Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
NOTE Converted from .srt via srt2vtt: https://github.com/deestan/srt2vtt
(Müzik)
Cino.
Leyla, bak burası. Cino'nun yattığı yer.
-İsmi neden yok? -Kimi kimsesi yoktu ki zavallının.
Belediye öyle uygun görmüş işte.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Kesik kesik nefes alıp veriyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Derin nefes verdi)
(Duygusal müzik)
Hoş geldin Elacığım.
Merhaba Nur Hanım.
Beni buraya neden çağırdınız bilmiyorum ama bu şekilde getirilmek...
Kuzenim Ali'nin kusuruna bakma.
Kabalık ettiyse onun adına ben özür dilerim.
-Kuzen olduğunuzu bilmiyordum. -Hatta aileden.
Kocamın kardeşi Ferda'yla evli. Siz tanışıyorsunuz zaten, değil mi?
Evet, güzellik merkezine gitmiştim, orada tanışmıştık.
Sonra ben de kendisini restoranda ağırladım.
Senden o kadar büyülenmiş ki seni ve yemeklerini...
...anlata anlata bitiremedi.
Sağ olsun. Ama siz pek öyle düşünmüyorsunuz sanırım.
(Leyla) O gün hiçbir şey yemeden çekip gittiniz.
-Oturmak ister misin? -İyiyim böyle.
Baharcığım, bize iki tane kahve.
Acı olsun.
Demek güzellik merkezinde tanışıyorsunuz, öyle mi?
-Evet. -Neden gittin güzellik merkezine?
Çok güzel bir kadınsın, ihtiyacın yok gibi duruyor da.
Teşekkür ederim. Ama ben de her kadın gibi...
...kusurlarımı gizlemeyi çok iyi bilirim.
Daha da gizli neler var diyorsun, değil mi?
Herkesin sırları vardır, öyle değil mi?
Muhakkak.
Ama benimkiler daha çok mutfakla ilgili. Yemek sırları.
Mesele sadece yemek de değil. Senin işinde başarılı olduğun çok belli.
Bana yıllar sonra bamya yedirtmeyi başardın Ela.
Öyle mi?
-Siz öyle gidince... -Gitmemin sebebi başka.
Belki bir gün anlatırım.
Kötü hatıralar diyelim.
Anladım.
O zaman kendimi iyi hissedebilirim. Çünkü restoran işletmecisi Dilek Hanım...
...seni kovmak zorunda kalabilirim, demişti.
Az önce aradım ben kendisini. Seni kovmasını rica ettim.
Neden böyle bir şey yaptınız?
Ela, bir otursana, konuşalım seninle.
Otur lütfen.
(Gerilim müziği)
Kimsin sen?
(Gerilim müziği)
-Anlamadım? -Hayır, tanımak için sordum.
Yalnız mı yaşıyorsun?
Hayır, normalde annemle yaşıyorum.
Ama şu an hasta, bir süre hastanede kalması gerekiyor.
-Umarım ciddi bir şey yoktur. -Böbrek hastası.
-Geçmiş olsun. -Sağ olun.
Ya baban?
(Gerilim müziği)
Babam yok.
Ben çok küçükken...
...bizi terk edip gitmiş.
Öyle mi? Anlıyorum.
Ama ben anlamıyorum. Ben neden buradayım...
...bana neden bu kadar özel sorular soruyorsunuz, anlamıyorum.
Çalışanlarımı daha yakından tanımak isterim.
(Kapı vuruldu) Nur Hanım.
(Nur) Gel Baharcığım.
-Sağ ol canım. -Afiyet olsun.
-(Bahar) Buyurun. -Teşekkür ederim.
Afiyet olsun. Kusura bakmayın, Mali Bey'le berabersiniz diye...
...onun istediği gibi getirdim ama. -Hiç önemli değil Bahar. Gidebilirsin.
Nur Hanım, siz az önce bana iş mi teklif ettiniz?
Arzu Hanım başta olmak üzere cemiyet hayatındaki birçok ismin...
...seninle çalışmak istediğini biliyorum.
Ben de açıkçası böyle gözde bir aşçıyı kaçırmak istemedim.
Teşekkür ederim ama benim evlerde çalışmak gibi bir niyetim yok.
-Restoranda mutluyum. -Ne gibi niyetin var senin?
Bir hedefin olmalı, değil mi?
Her şef gibi kendi restoranımı açmak istiyorum.
Güzel. Ne kadar zaman veriyorsun kendine bunun için?
-Beş yılım vardır sanırım. -Peki, ben sana desem ki...
...iki yıl sonra bu restoranı açman için sana destek olacağım.
-Ortak olarak mı? -Yok canım, ne alaka ortaklık.
İki yıllık hizmetinin tazminatını ödeyeceğim sana...
...sen de hayal ettiğin restoranı açacaksın.
Evet, ne diyorsun?
Bu çok cazip bir teklif.
-İlginiz için teşekkür ederim. -Ama?
Ama neden ben? Yani benden çok daha başarılı...
...tecrübeli şefler var, sizinle çalışmak isteyecek.
Cesaretini çok sevdim Ela, hâlini tavrını.
Bana geçmişten birini hatırlattın.
Kendimi.
Öyle mi?
Bu arada restoranı aramadım, kovulmadın.
Çok gerçekçiydiniz ama. Ben inandım.
İnsanları ikna etmekte üzerime yoktur. Öyle de bir kadınım, biliyor musun.
Nur Hanım teşekkür ederim, çok sağ olun.
Ama ben dediğim gibi, yine de düşünmek isterim.
-Müsaadenizi isteyeyim. -Tabii ki.
Teşekkür ederim.
-Hoşça kalın. -Görüşmek üzere Ela.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gel, buyur, bırakayım seni evine küçük hanım.
Teşekkür ederim.
Ee, nasıl geçti görüşme, kabul ettin mi işi?
Hayır, henüz değil.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ela.
Senin ne işin var burada?
-Nur Hanım'la görüşmeye gelmiştim. -Annemle? Niye?
Dün kendisini restoranda ağırladım, o da bugün benimle sohbet etmek istemiş.
Anlamadım, önce havuzda karşılaşma, şimdi bu.
Her şeyin tesadüf olmadığını söylemiştim.
Hakkında her şeyi biliyorum.
En azından bugüne kadar öyleydi.
Bugün ne oldu ki?
(Duygusal müzik)
Beni ev bırakır mısın? Zamanın varsa tabii.
Tabii, tabii, var.
Hem belki bu arada anlatırsın kimsin nesin, amacın ne.
(Telefon çalıyor) Telefon çalıyor.
Sen geçsene Ela. Efendim baba?
Şimdi evden çıktım, ne oldu?
Tamam, onu öğreneyim dedim. Hocana selam söyle benden.
(Fren sesi) (Çarpma sesi)
Kardeşim, önüne baksana ya!
-Pardon. -Önüne baksana.
Adam çarpıyordu bana ya.
(Müzik)
(Trafik sesi)
Evet?
Evet?
Pek anlatacak bir şeyim yok.
Sen bir şeyler anlatmak istiyorsan dinlerim.
Aslında beni gayet yakından takip ediyormuşsun.
Ama hâlâ bilmediğin bir şey varsa sorabilirsin.
Tamam, merak ettiğim bir şeyi sorayım.
-Tamam. -Ne zaman evleniyorsun?
-Henüz belli değil. -Belli olmayan ne?
Zamanı mı, evlenip evlenmeyeceğin mi?
Yarın ne olacağını bilen yok. Ama niyetimi soruyorsan...
...evleneceğim.
Seviyor musun onu? Âşık mısın gerçekten?
-Sen hep bu kadar açık sözlü müsündür? -Evet.
Çocukluğumdan beri.
Aklıma ne gelirse direkt söylerim.
Ama tabii bu...
...her şeyi söylediğim anlamına gelmez.
Duygularım mesela.
Çok iyi saklarım.
Orası kesin.
Yoksa bu kadar gizemli olamazdın.
(Duygusal müzik)
(Çocuk Civan dış ses) Neco, bırak!
(Çocuk Leyla dış ses) Onun suçu yok diyorum.
Yapma.
-Leyla! -Cino! Cino!
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Neco! Neco!
Ne var lan?
Ben sana benim çocuklarıma el sürmeyeceksin demedim mi lan?
Ben de sana o hayduda sahip çık demedim mi?
Senden âlâ haydut mu var be! Küçücük çocuklara eziyet ediyorsun.
Bana bak, burası benim çöplüğüm. Kurallarımı çiğneyeni ben de çiğnerim.
Her şeyi geçtim, sen bunu Cino'ya nasıl yaparsın?
O senin torunun, öz torunun.
Ne torunu lan, ne torunu?
Sen bilmiyor musun, o Nur karısı kim bilir kimden peydahladı onu.
İster inan ister inanma Neco. O çocuk senin torunun.
Bırak şimdi bu torun torba işlerini. Benden uzak, Allah'a yakın.
Kızım, hem bu sarı sipsiyi de onlar getirdi zaten.
-Nasıl onlar getirdi? -Mehmet Ali getirdi.
Nur karısının hediyesi, dedi.
Ben de anlamadım. Sordum soruşturdum, buldum tabii.
Adı Leyla, Leyla Yılmaz.
Nur'un evlendiği adamın çocuğuymuş meğer.
Adam nalları dikince başından atmak istedi tabii.
Hadi gel.
-Ama... -Gel, gel dedim.
Sakın korkma. Artık kimse senin kılına bile zarar veremez.
Çünkü beni çocuğumsun.
Her hafta payımı alırım, ona göre, karışmam.
Onu verdiğime dua et be. Hadi yürü git artık.
Eyvallah Güzide.
-Seni buraya Nur getirmiş, öyle mi? -Nur çok kötü biri.
-Mali de öyle. -Ne yaptılar sana?
Niye getirdiler seni buraya?
Babamı kandırdılar, sonra evi sattı.
Sonra da parayı alıp kaçacaklardı.
Babama ben söyledim. Babam polise gidecekti. Ama...
...araba ona çarpmış.
-Ölmüş. -Başka kimsen yok mu senin çocuk?
Yok.
Nur'u tanıyor musun sen?
(Müzik)
(Geçiş sesi)
(Kapı vuruluyor)
(Tufan) Nur Hanım. (Derin nefes verdi)
(Kapı gıcırdıyor)
Nur Hanım?
(Nur ağlıyor) Kimse var mı?
Nur Hanım, Nur Hanım iyi misiniz?
Nur Hanım?
-Ne yapıyorsunuz siz burada? -Siz aradınız beni.
Akşam aramışsınız, sonra döndüm ama...
...açmadınız, ulaşamayınca merak ettim. -Çok özür dilerim.
Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki.
-Arayacak kimsem yoktu. -İyi yaptınız, ben zaten gelecektim.
Hadi kalkıp şöyle oturun, lütfen.
-Hadi. -Günlerdir acı içindeyim.
Hiçbir şey beni teselli etmiyor.
Ev sanki üzerime üzerime geliyor. Boğulacak gibiyim.
Belki de artık bu evde kalmasanız iyi olur.
Hem satıldı demiştiniz. Öyle değil mi?
Evet. Gidecek bir yerim yok.
Benim İstanbul'da boş duran bir dairem var.
Yanlış anlamayın ne olur. Ben sadece siz iyi olun istiyorum.
Ben bundan sonra iyi olamam.
Öyle demeyin Nur Hanım. Genç bir kadınsınız.
-Önünüzde uzun bir hayat var. -Evet.
-Uzun, yalnız ve mutsuz bir hayat. -Üzülmeyin.
Dediğim gibi, elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım.
Sizi yalnız bırakmayacağım. (Kapı vuruluyor)
(Kapı zili çalıyor)
(Gerilim müziği)
Kusura bakmayın, kocamın akrabaları geldi.
Bu şekilde bizi görmeleri hiç yakışık almaz.
-Tabii, ben çıkayım ama... -Mutfağa inen merdivenler var şurada.
-Oradan bahçeye çıkabilirsiniz. -Tamam.
(Kapı zili çalıyor)
Kusura bakmayın lütfen. Size de çok mahcup oldum böyle.
Yok, olur mu öyle şey. Yanlış anlaşılma olmasın, haklısınız.
-Arayacağım ben sizi. -Tamam.
(Gerilim müziği)
(Kapı zili ısrarla çalıyor)
(Gerilim müziği)
-Buyurun? -Nur Yılmaz'la görüşecektik.
-Buyurun, benim. -Ben Çocuk Şubeden Komiser Zeynep.
Rahmetli eşiniz Hilmi Bey'in kızı Leyla için gelmiştik, Leyla Yılmaz.
Bulundu mu yoksa?
Maalesef, emniyet aramaya devam ediyor ama bizim soruşturmayla ilgili...
...birkaç sorumuz olacak size. -Ben bildiğim her şeyi anlattım.
Merak etmeyin, çok zamanınızı almayacağız.
Tabii, buyurun içeride konuşalım.
Çıkarmayın lütfen.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Nasıl yardımcı olabilirim size?
Emniyetteki ifadenizde...
...o akşam Leyla'nın babasıyla birlikte çıktığını söylemişsiniz.
Evet, Hilmi'yle beraber çıktı Leyla.
Sonra da geri dönmediler işte.
Kaçırdılar Leyla'mı.
Hilmi de onların peşinden giderken kaza oldu.
Niye kaçırsınlar ki, husumetli olduğu biri mi var?
Hayır, hiç yok. Benim kocam melek gibidir.
Ama dışarısı çok tekin değil. Bilemezsiniz, gece vakti biri...
...musallat olduysa başlarına.
-Ne gibi? -Kocama vurup kaçanlar.
Yani sonuçta Leyla gördü bu olayı, değil mi? Şahit.
-Onu da alıp götürmüşlerdir. -Biz de bundan şüpheleniyoruz zaten.
Allah'ım ya Rabb'im, bu çocuk nerede, ne yapıyor...
...kiminledir, hiçbir şey bilmiyoruz şu an.
Her yerde aranıyor, merak etmeyin. Umarım yakında iyi haberini alırız.
Günlerdir tek istediğim bu zaten. Gözüm yolda, çocuğu bekliyorum.
İnşallah hayırlı haber alacağım. Onun benden başka kimsesi yok.
Ben bir gelişme olursa arayacağım sizi Nur Hanım, merak etmeyin.
-(Zeynep) Teşekkür ederiz. -Lütfen.
-Başınız sağ olsun tekrar. -Teşekkürler.
Sağ olun.
-Teşekkür ederiz. -(Zeynep) Teşekkürler.
Hayırlı günler, iyi çalışmalar. Sağ olun.
Tekrar sağ olun. Başınız sağ olsun.
Tam gelecek zamanı buldu ya.
-(Tufan ses) Serap. -Aşkım, sen neredesin ya?
(Serap ses) Sabah da erken çıkmışsın, merak ettim.
-Biraz işlerim vardı, ne oldu ki? -Yok, bir şey olmadı da...
...ben de çalışıyorum işte, dükkândayım.
Senin bu kardeşin sabahtan beri benim başımın etini yedi.
Abiciğim, şimdi benim bir fikrim var. Tabii senin müstakbel eşini de...
...ikna edebilirsem buna. -Söyle, ne fikriymiş.
Aman, ne fikri olacak, kardeşini tanımıyor musun sen.
Hayal dünyasında yaşıyor yine.
Saçmalama Serap, hayatın boyunca burada böyle saç mı yapacaksın sen?
Vizyoner ol, hadi söyle.
Aşkım, biz birlikte güzellik merkezi açalım, diyor.
Parayı nereden bulacakmış, sor bakalım.
-Ne dedi? -Parayı nereden bulacakmış, sor, dedi.
Abiciğim, yani pardon da bu nasıl bir soru?
Senin hayatının aşkıyla biricik kız kardeşine sen yatırım yapmayacaksın da...
...kime yapacaksın pardon?
Tamam. Benim şimdi kapatmam lazım.
Aşkım, sen istemedin galiba, değil mi?
Zaten o kadar da önemli bir şey değil yani.
Hani Ferda çok istedi, ısrar etti, ondan ben de aradım söyledim.
Hayır hayır, ondan değil, gelince konuşuruz.
Şu an uygun değilim, tamam mı?
Kapattı.
Tamam. Saç yapmaya devam edebiliriz. Hallederim ya ben, konuşurum onunla.
(Tufan) İyi misiniz?
Yani bir sorun çıkmamıştır umarım, kocanızın akrabaları falan?
Yok, hayır hayır. Eski eşyalarını almaya gelmişler kocamın.
Peki bu valiz?
Hayat çok tuhaf.
Kırkı çıkmadan evin derdine düşmüşler.
Ev satıldı demiştiniz.
Diyorum ama dinlemiyorlar. Yani ille de parayı soruyorlar.
Yok, bunlar bana huzur vermeyecek Tufan Bey, ben gideceğim.
Nereye gideceksiniz?
Eğer bir yardımım olursa...
Maddi değil ama sizden bir ricam olacak.
Söyleyin yeter, buyurun.
İstanbul'da bir kuzenim var, beni ona götürür müsünüz acaba?
Hani siz de döneceksiniz diye söylüyorum, yoksa ben kendim de...
Ben sizin için buradayım Nur Hanım, zahmet ne demek.
-Ben alayım valizinizi. -Sağ olun.
Bir şey değil.
Tufan Bey, yola çıkmadan önce bir yere uğrayabilir miyiz acaba?
Tabii.
Sağ olun.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Leyla.
Buraya nasıl geldin? Neco?
Güzide anne yardım etti.
Para vermiş ona.
Nasıl yani, burada mı yaşayacaksın artık?
Hayır. Yani Güzide anne burası artık senin evin dedi de kalamam ki.
Neden ama?
Çünkü polise gideceğim, her şeyi anlatacağım.
O kötü kadın cezasını çekecek.
Ya inanmazlarsa sana, o kötü kadına verirlerse? Onunla mı yaşayacaksın?
Hayır, asla.
Ama bir şey yapmam lazım.
Tamam. Ben iyileşince yaparız. Birlikte hallederiz, olmaz mı?
Olmaz.
Bak, benim yüzümden ne oldu.
Ne olmuş ki? Ben iyiyim.
Acıyor mu?
Biraz.
Özür dilerim.
Bir daha sana zarar vermelerine izin vermeyeceğim.
Boş ver, geçer.
Babam ben ne zaman düşsem öperdi beni.
Geçermiş.
-Geçiyor muydu ki? -Evet.
İstersen deneyelim.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Gidiyorum Hilmi.
Sensiz burada kalmamın hiçbir anlamı yok artık.
(Nur) Allah'ım bana bunu niye yaptın?
Ben bunu hak edecek ne yaptım Allah'ım?
Nur Hanım...
Nur Hanım, yapmayın.
Benim yüzümden oldu.
Hayır, bu bir kazaydı. Bir suçlu varsa o da...
O da kazayı yapan kişi. Bu onun günahı, sizin değil.
Keşke karşıma çıkacak cesaret olsaydı.
(Nur) Keşke!
Çıksaydı ne derdiniz?
Ona ne kadar korkak biri olduğunu söylerdim.
Yaptığı şeyin sorumluluğunu almaktan bile aciz bir zavallı olduğunu söylerdim.
Belki de öyle değildir.
Belki de vicdan azabı çekiyordur.
Bütün hayatı boyunca bu acıyla yaşayacaktır.
Nasıl yaşayabilir ya? Ben yaşayacağım hayatım boyunca acıyla!
Tek başıma kaldım! Üç gün sonra unutacak o, ben ne yapacağım?
Hem siz niye böyle şeyler soruyorsunuz Tufan Bey, bana onu mu savunuyorsunuz?
Hayır, özür dilerim.
Ben sizi arabada bekleyeyim.
Hilmi...
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesleri) (Ani fren ve çarpma sesi)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gidebiliriz.
(Nur dış ses) O kadar vicdan azabı çekiyor ki ne dersem yapacak safım.
(Mali dış ses) Ne dedin?
(Nur dış ses) Kafamda bir oyun kurdum, onu yapacağım.
Ama bu oyunda senin de bir rolün var.
(Mali dış ses) Ya Nur, ne rolünden bahsediyorsun Allah aşkına?
Vuralım voleyi gidelim işte kızım.
(Nur dış ses) Ne oldu, korktun mu?
(Mali dış ses) Kızım, ne alakası var? Adam güçlü, zengin, ünlü, değil mi?
Hilmi'ye benzemez, bir yanlışımız olursa yanarız.
(Nur dış ses) Hayatım, sen sevgilini niye hafife alıyorsun?
Hem ben ne yapıyorsam bizim için yapıyorum.
Eğilmeden, bükülmeden, insan gibi yaşamak için.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Nur) Kuzenim gelmemiş.
Ben onu ararım.
Bence siz beklemeyin. Zaten size yeterince zahmet verdim.
Olur mu öyle şey, ben beklerim.
Ayrıca şu ev meselesini düşünmenizi istiyorum, hemen reddetmeyin.
Çok sağ olun ama bu doğru olmaz.
Siz çok iyi bir insansınız Tufan Bey, teşekkür ederim.
Belki de değilimdir.
Efendim?
(Köpek havladı)
-Hah, geldi. -Canım benim hoş geldin.
-Tekrar başın sağ olsun canım benim. -Sağ ol canım benim.
Tufan Bey, kuzenim Mehmet Ali. Tufan Bey de...
Biliyorum, bilmez miyim? Futbolcusunuz. Çok memnun oldum.
Ben de öyle.
Gerçi Nur söyledi ama insan görmeden inanamıyor.
Hilmi abiyle muhabbetiniz varmış demek otelden.
Sormayın ya. Şerefsizin biri vurdu kaçtı adama.
Maliciğim, Tufan Bey'i çok fazla oyalamayalım.
Biz de artık direkt senin eve geçelim.
Nurcuğum, ben de seninle aslında onu konuşmak istiyordum, sıkıntı çıktı.
Yani şu anda ev müsait değil. Ama senin merak edeceğin hiçbir şey yok.
Ben otel falan ne gerekiyorsa ayarlayacağım.
Hiç canını sıkacağın bir şey yok.
Çok özür dilerim. Bir gelsene benimle.
Sen var ya, sen inanılmaz bir insansın kızım.
Senin hayatın dümen olmuş bak.
Hayatın kendisi dümen. Ben sadece sıkı sıkıya tutunmaya çalışıyorum.
Çağırmazsa ne yapacaksın?
Çağıracak diyorum sana. Boş bir ev var, dedi ya.
Nur bak, yine de sen bir an önce itiraf ettirmeye bak suçunu.
Ağına düşmüş ama zaman geçerse soğuyacak.
Sen merak etme, demiri tavında döverim ben.
(Konuşmalar fısıltı şekilde geliyor)
Geliyor.
İnanamıyorum Mali ya. Böyle bir şey olduğunu niye bana söylemedin?
Ben şimdi nereye gideceğim yani?
Madem sende kalamayacağız, önceden haber verseydin.
Nur Hanım, belli ki bir problem çıkmış, lütfen üzülmeyin.
Ben dediğim gibi yanınızdayım, size yardımcı olacağım.
(Gerilim müziği)
Buyurun. Lütfen.
Buyurun.
(Gerilim müziği devam ediyor)
İşte burası.
Ben çok kullanmıyorum zaten. Dilediğiniz kadar kalabilirsiniz.
Dilediğim kadar mı?
Dolap dolu zaten, içecek bir şeyler de var.
Ama siz acıkmışsınızdır. Ben şimdi size yiyecek bir şeyler de söylerim.
Saygısızlık etmek istemem ama Tufan Bey, anlayamadım...
...neden bu kadar şey yapıyorsunuz?
Dediğim gibi, çünkü ben...
Tufan Bey, siz beni aptal mı zannediyorsunuz?
Sadece otelde tanıştığınız biri için bu kadar şeyi yapmak niye, neden?
Akrabası mısınız, başka bir nedeni mi var bunun?
Kimsiniz siz?
(Gerilim müziği)
Ben artık gideyim.
Lütfen durun.
Hayır, tabii ki gitmeyin.
Bir anda her şeyden şüphe eder oldum. Kusura bakmayın.
Tabii ki sizin çok temiz bir kalbiniz var.
Ben bilemedim bir anda, özür dilerim.
O kadar kötü günler geçiriyorum ki.
Lütfen gitmeyin.
Peki.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Teşekkür ederim.
Bu gece beni yalnız bırakmadınız.
Gerçi benim için her gece zor ama bu farklı.
Neticede evimden ayrıyım, ne gidebileceğim bir yer var, ne dönebileceğim.
Anlıyorum. Bir anda hayatınız altüst oldu.
Hem de nasıl.
Nasıl bir vicdana sığar bu ya?
Ne düşündü acaba?
-Kim? -Hilmi'ye çarpıp kaçan kişi.
Bu dünyada bir adalet yok belki ama ya öteki dünyada?
Bela okumayacağım, beddua etmeyeceğim ama Rabb'im onun kalbinden bir an olsun...
...vicdan azabını eksik etmesin inşallah.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ben artık gideyim. -Hayır, gitmeyin lütfen.
Kusura bakmayın, günlerdir kimseyle konuşmamaktan tükendim artık.
Sizi bulunca bir anda böyle içim aktı, çok özür dilerim.
Lütfen kalın.
Sorun yok, ben dinlerim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ama yani engel olamıyorum bu düşünceye de.
Hilmi'ye çarpıp kaçan adam...
Hilmi ne düşündü orada acaba, ne hissetti?
Beni düşündü mü?
(Geçiş sesleri) (Ani fren ve çarpma sesi)
(Nur dış ses) Alçak herif, öylece bırakıp gitmiş onu kanlar içinde.
Belki hâlâ yaşıyordu.
Hilmi ne düşündü orada acaba, ne hissetti?
Keşke karşıma çıkacak cesareti olsaydı, keşke!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Tufan Bey, iyi misiniz?
Tufan Bey, yanlış bir şey söylediysem affedin lütfen.
Asıl siz beni affedin.
Bunun affı yok, biliyorum, yok.
Ama...
Anlamadım?
Kim olduğumu sormuşsunuz ya, söyleyeyim.
Korkağın tekiyim ben.
Yaptığı şeyin sorumluluğunu üstlenemeyecek kadar aciz bir zavallıyım.
Tufan Bey, hiçbir şey anlamıyorum söylediklerinizden.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bendim o.
Nasıl?
Kocanızı öldüren bendim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
İnanmıyorum!
-Nur Hanım... -Dokunma bana, dokunma!
Kazaydı. Yemin ederim kazaydı. Nasıl olduğunu anlamadım.
Birden karşıma çıktı, ben görmedim.
Aman Allah'ım! Demek bunun içindi her şey?
En başta söylemek istedim size ama çok utandım.
Çok mu utandın?
Utandığın için mi kocamı yerlerde kanlar içinde bırakıp, kaçıp gittin?
Hayır, kaçmadım. Yani amacım o değildi.
Ben zaten hemen ambulansı aradım, yardım istedim ama sonrasında orada duramadım.
Çünkü panik yaptım.
Mecburdum. Çünkü benim sıradan bir hayatım yok.
Ben futbolcuyum, yeni transfer olmuştum.
Hayatım, mesleğim, kariyerim, her şeyim biter diye düşündüm.
Ee, dönseydin o zaman ışıltılı hayatına, bana niye oyun oynadın?
Hayır, hayır. Yani oyun yapmadım. Sana gerçekten yardımcı olmak istedim.
Ne yardımı ya! Sen vicdanını rahatlatmaya çalışıyorsun.
En başta öyleydi.
Ama seni tanıdıkça, ne kadar acı çektiğini gördükçe kahroldum.
Ya bırak!
-Bırak! -Nur!
Nur!
Aç kapıyı lütfen, konuşalım, anlatacağım her şeyi.
Neyi anlatacaksın ya? Nasıl kandırdın beni.
Bir de alay eder gibi teselli ettin beni ya!
Hayır hayır, ben alay etmedim. Ben günlerdir uyumuyorum.
Başımı yastığa her koyduğumda kaza geliyor gözümün önüne.
Ya ben? Ben nasıl yaşıyorum hiç haberin var mı?
Nasıl yaptın bana bunu, nasıl?
Aklımdan hiç çıkmıyorsun ki.
Hep seni düşünüyorum, nerede, nasıl, ne yapıyor diye.
(Tufan) Çünkü seni bu hâle ben getirdim.
Ben yıktım dünyanı.
Nur.
Ben her şeye hazırım. Polise de gideceğim, teslim olacağım.
(Müzik)
Nur.
Bak izin verirsen açacağım kapıyı.
Nur, giriyorum.
Nur.
-Nur. -Ne yaptın sen?
Nur, affet beni ne olur.
Sana bu yaşattıklarım için affet. İnan böyle olsun istemezdim.
Sadece kazaydı. Yemin ediyorum kazaydı.
Ne yaptın sen, ne yaptın?
Ne yaptın, ne yaptın, ne yaptın?
Ben nasıl yaşayacağım bununla?
Ha?
Bana ne olacak? Sen unutup gideceksin, ben nasıl yaşayacağım?
-Yaşayabilirsem tabii. -Yaşayacaksın tabii.
Eskisi gibi mutlu olman için elimden ne geliyorsa yapacağım.
Sus mu diyorsun bana karşılığında?
Unut mu diyorsun yani?
Hayır hayır. Ben sana nasıl böyle bir şey söylerim?
Ben gideceğim, polise teslim olacağım, her şeyi anlatacağım.
Cezam neyse çekmeye razıyım.
Ne olacak ki? Hiçbir şey değişmeyecek.
Hilmi öldü.
Öldü!
Anladın mı? Kimsem yok, yapayalnızım artık.
Ben varım. Ne istiyorsan yapmaya hazırım.
Nur, lütfen izin ver. İzin ver sana yardım edeyim.
Uyumak istiyorum sadece.
Uyumak ve unutmak istiyorum.
Sadece uyumak istiyorum.
Tamam.
Tamam.
-Giyecek bir şeyler vereyim ben sana. -Gitme.
(Müzik)
Yalnız bırakma beni.
Yalnız kalmak istemiyorum.
Tamam, gitmeyeceğim, buradayım.
(Müzik)
Söz veriyorum iyi olacaksın.
Söz.
En azından ben uyuyana kadar burada kal.
Kazaydı.
Özür dilerim.
Gerçekten kazaydı.
Hiçbir şey düşünmek istemiyorum.
Hiçbir şey düşünmeden sadece uyumak istiyorum.
(Müzik)
Giyecek bir şeyler de bıraktım.
(Gök gürlüyor)
(Gök gürlüyor)
(Müzik)
(Gök gürlüyor)
(Gök gürlüyor)
Cino.
Cino.
Leyla.
Bu gece burada yatabilir miyim?
(Gök gürlüyor)
Gel.
Sağ ol.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-Ben gideceğim ya... -Merak etme.
Yardım edeceğim.
Unutmayacağım seni.
Asla unutmayacağım. Onu diyecektim.
(Müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Lan Mehmet Ali, ne oldu, rüyanda mı gördün beni?
Öyle bir durumda ona rüya denmez Neco, o kâbus.
Ağzından da bal damlıyor. Hayırdır sabah sabah?
Kızı merak ettim ya, Leyla.
Asidir o biraz, bir sorun yok, değil mi, kaçırmadın elinden?
Benim elimden kim kurtulmuş?
Denedi bir iki defa ama çöktüm ümüğüne.
Sende yani, değil mi?
Bendeydi de sattım gitti.
Ne demek sattım, kime sattın?
Sattım dediysem Güzide karısı aldı elimden.
(Neco ses) Bak, bu Nur'un hediyesi, sonra kızar, dedim.
Bir diyeceği varsa beni bulsun, dedi.
Günaydın.
Günaydın.
-Kahve yapmıştım, istersin değil mi? -Sağ ol, iyi olur.
Dün gece konuştuklarımızdan sonra, yani öğren...
Eğer merak ediyorsan söyleyeyim.
Dün gece anlattıkların aramızda sır olarak kalacak.
Ne sen böyle bir şeyi anlattın ne de ben böyle bir şeyi duydum.
-Nur... -(Nur) Ne olduysa oldu.
Benim senden bir beklentim yok, bir isteğim yok ki.
Biliyorum.
O kadar iyisin ki...
...ben bu iyiliğinin altında eziliyorum.
Kendi adıma şöyle bir karar aldım, ben bunu unutacağım, sen de unut.
Zaten birazdan gideceğim, beni bir daha görmeyeceksin.
Gitmeyeceksin, hayır.
Bu ev senin, burada kalacaksın.
Ama tabii beni görmek istemiyorsan...
-Nasıl olur ki? -Kal! Lütfen kal.
Hiç değilse bu kadarını yapmama izin ver.
Nur.
(Trafik sesi)
(Kapı vuruluyor)
-Günaydın sevgilim. -Sana günaydın kızım.
Ben bütün gece uyku uyumadım, sıfır.
Ben bütün geceden beri sıfır uykuyla duruyorum.
O herif burada kaldı, değil mi? Niye burada kaldı, bana anlatsana, yoksa?
-Mali, bir dur be! Korktum. -Bir dur ne!
Ne durundan bahsediyorsun, Allah'ını seversen...
Bu bardaklar ne? Nur, Allah'ını seversen kızım...
...buraları bana şu anda parçalatacaksın, sen manyak mısın?
Mali, niye şimdi kıskançlık yapıyorsun?
Neredesin bir bak, şu eve bir bak.
Hayatımız boyunca Boğaz manzaralı ev hayal ediyorduk.
Al sana Boğaz işte, daha ne istiyorsun? Al!
Daireyi senin üstüne mi yaptı?
Bu daire ne ki, bana dünyaları verecek.
Sahip olduğu, olacağı ne varsa kendi elleriyle verecek.
Anladım.
Ay!
Hadi kahve içelim. Mis gibi kahve yaptım.
Bırak şimdi kahveyi, Neco aradı.
Kızı Güzide'ye vermiş.
-Leyla'yı diyorum. -Tamam, anladık. Evet?
Neco'ya güven olmaz, bunu zaten biliyorduk.
O zaman ben sana biraz daha ilgini çekecek şekilde anlatayım istersen.
Leyla gitmiş orada kendine hemen arkadaş yapmış.
Çocuk da bunu birkaç kere kaçırmaya çalışmış hatta.
Sence bu çocuk kim Nur?
Mali, niye bilmece gibi konuşuyorsun, nereden bilebilirim, kim?
Sevgili oğlumuz Cino.
(Duygusal müzik)
Cino.
Hiç anneni babanı merak etmiyor musun?
-O nereden çıktı şimdi? -Demiştin ya...
...beni çöplükte bulmuşlar diye. -Evet.
Beni istemedikleri için buraya atmışlar işte.
Nereden biliyorsun?
Belki babam gibi başlarına kötü bir şey gelmiştir.
Ya da hâlâ seni arıyorlardır.
Benim evim burası Leyla, babam da yok.
Ama annem var, Güzide anne. Tüm çocuklar da kardeşim.
Oğlum, hızlı olsana lan, hadi lan!
-Kürşat da mı kardeşin? -O hariç.
-Peki ben? -Sen başkasın.
"Sen başkasın."
-Kürşat, git buradan, bize bulaşma. -Bulaşırsam ne olur lan?
-Lan oğlum... -Cino dur.
Zaten yaralısın.
"Cino dur, zaten yaralısın." (Anlamsız sesler çıkarıyor)
-Oğlum... -Cino!
Boş ver, gel gidelim.
Gideceksin zaten. Gelip seni alacaklar.
Sen ne diyorsun oğlum? Kim alacakmış?
Kızı kim bıraktıysa işte. Neyini anlamadın lan?
Neco baba telefonda konuşurken duydum.
Yine bize geleceksin yeşil göz, elime düşeceksin.
Anladın mı lan?
(TV kadın spiker ses) Rekor bedellerle transfer olan Tufan Yıldız...
...bugün ilk kez medya önüne çıktı, soruları cevapladı.
Ancak yorgun olduğu gözlenen yıldız futbolcu...
Çekil, kızım çekil.
-Niye yorulmuş ki acaba? -Sesini aç.
(TV erkek gazeteci) Yorgun görünüyorsun, antrenmanlar yoğun mu geçiyor?
Yok, bir süredir oldukça heyecanlıyım, o yüzden.
(TV erkek gazeteci) Büyük takım üzerinizde stres mi yarattı?
Yok, stres değil, dediğim gibi, geceleri uyuyamıyorum.
(TV erkek gazeteci) Bu yaz evleneceğin söyleniyordu...
...bu konuda ne diyeceksin?
-Konu sana geldi. -Dur Ferda.
Henüz belli değil, bir tarih belirlemedik.
N-ne dedi? Henüz belli değil mi dedi o?
Nesi belli değil henüz, ben anlamadım.
-Biz yakında nikâh tarihi alacağız ya. -İşte tamam Serap, o da ondan bahsediyor.
Hani belli bir gün var mı? Yok. O da onu söyledi.
Ne belli değil Ferda, sen ne biliyorsun, biz abinle aramızda konuştuk.
Hayatım, daha resmiyete dökülmedi ama.
Bak kendisi geliyor, artık onunla konuşursun.
-Hoş geldin abi, baybay. -Görüşürüz.
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Beni niye çağırıyorsun?
Kendi işini kendin hallet, beni niye şuraya getiriyorsun?
Öyle yok Nur Hanım, ben gırtlağıma kadar (Bip) batmışım...
...bütün pis işleri hallediyorum, sen yalı dairesinde...
...denize nazır manzarada elin futbolcusuyla falan filan, Inter Milan.
-Öyle yok. -Ne istiyorsun?
Eski günlerdeki gibi çöplüğe geri mi dönelim?
-Sen orada yaşarsın zaten Neco gibi. -Neco'yla ne alakası var?
Şu hâlimize baksana. Elimize olağanüstü kaderimizi değiştirecek...
...bir fırsat geçti, küçücük bir kızın bunu yok etmesine izin mi vereceğiz?
Nur, Güzide'nin yanında yaşasın işte kızım, ne var? Cino da yaşıyor.
Zamanla unutacak zaten.
Mali, Cino bebekti. Anlamıyorsun, Leyla öyle değil.
Polise giderse bütün foyamız ortaya çıkacak. Bin tane yalan söyledik.
-Herifler tepemize biner. -Ne yapalım Nur? Bana söyle.
Küçücük çocuk mu öldürelim, ne yapalım?
Ne öldürmesi? Mültecilere ver, götürsünler.
Ben aslında senin karın ağrını anladım, biliyor musun Nur?
Sen kızın Cino'nun yanında olmasına uyuz oldun, değil mi?
Şu Leyla'yı halledelim de kafamda Cino için planlarım var zaten.
(Civan) Güzide anne!
Cino dışarılarda ne işin var oğlum, ben sana bugün çalışmayacaksın demedim mi?
-Leyla'yı almaya geleceklermiş. -Kim?
Neco'ya verenler işte. Kürşat söyledi.
Ne olur Leyla'yı verme Güzide anne, lütfen bırakma.
Geliyorlar! Güzide anne, yardım et ne olur!
Tamam, sakin olun. İçeri geçip saklanın hadi.
Oğlum, ne duruyorsun, içeri geçip saklanın iyice, hadi.
(Gerilim müziği)
Bir diyeceği varsa beni bulsun demişsin.
Hayret, sen benim sözlerime pek kulak asmazsın ama.
Buraya seninle tartışmaya gelmedim, Leyla'yı ver, gideyim.
Niye? Kendi çocuğuna analık edemedin de...
...şimdi buna mı kol kanat gereceksin? Hoş, gerçek niyetin bu değil tabii.
Çünkü eğer öyle olsaydı ben dururken gidip de Neco'ya vermezdin kızcağızı.
Kızcağız?
Bana böyle iyi, yumuşak anne rolleri oynama. Çocuk nerede?
Burada değil.
Neco'dan senin geleceğini duymuşlar.
İkisi de kaçtı gitti, kim bilir nereye saklandılar.
-İkisi de derken? -Cino.
Leyla'yı çok seviyor. Zaten onun için kızı yanıma aldım. Üzülmesin diye.
Sen onu düşünme, unutur.
Senin derdin ne be?
Kızcağızın kimsesi kalmamış, babası da ölmüş, yazık.
Bırak da yanımda büyüsün işte, ne yapacaksın çocuğa?
-Sana ne anlattı? -Bilmediğim bir şey anlatmadı.
Mesela senin ne kadar kötü biri olduğunu anlattı. Nasıl bir şeytan olduğunu.
Neden şeytan olduğumu anlattı mı peki?
-Bana bak Nur... -Şu laf neydi?
Hatırladım. "Çocukluk, hayatın cennetidir."
Değil mi?
Oysa siz bana bu çöplükte cehennemi yaşatmadınız mı?
Bana böyle büyük büyük laflar ediyorsun.
-Ben elimden gelen her şeyi yaptım. -Yapmadın!
Sen öz evladını korumadın, şimdi kalkıp burada bana annelik mi taslıyorsun?
Ben sustuğum, göz yumduğum her şeyin acısını tek tek çektim.
Hepsinin vicdan azabını tek tek çektim.
(Güzide) Ve bir daha aynı şey olmasın diye yıllardır savaş veriyorum.
-Sen ne yapıyorsun? -Ben ne yapayım, şeytanlığa devam işte.
Böyle daha güvenli çünkü, biliyor musun?
İnsanlardan korkarak yaşamaktansa...
...insanların benden korkması çok daha iyidir.
Sen ne yaşarsan yaşa kızım.
İnsan, ruhunda olmayan bir şeye dönüşmez.
Kötülük senin içinde var.
Peki, öyle olsun bakalım.
O zaman şunu bil.
Leyla benim ayakkabımın içine sıkışmış küçücük bir taş.
Benim onu çıkarıp atmam şart, anladın mı?
-Leyla! -Burada değil dedim.
-Leyla! -Nur!
-Evime girme! -Leyla!
-İçeride değil! -Hangi deliğe saklandıysan çık.
-Burada yok dedim sana. -Bir dakika dur!
(Gerilim müziği)
Kaçmak istiyormuşsun. İyi, kaç bakalım.
Polislere ne anlatacaksın? Sanki sana inanacaklar.
Kime ne anlatırsan anlat, inanmayacaklar.
(Gerilim müziği)
Denemek istersen seni polise kendi ellerimle götüreceğim.
Madem bu kadar kendine güveniyorsun, dışarı çık o zaman.
Seni dışarıda bekliyorum.
(Gerilim müziği)
Nur.
Kızın sana bir zararı dokunmayacak.
Söz veriyorum. Buna engel olacağım.
Polise giderse her şeyi konuşur, benim başıma bela olur.
Hiç kimse onu bulamaz. Zaten kız küçücük.
Onu öyle bir yetiştireceğim ki değil seni, kendi adını bile hatırlamayacak.
Ve Cino'yu da merak etme.
Çünkü aralarına bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim.
Ben sana neden güveneyim?
Başka şansın var mı?
-Hım... -Hım...
Ya şimdi hemen buradan çekip gidersin...
...ya da Cino'ya olan biten her şeyi anlatırım.
Aa, ne güzel. Ben de anlatırım, senin kim olduğunu öğrensin.
Öğrensin. Ona yıllardır ben bakıyorum.
Ona ben analık yapıyorum. Sen ne yaptın?
Kendi öz evladını getirip çöplüğe attın gittin.
Şimdi bir karar ver bakalım.
Defolup gidiyor musun yoksa Cino'ya her şeyi anlatayım mı?
(Gerilim müziği)
Dur, ne yapıyorsun? Leyla!
-Leyla! -Onu öldüreceğim.
-Onu öldüreceğim! -Leyla, dur. Dur lütfen.
-Beni bırak! -Hayır, hayır...
-Ona bir şey söyleyeceğim! -Biliyorum, nefret ediyorsun.
Biliyorum, intikam almak istiyorsun.
-Ama bu yanlış. -Doğru.
-Hayır, değil. -Doğru!
Bak şöyle yapalım, mesela şimdi baban olsaydı ne yapmanı isterdi?
Bana bir şey olursa o kadından uzak dur, olur mu?
Sakın onun gibi biri olma, olur mu güzel kızım?
-Onu polise vermemi. -Hayır.
Senin iyi olmanı isterdi. Hem zaten duydun, sen daha çok küçüksün...
...polis sana inanmaz, kanıtlayamazsın, ispat edemezsin.
Ne yapacağım o zaman?
Susacaksın.
Unutacaksın.
Çünkü ne yaparsan yap baban dönmeyecek.
Leyla!
(Duygusal müzik)
Al bakalım.
Teşekkürler.
Biz de televizyonda seni izliyorduk.
Senin bu hâlin ne?
Sen şimdi gerçekten geceleri heyecandan uyuyamıyor musun?
Yani evet, transfer süreci beni çok yordu.
Yormuş, belli. Ben onu anladım.
Evlilik falan sorulunca hemen yüzün düştü.
Ne alakası var Serap, stres altındayım diyorum, niye inanmıyorsun?
Tamam, bir şey demiyorum, hemen kızma. Ben sana öyle takılıyorum.
Ee, dün ne yaptın sen? Eve de gitmemişsin.
(Geçiş sesleri)
İşim geç bitti, şeye geçtim, kendi daireme geçtim.
Bizimkileri rahatsız etmemek için.
Aşkım, beni niye çağırmıyorsun? Ben niye gelmiyorum o zaman?
Seni ne kadar özlediğimi biliyorsun. Zaten lig başlayacak, seni göremeyeceğim.
Bu akşam oraya gidelim mi?
Yok, ben bu gece annemlere gideceğim.
Tamam, yarın gideriz o zaman.
Orası artık olmaz Serap, medya peşimde. Bizi rahat bırakmazlar.
Sevgilim, görseler ne olacak ki? Zaten nişanlıyız, evleneceğiz.
Ondan demedim.
Menajerim, daha ilk günden medyanın diline düşme, dedi.
İyi, tamam. Madem öyle diyorsun.
Başka bir şey yok ama değil mi?
Yok.
Yani hâlâ beni seviyorsun, değil mi?
Değil mi?
Elbette sevgilim. Seni tabii ki çok seviyorum.
Hem de çok.
Leyla!
Leyla!
Leyla?
Leyla!
Leyla.
Ne olacak şimdi? Gitmeyeceksin, değil mi?
-Gideceğim. -Bence gitme.
Güzide anne haklı, burada bizimle kal.
O kadın yalancı. Söylediği her şey yalan. Polise gideceğim diye korktu.
-O yüzden buraya geldi. -Ama gitti.
Bir daha gelecek, peşimi bırakmayacak. O yüzden kaçacağım.
-Tamam. Ben sana yardım edeceğim. -Nasıl?
Bizim topladığımız çöpleri almaya gelen biri var.
Gizlice onun kamyonetine binersin. Ama bir şartla.
-Ne? -Ben de seninle geleceğim.
(Duygusal müzik)
(Nur dış ses) Mali, öyle bir plan yaptım ki bu akşam ortalık karışacak.
Sevgilim, hayallerimize kavuşmamıza az kaldı.
("Sezen Aksu - Çakkıdı" çalıyor) "Çat diye çatlamak üzereyim"
"Neresinden tutup da düzeleyim"
"Ortağı olmuşum düzeneğin, kendimi boğasım var"
"Çat diye çatlamak üzereyim"
"Neresinden tutup da düzeleyim"
"Ortağı olmuşum düzeneğin, kendimi boğasım var"
Aşkım, nihayet seni çıkarabildim. Günlerdir yalvarıyorum.
Bak fena mı oldu?
-Hadi. -Serap...
Kös kös oturmaya mı geldik, ne olur biraz dans edelim, eğlenelim.
(Telefon çalıyor)
-Kim arıyor? -Önemli biri değil.
Önemli değilse hadi.
("Sezen Aksu - Çakkıdı" çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Serap, buna bakmam lazım.
Ne telefonu şimdi, eğleniyoruz burada.
-Hemen geleceğim, söz. -İyi, tamam.
("Sezen Aksu - Çakkıdı" çalıyor)
-Alo. -Aa...
Hiç açmayacaksın zannettim.
Kalabalık bir yerdeyim de o yüzden.
-Bir şey mi oldu, sen iyi misin? -Yok.
Ben veda etmek için aradım.
Nasıl yani, gidiyor musun? Ama anlaşmıştık, orada kalacaktın.
Üzgünüm.
Ama artık bu şekilde devam edemeyeceğim. Yapamayacağım. Ben seni affediyorum.
Lütfen sen de kendini affet, olur mu? Hep mutlu olmanı isterim.
Alo? (Meşgul tonu)
Alo, Nur! Alo!
(Arama tonu)
("Sezen Aksu - Çakkıdı" çalıyor) "Dünya âlem"
"Dut gibi sarhoş mu?"
"Aman da hadi kalk, kaynaşalım kız, çakkıdı çakkıdı..."
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
Ne yapıyorsun sen Nur?
Cevdet!
Cevdet!
-Ne yaptın? -Az kaldı ablam, yüklüyoruz.
İyi.
(Güzide) Zeynep.
Cino'yla Leyla nerede kızım?
-Çöplükteler, çalışmak için. -İyi, hadi sen de onların yanına git.
Kamyonete binince gerisi kolay.
-Cino, dikkatli ol. -Merak etme.
(Gerilim müziği)
(Nur dış ses) İyi dinle Mali, planımız çok basit.
Tufan'ı arayıp vicdan yapacağım. Canıma kıyacağım, elveda vesaire.
Zaten dayanamayıp gelecek.
Tufan eve geldiğinde sen de aşağıda arabasını hırpala.
Polis devreye girince Serap haberi alıp direkt eve gelecek.
Ben de cilveli bir mağdur olarak işi halletmiş olurum.
Serap eve geldiğinde beni görmeli.
Bu kısmı hemen çözmemiz lazım Mali. Bir de Serap dolanmasın ayağıma.
Sonrası çok daha kolay.
Nur!
(Kapı zili çalıyor)
Nur, kapıyı aç!
(Gerilim müziği)
Nur! Nur, ne yapıyorsun? Nur!
(Tufan) Nur, yapma. Lütfen yapma Nur.
Nur, bana bak.
-Ne yapıyorsun? -Gelme.
-(Nur) Yaklaşma. -Nur, yapma.
Lütfen yapma Nur.
Niye yapmayayım?
Sefil bir hâldeyim ya.
Hiç kimsem yok, her şeyimi kaybettim, görmüyor musun?
Nur, ben varım.
Bana acıdığın için böyle söylüyorsun, ben buna katlanamam.
Hayır, sana acıdığım için burada değilim. Sana değer verdiğim için buradayım Nur.
Lütfen üzme beni, yapma ne olur.
-Hadi gel. -Git buradan Tufan lütfen, bırak beni.
Nur.
Nur, yapma.
(Nur) Git lütfen, beni yalnız bırak.
Bırakmayacağım.
Hâlâ anlamadın mı, ben seni asla bırakmayacağım.
Ölmek istiyorum ama onu bile beceremiyorum, değil mi?
Yapma, ne olur ölümden söz etme.
Sana söz veriyorum, çok güzel bir hayatın olacak.
Ben de yanında olacağım.
Bunu yapmak zorunda değilsin.
-Ben sana yük olmak istemiyorum. -Ne yükü Nur, ne yükü?
Benim aklım fikrim hep sende.
Keşke seni mutlu edebilsem, keşke.
(Gerilim müziği)
("Sadık Karan - Aman" çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Efendim Ferda? -Serap...
...abimi aradım, ulaşamadım, siz birlikte misiniz?
Beraberdik de ona bir telefon geldi, çıktı gitti.
Bana da mesaj atmış bekle beni diye.
Ben de barda bekliyorum onu. Ne oldu ki sen niye sordun?
Polis aradı şimdi beni, arabasına hırsız girmiş.
Ne? Hırsız mı girmiş? Neredeymiş ki o?
Kendi evinin önünde işte, bir gidip bakabilir misin ya?
Ne işi varmış kendi evinin sokağında?
Dur ben bakacağım, haber vereceğim sana, tamam mı?
Hadi, tamam.
("Sadık Karan - Aman" çalmaya devam ediyor)
Hayırdır Neco?
Eşkıya mı kesildin başımıza, yol kesiyorsun!
Duyduğuma göre çok kıymetli malların varmış.
Çık yukarı lan, çık bak.
(Kapı kapandı)
Derdin ne senin be?
(Güzide) Gece gece, işim gücüm var benim, hadi.
(Neco) Ben biliyorum senin işinin gücünün ne olduğunu.
-Bir de tutmuş kadına söz vermişsin. -Ne diyorsun Neco ya?
Söz falan, kadın kim?
Nur diyorum, Nur.
Leyla'yı kaçırmakla oyunu bozdun Güzide.
(Neco) Ama Allah'tan kuşlarım var benim.
-Seni adım adım takip ettiler. -Ne saçmalıyorsun?
Kimseyi kaçırdığım falan yok benim. Nerede hani?
Arabada değiller mi? Kamyonette değiller mi?
-(Neco) Kürşat, neredeler lan? -(Güzide) Neco.
-Kamyonette yok mu? -Yoklar baba.
-Neredeler oğlum? -Öyle konuştular valla, duydum baba.
İn oğlum aşağı, in.
(Gerilim müziği)
Lan yangın, evim yanıyor! Kürşat, koş!
(Neco) Lan ev yanıyor.
-Cevdet. -He abla?
Sen bensiz git.
Bu işte bir iş var.
Leyla koş, çabuk olmamız lazım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Gidiyor musun? -Evet, çıkmam lazım artık.
Bakma bana öyle lütfen.
Nur, eğer seni incittiysem...
Yani nasıl söylenir bilmiyorum, sadece...
Söyle.
Günlerdir ilk defa kendimi bu kadar mutlu hissettim.
Huzurlu.
Bana dokunman, benimle olman o kadar güzeldi ki.
Tufan, sen gelmeseydin, öldürecektim kendimi.
-(Nur) Şimdiyse... -Ne diyorsun Nur?
Hani bilmiyorum, yani...
Benimle ilgili bir sorumluluk almak zorunda değilsin Tufan.
Pişman olduysan da anlarım.
Kafam karışık, evet.
Çünkü nasıl tanıştığımızı...
...tanışmamızın sebebini düşününce. -Düşünme.
Ben düşünmüyorum.
Unut lütfen, ben öyle yapacağım.
(Gerilim müziği)
(Üst üste konuşmalar)
(Polis telsiz sesleri)
(Telsizden gelen anlaşılmayan konuşmalar)
-(Polis) Buyurun? -(Serap) İyi akşamlar.
(Polis) İyi akşamlar.
Ya ne oldu öğrenebilir miyim? Ben Tufan Bey'in nişanlısıyım da.
(Serap) Tamam, peki, teşekkür ederim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gömleğinin düğmelerini kapat.
Aşkım.
Neredesin sen?
(Serap) Seni arıyorum, Ferda aradı beni.
Arabanın camı kırılmış, aşağıda polis dolu.
Ne oluyor, ne arıyorsun burada?
(Gerilim müziği)
Ne oluyor?
Serap, sakin ol, dışarı çıkıp konuşalım, anlatacağım her şeyi.
Neyi çıkıp anlatacaksın? Anlat işte, dinliyorum.
Tufan, bakmasana suratıma! Ne oluyor? Kim bu (Bip)?
-Serap... -Tufan, bir şey söylesene, delirtme beni.
(Serap) Gerçekten mi ya?
Sen gerçekten beni bırakıp, bu (Bip)...
...yatmaya mı geldin? -Serap, ne diyorsun?
Allah belanı versin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
-Hayırdır lan gece gece? -Hah, Mali abi.
Çocukla ilgili mevzu olursa haber ver demiştin.
Ha?
Kaçıyordu seninki...
...yanında da bir kız var, Leyla diye bir kız.
-Neredeler şimdi? -Benim depodalar.
-Benden haber bekle. -Tamam abi.
Bırak bizi ne olur, gidelim.
Oğlum, çocuk başınıza nereye gideceksiniz?
-Sana ne! Bırak bizi, bırak. -Sus kız.
Bak Cino kaçsa neyse de senin hiç kurtuluşun yok.
Bırakmam.
Ağlama Leyla, ben yanındayım.
-Üzülme, tamam mı? -Asıl sen üzülme Cino.
-Bana ne olursa olsun. -Böyle deme.
Sana zarar veremez kimse, geçecek hepsi.
Büyüyünce geçecek, unutacağız.
Ama ben büyümek istemiyorum ki.
-Leyla... -Büyüyünce kötü biri olacağım çünkü Cino.
Çok kötü biri olacağım.
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı kapandı)
-Teşekkür ederim. -Rica ederim, ne demek.
Sana bir kahve yapmak isterdim ama geç kalıyorsun sanırım.
Kahveyi akşam içelim ya da ne istersen.
21.30 gibi bitiyor işim, havuzda buluşalım.
-Anlaştık. -Anlaştık.
(Hareketli müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Çocuk Civan dış ses) Leyla.
(Duygusal müzik)
Leyla.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Çocuk Civan dış ses) Leyla.
Ne olacak şimdi?
Gitmeyeceksin, değil mi? Bence gitme.
-Burada bizimle kal. -Gideceğim.
Tamam, ben yardım edeceğim sana ama bir şartla.
-Ne? -Ben de geleceğim seninle.
(Duygusal müzik)
(Neco) Dağılın lan, dağılın, kaç, kaç.
Hadi işinizin başına.
Bırak lan arabayı, bırak!
Alo!
Çek arabanı yolun ortasından, kamyonlar gelecek birazdan.
Ne işin var senin burada, ne arıyorsun?
Bir şeyimi kaybettim de belki burada bulurum dedim.
Öyle mi? Bu koca çöplükte neymiş ki kaybettiğin? Değerli bir şey mi?
Çok. Bir kez kaybettin mi...
...bir daha geri gelmeyecek kadar değerli bir şey.
Söyle bakalım, belki de buluruz kaybettiğin şeyi.
(Duygusal müzik)
Hadi söyle.
Zaman Neco.
Zamanı geri alamıyorsun.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Leyla.
(Leyla) Beni gördüğüne sevinirsin sanmıştım.
Sevindim, sevindim tabii de şaşırdım da yani bir yandan.
Niye geldin sen buraya? Haber de vermedin geleceğini.
Geldim işte.
Hoş geldin Leyla.
Ela diyeceksin Güzide anne.
Leyla artık yok, Leyla'yı unut.
Sen demiştin ya bunları.
(Duygusal müzik)
Nerede o?
Cino.
Cino nerede?
-Ne biçim bir soru bu, sen bilmiyor musun? -Sakın!
Sakın bana öldüğünü söyleme, sakın.
Biliyorum çünkü. Öğrendim, yaşadığını öğrendim.
Mezarına götürmüştün beni, Cino burada yatıyor demiştin.
(Geçiş sesi)
Meğer o yaşıyormuş.
Çocuktum ya.
Şu hayatta sevdiğim tek insanın öldüğünü söyledin sen bana.
Ailemden sonra birinin daha yasını tuttum...
...senin yüzünden. Allah kahretsin, nasıl yaptın?
Leyla bak, bence bir yanlış anlaşılma olmuş.
Yeter, hâlâ inkâr mı ediyorsun? Neyin yanlış anlaşılması bu?
Gördüm, sırtındaki yara izinden tanıdım. Cino.
-Leyla... -Leyla yok!
Leyla öldü.
Onu öldürenlerden biri de sensin.
Pis yalanlarınla öldürdün sen Leyla'yı.
(Duygusal müzik)
-Nasıl öğrendin? -Annesini gördüm.
Senin ne işin var onunla, ha?
Biliyordun, değil mi?
Cino'nun Nur'un oğlu olduğunu başından beri biliyordun.
-Konuştun mu onunla? -Bırak.
Konuştun mu? Senin yaşadığını biliyorlar mı?
Yaşadığını biliyorlar mı?
Bilmiyorum, biraz düşüneceğini söyledi.
Yalnız birinci sınıf bir şefimiz olacak.
Bakacağız artık ne kadar birinci sınıf. Arzu Hanım'ı yemeğe davet ettim.
Ondan da acele ediyorum biraz.
Sen merak etme ya, ben konuşurum Ela'yla, hallederim onu.
Yalnız Arzu Hanım, Ela'yı görünce...
...şok olacak kadın.
İnşallah.
(Güzide) Aklını mı kaçırdın sen? Sen Nur'la niye temas kurdun?
-Bugün değilse yarın anlar o kim olduğunu. -Anlasın.
Artık karşısında yedi yaşında çocuk yok. Anlasın.
Nur eskiden de zalimdi ama fakirdi.
Şimdi çok zengin, şimdi çok güçlü.
Bak eğer ortaya çıkarsan...
...seni mahveder o. -Kadına bak...
...babamın hayatına çöktüğü gibi şimdi de başkalarının hayatına çökmüş.
Sana ne, sen kendi hayatını yaşamaya bak.
Hem ne yapacaksın ya, ben anlamıyorum...
...kadını restoranda zehirleyecek misin? -Sana ne!
Ne yapacaksam yapacağım, seni ilgilendirmez.
Sana gram güvenmiyorum artık.
-Sen yalancının tekisin. -Peki o Civan?
Sen onun anasına saldırırken o nerede duracak sanıyorsun?
-Kimin yanında olacak? -Benim tanıdığım Civan...
...doğru olanın yanında durur.
-Adil olanın. -Sen Cino'yu tanıyorsun...
...Civan'ı tanımıyorsun.
Sakın unutma, Civan'ı Nur karısı büyüttü.
(Gerilim müziği)
Babası kim?
Mali mi?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Civan bilmiyor tabii hiçbir şey. Ne anasını ne babasını biliyor çocuk.
Öyle evlatlık alındığını zannediyor.
Nasıl?
Kendi oğlunu evlatlık mı aldı yani?
Ya işte bu yüzden yaptım ben ne yaptıysam.
Seni korumak için yaptım, bu yüzden Cino öldü dedim.
Seni de onu da korumak için yaptım.
Leyla, bak...
...bence yol yakınken dön kızım, vazgeç.
Unut Civan'ı, o bambaşka bir insan.
Sen de bambaşka bir insansın. Aşk falan yok.
Masumiyet yok.
Eğer dediğin gibiyse, gerçekten artık aşk yoksa...
...benim için her şey daha da kolaylaşır.
İçimde sadece nefret kalır.
Nur'u yok etmek için ihtiyacım olan tek şey bu.
Nefret.
Leyla, Leyla...
(Gerilim müziği)
(Araba çalıştı)
Güzide, kimdi o kız?
Aşağıda gördüm, abuk sabuk konuştu, sonra senin yanına geldiğini gördüm.
Ne ayak, ne istiyormuş? Derdi ne?
Çocuklara yardım etmeye çalışan bir kız.
Hem sana ne ya, kimse kim! Allah Allah.
Musti, gel lan buraya.
-Efendim Neco baba? -De bakalım, kimdi o kız?
-Bilmem. -Lan ismini duymadın mı?
-Duymadım. -Oğlum, söyle şu ismi...
...dile benden ne dilersen, hadi Musti.
-Leyla'ymış. -Leyla'ymış.
Aferin. Git şimdi, akşamüstü gel.
Leyla.
Ah Güzide.
(Gerilim müziği)
(Leyla dış ses) Gerçekten yarana dokundum galiba.
Özür dilerim, bilmeden üzdüm seni.
Boş ver. Saçma sapan bir çocukluk yarası işte.
Niye saçma olsun ki?
Her yara önemlidir. Özellikle çocuklukta olanlar.
Bırakalım şimdi bunu da senin...
...domatesli pilavına gelelim.
Çocuklar pek sevmez domatesli pilavı ama ben bayılırdım.
Hâlâ da bayılırım, annemi hatırlatır bana.
Nur Hanım'ı mı? O mu yapardı?
Annem değil o benim.
Yani çocukken evlat edindiler beni.
Herkes tarafından bilinir aslında. Gizli saklı bir şey değil.
Rahat ol.
Seni çok seviyor ama değil mi?
Ben de onu severim, babamı da öyle.
Sıcak bir yuva verdiler bana.
Yani hayalini bile kuramayacağım bir hayat sundular.
Ama bu dediğin, sevgiden çok minnet duygusu gibi.
Çok mu biliyorsun sen?
Evlatlık olmanla ilgili demiyorum.
Hiçbir çocuk, kendisini ailesine karşı borçlu hissetmemeli.
Eğer öyleyse ortada gerçek bir sevgi yoktur.
Ben senin aşçı olduğunu zannediyordum, sen psikoloji falan mı okudun?
Okudum, evet.
İnsan ruhu da tıpkı yemeklerdeki gibi dört ana duygudan oluşur.
Acı, tatlı, tuzlu ve ekşi.
Bunların hiçbiri kötü değil ama önemli olan dengeleri.
Sorun da bu ya, hiçbirimiz o dengeyi tutturamıyoruz.
(Müzik)
İyi geceler Civan.
İyi geceler...
...Ela.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
-(Çocuk Civan dış ses) Gazoz sever misin? -(Çocuk Leyla dış ses) Evet.
(Çocuk Civan gülüyor) (Geçiş sesi)
(Civan) Gel beraber içelim.
(Güzide dış ses) Sen Cino'yu tanıyorsun, Civan'ı tanımıyorsun.
(Geçiş sesi) Sakın unutma.
(Hüzünlü müzik)
(Geçiş sesi) (Güzide) Leyla.
Bu olanlar senin suçun değil, biliyorsun değil mi?
Bu yaşananların hiçbirinden sen sorumlu değilsin, hiç suçun yok.
Nur, asıl suçlu o.
Başıma gelen her şeyi o yaptı.
Onun yüzünden.
Biliyorum öfkelisin, nefret ediyorsun...
...hatta intikam almak istiyorsun.
Ama bunun sana hiçbir yararı yok.
Onu ve yaptıklarını unutacaksın.
-Unutmayacağım. -Unutacaksın.
Hayır.
Peki, ne istiyorsun? Onun gibi mi olmak istiyorsun?
Bir şeytan. Çünkü intikamın sonu bu.
Ona olan nefretin seni bir canavara çevirecek.
Böyle bir şey mi olsun istiyorsun?
Bak çocuk, şimdi bana bir söz vermeni istiyorum.
Onu unutacaksın.
Bütün yaşananları unutup hayatına devam edeceksin.
Söz mü?
Söz mü dedim?
Söz.
(Güzide) Aferin sana.
(Geçiş sesi)
(Hüzünlü müzik)
(Nur dış ses) Ben sana desem ki... (Geçiş sesi)
...iki yıl sonra bu restoranı açman için sana gerekli desteği vereceğim.
Sen de hayal ettiğin restoranı açacaksın.
(Geçiş sesi)
(Leyla dış ses) Bana yaptığın her şeyin hesabını sana ödeteceğim.
(Gerilim müziği)
Evet, seni dinliyorum Ela, neye karar verdin?
Teklifinizi kabul ediyorum.
Peki, dün gece aklından neler geçti merak ettim.
Ne değiştirdi senin fikrini? Para mı?
Para önemli elbette.
Annem hasta, biliyorsunuz. Yani ihtiyacım da var.
Ama daha çok benim merak ettiğim başka bir şey var.
Nedir o?
Siz.
Sizi merak ediyorum. Sizin hakkınızda çok şey duydum.
Özellikle bu geçen yaptığınız röportaj beni çok etkiledi.
Allah Allah! Neden?
O kadar şey yaşamışsınız.
Yokluk, yoksulluk görmüşsünüz ve bunlara rağmen hayata tutunmayı başarmışsınız.
Gerçekten bana ilham kaynağı oldunuz.
İyi bir kalbiniz var, belli.
Biliyor musun, böyle düşünmene çok sevindim.
Umarım birbirimizi yanıltmayız.
Hıh, gel hadi.
Gel Derman sen de, gel.
(Gerilim müziği)
-Günaydın. -(İkisi birden) Günaydın Nur Hanım.
Tanıştırayım Elacığım, Bahar ve Kader.
Uzun zamandır ikisiyle de çalışıyoruz ve işlerini de gayet düzgün yaparlar.
Sağ olun.
Kolay gelsin, Ela ben.
Ela bundan böyle burada çalışacak.
Burada derken, mutfakta anlamında mı yoksa...
-Mutfakta, evet, aşçı olarak. -Hım.
Vallahi ne iyi düşünmüşsünüz Nur Hanım, bana da ne zamandır bir yardımcı lazımdı.
(Nur) Mutfak artık Ela'ya emanet Kaderciğim.
Siz onun yardımcısı olarak çalışacaksınız.
Baharcığım, sen de Ela'nın odasını hazırla. Şu bahçeye açılan oda var ya.
-(Bahar) Tabii. -Hah, orayı Ela'ya yapacağız.
Nasıl isterseniz.
-Hayırlı olsun. -Teşekkür ederim.
Hadi kaynaşın.
Evet, önce kahvaltımızı hazırlayalım. Servisimizi başlatalım.
Daha sonra siz bana bir anlatın kim ne sever, ne yer, ne içer.
Burada işler nasıl yürür. Sizden bir dinleyeyim.
Devam edebiliriz.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Gel.
-Müsait misin? -Müsaitim enişte.
Neredesin oğlum sen geceden beri? Ceren falan aramış...
...telefonlara bakmamışsın, merak ettik.
Arkadaşlarla takılıyordum öyle ya. Ne oldu, bir şey mi oldu?
Annen gaza bastı. Ceren'in ailesini yemeğe çağırdı.
-Niye? -Ne demek niye oğlum?
Sen evleneceksin ya bu kızla, bu kız ağaçta mı yetişti?
Ya biz bu insanlarla tanışmayalım mı oğlum?
Nasıl bir sıkıntı var?
Bir sıkıntı yok, yok bir şey.
Yok, var bir şey, var.
Ceren mi canını sıktı?
Oğlum bak, evlenmek istemiyorsan söyle.
Mevzu neyse ne, ben her zaman senin yanındayım.
Biliyorum enişte, sağ ol, biliyorum.
-Da... -Ee?
Hadi, hadi ben gideceğim. Hadi kalk, hadi, çıkıyorum ben.
(Dilek) Buyurun, kime bakmıştınız?
Ben Ela'ya bakmıştım. Şef aşçınız.
Kendisi buradan ayrıldı. İstifa etti.
-Öyle mi? -(Dilek) Evet.
Maalesef onu Nur Hanım'a kaptırdık.
Hani şu eski futbolcunun karısı Nur Yıldız var ya, ona.
Teşekkür ederim.
Kızım hadi ya, kahvaltıya başlandı. Hadi biraz acele et.
Tufo, beni yanlış anlama, gelinimden yana bir sıkıntım yok da...
...yani her şeyi ona ve Mali'ye emanet etmen ne derece doğru?
Niye böyle söylüyorsun baba? Yıllardır Nur'la beraberim, biliyorsun.
Mali de bizim yanımızda. Bir hatalarını mı gördün?
Çiğ süt emdik oğlum biz, çiğ.
Yani o kadar gücü kime versen yolunu şaşırır.
Neticede elin oğlu, elin kızı. Dikkatli olmak lazım.
Peki, ne yapalım baba, bir tavsiyen var mı?
Aslan gibi oğlun var.
Tamam, kanı bizden değil ama Civan başka.
O dururken başkasına ne lüzum var?
Güzel kızım benim.
-Ay, Allah aşkına Selman ya, hadi. -Geliyoruz.
-Fısır fısır konuşuyorsunuz. -Geldik.
-Kahvaltıya başlayamadık, gelin hadi. -Geldik, geldik.
Hadi oğlum.
Günaydınlar.
-Günaydın. -Günaydın.
Ay, güzel suratlım benim, geç otur.
Hah, börek koyayım mı sana?
İpekciğim, günaydın demek yok mu abiye?
Yok, diyete başladı bugün ya, canı sıkkın.
Hım, o zaman benim de canım sıkkın artık.
Ben de diyete başladım. İpek ne yiyorsa aynısından yiyeceğim.
(Konuşmalar fısıltı şeklinde duyuluyor)
(Gülüyorlar)
(Kapı açıldı)
Nur Hanım seni çağırmamı istedi.
Geliyorum.
Ela.
(Duygusal müzik)
(Nur) Sizi Ela'yla tanıştırayım. Mutfağımızın yeni şefi.
Ela Karaca.
Aa! Ne oldu, Kader'i kovdun mu ya?
Evet, biz çok memnunduk Kader'den, niye kovdun kızı?
(Nur) Yok, niye kovayım anneciğim Kader'i?
Kader devam edecek ama mutfağımız artık Ela'nın ellerine emanet.
-Hoş geldin kızım. -Hoş buldum efendim.
Ela'yı ben tanıştırdım.
Çok iyi bir şeftir. Sağ olsun o da teklifimizi kırmadı, kabul etti.
(Tufan) O zaman hayırlı olsun, ne diyelim.
Teşekkür ederim Tufan Bey.
Madem yeni bir aşçımız var, o zaman bana daha güzel bir şeyler hazırlasa ya.
Hayır, sen diyetine devam edeceksin.
Nur Hanım, müsaadeniz olursa ben küçük bir dokunuş yapmak isterim.
Tabii.
(Müzik)
Hım.
Oo! Bayağı güzel bir dokunuş oldu bu ya.
(Hatice) Vallahi rengârenk oldu.
Kalori olarak aynı ama çok daha lezzetli.
-Teşekkürler. -Afiyet olsun.
Ye kızım sen, ye.
Nur Hanım, beraber yeni bir diyet listesi hazırlayacağız, merak etmeyin.
Başka bir isteğiniz yoksa yarınki misafirler için hazırlığa başlayayım.
-Tabii, gidebilirsin. -Afiyet olsun.
-Sağ ol kızım, sağ ol. -Ay.
Süslü püslü bir şey.
(Telefon çalıyor)
Hadi.
(Telefon çalıyor)
-Hayırdır kızım, kim geliyor? -Ceren ve annesi.
Hım. Herhâlde biz davetli değiliz.
Haberimiz olmadığına göre.
Anneciğim aşk olsun, öyle şey olur mu? Biz aileyiz. Aile içinde davet mi olur?
(Gerilim müziği)
-Efendim? -(Güzide ses) Neredesin sen?
-Çalışıyorum. Ne oldu? -Restorandasın yani?
Çalışıyorum. Önemli değilse sonra konuşalım.
(Güzide ses) Ben de az evvel restorandaydım.
Ve bil bakalım ne öğrendim.
O evin arkasında bir park var.
Hemen oraya gel, seni bekliyorum, tamam mı? Hemen.
Ela.
Sen demek o gün o yüzden buradaydın.
Ya böyle etrafını kuşatmış gibi görünüyorum ama beni annen çağırdı.
O burada çalışmamı istedi.
Hayır, benim anlamadığım bir şey var. Senin gibi idealist bir şef...
...niye burada çalışsın ki?
Ya bunun için iyi bir nedenim var. Hatta iki iyi nedenim var.
Birincisi, annen reddedemeyeceğim bir teklif yaptı. Maddi olarak yani.
İkincisi?
Bence biliyorsun.
(Duygusal müzik)
Ama ne talihsizlik ki ilk yemeğimi sevgiline ve onun ailesini yapıyorum.
Sevgilim.
(Civan) Ceren, hoş geldin.
Hoş buldum.
Müsaadenizle.
O kim? Sanki bir yerden tanıyorum gibi ama çözemedim.
Portakal suyum var benim bahçede, bir şey ister misin?
-Olur. Gel. -(Civan) Hadi gel.
(Müzik)
Çok vaktim yok, hemen dönmem lazım.
Yıllarca seni o yılandan korumaya çalıştım.
Sen gittin onun koynuna girdin.
Evine girdin, öyle mi?
Seni ilgilendirmez.
Tabii ya, onca yıl bunu bekledin, bunu planladın.
Sen ne sanıyordun? Ne olacak sanıyordun?
O kadının bana yaptığını, aileme yaptığını unutacak mıydım?
Adalet yerini bulacak Güzide anne.
Adaleti ben sağlayacağım.
Leyla, sen tehlikenin farkında değil misin ya?
Nur'un kaybedecek çok şeyi var.
Bak senin kim olduğunu öğrenirse sana acımayacaktır.
O bana zaten hiç acımadı.
Şimdi sıra bende.
Şimdi ben acımayacağım ona.
Sen de bunu böyle bil.
(Gerilim müziği)
Leyla.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Müzik)
Bu evlilik işi önemli Mali.
Oğlumuz Ersoyların damadı olmalı. Net.
Sen öyle diyorsun da Civan'ın pek gönlü yok gibi.
-Ne dedi sana? -Ağzından bir şey çıkmadı çocuğun ama...
...hâlinden, tavrından falan bir keyfi kaçmış yani, belli.
(Mali) Ama merak etme, ben onun dilini çözerim.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Böyle geldim Ela ama biraz konuşabilir miyiz?
Tabii.
Yeni aşçıya ne diyorsun, bir kıllanmıştın?
Hâlâ bir tuhaf hissediyorum ama ne diye sorsan söyleyemem, bilmiyorum.
Ya ne olacak Allah aşkına?
Aşçı işte yani, yemekleri de kendi kadar güzelse sorun yok.
Sokarım bu bardağı senin kafana, ona mı güzel diyorsun?
Yara izini sormuştun ya nasıl oldu diye.
Sen de saçma bir çocukluk yarası demiştin.
Çocukluk yarası olduğu doğru da saçma değil.
Haklıydın, bütün yaralar önemlidir.
Bana çocukluk aşkımdan kalan bir hatıra bu yara.
Çocukluk aşkın mı?
Yani insan normalde gülerek, tebessüm ederek hatırlar değil mi böyle şeyleri?
(Civan) Sonuçta çocuksun.
Ne bileyim, geçmişte kalmış hoş bir anı diye bakarsın.
Ama benim ki öyle değil, çok öyle değil.
Yani ne zaman hatırlasam şurada bir şey kopuyor.
Canım çok yanıyor.
Kötü bir şey mi yaşadınız?
Onu kaybettim.
Çok aradım, çok bekledim, çok özledim.
Sonra bir gün öldüğü haberini aldım.
Mezarına gittim.
Öyle sahipsiz, kimsesiz gömmüşler.
Leyla'ydı.
Adı Leyla'ydı.
Başta benim için kabullenmek zor oldu.
Ama sonra alıştım tabii, insan her şeye alışıyor.
Neyse ya, dün konuştuklarımızdan sonra biraz canım sıkıldı da...
...sana kendimi açıklamak istedim.
Sağ ol.
Civan.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Vay, vay, vay.
Ne iş var lan bunun burada?
Ne arıyorsun lan sen burada?
Oo, kimleri görüyorum, kimleri! Oo, Mehmet Ali Beyler!
Oo! Nur Hanımlar da buradaymış.
-Gel, gel. Ne yapıyorsun sen? -Ulan çek elini!
-Yürü Neco, yürü. -Çek elini! Oğlum, bırak!
-Tamam Neco, gel bir dakika ya! -Allah Allah!
Gel buraya ya!
Ne işin var senin burada?
Ben de pek meraklı değilim sizleri görmeye.
Defol git o zaman buradan! Bir daha da benim evimin yakınlarında görmeyeyim seni!
Evin mi? Sen buna ev mi diyorsun Nur?
Köşk burası, köşk. Maşallah bir eliniz yağda bir eliniz balda yaşıyorsunuz.
Ama biz öyle mi ya? El elde baş başta.
Yine para dilenmeye geldiysen söyle.
Yok. Bu sefer elimde öyle bir şey var ki ben zaten istemeden vereceksiniz.
-Öyle mi? -Ne olabilir ya senin elinde?
Mali, Allah aşkına şunu götürür müsün buradan, saçma sapan konuşuyor!
Leyla!
(Gerilim müziği)
Hani şu çöplüğe getirip attığınız kız var ya...
...Leyla...
...yaşıyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Çağıl Doğan - Hatice Başpınar - Sunay Temür
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.