All language subtitles for You Are Everywhere bolum 10

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Korna sesi)

(Hareketli müzik)

(Korna sesi)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(Korna sesi)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(Hareketli müzik...)

(...)

(Sessizlik)

Parti ha.

Peki.

(Hareketli müzik...)

(...)

(...)

(Hareketli müzik)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

Dur dedim sana. Dur!

(Duygusal müzik)

Şimdi ağzını açacağım ama bağırmayacaksın. Anladın mı?

-Bağıracaksın, değil mi? -Evet.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Kuş ötüyor)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Sana çok kızgınım.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Selin iç ses) Ne yapıyorsun Selin? Kalksana.

İki dakika sadece.

(Selin iç ses) O, seni bırakıp Paris'e gitti. Hem de Alara'yla.

Gittiyse geldi işte.

(Duygusal müzik)

(Selin iç ses) İyi bak o zaman, neler değişmiş Paris'te.

Duymak istemiyorum.

(Selin iç ses) İki dakika doldu Selin. Hadi odana.

Tamam.

Beş dakika daha.

(Duygusal müzik)

(Hareketli müzik)

Günaydın Azmiyeciğim!

Günaydın. Bu ne?

Haftaya tatlı başlayalım dedim. Al bakalım.

Yoktu bunlar. Yeni mi?

Leyla Hanım'ın özel tarifi.

Bak sen. Hiç fena değil.

Bir şey söyleyeyim mi? Tutar bunlar.

Herkese günaydın!

(Azmiye) Ay, günaydın!

Herkes bugün bir enerjik, bir güzel.

Pazartesi sendromu da neymiş?

Boncuğum, nasıl geçti pazar günün?

Nasıl olsun? Kocamla buluşup gezdik işte.

Beyler, günaydın.

Çayınızın yanına kurabiye alın bakalım.

-(Burak) Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.

Sen ne yaptın hafta sonu? Dinlenebildin mi?

Yok. Pazar günü Happy Pie'daydım. Hâlâ yorgunum.

Al benden de o kadar.

İyi haftalar.

İyi haftalar.

Azmiye Hanımcığım, bunlar sizin için.

Boracığım, çok incesin.

Çiçek gibi güzel olduğum için herhâlde.

Kesinlikle.

İyi haftalar.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Artemim'in kızlarına çiçek gibi bir hafta diliyorum.

-Sağ ol Boracığım. -(Bora) Rica ederim.

Boracığım, sen şimdi bizi kötü gösterdin ama.

Yok Burak Bey, yani elinizi tutmuyorum ki.

Yarın siz alırsınız, öbür gün Ferruh Bey alır. Kızlar burada yani.

Selin yine yok. Demir Bey gelip de göremezse...

...arıza çıkar.

Selin'le biraz daha uğraşırsa arızayı ben çıkartacağım.

Çok üstüne gidiyor kızın.

Afiyet olsun size.

Hişt. Demir Bey gelmiştir şimdi.

Bizim kızın ayarları bozulacak diye ödüm kopuyor.

Yani baksana, yazık olacak şu ilgiye.

Evet. Hafta sonu nasıl mutluydu Demir Bey yok diye.

Eski neşeli Selin geri gelmişti.

Vallahi ödüm kopuyor neşesi kaçacak diye.

Bir gelsinler de anlarız.

Eyvahlar olsun! Mahvolduk!

Ne oldu?

(Kuşlar ötüyor)

(Telefonlar çalıyor)

-Efendim Azmiye Hanım? -Efendim Ayda?

Ne? Kim, neyi onaylamış?

Yıldırım Bey mi geliyor? Şimdi mi?

-Ben onu unutmuştum. -Ne sunumu?

Biz sunum mu koyduk? Nereden çıktı? Yok öyle bir şey.

Biliyorum Azmiye Hanım. Ben ayarladım zaten sunumu.

Ama bizim hiçbir hazırlığımız yok ki.

Ayda, ben daha duş almadım.

Tamam, şey yapın... Yıldırım Bey gelince toplantı odasına alın.

İkram falan bir şey ayarlarsın sen Azmiye.

Tamam, yetişmeye çalışacağım.

Tamam tamam, geliyoruz biz. Yani ben geliyorum. Kendim geliyorum ben.

-Azmiye Hanım, kapatıyorum. -Hadi görüşürüz Ayda.

Ben giyiniyorum, sen hemen duşa gir.

-Demir. -Selin.

-Çekilir misin? -Buyur geç.

Sabahın körüne toplantı koyuyorsun, bize haber vermiyorsun.

Hafta sonu parti yapıp dağıtacağına maillerini kontrol etseydin görürsün.

-Sana mail atmıştım. -Parti falan yapmadım.

Kızlar geldi sen yokken.

Biraz eğlenmek istediğim için arkadaşlarımı çağırdım. Ne var?

(Geçiş sesi)

(Kuşlar ötüyor)

(Kapı zili çaldı)

(Kapı zili çaldı)

(Telefon çalıyor)

-(Merve) Selin, evde misin? -(Ayda) Selin?

Kızlar, hoş geldiniz.

Kapıyı çalıyoruz, duymuyor musun?

Leyla teyzeyle Firuze teyze geldi sandım, ondan açmadım.

Telefonlarını da açmıyorsun Selin. Ödümüz koptu.

İyi misin peki?

İyiyim, iyiyim. Çok iyiyim. İyiyim.

Demir yok, ev bana kaldı. Evin keyfini çıkarıyorum.

Eski günlerdeki gibi, özlemişim.

(Geçiş sesi)

İyi. Eğlenmene sevindim.

Umarım etrafı böyle dağıtırken kafan da dağılmamıştır.

Kızlar birlikte yaşadığımızı anlamadı, değil mi?

Senden konuştuğumuzu düşünmüyorsun herhâlde.

Tek mevzumuz sen değilsin.

(Geçiş sesi)

Demir Bey'in odaya gel.

Yalnız çok zevkli. Yani ben beğendim. Minimal.

Gördünüz işte. Hadi çıkın artık.

(Merve) Pek de düzenliymiş.

Hadi, hadi, hadi karıştırmayın. Hadi dışarı, hadi.

(Hep bir ağızdan) Banyo ortak.

(Geçiş sesi)

Bu kadar bardak, kâse ve tabağı üç kız mı kullandınız?

Evet. Olamaz mı? Uzun bir geceydi.

(Geçiş sesi)

(Kuşlar ötüyor)

Şu Demir Bey'e hediye ettiğin çiçek değil mi?

Çiçeğine de bakarmış.

Özledin mi yoksa?

İlahi ya, ilahi. Ne özlemesi?

Bak, krize girdim, gözümden yaş geldi. Özlemekmiş.

Zavallı çiçeğe acaba su verdi mi diye düşünüyordum.

(Kuşlar ötüyor)

(Merve) Onun çiçek düşünecek hâli mi vardır şimdi?

(Merve) Alara'yla gününü gün ediyordur Paris'te.

Aman, ne yaparsa yapsın. Takılma sen.

Ne takılacağım ya!

Onun yüzünden arkadaşlarım evime gelemiyordu.

(Selin) Bakın, oturuyoruz işte böyle eski günlerdeki gibi.

Özlemişim vallahi. İyi ki geldiniz.

Ne yalan söyleyeyim, ben de özlemişim böyle senin bahçede kız kıza takılmayı.

(İbrahim) Biz de gelebilir miyiz?

Dondurma da getirdik size.

Harikasınız. Hemen verin, hemen. Erimesin.

(Geçiş sesi)

İbo, Bora, başka? Herkesi çağırdın, değil mi?

Ben kimseyi çağırmadım.

Ama işte yoldan geçerken birileri daha uğramış olabilir.

-Sebep? -Sebep mi?

Arkadaşının evine uğramak için illa bir sebep mi lazım?

(Geçiş sesi)

Arkadaşlar, niye kaldınız böyle?

Polis tutuklamış işte, ben ne yapayım?

Yani Esen'in pis işleri olduğunu ben nereden bilebilirdim ki?

Kadın mafya çıktı.

(Geçiş sesi)

Burak. Tabii. Hiç eksik kalır mı beyimiz?

Sana ben burada yokken verandanın kapısını kapat demiştim.

Ama kime, ne söylüyorum?

Düzen, tertip, güvenlik sıfır.

Sonra balık kurtarmak için cam, çerçeve kırıyoruz.

(Hareketli müzik)

Peki, bahçeyi partiden önce mi, sonra mı kazdınız?

Selin.

Parti cumartesiydi. Bahçe dün oldu.

Benim enerjim çok yüksekti, sen de yoktun tabii.

Ben nedense çok mutluydum.

O yüzden biraz bahçeyle uğraşayım dedim.

(Geçiş sesi)

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Alo, Vedat. Selam.

İşin yoksa bana çiçek getirebilir misin?

Çok, çok, çok çiçek.

Çiçeklerde boğulmak istiyorum.

(Geçiş sesi) Ne yani, çok mutluydun.

...enerjin de yüksekti. Bu mutluluğunu da Vedat'la paylaşmak istedin.

Etrafı kazarken de beni çekiştirip, eğlenmişsinizdir herhâlde.

(Hareketli müzik)

Selin, tamam. Sakin.

Bütün sinirini topraktan çıkardın.

Bana bak...

...Demir gitti diye mi sıkıldın sen bu kadar?

Yok. Ne sıkılacağım?

Hava güzel. Çiçeklerimizi ekeceğiz mis gibi.

(Selin) Sen serada sıkılıyor musun?

Paris'e sadece iş için gitti, biliyorsun değil mi?

Alara'yla gezmek için falan değil yani.

(Selin) Yok. Gitsin zaten, ne güzel.

Tatil yapıyor işte.

Alara'yla da gitsinler, bütün şehri de gezsinler. Bana ne?

Ben sadece...

...o kıza çok gıcık oluyorum.

Sürekli bana laf sokma peşinde. Şimdi...

...şimdi Demir'le sevgili olurlarsa...

...artık hiç kurtulamam. -Yok canım.

Olmaz öyle şey.

Tamam. Demir, Alara'yla...

...müşteri ilişkisinden biraz daha kişisel bir bağ kurmuş olabilir.

-Evet ama yani-- -Vedat.

Hava çok sıcak oldu. Ben bir limonata alıp geliyorum.

(Duygusal müzik)

Ne güzel.

Hafta sonun bayağı hareketli geçmiş.

Tabii o kadar eğlenince yorgunluktan kendi odana çıkıp yatamadın, değil mi?

Benim yatağımda sızıp kalmışsın.

-O şöyle oldu... -Nasıl oldu?

Akrep. Odamdan akrep çıktı.

Odayı ilaçlattığım için de kendi odamda yatamadım.

-Akrep? -Evet.

(Geçiş sesi)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Şimdi bu akrep... (Geçiş sesi)

...orta kattaki bütün odaları es geçip, senin odana mı çıkmış?

Evet.

Anladım.

Peki, sen?

Paris'te bütün hafta sonu çok yoruldun herhâlde.

Beni uyandırmaya takatin kalmamış. Yanımda yattığına göre.

(Kuşlar ötüyor)

Hayır, ondan değil. Sabaha karşı geldim Selin.

Hava daha aydınlanmamıştı. Görmedim bile seni.

Kendimi yatağıma bile nasıl attığımı hatırlamıyorum.

İyi çarpmadım sana.

(Geçiş sesi) (Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Benim orada olduğumu hiç fark etmedin, öyle mi?

Nefesimi falan da duymadın?

Duymadım.

Duysaydım zaten uyandırır yatağına gönderirdim seni.

Ha, iyi o zaman.

Çözdüğümüze sevindim.

Artık sorgulaman bittiyse ofise geçebilir miyiz?

-Yıldırım Bey çoktan gelmiştir. -Aa!

Bahçeden çatıya kim ince ince soruyor acaba?

Ben de bu evde yaşıyorum herhâlde.

Birkaç soru sormayalım mı yani?

Şu evin hâline bak!

(Müzik)

Günaydın.

Bizimkiler toplantı odasındalar galiba.

Çok özür dilerim Yıldırım Bey, uçak rötar yaptı.

Sekreteriniz söyledi.

Siz de tedarikçinizle sorunu çözmüşsünüzdür umarım.

Evet.

Ee, tabii çözdük, sıkıntı yok.

Evet.

O zaman toplantımıza başlayabiliriz.

Ee, biz Selin Hanım'la projenin son durumunu konuştuk yolda ve--

Ondan önce sizi tebrik etmek isterim.

(Yıldırım) Paris'teki sunumunuz etkileyiciymiş.

(Yıldırım) Alara'dan da orada bulunan arkadaşlarımdan da...

...çok güzel geri dönüşler aldım.

Evet, projenin bu sürede tamamlanması çok takdir topladı.

O yüzden bütün ekip arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum.

Vallahi bence de harikasınız.

-Alara? -(Yıldırım) Niye erken döndün kızım?

Bir hafta daha kalırsın sanıyordum. Bir sorun mu çıktı?

(Alara) Yok, bir sorun çıkmadı.

Kalacaktım aslında ama Demir'le zaten Paris'in tadını iki günde çıkardık.

(Alara) Ben de dedim ki biz bu kadar eğlenmişken ekip neden eğlenmesin.

Hemen senden sonraki uçuşa bir bilet aldım ve geri döndüm.

Ve ekibi harika bir tatile çıkarıyorum.

(Alara) Artemim'i iki günlüğüne kapatıyorum babacığım.

Harika.

Arkadaşlar. Çok teşekkürler Alara, çok naziksin.

Ama Yıldırım Bey'in işleri epey bekledi.

Zaten kendisi, bize nezaket gösterip senin işlerini öne almamız için...

...izin vermişti.

O yüzden daha fazla zaman kaybetmeden...

...otellerin restorasyonlarına başlamamız lazım.

Yapma ama Demir.

Biz rüya gibi iki gün geçirdik.

(Alara) Şimdi ekip dinlenmesin mi?

Hem ben babamın bu işi anlayışla karşılayacağını biliyorum.

Değil mi baba?

Yıldırım Bey, böyle bir şeye hiç gerek yok.

Güzel düşünmüşsün Alara.

Madem planı çoktan yaptın, dinlenip, benim işlerimi de...

...temiz kafayla başlarsınız.

Harika. O zaman yarın yola çıkıyoruz.

Sunumunuzu da dönünce yaparsınız.

-Görüşürüz Alara. -Babacığım.

Ben sizi geçireyim.

İyi tatiller arkadaşlar.

(Hep bir ağızdan) Sağ olun.

Yani biz şimdi tatile mi gidiyoruz, hep birlikte?

Hep birlikte değil.

Yani eğer varsa sevgiliniz, 'date'iniz, eşiniz, dostunuz, onları da alabilirsiniz.

Bu tatilde en az benimki kadar mutlu olmanızı istiyorum.

Sen benimle gelsene, detayları tek tek anlatmayayım.

Hepsini sana anlatayım, not alırsın.

Tabii, anlatın.

Doğru mu duydum, biz ciddi ciddi tatile mi gidiyoruz şimdi?

Gidiyoruz vallahi.

Yalnız sevgilinizi de davet edin demesi hoştu.

İlk kez bir müşteri bizi bu kadar düşünüyor.

Ben bir fena oldum niyeyse.

(Burak) Düşündüğü kesin Ferruh da...

...o kişi biz değiliz.

Paris'i bir haftaya uzatamadı tabii, iki günü de burada tamamlayacak.

Yılan!

Selin, bunlar Paris'te bayağı yakınlaşmışlar sanki.

Yani baksana, rüya gibi iki gün geçirmişler.

Rüya mı? Kâbus bence! Hatta karabasan!

(Selin) Uyanamıyorum ya!

Allah'ım ne olur şundan uyanayım da bu kız bir yok olsun artık.

Selin, inşallah sevgili olarak dönmüşlerdir.

Alır sevgilisini taşınır işte.

Sen de kurtulursun Demir'den.

(Merve) Demir bir şey söyledi mi?

-Sevgili olmuşlar mı? -Sormadım Merve!

Ayrıca bana ne?

Baksana, ikisini de parmağında oynatıyor.

Demir'i susturuyor. Yıldırım Bey'e istediğini yaptırıyor.

Ya Yıldırım Bey ya!

Biri babası, diğeri de sevgilisi.

Yani bence sen de artık Alara'yla iyi anlaşmaya bak.

Off!

Evet arkadaşlar, bu sürpriz tatil programından sonra...

...yarın için hazırlık yapmak isteyeceksiniz muhtemelen.

Otel işleriyle ilgili son durumun raporlarını bana atıp çıkabilirsiniz.

Burada olmayan arkadaşlara da haber verirseniz sevinirim.

Teşekkürler.

Son olarak geleceklerin bütün isimlerini tek tek mail atarsan yeterli.

Nasıl, beğendin mi sürprizi mi?

Yıldım Bey'e karşı zor durumda kaldım.

Öncesinde benimle konuşsaydın keşke.

Konuşsaydım izin vermeyecektin.

Sen de izin istemek yerine özür dilemeyi tercih ettin.

Öyle mi?

Tamam Demir, abartma bu kadar. Babam gayet de anlayışlı davrandı.

Baban seni kırmak istemediği için kabul etti Alara.

Lütfen Artemim'in işleri söz konusu olduğunda baba kız ilişkilerini kullanma.

Tam da bunu yaparak otelin işlerini geri almadık mı zaten Demirciğim?

(Alara) Hatırlatırım.

Ayrıca babamın böyle insani davrandığını görmek paha biçilemez.

Böyle davranmaya devam ederse çok ileride...

...gerçekten bir gün değişebileceğine inanırım.

Ama sen yine de bana emrivaki yapma.

(Demir) Olur mu Alara?

Sevmem çünkü.

Peki. Tamam, olur, yapmam bir daha.

Ben çıkıyorum. Uçaktan indiğim gibi buraya geldim.

Çok yorgunum, biraz uyuyacağım.

(Müzik)

Kızlar, size Paris'ten hiçbir şey alamadım, kusura bakmayın.

(Alara) Vallahi çok mahcup oldum.

(Alara) Saint-Antoine'da bir dükkâna girecektik.

Çok güzel hediyelik eşyalar var. Ama Demir bir türlü bırakmadı.

Olur mu canım öyle şey, zaten bizi tatile gönderiyorsunuz.

Çok teşekkürler.

Evet yani, çok ince düşünmüşsünüz.

-Harika bir sürpriz oldu. -Evet.

Demir Bey'e de büyük sürpriz oldu. Bayağı bir şaşırdı çünkü.

Evet, ilk başlarda tepkisi öyle oluyor ama sonra alışıyor.

Çözdüm artık ben onu.

Bir de yurt dışındayken nasıl farklı biri anlatamam.

Nasıl yani?

Çok daha rahat mesela.

Daha eğlenceli. Hatta romantik.

Paris'teyken bambaşka bir Demir vardı karşımda.

Onunlayken zaman nasıl geçti hiç anlamadım.

Saate baksaydınız.

(Alara) Efendim?

Gitmişken o meşhur Fransız saat markaları var ya...

...onlara da baksaydınız keşke.

Ya, bir sonrakine de onlara bakarız.

Zaten gezip dolaşılacak o kadar çok yer var ki.

(Alara) Neyse kızlar, ben sizi tutmayayım.

Zaten yarın bol bol görüşeceğiz. Kolay gelsin.

-Sağ olun. -Görüşürüz.

İnşallah görüşmeyiz.

Hadi günlük raporunu at da çıkalım.

Tam indirim zamanı, var ya, harika alışveriş yaparız.

Yok ya, siz gidin, ben gelmeyeceğim.

Olmaz öyle şey ya!

Şimdi bu Alara Paris'ten aldıklarını gözümüze sokacak bizim.

Altta kalmamamız lazım.

Evet. Üçümüz gövde gösterisi yapacağız. Artemim kızları.

Üçümüz derken canım, pardon?

Ama Azmiyeciğim, biz senin klasmanına giremeyiz ki.

Yani sen kaplan kadınsın.

(Azmiye) Ay, o da doğru.

Ben eve gidiyorum kızlar.

Her şeyi olduğu gibi bıraktım. Onları toparlamam lazım.

Size iyi alışverişler.

Hişt! Takma kafana bir şey, tamam mı? Yarın çok eğleneceğiz.

Görüşürüz.

-Selam. -Ayy!

-Sakin, sakin. -Siz miydiniz Muharrem Beyciğim?

Kolay gelsin.

Ama siz böyle birdenbire beliriverince hiç de kolay olmuyor yani.

Yapmayın böyle Allah aşkına, kalbime iniverecek.

Kusura bakmayın, alışkanlık.

Geçen gün de kahve içmeye davet ettiniz ama ortadan kayboldunuz.

O da mı alışkanlık yani?

(Muharrem) Yok, o çok acil bir durumdu da.

İşte o yüzden kendimi affettirmek için sizi küçük bir geziye davet etmeye geldim.

Ne gezisiymiş o?

Biz şirketçe iki gün İstanbul dışında bir gezi yapıyoruz.

İstediğimiz misafiri de getirebiliyoruz.

Aa! Ama sizin şirketle benim ne işim olabilir ki?

Kabul ediyoruz ve geliyoruz.

O zaman yarın sabah şirketin önünde olun.

Firuze, niye kabul ediyorsun?

Ya dur, dur! Nereye gidi--

Gidiyorduk? Adam yok.

Ayol nereye kayboldu bu adam?

Ne acayip bir adam.

Yani Firuze, daha oturup kahve içmediğimiz bir adamla...

...tatile mi gideceğiz canım?

Leylacığım, şirketçe gidiyorlarmış.

Yani Selin'le Demir de orada olacak.

Bir tarafı orman, bir tarafı su. Deniz olur, göl olur.

Bundan daha romantik ortam mı olur?

Gidiyoruz Leyla.

İyi.

İlaçlarını kullansın. Tekrar getirdiğinizde bir bakarız.

-Teşekkürler. -Geçmiş olsun.

Aa!

Seni görmek ne güzel.

Tatilde görmek nasıl olur?

Oh ya, sonunda!

Birlikte ilk gezimiz, çok heyecanlı.

Ben rotayı çizdim bile.

Rota?

İpsala.

Keramoti.

Thassos, Kavala.

Selanik.

Halkidiki.

Ve Olimpos.

(Duygusal müzik)

Çok güzelmiş.

De...

Bizim rotamız belli.

Alara Hanım organize etti her şeyi.

-Yani bu sizin iş geziniz mi? -Evet.

İki günlüğüne tatile götürüyorlar.

Ama sen de geliyorsun.

Yani güzelim, bu sizin iş geziniz, benim ne işim var orada?

Çünkü yanınızda özel birini de getirebilirsiniz dediler.

Madem benden bahsetmişler, gelirim.

Ya! Harika!

Çok eğleneceğiz.

Geldiğine çok sevineceksin.

Doymadın! Doymadın!

Çok da güzel geçti, çok da iyi geçti. Elinin körü!

Bir de gelmiş bana anlatıyor.

Bana niye anlatıyorsun ya? Ben duymak zorunda mıyım bunu?

(Selin) Ee, tabii derdi bana duyurmak.

Ya bırak işte, senin işini gücünü paketledik.

Demir'le iki gün Paris'e de gittin zaten.

(Selin) Ne istiyorsun artık? Bırak da işimizi yapalım ya!

Hayır, Demir'le iki gün daha tatil yapsan ne olacak?

Ben bu kadından ne zaman kurtulacağım ya?

Kolay gelsin.

-Sen ne zaman geldin? -Söylenmeni duyacak kadar önce.

Gerçi ne zamandır devam ediyor bilmiyorum ama...

...en azından ev eski hâline dönmüş. Eline sağlık.

Dönmedi.

Sayende dönmeyecek.

Yukarı çıkıp uyuyacağım biraz.

Paris iyi geçti mi?

Evet, güzeldi.

İyi o zaman.

Çok fazla şey kuruyorsun kafanda.

Demir, hiçbir şey anlatmıyorsun ki.

Selin, sen bugün toplantıda bizimle beraber değil miydin?

Evet.

Yıldırım Bey'in anlattıklarını duymadın mı?

-Duydum. -Çok başarılı geçti sunumumuz.

İnsanlar çok etkilendi.

Bunlar Artemim'e itibar ve yeni bağlantılar olarak geri dönecek.

-Farkında mısın bunların? -İşte bunları anlatmıyorsun ki.

Kime sunum yaptınız, kaç kişi vardı, projeyi beğendiler mi, nesini sevdiler?

Sadece Alara Hanım'la ne kadar keyifli vakit geçirdiğinizi duyabiliyorum.

Hıh! Hatta o kadar güzel vakit geçirmişsiniz ki...

...Alara Hanım senden uzak kalmak istemediği için bir tatil daha planlamış.

Çok güzel.

Eve hoş geldin Demir. Evde hiçbir şey değişmemiş.

-Hâlâ aynı şeyleri tartışıyoruz. -Evet.

Sende de hiçbir şey değişmemiş. Hâlâ cevap vereceğine kaçıyorsun.

(Demir) Uyumaya gidiyorum Selin.

İyi uykular Demir.

Uyuz!

Ah!

Gelebilirsin.

Güzel, uyumamışsın daha.

Evet. Sen uyuyabildin mi?

Attın mı Paris yorgunluğunu?

Çok iyi uyudum. Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Bu senin için.

Aa!

(Duygusal müzik)

Çok sevdim.

Teşekkür ederim.

(Demir) Bir de bu var.

-Bir hediye daha mı? -Evet.

Niye zahmet ettin?

Beğenirsin diye düşündüm.

Görünce aklıma sen geldin.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi) Bak buna, bak! Bu nasıl?

Sevdin mi? Bunu da koyalım bavuluna!

Aa! Ama buna dikkat etmemiz lazım.

Neticede güzel sevgilinin omuzlarına koyacaksın. Kırışmasın.

(Geçiş sesi)

Çok güzel.

(Duygusal müzik)

Çok güzel.

Evet, çok güzel rengi.

Teşekkür ederim.

İyi geceler Selin.

(Duygusal müzik)

Ne yapıyorsun Selin?

Niye bırakıyorsun kendini?

Daha dün Alara'yla birlikteydi.

(Duygusal müzik)

Of Demir!

Niye kafamı karıştırıyorsun bu kadar, niye?

(Kapı vuruluyor)

(Kapı vuruluyor)

(Kapı açıldı)

(Demir) Selin, giriyorum.

Selin.

Selin, hadi uyan.

Demir!

Geç kalıyorsun.

Yok, işe daha var.

Ha, sen tatili diyorsun.

Ben gelmeyeceğim.

Selin, hadi kalk, eşyalarını hazırla.

Artemim'den araç kalkacak. Ben bırakırım seni.

Sen git eğlenmene bak.

Ben zaten iki gün çocuklarımı yalnız bırakamam.

Ben onlara fazladan mama koydum.

Gerekirse Vedat'a söylerim, uğrar, bakar biz yokken.

Ben gelmeyeceğim.

Hayır, geleceksin Selin.

Demir, istemiyorum. Zorla mı?

Evet, zorla. Çünkü bu bir iş gezisi.

Herkes orada olacak. Şirketçe gidiyoruz. Hadi kalk.

Ne yapayım, gelip Alara'yla flört etmenizi mi izleyeyim?

Hayır, Vedat'ı buraya çağır, bahçeyi delik deşik edin.

Üstüne Burak gelsin, bunu kutlayın, parti yapın.

Ya iki gün yalnız bıraktım, ne yaptığın belli değil. Hadi kalk!

Asıl senin ne yaptığın belli değil.

Ne yaptınız, barakalara gittiniz mi? Dinlediniz mi müziklerinizi?

Alara Hanım akşam yemeğinde beyaz elbisesini mi tercih etmiş...

...yoksa renkli olanı mı?

Nerede senin bavulun? Burada.

(Selin) Demir, ne yapıyorsun?

-Bırak! Çekiştirme! Ver şunu! Çekiştirme! -Sen bırak!

-Selin dedim, dur! -Demir!

Bırak!

(Selin) Ne yapıyorsun sen?

Valizini hazırlamana yardımcı oluyorum.

Off! Delirdin mi sen?

Evet, delirdim. Çünkü seninle başka türlüsü mümkün değil.

Açma onu!

Tamam, bunları kendin alırsın.

Hah, bunu da koyalım. Soğuk olursa falan buna sarınırsın.

Şöyle güzelce, hı?

Ya böyle hazırlık mı olur? İçine şort bile koymadın.

Olur, olur. Bal gibi olur.

Ben banyo malzemelerini alırım. Sen hemen giyin, aşağıda bekliyorum.

Allah'ım bana sabır ver ya!

(Hareketli müzik)

Ne güzel olur.

Ayy! Beraber geldiler. Barışmışlar galiba.

(Leyla) Hadi inşallah.

Bak, bak.

-Selin? -Hı?

Ev sahiplerimizin burada ne işi var?

Muharrem Usta çağırmış.

Leyla teyzeden hoşlanıyor galiba.

Yani ben özel hayatımla işi karıştırmayayım dedikçe...

Uyar lütfen.

-Birlikte yaşadığımızı yumurtlamasınlar. -Tamam.

Merve, bunlar birbirine yakın mı oturuyor ya?

Bilmem ki. Demir Bey geçerken almıştır belki de.

Ya da yolda karşılaşmış olabilirler.

Ee, Demir Bey ne tarafta oturuyordu Azmiye?

Ben onun adresini hiç bilmiyorum.

-Dönünce kesinlikle araştıracağım. -(Hep bir ağızdan) Olmaz!

Aa! Niye ya?

Gerek yok bence. Uzakta da otursa altında arabası var, değil mi?

Önemli olan düşünüp alması.

Değil mi İbrahim Beyciğim?

Siz de işinizi biliyorsunuz ha.

Günaydın.

(Hep bir ağızdan) Günaydın.

Günaydın Selinciğim, hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Arkadaşlar, herkes burada mı?

-Muharrem Bey yok. -Gelir o, gelir, merak etmeyin.

Ee, araç yok. Aramadınız mı Azmiye Hanım?

Onu Alara Hanım ayarlayacaktı ama.

Aa! Hah!

-Ha, şu, şu. -Çok şeker.

Demir Bey, siz de bizimle gelecek misiniz?

Orada görüşürüz Azmiye Hanım. İyi yolculuklar.

-İyi yolculuklar. -Demirciğim, orada görüşürüz.

Leyla teyze, Firuze Hanım, ne olur ağzınızı sıkı tutun, tamam mı?

Demir sadece benim patronum.

Biz aynı evde yaşamıyoruz, tamam mı? Lütfen.

-Tamam. -Tamam. Merak etme.

Selin, hadi! Bir an önce tatile gidelim.

Aa! Ama Muharrem Bey gelmedi.

-Geldim Leyla! -Aa!

Ayy!

-Hadi gidelim. -Gidelim ustam.

-Hadi bakalım. -Hadi o zaman, hadi.

Buyurun efendim, buyurun.

(Müzik...)

(...)

Ne oluyor?

Biz de onu sormaya geldik.

Ne oluyor öyle Demir'in arabasından inmeler falan?

Alaralı tatiline gelmek istemedim. Demir de zorla getirdi.

Olan bu.

Ee, konuştunuz mu peki? Ne yapmışlar hafta sonu Paris'te?

Sunum yapmışlar.

Sunum dediğin bir saat. Sonra?

Ayda, ben nereden bileyim ya!

Ayrıca bekleyin biraz.

Alara nasılsa dakikası dakikasına her şeyi anlatır.

Aa!

Ferruh Beyciğim, iyi misiniz?

Kızlar, Ferruh Bey'i çok fena yol tutuyormuş.

Yanınızda ilaç falan var mı?

(Hep bir ağızdan) Yok.

Vallahi bittim ben, bittim.

Midemin için hep böyle cavır cavır oldu ya.

Yavaşlasana sen de Şoför Bey!

Hişt! Ferruh Beyciğim!

Sakın kusma, alırım dalağını.

Aa! O niyeymiş canım? Elinde torbası var adamın.

Yani ben onu biraz kendini iyi hissetsin diye söyledim.

Midemi toptan al usta, midem çok berbat.

Hatta elin değmişken şu âdem elmamı da al, kurtulayım ya.

Azmiyeciğim, al bunu da rüzgâr yap canım.

Sağ olun Firuze Hanımcığım.

Bir de Ferruh Bey, etrafa bakmayın. Önünüze bakın direkt.

Direkt önünüze bakarsanız daha iyi gelir.

Başka bir şey düşün. Aklını başka bir yere ver.

Ha, ha.

Ben Zennure halamı düşüneyim en iyisi. Dur.

Ayy! Öff! Olmadı bu da!

Üff!

Ee, şey yapalım o zaman...

Şarkı söyleyeyim ha?

-Çok iyi fikir. -Evet.

-Ne söyleyelim? -Ne söyleyelim?

Hadi bakalım herkes beni dinlesin, hep birlikte.

Bir, iki, üç!

"Çemberimde gül oya"

"Gülmedim doya doya"

"Çemberimde gül oya"

"Gülmedim doya doya"

"Dertleri karıyorum günleri saya saya"

"Al beni, kıyamam seni"

"Dertleri karıyorum günleri saya saya"

"Al beni, kıyamam seni"

"Pembe gül idim, soldum"

"Ak güle ibret oldum"

"Pembe gül idim, soldum"

"Ak güle ibret oldum"

"Karşı karşı dururken"

"Yüzüne hasret kaldım"

"Al beni, kıyamam seni"

"Karşı karşı dururken"

"Yüzüne hasret kaldım"

"Al beni, kıyamam seni"

(Azmiye) Bravo Ferruh Bey, bravo!

(Müzik)

(Muharrem) Leyla Hanım, baksanıza şu güzelliğe.

(Leyla) Evet Muharrem Bey, çok güzel.

-Yardım edeyim Leyla Hanım. -Çok zarifsiniz, çok sağ olun.

-Ne demek efendim. -Çok teşekkür ederim.

Ohh! Mis gibi hava, iyi ki geldik Leyla.

-Evet, Muharrem Beyciğim davet etti. -Güzel yermiş.

Şu an işte olmadığımıza inanamıyorum.

Hop arkadaşım, ne yapıyorsunuz ya? Yani yapabilen var, yapamayan var abi.

Hişt! Delirmesene Bora!

Balayımızı burada geçireceğiz, düşünsene. Hiç aklına gelir miydi?

Hayır, balayımız değil aşkım.

Burası bizim beraber çıktığımız ilk iş seyahatimiz olacak. Balayımız ayrı.

-Onu ayrı yapacağız. -İyi, tamam o zaman.

(Burak) Hoş geldiniz. Nasıl geçti yolculuk, yoruldunuz mu?

Ben çok kötü oldum Burak. Dönerken seninle geleyim ben.

-(Ferruh) Çok sallıyor büyük araç. -Bir saniye Ferruh.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik)

Aa, herkes gelmiş. Resepsiyon kalabalık olur şimdi.

Şu kafede bekleyelim.

(Müzik...)

(...)

Tatlım, hepimizin burada durmasına hiç gerek yok.

Herkes bana kimliklerini versin, ben hepinizin kaydını yaptıracağım.

Sen de burada bekle, tamam mı yakışıklı?

Selin, tatlım ver kimliğini. Sen benimle kalıyorsun.

Al bakalım.

Hi, Bora, kimlikleri istiyorlar, ne yapacağız?

Hi! Seninkini veremeyiz, üstünde kabak gibi benim soyadım yazıyor.

Merve Mutlu Durul.

-Yakıştı be. -Yakıştı.

Ama evli olduğumuz burada ortaya çıkarsa feci patlarız.

Ben kendi kimliğimi vereyim, seninkini unuttuk diyelim.

O zaman da kimlik numaramı sorarlar.

Doğru.

-Ferruh Beyciğim. -Azmiye Hanım.

Sen kaç o zaman, ben onları oyalayayım, ne yapalım.

-Kahraman kocacığım. -'Herıld' yani.

Bora Beyciğim, hu hu! duyuyor musunuz?

(Bora) Geldim Azmiye Hanım.

Odanın anahtarını aldım Burak, gidebiliriz.

Yalnız pencerenin yanındaki yatak benim, ona göre.

Ben kendime ayrı oda tuttum, istediğin yerde yat.

Oh be, oda bana kaldı. Hay yaşa Burak!

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Bora.

-Bora. -Hı?

Tamam, geldim abi.

Bizim odamız da burasıymış.

Uzakmış.

-Sonra görüşürüz. -Tamam güzelim.

(Duygusal müzik)

Uf Demir!

Tatilde kot mu giyeceğim?

Ben bunu temizlik yaparken giyiyorum.

Keşke valizimi kendim hazırlasaydım.

(Kapı vuruldu) Gel!

Ne haber komşu?

Selin, bunlar ne?

Ben valizimi sabah hazırladım da elime ne geçtiyse attım içine.

İşte her şeyden biraz var.

Hişt.

Bak bir, Demir Bey'le Alara birlikte gelmiş, doğru mu?

Evet, beraber geldiler.

Seni bıraktıktan sonra gidip aldı herhâlde.

Bunlar Paris'te ilişkilerini resmiyete döktüler, ben size söyleyeyim.

Valla bence Yıldırım Bey bile farkında, biliyor musun?

Yani kızı Demir'le tatile çıkabilsin diye...

...resmen işlerini ertelemesine izin verdi.

Şok, şok, şok! Artemim İç Mimarlık'ın karizmatik yöneticisi Demir Erendil...

...ünlü otelci Yıldırım Giritli'ye damat mı gidiyor?

Bunlar aynı odada falan mı kalıyorlar yoksa? Hani sevgililer ya.

Elinin körüyle kalsın, bana ne!

Kızlar, merak etmeyin, ben kontrol ettim, odaları yan yana bile değil.

(Müzik)

(Alara) Ne demek odalar yan yana değil? Ben özellikle öyle ayırtmıştım.

Ama sonra arayıp, değiştirmişsiniz hanımefendi.

-Hayır, öyle bir şey yapmadım. -Dün telefon etmişsiniz, not alınmış.

Bir karışıklık olmuş belli ki. Tamam, tekrar değiştirin o zaman.

Ama maalesef, şu an yanındaki oda dolu.

Hatta odaları bayağı uzak birbirlerine.

(Merve) İyi de sen niye bunu kontrol ettin Azmiye?

Ettim işte canım, aa!

Tabii, yani bu bir iş seyahati sonuçta.

Demek ki Demir Bey hâlâ özel hayatıyla iş hayatını birbirine karıştırmamaya...

...dikkat ediyor.

Hu hu, kızlar!

Sohbet mi ediyordunuz? Vallahi bayılırım.

Bütün kızlar toplanmış Leyla.

Bütün gençler toplanmış! Ne konuşuyordunuz bakalım?

Hadi artık bahçeye çıkalım, burası beni biraz bastı, on kişi bir arada olunca.

Aa, Selinciğim, biz geldik diye mi gidiyorsun?

Aa, olur mu öyle şey Firuze Hanımcığım? Zaten birazdan bahçede buluşacaktık.

Hem Alara Hanım birbirinden güzel oyunlar...

...eğlenceler, yarışmalar ayarlamış.

Aa! Nasıl yarışmalarmış onlar bakalım?

İşte grup oyunları falan.

Alara Hanım yarışmak mı istiyor?

Neyine güveniyor acaba? Hayatında bir tane ağaca tırmanmış mıdır?

Babasının etkisi olmadan neler yapabilecek göreceğiz.

Selin, sakin arkadaşım.

-Hep birlikte oyun oynayacağız. -(Selin) Aynen Aydacığım, aynen.

Bir oyun oynanıyor zaten.

Gece bakıyorum, başka, gündüz bakıyorum, başka.

Ama bu sefer oynanan ben olmayacağım.

(Selin) Eğer oyun oynayacaklarsa...

...onlara hayatlarının en acı yenilgisini yaşatacağım.

Aa! Demir'le Alara'dan mı bahsetti şimdi o?

Evet.

Kim oyun oynuyormuş Selin'e, ben hiçbir şey anlamadım.

Ben de gece başka, gündüz başka kısmına takıldım.

O...

...yarışma falan deyince hırs yaptı herhâlde kendi kendine...

...ne dediğini bilmiyor öyle. Hadi çıkalım biz de.

-Aynen, hadi gidelim. -(Ayda) Hadi.

(Alara anlaşılmayan konuşma)

Hoş geldin.

Öyle gerçekten.

(Azmiye) Gel, gel.

Selam!

(Firuze gülüyor)

(Firuze) Ay, çok güzel.

(Azmiye) Harika, herkes toplanmış. Şimdi şöyle yapıyoruz arkadaşlar.

Önce iki gruba ayrılacağız...

...sonra iki araç gelecek ve bizi etkinlik alanına götürecek.

Ve orada harika oyunlar oynayacağız.

(Firuze) Yaşasın!

-Bunu da sen mi ayarladın? -Eğlenceli olur diye düşündüm.

Kazanan ne alacak?

Yenilenler yenenleri yemeğe çıkarsın.

Vaov!

Yalnız ben ödül için değil, kazanmak için oynarım.

-İkisi de aynı şey. -Hiç sanmıyorum.

Evet, enerjilerimiz yüksek olduğuna göre...

...herkes keyifli vakit geçirecek diye düşünüyorum.

Öyle değil mi Selin Hanım?

Peki, takımdakileri kim belirleyecek?

-Tabii ki Demir. -Tabii ki Burak.

-Hadi o zaman, seçmeye başlayalım. -Burak Bey, önce sizden başlayalım.

-(Burak) Tabii ki. -(Demir) İzin verirseniz.

(Müzik)

Selin.

(Alkışlıyorlar) (Hep bir ağızdan) Oo!

-Alara. -Aa!

Aa, 'power couple' bir arada.

Ama şimdi diğer takım çok güçsüz olmaz mı? Haksızlık olmasın.

(Selin) Bize bir şey olmaz da...

...siz kas gücü gerektiren oyunlara alışık olmayabilirsiniz.

Rakiplerimin de umudu o yönde ama...

...oyunu kazandıran güç değil, stratejidir.

Aa! Biz de bu konuda çok iddialıyız.

-Devam edelim mi? -Tabii ki edelim.

Tabii ki Muharrem Usta diyorum.

(Alkışlıyorlar) (Hep bir ağızdan) Oo!

-İbo. -Aa, İbrahim Bey.

Bora.

(Alkışlıyorlar)

Ayda.

(Alkışlıyorlar)

-Merve. -Ben!

(Alkışlıyorlar)

-Azmiye Hanım. -(Azmiye) Vuhu!

(Alkışlıyorlar)

Ferruh.

-Ne? -Gel, gel.

(Gülüyorlar)

(Burak) Gel buraya.

Demirciğim, seç beni. Beni seç!

Peki, Firuze Hanım.

Harika! Gruplar da eşitlendiğine göre...

...Leyla Hanım da hakemimiz olsun.

(Muharrem) Bravo Leyla Hanım!

Şimdi herkes hazırlanmak için odalarına arkadaşlar.

Tam 15 dakika sonra etkinlik alanına gitmek üzere...

...burada buluşuyoruz. -(Firuze) Hadi, hadi, hadi.

(Azmiye) Hadi bakalım, hızlı hızlı.

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Yalnızlıksa konuyu bilen benim"

"Sorgusuzca yine seven benim"

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

(Müzik)

(Alara bağırıyor)

(Bora) Hadi bizde.

(Bora) Devril!

(Düdük çalıyor) (Hep bir ağızdan bağırıyorlar)

Ya!

-(Alara) Ayağım çok acıyor! -(Demir) İyi misin Alara?

Çok acıyor şu an.

-İyi misin? -Gördüğün gibiyim.

Bir bakabilir miyim?

-Böyle acıyor mu? -Evet, acıyor, burktum galiba.

Kırık değil ama incitmişsin galiba. Buz koymamız lazım.

(Demir) Ayağa kalkabilir misin?

Yok, hiç kalkabilecek gibi hissetmiyorum Demir, çok acıyor ayağım.

Tamam, tutun sen bana, bir deneyelim.

-(Demir) Hadi bakalım. -(Alara) Yok, yok, yok, gerçekten.

Kalkamıyorum gerçekten, çok acıyor. Bak, herkes çok eğleniyor, siz gidin...

...ben burada biraz dinlenirsem kendime gelirim, şu an çok kötüyüm.

Bu böyle olmaz, otele dönmemiz lazım.

Arkadaşlar, bugünlük bu kadar. Biz otele dönüyoruz.

Kalmak isteyenler kalsın, daha sonra diğer araçla dönebilirler otele.

(Demir) Gel Alara. Yavaş, dikkat et. Tutun bana.

(Demir) Kötü mü çok, yürüyebiliyor musun?

-Hayır, çok acıyor canım. -Tamam, gel.

Çok acıyor ama ayağım.

Yılan! Kadın resmen kaybederek kazandı. Strateji dediği buymuş demek ki.

Bazen de kazanmak için kaybetmek lazım herhâlde.

(Gerilim müziği)

Ayda, seninle oda arkadaşı olmak çok güzel arkadaşım.

Ama benim yerime kocanla kalmak istiyorsun.

Senin için sakıncası olur mu?

Hem sen de sevgilinle kalmış olursun işte.

Tamam da boncuk, ya yakalanırsanız?

Ne yapayım?

(Müzik)

İbo, ben sana bir sır vereceğim.

Sakın verme Bora, her tarafımdan sır akıyor zaten, bir tane daha kaldıramam.

Biz Merve'yle evlendik.

Tebrikler!

-Aşk yasağı. -Hah.

İyi de abi siz ne yaptınız? Ya Demir öğrenirse?

Abi, işte öğrenene kadar bir şekilde idare edeceğiz, ne bileyim.

Bir de benim senden bir ricam olacak.

Ben bu akşam eşimle kalsam olur mu? Siz de Ayda'yla kalırsınız.

Valla benim bir itirazım olmaz da Ayda bilir.

Ben bir şey diyemem, onun kararı.

(Müzik)

Güzel olmuş.

Valizde sadece bu vardı.

Sana yakışıyor.

(Müzik)

-Alara nasıl? -İyi.

Odasında dinleniyor. Ben de onu almaya gidiyordum.

Buyur, ben mâni olmayayım.

Bugünkü hâlin neydi öyle Selin?

Ne vardı ki hâlimde?

Bu kadar rekabetçi olduğunu bilmiyordum.

Alara'yı paramparça etmek ister gibi bakıyordun çünkü.

Kazanmak istemek suç mu?

Neyi kazanmak istiyorsun Selin?

(Müzik)

-Hadi git, Alara beklemesin. -Beklesin.

Sen soruma cevap ver.

Niçin o kadar hırslı yarıştın?

Alara'yı yenmek için mi?

Ödül için yarışmayacağını söyledin.

Neyi kazanacaktın?

Demir.

...ben istedim ki...

Ne istedin?

İstedim ki...

(Müzik)

(Kapı açıldı)

Merhabalar.

-Merhaba. -(Demir) Selam.

Ben Alara'yı almaya gidiyorum. Yemekte görüşürüz.

Hadi kızlar, gidelim.

Ne oluyor?

Stokholm Sendromu Demir Bey'i de etkiledi herhâlde.

Baksana, ayrılamıyorlar.

(Hareketli müzik...)

(...)

Of, mis gibi koktu.

Demir Bey, ben yapamadım. Vegan olmak çok zormuş.

Kaç gün dayanabildiniz Merve Hanım?

(Hareketli müzik)

(...)

(...)

Yalnız usta ızgaradan bayağı anlıyormuş. Etler müthiş olmuş.

-(Alara) Eline sağlık ustam! -Eyvallah.

Çocuklar, burada dünyanın eti var, gelin alın!

Bak, bak, bak, nar gibi kızardı!

(Azmiye) Ellerine sağlık.

-Biraz daha ister misin? -Yok, yani istesem de yiyemem.

Çok tokum. Yalnız Paris'te yediğimiz etlerden çok daha güzel değil mi?

Ağız tadına daha çok uyuyor diyelim.

Demir, sos var.

Yok, diğer tarafta.

(Müzik...)

(...)

(Boğazını temizledi) Herkese afiyet olsun.

-(Firuze) Selinciğim, nereye? -Vallahi çok şiştim.

Biraz yürüyüş yapacağım.

Selin...

...bekle, ben de geliyorum.

(Burak) Afiyet olsun.

Biz de mi yürüyüş yapsak Demir?

Ne gereği var canım, ne güzel oturuyoruz şurada işte.

-Senin ayağın acımıyor mu? -Yok, buz koyduk ya, bayağı iyi oldu.

(Demir) Peki, tamam.

-Hepinize afiyet olsun. -Size de.

(Merve) Teşekkürler Demir Bey.

Vallahi mekânı bıraktım, patronu da alıyorum, size iyi eğlenceler.

(İstemsizce gülüyorlar)

Ne sırnaşık bir şey bu, sinir oldum vallahi.

-Yılan, yılan! -Çengeli de taktı bizim oğlana.

Olan Selin'e oluyor, yazık vallahi.

Sen bir gelsene, biz bir konuşalım.

Tamam tatlım, konuşalım. Konuşacağımız şeyler var belli ki.

(Kuşlar ötüyor)

Ne zaman ayrılmayı düşünüyorsun o evden?

Nereden çıktı şimdi bu?

Senin gibi bir adamın ev arkadaşıyla oturuyor olması çok garip.

Üstelik herkesten saklıyorsun bu durumu.

Karakterine uymuyor pek.

Bunun geçici bir durum olduğunu sana söylemiştim.

-Hâlâ bir çözüm arıyoruz. -Yapma Demir, çözümü çok basit.

Sadece bir adım atman gerekiyor. Selin yapamaz bunu ama sen yapabilirsin.

Evden ayrıl, ikinizi de bu mecburiyetten kurtar.

Böyle yürümemiz ayağın için iyi değil.

Seni odana bırakayım, biraz dinlen, olur mu?

Başka şansım var mı?

Aslında yok.

(Müzik)

Çok yakışıyorlar değil mi?

Demir'le Alara.

-İkisi de soğuk ve tehlikeli. -Bize ne Burak?

Doğru, bize ne. Sanki başımızda başka dert yokmuş gibi.

Bu arada senin neyin var?

Operasyonu bitirin dedin, bitirdik.

Canavar müşteri de hapiste.

Yalan söylemeni gerektirecek başka bir durum da yok.

-Niye bu kadar durgunsun? -Durgun değilim, yorgunum.

Aklım çocuklarda kaldı. Ben zaten gelmek istemiyordum.

Demir Bey mecburi dediği için buradayım.

İstersen beraber dönebiliriz. Ben götürürüm seni.

Yok ya, oyunbozan olmak istemem.

Ekiple geldim, ekiple dönerim.

Bir gün daha katlanacağız artık.

Sen bilirsin ama teklifim geçerli.

İstediğin zaman beraber dönebiliriz.

Ben gerçekten çok yorulmuşum, odaya döneceğim.

İyi misin?

Biraz başım ağrıdı.

Ben de ilaç var, otele dönünce veririm.

Tamam.

(Müzik)

(Hareketli müzik)

Hişt! Hişt hişt!

(Hareketli müzik)

Sizde sinek ilacı var mı?

Odada sivrisinek var, her tarafımı pinçik pinçik yediler.

Vallahi yok Ferruh Bey, kusura bakmayın.

Sen nereye böyle?

Kafeye falan gidiyorsan ben de geleyim. Vız vız uykum kaçtı.

Yok, ben yorgunum Ferruh Bey, gidip yatacağım.

-İyi geceler. -İyi geceler.

(Müzik)

Bora bizim odada kalacaklarını söyledi.

Hayır hayır.

Merve, Bora bizim odaya gelecek, dedi.

Güzelim, mesaj atmış Bora. Bizim odadalar işte.

İyi, o zaman bizim odaya gidelim.

(Müzik)

-Ay, çıkın, biz varız ya! -Çıkın abi.

Uff, yürü yürü.

Bizim odada kalacaklardı ama.

İbo, ben sana söyledim bizim odada kalacaklar diye.

(Müzik)

Ayıp oldu ama.

(Müzik)

(Hareketli müzik)

(Sivrisinek uçuyor)

Siz Demir Bey'i nereden tanıyorsunuz?

Aile dostumuz. Sen ne zamandan beri tanıyorsun?

İşe başladığından beri.

-Şu Alara, Burak'ın sevgilisi değil mi? -Değil.

-Maalesef, gözünü başka yere dikmiş. -Olmaz öyle, bize ters.

Aynen, bana da ters.

Öte yandan Selin de güzel, alımlı, zarif.

Demir de ona karşı boş değil zaten.

-Kesinlikle. -Değil mi?

Bir elektrik var orada, cızır cızır.

Ama kendileri farkında değil.

İki inatçı keçi bir arada.

-Ayrıca şirkette aşk yasağı da var. -Aşk yasağı ne demek?

Şirket çalışanlarının birbirleriyle ilişkisi olamaz. Demir Bey'in kuralı.

Aa!

Merve'yle Bora nişan bile attı bu yüzden.

O kadar ciddi yani?

Bu yasak kalkar.

Ama şu Alara başımıza dert olacak.

Sen hiç merak etme tatlım. Çözeriz onu.

Birlikte olursak çözemeyeceğimiz problem yok.

Sevdim bunu.

O zaman güçlerimizi birleştirelim.

-Happy Pie tarafı bende. -Şirket tarafı da bende.

Demir'le Selin birlikte olana kadar durmak yok.

Aşk kazansın tatlım, aşk.

Hay Allah, Firuze Hanımcığım.

Ohh.

Beni erkenden odama bıraktığın için cezalısın Demir Erendil.

Benimle balkon keyfi yapacaksın.

Seni bilmem ama bugünkü oyunlar beni bayağı yordu.

Selin yorulmamış belli ki. Baksana.

Oo, Burak'ın odası mıymış o?

Çok tatlılar, yakışıyorlar da.

Kaldırsana şu aşk yasağını şirketten, Demir.

Baksana, insanlar gizli gizli görüşüyor, rahat etsinler.

(Müzik)

Senin odan burasıydı, değil mi?

Hadi, oyunbozanlık yapma.

Manzaram güzel, soğuk bir şeyler de söyleriz.

Bütün yorgunluğun geçer. Bak, bu son çağrı.

Tamam, görüşürüz sonra.

-İyi geceler. -İyi geceler.

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik)

Demir Bey.

Selin Hanım'a mı bakmıştınız?

Yok.

Azmiye Hanım'a işle ilgili bir şey söyleyecektim de.

Ama geç oldu, yarın söylerim.

Demir Bey, sizin canınız sıkılmış, ben anlarım.

Yoo. Önemli bir şey yok.

Yarın görüşürüz. İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik)

Nerede bu diş fırçası ya?

Demir.

Banyodaki her şeyi Demir toplamıştı.

(Müzik...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

Off, Alara, yat uyu işte.

(Müzik)

Rahatsız ettim, kusura bakma.

Gel, buyur.

(Müzik)

Ne oldu Selin?

Benim banyo malzemelerim, diş fırçamı falan... Sen toplamıştın.

Valizimde yoklar.

Çantanın içinde, alabilirsin.

Hangi çantada?

Selin, orada yalnızca bir tane çanta var.

Diğeri valiz.

O zaman çantandan açıp alır mısın? Çünkü ben karıştırmak istemiyorum.

Al işte içinden Selin.

Eve yerleşirken bütün kolilerimi karıştırıyordun, şimdi mi çekiniyorsun?

O sen bir ilişkiye başlamadan önceydi.

Şimdi ben nereden bileyim içinde ne var ne yok?

Saçma sapan bir şeyle karşılaşmak istemiyorum.

Sen biraz kızardın mı? Bir yüzünü yıka istersen.

Demir, eşyalarımı verir misin?

Olur.

Al.

Selin, dur.

Sen neden az önce Burak'ın odasındaydın?

Sen güvenlik kameralarından bizi mi takip ediyorsun?

İlişki yasağım bozulmasın diye bu kadar ileri gidiyorsun yani?

Onun odasından çıkıyordun az önce Selin.

Ben sana soruyor muyum Alara'yla Paris'te ne yaptınız diye?

Ne yaptığımı biliyorsun Selin. Herkes biliyor. Saklamıyorum çünkü.

Doğru söylüyorsun. Özür dilerim. Ben haddimi aşıyorum.

Bu neticede senin özel hayatın.

Ayrıca Burak olayını da merak ediyorsan başı ağrıyordu, götürüp ilaç verdim.

Senin kurallarını çiğneyecek bir şey olmadı yani.

Selin, bir dakika.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

(Demir) Geldim.

-Efendim Azmiye Hanım? -Kusura bakmayın Demir Bey...

...rahatsız ediyorum ama Selin'i bulamıyorum. Bütün gece odaya gelmedi.

Aramadınız mı?

Cep telefonu, eşyaları, çantası, her şeyi odada.

Belki birinin yanında kalmıştır.

Merve'yle Ayda'nın odasına baktınız mı?

Yok, herkese sordum. Kimse bilmiyor.

Aramaya mı çıksak acaba?

-Burak Bey'e falan mı haber versek? -Telaşlandırma şimdi kimseyi.

Ben zaten hazırım, çıkar bakarım şimdi.

O zaman ben buraları aramaya devam edeyim...

...siz de kayıkhanenin o taraflara bakın isterseniz.

-Tamam, Selin'i bulunca haberleşelim. -Tabii Demir Bey.

(Müzik)

(Demir) Kolay gelsin.

Buradan biri kayık kiraladı mı bu sabah ya da dün gece kiralayan oldu mu?

Ben yoktum ama dün gece bir kadın gelmiş...

...normalde yapmayız da çok ısrar edince vermişler.

(Müzik...)

(...)

(...)

Selin!

Selin!

Selin!

Selin!

-Ne oluyor, ne bağırıyorsun? -Delirdin mi sen?

-Bütün gece kayıkta mı uyudun? -Arkadaşım, sana ne!

Ben bir dakika yalnız kalamayacak mıyım? Kocaman gölde gelip beni nasıl buldun?

Ödümüzü patlattın Selin. Azmiye hâlâ seni arıyor.

Bu nasıl bir sorumsuzluktur! Çocuk gibi gelip buraya saklanmışsın.

-Gel buraya. -Gelmeyeceğim.

Ayrıca sen sevgilini bırakıp niye geliyorsun ki?

Selin, saçmalıyorsun ve canım çok sıkılıyor şu an.

Uzatma da dönelim hadi.

Gelmeyeceğim ben, git herkese söyle. İyiyim.

Seni almadan hiçbir yere gitmiyorum.

Gideceksin.

-Gitmeyeceğim dedim! -Demir, gideceksin!

Göreceğiz. Gel buraya.

-Demir, bırak, bak düşeceğiz. -Selin, dikkat et, düşeceğiz şimdi.

Beni sinirlendirme bak, kötü olur.

-Selin dedim! -Bırak Demir!

-Selin! -(Selin) Aa!

Demir!

Demir!

Demir, neredesin? Demir!

Demir, çok özür dilerim. Çık hemen lütfen. Neredesin?

Şakanın sırası değil, lütfen. Demir!

Demir! Demir, neredesin? Ne olur bir ses ver, Demir!

Demir, ne olur ölme, lütfen. Demir, çok özür dilerim, ne olur çık.

Demir, atlayacağım şimdi.

Allah'ım çok özür dilerim. Demir, ne olur ölme.

Demir, atlıyorum. Bak, atlayacağım gerçekten.

(Demir) Selin.

Demir?

Demir, iyi misin? Gel, gel.

Çok korktum ya.

(Alara) Günaydın herkese.

(Hep bir ağızdan) Günaydın Alara Hanım.

Nasıl yorulduysam, bütün gece uyumuşum. Zor kalktım.

Temiz hava hepimizi çaptı galiba. İki eksiğimiz daha var.

Hakikaten Demir nerede? İnmedi mi?

Görmedik.

Selin de yok ortada. Azmiyeciğim, hâlâ uyuyor mu?

Sabah erkenden kalkıp yürüyüşe çıktı.

-Aa! Kahvaltı etmeden mi? -Aç değilmiş.

Aa! Hadi ya!

Yani hiç Selinlik bir hareket değil.

Dün o kadar koştuk falan, normalde kurt gibi aç olması gerekiyordu.

(Alara) Kendi bilir. Ben Demir'i uyandırıp geliyorum.

Hiç zahmet etmeyin Alara Hanım. Demir Bey odasında yok.

Nerede peki?

Selin Hanım'ın yanında.

-Gerçekten mi? -Aa!

Beraber mi çıktılar yoksa yürüyüşe?

Nereden icap etmiş?

Çok iyi etmişler.

Baksanıza, o kadar gezilecek, görülecek yer var ki.

Şu manzaranın güzelliğine bakın.

Bu Selin nereye gittiğini söyledi mi peki? Biz de gidelim.

Hiç bilmiyorum.

Ama kahvaltıdan sonra etkinlik alanına gitmemiz lazım.

-Ne zaman geleceklerini söylediler mi? -Hayır.

(Müzik)

-(Operatör ses) Aradığını kişiye-- -Ulaşılamıyor.

Ben hakem olarak diyorum ki; Selin, Demir olmadan da gidebiliriz.

Tabii, sonuçta iki kişi eksik olduğu zaman gruplar bozulmaz.

Değil mi?

Ama kaptanımız olmadan oynayamayız ya.

Hem buraya hep beraber eğlenmeye geldik, değil mi? Bence bekleyelim.

Akşama kadar yürümeyeceklerdir herhâlde.

Duydun mu Leyla? Herkesten önce uyanıp yürüyüşe çıkmışlar.

Bu kalabalıktan kaçıp, kurtulup baş başa kalmak istemişler.

Ne alaka şimdi, Demir Bey'le Selin yürüyüşe çıkmalar falan?

Demir Bey erken kalkıyormuş ya, herhâlde sabah Selin'i görüp peşine takıldı.

Yalnız Burak da çok bozuldu, yazık.

Alara da acayip ayar oldu. Selin'e patlamasa bari.

Siz ne konuşuyorsunuz fısır fısır? Bize de söyleyin abi.

Hiç.

Bugün kim kazanır, onu konuşuyorduk.

Dün Alara Hanım bileğini burkunca bir sonuca bağlanamadı ya.

Demir gelince bağlanır sonuca, Merve Hanım.

(Müzik)

Yemin ederim...

...bilerek yapmadım, vallahi. Ödüm koptu.

Sana bir şey oldu sandım, çok korktum.

İki saat orada avaz avaz bağırdım. Niye ses vermiyorsun?

-Biz niye buraya çıktık ayrıca? -Bu hâlde otele dönmek istemediğim için.

Üstüm başım kurusun, sonra gideriz.

Tamam, ben daha önce buraya gelmiştim.

Şurada bir yerde kulübe gibi bir şey var, oraya gideriz.

Sen yine macera arıyorsun galiba.

-Bir ormanda kaybolmamız eksikti. -Ne macerası ya?

Yağmur ormanlarında değiliz, küçücük yer burası.

Ayrıca kulübede kuru kıyafet falan vardır.

Böyle geç kurursun, hastalanırsın.

İyi, tamam. Önden buyur.

(Müzik)

(Azmiye) Kardeş! Kardeş!

-Buyur. -(Azmiye) Baksana bir.

Buraya bir kadını arayan bir adam geldi mi hiç?

Şöyle endamına övgüler dizilesi...

...bakışları keskin...

...karizmasıyla dalga dalga sel gibi akan bir yiğit.

Aman canım! Yakışıklı, uzun boylu falan işte.

Geldi bu sabah. Kayık kiralayıp gittiler.

-Ha! Peki ya kadın? -Buldu herhâlde.

Karşı kıyıya bağlamışlar kayıkları da. Kulübeye gittiler galiba.

Ay, orada kulübe mi varmış?

Çok romantik.

Romantik falan anlamam. Kayıklarımı geri getirsinler.

Aman, bir dur be! Yarın gider alırsın getirmezlerse.

Bana bak, bugün sakın rahatsız edeyim deme...

...çok fena arıza çıkarırım!

-Tersim çok pistir, ona göre! -İyi iyi, tamam.

Ha, şöyle. Ne güzel anlaştık seninle balıkçı kardeş.

Şaka mı bu?

Ayy, hadi rastgele.

Balıkçı değilim ben. Kayıkçıyım, kayıkçı!

(Azmiye) Fış fış.

(Kuşlar ötüyor)

-Çalışıyor mu? -Hayır tabii ki.

Seninkinden sonra bu da bozuldu. Yenisini almak lazım.

Merak etme, neyse ki yanında ben varım.

Seni şıp diye ulaştıracağım kulübeye.

Bence sen daha ne kadar yürüyeceğiz, onu söyle bana.

Tamam, az kaldı. Hemen şu ağaçlıkları geçince.

Selin, on dakika önce de aynı şeyi söylemiştin.

-Sen kulübenin yerini biliyor musun? -Aa! Biliyorum tabii.

Hem de avcumun içi gibi.

Hayır, bana daireler çiziyormuşuz gibi geldi de.

Akköy Yaylası'nın ormanlarında oynardım.

Ormanda yön bulmak çocuk oyuncağı benim için.

Çok havalanma istersen.

-Sendeki yön bilgisi herkeste var. -Yaa!

Öyle. İlkokulda öğretiyorlar.

Ağaçların üstündeki yosundan kuzeyi, karınca yuvaları da doğuyu gösteriyor.

Ne var bunda?

Güneyi.

Ne?

Karınca yuvaları. Ağızlarını güneye doğru yaparlar.

Selin, inan bana, şu an zerre kadar umurumda değil.

Nereye yaparlarsa yapsınlar.

Şu kulübeyi bulur musun bir an önce? Bak, üstüm de neredeyse kuru.

-Otele döneceğim ben şimdi. -Tamam, bulacağım şimdi.

-Buralarda bir yerlerdeydi galiba. -Bir dakika, bir dakika! Galiba mı?

Ben gelmeyeli tabii biraz zaman oldu, kulübeyi kaldırmış olabilirler.

Sen hatırlamıyorsun değil mi kulübenin yerini?

Yoo, hatırlıyorum.

Böyle ormandan kıyıya doğru inerken orada bir yerlerdeydi.

Peki, sana 100 puanlık uzman sorusu.

Kıyıdaki kulübeye gitmek için neden ormanın derinliklerine girdik Selin?

Sen bilerek yapıyorsun değil mi bunu? Kaybolalım diye.

Ormanı bilmeyen adamları kandırıp inime götürüyorum.

Sonra kurt kardeşlerimizle onlardan harika bir ziyafet çekiyoruz.

Kıyıda yol yok. Kayalıklar kapatmış, yol yok.

Peki Selin, tamam Selin.

Hadi göster de bulalım şu inini, neredeymiş!

Bir dakika.

Dur.

(Müzik)

Bak bakalım ormanda daireler çiziyor muymuşuz?

Gel, ben seni götüreceğim.

Gel.

Kendin bile bilmiyorsun. Bu tarafa bakıyorsun, oraya yürüyorsun.

Hanımefendiler, beyefendiler...

...ne yapıyoruz, plan nedir? Yarışıyor muyuz, oturuyor muyuz?

Bence Demir'le Selin'i beklemeyelim.

Keyifleri yerinde demek ki, gelmediklerine göre.

(Operatör ses) Aradığınız kişiye--

Kaç saattir ne yürüyüşüymüş bu? Hâlâ açmıyorlar mı?

Hayır.

Acaba kayıp mı oldular diyeceğim ama...

...burada da insan kaybolmaz herhâlde.

Doğru, burası o kadar büyük bir yer değil.

Belki kaybolmak istemişlerdir.

Ben istiyorum mesela şu an.

Şu kalabalıktan sıyrılıp kaybolsak mı seninle?

Firuze...

...bu çocukların başına bir şey gelmiş olmasın?

Ya yardıma ihtiyaçları varsa?

Onların birbirlerinden başka hiç kimseye ihtiyaçları yok.

Keyifleri yerinde demek ki.

Hayır, bu kadar saat ortada olmamaları biraz garip değil mi?

Ben otel görevlilerine haber vereceğim kayboldular diye.

-Arayıp bulsunlar. -Tamam, bekle, ben de geliyorum.

Aa, hiç gerek yok.

Ben konuştum Demir Bey'le, akşam döneceklermiş.

(Ferruh) Ben buradayım o zaman Burak Bey.

Selin Hanım'la Demir Bey gelirlerse haber veririm.

-Ormanla hiç aram yok. -Bir dakika, bir dakika!

Ne zaman aradı Demir? Ben arıyorum, ulaşamıyorum sabahtan beri.

Telefonu çekmiyormuş onun.

Çeken bir yerden aradı beni Demir Bey, keyifleri yerindeymiş, geziyorlarmış.

Tam olarak neredelermiş?

Aa, nereden bileyim Burak Bey? Konum atın demedim sonuçta.

Ee, biz ne yapıyoruz burada öyleyse?

(Firuze) Hadi oyun alanına gidelim.

Bugün 'free' mi takılsak acaba?

Yani dün epeyce oyun oynadık zaten.

Ne dersiniz Alara Hanım?

Benim ayağım kötü zaten. Gidip yatacağım. Siz istediğinizi yapın.

(Ferruh) Vallahi ben de masaja gidiyorum.

Son zamanlarda şirkette çok strese girdim. Her tarafım kulunç oldu.

Burak Bey, isterseniz siz de gelin. İhtiyacınız olabilir.

Sen git Ferruh.

(Ferruh) Peki.

-Bora, kızlar, geliyor musunuz? -Tabii tabii, hadi gidelim.

Ne oluyor ya? Ne yapıyor bu Selin?

Paris meselelerini konuşuyorlar herhâlde.

Ya da ev işini çözmeye çalışıyorlardır.

Hadi kızlar. Merveciğim.

(Azmiye) Aa!

Leyla Hanımcığım, artık sizinle şu orta kahveyi içsek mi?

-Olur. -Buyurun efendim.

(Müzik)

Ee... Tamam, görüşürüz.

Azmiye, sen bir Demir'le Selin'i anlat bakayım bana.

Bunlar birbirlerini bulmuşlar ama beni aradıkları falan yok.

Kimse rahatsız etmesin, baş başa kalsınlar diye öyle söyledim.

Azmiye, aynı benim gençliğimsin.

Ayy!

İnşallah dönüş yolunu bulurlar.

Onlar aşk yolunu bulsunlar yeter.

Ne diyorsun.

(Müzik)

Ne oldu?

Hiç. Bir şey yok.

Selin...

...ne oldu?

Biz buradan daha önce geçmiştik.

Bir saattir aynı yerde daire çizip yine buraya geldik.

Emin misin?

Çok güzel! Harika!

Ben demiştim işte, kaybolduk.

Ne yapıyorsun Selin?

Bana kızmanı bekliyorum.

Kusura bakma, oturdum ama sen haklı, ben haksız konuşmasını...

...ayaktayken yapamayacağım. Böyleyken söyle.

Ne yapıyorsun?

Sen de hiç kusura bakma ama şu an sana kızamayacak kadar yorgunum.

Bunu ertelesek olur mu? Bir ara hatırlat ama.

Olur. Sen bilirsin.

Diğerleri seni çok merak etmiştir.

Seni de merak etmeye başlamışlardır.

Sanmam.

Çünkü bana pek ısınamadıklarını biliyorum.

Onlara bir sebep vermedin.

Sizin asıl sorununuz da bu işte.

Ben onların yöneticisiyim Selin.

İşlerini daha iyi yapmaları için bir sebep vermem lazım...

...beni daha çok sevmeleri için değil. -Tamam işte.

Seni severlerse senin için daha iyi çalışırlar.

Peki, tamam. Ben sana şöyle açıklayayım o zaman bu durumu.

Onlar beni severse, ben de onları severim.

Ben onları seversem, taviz vermeye başlarım.

Taviz verdikçe de zayıflarım ve en zayıf olduğum anda...

...o son darbeyi vuracak biri mutlaka çıkar.

Bu yüzden yanına kimseyi yaklaştırmıyorsun.

Evet...

...ama tüm çabalarıma rağmen biri bunu yapmayı başarıyor.

Niye öyle bakıyorsun?

Çünkü mantığında hata var.

-Niye? -Seni gerçekten seven insanlar...

...zayıf anını kollamazlar.

Seni tanımayanlar bunu yapabilir ama tanıdıkça...

...zayıfsan gücün olurlar.

Hedefteysen siper olurlar. Sevgi böyle bir şeydir.

Senin böyle büyüdüğün belli.

İnsanlara bu kadar çok güvenmen aslında etkileyici, biliyor musun?

Bu kadar açıkta durup da hiç zarar görmemen.

Seni koruyup kollayan birileri hep çıkmış demek ki.

Ya da sadece benden daha şanslısındır.

Sana ne oldu?

Neden yalnız büyümek zorunda kaldın?

(Duygusal müzik...)

(...)

Gidelim mi?

Peki.

Ee, oymak beyimiz...

...ne taraftan gidiyoruz?

Aa...

Bir de şu tarafı deneyelim.

İyi, deneyelim bakalım.

Bu arada...

...İbo sana bayağı ısındı.

Birilerini öyle kolay kolay sevmez.

Mesela Burak'tan hiç hoşlanmıyor.

(Müzik)

Bana diyorsun ya kadınları hiç tanımıyorsun diye.

Senin de erkekleri ne kadar iyi tanıdığını görmüş olduk.

Ben sana iki günlük gönül eğlencesine fazla anlam yükleme dedim.

Bak, Paris seyahatin istediğin etkiyi yaratmamış.

Demir senin yerine Selin'le vakit geçirmeyi tercih etti.

Senin yapacak başka bir işin yok mu?

Üzülürsün demiştim ama dinlemedin ki.

Neyse, sen bunları kafana fazla takma da kaybettiğini kabul et.

Hayatta iki tür insan vardır Burak.

Yapanlar, bir de sadece konuşanlar.

Ben yaptım. Demir de benim gibi, eylem insanı.

Ama sen...

...Selin için bir seçenek bile olsan asla seni seçmeyecek.

Niye biliyor musun?

Çünkü sadece konuşuyorsun.

Ne oldu, bozuldun. Gerçekler acıdır değil mi?

Bak...

...Demir, kızı buldu. Sen ne yapıyorsun?

Burada benimle muhabbet ediyorsun.

Gerçekten koca bir şaka gibisin Burak.

Senin de bu konuyla alakalı yapmış olduğun bir şey görmüyorum.

Oturup kahve içiyorsun ve dönmesini bekliyorsun ama yalnız dönmeyecek.

Pardon, iki su alabilir miyim?

Bardağa gerek yok.

Tamam, sağ olun.

Gerçekten gidip ormanda onları aramayacaksın, değil mi?

Sen rahatını hiç bozma.

Afiyet olsun.

(Müzik)

Off!

Off!

-Yoruldun mu? -Yorulmadım da susadım.

Demir, galiba biz otelden bayağı uzaklaştık.

Baksana, burası avlak alanı gibi bir yer.

Nereden anladın?

Av kuşları var, duymuyor musun?

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Selin?

Böyle daha iyi duyarsın.

(Kuşlar ötüyor)

Haklıymışsın.

(Kuşlar ötüyor)

Ee, sen hiç köye falan gitmedin mi?

Anneannenler, dedenler köyde olur.

Annenler yaz tatili için seni onların yanına falan bırakır.

Okuldayken köy gezilerine katılmıştım.

Bizi ekolojik köy gezilerine gönderirlerdi.

Hasat yaptım, su kanalı açtım. Ev bile yaptık.

-Sen bildiğin mevsimlik işçiymişsin. -Aslında öyleydim.

Görevimizi yapmak için giderdik, görevi yapıp geri gelirdik.

Sen köydeki asıl eğlenceyi kaçırmışsın. Köyde yaramazlık yapmak çok güzel olur.

Kümesten yumurta aşırırsın, komşunun bahçesine dalarsın. Bir dolu eğlence.

Yatılı okullar da fena değildir aslında bu konuda.

Tabii biz öğretmenlerin eşyalarını alıp saklardık.

Kalemini falan mı?

Arabasını.

Hadi canım!

Müdürün arabasını kaçırıp ormanın arkasındaki koruya gömdük bir keresinde.

-Gestapo'nun? -Evet.

Demir, yalnız bu yaramazlık değil, bildiğin suç.

Farkındayım. Atılmadığım için çok şanslıyım.

Çünkü gidecek başka bir yerim yoktu.

Müdür ne dedi peki?

Yüzünün aldığı şekli görmen lazımdı. Tabii arabayı sonrasında çıkarttırdı.

Sonra bize eziyet oldu.

Her boş vaktimizde adamın arabasını cilalayıp parlatmak zorunda kalmıştık.

O kadar kontrollüsün ki...

...bunları yaptığını düşünmek bile çok garip.

Dur daha bitmedi.

İlkokuldayken de yatakhaneden kaçmak için tünel kazmıştık.

Düşün bak, o yaşta.

Gerçi tüneli kazarken uyuyakalıp yakalanmıştık.

-Ciddi misin? -Evet.

Sonra öğretmenler odasına girip eşyaların yerini değiştirirdik.

Kalemler banyoya, şampuanlar buzdolabına.

Hatta bir keresinde bütün ders notlarını alıp tavana bantlamıştık.

Atıf Hoca yukarı bakmadığı için yarım dönem notları bulamamıştı.

Ya siz çok fenaymışsınız.

Biz de zamanında birilerine eziyet olduk.

Hiçbir iz yok.

Kayıkhanedeki adam şu yöne gittiklerini söyledi.

Burak, onu bir saat önce söyledi. Bence iyice şaşırdın sen.

Şaşırmadım, doğru yöne gidiyoruz.

Yok yok, senin yola doğru başlayıp sonradan sapma huyun var.

Dün gece mesela...

...Selin odandan çıkıyordu. Belli ki bir şeyleri doğru yapmışsın.

Sonra ne oldu?

Tam olarak nerede çuvalladın Burak?

Çuvallamadım. Senin aklındaki gibi değildi hiçbir şey.

Oo, savunma! Belli ki egolar incinmiş.

Söylesene, ne yaptın? Kıza ne yaptın ki odandan çıkıp gitti?

Hiçbir şey yapmadım Alara.

Belli ki bir şey yapmışsın da kız olabildiğince uzağa kaçmış.

Ne yaptın? Öpmeye mi çalıştın?

Sen biraz susmayı mı denesen?

Yoksa seni seviyorum mu dedin?

Ama biraz zamansız olmuş be Burak.

Yani öyle tepeden inme olacak işler değil bunlar. Kızı ürkütmüşsün.

Çok eğleniyorsun, değil mi?

Olayı bana çevirerek Demir'in şu an Selin'le ne yaptığını...

...düşünmemeye çalışıyorsun.

En azından biz Selin'le hiçbir şeye başlamadık.

Ama sen Paris kozunu kullandın...

...ve dönünce Demir'in ilgisini kaybettin.

Şimdi kimin egosu incindi? Ha?

(Gerilim müziği)

(Selin) Hah! Bak, burada işte, buldum.

Demir, ben sana bulacağım demiştim, gördün mü?

Su!

Gel.

-Oh be. -Kimse var mı?

Kimse var mı?

Anahtar var mı, baksana.

Kimse var mı?

Anahtar yok.

Hah!

Kuru kıyafet yok ama kuru battaniye var.

(Selin) Demir, üstündekileri çıkar da asalım, kurusun.

Gerek yok. Burayı ararken kurudular zaten.

Ya off! Yiyecek bir şey de yok.

Güzel, kulübeyi iyi ki bulduk.

Selin!

Şu ileride bir yol var. Oradan geri dönebiliriz.

Selin ve Demir'i hâlâ bulamadık.

Pusulan da var ama navigasyon becerilerin olacak gibi değil.

Biz buralarda dolanırken belki çoktan dönmüşlerdir bile.

Ferruh, Selin döndü mü?

Tamam, sağ ol.

Ne olmuş?

Dönmemişler.

Kim bilir neredeler. Belki bu ormanda bile değiller.

Hadi dönelim artık, burada yapılacak bir şey yok.

-Sen dön, ben devam edeceğim. -Hava kararacak Burak.

Geceyi ormanda geçirmeyi düşünmüyorsun herhâlde.

Gerekirse kalırım.

Kahramanlık kokan hareketler.

Bunları benim yanımda değil, Selin'in yanında yapacaksın canım.

Tabii hâlâ şansın kaldıysa.

Geliyor musun?

Gelmiyorum Burak.

Bence sen de artık vazgeç.

Bak, evren bile kabul etmiyor eylem insanı olmanı.

Böyle olmadığın biriymiş gibi davranman çok sakil durdu. Sana yakışmadı.

Kaderine küs artık.

(Müzik)

Selin!

(Müzik)

Demek bu yoldan gittiniz.

Selin!

Selin!

Hop hop! Selin, ne yapıyorsun? Şimdi bir sakatlık çıkaracaksın.

-Onu bana ver. -Dur dur.

Bir kadının baltasına asla dokunma.

Selin, lütfen. Bırak ben yapayım.

Tamam. Önce ustasından öğren, sonra yaparsın.

Çekil bakayım oradan. Git git.

İyi.

Biraz daha uzaklaş. Şöyle güvenli bölgeye git.

Hah, tamam! Orası iyi.

(Selin) Önce güvenlik.

İzle ve öğren.

Nasıl? Oldu mu?

-Ah! -Aferin sana, aferin Selin!

Omzunu da çıkar, tam olsun. Hem sen etrafa bakmayacak mıydın?

Ben bilemedim ya. Senin kesin yine bir şeylere alerjin vardır.

Buranın sahipleri gelince bir şeyler isteriz.

Yani gelirler değil mi?

Seni şöyle güvenli bölgeye alalım.

(Aksiyon müziği...)

(...)

Mamut avlamıyoruz ama...

...odun kırmak da prim yapıyorsa demek.

Demir.

Nerede kaldın Selin? Biraz daha gelmeseydin seni aramaya başlayacaktım.

Bak, ne topladım.

Bunlar ne? Böğürtlen mi?

Açlıktan ölmenize izin vereceğimi düşünmemiştiniz değil mi Demir Bey?

Çok naziksiniz Selin Hanım.

Ben onları alayım.

Off, çok güzel görünüyorlar. Otursana.

(Duygusal müzik)

Buyur.

Hımm...

...güzel.

Güzelmiş.

Tatlı.

(Duygusal müzik...)

(...)

Hiç esmiyor.

Ateş tabii.

Çok yakın oturduk. Biraz uzaklaşsak mı?

Yoo, iyi bence.

Güzel işte. Sıcak.

Tabii sen göle düştün, üşüyorsun. Vallahi ben yanıyorum.

(Duygusal müzik)

-Gülüyor musun sen? -Yoo.

Biraz uzaklaşmamız lazım ateşten.

(Duygusal müzik)

(Demir) Lisedeyken bir gün kampa gitmiştik.

Bunun iki katı ateş yakmıştık.

Ben o zaman da ateşe fazla yakın durduğum için...

...sıcaktan sızıp kalmıştım.

-Yandım demeyeceksin değil mi? -Yok, yok, yanmadım.

Ama...

...soğuktan titreyerek uyandığımda yalnız olduğumu fark ettim.

-Seni bırakıp gitmişler mi? -Aynen öyle yapmışlar.

Peki, ertesi gün ne dediler?

Beni kollamalarına ihtiyacım olmayacağını düşünmüşler.

-Sana bir şey olmadı, değil mi? -Yalnız uyanmamın haricinde mi?

Sönmüş ateşin yanında, soğukta titreyerek.

Soğukta yalnız uyanmak çok kötü bir his.

Biliyorum.

Yaylaya çıktığımızda annem ve babam bir şeye ihtiyacımız olunca şehre inerdi.

Sonra eşe, dosta takılıp dönemezlerdi.

Ben de gecenin bir yarısı tek başıma uyanırdım. Soğukta.

Kocaman ahşap bir evde.

Sobanın ateşi gitmiş olurdu.

Böyle battaniyeye sarılıp pencerenin önüne otururdum.

(Duygusal müzik)

Bütün gece mi?

(Duygusal müzik)

Bizim yaylada yıldızlar çok güzel görünür.

Oturup onları seyrederdim.

Babam hepsinin adını yüz kere özlemişti herhâlde.

Ama yerlerini hep unuturdum.

Ben de yeni takımyıldızları bulup...

...kafamdan onlara isim uydururdum.

Ee?

Yıldızlara ne isim vermiştin, hatırlıyor musun?

Bir bakalım.

Şu yıldızı görüyor musun, parlak olanı?

Bak, sağından aşağı doğru dört tane yıldız iniyor.

Evet. Büyükayı.

Robin Takımyıldızı.

Robin?

O zamanki köpeğimizin adı.

Selin!

Selin!

Bir dur Alara!

Bak, şuradaki parlak yıldızı görüyor musun?

-Hangisi? -Bak, tam dalın ucunda.

-Şu mu? -Evet.

Gördüm.

Solunda daire yapıyor. Beş tane yıldız var.

Evet.

O da Seni Seven Yıldız Kümesi.

Güzelmiş.

Peki...

...bana yıldız bıraktın mı gökyüzünde?

Yoksa...

...hepsi çoktan sahiplenildi mi?

Çok nadir bulabildiğin bir yıldız kümesi var.

Sonsuzluk işareti gibi.

Yan yanalar.

Ona bir isim koymamıştım.

Demir Erendil.

Yakışır bence.

(Duygusal müzik...)

(...)

Selin!

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Demir.

(Duygusal müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Doğan...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Ece Naz Batmaz

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"Zamansızca karşımda hayalin"

"Rica etsem lütfen gider misin?"

"Durmak yoktu aşksa"

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.