa"

"Belki çıkmayız yaza"

"Hayat inan çok kısa"

"Belki çıkmayız yaza"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

(Neşeli müzik)

-Aa aa, Ayla? Demek haberin vardı. -Son anda söyledi bana da Somer Bey.

Aşk olsun Somer, herkesi seferber etmişsin hiç haber vermiyorsun.

Sürpriz söylenir mi canım?

Enişte neye borçluyuz bu tatlılığı?

Neye olacak, Somer eniştem Türkan ablamla barışmasını kutluyor herhâlde.

-Öyle mi? -Yok hayır.

Dönüş'ün öykü yarışması birinciliğini.

Öyle mi?

Türkan ablanız kutlayamamıştı, çok üzülmüştü...

...o yüzden ben de böyle hep beraber olalım istedim, aynı resmin içinde.

Hadi bakalım gençler, Ayla'ya yardım edin siz, geçin içeri.

Mektubu okumuşsun demek?

Kızdın mı?

Hayır.

(Duygusal müzik)

(Somer) Ne işiniz var sizin orada kafanıza göre iş yapıyorsunuz?

Hayır, ya başınıza bir şey gelse?

Ne olduğunu anlamak için gittik sorduk işte adam gibi ne var bunda?

Bak ne güzel dedin Derya, adam gibi. Ne işin var senin orada?

(Somer) Gidip barları basıyorsun kafana göre?

Hadi bu kız düşünemedi...

...sen ne yapıyorsun?

Hangi akla hizmet kızı yanında sürüklüyorsun?

Ben dedim abi ona gelme diye.

Ben kendim gitmek istedim.

Bakın ben bir daha böyle bir şey duymak istemiyorum, anlaşıldı mı?

Korkak insanların gideceği yerler değil oralar.

Senin niye gelmediğin belli oldu. Tırsmışsın belli ki.

(Somer) Uzatmayın size de artık, hadi barışın.

Tamam Somer, gitme artık üstlerine.

Bir şey söyleyeceğim, ben acıktım. Aşağı inip bir şeyler atıştıralım mı?

Ben de acıktım, hadi.

Kızlar inerken dikkat edin, ayağınız kaymasın.

-Hadi gel biz de inelim. -Hadi.

Mutlu musun sevgilim?

-Sevgilim? -Evet, sevgilim?

Senden böyle şeyleri duymak çok güzel.

Senin de yüzünün böyle gülüyor olması çok güzel.

Hadi inelim.

-Saklanın, çök çök çök! -Niye?

-Otur otur. -Çök çök çök!

Geliyor, görmesin bizi.

-Aa aa, İrfan abi! -Ana... Türkan!

Ne yapıyorsunuz burada, ne güzel olmuş öyle sofra falan?

Dönüş'ün öykü birinciliğini kutluyoruz.

Öyle mi? Aferin Dönüş'e, tebrik ederim vallahi.

-Merhaba. -Merhaba, hoş geldin.

Bizim çocuklar da buradaymış. Ne güzel ortam.

İrfan abi hoş geldin, ne iyi ettin de geldin.

Hoş bulduk, ne yapıyorsunuz?

-Abi hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Merhaba Ayla Hanım. -Merhaba.

Kaptan, hadi açılalım artık!

Oh be.

-Nesrin'im çocuklar nerede? -(Nesrin) Onlar Türkan'la.

Somer topladı hepsini başına, Dönüş'ün birinciliğini kutluyorlarmış.

Oh, iyi olmuş iyi.

Biraz nefes alır çocuklar, moral olur.

Mesut, sen de gitseydin onlarla oğlum.

-Mesut'un işleri vardı. -İşleri ha?

İyi, sen öyle diyorsan.

-Al. -Teşekkürler.

Sadık, ben diyorum ki biz bu Fatih'e istediğini verelim.

-Hayda, biz yine mi başa döndük Nesrin? -Bugün okula geldi, kızlarla konuşmaya.

Nasıl korktum biliyor musun?

Eğer o okula geldiyse gözdağı vermek için.

Yok, o birilerinden akıl alıyor. Geçenlerde otel dedi, yalı dedi.

Bir müteahhitle anlaşmış olabilir. Avukat bunların hepsini soruşturacak.

Sadık benim için sen, kızlarım...

...ailem...

...bu dört duvardan daha değerli.

Nesrin, mesele dört duvar değil ki. Niye anlamak istemiyorsun bunu?

Aile yadigârı.

Bu Fatih, bir boşboğazlık yapacak bak Sadık.

Derya'ya Dönüş'e bir şey söyleyecek.

Yani çocuklarım benim için daha önemli.

Benim adım Sadık Kalender'se...

...ben de doğduğum bu evde öleceğim.

Fatih'in para sevdasına yedirmeyeceğim.

Ölmesin Sadık baba.

(Nesrin) Hayır oğlum, lafın gelişi söyledi öyle.

Sen de söyleme şöyle şeyler, korkuyor çocuk.

Ye anneciğim sen hadi.

Şimdi bu çok eski bir oyundur, babam bize küçükken oynatırdı.

Ben hatırlıyorum, annemle oynarlardı.

Ayla Hanım bu arada ben bu tarz oyunları çok iyi bilirim, aklınızda olsun.

-(Ayla) Niye aklımda tutayım ki? -Hayır beni daha yakından tanırsınız.

O bakımdan yani.

İrfan! İrfan oyuna dön.

Neyse tamam, şimdi kuralları anlatıyorum.

Kafayı emme basma tulumba gibi sallamıyoruz.

Evet ya da hayır dediğimiz zaman oyundan diskalifiye oluyoruz, anlaştık mı?

-Elenen ne olacak? -Ceza alacak.

Ne cezası olsun bugün?

Denize atlasın.

Derin falandır şimdi su, ne gerek var ki?

-Korkak. -Bir yürü git be!

Serdar, korkanlar suya girmesin.

Bravo Dönüş.

Hem sen nereden biliyorsun hemen kaybedeceğini?

-Evet derim çünkü ben. -Neye evet dersin?

(Türkan) Tamam, tamam. Hadi oyuna başlıyoruz tamam mı?

Önce Derya'yla Hakan.

(Türkan) Evet buyurun.

Evet, Hakan Bey kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?

Tabii ki evet.

(Dönüş) Ne?

Hakan kaybettin!

-Ne kadar çok seviyorsun kendini. -Evet.

(Gülüşme sesleri)

(Türkan) Evet, şimdi de Dönüş'le Serdar.

-Hadi. -Hadi.

Hadi bakalım, görelim.

Hazırım.

-Evet Dönüş Hanım, bu ilk öykünüz mü? -Tabii ki değil.

-Başka öyküleriniz var yani? -Oo, hem de bir sürü.

Oo, bu çok antrenmanlı ya!

Kazandım ben!

Bravo Dönüş sana bravo! Helal olsun sana be!

Bravo Dönüş, çak çak! Aferin kız. Senin zekâna yetişemez o, yetişemez.

Evet, sıra bizde.

-Hadi bakalım. -Hadi.

-İsminiz? -Somer Korman.

Somer Korman?

Yalnız başı öyle emme basma tulumba gibi sallamak yok.

-Somer Korman isminiz, doğru mudur? -Doğrudur.

-Evli misiniz? -Dünyanın en güzel kadınıyla hem de.

-Eşinizi seviyor musunuz? -Evet.

(Gülme sesleri)

Abi beraber!

Kaybettin!

Hadi hadi yenilenler suya!

(Hakan) Hadi hadi!

("Nilüfer - Boş Vermişim Dünyaya" çalıyor)

"Ahmet, Mehmet, Süreyya"

"Hepsi boş, hepsi rüya"

"Bir gün hayat bitecek"

"Dersin görmüşüm rüya"

"Bir gün hayat bitecek"

"Dersin görmüşüm rüya"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

("Nilüfer - Boş Vermişim Dünyaya" çalıyor)

"Aldatırlar aç gözünü"

"Unut artık geçmiş günü"

"Her akşam ayrı güzelle sen de geçir her gününü"

"Her akşam ayrı güzelle sen de geçir her gününü"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim"

"Boş vermişim dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

"Ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya"

("Nilüfer - Boş Vermişim Dünyaya" çalıyor)

Oh...

(Duygusal müzik)

Bu senin için.

Öyle mi?

Evet.

İhaledeki başarımız için.

Fabrika artık bizim.

Lütfen takar mısın?

Tabii.

(Duygusal müzik)

Mine'yi gerçekten nasıl kullanacağını iyi biliyorsun.

-Beğendin sanırım? -Evet, çok güzel.

Rica ederim. Çok yakıştı.

(Duygusal müzik)

Hemen yatacak mısın?

Bilmem, belki biraz kitap okurum.

Belki bir şeyler içeriz?

Sen ciddi misin?

Evet.

Başarımızı kutlarız.

Gel.

Tamam.

Ayla.

Buyurun Rüçhan Hanım.

Ayla nerede?

Ayla, Somer Bey'in teknesine gitti. Yardım için.

Somer Bey'le Türkan Hanım bir kutlama yapacaklarmış.

Ne demek bu? Benim niye bundan haberim yok?

-Somer Bey söyleyince... -Tamam, Zehra Hanım. Siz işinize dönün.

Teşekkürler.

Peki.

Buyur! Benim hizmetçilerim Türkan Hanım'ın emrinde!

Rüçhan yapma. Ne olur yapma. Şu çocukları rahat bırak.

Türkan yabancı değil. Bizim gelinimiz.

Sen de her fırsatta şu kızı koruyup durma karşımda.

Tamam.

Tamam, ben odama gidiyorum.

Sen de kutlamanı tek başına yaparsın.

(Gerilim müziği)

Nihat?

Yalan söyledin.

Ne yalanı? Ne diyorsun?

İhaleyi kaybetmem için bana oyun oynadın.

Yanlış rakam verdin.

Nihat sana yemin ederim ben ne öğrendiysem sana onu söyledim.

Nihat yalvarırım.

Yalvarırım. Canım acıyor, bırak.

Yaptıklarını teker teker ödeyeceksin.

(Gerilim müziği)

Çocuklar bugün çok mutlu oldular.

Teşekkür ederim.

Sen de mutlu oldun mu?

Evet, çok mutlu oldum.

(Müzik)

Aa! Somer bak! Bak, Yıldız kayıyor.

-Hadi bir dilek tutalım. -Tutalım.

-Aynı anda tamam mı? -Tamam.

(Müzik)

Tuttun mu?

Tuttum.

Ne diledin?

Hep dilediğim şeyi.

Boynundaki lekenden öpmeyi.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bu gece yıldızların altında uyuyalım mı?

Olur.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bak, Kutup Yıldızı.

(Müzik)

Kalbimizin Kutup Yıldızı'nı bulduk.

Birbirimizi bulduk.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Bisiklet zili çaldı)

(Bisiklet zili çaldı)

İrfan abi.

Ay, çok sağ ol! Sen bir tanesin ya!

Sen iste yeter ki! İrfan abin her zaman derdine koşar.

-Sağ ol. -Hadi görüşürüz.

Türkan?

Gel gel.

İrfan abiden bisiklet istedim. Sana sürmeyi öğreteceğim.

İyi de bugün ev sahibiyle görüşmeye gideceğiz.

Olsun. Bisikletle gideriz.

Haa!

-Öyle mi diyorsun? -Evet, öyle diyorum.

Sadık günaydın.

Hikmet günaydın. Hayırdır?

-Bir posta işim vardı. -Otur, bir çay içelim. Sonra hallederiz.

Bakar mısın? Bir çay alabilir miyiz?

Sabah mesaiden önce bir çay içip biraz da kurabiye yedim.

Kurabiye yesene.

Afiyet olsun. (Telefon çalıyor)

Efendim?

Buyurun Avukat Bey.

Emin misiniz?

Teşekkür ederim.

Sadık hayırdır? Ne oluyor?

Eve gelen avukat var ya...

...Rüçhan Korman'ın avukatıymış.

Yani Fatih'i kışkırtıp üzerimize saldırtan...

...Rüçhan Korman'mış.

Herkes ihaledeki başarımızı konuşuyor. Çok iyi bir iş yaptık.

Sizin sayenizde.

Beyefendi lütfen. Buraya izinsiz giremezsiniz. Beyefendi. Lütfen.

Ben içerideyim efendim.

(Gerilim müziği)

Ayakta kalmayın. Oturun. Canınız yanıyordur.

Bu süreçte kendi kendinizi idare edebildiniz herhâlde?

Neyse ki yanımda Mine var.

O çok güvendiğiniz sevgili asistanınız Mine.

Mine'ye çok güvendiğimi nereden çıkardınız?

Sizin karşınızda Rüçhan Korman var. Kimse beni oyuna getiremez.

Mine'yi işe aldığımda neden rıza gösterdiğinizi...

...bilmiyorum muyum sanıyorsunuz?

Oo! O zaman ben boşu boşuna gelmişim.

Rüçhan Korman her şeyi bilir, görür. Kimse onu kandıramaz değil mi?

Açık konuşun.

Kendinizden bu kadar eminseniz gelininizi dillere düşürenin...

...gazetelere manşet yaptıranın Mine olduğunu anlamışsınızdır herhâlde.

-Ne dedin sen? -Bilmiyor muydunuz? Yazık.

Koskoca Rüçhan Korman bunu mu kaçırdı?

Ferit'i oraya getiren, Türkan'ı tuzağa çeken...

...magazincileri oraya getirip boy boy fotoğraflarını çektiren...

...ve haber yaptıran Mine'nin ta kendisi.

Bir dakika. Karşıya bak.

-(Somer) Karşıya... -Tamam.

Yere bakmayacaksın, karşıya bakacaksın tamam mı? Ben yanındayım.

Tamam.

Tamam. Sakin. Tamam, baştan.

Ben normalde iki dakikada çözerim de şu an kendimi veremiyorum.

Tabii.

Hadi.

(Somer boğazını temizledi)

Aa! Dur, bak şu an çözdüm gibi.

Beni bir bıraksana. Galiba teorisini çözdüm. Kolaymış.

-İyi, hadi sür. -Bırak.

Tamam, yavaş git.

Ben bu işi çözdüm!

Somer dikkat!

Daha iyi misin?

İyiyim. Bir şey yok.

Ben bu işi halledeceğim. Yapacağım.

Tabii ki yapacaksın aşkım.

Aşkım mı?

Aşkım.

Allah Allah!

Ben bunu duyduktan sonra kesin hallederim.

Hadi yap o zaman görelim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

-Mine'ye gidiyoruz. -Tamam efendim.

Sadık Bey.

Hayırdır?

Kardeşim Fatih...

...miras paylaşım davası açmış.

Evimizi istiyor.

Gerçi ben bunları size niye anlatıyorsam? Siz daha iyi biliyorsunuz.

Çünkü avukatınızı bizzat bu iş için görevlendirmişsiniz.

Aa! Sizin haberiniz yok muydu?

Ben kardeşler arasında uzlaşmaya gidildiğini sanıyordum.

Hatırlarsanız Fatih burada beraber o gecede konuyu açmıştı.

Biz de size böyle bir şey istemediğimizi söylemiştik.

Ben bilemem. Sonradan kardeşler uzlaştı diye düşündüm.

Rüçhan Hanım sizin benim ailemle alıp veremediğiniz ne?

Sizin derdiniz ne?

Benim sizinle hiçbir derdim yok. Benimkisi basit bir ticaret.

Sizin basit bir ticaret dediğiniz benim evim, ailem.

Ayrıca benim kızım sizin gelininiz. Yani dünürüz.

Böyle bir işe kalkışmadan önce gelip bize sormanız icap etmez miydi?

Aramızda o saydığınız hukukların hiçbiri kalmadı.

Nesrin Hanım kızının ziynetiyle hesaplar yaparken gelip bana danışmadı.

Ben de yatırım yaptığım zaman size danışmak mecburiyetinde değilim değil mi?

(Sadık) Öyle mi?

Unutmayın ki kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan göçmez.

Size tavsiyem...

...bu alışverişten derhâl vazgeçmeniz.

Ne benim ailemin huzuru kaçsın ne de çocuklarımızın.

Herhâlde...

...evladınızın mutluluğuna kastedecek kadar...

...kalbiniz kararmamıştır umarım.

Siz bana ne anlatıyorsunuz?

Dillere düşmüş kızınızı evime aldım diye bana teşekkür etmek dururken...

...bir de karşıma geçip hayat dersi mi veriyorsunuz?

Benim kızımın ne sana ne de senin evine ihtiyacı var.

Onun başında aslan gibi kocası var.

Ama merak etmeyin, yanınızda kalıcı değiller.

Anlamadım?

Yakında anlarsınız.

(Motor çalıştı)

(Müzik)

Fatih, Nezahat'i tehditle mi, zorla mı, nasıl ikna ediyorsan et...

...o iş bugün bitecek.

(Gerilim müziği)

Bir ev daha var. Oraya da bakıp karar verelim mi?

Ben aslında bu evi çok sevdim Somer.

Tamam, bitmiştir. Burayı alıyoruz o zaman.

Tamam. Babam haber bekliyordu. O zaman müjdeyi verelim mi?

-O zaman atla bakalım. -Tamam.

Gel.

Üç, iki, bir.

Hocam raporlu arkadaşımız vardı. Şimdi üniversiteye giriş sınavında...

...gözetmen olarak eksik kalacağız.

İki öğretmen arkadaşımızı daha görevlendirdik Nesrin Hanım.

Sorumlu olarak siz takip edersiniz değil mi?

Tamam hocam, siz merak etmeyin.

Nesrin teyze.

-Nesrin teyze. -Ne oldu Mesut?

-Gitmemiz lazım. -Nereye?

-Gitmemiz lazım. -Ne oldu oğlum?

Gitmemiz lazım.

Rüçhan Hanım.

Sana Türkan'ın olayıyla bir ilgin var mı diye sordum...

...yok dedin.

Öğrendim.

Bizzat sen tezgâhlamışsın.

Ben seni uyardım.

Benim aile şerefimi iki paralık eden...

...her kim olursa olsun bunun bedelini çok ağır öder dedim.

Rüçhan Hanım lütfen.

Lütfen, ben karnımda sizin torununuzu taşıyorum.

Sen o karnındakine güvenip fazla şımardın.

Kendini bir halt zannetmeye başladın.

Her şeyi yapabileceğini düşünüyorsun. Aptal!

Oysa sana o gücü veren, o kudreti veren de bendim.

-Nasıl verdiysem öyle de almasını bilirim. -Ay!

Bırak! Bırak diyorum! Sakın! Yaklaşma bana!

Sakın! Sakın yaklaşma!

Ne bana ne bebeğime dokunamayacaksın. Senin karşında Türkan yok!

Bize zarar veremeyeceksin. Duydun mu?

Duydun mu?

Buna izin vermeyeceğim. Buna izin vermeyeceğim. Asla. Asla!

Çok çaresiz kaldım Rüçhan Hanım.

Size yemin ederim benim niyetim sizin itibarınızı gölgelemek değildi.

Ben sadece Türkan'ı Somer'in gözünden düşürmek istedim.

Ben bu kadar fazla zarara sebep olabileceğimi tahmin edemezdim.

Rüçhan Hanım lütfen.

Bana lütfen inanın.

Laf!

Yalan senin ağzına yuva yapmış. Ben neyine inanayım?

Senin yüzünden oğlum neredeyse birini öldürüyordu.

Sen Nihat'la birleşip bana oyun oynadın.

O küçücük aklınla yetmedi, beni Nihat'a karşı...

...kışkırtmaya çalıştın yılan! -Ay!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Müzik)

-Oo! Gençler hoş geldiniz. -Kolay gelsin İrfan abi.

Biz babama gelmiştik.

Sadık Müdür'üm çıktı. Eve kadar gitti.

Allah Allah! Bu saatte?

Biz okula annemin yanına da uğradık, yoktu. Bir şey mi oldu acaba?

Vallahi bilmiyorum ki.

-Tamam canım, biz eve gidelim o zaman. -İyi. Hadi kolay gelsin.

Hadi kendinize dikkat edin.

Dur, önce ben bineyim.

Buyurun.

-Sen hazır mısın? -Hayır. Hadi.

Alıştın mı?

Nesrin teyze koş.

Mesut sen ne yaptın?

Mesut... Mesut sen ne yaptın oğlum?

Mesut ev yaptı.

Nesrin teyze üzülmesin. Mesut ev yaptı.

(Duygusal müzik)

Mesut burada uyusun. Canım burada uyusun.

Gel.

Burası iskele.

Burası bahçe.

Sadık baba bulmaca çözsün.

Nesrin teyze otursun.

Dönüş kardeşim şurada uyusun.

Derya kardeşim şurada uyusun.

Nesrin teyze burada uyusun.

Mesut çiçek getirdi. Nesrin teyze çiçek seviyor.

Çok güzel. Mesut sen bunları ne topladın oğlum?

Ne zaman buraya getirdin?

Mesut topladı.

Mesut getirdi.

Nesrin teyze üşümesin. Dönüş üşümesin.

Yağmurdan korkmasın.

Mesut yaksın.

Soba mı bu? Sen soba mı yaptın?

Soba yaptı Mesut.

(Duygusal müzik) (Kuşlar ötüyor)

Burası evimiz olsun.

Kardeşlerim...

...Mesut, Nesrin teyze, Sadık baba...

...yıldızlara baksın.

Nesrin teyze evi sevdi?

Çok güzel olmuş ama bizim evimiz var oğlum.

Adamlar geldi.

Evi alacaklar. Mesut sokakta kalacak.

Kalmayacak.

Biz nereye taşınırsak taşınalım Mesut'un bir yeri var.

O bizim oğlumuz oldu artık.

-Mesut, Nesrin teyzenin oğlu. -Nesrin teyzenin oğlu.

Nesrin teyze ağlamasın.

Mutluluktan ağlasın.

-Mutluluktan ağlasın. -Mutluluktan ağlasın.

Mesut da mutluluktan ağlasın.

Ağlasın.

Ağlasın.

(Duygusal müzik)

(Bisiklet zili çalıyor)

Baba.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Baba...

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra Taşçıoğlu...

...Nuray Ünal - Özgür Türk - Ece Naz Batmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.