Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Esperanto
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Merhaba.
Merhaba!
Affedersiniz. Ben hallederim.
Pardon.
Yorulmayın. Ben İngilizce biliyorum.
-Merhaba. -Memnun oldum.
Ben de memnun oldum.
-Şöyle buyurun. -Peki.
Vay canına. Ne güzel bir eviniz var.
Oğluma en iyi şartları sağlamak için çok çalışıyorum.
-Size bir soru sorabilir miyim? -Tabii ki.
Bu işe neden tam zamanlı ve yatılı birisini arıyorsunuz?
-Buyurun. -Teşekkür ederim.
Eşim geçen yıl öldüğünden beri hayatımız zorlaştı.
Oğlum da zorluk yaşadı.
Bu nedenle öğretmenliğin yanı sıra evde de yardıma ihtiyacım var.
Anlıyorum. Başınız sağ olsun.
Zhi Yu Lütfen yeni öğretmeninle tanış.
Merhaba Zhi Yu. Seni tanıdığıma çok sevindim.
Merhaba. Ben de çok sevinmek seni tanımak için.
Zhi Yu! Biraz saygılı ol!
Önemli değil. Olsun.
-Özür dilerim. -Özür dilemenize gerek yok.
-Planımız nedir? -Wanzhou'da yeni bir işe başlıyorum.
Zhi Yu ile oraya gitmenizi, evi hazırlamanızı ve...
...onu okula yazdırmanızı rica ediyorum.
Ben buradaki işimi bitirir bitirmez yanınıza geleceğim.
Ne zaman başlamamı istiyorsunuz?
-Yarın. -Yarın mı?
-Peki, tamam. -Güzel. Teşekkür ederim.
Merhaba Bay Chey.
Bay Chey.
Bir şey daha var.
Kaç para?
-Peri masalı! -Hayır.
Kanıtlar var.
Mağaralarda. Hem de tam bu bölgede.
Sadece sizin çiftçiler değil. Bilim adamları da gördü.
Ve biz de bunu bulduk.
Ayı değil.
Biliyorum. Daha önce böyle bir şey görmedim.
Bizden onu canlı istiyor.
İki milyon.
İki milyon Amerikan doları. Tamam mı?
Zhi Yu, yardım eder misin?
-Daha önce uçağa bindin mi? -FS10'da kendim uçuruyorum.
-Nerede dedin? -Uçuş simülatöründe.
Bilgisayar oyunu. Aynı şey.
Hayır, pek benzemez.
-Bu, kader olmalı. -Evet.
Joshua Ridley. Enerji danışmanı.
Ben de onun iş ortağı Pio Zhimin.
Memnun oldum. Ben Denise Nichols ve bu da Zhi Yu.
Peki hangi otelde kalıyorsunuz?
Zhi Yu, İngilizce dilbilgisi kitabını çıkar.
-Olmaz. -Lütfen. Çıkar hadi. Altıncı ünite.
Teşekkür ederim.
Neresi?
Altıncı ünite. Burada.
Ne ilginç bir kolye. Nereden aldın?
Seni ilgilendirmez.
Annemin kolyesiydi.
Arkadaşlarım kız kolyesi diye benimle dalga geçiyor.
Onlar bu işlerden anlamaz.
Ve bence çok havalı bir kolye.
Gazeteyi okumak ister misin?
Tabii. Teşekkür ederim.
Çin'deki en gizemli bölgeden uçtuğumuzu biliyor muydun?
Sizin gizem gördüğünüz yerde ben fırsat görürüm.
Yeren Shennongjia'da yaşıyormuş. Altımızdaki ormanda.
Vay canına.
Enerjinin hangi sektöründe çalışıyorsunuz?
Yanan her kısmında bebek.
Doğaya saygılı olarak.
Ama bu yeşil dağlar dünyanın en ender hayvanlarını barındırıyor.
Altın renkli maymunlar, dev semenderler
Bir semender kaç istihdam yaratır?
İyi misin?
-Galiba. -Kemerini bağla.
Ben senede 400 bin kilometreden fazla uçarım.
Korkacak bir şey yok.
Bundan korkmamız gerekiyor mu?
Neler oluyor?
İmdat!
Bağırmasana! Çocuğu korkutuyorsun!
İmdat! İmdat!
İmdat! İmdat!
İmdat!
İmdat! İmdat!
Düşüyoruz! Uçak düşüyor!
Düşüyoruz! Düşüyoruz!
İmdat! İmdat! İmdat!
Çoktan düştük geri zekalı!
Zhi Yu? Koltuğun altında kalmış.
Dışarı çıkaralım. Piao Zhimin, yardım et.
Piao Zhimin, bize yardım et.
Zhi Yu? Zhi Yu?
Zhi Yu, konuş benimle. Beni duyuyor musun?
İmdat! İmdat!
-Zhi Yu? -Çocuğu bana ver.
-Tuttun mu? -Evet, sen yaşlı adama bak.
Bay Feng? Sakin olun.
Korkma, iyileşeceksin. Tamam mı? Burada otur. Artık güvendesin.
Vücudunuzda ağrıyan bir yer var mı?
İyileşeceksiniz. Hadi, uçaktan çıkalım.
"Yangın" mı yani?
Yangın mı?
Yangın! Yangın!
Yangın!
Sakin olun.
-Buradan çıkmamız lazım. -Hadi.
-Zhi Yu nerede? -Bir şeyi yok. Şu ağacın dibindeydi?
Ne? Zhi Yu?
-Piao, çocuk nerede? -Kim?
Çocuk tabii! Yanımızdaki kolyeli çocuk!
-Nereye gitti? -Belki şoka girmiş ve uzaklaşmıştır?
-Sen bir yere gitme. Ben bulurum. -O benim sorumluluğum.
-Kendim bulmalıyım. -Olmaz! Burada kalıp...
...yardım gelmesini beklemelisin!
Her şey düzelecek. Yardım helikopterini çağıracağım.
Telefonum yanımda. Sorun yok.
Ve telefon çekmiyor.
Harika.
Zhi Yu?
Zhi Yu, beni duyabiliyorsan gürültü çıkar!
Bay Feng?
Başınızda ufak bir kesik var ama ciddi bir şeye benzemiyor.
Herhalde dikiş atılması gerekiyor.
Ama burada dikiş atamayacağımızdan...
...bandajla kapatırız.
-Olur. -Piao, ilk yardım çantasını getir.
Kıpırdamayın. Ben pilotları bulmaya çalışacağım.
-Tamam mı? -Tamam.
Zhi Yu?
Zhi Yu?
Pilotlar?
Acil durum gereçlerimiz var. Kurtulacağız.
Acil durum sinyalini dedin, değil mi?
Evet.
Zhi Yu?
Zhi Yu?
Zhi Yu?
İmdat!
Zhi Yu?
Zhi Yu?
Denise?
Zhi Yu, iyi misin?
İyi olmana çok sevindim! İyisin!
Ne oldu? Buraya nasıl geldin?
-Uçağın içindeydim. -Evet?
Sonra da bu mağarada uyandım.
Peki. Artık gidelim.
Hayır, sen orada bekle.
Pekala. Gidebiliriz. Bu taraftan.
Tamam.
Tamam, kaç! Hadi, kaç! Koş, koş!
Kaç, kaç! Kaç, kaç!
Diz çök. Eğil.
Ona bakma. Başını eğik tut.
Anladın mı? Başını eğik tut.
Joshua? Joshua? Kalk.
Sakin ol.
-Zhi Yu? Neredesin? -Biz bu taraftayız.
-Zhi Yu? -Zhi Yu? Neredesin?
Neredesin?
Merhaba? Merhaba?
-Merhaba. -Selam.
Acaba sen Mao Sheng misin?
Yeren Avcısı?
Evet.
Bizi gazeteci sanıyor.
Hayır, hayır. Biz bilim adamıyız.
Ve senin önemli bir keşif yaptığını düşünüyoruz.
Evet! Evet, evet! Lütfen, buyurun.
Neden siz burada gelmek?
Biz senin Yeren'le karşılaşma öykünü dinlemek istiyoruz.
Diyor ki, "Sadece dişi ağrıyan bir ayı gördük".
Hayır, hayır. Benim babam
Gerçekten görmüş.
Yao Ming'den uzun boyluymuş.
Kocaman dişli.
Sen, şey yaptın mı?
Bize Yeren'i son gördüğün yeri gösterebilir misin?
Gitmemizi istiyor.
Ücretini öderiz. Merak etme. Hadi.
Bizim paramızı istemiyor.
Kusura bakmayın, rahatsız ettik.
Bu mudur? Bu kadar kolay mı pes ediyorsun?
Üçe kadar say. Bir iki
üç.
Yarın sabah erkenden evin arkasındaki nehre gelin.
Ben de sizi Yeren'i bulmaya götürürüm.
Ateşi çok büyük yakalım. Kurtarma helikopterleri bizi görsün istiyorum.
Çok tuhaf. Bunlar bildiğimiz şifalı bitkiler.
Ve bu ilacı da o hayvanın yaptığını mı var sayıyoruz?
O bir hayvan değil.
Peki ne o zaman? İnsan mı?
Ormandan çıkıp bize yardım mı ediyor?
O bir insan değil.
Diyor ki, kimilerine göre Yeren yarım akıllıymış.
İnsanla maymun arasındaymış.
Başkalarına göre çok zekiymiş. Ormanın koruyucusuymuş.
Bana göre de çok zeki.
İsterse bir Yeti, isterse bir Koca Ayak
isterse de mutant bir zonta olsun.
Gezegendeki en zeki maymunlar biziz.
Bu nedenle biz fethederiz
bu nedenle biz icat ederiz modern 21. yüzyıl tıbbını.
Çocuğun dizindeki çerçöpü, çamuru falan silelim ve ...
...üstüne gerçek bir ilaç sürelim, olur mu?
-Çok katısın. -Evet, çok katıyım!
Yeter.
Bir ormandayız. Bir yaratık var. Ve uçak kaza yaptı.
Eğer duygularını incittiysem özür dilerim.
Ama dizine biraz antibiyotik sürelim ve yarası iyileşsin, tamam mı?
Joshua, sakin ol.
Piao, ilkyardım çantasını getir. Piao?
Piao?
Piao ilkyardım çantasını almış. Yiyecekler, ilaçlar, hepsi gitti.
-Çok saçma. Neden öyle yapsın? -Herhalde bir fırsat gördü.
İmdat! Yardım edin!
Zhi Yu?
Siz geçen sefer uçaktan uzaklaşınca olanları unuttunuz mu?
Hafızanız bu kadar kısa mı ?
Ne yapıyorsun?
Ne?
-Ne yapıyorsun? -Ne demek, ne yapıyorsun?
-O bize zarar vermiyor. -Doğru. Bize zarar vermiyordu.
Tabii! Özür dilerim o zaman.
İyi canavarın ne istediğini yanlış anladım.
-Hadi Zhi Yu. -Ama önemli değil.
Hayatınızı iki kez kurtardığım için bana teşekkür etmeyin.
Kötü Joshua hep gelir ve sizi kurtarır.
Merhaba.
Dostlarım, geç kaldınız.
Evet. Yükseklere tırmanmak bizi biraz zorladı.
Bana işlemez. Ben alışkınım. Güçlüyüm. Kanıtlayacağım.
Yeren var.
Çok güzel. O zaman bize yol gösterebilirsin, değil mi?
Sen yetkili ol.
-Hadi! -Geldik.
Uçak geliyor, uçak geliyor!
İmdat! Uçak geçiyor! İmdat!
Buradayız! İmdat!
-Biz buradayız! -İmdat! İmdat!
-İmdat! -Buradayız!
-Buradayız! İmdat! -İmdat!
-İmdat! -İmdat!
Ben ateş yakacağım.
Dur. Ateşin bir faydası olmaz.
Feng'in durumu kötü. Onu derhal bir doktora götürmeliyiz.
Aynen, adamın durumu kötü. Dağda yürüyecek durumda değil.
O zaman onu taşırız. Dereyi takip ederiz
bir köye ulaşırız. -Ne harika bir fikir!
Bizi yemek için bekleyen bir de canavar var.
Şansımızı zorlamalıyız!
Hayatta kalma kitaplarının hepsinde yazar!
"Uçağın yanında kal. Uçağın yanında kal!"
Kurtulmanın birinci kuralı budur!
Ve sen, ormanda kaybolmak istiyorsun!
Planın bu mu?! Herkesin hayatını tehlikeye atmak mı?
Aynen öyle yapacağız.
Lanet olsun!
Vay canına! Nihayet albino semenderi buldun.
Hadi Bay Feng. Şuraya oturun biraz.
Durup biraz dinlenelim.
Ben de yoruldum.
İyi misiniz? İyisiniz.
İyisi mi bir barınak kuralım.
Ben biraz çalı çırpı bulayım.
Denise?
Evet?
O şey...
...galiba...
...bizi izliyor.
O bizi koruyor.
Yürüyün!
Bakın!
İşte geldik.
Zhi Yu? Zhi Yu?
Merhaba?
Merak etme, ben hallederim.
Zhi Yu!
İyi misin?
Bu domuz beni kovaladı. Ama biri onu vurdu.
Ne?
-Şu adam vurdu. -Aman Tanrım!
Sizi gördüğümüze çok sevindik!
-Uçak kazasından mı kurtuldunuz? -Evet! Domuz canlı mı?
-Hayır, gayet güzel öldü. -Güzel.
Yanımızdaki yaşlı adamın akciğeri zedelenmiş olabilir.
Hanginiz sağlıkçı?
İlkyardım çantasını getireyim. Chow?
İlkyardım çantası?
O zaman siz şey değilsiniz? Arama-kurtarma ekibi yani?
Hayır, değiliz.
Biz sadece Shennongjia'daki nadir hayvanları araştıran ekibiz.
Ben Duke Darwin.
Ve bu da arkadaşım Dr Yong Sai.
Joshua Ridley, enerji danışmanı. Memnun oldum.
Bu, arkadaşım Denise ve bu da Zhi Yu.
Nereli olduğunuz, ne yaptığınız bizi ilgilendirmez.
Biz bu dağdan gidelim yeter.
Karnı aç olan var mı?
Siz o kazadan nasıl kurtuldunuz?
Bir çayırın üstündeydik.
Pilotlar oraya inmeye çalıştı ama inemediler.
Bizim şansımız varmış.
Sonra bize bir ayı saldırdı ama tam bize uzanırken
Bağırdık.
Biz çığlık atınca ayı bizden korktu.
Neyse. Siz hangi üniversitede görevliydiniz?
Özel bir okuldayız.
Özel şirket üniversitesi. Paranın olduğu yer.
Ona biraz su vereyim.
Puro?
Sağ ol Duke.
Puro?
Ben alırım.
Ben puro uzmanı sayılırım.
En iyi puro bende.
Ben bazı ekipmanları ayarlamaya gideceğim.
Yaşlı adamın durumu nasıl?
Ateşi var.
Onlar eski topraktır. Bir şey olmaz.
Adın Zhi Yu, değil mi?
Seninle bir şey konuşmak istiyorum.
Ne?
Hadi, gel.
Ona bir şey olmaz.
Teşekkür ederim.
-Hayır, sağ olun. -Teşekkür ederiz.
Müsaadenizle.
Ben şu cihazlar ayarlanmış mı bir bakayım.
Olur.
-Birazdan görüşürüz. -Görüşürüz.
Tamam.
Sana bir şey söyleyeceğim. Söyledikten sonra gül.
Peki.
Bizi öldürmeyi düşünüyorlar. Gül.
-Nereden çıkardın onu? -Çünkü ben Çince biliyorum.
Ne?
Evet. Hem iş açısından faydalı hem biri seni öldürürken faydalı.
-Güzel. -Yine gül.
Biz tehlikedeki türleri korumak için buraya geldik.
-Mesela senin gördüğün o ayıyı. -Anlıyorum.
Merak ettim, buralarda başka acayip canlılar da gördün mü?
-Acayip mi? -Evet, şey gibi, mesela...
...aşırı ender türler. Mesela...
...iki metre boyunda falan.
Uzun, kızıl renk tüylü.
Vücut geliştirmeci bir goril gibi.
Hatırlamıyorum.
Bana oyun yapma çocuk. Yeren'i gördün, değil mi?
Hayır! Sadece gazetede.
Yaşlı adam doktora gitsin mi, gitmesin mi?
Peki. Bir tane gördük.
Ormanın koruyucusu dedi yaşlı adam.
-Peki yakınlarda mı? -Hayır!
-Çok uzakta kaldı. -Bana yalan söylüyorsan !
Kaplan!
Başından beri buradaydı, değil mi?
-Peşimizden geliyor. -Peşinizde mi, kovalıyor mu?
Yeren benim arkadaşım.
-Demek senin arkadaşın? -Hayır!
Arkadaşım değil.
Yürü!
Sakin ol ihtiyar adam. Kötü durumdasın.
Çek elini çocuğun üstünden!
Maalesef onu yapamam.
Bu Yeren dünyada kalan son canlı olsa da onu yakalayan ben olacağım.
Hayır!
Yürü! Senin için başka planlarımız var.
Bırak beni! Bırak beni dedim!
İhtiyar adam yaşasın mı, ölsün mü?
Çünkü Yeren'i yakaladığımız anda Bay Feng'e doktor buluruz.
Anladın mı? Yeren benim balığım! Sen de benim yemimsin!
-Şunu tutar mısın? -Tabii.
O kadar da değil.
Neyle uğraştığınızın farkında değilsiniz.
Öyle mi?
Benim bütün bildiğim, bizde silah var. Ama onda yok.
Hadi, yürü biraz ufaklık!
Biliyor musun, çok etkilendim.
Çık dışarı iri kıyım maymun!
Çocuğu bir kez kurtardın! İstersen bir daha deneyebilirsin!
Çık dışarı iri kıyım goril!
Yong Shai! Bana yardım et!
Hemen dönerim.
Onu gördüm!
Saat 12 yönünde.
Chow?
Li Wei?
Yeren?
Yeren?
Kıpırdama. Tehlikedesin.
Hadi! Bu taraftan!
Yeren?
Ne?!
Hayır, bana canlı lazım!
Feng! Buradayız.
Feng!
Yeren?
Olamaz!
Yeren! Hayır!
Yeren?
Yeren? Yeren?
Yeren?!
Yeren!
Yeren?
Son vedaınızı ettiniz! Zaman harcıyorsunuz!
Tarih yazacağız Dr Sai.
-Daha önemlisi, çok zengin olacağız. -Aynen.
Bırak onu! Sana bir zarar vermedi!
Teknik olarak verdi evlat. Adamlarımı fena dövdü.
Eğer onu doğal ortamından çıkarırsanız ölebilir.
-Bağışıklık sistemi dayanmazsa -Sen çok konuştun.
Belki de ufak bir yanlış anlama yaşadık.
Bildiğiniz gibi, ben bir işadamıyım.
İki tarafın da kazanacağı bir teklifim var size.
Yok ya?
Pekala.
Profesyonel görüşüm.
Ama bence siz bu canavarı satarken ufak bir sıkıntı yaşayacaksınız.
O iş halloldu bile.
Peki. Kaç para verdiler?
İki milyon.
İki milyon mu? Sahi mi? O kadar mı?
-Uyanık herif. -Tamam, peki, dinle.
Bekle. Bırakalım konuşsun.
Ben size yaklaşık 20 milyon dolar koparabilirim.
Nasıl yapacaksın o işi?
Macao'daki bir kumarhane sahibine bir arazi satmak üzereyim.
Yeni kumarhanedeki hayvanat bahçesi...
...yok olan türleri sergileyecek.
Şaka yapıyorsun. Değil mi?
Siz bu iri kıyım orangutan için hayatınızı tehlikeye atın ama...
...ben atmam. Hayvanat bahçesinde ona iyi bakacaklar ve...
Joshua!
İnsan değilsiniz! Hiç biriniz!
-Yüzde 10 alırım. -Beş veririm.
-Yedi buçuk. -Anlaştık.
Durun.
Durun. Yere koyun.
Mao Sheng?
Sen iyi misin?
Feng benden Yeren'i korumamı istedi. Başaramadım.
Tatlım.
Sen pes edemezsin. Tamam mı?
Mao Sheng, niye o taraftan gidemiyoruz?
Hayır, hayır
Dostum, sen köylüsün. Ben teknoloji adamıyım.
-Yaptığımı yap. -O taraftan gideceğiz.
-İpleri gevşetelim. -Orası Taş Ormanı.
Olsun, oradan gidiyoruz.
-Tamam mı? -Tamam.
-Oradan gidiyoruz! -Orası tehlikeli. Kaybolabiliriz.
Önemli değil. Gidelim!
Hadi!
Tamam. Bırak artık.
Hızlanın!
Ayağımı burktum!
Ayağımı burktum!
Çocuk 10 saniye içinde kendi başına yürüyecek!
Duke? Sakin ol. Hepimiz sakin olalım.
Tepeye vardık. Uydu telefonu çalışabilir.
Bir telefon açarım anlaşırız.
Peki o zaman.
Tabii. Tamam.
Li Wei? Uyutun şu hayvanı!
Dene bakalım.
Kayanın arkasında.
Joshua? Josh? Ufak bir sorun var.
Yong Sai telefonun kartını çıkarmıştı.
Silahlarınızı atın!
Kaçalım!
Siz burada bekleyin.
-Tamam. -Tamam.
-Yaran ne durumda? -Bir şey yok.
Ama ?
Zhi Yu?
Zhi Yu?
-Baba! Bu taraftayız! -Hayır, dur.
-Hayır, Zhi Yu, hayır! -Zhi Yu, Zhi Yu!
Git!.
Baba?
Baba?
Sen bana şimdi lazımsın evlat.
Baba, yardım et!
Baba, yardım et!
-Zhi Yu? -Yardım et baba!
-Zhi Yu? -Baba, yardım et!
Sakin ol ihtiyar adam. İndir o sopayı yere.
Rehine istiyorsan beni alabilirsin!
Oğlun daha iyi. Dediğimi aynen yapacaksın.
Oğlumu bırak.
Kendimiz halledelim. Erkek erkeğe!
Dediğimi yapacaksın. Polislere gitmelerini söyle!
Şafak sökene kadar kimse ormanı terk etmeyecek! Anladın mı?
Evet.
Evet. Oğluma zarar verme yeter.
İyi misin?
-Siz iyi misiniz? -Evet. Ben sağlamımdır.
Geber!
Yeren?
Zhi yu? Yine kaçtı!
Zhi Yu!
Yeren?
Yeren?
Hayır!
Yeren!
Hayır! Hayır!
Biraz insanlık gösterebilir misin?
Sen asla bizden biri olamazsın! Sen bir hayvansın!
Sen asla intikam ile adalet arasındaki farkı anlayamayacaksın!
Seni iblis!
Yeren!
Yeren!
Zhi Yu?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.