Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Babamın soyadı Bai.
Anneminki Li.
Bana da Bai Li adını vermişler.
Fon yöneticisiyim. Dünyanın her yerinde çalıştım.
Şimdi Kore'de çalışıyorum.
Annem ve kızımla yaşıyorum.
Aslında annem bunu istemedi ama onu ikna ettim.
Kızım hiçbir şey bilmiyor.
Onunla hep arkadaş olmak istedim
ama başaramadım.
Orada tekrar denemek istiyorum.
Oradayken öldüğümü bilmeyeceğimi söylediniz, değil mi?
Güzel. Bir arkeolog olabilirim.
Bu çocukluk hayalimdi. Neredeyse unutuyordum.
Teşekkürler.
Tekrar karşılaşabilirsek
söylemek istediğim çok şey var.
Annemi özlüyorum.
Onu hiç bu kadar özlememiştim.
Ölüme yaklaştığım için kaybettiklerimi düşünüp duruyorum.
Bu hizmeti şu kişi için istiyorum…
İki ebeveynimin de güzel bir yerde,
bir arada ve rahat yaşadıklarını görmek istiyorum.
Gezmek istediğim çok yer vardı.
Ama ömrüm boyunca yapamadım…
Arkadaşımın daha samimi bir versiyonu.
Eskiden tanıdığım ve görmek istediğim kişi o.
En azından rüyamda karşılaşmak istedim ama hiç olmadı.
-Son görüşmemiz çok üzücüydü. -Nasıldı? Eğlendin mi?
Yalnız mısınız?
Evet.
Aileniz mi orada?
Hayır, iş için gidiyorum.
Kızım annemle kalıyor.
-Arkeoloğum. -Harabeleri mi keşfediyorsunuz?
Çok havalı bir iş.
Öyle.
Kızım da arkeolog olmak istiyor.
Bunu şeyde söylemişti…
-Kreşin yıl sonu partisinde. -Kreşin yıl sonu partisi mi?
-Evet. -Koreceniz iyiymiş.
Mükemmel.
Birazcık!
Uzun süreliğine mi gidiyorsunuz?
Yaklaşık üç aylığına.
Üç ay mı?
Kızınızı özlemez misiniz?
Sorun değil.
Buna alıştı.
Her şeyi ayarladım zaten, evet.
Güzel.
Pekâlâ, ben gideyim.
Haberleşelim.
Olur.
-Hoşça kal. -Hoşça kal.
İyi yolculuklar.
Merhaba!
Selam!
BAI LI
Anne, ben geldim.
Ne oldu? Niye öyle baktın?
Bak burası nasıl güzel!
Jia nerede?
Jia, annen arıyor.
Jia?
-Jia. -Jia!
Buraya gel.
Gel de şuna bak.
-İşte buradasın! -Annen.
Bak!
Gördün mü?
Bebeğim niye bu kadar mutsuz?
Uzun zamandır aramadığım için mi?
Özür dilerim!
Annen şu an nerede dersin?
Bak neye dokunuyorum.
Bu ne?
Bir deve! Gördün mü?
Umarım beni ısırmaz!
Tüyleri çok yumuşak.
Al, tut bakalım.
Annen artık burada çalışıyor.
Her gün ilginç bir şey bulup sana göstereceğim, tamam mı?
Jung-in, iyi uyudun mu?
Kalkma vakti.
Uyku yetmedi mi?
Duş alırsan beş, sadece saçını yıkarsan yirmi dakikan var.
Trenin 42 geçe geliyor. Uçağın kaçta?
Sadece saçımı yıkayıp dişlerimi fırçalarsam?
Bu sana 15 dakika uyku kazandırır.
Ama maalesef benimle 30 saniye kaybettin.
Barcelona'yı seversin. Gitmiyor musun?
Gidiyorum tabii.
Gidiyorum.
Evet, gidiyorsun.
Gidiyorum.
Jung-in.
Tren az önce kalktı!
-Hemen çıkmalısın! -Kalktı mı?
Evet, çıkman lazım. Acele et!
Şaka şaka!
Sen bittin.
Hep işe yarıyor!
Kalk. Hazırlanma vakti.
Bugün Barcelona'da hava açık.
Sıcaklık 16 derece, nem %58.
Uçuş süresi 12 saat 40 dakika. Tahmini varış süresi 18.40.
İndiğinde soğuk olacak.
O yüzden ceket al.
-Jung-in, göz damlan. -Doğru!
Vitaminlerini de al.
Görüşürüz!
-Yarın beni erken kaldır! -Jung-in.
Bu hafta sonu boş musunuz?
Sinemaya gidelim mi?
Bir dakika.
Selam Jung-in.
Bu hafta sonu planımız var mı?
Hayır. Niye sordun?
O zaman sinemaya gidebilir miyim?
Tabii, sen git.
-Ne zaman gidiyorsun? -Ne zamandı?
Beş uygun mu?
Beşteymiş.
Biletleri ben alayım mı? Hangi film?
Hangi film?
Erkek arkadaşım da.
Boş ver. Onunla gitmelisin.
Sorun yok. Çok uzakta.
-Selam versene. -Selam!
Selamlar.
O zaman gidiyorum.
-Peki. -Görüşürüz.
-İyi eğlenceler. -Görüşürüz!
Gitmiyor muyuz?
İşte geliyor!
Çok iyi!
-İlginç bir şey göstereyim mi? -Olur.
Görmüştüm. Etkilenmedim.
Başka bir şey.
Peki.
Bak.
-Çok iyi değil mi? -Hem de çok!
-Jung-in. -Evet?
-Sana gönderiyorum, tut. -Peki!
Pat!
Yakaladım mı?
Geri gönder!
Dur artık.
Peki.
Bak, kuzey ışıkları.
Onları görmeye gitmiştik, hatırladın mı?
Şarkı söyle.
Şarkı mı?
Bana şarkı söyle.
Şimdi mi?
Evet.
Hadi.
Başlıyorum. Sakın gülme.
Jung-in
Gu-gu-gu-gu
Ah aşkım
Ah canım aşkım
Mesafeler
Bizi ayırıyor olsa da
Beni hep gülümsetiyorsun
Sana olan aşkım asla değişmeyecek
Tut elimi
Uçalım gökyüzüne
Kapat gözlerini
Benim için gülümse
Sarıl sıkıca bana
Yıldızlar üstümüzde parlıyor
Dans edelim
İşte böyle, sonsuza kadar
Ah aşkım
Ah canım aşkım
Mesafeler bizi ayırıyor olsa da
Seni daima koruyacağım
Sana olan aşkım asla değişmeyecek
Sana olan aşkım asla değişmeyecek
Ah aşkım
"…bu bela deryasına karşı isyan etmek mi yaraşır insan olana?"
"Öyle."
"Aşkın büyük olduğu yerde…"
"Küçük korkuların büyüdüğü yerde…"
Ne yapıyorsun?
Şu an çalışıyorum.
Böyle devam et.
Böyle ezberlemek daha kolay.
Devam edelim Jin-gu.
"…oklarını, güllelerini sineye çekmek mi yoksa isyan…"
Hayır, dur.
Dönme. Sadece…
Böyle olmaz. Diyaloğu unut.
Pekâlâ.
Bakacağım.
O zaman sizi şimdi bağlayacağız.
Büyükanne!
Merhaba büyükanne! Nasılsın?
Burası çok güzel. Teşekkürler!
Niye ağlıyorsun?
Burası harika. Sana göstereyim.
Bak nasıl güzel?
Burası Londra!
Unutuyordum büyükanne.
Gönderdiğin kimçi çok lezzetli.
Sağ ol!
Kimçi mi?
İyi haberlerim bitmedi.
Gelecek ay Hamlet'te oynuyorum, tiyatroda.
Hamlet mi? Hamlet sen misin?
Hayır, oyundayım ama Hamlet'i oynamıyorum.
Repliğim gelmedi.
Jin-gu, o giydiğin ne?
Başka kıyafetin mi yoktu?
Bunların nesi var ki?
Sonra tekrar ararım. Haberleşiriz.
Hoşça kal!
Ona nasıl kıyafet gönderebilirim?
Buradan menüye basarsanız
eşyaları görürsünüz.
-Alo? -Selam anne.
Tatlım, ne yapıyorsun?
Bekle, ne yiyorsun öyle?
Yakaladım seni! Yine mi noodle? O jajangmyeon mu?
Susar mısın?
Et yemen gerektiğini söylemiştim.
Protein çok önemli!
Beni izleme demiştim anne.
Şu hâline bak, iyice zayıflamışsın.
Hayattan böyle vazgeçme!
O da ne demek? Vazgeçmiyorum ki.
Kimseyle çıktığın yok.
-Anne. -Evet?
-Görüştüğüm biri var. -Tabii canım!
Ciddiyim!
-O yüzden beni rahat bırak. -Sen ciddi misin?
-Tatlım! -Evet?
Hae-ri'nin sevgilisi varmış!
Ne? Sevgili mi?
-Kim o? Eve getir. -Baba!
-Doğru diyor, eve getir! -Yalan söylüyorsun.
Ciddiyim, yalan söylemiyorum.
Merhaba.
O adam da kim? Şu an sevgilinle misin?
Ciddi olmalı.
Yemeğimi bitirip işe dönmeliyim millet.
Lütfen özel hayatımdan uzak durun. Tamam mı? Güle güle.
-Hae-ri! -Tatlım!
O da neydi?
Ne?
Yanlış anlayacaklar.
-Bu bir sorun mu? -Benden hoşlanıyor musun?
Ne?
Aman diyeyim. Sonunda canın yanar.
Neyin peşindesin?
Ne iş yapıyor?
Keşke baban gibi şair olsaydı.
Utandırma ya!
Şu an meşgulüm, sonra ararım. Güle güle.
Onu eve davet et, akşam yemeği yiyelim.
-Hae-ri. -Evet?
Sahte sevgilin olmamı ister misin?
Ne?
Onlarla uğraşmak yorucu görünüyor.
Yorucu değil.
Yorgun gibisin. Senin için yaparım.
Bu senin fikrin.
Peki.
İyi şanslar.
Bu çocuk…
-Hae-ri! -Evet?
Evet, benim.
Çok mu değişmişim?
Wonderland'in tarihi benim, diyebiliriz.
Bildiğini sanıyordum, bilmiyormuşsun.
Hiç bilmiyordum.
Merhaba, ben Kim Hyun-soo.
-Sağ ol tatlım. -Ne demek.
Bana ailenizden bahsedin.
Annem ve abim var.
Babam ben küçükken bizi terk etti.
Özgür ruhlu bir adammış.
Evet.
Şiir seviyor musunuz acaba?
Şiir mi?
Elbette! Evet, şiirleri severim.
Hangilerini?
Sizinkileri.
"Gökyüzüne bakıyorum."
"Bir, iki, üç, dört, sayıyorum."
"Kediler geçiyor."
"Biri gülümsüyor."
"Gidiyorum."
Çok utandım!
-Kadeh kaldıralım mı? -Evet.
Kadehinizi doldurayım…
Şaka yapıyordum.
Size içiyorum.
Teşekkürler.
İyi birine benziyordu.
-Evet, çok tatlı biri! -Yeter.
Küçük kızımız çok güzel ama.
Elbette öyle. Bana çekmiş.
Sen neden bahsediyorsun? Asıl bana çekmiş!
Bu gecelik yeter, yoruldum. Siz de yatın artık.
Peki, tamam. İyi geceler.
Size de anne ve baba. Rüyanızda beni görün.
Tamam. İyi uykular.
Rüyanızda beni görün…
Çek, çek, çek kürekleri Akıntıya doğru uysalca
Neşeyle, neşeyle, neşeyle, neşeyle Hayat bir rüyadan ibaret
Çek, çek, çek kürekleri Akıntıya doğru uysalca
Bir timsah görürsen Çığlık atmayı unutma
Çölde ne aradığımı biliyor musun?
Çok uzun zaman önce Hayat Ağacı varmış.
Bir gün insanları kıskanan bir canavar
ağacı kökünden söküp okyanusa atmış.
Çok uzun bir zaman sonra okyanus çöle dönmüş.
Şu anda o çöldeyim. Burası eskiden kocaman bir okyanusmuş.
Arkeolog olmak istiyor musun?
Evet!
Sence arkeolog olmak için ne gerekir?
Bilmem.
Güçlü olmalısın.
Ancak güçlü olursan o çok uzun yolları yürüyebilir
ve o kadim insanlarla tanışabilirsin.
Peki nasıl güçlü olunur?
Biliyorum.
-İyi beslen, iyi uyu, bol egzersiz yap. -Aynen!
Gelin millet!
Buraya gelin!
Özür dilerim. Sonra ararım.
Peki.
Stella!
-Gelin! -Gördün mü?
Biliyordum. Burasıydı.
Ne oldu Jia?
Anneciğim, gelecek haftaki doğum günümde…
Şu an meşgulüm, sonra ararım.
Anneciğim…
Özür dilerim Jia.
Çok çabuk kapattım.
Önemli değil, hep yapıyorsun zaten.
Öyle mi?
Evet, hep yoğunsun.
Özür dilerim hayatım.
Bir daha asla yüzüne kapatmayacağım.
Ne zaman istersen anneni arayabilirsin.
Alo?
Affedersin, yanlışlıkla aradım.
Uyandırdım mı?
Hayır, uyanıktım.
Niye uyumuyorsun?
Uyku tutmadı.
Niye?
Gözümün önüne sürekli farklı bir hâlim geliyor, sanki…
Sanki bir rüyadaymışım gibi.
Çok aptalca.
Sence bu gerçek mi?
Nasıl yani?
Bu sadece bir rüya.
Sahi mi?
Neşeyle, neşeyle, neşeyle, neşeyle Hayat bir rüyadan ibaret
Çok tuhafsın.
Tae-ju.
Rahat uyudun mu?
Biraz yaşlandım.
Senin yüzünden.
Uyanması bir mucize.
Ama beyin hasarı bilişsel uyumsuzluğa neden olacak.
Günlük hayata uyum sağlamada, basit işleri yapmada sorun yaşayabilir.
O yüzden telaşlanmayın ve rahat davranmaya çalışın.
TAE-JU
HİZMETİ SONLANDIRMAK İSTER MİSİNİZ?
Otur hadi. Açsındır.
Eve dönmek ne güzel, değil mi?
Sana ne hazırlasam?
Tadı çok kötü.
O kadar ki…
Bir kâse daha istiyorum.
Komik miydi şimdi?
Sana daha yok.
Karını doyur.
Peki.
-Duyamadım. -Seni seviyorum!
O okul bahçesine gideli çok uzun zaman oldu.
Sence uçurtma hâlâ orada mıdır?
İmkânsız.
Seninle yapmak istediğim çok şey vardı.
Jung-in saçımı güzel yaptı.
Benimkini de Tae-ju yaptı.
O yüzden berbat.
Bu çok güzel.
Sen iyileştikten sonra bir sürü yeri gezelim.
Jung-in.
İşe gitme vaktin geldi sandım.
Sana dokunabilmek güzel.
Bunu sürekli yapacağım.
-Oluyor mu? -Evet.
Bir ara arkadaşlarımızı çağıralım.
-Ben deneyeyim mi? -Hayır, tekrar deneyeceğim.
Tae-ju! Dur!
Sıcak değil mi?
Sıcak.
İyi misin?
Özür dilerim.
Merhaba. Wonderland'e hoş geldiniz.
Bir bakalım.
Cennetin Hawaii'ye benzemesini istiyorum.
Beni öyle bir yere koyun lütfen.
Tabii, öyle yaparız.
Hizmeti şimdi başlatabiliyor muyum?
Her şeyi duymak istiyorum.
Özür dileriz.
Başlamak için yasal olarak ölü veya ölüm döşeğinde olmalısınız.
Öyle mi? Tüh be.
Görmek istiyordum.
Kendinizi görürseniz
bozulmaya neden olur, bu da sistem arızası yapar.
Kendim değilmişim gibi davransam?
Maalesef.
Şuna ne dersiniz?
Kendi cenazeme katılabilir miyim?
Baba, bu biraz…
Neden ki? Eğlenceli olur.
Bunu talep edenler oluyor
ama vefatınızı öğrenmenize izin veremeyiz.
O yüzden cenazeden sonra sistemi sıfırlamamız gerekir.
Hoşuma gitti.
Madem bunu yapacağız, biraz daha genç görünebilir miyim?
Çok yakışıklıymışsınız.
-Çift paketleriniz de mi var? -Evet.
Asla olmaz!
Birbirimizi yeterince gördük.
Onunla gitmem. Bunu istemiyorum. İmkânsız.
Öf be.
-Ne oldu? -Şey…
Bu iki kişi aynı görünmüyor mu?
Evet.
Benziyorlar.
Kim o?
Annem.
Yok artık. Yalan söyleme!
Ciddiyim.
Bana bak.
Yapma!
Alo?
-Abi. -Selam.
Şey.…
Babamın yüzü nasıldı?
Niye?
Onu bulmuş olabilirim.
-Ne dedi? -Tanrım!
O babam değil.
-Nereden biliyorsun? Sordun mu? -Abim hayır, dedi.
Annemin kanı 0. Abiminki B, benimki A.
Yani babamınki A olamaz.
Ama abinle senin babanız farklı olabilir.
Babanız illa aynı kişi mi olacak?
-Doğru. -Aynen.
O zaman neler oluyor?
Ona direkt sor.
-Olmaz. -Niye?
Başkalarının hayatıyla hep böyle ilgili misin?
Başkalarının hayatıyla ilgilenmek bizim işimiz zaten.
Boş ver.
Acıktım. Jjamppong istiyorum.
Jajangmyeon ye.
İstemiyorum.
Ye işte. Bu yerin jajangmyeon'u meşhur.
Geçen sefer jajangmyeon yedik zaten. Jjamppong istiyorum.
İyi. Bakar mısınız?
Geldim.
Jin-gu'nun büyükannesi!
Burada mı çalışıyorsunuz?
Yeni başladım sayılır.
Diğer işinizi bıraktınız mı?
Hayır, iki işte birden çalışıyorum.
Ama yorulmuyor musunuz?
Hiç sorun değil.
Ne isterdiniz?
Bana jajangmeyon, ona jjamppong.
Hayır, ben de jajangmyeon alayım.
-Hemen getireyim. -Teşekkürler.
AYLIK SATIN ALMA
Çok fazla şey satın almış. Şimdi Jin-gu daha fazlasını isteyecek.
Jin-gu'ya yeni bir araba aldım.
Ama pek sevmediğini söylüyor.
Arabasına bakabilir misiniz?
Bana iyi bir araba gibi geldi.
Jin-gu.
Yine ne var? Yoğunum. Söyle hadi.
Arabayı sevdin mi?
Hayır. Bir tuhaf.
İyi değil mi?
İyi değil. Külüstür. Bunu sürmem.
Peki o zaman…
-Yenisini alayım mı? -Ne yaparsan yap.
Yoğunum. Provam var. Görüşürüz.
Gösterin mi var?
Sahneye çıkacağımı söylemiştim.
Yani ben de izleyebilecek miyim?
Tabii ki izleyemezsin.
Doğru, tabii.
O zaman…
Bari fotoğraf gönder, olur mu?
Peki, olur. Bakarız.
Provalarım için piyanoya ihtiyacım var büyükanne.
Tamam. Piyano…
-Görüşürüz. -Peki. Görüşürüz.
Sizce ona daha büyük bir araba mı almalıyım?
Farklı bir arabayla ücretsiz değiştiririz.
O zaman kızarmış mantılar benden.
Ne harika! Çok teşekkür ederim.
Bu çocuğun gerçek kişiliği miydi?
Tüm bu alımlar onu şımartacak.
Merhaba.
Size çiçek…
Patron Kim!
-Yun-cheo! -Evet baba?
Bizim Kim geldi.
Merhaba.
Bu onun son dileğiydi.
Anlıyorum.
-İyi misiniz? -Çok iyiyim!
-Bana katılın. -Şimdi olmaz.
Bu taraftan.
-Saçın iyice dökülmüş. -Dökülmedi!
Sen!
Gelmezsin sanıyordum.
Yong-sik…
İyi ki geldin.
Hâlâ beş milyon won borcun var.
Tabii. Geri ödeyeceğim.
Geldiğiniz için sağ olun.
Şey…
Neyse, boş verin.
Tekrar sağ olun.
Selam.
Wonderland Seyahat Acentesi'nden Kim Hyun-soo.
Evet, biliyorum.
Kontrol etmek için aradım. Tatil nasıl gidiyor?
Buraya bayıldım!
Pekâlâ, o zaman…
Şey…
Söyleyin hadi.
Ben…
O zaman kapatıyorum.
Tabii.
Peki. Güle güle!
Efendim.
Acaba…
Bir oyun oynamak ister misiniz?
Set skoru 2-0.
Hiç yorulmuyorsunuz.
Jia uyuyakaldı.
Yarın ararsın.
Sakın kapatma. Konuşalım.
Senin için zor olduğunu biliyorum.
Yapmak istediğim her şeyi yapıyorum.
Sensiz asla yapamazdım.
Teşekkürler anne.
Eve gelirken sana bir şeyler almak istiyorum
ama burada seveceğin bir şey yok.
Buna ne dersin?
Güzel, değil mi? Rengi de güzel.
Belki arkadaşlarına da alırım.
Olur mu?
Ama benim aldığımı söyle.
İhtiyacım yok. Sakın alma.
Fazla mı gösterişli? Peki buna ne dersin…
Alo.
Acaba hizmeti sonlandırmam mümkün mü?
Hayır, sadece bana tuhaf geliyor.
Kızına gerçeği söyleyeceğim.
O yüzden bu aydan sonra hizmeti iptal edin lütfen.
Pekâlâ. Anlıyorum.
Lütfen öyle yapın. Teşekkür ederim.
Bai Li?
Nasılsın?
İyiyim.
Aslında pek değilim.
Annem için endişeleniyorum.
Niye ki?
Bana söylemediği bir şey var.
Ebeveynler niye çocuklarına dürüst davranmaz?
Bilmem.
Benim ebeveynim yok.
-Özür dilerim. -Hiç önemli değil.
Sorun yok!
-Burada olduğumu biliyor muydun? -Evet.
Sahi mi?
Senin için…
Endişelendim.
Niye?
Bilmem.
Sung-joon.
Sung-joon!
Tuvalet.
Hemen dönerim.
Peki.
Sung-joon!
Neredeydin?
Bai Li dengesiz gibiydi, kontrol edeyim dedim.
Beni niye çağırdın?
Hizmeti yakında sonlanacak, konuşmak istedim.
Selam.
Çok güzel, değil mi?
Annem bu müziği severdi.
Eskiden beraber dans ederdik.
-Jung-in? -Selam, ne haber?
Tae-ju beni görmeye geldi.
Çalışmak istiyormuş ama sanırım…
Tae-ju mu?
-Sorun yok. -Ne?
Tae-ju oraya sadece seni görmek için gitti.
Hayır, öyle değildi. Dedi ki…
Tek nedeni bu.
Anlıyorum.
Peki öyleyse. Sen dinlen.
Tamam. Görüşürüz.
TAE-JU
Aradığınız kişiye ulaşamıyor. Lütfen mesaj bırakın…
Nereye koymuştum?
Wonderland'e hoş geldiniz.
TAE-JU
Jung-in?
İyi görünmüyorsun.
Hasta mısın?
Ateş düşürücü nerede?
Banyo dolabının üst rafına koymuştun.
Arkadaki turuncu şişede.
Jung-in, çok mu kötüsün?
İyiyim. Teşekkürler.
Selam! Merhaba!
-Şerefe! -Mutlu yıllar!
Tae-ju.
Tae-ju!
Selam Jung-in.
Jung-in, iş arkadaşlarımızdan biriyle görüştüm.
İş bulmama yardım edecekmiş.
Bence işe yarayacak!
Tabii.
Ama bu insanlar da kim?
İyi insanlar. Hepsi oyuncu.
Kim onlar?
Parkta tanışmıştım.
İnsanları davet edip eğlenmek istiyordun.
Tae-ju.
Senlik bir hareket değil.
Sahi mi?
Benlik değil mi?
Anlıyorum.
Bizimle içsene.
-Almayayım. -Hadi! İç hadi!
İç hadi!
TAE-JU
Jung-in, nasıl oldun?
Hastasın. Dışarıda ne işin var?
Selam. Neredesin?
Sence neredeyim? Uzaydayım tabii.
Göstereyim mi?
O yüzden sordum. Niye uzaydasın?
Niye hâlâ dönmedin?
Dönemeyeceğimi biliyorsun. Keşke dönebilseydim.
Hemen dönsene.
Niye dönmüyorsun?
Peki. Hemen geliyorum.
Çok az bekle.
Şapşal.
Şapşal değilim.
Sensin o.
Bana âşık bir…
…şapşal.
Bak! Gülümseme gördüm! Gülümsedin!
Evet, gülümsedim.
Sakın hastalanma.
Eve gir hadi.
Balık Kara'yı hatırladın mı?
Evet.
İşte!
Annen başardı! Sonunda balık Kara'yı buldum.
Herkesten önce sana göstereyim dedim.
Yakında Hayat Ağacı'nı da bulacağım.
Sonrasında eve döneceğim.
Şimdi gelemez misin?
Jia, hadi yiyelim.
Jia.
Kapatman lazım.
Olmaz.
Yemeğin soğuyor.
Hadi. Sen uslu bir kızsın.
Olmaz.
Annen şu an çalışıyor.
İşi bitince ararsın.
Ama anneme gitmek istiyorum.
Büyüdüğünde seni buraya getiririm.
Ona neler diyorsun?
Kapatıyorum.
-Anne… -Yemek yemesi lazım.
Hadi yemeğe.
-Anneme gitmek istiyorum. -Gidemezsin.
Annen yoğun.
Yoğun değil. Her gün konuşuyoruz ki.
Yine de gidemezsin.
Niyeymiş?
Birlikte anneannenin evine gidelim.
Kuzenlerin orada. Eğlenirsin.
Hayır, anneme gitmek istiyorum!
Gidemezsin dedim!
Ver şunu.
Sana söyledim. Annene gidemezsin.
Böyle devam edersen onu aramana izin vermem!
Anneme gideceğim!
Ne yapıyorsun anne?
Anne?
Anne?
Duyuyor musun?
Sana bakayım.
Sorun ne? Niye keyifsizsin?
Ona niye öyle şeyler söyledin?
Onu oraya götüreceğini söyledin.
Bu saçmalık!
Onu kastetmedim.
Jia buraya gelmek istemesin diye söyledim.
Eve döneceğiz!
O da ne demek?
Daha anaokuluna yeni başladı.
Arkadaş edinmeye de başladı.
Bir anda taşınmak ona iyi gelmez.
Akrabalarımız orada.
Kuzenleri olacak.
Burada kimsemiz yok!
Ne demek kimseniz yok?
Ben buradayım.
Ben dönene kadar bekleyin.
Bekleyelim mi?
Sen dönene kadar mı?
Nasıl geri dönebilirsin ki?
Bai Li!
Çekil oradan!
Tae-ju uyumuyor.
Geceleri dışarı çıkıp dolanıyor.
Bazen saatlerce yatakta oturuyor.
Farklı birine benziyor.
Ne düşündüğünü kestiremiyorum.
Onda gördüğünüz en büyük değişim nedir?
Emin değilim.
Tae-ju çok çaba sarf ediyor. Yakında düzeleceğine eminim.
Peki.
Biraz endişeli görünüyorsunuz.
Siz iyi misiniz?
Tabii.
Gitmeden ye.
Böyle iyiyim.
O kadar hazırladım. Gitmeden ye.
Geç kaldım.
Beni niye uyandırmadın?
Daha vaktin var.
Geciktim.
Check-in'ler artık uzun sürüyor.
Kusura bakma. Görüşürüz.
CEVAPSIZ ARAMA
Senin derdin ne?
Ne?
-Eşyalarımı karıştırmışsın. -Karıştırmadım.
Karıştırmışsın.
Bir şey mi saklıyorsun?
Bana niye kötü davranıyorsun?
-Nasıl kötü davranıyorum? -Kötü davrandın.
Peki. Özür dilerim.
Asıl ben özür dilerim.
TAE-JU
Jung-in!
Şu an yürüyorsun, değil mi? Seni buradan görüyorum.
İşe giderken beni düşünüyorsun.
Bugün yaşadığın Dünya ekstra mavi ve parlak gözüküyor.
Sence nasıl?
Dün gördüm zaten.
Bak.
Bugünkü Dünya dünküyle aynı değil. Sana yarınki Dünya'yı da göstereceğim.
Sana kolay gelsin. Kendine iyi bak.
-Giremezsiniz. -Girmem lazım.
İzin veremem.
-İçeride biri var. -Dışarıda bekleyin.
İçeride biri var!
Yangın o çıktıktan hemen sonra başladı.
Tuhaf değil mi?
Hayır. Hiç de değil.
Park Tae-ju'yu iyi tanıyorsunuz, değil mi?
Evet, ne oldu?
Son zamanlarda bir tuhaflığı var mıydı?
Hayır. Çok iyi gidiyor.
Tekrar ediyorum, Tae-ju yapmadı.
Pekâlâ.
Daha dikkatli olmalıydın.
Ben yapmadım.
Yemek mi yapıyordun?
Ben bir şey yapmadım.
Öyle mi?
O zaman yangın nasıl çıktı?
Jung-in.
Bu akşam nerede yatacağız?
Seyahate çıkalım mı?
Yarın uçuşum var.
Barcelona'ya.
Bu harika.
Barcelona'yı seversin.
Bunun nesi harika ki?
Lanet olsun!
Büyükanne, şu an meşgulüm.
Bu da ne… Siz kimsiniz?
Adım Seo Hae-ri. Wonderland'de hizmet müdürüyüm.
Ne olmuş?
Büyükannenizle ilgili bir haberim var.
Ne oldu?
Telefonlarımı açmıyor.
Yeni kayak tulumunu gönderse iyi olur.
Bu kötü haberi ben vermek istemezdim.
Ne? Söyleyin artık!
Büyükanneniz vefat etti.
Başınız sağ olsun.
Sabah işe giderken düşmüş.
Hizmet devre dışı bırakılacak.
Yeni bir talebe kadar siz ve büyükannenizin kayıtları
depolanacak.
Umarım ikiniz de mutluluğu bulursunuz.
Affedersiniz, 55. Kapı nerede?
Şurayı gördünüz mü? Oradan dönünce göreceksiniz.
-Teşekkürler. -Rica ederim.
Jia!
Jia!
Jia!
Affedersiniz!
Jia!
Affedersiniz!
Torunumu kaybettim.
Lütfen yardım eder misiniz?
Havaalanında küçük bir kız kaybolmuştur.
Adı Bai Jia.
Yedi yaşında ve kahverengi bir trençkot giyiyor.
Bu kızı gördüyseniz lütfen en kısa zamanda
bir polis memuruyla ya da danışmayla konuşun.
Anne.
Jia nerede?
Jia kayboldu!
Kayboldu mu?
Bu nasıl oldu?
Merak etme, iyidir. Polise söyledin mi?
Anons yaptılar mı?
Bugün ne giydi?
Oraya kaçta gittiniz?
Onu rızası dışında götürmemeni söylemiştim.
Polis ne dedi? Niye konuşmuyorsun?
Anne!
-Anne! -Bai Li!
Ben annen değilim!
HİZMETİNİZ DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞTIR
Jung-in.
-Merhaba. -Merhaba.
Seninle geliyorum.
Tae-ju, buraya gel.
Güzel yemekler yiyip bir sürü fotoğraf çekelim.
Jung-in. Önce biz giriyoruz.
Hemen geliyorum.
Şu an seyahate çıkamayız.
Hâlâ düzelmedin Tae-ju.
Gayet iyiyim.
Hayır, değilsin.
Döndüğümde konuşalım.
Şimdi konuşalım.
Gitmem gerek.
Benden kaçıyor musun?
Kaçmıyorum.
Niye açmıyorsun?
Kim o?
Jung-in.
Sen aç.
TAE-JU
Jung-in, iyi uçuşlar…
Sen kimsin?
Alo?
-Alo? -Üzgünüm.
Seni çok özlemiştim.
Tamam, birlikte gidelim.
Orada her şeyi anlatırım.
Lütfen oturun bayım.
Yakında kalkacağız. Lütfen.
Tae-ju!
İyi uçuşlar.
Anneciğim.
Buldum seni!
Buldum seni anneciğim.
Jia.
Çok korkunç bir rüya gördüm.
Çöldeydim ve seni kaybetmiştim.
Ağlayacak mısın? Ağlayabilirsin. Yanındayım.
Şimdi saklanacağım.
İşte gidiyorum.
Jia!
Buldum seni anneciğim!
Beni bulsana anneciğim.
Jia?
Anneciğim!
Jia!
Jia!
Jia!
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor. Lütfen mesaj bırakın…
Bir sorun mu var?
Bai Jia kayıp.
Nasıl yani?
Nasıl kayboldu? Danny!
Nereye gidiyorsun?
Burada fazla kaldım.
O da ne demek?
Nasıl gideceksin?
-Bai Li! -Böyle gidemezsin.
Hayat Ağacı'na benziyor!
Hayat Ağacı'na benziyor.
-Bir yere mi gidiyor? -Bilmiyorum.
-Ona ne oldu? -Bai Li?
Bai Li!
-Bai Li! -Bai Li, dur!
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor.
ANNEM
-Merhaba! -Merhaba!
-Merhaba! -Merhaba!
Kontrol edip size dönerim.
Bai Li tekrar aktif.
-Nasıl olur? -Bilmiyorum.
Devre dışı bırakmak işe yaramıyor. İşletim sistemine yaklaşıyor.
Güvenlik duvarı koy ki yaklaşamasın.
-Tamam. -Sung-joon.
Sung-joon!
Alo? Havaalanı mı?
Alo?
Alo? Beni duyan var mı?
Alo?
Orada kimse var mı?
Yardımcı olur musunuz?
Alo? Beni duyan var mı? Alo!
Orada kimse var mı?
Jia.
Annen geliyor.
Acele et!
Bu sadece bir rüya.
Rüya mı?
Hayır.
Sence bu gerçek mi?
Ne demek istiyorsun?
Gerçek olduğunu düşünürsen
gerçek olur.
Bai Li güvenlik duvarını aştı.
Tüm verilerini silmemiz gerek. Hemen yapıyorum.
-Ya ailesi onu geri isterse? -Tekrar yaratırız.
Tekrar yaratırsan asla eskisi gibi olmaz.
O da ne demek?
Annem ve babam.
Ben de onları silip tekrar yarattım.
Gerçek olduğuna inandığın şey bir anda sahte çıkabiliyor.
Bir saniye bile sürmüyor.
Sorun mu var?
Bu olmamalıydı.
Sistem kapanıyor.
Verileri niye silinmedi?
Bai Li.
-Sanırım bir şey istiyor. -Ne demek istiyorsun?
-Farklı bir şey var. -Tabii ki. Bir hata var.
Bence bu bir hata değil. Ağı ona aç.
Aklından ne geçiyor?
Ağı ona açalım.
Peki.
Sen öyle bakarken sana hayır diyemem.
Alo?
Yardım eder misiniz?
Alo?
Evet? Ne dediniz?
-O da neydi? -Ne diyor?
Alo?
Alo?
BİLİNMEYEN NUMARA
Alo? Beni duyuyor musun?
Lütfen kapatma.
Tuhaf gelecek ama bana yardım edebileceğinizi hissediyorum.
Çocuğumu arıyorum.
Küçük bir kız görüyor musun?
Orada beklemesini söyle. Geliyorum…
Merhaba, Wonderland'e hoş geldiniz.
Hizmetimiz teknik aksaklıklar yaşıyor.
Görüşmenizi böldüğümüz için özür dileriz.
Nereye gitmeye çalışıyordun?
Anneme.
Annene mi?
Evet.
Tek başına mı?
Evet.
Çok cesursun.
Annem seni gerçekten aradı mı?
Evet.
Yolda olduğunu söyledi.
Onu beklemeni istedi Jia.
Annem onu beklememi mi istiyor?
Evet.
Jia!
Jia!
Jia!
Teşekkürler.
Jia!
Jia!
Meraktan öldüm!
Teşekkürler.
Jia, teşekkür et.
Teşekkürler.
Jia, gidelim hadi.
Annem burada beklememi söyledi.
Benim için annemi ara.
Annen telefona bakamaz. Sonra anlatırım.
O zaman gitmem.
BAI LI
Anneciğim!
Neredesin?
Ben…
Havaalanındayım.
Gerçekten mi?
Neredesin?
Seni göremiyorum.
Anneciğim.
Anneciğim, neredesin?
Seni göremiyorum.
Anneciğim.
Annen öldü.
Yine de
her akşam uyumadan önce bana üç masal okur musun?
Evet. Tabii ki.
Üç mü dedin?
Altı tane okuyacağım.
Ne dersin?
Jia.
Artık büyüdün, koca kız oldun, değil mi?
Tek başına başarabileceğini biliyorum. Bunu nasıl yapacağız peki?
İyi beslen, iyi uyu, bol egzersiz yap.
Aynen öyle.
Anneanneni telefona ver.
Anne.
Burada çok iyiyim.
Sana çok şey borçluyum.
Sonraki hayatımda telafi edeceğim.
Sonraki hayatımda ben anne olacağım, sen kızım olacaksın.
Sana ben bakacağım.
Sana çok iyi davranacağım.
Kızım.
Anne.
Kendine çok iyi bak.
İyi beslen, iyi uyu, bol egzersiz yap.
Seni çok özlüyorum bebeğim.
Hadi, bu akşam tekrar konuşuruz.
Ağlamayı kes artık.
Saçların iyice ağarmış anne.
Boyatsan iyi olur.
Aslında orada olup ben boyamalıyım.
Özür dilerim.
Önemli değil.
Şimdi işe gidiyorum. Görüşürüz!
Sistem düzeldi.
Evet.
Haklıymışsın.
Teşekkürler.
Ne demek.
Peki sence ne oldu?
Merhaba Bayan Gu Jung-in.
Evet. Merhaba.
-Artık hizmetinizi kullanmak istemiyorum. -Bir sorunla mı karşılaştınız?
Hayır.
O uyandı.
Anlamadım?
Tae-ju. Geri geldi.
Anlıyorum.
Hayırlı olsun.
O zaman hizmeti durduracağım.
Teşekkürler.
Son bir ricam olacaktı.
Beni niye uzaya gönderdin?
Aklıma gelen en uzak yer orasıydı.
Benim için orada gibiydin.
Ben gideyim.
-Takıldı. -Ne yaptın?
Ne yapacağız?
Amma da şapşal.
-Takıldı. -Uçurtma takıldı.
Tırmanacak mısın?
Yapamıyorum!
Yapma şunu!
Dikkat et!
-Seni seviyorum Tae-ju. -Duyamadım?
-Seni seviyorum Tae-ju! -Duyamıyorum!
Artık bisiklete binmeyi çözdüm.
Ben yokken de devam et.
Hayır, birlikte binmeliyiz!
-Bensiz de bin. -Olmaz!
Kendine iyi bak. Sakın hastalanma!
Hayır!
Jung-in.
Eve geliyorum.
HİZMETİNİZ DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞTIR
-Yalnız mısınız? -Evet.
Ailemi görmek için kısa süreliğine geldim.
Ama artık gitmeliyim. İşim beni bekliyor.
Anlıyorum.
Uzun süreliğine mi gidiyorsunuz?
Evet, senin gibi.
Anlıyorsundur.
Anlıyorum.
Çince konuşuyorsun.
Evet.
-Hoşça kal. -Hoşça kal.
Ofis binanız niye bu kadar karmaşık?
Kafam çok karıştı.
-Anne! -Merhaba oğlum!
Canım Kkomi'm!
Çok tatlı! Kkomi?
Kkomi. Evet, buradayım!
Kkomi'yi senin şirketine transfer edeyim mi?
Yok, evcil hayvanlar için o şirket daha iyi.
Peki.
Hoşça kal Kkomi!
Merhaba efendim, nasılsınız?
Gönderdiğiniz kuponla güzel bir yemek yedim.
Çok sevindim.
Ara sıra arayın.
Biz çalışanlara ara sıra kupon verilir.
Tamamdır. Teşekkürler.
Sizi annemle tanıştırmak istiyorum efendim.
Gil-soon!
Yong-sik?
Doğru. Benim, Yong-sik!
-Neler oluyor? -Çok uzun zaman oldu!
Wonderland hizmeti alıyor anne.
Yakınlarda vefat etti.
Tanrım, Gil-soon! Hiç değişmemişsin.
Anlıyorum.
Bunca zamandır neler yaptın?
Görüşmeyeli ne kadar oldu? Tanrım, seni görmek çok güzel!
Özür dilerim Yong-sik.
Ne?
Tek söz etmeden gittiğim için.
-Öyle mi yaptın? -Evet.
Artık telafi edebilirsin.
Ara sıra konuşmalıyız.
Tabii, olur!
Kendine iyi bak.
Gil-soon. Numaranı verirsen…
Oğlum.
Alt yazı çevirmeni: Sencer Coşkun
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.