Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
All
Annem yemeğe çağırınca
sofraya oturduk hep
beraber kavgamız hiç eksik olmazdı
soframızda
babam öyle bir adamdı
ki bir kuru ekmek
deye bir yudum su da
içse doğru bildiğinden
şaşmazın öyle rahatlık onurun ayakları
altına
almazdı Ben de onun gibi olmak için
didindim durdum
işte çok açlık
çektik çok sefalet gördük
ama yine de
mutluyduk çünkü hep
beraberdik
huzurluydu aile olman kıy
biliyorduk Keşke her şey öyle kalsaydı
insan çok sonra anlıyor
işte babasın O Gün Son kez
sarıldın kokusu
kokusu son kez içine çektik
ve bazı
ayrılıkların hiç
bitmediğini o gece jandarmalar alıp
götürdüler
babamı hem de hiç suçu günah olmadığı
bir olay
yüzünden yarın öbür gün gelir diye
umutla beklediğim babam
bir daha hiç
gelmedi işte ondan sonra ben bu evde
üşümeye başladım
Zeyn o AC veri
aldığımda babamın
öldüğünü öğrendim dede
bu
ev bu kasaba bu
dünya halka halka karanlık oldu
içimde bu ev Yuvam olmaktan
çıktı cehennemin
ben o günden sonra tek bir şeye
tutunuyorum Zeyn
rüzgarlı Tepedeki o iki çocuğun
hayaline Ah
Halil Keşke bunların hiçbiri
yaşanmasaydı Biz hep o çocuklar olarak
kalsaydık
seni bulana
kadar Şu Kalbimi Boz
tutmuştu Sen bu küçük ellerinin içinde
ısıttın
onu yaşamayı
unutmuştum nefesim
oldum Sen yaralarımı sardıkça ben
yeniden
oldu bu yüzden benden vazgeçtiğini
düşündüğümde bile ben senden
vazgeçmedim her şeyi yakıp yıkmaya yok
etmeye karar verdiğimde bile
buna bana verdiğin
kurdeleye kıyamadım
Zeynep
Öfkem masumiyetine yenildi
Halil Fırat
kimliğini gizleyerek her şeyin hesabını
sizden sormak üzere Yeşilpınar'a geri
döndüm çok geç kaldın al
Eğer sen bütün bunları bana zamanında
anlatsaydın biz beraber
ağlardık beraber sarardık yaralarımızı
her zaman olduğu gibi ama sen çok geç
kaldın ben çok geç öğrendim
Zeyn bir anda çok kıymet verdiğin baban
Ömer
aslanlı diğer tarafta benim gözümden
bile sakındığım yitirdiğim
Babam ne senin tanımadığın babamın
Adaletine söz söylemeye hakkın var ne de
benim tanımadığım babana hüküm vermeye
Sen konuşman gereken yerde sustun Ben
çok geç öğrendim ben
korktum Korktum ben seni kaybetmekten
korktum Sen beni Asıl şimdi
kaybettin
Zeynep hayır hayır
hayır sakın benden af dileme
Sen git git o Rüzgar Tepe'deki iki tane
masum çocuktan
af Çünkü onlar herkesin yapayalnız
olduğu bu
hayatta birbirlerini
buldular Sen git o zeyneple Halil'de
nafti Çünkü sen Asıl onların hayallerini
Paramparça ettin
Zeynep yapma Bırak beni eve gitmek
istiyorum Senin evin
benim
sen sen
benim hiçbir şeyim
senim
senim
senim
sevirim buradayım
rüzgarlı Tepe'deki o iki çocuk bizi
Sen hiçbir şey
değişmedi buradayım ben
Sana söz
veriyorum
söz ah
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.