All language subtitles for 23 FINAL

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Kocaman bir maceraya çıkıyorum Çiçi.

Seni özleyeceğim.

(Müzik...)

(...)

(Geçiş sesi)

(Selin bağırıyor)

Dur dedim sana, dur!

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

Peter Pan...

...sen mi geldin?

(Geçiş sesi)

(Müzik...)

(...)

(...)

Hazırım.

(Müzik)

(Geri sayma efekti)

(Gerilim müziği...)

(...)

Buyurun?

Bugün çizimleri, planlamaları...

...bütçe çalışmalarını finalize edebilirsek...

...yarın nihai onayı alıp, inşaata başlayabiliyoruz.

Sizden biraz sabır istiyorum.

Yoruluyorsunuz, biliyorum.

Ama aynı tempoda ve özende çalışmak durumundayız.

Sorusu olan var mı?

-Demir Bey! -Ne oldu Azmiye?

Polisler geldi, Mali Şube'den.

(Gerilim müziği...)

(...)

Ne oluyor Memur Bey?

Kimse dosyalara, bilgisayarlara dokunmasın. Soruşturma geçiriyorsunuz.

Demir?

Sebebini sorabilir miyim?

Demir Erendil, Burak Yangel, Ferruh Özerdim...

...siz bizimle Mali Şube'ye geliyorsunuz.

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

Of, çok saçma ya!

Biz o kadar büyük bir şirket değiliz ki.

Üstelik neredeyse bir senedir ayakta zar zor duruyoruz.

Öyle büyük paralar da kazanmaya başlamadık.

Şimdi durup dururken bu mali soruşturma nereden çıktı?

Ferruh Bey, bir şey söylemediler mi?

Nereden çıkmış bu soruşturma?

Yok valla, hiçbir şey söylemediler.

Nasıl yani? Ne sordular peki?

Yani işte, müşteriler, işler...

...süreç nasıl işleyecek, öyle şeyler sordular.

Ah, bütün bunlar neden bizim başımıza geliyor?

Biz kime ne yapmışız ki?

Demir Bey oğlum nerede peki?

Hâlâ ifade mi veriyor yoksa?

Yok, onlar Burak'la çıktılar.

Konuşacaklar herhâlde.

Sizin de o konuşmada olmanız gerekmiyor mu?

Gerekmiyor herhâlde. Çağırmadıklarına göre.

(Azmiye) Birbirlerine girmeseler bari.

Geçen gün Demir Bey'in odasında bağrışıp durdular.

(Telefon çalıyor)

(Leyla) Kardeşim, yok yok, tamam, sen dinlen.

Burası o kadar karışık ki gelme zaten.

(Leyla) Muharrem Beyciğim...

...bana bugün için yardım edersiniz, değil mi?

Hayhay gönlümün sultanı.

(Leyla) Sağ olun.

(Müzik)

En son bu eve girmem yasaklamıştı.

Şansını zorlama istersen Burak.

Zaten sinirimi zapt etmekte bir hayli zorlanıyorum.

Tamam.

Havayı yumuşatacak bir şaka gibi görünmüştü.

Biliyor musun...

Yasak hâlâ geçerli. Sen bu eve giremezsin.

Yan taraftan dolaşıp verandaya gel.

Şaka mı bu?

(Müzik)

Beni buraya sen çağırdın.

Gidip bir kafede de buluşabilirdik.

Herkesin içinde konuşabilecektin yani?

-Duyulmasından korkmadan? -Niye korkayım?

İkimizin de vaktini harcama.

Bir şeyler döndüğünün farkındayım.

Ne saklıyorsanız, sonuna geldiniz.

O yüzden Mali Şube bulmadan önce sen anlat.

Ne bulacaklar o dosyalarda?

Hiçbir şey.

Hiçbir şey olmadığı için mi...

...yoksa yok ettiğiniz için mi?

Olmayan bir şeyi...

...yok edemeyiz. Değil mi?

Burak, Ferruh'un faturalarında tutarsızlıklar vardı.

Otel işinin alınışıyla ilgili şaibe iddiaları.

Canavar müşteri hikâyeleri. Mafya.

O kadınla çekilen fotoğraflarla sana şantaj yapan birileri varmış. Doğru mu?

Sapla samanı karıştırıyorsun Demir.

Yıldırım senin yüzünden...

...hepimizle uğraşmak istediği için soruşturma geçiriyoruz.

Evet, öyle. Ama sağlam dayanakları olmadan bunu yapamazlardı.

Ve sen bana bunların neler olduğunu söyleyeceksin.

Bak Burak...

...parçaları birleştirmem çok zamanımı almaz.

Spor salonunda bana dürüst olabilmiştin.

Şu an tam sırası.

Burak...

...hadi!

İçecek bir şeyler var mı?

Bu konuşma uzun sürecek çünkü.

Anlıyorum Ekrem Bey. Evet, tatsız bir durum oldu.

Şu anda neredeler bilmiyorum ama sorgudan çıkmışlar.

Ben hemen geliyorum.

Benim telefonlarımı da açmıyorlar.

Tamam, biz sizi haberdar ederiz.

Sağ olun. İyi günler.

Ekrem Bey şok geçiriyor anladığım kadarıyla.

Hem Ekrem Bey hem yönetim kurulu.

Haklı olarak ne olduğunu merak ediyorlar.

Bu soruşturma hepimizi çok kötü etkiledi.

Öyle olması gerekmez.

Sonuçta aklanacağız, bu da yanlış bir şey yapmadığımıza dair kanıt olacak.

Öyle değil mi?

Selinciğim, kimse aklananları hatırlamaz.

Bu iş hepimize sıçradı artık.

Yayılınca çok kötü patlayacak.

Yönetim kurulu...

...bir karar almak için toplanacağını söyledi.

Yıldırım Bey dün gece beni aradı.

-Buluştuk. -Öyle mi?

Ne söylemek istemiş sana?

Seni mahvetmek için benden yardım istedi.

Neden beni mahvetmek istiyormuş peki?

Yoksa kızını taciz ettiğim yalanlarına kendisi de mi inanmaya başlamış?

Önceki gün Alara'yı Amerika'da bir kliniğe yatırmışlar.

Psikiyatrik tedavi görmeye başlamış.

Yıldırım da beni suçluyor.

Sadece seni değil. Selin'i de.

(Burak) Burada birlikte yaşadığınızı öğrenmiş.

Bu konunun Selin'le hiçbir ilgisi yok!

Eylül'le de yok.

Ama yardım etmezsem Eylül'e de zarar verecekmiş.

İyi de Eylül'ü neden...

Anladım.

Seninle Eylül'ün arasındaki yakınlaşmadan da haberdar.

İyi de Yıldırım...

...karalama kampanyasına Alara'nın hastaneye yatış tarihinden önce başlamış.

Ne yaptınız da delirdi bu adam Burak?

Tazminattan vazgeçmesi için...

...metresiyle olan fotoğraflarını kullandık.

Adama şantaj mı yaptın?

Akıllanmayacak mısın sen Burak?

Hakkında suç duyurusunda bulunacağımı söylemiştim sana!

Eylül'ün fikriydi.

Eylül böyle bir şey yapmaz.

Kızı artık ne kadar darladıysan...

...bir an önce tazminat işini çözüp gitmek istedi.

İşe yaramayacağını bilmeliydin! Onu uyarmalıydın!

Yıldırım gibi bir adamı tehdit edemezsin!

Onun gibi adamlar her zaman daha büyük bir hamleyle karşılık verir!

Aynen dediğin gibi oldu.

Esen'le olan fotoğraflarımızı elinde. Bizi tehdit ediyor.

Üstelik...

...Esen'i hapse attıranın da biz olduğumuzu öğrenmiş.

Otel işiyle ilgili söylenenler doğruydu, değil mi?

İhaleye girenleri mafyayla tehdit edip geri çekilmelerini sağladın.

Batmakta olan Artemim bu şekilde aldı bu işi.

Riskli zamanlar...

...riskli çözümler.

(Müzik)

(Burak) Bak...

...ben de böyle olmasını istemezdim.

Ama ne gerekiyorsa onu yaptım.

Sonra...

...bir olay diğerini izledi ve...

Sen Selin'i mafyayla aynı masaya mı oturttun?

Selin'i, beni, Eylül'ü...

...Artemim'deki bütün çalışanları nasıl böyle bir pisliğin içine bulaştırırsın?

Eylül'le sana defalarca ne yaptınız diye sordum!

Bin tane yalan söylediniz!

Yıldırım'ı kışkırtıp üzerimize saldınız.

Şu an mali denetimdeyiz!

Herkesi organize suçlardan içeri attırmak mı senin niyetin?

(Telefon çalıyor)

Ne yapacaksın?

İhbar mı edeceksin beni?

Yönetim kuruluna mı şikâyet edeceksin?

Burak, sus yoksa elimde kalacaksın!

Esen'e ver. Daha temiz olur.

Sen nasıl bir pisliksin? (Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Sevgilim...

...merak ettim seni. Ne oldu, ne yaptınız?

Gittik işte, sorular sordular. Sonra çıktık.

Evdeyiz şimdi. Burak'layım.

Konuşmamız gereken şeyler vardı.

Anladım. Sen iyi misin peki?

İyi olmaya çalışıyorum ama pek mümkün görünmüyor.

Geliyorum.

(Demir ses) Yok, gelme. Gelme, şimdi gelme.

Diğerlerinin yanında kal.

Demir...

...ben çok korkuyorum.

Korkma.

Her şeyi çözeceğim.

Her şeyi düzelteceğim, merak etme.

Seni ne zaman görebilirim peki?

Arayacağım ben, merak etme.

Görüşürüz.

Diğerlerinin yanına git. Happy Pie'dalar.

Sen ne yapacaksın?

O herifin derdi benimle.

İşe yaramaz Demir. Adam sana karşı çok öfkeli, dinlemeyecek bile.

Burak, sus ve dediğimi yap!

Bir kere olsun söylediğimi yapın.

Benden haber bekleyin.

Ve ben gelene kadar hiçbir şey yapmayın!

(Gerilim müziği)

-Yine bekleriz. -(Kadın) Teşekkürler.

Takmamışsın eldivenleri. Boya olmuş ellerin hep.

Olsun ya.

Olsun bakalım.

Bak, bu iyi, güzel olmuş.

Yok. Hiçbir şeye benzemedi Vedat.

Sen fazla naziksin. Lütfen gerçek düşüncelerini söyle bana.

Peki.

Söylüyorum o zaman.

İlk defa saksı boyuyorsun.

Ben can sıkıntısından çömlek yaptım...

...ahşap boyadım, saksı süsledim, yüzlerce...

...ama hiçbirini koymadım şuralara. Niye sence?

-Niye? -Çok kötü oldular.

Deneye yanıla yatkın olduğun bir şey bulacaksın.

Ee, senin yatkın olduğun şey neymiş?

Yapboz.

Ayy, ıncık cıncık bana fenalık gelir, ben hiç uğraşamam onunla.

Ben acaba yemek kursuna falan mı gitsem?

Gerçi kime yemek yapacaksam?

Bana yap.

Yani...

...işte bana...

...Selin'e, Ayda'ya...

...İbo'ya, Demir'e.

Sen git tarifleri öğren, sonra gel üstümüzde dene.

(Merve) Ya...

...sen çok bö...

Çok fazlasın, yani fazla iyisin.

Neden yürümedi? Yani senin gibi bir insanın evliliği yürümüyorsa...

Yani Merveciğim...

...istersen dünyanın en iyi insanı ol...

...uyum, denge başka bir şey.

Olmayınca olmuyor işte.

Ayy.

(Duygusal müzik)

Ya, ben...

...bunu ne yapacağım? Yani...

...insanlar ne yapar bunu?

Bora'ya geri mi göndereceğim?

Nedir bu işin usulü?

Bu işin bir usulü yok.

Ne istiyorsan onu yapacaksın.

Saklamak istersen sakla...

...atmak istersen at denize.

Göndermek istersen gönder.

Nasıl iyi hissedeceksen o.

Yok, atamam. Kıyamam yani.

Ama Bora'ya da gönderemem.

Bu sadece Bora'nın hikâyesi değil ki. Yani bu benim yüzüğüm.

Ben kendim isteyerek taktım bunu parmağıma.

(Duygusal müzik...)

(...)

Bu çiçeği almak isteyen olursa tek başına satma, olur mu?

Yanına başka bir çiçek koyacak biri alsın.

Yeni hayatımın ilk günü ha?

Hadi yıka ellerini.

-Biraz yürüyelim seninle serada. -Tamam.

(Telefon çalıyor)

Aa, Ayda arıyor.

-Efendim Ayda? -(Ayda ses) Boncuğum...

...nasılsın? Daha iyi oldun mu?

İyiyim, merak etme.

Geçiyorum şimdi ofise zaten, ofistesiniz, değil mi?

Şey, ofis kapalı.

Sen Happy Pie'a gelsene direkt.

Aa! Niye kapalı ya ofis? Ne oldu ki?

Ne?

Nasıl ya?

Ne demek götürdüler? Tutukladılar mı?

İfade mi?

Tamam da yani ne, hangi gerekçeyle, niçin, ne ifade...

Tamam. Tamam, geliyorum ben.

Ne olmuş?

Mali Şube şirketle ilgili soruşturma başlatmış.

Demir Bey'i alıp götürmüşler ifadesini almak için.

Nasıl? Neredeler şimdi?

Happy Pie'dalarmış hepsi, beraber.

(Vedat) Hasan Bey, burası sizde!

Hadi çıkalım.

Kusura bakmayın, ben Merve'ye her şeyi söylemek zorunda kaldım.

Şimdi Vedat'la geliyorlar.

Demir Bey buraya mı gelecek Selin?

Bilmiyorum ki.

-(Ayda) Ah! -(Eylül) Burak?

İyi misin?

İyiyim.

(Azmiye) Burak Bey, Demir Bey nerede?

-(Selin) Bizi kim ihbar etmiş Burak? -(Ferruh) Bir şey dediler mi?

Şirkete ne zaman gideceğiz?

-Bitti mi soruşturma? -Arkadaşlar, sakin.

Mali Şube hakkımızda çıkan...

...birkaç asılsız iddiayı soruşturacak.

(Burak) Her şeyi inceleyecekler.

Bu da biraz zaman alacak. Yani bir süre izinlisiniz.

Demir nerede peki? Niye seninle gelmedi?

Bu sorunları başımıza saran...

...bu söylentileri çıkaran kişiyle görüşmeye gitti.

Ha! Adı sanı belli yani? Kimmiş?

Hemen söylüyorsun bana! Hemen gidip alıyorum dalağını!

(Leyla) Aa! Muharrem Beyciğim, siz nasıl konuşuyorsunuz öyle, Allah aşkına?

Kusura bakmayın Leyla Hanım, ben böyle haksızlığa gelemiyorum.

İyi de Yıldırım onunla görüşmek istemiyordu ki!

-Bunları Yıldırım Bey mi yapmış? -Yıldırım Bey kim?

Otel müşterimiz.

Hani bir tane yılan vardı ya, Alara, onun babası.

-Ha, o cadının mı? -(Azmiye) Evet.

Keşke Demir Bey gitmeseymiş.

Şimdi adamın sinirini daha da zıplatacak. Her şeyi daha kötü hâle getirecek.

Durumumuz daha ne kadar kötü olabilir Ferruh Bey?

(Mesaj geldi)

Ben gidiyorum, sonra görüşürüz.

-Demir'le mi buluşacaksın? -Evet.

Yıldırım'la nasıl geçtiğini söyledi mi?

Çok zor bir gün oldu. Sonra konuşuruz.

(Selin) Görüşürüz.

Demir!

Demir?

Demir!

Yaa.

("The Blue Danube, Op. 314" çalıyor)

-Demir... -Efendim?

...sen iyi misin?

-Her şey yolunda mı? -Hişt!

Bu gece sadece ikimizin.

Daha bu sabah barıştık.

Kıyamet kopsa bunun bozulmasına izin vermeyeceğim.

Bizim niye iki sakin günümüz yok?

Çok...

...heyecanlı bir hayatımız var diyelim.

Ama biraz monotonluk hiç fena olmaz.

Oralara da geleceğiz.

(Demir) Zamanla.

Gerçi bu seninle pek mümkün değil ama...

Ha, bütün olayı ben çıkarıyorum yani?

O kadar başka bir şey söyledim ki.

Yaa.

Ne söyledin?

Nasıl bu kadar tatlı olabiliyorsun dedim.

Acaba biraz daha sessiz olsak mı dedim.

Hadi, başarabilirsin. Bak, seninle dans etmeye çalışıyorum burada.

Ya, Demir, sürekli bir şey söylüyorsun, benim kafam--

("The Blue Danube, Op. 314" çalıyor)

-Karıştı mı kafan? -Çok!

Senden öğrendiğim şeyleri göstereyim mi?

Nasıldı? Böyle yapıyorum... Aa!

(Selin gülüyor)

Tamam, Selin, Demir Bey'in yanına gitti, onu anladım da Burak nerede?

Valla o da bence Eylül Hanım'la gitmiştir.

Deme! Ee? Nasıl durumlar? Ne oluyor?

Kızım, bunlar bildiğin çift olmuşlar. Öyle saklayalım kafasında falan değiller.

Bayağı böyle sarılıyorlar falan.

-Selin de gördü mü? -Gördü tabii.

Oh ya! Sonunda kafasına dank etmiştir bir şeyler.

Yani böyle saçma sapan fikirlerden kurtulsun o da.

Herkes kendi yoluna bakıyor, o da Demir Bey'le geleceğine baksın.

Yani bakıyordur tabii ama...

...şu an hiçbirimizin geleceği pek belli değil maalesef.

Uff! Öyle maalesef.

Merve?

Zamanı gelmişti.

Kendimi daha fazla kandıramam, değil mi?

(Duygusal müzik)

Dertlerin biri bitmeden biri başlıyor.

Ne yapsın bu kızlar?

(İbrahim) Öyle.

Ne olacak peki şimdi?

Demir'le konuşabildin mi?

Konuştum. Yarın uğrayacak.

Şimdi çok fazla uzatmak istemedi konuyu.

Ama sesinden anladığım...

...kolay kolay çözülmeyecek gibi.

Bu durum kızlara yansır mı peki?

Her şey onların çalıştığı dönem olmuş sonuçta.

-Başları derde girmesin? -Yok.

Demir öyle bir şey olmasına müsaade etmez.

Sorumlusu kimse, bedelini de o ödeyecektir.

Umarım abi, umarım.

Ben kaçayım artık.

Aa!

Tekrardan hepinize geçmiş olsun.

Çok sağ olun Vedat Beyciğim.

(Azmiye) Bu zor, acılı günlerde bizi yalnız bırakmadınız....

...koştunuz geldiniz.

Ayy!

Şu nasırlı ellerinizin aksine ne kadar da ince bir kalbiniz var.

Ee, çok teşekkür ederim Azmiye Hanım.

-Siz de çok incesiniz. -Ahh!

Bakıyorum kendime, olsun o kadar.

Oldu o zaman.

Görüşürüz. İyi akşamlar.

İyi akşamlar olsun.

(Muharrem) İyi akşamlar birader.

Bu Demir Bey'in arkadaşı Vedat niye burada ki?

Gitsin Demir Bey'i teselli etsin. Ne işi var burada?

Dert bizim, soruşturma bizim.

Ona ne oluyor yani?

Böyle kendi kriz anlarımızda biz bize kalamayacaksak...

...bitmişiz biz.

Yaa.

Ferruh Bey...

...bir susar mısınız artık? Yoksa alacağım dalağınızı.

Güzel konuştun ustam.

(Islık çalıyor)

(Yaklaşan adımlar)

Saatlerdir evde seni bekliyorum. Telefonlarımı da açmıyorsun.

Babanla konuşman kötü mü geçti?

Vallahi epey bir süre...

...ne kadar büyük hayal kırıklığı olduğumdan bahsetti.

Sonra Artemim'e dön bir bak, dedi, neler yaptığına.

Ben de buraya geldim.

(Duygusal müzik)

Hemen kendine geliyorsun.

Ben kendimdeyim zaten Eylül.

(Burak) Bak bana.

(Burak) Ben buyum.

Sarhoş...

...yalancı, istediğini almak için herkesi kullanan.

Bütün planları ters giden, işe yaramaz herifin tekiyim.

Bak.

Yaşatmak için onca kirli işe bulaştığım şirketimi de batırdım.

Gemisiyle batan kaptan gibi...

...Artemim'le batmaya geldim.

Evet, sen böyle bir adamsın.

Ama sadece bunlar değil.

İstediğinde düşüncelisin, yeteneklisin, hırslısın.

Senin derdin Demir de değil.

Sen babana kendini kanıtlamak için olmadık yollara girmişsin.

Ben de ne zaman çocukluğuma ineceğiz diyordum.

(Duygusal müzik)

Sana bir teklifim var.

Teklif?

Neymiş? Gidip kendimi mi ihbar edeyim?

Seninle yeni bir şirket kuralım.

İkimiz, birlikte.

Bütün bu olanlardan sonra mı? Benimle?

Yeni bir şirket?

Sen Londra'ya dönmüyor muydun?

Demir'le aynı şirkette çalışmayacağım için gitmek zorunda kalmam.

Ayrıca sen de babanın şirketinde çalışmak zorunda kalmazsın.

Artık kendi şirketini kurmanın vakti gelmedi mi?

Benden uzaklaşırsan...

...sorunlarının büyük bir kısmından kurtulmuş olursun.

Belki de birlikte kurtuluruz.

(Duygusal müzik)

-Demir. -Efendim?

Sana bir şey sorabilir miyim?

-Hayır. -Vallahi bizimle ilgili.

İşle ilgili değil. Lütfen.

Sor Selin.

Hah, şimdi Demir...

...biz yeniden birlikteyiz ya...

Değiliz.

(Gülüyor)

Nasıl yani? Niye? Değil miyiz?

Ben ayrıldığımızı hatırlamıyorum.

İstersen birlikte sayalım.

Önce tartıştık, kavga ettik, ormanda beni kurtardın...

...öpüştük, sarıldık, eve geldik...

...sonra yine tartıştık.

Yine öpüştük.

Yine sarıldık.

Kız istemeye gittik.

(Demir) Biraz daha tartıştık.

Biraz daha öpüştük.

Bol bol sarıldık. Ve buradayız.

Ha, bir de arada iki defa evi terk etmek var ama...

...ayrılık yok.

Evet Demir. Elimde mektup var, mektup.

Ayrılık mektubu. Şimdi ben onu mahkemeye versem kanıt diye, kabul ederler.

Yine konudan mı sapıyoruz acaba? Sen başka bir şey diyecektin galiba.

Evet, doğru söylüyorsun. Sen yine benim aklımı karıştırdın.

Ben ne diyordum?

Şey diyordum, ben artık bundan sonra hiçbir şeye takılmayacağım.

(Selin) Takılmıyorum, bitti.

Takılmayacağım hiçbir şeye. Görürsün bak.

Hiçbir şeye takılmayacağım. Görürsün.

Bravo, çok iyi gidiyorsun. Sakın bozma. Devam et böyle.

Aman be Demir, bir dakika.

-Tamam. -Şimdi bak...

...biz birlikteyiz ya... -Evet.

Yani aramızda da bir sorun yok.

Süper. Şimdi birbirimizi daha iyi anlıyoruz artık.

Ben eve döndüm.

Sen de eve döndün.

-Evet? -Yani...

Artık mutlu olmak için aramızda hiçbir engel yok.

Yani...

İstediğimiz her şeyi yapabiliriz.

(Müzik)

Ee...

İstediğimiz her şeyi?

Evet.

Anladım.

Emin misin? Yani...

Ben böyle bir şeyi üstelemek istemem çünkü.

Nasıl yani? Niye? Anlamadım.

Yani sen biraz geriliyorsun sanki.

Yok. Gerginlik hiç yok.

Öyle mi?

Şimdi ben düşündüm taşındım...

...yani bu daha ne kadar böyle devam edebilir, dedim.

Doğru demişsin.

Eğer sen de böyle hissediyorsan...

(Selin) Evet.

Bence zamanı geldi.

-Bence de. -Yani ama...

...tabii senin fikrin de önemli.

Sonuçta seni de etkileyecek bir karar.

Yani biz bu kararı alırsak eğer...

...sonra geri döndüremeyiz.

Tabii... Nasıl geri dön... Geri döndüremezsin bunu.

Yani büyük bir adım bu. Ee...

Ama ben...

...ben tamamen seninle aynı fikirdeyim.

Yani tamamen...

...sen ne dersen o. O yani.

Tamam o zaman.

Ben daha fazla beklemek istemiyorum.

Ben de.

Artemim defteri artık kapanabilir dedi Eylül.

Oh be! Tamam! Kapansın gitsin.

Vallahi... Biz artık uğraşmayalım Artemim toparlansın diye.

Artemim yok artık. Ben işle güçle ilgili bir şey düşünmeyeceğim artık.

Sen de düşünme.

Ee...

(Hareketli müzik)

Sen onu diyordun sen...

Evet. Burak'la Eylül artık birlikte.

Artık durum daha da tuhaflaşıyor.

Ben onlarla yüz yüze gelmek zorunda kalmak istemiyorum artık.

Ee...

Onu zaten...

Ben de öyle düşünmüştüm.

Hah, süper o zaman. Biz, bize odaklanalım artık.

Hah, bak ne kadar güzel bir fikir.

Bize odaklanalım.

Ay, çok hassas bir konuşmaydı.

Yaptım bitti. Vallahi çok rahatladım.

Sevgilim, bu arada yemekler çok güzel olmuş.

Ama artık ben çok yoruldum. Çünkü zor bir gündü, biliyorsun.

O yüzden ben yatayım artık. Yarın yeni bir gün.

Ah be sevgilim.

Seni çok seviyorum.

-İyi geceler. -Selin, ben de seni çok seviyorum.

İyi geceler.

(Hareketli müzik)

(Müzik)

Ne oluyor ya?

(Müzik)

Sabah sabah.

(Müzik)

Yine neler çeviriyorsun acaba?

Serseri.

(Müzik)

Selin.

Selin.

Çok tatlısın.

Hı?

-Sürprizimi buldun mu? -Evet, buldum.

Sen ne ara yaptın bakayım bu sürprizi?

Gece, sen uyurken.

Anladım.

-Beğendin mi? -Çok.

Çok güzel olmuş da...

Birazcık tehlikeli olmuş olabilir mi?

Niye? Bence çok şirin.

Ay... Ne oluyor ya?

Gel buraya, gel.

Gel buraya. (Gülüyorlar)

Bir dakika bekle.

(Selin gülüyor)

-Daha çok dolanıyor. Demir... -Tamam, hallediyoruz.

Bitti sayılır.

Şunu da üstünden geçirdik mi...

(Selin gülüyor)

(Demir) Hah.

Evet, sonunda.

Tamam, bu...

...ip meselesi çok tatlı, çok anlamlı.

Ama acaba boğulma riski daha az olan sürprizler mi tercih etsen bir dahakine?

Ne bileyim. İşte yani...

...uyurken de ayrılmayalım, böyle...

...arada bir bağ olsun istedim.

Gece iyi bir fikir gibi gelmişti.

Fikir olarak çok güzelmiş tabii.

Dur bakayım.

(Müzik)

Gel.

Gel bakalım.

Ay... Aman...

Buyurun, ipe takılmadan.

Yeterince takılmışım zaten.

Ne güzel işte.

Gel.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Selin. Ee...

...bu arada...

...biz uyurken de ayrılmayalım, aramızdaki bağı...

...birbirimizde hep hissedelim demişsin ya...

-Evet. -Ayrı yataklarda uyurken.

Bunun boğulma tehlikesi yaratmayacak...

...ipten başka, daha güzel...

...böyle daha eğlenceli...

Oo! Saat kim bilir kaç olmuştur ya.

Sen de normalde bu kadar uyumazdın.

Tüh! Ben o zaman hızlıca duş alayım.

Ondan sonra da kahvaltı ederiz, olur mu?

(Müzik)

Olur. Olur tabii.

Bugün olmaz, yarın olur.

O soruşturma işi ne zaman biter kim bilir.

İş de yapamıyorlar.

O adam da işsiz kaldı, değil mi?

Ay, tam da evlilik arifesinde.

Ayol, yılların ustası. Ona iş mi yok? Allah aşkına.

Sahi, sen hiç sordun mu? Bu adamın emekli maaşı falan var mıymış?

Niye sorayım Firuze?

Onun emekli maaşına ihtiyacımız mı var bizim? Allah aşkına, niye sorayım?

Günaydın hanımlar.

-Ah, günaydın. -Günaydın.

Biz de şimdi sizden konuşuyorduk.

Öyle mi? Ne diyordunuz?

Hoşbeş, sohbet işte.

(Gülüyorlar)

Aa, o elinizdekiler ne?

Hanımefendiciğim, gelirken turizm acentesine uğradım da...

...Güney Fransa Provance turları için.

Hani balayında gitmek istiyordunuz.

Muharrem Beyciğim, ben onu...

...balayı için falan değil...

...öyle bir gün gideriz diye bahsetmiştim.

-Yaa? -Tabii ya, öyle.

Şöyle oturalım mı lütfen sizinle?

-Hadi buyurun, buyurun. -Buyurun efendim.

-Buyurun. -Teşekkür ederim.

Şimdi Muharrem Beyciğim...

...ben diyorum ki düğün dernek falan hiçbirine gerek yok.

Balayına da gerek yok.

Zaten ben iptal ettim bütün rezervasyonları.

Ama nasıl olur? Siz çok istekliydiniz Leyla Hanım.

Ne değiştirdi fikrinizi?

Canım, sizin şirketin durumu ortada.

Sonra moraller bozuk.

Boşuna masraf olmasın diyorum.

Hanımefendiciğim, ne masrafı?

O bizim en güzel günümüz. En özel günümüz, miladımız.

Hem düğün dernek de herkese moral olurdu.

Nikâh da moral olur Muharrem Beyciğim.

Biz mutlu olduktan sonra, değil mi?

O zaman ben nikâhtan sonra yemek yiyeceğimiz güzel bir yer ayarlayayım.

Eş dost, şöyle güzel güzel eğleniriz.

Ama siz o turlara yine de bakın.

Mutlaka bir gün gideceğiz.

Anlaştık.

(Selin) Ne yapacağız bugün?

Bugün...

Bak biliyorum, dün gece bu defteri kapattık ama...

...ben Burak'la Eylül'ü çağırdım.

Son bir kez konuşma yapılması gerekiyordu çünkü.

Bak, son kez. Söz veriyorum.

Artemim'in kapanmasıyla ilgili konuşmamız gerekenler var.

İyi, tamam. Ben kızlarla buluşurum o zaman.

Kızlarla daha sonra buluşsan olmaz mı?

Bu toplantıyı dördümüz yapmamız gerekiyor.

Demir, ben hissedar değilim, bir şey değilim.

Lütfen beni karıştırma.

İkisiyle de yüz yüze gelmek istemiyorum.

Konu seninle de ilgili.

Ayrıca Burak'a hâlâ sinirliyim.

Yani elimden bir kaza çıkmadan bu durumu çözebilmek için...

...senin fikirlerine ve desteğine ihtiyacım var.

Son bir kez bu fedakârlığı yapar mısın benim için?

Peki.

(Selin) Bu çok tuhaf olacak.

Bir de eve girmelerini istemiyorum.

Verandada konuşalım.

İşte benim sevgilim.

Söz veriyorum, çok kısa sürecek.

Yemeğini ye.

Ne oldu? Niye öyle bakıyorsun?

Bu spor kıyafetlerin Demir'e seni hiç takmıyorum...

...öyle de rahatım mesajı vermek için mi?

Hiçbir mesaj içermiyor.

Artemim'i kapatma kararı alacağımız gün kravat takmak istemedim.

Burak, bak lütfen kendine hâkim ol, tamam mı? Doğru düzgün konuşalım.

İkinizden biri sinirlenince diğeri de sinirleniyor.

Sonra hiçbir yere varamıyoruz.

Ne yapayım? Yakama yapışırsa ne yapayım?

Böyle bir şeye izin vermem.

Oo!

Eylül Hanım, siz boks yapıyordunuz, değil mi?

(Gülüyorlar)

Burak, gerilme. Lütfen. Tamam mı?

Niye gerileyim ki?

Dün gece mükemmel bir gece geçirmişim.

Gerginlik yok, sıfır.

Peki, Demir'i kaç rauntta indirirsin?

(Gülüyorlar)

(Müzik)

İhsan, ben çıkıyorum.

Güle güle.

Aa, ben de şimdi çıkıp kliniğe gelecektim. Sana yardım ederim diye düşünmüştüm.

Merve'yi yalnız bırakıp gelmezsin diye düşündüm.

O yüzden ben geleyim dedim.

O bugün biraz yalnız kalmak istedi evde.

-Ben de ev ona kalsın diye-- -Ha, ondan gelecektin kliniğe.

Yani beni görmek, evden uzaklaştırma alınca aklına geldi, öyle mi?

Üf, İbo ya. Zaten iyi değilim.

(Müzik)

Her şey çok kötü gidiyor.

Merve boşanıyor. Şirket battı.

İyi ki sen varsın.

Seni çok seviyorum.

Bunu her şey kötü giderken değil...

...her şey yolunda giderken bir kere daha söyle, olur mu?

Öyle bir söyledin ki çok garip oldu böyle.

İbo, seni sevdiğimi söylüyorum ve bu sana garip mi geldi?

Eh işte, hiç yoktan iyidir der gibi oldu.

Hem seni sevdiğimi söylüyorum hem de beğendiremiyorum.

Sen buna gerçekten alındın mı?

Tamam, tamam. Gel.

Yani alınmadım da...

Ee?

Yalnız sen de çok yükselttin beklentiyi.

İnatla söylemedin şunu.

İbocuğum, sen de en beklenmedik anda söyleyip...

...bir önceki erkek arkadaşımla tanışmak istemiştin hatırlıyorsan.

Şöyle mi yapsaydım?

İbo, seni çok seviyorum.

Bak, bu Yiğit.

Onu da zamanında çok sevmiştim.

Öyle mi deseydim? Hoş mu?

-Hoş değil ama... -Hı?

Ben anlamam.

Düşünür, taşınır, beni sevdiğini yaratıcı bir şekilde tekrar söylersin.

(Müzik)

Ben bununla ilgili ne hissedeceğimi hiç bilmiyorum.

Bu ne boncuk?

Bu sabah geldi, alır almaz fırladım geldim buraya.

Tebligat bu.

Boşanma davasının tarihi belli olmuş.

-Duruşmaya çağırıyorlar. -Ne?

Merveciğim, sen iyi misin?

Başta ben de şaşırdım.

Ama iyiyim.

Yani benim kötü hissetmem gerekmiyor mu şu an?

Depresyonda da değilim Ayda.

Bayağı bana bir rahatlama geldi.

Niye böyle oldu acaba? İnkâr sürecinde miyim acaba ben?

Oraları geçtin sen. Artık kabullenme durumu.

Bundan sonra kendi yoluna bakacaksın Merve.

Evet, değil mi?

Merve'nin yolu.

(Müzik)

Arkadaşım, yolunuz açık olsun.

Senin de Bora'nın da.

(Merve) Evet.

Teşekkürler Selinciğim.

Sevgilim.

Sen dün Yıldırım Bey'in yanına gitmişsin.

Ne oldu? Konuşabildin mi?

Yıldırım Bey hepimize bedel ödetmek istiyor.

Bunu da Artemim üzerinden yapıyor.

Soruşturmada aklansak bile şirketin itibarı zedelendi.

Ayrıca Yıldırım da müşteri bulmamıza izin vermeyecek.

Bu yüzden Artemim'i kapatmak en doğrusu.

Üçümüz de hisselerimizi satıp, Artemim defterini kapatalım.

Maalesef tek çözüm yolu bu.

Evet, zararına satacağız.

Ama Yıldırım şirket üzerinden kimseye zarar veremeyecek en azından.

Peki, Yıldırım Bey bunu neden yapıyor?

Alara yüzünden mi?

Tazminatla bize zaten ceza vermişti.

Ee, çünkü...

...biz bir hata yaptık.

(Eylül) Yani daha doğrusu ben.

İkimiz.

Yıldırım tazminattan vazgeçsin diye...

...özel hayatıyla tehdit ettik.

Şimdi hepimize bedelini ödetmek istiyor.

Ve adamın elinde, otel işlerinin şaibeyle alındığına dair kanıtlar var.

Esen Hanım'ın orada da bir katkısı olmuş.

Sen sadece kendini değil, bizi de tehlikeye atacak kadar...

Sen bunu...

Hepimizin gözünün içine baka baka nasıl yaptın ya?

Sen her zaman böyle bir adam mıydın?

Ben gerçekten göremedim mi?

Boğulan bir insan düşün Selin.

Etrafımdaki herkese tutundum.

Az daha benimle birlikte herkesi boğacaktım.

Ben bu kadar yanılmış olabilir miyim ya?

Senin gerçekten bu kadar tehlikeli bir adam olabileceğini...

...hiç düşünmemiştim.

(Müzik)

Tamam.

Artemim kapanacak.

Yıldırım çalışanlarımıza zarar veremeyecek.

Peki, diğer şeyler?

Yıldırım'ın elinde bizimle ilgili kanıtlar var.

O pisliğe kendiniz bulaştınız.

Bundan sonra Yıldırım elindekileri savcılığa verip sizi tutuklatır mı...

...Esen'e mi ihbar eder, Esen ne yapar, bilemem.

Ama bu saatten sonra üzerinizde bir gölgeyle yaşayacaksınız.

Bu da sizin cezanız.

Seni bu adamdan uzak durman konusunda uyarmıştım Eylül.

(Demir) Dinlemedin.

Hareketlerinin sonuçlarını düşünmeden bildiğini okuyorsun.

Ne diyeyim? Hayırlı olsun.

Artemim'in kapanmasıyla ilgili detaylara gelecek olursak...

...bugün herkesi toparlayıp bir konuşalım.

Ne kadar hızlı hareket edersek o kadar iyi.

Ben Azmiye'ye haber veriyorum, herkese mesaj atsın.

Orada görüşürüz.

(Müzik)

Afiyet olsun.

Firuze Hanım, Leyla teyze.

Buyur boncuk kızım.

Biz artık Bora'yla tamamen boşanıyoruz.

-Duruşma tarihi de belli oldu. -Ay, çok üzüldüm.

Yani ben de üzülmüştüm.

Ama hayırlısı olsun artık.

Leyla teyze, sana şey söyleyecektim, sen bütün çeyizini bana verdin ya...

...ben onları sana geri vermek istiyorum.

Aa!

(Leyla) Aşk olsun. Olur mu hiç öyle şey kızım?

Onlar artık senin.

Ben onları canı gönülden sana verdim. Bitti gitti.

Yok, olmaz öyle.

Olur, olur. Vallahi bal gibi olur.

Yalnız Merveciğim, sana bir şey soracağım.

Annen baban biliyor mu boşanacağınızı?

Yok, söylemedim daha.

"Gördün mü?" diyecekler çünkü.

Ee, tamam. Gördüm, dersin.

Haklıymışsınız, dersin.

Hadi git, annenle babanın elini öp.

Barışın artık.

Eğer barışmazlarsa, al onları doğru buraya getir.

Biz bir yolunu yordamını bulup, anlatırız onlara. Barıştırırız sizi.

Öyle mi? Yapabilir misiniz böyle bir şeyi gerçekten?

Ben çok özledim ailemi çünkü.

Yaparız tabii, yaparız.

Biz ikna ederiz onları.

Ay, kimleri nelere ikna etmedik ki biz.

İyi, tamam. Ben bir konuşayım o zaman.

Olur. (Mesaj geldi)

Hadi bakalım.

Ya, sana da attılar mı mesaj?

Acil durum toplantısı istiyorlar.

Ne şimdi bu? İyi mi kötü mü?

Neye yoracağımı şaşırdım ben Ayda.

(Müzik...)

(...)

(...)

Üf!

(Müzik)

Hişt!

Hişt!

Ha?

(Çığlık atıyor)

-Bağırma, benim, benim! -İmdat!

-Benim! Bağırmayın, bağırmayın! -Yetişin! Polis!

Bağırmayın!

(Bağırıyorlar) (Üst üste konuşmalar)

-Vurmayın, vurmayın! -(Azmiye) Şimdi ben sana neler yapacağım!

-Sapık! -(Ferruh) Vurmayın Azmiye Hanım!

(Ferruh) Vurmayın Azmiye Hanım!

Sen benim adımı nereden biliyorsun?

Beni buraya kadar yoksa takip mi ettin?

Şimdi görürsün!

(Ferruh) Ayakkabı!

(Azmiye çığlık atıyor) Sapık!

Ben Ferruh, Azmiye Hanım, benim, Ferruh.

(Azmiye) Aa!

Aldım ulan dalağını, aldım!

(Muharrem ve Azmiye bağırıyorlar)

(Ferruh öksürüyor)

Ferruh Bey?

(Ferruh bağırıyor)

(Azmiye) Ferruh Bey!

(Azmiye) Ay, ay, ay!

Ferruh Bey, iyi misiniz?

Kırık, çıkık falan var mı?

(Ferruh bağırıyor)

(Azmiye) Aman, aman, aman!

Ne oluyor burada?

Ferruh, sen ne yapıyorsun yerde?

Burak, sen mi geldin?

Canıma kastettiler. Un ufak ettiler, ezip geçtiler beni.

Ay, kar maskesiyle gelmiş Burak Bey.

Muharrem Usta da onu öyle görünce...

Yani kusura bakmayın. Benimki otomatik refleks.

Hani benim eve de hırsız girmişti. Kas hafızası diyelim.

(Burak) Ferruh, sen deli misin?

Niye kar maskesi takıp, milletin ödünü kopartıyorsun?

Mali polis izimizi buldu sandım. Bir tuzak olabilir dedim.

Tanınmamak için kar maskesi taktım. Ne yapayım işte?

Çok mu komik Eylül Hanım?

(Ferruh) Size hava hoş tabii.

İkinizin de babası yönetim kurulunda.

İlk güme gidecek olan benim.

Şu toplantı bitsin, o zaman konuşacağım seninle.

Ferruh Bey, iyi misiniz?

O kılık neydi öyle?

(Azmiye) İlahi.

Şaka yapayım demiştim aslında ama...

...beklenmeyen sonuçlar oldu.

-Selamlar. -(Muharrem) Merhabalar.

Demir Bey'le Selin yok mu?

-Geliyorlar. -Geldik. Pardon.

Arkadaşlar, merhabalar.

Artemim'in son durumunu size aktarmak için toplandık bugün.

(Demir) Hepinizin bildiği üzere şirket soruşturma altında.

Ne kadar süreceği de belli değil.

Sonrasında da mali krizi aşamıyoruz gibi görünüyor.

O yüzden yönetim kurulu şirketi kapatma kararı aldı.

Biz de Burak Bey, Eylül Hanım ve ben...

...bu kararın en doğrusu olduğunu düşünmekteyiz.

(Burak) Bu ay maaşlarınızı tam alacaksınız.

Ayrıca tazminatlarınızı da alacaksınız.

Referans mektuplarınız hazır.

İş bulma konusunda da gereken yardımı yapacağız.

Arkadaşlar...

...hepiniz Artemim için çok iyi çalıştınız.

Başarılarınız yurt dışında bile duyuldu.

Gösterdiğiniz tüm fedakârlıklar için...

...hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz.

(Azmiye) Nasıl ya?

Artemim kapanıyor mu şimdi?

(Muharrem boğazını temizledi) Arkadaşlar, şimdi...

...yani bu haberin üstüne ne kadar doğru olur bilemiyorum ama...

...hazır hepiniz burada yan yanayken...

...söyleyeyim dedim.

Düğünüme hepinizi bekliyorum, eksiksiz.

Sonra, vay efendim benim canım sıkkın...

...moralim bozuk, yok ben tatile gittim, kabul etmem.

Hepinizle bozuşurum, ona göre.

Ay, bak işte...

...Provence turu. Dört gün, üç gece, 1600 euro.

Oradan da Marsilya'ya gidersiniz.

O da indirime girmiş. Bana bak, 1000 euro.

Bak işte, bir sürü masraf.

Ne gerek var şimdi?

Balayına da gitmeyelim diyorum ben.

Aa! Olur mu canım? En çok sen istemiştin gitmeyi.

Sonra gideriz canım.

Ayrıca ben bugün Muharrem Bey'e...

...düğün yapmayalım da dedim.

Olur mu canım? Sen bana bak.

Bir sürü böyle yer beğenmiştin dergilerden.

Sonra bana bak...

...biz mekânı rezervasyon yaptırdık.

Yok yok, ben iptal ettirdim onu.

Sarayda evlensem ne olacak ki Firuze?

Ayrıca sarayları dolduracak misafirimiz yok ki.

Cemiyetten insanlara haber vereceğiz.

Aman Firuze, kaç yıldır görmediğimiz insanlar.

Hem ben büyük düğün istemiyormuşum.

Leyla, bana bak.

-Para yüzünden mi? -Yok, değil.

Bak, kız isteme gecesinde nasıl gençler bizi yalnız bırakmadı...

...hoş bir gece yaşattılar bize.

İşte öyle ufak, anlamlı bir şey olsun istiyorum.

Yani ne yapsak?

Üf! Nasıl bir yer bulsak?

Böyle ufak bir mekân mı bulsak?

Ya da yalıda mı olsa acaba?

Muharrem Bey gelsin...

...ona da danışalım. Olur mu?

-Hı? -Yani.

Ay, ben bir kötü oldum.

(Merve) Yani her şey ne çabuk değişiyor.

Birkaç gün önce Bora'nın masası için ağlıyordum.

Şimdi ben gidiyorum.

Ben şimdi sizi her sabah göremeyecek miyim?

Aman, bozmayın moralinizi. Happy Pie'a geliriz.

Ayda, kız...

...beni de işe al bari ha?

Azmiyeciğim, sen zaten kadrolu gibi çalışıyorsun.

Bir de sana sigorta yaptırırım, tamam.

Ih!

Aa! Görüyor musun, akıllı kadına bak.

-Nasıl iş buldu kendine hemen. -Gözünü açacaksın şekerim.

Uyanık olacaksın azıcık.

Hadi o zaman bir 'selfie'.

Artemim'de son günümüzün şerefine.

Gel, gel, gel.

-Nerede? Ustam yok. -Hişt, hop!

Bensiz 'selfie' ha?

-Ben de geldim. -Gel gel.

Koş, koş, koş!

Burak Bey, Eylül Hanım, hadi gelin. Fotoğraf çekiliyoruz.

Siz de gelin.

(Azmiye) Ay!

Ama ben sizinle her gün burada olmayı çok özleyeceğim.

Artık aşk hayatlarınızı da takip edemem.

Kim kiminle beraber, kim kiminle barıştı...

...kim kiminle bozuştu?

(Azmiye) Kim kiminle, kim gerçek?

Demir Bey.

Azmiye Hanım.

(Azmiye) Sizi ilk gördüğüm gün dün gibi.

Ne kadar yakışıklı...

...ne kadar da suratsızdınız.

Teşekkür ederim Azmiye Hanım, sağ olun.

Siz bu şirkete aşkı getirdiniz...

...tutkuyu getirdiniz Demir Bey.

Tam aksi kurallar da getirdim ama...

...el birliğiyle hiçbirine uymadınız.

Ne kadar da iyi ettik. Öyle değil mi?

Öyle değil mi?

Hele ikinizin aşkı olmadan nasıl yaşayacağım...

...hiç bilmiyorum Demir Bey.

Belki siz âşık olursunuz Azmiye Hanım.

Efendim?

Belki diyorum, siz âşık olursunuz.

Ağzınızdan bal damlıyor Demir Bey.

(Azmiye gülüyor)

Azmiye Hanım.

Demir Bey, bakın, ben ne buldum.

Buraya geldiğiniz ilk günün gecesinden bir hatıra.

Kim attı bu oku?

O...

...şöyle oldu. -Bir de tam alnımdan vurmuşsun.

Yani aslında şunun için ben...

...sadece yüzün görünüyor ya yani.

Kadraj dar, daha geniş olsa ben...

...kalbine atacaktım aslında.

Kalbime attın zaten.

Siz onu öyle tutun, Ayda, sen de çek, fotoğraf çek.

Dur kız, o beceremez şimdi. Ver sen bana, ben çekeyim.

İyi, hadi çekin bakalım.

'Operation' Çita hatırası.

(Deklanşör sesi) (Gülüşüyorlar)

-Bir şöyle alayım. -Aşk!

(Deklanşör sesi) (Azmiye) Tutku!

(Azmiye gülüyor)

Burak Bey, siz de gelin. Demir Bey'le birlikte çekeyim sizi.

İki patron yan yana.

Artemim hatırası.

-Tamam Azmiyeciğim. -Azmiye, hiç gerek yok, gerçekten.

Aa, olur mu öyle şey canım?

(Azmiye) Giden gitmiş artık!

Kırgınlıklar bitsin, dargınlıklar bitsin!

Hadi geçin bakayım şöyle yan yana!

Aa, ama hiç olmadı canım böyle!

Azmiye Hanım, olduğu kadar.

Ayda...

...seninle çalışmak, sana güvenebilmek güzeldi.

Bunu başarabildiğimiz için mutluyum.

-Umarım bir gün tekrar çalışırız. -Umarım Demir Bey.

Selin...

...hazırsan gidelim artık.

Merve Hanım.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

Her şeyi aldın, değil mi?

Sadece gerekli şeyleri.

Sen?

Her şeyi bıraktım.

Gidelim mi?

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

İnanamıyorum ya.

Bizim bildiğimiz Artemim artık yok.

Ama her şeyin bittiği yerde bizim hikâyemiz başlıyor.

Bizim hikâyemiz evde başlamadı mı?

Öyle oldu, evet.

Zaten seni o evde gördüğüm günü bir daha asla unutamam.

Bana vurduğun T cetvelinin izi hâlâ boynumda.

-Yalancı. Bakayım. -(Demir) Al bak.

-(Demir) Ne yalanı? -Allah Allah.

Ya Selin!

Selin, dur!

-Öyle geçmez yalnız. -Geçmesin zaten.

Anılarımız hep kalsın.

Leyla'yla Firuze teyze iyi ki sattı o evi bize.

Gerçi senin çocukluğundaki ev.

(Selin) Anneni babanı hatırlıyorsundur.

Evet, hatırlıyorum.

Annemim gidişini, onu bekleyişimi.

Yatılı okul için o evden koparılışımı.

(Selin) Dayanmak zor olmuyor mu?

Sen varken olmuyor.

O evde geçmişte yaşananları silemem.

Hep mutsuz değildik, mutlu anlar da vardı.

Şimdi seninleyken çok daha mutlu bir yer orası.

O ev ikimizi bir araya getirdi. Demir, biliyor musun...

...Leyla teyzeyle Muharrem Usta da o bahçede tanıştılar.

Aa! Eve bak, bayağı çöpçatanmış.

Demir, aklıma inanılmaz bir şey geldi.

Düğünü evimizde yapalım mı? Lütfen.

-Düğün, düğünümüz diyorsun? -Evet.

Çok romantik olmaz mı?

Ben o evi süslerim, harika yaparım.

Âşık oldukları bahçede evet derler. Ne diyorsun?

Derler? Kim?

İşte Muharrem Usta'yla Leyla teyze.

-Senin aklın nereye gitti? -Pardon.

Bizim evimizin böyle tatlılıklara ihtiyacı var.

Olumlama gibi düşün. Mutluluklar kalsın...

...kavgaların izi yok olsun gitsin. Ne dersin?

Ne diyeyim? Kızı biz verdik, düğünü de biz yapalım.

Ciddi misin, gerçekten mi?

Yani şimdi bir yeğen olarak...

...halama da bir düğün yapamayacaksam, ne bileyim...

Ben seni çok seviyorum.

Sev tabii, çok sev.

Hep sev sen beni.

Ama o kadar çok severim ki bunalırsın.

-Sonra şikâyet edersin. -Etmem.

Çünkü ben de seni çok seviyorum.

Seveceksin tabii, bulmuşsun benim gibi kızı.

Aa, serseriye bak.

(Duygusal müzik)

-Selam Vedat. -Aa, Merve.

-Hoş geldin. Ben de tam-- -Dur bir dakika. Öyle...

...kahve falan deme şimdi. Resmi bir iş için geldim.

Sana şunu vermek istiyorum.

(Duygusal müzik)

Sen bunu niye getirdin bana?

Yani bir bakarsın işte.

(Merve) Böyle sana da emrivaki yapmış gibi oluyorum, biliyorum.

Ama...

...uzak kalınca da kötü hissediyorum kendimi.

Yani özlüyorum.

Yani...

...şimdi senin duyguların karışıktır. Normal bu.

Yoo, değil aslında.

Yani ben artık huzur istiyorum Vedat.

Yani böyle sakin sakin, mutlu olayım istiyorum.

Anlıyorum.

Ama sen yine de kafanda bir şeylerin netleşmesini beklesen...

...iyi olur bence.

Yani biliyorum...

...daha resmî olarak ayrılmadım bile.

Yani böyle koşa koşa sana gelmiş gibi oldum.

Ama ne yapayım? Yani ben böyleyim, sabırsızım.

Yani kafama bir şeyi koydum mu, hemen olsun istiyorum.

-Öyle mi? -(Merve) Evet.

Yani senden öğreneceğim çok şey var.

Tabii eğer sen de benim gibi birini istersen.

Merve, şimdi senin gibi bir kızı istemeyecek birini--

İşe alındım mı yani?

Efendim? Sen burada çalışmak mı istiyorsun yani?

Evet. Vedat, burası bana çok iyi geliyor.

Yani tamam, bahçıvanlık konusunda henüz işine yaramam.

Ama çabuk öğrenirim.

Müşteri ilişkilerini yürütürüm.

Yani bak, özgeçmişimde çalıştığım müşteriler var.

Aa, ben sana bunu mu verdim?

Yanlış, kâğıtları karıştırmışım ben.

Ay, hiç bakmadım da ya.

Bunu verecektim ben.

Özgeçmişim.

Yani Artemim'den ayrıldık, hepimiz.

Ben de işte burada çalışmak için...

Çok affedersin Vedat. Ben gideyim.

Dur, dur. Nereye?

Daha çalışma koşullarını konuşmadık ki.

Yok, ben çalışamam artık burada.

(Merve) Çok utandım.

Kim bilir ne anladın benim az önce söylediklerimden.

Hayır canım, bir şey anlamadım da...

...sen etraftayken daha çok gülüyorum, onu fark ettim.

Madem burası da sana iyi geliyor...

...yarın gel, başla.

-Sahi mi? -Sahi tabii.

Ama ben Artemim kadar çok para veremem ha.

-(Vedat) Burada maaşlar ona göre. -Tamam.

-Hoş geldin o zaman. -Hoş bulduk.

Bütün o saçma sapan planlar, operasyonlar...

...başınıza iş açacaktı. Ucuz kurtuldunuz.

Evet de...

...insan hüzünleniyor İbo.

Aile gibiydik sonuçta.

Yani iyi de bir tanem...

...aile olmak için illa dip dibe olmanız gerekmiyor.

Bak bana mesela. Ablam Ankara'da.

Sürekli görmesem de seviyorum.

Sahi ablan hiç gelmiyor mu yani İstanbul'a?

İşleri yoğun biraz.

Peki.

-Ama geldiğinde seninle tanışacak. -Ya?

Evet. Gerçi senin hakkında her şeyi biliyor olacak.

Sürekli seni soruyor çünkü bana.

Sen ablana beni mi anlatıyorsun?

Niye?

-Sevgilimi anlatmayayım mı? -Anlat tabii.

De yani onun hakkında bir şeyleri de bana anlat.

Öyle tanıştığımızda hiçbir şey bilmiyor olmayayım.

Tamam.

Bu arada sen ne yapacaksın?

Yeni iş süreci mi?

Yok, yani bir süre burayla ilgilenirim.

Sonra da belki seni bir yerlere kaçırırım ha?

-Yalnız ikimiz mi? -Evet.

Yalnız ikimiz.

Yapalım bunu o zaman.

Yapalım bence de.

Pardon, bakar mısınız?

Tabii, hemen geliyorum.

(Ayda) Ne istemiştiniz? Tabii, hemen.

Selin?

-Hı? -İyi misin?

Mutluyum.

Peki, iyi misin?

Biraz hüzün iyidir.

Atlattığımız her şey bize...

...gerçekten neyin önemli olduğunu gösteriyor.

Evet.

Evet.

Bunun gibi mesela.

Neydi bu? Hah!

Şimşir.

Demir, dalga geçmesene.

-Ben onu ta-- -Memleketten getirdin.

-Evet. -Evet, alayım ben onu.

Demir, versene şunu.

-Verir misin şunu? -Aa, Selin, şaka mısın?

Yemedik kaşığını, merak etme.

Demir, verir misin? Gerçekten yemeği karıştır...

Yemeği karıştıracağım. Bak, uçar alırım onu, görürsün!

Allah Allah! Uçabiliyorsun?

Gel al bakalım nasıl alacaksın.

Ya!

Ya! Ya Demir!

-Gel al hadi. -Ya, gel buraya!

Bak...

Demir, nezaketle rica ediyorum.

Nazikçe ver. Ben senin gibi yırtıcı değilim.

Tüh! Bak, o zaman hiç alamayacaksın kaşığını.

Demir, verir misin?

Gel al.

Aman.

Peki. Demir!

Senin vahşi olmayan hâlin bu mu?

Demir, izin verir misin?

Tabii.

Ama birazdan.

(Kapı zili çalıyor)

Giderler.

(Kapı vuruluyor)

(Kapı vuruluyor) (Kapı zili çalıyor)

(Israrla kapı vuruluyor)

(Israrla kapı zili çalıyor)

Off!

(İbrahim) Kızlar, bir yavaş, alacaklı gibi.

Bence de. Duymuşlardır artık.

-Çünkü sağır sultan da duydu. -Bir durun ya!

Ben acayip heyecanlıyım bu fikir için.

Süper olacak.

-Selamlar. -Merhaba.

Bizim çok acil bir şey konuşmamız lazım, hemen!

Abi, kızların aklına bir fikir gelmiş de.

Ha, öyle mi? İyi.

(Demir) İyi, geçin bari.

(Hareketli müzik)

Evet...

...neymiş bu sabahı bekleyemeyecek kadar acil olan...

...süper fikir?

Şimdi şöyle, biz Happy Pie'da Leyla ve Firuze teyzeyle konuştuk.

Düğüne iki gün var.

Yarın Leyla teyzenin kına gecesini yapıyoruz...

...Happy Pie'da. -Süper fikir.

İşte ama hazırlık için çok az vakit var.

Aman, yaparız, hallederiz, ne olacak?

Muharrem Usta'nın bekârlığa vedasını da ben üstlendim.

Hah, süper!

Herkes her şeyi planlamış, programlamış. Ne güzel.

Bize de sadece uymak düşüyor, değil mi?

Biz de nikâhtan sonra burada bir kutlama yapalım diyoruz.

Bahçede. Ustamla Leyla teyzenin tanıştığı yerde.

Ay, çok romantik.

Aslında çok iyi düşünmüşsünüz. Biliyor musun, çünkü...

...Leyla teyze mekânı iptal etmiş. -(Merve) Aa!

Evet.

Güzel, çok iyi.

Güzel fikirler.

Demir haklı, Esen Hanım peşimizde.

Her an tutuklanabiliriz Burak.

Ya da Esen peşime silahlı adamlarını takar.

Ben üzerimde böyle bir gölgeyle yaşayamam.

Sürekli arkama bakarak, sürekli endişelenerek.

Yani bu çok zor.

Gideceksin.

Evet, kalamam.

Haklısın.

Git tabii, kurtar kendini.

Bir de benim yüzümden...

...mafya belasına bulaşma.

Ben zaten boğazıma kadar batmışım.

Seni de burada tutan bir şey yok ki.

Sen de gel, birlikte gidelim.

Şirketi Londra'da kurarız.

Kaçarak kurtulabilir miyiz sence?

Esen nereye gitsek bulamaz mı bizi?

(Balon patladı)

(Çocuk) Anne, balonumu patlattı.

(Duygusal müzik)

Demir'im, yarın akşam görüşürüz o zaman.

-Geç kalma ha. -Tamam, geç kalmam.

Ben de kliniği erkenden kapatıp geleceğim abi.

Selinciğim, biz de hazırlıklara erken başlarız.

-Müsait olur olmaz gel. Tamam mı? -Tamam, gelirim.

-İyi geceler. -İyi geceler.

İyi geceler o zaman. Görüşürüz.

(Müzik)

Ben patatesleri soymuştum. Şimdi onlar kararır falan.

Ben onları bir tuzlu su falan bir şey...

Patatesler.

Peki. (Kapı kapandı)

(Müzik)

-Selin. -Demir.

Bir şey sorabilir miyim?

Tabii ki.

Bu ev mi seni geriyor?

Nasıl yani? O ne demek?

Yani...

...önce bu ev yüzünden birbirimizi yedik.

Sonra birbirimizin hassasiyetlerini anlamadığımız için gerildik.

Onu atlattık, Eylül çıkıp geldi.

(Demir) Artemim meselesi patladı.

Ama biz bütün sorunlarımızı aştık.

-Öyle değil mi? -Evet, aştık.

Bizim hiçbir sorunumuz yok. Artık yok.

Ne olur, lütfen bir süre de olmasın.

Tamam, olmasın.

Olmasın da...

...yine de biraz var sanki.

Yani...

...bir an sen ilişkimize kendini kaptırıp, bırakabiliyorsun.

Sonra bir anda savunmaya geçiyorsun.

Yani biz seninle bu evde...

(Telefon çalıyor)

Demir, annem görüntülü arıyor.

Benim bunu açmam lazım, görüntülü arıyor.

Şimdi ben hareket ederim, sen kadraja girersin falan.

Ben bir koşu konuşup geleyim.

(Selin) Anneciğim.

(Selin) Ne yapayım, oturuyorum işte kendi kendime.

(Sessizlik)

(Müzik)

Sorun ev değil ki.

Bu kız sürekli ailesine yalan söylemek zorunda kalıyor.

Sorun bu. Bu kadar.

Bu.

(Müzik)

Ahh, sevgilim, hazırlamışsın her şeyi.

-Ne çabuk hazırladın yemekleri. -Sevgilim, çabuk dediğin 45 dakika.

Ne zaman annenle konuşsan en az yarım saat sürüyor.

Evet ya, biliyorum. Affedersin. Ama...

...gördün, görüntülü arıyor, sonra yok odanı göster, toplu mu...

...yok mutfağı göster, ne yedin.

İşte bizimkileri de gördün. Anlatmama gerek yok.

Aylardır yalan söylemekten yoruldun, değil mi?

Yapacak bir şey yok ama belki bir gün söylerim.

Ama şimdi çok fazla karışıklık yaşadık, biraz sakin kalalım.

Tamam.

Bir gün...

...söyleriz.

Hadi soğutma yemeğini.

Hadi hadi, otur.

Acıktım çok!

Afiyet olsun.

Oo!

Yoruldum.

Nasıl, temiz hava biraz iyi geldi mi?

Biraz. Ama buradan gittiğimde daha iyi olacağım.

Gideceğiz.

Muharrem Usta'nın nikâhına katılmam lazım.

Peşimize polis ya da eli silahlı adamlar düşebilir.

Yıldırım o kozunu hemen kullanmaz.

Daha şirketin kapandığı haberi bile duyulmadı.

Buna değer mi gerçekten?

Yani bu nikâha katılmak bu kadar önemli mi?

Benim için önemli.

Muharrem Usta'yı çocukluğumdan beri tanıyorum.

Ayrıca buradan kaçıyor gibi gitmek istemiyorum.

Herkesle son bir defa görüşmek istiyorum, iyi ayrılmak istiyorum.

Açık havada spor yapmanın güzelliklerini unutmuşum.

Unuttuğun bütün güzellikleri hatırlatmaya talibim.

-Çok büyük bir iddia. -İddialı bir adamım.

Bak, Artemim'den uzaklaşmak sana iyi geldi.

Şimdiden rahatladın biraz.

Evet, hafifledim biraz.

Ama hâlâ sonumuzun ne olacağını bilmiyorum, hapse atılabiliriz.

Onu o zaman düşünürüz.

-Düğüne gidecek misin? -Muharrem Usta'nın mı?

Tabii ki.

Sen de geleceksin, davet edildin.

Adam nezaketen çağırdı beni.

Yani...

...beni tanımıyor bile. -O zaman sevgilim olarak geleceksin.

(Müzik)

Şu an...

...sevgili olmadığımızı söylemeyeceksin, değil mi?

Düğüne geleceğim, şimdilik bunu bilsen yeter.

Tamam da sevgilim olarak mı geleceksin, davetli olarak mı?

Burak, hadi yürü.

(Burak) Eylül, hâlâ cevap vermedin. Eylül!

(Burak) Beklesene!

Kızlar...

...ben düğünde Demir'e bir sürpriz yapacağım.

Aa!

-Ne sürprizi ya? -Heyecanlandım.

Ona bir teklifte bulunacağım.

Ama kabul etmezse diye çok korkuyorum.

Aman diyeyim Selin.

Ben o teklifi yaptım, sonra başıma gelmeyen kalmadı. İyi düşün derim.

Dur Merve ya, seninle ne alakası var? Yani herkesin durumu başka.

Evet tatlım, onlar birlikte yaşıyorlar zaten.

-Evet ama bir dakika-- -Ben karşıyım Selin.

Bırak Demir Bey sana teklif etsin, sen niye teklif ediyorsun ona?

Öyle dünden razı gibi hareketler, hâller falan.

Ne alakası var canım? Allah Allah!

Ben Bora'ya teklif ettim diye ne oldum? Şimdi kolay, basit kız mı oldum?

Hayır--

Çiçek gibi kızsın ama sonunda mutsuz oldun, kabul et boncuk.

Azmiye, sonunun başıyla ne ilgisi var?

Bu kız şimdi evlenme teklif etti diye mi boşandılar?

-(Ayda) Seninki de laf! -Aa, ben öyle mi dedim ayol?

Bora, Merve'yi el üstünde tutuyordu, tamam ama Demir Bey, Selin'i az üzmedi.

Yok öyle yelkenleri çat diye suya indirmek.

Flört falan tamam da bu evlilik yani.

Ee!

Susun be. Bundan sonra ben konuşacağım, siz dinleyeceksiniz!

Sessiz olacaksınız, tamam mı? Delirtmeyin beni.

Firuze, masada bıçak falan yok, değil mi?

Bıçağa gerek de yok.

Vallahi bu deli çıplak elleriyle boğar adamı.

Leyla teyze, çayla bizi.

(Müzik)

-(Demir) İbo, şu salatalığı uzatsana. -Buyur abi.

Sağ ol.

-Eyvallah. -Afiyet olsun.

-Eyvallah Vedat'ım. -Afiyet olsun.

Arkadaşlar...

...ben Selin'e Leyla Hanım'ın düğünü sırasında bir sürpriz yapacağım.

Demir'im, ben eminim, sen çok tatlı...

...çok sevimli bir sürpriz hazırlamışsındır ama...

...acaba bir süre bir şey yapmasan mı?

Sizin cephede sürprizler pek hoş karşılanmıyor ya.

Vallahi doğru diyorsun.

Tamam, muhakkak iyi niyetle başlıyorsunuz ama...

...ne yapıyorsunuz, nasıl yapıyorsunuz, hiç bilmiyorum...

...kördüğüm oluyor oğlum sonunda.

Yani ev alırsınız, dert, müşteri alırsınız, dert.

Sevgili olursunuz, dert, olmazsınız, dert.

Aynen aynen. Sakince yaşayın siz bir süre.

-Sonra yaparsın zaten ne yapacaksan. -Bence sen hiçbir şey yapma abi.

Hayat sürprizlerle dolu.

-Yapma bir şey, boş ver. -Yani.

Arkadaşlar, kötülemeniz bittiyse bir durun.

Bu nedir arkadaş böyle! Bir susun da motorunuz soğusun.

-Hayır, ne yapacağımı sanıyorsunuz? -Ne yapacaksın?

-Evlenme teklifi edeceğim. -Nasıl?

Gayet güzel.

Sen bayağı Demir Bey'e kaçalım, gidelim buralardan sevgilim diyeceksin, öyle mi?

Yani bayağı Marco Polo gibi, Evliya Çelebi gibi diyar diyar gezelim...

...maceradan maceraya akalım mı diyeceksin?

Anam, ben hayatımda böyle romantik bir şey duymadım.

Ben de.

Bir dakika, çok romantik de Selinciğim...

...bu hiç senlik bir fikir değil gibi.

Sen bayağı yerleşik bir hayat yaşıyorsun.

Ne bileyim, Sakız, tosbağan, balığın, evin, bahçen olsun.

Bu teklifi yaptıktan sonra eğer vazgeçersen tuhaf olur.

Selin, sen ondan tedirginsin böyle o zaman?

Emin değilsen sakın böyle bir teklif yapma.

İnsanı hayaller kurdurtup sonra suya düşürmek hiç hoş değil.

Hayır, ben çok eminim. Zaten evi bir şekilde hallederim.

Gezip dolaşıp zaten evimize döneceğiz.

Başka bir sebepten...

...yani ben aslında ondan sormayı korkuyorum.

-Neden? -Niye?

Niye ayol?

Şimdi bunu ona sormaya korkuyorum biraz aslında.

Çünkü ben hayatımın geri kalanını Selin'le geçirmek istiyorum.

Ama her şeyin ters gittiği bir anda...

...böyle bir teklifi yanlış anlar gibi de geliyor.

(Vedat) Nesini yanlış anlayacak ki?

Sanki ona tutunuyormuşum, bari o gitmesin...

...hiç olmazsa bir şey de yolunda gitsin diye...

...evlenme teklif ediyormuşum gibi gelirse...

Öyle değil. Her şey yolunda olsaydı da...

...eninde sonunda ben bu kararı verecektim zaten.

Ama sadece kendimi düşünüyormuşum...

...kendi hayatımdaki hayal kırıklığını onarmaya çalışıyormuşum gibi...

...düşünür mü bilemiyorum.

Bu adama kalk gidelim demek, düşünsene, hayatı boyunca yatılı okullar...

...o şehir senin, bu şehir benim bir hayat.

Yıllar sonra doğduğu yere dönüyor, yerleşiyor, burada yaşamak istiyor.

Dünyayı gezmek, görmek onun bilmediği bir duygu değil ki.

Merak ettiği bir duygu değil.

Bu planı sadece kendimi düşünerek yaptığımı düşünür mü acaba?

Selinciğim, çok gezmiş olabilir.

Ama hiç seninle gezmedi ki.

Oğlum, sen o hayal kırıklıklarını yaşadın, bitti.

Bu hikâye başka.

Biliyorum ama o emin olmak isteyecek.

Bekle o zaman abi. Neden hemen yapmak istiyorsun bunu?

Çünkü durumlar eskisi gibi değil.

Aynı evi satın almış iki kişi değiliz artık. Sevgiliyiz biz.

Selin de sürekli ailesine yalnız yaşıyormuş gibi...

...yalan söylemek zorunda kalıyor. Ben gelemem abi öyle şeylere.

Niye sürekli yalan söylemek zorunda olsun ki? En sevmediğim şey.

O zaman başka. Böyle bir durum varsa bekletme kızı.

Sen de evlenmek istediğine eminsen daha fazla uzatmayın.

Evet.

Bir sürü şey oldu. Artemim defteri kapandı, artık bir işimiz de yok.

Şimdi bunları düşünmek sadece kendimi düşünmek gibi olur mu?

Bu hâldeyken bunları istemek, şımarıklık gibi bir şey mi?

Ayol sen Demir Bey'den ne istersen iste, şımarıklık olmaz.

Sen âşık bir kadınsın bir kere.

Âşığım.

Çok!

O zaman nasıl bir teklif yapıyoruz?

Sen bir de romantik adamsın, şimdi sana balonlar, konfetiler, güller yakışır.

Abi, çocuk mu var karşısında? Balon ne?

Niye ya?

Kadınlar sever oğlum öyle şeyleri.

Selin horoz şeker seviyor mesela.

Buyur.

Abi, tamam da o ayrı. Bir ton şey yaşadınız...

...yani ciddiyetinden, bunu istediğinden emin olması lazım bence.

Bence dikkatini dağıtma, küt diye sor, aniden.

Kararlı bir şekilde.

(Geçiş sesi)

Selin...

...seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?

Evet.

Benimle evlenir misin?

Aa!

-Bırak! Bırak! -Çok özür dilerim.

(Geçiş sesi) Yok yok! Yok, olmaz öyle ya.

Olmaz öyle küt diye.

Zaten kızın eli ayağı birbirine dolaşıyor.

-Çok tehlikeli. -Ben diyorum, hazırlık şart.

Gidelim de işte, küt diye, birden.

Olmaz, önce neden gitmek istediğini söylemen lazım.

Allah Allah! Bir insan neden gitmek ister ki?

Gitmek istediği için gitmek ister.

Sen cidden niye gitmek istiyorsun Selin?

Uff!

Ayol bunda bu kadar düşünecek ne var?

Karşındaki adam bir erkek. Sen güzel bir kadınsın.

Şöyle dişil enerjini kullanarak...

...bir şey rica etsen, Demir Bey yok, olmaz mı diyecek?

(Geçiş sesi)

(Saksafon çalıyor)

Demir.

Sana...

...sormak istediğim bir şey var.

Ben...

...istiyorum ki...

(Müzik)

Yok, unut. Dişil enerji falan, ne o?

Yanlış anlaşılır, başka yerlere falan gider, olmaz yani. Yok.

Aa! Sen de hiçbir şey beğenmiyorsun canım!

Azmiye, aklını alma kızın. Zaten aşktan yarım aklı kaldı.

Tamam arkadaşım, biz iyi bir plan bulacağız.

(Azmiye) Bul da görelim boncuk.

Kızlar, sizi bölüyorum ama akşama kına yapıyoruz, değil mi?

Tabii ki, ben kendi derdime daldım. Tabii ki yapıyoruz.

Ayy!

(Demir) Anlaşıldı. Böyle pat diye bulunacak bir fikir değil.

Abi, ustanın bekârlığa vedası için hazırlık falan yapılacaksa...

Evet, onu halletmek lazım.

Ne lazım Vedat?

Ben bir liste yaptım da bir teslimat bekliyorum...

...o gelsin, gidip alacağım kasaptan.

Gerek yok, sen ver bana. Ben gidip alayım.

-Vallahi mi diyorsun? -Vallahi.

Vallahi olur ya. Aslansın genç.

Al, buyur.

-O zaman görüşürüz abiler. -Görüşürüz.

Eyvallah İbo.

-Demir'im. -Efendim.

Kafanı da çok karıştırmak istemiyorum, bayağı kararlısın ama...

...sen bu evlenme meselesini iyice ölçüp tarttın, değil mi?

Ölçüp tartmam gerekmiyor ki Vedat.

Ben Selin'i çok seviyorum ve hayatımın geri kalanını onunla geçirmek istiyorum.

Çok güzel, harika.

Bak, bu kız aileci.

Kızın ailesi de senin anlattıklarından anladığım...

Bunlar her şeyi şartlı ister be oğlum.

-Ailemle tanışmak isteyecekler diyorsun. -Evet.

Benim ailem Selin.

Bir de sen varsın Vedat'ım.

Bu kadar, bu.

Tamam, başta anlamakta zorluk çekerler belki ama...

...zamanla anlarlar.

(Müzik)

(Eylül dış ses) Ben çok mesafeliyimdir aslında.

Kolay kolay yakınlaşamam kimseye ama...

...senin yanımda kendimi rahat hissettim.

Arkadaşın olabilmeyi çok isterdim.

Eğer başka şartlarda tanışsaydık.

Şans işte.

(Müzik)

Alo, Eylül.

Merhaba.

Bu akşam Leyla teyzeye kına gecesi yapıyoruz, Happy Pie'da.

Gelebilirsen bekleriz.

(Eylül ses) Davetine teşekkür ederim ama kimsenin tadı kaçsın istemiyorum.

Gel lütfen Eylül.

Normalleşelim, gülelim, eğlenelim.

Hepimizin buna ihtiyacı var.

Bekliyoruz seni.

(Müzik...)

(...)

(Demir iç ses) Ne düşünüyorsun acaba?

(Selin iç ses) Gün batımları, yağmurlu akşamüstleri...

...ve bir sundurmanın altı.

(Selin iç ses) Çok fazla hayal kurduk Demir.

(Demir iç ses) Her ne düşünüyorsan, ne hayal ediyorsan sana söz.

(Demir iç ses) Hepsi gerçek olacak.

(Müzik)

(Hareketli müzik...)

(...)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Azmiye) Her şey tamam mı?

Çakıldın kaldın bilgisayarın başında, ne yapıyorsun?

Müzik listesini yapıyorum.

-Geliyorlar. -Aa!

(Azmiye) Gelin, gelin.

(Müzik)

Hazır, başla.

(Azmiye) Oo!

(Azmiye) Oo!

Deniz üstünde yalım...

...hoş geldin gelin hanım.

Gel otur şöyle başa, kınaları yakalım.

Ay, burası ne kadar güzel, ne kadar değişik olmuş.

Çok güzel süslemişsiniz. Ben bile bu kadarını düşünmemiştim.

Ayol bunlar daha ne! Ne sürprizler var, ne sürprizler!

Leyla teyzeciğim, bir dakika gelir misin bizimle?

Nereye geleceğim?

-Gel sen, gel. -Ne oluyor çocuklar Allah aşkına?

Aa, nereye götürüyorsunuz ayol? Daha yeni geldi. Biraz soluklansaydı.

Eylül, sen de gelsene.

-Ben de mi? -Evet.

Tamam.

Leyla Günbakan'ın kına gecesine hoş geldiniz-niz-niz.

Gelinin kız kardeşi Firuze Hanımcığım, neler söylemek istersiniz-iz-iz-iz?

Kız kardeşimin mürüvvetini görmek bana kısmet oldu ya...

...çok mutluyum, çok! -Ayy!

Geliyorlar, geliyorlar.

Kendimiz çalacağız, kendimiz söyleyeceğiz.

İşte gecenin yıldızı!

(Müzik)

Firuze, vallahi kızlar zorla giydirdi. Güzel olmuş muyum, yoksa komik mi?

Bilemedim.

Çok güzel olmuşsun kardeşim.

Ben sensiz ne yapacağım?

Aa! Firuze...

Yapma böyle, bak beni de ağlatıyorsun.

Ayol ağlamayın. Daha sırası gelmedi onun.

Evet, yapmayın böyle. Uzağa gitmiyor ki Leyla teyze.

Zaten hafta içleri burada görüşeceksiniz.

Hafta sonu da yalıya geleceklermiş işte.

O öyle değil. O öyle değil!

Geceler uzun.

Geceler karanlık.

Aa! Yeter be!

Ağlaşırsınız sonra! Leyla, sen geç yerine!

Firuze, sen de al şunu.

Ayda, sen de ver müziği.

Ay, oynamaya geldik buraya. Kızlar, siz de dikkat. Hadi, hadi.

(Klasik müzik çalıyor)

Ayda, kız, bu ne?

Ben böyle modern bir kına gecesi olsun diye düşündüm.

Öyle klişelerden uzak, nezih bir akşam olsun.

(Ayda) Böyle göbek atmalı değil...

...müziğimizi dinleyelim, sohbetimizi edelim.

Dilek ağacımız var.

Leyla teyzeciğim, oraya dileklerimizi yazıp, asarız.

(Azmiye) Böyle kına gecesi mi olur kız?

Aç şuradan bir göbek havası da coşturalım ortalığı.

Yalnız onlardan yok müzik listesinde.

Göbek atmadan kına gecesi mi olurmuş kız?

(Azmiye) Görülmüş şey değil!

Neyse, moralimi bozamayacağım şimdi. Oyun havası da olur.

Efendime söyleyeyim, Erik Dalı Gevrektir...

...Ankara Misketi falan. Hadi, hadi.

Azmiyeciğim, yok diyorum, yok. İndirmedim onları.

-Ne indirdin ya kız? -İşte öyle blues... Ha Selin?

(Ayda) Caz olsun, Çigan müzikleri.

-Öyle şeyler. -Tamam, sorun yok.

Şimdi herkes yiyecek bir şeyler alsın, ben hemen hallediyorum.

Dur, ben de geliyorum. Kimseye güven yok burada. Çekil şuradan!

(Azmiye) Ayy! Ne güldün kız?

(Muharrem) Vay be!

Gencecik adamlar bekâr bekâr duruyorsunuz...

...bizim gibi kıranta da ikinciye evleniyor.

Ee, sizin bekârlığa vedanızı ne zaman kutluyoruz gençler?

Beni pas geç ustam. Ben bir kere evlendim, boşandım. Ben sıramı saldım.

Beni de sıradan çıkar ustam.

Hoş, karım beni boşadı ama aynı şey.

O işler sırayla değil, kısmet işi.

Ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz, bakın bana.

Eyvallah.

(Muharrem) Ee?

Peki, siz beyefendi? Sizin ne engeliniz var evlenmeye?

Bize kız vermezler ustam. İşimiz gücümüz yok.

Artemim kapandı ama babanın daha bir sürü şirketi var Burak.

Hepsinin varisiyim, en büyük varis benim deyip duruyordun.

-Gir birine, çalış. -Vallahi hiç hata yapmamışken...

...babam beni depodan başlatmıştı.

Bu kadar olaydan sonra kesin çay ocağından başlatır.

(Demir) İyi işte, oturup çay yaparsın.

Çaya da karbonat atma ama.

(Muharrem) Neyse, karıştırmayın mevzuyu.

Hadi bunların işi gücü yok beyefendi, sizin mazeretiniz neymiş?

Öğrenebilir miyiz? İşiniz gücünüz var, veteriner kliniğiniz de varmış.

Erken usta.

-Erken. -(Muharrem) Erken? Erken öyle olmaz.

Bak delikanlı...

...ben doğduğumda benim babam 18 yaşındaymış.

Oo, 18 yaşında evli ve çocuklu.

Ben kendimi hiç düşünemedim bir an. Gerçi şimdi de düşünemiyorum da.

Oğlum, illa evlenin demiyorum ki ama bir kendinize sorun...

...ben bu insanla bir ömür geçinebilir miyim diye.

(Muharrem) Ona göre fazla uzatmayın, kızları da oyalamayın.

Çünkü hepsi benim kızım sayılır, hepinizin dalağını alırım.

Sana da söylüyorum.

-Bana niye ya? -Söylüyorum işte.

İbo, bir gelir misin buraya?

Geleyim.

Düğünde halay başı, cenazede gözyaşı!

Hadi ortaya!

Şimdi kına gecesi başladı işte. Hadi!

("Erik Dalı" çalıyor)

"Erik dalı gevrektir"

"Erik dalı gevrektir"

"Amanın basmaya gelmez"

"Haydi, basmaya gelmez"

"Elin kızı naziktir"

"El kızı naziktir"

"Amanın küsmeye gelmez"

"Amanın küsmeye gelmez"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Eller ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

(Demir) Hadi hadi damat bey, hadi.

("Erik Dalı" çalıyor)

"Erik dalı gevrektir"

Demir, hadi oğlum, yabanilik etme.

Usta için toplandık madem, oynayacaksın.

Ben anlamam Vedat.

Aman Demir Bey, biz biliyoruz da mı oynuyoruz canım?

Yalnız ben bilmediğim oyunları oynamam Ferruh Bey.

Hadi Demir, hadi. Bak, şu gençten utan da kalk artık.

Madem usta da kızı senden istemiş...

...böyle verdim gitti demekle bitmiyor bu işler Demir Efendi.

Bir dakika, sen nereden biliyorsun onu ya?

(Geçiş sesi)

-(Firuze ses) Başka isteyeni yok. -Demir'ime bak sen.

(Vedat) Gördün mü bakışı?

Gerçekten çok strese girdi, yazık.

O kadar uzattı ki usta en son düşüp bayılacaktı.

Oğlum, misafir rejimi ne lan?

Ulan ne biçim insansın sen!

Bana bak, tuzlu kahveyi yine sen mi içtin lan?

Vedat, bir git Allah aşkına. Hadi oynuyorlar, hadi.

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

("Erik Dalı" çalıyor)

"Erik dalı gevrektir"

"Erik dalı gevrektir"

"Amanın basmaya gelmez"

"Haydi, basmaya gelmez"

"Elin kızı naziktir"

"El kızı naziktir"

"Amanın küsmeye gelmez"

"Amanın küsmeye gelmez"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Eller ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

"Eller oynasın, eller"

"Diller kaynasın, diller"

"Ne derse, desinler"

"O dilleri yesinler"

Daha yeni ısındık. Hadi oynamaya!

Dur, bir soluklanalım kızım. Dur.

Azmiyeciğim, sen bir dur da kınayı yakalım.

-(Azmiye) Leyla Hanımcığım, şöyle buyurun. -(Leyla) Efendim canım.

Bak, kınayı uzun süre evli ve çok mutlu olan kadınlar yakar normalde.

Ama bizim aramızda öyle biri yok.

Yani o yüzden de ben...

...çok âşık olan birinin yakmasını düşündüm.

Sen o kınayı kar ki...

...kardeşim de senin kadar mutlu olsun.

-Olur mu? -Olur.

Tabii. Yani becerebilirsem.

Becerirsin. Ben şimdi sana öğreteceğim.

-Böyle mi? -Tamam tamam.

Çevir.

"Yüksek yüksek tepelere"

"Ev kurmasınlar"

"Aşrı aşrı memlekete"

"Kız vermesinler"

"Annesinin bir tanesini"

"Hor görmesinler"

"Uçanda kuşlara malum olsun"

"Ben annemi özledim"

"Hem annemi hem babamı"

"Ben köyümü özledim"

"Annesinin bir tanesini"

"Hor görmesinler"

"Uçanda kuşlara malum olsun"

"Ben annemi özledim"

"Hem annemi hem babamı"

"Ben köyümü özledim"

(Leyla gülüyor)

Gülüyor. Allah Allah.

(Gülüyor)

Kız, ağlayasın diye o kadar uğraştık, insan gözyaşı döker bir.

Aa! Niye ağlayayım ki? Zorla gitmiyorum ki.

(Azmiye) O da doğru.

Sen ağlama. Hiç ağlama. Sen hep gül, hep sev.

Bak, onun için senin kınanı da Selin yakacak.

Ay, ay, ne güzel olacak!

Zaten beni Demir Bey oğlumdan istemişlerdi.

Şimdi de kınayı yakmak Selinciğime düşer, değil mi?

Hadi o zaman.

Aa! Gelin avucunu açmıyor.

Aa! Açarım kızım ben, açarım.

Yok Leyla teyze, açma. Dur bir dakika.

(Leyla) Kınayı nasıl yakacaksın evladım?

Açar o, açar. Oyuna gerek yok.

Gelin avucunu açmıyor. Hu hu!

Aa! İzin versen açacağım kızım.

Selinciğim, bıraksana kadının elini. Ne yapıyorsun?

Selin, bir ipucu versene. Kilitlendik kaldık burada herkes.

İpucu. Tamam, anladım. Bu, gelinin kaynanasınaydı, kaynanasına!

Muharrem Usta söyledi ya, kadıncağız rahmetli olmuş.

(Selin) Onu demiyorum Azmiyeciğim, öbür kaynanası nerede?

Yahu bu oğlan tarafı uyuyor mu? Neredeler?

Ayol bu bizi diyor.

-Anladım. -Anladım.

Ah, nihayet.

Aman, bunların bir şeyden anladığı yok.

Kaynanalık görevi bana düştü.

(Gülüyorlar)

Ver, ver, ver.

(Selin)Hah! Bak nasıl da açtı avucunu.

Aa!

Eline niye altın koydun?

Gideceği evde bereket olsun diye Eylül Hanımcığım.

Kızım, sen nereden biliyorsun bu kadar şeyi?

Araştırdık da geldik kızım.

(Selin) Sıra kimde?

(Azmiye) Bana yakın bari.

-Dur kız, ben varım. -Ay, Firuze Hanım, hadi sen gir.

(Merve) Sen gülleri getir, gülleri.

(Azmiye) Ay, güller!

(Vedat) İyi pişmiş mi?

(Ferruh) Nefis.

Öğrendin ha sonunda bu işi.

(Vedat) Yok ya!

(Telefon çalıyor)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Sevgilim, iyi geceler. Nasıl gidiyor bekârlığa veda partiniz?

Güzel. Güzel.

Yaramaz bir şeyler yapmıyorsunuz, değil mi?

Bak, Leyla teyze yanımda, direkt öterim.

Yok hayatım. Vedat mangalı yaktı. Öyle muhabbet sohbet.

Oynamıyor musunuz hiç?

Gerçi sen biliyorsundur, yatılı okulda öğretmişlerdir sana.

Bak, bana doğruyu söyle, ustamla böyle karşılıklı gerdan kırdınız mı?

Oyun havasında gerdan kırılmaz yalnız.

Allah Allah.

Vallahi hiç oynamadınız mı?

İnanmıyorum.

Azmiye yüzünden biz bir dakika oturamadık, biliyor musun?

Yani ustalar kalkıp oynadı da ben pek katılmadım.

Bu arada bizim işimiz bitti gibi. Sen oradan ne zaman çıkarsın?

Kınaları yaktım. Görev tamam. Biraz daha kalır, çıkarız herhâlde.

İyi. Tamam. Haber ver bana. Ben gelip alırım seni.

İyi. Tamam. Hadi görüşürüz. Öptüm.

(Oyun havası çalıyor)

Aa!

Sen şuna bak! Bir de bana az oynadım diyor.

Hâllere bak.

Asıl serseri sensin.

(Oyun havası çalıyor)

Kızlar, size ne kadar teşekkür etsem azdır.

Biliyor musunuz, çok mutlu ettiniz beni bu gece.

Benim de o kadar içime sindi ki hepinize çok teşekkür ederim.

Biz de sizin kınanıza, düğününüze gelmek isteriz.

-İnşallah, inşallah. -Ay, inşallah!

Siz de inşallah desenize kız.

Şimdi olmasa bile ilerisi için koyun cebinize. Aa!

(Hep bir ağızdan) İnşallah.

(Gülüyorlar)

Hadi ne duruyorsunuz? Oynamaya.

Çik çiki, çik çiki...

Hadi Azmiye.

-Hadi. -İbo mesaj atmış.

-Bekârlığa vedadan video atmış. -Hani nerede?

(Oyun havası çalıyor)

-Aa! -Aa!

(Merve) Yok artık!

Demir Bey'e bak!

(Gülüyorlar)

Hepsi oynuyor.

Kız, bunlar bizden çok oynamış.

Oh!

Yarın büyük gün.

(Nefes veriyor)

Evet, yarın büyük gün.

(Gülüyorlar)

(Gülüyorlar)

-Demir. -Selin.

Sen bana bir şey mi söyleyeceksin?

-Yarın mı? -Yarın mı?

Ha, şimdi mi? Yok.

Yok, bir şey söylemeyeceğim.

Sen bana bir şey mi söyleyeceksin?

-Yarın mı? -Yarın?

Yok, söylemeyeceğim.

Söyleyecek olsam zamanı gelince söylerim.

Tabii, tabii ki.

-Demir. -Hı?

Ben bir su alacağım.

Tabii. Ben de laptopu alacağım. Bir işim var çünkü orada.

(Müzik)

(Su dolduruyor)

-İyi geceler. -İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik)

Evde kimse yok, değil mi?

Yok kimse. Tamam, merak etme.

Hah. Tamam. İyi. Güzel.

Her şey tamam? Her şeyi hallettiniz?

Bendekiler tamam. Sabah alıp geldim.

-Güzel. -Bendekiler de tamam.

Harika. Şahane.

Ne zaman olacak peki?

Ne zaman olacak...

Şey, Leyla Hanım ile Muharrem Usta'nın kutlamasını bir yapalım da.

Siz benden haber bekleyin.

Tamam, sakin ol. Her şey çok güzel geçecek.

İnşallah.

Bak, o Karamuk'a hiç güvenmiyorum. Duracak dedin ama...

-Duracak abi, duracak. -İnşallah.

Selin, tamam mı her şey? Hazır mısın?

Hazırım galiba. Ama elim ayağım karışacakmış gibi.

Yani nikâh sırasında çok heyecanlandım.

Gören de ben evleniyorum sanır.

O da olur arkadaşım.

Aman be Merve, sen de dur, karıştırma.

Yok, yok, sen ona bakma. Selin, her şey çok güzel olacak.

-Sakin, sakin, tamam mı? Heyecanlanmadan. -Tamam.

Gülümseyerek ama çok da büyütmeden.

Aa! Sürprizimi Demir'den önce kimsenin bulmaması lazım.

-O yüzden Mösyö Tosbağa'yı saklamalıyız. -Ben hallettim o işi.

Oh!

Hoş geldiniz.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Yardım lazım mı?

Yok. Tamam gibi her şey. Hatta ben son kez etrafı kolaçan edeyim.

-Hediyeleri nereye bırakıyoruz? -Şu tarafta.

(Ayda) Buraya bırakabilirsiniz.

Selam.

Vallahi bu son gelişimiz evinize. O da Muharrem Usta'nın hatırına.

Söz veriyorum.

Bir daha eskisi gibi arkadaş olamayız.

Ama medeni davranabiliriz.

Demir'le nasılsınız peki?

İyiyiz.

Siz?

Biz...

...iyiyiz.

Yani bakalım, göreceğiz.

(Korna çalıyor)

(Korna çalıyor)

-Şöyle duvağını düzelteyim. -Oldu mu?

Ay!

Mükemmel olmuş Leyla Hanımcığım.

Teşekkür ederim.

Firuze bak, görüyor musun, anneciğimin gelinliği duvağım oldu.

Anneciğim yanı başımızdaymış gibi, değil mi?

Evet.

Sakın! Ağlamak falan yok. Makyajınız falan akar maazallah.

Tutun kendinizi canım. Dayanın azıcık canım. Aa!

Tamam, tamam.

Leyla Hanımcığım, hazır mısınız?

Hazırım efendim. Ama öyle heyecanlıyım ki...

...yani düşecek gibiyim.

Heyecanlanmayın efendim.

Düşecek gibi olursanız da bırakın, ben sizi tutarım.

Hadi gidelim.

Durun, durun. Biz şahitler olarak önden gidelim...

...siz bizi takip edin. Gelinle damat en son girer içeri.

(Firuze boğazını temizledi)

(İç çekiyor)

Hadi gidelim.

(Müzik)

(Konuşmalar duyulmuyor)

Geliyorlar, geliyorlar!

Hu hu!

(Azmiye) Ferruh Bey.

(Alkışlıyorlar)

(Klasik müzik çalıyor)

(Tezahürat ediyorlar)

(Konfetiler patlıyor)

(Klasik müzik çalıyor...)

(...)

("Yıldızların Altında" çalıyor)

"Benim gönlüm sarhoştur"

"Yıldızların altında"

"Sevişmek ah ne hoştur"

"Yıldızların altında"

"Benim gönlüm sarhoştur"

"Yıldızların altında"

"Sevişmek ah ne hoştur"

"Yıldızların altında"

"Yanmam gönül yansa da"

"Ecel beni alsa da"

"Gözlerim kapansa da"

"Yıldızların altında"

"Yanmam gönül yansa da"

"Ecel beni alsa da"

"Gözlerim kapansa da"

"Yıldızların altında"

"Yanmam gönül yansa da"

"Ecel beni alsa da"

"Gözlerim kapansa da"

"Yıldızların altında"

"Yanmam gönül yansa da"

"Ecel beni alsa da"

"Gözlerim kapansa da"

"Yıldızların altında"

Teşekkürler, teşekkürler.

(Muharrem) Arkadaşlar, hepinize tek tek teşekkür ediyoruz.

Her ne yaşanırsa yaşansın, sizler hepiniz...

...bir insanın bu hayatta sahip olabileceği en iyi dostlarsınız.

Bize yaşattığınız bu iki güzel gün için de teşekkür ederiz.

Hepiniz dilerim ki bizim kadar mutlu olursunuz.

Ay!

Hadi bakalım efendim, buyurun. Buyurun efendim.

Hadi bakalım. Hop!

(Alkışlıyorlar)

Ayda, Selin'e bak. Şimdiden sürprizin heyecanı sardı onu.

-Nasıl ya? -Selin'in sürprizden haberi var mı?

Ne sürprizi? Ben sürpriz falan demedim ki yani.

Sürpriz derken buradaki kutlamadan bahsediyorum.

Niye ki? Siz ne anladınız? Haberi var mı derken, o ne demek?

Hiç, hiç. Yani öylesine.

Hiç. Tabii. Biz de yani bu kutlamadan bahsediyorduk.

-Dekorasyon, süsler falan, çok güzel oldu. -Aynen.

Ben o pastayı alayım.

Pasta yerken çünkü ağzım dolu olur, konuşamam, iyi olur.

Onu böyle ye artık.

(Müzik)

-(Burak) Muharrem Usta. -Burakcığım.

-Bize müsaade. -Ayaklarınıza sağlık.

-Hayırlı olsun. -Sağ olasın.

Allah mesut etsin.

Âmin. Teşekkür ederiz. Ayağınıza sağlık.

Kına gecesi, bu nikâh, çok güzeldi hepsi.

Hiç unutmayacağım.

Teşekkür ederiz. Darısı başınıza artık.

(Muharrem) Hadi bakalım.

-İyi ki geldiniz. -Teşekkür ederiz.

Azmiye Hanım, elinize dikkat edin. Bıçak çok keskin.

Gör bak, Selin'in peşinde dolaşmayı bırakınca...

...ne güzel bir kız bulmuş. Olmayacak işlerin peşine düşmeyeceksin.

Ee...

-Selin. -Demir.

(Merve) Selin!

(İbo) Demir.

-Çok affedersin. -Pardon. Benim de...

Tabii, tabii.

Mösyö Tosbağa yok.

Ne demek yok?

Merve, ben hallettim dedin ya, ne demek yok?

Ne bileyim canım. Saksı mı bu? Koydum bir yere, yürümüş gitmiş.

Merve, ne olur hemen, hemen bulun şunu.

Ne oluyorsunuz be, ne bu telaş?

-Mösyö Tosbağa yok. -Ne?

Hemen bulmamız lazım. Ne olur, bulun. Bakın, sürprizim bozulacak.

Tamam, tamam, sen sakin ol. Biz şimdi buluruz.

Öff!

Yürü.

-Ne oluyor İbo? -Abi, Karamuk yok.

Karamuk yok mu?

Hadi o, Karamuk...

...İbo, sen bana demedin mi ben hayvanın yemeğini verdim...

...hayatta bir yere gitmez diye? -Evet abi, normalde gitmezdi ama...

...başka bir köpeğin peşine takıldı herhâlde.

Boynunda benim sürprizimle! Çok güzel.

-Ben hemen mahalleye bir bakayım ha? -Fırla, fırla.

-İbo, her yere bak, her yere. -Tamam, tamam.

Çok güzel. Bir sürpriz yapacağız, hayvanın gideceği tuttu.

Ama hata bende. Karamuk doğru isim mi? Değil.

Sakız var, Mösyö Tosbağa var. Neden Karamuk, neden?

Sakız, Mösyö Tosbağa'yı gördün mü? Cevap ver.

-Ne oluyor kız? -Merve tosbağayı kaybetti.

Kız, nasıl kaybettiniz tosbağayı? Hayvan hızlı da gidemiyor.

Şuralara baktınız mı?

(Telefon çalıyor)

İbo, buldum de.

(İbo ses) Buldum abi. Geliyoruz. Başla sen.

Tamam.

Selin, seninle biraz konuşabilir miyiz?

Tabii. Konuşalım.

Gelsene.

(Azmiye) Tosbağa!

(Azmiye) Tosbağa!

(Merve) Mösyö!

-Sevgilim... -Efendim?

Bu ev sonunda bir nikâh kutlamasına da ev sahipliği yaptı.

Hiç böyle bir şeyi hayal etmiş miydin?

Evet.

-Aklında vardı yani böyle bir şey? -Evet, tabii.

Peki o zaman, Selin...

...o hayalinin...

(Karamuk havlıyor)

(Duygusal müzik)

...bütün hayallerinin, hepsinin gerçek olmasını istiyorum Selin.

Aa!

Benimle en büyük hayalimi gerçekleştirir misin Demir?

-Demir, benimle-- -Selin, bir dakika sevgilim.

Önce benim sormama bir izin ver. Selin, benimle--

Bir saniye. Ne olur.

Selin, bu ne?

(Selin) Bu ne?

(Duygusal müzik)

Selin, bu...

Benimle olur musun sonsuza kadar?

Nereye gidersem gideyim, benimle gelir misin Peter Pan?

-Yanımda olur musun? -Sonsuza kadar, Wendy.

Evet.

Bir dakika. Buradan başlayalım mı o zaman?

Demir!

Hindistan!

Biliyor muydun sana bunu teklif edeceğimi?

Hayır. Ama sana bu yüzüğü vereceğimi biliyordum.

Dünyanın neresinde evlenmek istersin?

Yola çıkalım. Gidelim. Yolda karar veririz.

O zaman önce... Affedersin.

Bunu takmama izin verir misin?

(Konfetiler patlıyor)

(Alkışlıyorlar)

(Sevinç çığlıkları)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Kuşlar ötüyor)

Off! Demir, evimiz çok güzel, değil mi?

Yalnız şimdiden özleyeceksen eğer...

Ama ne yapayım, ben ilk defa yollara düşüyorum.

Merve burada kalacak. Vedat bahçeyle ilgilenecek...

...İbo da çocuklarla. Neden biliyor musun? -Neden?

Sen sadece beni düşün diye, benimle ilgilen diye.

O yüzden kaçırıyorum ya seni zaten.

Yalnız beni değil, uçağı kaçıracaksın.

Hadi gidelim.

Görüşürüz Sakız.

Hoşça kal Mösyö Tosbağa.

Ama ne yapayım, yani Çiçi'yle bir konuşma yapmam gerekti.

(Selin) Çünkü biz ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kalacağız.

(Demir) Saçlarımı yapmam vakit aldı demiyor da.

(Selin) Bravo Demir Erendil. Aferin sana.

(Selin) Senin gibi on dakikada toplanamıyoruz, ne yapalım.

(Demir) Dağınıksın çünkü.

(Selin) Demir!

(Demir) Tamam, sustum.

(Selin) Ay, çok gıcıksın.

(Selin) Ama seni çok seviyorum.

(Demir) Sen de fena hâlde serserisin...

...ama ben de seni çok seviyorum.

(Selin) Ya!

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.