All language subtitles for Love is Forbidden 11 bolum

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(Burak bağırıyor) Selin!

Selin!

(Gerilim müziği)

-Gel. -Demir...

Selin!

(Burak) Selin, iyi misin?

-Demir'le miydin? -Evet, benimleydi.

(Burak) Herkes çok merak etti.

Azmiye'ye yürüyüş yapacağız demişsiniz ama hava karardı.

-Siz gelmeyince bir şey oldu-- -(Demir) İyiyiz.

Bir şey olduğu yok.

Dönüş yolunu kaybettik sadece.

İyi ki buldum o zaman.

Selin, iyi misin?

İyiyim Burak.

(Duygusal müzik)

(Burak) Azmiye, otel görevlilerine ormanın içindeki...

...bekçi kulübesine araba yollamalarını söyler misin?

Teşekkürler.

(Müzik)

Bir şey mi oldu güzelim?

Sabaha karşı ortadan kaybolmuşsun, telefonunu da bırakmışsın.

Hepimiz çok merak ettik.

(Duygusal müzik)

Ben biraz dolaşmak istemiştim. Sonra Demir...

Demir Bey'le karşılaştık.

(Selin) Sonra da biz...

...kaybolduk.

(Duygusal müzik)

Burak, Selin'le Demir Bey'i bulmuş.

-Ne demek bulmuş? -Kayıp mı olmuşlar?

Yani ben öyle dolaşacağız dediler diye yakınlardalar sandım.

Aynen, ben de.

Kaybolup, bir bekçi kulübesine girmişler.

Aa!

Ormanın içinde yalnız ve küçücük bir kulübe.

Burak'a bakar mısın yalnız, bu saate kadar Selin'i aramış.

(Ayda) Vallahi bravo yani.

O karanlıkta ormanda kim bilir neler vardır canım.

Ben hayatta giremezdim, Burak çok cesurmuş.

Yalnız bayağı kahraman şu an gözümde Burak.

(Merve) Yani koca ormanın altını üstüne getirmiş ve Selin'i bulmuş.

Selin'i ve Demir Bey'i tatlım.

Nasıl döneceklermiş peki?

Otelden araç gönderdiler. Alıp buraya getirecekler.

-Tamam, ben kapıda bekleyeceğim. -(Ayda) Aynen, ben de.

Görüşürüz tatlım.

(Müzik)

(Burak) Niye aramadınız?

Yani tamam, sen telefonu unutmuşsun da Demir, sen niye aramadın?

(Burak) Daha önce bulurdum sizi.

Demir Bey'in telefonu suya düştü.

Çalışmıyordu, o yüzden arayamadık.

Öyle mi?

(Telefon çalıyor)

Hah.

Geldiniz mi?

Ateş yanıyor hâlâ.

Söndürmemiz gerekmiyor mu?

(Duygusal müzik)

Evet. Böyle bırakamayız.

Etrafa sıçrarsa her yer yanar.

(Duygusal müzik)

Ben söndürürüm.

Söndür o zaman.

Tamam, tamam, teşekkürler.

Gelmişler. Yola doğru yürüyeceğiz.

Tamam, geliyorum ben.

(Duygusal müzik...)

(...)

Az kaldı, ileride görünüyor yol.

(Duygusal müzik)

(Erkek) Burak Bey?

Evet, benim. Geldiğiniz için teşekkür ederim.

Buyurun. (Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

Selin.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Kapı açıldı)

(Araba çalıştı)

(Müzik)

Selin, ne oldu?

Of!

Boncuk, Merve, boğuluyorum, bırak.

Merve!

Kızım nasıl kayboldunuz ya?

Ya süpersin Burak sen.

(Ayda) Superman o.

Tamam canım, abartmayın. Aradım, buldum işte.

İyiyiz biz.

Demir Bey, size de geçmiş olsun.

Geçmiş olsun.

İyi akşamlar arkadaşlar.

(Alara) Demir!

Çok korktum seni bulamayınca.

İyiyim, merak etme.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

Bu kız çok sarsak Demir ya!

Onun yüzünden resmen ormanda kayboluyordun.

(Nefes veriyor)

İyiyim dedim ya Alara, merak etme.

Tamam, şimdi çok daha iyi olacaksın çünkü ben sana iyi bakacağım.

Hadi gir bir duş al, ben mutfağı arıyorum.

Hiçbir şey istemiyorum.

Gerçekten çok teşekkür ederim ilgilendiğin için ama çok yorgunum.

Sadece bir duş alıp uyusam yeter.

Peki. Tamam.

İyi geceler.

İyi geceler.

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Kızım, anlatsana, nasıl kayboldunuz?

Başkası olsa neyse de...

...sen yani Selin.

Sen onu bunu boş ver de...

...Burak'ın senin için yaptığını kaç erkek yapar acaba?

Adam gece çökene kadar seni aramış ormanda.

Niye yaptı, anlamadım ben bunu.

(Azmiye) Ben söylemiştim halbuki ortada bir sorun yok diye.

(Ayda) Nasıl bir sorun yok Azmiye? Kaybolmuşlar.

(Merve) Burak onları bulana kadar artık kurtlar mı saldırırdı...

...açlıktan birbirlerini mi yerlerdi kim bilir.

(Azmiye) Aman aman.

(Duygusal müzik)

(Boğazını temizliyor)

(Selin) Kızlar, ben acayip yorulmuşum.

Bir duş alıp yatsam, size ayıp olmaz değil mi?

Yok, haklısın sen. Yat dinlen, tamam mı?

Hadi iyi geceler kuzum.

(Kapı vuruluyor)

Gel.

-Ay, kızlar! -Ne oldu?

Bir şey oluyor çok net.

Hatta olmuş bile olabilir.

Ne olmuş?

Yoksa döndüler mi? Anlat Azmiye.

Döndüler, döndüler.

Hem de nasıl döndüler!

Anlat, anlat.

Geçin bakayım şöyle.

Ne oldu?

(Hareketli müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Demir) Günaydın arkadaşlar.

(Hep bir ağızdan) Günaydın Demir Bey.

-Herkese afiyet olsun. -Teşekkürler.

(Müzik)

Herkesin valizleri araçlara yüklendi mi Azmiye Hanım?

Yüklendi Demir Bey. Kahvaltıdan sonra yola çıkmak için hazırız.

Güzel.

(Müzik)

Merve Hanım.

Burada değil şu an. Ne oldu?

-(Erkek) Bora Bey burada mı? -Benim, buyurun.

Eşinizin cüzdanı odada kalmış.

(Gerilim müziği)

Eşim yok, bir yanlışlık vardır onda ya.

Eşim yok çünkü benim eşim yok.

-Merve Mutlu Durul eşiniz değil mi? -Hayır, değil.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor burada?

Aa, Merve, siz evlendiniz mi?

(Alara) Çok şeker ya, tebrik ederim.

(Gerilim müziği)

Arkadaşlar, kahvaltı faslı bittiyse araçları daha fazla bekletmeyelim.

-Demir Bey... -Biz size söyleyecektik.

Ama söylemediniz Bora Bey.

Demir Bey.

Siz bir şey söylemeden önce bir dakika konuşabilir miyiz?

Dönünce konuşuruz. Şimdi ağzımızın tadı kaçmasın.

Arkadaşlar, bu şirketin kuralları belliydi.

(Demir) Ama böyle şeyler yaşanacağını bilseydim...

...kuralların arasına yalan söylenmemesi ve...

...şirket arasında sır saklanmaması gerektiği kurallarını da eklerdim.

Bir tercih yapılmış. Peki.

Hayırlı olsun.

(Demir) Ama bunun sonuçları olacak.

Kararımı İstanbul'a dönünce vereceğim.

Herkese iyi yolculuklar.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik)

(Alara) Bir şey diyeceğim.

Sen niye bu kadar sinirleniyorsun ki?

Tamam, şirkette bir yasak koymuşsun, sonuçlarını söylemişsin.

Ama illa herkes bu yasağa uyacak diye bir kural yok ki.

İnsanlar sonuçlarını göze almış, gidip evlenmişler.

Sorun yasağı delmeleri değil Alara. Sorun bunu--

Arkandan iş çevirmeleri mi?

Yoksa diğerlerinin evlilik haberine senin kadar şaşırmamış olması mı?

Bahse girerim o masadaki çoğu insan zaten biliyordu.

Bu konuyu konuşmasak olur mu?

Benim biraz düşünmem lazım da.

Tamam, düşün zaten.

Verdiğin karar sadece Merve'yle Bora'yı ilgilendirmeyecek.

Şirketteki insanların sana...

...nasıl davranacağıyla ilgili de bir emsal oluşturacak.

(Müzik)

(Firuze) Eşyalarınızı bırakın.

(Firuze) Ben hemen kahvelerinizi yapıp getiriyorum.

Oh!

Ben hemen sandviçleri falan hazırlayayım Ayda kızım.

İyi olur Leyla Hanım, sağ olun.

Selin, sen de bize yardım et, hadi canım.

(Ayda) Ben geliyorum zaten şimdi.

Sen havalandırmayı falan aç, hadi kızım.

O zaman ben sana yardım edeyim.

Selinciğim, biz hiçbir şey anlamadık.

Demir'in senin patronun olduğunu da söylemedin bize, aşk yasağı falan.

Bilseydik ona göre davranırdık.

-Sizinle bir ilgisi yok ki durumun. -Olur mu canım?

Bilseydik, bu kuralın ne kadar saçma olduğunu anlatırdık.

Aşk yok ne demek?

Aşkın önünde kim durabilmiş?

(Leyla) Yani şimdi...

...bu çocukları sırf evlendiler diye işten mi çıkaracak?

Bilmiyorum.

-Sanmıyorum. -Yok.

Of, bilmiyorum!

Ben bir elimi yüzümü yıkayıp geleceğim.

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Ay!

(Duygusal müzik)

Azmiyeciğim, sen Demir'le Selin'in arasında bir şeyler oluyor...

...çok net diye söylemedin mi?

Söyledim, evet.

O zaman yasak kalkar.

Tabii ki şekerim.

Demir Bey prensipli adamdır, kuralcıdır falan ama...

...sonuçta kendine de yasak koyacak hâli yok herhâlde.

-Değil mi ya? -Doğru.

Giderken çok bozulmuştu.

İnşallah bu çocuklara kızıp...

...Selin'le kendi başını yakmaz.

Sus, sus.

Yani Demir şimdi...

...prensip mi aşk mı arasında tercihini yapacak, öyle mi?

Of! Ay!

(Kapı açıldı)

(Alara) Hadi birlikte kahvaltı yapalım.

Sabah boğazına dizildi her şey, hiçbir şey yiyemedin.

Gerek yok.

Eve gitsem daha iyi olacak.

Emin misin? Bak, harika 'pancake' yapan bir yer biliyorum.

On dakikaya getirirler.

(Kapı kapandı)

Belki başka zaman.

Kafanı toplamak için eve gideceksin ama evde de huzur yok ki.

Yalnız kalamayacaksın. Selin bir ton kafanı şişirecek.

Biz evdeyken şirket konularını konuşmayız.

Ama bu mesele arkadaşlarıyla ilgili.

Onları affetmen için her şeyi deneyecek.

Duygu sömürüsü yapacak, alttan alta dolduracak seni.

Bak, bence sen bugün eve gitme, bende kal.

Yok, hiç gerek yok gerçekten. Zahmet vermeyeyim.

Hem sen de dinlenmiş olursun. Sonra görüşürüz.

İyi, peki. Sen bilirsin.

Ben bir ara şirkete uğrarım.

(Gerilim müziği)

Git tabii. Selin iyice sinirlerini bozsun da öyle gel.

Benim işime gelir.

Ee?

Ne olacak şimdi?

(Selin) Duydunuz.

Demir Bey'in karar vermesini bekleyeceğiz.

Aslında iyi oldu.

(İbo) Bu şekilde ortaya çıkması biraz ters oldu tabii ama...

...Demir en azından ani bir karar vermedi.

(Ayda) Yani.

Sakin kafayla enine boyuna düşünmek istedi.

Bu iyi bir şey.

Değil mi?

Yani iyi oldu.

Düşününce bu kuralı kaldırması gerektiğini görecek.

Yani görür herhâlde. Görmesi lazım.

Of!

Zaten ben birkaç arkadaşımla konuşmuştum iş değiştireceğim diye.

(Merve) Belki oradan bir şeyler çıkar.

Evet. Ben de birkaç yere CV bıraktım, bakalım.

İkiniz de gitmeye hazırsınız yani?

Yani hangimiz iş bulursak o gidecek.

Tabii biz öyle düşünüyoruz ama o kadar yalan söyledik.

Demir Bey ibret olsun diye ikimizi de gönderebilir.

Neden Demir'in ne karar vereceğini biliyormuş gibi davranıyorsunuz?

Belki de kaldıracak o yasağı.

Sonuçta o şirkette tek duygusal ilişki, ikiniz arasındaki olmayabilir.

Herkesi mi işten çıkaracak?

Ya evet aslında.

Burak da tam sana doğru adım atmaya başlamıştı.

Yani tam aranızda bir şeyler olacak derken...

Burak mı?

(Nefes veriyor)

Arkadaşlar, bakın, öyle bir şey yok.

Allah aşkına bir durun. Bak, ortalık zaten karışık.

Bir sakin olmamız lazım.

İbo haklı. Bugün Demir Bey kural belli deyip, kalkıp gitmedi masadan.

Belki de gelecek, aşk yasağını kaldırıyorum diyecek...

...kâğıdı yırtıp atacak, bilmiyoruz ki.

Selin, çok tatlısın gerçekten.

Şu iflah olmaz pozitifliğin çok iyi geliyor insana.

Demir Bey'in yüzündeki ifadeyi...

...görmemişiz gibi inanacağız neredeyse sana.

Evet, tamam, biraz bozuldu.

Ama Demir Bey'i tanımıyorsunuz siz.

Onun böyle dışarıya gösterdiğinden daha yumuşak bir kalbi var.

Sevgiyi, sevmeyi anlayacaktır.

Sizin aranızdaki sevgiyi de anlayacaktır.

Tamam da Selinciğim, anlamakla kabul etmek aynı şey değil ki.

(Bora) Tamam, belki bizim aramızdaki hissiyatı anlayacak ama...

...kuralından vazgeçecek mi?

Hem en önemli kuralından taviz verirse...

...insanlar diğer kurallarından da taviz verebileceğini düşünecekler.

Haklı olarak asla böyle bir şey istemez ki.

(Duygusal müzik)

(Vedat) Yapraklara bir daha dokunmayacaksın, tamam mı?

Anlaşıldı mı? (Kapı açıldı)

Oo! Demir Bey, hoş geldiniz.

(Vedat) Nasıl geçti tatil?

Ne oldu, yoruldun mu bir Paris, bir sayfiye?

(Müzik)

Ne oluyor oğlum, ne bu surat?

Demir!

-Burakcığım. -Teşekkürler.

Afiyet olsun.

Azmiye, sen bugün ofisi mi açsan acaba?

Bir uğrarız belki.

Ne yapacağız ofisi boncuğum? Demir Bey gelin demedi ki.

Hiç uzatmasak mı Bora?

Gitsek, masamızı toplasak, elimizde kalan son işleri de raporlayıp...

...istifa kâğıtlarımızı Demir Bey'in masasına bırakıp çıksak işte.

Yani ben çok gerildim artık.

Çocuk gibi özür dileyemeyeceğim Demir Bey'den.

Merve, bir dur.

Niye böyle yapıyorsun?

(Ayda) Tamam, işten atarsa atsın ama böyle de ne bileyim...

...sanki Demir Bey'in yüzüne bakamayacak bir şey yapmışsınız gibi.

(Ayda) Şirketi dolandırmadınız ya sonuçta, öyle değil mi?

Burak?

Evet.

İyi de Demir'e söylenen kaçıncı yalan bu?

(İbo) Bora, Merve, sizi de anlıyorum, haklısınız ama...

...bir de Demir tarafından bakınca--

Güvendiği herkes ona yalan söylüyor sürekli.

Biri bitiyor, biri başlıyor.

Güven birlikte inşa edilir Selin.

Ben Artemim'in başındayken Merve'yle Bora'ya güvendim.

(Burak) Onlar da ilişkilerinin işi etkilemesine izin vermediler.

Demir Bey bu fırsatı onlara vermedi.

Biz ona da bir fırsat vermedik.

Daha bir yalanı yeni affetmişken yenisini öğrenmesi çok kötü oldu.

Neyi affetmişti ki?

Merve yerine seraya gittiğimi öğrendi.

Tabii. Oradan da kırmıştı zaten notumu.

Üstüne bir de evlilik gelince...

Belli işte her şey.

Demir Bey haklı aslında abi.

Ben olsam ben de bizimle çalışmam.

Tuttu bize bir seçenek sundu...

...biz ona yalan söylemeyi tercih ettik.

Hep birlikte söyledik o yalanları.

-Bizim de bildiğimizi anladı. -Aynen!

Yani bu işin içinde birlikteyiz. Ne yapalım canım?

Ucunda ölüm yok ya.

(Ayda el çırpıyor)

Hadi artık birazcık canlanın, ne olur.

-Hah! -Hah. Selin.

(Ayda) Ye şunu. Ben de yiyorum bak.

-Bölüşelim mi? -Var bende.

Hadi tatlım, ye. Aa!

Çok güzel olmuş, elinize sağlık.

-Afiyet olsun. -Afiyet olsun.

Benim üçüncü.

(Gülüyorlar)

Merve'yle Bora evlendi.

Sen şimdi iki çalışanın evlendi diye mi bu hâldesin?

Bu yüzden mi dünya başına yıkılmış gibi davranıyorsun?

Anlamıyorsun Vedat.

O masada bu habere şaşıran bir tek ben vardım neredeyse.

-Biliyormuş. -Selin mi?

Biliyormuş.

Sürekli benden bir şeyler saklayarak, bana yalan söyleyerek nasıl olacak?

Çok pardon da ne nasıl olacak?

Demir'im ya, kendi mutluluğunun önüne...

...kendi koyduğun kuralları çıkarmayacaksın, değil mi?

O kadar kolay değil işte Vedat'ım.

Sen niye boşandın Ayfer'den? Neden yürümedi?

Hatırlıyor musun o dönem bana neler anlattığını?

Beni en son aradığında artık neye inanacağımı şaşırdım demiştin.

Oğlum...

...şimdi konu benim yaşadıklarım değil.

Kimse kendini benim yerime koymuyor.

Tamam, Selin empati kurulması çok daha kolay biri.

Tamam da arkadaş, beni anlamaya çalışmak da bu kadar zor olamaz.

Basit yalanlar değil bunlar Vedat.

Bir insanın gözünün içine baka baka yalan söylemek...

...herhangi bir konuda bu kadar kolaysa eğer...

Nereden biliyorsun ya bu kadar kolay?

Belki de değil. Belki de kıvranıyor kız sana doğruları söyleyemediği için.

(Vedat) Bir tarafta arkadaşlarının sırrı...

...bir tarafta sana yalan söylemenin ağırlığı.

Ne yapsın bu kız?

Yapacağını yapmış işte.

Arkadaşlarının tarafını seçmiş.

Yine bana yalan söylemeyi seçmiş.

Nerede şimdi Selin?

Ne bileyim nerede?

Kahve yapacağım ben, istiyor musun?

Olur.

Ekipçe hep birlikte bana gidelim.

Bu gece bende kalıp bir kafamızı dağıtırız.

Bu konu üstünde de durmayız.

Yarın artık hep birlikte iş yerine gideriz, bir ekip olarak, yan yana.

Ne olacaksa da artık hep birlikte göreceğiz. Olur mu?

Süper fikir.

Hadi o zaman.

Hadi biz geçirelim sizi, hadi bakalım.

Ayda.

Benim eve uğramam lazım. Belki sonra gelirim yanınıza.

Ama eğer Demir'le konuşursam, neler hissettiğini anlarsam--

Yok arkadaşım.

Bak şimdi, Demir Bey, Bora ve Merve'den bilenip...

...sana ters bir şey söyler, sen de gitmeye kalkarsın.

Herkes gidecek, ben Artemim'de tek başıma mı kalacağım?

(Ayda) Yok, olmaz öyle şey.

Bak, yarın hep birlikte Demir Bey'in ne hissettiğini anlarız, tamam mı?

Hadi bak, kapıda bekliyorum.

Selin, güzelim.

Bak, çok üzgünsün, biliyorum ama...

...bu durumun senin hayatına sıçramasına izin verme.

Bak Merve'yle Bora'ya.

Bir karar alırken kimler etkilenir diye düşündüler mi?

Düşünmediler. Neden?

Çünkü âşıklar.

Sizin mevzunuz başka.

Başkalarının derdi bunun önüne geçmemeli, haksız mıyım?

Bırak Demir Bey'i, sal bugün.

Bir sinirleri yatışsın, sonra bakarsınız duruma.

-Tamam mı tatlım? -Tamam. Tamam!

(Gerilim müziği)

Kalk hadi, gidiyoruz.

-Hiçbir yere gidemem Vedat. -Burada da kalamazsın.

Şu ruh hâlindeyken bırakmam seni evde.

Selin'le konuşmam lazım. Şimdi gelir de beni bulamazsa yanlış şeyler düşünür.

Kim bilir kafasında neler kurar. Daha beter çıkmaza gireriz.

O yüzden ben burada Selin'i bekleyeceğim.

Demir'im, ben seni çok iyi tanıyorum kardeşim.

Sen bu sinirle, bu hayal kırıklığıyla çok makul bir konuşma falan yapamazsın.

Oğlum, babanı ara dedim diye çiçeği söktün saksısından.

O başka meseleydi Vedat.

Demir'im, senin kırgınlıklarının kökü çok derinlere iniyor.

Kalbinin en karanlık yerlerine iniveriyorsun.

Şimdi oradan bir şeyler taşmaya başlarsa durduramazsın.

Bugüne kadar seni kırıp döken ne varsa...

...hepsinin toplamıyla tepki vereceksin kıza. Olmaz.

Ben Selin'i bilerek asla incitmem Vedat.

Oğlum, zaten önemli olan bilmeden de incitmemek.

Hadi az biraz Vedat sözü dinle artık.

Hadi kalk, sakinleşince konuşursun, hadi.

(Vedat) Demir, hadi!

Başladı.

(Düdük çaldı)

Dirim Hanım'ın en sevdiği şey?

Pırıltı. Işıltı. Dekorasyon.

Patron.

İki sene önce hastaneye niye yatmıştım?

Kabakulak.

Aa! Ben bilmiyordum.

(Merve) Ben de.

Geçen sene tadilat için gittiğimiz evde ne vardı?

-Küf. -Bravo.

-Lisedeki köpeğinin adı? -Salsa.

Ya neler biliyorsunuz abi?

Şunlara bak, nasıl iyi tanıyorlar birbirlerini.

Bir de inkâr ediyor ya, adamın lisedeki köpeğinin adını biliyor.

Yer miyiz biz?

(Bora) Süre geçiyor.

Hadi Selin.

-Eskiden olduğum şey? -Çocuk mu?

Süre bitti.

(Düdük çaldı)

Bu sonuçlara göre... Kartlarınızı alayım.

Oho! Kazanan Burak ve Selin.

Bu arada benim bilemediğim kelime neydi?

Dürüst.

(Müzik)

Yesene oğlum, senin için yaptım.

Sağ ol Vedat'ım, yerim ben.

(Geçiş sesi)

(Müzik...)

(...)

(Geçiş sesi)

Hiç kurtulmaya çalışma o düşüncelerden.

Bu aşk yasağını perçinleyince elinde bir tek onlar kalacak çünkü.

(Müzik)

İyi yaptın.

Bu gece konuşmak yok. Biraz aklın başına gelsin, sonra.

Hadi ye Demir'im, şunu soğutma. En sevmediğin şey.

Vedat, hiç tadım yok.

Şu an, bütün bu sessizliğin içinde...

...dünyada sadece ikimiz varmışız gibi. Öyle mi?

Evet. Bu dünyada bir ev var ve o evi ikimiz aldık.

Bu evin ev sahipleri var.

İnsanı yer bitirirler.

Artemim diye bir şirket var. Herkes kendi âleminde.

Bir de patronun saçma kuralları var.

Yok.

Şu an hiçbiri yok.

Diğer insanlar da, kurallar da yok.

Dünya sadece buradan ibaret. Ve sadece ikimiz varız.

(Sessizlik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Peçete alabilir miyim?

Teşekkürler.

Demir?

Evde misin?

(Selin ses) Değilim.

Sen de değilsin galiba, sorduğuna göre.

Değilim.

(İkisi birden) Eve dönecek misin?

Ben aslında dönmek istiyorum ama kızlar bu gece--

Gel Selin.

Geliyorum.

Arkadaşlar, ben gidiyorum. İyi geceler.

Hani bende kalacaktık?

Evet, plan yapmıştık. Hem zaten bavulun da Ayda'da kaldı.

Ben çok üzgünüm ama benim hemen eve gitmem lazım.

(Selin) Ayda, bavulumu senden sonra alırım, olur mu?

Tamam.

Ben seni bırakırım.

(İbrahim) Ben bırakırım.

Sen Bora'yla Merve'yi, Ayda'ya bırakırsın Burak.

(Selin) Hadi görüşürüz.

(İbrahim) Sonra ararım.

Ne oluyor buna?

Burak'ı Selin'in yanında istemiyor.

Ne alaka?

Ne bileyim, hoşlanmıyorum, güvenmiyorum falan dedi.

(Müzik)

Selin...

...tartışmayın.

Yok ya, sadece konuşacağız.

Zaten telefonda sesi sakin geliyordu. Bir şey olmaz.

Selinciğim, ben seni biliyorum. Zaten çabuk parlayan bir tipsin.

Celallenirsin, yapma işte öyle.

İbo, beni germesene. Zaten kafam çok karışık.

Ben heyecanlı mıyım, korkuyor muyum?

Off! Ben neden böyle oldum?

Çünkü ona değer veriyorsun ve çok kırıcı bir şey yaptın.

Sağ ol İbo, çok iyi moral verdin.

Bak, Demir'i anlamaya çalış.

Adama yalan söyleyip duruyorsunuz. Sinirlenmesi çok normal.

Gerilirseniz tırmandırma o gerginliği.

Yok, ne tırmandıracağım.

Yatıştırıcı taraf ol Selin.

Sinirini senden çıkartmasını istemiyorsan alttan al.

Tamam, alttan alacağım.

Abartırsa da ara, hemen gelir alırım seni.

Ne?

İbo, iyi ki varsın.

Çocuklarım yetmedi, bir de benimle uğraşıyorsun.

Vallahi seninle tanıştıktan sonra başka seçeneği kalmıyor insanın.

Herkesi dâhil ediyorsun kendi hayatına. Demir'i düşünemiyorum bile.

Yalnız Demir gelip benim hayatıma dâhil oldu.

İyi işte, denginizi bulmuşsunuz. Hadi, birbirinizi üzmeden, tamam mı?

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

(Duygusal müzik...)

(...)

Merhaba.

(Duygusal müzik)

Günün nasıl geçti?

Şirkette bir kız var.

Hiç laf dinlemiyor.

-Öyle mi? -Evet.

-Ne yapıyor? -Yalan söylüyor.

Sürekli bir şeyleri saklıyor.

Başkalarının yalanlarına ortak oluyor.

Kronik bir hâl almış bu durum.

Akıllı.

Zeki bir kız.

Çok da güzel.

Her şeyiyle insanı büyülüyor.

Ama dediğim gibi, yalan söylüyor.

Peki, sordun mu, neden saklıyormuş senden bir şeyleri?

Sorsam hep bir bahanesi var.

Bahanesi değil, nedenleri var.

Yaptıklarını değiştirmiyor ama.

Peki, çok mu kötü yaptıkları?

Bir düşünelim.

Önce şirketin en büyük müşterisiyle olan ilişkilerimizi birbirine kattı.

Dedim ki karışmayın, ben halledeceğim.

Sağ olsun tamam dedi.

Ben her şeyi çözdüğümü düşünüp müşterimin ofisine gittiğimde...

...bir baktım, koridorda, yerlerde debeleniyor.

Affedersin, sen böyle anlatınca komik geldi.

Ama o kızın yerinde olmak istemezdim.

Olma zaten. Dünyanın en inatçı kızı.

Tutuşturmuşlar eline bir zarf, ne olduğu belli değil.

Aç şu zarfı diyorum, yok.

Nuh diyor, peygamber demiyor.

Bu kız salağın önde gideni o zaman. Açıp baksana zarfa, değil mi?

Öyle kimseye güvenmeyen, her lafın, her hareketin arkasında bir şey arayan...

...kalbini öyle herkese açmayan bir Selin ol, değil mi?

O kadar da abartmasın tabii de.

Sadece biraz daha dikkatli olması yeterliydi.

Yani bu kız aslında fena değil.

Olduğu hâliyle, değil mi?

İşte ben de tam öyle diyorum, sonra bir bakmışım...

...en yakın dostuma bir başkasıymış gibi numara yapmış.

Niye öyle yapmış? Aklından zoru mu varmış?

Öyle bir kız işte. Değişik.

Nerede ne yapacağını kestiremiyorsun ki.

Güvenmek istiyorum...

...sonra bir şey oluyor...

...güvenemeyeceğimi anlıyorum. Çünkü her seferinde arkadaşlarını tercih ediyor.

Doğru olanı, yapmaya söz verdiğini...

...ya da beni değil.

Bu karşılaştırma biraz ağır oldu yalnız.

Arkadaşları şirketteki en önemli kuralı ihlal edip, patrondan saklıyor.

Bizimki de "Gidin söyleyin arkadaşlar." demek yerine...

...onların yalanlarına ortak oluyor.

Sen olsan ne yaparsın? Böyle bir insana güvenebilir misin?

Tanıyorsam güvenirim.

Ben senin kadar kolay güvenemiyorum ama.

Gel.

(Müzik)

Uzan.

Selin, bence bu pek de iyi bir fikir değil.

Hadi Demir, uzan, hadi.

İyi.

-Ne? -Amma uzunsun sen de.

Kaldır.

(Selin) Sen olsaydın ne yapardın dedin ya, seni anlamaya çalışacağım.

Evet, birkaç sorum var.

Bir.

Bu şirkette seni sinir eden kız var ya...

Evet.

...onu görünce ne kadar sinirleniyorsun?

Birden yediye kadar puanla.

Sekiz.

Gerçekten mi?

Peki, bu kız sence kötü niyetli biri mi?

Yani ne kadar kötü niyetli? Birden yediye kadar puanla.

Sıfır.

Peki, bu kız...

...sence seni gerçekten üzmek istemiş olabilir mi?

Bilmiyorum.

Sence?

Yani tamam, bu anlattıkların bayağı kötü.

Ama sanmam.

Seni üzmek istememiştir.

Ama bu yaptıklarının sonucunda--

Ha, bak, o var. Doğru, dur.

Şimdi daha öncesinde benim yalan konusunda ne kadar hassas olduğumu biliyordu.

Bildiği hâlde söyledi.

O zaman geriye ne kalıyor? İki seçenek, bir...

...kasıtlı olarak canımı yaktı. İki...

...canımın yanmasını umursamadı.

Yok, senin canının yanmasını asla, asla ama asla istememiştir.

Bundan eminim.

Ee, ne o zaman? Sen söyle.

Niye sürekli yalan söyleyip duruyor?

Off! Burada seninle ilgili konuşuyoruz.

Yani konuşmaya çalışıyoruz ama sen sürekli bu kızdan bahsediyorsun.

Selin de Selin.

Arkadaşım, bu neyin kafa karışıklığı? Hayatında ilk kez mi birini öpüyorsun?

Evet, şey...

Sorduğum şey biraz saçmaydı ama ben şey demek istemiştim aslında...

Off!

Selin, kafamı karıştıran dün gece olanlar değildi. Sabah duyduklarımdı.

Lütfen ikisini birbirine karıştırma.

İkisini birbirine karıştırma diyorsun ama...

...bu ikisi maalesef birbirine göbekten bağlı.

Selin.

Dur, dur. Dur Demir, lütfen. Lütfen gelme.

Bak, zaten kafam çok karışık. Yani benim kafam karışık değil aslında.

Senin kafan karışık olduğu için benim de kafam karışık.

Bak, ben seni anlamak zorundayım.

Peki, tamam.

Tamam. Sor.

Ne öğrenmek istiyorsun, sor. Sor, gelsin.

Nasıl yani?

-Ne sorarsam hepsine cevap verecek misin? -Evet, vereceğim.

-Gerçekten mi? -Ne istersen, özgürsün.

Peki.

İlk öptüğün kızı anlatsana.

-Gerçekten sorduğun soru bu mu? -Evet.

Ne sorarsam cevap verecektin hani?

Peki.

Çok güzel bir yazdı.

Toskana'da bir arkadaşımın evindeydim.

Demir, ilk kez bir kızı üniversitede öpmüş olamazsın herhâlde.

Pardon ama bunu nereden çıkardın Selin?

Arkadaşının evine Toskana'ya ziyarete kaç yaşında gitmiş olabilirsin ki?

Yatılı okuldan arkadaşımdı. Ailesi davet etti, ben de o yazı onlarda geçirdim.

Anladım. Kaç yaşındaydın?

12!

12 mi?

Evet, diğer soruya geçelim.

Dur, dur, dur. Ee, kızı anlatmadın. Nasıldı?

Esmer miydi? Sarışın mıydı?

Güzel miydi?

Sen bayağı detay istiyorsun. Anladım.

Peki.

Hayatımda gördüğüm en güzel kızdı.

Muhteşem kızıl saçları vardı.

Böyle teni heykel gibi.

O kusursuz tenin üzerinde pembe çiller.

Yüzü o kadar güzeldi ki...

...yemeklerde özellikle karşısına oturur, uzun uzun yüzüne bakardım.

Çok güzelmiş.

Şahaneymiş.

Ee, az önce kendin sordun.

Evet, cevabımı aldım.

Sen gerçekten oraya not almıyorsun değil mi bunları?

Yok, merak etme, kimseye göstermeyeceğim. Doktor hasta gizliliği.

Gerçekten hakkımda tek merak ettiğin şey bu muydu?

İlk öptüğün kızı öğrendim.

Son öptüğün kızı da biliyorum.

Biliyorum, değil mi?

Yani sen...

Vay arkadaş ya, pes!

Selin, zaten dün geceydi.

Arada ne kadar zaman geçmiş olabilir ki ne yaşansın yani?

-Aradığında evde değildin. -Sen de evde değildin.

-Neredeydin? -Sen bayağı ciddisin.

O kuyu cadısıyla birlikte çıktın yola. Eve de geç geldin.

Sana gerçekten inanamıyorum.

Zeytinyağı gibi su üstüne çıkma konusunda bir ustasın, gerçekten.

Bayağı bayağı cevap bekliyorsun benden.

Vedat'ın serasındaydım Selin.

-Aa! -Evet.

-Vedat nasılmış? -İyi, selamı var sana da.

Demir, sen Vedat'a her şeyi anlatıyorsun ya.

Yani sen bunu anlatmamışsındır, değil mi?

Çünkü anlattıysan ben gerçekten utançtan yerin dibine girerim.

Selin, tabii ki anlattım. Adam suratımı görünce anladı zaten.

Nasıl? Nasıl anlayabilir? Bu insanın yüzünden anlaşılır mı?

Beş karış suratla görünce sordu tabii.

Ben de senin gibi yalan söyleme âdetim olmadığı için...

...Bora'yla Merve'nin evlendiğini anlattım.

Ha, sen onu...

İyi, tamam o zaman.

Selin, sen ne...

Selin.

Tamam, neyse. Seansımızı bölüp duruyorsun.

Soru sormayayım diye kafamı karıştırıyorsun.

Asıl sen benim kafamı karıştırıyorsun.

Dikkatimi başka yerlere çekip, söylediğin yalanları unutturmaya çalışıyorsun bana.

Unutmayacağını biliyorum.

Demir...

...ben özür dilerim.

Bitmez bu gece.

Son bir soru daha sorabilir miyim?

Bekle.

Sor.

Bana biraz çocukluğunu anlatsana.

Nasıl bir çocukluk geçirdin?

Herkesinki gibi bir çocukluktu işte.

Nasıl bir evde büyüdün peki?

(Duygusal müzik...)

(...)

Bana yalan söyledin.

Başka çarem yoktu, anlamıyor musun?

Ben bu kadar yalanla yaşayamam. Yüzüne bakmaya bile tahammülüm yok artık.

Bu kadar kolay yalan söyleyebilen birine nasıl güveneceğim ben?

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Kuşlar ötüyor)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Kuşlar ötüyor)

Günaydın.

Günaydın.

Hadi, hemen elini yüzünü yıka.

Omlet soğumasın.

Hemen geliyorum.

Hanımlar, günaydın.

Azmiye, geldin mi? Günaydın.

Ne oldu? Dün gece gittiniz mi Aydalara, ha?

Gitmedim ama her şey kontrolüm altında.

Siz geçin bakayım şöyle bir, durum raporu geçeceğim.

Anlat anlat, gel, anlat.

Şimdi şöyle kuşlarım.

Selin, Burak, İbo, Ayda, Merve, Bora.

Hep birlikte Ayda’nın evinde epeyce oturduktan sonra canları sıkılmış...

...Burak da "Sahile inelim, dondurma yiyelim." demiş.

O Burak da her yerden çıkmasa olmuyor.

Ne o öyle Selin'e ilgiler, böyle bakışmalar, dokunmalar.

Aman! Oradan bir şey çıkmaz.

İş Demir Bey'de bitiyor.

Ay, adam prensip mi aşk mı onu seçecek...

...bir de yalnız kalmış gece gece.

Yani bu adam nasıl seçsin aşkı?

-Kalmamış işte. -(Leyla) Ah!

Selin sahildeyken pat diye ben gidiyorum deyip eve geçmiş.

-Aa! -Ha!

Firuze, bunlar bir gece bile ayrı kalamıyorlar demek ki, ha?

Bana bak, dün gece kavga etmemişlerdir, değil mi?

Tam böyle karar arifesinde.

Hayır, biraz daha zamanımız olsaydı, Demir aşkı seçsin diye bir şeyler yapardık.

Zamanımız var.

Programı ona göre ayarladım.

Aa! Nasıl yani?

Aman! Birkaç yere telefon ettim, bugün hayatta ofise dönemezler.

Azmiye, sen var ya sen!

Sen, sen...

...böyle kaplansın sen.

Hırr!

Hey be ya!

Aç değil misin?

Bir şey yiyebileceğimi sanmıyorum.

(Müzik...)

(...)

Al bakalım.

(Müzik)

-Demir. -Hı?

Bir karar verebildin mi Bora ve Merve'yle ilgili?

Bunlar iş konuları Selin.

Evde konuşmayalım istersen.

Vereceğin karar sadece işle ilgili olmayacak.

Biliyorsun değil mi?

Biliyorum.

(Müzik)

Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?

Sadece bu anın tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Elimizde sadece anlar var zaten.

Çok güzel anlar.

(Müzik)

Affedersin.

Günaydın Yıldırım Bey.

Öyle mi?

Tamam, geliyoruz.

Ne olmuş?

Aa! Demir Bey.

(Boğazını temizliyor)

Efendim Demir Bey.

(Demir ses) Azmiye Hanım?

Bu sabahki Yıldırım Bey'le olan toplantıyı biz mi istedik?

Yıldırım Bey siz dönünce hemen toplantı yapalım dedi ya.

Ben de acil bir işiniz vardır, görüşmek istersiniz diye düşündüm.

Bir dahaki sefere toplantı günü ayarlarken bana da danışın Azmiye Hanım, olur mu?

Tabii efendim.

Helal sana. Aferin.

Ay, kızlar, bu iş olacak galiba.

-Yıldırım Bey bizi bekliyormuş. -(Selin) Tamam.

(Demir) Bırak bırak.

Sen hazırlan. Ben toparlarım burayı.

Kahvaltı için teşekkürler.

Afiyet olsun.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

(Demir) Afiyet olsun.

(Ayda) Tamam Azmiyeciğim. Sağ ol.

Demir Bey bugün biraz geç gelecekmiş.

Selin’le birlikte Yıldırım Bey'e toplantıya gitmişler.

Of ya! Ne olacaksa olup bitseydi keşke.

(Merve) Vallahi uzadıkça ben daha kötü oluyorum.

Bak, benim kalbim yine bir garip atmaya başladı Bora.

Hayır, sakin ol Merveciğim. Ben bir su alıp geleyim mi sana?

Stres oldun ya, direkt kalbe vurur.

(Ferruh) Hıkık diye gidersen maazallah.

-(Merve) Evet. -Ferruh, sen biraz sussan mı acaba?

Aa! Gençler için daha tehlikeli Burak. Öyle deme.

Hayır, hayır, bir şey yok ya. Panik yaptı. Bir şey yok.

Panik yaptı o.

Aşkım, beni de korkutuyorsun. Merve, hastaneye götüreyim mi seni?

Yok yok, istemiyorum.

Düzelirim ben şimdi.

Hem ne dedik? Demir Bey'in karşısına güçlü çıkacağız dedik.

Merveciğim, sağlığından olacaksın güçlü duracaksın diye.

Ki duramıyorsun da. Yüzün bembeyaz oldu senin.

Ee, hayır ya.

Ona bu zevki tattırmayacağım.

Zaten böyle sürüncemede kaldı ya...

...ondan ben bir kötü oldum, gerildim.

Ama bekleyemem artık daha fazla.

Aşkım, ne yapıyorsun abi?

Demir Bey'i arayacağım ya!

Neyse kararı hemen söylesin, bitsin bu iş artık.

(Ayda) Aa! Yani iyice delirdin sen.

Zorla kovduracaksın kendini.

Ayda, bak, dayanamıyorum artık. Ver şu telefonu, bitsin bu iş.

Olmaz.

Ya Demir Bey'i telefonda cevap vermeye zorlayamazsın.

Hem belki daha karar vermedi, ha?

Hı.

Bora, telefonu ver bana.

Merveciğim, lütfen sakin olur musun biraz?

-Bora, sakın verme. -Verir miyim?

Boracığım, telefonunu verir misin aşkım?

(Burak) Demir Bey'in işini kolaylaştırma Merve.

Gideceksen de bu saçma kuralın bedelini ödetip git.

Yani böyle ani tepkiler vererek kendisini aklamasına yardımcı olma.

(Burak) Bırak vicdanı sızlasın.

Gençler!

Sızlanmayın ya. Aferin oğlum. Çok kral hareket yapmışsınız.

Bedelini de aslanlar gibi ödeyip gidin.

Çünkü size bu yakışır. Hişt!

Bana bakın, dünyanın sonu değil be.

Böyle ilk darbede yıkılıp gitmek yok.

(Müzik)

-Demir. -Hı?

Ne zaman açıklayacaksın kararını?

Bilmiyorum.

Şirkete dönünce herhâlde.

Geri sayım varmış gibi hissediyorum.

Zamanımız tükeniyor sanki.

Selin, yapma.

Elimde değil.

Sen de benimle aynı şeyi hissediyorsun.

İlişki yasağını kaldırmayacaksın, değil mi?

(Selin) Şirkete gidince açıklayacaksın.

Merve'yi ya da Bora'yı işten çıkaracaksın.

Sonra da geriye hiçbir şey kalmayacak.

Keşke bu konunun dışında kalsan.

Ama kalamıyorum!

Kararımı sen de herkesle birlikte öğreneceksin Selin.

Yorulma. Anladım ben.

Nereden neyi anlamış olabilirsin acaba?

Arabayı yavaş kullanıyorsun.

-Trafik var. -Atlatmaya çalışmıyorsun.

Çünkü bu da sayılı anlarımızdan biri.

Uzatmaya çalışıyorsun çünkü biteceğini biliyorsun.

Aşk yasağını kaldırmayacaksın, değil mi?

Demek açmıyorsun Demir.

Umarım o kız için bir aptallık etmiyorsundur şu an.

Alo, Burak, neredesin?

Acil konuşmamız lazım. Konum atıyorum.

Her çağırdığında işimi gücümü bırakıp yanına gelemem Alara.

Ne oldu, şirkette kaos mu çıktı?

Demir kararını açıkladı mı?

Şirkete gelmedi daha Demir.

Selin’le birlikte babanın yanına toplantıya gitmişler.

Demir senin de proje direktörü olduğunun farkında mı acaba?

(Alara ses) Neyse, gelince konuşuruz bunları.

-Boşuna bekleme. -Sen kaybedersin.

Gerçi kaybetmeye alışmış gibisin.

O yüzden gelmesen de anlarım. Hadi 'bye'.

(Mesaj geldi)

(Müzik)

Azmiye, ben dışarı çıkıyorum. Biraz işim var.

Demir Bey sorarsa nereye gitti diyeyim?

Sormaz, merak etme.

Ya sormaz olur mu hiç?

Gelince açıklama yapacak. Seni göremezse?

Göremezse ne olur? Beni de mi kovar ha?

(Burak) Bekliyorum zaten ondan öyle bir hareket.

(Burak) Sonuçta iki tane proje direktörüne ihtiyacı yok.

Selin’e takmış pençesini, her yere sürüklüyor kızı.

Hişt! Ne diyor bu?

Ee, hiç ustam.

Yani olan bitene gerildi herhâlde.

Selin’le toplantıya gitmesine gerildi yani.

Haklı. Yani Selin Hanım beni de geriyor.

Bir karar veriyor, arkasında durmuyor.

(Ferruh) O istedi diye başladığımız operasyonu...

...sırf o istedi diye çat diye bitirdik.

Halbuki canavar müşteriyi getirseydik...

...Demir Bey çoktan gitmiş olacaktı...

...siz de işinizden olmayacaktınız.

Bir dakika.

Kim o canavar müşteri?

Dirim Hanım'ı savuşturmuştu Demir Bey.

Yoksa siz başka bir şey mi karıştırdınız sonrasında?

Sen merak etme ustam, başlamadan bitti o iş.

Ferruh Bey, siz biliyor muydunuz bu kadının mafya olduğunu?

Mafya mı? Ferruh, ne diyor?

Ay! Nereden bileyim.

Ben de haberi okuyunca öğrendim. Ya.

Ben de gördüm o haberi.

Verilmiş sadakamız varmış.

Kim bilir Demir Bey'e neler yapardı o kadın?

Sadece Demir Bey'e mi Azmiye?

Ya hepimize neler yapardı kim bilir? Az daha suç ortağı oluyorduk.

Yani Selin’in bu işi iptal etmekle ne kadar doğru...

...bir karar verdiğini anlamış oldunuz Ferruh Bey.

Evet, yani öyle bakınca öyle oluyor tabii.

-Höyt! -Aa!

Ulan ekip! Ulan Artemim!

Ekmek yediğiniz yere mafya sokmak ne demek be!

Hepinizin dalağını almak lazım! Hepinizin!

Kalkın! Kalkın gidin gözümün önünden!

(Muharrem) Hepiniz çalışmaya! Oturmak yok burada!

(Hareketli müzik)

Üç ay sonra uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapıyoruz.

Çok önemli konuklarımız gelecek.

Yenileme çalışmalarının o tarihe kadar bitmesini istiyorum.

Yıldırım Bey, anlıyorum.

Bazı odalar inşaat hâlindeyken konuk ağırlamak hoş bir görüntü olmayacaktır.

Ama projesini onayladığınız çalışma için üç ay çok kısa bir süre.

Evet.

Ayrıca odaların hepsi farklı konseptte.

Bahçe ve havuz etrafı için yenileme de yapacağız.

Çok detaylı bir iş.

Farkındayım.

Normalde bu riski almazdım...

...ama karşımda Alara’nın işlerini rekor sürede bitirmiş bir ekip var.

Eğer yaparız derseniz, size güvenirim.

Ne diyorsunuz?

Ee, tabii.

Bize güveninizi boşa çıkarmak istemeyiz ama...

O yüzden dediğiniz sürede işi tamamlayacağız.

Demir Bey, bu işi yapmak için ekibin...

...tamamına ihtiyacınız olacak.

Yani bir iki kişinin bile eksik olmaması lazım.

İyi bir planlamayla çözeriz Selin Hanım.

Zamanında bitirirseniz bu işiniz de Alara'nınki kadar ses getirir, emin olun.

Ayrıca sana Alara konusunda teşekkür etmek istiyorum Demir.

(Yıldırım) Onu çok mutlu ettin.

(Burak) Bütün hamleleri boşa çıkmış biri için fazla keyifli görünüyorsun.

Birkaç savaş kaybedince mücadele bitmez.

Artemim’de yaptırdığın proje bitti.

(Burak) Sunumlar, geziler, tatiller de bitti.

Şimdi neyin peşindesin?

Bahçede atölye çalışmaları başlayacak birkaç haftaya.

Her şeyin hazır olmasını istiyorum.

Beni bunlar için mi çağırdın?

Hayır. Seni hasar kontrolü yapmak için çağırdım.

-Hasar kontrolü? -Evet.

Yani bugüne kadar yaptığımız... Pardon, benim tek başıma yaptığım...

...çünkü sen hiçbir şey yapmadın.

Çünkü senin yaptığın hiçbir şey hiçbir işe yaramadı.

Neden biliyor musun?

Zavallıca çabalar olduğu için mi?

Hayır. Organize olmadığımız için.

Çünkü kurbağaysan akrebi sırtına alıp sudan geçiremezsin.

Şimdi de kurbağa prens mi oldun sen?

Selinciğin de öpmüyor seni.

Söz dinlemezsen hayatının sonuna kadar kurbağa olarak kalacaksın.

Ne söyleyeceksen çabuk söyle çünkü gidiyorum ben.

Demir şirketteki aşk yasağını kaldırırsa Selin’in önünü açar.

Ve bir yönetim krizi çıkar.

Çünkü bütün kuralları sorgulanır hâle gelir.

Kaldırmazsa, Selin’le birlikte olamaz ve eli güçlenir.

Demek ki iş ile aşk arasında bir seçim yapması gerekecek.

Sence hangisini seçmeye daha yakın dersin?

Ben de aynen öyle düşündüm.

Ama topu hâlâ döndürebiliriz.

O nasıl olacak?

Alara çocukluğundan beri Paris’e gider gelir.

Ama onu ilk defa bu kadar mutlu gördüm.

Sunum başarılı olduğu içindir.

Evet, o konuda hâlâ tebrik telefonları alıyorum.

Ama bu seyahatin Alara üzerinde büyük etkisi oldu.

Öyle mi? Nasıl yani?

Kızımla aramızın uzun zamandır bozuk olduğunu duymuşsunuzdur.

Dün akşam bana geldi, büyüdüğü eve.

Yıllar sonra.

Bütün gece neler yaptığınızı anlattı.

O kadar da anlatılacak bir şey yok aslında.

Onu operaya götürmüşsün.

Aa! Ne kadar güzel. Hangisine?

-La Traviata. -Hım.

Ama bunu öncesinden planlamamıştık.

Hatta bilet bulabildiğimize bile şaşırdık.

Çocukken ben de götürmüştüm ama çok sıkılmıştı.

Dün gece bunu hatırlamadığını fark ettim.

Seninle gidince sevmiş ama.

Tabii. Demir Bey'le gidince farklı bir gözle bakmıştır.

Sanki Paris’e ilk kez gitmiş gibiydi.

Yanında iç mimarla gezince farklı bir gözle bakmıştır belki.

Neyse Yıldırım Bey, sizin de çok vaktinizi aldık.

Ee, şirkete dönünce ben çalışma planımızı yaparım.

Üzerinden tekrar geçeriz.

Bu geziniz sayesinde kızımla anılarım bile onarıldı.

Teşekkür ederim sana.

(Demir) Rica ederim.

Görüşmek üzere Yıldırım Bey.

Size kolay gelsin.

Selin ve Demir o gece onları bulduğunda ne durumdalardı?

Sen ciddi misin?

Kamp ateşinin önünde oturuyorlardı.

Ben gelince Demir çok rahatsız oldu.

Sanırım keyfi çok yerindeydi.

Keşke gitmeseydin.

Ama ben sana dedim gitme diye.

(Alara) İlla gidip onları bulup kahraman olmak istedin.

Ama sonunda romantik bir anı bölen bir ezik oldun sadece.

Nasıl ya?

Yani sen şimdi onları ciddi ciddi baş başa bıraksaydın diyorsun?

Evet. Baş başa kalsalardı aralarında bir şey olacaktı.

Ama şimdi yarım kaldı.

Ha bıraksaydım, yaşasalardı yani?

Selin gizli evlilik meselesini biliyordu.

Eğer onlar yakınlaştıktan sonra bu mesele patlasaydı...

...aralarındaki her şey tuzla buz olacaktı.

Ama senin sayende küçücük bir çatlak oldu.

Onu da onarmaları uzun sürmez.

Sen Demir’i sevmiyorsun değil mi?

(Burak) Öyle dışarıdan baktın, fiziğini falan beğendin.

Kazandığın sürece senin için hiçbir şeyin önemi yok.

Ama Selin benim için çok değerli.

Tanıyorum. Neyi sever, neye güler, neye üzülür.

Ve o adamın Selin’e dokunmasını istemiyorum.

Daha önce bir şey yapsaydın o zaman.

(Alara) Demir gelmeden önce mesela.

Selin ve Demir'i kamp ateşinde baş başa bulmadan önce mesela.

Evet, zamanında görmedim bazı şeyleri.

Şirketimi kurtarmakla meşguldüm çünkü.

Şirket de sana kalmadı ama.

Eğer beni dinlemezsen bu gidişle Selin de kalmayacak.

Nereye? Daha ne yapacağımızı konuşmadık.

Senin yapabileceğin bir şey kalmadı.

En büyük kozunu kullandın, adamı Paris’e götürdün ve başaramadın.

Yani başka yapabileceğin hamlen kalmadı.

İşte bu yüzden ben değil...

...sen yapacaksın.

(Korna çalıyor)

(Müzik)

Aç mısın? Kahvaltı da edemedik sabah.

Aç değilim.

Bak, burada çok güzel bir yer var.

Sağ ol Demir. Benim bunlara karnım tok.

Ofise dönelim bir an önce.

Ya ciddi ciddi Yıldırım Bey'in söylediklerine mi bozuldun?

Ya kızım mutlu oldu diye sevinmesin mi adam?

Sevinsin tabii.

Alaracığını ne güzel mutlu etmişsin.

O kadar mutlu etmişsin ki ayaklarına kapanmadığı kaldı neredeyse.

Bize üç ayda dünyanın işini yükledi, farkında mısın?

O değil, sen yükledin!

Bora'yı ya da Merve'yi işten çıkarmak üzereyken...

...neden böyle bir şeyi kabul ettin, hiç anlamıyorum.

Bir bildiğim var demek ki.

-Çıkarmayacak mısın onları işten? -Öyle bir şey demedim.

-Çıkaracak mısın yoksa? -Öyle bir şey de demedim.

Ay, aman! Sen hiçbir şey deme.

Hiçbir şey konuşma. Hiçbir şey söyleme.

Hiçbir şey yaşanmamış, olmamış gibi davran, tamam mı?

Hatta bana da unuttur.

Ama işte benim kulağıma geliyor.

Ben her nereye gitsem Alara karşıma çıkıyor.

Ne Alara’ymış arkadaş!

Aa, bak aklıma ne geldi.

Ya siz evlensenize.

Yıldırım Bey de pek beğeniyor seni.

Hem bak, kızını mutlu da ediyorsun.

Aralarını da düzeltiyorsun.

Alara zaten dünden razı.

Bakıyorum çok meraklısın beni evlendirmeye.

Eh, işte rahat edersin.

Hem evden de gidersin.

Sen rahat, ben rahat.

Sana o evden gitmeyeceğimi söylemiştim.

Ayrıca bir gün evlenirsem yine o evde oturacağım.

Aa!

Bir de evime gelin getireceksin, öyle mi?

Kısmet.

Bak, neredeyse geldik.

Buranın kahvaltısı gerçekten çok güzel.

Ya yemeyeceğim bir şey. Aç değilim diyorum.

Ben mecbur muyum seninle yemek yemeye?

Hayır, sen yiyeceksen otur, ye. Ben biner taksiye giderim!

Geldik.

(Müzik)

Hadi gel.

Ne yapıyorsun?

Bir şeyler yersen kendini daha iyi hissedersin. Hadi.

Gelmiyorum seninle.

Tabii ki geliyorsun.

Ama yürümemekte inat edersen seni kucağımda taşımak zorunda kalacağım.

Hadi bakalım.

Benden ne yapmamı bekliyorsun?

Selin’in sırlarını açık etmeni.

-Selin’in sırrı falan yok. -Var!

Hem de öyle bir sırrı var ki öğrenilecek diye ödü kopuyor.

Bir şeyler biliyormuş gibi konuşup esrarengiz havalara girme hiç.

Bir şeyler biliyor olsaydın zaten kullanırdın.

Kullanmıyorum.

Çünkü eğer kullanırsam Demir’in gözünde çok kötü duruma düşerim.

Bu sırrı saklayacağıma dair ona söz verdim.

O nereden biliyor Selin’in sırrını?

Ben daha önemli bir sorunun cevabını merak ediyorum.

Demir’in itinayla saklanmasını istediği bu sırrı şirkette başka kim biliyor?

Sen değilsin.

Onu anladım.

Ama eğer diğerleri biliyorsa...

Sen şimdi benden bilmediğim bir sırrı...

...şirkette kimin bildiğini öğrenmemi istiyorsun, değil mi?

Hayır canım.

Bu sır açığa çıktığında en başından beri biliyormuş gibi yapmanı istiyorum.

Eğer Demir nereden bildiğini sorarsa Selin’den öğrendiğini söyleyeceksin.

Yani Selin’i zor duruma düşüreceğim.

-Bunu yapmam. -Tabii ki yapacaksın.

Selin bayağı bir zor duruma düşecek.

Selin ve Demir’i birbirinden uzaklaştırmak için yapabileceğimiz tek şey bu.

Mervelerin yarattığı çatlağı genişleteceğiz.

Selin’in canını yakmana asla izin vermeyeceğim.

Canı yandığında ağlayacak bir omuz arayacak ama.

Aklın varsa yaparsın!

Tabii ki yapacaksın.

Çocuklar. Hazır mısınız?

Böyle bırakabilirsiniz.

Ya bari sucuğu soğutma Selin.

Bu soğuyunca sonra yağı donuyor bunun katı katı.

Ya en sevmediğim şey, biliyorsun işte. Hadi başlayalım.

Sevdiğin şeylerden bahsedelim o zaman.

Hım... Mesela opera nasıldı?

Eğlendiniz mi?

Evet, doğrusu güzeldi.

Ben senin valizini hazırlarken smokin koymamıştım.

(Selin) Kiraladın herhâlde.

Satın aldım.

Alara hazırlıklı gelmiştir.

Çünkü seninle romantik akşam yemekleri planlıyordu.

Önce üç Michelin yıldızlı restoran, sonra La Traviata!

Ee, çıkışta ne yaptınız?

El ele Paris sokaklarında mı yürüdünüz?

Hayır. Ama koluna girdim.

O da sayılır mı?

İnce topuklularla yürümekte zorlandı da biraz.

Ya!

Eminim o yüzden olmuştur.

Numaradan takılıp tutunmuştur sana.

Beline de sarıldı mı bari?

Hayır.

Cep telefonu peşinden denize atlayıp ayağını burkmadığı için sarılmadım.

Çatıdan sarkıp kucağıma düşmediği için...

...öyle bir yakınlaşma da olmadı.

Güzel kırmızı bir elbiseyle dönerken...

...dengesini kaybetmediği için...

...aramızda öyle nefes kesici bir an da yaşanmadı.

Bir dakika.

Bir dakika.

Sen bunu benim bilinçli yaptığımı mı düşünüyorsun?

Yani mahsus seni etkilemek için mi yaptım?

Bunu mu söylüyorsun sen bana?

Ya Selin...

...senin beynindeki nöronlardan bazıları yanlış bağlanmış olabilir mi acaba?

Az önce söylediğimden bunu mu anladın?

Peki, onu da öptün mü?

Hayda!

Oradan bakınca herkesi öpen biriymişim gibi mi görünüyorum?

Bilmem.

Paris’te çok başka bir adam olmuşsun.

Rahat, eğlenceli. Daha özgürmüşsün.

Alara öyle anlattı.

-Sen neredeydin o gün? -Hangi gün?

Ben Paris’e gitmeden önceki gün.

Burak Efendi gelip seni evden aldı ya.

Sonra ta gecenin bir vakti döndün eve.

-Hatırladın mı? -Aa!

Demir, yalnız sen bana bu soramazsın.

Niye?

Hep sen mi hesap soracaksın?

Sen kafana estiği gibi canının istediğini yap...

...ben iş için bir yere gidince benden hesap sor.

Sana fazla yumuşak davranılınca insanın tepesine çıkıyorsun sen, anlaşıldı!

Ha ha! Senin yumuşak davranmış hâlin bu mu?

Kolundan tutup odaya kilitlemeler, arabadan indirmeler.

Yat Selin, kalk Selin, sus Selin, uyu Selin.

Neredeydin o gün Selin?

Allah'ım bana sabır ver ya!

Ah!

Gerçekten mi?

Ne oldu? Sıkıyı görünce aniden acıktın mı?

Soruma cevap ver.

-Ne yaptınız Burak'la? -Yemek yedik.

Gecenin bir yarısına kadar?

Bu yaptığın çok kırıcı bir şey.

Neyi ima ediyorsun, hiç anlamadım ama gerçekten hoş değil.

Güzel.

Bana kaç gündür ne çektirdiğini anlamışsındır o zaman.

(Hareketli müzik)

Al bakalım.

(Hareketli müzik)

Gerçekten çok güzelmiş.

Gel.

Çayını da koyalım.

Boracığım, bunu yazıcıda bırakmışsın.

Teşekkürler Azmiye Hanım. Unutmuşum orada bunları.

-Kafa kalmadı ki abi. -Bora, hayırdır, ne oluyor?

Bora'nın yarın sabah iş görüşmesi var.

Ya! Nereyle?

-Bildiğimiz bir yer mi? -İksus Mimarlık.

Benim orada bir arkadaşım çalışıyor. Arayayım, ister misin?

Hem içeriden bilgi almış olursun.

(Merve) Ayda, arasana.

Hem belki bana uygun bir iş var mı diye de sorarsan.

-Evet. -Tamam.

(Ayda) Çalıyor.

Eylemciğim, nasılsın?

İyi ben de işte, ne olsun. Bildiğin gibi.

Ben sana şey soracaktım. Modellemeci arıyormuşsunuz.

(Ayda) Ne istiyorlar, sen biliyor musun?

Hadi ya! Emin misin?

Şey, peki, müşteri grubu?

Peki, tamam. Sağ ol Eylemciğim. Bir ara bir kahve içelim.

-Tamam, görüşürüz. -Ne diyorlar?

Şey, Boracığım, galiba biriyle anlaşmışlar.

Ama sen yine de yarın bir git, görüş yani.

En azından tanışmış olursun.

Ya müşteri grubu?

Maalesef oraya birini aramıyorlar.

Ne zaman gelecekti bunlar Azmiye?

Sabahtan beri akıbetimizi öğrenmek için bekliyoruz burada!

-Vallahi sıkıldım ben artık ama ha! -Hiç bilmiyorum canım.

Acaba Yıldırım Bey'in sekreterini arayıp...

...bir sorsan mı, toplantı daha ne kadar sürermiş falan?

Aradım, aradım zaten ama...

...toplantıdan çıkalı epey olmuş. Birazdan gelirler herhâlde.

Yok, ben dayanamıyorum artık bu strese.

Vallahi kalbim sıkışıyor benim bak yine.

Merveciğim, lütfen yapma ama. Öyle yapma, gel otur lütfen.

Ben bir ıhlamur falan yapayım.

Şu kolonyayı al bakayım.

Aşkım ya!

Al biraz kolonya.

Hah, ferahlarsın.

Yok, ben dayanamıyorum Bora!

Gelsin artık, söylesin ne söyleyecekse!

Tamam aşkım ama sakin ol, ne olursun.

-Otur lütfen Merveciğim. -Otur. Ver bakayım şunu da.

-Lütfen. -Hah.

-Demir, dön buradan. -Niye?

Dön, işte sen dön. Hadi şu yola gir, şuraya.

Ne oluyor Selin? Nereye gidiyoruz?

Tamam, sen takip et bu yolu. İlerle biraz.

Peki, ileride ne olduğunu söyleyecek misin?

Tamam.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Köpekler havlıyor)

Niye geldik buraya şimdi?

Bütün gün nerede olduğumu sormuştun.

(Köpekler havlıyor)

-Ne bunun adı şimdi? -Adı Bobo, ben koydum.

-Bobo musun sen? -(Selin) Evet.

-Hoş geldiniz Selin Hanım. -Hoş bulduk.

-(Selin) Geçiyoruz biz. -(Görevli) Tabii, buyurun.

(Selin) Gel.

Buranın muhtarı bu, muhtarı buranın, muhtarı.

Biraz çekingen bir muhtar.

(Köpekler havlıyor)

(Duygusal müzik)

Doymuş.

Ne zaman kendimi kötü hissetsem, buraya gelirim.

O gün de Burak'la yemekten sonra da buraya gelmiştim.

-Kimse bilmez bunu, sadece-- -İbo.

Geçen gün gelip burada buldu değil mi seni?

-Nereden biliyorsun? -Bana mesaj atmıştı.

Üstelik ona pek de iyi davranmamıştım.

Öyledir o. Neyi duyman gerekiyorsa onu söyler.

İnsanlardan kaçmak için gittiğim yerleri bilir.

Moralimi düzeltir, derdimi dinler.

Beni güldürür. (Köpekler havlıyor)

Eski mi tanışıyorsunuz?

Yo, beş yıldır falan. (Köpekler havlıyor)

Çocuklarıma doktor, bana kardeş.

Ne kadar kolay bağlıyorsun insanları kendine.

Bu çok korkutucu bir güç.

-Bazılarında işe yaramıyor ama. -Hı?

(Telefon çalıyor)

(Köpekler havlıyor)

Alo, Ayda?

Ofise dönecek miyiz?

Bizim işimiz uzadı. Ne zaman döneceğiz bilmiyorum.

Tamam. Tamam canım, öptüm.

(Köpekler havlıyor)

Çok tatlı.

Sen çok tatlısın.

(Köpekler havlıyor)

(Selin) Gün bitti, gece de bitecek.

Selin, lütfen. Hadi başlayalım.

O yasağı niye koydun?

Sakın performans falan deme.

Kendin gördün. Biz küçücük ekip, dünya kadar işi tamamladık...

...ve o insanlar o zaman da evliydiler.

Demek ki aşk, performansı etkilemiyor.

İşe yansımıyor ve sen bunu anlamayacak bir adam değilsin.

Başka bir sebebi var, değil mi?

Başka bir sebebi falan yok.

Böyle bir uygulamayla bugüne kadar karşılaşmamışsınız, hepsi bu.

Çoğu şirket bu yasağı uyguluyor zaten.

Anladım.

Yapma şunu! Bir şey diyeceksen de!

Ama böyle çekip gitme.

Böyle davranarak çıkmaza sokuyorsun her şeyi.

Söylememin bir anlamı var mı? Dinlemiyorsun ki.

Sen benim hakkımda her şeyi biliyorsun.

Ailemi, çocukluğumu, hayallerimi, arkadaşlarımı.

Peki, ben senin hakkında ne biliyorum? Hiçbir şey!

Dün gece sorduğun her soruya cevap verdim.

Vermedin. Ben sana çocukluğunu sorduğumda...

...büyüdüğün evi sorduğumda bana sırtını döndün.

Aynı baban aradığında yaptığın gibi.

(Selin) "Şu an seninle konuşmak istemiyorum Selin!"

Bu aşk yasağının da bir yarası var, değil mi?

Sana soruyorum ama geçiştiriyorsun.

Ben seni anlamaya çalışıyorum ama bir adım bile...

...yaklaşmama izin vermiyorsun.

Yaklaşmana izin vermiyorum, öyle mi?

Peki. Bak, bak bu eve. Benden bir iz var mı bu salonda?

Mutfak? Demir'in mutfağı mı orası?

Söyle. Veranda, bahçe? Nerede Demir Erendil?

Yukarıda bir tane odası var.

Başka bir şeyi var mı? Yok. Neden?

Çünkü ben senin hayatının içinde yaşıyorum Selin.

Bu yeterince yakın olmadı mı?

Peki bu?

Bu yakın değil mi?

(Duygusal müzik)

Bana uzun zamandır kimseye izin vermediğim kadar fazla yaklaştın.

Fazla yakınsın Selin.

Kendime verdiğim sözleri yıkacak kadar.

Koyduğum kuralları yıkacak kadar, sarsacak kadar yakınsın.

Çok yakınsın.

Bak, bu eve geldiğimden beri bütün savunmalarımı tek tek yıktın.

Beni ben yapan her şeyi yavaş yavaş siliyorsun.

Yok ediyorsun.

Olmam dediğim her şeye razı oldum ben.

Yapmam dediğim her şeyi yaptım Selin.

(Duygusal müzik)

Ve pişman oldun.

(Selin) Değil mi?

(Duygusal müzik)

Benim için...

...hiç kolay değil.

(Duygusal müzik)

Bu öpücüğün...

...bu kadar canımı yakacağını bilseydim...

...ben de seni öpmezdim, Demir Erendil.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Kapı açıldı) (Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Benimle yakın olmak istemiyor Çiçi.

Baksana, beni öptüğüne de pişmanmış.

Sanki ben dedim gel beni öp diye.

Benim hayatımda yaşadığım en güzel andı.

Böyle güzel bir andan nasıl pişman olur ki insan?

Onun için sıradan bir şeydi demek ki.

Öylesine, bir anlık bir şey.

Hiçbir anlamı yoktu.

Kesin Alara'yı da öpmüştür o.

Bunun için pişman olmasına gerek yok ki.

Onun dert edeceği bir aşk yasağı yok.

Aptal aşk yasağı. Hepsi senin yüzünden.

Kolay gelsin hanımlar.

-Hoş geldin oğlum. -(Firuze) Hoş geldin.

-Hoş bulduk. -İbo, iyi ki geldin.

Bütün gün ameliyatlarım vardı.

Aramalarına dönemedim, kusura bakma.

Olsun, şimdi geldin ya. Geç otur.

Zor bir gündü herhâlde?

-Demir karar verebildi mi? -Bilmiyoruz.

Yani Demir Bey bugün işe gelmedi.

(Ayda) Sabah Selin'le toplantıya gitmişler erkenden.

(Ayda) Sonra da ofise dönmediler.

Aa! Selin'le Demir bugün işe gelmediler mi?

Ayol, liseli âşıklar gibi işi kırmışlar demek ki.

Selin'i aradın mı?

Vallahi ben bugün bütün gün Bora ve Merve'yle ilgilendim.

Demir Bey gelmeyince onların da morali çok bozuldu.

İkisi de istifa edeceğiz diye tutturdular.

-Vallahi zor zapt ettim. -Peki, Selin seni aradı mı?

(Ayda) Yani bir kısacık konuştuk.

Açıkçası hiçbir şey anlamadım.

-Dur, ben onu bir arayayım. -Arama, arama.

Belki önemli bir şey konuşuyorlardır.

Belki Selin, Demir'i ikna ediyordur, şu aşk yasağı kalksın diye.

-Öyle mi dersiniz? -Tabii.

Yani çok önemli bir konu konuşulurken...

...araya zırt diye telefon çalarsa...

...bütün hava bozulur. Değil mi?

(Firuze) Bak şimdi, geçenlerde ne oldu.

-Güzelim, sen iyi misin? -Çok kötüyüm İbo.

-Her şey birbirine girdi. -Ne yaptı?

Ne yapacak? Bütün dengemi altüst etti.

Salak gibi oturdum, ağlıyorum odamda.

Ben artık bunu yaşamak istemiyorum.

Ben dayanamıyorum artık.

Kapıya çık, hemen gelip alıyorum seni.

Hayır, istemiyorum. Zaten yok, kapıyı çarpıp gitti.

Artık nereye gittiyse?

Of, bana ne ya!

Ne yaparsa yapsın bundan sonra, hiç umurumda değil!

(Duygusal müzik)

(Vedat) Hişt, korkutma oğlum beni.

(Vedat) Ne oluyor Demir?

Bak, anlatmıyorsan, Selin'i arayacağım.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim İbo? -Neredesin Demir?

Konum atacağım şimdi.

(Demir ses) Ona göre gelirsin.

Kime atıyorsun konum?

Selin'in arkadaşına.

Selin'in arkadaşına?

Selin'in arkadaşı seni bu saatte niye arıyor peki?

-Muhtemelen canımı okumak için. -Hayda!

Ne yaptın oğlum sen?

(Vedat) Tutamadın değil mi kendini? Gittin üzdün kızı.

Ama ben sana söyledim.

Sinirin geçmeden gidip konuşmak yok dedim. Demedim mi?

(Vedat) Ne yaptın kıza?

Kalbini mi kırdın, ağlattın mı? Ne yaptın, ne oldu?

Öptüm Vedat.

Öptüm. Oldu mu?

Bu güzel bir şey. Sonra?

-Sonra da... -(Vedat) Evet?

Pişman olduğumu sandı.

Kıza bunu düşündürecek ne yaptın acaba?

Aşk yasağı yüzünden deme sakın.

Hay ben senin kurallarına tüküreyim Demir'im!

Gelsin Selin'in arkadaşı, kırsın kalın kafanı.

Ben hiç karışmıyorum oğlum.

(Telefon çalıyor)

Efendim Ayda?

Kızlar, ikinizi de merak etmekten içim çıktı!

-Hadi kalkın, Happy Pie'a gelin. -Ben gelemem Ayda.

Yani akşam kahvesini içsin...

...babama Bora'yı söyleyeceğim. -(İkisi birden) Nasıl ya?

(İkisi birden) Evlendiğinizi de mi söyleyeceksin?

Yani o kadarına cesaret edemem de...

...işte Bora'yla ciddiyiz falan derim herhâlde.

Kuzum, Allah kolaylık versin. Suyuna git.

Selin, niye gelmediniz bugün ofise?

(Merve ses) Bütün gün Bora'yla Demir Bey'i bekledik.

-Dolaştık biraz. -(Merve ses) Allah Allah!

Biz orada akıbetimizi öğrenmek için beklerken...

...Demir Bey keyfini mi gezdiriyordu? -Yok Merve.

Öyle değil, karar vermeye çalışıyor.

Ne karar verdi peki, söyledi mi sana?

İşte konu başka yerlere kaydı. Sonra--

Ne oldu sonra?

İşte sonra da saçma sapan şeyler oldu.

Ne oldu Selin, anlatsana bir düzgünce!

İbo da zaten bir sinirle fırladı gitti.

-(Ayda ses) Demir'le buluşacakmış. -Demir'le mi?

Evet.

-Sen bilmiyor muydun? -Ne alaka İbo'yla Demir Bey?

Kızlar, benim şimdi hemen kapatmam lazım.

Ben sizi sonra arayacağım, tamam mı?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Hadi bakalım, geldi arkadaşı.

(Vedat) Hoş geldin. İbo değil mi?

Vedat ben.

-Hoş geldin İbo. -Pek hoş gelmedim maalesef.

-Otursana. Çay ister misin? -Sohbete de gelmedim Demir.

Seni uyarmaya geldim. Bak, o kız evde ağlıyor.

Her ne yaptıysan, kafası feci şekilde karışmış hâlde.

-Biliyorum İbo. -Bilerek yapıyorsun yani?

İbo bak, durum senin anladığından çok daha karışık.

Basitleştirelim o zaman.

Selin kolay güvenir. Güvenilmek ister.

Sevgisini verirken cömerttir. Kimse mutsuz olmasın ister.

Çabuk bağlanır. Sevdikleri hayatından gidecek diye korkar.

(İbrahim) Öyle bir insandır Selin.

Sana gelince, şirketini nasıl yöneteceğini bilemem.

(İbrahim) Ne karar vereceğini de sana ben söyleyecek değilim.

Ama kuralların Selin'den daha önemliyse...

...o yüzden kalbini kıracaksan, çık hayatından.

(Gerilim müziği)

Vay arkadaş! Ne varsa gençlikte var.

İki kere kırılsın, göreceğim ben onu...

...sonra çık demek, kal demek ne kadar kolay oluyormuş.

Yok yok, ben sevdim bu çocuğu.

(Vedat) Olayın özünü tertemiz toparladı.

Vallahi. Ee, Demir'im...

...sen ne karar verdin?

Bu şirkette aşk yasağı var, kimse kimseyi sevemez mi diyeceksin?

Vedat, şuraya geldim iki kafa dağıtayım diye.

Buldun ya, iyice sıkıştır beni, iyice sıkıştır.

Bak, adam arkadaşını nasıl koruyor.

Azıcık ders al, ders.

Biz de koruduk ya oğlum.

Bak, fark ettiysen adam dövecek gibi geliyordu ama...

...bu kardeşin tak diye attı kendini ortaya, yumuşattı durumu.

Ne oldu? Kafamı kırsın istiyordun hani.

Git kızın gönlünü al. Ağlatmışsın zaten.

Bak, yoksa gerçekten ben kıracağım kafanı.

İyi, tamam.

Denerim.

-Hadi eyvallah. -Eyvallah.

Aptal.

Ağlatmış bir de kızı.

Off!

Off!

Off!

Bazen her şey ne kadar zor!

Demir'le her şey daha da zor!

Arkadaşlarımın da ayarını bozdu.

Off!

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Akvaryum sesi)

(Akvaryum sesi)

(Duygusal müzik)

Özür dilerim.

Böyle köşeli bir adam olduğum için.

Yaklaşmaya çalıştıkça köşelerime çarptığın için.

Canın yandığı için.

Bana yaklaşmana izin vermemeliydim.

Ama ne zaman geldiğini bile anlayamadım.

Belki bunun için affedersin beni.

Çünkü seni uzaklaştırmaya gücüm yetmiyor artık.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Akvaryum sesi)

(Akvaryum sesi)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Tek pişmanlığım...

...seni daha önce...

...öpmemiş olmak.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Günaydın!

Günaydın.

-Ne arıyor yine bu burada? -Nereden bileyim.

Yeni evlilere düğün hediyesi getirdim.

Niye zahmet ettiniz?

Olur mu canım? Ne zahmeti. İçimden geldi.

Görüyor musun? Bak, bu bizim hiç aklımıza gelmemişti.

(Azmiye) Bir fena oldum ben şimdi.

Ben bir şeyler bakmıştım aslında ama...

...neye ihtiyacınız olduğuna karar veremedim.

Önemli değil canım. Zaten düğün falan da yapmadık.

Olsun. İnsan arkadaşlarıyla birlikte olduktan sonra her yerde kutlar.

Değil mi Burak?

Bırak kutlamayı, tebrik bile etmemişiz ki.

Sağ olun abi.

Selin.

(Duygusal müzik)

İyi. En azından kafama fırlatmadı.

(Duygusal müzik)

Görüyor musun Çiçi?

Mesajımı almış.

İnsan böyle özel bir günü kutlamaz mı?

Vallahi doğru söylüyor.

Tamam, kutlamamızı yapalım o zaman bu akşam. Niye bekliyoruz ki?

Ben aslında bir gece Happy Pie'ı kapatıp yaparız diye düşünmüştüm ama...

...olanlar oldu sonra.

Aslında Selin'in bahçesi de çok güzel olur. Kır düğünü gibi.

Ben hemen arayıp sorayım.

-Sorma! -Sorma!

Neden? Selin istemez mi?

Şey, yani uygun olmaz şimdi.

Niye ki? Yani Selin sizin en yakın arkadaşınız. Kabul eder bence.

Eder. Eder tabii de...

...çok küçük orası. -Çok küçük orası.

Tamam da öyle kendi aramızda bir kutlama yapacağız.

Hepi topu kaç kişiyiz ki şurada?

Aynen. Ben de bir arkadaşıma haber veririm.

Çok güzel bir ses sistemi getirir bu akşam.

Muharrem Usta'ya da söyleriz, bahçeyi ışıklarla süsler. Vallahi harika olur.

Yiyecekler ve içecekler de benden.

Bir durun arkadaşlar. Yani Demir Bey gelsin bir, ne söyleyecekmiş duyalım.

Sonra bakarız.

Siz de bir âlemsiniz canım. Evlenirken gizlediniz...

...kutlama yaparken kararını mı bekleyeceksiniz?

Selin'in bahçesinde yapın, Demir'e haber vermeyin.

(Alara) Zaten nereden haberi olacak ki?

Evet. Ne diyorsun Merveciğim?

Yani bilmiyorum hayatım. Ben biraz iyi hissetmiyorum kendimi zaten.

Zaten Happy Pie'dan başka yerde yaparsak yani ben çok bozulurum.

İyi. O zaman Happy Pie'da yapın siz.

(Alara) Ama bana da haber verin mutlaka. Ne zamandır bir düğüne gitmiyordum.

Tam tahmin ettiğim gibi. Biliyorlar.

Bak kız, içinde bomba mı var?

(Burak) Neyi Alara?

(Alara) Demir'in sırrını.

Günaydın.

Günaydın.

Sabah erken çıkmışsın evden.

Evet. Erken uyandım.

-Sonra da eve sığamadım, çıktım. -Tüh.

Keşke beni de uyandırsaydın. Birlikte kahvaltı yapardık.

Çok yorgun görünüyordun. Kıyamadım.

Bir dahakine uyandır.

(Duygusal müzik)

Sana kahve aldım.

Teşekkür ederim. Hangisi benim?

İkisi de aynı.

Bugün ben de badem sütüyle içiyorum.

Selin...

Ben dün gece için...

Önemli değil.

Mesajını aldım.

Ayrıca İbo'nun öyle yapacağını bilmiyordum.

Önemli değil. Ben de İbo'nun mesajını aldım.

(Duygusal müzik)

Girelim mi içeri?

(Duygusal müzik...)

(...)

(Hareketli müzik)

(Kadın) Hoş geldiniz Demir Bey.

-Günaydın. -Günaydın Demir Bey.

(Kadın) Günaydın Demir Bey.

-Günaydın. -Günaydın.

Hayırdır?

Sen çok sevdin galiba Artemim'i.

Vallahi ne yalan söyleyeyim, sevdim.

Hem arkadaşları göreyim dedim...

...hem de vermem gereken bir hediye vardı, onu getirdim.

Bu arada beklerken senin masanda oturdum. Umarım bir sorun olmamıştır.

Çünkü sen biraz hassassın koltuk konusunda.

Yo. Hiç önemli değil.

Bir şey söylediler mi sana? Çay, kahve ister misin?

Teşekkür ederim. Demir benimle ilgilenir.

Sen terasa çık istersen, herkes orada.

Görüşürüz.

-Geçelim mi? -Olur.

(Selin) Boncuğum.

Tamam canım, sadece işten atılıyoruz. Dünyanın öbür ucuna gitmiyorum ya.

Hiçbir yere gitmiyorsun.

Sen de hiçbir yere gitmiyorsun.

Bitti bu iş arkadaşlar. Geçmiş olsun.

Nasıl? Ne diyorsun Selin?

Çok şükür!

(Merve) Selin, gerçekten mi? Doğru mu bu?

-Evet. -Bir dakika, bir dakika.

Demir Bey kendi kuralını geri çekiyor yani?

Bir dakika, bu... Tam olarak ne dedi?

Dün mü konuştunuz? Sen mi ikna ettin?

Nasıl fikrini değiştirdi bu adam abi?

Anlatsana şunu doğru dürüst. Hadi.

Yani ben size Demir Bey'in vicdanlı bir adam olduğunu söylemiştim.

Tabii koyduğu kuralın da herkesi mutsuz edeceğini anlayınca...

...kuralı kaldırmaya karar verdi.

Yani artık ilişki yasağı falan yok.

Biz kurtulduk mu yani şimdi? Evli, mutlu ve maaşlı mıyız hâlâ?

Selin, emin misin?

Yüzde yüz eminim.

Nasıl ya?

Demir Bey gelip sana mı söyledi bunu?

Hem Bora'yla Merve buradayken niye gelip sana söylüyor ki?

Tam olarak o sözlerle söylemedi ama ben anladım.

Güvenin bana, ilişki yasağını falan kaldırdı, vallahi. Garantisi benim.

Vallahi Selin derse ben inanırım.

Hadi bakalım, geçmiş olsun âşıklar. Oh, oh!

(Ayda) Gel buraya.

(Ayda) O zaman çifte kutlama yapıyoruz.

(Ayda) Aslansın be.

Al bakalım. Afiyet olsun.

Demek Merve'yle Bora'ya hediye getirdin.

Bu kadar yakın olduğunuzu bilmiyordum.

Belki kızacaksın ama benim çok içime oturdu o gün.

Evlenmişler ama en mutlu olmaları gereken zamanda boyunları bükük.

Dünya başlarına yıkılmış.

Onlar adına konuşmaya geldin sen de.

Çok üzüldüm Demir.

Sordum, bir kutlama yapmak bile akıllarına gelmemiş.

(Alara) Ben organize edeyim dedim.

Hatta Selin'in bahçesinde doğum günü çok güzeldi diye boş bulundum.

(Alara) Ama sonra hemen hatırlayıp toparladım tabii ki.

Gerçi gerek yokmuş.

Zaten herkes biliyormuş aynı evde yaşadığınızı.

Kim biliyormuş?

Herkes biliyormuş herhâlde. Yani yukarıda konuşuyorlar rahat rahat.

Hayır, ben de pot kıracağım diye strese girdim.

Nasıl öğrenmişler peki?

İşte Selin söylemiş.

(Alara) Senin haberin yok mu gerçekten?

(Alara) Nasıl ya?

Hepsi biliyordu da sana karşı bilmiyormuş gibi mi davranıyordu yani?

(Gerilim müziği)

Nasıl bir şirket ya? Patrondan sakladıkları yalanlara bak.

Hayır, bence sen bunlara hiç kural falan koyma Demir.

Biliyorlarmış.

Bunca zaman niye hiçbiri de çıkıp bir şey söylemedi?

Bak, üzülme Demir. Sen çok yetenekli bir iç mimarsın.

Ama patron olup, sözünü geçirmen için...

...belki de babam gibi sert ve acımasız olman gerekiyor.

(Alara) Sen yumuşak yüzlüsün.

(Alara) Herkes de bunu biliyor.

Hadi ama üzülme. Çözülmeyecek işler değil ki bunlar.

Yasakları, kuralları kaldır. Her şey bir anda düzelir.

Bak, Ayda'yla konuştum.

(Alara) Akşam Happy Pie'da bir kutlama yapacağız yeni evliler için.

Bence sen de gel. Çok eğlenceli olur.

Hadi ama kırma beni. Akşam mutlaka bekliyorum.

Görüşürüz.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Telefon çalıyor)

Efendim Demir Bey?

Aa! Niye ikisini birden--

Pardon Demir Bey. Ben hemen haber veriyorum.

O zaman bugün çıkışta hep birlikte Happy Pie'a gidiyoruz.

Tamam, madem bir şeye kalkıştık, niye bunu şanıyla yapmıyoruz? Değil mi?

Bir yer tutalım, Merve'ye bir gelinlik bakalım, davetiye bastıralım.

Bayağı bayağı düğün yani?

Evet. Niye olmasın?

Hem aileleri de çağırırız, onlar için de yumuşak bir geçiş olur.

Sonra kız isteme, nişan, bohça.

Başka ne kaldı? Tuzlu kahvesi falan. Gelin hamamı, istemez misin?

Evet abi, atılmadığımıza göre işten. Ne diyorsun aşkım?

Yani Bora, ben zaten evet demişim, daha ne diyeceğim?

-(Azmiye) Demir Bey çağırıyor. -Hadi bakalım.

Nereye? Dur, dur, dur. Birlikte değil. Önce Merve'yi görmek istiyor.

Niye?

Yasağı kaldıracaksa niye hepimizi toplayıp duyuru yapmıyor ki?

Aman, bir şey yok. Konuşacaktır, korkmayın.

Yani önden bir ayar verecek galiba.

Hani bir daha yalan söylemeyin falan.

-O kadar da olsun artık. -Yani.

-Yani. -Yani.

Ne yapalım? Hadi, görüşürüz o zaman.

(Selin) Gerçek bir damat.

(Kapı vuruldu)

Gel!

Demir Bey, beni çağırmışsınız.

Buyurun Merve Hanım.

Artık birbirimizden bir şey saklamamıza gerek yok.

O yüzden açık ve dürüst bir konuşma yapabileceğimizi umuyorum.

Tabii ki öyle Demir Bey.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, asla sizin kuralınızı çiğneyip...

...size öyle karşı gelmek gibi bir niyetimiz yok.

Merve Hanım! Lütfen.

Benden sakladığınız tek şey, bu evlilik meselesi değil. Biliyorum.

Ben her şeyi öğrendim.

Her şeyi?

Evet. Her şeyi.

O yüzden lütfen siz de açık ve dürüst olun.

Benden saklamanızı Selin Hanım mı istedi?

Lütfen ona kızmayın.

Yani o, her şeyi bizim için yaptı.

Tamam, en başta her şeyi ayarlayan oydu.

Daha geldiğiniz ilk gün sizi şirketten...

...göndermek için 'Operation' Çita'yı başlattı ama biz de kabul ettik.

(Geçiş sesi) (Merve dış ses) Hepimiz yaptık yani.

'Opereyşın Çita' nedir arkadaşlar? (Geçiş sesi)

Happy Pie'da konuştuğunuz?

Canavar müşteri olayında da zaten faciadan döndük.

Yani Selin sizi yıldırıp, gönderme planı yaptığında...

...olayların mafyaya kadar geleceğini düşünmedik ki.

Tutuklanabilirdiniz bile.

Beni göndermek için epey uğraşmışsınız.

Yani kusura bakmayın. Bize başka yol bırakmadınız.

Ya hep beraber sizi şirketten gönderecektik...

...ya da sizi şirkette birine âşık edip--

Âşık?

(Hareketli müzik)

Âşık olursam kendi yasağımı kaldıracaktım.

Aynı evde yaşadığımız için Selin de en uygun adaydı.

Ama biz o planı hiç uygulamadık ki.

(Merve) Yani, Selin asla kabul etmedi.

Zaten daha sonra düşününce biz de saçma bir fikir olduğunu anladık.

İşte yasak çok yeni konmuştu. Onun şokuyla saçmaladık--

İlk başta saçma gelen fikir...

...siz pat diye evlenince son çare oldu, öyle mi?

Nasıl?

Hayır, yok. Asla. Olur mu? Öyle bir şey yok. Demir Bey, bakın--

Teşekkürler Merve Hanım. Çıkabilirsiniz.

Demir Bey, ona kızmayın lütfen.

Yani Artemim'in başına gelmeniz, bizim hiç beklemediğimiz bir şeydi.

Selin, Bora'yla ben üzülmeyeyim diye...

...Burak hak ettiği koltuğu alsın diye yaptı onları.

Sadece arkadaşlarını korumaya çalışıyordu.

Hem zaten vazgeçti sonra sizi göndermekten.

Bütün planları o iptal etti.

Herkesi toplantı odasına toplayabilir misiniz Merve Hanım?

Tabii.

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi) 'Opereyşın Çita' nedir arkadaşlar?

(Geçiş sesi)

(Demir) Şu canavar müşterinizi bir konuşalım.

Kriz senaryoları çalışıyordunuz. İyi yapmışsınız.

Çünkü artık tam anlamıyla bir canavar müşterimiz var.

Ne oldu? Hepinizin rengi attı birden.

(Demir) Gözünüz mü korktu? (Geçiş sesi)

Biliyorlar, değil mi Selin? Seni bin defa uyardım.

Şirkette kimse birlikte yaşadığımızı bilmeyecek dedim.

Ama sen gidip herkese söyledin, değil mi?

Saçmalama. Kimsenin bir şey bildiği yok.

(Demir dış ses) Selin, sakın bana yalan söyleme.

(Geçiş sesi) Bak, bana söyleyeceğin...

...itiraf edeceğin bir şey varsa, şimdi tam sırası.

Yarın çok geç olur Selin.

(Geçiş sesi)

(Demir dış ses) Burak kim Selin? (Geçiş sesi)

Yani senin neyin oluyor da sen ona bu kadar güveniyorsun?

Burak benim arkadaşım. (Geçiş sesi)

(Demir dış ses) İnşa etmek için o kadar uğraşıyorsun...

...tek bir yanlış, bütün doğruları yıkıyor işte.

Temeli sağlam olsaydı kolay kolay yıkılmazdı.

(Hareketli müzik)

Kızım, sen emin misin? Bak, bu adamın hâli hiç hoşuna gitmedi benim.

(Hareketli müzik...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği)

Bu şirkette ilişki yasağı var demiştim.

Anlaşılmamış.

Daha net anlaşılsın diye bunu astım.

Bundan sonra bu kuralla ilgili şüpheye düşerseniz...

...veya yanlış bir fikre kapılırsanız, gelip buna bakabilirsiniz.

Şimdi...

...ikinizden biri masasını toplayıp çıksın.

(Gerilim müziği)

Bugün.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra M. Koçak - Nuray Ünal...

...Tugay Çiftci - Gülay Yılmaz - Gökberk Yılmaz

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.