All language subtitles for Secret Admirer bolum 13

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(Kapı vuruluyor)

Detayları siz de herkesle birlikte öğreneceksiniz Selin Hanım.

Onun için gelmedim.

(Duygusal müzik)

-Bu ne? -İlanıaşk mektubum.

-Selin Hanım, siz ne yapmaya-- -Açar mısın lütfen?

Şu anda şirketteyiz Selin Hanım. Bunun yeri şirket değil, ev.

Hatta şu durumda ev bile çok yersiz.

Açar mısın Demir? Lütfen.

(Duygusal müzik)

(Selin dış ses) "Artemim Yönetim Kuruluna.

Artemim İç Mimarlık şirketinde...

...25 Ekim 2014, 06 Eylül 2019 tarihleri arasında çalışmış bulunmaktayım.

Söz konusu çalışma sürem içerisinde doğan...

...tüm kanuni ve akdi haklarımı aldım. İş yerinden şahsi gerekçelerimle...

...ve kendi isteğimle, herhangi bir baskı olmadan...

...06 Eylül 2019 tarihinde ayrılmak istiyorum.

Gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla, Selin Sever."

İstifa mı ediyorsun?

Patronun aşk yasağı var.

Ve ben patronuma âşık oldum.

Yapacak bir şey yok.

(Duygusal müzik...)

(...)

Her seferinde yalan söyleyen birine nasıl güvenecek patronun?

Bir daha sana asla yalan söylemeyeceğim.

Senin için yalan söylerim belki ama sana asla yalan söylemeyeceğim.

Şimdi inanmasan da zamanla göreceksin.

Kendin anlayacaksın. Yeniden güveneceksin.

Hiç kolay olmayacak.

Biliyorum.

Sana bir daha nasıl güveneceğim bilmiyorum Selin.

Ama o güne kadar sana bir daha asla dokunmayacağım.

Biliyorum.

-Bu çok uzun sürebilir. -Beklerim.

Bir daha söylediğim her şeyden şüphe edeceğini biliyorum.

Bir daha bana yaklaşmak istemeyeceğini de biliyorum.

Olsun. Önemli değil.

İstersen evi ikiye böl. İstediğin kadar kural koy.

Ama işten gitsem bile evden gitmeyeceğim.

Senden gitmeyeceğim.

Ne kadar zaman alacaksa alsın.

Sen beni yeniden tanıyana kadar asla vazgeçmeyeceğim.

(Müzik)

Çok zor bir gün geçiyorum Selin.

Ve kalbini kırmak istemiyorum.

Bunları başka bir zaman konuşalım, lütfen.

Kırabilirsin Demir. Yeter ki sen kır.

Ben senin tarafından kırılmaktan korkmuyorum artık.

Öyle mi?

Kâbuslar görüp, ağlayarak uyanan sen değil miydin?

Evet.

Alara'yla Paris'e gittiğin için kırıldım.

Kâbus gördüm.

Geçti ama.

-Geçiyor işte, sevince-- -Geçmiyor Selin!

Kalıyor.

Kaya gibi oturuyor insanın kalbine.

Seni uyarmıştım.

Yalanlarının sonuçları olur demiştim.

Ama yalanlarına bir de oyunlar eklendi.

'Operation' Çita, canavar müşteri, hepsini yaptım.

Hayatımdan git istedim, çık istedim.

Ama sonra seni tanıdıkça, sana güvendikçe ben sana âşık oldum.

Ve hepsini bitirdim.

(Müzik)

Selin, Demir Bey'in odasına yine niye girdi?

Bu sefer de ağlarsa vallahi ben artık dayanamam.

Ağzından yel alsın Azmiye.

Kız çok âşık, vallahi kaldıramaz.

Merve ya!

Aa!

Sen kime kaş göz yapıyorsun kız?

Ben haftalardır her şeyin farkındayım.

Benden mi saklamaya çalışıyorsunuz?

Nasıl ya?

Selin'in Demir Bey'i sevdiğini biliyor muydun?

-Niye söylemedin bize Azmiye? -Ben size dedim.

Burak'la Selin olmaz dedim. Suyu bulandırmayın, su ışıl ışıl dedim.

Ama siz buldumcuk olmuşsunuz.

Ne gözleriniz görüyor ne kulaklarınız duyuyor.

Neyse ki cürmünüz kadar yer yaktınız sadece.

-Azmiye. -Ne?

Keşke öyle olsaydı.

(Müzik)

Ben her şeyi Demir Bey'e yumurtladım.

'Operation' Çita'yı, canavar müşteriyi, ben hepsini öttüm Azmiye.

Senin ağzın büzüşsün e mi Merve!

Senin de aklına şaşayım. Gidin, gözüm görmesin sizi!

Terasa mı çıkıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın...

...gözükmeyin gözüme! Terbiyesizler!

-Sonra yardım edecek misin? -Bak hâlâ konuşuyor!

Yıkılın karşımdan. Aşk katilleri!

Ah, kızım Azmiye...

...bu sefer işin çok zor.

Her türlü yardıma ihtiyacın olacak.

(Hareketli müzik)

Demir...

...bir şey söylemeyecek misin?

(Demir boğazını temizledi)

İstifanızı değerlendireceğim.

-Diğer konuları evde konuşuruz. -Tamam. Konuşalım.

Yeter ki konuşalım.

Ben masamı toplamaya gidiyorum o zaman, akşam da herkesle vedalaşıp çıkarım.

Kabul ettim demedim.

İstifamı kabul etmiyor musun?

İşleme koysam bile ihbar süresi var.

Sizin kıdeminizde bir çalışan istifasını verdiğinde...

...en az sekiz hafta çalışmadan şirketten ayrılamaz.

-Demir, yapma bunu, lütfen. -Ben bir şey yapmıyorum.

İş kanunu böyle ama kontrol ederiz tabii.

Eğer bir değişiklik yapıldıysa, ona göre sürenizi tamamlarsınız.

Aşk kanunundan kaçarken iş kanununa takıldım.

Bu bir şaka, değil mi?

(Selin) Uff!

Tamam, haklısın. Biliyorum.

Ama aramızda kocaman bir tane "aşk yasak" tabelası dururken...

...ben burada duramam.

Demir, bana soğuk davranmana dayanamam, lütfen.

Madde 17, herkes için geçerli.

Kusura bakmayın ama size ayrıcalık tanıyamam.

Tamam.

Peki.

(Hareketli müzik)

Buldum.

Buldum.

Demir, beni işten atsana. Ne olur.

Hem tazminatımı da alırım. Biliyorsun, benim ev kredim var.

İş ararken onu da geciktirmemiş olurum.

Ne olur Demir, lütfen. Beni işten atsana, lütfen.

-Olmaz. -Niye?

Bir sürü nedenin var zaten, ben bir sürü hata yaptım.

Yıldırım Bey'in işlerini karıştırdım, zor toparladın.

İki tane çalışanının şirket kurallarını ihlal ettiğini bile bile...

...onlara yardım ve yataklık ettim. -Hatalarınızın gayet farkındayım.

Yetseydi şimdiye kadar çoktan atmış olurdum zaten.

Evet Selin Hanım, lütfen buyurun, dışarı çıkın.

Uf, Demir! Çok inatçısın.

Beni işten atmak için mutlaka bir sebebin vardır.

Patronuma âşık oldum.

-O sizin sorununuz. -Tamam.

Ben çok sorunlu bir çalışanım. Hadi beni işten at da kurtulalım.

-Hayır dedim. -Atacaksın.

-Atmayacağım Selin. -Söyle.

Selin, seni işten atıyorum de.

Selin...

...seni işten atmayacağım.

Şu an bir kriz hâlindeyiz ve herkesin burada olması lazım.

Selin...

...tamam, istifanı kabul ediyorum. -Gerçekten mi?

Kabul ediyor musun?

-Aşk ilanımı kabul ediyor musun? -İstifanı Selin.

Resmi süreni tamamlar, çıkarsın.

Bu arada benimle olan mesafeni de koru lütfen.

Ayrıca...

...işten atılmak için...

...öyle saçma sapan şeyler yapmaya da çalışma sakın.

(Hareketli müzik)

Demir...

...yanağında ruj kalmış. -Tamam.

Of Selin ya! Off!

Ne zaman bilir, ne mekân.

(Hareketli müzik)

Sınav ya! Resmen sınav.

(Merve) Biz zaten butik bir firmayız.

Niye bölünüyoruz ki ben hiç anlamadım.

Küçülmek için değil, büyümek için Merveciğim.

İki ayrı uzmanlık, ayrı yönetim.

O zaman bir tarafın taşınması gerekecek.

İç mimarlık mı burada kalacak yoksa yapı kısmı mı?

Arkadaşlar, Demir'le aynı fikirde olmaktan nefret ediyorum ama...

...doğru söylüyor.

Bunların hesaplamalarını çok ince bir şekilde yapmamız lazım.

Tamam, anlıyorum. Konuşmanız gerek ama...

...şimdi yapı ve iç mimarlık olarak bölüneceksek...

...ben mühendis olduğum için Demir Bey'in tarafında olacağım.

Selin de iç mimar olduğu için senin tarafında, öyle mi?

Muhtemelen. Selin benim tarafımda olacak, orası net.

Ama senin için konuşacağız.

Yani Burakcığım, keşke sen yapı kısmını alsaydın.

Demir Bey de iç mimarlık kısmını.

-Bu karar kesin, net, öyle mi? -Hayırdır Ayda?

Selin'le Demir çalışsın diye mi uğraşıyorsun? Sen de bir âlemsin.

Daha geçen gün kızı bayılttı. Artık ne dediyse.

Arkadaşlar, zaten aynı evde yaşıyorlar. Yeterince uygunsuz bir durum var.

Böylesi Selin için de daha iyi olacak.

Ben ne olacağım peki?

Beni Demir Bey'e bırakmayacaksın değil mi Burak?

Siz bunları düşünmeyin.

İki şirket de koordineli bir şekilde çalışacağı için...

...birbirinizi bol bol göreceksiniz.

Bu daha başlangıç.

Dahası da mı var?

Artemim son durağımız olmayacak.

(Müzik)

(Azmiye) Sinirliyim diyorum, gelme üstüme.

(Azmiye) Tamam, sonra konuşuruz işte.

-Heyheylerim tepemde, kapat-- -Azmiye Hanım...

Tamam tatlım, öpüyorum.

Herkes nerede?

-Kutlama mı yapıyorlar? -Yok Demir Bey, herkes şaşkın.

Bu kutlama yapılacak bir haber mi...

...yoksa başımıza bir şey mi gelecek, anlamadık.

Terasta Burak Bey'i darlıyorlar.

Terasa mı?

Hâlâ burada çalışıyorum.

-İş arkadaşlarımın yanına gideyim bari. -Akşam eve erken gel lütfen.

-Yapacak işlerimiz var. -Yaa... Öyle mi?

Evet Selin Hanım, öyle.

Ofise dönecek misiniz Demir Bey?

Bilmiyorum.

Yıldırım Bey'le görüşmeye gidiyorum. Haber veririm.

(Azmiye) Kolay gelsin Demir Bey. İnşallah çok güzel geçer.

Ama biliyor musunuz, ben size inanıyorum.

Siz her işin üstesinden gelirsiniz.

Teşekkür ederim Azmiye Hanım.

(Hareketli müzik)

Yandı buralar, yandı.

Ayol bir adam bana böyle eve erken gel diyecek...

...bir daha hayatta evden çıkmam. -Azmiye, dur.

Oralar zaten karışık.

Yıldırım Bey'in işleriyle ilgili ne oldu?

Aman ne bileyim ne oldu.

Şirketin bölünmesiyle ilgili falan herhâlde.

İyi, hadi gel terasa çıkalım.

-Patron da yok zaten, konuşuruz. -Konuşalım.

Burakcığım, doğru düzgün tebrik edemedim seni, kusura bakma.

Hayırlı olsun.

-Sana da hayırlı olsun. -Nasıl yani?

İç mimarlık tarafı bende olduğu için sen de benim yanımda olacaksın.

Artık patronun Demir değil, eskisi gibi birlikte olacağız.

Ama ben az önce Demir Bey'in yanındaydım.

Bana böyle bir şey söylemedi.

Şimdi bir şeyler netleşmediği için sana söylememiştir.

Ama senin yerin net, orada bir anlaşalım.

Burak...

...tahmini ne zaman başlarız, bu yenilenme süreçleri ne kadar sürer?

Bilmem ama...

...bir an önce gereken kararları verip sektöre duyurmamız lazım.

Burak Bey, bir şey sorabilir miyim?

Şimdi Artemim Yapı'yla Artemim İç Mimarlık...

...ayrı yapılar oldu ya...

...Demir Bey'in koyduğu kurallar-- -Onun tarafını ilgilendirir.

Benim öyle bir kuralım yok.

Akşam o zaman Happy Pie'da bir kutlama yapalım.

-Bora'ya da sürpriz olur. -Bora'ya sürpriz?

Kocanı dışarıda bırakacağımı düşünmedin herhâlde.

Bora geri dönüyor.

Burak, sen olmasan biz ne yapardık?

O zaman şirketimizin ilk işi olarak...

...Merve Hanım'ın evini yapalım.

Azmiye Hanım, katalogları getirin de güzel bir şeyler seçelim.

Tabii Burak Bey, hemen getiriyorum.

Kumaş örneklerini getirir misin Azmiyeciğim?

Hepsini getiririm tatlım.

Yıldırım Bey...

...ben de tam size geliyordum.

Lütfen bunun bir yanlış anlama olduğunu söyleyin.

İşleriniz sorunsuz ilerliyordu, bunu yapmanızı Alara mı istedi?

Kızınızın kalbini kıran ben değilim Yıldırım Bey.

Doğruyla yanlışı ayırt edecek bir kalp bırakmamışsınız onda.

Ama benim yüzümden gittiğini düşünmek içinizi rahatlatacaksa...

...kendinize yalan söylemeye devam edin.

(Müzik)

Ben de çok beğendim.

Bence sarı olsun.

Off! Hani otel işleri çok acildi.

Demir Bey neden durdurdu bütün çalışmaları?

Yıldırım Bey, Demir Efendi'yle çalışmama kadarı almış.

Kızıyla yaşadığı ilişki yüzünden.

-O ne demek ya? -(Azmiye) Aa!

Demir Bey'in o cadıyla bir ilişkisi yok ki.

Hatta Demir Bey, Yıldırım Bey'in ofisine gidiyor...

...bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek için.

O kadar basit değil. Yönetim kurulu bile biliyor.

-Babama kadar yansımış. -Ha, al işte.

Ee...

Demir Bey demek ki ondan Alara'ya hoşgörülü davranıyordu.

Şirkete zarar vermeden gitsin diye.

Ama Alara giderken bütün gemileri yaktı, ondan...

Kızının duygularıyla oynadığı için...

...kırk takla atarak aldığımız müşteriyi kaçırdı Demir Bey.

Onun yaptığı hataların bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.

Alara'dan kurtulmanın bedeli buysa öderiz Burak.

Öderiz arkadaşım.

Yine batmanın eşiğindeyiz.

Biz bu şirketi daha önce de batmaktan kurtardık Ferruh Bey.

Yine kurtarırız.

Vız gelir, tırıs gider.

(Azmiye) He hey!

-Buyur abi. -Teşekkür ederim.

Ee, nasıl geçti dün?

Selin'le Demir'i nasıl buldun?

Dediğin gibi gerçekten zor bir vaka.

Bakacağız.

Ama şimdi sana konuyla ilgili de çok fazla ayrıntı veremiyorum İbo...

...çünkü danışan terapist gizliliğine uymaz değil mi?

Yok, ben anlat diye söylemedim zaten. İyiler mi, iyi olacaklar mı?

İyi, iyi.

İyi diyelim ama aralarındaki gerilim çok fazla İbo.

Evi yakacak güçte.

Titreşimleri de birbirine uyumlanmış, bu da güzel bir şey.

Ama birbirlerine ayak diremeleri...

...bu etkinin kuvvetini arttırmış. Sanki...

Bunları bilmesem de olur Bünyamin abi.

-Olur. Doğru söylüyorsun. -Değil mi?

O Demir inatçı yalnız. O ne öyle! Keçi.

(Keçi taklidi yapıyor)

Örselenmiş. Güvenmiyor kimselere.

İyice kendini kenara çekiyor. En köşede duruyor.

Ama tutkulu.

Kıskanç, sahipleniyor.

-Selin Hanım'sa bunun-- -Abi...

...bana anlatmasan. -Evet, doğru söylüyorsun.

O evde bir şey var ama...

...o evde bir sıkıntı var, bunu açık açık söyleyeyim.

Garip ve negatif enerjilerle dolu.

Bu negatif enerjinin de kaynağına inmemiz lazım.

Bence eski ev sahipleriyle görüşelim, ne diyorsun?

Olur.

(Geçiş sesi)

-Benimle böyle konuşamazsın. -Neden? Kimsin ki sen?

Daha ne kadar yer kaplayacak bu hayatta? Daha ne kadar sınıf atlayacaksın?

Sosyal bağlantıların yok, çevrende on kişi dışında seni tanıyan yok!

İnanamıyorum sana. Senin derdin ne?

Bu neyin aşağılık kompleksi?

Bu tabiri kullanman çok ilginç.

Benim bağlantılarımla popüler olmuş bir şirkete...

...patronunu avlamaya çalışan sıradan bir çalışansın sen.

(Müzik)

Çok hoşgörü gösterdin Demir, çok.

(Bünyamin) Öncelikle tekrar merhabalar.

-Çok güzel olmuş kahve. -Afiyet olsun.

Durum ortada.

Demir Bey'le Selin Hanım arasındaki en büyük engel...

...nasıl diyelim...

...sizsiniz. -Aa! Biz miyiz?

Bizimle ne alakası var canım?

Şimdi bakın, bu evi alırken yaşadıkları aldatmaca...

...ortak alanlarda güven duygusunun sarsılmasına yol açmış.

Birbirlerine asla güvenmiyorlar.

Hatta her zaman daha kötüsünü bekliyorlar.

Olmaz öyle şey canım! Saçmalamayın.

Biz onları birbirlerine âşık etmek için neler neler yapmadık.

-Her şeyleri yaptık ayol. -Ne gibi?

Benim bir tatlım var, afrodizyak.

Bunu bunlar yedi, tık yok.

(Geçiş sesi) Ama kalanını biz yedik.

-(Bünyamin dış ses) Yapmayın. -(Firuze dış ses) Keşke yemez olaydık.

Yangın var!

Yangın var! (Geçiş sesi)

Emin misiniz? Yani sizi etkilediyse...

Bir dakika. Nezarete düştükleri gece mi o yoksa?

Selin anlatmıştı öyle bir şeyler.

Bak işte, aşka düşecekleri yerde nezarete düşmüşler.

-Her şeyleri ters bunların anam. -Dış etkenlerden dolayı diyorsunuz.

Çok ilginç. Devam edin lütfen siz.

Ah, biz onların evlerine gittik. Elektrikleri kestik.

(Geçiş sesi)

(Firuze dış ses) Kokular sıkıp, mumlu ortamlar hazırladık.

(Firuze dış ses) Selin'e kırmızı elbiseler bile giydirdik.

Yok. Hızlıca dön, hızlıca.

Ayol şöyle bir havalı dön.

-Şöyle havalı havalı dön. -Biz ne yapıyoruz?

(Leyla dış ses) Hatırlıyor musun, kızı döndüre döndüre düşürdün.

(Firuze dış ses) Aşkın ilk kıvılcımları orada çaktı.

(Geçiş sesi) Vallahi sizden korkulur.

Hatta bayağı ürktüm şu an.

İbo, kesme. Çok güzel devam ediyorlar. Lütfen buyurun.

Ayol o da bir şey değil.

Bir akşam Demir Bey evladım bizim evde uyurken başucuna gittik...

...Firuze onun beynine beynine telkinleri bir bir verdi.

(Geçiş sesi)

Hadi. Fıslat odaya Selin'in kokusunu.

Selin'in saçları ipek gibi.

Selin'in teni mermer gibi.

(Müzik)

Selin'in boynu kuğu gibi.

(Geçiş sesi)

Zihninin en zayıf anı.

Demir Bey'in bilinçaltına Selin Hanım'ı ekmişsiniz, şahane.

Şahane.

Özetle doktorcuğum, biz bu aşkın engeli değil, mimarıyız, mimarı.

Doktor Bey, siz de bir şeyler yapın da...

...bu çocuklar birbirinden ayrılmasın.

Bakacağız.

Zor olacak ama söyleyeyim.

(Müzik)

(Selin) Sakız.

Özledin mi beni? Çok mu özledin?

Evet, özledi. Hasretinden öldü bitti hayvan.

Daha bu sabah gördü seni.

Hayret bir şey.

(Selin) Aşkım. Aşkım benim, aşkım. Gel buraya.

Bir insan keçisine niye aşkım der ki? Keçim de, Sakız'ım de.

Beyazım de. Laf mı yok yani?

Şunun güzelliğine bak. Güzel kızım benim.

Ne yapıyorsun? Sakın bu bahçedeki yapraklardan yeme, tamam mı?

Hastalanırsın. Önüne konulanlardan ye, tamam mı?

Mösyö Tosbağa, sen ne yapıyorsun?

Ne var ne yok?

Demir sana domates mi verdi? Aferin, iyi yapmış.

Bakayım sana, ne yapıyorsun?

Şu güzelliğe bak. Her yerin pislik olmuş be.

Her yerin domates olmuş. Gel öpeyim.

Ye, afiyet olsun.

Karamuk, ne yapıyorsun? Gel bakayım.

Ah, size hiç kıyamıyor değil mi? Ama bana nasıl kıyıyor?

Gıcık. Gıcık Demir.

Koş. Koş.

Gel, gel, koş.

(Selin ıslık çalıyor)

(Müzik...)

(...)

-Kolay gelsin. -Hı hı.

-Ne pişiriyorsun? -Akşam yemeği Selin.

-Bana da var mı? -Fazladan yaptım, istersen alırsın.

(Müzik)

Bugün Merve'yle Bora'nın evine eşya seçtik.

İkisi için çok tatlı bir ev olacak. Çok güzel 2+1 bir ev.

Hayırlı olsun.

Manzarası da çok güzel. Tavandan yere kadar cam var.

Belki halıları değiştirebiliriz.

Bir de mutfakla salonu birbirine katmayı düşündük.

Duvarlar bana biraz boş geldi yalnız.

Boyayla mı yoksa aydınlatmayla mı çözsek bilemedim.

Sen ne diyorsun, hangisi mantıklı olur?

Müsaade edersen yemek yapmaya çalışıyorum Selin.

Şu ortak alanların kullanım saatlerini de ayarlayalım artık.

Bu böyle olmayacak.

-Ortak alanlar mı? -Evet, ortak alanlar.

Peki, her şeyi ayırıyoruz yani.

-Her şeyi. -Saatleri bile mi?

Evet, saatleri bile.

Tamam o zaman. O kaşığı alabilir miyim?

Zira o benim. Ha bu arada o yemek pişirdiğin tencere de benim.

Aa, tesadüfe bak, ocak da benim.

Tamam, neyse, tencereyle ocağı seninle paylaşıyorum, kıyamadım.

Ama kaşık özel, onu alacağım.

Nesi özelmiş kaşığın?

Şimşir bu. Ta memleketten getirdim.

Sonra sen kendine özel tasarım Red Dot ödüllüsünü alırsın.

Saçmalıyorsun Selin. Her şeyi zora koşmakta üstüne yok.

Çorbayı koyacağım, versene.

Cezveyle koy Demir. Aa, aklıma ne geldi.

Senin cezven de yok.

-Selin. -Ha?

Şunu verecek misin yoksa zorla mı alayım?

Selin, nere...

Selin! Şunu... Çorbayı koyacağım diyorum.

-Tamam, uzatmayacağım, al. -Ver.

-Aa! -Selin!

Niye kovalıyorsun bir kaşık için? Hani benden uzak duracaktın.

Ne yapacaksın?

(Müzik)

-Demir, ne yapıyorsun? -Bir şey yapmıyorum.

Gördüğün gibi, duruyorum sadece.

(Müzik)

O kaşığı verecek misin yoksa vermeyecek misin?

Vermeyeceğim.

Peki.

(Müzik)

(Hareketli müzik)

(Tepsiyi sertçe koydu)

(Boğazını temizledi)

(Çay karıştırıyor)

Bu iki akılsız arkadaş, ki arkadaş demeye de bin şahit lazım...

...bütün aymazlıklarıyla hep karşı taraf için çalıştılar bugüne kadar.

-Hainler. -Vah vah.

Ayıp oluyor ama.

Tamam, bilemedik. Kötü kararlar verdik.

Aynı evde oturduklarını kimse duymasın diye, herkesten saklayacağız diye...

...imanımız gevredi bizim de. -(Ayda) Evet.

Başka şeyleri gözden kaçırmışız.

Çok pardon.

Demir Bey geldiğinden beri bu kız ağlıyor, soruyoruz, anlatmıyor.

Neyin var diyoruz, cevap vermiyor, telefonlarımızı açmıyor.

Evet, yüz kere sorduk.

Demir Bey deseniz Selin'e bir afta tafra.

Alara'ya taviz vermeler, böyle yakınlıklar.

Yani arkadaşımı, ona böyle davranan birine karşı ben cesaretlendiremezdim...

...kimse kusura bakmasın. -Sen sus boncuk.

En kabahatlisi sensin. Demir Bey'e bütün sırları açık eden bu.

Ağzımı açtırma şimdi benim.

Canım işte şimdi telafi etmeye gelmişler. Öyle değil mi?

-Evet. -Evet.

Yani Demir Bey'le Selin'i yeniden bir araya getireceğiz.

Ki aşklarına kaldıkları yerden devam edebilsinler.

Demir Bey, Selin'i gerçekten seviyorsa, Selin de onunla mutlu olacaksa...

...ben kanımın son damlasına kadar her şeye varım.

Ben de varım.

Pekâlâ.

Tamam. Aklınız başınıza geldiyse bize katılabilirsiniz.

Hah şöyle. Anlaştık işte ne güzel, bakın.

Güzel.

Şimdi fikirleri alalım.

Demir, Selin'i nasıl affeder?

(Kapı zili çaldı)

(Kapı açıldı)

(Selin) Teşekkürler, iyi akşamlar.

(Selin) Oh be, çok acıktım. Mm!

Cık cık cık...

Böyle sağlıksız beslenip de nasıl şu hâlde kalabiliyorsun acaba?

Hangi hâlde?

Bu ölçülerde.

Sen benim ölçülerime mi dikkat ediyorsun?

(Selin) Bana bakarken ölçüp biçiyor musun?

Valla çok dikkatlisin, hiç çaktırmıyorsun.

Bana böyle bakarken hiç fark etmemiştim.

Yemeğini ye Selin.

Gerçi herhangi bir besin değeri alamayacaksın yine.

Bari şu salatadan biraz koy yanına.

Ben evde neyine karışıyorum Selin? (Taklidini yapıyor)

(İç çekti)

Oo. Üf!

Bir şey diyeyim mi, inanılmaz.

-Hayatımda daha lezzetli bir-- -Sallama şunu, çorbamın içine girerse...

...hakikaten kavga çıkartırım. Selin!

Tadına bak bari.

Bir erkek bir kadını nasıl affeder?

Çok seviyorsa.

Bir daha yalan söylemeyeceğine inanırsa.

Hah.

Durun, ben buldum galiba. Kadın ya da erkek...

...bir insan eğer sevdiğini kaybetmekten korkuyorsa...

...her şeyini affeder. -Hah.

Doğru.

Ama bizim kız hep Demir Bey'in yanında.

Yani evde yanında, işte yanında, nasıl olsa yanında...

...yani nasıl kaybedecek, ne ara kaybedecek?

Peki, birisi gözünün önünden...

...çekip alırsa Selin'i? -Hah!

Selamlar.

(Gülüyorlar)

Bora yok mu?

Gelir birazdan. Biz de siz gelmeden kadın kadına kaynatıyorduk biraz.

Hadi Leyla, biz bir şeyler hazırlayalım.

-Selin nerede? -Evde o, işleri varmış.

-Demir'in yanında yani? -Evet.

-Merhaba arkadaşlar. -Selam herkese.

-(Bora) Ne haber karıcığım? -İyiyim kocacığım, senden?

-Aydacığım. -Hoş geldin.

-(Bora) Hoş buldum. -Ne haber?

(Ayda) Geçsene.

Ee, nasıl geçti gününüz bakalım?

Normaldi. Şirketi ikiye böldük, ben Artemim İç Mimarlık tarafını aldım.

Sen de işe dönüyorsun.

(Gülüyorlar)

-Aa. -Evet.

(Bora) Abi, harika bir haber bu.

Abi, senin adına çok sevindim.

Nasıl? Kendi adına niye sevinmiyorsun?

Bora, sıkıntılı dönem bitti, iş aramana gerek yok.

Geri dönüyorsun.

Abi, çok sağ ol, eksik olma da...

...ben bugün bizimkilerle konuştum.

Abimin işlerinde yine sorun varmış, her zamanki gibi.

İşten ayrıldığımı da öğrenmiş bulundular ya...

...şimdi bir süreliğine Antalya'ya onlara yardım etmeye gitmem gerekiyor.

Efendim?

Yani bir süreliğine derken ne kadar bir süreliğine Boracığım?

Aşkım, çok özür dilerim, bir süreliğine işte, bilmiyorum.

(Müzik)

Hadi Selin, gel otur da şu saatleri belirleyelim.

Gerçekten gerekli mi bu? Beni bu kadar mı görmek istemiyorsun?

En başta yapmalıydık bunu.

Aynı evde yaşıyoruz diye sürekli karşılaşmamız gerekmez.

Bünyamin Bey'in de dediği gibi, hayatlarımız fazla birbirine karıştı.

Şimdi de ayırıyoruz işte, hadi gel.

İyi. Tamam. Ayıralım o zaman.

Senin için bu kadar önemliyse istediğin kuralı koymana izin veriyorum.

Çok naziksin, teşekkür ederim.

Tamam, başla.

Mutfak kullanımı. Sabah erken uyanıyorum.

O yüzden saat altı, yedi arası mutfak benim.

-Sonrasında sen kullanabilirsin. -İyi, başka?

Akşam yemeğini yedi buçukta yerim. Ben yemek yerken sen mutfağı kullanırsın.

Oldu, ben akşam yemeğimi dokuzda mı yiyeceğim?

Ne oldu, kızartma yapmak bir buçuk saat mi sürüyor?

Kızartması değil, doğraması uzun sürüyor.

Sen hiç merak etme Selinciğim, ben sana güzel bir doğrayıcı alırım.

Pratik olur hem, beş dakikada halledersin.

-Evet, banyo meselesi. -Saat yediyle sekiz arası benim.

O senin kahvaltı saatin, banyoyu kullanamazsın.

İyi de ben sabah kahvaltı etmiyorum ki.

On dakika kahve için yeterli, sonra da bol bol duşa vakit kalır.

Banyoyu bir saat işgal edemezsin Selin, ben de duş alacağım.

Aman, iki su dökünüp çıkıyorsun, sanki uzun işmiş gibi anlatıyorsun bir de.

Sen nereden biliyorsun bunu acaba? Saat mi tuttun?

Yoksa beni mi gözetledin, ne yaptın?

Yo. Yani Demir... Tahmin ettim.

Aa, Demir, çok ayıp bu yaptığın gerçekten, teessüf ederim.

Ayrıca kadınların banyoda daha fazla vakit geçirmeye ihtiyacı var.

Bakım, saç, makyaj, duş, bunların hiçbirinden ödün veremem.

Yedi buçuğa kadar banyo benim, sonra sen girersin.

Biz salonu konuşmadık, orası da ortak alan.

Saat dokuzla on arası ben salonda otururum, sen verandada, ne diyorsun?

Mantıklı, neden olmasın?

Dokuzla on arası.

Peki, koridorlar? Merdivenden çıkış ve iniş saatleri arasına on dakika koyalım.

Maazallah orası dar alan, karşılaşırız falan. Hiç riske atmayalım.

Dalga geçmeye devam edeceksen ben gidiyorum.

Aa, antre? Antreyi konuşmadık, orası da ortak alan.

Kim ön kapıyı kullanacak? İstersen ben verandayı kullanabilirim.

Hiç merak etme Selin, çizelgeyi asınca hepsini görürsün.

Kâğıt almaya gidiyorum, bir yere kıpırdama.

Of be Demir! Aklını yitirmiş bu çocuk, delirmiş.

(Selin) Sakin ol Selin.

(Merve) Yani sen şimdi ciddi ciddi gidiyorsun ailenin yanına.

-Antalya'ya. -Maalesef aşkım.

Bora, böyle bir şeye benimle konuşmadan nasıl evet dersin?

Ben senin karın değil miyim?

Aşkım, haklısın ama abimi de biliyorsun, adam bir şekilde, ne yapıyor ediyor...

...aileyi zor duruma sokmayı başarıyor yani. İnanılmaz bir adam.

İki akşamlar ustacığım, iki tane verir misin bize?

-Bu sefer ne yapmış? -Bu sefer ne yapmış?

Gitmiş dünyanın kredisini çekmiş...

...üstüne dükkânı yeniden açmış, şimdi de batıyorum diyormuş.

Yani kredi borcunu katladı, dükkânın borcu da bindi sırtına...

...hepsi bindi yani.

Tam da yeniden işe başlayacakken.

-Evet, yani... -Tuz versene.

Yani şimdi benim birkaç hafta gidip ne yapabileceğime bakmam lazım aşkım.

Anladın mı?

En azından dükkânı düzlüğe çıkarabilirsem daha fazla borç binmez sırtıma.

Hiç hoşuma gitmiyor bu Antalya meselesi.

Yeni evli adamın ne işi var karısından uzakta?

Tam da evi taşıyacakken, beraber yaşamaya başlayacakken.

Ama aşkım...

...eğer ben ailesine sırtını dönen bir adam olsaydım...

...beni yine sevecek miydin?

Seninle evlenerek ben de aileme sırtımı döndüm Bora.

Teşekkürler.

Aşkım, onu ben alayım artık.

Dur, onu da alayım ben. Sen bunu al.

(Ayda) Yarın konuştuğumuz gibi başlıyoruz.

Tamam, ev tarafı bizde.

-Tabii tabii, o taraf bizde. -Ofis tarafı da bende.

Zaten hepinizden önce geliyorum.

Bakın, Selin'in bunlardan katiyen haberi olmayacak.

(Ayda) Demir Bey'e tek bir yalan daha söylemeyecek.

-Bu plana onu karıştırmıyoruz. -Tamam tatlım, anladık, merak etme.

Selin'le Demir yaptığımız hiçbir şeyin farkında olmayacak.

-Evet ama eğer yakalanırsak da... -Demir suçlayamayacak.

Çünkü Selin mağdur durumda olacak.

Aynen, herkes için net mi?

Çok net. Işıl ışıl.

İnşallah, dua edelim de işe yarasın, değil mi?

Yarayacak tabii, adım gibi eminim.

İyi o zaman. Hadi görüşürüz.

-Öptüm hepinizi. -İşte görüşürüz tatlım.

-Hadi güle güle. -Hadi kolay gelsin.

Hadi sana da kolay gelsin.

Merhaba, Happy Pie'a bir taksi rica edebilir miyim?

Teşekkürler.

Gittiğini sanmıştım.

Sana iyi geceler demeden gideceğimi düşünmedin gerçekten, değil mi?

Sıkıntı yok İbo.

Yani içinden geldiği gibi davranabilirsin.

Kasma, mesaj atsan da olurdu.

-Bunu daha ne kadar sürdüreceksin Ayda? -Neyi?

-Ne yapıyorum ki ben? -Bu arkadaş tavrından bahsediyorum.

Bora'yla aynı muameleyi görmem gibi mesela.

Sarılmak yerine tokalaşmalar.

Benden rica ettiğin şeyi yapıyorum İbo.

-Niye bu kadar yadırgadın? -Senden bir şey rica etmiştim, evet.

Birazcık anlayışlı olmanı rica ettim. Bu mu gösterdiğin anlayış?

Ben duygularımdan eminim İbo.

Ama senin duygularından emin olmanı senin sevgilin olarak bekleyemem.

Hiç kusura bakma. Bu yaptığın...

...çok kırıcı bir şey.

Hayır, arkadaşlarının ne söylemesinden korkuyorsun?

Ne diyecekler de benimle ilgili kafan karışacak?

-Ben kafam karışacak demedim. -Ne dedin peki?

Ayda, biz ne yapalım biliyor musun? Bu konuyu sen sakinleştiğinde konuşalım.

Çünkü ben ne dersem inanmayacaksın şu an.

İyi geceler İbo.

(Duygusal müzik)

(Kulaklıktan müzik geliyor)

Dediğim gibi, kim hangi saatte nereyi kullanacak hepsi burada.

(Demir) Kafan karışırsa buradan bakarsın.

Evet, bunu da hallettiğimize göre artık diğer meseleyi konuşabiliriz.

(Kulaklıktan müzik geliyor)

-Duydun mu beni Selin? -Anlamadım, bir şey mi dedin?

Selin, lütfen, bir ara ver müzik dinlemeye.

Demir, bir dur.

Sen beni anlamıyor musun? Daha sonra müzik dinlersin.

Dikkatini şuraya ver.

(Selin) Cık cık cık...

Şu hâle bak, yatılı okulda okuduğun çok belli. Çizelge falan.

Gözünün önünde dursun diye mutfağa asacağım bunu.

Ve sen de uyacaksın. Hepsini yazarken sordum, kabul ettin.

-Dinlemedim ki. -Dinleseydin.

İyi Demir, rahatlamışsındır, yazdın, çizdin madem. Bir şey diyeceğim.

Çok güzel bir film buldum, 'korkunçlu'. İzleyelim mi beraber?

Teşekkür ederim ama almayayım.

Bundan daha 'korkunçlu' bir film olamaz.

Ayrıca işimiz daha bitmedi. Daha misafir meselesini konuşacağız.

Misafir. Alara.

Demir, lütfen, bak sana yalvarıyorum, o kız bu eve gelmesin.

O kadar ifrit oluyorum ki bu evi yakasım geliyor, valla.

Merak etme, bir daha gelmeyecek.

Tamam, daha önce de uyarmıştın, biliyorum...

...ama her fırsatta çat kapı geliyor. Yine yapacak, ben sana söyleyeyim.

Alara New York'a taşındı, artık onu görmeyeceksin.

Gerçekten mi Demir?

Ben adak adamıştım. Yarın gideyim de hayrına bir ev dizayn edeyim.

Çocukları sevindireyim, açları doyurayım.

Allah'ım biraz da gitsin New Yorklular uğraşsın Alara cadısıyla.

Selin, misafirler.

Tamam. Benim için hiç fark etmez, kim istiyorsa gelsin.

İsteyen gelsin, isteyen gitsin, hiç umurumda değil, valla.

Gelemez kimse. Şirkettekiler aynı evde yaşadığımızı biliyor artık.

Sabah uyandığımda ya da akşam eve geldiğimde...

...bir çalışanımla karşılaşmak istemiyorum.

Tamam, kimse gelemez.

Dur, dur bir dakika.

Şimdi benim arkadaşlarım da mı gelemez?

Sonsuza kadar?

Merak etme Selinciğim, ev meselesini hallettikten sonra...

...kendi evine istediğini çağırırsın.

Evet, artık anlaştığımıza göre...

...ben yatıyorum. İyi geceler. -Demir.

-Efendim Selin. -Şey, bu...

...Yıldırım Bey işleri durdurma kararını Alara meselesi yüzünden mi aldı?

Yani Alara'yla aranızda bir şey olmadı, değil mi?

Yıldırım Bey bu kadar sinirlendiğine göre.

Yani sanki uygunsuz bir şeyler olmuş gibi.

Demir...

...siz Alara'yla sevgili değildiniz, değil mi?

Hiç boşuna şirinlik yapma Selin, hâlâ kızgınım sana.

(Müzik)

Selin, sen ne yapıyorsun, niye soruyorsun?

Niye karıştırıyorsun öyle mi oldu, böyle mi oldu?

(Selin) Ah be Demir.

Ne yaptın da bu kız bu kadar beklentiye girdi?

(Müzik)

(Selin) New York'a gidecek kadar asabı bozulmuş demek ki.

(Selin) Yalnız Alara'nın siniri bozmak da o kadar kolay değildir.

Al işte, taktı kıza. Kız gitti, bu hâlâ takık.

Sakız! Pişt!

Demir bir şey yapmamıştır değil mi?

(Selin) Uf!

Belki de Alara yüz bulamadığı için gitmiştir oraya kadar. Ne diyorsun?

(Selin) E ama yüz bulmasa niye koşsun adamın peşinden o kadar, değil mi?

(Selin) Demek ki bir şey oldu Alara'yla.

Olmadı de. Sakız, olmadı de lütfen.

Yok, ben bunu ikna edemem.

Bu kendi kendine geçersiz işlem yürütüyor resmen.

Alara'yla Demir, düşünmek bile istemiyorum.

Düşünme o zaman Selin! Yat uyu!

-Sen beni mi dinliyorsun? -(Demir) Uyutmuyorsun ki.

Sesin yukarı kadar geliyor.

Tamam, yatıyorum.

(Kapıyı çarptı)

Düşünme demesi kolay tabii. Kolay.

Düşünme Selin. Selin, düşünme.

(Müzik)

(Su akıyor)

Selin!

Bir sabah, şu eve taşındığımdan beri bir sabah sorunsuz, sıkıntısız uyanmadım.

Ondan sonra Demir niye suratsız? Suratsız olur tabii.

Selin! Adam doğru düzgün uyanamıyor ki.

Selin, aç şu kapıyı.

(Kapı açıldı)

Selin, senin bu saatte ne işin var banyoda?

Yedi buçuğa kadar banyo benim demedik ki dün gece?

-Tamam işte, saat yedi buçuk. -Saat sabah altı buçuk Selin.

Sen bu saatte yataktan bile kalkmazsın.

Mahsus yapıyorsun değil mi? Sırf beni sinir etmek için.

Sırf benim koyduğum kurallara uymamak için.

Sabaha kadar senin yüzünden uyuyamadım. Sonra da dönüp durmaktan sıkılıp kalktım.

Saati de karıştırmış olabilirim, ne var?

Kesin öyledir.

Aman be, söylenme sabah sabah, geç, banyo senin, geç.

Ne oldu, niye bakıyorsun öyle?

Aa, ne bakacağım be, bakmıyorum.

Evet, kesin öyledir.

(Demir) Öf!

Bu ne, içeriyi buhar yapmışsın, göz gözü görmüyor.

Hamam olmuş, hamam!

(Müzik)

İçerideyiz kızlar.

Güzel. Yalnız Demir Bey'e dikkat edin, her an çıkabilir.

-Çünkü sabahları bahçede kata çiziyor. -Ne çiziyor?

Yoga gibi bir şey işte.

Ayol o kadar kas yogayla olacak iş mi?

Aa, ne diyorsun sen Firuze, hiç anlamıyorum.

Hadi yürü, bir an önce bırakalım, yakalanacağız.

Tamam, yürü.

Aa, notu bırakmayı unutmadınız değil mi?

Unutmadık. Not burada.

Siz yazmadınız değil mi notu? Valla el yazınızdan falan tanırlar.

Herhâlde, çiçekçiye yazdırdık. Nereye bırakalım?

Yani fark edilecek bir yer olsun ama öyle çok da göze batmasın.

Tamam, masaya bırakın işte.

(Firuze) Acaba kapıya mı bıraksak?

Böyle de sanki eve her gün gidip gelen biri buraya bırakmış gibi olacak.

(Ayda ses) Masanın üstü iyidir, oraya koyun.

Hem bilen biri gibi olsun, daha iyi.

Ama acele edin ha, valla yakalanacaksınız artık.

Tamam tamam.

Ay, İbo! Ödümü kopardın.

-Sen ne zaman geldin? -Bütün gece uyumadım.

Asabım çok bozuk.

Ofise geçmeden seni yakalarım diye geldim ama...

...işin varsa sonra konuşalım. -Yok işim.

Yani hallettim.

Kahve içer misin?

Firuze, şu karta yazdığın not benim hiç içime sinmiyor.

Nedenmiş o?

Kız güzel, hayranları olmayacak mı?

Selin'in güzelliğini tek takdir eden kişinin...

...kendisi olmadığını anlasın Demir.

Tamam da yani bu sözler.

Sözler çok şey oldu, yani nasıl desem, ucuz, ucuz.

Ucuzmuş. Ben onu ömrüm boyunca bana edilen iltifatlardan derledim.

Yılların süzgecinden geçmiş sözler bunlar.

Çok işe yarıyor, çok.

Kusura bakma ama ben de dünyanın en iyi aşk romanlarını okumuş biriyim.

Aşk ve Gurur, Anna Karenina, Nazım ile Piraye.

-Klasikler. -Tamam tamam.

Bir dahaki sefere sen yazarsın. Hadi uzatma.

(Kapı açıldı)

Bir ses duydun mu?

Selin mutfağa gitti.

(Müzik...)

(...)

Aa!

Demir!

Senin gece kafana bir şey mi düştü?

Ay!

İçine oturdu tabii.

Dayanamadı.

Sen de sabahın köründe bana çiçek sipariş ettin.

Yoksa Vedat mı gelip bıraktı?

Ee, tabii. Vedat'a getirtmiştir.

Ee, bu not?

Bu senin el yazına da benzemiyor.

Yoksa Vedat'a mı yazdırdın ya?

Of! Adamın yüzüne utançtan bakamıyorum zaten.

Öyle olsun. Sen...

Sen yine de çok tatlı bir adamsın ya.

(Geçiş sesi) Yıldırım Bey işleri durdurma kararını...

...Alara meselesi yüzünden mi aldı?

Yani, Alara'yla aranızda bir şey olmadı, değil mi?

Yıldım Bey bu kadar sinirlendiğine göre.

Yani sanki uygunsuz bir şeyler olmuş gibi.

Demir...

...siz Alara'yla sevgili değildiniz, değil mi?

(Geçiş sesi)

Of!

Ya gerçekten suçluluk mu duyuyorsun, ondan mı?

Öyle karısına durduk yere çiçek alan adamlar var ya.

Öyle mi yoksa? Eh be Demir!

Ah be Demir!

Kim bilir Paris'te ne haltlar yedin gerçekten!

Of!

(Müzik)

(Kapı zili çalıyor)

(Kapı zili çalıyor)

Of!

(Kapı açıldı)

(Bünyamin) Evet, merhabalar.

Hazır mıyız bakalım ikinci seansa?

Hayda!

Ya bir sen eksiktin, tam oldu.

Eh be İbo, sardın bu adamı başımıza.

Sana da sorardım bunun hesabını ama...

Demir!

Ayda, ben çok yoruldum bu olup bitenlerden.

Sıkıldığını görüyorum.

Bekliyordum zaten böyle bir şey.

-Benden ayrılmak istiyorsun. -Nereden çıktı o?

Ben senden mi ayrılacağım?

Yok öyle bir şey, çok yanlış anlamışsın sen.

İbo, sürekli sıkıldım, yoruldum deyip duruyorsun.

Yani bütün bunlardan ne anlamam gerekiyordu?

Etrafımızda olanları diyorum.

Olaysız tek günümüz yok.

(İbrahim) Ve hiçbiri bizimle ilgili değil.

Selin'le Demir'in sırları.

Bora'yla Merve'nin evlenme meselesi.

Sürekli başkalarının hayatlarının içindeyiz.

Ben ne ara sevgilimle yalnız kalacağım, bana bir söyler misin?

O başkaları dediğin insanlar benim arkadaşlarım İbo.

Ben zaten en yakın arkadaşımın âşık olduğunu...

...hatta aşk acısı çektiğini bile göremedim İbo.

Göremedin, evet ama kendi ilişkin yüzünden değil.

Bora'yla Merve'ye kafa yorduğun için göremedin.

Burak'la Selin'in arasını yapmaya uğraştığın için göremedin.

Birazcık geride durup, kendi hayatını yaşasaydın...

...olan biten her şeyi daha net görürdün.

Arkadaşlarımın dertleri varken kenara çekilemem İbo.

Evet.

Sabahın köründe yine telefonla başına iş alacak operasyonlar yaparsın.

Bak, bilmeden konuşuyorsun.

Sadece iki cümle duydun.

Biz gerçekten iyi bir şey yapmaya çalışıyoruz.

Ben sizinle tanıştığımdan beri hep iyi şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.

Sürekli ters tepiyor.

(İbrahim) Birazcık geride durmayı dene.

İşine, sevgiline odaklan.

(İbrahim) Bize odaklan.

Hayatı elinde oyuncak etmeye çalışmadan yaşamayı dene.

Bunu yapabilir misin Ayda?

(İbrahim) Ha?

Bunu bir düşün.

İyi düşün ama.

Ben beklerim.

(Müzik)

Ee?

Ama siz bıraktığımdan da daha kötü hâldesiniz.

Ne oldu, dün gece bir şey mi oldu?

-(Selin) Evet. -(Demir) Hayır.

Demir Bey evi ayırıyor.

(Selin) Öyle uygun gördü kendisi.

Saatler, kullanım alanları, kim ne zaman, nerede olacak.

Eve misafir yasağı bile koydu.

Evi yaşanır kılmaya çalışıyorum Bünyamin Bey.

(Selin güldü)

Tabii, hep suçluluk duygusu bunlar. Yüzüme bakamıyor, yüzüme.

Ben de bana sinirli sanıyorum, karşılaşmak istemiyor sanıyorum.

Hâlbuki derdi başkaymış.

Bir dakika, bir dakika! O ne demek pardon?

(Demir) Neyin suçluluğunu duyuyormuşum ben?

Ha, bir de bilmezden geleceksin.

Bravo. Ben artık hiçbir şey demiyorum.

İnanılır gibi değil, gerçekten. Görüyorsunuz değil mi Bünyamin Bey?

Hem suçlu hem güçlü olmak böyle bir şey işte.

Şey yapalım. Bir saniye, bir dakika.

Bunların üzerinden biz teker teker geçeceğiz.

Siz Demir Bey, tam olarak evi niçin ayırmayı düşünmüştünüz?

Hah, çizelgesi bile var.

Getireyim.

Pardon, pardon, pardon.

Şimdi böyle söylüyor ama o çizelgeyi birlikte hazırladık, şu masada.

Beni kötü gösterecek ya.

(Duygusal müzik)

Ne yapacaksın şimdi?

Ne yapayım aşkım? Eve giderim, valizi hazırlarım.

Akşam beraber hazırladık ya, ne uğraşacaksın ki şimdi?

Yok, akşam olmaz.

Akşama başka özel ve güzel planlarım var.

Valiz hazırlamakla falan uğraşamam akşama.

Bora...

...yani birkaç gün desen tamam.

Hadi bir hafta desen de tamam.

Ama birkaç hafta nedir ya?

Merveciğim, tam işbaşı yapacakken bunları tekrar mı konuşalım?

İşine odaklan şu anda, bunları düşünme ya, ne olursun.

Düşünüyorum ama elimde değil.

Yani ne bileyim, kızlar düğün organizasyonu yapıyorken...

...Burak kendi evini bizim için dekore ettiriyorken sen gidiyorsun.

Aşkım, ben de karımı burada bırakıp gidiyorum diye zil takıp oynamıyorum ki.

Ben de üzülüyorum.

Ama geleceğim.

Tamam mı?

-Tamam. -Hıh.

Gülümse ya biraz.

Gülümse gülümse, biraz daha.

Bak, sana akşama kendi ellerimle öyle romantik...

...öyle mükellef bir sofra kuracağım ki bak gör.

-Bak gör yani. -İyi.

Gidiyorum ben.

Selam söyle bizimkilere.

Gülümse.

Günaydın Demir Bey.

Benim Azmiye.

Ay!

Ay, boncuğum, sen miydin?

Demir Bey sandım. O da erken geliyor ya işe.

Beni bunlarla yakalayacak diye ödüm koptu.

Ay, ne var canım? Şirkete gelen her şeyi sen teslim almıyor musun zaten?

Ondan değil herhâlde.

Çiçeğin üzerine koyacağımız notları yazmaya çalışıyorum.

Ver bakayım, ne yazdın?

Henüz taslak hâlindeler ama...

Al, oku.

(Müzik)

Azmiyeciğim, bunlar biraz şey olmamış mı?

-Ne? -Müstehcen.

Senin yediğin haltlar yüzünden karıştı ortalık.

Nasıl temizleyeceğimizi şaşırdık.

Mesafeli yazıyorum, soğuk oluyor. Arzulu yazıyorum, müstehcen.

Samimi yazmayı denesen?

Al da kendin yaz.

Buyurun.

Teşekkür ediyorum.

-(Demir) Al. -Ver.

Ne güzel çiçekmiş bu böyle.

Evet, çiçek işte.

Fazla anlam yüklemeyelim.

Aa, kart da varmış.

(Müzik)

Bu çizelgede sıkıntı var.

Evet. O çizelgenin kendisi sıkıntı.

Yok, yok. Çizelge hazırlamanız doğru bir şey ama...

...bu tarz şeyler sizi birbirinizden uzaklaştırır.

Aranızdaki iletişimi zayıflatır ve birbirinizi zinhar anlayamazsınız.

Biz birbirimizi gayet iyi anlıyoruz bence.

Sorun, anlamaza yatma eğiliminde olunması.

Ben anladım.

Ben çok net anladım. Sen hiç merak etme.

Ne anlamış olabilirsin acaba?

Bırak Allah aşkına ya.

(Selin) Bunlar çok klasik, çok klişe hareketler.

Bünyamin Bey, ne yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz acaba?

O elinizdeki çizelgede...

Biz ilk önce sizin aranızdaki duyguları çözmeye çalışalım.

Oralara hiç girmeyin bence.

O konu bir yere çıkmıyor çünkü.

Adamın hayatı karışık sinyaller göndermek.

Arkadaşım, ne zorluyorsun, yerine ulaşmıyor işte.

Ben mi?

Peki, ne gibi karışık sinyaller gönderiyorsunuz arkadaşım?

Aramıza mesafe koyuyorum.

Bundan daha net bir sinyal olabilir mi?

O benimle uğraşıyor.

Mesela dün akşam.

Mutfakta kendi kendime sakince yemek hazırlıyorum.

Geldi, işimi zora koşacak ya.

Kaşığı aldığı gibi çocuk gibi kaçtı yukarı.

-Siz ne yaptınız? -Ne yapacağım?

Gidip elinden aldım tabii ki. Gayet mesafeli bir şekilde.

Güzel, çok güzel. Bakın tam bir yırtıcı hayvan gibi.

(Bünyamin çita taklidi yapıyor)

Avını kovala, köşeye sıkıştır, yakala ve ödülünü al.

Tam bir çita gibi.

Siz Selin Hanım, bu kaşığın özel bir anlamı var mı?

Kaşıkla veririm, kepçeyle alırım mı demek istiyorsunuz?

Özel bir mesaj mı vermeye çalışıyorsunuz?

Yok ya, ne mesajı?

Her şeyi ayırıyor.

O kaşık da benim için özel.

Ben onu ta memleketten getirdim. Şimşir o, şimşir.

-Aa! Şimşir kaşık mı? -Evet.

-Ben de mutfakta şimşir kullanıyorum. -Ben de.

En sevdiğim şimşir, şimşircim var benim Karaköy'de.

Üç alana bir tane bedava veriyor. Size de öneririm.

Çok affedersiniz ama anladığım kadarıyla bugünlük seans bitti.

Şimşir kaşık muhabbetine girdiğinize göre. Ben ofise gidiyorum.

Siz niye sinirlendiniz Demir Bey?

Neden? Bakın, ben size daha mantıklı olacağını düşündüğüm...

...bir çizelge hazırladım. Üstelik bu akşam uygulamanız gereken...

...üç tane de ödev var burada.

Siz bunları yapın, daha sonra tekrar konuşalım, olur mu?

İyi, sonra bakarım ben buna.

Bir dakika, bir dakika, bir dakika! O sadece senin değil, ver.

Allah Allah!

Bunu da tahmin ettiğim için ben bir kopyasını daha çıkarttım.

Buyurun bu da size.

İyi günler.

Üf!

Of!

Üf!

Altı üstü bir not yazacağız, bir türlü bulamadık.

Yok. Yanlış yerden bakıyoruz çünkü.

Bize bir erkek bakış açısı lazım Azmiye.

Günaydın.

Çikolatalar bunlar mı?

Evet, bunlar ama üzerine koyacağımız notu yazamadık bir türlü.

Beynimiz yandı Ayda ya, ne zormuş.

Aa! Ayda, acaba İbrahim Bey'e mi yazdırsak?

Şöyle taş ötesi bir adamın yazdığı belli olsa.

Aman, yok Azmiye ya, sormayalım ona bir şey.

Uzak dursun bizim işlerimizden.

Aa! Sana ne oldu be?

Yoruluyormuş beyefendi.

-Ya? -Ya.

Aman, hişt! Odağımız Selin.

Odağımızdan uzaklaşmayalım.

Sizin dertleriniz biraz ötede dursun canım. Aa!

Tamam.

Bana başka çare bırakmadınız.

Aa!

Aa! Bu ne boncuk?

Bakın, bunlar çok özel ama ha.

Selin için kendi kişisel kaynaklarımı halka açıyorum.

Alın bakın içine.

Bunlar Bora'nın bana yazdığı bütün notlar.

Yani çiçekle, hediyeyle falan gelen notlar işte.

Çantama, cebime, çekmeceme bıraktığı notlar.

Merve, bu çok güzel.

Ya, ben kocamı şimdiden özledim.

Çok romantik.

Neymiş romantik olan?

(Gülüyorlar)

Aa! Aa!

Ayol bu siz misiniz Burak Bey?

Kızlar, iyi misiniz?

Biraz telaşlı görünüyorsunuz da.

Sen de bayağı formda görünüyorsun Burak.

Bu ne yakışıklılık ya.

Burak, yıkıyorsun ortalığı vallahi.

Patron olmak yakıştı sana.

Teşekkürler.

(Müzik)

Merve, ben bunu aldım.

(Müzik)

Özledim.

Yine ne karıştırıyorsun acaba Selin?

(Müzik)

-Bir kahve alabilir miyim? -Peki.

Şu hâle bak ya!

(Müzik)

Gelip kahvesini bile almamış.

Sırf benimle karşılaşmamak için.

Sen nasılsa şirkete geleceksin.

(Müzik...)

(...)

Kaç bakalım Selin.

Nasılsa şirkete geleceksin.

Özlemişmiş.

Kim göndermiş Selin'e bunları?

Aa, şey...

Bilmem. Belki müşteri falan göndermiştir.

-(Azmiye) Günaydın Demir Bey. -Günaydın Azmiye Hanım.

(Müzik)

(Müzik)

Demir Bey, şirket yapılandırmasıyla alakalı konuşalım mı biraz?

Buyurun Burak Bey, konuşalım.

(Müzik)

Selinciğim, kimden gelmiş onlar?

Aa! Aa! Aa! Kart da varmış!

Aa! Ne yazıyor?

Aa...

(Selin iç ses) Mesafeler dokunmaya engel, sevmeye değil.

(Azmiye) Ay, bir şey oldu.

Ay, tıkandı kız.

Al bir su iç.

Açamadım.

İç, iç.

Selinciğim, ne oldu ya birdenbire?

Yok ya, şey...

Bir şey yok. Müşteriden gelmiş.

Ben bir yüzümü yıkayıp geleyim.

Bize niye söylemiyor be?

Hah, gördün mü işte?

Bu kız her şeyi saklıyor böyle, sonra anla kimi seviyor...

...onu kim seviyor, ne yapıyor falan.

Ya, o değil de bizden sakladığına göre Demir Bey'den de saklamasın?

-Demir Bey gördü ama. -Ha.

Öyle delen gözlerle baktı çikolataya.

Ay!

Şu kartı da ortaya bırakalım da iyice görsün.

Ben yarın eve bir çiçek daha gönderirim.

Fazla olmasın?

Olmaz.

Üzerine de daha arzulu bir not.

Sanki böyle beklemeye tahammülü kalmamış gibi.

Azmiyeciğim, âşık edelim derken delirtmeyelim iyice Demir Bey'i?

Delirsin, delirsin.

Ayda Hanım inşaat mühendisi olduğu için yapı tarafında olacak.

Alt kadrodan da kendi asistanlarını seçmek isteyecektir doğal olarak.

Ayda ve ekibi duruma en net olan elemanlardan.

(Burak) Ha bir de Selin.

İç mimar olduğu için benim yanımda olacak.

Yalnız Selin Hanım dün istifasını verdi.

Siz yeni adaylarla görüşmeye başlayın bence.

Hemen mi istifasını verdi?

(Burak) Deli ya.

Benim tarafıma geçecek ya, o yüzden yapmıştır.

Ben böyle bir şeye gerek olmadığını söylerim.

O yüzden vermedi istifasını.

Bu şirketten ayrılmak istediği için verdi.

Başka bir yerde çalışmak istiyor.

E tabii, mutsuz çünkü.

Ama ben dün bütün ekibe benim tarafımda...

...sizin kurallarınızın geçerli olmadığını söyledim.

Öyle mi?

Dediğim gibi...

...bu Selin Hanım'ın kendi kararı Burak Bey.

O yüzden kendisiyle konuşursunuz.

Yetenekli bir iç mimar.

Yeniden yapılanmaya girecek bir şirkette vakit harcamak istemeyebilir.

Çoktan konuştum.

Ve benimle çalışmayı kabul etti. Size de istifayı bu yüzden vermiştir.

(Burak) Evet, devam edelim mi?

(Geçiş sesi)

(Demir) İstifa mı ediyorsun?

Patronun aşk yasağı var.

Ve ben patronuma âşık oldum.

(Geçiş sesi) (Selin dış ses) Yapacak bir şey yok.

(Burak) Demir Bey!

Demir, daldın.

Pardon.

Evet, ne diyorduk?

Ne güzel bir sabah, değil mi?

Vallahi ben de çok mutlu uyandım bugün, yani böyle neşe doluyum.

Senin sabahın nasıldı Selinciğim?

Yani nasıl başladın güne?

Böyle heyecan verici, şaşırtıcı bir şeyler oldu mu hiç?

-Demir benden uzak duruyor. -Aa!

O kadar yakınlaştıktan sonra hem de.

Ne kadar yakındınız ki?

Ayol öpüşmüşler ya.

Aa!

Vallahi ben yumurtlamadım bu sefer.

Ben yumurtladım.

Bırak şimdi kim yumurtladıyı.

Sen bana detay ver. Ne demek uzak durmak? Ne kadar uzak?

Neredeyse yüzüme bile bakmayacak.

Ama çok hayal kırıklığına uğradı Demir Bey.

Birden yelkenleri suya indiremez ya.

Sabah niye bana bu kadar yalan söyledi deyip...

...akşamına öpecek hâli yok herhâlde.

Ne öpmesi ya? Elimden kepçeyi bile almıyor.

-O kadar? -Nasıl ya?

Evi ayırıyor.

Odaları, dolapları.

Odalarda geçirilecek saatleri bile.

Benimle karşılaşmamak için çizelge bile yapmış.

Çok sinirli şu an, normal aslında.

Ee, evet. Yani biraz yatışana kadar sabredeceksin artık arkadaşım.

Ben de öyle düşünüyordum.

Ama onu sinirden yapmıyor. Utançtan yapıyor.

Aa! Ne utanması be?

Ayol adam seni öptü diye utanacak hâli yok.

Beni değil, Alara'yı.

(Hep bir ağızdan) Aa! Onu da mı öpmüş?

-Hişt! -Ay, yok artık!

Bilmiyorum. Artık bir haltlar yemiş ki kız New York'a taşındı.

Yıldırım Bey'in işleri de sonlandırıldı.

Ya, bu sizce basit bir arkadaşlık bitirmeye benziyor mu?

Aman tatlım, bırak şimdi Alara'yı falan.

Öyle bırak diyorsun ama...

Bırakacaksın. Eski meseleler onlar.

Siz Demir Bey'le kalbinizi açtınız birbirinize.

Bundan sonrasına bakacaksın.

Peki, uzak durma meselesini ne yapacağız?

Ne yapacağız?

Selin, sen bu adamın yanında hiç düştün mü?

Ay, düşmez olur muyum ya?

Merdivenden, çatıdan, verandada dönerken.

Ama vallahi kasıtlı yapmadım.

Zaten yarısını da onun yüzünden düştüm.

Ay! Tuttu mu seni?

Ay, tutmaz olur mu ya?

Vallahi refleksleri çok iyi. Böyle...

...havada yakaladı.

(Hep bir ağızdan) Ay!

Çok romantik.

Tutacak tabii, tutacak.

Korumacı bir tip Demir Bey. İçgüdüsel bir şey zaten bu.

Biz de onun içgüdülerini harekete geçireceğiz.

Nasıl?

Sen düşeceksin, o tutacak.

Sen bir daha düşeceksin, o bir daha tutacak.

Göz göze kalacaksınız.

Her şeyi unutana kadar uzun uzun bakışacaksınız.

Sonra da Demir Bey seni affedecek.

Güzel.

Ee kızlar, bu sorunu da çözdüğümüze göre sıra geldi çizelge sorununa.

Personelin durumunu ve müşterileri konuştuk.

Ne zaman taşınacaksınız?

Şirketi taşımayı istemiyorum.

Madem koordineli bir şekilde çalışacağız...

...aynı mekânda çalışmamız daha verimli olur.

Bence de öyle. Bana uyar.

Yalnız dışarıdan gelenlerin iki ayrı şirket olduğumuzu görebilmeleri için...

...mekân düzenlemesine ihtiyacımız var.

Artık yönetici olduğuna göre de kendi odanı geri isteyeceksindir herhâlde.

Ama burada tek bir yönetici ofisi var.

Ben her zaman ekibimle iç içe oldum Demir.

Araya ne duvar koydum ne kurallar.

Bu gördüğün kapı bile her zaman sonuna kadar açıktı.

O yüzden sen ofisinde rahat rahat çalış.

Ben ekibimin yanında olmayı tercih ederim.

Tamam.

İstediğin gibi düzenle.

Başka bir şey?

Yapı tarafının kendi logosu olacak değil mi?

İç mimarlık logosunu biz kullanacağız çünkü.

Nasıl istersen.

Yani şimdi o çizelge Demir'de değil ama o üşenmez, yeniden yazar.

Acaba Demir Bey'in kurallarına mı uysan Selin?

Yani biraz suyuna gitsen.

Hayır. O zaman iletişimimiz azalır. Zinhar birbirimizi anlayamayız.

Zinhar ne be?

Ya, tamam, biraz ayrı kalırsınız ama aynı evdesiniz sonuçta.

Şimdi mesela senin mutfak saatinde yangın çıksa girmeyecek mi içeri?

Çok iyi fikir.

Trajediler insanları birbirine yaklaştırır.

Aa! Demir'le aram düzelsin diye evi mi yakayım yani?

Yok, hayır hayır, o olmaz. Ev ortak alanları.

Ev yanarsa her şey biter.

Musluk bozulsa mesela?

Demir Bey pat diye banyoya girmez mi?

(Ferhat) Nasıl bozuluyormuş ya?

Ay ustam ya!

Bir dakika ya, malzeme, işçilik birinci sınıf, ben yaptım o tesisatı.

Tamam ustam ya, senden ötürü değil ki.

Biz ondan ötürü hani olursa diye.

Demir asla inanmaz musluğun bozulduğunda, beni suçlar, biliyorum.

Ha, o şekilse ben bozarım. Anlamaz.

Da ne amaçla?

Yok ustam ya, vallahi.

Ben vazgeçtim.

İstemiyorum vallahi, ben çok bunaldım ya.

Kim bunalttı seni ya? Demir Bey mi? Alırım vallahi dalağını.

Ustam, bir şeyi de alma artık ya, yerinde kalsın, lütfen.

Hem bana bak, bu senin evine zorla mı yerleşti?

Bana bak, bana böyle bir durum olduğunu niye söylemiyorsun sen?

Kulağından tutar, atardım dışarı ya.

Hişt! Demir Bey arıyor.

(Azmiye) Efendim Demir Bey. Terastayız Demir Bey.

Tabii Demir Bey, hemen geliyoruz.

Ay, kızlar, hemen bizi aşağı çağırıyor.

Burak'la duyuru yapacaklarmış.

-Tamam. -(***) yemin ediyorum Selin.

Ustam, Allah aşkına bir şey yapma ya. Biz Demir Bey'le anlaştık.

Bir sorun yok, merak etme.

Gel bir öpeyim, pamuk gibi ol, gel.

Oh.

Hadi.

-Selin. -Geldim, tamam.

Bunları da bırakmayın burada böyle.

(Burak) Artemim İç Mimarlık ve Artemim Yapı...

...bundan sonra iki ayrı yapı olarak yollarına devam edecek.

İki ayrı şirket, iki ayrı yönetici ve işleyiş olacak.

Aydacığım, sen yapı tarafında olacaksın, Demir Bey'le devam edeceksin.

(Burak) Çalışmak istediğin asistanlarını da zaten kendin belirlersin.

Tamam.

Merve, sen iç mimarlık tarafında olacaksın.

(Burak) Müşteri portföyümüze daha çok yarar.

Gelirim tabii, teşekkürler.

Selin, sana gelince...

...tabii ki benim yanında olacaksın.

Ee, Burak...

...ben dün istifamı verdim.

-Ne yaptın? -Ne demek istifamı verdim ya?

Ay, aşk olsun Selin, hiç söylemiyorsun da!

Çünkü keyfiniz çok yerindeydi, bozmak istemedim.

Arkadaşlar, bir sakin olun.

Biz Demir Bey'le konuştuk.

İstifa etmene gerek yok Selinciğim.

(Burak) Yeni yapılanmada zaten iç mimarlık tarafında olacaksın.

Ee, Demir Bey'e de uyuyor yani?

İstifanızı işleme koymamıştım zaten Selin Hanım.

Peki. Tamam.

Bana uyar.

Selin'in de kendi ekibi olacak.

Muharrem Usta çalıştığı işçileri iki tarafa da dağıtacak.

Ama kendisi iki şirketin de ortak çalışanı olacak.

Azmiye ve Ferruh, siz de öyle.

Aa! Nasıl olacak ki o acaba?

Haftanın günlerini mi bölüşeceğiz?

Pazartesi sizdeyim, salı günü Demir Bey'in şirketindeyim gibi mi?

(Burak) Öyle bir şeye gerek yok.

Mekânı ortak kullanıyoruz, kimse bir yere gitmiyor.

-Oh! -(Ayda) Gerçekten mi?

Valla süper bir karar.

Oh be, hiç taşınmak istemiyordum zaten.

Tek otobüs geliyorum buraya.

Mekân düzenlemesiyle alakalı yeni çizimleri ben yapacağım.

(Burak) En hızlı şekilde uygulamaya geçirip yerleşiriz.

Merve Hanım, yapı işleriyle ilgili dosyaları bana aktarırsınız.

-Tabii. -Hayırlı olsun arkadaşlar.

Teşekkürler Demir Bey.

(Hareketli müzik)

(Müzik)

"Mesafeler dokunmaya engel. Sevmeye değil."

(Fotoğraf çekti)

(Müzik)

Ay, Azmiye hiç boş geçer mi? Tam isabet!

En az dört eleman daha alacağımızı düşünürsek...

...iki şirket için de ortak bölünmüş alanlar yaratmamız gerek.

Dinliyorum.

Yani masaların yerlerini çok değiştiremeyiz ama...

...renk kodları kullanabiliriz. -Güzel.

Kurumsalları da farklı olur zaten iki şirketin.

Dışarı ve içeri iki tabela asabiliriz.

Ama boş oda yok.

Sen benim odamı mı kullansan yönetici olarak, ha?

Gerek yok Ferruh.

Sadece büyük, iki kişinin rahat çalışabileceği bir masaya ihtiyacım var.

-Selin'le ortak çalışacağız. -Ya, masamdan ayrılıyor muyum?

Aradaki paravanları kaldırırsak daha verimli olur.

(Burak) Sana her zaman ihtiyacım olacak.

Tamam o zaman.

(Mesaj geldi)

(Selin) Bak Burak, bu örnektekileri bize uydurabiliriz.

Temiz çizgilerle ayrılmış ve ortak nokta kaybolmamış.

Evet, senin dediğin şekilde ilerleyebiliriz.

(Müzik)

Ne...

...özledim.

Uğraştığımız şeylere bak.

Hah, "Ne...

...kadınlar...

...tanıdım...

...yalnız seni istedim.

Bir tek...

...seni özledim."

Bunlar boş.

(Müzik)

"Mesafeler dokunmaya engel. Sevmeye değil."

Allah Allah.

Çok güzel. Bir şairimiz eksikti.

Sen kimsin arkadaşım? Nereden çıktın?

(İbrahim) Kolay gelsin. Ayda burada mı?

Gelmedi. Şirkette toplantıları varmış.

-Anladım, kolay gelsin. -Sen dur bakalım delikanlı.

Buyurun Firuze Hanım.

Ne derdiniz var sizin Ayda'yla, niye aranız bozuk?

Bozuk değil, bir derdimiz de yok.

Boşuna uğraşma çocuğum, Firuze var diyorsa vardır.

Ben şunu anlamıyorum. Neden herkes birbirinin hayatına müdahil oluyor?

Siz, arkadaşları, patronları, müşterileri...

...herkes birbirinin özel hayatına karışıyor. Sizce normal mi bu?

Tabii sen de çok haklısın evladım.

Çok haklısın da Ayda da tabii arkadaşları için yapıyor böyle şeyleri.

-Ne de olsa çevresi var. -Bence herkes kendi işine baksın.

Ayda da kendi hayatına odaklanırsa sorun kalmaz.

Uçurtmayı seviyorsan, kuyruğunu kopartmayacaksın.

(Firuze) Koparsa bir daha uçamaz.

Ayda'nın yapması gereken şeyler var, mâni olma çocuğum. Mutsuz edersin kızı.

-Size kolay gelsin. -Sana da kolay gelsin.

(Vedat) Kim bu ayarsız?

Bilmiyorum Vedat. Bilmek de istemiyorum.

Saçma sapan konuşma. Resmen yürüyor oğlum bu kıza.

Kim bu dingil?

Selin karta bakmayayım diye yırttığına göre tanıdığı biri.

-Belki de benim de tanıdığım biri. -Kim?

(Vedat) Kim var oğlum sizin ortak tanıdığınız?

Buraya gelen çocuk olmasın? Neydi adı?

İbo mu? Yok canım, onlar arkadaş. Çocuğun sevgilisi var zaten.

Olsa olsa...

...Burak'tır diyeceğim ama...

Bilmiyorum işte Vedat, üf!

Al iç. Soğuk su, sana iyi gelir şimdi.

Vedat, insanın üstüne gelme işte be.

Bilmiyoruz yani şimdi kim yazdı bu notları, öyle mi?

Ama sen hak ettin, sana müstahak.

Sen bırakırsan, birisi uzanır o eli tutmak için.

-Vedat. -Öyle. Hiç ağlama.

Kızı iteleyip duruyorsun oğlum. Yalan söyledi diye affedemiyormuş.

Ne yapacak bu kız, ömür boyu seni mi bekleyecek?

Kendi bilir.

Demir'im, affetmemek insanın içinde yanan bir ateş.

Sen o ateşle gider dünyayı fethedersin.

Ama affedilmemek, işte o çok yorar insanı.

Yaslanacak bir yer ararsın.

Gideceği varsa gider zaten.

Kızın gideceği yok da sen zorla gönderiyorsun oğlum.

(Vedat) Bak, bu herif yolunu da yapıyor.

Senin duvarlarına çarpmaktan yorulunca tutacak elini.

Belli ki senin gibi şuursuz da değil bu adam, üzmez kızı.

Hatta ilk fırsatta nikâhı da basar.

(Vedat) Bana bak, Selin o evden üstünde gelinliğiyle...

...yanında kocasıyla çıkar gider, sen de böyle bakakalırsın.

(Vedat) Aç gözünü artık.

Bir şey oldu mu lan? Getir bakayım.

Bir şey yok, bırak.

Gidiyorum ben Vedat.

İnadını kır, inadını! Bardağımı ne kırıyorsun!

Takımları bozdun.

Uzak dururum ama çiçek yollarım.

Burak'ın tarafına geçmene izin veririm ama tavır yapıp eve gelmem.

Seni anlamak ne mümkün Demir Erendil.

(Kapı kapandı)

Benim de işim bitmişti, çıkıyordum mutfaktan.

-Ben Vedat'ta yedim zaten. -İyi.

Ben odama gidiyorum o zaman. İster verandada, ister salonda...

...nerede istersen orada otur.

Bünyamin Bey'in verdiği kâğıda bakabildin mi?

Yok, bakmadım.

Bir Bünyamin Bey'in ödevleri eksikti zaten.

Niye gelip duruyor o zaman bu adam?

Sen istemiyorsun, ben istemiyorum. İbo istedi diye mi?

Başta bize iyi gelir diye düşünmüştüm.

-Ama gelmedi. -Yani bilmiyorum.

Gerçi daha yeni başladık.

Zaten buna şu an karar verebilecek durumda değilim.

Demir Erendil'in kuralları, Bünyamin Bey'in ödevleri...

...Burak'ın düzenlemeleri.

Of, valla yoruldum.

İyi, tamam, deneyelim.

Ölmeyiz herhâlde.

(Müzik)

Evet, hadi.

Ne?

-Sen bunlara baktın mı? -Fırsatım olmadı hiç.

Öyle güven düşüşü falan varsa sen beni zaten tutamazsın.

Onu geçelim.

Selin Hanım ve Demir Bey aralarında yarım metre mesafeyle...

...karşılıklı oturacak ve hiçbir şey yapmadan...

...konuşmadan on dakika birbirlerinin gözlerine bakacaklar.

Şuna bir bakabilir miyim?

(Demir boğazını temizledi)

İkincisinden mi başlasak?

Selin Hanım ve Demir Bey ikisinin de daha önce hiç yapmadığı bir şeyi...

...birlikte yapacaklar.

-Ben hiç paraşütle atlamadım mesela. -Olur.

Gecenin bir yarısı helikopter kiralayalım...

...sonra birbirimizi aşağı atarız. Ayrıca ben onu daha önce yaptım.

Ne? Gerçekten mi? Ne zaman? Nereden?

Of, kesin çok heyecanlı bir şey, ben de istiyorum.

Selin, konuyu dağıtmayalım. Hadi.

İyi, tamam. Sen yapmadığın bir şey söyle o zaman.

Olur.

Bir düşünelim.

-Ben hiç-- -Bir dakika.

Ne olur yalan söylemedim deme çünkü gerçekten şuraya düşüp bayılırım.

Selin, bir dur, düşünüyorum.

Hım, her şeyi yaptım diyorsun yani.

Dünyanın yağını, kaymağını yedim, ekstrem sporların dibine vurdum...

...görmediğim yer, yaşamadığım macera, koklamadığım gül kalmadı diyorsun yani.

Öyle mi?

Selin, ne saçmalıyorsun yine?

O kafan gerçekten çok acayip.

30 saniyede nefessiz kurdun da kurdun.

Daha önce hiç yapmadığın bir şey bulmak bu kadar zor olmamalı değil mi?

Mesela?

-Ben daha önce hiç hırsızlık yapmadım. -Aa, öyle mi?

Ben de hiç adam öldürmedim.

Olmadı değil mi?

Biz başka bir şey düşünelim.

Tamam, ikincisini geçelim.

-İlkini deneyelim. Hadi gel. -Ne?

Nereye, ne yapacağız?

Selin, bir yere gitmiyoruz, şuraya geçeceğiz. Hadi gel.

Tamam tamam.

Aşkım, ilk defa yemeğe çıktığımız akşamı hatırlıyor musun?

Ay, Bora, o kemancı neydi Allah aşkına?

Hakikaten, onu unutmuştum ben.

Yani kâğıt üzerinde aslında güzel bir fikir gibi gelmişti ama.

Ya. Adam kemanla lambada çalana kadar her şey iyiydi bence.

Akıllısı hiç bizi bulmaz ki.

Aşkım.

Oraya girme, ne olursun bak, bu akşam girme. Yapma.

Tamam. Hüzünlenmek yok.

O zaman ben sana sen yokken ne yapacağımı göstereyim.

Hah, aynen, bunlarla gel bana.

-Sen niye öyle yapıyorsun? -Ne yapıyorum?

Böyle gözlerini şehla yapıyorsun.

Saçmalama Selin, hiçbir şey yapmıyorum.

Aa.

Senin gözlerin şehla mı?

Vay be. Vay be!

Gözlerimde zamansız yanan Akdeniz ateşinden geldiğimiz yere bak.

Of, ayıp ama.

Ben onu belli bir bağlamda söyledim.

İçinden cımbızla çekince başka anlaşılıyor.

Tamam hadi, cıvıma. Kaç saattir oturuyoruz, bak senin yüzünden bozuluyor.

Tamam. Tamam, affedersin.

Bak, başlatıyorum, son kez.

-Hazır mısın? -Hazırım.

Başladı.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Alarm çalıyor)

Evet, geçmiş olsun.

İlk görevimiz bitti.

-On dakikaya kurmadın değil mi? -Tabii ki kurmadım.

Senin gülmeme sınırının çok üstünde çünkü.

Oyunbozan!

Evet, ikinci görevi atlıyoruz. Üçüncü görev.

Birbirinize kimseye söylemediğiniz bir sırrınızı söyleyin.

Sadece bana söylemediğin bir şey de olabilir.

-Orada öyle mi yazıyor? -Hayır.

Sen başla o zaman.

Ben...

...sana sırrımı söylersem sen de bana bir sırrını söyleyecek misin gerçekten?

Evet, söyleyeceğim.

Ama, yani ben... Sana bunu anlatırsam benimle ilgili fikrin...

Aman, benimle ilgili ne düşündüğün zaten ortada.

Ne düşünüyormuşum seninle ilgili?

Yalancı, oyunbaz, entrikacı, zalim.

Değil misin?

Tamam, sadece onlar değil.

Seninle ilgili başka düşündüğüm şeyler de var.

Ama konumuz bu değil şu an.

Ee, anlatacak mısın?

Ben...

...bir arkadaşımla...

...çocukken...

...yani...

...ben...

...arkadaşımla...

Demir...

...ben çok yorgunum. Bunu sonra yapsak olur mu?

Hayır, olmaz. O söyleyemediğin şey neyse, sen onu anlatacaksın.

Sonra ben de anlatacağım.

Bak, istersen sen biraz topla kendini.

Ben de bize gidip çay yapayım, olur mu?

Tamam.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

(...)

(...)

Ayda.

(Duygusal müzik)

Al bakalım.

(Selin) İlkokulda falandım.

Bizim evin orada bir kuyu vardı.

Kurumuş. Biz etrafında oynuyoruz diye üstünü kapatmışlardı.

Ben de hikâyeler uyduruyorum işte içinde denizkızı yaşıyor diye.

Kimse inanmıyor tabii, gülüp geçiyoruz.

(Selin) Bir arkadaşımın kardeşi vardı.

Ediz.

Bizden yaşça küçüktü tabii.

Bir gün denizkızını görmek istemiş.

(Selin) Çıkardıklarında durumu ağırdı.

Sonra atlattı bir şekilde.

Yerel gazeteler onu mucize çocuk diye yazmıştı.

Buna benim sebep olduğum öğrenilince yaylaya gönderildim.

Anneannemin yanına.

Anneannem kimseyle görüştürmedi beni o yaz.

(Selin) Sonra da peşinden bir sürü şey oldu.

Ben oradayken en yakın iki arkadaşım başka şehre taşındı.

Babamın tayini çıktı çok uzağa.

Bir atım vardı. Böyle beyaz, çok güzel.

Babam çok seviyorum diye almıştı.

Çok yaşlıydı.

Nasıl olduysa ayağı kırılmış.

Sonra da...

(Duygusal müzik)

Anneannem kaybettiklerimin benim cezam olduğunu söyleyip durdu.

Bütün yaz rüyamda sevdiklerimin tek tek gittiğini gördüm.

Annem, babam...

...arkadaşlarım, atım, kuşlarım, kedim...

...Ediz.

Yayladan döndüğüm gün...

...anneannemin de öldüğünü öğrendim.

O yüzden de bu kâbusların anneannem yüzünden olduğunu söyleyemedim kimseye.

(Duygusal müzik)

Ağır olmuş biraz.

Biraz mı?

Ben daha küçüktüm senden.

Okula başlamamıştım daha.

Annem beni terk ettiğinde.

Böyle rüyalarda falan değil.

Gerçekten gittiğinde.

Bu bana...

...çok yakın olan insanların bildiği kısmı.

(Boğazını temizledi)

Bilmedikleri...

...yani kimsenin bilmediği şey...

...ben annemle gidecektim aslında.

Ama...

...babam beni karşısına alıp...

...eğer gidersen...

...annenle ayrılmamıza sebep olursun...

...ama benimle kalırsan...

...annen dayanamaz, geri döner demişti.

(Duygusal müzik)

Ben altı yaşındaydım o zaman.

(Demir) Bunu söylediğinde.

Babama inandım.

Sonra...

...anneme, onunla gelmeyeceğimi söyledim.

O da gitti.

(Duygusal müzik)

En son o zaman gördüm annemi.

-Altı yaşında. -Seni görmeye gelmedi mi?

Hiç mi?

Hiç.

Selin.

Demir, lütfen.

Bak, bu sadece bir görevdi.

Tamamladık ve bitti.

Senin sempatini kazanmak için anlatmadım.

Demir, bak, saçmalama.

Ben de o yüzden anlatmadım.

Ama kalbin çok kırık.

Bunları yaşamak zorunda kaldığın için ben...

...çok üzgünüm.

Bak, bu konuyu bir daha açma, olur mu?

Üzerinden yıllar geçti. Ben artık o çocuk değilim.

O yüzden öyleymişim gibi davranma.

(Demir) Lütfen.

(Duygusal müzik)

Öylesin.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Söylediklerimi düşündün mü Selin?

Ben sürekli seni düşünüyorum.

(Hareketli müzik...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Akşam yemek saat 20.00'da.

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(Selin iç ses) Akşam yemek saat 20.00'da.

Kızlar, bir şey oluyor ya. Bir şey oluyor.

Bu işte bir tuhaflık var. Ya ben aklımı kaçırıyorum...

...ya da Demir'de bir sorun var.

Ay, ne oluyor tatlım? Anlat bize.

Ben anlamıyorum ki.

Vallahi Demir bana hâlâ mesafeli.

Beni görünce böyle geriliyor.

Ama evde masaya çiçek bırakıyor.

(Selin) Ofise geliyorum, çikolata var, not var.

Ben gerçekten çözemiyorum bu adamı.

Aklımı yitireceğim.

Belki Demir Bey almamıştır sana onları.

Yani belki de başka bir hayranın var.

Tabii, kesin öyledir.

Yok ya. O bırakıyor.

O olmasa sorardı, bunlar nereden geliyor diye.

(Hep bir ağızdan) Sormadı mı?

Bu benimle oyun mu oynuyor yoksa?

Bir ilgili, bir ilgisiz.

Ben gerçekten anlamıyorum.

-Bu akşam beni yemeğe davet etti. -Yemeğe mi?

Kendisi mi söyledi yemeğe çıkalım diye?

Yok, böyle Karamuk'un boynuna not iliştirmiş.

Karamuk'u ondan başka kim tanıyor ki?

Neyse. Ben akşam yemeğinde öğrenirim oyunun amacını.

Ben aşağı iniyorum.

Tamam canım. Geliyoruz birazdan.

Ay! Eyvahlarım olsun, durum çok kötü.

Keşke Karamuk'u şu işin içine karıştırmasaydık.

Keşke!

O kadar not bırakıyoruz falan, Demir Bey hiç mi görmüyor?

(Ayda) Yani hiç mi kıskanmıyor?

Ya başkası var diye geri çekildiyse?

Ay, olur mu öyle şey? Demir Bey alfa erkeği.

(Azmiye) Hiç Selin'i bırakır mı?

Hem yemeğe gönderdiğim figüranı görünce deli olacak, deli.

(Kapı vuruldu)

(Demir) Gel.

Rahatsız ediyor muyum?

-Gel güzelim. -Gelin Selin Hanım.

Burak, istediğin çizimleri bitirdim. 'Mail'inde. Demir Bey, sizi de ekledim.

Başka bir isteğin yoksa ben bugün biraz erken çıkabilir miyim?

Bir sorun yok değil mi?

Ha, yok.

(Selin) Bu akşam bir planım var da.

Özel bir buluşma mı?

Bunun bizi ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum.

Yöneticilerine bunun hesabını vermek zorunda değil.

Bizim aramızda öyle bir hiyerarşi yok.

Biz çalışma arkadaşlarımıza böyle sorular sorarız.

Değil mi Selinciğim?

Benim odamda soramazsınız.

Çalışanların özel hayatı kimseyi ilgilendirmez.

Demir Bey, benden beklediğiniz bir şey?

Yok Selin Hanım.

Sizden hiçbir şey beklemiyorum.

Çıkabilirsin canım. Sonra görüşürüz.

Tamam.

Peki. Kolay gelsin. İyi çalışmalar.

Bu durum daha ne kadar devam edecek?

Anlamadım.

Selin'le içinde bulunduğunuz saçma ev meselesi.

(Burak) İyi, tamam, ikiniz de aynı evi satın aldınız...

...ama kız senden daha önce yaşıyordu.

Niye çıkmıyorsun?

Üzerine vazife olmayan konuların dışında kalmanı öneririm Burak.

Bu şekilde daha rahat çalışırız.

Evet, müşteri dosyalarına da baktığımıza göre...

...ben de çıkıyorum. Sana iyi günler.

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Hem çiçekler, çikolatalar, yemek teklifleri yolluyor...

...hem de sizden bir şey beklemiyorum, diyor.

Çiçi, şeytan diyor gitme yemeğe, sabaha kadar beklesin.

Ay, yok ya. Kıyamam ben. Beklemesin.

Gideceğim, oturacağım karşısına, sen ne yapmaya çalışıyorsun diye soracağım ona.

Evet.

Bu olmaz. Bu da olmaz.

Çiçi, hangisi?

(Selin) Bu mu? Bu mu?

Bu? Bu mu?

Ha, bu. Çiçi, ben de zaten bunu beğenmiştim.

Aferin. Zevkliymişsin.

Sonra da buluşacakmış.

(Demir) Gidecekmiş ha!

Ne gülüyorsun Vedat?

Sen Alara'yla Paris'e gittiğinde...

...Selin de aynen böyle topraktan çıkartmıştı sinirini.

Bir dakika. Şimdi...

...sen bana bunu misilleme olsun diye mi yapıyor diyorsun?

Yeni bir oyun mu oynuyor yani? Nedir?

Oo, paranoya!

Çok yakıştı Demir'im. Bir delirmediğin kalmıştı.

Yakındır Vedat, yakındır. Hiç merak etme.

(Vedat) E oğlum, delireceğine gidip sorsana kıza...

...kim gönderiyor bunları, kiminle yemeğe gidiyorsun?

-(Vedat) Çok mu zor ya şunu yapmak? -Evet, çok zor.

Çünkü ondan uzak durmaya çalışıyorum. Bir şey vadetmiyorum.

Duygularından...

...bana yine oyun oynamadığından emin olana kadar bekleyeceğim dedim.

Şimdi öyle sevgili bile olmadığım bir kadına sorular sormak...

...sorguya çeker gibi...

...öyle olmaz yani. Hiç benlik değil o işler.

Aman iyi! Yapma o zaman.

Bırak gitsin. Tabii ya, gitsin gitsin.

Notta yazıyor muydu nereye gidecekleri?

(Hareketli müzik)

(Demir) Teşekkürler.

Ne yapıyorum ben burada ya?

(Duygusal müzik)

(Selin) İyi akşamlar.

Geç kalmadım değil mi?

Nasıl?

Yani, bilmem.

-Sen ne yapıyorsun burada? -O ne demek Demir?

Sen ne yapıyorsun burada?

Ben? Ben yemek yemeye geldim.

Yani koskoca İstanbul'da yemeğe aynı mekâna mı geldin?

Sen beni mi takip ediyorsun yoksa?

Ne bu? Oyun mu oynuyorsun?

-Selin Hanım değil mi? -Evet.

Masanız bu tarafta. Buyurun yardımcı olayım.

Aa, çok pardon.

Tabii ya. Senin şirkette izin istediğin program buydu demek.

(Demir) Anladım. E tamam, git Selin.

Ha, sen, ben buradayım diye rahatsız olacaksan ben giderim. Sorun yok yani.

(Duygusal müzik...)

(...)

Selin gitti mi acaba?

O değil de asıl Demir Bey gitti mi restorana?

Ben şıp diye bulurum şimdi.

Azmiye, neydi o restoranın numarası?

(Mesaj geldi)

Hah, Selin'den.

Eyvah! Demir'le konuştu galiba.

Ee, o gelmezse bu iş yatar.

Ay, biz figüranla yemek yesin diye mi yaptık bu programı?

(Mesaj geldi)

(Ayda) Selin'den.

Gelmiş, gelmiş!

Oh, vallahi oh.

Kıskançlıktan peşine düşmüş kızın ayol.

Ay, vallahi Selin'e âşık bu çocuk.

Oldu bu iş. Tıkır tıkır yürüyor plan.

(Firuze) Tıkır tıkır yürüyor.

(Duygusal müzik...)

(...)

Kızlar, gelmedi mi mesaj, bir baksanıza.

-Yok. -Yok.

Maalesef yok.

-Gidip bir baksak mı? -Çok riskli.

Birimizden birini görürlerse bütün entrika çöker.

Az sabredin.

Siz merak etmeyin. Her şey kontrolüm altında.

Figüran arkadaşı tembihledim.

Saçma sapan bir durum olursa hemen beni arayıp haber verecek.

(Mesaj geldi)

Nasıl yani? Ayrı masalarda mı oturuyorlarmış?

E figüran nerede?

Kalkıyorum diyor. Ne yapacağız?

Ay, durun biraz, durun!

(Azmiye ses) Alo, Selinciğim...

...ay, o seni eken omurgasızı bulursam kemiklerini kıracağım.

Ama sen şimdi boş ver onu.

Demir Bey'e ekildiğini sakın belli etme.

(Azmiye ses) Sanki böyle kendi kendine yemeğe çıkmışsın gibi...

...keyifli keyifli ye yemeği.

Tamam mı tatlım? Sakın kalkma oradan.

Aa! Hayır canım, olur mu öyle şey?

Rezil olmak falan yok.

Hadi tatlım, yemeğini ye, beni dinle.

Öpüyorum aşkım.

Oh! Tamam, kalıyor.

Ama o figüranın benim elimden çekeceği var.

(Meşgul tonu)

Meşgule verdi.

Mesaj yazdı.

Setten çağırdılar, gidiyorum.

Şimdi mi haber verilir? Utanmaz!

Hemen Selin'in yanına birini göndermemiz lazım.

Çünkü ekilmek, bütün cazibeyi söndürür.

(Merve) İbo'yu ara, gitsin acil.

Ya iyi de onlar arkadaş.

Yani Demir Bey kıskanmaz ki İbo'yu.

Ay, çağırsanıza birilerini.

Yok mu hiç sizin çevrenizde kimse?

Ayol şu Burak'ı çağırsanıza bari.

Hadi bir an önce karar verin.

Çağırıyor muyuz, çağırmıyor muyuz? Hadi!

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Demir iç ses) Restorandayım hâlâ. Lütfen gel Eylül.

(Duygusal müzik)

Kıracağım o herifin kafasını Vedat. Her kimse.

Nasıl ya? Sen hâlâ göremedin mi herifin kim olduğunu?

Gelmedi ki. Ekti kızı.

Ne yapmaya çalışıyor şu herif bir anlasam.

Aman, boş ver ya. Zaten daha iyi olmuş gelmediği.

İyi falan olmadı Vedat.

Kız kaç saattir tek başına bekliyor orada.

Restoran kapanana kadar birini beklemenin ne olduğunu bilirim ben.

Şu an bunu Selin'e yapanı bir bulsam, elimden gerçekten bir kaza çıkacak.

(Demir) Kapatmam lazım. Konuşuruz sonra.

-Kapatıyoruz beyefendi. -Tabii.

(Duygusal müzik)

Hadi Selin, gidiyoruz.

Sendin değil mi?

Neyin bedelini ödettin şimdi bana?

Demir Erendil! Hesap vermez, hesap sorar.

Ceza keser, bedel ödetir.

Bu geceyi de hesabımdan düştün mü?

Ne diyorsun Selin, anlamıyorum.

Hadi gel, eve gidelim.

Gelmeyecek işte, kimi bekliyorsan artık.

Ne diyorsun ya? Şaka mısın?

Seni burada bırakmam Selin. Hadi.

Sen git Demir. Ben burada kalacağım.

Sorun yok. Hanımefendiyi tanıyorum.

Aa! Kocaman bir sorun var.

Bu adam beni mutsuz ediyor. Evet, bu adam.

Sorun yok. Gidebilirsiniz.

(Demir) Selin, restoran kapanıyor şu an.

-Kalkar mısın lütfen? -Seninle gelmek istemiyorum.

Net değil mi? Karışık sinyal de yollamıyorum işte.

Gelmeyeceğim. Sen git eve.

Selin, kalkmazsan seni kucağımda götüreceğim.

Yapamazsın.

Uzak duracağız dedin, bak, uzak duruyoruz.

Aramızdaki mesafeyi aşmak istemezsin.

Demir, bak, polis çağırırım!

Aydacığım, bu mekân olduğuna emin misin?

Bu mekân kapatıyor çünkü.

Burakcığım, Selin kötü durumda galiba.

(Ayda) Bizde de araba yok.

Yani taksiyle gidip alayım diyeceğim ama--

(Burak ses) Planım var demişti bana.

Neyse, ben zaten mekânın önündeyim şimdi. Girip bakarım.

Demir, ben gelmek istemiyorum! Bırakır mısın lütfen?

Selin, hadi!

Demir, gelmeyeceğim ben dedim. Gelmek istemiyorum. Bırak!

Selin, hadi gidiyoruz.

Demir, istemiyorum gerçekten. Lütfen verir misin çantamı? Gideceğim.

(Demir) Selin, bir dakika dur. Önce bir sakinleş.

Tamam, çok canın sıkıldı, biliyorum.

Çok kötü bir his olduğunu da biliyorum.

Ama bu haltı yiyen her kimse...

...üzüldüğüne değmez.

Tamam mı?

Hadi gel.

Sen bana niye bunları yapıyorsun?

Niye bana böyle davranıyorsun?

Bak Demir, ben artık çok yoruldum.

Niye yolladın bana o çiçekleri?

Niye beni yemeğe davet edip tek başıma restoranda beklettin?

Tamam, anlıyorum, bana kızgınsın.

Ama bu yaptığın eziyet...

...çok acımasızca.

(Demir) Selin, ne diyorsun, ben anlamıyorum.

O çiçekleri ben yollamadım. Bu geceyi de ben ayarlamadım.

Nasıl yani?

Sen değil miydin?

Selin, ben sana böyle bir şey yapar mıyım?

Ama ben...

...sen yapıyorsun zannettim.

O kartları sen yolluyorsun sandım.

Sen o yüzden mi geldin?

Yani ben seni davet ettim diye mi?

Çünkü sen ol istedim.

Of! Ben ne kadar aptalım ya! Demir, git.

Lütfen git, tamam mı? Bak...

...ben şu an çok utanıyorum. Senin yüzüne bile bakamayacağım.

Ben bu gece eve gelmeyeceğim, tamam mı?

(Duygusal müzik...)

(...)

Seni seviyorum.

(Duygusal müzik...)

(...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Doğan...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.