Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"
"Sorgusuzca yine seven benim"
"Zamansızca karşımda hayalin"
"Rica etsem lütfen gider misin?"
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Demir, ben gelmek istemiyorum! Bırakır mısın lütfen?
Selin, hadi!
Demir, gelmeyeceğim ben dedim. Gelmek istemiyorum. Bırak!
Selin, hadi gidiyoruz.
Demir, istemiyorum gerçekten. Lütfen verir misin çantamı? Gideceğim.
(Demir) Selin, bir dakika dur. Önce bir sakinleş.
Tamam, çok canın sıkıldı, biliyorum.
Çok kötü bir his olduğunu da biliyorum.
Ama bu haltı yiyen her kimse...
...üzüldüğüne değmez.
Tamam mı?
Hadi gel.
Sen bana niye bunları yapıyorsun?
Niye bana böyle davranıyorsun?
Bak Demir, ben artık çok yoruldum.
Niye yolladın bana o çiçekleri?
Niye beni yemeğe davet edip tek başıma restoranda beklettin?
Tamam, anlıyorum, bana kızgınsın.
Ama bu yaptığın eziyet...
...çok acımasızca.
(Demir) Selin, ne diyorsun, ben anlamıyorum.
O çiçekleri ben yollamadım. Bu geceyi de ben ayarlamadım.
Nasıl yani?
Sen değil miydin?
Selin, ben sana böyle bir şey yapar mıyım?
Ama ben...
...sen yapıyorsun zannettim.
O kartları sen yolluyorsun sandım.
Sen o yüzden mi geldin?
Yani ben seni davet ettim diye mi?
Çünkü sen ol istedim.
Of! Ben ne kadar aptalım ya! Demir, git.
Lütfen git, tamam mı? Bak...
...ben şu an çok utanıyorum. Senin yüzüne bile bakamayacağım.
Ben bu gece eve gelmeyeceğim, tamam mı?
(Duygusal müzik...)
(...)
Seni seviyorum.
(Duygusal müzik...)
(...)
Hadi gidelim.
(Duygusal müzik)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
Ayda, siz neredesiniz?
Geliyorum.
(Azmiye) Ne dedi?
Buraya geliyor da sesi hiç iyi gelmiyordu.
Ne olduysa çok kızmış.
Demir Bey'i orada görünce bozulmuştur tabii.
Asıl Demir onu orada görünce Selin'i fena kıskanmıştır.
Başıma bir şey gelmeyecekse...
...iyi mi yaptık kötü mü yaptık ben hiç emin değilim.
Çitanın önüne Burak'ı attık resmen.
Ben de bilmiyorum vallahi.
-Hâliyle bir gerginlik çıkmıştır tabii. -Tabii, tabii.
Tamam işte.
Burak, Selin'i alıyor. Birazdan öğreniriz ne olmuş ne bitmiş.
(Müzik)
(Selin iç çekti)
Selin. Selin, ne yapıyorsun? Selin, dur!
Herkes duysun, Demir Erendil beni seviyor!
-Selin! Selin, in aşağı. -Demir Erendil beni seviyor!
O da beni seviyor. Herkes duysun!
Selin!
Duydunuz mu? Sen hiç âşık oldun mu? Ben oldum. O beni seviyor, seviyor.
Selin! Gel buraya!
Ne yapıyorsun?
Emniyet kemerini tak.
Bu yaptığın çok tehlikeli.
Sana âşık olmak mı tehlikeli?
Hayır. Araba giderken 'sunroof'dan çıkman tehlikeli.
Elimde değil, şu an çok mutluyum.
Sanki kalbim bedenime sığmıyormuş gibi. Sen de böyle hissediyor musun?
Sanki beni bıraksan pencereden, 'sunroof'dan uçup gidecekmişim gibi.
Ama bırakmam.
İyi misin?
Selin, ne yapıyorsun?
Mutluluğumdan dilek tutuyorum.
Dilerim bir gün...
...kalbini açmaya korkmayan herkes benim kadar mutlu olur.
(Müzik)
Burak.
-Selin nerede? -Ayda, siz ne yapıyorsunuz?
"Bulaşacağı adam Selin'i ekti. Selin çok kötü, hemen gel."
Öyle mi?
-Siz benimle oyun mu oynuyorsunuz? -Yok Burakcığım, ne alakası var?
-Bulamadın mı Selin'i? -Buldum.
Restoranın önünde Demir'le birlikteydiler.
Nasıl birliktelerdi?
-Öpüşüyorlardı. -Yemin et!
Aa! Nasıl olur?
Demir Bey'in orada ne işi varmış ki?
Bu gece Selin'le Demir yemeğe gitmişler.
Siz beni onların randevusuna gönderiyorsunuz.
-Sizin amacınız ne? -Aa! Bir yardım istedik.
Ne bu canım, bağırış çağırış, sanki suçluymuşuz gibi.
Sen bir kendine gel bakayım.
(Gerilim müziği)
Anlatın bakalım, siz neyin peşindesiniz?
(Gerilim müziği)
(Demir) Tuttum, tamam.
Hop!
'Home sweet home'.
Sen burada bekle...
...ben sana hemen limonlu soda getireceğim. Tamam?
'Okay'.
(Müzik...)
(...)
Al bakalım.
Böyle bir akşamın üstüne iyi gelir sana.
Ben sana kızgınım.
Öyle mi?
Arabada mutluluktan uçmaktan korkuyordun biraz önce.
Yaa, ben senin yüzünden erken öleceğim.
Benim yaşayacak ömrüm kalmadı. Benim şu kadarcık ömrüm kaldı.
Tamam, sen bunu iç.
-Anlatacaksın zaten, belli. -Anlatacağım herhâlde.
Seni seviyorum deyince kurtulamazsın, tamam mı?
Demir...
...beni seviyorsun değil mi, fikrini değiştirmedin?
Yok, değiştirmedim.
Yaa.
Bir daha söylesene, bir daha duyayım.
-Hatırlamayacaksın zaten Selin. -Yaa Demir.
Tamam tamam.
Seni seviyorum Selin Sever.
Ben de işte bunu diyorum. Seven adam senin yaptığını yapar mı?
-Ne yaptım acaba yine? -Bak.
Çiçekler, çikolatalar geliyor, ofiste masama hediyeler geliyor.
İnsan demez mi bunları yollayan ben değilim diye?
Benden geliyor gibi davranmadım ki.
-Sen öyle düşünmüşsün. -Öyle düşündüm.
Ama madem seviyorsun, niye sen yollamadın?
Baksana, el âlem neler yolluyor.
Tamam, ben de gönderirim.
-Gönderir misin? -Tabii ki gönderirim.
Ama gönderme artık. Ben istemiyor, bütün sürprizi kaçtı.
Bütün şevkim kaçtı. Al bunu da sen iç.
Zaten yarım doldurmuşsun. Götür şunu.
İyi, tamam.
(Müzik)
Selin seni aradı ve Demir'in orada olduğunu söylemedi yani, öyle mi?
Peki, Demir nereden biliyordu Selin'in orada olduğunu?
Belki kendisi aramıştır. Selin yani.
Burakcığım, Demir Bey Selin'i yemeğe götürmedi.
Başkasıyla buluşacaktı zaten o.
-Kiminle? -Canım, ne önemi var?
Selin gibi bir kızı restoranda tek başına bırakabilecek bir insan işte.
Biz de kızın asabı bozulmuştur dedik...
...başına bir iş gelmiştir diye korktuk, yardım istedik.
Bak, görmüşsün, iyiymiş.
Biz de Demir Bey'le olduğunu duyunca rahat ettik.
En azından restoranda yalnız kalmadı.
Önemli olan da bu değil mi zaten? Selin'in iyiliği.
Siz bir anda niye Demir'ci oldunuz?
Daha iki gün öncesine kadar hep birlikte biz bu adamı göndermeye çalışmıyor muyduk?
Ama şimdi durum farklı.
Tabii. Öncesinde sadece aynı evde yaşıyorlardı, ilişkileri yoktu.
Ama şimdi var.
Ve siz de buna seviniyorsunuz.
Ne çabuk güvendiniz bu adama da seviniyorsunuz.
Demir Erendil'i gerçekten tanıyor musunuz?
Pat diye Japonya'dan çıkıp gelen bir adam...
Aa! Ne var bunda canım?
Ülkesini özlemiş, dönüp gelmiş işte.
Dünya kadar iş teklifi alan ödüllü bir mimar...
...sektörün hepsi peşinde. İstediği şirkete girebilir.
Ama battı batacak Artemim'in hisselerini alıyor.
Ve şirketin başına geçiyor. Neden?
Kim yapar bunu? Niye yapsın ki?
Bir bildiği vardır canım. Aa!
Büyüme potansiyeli görmüştür.
Kazanmayı seviyordur belki.
O herifte bir şey var.
Siz uyumaya devam edin. Madem öyle, ben bulup çıkartırım.
Umarım geç olmaz.
(Azmiye) Burak Beyciğim...
Ne diyor bu?
Uff.
Senin yüzünden saatlerce tanımadığım bir adamı bekledim.
Herkes bana acıdı. Garsonlara rezil oldum.
Tabii. Hepsi benim yüzümden. Senin hiç kabahatin yok zaten.
-Efendim Vedat? -Ne yaptınız oğlum, merak ettim.
-Yemeğe gelmedi mi o dingil? -Gelmedi.
-Ben de aldım Selin'i eve geldim. -İyi mi peki?
Demir Erendil...
...bunların hepsi senin yüzünden.
Bunların hesabını bir bir vereceksin!
(Müzik)
Böyle Vedat'ım.
Başkası ekmiş, fatura sana kesilmiş.
Ama sen hak ettin Demir'im. O kız o yemeğe senin yüzünden gitti.
Benim yüzümden değil.
Benim için gitmiş.
-Notları benim yazdığımı sanmış. -Ne?
Nasıl yani?
Vallahi mükemmel.
O dingil senmişsin, öyle mi? Herifin jestine konmuşsun.
Kapatıyorum Vedat.
Siz nasıl bir çiftsiniz ya.
Dur bakalım daha neler duyacağız.
(Müzik)
Sen Paris'e gittiğinde ben...
...ben çok ağladım, biliyor musun?
Ben odamda ağladım.
Senin odanda, verandada ağladım. Bak, şu salonda da ağladım.
Beni bırakıp gittiğin balkonda da ağladım.
Gidebilmek için beni uyutmuşsun, ayıp!
Ayıp.
-Çok mu ağladın? -Evet.
Çok ağladım. Böyle gözlerim kurbağa gibi oldu. Senin yüzünden.
Tamam. Benim yüzümden.
Sen niye gülüyorsun? Gülme. Hoşuna mı gidiyor bana acı çektirmek?
Aa! Olur mu öyle şey? Asla. Özür dilerim.
Bu ne biçim özür dilemek ya? Hiç içinden gelerek söylemedin.
-Yasak savar gibi. -Tamam.
Özür dilerim, gerçekten.
Olmadı.
Seni bırakıp gittiğim için...
...yanlış yaptım Selin, söyle.
Tamam.
En büyük eşek benim.
Tamam mı? Oldu mu? Eşeğim ben.
Demir...
...eşekler çok tatlı hayvanlar.
Tamam.
Tatlı olmayanını söyle, ben o olayım senin için.
Ama işte hayvanların hepsi çok tatlı.
-Öyle mi? -Evet.
Ayy!
Hayır hayır. Elini içine sok ki tansiyonunu düşürelim.
-Dondu ya, dondu. -Hayır hayır. Donmaz.
Bak, benim elim de içinde.
Ee, sen ağladın ağladın, çok ağladın.
Sonra ağlamaya ara verdin, hop...
...birden parti başladı. Eğlenceler falan.
Çiçek ekmeler falan. Hadi onları da anlat, ben dinliyorum.
Bir kere arkadaşlarım benim iyi olmadığımı bildikleri için geldiler.
Onlar ne iyi insanlar Demir.
Boncuğum. Hele o Merve. En çok da o.
-En çok da o. -Vallahi öyle.
-Dalga geçme be! -Aa!
Asla. Dalga geçmiyorum.
Onlar seni çok seviyorlar, tamam.
O kız var ya o kız, senin geldiğin ilk gün daha eve geldiğini biliyordu.
Sonra sen gelip aşk yasağı koydun.
O kız senin yüzünden nişanlısından ayrıldı.
Günlerce ağladı, senin aşk yasağın yüzünden gizlice evlendi.
Ailesini karşısına aldı.
Bir gün de çıkıp, "Ee be Demir Erendil...
...sen çalışanınla aynı evde yaşıyorsun, senin atarın kime?" Dedi mi bunu?
-Yok. -Sen hiç sordun mu bunu kendine?
Sordum. Ne çıktı biliyor musun?
Sen Demir sizin bildiğinizi bilmesin demiş olabilir misin?
-Olabilir. -Değil mi? Olabilir.
Ama yine de günün birinde delirip senden hesap sorabilirdi.
Peki, sordu mu? Sormadı. Neden?
Gel gel.
Çünkü sen Alara'yla Paris'teydin.
Allah'ım. Allah'ım, ben kendime ne yapmışım böyle.
Ben nereden gittim o Paris'e?
-Gitmeseydin. -Gitmeseydim.
Gel. Gel, otur.
(Sessizlik)
Ayda?
Ne oldu güzelim, iyi misin?
-Biraz böyle sarılı kalalım mı? -Sarılalım da...
...ne oldu, bir şey söylemeyecek misin?
Birazdan.
Ama korkutuyorsun beni.
(Müzik)
İbo...
...ben bir şey yaptım.
Senin hoşlanmayacağın bir şey.
Aferin.
Yine kimin hayatına karıştın?
(Müzik)
Selin...
...iyi misin? -Evet.
-Miden bulanıyor mu? -Hayır.
-Emin misin? -I ıh!
Peki...
...şimdi cevap hangisi oluyor? Evet mi, hayır mı?
I ıh!
(Müzik)
Güzel rüyalar gör.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik...)
Selin.
Selin.
(Müzik)
Wendy.
Peter.
Günaydın.
Gitme gitme.
Selin, hadi kalk.
Hmm. Zorunda mıyım?
Hadi.
İşte böyle.
Al bakalım. İç bunu.
Iyy.
-Bu ne? -Şu hâline iyi gelecek bir şey.
Hadi iç.
Hayır, iç dedim. Hadi.
Ne kızıyorsun ya, zaten başım ağrıyor.
Kızmıyorum, tamam. İçer misin Selin? Lütfen.
(Müzik)
Iyy.
Çok kötü.
Demir, şimdi...
Şimdi çıkaracağım, çok kötü.
Amaç o zaten.
Ne?
Iyy. Demir, al şunu.
Peki.
Hadi kalk. O zaman banyoya. Hadi bakalım.
-Oo. -Döndü değil mi?
-Şuram bak, şöyle. -Kafa tasın mı?
Oraya doğru içmişsin o zaman. Öyle mi demek--
-Ah! -Oo...
Tamam tamam. Geçti.
Hadi gel. Ölmeden banyoya gidelim.
-Başın ağrıyor mu? -Evet.
Tamam, sen bir kendine gel. Sonra duşa gir.
Ben aşağıda kahvaltı hazırlıyorum.
Tamam.
(Müzik)
(Kuşlar ötüyor)
Günaydın.
-Kendine gelebildin mi? -Hayır.
Duş iyi geldi ama yeşil içecek için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Otur hadi.
Ağrıyor tabii.
-Var ya, çok kötü. Kafam kazan gibi. -Hadi bir şeyler ye.
Sonra bol bol su içeceksin. Olmazsa ağrı kesici alırsın.
Ama en hafifinden. Hadi başla.
Demir, dün gece ne oldu?
Yok artık.
Uff! Zaten utanıyorum.
-Ben dün gece kaçta geldim. -Ne demek kaçta geldim?
Bayağı birinci tekil şahısla soruyorsun yani.
Yalnız gelmedim mi?
Hayır tabii ki.
Demir, ben asla böyle bir şey yapmam.
Sen kesin bir şeyleri yine yanlış anlamışsındır.
-En fazla eve bırakmıştır. -Kim?
Selin, sen en son ne hatırlıyorsun, bana bir söyler misin?
Ee...
Yemeğe gitmek için hazırlanmıştım. Evden çıktım.
-Sonra? -Sonra...
İçkiyi fazla kaçırmışsın.
Dönememişsin. Ben gelip aldım seni.
Demir....
...sen çok güzel bir adamsın.
-Gelip seni aldığım için mi? -Yok.
Ekildiğimi bildiğin hâlde yüzüme vurmadığın için.
Sen bayağı hatırlıyorsun her şeyi.
Şurada bana nasıl eziyet ettiğini de hatırlıyor musun?
Ama sen onu hak etmiştin.
Zamanlaması pek hoş olmadı ama...
Bu arada ekilmedin.
Benimle buluşacağını sanıyordun, öyle de oldu.
Ama bu kadar.
Dün geceden sende sadece bu kalsa olur mu?
Tamam.
Bana kalan o, sana kalanlar ne olacak peki?
Ee…
Bir düşünelim.
Dün gece çok güzel bir kadınla yemek yedim.
Ayrı masalarda. Sonra…
…bir daha o kadınla ayrı masalarda oturmak istemediğime karar verdim.
Bana kalan da bu.
Hadi suyunu iç.
Başının ağrısına iyi gelir.
(Demir) İçiyor musun o suyunu Selin?
Hepsini iç, hepsini.
Hadi.
(Ferruh) Son zamanlarda bir yoğunlaştı zaten, değil mi?
Ferruh.
İzninizle bayanlar.
Merhabalar. Afiyet olsun.
Ne oluyor Burak? Nedir bu gizlilik?
Yoksa Esen’le mi ilgili?
Hapisten mi kaçmış? Firar mı etmiş, ne olmuş?
Benim için birini araştırmanı istiyorum.
Kimi?
Demir Erendil.
Ay!
Bütün bu gizlilik o yüzden miydi? Ödümü koparttın.
Bana onunla ilgili her şeyi bul Ferruh.
Nerede yaşamış, arkadaşları kim, son işinden neden çıkmış…
…Türkiye’ye niye dönmüş?
Onun hakkındaki her şeyi öğrenmek istiyorum.
Kendisine sormayı denedin mi hiç?
Burak, şirketi zaten ayırdın. Güçlü olan tarafı da sen aldın.
Demir Bey’in elinde müşteri bile kalmadı.
Yapı tarafı yakında batar, Demir Bey de tarih olur.
Niye uğraşıyorsun hâlâ bunlarla?
Her şeyi geri alacağım demiştim. Tek tek.
Anladım.
Selin yüzünden bütün bunlar, değil mi?
Sen şu herif hakkında bildi topla. Nedenini bana bırak.
Biraz zaman alır yalnız.
Sen bu işlere bakan tipleri daha önce kullandın.
En iyilerini tut. Ne kadar gerekiyorsa da harca.
Şeceresini döksünler.
Hay Allah'ım.
Yine mi çiçek göndermiş?
Kapıya bırakmışlar.
Kim bu peki böyle sürekli notlar, çiçekler, davetiyeler gönderip duran?
Bilmiyorum.
Ver bakayım şunu, ne yazmış densiz?
“Dün gece gelemediğim için çok üzgünüm. Kocaman kalbinde…
Kocaman kalbinde...
…beni affedecek bir yer bulabileceğini umuyorum."
Aa! Nereden çıkarmış onu?
Ben sana söyleyeyim, bu adam tanıyor seni.
Hiç mi fikrin yok? Kim olabilir?
Sen sandım diyorum, düşün. Bir fikrim olabilir mi acaba?
Aşk olsun Selin.
Sence şöyle bir not yazar mıyım ben?
Vallahi yazar mısın, bilmiyorum.
Sen hiç not yazmadın ki bana, mesaj da yazmadın.
Yapma Selin. En az yüz kez mesajlaşmışızdır.
Allah Allah.
Ne zaman oldu o?
Aa! Ben niye hiç hatırlamıyorum?
Sen bana mesaj atıyorum diye başkasına mı mesaj attın acaba?
Otelde kaldığım gece.
Telefonum susmadı senin mesajlarından.
"Uyudun mu Demir?"
"Yemek yedin mi? Ne yedin?"
Şşş!
İşte gör, o mesajların hepsini ben atmışım.
Sen de cevap olarak "Uyumadım, yemek yemedim…
…yat uyu Selin, sıcaksa pencereyi aç Selin."
Bak, gör, insanlar neler yazıyor, neler.
Aman, sanırsın bana Romeo!
Nedir yani, biz de yazarız.
Tamam. Hadi görüşürüz. Kapatıyorum ben.
Azmiye, o ne yine?
Selin’in gizli hayranından küçük bir hediye.
İyi de dün gece barışmışlar ya…
…niye hâlâ hediye geliyor o gizli hayranından?
Firuzeciğimle konuştuk.
Bu hediyelerin bir süre daha devam etmesi lazım.
Selin’e olan ilgi bir anda kesilirse ne olur?
Ne olur?
A; Selin’in kolay vazgeçilebilir olduğu mesajı gider.
B; Demir Bey bunu Selin’in oyunu zannedebilir.
Hangisi olsun isteriz?
-C; hiçbiri. -C; hiçbiri.
Güzel. O hâlde Demir’in Selin’i biraz daha kıskanması lazım.
Azmiye, yine de fazla üstelemesek mi?
Yani bozmayalım şimdi tam da barışmışlarken.
Siz bana güvenin.
Biz de biliyoruz bir şeyler.
(Müzik...)
(...)
(...)
-Kolay gelsin. -Teşekkürler.
İki tane kahve alabiliriz miyiz? Biri badem sütlü olacak.
-İkisi de badem sütlü olsun. -Tabii ki.
Benim için kendi zevklerini değiştirmene gerek yoktu.
Nasıl seviyorsan öyle iç.
Değiştirmiyorum ki. İkisini de sevemez miyim?
Sen yine de kendi zevklerinden vazgeçme.
Yoksa tıpkı bana benzeyen biriyle beraber olmak zorunda kalırım.
Ne o, dişi Demir Erendil gözünü mü korkuttu?
Mutlu sonla bitmezdi.
Yani…
…sen sürekli benim imkânsız olduğumu söylüyorsun ya…
…iki tane imkânsız nasıl olacak?
(Gülüyorlar)
Bence çok iyi anlaşırdınız.
Böyle sabah beşte kalkıp bahçede 'kata' yapardınız.
Sonra yeşil içeceklerinizi sıkıp…
…gözlerinizin içine bakıp böyle yudumlayarak içerdiniz.
Meyvelerinizi çatal bıçakla yerdiniz.
Tek renk bir evde oturup sürekli iş konuşurdunuz.
Sürekli iş mi konuşuyorum ben?
Hayır, konuşmuyorsun.
Şanslısın ki karşında ben varım.
Bak, o doğru.
Çok şanslıyım. Acaba bu şansım böyle devam eder mi?
Ne dersin?
Ya!
Kahveleriniz.
Teşekkürler.
-Şöyle vereyim. -Teşekkürler.
-Şunu da alabilir miyim? -Tabii.
Al bakalım.
Ya!
(Demir) Sakın bana benzeme olur mu? Sen böyle çok güzelsin.
Çok renkli, tatlı…
…sıcak…
…masum.
(Duygusal müzik)
Gidelim mi artık? Ofise geç kalmayalım.
Oh!
Baksana, bugün hava pek de güzel maşallah.
Yazı bitirdik.
Biraz pastırma sıcağı yapar, ondan sonra tadı kaçar buraların.
Firuze, bak ne diyeceğim.
Bu güzel havalar geçmeden bizim çocukları yemeğe mi davet etsek?
-Selin ile Demir’i mi diyorsun? -Evet.
Çağıralım bu akşam, gelsinler.
Yani onlar daha yeni barıştılar.
Ay, bırakalım yalnız kalsınlar, baş başa vakit geçirsinler.
Öyle diyorsun da…
…bunlar baş başa kalınca kavga ediyorlar Firuze.
O da doğru.
Bunlar baş başa kaldıkları zaman ya kavga ediyorlar...
...ya da nezarete düşüyorlar.
-Evet. -Yani hassas bir konu.
Eksisiyle artısıyla bir düşünelim bakalım.
İyice düşün sen.
Ama bir an önce karar ver ki ben hazırlık falan yapayım.
(Müzik)
Günaydın Azmiye Hanım.
-Günaydın Demir Bey. -Kolay gelsin Merve Hanım.
Elimizdeki yapı işlerinin dosyalarını topladım Demir Bey.
Geleyim mi?
-Gerek yok. Burada bakarız. -Peki.
(Müzik)
(Demir) Evet.
Yapı bölümüyle ilgili elimizde fazla proje yok zaten.
Dirim Hanım’ın işleri var ve birkaç proje daha.
Hangisiyle başlamak istersiniz?
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
Şunun ayrıntılı çizimleri var mı elimizde?
Evet. Tabii.
Onlara bakabilir miyim?
"Zamansızca karşımda hayalin"
"Rica etsem lütfen gider misin?"
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
Aaa!
Selin Hanım, telefonunuza sürekli mesaj gelip duruyor.
Bir bakın isterseniz. Müşteriden olabilir.
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
Ayda Hanım, isterseniz siz bunları toparlayın…
…terasta devam edelim, olur mu? -Tabii Demir Bey.
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
Ya!
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Ne de güzel yakışıyorlar, gördün mü?
Demir Bey’i ilk defa böyle görüyorum. Hep böyle miydi bunlar?
Ya! Görene tatlım.
Ay, Azmiye, başlama yine. Zaten kötü hissediyorum.
Aman tamam, tamam.
Firuzeciğim.
Azmiyeciğim, ne var ne yok? Bizim çifte kumrular nasıl?
Ay, nasıl mutlular, nasıl mutlular.
Şirkete bir gelişleri var…
…ay, Allah nazardan saklasın.
Sahi mi? Araları çok iyi yani.
Ay, iyi de laf mı, bal, bal.
Demir Bey’i kıskandırma planımız işe yaradı.
Selin’in masasına hediyeyi de koydum.
Aynen söylediğin gibi devam ediyorum.
Güzel. Şimdi çok dikkatli olmamız lazım.
Selin’le sen bir konuş. Neler olduğunu bir öğren bakalım.
Yani daha sonraki adımları ona göre planlayalım.
Anlaştık. Ben hemen öğreniyorum.
Tamam. Ara beni ama. Hadi öptüm.
(Gülüyor)
Ay, haberler iyi galiba Firuze?
Ay, ay! Aman, dilini ısır da söyle.
Demir ile Selin istediğimiz kıvama geldi.
Ay, maşallah maşallah.
Daha da aynı evde oturmayız diye tutturmayacaklar.
(Gülüyorlar)
Aman, çözüldü işte mesele.
-Nedir yani, değil mi? -Hiç!
(Gülüyorlar)
Artemim’deki bütün projeler bunlar Demir Bey.
Devam eden işler Burak Beylerin tarafında kaldığı için…
…maalesef elimizde müşteri yok.
Yıldırım Bey otel işlerini geri çekmeseydi…
…yapı tarafının da müşterisi olacaktı ama…
…maalesef ki o süreç iyi yönetilemedi.
Yeni müşteri bulmakta hiçbir zaman sorun yaşamadım Ayda.
Merak etme, çözeriz.
Nasıl çözersiniz, ben merak ettim.
Hayır, piyasada yaprak kımıldamıyor da.
Herkes parasını elinde tutma derdinde.
Sonunda benden bir şeyler öğrenmek istiyorsun demek.
(Demir) Ne güzel. Ama şirketler ayrıldı Burak.
Bunlar Artemim Yapı’nın şirket sırları artık.
Yıllardır yurt dışında olmasaydın…
…belki buralarda birkaç tane bağlantın olurdu ama öyle bir şey de yok.
Pat diye gelip Artemim hisselerini satın aldın.
Sahi Demir, senin amacın neydi?
Bunu sonra konuşuruz, olur mu?
Şu anda toplantı hâlindeyiz. İzin verir misin?
Oh!
Pardon, fark etmedim.
(Gerilim müziği)
(Boğazını temizledi)
Demir Bey, iyi misiniz?
Şirketin durumunu biliyorsun Ayda.
Artemim Yapı’yı ayakta tutacaksak sana güvenebilmeliyim.
Güvenebilir miyim Ayda?
Ben şimdi size ne desem boş.
Ama en azından işime ne kadar sadık olduğumu biliyorsunuz.
Tamam. O zaman işimize bakalım.
Ay, kızlar, bu notları, hediyeleri müşteri falan yollamıyor.
Ben Demir sanıyordum ama o da değilmiş. Vallahi çok sinir oldum.
Ne güzel işte, gizli bir hayranın var.
Ne gizli hayranı. Daha Demir’le aramız yeni düzeldi.
Vallahi ben hiç uğraşamam.
Peki, Demir Bey ne diyor bu hediyelere falan?
Yani bir şey demiyor ama…
…yani hâliyle bozuluyor.
Vallahi ben de rahatsız oluyorum. Bu sabah da kapıma çiçek bırakmışlar.
Şimdi de bu.
Azmiye, kim getirdi ki bunu?
Ee…
Ben nereden bileyim canım.
Şirket kapısının önünde buldum. Üzerinde ismin yazıyordu…
…ondan masana bıraktım.
Not falan yok mudur bunun üzerinde zaten?
Hah, burada. Saçma sapan, ucuz ucuz notlar bırakıyor, densiz. Al.
Aa! Hiç de bile.
Gayet güzel. Hatta bayağı şiirsel.
Bir de restorana davet edip kendisi gelmiyor.
İyi ki de gelmedi. Yoksa o sinirle onu böyle…
…paramparça ederdim.
Vallahi sen mi, Demir Bey mi?
Ay, ikinizin arasına girecek adama acıyorum vallahi.
(Gülüyorlar)
-Günaydın. -Günaydın Burak.
Yeni bir müşteri adayımız var. Çıkalım mı? Yolda anlatırım.
Gidelim.
Ben de geleyim mi Burak?
Yok. Müşteriyi alalım da sen sonra tanışırsın.
Hadi aklınıza kuvvet. Koparın alın o müşteriyi.
Hadi görüşürüz.
Açtı mı?
Hah. Alo. Firuzeciğim.
Selin’le konuştuk şimdi.
Ay!
Demir Bey'le birliktelermiş. Hem barışmışlar…
…hem de Demir Bey kıskançlıktan kuduruyormuş.
Ay, Azmiyeciğim, çok şükür.
O zaman hediye işine biraz ara verelim.
Başka adımlar atma zamanı.
Ne yapacağız?
Kavga edip her şeyi berbat etmelerine mâni olacağız.
Ay, niye kavga etsinler? Birbirlerinin gözünün içine bakıyorlar.
Hem âşıklar. Aşkta kavga, tat tuzdur.
(Gülüyor)
Onlar baş başa kaldıkları zaman nezarette bitiriyor sonu ama.
Onun için kavga ettirmeyeceğiz.
İyi de yanlarında olamayız ki hep.
Ay, olacağız Azmiye.
Sen, ben, Ayda, Merve. Onları hiç yalnız bırakmayacağız.
Hadi öğlen Happy Pie’a gelin. Orada ayrıntıları konuşuruz.
-Hadi 'tschüss'. -'Tschüss'.
-Burada mı buluşacağız müşteriyle? -Evet.
Burç Bey’in buralarda işi varmış. Şirkete çağırmak istemedim o yüzden.
Hem tanışma olacak. Sohbet tadında falan geçer böyle.
İyi. Tamam. Sen öyle diyorsan.
-Hoş geldiniz. İsim? -Burak Yangel.
Buyurun.
Hop!
(Gülüyor)
-Azmiye Hanım. -Efendim Demir Bey?
-Odama gelir misiniz? -Hemen Demir Bey.
Gördün mü?
Ay, kendisi küçük ama etkisi dev.
İçine bile bakmadılar ayol.
Tamam. Hadi git.
(Kapı vuruluyor)
Gel.
Geldim Demir Bey. Buyurun.
Azmiye Hanım, bu sabah şirkete gelen teslimatların listesini alabilir miyim?
Dünküleri de.
Hangi şirketinkileri sordunuz?
Artemim Yapı’ya gelenleri mi, yoksa iç mimarlık tarafına gelenleri mi?
Bir sorun mu var?
Hayır, yok.
Siz ikisini de getirin lütfen. Bekliyorum.
Tabii Demir Bey.
(Boğazını temizledi)
Burç Bey’in toplantısı uzamış. Ama fazla geç kalmayacakmış.
İyi bari. Bütün günü burada boşa geçirmemiş oluruz.
İşe çabuk dönmek istiyorsun galiba.
Evet.
Demir’le birlikte misiniz?
Gizlemene gerek yok Selin.
Artık aşk yasağına da takılmıyorsunuz ne de olsa.
Senin tarafına geçmemin sebebi o değildi Burak.
Ben zaten istifamı vermiştim, gidecektim.
Ben orada değilim Selin.
Sebebi ne olursa olsun yanımda olduğunu bilmek beni rahatlatıyor.
Hem yakın arkadaşım hem de çok iyi bir iç mimarla çalışıyorum işte.
Neye takılıyorsun peki?
Selin, daha geçen gün o adamla tartıştın ve düşüp bayıldın.
Ben senin üzüldüğünü ve kırıldığını görmek istemiyorum.
Öyle bir şey bir daha olmayacak. Merak etme.
Aynı ev, aynı iş yeri. Peki, sorun çıkarsa ne olacak Selin?
Hakkında hiçbir şey bilmediğin bir adam.
Ya öğrendiklerin hoşuna gitmezse? Kaçabileceğin bir yer de yok.
Kaçmayız biz de. Oturur çözeriz.
Çözemeyeceğin bir şey olursa?
Bu konuyu kapatabilir miyiz?
Tamam.
Ama sen yine de koşulsuz güvenme o adama.
Selin, sadece iki üç aydır tanıyorsun Demir’i.
Daha önce ne yaptığını, nasıl yaşadığını bilmiyorsun.
Pardon.
Efendim baba?
Şimdi mi?
Peki.
-Ne oldu? -Yönetim kurulu toplanmış.
Yeni yapılanmayla alakalı benimle konuşmak istiyorlar.
O zaman Burç Bey’e toplantı için başka bir gün--
Yok, yok. İptal etme.
Ben tanışır bakarım bir şey çıkar mı diye.
-Emin misin? -Evet.
-Hadi sen işine bak. -Tamam.
-Şirkette görüşürüz o zaman. -Görüşürüz.
(Mesaj geldi)
Kızlar, neredesiniz siz?
Terasta çalışalım dedik. Ne oldu ki?
Demir Bey bizi arıyor.
Çita gibi kokumuzu aldı, peşimize düştü.
Ne demek peşimize düştü?
Selin’e gelen çiçeklerle çikolataların kimden geldiğini bulmaya çalışıyor.
Bizim yaptığımızı anlamaması lazım.
Anlamaz değil mi?
Şirkete teslimat yapan herkesin kaydını istiyor.
Hayır, versem Merve’yi bulacak.
Vermesem niye vermedin olacak. Ben şimdi ne yapacağım?
Tamam. Bir dakika. Panik yapmayın.
Sen kayıt listesini vermezsen şüphelenir. Götür ver listeyi.
Bir de çikolatacıyı ara, tamam mı?
Merve, sen de çiçekçiyi arayıp iyice tembihle.
Eğer teslimatla ilgili birisi bir şey sorarsa…
…işte isim verilmedi, para da peşin verildi falan desinler.
Tamam.
Ay, vallahi yakalanırsak bu sefer beni de kovar artık.
Vallahi bu sefer hepimizi toptan mahveder.
Alo. Çiçekçi mi?
Şimdi biz sizden şirkete çiçek teslimat istedik ya…
-Selin Hanım? -Burç Bey. Merhaba.
-Merhaba. Nasılsınız? -Buyurun. Teşekkür ederim.
Diğer toplantım biraz uzadı.
Sizi de beklettim, kusura bakmayın ne olur.
Yok. Önemli değil.
Burak Bey de toplantıya kalamadı maalesef.
Sorun yok. Aradı beni.
Oh, açık hava. Sürekli dört duvar arasındayız.
En azından iş toplantılarını dışarıda istiyorum ki…
…mevsimlerden haberim olsun.
-Çok yoğunsunuz o zaman. -Evet. Siz de öyleymişsiniz.
Burak Bey söyledi. Yetimhane işlerinizi gördüm…
…oldukça etkileyici.
Aslında Demir Bey’le çalışırız diye heyecanlanmıştım ama…
…Artemim bölünmüş galiba.
Evet. Ama o projeyi de yapan bizim ekibimizdi.
O işin proje yöneticisi Burak ve bendik.
Harika. Bunu duyduğuma sevindim.
Evet. Ayrıca hâlâ aynı mekânda koordineli olarak çalışıyoruz Demir Bey’le.
Yani sizin işlerinizde de fikir alışverişi olacaktır.
Güzel. O zaman size biraz da bizim işlerden bahsedelim.
Ama önce kahve. Sizinkini de yenileyelim mi?
Sevinirim.
Elimizde hiç müşteri yok Vedat.
Bu yapı tarafına acilen müşteri bulmam lazım.
Ben birkaç peyzaj işi aldım.
Bu yetimhaneye yaptığımız tarım alanı projesini falan konuştuk adamlarla.
Büyük şirketler bunlar. İstersen tanıştırayım sizi.
Belki sana göre bir şey çıkar.
Vallahi iyi olur, tanışalım.
Bu arada bir akşam ayarla da yemek yiyelim.
Bak, ne diyorum Vedat, sen bu kadar özlüyorsan beni…
…ben buraya taşınayım ha?
Bütün akşam yemeklerini beraber yeriz. Ne dersin?
Oğlum, ben onu mu söylüyorum?
Selin’i de al gel, bir akşam balık yapayım size.
Olur, sorarım.
Olur, sor bakalım.
Bana bak Vedat, kızın yanında öyle abuk sabuk şeyler anlatmayacaksın, değil mi?
Çocukken böyleydi, şöyleydi…
…yok düştü, kafasını yardı…
…yok komşunun bahçesine girdi, köpek ısırdı falan.
Çünkü o sorar ince ince, biliyorum.
Ne oldu Demir’im?
Selin’in gözündeki imajın sarsılır diye mi korkuyorsun?
Aman be Vedat’ım, imajımız mı kaldı?
Kız yıktı geçti bütün duvarlarımı.
Her parçasına ince ince röntgen çekiyor şimdi sağ olsun.
Oh!
Senin gibi ketum adama da böylesi lazımdı zaten.
Sen yine de anlattıklarına dikkat et.
Konudan konuya o kadar hızlı geçiyor ki şaşırırsın.
Vallahi bir anda benim aile sorunlarımı konuşurken buluruz kendimizi.
Tamam Demir’im, yorulma. Aileden bahsetmek yok. Anlaşıldı.
Abi, bir bakar mısın?
-Geliyorum şimdi. -Tamam.
-Teşekkür ederim. -Buyurun.
-Teşekkürler. -Buyur kızım.
-Ay, ellerinize sağlık. Mmm! -(Leyla) Afiyet olsun.
Az kalsın yakalanıyorduk Demir Bey’e.
Teslimat kayıtlarını aldı attı çekmeceye. Sonra aradı mı, bilmiyorum.
Vallahi ben çiçekçiye sıkı sıkı tembihledim.
Ağzını açarsa elimden çekeceği var.
Çikolatacıyı da aradım.
Ama Demir Bey çok ikna edici, biliyorsunuz.
Ağzından laf alır mı, bilemem.
Siz merak etmeyin kızlar.
Biz Demir'in aklını karıştıracağız.
Akşama onları yemeğe çağıracağız, nabız yoklamaya.
Vallahi çok mutlu görünüyorlar, böyle gizli gizli mesajlaşmalar falan.
Bayağı flört yani.
Demir Bey'in öfkesi de bayağı geçmiş.
Burak damarına basmaya çalıştığında bile hiç aldırmadı.
Ay, maşallah diyelim, maşallah diyelim çocuklara...
...yoksa nazar falan değiyor.
Öyle diyorsun ama dün gece bütün çeyizlerini açıp...
...Selin hangisini beğenecek diye bakıyordun.
Bozmayın canım çeyizlerinizi siz.
Belki kısmetiniz çıkar. Belli mi olur?
Azmiyeciğim, yani bu yaşta...
Aa, ama ne varmış canım yaşınızda, aşk olsun.
Değil mi?
Her yaşın aşkı başka güzel olur Leyla Hanımcığım.
Hem hayranlarınız da var.
Öğrenebildin mi bir şeyler?
Önce bir salatamı yesem. Çok açım da.
-Ferruh! -İyi, tamam be!
O zaman hazır ol çünkü büyük bombayı patlatıyorum.
Patlat bakalım.
Bu arada iki tane bilgi kırıntısı için...
...dünyanın parasını ödedim adamlara, haberin olsun.
Başlıyorum.
(Ferruh mırıldanıyor)
İki yıl önce Demir Bey bir kadınla nişanlıymış!
Nişanlanmış mı?
Biliyordum bir sırrı olduğunu.
Sonra kadın bunu terk etmiş.
(Ferruh ıslık çalıyor)
Ama öyle hani yüzüğü attım, hadi 'bye' şeklinde falan değil.
Birden ortadan kaybolmuş.
Sonra izini de kaybettirmiş.
Çalışma arkadaşları bile nerede olduğunu bilmiyorlarmış kızın.
Niye? Ne yapmış ki kadına?
Sonrasını pek kimse bilmiyor.
Nasıl bilmezler ya?
Hayır, kötü bir şey olmasa niye kadın bir anda çekip gitsin?
Aldatmış mı, korkutmuş mu, Dövmüş mü, Ferruh söylesene!
Bilmiyorum Burak!
Ama sadece nişanlısı gittikten sonra Demir Bey fena dağıtmış.
Yani herkesle bozuşmuş, çalıştığı şirketten ayrılmış.
Yani her anlamda dibi görmüş.
Bunlar çok güzel Ferruh.
Demir’in geçmişi sandığımdan da renkliymiş.
İşte bir sene sonra falan böyle acayip bir çalışma yapmış.
Ödüller falan, yine herkes peşinden koşmaya başlıyor.
Orayı geç, mevzumuz o değil.
Sen o kadınla aralarında neler geçmiş, oraya odaklan.
Bir de kadının adını sanını falan öğrenmeye çalış.
Yalnız bunlar kolay şeyler değil Burak. Bu kadarını bile çok zor öğrendim ben.
Ferruh, yarına istiyorum.
Başka bir şey söylemiyorum. Para harcaman gerekiyorsa da harca.
Ne kadar gerekirse.
Vallahi şunu yemeden hiçbir şey harcayamam da yapamam da. Açım ya, açım!
İyi, ye.
Sonrasında da bul.
Demir'in zayıf karnı o kadın.
O kadını bulursak Demir Efendi'nin gerçek yüzünü herkese gösterebilirim.
(Kuş ötüyor)
Sakız! (Sakız meliyor)
(Kuş ötüyor)
(Selin iç çekiyor)
(Duygusal müzik...)
(...)
Hoş geldin.
(Selin) Biz de seni bekliyorduk. Niye öyle bakıyorsun?
(Duygusal müzik)
Bu ev bu kadar güzel miydi? Daha önce hiç fark etmemişim.
-Ona bakıyorum. -Beni bu evden göndermeye çalışıyordun.
Hiçbir yere gidemezsin.
Kilitleri değiştirip beni dışarıda bırakmıştın.
O senin böyle bir kadın olduğunu bilmeden önceydi.
Nasıl bir kadın?
Bütün kaleleri zapt eden türden.
-Dur Demir, hadi çıkmamız lazım. -(Demir) Ne?
Nereye?
Leyla teyzelere yemeğe davetliyiz.
-Güzel. -Evet.
Çok güzel şaka.
Biraz soğuk ama olsun, güzel.
Sen şaka yapmıyorsun.
Of Selin ya! Nereden çıktı şimdi?
Ama ne yapayım? Kıramadım.
Huylarını biliyorsun, çok ısrar ettiler.
Bu sefer kimseye bıçak çekmeyeceksin.
Yani...
...şimdi bilemiyorum.
Güzel, çok güzel.
Bıçaklar çekilmeye başlamış.
(Bünyamin) Demek ki verdiğim ödevler işe yarıyor.
Geldi mi de böyle sırayla gelir işte.
Sabahları gergin oluyorsunuz, ben de akşamüstü bakayım dedim.
Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk. -(Demir) Ne kadar iyi yaptınız.
Ben bir kahve yapayım o zaman.
-Ben de geçeyim. -Buyurun, kendi eviniz gibi.
Nasılsın Sakız?
İçerisi de bayağı kalabalık.
-Firuzan Hanımlar gitti mi? -Gittiler, gittiler. Az önce gönderdim.
Akşam yemeğini rahat rahat hazırlasınlar diye.
Malum, misafirleri önemli.
Demir Bey ha? Çok da yakışıyorlar.
Merve ya, sonunda mutlular ya, yemin ederim, üstümden yüz kilo yük kalktı.
(Elini vuruyor)
Sonunda her şey yoluna girdi.
Evet.
Aynen ya, girdi.
Aa, ne oldu boncuk? Sen kocanı mı özledin?
Özledim tabii kızım da o ayrı.
Benim kafama şey takıldı.
Şimdi ben Demir Bey'e her şeyi yumurtladım ya.
Canavar müşteriyi de söyledim.
Tamam, yani işte her şeyi öğrendi ve affetti.
Ama ben o kadının mafya olduğunu da söyledim.
Yani şimdi her şey durulduğuna göre...
...hani bu adam böyle hepimizi toplayıp...
...siz mafyalarla mı takılıyorsunuz derse biz ne halt yiyeceğiz?
(İbrahim) Doğruyu söyleyeceksiniz.
O kadını ayarlayan Burak değil miydi?
Sakın o herifi korumak için saçma sapan yalanlar söylemeye falan kalkmayın.
Ben doğrusunu söylerim çünkü.
Güzel, güzel, güzel.
İki ödevi de tamamlamışsınız. Ama diğerini niye yapmadınız?
Yani sonuçta ikinizin de daha önce yapmadığı bir şeyler vardır, değil mi?
Yani işte onu öyle küt diye bulamadık o gece.
Gece?
Gece?
Şimdi bir dakika, ikiniz de evin içinde o gece...
...birbirinizin gözünün içine on dakika boyunca baktınız. Sonra?
Yani on dakika bakmadık.
On dakika lafın gelişidir zaten, öyle değil mi?
(Bünyamin) Olur mu öyle şey canım?
Ama vallahi kızacağım.
(Kızıyor gibi yapıyor)
Siz böyle ödevleri kafanıza göre değiştiremezsiniz. O zaman içeriği kalmaz.
Yani ben de söylemiştim ama...
...o dönem beyefendi benden itinayla uzak durmaya çalışıyordu.
Peki, hanımefendi...
...neden uzak durmaya çalıştığımla ilgili...
...bir açıklama yapmak ister misiniz Doktor Bey'e?
Yani evet, ben...
...kabahatli olabilirim. -Ne manada?
Yani böyle ufak tefek, çok küçücük...
...minicik hatacıklar yapmış olabilirim belki.
Ufacık da minicik.
(Köpek havlıyor)
Böyle söyleyince çok tatlı oluyor. (Selin gülüyor)
Ben size olayın gerçeğini izah edeyim.
Şimdi kendisi beni işimden ve evimden atabilmek için...
...her türlü operasyonu düzenlemiş.
Yetmemiş, gidip mafyayla anlaşmış. Ha bu arada...
...o konuyu daha konuşmadık. Unutmuş değilim.
Ama Demir, yani biz bu konuları kapatmıştık.
Onlar sen yeni geldiğinde olmuştu, sonra ben hepsini bitirdim.
Sormayayım yani sevgilimin mafyayla ne işi var diye.
-Sevgilim mi? -Sevgilim mi?
Sevgiliniz mi?
Vallahi ben de ilk kez duyuyorum, böyle...
Ay, kulağıma bir garip geldi Demir.
Bir daha söylesene.
-Selin. -Lütfen Demir Bey, söyleyin.
Bünyamin Bey.
Neyse, tamam, tamam. Sonra söylersin.
Uzlaşma! En sevdiğim.
Ama konunun ayrıntılarını da merak ediyorum. Lütfen söyleyin siz.
Ama Bünyamin Bey, biz bu akşam bir yemeğe davetliyiz.
-(Selin) Şimdi oraya geç kalıyoruz. -Tamam.
O zaman bir sonraki seansa bütün ayrıntıları konuşalım, olur mu?
Siz de bu arada o ikinci ödevi lütfen yapmayı unutmayın.
(Demir) Tabii.
Çok sevindim. Gerçekten çok sevindim.
Belli oluyor.
-İyi günler. -(Demir) İyi günler.
(Müzik)
Bir dakika.
Şimdi bak, sen bu kadar hazırlandın.
İnsafsızca güzelsin.
Ve bütün bunlar Firuze Hanımlar için mi?
Hayır.
Seninle gideceğim için.
Bir dakika, bir dakika.
Ben başka zamanlarda güzel değil miyim yani?
(Demir) Oo!
-Çekil şuradan, çekil. -(Demir) Of.
Tam da yerine denk getirdi ya.
Ama olsun.
Hem güzel hem eli ağır.
-Serseri. -(Selin) Hazırlan hemen.
O mafya konusunu da konuşacağız hanımefendi.
(Müzik)
Aman aman, Firuze...
...şu gül yapraklarını birazcık az tut, Allah aşkına.
Happy Pie’da sırf bu yüzden müşteriler tabakları geri gönderiyorlardı kuzum.
Bu gecenin konsepti aşk!
Tabii ki dökeceğim gül yapraklarını.
Bana bak Firuze.
Sakın eski aşk mevzularını açmaya kalkma çocukların yanında.
Kimse senin naftalinli aşk maceralarını dinlemek istemez, ona göre.
Senin naftalinli çeyizlerini dinlesinler, öyle mi?
Ayıp ediyorsun ama Firuze.
Bu konuda ne kadar hassas olduğumu biliyorsun.
Mahsus mu yapıyorsun Allah aşkına?
(Kapı zili çalıyor)
Topla kendini Leyla! Sakın ağlama.
İnsanların tadını kaçırma.
Ay, neşeli olacağız bugün, hadi.
Ah, tamam, tamam. Hadi, çocuklar kapıda kaldı.
Ay!
-(Leyla) Ay! -(Firuze) Ay, ay, ay, ay...
...ben bu günleri görecek miydim Leyla?
(Leyla) Maşallah, ne de yakışmışsınız birbirinize. Hoş geldiniz.
(Firuze) Gel sana bir sarılayım. Gel, gel, gel.
-Ay, hoş geldin. -Hoş geldin.
-(Firuze) Hoş geldin. -(Leyla) Maşallah, maşallah.
-(Firuze) Hadi gelin. -(Leyla) Buyurun lütfen.
Çok tatlısın ama sen. Ama sen çok tatlısın.
Hah, ne oldu?
Arkadaşların birbirlerini sevdiğini sonunda kabul etti, bak İbo.
Bu çok büyük bir gelişme. Bundan sonrasını konuşarak da hallederiz.
Yani sen öyle diyorsun ama bazı şeyler konuştukça arapsaçına dönüyor.
Ne gibi?
Gel bakalım.
(Bünyamin) Oy, çok tatlısın.
Ayda var, biliyorsun. Tanışmıştın ilk geldiğin gün.
Selin'in arkadaşı.
Biz bir süredir birlikteyiz. İyi de gidiyor. Çok hoşlanıyorum.
Ama bazı şeyler olmuyor. Çok farklıyız. Kafalarımız bambaşka abi.
Nasıl yani?
Beni biliyorsun, ben doğa insanıyım, Ayda hiç sevmiyor böyle şeyleri.
Ben baş başa olalım istiyorum, onun aklı arkadaşlarında.
Sonra etrafı çok kalabalık.
Ya Bünyamin abi, düşünebiliyor musun...
...ilişkimiz hakkında herkesin bir yorumu var.
Siz İbocuğum, ilişkinizdeki ilk düzlüğe gelmişsiniz.
-Yani o ne demek ki? -Sizinki yıldırım aşkı değil miydi?
Yani. Hızlı gelişti.
Tamam işte, bak.
Birbirinize yakınlaşmışsınız ama tanımıyorsunuz.
Seviyorsunuz ama kabullenemiyorsunuz.
Size de ödevler vereceğim. Mesela randevular hazırlayın.
-Randevu? -Evet. Sürpriz randevular.
İşe yarar mı ki?
Yaramazsa gel, ben başka ödevler de veririm.
Tofi nerede? (Köpek havlıyor)
Tofi, ne yapıyorsun? Ağzını burnunu kıracağım.
Nerede o? Gel oğlum buraya.
-(Demir) Çok güzel.
Demir, bundan yemen lazım çünkü muhteşem olmuş.
Asıl sen bunun tadına bak. Tam senlik.
Ya, kızartma seviyorum diye mi diyorsun?
-Seviyorsun ama. -Seviyorum.
Bak ama bu çok hafif olmuş. Biraz koyayım, tadına bak.
Tamam, yeter yeter.
-Olsun olsun. -Ayy, tamam. Koyma artık.
-(Demir) Nasıl? -Şahane.
-Değil mi? Ya. -Beni tanıyorsun.
(Duygusal müzik)
Firuze, ne yapıyorsun çocukların yanında?
İyi misiniz Firuze Hanım?
Canınızı sıkan bir şey mi var?
Ay, kusura bakmayın.
O kadar güzelsiniz ki benim sinirlerim bozuldu.
Yani biliyor musunuz?
Bize geldiğiniz ilk gün anlamıştım birbirinize bu kadar yakışacağınızı.
(Leyla) İyi ki aldınız o evi.
(Müzik)
Anlaşıldı.
Yalnız bu ev meselesi henüz kapanmadı hanımlar.
Artık evi ayırmak gibi bir niyetimiz yok ama...
...bu bize aynı evi sattığınız gerçeğini de değiştirmiyor.
Ve bu konunun çözülmesi lazım.
Ama Demirciğim, sen kendin söyledin.
Firuze Hanım, tamam. Şimdi konuşmayalım isterseniz.
Tadımız kaçmasın.
Daha sonra avukatları da çağırırız, oturur hep beraber konuşuruz.
Sadece unutmadığımızı bilin istedim. Hepsi bu.
-Avukatlarla mı? -Evet.
Ama Demirciğim, nereden çıkartıyorsun şimdi?
Hayır, Selinciğim.
Ortada bir dolandırıcılık suçu var.
(Demir) Biz birlikteyiz diye bu suç ortadan kalkmış değil.
Prensip meselesi, kimse kusura bakmasın.
Demir Bey haklı tabii ama bu konuyu daha sonra konuşalım, olur mu?
Firuze, en iyisi biz tatlıları getirelim.
Firuze, Firuze, hadi gel.
(Leyla) Hadi Firuze, hadi.
(Müzik)
Nasıl ya?
İnsanlara niye eziyet ediyorsun Demir?
Öyle pat diye rahatlamak yok.
Onlar bize neler çektirdiler.
Biraz da onlar çeksin bakalım.
Ya, çok kötüsün.
Ne yapalım? Etme bulma dünyası.
Sen şimdi onu boş ver de şundan biraz daha alsana.
(Selin) Niye öyle yapıyorsun insanlara? (Demir gülüyor)
(Demir) Bu daha başlangıç.
Sen şimdi onu bırak da...
...şu atladığımız... Ya gülme.
Tamam, tamam.
Şu atladığımız ikinci maddeyi düşündün mü?
Hani ikimizin de daha önce hiç yapmadığı.
Leyla ve Firuze Hanım'ın yanında bir şey düşünmek mümkün mü?
Evet, doğru, biraz gürültücüler.
Ayrıca nerede ne yapacakları da belli olmuyor.
Gerçi bu anlamda bana birini hatırlatıyorlar ama.
Aa, kimi?
Bir dakika, bir dakika. Ben mi?
Yok artık ya. Bir şey diyeyim mi?
Aşk sana hiç yaramadı.
Karanlık tarafa geçtin. Bak, bugün Firuze Hanım'ı da bayıltıyordun.
Aa, kendine haksızlık etme. O başarı hâlâ sende.
Ayrıca konudan konuya atlama başarısı da sende.
Şu ikinci maddeyi düşün, ne yapacağız?
(Selin) Evet, bir düşüneyim.
Benim yapmadığım, senin de yapmamış olabileceğin bir şey olması lazım.
Demir, salon dansları, vals.
Çok özür dilerim ama yatılı okul.
Of!
Yatılı okulda size her şeyi öğretmişler.
Ver bakayım çantanı.
(Selin) Ama sen daha önce vals yapmışsın.
Evet, yani salonda evet.
(Demir) Ama sokakta yapmadım.
Hele evimizin önünde hiç.
Bu ilk olacak.
Ben hiç bilmiyorum.
Gel.
Sen bana ayak uydur.
Bakalım ne kadar hatırlıyorum.
("Strauss An Der Schönen Valsi çalıyor"...)
(...)
(...)
("Strauss An Der Schönen Valsi çalıyor")
Ah!
-Demir, özür dilerim, affedersin, ben-- -Hişt!
("Strauss An Der Schönen Valsi çalıyor"...)
(...)
Öyle bir şey buldum ki inanamazsın.
Bir işe yarar umarım.
Kalbimi kırıyorsun Burak.
Bugün senin için bulduklarımla resmen kendimi aştım.
Kıymetini bilmeyeceksen hiç konuşmayalım.
(Dalga sesi)
(Burak) Tamam Ferruh. Bak, ben seni takdir ediyorum.
Bugün de gerçekten çok iyi çalıştın.
Senin bulduğunu da zaten herkes bulamazdı.
Yani o kadar da değil canım.
Sadece doğru ipleri çekmek gerekiyordu. Ben de çektim diyelim.
-Ferruh, söyleyecek misin artık? -Evet, tamam.
Güç bela ulaştık Demir'in nişanlısının adına.
(Ferruh) Ama değdi.
Bil bakalım kimmiş bu kız?
Kim?
Asla inanmayacaksın.
Kim ki bu?
Eylül Gündüzeli.
Soyadı böyle bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu ha?
(Müzik)
-Şaka yapıyorsun. -Hayır.
(Müzik)
(Kapı gıcırdadı)
(Selin) Nasıl ya?
-Telefon. -Pardon.
(Telefon çalıyor)
Annenler mi?
(Telefon çalıyor)
-Müşteri. -Hangi müşteri?
İyi akşamlar Burç Bey. Yok, estağfurullah, buyurun.
Ama.
Yani biz...
Yok, hayır, o yüzden değil.
(Selin) Ama biz bunu ofiste...
Tamam.
Peki, anladım.
(Selin) Olur, nerede?
Tamam, peki. İyi akşamlar.
Bugün tanıştığım müşteri.
-Yurt dışına çıkacakmış da. -Hım.
Konuştuğumuz projeyle ilgili detayların üstünden geçmek istiyor.
Bu saatte?
Neden Burak gitmiyor?
Çünkü adamla toplantı yapan benim. Burak katılmadı.
Ayaküstü konuştuğumuz projeyi de bilmiyor. Benim gitmem lazım.
Demir, iş bu.
-Ne yapayım? -Çok saçma bu, biliyorsun değil mi?
Tamam. Hadi gidelim.
Ben bırakacağım seni.
İşin bitene kadar beklerim. Sonra birlikte döneriz. Hadi gel.
(Demir) Hadi.
Burç Bey, peki!
Demir Erendil'in eski nişanlısı Eylül Gündüzeli.
-Bizim yönetim kurulu üyemizin kızı. -Ta kendisi.
-Fikret Gündüzeli'nin kızı. -İnanamıyorum ya.
Değil mi ama? Tesadüfün iğne deliği.
Ferruh, böyle tesadüf olmaz.
Sen demedin mi kız Demir'i terk etmiş, izini bile kaybettirmiş diye?
Ödüllü mimar Demir Erendil.
Batmakta olan bir şirketi niye aldı?
Şimdi sırrını yakaladım Demir.
Demek eski nişanlına ulaşmak için aldın Artemim'in hisselerini.
Hâlâ da ulaşamamış belli ki.
Kızın haberi olsun istedi belki de.
Kendisi ulaşamayınca babası tarafından ulaşmak istedi.
Ama ya kızın haberi yok ya da umursamıyor.
Yani her durumda şunu biliyoruz.
Kızı, Demir'den kaçıyorsa...
...babası kızının telefon numarasını ya da adresini Demir'e asla vermez.
Doğru.
Ama bana verir.
(Müzik)
Fikret Bey, merhaba, Burak ben.
İyiyim, sağ olun.
Sizi bu saatte rahatsız ediyorum ama...
Yok, yok, yapılanmayla alakalı bütün sorunları çözüyoruz.
Yapılanmanın finansal ayağı falan de.
(Burak) Aslına ben sizi kızınız için rahatsız etmiştim.
Eylül Hanım çok önemli finans şirketlerinde çalışmış.
Biz de yeni yapılanmayla ilgili birkaç soru sormak istedik ona.
Mümkün müdür?
Çok teşekkür ederim. İyi akşamlar, sağ olun.
-Ne oldu? -Numarasını atıyor.
Eski âşıklara güzel bir buluşma ayarlayabilecek miyiz bakalım?
(Müzik)
-(Selin) Demir. -Evet.
Sen de gelmeyeceksin değil mi?
-Böyle çocuğunu parka götüren veli gibi. -Selin.
Adam gecenin bir yarısı otelin 'roof'una çağırdı seni.
-Tabii ki geleceğim. -Demir, yapma.
(Selin) Bak, çok tuhaf görünür.
Ayrıca adam aptal değil, anlar.
Tamam, anlasın işte.
Ben de anlasın diye geliyorum zaten.
Demir bak, Burç Bey gerçekten düzgün bir adam.
Bak, günümün yarısını beraber geçirdim ve sadece iş konuşan bir insan.
Hiç öyle rahatsız edici bir bakışı falan da olmadı.
-Sen fazla güveniyorsun insanlara. -Ben kendime güveniyorum.
Ayrıca öyle sevgilisinin elini tutup, toplantıya gelen biri olmayacağım.
Demir, tamam, bekleyeceksen lobide bekle.
Rica ediyorum, lütfen.
Peki, tamam. Hadi gel.
(Müzik)
(Selin) Bak, orada.
(Demir iç çekiyor)
Uzun sürmeyecek, merak etme.
Tamam, sen git toplantını yap.
Ben seni burada bekleyeceğim.
(Müzik)
-Hoş geldiniz. -(Selin) Merhaba Burç Bey.
-Merhaba, çıkalım mı? -Tabii.
(Müzik)
Gece gece ya!
(Müzik hareketli)
Buyurun.
Yanlış kata geldik, 'roof'a çıkacaktık.
Çıkacağız tabii. Odadan bilgisayarı alacağım.
Ayrıca şirketten projeyle ilgili bazı çizimler getirttim.
Birkaç tane dosya var. Taşımama yardım eder misiniz?
Tabii, olur.
(Gerilim müziği)
(Dijital ses)
Buyurun.
Ben hiç girmeyeyim. Siz ne alacaksanız alın.
Rica ederim. Buyurun lütfen.
Odayı ikimiz için tuttum.
Kalabalıkta konuşmak yerine baş başa oluruz, daha rahat ederiz diye düşündüm.
Burç Bey...
...'roof'da bir kahve içer, öyle konuşuruz demiştiniz.
Selin, gel içeri lütfen.
Beyefendi, derdiniz gerçekten iş konuşmaksa...
...yarın ofisimize gelirsiniz, sizi dinleriz.
Bu yaptığınız hiç hoş değil.
Eğer bizimle çalışacaksanız...
...kimseye asla ama asla böyle davranamayacağınızı aklınızdan çıkarmayın.
Selin Hanım, yanlış anladınız.
Selin Hanım. Selin Hanım.
(Gerilim müziği)
Selin?
Selin!
(Müzik)
Selin? Ne oldu?
Selin?
Demir.
Korkuttun beni.
Ne oldu Selin?
Bir şey yok.
Toplantı erken bitti.
Selin, oradan kaçar gibi çıktın.
Beni de unuttun.
O kadar basit değil belli ki.
Değil, evet.
Boşuna kalktık geldik.
O kadar acil bir durum yokmuş.
Şirkete gelin, orada konuşuruz dedim.
Demir...
...evimize gidelim mi?
(Müzik)
(Demir) Pardon.
(Demir) Aracı alabilir miyiz?
(Müzik)
Burak, artık oturur musun lütfen?
Bir aşağı bir yukarı. Başım döndü.
Dedi ya adam, kızının telefon numarasını göndereceğim diye.
(Mesaj geldi)
Hah, geldi.
Hah!
Bu saatte mi arıyorsun?
Oturduğu yerde erken daha, merak etme.
Tamam.
Eylül Hanım, merhaba. Babanızdan almıştım numaranızı.
Evet, Burak ben. Bahsetti mi benden?
Şöyle ki...
...ben aslında sizi ortak bir tanıdığımızla ilgili...
...konuşmak için aramıştım.
Demir Erendil.
Selin.
İyi misin?
İyiyim.
Hem de çok iyiyim.
Öyle biraz yoruldum sadece.
Ben şimdi gidip yatsam sana ayıp olur mu?
Hiç olmaz. Merak etme.
İyi geceler.
(Müzik)
İyi geceler.
(Müzik)
Demir!
Demir!
Demir!
(Müzik)
Günaydın.
Seni evde bulamadım. Merak ettim.
Bir işim vardı. Erken çıktım.
Seni de uyandırmak istemedim.
İyi misin?
Tabii ki iyiyim.
Ee...
(Selin ses) Demir...
...ben dün gece...
Ne oldu dün gece?
Selin?
Demir, ben...
Dün gece biraz yorgundum.
Çok güzel bir geceydi.
Yani sana tavır yapıyorum gibi anlaşıldıysa...
Hiç öyle anlaşılmadı. Merak etme.
(Demir) Geldiğimde konuşuruz.
Şimdi kapatmam lazım.
(Müzik)
Dün gece yine otelde kalmışsın.
Elinden kimse kurtulmuyor, değil mi?
Vallahi bu seferki kurtuldu.
İddiayı kaybettin yani.
Biraz dişli bir tip.
Odayı görünce kaçtı hemen.
İyi olmuş.
Bir daha her gördüğün kadını elde ederim diye dolaşmazsın ortalıkta.
Dur bakalım.
Daha yeni başlıyoruz.
Çiçek falan göndereceğim.
Bakacağız sonra ona.
Bence hiç uğraşma.
Cevabını almışsın.
Bir hafta sonra görürsün.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Hareketli müzik)
Bazı kadınlar zor gerçekten.
Ama en iyi olanları inatçılardan çıkıyor.
Affedersin.
(Asansör durdu)
Ne yapıyorsun ya?
Sen benim sevgilimin üzerine iddiaya mı girdin?
Evet Cansu Hanım. O yetimhanenin tüm yapı işlerini biz üstlendik.
Ya, Business Weekly dergisinin yazı işleri müdürü Pelin Hanım mı hâlâ?
Hah, senin onunla aran iyiydi.
Bir yoklasan?
Acaba bu haftaki sayıya bizi alabilirler mi?
Müsait bir zamanınızda diğer işlerimizle ilgili de sunum yapmak istiyoruz.
Röportaj mı?
Ha, önümüzdeki sayıya?
Onu bu sayıya alamazlar mı?
Ben Demir Bey'le konuşup programını ayarlarım.
O zaman öğle yemeğinde sunumu yapıyoruz.
Tamam o zaman. Ben sana haber vereceğim.
Tamam. Hadi öptüm.
Ben de. Hoşça kalın.
Kızım, Business Weekly dergisi Demir Bey'le röportaj yapmak istiyor.
Yani iş dünyasının en önemli dergisi.
Niye aramamışlar bu kadar zaman peki?
-Azmiye! -Azmiye!
Ne oldu? Ne oldu?
Demir Bey'e hiç röportaj talebi geldi mi?
Geldi aslında Paris dönüşü.
Gezi falan derken, dönüş yapacağım size dedim ama sonra olaylar, olaylar.
Sonra da şirket ikiye bölündü zaten.
Yani, evet aslında.
Öyle bakınca önceden röportaj vermediği iyi olmuş.
Çünkü röportaj şimdi çıkarsa şirketin bölünmesini açıklayacak şansı da olur.
Tamam, Demir Bey'in programını ayarla.
-Bugüne dergiyi davet edelim. -Bugün olmaz.
Öğlen müşteriye sunuma gideceğiz.
Tamam. Akşamüstüne ayarla o zaman.
Ee, bir güne iki randevu? Hem de Demir Bey'e sormadan.
Üstelik daha gelmedi bile.
Selin'e sor. O biliyordur ne zaman geleceğini.
Selin geldi de apar topar terasa çıktılar Burak'la konuşmaya.
Tamam. O zaman şöyle yapalım. Sen ara, akşamüstüne randevu versinler.
Ben Demir Bey'le konuşup çözerim artık.
Öldüreceğim ya, geberteceğim ben bu herifi!
Önce Taylan, sonra Burç! Bir bitmediler ya!
Burak...
...bu adamlar zaten var.
Biz sinirlendik diye yeryüzünden silinip gitmeyecekler.
Eğer onlara bir ders vermek istiyorsak...
..."Sizinle bir daha çalışmayacağız." diyeceğiz, olacak bitecek.
Ben böyle bir şey olacağını nasıl anlayamadım?
Sen görüşmedin ki. Nereden anlayacaksın?
Ben de anlayamadım en son ana kadar.
Selin, gerçekten özür dilerim.
Hemen şirket avukatlarına gidelim. Yasal olarak ne gerekiyorsa yapalım.
İhtarsa ihtar, davaysa dava.
Burak, bilmiyor musun? Adam inkâr edecek. Hiçbir yere varmayacak.
Gecenin o saati otele kendi geldi diyecekler.
Ben böyle bir şey yaşansın istemiyorum.
Sen yönetim kuruluyla konuş.
Holdingdeki hiçbir şirket bu adamla bir daha çalışmasın.
Yakın oldukları şirketleri de uyarsınlar.
Ben sektördeki bütün arkadaşlarımla konuştum.
Dün gece belki yüz tane mesaj attım.
Bu adamla bundan sonra hiç kimse çalışmayacak.
(Gerilim müziği)
Sana kendimi nasıl affettirebilirim?
Senin bir suçun yok ki. Bu yüzden anlatmadım.
Ama herkesi uyarmalıyız.
Tacize karşı toplu bir tavır konması lazım.
Ve bu en tepeden başlamalı.
Başka türlü olmaz.
Tamam.
Ne gerekiyorsa yapacağım, sen merak etme.
(Boğazını temizliyor)
Günaydın Demir Bey.
Günaydın Demir Bey.
Günaydınlar.
Demir Bey, konuşmamız gereken çok acil konular var.
Bugünün programı ve işleriyle ilgili.
Tamam. Bana on dakika müsaade edin. Sonra gelirsiniz, konuşuruz, olur mu?
Terastalar Demir Bey.
Tamamdır.
Birazdan görüşürüz.
Ay.
Gözleri de hep Selin'i arıyor.
-Ben de gördüm. -Ay.
Aşk buna yaradı.
Sanki daha bir yakışıklı oldu.
Artık daha ne kadar olacaksa.
Azmiye, ayıp ya. (Azmiye gülüyor)
Eh be Reşat'ım, beni de suladın burada.
-Hoş geldin Vedat. -Hoş bulduk.
Akşama misafirim var ama Karadenizli.
Şimdi bana öyle bir kuzu vereceksin ki yüz ağartacak, ona göre.
(Vedat) Levrek?
Aslında tam da mevsimi, değil mi?
Ölç bakalım şunu, kaç santimmiş.
Bana bak, 24 santimin altındaysa almam.
-32! -(Vedat) Eyvallah.
Reşat...
...şundan üç tane temizletsen bana ne süper olur.
Tamam.
(Müzik)
Eylül?
(Müzik)
İkinize de teşekkür ederim. Çok iyi iş çıkarmışsınız.
Merve Hanım, bana röportaj ayarlamışsınız. Bu çok güzel.
Teşekkür ederim ama...
...kendi patronunuza karşı zor durumda kalmanızı istemem.
Yani koordineli çalışıyoruz ya Demir Bey.
(Merve) Sonuçta sizin şirketin kazancı bizi de etkileyecek, değil mi?
O kadar da ayrılmadık yani.
O da doğru.
O zaman hem röportajı hem de sunumu bugün yapıyoruz.
Yalnız benim bir ara çıkmam lazım. Kısa bir işim var.
İki görüşmeyi de buraya alabiliyor muyuz, siz de ona bakın.
Tamam.
Tamam Demir Bey. (Kapıya vuruluyor)
Gel.
Ah, toplantı mı yapıyordunuz?
Çok pardon. Ben böldüm.
Buyurun Selin Hanım, gelin.
Biz de bitirmiştik.
Biz çıkalım o zaman.
Saatleri mesaj atarım Demir Bey.
(Müzik)
Ne oldu?
Özledim.
Ne kadar çabuk.
Çok işin var mı bugün? Toplantın falan?
Yok.
Olmadı dünkü müşteri.
Anlaşamadık Burç Bey'le.
O zaman hadi. Kaçırayım seni buradan.
Nereye?
Bir kahve içip geleceğiz dışarıda.
Ama senin işlerin var.
Beklesin. Yarım saat gidip geleceğiz zaten.
Patronuna söylersin. Kıllık yaparsa da bana gönder.
Öyle deme yeni patronuma.
-Senin gibi ters biri değil. -Aa, öyle mi?
İyi, isabet olmuş.
Kendi iyiliği için.
Çok kötüsün Demir.
Hadi gel. Sana kahve ısmarlayayım.
Selin...
...şu bütçe kalemlerini sen de bir kontrol eder misin?
Yolluyoruz da.
-Dışarıda bekliyorum. -Tamam.
Tamam, olmuş bu. Gönderin.
Dışarı mı çıkıyorsunuz?
Evet, yarım saatlik bir işimiz vardı.
Ben de sana soracaktım çıkabilir miyim diye.
Ama çıkma dersen çıkmam.
Ha, yok güzelim. Sorun yok. Çıkabilirsiniz.
İyi, tamam. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Selin.
Demir, biliyor mu?
Yani...
...dün gece olanları.
Yok, söylemedim.
Ama bir tuhaflık olduğunu anladı.
Üstünde durmuyor neyse ki.
Tamam.
Görüşürüz.
(Müzik)
(Selin) Niye buraya geldik?
Sevmedin mi?
Yok, ondan söylemedim.
Her zamanki yerimize gitseydik keşke.
Deniz kenarındaki. Orası daha güzel.
Bir dahakine gideriz.
(Müzik)
Aa...
Burç Bey?
Siz yurt dışına gitmediniz mi?
Selin Hanım, sizden çok özür diliyorum ben.
Ben çok (***) bir adamım.
Bu yaptığımı kimse kimseye yapmamalı.
Tekrar sizden özür dilerim.
(Müzik)
Bu ne şimdi?
Sen...
Sen nasıl...
Demir, gidip adamı bulup bu hâle mi soktun sen?
Bir daha benden bir şey saklama lütfen.
Saklamayacaktım.
-Söylemedin de ama. -O an söylemedim, evet.
Ne yapacağıma karar vermek istedim çünkü.
Ama sen benim yerime karar verip, aksiyona geçmişsin bile.
Sen böyle bir adam mısın Demir?
Gerektiğinde böyle bir adamım. Evet.
Sevdiklerime saygısızlık edilmesini, zarar verilmesini istemiyorum.
Bana sordun mu peki?
Ben ne istiyorum, merak ettin mi?
Bu tür adamlar, kimse onların dilinden konuşmadığı için bu kadar cüretkâr Selin.
Ayrıca, ben o adamla medeni bir şekilde konuşmak için gittim.
Ama baktım ki adam laftan anlayan bir tip değil...
...mecbur kaldım.
Şaka gibi.
İnanamıyorum sana.
Selin...
Benim de ilk tercihim şiddet değil tabii ki.
Selin!
Tartışırken böyle çekip gitmeye devam mı edeceksin?
Korkma, çıkmaza girmeyiz.
Zaten tam da bir çıkmazdayız.
Selin, yapma.
Sen beni hiç anlamamışsın.
O Taylan olayından sonra biz bahçede ne konuştuk?
Beni bir daha çaresiz hissettirmeyecektin, hatırladın mı?
Öyle bir niyetim olmadığını biliyorsun.
Benim adıma karar verip uygulayamazsın.
Dün gece adam boyunun ölçüsünü aldı.
Yaptığı şeye tolerans gösterilmeyeceğini gördü.
-Her şey çok netti. -Tabii.
O kadar netmiş ki adam asansörde hâlâ sana çiçek göndermeyi düşünüyordu Selin.
Sırf girdiği o iğrenç iddiayı kazanmak için tacizlerine devam edecekti.
Üstelik sadece sana da değil.
Başka kadınlara da yapacaktı aynısını.
Sen de gittin o adamı bir güzel benzettin.
Gelip bir de özür dilettin.
Ben özür dilemesini istemedim.
Ben zihniyet değişsin istedim.
-Selin-- -Ne yapılacağıyla ilgili seçim yapmak...
...bana aitti.
Ben seçimimi yaptım ve harekete geçtim.
Kimsenin benim adıma seçim yapmasına müsaade etmem.
Anlaşıldı mı?
Demir? Anladın mı?
Tamam. Anladım.
Ama sen de benden bir şey saklamayacaksın.
Of.
(Müzik)
(Demir) Teşekkürler.
(Müzik)
Nerede Demir?
Yavaş Burak.
İçeride müşteriler var.
Yapı bölümüyle toplantıya geldiler. Zaten biz de Demir Bey'i bekliyoruz.
Tamam, iletirim.
-Yakında mıymış? -Evet, evet. Gelmek üzereler.
(Merve) Çok şükür.
(Merve) Ayda, içeri gir, oyala sen. Hadi.
(Ayda) Tamam.
Gelince söyleyin Demir Bey'e, benim müşterilerime agresif davranamaz.
Gerekirse öfke kontrolüne gitsin.
İş hayatıyla özel hayatını karıştırdı diye kendi müşterilerini kaçırdı zaten.
Bari benimkileri rahat bıraksın ya.
(Gerilim müziği)
Selin.
Tamam. Tamam, haklısın.
Üzgünüm.
Güçlü bir kadın olduğunu biliyorum.
Kendi seçimlerini yapmak istiyorsun.
Haklısın da. Yapmalısın.
Ama sen nasıl sevdiklerini kaybetmekten korkuyorsan...
...ben de sevdiklerime zarar gelmesine katlanamıyorum.
Bence bunu anlayabilirsin.
Tamam. Anlıyorum.
Ama bir daha böyle şeyler yapma Demir.
Salon beyefendisi misin, yoksa sokak çocuğu musun, ben gerçekten anlamıyorum.
Delirteceksin beni Demir Erendil.
Kolay olacak demedim ki.
Hadi yürü.
(Müzik)
Demir Bey, müşteriler geldi. Sizi bekliyor.
Sağ olun Azmiye Hanım.
İyi toplantılar.
Sen ne yapacaksın? Patronun da ortalıkta yok.
-Onun haberi var mı? -Demir Bey.
Müşterileriniz bekliyor.
Tamam. Bir şey demiyorum.
Görüşürüz.
Kusura bakmayın, geciktim.
(Demir) Nasılsınız?
(Demir) Merhabalar. Bir şey... Evet, kahve söylemişsiniz.
(Demir) O zaman başlayabiliriz.
(Demir) Buyurun.
"Bıktım artık senden"
(Demir) Evet.
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Gitmiş, adamı bulmuş. Bir güzel de tartaklamış.
Şimdi nasıl kızmayayım?
Sevgilisine ahlaksız teklif yapılmış.
Adamın içinde ateşler yanıyor, sen söndüreceğine daha çok harlatıyorsun.
Of Azmiye, sana da bir şey anlatılmıyor.
Canım, Demir Bey seni gözünden kıskanıyor.
Alara gitti diye pek rahat etme.
Baksana, kızlar başına üşüşmüş.
-Teşekkürler. -(Kadın) Rica ederim.
(Kadın) Buyurun.
(Azmiye) Gel, gel.
(Kadın) Şöyle oturacağız.
Japonya'dan dönüşünüz çok konuşuldu.
Neden çalışmak için küçük bir firmayı seçtiniz?
Açıkçası küçük şirketleri daha özgür buluyorum.
Bu anlamda Artemim de iyi bir yatırım olarak göründü.
Çok kuralcı olduğunuz söyleniyor. Doğru mu?
(Demir) Doğru, evet.
Hiçbir şeye güvenemediğiniz zaman kurallara güvenirsiniz.
Dünya kesin kurallarla döner.
Affedersiniz.
Kaç kare kullanacaksınız röportaj için?
Çok fotojeniksiniz Demir Bey.
Hem habersiz çekilen kareler, biliyorsunuz çok doğal oluyor.
(Kadın) Siz devam edin lütfen.
Peki, gelelim herkesin merak ettiği o asıl soruya.
Bekâr olduğunuzu biliyoruz. Acaba kalbi boş mu Demir Erendil'in?
(Hareketli müzik)
Demir Bey?
Ee...
Ben iş ve özel hayatı birbirine karıştırmamaya özen gösteriyorum.
O yüzden bu sorunuzu yanıtsız bırakacağım.
Peki, teşekkürler.
(Kadın) Şirket bölünmesi için ne söyleyeceksiniz?
Ağzının içine düştü ya.
İlişkiniz var mıymış?
Kardeşim, bu iş dergisi, iş!
Sanki magazine röportaj yapıyor!
Hadsiz.
Hayırdır Selin?
Kızı bir kaşık suda boğacak gibi bakıyordun orada.
Evet, biraz daha sürseydi boğacaktım.
Tamam, sen hiç gerilme böyle şeylere. Sakin ol.
Bir daha görmeyeceğiz. Oldu bitti.
Sen Vedat'a ne alacağız, onu söyle bana.
Vedat'a çok güzel bir şey almamız lazım.
Böyle şık ama doğal görünümlü.
Dur bir dakika, düşünüyorum.
Yemeğe gidiyoruz ya, tatlı olarak yani.
Kocaman bir proje hâline getirmene gerek yok.
Vedat utanır zaten öyle şeylerden.
İyi.
-Ne yapacakmış yemekte? -Balık.
Ee, balığın yanına helva yakışır, değil mi?
Bak, o iyi olur. Evet.
Şurada çok güzel bir helvacı biliyorum. Şuradan dönsene.
Maşallah. Taksici gibi de her yeri biliyorsun.
Yemeği bana soracaksın, bana.
Hiç sallama Vedat'ım, gördüm.
Vallahi enfes balık bulmuşsun. Ellerine sağlık.
Oğlum, misafirimiz özel.
Öyle sıradan bir balık koyacak değildik herhâlde önüne.
(Vedat) Aradık, taradık, mevsimin en güzel balığını bulduk, getirdik.
İşte benim kardeşim be.
Yalnız dikkat et ha, parmaklarını kapmasın.
Ne balığı şimdi o?
Ne oldu?
Levrek işte. Tam mevsimi.
Siz beni mi sınıyorsunuz Selin Hanım?
Yok, ben öyle çok balık bilmem.
Şaka.
Nasıl Karadenizlisin sen?
Yani biz hamsi biliriz. Hamsinin de yüz çeşidini biliriz.
Ben mesela çok güzel hamsili pilav yaparım.
(Selin) Eh.
Ne demek o, pardon?
Ne ne demek?
Öyle kaş göz falan yapıyorsun.
Vedat, bu adam beni çok kötü tanıtıyor sana vallahi.
Tamam Selin, sakin.
(Vedat) O zaman şöyle yaparız...
...sen bir gün hamsili pilavını yaparsın, biz afiyetle yeriz.
Vallahi Vedat'ım, o iş öyle olmaz.
Ben sana o işin olurunu söyleyeyim.
Önce evdeki bütün sebzeleri kızartır.
Sonra şöyle güzelce büyük bir kova kızarmış tavuk söyler.
Sabaha herkes enfarktüs.
Oluru bu.
O benim asabiyet bastırma menüm bir kere.
Vedat, bu adam bende hiç sinir falan bırakmadı.
Yoksa ben çok güzel yemek yaparım.
Vallahi Vedat'ım, dikkat et...
...bizimki bu bıçağı ne zaman böyle sallasa biri mutlaka bayılır.
Aşk olsun ya. O bir defa oldu. İnsaf.
Aman, tamam, ben bilmem.
Şimdi yiyeceğiz o salatayı, bakacağız.
Vedat'ım...
...sana yeni bir masa kestirelim. Bu biraz eğimli.
Bardaklar, gördün mü? Düz durmuyor. Eğik duruyor hafif.
-Demir'im. -Efendim?
O masayı yeterince milimetrik yerleştirdiysen hadi bize ekmek kesiver.
Olur, keserim.
Simetri hastalığı var da bunda.
Bilmez miyim?
Ya buradayım ya.
Utanmadan bir de arkamdan konuşuyorsunuz. Bravo.
Tamam, bir şey demedik ya.
Gözünüze düzgün görünsün diye öyle yapıyorum.
Ama kime?
Kime yaranacağım?
Gerçekten öyle ama.
Buyurun, afiyet olsun.
Ama sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun.
O zaman sen bir şey söyle, onu yapalım.
Tamam, ne istersen yapacağım.
Onu ben hallederim, sıkıntı yok.
Sen ne istediğine karar ver.
Tamam, konuşuruz sonra.
Güzelim.
Konuşsaydın İbo.
Niye ben gelince kapattın?
Yo, sen gelince kapatmadım.
Bunlar ne?
Acıkmışsındır.
Yani birlikte yeriz diye hazırlamıştım.
(İbrahim) Vallahi çok iyi düşünmüşsün.
Otursana.
-Arkadaşınla mı konuşuyordun? -Evet.
(Mesaj geldi)
Arkadaşından mı?
Evet. Aynen.
İbo, ne oluyor?
-Ne gibi? -Başkaları da var, değil mi?
Hepimizi birden idare ediyorsun.
Sözü atsaydın Ayda.
Yani bayağı gömdün beni şu an.
Anlamıyorum, nereden çıkartıyorsun bunları?
Arkadaşlarınla beni tanıştırmıyorsun.
Bir ilişkin olduğundan bahsetmiyorsun.
Telefonda gizli gizli konuşmalar.
Ben gelince kapatmalar. Mesaj gelince saklamalar.
Kusura bakma İbo, ben bunlara gelemem.
Ayda.
-Ne yapıyorsun? -Otursana.
Yok öyle kaçmak.
Suçlamasını yapıyorsan, savunmasını dinleyeceksin.
Dinliyorum.
Ferruh, ne yaptın?
-Verdiğim işi halledebildin mi? -Aynen dediğin gibi yaptım.
Her şey hazır. Yarın dananın kuyruğu kopuyor.
Güzel. Zamanı gelmişti.
(Burak ses) Bakalım Demir Bey şimdi ne yapacak?
Öyle kaba kuvvetle de çözemez.
Bir şey diyeceğim Burak. Yani, öngöremediğin...
...bir oyun oynuyorsun ve neler olabileceğini...
...hiçbir şekilde bilmiyorsun bence.
Aksine...
...neler olabileceğini tek tek görüyorum Ferruh.
Demir yakında kiminle uğraştığını anlayacak.
-Umarım öyle olur. -(Burak ses) Olacak Ferruh.
-İyi geceler. -(Ferruh ses) İyi geceler.
Yalnız şimdi bu bir sanat eseri mi, yoksa yeniyor mu?
Vallahi Vedat, ben de balık için aynı şeyi söyleyecektim.
-Afiyet olsun. -Ellerine sağlık Vedat'ım.
Demir'im, ekmek uzatır mısın?
Al.
Hah.
Bu da Demir'imin kestiği ekmek.
Tamam Demir, anladık. Sen ekmek yemiyorsun.
(Selin) Ama bu ne? Allah aşkına.
İnsan yiyecek bunu. Biliyorsun değil mi?
Yemeyin, ekmek yemeyin.
Hele masada menemen yoksa hiç yemeyin zaten.
(Selin) Tut ucundan.
Bak, bu nasıl güzel olur, biliyor musun Demir?
Bak şimdi, şöyle güzel banacaksın. Bak, bak, bak.
-Al. -Hayır hayır!
-Bak, üstüme damlayacak şimdi. -Demir, damlamayacak.
Gel ben tutuyorum, benim için, hadi.
-Oo! -Oo, yarasın be!
-(Vedat) Yarasın Demir'ime. -Ekşi ekşi ya!
Böyle güzel.
(Hareketli müzik...)
(...)
Her şey çok güzeldi Vedat. Eline sağlık.
Afiyet olsun.
Ellerine sağlık Vedat'ım.
-Bir dahakine bize bekliyoruz. -Tabii canım, biliyorum.
-Zaten Selin Hanım'ın sözü var. -(Demir) Hah.
-Hamsili pilav. -(Vedat) Evet.
Eh, çaylarımızı içtiğimize göre...
...ben bir kahve yapayım. -Hayır canım, otur oturduğun yerde.
Sen şimdi bulamazsın ki ne nerede. Ben hemen yapar gelirim.
Yok canım, niye bulamayacakmışım?
Hadi siz keyfinize bakın, ben geliyorum.
(Duygusal müzik)
-Demir. -Hı?
Eylül, İstanbul'da mı?
(Duygusal müzik)
Nereden çıktı şimdi bu Vedat?
Ben sanki bugün Eylül'ü gördüm.
Gördün mü, görmedin mi?
Galiba gördüm ama emin olamıyorum. Yolun karşısındaydım.
(Vedat) Sonra dedim ki; buradaysa Demir'in haberi vardır.
Nereden benim haberim olacakmış?
Giderken haber verdi mi? Yok.
Nereye gittiğini söyledi mi? Yoo.
-Niye şimdi haber versin? -Tamam Demir, sakin.
Belki de ben gördüğümü sandım.
-Tamam Vedat, kapat konuyu. -(Selin) Kahveler hazır.
Ay, çok güzel olmadı mı eylülün geldiği?
Ha?
Aa!
Demir, eylülü sevmiyor musun yoksa?
Vedat, Demir eylülü sevmiyor mu yoksa?
Ne oluyorsunuz? Aa!
Tamam, anladık, yaz insanısınız.
Ama sonbahar da güzeldir. Böyle serin serin eser.
Yağmur yağar falan. O zaman böyle eve kapanıp kitap okursun.
Vallahi ben çok seviyorum.
Evet, yağmur güzeldir.
Tabii canım, essin zaten birazcık.
Bu nedir arkadaş sıcak sıcak? Nereye kadar yani?
Neyse, siz kahvelerinizi için bari. Kafanız yerine gelsin.
Böyle tuhaf tuhaf tepkiler veriyorsunuz çünkü.
Ne demek ilişki terapisti?
İbo, biz daha ilişkimizin çok başındayız zaten.
Yani şimdiden terapistlik olduysak, bence hiç ısrar etmeyelim.
Yavrum, öyle değil.
Ben Selin'le Demir için ayarlamıştım onu.
Ne?
Biliyorsun, gece gündüz kavga ediyorlar.
Selin de çok mutsuz.
Bir destek alırlarsa, düzelirler diye düşündüm.
Bünyamin abiyi onlara gönderdim.
İbo...
...sen nasıl bir adamsın?
(Ayda) Bu yaptığın çok güzel.
De...
...sen hem bana kızıyorsun başkalarının hayatına karışma diye...
...hem de kendin karışıyorsun.
Seninle dura dura huyum bozuldu işte.
Bak ya!
Bünyamin Bey'in bizim ilişkimizle ne alakası var?
Şey...
...Selin ve Demir'le ilgili konuşurken...
...ağzımdan bir şeyler kaçırmış olabilirim.
(Ayda) Ha.
Nasıl şeyler?
Şey...
...birbirimizi yeni tanıyoruz gibi.
Herkes biraz fazla ilişkimizin içinde gibi şeyler.
-Evet. -O da onlara ödev verirken...
...bize de verdi. -Ödev mi, ne demek ödev?
(Duygusal müzik)
-Ama bu yani biraz-- -Yok, olmaz dedim zaten.
-Başka bir şey düşünecek. -Yani.
Yani.
(Hareketli müzik)
Neyin var senin?
Bir şeyim yok.
Neyim olabilir ki?
Gayet güzel bir akşam geçirdik.
-Eğlendim de. -Ben de.
Kahve yapayım mı?
Kahvelerimizi içtik diye hatırlıyorum.
-Çay yapayım? -Bu saatte?
Soda?
Bir şey yapma sen. Gel.
-Şimdi biz sevgili miyiz? -Evet.
Peki, diğer şeyler ne olacak?
-Hangi şeyler? -İşte, flörtün fazları.
Aynı evde yaşıyoruz ve sevgiliyiz diye...
...bunları atlayıp geçmek istemiyorum.
Tamam. Şu korku filmini koy o zaman.
Ama Demir, öyle on çıta birden atlayamayız.
Bak sen!
Selin Hanım, sizin daha önceki flörtlerinizi bilmem ama...
...film izlemek, daha ilk buluşmalarda yapılan bir eylem değil midir?
-Evrensel olarak. -Ben sana çiçek aldım.
Teşekkür ederim.
Bak, ilk fazı geçmişiz işte.
Sen bana çiçek almadın.
Yemeğe gitmedik, sinemaya da gitmedik.
Hayır, hayır!
En az on kez yemeğe gitmişizdir Selin, yapma şimdi.
Onu arkadaş olarak gittik, sevgili olarak gitmedik.
Tamam, daha bu akşam--
Arkadaşımızla buluştuk, o sayılmaz.
Sen ciddisin.
Flört ciddi bir iştir.
Temelimizin sağlam olmasını istiyorsan, ciddiyet şart.
Ben ciddi bir adamım zaten.
Ciddiyetsiz olan sensin.
İyi geceler Demir Bey.
Bey mi?
Bana bey dememek için işinden istifa ettin, hatırlatırım.
Şimdi evde Demir Bey mi diyeceksin?
Kâbus görürsen Demir diye bağırma hiç!
Bu flörtün bayağı ileri bir fazı oluyor çünkü.
Bilinçsiz yaptıklarımdan sorumlu değilim.
Ben sana bunları bir bir hatırlatırım ama.
Tatlı rüyalar Demir Bey.
Peki.
Öyle olsun bakalım.
Da nasıl olacak?
(Uzak Doğu müziği)
Demir, ben sanki bugün Eylül'ü gördüm.
Sonra dedim ki; buradaysa Demir'in haberi vardır.
(Duygusal müzik)
Çiçi, günaydın.
Yem ister misin aşkım?
(Selin) Gel.
Oo, çok acıkmışsın ha Çiçi.
Ben çok mutluyum biliyor musun?
Sen de arkadaş ister misin, ne dersin?
Sen bunu bir düşün.
(Uzak Doğu müziği...)
(...)
(...)
Yine neyi merak ettin acaba?
Hep bunu yapmak istemiştim.
Neyi, 'kata'yı mı?
Yok ama yani o da olabilir.
Ben sana öğreteyim o zaman.
-Gerçekten mi? -Gerçekten. Hadi gel.
Çıkar terliklerini.
-Şimdi. -Ha.
İlk önceliğimiz denge. Denge çok önemli.
-Tamam mı? -Tamam.
Şimdi önce derin bir nefes al.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Kuşlar ötüyor)
(Hareketli müzik)
Serseri! Kahve almaya gidiyormuş.
Ofiste görüşürmüşüz.
(Hareketli müzik)
Öğrenmiş de.
Güzel.
(Hareketli müzik...)
(...)
(...)
Günaydın Demir Bey.
-Günaydın Burak Bey. -Buyurun.
Gül sen gül.
Bakalım sana hazırladığım sürprizi de görünce gülebilecek misin?
(Burak ıslık çalıyor)
(Hareketli müzik...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Sadece bir kalemle oynarken...
...bu kadar çekici olmayı nasıl başarıyorsun acaba?
(Gerilim müziği...)
(...)
(Geçiş sesi)
(Kalem düştü)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Merhaba Demir.
Ah.
Bir şey söylemeyecek misin?
(Duygusal müzik)
Neden geldin Eylül?
Sen çağırdın.
Babamın yönetim kurulunda olduğu şirketlerden birinin...
...hisselerini devralarak.
Net bir mesajdı.
Seni daha önce de çağırdım.
Binlerce mesaj gönderdim.
-Neden şimdi? -Çünkü seni çok özledim.
Hiç değişmemişsin.
Böyle düşünmene sevindim.
Ne düşündüğümü sanıyorsun Eylül?
Bana baktığında hâlâ evlenme teklif ettiğin kadını görüyorsun.
O kadını görüyorum, evet.
Evlenme teklifimi kabul edip...
...ertesi gün kayıplara karışan kadını.
Sen hayatımda tanıdığım en iyi dolandırıcısın.
O kadını öldürmek için elimden geleni yaptım.
Demir Erendil'in âşık olduğu kadını.
Ama en olmadık yerlerde tekrar ortaya çıktı.
İki sene dayanabildim.
Artık savaşamıyorum.
Teslim olmaya geldim.
Geldiğin yere geri dön.
Bunu söyleyebilmek için mi gönderdin o mesajı bana?
Hisseleri alırken, gözlerime baktığın gün...
...beni hayatından nasıl çıkaracağının hayalini mi kuruyordun?
Bir açıklama duymayı umuyordum!
-O zaman izin ver. -Artık istemiyorum!
Net mi?
Neden gittiğini, nereye gittiğini, orada ne yaptığını?
Hiçbiri umurumda değil.
Şirketi alalı yalnızca birkaç ay olmuş.
Ne değişmiş olabilir ki bu kadar kısa zamanda?
Her şey.
(Duygusal müzik)
Bu odadan çıkabilirim...
...ama bu defa senden yalnızca...
...karşı masaya kadar uzaklaşacağım Demir.
(Eylül) Babamın hisselerini devraldım.
Yeni finans direktörün benim.
(Eylül) Biliyorum, her gün bana bakmak kolay olmayacak.
Çok zor olacak her gün seni görmek.
İlk başta birazcık canımız yanacak...
...ama sonra unuttuğun her şeyi tekrar hatırlayacaksın.
Söz veriyorum.
(Duygusal müzik)
Demir.
(Duygusal müzik)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...
...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
Son Kontrol: Beliz Coşar
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.