All language subtitles for uc kiz kardes Episode 12

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

(Dönüş dış ses) Ayrılıklar, küskünlükler, kavgalar...

...hepsi aşkın parçalarıymış.

Ah bir öpüşün koca bir dünya kurduğu o yıllar.

Hepimiz gençken ve sevmeyi öğreniyorken...

...nasıl da hızlı aktılar.

(Müzik)

Senden nefret ediyorum.

Türkan.

Sakın bir daha bana dokunma.

Şimdi çabuk beni eve götür!

-Türkan sakin olur musun? -Bırak! Uzak dur benden!

-Türkan beni dinler misin? Lütfen. -Dinlemeyeceğim!

Dinleyeceksin Türkan çünkü şu anda bir yere gidemeyiz.

Neden? Zorla mı alıkoyacaksın beni?

Evet, gerekiyorsa zorla alıkoyacağım.

-Öyle mi? -Öyle.

Sen götürmezsen ben kendim gitmesini bilirim.

Türkan gel buraya. Türkan!

-Türkan ne yapıyorsun? Saçmalama. -Bırak beni, gideceğim.

-Bırak dedim. -Gitmeyeceksin.

-Somer bırak, gideceğim. -Bırakmayacağım.

Bırak, ne yapıyorsun? İmdat!

(Duygusal müzik)

Siz ne dediğinizin farkında mısınız?

Benimle dalga mı geçiyorsunuz?

Hayır. Gayet ciddiyim.

Size inanmıyorum.

Benden ölesiye nefret ettiğinizi biliyorum.

Söylediklerinize inanmamı beklemeyin benden.

Evet, senden nefret ettiğim doğru.

Ama karnında Somer'in çocuğunu taşıdığına yemin ettin.

Ben de Korman soy ismini taşıyacak olan torunuma sahip çıkmak zorundayım.

Her ne kadar birbirimizden hazzetmiyorsak da...

...birlikte hareket etmek mecburiyetindeyiz.

Bu gerçekleri daha önceden de biliyordunuz.

Neden şimdi peki?

Somer, Türkan'ı terk etti. Yakında mahkemeleri var.

Somer benden de ayrıldı.

Sonunda başardınız bizi ayırmayı.

Ama ikinizi birbirine bağlayan bir çocuk var ortada.

Ben torunumun başka bir adama baba demesini istemiyorum.

Sen de Somer'i seviyorsun.

Değil mi?

Bana yaşattıklarınızdan sonra size güvenmem çok zor.

(İç çekiyor)

Seni ikna etmekle uğraşmayacağım.

Teklifim çok basit. Somer'i yeniden kazanmak...

...ve çocuğunu da onunla beraber büyütmek istiyorsan yanımda duracaksın.

Bu kadar.

Git, iyice bir düşün, kararını ver.

(Gerilim müziği)

Düşünecek bir şey yok.

Bunu her şeyden çok istediğimi biliyorsunuz.

Kabul.

Anlaştık.

O hâlde Nihat Bey'le de bağlarını kesersin artık.

Onunla aramda bir şey olmadığını anlattım size.

Güzel.

Açık açık konuştuk her şeyi. Bir sıkıntı yok.

Bilmem gereken başka bir şey var mı?

(Nihat dış ses) Hâlâ benim nikâhlı karımsın.

Somer bunları öğrendiğinde hiç hoş olmaz, değil mi?

Hayır, yok.

O zaman şimdi anlaştık.

Başına buyruk davranışlardan, asilikten hiç hoşlanmam.

Bundan sonra ben ne dersem onu yapacaksın.

(Gerilim müziği)

Somer! Somer aç şu kapıyı!

(Kapıyı zorluyor)

Somer aç diyorum sana!

(Kapı vuruluyor)

(Boğazını temizledi)

Çay?

İyi gelir sinirlerine.

İçmeyeceğim! Beni çabuk evime götür.

(Müzik)

Sakin sakin konuşup anlaşırsak seni evine bırakacağım.

Ne anlaşması ya? Sen neden bahsediyorsun?

Bitti Somer, bitti!

Ben sana dün gece söyledim söyleyeceklerimi.

Ayrıldık biz, bitti anlamıyor musun? Bitti.

Biz ayrılmadık Türkan, biz hâlâ evliyiz.

Bana kararı sen ver demiştin, hatırlıyorsun değil mi?

Ne olacağımıza sen karar ver demiştin.

Ben kararımı verdim. Mahkemede gerekeni söyleyeceğim.

Artık aramızda yasal bir bağ kalmayacak.

Ben o davayı açmakla ne kadar büyük bir hata yaptığımın farkına vardım.

Ve bundan böyle de hayatta ne istediğimi gerçekten çok iyi biliyorum.

Senin bundan sonra karşında gelgitleri olan, kararsız Somer olmayacak.

Boşanmayacağız. Ben o davayı geri çekeceğim...

...ve yeniden deneyeceğiz.

Artık çok geç.

İlk gecemizde senin başlattığın oyunu ben bitirdim Somer.

Oyun bitti. Haklısın.

Şu anda tek bir gerçek var Türkan.

Senden ayrılmak istemiyorum.

O yüzden bütün her şeyi geride bırakıp geldim karşına.

İkimiz için de en doğrusu bu.

Bu senin doğrun.

Sana son söylediklerimi hatırlıyor musun?

(Türkan dış ses) Eğer gerçekten bana gelmek istiyorsan...

...bahanelerinle, vicdanınla değil, yüreğinle...

...burada bir yerim varsa gel.

Asla sevmeyeceğim dediğin kadına değil...

...âşık olduğun Türkan'a gel.

Ben çok yoruldum Somer.

Senden ne sevgi ne aşk dilendim.

Kendimce umut ettim sadece.

Belki dedim, belki bir gün...

...ama sen asla diyerek benim bütün umutlarımı elimden aldın.

Artık senden vazgeçtim.

Karşında korkup kaçacağın bir kadın yok artık.

Ne desen haklısın.

Ama ben uzun zamandır korkup kaçtığım şeylerle yüzleşmeye başladım.

Asla dememeyi öğrendim.

Sen bana bu tokadı çok önceden atmıştın aslında Türkan.

Farkına vardığın şey ben değilim Somer.

Bana karşı olan hislerin değişmedi.

Sen sadece kendi gerçeğinle yüzleştin.

Artık annenle aranda tartışacağın bir sorun olmayacağım.

Kendini hiçbir şey için mecbur hissetmene gerek yok.

Ayrıldıktan sonra aramızdaki bu fırtına da dinecek, merak etme.

(Duygusal müzik)

Şimdi lütfen eve gitmek istiyorum.

Somer Bey, botun motorunda arıza var, gidip bakacağım.

Tamam.

Nasıl yani, dönemeyecek miyiz biz?

Ne bileyim ben Türkan? Ben motordan falan anlamam.

Kaptan bilir o işleri.

Bir bu eksikti ya.

Bir çay içeriz o zaman.

Allah'ım sen bana sabır ver.

(Neşeli müzik)

Hakan 40 takla attık babam duymasın diye.

Somer abiyle tanıştın, bir şekilde ulaş, ablamı buraya getirsin.

Yoksa polisi arayacağız.

-Derya abartma. -Ya tamam!

Hakan ben kapatıyorum, sonra görüşürüz.

Geliyor, geliyor.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Niye kaşınız gözünüz oynuyor sizin, ne oldu?

Yok bir şey anneciğim.

Var bir şey anne. Somer abi, ablamı kaçırdı.

-Ne? -Vallahi bayağı, sırtına alıp kaçırdı.

Ne kaçırması kızım? Ne diyorsunuz siz?

Anneciğim kaçırmak derken şöyle. Somer enişte...

...ablamı küçük bir botla aldı, teknede gezmeye götürdü, bu kadar.

Gezmeye mi?

Deryacığım sen de hatırlarsın, ablamın son zamanlarda biraz canı sıkkındı ya...

...Somer enişte onu öyle gezsin, hava alsın diye çıkardı.

Ne sıkılması Dönüş? Bayağı zorla kaçırdı.

Babanızın haberi var mı bundan?

Yok anneciğim. Babam uyuyordu, rahatsız etmek istemedik.

Hatta salonda uyuyordu, rahat etsin, iyice dinlensin diye...

...yatak odasına aldık babamı.

İyi yapmışsınız.

-Ben bir arayayım şunları. -Hayır anne, arama hiç.

Niye kızım, nedir bu zorla kaçırma falan? Anlamadım ki ben.

-Dur. -(Derya) Hayır anne arama.

Yani biz aradık, teknede ya, çekmiyor.

Çekmiyor telefon.

-Aradınız yani. -Evet.

İyi. Her şeyi de biliyorsun.

(Hareketli müzik)

Annem geliyor.

(Kapı kapandı)

(Hareketli müzik)

Anne, arkadaşlar arayınca geçmiş olsun diye.

Telefon çok fazla çaldı.

Biz de babam uyanmasın diye buraya getirdik. Değil mi Dönüş?

Evet.

Eminim kimseyi aramamışsınızdır.

Yok anne, biz kimi arayacağız?

O fatura geldiğinde soracağım ben size o arkadaş sohbetlerini.

Git rehberi getir, gözlüğüm de yanında.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Serdar'ı mı aradın sen?

Anne hayır. Vallahi aramadım.

Ben niye arayayım Serdar'ı?

(Hareketli müzik)

(Nesrin) Ver.

Nereye yazdınız Somer'i?

Hah, tut bakayım.

(Müzik)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Ulaşılamıyor.

Anne, ben dedim sana çekmiyor diye.

(Dönüş) Çekmiyor işte.

Her şeyi de bil!

Yerine koyun bunları.

(Müzik)

(Derin nefes verdiler)

Hadi, hadi. Tut kabloyu.

Yürü.

Emin misin çay istemediğine?

Aç mısın? Yemek falan da yapabilirim.

Hay Allah'ım, sanki misafirliğe geldik!

Hayır, teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

-Gerek yok, sağ ol. -Türkan üşüyorsun. İnat etme.

Bana düşmanınmışım gibi davranma.

Motor ne zaman düzelecek? Bütün gece bekleyecek miyiz?

Of... Kaptan iki-üç saat var dedi.

(Duygusal müzik)

Sen beni burada tutmak için kaptana yalan söyletmiyorsun, değil mi?

Türkan sen de buradaydın, ben de buradaydım.

Kaptan geldi, kendi söyledi. Benim yaptığım bir şey yok.

Doğru söyle.

Gerçekten doğru söylüyorum.

Biz nasıl döneceğiz o zaman?

Ben bir bakayım kaptana.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Rüçhan dış ses) Olur ya oğlum yanılır, şaşırır...

...Türkan'a meylederse sakın ümitlenmeyin.

Bu iş bitti.

Kızınıza da mukayyet olun.

Oğlumun etrafında dolanmasın.

(Nesrin iç ses) Allah'ım, sen bana bir yol göster.

Bunu çocuğuma nasıl söylerim?

Nasıl anlatırım Sadık'a?

Evladımın mutluluğu, yuvası göz göre göre yıkılacak.

Ben buna nasıl göz yumarım?

(Müzik)

Türkan.

Hadi kalk, içeri götüreyim seni. Burada üşüyeceksin.

-Motor oldu mu? -Olmadı.

Türkan hasta olacaksın.

Hadi gel, uyuma burada.

Sen git, ben gelmeyeceğim.

("Mary Jane - Çiçekler Açar" çalıyor)

"Uzansam, yanına kıvrılsam"

"Sarılsan bana, beni sevsen"

"Biz seninle olamadık"

"Olduramadık"

"Yıllar geçse de"

"Sonunu hiç yazamadık"

"Son defa dokun bana"

"Bilirsin içim gider"

"Sızıyan her yerde çiçekler açar"

"Seviştiğimiz güne güneş doğar"

"Yanımda kal"

"Umurumda değil, hep burada kal"

"Biz seninle olamadık olduramadık"

"Yıllar geçse de sonunu hiç yazamadık"

"Son defa dokun bana"

"Bilirsin içim gider"

"Sızıyan her yerde çiçekler"

"Son defa dokun bana"

"Bilirsin içim gider"

"Sızıyan her yerde çiçekler açar"

"Son defa dokun bana"

"Bilirsin içim gider"

"Sızıyan her yerde çiçekler açar"

(Dalga sesleri)

(Müzik)

(Boğazını temizledi)

Senin ne işin var benim yanımda?

(Türkan) Hâlâ burada olduğuma inanamıyorum.

Sana da günaydın.

Sen bütün gece benim yanımda mı uyudun?

Evet. Bütün gece yanındaydım.

Uyuyakaldın burada.

Marinaya gelmişiz.

Motor tamir oldu, kaptan getirdi bizi.

İyi. Annemler merak etmiştir, ben gideyim.

Dur, beraber bir kahvaltı yapsaydık.

Şaka, şaka. Ben bırakırım seni.

(Müzik)

Senin gelmene gerek yok, ben kendim giderim.

(Sinan) Günaydın Somer Bey.

-Sinan Bey. -Size ulaşmaya çalıştım.

Teknede olduğunuzu söylediler zeytinlikten.

Merhabalar.

-Merhabalar Türkan Hanım. -Merhaba.

Mahkeme günü belli oldu. Buyurun.

Davayı geri çekemiyor muyuz?

Maalesef. Araya hafta sonu girdiği için dilekçe versek de yetişmeyebilir.

Duruşma ne zaman?

Ben boşanmaktan vazgeçtim. Dava yine de sürecek mi?

İkiniz de mahkemeye gitmezseniz dava düşer.

Tabii ki gideceğiz. Niye böyle bir şey soruyorsun Somer?

-İyi de ben istemiyorum. -Ben istiyorum.

Davayı ben açtım, şimdi de vazgeçiyorum.

Bu taleplerinizi mahkemede dile getirirsiniz.

Çekişmeli bir davaya dönmesini istemiyorsanız...

...ortak bir kararla gidin bence.

Size duruşmanın zamanını sormuştum.

Ne yapacaksın, niye soruyorsun?

Bu pazartesi.

-Bu kadar çabuk mu? -Siz hızlandırın demiştiniz.

Sen versene şunu bana.

-Benimki nerede? -Adresinize yollandı.

Babaevine mi?

Babamın görmemesi lazım.

(Müzik)

Geldim.

Günaydın müdürüm.

Günaydın İrfan. Buyur.

(İrfan) Şükürler olsun bugünlere. Bana hep bir baba oldunuz.

Ben de bir oğul gibi sizin şefkatinize layık olmaya çalıştım.

Ne mutlu ki sizin emriniz altında çalışma şerefine nail oldum.

Sakin ol oğlum, bir dur.

Ne oluyor? Ben emekliye mi ayrıldım?

Bana veda etmeye mi geldin buraya?

Yok müdürüm. Sizi böyle canlı, iyileşmiş görünce...

...heyecanlandım, yüreğim coştu birden.

Bilirsiniz sevgimi, heyecanımı gizleyemiyorum.

Buraya bana bunları söylemek için mi geldin?

Hayır. Size bir resmî evrak vardı da.

Resmî evrak mı?

Nereden geliyormuş?

Bilgi veremem kimseye. Müdürüm öyle söyledi.

(İrfan) Şuraya bir yere koydum ama çok affedersiniz.

(Sadık) İyi, çantayı yanından ayırmıyorsun artık.

(İrfan) Ayırmıyorum.

Hâlâ meşgul ya. Delireceğim!

Ya babam aldıysa evrağı?

Allah'ım ne olur öyle bir şey olmasın.

Türkan, celp babanın eline geçecek diye ne hâle düştün.

Boşandığımızda ne olacak?

Şu kararını bir daha düşün. Bir şans daha ver bize.

Avukatın ne dediğini duydun.

Eğer pazartesi günü mahkemeye gitmezsek, dava düşüyormuş.

(Somer) Gitmeyelim.

Daha hızlı süremez misin?

(Müzik)

(Tabak çanak sesleri)

(Rüçhan dış ses) Güzel. Açık açık konuştuk her şeyi.

Bir sıkıntı yok.

Bilmem gereken başka bir şey var mı?

Ben bu adamdan nasıl kurtulacağım?

(Müzik)

Günaydın. Kendime tost yapıyorum, sen de ister misin?

Hayır.

Akşam nasıl geçti?

-Annenler iyi mi? -İyiler.

Sohbet ettik biraz.

Bebeğimizden bahsettin mi?

Hayır, söylemedim.

Bu çocuk ailenle aramızda köprü olacak demiştim.

Bence bir an önce bahsetmelisin.

Evliliğimizin kurtulduğunu öğrendiklerinde...

...onlar çok mutlu olacaklar.

Hiçbir şeyin kurtulduğu yok Nihat.

Oyun oynamayı bırak artık.

Şöyle yapalım mı?

Akşam ailenle bir araya gelelim.

Hem bebeğimizden bahsedelim...

...hem de yeniden birlikteliğimizi öğrensinler.

Ben seninle hiçbir şeye başlamıyorum ya.

Hayal kurmayı bırak artık.

Ben hayal kurmuyorum.

Ama sen çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsun.

Ben de burada durup yaşadıklarını unutturmak için çalışıyorum.

Ne yapacaksın ya?

Beni burada zorla mı tutacaksın?

(Gerilim müziği)

Mine...

...ben çok sabırlı bir adamım.

Beni bilirsin.

Akşam ailenle nerede yemek yiyeceğimize karar ver.

(Müzik)

Allah'ım inşallah posta gelmemiştir.

-Posta geldi mi? -Geldi.

(Gerilim müziği)

Baba.

Anne ne oldu?

Derya'nın sınav kâğıdı geldi de.

Oğlum, gel otur şöyle.

Anlatırım sonra.

Telefonla aradım sizi, sürekli meşgul çalıyordu.

Halanla konuşuyordum.

Hoş geldin oğlum.

Hoş geldin.

Dönüş, ablacığım konuştuk bunları, üzülme.

İlk sınavım yanmasaydı şimdi ikinciye giriyor olacaktım. Olmadı.

(Müzik)

-Mesut. -(Mesut) Çay.

Derya, eniştene niye çay vermedin kızım?

Unuttum babacığım.

Somer enişte, al ben içmeyeceğim zaten.

Dursun Dönüş, ben şimdi koyarım ona.

Somer, Türkan barıştı.

Küs değil.

Oğlum, niye öyle dedin?

Küstüler mi?

Yanlış anlamışsın Mesut, biz çocuk muyuz küselim?

Bak, çocuk seni günlerdir göremediği için kafasında neler kurmuş.

Haklısınız efendim ama bahsetmiştim. Gelemedim.

Somer enişte Türkan'ı denize kaçırdı.

Tekneyle kaçırdı.

Dün gece gezmeye gitti ya çocuklar, onu diyor galiba.

Türkan, tekne gezisi nasıl geçti kızım?

Gerçi sen geceleri teknede gezmeyi sevmezsin ama.

Çok iyiydi. Çok keyif aldık. Türkan da çok keyif aldı.

Öyle öyle, keyifliydi babacığım.

Umarım bir dahakine hep beraber ailecek gideriz.

İnşallah.

Kızlar, Derya, Dönüş, kahvaltınızı yaptıysanız hadi doğru okula.

Hadi Derya.

Ben de izninizi isteyeyim yavaştan.

Dur oğlum, dur. Ne acele ediyorsun, rahat rahat çayını iç, hadi.

Peki, nasıl isterseniz.

Ben de okula gidiyorum. Sen babana göz kulak olursun, değil mi kızım?

Tamam anne, merak etme.

Hayır, hayır. Kızı başıma dikip esir etme.

O gitsin kocasıyla. Ben ilacımı da içerim, yemeğimi de yerim.

Damat, sen al götür Türkan'ı.

Ama Sadıkcığım.

Babacığım, sen daha iyileşmedin ama.

Türkan, kızım biz seninle ne konuştuk?

Tamam, senin artık burada kalmana gerek yok. Ben kendimi idare ederim.

Yok olmaz Sadıkcığım, düşersin falan.

Nesrin, niye düşeyim? Turp gibiyim ben, turp gibi.

(Sadık) Olmadı Nezahat'i ararım, o gelir, tabii.

Bütün gün evde oturuyor zaten, gelir bakar bana.

Hadi kızım, sen de hazırlan kocanla evine git.

O da tekne köşelerinde kalmasın, yazık.

Aslında iyi fikir, tabii siz de kendinizi iyi hissediyorsanız.

(Sadık) İyiyim ben, iyi.

İçim rahat etmeyecek benim, birkaç gün daha kalsaydı iyi olurdu aslında.

Tamam, ben sizin içiniz rahat etsin diye Nezahat'i arayacağım, tamam mı?

(Duygusal müzik)

Ben de bir lavaboya gideyim.

(Duygusal müzik)

Somerciğim, sen karını alıp götüreceksin ama...

...ben Sadık'ın yanında çok belli etmek de istemedim.

Ben dün annenle görüştüm.

Annem çok mahcup size karşı, çok üzgün. O yüzden gelemedi.

Bana pek öyle gelmedi.

Annen Türkan'ı artık istemiyormuş.

Biz dünürler kendi aramızdaki meseleyi hallederdik.

Gerçekten iyi niyetli bekledim anneni.

Ama sizin evliliğinizi yıkacak...

...mutluluğunuzu bozacak bir mesele yok ortada. Bu kadar büyümemeliydi bu iş.

Türkan'ı istemiyorum ne demek oğlum?

Annem Türkan'ı gerçekten istemediğini mi söyledi?

Yok, yani mümkün değil. Annem Türkan'ı çok sever.

Bu altın meselesinde de...

...zaten bir yanlış anlaşılma olduğu apaçık ortada Nesrin Hanım.

Ben de hiç beklemiyordum annenden.

Ama çok kararlı konuştu.

Somer, Türkan'ı ne kadar severse sevsin...

...artık kabul etmiyorum, dedi.

Senin yanında yörende görmeyecekmiş onu.

Bir anlık öfkeyle söylemiştir diye düşünüyorum.

Bana da kızmıştı biraz hani, Türkan'ı son zamanlarda ihmal ediyorum diye.

O yüzden.

Sakinleşmiştir. Ben konuşurum annemle.

Derdi neymiş anlarım.

Siz merak etmeyin.

Bilmiyorum Somer, benim içim çok huzursuz.

Siz bana bırakın, ben konuşacağım annemle. Sizden tek bir ricam var.

Türkan'a bu konuyla ilgili hiçbir şey söylemeyin, olur mu?

Tamam, söylemem de...

Nesrin Hanım, ben Türkan'ın üzülmesine asla müsaade etmem.

Size söz veriyorum.

Türkan benim yanımda güvende. Bu konu da en kısa sürede kapanacak.

Siz de üzülmeyin artık.

Tamam. Sağ ol.

Hadi sen çık bahçeye, merak etmesinler.

Yok, ben Nezahat'a ulaşamayınca merak ettim.

Türkan, hadi hazırlan çıkalım.

Tamam Ekrem, tamam.

Kızım, Nezahat halan hastanedeymiş. Kontrol amaçlı ultrasona girecekmiş.

Ee, tamam işte baba, ben sana diyorum yanında kalayım biraz daha.

En azından sen iyileşene kadar.

Kızım, ne gerek var?

Baba, benim içim rahat etmiyor öyle. Niye inat yapıyorsun bu kadar?

Tamam.

Damat, sen öğleden sonra gelir alırsın Türkan'ı.

Peki, nasıl isterseniz.

(Duygusal müzik)

(Kapı zili çaldı)

-Merhaba. -Buyurun.

Şunları teslim edeceğim de.

-Ne bunlar? -Fatih Kalender'in siparişleri.

Ne Fatih Kalender'i? Burada öyle biri oturmuyor. Yok öyle biri.

Adres burası ama.

Burası başka birinin evi. Burası Sadık Kalender'in evi.

Soyadı da aynı, akrabalık var mı?

Aman ne akrabası, akrabam falan değil o benim.

Allah Allah! Tanımam etmem. Al götür bunları buradan kardeşim.

Vallahi geri taşıyamam araca.

Adresi elli kez teyit ettik zaten Fatih Bey'le.

Şurada numarası var, arayıp kendiniz de söylersiniz.

Ben niye arıyorum canım?

Öyle saçma şey mi olur? Kendiniz arayın.

Şuraya imza alabilir miyim?

Atamam imza falan, daha neler!

Nesrin...

...ne oluyor?

Fatih Kalender'in siparişleri.

(Müzik)

Öyle mi?

Anladım.

Ben sizi Ayvalık'ta sanıyordum.

Peki öyleyse.

Önümüzdeki hafta sizi aldırayım bir araya gelelim.

Evet, Mine'ye size bir müjdemiz var.

Geldiğinizde görüşürüz inşallah.

Tamam. Görüşmek üzere.

Teşekkürler.

Kiminle konuşuyordun?

Şirketle, önemli bir şey değil.

(Müzik)

Güzel kızım.

Sütlü yapmışsın.

Evet. En sevdiğinden.

Afiyet olsun.

Kızım...

...sen o meseleyi kafana takma, tamam mı?

Biz kendi aramızda hallederiz.

Yeter ki senin kocanla ağzınızın tadı bozulması.

Kızım, ben farkındayım sen onlara tavır aldın.

O yüzden gitmiyorsun.

Baba...

Ama bak, bu mesele yüzünden sizin evliliğiniz zeval görürse...

...işte ben o zaman kahrımdan ölürüm.

O nasıl söz öyle baba?

Böyle söyleyip de üzme beni.

Güzel kızım, yapma. Hadi, ağlama.

Ama ben senin gözyaşlarına kıyamam ki.

Sen de böyle söyleyip üzme beni ne olursun.

Kızım, ben ne söyledim ki?

Sizin mutluluğunuz bozulmasın istedim, hepsi bu.

Hişt! Gel, gel.

Canım babam.

Güzel kızım.

(Zil çaldı)

-Sen sınava nerede giriyorsun? -Ayvalık İlköğretim.

Benim okul biraz uzak olmuş ya.

(Genç erkek) Benim sınav da seninkiyle aynı yerde.

Ben de Endüstri Meslekte giriyorum.

Dilek, sen ikinci basamağa giriyor muydun? Bir yanlışlık olmasın.

Bir yanlışlık varsa senin sonuçlarına da bir daha baksınlar Derya.

Canım, ben plaket aldım, kesin bakmışlardır.

Değil mi Serdar?

Bence pek komik değildi.

Aman sen de.

(Duygusal müzik)

Dönüş üzgün.

Sen çık hadi, ben konuşurum onunla.

(Duygusal müzik)

Ne bu?

Bence bu yarışma senden gelecek şahane bir öyküyü bekliyor.

Anneler gününe özelmiş.

Bence katılmalısın.

Bilmiyorum ki.

Birinci olacağına adım gibi eminim.

Serdar, ben sınava giremiyorum diye beni oyalamak için mi getirdin bunu?

Hayır tabii ki.

Yani yazmayı çok seviyorsun, dikkatini çekeceğini düşündüm sadece.

Yok, kazanamam.

Yine aynı hüsranı yaşamak istemiyorum.

Dönüş, yapma böyle.

Benim heyecanlı çalı kuşum olmuşsun, yakışmıyor ki.

Öykü yazmak senin çok sevdiğin bir şey değil mi?

Hem derslerimiz de hafifledi. Bence bu yarışma sana çok iyi gelecek.

Nereden biliyorsun bana iyi geleceğini?

Hem sen neden sürekli beni mutlu etmeye çalışıyorsun Serdar?

Mutlu olmanı istiyorum çünkü.

Sen istiyorsun diye olmuyor işte, uğraşma benimle.

Hatta...

...biz görüşmeyelim artık.

Yok artık, saçmalıyorsun değil mi şu an?

Hayır, gayet mantıklı konuşuyorum.

Sen artık üniversiteli olacaksın.

Sen de olacaksın.

Ben seneye sınava gireceğim de kazanacağım da. Oo!

Derya dediğinde haklıydı.

Ben annemin dizinin dibinde...

...evde kalacağım.

Herkes sınava girecek diye böyle konuşuyorsun.

Hayır Serdar, alakası yok.

Ben kimsenin arkasından onları özleyerek geçirmek istemiyorum günlerimi.

O yüzden...

...bitsin artık arkadaşlığımız.

Annen mi bir şey dedi yine, niye böyle davranıyorsun?

Hayır, ben böyle istiyorum.

Ben istemiyorum ama.

Arkadaşlığımızın bitmesine sen karar veremezsin.

Verdim bile.

Şu an çok sinirlisin, bence sakinleşince konuşalım.

Sakinleşmeyeceğim Serdar.

Dönüş, gerçekten çocuk gibi davranıyorsun bazen.

Kafana bir şey taktığın zaman çekilmez birine dönüşüyorsun.

Çekme o zaman Serdar.

Çekme.

(Duygusal müzik)

Ondan sonra seninle haberleşiriz. Tamam, gidebilirsin.

Serdar.

Efendim öğretmenim.

Sadık amcanın hastalığı sırasında gösterdiğin alakaya teşekkür ederim oğlum.

Ama bu Dönüş'le arkadaşlığınızın...

...ilerleyerek devam edeceği anlamına gelmiyor.

Seni bu konuda daha önce uyarmıştım.

Beni Dönüş'ü okuldan almaya mecbur etme, olur mu?

(Müzik)

Hadi.

(Müzik)

(Hakan) Güzel, güzel. Ver, ver.

Şimdi atış.

Hakan.

Kime bakıyorsun sen?

Kime bakacağım kızım ya?

Canan mı, neyse o kız. Görmedim sanma.

Görsen ne olacak ki?

Neyin peşindesin sen?

Sen utanmıyor musun? Hem benimle hem onunla.

Utanılacak neyim var ya? Sevgilim misin, karım mısın?

Hayırdır? Hem sen şu anda neyin hesabını soruyorsun ki bana?

Doğru. Bir şeyin değilim ben senin.

Gönder.

(Konuşma duyulmuyor)

(Müzik)

Hoş geldin oğlum.

Sen nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?

Sen nasıl benim böyle karşıma geçip de gülebiliyorsun?

Ne oldu ki?

Nesrin Hanım'a neler söylemişsin.

Türkan'ı istemiyorsun, Somer'in yanında bir daha görmeyeceğim falan, ne oluyor?

Oğlum, seni bu evliliğe zorlayarak hata yaptığımı anladım.

Sen haklıymışsın.

Özür dilerim. Ben de bu son olayı fırsat bilip işte Nesrin Hanım'la konuştum.

Çek al kızını dedim buradan.

Sen bana sormadan böyle bir şeyi nasıl yapabiliyorsun?

Boşanma davası açtın, zaten ayrılacaksın kızdan.

Türkan'a kalsa anne babasının korkusundan onlara bir şey söylemeyecekti.

Ben de gereğini yaptım, Nesrin Hanım'la konuştum.

Böylece dava açıldığında seni suçlamayacaklar.

Yine yaptın yani kafana göre yapacağını.

Ben sen sevinirsin diye düşündüm.

Al, kurtuldun işte Türkan'dan.

Sakın bana Türkan'a âşık olduğunu söyleme.

Ben Türkan'la evliliğime bir şans vermeye karar verdim.

Türkan'la, sen?

Evet.

Denize düşen yılana sarılır misali bir şey olmuş.

-Mine'yle... -Mine'yle artık bitti.

Ben Mine'yi çok sevdim.

Ama çok hata yaptı.

Türkan'la durum farklı.

Tamam, yani sen nasıl istiyorsan öyle olsun.

Ama Türkan gelip benim elimi öpecek...

...özür dileyecek, o zaman kabulüm.

(Müzik)

-Alo? -(Mine ses) Efendim?

-Mine. -(Mine ses) Buyurun Rüçhan Hanım.

Şimdi hemen zeytinliğe gidiyorsun...

...sekreterden bir dosyayı alıp bana getiriyorsun.

Ayak işleriniz için çok fazla çalışanınız var. Lütfen kullanmayın beni.

Önemli işlerimde sıradan elemanları kullanmamak prensibimdir.

Sen şimdi git, o dosyayı al, sana nasıl saygı gösterdiklerini göreceksin.

Ne demek bu?

Seni başasistanım olarak işe aldım.

Anlamıyorum gerçekten.

Bir karar verin isterseniz, asistanınız mı olacağım, gelininiz mi?

Sabır Mine, biraz sabır. Yavaş yavaş.

(Müzik)

İrfan abi, kolay gelsin.

Benim adıma bir evrak gelirse sakın babama verme, olur mu?

Anneme ya da bana ver.

(İrfan ses) Olur tabii. Ama ne evrakı bu?

Bir tane evrak işte, sen sorma.

-Bana verirsin, olur mu? Önemli. -(İrfan ses) Tamam.

Teşekkür ederim. Hadi hayırlı işler.

(Kapı zili çaldı)

-Halacığım. -Canım benim.

Abim aramış. Hastaneye gitmiştim. Hikmet geldi yanıma söyledi.

Ultrason cihazı bozulmuş da yeni gün verdiler bana da.

Halacığım, bak ben babamın yanındayım. Sen işlerini güçlerini hallet.

Ama sen de çok yoruldun Türkan.

Olur mu öyle şey, ne yorulması hala?

Sen işinden gücünden olma.

Canım benim, benim işim gücüm sizsiniz. Ben şimdi ona güzel bir yemek yaparım.

Hala, dur, dur, lütfen. Babam tutturdu evine dön diye.

Beni Somer'in yanına yollamaya çalışıyor.

Tamam, sen onun için öyle yapıyorsun.

-(Sadık) Nezahat. -Abi.

-Geldin mi? -Geldim, geldim.

-Bitti mi işin? -Bitti, bitti.

Çok iyi, çok iyi yaptın.

Türkan, sen de Somer'i ara, geçe kalmadan gelsin arasın seni.

Hadi gel, biz de bahçeye geçelim, gel.

Nasıl oldun? İyi gördüm seni.

İyiyim, daha iyi. Her geçen gün daha iyiye gidiyor.

Ay, abiciğim benim.

(Duygusal müzik)

Derya.

İyi misin sen?

-Niye böyle tek başına oturuyorsun? -İyiyim.

Değilsin, bir şey olmuş işte.

Hakan'la mı bozuştunuz?

Yok ya, ne bozuşacağım ben onunla.

Ciddiye bile almıyorum ki. Benim bir şeyim değil o.

Senin niye canın sıkkın? Dönüş mü?

Bozma moralini, üstüne gitme onun da canı çok sıkkın.

Yine konuşursunuz siz.

Belki de en doğrusu budur.

Ne? Küs mü kalacaksınız?

Nesrin teyze var ya bu sefer fena kızdı.

Dönüş'ü okuldan alırım falan dedi ya.

(Derya) Yok artık, okumayacak mı Dönüş?

Öyle değil tabii de.

Okulunu değiştirebilirmiş.

Hay Allah'ım ya! Fena taktı annem size.

Uzak duracağım Dönüş'ten, uğraşmayacağım artık onunla.

Belki Dönüş annem yüzünden tuhaf davranıyordur.

Sordum yok öyle bir şey dedi.

Seni üzmemek için söylemiş olabilir mi?

Belki seninle aynı hisler içindedir.

Sen haklıydın galiba.

Bu işin altında başka bir şey var.

Acaba annem annene küsmüş olabilir mi? Uzun zamandır görüşmüyorlar.

Yok canım, sanmıyorum. Öyle olsaydı annem söylerdi.

Hem babam niye karışsın ki?

O da doğru.

Ben bir gidip halamla konuşacağım. Belki o bir şey biliyordur.

Dönüş'e söyleme ama.

Bir de benim yüzümden annesiyle bozuşmasın.

Yok, merak etme, söylemem ben.

Küstü şimdi, barışmaz da benimle uzun bir süre.

(Gerilim müziği)

(Konuşma duyulmuyor)

(Gerilim müziği)

Mesut.

Türkan abla gidiyor.

Al.

Canım sana emanet artık.

Aa!

Mesut'un kuşu mu olacak?

Sana söz vermiştim ya.

Canım'a Mesut bakacak artık.

Beslesin, sevsin.

Canım'ı Mesut evine götürsün mü Sadık baba?

Tabii ki oğlum.

Türkan ablan onu sana verdi artık.

Gel.

Babacığım.

Güzel kızım, sen hiç merak etme, tamam mı?

Güle güle git.

-İyi günler Sadık baba. -(Sadık) Gerek yok, gel.

Kızım sana emanet.

Başüstüne.

-Hadi babacığım. -Hadi.

Hadi güle güle canım.

(Nezahat) Hadi bakalım.

Ben de mutfağı toplayayım abi.

("Gesi Bağları" çalıyor)

Ben çıkarım, sağ ol.

Ben kaptana eksik birkaç bir şey vardı onları almasını söylemiştim.

Gelir birazdan. Sen de bir ihtiyacı olursa söyle, gider alır.

Tamam. Teşekkür ederim.

-Ben gideyim mi o zaman? -Gidebilirsin.

Sen tek başına kalmak istediğine emin misin?

Evet, eminim. Ne var bunda?

Sorun yok. Gidebilirsin.

Peki. Görüşürüz o zaman.

Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Ne var oğlum bunların içinde, doldurdun buraya?

Abi bir dur, amma merak ettin ha.

-Ne olacak oğlum bu kitaplar? -Bu kitaplar var ya bu kitaplar...

...çok kıymetli bu kitaplar.

Sen yine ne iş çeviriyorsun?

Bizim Almanya'da ücretsiz dağıtıyor okullar çocuklara bu kitapları.

Ee?

-Almanya Fatih'in mi? -Evet, babamın tapulu malı.

(Fatih) Allah Allah ya.

Bu yarım akıllı nereden biliyor Almanya'yı?

Şu çocuğa ikide bir yarım akıllı deyip durma.

Tamam abi, öyle şey oldu yani. Kızma hemen.

Şöyle yakışıklı bir imza çakayım yeğenlerime değil mi?

Hediyem olsun.

Oğlum sen bunları satıyor musun?

Bizim de bir pazarımız olacak elbette.

Almanya değil burası, ücretsiz dağıtamam herhâlde.

Mesut, sana da imzalayayım mı bir tane?

-Almanya. -(Fatih) Evet.

Mesut hiç gitmedi Almanya.

Ben gittim de ne oldu ki?

Anne.

Baba.

Kardeş.

Almanya'da.

Ne diyorsun oğlum sen?

Mesut oğlum, o nereden bilsin senin anneni, babanı, kardeşini.

Bu çocuğun sülalesi Almanya'da.

Siz ondan sahip çıktınız çocuğa.

Sen nasıl konuşuyorsun, biz öyle insanlar mıyız?

Biz de daha yeni öğrendik.

Yok abi ondan demedim.

Neresindeler acaba?

Koca Almanya, bulunmaz ki.

Olsun, ben yine de konsolosluğa bir yazacağım, belki bir şeyler çıkar.

Sen o işi bana bırak abi. Benim bir sürü tanıdığım var Almanya'da.

-Oğlum sen sakın karışma buna. -Niye ya? Allah Allah!

Garibin ailesini bulalım, bir hayrımız dokunsun çocuğa.

Abi bir soruştursun ne olur, belki halleder.

Hayır hayır, ben konsolosluğa yazacağım.

Tamam sen yine yaz konsolosluğa. Ama şimdi benim orada...

...Türk mahallelerinde çevrem çok geniş.

Verin bir fotoğrafını, sorduralım iki koldan işte.

(Fatih) İyilik de yaramıyor sana ha.

Abi sen de inat etme, sorduruversin ne olur?

Yani.

İyi Nezahat, sen git yukarıdan fotoğraf makinesini al getir...

...dışarıda da çekelim çocuğun fotoğrafını.

Tamam.

Hadi bakalım.

Ne yapacağım ben ya?

Şu günler bir geçseydi.

(Kapı açıldı)

Bu saatte kamaraya tıkılırsan akşam çok sıkılırsın.

Niye geldin ki sen?

İhtiyacın olduğunda beni ya da aileni ararsın diye.

Peki, sağ ol.

Nasıl kullanıldığını sormayacak mısın?

Öğrenmiştim kullanmasını.

Peki.

Türkan, babana nasıl söyleyeceğiz? Ne zaman söyleyeceğiz?

Hafta ortasında bir kontrolleri var, o geçsin annemle bir yolunu bulacağız.

İyi de annen de baban da çok üzülecek.

Biliyorum. Ama atlatacağız bir şekilde.

Sen yine de kararını son bir kere düşün, olur mu?

Kararım kesin.

Düşünecek bir şey yok.

(Dönüş dış ses) Somer eniştem, kendini artık bizden biri gibi hissettiğini...

...ve bu ayrılık kararının sadece ablamı değil...

...hep özlemini çektiği o sıcak, büyük aileyi de kaybetmek olacağını...

...o sabah daha iyi anlamıştı.

Birini sevmek, onu her parçasıyla hayatına katmak...

...bir soluk gibi içine çekmektir.

Somer eniştem o sabah ablamı, her parçasıyla sevdiğini idrak etmişti.

Sevgi korkutur bazen, ucunda kaybetmek vardır çünkü.

(Fatih) Hadi bak çekiyorum...

Oğlum dur dur.

Dik dur oğlum şöyle dik dur, hah. Kafan da şöyle. Tamam.

(Fatih) Tamam, bak çekiyorum Mesut.

Ama Mesut!

Kurt mu var çocuğum oynama oynama. Bak böyle dur, sabit dur.

Hah, öyle dur tamam mı?

Hop bir, iki...

Kırpma kırpma! Gözünü böyle böyle yapma.

Böyle aç aç. Hah.

Bak çekiyorum.

Gül gül şimdi biraz mesut. Hah, aferin sana.

Aferin Mesut. (Telefon çalıyor)

Fatih, telefonun çalıyor.

Kimmiş o?

Yok bir şey abla, iş iş. Önemli değil.

Hadi şimdi bir iki tane de yakından çekeyim, hadi bakayım.

-Bitti mi? -Tamam bitti.

Dur! Dur şimdi bir tane de beni çek oğlumla.

Hadi dik dur oğlum, şöyle.

Çekiyorum bak.

Gülün azıcık gülün, hah.

Tamam.

Çok güzel oldu.

Ben bunları şimdi bir çıkarttırayım, tabettireyim.

Abla, onlarda bizim kızların da fotoğrafları vardı.

Tamam abi, onları da çıkartırım ayıpsın. Tamam mı?

Dur dur, makinayı nereye götürüyorsun? Ver şunu bana!

Yok şey olarak...

Hadi hadi, ben seni geçireyim Fatih Efendi.

(Fatih) Tamam içeriden de birkaç koli alayım bari gelmişken.

Tamam Fatih Efendi.

Gel gel aferin sana, aferin sana.

-Mesut'un da fotoğrafı olacak. -Tabii oğlum, tabii olacak.

Ha abla, bu bizim evin tapusu sende miydi?

Ne olacak tapu?

Bu çocuğun fotoğraflarını göndereceğiz ya...

...şimdi adres, ikamet, bir şey lazım olur diye.

Fatih, sen bizi iyice cahil belledin herhâlde.

Ne alakası var tapuyla ikametgâhın?

-Yani... -Evet?

Bana bak...

...eğer sen hâlâ hisse falan peşindeysen...

...yemin ediyorum kardeş falan anlamam, seni bir kalemde silerim.

Terbiyesiz seni! Öldürecek misin abimi?

Neyin peşindesin hâlâ, bu insanları bu kadar üzdün.

Tövbe de abla, Allah korusun nereye getirdin mevzuyu?

Biliyorum ben seni. Hadi anam, hadi Fatihciğim çık.

(Kapı vuruldu)

-Beni çağırmışsınız Müdür Bey. -Buyurun gelin hocam.

Nesrin Hoca'm ikinci basamağa girecek öğrencilerimize bu test kitaplarından...

...ücretsiz dağıtmayı düşünüyorum. Döner sermayeden karşılayabiliriz.

Gayet iyi düşünmüşsünüz hocam.

Yurt dışı yayını, faydalı olur çocuklara. Buyurun bir de siz inceleyin lütfen.

Tabii.

-Fatih? -Yenge.

Müdür Bey, Nesrin Hoca Hanım abimin eşi olduğu için...

...size harika bir indirim yapacağım.

(Gerilim müziği)

Biz bunları alamayız Müdür Bey. Bunlar korsan yayın.

-Aa, öyle mi? -Yok yok.

-Tamamen orijinal bunlar. -Öyle mi?

Ters basılmış hocam, al bu da boş sayfa.

Böyle bandrol mü olur?

Korsan yayıncılık bir suçtur. Bence ihbar edelim.

Hay Allah, Fatih Bey eşinizin kardeşi, nasıl olacak şimdi?

Ben yerinden orijinal getirttim Müdür Bey.

Bir sıkıntı varsa hiç benlik değil yani.

Yenge ne ihbarı falan, aileyiz biz sonuçta.

Bence biz gereğini yapalım Fatih, sorumlusu kimse onlar bulur...

...gereğini de yaparlar.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Ee, maaşım ne olacak peki?

Bunları konuşmadık hiç.

Asistan maaşlarına bakarız, neyse...

...ona göre küçük bir de iyileştirme yaparız.

Küçük bir iyileştirme mi?

Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?

Ben daha bir rakam bile söylemedim. Sen neye itiraz ediyorsun?

Siz bana bir planınızı anlatın önce.

Ben gerçekten neyin içinde olduğumu bilmek istiyorum.

Somer'in yakınında olmak isteniyor muydun?

Asistan yalanıyla etrafında dönüp duruyordun ya işte şimdi gerçek oldu.

Sana kayıtsız kalmayacaktır.

Buna şüphem yok.

Kızgınlığı geçince bana dönecek, eminim.

O biraz zaman alabilir.

Şu anda Türkan'la boşanmayı istemiyor.

Ne?

Ayrılmışlardı?

Evliliğine bir şans daha verecekmiş.

(Rüçhan) Ama bu seni korkutmasın.

Aşk denilen duygu öyle kolay kolay gitmez.

Somer'in sana zaafı da var, elbet bir gün yenilecektir.

Al, bunu götür, Somer de imzalasın.

-(Özer) Türkan! -Özer Baba?

-Otur otur, otur rahatsız olma. -Lütfen buyurun.

(Özer) Sağ olasın.

-Nasılsın? -İyiyim, siz nasılsınız?

İyiyim sağ ol.

-Da Somer nerede? -Evde.

Nasıl yani? Seni burada bir başına bırakıp eve mi gitti?

-Ben arayayım şunu bir. -Yok yok, aramayın.

Ben rica ettim, yalnız kalmak istedim.

Anladım.

Ee?

-En son ne karar verdiniz Somer'le? -Ayrılacağız.

Mahkeme pazartesi günü.

-İyi düşündünüz mü? -Somer boşanmak istemiyor.

Ama ben kararlıyım Özer Baba.

Kızgınsın değil mi?

Kızgındım.

Ama çabalarımım boşa olduğunu anlayınca...

...umutlarım tükendi.

Bence onca çaban hiç boşa gitmedi biliyor musun?

Gerçekten eğer öyle olsa...

...Somer evliliği sürdürmek istemezdi değil mi?

Yaşanan onca şeyden sonra bir anlamı yok artık.

Türkan son bir adım daha atsan, yani yeni bir sayfa açsanız.

Yeni bir sayfaya başlasak da hiçbir şeyin değişmeyeceğini öğrendim ben.

Kırıldın.

Yıprandın.

Onun için de umutsuzsun tabii.

Evet.

İnsanların birbirini çok kolay yaraladığını öğrendim.

Sonra pişmanlıkla sarmalayıp...

...iyileşmesini beklediklerini gördüm.

Sanki iyi niyetle yapılıyormuş gibi.

Evet, yara belki iyileşiyor...

...ama sevgisizlik telafi edilmiyor.

İz bırakıyor.

(Rüçhan dış ses) Onca yılın telafisi için...

...seninle geçirecek bir ömrüm daha yok benim.

(Geçiş sesi)

Pişmanım demeye...

...sevgisizliğimi hatırladım demeye korkuyor musun?

Neyin telafisi bu?

(Geçiş sesi)

Biraz anlayış göstermen lazım. Çok üzüldü, çok incindi.

Babasını kaybediyordu az daha, biliyorsun.

Ben zaten anlayış gösteriyorum ve asla kızmıyorum da.

Benim tek istediğim yanında olduğumu bilsin, bana biraz güvensin.

Aslında o biraz annenin bana yaptığına da takıldı.

Ben o konuyu konuştum bu arada, o konu kapandı.

Size de dediğim gibi, bir anlık öfkeyle söylemiş öyle.

İşte bir anlık öfkeyle insanların onuru ayaklar altına alınmamalı.

Ama sonuçta sizin mutluluğunuz, evliliğiniz için ben bunu sineye çektim.

Yine çekerim.

Hangi anne çocuğunun yuvasının dağılmasını ister ki?

Ne deseniz haklısınız Nesrin Hanım.

Sizin Türkan'la ayrı eve çıkmanız lazım.

Sen ne yap et, Türkan'a ayrı bir ev aç.

Bu saatten sonra annenle aynı çatı altında kalamaz.

Ben zaten her şeye varım.

Yeter ki Türkan bana inansın, mahkemeye gitmesin.

Nereye?

Mahkemeye.

Ne mahkemesi?

Size söylemedi mi?

Hayır.

Nesrin Hanım ben...

...Türkan'a boşanma davası açmıştım.

(Somer) Tarih falan da vermişler, geri alamıyoruz şimdi.

-Sen ne diyorsun oğlum? -Bir anlık bir şeydi.

Ama ikimiz de mahkemeye gitmezsek eğer dava düşüyormuş.

Fakat Türkan ayrılma konusunda çok ısrarcı.

Bir bu eksikti, hay bir bu eksikti!

İnanın çok pişmanım.

Kamarana gir, kapını da sıkı sıkı kapat, tamam mı?

Telefonu da yanından ayırma. Somer Bey iyi akıl etmiş, getirmiş onu.

Merak etmeyin, ben bir şey olursa hemen ararım.

-Sağ ol, görüşürüz. -Teşekkür ederim Özer Baba.

(Duygusal müzik)

(Somer dış ses) Ben o davayı açarak...

ne kadar büyük bir hata yaptığımın farkına vardım.

Ve bundan böyle de hayatta gerçekten ne istediğimi çok iyi biliyorum.

Senin bundan sonra karşında gelgitleri olan, kararsız Somer olmayacak.

Boşanmayacağız, ben o davayı geri çekeceğim ve yeniden deneyeceğiz.

Korkup kaçtığım şeylerle yüzleşmeye başladım.

Asla dememeyi öğrendim.

Sen bana bu tokadı çok önceden atmıştın aslında Türkan.

(Duygusal müzik)

Şuna bak ya, başarınızın mimarı amcanızdan hediye, diye yazmış bir de.

-Neyin mimarıysa artık. Sana ne yazmış? -Aynısını.

Bu adam kendini ne sanıyor?

Fatih, Mesut'un fotoğrafını çekti.

Fotoğraf Almanya'ya gidecek, Mesut burada kalacak.

Bizim makinadaki filmi de almış. İnşallah fotoğrafları getirir.

Yok yok, ben söyledim bastırıp getirecek.

Zaten Mesut'un fotoğrafı çok önemli, yazışmaya koyacağız.

Fatih, anne babayı bulacak mı Sadık baba?

İnşallah oğlum inşallah.

Mesut okuma yazma bilecek...

...mektup yollayacak Almanya'ya.

Mesut, bugün okuma yazma çalışmadık.

Hadi kalk, defterini al da çalışalım.

Güle güle.

Aferin kızıma.

Oo!

Bu ilaçlar da bitiyor, şimdi yazdırmak lazım, bir sürü mesai.

-Baba. -Efendim.

Siz Doktor Metin amcayla küs müsünüz?

O nereden çıktı kızım?

Eskisi gibi gidip gelmiyoruz da o yüzden sordum.

Kızım, adamcağız çok yoğun çalışıyor.

Baba, senin ilaçlarını Doktor Metin amca yazsa?

Ben yarın Serdar'a söylerim, alır getirir.

(Sadık) Derya...

...Metin amcan çocuk doktoru.

Tamam, ben unuttum onu da.

Sizin aranızda bir sorun yok ama değil mi?

Yok, niye sordun?

Yani annesiyle falan bir sıkıntınız yok Serdar'ın.

Yok, sen niye durup dururken bunları soruyorsun?

Hiç, öylesine. Ben gidip test çözeyim.

Ben yoluna girmesi için elimden geleni yapacağım.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.

Rica ederim oğlum.

İnşallah yoluna girer.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Hay Allah'ım ya, hay!

Sen benim çocuğumun yuvasını koru Allah'ım.

Düşmana, insanlara laf söz verme ya Rabb'i.

-Hah, gitti mi Somer? -Gitti.

Türkan spor ayakkabılarını unutmuş da teknede rahat ediyormuş, onları aldı.

İyi.

Somer inat etmese de eve dönseler.

Bunlar hep teknede mi yaşayacak?

Ev tutacakmış.

Aa çok iyi. Çok iyi düşünmüş, sevindim buna.

Çocuklar bir an önce evlerine geçsin, herkes yuvasını bilsin...

...biz de bir huzura erelim.

İnşallah, İnşallah!

Nesrin...

...biz Doktor Metin'le bir şey mi yaşadık?

Yok.

Derya, siz Doktor Metin'le küs müsünüz, dedi, nereden aklına geldiyse?

Senin çete yine iş başında.

Ne yapmaya çalışıyor?

Ben şimdi Serdar'la Dönüş'ün görüşmesini pek istemiyorum ya.

Nedenini çözmeye çalışıyorlar.

Bence sen de fazla üstlerine gitme. Sonuçta genç bunlar.

İnat yaparlar daha kötü olur.

Bilmiyorum.

Ben baştan uyarımı yapayım, önlemimi alayım da.

Neme lazım.

(Dönüş dış ses) Bir kadın, kendini en çok ne zaman yalnız hisseder?

Hayatında kimse yokken mi...

...yoksa büyük bir aile ve evlilik içinde bir başına olduğunu düşündüğünde mi?

Gerçek yalnızlık, sevilmediğini, önemsenmediğini...

...sevdikleri için göze aldıklarının...

...emeğinin bir anlamının olmadığını sandığı o anda hissettiğidir çoğu zaman.

Kocaman, karanlık bir denizde...

...bir başına kalmak gibidir o zannediş.

(Duygusal müzik)

(Tıkırtı sesi)

Hi!

Kaptan Bey!

Siz misiniz?

(Tıkırtı sesi)

Kaptan!

(Tıkırtı sesi)

Hi!

(Tıkırtı sesi)

Ben numarasını kaydetmedim ki Somer'in.

Allah'ım inşallah kaydetmiştir.

Hah.

-Alo Somer. -(Somer ses) Efendim.

Neredesin?

(Somer esniyor)

-(Somer ses) Yatıyorum evde, ne oldu? -Somer buraya gelir misin?

-(Somer ses) Niye geleceğim? -Gel işte.

(Somer ses) Ben oradayken git diyorsun.

Uf, Somer uzatma gel işte.

(Somer ses) Bir şey mi oldu?

Korkuyorum, sesler duydum tuhaf tuhaf.

(Somer ses) Korkacak bir şey yok. Kapatıyorum ben, yat uyu, iyi geceler.

Dur dur, kapatma kapatma!

Gerçekten Somer, teknede birileri var galiba.

Hırsız falan olabilir, kaptan değil ama.

(Türkan ses) Somer ne olursun gel. Çok korkuyorum.

Peki geliyorum.

Somer ne olur çabuk gel, çabuk gel.

(Tıkırtı sesi)

Ay!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bakıyorum da bu evi terk edemiyorsun?

Konuşmak istedim aslında.

Mevzu ikimiz değiliz anladığım kadarıyla.

-Mine. -Anladım.

Zeytinliğe gelmiş bugün, asistanın olduğunu söylemiş?

Evet, ben verdim talimatı.

Sırada ne var Rüçhan ha?

Hazır Somer'le ipleri koparmışken ne bu şimdi?

Yakınımda tutmak istiyorum.

Sen Türkan'a kızgınsın, Mine'yle oyun oynuyorsun değil mi?

(Özer) Gerek var mı buna?

(Özer) Somer, Türkan'la devam etmeye karar verdi.

İstediğimiz bu değil miydi? Oldu işte.

Ayrıca sen de inadı bırakıp şu kızın ailesiyle...

...aradaki gerginliğe bir son versen?

-Ben mi son vereceğim? -(Özer) Elbette.

Olmadık suçlamalarla insanları kıran sensin.

Ayrıca Nesrin Hanım'dan bir özür dileyebilirsin mesela.

Asla!

İyi geceler.

Somer! Somer sen mi geldin?

(Dalga sesi)

(Müzik)

-Hi! -Benim!

(Türkan hızlı hızlı soluyor)

Çok korktum.

-Çok korktum Somer. -Hişt, tamam tamam.

Tamam korkma geçti.

Niye seslenmedin?

Duymadım.

-Ben söyledim ya Somer diye. -Tamam, kızma. Gel.

-Gelmiyorum. -İyi, ben gideyim o zaman.

Hayır! Sakın!

Burada kal.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Sen niye geldin?

Sen de mi burada yatacaksın?

Türkan güvertede mi yatayım? Dışarısı esiyor. Hasta mı olayım?

İyi.

Tamam.

(Müzik)

Artık korkmazsın herhâlde?

Yok.

(Müzik)

-Görüşürüz baba. -Görüşürüz.

Babacığım.

Kendine dikkat et.

Sen de. Allah zihin açıklığı versin çocuklar.

-İyi dersler. -Hoşça kal Mesut.

(Mesut) Güle güle.

Sadıkcığım ilaçlarını saatinde al. Ben hazırladım.

Sen unutsan da zaten Nezahat hatırlar, onları halleder.

Nesrinciğim tamam. Her gün aynı şeyleri söylüyorsun.

Olsun, benim içim rahat etmez. Sadık...

...sana hazırladığım yemekler dışında hiçbir şey yemeyeceksin.

Diyetini bozmayacaksın, anlaştık mı?

Tamam.

Lütfen söz ver.

Tabii. Hadi güle güle.

Güle güle.

(İç çekti)

Ee, Mesut şimdi ne yapıyoruz?

Ne yapıyoruz?

Mantı yiyoruz.

-Biz mantı seviyoruz. -Gel, gel.

Şimdi mantı yapacağız fakat bu ikimizin arasında kalacak.

Nesrin teyzeye söylemek yok. Bu ikimizin arasında bir sır. Tamam mı?

Bizim sırrımız.

Hadi.

(Müzik)

Teknenin gecesi korkutucudur ama...

...gündüzü bir o kadar keyiflidir.

Yaa, tabii!

(Gerilim müziği)

Mine.

-Merhaba. Afiyet olsun. -Teşekkürler. Gelsene. Buyur.

(Müzik)

Burası ne güzelmiş.

Somer o kadar birlikte çalıştık, bir bana kısmet olmadı teknenle gezmek.

Çay içer misin? Ya da bize kahvaltıya eşlik et.

-Yok. Çay sevmem ama kahve varsa... -Kahve yok.

Peki. Sorun değil.

Somer...

...şirketten geliyorum. Bu evrakları imzalaman gerekiyormuş.

Bunu sen niye getirdin?

Sen artık benimle çalışmıyorsun ya.

Sen bilmiyorsun tabii.

Rüçhan Hanım'ın asistanlığına başladım.

(Mine) Annenden böyle bir teklif gelince kıramadım.

Hayırlı olsun.

Teşekkür ederim.

Ee, sizin keyifler yerinde galiba? Böyle karı koca birlikte. Oh, mis!

(Müzik)

Kızlar benim biraz işim var.

-Siz okula gidin geliyorum. -Aa! Nereye anne?

Ablana uğrayacağım. Bir de boşanma davası çıktı.

Pazartesiye gün almışlar.

Anne mutlu değilse ayrılsınlar. Bunda ne var ki?

Kızım evlilik böyle bir şey değil.

Rüçhan öyle söyledi, bilmem kim şöyle söyledi diye yuva mı yıkılırmış!

Siz böyle şeylerden anlamazsınız. Hadi.

Somer enişte ablama çok düşkündü. Ne oldu şimdi?

Nereden çıktı boşanma davası?

Bilmiyorum ki Dönüş. Bu kız bana ne zaman söyleyecekti?

Tamam anne. Sen de ablama hemen kızma.

Siz karışmayın. Hadi okula.

-Ablama selam söyle. -Söylerim anneciğim.

-Derya sana ne oldu? -Boş ver.

Nasıl boş ver? Ne oldu? Anlat hadi.

Aptalım ben. Vallahi. Su katılmamış aptalım.

Deryacığım bazı zamanlar dünyadaki en gıcık insan olabilirsin...

...ama aptal asla değilsin. -Sağ ol.

Hadi söyle şimdi. Sana Hakan mı bir şey yaptı?

Dönüş sen de sorup durma.

Derya, bana bak bakayım. Ne oldu? Senin canını mı sıktı?

Ben aptalım diyorum, sen bana inanmıyorsun.

Sevgilim değil, bir şeyim değil, kendi kendime gelin güvey oldum.

Bir de kıskançlık krizine girip hesap sormaya kalktım.

Ama siz çıkıyor gibiydiniz.

Ben de öyle sanıyordum ama yokmuş öyle bir şey.

Çok utanıyorum. Kendimden nefret ediyorum.

Derya...

Keşke Hakan'a hislerini bu kadar belli etmeseydin.

Dönüş ne güzel teselli ediyorsun ya!

Hadi.

(Müzik)

Türkancığım...

...müsait olunca bir ara da seninle biraz sohbet edelim. Ne dersin?

Olur. Tabii, seve seve.

Mine bir bekler misin?

Sokakta yaşlı bir teyzeden hediye almıştım.

Seni görmüşken vereyim.

Bebeğiniz için.

(Duygusal müzik)

Çok incesin Somer. Çok sağ ol.

Açsana.

(Duygusal müzik)

Çok güzel görünüyorlar.

-(Türkan) Bebeğin güle güle giysin. -Teşekkürler canım.

Ben müsaade isteyeyim.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Devam edelim mi?

(Türkan) Olur.

-Afiyet olsun. -(Türkan) Sağ ol.

(Müzik)

Sevgilim.

-Ne o, şimdi de beni mi takip ediyorsun? -Yoo. Teknemi görmeye geldim.

Hatta gel, sana da göstereyim.

-Sen burada ne yapıyordun? -Dolaşmaya çıktım Nihat.

Deniz havası alayım dedim biraz. Ne var bunda?

İyi.

İyi yaptın.

(İç çekti)

Hadi gel.

(Gerilim müziği)

Nesrin Hanım.

Sağ ol Somerciğim.

Teşekkür ederim. Türkan yok mu?

Birazdan gelir. Siz buyurun, lütfen oturun.

Tamam canım.

-İyi günler. -Görüşürüz.

-Anneciğim. -Türkan.

Hoş geldin.

-Rahat mısın böyle? -Rahatım.

Ben de yeni çay demlemiştim. Hemen koyuyorum.

Yok, otur. Seninle konuşacağım.

Anne senin canın mı sıkkın?

Türkancığım seninle bunu daha yeni konuşmadık mı?

Hani benden bir şey saklamayacaksın?

Ne oldu?

Somer boşanma davası açmış.

Bana ne zaman söyleyecektin? Mahkemeden sonra mı?

Hani her şey yolundaydı? Bana öyle demiştin.

-Öyleydi ama... -Ee, sonra ne oldu?

Öbür aklınız geldi, boşanalım mı dediniz?

Kızım sen bana hiçbir şey söylemeden kendi kendine mahkemeye gidip...

...boşanacak mıydın?

Bana ne zaman söyleyecektin?

Tebligat mı geldi?

Yoksa babam mı duydu?

Bak, baban duyacak diye nasıl korkuyorsun!

Hayır, daha duymadı ama yarın, öbür gün öğrenecek.

Somer mi söyledi?

Evet, pişman olmuş ama sen boşanalım diye tutturmuşsun.

Anne benim de bir onurum, gururum var.

Ayrıca Rüçhan Hanım'ın sana yaptıklarını hâlâ hazmedemiyorum.

Türkan o benim meselem.

Senin evliliğini, yuvanı, mutluluğunu yıkman için bir neden değil.

Ben ayrıca Somer'e de çok kızgınım.

Olanlar yüzünden biraz gerilmişsiniz. O da bir hata yapmış.

Ama iyiydiniz kızım. Anne, çocuk istiyor diye yanıma geldin.

En ufak şeyde adliye kapısına koşulmaz ki. İnadı bırak yavrum.

Anne!

Neyse ki hatasını anlamış, pişman olmuş.

Pişmanlık değil bu anne. Somer sadece bana acıyor.

Kızım nereden çıkarıyorsun acıyor falan laflarını?

Çocuk sana acıyor olsa seni babanın evine bırakıp gider.

Seviyor ki pişman oldum diyor. Vazgeçirin diyor.

Ayrı ev açacağım diyor. Onun mutluluğu, huzuru için...

...her şeyi yapmaya hazırım diyor. -Evle bitse keşke.

Somer bir kere bile gözlerimin içine bakıp beni sevdiğini söylemedi ki anne.

Bunu söyleyince her şey düzelecek, değil mi?

Ben Somer'e inanmak istiyorum.

Beni gördüğünü, duyduğunu bilmek istiyorum.

Var olduğumu hissetmek istiyorum. Neden anlamıyorsun anne?

Türkan siz birbirinize âşık olarak evlenmediniz kızım.

Ne konuştuk biz seninle?

Birbirinizi zamanla tanıyacaksınız, dedim. Anlayacaksınız dedim.

Sevmek zaman ister, dedim. Öyle bir çırpıda olmaz, dedim.

O seni henüz tanımıyor, dedim.

Bak, şimdi Somer'e Türkan dediğin zaman gözlerinin içi parlıyor.

O zamanki Somer'le şimdiki Somer arasında dağlar kadar fark var.

-Ama benim göremediğim... -Türkan seni sevmese...

...o mahkemeden vazgeçmez kızım. Bitsin gitsin der.

Anne ona inanmıyorum. O yüzden bu evlilik bitecek.

Bunu babana nasıl açıklayacaksın?

Anne, ben babamla konuşurum. Babam beni anlar. Hem o bana söylemişti.

Mutsuz olursan bu evin kapısı sana her zaman açık demişti.

Baban kapıyı açtı diye sen de evliliğini yık hemen!

Türkan olur mu böyle şey!

Anne ben dayanamıyorum artık. Neden anlamıyorsun?

Sen evliliği ne sanıyorsun kızım?

İstediğin zaman kapıyı çarpıp babanın evine gidemezsin.

Daha dün bir, bugün iki. Sen hemen pes ediyorsun yavrum.

Ben çok mücadele ettim anne. Sen bilmiyorsun.

Bu mu mücadele?

Seni seven, isteyen kocana karşı sırtını dönmek mi?

Bu neyin inadı? Bu neyin şımarıklığı Türkan?

-Anne bana haksızlık ediyorsun. -Haksızlığı sen bize karşı ediyorsun.

Baban daha yeni ayaklandı kızım.

Bir de karşıma geçmişsin ben boşanacağım, diyorsun.

Yazıklar olsun sana! Vallahi en sonunda canıma getireceksiniz!

Siz de kurtulacaksınız, ben de.

-Anne o nasıl söz öyle! -Dinlemek istemiyorum artık. Tamam kızım.

Anne.

(Müzik)

(Kuşlar ötüyor)

Rüçhan Hanım.

Bu hâlin ne? Sokakta mı yattın?

Karakolda.

Karakolda yattım.

Üstüne değişseydin bari.

Vakit olmadı.

-Karakola niye düştün? -Yanlış anlaşılma.

Tamamen yanlış anlaşılma.

Derdimi anlatana kadar zaten sabah oldu.

Sizin aile de maşallah hep yanlış anlaşılıyor.

Bir doğru anlayan çıkmadı.

Ben bu evrakları...

...şey ettim de...

Sizin avukat imzala dedi; imzaladım, getirdim.

O dava hemen şimdi açılacak, değil mi?

-Seni kararlı gördüm. -Kararlıyım. Çok kararlıyım.

Hemen açılsın o dava. Benim kadar mülayim bir adamı...

...çileden çıkardı bu Nesrin Hoca Hanım. -O mevzular beni hiç ilgilendirmiyor.

Sizin meseleniz. Beni ilgilendiren bu evraklar tamam mı? Tamam.

Evet, gidebilirsin.

-O zaman ben sizden haber bekliyorum. -Güle güle.

(Gerilim müziği)

-Efendim? -(Fatih ses) Abla ne yapıyorsun?

İyiyim. Abimlere geçeceğim. Ne oldu?

Dur, geçme. Şofbeni yaksana, banyo yapacağım. Karakoldan yeni çıktım.

Karakoldan mı?

Fatih sen ne işler karıştırıyorsun oğlum?

Bütün gece soru sordular zaten. Bir de sen yapma ne olur.

Hadi kapatıyorum, 'tschüss'. Yarım saate oradayım.

Bugün de ona gideceğim, onda kalacağım.

Acayip güzel vakit geçiriyoruz. Bizim okuldaki tıfıllara da hiç benzemiyor.

Vallahi okulda çok belli etme istersen.

11-A'daki Derya da ona fena yanık. Bayağı âşık yani.

Biliyorum onu. Antrenmanı izlerken Hakan'ın yanına gitti...

...salak salak bir şeyler söyledi ya.

(Canan) Vallahi ezerim onu. Hiç öyle havalara girmesin.

(Gerilim müziği)

Bir ez de göreyim bakayım nasıl eziyorsun?

Yürü git kızım ya! Çoluk çocukla uğraştırma beni.

-Sen kime çoluk çocuk diyorsun! -Ah!

Bir de Hakan'a göz kırpıyor!

Çek ellerini!

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Çığlık atıyorlar)

Ay, ne yapıyorsunuz siz burada?

Dönüş! Dönüş!

Çekil!

Dönüş! Derya... Derya, Canan'ı dövüyor. Yetiş!

Ne? Derya!

Ah!

Kızlar ayrılın bence.

Derya bırak! (Çığlıklar atıyorlar)

Kalk!

-Parçalarım ha! -Sus! Saçmalama!

Ay, yazık ya! Derya kızı ne hâle getirmişsin!

Kızım seni bu okuldan attıracağım. Göreceksin günü.

-Nasıl attırıyorsan attır bakalım! -Derya sus! Sus artık! Hadi!

Senin o saçlarını bir daha böyle yolarım kızım!

-Derya sus artık. -Okuldan attır! Sen de bırak beni.

Gününü göreceksin!

Tamam.

Saçlarını bir topla istersen. Dağılmış. Sakin.

Türkan'ın sana inanmaya, güvenmeye ihtiyacı var oğlum.

(İç çekti) İyi de vakit yok baba. Artık çok geç.

Mahkeme de Türkan da dava için çok sabırsız.

Ne yapacağım, bilmiyorum.

(Gerilim müziği)

İhtiyacın olan bilgileri içeride Arif Bey'den alabilirsin.

Peki.

Anne!

Nasıl gidiyor?

İyi de asıl Mine'yle senin nasıl gidiyor?

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Ben onu senin için işe aldım oğlum.

Anne sen aylardır her seferinde Mine'nin bütün hatalarını...

...gözüme sokmaya çalışıyorsun. Sen şimdi ne yapmaya çalışıyorsun?

Senin aklının hâlâ onda olduğunu düşünüyorum.

Ona da bir fırsat verdim.

İnsan sakınmadan hareket ettiğinde kendini ortaya daha net koyar.

Son zamanlarda hepimizin de ihtiyaç duyduğu şey bu değil mi?

Seni sana bıraktım.

Ben, Mine'yi burada istemiyorum.

İşte tam da söylemeye çalıştığım bu.

Rahatla. Kendini baskı altında hissetme.

Gitmesi gereken gider oğlum. Kalan kalır.

-Anne. -Başka işlerim var.

(Gerilim müziği)

Üf...

Müdür Bey beni aradı. Gelin, bir konuşalım dedi.

İkinizle ilgisi var mı?

Yok anneciğim.

Bizimle ne ilgisi olabilir ki?

Senin alnına ne oldu?

Şey... Anne sivilcem çıktı da biraz yoldum.

Kızım sana kaç kere söylüyorum. Oynama, leke kalacak diyorum.

Güzelce temizle, üstüne kantaron yağı sür. Yemeğini yer yemez ders başına, tamam?

Galiba annem sana diyor Derya.

Sonuçta benim hazırlanacak bir sınavım olmadığı için ders çalışmama gerek yok.

Kızım sen mezun olmayacak mısın? Ortalamanı yükseltsen ne olur?

Hadi.

-Beni kesin Canan bozuntusu şikâyet etti. -Derya yapmayacaktın vallahi.

Kızın babası da zenginmiş. İnşallah seni şikâyet etmez.

Of ya! Ben bu kafayla nasıl test çözeceğim?

Benim test kitabım nerede?

İçeride masada kaldı herhâlde.

Üf...

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Dönüş dış ses) Anne olmadan önce sen kimdin anne?

Nasıl bir kız çocuğuydun?

Ne hayaller kurmuştun?

Denize bakan o dalgın gözlerinde neler saklıydı?

Nelerden vazgeçmiştin?

Hayallerinle hayatın sana verdikleri birbirine kavuştu mu?

Bir çiçek...

...bir hediye teselli etti mi kadrinin bilinmediği yılları.

Açtığın kapıya, yaptığın yemeğe...

...kurduğun dünyaya sessiz kalışlarımızı telafi etti mi?

Sen anneni sevdin mi?

Onu özlüyor musun?

Çocuklar zihninde ne çok soru saklar.

Ve annelerin kucakları ne çok yanıt doludur.

Seni anlamak belki çok zor.

Belki dediğin gibi seni anne olunca anlayacağım.

Şimdi kızdığım birçok şeyin nedenini senin yaşına gelince çözeceğim.

Senin sessiz kabullenişini belki bir gün bir evlat yaşatacak bana.

Ya da değiştirmek için çabaladığın güçlükleri.

Senin gücünü o gün daha iyi anlayacağım.

Dünyamı güzelleştirme çabana...

...bir çiçekle teşekkür yetmez, biliyorum.

Bana bıraktığın her güzel şeyle...

...seni nesiller boyu yaşatmaya söz veriyorum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Anneciğim. -Teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

(Duygusal müzik)

Aa, Somer!

-Hoş geldin Somer. -Merhaba.

Anneler gününüz kutlu olsun.

-Siz çok değerli bir annesiniz. -Teşekkür ederim.

Bütün anneler.

Ama ben anne değilim ki.

Sen de bir gün anne olacaksın.

Belki bir gün.

Teşekkür ederim.

Sadık pasta yiyebilir. Bu tehlikeye engel olmam lazım.

Şapkamı da aldım.

-Yardımcı olayım mı? -Hayır yavrum, sağ ol.

Biraz oturup konuşalım mı?

Olur.

(Duygusal müzik)

Eğer boşanmaya kararlıysan...

...bunu babana mahkemeden önce söylemeliyiz.

Dilersen bugün birlikte konuşalım.

Neden bugün?

Çünkü boşandıktan sonra beni bir daha asla görmeyeceksin.

Ben de seni böyle bir durumun içerisinde tek başına bırakmak istemem.

Ben babamla mahkemeden sonra konuşurum.

Senin olmana gerek yok.

Türkan sen ne ara bana bu kadar düşman oldun?

Biz...

...birbirimizden en uzak olduğumuz zamanlarda bile bir şeyler paylaştık.

Konuşabildik.

Birlikte üzüldük.

Birlikte sevindik.

Yeri geldi saatlerce dertleştik.

Hatta seninle birlikteyken her şeyi unuttuğumuz anlar bile oldu.

Bunları hatırlatıp daha fazla canımı yakma lütfen.

Türkan...

...bana âşık mısın diye sorduğumda cevabını duymak istememiştim.

Korkmuştum.

Çünkü senden o kadar emindim ki.

Sevginden o kadar emindim ki.

Artık ben de korkuyorum Somer.

Yeniden aynı acının içinde yaşamaya cesaretim yok.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Mineciğim hazırlan, çıkalım.

Nereye?

İzmir'e. Annenin anneler gününü kutlamayacak mısın?

Ben başka bir zaman kutlarım. Çok işim var bugün.

Yalanın ortaya çıkacak diye mi korkuyorsun?

Gerçekten neden bahsettiğini anlamıyorum Nihat.

Gayet iyi anladın bence.

Birbirimizi kandırmayalım artık.

Rüçhan'a neden gittin?

Versene ben bir arayayım.

(Telefon çalıyor)

-Alo. -Alo, abi neredesin? Müsait misin?

Teknedeyim. Ne oldu?

Abi biz Hakan'la yanına gelsek olur mu?

Gelin de... Hayırdır?

Gelince konuşsak?

-İyi tamam, hadi gelin. Laflarız biraz. -Tamam.

-Tamam, gelin diyor. -İyi, gidelim o zaman.

(Hep bir ağızdan) Anneler günün kutlu olsun halacığım!

Ay benim güzellerim, bir tanelerim, canlarım benim, tatlılarım.

-Şunlara bak. -Hala.

Ah canım benim. Ne kadar güzel çiçekler. Ohh!

-Seni çok seviyoruz halacığım. -Canım benim, teşekkür ederim.

-Niye zahmet ettiniz? -(Türkan) Olur mu öyle şey?

Ay çok güzel bir şey. Teşekkür ederim hayatım.

Rica ederim halacığım.

-Karıcığım. -Hikmetciğim?

(Nezahat) Teşekkür ederim.

Sen benim gönlümün sultanısın.

Bak üç tane dünya güzeli evladımız var. Ne mutlu bize.

(Nezahat) Çok şükür.

Yerim ben sizi bir tanelerim. Halanız size neler yaptı.

Şu kısır Dönüş'ün. Hala keki Derya'nın.

Elmalı kurabiye de Türkan'ımın.

-Hadi bakalım sofraya. -Peki ya bana?

Sana da acılı bir ezme, yanında da turşu.

-Eniştesin ya. -Oo!

Aa, görüyor musunuz heyecandan tabakları falan unutmuşum.

-(Nezahat) Gidip onları getireyim ben. -Ben de sana yardım edeyim.

Tamam canım çayları da koyarız. Hadi gel.

Ay, canım benim!

Hişt!

-Halam görmesin. -Enişte.

Hala bir şey soracağım?

Sor canım.

Annem Serdar'ın annesiyle görüşmüyor mu? Küstüler mi?

Yok, niye küssün ki?

Ee, annem, Serdar'la Dönüş'ün görüşmesini niye istemiyor peki?

Allah Allah!

Anneler, kızlarının erkek arkadaşları olmasını pek sevmezler. Ondandır.

O zaman bana da derdi Serdar'la görüşme diye.

Dönüş'e niye kızıyor peki?

Ayy, sen de hayatım, ne bileyim ben?

Annenin vardır bir bildiği hayatım.

Onun kadar kafam çalışsaydı ben de öğretmen olurdum.

Ee, sen bakayım şuradan çay tabaklarını ver.

Bence kesin bir şey var. Ben anladım, annem bir şeyler saklıyor.

Sen ne kadar meraklı oldun bakayım? Neyin peşindesin böyle?

Hadi, sen bunları al götür...

...ben de çayları doldurup geliyorum. Hadi güzelim benim.

(Fatih iç ses) Derya. Benim kızım Derya.

Kesin o.

(Hakan) Ya tüplü mangalda balık mı olur kardeşim?

Şöyle adamakıllı mangal olsaydı da ateş falan görseydik.

Abi neyse işte çevir hadi, yanmasın.

Sen çok biliyorsun değil mi?

Teknede mangal böyle yapılır beyler. Öğrenin.

Hadi siz bırakın onları.

Anlamıyorsunuz belli ki. Gidin içerideki mezeleri getirin hadi.

(Serdar) Hadi abi.

(İrfan) Oo, afiyet olsun beyler.

Sen... Ha, Sadık Bey'in...

Tamam, gel buyur beraber olsun.

Yok, rahatsızlık falan vermeyeyim şimdi ben.

Ya yok falan, falan. Gel sen.

Aslında fena olmaz ha.

Bende de bu karizmayla dertler derya olmuşken.

(İrfan) Ama çok oturmam ben. Yani bu tarz şeylerle pek aram yok.

Ya olur mu sen gel. Muhabbet ederiz sadece, bir şey olmaz.

Öyle olsun.

-(Somer) Dikkatli. -(İrfan) Hoppa!

-Gel. Hoş geldin. -(İrfan) Merhaba.

Hoş geldin abi.

Göreceğim ben biraz sonra ufak tefek dertleri.

Somer abi hayatının hatasını yaptı, farkında değil.

Oğlum niye gülüşüyorsunuz? Gidin içecekleri alın şu soğutucudan.

-(Somer) Sallanmayın. -Gitsene kardeşim ya!

Bana aynaya bak dedi, bana. Ben bakıyorum aynaya.

Çok şükür Rabb'im özene bezene yaratmış beni.

(İrfan) Sonra bana bak dedi.

Onu iyi mi dedi, kötü mü dedi tam anlamadım.

Ama hafif bir kinaye vardı edasında nazında.

Yok ya, o şiirdi.

Neyse, ben size şeyi anlattım mı?

Geçen gün, sarışın, güzelce bir hanımefendi, ince, uzun boylu...

...durdurdu benden imza istedi.

Evet anlattın İrfan. İlk onu anlattın ya.

Bir de siz Kadir İnanır'sınız diye tutturmasın mı bana.

İmza verdin gittin. Sonra evet, evet?

-Hah, verdim imzayı da öyle kurtuldum. -İyi kurtuldun yani?

Evet abi sonra da o abla seni beğenmemişti. Sonra?

Aman onlar naz, naz.

Ama bence beni beğendi yani.

(Somer) Beğenmiştir İrfan.

Beğenmediyse, gideceğim o kadının yakasına yapışacağım...

...diyeceğim ki bu adamı beğen.

Şimdi Somer Bey kardeşim...

...beni biliyorsunuz. Ben kibar, asil bir adamım.

Beklemesini bilirim.

Tabii ki de beklemek en doğrusu.

Haa...

...bir dakika ya, ben size onun kim olduğunu söylemedim değil mi?

Off! Söyle İrfan onu da söyle.

Ayla.

Ayla?

İşte sizin orada çalışan güzelce bir hanımefendi var ya?

Zeytin karası gözleri var. Ayla.

Gel İrfan gel.

Gel hadi. Hadi bakalım İrfan'a.

-(Hakan) Afiyet olsun. -(İrfan) Ayla'ya.

(Somer) Allah Allah. Ayla'ya hadi.

Ha, Sadıkcığım şimdi oraya gidiyoruz ama...

...perhizine orada da devam edeceksin.

-İçki içmek de yok. -(Nesrin) Yağlı kızartma da yok.

O zaman niye gidiyoruz?

Ekmeğimizi doğrayalım çorbamıza burada içelim.

Gel Sadık. Tamam de çıkalım, baş edilmez bunlarla.

Hadi iyi akşamlar çocuklar.

Yemeğinizi yiyin kızım.

-Tamam anne. -Hadi çocuklar.

-İyi eğlenceler. -Güle güle.

Oh, nihayet.

(Hakan) Vallahi kızlar hep aynı abi.

En ufak şeyde biz neyiz, o kim...

...biz ne oluyoruz? Hiç bitmiyor yani.

Hayır, Derya'yı da üzmek istemiyorum tabii de...

Ne bileyim işte ya?

Adam gibi duracaksın o zaman.

Ona göre davranacaksın.

Sen anlatsana abiciğim, ne oldu?

Abi umursamaz davrandım.

Yani alındı biraz farkındayım.

Ya ben kendimi affettiririm de...

Lisedeki kıza da gidip evlenme teklifi edecek hâlimiz yok yani değil mi?

(Somer) Saçmalama oğlum.

Bak abiciğim...

...şimdi burada oturuyoruz, konuşuyoruz ama...

Ya bu bahsettiğimiz kızlar benim baldızlarım.

Benim size ne yapmanız gerektiğini...

...ya da ne yapmamanız gerektiğini söylemem doğru olmaz.

Ama şunu biliyorum.

Eğer birini seviyorsan...

...peşinden sonuna kadar gideceksin.

Ama seviyorsan.

Ben de Dönüş'ün kalbini kırdım ya.

Acaba penceresinin altına gidip, ona şiir falan mı okusam?

Sever o öyle romantik şeyleri. Oy, çalı kuşum.

Allah Allah! Çalı kuşum diyor.

Oğlum siz delirdiniz mi?

Biriniz evleneceğim diyor, öbürü serenat yapacağım.

(Serdar) Vallahi haklısın abi.

Biz de kızları kırıp döküyoruz, sonra da pişman oluyoruz.

Bana fena fikir gibi gelmedi yani, hani.

Hani, yani.

Yani.

Hakan'a çok sinirliyim ya. Pis, gıcık. Bir de Canan delisi.

Deryacığım biraz sakin olmayı denesen mi acaba?

Hayır, fazla abartmışsın kızla kavga ederek.

Ne yapayım abla? Sinirim tepeme zıpladı.

Şu okul bir bitse, bir daha hiç kimseyi görmek zorunda kalmayacağız.

Bu sayede kimseye sinir de olmayacağız.

-Aa, ne oldu Dönüş? -Serdar'la arası bozuldu.

-Ne oldu yine? -Kalbimi kırdı biraz.

Dönüş fazla mı alınganlık yapıyorsun?

Sen de alınganlık yaparak üstüne gitme çocuğun.

Annem zaten fazlasıyla sıkıştırıyor biliyorsun.

Orası öyle de ne bileyim, kırıldım ben işte.

Abla sen esas yarın ne yapacaksın?

Bence gitmelisin. İnsan onuru, gururu için yaşar.

Neyse ne ya! Kararlı olmak lazım.

Bence gitme. Somer enişte çok üzgün.

Hem ben biliyorum, siz bir gün çok mutlu olacaksınız.

Bazı aşklar da böyle acıyla başlıyor işte.

Ama sizinki çok güzel olacak, ben eminim.

Dönüş o senin okuduğun romanlarda oluyor.

Deryacığım senin okuduğun romanlar da genelde gerilim, korku, cinayet oluyor.

Hiç boşuna tartışmayın, hayat ikisi de değil kızlar.

-(Somer) Bakın beyler... -Bu ses ne ya?

-Somer'in sesi değil mi o? -Yine kaçıracak seni. Aksiyona gel.

Ben sanki Serdar'ın sesini de duyuyor gibiyim.

(Serdar) İlk sen söyle, biz sana eşlik edeceğiz.

Oğlum niye ilk önce ben başlıyorum? Gelin hep beraber başlayalım işte.

Abi senin başlaman lazım. Olay sende şu anda.

(Somer) Ya benim dediğim gibi olacak.

Abi senin başlaman... Çıktılar, çıktılar.

-Hakan? -Somer?

Serdar?

"Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun"

"Benim aklım başımda değil"

"Sana söylediklerimi kafana takma ne olursun"

"Onlar ipe, sapa gelir şeyler değil"

"Seni sevmiyorum dedim yalandı"

"İstemiyorum artık, palavra"

"Ellerimde çiçekler, kapında sırılsıklam"

"Görürsen bir gün şaşırma"

"Beni böyle çaresiz, beni böyle derbeder"

"Beni böyle ortalarda bırakma"

-Abi devam. -Hişt, sakın yumuşamayın.

"Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun"

"Benim aklım başımda değil"

"Sana söylediklerimi kafana takma ne olursun"

"Onlar ipe, sapa gelir şeyler değil"

"Seni sevmiyorum dedim yalandı"

"İstemiyorum artık, palavra"

-Getirdim. -"Ellerimde çiçekler, kapında sırılsıklam"

-Bunlar ne Derya? -Su.

-Ne yapacağız bunları? -Dökeceğiz.

-Derya olmaz, hasta olurlar. -"Görürsen bir gün şaşırma"

Maden kapında sırılsıklam diyorlar, ıslanacaklar.

"Beni böyle çaresiz, beni böyle derbeder"

"Beni böyle ortalarda bırakma"

-Hadi. -Hadi.

"Ellerimde çiçekler, kapında sırılsıklam"

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Şu anda odasının camına çıkarsa...

...yarın mahkemeye gelmeyecek.

Abi hemen umudunu kaybetme.

Daha yeni ıslandık.

Sinirli ya şimdi, ondan abi.

(Serdar) Hadi gidelim abi.

-Aha çıktı, çıktı abi! -Kim çıktı kim?

(Duygusal müzik)

Gelmeyecek.

Ayrılmayacağız. Gelmeyecek.

Hadi gidelim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Dokuz buçukdaydı değil mi duruşma?

Gelme Türkan.

Gelme. Lütfen gelme.

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çaldı)

(Kapı açıldı)

(Kapı vuruldu)

-Nihat Bey hoş geldiniz. -Rüçhan Hanım...

-Ne ikram edelim size? -Hiçbir şey.

-Buyurun, oturun o zaman. -Lafı uzatmadan konuya gireceğim.

Peki, buyurun.

(Nihat) Sizinle bir anlaşma yapmıştık.

Ama siz her şeyi yıkıp, alt üst etmek için Mine'yi işe almışsınız.

Neden?

Şartlar değişti çünkü.

Mine karnında benim torunumu taşıyor.

O benim çocuğum. Sizin torununuz falan değil.

Bence bu pek mümkün görünmüyor.

Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz.

Bana bununla gelmekle çok büyük bir hata ettiniz.

Bu yoldan dönmezseniz, o çocuğun da...

...oğlunuzun da mezarını hazırlayın.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Gelmedi.

(Mübaşir) Davacı Somer Korman! Davalı Türkan Korman!

(Duygusal müzik)

Yetiştim. Merhaba ben Türkan Korman.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Oturabilirsiniz.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu)

Aa, ben annesiyim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Davacı Somer Korman.

Davalı Türkan Korman.

Davacının mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde...

...özetle davalı taraf ile...

...anlaşmalı boşanmaya karar verdiğini...

...bu evliliklerinden çocuklarının bulunmadığını...

...davalı eşiyle uzunca bir süredir devam etmekte olan...

...anlaşmazlıkların olduğunu...

...sosyal ve kültürel anlamda farklılıkların...

...zamanla ortaya çıktığını...

...ortak yaşamın çekilmez hâle geldiğini...

...bu nedenle boşanmalarına karar verilmesini...

...talep ve dava etmiştir.

Türkan Korman, davacı Somer Korman’ın...

...boşanma talebini kabul ediyor musunuz?

(Türkan iç ses) Ah Somer...

...evlenirken kabul ediyor musun diye sorduklarında da...

...böyle baksaydın bana keşke.

Bu bakışın için ne çok bekledim.

Kaybettiğini anladığında değil de sana ilk tutunduğumda baksaydın.

(Nesrin iç ses) Yapma kızım yapma.

Seni seviyor görmüyor musun? Yıkma yavrum yuvanı.

(Türkan iç ses) Annemle annen arasında bir pamuk ipliğiydik.

Bak kopuyoruz şimdi.

(Somer iç ses) Yapma Türkan.

Annen bile anladı seni kaybetmek istemediğimi.

Yapma ne olur.

(Duygusal müzik)

(Jenerik müziği)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Ece Naz Batmaz...

...Büşra Koçak - Nuray Ünal - Özgür Türk

İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat

Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.