All language subtitles for Arap.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

Dünyamızın birçok farklı yüzü vardır.

İşte ormanda yepyeni bir gün başlıyor.

Güneş parlak ışıklarını, yeşilin üzerine düşürürken…

…tüm canlılık kendi payına düşen yaşam enerjisini almak için…

…şimdiden bir yarış içine girdi.

Bu orman canlıları da nereden çıktı?

Ormanda yalnız kalmak…

…bir canlının son isteyeceği şey.

Düşmanları onu gözetlemeye çoktan başlamış bile.

Canını kurtarabilmesi için…

…kabilesinin yanına gitmesi lazım.

Tüftüf attı.

Gördüm tüftüf attı!

Kaç, Ceylan kadın! Kaç!

Biri şu Mokokolar'a bir şey söylesin ya.

Sabahtan beri peşimdeler.

Tamam, ben Tarzan'la konuşurum.

O tekrar uyarır onları. Merak etme sen, olur mu?

Sakin ol.

''Mucit'' çok güzel oğlum.

Çim biçme makinesi niyetine mi?

Aferin lan sana da atana da.

Timsah, güzel abim bak dün de söyledim o odun yetmeyecek.

Çita Kamil'in kulübesi tamir edilecek.

İşte kabilenin alfası.

O tavukların iplerini uzatıyoruz ki yayılsınlar.

Düzgün temizleyeceğiz oraları tamam mı? Aferin size.

Zaman ve kabilenin ihtiyaçları…

…onu buradaki insanların doğal lideri hâline getirmiş.

Tam bir lider.

Alfa'nın morali bozuk. Uğraşacak çok şey var.

Su, yiyecek, yakacak sağlık, mahalle baskısı.

Hadi, hareket hareket. Biraz eğlenelim ya.

Allah Allah! Sıkıştır artık.

Oynama onunla, dedenin bastonuyla. Sıkıştır onu.

Ve belki de Alfa'nın en büyük korkulu rüyası…

….kabilenin tembel isyankarı.

Arap Kadri.

İnanılmaz.

O kim ya?

-Bizi fark etti. -Kimsiniz lan siz?

Hiçbir işin ucundan tutmayan tembel birey kameralarımızdan rahatsız oluyor.

-Alfa müdahale edecek. -Kadri, abicim bir sakin ya.

Ya belgeselci arkadaşlar onlar.

Birkaç görüntü alıp gidecekler. Sıkıntı yok.

Oğlum, kimden izin aldınız da çekiyorsunuz lan kapımın önünde?

Bir dakika, senle ne alakası var?

Tarzan'dan izin aldılar. Bunun seninle bir ilgisi yok.

Anlatabildim mi?

Ya Jane, sen girme, bırak. Biz konuşup hallediyoruz.

Sen niye sıkıntı yaratıyorsun?

Ya niye yaratmayacakmışım?

Kim ki bu adam sabahları her gün böyle uyanıyoruz güne.

-Ya bir dakika pardon ya. -Ne?

Ya sen kimle sidik yarıştırdığını zannediyorsun?

-Kimle mi? -Buranın bir lideri varsa o da Tarzan.

Ya Kadri bırak Allah aşkına. İşini yapsın adamlar ya.

Ne yapıyorsun oğlum?

-Ver. -Abi dur dur.

-Ver ver ver. -Bir dakika dur abi.

Dur, ne yapıyorsun? Üstüme zimmetli o.

Dünyanın parası haberin var mı?

Dur yavaş.

Dur bakalım. Hop, böyle mi?

Ya sen ne bileceksin burada ne çekileceğini ya?

Bir dur, bir sakin.

Dış ses olarak sen yanımdan ayrılma.

Neyse devam edelim.

Tarzan, liderlik vasfı var mı yok mu tartışma konusu.

Oba! O ne?

Evet, donlar var. Birçok don görüyoruz.

Ayakkabılar. Arkasına mı basmış onların?

Ve işte ihtiyaçlarını gideren bir kabile üyesi.

Kameramızı görünce irkiliyor.

Yolumuza devam edelim lütfen.

Evet.

Buraya güzel bir…

…böyle şiirli, güzel bir şeyler söyle bak.

Al işte zaten çok ağırmış. Nasıl taşıyorsun bütün gün be?

Bir daha da izin almadan buralara gelme haydi.

Güzel kardeşim çok özür dilerim ya.

Daha sonra konuşuruz yine.

-Kadri! -He?

Ya Allah aşkına sen neden benim liderliğime…

…gölge düşürüyorsun, limon sıkıyorsun…

-…helal getiriyorsun? -Halel olmasın o?

Ne olursa olsun işte.

Oğlum sen nereden lider oluyorsun ya? Seçim mi yapıldı?

Seçim yapıldıysa oylar düzgün sayıldı mı?

Bu kendi kendine gelin güvey olmaktır ya.

-Kendi kendime mi? -Evet.

Ya burada sana bir soru soran var mı?

Bir şey danışan var mı, kime danışıyorlar?

Yok, çok şükür yok.

-Bir şeyin ucundan tut Kadri diyen var mı? -Yok Allah'a şükür.

Eee o zaman?

Ya kardeşim lider dediğin insan…

…kimin hangi işin ucundan tutacağına karar veren insandır.

Her işin ucundan tutan değildir.

-Tutmak ister misin ucundan? -Allah Allah!

Aha Mokokolar.

Ya kardeşim ok atmak nedir ya? İnsan gibi çağırsana.

Arap Kadri!

Şef seni görmek istiyor.

Ben onu görmek istiyorum asıl.

Gidin haber verin. Geliyoruz biz yürü.

Ayakkabıları falan giyeyim. Hadi fırla.

Ne oldu iyi misin?

Geçen Ahmet Mümtaz Taylan'la yazıhanedeyiz.

Kim lan onlar? Hiçbirini tanımıyorum.

Dur. Ayakkabıları giyip geliyorum dur.

Şunu ayıltın.

Sürekli ok atıp duruyorlar ya.

-Haydi bakalım. -Teşekkürler, iş saatinde.

Şimdi Kadriciğim.

Bak yani durumlar belli bak.

Öyle bak.

Tenceremiz kaynamıyor.

Evet Şefim yani çok haklısın.

Bizim köyde de son derece şikayetler ayyuka çıkmış durumda.

Suyumuz yok, suyumuz bitti.

Suyumuz azaldı. Az suyumuz, suyumuz.

Şefim sen bayağı…

…beyazsın ya.

Yani şimdi ormanda herkes eşit.

Ama bazıları daha eşit.

Yani.

Şimdi bak konuya dönelim ne olursun ya.

Bu köyün liderleri olarak…

…biz bu su meselesini halletmek zorundayız.

Artık gerekirse şehre mi gideceğiz? Ne yapacağız bunu bir çözmemiz lazım ya.

Çözüm şart da işte lider ben olmadığım için ne yapayım yani?

Sizin kabilenin lideri kim?

Ablacım kabilenin lideri, bu.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar hoş geldin.

-Hoş geldin. -Hoş geldin.

Aa Şefim.

Ya Şefim bu ok işinden vazgeçelim ya.

Ya hem kafası çok uzun sürüyor.

-Hem de can yakıyor. -Ama o bir âdet.

Ben sen çağır, gelirim zaten.

Hayırdır inşallah.

Köyün liderleri olarak…

…bu su meselesini bir çözelim ne olursun.

Gerekirse şehre gidelim ilgili adamlarla konuşalım ne olursun.

Su meselesi bizde de var.

-Bizim de çok kötü su meselesi. -Aynen öyle işte.

Geçenlerde büyük bir yağmur yağdı.

Nasıl yağdı böyle.

Gel kızım, koy ortaya koy.

Ortaya koy diyorum.

Ee bu…

-Kuzu mu kol mu? -Kol.

-Bu mu? -Kuzu kol, kuzu kol.

Ne bekliyorsun? Kol işte.

Ben bir parça.

Buyur, ne bekliyorsun?

Kopartıyoruz. Öyle kopart.

-Bu şekilde mi? -Aynen öyle.

Bak.

Kuzu bir gel bakayım oğlum sen yanıma.

Gel çocuğum.

Arkadaşın adı kuzu yalnız. Afiyet olsun da.

-Kuzu. -Hadi afiyet olsun size.

Projeyi getir çocuğum bak şimdi göstereceğim bak şimdi haritada bak şimdi.

Ya bu var ya bu.

Getir.

Al projeyi al.

-Bak şimdi. -Projeyi ver şefime.

Bak şimdi anlayacaksın şimdi. Bak.

Göçveren Tepesi.

-Göçveren Tepesi. -Şimdi bu su böyle…

…akıyordu ya…

-…böyle akıyor. -Böyle akıyor.

-Çatalın demek ki, bu tarafına akmış. -Şeyde, çatalın…

O zaman ne oldu?

-Bizimkinin suyu… -…azaldı.

-Gitti. -Bizim su gitti.

-Aynen öyle. -Bizim su gitti.

Şimdi bak Tarzan'cığım.

Sen şehre gidip gelen adamsın.

Oradakileri tanıyorsun.

Orada bu belediye başkanı seçim dönemi geldiğinde…

…onun yanına gelen Su İşleri Müdürü var.

Kim? Kim o?

-Bünyamin. -Bünyamin ya.

-Bünyamin canım. -İşte bu bak.

-Bünyamin bizim sığır ya. -Bünyamin.

Bünyamin. Bünyamin'e içiyoruz.

-Tamam bu işte ya. -Bünyamin'e içelim.

Bu işte ya.

Ben onları halledeceğim.

Bak, bundan ben bir lokma almadım.

Bu herif, bir iki lokma yedi. Hakkını helal et.

Çok aman.

Zaten yatacaktı o şey değil.

Evet.

Su!

Bir bardak su verir misin?

Nerede kimle ne yaptıysan git ondan su iste, o versin sana hadi.

Çita.

Çita.

Lan Feliçita!

Çita!

Canım kardeşim bir bardak su verebilir misin ya?

-Tabii abi getiriyorum. -Çok teşekkür ederim.

Senin yüzünden elin adamından su istiyorum.

Sen bana niye ters konuşuyorsun? Ben sana ters mi konuşuyorum ya?

Ya sen niye o adama uyup uyup içip içip duruyorsun?

Ne yapıyorsun? Neredesin?

İçtiysek biz keyfimizden mi? Bir mesele vardı.

O konuşun diyordu.

Kalkmış iki duble bir şey içmişiz.

Sen şimdi bunu niye dert ettin ki?

Ağzım yüzüm kurumuş.

Patates mi bu?

-Akşama patates mi var? -Var.

Ya düzenli patates yiyoruz şekerden öleceğiz ya.

Bu araba ne ya?

Pardon, merhaba.

Buyurun.

Burada böyle bir kamp alanı gibi bir şey varmış, insanlar yaşıyor.

Burası mı acaba?

Yani bir tek bu yakınlarda bizim yaşadığımız yer var.

Böyle köy gibi. Burası.

Siz neye bakmıştınız?

Ben babamı arıyorum. Beni terk etti, evet.

Böyle bir yerde yaşıyormuş.

Anladım ama yani ben şey…

…ne bileyim? Tanımıyorum baba falan.

Bizim burada herkes tek.

Allah Allah.

Ne oluyor ya?

Pardon.

Neden kaçtınız acaba?

Getir getir.

Tut abi tut.

Oğlum bu ne lan, iki damla su?

Vallahi abi kaç damlaysa o.

Bak, bir kız geliyor. Babasını arıyormuş.

Yani benim kızım olabilir. S enin kızın olabilir.

Bilmiyorum ben uyandırayım. Ben kaçtım yani.

-Dur lan dur, ne babası ne kızı? -At kuyruklu bey!

Size diyorum beyefendi.

Buyurun buyurun.

Bu ne böyle?

Bir dakika.

Elim ayağım.

Çok.

Çok fena oldum çok.

Ağzım dilim yapıştı su var mı çok susadım.

Bizim de diller aynı dertten. Yani maalesef.

Maalesef yok suyumuz kusura bakmayın.

Burada mı yaşıyorsunuz siz?

Evet burada yaşıyoruz biz Ben Tarzan, buranın lideriyim.

Jane karım, yan komşumuz.

Çok çok memnun oldum. Ben de Hülya.

Hoş geldin Hülya hayırdır?

Konuyu uzatmayı sevmem direkt giriş yapacağım.

Babam çok küçükken terk edip gitti. O buradaymış sanırım.

Onu bulmam lazım.

Ya Hülyacığım şimdi birileri bir şekilde bir yerlerden kaçıp buraya geliyor.

Ben senin babanı nereden tanıyayım ya var mı bir done var mı?

Elimizde bir fotoğraf bir video kaydı bir şey var mı?

Öyle çok gizemli bir durum yok ya.

İsmi var.

-Kim, ne? -Kadri.

Yok canım.

Kadri.

Arap Kadri.

Arap Kadri.

Sen Arap Kadri'nin kızı mısın?

Burada mı?

Arap Kadri burada mı?

Çünkü bir dakika, benim onunla karşılaşmam lazım yüz yüze.

Hesaplaşacağım.

Çık!

Çıksana!

Kadri!

Arap Kadri, Kadri! Arap Kadri!

Çık!

Arap Kadri, Arap Kadri!

Lan!

Ne lan bu sabah sabah?

Kafamızı si…

Lan!

Oğlum bir sessiz durun ya.

Aha bak! Arap Kadri bu.

Uyandı.

Benim babam bu mu ya?

Oğlum ben ne içtim?

Rakı makı mı? Beton mu?

Ne diyor? Hareketlere bak.

-Nece konuşuyor? -Arap!

Bak ziyaretçin var.

Ne ziyaretçisi lan?

Benim ziyaretçim mi olur? Hastane mi burası?

Yok da…

…kızınmış.

Yavrum yok benim kızım mızım yok ya.

Var.

Kadri.

Burada.

Kadri.

Senin bir kızın var.

Hülya.

Ben senin kızınım.

Sen Hülya'nın babasısın.

Tamam mı?

Ya biri şunu durdursun. Bir çay verin ya.

Ben yıllardır seninle yüzleşmeyi bekledim biliyor musun?

Arkana bile bakmadan dönüp gittin sen bizi terk ettin.

Ya niye su yok? Bir şey verin.

Bir içecek bir şey verin. Kafam açılmadı be.

Oğlum Arap Abi'nize bir şeyler ayarlayın lan.

Çay demleyecek kadar su yok abi. Ben sana kahve vereyim.

Ver. Ne veriyorsan ver ya.

Yani ziyan olacak ama.

Şey pardon.

Yüzleşebilecek miyiz?

Dur bir gözümü açayım.

Allah Allah. Bir gözümü açayım.

Anlat bakalım. Kimsin, nesin?

Bildiğim kadarıyla benim bir kızım falan yok.

Zaten senin bir şey bilmediğin belli.

Ama benim bildiğim bir şey var o da senin benim…

…babam olduğun.

Otuz yaşındayım.

Adım Hülya.

Tane tane söylüyorum.

Üsküdar doğumluyum.

İstanbul.

Annemin adı Aysel.

Aysel.

Aysel, Aysel.

Vallahi epey şeyi hatırlattı bana açıkçası.

Nasıl yani?

Aysel.

O dönemin popüler isimlerinden.

Aysel Gürel'den olabilir.

Bedri Aysel de olabilir.

Pataklı Damın Aysel olabilir.

Yani bir sürü yerden olabilir.

Ama bende bir aydınlanma yaratmadığı gibi kafam daha da karıştı.

Sen böyle konuşunca benim de kafam karıştı.

Çok karıştı kafam.

Yani…

Zaten benim kafam oldum olası karışıktı.

Hep senin yüzünden.

Evet senin yüzünden.

Böyle benim kafamın arkasında o karanlık bölgede…

…yüzünü bilmediğim bir baba.

Ben hep bunu düşündüm.

Otuz yıl boyunca, yüzünü bilmediğim bu adam bizi niye terk etti?

Acaba niye terk etti?

Ben nereden bileyim niye terk etti? Bilmiyorum ki.

Vallahi bilmiyorum.

Bilmiyorum hani babasız büyümek nasıl bir şey biliyor musunuz?

Vallahi keşke bilsek.

Mesela benim babam beni kemerle döverdi.

Bayılana kadar içsin…

…akşam eve gelmesin diye dua ederdik.

Benim en son hatırladığım benim doğum günüme…

…annemi aldattığı kadından yaptığı çocukla gelip beraber pasta üfletmişti.

Benim babam kahveden hiç çıkmazdı.

Hatta bir keresinde annem beni kahveye göndermişti git babanı çağır diye.

Ben de hangi adam babam anlayamadığım için annem beni bir posta dövmüştü.

Odur budur babamın yüzünü unutmam.

Bir dakika lütfen ya. Gerçekten çok üzücü şeyler.

Talihsiz yani, zormuş hayatlarınız.

Babalarınız olacak gibi değil.

Ama sen de gülme yani.

İnsanların acıları böyle daha fazla diye seni bu temize çıkarmıyor.

Benim de canım yandı.

Tamam mı? Benim canım yandı çünkü benim…

…etrafımdaki babalar çok iyi babalardı. Ben de çocuktum.

Hep böyle onlara baktım, özendim. Ya ne kadar iyi babalar dedim.

Ben de onu diyecektim aslında benim babam da çok düzgün bir insandı diyecektim ama…

Ee yani?

İşte öyle zannediyorduk da ikinci bir evliliği daha varmış.

Ama bak helal olsun adama.

Yani iki aileyi birden mis gibi idare etti.

Millet bir tanesini idare edemiyor bak çaktırmadı kimseye de yani.

-Doğru. -Anlıyorum seni kardeşim, zor.

İsim neydi? Hülya.

Hülya kızım… Kızım derken yani…

…öyle oğlum der gibi falan.

Evet evet, ben anladım. Bak, ben anladım.

Şimdi gördüğün gibi berbat bir babayla büyümektense…

…babasız büyümek açıkçası daha iyi.

-Doğru. -En azından ahalinin kanaati o yönde.

Bu durumda benim de durumum…

…iyinin kötüsü oluyor.

Aa daha kötüsü var mı dersen var çok beter şeyler var.

Çok öyle neler var?

Bunu maymunlar büyütmüş.

Abicim ne alakası var şimdi toplumun önünde öyle bir şey yok km atıyor bunu ya?

Ben muzu seviyorum. Biz ailecek muzu seviyoruz.

Neyse ne tamam ya, benim hiçbir şeyden haberim yok gerçekten haberim yok.

Ayrıca insan bir haber verir. Annende de bir hata var yani.

Yani evladın olmuş falan, haberin yok.

Ne yapayım annemin hesabını da ben mi vereyim şimdi burada?

Bilmiyorum kendiniz konuşun halledin, halledememişsiniz işte.

Ulaşamamış o da sana bilmiyorum.

Tamam, ne güzel büyümüşsün işte.

Gayet de ufak tefek travmalarla atlatmışsın yani.

Sen şimdi neyin peşindesin bir onu söyle.

Evleniyorum ben.

-Bravo! -İnanmıyorum!

-Alkış. -Tebrikler.

-Alkış. -Helal olsun.

-Alkış. -Vallahi evleniyor kız!

-Tebrikler. -Arap Kadri'nin kızı evleniyor!

-Alkış Arap Kadri'ye de! -Tebrikler!

-Allah bir yastıkta kocatsın. -Sana da alkış!

-Evet! -Bravo Arap'ım!

-Helal olsun! -Bravo!

Kayınpeder Arap.

Ben evleniyorum ve kız isteme merasiminde gelip yanımda olacaksın.

Evet! Öyle bakma.

Çünkü ben karşı tarafın ailesinin annesinin, babasının, teyzesinin…

…hısmının, komşusunun bilmem nesinin…

…ağzına laf olmak istemiyorum.

Ben dedikodu malzemesi olmak istemiyorum.

Tamam da nasıl olacak o iş?

-İstanbul'a geleceksin. -Ne?

Geleceksin, yanımda oturacaksın.

O kız isteme muhabbetlerinin hepsini baştan sona dinleyeceksin.

Verdim gitti diyeceksin.

Otuz yıllık yokluğunu…

…bir saatliğine de olsa…

-…telafi edeceksin orada. -Gayet iyi çok makul.

-Aynen. -Makul.

Yok yok bana gerçekten hiç cazip gelmedi.

Ben sana bir şey mi satıyorum?

Sana cazip gelmeyen ne?

Geleceksin…

…sen…

…şu yapamadığın babalığı orada yapacaksın bir saatliğine.

Şimdi kızım…

Kızım diyorsam yani…

Sen onu…

-Ben çok iyi anladım ya. -Evet evet.

Şimdi burası benim yerim.

Yani ben burada yaşıyorum.

Şimdi otuz sene sonra buradan kalk…

…tekrar İstanbul'a dön oraya…

Bilmiyorum yani.

Gözümde büyüdü.

Büyüdü, değil mi?

Yani sen de haklısın sen.

Abicim yani.

Abicim bak abicim.

Abicim çünkü kusura bakma şimdi ağzımdan çıkmıyor.

Ne?

Çıkmıyor çünkü.

-Baba. -Olmuyor, çıkmıyor.

Çıkmıyor ağzımdan öyle bir şey. Diyemiyorum.

Duyulmuyor evet.

Aslında gizlice nikah kıyıp yurt dışına kaçsanız?

Bana kalsa, öyle bir şansım olsa ben hiçbir şey yapmayacaktım.

Aileler istiyor, derken aile istiyor.

Karşı tarafın ailesi. Çünkü benim tarafımda böyle aile yok.

Kendimi çok yalnız hissediyorum.

O yüzden buradayım zaten.

Tek başıma bir şeyleri yapmak istediğim için buradayım.

Lütfen.

İstanbul'a gel.

Yanımda ol.

Hayatında bir kere olsun…

…yanımda ol.

İyi bir şey yap.

Tamam mı?

Lütfen.

Beni yalnız bırakma.

Tamam.

Şimdi…

Hipo.

Az daha ver şundan.

Haydi neye bakıyorsunuz ya?

Dağıl! Tamam bitti gösteri, haydi!

Hülya.

Hülya bak bak.

Ya sen dert etme ya her şey düzelir valla.

Ne diyeceğim sana.

Sen şimdi çarşıya iniyorsun ya şehre yani.

Benim orman işletmelerine gitmem lazım. Bünyamin Abi'yi görmem şart.

-Beni de atar mısın? -Tamam atla.

-Bununla mı? -Evet.

-Bu senin mi? -Evet.

Bu senin mi?

Şuna bak ya.

Bu var ya çok acayip bir şey biliyor musun?

Bunun yeni nesillerinde elektrikli ısıtma sistemi…

…kişinin mabadına göre derecelendiriyor.

-Isıt mabadını. -Ne?

-Sen kullan. -Tamam olur.

Göründüğü gibi mi?

Gördündüğü gibi, göründüğü gibi. Hatta göründüğünden hiçbir farkı yok.

Bir sürprizi yok yani.

Böyle çok da sevmiyor gibi konuşuyorsun ama.

Ya şimdi Hülyacığım yani işimi görsün yeter.

Öyle sevmeme gerek yok. Bir duygusal bağ beslememe gerek yok yani.

Allah Allah.

Umursadı mı beni? Hani ben konuştum falan.

-Umrunda mıyım sence? -Kimin?

Babam ya, kim olacak? Arap Kadri.

Ya sen Arap'tan mı bahsediyorsun?

Ben arabadan bahsediyorum ya.

Hayır ya.

-İstanbul'a gelir mi sence? -Gelmez.

Seninki beyhude bir çaba.

Çünkü ben malımı tanırım.

Hani malımı derken baya…

…mal yani.

Ya şimdi babana mal demiş oldum kusura bakma ama ya.

Hülya bak şöyle anlatayım sana.

Biz yani sıkıntı yaşayan insanlarız tamam mı?

Yani biz ormanda yaşıyoruz.

Bu gelmiş yani hiçbir şeyin ucundan tutmaz ayak uydurmaz…

…tembel, her şeyi tüketir.

Ya adam şehre ayak uyduramayıp ormana gelmiş…

…ormanı kendine benzetmeye çalışıyor ya.

Durum baya vahim yani.

Biz ağaç dibine işeyen insanlarız ya.

Bizim bir düzenimiz yok.

Adam bu düzensizliğe uyamıyor ya.

Tamam, ben bu ayrıntıyı bilmesem de olabilirdi.

-O zaman sana bir şey söyleyeceğim. -Söyle.

Ben varlıklı biriyim.

Babadan değildir diye düşünüyorum.

Dededen.

Belli.

Arap Kadri'yi İstanbul'a getir…

…parayla ilgili problemlerini çözeyim.

E benim parayla ilgili bir problemim yok ki.

Paran var mı?

Yok ki.

Mesela bu bir problem değil mi?

İhtiyacım da yok ki.

Düşün.

Biraz düşün. Düşünmüyorsun.

Çok hızlı hareket ediyorsun.

Çok konuşuyorsun ama düşünmüyorsun.

Biraz düşün. Sakinleş.

Sakin. Bak yoldasın.

Arabayı kullan.

Meditatif.

-Bir kere kornaya basayım. -Bas.

Bir kere daha bas.

Çok bas.

Çok güzel ya.

Ya araba çok güzel.

Düşündün mü?

-Bak Hülya benim parayla pulla işim yok. -Evet yok biliyorum.

Maksat gönüllüler kırılmasın.

Çok önemli bir maksat.

Evet, yani o baban olacak Kadri'yi de gördün.

Evet gördüm.

O yüzden benim tek umudum sensin Tarzan.

Ama şimdi umut mevzusuna girmek insanı zorluyor ama.

Öyle biraz öyle.

Tamam bakacağım. Bakacaksın mı?

Tamam yapacağız.

-Halledeceğim hadi. -Hadi.

Tamam hadi. Arabaya dikkat et.

-Kendine de dikkat et tamam mı? -Tamam.

Emniyet kemeri tak.

Bir şey diyeceğim. Sinyal ver.

Bak sen o sinyali aldın.

-O sinyal sende. -Tamam hadi.

Mahmut abi kolay gelsin.

Oo Tarzan hoş geldin.

-Bünyamin abi burada mı? -Ne bileyim amına koyayım.

Gelen giden Bünyamin Abi'yi soruyor. Git kendin bak.

Ne küfürbaz bir insansın sen? Ağzı pis insan.

Amına koyayım deyip duruyor ya.

Allah Allah.

Hay maşallah.

Hay kurban olduğum.

Şu suyun güzelliğine bak ya.

Cıbıldak cıbıldak gireceksin içine. Yüzeceksin, yüzeceksin.

Nerede lan bu adam?

Bünyamin Abi!

Bünyamin Abi!

-Buyur? -Aşağıdan, ormandan geliyorum.

Hani geçen sene belediye başkanıyla gelmiştiniz ya.

Seçim öncesi oy istemek için.

-Hatırladın mı? -Hatırladım.

-Arap Kadri'sin sen. -Teessüf ederim!

Hakaret sayarım. Lütfen!

Aferin.

Dürüst adammışsın.

Seni denemiştim.

Buyur bakalım.

Ne istiyorsun?

Su. Bizim suyumuz bitti.

Bekle bekle, geliyorum.

Arap Kadri diyor bana manyak ya.

Demek suyunuz bitti he.

Evet abi ya.

He.

Bana hemen su işleri müdürünü bağlayın.

Su işleri müdürü ben miyim?

He tamam.

İyi. Ben de sizi denemiştim.

Güzel.

Peki, bir soru soracağım.

Bizim sular akıyor mu?

Akıyor mu?

İyi.

Bizde sular akıyormuş.

Sizde nasıl gitti ya?

Hay maşallah ne güzel akıyor. Biz buradan…

…ormana bir hat çeksek, bu iş tamam. Olmaz mı?

Yapamam.

Bunu çözmemiz lazım, bunu bize çöz abi. Nasıl çözeceğiz?

Şimdi bu iş, pahalı bir iş.

Maliyeti yüksek.

Nereden baksan 500 bin liralık iş.

Ya abi bizim nereden bu kadar paramız olsun ya?

Bizi deli mi sikti?

Bu kadar paramız olsa ormanda ne işimiz var?

Kardeşim siz değil misiniz?

Doğal hayat, kendi bahçemizi yaparız.

Domatesleri, yeşili falan şey ederek ormana yerleşmediniz mi?

Ya abi kimsenin sikinde değil ki ya.

Hem fakirler hem sikleri büyük ya.

Çalışmıyorlar abi.

Tembeliz abi biz, tembeliz ya.

O zaman taşının kardeşim.

Taşının başka ormana gidin.

Ya abi şimdi taşıma işi Afyonlular'ın elinde.

Eskiden tanıdıklarla taşınıyordu onda sıkıntı olmuyordu.

Yani sadece mal da değil.

Ya şimdi taşıma işi olmuyor.

Bizim bir sistemimiz var Bünyamin Abi.

Tamam. O zaman bulun parayı…

…çözelim şu işi.

Yani bir müdür olarak benim de imkanlarım kısıtlı.

Ama yine de…

…size bir kıyak yaparım.

-Valla mı? -Evet.

Bak şimdi, gidiyorsun kapıda…

…Hilmi Abi'ye diyorsun ki…

-…bana üç tane kova ver. -Evet.

Kovaları alıyorsun getiriyorsun havuza daldırıp çıkarıyorsun…

…dolduruyorsun, alıp götürüyorsun.

Ya sen benimle dalga mı geçiyorsun Bünyamin Abi ya?

Üç kovayla ben mi yıkanayım?

Karılar mı yıkansın? Çocuk mu yıkansın?

Abdest mi alınsın? Yemek mi, çay mı?

Ya sen bayağı taşşak geçiyorsun benimle ya.

Ya gel istersen şu havuzu al götür.

Allah Allah!

Millet telef olmuş, ben adama dert anlatıyorum.

Adam benimle bayağı taşşak geçiyor ya!

500 bin lira para diyor yani. Projesiymiş, osuymuş, busuymuş.

Zor iş yani. Nasıl çözeceğiz biz bunu?

Ne yapacağız bilmiyorum. Benim aklım sıfır.

Kafam basmadı artık yani.

Kimsenin tanıdığı da yok yüksek yerlerde.

Çita! Tarzan!

Lan ne oldu?

-Dur dur dur, çekil. -Çita!

Çita!

Helak olmuş.

Bir şey yok, bir şey yok. Helak olmuş.

E tabii helak olur kardeşim.

Anasının nikahından bütün gün su taşıyor bu adam ya.

Ulan Feliçita iki damla su taşımışsın…

…onu da dökmüşsün ya.

Akşama yine damla damla Anadolu anasını satayım.

E biz şimdi ne yapacağız Tarzan Abi ya? Nasıl çözeceğiz bu işi?

Ya Tarzan şu işi çözmen lazım.

Köy susuzluktan yıkıldı.

Abi milyonlarca yıllık evrim var. Hâlâ su sorunu çekiyoruz.

Valla su olmayınca çorba da olmuyor.

Bana bundan sonra Su Aygırı demeyin. Aygırı deyin sadece.

Arkadaşlar bu ''aygırı'' fikirlerinize katılıyorum. Katılmıyor değilim.

Ama ben oradan çıkayım zıp çıktı gibi bir şey söyleyeyim.

O oradan çıksın zıp çıktı gibi bir şey söylesin.

Bu bizi bir yere getirmez.

Ya bir çözüm bulmamız lazım. Benim düşünmem lazım.

Düşünerek geçmişe gitmem…

…bu noktaya nasıl geldik neler oldu…

…onu bir düşünmem lazım.

Lütfen, sizler de düşünür müsünüz? Herkes kendine göre bir düşünsün ya.

Şimdi şöyle başlayalım.

Hülya ne dedi?

Benim yanımda olmanı istiyorum dedi. Benim yanıma geleceksin dedi.

Arap Kadri ne dedi?

Bu beni hiç cezbetmedi dedi.

Orman müdürü ne dedi?

Yalnız bu iş çok pahalı. 500 bin lira dedi.

Ondan sonra Hülya ne dedi? Dedemden dedi.

Jane, Jane sen ne dedin?

-Duş almam lazım. -Dedin.

Ben de bu işi çözeceğim dedim.

Sen neden orada duruyorsun diye sordum.

Git düşün be adam.

Sonra Çita. Çita Kamil ne dedi?

He dedi çünkü baygındı.

Mokokolar'ın Şefi…

…bak buradan ye, burası çok lezzetli dedi.

Hülya döndü bana dedi ki parayla ilgili bütün sorunlarını çözebilirim dedi.

Orman müdürü havuzu götür istersen dedi.

Kadri!

Buldum!

Siktir! Unuttum!

Çabuk buldum çabuk unuttum.

Hatırladım!

Arap Kadri, kalk!

Ne bağırıyorsun lan deli sikmiş gibi?

Sen benim komutla ne zaman oturup kalktığını gördün?

Bugünden itibaren görülecek. Çünkü ben öyle istiyorum.

-Kalk! -Sebep?

Kadri Abi, benim vicdanım Hülya'nın babasız evlenmesine müsaade etmiyor.

Bu sebepten gideceksin, kızının istemesinde bir saat duracaksın.

-Kalk. -Yok ben onu söyledim bana cazip gelmiyor.

-Ne cazip gelmedi, o senin kızın ya! -Kardeşim nereden belli?

Zaten daha yeni öğrendim. Gitmiyorum ben hiçbir yere.

Bak Kadri…

Bak, biz burada bir aileyiz.

Senin bütün pisliğine…

….tembelliğine…

…ne bileyim…

…kendi donlarını dikmenin dışında hiçbir işin ucundan bile tutmamana…

…sürekli kafan güzel gezmene…

…en ufak bir nezaket belirtisi bile göstermemene rağmen…

…biz seni seviyoruz ya Kadri Abi.

Ama aileni yarı yolda bırakmak…

…sen bir saat onun yanında otur diye bu kadar yolu tepip…

…buraya gelen kızına sırtını dönmek…

Bak samimiyetimle söylüyorum.

Yani bu bize dokunduğu kadar sana dokunmuyorsa…

…bu sana bile yakışmaz Kadri Abi.

Sana bile yakışmaz.

-İyi tamam. -Nasıl?

İyi tamam.

İyi tamam. Gidelim haydi.

Ya bak ben orada neler yaşadım.

Ben buraya gelmişim sana samimi samimi şey…

-Sen beni sikine bile sallamadan… -Ya oğlum gidelim diyorum ya.

-Valla mı? -Evet.

Tamam hadi.

-Bir şartla. -Ne?

Beni sen getirip götüreceksin.

Tamam ben seni otobüsle götürürüm. Kalk.

Yok. Otobüs falan yok.

Neye binersin? Yürüyerek mi gideceğiz ya?

Motörle gideceğiz.

-Motörle mi? -Motörle.

Ya bunun götü ayrı yerde, başı ayrı yerde.

İşte o götünü başına bağlayacaksın. Bineceğiz, gideceğiz.

Ya ne diyorsun sen? İşi sürekli yokuşa sürüyorsun.

-Götürmüyorum seni ya! -Tamam bağırıp durma!

-Ben senin ailen için buradayım ya! -Bağırma!

-Gitmiyorum! -Gitme!

-Lan siktir git! -Gitmeyeceksin!

-Çık dışarı! -Götürürsem götüm!

Hadi bakayım. Hadi bakayım.

Ben senin ailen için uğraşıyorum.

-Böyle bir çabam var. -Oğlum kafam şişti.

-Bırak ya! -Lan siktir git!

-Götüren Tarzan göttür. -Kalbini kırarım.

Ya nereye kırıyorsan kır. Ayıptır o kıza.

-Kafanı kırarım, yürü git! -Ya bırak ya!

Bırak, götüm götürürsem.

-Seni götüren göttür! -Lan!

Manyağa bak ya! Allah Allah.

Kadri!

Bak sırf sen istedin diye motorü tamir ettim.

Adamsın!

Oğlan nasıl?

İçkisi, kumarı, sigarası, eskortu var mı?

Hem biz de İstanbul'u görmüş oluruz. Ben ilk defa göreceğim.

Ne oldu lan?

Ya…

Bu segmentlerde yapıyor böyle ya. Bir şey yok.

Sıkıntı yok, ben şimdi halledeceğim. Dur sen.

Beni bekle.

Bu motörün en büyük özelliği hiçbir özelliğinin olmaması gibi…

…biraz da bu vidayı tutunca…

…elimiz yanabilir.

O yüzden bekleyeceğiz yani. Tamam mı Arap?

Arap?

Allah'ını seversen. Vallahi bak.

Hemen soğuyacak.

Hemen soğuyacak. Sakin sakin gideceğiz.

Söz veriyorum sana.

Kadri!

İstanbul'a giriyoruz!

Bak, bütün İstanbul'a uyuyarak girersin.

Uyan uyan. Giriyoruz, giriyoruz, girdik!

Vallahi İstanbul'a girdik.

Al Arap.

Adama diyorum ki çay içmeyeceğiz, oturacağız.

Çay içmeden oturamazsınız diyor.

Vay arkadaş ya, İstanbul'a bak. Yakından çok daha güzel.

Yani şimdi bu kadar insan burada mı yaşıyor ya

Siz ne yiyorsunuz ne içiyorsunuz?

Kimsiniz lan siz?

Ya adam üşenmemiş suyun ortasına bina yapmış.

Kadri Abi.

Bir şey anlatıyorum sen burada mısın neredesin sen ya?

Oğlum orası meşhur Kız Kulesi. Yalnız onun…

..çatısını mı değiştirmişler ya? Hiç ben öyle hatırlamıyorum.

Ya öyle bir şey olabilir mi abi ne yaptılar ya suyun ortasındaki şeyin…

…kafasını çıkarıp yeni kafa mı taktılar? Byle bir şey mümkün değil.

Küçükken buradan denize girerdik biliyor musun?

Yaşar beni…

…bir ittirdi bir keresinde arkamdan. Çat deniz.

-Ondan sonra yüzdüm. -Güzel olur, çıplak çıplak yüzeceksin.

Burada da hep nargileciler falan vardı.

Ama kaldırmışlarsa demek.

Valla biz bu şartlarda, bu şehirde Yaşar'ın kıraathaneyi bulursak…

…öpüp başımıza koyalım.

Buluruz abi niye bulmayalım? Ben girişte gördüm, kocaman yazıyordu.

Üsküdar! Burası Üsküdar kardeşim!

Biliyoruz oğlum. Kinaye yapıyoruz.

Öttürdü.

-Kaldır şunu anasını satayım, bittim ya. -Dur dur geldim, geldim.

Gel.

-Gel bakalım. -Geliyorum.

Selamun Aleyküm.

Kalk birader.

Makamın sahibi geldi. Kalk.

Tarzan.

Tut bakalım.

Al oğlum şunu da.

Evet. Üç.

Sen önce borcunu öde.

-Dört çay borcun duruyor hâlâ. -İki be o, iki.

İki çarpı fazla atmışsın, yan masayı da bize kilitlemişsin işte.

Kim bu gazoz ağacı?

Bu…

…Tarzan.

Bak bu da Pinokyo.

-Bu da Ayı Yogi. -Yapma be.

Hep çizgi film burası.

Yok, bununki öyle değil.

Ben otuz sene önce ormana gittiğimde bu daha ergendii bıyıklar terlememiş.

Bunu kral yapmışlar.

Yalnız böyle harbici Tarzan.

Dandikten öyle, tel maşadan değil yani.

Yapma yapma. Burada yapma.

-Ne yaptın abi? -Ee niye geldin?

Yaşar Bey şöyle izah edeyim efendim ben size.

Bir müsaade eder misin abicim? Gel şöyle.

Çok teşekkür ediyorum çok naziksin.

-Şöyle anlatayım abi ben sana… -Dur abicim.

Pinokyo, Ayı Yogi. Az müsaade edin sonra devam, haydi.

Geç geç.

Ee?

Anlat bakalım. Niye geldin?

Yaşar'ım. Eğer bunamadıysan…

…belki hatırlarsın.

Otuz sene önce ben gitmeden, burada bir aşna fişnem vardı.

-Aysel. -Hatırladım.

-Hatırladım. -Tamam.

Şimdi arayı kesiyorum atıyorum. Yani oraları geçelim, olaylar olaylar.

Benim bundan bir kızım olmuş.

Kız büyümüş. Tutturmuş babam da babam, babam da babam.

Geldi ormana, beni buldu. Evlenecekmiş.

Kız isteme meselesi var. Babam başımda dursun diyor.

Yani oğlan tarafına ayıp olmasın diye.

Ben önce mırın kırın ettim. Ama daha sonra…

…bu it Tarzan…

…beni duygusala bağladı.

Kalktık geldik. Yani anlayacağın, düğüne kadar biz…

-…sana misafiriz. -Kalın tabii, kalın.

Ben adisyona altı çarpı daha atayım gecelik.

Altı çay gibi düşün.

Burada mı kalacağız?

Burada kalacağız. Mis gibi yer işte.

Ne istiyorsun? Otelden ne farkı var?

Altı fazla ya dört yaz. Oğlum ne var?

Otel dedin ama. Otelde kalalım dedin ya.

Dönelim mi? Benim canıma minnet.

-Ben dönerim hemen. -Yok abicim tamam.

Tamam kalırız, burada kalalım ya. Niye hemen sinir yaptın.

Daha kız isteyeceğiz ya.

Yaşar Bey, Kadri Bey heyecandan unutuyor. Kız çocuğu babası çok normal.

Kızı isteyecekler. Damat tarafı gelip isteyecek.

Kadri Bey de onları ağırlayacak ama bir sıkıntımız var.

Bakar mısınız? Bir şey eksik değil mi?

-Kadri Bey'de bir şey eksik, bakın. -Evet.

-Çikolata. -Çikolata.

Ayarlarız.

Yok, çikolatayı zaten damat tarafı getiriyor.

-Öyle mi? -Kızı istemeye gelirken getiriyorlar.

Adama bir bak abi. Bir şey eksik adamda.

Çayı yok.

O zaman getir. Ne çayı güzel kardeşim?

Yok. Adama bakar mısınız?

Adama bakın diyorum. Bir şey eksik.

-Arabası yok. -Ya arabası var.

-Araba sayılmaz aslında motor yani. -Ayağımızı yerden kesiyor.

Tamam ya anladım.

Tamam, tıraş olması gerekiyor.

Yok, sakalı bırakmam abi, hiç girme oraya.

-Hayır, ya hayır ya! -Lan?

Çok affedersiniz.

Adama bir bakın ya. Adamın nesi eksik?

Takım elbisesi yok. Bu adamın kızını isteyecekler ya.

-Doğru be. -Doğru.

-Hani şimdi değil mi? -Nasıl fark etmedik?

-Ne yapacağız? -O iş kolay ya.

Ya bizim Asım Usta var. Sen hatırlarsın.

Efsane bir terzidir.

Sağ olasın.

Yaşar Bey…

Çok iyi bir insansınız.

Sağ olun.

Lan bu yavşaktır.

Abi bir şey diyeceğim ya bu nasıl oynanıyor bu taşlar falan?

Atıyor muyuz? Birbirimize mi atacağız?

Al işte.

Kral dairesi.

Eyvallah kardeşim, adam olana çok bile.

Ya.

Kadri Abicim, bak Yaşar abi o kadar uğraştı.

Bir teşekkür mü etsen?

Uğraşacak tabii, ne var bunda?

Oğlum Kadri…

-…bu senin Tarzan çok kırılgan lan. -Çok.

Ne kırılganı abicim, hayırdır ya?

Biz ormanda aslanla kaplanla mücadele veren insanız ya.

Ben seni bu akşam bir Üsküdar gecesine çıkartayım…

…saat ikiden sonra…

…önce kürkü sonra götü kaybedersin.

Kaplanı ayrı aslanı ayrı sikerler haberin olsun.

Aynen.

-Hadi, afiyetle. -Eyvallah.

-Sağ olasın, iyi istirahatler. -Eyvallah.

Kadri bey ne yapıyorsunuz abicim?

Yani…

Yani bu şekilde yatamayız abi kalk ya yatak yok bir şey yok yatak bulalım.

Oğlum sen şehre gelince Külkedisi mi kesildin başımıza?

-Kafan mı güzel senin? -Beni buraya nasıl getirdin sen ya?

Seni buraya ben mi getirdim lan?

Seni buraya ben mi getirdim?

Sen beni buraya getirdin.

Tamam doğru abi ya.

Lan sokuk!

Konuşmayayım konuşmayayım diyorum. Olacak gibi değil be.

Sen götünü taşla siliyorsun lan.

Kendi evine sıçan adam burada tuvalet beğenmiyor, delirtme beni.

Zıbar!

Abi o konuyu konuştuk. Jane sıçtı.

-Ben değil. -Neyse ne.

Uyudun mu?

-Aman ısırmasın! -Ananı sikeyim!

Fare mi sikerim!

O neydi lan? Fareydi değil mi?

O neydi? Neydi?

Dur lan dur, korkma korkma.

Fare değil, böcek değil oğlum. Benim çorap lan.

Ya keşke fare, böcek olaydı Kadri Abi ya!

Aklım çıktı ya.

Uyudun mu diye merak ettim oğlum.

Uyumuştum.

Ama artık uyumuyorsun.

Abi ne var abi ne var ne oldu ya?

Sen şeyi hatırlıyor musun?

Ormana ilk geldiğimde…

…senin ağzına bir yılan şakası yapmıştım. Hatırladın mı?

Nereden geldi aklına şimdi geçmiş?

Hatırlamaz mıyım ya? Sen ormana yeni gelmiştin.

Biz seni çok iyi biri zannediyorduk.

-O ağzına değen şey yılan değildi. -Harbi mi diyorsun?

-Değildi. -Şimdi mi söylenir bu?

Var ya ben de diyorum ki Kadri Abi uzattı, yılan öptüm.

-Ulan yılan öpmüşüm. -Öptün öptün.

Yılan değil miydi?

Ya bırak ya pislik herif. Yılandı o.

Yılandı değil mi o? Yılandı, değil mi?

-Sen şu mevzuyu bir anlatsana ya. -Hangi mevzuyu?

Ya işte hangi mevzu. Biz bizeyiz burada.

Sen bu ormana niye geldin? Onu bir anlat.

-Ya bırak, boş geç. -Ya boş geç falan deme bana, biz bizeyiz.

Kardeşine anlatmayacaksın da kime anlatacaksın, anlat hadi.

-İlk ve son kez anlatıyorum. -Tamam.

Para yüzünden.

Yemin ederim ben tahmin ettim. Biliyor musun?

Dedim bu gitti…

…bankadan kredi çekti.

Ödeyemedi, faizleri bindi üstüne.

Ondan sonra topuk, kaçtı! Değil mi?

Yok be oğlum. O zaman kredi mredi ne gezer?

E parasızlıktan dedin.

Parasızlıktan demedim. Para yüzünden dedim.

Aslında tam şöyle söylemeliydim.

Paralılık yüzünden.

Ya anlat şunu bir ya.

Bir şey diyeceğim yalnız bak.

Sen var ya içki içmeyince çok duygusal bir hayvan oluyorsun.

-Ulan buldun biliyor musun? -Neyi?

Vay kerhaneci vay. Buldun lan!

-Neyi buldum? -Ben de ne eksik, ne eksik diyorum.

Oğlum ben dünden beri içmedim ya.

-Bırak bırak, bir şey diyeceğm. -Hiç elleme.

-Gel gel. -Dur bak, ne yapacağım şimdi.

-Ya muhabbet ediyoruz, bırak. -Dur, ağzın açık kalacak bak.

Ya Kadri Abi bırak içmeyelim sohbet ediyoruz.

Dur oğlum dur.

Aha!

Lan boğma rakı mı yapıyor lan bu evde?

-Aha buldum. -O ne ya?

Baya bu rakı mı?

Abi bu rakı falan değil ya. Ben içmem.

Yok yok yok, bu böyle.

Sek içilir, sek içilir.

Hadi, dibini görmeyen sevdiğini görmesin.

O kadar.

Az önce içtim hâlâ dolu duruyor.

Şakırdamma.

Şak şakırdamma.

Uyumayın lan!

Yapıştır.

Seni çok seviyorum. Sağ ol.

Sen benim abimsin.

O kızı da kendi…

-Salacak Tayfa! -Ne salıyorsunuz lan?

Kundurasını siktiklerim!

Oğlum ne yapıyorsun lan? Yavaş!

Adam klasik Salacak kalkışı yapıyor.

Geleneklerine bağlı oğlum bu adamlar.

Yaşar'ım be…

…eski kabadayılardan kim kaldı?

-Sen kaldın kardeş, sen kaldın. -Yok be oğlum.

Ormanda bile kabadayılığım kalmamış.

Lütfen rica edeceğim yalnız. Sen bizim ümüğümüzü kurttun be abi.

Sen bunun böyle ayı gibi olduğuna bakma. Eskiden filinta gibiydi.

-Ne maceralarımız vardı. -Eyvallah.

Ya hatırlasana bak.

Böyle genç toy delikanlıyız bir gün.

Şeyi mi anlatacaksın?

-Ya dur dur. -Dur dur onu anlatma Allah aşkına.

-Dur, bilsin Tarzan ya. -Yapma yapma ayıptır ya.

Şey diyor şimdi bir gün böyle dört kişi biz bir de bunun bacısı.

-O hangisi ya? -Sen yoktun.

Cemil vardı. Cemil.

Ben, iki kişi daha. Bir de senin bacın.

Kafa yapma Kadri!

Anlat şu hikayeyi. Ne bacısı?

Şaka lan şaka şaka. Yükselme sabah sabah.

Kadri Abi. Ben açım.

-Ne yapacağız? -Size güzel bir klasik…

…Üsküdar kahvaltısı ısmarlayayım.

-Çorbaya gidiyoruz yani. -Aynen.

İşte burası Kadri.

Aynalı mekanmış.

Bir de alemciyiz he?

-Eskiden çok gelirdim. -Öyle mi?

-Çok açım. -Tamam.

Hemen siparişimizi verelim sonra planımızı yapalım.

-Hoş geldiniz abim. -Hoş bulduk.

Garson kardeş. Biz de siparişimizi verelim.

Bize şöyle büyük bir işkembe çorbası.

Bakın işkembe çorbası burada efendim.

Lan sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Estağfurullah abi. Burası serpme çorbacı.

-Serpme çorbacı mı? -Ne?

Bakın kapıda yazıyor.

Lan senin dalağını…

Tamam sakin, sakin.

Dalağımda ne var abi? Gayet güzel bakın.

-Heyt ulan! -Tamam oğlum.

Pardon Yaşar Abi. Çocuk yeni, seni tanımamıştır.

Ulan serpme çorbacı mı olur?

Sorma Yaşar Abi.

Yeni nesil böyle.

Gençler her şeyden tadalım ama az tadalım istiyor.

Şu Yaşar yanımızda olmasa bu İstanbul'da hem kaybolur hem de aç kalırdık.

Allah razı olsun senden kardeşim.

Aç kalmayalım, o yüzden yemek söyleyelim önce.

-Tamam. -Tamam oğlum, ekmekle doyurma karnını.

Kardeş sen bize şöyle babayiğitlerin yiyeceği bir çorba yap.

Karışık, büyük tasta getir.

-Evet. -Üçümüze de getir.

Sarımsağını da bol tut ha.

Gel oğlum, topla masayı.

Serpme çorbacı.

Daha neler duyacağız?

Hemen çorbaları getir, çabuk.

Her şeyden koysun usta. Kendisi de girsin içine.

Tamam sakin sakin.

Ekmeğe boğdun kendini ya.

İşte bu be.

-Al bakalım, haydi. -Limon limon.

Yavaş yavaş. Tamam.

Afiyet olsun.

Abi çok güzel.

Abi bunun içinde ne var?

E karışık bu işte.

Kelle, damar, paça, ayak paça…

…billur.

-Ciğer de vardır. -Var var.

Yaşar Abim, bu et ikramımız.

-Eyvallah. -Afiyet olsun.

Lokum gibi. Belli.

Kadri Abi bu ne ya?

Bu mu? Bu…

…dün akşam ikiden sonra Üsküdar'a çıkanlar, sabah kahvaltı oluyor.

Ben bunu anlatırım ormanda yalnız.

Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Bu yenir mi ya?

Niye oğlum?

Ya Kadri Abi, Mokoko kabilesi yapsa daha az tehlikesi var bunun ya.

Bir insanı bunları yemeye, damar yemeye iten süreç nasıl işliyor?

Bence biri bu işkembenin tadını keşfetmiş.

Aynen.

Sonra biliyorsun…

…bunun içinde bir zamanlar…

…bok vardı.

Demiş ki madem ki ben bu boklu şeyi yiyebiliyorum…

…her şeyi yiyebilirim.

Kadri bu terzi yok herhalde ya.

Zaten midem alt üst.

Ulan yokuş inip yokuş çıkıyoruz sürekli ya.

Yine mi yokuş?

Hayır işi yokuşa sürüyoruz o yüzden dedim.

Allah aşkına bulalım şu terziyi ya.

Şşş alo!

Tarzan!

Gel gel. Yaşar'ın söylediği yer burası.

Büyük terziymiş. Asım diyor başka bir şey demiyor.

-Gel. -Ya Kadri Abi sen emin misin?

Bak paramız yok madara olmayalım.

Oğlum sen iyice Üsküdarlı falan zannetmeye başladın kendini ha.

Bir kere madara değil mataradır o.

-Gel. -Matara mı?

Söylenme, gel.

Bizim burada ne işimiz var ya?

Bir adamın lafıyla hareket ediyoruz.

-Bu ne ya? -Bas bas.

-Ya ben bu işten biraz kıllandım ama. -Ya haydi Allah aşkına.

-Basayım mı bir daha? -Bas.

Açıldı.

Yavaş.

Yavaş.

One, two, three.

Thank you, thank you lady. Thank you, see you, see you.

Arap birazdan çıkar bu. Çok iyi ya.

Oğlum bağırma kulağımın dibinde zaten beynim sallanıyor.

Sesler gitti değil mi Arap ya? Harbi gitti ha.

Yavaş yavaş gidiyor.

Al bakalım üzüm gözlüm.

Gelir mi sence?

Aman, gelmezse gelmesin.

Şeytan görsün götünü.

Gözünü olmasın o?

Yok yok götünü görsün ki yeryüzünden silinsin gitsin.

İsmi anılmasın.

Sen neye sinirlendin bu kadar? Anlat hadi artık.

Vallahi açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

Söyleteceğim, ben ormana kadar gittim.

Çağırdım bu adamı.

Yüzleştim onunla.

Sen de bana ne olduğunu anlatacaksın bir zahmet.

İyi. Sen kaşındın.

O günü dün gibi hatırlıyorum.

Ay o lanet baban evin önüne kadar geldi.

Güya ben balkona çıkacaktım.

O da balkonun altından böyle bana serenatlar yapacaktı.

Şarkılar söyleyecekti.

Ay böyle…

…genç aşık çiftler gibi fingirdeyecektik.

Yani şimdi, hakkını teslim etmek lazım.

O kadar janti giyinmişti ki. Pırıl pırıl.

Çizgili bir takım elbise. Sivri pabuçlar.

Yakıyordu ortalığı. Herkes onun peşindeydi biliyor musun?

Ama babam o gün balkona çıkmamı kesinlikle yasakladı.

Beni bir serseriye vermezmiş.

Allah Allah!

Ben kızımı bir sokak serserisine vermek için büyütmedim ki ya.

Ben kızıma bir sokak serserisi de vermek için büyükledim ki.

N'aber?

-Aysel! -Ay baba!

İçeri çabuk!

-Çabuk! -Tamam babacığım.

-Affedersiniz. -Çabuk!

Oğlum!

Bağırma buralarda!

Refik Amca, siz miydiniz?

Çarşıya nevale almaya gidiyordum da bir şey lazım mı diye sorayım dedim.

Ben senin buralarda niye dolaştığını biliyorum evlat.

Yapma be.

Bak!

Burada bir çanta dolusu dolar var.

-Ee? -Bu doları sana vereceğim.

-Niye vereceğim biliyor musun? -Yok.

Kızımı peşini bırak diye vereceğim.

Bir çanta dolusu dolar ne kadar Türk lirası ediyor Refik Amca?

Şimdi hesaplatma bana.

Bana dolar çantayla gelir…

…çantayla gider.

-Hey maşallah. -Bu çantayı sana…

…atacağım.

-Kırılmasın? -Merak etme.

Çantanın parasını içinden aldım.

-Güzel. -Anlaştık değil mi?

Hangi konuda?

Parayı aldıktan sonra kızımın peşini bırakacaksın.

Kızı bırak, çantayı al.

Tamam ya, sen hâlâ orada mısın?

Tamam tamam. Bende o.

Ohannes!

Ben bunu alıp…

-Hayırlı günler. -Oldu, haydi.

Aysel!

Eşyalarını…

…topla, topla…

…Salacak Plajı'nın oraya gel.

Salacak'ın oraya gel kız!

Aysel!

Güle güle harca. Güle güle harca.

Helali hoş olsun.

Vay, vay, vay!

Oğlum kapı da müsaitti.

Yaşar maşar görecek. Kapıdan çıksana.

Şu yakışıklılığa bak!

Şu delikanlılığa bak!

Yok mu lan bir fotoğraf makinesi şunu bir resmedelim ya?

-Abime bak, bu ne yakışıklılık ya? -Tamam uzatma, tamam.

İşte rol icabı ne lazımsa giyiyoruz çıkartıyoruz falan.

Haydi, haydi. Geç kalacağız, ısıt motoru.

Peki bir şey soracağım, bu çiçekle çikolata ne?

Kız istemeye gidiyoruz ya.

Hâlâ kız isteme diyor, kendimi sikeceğim ya.

Ne diyorsun lan?

Diyorum ki nereye gidiyoruz şimdi? Tam ne tarafa?

-Bas sen! -İtince gider.

-Zorlama. -Gel.

Tamam tamam, böyle iyi.

Tamam. Bu merdiven ne burada?

Merdiven var mıydı ya?

Şey yapamadım da. Birader!

Refik Amca'nın evi burası mı ya?

Kızı var Aysel.

Hülya, torunu var.

Ben aslında biliyordum da çok eskiden gelmiştim.

Unutmuşum uzun zaman geçti aradan. Bir şey diyecek misin?

Biliyor musun Refik Amca'nın evini sen?

Es tut mir leid. Ich spreche ihre sprache nicht.

-Ne? -Ich spreche kein Turkisch.

Es tut mir leid. Ich spreche kein Turkisch.

-Ne diyor lan bu? -Ach Ja, jawohl!

Ben Tarzan. O da Kadri.

Eins, zwei, drei, vier, fünf…

-Ben biliyorum. -Hadi gel, hadi.

Sağ ol, sağ ol. Danke.

Gel şöyle.

-Hülyacığım biraz… -Motor bozuldu.

Yani geldiniz diye sevinsem mi yoksa geç kaldınız diye delirsem mi bilemedm.

-Niye ya geldiler mi ki? -Geçin içeri.

Kadri gözünü seveyim ben sana hiç güvenmiyorum.

Bir sıkıntı yok, geç hadi.

Ne güzel olmuşsun.

Bunlar ne?

Yolluk.

Gibi de…

…tedbirlik için yani.

Ya lazım olursa gibisine.

Geç, geç.

Hülya.

Şey ya…

-Ne? -Deden

Benim geleceğimi biliyor değil mi? Haşlamasın şimdi.

-Dedem yok ki. -Nerede?

-Karşıya halama gitti. -Sebep?

Kız vermeyi sevmiyor. Biliyorsun.

Çok şükür.

Yok, yok ben babası değilim. Daha gencim ben.

-Efendim. -Merhaba.

Hoş geldiniz.

Sefalar getirdiniz.

Kusura bakmayın, biraz trafiğe takıldım. Nasılsınız?

-İyiyim. -Hoş geldiniz.

-Merhaba, Semiramis ben. -Efendim hoş geldiniz.

Evladımız Alper.

Evet. Ayselciğim.

Hoş geldin Kadriciğim.

Evet, ben şimdi oturma planını şöyle yaptım.

Şöyle buyurun lütfen beyefendi. Semiramis Hanım siz onun yanına lütfen.

Oğlum sen orada kal. Sen buraya geç Tarzan.

Kadri sen buraya gel. Kızım sen öbür tarafa geç.

Şimdi bir dakika. Olmadı kalkın.

Kalkın kalkın, olmadı. Tarzan böyle geç.

Kadri oraya otur.

Siz böyle Tahsin Bey. Sen de oraya otur.

-Tamam şimdi oldu, oturabiliriz. -Evet.

Şey, kesin mi artık?

-Lütfen. -Tamam.

Evet efendim.

Bir şey kesin miyim artık? Lütfen. Tamam. Efendim.

-Gittikçe daha kötü oluyor. -Ne yapalım bir…

Harareti alır. Bir çay mı?

Önden şeye girmeden.

-Çay? -Yalnız Kadri Bey…

-Pek almaz. -Neyi?

-Harareti. -Kim?

Çay efendim. Almıyor.

-Alır derler. -Derler, almaz.

Oradaki çay içilen çay değil efendim.

Küçük akarsu anlamındaki çay.

Çayın içi, komple çaya girdiğin zaman serinliyorsun.

Tahsin biraz Türkçemiz konusunda takıntılıdır da.

Bugünlük boş versen Tahsinciğim, kuzucuğum.

Ne dersin?

-Vermiyorum. -Kadri hiç takıntılı değildir.

Kimin kalbini kırmış, kimi incitmiş kimi örselemiş…

…hiç umrunda değildir.

Çat çut konuşur.

O zaman…

…madem çay…

…harareti almıyor, direkt kahveye geçelim.

Hem günün anlam ve önemine de…

…uygun olur.

-Bir acı kahvemizi içersiniz. -Yalnız Kadri Bey…

Efendim acı kahve…

…hızlı yapıldığı için…

-…vakti olmayana verilir. -Yani?

-Evet? -Hızlı, yanar kahve.

Yanar kahve…

Neyse o zaman bir çay…

-Kızımızın bir kahvesini içelim. -Yapamıyormuşum.

Böyle de esprili.

Kadri Bey, siz ne işle meşgulsünüz?

-Serbest gibi. -Çok serbest.

Çok!

Yani karışanı görüşeni yoktur yani.

Parayla da hiç işi yoktur.

Ne üzerine?

Doğal yaşam.

Ay ne kadar güzel.

Böyle permatür, permakültür gibi bir şey miydi?

Yok, perma yok. Düz.

-Düz yani. -Dosdoğru, doğal.

Gelecek vaat eden bir sektör bu.

Tabii, hem yiyecek hem de sürdürülebilir enerji bakımından çok genişleyecek.

Biz bunu bir ara aramızda konuşalım Kadri Bey.

Tabii tabii.

Peki işleriniz nasıl gidiyor bu ara?

Zor be. Yani Necmi Bey yani…

-Çok zor her şey Necmi Bey. -Tahsin efendim.

-Kim Tahsin? -Ben.

-Öyle mi? -Evet, Tahsin.

Şey isim benzerliği. Kusura bakmayın.

-Pardon. -Evet.

-Tahsin. -Evet.

-İsmim ya sonuçta. -Tabii.

İşler diyorduk.

İşler mi valla işte.

Yani dediğim gibi zor, çekişmeli.

Gergin, liderlik çatışmaları.

Halbuki ne gerek var yani çünkü…

…hepimize yetecek kadar şey var orada yani.

Efendim hep egolardan bunlar değil mi Tahsinciğim?

Yani, tabii bir yerde egolardır.

Egolardır tabii de…

Yani ama şimdi, saygıdeğer beyefendi saygıdeğer hanımefendi…

Sektör için lider önemli bir şey güzel kardeşim, öyle değil mi?

Bir gemi var diyelim.

Bize ait olması önemli değil. Gemi ar.

Kaptanı yok diyelim. Lideri yok.

Bir sürü kafadan ses çıkacak. O gemiyi öyle idare edebilir misin?

-Edebilir misin? -Öyle bir şey yok.

Edemezsiniz.

Ülkemizin kaderi ne yazık ki bu biliyor musunuz?

Yani illa her işin başı bir dev olacak yani.

Armudun iyisini ayılar yer der ya.

-Yani onun gibi. -Afiyet olsun Kadriciğim.

Yalnız Kadri Bey…

O iyisini değil.

-Ne? -Eğesini o.

-Ee'si mi? -Ee'si mi?

Eğesi.

Şimdi bakın İç Anadolu'da armutun çöp kısmına Eğe denir.

Öyle mi?

Yani ayılar armutun orta kısmını yer anlamında gibi.

Yani görgüsüz olan hep kazanır değil de…

…her şeyin bir adabı vardır anlamına gelir.

Eşeği si…

Kadri zaten…

…o zaten anladı sizi.

Ama bak Kadriciğim.

Gerçekten verdiğiniz bilgiler bizi çok müteşekkür etti Necati Bey.

-Tahsin efendim. -Kim efendim?

Benim efendim. Tahsinb enim.

Kahveler geldi.

-Evet. -Tahsin benim efendim.

Necati değil adı Tahsin.

-Tahsin Bey. -Kızım…

…içine tuz muz koymadın değil mi?

Alper'in midesinde problemler var da.

Hani böyle kusar musar. Rezillik çıkmasın.

Evet, evet. Yok koymadım.

-Rezillik çıkmasın. -Ay canım.

Ne yapayım bunu mu alayım?

-Evet. -Hepsini dökmüşsün.

Efendim sebebi ziyaretimize gelmeden önce…

…hazır kahvelerimizi içiyorken ben de biraz oğlumdan bahsedeyim.

Behçet ailesinin…

…tek varisi olan genç evladımız…

Oğlum diye söylemiyorum bunu. Şey yapmayın da.

Son derece çalışkan.

Ahlaklı.

Zeki.

Valla ben de işte…

…kendi kızım diye söylemiyorum.

-Nasıl? -Söylemiyorum, kızım diye söylemiyorum.

-Söyle. -Kızım diye söylemiyorum.

-Söyle. -Kızım sen anlat, kendinden bahset biraz.

Bakalım ne iş yapıyorsun? Bir eğitimin meğitimin var mı?

İlahi Kadri yani işte.

-Yani senin kızın ayol. -Evet babacığım.

Sanki benimle hiç ilgilenmemişsin gibi bu yaşıma kadar.

Hiç görüşmemişiz gibi, sanki böyle terk edip gitmişsin gibi.

-Çok acayip, heyecanlandı babam. -Gerçekten Kadri, çok acayip yani.

Yani, ne yaptım ben? Ne yapıyorum?

Kendi ayaklarımın üstünde durdum mu durdum.

Yani, tabii ki de.

Kimseye ihtiyacım yok.

-Yok yani. -Ee?

Sebeb-i ziyaretiniz? Buyrun.

Evet, efendim.

-Sebebi ziyaretimizin ne olduğu belli. -Kız istemek.

Ziyaret.

-Allah'ın emri peygamberin kavliyle. -Kabli değil midir o ya?

-Kablidir. -Kabli kabli.

Kavlidir efendim o.

Kavil, söz demektir.

Hisli kablel vuku.

Hisli kablel vuku.

-Ne olmuş? -Bir saniye, lütfen.

Kaldığımız yerden devam edebilir miyiz?

Efendim Allah'ın emri peygamberin kavliyle…

…kızınız Hülya'yı oğlumuz Alper'e istiyoruz.

Evet.

Evet, yani ben…

…onu…

Hülya'ya da…

Hülya sen ne diyorsun? Çünkü ben ne desem boş.

Evet, babam ne dese boş.

Evet, evet.

Evet. Evet evet.

-Evet diyorum. -Evet evet.

Evet, evet.

O zaman…

-Hoppa. -Hadi bakayım.

-Verdim gitti. -Oh be.

Oh be diyelim mi o zaman? Şöyle bir rahatlayalım mı?

İsterseniz…

…konuyu netleştirelim. Ne dersiniz?

Mesela nişan nerede olacak?

Ya da düğün nerede olacak?

Yani yemekli mi, nikah sonrası…

…düğüne geçişli mi?

-Çocuk olursa mesela? -Çocuk lazım.

Cinsiyet partisi nasıl olacak?

Yani sizin de bir fikriniz vardır herhalde değil mi?

Hiç fark etmez.

Ay ben böyle balonlu olanlar var ya onlara bayılıyorum.

Çok da izleniyor üstelik.

Ben şey gördüm böyle uçakta erkek olursa…

…mavi, kız olursa pembe bulutlar uçuyor.

Onlar da çok güzel.

Ya tabii çocuk sizin ama ben çocuğu balona bağlamam.

Evet efendim, çok teşekkür ederiz. Her şey çok güzeldi.

Özellikle kahvelerin tuzlu olmaması ekstra iyi olmuş.

Efendim o zaman bir sonraki aile görüşmemizden önce…

…eğer müsaitse müstakbel kayınbabamı şöyle güzel bir yemeği çıkartmak isterim.

Evet çıkarız tabii canım.

-Aynen. -İyi tamam o zaman, görüşmek üzere.

Hadi kendinize iyi bakın.

-Hoşça kalın. -Hoşça kalın.

Sen az benimle kalsana.

Arap Kadri'yi tanımasam…

…salon erkeği diyeceğim ama.

Gerçekten bravo.

Nezaket bilmediğimiz değil…

…tercih etmediğimiz bir kavram.

Yoksa biliyoruz.

-O zaman teşekkür ederim gerçekten. -Yok yok.

Ben hayır teşekkür ediyorum ama baba diyemiyorum tam alışamadım.

Teşekkür edecek bir şey yok.

Zaten ben bir şey yapmadım.

Şeyi söylesene sen…

…bu lavukla…

-…evlenmeye nasıl razı oldun? -Lavuk ne ya?

-Lavuk ne, hayır lavuk diyemezsin. -Lavuk, lavuk.

-Lavuk diyemezsin. -Adam lavuk.

Lavuk, babası ayrı, kendi ayrı lavuk. İkisi de lavuklar.

Ya zaten ben bu…

…evlilik, söz falan bu işler bana göre değil, bir anlam da veremiyorum.

Niye anlamıyorum. Ama şunu biliyorum.

Bunu gözüm tutmadı.

Ben sana gözün tuttu mu diye sordum mu? Sana soran olmadı.

Sana hiçbir şey sormuyorum. Fikrini beyan etme.

Geldin, göremedin. Hayır!

Ya benim moralimi bozma.

-Hülyacığım. -Karışma sen!

-Gerçekten. -Bir şey diyeceğim.

Çok da umurumdaydı.

Senin…

Sen…

Nasılım ama?

Ya Bari müziğime bir şey söyle Kadri ya. Ağzını bıçak…

Dut yemiş bülbül gibisin.

Bu iş olmaz.

Ya niye bu iş olmaz. Eli yüzü düzgün çocuk.

-Gelmiş, çiçeğini çikolatasını almış. -Uzatma lan, bu iş olmaz dedim.

-Tamam bitti. -Ya yeter!

Yeter ya!

Konuşmayayım konuşmayayım diyorum yeter ya.

Bu çocuk gibi trip yapmaların…

…tribünlere oynama artık yeter.

Olacak bu iş kardeşim.

Nikahıyla da, düğünüyle de. Her şeyiyle, her türlü.

Ben bu yola başımı koydum, bu benim için bir izzet-i nefis meselesi.

Çok özür dilerim.

Yemin ediyorum var ya burada kendimi keserim.

-Kendimi keserim burada. -Ver adamın kılıcını, ver.

-Yürü. -Çok teşekkür ederim.

Birader kusura bakma.

Kadriciğim…

…gerilmeyelim, sinirlenmeyelim. Daha yumuşak bir yerden ilerleyelim.

Yani, biz bize benziyoruz. Biz biziz.

-Oğlum bırak! -Bana…

Az sus ya! Az sus!

Neden bu iş olmaz dediğimi biliyor musun?

Neden abi?

Bak bakalım neden. Bak.

Ya abiciğim arama diyorum ama ben. Sürekli arıyorsun anlamadım ki ya.

Abi tamam biliyorum altı ay oldu.

Ama ben evleniyorum abi sen merak etme ben evlenince alacağım kızdan parayı.

Merak etme abi merak etme senin paran bende kalmaz tamam mı?

Tamam mı abi?

Nasıl?

Vay babasının kemiğine saplayayım.

Ama yine de Kadri, bence bu bizi durdurmamalı.

Oğlum…

Adam kızla…

…para yüzünden evlenmek istiyor. Söğüşleyecek.

Anlamadın mı? Nesini anlamadın?

Yok be oğlum kimse para için böyle bir şey yapmaz.

Yani insan para için gururunu onurunu kişiliğini satar mı ya?

-Satmaz. -Satmaz.

Hayırdır sen?

Konuşsana, niye susuyorsun?

-Bir şey mi var? -Yani…

Çocuk tabii ki…

…para için yapmış olabilir yani.

-Biz de öyleyiz. -Biz mi?

Biz de mi dedin sen? Ne demek o?

Biz de para için…

Ne diyor bu Kadri?

Dur dur dur, şimdi o yumurtlayacak. Dur sen.

-Hülya ormana gelmişti ya? -Ee?

-Dönerken işte şehre inecekti ben de… -Ya ee?

-Arabayla giderken… -Ne yaptın lan kıza?

Hamile mi bıraktın yoksa?

Çüş. Çüş!

Oğlum Yaşar, kimsenin aklına gelmeyen niye senin aklına geliyor?

Dur hele. Başka bir şey bu.

Neyse abicim, arabayla giderken…

…bizim suyla ilgili bir para sıkıntımız var, değil mi?

O da dedi ki..

Ver Kadri'yi, al parayı.

Bu arada amca o hamilelik laflarını falan duydum.

Hiç hoşuma gitmedi.

Konuşan erkeği sevmem…

…arkamdan konuşan erkeği hiç sevmem.

Dedi.

Abi, bir şey dedim duydun mu?

Güzel şaka da…

…sen şimdi şakayı bırak. İşin esasını anlat.

Valla Kadri Beyciğim şaka falan değil ormanın durumu belli.

Aç susuz it gibi kaşınıyoruz. Ormanı düşüneceğiz abicim.

Orman, en önemli olan şey orman.

Lan sikik!

Sen kimsin lan benim yerime karar veriyorsun?

Sen kimsin lan?

Sen kimsin de benim nereye, hangi düğüne gideceğime karar veriyorsun?

Beni aldın buralara kadar sürükledin.

-Sebep? -Boktan liderlik planları.

Hormonlu Angut!

Para lazımsa, para lazım desene.

Abicim, ben sende para olduğunu nereden bileyim ki?

-Ne dedim ki abicim şimdi ben? -Tamam oğlum tamam.

Ben konuşurum sabah.

Hadi sen içmeye devam et. Hadi.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Rezervasyonunuz var mıydı? -Rezer?

-Yok bende, sende var mı? -Bende de yok.

-Yok. -O zaman sizi alamam.

-Sebep? -Rezervasyonsuz sizi alamam beyefendi.

Allah Allah.

Tamam ya Arap gel gidelim zaten bize göre bir yer değil ya gel.

Siz Arap mısınız?

Ben Arap'ım.

Arkadaşlar, Araplar geldi.

Oğlum sen hiç kokoreç yedin mi?

- Yok o ne? - Yürü yürü.

Çekil.

Ne oluyor ya?

Anlatın bakalım gazoz ağaçları.

Anlatın, güzel güzel anlatın. Hiç sıkıntı, sorun yok.

Yani öyle anlatmak için değil de hoşluk olsun diye babacım.

Hoşt ulan ne babası?

Aman Kadri Bey, çocuk şey etti.

Hani bizim oralarda öyle denir de.

Biz ormanda yaşıyoruz. Bizim oralarda öyle denmez.

Hele bir düğün olsun da bakarız.

Bu Alper Portakalı benim kızımı seviyor mu sevmiyor mu söyle bakalım.

Seviyor musun, sevmiyor musun lan? Konuş.

-Seviyorum. -Efendim?

Seviyorum.

-Nasıl? -Seviyorum.

Oğlum sen niye içine içine konuşuyorsun?

Adam gibi söylesene.

Seviyor musun sevmiyor musun?

-Seviyor efendim. -Sen karışma bey baba.

Ben bunu anlayamıyorum gerçekten anlayamıyorum.

Oğlum neyi anlayamıyorsun?

Ya abicim beybaba nedir? Adamın öyle bir yaşı yok ki.

Beybaba tabirini kendinden büyük olan birisi için kullanırsın.

-Tabir orada yanlış oluyor. -Uzatacak mısın daha?

Bana bak.

Senin kızımla para için evlenmek istediğini gayet iyi biliyorum.

Olur mu öyle şey beybaba nereden çıktı para, aşk olsun ne alakası var?

Seni, yerim lan ben. Aferin sana lan.

-Doğru kullandın, tabir doğru. -Hâlâ uzatıyorsun.

Kızı istemeye geldiğiniz gece bir kenara çekildin…

…telefonda öyle fıs fıs sinsi sinsi konuştun.

Borcumu ödeyeceğim şöyle yapacağım böyle yapacağım.

Belli ki borcun var, kızla evleneceksin.

Parayı da kızımdan hortumlayacaksın. Doğru mu?

-Doğru mu bu? -Ya baba şimdi öyle değil…

Lan göt!

Madem para alacaksın benim borcunu oradan çözsene bu kadar uğraşıyoruz.

Bak gördün mü ne güzel aynı Dili konuşmaya başladık hepimiz.

Sen şimdi söyle bakalım.

Bu kızla evlenmek istiyor musun istemiyor musun?

-Nasıl yani, kızmadınız mı? -Cevap ver ulan.

-İstiyor musun, istemiyor musun? -İstiyorum.

İstiyorum, tabii ki. Tabii ki.

Kaç paraya halloluyordu su işi?

Hangi su işi?

Tarzan.

Gerçek bir hayal kırıklığısın.

Oğlum, köye su lazım.

Para lazım halletmek için dedin. Ne kadar?

Aklım gitti ya. İçim geçti ya.

-Beş yüz bin. -O beş yüz bin masaya gelecek.

Başlık maşlık. En sevdiğim.

Güzel babasın.

Demek sen de para için buradasın.

Ne alakası var abicim? O bunun için burada değil.

Bizim ormanda suyla ilgili küçük bir sıkıntı yaşandı.

Hani uzatmayacaktık? Öyle bir şey vardı.

İki şey. Bir.

Bu masada konuşulanlar burada kalacak. Kimse duymayacak.

İki, para gelecek. Hepsi bu.

Efendim yapmayın ne olur? Bakın benim çok borcum var.

Zaten benim bu kadar borcum olmasa ben niye böyle para pul derdine düşeyim?

-Yapmayın gözünüzü seveyim. -Doğru söylüyor.

Çocuk gerçekten zor durumda Kadri Bey.

-Biz babalar olarak… -Lan ne babalar olarak?

Ya siz hayırdır ya? Ne oldu size birdenbire?

Siz kızı istemeye geldiğinizde…

…kahve böyle içilir…

…çay buradan gelir diye artistlik yapıyordunuz.

Bizim masamıza geçmiş…

…bize artistlik mi yapıyorsunuz lan siz?

Tarzan.

Senin bu susulacak yerde konuşman…

…konuşulacak yerde susman var ya?

Çok kafa açıyor biliyor musun?

Yarın bu saate kadar kahvehanede bekliyorum.

Parayı getirdin, 500 bini masaya koydun. Kızla evlenebilirsin.

Getirmedin mi?

Sikime kadar yolun var.

-Ama çok ayıp olmadı mı şimdi? -Niye?

-Kadri Bey? -Buyrun?

-Yalnız o sikime değil. -Öyle mi?

-Sikkim'e. -Sikkim?

Sikkim'e kadar yolun var.

Eski Osmanlı'da…

Hindistan'ın Himalayalarında Sikkim diye bir eyalet varmış.

-Doğru. -Orası da…

…sürgün yeri olarak kullanılırmış.

O sebeple Sikkim'e kadar yolun var denilmiş.

Sen oranın içinden misin?

-Nerenin? -Sikkim'in, içinden misin?

Ya bu bir sonuçta…

…teşbihdir yani. Olur biter.

-Bu lafın gelişi… -Yalnız şimdi o teşbihte…

İkiniz de susun, gerçekten.

Çift taraflı zatülcenp gibisiniz.

Oğlum, anlaştık mı?

Boş bakma. Anlaştık mı?

-Anlaştık, anlaştık ya. -Güzel.

Ben gideceğim 500 bin lirayı tefeciden tüfeciden…

…faiziyle alacağım sonra onu siz kıraathanede beklerken oraya getireceğim.

-Evet. -Size parayı vereceğim.

Bir daha da sizi görmeyeceğim değil mi?

Biz seni bir daha göremeyecek miyiz? Buna nasıl katlanacağız acaba?

Lan yürü! Al babanı da, haydi!

Haydi!

-Hadi lan! -Ya kalk!

Siz kimsiniz lan?

-Kalkalım. -Artistlik mi yapıyorsunuz siz bize?

-Yürek yiyip mi geldiniz? -Tamam oğlum, o kadar da değil.

-Biz Mokokolar'la uğraşıyoruz. -Tamam.

Hayırdır lan?

Otur, otur tamam. Otur.

Kundurasını siktiklerime bak ya!

Cenab-ı Rabbül Alemin bazı kullarını çarpar biliyor musun?

Neden?

-Neden biliyor musun? -Neden?

Ağzında lokma nimeti varken küfür ettikleri için.

Beğendin mi kokoreçi?

Ya Kadri çok güzel bu kokoreç.

Ayrıca bana adama dediğin de çok doğruydu.

Adam orada muhit olarak kullanmaya çalıştı ama hayır senin dediğin daha doğruydu.

-Bunu da yemek ister misin? -İsterim.

İsterim. Bir şey diyeceğim, bunun içinde ne var?

Bu çorbacıda yediğin haşlanmış bok vardı ya.

Onun kızarmış hâli.

Hadi kalk gerizekalı, haydi.

Ya siz iki arkadaş durmadan bana bok mu yediriyorsunuz ya?

Aman!

Eyvahlar olsun!

Kim bu?

Hülya'nın dedesi.

-Burada ne işi var ya? -Anlarsın şimdi.

-Kızımın peşinde dolaşmak yok tamam mı? -Tamam.

Haydi bakalım.

Burada…

…kızımın peşinde dolaşan başka birisi var mı?

Bu enseyi nerede görsem tanırım.

Kadri?

Sen misin?

Evet Refik Amca.

Kadri'den geriye kalanım ben.

Kızım için gelmedin değil mi buraya?

Abi bende kız peşinde koşacak hâl mi kaldı?

İyi.

Bende de para kalmadı zaten.

Anladın mı şimdi?

-Geldi abi, geldi. -Geldi mi?

Herkese selamlar.

-Demek buradasınız. -Geç bakalım.

Tam anlaştığımız gibi.

500 bin lira.

Şimdi bu parayı alacaksınız ve buradan gideceksiniz.

-Bir daha da sizi görmeyeceğim, tamam mı? -Ben onu bir sayayım.

Ben önce bir gideceğinizi anlayayım. Ondan sonra rahat rahat sayarsınız parayı.

Bakın ben bu parayı tefeciden aldım.

Hülya'yla düğünden sonra ben bunu misliyle ödeyeceğim.

Nasıl ödeyeceksin?

Dalga mı geçiyorsun?

-Hülya'dan alacağım tabii. -Hülya'dan?

Evet, Hülya'dan.

Aa Hülya?

Kalkma, otur.

Hülya ya! İnanamıyorum.

Bu sen misin?

Bu sen misin?

Sen kimsin?

Benim evleneceğim adam…

..sen misin?

Benim evleneceğim adam sen misin?

-Sen misin? -Yok, yok ben değilim ya.

O şey olarak söylüyor yani…

…konuşma olarak öyle diyor. Ben değilim, herkese de baktı.

-Buraya da baktı ama ben değilim yani. -Değil.

-Evet. -Evet evet.

Problem yok.

Bedenim sağ, elhamdülillah çok şükür.

Ama ruhum, yok.

Yok.

Sen var ya… Sen çok…

…hudutsuz bir adamsın.

Sen çok…

…pürüzsüz…

…kusursuz…

…nesin ya sen, biri bir şey söylesin, ne bu?

Namussuz!

-Sen namussuz bir adamsın. -Bir dakika ama bir dakika.

Ben miyim namussuz?

Bak sadece para için olsa, ben giderdim ne bileyim işte…

-…başka biriyle evlenirdim mesela… -Bill Gates.

Yok abi, daha genç biri olsun.

Herifin adam olmasına takılmadın. Yaşına mı takıldın?

Tamam. Mark Zuckerberg.

O da çok zengin Kadri.

-İyi para var. -Her ne sikimse.

Onlardan biriyle evlenirdim işte.

Tamam bak, hem madem konu artık buralara kadar geldi.

Kimse kusura bakmasın ben söylemek zorundayım.

Senin bu baban olacak adam var ya?

Sırf para için buralara kadar geldi. Sen de bunu bil.

Tamam mı? Ben miyim yani suçlu?

Yeter!

Yeter!

Ağalar, beyler… Dinleyin beni.

Bu adam var ya…

…bu terbiyesiz…

…bu kiyniyetsiz herif…

…Hülya ile evlenip…

…onun parasını almak için neler yaptı neler.

Ama onun yalanlarını, iftiralarını…

…Arap Kadri değil…

…ben anlatacağım, anladınız mı? Ben!

Birazcık şunu şey yaparsak…

Bakın dostlar, bakın abiler…

Biz ormanda yaşayan insanlarız.

Orman insanıyız yani.

Anlatabildim mi?

Bizim…

Bizim geçen ay…

…suyumuz çok azaldı.

Neredeyse bitme seviyesine geldi.

Bu Arap Kadri var ya…

…kokuyordu az kalsın. Kokuyordu adam.

-Detay verme Allah Allah. -Detaya girmeyeceğim.

Suyu geri getirmek için bize çok para lazımdı.

Ama bizim paramız yok abiler.

Hülya'nın parası vardı.

Arap Kadri bunların hiçbirini bilmiyordu.

Onu ben sürttüm, ben sürttüm.

-Sürükledin. -Ben sürükledim!

Sonra ona her şeyi anlattım.

Her şeyi. Biliyor musunuz?

Bir gece boyunca benimle konuşmadı bu adam.

Bir gece boyunca benimle konuşmadı.

Ya sen niye benimle konuşmuyorsun?

Ben senin dert ortağın değil miyim?

Ben senin her şeyini yapmıyor muyum? Yeri geldi mi ben…

Detaya girme.

İşte bütün bunlardan sonra…

Değerli arkadaşlar…

Kadri düşündü…

…düşündü ve bu planı yaptı arkadaşlar. Bu planı.

Kadri buraya para için gelmedi.

Ben para için geldim. Ben.

Benim şu kalan dört çay borcunu da ödeyin lan artık.

İmanım gevredi.

Tamam, bitti mi söyleyeceğin?

-Bitti mi? -Bitti bitti.

Senin de bitti mi?

Sizin de bitti mi? Herkesin bitti mi lafı?

Gördün mü bak Hülya?

Kızım…

Sen ormana geldiğin zaman bana sormuştun ya?

Niye kaçtın buraya diye.

Şimdi anladın mı neden kaçtığımı?

Evet, anladım.

Çay borcu yüzünden.

Acaba kafan nasıl çalışıyor?

Ya öyle değil. Bak…

Para ilişkilerine batmamak. Boğazıma kadar batmamak için.

Sana gerçek bir hikaye anlatayım bak. İyi dinle.

Ben anneni çok sevdim.

Allah var, çok sevdim.

Evlenecektim de.

İstemeye gidecektim.

Dedenden.

Refik Amca'dan.

Gittim bunların evinin altına. Balkonun altındayım daha.

Bir dakika ben bu hikayeyi biliyorum. Annem anlattı bana senden önce.

Hevesini kırmak gibi olmasın da bir çanta dolusu para için…

-…annemle evlenmekten vazgeçmişsin yani. -Bak.

Çok biliyorsun.

Çok biliyorsun da, yanlış biliyorsun.

Sana doğrusunu anlatacağım.

Ben o parayı neden aldım biliyor musun?

O çıkar ilişkilerine boğazıma kadar batmamak için.

Bütün ilişkilerin paraya dayalı olmasından nefret ettiğim için.

Ben kendi parasına aşık bir adamın…

…ömrü boyunca kölesi olmamak için aldım o parayı.

Dedim adamın parası çok var.

Dünya kadar parası var. Ona koymaz yani.

Parayı dedim alayım.

Aysel'i de alayım, kendimi de kurtarayım.

Gideyim uzaklara.

Huzurlu, güzel bir hayat yaşayalım.

Ondan sonra ormana kadar gittim.

Bu Tarzan'la Jane de var. Manitası.

Onunla tanıştım.

Sonra da bir daha hiç paraya ihtiyacım olmadı açık söyleyeyim yani.

Annemi niye götürmedin yanında?

Anneni… Anneni alamadım.

Çünkü ben dedenden parayı alırken görmüş.

Beni anlamadan, dinlemeden…

…yargıladı, kovdu beni.

Daha da gözüme görünme dedi.

Ben ne yapayım? Git gerisini anana sor, sor.

-Kadri sen ne hisli bir insansın ya? -İçli mi?

-Para nerede Kadri? -Tuvalette.

Hangi tuvalette?

Ormandaki kulübemdeki tuvalette.

Ya affedersin ben…

…neticemi siliyordum onunla.

Hatırladım. O şey değil mi ya o?

-Dolar rulolu şaka kağıdı değil mi ya o? -Yok, şaka maka değil.

Gerçek para o. İşte bu lafı geçen para.

Ya arkadaşım sen niçin madem böyle bir şey var bize söylemiyorsun?

Bizi uğraştırıyorsun ya. Oradan 500 bin çıkar.

Yok abicim sonuna geldik onun kullana kullana.

-Ben ona o kadar çok silindim ki. -Ya Kadri.

Sen dolar kaç para biliyor musun güzel kardeşim?

-Ya 20 bin dolar bize çok rahat yetiyor. -20?

-Evet. -19 bin 500 dolar yetiyor.

-Ne? -19 bin 500 dolar yetiyor, son kurdan.

Allah Allah, bu nasıl iş ya?

Ne yapıyoruz şimdi?

Tamam yeter, ver şunu. Ver!

Aşk olsun sana.

Sen soruyor musun?

Kızımın parasını yemeye çalışan…

…bu vampir, bu kan emiciye ne olacak onu mu soruyorsun?

Ceket. Kalk kızım.

Yürü bakalım. Düş önüme.

Sen otur delikanlı. Bir acı kahvemizi içmeden gitme.

-Yüzüğü kafasına atacağım, unuttum. -Gel gel

Ver kızım. Yüzüğü ver.

Gel gel gel.

Tut şunu.

İyi bu iyi. Gel bakayım sen.

Gerçek midir ya?

Gerçek gibi.

Evet.

Biz buradan ayrılalım.

Ya sen de üzülme artık.

Hayırlısı buymuş.

O lavukla evlensen daha mı iyiydi?

Her şeyin hayırlısı.

Bir de şu.

Bunu…

…al.

Ne yapacağım ben bunu?

Dedene verirsin. Dedene ver.

Babam…

Babam derken… Sen anladın onu.

Arap…

…sana vermemi söyledi dersin.

Haydi bakalım.

Ama bak, şimdi bu diyor ki…

Hülya kızım bak, arabayı alsaydın bari.

İhtiyacım yok.

İhtiyacım yok derken?

Yok.

Al bakalım.

Git suyu açtır.

Geriye kalanın hepsi bu.

Yeter.

Ben de artık senin gibi taşa silinirim.

Lan!

Fucu Hüsnü. Öldürmeye mi çalışıyorsun?

Yürü git lan hadi.

Fıy fıy fıy fıy.

Daha da içeri girecek.

Ya tamam yeter ya oynadığınız. Hadi sıraya girin.

Ya ne oluyor? Hadi bir silkelenin kendinize gelin.

Ne oldu şehirde? Sizin başınıza ne geldi?

Geldiğinizden beri suratınız beş karış asık.

Yani Jane, şimdi şehir yorucu bir yer.

Her köşe başında küçük hesaplar.

Her köşe başında bir materyalist düşünceler.

Orman öyle değil.

Yani ormanda çalışırsın, yorulursun. Tamam.

Ama sabaha o güneşi yüzünde hissediyorsun.

Oğlum sen niye lafı dolandırıyorsun lan?

Kızım şehirde anamızı…

…bellediler yani.

Evet.

Ee tamam. Şimdi lider kim oldu?

Bu olsun.

Ben masadan çekiliyorum.

Masadan mı çekiliyorsun?

Hay güleyim de boşa gitmesin ya.

Sonra birileri gelip…

…masaya dönmen için ikna etmesin seni?

Arap!

Arap?

Nereye gitti bu görmedin mi?

Nasıl yok ya?

Benim arkam dönük. Senin bakış açında.

Buradaki adamı senin görmen lazım. Ben nasıl göreyim?

Neyse, şimdi ben resmi olarak First Lady oluyorum yani.

Jane, lütfen rica ederim çadıra gider misin?

Lütfen ya.

Benim President'lığım mı kalmış ya? Yürü ya!

Arap, Arap!

Allah Allah!

Açılın!

Ben geldim!

Vay, hoş geldin!

Ya sana helal olsun Hülya. Ben sana dedim kızım.

Senin yerin babanın yanı.

-Burası. -Evet çünkü mutluluk burada.

Bence mutluluk burada.

Bunca yolu yürüyerek mi geldin?

Yürüdüm, onu da hallettim.

Babam nerede beni karşılamıyor mu?

Ya yok, o şimdi sensiz dönünce tabii o durum biraz onu vurdu.

Koydu ona yani.

O kesin kulübede sızmıştır.

Gel, gel götüreyim. Seni görünce çok sevinecek, gel.

-Vallahi ya. -Gel gel.

O sızmıştır da şimdi seni görür görmez uyanır, gel gel.

Kado!

Kado!

Allah Allah!

Salona mı baksak diyeceğim. Burası tek kulübe.

Ee, bunun donları da burada.

Çok uzağa gitmiş olamaz.

Ben bir Arap çekeyim.

Arap.

Bir dakika sen o işi bana bırakıyorsun.

Sana mı bırakıyorum? Ya siz baba kız hasta mısınız ya?

-Sizin sıkıntılarınız mı var kardeşim? -Evet.

Ya Tarzan'ım ya ben.

Bunu benden daha mı iyi yapacaksınız kardeşim?

Evet.

-Yap. -Ben çıkardım onu daha önce.

Çık!

Çık!

Neredeysen çık!

Kadri, Kadri! Arap Kadri!

Seyyar satıcı gibi bağırıyorsun be.

Arap!

-Arap Kadri! -Arap!

-Çık, Arap Kadri çık! -Arap!

-Neredeysen çık! -Arap!

Biri beni mi çağırıyor ya?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.