Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ya biraz daha hızlı gitsene.
Doğurmak üzereyim, diyorum. Anlamıyor musun?
Tamam, tamam elimden geldiğince hızlı sürüyorum işte.
Bak, bana söz verdin.
Benim adıma kayıt yaptırmayacaksın.
Bu çocuk benim üstüme olmayacak, istemiyorum.
Halledeceğim dedim ya.
Annemle abim beni bulmamalı.
Bulmayacak.
Petek halledeceğim.
Yardım edin!
Yardım edin!
-Bebek, bebek gelmek üzere. -Tamam beyefendi siz sakin olun.
Giriş işlemlerini halledin lütfen, bize bırakın.
Geçmiş olsun doğum galiba.
Evet.
Eşinizin ve sizin kimliğinizi alabilir miyim?
Tabii.
Bu benimki.
Telaşla çıkarken eşimin nüfus cüzdanını bulamadık.
Evlilik cüzdanı olur değil mi?
Olur tabii.
Elif Hanım.
Ben
Hakan Bey'in bir kızı olduğunu bilmiyordum.
Kazaya kadar ben de bilmiyordum.
Ne yaptın sen Dila?
Ne yaptın?
Niye yaptın bunu?
"Giyme." dediğinde çıkarmıştım işte.
Neden bahsediyorsun sen?
Bundan bahsediyorum.
Paramparça etmişsin elbisemi.
Saçmalama ben böyle bir şey yapmadım.
Sen yapmadıysan kim yaptı?
Kendi elbisemi parçalayacak halim yok herhalde.
Hayır.
Ben yapmadım.
Kendine zarar vermemen için o makası ben aldım elinden.
Salonda elbise hakkında tartıştığımızda
çok öfkeliydin ve odana gittin.
Ben de öfkeliydim ama çok endişelendim.
Onun için arkandan odaya geldim.
Ne gördüm biliyor musun?
Bunu sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Sana annem yaptı.
Bunu sana annem yaptı.
Hayır.
Doğru değil.
Yalan söylüyorsun.
Aklımı karıştırmaya çalışıyorsun.
Yapmadığım şeyleri aklıma sokmaya çalışıyorsun.
Sen hep böyle yaptın.
Neyi sevdiysem ya aklımı karıştırmaya çalıştın
-ya da parçalayıp attın. -Yeter!
Yeter.
Bağırma artık bu evde.
Ya sakin sakin konuşmayı öğreneceksin
ya da düzenli bir şekilde ilaçlarını alacaksın.
Şu çiçekler kadar bile değerim yok senin gözünde.
Dila, Dila!
Yeter.
Kızım demene bile dilin varmıyor bana.
Sen beni hiç sevmedin.
Hiç.
Hiç.
Yeter, yeter.
Dila ne oluyor burada?
Anne.
Al şunu gözümün önünden.
Güzel her şeyi paramparça ediyorsun.
Ya abi elbisemi parçalamış.
Bir de kendi yapmadığını benim yaptığımı söylüyor.
Aklımı karıştırıp beni delirtmeye çalışıyor.
Senin o aptal elbisen de annem de umurumda değil Dila.
Bana bak.
Sana bir soru soracağım.
Ve bir sefer soracağım.
Bana doğruyu söyleyeceksin.
Hakan'la seni biliyorum.
Tamam.
Sizin çocuğunuz var mı?
Cevap ver bana.
Senin bir kızın var mı?
Ne kızı ne ilişkisi abi?
Hakan'la ilişkinizi biliyorum.
Birlikte yaşadığınızı da.
Sakın bana yalan söylemeye kalkma Dila.
Sakın.
Tamam.
Tamam Hakan'la bir ilişkim vardı ama bitti.
Karısından ayrılmayacağını anlayınca ben bitirdim abi.
En son bende kalan eşyaları vardı onun için görüştük.
Dila sakın.
Abi.
Benim bir çocuğum olsa
niye gizleyeyim ki senden?
Sen hep benim yanımda oldun beni korudun.
Benim bir çocuğum olsa
bütün dünyadan gizlesem bile gelir sana söylerdim.
İnan bana abi.
Lütfen.
Çok korkmuştu Fulya.
Konuştu benimle.
Yarım yamalak da olsa "Güneş'i bırakma." dedi.
Konuşabiliyor demek ki.
Süper bir şey bu.
Evet.
Biliyor musun?
Bence sen zaten Güneş'i bırakamazmışsın ki.
Yani bıraksan da ertesi gün koşarak gider alırmışsın.
Ona nasıl baktığını bir görsen Elif.
Garip bir yavrucak işte, üzülüyorum.
Bir yandan da her ona baktığımda Hakan'ı görüyorum.
Sonra ihaneti geliyor aklıma.
O çocuğun ne suçu var ki?
Diğer yandan
annesinin nasıl içi elveriyor ondan ayrı kalmaya?
Nasıl arayıp sormaz?
Geceleri nasıl rahat uyuyor bu kadın?
Harbiden ya. İnsan bir kez aramaz mı çocuğunu ya?
Bence o kadın
bu meleği hak etmiyor Elif.
Ama en sonunda onu bulup geri vermeliyim Güneş'i.
Her çocuk annesinin yanında büyümeli.
Onun da buna hakkı var. Yani...
Tüm bu olanların içinde en masum olan o.
Tabii annesi de onu hak ediyorsa.
Ya bir kez bile aramadı ya aramadı, yani
arasa bizi bulabilirdi Elif. Aramadı.
Neyse.
Kim kaldı bizi terk etmeyen müşterilerimizden.
Hemen getiriyorum canım listeyi bekle.
Nasıl yaparsın bunu ya?
Nasıl söylersin sen abime çocuğu?
Allah'ım delireceğim, yok.
Benim bir şey yapmam lazım.
Konuşmam lazım Hakan'la.
Elimizde sadece Aylin Hanım'ın düğünü mü kaldı şimdi?
O da çok istekli değil aslında ama
yani toplantıya tamam dediği için bir umudumuz var bence.
Ayrıca eski müşterimiz, çalışma stilimizi de biliyor.
Doğru.
İzah edersek anlayacaktır.
Ben çok oyalanmadan gideyim de görüşeyim onunla.
Haber vereceğim.
Elif'çiğim.
Canım, arkadaşların maaşları. Onları nasıl yapsak?
Hakan'ın tazminatıyla ödemeyi düşünüyordum ama alacaklı değil borçlu çıktım.
Ne demek borçlu çıktım? Anlamadım.
Hakan maaş hesabından sürekli avans çekmiş.
Tazminatı tüketecek kadar yani o kadar borçlanmış öyle mi?
Aynen öyle.
Şimdi şirket bu parayı benden istiyor.
Yok yok artık yani. Nasıl senden ister ya?
Sakin ol.
Ya vermeselermiş avans falan.
Senden nasıl isterler ya? Sen mi harcadın sanki?
Fulya sakin.
Tamam.
Ben düzelteceğim her şeyi.
Önce gideceğim Aylin Hanım'la görüşeceğim ikna edeceğim sonra da
tamam, yeni yeni müşteriler edineceğiz kendimize.
Anlaştık mı?
-Sakin kalıyoruz. -Tamam.
Güneş sana emanet lütfen dikkat et.
Olmaz diyorum.
Hem Ümran Hanım cin gibi kadındır biliyorsun.
Ben seni ona karşı idare falan edemem.
Vallahi beni cehennem çukuruna atar ha.
Hem
sen geçen gün dışarı çıkamadın ya.
Bu sefer gerçekten içtim ilaçlarımı.
Ya Mehveş.
Bir saatçik diyorum.
Bak annem sana güvenir, sen ne dersen inanır.
Sen de esir etme beni bu eve ne olur.
Hadi.
Sen bana baksana.
Senin dışarıda bu kadar önemli ne işin var bakayım?
İlla bir işimin mi olması lazım Mehveş?
Akıl sağlığımdan daha önemli ne olabilir?
Kafayı yiyeceğim ben bu evde otur otur.
Sadece hava alacağım diyorum.
Bir saat sonra döneceğim.
Ben de sana olmaz diyorum.
Nereye gidersen git ama beni sakın karıştırma.
Vallahi billahi kabak benim başımda patlar yanarım yani.
Peki tamam.
Ben de nefesimi tutup boğarım kendimi o zaman.
Yapma.
Ay yapma çocuğum sakın.
Yapma çocuğum, ay.
Ay yapma çocuğum. Yalvarıyorum sana yapma çocuğum.
Yüreğime indireceksin vallahi ya.
Sen, ben yine kaçacağım diye mi korkuyorsun?
Tamam.
Bak.
Babamın bana 18. yaş günümde aldığı kolye.
Hiç boynumdan çıkarmam bilirsin.
Al.
Ben gelene kadar sende kalsın.
Yalnız bana taksi için borç verir misin Mehveş? Benim hiç nakitim yok.
E hadi.
Sen hep benim yanımda oldun beni korudun.
Benim bir çocuğum olsa
bütün dünyadan gizlesem bile gelir sana söylerdim.
İnan bana abi.
-Fırat. -Anne.
Gündüz vakti sen işi gücü bırakıp gelmezdin. Ne oldu?
Maliyet raporlarını çıkarmıştım da gece.
Unutmuşum onları almaya geldim.
Neden almak için başkasını yollamadın?
Vaktim vardı.
Kendim gelmek istedim. Ne var bunda?
Siz ne konuştunuz Dila'yla?
Rapor almaya geliyorsun kış bahçesinde ne işin var?
Anne bağırışmalarınızı duydum.
Ne yapsaydım? Duymazlıktan mı gelseydim?
Senin bir sıkıntın var farkındayım.
Ben senin gözlerinden anlıyorum sıkıntını.
Hiçbir sıkıntım yok.
Ben gayet iyiyim. Sen takma beni kafana tamam mı?
Benim holdinge gitmem lazım akşam görüşürüz.
Ahmet Bey.
Buyurun Mehveş Hanım.
Havuzun hava temizleme filtresinde galiba bir bozukluk var.
Birlikte bakabilir miyiz?
Tabii buyurun.
Dila.
Nereye gidiyorsun sen?
Gideceğim ben.
Sevmiyorsun beni, sevmiyorsun.
Abimi seviyorsun.
Yalan mı?
Sevmiyorsun.
Ben izin vermeden hiçbir şey yapmayacaksın.
Nefes bile almayacaksın.
Hadi bakalım Elif.
Göster kendini.
Bütün ekibin kaderi sana bağlı.
Ümran Hanım.
Nereye?
Dila'ya bakacağım. Fırat bir şey söylemedi bunların arasında bir şey olmuş.
Şey.
Siz zahmet etmeyin.
Ben ilacını verdim yattı o.
Biraz evvel bas bas bağırıyordu. Nasıl hemen uyuyacak?
Yok size bağırdığını duyunca abisi de onu azarlamış tabii.
Asabı bozuldu yavrumun.
Biraz dinlensin kendine gelsin sonra konuşursunuz.
Hadi bakalım.
Oh.
Bugün kalpten gitmezsem iyi.
Teşekkürler Nuray Hanım.
Elif Hanım.
Ne kadar profesyonel bir organizatör olduğunuzu gayet iyi biliyorum.
Sosyal medyada dolaşan o videonun da karalama amaçlı yapıldığından eminim.
Çok teşekkür ederim Aylin Hanım.
Keşke herkes sizin gibi objektif olabilse.
Ama maalesef şöyle bir durum var.
Nişanlıma ve ailelere bu durumu açıklamam çok zor.
Yani her yerde o video var.
Gerçekten çok üzgünüm.
Bana kalsa sizinle devam ederim ama--
İnanın kusursuz bir organizasyon--
Elif Hanım, siz dünyanın en güzel organizasyonunu bile yapsanız
o videodan sonra konuklar illaki bir kusur bulacaktır.
Ya ben de hayatımın en önemli gününün böyle hatırlanmasını istemiyorum.
Haklısınız.
Kusura bakmayın.
Buraya kadar yordum sizi ama yüz yüze konuşmak istedim.
Önemli değil.
Sanırım sizi ikna edebileceğim başka sözüm kalmadı.
Çok üzgünüm.
Müsaadenizle.
Ben sizi geçireyim.
Ne bu?
Çok vaktiniz kalmadı.
Planladığımız gibi bir düğün olması için buna ihtiyacınız olacak.
Anlaştığımız <i>catering</i>, ses, ışık sistemleri firmaları.
Çalacağımız müzik parçaları hepsi bu dosyanın içinde.
Neden bu iyiliği yapıyorsunuz?
Hayalinizdeki düğünü yapmak için size söz vermiştim.
Eminim ki hayatınızın en mutlu günü olacak.
Benimle ya da bensiz.
Söz verdiğim gibi.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Teşekkür ederim.
Aşk çok kutsal bir duygu Aylin Hanım.
Ben işimi bu yüzden çok seviyorum.
Bir ömür boyu mutluluklar dilerim size.
Hoşça kalın.
Gel.
Fırat Bey.
Beni çağırtmışsınız.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Yasin.
Seni pek sevmem biliyorsun.
Ama arada işim düşüyor.
Nasıl yardımcı olabilirim?
Kardeşim Dila ile ilgili bilgi toplamanı istiyorum.
Özellikle adli sicil kaydı, nüfus bilgileri
ve hastane raporları.
Son altı seneye ait her şeyi istiyorum senden tamam?
Tabii.
Nasıl isterseniz.
Kimseye ağzını açmayacaksın.
Sadece bana bilgi vereceksin.
Peki Fırat Bey.
Hayrola? Ne işimiz var bizim bu adamla?
Şahsi mesele Sude.
Sen onu bunu bırak benim talimatlarım niye yerine getirilmiyor onu söyle.
Anlamadım.
Sen yine neye gerildin böyle ya?
Sude,
ben "Hakan'ın borcu silinsin tazminatı eşi Elif Hanım'a verilsin." demedim mi?
Evet dedin. Ben de Faruk Bey'e ilettim.
Ödenmemiş mi yoksa? Hay Allah, aklından çıkmış olmalı.
Aklından çıkmış olmalı.
Aklından çıkmış olmalı öyle mi?
Tazminatını ödemediği gibi
bütün borcunu eşi Elif Hanım'dan tahsil etmeye kalkmış.
Kadıncağız neye uğradığını şaşırmış.
Ya tamam. Cidden büyük bir hata olmuş.
Ama biraz sakin mi olsan?
Ben çok sakinim Sude.
Hemen Faruk'un işine son veriyoruz.
Saçmalama Fırat.
Adam bizim kaç yıllık çalışanımız.
Hem ilk hatası bu, abartma istersen.
Sude, sözümü ikiletme.
Tazminatı ödenir, gerekiyorsa bir tane referans mektubu yazarız
ama bir daha bizimle çalışamayacak bu adam.
Fırat sen
ya sen hiç böyle fevri davranmazdın. Ne oluyor?
Sude.
Dediğimi yap.
İyi tamam.
Madem istediğin bu, dediğin gibi olsun.
Nerede kaldın Elif? Hadi ya.
Sen de mi merak ettin Elif ablayı?
Çok mu seviyorsun onu?
Merak etme.
İşi biraz uzadı belli ki.
Peki acıktın mı?
Of sonunda! Ya neredesin? Meraktan öldük ya.
Çok üzgünüm arkadaşlar.
Aylin Hanım'ı ikna edemedim.
Başaramadım.
Aman canım.
Biz de sanki o kokoşun düğününü yapmak için çok meraklıydık.
Bize iş mi yok ya?
Hadi arkadaşlar. Enseyi karartmıyoruz.
En büyük skandallar bile üç günde unutuluyor.
Nasılsa ortalık yatışacak. İnancımızı kaybetmek yok.
Sosyal medya ne güne duruyor hem?
Eskilerden gelen o güzel
müşteri yorumlarımızı tekrar tekrar yayınlayalım.
Tamam, görselleri arttıralım.
E hadi arkadaşlar hadi hadi, hadi.
İş başına iş başına.
Ya madem kabul etmeyecekmiş niye seni ayağına kadar çağırmış?
Yüz yüze anlatmak istemiş derdini.
Elinde olsa işi bizden almazmış işte.
Kendi inansa da
müstakbel eşini ikna edemezmiş falan filan.
Dosya nerede peki?
Aylin Hanım'a verdim.
Ne? Bakma öyle.
Planlaması için az bir zamanı kaldı.
Söz verdim ben hayalindeki düğünü yapacağıma.
Ya kadın bizden işi aldı.
Ve sen gidip ona bizim emeklerimizi mi hediye ettin?
Bu mudur yani?
İnanamıyorum ya.
Aylin Hanım arıyor.
Arkadaşlar sessiz Aylin Hanım arıyor.
Aylin Hanım.
Elif Hanım ben düşündüm de bu şahane organizasyonu
başkasının ellerine teslim etmemeliyim.
Nişanlım ve ailemi ikna etmek için elimden geleni yapacağım.
Gerçekten mi?
Emin misiniz?
Yalnız tek bir hata bile istemiyorum.
En ufak bir hata bile olmamalı.
Bu çok önemli benim için.
Konuklar hatta
nişanlım bile bir kusur bulmak için uğraşacaktır.
Siz, siz hiç merak etmeyin. Her şey kusursuz olacak.
Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım.
O zaman en kısa zamanda provalara başlayalım lütfen.
Tabii tabii.
Ben mekanla görüşüp prova gününü, saati
her şeyi netleştirdiğimde size haber vereceğim.
Çok teşekkür ederim Aylin Hanım.
İş bizim arkadaşlar.
Aylin Hanım bizimle tekrar çalışmaya karar vermiş.
Ama yalnız hemen prova istiyor.
-Hazırlıklara başlamamız lazım. -Tamam tamam.
Yaparız hadi arkadaşlar hadi hadi, hadi.
Ne diyorsun?
Biz de kutlama için hamburger mi yesek?
Tamam.
Hadi o zaman.
Ay Güneş'çiğim çok özür dilerim.
Ben unutuyorum senin bazen orada olduğunu.
Acıdı mı bir yerin?
Çok pardon.
Sana bir çocuk koltuğu almak lazım.
Biliyor musun bu arabayı baban almıştı.
Çok severdi sürpriz yapmayı.
Bir gün geldi, "Hadi," dedi "gidiyoruz sana araba alacağız."
Nerede bu telefon?
Nerede?
Büyüyünce de sen kullanırsın belki ha ne dersin?
Baban sana da sürpriz yapar mıydı?
Nereden geliyor bu telefon sesi?
Sen ne yaptığını zannediyorsun? Ne anlattın abime?
Hakan.
Hakan öldü.
Haberin yok galiba.
Ben Hakan'ın karısıyım.
Senin kim olduğunu biliyorum.
Petek'sin.
Ben de seni arıyordum.
Görüşmemiz lazım.
Alo.
Alo.
Anneni bulduk Güneş.
Anneni bulduk.
Hakan öldü mü?
Nasıl?
Bu da son ayın malzeme alım dökümü Hakan Bey.
Teşekkür ederim.
Umarım bu denetimden de alnımızın akıyla çıkarız.
Endişelenmeyin, şimdiye kadar gördüğüm her şey gayet düzgün.
Başka bir şeye ihtiyacınız olduğunda söyleyin hemen tedarik ederiz.
-Kolay gelsin. -Teşekkürler size de.
Lütfen bana yardım eder misiniz?
Hanımefendi.
Peşimdeler lütfen sevgilimmişsiniz gibi yapın.
Anlamadım.
Peşimdeler diyorum.
Lütfen bana yardım edebilir misiniz?
Tamam o zaman güvenliği çağıralım. Güvenl--
Güvenlik olmaz. Çünkü güvenlik de işin içinde.
Hanımefendi siz ne saçmalıyorsunuz?
Ne dediğinizin farkında mısınız?
Beyefendi buradan çıkmam gerek.
Bana zarar verebilirler. Lütfen bana yardım edin.
Lütfen.
Tamam peki.
Tamam ofis tarafına geçelim.
Çalışanlardan başka kimse giremiyor oraya.
Bana detaylıca ne olduğunu anlatırsınız.
Kusura bakmayın.
Pardon.
Biz İngiltere'de oyunculuk okuyoruz.
Tatildeyiz şimdi.
Arkadaşımla iddiaya girmiştik.
Sizi kandırabileceğime dair.
Peki arkadaşınız nerede?
Adı Dila.
Hep böyledir.
Bir görünür bir kaybolur.
Petek ben.
Hakan.
Ne yapacağım ben şimdi?
Ben ne yapacağım şimdi?
Yılmaz, Yılmaz.
Yılmaz.
Nasıl ya?
Güzelim ne işin var senin o evde?
Hakan ölmüş Yılmaz.
Karısı beni biliyor. Hakan'ın telefonu karısında.
Abim Hakan'ı öğrenmiş. Annem de öğrenir yakında.
Ben, dönemem bir daha o eve. Ne yapacağım ben?
Tamam tamam önce bir sakin ol.
Evden mi aradın Hakan'ı?
Nereden arayacağım başka? Telefonum mu var benim?
Dila, hemen o evden çık.
Tamam mı? Hemen.
Tamam. Hiçbir yere ayrılma ben geliyorum.
Güneş hadi.
Güneş hadi acele et.
Hadi Güneş.
Gel, gel, gel.
Güneş hadi. Acele etmemiz lazım.
Hadi biraz daha hızlı.
Hadi.
Anneni göreceğiz birazdan.
İçeri girmemiz lazım.
Güneş, Güneş gel annene yetişebiliriz gel.
Koş, koş, koş, koş.
Hadi Güneş, hadi annene yetişebiliriz.
Daha uzaklaşmamıştır gel.
Hadi acele et.
Acele et yetişelim annene, lütfen gel.
Etrafa bak.
Göster bana anneni. Hangisi?
Bu kadın mı annen? Hı? Bu kadın mı?
Petek.
Ne oluyor ya? Ne Petek'i deli misiniz nesiniz?
Ben çok özür dilerim birine benzettim.
Bulamadık. Yetişemedik annene.
Dila Hanım'ın son altı yıl içinde kayıtlı hiçbir hastane raporu yok.
Ne bir randevu ne de bir operasyon.
Ayrıca detaylı olarak nüfus kayıtlarını da inceledim.
Hiçbir değişiklik yok.
Siciline de hiçbir şey işlememiş.
Yasin.
Başka bir hastane kaydı falan yok değil mi? Eminsin.
Kesinlikle eminim Fırat Bey.
Dila Hanım bu altı yılı hayalet gibi geçirmiş.
Peki, tamam Yasin.
Ne zaman ihtiyacınız olursa biz buradayız.
Ödemeni gün içinde yaparlar.
Doğum kaydı yok.
Bir saat demiştin be kızım.
Nerede kaldın ya?
Ne sinir kaldı vallahi ne de şeker.
Mehveş.
Nerede bu kız?
Kış uykusuna mı yattı?
Aldığı ilaçlar çok ağır Ümran Hanım biliyorsunuz.
Belki uyanmıştır.
Canı sıkkın diye inmemiştir aşağı.
Bir saçmalık da yapmış olabilir.
Yok.
Yapmaz o, onun zaten dilinde. Öyle şey yapar mı hiç?
Kıyamaz ki o kendine.
Siz birlik olup beni mi kandırıyorsunuz? Nerede bu kız?
Yok canım sizi kandırmak ne demek?
Belki de şeydedir kış bahçesindedir.
Dua et orada olsun.
Yok oradadır, kış bahçesindedir.
Nasıl olmuş anne?
Çiçeğin rengiyle saksının uyumu şahane değil mi?
Bence öncekiler çok sevimsizdi.
Ellerine sağlık bir tanem. Vallahi sanat eseri gibi olmuş.
Anne.
Sen beğenmedin mi?
O kadar da uğraştım senin için.
Bu çiçek böcek işleri çok zormuş vallahi.
Hiç benlik değil.
Canım çıktı seni mutlu edeceğim diye.
Sen beğenmedin, tamam.
Kızma ben
hemen değiştiririm bunları.
Ne haltlar çevirdiğinizi bilmiyorum.
Ama siz giderken ben dönüyordum.
Sen neredesin bunca saattir ha?
Ömrümden ömür gitti vallahi ecelim geldi sandım.
Teşekkür ederim Mehveş. İyi ki varsın.
Sözümü tuttuğuma göre kolyemi geri alabilir miyim?
İyi misin sen kuzum ha?
Bir şey mi oldu?
Çok şey oldu Mehveş.
Bir ölüm haberi aldım mesela.
Eski bir dostum.
Başın sağ olsun bir tanem.
Peki sen cenazeye mi gittin?
İyi de neredesin bunca saat?
Hakan dediğini yapmış.
Güneş'i karısına götürmüş her şeyi anlatmış belli ki.
E ne olacak şimdi?
Kızı o kadında mı bırakacaksın?
Ne bu şimdi soru mu? Tabii ki bırakacağım.
Güneş onun yanında gayet iyi görünüyordu zaten.
Belli ki kadın kendi kızı gibi bakıyor.
Yılmaz.
Bak beni buraya bağlayan hiçbir şey kalmadı artık.
Anneme daha fazla katlanamıyorum.
Hep hayalini kurduğumuz gibi gidelim mi uzaklara?
Sadece ikimiz.
Sıfırdan başlarız her şeye.
Sıfırdan.
Evet.
Kızım harbiden sıfırız şu an.
Ne yeni hayatı ne yeni başlaması?
Devret şurayı.
Gittiğimiz yerde başka bir yer açarsın orayı işletirsin.
Öyle kolay değil o işler.
Ayrıca yaşadığın yeri gördüm.
Böyle bir parayı bırakıp neden ömür boyu sürünelim?
Para falan umurumda değil benim.
Annemin olmadığı bir yer olduktan sonra her yere razıyım ben.
Ya biraz büyük düşün aşkım.
Para aslında ikinci planda.
Benim için de.
Benim demek istediğim
annenin yerine geçmek istemez misin?
Her şeyi sen yönetsen.
Hiç kimse sana karışamasa.
Annen bile.
Hatta o bile senin kontrolünde olsa.
Bütün imparatorluğun başına sen geçsen.
Nasıl olacak ki o?
Çok basit.
Her şeyi ben ayarlayacağım.
Sana altın tepside sunacağım hayatının ve imparatorluğun iplerini.
Yeter ki sen bana inan.
Anlaştık.
Ama şimdi daha önemli bir mesele var.
Önce onu bir halledelim.
Tamam iyiyim ben. Şu ellerimi yıkayayım artık.
Mehveş.
Bana bir yaseminli çay yapsana.
Yapayım bir tanem. Hem sinirine de iyi gelir.
Olur.
Tamam.
Şu halime bak.
İğrenç.
Sen nasıl saklıyorsan içindeki canavarı
ben de saklayacağım.
Hükümdarlığının sonu yakın anne.
Artık benim sıram geldi.
Birileri sıkılmış anlaşılan.
Hadi çizgi film izleyelim.
Ben açayım sen seç olur mu?
Anlaşılan çizgi film havamızda değiliz.
Peki.
O zaman misafircilik oynayalım.
Sen benim komşum ol bana kahve içmeye gel. Ne dersin?
Hatta oyuncaklarımızı da alalım.
Senin o çok sevdiğin ayıcığını da alalım yanımıza.
Hadi.
Hangisini istersin seç bakalım.
Güneş'çiğim sen bana küstün mü?
Annene yetişmeye çalışırken canını mı yaktım?
Kolunu çekiştirirken bir yerin mi acıdı?
Anneni bulamadık diye mi üzülüyorsun?
Üzülme.
Sana söz veriyorum anneni bulacağız.
Anneni bulmaktan hiç vazgeçmeyeceğim ki ben.
Anneni bulduk Güneş.
Anneni bulduk.
Anneni göreceğiz birazdan.
İçeri girmemiz lazım.
Yetişelim annene lütfen gel.
Etrafa bak.
Göster bana anneni. Hangisi?
Bu kadın mı annen hı?
Bu kadın mı?
Güneş'çiğim.
Sen anneni bulmak istemiyor musun yoksa?
Tamam canım. Tamam ağlama.
Bıktım senden.
Ver onları.
Sen hem kaçmaya kalkıyorsun
hem de bir tek yanında
-babanın resimlerini mi alıyorsun? -Ver onları.
Kes!
Yok mu benim resmim?
Yok mu?
Benim iznim olmadan bu odadan hiçbir yere adım atmayacaksın.
Babacığım.
Bir dakika.
Anne.
İyi misin?
İyiyim gayet iyiyim.
Müsaitsen bahçede konuşalım mı biraz?
Biraz işlerim var, geleceğim.
Bekliyorum.
Evet dinliyorum.
Anne.
Dila'yı biraz rahat bırak.
Bir şeyler çeviriyor.
Bir şeyler yapıyor yine, anlıyorum ben.
Sen böyle baskı kurmaya devam edersen
bize hiçbir şey anlatmayacak.
Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama konuşmuyor benle de.
Bu kızın delilikleri yüzünden aileme laf ettirtmek istemiyorum.
"Bu kız." dediğin anne
senin kızın Dila.
Babasına çekmiş.
Benden nasiplenmemiş belli ki.
Bu defa olmaz.
Aynı şeyleri yaşamayacağız.
Bana kalsa Dila'yı alır...
Alırsın ne?
Sen bildiğini yap oğlum.
Ben de kendi bildiğimi yapacağım.
Böylelikle sosyal medya iletişim ayağı da organik bir şekilde ilerleyecek.
Herhangi bir sorunuz var mı?
Teşekkür ederiz Yeliz Hanım, yok.
Müsaadenizle o zaman.
Yapılacak çok iş var.
İyi günler.
-Görüşmek üzere. -İyi günler.
İyi çalışmalar.
Hiç iyi değil.
Ama fazla vaktimiz de kalmadı.
Senin de içine sinmiyor değil mi?
Fırat o kadar mı kötü ya?
Sude, Faruk meselesi ne oldu?
İşine son verildi mi?
Evet.
Tam da söylediğin gibi tazminatı ödendi
ve işine son verildi Fırat'çığım.
Güzel.
Son bir şey daha var.
Hakan'ın tazminatını eşine göndermeni istiyorum.
Ama bu sefer bir hata olmasın.
Hayır bilmediğim bir şey mi var?
Bu kadın neden bu kadar önemli?
Tazminata niye bu kadar taktın ben anlamıyorum.
Sude lütfen.
Bak bazen iş arkadaşıma değil
üniversitedeki sıra arkadaşım Sude'ye ihtiyacım var.
Hani ben sınavlara çalışmadan gelirdim kopya isterdim senden.
Sen de hiç sorgulamadan verirdin ya.
İsteğimi sorgulama, yap.
Çok güzel günlerdi o günler.
Keşke o Fırat ve Sude olarak kalabilseydik hep.
Tamam.
Ben bugün tazminat meselesini hallediyorum.
Ya da Alper'e mi versek acaba işi?
Şimdi bu cenazedeki olaylar falan, canın bir daha sıkılmasın senin.
Peki.
Öyle düşündüysen olur.
Güneş'çiğim.
Hani sana çocuk koltuğu alalım diyordum ya.
Sence ne renk alalım?
Kırmızı mı olsun mavi mi?
A-a ya da pembe mi olsun hı?
Hangisini istersin.
Fulya'cığım araba kullanıyorum, acil mi?
Tamam tamam, sadece hatırlatmak istedim.
Aylin Hanım'la prova yapacağız unutmadın değil mi?
Hayır hayır unutmadım, şimdi çarşıya gidiyorum kumaşları seçmek için.
Aman gecikeyim deme bak Elif.
Tamam merak etme. En fazla bir saate oradayız.
Alper'ciğim kolay gelsin.
Sude Hanım.
Senin yolun buralara düşer miydi?
E-e emir büyük yerden olunca...
Hakan'ın tazminatı.
Fırat bizzat senin götürüp eşine vermeni istedi.
Bizim adımıza da özür dilemen gerekiyor.
Karışık mevzu. Almasını sağla yeter.
Bir an ümitlendim ben de ya.
Yani belki beni özlemişsindir de bir kahve içmeye gelmişsindir dedim.
Ayıpsın Alper'ciğim. İstediğin bir kahve olsun.
Tamam Sude'ciğim. Ne zaman içiyoruz?
İçeriz bir ara.
Bu tazminat neyin nesi?
Yani Hakan'ın bize tonla borcu yok muydu?
Bir bilsem.
Fırat bu olaya taktı.
İlla tazminatı verilsin istiyor.
Bu durumla ilgili bir şeyler canımı sıkıyor ama ben de çözemedim henüz.
Belki sana öyle geliyordur.
Olur mu canım?
Ben Fırat'ın her halini biliyorum, biliyorsun.
Yani bir derdi var. Canı çok sıkkın bir kere.
Fırat'ı gerçekten tanıdığını sanıyorsan yanılıyorsun Sude.
O sana bilmen gerektiği kadarını veriyor çünkü
seni o kadar yakın tutmuyor.
En azından artık.
Fırat'la aramızdaki bağdan zerre haberin yok.
Belki eskisi gibi yakın değiliz.
Ama yeniden olacağız.
Yeniden olmasını sağlayacağım.
Sude ben.
Bir numaranın kayıtlı olduğu adresi bulmanızı istiyorum.
Hemen.
Bu ikisi olsun.
İkisinden güzel masa örtüsü olur.
Her ikisi de yeni geldi.
Güzel seçim.
Müşteri beğensin de.
Güneş'çiğim.
Sence bu nasıl? Rengi güzel mi?
Alalım mı?
Bundan da alalım.
Tabii efendim.
En güzel kumaşı kızınız seçti.
Maşallah çok tatlı Allah bağışlasın.
Ölçüleri biliyorsunuz zaten hazırlar bize gönderirsiniz.
Ödemeyi yapayım ben.
Tabii efendim.
Buyurun.
Hemen çekiyorum.
Maalesef, geçersiz kart.
Nasıl geçersiz? Ben
yeni ödedim aslında.
Tamam bir de
bunu deneyin.
Tabii efendim.
Bu da yetersiz bakiye.
Güneş.
Güneş.
Güneş.
Hayır, Güneş.
Güneş.
Gördünüz mü?
Sarı saçlı, dört beş yaşlarında. Gördünüz mü?
Siz gördünüz mü? Sarı saçlı.
Üç Dört yaşlarında, gördünüz mü?
Hayır, hayır. Saçları sarı.
Dört, beş yaşlarında lütfen.
Güneş.
Kimse görmedi mi?
Üç, beş yaşlarında bir çocuk gördünüz mü?
Hayır.
Elif Hanım'ın işi çıktı galiba.
Yoldadır birazdan gelir. Hiç merak etmeyin.
Siz çocuk mu eğliyorsunuz Fulya Hanım?
Yarım saat önce de aynı şeyi söylediniz.
Haklısınız ama kesin bir aksilik çıktı.
Yani yoksa Elif Hanım hayatta gecikmez.
Ben şimdi tekrar arıyorum kendisini.
Hemen geliyorum.
Merak etmeyin bulacağız hanımefendi.
Ben, ben içeride ödeme yapıyordum. Arkamı döndüm bir anda yok oldu. Ben...
Ben onu bulmak zorundayım. Ben onu kaybedemem.
Çarşının içinde bir yerdedir. Kamera kaydına bakıldı birazdan buluruz.
Lütfen yalvarıyorum onu bulalım.
Ben, ben onu bulmak zorundayım ben onu kaybedemem.
Eğer ona bir şey olursa asla kendimi affetmeyeceğim.
Anne yüreği, kendini kahrediyor yazık.
Nereye kayboldun böyle? Çok korktum sana bir şey oldu diye.
İyi misin?
Beni babasına falan mı benzetti acaba?
Birden gelip elimi tuttu çünkü.
Ben de şaşırdım kaldım.
Kıyafetiniz ve saçınız babasına çok benziyor.
Sorun değil güzelim sorun değil.
Sen söyleyemesen de ben seni anlıyorum.
Babanı çok özlüyorsun değil mi?
Ben de özlüyorum.
Bir kahve daha alır mıydık? Ya da soğuk bir şey.
Bu kadarı da fazla ama.
Yani belli ki yanlış bir karar vermişim.
Hiç öyle şey olur mu Aylin Hanım'cığım?
En doğru kararı verdiniz siz bugün.
Mükemmel bir düğün organize edeceğiz sizin için.
Belki diyorum acaba yolda kaza falan mı oldu?
Ben o yüzden endişeleniyorum aslında ama.
Yani Elif Hanım'a söyleyin lütfen, sizinle çalışmayacağım.
Yani belli ki anlatılanların altı o kadarda boş değil.
Bu riske girmeyeceğim.
Ama Aylin Hanım'cığım ya bir öğrenseydik ne olduğunu.
İlk defa böyle bir şey oluyor, gerçekten.
Ya bir dursaydınız.
Çok özür dilerim Fulya, yoldayım şimdi geliyorum.
Hiç zahmet etme gerek kalmadı.
Az önce son ümidimizi de kaybettik.
Aylin Hanım bizimle çalışmaktan vazgeçti.
Çok üzgünüm.
Çok üzgünüm Fulya gerçekten.
Gelince anlatacağım her şeyi, tamam mı?
Tamam. Görüşürüz ofiste.
Merhaba.
Daha açmadık maalesef.
Takılmaya gelmedim zaten.
Yılmaz Bey'i arıyorum. Kendisi burada mı?
Buyurun. Benim.
Amerika işinin yalan olduğu belliydi zaten.
Sude ben.
Hani şu hiç tanımıyorum dediğiniz Dila'nın arkadaşı.
Yerinde olsam bu eli sıkardım.
Çünkü bu el senin bütün hayatını değiştirecek.
Merhaba arkadaşlar.
Yaren.
Güneş'çiğim sen Yaren ablanla oyuncaklarınla oyna tamam mı içeride?
Hadi gel bakalım.
Çok üzgünüm arkadaşlar.
Gerçekten çok üzgünüm.
Fulya çok özür dilerim.
İnan çok özür dilerim.
Ya en azından haber verseydin gelemeyeceğini.
Provayı ertelerdik. Kadın ağaç oldu beklemekten Elif.
Güneş'i kaybettim.
Ne yapacağımı şaşırdım.
Panikledim, emanet çocuk sonuçta.
Sonra güvenliklerle beraber onu aradık.
Bulduğumuzdaysa zaten ben her şey için çok geç kalmıştım.
Neyse, sağ salim bulmuşsun. Önemli olan o.
Biz bakarız başımızın çaresine bir şekilde.
Her şeyi mahvettim.
Her şeyi.
İyi günler. Elif Hanım'a bakmıştım.
Buyurun benim.
Elif Hanım merhabalar.
Alper Durmaz ben.
Arkan Holding'in denetleme müdürü.
Merhaba ben de Fulya.
Merhaba.
Öncelikle Fırat Bey muhasebe adına sizden özür dilememi istedi.
Ayrıca bunu size iletmemi rica etti.
Nedir bu?
Eşinizin tazminatı.
Ben tazminat falan istemiyorum ki.
Fırat Bey'e de söyledim bunu.
O muhtaç olduğumu düşünebilir ama ben dilenci değilim.
Elif Hanım yanlış anlamayın ama bu bir lütuf değil.
Rahmetli eşinizin hak ettiği tazminat.
Evet tabii.
Size bir ton borcu varken, öyle mi?
Lütfen.
Buna sadaka denir beyefendi.
Şirkete geldiğimde aklınız neredeydi?
Hak hukukla sadakayı ayırabilecek bilinçteyim ben.
Lütfen şimdi zarfınızı da alın buradan gidin ve bir daha böyle şeylerle gelmeyin.
Peki.
İyi günler, iyi günler.
Ya sen aklını mı kaçırdın?
Biz bu insanların maaşlarını nasıl ödeyeceğiz.
O para bizim kurtuluşumuz olabilirdi Elif.
Ya sen bu şirketi batırmaya niyetlisin belli ki ya.
Gururun bu kadarı fazla ama kusura bakma yani.
Biz bu insanların maaşlarını nasıl ödeyeceğiz Elif hı?
Bari bu insanları düşünseydin.
Ben halledeceğim.
Ay aşırı merak ediyorum nasıl halledeceksin acaba?
Halledeceğim dedim.
Fulya lütfen, gelme üzerime ya.
Zaten zor bir gün geçirdim.
Of!
Anne.
Ne işin var senin burada?
Odamı mı karıştırıyorsun sen?
Ne bulacağını umuyorsun ki?
Bir şey sakladığını biliyorum.
Anne ben senden ne saklayabilirim?
Böyle boş kuruntularla canını sıktığına inanamıyorum.
Bak beni de üzdün şimdi.
Sahtekar sahtekar konuşma.
Neydi o halin kış bahçesinde?
Ne konuştu abin senle?
Abim olarak uyardı beni.
Sana karşı daha anlayışlı daha sakin olmam gerektiğini söyledi.
Ben de onu yapıyorum işte.
Yalan söylüyorsun.
Ne çevirdiğini öğreneceğim.
Hatta altı yıl boyunca ne haltlar yediğini de öğreneceğim.
Sahtekar.
Görev maalesef başarısız.
Elif Hanım tazminatımızı kabul etmedi.
Vallahi hiç bana öyle bakma kadın fena haşin çıktı.
Hatta beni bir güzel de haşladı "Sadaka mı veriyorsunuz bana?" diye.
Haklı tabii kadın.
Bir öyle oldu bir böyle oldu. Kafası karışmıştır.
Başka bir yol bulacağız.
Aman boş ver ya.
Yaranılmaz bence böylesine.
Yani hem çalışanların maaşını ödeyemiyorsun
hem de niye böyle gurur yapıyorsun anlamadım yani.
Ne iş yapıyormuş?
Organizatör.
Yani böyle
küçük çaplı bir şirket ama ambiyansı güzel.
Renkli, dinamik, enerjik falan.
Aman canım neyse ne.
Ya sen niye bu kadını bu kadar umursuyorsun?
Kocası ölünce yapayalnız kaldı.
Hakan'ın borçları yetmezmiş gibi bir de çocuğu olduğunu öğrendi.
Kadıncağızın hayatı tepetaklak oldu.
İyi de seninle ne ilgisi var?
Yani Hakan'ın hatalarının bedelini sen mi ödeyeceksin?
Alper, sen boş ver. Ben halledeceğim.
Peki.
Allah Allah.
Bunun ne işi var burada?
Ne bu?
Bu şey Dila'ya kızıp kestiğiniz sonra da "Git dolaba as." dediğiniz elbise.
Kış bahçesinde buldum ben de dolaba asmaya götürüyordum.
Gerek yok at gitsin.
Anlamadım.
"Gerek yok at gitsin." dedim.
Allah Allah.
Bir öyle bir böyle. Ben de ne yapacağımı bilmiyorum ki.
Merhabalar Elif Hanım.
Fırat Bey.
Ben önce ofisinize gittim. Ama tabii çıkmışsınız.
Yani evinize gelmek yakışıksız oldu ama
biraz vaktiniz var mı?
Biz aslında yemeğe oturacaktık.
Bakın beş dakika, sonra hemen gideceğim.
Buyurun.
Teşekkür ederim.
Bu küçük hanım için.
Merhaba Güneş.
Niye zahmet ettiniz? Gerek yoktu.
Bence çok gerek vardı.
Elif Hanım yani bakın sizi kırdığımızın farkındayım.
Özür dilemek için bizzat kendim gelmek yerine
bir başkasını yönlendirmem çok büyük kabalık oldu.
Affedin beni.
Fırat Bey.
Eşimin size borcu varken bana tazminat ödemeye kalkmanız kabalık asıl.
Ben sizden böyle bir şey istemedim ki.
Tam tersi borcu neyse ödeyeceğimi söyledim.
Bakın lütfen kırmayın beni.
Hakan bizim çok değerli bir çalışanımız.
Onun sayesinde çok başarılı işler yaptık.
Onun bize kazandırdığı paranın yanında borcunun hiçbir değeri yok inanın bana.
Hakan'ın işi buydu.
Borcunu silmeniz için geçerli bir sebep değil bence.
Sadece sizden istediğim bana biraz zaman tanımanız.
Borcu neyse ödeyeceğim ben.
Bir daha da bu tazminat mevzusunu gerçekten konuşmak istemiyorum ben.
Bakın kabul etmezseniz...
Güneş.
Güneş.
İyi misin?
Nefes alamıyor.
Güneş.
Sanırım nöbet geçiriyor hemen hastaneye götürelim.
Güneş iyi olacaksın merak etme.
Sana bir şey olsaydı kendimi hiç affetmezdim.
Nasıl yaparsın lan bunu bize?
Nasıl yaparsın bunu bize?
Allah kahretsin.
Doktor bey.
Küçük hanım gayet iyi merak etmeyin.
Alerjik bir reaksiyon geçirmiş.
En son ne yedi hatırlıyor musunuz?
Evde atıştırmalık bir şeyler yedi kurabiye falan.
Yok hayır, çilek.
Çikolatalı çilek yedi, Fırat Bey getirmişti.
Anlaşıldı.
Çocuklarda en çok rastladığımız alerjidir çilek alerjisi.
Elif Hanım gerçekten çok özür dilerim.
Bilsem hiç çilek falan getirmezdim.
Olur mu? Siz nereden bilecektiniz ki Fırat Bey?
Bu zamana kadar fark etmemiş olmanız şaşırtıcı.
Bu tarz alerjiler genelde genetiktir.
Sizde ya da babasında çilek alerjisi var mıydı?
Babasının bir alerjisi yoktu.
Ben de annesi değilim.
Mehveş çok güzel yapmış pastayı değil mi Dila?
Dila.
Dila iyi misin Dila?
Dila, Dila.
Güneş'i bu gece burada misafir edeceğiz.
İyi olduğundan emin olalım sabah taburcu ederiz.
Tekrar geçmiş olsun.
Bu arada artık Güneş'e çilek yok.
Başka alerjisi var mı diye de kan örneklerini teste yolladım.
Sonuçları sabah elimizde olur.
Tamam çok teşekkür ederiz sağ olun.
Tekrar geçmiş olsun.
Canım.
Elif Hanım.
Benim hemen çıkmam lazım kusura bakmayın.
Tabii. Her şey için teşekkürler.
Eskiden de böyle yatardım koynunda.
Küçükken.
Kara kuzum diye severdin beni, hatırladın mı?
"Uyu hadi artık kara kuzum." derdin.
"Dünyanın en sıcak en güvenli yerindeyim." derdim içimden.
Sonra yumardım gözlerimi.
Bahar olurdu sanki.
Rüyalarım çiçek kokardı.
Ben en huzurlu uykularımı senin koynunda uyudum baba.
Hiç kimse
beni senin sevdiğin kadar sevmedi.
Ben bilseydim böyle olacağını
seni bırakıp gider miydim hiç?
Bir daha asla gitmeyeceğim.
Hep yanında olacağım.
Duyuyorsun baba beni değil mi?
Baba.
Dila nerede?
Odasında. Ne oldu?
Abi, abi babam beni--
Yürü.
-Abi ne yapıyorsun? Kolumu acıtıyorsun. -Konuşma yürü.
Anne beklemeyin bizi.
Ümran Hanım ne oluyor?
Yakında anlarız.
Bilseydim izin verir miydim hiç onlardan yemene?
Hiç tanımıyorum ki seni.
Baban.
Hakan.
Sevdiğim, inandığım adam.
Sen
başkasından yaptığı çocuk.
Ben
gecenin bir vakti
bir hastane odasında baş ucunda senin için endişeleniyorum.
Hem de çok endişeleniyorum.
Lütfen iyileş.
Allah2ım bize yardım et ne olur.
Allah'ım ben ne yaşıyorum böyle?
Hep görmek istediğim şehre
en çok yanımda olmasını istediğim adamla gidiyorum.
Çok mu şanslıyım acaba?
Benim kadar olamazsın.
Sürpriz.
Evlilik yıldönümümüz kutlu olsun sevgilim.
Elif.
Bu çok güzel.
Beğendin mi?
Bayıldım.
Bak bir de ne göstereceğim sana.
Nikah saatimiz.
En mutlu olduğumuz an.
Ve sonsuza dek sürecek sevgimiz.
Elif.
Ben çok özür dilerim.
Yani nasıl desem?
Unutmuşum aşkım.
Olsun yani sorun değil.
Tamam ya.
Eğer hatırlasaydım
önceden müzisyeni ayarlar
hediyeni de buraya saklardım.
Hayır.
Bir çocuğumuz olsun istiyorum.
Böyle sana benzeyen.
Küçük bir kız belki.
Ben de çok istiyorum.
Abi.
Abi ne oluyor niye geldik buraya?
Bana yalan söyledin çünkü. Senin de çilek alerjin var, yürü.,
Ne diyorsun hiçbir şey anlamıyorum.
Yalan söylemedim anlattım işte her şeyi sana.
Dila eğer o çocuk seninse bu evde mutlaka eşyaları olmalı.
Onun bir odası olmalı, yürü.
Neden inanmıyorsun? Yok diyorum sana çocuğum falan.
Göreceğiz şimdi.
Aç şu kapıyı.
Anahtarım yok açamam.
Dila bak beni deli etme aç şu kapıyı.
-Anahtarım yok diyorum. -Dila delirtme beni aç şu kapıyı.
Yok diyorum.
Dila.
Bir gün de bir olay çıkarma be kadın.
Bıktık senden ya ne bu böyle?
Ya hanımefendi tamam kusura bakmayın.
Tamam affedersiniz.
-Dila aç şurayı. -Anahtarım yok.
Dila.
Polis çağırıyorum şimdi.
Abi.
Nerede kızın odası?
Ya yok diyorum sana çocuğum yok.
Çekil.
Abi.
Abi yapma ne olursun.
Neden inanmıyorsun bana?
Abi.
Abi, abi, abi, abi.
Abi lütfen, lütfen. lütfen.
Dila çekil.
Abi lütfen.
Dila çekil dedim.
Dila.
Çok akıllı olmalıyız, süper dikkatli.
Eğer abin kızı öğrenirse
işler çok karışır.
Şüphelendi zaten.
Ama ben yatıştırdım.
Güneşin evdeki bütün eşyalarından kurtulmalıyız.
Haklısın.
Kesinlikle emin olmadan hayatta bırakmaz bu işin peşini.
Eninde sonunda gidecektir o eve.
Tamam işte.
Biz de bunu kendi lehimize kullanırız.
Sana karşı öyle mahcup olacak ki bundan sonra her dediğine inanacak.
Sana kendini borçlu hissedecek.
Bir kere bana inanmanı istedim.
Bir şeyi ispat etmek zorunda kalmadan
sadece benim sözüme güvenmeni.
Dila.
Senin de annemden bir farkın yok.
Yanımdaymış beni seviyormuş gibi yapıyorsunuz.
Ama ikiniz de yalancısınız.
Dila yanındayım ben tabii ki.
Benim seni korumaktan başka bir derdim yok.
Nasıl bir hata yaparsan yap her zaman yanında olduğumu biliyorsun zaten.
Bu mu korumak?
Annemle el ele verip beni konağa hapsettiniz.
Dünyayla hiçbir iletişimim kalmadı.
Ya ne isterseniz ne söylerseniz yapıyorum abi.
Karşılığında ne alıyorum?
Şüphe.
Yaptığınız tek şey
benden şüphelenmek.
Hakan'ın öldüğünü neden benden sakladın abi?
Neden söylemedin bana?
Dila.
Ben de seni aldığım gece öğrendim.
Yani...
Çok iyi değildin.
Söylemek için daha iyi olmanı bekledim, söyleyecektim.
Sen
o gece bu evi nasıl buldun abi?
Üstelik beni bulduğun gece Hakan'ın ölmesi.
Bütün bunlar
bir tesadüf mü?
Ne?
Yoksa...
Gördün mü abi?
Birinin senden haksız yere şüphelenmesi
nasıl da yaralıyor.
Değil mi?
-Günaydın. -Günaydın.
Beni Fırat Bey gönderdi.
Bunu Dila Hanım'a vermenizi rica etti.
-Tamam teşekkürler, zahmet ettiniz. -Rica ederim. İyi günler.
İyi günler.
Kimmiş Mehveş?
Holdingden geldiler Fırat Dila'ya paket göndermiş.
Sana inanmadığım için özür dilerim.
Canım abim benim be.
Anne numaranı ver de kaydedeyim.
Güle güle kullan bir tanem.
Sağ ol Mehveş'im.
Evet gitmeye hazırız.
İyisin değil mi canım?
Bir yerin ağrımıyor.
Kendini kötü hissetmiyorsun değil mi?
Tamam süper hadi atla bakayım.
Neyse ki çıkmadan yakaladım sizi.
Fırat Bey gelmenize gerek yoktu.
Ne demek? Olur mu öyle şey?
Güneş'çiğim.
İyi misin?
Elif Hanım siz iyi misiniz?
Sağ olun iyiyim.
Bakın dün akşam öyle apar topar çıkmak zorunda kaldığım için özür dilerim.
Hiç olmazsa sizi eve bırakmama izin verin olur mu?
Telafi etmiş olurum.
Çok teşekkür ederiz ama biz kendimiz...
Birileri karar verdi anlaşılan.
Peki.
Ben gidip çıkış işlemlerini halledeyim sonra yanınıza gelirim.
O iş halloldu Elif Hanım.
Nasıl?
Ya bakın bu duruma ben sebep oldum zaten.
Kendimi kötü hissediyorum.
Hiç olmasa bırakın bunu yapayım olur mu?
Peki teşekkür ederiz.
Rica ederim.
E-e ne duruyoruz?
Gidelim mi küçük hanım?
Hadi gidelim.
Alo?
Bil bakalım. Ben kimim?
Aşkım.
Bildin.
Benim de aklım sendeydi.
Ne oldu ne yaptın?
Her şey planladığımız gibi gitti.
Hatta ben o kadar iyi oynadım ki
abim vicdan azabı çekip sabah bana telefon hediye etti.
E süper.
Benim de sana haberlerim var.
Bil bakalım kim geldi ziyarete?
Kim?
Sude.
Sude mi?
Tanıyorsun değil mi?
O seni çok iyi tanıyormuş.
Sizin şirketin bir şeyiymiş.
Tanıyorum Sude'yi de ne alaka ya?
Seni nereden bulmuş o?
Bulmuş işte.
Bizim için süper planları varmış.
Öyle dedi yani.
Biz derken?
Sen ve benim için.
Çok detay vermedi.
Benimle tanışmak için gelmiş.
Hayatımızı değiştirecek planlar falan.
Senin yanına uğrayıp her şeyi anlatacakmış zaten.
Ay annem de buraya gelmesinden hiç hoşlanmıyor.
Orasını bilmem.
Sude'nin yalancısıyım. Nasıl bir tip bu?
Güvenilir biri mi?
Çiyanın teki işte.
Seni ısırana kadar hep en yakınında durur.
Isırıldığını fark ettiğinde de artık çok geçtir.
Çünkü zaten zehirlenmişsindir.
Elif Hanım.
Benim size bir teklifim var ama bana vereceğiniz tepkiden çekiniyorum doğrusu.
Size karşı çok kibar olmadığımın farkındayım kusura bakmayın.
Buyurun dinliyorum.
Bizim çalıştığımız organizasyon firması tam bir felaket.
Basmakalıp sunumlar,
sıkıcı konuşmacılar. Bilirsiniz işte.
Alper şirketinizden biraz bahsetti bana.
Anladığım kadarıyla siz
bu işin uzmanısınız.
Bizimle çalışmak ister misiniz?
İnanın bana gerçekten
çok zor durumdayım ve vaktimiz çok azaldı.
Neden yapıyorsunuz bunu?
Bakın gerçekten size yardım etmek gibi bir niyetim yok.
Ben boyumun ölçüsünü aldım.
Aksine ben sizden yardım istiyorum.
Bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum ben Fırat Bey.
Siz bence hemen karar vermeyin.
Yani gerçekten ihtiyacım olmasa böyle bir şeyi sizden istemezdim.
Siz biraz düşünün.
Kararınızı bana iletirsiniz.
Lütfen.
İyi misin.
Merhaba kolay gelsin.
Merhaba sağ olun.
-Bu olsun lütfen. -Tabii ki.
Bir de bunlardan bir buket yapar mısınız?
-Tabii. -Teşekkür ederim.
Bakma bana öyle. O tabak bitecek.
Sonra da ilacını içeceksin.
Doktor abi ne dediyse o. Anlaştık mı?
Ay aşk olsun ama sana Elif'çiğim yani.
Neden akşam bana haber vermiyorsun ya?
Yani dün öyle çıkıştın ki bana
çekindim açıkçası.
Tamam yani
sen de beni çok kızdırdın.
Özür dilerim ama ya inan bir anlık sinirle oldu.
Tamam tamam unuttum.
Kahve demledim ister misin?
Tamam isterim canım.
Canım.
Nasılsın?
İyi misin minik kuşum?
Ay kıyamam nasıl da süzülmüş çocuk.
Al canım.
Sağ ol.
Tamam bugün çok zorlamıyorum seni.
Dişlerini fırçalayabilirsin.
Gel.
Ben de senden özür dilerim.
Benim yüzümden son iş ihtimalimizi de kaçırdık.
Olan oldu canım unutalım gitsin.
Hem Güneş'i kaybetsen daha kötü olurdu.
Güneş annesini istemiyor Fulya.
Hatta ondan korkuyor.
İyi de ne alaka şimdi zaten kadın ortada yok ki.
Dün söylemedim ben sana.
Petek dün ev telefonundan Hakan'ı aradı.
Ne diyorsun?
Bence bilmiyordu öldüğün--
Canım.
Canım.
Onu yakalarım diye böyle koştur koştur gittim ama yetişemedim.
Sanki bir anda yok oldu.
Sonra fark ettim ki
Güneş de onunla karşılaşmamak için
elinden geleni yaptı.
Kıyamam ya.
Kim bilir neler yaşadı çocuk.
Benim anlamadığım
eğer öyleyse
Güneş onu istemiyorsa annesine dönmek istemiyorsa
Hakan neden öyle bir kadından çocuk yaptı ki?
Neden öyle bir kadına bu yavrucağı emanet etti?
Elif.
Canım.
Bıraksan artık cevabını bulamayacağın soruların peşini.
Bırakamıyorum Fulya.
Bırakamıyorum.
Çünkü anlayamıyorum ben.
Ben anlayamıyorum. Hakan bunu nasıl yaptı?
Senden bir şey rica edeceğim.
Ofise giderken Güneş'i de yanına alır mısın?
Yapmam gereken bir işim var.
Tamam olur. Sen nereye?
Bir işim var. Ama sakın hiçbir şey yedirme tamam mı?
Neye alerjisi olduğunu anlayana kadar çok dikkat etmemiz lazım.
İlacını da çantasının içine koydum saati gelince verirsin.
Tamam.
Hoş geldiniz Ümran Hanım.
Hoş geldiniz Ümran Hanım.
Hoş geldiniz efendim.
Bunları bana mail atın.
Ümran Hanım'cığım.
Sizi burada görmek ne büyük şeref.
Çok mutlu oldum.
Bu kadar mutlu olacağını bilseydim daha sık gelirdim.
Hangi rüzgar attı sizi buraya?
Oğlumu göreceğim.
Odasında çalışıyor, ben size eşlik edeyim buyurun.
Sürpriz! Bugün bir konuğumuz var Fırat'çığım.
Anne.
Hayırdır?
Oğlumu ziyarete geldim. Gelmese miydim?
Olur mu canım öyle şey?
Buyurun lütfen Ümran Sultan.
Sen şirkete çok fazla uğramazsın da o yüzden şaşırdım.
Ne ikram edeyim size?
Sade Türk kahvesiydi değil mi?
Gerek yok. Kahve kotamı doldurdum.
Oğlumla ailevi bir şey konuşacağım, izin verirsen
Tabii tabii kusura bakmayın ne olur.
Fırat'çığım ofis dışında olacağım toplantım var. Gerekirse ararsın.
Tamamdır.
Ümran Hanım, iyi günler.
Arabamı hazırlatın hemen.
Merhaba kolay gelsin.
Hoş geldiniz.
Ben arabamı satmak istiyorum. Yardımcı olur musunuz?
Buyurun oturun yardımcı olalım.
Ne içersiniz?
Sağ olun bir şey almayayım.
Tamam, tamamdır ben sizi arayacağım oldu mu?
Teşekkür ederim sağ olun.
Anne kusura bakma önemliydi.
Ne demek canım?
İş beklemez.
E-e valide sultan.
Ziyareti neye borçluyuz?
Canım oğlumla sohbet etmek istedim.
Belki bana söylemek istediğin bir şeyler vardır
Belki bilmem gereken bazı mevzular vardır.
Anne bunları konuştuk ya.
Olağandışı bir durum yok.
Hatırlıyor musun sen 16 yaşındayken bir gün okuldan yanında Dila olmadan dönmüştün.
Ki her zaman okuldan beraber dönerdiniz.
Bana dedin ki Baharlara ders çalışmaya gitti.
Ve ben de onu
elimle koyduğum gibi AVM'de serserilik yaparken yakaladım.
Bana onla ilgili söylediğin ilk yalandı ve bana söz verdin.
Bir daha onunla ilgili yalan söylemeyeceğine.
Anne ben--
Ne yapıyorsanız
ne çeviriyorsanız ikinize de zarar verecek.
Ya bir şey çevirdiğimiz falan yok.
Her şey normal.
Normal mi?
Kış bahçesinde yaşananlar normal mi?
Gecenin bir yarısı kolundan tutarak evden çıkarıyorsun.
Bana mı garip geliyor bütün bunlar?
Sonra birdenbire sabah kahvaltısında bakıyorum.
Ona bir hediye, telefon hediye etmişsin.
Ve ben onu çok iyi tanıyorum.
Her şeyin üstünü örtmek için rol yapıyor.
Tavırları değişti, agresif değil, çok sakin.
Anne bak gerçekten gereğinden fazla şüpheci davranıyorsun.
Ya bana güven olur mu?
Dila artık değişmek zorunda olduğunun farkında
ve değişecek.
Ben de elimden gele her şeyi yapıyorum.
Umarım yaparsın.
Sana bir anne tavsiyesi.
Duvardan hangi taşı çekeceğine dikkat et.
Çünkü o taş
bunca zaman ailemizi ayakta tutan taş olabilir.
Ekspertiz raporu temiz çıkmış.
Kilometre de iyi.
Alıcısı olur bu aracın.
Güzel.
Ben buna bayıldım.
Sevgilim sanki bu daha güzel gibi. Ne dersin?
Gerçekten çok güzel.
Ama bu bizim bütçemizi aşar.
Bence bu çok tatlı hem bize yeter bu ya.
Gel hayatım. Almasak da bir deneyelim.
Ne yapıyorsun?
Hayır.
Hayır.
Buyurun efendim.
Gel buraya.
Bayağı güzelmiş.
Değil mi?
Anahtarları üstünde unutmuşlar.
A-a evet.
Hadi çalıştır.
Nasıl çalıştır?
Çalıştır.
Hayır ya adamlar şimdi arabalarını çalıyoruz sanacak olmaz.
Yok artık sen de.
İnsan hiç kendi arabasını çalar mı?
Nasıl yani?
Bu arabayı aldım bile hayatım.
Hayırlı olsun güle güle kullan.
Bi-bir dakika.
Aldın mı?
-Gerçekten mi? -Evet.
Ya sen...
Sana inanmıyorum ya.
Seni çok seviyorum, seni seviyorum.
Piyasa durgun şu aralar biraz ama dediğim gibi alıcısı var.
Güzel.
Aracınız 550 bin eder.
550 bin mi?
Çok düşük değil mi?
Yani isterseniz aracı bırakın daha yüksek fiyata satmayı deneyelim.
Ama hemen para lazım diyorsanız bu kadar verebilirim.
Yani aslında benim aklımda daha çok 600 bin
gibi bir rakam vardı ama.
Peki şöyle yapalım.
575 bin vereyim anlaşalım.
Peki tamam. Sağ olun.
O zaman hayırlı olsun.
Hoş geldiniz Sude Hanım.
Ümran Hanım evde yok biliyorum.
Dila'yı görmeye geldim. Nerede kendisi?
Kış bahçesinde.
Ha bu arada.
Bu ziyaretimiz aramızda kalsın olur mu? Dila'nın iyiliği için.
Sürpriz.
Dila'cığım annen gelmeden önce çok az vaktimiz var.
O yüzden direkt konuya giriyorum.
Son yıllarını Amerika'da geçirmediğini biliyorum.
Ben de Yılmaz'ı ziyaret ettiğini biliyorum.
Abim sağ olsun.
Artık bir telefonum var.
İşte bu.
Şahane bir takım olacağız.
Takım?
Yani stratejik bir ortaklık desek daha doğru olur.
Sude.
Lafı uzatma.
Sen şu dilinin altındaki baklayı çıkartsana.
Beraber çalışırsak
karşımıza çıkan tüm engelleri aşar
istediklerimize kavuşuruz, diyorum.
Tabii ya.
Abim.
Senin için çok büyük bir lokma.
Öyle değil mi?
Yılmaz da senin için öyle değil mi tatlım?
Ümran Hanım'ın asla onaylamayacağı biri.
Anladım.
Sen ve abim
ben ve Yılmaz.
Peki tamam.
Ben varım.
Yaren.
Hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar.
Her zaman yanımda oldunuz bana destek oldunuz.
Sizden çok şey öğrendim.
Eğer burada
bunca zaman başarılar kazandıysak
bunda payınız çok büyük.
Bu size ödeyebildiğim son maaşınız.
Bundan sonrası belirsizliklerle dolu ve ben
bu belirsizliğe de sizi sürüklemek istemiyorum.
Eğer işten ayrılmak isterseniz bunu
anlayabilirim.
O ne demek? Ne işi bırakması?
Geçen sene kızım hastalandığında bana iki ay izin vermiştiniz.
Üstelik maaşımı da ödediniz.
Hiçbir yere gitmem ben.
Ben de hiçbir yere gitmem.
Geçen sene mahvettiğim organizasyon yüzünden
çok büyük zarara uğradığınız halde beni kovmadınız.
Üstelik istifamı da kabul etmediniz.
Benim de düğünümü bedavaya getirmiştiniz.
Ben de bir yere gitmiyorum.
Anca beraber kanca beraber.
Ben gerçekten çok şanslıymışım.
Hepinize çok teşekkür ederim.
Elif'çiğim.
Sen bu parayı nereden buldun canım?
Arabayı sattım.
Hakan'ın sana aldığı arabayı.
Güneş'çiğim.
İstediğin bir şey var mı?
Teklifinizi kabul ediyorum. Elif.
Beni çok mutlu ettiniz. Yarın sabah görüşmek üzere.
Erkenciler iş başında.
E bugün yoğun, erken başlamak istedim.
Fırat.
Bugün holdinge Dila'yı çağırdım.
Yani tüm gün evde onun için de değişiklik olur.
Hem belki bakarsın burada çalışmaya başlar ha?
İyi düşünmüşsün ama ben Dila'nın pek işle güçle ilgisi olacağını düşünmüyorum.
Bence bu kadar önyargılı olma.
Sude hazır buraya gelmişken bizim şu organizasyon işi vardı ya.
Onu Elif Hanım'a verdim. Birazdan burada olur detayları birlikte geçeriz oldu mu?
Elif Hanım mı?
Ne alaka?
O kim ki bizim organizasyonu yapacak?
Çok başarılı bir organizatör Sude.
Bugüne kadar bir sürü başarılı organizasyon yapmış.
Biz de tam olarak böyle birini arıyoruz değil mi?
Olmaz canım öyle şey.
Olur Sude.
Olur ben istersem olur.
Günaydın anneciğim.
Sen sormadan söyleyeyim holdinge gidiyorum.
Sude davet etti.
Annem izin vermez diyemedim tabii.
Hem bir gideyim bakayım şirkette işler nasıl ne var ne yok.
Bana ihtiyaç var mı?
Söyle şoför götürsün seni sonra da geri getirsin.
Telefonun açık olsun.
Gölgem üzerinde, diyorsun yani.
Tamam.
Görüşürüz.
Merhaba kolay gelsin ben Elif Kara.
Fırat Bey'le toplantım vardı beni bekliyor.
Tabii haber verelim hemen.
Elif Hanım geldi.
Elif Kara.
Fırat Bey'in haberi varmış.
Peki.
Buyurun sizi bekliyorlar, çıkabilirsiniz.
Teşekkürler.
Rica ederim.
Gel bakalım.
Hoş geldiniz Dila Hanım.
Hoş bulduk kolay gelsin.
Teşekkür ederim.
Mehveş.
Ne oldu yüzün gözün attı beni görünce?
Neyin var?
Yok bir şeyim Ümran Hanım.
Ne saklıyorsun arkanda?
Ne var elinde?
Ben geldim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.