All language subtitles for Her-Yerde-Sen_bolum_1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Hareketli müzik)

(Zili çalıyor)

Dayan Çiçi, dayan! Çok az kaldı. Gidiyoruz İbo abine.

Kurtulacaksın.

(Zili çalıyor)

Pardon, yol verin bisikletliye.

Pardon. Bisikletliye yol verin. Çok özür dilerim, pardon.

Balık var. Aman teyzeciğim, çekil çekil.

Ne yapıyorsun be kızım! Biraz dikkat et be yavrum.

Özür dilerim. Yol verin, acil, çok özür dilerim. Pardon.

Bak Çiçi.

(Hareketli müzik)

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik...)

(...)

(...)

Hoş buldum İstanbul.

(Müzik)

İbo!

İbo!

İbo, nedir durum? Çok mu kötü?

Bak, çok kötüyse söyle, tamam mı?

Bir anda, hemen söyledi. Hadi bekliyorum.

Gerçek şu ki üzgünüm ama ben hiçbir şey göremiyorum Selin.

Nasıl görmüyorsun?

Sen uyanamadın galiba. Bir kahve iç, bir daha bak.

Maalesef, sayende uyandım.

Baksana, çok hâlsiz, böyle yampiri duruyor sanki.

Balığında hiçbir sorun yok Selin, bence boşuna panik yapıyorsun.

Kuyruğuna ne diyeceksin peki? Böyle miydi bunun rengi? Bak.

Bak, bunu dün çektim.

Bu da geceden, bak.

Bariz fark var. Gördün mü?

Gün batımından flamingo turuncusuna dönmüş.

Yani...

...balığında hiçbir sorun yok Selin. Olsa bile yemdendir.

Selin, sıkıntı yok bence.

İbo, çok büyük sıkıntı var.

Bugün kuyruğunun rengi değişir, yarın yüzmesi değişir...

...sonra battı balık yan gider. Ne yapalım?

Çiçi'nin helvasını mı yiyelim?

Her toplantı öncesi böyle deliriyorsun. Proje teslimin daha da beter.

Bak, Çiçi'nin hiçbir sorunu yok. Sorun sende.

Allah Allah. Ne sorunum varmış benim?

Sevdiklerini kaybetme korkusu beynine işlemiş.

Artık bunu yenmen lazım Selin.

İyi o zaman, Çiçi'yi tuvalete atalım, sifonu çekelim.

Bırakalım ölsün. Böyle mi yeneceğim ben korkumu?

Bazen başımıza talihsiz şeyler gelebilir.

Hayatta her şeyi kontrol edemeyiz.

Sen öyle san.

Her şey benim kontrolüm altında.

Çiçi, gel bebeğim, gidelim.

(Müzik)

Ee, o kadar abanırsan kırarsın zinciri tabii.

(Selin) Ah benim aptal kafam.

Tam da patronun açıklanacağı günü buldun.

Sen niye yiğitlik yapıyorsun ki? Bin taksiye git işte.

Değil mi Çiçi?

Çiçi, neyse ki sapasağlamsın. Çok şükür.

Yalnız benim cıvatalar biraz atmış.

Bisikletin de zinciri kırıldı. Uff, uğraş dur şimdi.

Ah!

Size de günaydın Mösyö Tosbağa.

Bu sabah verdiğim 'iceberg' marulun keyfini ziyadesiyle çıkardınız...

...gözümden kaçmadı.

(Keçi sesi)

Sana da günaydın Sakız.

Kızlar, bugün çok önemli. Sakın işe geç kalmayın.

Selin, özellikle sana söylüyorum. Ne yaptın, hazırlandın mı?

Bütün sabah Çiçi'yle uğraştım.

Ne oldu? Yoksa bir gözü diğerinden daha mı patlak?

Ay, yüzgeci mi çırpmıyor Selin? Sakın bana kilo verdi deme.

Çok ayıp. Sağlıkla şaka olmaz.

Bir gün sizin de başınıza gelirse görürsünüz.

Bırak şimdi Çiçi'yi. Bugün çok önemli bir gün diyorum.

Şirketin yeni yöneticisi açıklanacak.

Mervoş, şirketi zaten Burak yönetiyordu, yine o yönetecek.

Açıklama tamamen resmiyet.

Yok, ben anlatamıyorum galiba.

Kızlar, buraya dikkat!

Burak kendi kendini mi yönetici ilan edecek?

Alo! Büyük patron geliyor diyorum, hadi!

Ekrem Bey hiç şirkete gelmez ki.

Yoksa gelir mi Ayda?

Tamam.

Benim beş dakikam var...

...Mervoş, senin tam olarak 11 dakikan, Selin, 20 dakika 43 saniyen var.

Ekrem Bey'in geldiği gün asla geç kalamayız.

Tamam, kapatıyorum ben de. Oyalamayın beni.

Ben de çıkıyorum, görüşürüz.

Gel Çiçi, gidelim.

(Keçi sesi)

(Arabayı durdurdu)

(Müzik...)

(...)

(...)

(Müzik)

Anne!

(Müzik...)

(...)

(...)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

(Sessizlik)

(Hareketli müzik)

Bu ne ya?

(Hareketli müzik...)

(...)

(...)

(Müzik)

Aa!

Dur dedim sana, dur!

(Müzik)

Şimdi ağzını açacağım ama bağırmayacaksın. Anladın mı?

-Bağıracaksın değil mi? -Hı hı.

Evde başkası var mı?

Evde başkası var mı?

Ah!

Aa!

Al şunu. Al şunu dedim!

Bana bak, sırf adabımdan arkamı dönüyorum.

Eğer bir şey yapmaya kalkarsan çok fena olur.

Ah!

(Müzik)

Oo!

(Sessizlik)

(İç çekti)

Memur Bey, evimde saldırıya uğradım.

Evet, darp edildim.

Bilmiyorum, ev bir süredir boştu. Öyle görünce de girip yerleşti herhâlde.

Yakalanınca da saldırdı tabii.

Nasıl?

Siz ne zaman burada olabilirsiniz?

-Bu ne hız! -Kıpırdamayın!

Bir dakika, bir dakika.

Bakın, yanlış anlaşılma oldu.

Lütfen o silahı indirir misiniz Memur Bey?

Ben ev sahibiyim. Ben aradım sizi.

İşgalci beni bayıltıp kaçtı. Şu boylarda...

...siyah, kısa saçlı. Bu kadın! Tutun, kaçmasın.

İşte bu adam Memur Bey. Ben duştayken bütün evi karıştırmış.

Bir şey çalmış olabilir. Lütfen üstünü arayın.

-Ne? Yalan, yok öyle bir şey. -Nasıl ya?

Elinden zor kaçtım, manyak! Ne çaldın, söyle!

Doğru konuş be, terbiyesiz. Ne yapayım ben senin eşyalarını?

İnternetten falan satıyorsundur canım, ne bileyim ben.

Bana bak, hem evime girmişsin, hem utanmadan bana iftira atıyorsun.

Polis arkadaşlar şahit, bunlar seni kurtarmaz.

Boşuna suçunu ağırlaştırma.

Aa, görüyor musunuz, nasıl üstten konuşuyor.

Yavuz hırsızı, bir de beni suçlu çıkartacak.

Polis Bey, ne olur, gözünüzü seveyim bir şey yapın.

Hayda! Hâlâ hırsız diyor. Memur Bey, ben bu kadından şikâyetçiyim.

Saçma sapan konuşup aklınızı karıştırmaya çalışıyor.

Lütfen gereğini yapıp, şu kadını alıp götürür müsünüz evimden?

Asıl ben şikâyetçiyim.

Yakalandı ya suçüstü, bir de deli numarası yapıyor.

-Ev benim falan diyor. -Bir susun. Kimin bu ev?

(İkisi birden) Benim!

(Erkek) Vallahi işiniz zor gözüküyor.

Evin yüzde 50'si sizin, diğer yüzde 50'si Selin Hanım'a ait gözüküyor.

Nasıl olur? Delireceğim.

Kullanım alanı burada belirtilmiş.

Siz tapu dosyasını daha önceden incelemediniz mi?

Ben nereden bileyim ne, nerede yazıyor?

Hayatımda ilk kez ev alıyorum.

İmzaları attık, tapuyu aldık, bitti gitti.

Leyla teyzenin böyle bir şeyi söylemeyeceği aklıma bile gelmedi.

Ben de yurt dışından vekâlet verdim.

Satın alma işlemleriyle avukatım ilgilendi.

Nasıl böyle bir şeyi atlar, anlamıyorum.

Keşke kendim gelseydim.

Sonuç olarak ikinizin de tapusu yasal. Evin ortak sahiplerisiniz.

Olmaz öyle şey!

Bakın Yıldırım Bey, bunu nasıl çözebiliriz, siz onu söyleyin.

Birisi hissesini, diğerine satıverir.

Ben satmam!

O zaman evi paylaşabilirsiniz.

O ev bölünecek bir ev değil.

Zaten ben evin bütünlüğünün bozulmasını istemem.

O yüzden sen başka bir yere taşın, evi bütün hâlde bana bırak.

Ben o evi almak için çok bekledim. Hiçbir yere gitmem.

-Sen taşınacaksın. -(Yıldırım) Birlikte yaşayabilirsiniz.

Olmaz!

O zaman ortaklığın reddi için bir dava açacağız.

Peki, o uzun mu sürer?

Hâliyle, yani davanın görülmesi üç ay...

...itirazlarla birlikte üç yılda karara bağlar.

(Müzik)

Ah ah!

Babam o evi ikimize bırakmıştı Firuze.

Sen bana söylemeden nasıl satarsın?

Asıl sen nasıl satarsın? Hem de üç kuruşa!

Aynı şey mi canım? Hem ben ev harabe diye öyle o fiyata sattım.

Babacığımın kemikleri sızlıyordu yattığı yerde vallahi.

Hem hazır kız iç mimar...

...her tarafı yenilerim dedi. Yeniledi de.

Tabii. Ama sen? Sen sırf para için sattın o canım evi.

Hırsın batsın Firuze!

Aldığın parayı tek başına çıtır çıtır yerken sorun olmuyordu ama.

Her gün bal, börek, kebap.

Yok kültür turlarıymış, yok lezzet turlarıymış...

...edebiyat atölyeleriymiş.

Bu yaşından sonra herhâlde ya gurme olacaksın ya da yazar.

Ben de diyorum, boyuna para harcıyor,

...nereden buluyor!

Sen silikon taktırdın, ben bir şey dedim mi?

Evi satıp kendine kaçak kat çıkmışsın maşallah.

Yemin ederim gözüne görünecek var senin.

(Kapı zili çalıyor) Vallahi geldiler.

(Kapı vuruluyor)

(Selin) Leyla teyze, evde misin?

Leyla teyze, evde misiniz?

(Kapı vuruluyor)

Bu o. Evi sattığım kız.

Bu da evi satın alan oğlan demek ki.

-Ne diyeceğiz şimdi? -(Selin ses) Leyla teyze!

Yavaş! Kapıyı mı kıracaksın? Yoklar işte evde.

Onlar yoksa benim kapı gibi tapum var.

Altı aydır imanım gevredi, orasını düzelt, burasına tadilat yap.

İnanmıyorsan sorarsın Leyla teyzeye ben eve girdiğimde ne hâldeymiş.

Benim o evin her santiminde emeğim var.

Ne yaptıysan yaptın. Sonuç değişmiyor. İkimizin de tapusu var.

Aman ne yapayım canım.

Sen de düzgün avukat tutsaydın, dolandırılmasaydın.

Ben dolandırılmam! Uzakta olmasaydım bunlar olmazdı.

Belki de o Firuze dediğin kadın avukatınla iş birliği yapmıştır.

Yok artık, çete mi bunlar? Biri avukat, öbürü kaç yaşında kadın.

Avukatınki ihmal, belli. Firuze Hanım da unuttu belki söylemeyi.

Vallahi ben Firuze'yi falan tanımam. Evin sahibi Leyla Hanım...

...evi de bana sattı.

-O ev benim. -Ben anlamam!

-Ev benim. Toplar eşyalarını çıkarsın. -Yuh artık be!

Evi almışım, dünyanın tadilatını yapmışım...

...içine yerleşmişim, bir de çıkıp gideceğim, öyle mi?

Yok öyle yağma. Ayrıca senin yüzünden işe geç kaldım.

Şimdi evime hazırlanmaya gidiyorum.

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

İnsan bir günaydın der, ayıp be!

Ustam, zaten asabım bozuk, sen de bir dur ya.

Bağırma bana, sesini yükseltme...

...alırım dalağını.

Affet ustam. En güzel günler senin olsun.

Bana bak, kim attırdı senin kafanı? İsim ver...

...gideyim alayım dalağını. -Ustam, ben seni sonra aydınlatsam.

Çünkü çok geç kaldım, müsaadenle bir içeri gireyim.

Ekrem Bey geldi mi?

Muharrem Usta?

(Müzik)

Azmiye... Azmiye, ne olur geç kalmadın de.

Ekrem Bey gelmedi değil mi?

Merak etme tatlım, taç giydirme töreni başlamadı daha.

Kraliyet ailesini bekliyoruz.

-Burak da mı yok? -Yok.

O geç kalmazdı normalde, özellikle de bugün.

Neyse, hadi.

-Günaydın Selin. -Günaydın.

(Müzik)

-Günaydın. -Günaydın.

Geç kalmada yeni bir rekor kırdın.

Sorma. Ama vallahi benim suçum değil.

Bugün bir sürü saçma sapan şey geldi başıma.

Size anlatmam lazım. Gözünüzü seveyim bana bir yol gösterin, yardımcı olun.

Ne oldu ya?

Ferruh Bey, odama gelir misiniz?

Şimdi gel Ferruh!

-(Merve) Tünaydın Burak. -Hoş geldin abi.

-Ters bir şey mi oldu? -Yok bir şey, siz işinize bakın.

-Burak, ne oluyor? -Selin...

...canım, sonra. Tamam mı?

(Burak) Ferruh!

Neydi şimdi bu?

Patronun oğlu sonunda patron oldu.

Yok canım. Burak bizdendir, yapmaz öyle şey.

Bir şeye canı sıkkın ama neye?

Çok acayip bir gün geçiren bir tek sen değilsin demek ki.

-Niye, ne oldu ki? -Çok uzun şimdi.

Zaten Burak'ın da heyheyleri üstünde, öğlen konuşuruz, tamam?

(Gerilim müziği)

Ne bu hâl, ne bu sinir?

Baban patronluk maaşına zam yapmadı mı yoksa?

Babam beni patron yapmadı.

Sen Artemim'i babanın şirketi olarak görüyorsun.

Patronun oğlu olmaktan bir kurtul be oğlum!

Ne yapayım baba? Soyadımı mı değiştireyim?

Artık arkanda baban yok! Arkanı toparlayacak bir holding de yok.

Bundan sonra her adımının hesabını vereceğin biri var.

-Başka birini getiriyor. -Dışarıdan birisi mi?

-Olmaz öyle şey canım. -Dışarıdan değil.

-Çünkü hissedar kendisi. -Bittim ben.

Sadece yönetici olsa idare ederdik belki ama...

...yönetim kurulunda koltuğu olan biri.

Her şey ortaya dökülecek.

Sen oğlusun, seni affeder ama ben?

Ekrem Bey bitirir beni.

Yok, hiç bulaşmayacaktım ben bu işe. Senin aklına uydum.

Biz şirketi kurtardık Ferruh.

Gerçi Ekrem Bey'in gözünde hiçbir değeri yokmuş.

Mahvoldum. Kariyerim bitti.

Filler tepişti, ezilen Ferruh oldu.

-Ben gidiyorum. -İyi, git ama suç kaçanın üstüne kalır.

Eski dosyaları karıştırmasına izin verme.

Bizimle ilgili olan bütün dosyaları temizlememiz lazım.

Gerekirse de hepsini yakarız.

İhaleye fesat karıştıranlar tepemize bindiğinde ne olacak?

Onu da zamanı geldiğinde düşünürüz.

İç mimarlarımızla bir görüşme ayarlıyorum o zaman.

Tamamdır. Çok teşekkürler.

Merve, tel zımbanı verir misin aşkım?

-Tamam hayatım, ikinci çekmecede. -Sen versen?

Yaa.

Nasıl, beğendin mi sürprizimi?

Beni mutlu etmek için önce sinir etmek zorunda mısın Bora?

Ben seni mutlu etmek için önce sinir etmeye de razıyım.

Serseri.

Ayy... Burak'ın heyheyleri üstünde. İşine dön.

Tamam tamam.

(Müzik)

Arkadaşlar, Ayda, tamam mıyız?

Arkadaşlar...

...çiçekler? -Bende.

-Pasta? -Bizde.

-Yüzük? -Cebinde Boracığım.

Evet, yüzük cebimde. Müzik?

-Müzik bende. -Video kaldı bir tek.

-Video? -Video Selin'deydi.

Selin.

-Selin! -Ha?

Video.

Dur, tamam. Görmek istersen çantamda.

Ben gece çantama koymuştum, sonra sabah da...

-İbo'da unuttum. -Ne?

Video yok mu?

Tamam, panik yapma. Ben şimdi İbo'yu arayıp isteyeceğim. Bir dakika.

Hemen ara abi.

(Hareketli müzik)

İç mekân için aşk merdiveni arıyorum. Sizde var mıdır?

Var tabii. Siz geçin, ben geli...

Yok artık. Sen nereden çıktın oğlum?

-Ne zaman döndün Japonya'dan? -Çok olmadı.

Çok iyi. Sen geç bahçeye otur, ben ellerimi yıkayayım, geliyorum.

İyi, tamam. Fazla bekletme.

(Müzik)

Giriş için böyle kemerler düşünüyorum. Yanlarına da şöyle neoklasik sütunlar.

Kime diyorum?

Ah!

Selin, ne yapıyorsun? Acıdı.

Bir şey anlatıyorum burada.

Dikkatini vermeyeceksen hiç çalışmayalım.

Şey, gözüm dalmış öyle. Kusura bakma.

Dalmasın. Dalacaksa işe dalsın. Sonra ben yiyorum azarı.

Tamam. Kızma.

Selin, bir de şey diyeceğim ben sana.

Biz bugünkü olayı acaba akşam mı yapsak?

Akşama bırakırsak yarına bırakalım diyeceksin.

Her şey hazır. Az cesaret. Sonra bana teşekkür edeceksin.

Bak, en azından yemekten sonra yapalım.

Çünkü bak, Merve açken çok tehlikelidir.

Doğru söylüyorsun.

O zaman öğleden sonra yapalım.

Ama o zamana kadar Merve falan yok, tamam mı?

Dikkatini ver.

Zaten video falan da yok abi.

Bu tablet acaba zamanında gelecek mi?

Selin, bir daha arasak mı?

Merak etme, gelecek.

Zaten ben buraya gelmeden önce tabletin bende olmadığını anlasaydım…

…uğrar alırdım.

Ama o aptal adamı evden göndereceğim diye bende kafa kalmadı ki.

(Bora) Hangi adam?

Ay, usta, mesajları mı okuyordun sen?

Bana da kanat söyle. Duble, acılı.

Bir de mevzuyu iyi anla, senden dinleyeceğim.

Hediye için teşekkürler. Çok orijinalmiş bu.

Ne demek Vedat'ım. Güle güle kullan.

Şimdi lütfen bana şaka yaptığını söyle. Ziyarete geldim de bana.

Vallahi Vedat'ım, Japonya defterinin çoktan kapanma vakti gelmişti zaten.

Artemim de iyi bir fırsat gibi göründü.

Artemim mi?

Onun her tarafı iyi olsa ne olur Demir?

Bir ayağı çukurda bir şirket.

Onlar geçen sene batıyorlardı zaten.

Hoş, hâlâ daha da ne olacağı belli değil ya.

Ooo! Vedat Bey, bakıyorum sektöre hâkimiz.

Herhâlde oğlum.

İstanbul'un akıllı bütün peyzajcıları, iç mimarları benimle çalışıyorlar.

Canı sıkılan buraya geliyor.

Bitki bakma ayağına kafa dağıtmaya geliyorlar seraya.

Bana bak, sektör dedikodularını falan sen gel benden al, tamam mı?

Çok iyiymiş Vedat.

Bir ara geleyim de rakip analizlerini falan alayım senden.

Bırak oğlum şimdi dalga geçmeyi. Artemim ne alaka?

Senin gibi biri birikimini böyle ölü yatırımlara harcamaz.

Çıkmadık candan umut kesilmez diye bir şey duydun mu Vedat?

Oğlum, şurada ciddi bir şey konuşuyoruz.

Herkes seni istiyordu Demir.

İstanbul'un bütün iç mimarlık şirketleri, en büyükler.

Bunlar yıllardır senin peşinde.

Var senin kafanda bir şey. Neyin peşindesin?

Yönetimin bulaşmak istemeyeceği kadar umudunu kestiği bir şirketin.

Yalnızlık, tam yetki…

…ve işime karışılmaması.

Yani bunlar için bütün kariyerini riske atmaya değer mi?

Ucunda istediğim bir şey varsa değer.

-Sormayacağım. -Sormazsın.

Dünyayı gezdim, senin gibi bir adam tanımadım, biliyor musun?

Niye? Yeter ki sana soru sorulmasın değil mi?

-Aynen öyle. -Cins herif.

(Müzik)

(Esniyor)

(Müzik)

Oh!

Vov! Buyurun.

Selin Hanım için gelmiştim.

-Efendim? -Selin Hanım.

-İsim? -İbo.

Ben haber vereyim kendisine.

Hiç gerek yok. Beni bekliyor zaten. Hemen bir şey bırakıp çıkacağım.

(Duygusal müzik)

-İyi misin? -Evet.

(Duygusal müzik)

Teşekkürler.

İbo, tam zamanında geldin. Getirdin mi?

-Al bakalım. -Sen cansın.

Sana bir kahve ısmarlayayım.

Klinikte işlerim var. Kaçıyorum. Size kolay gelsin.

Dikkatli git.

(Duygusal müzik)

(Kapı kapandı)

Ayda, ne oldu canım? Sen öyle kaldın bir.

Ne alakası var canım? Yok öyle bir şey.

Bu, o adam mı?

Kim?

Yok. Bu benim veteriner arkadaşım, İbo, hani hep bahsediyorum.

Ha bu, o.

Meşhur İbo.

Yıllardır sadece veteriner dedin Selin şu çocuk için.

Veteriner.

Evet, ben de onu diyorum işte başka bir şey söylemedin diye.

Sen hayırdır?

Sen şimdi konuyu karıştırma da Merve'yi çağıralım…

…anlat bakalım şu adam kimmiş.

-Özlemişim. -Özlersin tabii.

Bir ara gel de kendi ellerimle bir 'sushi' yapayım sana.

Acayip ilerlettim hocam. Kendimi aştım bak, şaşırırsın.

Senden kurtulur mu oğlum? Gelirim tabii.

Ama sana önce bir ev ayarlayalım.

O iş tamam.

Bizim eski evi satın aldım.

Nasıl? Boş muymuş o ev?

Almış eline bir tapu, girmiş eve…

…bu ev benim, çık git diyor.

Eski ev sahibini arasaydın hemen.

Hayatım, aradım tabii. Kapısına bile dayandım.

Ama yok, Leyla teyze kayıplarda.

Kadına bir şey yapmış olmasın?

Merve, saçmalama.

Kadın tapuya avukatla gidip imzalamış.

Hayır canım, imzalayan o değil, ablası.

Firuze midir nedir. Dolandırıcı mıdır, sahtekâr mıdır!

(Demir) Evin sahibi Firuze Hanım evi satmaya karar verince beni aradı.

Ben de avukatıma vekâlet verip aldım.

Eski avukatıma. Neyse.

Yıkılıyordur oğlum o ev. Bakmadan almasaydın keşke.

Yok. Aynı. Bıraktığım gibi.

Hatta daha bile iyi.

Ben bakmasaydım ne hâldeydi o ev! Eve girdiğimden beri tadilattayım.

Siz biliyorsunuz. Kapı pencereye kadar yeniledim.

Bütün tesisatını elden geçirttim Muharrem Usta'ya.

Tam az bir işi kaldı demişken…

Emeklerine yazık. Gelip hazıra kondu vallahi.

Konamaz!

Konamaz. O ev benim.

Şimdi ne olacak?

Bir an önce evime yerleşmek istiyorum abi.

Ama yerleşebilmek için önce içindekinden kurtulmam lazım.

Bahçeli ev tabii oğlum. Uzun süre boş kaldıysa…

…börtü böcek yuvalanmıştır. Fare çıkar, akrep çıkar.

-Her şey çıkar oradan. -Çıktı zaten Vedat'ım, çıktı.

İnsan çıktı. Başkası varmış evin içinde.

-Delinin teki. -Nasıl? Kiracı mı?

Yok abi, ev sahibi.

Firuze Hanım'ın kardeşi hissesini ona satmış…

…Firuze Hanım da bana.

Bir de bana " Ben anlamam, ev benim, çıkar gidersin." diyor.

Kaba herif.

Barbar. Medeniyetsiz adam.

Ay, yok, bu böyle olmayacak. Biz en iyisi gidip bir avukat tutalım.

Sen de sakın gitme oraya bir daha. Gel bu akşam bende kal.

Tamam işte oğlum, tutalım sana bir ev, olsun bitsin.

Olmaz Vedat. O ev benim için özel. Biliyorsun.

Başka bir yerde kalmak istemiyorum.

O kızın gitmesi lazım. Ama anlaşamadık.

Kendisi biraz sinir bozucu bir tip.

Öyle konuşmadan, insanlıktan falan anlamıyor.

Kendini bilmez. Sinir illeti.

Hadsiz!

Gideyim de ev ona kalsın, değil mi? Yok öyle yağma.

Ben evimi yedirtmem.

Saçmalama Selin.

Adam manyağın tekiyse ne yapacaksın? Aynı evde nasıl kalacaksın?

Ya katilse, o zaman ne olacak?

Adam manyak ama bana bir şey yapamaz.

Böyle cetveli ensesine vurduğum gibi bayılttım.

Gerçekten T cetveliyle mi vurdu?

Gülme Vedat.

Kusura bakma Demir, vallahi ben bu kızı şimdiden çok sevdim.

Tam buraya geldi.

Bayılıp kalmışım.

Hayır, bitmedi, sonra eve bir de polis çağırmış.

Kendi evimde tutuklanıyordum Vedat.

Ne yapacaksın peki?

Bulacağım bir yolunu.

Ama önce şirkete gidip ortama bir bakmak istiyorum.

O zaman hayırlı olsun kardeşim. Hem işin hem evin.

Bunu ona ver. Tatlı dil her zaman işe yarar.

Kaktüs yok mu?

Orası benim kalem.

Evde Çiçi var. Bahçede Mösyö Tosbağa var.

Keçi kızım Sakız var.

Bir de mahallenin köpeği Karamuk var.

Her sabah bana uğrar.

Ben şimdi onların hepsini alıp apartman dairesinde nasıl yaşayayım?

Gerekirse savaşırım. Evin etrafına dikenli tel çekerim.

Çatıdan kızgın yağ dökerim.

Oksa ok, yaysa yay.

Tamam güzelim, biz anladık seni. Yani yapamaz bir şey.

Sonuçta elinde kapı gibi tapun var, değil mi?

Anlayalım bir durumu...

...en kötü, Muharrem Usta'ya söyleriz, alır dalağını.

Ay, of! Ben acayip şiştim. Çok mu yedik acaba biz?

-Ben bir tane yedim. -Vallahi ben onu da yemedim.

Oha!

Hepsini ben mi yedim?

(Müzik)

Güzel vuruş.

Fazla falsolu.

Esinti kesilmeseydi tam hedefine ulaşacaktı.

Rüzgârı okuyamadıktan sonra bu oyunun pek bir anlamı kalmıyor.

Belirsizlikleri sevmiyorsunuz değil mi?

Kontrol edemediğim değişkenleri diyelim.

Artemim'in de hisselerini bu yüzden aldınız.

Tüm kontrol sizde olsun istiyorsunuz, değil mi?

Çabuk pes ettiniz.

Ben sadece hisselerin yüzde 20'sini aldım.

Batmak üzere olan bir şirkete yatırım yapacak bir adam değilsiniz Demir Bey.

Onun için bekleyip neler başaracağınızı görmek istiyorum.

Fazla beklemeyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Yalnız bir tek şeyi yapmayı başarabilirseniz.

Neymiş o?

Ne siz ne de yönetim kurulu ilk yıl aldığım kararları sorgulamayacak.

Bir yılın sonunda planladıklarımı yapabilirsem…

…tekrar kâra geçeriz.

Yapamazsan?

Açıkçası hiçbir şey kaybetmezsiniz.

Artemim'in batması kaçınılmaz görünüyor.

Şirkete geçelim mi?

Bu güzel günde sizi şirkete sürüklemeyelim isterseniz.

Benim takdime ihtiyacım olmayacak.

Ekiple kendim tanışmayı tercih ederim.

Peki. Öyleyse hayırlı olsun.

Teşekkürler.

Hazır mısın? Başlıyoruz.

Yok. Elim ayağım buz gibi Selin. Baksana.

Hakikaten buz gibi yani.

Bir de boğazım tıkandı. Bak, yutkunamıyorum.

Yutkunamıyorum. Kuru ya.

Ben konuşma yapamayacağım. Sen yap.

Sen teklif et ha?

Vallahi et.

Aa! Olmaz öyle şey.

Bak, bu senin işin, tamam mı? Hadi, az cesaret. Yaparsın.

Evet arkadaşlar, sunum provamız için hepinizi toplantı odasına çağırıyorum.

(Selin) Hadi Ayda.

Demir Erendil mi?

Tabii. Tabii efendim.

Ben gereğince karşılarım.

Evet.

Teşekkürler.

İyi günler.

Ay, Burak Bey çok üzülecek.

Kim bu Demir Erendil Allah aşkına?

Benim.

Efendim?

Herkes içeride mi?

Toplantı odasında sunum provası yapıyorlar.

-Ben hemen haber vereyim. -Verme.

(Müzik)

Bir ev... (Boğazını temizledi)

Bir ev nedir?

Barınma yeri olabilir, ee...

İtibar göstergesi olabilir ya da…

…mutlu bir yuva olabilir.

Peki arkadaşlar, biz burada evleri tasarlıyoruz.

Fakat ya içindeki mutluluk? Mutluluk tasarlanabilir mi?

Hangimizin buna gücü yeter?

Bu sunumu niye sen yapıyorsun? Senin işin değil mi bu?

Evet, öyle.

Ama Bora bu işi çok sahiplendi.

Çok çalıştı. Bence ona bir fırsat verelim.

Şöyle sorayım ben o zaman.

Mutluluk nedir?

Yani bir alet olsa, mutluluğun resmini çekebilse…

…böyle tuşuna bassak ne çıkar?

Bora, ne yapıyorsun?

Ah!

Takıldı bu. Ben takılırım diye düşünüyordum.

Buradan patladık. (Gülüyor)

Ver.

Bir yere bağlayacak mısınız?

Hemen bağlanıyor Burak Bey.

Ta ta!

İşte mutluluğun resmi bu. Benim için.

Merve, ben bu şirkette birçok insan için ev tasarladım.

Bütün bunları yaparken de içinde hep ikimizi hayal ettim.

Çünkü mutlu bir yuva deyince benim aklıma içinde senin olduğun geliyor.

(Duygusal müzik)

Artık kendi mutlu yuvamızı çizelim mi?

Benimle evlenir misin?

(Duygusal müzik)

Evet.

Evet. Bir ev dolusu evet.

(Alkışlar ve tezahürat)

(Müzik)

Ah, Demir Bey. Her şey yolunda mı?

Şu görselin çıktısını alabilir misiniz? Acil.

-Tabii efendim. Renkli mi olsun? -Evet.

(Gerilim müziği)

Ama bu…

(Bora) Var ya, hiç beklemiyordum ben de böyle bir şey.

-Teşekkürler. -Çok tebrik ederim gerçekten.

Hadi çabuk. 'Selfie'!

Herkes gelsin.

-Sığıyor mu? -Hadi herkes gülsün.

Düğünümüz varmış gibi.

Burada, burada.

(Hep bir ağızdan) 'Cheese'!

(Deklanşör sesi)

(Boğazını temizledi)

(Müzik)

Oha!

Sunumunuz bitti anladığım kadarıyla.

Ben Demir Erendil.

Artemim İç Mimarlık'ın yeni yöneticisiyim.

Oturup sakinleşebilirseniz birkaç duyurum olacak.

Yok artık.

Bekliyorum.

(Boğazını temizledi)

Bu arada Selin Hanım proje yöneticimiz.

Ayda Hanım mühendisimiz.

Merve Hanım müşteriyle ilişkilerimize bakıyor.

-Bora Bey-- -Gerek yok. Teşekkür ederim.

Herkesle gün içinde tek tek tanışacağım zaten.

Şirketiniz zor bir dönem atlatmış. Ama tehlike geçmiş değil.

Verimlilik, performans…

…zaman ve kaynak yönetimi.

Disiplinle uygulandığında Artemim'i düze çıkaracak olanlar bunlar.

Bu yüzden hepinizden uymasını beklediğim bazı şirket kuralları olacak.

-Kural mı? Hadi ya. -Kural?

(Demir) Bir!

Herkes şirketin kapısından içeri girerken özel hayatını dışarıda bırakacak.

Diyorsun ama buradasın, onu ne yapacağız?

İşteyken iş düşünülecek, iş konuşulacak.

Kimseyi ilgilendirmeyen özel meseleler iş yeri dışında çözülecek.

(Demir) İki!

Doğum günleri ve özel kutlamalar mesai saatleri dışında yapılacak.

(Demir) Şirket dışında olmasını tercih ederim.

Üç! Her gün mesai bitiminden bir saat önce…

…herkes elindeki işle ilgili ilerleme raporu atacak.

Dört! Herkes işe ve tüm toplantılara 20 dakika önce gelecek.

Azmiye Hanım kayıt tutacak.

Kural listesi hepinizin mailine gönderilecektir.

Fakat hepsinin üstünde bir kural var.

Gözünüzün önünde dursun diye buraya asıyorum.

(Gerilim müziği)

Burak Bey, Artemim İç Mimarlık'ı bir de sizden dinlemek isterim.

Yönetimde olduğunuz sürede çok güzel işlere imza atmışsınız.

Kalan arkadaşlarla gün içerisinde sırayla görüşeceğim.

Teşekkürler.

(Selin) Yok, yok. Bu adam olamaz değil mi? Burak?

Burak, Allah aşkına bir şey söyle.

Hani sen olacaktın?

Bir şey yap, al şu okul müdürünü başımızdan.

Sen o koltuğu sonuna kadar hak ettin. Hepimiz biliyoruz bunu.

Böyle olmasını ben istedim.

Benim başka planlarım var.

Artemim'de fazla kalmayacağım.

Burak gidecek…

…evime çöreklenen manyak bir de gelip başımıza yönetici olacak.

-Kim? -Kim?

Ya. O bu işte.

Sabahki ruh hastası.

Önce evim, sonra iş yerim.

Saçmalama, öyle tesadüf olmaz. Sen benzetmişsindir.

Hayır canım, o, eminim.

Gözünü dikip nasıl bana baktı görmediniz mi?

Gözümü de dikip bakıyorum, bir şey bulamadım abi.

Şimdi kafa var, kafadan çıkan kalp var…

…bu da olmaz işareti. Yani bilmece gibi bir şey abi.

Rasyonel olun diyor işte. Yani iç tasarımda romantizm değil…

…realizm ekolünü takip edin diyor.

Bence akıllı olun, işinizi de alırım, evinizi de alırım diyor.

Allah'ım sen beni neyle sınıyorsun?

Hayır. Daha basit düşünün.

Şimdi kalp duygu demek, değil mi?

Bu adam da müşteri.

Yani diyor ki müşteri duygusal kararlar verir, dikkat edin…

…diyor.

Bora, ne yapıyorsun? Gözün öyle kalacak.

Aşkım, bu bir beyin jimnastiği olabilir.

Böyle kim daha iyi odaklanıyor gibilerinden.

Vazo. İşte vazo. Vallahi de vazo.

Başında paralansın inşallah.

Hani? Görmüyorum ben.

Deli deli konuşmayın Allah aşkına.

Bu bildiğin "Aşk yasaktır" işte.

-Yok be abi. Saçmalama. -Saçmalama Azmiye.

Olmaz öyle şey.

Vallahi kahroldum.

(Bora) Olmaz öyle bir şey.

(Demir) Şirketin en zor zamanlarını siz sırtlamışsınız.

Son aldığınız otel ihalesi çok etkileyici.

Sizinle çalışacağım için şanslıyım.

Ekrem Bey'e de daha önce belirtiğim gibi…

…Artemim sayfası benim için kapanmak üzere.

Uzun zamandır kendi yolumu çizmeyi planlıyordum.

Babanız böyle bir şeyden bahsetmemişti bana.

Bu durumun aramızda bir sorun yaratmayacağını umuyordum.

Ekrem Bey kimsenin ne umduğuyla ilgilenmez. O yüzden bahsetmemiştir.

Hayatında yeni bir sayfayı açmayı istemek nasıldır iyi bilirim.

Ama Artemim'e biraz daha zaman tanımanızı isteyeceğim sizden.

Çünkü bütün operasyonların başında duracak…

…burayı çok iyi tanıyan birine ihtiyacım var.

Merak etmeyin. Siz şirkete alışana kadar aldığım teklifleri bekletebilirim.

Harika.

Hem iyi bir mühendissiniz hem de müşteriler sizi sevmiş.

Dosyanızda tek bir negatif detay yok.

Teşekkür ederim.

Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Fakat hiç hata yapılmamış olması, hiç risk alınmadığı anlamına gelebilir.

Her durumda en güvenli yolu seçenler, ortalama çalışanlardır.

Benimse gerçekten yaratıcı ve büyük düşünen çalışanlara ihtiyacım var.

Şirketimiz batmanın eşiğindeydi. Hiçbirimiz riskli kararlar alamazdık.

En ufak bir hata, çıkalım derken tam anlamıyla bat--

Artık yeni bir dönem başlıyor.

Teşekkürler.

Dediğin kadar varmış, bu ne kadar sinir bir adam.

Bebeğim, sen hiç merak etme. Ben şimdi alacağım onun ifadesini.

Yok canım, sen değil, Azmiyeciğim, bu seni çağırıyor.

Aa!

Sen bana tavır mı yapıyorsun?

Ben bu şirkette proje yöneticisiyim.

Azmiye, canım sana bir şey demiyorum.

Aşkım.

Bu şirkete para kazandıran tek müşteri bende farkındaysan.

Selin Hanım, önce bir kendinize gelin.

Nerede olduğumuzu unutmayın.

Burası bir iş yeri ve ben sizin üstünüzüm.

Senli benli konuşmalardan kaçınmanızı tavsiye edeceğim.

Tamam.

Siz de bana gerekli saygıyı gösterirseniz iyi olur.

Çünkü siz patronsanız, ben de eşek başı değilim. Çok affedersiniz.

Ben de bu şirketteki iki proje yöneticisinden biriyim.

Sabahtan beri kapınızdayım be.

Eğer beni böyle sindireceğinizi sanıyorsanız aldanırsınız efendi.

Pardon, aldanırsınız.

-Sırayla görüşeceğimi söylemiştim. -Neyin sırası bu peki?

Neyin sırasıysa söyleyin de biz de bilelim.

Alfabetik değil, hiyerarşik değil.

(Müzik)

Kurallara uymada zayıf.

-Algıda problemler. -Benim dosyam mı?

Ne yazıyorsun sen oraya saçma sapan?

Bir şey yazmanıza gerek yok, bir şey demedim ki.

İş arkadaşlarına ve üstlerine saygısızlık.

Tamam, tamam, ben sustum, gidiyorum.

-Azmiyeciğim, sen geç. -Canım.

Peki, sıradaki ben miyim? Onu bileyim de ona göre bekleyeyim bari.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Evet, Ayda çıktı.

Onun da yüzü düşük.

(Bora) Hayda!

Adam içeride ne diyorsa çıkan iflah olmuyor ya.

-Bak, Ferruh da yok ortada. -Bora...

...bu adam ofiste aşk yasak diye astı kâğıdı.

-Bizim durum ne oluyor şimdi? -Aşkım...

...bırak da onu yeni âşıklar düşünsün ya.

(Bora) Ben teklifimi etmişim.

Yüzüğümü takmışım. Biz nişanlıyız artık ya.

-Değil mi? -Tabii ki.

-Bu ne? -Ne?

-Ne bu? -Ne?

-Nişan taşı. -Serseri ya.

Boracığım, bana bir tane limonata verir misin?

-Ne söyledi? -Söylediği değil de tavrı çirkin, tavrı.

(Ayda) Teşekkür ederim.

Boracığım, bir limonata koyar mısın lütfen?

Konuştun mu kendini beğenmişle?

Yok canım, beni odasına almıyor.

Artık kafasında nasıl bir sıralama varsa Azmiye'den sonra geliyorum.

Yalnız...

...Burak çok bozuldu abi.

Hakikaten, nerede o ya?

Gitti. Daha da gelmez bak, size söyleyeyim. İşi gücü bırakır bu çocuk.

Yok canım, niye bıraksın?

Patron ha o olmuş, ha bu olmuş. Burak sonuçta dükkân sahibi.

Ayrıca biz de varız burada. Bir kişi için işi bırakacak hâli yok, değil mi?

-Ayda? -Bilmiyorum.

Yani bugün Ekrem Bey de gelmedi. Artık aralarında ne geçtiyse durum bayağı ciddi.

Bize de piyangodan Demir Bey çıktı ya.

Ay, bozguncu.

Ayağını bastığı her yeri kurutuyor. Sinir otu gibi her yerden çıkıyor.

Sökerim.

Abi, giriş burada, sen ne ara, nasıl geldin ya?

-Ay, ustam ya, ödümüzü kopardın. -Aynen.

Geldi mi yeni patron?

Ekrem Bey Japonya'dan getirtti diyorlar.

Usta ya, sen nereden biliyorsun? Daha biz duymamışız adam kimdir, nedir.

-Ben bilmem, duyarım. -Başka ne duydun usta?

Biraz sert biriymiş. Kuralcı diyorlar. Aslı astarı var mı?

-Ay, ben onun aslını da neslini de-- -Hop!

Yok ustam, küfür yok zaten. Etmeyecektim de.

Bir sakin olun.

Adama bir şans verin.

Baktık tırt çıktı...

(Muharrem) Hangisiyle?

Bununla alırım dalağını.

-Ya sen kralsın be usta. -Aslansın be usta.

(Müzik)

Hah, sonunda. Tutmayın beni.

Dur, dur, dur. Sakin ol tatlım. Sıra sende değil.

-Ne oluyor ya? -Merve'yle Bora'yı görecekmiş.

-Birlikte mi? -(Azmiye) Aynen.

Rahat olun ya.

-Bizlik bir şey yok yani. -Tabii canım.

(Kuş ötüyor)

Sizin durumunuz hassas olduğu için ikinizle birlikte görüşmek istedim.

Anladığım kadarıyla aranızda bir gönül ilişkisi var.

Yok!

Yok yani gönül ilişkisi değil o. Biz nişanlıyız.

Bugün nişanlandık. En kısa zamanda da evlenmeyi planlıyoruz.

Siz de davetlisiniz tabii. Davetiyeler basılır basılmaz ilk size getireceğim.

Teşekkür ederim.

Tebrikler bu arada, mutluluklar.

Demir Bey, ben teşekkür ederim.

Ben de zaten sizin bu gönül ilişkisi...

...kuralınızın bizim için geçerli olmadığını söylüyordum arkadaşlara.

Yani sonuçta evlilik de bir kurum.

-Değil mi? -Evet.

(Müzik)

Maalesef kural, evlilik için de geçerli.

(Demir) Şirkette ne aşk ne de evlilik dramasıyla uğraşabiliriz.

İkisi de verimliliği düşürüyor.

Ve ben buna izin veremem.

Ne diyorsunuz Demir Bey? Yapmayın lütfen.

Aranızda karar verin.

Ay sonuna kadar ikinizden biriyle yollarımızı ayıracağız.

(Duygusal müzik)

(Selin) Boncuk, ne oldu?

-Merve, aşkım. -Bora, ne oluyor?

(Demir) Selin Hanım!

(Müzik)

(Kapı açıldı)

Sen ne dedin de kız ağlıyor orada? Ha?

Ya sen kimsiniz, insanları bu hâle getiriyorsunuz!

İlk günden 'mobbing' mi yapıyorsunuz?

Selin Hanım, lütfen sakin olun ve oturun.

Zoru görünce nazik olmaya mı karar verdiniz?

Güzel.

En azından nezaketi görünce tanıyorsunuz.

Tabii.

Ben nezaketi bilirim.

Bilirim ama sizin bilmeniz, hayret.

Diliniz sürçtü herhâlde.

Bu ne?

Sen beni ne sanıyorsun ya?

Ensesine vurur, lokmasını alırım mı dedin?

Bu yaptığın iş etiğine aykırı yalnız.

-Neden aykırı olsun? -Bak, ben seni dava manyağı yaparım.

Seni ben mahkemelerde süründürürüm.

(Selin) Evdeki problemi işe taşımak neymiş göstereceğim.

Hayır Selin Hanım, siz beni yanlış anlıyorsunuz.

Yok, sen beni hiç anlamamışsınız.

Ne olacak? Ben bu tazminatı alacağım, sonra paşa paşa işi bırakacağım, öyle mi?

-Yok öyle yağma. -Hayır, öyle değil. Lütfen bir dinlersen--

Bak, benim bu şirkette kaç yıllık emeğim var.

Ben emeğimi yedirmem.

Hele ben arkadaşlarımın hakkını hiç yedirmem.

Selin, bir susar mısın?

Bak, bu iş sustukça zaten böyle oluyor.

Susmayacağım! Şimdi gideceğim, herkesi örgütleyeceğim.

Bu yaptığınız insan haklarına aykırı.

-Bizim insanlık onurumuz var be! -Yeter!

(Demir) Yeter!

Önündeki bu çekte evin tapu devir işlemleri...

...avukat ve yeni bir ev ararken...

...geçici olarak kalacağın otel için gereken para var.

İşten çıkarılmıyor muyum yani?

Şu anda en önemli proje sizde Selin Hanım.

O yüzden yaptığınız işe devam edeceksiniz.

(Demir) Her şeyi bana raporlayın.

En ufak bir başarısızlıkta gidersiniz.

Tamam o zaman.

Kabul ediyor musunuz?

Dediğiniz gibi en önemli proje bende.

O yüzden sizinle evle ilgili tartışarak zamanımı harcamayacağım.

Bu parayı alın...

...kendiniz otelde kalın.

Ayrıca o ev benim.

Son sözüm de budur.

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

(Merve) Mezun oldum, burada işe başladım ben.

(Merve) Kaç yıldır çalışıyorum. İstifa edip, tazminatımı yakamam ki.

(Merve ağlıyor)

-Merve, şu an ben işten ayrılamam. -Ne demek o?

Ya...

...ailem için kredi çektim, ciddi bir borca girdim.

Biliyorsun, yani iki ay işsiz kalırsam ben biterim ya.

Zaten bunu da zor buldum, biliyorsun.

Ben mi ayrılayım yani işten?

Aşkım, belki tazminatını almaya ikna edersin diye.

Mesele tazminat mı ya?

Bizimkilere ben evlenmek için işten ayrılıyorum diyemem.

Annem kabul etse, babam kabul etmez.

Ama evlenmek istiyorsan ettirmek zorundasın, değil mi aşkım?

Başka yolu yok bunun.

Şeyden diyorum bir tanem. Ailevi bir durum var, ondan diyorum.

Benim ailemin durumu ailevi olmuyor mu?

Ya Merve, nasıl bu kadar anlayışsız olabiliyorsun, anlamıyorum gerçekten.

İş bu abi. İş bulunur, iş nedir ki?

Böylesi bulunmaz ama!

Ben bu pozisyona gelmek için çok çalıştım.

Başka yerde bu şartları bulamam.

Evet, sen şey diyorsun.

Ben senden fazla kazanıyorum diyorsun sen.

(Bora) Tamam ya.

Tamam, biz prensesi meşgul etmeyelim.

Yani konfor alanından ödün vermesin prenses, tamam.

(Kuş ötüyor)

Sen benimle evleneceksin.

Senin ailen benim.

Seç Bora!

Ailen mi ben mi?

Merveciğim, ben böyle bir seçim yapamam, biliyorsun.

Hemen şimdi karar vermek zorundasın.

Yoo, değilim.

Bana cevap ver Bora!

Merve...

...ben ailemi yarı yolda bırakamam, tamam mı? Ben öyle bir insan değilim ya.

Ama sen bunu anlamayacak kadar...

...aile için fedakârlık yapmayı anlamayacak kadar şımarıksın.

Demek öyle.

Fedakârlık istiyorsun, öyle mi?

Al sana fedakârlık.

(Duygusal müzik)

(Selin) Hadsiz!

Kimsin sen?

Kimsin sen be?

Evimin huzurunu bozdun.

İşimin huzurunu bozdun.

Arkadaşlarımın huzurunu bozdun.

Kıyamet alameti gibi adamsın.

Art arda felaketlerle geldin.

Bir tufan çıkarmadığın kaldı.

(Merve ağlıyor) (Ayda) Ay, Selin!

(Ayda) Kız üzgün zaten, yangın var, benzinle gidiyorsun ya.

Boncuğum, ağlama kuzucuğum sen, tamam mı?

Ben birden gaza geldim, çok özür dilerim.

(Selin) Bu Demir benim ayarlarımı bozdu.

Ağlama sen.

Ya da ağla.

Ay, bilemedim, bilemedim ben. Uzay abi?

Aman aman, beni hiç karıştırmayın kızlar.

(Uzay) Ben tatlıdan anlarım.

Aşk acısı çekenler için yan tarafta iyi bir ocak başı var, oraya gidin, tamam mı?

İyi akşamlar efendim, kusura bakmayın. Yine bekleriz.

(Kadın) İyi akşamlar.

(Müzik)

Bora.

Tamam, tamam güzelim, ağlama ne olursun.

Bak, geldim işte, buradayım.

Biz bunu da çözeceğiz, göreceksin bak, biz bunu da çözeceğiz.

Sana son kez sarıldım.

Bu da aşkımın vedası olsun.

Bak, açık açık söylüyorum. Artık bizden olmaz.

-Aa! -Ya!

Kızım, saçmalama. Sabahtan beri ağlıyorsun.

Geldi işte çocuk.

Geldi de ne oldu?

Ne değişti? Hiçbir şey. Aramızdaki hiçbir şey düzelmedi.

Aileni bırakıp beni seçiyor musun?

Aşkım, ne olursun benden böyle bir şey isteme, ben bunu yapamam.

Gördünüz işte.

Gördünüz, herkes gördü. Gördünüz, herkes gördü.

İşini de, ailesini de benden daha çok seviyor işte.

Ben âşık olduğum adamın hayatında ilk sırada olmak istiyorum.

Ama değilim.

Bunu bile bile seninle olmaya dayanamam ben.

(Merve) O yüzden git!

Aramızdaki her şey bitti.

(Ayda) Merve, bir otur ne olursun.

(Selin) Merve, çocuklaşma, çık oradan. (Kapı kilitlendi)

Kapıyı mı kilitledi o?

Merve!

Kızlar.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

-Uzay abi ya! -(Bora) Merve, kapıyı açar mısın lütfen?

(Kapı vuruluyor)

(Bora) Merve, bak, beni biliyorsun.

Sen oradan çıkmadan ben bir yere gitmeyeceğim.

Tamam mı? Ne kadar kalabileceksin orada?

Bora, tamam, ona biraz izin ver.

Kalbi kırılan kadınların üzerine bu kadar gidilmez.

-(Uzay) Hadi. -(Bora) Ama abi, görüyorsun yaptığını ya.

-(Bora) İş mi şimdi bu? -Bırak biraz iyileşsin.

Sen kalanı tamir edersin, hadi.

(Uzay) Hadi.

Bir yerini tamir ediyorsun, öbür tarafı bozuluyor.

(Uzay) İşte öyle.

-(Merve) Gitti mi? -Evet.

(Merve ağlıyor)

Yok, bizim derhâl bir şey yapmamız lazım.

Ne yapacağız peki?

Ben bu adamı anlamıyorum ki. Daha önce hiç görmediğim bir tür.

Vahşi, merhametsiz.

Hani kedileri bilirsin.

Ama bu çitayı da evcilleştirebileceğin anlamına gelmez ya.

-Öyle bir şey. -Evet.

Çita diyorsun.

Nasılsın bakalım? Ağrıyor mu bacağın? (Köpek inliyor)

Bakalım, dur, dur.

Aferin sana.

(Köpek inliyor) Aferin sana.

Gel bakalım.

(Köpek inliyor) (Kedi miyavlıyor)

(Kedi miyavlıyor)

(Kedi miyavlıyor)

Hakkında şikâyet var, bütün gece bağırıyormuşsun.

Sana da söylüyorum, camları tırmıklamak yok. Duydun mu?

Hey.

(Kedi miyavlıyor)

-(İbo) Selin, ne yapıyorsun burada? -(Selin) Hah, İbo.

-Yine Çiçi'yle ilgiliyse-- -Hayır.

Biz vahşi bir türle ilgili bilgi almaya geldik.

Bu arada ben Ayda.

Evet, hatırladım.

(İbo) Aniden arkamda beliren kız.

Peki, ne öğrenmek istiyorsunuz?

Çitalar.

Selin bak, daha dükkânı kapatacağım. Hadi güzelim.

Siz ona bakmayın. Birazcık yanlış anlattı.

Biz Çitalar nasıl avlanır, onu öğrenmek istiyoruz.

(Hareketli müzik)

(İbo dış ses) Çitalar çok hızlıdır. Ormanda ondan kaçabilen hiçbir canlı yok.

(İbo dış ses) Hedefine gözünü diker, bütün hızıyla atılır.

(İbo dış ses) Keskin dönüşler, ani manevralar yapabilir.

(İbo dış ses) Onu yakalamanın tek yolu zafer anını beklemek.

(İbo dış ses) Avını yakaladığında durur...

...durduğundaysa başka bir şey yapamayacak kadar yorgun olur.

(Hareketli müzik)

Bak sen şu işe.

Zafer anı.

O anda daha küçük yırtıcılardan oluşan bir sürü etrafını sararsa...

Sararsa?

Çitanın katıldığı son av olur.

-Yalnız... -Yalnız?

Tek başlarına asla bir şansları olmaz.

Sadece sürü hâlinde saldırırlarsa bir çitayı avlayabilirler.

'Operation' çita.

Başlasın o zaman.

(Mesaj sesi)

(Hareketli müzik)

(Mesaj sesi)

'Operation' çita nedir ya?

(Mesaj sesi)

(Mesaj sesi)

'Operation' çita?

(Mesaj sesi)

(Mesaj sesi)

(Mesaj sesi)

(Mesaj sesi)

Gelecekler mi sence?

Acil durum. Çita kafesten çıktı. Herkes ofise gelsin.

Bence kimse merakına karşı koyamaz.

(Hareketli müzik)

(Ferruh) Selin Hanım, ne yapıyorsunuz? Niye topladınız bizi gece gece?

Gündüzler çuvala mı girdi?

Şimdi anlatıyorum.

Herkes beni can kulağıyla dinlesin.

Dostlarım...

...bu yanardöner hayatın cilveleriyle başı dönen canlar.

Biz bu hayatın sillesini beraber yedik.

Ama zoru görünce kaçtık mı?

Kaçmadık.

Şirketimizi terk ettik mi? Terk etmedik. Niye?

Çünkü bu şirket bizim şirketimiz.

(Selin) Şimdi kader, yolumuza yine taş koydu.

Demir Erendil geldi.

Hepimizin canı yandı. Yanmadı mı?

(Selin) Demir Erendil olmasaydı, Merve'yle Bora mutsuz olur muydu?

Peki, Burak hak ettiği koltuktan yoksun kalır mıydı?

Bu arada Burak gelecek miymiş, aradınız mı?

Ha? Bilmiyorum.

Tamam, onunla bilahare konuşuruz.

Tabii, çocuğun morali bozuk. Mesajlarına bakmamış olabilir.

Onu o kadar iyi anlıyorum ki.

O koltuğundan oldu, ben de evimden.

Ne oldu ki evinize?

Şirketteki gerginlik eve de yansıdı diye dedim ben.

Bakın, bu saat oldu, ben daha eve gidemedim.

Peki, bu 'operation' çita nedir abi?

Hah, tam oraya geliyorum.

Demir Erendil bir yırtıcı.

O bir çita.

Hepimizi tek tek yakalayıp, parçalamak istiyor.

Ama el birliğiyle onu bu şirketten göndereceğiz.

Evet, güçlü.

Evet, hızlı.

(Selin) Ama biz birlik olursak onun üstesinden geliriz.

Çitayı beraber avlayacağız!

Demir Erendil'i 'operation' çita ile yıldırıp bu şirketten göndereceğiz!

Sonuna kadar savaşacağız!

Denizlerde ve okyanuslarda savaşacağız!

Göklerde savaşacağız!

Kıyılarda, tarlalarda, sokaklarda savaşacağız!

Asla teslim olmayacağız!

Ben bu konuşmayı bir yerden hatırlıyorum sanki.

Winston Churchill’in İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı konuşma abi.

Durum o kadar vahim diyor yani.

Evet arkadaşlar, canlanın biraz.

Her şey düzelecek, içinizi bir ferah tutun.

Vallahi bilemiyorum abi.

Kurudum kaldım ben.

Vallahi benim hiç keyfim yok. Kimse kusura bakmasın. Efsane mutsuzum.

(Selin) Ah!

Yapmayın ama.

Bu bir umut.

Bu bir plan.

Bizim artık bir hedefimiz var.

Gülmeliyiz, dans etmeliyiz.

Kahkahalar atmalıyız.

Silkinin şu ölü toprağını üstünüzden.

-Bunu kutlamalıyız, hadi! -Kutlayalım abi.

Bitişimizi, tükenişimizi kutlayalım.

Mutsuzluğu, umutsuzluğu kutlayalım.

-Davalar, soruşturmalar. -Ay!

Vallahi benim bile enerjimi çektiniz ha!

Başlatmayın tükenmenize! Kutlayacağız dedim.

Demir Bey, oda tamam. Bir bakar mısınız?

Bunu nereye bırakalım?

Şimdilik şuraya bırakabilirsiniz.

(Demir) Buyurun.

(Müzik...)

(...)

Burası tamam. Elinize sağlık. Bir de aşağıya bakalım.

Depo burası.

Aşağıya getirdiğiniz her şeyi aynen bu şekilde güzelce sarın. Toz, nem girmesin.

Bir de giysiler var.

Salonda bıraktığımız giysiler hariç kalan hepsi buraya gelecek.

(Erkek) Tamam Demir Bey.

Güzel. Eğer bir sorun olursa ben içerideyim.

-Kolay gelsin. -(Erkek) Sağ olun.

(Erkek) Al.

("Sezen Aksu - Seni Yerler" çalıyor)

İşte bu be! İşte bu!

"Sen bizim mahalleye geldin geleli canım"

"Bizde ne akıl kaldı ne de fikir, bittik"

"O endam, eda nedir öyle, hey yavrum"

"Kaç yıllık arkadaşlar birbirimizi sattık"

"Ye, ye, ye, çıtır, çıtır"

"Ye, ye, ye, kıtır, kıtır"

"Ye, ye, ye, çıtır, çıtır"

"Ye, ye, ye"

"Seni yerler, yerler"

"Seni ham yapar bu zilliler" Arkadaşlar, ne yapıyorsunuz?

(Burak) Ne oluyor burada?

Burak, bizi bırakmayacağını biliyordum.

Geri geleceğini biliyordum.

Ayda! Burası ofis arkadaşlar, kendinize gelin.

-(Burak) Ferruh, buranın hâli ne? -Tükenmişlerin gecesi.

Yaşayan ölülerin dönüşü, yani bizim gecemiz Burak.

Hoş geldin Burak.

Oo, gönüllerin prensi, hoş geldin.

Eğlenecek enerjinizin olması ne güzel.

Selin, ne oluyor burada?

Çita patronu avlama operasyonunu kutlayacaktık biz ama...

...senin gitmeyecek olma haberin daha büyük bir haber.

Sonunda biz bugün ilk kez iyi bir haber aldık.

Yalnız ben kalacağımı söylemedim. Geçici süreliğine.

O da yeni patron rica ettiği için.

Sen dert etme ya, biz onu o zamana kadar çoktan göndermiş oluruz.

(Ferruh bağırıyor)

"Seni yerler yerler, seni ham yapar bu zilliler"

"Yaylanmadan yürü yoksa günah bizden gider"

"Seni yerler yerler, seni ham yapar bu zilliler"

"Yaylanmadan yürü yoksa günah bizden gider"

"Ye, ye, ye"

(Bora bağırıyor)

(Köpek havlıyor)

(Demir nefes sesi)

(Köpek havlıyor)

(Sessizlik)

(Köpek havlıyor)

Bir de her tarafı elden geçirdim diyor.

Asıl senin arkandan buraya iyi bir tadilat yapmak lazım da neyse.

(Köpek havlıyor)

Onun da vakti gelecek zaten.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Hep bir ağızdan) Lay lay lay...

Ben gidiyorum.

Gidiyorum ben.

(Müzik)

Selin, nereye?

Eve gideceğim ben.

O çita benim gözümü korkutamaz.

Tamam mı? Ben o çitayı çitlerim.

Onun böyle kuyruğunu alır...

...böyle, böyle...

Tamam yaparsın da...

...seni bir sağ salim eve götürelim, tamam mı?

Burak Bey, bir bakar mısınız?

Ee, sen beni burada bekle, ben hemen geliyorum. Tamam mı?

-'Okay'. -Burada bekle.

(Müzik)

(Müzik)

Şarj aleti prizde bırakılır mı?

Selin!

Şarj aletini prize takılı bırakmış.

Harekete bak.

Resmen evi yakmaya teşebbüs.

Hım.

Bak, bunu evden attırmak için aleyhinde kullanabilirim.

(Keçi sesi)

(Keçi sesi)

(Keçi sesi)

Off!

(Keçi sesi)

Arkadaş, kendi evimde ilk gecem ama uyuyabilmek için...

...uyku ilacı içmek zorunda kalıyorum.

Kendisi yetmezmiş gibi bir de bahçeye keçi bağlamış.

(Keçi sesi)

(Müzik)

(Ferruh) Bu değil, bu da değil.

Bu hiç değil.

Hah, bu.

Off! Nasıl yakışıklı çıkmışım.

Hadi hadi, sen de fena değilsin.

Kim gönderdi bunları?

İhaleye fesat karıştıran adamlar.

Pis fesatçılar!

Onlar olamaz.

Bizi tehdit etmek için kendi adamlarını riske atmazlar.

O zaman bunlar başkası.

Rakiplerimiz olamaz.

Yani fotoğrafı bir şey yapmadan bize niye göndersinler?

Öff! Kimsin sen ya?

Ya kimse kim! Yaptıklarımızı çakozlamışlar işte.

Hişt!

Ferruh!

Bak kahve mi içiyorsun, yüzünü mü yıkıyorsun...

...ne yapıyorsun bilmiyorum ama bir kendine gel!

Ne yapacağımızı düşünmemiz lazım.

Off! Ömrümü yedin Burak!

(Ferruh) Yedin bitirdin hayallerimi.

Benim canım evim ya.

Aman.

(Müzik)

Ayy! Dönmeyin be Escher'in merdivenleri!

(Müzik)

Sizi söker, yerinize asansör yaptırırım.

Ay, yok, kıyar mıyım ben size hiç?

(Müzik...)

(...)

Peter Pan.

Sen mi geldin?

Geç kaldın.

Seni beklerken büyüdüm ben.

Ama olsun, geldin ya.

Hadi gel uçalım Varolmayan Ülke'ye.

(Müzik...)

(...)

(Müzik)

Yuh artık ama ya! Yuh!

(Demir) Yuh!

Bağırma be!

Asıl sana yuh! Ne işin var be benim yatağımda?

Ya, pardon ama esas senin benim yanımda ne işin var?

Arsızlığın da bu kadarı canım! Artık ayıp ya!

Hop, hop, hop!

Doğru konuş be, bilseydik girmezdik!

Ya pardon ama nasıl bilmiyor olabilirsin acaba?

Zehirli sarmaşık gibi bir de sarılmışsın.

Üff! Leş gibi parfüm kokmuş!

Ne yaptın, bütün şişeyi üstüne mi boca ettin?

Üff!

Sen de fark etmemişsin.

Sen de böyle sabaha kadar ahtapot gibi bana sarılmışsın.

Ayrıca...

Senin kokun da bana sinmiş.

Bana bak, bir şey olmadı değil mi?

-Rica edeceğim ya. -Neyi rica ediyorsun ya?

Bir tane soru sorduk. Oldu mu, olmadı mı?

Elin kolun rahat durmuştur inşallah.

Pardon ama dünyada sadece ikimiz kalsak bile olmaz o, hiç merak etme.

Neredeyim ben ya?

Odam!

Odama ne yaptın?

Bana bak, sen artık fazla oldun!

Ben yokken odamı boşaltmışsın!

Pardon ama evime yerleşiyorum.

Burası senin evin değil! Burası benim evim!

Sen benim evimi gasp eden zorbasın.

Benim yokluğumu fırsat bilip odama yerleşmek tam sana göre bir hareket.

Ama ben evimi yedirmem.

-Nerede benim eşyalarım? -Aşağıda.

Hangi aşağıda?

İnanamıyorum!

Canavar!

Sen benim gözümden bile sakındığım ipeklileri nasıl hurca koyarsın ya?

Bunlar onun içinde pamuklanır. Hiç mi düşünmedin? Vicdansız!

Abartma! Güzelce yerleştirildi işte.

Yani ne hakla dokunursun sen benim eşyalarıma?

Sen kendini ne sanıyorsun? Sen kimsin?

Sen nereden çıktın da bela oldun benim başıma?

Teşekkür etmen lazım. Ayrılmanı kolaylaştırdım.

Öyle mi?

-O zaman çok... -Selin! Hayır Selin, dur!

Selin!

Teşekkür ederim. -Hayır! Hayır, dağıttın, dur!

Hayır! Hayır! Selin!

-Selin bak, hayır! -Senin gitmeni...

Selin, yavaş!

Sakin ol Selin, hayır! Hayır, o on yıllık! Selin, dur!

Dur!

Çekil oradan!

-Niye kilitli burası? -Orası özel.

-Ne var içeride? -Sana ne be?

Ne varsa var. Bak kafana yiyeceksin, çekil oradan!

Bak, mantıklı davranacak mısın?

-Sen oradan çekilecek misin? -Önce elindekini bırak.

-Bak, açarım kapıyı. -Çekil!

Tamam, tamam. Tamam, bıraktım. Bırak hadi, bırak.

Sabah sabah gerilime bak ya!

Ben de meraklı değilim senin eşyalarını oradan oraya taşımaya.

Bağırıp durmayı bırak da git hazırlan lütfen.

Yolda avukata uğrar, işlemleri hızlandırmanın bir yolu var mı bakarız.

Yatağımla dolabım, diğer eşyalarım nerede?

Bahçedeki depoda.

Onları yerine geri koyacaksın, duydun mu?

Çıkmaya hazır hâlde bekle Selin.

(Hareketli müzik)

Aa!

Ne oluyor burada?

Aa!

Ferruh Beyciğim.

İyi misiniz Ferruh Bey?

İyiyim Azmiye Hanım.

Üzerime iyilik sağlık.

Merve! Merve, iyi misin kuzum?

Azmiye! Saat kaç?

Azmiye geldiğine göre sekiz buçuk.

Bravo size, bravo!

Hadi eğlendiniz, onu anladım.

Beni çağırmadınız, onu biraz anlamadım.

Ama burayı bu hâle getirmeyi nasıl başardınız ya?

Azmiye, biraz sessiz, başım çatladı abi.

Beter ol inşallah.

Ya Azmiye, kafam kazan gibi zaten, bir sus!

Oo!

Millet, hadi kalkın.

Bir an önce buraları toplamamız lazım.

Selin nerede?

Hadi be!

(Mesaj geldi)

Ayy! Hadi ya!

Alo, Burak, yok, ben evde değilim.

İyiyim iyiyim, merak etme.

Yok, yoldan almana gerek yok.

Ben taksideyim zaten, işe doğru geliyorum.

Tamam. Ya seni de telaşlandırdım, kusura bakma.

Görüşürüz.

Burak Bey herkesle bu kadar ilgili midir?

Ne demek o?

Senin için bu kadar endişelendiğine göre dün gece eve geç döndüğünü de biliyordu.

-Onunla mıydın? -Merve'yle Bora yetmedi mi?

Sen işte aşk yasağına yeni kurbanlar mı arıyorsun?

Varsa kural belli Selin.

Ya o ya sen.

Ki bu durumda onun kalmasını tercih ederim tabii.

Anladım.

Senin derdin kadınlarla.

(Hareketli müzik)

-İn. -Ne?

İn dedim sana! Nasıl gidiyorsan git!

Bir kadın öyle yolun ortasında bırakılmaz, tamam mı?

Sen ne medeniyetsiz adamsın be!

-İn dedim sana! -Aa!

Yemedik be!

(Hareketli müzik)

(Leyla) Buyurun, buyurun Avukat Bey.

Kimmiş Leyla?

Avukat Bey geldi.

Hoş geldin hayatım.

Ne o öyle, erkenden düşmüşsün yollara?

Demir Erendil'in avukatı aradı.

Evi satarken sadece kendi hissenizi sattığınızı belirtmediğiniz için...

...size tazminat davası açmayı düşünüyormuş.

Ayol açık, net yazılıydı.

-O okumuyorsa ben ne yapayım? -Bak işte, gördün mü?

Elden aldığını tazminata ödeyeceksin.

Bedavaya gitti gül gibi ev.

Gidemez Leyla.

Zaten yarısını harcadık. Yarısı da bağlı.

Ya, bağlı tabii. Ee, ne yapacağız şimdi?

Ben hapislere falan düşemem. Vallahi romatizmalarım azar.

Benim de operasyonlarım var.

İyi estetik doktorları anca iki aya veriyorlar randevuyu.

Estetiğin batsın senin e mi!

Ay sanki 20 yaşına döneceksin!

Hep senin yüzünden bu başımıza gelenler!

Bence gidip özür dileyin.

İyi niyetinizi gösterin. Mutlaka orta bir yol bulunur.

Özür mü?

-Aman Firuze Hanım! -Aman!

-İyi misiniz? -Yok, yok, yok bir şey.

Sen hiç merak etme. Eski huyu bu, eski huyu.

(Müzik)

(Kapı açıldı)

Selin Hanım!

Hoş geldiniz.

Buyurun.

Siz Artemim'i temsil ediyorsunuz.

Ama şirkete bir gün önceki kıyafetlerinizle...

...ve bu hâlde mi geliyorsunuz?

Ne var? Sabahlamış olamazlar mı şirkette?

Önce bir bunu sorsanız keşke.

Benim bile haberimin olmadığı ama bu kadar acil olan iş hangisiydi?

Hangisiydi?

Tamam. Biz dün gece dışarı çıktık.

Kızlarla biraz eğlendik. Bu da mı yasak?

Ertesi gün işe düzgün gelemeyecekseniz hafta arası çıkmayın Selin Hanım.

Haklısınız. Özür dileriz.

(Merve) Bir daha tekrarlanmaz zaten, merak etmeyin.

Bora'yla ayrılığımızı kutluyorduk biz gece.

Yani sonuçta kaç kere ayrılacağız, değil mi?

Siz yol yorgunusunuz diye çağırmadık. Hâlbuki onur konuğu olmanız lazımdı.

Ben size ayrılın demedim Merve Hanım.

Bu şirkette ilişki yasak dedim.

Ayrılmak kendi kararınız.

Bu karara siz zorladınız ama.

Basit bir sorunu çözümsüz hâle getirdiğinize göre ayrıldığınız iyi olmuş.

Kendinizi işinize vermenizi öneririm.

Daha hızlı iyileşirsiniz.

(Kapı vuruluyor) (Kapı açıldı)

Bora Bey, buyurun.

Demir Bey, kusura bakmayın, bölüyorum.

Ee, biz Selin Hanım'la şeye gidecektik.

Yıldırım Bey'in oteline bu yeni proje için.

Bölüyorum.

Konuşmanız bittiyse çıkabilir miyim Demir Bey?

Çıkabilirsiniz.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

Duvar kâğıdını iptal edip, açık renk bir yüzey oluşturalım.

Canlı çiçekler ve tasarım aydınlatmalar kullanarak...

...ferahlık hissi oluşturabiliriz.

Ohh! Tamam.

Tavan için özel çizimler düşünelim.

(Selin) Her oda için farklı konsept.

(Selin) Orman, deniz, gökyüzü.

(Müzik)

Peter Pan.

Sen mi geldin?

Sanki Peter Pan'la uçup yeni bir maceraya çıkmışsın gibi.

Aa!

Ne Peter Pan'ı Selin ya? Off! Eğlence parkında mıyız?

Hadi Selin, düşün.

Şık detaylar düşün.

Sofistike şeyler. Atmosfer yarat.

Bu adam benim bütün ayarlarımı bozdu.

Bari hayallerimi rahat bırak.

(Telefon çalıyor)

-Alo? -(Kadın ses) Selin Hanım...

...Demir Bey lobide sizi bekliyorlar.

Yok canım, o Bora Bey'dir.

Demir Bey olsa duramazsınız.

Demir Bey efendim, sizi bekliyorlar.

Tamam, teşekkür ederim.

Önce ev, sonra ofis, şimdi otel.

Bu adamı iple kendime bağlasam bu kadar peşimden gelemez herhâlde.

Off!

(Müzik)

-İyi günler. -Görüşmek üzere.

Yuh sana be!

Ne oluyor Selin Hanım?

Çapkınlık yapacak başka yer bulamadın mı?

(Selin) Bu otel bizim müşterimiz.

-O kadın-- -Ayy! Kimse kim! Bana ne!

Gidin başka yerde yapın ne yapacaksanız.

Müşteri ilişkileri direktörü.

Ne?

O kadın müşteri ilişkileri direktörü.

Hih! Bir de müşteri ilişkileri direktörü.

-Sana gerçekten inanamıyorum! -Saçmalama!

Yıldırım Bey tanışmak istedi.

Ben de projenin detaylarını bildiğin için çağırttım seni.

Ama sana anahtar verdi.

Odaları gezmek istersek diye.

-Ha. -Ya.

Yıldırım Bey sizleri bekliyorlar. Buyurun.

Teşekkürler.

Bu sefer ne oldu Selin Hanım?

Bora nerede?

Eğer sizin için de bir mahsuru yoksa ofise gönderdim.

(Demir) Otelin planlarını ve ölçülerini ona mail atacaklar.

Geç kalıyoruz, hadi.

(Müzik)

Ne yapıyorsun Ferruh?

Sen de fazla tedbirsizsin.

Adamlarla böyle uluorta buluşulur mu?

Ha, sen de tedbir olarak bunları mı düşündün?

Abi, ben çok okurum. Bilhassa polisiye.

Evet, bravo. Bayağı işe yaramış.

İndir şu gazeteyi, çıkart şu gözlüğü de!

Onlarla burada buluşacak kadar kafayı yemedim daha.

Ya sen dünkü fotoğraflarla ilgili deyince onlarla konuşacağız sandım.

Ferruh!

Adamlar fotoğraf olayını öğrenirse onlara kumpas kurduğumuzu düşünür.

(Burak) Yemin ediyorum hepimizi var ya, balıklara yem ederler.

-Kaçalım. -Kaçalım.

Kaçalım. Nereye kaçalım ha? Meksika'ya kaçalım mı?

-Midye dolma işinden anlar mısın? -Bittik biz Burak.

Susmaları karşılığında kesin bize şantaj yapacaklar.

-Neyi bekliyorlar peki? -Hiç bilmiyorum.

Bilmiyorum ama yakında kokusu çıkar.

O zamana kadar yapabileceğimiz tek bir şey var.

Kim olduklarını bulmak.

Haini bulmak.

Haini de şirketten biri.

(Yıldırım) Artemim'in başına sizin geçmenize çok sevindim.

Sizi Japonya'daki çalışmalarınızdan takip ediyorum.

Teşekkürler.

Önceki çalıştığım şirket maalesef bazı değerlere sahip değildi.

Birtakım başarılar elde ettik.

Fakat dilimiz de yandı.

Maalesef böyle.

Ne yazık ki iş ahlakının zayıflığı başarıları bile içten içe çürütüyor.

Ama sizin referanslarınız tam.

(Yıldırım) İtibarınız biliniyor. Yeteneklisiniz.

Ortaya neler çıkacak, merak ediyorum.

En yetenekli iç mekân tasarımcılarımız işe başladı bile.

Selin Hanım.

Son durumu Yıldırım Bey'e anlatmak ister misiniz?

Ben...

Otelde konaklamak deyince...

Otelde kalmak bir düş görmeye benzer.

Birkaç gün kalır, o düşü görür ve evimize döneriz.

Peki, bu düş neden odaların dizaynında da devam etmesin?

Madem evden çıkıyoruz, niye evimize benzeyen bir yere gidelim?

İlginç bir düşünce tarzı. Devam edin.

Bazı odaları daha düşsel tasarlayabiliriz.

Orman, gökyüzü, çöl geceleri atmosferi düşünün.

Siz ne dersiniz?

İyi uygulandığında...

...eşsiz olur. Tabii oldukça stilize olacak.

(Telefon çalıyor)

Efendim, çok özür dilerim, çok özür dilerim. Hemen temizliyorum.

Gerek yok, başkasını çağır. Çıkabilirsin.

Bitiyor efendim.

-(Garson) Tekrardan çok özür dilerim. -Hiç önemli değil.

-Hemen-- -Yeter, tamam, çık artık!

-Hemen yenisini dolduruyorum efendim. -Bu konu artık seni ilgilendirmiyor.

(Yıldırım) Muhasebeye uğra, işlemlerini yapsınlar.

(Yıldırım) Yarın gelmene gerek yok.

Ama efendim...

Hiç problem değil. Alt tarafı çay döktü.

(Yıldırım) Ne derler bilirsiniz.

Bir insanın bir şeyi yapma biçimi her şeyi yapma biçimini gösterir.

Bir sorunu daha büyük sorunlara yol açmadan çözmek en iyisi.

Haksız mıyım?

Risk almayı seviyorsanız belki.

Anlayamadım.

Küçük problemler çalışanlara eğitim verilerek çözülebilir.

Ama yeni elemanın nerede, ne zaman hata yapacağını bilemezsiniz.

Ayrıca...

...her küçük hatada birini kovsaydım eğer...

...herhâlde her hafta yeni insanlarla çalışmak zorunda kalırdım.

-Bu riski almak istemem. -(Yıldırım) Biliyor musunuz...

...ne zaman ben haklı mıyım desem...

...etrafımdaki herkes, "Haklısınız Yıldırım Bey." der.

Farklı bir fikir duymak güzel.

Bunu söyleyecek cesaretinizin olması daha da güzel.

(Duygusal müzik)

(Selin) Ay, ne vicdansız adam be.

Çocuk alt tarafı çayı döktü.

Alt tarafı çay. Ne oldu yani?

Sarayda mı büyüdün be kardeşim?

Hayır yani, çocuğa ayar vereceksen, bizim yanımızda verme bari.

(Selin) Ne oldu şimdi, bize hava mı yaptı?

"Bakın, ben ne acayip bir patronum." mu dedi?

Hiç sevmiyorum böyle insanları yani.

Nefret ediyorum sonradan görmelerden.

Vallahi üzerinde zenginlik de durmuyor...

...patronluk da durmuyor. Sakil, sakil.

Selin bak, cidden başıma ağrı girdi senin negatifliğin yüzünden.

Aa, benim de ağrı girdi vallahi.

Ben de sabahtan beri kahve bile içemedim senin yüzünden.

Aa, yo, yo, yo! Beni tekrar indiremezsin. Vallahi imanım gevredi.

Aynı yolu üç vasıta değiştirip bir daha gidemem.

Selin, tamam, bir dur. Bak, ilacın.

Oh Allah'ım, bu koku!

Cennet gibi.

Hadi git al. Ben de arabayı park edip geliyorum.

Sen ne içersin?

-İçmem. -Aa!

Kahve içsen ne olacak sanki? O da mı kurallara aykırı?

Ay, ne olur insani bir davranış göster.

Yoksa ben gerçekten kafayı yiyeceğim.

Tamam, tamam, içeceğim. Oldu mu?

'Double ristretto venti', badem sütüyle yapsınlar.

İçine iki parça buz, üç değil.

Badem sütünü sakın unutma.

Aklında tutabilecek misin?

-Tabii ki. -Güzel.

(Duygusal müzik)

Alt tarafı bir kahve içecek ya.

Bir paragraf sipariş veriyor. Yok ondan çeyrek olsun...

...bundan koymasın ama koklatsın. Hayır yani, havan bana mı? Değil mi?

Hanımefendi, badem sütümüz kalmamış maalesef.

Olsun. Normal sütle yapalım.

Ay, sanki aradaki farkı anlayacak.

(Duygusal müzik)

Yıldırım Bey'e anlattığın hayal odaları fikrini nasıl uygulamayı düşünüyorsun?

Düşünüyorum.

Yetişkin gibi düşünmeni öneririm.

Ne demek o?

İçindeki çocuğu kontrol et demek Selin. Umarım başarabilirsin.

İnsanlar yaratıcılıklarını içlerindeki çocuğa borçludurlar.

Biliyorsun, biz de tasarım yapıyoruz.

Ne yapacaksın? Yasaklarına bir yenisini daha ekleyip...

...hayal kurmamızı da mı yasaklayacaksın?

Sade ve şık tasarımlar Selin. Çocuksu değil.

Bunu da böyle içiyoruz ama...

...tadında bir tuhaflık var.

-Badem sütüyle değil gibi. -Vah vah.

Organik bademle yapmadılarsa demek.

Hadi, bitirdiysen kalkalım.

Hem beğenmedim diyorsun, hem de sonuna kadar içmişsin.

Affedersin ama benim de kahveye ihtiyacım vardı.

Hadi.

Sana da hiçbir şey beğendiremedik.

Yok efendim çekirdekleri kötü, yok efendim ben inek sevmem...

...badem sütü olsun. Beyefendinin ağzının tadına göre...

...bir şey bulamadık. -Ağız tadı değil Selin.

Süte alerjim var benim.

Yoksa badem sütünü zorluk olsun diye istemedim senden.

Süt içince ne oluyor?

Boğaz spazmı geçiriyorum. Nefes alamıyorum yani, şaka değil.

Demir, sakin ol. Sakin ol Demir. Tamam, bir şey yok, bir şey yok.

Tamam. İmdat! İmdat! Ambulans çağırın ne olur!

Adam ölüyor, ne olur!

Tamam. Ambulans çağırın lütfen!

Tamam. Özür dilerim Demir, vallahi çok özür dilerim.

Çok özür dilerim. Bayılma bayılma, bende kal.

Bir ambulans çağırsanıza be! Aa!

(Selin) Tamam, panik yapma. Ne olur ölme, ne olur.

(Selin) Çok özür dilerim.

(Erkek) Demir Bey...

...nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

-Zehirlenmiş gibi. -(Erkek) Merak etmeyin, gayet iyisiniz.

Mideniz yıkandı.

Sıvı takviyesi yapıldı, oksijen verildi.

Ne zamandır buradayım ben?

İki saat önce kız arkadaşınız getirdi sizi buraya.

(Doktor) Ama biz açıkçası onun için daha çok endişelendik.

Yani bayağı bir ağladı. Ortalığı dağıttı diyebilirim.

Evet, cazgırdır biraz.

Yalnız benim kız arkadaşım değil.

Hayırlısı. Neyse, bu hafta bol bol su için.

Midenizi zorlayacak gıdalar tüketmeyin.

-Geçmiş olsun. -Teşekkürler.

(Duygusal müzik)

(Selin) Uyandın mı? Nasılsın?

-Dur, ben doktoru çağırayım. -(Demir) Dur dur. Ah!

-Konuştum ben doktorla. -Nasıl? Ne zaman?

Sen horul horul uyurken Selin.

Demir, ben gerçekten çok özür dilerim.

(Selin) Çok üzgünüm. Az daha ölüyordun.

Gerçi bu her şeyi çözerdi.

Ama vallahi ben öl diye yapmadım. Bak, ben kötü bir insan değilim.

Tamam mı? Beni kötü bir insan gibi göstermeye hakkın yok.

Yok artık Selin! Şu hâlde bile mi?

Bak, bunu baştan söyleseydin, hiçbiri olmayacaktı.

Öyle bin tane afili detay vereceğine...

..."Aman diyeyim Selinciğim, benim süte alerjim var." diyebilirdin.

Aman diyeyim Selin, sus! Ne olur sus.

Bak, alerjiden ölmedim ama sen çenenle bir insanı...

...gerçekten öldürebilirsin. -Ha ha, çok komik.

(Selin) Ben çok korktum, çok!

Şimdi her yerim uçuklayacak.

-Zaten buraya gelene kadar bi-- -Tamam.

Tamam, ne olur sus, tamam.

Bak, iyiyim. Bir sorun yok, yaşıyorum.

Zaten geç kaldık işe. Hadi yürü.

-Gel, bana tutun. -Gerek yok, iyiyim ben.

(Duygusal müzik)

-Tutun bana. -Hayır dedim ya Selin!

(Hareketli müzik)

Biz Şişli'deki dükkânları falan...

...hepsini devretmişiz Leyla Hanım, hepsini.

Aa! Hangi dükkânları?

Ben kime ne diyorum? Artık satıp savacak...

...hiçbir şeyimiz kalmamış.

Yok canım. Olur mu hiç öyle şey?

Babamızın öyle bir iki daire, bir iki dükkânı yoktu ki sadece.

Bir sürü arsası da vardı.

İki yıl önce, yok Güney Fransa turları...

...yok Baltık ülkeleri, yok İtalya'nın sokak lezzetleri deyip...

...sen bizi oradan oraya, oradan oraya sürüklemedin mi?

Neyle gezdik o dönem biz bütün bu yerleri?

Deme be! Biz o arsaları da mı sattık?

Ay, yok canım. Öyle bir iki turla dört arsa parası yenir mi canım?

Üzerine benim operasyonlarımı da ekle.

Ee, tabii.

Benim, bankada evin satışından az biraz param kaldıydı, bağlı.

O ev için bize tazminat davası açacaklar ya...

...artık satıp da tazminatı ödeyebileceğimiz...

...bir bu ev kaldı. Onu diyorum Leyla. -Olmaz, katiyen olmaz.

Babamızın vasiyeti var, asla bu ev satılmayacak diye Firuze.

Ayol babamızın vasiyeti bir yana...

...bu evi satarsak sokakta kalıyoruz Leyla.

Allah'ım acı bize ya Rabb'im.

(Sessizlik)

Demir Bey, iyi misiniz?

(Azmiye) Pek iyi görünmüyorsunuz da.

Demir Bey, şöyle oturarak konuşun isterseniz. Bence de--

Pek iyi görünmüyorum.

Anladım.

(Sessizlik)

Şimdi herkes beni iyi dinlesin.

Bu müşteri sadece Türkiye'de değil...

...Avrupa'da da bütün büyük kulüplere üye.

Yani onu kaybedersek, potansiyel yüz müşteriyi de kaybederiz.

Adamda büyüklük kompleksi var.

Hataya, aksaklığa, saygısızlığa tahammülü yok!

Başka meselelere, gönül işlerine...

...özel hayatındaki karın ağrılarına takılıp da...

...işini savsaklayacak olan varsa aranızda, şimdi ayrılsın!

(Demir) Şu andan itibaren her bir hücrenizi işinize vereceksiniz.

Söyleyeceklerim bu kadar. Soru almıyorum!

(Demir) İtiraz duymak istemiyorum!

Çalışın!

(Demir) Selin Hanım, odama.

(Gerilim müziği)

Bak, konuşmayacağım diye...

...kendime söz vermiştim ama dayanamıyorum.

Sen bir iş yapacaksın diye...

...insanların hayatını niye zehir ediyorsun?

Sana ne! Sana ne!

O insanlar birbirine âşık. Çocuk daha dün evlilik teklif etti.

Ama sen gelip içine turp suyu sıktın.

(Selin) Bu insanlara yazık değil mi?

Sen hiç vebal diye bir şey duymadın mı?

Bitti mi?

Güzel.

Başta kendinize verdiğiniz sözü tutun ve karışmayın Selin Hanım.

Her insanın hayatında zor bir seçim yapması gereken bir an gelir.

Bu onların sınavı, sizi ilgilendirmez!

Hayır, bu bir sınav değil.

Bu senin koyduğun saçma bir kural.

Evet, artık bu şirkette de bazı kurallar var.

Eskiden yokmuş. Zarar edip, batacak hâle gelmişsiniz.

Eğer toparlayamazsak, sadece o ikisinin değil...

...hepinizin işi tehlikeye girer.

Ben tek bir şeyi anlamıyorum. Bana bunu açıklar mısınız?

Birliktelik onların konsantrasyonunu bozuyorsa...

...ayrılık onları daha mı motive edecek?

Ayrılık acısı performanslarını daha da düşürmeyecek mi?

Ekip böyle mi yönetilir?

Yaptıkları işe konsantre olacaklar.

Öfkeyi, hayal kırıklığını atlatmanın en iyi yolu çalışmaktır.

Ayrıca gerçeklerle yüzleşmek, insanları güçlendirir.

Neymiş o gerçek?

Birbirleri için bir şeyleri feda etmeye hazır olmadıkları gerçeği!

İnsan hayatta her şeyi aynı anda kazanamaz!

Kural kuraldır! Uyacaksınız!

İşinize özel hayatınızı karıştırmayın dedim.

Bu sizin için de geçerli.

Bir an önce kendine bir ev bulacaksın...

...ve bulana kadar da otelde kalacaksın.

(Demir) Hafta sonu ben yokken gidip eşyalarını alırsın.

Bir an önce kendi evime yerleşmek istiyorum...

...ve bunun için daha fazla beklemek istemiyorum!

(Demir) O çek hâlâ masanın üstünde duruyor.

(Demir) İster al, ister alma.

Ama bu akşamdan itibaren yeni hayatına başlıyorsun.

Nasıl bir hayat olacağına kendin karar ver.

Bu sabah Yıldırım Bey'e söylediğin şey doğruydu.

Bu şirketteki en yetenekli proje yöneticisi benim.

Ayrıca müşteri beni tanıdı ve benim işlerimi beğendi.

O yüzden beni ne işimden ne de evimden gönderemezsin.

Ben eve gittiğimde odamda yatağım ve dolabım kurulu olsun.

Yoksa çok kötü arıza çıkarırım, bilmiş ol!

(Duygusal müzik)

Maşallah Demir.

Kendime bir söz vermiştim.

Ama tutmanın bu kadar zor olacağı hiç aklıma gelmemişti.

Bu sözün ailenle bir alakası var mı?

Oğlum, niye alıyorsun ki sen o evi?

İyi gelmeyecek sana, belli. Bütün o anılar.

Ne gerek var yaraları deşmeye?

Vallahi henüz o anıları hatırlamaya hiç fırsatım olmadı ne yazık ki.

Aa! Bir de şu evdeki kız meselesi vardı.

-Neydi adı, Selin miydi? -Selin.

Her şeyi yokuşa sürüyor, her yerde o.

Evde karşıma çıkıyor. Şirkette karşıma çıkıyor.

Ha, bir de neymiş efendim...

...şirkette aşk yasağı getirmem insanların aşkına engel oluyormuş.

Motivasyonlarını düşürüyormuşum. Laf!

Oğlum, ucu ona dokunuyor demek ki, itiraz ediyor.

Bana bak, bu kiminle birlikteyse alır eve gelir.

Sen yine kurtulamazsın ki.

-Kim? Selin mi? -Evet.

Vedat, bırak Allah'ını seversen, hangi adam onunla sevgili olur?

Sen tabii kızı tanımadığın için böyle geniş geniş konuşuyorsun.

Deli o kız Vedat, deli. Kontrolsüz, öyle gelişine yani.

Spontane kızda her şey.

Aklına eseni yapıyor, inat.

O bahçeye bağladığı keçi var ya...

...onunla ruh ikizi onlar, o kadar söyleyeyim sana.

Biz niye Burak'ı devreye sokmuyoruz?

Gitsin babasına "Yeni getirdiğin yönetici manyak çıktı." desin.

Oldu canım. Babası da hemen Demir Bey'i postalayıp...

...oğlunu patron yapsın. Sonra ben Bora'yla evleneyim.

Sen de yeni yönetici Burak'la. Mutlu son.

Bir dakika ya! Ben niye Burak'la evleniyorum, anlamadım.

Kızlar, çeneniz değil eliniz işlesin.

Bırak bu işleri Selin. Hepimiz biliyoruz ona hayranlığını.

Yani bence Burak'la hoş bir 'couple' olurdunuz.

Yuh! Sen de mi?

Bilmem farkında mısınız ama şirkette ilişki yasağı var.

Siz yeni ilişkilere yelken açmadan uyandırayım dedim.

Yani evet, doğru.

Kelin kendi şeyine merhemi yok, başkasının... Aman, neyse işte.

O şirkette yeni bir romans yaratacaksanız...

...önce patrondan başlayın derim.

Eğer şirkette birine âşık olursa, ilişki yasağını kaldırır.

Ay, ilahi Uzay abi. Şirkette ona kimi yapacağız ki?

Ona hangi kadın âşık olur?

(Selin) Ayrıca bakalım, acaba onun âşık olmaya yeteneği var mı?

O adam yaşamıyor, o adam robot.

Bak, Japonlar bir robot yapmış, bize patron diye yutturmuşlar.

Net.

Ne var, ne bakıyorsunuz?

-Aynı evdesiniz. -Sürekli didişiyorsunuz.

Ama ayrı kalamıyorsunuz. Yani sürekli yan yanasınız mecburen.

-Olur mu olur vallahi. -Yo, yo, yo!

Asla olmaz!

Arkadaş için çiğ tavuk bile yenir ama bu kadarı da fazla.

O da doğru, sen de haklısın yani.

Bu kadar itici olmasa, yakışıklı adam aslında.

Yalvarıyorum.

Asıl ben yalvarıyorum. Aa!

Olmaz öyle şey. Planımız belli. 'Operation' çita.

Yıldır, gönder. Ben yıldırıp evden göndereceğim...

...sonra el birliğiyle iş yerinde anasından emdiği sütü...

...burnundan getireceğiz.

O zamana kadar biz tarih oluruz Bora'yla.

Kusura bakmayın ama istediğiniz şey de yani, ıyy!

Sen bu adamı evden yıldırıp, nasıl göndereceksin?

-Hakkında hiçbir şey bilmiyoruz ki. -Bilsem ne olacak sanki?

Ne seviyorsa tersini yapacaksın.

Oğlum, hadi kalk bari gidelim. Bir yerde yemek falan yiyelim.

Oğlum, sen bu kadar içemezdin ki aç açına. Çarpacak şimdi.

Evimde yiyeceğim ben yemeğimi.

Kendi evimde.

-Gelsene sen de. -Ev tamamen senin olsun, gelirim.

Kızcağızı rahatsız etmeyelim şimdi.

Doğru ya, kızcağız.

Tabii önce o işi çözeceğim, sonra yapacağım yemeğimi.

Ben kaçtım.

Şimdiye kadar öğrendiklerimiz.

Klasik müzik seviyor, daha çok piyano sonatları.

16. yüzyıl son dönem.

Gurme yemeklerden hoşlanıyor. Lakros ve tenis oynamış.

Kesin 'squash' da oynuyordur. Okudukları.

İkinci yeni ve modern klasikler.

Ben şimdi bunların tersi ne yapacağım?

Yani mesela evde bangır bangır rap dinleyeceksin.

Ucuz romantizm kokan kitaplar okuyacaksın.

Kötü yemekler yapacaksın. Özellikle de evi en çok kokutanlarından.

Yani itici bir insan ol diyorsun.

Bir dakika! Beni tarif etti yalnız az önce.

-Ben itici miyim? -Yok boncuk, sana demiyoruz.

Ben, ben olmaktan çıkacağım, onu diyorum.

(Selin) Değil mi Uzay abi?

Sen, sen değilsin artık, sen bir savaşçısın.

Aşk olmaz, savaş olur dedin, al sana savaş.

Öyle Churchill'den konuşma 'apartmayla' olmuyor bu işler.

Olur olur. Bir de şöyle ağır baharatlı bir parfüm bulduk mu...

(Hareketli müzik)

(Klasik müzik...)

(...)

Nasıl ya?

(Selin kapıyı vuruyor)

Demir!

Allah Allah!

(Selin) Eşyalarım.

Aa, Çiçi! Senin burada ne işin var?

Seni buraya mı koydu vicdansız herif?

Seni burada kediler yer.

Demir!

Demir, kapıyı aç!

(Selin) Demir!

Kapıyı aç!

Öyle mi?

(Klasik müzik)

(Selin) Yatağım.

Dolabım. Yerine koymamış, gıcık.

Bunu sen istedin Demir Erendil.

Beni dışarıda bırakmak...

...eşyalarımı dışarı atmak neymiş göreceksin.

(Klasik müzik)

Demir.

Demir, bak, bu evi senin başına yıkarım!

(Klasik müzik)

Bunu sen istedin.

Sen şöyle dur Çiçi.

(Klasik müzik)

(Gerilim müziği)

Bir daha asla...

...asla ama asla balığıma dokunma!

Bu bir!

Ayrıca burası benim evim!

Değil kilidini değiştirmek, kale kapısı taktırsan...

...ben koçbaşı olur, yine girerim!

(Selin) Bu iki! Hayır, hayır, susmayacağım!

Bana sakın öyle bakma, bunların hepsi senin suçun.

Eğer bana kapıyı açsaydın, bunların hiçbiri olmayacaktı.

(Selin çığlık attı)

(Duygusal müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...

...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

("Zeynep Bastık - Her Yerde Sen" çalıyor)

"İnanmışım yalancıya"

"Kalbim seninle durdu"

"Hepsi boşlukmuş oysa"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"İşimde, gücümde, sağımda, solumda"

"Ah, her yerde sen"

"Evimde, odamda ne işin var?"

"Ama bıktım artık senden"

"Bir de artık keşke durup durup aklıma gelmesen"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

"Anlatsam anlamazsın, mevzu büyük kalbinden"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.