All language subtitles for American.Pie.Presents.Band.Camp.2005.1080p.BluRay.REMUX.AVC.DTS-HD.MA.5.1-EPSiLON.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian Download
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

STIFFMEISTER PRODÜKSİYON SUNAR

Çeviri: Dvdrip & aytug2001

Dvdrip çeviri alınıp bazı düzeltmeler yapıldı.

Hey, Stifler, niye sizin aileden bir tek Steve yetenekli çıkmış?

- Başlatma Sıçan Surat. - Hadi dostum, kaçırıyorsun.

Ben onu defalarca seyrettim kıçımın kenarı.

- Matt, Steve dahi bir yönetmen. - Gerçek bir Amerikan kahramanı.

Memelerin Tarantino'su.

Onunla boy ölçüşmen mümkün değil.

Bak, Stiffmeister Prodüksiyon ayarında bir yönetmen olduğumu Steve'e kanıtlayacağım.

Steve yönetmenlik yeteneklerimi görünce...

- küçük birader aile şirketine katılacak. - Öyle mi dedi?

- Sonunda seni aradı mı? - Hayır, ama ona bir mesaj daha bıraktım.

Beni geri arayacak. Sadece üç hafta oldu daha.

Beyler, şerefe kadeh kaldıralım. Yarın son sınıf olarak saltanatımız başlıyor.

EAST GREAT FALLS - LİSE HADİ SON SINIFLAR

İYİ ŞANSLAR!

YAZ OKULU için şimdiden yazılın

HADİ BAKALIM! - 2005 SINIFI

Pekala millet, bir mola verelim.

Unutmayın, bunu törenin sonunda Pomp and Circumstance'tan sonra çalıyoruz.

Yine yanlış şarkıya başlayan olmasın.

- Elyse, sakinleşmelisin kızım. - Ben iyiyim.

Ben sadece... Yani, buradaki ilk günüm ve ben...

Evet, ama bu mezuniyet töreni. Boston Pops falan değil.

Bu performans son yılımızın çizgisini belirleyecek. Yani...

Bak, buradaki herkesin seni desteklediğini unutma yeter.

İnek. İnek. İnek. Kaz.

- Onları böyle rengarenk seviyorum. - Burada ne yapıyorsun Stifler?

Sadece sayonara deyip size şunu söylemek istiyorum.

Artık gösteriyi Stiffmeister yönettiğine göre...

...ulusal şampiyonayı kazanmayı planlıyoruz.

- Adiós kıç yalayıcı. - Abisinden de daha hıyar bu herif.

Vay Arrianna.

Matt, burada ne arıyorsun?

Son sınıf öğrencilerinin son gününün unutulmaz olmasını istiyorum da.

Harika. Bu gece kamp kurulacak.

Sadece mezunlar için, ama sen de gelebilirsin.

Programıma bir bakayım da. Tabii ki.

Uyku tulumunu da getir, bakarsın çadır kurmaya karar veririz.

- Şuna bak. Mükemmel zamanlama. - Bu bir klasik olacak.

Mezun-siktir-iyet Operasyonu'nu başlatma zamanı geldi.

Dehşet olacak.

- Kahretsin. - Ah, evet! Yaşasın!

Ödeşme zamanı son sınıflar. Biber spreyini elinize sürmeyin.

Stiffmeister'dan size mezuniyet hediyesi.

EGF LİSESİ MEZUNLAR DERNEĞİ 2005 Sınıfını KUTLAR!

Ahbap, diplomalara sprey sıkmamız lazımdı.

Kusura bakmayın bandocular.

Üstüme iyilik sağlık. Bu bir Steely Dan.

- Ne? - Çift başlı bir dildo.

Bu bir dildo. Dildo.

- Vay canına. - Bir ismi bile var.

Picardo mu?

- Sprey sık ona. - Hayır. Sahibi yoksa benimse.

Pekala millet, Pomp and Circumstance. Beş dakikalık uyarı. Hadi.

Bandocular. Çıkalım buradan.

- Matt? - Leesy.

İkizler nasıl? Hala küçük ve dimdik galiba.

- Çok komik. - Evet.

- Burada ne arıyorsun Matt? - Size iyi şanslar dilemek için uğradım.

- Yani, müzik kariyerinizde. - İyi şanslar mı?

Sekizinci sınıftan beri benimle tek kelime konuşmadın.

Evet, sebebi de bu ses tonu işte.

Şimdi gidiyorum.

Bayanlar baylar, mezunlarımızı selamlamak için ayağa kalkın lütfen.

Gerizekalı her şeyi kaçıracak.

Ah, evet.

Ağlıyorlar mı?

Hay aksi!

Evet!

Bok yiyin son sınıflar.

Stifler!

PSİKOLOJİK DANIŞMAN

Çok uzun süredir bu anı bekliyorum.

İşte şimdi hesap günü geldi çattı.

Merhaba Matthew.

Abin seninle çok gurur duyuyor olmalı.

Onun mirasını yaşattın.

Masumlara işkence edip...

iyi ve saf ne varsa iğfal ederek.

Ama şimdi mahvolacaksın.

Ne yapacaksın, beni okuldan mı atacaksın Shermanatör?

Genç ve masum zihinlere yol göstermek için...

zamanda geri gönderilmiş, karmaşık bir danışmanlık makinesiyim.

Birinci vazifem, bu kurumun öğrencilerini...

ve tüm insanlığı...

başka bir Stifler tehdidinden korumaktır.

Davranış değişikliği elzem.

Geleceğinizi değiştirmek için çok geç değil.

Hayır, okuldan atmak çok kolay olurdu.

Senin suçuna uygun mükemmel cezayı biliyorum.

Bandoyla bu kadar sorun yaşadığına göre...

belki onlarla dost olmalısın.

Asla olmaz.

Ya daha düşünceli olmayı öğreneceksin, ya da okuldan atılacaksın.

Futbol yok.

Parti yok.

Bahar tatili yok.

Mezuniyet yok.

Üniversite yok.

Kız sınıf arkadaşı yok.

Anladın mı?

Eşyalarını topla Stifler.

- Bando Kampı'na gideceksin. - Bando Kampı mı?

Saçmalık, süprüntü.

PORNO MABEDİNDEN SEVGİLER, USA!

Pekala Steve! Azgın Vadi Kızları!

Keşke burada olsaydın Sıçan Surat! Şaka! Kıçımı öp, Steve.

Kahretsin.

TEBRİKLER SON SINIFLAR!

Steve cevap verecek demiştim.

Yani bu sadece bir kart ama bana harika bir fikir verdi.

Bakın...

Steve'in bok kafalı arkadaşı Jim...

bandocu malak nemfoman Michelle'le evlendi.

Bando Kampı'nda 7 gün 24 saat o işi yaptıklarını söylemişti.

Matt, bandocu kızları düzemezsin ahbap. Bazı standartlar vardır.

Onları düzmekten bahsetmiyorum manyak.

Videoya çekmekten bahsediyorum.

Herkes gizli kamerayla çekilmiş seksi şeyleri seyretmeye bayılır.

Bandocular Kudurdu. Steve'in rakibi olacak artık...

çünkü küçük birader aile şirketine katılıyor.

CASUS SANDIĞI

Evet, Casus Sandığı.

Gizli Video.

Gizli Kameralar

Evet.

Renkli gece çekimi mi? Hemen alıyorum.

Yarın gelsin lütfen. Bu harika olacak.

Bayan ARANIYOR - İÇERİYE DANIŞIN

ERKEK YURDU

BANDO KAMPI - PEP RALLİSİ

Tall Oaks 2005'e hoşgeldiniz.

Lloyd Memorial Lisesi'ni duyalım.

L-L-O-Y-D!

L-L-O-Y-D!

- Mount St. Marie. - Mount St. Marie!

Mount St. Marie!

East Great Falls Lisesi.

East Great Falls!

East Great Falls!

Ve beş kez Tall Oaks Kupası Şampiyonu olan...

Beechwood Akademisi.

Biz bir numarayız! Biz bir numarayız! Biz bir numarayız!

Pekala, oturun artık.

Bildiğiniz gibi her yıl...

Tall Oaks son sınıf öğrencilerinden biri besteci...

Robards Konservatuvarı'na tam burs ile ödüllendiriliyor.

Elyse, bu yıl kesin kazanacaksın.

Bu yıl, Robards'ın dekanı Dr. Susan Choi...

besteleri bizzat kendisi değerlendirecek.

Tall Oaks Kamp Danışmanlarına hoşgeldiniz demeyi de unutmayalım.

Bando Kampına Hoşgeldiniz!

Revirimize giderseniz, Hemşire Sanders tüm ihtiyaçlarınızı karşılar.

Pekala, çok çalışalım ve en iyi bando ödülü kazansın.

Hazır mısınız çocuklar?

Neler oluyor?

Sen çaylak mısın? Kayboldun galiba.

Sen hıyar mısın? Her tarafın kıllı, leş gibi de kokuyorsun.

Bir kereliğine bu sözleri duymamış gibi yapacağım.

Burada böyle konuşulmaz.

Çaylaklar bonelerini sürekli takmak zorunda. Bu bir kuraldır.

Seni kim Ucubeler Şehri belediye başkanı seçti?

Brandon Vandecamp, Beechwood Akademisi davul bölümü son sınıf öğrencisi...

ve Tall Oaks Konseyi başkanıyım.

Ah, peki bunlar kim başkan bey? Başkanın Hanımı ve Korkak Yardımcısı mı?

Sana çok yakıştı.

Sağolun sapşallar. Bak, artık resmen bandocu olduğuma göre...

en sevdiğim parçayı tahmin edebilir misin?

- Hiçbir fikrim yok. - Fındıkkıran.

Geri çekil sünepe.

Mozart'ın anası.

Bu çok kötü.

Jackie Chan'in burada olduğunu bilmiyordunuz, değil mi?

Kes şunu. Derhal kes şunu.

O götler başlattı.

Doğru değil efendim. Sadece bonesini takmasını hatırlattık.

O da vahşice Brandon'ın cinsel organlarına saldırdı.

- Yalan söylüyorsun atmık. - Oscar, Jimmy, bu adamı Disgör'ü...

- görmeye götürün. - Neyi?

- Öldün. - Derhal beyler.

Tanrım, Brandon, iyi misin?

Burada ne yaptığını bana söyler misin Stifler?

Fark etmez Koca O. Burada fazla kalmayacak.

- Kancık! - Buraya gel.

Disgör senin canına okuyacak salak.

- Disgör de ne demek oluyor? - Disgör.

Disiplin görevlisi.

Çocuğun biri onun ofisine bariton olarak girmiş...

soprano olarak çıkmış.

- Klarnet kıçına girivermiş. - Ne?

Disiplin Görevlisi

Korkaklar.

Ah, afedersin.

Frankenstein. Korkunç film.

Boris Karloff hayranıyım da.

- Disgör Bay Levenstein. - Vay canına, siz Jim'in babasısınız.

Göl kenarındaki evimizde kızıl saçlı nemfomanı düzmüştü.

- Amanın, sen bir Stifler değilsin ya? - Ben Steve'in kardeşi Matt'im.

- İki tane mi Stifler var? - Evet efendim. Siz burada ne yapıyorsunuz?

Jim az önce bahsettiğin kızıl saçlı nemfoman piliçle evlenip...

başka bir eve taşındı.

Michelle eski bir Yılın Tall Oaks Danışmanı...

olması dolayısıyla bu yıl Disgör olarak işe alınmıştı, ama hamile kaldı.

Az önce ima ettiğin eğilimleri düşünürsek buna pek şaşmamalı.

Benim de gençlerle aram çok iyidir.

Onun için göreve gönüllü oldum.

Şu salak benim bandomda değil, davranışlarından da biz sorumlu değiliz.

- Pikolona kim işedi? - Burada bir düşmanlık seziyorum.

- Bandomu zehirledi. - Ne?

- Disgör benim, anlaşmazlıklarla ilgilenmek... - O burada ne arıyor?

- Matt Stifler abisi gibi bir şeytan. - ...benim işim.

Sağol Leesy.

İyi bir kıza benziyor.

Kurallar var tabii ki.

- Boneni takman gerekecek. - Evet.

Biliyorum. Biraz aptalca bir şey, ama bu bir gelenektir.

Futbol takımından aşina olduğun bir şeydir eminim.

Fil yürüyüşü, otuzbir çemberi yapmak, fıçı bira içmek gibi şeyler.

Ama burada tek yapacağın, abuk bir şapka takıp...

- ...şık sayılabilecek Tall Oaks tişörtü giymek. - Evet.

Onun için kendini akıntıya bırak Matt.

O zaman bol bol eğlenirsin.

Ve kısa sürede yeni arkadaşlar edinirsin.

Selam, Ernie Kaplowitz, tenor saksofon.

Harika! Ben de bir çaylağım.

Geçen yıl gelmeyi çok istemiştim, ama Bilgisayar Kampı'yla çakıştı ve...

Evet, ben geldiğimde o buradaydı. Sanırım üzerinde senin adın yazılı.

CASUS SANDIĞI

Nedir bu?

Selam, Casa de Stifler'a hoşgeldin. Ev sahibin benim, Matt.

Seni dövmemek için her Allah'ın günü samimiyetle çaba göstereceğim.

Sana yeni evini göstermeme izin ver.

Ben buradayken, sen içeride olacaksın.

İyi günler, gerzek.

Ben...

Pekala, şunları kaldırayım senin için.

Pekala. Bando-vizyon.

ŞAPKA KAMERASI - YEREL DİSK

Bu 1978 yapımı bir Ohio Eyaleti şovu...

The Wizard Of Oz.

Saksofoncunun "I"ya nokta koymayı unuttuğu şov mu? Ah, evet.

Evet, doğru. Serseriler.

Hiç korkmayın, Stiffmeister geldi.

Artık Bando Kampı çok daha güzel oldu hanımlar.

Steve Stifler'ın kardeşisin, değil mi?

- Takım taklavatlı kardeş. - Harika.

- Ona benden bir mesaj iletebilir misin? - Sorun olmaz señorita.

Anlaşılan Steve birine klasik Stifler "düz ve kaç" muamelesi çekmiş.

- Burada bir sorun mu var? - Hayır, her şey yolunda.

- Bando Kampı'nda eğlenceler. - Sağol, eğlenirim.

- Görüşürüz. - Olur.

Biraz saygılı davranmaya başlamalısın Stifler.

Masana dönmelisin Koca Köpek.

Yolumdan çekil.

Merhaba, kızlar. Elyse, seni tekrar görmek ne güzel.

Bu gece ne yapacağız? Parti yapıp çılgınca eğlenelim mi?

Kim sık düzüşme mili biriktirmek ister?

- Sen gördüğüm en... - Bando Kampı'na gelen en seksi adamsın.

- Ne? Chloe, iğrenç herifin teki. - Seksi iğrenç herif.

- Teşekkür ederim. - Bu inekleyen kibar heriflerle...

ve duyarlı sanatçı tipleriyle...

dolaşmaktan gına geldi.

- Bu gece gerçek bir erkekle parti yapalım. - Evet, ya. O benim.

- %100 erkek. - Pekala, benim odam, saat 8'de.

Harika bir ilk gün geçirdik kampçılar. Disgör'ünüz konuşuyor.

Moral bugünkü kadar iyi sağlanamazdı.

Şimdi doğruca yatağa girip güzel bir gece uykusu çekin...

TALL OAKS YARIŞI

çünkü yarından itibaren birçok planlanmış faaliyetimiz var.

En önemlilerinden biri de Tall Oaks Kupası'dır.

Oyunlar başlasın.

Azgın Bandocular. Birinci Sahne. Erkek partisi.

Buna Strip Trivia deniyor. Biz uydurduk. Bando Kampı geleneğidir.

"Dördüncü ve Uzun", "Kıvırtan Bebekler" ve "Beni Kim Çaldı?"

Tam bana göre bir oyuna benziyor. Oynayalım mı?

Sen ortada oturuyorsun. Oyun sizden, oturma planı benden.

Biraz daha yaklaşın hanımlar.

Korkmayın. Her şey yolunda.

Pekala...

kurallar çok basit. Bir kategori ve bir soru seçiyorsun.

Her kaybedişinde soyunuyorsun.

Yaşasın.

- Önce ben başlıyorum. "Beni Kim Çaldı?" - Güzel.

Pulitzer Ödüllü biri tarafından çalınan gümüş bir Stradivarius borazanıyım.

Beni kim çaldı?

- Evet, keşke bilseydim. - Üzgünüm.

- Ayakkabını çıkar, bir soru daha çek. - Müzik hakkında olduğunu söylememiştiniz.

- Burası Müzik Kampı mankafa. - Hey, adil olmak için...

belki de ona biraz avans vermeliyiz.

Pekala. Evet.

Tamam, olur. Pekala.

Neyin var? Sivrisinek ısırıklarını göstermekten mi korkuyorsun?

Dördüncü sınıftan beri olgunlaştım ben Matt. Ya sen?

Burada sallanan 4 kiloluk olgunluğum var Leesy.

- Bana öyle demekten vazgeç. - Tamam, tamam, devam edelim.

- Matt, bir soru daha çek lütfen. - Pekala, boş versene. Öyle olsun.

Al bakalım. Tepe tepe kullan.

- Dördüncü ve Uzun. - Peki, hiç sorun değil.

Beethoven'ın ana senfonilerinden en uzun dördüncü bölümü olan hangisidir?

Pekala, bunun nereye varacağı anlaşıldı.

Güzel, siz kazandınız.

Toplar serbest hanımlar.

Koca oğlanlar hava alsın. Pekala, şimdi benim kurallarımla oynayacağız.

Sadece futbol soruları. Soyunmaya hazır olun hanımlar.

- Durun. Önce, bira isteyen var mı? - Ben isterim.

Koridorun karşısındaki buzdolabında danışmanların gizli zulası var.

- Sakıncası var mı? - Şimdi gerçek bir parti oluyor işte.

Stiffy hemen dönecek şimdi.

Yani, etrafta kimse yok...

ve en iyi tarafını daha görmedik.

Evet! Zokayı yuttu.

Çok fena yakalandı.

Koca oğlanlar, uyanın hadi.

Sadece klimayı kısmak lazım, değil mi?

İyi geceler kızlar.

Kusura bakma hıyar, oyun bitti.

Koca oğlanlara tırıs tırıs eve yürümek iyi gelecek.

Oda kontrolü kızlar.

Kahretsin.

- Giysilerini atın. - Pencereden atın.

Pekala, kim şişe bira istiyor?

Hemşire Sanders.

- Beni tuzağa düşürdüler. - Biber spreyiyle saldırıp...

- mezuniyetimizi mahvetti. - Dostça bir oyundu...

Durun. Durun. Çocuklar.

Pekala...

giysilerin nerede?

Bende.

- Nedenini sorabilir miyim? - Beni soydular...

- Yok canım. Pantolonunu kendi çıkardı... - Onlar da giysilerimi çaldı.

Şeyime bakan Bayan Doubtfire ile orada mahsur kaldım...

Bakalım doğru anlamış mıyım.

Elyse, sen Matt'in, sosyopat abisinin gözüne girebilmek için...

penisiyle düşünen kibirli biri olduğunu düşünüyorsun.

Matt, sense Elyse'in biraz açılıp aşna fişna yapması gereken...

bir ahlak kumkuması olduğunu düşünüyorsun.

Bu ifadeyi kullandığım için kusura bakma canım. Haklı mıyım?

Bakın çocuklar...

farklılıklarımızı çözmenin tek yolu...

birlikte çalışmaktır.

Niye yarından itibaren...

birlikte yürümeye başlamıyorsunuz?

Sol kanat, hazırol.

Dön ve hazırol.

Kahretsin!

Bando, hazırol!

Hay aksi.

"Bando, hazırol" deyince selam verip hazırola geçeceksin.

- Beni hazırola geçmiş görmek ister misin? - Gördüm bile. Hiç de etkilenmedim.

Bak...

Beechwood'u hiç yenemedik, tamam mı?

Bazılarımız için bu son şans.

Sorun çıkarmaktan vazgeç, tamam mı?

Evet, hıyar.

- Pekala millet, iş başına, hadi. - Bana ne?

Buna ihtiyacım yok.

Tekrar sıra olun. Ön sıralar, buraya.

Temizlik.

Tuvaletler & Duşlar

Oscar, bana içecek bir şey mi getirdin?

- Hadi. - İyi görünüyorsun bebeğim.

Hey, bu Ernie Bokowitz.

Sonunda homo olduğunu açıkladın, demek. Aferin sana.

Geceleri neler olduğunu öğrenmek istiyorum, tamam mı?

Bütün çılgınlıklar. Çıplak yastık savaşı, falan filan.

Çıplak yastık savaşlarından sorumlu bir adama benziyor muyum?

Buraya ilk gelişim.

Boneyi fark ettin mi?

Evet.

Evet, fark ettim.

Bone demişken, seninki nerede Stifler?

Hala kurallara uymuyorsun demek ha?

- Bakalım. - Bak. Yine başı derde girecek.

Armalı Tall Oaks Tişörtü giymemiş, bonesini takmamış.

Bu, Great Falls'a eksi iki puan demek sanırım Bay Neslon.

Bak ne diyeceğim Vande-kramp...

onun bonesini alıp...

kamışıma taksam nasıl olur?

Buna ne dersin Vande-kramp? Sonuçta başıma takıyorum, değil mi?

Great Falls'a eksi beş puan oldu.

Beş puan.

Dostum, burası tam bir cehennem.

Boneni tak evlat.

Beş puan.

Olduğun yerde kal. Kıpırdama.

Artık hiçbir yere gitmeyecek.

Bu senin dünyan değil, bizim dünyamız ve seni burada istemiyoruz.

Şimdiden bize beş puana mal oldun bile.

Buna izin veremeyiz.

Herifin bonesini başına takalım.

Şimdi bizden oldun şapşal.

Bu diş macunu da...

biber spreyinin öcünü alacak, pislik herif.

Kahretsin.

Bakım bölümünden tiner alayım.

Hayvanlar.

Matt, bir değişiklik yapmak için...

buraya gönderildin.

Şu ana kadar da sadece sinüslerini temizledin. Onun için...

yeni bir yaklaşım denemenin zamanı geldi bence.

Birkaç arkadaş edin.

Onların güvenini kazan.

Güvenlerini kazanmayı niye isteyeyim?

Güzel.

Stifler-vizyon'a hoşgeldiniz.

Galiba 1'de zil dersi var.

Nefret ediyorum.

Evet, ama bas davul yedeğinden çok daha iyi.

Evet, bu doğru.

Danışmanlar çıldırmış.

Seninki tam anlamıyla muhteşem.

- Bir tane fiyatına iki tane. - Sol göğsüm daha büyük, bak.

- Evet, benimki de bebeğim. - Bu düzeltilebilir.

O şampuan harika kokuyor.

Teşekkürler, onu bikini için ağda yaptırdığım Rus kadından alıyorum.

Hepsini aldırıyor musun?

Aslında kendime özel bir şeyler yaptırıyorum.

- Görmek ister misin? - Evet, göster!

Aman Tanrım, ne sevimli. Küçük bir nota var.

- Hayır! Eskiden göğüslerim küçüktü.

- Ben de öyleydim. Mercek buğulandı, hayır!

- Bu da ne, kıç faresi mi? - Evet, KKR bebeğim.

Uzaktan kumandalı Kaplowitz Korsan Robot. Çok fena yakalandın.

- Hey, Oscar, biri Disgör'ü çağırsın. - Ahbap, kapa çeneni lütfen.

Bu kadar kasıntı olma. O piliç konusunda sana yardım edebilirim.

Hangi piliç?

Ahbap, dövmeleri olan piliç. Tubanatör.

Onun adı Chloe.

Yapma dostum. Sana yardım edebilirim. Ben Stiffmeister.

- Aşk ve romantizm ustası. - Saçmalama.

Bahar tatilinde bir haftada üç ponpon kız götürdüm. Hem de üniversiteli.

Kameranın niye çalışmadığını da biliyorum.

Ahbap, bu dehşet bir şey.

- Bununla hiç kızların poposuna baktın mı? - Hayır.

Ama geçen yılki Bilim Ödülünü kazanmak için kullandım.

Gelecek yıl da beni MIT'ye sokmasını umuyorum.

Gerçekten NASA'da çalışmak istiyorum.

Nasyonal Anal Seks Araştırmaları mı?

Hayır, Uzay...

- Anal Seks Araştırmaları mı var? - Evet, ama profesyonel olman gerekiyor.

Bir dakika, Uzay Araştırmaları var mı?

Bunu kullanman gerekiyordu.

- Bak, anti buğu merceği var. Ha, ha. - Evet, güzel.

- Robot kayıt yapabilir mi? - Pekala, niyetin nedir?

Video konusunda yani. Ne yapıyorsun?

Ah, sadece eğlence olsun diye.

Ateşli çıplak piliçleri seyretmekten kim hoşlanmaz ki?

Bu aramızda kalsın. Onları seyretmene izin vereyim.

Artı, bir hafta içinde Chloe'yle aşna fişne yapmanı garantileyeceğim.

Hey, Stifler. Telefon.

Detroit'teyiz!

Tatlı Brezilya romuna battım.

Küfelik oldum dostum!

Bugün sana rom gönderdim. İnekistan'da işine yarayabilir.

Burası berbat bir yer.

Oda arkadaşım Doktor Robot, beni...

duştaki üniversiteli kızları çekerken yakaladı.

Şimdi onu yağlamam gerekiyor.

Hiç iyi çekimler de yapamıyorum, çünkü bandocular bana ifrit oluyor.

Bunu, bir bakireyle buluşmak gibi düşün.

İş güzel meseleye gelene kadar onları umursuyormuş gibi yap.

Güvenlerini mi kazanayım?

Ahbap, bu işe yarayabilir.

Gizli bir bandocu olacağım.

Merhaba millet. Müzik Kampı'nda ne hoş bir gün, değil mi?

Bandocu yoldaşlarım. Nasıl gidiyor? Yo.

Uyandırma servisi için teşekkür etmek istiyorum. Sizi şakacılar.

Hey, nihayet müziğin beni çağırdığını duyabiliyorum, tamam mı?

İşte. Duydunuz mu? Evet. Ben de.

Yepyeni bir insanım... Bu arada, ikiniz de külotlu çorapla harika görünüyorsunuz.

- Ne yapıyorsun? - Yürüyüş dersimi bekliyorum efendim.

Bak Matt, şu anda buna vaktim yok.

Hayır, burada olduğuma göre, en iyi şekilde faydalansam iyi olur.

Matt, yürüyüş zordur, tamam mı? Top atmaya benzemez.

- Sen hiç çifte markaja düştün mü? - Dakikada 180 üç ayak adımı attın mı?

Evet efendim, polisler bizi Koreno Deresi'nde kovaladıkları zaman.

Ama o kadar korkmuştun ki ağladın.

- Alerjilerim vardı. - Kışın olmuştu bu Mattie.

Bana yürümeyi öğretmezsen, yine ağlayabilirim.

Tamam.

Sol ayak bir ve üçte, sol ayak iki ve dörtte.

Matematik dersi mi bu?

Bir, iki, üç, orta. Bir, iki, üç, çizgi.

Sağ ayak dörtte.

- Adım genişliğini sabit tut. - Neyimi?

Pekala, başlıyoruz küçük dostum. Seni tamir edelim.

Tuba çalmasını bilen kız, daha neler çalar. Stifler bunu bilir bunu söyler.

Pek anlamadım ama iyi bir şey olmalı.

Hazırsın artık.

Gidip Chloe'yi bulalım.

Vay canına.

Bu da neyin nesi? Kim yapıyor bunu?

Al onu.

Merak etme.

- Sağol, küçük ürkünç makine. - Rica ederim...

güzel bayan.

Sağımla, sağımla, ama aynı şeyi solumla da yapabilirim, solumla.

Popo.

Bravo.

Az önce popoma dokundun.

- O ne? - Aletin.

Bu çok gey.

- Yani çok sakat. - Güzel.

Bak, iki pozisyon var.

Bu taşıma pozisyonu, bu da çalma pozisyonu.

Ben "borular kalksın" dediğimde...

aletini dışarı çıkaracak ve sonra...

Merhaba gerzekler.

Matt. Aman Tanrım. Matt, çok özür dilerim.

- Galiba dilimde delik açtım. - Ah, bakayım.

- Delik falan yok. - Bugünkü bölümün adı...

ümitsiz vakalarla zaman kaybı.

Ümitsiz vaka deyince aklıma geldi Elyse. Gösterin için müzik besteliyormuşsun.

Tabii buna müzik denirse.

Evet. Doğru. Onu ben besteledim.

Seninkini bestelemek için baban kimi tutardı?

Sana uyarıda bulunayım, balkabağım. Robards Bursu benim.

Sanki ihtiyacın var da.

İhtiyaç meselesi değil bu. İstek meselesi.

- Evet, istediğimi alırım ben. - Neden kahrolası çeneni kapamıyorsun?

Matt, yapma.

- Ne yapacaksın? - Suratını dağıtacağım.

- Bana meydan mı okuyorsun? - Hayır.

- Evet, meydan okursam ne olur? - Hayır Brandon, öyle bir şey yapmıyor.

Kabul ediyorum. 5'te, spor sahasında.

En son üç yıl önce biri bana meydan okumuştu.

Düello yapılacak.

İnsanlara nedenini hatırlatmak için can atıyorum.

East Great Falls.

Orada görüşürüz hıyar.

- Ne yaptığının farkında mısın? - Önemli değil. Pis herif kaybedecek.

Matt, onu düelloya davet ettin.

Kılıçla mı?

Hayır budala. Her biriniz sahneye çıkıp gösteri yapacaksınız.

Kimin kazandığına seyirciler karar verecek.

Niye fıçıdan bira içmiyoruz?

Matt, bu iş ciddi, tamam mı? O kazanırsa Beechwood 5 puan alacak.

Kazanacağı da kesin, çünkü o bir müzik aleti çalıyor.

Ben de.

Tall Oaks Meydan Savaşı başlasın.

Ödül, kupaya götürecek 5 puan.

Pekala Brandon, önce sen.

Hadi!

Hadi bakalım kancık.

İğrenç.

Bu çok utanç verici.

Pekala Brandon.

Şimdi göster ona Brandon.

Al şunu!

Bu yarış bitti galiba.

Anlaşıldı. 5 puan kaybettik işte.

Rakibin çekilmesi üzerine kazanan...

Ama biliyorum ki onun suçu değil...

Sözlerini bilmiyorsun.

Tıraş olmalı.

East Great Falls!

East Great Falls!

East Great Falls!

East Great Falls!

Pekala, 5 puan Great Falls'a gidiyor.

Yaşasın Great Falls!

East Great Falls!

East Great Falls!

East Great Falls!

East Great Falls!

- Hey. - Ne var?

- Sen gerçekten İskoç musun? - Hayır be.

Annem bana alet çalmayı öğretti.

Akla gelebilecek en sinir bozucu alet.

Bence sen torba sıkıp boru üflemek için doğmuşsun Stifler.

Hey, Oscar.

Kaç tane Oscar var? Hadi!

- Ne haber? - Davulu iyi çaldın.

Ah, sağol.

Yeni hareketler öğrenmek istersen haber et.

Gerçekten mi?

- İşi berbat edecek. - Kesinlikle berbat edecek.

- O puanları geri kazandığın için sağol. - Ben kaybetmiştim. Geri almaya mecburdum.

Hey, çocuklar, Sheree bana yeni hareketler gösterecek.

Hey, çete...

kupayı kazanma savaşı kızışırken, Tall Oaks adil oyun ve dostça rekabet...

ruhunu korumak için size küçük bir uyarıda bulunayım.

Altılık pakete yetecek kadar tükürük olacak.

- Evet bebeğim, beni gururlandırdın evlat. - Sağol J. Lo.

Harika. Koca O?

Dün bayağı başarılı küçük bir oyun sergiledin Stifler.

Bu ayaktakımı senin kahraman olduğunu düşünüyor.

Ayaktakımı ne demek bilmiyorum.

Yemek yerken büyük köpeğe dokunulmaz, hiç duymadın mı?

O benim mankafa. Şimdi onu bana geri ver.

- Dildo. - Burası hala benim kampım hıyar.

- Diz çökeceksin. - Hayır, çökmeyeceğim.

Ama annen dün gece çöktü.

Eskiden borazan mı çalardı? Çok güçlü dudakları var da.

Doğru.

Hımm, nefis.

Ben de bundan bahsediyorum.

- Bu sefer ne oldu Claire? - Solo parçamı çalışıyordum...

sakatlandım.

Zehirlendim.

Ipecac, kusma refleksini tetikleyen...

doğal bitki özüdür.

Orada her ne varsa, birazdan dışarı çıkacak.

O da çıkar, şansımız yaver giderse.

Muhtemelen öğle yemeğinde yediğin bir şey yüzünden olmuştur.

Biliyor musun? Bende de aynı sorun var. Midem çok hassas.

Bir kere ziyafete gitmiştim. Allah seni inandırsın, aynı tabakta...

kremalı geyik eti, kalamar böreği ve jöleli domuz vardı.

Ne var?

HÜCUM

- Ne haber çıtır? - Buraya gel ahbap. Şunu dinle.

Bugün öğleden sonra, danışmanlar yetenek gösterisi için hazırlanırken...

astım krizi numarası çekip iki kamerayı da değiştirdim.

Lanet olsun! Ne yapıyorlar böyle?

Bu onların anadan doğma yetenek gösterisi.

Ahbap, seni küçük sanal dünya pezevengi. Vay be.

- Hey, sadece seyredeceğiz sanıyordum. - Kesinlikle. Belki yine seyretmek isteriz.

Evet! Çıldırmış danışmanlar. Dans eden beyaz memeler.

Chloe hakkında tavsiyene uydum. Ona kola vermek için Korsan'ı kullandım.

- Bu senin harika fikrin miydi? - Evet, sanırım kızın hoşuna gitti.

- Evet, gey bir şeye benziyor. - Hiç de gey değil.

Neyse, bu gece kamp ateşi- buzlu meyve suyu partisi var.

Stiffmeister planının İkinci Adım'ını öğrenmem lazım.

Buzlu meyve suyu partisi. Gerçekten de.

Özel teslimat.

Hazırım yemeye saçlı istiridye.

Hazırım ormana gömülmeye.

Dr. Robot'un düzüşme vakti geldi.

Düzüşmek mi?

Sana söylemiştim, Stiffmeister'a güven.

Meister Almanca "usta" demek.

Onu sarhoş mu edeyim? Yüzyılların sırrı bu mu? İkinci Adım bu mu?

Hayır, aslında Dördüncü Adım. İkinci adım için cesaretin, üçüncü için dilin yok.

Cesaretim var benim.

Hey, daha Beşinci Adım'ı duymadın.

Doğuştan azgınım ben

Kanım kaynayınca Bak da gör bana

Ateşim fırlar kırka

Hadi bebeğim Yapıyor musun danstan fazlasını da?

- Bu çok iyi bir mal. - Fazla tadına bakma.

- Yarına büyük bir çalışmamız var. - Gevşe biraz Leesy.

Arkadaşlarınla birlikte Bando Kampı'nın olgun meyvelerini ye.

Hadi Elyse. Bırak kendini biraz. Eğlenmene bak.

Eğleniyorum ben.

Hadi kuduruk, bitmeden gidip şunlardan alalım.

- Pekala. - Kuduruk mu?

Evet, bu onun lakabı. Herif ne bulursa kamışını sokuyor. Bu doğaya aykırı.

İyi bak dostum. Bando Kampı'nda bir kere bir obuayı düzmüştüm.

- Gerçekten mi? - Bir süre üfleyeceksin...

ahşabı ısıtacaksın, biraz yağ sürüp işe girişeceksin, oldu bitti.

Hey, belki de flüt denemelisin.

Sana o hareketleri öğretmenin tam zamanı şimdi.

Sahi mi?

Ne var?

Ne yaptığını biliyorum.

- Öyle mi? - Başka bir şey yaptığın yok. Sahtekar.

İlgi odağı olmak için ne gerekiyorsa yaparsın sen.

Çocukluğumuzda da aynen böyleydi. Benim yanımda normal Matt oluyordun.

Ama Steve ve arkadaşlarının yanında Stiffmeister'a dönüşüyordun.

Bu gece kim olacaksın?

Hey, kaşar kamışlı...

hıyarlık yapmayı bırakıp bana bir buzlu meyve suyu daha getir.

Kahrolası sünepe.

Biliyor musun? Ben gidip biraz eğleneceğim.

Kahretsin be dostum. Bu işi anlamıyorum.

Şu anda Oscar koruda kancık danışman Sheere'ye biniyor.

- Bu nasıl olur? - O kalas herif biriyle mi düzüşüyor?

Doğru. Biz de buradayız. Kampın en havalı iki delikanlısı...

kısmeti çıksın diye bekliyor. Çok boktan bir durum arkadaş.

Ahbap, bunu görmeliyim.

- Kalçalarını daha çok kullan. - Böyle mi?

Evet, şimdi daha hızlı. Evet. İşte böyle. Çember yap. Böyle.

Alfa dişisi, uygunsuz bir eş seçti.

Erkek bu tehlikeli karşılaşmadan sağ çıkacak mı?

Yoksa dişi temel ihtiyaçlarını tatmin edip onu akşam yemeği olarak yutacak mı?

Benden ayrılmayın.

Özür dilerim. Bu işi hiç mi hiç beceremem.

Sakin ol. Gayet iyi gidiyorsun.

Korkunç bir şey bu.

Bu hoşuna gitti mi? Oscar.

Beni dürtükleyen şey, davul çubuğun mu?

Davul çubuklarım yanımda değil.

Yine beni savunmak için mi kalkıyorsun Oscar?

Hava ısınmaya başlıyor.

Kıçıma vurup bana kovboy de.

Merhaba, 90C Sheere.

Kalçalar. Kalçalar.

- Kalçalarını kullan. - Ah, kalçalar.

Ve adım, ve...

Kimin aklına gelirdi?

Vay.

Lanet olsun!

Tatlı birisin, Oscar.

Azgın bandocular. Sahne 69.

90C Sheree ile Koca O.

Kurulduk Tall Oak'a Meyve suyunu yudumla

Klarnet var, trompet var Ritim var, flüt var

Great Falls başlayınca çalmaya

Kahrolası Beechwood yer tekmeyi kıçına

Aman ne curcuna

Herkes düştü meyve punçuna

Bunu yapmak istediğine emin misin?

- Saygısızlık etmek istemem. - Çok tatlısın.

Fakat şu an bana bol bol saygı göstermeni istiyorum.

Şanslı piç.

Burada düzüşecek biri varsa, o da benim.

Merhaba obua.

Bu çok güzel.

Korsan ve kolayla seni korkutmadım umarım.

Hayır dostum, çok şekerdi.

Ömrüm boyunca hiç kimse bana bu kadar tatlı davranmamıştı.

Artı, dürüst olmak gerekirse...

metal beni gerçekten çok tahrik ediyor.

OBUA Posteri - Üst Bölüm

VALF YAĞI

Hay aksi, lanet şey sıkıştı.

- Işıkları söndür. - Kahretsin gangster.

- Ben şaka yapıyordum arkadaş! - Sen... Sıkıştı.

- Yardım ister misin? - Bana dokunma.

Hadi.

Belki de üflemelisin.

Belki de üflemelisin, ben de çekeyim.

Kahretsin, hayır. Jimmy asla ona ağzını sürmez.

Jimmy takım oyuncusu olmalı.

- Sakin ol arkadaş. - O kadar sert yapma.

Aman Tanrım!

- Onu çıkarmasına yardım ediyordum. - Ahbap, kapa çeneni.

Aman be.

Valf yağına alerjisi varmış.

Şişlik birkaç dakika sonra iner.

Eski Disgör zamanında böyle şeyler asla olmazdı.

Ben büyürken MTV diye bir şey yoktu.

Belki de, insanların aşırı uyarıldığı...

içinde yaşadığımız bu çağ yüzünden, erkekler aletlerini...

olmadık yerlere sokuyorlar.

Bir zamanlar bir delikanlı tanırdım.

Elmalı pastayla cinsel ilişkiye girmişti.

Ona hiçbir şey olmadı.

Yani, bu tür meseleler bağlamında...

sen tamamen normalsin.

- İyi misin? - Ah, evet.

Şu anda öyle sarhoşum ki. Bir obuayı düdüklemeye çalıştığını...

muhtemelen unutacağım.

Bende altı piercing var.

Hem de yüzümdekiler hariç.

İki tanesi burada...

dört tanesi de burada.

Epeydir seni böyle görmemiştim.

Eh, dans edecek vakit yok. Varsa yoksa bando, bando.

Hayır, senin eğlenmenden bahsediyordum.

- Eğleniyorum. Her zaman eğleniyorum. - Evet.

Biraz gerildim sadece, anlarsın ya. Yani...

gelecek yıl mezun olacağız ve bilmiyorum.

Yani bu konuda çok fazla konuşmuyorum...

çünkü kupayı kazanmak, takım işi ve...

Ama Robards Bursu'nu kazanmak, yani bu...

geleceğimi belirleyecek. Üstelik...

Dr. Choi geliyor. Yani...

anlamıyorsun. O kadın ünlü...

hata bayağı ünlü. Ve bazen ben...

çok strese giriyordum...

ve ancak kendimi bırakıp Picardo'mu çalınca sakinleşiyordum.

Bir dakika, senin... Picardo'n mu var?

Ucuz bir şeydi, ama onu kaybettim.

- Ya biri Picardo'yu bulduysa... - Onu buldun mu?

- Olabilir. - Geri ver.

Seyretmeme izin verirsen.

Tamam, ama ısınmak epey zamanımı alır.

Bol bol vaktim var benim.

Tamamdır.

Ama adamakıllı sarhoş olmam gerekecek.

Yani gerçekten sarhoş. Çok sarhoş.

Evet.

Defol gerzek.

Pekala millet, mola verelim.

Bugün biraz tembeliz.

Berbat durumdayız.

Bir gecelik eğlence bir günlük çalışmayı kaçırmaya değmez.

Şunu bana ver.

Pekala, beni dinleyin, sizi tembel tavuklar.

Beechwood ayaktakımı mola falan vermiyor.

Kupayı kazanmak istiyorsak, deli gibi çalışmalıyız.

Hadi kancıklar. Doğru çalışmaya.

- Matt, o benim işim. - İndir donunu, öttür borunu.

Savaştayız çocuklar, savaştayız!

Göğsümüzü gerelim, cesur olalım. Hey, onu benim için sıcak tut.

Ne, Beechwood bize geçirsin mi yani? Ben de öyle düşünmemiştim.

Pekala Tall Oak'lular...

son haftamıza girdik. Rekabet moduna geçelim artık.

Son sürat bir uçuş için kemerlerinizi bağlayın.

Obuayı, klarneti, siyah şeyleri istiyorum.

Ritim bölümümüz de yıldırım gibi olsun.

- Benimle misiniz bandocular? - Evet!

Tall Oak Kupası için çekişme giderek kızışıyor.

Beechwood kazanıyor.

Aman be.

Sana dedim, dümen bende olmalı.

Kancığı eve götür dostum.

Hey, sen, sıçan surat, senin nerenden başlayacağımı bile bilmiyorum.

Beechwood önde gidiyor. Great Falls ve Lloyd ise ikinciliği paylaşıyor.

Beechwood taşak yalasın. İleri!

Zafer, East Great Falls'un.

Sağ ayak çizgide.

Jimmy, seni kahrolası losyon hastası.

East Great Falls dört puan farkla önde.

Selam kıç korsanları.

Küçük bandon yarışmada birinci olabilir Stifler...

ama susadığında haberimiz olsun.

Evet, çünkü bundan çok var.

Sizin gibi inekler buna güler. Evet, öyle, değil mi? Evet.

Dostum, boş ver aldırma. Onun canına okuyacağım.

Hayır, dur. Daha iyi bir fikrim var.

Yeterince erkeksen tabii.

Evet.

- Yapabileceğinden emin misin? - Porno starı olmak için doğmuşum.

İstek üzerine teslimat.

Geri döndüğümde, pırıl pırıl milyonlarca Stifler getireceğim.

Çalışmıyor.

- Dolu. - Üzgünüm.

İnsan nezaketten şifonu çeker. Burada konsantre olmaya çalışıyorum.

Sheree.

Mattie.

Çift-D Sheree.

Sheree, evet.

Arianna.

Bando, dikkat!

Leesy.

Evet, Lissy.

Evet.

Hemşire Sanders. Hadi seksi bir poz ver, bebeğim.

Seni yaramaz hemşire.

Geliyor, evet.

Evet, geliyor.

Claire mi? Hayır!

Claire, Claire bebeğim.

Claire.

Claire.

Claire.

- Nezaket şifonu. - Hayır!

Brandon, bence sen çok iyi bir davulcusun, o yüzden...

Affedersin.

Dinleyin, bu bize yardım etmeniz için bir fırsat.

Hey, çocuklar...

güneş yağınızı sürmeyi unutmayın. Bedeniniz, aletinizdir.

Solo yaparken ıstakoz gibi görünmek istemezsiniz.

Hayır, istemeyiz. Bay bay.

Kaç korumalı bu, 30 mu? Çok yoğun.

Tadı nasıl Vande- çük?

İyi, ha? Sıcak ve tuzlu mu? Evet.

Tohumlu, yepyeni bir formül bu. %100 Stiffy özü...

koruma faktörü de 69.

Şuna bak be.

- Evet. - Kes şunu dostum.

- Evet. - Ernie.

- Evet. - Ernie.

Eski parçan bundan çok daha iyiydi.

Bu biraz hiperaktif, iftiharla geçen zeki kızdan mülhem.

Kirli, lekeli ve ıslak...

külotundan ilham alsana.

Daha içten ve doğal olmalı.

Kes şunu.

Belki de dostun Matt'le daha fazla takılmalısın.

Tabii ya.

Hıyarın teki biliyorum ama hıyarı da okkalı.

Biraz aşk müziği yap, anlarsın ya. O zaman ilham da gelir.

- Ah, Matt. - Dur.

Matt. Matt.

Hadi yürü hıyar. Hadi.

Hey, Elyse.

Onu geri at. Hadi.

Ne var elinde?

Iskaladım. Özür dilerim.

Ben üçgen çalmak zorundaysam, sen de...

- top atmak zorundasın, tamam mı? - Tamam.

Kolunu arkaya çek. İşte oldu.

Hedef al. Tamam. Tamam, şimdi öne çık.

Hadi, yürümüyoruz burada. Bir ayak.

- Tamam. - İyisin. Hazır mısın? Hadi bakalım.

Topu kulağının üstüne kaldır.

Sonra fırlat, parmaklarının arasında dönüp fırlasın, tamam mı?

Tamam.

Hadi, fırlat.

Gördün mü? Sana bir şey öğrettim. Ne?

Topu her atışımda koşup onu getirecek misin?

Genelde bu iş böyle olur.

Köpeğimle yakalamaca oynamak gibi.

- Evet, ama ben taşaklarımı yalamıyorum. - Yapabilsen yalardın.

Ah, evet.

Tamam, bir daha.

Tam buraya.

Bak, tavşana benziyor.

Hayır, benzemiyor.

Belki de tek taşaklı bir tavşandır.

- Hayır, o kuyruğu. - Sen ne dersen öyledir.

- Sence yarışmayı kazanacak mıyız? - Evet, kazanacağız.

- Bir gayda parçası yazarsan. - Tanrım, o hatayı bir daha asla yapmam.

- Ne? - Sekizinci sınıftaki resital.

Senin için bir bölüm yazmamı istemiştin.

Etekliğini giyiyordun.

Evet, Steve arkadaşlarıyla çıkagelmişti.

Benimle çok dalga geçtiler.

Günlerce odamdan çıkamamıştım.

Bayrak direklerine asmak için bütün külotlarımı çalarak...

abine kendini affettirmiştin.

Bir tane de spor sütyenimi almıştın.

Madem ki çok duygusal bir an yaşıyoruz...

külotların için özür dilerim.

Günlüğün için de.

Yaptığım bütün o saçmalıklar için de.

İşte bu kadar.

- Sen başlattın. - Bu bana bursu kazandıracak.

Ne?

Unutmadan gidip şunu bir yere yazmalıyım.

Bunu yarın gece de yapabilir miyiz?

Evet, tabii. Günbatımında burada buluşalım.

Picardo zımbırtısını da getireyim mi?

Tamam, sana solo çalarım.

- Ne haber Ernie? - Selam.

Yine o çirkinlik abidesi hemşire.

Aman Tanrım.

Matt Stifler?

- Vay canına, şu haline bak. - Arrianna, burada ne yapıyorsun?

Bandoyla koreografimizi çalışıyoruz. Sen burada ne yapıyorsun?

Gelmek zorunda kaldım. Okul gönderdi beni.

- Bunu herkes biliyor mu? - Evet, artık biliyor.

Hey, yapma, resim çekmek yok. Nesin sen, paparazzi mi?

- Vay canına, bu inanılmaz. - Gülümse.

Bayanlar. Ahbaplık yapacak zaman yok.

Çantaları alın. Herhalde buralarda karşılaşırız bandocu.

Ne inek. E-postayla bunu herkese göndereceğim.

Kızlar, harikaydı. Perküsyon, beşi al.

Borucular, tonlamanızı çalışmalıyız.

Son gösteri yarın çocuklar.

Amma kötüler.

Demek üçgen çalıyorsun. Ne şeker.

Hayır, çalmıyorum. Bak, sana söyledim...

- mecburen... - Gitmeliyim.

- Bandocularla takılmam. - Ben bandocu falan değilim.

Değilim. Baksana. Sadece numara yapıyorum.

Videoya çekebilmek için onları kandırıyorum.

Bu çılgınca şeyleri yaparken onları gizlice videoya çekiyorum.

- Gerçekten mi? - Evet, sana gösterebilirim.

Tamam, akşam yemeğinden sonra uğra.

Ponponlarımı pencereme bırakırım.

- Geç kaldın. - Evet, sorun değil. Pencereyi aç.

Bir dakika. Ona dikkat et.

Pekala, emeğimin semeresini size göstermeden önce bir şartım var.

Neymiş o?

Cep telefonundaki resmimi silmeni istiyorum.

Okuldaki hiç kimsenin üçgen ya da bandodan haberi olmayacak.

Kimse inek bir bandocu olduğumu düşünsün istemem.

İyi. Artık başlayabilir miyiz?

Sen telefonundaki resmimi siler silmez, başlarız.

- Şehre iniyor musun? - Bu gece inmiyorum. Çok yorgunum.

Üstelik, buradakiler daha ateşli.

Biliyorum. Bu yılki erkek popülasyonu müthiş.

- Tamam. Anlaştık. - Artık kaseti izleyebilir miyiz?

Stiffmeister Prodüksiyon...

yetenekli yeni yönetmenleri Matthew Stifler'le ortak çalışmaları olan...

montajı yapılmamış, filtreden geçmemiş...

inanılmaz filmleri Azgın Bandocular'ın prömiyerini sunmaktan kıvançlıdır.

Ah, evet.

AZGIN Bandocular

- Aman Tanrım. - Bu inanılmaz.

- Şaka yapıyorsun, değil mi? - Harika.

Danielle, Jimmy'den hoşlanıyor, ama ondan 30 santim uzun.

Bir de bunu dinle.

Sheree, Oscar denen o iri yarı davulcu herifle yatmış.

Dediğine göre herif müthişmiş.

Bir kere Brandon'la yattım. Ne davulcu ama. Ritim duygusu yok...

ve uzun süre çalmayı bile beceremiyor.

Aman Tanrım. Ciddi misin?

Evet, prematüre. Doğduğu günden falan da bahsetmiyorum.

Sırtımı yağlar mısın? Bugün biraz yandım galiba, ha?

Tabii.

Şunu dinle. Adamın tek hayası var.

- Yok artık. - Bir tane.

Onun için her yere o büyük sopayı götürüyor.

Öbür hayası onun ucunda.

Lanet olsun, lanet olsun.

O da ne?

Parçalayalım şunu.

- Nereye gitti? - İşte burada.

Dikkat et.

Bu, gölün dibini boylayacak.

Bu videodan kimsenin haberi olmayacak.

Çünkü bizi kaydettiğin o iğrenç videolar...

Yarın kazanmamız gereken bir yarışma var. Seni görmek de istemiyorum.

Anladın mı?

Ona yardım ettin mi?

East Great Falls birinci...

onun için Beechwood, Müzik Kampı Playoff'unu kazanmalı.

Bir saat içinde yürüyüş sahasında olun.

TALL OAKS KUPASI YÜRÜYÜŞ ŞAMPİYONASI

Bakın Dr. Choi, Beechwood'dan Brandon Vandecamp...

en iyi müzisyenimizdir.

Babası Landon da en çok bağış yapan sponsorumuz.

Robards'a yetenekli müzisyenler lazımsa, bize de yetenekli bağışçılar lazım.

KİRAZ - LİMON - PORTAKAL - ÜZÜM

Ipecac.

- Nasıl gidiyor? Eğleniyor musun? - Fena değil.

Biraz Ipecac ister misin Vande-cik?

Bu bitki özü Beechwood oyuncağını akortlu çalmana yardım edecek, ha?

Kahretsin.

Seni görmek istemediğimi söylemiştim, Stifler.

Bir gün bana teşekkür edeceksin hıyar.

EGFL - PORTAKAL - BEECHWOOD - ÜZÜM

- Portakal mı? - Yine mi?

- Lanet olsun. - Bu portakal kalitesiz.

Canım üzüm istiyor, dostum.

Kaç kez kazandıkları umurumda değil. Bugün üzümü alamayacaklar.

Ben bundan bahsediyorum.

Karşınızda, beş yıldır yenilmez şampiyon...

Beechwood Akademisi.

JÜRİ ÜYELERİ

- Çok iyiler. - Evet, bu yıl her zamankinden daha iyiler.

Pekala millet.

Beechwood'un iyi olması bir sürpriz değil.

Ama bu yıl farklı. Bu yıl onları yenebiliriz.

Çok çalıştık ve yeterince iyiyiz.

Artık bizim sıramız geldi, gidip kupayı kazanalım.

Evet!

Beechwood Akademisi.

Bugün çalacakları parçayı, davul bölümü son sınıf öğrencisi...

Brandon Vandecamp besteledi.

Onu geçin bakalım.

East Great Falls, yarışma için sahaya girebilirsiniz.

- Bando, hazırol. Bir, iki, hazır. - Kahretsin.

Leesy, dur, hayır.

Hayır. Dur.

Çok özür dilerim. Ne oldu bilmiyorum.

Ayakkabıma kusma. Hadi bakalım.

Stifler!

Biliyor musun, abin Steve gibisin.

Ona benzemek için bu kadar hevesli olman gerekmiyor bence.

Steve'in dostum sandığı kişiler...

- aslında onu pek sevmezdi. - Ne?

Ama sen farklısın bence.

Bence insanlar seni sevmek istiyor Matt. Ama sen bunu zorlaştırıyorsun.

Ayrılmak çok tatlı bir keder. Hele kaybedenler için.

Bay Levenstein'ın raporuna göre kampta çok az...

olay olmuş.

Ama bandoyla da...

çok kısa bir süre kaynaşmışsın.

Okul başlayınca, sana göz açtırmayacağım.

Unutma, Shermanatör her şeyi görür.

Gidebilirsin.

Herkes abimden nefret mi ederdi?

Yıldız Tarihi: 21 Ağustos 2005.

Küçük Stiffy'yle biraz ilerleme kaydedildi.

Davranış değişikliği bariz.

İzlenmeye devam edilecek.

Shermanatör kapatıyor.

Bir "90C Sheere" olayı.

Biraz Dr. Robot.

Kaçık serseri.

sil

Tubanatör

Koca O & 90C

Islak 4 - Islak 6

Stifler, aletin nerede?

Ahbap, yanlış forma giymişsin.

Salla onları. Videoyu görünce dudakları uçuklayacak.

Hemen bir gösterim yaparsak...

herkes senin aslında inek olmadığını anlar.

Yapamam. Hepsi gitti.

- Ne? - Video kasetini sildim dostum.

Neden?

Küçük birader aile şirketini terk ediyor sanırım.

Şaka mı yapıyorsun?

Herif bandocu olup çıktı.

OKULA DÖNÜŞ Konseri BİLETLER SATIŞA SUNULDU

Hey, ne haber çocuklar?

Sen öldün pis herif.

- Sen de küçük adam. - Dur, dur, dur.

Ahbap, mor kusmuk yanlışlıkla oldu. Biri soğutucuları karıştırmış.

Hey, o portakal kalitesiz be.

Chloe, biz Elyse'i çıplak falan görmedik.

Matt bilgisayarı kapattı.

Şimdi onu bağışlayalım mı yani?

- Yine de pisliğin teki. - Haklısın.

Pisliğin tekiyim.

Sizi dikizlediğim gerçeğini değiştiremem.

Bu kupayı da kazanamam.

Ama birine hak ettiği şeyi alması için yardım edebilirim.

Beni affetmenizi istemiyorum.

Sadece Elyse'e yardım etmeme yardım etmenizi istiyorum.

ROBARDS Konservatuvarı - 2005 - 2006

- Numarayı aldım. - Söyle hadi.

555-0171.

Kimsenin soğutucusuna Ipecac boşaltmamalıydı.

Kendi başımıza kazanabilirdik.

Beni kamerada görmüş olması bile umurumda değil. Umurumda tabii, ama...

Tatlım, bu az önce sana geldi.

Robards'tan.

Ne yazıyor?

Dr. Choi benimle buluşmak mı istiyor?

ROBARDS Konservatuvarı

PERSONEL OTOPARKI

- Tamam. - Tamam.

- Tamam. - Tamam.

Hoşçakal.

Selam. Elyse Houston.

Dr. Choi ile bir randevum var.

- Defterde adınız yazmıyor. - Bir hata olmalı. Bakın...

bana bir mektup göndermiş.

Bu mektup...

Sahte.

- Bu Dr. Choi'nin imzası değil. - Ne?

Stifler.

Orospu çocuğu.

Ne? Beni Müzik Kampında küçük düşürdüğün yetmedi mi?

Şimdi bu oyunu mu oynaman gerekiyordu?

Burada neler oluyor?

Bu benim bandom.

Besteler de onun.

Eh...

bu okula girebilmek için her yola başvurulduğunu gördüm...

ama bu bir ilk.

Mükemmel koroydu, bayan Houston. Gelin de burs konusunu tartışalım.

Brandon kazandı sanıyordum.

Bay Vandecamp eser hırsızlığından diskalifiye oldu.

Pekala.

İşte budur!

Aman Tanrım, bu müthişti çocuklar.

- Çok teşekkür ederim. - Ona teşekkür et. Bu onun fikriydi.

İnan bana.

- Bunu sen mi planladın? - Bazı akadaşlarla birlikte.

Buraya gel.

Ah, sanırım bu senin.

Biliyor musun...

Picardo bir pikolo markasıdır.

Bazen gerçekten hıyarlıklar yapıyorsun...

Stiffy.

Dostum, kanalı değiştir be.

Canlı bir şeyler çal da canlanalım.

Şunu keser misin?

Adın James Hi Ping Chong.

Baban bir Çin lokantasının sahibi.

Zengin mahallesinde yaşıyorsun. Asla gangster olmayacaksın.

Kahretsin!

Çok soğuk arkadaş.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.