Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"
"Sorgusuzca yine seven benim"
"Zamansızca karşımda hayalin"
"Rica etsem lütfen gider misin?"
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Kızım, sen emin misin?
Bak, bu adamın hâli hiç hoşuna gitmedi benim.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Bu şirkette ilişki yasağı var demiştim.
Anlaşılmamış.
Daha net anlaşılsın diye bunu astım.
Bundan sonra bu kuralla ilgili şüpheye düşerseniz...
...veya yanlış bir fikre kapılırsanız, gelip buna bakabilirsiniz.
Şimdi...
...ikinizden biri masasını toplayıp çıksın.
(Gerilim müziği)
Bugün!
(Gerilim müziği...)
(...)
(Azmiye) Demir Bey.
Ben söyleyene kadar telefon bağlamayın Azmiye Hanım.
Odama da kimse girmesin.
(Müzik...)
(...)
Ne oldu şimdi burada?
Demir Bey aşk yasağı kuralını kaldırmadı.
(Ferruh) Aksine, büyüttü.
Nasıl ya?
Bir an gerçekten inanmıştım.
Selin?
Sen böyle söylememiştin abi.
(Ayda) Selin, sen Demir Bey aşk yasağını kaldıracak demedin mi?
Toplantıdan önce çok emindin.
Ya nasıl oldu da birdenbire bu hâle geldik?
Ya kovulma mevzusu neyse de...
...yüzde yüz eminim demeseydin umutlanmazdık bari ya.
Ben demiştim.
Patron kalıcı, biz de gidiciyiz.
Al işte. Başlıyor.
Arkadaşlar, Selin emin olmasa böyle söylemezdi.
Değil mi? Selin, konuşsana!
(Ayda) Ya nasıl oldu da bu kadar yanlış anladın?
Demir Bey herkes mutsuz olacak diye kuralı kaldıracak demedin mi?
Herkesin mutsuz olması umurunda değil demek ki.
Maalesef garantisi de sen değilmişsin.
(Müzik)
Canım...
Sakin girme bak, çok sinirli.
Vallahi kimse girmesin dedi.
(Müzik)
Demir, sen ne yapıyorsun? Sen delirdin mi?
Senin içine şeytan mı kaçtı? Beni öldürmeye mi çalışıyorsun?
Ne yapıyorsun sen Demir?
Demir... Bey!
O ellerinizi de hemen masamın üzerinden çekin Selin Hanım.
Demirciğim...
Hayır!
Bu tarafa geçemezsiniz.
Ne söyleyecekseniz oradan söyleyin Selin Hanım.
Kâbus görüyorum ben.
Evet, ben...
Ben yine kâbus görüyorum.
Her şey iyi gidince korktum tabii ben, ondan.
Hadi Selin, uyan Selin!
Uyan Selin! Hadi uyan Selin!
Kâbus görüyorsun, uyan Selin!
Rüyalarınızı anlatmak için mi geldiniz patronunuzun odasına Selin Hanım?
Demir.
Demir, hadi gel çıkalım buradan.
(Selin) Evimize gidelim.
İstediğin bir yere gidelim, konuşalım, lütfen.
Hadi gidelim.
Demir.
Demir, lütfen.
(Selin) Demir, hadi.
Ne olur.
Hadi gidip konuşalım.
(Müzik)
Odama kimse girmesin demiştim.
Nesini anlamadınız?
("Cihan Mürtezaoğlu - Bir Beyaz Orkide" çalıyor)
"Güldürmeyen"
"Ağlatmayan"
"Sinsi bir ok"
Selinciğim?
İyi misin tatlım?
"Öldürmeyen"
"Çaresi yok"
(Merve) Selin, iyi misin?
(Merve) Bu ne hâl!
(Ayda) Selin, konuşabildin mi Demir Bey'le?
Arkadaşlar, bir durun.
Görmüyor musunuz hâlini?
Şok geçiriyor galiba.
Selin, duyuyor musun bizi?
Selin, iyi misin?
(Merve) Bu ne hâl!
(Ayda) Selin, kendine gel.
Selin, bana bak.
Demir Bey çok fena kızdı.
("Cihan Mürtezaoğlu - Bir Beyaz Orkide" çalıyor)
(Ayda) Selin, bir kendine gel.
(Ayda) Bana bak, ne oldu içeride?
Bilmiyorum! Demir Bey, tuttu kolundan attı odadan.
Burak, yapma. Hiç sırası değil.
"Öldürmeyen"
"Ağlatmayan"
Selin?
"Sinsi bir ok"
"Öldürmeyen"
"Çaresi yok"
"Bu yaranın"
"Kimde kalır"
"Kabukları"
"Aldın benim nefesimi"
"Yersiz mülksüz"
"Sahip gibi"
"Aslı sende"
"Sureti yok"
"Yamacına indir beni"
"Şimdi gövdemde büyüyen bu"
"Arsız, kimsesiz, topraksız çiçek"
"Yüreğimde kor sürgün göğsüne"
Selin, iyi misin?
Bir şey mi dedi sen içerideyken?
Selin, lütfen konuş benimle.
Tamam, gidelim buradan.
Selin, iyi misin?
(Burak) Selin?
"Yapmazdın çiçek"
Selin!
Oh!
Kâbusmuş gerçekten.
Demir!
-Burak? -(Burak) Kalkma güzelim.
Senin ne işin var burada?
Sana ilaç verdiler. Başın dönebilir.
Ne ilacı? Ne oluyor?
Şirketin önünde bayılınca hastaneye götürdüm seni.
Panik atak krizi geçirmişsin.
Kâbus değil miydi hiçbiri?
Gerçek miydi?
Demir? Demir nerede?
Selin, hâlâ Demir diyorsun.
Bırak ne hâli varsa görsün şu adam.
Ayrıca ne yaptı da bu hâle geldin sen?
-Benim Demir'le konuşmam lazım. -Selin, dur.
Bırak, biraz dinlenmen lazım.
Selin, lütfen uzan şuraya.
Ee, hanginiz gideceksiniz?
Aşkım, senin maaşın daha yüksek, sen kal.
Ama Bora, senin alanında da iş bulmak çok zor.
Bir tanem ama şey de var, şimdi sen burada daha uzun süre çalıştın.
O tazminatı yakmaman lazım.
Senin de tazminatın vardır Boracığım.
Ama şirket kurallarını çiğnediler Azmiye Hanım.
Yok, böyle olmaz.
Bence bunu bir konuşun.
Odasından çıkmadı ki hâlâ. Çok sinirli.
Belki akşama sakinleşir.
Arkadaşlar...
...para için yalvarmayacağım ben, tamam mı?
Olan oldu.
Aşkım, sen kalıyorsun, ben istifamı veriyorum. Bu kadar.
Tamam mı?
Selin Hanım'la Burak Bey neredeler?
Azmiye Hanım, siz bu şirketin sekreteri değil misiniz?
-Neden haberiniz yok? -Yoo.
Şey, biraz dışarı çıktılar Demir Bey.
Arayın hemen, ofise dönsünler.
Mesai saatleri içinde kimse kafasına göre çıkıp gidemez!
Tabii efendim. Hemen ararım.
Ayda Hanım, Yıldırım Bey'in otel işleriyle ilgili son yapılanları görmek istiyorum.
Tabii Demir Bey, kendiminkileri getiririm ama diğerlerini Selin Hanım biliyor.
Bir de Bora Bey de hâlâ modelleme üzerinde çalışıyor.
Benim söylediklerim anlaşılmıyor mu bu şirkette?
Sizden istedim Ayda Hanım.
Olduğu kadarını alır, toparlar odama getirirsiniz.
Tabii.
(Burak) Azmiye, biz şirkete gelmiyoruz bugün.
Selin kendini iyi hissetmiyor.
Demir'e de tam olarak bunu söylersin.
Şirkete mi çağırıyor?
Selin, hiçbir yere gidemezsin bugün.
Yeterince stres yaşadın.
Biraz dinlenmen lazım.
Tamam, sen işe git. Daha fazla sorun olmasın.
Seni bu hâlde yalnız bırakamam.
Ben sadece uyumak istiyorum.
Uyanık kalmak bana iyi gelmiyor.
Yapma ama böyle.
Hadi kalk bak, bir şeyler ye, bir duş al.
İstersen kahve de yapabilirim sana.
Hiçbirini yapmaya gücüm yok.
Selin, beni korkutuyorsun ama.
Hastanede de çok kötüydün.
Seni daha önce hiç böyle görmedim.
Başına dert olduğum için özür dilerim.
Saçmalama. Dert olduğun falan yok.
Ben sadece dinlenmek istiyorum, tamam mı?
Bak, yanımda olduğun için çok teşekkür ederim.
Ama gerçekten başımda durmana gerek yok.
Uyanık kalmaya tahammül edemiyorum sadece.
Yalnız başıma kalıp dinlenmeye ihtiyacım var.
Burak, hadi lütfen.
Peki.
Yani böyle daha rahat edeceksen.
Bu arada doktor verdi bunu.
Sakinleştirici.
İhtiyacın olursa bir tane alabilirsin.
Ama tok karnına alman lazım. Önce sandviçini ye.
Tamam.
Teşekkürler.
Biraz daha dayan.
Ben her şeyi çözeceğim.
(Müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Benim de aklım Demir'de. Neye karar verdi acaba?
İnşallah prensibi değil de aşkı seçmiştir.
Ama yeni bir haber olsa arardı Azmiye falan, değil mi?
Yok yok, ben dayanamayacağım.
Ben dayanamayacağım. Ben arayıp soracağım.
Sormayın efendim.
-Ay! -Ay!
Olmadı o iş.
Muharrem Bey, siz ne zamandan beri buradaydınız?
-(Leyla) Görmedik hiç sizi. -Az önce geldim efendim.
Ay, bırakınız şimdi efendimi efendim.
Ne demek olmadı o iş?
-Patronun yasağına tosladılar. -Ah!
Demir Bey düzgün insan.
Başlarda ben de ısınamamıştım.
Ama sonra baktım, işini iyi yapıyor.
Mesafeli, ciddi. Beğendim.
De bu kadar sert olacağını ben de düşünmemiştim.
Ah Demir ah!
Çocukları da yaktın, kendini de yaktın, bizi de yaktın!
Ah! Ne yaptın Demir, ne yaptın?
Yani tanıyoruz da.
-Tanımasak neyse. -Ya.
Ne kadar tatlı bir çocuk olduğunu biliyoruz.
Yani nasıl nezaketli, nasıl merhametli.
Niye böyle davrandı hiç anlamadım.
Bizimkiler de bir sürü iş karıştırmışlar da...
...bu başka bir şeye benziyor.
Neye benziyor?
Gönül yarası kabuk tutmaz Leyla Hanım.
Bir kere yaralandı mı, hep aynı yerden darbe alırsın.
Hafif de çarpsa canını çok acıtır.
Böyle kendinden çıkarsın, bambaşka bir adam olursun.
Demir’in de böyle bir gönül yarası mı var, onu mu diyorsunuz?
Onun için mi koydu bu yasağı?
Vah Demirciğim!
(Leyla dış ses) Vah Demirciğim!
(Kapı vuruluyor)
Gel.
Demir Bey, müsait miydiniz?
Buyurun Bora Bey.
Ee, biz Merve'yle aramızda konuştuk...
...ve şirketten benim ayrılmama karar verdik.
Bu da istifa dilekçem.
Umarım herkes için hayırlı olur.
Otursanıza. Konuşalım biraz.
Oturmamayı tercih ederim Demir Bey.
Bora Bey, lütfen.
Buyurun.
Siz iyi bir çalışansınız.
(Demir) Yeteneklisiniz, sorumluluk sahibisiniz.
Yetimhane işlerindeki performansınızdan da gayet memnunum.
Şirketler sizin gibi değerli bir elemanı bünyelerine katmak isteyeceklerdir.
O yüzden yeni iş görüşmelerinizde beni referans olarak gösterebilirsiniz.
Çok sağ olun Demir Bey.
Ayrılırken de olsa düşünceli bir insan olduğunuzu öğrenmiş oldum.
Kararımın size karşı olmadığını biliyorsunuz, değil mi?
Şirkette belirli bir çalışma biçimi oturtmaya çalışıyorum sadece.
Demir Bey, yine performans diyecekseniz...
...konunun bu olmadığı çok belli.
Nedir konu?
Her yönetici yeni gittiği yerde iktidarını kurmak için...
...bazı kaprisler yapar.
Siz de sözünüzü dinletebilmek için bazı gereksiz kurallar koydunuz.
Size gereksiz geldiği için mi uymamayı seçtiniz?
Demir Bey, sevdiğim kadının evlenme teklifime evet dediği gün...
...birbirimizden ya da şirketten ayrılmaya zorladınız bizi.
Bakmamız gereken aileler olmasına rağmen...
...sizin kadar kolay iş bulamayacak olmamıza rağmen bizden bunu istediniz.
Siz de işi seçtiniz.
Sonra beni kandırmaya çalıştınız.
Siz hiç gerçekten âşık oldunuz mu Demir Bey?
Umarım bir gün gerçekten âşık olursunuz...
...ve umarım sevdiğiniz kadınla sorumluluklarınız arasında kalırsınız.
O zaman bu kararınızı hatırlayın lütfen.
Belki birazcık vicdanınız sızlar.
Gerçi sizin için bu kolay bir tercih olur.
Çünkü kalbiniz buz tutmuş sizin.
(Müzik)
Burak Bey, geldiniz mi?
Selin nerede?
-Demir odasında mı? -Odasında ama çok sinirli.
Ben dedim Demir Bey sorar diye.
Burak, ne yapıyorsun? Dur!
Selin iyi mi Burak?
Ne olmuş, öğrenebildin mi?
Ne yaptın Selin'e?
Sizinle başka bir çalışanı konuşmayacağız Burak Bey.
Ama kendinizle ilgili bir kararınız varsa, dinlerim.
Sen ne biçim adamsın ya!
-Ha? Senin derdin ne? -Benim bir derdim yok.
Ama anlaşılan sizin dertleriniz bitmemiş.
Önce gitmek istedin, sonra geldin, "Çalışmak istiyorum" dedin.
Şimdi de bayağı mutsuz görünüyorsun.
İstifanı vermek istiyorsan hemen işleme koyarız.
Tabii senin de işine gelir, değil mi?
Ben istifa edeyim de sen de Selin'i rahat rahat taciz et, öyle mi?
Konuşmalarına dikkat et, Burak.
Ne yaptın da o kıza düşüp bayıldı?
Bayılma numarası.
Ne kadar klasik.
Hastanede kendine geldiğinde "Beni uyutun." diye ortalığı birbirine kattı.
(Burak) Bir sürü sakinleştirici verdiler.
Eve götürdüm, hâlâ "Uyanmak bana iyi gelmiyor." diyor.
Demir, ne yaptın da o kıza bu hâle geldi?
Selin Hanım aşırı tepki vermiş.
Size de bu konuda ölçülü davranmanızı tavsiye ederim.
Bu şirkete bazı kurallar koydum ve uyguladım.
Sizin veya Selin Hanım'ın duygusal tepkilerine de tahammül edecek değilim.
Oturduğun o koltuğu senin sanıyorsun, değil mi?
Şu masa, bu oda, Artemim. Artemim’in çalışanları.
Uyan artık Demir Bey!
Oturduğun o koltuk da...
...bağlı olduğu şirketler topluluğunun da varisi var senin karşında!
-Varis? -Evet.
Bütün hepsinin sahibi benim.
(Burak) Sen sadece bir işletmecisin.
Holdingin en küçük şirketinde yüzde yirmi...
...ortaklığın var diye çıkarttığın yaygaranın...
...on katını çıkartırım ben Demir Erendil!
Sen benim kim olduğumu biliyor musun diyerek benim...
...işlerime karışabileceğini sanmıyorsun umarım.
Bugüne kadar tepemde öyle büyük dertler vardı ki...
...sana kim olduğumu hatırlatma gereği bile duymadım.
(Burak) Ama hazırlıklı olsan iyi edersin.
Çünkü bundan sonra karşında kimin olduğunu gayet net anlayacaksın.
Ya, ne oluyor Burak? Bize de söylesene.
Çok kızdı mı Burak Bey?
Demir Bey seni de mi kovdu yoksa?
Burak, Selin de açmıyor telefonunu.
Nerede o? Eve mi gitti?
Selin daha iyi olacak.
Nereye gidiyorsun abi? Bir şey söylesene.
Demir Erendil sorununu kökten çözmeye!
Ne demek o?
Ay, hiçbir şey anlamadım.
Burak.
Ya, ne demek kökünden çözmek falan?
Başımızı yeniden belaya sokmayacaksın, değil mi?
Bak, Esen'den yeni kurtulduk.
Şimdi de Demir'den kurtulacağız.
Bugün bu iş bitecek. Kesin olarak.
Nasıl?
Bekle ve gör.
(Gerilim müziği)
Niye böyle yapıyorsun Demir?
Nasıl bu kadar değiştin? Neden?
Ya, ne olur bunların hepsi kâbus olsun.
Sadece uyumak istiyorum.
Uyandığımda Demir burada olur.
Hepsi geçmiş olur.
(Müzik...)
(...)
(Müzik)
(Demir dış ses) Çatıdan sarkıp kucağıma düşmediği için...
...öyle bir yakınlaşma da olmadı.
Güzel kırmızı bir elbiseyle dönerken...
...dengesini kaybetmediği için...
...aramızda öyle nefes kesici bir an da yaşanmadı.
Sen bunu benim bilinçli yaptığımı mı düşünüyorsun?
Yani mahsus seni etkilemek için mi yaptım?
Bunu mu söylüyorsun sen bana?
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
(Merve dış ses) Selin, Bora'yla ben üzülmeyeyim diye...
...Burak hak ettiği koltuğu alsın diye yaptı onları.
(Geçiş sesi)
(Selin dış ses) Vereceğin karar sadece işle ilgili olmayacak.
(Selin dış ses) Biliyorsun değil mi? (Geçiş sesi)
Merve'yi ya da Bora'yı işten çıkaracaksın.
Sonra da geriye hiçbir şey kalmayacak.
(Geçiş sesi)
(Burak dış ses) Ne yaptın da o kıza düşüp bayıldı?
Hastanede kendine geldiğinde "Beni uyutun." diye ortalığı birbirine kattı.
(Burak) Bir sürü sakinleştirici verdiler.
Eve götürdüm, hâlâ "Uyanmak bana iyi gelmiyor." diyor.
Demir! (Geçiş sesi)
(Burak dış ses) Ne yaptın da o kıza bu hâle geldi?
Azmiye Hanım, bir bakar mısınız?
(Müzik)
(Kapı vuruluyor) Gel.
-Demir Bey. -Selin Hanım'ı aradınız mı?
Kaç kere aradım ama cevap vermiyor.
Burak Bey de hiçbir şey söylemeden pat diye gitti.
Kötü bir şey mi oldu Selin'e, siz biliyor musunuz?
Ne yapıyorsun sen oğlum?
Beni neden sevmiyorsun bilmiyorum ama sevmen de gerekmiyor.
Bana hak ettiğimi vereceksin.
Bu aşırılığının nedenini öğrenebilir miyim?
Beni en alttan başlattın.
Yıllarca köle gibi çalıştım, hiçbir ayrıcalığım olmadan.
Ama sen Artemim'i benim elimden aldın.
O koltuğu hak etmiştim ben! Üstelik sadece soyadımla da değil.
Kanımla, terimle.
Sırf sen bana ders vereceksin diye herifin biri karşıma geçip bana...
...üstten üstten konuşamaz kendi şirketimde!
Ben Demir’i Artemim’in başına bir amaçla yönetici yaptım.
Sana ben bir şans verdim.
Hâlâ da veriyorum.
Ama sen bunu görmek bile istemiyorsun.
Benim gördüğüm ne biliyor musun?
Kendi koltuğu için endişe duyan yaşlı bir adam.
Saçma sapan konuşma Burak!
Ben bunları niçin yaptım ha, niçin?
Zamanı geldiğinde bu koltuğa sen oturacaksın.
Ben daha fazla beklemeyeceğim.
Sözleşmesi olduğu için Demir’i o koltuktan kaldıramayacağını biliyorum.
O yüzden şirketi ikiye böleceksin.
Tüm iç mimarlık tarafının yönetimini bana vereceksin.
O herif de yapı tarafını yönetecek. Eşit güçte.
Peki, ortada hiçbir neden yokken yönetim kurulunu buna nasıl ikna edeceğim?
Bunu da düşündün mü?
Oğlun olduğumu hatırlarsan bir şeyler bulursun.
Ya sen bir şey yapacaksın...
...ya da ben bir yolunu bulacağım ve bu senin hiç hoşuna gitmeyecek.
(Gerilim müziği)
Selin, kalk hadi, biliyorum uyumadığını.
Selin, hiç sırası değil.
Sıkıldım artık senin bu oyunlarından, anladın mı? Yoruldum!
Selin!
Yüzüme bakamıyorsun değil mi?
Bakamazsın tabii.
Yüzleşmeye cesaretin olmadığı için de bu yolu buldun.
Aferin sana, aferin. Tam bir yetişkin.
(Müzik)
Selin, aç şu gözünü dedim!
Selin!
Selin!
(Gerilim müziği)
20
(Anlaşılmayan konuşma)
Sekiz, dokuz...
Üç tane mi içtin bu ilaçtan Selin?
Kalk, kalk çabuk!
(Gerilim müziği...)
(...)
Selin! Selin! Selin, aç gözünü! Selin!
Selin! Topla kendini Selin!
Selin!
Selin, kendine gel! Hadi!
Hadi Selin, uyan, Selin!
Selin!
Selin! Selin, aç gözünü! Selin!
Hah, tamam, geçti.
Geçti, ben buradayım. Geçti.
Selin! Selin, beni duyuyor musun? Selin!
Uyanmak istemiyorum.
Hayır, hayır, hayır! Uyan, uyan, hadi. Hadi uyan Selin.
Rüyamda birlikteydik.
Selin! Selin! Selin!
Selin, aç gözünü! Selin!
Selin! Selin, aç gözünü!
Selin!
Rüyamda beni seviyordun.
Rüyamda beni öpüyordun.
Uyanmak istemiyorum.
Selin! Selin! Selin!
Selin!
Selin, aç gözünü! Selin!
(Duygusal müzik...)
(...)
Selin!
(Duygusal müzik)
(Bora) Ustam, bu sende kalsın.
Benden sana bir hatıra.
Eyvallah Bora kardeşim.
Merak etme, arada gelir seni yoklarım.
Ama haberli yokla ustacığım, biliyorsun, ben biraz ürküyorum senden.
Aydacığım, bunu da sen çok sevmiştin. Bu da sende kalsın, olur mu?
Ya Bora, ne gerek var? Yeni iş yerinde kullanırsın.
Ya, ben yeni iş yerinde yenisini kullanırım.
Sende kalsın, tamam mı?
Ben de bunu beğenmiştim zaten.
Bu da güzelmiş.
Ee, hatıra olsun diye.
Ayy!
Dayanamayacağım ya, çok kötü oldum.
Siz hep birliktesiniz boncuğum, peki biz ne yapacağız?
Azmiye Hanımcığım, yani bu sandalye boş kalmayacak ki, illa birisi gelecek.
Bora gider, Ahmet, Mehmet gelir yani.
Bu arada arkadaşlar, Burak'la Selin'e de benden selam söylersiniz artık, tamam mı?
Kalsaydın biraz daha, kendin veda ederdin.
Hem Demir Bey akşama kadar dedi.
Yok Aydacığım ya, o gelmeden gideyim ben. Yani yüz yüze gelmeyelim.
Böylesi daha iyi olacak.
Arkadaşlar, hepinizle ayrı ayrı çalışmaktan çok çok mutlu oldum.
Kendinize iyi bakın, tamam mı?
Selin.
Selin, hadi kalk.
Hadi gel. Selin.
Gel, üstünü değiştirmen lazım.
Al.
Selin.
Selin bak, bu hâlin devam ederse seni hastaneye götürmek zorunda kalacağım.
Mideni yıkasınlar.
Selin.
Ya bırak beni, ne olur.
Birazcık daha uyuyayım.
Lütfen, birazcık daha.
Gerçeklerle yüzleşemiyorsun değil mi?
(Demir) Yüzüme bakamıyorsun.
Neden yaptın bunu Selin, hı?
Nasıl bu kadar acımasız olabildin?
Uyanmak istemiyorum.
Efendim Ayda?
Burak, Happy Pie'dayız, hadi sen de gel.
Biraz işim var, sonra geleceğim Ayda.
Tamam. Hadi görüşürüz.
Bir sen eksiktin ya!
Burak, ne haber? Bıraktığım bomba patladı mı?
Sen hastasın, biliyorsun değil mi?
(Alara ses) Sen nesin peki?
Aman aman, neyse, cevap verme.
Bak ne diyeceğim, olayları dinlemek için sabırsızlanıyorum. Bana gelsene.
Gelemem Alara.
Hiç senin ergen kaprislerinle uğraşacak durumda değilim.
-Burak! -Sonra Alara!
Demir’in böyle bir karar vereceğini düşünmemiştim.
Ben de hiç düşünmezdim.
Onca emek ziyan oldu. Yazık vallahi.
Asıl Demirciğime yazık oldu.
Ama onu düşünen hiç kimse yok tabii.
Hıh!
Ee, ben bir Leyla Hanım'a bakayım.
Ben de bir Firuze Hanım'la ilgileneyim.
(Müzik)
Ee ama hiç yemiyorsunuz.
Bora, Merve, yapmayın lütfen ya.
Hem ben size burada var ya, acayip güzel düğün yapacağım.
Aşk yasağı falan da kalmadı artık, ha?
En kötüsünü atlattınız.
Azıcık mutlu olun lütfen.
Selin nerede peki?
Ya sorma, onun da çok morali bozuldu, çekti gitti.
Yani o kadar emindi ki Demir Bey'in yasağı kaldıracağından...
...hışımla girdi odasına, ne yaptı, ne dedi, inan hiç bilmiyoruz.
Hiç gerek yoktu böyle bir şey yapmasına.
Yani kendi sinirlerini bozdu bizim yüzümüzden.
Keşke yalnız bırakmasaydınız, peşinden gitseydiniz.
Burak gitti peşinden.
Hatta sonra şirkete de geldi de...
...Selin yanında değildi.
Ben de aradım ama açmadı.
Bu da yeni âdeti, kafası attı mı telefonları açmıyor.
Peki Demir, o ne yaptı?
Sorma, o da çok fenaydı.
Yanardağ gibi kaynadı kaynadı, taştı.
Selin de işe dönmeyince öfkelendi, çıktı gitti.
Anladım.
Ben geliyorum hemen.
Abi, selam, nasılsın?
Sağ ol.
Ben iyiyim de sana ihtiyaç var.
Müsaitsen gelebilir misin, bir konuşalım.
Tamamdır, bekliyorum.
Selin.
Hadi kalk, kahve getirdim sana.
Hadi biraz iç.
Hadi gel.
Gel.
Selin, hadi. Biraz iç, sonra bir şeyler yersin.
Hadi yorma beni.
(Müzik...)
(...)
(...)
-İbrahim. -Abi, hoş geldin.
Hoş bulduk.
Kardeşim, nerelerdesin sen ya?
Yahu görüşemiyoruz ne zamandır.
Demek acil bir durum olmasa aramayacaksın ha?
Olur mu öyle şey Bünyamin abi? İşler yoğun bir de biliyorsun.
Bir de bu güzel hanımefendi var sanırım mazeret olarak.
-Merhaba, hoş geldiniz. -Merhabalar.
Abi, Ayda.
Sana bahsettiğim Selin'in arkadaşı.
(İbrahim) Ayda, biz şu tarafa geçiyoruz. Buyur abi.
(Müzik)
Selin'in arkadaşı.
Öyle mi İbo?
Abi, sen evlilik terapisi, çift terapisi, ne diyorsanız artık...
...böyle şeyler yapıyordun, değil mi?
Yapıyorum, evet İbrahimciğim ama...
Yani ben geleneksel metotların insanı pek değilim.
Benim yaklaşımım daha yenilikçi.
Nasıl diyelim ona? Çağının ilerisinde.
Sen işini bilirsin zaten.
Benim iki tane arkadaşım var.
Çok inatçılar ve çok zor bir dönemden geçiriyorlar şu an.
Dertlerini bilmiyorum ama çok mutsuzlar.
Kısacası yardıma ihtiyaçları var.
Hişt! Ne yapıyorsun sen gizli gizli?
Hiç. Selin'i aradım, açmıyor.
Aa! Ne oldu sana be, ağladın mı?
-Yok. -Söylesene kızım, ne oluyor?
Kiminle konuşuyor İbo?
Arkadaşıymış.
Ben de Selin'in arkadaşıymışım.
Evet. Ben de Selin'in arkadaşıyım. Yani?
Ya adama beni...
Beni adama Selin'in arkadaşı olarak tanıttı Merve.
Kız arkadaşım değil.
Sevgilim değil.
Yani öpüştüğüm adamla aramdaki tek alaka...
...ikimizin de Selin'in arkadaşı olmamızmış.
Canım, bunu lafın gelişi söylemiştir.
Yani tamam, laf öyle kolay kolay gelmez de...
Yani...
Of! Kurma kafanda Ayda, dili sürçmüştür çocuğun.
Bilmiyorum Merve, çok moralim bozuldu.
Of! Vallahi herkesin morali bozuk ha, sıraya gir.
Zaten Selin de telefonlarını açmıyor.
-Evine de gidip bakamıyoruz ki. -Ha.
O sorun ortadan kalktı bu arada, Demir Bey biliyor.
-Nasıl yani? -Vallahi, Selin anlatmış işte.
Yani Demir Bey'in her şeyden haberi var.
Selin'le Demir Bey'in aynı evde oturduklarını bildiğimizi falan öğrenmiş.
Aa!
(Burak) Aynı evde mi oturuyorlar?
Selin'le Demir aynı evde mi yaşıyorlar?
Sandığın gibi değil Burak, öyle değil ya.
Burak, mecburiyetten, mecburiyetten.
-Off! -Ee, ne oldu şimdi?
Bu Burak niye geldi, niye gitti?
Aman, herkes de bir eserekli.
(Müzik)
Aynısından bir tane daha.
Ben size bir taksi çağırayım isterseniz.
Taksi falan istemiyorum.
(Müzik)
Ne istiyorum, biliyor musun?
Her şeyi.
Adam bana ait olan her şeyi aldı.
Her şeyi.
Daha istediğimi bile bilmediğim şeyleri aldı.
Benim için ne kadar değerli olduğunu anlayamadan.
(Müzik)
Demir sürekli Selin'in evine gidiyor diyorum.
Meğer birlikte yaşıyorlarmış.
Şirkete beraber gelmeler.
Şirketten beraber gitmeler.
Bir de aptal gibi kızı taciz ediyor diyorum.
Sen beni atlatabileceğini mi sanıyorsun çekirge?
Ya, şu hâline bak!
Planımız tutmuş. Tebrik edeceğine hâlâ atar yapıyorsun bana.
Ne planı?
Senin sır dediğin bu muydu?
Vallahi sakladım sakladım, en sonunda...
...Selin'le Demir'in arasına bombayı bıraktım.
Hani Demir'e söz vermiştin kimseye söylemeyeceğine?
Demir herkese Selin'in söylediğini zannediyor.
Tam da aşk yasağı kuralı hakkında açıklama yapacakken...
...çok yazık.
Ee, Demir ne yaptı, sinirlendi mi?
Kesin öfkeden deliye dönmüştür.
Ne yaptıysa Selin'i hastanelik etti.
Bora da işten çıkmak zorunda kaldı.
Ve zafer!
Ee, bana bir içki ısmarlamayacak mısın?
Aptal olma. Selin'e acıyacağına sevin biraz.
Artık Selin ve Demir arasında kocaman bir aşk yasağı kuralı var.
Bora'yı işten attığına göre kendi kuralını da çiğneyemez.
Yani, Selin senin.
Aynısından olsun.
Niye mutsuzsun pekâlâ?
Çünkü içim soğumuyor.
Demir'in altındaki koltuğu alana kadar da soğumayacak.
Oo!
Ego mücadelesi.
Yalnız dikkat et, Demir kuvvetlidir.
Sonra altında ezilmeyesin.
Biliyor musun Alara?
Sen gerçek Burak'ı hiç tanımadın.
Elindeki son kozu da oynadığına göre neler olacağını görmek için...
...etrafta olur musun bilmiyorum.
Ama yaptıkların için teşekkür ederim.
(Müzik)
Hanımefendiye aynısından bir tane daha.
Uyanmışsın, sonunda.
Sen ne zaman geldin?
Ben en son burada uyuyordum.
Ama uyandığımda senin yatağındaydım.
Kıyafetlerim de değişmiş.
Ne oldu bana?
-Hatırlamıyor musun Selin? -Neyi?
-Dünya kadar ilaç içtiğini. -İlaç mı?
En son senin ofisinde konuşuyorduk biz.
Sonra...
Beni eve getirdiğin için teşekkür ederim.
Ben getirmedim seni eve.
Kim getirdi o zaman?
Selin, gerçekten hatırlamıyor musun yoksa bu da...
...benim sempatimi kazanmak için yaptığın oyunlardan biri mi?
Demir, ne diyorsun sen ya? Anlamıyorum.
Bir şeyler ye.
-Konuşmayacak mıyız? -Hayır.
Neden?
Çünkü aynı evde yaşamaya mecbur olduğumuz için...
...ilişkimizi medeni ölçülerde tutmaya çalışıyorum.
Demir, lütfen.
Bana ne olduysa anlat, bir şeyler olmuş ama ben çözemiyorum.
Uğraşma o zaman Selin. Bırak ikimiz de rahat edelim artık.
Ne söyledi sana? Ne dedi de sana biz bu hâle geldik?
Ne güzel kapının önünde ne kadar iyiydik.
Sonra Alara'yla konuşmak için odana girdiniz.
Sevgilim olarak girdiğin odadan düşmanım olarak çıktın.
Ne oldu, bu kadar erken bal kabağına dönüşmeyi beklemiyor muydun?
O ne demek ya?
O ne demek?
Çıldıracağım artık!
(Gerilim müziği)
Her şeyi geri alabilirim.
Koltuğumu, şirketi geri alabilirim.
(Karşıdan gelen araba korna çalıyor)
(Karşıdan gelen araba korna çalıyor)
(Gerilim müziği)
Selin'i kazanabilirim.
(Karşıdan gelen araba korna çalıyor)
(Gerilim müziği)
(Karşıdan gelen araba korna çalıyor)
(Müzik)
Baba.
Aa! Oğlum!
Uyandın mı?
Nasılsın oğlum? Ağrın falan var mı?
Dokunma, dokunma, dokunma.
Yaran var orada oğlum.
Ah be oğlum, beni çok korkuttun.
Dur, daha anneni aramadım.
Bir arayayım da sesini duysun senin.
Hiç arama şimdi annemi falan, seyahatini bölüp dönmesin şimdi.
Merak etme, iyiyim ben.
İyi, peki.
Sabah beni devirip holdingin başına geçmeyi düşünüyordun.
Böyle ölümüne içip kaza yaparak mı başaracaktın bunu?
Çok komik değil mi?
İleride holdingini bırakmayı düşündüğün tek oğlunu...
...bugün gömüyor olabilirdin.
Cık, cık, cık.
Böyle konuşma oğlum.
Zaten beni yeterince korkuttun.
Ben doktoruna gideyim, senin uyandığını söyleyeyim.
(Müzik)
Kendinize gelmişsiniz. Nasıl hissediyorsunuz?
İyi gibi.
Babamdan başka gelen oldu mu?
Hayır ama aramamızı istediğiniz biri varsa arayabiliriz.
Alara, ne söyledin ona?
Akşam akşam niye geldin Selinciğim?
Alara, bana cevap ver!
(Selin) Ne söyledin de bana karşı zehirledin onu?
Daha dün bana âşık olan adam bugün düşmanmışım gibi bakıyor yüzüme.
Âşık mı?
Ya lütfen Selin, bunun Demir için gelip geçici bir heves olduğunu konuşmuştuk.
(Alara) Rüya bitti.
Demir kendine geldi demek.
Onu bana karşı sen doldurdun.
Kim bilir ne yalanlar söyledin.
Ama bu sefer bunu yanına bırakmayacağım Alara.
Yine boş tehditler. Ama artık iyice sevimsizleşmeye başladı.
Alara, bana hemen Demir'e ne söylediğini anlatacaksın!
Yapamazsın.
(Müzik)
Bana söylediğin yalanları anlatmazsan buradaki her şeyi dağıtırım.
Daha iyilerini alırım.
(Müzik)
Bırak onu!
Bu adama ne söyledin?
Herkesin bildiğini neden senden saklıyorlar, dedim.
Herkes neyi biliyormuş?
Aynı evde yaşadığınızı.
Ne oldu? Şaşırdın.
(Alara) Herkese söylemişsin.
Bir de Demir'e karşı bilmiyormuş gibi yapıyorsunuz hepiniz.
Ne kadar ayıp Selin. Resmen dalga geçiyorsunuz Demir'le.
Alara, o iş öyle değil.
Sen hiçbir şey bilmiyorsun.
Şirkette iki arkadaşının evlendiğini saklıyorsun.
Ama Demir'le olan sırrınızı herkese söylüyorsun.
Senin en başından beri kimin tarafında olduğun belli.
Ben sadece doğru olanı yapmaya çalıştım.
Demir'e karşı bütün faullü hareketleri yaptın.
Sonra kırmızı kartı yiyip oyun dışı kalınca da...
...gelip atölyemi dağıtıyorsun.
(Alara) Biliyor musun Selin...
...sen gerçekten tam bir çocuksun.
(Alara) Demir'in senden soğuması çok normal.
Bu yaptıklarını öğrenince de bir kez daha nefret edecek senden.
Ne oldu? Korktun.
(Müzik)
(Alara) Onu nereye götürüyorsun?
Benim olanı da alıp gidiyorum Alara.
(Kapıyı çarptı)
(Radyoda "Zeynep Alasya - Geç Kaldım" çalıyor)
Sağ ol Vedat'ım.
"Kızıyorum her şeye"
(Kadeh tokuşturdu)
("Zeynep Alasya - Geç Kaldım" çalıyor) "Yoruldum taşımaktan sırtımdaki yükleri"
"Silemiyorum artık yüzümdeki...
İnsan en büyük kötülüğü kendisine yapıyor.
Hayallerin yıkılıyor, bir daha hayal kurmaya korkuyorsun.
Canın yanıyor, bir daha sevmeye korkuyorsun.
Sen şimdi ne zamana kadar iteceksin insanları hayatından?
Bilmiyorsun Vedat.
Selin...
Selin'le aramızda olanlar...
...öyle bizim zannettiğimiz gibi değil.
O kadar korkunç ki.
Keşke ben bile öğrenmeseydim diyorum.
Ne oldu oğlum bu kadar korkunç?
(İç çekiyor)
Hep aynı yerden vuruluyorum be Vedat'ım.
Her seferinde sen öyle inanmak istiyorsun Demir'im.
Hiçbir yara birbirine benzemiyor.
Sen iki yıl önceki Demir değilsin...
...Selin de senin eski nişanlın değil.
(Martı sesleri)
(Dalga sesleri)
(Derin nefes veriyor)
Alara cadısı her seferinde damarıma basmayı başarıyor.
Kesin atölyeyi dağıttığımı da yetiştirir sana.
(Selin güldü)
Neyse. En azından resmini kurtardım.
Demir, sen bana çok kızdın, değil mi?
Bu sefer de aynı evde yaşadığımızı söyledim diye.
Aşk yasağını da bu yüzden kaldırmadın gerçekten, değil mi?
(Erkek) Kadına bak, resimle konuşuyor.
Deli midir nedir.
Harika.
Beni dinlemediğin için şimdi oturmuş resminle konuşuyorum.
(Duygusal müzik)
Ay, kusura bakma ama Alara cadısı seni hiç güzel çizememiş.
Senin gözlerin daha sıcak bakıyor bir kere.
Sevindiğinde, şaşırdığında...
...hatta bana kızdığında bile.
Senin dudakların...
...daha yumuşak.
(Duygusal müzik)
Aa! Aman canım, neyse ne!
Çizememiş işte seni.
Ayrıca sen ona öyle bakmıyorsun...
...bana baktığın gibi.
Öpmüyorsun onu mesela.
Aa!
Paris'te bir şey olmadı o zaman.
Ya Demir, başından beri doğru söylüyormuşsun!
Of! Şimdi yanımda olsan sana böyle kocaman sarılırdım.
Keşke bana bu kadar kızmamış olsan.
Of!
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Evet, Burak Yangel'in arkadaşıyım.
Ne? Hastanede mi?
İyi mi peki? Hangi hastane?
Tamam, geliyorum.
(Müzik)
Ustam, ben bunu burada bıraksam, yarın gelip alsam?
Bak, benim için çok önemli, gözün gibi bak, tamam mı? Ne olur.
Peki, olur.
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
Ne kadınmış arkadaş ya!
Üstünden iki yıl geçti ama hâlâ senin bugününe uzanabiliyor.
Üstelik kendisi ortada bile yok.
Eylül'ü düşünmüyorum artık Vedat.
Düşündüğün için değil zaten.
Sende açtığı yara kapanmadığı için oluyor bütün bunlar.
Yetmedi mi sana verdiği zarar?
Onun için sağlığını kaybettin, işini kaybettin.
Demir'im, kendine gelmen bir yıldan fazla sürdü.
Şimdi ülkeye dönüyorsun.
Ben seviniyorum kardeşim her şeyi geride bıraktı diye.
Ama sen tutuyorsun şirkete aşk yasağı koyuyorsun.
Hayır, sonra bir de o yasağı bahane edip...
...Selin'le yeni sayfa açamıyorsun. -Açamam Vedat.
Kendin anlattın işte nedenini.
Oğlum, Selin bambaşka bir kız.
Eylül'e benzeyen hiçbir tarafı yok.
Olduğu yere kök salan bir kız o.
Oğlum, onun bahçesinde keçi bağlı ya, keçi.
Tosbağası, köpeği, balığı, çiçekleri.
Onları bırakıp iki gün tatile bile gitmek istemeyen bir kız.
Sevdiği adamı terk edip gidecek birine benziyor mu sence?
-Sevdiği adamı. -Öyle.
Değil Vedat'ım, değil.
Oyunmuş hepsi.
Beni kendisine âşık edip yasağı kaldırtmakmış derdi.
O tatlı, sevimli kızın ağzından çıkan on laftan dokuzu yalan Vedat.
Daha kaç kez aynı şeyi yaşayacağım ben?
Önce annem, sonra Eylül, şimdi...
Bir daha olmaz Vedat, olmaz.
(Radyoda "Zeynep Alasya - Geç Kaldım" çalıyor)
Oğlum, ben Selin'in sana nasıl baktığını gördüm.
Kusura bakma, hiç kimse öyle güzel rol yapamaz kardeşim.
Belki senin söylediğin gibi başlamıştır, onu bilemem.
Ama şu an oynamadığı kesin.
Belki seni kandırmak isterken kendisi âşık olmuştur, olamaz mı?
O kadar hızlı bağladı ki kendisine.
Her şeyiyle hayatımı kapladı.
Ama hata bende.
Ben de izin vermeyecektim.
Mesafemi, tavrımı koruyacaktım.
Of!
Tam kalbinin en kırık yerindesin şimdi.
Ben sana oralara girme dedim.
İnme o kuyulara dedim ama...
Neyse artık, olan oldu.
Birazdan gidersin, oturur konuşursunuz.
Gidemem ben hiçbir yere, buradayım.
Hiç kusura bakma, sera bu gece kapalı Demir Bey.
Evli evine. Hadi iyi geceler.
Vay arkadaş ya!
Sana en ihtiyacım olan günde beni kovuyorsun, öyle mi?
Oğlum, senin bana değil, Selin'e ihtiyacın var.
Aranız soğumadan, kırgınlıklar artmadan oturun, sakince konuşun.
Hadi iyi geceler.
Ya...
Vedat, sen ciddi misin?
Hadi kardeşim, kapattık, hadi.
Hadi iyi geceler. Radyoyu da kapatırsın.
Sana helal olsun be! Git, sen de git.
(Radyo çalıyor)
Demir Erendil tek, siz hepiniz, buyurun.
(Radyoyu kapattı)
(Telefon çalıyor)
Ekrem Bey.
Burak kaza geçirdi Demir, hastanedeyiz.
(Ekrem ses) Çok önemli bir şeyi yok ama...
...bir süre evde dinlenmesini istiyorum.
Çok geçmiş olsun.
Durumu nasıl şu an?
(Kapı açıldı)
Burak.
-İyi misin? -Selin?
Seni de mi aradılar?
Kusura bakma, son aramalardan baktılar herhâlde.
Merak etme, iyiyim.
Yine direksiyonun başında delirdin, değil mi?
Niye böyle şeyler yapıyorsun Burak, ne yapıyorsun sen?
Bana kızıyorsun ama sen?
Bayılıp hastanelik olacak kadar ne yaşıyorsun Selin?
-Eskiden olsa konuşurduk. -Burak, bak.
Ben bazı şeyleri kendim bile anlayamıyorum.
O yüzden kimseyle konuşmadım, kızlarla bile.
Onlar Demir'le aynı evde yaşadığını biliyor ama.
Peki, ben o eve geldiğimde Demir de orada mıydı?
Evet, evdeydi.
Ama sen dut gibi sarhoş olduğun için...
...seni apar topar göndermeye çalıştım.
Benim asıl kızdığım şey, senin o hâlde benim evime gelmen ve...
...telefonumdan ailemle konuşmandı.
Evet, kabul ediyorum.
Çok hata yaptım.
(Burak) Ama şirketten biriyle aynı evde yaşarken...
...diğer çalışanlar çift oldu diye şirketten atmak.
Böyle bir ikiyüzlülük hiçbir zaman yapmadım.
Ah!
-Acıyor mu? -Biraz.
Bir dakika dur, yastığını düzelteyim.
(Gerilim müziği)
Sen iyileşince konuşuruz bunları, tamam mı?
(Müzik)
(Kapıya vuruyor)
-Çok geçmiş olsun. -Teşekkürler.
(Burak) Haber çabuk yayılmış.
Galiba internete düştü.
Ekrem Bey aradı beni.
Babam biraz telaşlandı. Gördüğün gibi iyiyim.
Sevindim.
Bir şeye ihtiyacınız var mı?
(Burak) Hayır, yok.
İhtiyacım olan her şey yanımda zaten.
(Müzik)
Peki. Tekrar geçmiş olsun.
Selin Hanım, siz refakatçi olarak mı kalacaksınız?
Ee...
Sevinirim.
Kalabilirim.
Peki.
İyi akşamlar. Geçmiş olsun.
(Duygusal müzik)
Bu adamın seni üzmesine izin mi vereceksin?
Ben üzgün değilim ki. İyiyim ben, merak etme.
(Nefes veriyor)
-Hoş geldin kızım. -Merhaba Ekrem Bey.
Haberler çok iyi. Bütün sonuçların çok iyi çıkmış.
Doktorunla konuştum, yarın taburcu oluyorsun.
Süper.
Bu gece yanında ben kalıyorum.
Selin kalıyordu.
Hiç gerek yok kızım. Ben buradayım.
Sana bir daha zahmet olmasın.
Peki, tamam o zaman.
Ama bir şeye ihtiyacınız olursa söyleyin bana, tamam mı?
Tabii, tabii.
-Geçmiş olsun. -Sağ ol.
(Müzik)
(Sessizlik)
(İbrahim) Güzelim, ben yaparım, bırak.
Gerek yok, arkadaşım.
Hallediyorum ben.
Ama sen yoruldun bugün, sinirlerin de gergin.
-Biraz otur, dinlen istersen. -Yok.
Arkadaşım.
Zaten biter birazdan, çok uzun sürmez.
Ha, tabii senin işin varsa gidebilirsin.
(Müzik)
Tamam, senin canını sıkan bir şey var belli ki.
Nedir?
Yok.
Önemli değil.
Arkadaşlar arasında lafı bile olmaz.
Sonuçta arkadaşız.
Ayda, ne diyorsun sen? Ben hiçbir şey anlamadım şu an.
Ben Selin'in arkadaşıyım, öyle mi İbo?
Aramızdaki ilişkiyi tanımlayacak başka hiçbir şey yok çünkü.
Sen buna mı takıldın gerçekten?
Önemsiz bir de, öyle mi?
Tabii kırılmamın, üzülmemin bir önemi yoksa demek ki.
Tamam.
Aydacığım, güzelim, boş yere tartışmayalım.
Bak, çok saçma bir konu bu.
İbo, sen insanlardan sevgili olduğumuzu saklıyor musun?
Tabii ki saklamıyorum.
Ama arkadaşlarının bilmesini istemiyorsun.
Aslında evet, doğru, istemiyorum.
Neden?
Çünkü zaten sizin şirket, arkadaşların, çalışanların...
...teyzeler, herkes ilişkimizin içinde.
Bir de benim arkadaşlarım dalmadan önce...
...birbirimizi tanıyacak vakit istiyorum, bu kadar.
Sevgili olup olmadığımıza karar vermeden önce yani.
Seninle zaten sevgiliyiz Ayda.
Tamam.
Peki.
Ne oldu şimdi?
İyi miyiz?
(Duygusal müzik)
Bence de birbirimizi tanımamız lazım İbo.
Hatta şöyle yapalım.
Birbirimizi iyice tanıyana kadar...
...ve insanlara sevgili olduğumuzu ilan edene kadar...
...birbirimizde kalmayalım.
Öyle film izlerken falan da uyuyakalmayalım.
Dışarıda görüşelim.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Mesaj gitti)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Merve'yle Ayda aynı evde yaşadığımızı daha ilk gün öğrendi.
Onlara söylediğimde sen daha Artemim'e gelmemiştin.
Patronum olacağını bilmiyordum.
Sonra da sana söyleyemedim.
Kimseye söylemedim.
Arkadaşlarım da bu sırrı benim için sakladılar.
Biliyorum, her şey çok üst üste geldi.
Vedat olayı.
Sonra bu.
(Duygusal müzik)
Ama bana bir şans daha verebilirdin...
...koparıp atmak yerine.
Demir...
...benim canım çok acıyor.
(Duygusal müzik)
Senin kalbin acımıyor mu?
(Duygusal müzik...)
(...)
(Kapı kapandı)
(Derin nefes veriyor)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
En azından seni atmamış.
(Öptü)
Bunu ona ver, olur mu?
(Müzik)
(İç çekiyor)
(Uzak Doğu müziği...)
(...)
(...)
(Kapı zili çalıyor)
(Kapı zili çalıyor)
Kapı çalıyor Selin.
(Kapı zili ısrarlı çalıyor)
(Hareketli müzik)
Buyurun.
Ay!
Siz Selin Hanım olmalısınız, doğru mudur?
Doğrudur.
Bir de Demir Bey olması lazım o zaman, doğru mudur?
O da doğrudur.
Şahane. Ben de doğru yere geldim o zaman.
Tanıştırayım, ben Bünyamin C. Açmaz.
Nasılsınız?
Ben sizi çıkaramadım ama...
Çıkaramazsınız, kolay değil.
İbo bahsetmişti biraz.
Bunların hepsini konuşacağız. Ben geçeyim.
Aa!
(Müzik)
Pardon da Bünyamin Bey...
...İbo tam olarak ne için göndermişti sizi buraya?
Açıklayayım.
Siz ikiniz...
...birlikte yaşamanın getirdiği bazı zorluklar yaşıyormuşsunuz.
Hatta bu durum birbirinize de zarar vermeye başlamış.
Arkadaşınız da acil olarak bir çözüm üretilmesi gerektiğini düşündü.
Ha, siz bunun için geldiniz.
Evle ilgili çözüm üretmek için.
Hah, sonunda.
Bünyamin Bey, biz bu ev meselesi yüzünden çalmadık kapı bırakmadık.
Ama hâlâ çözebilmiş değiliz.
Yalnız çok kolay olmayacak, onu baştan söyleyeyim.
Hatta biraz zaman da alır bu işler, onu da söylemiş olayım.
Demir'in avukatı da öyle söylüyor.
Hayır, hayır, hayır.
Aramızda uzlaşma yolunu seçelim.
Avukatlar en son çaremiz olsun.
Gerçekten çok iyi olur.
Bünyamin Bey, tam zamanında geldiniz.
Çünkü daha fazla aynı evde yaşamamız imkânsız.
Genel olarak Demir Bey zaten imkânsız bir insan.
Ayrıca pek de uzlaşma taraftarı değildir, ben size söyleyeyim.
Kendi kendine fikir değiştirir, sonra da karşısındakini suçlar.
Özel meselelerimizi burada açmayalım lütfen. Çok yersiz oluyor.
Hayır, hayır. Burada açalım.
Nerede açacağız? Tabii ki burada açacağız.
Bakın, efendim, kişisel alanlar, sahiplik olgusu...
...ait olma ve kurulan duygusal bağlar...
...bunların hepsinin üzerinden birer birer uzlaşacağız.
Bünyamin Bey, bakın, ben Demir Bey'e...
...bu evden gitmeyeceğimi söylemiştim.
Demir Bey de bu evden gitmeyeceğini söylemişti.
Neredeyse söz verir gibi.
O sözler, yalanlar ortaya çıkmadan önceydi Selin Hanım.
(Selin) Allah'ım ya!
Gerçekten buraya geldik mi? İyi!
Gidersen git, ne yapayım?
Sen gelmeden önce ben zaten bu evde yalnız yaşıyordum.
Senden sonra da yaşarım herhâlde...
...yani yaşarım bir şekilde.
Yalnız Bünyamin Bey, öncelikle...
...şunu söylemek istiyorum, lütfen yanlış anlaşılmasın.
Ben bu evden gitmek istemiyorum.
Ben Selin Hanım'ın gitmesini istiyorum.
Bu ev zaten benim evim, öyle de kalacak.
Daha fazla aynı evde yaşamamız imkânsız Selin.
Çünkü bu iş katlanılmaz oldu.
(Bünyamin) Bir saniye, bir dakika.
Sizin durumlar bayağı ciddi.
(İkisi birden) Onun yüzünden!
Epeyce bir terapi gerekecek.
-Terapi mi? -Ne terapisi?
Bir saniye. Buyursunlar.
(Selin) Bünyamin C. Açmaz.
Uzman psikoterapist.
Bir saniye, siz emlak danışmanı değil miydiniz?
Keşke öyle olsaydım.
Sizin derdiniz emlak değil ki efendim.
İlk önce bir bunu kabul edeceğiz, değil mi?
Of, İbo!
Oğlum, bir şeyler yesene.
Canım istemiyor.
(Nefes veriyor)
Bütün gece ya sana bir şey olursa diye düşündüm.
Bunun nasıl bir korku olduğunu anlaman mümkün değil.
Seni korkutmak istemedim, üzgünüm.
Benim seni sevmediğimi düşünmen beni çok üzüyor.
Ben sadece senin benden daha başarılı...
...daha ileride, daha güçlü olmanı istiyorum.
(Ekrem) Seni kaybedebileceğim...
...aklımın ucuna bile gelmedi.
Beni kaybetmedin.
Ben buradayım ve sana ihtiyacım var.
Ben de buradayım oğlum.
İsteklerini yönetim kuruluyla görüşeceğim.
(Ekrem) Yalnız bu arada biraz sabırla beklemeni istiyorum, olur mu?
Dağılmadan.
Bir de...
...artık beni böyle korkutma, olur mu?
Tamam.
O kadar uzun zaman bekledim ki-- (Kapı açıldı)
Çıkış işlemleri için gelebilir misiniz Ekrem Bey?
Tamam, geliyorum.
(Müzik)
(Keçi taklidi yapıyor)
(Keçi taklidi yapıyor)
Demir Bey, size özel bir soru soracağım.
Terapiye neden bu kadar karşısınız?
Çünkü aramızdaki sorun terapiyle düzelecek gibi değil.
Nasıl düzeleceğini düşünüyorsunuz peki?
Tamam, hadi biraz duygularınızdan bahsedelim.
(Bünyamin) Hmm... Ev.
(Bünyamin) Ev, ev, bu ev.
Demir Bey, Selin Hanım'ı evde görüyorsunuz...
...işte görüyorsunuz.
Bu durum duygularınızda bir değişiklik yaratıyor mu?
Hayır. Selin aynı Selin.
Sizde?
Benim için de aynı.
Aslında evde biraz daha farklı.
Çünkü burada yalnızız, evde patronum olmuyor.
Yani patronluk taslamadığından değil de.
Affedersin ama ne patronluk taslıyormuşum?
-Yediklerime karışıyorsun. -Sağlıksız besleniyor çünkü.
-Bisikletle gitmeme izin vermiyorsun. -Güvenlik önlemi almıyorsun.
Evden ne zaman çıkacağımıza, ne zaman yemek yiyeceğimize...
...ne konuşup, ne konuşmayacağımıza bile sen karar veriyorsun.
Artık vermiyorum.
Bir saniye ama. Bana da yardımcı olun...
...ben de duygularınızı anlamaya çalışıyorum burada. Olabilir bunlar.
Her genç evli çiftin başına gelir.
(İkisi birden) Biz evli değiliz.
(Bünyamin) Anlıyorum.
Peki, bu konuştuğunuz bir şey mi?
Yani evlilik, gündeminizde olan ve konuştuğunuz bir durum mu?
Al boncuğum, al. Kolonya getirdim, ferahlarsın.
Ne oldu şimdi buna? Ağlamasından hiçbir şey anlamadım ben.
Bora'yla evlendiklerini söylemiş babasına bu sabah. O da evden kovmuş.
Aa!
Vah, vah, vah! Hem ağlarım hem giderim olmuş desenize.
Ferruh!
Lafına dikkat et, kızı üzersen seni üzerim.
İç şunu boncuğum, iç, sakinleşirsin birazcık, hadi.
Bora'ya haber verelim mi?
Yok, yok. Ben biraz sakinleşeyim, ararım zaten.
O da ailesiyle konuşacaktı, şimdi aramayayım onu.
Tabii, tabii. Ailesinden para da isteyemez şimdi.
Torunlar olunca barışırlar artık.
Aşk olsun Ferruh Beyciğim.
Ferruh, iki oldu, üçüncüde alırım dalağını.
Ama kesin çözüm bu, yani bir an önce torunu verin kucaklarına, bence.
Ferruh Bey, daha yaşayacakları ev yok, nasıl çocuk yapsınlar hemen?
Aa!
Boncuğum, üzülme, Bora'nın evine taşınırsın.
Onun da ev arkadaşı var.
Yok, yok. Öyle ev üstüne ev gibi olmaz.
Siz artık evlisiniz, özel alanınız olması lazım.
Öyle ev arkadaşıyla falan olmaz o iş.
Hay Allah! Ne olacak peki şimdi, bir çare düşünmek lazım.
Dur bakalım, herkes gelsin, düşünürüz.
Ama sen kendini üzme, olur mu boncuk kız?
Öyle diyorsunuz da o işler hiç kolay değil.
Şey, ben masama geçeyim.
Çok geçmiş olsun Merveciğim. Ah canım!
Bulacağız bir çaresini, sen hiç üzülme, tamam mı?
Sorun evlilik değil.
Ama sizi geren bir şey var. Ne?
Birbirinize söylemediğiniz bir şey olmalı.
Vallahi Bünyamin Bey, ben artık bana hiçbir şey söylemesini istemiyorum.
Çünkü söylediği her şey yalan, yaptığı her şey oyun.
Demir, ben özür dilerim, sana yalan söylemek istemedim.
Ama katılığınla ve koyduğun kurallarla beni buna mecbur bıraktın.
Yaptığın her şeyi kendin seçtin Selin. O oyunu oynamayacaktın.
Ben zaten kaldırmayacaktım o yasağı.
Beni böyle ikna ettiğini sandın ama çok yanıldın. Bambaşka bir çözüm bulacaktım.
Ama gerek de kalmadı.
Seni kırmak istemedim.
Bir insanın böyle bir şey karşısında kırılmayacağını düşünmek için...
...onu robot olarak görmek lazım.
Bazen robot gibi davranıyorsun zaten.
Anlaşıldı, böyle olmayacak.
Bakın, konunun daha da derinine, sorunun kaynağına inmemiz lazım.
Bünyamin Bey, biz sevgili değiliz, aramızda öyle bir şey yok.
Olmamasına karar verdik.
Sen karar verdin.
(Bünyamin) Ahh! Karışmış her şey.
Karmakarışık olmuş. Şimdi...
...bu düğümü çözmek için neresinden çekiştirmek lazım? İşte...
Ev. Tabii ya, aynı evde yaşamak...
...duygularınızı karıştırıyor olabilir.
Mesela ortak alan kullanımı, değil mi? Kaç tane banyo var bu evde?
(Bünyamin mırıldanıyor)
Güzel.
Aha!
İşte büyük bir sorun.
Niye?
-Havluyla bornoz işte, kime ne zararı var? -Olur mu?
Bu bornozlara sinen kokular birbirine karışır. Sinyal gönderirler.
(Sinyal sesi çıkartıyor)
Pardon. Ne sinyali?
Hormonları harekete geçiren sinyaller.
Feromonlar iç güdülerimizi tetikler.
Aşkın kimyasını taklit ederler ve aklımızın karışmasına neden olurlar.
-Bornozları yan yana astık diye mi? -Evet.
-Peki, yatak odalarınız, yan yana mı? -Üst üste.
Ne güzel bir oda. Sakin ve güçlü bir enerjisi var.
Evet, öyledir.
Burası daha önce benim odamdı, sonra Demir gelip beni atınca...
...üst kata taşınmak zorunda kaldım. Ama sonradan alıştım.
Nereye alıştın acaba? Hâlâ sıcak deyip duruyorsun, üstelik yukarıda klima da var.
Doğru diyor ama. Sıcak olur orası.
Evet.
Neden? Bir saniye tutun.
Hop!
Çünkü insan bedeni ısı üretir.
Biyoloji. Isınan hava ne yapar?
(Bünyamin) Hop, yukarıya doğru yükselir Demir Bey.
Ve sizin sıcaklığınız Selin Hanım'a vurur.
Hı hı!
Aa!
Çok affedersiniz, bir saniye tutabilir misin? Teşekkür ediyorum. Hop!
Selin Hanım'ın soldan sağa dönüşleri...
...sağdan sola yuvarlanışları!
Bütün bunlar yatakta küçük titreşimler yaratır. Rezonanslar.
Alayım gözlüğü. Çok teşekkür ediyorum.
Belki siz Demir Bey...
...bunları duymazsınız ama hissedersiniz.
Evin beton kalınlığı o titreşimleri hissettirmez yalnız.
Üstelik yalıtım malzemesi de var.
Evet, ben de bu evde gürültü engelleyici detaylar kullanmıştım.
Yani evdeki bütün eşyalar duvara sabitlenmiştir.
Tamam işte, sorunun kaynağını bulduk.
Sorunun kaynağı bu kadının yalan söyleme alışkanlığı.
İnsanların duygularını hiçe sayması, benimle oyun oynaması.
Sorunun kaynağı bu adamın beni bu şekilde itham etmesi.
Başka seçeneğim varmış gibi davranıp, bana başka çare bırakmaması.
Hiç olmazsa ilerleyebileceğimiz bir uç yakaladık.
Ucu bırakmayalım.
Bir sonraki seansa bu kaldığımız yerden devam ederiz.
Bu arada siz de lütfen evle ilgili söylediklerimi unutmayın, tamam?
Ben gidiyorum.
Bu mu terapi şimdi, bu mu yani?
Arkadaşlar, arkadaşlar, Burak trafik kazası yapmış.
(Hep bir ağızdan) Ne?
Ölmüş mü?
Ne diyorsun?
İyi miymiş, söylesene.
(Burak ses) Arkadaşlar, merak etmeyin, iyiyim.
Senin dalağını alacağım, alacağım o dalağını. Hepimizin aklını aldın be!
Ustam, bu seferlik affet, benim için.
Ne diyor bu Ferruh, kaza falan?
Gece arabayla yoldan çıktım. Bende çok bir hasar yok da araba pert.
Ayy! Verilmiş sadakanız varmış Burak Bey.
Burakcığım, çok geçmiş olsun.
Ağrın sızın falan yok değil mi?
Ufak tefek ama önemli bir şey yok. Selin yok mu?
Yok, daha gelmedi.
Demir Bey de gelmedi anlaşılan, hâlâ terasta olduğunuza göre.
İnşallah Selin patrondan önce gelir.
Dün Demir Bey'in dumanı tepesinde tütüyordu.
Azmiyeciğim, benden saklamana gerek yok.
Selin'le biz konuştuk, Demir'le aynı evde yaşadığını biliyorum.
Ne? Nasıl?
Selin'le Demir Bey aynı evde mi yaşıyormuş?
Bizim Selin'in doğum günü kutlamasını yaptığımız evde?
Siz bilmiyor muydunuz?
(Burak ses) Neyse. Ben zaten yarın geleceğim, görüşürüz.
Aa! Ne zamandır birlikte yaşıyorlarmış?
Ben nasıl fark edemedim bunu?
-(Demir) Kolay gelsin. -Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Bir tane badem sütlü 'double' ristretto rica edeceğim.
Hemen.
(Müzik)
-Sağ olun. Buyurun. -(Erkek) Teşekkür ederim.
Bu resim nasıl geldi buraya?
Usta koydu herhâlde. İkinci ligde oynayan bir kardeşi var, futbolcu, o galiba.
Anladım. Sağ olun.
(Erkek) Rica ederim.
(Müzik...)
(...)
-Merhaba. -(Erkek) Merhaba.
Ohh! Çok şükür, resim duruyor.
Bugün de herkes bu resmi soruyor.
Sorarlar tabii, yakışıklı adam.
Ben o resmi alabilir miyim? Dün gece de ben bırakmıştım zaten ustaya.
Aa! Tabii. Buyurun.
-Teşekkür ederim. Kolay gelsin. -Hoşça kalın.
(Müzik)
Bunun içine bir buz daha rica edebilir miyim?
Tabii.
Arkadaki resim nereye gitti?
Hangi resim?
-Sağ olun. -Rica ederim. Afiyet olsun.
Çok güzel, deliriyorum.
En sonunda başardınız. Elbirliğiyle delirttiniz beni.
Hop, hop! Ne yapıyorsun?
Aa! Ben gittiğim her yerde seninle karşılaşmak zorunda mıyım Alara?
Demir'le buluşmaya geldim canım. Alayım çaldığın tabloyu.
Çalmadım bir kere, parasını ödeyip aldım.
(Alara) Satılmayan bir şeyi alamazsın yalnız.
(Selin) Öyle mi? Sen de izni almadan kimsenin resmini çizemezsin yalnız.
Nereden biliyorsun izninin olmadığını, belki aldım.
(Selin) Demir sana poz verseydi bu kadar alakasız olmazdı bir kere.
Demir'in bakışları böyle değil.
Alakasız mı? Resimden anlamadığını keşke ilan etmeseydin herkese.
Sen ancak onun suretini çizebilirsin. Demir bana baktığı gibi bakmaz sana.
(Alara) Nereden biliyorsun bakmadığını? Paris'te bakmıştır belki.
Orada iki gün baş başaydık, anlattı mı sana neler yaptığımızı?
Gerek kalmadı, baban anlattı Alaracığım.
Sürekli kendini rezil etmek zorunda mısın?
Asıl sen kendini rezil ediyorsun. Demir'le aramıza girmeye çalışıyordun.
Oldu. Başarılı oldun. Asıl bu eserinle gurur duy bence.
Aa, lütfen. Asıl o başarı senin, ben tebrik ederim.
Demir'i cezbedecek tek bir yönün vardı, o da el altında olman.
Sıradan bir koca avcısının hazin sonu.
Aynı evde oturup aşk oyunları oynayarak daha ne kadar yükseleceğini zannediyordun?
Ama ben sana söylemiştim böyle olacağını.
-Benimle böyle konuşamazsın. -Neden? Kimsin ki sen?
Daha ne kadar yer kaplayacaksın bu hayatta...
...daha ne kadar sınıf atlayacaksın? Sosyal bağlantıların yok.
Çevrende on kişi dışında seni tanıyan yok.
İnanamıyorum sana. Senin derdin ne, bu neyin aşağılık kompleksi?
Hah! Bu tabiri kullanman çok ilginç.
Benim bağlantılarımla popüler olmuş bir şirkette...
...patronunu avlamaya çalışan sıradan bir çalışansın sen.
Alara, yeter!
Demir?
Aa! Dur, dur, dur. Tam da seviyesini gösteriyordu.
Hanımlar, bitmeyen çekişmeniz yüzünden insanlar rahatsız oluyor.
(Demir) Kendinize gelin lütfen.
-Bana neler dediğini duydun mu sen? -Bunu tartışmanın yeri burası değil Selin!
İyi.
Ne hâliniz varsa görün. Çekil!
(Alara) Ben demiştim sana. Sıradan, iflah olmayan bir kız işte.
Selin'e düzgün davranman gerektiği konusunda seni uyarmıştım Alara.
O kız yüzünden bana tavır yapmayacaksın, değil mi?
Hadi değecek biri olsa neyse ama sıradan, basit bir kız işte.
Alara, yeter dedim.
Bana niye sinirleniyorsun ki? Rezilliği çıkartan ortada.
Ben gidiyorum.
Daha konuşacaktık.
Şu an seninle konuşabileceğimi hiç sanmıyorum Alara.
Ee, birlikte yaşıyorlarsa... Oho, aşk yasağını kendisi delmiş Demir Bey.
(Ferruh) Bir de utanmadan Bora'yı işten çıkarttı.
Ha, o Selin Hanım'a da yazıklar olsun yani.
Aa!
Saçmalamayın Ferruh Bey!
Yani onlar aynı evi satın aldıkları için öyle mecburen birlikte yaşıyorlardı.
Düşündüğünüz gibi bir ilişkileri yok yani.
(Müzik)
Günaydın Demir Bey.
Günaydın.
-Selin'i arayayım mı Demir Bey? -Gerek yok. Gelir birazdan.
Siz birlikte gelmediniz mi Demir Bey?
(Azmiye boğazını temizledi)
Yani aynı yerden geliyorsunuz ya, ben o yüzden şey ettim.
(Ferruh) Hah! Kendisi de geldi zaten.
Toplantı odasına geçelim arkadaşlar.
(Gerilim müziği)
Konuyu herkes biliyor anladığım kadarıyla. O yüzden hiç uzatmayacağım arkadaşlar.
Biz Selin Hanım'la aynı evde yaşıyoruz.
(Demir) Bir yanlışlık sonucu aynı evi satın aldık.
Evin kimde kalacağı konusunu da hâlâ çözemedik.
Bunun saklanmasını ben istedim.
Çünkü bir yöneticinin çalışanıyla aynı evde yaşaması...
...kafalarınızda yanlış anlaşılmalara yok açacaktı.
Ama artık herkes öğrendiğine göre....
...kafasında bununla ilgili sorusu olan varsa şu an sorabilir.
Merve Hanım...
...var mı bir sorunuz?
Hayır, yok.
Yani ben zaten Selin'le aranızda bir şey olmadığını biliyordum.
Olsaydı...
...yasağı kaldırırdınız.
Doğru, kaldırırdım.
Çünkü kurallar herkes için geçerli. Benim için de.
Tamam, o zaman biz Yıldırım Bey'in işleriyle ilgili çalışmaya başlayalım.
Yani bugün sayımız da az, Burak Bey de gelemeyecekmiş.
Evet, öyle yapalım. Zamanımız çok dar.
Siz hemen Selin Hanım'la beraber projenin çizimlerine başlayın.
Merve Hanım, siz de tedarikçilerimizle şimdiden konuşmaya başlayabilirsiniz.
Kolay gelsin.
Off!
(Azmiye) Selinciğim.
Hadi, çalışalım o zaman.
Hadi!
Bora, biz ne yapacağız? Her yerden kovulduk.
Babam beni evden kovdu, Demir Bey seni işten kovdu.
Üstüne üstlük bizimkiler beni evlatlıktan kovdu.
Yok artık. Evlendin diye mi?
Sinirlenirler falan tamam da...
...insan evladını nasıl kovar?
Yok, aslında yani evlenmeme çok kızmadılar da işten ayrılmama bozuldular.
Gidecek olan para kesilecek ya.
(Ayda) Aa!
Hay Allah! Hayır, onlar zamanla bir şekilde düzelir de...
...siz nerede yaşayacaksınız, asıl onu düşünmek lazım.
(Ayda) Bende kalsanıza, kocaman ev.
Hem ben gece geç saate kadar kafede çalışıyorum.
Yok Ayda, böyle kimsenin düzenini bozmayalım.
Yani tamam, ev arkadaşı var ama Bora'nın evinde idare edeceğiz işte.
Evet, tamam, biraz dağınık bir tip ama...
...iyidir, iyidir yani, sıkıntı olmaz.
Tamam Bora, senin için sıkıntı yok ama Merve, sen rahat edebilecek misin?
Yok, hayatta olmaz öyle şey. Çok acayip yani.
Acayip falan, madem böyle evlendik, ceremesini de çekeceğiz.
Bir dakika arkadaşlar.
Bütün sıkıntı ev bulmaksa ev var. Siz niye üzülüp duruyorsunuz ki?
(Kapı zili çalıyor)
Öyle çekip gitmek var mı Demir Bey?
Yok artık.
İçeri de mi almayacaksın?
Buyur.
Demir, bak, bu sabahki olay yüzünden gerçekten çok özür dilerim.
Yani ama beni çileden çıkardı, sen de gördün.
Geldi, atölyemi dağıttı. Resmimi alıp gitti.
Alara, ben gerçekten çok yorgunum.
Yani kusura bakmazsan bugün evde yalnız kalmak istiyorum.
Nasıl olacak ki o?
Tamam, şu an burada değil ama illaki gelecek.
Demir, bak, bu ev sana hiç iyi gelmiyor.
Hiç yakışmıyor bu hâller.
Bakma bana öyle. Gerçekleri söylüyorum ben.
Aşk yasağını kaldırmamaya karar vermişsin.
Bunu duyunca sabahki tavrını affettim.
Demir Erendil bana karşı bu kadar kalpsiz olmayacağına göre...
...vicdan yaptın, değil mi?
Ne yapıp ne yapmayacağımı bilecek kadar tanıyor musun beni Alara?
Tanımak istiyorum.
Bana da mı tavır yapıyorsun? Sabahki olay yüzünden mi?
Şu an kimseyi idare edecek durumda değilim Alara.
İdare etmek ne demek Demir? Sen beni idare mi ediyordun bu zamana kadar?
Bak, yanlış bir izlenim yarattıysam özür dilerim.
Ama bunun böyle olacağı konusunda babanı da uyarmıştım.
Babamı mı? Bana yakın olmanı babam mı söyledi?
O yüzden mi bana iyi davranıyordun? Bunların hepsi babamın oyunu mu?
Oyun değil, ricasıydı.
O aranızın düzelmesini istiyor ama senin ne istediğini gayet açık görebiliyorum.
O yüzden ne umuyorsan onu unut ve yoluna devam et. Çünkü bu yol bir yere çıkmaz.
Sen bana böyle davranamazsın Demir.
"Hepimizin şampiyonusun Alara"dan ne çabuk buralara geldik!
O zaman karşımda makul bir insan vardı.
Evime habersiz gelip, içeri dalan biri değil.
Yatak odama izinsiz girip orada vakit geçiren biri de değil.
Şirketimin işlerine karışan biri hiç değil.
-Rahatsız olduğunu söyleseydin o zaman. -Şimdi söylüyorum.
Yetimhane bitti diye işlerimiz bitmedi, daha sırada bir sürü proje var.
Başka şirketlerle çözmen gerekecek.
Anlaştığımız her şeyi aldın, ikimiz de aldık.
Senden bir şey isteyeceğimi söylemiştim. Kolay ya da keyifli olmayacak demiştim.
Seninle Paris'e geldim, yerime Burak'ı da gönderebilirdim.
Göndermedim. Çünkü ben verdiğim sözleri tutarım.
Böylece sana verdiğim bütün sözleri yerine getirdim.
Anlaşma bitti, hesap kapandı Alara.
Demir, bak, tamam, şu an sinirlisin, anlıyorum ama başka bir zaman--
Başka bir zaman olmayacak.
Demir, bak, bu söylediklerine pişman olursun.
Gitsen iyi olur Alara.
(Kapı kapandı)
Yok, yok. Yok, sağ ol abi ama yok, kalamayız.
Senin evinde kalamayız. Sağ ol.
Abi, ev boş, evde kimse yok.
Ben en son üniversite zamanında kalmıştım.
Ondan sonra da kiraya vermedim arkadaşlarım yurt dışından gelir diye.
Elektriği, suyu da çalışıyor.
Ee, ne diyorsunuz?
Yani bilemedim ki.
Yok, yok, olmaz abi. Şimdi sizin semtiniz öyle sıradan bir semt de değildir.
Biz oraya kira yetiştiremeyiz abi.
Boracığım, sen bir iş bul, ondan sonrasını konuşuruz, problem değil.
Merveciğim, bak, bir şeyi beğenmiyorsan değiştiririz.
Fayanslarını mı beğenmedin banyonun, hemen değiştiririz.
Mobilyaları beğenmediysen...
...Azmiye hemen katalog getirir, kızlarla seçersiniz. Hemen sipariş ederiz.
Arkadaşlar, bizim iç mimarlık şirketimiz var.
Hatta siz yarın kız kıza gidip bakabilirsiniz.
Bu arada, Selin, sen biliyorsun zaten evi.
Nereden biliyorum? Hangi ev o?
Geçen sene toplantıdan sonra...
...arkadaşlarımla tanıştırmaya götürmüştüm ya seni.
Tamam, hatırladım.
Merve, o ev çok güzel.
Kutu gibi. Ben öyle bir yaparım ki bayılırsın.
Ne desem bilemedim ki, bir kötü oldum.
Üzülmek yok gelin hanım, bak burada arkadaşların var. Her şey iyi olacak.
Burak...
...çok sağ ol. Mahcup ettin bizi vallahi.
Evet, bu problem de çözüldüğüne göre...
...ben izninizle kalkıyorum.
Selin, seni de eve bırakabilirim. Hem seninle konuşmak istediğim bir konu var.
Yok Burak ya, bu gece o konuyu hiç konuşmayalım.
Hangi konu?
Yok, yok. O değil. Başka bir konu.
Arkadaşlar, görüşürüz.
(Bora) Görüşürüz abi.
İyi, hadi ben de gidiyorum o zaman. Görüşürüz.
Selin, böyle kendi derdimizi konuşmaktan hâlini hatırını soramadık.
İyi misin sen?
İyiyim ben. Yok bir şeyim, merak etme.
Var bir şey. Nasıl yok?
Arkadaşlar, biz iyice bir tuhaf olduk.
Yok, olmaz böyle.
Bakın, yarın sabah geleneksel sahil buluşmamızı yapıyoruz.
Tamam mı? İkiniz de sabah orada olun.
İyi, tamam. Hadi. Görüşürüz.
Öptüm.
Ne oldu Burak? Nereye?
Ben kıza yarın gidelim, eve bakalım dedim ama...
...uzun zaman önce gitmiştim eve.
En son da arkadaşlarım gitti, parti yapmışlardı.
Ev dağınıktır, kıza ayıp olmasın.
Oraya mı gidiyorsun şimdi?
Off! Evet de ben bu hâlde ne yapabilirim bilmiyorum.
Sen de gelsene, evin bir sağına soluna bakalım, kız dağınık görmesin.
Tamam, tamam, gelirim.
(Hareketli müzik)
Tamam.
Ben buraya geldiğimde burada ikili koltuk vardı değil mi?
Evet, iyi hatırladın.
Ev burası. Nasıl buldun?
Merve'yle Bora için harika.
Ama biraz tazelenmeye ihtiyacı var.
O zaman çiçekle başlıyorum.
Manzara çok güzel.
Buradan şöyle...
Oo!
İyi misin?
İyiyim.
Burada çok güzel anılarım oldu.
Umarım Merve'yle Bora da çok güzel anılar yaşarlar burada.
Burak, çok güzel bir şey yaptın.
Merve çok mutlu oldu. Onlar için anlamı çok büyük. Benim için de.
Ben her şey eskisi gibi olsun istiyordum ya...
...sen haklıymışsın.
Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Ama yine de birbirimizin arkasını kollayabiliriz.
Hadi başlayalım.
Başlayalım.
(Müzik)
Bak, bak bu eve! Benden bir iz var mı bu salonda?
Mutfak? Demir'in mutfağı mı orası?
Söyle. Veranda, bahçe?
Nerede Demir Erendil? Yukarıda bir tane odası var.
Başka bir şeyi var mı? Yok!
(Geçiş sesi)
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"
"Sorgusuzca yine seven benim"
"Zamansızca karşımda hayalin"
"Rica etsem lütfen gider misin?"
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
-Bence güzel oldu. -Evet.
Çiçekler iyi fikirdi. Merve burayı sevecek.
Burak, gerçekten çok iyi bir şey yaptın.
Senden öğrendim.
Ben seni tanımadan önce böyle bir adam değildim.
Ben iyi biri değilim ki.
Gerçekten sana böyle hissettirmesine izin mi vereceksin?
İki tane yalan söyledin, arkadaşlarının sırlarını sakladın diye mi?
Selin, insanlar yalan söyler.
Bak Merve'ye, dünyanın en büyük yalanını ailesine söyledi.
Evleneceğini haber vermedi, nikâhına da çağırmadı.
-Merve yalancı mı? Bora kötü mü? -Tabii ki değiller.
Doğal insan davranışı bu.
Korkarsın, yalan söylersin. Endişelenirsin, saklarsın.
Bir sorunu çözmek için zaman kazanman gerekir, yalan söylersin.
Ucunda ölüm yok ya. Herkes yalan söyler.
Herkes yalan söyler. Ama herkese yalan söylenmez.
-Niye, Demir sana hiç yalan söylemedi mi? -Hayır.
-Gerçekten mi? -Söylemedi.
Yaptığı bütün davranışların bir açıklaması var mı?
Sorduğun bütün soruların cevabını alıyor musun?
(Burak) Hiç mi bir şey gizlemiyor senden?
Peki.
Batmakta olan bir şirketin yüzde 20 hissesini neden aldı?
Hadi benim babamın şirketi, o yüzden duruyorum.
O niye alıp geldi, sordun mu?
Aşk yasağını neden koyduğunu sordum.
-Doğruyu söyledi mi? -Performans diyor ama--
Ama yeterli değil, değil mi?
Çünkü gerçek cevabı saklıyor.
(Burak) Biliyor musun, insanlar ne zaman karşısındakine kızar?
Kendi zaaflarını karşısındakinde gördüğü zaman.
Bu yüzden Merve ile Bora'ya çok kızdı.
Çünkü onun da sakladığı çok büyük bir yalan var.
Ne yalanı?
Yakında öğreniriz.
(Müzik)
-Gidelim mi artık? -Tamam, ver bardağını.
Şunları toparlayayım, sonra çıkarız.
Uf!
(Müzik)
(Kapı açılıyor)
(Geçiş sesi)
Hayır, o on yıllık dur. Selin, dur!
Dur.
Çekil oradan.
-Niye kilitli burası? -Orası özel.
-Ne var içeride? -Sana ne be! Ne varsa var.
Bak, kafana yiyeceksin, çekil oradan.
Mantıklı davranacak mısın?
-Sen oradan çekilecek misin? -Önce elindekini bırak.
-Bak, açarım kapıyı. -Çekil.
Tamam, tamam. Tamam, bıraktım.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik...)
(...)
(Vedat dış ses) Belki senin söylediğin gibi başlamıştır, onu bilemem.
(Vedat dış ses) Ama şu an oynamadığı kesin.
(Vedat dış ses) Belki seni kandırmak isterken kendisi âşık olmuştur...
...olamaz mı?
(Duygusal müzik)
Seni anlamak için elimden geleni yapıyorum.
Ama bunu imkânsız hâle getirmek için her şeyi yapıyorsun Selin.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Kapı açılıyor)
(Kapı kapanıyor)
(Duygusal müzik)
-İyi geceler. -Sana da.
(Duygusal müzik)
(Neşeli müzik)
Demir!
Sen, sen ne yaptın ya? Bu evin hâli ne?
Bağırma akşam akşam Selin. Komşuları uyandıracaksın.
Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Beni delirtmeye mi çalışıyorsun?
İşte delirmeyelim diye evi ikiye böldüm.
-Mutfak raflarını da ayırdım. -Evet?
Buzdolabının üst iki rafı benim, alt iki rafı senin.
Ha?
Yarın oturur mutfak ve banyonun kullanım çizelgelerini de çıkarırız.
Böylelikle sık sık karşılaşmak zorunda kalmayız.
Ama merak etme, ben böyle delirmem.
Neyi bölersen böl, neyi ayırırsan ayır...
...benim bu evin içinde olduğum gerçeğini değiştirmez.
Benim üst katta uyuduğum gerçeğini de değiştirmez.
(Neşeli müzik)
Karşılaşmayacakmışız! Bravo! Mükemmel çözüm.
Ben burada sakinleştiricinin etkisiyle baygın yatarken rüyamda seni görüyordum.
Rüyamda beni öptüğünü görüyordum.
İşte o... Sen baygınken ben--
Sonra bir uyanıyorum, yapayalnızım.
Rüyamda beni öpen adam öfkeyle bakıyor yüzüme.
İyi, tamam.
Böyle eşyaları ayırmakla çözülecekse, çözülsün o zaman.
Bravo Demir Erendil, bravo!
Aşırı tepki veriyorsun.
(Neşeli müzik)
(Ateş ediyor)
-Uf, aman, bozuk bu be. -Senin gözün bozuk. Ver bakayım şunu.
(Ateş ediyor)
(Ateş ediyor)
Oo!
Ama ben de balona nişan almıştım.
Ben balonu değil, İbo'yu nişan aldım.
Hayırdır?
Selin'in arkadaşıymışım ya ben...
...bu. Yani bu kadar.
O ne demek ya?
Biz hani konuşmak için buluşmuştuk?
Niye oturup doğru düzgün kahvaltı ederken konuşmuyoruz?
Artık benim bir şeyleri anlatmaya ihtiyacım var.
Tamam, konuşacağız.
Önce balon vuracağız, sonra konuşacağız.
Biz de itilip kakılan üç kadınız. Ve bunu hiç hak etmedik.
Aman Ayda, senin de tersin amma pismiş.
Uf!
Selin, al şunu, vur şu balonu. Çıksın içinden sinir.
Ve biz şu günlerdir söyleyemediğin şey her neyse...
...bir kerede söyle, hiç dolandırmadan.
Of, ben sabahın sekiz buçuğunda balon vurmak istemiyorum ya.
Hem zaten işe geç kalacağız, gidelim artık.
Kalalım, ne var?
Müşteriyle buluşmaya gittik deriz.
Hah.
Hatta şimdi hallediyorum ben.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Azmiyeciğim, hah, günaydın tatlım.
Ayda, ben, Selin müşteri toplantısına gidiyoruz.
Demir Bey sorarsa söylersin, tamam mı?
Müşteri toplantısını falan geç tatlım. İnce ince konuşun...
...sonra her şeyi senden dinleyeceğim. Tamam mı? Hadi öperim.
Tamam, öptüm.
Tamamdır arkadaşım, yapıştır hadi.
Al bakalım, hadi.
Bak şimdi, balona odaklanmıyorsun, tamam mı?
Sinir olduğun birini düşünüyorsun.
(Duygusal müzik)
Kızlar.
Ben âşık oldum.
-Demir'e. -(Merve) Aa!
-Günaydın Demir Bey. -Günaydın Azmiye Hanım.
Ekip nerede?
Müşteri toplantısındalarmış, biraz gecikecekler.
Tabii, muhakkak öyledir.
Demir Bey, size bir zarf geldi. Yıldırım Bey'in şirketinden göndermişler.
Teşekkürler.
(Müzik)
Azmiye Hanım, bana Yıldırım Bey'i bağlayın, acil.
(Kapı vuruluyor)
Gel.
-Demir Bey. -Buldunuz mu? Benim telefonuma aktarın.
Yıldırım Bey avukatıyla görüşmenizi istiyor.
-Hatta avukatı var. -Avukatı?
Peki, verin avukatını o zaman.
Günaydın, Demir Erendil ben.
Yıldırım Bey'in otel işlerinin feshi protokolünü yollamışsınız.
Yıldırım Bey neden böyle bir karar aldı, öğrenebilir miyim?
(Ayda) Ne zamandır böyle hissediyordun?
Yani Selin, sen bize hep ondan kurtulmak istediğini söyledin.
Biliyorum.
Hatta Ayda’da oturup konuştuk ya.
(Merve) İnsan aynı evde etkilenir dedik. Hiç mi kafan karışmıyor dedik.
Ama sen hep inkâr ettin Selin.
-Artık inkâr edemeyeceğim durumdayız. -Nasıl?
Nasıl? Ne durumda yani?
-Kızlar. -Hı?
Ee...
-Demir'le biz... -Ne?
Ne, Demir'le ne, ne siz?
Öpüştük.
(İkisi birden) Ne? Öpüştünüz mü?
Tamam, dur, bağırma.
Ay, kızım, çok heyecanlı ya.
Ben niye bu kadar heyecanlandıysam. Böyle kalbim oturdu kalktı ha.
Bir dakika, bir dakika ya. Ne zaman oldu bu?
Ormanda kaybolduğumuz gece.
Sen ondan o gece otele ruh gibi geldin.
Bırak ya şimdi oteli falan. Şeyde kalalım, ormanda kalalım.
Nasıldı, yani nasıl oldu? Böyle...
...romantik bir öpüşme miydi yoksa böyle arzular şelale bir öpüşme miydi?
Ya Merve ya.
Ya kızım, Demir Erendil, hadi bir şey söyle.
Söyleme söyleme.
Söylemesin Merve ya, Allah Allah.
Adam bizim patronumuz, her gün yüz yüze bakıyoruz.
Çok güzeldi.
Ya, benim de sorduğum soru ha.
Kız diyor ki âşık oldum. Artık nasıl öptüyse Selin'i.
Sen ondan aşk yasağının kalkacağından o kadar emindin.
Ama kalkmadı.
Maalesef.
Sen o gün ondan öyle çıktın onun odasından.
Basıp gittin falan.
Ama neden?
Yani niye sizin aranızı bozacak bir karar verdi ki bu adam?
Aynı evde kaldığımızı sizin bildiğinizi öğrendi.
Sonra da beni hayatından çıkardı.
Aşk olsun Selin, bunca şey yaşanmış ve sen bize hiçbir şey anlatmadın mı?
Ya, ben çok özür dilerim.
Gerçekten aslında her şeyi anlatacaktım ama...
...her şey çok karışıktı.
Kendi duygularımı, onunkileri...
...yani neye dönüşeceğinden emin olamadım.
Sonra da böyle karmakarışık bir durumun içinde kalakaldım.
(Merve) Bir dakika ya. Olmaz ki böyle şey, olur mu?
Yani Demir Bey diğer her şeyi bilmesine rağmen kızmadı da...
...sizin aynı evde oturduğunuzu bilmemize mi kızdı?
Diğer her şey?
İşte sen anlatmışsın ya her şeyi.
İşte 'Operation' Çita'yı, canavar müşteriyi...
...hatta şirketten birine âşık etme planımızı bile anlatmışsın.
Uygulamadığımız planı bile sen anlatmışsın ya Selin.
Ben anlatmadım.
Ama bana...
...ben her şeyi biliyorum, her şeyden haberim var dedi bana.
Ve sen de öyle dedi diye her şeyi döküldün mü Merve?
Lanet olsun bana, ben ne yapmışım ya.
Selin, çok özür dilerim.
Beni asla, asla ama asla affetmeyecek.
-(Merve) Selin. -(Ayda) Selin.
(Ayda) Ya...
(Duygusal müzik)
Bunun senin için yeni bir şans olduğunun farkındasın değil mi?
Bugünlerde şans benden yana.
Babam da.
Doğru kararlar alacağına inanıyorum. Demir'in yaptığı hataları sakın yapma.
Yapmam.
(Merve) Ya benim yüzümden ya, kahretsin.
Dilim kopsaydı da o gün konuşmasaydım keşke.
Tamam Merve, olan oldu, ne yapalım?
Demir Bey de ne biçim laf etmiş. Öyle her şeyi biliyorum denir mi?
Selin de diyordu ya son zamanlarda artık yalan söylemek istemiyorum diye.
Ne bileyim, ben de Demir Bey öyle söyleyince Selin anlattı sandım.
Ya...
Yani Selin aşığım dedi Merve.
Yani hoşlanıyorum demedi, bir şeyler hissediyorum demedi.
Ben ona resmen aşığım dedi.
Selin benim ilişkim için neler yaptı. Ama ben ne yaptım?
Kızın aşkına giden yola resmen mayın döşedim Ayda.
Ben de İbo ile bir ilişkiye başlayacağım diye aklım bir karış havada gezdim.
Neler yaşadığını göremedim.
Yok, olmaz böyle.
Burak evini versin, Selin aşkından olsun, ben de oh, evliliğin keyfini süreyim.
Oldu. Hayır, olmaz.
Bir şey bulmamız lazım, bir şey yapmamız lazım Ayda.
Bir şey yapmamız lazım.
Sen de benim düşündüğümü mü düşünüyorsun? Lütfen evet de.
Evet.
Tamam, Selin ofise gitmeden gidelim hadi.
Lütfen Yıldırım Bey'e acil görüşme talebimi iletebilir misiniz?
Bu gönderdiği fesih protokolü gerçeği yansıtmıyor.
Kendi kızının işlerine öncelik verdiği için bir de bizden tazminat mı istiyor?
(Kapı açılıyor)
Lütfen görüşme talebimi iletin.
Bakın, ortada çok ciddi bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum.
Yanlış anlaşılma yok Demir Bey.
Hah, Ekrem Bey geldiler.
Uf!
Selin, kızlar çoktan geldiler, sen nerede kaldın?
Ekrem Bey burada. Çok acayip şeyler oluyor.
-Niye gelmiş ki o? -Anlamadım ki, karıştı her şey.
Demir Bey de çok sinirli.
Yıldırım Bey'in işleriyle ilgili de bir sorun var galiba.
-Yıldırım Bey mi? -Evet.
Canım, iyi misin?
Tamam, iyi olacak her şey. Bak, çözeceğiz bir şekilde.
Neyi çözeceğiz?
Daha Ekrem Bey'in niye geldiğini bile anlamadık.
Ne olacaksa olsun artık. Çünkü ben çok yoruldum.
(Telefon çalıyor)
Baba.
Tamam, geliyorum.
Ferruh Bey, ne oluyor?
Bütün taşlar yerinden oynuyor.
İnşallah altında kalmayız.
(Duygusal müzik)
(Ekrem) Yönetim kurulu olarak oy birliğiyle aldığımız kararı...
...çalışanlara açıklamadan önce ikinizin de duymasını istiyorum.
Dinliyorum.
-Ne konuşuyorlar acaba içeride? -(Merve) Bilmiyorum ki.
Vallahi ben de bilmiyorum.
Hah, çıkıyorlar.
Kolay gelsin arkadaşlar. Sizlere küçük bir duyurum olacak.
Artemim şu andan itibaren birbiriyle koordineli çalışan...
...iki ayrı yapıya sahip iki ayrı şirket olacak.
Bu, yönetim kurulumuzun aldığı bir karardır.
Sizler yine bu ofiste çalışmaya devam edeceksiniz.
İş tanımlarınız aynı kalacak, onlarda hiçbir problem yok.
(Ekrem) Sadece bağlı bulunduğunuz yapı ve yöneticileriniz değişecek.
Artemim İç Mimarlık'ın başında Burak Bey olacak.
Hı?
Artemim Yapı'nın başında da Demir Bey olacak.
Ha, iş yapılarınıza göre ekipler iki şirket arasında paylaşılacak.
Bu arada belki ihtiyaç duyarsak yeni eleman da alabiliriz.
Aldığımız bu karar hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Teşekkürler.
(Ekrem) İyi çalışmalar arkadaşlar.
(Hareketli müzik)
(Üst üste konuşmalar)
Arkadaşlar!
Aranızda kaynamaya başlamadan önce iki dakika dikkatinizi buraya verin.
(Demir) Bu yeni bir karar olduğu için...
...kimin hangi yapıyla çalışacağını daha sonra konuşup belirleyeceğiz.
En doğru kararları verebilmemiz için...
...önce şirketlerin yapılarını konuşmamız gerekecek.
Yıldırım Bey'in işleri şimdilik askıya alındı.
(Demir) Elinizdeki diğer işlere kaldığınız yerden devam edin.
Yapılanma netleştiğinde hepinizle bir konuşma yapacağız.
Hayırlı olsun.
Sağ olun.
(Sevinç çığlıkları atıyorlar)
-(Ayda) Tebrik ederim Burak. -Ay, inanmıyorum.
Görelim seni.
Sonunda hak ettiğin koltuğu aldın.
Ay, hayırlı olsun Burakcığım.
Hak yerini buldu sonunda, oh be!
-Tebrikler Burak. -Teşekkür ederim.
(Gülüyorlar)
Hepsi birden oldu.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Kapı vuruluyor)
Detayları siz de herkesle birlikte öğreneceksiniz Selin Hanım.
Onun için gelmedim.
(Duygusal müzik)
-Bu ne? -İlanıaşk mektubum.
-Selin Hanım, siz ne yapmaya-- -Açar mısın lütfen?
Şu anda şirketteyiz Selin Hanım. Bunun yeri şirket değil, ev.
Hatta şu durumda ev bile çok yersiz.
Açar mısın Demir? Lütfen.
(Duygusal müzik)
(Selin dış ses) Artemim Yönetim Kuruluna. Artemim İç Mimarlık şirketinde...
...25 Ekim 2014, 06 Eylül 2019 tarihleri arasında çalışmış bulunmaktayım.
(Selin dış ses) Söz konusu çalışma sürem içerisinde doğan...
...tüm kanuni ve akdi haklarımı aldım. İş yerinden şahsi gerekçelerimle...
...ve kendi isteğimle, herhangi bir baskı olmadan...
...06 Eylül 2019 tarihinde ayrılmak istiyorum.
(Selin dış ses) Gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim.
(Selin dış ses) Saygılarımla, Selin Sever.
İstifa mı ediyorsun?
Patronun aşk yasağı var.
Ve ben patronuma âşık oldum.
Yapacak bir şey yok.
(Duygusal müzik)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra M. Koçak - Hatice Başpınar...
...Tugay Çiftci - Nuray Ünal - Özgür Deniz Türk
Son Kontrol: Beliz Coşar
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)
"Sorgusuzca yine seven benim"
"Zamansızca karşımda hayalin"
"Rica etsem lütfen gider misin?"
"Durmak yoktu aşksa"
"İnanmışım yalancıya"
"Kalbim seninle durdu"
"Hepsi boşlukmuş oysa"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"
"Ah, her yerde sen"
"Evimde, odamda ne işin var?"
"Ama bıktım artık senden"
"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"
"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.