Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Dönüş dış ses) Cesur olmak için korkmamak değil...
...korktuğun hâlde bir adım atabilmek...
...korkunun üzerine yürüyebilmek gerekirmiş.
Türkan ablamın korkusuna karşı attığı ilk adım...
...Rüçhan Hanım'a verdiği yanıttı.
(Müzik)
Canın çok yanacak.
Oraya gitmek istediğinden emin misin?
Evet, eminim.
Ne kadar canım yanarsa yansın Somer’e gidelim lütfen.
(Müzik)
Öyle çok özlemişim ki seninle böyle olmayı.
(Müzik)
(Kapı zili çaldı)
(Nesrin) Gel.
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Kusura bakma canım anca pişti bu sarmalar.
Olsun.
İçim içime sığmadı, sana anlatacaklarım var.
Hayrolsun.
Hadi gel.
Mesut, sen bu bardakları tam tabakların önüne doğru koy, tamam mı?
Tam tabakların önüne doğru koy.
Derya mı geldi kızım?
Bilmiyorum ki baba.
Nesrin kim geldi?
(Nesrin) Nezahat. Dolma getirmiş.
Hım.
Sadık baba, Mesut kardeşine yardım etti, bardak koydu.
Aferin benim oğluma.
Ee, kardeşin nerede kaldı kızım?
Baba Derya, Dilek’ten test kitabı alacaktı.
Herhâlde Dilek'in annesi yemeğe kal dediyse çıkamamıştır.
Vakitlice gelseydi ya. Bu saate kitap mı olur?
(Sadık) Üf!
Gel.
(Hakan) Kusura bakma biraz dağınık.
Geç.
Çantanı alayım.
Rahat et.
Geçsene.
Nasıl, odamı beğendin mi?
-Biraz dağınık gerçi ama. -Yok, güzel.
Ben şunlara bir tabak bulayım.
Rahatına bak.
(Müzik)
-Bu kız kim oğlum? -Ağır misafir kendisi.
İddiayı kazandım İbocuğum.
Motorları değişeceğiz, anahtarı göreyim.
Al. Yok ya!
Oldu. Oğlum sana bir şey diyeceğim.
-Bu kızın kaçıp gitmeyeceği ne malum? -Hiçbir yere gidemez.
Onun aklı fikri bende. Âşık oğlum bana, âşık.
Sen de benimle bahse girmezsin artık ha?
Kankacığım bence sen bu olaya erkenden sevinme, olur mu?
Sonuçta daha skorlar eşit, biliyorsun. Her şey bitmedi, belki ben kazanırım.
Hiç ağlama, altıda biter dedik, benim altıncı içeride.
(Hakan) Anahtarı alayım.
Al.
Sen bir bardak daha su iç bakayım, hadi.
Ha, yeni aldığın kaskı vestiyere bırakmayı unutma.
Odana geç, bizi rahatsız etme. Hadi çık.
İbo'nun selamı var.
-İbo kim? -Ev arkadaşım.
Yesene.
Teşekkürler. Sen de alsana.
Ama sen böyle tatlı tatlı bakarken ben fıstık yiyemem ki.
Fıstık üzülür.
Ah nasıl engel olmasın sen Türkan'a?
Böyle bir şeye nasıl izin verirsin?
Vallahi bir şey yapamadım. Ne dediysem hala yok, olmaz dedi.
Fatih'in önü sıra inat etti kız.
(Nezahat) Bana da sıkı sıkı tembih ettirdi...
...sakın annemlere söyleme diye.
Ama böyle şey söylenmez olur mu? İşte bak, geldim anlattım.
Söylemesen ne olacak?
-Rüçhan Hanım bugün buraya geldi. -Aa!
Onun nereden haberi olmuş?
(Müzik)
Olmuş işte.
Kadın gider gitmez hemen Türkan'ı aradım.
(Nesrin) Telefonu kapalı.
Evden de aramak istemiyorum, çocuğun evliliğine zarar gelmesin diye.
Bütün bir gün Sadık'a belli etmeyeyim diye içim içimi yedi.
Şuramda bir ateş.
Tamam. Nesrin, ağlama canım, Allah aşkına ne olur.
Önünü sonunu düşünmeden yaptı işte çocuk.
O kadını kapımıza getirmeyecekti.
Çok ağır konuştu, çok.
Tamam. Hadi ağlama Nesrin, Allah aşkına ya.
Hadi tamam.
Of! Nerede kaldı bunlar? Ezan okunacak.
Mesut.
Oğlum, hadi gel otur.
Nesrin.
-Ben çağırayım baba. -Dur kızım, ben çağırırım.
Nesrin hadi. (Top patladı)
Aha, top patladı.
Nesrin nerede kaldınız? Hadi.
Kadın açtı ağzını yumdu gözünü.
Kormanların gelini nasıl böyle bir şey yaparmış?
Türkan köy gelinleri gibi altın satmış, onu herkese rezil etmiş.
Bütün kuyumcular onu tanıyormuş.
Tabii o da kendi şanını şöhretini düşünüyor.
Abartmış o da biraz ama.
Bir de demez mi...
...paraya o kadar sıkıştıysanız kapıma gelseydiniz ben size verirdim.
Ne münasebet canım?
O da sizi küçümseyecek yer mi arıyor?
(Nezahat) Terbiyesiz! Ne biçim laf!
(Nesrin) Bir de diyor ki...
...biz bozdurtmuşuz altınları Türkan'a.
Fatih’e akşam konuyu bilerek açtırmışız. Her şeyi biz ayarlamışız.
Sırf ondan para alabilmek için yapmışız.
Bir de sizi suçluyor yani.
(Nezahat) Olacak şey mi bu ayol?
Ne biçim kadın bu böyle. Sanki siz muhtaçsınız ona.
(Nesrin) Ah Türkan! Kadın tabii böyle düşünür.
Bizimle konuşmadan etmeden altınlar bozdurulup...
...o Fatih'in eline para sayılır mı?
Ah Nezahat!
(Nezahat) Ne yapsın kız?
Fatih'in çenesi durmayınca ev elden gidecek diye üzüldü çocuk.
(Nesrin) Şu Rüçhan'ın gözünde onursuz, gurursuz insanlar olduk...
...ona yanıyorum.
(Nezahat) Hiç de değil Nesrin. O öyle diyor diye, Allah aşkına...
Abi.
Ben salatayı çıkarayım hemen.
Nesrin, dur, bırak şu salatayı.
Ne oluyor Nesrin?
Duyduklarım doğru mu?
Rüçhan Hanım niye geldi?
Yok abi. Şey...
Dünürler arasında olur böyle ufak tefek şeyler...
(Sadık) Nezahat!
Ben duyacağımı duydum. Neyi saklamaya çalışıyorsun?
Nesrin, Türkan düğün altınlarını mı bozdurmuş?
Rüçhan Hanım bunun için mi geldi?
Türkan bir hata yapmış.
Düğün altınlarını satmış.
(Nesrin) Bugün Rüçhan Hanım geldi.
Demediğini bırakmadı bana.
Türkan bize danışmadan nasıl yaptı bunu Sadık?
Hişt. Tamam.
Tamam sen ağlama.
(Sadık) Kızımız bir hata yapmış.
Biz bir şekilde bulup, öderiz. Gereğini yaparız, tamam mı?
Çok küçük düştük Sadık.
Kadın bizim yaptırdığımızı düşünüyor.
Hişt!
Tamam.
Olmasaydı iyi olurdu ama yapmış bir defa, canı sağ olsun kızımızın.
Öderiz, hallederiz.
Evet, öyle yaparız. Doğru söylüyor abim. Üzülme artık.
Ben de öyle dedim.
Ödeyelim dedim Rüçhan Hanım'a ama...
Hişt...
Tamam. Sen şimdi...
...Türkan onların gözünde küçük düştü diye üzülüyorsun.
Bizi hor görüyor Sadık.
Kapıma gelseydiniz ihtiyacınız olan parayı ben verirdim, ne demek?
Hadsizlik etmiş.
Bizim gibi insanlar, insanların kapısına gidip...
...para falan istemez çok şükür.
İnsan bu dünyada sadece...
...haysiyeti için...
...onuru, şerefi için yaşar.
(Müzik)
Sadık!
Abi aç gözünü, Allah aşkına aç!
-(Nesrin) Sadık! -(Nezahat) Abi!
(Nesrin) Sadık!
Sadık!
(Nezahat) Abi!
Baba!
Baba!
(Müzik)
-Ben de geleceğim. -Kendine gel!
-Ben de geleceğim. -Hayır, sen Mesut'a bakacaksın.
Kendine gel, tamam mı? Hadi burada durun.
Sadık baba!
Hayır! Mesut gel!
Gelecek. Babam gelecek.
Babam!
(Hüzünlü müzik) (Siren çalıyor)
(Nesrin) Sadık aç gözünü.
Sadık!
Allah'ım.
Gitme Sadık baba, gitme.
Mesut!
Gitme!
Beni bırakmayın! Beni de götürün!
Anne!
Anne!
Anne!
Beni bırakma!
Anne!
Bırakma beni!
Mesut kalk! Mesut iyi misin?
(Mesut) Sadık baba gitti.
-Mesut. -Sadık baba gitti.
Gelecek. Sana söz veriyorum gelecek babam.
İyi olacak, tamam mı?
İyi olacak babam.
Anne gitti. Baba gitti gelmedi. Sadık baba gitti gelmeyecek.
Gelecek. Mesut gelecek, sana söz veriyorum.
Hatta biz babamı hastanede ziyaret edeceğiz, iyi olduğunu göreceğiz.
Sana söz. Hadi ama kalk şimdi evimize gidelim, tamam mı?
Orada bekleyelim, hadi.
Hadi.
Hadi kalk.
(Hüzünlü müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Rüçhan Hanım şey...
Ne geveleyip duruyorsun hâlâ söylesene ne söyleyeceksen?
Türkan Hanımın babası kalp krizi geçirmiş.
(Ayla ses) Şimdi ambulansla hastaneye götürüyorlarmış.
Kim söyledi?
Türkan Hanım'ın kız kardeşi arayıp söyledi.
Kapat, tamam.
Tayfun, şuradan hemen dön.
Hastaneye gidiyoruz.
Hastane mi, ne hastanesi?
Rüçhan Hanım, söyler misiniz birine bir şey mi oldu?
Boşanma davasını açtım.
Türkan'la da konuşacağım.
Mahkemeye kadar isterse ailesinin evinde, isterse evde kalsın.
Ben de buraya taşınacağım.
Buraya mı?
Evet.
İstediğin bu değil miydi?
Burada kalırsak rahat vermezler bize Somer.
Gidelim, terk edelim Ayvalık'ı.
Zaten başta da böyle konuşmamış mıydık? Biraz hızlandırmış oluruz sadece.
Neden korkuyorsun ben anladım?
Korkma değil.
Yoruldum.
İnsanlarla uğraşacak gücüm kalmadı benim Somer.
Kiminle uğraşacaksın ki?
Annemden bahsediyorsan bir şey yapamaz.
Nihat'tan mı korkuyorsun?
O herifi sen kendine bulaştırdın.
Eğer onun aptalca oyunlarına gelmezsen...
...hiçbir şey olmaz.
Bundan sonra da yapacağın şeyler şunlar.
Uzak tutacaksın, eve almayacaksın.
Onunla ilgili en ufak bir şey olduğunda da bana haber vereceksin.
Tamam mı?
Başka bir şey mi var Mine, sen benden bir şey mi saklıyorsun?
Yok canım, ne saklayacağım?
Bak, biz her şeye rağmen birbirimize bir şans verdik.
Her şeyi geride bırakalım dedik.
O yüzden birbirimizden bir şey saklamayacağız artık.
Değil mi?
Yok, saklamayacağız.
(Müzik)
(Müzik)
Keşke anlatmasaydım.
Keşke içimi dökmeseydim, Sadık'ın sebebi olacağım.
Tamam canım, tamam.
Bir şey olmayacak Sadık'a, güçlüdür o. Yapmayın böyle.
İnşallah.
Ne olmuş Doktor Bey?
-Kalp krizi. -Ay!
(Doktor) Birazdan anjiyoya alacağız, duruma göre karar vereceğiz.
Benim kocamın hiçbir şeyi yoktu Doktor Bey, bir tek tansiyonu vardı.
Niye böyle olmuş?
İyileşecek mi?
Elimizden geleni yapıyoruz, emin olun.
Tamam.
Tamam.
(Türkan) Anne!
Türkan'ım! Yavrum!
Anne!
Anne, ne olur babamı göreyim. Babamın yanına gideyim, ne olur.
Kızım, kalp krizi geçirmiş, anjiyo yapıyorlar.
Şimdi bekleyeceğiz annem.
Anne ne oldu? Babamın hiçbir şeyi yoktu. Babama ne oldu anne?
Hiçbir şey anlamadık. Gözümüzün önünde yığıldı kaldı kızım.
Aldık getirdik buraya.
Nesrin Hanım, dilerseniz özel hastaneye naklettirelim?
Orada daha iyi bakılır.
Gerek yok.
Burada da iyi bakarlar Rüçhan Hanım.
Türkancığım, ben Somer'i arayayım, başhekimle görüşsün.
En azından hastamıza özel ihtimam gösterilsin.
Merak etmeyin Rüçhan Hanım.
Abim burada tanınan ve sevilen bir insandır.
Doktorlar da başhekim de ne yapması gerekiyorsa yaparlar.
Siz hiç zahmet etmeyin.
Peki.
Operasyon bitince haber verirsiniz.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Mine'nin evine gidiyoruz.
(Müzik)
Yani şeytan diyor kopar bütün bağlarını çık git o evden.
Şu an değil Somer.
(Mine) Sakinleş.
Bak, böyle her şey çok daha kötü olacak.
Türkan öğrenecek.
Türkan'ın öğrenmesinin bir mahsuru yok.
Ben zaten o kıza daha fazla haksızlık etmek istemiyorum artık.
Gidip her şeyi anlatacağım.
Somer, lütfen sabahı bekle.
Bak şu an çok öfkelisin, lütfen.
Annem arayacak şimdi sabaha kadar, durmayacak. Ben biliyorum onu.
Somer, lütfen diyorum.
(Müzik)
Ah Türkan'ım.
Niye bana danışmadın?
Niye sormadın kızım böyle bir şeyi?
Amcam çok baskı yapmış.
Dün halama gittim.
Amcamla konuştum.
Hissem dedi başka bir şey demedi.
Artık peşinizi bıraksın...
...sizinle uğraşmasın diye yaptım.
Size söylesem izin vermezdiniz anne.
Ah kızım.
Böyle daha mı iyi oldu?
Sen de baban gibisin.
Düştük Rüçhan'ın diline.
Hayır Somer'le aran bozulacak, evliliğin etkilenecek diye korkuyorum.
Daha da yeni düzeldi aranız.
Allah'ım inşallah bu kadın, bu meseleyi uzatmaz.
Anne özür dilerim.
Ben işlerin buraya varacağını düşünemedim.
Babam üzülmesin, siz üzülmeyin diye.
Of! Benim yüzümden işler bu hâle geldi.
Babam benim yüzümden bu hâle geldi.
Yok güzelim.
Senin yüzünden değil.
Seni buna sürükleyen amcan yüzünden bu hâlde.
Yıllardır para para diye yedi bitirdi bizi.
Sonunda seni de alet etti.
O Rüçhan Hanım'a da yazıklar olsun.
Hemen gelmiş yetiştirmiş sana.
Amcan olacak o adam...
...aile meselelerimizi böyle ortaya dökerse...
...ellerin de diline düşeriz tabii.
Anne, babama bir şey olmayacak, değil mi?
Babama bir şey olursa kendimi affetmem.
Olmayacak annem.
Olmayacak. İçini karartma.
Allah bize bağışlayacak onu.
-(Hikmet) Al Nesrinciğim. -Sağ ol enişte.
Somer nerede, haber vermediniz mi?
Somer toplantıdaydı. Rüçhan anne aradı.
Gelir belki birazdan.
(Hikmet) Kızlar evde perişan.
Hiç değilse birimiz yanlarına gitsek, ne dersin Nesrin?
Vallahi enişte...
Nesrin Hanım, Sadık Bey'i acil ameliyata almamız lazım.
(Doktor) Ben sizi yine bilgilendireceğim.
(Müzik)
Siz hâlâ neyin peşindesiniz ya?
Somer'e söyle karısının babası can çekişiyor.
Ne?
Ne olmuş babasına?
Hastaneye gittiğinde öğrenirsin.
(Müzik)
Serdar ben çok kötüyüm.
Derya hâlâ gelmedi. Ne yapacağımı bilmiyorum.
(Serdar ses) Tamam Dönüş, bir ağlama, sakinleş.
Sakinleşemiyorum.
Babam ne hâlde bilmiyorum.
Annemi arayacağım hastaneyi ama Derya'yı sorar diye arayamıyorum.
(Dönüş) Ne yapacağım ben?
(Serdar ses) Tamam, halledeceğim. Ama sen bir sakinleş.
Ben şimdi Dilek'in abisinden Hakan'ın telefonunu alacağım.
Derya'yla konuşurum. Gelir eve hemen, tamam mı?
Tamam.
Ne olur çabuk gelsin.
Derya'ya ihtiyacım var.
(Dönüş) Derya'nın yanımda olmasına ihtiyacım var.
(Serdar ses) Tamam, merak etme, halledeceğim.
Tamam, çok sağ ol.
Sadık baba gitti gelmeyecek.
Mesut!
Ya niye öyle diyorsun sen? Gelecek babam!
Gelecek!
(Müzik)
Mesut, Mesut özür dilerim. Babam gelecek.
(Dönüş) Özür dilerim.
Babam gelecek.
Gelecek.
Özür dilerim.
-Bu tarz dinler misin? -Yok, pek dinlemem.
Rock, metal benim için fazla sert. Ben daha çok pop müzik seviyorum.
-Romantik liseliyim diyorsun yani? -Yo, hiç de değil.
-Ne yani, romantik değil misin? -Bilmem.
Değilim galiba.
(Gerilim müziği)
Sen gördüğüm en asi görünümlü romantiksin, biliyor musun?
(Kapı vuruldu)
Pardon. Kanka telefonun sabahtan beri çalıp duruyor.
Ben de açtım. Serdar diye biri, tanıyor musun?
Ver bakayım.
Hemen geliyorum.
-Alo -(Serdar ses) Hakan.
Ne var, niye arıyorsun?
Derya yanında mı, konuşmam lazım.
Oğlum Dönüş bitti, şimdi Derya'nın bekçiliğine mi başladın?
(Hakan ses) Bir de kıskançlıktan kendine telefon almışsın.
Oğlum bak, durum acil.
Seni babamın telefonundan arıyorum. Derya yanındaysa, hemen al, eve götür.
-Babasını hastaneye kaldırmışlar. -Yürü git Serdar, yemezler.
Hakan, bak ben çok ciddiyim.
Serdar seninle uğraşamam, kapat.
Oğlum iddiayı bozmak için mi koşa koşa telefonu içeri getiriyorsun?
Oğlum ne yapayım, kulağımın dibinde zar zar çalıyordu.
-Ben de açtım. -Geç odana.
Arayan bizim Serdar mıydı?
Evet, takımla ilgili bir şey sordu da.
-Siz barıştınız mı? -Boş ver şimdi, keyfimiz kaçmasın.
Niye aramış o zaman? Yine kavga ettiniz, değil mi?
Hayır.
Yok.
Ne oldu, yüzün niye asıldı?
Hadi gel, ben seni eve götüreyim.
-Ben anlamadım, ne oldu? -Geç oldu, hadi.
-Merhaba. -Merhaba.
-Gidiyor musunuz? -Sen kazandın.
(Gerilim müziği)
Nesrin teyze, Türkan.
Türkan.
Geçmiş olsun. Tamam canım.
Bak...
...ben başhekimle konuştum, doktoru çok iyiymiş.
İnşallah atlatacak.
Burada bekleyip duruyoruz, bir bilgi alamıyoruz.
Başhekim başka bir şey söyledi mi?
(Somer) Şu anda ameliyatı iyi geçiyormuş.
O yüzden siz de umutsuzluğa kapılmayın lütfen.
Türkan sen de kendini bırakma ne olur.
Benim tanıdığım Sadık baba çok güçlü bir adam.
Sen de onun güçlü kızısın.
(Telefon çalıyor)
-Sen neredeydin? -İşten geliyorum.
Kantine gideyim, size bir şeyler alayım. Su, çay ister misiniz?
Yok, hiç gerek yok. Nezahatler almaya gitti, şimdi getirirler.
Türkan iyi görünmüyorsun. Beraber bahçeye çıkalım mı, ister misin?
-Biraz hava alırsın, ne dersin? -Yok, istemiyorum.
Somer eğer sen de uygun görürsen...
...Türkan bugün bizde kalabilir mi? Kardeşlerinin başında dursa.
Tabii ki siz nasıl derseniz. Hatta isterseniz ben şimdi bırakayım.
Babam buradan çıkmadan bir yere ayrılmayacağım anne.
Yavrum burada beklemenin babana bir faydası yok ki.
(Nesrin) Kardeşlerinin orada sana daha çok ihtiyacı var.
Çocuklar çok korktu.
Mesut'u görsen yollara düştü.
Sen git, biraz onlara moral ver anneciğim, olur mu?
Bak, baban çıkar çıkmaz ben seni arayıp haber vereceğim.
Ama sen burada yalnız olacaksın.
Ben yalnız değilim, halanlar burada.
Çocukların sana daha çok ihtiyacı var.
Sen şimdi git, onların başında dur, olur mu?
Peki. Tamam ama haber ver, tamam mı?
Vereceğim, tamam.
(Nesrin) Hadi kızım.
-Sağ ol Somerciğim. -Rica ederim.
(Duygusal müzik)
(Kadın dış ses) Oğlum senin yüzünden mutlu olamadı.
Varlığınla onun hayatını zindana çevirdin.
O doğurduğun çocuk da sana düşman olacak.
Analığını yaşayamayacaksın.
Torunum Somer de babası gibi olacak.
Seni sevmeyecek.
Asla saygı duymayacak.
(Özer) Rüçhan.
-Çocuklar yok mu? -Yoklar.
Benden Nihat'la Mine'yi araştırmamı istemiştin.
Al.
Bence işine yarayacak.
Evet.
Hiç şaşırmadım.
Sadık Bey kalp krizi geçirmiş, hastaneye kaldırmışlar.
Ne?
Ne zaman?
Birkaç saat önce.
Hay Allah.
Peki ne olmuş, durumu nasılmış?
Ameliyat edilecekmiş.
(Gerilim müziği)
Türkan.
-Baban iyi olacak. -İnşallah.
Ben çocukken babaannem hastaneye kaldırılmıştı...
...fenalaşmıştı.
Annem çok korkmuştu, kendini suçlar gibi bir hâli vardı.
(Somer) Böyle çaresizlik içinde ağlıyordu.
O sırada bizim evin emektarı Yadigâr teyze, annemi teselli ederken...
...eğer bütün bu acına, korkuna rağmen içinde bir ferahlık hissi varsa...
...korkma, iyileşecek demişti...
...ve babaannem gerçekten iyileşmişti.
Onu hastaneden annem almıştı. Benim de içimde aynı his var.
Aynı ferahlık hissi var.
Umarım hislerin doğru çıkar da sebebi olmam.
(Telefon çalıyor)
İşlerim bitince seni arayacağım.
(Duygusal müzik)
Babamlara gitmeden önce eve uğrayalım.
-Küçük bir işim var. -Tabii.
Üstünü falan değiştirirsin.
(Duygusal müzik)
Oldu. Bir de motorla eve gir istersen.
Fena mı işte? Yürüme diye.
Ben sokağın başında inerdim, şimdi birileri görecek.
Panik yapma, kim görecek.
Babamın arabası da yok. Herhâlde halamlara gittiler.
-Hadi bekleme, içeri gir. -Gidersen gireceğim.
Sen eve girmeden gitmeyeceğim, hadi.
Allah Allah, kapıdayım zaten, git, tamam.
Buradayım, hadi kapıyı çal.
Hadi biraz geri git bari, bizimkiler görmesin.
-Hadi git, bekliyorum. -Tamam, giriyorum, bye bye.
(Kapı açıldı)
Derya!
-Dönüş ne oldu? -Babam!
Babam hastanede!
Ne hastanesi Dönüş, ne oldu babama?
(Duygusal müzik)
Baban nasıl oldu?
Durumu hâlâ kritik. Anjiyodan sonra ameliyata alındı.
(Duygusal müzik)
Eğer babama bir şey olursa...
...eğer onu kaybedersem...
...katili siz olacaksınız.
(Duygusal müzik)
İşte o zaman vicdanınıza nasıl hesap vereceğini siz düşünün.
Benimle böyle konuşamazsın, saygılı ol.
Saygı, yıkarak, kırıp dökerek kazanılmıyor.
Ben her şeye rağmen size saygıda kusur etmedim.
Ama sizin, bizim acımıza bile saygınız yok.
-Türkan biz çıkalım hadi. -Bırak!
Dur. İçindekileri döksün bakalım.
Her seferinde daha fazla nasıl yaralarım, nasıl kanatırım diye düşünüyorsunuz.
Ben de ailem de bunu hak etmedik.
Ben bu eve geldiğimde sizden çok şey öğrenirim diye heveslenmiştim.
Ama sizin bana verdiğiniz tek hayat dersi...
...sevgisizlik oldu.
(Gerilim müziği)
Gidelim Somer.
Bunu konuşacağız.
(Somer) Türkan!
(Somer) Türkan ne oldu, bana anlatacak mısın?
-Annemle ne yaşadınız? -Hiç, bana hiçbir şey sorma.
Ne demek bana sorma Türkan?
Az önce, babamın katili siz olacaksınız, dedin, ne demek istedin?
Bana bu cehennemde yalnız olacağımı sen söylemiştin.
-(Türkan) Şimdi neyini merak ediyorsun? -Türkan bilmek istiyorum, lütfen.
Sonra konuşuruz.
Şu an tek istediğim babamın iyileşmesi.
Beni bir an önce kardeşlerimin yanına götür. Çok yoruldum.
(Gerilim müziği)
Sen biliyordun yani? Niye gelirken bana söylemedin?
Nasıl söyleyeyim? İyice panik yapacaktın.
Bir de takımla ilgili konuştuk diye yalan söylüyorsun.
-Ben bilseydim kendim kalkar gelirdim. -Yok artık.
Bir de seni tek başına mı gönderseydim?
Neyse ne. Derya sen bu saate kadar neredesin?
(Dönüş) Hani yemekten önce gelecektin?
Sadık baba, Derya gelmedi, Derya yok, dedi. Üzüldü Sadık baba.
Tamam. Hepiniz üstüme gelmeyin. Niye burada duruyoruz, hadi hastaneye gidelim.
-Nesrin teyze gelmeyin demiş. -Niye gelmiyormuşuz?
Annem aradı, ablam buraya gelecek.
Sadık baba gelecek, Dönüş söz verdi.
Tamam Mesut, sen üzülme. Babam gelecek, tamam mı?
Hadi gel, sen uyu, babam gelince biz seni uyandırırız.
Mesut uyumayacak.
Dönüş tamam, üstüne gitme. Ne kadar üzülmüş, baksana.
(Duygusal müzik)
Ben sıcak içecek bir şeyler hazırlayayım.
Ben de yardım edeyim.
(Duygusal müzik)
Başta sana inanmamıştım. Neyse işte.
-Haber verdiğin için sağ ol. -Bunu senin için yapmadım.
Dönüş çok kötüydü. Kız bir başına paniklemiş.
Ayrıca Derya'nın da bilmesi gerekiyordu.
Biz tam çıkıyorduk zaten, o sıra sen aradın.
Eminim öyledir.
-Ne demek istiyorsun? -Ne anlıyorsan o.
Serdar...
...sen çok ileri gidiyorsun. -İleri giden sensin.
Kızı alıp gidiyorsun, kaç saattir alıkoyuyorsun.
Ailesi merak eder mi diye hiç düşünmüyor musun?
Alıkoyduğum falan yok, zorla götürmedim.
Sen bu aileyi bilmiyor musun? Biz beraber büyüdük.
Sadık amca hastalanmasaydı, Derya eve geç gelseydi...
...ne olurdu, hiç düşünmedin mi?
Derya senin üniversitede takıldığın kızlardan biri değil oğlum.
Sen o kızı üzemezsin.
(Kapı zili çaldı)
Abla iyi ki geldin.
Tamam. Tamam.
Tamam bir tanem, sakin.
-Somer enişte de geliyor mu? -Geliyor, şimdi arabayı park ediyor.
-(Derya) Ablacığım! -Derya!
Tamam ablacığım.
Abla, hastaneye gidelim, babamı görelim diyorum, annem izin vermiyor.
-Ne olur sen konuşsan. -Kızlar babam şimdi ameliyatta.
Gitsek de göremeyeceğiz. Oralarda perişan oluruz.
Ben biz bir arada olalım diye geldim.
Hem annem haber verecek, merak etmeyin.
Abla iyi ki geldin.
(Duygusal müzik)
Babaevine acı haberle mi gelecektim?
Neler planlamıştık, şu hâlimize bak.
-Enişte. -Geçmiş olsun.
Sağ ol.
İstiyorsanız bahçeye geçin.
Biz önce yukarıda biraz konuşalım.
(Duygusal müzik)
(Özer) Sen çıldırdın mı?
Sen çıldırdın mı? Böyle bir şeyi nasıl yaparsın?
Kimse bizi enayi yerine koyamaz efendim.
Sözüm ona mazlum aileydi, değil mi? Akşam nasıl oynadılar gördük.
O serseri kılıklı amcayı da yanlarına alıp...
...mevzuyu oraya getirdiler, sanki ben anlamadım.
Saçmalama, o adamı yolda görüp ben getirdim buraya.
İyi halt ettin! Bu danışıklı dövüş, görmüyor musun?
Ben Sadık Beylerin böyle bir şey düşündüğüne asla inanmıyorum.
(Özer) Hadi diyelim ki Türkan böyle bir hata yaptı...
...niye annesine anlatıyorsun, niye olmadık ithamlarda bulunuyorsun?
Bu öyle kolay kolay sineye çekilecek bir mevzu değil Özer Bey.
Ya o adama bir şey olursa Rüçhan Hanım?
Ya o adama bir şey olursa ve buna sen sebep olursan...
...o insanların yüzüne nasıl bakacaksın?
Benim kimsenin canıyla bir derdim yok. Elbette böyle olmasını istemezdim.
Ama onlara hadlerini de bildirmek gerekiyor.
Benim evimde, benim kasamdan...
...benden habersiz üç kuruş dışarı çıkıyorsa...
...bunun adı hırsızlıktır!
Ortada hırsızlık falan yok!
Düğün altınları çalındı Özer Bey.
Çalındıysa Türkan'ın altınları çalındı!
Sattıysa kendi altınını sattı, bu seni ilgilendirmez!
Bal gibi de ilgilendirir efendim.
Ben o altınları tek tek sayıp hesap ettim.
Kim ne getirdi, ne taktı...
...bunların hepsini o insanların özel günlerinde iade etmek icap eder.
Âdetlerimiz böyledir.
Şimdi o altınları Türkan satmasaydı...
...kasadan tek tek alıp öyle mi gidecektin düğüne?
Böyle terbiyesizlik olur mu?
Özer sen beni gerçekten anlamak istemiyorsun.
Bizi tanıyan, bilen o sarraflar, aile dostlarımızı da tanıyor.
Sen onların kulağına gitmedi mi zannediyorsun?
Şimdi çoktan, Kormanların gelini altınlarını bozduruyor, diye...
...dolaşıyordur ortalıkta.
Ben yeni gelinken altınları sadece düğünümde gördüm.
Sonrası yok.
Sevgili annen onları çoktan kendi özel kasasına koymuştu bile.
Peki madem onlar senin malındı...
...neden o kasayı Türkan'a verdin?
Neden o altınların hepsini Türkan'a verdin?
Çünkü günün birinde işler istediğin gibi gitmezse...
...o zavallı kızcağızı hırsızlıkla itham etmek için.
Öyle değil mi?
(Duygusal müzik)
Ben o telaşla sofrayı toparlayamadım.
Abla aç mısın, bir şeyler ısıtayım mı?
Babam.
(Duygusal müzik)
Ablacığım.
Abla bize ağlama diyorsun, sen ağlıyorsun.
Ne oldu Dönüş, nasıl oldu, birdenbire babama ne oldu?
Babam aslında iyiydi, hasta falan değildi.
(Dönüş) Halam dolma getirmiş...
...annem de babam niye hâlâ yemeğe gelmedi diye aşağı indi.
Sonra annemin feryadını duydum.
Babam Hakan'la olduğumu mu öğrendi, bana mı sinirlendi acaba?
Hayır. Benim yüzümden.
-Sen ne yaptın ki abla? -Benim hatam.
Amcam onları rahat bıraksın diye altınları bozdurdum.
Babamın yüreğine ineceğini nereden bileyim?
-(Türkan) Baba. -Abla gerçekten mi?
Evet.
(Duygusal müzik)
(Özer ses) Annenin öfkelenince neler yaptığını bir kez daha görüyoruz.
(Özer ses) Türkan'ın iyi niyetle yaptığı bir hatayı...
...annenin buralara getirmesine inanamıyorum.
(Somer) Türkan bana hiçbir şey anlatmadı ki.
Hayır, ben meselenin böyle olduğunu bilseydim...
...zaten bu olanların hiçbirine izin vermezdim.
(Özer ses) Neyse, yapılacak bir şey yok.
Dua edelim de Sadık Bey'e bir şey olmasın. Bunu konuşacağız.
Peki, tamam.
Sen niye hâlâ buradasın? Gitsene artık.
Ben niye gidiyorum, asıl sen git.
Sen kızların bekçiliğini yapmaya ne heveslisin.
Onlar benim çocukluk arkadaşım, bekleyeceğim tabii.
Benim neyim? Benim de çocukluk arkadaşlarım.
-Uzatma, git artık. -Gitmiyorum.
(Somer boğazını temizledi)
Serdar'dı değil mi? Dönüş'ün arkadaşı.
Evet abi. Zeytinliğe gelmiştik beraber.
Seni tanımıyorum.
Ben Hakan. Derya'yla Dönüş'ün arkadaşıyım.
Derya'nın erkek arkadaşı abi. Sıradan arkadaşı değil.
Evet. Serdar da Dönüş'ün erkek arkadaşı.
-Biz normal arkadaşız oğlum. -Tabii, yeme bizi.
Abi öyle bir şey yok. Sadık amcalar bizi tanır.
(Serdar) Biz hep beraber büyüdük, hepimiz aynı mahalledeyiz.
Siz çok iyi anlaşıyorsunuz herhâlde.
Hakan üniversiteye gitti ya havalara girdi abi.
Ne alaka oğlum?
Abi ben Serdarların basketbol koçluğunu yapıyorum.
Bu ona biraz bozuk.
Bacanak Spor yani.
Abi ben biraz daha kalayım diyorum, izniniz olursa.
Yani kızların belki bir şeye ihtiyacı olur.
Ben de sen git, ben kalırım, kalabalık etme diyorum, anlamıyor.
Hadi ikiniz de evinize. Kızların yanında ben kalırım.
-Ama... -(Somer) Abiciğim hadi.
Geçmiş olsun abi, iyi akşamlar.
(Müzik)
Sen de onlarla git istersen Somer.
Yok canım, üç kız burada yapayalnız. Bir ihtiyacınız olur.
Şu an tek ihtiyacımız olan şey yalnız kalmak.
-Hem senin işlerin vardır. -Yo, bir işim yok şu anda.
Annemin yanında ısrar etmek istemedim.
Babamın haberini aldığında neredeydin Somer?
Nasıl neredeydim?
Bana söylemeden çıkıp gittiğin yeri soruyorum.
Zeytinlikten aradılar, acil.
İyi.
Oraya geri gidebilirsin o zaman.
Şu an burada olmanı gerektirecek bir durum yok.
Türkan seni bu hâlde bırakıp gidemem.
Boşanma davası açtığına göre üzerimde bir sorumluluk hissetmene gerek yok.
-Sana söyleyecektim... -Ne zaman söyleyecektin?
Mahkeme celbi eve geldiğinde mi?
Türkan...
...her şey çok hızlı gelişti. Ben seninle yarın konuşacaktım.
Haklısın.
Her şey çok hızlı gelişti.
Evliliğimiz.
Senin boşanma kararın.
Türkan bak...
Somer ben senin gelgitlerinden çok sıkıldım.
Senin ne istediğini, ne yapmaya çalıştığını takip etmekten çok yoruldum.
Benimle konuşmadan önce lütfen kendine sor.
Ben ne istiyorum, ne yapıyorum de kendine.
Bunun cevaplarını önce kendine ver.
O kadar haklısın ki.
Belirsizlik çok yıpratıyor.
Ben de çok yıprandım.
Şu günleri bir atlatalım...
...ben seninle karşılıklı oturup net bir şekilde konuşmak istiyorum.
Neyse, ben gideyim. Bir ihtiyacın olursa ararsın.
İyi geceler.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Keşke kendi hikâyemize dışarıdan bakabilsek.
Ne yapmamız gerektiğini kendimize bir başkası gibi fısıldayabilsek.
Ama ne kadar zor.
Hele severken.
(Duygusal müzik)
Doktor Bey?
Nasıl geçti?
Çok uzun sürdü, bir sorun mu oldu Doktor Bey?
Açıkçası operasyon biraz sıkıntılı geçti.
Ama merak etmeyin, her şey yolunda.
Çok şükür, nesi varmış?
Kalp damarlarından biri tıkanmış. Stent takıldı.
(Doktor) Ama korkulacak bir şey yok, hayati tehlikeyi atlattı.
Çok şükür!
Gözlem altında kalacak. Hemşire hanımlar size bilgi verecek.
-Tamam. -Sağ olun.
-Tekrar geçmiş olsun. -Sağ olun.
Tamam mı?
(Ağlıyorlar)
(Duygusal müzik)
-Sadık! -Abi!
Ah be Sadık, korkuttun bizi.
Nereye götürüyorsunuz?
Önce müşahede altında kalacak, sonra özel odaya alacağız.
Özel odaya mı?
Başhekimin talimatı bu yönde.
Somer Korman'ın hastası olduğu bilgisini verdi hemşire hanım.
İyi, peki, tamam.
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
-Ben açacağım! -Hayır, ben açacağım!
Alo!
Kızım, baban kurtuldu, çok şükür.
Yaşasın, babam iyileşmiş.
Alo, anneciğim, babamı görebildin mi?
Gördüm, iyiydi ama daha narkozun etkisindeydi.
Çok şükür.
-Bana ver. -Ablam istiyor.
Anne! Annem!
Çok şükür babam iyileşti.
Bunu da atlattı anne, çok şükür.
Çok şükür kızım.
Türkan sen de üzülme artık. Kendini boş yere hiç suçlama.
Tamam anneciğim, sen de ağlama olur mu? Biz oraya, yanına geleceğiz.
Eğer uyandığında yetişemezsem bizim için öp anne, tamam mı?
Tamam anneciğim, öperim. Hadi gözümüz aydın yavrum, görüşürüz.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
(Somer) Al.
Türkan'ın sattığından çok daha fazlasını aldım.
Değer miydi üç kuruş için insanları üzmeye, kalbini kırmaya?
(Gerilim müziği)
Benim derdim altın değil ki.
Ne peki?
Bizi küçük düşürdü.
Sen o insanları ne duruma düşürdüğünün farkında mısın?
Sırf senin şerefin, senin itibarın değil mi?
(Somer) Diğer bütün insanlar onursuz, gurursuz senin gözünde.
Başlama sen de baban gibi yargılamaya!
Sen bunu hakkediyorsun!
İnsanları küçümseyerek, suçlayarak bir yere varamazsın.
Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum.
Sen dua et...
...o gece Sadık Bey kalp krizi geçirdi.
Nasıl yani? Sen daha kötüsünü mü planlamıştın?
Türkan'la ikimiz sizin yanınıza geliyorduk.
(Rüçhan) Yoldaydık.
Sadık Bey'in haberi gelince geri döndük.
Türkan öğrendi mi Mine'yi?
Gerçekle yüzleşmesinin zamanı gelmişti...
...ama kader işte.
(Rüçhan) Vakti, saati değilmiş demek ki.
Eninde sonunda öğrenecek.
Evet...
...ama neyi hazmedemiyorum biliyor musun?
Ne Türkan'ın o kadar üzülmesine ne de senin...
...Mine için o çırpınmalarına değecek.
Artık aynı şeyleri konuşmayalım.
Bekle!
Al.
Değip değmeyeceğine kendin karar ver.
(Müzik)
Ne bu?
(Müzik)
(Rüçhan) Tarihlere dikkatli bak.
Mine İngiltere'den dönmeden hemen önce çekilmiş hepsi.
Benim sersem oğlum!
Aç artık gözünü.
O çocuk Nihat'ın.
(Mine öksürüyor)
(Müzik)
(Kapı kapandı)
(Nihat) Mine.
(Müzik)
Sevgilim uyuyor muydun?
Yok.
-Erken döndün. -Tekneyi aldım. Görünce bayılacaksın.
Gel.
(Nihat) Bakım yapılıyor şu an.
Ekstra bir şeyler daha yapılacak içine.
Bir şey söylemeyecek misin?
Sen çok istiyordun zaten.
Hayırlı olsun.
Adını ne yazdırdım bil bakalım?
Bir tarafına Mine...
...diğer tarafına Deniz.
Deniz?
Bebeğimizin ismi.
Kız ya da erkek, ikisine de uyar.
Çocuğumun ismine de karışma artık!
Yapma lütfen.
Deniz olmayan bir yerde yaşayamam derdin hep.
Sen seversin diye seçtim bu ismi.
Deniz Ergüner.
Havalı değil mi?
Allah'ım delireceğim!
O senin çocuğun değil Nihat!
Yapma lütfen.
Başa dönmek istemiyorum.
Haklısın. Ben de başa dönmek istemiyorum.
Bitsin bu iş!
Hâlâ benim nikâhlı karımsın.
Bunu unutuyorsun.
Bitecekti bu evlilik.
Sen fazla uzattın sadece.
Çünkü doğrusu bu.
Sadece kendimi değil...
...seni de düşündüm.
Somer bunları öğrendiğinde hiç hoş olmaz değil mi?
Yazık! Öğrenmesin bence.
Sen de evli bir kadın olarak...
...evli bir adamdan çocuk doğuracaksın.
Utanç verici bir şey.
Zavallı çocuk da...
...veledizina olarak anılmasın değil mi?
Nihat...
...yapma.
Yalvarırım yapma.
Ne olursun anlamaya çalış beni.
Ben seni sevmiyorum.
Sevemiyorum.
(Mine) Daha neyi zorlamaya çalışıyorsun?
Önemli değil ki.
Ben seviyorum.
Sen de zamanla seversin.
Bir şey diyeceğim, şimdi bu kıyafetler tamam.
Başka ne koymak lazım bu çantaya?
Ben şu pijamayı ütüleyim bunları da koyalım valize.
Dönüş, babamın bulmacasını unutmayın dedi annem.
(Müzik)
Mesut, o limonla ne yapacaksın?
Saçına sürecek Mesut, yakışıklı olacak.
(Mesut) Sadık baba gibi.
Vay! Biliyorsun bu işi Mesut.
Mesut, limon sürersek şimdi yapış yapış olur saçın.
Bizde saç spreyi var. İstersen onunla yapalım.
Limon sürecek Mesut.
Peki madem, nasıl istersen.
Mesut sen bunu ye. Otur şimdi. Sonra da saçını yaparız.
Ver limonunu da.
Tamam Mesut papara yesin.
Kızlar bu arada annem unutmadan terlik istedi. Onu valize koyalım.
(Dönüş) Abla...
...bu terlikler var. Çok mu süslü olur hastane için?
Koy. Rüçhan Hanım teyze gelirse annem havalı havalı giyer.
Gelemez o hastaneye.
Gelir bence. Yüz yok ki onda, beton!
(Dönüş) Abla bir şey diyeceğim.
Sizin bu olay yüzünden Somer enişteyle aranız bozulmaz, ayrılmazsınız değil mi?
Bizim ayrılmamız için bir olay olmasına gerek yok ki.
Nasıl yani?
Boş verin kızlar.
Dönüş bunu koyar mısın valize ablacığım?
Yok abla, boş vermiyoruz. Bir şey olmuş, anlat.
Abla yüzünden belli. Hadi anlat bize.
Annemle babama söylemek yok ama, söz mü?
Söz. Kız kardeş sözü.
Tabii ki kız kardeş sözü.
Şunun fişini çeker misin ablacığım?
(Duygusal müzik)
Kızlar...
...Somer beni de bu evliliği de istemiyor.
-Ne? -O kimmiş istemiyormuş?
Enişte dedik, bağrımıza bastık yaptığına bak!
Mutlu görünüyordunuz abla. Ne oldu?
Başından beri bu böyle aslında.
Annesinin zoruyla yaptı bu evliliği.
Ben de hem onunla...
...hem de evliliğimle mücadele içindeydim hep.
Canım ablam benim!
Demek o yüzden kaçıyordu enişte bey.
Nefret ettim şu an.
Nefret etme Derya. Somer kötü biri değil ki.
Sadece annesinin zoruyla bir evlilik yapmak zorunda kaldı.
O yüzden de bana hep uzak durmaya çalıştı.
Abla peki ne olacak şimdi?
Bir tarafım ona kızsa da...
...bir tarafım hep affetti onu.
Belki de affetmek istedi, bilmiyorum.
Bazen bana karşı çok sıcak...
...çok şefkatli yaklaştı.
Bazen de çok yabancı gibi...
...soğuktu bana.
Bir insan neden bu kadar sevmeye, sevilmeye direnir, bilmiyorum?
Ayrılacak mısınız peki?
Abla, babamın kalbi dayanmaz.
Annem de vallahi üzüntüden mahvolur.
Rüçhan cadısı yüzünden. Oğlunu da kendine benzetmiş.
Haksızlık etmeyin ama Somer'e. O annesi gibi biri değil.
Her ne kadar size böyle anlatsam da...
...güzel günler de yaşadık.
Ee, ayrılmak isteyen adam niye sürekli peşinde?
Hastaneyle bu ev arasında gidip geldi.
Vallahi ben bir şey anlamadım.
(Dönüş) Abla...
...Somer enişte istediği zaman çok eğlenceli biri olabiliyor.
Hem...
...siz birbirinize gerçekten çok yakışıyorsunuz.
Hani babam hep der ya her şeyde bir hayır vardır diye...
...bu altın meselesi de biraz onun gibi oldu.
Rüzgârla yönümüzü, yolumuzu bulacağız.
(Duygusal müzik)
Oo, Somer Bey, buyurun.
Senin ne işin var burada?
Ev Mine'nin diye biliyorum.
Bunu sorgulamak sana düşmez artık.
Mine nerede?
Dinleniyor.
Bu fotoğraflar size ait.
Mine Hanım'a da iletirsin.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ne dedi Somer?
Boş çerçevelerinizi bunlarla doldurursunuz dedi.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Rüçhan dış ses) Benim sersem oğlum.
Aç artık gözünü.
O çocuk Nihat'ın.
Kızlar, konuştuklarımız aramızda kalacak, aman diyeyim.
Ablacığım tabii ki aramızda.
Ne konuştuk? Ben unuttum bile.
Hadi artık, babamızın yanına.
(Korna çalıyor) -Hakan geldi!
Dönüş çantayı ver.
Al.
Derya, dikkat edin ablacığım. Yavaş gidin olur mu?
Tamam. Kaçtım ben. Bay bay.
Dikkat et!
Gel, bakalım şuna.
(Hareketli müzik)
Somer de geldi.
(Dönüş) Serdar da geldi. Yine babasının arabasını kaçırmış.
İyi ki annem yok. Görse vallahi bizi bitirirdi.
Annem görmese ne olacak?
Baksana. Asiye teyze gider hemen yetiştirir her şeyi.
(Hareketli müzik)
(Kapı vuruldu)
(Nesrin) Buyurun.
Özer Bey.
Geçmiş olsun Nesrin Hanım.
Buyurun.
Sağ olun.
Doktoruyla konuştum demin.
İyi geçmiş operasyon.
Atlattık çok şükür.
Neyse ben...
Ben daha fazla rahatsız etmeyeyim.
Kendine gelince yine uğrarım.
Yolcu edeyim sizi.
-Yok, zahmet etmeyin. -Lütfen.
(Duygusal müzik)
Nesrin Hanım gerçekten...
...ama gerçekten size karşı çok mahcubum.
Estağfurullah.
Yani keşke bu olan bitenin bir telafisi olabilse.
İnanın Somer de ben de çok üzgünüz.
Maalesef bazı şeylerin telafisi olmuyor.
Aslında Rüçhan da...
...üzgün açıkçası. Yani olayların...
...bu seviyeye geleceğini düşünememiştir.
Kasıtlı yapılmamış bir şeydir mutlaka.
Umarım bu olay...
...daha fazla kırgınlığa, küskünlüğe sebep olmadan...
...unutulup gitsin.
Özer Bey...
...siz de biliyorsunuz...
...bazı değerler bizim için paradan puldan daha önemli.
Biz birbirine sevgiyle bağlanmış bir aileyiz.
(Nesrin) Kızımızı da öyle büyüttük.
Eşinizin bu tavrını hak edecek...
...herhangi bir şey yapmadık biz.
Bu kadar kırıcı olmasına gerek yoktu.
Yine de canı sağ olsun.
Türkan bir hata yaptıysa...
...art niyetinden değildir, emin olabilirsiniz.
Olur mu öyle şey Nesrin Hanım?
Zerre kadar şüphem yok bundan zaten.
(Özer) Bilhassa Türkan ve Somer'in...
...bu olaydan etkilenip üzülmesine asla izin vermem.
Çocuğumun yuvasının zarar görmesini ben de istemem elbette.
Somer çok aklı başında bir genç.
Türkan'ı bu meseleyle ilgili üzüp inciteceğini sanmıyorum.
Yanında duracaktır, görüyorum.
Rüçhan Hanım da eğriyi doğruyu şöyle bir düşünüp...
...boşuna kalp kırdığını anlayacaktır.
Kesinlikle haklısınız. Aynı fikirdeyim.
O hâlde tekrar geçmiş olsun.
Sağ olun. Ayağınıza sağlık. Teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
(Kapı kapandı)
Sıkışmadınız arkada değil mi?
Benim arabayla giderdik abi.
Babanın arabasıyla. Ehliyetsiz bir de.
Somer enişte senin iyi ki oğlun yok.
Çok sert bir baba olurmuşsun.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Geçin bakalım.
Türkan, bir durur musun?
Ben altın meselesini hallettim.
Fazlasıyla alıp koydum yerine.
Sana borçlandım o zaman.
Bizim aramızda borç falan olmaz, saçmalama.
Ailemin borçlu kalmasına göz yumamam. Kusura bakma.
Amcan seni sıkıştırdı madem, gelip bunu benimle paylaşabilirdin.
Ne yapacaktım? Gözü paradan başka hiçbir şey görmeyen...
...doğru düzgün tanımadığım amcam için senden yardım mı isteyecektim?
Ona para vermek zorunda değildin ki.
Bak sakın yanlış anlama bu söylediğimi, o para senin.
(Somer) İstediğin gibi özgürce harcayabilirsin. Mesele o değil.
Ne peki?
Amcanın tavırları benim çok hoşuma gitmedi.
(Somer) Belli ki ailene karşı bir düşmanlığı var.
Ben durumun böyle olduğunu bilseydim çeker konuşurdum onunla.
Seni ve aileni üzmesine izin vermezdim.
Beş kuruş da alamazdı kimseden.
Aramızda gerçek bir aile bütünlüğü olmadığı için...
...seni kendi dertlerimle meşgul etmek istemedim.
Sana bu kadar yalnız hissettirdiğim için özür dilerim.
Özür dilemene gerek yok ki.
O evde tek başıma savaşmayı ben seçtim, biliyorsun.
Kendimi suçlu hissediyorum, o yüzden.
Neden Somer? Bu konunun seninle bir ilgisi yok ki.
Türkan bak, üzüntünü anlıyorum.
(Somer) Kolay bir şey yaşamıyorsun...
...ama acısını benden çıkartma istersen.
Bana yanında olamadım diyorsun.
O zaman söylesene dün gece nereye gittin Somer?
Dedim ya zeytinlikten aradılar, acil işim çıktı diye.
Ee, bana bunu söyleyebilirdin...
...ama sen oraya gitmiyordun.
Ne demeye çalışıyorsun?
Biz dün akşam annenle seni görmek üzere yola çıktık.
Nereye?
Sen artık her neredeysen oraya.
Annen bana iki seçenek sundu.
Ya babanın kapısına atarım ya da Somer'in gerçeğiyle yüzleşirsin dedi.
Ben seni seçtim.
Yüzleşeceğim gerçek neydi Somer?
Söyler misin?
Senden duymak istiyorum. Yüzleşeceğim gerçek neydi?
Annemin tuzaklarına bu kadar kolay düşme Türkan.
(Somer) Lütfen.
Öyle mi?
Hangimiz bir tuzağın içindeyiz acaba?
Bence sen bunu bir düşün Somer.
(Müzik)
(Kapı zili çalıyor)
Gördün mü Sadık Bey'i? Nasıl geçmiş ameliyatı?
İyi geçmiş.
(Özer) Kendine gelememişti daha.
Aman aman, iyi olsun da.
Nesrin Hanım çok kırılmış söylediklerine Rüçhan.
Sen hâlâ inat ediyorsun ama o altın meselesiyle onların hiçbir ilgisi yok.
Bunlar gururlu insanlar.
Açlıktan ölseler kimsenin kapısına gitmezler.
Kardeşleri de onların kanından...
...ama adamda gururun zerresi yok.
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın? Herkesi suçlayarak cezalandıracak mısın?
(Özer) Huzur bırakmadın kimsede Rüçhan.
Türkan'la Somer ne olacak?
Her şey eskisi gibi olacak.
Türkan gelecek, benden özür dileyecek.
Ben de Sadık Beylere geçmiş olsun diyeceğim.
Konu kapanacak.
Bu arada Nesrin Hanım en azından bu gözdağıyla...
...kızından uzak durması gerektiğini öğrenir.
(Rüçhan) Böylece bize bulaşmaz.
Al sana huzur.
Yok, sen gerçekten çok tehlikelisin.
(Müzik)
Canım babam benim.
Babam uyansın artık.
Biraz önce bir şeyler sayıklıyordu.
Gelir kendine şimdi.
(Nesrin) Yavaş yavaş toparlanacak.
Ondan sonra çok sevinecek sizi görünce.
(Kapı vuruldu)
(Müzik)
Geçmiş olsun Nesrin teyze.
Sağ ol Hakancığım.
(Serdar) Geçmiş olsun Nesrin teyze.
Babam da çok geçmiş olsun dileklerini iletti size.
Poliklinik bitince uğrayacakmış yanınıza.
Eksik olmasın, sağ olun.
-(Nesrin) Zahmet etmişsiniz. -Estağfurullah.
Sadık amcanız iyi, merak etmeyin.
Sağ olun.
Sağ ol canım.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
Uyan Sadık baba.
Geldi Mesut.
(Müzik)
-Nesrin. -Efendim canım?
Evlen benimle.
Biz evliyiz ya Sadık.
Bir haftadır yedi kilometre yol yürüyorum seni tavlamak için.
Hadi evlen benimle.
Ayaklarıma kara sular indi.
Baba, annem evlilik teklifini kabul etti, sen rahat ol.
Annem biraz naz yapıyor gibi sanki.
Geldi geldi. Kendine geldi çok şükür.
(Gülüyorlar)
Babacığım.
Türkan'ım!
Güzel kızım.
Nasılsın?
Daha iyi misin?
Evet iyiyim ama biraz...
...ağrım var galiba.
Aa, doktor çağıralım mı canım?
Hemen bir iğne yapsın mı?
Hayır, hayır, hayır, gelmesin o.
Yine gelip kesip biçecek beni.
Hadi eve dönelim. Beni ev götür. Hadi.
Yok yok, kesmez artık. Bir kere kestiler.
İyileş, gideceğiz eve inşallah.
Canım babam, sen böyle çok tatlısın.
-Hep narkozlu mu kalsan? -Kız deme öyle!
Yok yok. Vallahi haklı.
Rüyada gibiyim.
(Sadık) Aa!
Mesut, oğlum.
Sadık baba.
Rüya değil, gerçek.
Güzel oğlum unutmamış.
Mesut unutmaz.
(Mesut) Sadık baba uyu.
İstediğini gör.
Yok oğlum yok.
Yeterince uyudum.
Hayalimde de hepinizi yanımda bulmak vardı.
O da gerçekleşti şükür.
Somer...
...oğlum.
Geçmiş olsun Sadık baba.
İyisiniz çok şükür.
İyiyim iyiyim.
Hepiniz yanımdasınız. Kötü olur muyum? İyiyim tabii.
(Kapı vuruldu)
Müdürüm çok geçmiş olsun.
Postanede işler yolunda. Herkesin selamını getirdim.
Sizin yokluğunuzu aratmamak için ne gerekiyorsa yaptım.
Postaları dağıttım, koşarak buraya geldim. Dedim...
...Sadık Müdür'ümü bir göreyim.
Kızlar...
...bu adam kim? Sürekli niye böyle konuşuyor vır vır?
İrfan ben müdürüm. Postacınız, sağ kolunuz.
-(Sadık) Nesrin. -Efendim canım?
Çıkart bu adamı odamdan.
(Sadık) Çıkart, çıkart!
Yemin olsun ben İrfan müdürüm. İyi bakın, tanırsınız belki.
(Sadık) Oo, çık dışarı!
Niye tanımadı müdürüm beni? Ne oldu bu adama?
Bu da mı gelecekti başımıza?
(Hareketli müzik)
Fatih!
Oh, şükür!
Abla neredesiniz Allah aşkına? Anahtarı da bırakmamışsın kapının altına.
(Fatih) Abimler de evde yok.
Yemin ederim asırlık zeytin ağacına döndüm burada.
Hastanede onlar.
Ne?
Git de eserini gör.
Abla ne eseri?
Sakın bana bir şey sorma!
Ablan falan yok artık senin!
Abla!
Abla!
(Kapı kapandı)
Ben ne yaptım yine ya?
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Sen hâlâ hangi yüzle beni arıyorsun?
-Somer ne olur beni dinle. -Dinlemiyorum. Her şey ortada.
Çocuğun babası da kim, belli oldu.
Somer hayır. Düşündüğün gibi değil.
Sana yemin ederim Nihat'la benim aramda hiçbir şey geçmedi.
O bizim çocuğumuz.
Ben sana son bir şans vermiştim ama iyi oldu.
Çok iyi oldu çünkü gözüm açıldı.
Fotoğraflarınızı da Nihat'a verdim.
Somer inan çok çaresiz kaldım. Nihat'ın baskıları bildiğin gibi değil.
Ama sana yemin ederim ben sana ihanet etmedim.
Beni arama artık. Bitti.
-Kimdi o? Niye bu kadar sinirlendin? -İşten aradılar.
Siz ne yaptınız? Doktorla konuştunuz mu?
Baban ne zaman çıkacakmış?
Doktorla konuşmadık. Hemşire şu an serum değiştiriyor.
(Gerilim müziği)
Hop hop! Giremezsin.
Sakın! Annemin de babamın da seni görmek isteyeceğini zannetmiyorum.
Sen benimle bir gelsene.
Hayda! Ne oluyor damat? Kahveden adam çıkarır gibi!
Gel, dışarıda konuşalım.
Ben abimi göreceğim. Elini çek!
Annemi de babamı da daha fazla üzmeye hakkın yok.
-Bir de buraya mı gelmiş? -Babama yine kalp krizi geçirecek.
Ben abimi göreceğim.
Amca git buradan.
Amca git buradan mı?
Sen, Derya.
Bunu sen mi söylüyorsun?
Evet, ben söylüyorum. Ne oldu ki?
Senden bunu beklemezdim kızım.
Babamın ne hâle geldiğini görmüyor musun? Bizden uzak dur.
Siz bana niye düşman oldunuz ki? Ben ne yaptım?
Sen ne yaptığını çok iyi biliyorsun.
Yahu ablanın yüzü burada.
Kendisi söyledi. Amca, hisseleri ben alayım, dedi.
Parası yoktu, çıkışmadı. Gerisini sonra hallederiz, dedi.
Benim suçum bu mu yani?
Hiç boşuna konuşma. Onlar her şeyi biliyorlar.
Damat bunların kafalar yanmış. Bari sen bir şey söyle.
Ya benimle gelirsin...
...ya da seni ben dışarı çıkartırım.
Ben abimi göreceğim.
-Git buradan! Anlamıyor musun? -(Dönüş) Seni burada istemiyoruz.
Siz çete mi oldunuz?
-Çeteyiz. -Var mı diyeceğin?
Hoppala! Kumpasa bak ya! Tövbe tövbe!
Oğlum kocaman adamlarsınız. Hiç size yakışıyor mu!
Sana benimle gel demiştim.
Uzatma.
(Gerilim müziği)
Ne olursa olsun benim abim. Ben onun kılına zarar gelsin ister miyim!
Bırak, göreyim Allah aşkına. Bir geçmiş olsun diyeyim.
Şimdi sırası değil.
Bir iyileşsin, bir kendine gelsin; ondan sonra geçmiş olsun dilersin.
Bu tavırlar ne damat? Siz bana niye düşman kesildiniz?
Sence neden? Bir düşün.
Allah Allah! Türkan'ın işgüzarlığı niye benim kabahatim oluyor?
Git, altın bozdur diye ben gırtlağına çökmedim ki.
Kızı beş parasız bıraktığınızı nereden bileyim.
Dört taksite bölmüştük. Birini verdi, gerisini de peyderpey ödeyecekti.
İşe yatırmış olmasam vallahi getirir, parayı geri verirdim.
-Ben böyle olacağını nereden bileyim. -Sen artık bu insanlardan uzak dur.
Herkes bir sakinleşsin. Böyle yaparak hiçbir şey elde edemezsin.
Yahu... Ama ben... Damat, Türkan'la bir anlaşma yaptım.
İşimi gücümü, her şeyimi ona göre ayarladım.
Ben önümü göremezsem yürüyemem, değil mi?
Acaba diyorum...
...ben o hisseyi sana mı şey... -Amca!
Sen beni duymadın galiba.
Türkan'dan da ailesinden de uzak dur.
Madem abini bu kadar çok düşünüyorsun...
...o zaman bırak, bir nefes alsın. İyileşsin.
Ondan sonra ne istiyorsan konuşursun. Tamam mı?
Tamam.
Abim iyi ama değil mi? Sen gördün mü?
İyi.
Oh... İyi bari.
Ben aslında bu mevzuyu sana duyurmayı hiç istemedim.
Türkan'la da daha konuşmamıştım.
Ama Nezahat gelince...
(Sadık) İyi ki duymuşum Nesrin.
Biz ne konuştuk?
Bir daha birbirimizden hiçbir şey saklamayacağız demedik mi?
(İç çekti) Keşke duymasaydın.
Baksana, canından oluyordun.
Bak, turp gibiyim.
Allah beni sizlere bağışladı.
Hem...
...bu kadar yükün, o kadar...
...acının altına tek başına niye gireceksin Nesrin'im?
Hişt! Hadi.
Yapma, hadi üzülme Nesrin'im. Olan oldu artık.
Yok bir şey. Sen üzülme.
-Türkan nasıl? -İyi. Burada.
Hadi, çağır onu da. Onunla da konuşalım.
Tamam, çağırayım.
Türkan, baban seni çağırıyor kızım.
Anne biz de gelelim. Biraz daha konuşalım.
Baban şimdi ablanla konuşuyor. Sonra girersiniz kızım.
Annem çok fena baktı.
Vallahi hesap defteriniz kabardı der gibiydi.
Bence bize kızdı.
Ben sana dedim, aşağıda bekleyelim diye.
-Ne yapacağıma sen mi karar vereceksin? -Serdar, sen ne gıcık bir şey çıktın ya!
Hişt! Burası hastane. Sessiz olun.
Ne gülüyorsun?
Derya bir "Sus hemşiresi" gibi yapsana.
Hişt!
Güzel kızım.
Türkan'ım sen bizim canımızsın. Bunu sakın unutma.
Biliyorum babam.
Sizler de benim canımsınız.
Türkan'ım...
...anladığım kadarıyla bu mesele Somer'le senin aranda...
...mutsuzluk yaratmış.
Biz Somer'le konuştuk baba.
O da çok üzgün.
Sizlere karşı mahcup.
Keşke haberim olsaydı dedi.
Haklı tabii.
Ay, Somer!
Türkan'ım, Somer iyi çocuk.
Annesinin yaptıklarıyla onu bir tutmamak lazım.
(Türkan) O da annesinin yaptıklarını doğru bulmuyor.
Sizlerin de üzülmenizi hiç istemiyor baba.
Ama ben hatalıyım.
Ona da size de bir şey söylemedim baba.
Özür dilerim.
Hişt!
Üzülme, tamam. Olan oldu artık.
Artık Rüçhan Hanım'la biz...
...bir şekilde sorunumuzu halledeceğiz.
Kızım...
...sen sakın hiçbir şey için kendini suçlu hissetme, tamam?
(Türkan) Tamam.
Tamam, baba.
(Müzik)
Kızlar hadi sofrayı kuralım.
Ev kızı olmak ağır işçilik. Yeminle.
(Kapı zili çalıyor)
Derya kapıyı da açıver.
Onu da sen yap Dönüş. Ben mutfağa gidiyorum.
Eline yapışır sanki.
Bu didişmelerinizi özlemişim.
Mesut çok şanslısın.
Öyle güzel bir ailenin içindesin ki.
Bazen kavgalarımızı bile özlüyorum.
Mesut şarkı bulamıyor.
Rüçhan Hanım.
Rüçhan Hanım teyze ayakkabılarınızı çıkarın lütfen.
Yerleri silerken canımız çıktı.
Bana Türkan'ı çağır.
Buyurun, Rüçhan Hanım.
Biraz konuşalım mı?
Yukarı buyurun.
Yok, dışarda konuşalım.
(Rüçhan) Bekliyorum.
Kızlar babama çorba hazırlamıştım. Hikmet enişte almaya gelecek.
Sefer tasını oraya koydum. Verirsiniz.
(Derya) Abla burada konuşsaydınız.
Derya tamam, merak etme. Hadi.
Kızlar hadi görüşürüz.
Bin.
(İç çekti)
Bin lütfen.
(Gerilim müziği)
(Motor çalıştı)
Nereye gidiyoruz?
Evimize.
Ben eve falan gelmiyorum. Arabayı durdurur musunuz?
Kapat çeneni! Devam et.
Size hiçbir yere gelmiyorum dedim.
Arabayı durdurun yoksa camı açarım, bağırırım. Lütfen.
Türkan!
Bunu gerçekten yaparım. Arabayı durdurur musunuz?
Tamam. Tayfun kenara çek.
(Gerilim müziği)
Geç, otur şuraya.
Seninle daha önce yaptığımız konuşmayı hatırlıyorsun, değil mi?
Ailenin düşeceği durumu. Kardeşlerini.
Beni tehdit ederek bir yere varamazsınız.
Bu isyanını babanın acısına veriyorum.
İnsanların acısını görmeye başlamışsınız. Güzel.
Sen bana ders mi veriyorsun?
Hayır. Ben her zaman haddimi bildim.
Aksine...
...ben sizden dersimi aldım.
Bu durumda neleri yapabileceğimi de anlamışsındır.
Ben ne yapamadığımı anladım.
Ne demek o?
Kendim olmayı beceremedim. Gerçek bir Türkan olarak davranamadım.
Ben seni bir şeylerle yüzleştireyim derken iyi bir şey yapmışım.
Kendinle yüzleşmişsin.
Bu iyi. Eksiklerini anlamışsındır artık.
(İç çekti)
Haklısınız.
Anladım.
Güzel. Peki. Baban taburcu olacak, sen de eve geleceksin.
O sıkı fıkı aile ortamından da uzak duracaksın.
Nihayetinde ana kuzusu Türkan'dan bir şey olmayacağını anladık.
Babam eve sağlıkla gelsin de!
Peki.
Karşımda kendine gelmiş bir Türkan görüyorum.
Bu sevindirici.
Somer de bu süreçte seni hiç yalnız bırakmadı.
Umarım bunu da fark etmişsindir.
Bundan ne anlamalıyım?
Her şey yoluna girecek.
Hazır...
...sen de Somer'e âşık olmuşken.
Ne? Anlamadığımı mı sanıyordun?
Siz dün gece beni nereye götürecektiniz?
Somer'e.
Onu biliyorum.
Yüzleşeceğim gerçeği soruyorum.
Şu anda bunun hiçbir önemli kalmadı.
Bu çok güzel bir konuşma oldu.
Hadi, seni bırakalım. Babana da geçmiş olsun dileklerimi iletirsin.
Peki.
Anneme iletmemi istediğiniz bir şey var mı?
Yok.
Gidelim.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
(Kapı kapandı)
-Siz niye burada bekliyorsunuz? -Merak ettik.
Abla, Rüçhan Hanım ne dedi? Seni neden çağırmış?
-Eve ne zaman döneceğimi sordu. -Sana ne, deseydin.
Hadi geçin.
(Müzik)
Doktor durumlar nasıl?
İyi de arada bir kalkıp yürümen lazım.
Ben de söylüyorum ama dinlemiyor.
Tamam da yürümeyeceğim demiyorum ki. Sadece...
...kalkınca ağrım oluyor. -Olacak o kadar Sadık Bey.
Azıcık yürüyelim.
Koridorda birkaç tur. Hadi bakalım.
Hadi o zaman gel. Yavaş, dur. Seruma dikkat et. Dur canım.
Tutun. Hop! (Kapı kapandı)
-(Nesrin) O serumu tutayım mı? -Yoo, iyiyim.
-Ay... -Sen daha gitmedin mi?
Bir ihtiyacınız olur diye ben...
Sağ ol yavrum. Eksik olma.
Dilerseniz Sadık Bey'e ben eşlik edeyim?
Olur. Gel canım.
Gel bakalım. Sağ olasın.
Daha iyisiniz değil mi?
Doktor ille de yürüyeceksin, dedi.
-Vardır bir bildikleri. -Mutlaka da sıkıldım be oğlum.
Az kaldı, sabredin. Taburcu olunca evde rahat edersiniz.
Türkan nerede? Bize mi geçti?
Kızların yanına geçti. Onların yanında kalıyor.
(Müzik)
-Oh! Sadık Bey ayaklanmış maşallah. -Yaa, çok şükür.
Doktor dolaş dedi de öyle çıktı zorla.
-Ee, kolay değil. Ağır ameliyat geçirdi. -Olsun, yine de hareket etmesi lazım.
Türkan gönderdi. Elleriyle yapmış. Babası ezogelin severmiş efendim.
Ay, benim hamarat kızım! Eline sağlık.
Diyetine göre yapmış. Tatsız tuzsuz bir şey.
Sadık bunu nasıl yiyecek, bilemiyorum. İşin zor vallahi.
Sorma.
Bundan sonra yemek yerken iyice huysuzlaşacak.
Hikmet enişte seni bir dakika bekleteceğim.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Kötü günde lazım olur diye...
...ben vaktiyle kenara bir küçük altın almıştım.
Yarın hastaneden çıkarken bunu bozdur da masraflarımızı öde.
Canım olur mu öyle şey!
Ben bir şekilde hallederim. Hafta başında maaşımı alacağım.
Olmaz. Somer özel odaya aldırmış ama ben onlara gebe kalmak istemiyorum enişte.
Sen al bunu.
Peki. Nasıl istersen.
Sağ ol.
-Ben şimdi gideyim. Gene uğrarım. -Görüşürüz.
Oğlum...
...annen neyi, nasıl anladı bilmiyorum.
Biz ne kendimizi ne de kızımızı...
...bu durumlarla küçük düşürecek insanlardan değiliz.
-Herhâlde bir yanlış anlaşılma olmuş. -Ben size o kadar mahcubum ki.
Annem adına da çok özür dilerim.
Fakat bu konuda içiniz rahat olsun Sadık baba.
Ben ne sizin ne de Türkan'ın üzülmesini asla istemem.
Sağ ol yavrum.
-Ay... -Yoruldunuz mu?
Evet, yoruldum. Geri dönelim.
Hadi sen de evine git de birazcık dinlen yavrum.
Peki.
(Müzik)
(Martı sesleri)
(Radyo kanal geçişleri)
Siz hâlâ sofrayı kurmamışsınız.
Abla, Mesut bir şarkıyı dinlemek istiyordu da onu bulmaya çalıştık.
-Abla sabah hastaneye gitsek olmaz mı? -Olmaz tabii.
Ama biz babamı ne zaman göreceğiz?
Babam hastaneden çıkana kadar okula gitmeyi düşünmüyor musunuz?
-Olur mu öyle şey! -Yarın gitmesek?
Evet, bence de.
Şunlara bak ya!
Abla aklımız babamızda okula mı gideceğiz?
Babamın da aklı sizde ama çıkana kadar düzenimiz bozulmayacak.
Gözü arkada kalmasın, olur mu?
Ay, abla sen evlendiğinden beri iyice anneme dönüştün.
-Hep bir öğüt vermeler. -Masayı kurun falan demeler.
Siz eve gelince Mesut'un ellerini yıkadınız mı?
Abla yıkadık ya! Vallahi sen aynı annem oldun.
Hey Allah'ım! Hadi gelin de bana yardım edin. Sofrayı kuralım, hadi.
Al, sen bak.
(Radyo gıcırtısı)
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Uğruna savaşılacak bir inanç ya da bir aşk yoksa...
...hayata bir anlam yüklemek ne kadar da güç.
İnsanın kendisini ilkeli ve güçlü hissetmesine neden olan...
...o büyük aşkı sorgulamaya başladığı bir gün geliyor.
Mutlaka geliyor. O gün...
...büyümenin ve sevmenin başka çeşit esaretlere neden olduğunu anlıyor.
Bir çocuk doğuruyorsun.
Annelik tam olarak o gün mü başlıyor, emin değilim.
Ama bir insanın çocukluğu anne babasının öldüğü gün bitiyor.
O gün anlıyor ki artık birinin evladı değildir.
Sevdiği ve yetişmesi için uğraştığı kim varsa...
...onun için yaşayan yorgun bir yetişkindir bundan böyle.
İnsan belki çocukluğunu evladında yaşatmak istediği için...
...bu kadar hata yapıyor.
Anne baba olmayı...
...hatta insanlığı hata yapa yapa öğreniyor.
(Duygusal müzik)
(Dönüş dış ses) Sevmek hangi türü olursa olsun hep ağrılı...
...hep endişe dolu bir eylem.
Hep vicdan azabı...
...hep özlemekle besleniyor.
Ve severken...
...hiç eksilmeyen umut...
...bazı kalplerde gerçekten de işkenceyi uzatıyor.
Fakat gençken...
...geceler hep daha kısa oluyor.
Sabahlarsa...
...hep daha hevesle başlıyor.
(Duygusal müzik)
Çal. Bir daha çal.
(Duygusal müzik)
Mesut ne yapıyorsun?
Bir daha çal.
-Neyi çalayım? -Radyo şarkısı.
-Mesut hatırlıyor, radyo çalmıyor. -Hangi şarkı bilmiyorum ki.
Sen radyoyu çalmaya devam et, sevdiğin şarkılar mutlaka çıkar.
(Duygusal müzik)
Nereye?
Mesut'un evine.
Bak.
Nesrin teyze, Sadık baba, Mesut'a ev yaptı. Çok güzel.
Gördüm. Evin çok güzelmiş. Çok şirin.
Mesut evinde mutlu musun?
Mesut mutlu.
Mesut'un evi.
(Müzik)
Mesut sen kuşları sever misin?
Mesut kuşları çok sever.
(Martı sesleri)
Kuşlar istediği yere gidiyor.
Mesut gidemiyor.
Benim bir kuşum var.
Sana vermemi ister misin?
Mesut'un kuşu mu olacak?
Evet, senin olacak.
Suyunu vereceksin, besleyeceksin.
-Adı da Canım. -Canım.
Tamam.
Tamam, Mesut'un kuşu olsun.
Mesut, Canım'a abi olsun.
-Olsun. Mesut, abi olsun. -Tamam.
(Duygusal müzik) (Martı sesleri)
("Saadet Sun - Yeter Ki" çalıyor)
(Şarkı çalmaya devam ediyor)
"Olsun olmasın yanımda ne fark eder"
"Sevsin gerisi vız gelir"
"Her gün yeniden başlamak yok mu ya"
"Bu bana ayrılıktan da zor gelir"
"Her gün yeniden başlamak yok mu ya"
"Bu bana ayrılıktan da zor gelir"
"Yeter ki bırakıp da temelli gitmesin"
"Yeter ki kötü sözle incitmesin"
"Yeter ki söz verip bekletmesin"
"Razıyım, razıyım ben uzaktan sevsin"
"Yeter ki bırakıp da temelli gitmesin"
"Yeter ki kötü sözle incitmesin"
"Yeter ki söz verip bekletmesin"
"Razıyım, razıyım ben uzaktan sevsin"
("Saadet Sun - Yeter Ki" çalıyor)
(Şarkı çalmaya devam ediyor)
"Gelsin gelmesin yanıma ne fark eder"
"Sevsin gerisi vız gelir"
"Her gün boşuna beklemek yok mu?"
"Bu bana ayrılıktan da zor gelir"
"Her gün boşuna beklemek yok mu?"
"Bu bana ayrılıktan da zor gelir"
("Yeter ki" çalıyor)
Bu yıl mahsul gayet iyi olacak gibi, ne dersin?
-Kolay gelsin. -Sağ olasın beyim.
-Türkan'la konuştun mu? -Neyi konuşacağım?
-Davayı açmışsın. -Biliyor.
Ama mahkeme günü henüz gelmedi.
Somer burada senin ne düşündüğün önemli.
Türkan’dan ayrılmaya kararlı mısın?
Galiba ikimiz için de en doğrusu bu.
-Mine'yle bittiğini sanıyordum. -Bitti.
Umarım, en yakın zamanda hafızamdan da silerim.
Hâlâ öfkelisin ona.
Eğer gerçekten bittiyse...
...biraz sakinleşmeyi dene. -Benim öfkem kendime baba.
İçine düştüğüm durum.
Neden Türkan'a bir şans vermiyorsun Somer?
Hepimizden daha güçlü daha net biri, öyle değil mi?
Sana da bu durumdan çıkman için yardımı olacaktır.
Ben onu hak etmiyorum ki.
Evet, çok güçlü. Çok çabalıyor.
Ama benim yüzümden o kadar fazla acı çekti ki.
Ben onun için hayal kırıklığından başka bir şey değilim.
Ona, bir hayal kırıklığı olmadığını gösterebilirsin Somer.
Nasıl gösterebilirim ki?
Ona o kadar çok onu sevmeyeceğimi, istemediğimi söyledim ki...
...bu saatten sonra bir şeylerin değişebileceğine ben bile inanmıyorum.
Dinle o zaman.
Sen annenle savaşmaya devam ettiğin için inanmıyorsun.
(Özer) Evet...
...eğer Türkan'a teslim olursan...
...annen kazanacak diye korkuyorsun.
(Müzik)
Tıkanmış bu.
(Müzik)
Hay Allah!
Bir bu eksikti. Musluk da bozulmuş.
(Telefon çalıyor)
(Kapı zili çalıyor)
-Siz erken mi geldiniz okuldan? -Hastaneye gidelim diye izin aldık.
Müdür Bey de geçmiş olsun dileklerini iletti.
Hiçbir yere gidemezsiniz. Bir sürü iş var.
-Ne oldu ki? -Musluk bozuldu, gider tıkandı...
...telefon çalıyor. Ay, hangi bir işe yetişeceğimi şaşırdım.
Derya biz kapıyı çaldığımızda ablam galiba cinnet geçiriyormuş.
Üf!
Hadi. (Telefon çalıyor)
Ay! Efendim?
Ben ne yapayım, gelip alayım mı seni?
Hastaneye götüreyim mi ailenin yanına?
Yok, şu anda gidemem. Mutfakta bir sürü işim var.
(Türkan ses) Gider tıkandı, musluk bozuldu.
Çarşıya çıkıp usta bulmam lazım.
Ustaya gerek yok, geliyorum ben.
Peki.
Evet beyler, etkili bir şekilde başlıyoruz. Hadi bakalım, hadi.
(Telefon çalıyor)
-Alo? -(Derya ses) Hakan...
...bizim musluk bozuldu da birini bulabilir misin?
Tabii Derya, merak etme. Panik yapma sen.
Ben anlarım musluk işlerinden. Geliyorum birazdan, tamam mı?
Derya kimseye gerek yok. Ben geliyorum.
Serdar! Hanginizle konuşuyorum ben? Kafayı yiyeceğim!
-Siz beraber misinizi şu an? -Ben tek geleceğim.
O, ne anlar musluktan. Hadi görüşürüz.
Al.
(Müzik)
-Belki taburcu yazar doktorumuz. -Keşke, nerede o günler.
Sadık Bey gayet iyisiniz, değerleriniz de çok iyi.
(Doktor) Dikişleri de alırız birkaç güne.
Daha buradayım, öyle mi?
Tedbir için son birkaç tetkik daha alacağız. Sonra da taburcu.
-Ne kadar sürer bu tetkikler? -Birkaç gün.
-En geç, bir haftaya taburcu. -Oo, çok dedin Doktor Bey.
Sizin iyiliğiniz için Sadık Bey.
-Hadi, geçmiş olsun. -Teşekkür ederiz, sağ olun.
(İç çekiyor)
Ama ben kızlarımı çok özledim. Of!
Senin sağlığın için biraz dişimizi sıkacağız artık.
Ama şimdi aklım da evde. Sen de bütün gün buradasın.
Aman, hiç merak etme. Ev de iyi her şey de yolunda.
Of!
Hava da güzel.
Az kaldı.
(Müzik)
Abla bu hırkayla iyice anneme benzemişsin bugün.
Dönüş kuşum.
İngiliz anahtarını versenize.
Kurbağacık o. Fransız anahtarı diye de geçiyor.
Aynı şey işte, boru anahtarı. İnçleri farklı sadece.
Oğlum neyi tartışıyorsunuz siz?
Abi bunların tipleri farklı oluyor.
Kurbağacık, Fransız anahtarı diye de geçiyor.
-Bir de bunların... -İstersen özgül ağırlığını da...
...hesaplayalım, olmaz mı?
Başlatmayın şu özgül ağırlığınıza! Ver şu anahtarı.
(Müzik)
Olmuyor bu, contası laçkalaşmış bunun.
Abi şu sağ tarafta bir sıkıntı var. Bence orada sıkıntı.
Yok, yok. Lavabonun çıkışında, yukarıda. Bence orayı sökmen lazım.
Oğlum dirsekle ne alakası var? Allah Allah!
Abi onu değil, şunu.
Kızlar babam olsa çoktan halletmişti. Yıkayıp bitirmiştik bulaşıkları.
Vallahi öyle.
Güya bu işi yapacaklardı. Hele Serdar'a kalsa...
...tek başına halledecekti.
Abi sen istersen çık, ben bir deneyeyim.
Gel hadi gel. Al, yap hadi, al.
Geç.
(Müzik)
Başlığı değişecek galiba onun. Ben nalburdan alıp geleyim mi?
O, öyle olmayacak.
Bence oldu.
Yalnız, o öyle olmaz abi. Boşa dönüyor.
Allah Allah, nasıl anladın acaba?
Bu böyle olur mu? Sökmemiz gerekiyor, baksana dönmüyor.
(Somer) Bak şimdi, sen şunu...
(Serdar) Şuradan, şuradan...
-(Somer) Biraz, biraz çekeceksiniz. -(Hakan) Abi, abi! Ne yaptın abi?
(Üst üste konuşmalar)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-Ben bunu asarım, kurur şimdi. -Türkan.
Ne düşünüyorsun? Niyetin ne?
Babam bir hastaneden çıksın da sonrasını konuşuruz, olur mu?
Boşanmak için bu kadar sabırsızlanmana gerek yok.
Türkan bak, bu olanlardan sonra...
Mahkemede sıkıntı çıkartmayacağıma emin olabilirsin.
Ben onu demek istemedim, sen beni yanlış anladın.
Ne demek istedin peki?
Ben artık, gerçekten yolumu kaybettim.
(Somer) Bu yüzden...
...bu evliliğe...
...bize ne olacağına sen karar ver.
(Müzik)
Dönüş, ben bunlara daha fazla bakamayacağım.
Belediyeyi çağıralım da alıp götürsünler.
Bence de. Kapının önüne poşetle bırakalım.
Derya, ben gideyim artık. Kıyafetler kurumadı mı?
Derya ıslaksa da ver, giyelim. Boş ver.
(Mesut) Evimin elektriği gitti.
-Sigortaysa ben yaparım. -Ben daha iyi yaparım.
-Sakın, sakın! -Sakın, sakın! Biz hallederiz.
Kurumuş bunlar.
Teşekkürler. Görüşürüz.
İyi günler. Kolay gelsin.
(Mesut) Civciv.
Ne oldu kızlar, çocuklar koşarak gittiler?
Halledecek bir işleri varmış.
(Derya) Sizin bu hâliniz ne acaba?
Birinizde babamın birinizde annemin hırkası.
Geleceğe Dönüş 3
(Müzik)
Gözün aydın, kızlarına kavuşuyorsun.
Evet, evet. Evi de çok özledim.
İşimi de çok özledim tabii.
Şimdilik işi düşünme Sadık. Evdesin biraz.
Siz geçin arabaya, ben geliyorum.
Sadık Kalender'in dosyasını çıkartır mısınız?
Ödemesini yapacağım da.
Sadık Bey'in ödemesi yapıldı efendim.
Biz hallettik oğlum.
(Müzik)
-Ben alayım onu sizden. -Sağ ol.
İyi misin?
Tamam.
Yavrum sana da zahmet olacak ama.
Olur mu öyle şey. Geçersiniz öne rahat rahat gideriz.
-Sağ olasın. -Biz taksiyle geçelim Sadık.
-Sıkışmayalım şimdi. -Her şey için sağ ol.
-Geçmiş olsun. -Sağ ol.
Gel Sadık baba, ben yardımcı olayım size.
Tamam.
(Somer) Bir beklerseniz lütfen. Nesrin Hanım.
Ben yardımcı olayım.
-(Somer) Buyurun. -(Sadık) Sağ ol canım.
(Sadık inliyor) Kemeri de takın isterseniz.
(Müzik)
Merhaba Somer Bey. Geçmiş olsun.
Geçmiş olsun. Hastanız var sanırım?
Geçti, geçti. Eve gidiyoruz.
Somer!
(Müzik)
Gerçek bu değil.
(Müzik)
Biz de kontrole geldik Mine'yle.
-(Nihat) Doktoru buradaymış. -Geçmiş olsun.
Hadi gidelim Mineciğim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Rüçhan Hanım ağaç oldum, geciktiniz.
Daha düzgün bir yer bulamadınız mı?
Nesi var? Mis gibi havadar yer işte.
Sadede gelin.
Yani Rüçhan Hanım, sizin yüzünüzden abim az daha öbür tarafı boyluyordu.
Siz ne hakla benim gelinimden para istersiniz?
Yok, kendi teklif etti.
Benim bizim yalıda da hissem var ya, ona istinaden yani.
Siz o gece bilerek mevzuyu o eve getirdiniz, değil mi?
Yok Rüçhan Hanım, ne alakası var Allah aşkına?
Yani, o benim hayalim. Abim ne anlar butik otelden falan.
İstemiyor zaten öyle bir şey.
Sizin abinizle tek derdiniz bu ev mi?
Evet. Ne olacak ki başka?
Türkan'ın verdiği para, benim hissemin üçte biri bile değil.
Sizin yüzünüzden, ben geri kalanını da alamayacağım.
Anladığım kadarıyla siz bu mevzudan vazgeçmeyeceksiniz?
Hanımefendi niye vazgeçeyim?
O evde benim de hakkım var. Baba ocağı orası. Tamam, abimi...
...çok seviyorum ben. Abim, benim canım ciğerim.
Ama hayat yani, yapacak da bir şey yok.
Türkan'ı bir daha bu konuda rahatsız etmeyeceksiniz.
Benim, yeğenimle bir anlaşmam var. Tamam mı?
Ben sizden emir almıyorum Rüçhan Hanım.
Bu ne küstahlık?
Abiniz sizin yüzünüzden neredeyse ölüyordu.
Yeğeniniz rezil oldu, Kormanları da rezil etti, dile düştük.
Evliliği neredeyse sizin yüzünüzden bitecek...
...siz hâlâ bunu düşünmüyor musunuz?
Siz ne anlatıyorsunuz Rüçhan Hanım?
Yıllardır benim ne yaşadığımı bir ben bilirim, bir de ben bilirim.
Benim karşıma geçip de hesap soracak, en son kişi sizsiniz.
Ben abime hesap vermedim.
Gördünüz mü, mevzu sadece ev değilmiş.
Rüçhan Hanım ev meselesini halledelim...
...kâfi, tamam mı? Ben hissemi size satayım.
Böylece siz de hem Türkan'ı hem dünürünüzü kazanın.
(Fatih) Nasıl teklif?
(Müzik)
-(Somer) Yavaş, tamam. Dikkatli. -(Nesrin) Gelin.
Gel güzelim.
(Nesrin) Hop. (Sadık zorla nefes alıyor)
-Al çocuğum. -Sağ olun.
Çok şükür, evimizdeyiz.
Allah, acını göstermedi bize. Çok şükür bugünümüze
Nesrin'im hep senin gücün sayesinde buradayız.
Hadi bakalım, çıkalım hemen.
-Oğlum bırak çantayı, tamam. -İyi değil mi böyle?
Hadi bakalım.
Yavaş yavaş, dura dura. Dura dura, tamam mı canım?
(Nesrin) Bekle.
(Müzik)
Ee, kızlar yok mu Nesrin?
Gelirler şimdi. Gel, yatıralım seni.
Benimki de laf. Dönüş'le Derya okuldadırlar şimdi.
(Sadık zorla nefes alıyor) Dikkat et canım.
Türkan da tabii evine dönmüştür.
-İyi misin sen? -İyiyim, iyiyim.
Merdivenleri çıkarken biraz yoruldum ama şimdi iyiyim.
(Birlikte) Sürpriz.
Kızlarım benim, güzel kızlarım. (Gülüyorlar)
Babacığım geçmiş olsun. Bak, senin için burayı hazırladık.
-Kitapların, bulmacaların her şey var. -Güzel kızlarım benim.
Babalarının rahatını da düşünürlermiş.
Sana bir şey olacak diye çok korktuk babacığım.
Aa, niye korkuyorsun kızım?
Sizin sevginiz varken bana bir şey olur mu?
Bakın, şükür, geldim işte.
Sadık baba.
Ay, ay, güzelim benim.
Kardeşlerim, Sadık baba gelecek diye söz verdi...
...geldi Sadık baba. -Geldim tabii oğlum, geldim.
Ay, güzel oğlum.
(Müzik)
Üşüme. Üşümesin Sadık baba.
(Nesrin) Yavrum.
Mesut çok üşüdü, hasta oldu.
Sadık babam palto verdi.
Üşümesin Sadık baba.
İyileşsin.
(Sadık) Güzel oğlum benim.
Bu saf sevgi karşısında insan...
...iyileşmez mi? Tabii ki iyileşir.
Hadi, tamam. Babanızı rahat bırakın da yatsın, dinlensin azıcık.
Nesrin ben hâlâ yatacak mıyım?
Evet. Doktor iyileşene kadar yatacak, dedi.
Tamam anne, biraz sohbet edelim sonra yatar babam.
Kızım hadi, babanızı yormayın. Ben de gidip...
...perhiz yemeklerini yapmaya başlayayım.
Ay...
...perhiz yemeği!
(Müzik)
Biraz konuşalım mı Somer?
(Müzik)
Somer...
...yolumuzu sen çiz, demiştin.
Ben çok düşündüm.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Birlikte uyuduğumuz o odaya adım attığım ilk günü...
...hiç unutmadım. Acıyla büyüdüm ben o odada.
Acımı gördüğünü, beni anladığını düşündüm.
Benim gibi olduğunu, benzediğimizi sandım.
Küçük bir umuda tutundum, başarırım sandim.
Olmadı Somer.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Bana sadece acı veren, hayallerimi yıkıp...
...kül eden o cehenneme bir daha dönmeyeceğim.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Çiçek bile sevgisiz kalınca küser, solar.
Ben o evde soldum.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Her geçen gün daha çok tükendiğimi hissettim.
Çok yaralandım, çok kırıldım senin yüzünden.
Çoğunu görmedin.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Çok ağladım, sen duymadan.
(Duygusal müzik)
(Türkan dış ses) Bana sarıldığında duyduğum huzur...
...gülümsediğindeki mutluluk çok kısa sürdü.
Güzel bir rüyanın bitişi gibi.
Hayal kırıklığıyla gözyaşına uyandım hep.
Beni nefessiz bırakan babamın acısından sonra...
...onunla birlikte ayağa kalkmaya çalıştım.
Ailemin sevgisi can suyu oldu bana.
Yeniden yeşerdim.
Bir daha o kafesin içinde çaresizlikle çırpınmak istemiyorum.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Türkan dış ses) Umarım, yüreğin sana ışık olur, ses olur da...
...bir gün hiç bulamayacağın bu sevgiyi...
...elinin tersiyle nasıl ittiğini hatırlatır.
(Somer dış ses) Hiç vazgeçmeyeceksin, değil mi?
Bir gün çekip gidersem vazgeçtiğim için değil...
...gitmem gerektiği için giderim.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz
Editörler: Dolunay Ünal - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.