Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Anadolu'ya bir gezi planlamıştım.
Edirne'ye mi?
Bunu gördün mü? Hakiki olabilir.
Dur, ne yapıyorsun?
İbrahim'in işini riske atabilirsin. Menşesini bilmiyor.
Bu müzelik bir eser.
Neden o hançeri 50 kuruşa alıp kâğıt ağırlığı olarak kullanacak
bir turiste bırakasın?
Burada işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. O hançer ancak başımıza iş açar.
Affedersiniz, dünkü adamı gördünüz mü?
Ödümü kopardın!
Neredeydin?
Kahvaltı. Aç mısın?
Seni defalarca aradım.
- Neden açmadın? - Telefonumun şarjı bitti.
Bir saat ayrı kaldık, bu hâlde misin? Beni ne çok seviyorsun.
Telefonunu şarj etsen daha çok severim.
Kameramı gördün mü?
Hayır.
Bu ne?
Bulut'un oğlu için. Doğum günüydü.
Askerlere bayılıyor.
Ne hoş. Çocukları sevdiğini bilmiyordum.
23 Nisan'da ne kutlanır?
- Beni sınamaktan yorulmuyor musun? - Hayır.
Türkiye'nin Ulusal Egemenlik Bayramı.
- Ukala. - Ulusal Egemenlik ve Çocuk.
Atatürk geleceğin çocukların elinde olduğunu biliyormuş.
- Atatürk. - Aynen.
Ne oldu? Neden durdun?
Ne kontrolü bu?
Bilmiyorum.
Gezimiz bitsin istemiyorum.
Ben de.
Sahil yolundan dönelim.
"Billurumsu" suyu olan müthiş bir kumsal var.
Billur gibi.
Billur gibi.
Marmara'nın en güzel kumsalı. Görmek ister misin?
Denize bayılırım.
Gitmeliyiz.
Sonsuza dek burada kalabilirim.
Kesinlikle.
Ama gitmemiz lazım.
Kontrolden kaçmak için rota değiştirdiniz.
Hayır.
Yaman yoldan sapınca polis kontrolü arkada kaldı.
- Tesadüf olabilir. - Yanınızda kaçak eşya var mıydı?
Bilmiyorum.
Bilmiyor musunuz?
Hayır.
Tabii.
İki gündür yalanlarınıza katlandım.
Yalan söylemedim.
Ama bilgi saklıyorsunuz. Bir çaylak bile bunu anlar.
Yarın taburcu olacaksınız. Hapse gireceksiniz.
Umarım duruşmanız yakındır.
Bu kararı siz verdiniz, ben değil. Bunu unutmayın.
Anlattığından çok daha fazlasını hatırladığına eminim Pablo.
Çok daha fazlasını.
Bana verdiği bilgilerle yol katedemem.
Biraz daha zamana ihtiyacı var.
Daha fazla zamanımız yok, biliyorsun.
- Fatma, beni dinle. - Hayır.
Yaman'ı parmaklıkların ardında görmeyi çok istiyorum.
Ama bu kadarı fazla.
Bu zamana kadar devam ettiysem sen Olivia'ya önem verdiğin içindi.
Onu iyi tanıyorum.
- Bana birkaç gün izin verirsen... - Bitti Pablo.
Üzgünüm.
"Elimizden bir şey gelmez" derken? Polisin tek işi suçlu bulmak değil midir?
Olivia suç işlediyse Yaman kandırmıştır.
Neden onu sorgulamıyorsunuz?
Yaman ve ortakları aleyhinde yeterli delil yok.
Bu insanların çevreleri geniş. Daha ikna edici bir şey bulmalıyız.
Ne demek o? Kardeşim aleyhinde ikna edici delil var mı ki?
Yasa dışı bir müzayedede değerli bir eser satmakla suçlanıyor.
- Bizi görüştürün. - Laura.
Kaybedecek neyiniz var ki?
Kabul ettiğiniz şartları biliyorsunuz. Kardeşinizin anlattıklarını saklarsanız...
O pisliğin hapse girmesini en çok ben istiyorum.
İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI
Kardeşiniz geliyor.
Eğer...
Benimle konuşmak istemiyorsan anlarım.
Ama beni dinlemeni,
yanında olduğumu, üzgün olduğumu bilmeni istiyorum.
Bana en çok ihtiyacın olan zamanda yanında olmadığım için çok özür dilerim.
Uçakta tek düşündüğüm sana sarılıp
bu iş nasıl oldu diye sormaktı.
Artık öyle değil.
İyi olduğunu bileyim yeter.
Sormadığın iyi oldu.
Çünkü istesem de açıklayamazdım.
Açıklayamam.
Biliyorum, ben... Ben kolay biri değilim.
Bir de...
Hayatına çok müdahale ettim. Bu da seni benden uzaklaştırdı.
Hayır Laura.
Kendim uzaklaştım.
Ben yaptım.
Sandığın şeyden korktuğum için değil.
Haklısındır diye korktum.
Evet.
Haklı çıktın.
Her şeyi geride bırakmak için geç değil. İyileşmek için.
Hayır, her şeyi geride bırakmak istemiyorum.
Anlamıyorsun.
Yine olsa yine yapardım.
- Lütfen saçmalama. - Kahretsin!
Saçmalamıyorum.
Tamam.
Yaman'ı çok özlüyorum.
Sakin ol, tamam mı?
Sadece anılarımda yaşamak istiyorum.
Çok mutluydum Laura.
Bu kadarını hayal bile edemezdim.
Beni bekleyen çok şey varmış.
Güzel olmadığını söyle.
Bunun gibi bir sürü güzel şey var.
Ama bu işten anlamayan bir turist alırsa diye üzülüyorum.
Beni sonra ikna edersin, önce asıl konuya gel.
Bu yağlı güreş olayı ne?
Ortaya bomba atıp susamazsın öyle.
- Yerel bir spor. - Futbol spordur.
Olacak şey değil, ağa bulanmış iki adam yerde yuvarlanıp...
Ancak rüyada olur.
Senin Türk erkeğin var, yokluktan anlamıyorsun.
Ben iş tutmayalı çok uzun zaman oldu.
Kabıma sığmıyorum.
Espe...
Ne?
- Seni sonra arasam olur mu? - Ama arayacaksın, değil mi?
Peki. Yaman'a sevgilerimi ilet.
Beni kumsala götürecek kuzeni var mı, sor.
Dağa da olur, ben her şeye...
Tamam.
Ozan?
Efendim?
Bu hançerle ilgili bilgin var mı?
Onlar Edirne'den getirdiğimiz kutular, değil mi?
Bilmiyorum. Yarın Yaman'a sorarım.
Ben sorarım.
Merhaba.
İyi misin?
Bunun senin dükkânında ne işi vardı?
İbrahim'in dükkânındaki hançer.
Orada bırakmamı, ancak başımıza iş açacağını söylemiştin.
Yanlışlık olmuştur. İbrahim'i ararım.
Kutuda başka şeyler de vardı. Muskalar, silahlar, gravürler.
Büyük ihtimalle hakiki. O yüzden saklıyorsun, değil mi?
Nerede yer varsa orada tutuyorum.
Kafanda kurma.
İşine karışmayayım diye beni hamamda yalnız bıraktın.
Sonra bütün sabah ortadan kaybolup telefonlarımı açmadın.
Polisi görünce başka yola saptın.
- Olivia! - Yalanı bırak!
Doğru!
Gerçek bu.
Neden bana güvenmiyorsun?
Neden?
Ben biliyorum.
Türk erkeğine âşık mükemmel Avrupalı kız Olivia, değil mi?
Türk olduğun için mi güvenmiyorum sence?
Sana güvenmiyorsam hakkında hiçbir şey bilmediğim içindir.
Hayatına dair hiçbir şey bilmiyorum.
Ailene ve geçmişine de. Hiçbir şey bilmiyorum.
Ne olmuş?
Aş bunları.
Aş. Her şeyi kontrol edemezsin.
Tamam mı?
Yerini Ozan'dan öğrendim.
Arkadaşlarla çıktım.
Hançerden haber var mı?
Haklıymışım. Yanlışlık olmuş.
Madrid yolculuğu ne gün?
- Gitmemi mi istiyorsun? - Geziden önce gitmeyi düşünüyordun.
- Evet ama bence şimdi sırası değil. - Bence sırası.
Bu aralar çok işim var.
Sana vakit ayıramam.
Dükkâna gidiyorum.
Kaçmak istemiyor muydun?
Sağ ol, çok iyi geldi.
Hazır mısın?
Çok isterdim ama...
Küçükken düşünce bir daha binmeyeceğime söz verdim.
Ama sözler bozmak içindir.
Evet ama korkuyorum.
Korkular yenmek içindir.
Gidelim mi?
Birazdan arabaya gelirim.
Yaman?
Yaman?
Gönlünü çelebilirim sanmıştım.
Ama yanılmışım.
Bir adamdan böyle bahsetmeni beklemezdim.
Benim için o
tanrı gibi.
Ama seni kandırdı.
O kandırmadı.
Ben izin verdim.
Ama kontrolü kaybettim.
- Senden bir iyilik isteyeceğim. - Tabii, ne istersen.
Yaman'ı görmeye git.
Ona kızgın olmadığımı söyle.
- Lütfen. - Hayır.
Onu bir daha görür müyüm, bilmem.
Üzgünüm ama odanıza dönmelisiniz.
Adem size eşlik edecek, sonra da sizi karakola götürecek.
Oradan da cezaevine gideceksiniz.
Oradan da
cezaevine gideceksiniz.
Lütfen benim için bunu yap.
Size bir şey söyledi mi?
Evet.
O pislik herif kuzey gezisini fırsat bilip hakiki eserler getirmiş.
İbrahim diye birinden almış. Ama kardeşimin haberi yokmuş.
Onları İstanbul'da, dükkânda saklı bulmuş.
- Başka bir şey var mı? - Yok.
- Emin misiniz? - Evet.
- Sizi otele götüreyim mi? - Hayır.
Yürüyerek giderim. Teşekkürler.
Selam bile yok mu?
İstersen dükkân kalabalıkken geleyim.
Ama baş başa konuşmak istersin dedim.
Ne istiyorsun?
Kardeşimin masum olduğunu, onu kandırıp kullandığını
polise anlatmanı istiyorum.
Onu gördün mü? İyi mi?
Artık umurunda mı?
Evet.
Belli oluyor.
Konuştunuz mu?
Evet.
Ona ne kadar acı çektirdiğini, hapiste çürümeni istediğini söyledi.
Ona zarar vermeyi hiç istemedim.
Hiç.
Onu işimden uzak tutmaya çalıştım. ama kolay olmadı.
Böyle kalsın. Dağınık saç sana yakışıyor.
Teşekkürler.
Zor bir gece mi geçirdin?
Emir nerede?
Geliyor.
Sen geç kalınca biraz eğlendik.
Seninki bir süredir ortalıkta yok.
Toplantıdan sonra gelecek mi?
Hayır.
Umarım aranız iyidir.
Lupe!
Rus'un memnun kalacağı bir restoran geliyor mu aklına?
Kokteyl servisi yapan mı?
Bana bırak.
Yaman,
Olivia seninle gelirse daha kolay olur diye düşündüm.
Simonov kızları sever.
Olivia...
Onu da götür.
Erkekler iş konuşmadan önce geceye renk katar.
Harika.
Yaman, dur bir dakika.
Anlamadığım bir şey var.
Olivia'yı bu işe karıştırmayarak onu mu koruyorsun, işi mi?
İşi.
Simonov önemli bir müşteri, değil mi?
İspanyol kızla fazla yakınlaştın. Seni daha profesyonel sanırdım.
Kimse işimi benden iyi yapamaz.
Merak etme.
Onu Luna'ya sormak lazım.
Olanları hatırlamıyor musun?
O başka.
Sen başka olsun istiyorsun ama gittiğin yol aynı.
Olivia'ya gerçeği söyle de kalıp kalmayacağına kendisi karar versin.
Kaçmasından korkuyorsun.
Yaman... Onu unutmak öyle kolay olur ki.
İstediğin kadını elde edebilirsin.
Onu korumaya çalıştım.
Bu onu uzaklaştırsa bile.
Bunları polise anlat.
Bu onu kurtarmaz.
Ben onu hiçbir şeye zorlamadım.
Pablo.
Yaman'ın dükkânındayım.
Hayır, beni dinle.
Arkadaşıyla kaçakçılık yaptığını itiraf etti.
Hayır, beni dinle lütfen.
Olivia'yı da bu işe sokmak istemişler.
Evet.
Kendin söyle. Onu gerçekten korumak istiyorsan konuş.
Ne yapıyorsun?
- Ne oluyor? - Çık yoksa polisi ararım.
Bir şey yapmam gerekiyordu. Yaman suçlu, hepimiz biliyoruz.
- Birinin... - Fazla ileri gittin.
Kendini tehlikeye attın.
Siz ne yapardınız?
O adam yüzünden kardeşim neredeyse canına kıyacaktı.
Hapse girmek üzere.
O benim kardeşim.
Elim kolum bağlı duracağımı mı sandınız?
Hislerini anlıyoruz Laura.
Hayır.
Neler hissettiğimi bilmiyorsunuz.
Duruşmada ifade verebileceksin.
Bu kadar mı?
Bize anlattıklarında peşine düşmeye değer hiçbir bilgi yok.
Üzgünüm ama Olivia karakola götürüldü bile.
Yarın hapse girecek.
Peki...
Ya Anadolu gezisi?
Ya o satıcı?
Bölgede antika alıp satan İbrahim adında birini bulamadık.
Yaman Rus bir iş adamıyla akşam yemeğinden bahsetti.
Olivia'ya engel olmak istemiş.
Yuri Simonov. Onu tanıyor musunuz?
Hayır.
Biraz hatırlamaya çalışsanız? İlk bakışta farklı gelebilir.
Acele etmeyin.
Hayır, onu tanımıyorum.
Bu yaz İstanbul'a gelmiş.
Panoramic'teki bir garson onu teşhis etti.
Sizi de.
Yemek yediniz, değil mi?
Baştan başlayayım.
Yuri Simonov. Onu tanıyorsunuz.
Bir yemekte tanıştık.
Bana detayları anlatsanıza.
Sırf Yaman için gittim.
Aramız pek iyi değildi ve...
Düzeltmek için her şeyi yapardım.
- Merhaba. - Günaydın.
- Planımız mı vardı? - Hayır.
Uzun zamandır görüşmüyoruz, duruma el atayım dedim.
- Buyur. - Teşekkürler.
Yaman nerede?
Burada değil.
Pek erkenci.
Ne içersin? Kahve, çay?
Bir bardak su lütfen.
Şimdi...
Sanırım sana bu akşamki özel yemekten bahsetmiştir.
Hayır.
- Unuttu herhâlde. - Sanmıyorum.
Olsa olsa senden saklamıştır.
Neden?
Şu bağımsız kadın saçmalığı yüzünden işte.
Sen ezilip büzülmezsen kimse senden yardım istemez.
Sen de buraya yemeğe gitmemi istemeye geldin, değil mi?
Vaktimi boşa harcamamanı seviyorum.
Evet Olivia. O yüzden geldim.
Dün Yaman geldi. Çok üzgün görünüyordu.
Belli ki aranız iyi değil Olivia.
Gerçi o inkâr ediyor. Ama sen de mutlu görünmüyorsun.
Şey...
Biraz tartıştık ve...
Benden kaçıyor. Madrid'e gitmemi istedi.
Gidecek misin?
Hayır.
Onunla olmak istiyorum.
Onunla olmak istiyorum.
Ama bilmiyorum.
Daha önce hiç böyle hissetmemiştim.
Ben acı çekerken o...
Benden kaçıyor sanki.
Tek istediği benden kurtulmak. Sebebini anlamıyorum.
Olivia, lütfen o hataya düşme.
Bir Türk erkeği senden kurtulmak istiyorsa emin ol ki kurtulur.
Ne istiyor peki?
Onu anlamanı, dinlemeni, yanında olmanı istiyor.
Ne bileyim, haklı olmasa bile onunla aynı görüşte olmanı.
Bunlar normal.
Teşekkürler.
Beğendin mi?
Tabii.
Bir elbise hakkında fikir almak için mi benimle görüşmek istedin?
Hayır.
Akşamki yemekte iyi olur mu?
Lupe bahsetti. Beni görmeye geldi ve şey...
- Aramızın iyi olmadığını biliyor. - Başka bir şey söyledi mi?
- Hayır. - Emin misin?
Evet.
Sözümü bitireyim.
Sana destek olmam gerektiğini düşünüyor ve sanırım...
- Sanırım haklı. - Bir dakika.
Sana çok açıklama borçluyum.
Açıklama istemiyorum.
Atılmak istiyorum.
Dizginler
bende olmasın.
Hakkında öğreneceğim daha çok şey var, biliyorum.
Ama...
Bunları
birlikte keşfedelim istiyorum.
Ya beklediğin gibi çıkmazsam?
Eminim daha da iyisindir.
Bay Simonov.
Yaman.
Biriyle gelmem sorun olmamıştır umarım. Adı Olivia.
Kendisi sanatçı ve Bizans sanatında uzman.
Emir'in ona güveni tam.
Tek kadında ne çok özellik toplanmış.
Doğru.
Hepsi de çok etkileyici.
Memnun oldum.
Bir saniye izin verir misiniz?
Benimle gelin.
- Nerelisiniz? - İspanya.
Ülkenizi seviyorum. Yılın yarısını güzel Marbella'da geçiririm.
Harika yerdir.
Özel odanız hazır.
"Özel oda."
Diğer müşterilerin sizinle olamayacak olması ne kötü.
Kendimi çok şanslı görüyorum.
Önden buyurun.
- Teşekkürler. - Pardon...
- Sana Olivia diyebilir miyim? - Evet, tabii.
Güzel, değil mi?
Dünyanın her yerini gezdim ama bu şehir beni hep şaşırtmıştır.
- Burayı biliyor muydun? - Hayır.
Ama arkadaş buluşmaları için mükemmel bir yere benziyor.
Memnun oldum.
Bay Simonov,
çok üzgünüm ama özel bir işim çıktı.
Gitmem gerek.
Merak etmeyin.
Gördüğünüz gibi biz gayet iyi anlaşıyoruz.
Evet ama bence bugünkü yemeği iptal etsek iyi olur.
Şimdi mi?
Yazık olur.
Sence de öyle değil mi?
Olivia'yla konuşabilir miyim?
Ne oldu? İyi misin?
Söyleyemem. Önemli bir iş.
Bu iş önemli sanıyordum. Ne... Sen iyi misin?
Olivia, bana yardım etmek istiyorsan tam zamanı.
Simonov bir kadınla iş konuşmaz.
İstanbul'dan, sanattan bahset. Esprilerine gül.
Gülümse.
Lütfen.
- Tamam. - Tamam mı?
Neden kaldınız?
Adamı tanımıyordunuz.
Oradan ayrılıp yemeği ileri tarihe erteleyebilirdiniz.
Bunu istedik ama...
Adam ısrar etti, Yaman da kalmamı istedi.
Bu size tuhaf gelmedi mi?
Geldi.
Ama ona güvenmek istedim.
Ona değer verdiğimi göstermek istedim.
Bana güvenebileceğini.
Bu işe girmek için ilk adımı o zaman attınız.
Hayır. Yaman haklıydı. Simonov sadece arkadaş istiyordu.
Sanattan, tarihten bahsettik.
İstanbul'un harikalarından.
Ben...
Kibar olmaya çalıştım.
Ucu ucuna.
Bilgin mi yoksa gülüşün mü beni daha çok büyülüyor, bilmiyorum.
Umarım bilgimdir.
Yılların çalışması.
Hayır.
Ben almayayım.
Fazla geç kalamam.
Nasıl istersen.
Ama uyarayım, bu görüşmeyi bir şeyi yapmadan bitirmem.
Seni eğlendirmek istiyorum.
Neden korkuyorsun?
O yüzden gelmedin mi?
Hayır, kesinlikle hayır.
Zeki, güzel ve karakterli.
Emir'e çok müteşekkir olduğumu söylemem gerek.
Yanlış anlaşılma olmuş.
Sana elimi sürmem.
Yaklaşmam bile.
Sen bana bak, ben de sana. Bunu istiyorum.
Beni...
Beni hayatının en iyi müşterisi olarak hatırlarsın.
- Gel buraya. - Bana dokunma!
Yaman.
Öldü.
Onu öldürdüm.
Sanırım onu öldürdüm.
Kazaydı Yaman.
- Yalan söyledin. Sen... - Açıklamama izin ver!
Açıklanacak bir şey yok! Seninle işim kalmadı.
Rus'la iş konuşmadığını söylüyor.
Ona inanıyor musun?
Hayır.
Madrid'de ne işin var?
- Çok korkuyorum Espe. - Oli, sorun ne?
Beni kandırdı mı, bilmiyorum.
- Minnettar olmalısın. - Hayır, polise gitmeliyim.
Bana saldırdı, kendimi savundum.
Yaman'ın haberi var mıydı, bilmiyorum.
Ona o adamın resmini gösterdiğimden beri
çok gergin.
Bak Olivia, kızgın olduğunu biliyorum ama akıllı davranmalısın.
Sahip olabileceğin hayata bak.
Rosario, senden bir iyilik isteyeceğim.
İstanbul'un yarısını tanısam da iyilik istenmesini sevmem. Bu son olsun.
Hamileyim.
Alt yazı çevirmeni: Ahmet Neşeli
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.