All language subtitles for Loving a Lot bolum 20

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(İç çekiyor)

(Müzik)

(İç çekiyor)

(Yaklaşan ayak sesleri)

Selin?

(Duygusal müzik)

Yapma.

Yapmak zorundayım.

(Duygusal müzik)

Gitme.

(Demir) Yapma.

(Duygusal müzik...)

(...)

Selin.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Zorlanarak nefes alıyor)

(Duygusal müzik)

Selin, Selin, Selin...

(Demir) Selin, dur.

Demir.

-Bırak lütfen. -Selin, Selin, Selin, bak...

Tamam, tamam.

Sinirlisin şu an. Anlıyorum.

Haklısın da. Zor.

Lütfen yapma.

Demir, lütfen bırakır mısın?

-(Selin) Lütfen. -Selin, Selin.

Selin, böyle gitme.

(Demir) Bak, bu gece gitme.

Yapma Selin.

(Duygusal müzik)

Hadi gel.

(Duygusal müzik)

Konuşmak istemiyorum.

Gitmek istiyorum. Uzaklaşmak istiyorum senden.

Benim düşünmeye ihtiyacım var.

Benim buradan uzaklaşmaya ihtiyacım var.

Kendi kendime oturup neyin ne olduğuna karar vermem lazım.

Benim buna ihtiyacım var.

Tamam, tamam.

Ama gecenin bu saatinde yalnız bırakmam seni.

Demir, her şeyi daha da zorlaştırma. Lütfen.

Selin. Selin, bak.

Sen de benim için zorlaştırma.

Lütfen.

Ben bırakacağım seni.

Her nereye gideceksen ben götüreceğim.

(Demir) Tamam mı?

Taksi bekliyor zaten.

Tamam, sen bekle burada.

İyi geceler. Kusura bakmayın. Size ihtiyaç kalmadı.

(Erkek) İyi geceler.

Ben hemen anahtarı alıp geliyorum. Tamam?

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Ee... Teşekkür ederim bıraktığın için.

İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik)

(Kapı zili çalıyor)

(Müzik)

-Aa! -Selin. Gelmişsin.

Geleceğim dedim ya.

Eve gittim, birkaç kıyafetimi aldım, pijamalarımı falan.

Siz niye bu kadar şaşırıyorsunuz ki?

Yani gelmezsin sanmıştık.

Aa!

Yani Demir Bey'i görünce dayanamazsın, vazgeçersin diye düşündük.

Hani siz bir akşam bile ayrı kalamıyorsunuz ya.

Kalmak zorundayız.

Bir süre.

İyi misin peki sen?

Çok zor oldu.

(Selin) Evden çıkmak.

O benim gözlerime öyle bakarken.

Bir şey demedi mi?

Gitme, dedi.

Ama biliyor niye kalamadığımı.

Beni anlamaya çalışıyor.

Ama yine de kırıldı işte.

İçinde bir şeyler paramparça oldu.

Gözünde gördüm o kırıkları.

Ya düşünemiyorum bile ben.

(Ayda) Çok canı yanmıştır.

Seni o kadar çok seviyor ki Selin.

Nasıl dayandın kızım ya?

Ben olsam hiç dayanamazdım.

O öyle bakarken dönüp gidebilmek.

Ne bileyim.

Kalamazdım.

Zaten gitmeyi de beceremedim.

Buraya Demir bıraktı beni.

Nerede peki şimdi? Gitti mi?

Ah, arkadaşım ya. Çok üzüldüm.

Ben bize bir çay koyayım.

Oy.

(Ayda ses) Alo, İbo. Geç aradım ama uyumamıştın, değil mi?

Yok, kliniği kapattım. Eve geçiyorum.

Ne oldu? Sesin endişeli geliyor.

Selin burada. Evi terk etmiş İbo.

-(Ayda ses) Pek iyi değil. -Ne demek evi terk etmiş?

-Demir'i de mi terk etmiş? -(Ayda ses) Bilmiyorum.

Daha oralara gelemedik.

Sadece benim anladığım Demir Bey de iyi durumda değil.

(Ayda ses) Ben diyorum ki...

...Vedat'ı da alsan, bir gidip baksanız.

Hayda!

Tamam bir tanem. Ben ilgileneceğim, tamam mı?

Görüşürüz sonra.

Tamam.

Söyle genç.

Anlat abine. Yine ne yaptın da üzdün sevgilini?

(İbo ses) Abi, Ayda aradı. Selin onlardaymış.

(İbo ses) Demir'le tartışmışlar. Durumu kötüymüş.

(İbo ses) Demir'le buluşalım istersen.

Tamam, kapat.

Kapat, kapat.

-(Ayda) Selin. -Efendim?

Sen şimdi Demir Bey'i terk etmedin. Değil mi? Evi terk ettin.

-Evet. -Tamam.

Peki, o bunu anladı mı?

Yani terk edilmediğini biliyor. Değil mi?

Sorun, ne bildiği değil ki.

Ne hissettiği.

Terk edilmiş hissettiğini biliyorum.

Ama yapacak bir şey yok.

Benim düşünmem lazım. Görmem lazım.

Neyi?

Eylül'le Demir'in arasında ne olduğunu.

Selin, yapma ne olursun.

Tamam, nişanlanmışlar. Ama ayrılmışlar.

Herkesin bir geçmişi var.

Tabii. Gördük seni de. Müge de Müge diye çıldırıyordun burada.

Peki, o gün kahve içtiğinizde ne hissettin?

Aralarında bir gerginlik var mıydı?

Yok ya. Onlar bayağı kanka olmuşlar.

Rahatlardı.

Da işte ben gerildim biraz hâliyle.

Tamam.

Yiğit seni terk ettiğinde çok kızmıştın.

Peki, onu gördüğün zaman aynı şeyleri hissettin mi?

Ay, yok ya. Hayır tabii ki.

Çünkü bir zamanlar aranızda ne varsa...

...iyi ya da kötü...

...artık geride kalmış.

Bir ilişki tamamen bitince...

...arada gerginlik falan da kalmıyor.

Yani Demir Bey'le Eylül Hanım...

...birbirlerine karşı hâlâ bir şeyler mi hissediyor diyorsun?

Hayır. Demir beni seviyor.

Ama benim bilmek istediğim Eylül'e karşı ne hissettiği.

Bitmiş gitmiş bir mesele diyor.

Ama yine ona baktığında gözündeki öfkeyi görüyorum.

Sadece üstünü örtüp ondan kurtulmak istiyor.

Selinciğim, bazı ilişkiler de böyle bitmez mi zaten?

Ayda, onların ilişkisi bitmemiş ki.

Eylül gidince yarıda kalmış.

O anılar hâlâ orada duruyor.

Ona olan öfkesi yüzünden bakmıyor.

Beni kaybetme korkusu yüzünden görmek istemiyor.

Ya İbo, Demir kötüdür şimdi.

Buna benzer bir şeyi daha önce de yaşamıştı. Zor atlattı.

Konu biraz hassas.

Önden ben yalnız gitsem?

Olur abi.

O zaman ben dışarıda bekleyeyim. İhtiyaç olursa sen mesaj atarsın.

Ya da bir dakika, bir dakika.

Sen Selin'in yakın arkadaşısın.

Evet.

Gel ya, gel. Sen de gel.

Anlatırsın şimdi neyi, niye yapıyor. Selin'i iyi tanıyorsun.

Delirmesin bu adam. İkna etmemiz lazım.

-Ben yalnız yapamam. -İyi madem abi.

De...

...ışıklar kapalı sanki.

Bunun dünyası kararmıştır. Farkında bile değildir.

Sen kapıyı çal. Ben şuradan verandaya bakayım.

Tamam abi.

(Kapı zili çalıyor)

Demir!

Demir! (Kapı zili çalıyor)

Demir!

(İbo) Bayağı çaldım kapıyı ama açan olmadı.

Burası da kapı duvar. Yok herhâlde.

O zaman gidebileceği yerlere bakalım.

O akşam gittiğimiz mekâna gitmiş olmasın?

Yok, sanmıyorum.

Abi, sen daha iyi tanıyorsun. Kalbi kırıldığında nereye gider bu adam?

Seraya be oğlum.

Ah ulan. Kafa kalmadı ki.

Ben şunu bir arayayım.

Seradaysa en azından beklesin.

(Müzik)

Kim haber verdi?

Ayda, İbo'yu aramış. O da beni aradı hâliyle.

-Serada mısın? -(Demir ses) Hayır.

(Demir) Bu gece yalnız kalacağım Vedat.

(Vedat ses) Oğlum, saçmalama ya.

Bak, biz İbo'yla geldik. Evin önündeyiz.

Neredeysen söyle, gelelim.

Gidin evinize Vedat.

Gece gece herkes ayağa kalkmış.

-(Demir ses) İyiyim ben. -Demir--

(Demir ses) Konuşuruz sonra.

Hadi kapatıyorum.

(Müzik)

İyi madem. Bari ben gelmişken şu çocukların yemlerine falan bakayım.

(Müzik)

Alo, İbo, ne oldu?

Ne demek yok? Evde değil mi?

Nasıl ya? Telefon etmediniz mi?

Ya, konuşmasa bile bari yanında olmanıza izin verseymiş.

Anladım, anladım İbocuğum. Tamam.

Sağ ol. Yarın görüşürüz.

İyi geceler.

Ya, Selin...

...ben Demir Bey'i merak ettim.

Hani sen pek iyi değilsin ya.

O da yalnız kalmasın diye İbo'yla Vedat'a haber verdim.

Ama...

İstememiştir kimseyi.

İstememiş.

Yani evde de değilmiş. İbo, kapı duvar dedi.

(Müzik)

Ne oluyor ya?

Of!

(Duygusal müzik...)

(Mesaj geldi)

(...)

(Mesaj geldi)

İyi falan değilsin.

Ben de değilim, sen de değilsin.

Demir, of!

(Mesaj geldi)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Mesaj geldi)

(Merve) Bu adamın kalbi Selin onu terk etmeden önce de kırıktı.

Bak söylüyorum. Tamam mı?

(Selin) Ay, tamam.

Kızlar, Demir'e mesaj attım.

Eve geçiyor. Yani iyiyim diyor.

Selinciğim, bak, böyle hem aklın Demir Bey'de kalıyor...

...hem de zaten sabah işe gideceğiz.

(Ayda) Demir Bey de orada olacak.

Ne kadar uzak kalabileceksin ki?

Eylül'le de karşılaşacaksın.

Ee, ondan da uzak duracağım.

Yani çok uzun sürmez zaten.

Azmiye dünyayı dar eder o kadına.

İki güne kalmaz gider.

Ay, kızlar... Lütfen.

Bakın bu olanlar, yani...

Demir'le Eylül'ün geçmişini lütfen şirketteki kimse bilmesin, tamam mı?

Bakın, hepimiz için daha zor olur durum.

Siz de normal davranın, olur mu?

Yani tamam. Azmiye'nin aklı şu an başka şeylerle meşgul.

Bu olayın kokusunu alması an meselesi, ben sana söyleyeyim.

Zaten alır almaz da kaplan gibi atlar kadının üstüne.

Yok, yok. Siz normal davranırsanız anlamaz. Lütfen.

Bakın, zaten yeterince sıkıntılı bir durum.

Ee, tamam.

Selin, tamam da...

Beni biliyorsun.

Çenemin yayı yok. Hiç.

Bazen istemeden kaçıveriyor.

Evet. Kaçmasın.

Elimden geleni yaparım o zaman.

Eh, kızlar, vallahi kafam kazan oldu.

Saat de geç oldu.

Ne yapalım? Yatalım mı?

Tamam kuzum, sen geç içeri yat. Biz senin için hazırladık orayı.

-Rahat edersin. -Hayır ya--

Hiç itiraz etmiyorsun, sakın.

Şimdi sen gece gelip çat çat ışığı açacaksın, uykum kaçıyor falan diye.

Vallahi benim de uykumu kaçırma Selin. Tamam mı?

Biz Ayda'yla burada kalırız. Sen içeride yat.

Haklıyım.

Sağ olun kızlar ya.

Biz senin hep yanındayız. Tamam mı?

Uykun kaçarsa gel ışığı yak. Sabaha kadar otururuz.

Tamam. Hadi iyi geceler.

İyi geceler.

(Duygusal müzik)

(İç çekiyor)

(Duygusal müzik)

İyi geceler sevgilim.

(Duygusal müzik)

İyi geceler sevgilim.

Gece uyuyabildin mi?

Pek değil.

Bütün gece polislerin gelip, beni şantajdan tutuklamasını bekledim.

Gelmediklerine göre Yıldırım başka bir şey yapacak.

Zamanını kolluyordur.

Harika.

Planımızın işlemediği gibi bir de sürekli diken üstünde olacağız.

Çok acele ettim. Seni dinlemeliydim.

(Burak) Peki, Demir'e bir şey söyleyecek miyiz?

(Eylül) Tazminatla ilgili konuşmamız lazım.

Ona bir planım olduğunu söylemiştim. Ne olduğunu soracaktır mutlaka.

(Burak) Günaydın kızlar.

-Günaydın. -Günaydın.

Kahve var. İster misiniz?

Yok, teşekkürler.

Ben içmeyeceğim kahve, sağ olun. Çay içeceğim.

(Merve) Azmiyeciğim, çay var değil mi?

Ben de sonra alacağım.

Burak Bey, istediğiniz belge dökümleri.

Sağ ol Azmiyeciğim.

(Müzik)

Öğrenmişler galiba.

Demir'le seni.

Öyle gözüküyor.

(Müzik)

Ya, ne yapıyorsunuz ya?

Ne yapıyoruz?

Normal davranın. Normal.

Kadına tavır yapıyorsunuz. Yapmayın.

Vallahi Selin, bu şartlar altında benim en normalim bu.

Asıl senin tavır alman lazım zaten.

Bırak şu Pollyanna modunu.

Ben size bütün gece ne anlattım?

Onun hiçbir suçu yok.

Bana onu savundurtmayın. Vallahi bütün dengem şaşıyor.

-Selin, savunma o zaman. -Haksızlık etmek istemiyorum.

Vicdanım rahat etmez.

Arkadaşlar, benden bu kadar.

Sorarsa da kocasına kafası bozuk dersiniz.

Ben terasta çalışacağım.

(Müzik)

Günaydın Sakız.

Al bakalım.

Aa!

Ee, kim koydu size bu yemleri Sakız?

Ben koydum.

Günaydın beyler.

-Günaydın. -Günaydın.

Hayırdır?

Beni mi özlediniz?

Ya, hiç sorma Demir'im.

Hasretinden uykularımdan uyandım.

İbo'yla aynı anda seni arayasımız gelmiş.

İyiyim demiştim size.

Öyle demeyle olmuyor o işler.

Ben kendi gözümle görmeden içim rahat etmez.

Demir'im, hadi sen bize bir çay yok. Bak, on numara simit getirdik.

İşe gideceksen sonra da yaparız tabii.

Ya da yapmayız istemiyorsan.

(Vedat) Hayır canım, ne münasebet!

Kalbi kırık adama seçenek sunulmaz genç.

Sen onun için seçeceksin.

Hadi Demir'im, sen buna bakma. Bize peynir falan da çıkar.

Tamam? Bir saat geç gidiver canım, ne olacak?

Her şeyi anlattıracaksın yani.

Tabii.

Geç İbo, geç. Geliyorum ben de şimdi.

Al bakalım.

Gelir gelmez terasa kaçtığına göre iki gün yetmemiş.

Yok, ondan değil.

Oraya eğlenmek için gitmediğinizi biliyorum.

Sorunlarınızı çözebildiniz mi?

Sen bizim sorunlarımız olduğunu nereden biliyorsun?

Yönetim kurulundayım.

Ve kurulda olanları tanıyorum.

Babalarını da tanıyorum, kızlarıyla da tanıştım.

Ama bilmediğim...

...senin iyi olup olmadığın.

Bunu ikimiz de bilmiyoruz Burak.

Benden başka bir sürü insan biliyormuş.

Ve bana söylemediniz.

Sen de söylemedin.

Benden duymayı mı tercih ederdin?

Bilmiyorum.

En azından sessiz kalmamanı tercih ederdim.

Ufacık bir ima.

Bu haberi duyduğumda hazır olmamı sağlayacak...

...küçücük bir sinyal verebilirdin.

Ben sinyal verdim Selinciğim.

Defalarca.

Bunu sen de biliyorsun.

Ama bundan başka bir şey yapamazdım.

Her şey bu kadar karışık olmak zorunda mı?

Peki, ne yapacaksın?

Yani oraya gelemedim bile.

Ayakta durmaya, günü kurtarmaya çalışıyorum.

Onu suçlama, olur mu?

-Demir'i mi? -Eylül'ü.

Kötü bir insan değil o.

Biliyorum.

Neyse, hadi aşağı inelim. Yoksa işleri boşladığımı düşüneceksin.

Bilmem. Performans notun gelince öğrenirsin.

(Gülüyorlar)

Selin gitti yani evden?

Gitti.

Ama geri gelecek. Kafasını dinlemeye gitti.

Nereden biliyorsun?

Çocukları burada.

Selin bırakmaz onları.

Yani sırf hasta olduklarını düşündüğü için kaç gece kapıma dayandı kız.

(İbo) Onlar için en iyisini yapacaktır.

Tabii sizin için de en iyisini yapacaktır.

Yapar.

En iyisini bilse yapar da...

...durumlar çok karışık.

Tam dünyada başıma gelebilecek en kötü şeyler çoktan geldi diyorum...

...daha beterleri geliyor.

Selin'le bir sürü şey atlattık.

Bunu da atlatırız diyorum, inanıyorum buna.

Sonra bambaşka bir an yaşıyoruz. Aramız düzelecek diyorum...

...bir bakıyorum, yine heyheylenmiş.

Ne yapacağımı şaşırdım yani.

Oğlum, anlayış göstereceksin.

Bu durumdan çıkmanın yolunu bulacaksınız bir şekilde.

Ben de öyle umuyorum.

Ama zor işte.

Öyle kırıldığını bile bile karşısında dik durmak...

...zor.

(Müzik)

Türkan Hanım aradı.

Butik otel işleriyle ilgili ilk fikirlerin kabataslak çizimlerini...

...ne zaman gönderebileceğimizi soruyor.

Ne durumdayız?

Kabataslak değil de biraz daha ayrıntılı sunalım ona.

Gerçi benim önce Burak'la paylaşmam lazım.

(Burak) Tamam, bugün bakarım ben onlara.

Ne oluyor?

Türkan Hanım'ın işleriyle ilgili konuşuyorduk.

İç mimari kısmının çizimlerini bir an önce görmek istiyormuş.

Sunum tarihi belli. Kabataslak göndermeyelim.

Evet, ben de öyle dedim.

Demir, Antrepo'daki toplantıyı bugüne aldılar.

Sen müsaitsin, değil mi?

Kimler katılıyor toplantıya?

Seninle...

...inşaat mühendisimizin katılacağını söyledim.

Ayda, bugün toplantımız var mı?

Yok Demir Bey.

Tamam. Sen de hazırlan o zaman, çıkalım.

(Demir) Hem mekânı da görmüş olursun.

Olur, tamam.

Öğlene kadar burada oluruz.

Kolay gelsin.

(Gerilim müziği)

Alo, Onur Bey, nasılsınız?

İyiyim ben de.

Bugün toplantıya Demir Bey...

...ve inşaat mühendisimiz Ayda Hanım geliyor.

Evet, siz projenin detaylarını konuşursunuz...

...finans tarafı için ayrı bir toplantı yaparız.

(Eylül) Böylesi daha verimli olacak.

Tamam.

İyi günler.

Demir'den uzak durduğunu göstermek için işleri esnetiyorsun.

Bu pek özel hayatı iş hayatına karıştırmamak olmuyor.

Ben sadece kimseyi rahatsız etmemeye çalışıyorum.

Kendini fazla hırpalıyorsun.

Sen ne yaparsan yap...

...insanlar seni olmanı istedikleri gibi görecekler.

Demir'le Selin'i ayırmaya çalıştığımı düşünecekler.

Haklılar demedim.

Benim de cezam bu galiba.

Giderken Demir'e bir açıklama yapmadım...

...şimdi de bir türlü kendimi açıklayamıyorum.

Hiç beklediğim gibi biri değilsin.

İnsanların düşüncelerini çok önemsiyorsun.

Burak...

...bana biraz izin verir misin?

Buradan gidebilmem için...

...Artemim'in finansal durumunu düzeltecek bir yol bulmam lazım.

Hâlâ oradasın demek?

Peki.

Kolay gelsin.

(Gerilim müziği)

-Muharrem Beyciğim, hoş geldiniz. -Hoş bulduk Firuze Hanım.

Kahvaltı ettiniz mi?

Çok güzel, sıcacık, fırından yeni çıkmış poğaçamız var.

Taze çayımız var.

Siz oturun, Leyla hemen getirir.

Firuze Hanım, aslında ben başka bir şey--

Ha, böreğimiz de var. Peynirli, ıspanaklı.

-Patatesli de var. Ha? -Firuze Hanım...

...ben sizinle bir şey konuşmaya geldim.

Öyle mi? Nedir?

Benim sizden bir ricam var.

İmzala hadi.

-Peki, imzalıyorum o zaman. -İmzala.

Kızlar, hadi çok çalıştınız. Öğle arası oldu, yemek söyleyelim.

-Ne istiyorsunuz? -Bilmem.

Benim canım bir şey yemek istemiyor.

Selin, kahvaltı da etmedin ama. Doğru düzgün bir şeyler yesene.

Üf! Ne söyleyeceğiz?

Ofiste durasım da yok.

Tamam o zaman, Happy Pie'ya gidelim.

Ayda'yı da ararız, toplantısı bittiyse o da gelir.

Hah, çok iyi olur vallahi. Bastı beni burası zaten.

Tamam o zaman. Ferruh Bey!

Hadi öğle yemeğini Happy Pie'da yiyeceğiz.

-Siz de gelin. -Gelirim vallahi.

Geçen yediğim 'fajita' harikaydı.

Harika o zaman.

Burak Bey'le Eylül Hanım da geliyor.

Burak Bey, Eylül Hanım...

...hep birlikte Happy Pie'da öğle yemeği yiyeceğiz.

-Hadi siz de gelin. -Azmiye...

-Merve. -Ne oluyor be?

Benim zaten önceden söz verdiğim bir planım vardı.

Size afiyet olsun.

-Ben de çalışacağım. -Tamam.

Zaten bizim de git gel falan uzun sürüyor. Çıkalım hemen.

Tamam o zaman. Burak Bey, ne yiyecekseniz siz söyleyin...

...ben çıkmadan sipariş edeyim.

-Sen çık Azmiye, ben hallederim. -(Azmiye) Tamam.

Afiyet olsun.

Afiyet olsun.

(Uzaklaşan ayak sesleri)

Pizza yer miyiz?

Vegan.

Geçen seferki gibi.

Demir Bey, kusura bakmayın.

Beni normalde yol tutmaz ama...

...herhâlde toplantıda çok çay içtiğim için.

-Midem böyle bir kötü oldu. -Önemli değil.

-Daha iyisin, değil mi? -Evet, teşekkürler.

-İbo nasıl? -İyi.

Yani kliniğe gidip geliyor.

(Ayda) Memnun hayatından.

Gerçi siz de sık sık görüşüyorsunuz galiba.

Bu ara öyle oldu, evet.

İş dışında pek sosyalleşen biri olmadığım için.

İbo iyi biri. Sağlam karakterli.

-Biraz değişik bir kafası var. -Bilmez miyim?

(Hareketli müzik)

-Ayda-- -Demir Bey--

-Sen başla. -Yoo, Demir Bey. Lütfen buyurun.

-Ayda, söyle. -Gerçekten önemli değildi.

Aslında çok saçmaydı benim söyleyeceğim şey.

Ne söyleyecektiniz?

Şey diyecektim...

Durumunu merak ettim de.

(Demir) Madem sizde kalıyor.

Siz de yakın arkadaşsınız.

(Demir) Daha iyi gözlemlemişsindir diye.

Merve nasıl?

-Merve? -Evet.

İyi mi?

Yani sizde kalıyordu, değil mi?

Evet Demir Bey.

Bu ara bütün kızlar bende toplandık.

Yani...

...tabii zor oluyor biraz durumu kabullenmesi.

O yüzden biraz karışık bir ruh hâlinde.

Ama...

...sera ona çok iyi geldi.

(Ayda) Çok büyük bir iyilik yaptınız.

İyi. İşe yaramasına sevindim.

(Hareketli müzik)

İyi oldu senin de mekânı gördüğün.

-Evet. -Artık bir süre Antrepo'ya gitmeyiz.

Fotoğraflarını da çektik.

-Ofisten hallederiz. -Evet, iyi oldu.

İyice soğumuş havalar.

Evet. Umarım çorba falan vardır.

Taksiden buraya içim üşüdü vallahi.

İnşallah.

Abartmayın Ferruh Bey siz de.

-Gençler, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Ayda nerede? -Demir Bey'le toplantıya gittiler.

Biz de şimdi tam ona mesaj atacaktık.

-Bir yerleşelim de. -Tamam, siz yerleşin.

Ben geliyorum hemen.

'Tatlış'.

Aa! Hoş gelmişsiniz.

Hoş bulduk.

-Öğle molasında mısınız? -Evet kuşum.

Senin şu güzel yemeklerinden yiyelim dedik biraz.

Ne iyi etmişsiniz. Ne yemek istersiniz bakalım?

Leylacığım, ben siparişi alırım. Sen hemen yalıya gidiyorsun.

Aa! Ben niye hemen yalıya gidiyorum, onu anlamadım.

Muharrem Usta malzemeleri getirmiş.

İskeleyi onaracakmış. Tutturdu öğle arası gideceğim diye.

Nesi varmış ki iskelenin?

Benim bildiğim hiçbir şeyi yok iskelenin.

Yani ben bildim bileli 40 yıldır yerinde duruyor o iskele.

Metal yorgunluğu vardır onda.

Tabii, haberlerde de çıktı zaten.

Yalılar her sene Boğaz'a doğru biraz daha biraz daha kayarlarmış.

Gecenin ortasında uyanıp da...

...kendinizi Karadeniz'de bulmazsınız inşallah.

Allah korusun! Yani bizim yalı, iskele...

...şimdi denize doğru mu kayıyor? -Yok.

Ustam titizdir. Çok ufacık bir şey görse bile...

...onu tamir etmek istemiştir.

Tabii canım. Titiz ve incelikli bir adamdır.

Ah Ferruh Bey ah! Sizin şu şakalarınız yok mu!

Aman, siz boş verin onu.

Nasıl geçti yemeğiniz?

Nereye götürdü Muharrem Bey sizi?

-Fasıla gittik. -Ne güzel ya.

Biz niye yapmıyoruz böyle şeyler?

Böyle eğleniriz, şarkı söyleriz falan. Bir rahatlarız.

Vallahi biz de o kadar eğlendik ki.

O eski şarkılar, böyle içli şarkılar.

Hepsine teker teker eşlik ettik.

Aa, ustama bak sen!

Ne şanslısınız.

Bizi hiç fasıla falan götüren yok.

Vallahi seviliyorsun Leyla teyze, kıymetini bil.

Ne sevilmesi canım?

Yani arkadaşça bir buluşmaydı işte.

Aman, ne arkadaş ne arkadaş!

Hadi hadi, geç kalma sen. Hadi bekliyor usta seni orada.

-İyi o zaman, tamam. -Kapıda kalacak adam, hadi!

Tamam o zaman, size afiyet olsun.

Sağ ol kuşum.

-Ne yiyeceksiniz çocuklar? -Ne yiyeceğiz?

Başka bir isteğiniz var mı?

-Hayır. -Yok, hesabı alalım.

Peki.

Teşekkürler.

(Kuşlar ötüyor)

(Mesaj geldi)

Kızlardan, Demir Bey. Happy Pie'ya geçmişlerde.

Sen de gelir misin diyorlar.

Tamam, ben seni bırakırım. Oradan ofise geçerim.

Demir Bey...

...siz de gelmez miydiniz?

Hem hep birlikte yemek yemiş olurduk.

Size de işten önce bir dinlenme olurdu.

Kim varmış?

Selin...

...Merve, Azmiye, bir de Ferruh Bey.

Demir Bey, lütfen gelin.

Herkes çok memnun olur...

...sizinle birlikte yemek yediğine.

Yok, ben gelmeyeyim.

Ofisten uzaklaşmak için çıkmışlar belli ki.

Seni de çağırdıklarına göre konuşacaklarınız var.

Siz rahat rahat konuşun.

Kafanızı dinleyin.

-Demir Bey-- -Ayda--

Buyurun Demir Bey.

Selin nasıl?

-İyi. -Güzel, güzel.

İyi olsun tabii, sevindim.

Demir Bey, yakında eve döner.

Merak etmeyin. O da bu durumun ne kadar saçma olduğunu görüyor.

-Dönsün tabii, evi orası. -Bence de.

Kalkalım mı? Trafiğe kalacağız yoksa.

Tabii, gidelim.

Son yediğimizde bu pizzalar daha lezzetliydi.

Çünkü geçen sefer yerden 15 metre yüksekteydik.

Adrenalin, pizzanın tadını değiştirdi yani?

Tadını değil de onu algılayış biçimini değiştiriyor.

Doğru.

Çok tuhaf şeyler yaptırıyor insana, çok tuhaf şeyler.

Burak, bunu büyütmeyeceksin, değil mi?

Neyi?

-Burak Yangel? -Evet.

Eylül Gündüzeli?

Benim.

Şuraya bir imza alabilir miyim?

Şurası.

(Gerilim müziği)

Kahretsin!

Yıldırım'ın karşı atak planı buymuş.

Burak, bu fotoğraflar ne?

Burada Merve, Ayda ve Ferruh var.

Bu kim?

Bora. Merve'nin kocası.

Peki, bu kadın kim?

Demir beni kötülemek için bir mafyadan bahsetmişti.

(Bora) Geldiğin ilk gün, yemekte.

Bu kadın işte.

Esen Hanım.

(Gerilim müziği)

Burak, sen Demir'i göndermek için mafya mı tuttun?

Tabii ki hayır.

Paralarını aklamam için bana şantaj yapıyorlardı.

Nerede aklaman için? Burada, Artemim'in kasasında mı?

Burak, bak, bunu yapmadığını söyle.

Bu çok ciddi bir mesele.

Bir kısmını akladık.

(Burak) Ama her seferinde miktar büyüdü.

Elimizde o kadar büyük iş yok diye...

...ben de Esen'i şirkete müşteri olarak sokacaktım.

Yapılmayan işleri üzerinden de paralarını aklayacaktım.

Kadın hapse atılınca da...

...kurtulduk.

Burak, kurtulamazsın!

Sen ne yaptın? Böyle bir işten kurtulamazsın!

Eylül, biraz sakin olur musun?

Ferruh, Esen'le bağlantılı olduğumuzu gösteren...

...bütün belgeleri yok etti.

İzimizi sildik, merak etme.

Bir iz mutlaka kalır Burak.

Kenarda unutulmuş bir fatura...

...köşedeki bir rakam.

Dikkatli bakan biri mutlaka bulur!

Sen...

...kendi şirketine bunu nasıl yaparsın?

Eylül, bunları başka bir yerde konuşalım mı?

(Gerilim müziği)

Yetiştim size.

-Afiyet olsun. -Gel Ayda, gel.

Sağ ol tatlım.

(Merve) Harika zeytinyağlılar yapmışlar.

Siz Demir Bey'le toplantıda değil miydiniz?

O niye gelmedi buraya yemek yemeye?

Demir Bey beni bırakıp ofise geçti Azmiyeciğim.

Burada Selinciğimle yemek yemek dururken...

...ofiste tek başına mı yiyecekmiş yemeği?

Ne alakası var canım?

Yani biz neciyiz burada, biz saksı mıyız Azmiye?

Eğer Demir Bey gelseydi, Selin'le yemek yemiş olmayacaktı.

Çalışanlarıyla yemek yemiş olacaktı ki...

...hoş değil. -Hiç yani.

Azmiyeciğim, hani Demir Bey bizim patronumuz ya hani.

Biz de çalışanları olarak aramıza biraz mesafe koysak iyi olur.

Laf!

Mesafenizi çiftler randevusuyla mı koruyorsunuz Ayda Hanım?

Yani bunlar geldi kulağımıza da.

(Ferruh) Ama Demir Bey çok değişmedi mi?

Yani o ilk geldiğindeki profesyonel adam gitti...

...yerine kafası karışık bir adam geldi. Yazık.

Ne, nesi karışıkmış ki kafasının içinde?

Alakası yok öyle bir şeyle.

Yeter! Kız daha yeni geldi, bir soluklansaydı.

Hadi aşkım, sen yemeğini ye. Biz şirkete geç kalmayalım, hadi.

Evet.

(Eylül) Allah kahretsin!

Ben gidecektim buradan. Her şeyi çözüp gidecektim!

Ben nasıl bir işin içine bulaştım böyle, inanamıyorum!

Eylül, sen hiçbir şeye bulaşmadın.

Bu fotoğrafların hiçbirinde sen yoksun.

Mesele benim meselem. Yıldırım da benim peşimde.

Hepimizin peşinde Burak. Adam hepimizin peşinde.

Adamın eline hepimizi mahvedecek kozlar geçti...

...ve bunu kullanmaması için hiçbir sebebi yok.

En kötü beni tutuklarlar. Artemim de batar.

O işler öyle olmuyor Burak.

Bak, bu resimde kaç tane insan var.

Hepimize dava açarlar.

Demir'in itibarı zedelenir.

Özgeçmişinde Artemim yazan herkesin itibarı zedelenir.

(Burak) Eylül, biraz sakin olur musun?

(Burak) İstersen yarın bilet alıp, buradan gidebilirsin.

(Burak) Bunların hepsi senin için geride kalır.

Gidemem Burak. Nasıl gideceğim?

(Eylül) Bu işleri çözmeden hiçbir yere gidemem.

(Eylül) Bütün hayatım boyunca peşimden gelir çünkü.

Ne kadar sürerse sürsün hiçbir yere gitmiyorum!

(Demir) Ne oluyor?

(Demir) Niye bağırıyorsunuz?

Demir, biraz konuşabilir miyiz? Acil.

İyi. Gelin, konuşalım.

(Gerilim müziği)

(Demir) Bir planım var demiştin.

(Demir) Gerilmeyin, tazminat işini ben çözeceğim demiştin.

O plan işlemedi.

Tamam. Planın neydi peki?

(Gerilim müziği)

(Demir) Eylül?

Ben gerçekten elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım.

Yeter ki bu sorun bir an önce çözülsün dedim ama...

...sonucu beklediğim gibi olmadı.

Asıl konuya gelecek misin peki?

(Gerilim müziği)

Benim fikrimdi.

-Hayır değildi. -Eylül, bana bırak.

Doğru düzgün anlatacak mısınız? Sıkılmaya başladım ben.

Ben Alara'yı aradım.

-Ne yaptın? -Alara'yı aradım.

Çünkü bu tazminatı hak etmediğimizi ispat edemiyoruz.

Bizim lehimize ifade vermesini istedim.

Babasının işlerini kendi isteğiyle ertelediğini...

...kızının işlerine öncelik vermemizi istediğini söylerse...

...ancak o şekilde bu karar bozulur diye.

Ve sen de Alara'nın bunu kabul edebileceğine inandın, öyle mi?

Ve hiçbir karşılık beklemeden?

-Yanılmışım. -Yanıldın.

Peki, sen bu planın neresinde devreye girdin?

Eylül yönetim kuruluyla konuşup...

...Yıldırım Bey'le uzlaşmak için babamın elini zorlayacaktı.

Babam bu konuda bana yardımcı olmazdı çünkü.

Planımı anlattım.

Eylül de Alara'yı tanımadığı için...

...işe yarayabileceğini düşündü. -Evet, o tanımıyor.

-Ama sen tanıyordun. -Alara'nın sana zaafı vardı.

Ne kadar öfkeli olursa olsun...

...haksız yere sorun yaşamanı vicdanı kaldırmaz dedim.

-Ama-- -Ne konuşuyoruz biz şu an?

Ne yapacağımızı biri bana söyleyebilir mi?

Göz göre göre batıyoruz.

Ben tazminat için yapılandırma isteyeceğim.

Ama yine de sıkışacağız, bu net.

Neden karara itiraz etmediğimizi...

...biri bana mantıklı bir şekilde açıklayabilir mi?

Ee, çünkü basına yansır.

Yıldırım Bey...

...kızını taciz ettiğine dair söylenti yayabilir.

Bu, Artemim'in prestijini zedeler.

Ama senin itibarını yerle bir eder.

Alara da zaten babasından taraf olduğunu...

...açık açık belli etti.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Buna bakmam lazım.

(Gerilim müziği)

Aa, aa, aa!

Dış kapıyı açık bırakmışız biz.

Kafa mı kalmış bizde?

Vah, vah, vah!

(Martı sesleri)

(Martı sesleri)

Aa!

Muharrem Beyciğim.

Siz ne yapıyorsunuz burada böyle?

Hoş geldiniz Leyla Hanım.

("Fikrimin İnce Gülü" çalıyor)...

(...)

"Fikrimin ince gülü"

"Kalbimin şen bülbülü"

"Fikrimin ince gülü"

"Kalbimin şen bülbülü"

"O günkü gördüm seni"

"Yaktın ah yaktın beni"

"O günkü gördüm seni"

"Yaktın ah yaktın beni"

(Duygusal müzik)

Leyla Hanımcığım...

...bana bu mutluluğu bahşeder misiniz?

Muharrem Beyciğim.

Yapım aşamasına geçmek için...

...projenin son hâlinin izni gerekiyor Dirim Hanım.

Ama sizin zevkleriniz...

...izin prosedüründen hızlı değişiyor tabii ki.

(Burak) Evet.

(Burak) Evet.

Dirim Hanım mı?

Tamam Dirim Hanım.

O hâlde sonra vizyonları konuşmak için bir araya gelelim.

Azmiye toplantı saatini ayarlar.

Size de iyi günler.

-Ne istiyor yine? -İstemedikleri...

...istediklerinden daha fazla bu sefer.

Ben de artık projenin son hâlini beğenir diyordum ama.

Fazla iyimsersin.

Galeri projesiyle ilgili mail gelmiş.

Ben bunu Demir Bey'le konuşayım.

(Burak) Eylül içeride Ayda. Şu an toplantı yapıyorlar...

...rahatsız etme, daha sonra gösterirsin.

Ben bir kahve alayım.

(Eylül) Zorlu bir süreç olacak demiş.

Bu tazminat, ekonomik daralma demek.

Bazı çalışanlarla yollarımızı ayırmak zorunda kalabiliriz.

Hatta orta kademe yöneticilerle bile.

(Eylül) Bu Selin, Merve, Ayda ve Ferruh demek.

Bir iki ay maaşlarını ödeyemeyebiliriz.

Daha çok erken.

Bunları hiçbirinin duymasına gerek yok.

(Demir) Çalışmalarına yansır.

Her şey netleşene kadar ortalığı sakin tutmak zorundayız.

Ama Demir-- (Kapı vuruldu)

(Demir) Gel.

Ay! Demir Bey, bunları hemen imzalamanız gerek.

Toplantınızı da bölüyorum ama kusura bakmayın.

(Demir) Tamam, sorun değil.

(Gerilim müziği)

Biz de çok benzer bir şey yapmıştık.

Buyurun.

Kolay gelsin size.

Azmiye Hanım, kapıyı kapatmayın lütfen.

Aa!

Tamam.

Giderlerde de kesinti yapmamız gerekiyor.

(Eylül) Masrafları azaltmalıyız.

Belki bir iki gün evden çalışma yöntemine gidebiliriz.

(Demir) Anladım. Onu sonra düşünürüz.

Sen şimdi Ferruh Bey'den masrafların listesini çıkarmasını iste.

Sonra birlikte üzerinden geçelim.

(Gerilim müziği)

Kapınız açık kalmış.

Dışarının gürültüsü gelmesin size.

(Gerilim müziği)

İşte bu yüzden söyleme dedim Selin'e.

Kız boş yere geriliyor.

Gerilmesinin sebebi senin varlığın değil.

Benim yokluğum.

Özlüyor, korkuyor.

Ama yine de en doğru olan şeyi yapmaya çalışıyor.

Benim de Selin'in duyguları için...

...aynı hassasiyeti göstereceğime emin olabilirsin.

Elimden geleni yapıyorum Demir.

Odada gitmeyeceğim diyordun.

Bana söz verdiğin hâlde.

Çünkü...

...şirketin durumu sandığımdan zorlu çıktı.

Uğraşıyorum ama beklediğimden daha fazla zaman alacak sadece.

O zaman daha fazla uğraş Eylül.

(Gerilim müziği)

Leyla, ne oldu?

Leyla. Le... Aa, Leyla!

Le-Le-Leyla? Le... Leyla?

Leyla, kardeşim. Kardeşim, Leyla. Leyla!

-Firuze... -Söyle kardeşim, söyle.

Muharrem Bey bana...

...evlenme teklif etti.

Sen ne cevap verdin?

Evet dedim.

Ayy, Leyla!

Ayy! Ayy, Leyla! Sonunda!

Ayy, seni tebrik ederim! Sonunda... Sonunda canım kardeşim.

Ben burada meraktan ne cevap vereceksin diye kurdeşen döktüm.

-Sen biliyordun yani? -Biliyordum tabii.

Sabah geldi, benden izin istedi.

Ben de Muharrem Bey'e anahtarları verdim.

Damat Bey arıyor.

-Muharrem Beyciğim, tebrik ederim. -Yok efendim, henüz etmeyin.

Neden canım? Siz evlenme teklif etmişsiniz...

...Leylacığım da kabul etmiş.

Efendim, ben her şey usulüne uygun olsun isterim.

(Muharrem ses) Leyla Hanım'ın sevenlerinin, sevdiklerinin...

...onayı olmadan bu iş olmaz.

O yüzden kıymetli vaktinizden bir gün rica edeceğim.

Ne için?

Leyla Hanım'ı usulünce gelip isteyebilmek için.

-Bana bir tarih verseniz. -Ne tarihi canım!

Bizim yaşımızdaki insanlar karar verdi mi vakit kaybedilmez.

Sizi bu akşam bekliyoruz. Buyurun gelin Muharrem Beyciğim.

Firuze, neler oluyor?

Leylacığım, bu akşam seni istemeye geliyorlar.

Aa! Ben zaten teklifi kabul etmiştim.

Tamam, sen kabul ettin ama bakalım biz kızımızı veriyor muyuz?

-Doğru. -Hadi yürü, hadi.

Yapacak bir sürü işimiz var. Hadi, bir sürü şey yapacağız.

Hadi gidiyoruz, gel.

(Leyla) Ay, hadi!

(Sessizlik)

Konuşabilir miyiz?

Tabii, gelsene.

Demir'le toplantı yaparken kapıyı açık bırakmana gerek yok.

Benim yanımda Demir'le konuşurken gözlerini kaçırmana da gerek yok.

Bugün toplantıya Demir'le birlikte senin gitmen gerekiyordu, değil mi?

Ama Ayda'yı gönderdin.

Ben sadece benim tarafımdan tatsızlık yaşanmasını istemiyorum.

Ama ne yaparsam yapayım, bana baktığında onun eski sevgilisini görüyorsun.

Ben buradan, bu şirketten gitmek için gerçekten...

...elimden gelen her şeyi yapıyorum ama planlarım işlemiyor.

-Ben sadece-- -Lütfen gerilme.

Sen gerilince ben de geriliyorum.

Bana bir şeyleri ispat etmeye çalıştığınızda...

...rol yapıyormuşsunuz gibi oluyor.

Rol yapmak, birbirinize kaçak davranmak yerine...

...aranızdaki sorunları çözmenizi, bir şeyleri geride bırakmanızı...

...gerçekten tercih ederim. Yani...

...artık yapabiliyorsanız.

Selin...

...ne onun ne de benim kafamda en ufak bir ihtimal bile yok.

O yüzden lütfen.

Elimden geleni yapıyorum.

(Duygusal müzik)

Biliyorum.

(Duygusal müzik)

Buyurun Firuze Hanım?

Demirciğim, sana müjdeli bir haberim var.

Bu, seni de çok yakından ilgilendiren bir haber.

Öyle mi?

Peki, söyleyin o zaman.

Bugün iyi haberlere ihtiyacım var.

Muharrem Bey, kız kardeşimi bu gece istemeye geliyor.

Tamam, hayırlı olsun da...

...bunun benimle ne ilgisi var? Ben onu çözemedim.

Demirciğim, sen ve Selin bizim canımızsınız.

(Firuze ses) Böyle özel bir günde bizi yalnız bırakmazsınız, değil mi?

Bak, kız kardeşim bugünü 30 yıldır bekliyor.

Boynu bükük kalmasın. Akşam yalıya mutlaka bekliyoruz, tamam mı?

-(Firuze ses) Hadi öptüm. -Ee...

...ama Firuze Hanım, ben çok yoğunum ve şu an şirkette--

(Telefon kapandı) Firu...

Kapadı.

Yüzüme kapattı.

Ama hata bende. Bu telefonu niye açıyorsun ki?

Bir de başımıza kız isteme çıktı!

Selim Gencerler çok yakışıklı adam. Onu da çağırır mısın?

Kızlar, böyle gelin bakayım, etrafıma toplanın.

Ne oldu ustam?

Akşama kız istiyorum.

(Sevinç çığlıkları atıyorlar) Hişt! Hişt!

Leyla teyzeyle evleniyor musunuz?

Ayy, ne kadar güzel bir haber! Çok, çok, çok sevindim.

Siz öyle yakışıyorsunuz ki sonsuza kadar mutlu olun.

-Âmin. -Ustam, çok tebrik ederim.

Ayy, mürüvvetini görmek de kısmetmiş. Çok sevindim ustam.

Ustam, Allah tamamına erdirsin.

Tamam, durun. Beni daha rezil etmeyin.

Kızı isteyeceğim, duruma bakacağım.

Şimdi, önemli olan...

...İstanbul'un en iyi çiçeklerini ve en iyi çikolatalarını nereden alırım?

O işte bizde! Senin hiçbir şey yapmana lüzum yok.

Yalnız Leyla Hanım'ı istemeye kiminle gideceksin?

Kiminle gideyim? Ben bir garip adamım.

Gideceğim, Leyla Hanım'ı bizzat kendim isteyeceğim.

Olmaz! Ne demekmiş canım bir başına gitmek?

Evet, seni yalnız bırakmayız. Tabii ki orada olacağız.

Ben kesin gelirim.

-Yalnız, sen kız tarafısın tatlım. -(Selin) Aa, öyle miyim?

Evet, galiba öyleyim. Ama olsun, bana fark etmez. Nasılsa orada olacağım.

Ayy, çok heyecanlı! Ben bunu kaçıramam.

Ustam evleniyor, ustam!

O zaman biz de erkek tarafı oluyoruz. Ayda, ben ve sen.

Hah, şimdi güzel konuştun! Biz erkek tarafıyız.

Siz gerçekten akşam benimle geliyor musunuz?

Ustam, ayıpsın, herhâlde!

Hatırşinas kızlarım benim! Bugünümde de yalnız bırakmadınız.

Yalnız vaktimiz çok az. Çiçeği, çikolatayı ne olur halledin...

...çünkü ben öyle sıradan şeylerle yalıya gidemem.

Sen üzülme. O iş bizde.

Yalnız, yüzükleri aldın değil mi?

Ayy! Bakayım.

-Çok güzeller. -Hişt, tamam hadi, hadi.

Bunlar tamam, gerisi bizde ama önce Burak Bey'le konuşmak lazım.

Bakalım erken çıkmamıza izin verecek mi.

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Şey... Müsaitsen...

Gel Selin.

Demir, biliyorum, iş yerindeyiz ama...

...yani sen burada böyle şeyleri konuşmayı çok sevmiyorsun ama...

Kahve ister misin?

E... Efendim?

-Sana kahve yapayım mı? -Haa, yok.

Şey...

Muharrem Usta geldi de...

Yaa...

...Leyla teyzeyle evleniyorlar. Bu akşam da kız istemesi olacak.

Kızlar Muharrem Usta'yla gidecek ama bizim de--

Orada olmamızı istiyorlar.

Biliyorum. Biraz önce Firuze Hanım'la konuştum.

-Aa, öyle mi? -Evet.

Tabii ki konuşmama bile izin vermeden...

...emrivaki yapıp telefonu yüzüme kapattı.

Demir, gelecek misin?

Biliyorum, böyle şeyleri çok sevmiyorsun, Muharrem Usta'yı da Leyla teyzeyi de...

...çok tanımıyorsun ama insanlar güzel günlerinde...

...biz de şahit olalım istemişler, değil mi? Ne diyorsun?

-Demir, gelecek misin? -Tamam, gideriz.

Sahiden mi? Gerçekten mi? Ama Demir, bizim birazcık erken gitmemiz lazım.

Çünkü hazırlık yapacaklar. Belki yardıma ihtiyaçları olacak.

İyi. Patronundan izin al, çıkalım.

Şş...

-Şimdi mi? -Evet.

Hadi.

Hadi, hadi.

Hayret! Bu çok kolay oldu.

Çok tebrikler ustacığım.

Teşekkür ediyorum Ferruh Beyciğim, sağ olun.

Ben de yanında olmak isterdim ama nikâha artık.

Teşekkür ediyorum Burak Bey.

Tekrar tebrikler.

Eksik olmayın. Çok teşekkürler.

Evet...

...madem hazırlık sizde...

...bugün erken çıkın. -Ohh.

Ben de sana tam onu söyleyecektim. Süpersin Burak.

-Muharrem Bey, akşama görüşürüz. -Görüşmek üzere Demir Bey, sağ olun.

Sen de mi gidiyorsun?

Burak Bey, onlar kız tarafı.

Hazırım.

Ben odamdayım.

Ayda...

...galeriyle ilgili e-maili gördüm. Aklımda onunla ilgili birkaç fikir var.

İstersen şimdi sen de çık, yarın üzerinden konuşuruz.

Tamam Demir Bey.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Ne duruyorsunuz? Hadi fırlayın. Happy Pie'da buluşup gideceğiz.

Herkes oraya gelsin.

Dur, şunları imzalamayı unutmadın, değil mi?

Demir, ne yapıyorsun? Leyla teyzelere gidecektik?

Tamam, gideceğiz ama daha çok vakit var.

Şurada sahilde bir kahve içelim.

Sen iyi misin?

İyiyim.

Sen?

Ben...

Ben seni bekliyorum.

Demir...

Kafanın netleşmesini.

Benimle arana mesafe koymaya çalışıyorsun, anlıyorum.

Yakınlaşmak istemiyorsun, tamam.

Uzaktan izlemek istiyorsun.

İzle, gör. Ben bunlara dayanırım.

-Ama kafanın içindekiler-- -Ne varmış benim kafamın içinde?

Ben bugün ne olduğunu gördüm.

Demir, ben o kapıyı rahatsız olmayın diye kapattım.

Gürültü gelmesin diye.

Selin, lütfen.

Çok saçma bir durumun içindeyiz, biliyorum.

Ama kendine boşu boşuna eziyet ediyorsun.

Kendini kötü hissetmemen için ne yapabilirim diye düşünüyorum...

...bir şey bulamıyorum.

Normal davran.

Benden gözlerini kaçırmaya devam edersen normal davranamam Selin.

Elimden geleni yapıyorum.

Biliyorum.

Peki ,bu akşam da Leyla Hanımlarda böyle mi olacağız?

Bilmelerini istemiyorum.

Ayrıca bu gece Leyla teyzenin gecesi. Gölge düşmesin.

O zaman bu gece için kendimize izin verebilir miyiz?

Bütün bu karışıklıktan bir mola alıp...

...oraya sevgili olarak gidebilir miyiz?

Ee... Biz şimdi...

-Ne olarak, yani-- -Biz şu an sevgiliyiz.

Benim için öyle.

Canın yandığına göre senin için de öyle.

Ama sevgilinle arana mesafe koymaya çalışıyorsun ya...

...dışarıdan bakınca bu fark ediliyor. Onun için sordum.

Yok, bilmesinler.

Ayrıca Firuze Hanım'ın radarına girersek, yanarız.

O zaman bu akşam mesafe falan yok?

Yok.

İyi.

(Duygusal müzik)

Geç kalacağız, hadi kalkalım.

(Selin) Bir dakika.

(Duygusal müzik)

Hadi.

Hadi gidelim.

(Hareketli müzik)

İhsan!

Neredeydi bu? Hah!

Nerede bu çikolatacının numarası?

Hah, İhsan! Gel, gel.

Bizim şu çikolatacının numarası neredeydi? Burada bulamıyorum.

Orada da, bende de var.

Tamam. Sen şimdi hemen arıyorsun, çok acil bana çikolata hazırlaması lazım.

Ama elinde en özel hangi çikolata varsa onu hazırlasın.

-Akşama kız istiyoruz. Hadi hemen ara. -Tamam.

-En özelinden. -(İhsan) Tamam.

Ee... Ben şimdi ne koyayım?

(Müzik)

-Vedat! Vedat! -Merve?

Ne oldu?

-Merve, ne oldu? Kötü bir şey mi oldu? -Hayır.

Çabuk... Ne yapıyorsan hemen bırak...

...en güzelinden bir kız isteme çiçeği hazırlamamız lazım, acil.

-Hangi kız? -Anlatırım sonra Vedat, hadi.

Bu akşama lazım, hemen şimdi. Hadi çabuk.

Demir, hemen hazırlanmamız lazım. Biz yalıya herkesten önce gideceğiz.

Niye biz yalıya herkesten önce gidiyoruz? Hazır olunca gideriz.

Kız tarafının, erkek tarafından sonra geldiği nerede görülmüş?

Selin, biz niye kız tarafı olduk şimdi, ben onu anlamıyorum!

Çünkü Leyla teyze senin halan.

Leyla teyzen benim nereden halam oluyormuş acaba?

Ben babamın öyle bir kardeşi olduğunu hatırlamıyorum.

-Fahri halan o zaman. -Yalnız öyle bir kavram yok.

Demir, hemen gidip hazırlanıyorsun, tamam mı?

-Acaba ben duş mu alsam? -Hayır, hayır, o zaman kesin geç kalırız.

O yüzden sen geç, ben şimdi girip hemen beş dakikada çıkıyorum.

Demir! Demir, benim orada daha işimi bitmedi.

Sen de takım giyeceksin.

O niyeymiş? Ben niye takım giyiyorum durduk yere?

Çünkü Muharrem Usta tişörtlü birinden kız isteyemez de o yüzden.

Ha, bir dakika! Bir dakika, benden mi kız isteyecek?

Biz böyle bir şey konuşmamıştık.

Selin, ben ne anlarım? Ya... Selin!

Off! Bir bu eksikti! Bir bu eksikti!

(Müzik...)

(...)

Ohh!

(Müzik)

Vedat...

...olmuş mu?

Merveciğim...

...o buket değil ki. Bayağı çelenk olmuş.

Yani...

...ben özel bir gün diye ve göz doldursun diye.

Anlıyorum ama...

...kız istenirken öyle abartılmaz. Böyle...

...gösteriş yapar gibi olur.

Hımm.

Tabii ben bilemedim...

...kimse beni istemeye gelmeyince.

Yaa...

...aslında...

...şekil şemal işler tabii, öyle çok da önemli değil.

-Mesele orada hatır, gönül yani. -İşte...

...tabii biz hatır, gönül, her şeyi yıktık.

Evet... Çok güzel.

Şimdi biz buradan da çıkamayız, değil mi?

Hayır.

O zaman şöyle yapalım. Merve, sen içeri geç, bize iki Türk kahvesi yap.

Şöyle güzel ama.

Bu buket işini de bana bırak canım. Burada çiçekçi olan benim, değil mi?

Hadi sen kahve yap, gel.

Üff, Allah'ım ya Rabb'im ya! Ağzımı da açamıyorum ki...

...nereye gideceği belli değil. Laf her yerden sekiyor.

-Azmiye, geldin mi? -Gel, gel.

Ben bir şeyler hazırladım ama bunlar yeter mi?

Aa!

Çikolataları bu kutuların içinde mi götüreceğiz?

Senin de hiç yol yordam bildiğin yok.

Çikolatayı değil şekerim...

...bunun içinde börek var.

Bir de...

...buna da pasta koydum. Kız istemeden sonra yeriz.

Aferin kız, arada bir kafan çalışıyor.

Ben de gondol işini çözdüm.

Ayy! Azmiye, yalıya gondolla mı gideceğiz?

Beni deniz tutar, ben gondola falan binemem.

Ayy, ay! Siz nasıl kızlarsınız!

Hiçbir şeyden haberiniz yok. Ben olmasam ne yapacaksınız acaba?

Bak şimdi, beni izle.

'Nınını'!

-Azmiye, bu ne? -Gondol ayol. Gondol!

Kız isteme törenlerinin en gösterişli parçası.

Ayy, çikolataları bu kutuların içinde götürmeyecektik herhâlde.

Hadi getir de dizelim.

Yani çikolata gelmedi daha.

Nereden geliyor kız çikolatalar?

Kendi çikolatacıma özel yaptırdım.

İhsan, gel bakayım.

Gel gel.

Sen aradın mı çikolatacıyı bir daha?

-Abla, araç trafiğe takılmış. -Ne?

İş çıkış saati. Yarım saattir bekliyormuş adam.

Ne olacak şimdi?

Muharrem Usta bizden önce eli boş mu gidecek?

Tamam Azmiyeciğim, bir dakika, panik yapma.

Panik yapma.

Merve de gelmedi daha.

Ah, biliyordum!

Ah, ben biliyordum!

Böyle özel günlerde mutlaka bir aksilik çıkar.

Biricik Muharrem Usta'mız gönül vermiş, evlenmek istemiş.

Her şeyin mükemmel olması gerekirken şu yaşadığımız duruma bak.

Azmiyeciğim, tamam, ne yapalım? Dur sen, bırakma kendini.

Ne yapalım? Geç kalmış araç, uçamayacağımıza göre.

Çok üzüldüm be canım.

Selam.

(Müzik...)

(...)

Nereye gidiyorum?

Ay, İbrahim Bey.

Bu işinizi görür.

Ayy, Vedat, çok güzel oldu bu. Muharrem Usta çok sevinecek.

Sen onu görmedin ama dünya tatlısı bir insandır.

Ustaların ustası, her iş gelir elinden.

Dahası Leyla Hanım çok beğenecek.

Yani yüz ağartan bir buket oldu. Yalıya yakışır bir çiçek.

Yalı mı?

Bu çiçek yalıya mı gidecek?

Ay, Vedat, sakın oraya uygun değil falan deme, düşer bayılırım şuraya.

Zaten vakti de geldi, benim hemen gitmem lazım. Olduğu kadar ya.

Dur, gidersin de...

...şimdi sizin Muharrem Usta yalıdan kız mı isteyecek?

-Evet, neden? -Peki, verecekler mi? Emin misiniz?

-Yani Demir Bey verir herhâlde. -Kim?

Demir Bey mi?

O da mı işin içinde?

Ama bir dakika.

Demir'in kız isteyen taraf olması gerekmiyor mu?

Onlar sonradan Leyla Hanımlarla çok iyi anlaştılar.

Başta satın aldıkları ev konusunda sıkıntılar çıktı ama...

...çözdüler bütün meseleleri.

Leyla ve Firuze Hanımlardan...

...Leyla Hanım. Evin eski sahipleri. -Evet, ne oldu ki?

Hiç.

Çok güzel olmuş.

Bayağı güzel olmuş.

Demir'im de bayağı memnun kalmıştır böylesi bir görevden.

Çünkü ben bilirim, çok sever bu işleri, bayılır.

Neyse, sen geç kalma.

Demir'ime de özellikle çok selamlarımı ilet, lütfen.

Peki, tamam. Sağ ol tekrardan.

Ne demek, rica ederim.

Yalnız tam kız istenirken bir video çekerseniz.

Demir'im böyle dinlerken mümkünse zumlayıp...

...cevabını falan. Onu ben bir göreyim.

-İyi, tamam. Hadi görüşürüz. -Görüşürüz.

Ahh Demir'im ah.

Ulan ben de orada olacaktım ya.

Neyse artık, arkasından geçeceğiz dalgasını.

Uff, ne denir ki şimdi?

(Demir) Gençler aralarında...

Yok. Gençler kendi aralarında...

...anlaşmış. Yok. Sözleşmiş.

Bir dakika ya.

Ne genci? Bunlar kaç yaşında insanlar.

Genç olmaz, genç değil. Ee...

Selin!

Hadi, hazır bekliyorum seni aşağıda.

Bir dakika.

Gerçi Muharrem Usta biraz daha genç.

Bu sonra sorun olmasın?

Aman canım, bize ne. Neyse.

Yaş konusuna girmeyelim, orası hassas.

Bizim kızla sizin oğlan.

(Demir) Oğlan, koca adama.

O da olmaz.

Ee...

Leyla Hanım'la Muharrem Bey...

Geç kalırsak çok kızacaklar.

(Müzik)

Çok güzel olmuşsun.

(Müzik)

Provan bittiyse gidelim mi?

Bir şey söyleyeceğim...

...benden istemeleri şart mı?

Demir, gidelim.

(Müzik)

(Müzik)

Böyle biraz ters oldu ama.

İşten geleceğinizi ve acıkmış olacağınızı düşündüğümüz için...

...önceden servis yapalım dedik. -(Merve) Vallahi çok iyi ettiniz.

Benim gözümde kelebekler uçuyordu. Ölecektim açlığımdan.

Efendim, ellerinize sağlık. Her şey çok nefis olmuş.

Afiyet olsun.

Oğlumuz ne işle meşguller?

Ee...

Çok önemli bir şirkette...

...yapı ve iç mimarlık kısmında kıdemli ustadır kendisi.

Maaşı da pek yerinde.

(Firuze) Pek güzel. Pek güzel.

Ev, araba?

Firuze, nasıl sorular bunlar böyle?

Ne bileyim, âdettendir diye soruyorum işte.

Haklısınız efendim, sorun.

Efendim, emektar bir arabam...

...bir de evim var.

Fakat...

...Leyla Hanım'ı yaşatacağım yer...

...benim gönlümün saraylarıdır.

Ayy! Bir fena oldum şimdi.

Çok romantik.

Ustamız böyledir işte.

İçli içli laflarıyla hepimizin kalbine dokunur hep.

Bunun üzerine ben olsam direkt veririm kızı.

Daha fazla beklemeyelim o zaman, kahvelere geçelim.

Nasıl içersiniz kahvelerinizi?

Aa! Olur mu öyle şey Firuze Hanımcığım, siz hiç zahmet etmeyin.

Ben nasılsa kim ne içiyor biliyorum, ben getiririm.

Aa! Öyle olmaz Azmiyeciğim, sen erkek tarafısın.

Kız evinde, erkek tarafının kahve yaptığı nerede görülmüş, değil mi?

(Azmiye) Doğru kız. Ben öyle alışkanlıktan şey ettim.

Bize şimdi Leylacığım yapar kahveleri.

Selin, sen de yardım edersin, değil mi?

Tabii.

-Müsaadenizle efendim. -Müsaade sizin efendim.

Tabii, tabii.

(Gülüyorlar)

Daha daha nasılsınız?

İyi, iyi.

(Eylül dış ses) Baba, sana bu satırları korkunç bir utanç içinde yazıyorum.

(Eylül dış ses) Kendimi ilk defa bu denli köşeye sıkışmış hissediyorum.

(Eylül dış ses) Bilirsin, ne zaman bunalsam bir çıkış yolu buldum hayatta.

(Eylül dış ses) İlk defa bulamıyorum.

(Kapı zili çalıyor)

(Burnunu çekti)

(Kapı zili çalıyor)

(Duygusal müzik)

Gelebilir miyim?

(İç çekiyor)

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Bugün Demir'e yalan söylemek senin için zordu, biliyorum.

Ama tek yolu buydu.

Yıldırım'a şantaj yaptığımızı Demir'e söyleyemeyiz.

(Nefes veriyor)

(Gerilim müziği)

Lütfen bu olanları babana anlatmayacağını söyle.

-Buyurun. -Teşekkürler.

(Leyla) Azmiyeciğim, buyurun.

-Teşekkür ederim Leyla Hanımcığım. -Afiyet olsun.

Muharrem Beyciğim, buyurun bu sizinki.

Teşekkür ediyorum efendim.

-Ah kardeşim, afiyet olsun. -Kardeşim.

(Leyla) Demir Beyciğim.

(Demir) Teşekkürler.

(Leyla) Afiyet olsun. Selinciğim.

Teşekkür ederim.

(Leyla) Afiyet olsun.

(Mesaj geldi)

(Mesaj geldi)

Hiç utanmıyorsun değil mi?

Koskoca adama tuzlu kahve içireceksin.

Aa! Bunlar âdet.

Örf, anane.

Bütün kız isteme deneyimini yaşasınlar istiyorum.

Tam sürüm.

Sen var ya, insanı süründürürsün.

İşte... İçiyor!

(Öksürüyor)

(Gülüyorlar)

(Boğazını temizledi)

Oh!

Aferin. Bak, hiç renk vermedi. Bravo, tutum.

(Muharrem öksürüyor)

Efendim, ziyaretimizin sebebi malumunuz.

(Firuze) Malum, malum.

Şimdi efendim, beni tanıyanlar bilirler.

Nasıl yaşarım, nasıl davranırım, huyum nasıldır, yaşamım nasıldır.

(Muharrem) Umarım ben de kendimi Leyla Hanım'a anlatmayı başarmışımdır.

Bu sebeple...

...Allah'ın emri peygamberin kavliyle...

...Leyla Hanım'ı kendime Demir Bey'den istiyorum.

Ee...

Aslında Firuze Hanım'dan isteseniz daha doğru olur.

Değil mi?

Ama Demirciğim, ailenin erkeğinden istenir kız, biliyorsun.

(Firuze) Bizim kimsemiz kalmadı, hepsi göçtü gitti.

Sen de bizim yeğenimiz sayılırsın. Bu görev sana düşer.

(Müzik)

Peki, madem ısrar ediyorsunuz.

Şimdi Muharrem Bey...

...bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır.

Yok yok, başka isteyeni yok.

Yani bırak şimdi sen o bini, biz elimizdekine odaklanalım.

(Boğaz temizlediler)

Peki.

O zaman...

Leyla Hanım ile Muharrem Bey tanışmışlar...

...kaynaşmışlar...

...aralarında bir karara varmışlar.

Ama bence bu evlilik kararını vermeden önce...

...birtakım kuralları netleştirmek gerekiyor.

-Ne kuralı? -Mesela uyku saatleri.

Tabii.

Ev içindeki görev dağılımı. Problem çıktığında çözüm süreci.

Mesela misafir rejimi. Bunlarda mutabık kalmak bence çok önemli.

Demir, ne diyorsun? Baksana, adam düşüp bayılacak. Hadi.

Tamam canım, olur. Bunları sonra konuşuruz.

Şimdi biz sadede gelelim.

-Ben söylemiş olayım da. -Sen sus.

O zaman...

Durun Demir Bey.

Firuze Hanım'ın bana verdiği yetkiyle...

...Leyla Hanım'ı...

...bir ömür gönül sarayında yaşatması için...

...Muharrem Usta'ya verdim gitti.

(Sevinç çığlıkları atıyorlar)

Buyurun efendim.

(Alkışlıyorlar)

(Müzik...)

(...) (Konuşmalar duyulmuyor)

Makas kesti!

(Konuşmalar duyulmuyor) (Müzik...)

(...)

(...)

Eylül, lütfen. Sana söylemiştim demek istemiyorum.

Ama en azından uyardım.

Sonradan kendini kötü hissederdin dedim.

Bak, bazı şeylerin geri dönüşü yoktur.

Babana ya da Demir'e söylemek her şeyi sadece daha da kötü yapar.

(Nefes veriyor)

Çözüm için bulduğum yol bizi daha da sıkıştırdı.

Hiçbir işe yaramasa neyse. Ama eskisinden de beter oldu durum.

Şimdi Yıldırım Bey o fotoğrafları...

Burak, söylenti çıkarmasını geçtim...

...eğer o fotoğrafları savcılığa verirse...

...senin mafyayla olan bağlantın ortaya çıkarsa...

Ben seni de yaktım.

(İç çekiyor)

Beni sen yakmadın.

Bütün hataları kendim yaptım.

Seni çektiğim yerler çok karanlık.

Ben karanlığa alışkınım.

(Duygusal müzik)

Ay, bu gece çok güzel oldu, değil mi?

Tam usulüne göre oldu.

Ay, Azmiyeciğim, sen de çok koşturdun. Çok teşekkür ediyoruz.

Aa! Ne demek canım.

Maksat sevenler kavuşsun. Tüm gayemiz bu.

Yalnız çikolata çok iyi.

Tadına bakar--

(Bardak devrildi) (Hep bir ağızdan) Aa!

Tam da sorunsuz bir gece oldu derken sakarlığım tuttu.

-Kusura bakmayın. -Estağfurullah.

Ay, bu bir şey değil. Beni istemeye geldikleri gece...

...evimizdeki kocaman antika ayna çat diye bin parçaya bölündü.

Nazar çıkmış, nazar.

(Gülüyorlar)

(Firuze) Değil mi?

Asıl benim arkadaşımı istemeye gittiklerinde...

...pat, elektrikler kesilmiş.

(Firuze) Aa!

Sonra elektrikler geldiğinde bir bakmışlar...

...aa, damat yok.

(Hep bir ağızdan) Aa!

Kaçmış!

(Gülüyorlar)

Hem de gelinin en yakın arkadaşıyla.

(Hep bir ağızdan) Ooo!

Allah korusun!

(Gülüyorlar)

Bizim Vedat'a kız istediğimiz zaman yine böyle tuzlu kahve yapmışlar.

Vedat'a bakıyorum, rahat rahat içiyor, hiç keyfini bozmadan.

Sonra kendi kahvemden bir yudum içtim.

Ama nasıl tuzlu, nasıl tuzlu. Zehir, zehir.

Sen içtin!

(Gülüyorlar)

Ay, Vedat Beyciğim de şanslıymış. Selamlar.

(Gülüyorlar)

Bizim Sevtap'ın oğluna kız istemeye gitmişler.

Ama öyle kalabalık gitmişler ki bakmışlar ev insan dolu...

...dönüp geri gitmişler.

(Gülüyorlar)

(Firuze) İstemeden!

Ay, yine iyi, onlar geri dönmüşler.

Ben yirmi kişiye tencerede kahve yaptım beni istemeye geldiklerinde.

Ya!

(Sesli çay karıştırıyor)

(Selin gülüyor)

Ay, gözümden yaş geldi vallahi.

(Sesli çay karıştırıyor)

Evet. Ee...

Ben o zaman sizin izninizi isteyeyim.

Ay, biliyorsunuz, Merve çok kötü oldu, duygulandı biraz burada.

Şimdi ben gideyim. Çok geç olmadan ona bir bakmam lazım.

Muharrem Usta, Leyla teyzem, siz hiç kalkmayın. Tamam mı?

Size çok mutluluklar diliyorum.

Siz hiç rahatsız olmayın. Ben kendim giderim.

Zaten yolu biliyorum.

Öptüm, öptüm. Hadi iyi geceler herkese.

İyi geceler Selin.

Leyla Hanım, Muharrem Bey, size mutluluklar diliyorum.

Bu önemli geceye bizi de ortak ettiğiniz için çok teşekkürler.

Allah tamamına erdirsin. Yolu biliyorum, hiç zahmet etmeyin.

-İyi geceler diliyorum. -İyi geceler Demir.

Ne demek taksi yok? Nasıl taksi olmaz canım bu saatte?

Ben gerçekten anlamadım. Peki, gelecek mi taksi?

Peki, onu bana yönlendirir misiniz?

Selin!

(Nefes veriyor)

Taksi çağırdım, gelecekmiş. Onu bekliyorum.

Ne gerek var? Aynı yere gidiyoruz zaten.

Hadi gel, yürüyelim.

Ben varınca bırakırım seni arabayla Aydalara.

Ne münasebet canım. Ben taksiyle gideceğim zaten.

Yani yok şimdi ama gelecek illaki.

Bana eninde sonunda bir açıklama yapacaksın.

Bunu biliyorsun değil mi? Bu konudan öyle kolay kaçamazsın.

Ben niye kaçıyormuşum?

Kaçacak bir şey yaptım da sanki kaçıyorum. O ne demek?

Hah. Ben de tam onu soracaktım işte.

Ne demek istemeye geldiklerinde falan?

Demir, o mevzu şimdi şöyle bir kere, çok manasız bir şey.

Ayrıca orası küçük bir yer. Yani insanlar öyle arada yoklar.

Aa!

Ne demek arada yoklar?

Benim haberim bile yoktu. İnsanlar çıkıp gelmişler.

Ayrıca orası küçük yer. Âdettendir.

Hayır desen bile bir kahve yaparsın, bir dinlersin.

Dinlediniz yani?

Bayağı Semih Bey, Reyhan Hanım, sen oturup bayağı bayağı dinlediniz, öyle mi?

Sonra? Anlat, anlat. Kahveleri de yapmışsın. Sonra?

Ne yaptın, beyefendinin kahvesine tuz da koydun mu?

Demir, bak, onunla...

...yani birbirimizi...

Evet?

Aramızda öyle bir... Of!

Liseden arkadaşımdı ya.

Ha, liseden arkadaşındı. Sen tanıyordun yani bu adamı?

Çekil.

Hayır, nereye? Dur bir dakika, dur.

Baştan böyle küçük yer hikâyeleri falan anlattın.

Güzel. Giriş kısmı görücü usulü gibiydi.

Sonra birden hop gelişmede liseden arkadaşın oldu.

Şöyle yapalım, ben direkt sonuç kısmını alayım, konu kapansın.

Ay, lise bitti, ayrıldık. Hepsi bu.

Ben yıllar sonra gelip beni isteyeceklerini nereden bileyim?

Artık orasını ben mi bileyim Selin? Sen bileceksin tabii.

Aranızda ne yaşanmışsa bir türlü unutamamış seni.

Ne?

Aa!

Ne yaşayacakmışız canım, çoluk çocuk zamanlarımız.

Yani iki kere sinemaya gitmişizdir, el ele tutuşmuşuzdur falan.

Ha sinema demek?

Hangi filme gittiniz? Korku filmi falan mı?

Ay, Demir, hatırlamıyorum.

Ha çünkü orada film izlenmedi. Peki.

Demir, sinemanın kapısından dönüp eve gittim.

-Niye? -Midem ağrıdı çünkü.

Ha, heyecan yaptın sen.

-Normal, normal. -Ay, Demir!

Allah Allah.

Peki, ne oldu da yıllar sonra bu çocuk...

...seni istemesi gerektiğine dair bir fikre kapıldı?

Bilmiyorum Demir. Kapılmış işte.

Yok, yok. O öyle olmaz. Orada bir zaman atlaması var.

Mesela ben bir kızla sinemaya gittikten sonra evlenme teklif etmem ona.

-Öyle mi? -Evet.

Peki, ne yaptıktan sonra evlenme teklif edersin?

Anlatsana biraz.

Bir dakika, bir dakika.

Önce oraları bir geçelim. Oraları geçelim.

Öyle mi? Niye geçiyoruz oraları? Niye geçiyormuşuz ha?

Sevgilim çünkü biz oraları konuştuk. Biz sana dönelim.

Yok, yok, hiç bana dönmeyelim çünkü ben içeri gidiyorum.

Yok öyle kaçmak.

(Demir) Ben henüz sorularıma düzgün yanıtlar alamadım. Bekliyorum.

Bir dakika, bir dakika. Sen şimdi onunla da sokakta dans ettin mi...

...okuldaki çay partilerinde falan?

Bunlar yine birbirine girmiş.

Ne yapsak acaba? Üzerlerine su falan mı döksek?

Merve, kedi mi bunlar? Dur Allah aşkına.

Bu çocuk yoksa o geveze olan mı?

Şu seninle sürekli gün batımını kaçıran, o çocuk mu?

Sen ne kadar inatçı bir kıskançsın arkadaşım.

Hayır, ne yapmış olabilirsin ki bu çocuk seni istemeye gelecek kadar yüz bulsun?

Bir şey yapmadım. Bir şey yapmadım!

Ne yapmadın mesela?

Bunu.

Aa!

Görmedim, görmedim!

Görmedim Merve. Gir. Ayıp.

Allah Allah!

(Nefes veriyor)

Ee...

Sinirden oldu.

Hiçbir anlamı yoktu.

(Duygusal müzik)

Aşktan oldu.

Her türlü anlamı yükleyebilirsin.

Of, Demir, kafamı karıştırma.

(Kapı kapandı)

Kafası karışmış.

Hanımefendiyi istemeye geldiklerini ben yeni öğreniyorum.

Asıl benim kafam karıştı!

Kızlar, sakın bir şey söylemeyin.

Ayda, bu gece de senin odanda kalacağım.

Allah! Yanıyor kızım ortalık.

Benim gördüklerimi sen de gördün, değil mi?

Gördüm, gördüm. Alev aldım.

Patronum o Merve. Patronum o. Ben bir şey demedim.

Demedim. Ben bir şey demedim.

Dedin, dedin.

Şuursuz herif.

Kız seni öpmemiş bile.

Bir de istemeye gidiyor kızı.

(Homurdanıyor)

Öff!

(Nefes veriyor)

Oh!

(Müzik)

Of! Ne yaptım ben ya?

Yok, sinirden oldu. Sinirden. Biliyorum ben.

Yoksa işte ben yüz vermezdim de.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

(Mesaj geldi)

(Mesaj geldi)

(Mesaj geldi)

(Mesaj geldi)

Of baba ya!

Ne zaman verdin numaranı?

(Mesaj geldi)

Hangisi mi?

Kaç kişi geldi ki istemeye?

Aa! Bak ya!

Bak, bak, serseriye bak.

Sen dur bakalım şimdi.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Meşgul tonu)

Çok güzel.

Reddet bakalım, reddet.

Sen yarın şirkete gelmeyeceksin çünkü...

...ben orada olmayacağım, değil mi?

Reddetmiş.

(Duygusal müzik)

Of!

Of, of!

Ay!

Oh!

Ooo!

(Müzik...)

(...)

Selin. Kuzum, hadi kalk.

Bir duş al da kendine gel ha?

Ay, kızlar...

...ben çok hastayım, işe falan gelemeyeceğim.

Selin, hadi kalk. Önce kahveciye gideceğiz, sonra oradan işe.

Hem nereden çıktı bu? Hani iyiydin dün gece.

Hiç iyi değilim. Çok fenayım, çok.

Normal tabii. Dün geceden sonra ben bile fenayım hâlâ.

Cidden hastayım Merve.

Çok fenayım.

Kuzum, ne oldu ki?

Ay, Ayda, böyle kalbim sıkışıyor, terliyorum falan.

Üşüttüm galiba ama dinlensem iyi olur.

Siz Burak'a söylersiniz, evden çalışırım gerekirse.

İlginç. Senin ateşin de yok.

İşte bu anormal, Selin.

Tamam. Pardon.

Allah Allah, ne ki acaba bu şimdi?

Ebenin körü.

Hastayım Merve, hastayım.

İyi. Tamam. Hadi kalk da hastaneye gidelim.

Zaten salgın varmış bu ara.

Of! Benim hiç hastaneye falan gidecek hâlim yok.

Dinlenirsem geçer.

Selin, seni böyle bırakıp biz nasıl gideceğiz işe?

Gidin siz. Bir şey olursa ben sizi ararım. Merak etmeyin.

(Nefes veriyor)

İyi. Tamam. Ara ama bak, tamam mı?

Tamam.

Of!

Sonsuza kadar saklanamazsın Selin. Kendini topla bir şekilde.

Eylül.

Bir fikrim var. Galiba buldum, Burak.

Öyle mi?

-Affedersin. Günaydın. -Günaydın.

İyi misin?

Galiba. Bakalım, göreceğiz.

Güzel.

Ben elimi yüzümü bir yıkayayım, yolda anlatırsın ne bulduğunu.

Tamam.

Günaydın Demir Bey.

-Günaydın. -Günaydın.

Selin yok mu?

O biraz hastaydı, bugün gelmeyecekmiş.

Ama ciddi bir şey değil. Yani ateşi falan yok.

Aa! Hediye çıktı.

(Kapı zili çalıyor)

(Müzik)

Hastaymışsın.

Hiç sesim çıkmıyor Demir.

Çok fenayım. Boğazım çok kötü.

-Hadi yürü, hastaneye gidiyoruz. -Aa! Gelemem.

Gelemem. Her yerim kırılıyor. Benim yatıp dinlenmem lazım.

-(Demir) Ayda'nın evi burası demek, hı? -(Selin) Evet.

Güzelmiş.

(Selin) Ah! Demir?

(Selin) Demir, bırak. Pijamalarım üstümde. Demir, kapı açık kaldı! Demir!

Demir'in, senin ve benim hisselerim aynı kalacak yani?

Evet. Üçümüz yönetim kuruluna gideceğiz...

...ve diğer hisselerin satışı için konuşacağız.

Peki, kabul edeceklerine emin misin?

Bu tazminat meselesi ve müşteriyle yaşadığımız rezalet duyulduğunda...

...Artemim'in hisseleri dibe vuracak.

Bu durum gerçekleşmeden hisseleri satışa çıkarmak en iyisi.

İşe yarayacak diyorsun.

Yani en azından bir yol var diyorum.

Dün bir ara...

...hiç çıkış yolu yok gibi laflar ediyordun.

Ne oldu Eylül Hanım?

Bir yerden ilham mı geldi?

Burak ya!

Şu anda batıyoruz ve sen hâlâ çapkınlık peşindesin!

-Yapmayayım mı? -Yapma!

En azından burada yapma. İşteyiz.

Doktor Bey, benim gerçekten hiçbir şeyim yok.

Bakın, söylüyorum işte size.

Var var. Kalbi sıkışıyormuş.

Kendisi söyledi. Her yeri ağrıyormuş.

Boğazı da bitikti zaten, sabah sesi çıkmıyordu.

Bir bakmakta fayda var, değil mi Doktor Bey?

(Doktor) Hepsine bakarız.

Yalnız sizden tam kan tahlili isteyeceğim.

Ee... Tam kan tahlili mi?

Ya vallahi benim bir şeyim yok. Bırakın beni, gideyim.

Gerçekten bu kan testine falan hiç ihtiyacım yok.

Çünkü hepsi yorgunluktan. Ben biliyorum, yemin ederim.

Ne olur ya, batırmayın, lütfen!

Ama kımıldarsanız damarınızı bulamam, lütfen.

-Selin... -Ne?

Bir saniye sakin olursan, sana çok önemli bir şey söyleyeceğim.

Hani dün gece seninle ilgili bir şey öğrendim ya ben...

Hı?

...umurumda bile değil.

Neden biliyor musun?

Hayır.

(Demir) Çünkü sen benimsin...

...ve ben bunu biliyorum.

(Hemşire) Geçmiş olsun.

Aa! Nasıl ya?

Aa! O dört tüp kan benim mi? Yani bunların hepsi benim mi?

Benim vücudumdaki bütün kanı almışsınız ya!

(Selin) Belki benim ona ihtiyacım var.

Bir iki saate kadar doktorunuzda olur sonuçlar.

Teşekkürler.

Off! Çok acıyor kolum. İğne yeri çok kötü oldu.

Bakayım bakayım.

-Yok bir şey, azıcık kanamış. -Ağlayacağım şimdi.

-Tut kolunu, bastır. -Çok acıyor.

Leylacığım, siz şimdi...

...evlenince burada yaşarsınız, değil mi?

Yani adam alıp götürmez seni başka yere.

Bilmiyorum ki Firuze.

Biz bu konuları hiç konuşmadık daha.

Ayol devasa bir yalı.

(Firuze) Yani bir sürü odası var, seçin bir tanesini.

İstiyorsanız üst katın tamamı sizin olsun.

Yani ben...

...bir süre başka bir yerde kalırım. Siz birbirinize alışana kadar.

Ayy, Firuze.

Ne manasız lakırdılar şimdi bunlar.

Allah aşkına, nereden çıkıyor şimdi?

Ayol, ne demek nereden çıkıyor?

Sen adamla evleniyorsun!

(Firuze) Huu!

Yok evmiş de, yalının altıymış da, üstüymüş de. Allah Allah!

Zamanı gelince konuşulur bunların hepsi canım.

Sanki iki güne evleniyoruz yani!

Aşk olsun Firuze.

Aşk olsun.

Yaa. Hiçbir şeyim yokmuş, değil mi?

Ben size söylemiştim.

Boşu boşuna dört tüp kanımı aldınız.

(Doktor) Bütün değerleriniz normal sınırda.

Hımm.

Ee, bir tek şu epeyce düşük çıkmış.

Neymiş o? Neymiş, hangisi?

Selin Hanım, sizde demir eksikliği var.

(Neşeli müzik)

(Azmiye) Burak Bey, Türkan Hanım geldiler.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Eylül) Hoş geldiniz Türkan Hanım. Ne güzel sürpriz.

Hoş buldum.

Hoş geldiniz.

-Burak Yangel. -(Türkan) Memnun oldum Burak Bey.

Haber vermeden geldim ama...

...hızlıca konuşmamız gereken şeyler var.

Ee...

...tabii ki.

Buyurun. Demir Bey'in odasında konuşalım.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

(Eylül) Buyurun.

Buyurun.

Demir Bey yok mu?

Hemen ulaşıyorum ben kendisine.

Bu arada ne ikram edelim size? Kahvemiz çok güzeldir.

Teşekkür ederim, fazla kalamayacağım.

(Burak) Peki.

Kendisi başka bir toplantıdaymış maalesef.

(Türkan) Yazık.

En çok da onunla çalışma fırsatını kaçırdığım için üzülüyorum.

-Ama kendisi gelecek zaten. -Evet.

Ayrıca sizin işlerinizin yapı tarafına da o bakacak zaten.

Ben işleri başka bir şirkete verme kararı aldım.

Demir Bey'le yüz yüze konuşup...

...onu uyarmak istedim ama siz iletebilirsiniz.

Bu acele verilmiş kararınızın sebebini öğrenebilir miyiz acaba?

Önceki müşterilerinizle yaşadığınız sorunlar.

Hele ki Yıldırım Bey ve kızıyla olanlar.

O konuda çok büyük bir yanlış anlaşılma var.

Düzeltmeye çalışıyoruz.

Ben kadın haklarına verdiğim destekle bilinirim.

Ne benim ne şirketimin ismi...

...müşterisiyle ilişkisinde kızını kullanan bir şirketle anılsın istemem.

Öyle bir şey yok Türkan Hanım. Asla da olamaz.

Bilinçli yapılan bir karalama kampanyası bu!

Çok üzgünüm gençler.

Ama itibarınızı acilen düzeltmenizi tavsiye ediyorum size.

Çünkü konuşulmaya başlandı bile.

Bakın Türkan Hanım...

...bunların hiçbiri Demir Bey'in suçu değil.

Olanlar çok yanlış aktarılıyor.

Ama sonuç aynı.

İtibar zor kazanılır...

...ve ben kendiminkini kaybetmek istemem.

İyi günler.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Bak gördün mü? İki gün benden ayrı kaldın...

...demir eksikliği oldu.

Off! Dalga geçmesene ya!

Geçmiyorum.

Sadece...

Görmüyor musun, sana iyi gelmiyor evinden uzak kalmak.

Sen niye kendi kurulu düzenini bozuyorsun ki?

Çiçi'den, Sakız'dan...

...Mösyö Tosbağa'dan uzak kalıyorsun.

Kendi odandan, yatağından oluyorsun.

Bunun sana iyi geleceğine inanıyor musun gerçekten?

Ben bu saydıklarından değil...

...senden uzak durmaya çalışıyorum.

Ama...

...yapamıyorum. Çünkü beni hiç yalnız bırakmıyorsun.

Selin, benden uzak kalınca neyi çözeceğiz, bana söyler misin?

Aç aç. Benim yanımda gerilmene gerek yok.

Hastanedeyken de aradı zaten.

Belli ki önemli bir şey olmuş.

Efendim Eylül?

(Gerilim müziği)

Neden böyle oldu?

Anladım.

(Gerilim müziği)

Ne?

(Gerilim müziği)

Demir, yapabileceğimiz hiçbir şey yok.

Alabileceğimiz en büyük işi kaybettik.

Bir de müşterisinin kızını taciz eden bir adam olarak mı görülüyorum şimdi?

Ben de itibarımı lekeledikleri için dava açıyorum o zaman Yıldırım Bey'e!

Hem de bugün! Hemen!

Demir, yapma sakın.

(Eylül) Daha da büyür bu mesele.

Öğrenmeyen kaldıysa onlar da öğrenir.

(Eylül ses) Demir, bir an önce ofise gelir misin lütfen?

Sen olmadan hiçbir karar alamıyoruz burada.

Tamam.

(Demir ses) Tamam, geliyorum birazdan.

(Gerilim müziği)

Nasıl insanlarsınız siz ya?

Nasıl insanlarsınız?

(Yaklaşan ayak sesleri)

Sen niye hazırlandın şimdi?

Ofise gelmeyecektin bugün. Yat dinlen işte evde Selin.

Burada kalmayacağımı biliyorsun.

Hasta olmadığımı da biliyorsun zaten.

Önce şirkete, oradan Ayda'ya giderim.

Selin...

...buna daha ne kadar devam edeceksin?

Ben kendimi iyi hissetmiyorum.

Bilmiyorum.

Dün gece mi kötü hissettin kendini?

Bana yakın olduğun için mi?

Hataydı.

Yapmamam gerekiyordu.

Ama ben senin yanında bütün kontrolümü kaybediyorum Demir.

Hataydı.

Sen şimdi...

...beni öptüğün için pişman oldun.

Öyle mi?

Ben senden uzak durmak zorundayım Demir!

Bunun nesini anlamıyorsun?

Ya Selin...

Ne istiyorsun benden?

Ha?

Özür diledim.

(Demir) Tamam mı?

Elimden gelse zamanı geri alıp...

...her şeyi daha farklı yapardım belki. Ama yapamıyorum!

Geçmiş bitmiş bir şey çünkü! Değiştiremiyorum!

Ne istiyorsun benden? Ne yapmamı istiyorsun?

Benden bir süre uzak durmanı istiyorum!

Bunun nesini anlamıyorsun? Bana iyi gelmiyorsun Demir!

(Gerilim müziği)

Sana iyi gelmiyorum.

(Gerilim müziği)

Ben hiçbir şeye iyi gelmiyorum!

Ben kimseye iyi gelmiyorum zaten!

Hiçbir şeye iyi gelmiyorum!

Elimi attığım hiçbir şeye iyi gelmedim ben!

Ne istiyorsunuz benden, ha?

Hepiniz! Bütün dünya!

Herkes! Ne istiyorsunuz? Ne yapmamı istiyorsunuz Selin, söyle!

Sana inanmak istiyorum Demir!

Sana güvenmek istiyorum! Ama benim kalbimi kırdın!

O kadar kolay atlatamıyorum işte!

(Duygusal müzik)

(Demir nefes veriyor)

(Kapı kapandı)

Yeter. Yeter.

Yeter, çok yoruldum. Yeter.

Yeter.

Yeter.

(Duygusal müzik)

(Demir dış ses) Ben hiçbir şeye iyi gelmiyorum!

(Demir dış ses) Ben kimseye iyi gelmiyorum zaten!

(Demir dış ses) Elimi attığım hiçbir şeye iyi gelmedim ben!

(Demir dış ses) Ne istiyorsunuz benden, ha?

(Demir dış ses) Hepiniz! Bütün dünya!

(Demir dış ses) Herkes! Ne istiyorsunuz? Ne yapmamı istiyorsunuz Selin, söyle!

(Duygusal müzik)

-Efendim? -(Eylül ses) Selin...

...Demir'e ulaşamıyorum.

Çok acil ofise gelmesi lazım.

Kaç saat önce konuştuk, tamam dedi ama gelmiyor.

En son evdeydi ama...

...şu an nerede olduğunu bilmiyorum.

(Eylül ses) Bak...

...eğer Demir şu anda sana fazla aşırı tepkiler veriyorsa...

...bil ki çok gergin olduğu için.

İşler yolunda değil.

Daha çalışanlara açıklamadık ama...

...gerçekten çok kötü şeyler oldu.

(Eylül ses) Sana söylememiştir muhtemelen Demir.

(Eylül ses) Türkan Hanım bugün işleri çekti bizden.

Yıldırım Bey hem Artemim hem de Demir hakkında bütün sektörü zehirliyor.

Bunlar ne zaman oldu?

Bir süredir devam ediyor.

Ama bugün patladı.

(Eylül ses) Demir'e de telefonda söylemek zorunda kaldım.

Hiç hak etmediği şeyler yaşıyor şu an.

Başkalarının hatalarının faturası ona kesiliyor.

(Eylül ses) Gerilirse sen üzerine alınma, tamam mı?

Ve eğer konuşursan, görürsen, lütfen şirkete gelmesini söyle.

Tamam.

(Mesaj gitti)

Tartışmışlar mı?

Sesi iyi gelmiyordu.

Demir'e de ulaşamıyorum.

Ne yapacağız biz?

(Burak) Bu şirkete kilit vuracağım...

...aklımın ucundan geçmezdi.

Demir'in geleceği yok.

-Ben çıkıyorum. -Tamam.

-Benim biraz daha işim var. Kalacağım. -Tamam.

(Kapı açıldı)

Demir?

Off!

Demir!

(Nefes veriyor)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Demir dış ses) "Sevgilim, haklıydın.

(Demir dış ses) Sana iyi gelmiyorum.

(Demir dış ses) Bu ev senin evindi.

(Demir dış ses) Ben senin hayatına konuk olma şansını yakaladım bir süreliğine.

(Demir dış ses) Ve her şey ancak bir hayalde olabilecek kadar güzeldi.

(Duygusal müzik)

(Demir dış ses) Sakın üzülme.

(Demir dış ses) Bu benim bu evden ilk gidişim değil.

(Demir dış ses) Çocukken çıktığım ve yıllar sonra döndüğüm bir evde...

...hayatımda hiç rastlamadığım bir kuş türüne rastladım.

(Demir dış ses) O kadar özgür...

...öyle güzel ve öyle büyülü ki.

(Demir dış ses) Kalırsam, kanatları olduğu hâlde...

...uçmasına izin vermeyeceğim o güzelim kuşun.

(Demir dış ses) Sen hep uç Selin.

(Demir dış ses) Özgürce.

(Demir dış ses) Çocuklarınla, çiçeklerinle...

...bütün renklerinle kendini iyileştir.

(Demir dış ses) Ben yapamıyorum.

(Demir dış ses) Saramıyorum yaralarını.

(Demir dış ses) Sarıldığım her an yeni bir yara açıyorum sende.

(Duygusal müzik)

(Demir dış ses) Biraz uzak kalalım. Bir de böyle deneyelim.

(Demir dış ses) Şunu bil sadece.

(Demir dış ses) Kendime rağmen gidiyorum.

(Demir dış ses) Tek bir damla daha gözyaşı dökme ne olur.

(Demir dış ses) Seni çok seviyorum."

(Duygusal müzik...)

(...)

(Demir dış ses) Sana geliyorum.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...

...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.