All language subtitles for Im Here With You bolum 15

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(Kalem düştü)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Merhaba Demir.

Ah.

Bir şey söylemeyecek misin?

(Duygusal müzik)

Neden geldin Eylül?

Sen çağırdın.

Babamın yönetim kurulunda olduğu şirketlerden birinin...

...hisselerini devralarak.

Net bir mesajdı.

Seni daha önce de çağırdım.

Binlerce mesaj gönderdim.

-Neden şimdi? -Çünkü seni çok özledim.

Hiç değişmemişsin.

Böyle düşünmene sevindim.

Ne düşündüğümü sanıyorsun Eylül?

Bana baktığında hâlâ evlenme teklif ettiğin kadını görüyorsun.

O kadını görüyorum, evet.

Evlenme teklifimi kabul edip...

...ertesi gün kayıplara karışan kadını.

Sen hayatımda tanıdığım en iyi dolandırıcısın.

O kadını öldürmek için elimden geleni yaptım.

Demir Erendil'in âşık olduğu kadını.

Ama en olmadık yerlerde tekrar ortaya çıktı.

İki sene dayanabildim.

Artık savaşamıyorum.

Teslim olmaya geldim.

Geldiğin yere geri dön.

Bunu söyleyebilmek için mi gönderdin o mesajı bana?

Hisseleri alırken, gözlerime baktığın gün...

...beni hayatından nasıl çıkaracağının hayalini mi kuruyordun?

Bir açıklama duymayı umuyordum!

-O zaman izin ver. -Artık istemiyorum!

Net mi?

Neden gittiğini, nereye gittiğini, orada ne yaptığını?

Hiçbiri umurumda değil.

Şirketi alalı yalnızca birkaç ay olmuş.

Ne değişmiş olabilir ki bu kadar kısa zamanda?

Her şey.

(Duygusal müzik)

Bu odadan çıkabilirim...

...ama bu defa senden yalnızca...

...karşı masaya kadar uzaklaşacağım Demir.

(Eylül) Babamın hisselerini devraldım.

Yeni finans direktörün benim.

(Eylül) Biliyorum, her gün bana bakmak kolay olmayacak.

Çok zor olacak her gün seni görmek.

İlk başta birazcık canımız yanacak...

...ama sonra unuttuğun her şeyi tekrar hatırlayacaksın.

Söz veriyorum.

(Duygusal müzik)

Demir?

(Duygusal müzik)

Günaydın.

Merhaba, ben Selin Sever.

Eylül Gündüzeli.

İsminizi duydum. Çok başarılı bir iç mimarsınız.

Teşekkür ederim Eylül Hanım.

Ben sizi meşgul etmeyeyim.

Toplantınız olduğunu bilmiyordum Demir Bey.

Yok, siz rahatsız olmayın. Ben zaten gidiyordum şimdi.

Önce Burak Bey'le konuşacağım, sonra hep birlikte yapacağız toplantıyı.

Orada görüşürüz.

Demir.

Demir.

-Affedersin. -Gelebilir miyim iki dakika?

Tabii, tabii.

(Duygusal müzik...)

(...)

İyi misin sen?

Ee...

Bir daha öyle çıkıp gitme evden, olur mu?

Kahve almaya gitmiştim. Sana not bıraktım.

Biliyorum, biliyorum.

Kahve almak için de çıkma, yani birlikte gidelim.

Gerçekten gitmen gerekiyorsa...

...ben çıkıyorum de, yüzünü göreyim, öyle git.

O evde böyle bir anda yalnız olduğumu fark etmek...

...hoş bir duygu değil.

Ne oldu sana?

Bu sefer de sen mi kâbus gördün?

Onun gibi bir şey.

Sana o evden asla gitmeyeceğimi söyledim.

Gitmeyeceğim de.

Gitme.

Demir...

...bir şey mi oldu?

Affedersin.

Ekrem Bey.

İyiyim, merak etme.

Ben masama geçeyim o zaman.

Günaydın Ekrem Bey.

Evet, az önce buradaydı.

Sizden erken davranmışım.

Evet baba ya.

İstanbul'a geldiğim için çok mutluyum.

Hişt!

Kimmiş bu kadın?

(Selin) Eylül Gündüzeli.

Gündüzeli mi?

(Merve) Bir yerden tanıdık geliyor bana ama.

Müşteri miymiş?

Bilmem.

Hadi öpüyorum. 'Bye bye'.

Kaplanacak alanın metrekaresi neydi?

Ayda...

...tanıyor musun?

Hayır.

Ay! Hoş geldiniz.

Kusura bakmayın, telefonlarım bir türlü susmadı. Anca kapatabildim.

-Biz size bir şey ikram etmiş miydik? -Azmiye'ydi değil mi?

-Evet. -Sorun değil, ben kendim alırım.

(Azmiye) Aa! Hiç olur mu öyle şey?

Lütfen, siz buyurun. Ben getiririm.

Tamam, bu seferlik birlikte gidelim. Zaten burada herhâlde.

Kim bu?

(Müzik)

Almışsınız kahvenizi.

Ay, çok pardon.

Efendim Burak Bey?

Evet, burada.

Ee, tabii Burak Bey.

Burak Bey sizi terasta bekliyormuş.

Ee, teras?

O taraftan.

-Kahve için teşekkür ederim. -Ay, ne demek.

Bu kadın kim ya?

Pek hoş.

Merhabalar.

(Eylül) Merhaba.

Nihayet yüz yüze tanışabildik.

-Burak Yangel! -Eylül.

Buyurun.

Sanırım Demir Bey'le görüştünüz.

Evet, önce ona merhaba dedim.

Ve? Yani nasıldı? Beklediğiniz tepkiyi alabildiniz mi?

Beklediğim gibiydi.

Şimdi, çalışma biçimimizi konuşmak isterim.

Malum, bu yeni gelişmeyi çalışanlarımıza da...

...açıklamamız gerekecek.

Ben Demir Bey'e babamın hisselerini devraldığımı söyledim.

Ama çalışma biçimimizi üçümüzün olduğu bir toplantıda konuşuruz diye düşünüyorum.

İş yerinde iş konuşalım diyorsunuz.

Bir yerden tanıdık geldi.

Peki, öyle olsun.

(Müzik)

Azmiyeciğim, herkesi toplantı odasına alır mısın lütfen?

(Burak) Evet, yapı tarafında.

Tabii ki Demir Bey'e de.

Arkadaşlar, bugün itibarıyla Eylül Gündüzeli de...

...bizimle çalışmaya başlayacak.

(Burak) Kendisi bizim yeni--

Böyle bir takdime gerek yok Burak Bey, ben kendimi tanıtırım.

Bazılarınıza soyadım tanıdık gelmiş olabilir.

Ben şirketin yönetim kurulu üyelerinden Fikret Gündüzeli'nin kızıyım.

(Eylül) Bir süredir yurt dışındaydım.

Ama babam emekli olmaya karar verince şirketin hisselerini ben devraldım.

Ben finans ve yatırım uzmanı olarak büyük şirketlere danışmanlık yapıyorum.

(Eylül) Bu yüzden şu anda bana en çok ihtiyaç duyulan şirketteyim.

Daha önce yapılan bazı hatalar ve akabinde gelen bölünmeyle...

...finansal yapıda epeyce zayıflama olmuş.

Ama birlikte çözebileceğimize dair inancım tam.

Ee, yani şirketin bir finans direktörü vardı aslında.

Ben de bazı hatalar yapıldığında görevimin başındaydım.

Yalnız tüm hatalar benden kaynaklanmadı. Onu bir netleştirelim isterseniz.

Ferruh, bunu daha sonra konuşalım.

Yok. Hiç sorun değil.

Zaten kafanızdaki karışıklıkları gidermek için bu toplantıyı yapıyoruz.

Artemim'de daha önce birçok şey yaşanmış.

Ne oldu bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var.

Hatalar tek başına yapılmaz.

Ama beraberce tamir edilebilir.

O yüzden siz Artemim İç Mimarlık'ın finansını yönetmeye devam edeceksiniz.

(Eylül) Ben daha çok yeni kurulan yapı tarafıyla ilgileneceğim.

(Eylül) Zaten koordineli çalışacağımız için...

...aynı zamanda size danışmanlık yapıyor olacağım.

Biliyorum, bana asıl sormak istediğiniz çok fazla şey var.

Ama ben önce Demir Bey ve Burak Bey'le olan toplantımı yapayım...

...sonra hepinizi sırayla tek tek görmek isterim.

(Müzik)

Peki...

...hangi sırayla görüşmek istersiniz Eylül Hanım?

Önce hangimiz gelelim?

Beni en çok kim merak ediyorsa o gelsin.

Tamam, görüşürüz.

Güzel şaka.

Oo!

(Eylül) O hâlde görüşürüz.

-(Merve) Görüşürüz Eylül Hanım. -(Azmiye) Görüşürüz.

(Azmiye) Teşekkürler Eylül Hanım.

(Müzik)

Demir Bey'in odasında mı devam edelim?

Şöyle yapalım mı?

Yemekte devam edelim mi?

Hem hava almış oluruz hem de sizinle bir hoş geldin yemeği yemiş oluruz.

Yalnız öğlen yemeği için benim başka bir planım var.

Ofise dönünce yapalım, sizin için de uygunsa.

Öğleden sonra toplantım var.

Peki.

Ben size yetişirim.

Buyurun.

(Müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik)

Yalnız bir şey söyleyeyim mi? Çok klas kadın.

Samimi ama bir ağırlığı var.

Acayip güzel kadın.

Kızlar, kabul edelim, çok güzel kadın.

Yalnız stili falan da çok iyi, yani tarzı, duruşu.

Ya ben neyin derdindeyim, siz neyin derdindesiniz.

Stilmiş falan. Üf!

(Ferruh) Hadi çalışalım, bir şey yapalım.

(Ferruh) Hadi, hadi, hadi.

Güzel kadın değil mi?

Bu da ne, bu niye sinirleniyor?

İbocuğum, merhaba!

Aa! Ay! Al onu!

İbo, bu ne? Al bunu ne olur. Al, al, al! İçeri götür.

Abi, ne yaptın ya, korktu hayvancağız.

Ama ben de korktum. Ben bir şey söylüyor muyum?

-Isırmaz değil mi? -Isırmaz da yani korktuğunu hissederse...

Yok yok. Yok. Korku yok. Hafif bir tedirginlik.

Sen de her şeyi söyleme canım hayvana.

Onun bir yeri yok mu? Götürsen, bağlasan.

Bizim sonra konuşacaklarımız var. Acele et.

Gel oğlum.

Hadi canım benim. O T-Rex!

O tatlı şey seni. Atlamaz değil mi?

Geç abi.

-İyi misin? -İyiyim, iyiyim, iyiyim. Çok iyiyim.

Bünyamin abi, senin bu muayenehane ne oldu?

Yani benim bildiğim insanlara randevu verilir...

...insanlar oraya gider falan.

Da yani yanlış anlama ama ben senin gibi böyle...

...hastalarının mekânlarına giderek seanslarını yapan pek duymadım.

Yani yorucu olmuyor mu böyle?

Oluyor İbocuğum, oluyor ama ben sana en başta da söylemiştim.

Benim yöntemlerim birazcık çağının ilerisindedir diye.

Şimdi ben randevu verince ne oluyor?

Ne oluyor abi?

İnsanlar tedirgin oluyorlar ve hazırlık yapıyorlar.

Ya ben bana söyleyeceklerini ayna karşısında prova eden gördüm İbo.

İnanabiliyor musun?

En iyisi böyle hazırlıksızken yakalamak.

Misal sen, ben pat diye geldim. Küt diye soruyorum.

Ne oldu?

Ne oldu?

Bahane uyduracak vaktin kalmadı.

Niçin bahane uydurayım ki anlamadım.

Hım.

Bir saniye.

Verdiğim ödevler pek beğenilmemiş. Neden?

Cidden soruyorum, niçin?

Buyurun Merve Hanım.

Sağ ol.

(Anlaşılmayan konuşma)

Aynen. Ofiste zaten başka yapılacak işimiz kalmıyor.

Sağ ol.

Afiyet olsun balım.

(Müzik)

(Azmiye) Hu hu! Ferruh Beyciğim!

Ay, kaç saattir odanızdasınız.

Bir kahve içer miydiniz?

Vallahi çok hora geçer Azmiye Hanımcığım.

Çok sağ olun.

Afiyet olsun.

-(Ferruh) Ohh! -(Azmiye) Aa!

Bunlar ne?

Ha, Eylül Hanım'ın galiba.

Kendisi bundan sonra benimle aynı odada çalışacakmış.

Şimdiden işgale başladı bile.

Ama Ferruh Bey, kadın odanızı elinizden almamış ya.

Siz de bir tuhafsınız yani, her şeye söyleniyorsunuz.

O da yakındır Azmiye Hanım, o da yakındır.

Baksanıza, çalışanlar azalıyor, patronlar artıyor. Ben anlamadım bu işi.

Ay, doğru vallahi.

Üç tane mi patronumuz oldu şimdi bizim?

Gerçi Eylül Hanım patron gibi davranmıyor ama.

Asıl arkadaş gibi yaklaşandan korkacaksın.

Vallahi bittik biz bu sefer. Kesin, net bittik yani.

(Selin) Ne oluyor anlamıyorum ki!

(Ayda) Ne oldu?

Aa!

Selin?

Kuzum!

Ne oldu sana?

Yaptığım değişiklikler uçup gidiyor.

Niye kaydetmiyor anlamıyorum ki.

Azmiye, bir IT'yi arar mısın?

Tamam tatlım, sakin. Ben hallederim.

(Telefon çalıyor)

Ne demek o ya?

Hayır, sen bana böyle söylemedin ama.

Ben niçin bekliyorum o zaman burada?

Ya, tamam. Lütfen çöz şu işi ve ara beni.

Merve, ne oldu?

Tedarikçi.

Teslimat gecikecekmiş, onu söyledi.

Bir işimiz de düzgün gitsin ya! Vallahi bıktım ben artık.

Oho!

Tedarikçiye gelene kadar asıl oranın tesisatı sıkıntılı.

Zaten sizin verdiğiniz tarihe yetişmez o iş.

İyi de bizim de elimizdeki son iş bu.

Aman be!

Üf! Bu sefer de kilitlendi!

Of! Ne oldu bu bağlantıya ya?

Ne bileyim ya.

(Selin) İki saattir aynı şeyle uğraşıyorum. Hiçbir şey kaydetmiyor.

Hayatım, nazar değdi bize.

Emin olun, bu saatte bu şekilde olmaz. Gönderemedim, dosyayı gönderemedim.

Ne oluyor ayol size?

Üç tane patronla çalışıyoruz diye iyice işe gömüldünüz.

Ama ilk kez üç patronla çalışıyoruz.

Ay! Üzerimizde ikişerden altı tane göz var.

Vallahi tek hatada ikiye bir oy çoğunluğuyla hop kapıdayız.

(Azmiye) Saçmalamayın Allah aşkına Ferruh Beyciğim.

Patronlar burada bile değil. Aa!

Hem öğle yemeği de mi yemeyeceksiniz?

-Aa! Oldu mu o kadar? -Oo!

-Al. -Oldu tabii.

Hadi, herkes terasa yemeğe.

Senin işlerini de yemekteyken hallettiririm ben tatlım, merak etme.

Hadi herkes yemeğe.

Terasa, terasa.

Var ya, acayip acıkmışım.

Çok mu acıktın sen?

Abi, ben sana sohbet sırasında ufacık bir şey danıştım.

Sen aldın bizi terapilik yaptın.

Yani bizim öyle büyük sorunlarımız yok ki.

Senin verdiğin ödevler bayağı bayağı evli çiftler için.

Hım.

Doğru, haklısın.

Size başka türlü bir yöntem uygulamam lazım.

Ee, sorun yöntemde değil Bünyamin abi, yani aslında hiç yaklaşmasan daha iyi.

Yani biz Ayda'yla bir şekilde yolumuzu arar buluruz.

Olur mu İbocuğum?

Burada yeni bir bilimsel yöntem oluşturmaya çalışıyorum. Bak.

Yeni çiftlerde adaptasyon sorunları.

Yazan Bünyamin CE nokta Açmaz.

Harika! İlk örnek çiftim de siz olacaksınız.

Biz hiç olmasak.

Yani daha sorunlu çiftler illaki vardır, değil mi Bünyamin abi?

Vardır, vardır ama İbocuğum, sen bu işin fikir babasısın.

Tebrik ediyorum İbo, baba oldun.

Şimdi bak, sen beni aramasan, abi Selin'le Demir'e yardım et demesen...

...ben bu noktalara gelemeyecektim.

Yani bu şeref sana da ait.

O yüzden ilk ödevinizi de vereceğim.

Nasıl yapalım?

Tamam abi, ver. Ne yapalım, ver.

Çiftler randevusuna çıkacaksınız.

Çiftler?

Yalnız sorun, arkadaşlarımızın ilişkimizin fazla içinde olmasıydı Bünyamin abi.

Yahu arkadaş grubuyla çıkmayacaksınız ki.

Başka bir çiftle randevuya çıkacaksınız.

Yani çifte çifte kumrular olacaksınız.

İstersen pikniğe gidin, isterseniz yemeğe çıkın.

Sinema olur, lunapark olur. Seç birini.

Ne işe yarayacak bu?

İbo, âşık olmakla çift olmak...

...arasında çok büyük bir fark vardır.

Siz ancak başka bir çift tarafından onaylandığınız zaman...

...kabul görmüş olursunuz.

Yani sen diyorsun ki çift olabilmek için...

...başka bir çifte ihtiyacımız var.

Aynen öyle.

Hem zaten sevgilinle sürekli yalnız olamazsınız ki canım.

Değil mi? İnsan sosyal bir varlıktır. Çıkın, gezin, dolaşın, sosyalleşin.

Ben sonuçlar için tekrar geleceğim. Kolay gelsin.

-Şey-- -Görüşmek üzere, çok teşekkür ederim.

Kendine çok iyi bak. (Köpek havladı)

Of abi ya!

Yani dertsiz başıma...

İyi çıkalım da kiminle çıkacağız ki?

Tamam hadi, bitirdiyseniz siz boşları toplayıp atın.

Ben de aşağıya ineyim, kahve getireyim.

-Selin? -Hı?

İbo terapist ayarlamış, hiç söylemiyorsun.

Ne terapisti be, ne oluyor ya?

İbo, Selin'le Demir'in arası düzelsin diye ilişki terapisti ayarlamış.

Sizin ilişkiniz başlayalı ne kadar oldu ki Selin?

Hih! Yalnız adamı görmeniz lazım.

Öyle iki cümleyle anlatılacak gibi değil.

Geniş zamana ihtiyacımız var.

Çok enteresan bir tip.

Vallahi ben göreceğim galiba.

Çünkü sizin ilişkinizden sonra bizimkine de el attı.

Nasıl ya?

Evliliği çatırdayan benim, siz mi gidiyorsunuz ilişki terapistine?

(Hep bir ağızdan) Ne?

Ne demek o boncuğum?

Kızım baksana gözlerime, ağlamaktan helak oldum ben.

(Ayda) Aa!

Ya iyi de Merve, siz Bora'yla evleneli daha ne kadar oldu?

Vallahi...

...oldu işte.

Allah Allah!

Zeytinyağlılar dediğiniz kadar varmış Burak Bey.

(Burak) Afiyet olsun.

(Burak) Beğenmenize sevindim.

Aslında benim aklımda birkaç yer vardı ama...

...tabii siz vegan olunca seçeneklerimiz de azaldı.

(Müzik)

Bunu da alabilirsiniz.

Sevmediniz mi Demir Bey?

Aç değilmişim.

(Burak) Başka bir şey söyleyelim.

Gerek yok.

O zaman tatlı söylüyorum.

Bence tatlı fazla gelir şimdi.

(Eylül) Önce bir şu işi netleştirelim.

Artık üçümüz de hissedar olduğumuza göre...

...bundan sonraki kararları ortak almamız gerekecek.

Yönettiğiniz iki iş de birbirine finansal olarak göbekten bağlı.

(Eylül) Birinizin aldığı karar diğerini etkileyecek.

Birinizin yaşadığı bir sorun...

...diğer tarafın marka kimliğini zedeleyebilir.

İlginç.

Bu bölünmenin amacının bir tarafı...

...diğerinin verdiği kötü kararlardan korumak olduğu söylenmişti.

Öyle.

Ben de koordineli bir şekilde çalışacağız diye biliyordum.

O zaman ortak işlerde ortak kararlar verilir.

Bağımsız işlerde yöneticinin verdiği karar esastır. Hemfikir miyiz?

(Demir) Ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?

Ee, beyler, aranızda bir problem olduğu çok belli.

Geçtiğimiz aylarda bu işe de yansımış.

Şu noktada zıtlaşmanız...

...şirket için çok riskli sonuçlara neden olabilir.

Bu yüzden birbirinizin işini baltalamayacağınızdan...

...emin olmam gerekiyor.

Ne zaman döneceğim belli değil, diyor.

Yani insan bilmez mi?

Ne bileyim, iki hafta mı, iki ay mı?

Nasıl bilmez ya?

Yani önünü göremiyor demek ki.

Ya da dönmek istemiyordur canım.

Annesinin yemekleri de...

...bir tatlı gelmiştir ki şimdi, oh, oh, oh.

Yalan mı canım?

Yani bütün erkekler annelerinin yemeğini daha çok beğenirler.

Yani karıları kızmasın diye "Hayatım, senin yemeğin daha güzel olmuş." derler.

Ah ah!

Siz öyle mi yapıyorsunuz karınıza Ferruh Beyciğim?

Eski karıma.

-Aa! -Aa!

Siz ne zaman boşandınız Ferruh Bey?

Geçen ay sessiz sedasız bitti o iş.

Şak diye boşadı beni.

Boşanma diyor. Ben bayılacağım şimdi.

Yok yok, öyle değil canım.

Muharrem Usta, bir şey söylesene.

Mutlu evlilik hiç mi yok?

Çocuklar, evlilik muhabbettir.

Birisi eğer karısının yok saçına başına, yok servisine...

...yok yemeğine, ikramına laf ediyorsa...

...o muhabbette eksik bir şeyler vardır.

Konuş ustam, konuş.

Herkes duysun.

Vallahi niye uzatıp duruyor, anlamıyorum.

Gerçi ailemle tanışırsan yumuşarlar, dedi.

İki günlüğüne Antalya'ya gel dedi de...

...işler bu hâldeyken ben nasıl izin alacağım?

Hafta sonu gidersin.

Hem sen istemiyor musun Bora’nın ailesiyle tanışmayı?

Yani istiyorum da--

Yalnız bir dakika.

Hangi hafta sonu gideceksin?

-İşte bu hafta sonu o zaman, değil mi? -Hı.

Aa! Olmaz.

Elin boş mu gideceksin?

Hayır. Eli boş gidilmez. Asla.

Alırım canım bir şeyler, o kolay.

Aa! Hiç de kolay değil. Dünyanın en zor işi.

Kaç kardeşi var Bora'nın?

Annesi, babası hayatta mı?

Hayatta. Allah uzun ömürler versin, hayatta.

İki ablası, bir de abisi var.

Ay, ay, ay!

İki görümce, bir kaynana. Evlerden uzak ya Rabb'i!

(Azmiye) Yandın kızım sen.

Örtüsüydü, bornozuydu, havlusuydu.

Oho! Özel sipariş verip işletmesi lazımdı.

Tel kırması, Antep işi, iğne oyası. Oo...

Öyle çarşıdan aldığın gibi kaynananın evine götüremezsin ki.

-Hadi ya! -Aa! Götürülmez mi?

-(Muharrem) Yok yok. -Ne olur ki?

I ıh!

Hah! Çok güzel.

Kaynanam ve görümcelerim nefret edecek benden.

Hayır canım.

Biriniz bir şey söylese de konuşmaya devam etsek keşke.

İş baltalama lüksüne sahip olmadığımız açık.

Herkes farkındadır herhâlde.

Benim de her zaman önceliğim Artemim’dir.

Beni göndermek için mafya tutarken de mi öyleydi?

Bunu tam olarak nereden çıkarttınız acaba?

Şirkette böyle bir şeye cesaret edebilecek tek kişi sizsiniz.

En büyük müşterimizi metresiyle çekilen fotoğraflarla...

...tehdit etmek de sizin fikrinizdi yanlış hatırlamıyorsam.

Böyle ifade edilince biraz tuhaf görünüyor, farkındayım.

Ama büyük bir problemi çözmek için bir yol ararken--

Başka yollar da vardı.

Seçmediğiniz yollar.

Şirketin en önemli müşterisinin kızını işe karıştırıp...

...sonra da kalbini kırdığınız için otel işlerini kaybettik Demir Bey.

Tamam.

Bunlar geçmişte kalmış şeyler. Şimdi önümüze bakalım.

Demir Bey, geçen gün toplantı yaptığınız müşteri...

...işi başka bir şirkete götürmeye karar vermiş.

İmzaları atmadan önce sizinle tekrar görüşmesi için ikna ettim.

Teşekkür ederim.

-Ama böyle bir şeye gerek-- -(Eylül) Vardı.

Yapı tarafının acilen iş yapması gerekiyor.

İşin yapı tarafına verilmesinin karşılığında...

...işin iç mimari kısmını piyasanın çok altındaki...

...bir bedelle siz yürüteceksiniz Burak Bey.

Nasıl?

Eylül Hanım...

...peki, kâr etmeyeceğim bir işi ben neden yapayım?

Çünkü bütün müşteriler sizin tarafınızda.

Yapı tarafının şu anki tek potansiyel müşterisini kaçırmak istemeyiz.

Lütfen bunu bir iyilik olarak görmediğinizi söyleyin.

Demir Bey için elimden geleni yaparım.

Çok sağ olun Burak Bey.

Rica ederim Demir Bey.

(Mesaj geldi)

İzninizle. Benim bir toplantım var ve saati erkene alınmış.

Afiyet olsun.

-Evet, toplantımız bittiğine göre-- -Bir çay içelim mi?

-Çay? -Çay. Evet.

İnce belli, demli.

Ama burada değil, şöyle daha güzel bir yerde içelim.

Buranın nesi var?

Boğaz'a bakarak içmeyi tercih ederim.

Lütfen.

Hah, Merve. Bak, tel kırma örtü.

Ver bakayım.

Aa! Ama bu da sipariş diyor. 15 günmüş.

Çok geç 15 gün, çok geç.

Kızlar, boşuna arıyorsunuz.

Aa! Merve, bu bluz nasıl kaynanan için?

Ölçülerini bilmiyorum ki.

Şimdi kayınpederine, abisine, Bora’ya da bir şeyler götürmek lazım, değil mi?

Lazım. Lazım ama onu bir bilene sormak lazım, değil mi?

Of!

Ben zaten seçemiyorum, altı kişiye birden nasıl hediye alacağım ben?

Ha, aman diyeyim.

Nikâhına zaten çağırmadın, bir de hediyelerini beğenmezlerse...

...bitersin sen vallahi.

Ferruh, alırım dalağını.

Ee, onları da Bora’nın çağırması lazımdı canım. Allah Allah!

Hayır. Yanlış.

Bu tür şeyler kayın tarafının gözünde daima gelinin suçudur.

Suçu olmasa bile.

-Ay, maalesef doğru. -Nasıl?

Öyle mi?

Kaldı mı hâlâ öyle şeyler?

(Muharrem) Teessüf ederim ha.

Arkadaşlar, sizin hiç etrafınızda bu işlerden anlayan...

...hayat tecrübeleriyle olgunlaşmış, iki tane İstanbul hanımefendisi yok mu?

(Muharrem) Niye onlara sormuyorsunuz?

Ya Firuze Hanım'la Leyla teyze.

Doğru ya.

Onlar nerede ne satılır çok iyi bilir.

Selin, ne olur arasana.

İş çıkışı çarşıya falan gidelim bir, hazır edelim her şeyi ha?

Dur dur. Ben arayayım.

Çalıyor.

Alo, Firuzeciğim?

Leyla Hanım'la sana acil ihtiyacımız var.

Öyle mi? Ne için?

Ay, yo yo, o iş öyle olmaz, çarşıyla olmaz.

Sen en iyisi kızları topla, iş çıkışı bize gelin.

Ben sizin işinizi çözeceğim.

Ne oluyor Firuze?

Damat bohçası hazırlayacağız Leyla.

Demir'e mi? Ay, ne çabuk evleniyor bunlar!

Azmiyeciğim, Selin evi biliyor. Akşama görüşürüz.

Demir için hazırlamıyorsak, kim için hazırlıyoruz bu bohçayı?

Firuze, bir anlatsana.

Ayol bohça bahane, fırsat şahane.

Bizim çocukları evliliğe özendirmemiz için...

...bunu mutlaka kullanmamız lazım.

Hadi hadi, hadi.

-(Firuze) Gel gel, hadi. -Kahveler ne olacak Firuze?

Ayol bırak şimdi kahveleri. Sandıkları açacağız.

Aa, aa!

(Eylül) Çok özlemişim.

Boğaz, ince belli çay.

Sonra kahvaltı, simitle.

Ekmek yiyen martılar.

Kestane kebap.

Neleri özlediğini anlatmak için mi geldin Eylül?

Evet.

Çık oralardan Eylül. Çık.

Hiç boşuna girme oralara.

Sonra adalar...

...Heybeli’de gün batımı, Burgaz’da balık...

...vapurda kitap okumak.

İstanbul'un trafiğini bile özlemişim.

Ama en çok da...

(Demir) Pardon.

Bir çay alabilir miyiz?

İstanbul’a bunlar için geldiysen güzel.

(Demir) Hepsi yerinde duruyor.

Adalar, vapur, çay.

Hele İstanbul trafiği en kolayı.

(Demir) İşten çıkıp evine gidemediğinde hatırlarsın nasıl bir şey olduğunu.

Bir tane daha bırakabilir misin?

Hanımefendiye.

Özlemişsin ya, içersin işte.

Bak, mis gibi tavşan kanı.

-Demir, ben-- -Çayını iç.

Soğutma.

Soğusun, içmeyeceğim.

Neden?

O kadar özlemişsin.

Bak, ikinci bardağı bile içemiyorsun.

Sen buralara fazla alışma Eylül.

Hatta sen hiçbir yere fazla alışma.

O duygu sende durmuyor.

Senin olayın bir çay içimlik.

Boşuna ikinci bardağı isteme.

Bak, ziyan oluyor.

(Müzik)

(Azmiye) Kızlar, işinizi gücünüzü gün içinde bitirin.

(Azmiye) Çıkışta fazla mesai istemem, Firuze Hanımlara gidiyoruz.

Vallahi benim patron hâlden anlıyor.

Selin’le bize akşama iş çıkarmaz.

Vallahi benimkini biliyorsun Azmiyeciğim. Bir gelsin, belli olur.

(Burak) Selam.

Döndünüz mü?

Yok, ben döndüm. Demir'le Eylül devam ediyor toplantıya.

Konuşacakları varmış.

Peki, sonra şirkete dönecekler miymiş?

Bilmem.

Sen şimdi onların şirket sorunlarını boş ver de...

...kap gel bilgisayarını.

Yeni bir müşterimiz var.

Yeni müşteri mi?

-Evet. -Ne yapıyoruz, ha?

-Çok eğlenceli. -Öyle mi? Ne yapıyoruz?

Dirim Hanım'ın zevksizliğini al.

(Burak) Alara’nın kaprisini ekle.

Bir de bunların bir çift olduğunu ve birinin beğendiğinden...

...diğerinin nefret ettiğini hayal et.

O zaman Burakcığım, sana kolay gelsin.

Ben istifa ediyorum.

İstifa falan etmiyorsun. Kapıp bilgisayarını geliyorsun. Hadi.

Ya of! Böyle müşterileri nereden buluyorsun?

Ben bulmuyorum ki onlar bizi buluyor.

Çok çekiciyiz güzelim.

(Kadın) Evimin balkonundan verandaya doğru bir yol var.

(Kadın) Dış bahçeye doğru.

(Kadın) Korkulukların oraya bir çiçek yapmak istiyorum da.

Hamdi Bey.

Burayla ilgilenir misiniz?

Kusura bakmayın.

Demir?

Ne oldu oğlum? Dumanın tüte tüte geldin.

Haklıymışsın.

Tabii canım, biliyorsun zaten her zamanki hâlim de...

Bu sefer hangi konuda haklıymışım?

Eylül burada.

Doğru görmüşsün.

(Burak) Müşteri yeni evli bir çift.

Ama Selin, böyle bir şey yok. Hiçbir şeyde anlaşamıyorlar.

Beğendikleri tek fikir...

...düğün fotoğraflarının basılı olduğu fayanslarla bütün mutfağı kaplamak.

Allah'ım ya!

Burak, ne olur, lütfen bu işi almayalım.

İşte bu noktada sen devreye giriyorsun.

(Burak) Düğün fotoğraflarını isteyeceğiz.

Güzel bir baskı yapacaksın.

Şık bir çerçeveye koyacaksın ve...

Ben mi basacağım?

Sen benim fotoğraf bastığımı nereden biliyorsun?

(Müzik)

(Boğazını temizler)

Doğum gününe geldiğimde...

...fotoğraf odana girdim.

(Burak) Girmişken de biraz karıştırmış olabilirim.

Hatta bazılarını aldım.

Nasıl?

Burak, neden böyle bir şeyi yaptın?

Orası benim için özeldi.

Haklısın ama yanlışlıkla...

Hayır.

Bilerek girdim odana ve fotoğraflarını aldım.

Neden?

Birisi Esen’le görüştüğümüzde fotoğraflarımızı çekmiş.

(Burak) Ve bana şantaj yapmaya çalışıyorlardı.

Selin, kadın mafya.

O bir şeyleri öğrenmeden çözmek zorundaydım.

Nasıl?

Burak, bunlar ne zaman oldu? Niye bana söylemedin?

Madem kadının tutuklanmadan önce mafya olduğunu biliyordun...

...neden canavar müşteri planını devam ettirdin?

Sizi telaşlandırmadan çözerim dedim.

Selin, Esen öğrenmeden fotoğrafları kimin çektiğini bulmak zorundaydım.

Ha. Sen de benden şüphelendin?

(Selin) Benden?

Sana şantaj yapabileceğimi nasıl düşünürsün Burak?

Annen doğum gününde fotoğraf odan olduğunu söyledi Selin.

Ve o fotoğraflarda sadece sen yoktun.

İnanmak istemedim.

Belki dedim biri seni buna zorluyordur.

En fazla sorabilirdin.

Benimle konuşabilirdin Burak.

Arkamdan iş çevirmek zorunda değildin.

Tehdit ediliyor olsaydın bunu bana söyler miydin?

Bir tek düşündüğüm Esen bunu öğrenirse sana neler yapabileceğiydi.

(Burak) Selin, seni bu işten kurtarmaya çalışıyordum.

Ama zaten fotoğrafları çeken de sen değilmişsin.

Tabii ki değilim.

Şu an Demir'in ne hissettiğini o kadar iyi anlıyorum ki.

Arkasından iş çevrildiğinde neden delirdiğini, ne hissettiğini.

Selin, ben kendimi korumak için yapmadım bu hatayı.

(Burak) Arkadaşlarımı zarar görecekleri bir durumdan kurtarmaya çalışıyordum.

Sen de bu sebepten yapmadın mı hata?

(Burak) Ha?

Önemli olan hataları niçin yaptığımız.

Fotoğraflar nerede şimdi?

Evde. Ara ara bakıyorum.

Bu yaptığın hiç, hiç--

Hiç hoş değil.

Evet, biliyorum.

Ama ben hatalarımı da kabul eden bir adamım.

Mükemmeli de hiçbir zaman oynamadım.

Neyse Burak.

Bunu unutalım, artık nasıl unutabileceksek.

(Selin) Fotoğrafları da yarın getirirsin artık.

Ben artık çıkabilir miyim?

Tabii ki.

Selin.

Özür dilerim.

(Müzik)

Eylül öyle pat diye karşına çıktı, öyle mi?

Ne kadar olmuştu, iki yıl mı?

Ne oldu peki?

Tahmin de edemiyorum ki. Ne hisseder insan?

Önce şok.

Sonra...

...nefret.

Nefret?

Nefret biraz fazla bir duygu değil mi?

Hiç o ima ettiğin şeyler yok arkasında kızgınlığımın.

Demir'im, sen bu kıza âşıktın.

Öyle böyle de değildi. Hatta kör kütük âşıktın.

Kız gidince delirdin.

Hayatın paramparça oldu. Toparlaman ne kadar sürdü, unuttun mu?

Hiçbir şeyi unutmadım.

Ben burada yeni bir hayata başladım Vedat.

Çok uzun zamandır Eylül’ü düşünmüyorum. Biliyorsun.

Ee, Eylül nasıl öğrenmiş peki senin Artemim’de olduğunu?

Hatta öğrenmiş, bir de çıkmış şirkete girmiş.

Babasının hisselerini devralmış.

Babası?

Yönetim kurulundaydı.

Var senin kafanda bir şey. Neyin peşindesin?

Yönetimin bulaşmak istemeyeceği kadar umudunu kestiği bir şirketin.

Yalnızlık, tam yetki ve işime karışılmaması.

Yani? Bunlar için bütün kariyerini riske atmaya değer mi?

Ucunda istediğin bir şey varsa değer.

Eylül'ün peşindeydin, değil mi?

Ha? O yüzden aldın Artemim'in hisselerini.

Sen kendin bulamadın, kız gelsin, seni bulsun istedin.

Ah be Demir'im!

Sen ne yaptın?

Olmaz diyorum sana. Merve.

Azmiye'nin iddiası şu yönde.

Bütün evi leopar kaplayalım.

Ah Selin, saçmalama. Olur mu öyle şey?

Bence çok iyi fikir.

Azmiye, sana katılıyorum.

Sen tribünlere oynama, tribünlere oynama.

Allah Allah!

(Azmiye) Kızlar, saat kaç olmuş.

Hadi kalkın, geç kalacağız. Kalkın, kalkın.

(Müzik)

Hoş geldiniz Eylül Hanım.

Biz de tam çıkıyorduk.

Yani izin verirseniz.

Onun için patronlarınızdan izin alsanız daha mantıklı olmaz mı?

İkisi de yoklar.

Burak Bey çıktı. Yani Demir Bey de yok.

Evet. Demir Bey sizinle dönmedi mi?

Ee, yok, o benden önce çıktı.

Anladım.

Bunlar hangi müşteri için?

Merve'nin yeni evi için bakıyoruz.

Şirketimizin taze gelini.

Öyle mi?

Çok sevindim. Dilerim çok mutlu olursun.

Sağ olun.

Yani bakacağız artık.

Ee, Merve şirkette aşk yasağına takıldı da.

Eşi Bora da burada çalışıyordu aslında ama...

...Demir Bey aşk yasağını koyduktan sonra...

...maalesef ayrılmak zorunda kaldı.

Gerçekten mi?

Yani o toplantı odasında gördüğünüz resim şaka değil.

Ha.

Resim.

Anladım.

Demir Bey ofise aşk yasağı getirdi yani?

Eşin iş bulabildi mi?

Aslında Burak onu işe geri alacaktı.

(Merve) Ama işte Antalya’ya ailesinin yanına gitmek zorunda kaldı.

Ben de dönmesini bekliyorum.

Ay, kusura bakmayın, sizin de kafanızı şişirdik.

Yo. Çok güzel gündeminiz varmış.

Daha sonra uzun uzun konuşmak isterim.

Siz galiba zaten çıkıyordunuz. Ben sizi tutmayayım.

Eylül Hanım, bizden istediğiniz bir şey var mı?

Tek tek bizimle görüşmek istemiştiniz.

Ha. Onu öğle yemeği yapalım mı?

Hatta tek tek de olmasın, hep beraber yiyelim.

(Azmiye) Olur.

Siz çalışacak mısınız Eylül Hanım daha?

Biraz daha buradayım.

Kolay gelsin.

-Kolay gelsin. -Görüşürüz.

("Şebnem Ferah - Koridor" çalıyor)

"Uzun, uzun, uzun, uzun"

"Bir koridor düşün"

"Adım, adım, adım, adım"

"Gittiğim bir vurgun"

"Kendimden ve senden"

"Başıma gelen en, en güzel şeylerden"

"Aklımdan, fikrimden"

"Zaten hiç yokmuşsun"

"Zaten hiç yokmuşsun"

"Zaten hiç yokmuşsun"

Özür dilerim Demir.

Çok özür dilerim.

(Demir dış ses) Eylül gittiğinde, her gün neden gittiğini düşündüm.

(Demir dış ses) Kendimi suçladım, onu suçladım.

(Demir) Herkesi suçladım.

(Vedat) Oğlum, iki yıl geçmiş üstünden.

Niye bırakmıyorsun ki peşini?

Bilmiyorum.

Hesap sormak için.

Neden gittiğini öğrenmek için.

Bir daha âşık olamam sandığım için.

Kırıp döktüklerini bir tek o toparlayabilir zannettiğim için.

Ama sonra Selin’le karşılaştım.

(Demir) Başka her şeyi unuttum.

Artık tek istediğim Selin’le olmak.

Unutturmaz hayat Demir'im.

(Vedat) Her yeni başlangıç geçmişle sınanır.

Ama bu sınav senin sınavın.

Selin’i incitmeden ver sınavını.

O nasıl olacak Vedat?

Kız öğrendiği an...

Tamam, çok zor şeyler yaşadınız Selin’le.

(Vedat) Az kırıp dökmediniz birbirinizi.

Oğlum bak, bu kız, aranda hiçbir şey olmadığı hâlde...

...Alara yüzünden travma geçirdi.

Şimdi bir de eski nişanlı...

Çok fazla. Yükleme bunu kızın sırtına.

Of be Vedat'ım!

Tamam ya, neyse ne.

Konuşmayalım artık bu konuyu, kapatalım.

Eylül bizim gündemimizi en fazla bu kadar meşgul edebilir artık.

Geçmiş bitmiş bir şey.

İlk anın şokuydu, tamam, yaşadın, bitti.

Biz artık bugüne dönelim.

Doğru.

Evet, aynen.

İlk anın şoku.

-Abartmanın manası yok. -Tabii canım.

Sen geç otur, ben çay koyuyorum o zaman.

İyi.

Ah! Ay, ay, ay!

Sizin neden yaşlanmadığınız belli.

Prensesler gibi yalıda oturuyorsunuz ayol.

Ay, vallahi çok güzelmiş burası.

Ay, şu antikaların güzelliğine bak.

Yukarıda mıydı bunlar?

Ay, ben bunların hiçbirini alamam.

(Merve) Yani hiç gerek yok.

Ne bileyim, ben öyle bir nevresim takımı...

...iki şamdan falan alır, giderim diyordum ama...

Ay, öyle şey olur mu kızım hiç? Saçmalama.

Oğlanın ailesinde kim varsa her birine ayrı ayrı bohça hazırlayacağız.

Söyle bakayım şimdi, Bora’nın ailesinde kimler var?

Kayınvalide, kayınpeder, iki görümce, bir de kaynı var.

Hah ha! Ay, "Görümce görümce gözüne gül görünce".

Bakın, görümceler önemli.

Oğlanları böyle alttan alttan işlerler.

Ruhunuz bile duymaz.

O kadar kötü bir şey mi o?

Yok, yok kızım, gönüllerini hoş tutarsan hiçbir problem olmaz.

(Leyla) Merak etme sen.

(Firuze) Bak, bak Merveciğim.

Bunların hepsi dantel.

İbo'nun kardeşi var mı? Sen biliyor musun?

Ha, bir ablası var.

Çok dişli bir avukat diye biliyorum.

Ay!

-Yandım desene. -Ay, yok ya.

Ankara'da yaşıyor.

Yanmadın yani, sakin.

Peki, bir şey diyeceğim. Demir Bey'in kardeşi var mı?

Ha... Yok.

-Galiba. -Hı. Anladım.

Yani sonuçta konusu açılmıyor. Dün bir, bugün iki canım.

İlk günden de aile albümüne bakacak kızlar değiliz.

-Değiliz. -Artık bunları işleyen de yok.

Bu sana ayar veren genç değil mi?

Hah. Araya kaynamıştı. İyi oldu geldiği.

Merhaba abi.

Hoş geldin İbo. Çay içer misin?

(İbrahim) Yok abi, sağ ol.

Ben böyle haber vermeden geldim ama Selin burada olabileceğini söyledi.

Gel gel. Otur İbo, otur.

Benim de seninle konuşacaklarım vardı.

Abi, ben yekten bir özrümü dileyeyim.

Şimdi şöyle, ben tamamen iyi niyetle...

...size bir faydası olur diyerek...

...Bünyamin abiyi bu işin içine dahil ettim ama--

Bir haber verseydin keşke İbo.

Ama haberin olsa kesin kabul etmeyecektin.

Yani bunda bir anlaşalım.

Tabii ben emrivaki yapmak yerine biri gelecek diyecektim ama...

...Bünyamin abi biraz kafasının dikine giden bir abimiz olduğu için...

...ben fırsat bulamadan çıkıp gelmiş.

Ya. Hâlâ da geliyor kendisi.

(Demir) Öyle teklifsiz, habersiz.

Sabah akşam zili çalıyor, geliyor.

Hatta bazen zile de ihtiyaç duymuyor.

Verandanın kapısını açık buluyor, hop içeri dalıyor.

Sonra bir bakıyorum, yatağımda yuvarlanıyor.

Ee, şimdi şöyle, o biraz...

...çağın ötesinde bir terapistim demişti ama--

Bayağı ötesinde.

Çok çok ötesinde.

Hatta herhangi bir çağla alakası yok.

(İbrahim) Şimdi şöyle oldu abi.

Bünyamin abi sizden bana sekti.

(İbrahim) Yani son kertede durum şöyle.

Ben de mağdurum abi.

-Kim ya bu Bünyamin? -Aman Vedat. Aman dur.

Şimdi çıkar bir yerden.

Aman abi, sen hiç bulaşma.

Tamam ya!

Yanlış anlama. İlişki terapisti kendisi.

(Vedat) Bir dakika.

Kardeşim, sen şimdi bu denkleme bir ilişki terapisti mi soktun?

Kalk, kalk.

Kalk, öpeceğim. Alnından öpeceğim seni. Gel.

-Bayılırsın abartmaya. -(Vedat) Gel.

Helal olsun.

(Vedat) Vallahi kafam rahatladı.

Bana bakın, siz bu Bünyamin'i sakın bırakmayın ha.

Ben bu adamla uğraşamam kardeşim.

Görevimi işin uzmanına devrediyorum. Oh be!

Aferin İbo. Aferin.

Ne yaptı? Size de ödev verdi değil mi?

Evet abi.

Çiftler randevusuna gidiyoruz.

Ayda, ben, Selin, sen.

(İbrahim) Abi, ben de mağdurum şu an.

(İbrahim) Biliyorsun, Bora yok.

Kendi arkadaşlarım Ayda’yla birlikte olduğumu bilmiyor.

(İbrahim) Bir siz kalıyorsunuz geriye.

Siz şimdi hepiniz terapistlik mi oldunuz?

Vay arkadaş ya!

Sana çay koyuyorum.

Dönünce detay istiyorum ha.

Sana da eğlence oldu.

Bu...

Ah. Bu...

...görümcenin. -Hah.

Bunlar da, bir de bu, kayınvalidenin, tamam mı kızım?

-Tamam. -Hanımlar!

-Nasıl olmuşum? -Ay!

Çok tatlı gerçekten.

Azmiye, çok yakıştı. Sen işe böyle mi gelsen acaba?

Böyle mi geleyim?

Al kız. Bunu da görümcene verirsin.

(Leyla) Aa, ama o tek, söyleyeyim ha.

Görümce iki tane demiştiniz. Bir problem çıkmasın?

Zaten o yüzden şekerim.

İki görümce birbirini yesin de bizim kızımızla uğraşmasınlar.

Azmiye, sen çok fenasın ama.

Senden korkulur vallahi.

(Azmiye) Susun, susun.

Siz bilmezsiniz bu işleri.

Bunlar hep tecrübe ayol.

Vallahi on numara çocuk ya.

Sen nereden buluyorsun? Ben niye hiç karşılaşmıyorum?

Süpersin İbo.

Selin'in arkadaşı.

Ee, abi, oralara hiç girmeyelim.

(Vedat) Oh ya.

Yemin ediyorum kafamı şişiriyordu bu adam.

Tamam işte, şimdi gider, uzmanına danışır.

Yalnız İbo, bu yemeği yarın akşam yapsak olur mu?

-Bu akşam hiç kafam kaldırmaz. -Tamam abi.

Siz Selin'le gelin yeter. Gerisini ben halledeceğim.

Peki, tamam.

O zaman Vedat abi, görüşürüz.

Arada uğra ama ha, gelişmeleri haber verirsin.

-Görüşürüz İbo. -Görüşürüz abi.

Âlem çocuk ya.

(Müzik)

Eve gitmek istemiyorsan ara Selin'i, o gelsin.

Hem yalnız kalmamış olursunuz.

Nereye kadar birileri yanımızda duracak Vedat?

Ayrıca benim şu an Selin'e ihtiyacım var.

Demir.

Bak, az önce nasıl kapattıysak bu konuyu, aynen öyle kapalı kalsın.

(Vedat) Selin'e de söyleme bir şey.

En azından şimdilik söyleme.

-Sen bu kadar sarsılmışken olmaz. -Uf!

Geçecek bu duygu. Bir sakinleş, atlat şoku, sonra.

Diyorsun.

Hadi bakalım.

Bak şimdi.

Bunlar da burada kalsın.

Gel bakayım.

"Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar"

"Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"

Antalya'ya deyin, Antalya'ya.

"Aşrı aşrı Antalya'ya kız vermesinler"

(Telefon çalıyor)

"Annesinin bir tanesini hor görmesinler"

Alo, Demir.

(Demir ses) Neredesin?

(Demir) Sesler geliyor arkadan.

Var ya, efsane eğleniyoruz. Ben bu gece eve geç gelirim.

Eğlen tabii, eğlen.

Eğlen de yalnız eve fazla geç kalma lütfen.

Hatta eğlenceniz fazla uzun sürmeyecekse, ben gelip alabilirim seni neredeysen.

Yok, tamam, geleceğim. Zaten almana gerek yok.

Yakındayım, Leyla teyzelerdeyim.

(Selin ses) Geliyorum şimdi.

Tamam tamam, acele etme.

-Dikkatli gel lütfen. -(Selin ses) Tamam.

(Müzik)

Demir!

Demir!

(Karamuk havlıyor)

Demir!

(Karamuk havlıyor)

(Hareketli müzik...)

(...)

(...)

(Hareketli müzik...)

(...)

-Selin. -Demir.

Ay, soğumadı daha, ben de tam dolaba koyuyordum.

Sana gel dedim, kendim geç kaldım.

Çok güzelmiş.

Sana aldım.

Pudingler de...

Sana yaptım.

(Duygusal müzik...)

(...)

O zaman şu pudingleri dolaba koyup, verandada biraz konuşalım mı seninle?

Hemen dolaba atıp geliyorum.

(Duygusal müzik)

Hıh!

Demir Bey, merhabalar. Hortlak görmüş gibisiniz.

O da olacak yakında Bünyamin Bey.

-Bünyamin Bey. -Selin Hanım.

Allah Allah!

Ben ikinizde de bir moralsizlik sezdim. Doğru mudur?

Aha!

Tam tahmin ettiğim gibi. Buyurun geçelim.

Şöyle yapayım ben bunu, çok affedersiniz.

Çok pardon, şuradan hop.

Sinirlerim bozuluyor artık.

Selam.

Oo, güzelim gelmiş. Ne haber?

İyi.

Öyle boş vaktim vardı, sana sürpriz yapayım dedim.

Güzel. Sürpriz ziyaretleri severiz, biliyorsun.

Bu arada yarın akşam için plan yapma olur mu?

Niye, neden?

Ödevimiz var.

İbo ya, vallahi bizim hiç ihtiyacımız yok öyle şeylere.

Korkmana gerek yok güzelim, yani sıkıntı yok.

Demir ve Selin'le yemek yiyeceğiz.

Yani dördümüz için çok güzel bir gece hazırlıyorum.

Nasıl?

Dördümüz?

-Ben çok heyecan yaptım şimdi. -Allah Allah.

Yani yalnız gidelim desem yine bu kadar heyecanlanacak mıydın?

Ya evet, tabii ki de.

Bünyamin abi ya, çatlak falan ama işi biliyor.

Ee, İbo?

Şimdi ben patronumla çiftler randevusuna gitmiş olacağım.

Yani bu sence de biraz garip değil mi?

Demir Bey şimdi iş hayatıyla özel hayatını karıştırmak istemez çünkü.

Terapi işe yarıyor demek ki.

Ee, nereye gideceğiz peki?

-Sürpriz. -Hım.

Şu raporları bitireyim, bir kahve içeriz, olur mu?

İyi, tamam.

Sen işine bak, ben kahveleri yaparım.

(Bünyamin) Evet.

Buyurun, anlatın. İlk kim başlamak ister?

Ee, şimdi Bünyamin Bey...

...biz artık iyiyiz.

Yani size çok, çok, çok teşekkür ederiz.

(Selin) Katkılarınız çok büyük.

Ama biz sorunlarımızı çözdük.

(Selin) Artık birlikte çok mutluyuz yani.

Ne güzel, ne güzel.

-Değil mi Demir? -Hı?

Biz iyiyiz artık, değil mi?

Aa, tabii ki.

Tabii ki. Evet, iyiyiz.

-Bir sorun yok, hepsi bitti. -Şahane.

Çok güzel.

Selin Hanım, sizden bir bardak soda rica edebilir miyim acaba?

İçine de iki dilim limon koyarsanız, çekirdeği çıkartılmış.

Yalnız limonlar böyle incecik, küçücük, minicik dilimlenmiş olsun, olur mu?

Tabii.

Sağ olun.

Çok 'mersi'.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

Neyiniz var sizin, ha?

Bir şey olmuş. Daha önce yoktu bu.

Bir şey yok.

O ne demek?

Ne yoktu bende daha önce?

Tansiyon.

Ama tuhaf bir tansiyon.

Önce yüksek.

(Ağzıyla hızlı kalp ritim sesi yapıyor)

Sonra düşük.

(Ağzıyla yavaş kalp ritim sesi yapıyor)

Resmen dalgalanıyorsunuz.

Biri suyunuza taş atmış.

Ve Selin Hanım'ın bundan haberi yok, öyle değil mi?

Merak etmeyin, bakıyorum ben buradan.

Hâlâ limon dilimliyor.

Acele edin. Evet mi, hayır mı?

Ne? Ha, hayır!

Ee, bir sıkıntı yok.

İş yerinde birtakım sıkıntılar var, o kadar.

İnkâr!

İlk önce hiçbir sıkıntı yok dediniz.

Şimdi de şirkette bazı sıkıntılar olabilir diyorsunuz.

(Bünyamin) Demek ki Selin Hanım'a açamadığınız bir şeyler olmalı.

Bunun yolunu hazırlamak lazım ama nasıl?

Nasıl, nasıl, nasıl?

Aha!

(Bünyamin) Değerler açılımı.

(Selin) Aa! Onlar neymiş?

Bunlar bu akşamki ödeviniz.

-Yine mi ödev ya? -Evet.

Üstelik hemen yapmanızı istiyorum.

Bakın, burada her insanın hayatına yön veren altı adet kavram var.

Bu akşam on saniyede bu kavramların karşısına...

...aklınıza gelen ilk kelimeleri yazın.

Daha sonra sizin için önemli olan beş adet kavramı kendiniz yazacaksınız.

Ve karşı taraftan da bunların çağrışımlarını isteyeceksiniz.

Anlaşıldı mı?

Çok güzel. Tekrar görüşme üzere, iyi günler.

Aa! Bünyamin Bey!

-Bünyamin Bey, soda? -(Bünyamin) İçmiş kadar oldum.

(Müzik)

-Hazır mısın? -Hazırım.

(Sinyal sesi) Başladı.

Hişt! Aa! Bak süre geçiyor.

Dur.

(Sinyal sesi) Bitti.

-Bitti. -Bırak Demir!

Bitti. Süre bitti.

Bitti. Kural kuraldır.

Bak, uymayacaksan hiç yapmayalım.

İyi, madem öyle, önce ben soracağım, sen cevap vereceksin, tamam mı?

Nasıl istersen.

Ev?

-Selin. -Ya.

Aşk?

Selin.

İlişki?

Selin.

Aile?

Selin.

Ama bir de Vedat'ım var, o ayrı.

Gelecek?

Selin.

(Selin) Sonsuzluk?

(Demir) Selin.

Ya!

Gerçekten mi?

Böyle mi düşünüyorsun, hepsine beni mi yazdın?

Başka kimi yazacağım ki?

Ben de senin için öyle düşünüyorum.

Ama...

Aa!

Kaynatmayalım. Sıra bende.

Şimdi ben soracağım, sen cevaplayacaksın.

Soruyorum.

Evet.

Ev?

Demir.

Aile?

Demir.

-Hıh! -Hişt!

Oo!

(Demir) Aha!

Bunları sesli okuyayım, belki rahatsız olursun.

Ev.

Çiçi.

Sakız.

(Demir) Mösyö Tosbağa.

Karamuk.

Ve nihayet Demir.

Ya Demir ama öyle değil, ben onu öyle düşünmemiştim.

Bak, aileyi anladım, tamam.

Ama ya bu evde benim ağırlığım Sakız'la, Çiçi'yle...

...Mösyö Tosbağa'yla ve ara sıra bu eve gelen Karamuk'la aynı mı Selin?

Aa!

Demir, aşk olsun. Olur mu öyle şey?

Burası onların yuvası diye ben öyle yazdım.

Selin, en üstte Çiçi yazıyor.

(Sakız meliyor)

Sen hiç oradan bağırma, hiç bağırma.

Beni senin de altına yazmış.

Ya Karamuk'un bile altında yazıyorum ya!

İnanılır gibi değil.

Hayvan ara sıra geliyor buraya, yemek yiyor.

Ama Demir, sen bir tane isim yazmışsın.

Benim yazacak bir sürü şeyim vardı ve bunun için sadece on saniyem vardı.

Selin, gerçekten açıklama yapmana gerek yok. Lütfen.

Ama Demir bir dakika ya, ver sen onu bana. Bak şimdi ben ne yapacağım.

Şimdi ben revize yapacağım. Çiçi'nin üstüne Demir yazacağım.

Büyük harflerle.

Ee, Sakız'ı da büyük harfle yazmışsın oraya.

De...

...mir.

Bak.

Neyse.

(Demir) Diğerlerinde adım var en azından.

Ayrıca...

...ya bu ilişkimizdeki büyülü anlardan biri.

Biraz özen göster ya.

Bu ne Selin?

Sonsuzluğu mu diyorsun?

Uzay zaman mı ya, öyle mi?

(Demir) Tabii.

Sonsuzluk deyince aklına bilimsel şeyler geliyor.

Gökte öyle sonsuzluk şeklinde bir yıldız kümesi varmış da...

...işte yok nadir görülürmüş de, ona isim vermemiş de.

Hani, nerede Demir Erendil yıldız kümesi? Niye aklına gelmiyor o?

Ya Demir ama öyle değil. Öyle bir küme gerçekten var.

Evet, var var. Boş küme o, boş.

Hiç atma kafandan, anladım ben.

Demir, dalga geçme.

Ne dalga geçeceğim?

Ne yerde ne gökte yerimiz var ya.

Ben yokum, bayağı yokum ben. Görüyor musun?

Ya of! Uzatacak mısın?

Yok, kahve yapacağım.

-Yardım edeyim. -Aman aman!

Hiç rahatsız olma, gerçekten. Sen burada otur.

Sakız'a neden ev denince ilk sırada olmadığını açıklarsın.

(Sakız meliyor)

Hah, bak, soruyor. Açıkla.

(Hareketli müzik)

Merhaba Vedat.

Gelebilir miyim biraz?

Gel tabii.

Ya pardon, şaşırdım bir an.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Oturmaz mısın?

Ne içersin? Sen çay seviyordun değil mi?

Yok, gerek yok. Ben zaten iki dakika oturup kaçacağım.

İyi, peki.

Bu serayı en son gördüğümde küçücüktü.

Büyütmüşsün işleri.

Yaptık işte bir şeyler.

Sen nasılsın?

Nasıldın bunca zaman?

İyileşmeye çalışıyordum.

İyileşmiştim de.

O kadar yaralanmış mıydın gerçekten?

Biliyorum, bana kızgınsın Vedat.

Demir’i çok kırdım.

Yok, kırmadın.

Paramparça ettin.

Gidenler de yaralanır.

Eğer bu sana daha iyi hissettirecekse...

...ben de paramparça oldum giderken.

Ne diyeyim Eylül, kendi kararındı.

Gel sana serayı gezdireyim.

Uzay zamanmış.

Söyle.

Ben sana o yıldız kümesini anlattıktan sonra olanlar...

...böyle Big Bang gibiydi.

Kocaman bir patlama oldu...

...ver her şey silindi.

Yani öyle bir kelimeyle anlatabileceğim bir duygu değil.

Hayatımdaki bütün öncelikler değişti.

Gerçekten.

(Duygusal müzik)

Değişmesin önceliklerin.

Ben senden böyle bir şey istemiyorum ki.

(Demir) Sadece...

...bana da biraz yer aç yeter.

Sen her şeyin karşısına Selin yazabiliyorsun ama.

O benim.

Sen bana benzeme.

Selin olarak kal.

Bu arada...

...ben bugün...

...biraz boğdum seni.

Özür dilerim.

Demir, özür dileme.

Özür dileyip kapatma.

Ben bugün senin üstüne gelmemek için sormadım.

Ama bir sıkıntın var.

Var, evet.

Anlatmayacak mısın?

(Duygusal müzik)

Ee...

Ben...

(Duygusal müzik)

-Ben geçmişte-- -Tamam.

Tamam Demir.

Vazgeçtim.

Anlatma.

(Selin) Biliyorum, geçmişte kırgınlıkların var.

Ama oraya bir süre girmeyelim.

Olur mu Demir?

(Selin) Lütfen.

Bugünü yaşayalım.

Bugünün tadını çıkaralım.

(Selin) Lütfen uzaklaşma benden.

Hani bugün dedin ya...

...bu evde yalnız olmak hiç hoş değil diye.

Ben bazen kendimi senin yanında yalnız hissediyorum.

Böyle geçmişin tozlu odalarından birine kapatıveriyorsun kendini.

Ben o zaman ne yapacağımı hiç bilemiyorum.

(Duygusal müzik...)

(...)

Kendini bir daha yalnız hissedersen bana söyle, olur mu?

Sen de bugünde kal lütfen.

Benimle kal.

Tamam.

Yiyemedik o güzelim pudingleri de Bünyamin Bey yüzünden.

Ne oldu bak. Şekerimiz düştü.

-Biz daha tatlıyız normalde. -Evet.

Soğumuş mudur?

Soğumuştur.

Dur getireyim.

(Duygusal müzik)

Neden Demir’i bırakıp gittiğini sormayacağım Eylül.

Ama neden şimdi ortaya çıktın?

Aradan iki yıl geçti.

Bu kadar zaman Demir sana ulaşmaya çalıştı.

Neden şimdi, ne umuyorsun ki?

Bilmiyorum.

İlk yıl...

...ondan ilk uzaklaştığım zamanlarda rahatladım biraz.

Tüm o evlilik, bağlılık düşüncelerinden uzaklaşmak iyi geldi.

Ama sonra...

...zaman geçtikçe...

...yaşadıklarımıza uzaktan bakınca...

...onu, kendimi...

...aramızdakileri daha iyi anlayabildim.

Hisseleri devraldığını öğrenince de...

Bunları sormuyorum Eylül.

Ne bekliyorsun ondan? Özrünü kabul etmesini mi?

(Vedat) Affedilmeyi mi?

Ha, belki özür dilenip, affedilecek bir şey yaptığını düşünmüyorsundur...

...onu bilemem.

Ama beklediğin şey bunlardan daha fazlasıysa...

Bak, kardeşimi bir kere kırdın.

Bir kere daha kırmana ben de müsaade etmem...

...hayatında ona değer veren diğer insanlar da.

Biriyle mi birlikte?

Ömür boyu seni mi bekleyecekti Eylül?

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Selin.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

-Ekmek? -Kızarttım ama.

Ya Demir!

Ye işte, bir kereden bir şey olmaz.

Hem üstündeki vegan peyniri, içinde süt yok.

İyice kendine benzettin.

Al.

(Müzik)

Ha, o benim bardağım.

Pardon ya.

Bir dakika, bir dakika!

Sen benim bardağımdan tiksiniyor musun?

Yapma Selin, biliyorsun işte huyumu.

Şaka şaka. Sen oradayken ben bardakların yerini değiştirdim.

Bu senin bardağın.

İnanmıyor musun?

Aa! Hâlâ emin değilsin.

Sana inanmayı tercih ediyorum.

Seni seviyorum.

(Duygusal müzik)

Benim çiçeğim nerede?

Veranda masasında.

Aa! Öyle olmaz. Belki güneş fazla gelir falan.

Dur.

Çiçek tamam.

Sırada sinema ve yemek var.

Hadi bakalım.

(Kapı zili çalıyor)

(Kapı zili çalıyor)

Burak.

Günaydın. Selin yok mu?

Rahatsız etme hiç.

(Burak) Bunlar Selin'in, bendeydi.

(Burak) Geçerken bırakayım dedim.

Şirkette görüşürüz.

(Müzik)

(Selin) Mösyö Tosbağa, kahvaltıya.

(Selin) Sakız, aşkım, yesene mamanı.

(Selin) Suyunu da iç.

(Selin) Karamuk nerede? Hani nerede?

(Karamuk havlıyor)

(Müzik)

(Selin) Çocuklarımın mamasını verdim ve çiçeğimi pencereye koydum.

Bu arada gelen kimmiş?

-Burak. -Aa!

Bu çanta seninmiş, onu bıraktı.

Yok, değil.

Ha.

Çanta benim değil ama içindekiler benim.

Çektiğim fotoğrafları görmek istemişti.

Aslında...

...habersiz almış.

(Selin) Doğum günüme geldiğinde.

Ben de dün öğrendim. Çok kızdım ona.

O yüzden de bugün getirdi herhâlde.

İçeri girmeyeyim diye kıyameti kopardığın odaya habersiz girmiş.

Fotoğrafları izinsiz almış ve çıkmış, öyle mi?

Aslında bu yaptığının--

Mantıklı bir açıklaması var demeyeceksin, değil mi Selin?

Hayır.

Mantıklı değil ama tuhaf bir açıklaması var.

Hani bana bu mafyayı sormuştun ya.

İşte Burak o kadınla toplantı yaparken fotoğraflarını çekmişler.

O da ben zan altında kalmayayım diye kontrol etmek istemiş.

(Gerilim müziği)

Demir, Demir.

Bak, etrafımdakiler saçmalayınca da bana kızacaksan...

(İç çekiyor)

Selin...

...Burak nasıl biri biliyor musun?

Eğer o kadın tutuklanmasaydı, o fotoğrafları senin odana yerleştirip...

...seni o kadına hedef gösterebilecek biri.

Burak'la çalışmaktan hoşnut değilim.

Senin onunla çalışmandan hiç hoşnut değilim.

Ama en azından yanındayım.

Hem evimizde hem işte.

Ayrıca tanıdığım düşman, tanımadığım düşmandan iyidir diyorum.

Sırf bu yüzden ayrıl demiyorum sana.

Yoksa kör olduğum için değil.

Of Demir.

Ben de eskisi kadar güvenmiyorum zaten Burak'a.

Eskisi kadar?

Neyse, tamam.

Geçmişi konuşmayalım demiştik.

Önümüze bakalım.

Arabadayım ben.

(Müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Ayda) Cumartesi sabahı 10.45'e bilet.

Dönüşü oradan mı alırsın yoksa burada mı halledelim?

Ayda, sen de mi gelsen?

Hatta Selin de gelsin. Üçümüz gidelim işte.

Böyle tatlı bir pansiyon da buluruz.

Ay, boncuk, nereden çıktı o ya?

Sen kocanın ailesinin yanına gidiyorsun.

Yani işler istediğimiz gibi gitmezse yanınıza gelirim.

Ya da Bora'yla geliriz birkaç saatliğine.

Zaten tatil de yapamadık Ayda, hadi çok güzel olur be.

Yani bilemedim ki ben şimdi.

(Bağırarak) Ben o kadar şey aldım, altı kişiye bohça!

Ben onları nasıl taşıyacağım?

-Ne olur ya! -Tamam, dur, şöyle yapalım.

Selin gelsin, ona da bir soralım. Üçümüz birlikte karar verelim.

-Sonra alırız bileti. -Tamam.

(Muharrem) Hop kızlar!

Ne yaptınız, damat bohçası hazır mı?

Ustam ya, bu arada gerçekten çok teşekkürler.

İyi ki Leyla teyzeleri arama aklını verdin bize.

Bir görsen, o kadar güzel çeyizleri var ki.

Onca şey yıllarca sandıklarda beklemiş.

(Merve) Ben çok üzüldüm vallahi.

Ustam, ben Leyla Hanımlara gidince şöyle bir etrafa baktım da...

...bence elden geçmesi lazım.

Sen de bir bak bence. Çünkü biliyorsun, güvenlik çok önemli.

Şimdi o güzelim yalıda Allah korusun, bir priz yüzünden yangın falan çıkar.

Hadi onu geçtim de yani kadıncağızlar--

Olmaz öyle şey!

Ben müsaade etmem. Ben gidip hemen...

(Ses efekti)

Aa! Ayda, nasıl korkuttun adamı ya.

Bu sefer lafını tamamlayamadan kayboldu.

(Ayda) Çok komik.

(Ayda - Merve) Günaydın Demir Bey.

Günaydın.

-Günaydın kızlar. Ne habersiniz? -Günaydın.

Ne olsun, bilet bakıyorduk Antalya için.

-Aa! -Hatta süper bir fikrimiz var.

Ayda'yla ikimiz düşündük.

Antalya'ya üçümüz gidelim diye düşündük.

Aa, nereden çıktı o?

Güzel olur aslında. Gelir misin sen de?

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Olur.

(Gerilim müziği)

Fotoğraf meselesi değil mi?

Çantanın neden bende olduğunu Selin sana anlatmış.

Anlattı, evet.

Neden gülümsediğini sorabilir miyim?

Sana yalan söyledi diye bir ton eziyet etmişsin ya kıza.

Artık ne kadar korktuysa...

...her şeyi sana açıklamak zorunda hissediyor.

Hâlbuki Selin için insanların özel hayatlarının, sırlarının...

...kendileri için saklamak istedikleri şeylerinin olması çok normaldi.

Normallerini bozuyorsun kızın.

Bak Burak, şirkette çevirdiğin dolapların hesabını...

...yönetim kuruluna verirsin.

Ama bir daha Selin'i saçma sapan işlerine karıştırırsan...

...bunun hesabını ben sorarım.

Şirkette patronusun, anladım.

Ama iş dışında Selin'le vakit geçirmeyeceksin.

Ve bundan sonra evime adım atmayacaksın.

Net mi?

Evine.

Ne çabuk senin evine oldu.

Orası Selin'le ikimizin evi.

(Demir) Ve ben seni ne sarhoşken verandasında...

...ne de ayıkken kapısında görmek istiyorum.

Senin yerinde ben olsam, ben de sinirlenirdim.

Ama Selin'e tek değer veren kişi sen değilsin Demir.

Evet, kabul ediyorum, hata yaptım.

Ama Selin'e zarar vermek aklımın ucundan bile geçmedi.

O şantaj zarfını Selin'in eline tutuştururken...

...hatalarının bedelini ödetmeyi düşünüyordun ama.

Zayıf bir hafızan varsa yalan söylemeyeceksin Burak.

Yoksa bir dediğin diğerini tutmaz olur.

O gün zarfı Selin'den geri alabilmek için döndüm ben.

Boş ver.

Bir şey açıklamak zorunda değilsin.

Selin'den uzak dur yeter.

Selin senin için değişebilir.

Ama bir gün kendini tanıyamadığında...

...senin buna değip değmeyeceğini soracak kendine.

Onun etrafına çektiğin çizgiler sadece seni dışarıda bırakır Demir...

...beni değil.

(Müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Hadi kızlar, ne olur yalnız bırakmayın beni, beraber gidelim, lütfen.

Merve, vallahi ben gelemem, çok ters bir zaman, gerçekten.

(Merve) Nesi ters? Her şey yolunda işte.

Kızlar, biz Demir'le hassas bir dönemden geçiyoruz.

Biliyorsunuz, her şey çok üst üste geldi.

Ben onu bırakıp iki günlüğüne gitmek istemiyorum.

Aşk olsun ya!

Tamam boncuk, ısrar etme kıza.

(Ayda) Hem ben geleceğim seninle.

Kusura bakma, bu seferlik böyle olsun.

(Gerilim müziği)

Günaydın herkese.

(Hep bir ağızdan) Günaydın.

Eylül Hanım, onlar ne?

Odaya koymak için getirdim.

Gerçi şurada dursunlar, herkes kullansın.

(Gerilim müziği)

Azmiye Hanım, buraya güzel fincanlar koyalım.

Tasarım yapan bir yere yakışmıyor bu fincanlar.

(Azmiye) Çok haklısınız.

Depoda birkaç şey olacaktı.

Ben hemen öğrenip, haber veririm size.

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Burada değişik bir şey var işte.

Gaz lambasıyla laboratuvar aleti kırması bir şey. Ne bu?

Sifon.

(Azmiye) Ayol bu ne?

-Sifon. -(Eylül) Sifon.

(Gerilim müziği)

Ay, çok güzel.

Merve, rengine baksana.

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Şu ufaklığa bak. Ne tatlı bir şey böyle.

Geleneksel Japon çay seremonisi demliği.

(Geçiş sesi)

Yeşil çay için.

Biliyorum.

Rengi de çok güzelmiş.

Senin olsun.

Yok, teşekkür ederim ama hiç gerek yok gerçekten.

Gerektiği için değil, beğendiğin için.

Lütfen al, bende bir tane daha var zaten, onu getiririm ofise.

Teşekkür ederim, sağ olun.

Güle güle kullan.

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Geçiş sesi)

(Müzik) (Yapraklar hışırdıyor)

(Rüzgâr uğultusu)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Müzik...)

(...)

(Azmiye) Bunun rengi de çok güzel.

(Müzik...)

(...)

(Kokluyor)

(Nefes veriyor)

(Geçiş sesi)

(Müzik...)

(...)

(Eylül dış ses) "Beni anlamanı beklemiyorum, affetmeni de.

(Eylül dış ses) Sadece bunu yapmak zorunda olduğumu bil yeter.

(Eylül dış ses) Üzgünüm canım. Hoşça kal."

(Müzik...)

(...)

(Geçiş sesi)

(Müzik...)

(...)

(Üst üste konuşmalar)

(Demir) Ben birazdan döneceğim Azmiye Hanım.

(Müzik)

Aa, biraz sonra Muharrem Bey gelecek.

Sen hâlâ önlüğünle geziyorsun.

Ne yapayım canım?

Muharrem Bey beni görmeye mi gelecek Allah aşkına?

Evin tesisatlarına bakacak işte.

Kaç yaşına geldin...

...yani heyecanlandığını göstermemek için uğraşıyorsun.

Ay, sal kendini biraz, sal!

Bana bak, bu son şans.

Aşk olsun yani Firuze.

Sanki ortada bir şey varmış gibi.

Ben de sanki dünden razıymışım gibi!

(Kapı vuruluyor)

Ay!

Heyecanlanmayana bak sen. Çıkar şunu, çıkar.

-Bir dur! Çıkarma, gerek yok. -Çıkar şunu!

-(Leyla) Dursun. Bırak dursun. -(Firuze) Dur!

Firuze, gerek yok çıkarmaya canım.

(Firuze) Aç şu kapıyı.

Çabuk.

(Leyla boğazını temizliyor)

Hoş geldiniz Muharrem Beyciğim.

Hoş geldiniz. Buyurun.

Hoş bulduk efendim.

Buyurun, buyurun.

Buyurun.

-Merhabalar. -Merhaba.

Kolay bulabildiniz mi bari Muharrem Beyciğim?

Aman efendim, sizin ışığınızla nurlanan bir evi nerede olsa bulurum.

Ne iyi ettiniz de geldiniz Muharrem Bey.

Leylacığım da size evi gösterecek.

Benim de kafeye gitmem lazım.

İkimizin birden olmaması biraz tuhaf olur, değil mi?

Hadi, iyi günler size.

(Muharrem) Firuze Hanımcığım, pardon.

Buyurun efendim.

Çok teşekkür ederim. Hadi hoşça kalın.

(Müzik)

Efendim, şunu takdim edeyim size.

Çok teşekkür ederim Muharrem Beyciğim.

Rica ederim efendim.

Buyurun, şöyle geçelim, buyurun.

(Müzik)

Arkadaşlar, kahve var almak isterseniz.

Burak.

(Mesaj yollandı)

(Müzik)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

Siz daha önce neredeydiniz Eylül Hanım?

Yurt dışındaydım demiştiniz.

Evet. Pek çok ülkede çalıştım aslında.

Ama daha çok Avrupa ülkeleri.

(Eylül) Bir süre de Asya tarafında dolaştım.

Malum, finans merkezleri Uzak Doğu'ya kaydı.

(Eylül) Ama en son Londra'daydım.

Zor oluyor mu İstanbul'a alışmak?

Hayır. İstanbul benim evim.

Er ya da geç dönecektim zaten.

(Burak) Bu mevsimde Londra'da olmak istemezdim.

İstanbul'da hava hâlâ sıcak.

Evet, İstanbul'da hava güzel.

Ama Antalya'da daha sıcaktır şimdi.

Doğru.

Siz işlerinizi halledebildiniz mi Merve Hanım?

Arkadaşlarım sayesinde hepsini hallettim, çok şükür.

Onlar olmasaydı hiçbirini beceremezdim.

Bu zor dönemde her şeyi atlatmama yardımcı oldular.

(Eylül) Ne güzel. Benim bütün arkadaşlarım...

...dünyanın dört bir tarafına dağılmış durumda.

İhtiyacım olsa, en yakınımdakinin gelmesi en az dört saat sürer.

O da uçak kalkarsa artık.

(Merve boğazını temizledi)

Hava muhalefeti yüzünden yani, yağmur, kar, boran.

Olabiliyor bunlar arkadaşlar.

Bir şeye ihtiyacınız olursa biz varız.

Hemen hallederiz.

Teşekkür ederim.

Eğer benim de size yardımcı olabileceğim bir şey olursa...

...lütfen gelmekten çekinmeyin.

Ne güzel oldu böyle, değil mi?

(Ayda) Bir dahaki yemeği benim kafede mi yesek? Leyla ve Firuze Hanım...

...inanılmaz güzel yemek yapıyorlar.

Vegan menüsünü kıvıracaklarına da eminim.

Kafeniz mi var? Ne güzel.

Teşekkürler.

(Müzik)

(Ayda) Güzeldi, güzeldi.

(Ayda) Bu arada gömleğinize bayıldım Ferruh Bey.

-Gerçekten mi? -Evet.

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

Gel.

-(Selin) Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Ama sen onu yine de şirkette yeme olur mu?

Ya da ye.

Artık patronun değilim.

Değilsin.

O zaman ben böyle rahat rahat...

...istediğim soruyu sorabilir miyim?

Sor bakalım.

Attın mı sıkıntılarını denize?

Atmadım.

Denize de yazık değil mi?

Oo! O kadar mı fena?

Yok, ben sorunlarımı başımdan atmam, çözerim.

Çözdün mü peki?

(Duygusal müzik)

Bu akşam evde biraz konuşalım mı?

Burada da konuşabiliriz.

İşte de çözmem gerekenler var maalesef.

(Demir) Elimde bir tane bile müşteri yok.

Ayrıca...

...Yıldırım Bey'in bitmeyen işleri için istediği tazminatı var.

Hukuki süreç bitip de ödeme kararı çıkarsa--

Aman, batarsın en fazla.

Aman, değil mi ya?

Ne olacak ki?

Şirket batar, hisselerim yanar...

...işsiz, parasız kalırım en fazla.

-Hiç dert etmeyeyim ben o zaman. -Hayır, etme.

Ben sana bakarım.

Oo, evimin erkeği olayım yani.

Ol bence de.

Sen o eve çok yakışıyorsun.

Sen daha çok yakışıyorsun.

(Kapı vuruluyor)

Gel.

Özür dilerim, bölüyor muyum?

(Selin) Hayır, buyurun lütfen.

Ben de tam çıkıyordum.

(Kapı kapandı)

Demir Bey, geçen gün alamadığınız müşteriyle tekrar bağlantıya geçtim.

Bugün sizinle tekrar görüşmeyi kabul ettiler.

Başka bir toplantınız yoksa çıkalım mı?

Teşekkür ederim Eylül Hanım. Tabii, görüşelim.

Kolay gelsin size.

(Gerilim müziği)

(İç çekiyor)

Hımm... Oh.

Ellerinize sağlık Leyla Hanımcığım, çok güzel olmuş her şey.

Afiyet olsun.

Leyla Hanım...

...ben şimdi baştan aşağı tesisatı bir kontrol ettim...

...biraz, kısım kısım yıpranmalar var. Tabii hâliyle eski.

Eski tabii.

Yani ta babacığımın zamanında yenilenmişti en son.

Nereden baksanız 20 yılı vardır.

Çok acelesi yok ama ben yine de...

...baştan aşağı birinci sınıf malzeme ve işçilikle...

...tesisatı değiştirmek isterim.

Maksat kafamız rahat olsun.

Eh, öyle yapalım Muharrem Beyciğim.

Ha bir de...

...Merve için yaptığınız çok ince bir davranıştı hanımefendi.

Onu boynu bükük göndermediniz kocasının ailesine.

Çok içim acıyor o kıza.

Gençler birbirlerini sevmişler işte, ne güzel.

Bunun suçu günahı mı olurmuş canım?

Hoş, belki kızın annesi ben olsaydım...

...biraz küser, darılırdım belki ama...

...yine de bağrıma basardım onu.

Ben de nasıl laflar ediyorum böyle?

Bir duyan olsa, senin evladın mı var ki...

...nereden biliyorsun bu duyguları falan der.

Ama Leyla Hanımcığım, çocuğu doğurmakla anne olunmuyor.

Misal, annesinin yapamadığını siz yaptınız.

Yani.

(Müzik)

Muharrem Beyciğim...

...sizin evladınız var mı?

Olmadı.

Biz evlendikten sonra eşim hemen hastalandı.

Sonra da vefat edince--

Ah, başınız sağ olsun.

Sağ olun efendim, dostlar sağ olsun.

Sonra da...

...başka bir izdivaca gönül düşüremedim.

Ah, ah.

Koca bir ömür geldi geçti böyle işte yapayalnız.

Aa, öyle gönlünüzü karartmayın lütfen.

Daha yaşanacak çok gün var.

Leyla...

Ben çayınızı tazeleyeyim.

Soğumuştur.

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor...)

(...)

-Selin. -Efendim?

Ben biraz erken çıkacağım, kuaföre gideceğim.

Hadi sen de gel de akşam çok güzel olalım.

Demir Bey'i mi bekleyeceksin?

-Evet. -(Ayda) İyi, tamam.

Sen her hâlinle çok güzelsin zaten.

Orada görüşürüz, tamam mı?

-Ayda. -Efendim?

Nereye gideceğimizi biliyor musun?

Bilmiyorum ki. İbo konum göndereceğim dedi.

Tamam o zaman, sürprizi bozmayalım.

Umarım güzel bir sürpriz olur.

Kolay gelsin.

(Eylül) Tebrikler, yapı bölümünün ilk müşterisini aldın.

Görüşmeyi sen ayarladın, senin başarın.

Yapma.

Adamları ilk dakikadan itibaren avucunun içine aldın.

Seni böyle görmeyi özlemişim.

Neden geçen sefer olumsuz dönüş yaptılar, hiç anlamadım.

Artık bir önemi yok.

Demir, hemen ofise dönmek zorunda değilsen--

Zorunda değilim ama yine de ofise dönüyoruz.

(Müzik)

Beni dinlemeyecek misin?

Demir, lütfen.

Ya bağır çağır ama böyle susma.

Demir!

(Gerilim müziği)

Daha ne kadar beni görmezden geleceksin Demir?

Seni görmezden geldiğim falan yok!

Dün çay dedin, çorba dedin, gittik içtik.

Hâlâ ne istiyorsun benden Eylül?

Özür dilemek istiyorum! Bağırıp çağırmanı istiyorum!

-Sormanı istiyorum Demir! -Sormayacağım!

Hiçbir şey sormayacağım!

(Demir) Umurumda değil artık!

Senden açıklama da istemiyorum.

O yüzden mi bugün ofiste sinir krizleri geçirdin...

...apar topar çıkıp gittin?

Seni senden daha iyi tanıyorum ben.

Madem tanıyordun Eylül...

...beş kelimelik bir notla öyle çekip gittiğinde....

...bunun beni ne hâle getireceğini biliyordun değil mi?

Bunu yapabildiğine göre umurunda değilmiş.

O zaman umurunda değilse niye şimdi geldin Eylül?

Çünkü yapamadım, kalamadım.

Bir sürü iş teklifi alıyordum ve sen hiçbirine gitmeme...

...izin vermeyecektin, bütün kariyerim dağılacaktı.

Çok mu zordu bunu benimle konuşmak?

Evet, çok zordu.

Hatta imkânsızdı neredeyse.

Dünyanın en tatlı adamıyken en kaygılı adamına dönüştün.

Gideceğim diye o kadar korktun ki...

...bana nefes alacak alan bırakmadın.

Neredesin Eylül, niye haber vermedin Eylül...

...ne zaman döneceksin Eylül?

Bu adama bir şeyler anlatmak imkânsızdı.

Güzel.

Güzel, çekip gittin işte. Kurtardın kariyerini, bitti.

Üzerine düşen de yok.

Neden geri döndün Eylül?

-Çünkü her şey yarım kaldı. -Kalmadı!

Hiçbir şey yarım kalmadı.

Sen yarım bırakıp gittin, ben bitirdim.

Demir.

O anılar öylece duruyor ama.

Sen silebiliyor musun aklından?

Anılar falan değil.

İkimizden geriye bir tek ne kaldı, biliyor musun?

Öfke. Sadece öfke.

(Duygusal müzik)

Ama ben seni hâlâ seviyorum Demir.

Sana âşığım.

Selin, çıkıyor musun yoksa Demir'i mi bekleyeceksin?

Demir eve geçmiş.

Selin, ben bırakayım o zaman seni.

Yok, Burak. Sağ ol. Ben bir yere uğrayacağım zaten.

Uğrayacağın yere bırakayım o zaman.

Burak...

...bugün yaptığın hareketi bir daha yapma, olur mu?

Merak etme, Demir sana uğramamı yasakladı zaten.

Ben Demir'e yalan söylemiyorum.

Ve o fotoğrafları evimden nasıl aldığını anlattım.

İyi yapmışsın.

Saklamaya niyetim yoktu zaten. Olsaydı Demir'in kucağına bırakıp gitmezdim.

Aranızdaki mücadelenin farkındayım.

Demir'e benim üzerimden hamle yapma.

Niyetim seni zor durumda bırakmak değildi Selin.

Sen Demir'e yalan söylemek istemiyorsun, ben de sana uyuyorum.

Bundan sonra...

...senin iyiliğin için bile olsa ne sana yalan söylerim ne de bir şey saklarım.

Bu.

Görüşürüz.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Selin.

Geldim sevgilim.

Başın mı ağrıyor?

Daha iyiyim.

-Zor bir gün müydü? -Evet.

Ama müşteriyi aldın.

Nasıl biliyorum.

Tebrikler.

İşi unut, evdesin artık.

Evet, evdeyim.

Yat, yat, yat. Kalkma sakın, yemeğe daha var. Biraz dinlen.

Gitme Selin.

(Duygusal müzik...)

(...)

Alo? İbo, biz uyuyakalmışız.

Yok, yok. Tamam, geliyoruz, hadi. Görüşürüz.

Ben İbo'yu tamamen unutmuşum.

İptal edebilirim istersen.

Hayır, hayır. Gidelim, söz verdik çocuğa, ayıp olur.

-Demir. -Efendim.

Senin neyin var?

Kafam kazan gibi.

Baban mı? O mu aradı yine?

Keşke hiç geçmişim olmasaydı.

Ya da...

...geçmişini sürekli gittiği yere sürükleyen bir adam olmasaydım.

Ama öyleyim.

Senden hiçbir şey saklamak istemiyorum.

Geçmişimdeki her şeyi unutmak için o kadar çabaladım ki.

Ben de çok zorladım seni.

Eski defterleri açmaya, geçmişini anlatmaya.

Bünyamin Bey'in ödevleri falan...

...fazla geldi sana.

Neyse, boş ver bunları. Unut.

Selin, seninle bir ilgisi yok.

Tamam, neyse, kapatalım.

Bak, ben çok mutluyum.

Geçmişin geçmişte kaldı.

Sen bugünde kal.

Benimle kal. Lütfen.

Hadi bir duş al, giyin. Geç kalırsak Ayda gerilir, İbo'yu da gerer.

Teşekkür ederim. İyi ki varsın.

Çocuğa bir söz verdik, tutalım Demir Bey.

Şimdi randevumuz için hazırlanmaya gidiyorum.

Hadi, hadi.

Tamam, geliyorum şimdi.

(Müzik)

(Sessizlik)

Burak Bey.

Bu öğlen söylediğiniz bir şey aklıma takıldı.

Ne dedim?

En yakındaki arkadaşınızın dört saat uzaklıkta olduğu.

Yalnızlığa alışkınım, eğer kafanıza takılan buysa.

Sizi bir yere yemeğe götürebilir miyim?

Çok naziksiniz Burak Bey.

Ama bu akşam biraz yorgunum, dinlenmek istiyorum.

Tamam, yemekten sonra da eve bırakırım, dinlenirsiniz.

(Burak ses) Hadi lütfen, kırmayın beni.

Peki o zaman.

Konum atarsanız bir saate gelip alırım sizi.

Artemim'deyim.

Görüşürüz.

(Sessizlik)

İyi ki geldiniz. Ben de yanlış yere geldim sandım.

İbo'nun attığı konum burası mı?

Motoru burada. Burası.

Ayda, çok güzel görünüyorsun. Harika olmuşsun.

Sağ ol kuzum da hiç böyle bir yere geleceğimizi düşünmemiştim.

Yani neresi ki burası?

(Ayda) Ben gelirken restoran falan da görmedim hiç.

İyi akşamlar gençler.

Bu taraftan.

İyi, hadi gelin.

Ahh!

Teşekkürler.

(Selin) Aa, mangal!

Ya İbo!

(Demir) Yavaş.

Sağ olun Demir Bey.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Burası gerçekten güzel bir yermiş Burak Bey.

Burak demeni tercih ederim. Sorun olmazsa.

Peki, en azından ofis dışında olur.

Teşekkürler.

Ben aslında yönetim kurulundaki herkesin çocuklarını tanırım.

Beraber büyüdük sayılır. İşte bazılarıyla aynı okula gittik.

Bazılarıyla da bizim şirketin...

...etkinliklerinde, davetlerinde falan sürekli karşılaşırdık.

Ama seni daha önce hiç görmedim.

Hatta Fikret Bey'in bir kızı olduğunu da bilmiyordum.

Ben çok küçükken annemle birlikte yurt dışına taşındık.

Babamla çok az görüşebildim. Abimle de.

Abin de mi var?

Bak, onu da hiç görmedim.

Sanırım bizim şirketlerden birinde de çalışmıyor.

Yok. O babamın işlerine hiç merak salmadı. Doktordur kendisi.

İstanbul'da mı?

Afganistan'daydı, daha önce de Kongo.

Savaş bölgelerinde?

Bayağı bayağı kahraman yani.

Bence öyle. Ama babama yaranamadı bir türlü.

Oğulların babayla olan imtihanı daha zor oluyor galiba.

Bilmez miyim?

Yavaş, yavaş.

Acaba şu taraftan mı yapsan da duman üstümüze gelmese.

Demir, çok eğlenceli bir şey. Bir gün bizim bahçede de mangal yapalım mı?

Ortamı sevdiyseniz çok güzel kamp alanları biliyorum. Gidebiliriz böyle dördümüz.

Eskiden çok giderdim kampa.

Bak, uzun zamandır gitmiyorum, özlemişim.

Şöyle güzel adam boyu bir ateş, yanda akan suyun sesi.

O sayılmaz, küt diye dönmüştük ondan.

Böyle acayip ıssız yerler keşfettim.

Gece çökünce ay da yoksa zifiri karanlık oluyor.

O zifiri karanlıkta sesler nasıl yükseliyor, biliyor musun?

Yani etrafında dolaşan hayvanları duyuyorsun ama görmüyorsun.

Beni bir şeyler yiyor, size gelmiyor mu?

Yani muhabbetten huylandın sen, ondan oluyordur.

Çevir, çevir.

Tamam Demir, off! Her şeye karışıyorsun.

İbo...

İş yerinde değilsin Ayda.

Çiftler randevusu bu, normal bunlar.

Tamam da...

(Selin) Çok tatlılar, değil mi?

Evet, öyleler.

De çalışanımı böyle sevgilisiyle görmek biraz garip.

Aa, sen çalışanlarını...

Şaka. Bak, bir iddia bulduk. Bünyamin Bey buna çok sevinecek.

Aman ne güzel.

Bünyamin istedi diye bir kuralım daha güme gitti.

Yani şu an resmen işimle özel hayatım birbirine girdi.

Ama şu an çalışanlarınla birlikte değilsin.

Sevgilinin arkadaşlarıyla birliktesin.

Ayrıca İbo seni çok seviyor.

Ona biraz abilik yapabilirsin bence.

Abilik? Koskoca adama?

Ayrıca bence tek başına gayet iyi idare ediyor.

Anlatacağım.

Selin, bunları bileğinize takıyorsunuz.

Buyur abi.

İbo, bu çok kötü kokuyor.

Kokması lazım çünkü keneleri kaçırıyor.

Kene mi? Kene de mi var burada?

Artemim'i nasıl buldun?

Toparlanması biraz zaman alacak ama umutsuz da değil.

Böyle küçük şirketlerin finansal durumları çabuk bozulur.

Ama çabuk da düzelebilir.

Ben aslında Artemim ailesini kastetmiştim.

Çalışanları diyorsun.

Ekip güçlü, birbirlerine kenetlenmiş durumdalar.

Bölünme sadece sen ve Demir arasında olmuş gibi.

Evet.

Demir çalışması kolay biri değil ne yazık ki.

Gerçi sana anlatmama gerek yoktur, değil mi?

Bunu tahmin etmiştim.

Neyi?

Bu yemeği Demir hakkında bilgi toplamak için istedin, öyle değil mi?

Evet, öyle.

Ama bunu tahmin etmene gerek yok.

İlk konuşmamızda Demir'le ilgili aradığımı söylemiştim.

Ben hisseleri devralıp, Artemim'de çalışma teklifini kabul ettim.

Seninle birlikte Demir'e karşı iş birliği yapacağımı söylemedim.

Ben böyle bir talepte bulunmadım ki.

O zaman varlığımın bile onu zayıflatacağını düşündün.

Yanılmış mıyım?

Bilemem.

Belki de güçlendirir.

Ama ben buraya onu zayıflatmak için gelmedim. İşte buna emin olabilirsin.

Tamam.

Ama bu almaya değer bir riskti.

En azından seni tanıma şansım oldu.

(Müzik...)

(...)

Salatadan alsana Ayda.

Teşekkürler Demir Bey.

Ne var ya?

Demir mi diyeyim patronuma?

Çiftler randevusunda olduğumuza göre...

...burada diyebilirsin.

Teşekkürler Demir.

Böyle de yani bir tuhaf oluyor.

Size de garip gelmiyor mu?

Yoo. Sen en iyisi ne yap, biliyor musun?

Böyle Firuze Hanım'ın dediği gibi beyciğim de.

Demir Beyciğim.

(İkisi birden) Yok artık.

Bence en güzeli abi. Bak, çok yakışıyor, Demir abi.

Bu arada biz de kızlarla Antalya'ya gitsek mi?

Ben patronum diye mi kimse bana bir şey söylemiyor? Antalya'ya mı gidiyorsunuz?

Yani Merve, Bora'nın ailesiyle tanışmak için gidiyor.

Ayda da destek kuvvet için orada olacak.

Sen gitmiyor musun? Ne oldu da ayrıldı üç silahşorlar?

Yok.

Benim bu hafta sonu biraz işlerim var. Ama bir dahakine asla kaçırmam.

Çok güzel olmuş, ikinizin de eline sağlık.

Ama ben artık ellerimi yıkasam iyi olacak.

Tamam, gel.

(Müzik)

Neden gitmiyorsun kızlarla?

Çünkü iki gün senden ayrı kalmak için çok uzun bir süre.

Ne zaman, nereye istersen gidebilirsin.

Ben dün öyle neredesin falan dediğim için mi?

Üzgünüm, öyle iki soru sordun diye beni korkutamazsın.

Ben öyle kolay korkmam.

Ben insanlara bağlanınca...

...biraz boğucu olabiliyorum.

Ama kontrol altında tutmak ihtiyacından değil. Endişelendiğim için.

Biliyorum. Nedenini de biliyorum.

Ama senin yanındayım Demir. Hafta sonu seninle kalmayı seçtim.

Evimizde kalmayı istedim.

Böylece bütün hafta sonu korku filmi izleyebileceğiz.

Sen acaba kızları yalnız bırakmasan mı?

Yani şimdi yanlış anlarlar falan, aranız bozulmasın.

Yok öyle, bir sürü film seçtim.

Böyle hani saçlarını yüzüne döken kız var ya.

Ben de öyle evin sağı solundan çıkıp korkutacağım seni.

Aikido biliyorum Selin.

Aa, bir de tehdit.

Hayır, tehdit değil. En azından öyle saçlarını önüne dökmesen.

Yani kendi iyiliğin için.

Selin.

(Selin) Korksana.

Selin, dur.

Tamam, bir şey soracağım. Şimdi bu ilişkinin fazlarında...

...bu yemeğe çıkmak olarak geçiyor mu?

Maalesef. O yemekte ikimizin yalnız olması lazım.

Ayrıca sadece yemek de olmaz. Sinema ya da dansta olmalı.

-Danslı yemek mi oldu şimdi? -Evet.

Sürekli büyüyor bu iş.

Tatlı yemek istemediğine emin misin?

Bak, buranın tatlıları gerçekten çok iyidir.

Peki o zaman, yemeği sen ısmarladın, tatlıyı da ben ısmarlayayım.

Bildiğim çok güzel bir yer var.

Anlaştık.

(İbrahim) Bunun ateşi geçmese mangalda kahve yapardık.

Olsun İbo, bir dahakine.

Vallahi her şey çok güzeldi. Ellerine sağlık.

Ne demek abi.

O zaman bir dahaki plan sende.

Ee, hadi kalkın.

Tatlılar ve kahveler de benden.

Çok güzel bir yer biliyorum. Oraya götüreyim sizi.

Ayy, sonunda ya, medeniyet.

O kadar mı sıkıldın?

Hayır, sıkılmadım. Her şey çok güzeldi.

De yani sonunda birazcık olsun...

...şu topuklulardan kurtulacağım diye seviniyorum.

Ee, hadi. Ayda bizimle geliyor o zaman.

(Selin) İbo, sen bizi takipte kal.

Gel ben sana yardım edeyim prenses.

(Selin) Bir tanem, çantamı da alır mısın?

Geçmiş olsun. Bünyamin Bey'in ödevini başarıyla tamamladın.

Sağ ol abi.

Ne demek.

(Ayda) Teşekkürler.

Gerçekten çok lezzetliymiş.

Vallahi harika. Sipariş versek bizim ofise de getirirler mi?

Bizim ofise sürekli çikolata geliyor zaten Selin.

Ne çikolatası?

Ha! O çiçekler, çikolatalar gelmiyor artık. Kesildi onlar.

Artık manyak mıdır nedir gönderen de saçma sapan notlar, randevular falan.

Kurtulduk çok şükür.

Aferin.

Demir Bey, ben arabada telefonumu unutmuşum da gidip alabilir miyiz acaba?

Ne yapacaksın bu saatte telefonu?

Bizimkiler ararlarsa merak ederler İbo.

Aileleri meraklandırmayalım.

Merak ederlerse kalkıp gelirler falan, sonra sıkıntı olur.

-Değil mi İbocuğum? -(İbrahim) Evet.

İbo, sen bir de bana anlat bakayım...

...bu Bünyamin'i sen bizim başımıza nasıl sardın?

Demir Bey.

Siz bana sana güvenebilir miyim, diye sormuştunuz ya.

Evet.

Benim size bir şey söylemem lazım.

Ama ne olur Selin bilmesin.

Neyi bilmesin?

Selin'e gelen o hediyeler, notlar, çiçekler...

Tanıyor musun göndereni?

Biz.

Siz?

Ben...

...Merve, Azmiye, Leyla ve Firuze Hanım.

Selin çok üzgündü. Biz de birazcık olsun morali yerine gelsin diye...

...gizli bir hayranındanmış gibi gönderdik.

Beğenilmek kadınların hoşuna gider.

Ayda ama kızı yemeğe davet edip, yalnız bıraktınız masada.

Bu hiç kimsenin hoşuna gidecek bir şey değil.

Yalnız olmayacaktı ki. Azmiye figüran bir tane arkadaşını ayarladı.

Adam tam restorana geliyordu ama setten çağırmışlar...

...o da yarı yolda dönmek zorunda kaldı.

O saatte biz de yeni birini ayarlayana kadar çok geç oldu.

Şimdi Selin...

...o akşam bir figüranla mı yemek yiyecekti?

Evet.

Kızmadınız mı?

Kızdım.

Kızdım. Kızgınım şu an.

Kızgınım ama olay o kadar saçma ki sinirlerim bozuldu.

Demir Bey, Selin'e söylemeyeceksiniz, değil mi?

Eğer öğrenirse hepimizi öldürür.

Ah ah!

Neyse, hadi bakalım.

Bir daha sakın böyle bir şey yapmayın Ayda.

Yok, yok. Bir daha asla.

Arabada telefon da yok tabii.

Koca şirketi kreşe çevirdiniz yani. Gel.

Tamam, biraz değişik bir adam ama...

Senin nereden arkadaşın?

Selinler de burada.

Adam gerçek bir manyak. Abi, verandada oturuyoruz, birden 'böh' diye geliyor.

(İbrahim) Birazcık var.

İyi akşamlar.

Aa, Burak! Ne haber?

-Ne yapıyorsunuz burada? -Tatlı yemeye geldik. Sanırım siz de öyle.

-İbo, selam. -Selam.

Eylül Hanım, buranın tatlıları muhteşem.

Biliyorum, ben çok sık gelirdim buraya. Burak Bey'i de ben getirdim zaten.

Ayakta kaldınız, otursanıza.

Olabilir aslında.

Yoo, biz hiç rahatsız etmeyelim.

Benim burada zaten oturduğum bir masam var, oraya geçeriz biz.

Peki.

Şu tarafta.

(Ayda) Aa, Eylül Hanım.

(Duygusal müzik...)

(...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra M. Koçak - Hatice Başpınar...

...Tugay Çiftci - Nuray Ünal - Özgür Deniz Türk

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.