Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi ES Yapım tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik)
Daha siz benim yanımda vazifeli değilken...
...Yıldız mahkemesi kurduk paşa.
Amcama iftira atmışlardı.
İntihar etti dediler.
Bir adam...
...küçücük bir sakal makasıyla...
...iki bileğini nasıl keser?
Amcam pehlivandı.
Altı pehlivan saldırmış ona.
Göğsünde darbe izleri.
Bileklerini kesmişler.
Altı adam zor zapt etmiş.
(Abdülhamid) Sonra da bir şilteye sarıp ölmesini beklemişler.
(Abdülhamid) Amcam imanlı adamdı.
İntiharın ne demek olduğunu bilirdi.
Allah'tan korkardı.
Onun varlığından bile o kadar korkuyorlardı ki...
...ihtilalden dört gün sonra öldürdüler.
Yıldız mahkemesinde hepsini tek tek cezalandırdık.
İfadelerinde altı kişiydik, dediler.
Dördünün cezasını verdik.
Lakin kalan iki kişiyi bulamadık.
Yarım bir hesap var paşa.
Ben işimi yarım bırakmayı sevmem.
O iki alçak her kimse bulunsun.
Ben baktırdım hünkârım. Lakin tanıyan, ismini bilen yok.
(Tahsin) Memurlarımız, arşivdeki fotoğraflara baktırıyor.
Belki oradaki fotoğraflardan kim olduklarını çıkartırız.
Adalet ağır yürü paşa.
Lakin er ya da geç gideceği yere varır.
Onları bulacağız.
(Müzik - Gerilim)
Söğütlü, Yusuf...
Murad Efendi, yetiş Murad Efendi!
Yetiş Murad Efendi!
Allah! Allah!
(Yumruk atma sesi)
Anlaşmayı bozdun sen Mahmud.
(Silah sesi) (Marco) Ah!
(Silah sesi)
(Silah sesi)
(Çarpma sesi) Yuh be! Yavaş!
(Silah sesi)
-(Yusuf) Çekilin, çekilin! -(Söğütlü) Çekilin!
(Silah sesi)
(Silah sesi)
(Yusuf) Çekil!
Aman diyeyim. Bir masuma denk gelir vebalini ödeyemeyiz.
Buraya kadar Marco.
(Murad) Artık masken düştü.
Aa.
(Dövüş sesleri)
(Dövüş sesleri)
Buraya kadar ha?
Ha?
(Müzik - Gerilim)
(Dövüş sesleri)
(Dövüş sesleri)
(Balta sesi) (Marco) Aa!
Kutsalımıza dokunmayacaktın.
(Nefes sesi)
Aa!
Yolun sonuna geldin Marco.
(Müzik - Gerilim)
Aa!
(Müzik - Gerilim)
Buyurun Gerfand Efendi. Mühim bir mesele olduğunu söylemişsiniz.
Hünkârım, Mahmud Paşa sizin verdiğiniz petrol hisselerini satıyor.
Hem de çok büyük bir şirkete.
(Parvus) Britanya Petrol Kumpanyası'na. Eğer mâni olmazsak...
...petrol işimizi kaybedebiliriz.
Ben lüzumlu olanı yapacağım Gerfand Efendi. Merak etmeyiniz.
Çıkabilirsiniz.
Hünkârım, geç bile kalmış olabiliriz.
İtimat ediniz. Lütfen.
(Müzik - Gerilim)
Her şey tertip edildi mi?
Evet hünkârım.
O hâlde biz de...
...alacağımız kellenin...
...hükmünü sormaya gidelim.
(Müzik - Hareketli)
(Abdülhamid) Kızım...
(Müzik - Duygusal)
Maşallah kızıma.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Gerilim)
Ateş!
Yangın! Arabayı yakıyorlar! Kaç! Kaç!
İn arabadan in, yanıyoruz in arabadan!
-(Erkek) Durun! Dur! -(Erkek 2) Kıpırdama! Kal orada!
Asker ne yapıyorsunuz siz öyle baskın verir gibi?
Beni tanımıyor musunuz?
Yusuf! Yusuf!
Yusuf iyi misin? Yusuf! Yusuf iyi misin kardeşim?
Sen git o kefereyi yakala.
Yakalayacağım. Beraber yakalayacağız kardeşim.
(Söğütlü) İyileşeceksin, hadi kalk.
Yusuf kalk. Hadi kardeşim kalk.
Yusuf hadi.
(Söğütlü) Hadi kardeşim. Hadi kalk.
Allah!
(Silah sesi)
Yusuf!
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Sizindir hünkârım.
(Baston vurma sesi)
Devlet unutmaz.
(Müzik - Gerilim)
Bu devlet, bin kılıç darbesiyle kuruldu.
Bir kılıç darbesiyle yıkılmaz.
Bu topraklara kök saldık.
Öldürmekle bitmeyiz.
Biz bu toprakları kanla suladık.
Bizden olmayanı ektirmeyiz.
Bu gökyüzü bizimdir.
Bizden habersiz uçan kuş, leş olacaktır.
(Müzik - Gerilim)
Bu ipi biz dokuduk.
Kâh vakit geldi, kuyularda boğulanlara uzatıp can kurtardık.
Kâh vakit geldi, bize başkaldıranın canını adık.
(Abdülhamid) Kaçamazsın.
Devlet hakimdir. Hakimden kaçamazsın.
Devlet hüküm verir.
Hükümden kaçamazsın.
(Abdülhamid) Devlet, lüzumunda cellattır.
Ölümden kaçamazsın.
Er geç vakit gelir...
...yaptıklarının bedelini canınla ödersin.
Bu hain bir daha güneş yüzü görmeyecek.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Martı ötme sesleri)
(Müzik)
Hesabı kapattık...
...Tahsin Paşa'm.
Abi! Abi!
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
Mahmud...
Bunlar sevinç gözyaşları mı Seniha Hanım?
Mahmud!
Ama ben...
...ben sandım ki--
Sen sandın ki...
...orada sallanan Mahmud Efendi'dir.
Mahmud Efendi tekrar devletine hizmet yolunda yürürken...
...harama düşer de ihanet ederse...
...ne yaşayacağını bil, ona mâni ol diye sana söylemedim.
Bir daha mı? Allah korusun hünkârım, Allah korusun.
Mahmud Paşa sayesinde...
(Müzik - Gerilim)
...amcam Sultan Abdülaziz'in katili cezasını çekti.
Paşa mı dediniz?
(Mahmud) Yanlış mı işittim hünkârım? Paşa mı dediniz?
(Müzik - Duygusal)
Hünkârım Allah ne muradınız varsa versin.
Hünkârım bana dünyaları verdiniz, hünkârım.
Beni nasıl mutlu ettiniz anlatamam. Bana dünyaları verdiniz hünkârım.
Burada, Seniha Sultan'ın yanında söylüyorum.
Eğer aklınızı bir daha devletin zıddına çalıştırırsanız...
...sonunuz bu ipte sallanan adam gibi olur.
Bir daha asla hünkârım.
Allah ömürler versin hünkârım.
(Müzik - Duygusal)
Sizinle biraz konuşalım Mahmud Paşa.
Elbette hünkârım.
Geleceğim ben. Bekle.
(Müzik - Duygusal)
(Bidâr dış ses) Oğlum yapma böyle.
Gel otur şuraya. Biraz sakinleş.
(Abdülkadir) Kendimi mahkûm gibi hissediyorum.
Babam madem beni cezalandıracaktı, kapatacaktı, zindana atsaydı daha iyiydi.
Hiçbir farkı yok.
Söyleme böyle Abdülkadir.
Baban sadece kendinle baş başa kalıp...
...hatalarından biraz olsun ders çıkarmanı bekliyor.
(Abdülkadir) Vaziyete bak.
Ben burada cezalandırılırken eniştem orada serbestçe dolaşıyor.
Babamla muhabbetteler. Nasıl da keyifli.
Allah Allah!
Nasıl olabilir böyle bir şey?
(Müzik - Gerilim)
Duydunuz mu?
Mahmud hain değilmiş.
(Seniha) Meğer abimle iş birliği yapmışlar.
Üstelik abim, Mahmud'a paşalık vazifesini geri verdi.
Gözünüz aydın Seniha Sultan.
Sağ olun.
Abdülkadir, bakıyorum sen pek sevinmedin buna.
Yoksa eniştenin idam mı edilmesini isterdin?
Ben herkesin hak ettiğini yaşaması gerektiğine inanıyorum, hala.
Haklısın.
İnşallah tez vakitte...
...senin de saray hapsin son bulur sevgili yeğenim.
Ve tabii...
...abim de Mahmud Paşa'ya yaptığı gibi...
...sana yeniden itimat eder.
(Müzik - Gerilim)
Siyonist lider...
...Theodor Herzl...
...ilkin bize düşman olup sonra bize tabi olan Hiram Efendi...
...ve bugüne kadar münasebetinin olduğu tüm devlet düşmanları...
-Hünkârım-- -Kes!
(Müzik - Gerilim)
Bilmez miyiz sandın?
Bizim her şeyden haberimiz olur.
Bizim, Cava Adası'ndaki İngiliz sefirin tütün tabakasının...
...hangi usta tarafından yapıldığından haberimiz vardır.
Bizim...
...Akdeniz'deki Rus gemisinin kaç mermisi olduğundan...
...kaçının harap olduğundan haberimiz vardır.
Bugüne kadar ne için tahammül ettik diye düşünürsün?
Hakikati gör diye mühlet verdik.
Sen de devletinin yanında canını ortaya koyarak...
...kalbinde bir beyaz nokta kaldığını bize gösterdin.
Bugüne kadar hep kendin için çalıştın.
Bundan böyle devletin için çalışıp o beyaz noktayı büyüteceksin paşa.
Ölene kadar hünkârım. Ölene kadar.
Ben sizin merhametiniz karşısında yani bunu gördükten sonra...
...eğer ben bir daha size, devletimize ihanet edersem...
...Tahsin Paşa şahidimdir, benim hakkım kara topraktır.
Kendini hazırla.
Düşmanlarımızla alakalı tüm tafsilatı bana anlatacaksın.
Seninle uzun uzun konuşacağız paşa.
Hazırım hünkârım, hazırım.
Lakin evvela, şu elimizdeki petrol hisselerini...
...o katili yakalaması için verdiğimiz İngiliz'den...
...geri almanın zamanıdır.
Biz kimseye bir şey vermedik.
Ama hünkârım, biz petrol hisselerini sattık.
Şu anda Gerfand Efendi'nin şirketinde hiçbir söz hakkımız yok.
Merak buyurmayınız.
Bu işle alakalı tasarrufumuzu...
...herkes gibi yakında siz de göreceksiniz.
Allah ömürler versin. Allah ömürler versin. Allah ömürler versin.
Bizim olmasını arzu ettiğimiz petrol hisselerini almışsınız.
Hisseler satılıktı ve kumpanyamıza teklif ettiler.
Biz de tabii olarak aldık.
Mr. Smith...
...hisseler bizim vazgeçemeyeceğimiz kadar değerli.
(Parvus) Ödediğiniz bedelin iki katını vereceğim.
Hisseleri bana satacaksınız.
Ben de ederinden çok fazla para ödedim.
İki, üç hatta dört katını isteselerdi verirdim.
Çünkü o coğrafyadaki petrol çok kıymetli ve gravitesi çok yüksek.
Mesele para değil.
Sizi anlıyorum. Mesele...
...Britanya İmparatorluğu'nun yüce menfaatleri.
Bay Smith, bu menfaatleri gözetecek kadar Britanya İmparatorluğu’na bağlıdır.
Britanya harp gemileri artık petrolle de çalışıyor.
Şirket hisseleri bizim ve devletimizin menfaatleri için...
...çok önemli.
Aç.
(Müzik - Gerilim)
(Parvus) Oku.
Bu irade ve nişan, hususi olarak...
...Alexander Israel Parvus'a verilmiştir.
Britanya İmparatorluğu dışında...
...kraliçe namına karar verme yetkisine sahiptir.
Bana itaat ediyorsanız, kraliçeye itaat etmiş sayılırsınız.
(Müzik - Gerilim)
Bay Parvus, hisseler sizindir.
Benim şimdi saraya gitmem gerekiyor.
(Müzik - Gerilim)
Halam hâlâ gelmedi. Acaba biz de mi gitseydik saraya?
Belki bize ihtiyacı vardır.
(Fehime) Halamla eniştem için hiç mi endişelenmiyorsun?
Kara haber tez duyulur derler Fehime.
(Hatice) Hem Mahmud eniştemi tanımıyormuş gibi davranıyorsun.
O ne yapıp edip bir şekilde kendini kurtarmanın yolunu bulmuştur.
İnşallah.
Benim şu an endişelendiğim tek şey...
...Kemalettin'le benim istikbalim.
Amcamın kendi isteğiyle nişanı atacağını söylüyor.
Sen yine de çok heveslenme bence abla.
(Fehime) Aklım almıyor. Nasıl olacak o iş?
Bu defa Kemalettin çok büyük bir şey planlıyor.
Eminim. Çok büyük bir şey.
(Müzik)
(Kemalettin dış ses) Hatice'm, güven bana.
(Kemalettin dış ses) Kavuşacağız artık. Başka yolu yok.
(Kemalettin dış ses) Hayallerimiz gerçek olacak.
(Müzik)
(Erkek 3) Tezgâhını başka yerde aç! Dükkânın önünü kapatma!
Şunları satıp gideceğim. Az müsaade et.
-Ulan ikiletme! Bas git! -(Erkek 4) Bırak, bırak! Bırak!
İşte fırsat ayağımıza geldi.
(Erkek 3) Lafımı ikiletme! Çek elini!
Hey hey! Sokağı da mı tapuladın? Hayırdır?
Adam istediği yere açar tezgâhını. Sana ne?
Belanı mı arıyorsun ulan? Sana ne?
Evet, belamı arıyorum. İyi oldu, sen de tam üstüne geldin.
(Yumruk atma sesi)
(Erkek 3) Ulan ben şimdi seni gebertirim!
(Erkek 3) Gebertirim ulan seni!
Bırak beni! Bırakın beni be!
Tamam bırakın, tamam.
(Kemalettin) Bırakın tamam, tamam yok bir şey.
Demek öyle ha? Demek bela?
Al ulan sana bela!
(Cam kırılma sesi)
Al sana bela!
Ulan! Ulan!
(Kemalettin) Gel ulan buraya!
(Dövüş sesleri)
Nasıl kırarsın camı?
Ödeteceğim parasını sana!
Adam tezgâhını açacak! Karışamazsın!
(Müzik - Gerilim)
(Parvus) Her şey tamam hünkârım.
Petrol çıkartılacak araziler, makineler...
...oraya gidecek mühendisler ve işçiler, her şey tamam.
Hazır görünüyor.
Bu vaziyette bizim bu masada oturmamıza lüzum kalmadı?
Niçin öyle dediniz paşam?
Siz her şeyi düşünmüşsünüz.
Osmanlı şirketine ihtiyacınız kalmamış.
Aa...
Öyle demeyin lütfen.
Sizin tecrübenize, hünkârımızın kudretine...
...her vakit ihtiyacımız var.
(Parvus) Hünkârımız tamam dediği zaman bu işe başlayabiliriz.
O kadar emek sarf edildi.
Nihayetinde tüm petrol, bir Alman şirketi tarafından çıkartılacak.
Bizi avutmayınız lütfen.
Alınıyorum ama.
Biz de kaybediyoruz.
İkinizin de vehimleri yersiz.
Niçin hünkârım?
İki şirketi de feshettim.
Araziler Hazine-i Hassaya alınacak.
Petrol çıkartamayacağız maalesef.
-Ama hünkârım-- -Lütfen.
Hissiyatlı davranıp da itiraz etmeyiniz, rica edeceğim.
(Abdülhamid) Petrol arazilerinin...
...Hazine-i Hassaya alınmasında Mahmud Paşa vazifeli olacak.
(Müzik)
Affedersiniz hünkârım.
Benim bu masada bir işim kalmadı.
Müsaadenizle.
(Müzik - Gerilim)
(Erkek 3) Dükkânı yerle bir etti komiserim.
(Erkek 3) Camı, çerçeveyi indirdi. Şikâyetçiyim.
Ee, diyeceğin bir şey yok mu?
Var, hak etti.
Ulan şimdi komiserin karşısında olmayacaktık ki...
Ne oldu? Senin canın biraz daha mı dayak istiyor?
-Evet, istiyor. -Gel.
(Komiser) Kesin! Tamam!
Dükkânın masrafını karşıla. Aranızda anlaşın, bırakayım seni.
Cık.
Anlaşamayız biz bununla.
İyi, peki. Atın nezarete.
Kuruşuna kadar alacağım o parayı senden.
Bana Herzl ve Karaso'yu getir.
-Yüz yüze mi görüşeceksin? -(Parvus) Evet.
Abdülhamid her şeyi bitirdi.
-İfşa mı oldun? -(Parvus) Hayır.
Petrol şirketlerini lağvetti.
Mahmud Paşa! Onu da getirmemi ister misin?
Mahmud, tasmasını Abdülhamid'in eline verdi.
Öldüreyim mi?
Bir köpek...
...vurduğun avı getirmiyorsa...
...onu öldürmezsin.
Öğretirsin.
Öğreteceğiz Vladimir.
(Parvus dış ses) Ona, asıl sahibinin kim olduğunu tekrar öğreteceğiz.
(Tahsin) Hünkârım...
...Mahmud Paşa'ya bu mazisine rağmen hâlâ itimat eder misiniz?
Köpekler Tahsin Paşa'm, köpekler...
Köpekler, kendisine yemeği kimin verdiğine bakarlar.
(Abdülhamid) Yemini eksik etmezsen sana sadık olurlar.
Fıtratlarıdır.
(Abdülhamid) Efe, saraya kaçak girmiş.
(Abdülhamid) Gezerken yanıma geldi.
Sevdirdi kendisini. Burada kaldı.
Ara ara kendisini sevmeye gelirdim.
Mahiyetimde askerler.
Efe, bir askeri her gördüğü vakit hırlar...
...ondan hoşlanmazdı.
(Abdülhamid) Üç, dört derken...
...aklıma düştü.
O askerle alakalı tahkikat yaptırdım.
Saraya suikast için girmiş...
...bir ajan olduğu ortaya çıktı.
Mahmud Paşa'dan muradınız nedir?
Fıtratına uygun davranacağız paşa.
Yemini eksik etmeyeceğiz ki...
...kapımızdan ayrılmasın.
(Müzik)
(Zincir sesi)
Paşam! Kalk ulan, paşa geldi.
Lüzum yok, otur.
Paşam ne işiniz var sizin burada?
Bizim de nasibimizde varmış demek ki.
Allah kurtarsın paşam.
Buralar zordur. Hele ki...
...senin gibi medrese, umur görmüş birine daha zordur.
Hayatın öyle ağır imtihanları var ki...
...medresede öğrendiklerim suallerini cevaplamaya yetmedi.
Bize de lazım gelen burasıymış demek ki.
Parvus ismini...
...daha evvel duydunuz mu paşa?
Duydum hünkârım.
Malumatınızı anlatınız.
(Mahmud) Hünkârım ben...
Hünkârım sefalet içindeyken ben--
Mazinizi o kırmızı dosyayla kapattık Mahmud Paşa.
(Abdülhamid) Temiz sulara yelken açtık.
(Abdülhamid) Korkmayınız, anlatınız.
Mazinizden ötürü sizin hakkınızda hüküm vermeyeceğiz.
Peki hünkârım.
Ben Parvus adını duydum hünkârım.
Bu Parvus, sizin düşmanınız gibi görünse de...
...aslında Osmanlı'nın düşmanıdır.
Bugüne kadar Osmanlı'ya yapılan bütün hamlelerin arkasında...
...bir şekilde bu Parvus vardır hünkârım.
Ben han odalarında sefalet içerisinde kıvranırken...
...bir davetiye aldım.
(Mahmud dış ses) Ben de davete icabet edip gittim.
(Mahmud dış ses) Yalnız yemin ederim hünkârım, vallahi de billahi de...
...yüzünü görmedim. Sadece sesini işittim.
Ne söyledi?
Hünkârım bu Parvus, Osmanlı'nın elindeki...
...petrolü almaya çalışacağından bunun için...
...ölene kadar uğraşacağından söz etti.
Lakin...
...benim daha sonra kendisiyle herhangi bir temasım...
...dişe dokunur bir münasebetim olmadı.
Ama tabii elbet bu, elinden gelen bütün hamleleri yapmıştır.
Parvus...
Osmanlı'nın ve petrolün peşinde bir çakal.
(Mahmud) Aynen öyle hünkârım.
Zannımca bu petrol meselesi için...
...biz ne yaparsak yapalım...
...bu Parvus denen adamla...
...sık sık karşı karşıya geleceğiz, uğraşacağız.
İşte bu yüzden şirketleri feshettim.
Hünkârım, peki bu petrolü korumak için...
...bize bir emriniz, bir talimatınız var mı?
Petrol arazilerini Hazine-i Hassaya almaktaki maksat...
...budur paşa.
(Abdülhamid) Biz şimdi bu meselenin üzerine gittikçe...
...onlar karşımıza dikilecekler.
Daha büyük felaketler olacak.
Biz o petrol kuyularını açamasak bile...
...istikbalde devletin idarecileri...
...Hazine-i Hassaya alarak koruduğumuz bu arazileri...
...kullanacaklardır inşallah.
İnşallah hünkârım, inşallah.
(Abdülhamid) Onların marifeti, arkalarına milleti alıp...
...bugün karşımıza çıkan yedi düvele karşı...
...dik durmaları olacaktır.
(Mahmud) Yalnız hünkârım...
...affınıza mağruren ben bir şey daha söylemeden edemeyeceğim.
Hünkârım, ben bu Gerfand Efendi'den de şüphelendim.
Siz kararınızı söyleyince...
...Gerfand Efendi'nin hareketlerini gördünüz.
(Mahmud) Bu Gerfand Efendi'ye karşı bir tedbir düşünür müsünüz?
Düşündük bile Mahmud Paşa.
Gerfand Efendi'nin kimliğinden emin olmak için...
...ailesini getirtiyoruz.
Görelim bakalım, bizim yıllarca mektuplaştığımız kişi...
...bu Gerfand Efendi mi?
(Mahmud) Çok isabetli bir karar vermişsiniz hünkârım.
-Allah ömürler versin. -(Abdülhamid) Mahmud Paşa...
...paşalarla yapacağımız istişarede...
...sizi de görmek isteriz.
Öyle mi hünkârım?
Derhâl.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Bay Gerfand...
Siz tanışıyor musunuz?
Osmanlı Petrol Şirketi'nin idarecisi.
Siz Parvus'u tanıyor musunuz?
Ben...
...Alexander...
...Israel...
...Parvus.
(Müzik - Gerilim)
Biat edin.
(Müzik - Gerilim)
Buyurun.
Size itimat ediyorum...
...ve benimle tanışma şerefini bahşediyorum.
(Parvus) Artık biraz daha güçlüsünüz.
Bugüne kadar yaptıklarınızı takdir ediyorum.
Lakin Abdülhamid, yaptığımız hamleleri her defasında savurdu.
Ama her hamle onu biraz daha yordu.
Şimdi daha güçlü saldıracağız.
Abdülhamid'e asla vazgeçmeyeceğimizi göstereceğiz.
Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Mahmud Paşa, petrol hisselerini...
...Bay Herzl'ın da yardımıyla İngilizlere sattı.
Mesele değil.
Biz bunu lehimize çevireceğiz.
(Parvus) Sizden güzel bir haber yapmanızı istiyorum.
Abdülhamid'in petrolü İngiliz şirketlere peşkeş çektiğini yazın.
(Parvus) Milletin istikbalini elinden aldı.
Halbuki millet o petrolün üzerinden yükselecekti.
Bu da İngilizlere yapılan anlaşmanın vesikası.
Yani petrol...
...elinizden akıp gitti.
Benim olanı benden kimse alamaz.
Bay Smith lüzum olanı yaptı.
(Parvus) Hisseler bende. Yeter ki toprakları kaybetmeyelim.
Ben gerekli haberleri yaparım.
Abdülhamid onların geleceğini çalıyor.
(Parvus) Bay Karaso da haberleri okuyan talebelere fısıldayacak.
Talebeler buna mâni olmak için...
...harekete geçecektir, öyle değil mi?
Elbette.
Abdülhamid'in bizden aldığı Sevgili Sara...
...her yerde ve her zaman hazır olan Tanrı...
Yeruşalim için yas çekenler arasında...
...bize de teselli versin.
Amen.
Acılarımızla daha güçlü olacağız.
Abdülhamid'e karşı intikam arzumuz bizi diri tutacak.
Hükümdarlığını başına yıkmaya yemin olsun.
İstediklerinizi alacağınız...
...yeni bir harp sahası açılıyor.
Mahmud Paşa şimdilik karşı cephede.
Siz dostluğunuzu devam ettirin.
Ama asla güvenmeyin.
(Müzik - Gerilim)
(Tahsin) Jurnal raporları hünkârım.
Anlat.
Hünkârım bazı memurlarımız hastalık izni alıyorlarmış.
Hekimler tetkik etti mi? Hastalar mıymış?
Hekim raporları dosyanın içinde hünkârım.
Bu meseleyle alakadar olacağız.
Başka?
Hünkârım bir kadıncağız, üç tane çocuğu varmış.
Ev kirasını ödeyemediği için ev sahibi evden atıyormuş.
Mahalledeki vazifelilerimiz durumu tespit edip bildirmişler.
Fena.
Üç evlatla çok zor.
Paşa, kadının birikmiş kirasını ödeyiniz.
Çalışabileceği bir iş bulunuz.
Evlatlarından varsa mektep çağına gelmiş olan...
...mektebe gönderiniz.
Kış geliyor paşa. Çetin geçeceğe benzer.
(Abdülhamid) Evkaf-ı Hümayun Nezaretine söyleyiniz.
Odun ve kömür yardımı için şahsi malımdan yardımlar yapılsın.
(Abdülhamid) Milleti bu yardımlar için sırada bekletmeyiniz.
Gidilsin, kapısının önüne odun ve kömürler yığılsın.
Odun kırmaya gücü yetmeyen yaşlılar içinse...
...oduncularla anlaşılsın.
Odunları kırılıp evlerine istif edilsin.
Emredersiniz hünkârım.
Peki...
...Yusuf evladımızın cenazesi?
Murad Efendi alakadar oluyor hünkârım.
Allah rahmet eylesin.
Allah taksiratını affetsin.
(Tahsin) Âmin.
(Müzik - Duygusal)
Zavallı Yusuf kardeşim. O benim hayatımı kurtardı...
...lakin...
...ben onu kurtaramadım.
Takdiriilahi kardeşim. Takdiriilahi.
Hadi.
(Ağlama sesi)
Yusuf abim…
(Ağlama sesi)
(Müzik - Hüzünlü)
Sen tanıyor muydun Yusuf’u?
Neyin olurdu?
Öz abim gibiydi.
Kardeşlerimle bana o bakıyordu.
Anamız babamız gibi Yusuf abimdi.
Cennete gitti bizi bırakıp.
(Ağlama sesi)
(Müzik - Hüzünlü)
Ne zaman gelir Fadıl Usta? Bilmece oyunu oynayacaktık.
Birazdan gelir sultanım ama isterseniz ben de size bilmece sorabilirim.
Sahi mi? Sorsana.
Buldum.
Bir filin iki kardeşi varmış. Bilin bakalım bunlar kimmiş sultanım?
Filin kardeşleri mi?
-Ormanlardaki hayvanlardan mı? -Hayır, sultanım.
Bilmiyorum.
Biri zencefil, diğeri karanfil sultanım.
(Gülme sesi)
Hiç komik değil, Behlül.
Fadıl Usta burada olsaydı…
…kepçeyle kovalardı seni. Behlül, seni gidi Behlül!
Fadıl Usta bu sefer kesin kovacak beni.
Ne diyeceğim şimdi ben ona?
Annem hasta. Beni kovarsa nasıl bakarım ben ona?
Ne yapacağım ben şimdi?
Annenle mi yaşıyorsun?
Evet. Birbirimizden başka hiç kimsemiz yok.
Biz de öyleydik annemle.
Latife!
Yine mi bir şey kırdı bu kız?
Ben ömrü hayatımda senin kadar sakar, beceriksiz bir kız görmedim ya.
Yetti artık. Yetti artık.
Fadıl Usta, o kırmadı.
Ben kırdım. Özür dilerim. İstemeden oldu.
Hiç mühim değil Firuze Kalfa. Hiç mühim değil.
Burada kalıyoruz.
(Ağlama sesi)
Bunlar da kardeşlerim benim.
(Müzik - Hüzünlü)
Neden ağlıyorsun sen?
Yusuf abi bir daha gelmeyecekmiş. Abim dedi, doğru mu?
Evet. Yusuf abin gelmeyecek, doğru.
Ama artık bundan sonra ben varım. Benim adım Murad.
Senin adın ne?
Yasin.
Yasin, bundan sonra hepiniz benim kardeşimsiniz. Anlaştık mı?
Hadi siz şimdi bu iki abinizle alışverişe çıkın.
Canınız ne istiyorsa alın.
Sonra da güzel bir sofra kurarız, karnımızı doyururuz.
Hem yeni kıyafetler de alırsınız. Ha?
Sen gelmeyecek misin?
Yok, ben gelmeyeyim. Çok iş var.
Önce güzelce bir temizleyeceğim burayı, sonra da yemek hazırlayacağım.
Hadi o zaman, biz kalkalım.
Selim Paşa’m, petrol arazilerinin Hazine-i Hassaya alındığına dair…
…gazetelere havadis verin.
Muradınız nedir hünkârım?
Milletim bilsin ki…
…onların kıymetini korumaya cehdetmişiz.
Hazine-i Hassaya almamıza dair irademize bir not düşünüz paşa.
İstikbalde bunu neden yaptığımızı bilsinler ki...
…tedbiri ona göre alsınlar.
Ne buyurursunuz hünkârım?
Yazın.
Devletimize ve milletimize açılan çok cepheli bir savaşın içerisindeyiz.
Milletimizin ikbali ve istikbali için başlatmış olduğumuz petrol hamlesinde…
…muvaffak olamadık.
Anladım ki bu işte ısrar edersek…
…Allah muhafaza topraklarımızı kaybedebiliriz.
Petrolü milletimizin uhdesine bıraktık.
Gün gelecek Allah’ın inayeti ve torunlarımızın dirayetiyle…
…milletimin hakkı olan petrol, yine onların selameti için kullanılacak.
Büyük devletlerin ve şirketlerin bu topraklardaki kirli emellerine mâni olduk.
Hazine-i Hassaya almaktaki muradımız…
…o topraklar gün gelir elden çıkar, başka bir devlet kurulursa…
…o toprakların bizim olduğunu bilsinler.
Petrol arazilerinin hukuki olarak...
...Hazine-i Hassa toprağı olduğu değiştirilmezse…
…o topraklarda hangi devlet kurulursa kurulsun…
…çıkan petrolün geliri Osmanlı milletinindir.
Bu kanun katiyetle değişmemelidir. Değişmemeli ki…
…100 yıl sonra dahi devlet orada hak iddia etsin.
Dehanız bugünde muhkem…
…istikbal ile zahirdir hünkârım.
Hayretler içerisinde izliyorum her lafınızı.
Peygamber efendimiz, “Sizi övenlerin yüzüne…
…toprak atınız.” buyuruyor.
Selim Paşa’m, kalbinizin kötü olmadığını bilirim.
Lakin bir insanı yüzüne karşı öven, ondan bir şey bekliyor…
…ondan bir menfaati olduğu için böyle söylüyor olabilir.
Resulullah efendimiz de “Toprak atın.” diyerek…
…onu eli boş çevirin, diyor.
Unutmayınız, denizin dibinde incilerle taşlar karışık dururlar.
Övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasındadır.
Biz insanız, eksiğiz.
Ben de nefsime şunu söylerim paşam.
Durmadan seni öven birini gördüğün vakit yüz çevir.
Birisinin her övgüsüne hak verip susuyorsanız…
…artık onun yolundan gitmeye başlarsınız.
Çünkü o kişi sizi kendi yoluna çekmek için metheder.
Hünkârım, niyetim sizi kendi yoluma çekmek değildi.
(Selim) Benim sizin yolunuzdan başka yolum yoktur.
O hâlde Selim Paşa’m…
…Mahmud Paşa’yla beraber yola çıkınız.
Hünkârım, benim için yoldaş yoldan evvel gelir.
Lakin Mahmud Paşa ise…
…benim için beraber yola çıkılacak bir dost değildir. Bağışlayınız.
İşte böyle, paşa.
Bana açık açık fikirlerinizi söyleyiniz ki tuttuğumuz yol doğru olsun.
Bizi yoldan çıkarmak için övenlerdense…
…bizi yola getirmek için ikaz edenleri yeğlerim.
Lakin Mahmud Paşa’yla beraber bir şey götüreceksiniz.
Siz benim petrol hususunda emniyetim olacaksınız.
Mahmud Paşa’nın başı döner, yoldan çıkarsa…
…beni haberdar edeceksiniz.
Tastamam anladım hünkârım.
Bu arada paşam, mühendis yetiştirmeyi de unutmayınız.
Onlar hazır olduğu vakit…
…istikbalde petrolümüzü çıkartmak için bir ihtimalimiz olacak.
Emredersiniz, hünkârım.
Çok lezzetli. Annemin yemekleri gibi.
Afiyet olsun.
Ben hep yaparım size artık.
Bir sürü öksüz ve yetim çocuk var. Keşke hepsine bir şeyler yapabilsek.
Hünkârımızla konuşalım. O muhakkak bir yol bulur.
Haklısınız.
Yarın gidip ilk iş konuşalım.
Siz hünkârımızı tanıyor musunuz?
Evet, tanıyoruz.
Keşke ben de tanışabilseydim.
(Naime) Bugün hangi yemeği yapmayı öğrendin Fadıl Usta’dan?
Beyrani.
(Abdülhamid) İyice öğrendin mi?
Öğrendim hünkâr babacığım. İsterseniz yarın size yapayım.
Elbette isterim güzel kızım.
Maşallah. Pek maharetli çocuklarımız var.
Abim nerede? Niye bizimle yemek yemiyor?
(Müzik - Gerilim)
Şehzademiz, odasındalar. Pek iştahı yokmuş.
Neden? Hasta mı?
Yok. Üzgün sadece.
O yüzden yemek yemek istemiyormuş.
Lakin belki hünkârımız kendisini affettiğini söylerse…
Ben söyleyeceğimi söyledim.
Abdülkadir yaptıklarının cezasını çekecek.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı tıklama sesi)
Gel.
-Şehzadem. -Firuze.
İyi ki geldin.
Dört duvar arasında durmaktan çok sıkılmıştım.
Bütün gün sizi göremeyince çok merak ettim.
Lakin fazla kalamam.
Şahide Sultan yemeğini bitirmek üzeredir.
Doğru. Yemek vakti.
Benimse açlığını hissettiğim tek şey…
…hürriyetim.
Biliyorum.
Siz hiç değişmediniz şehzadem.
Küçükken bile saraydan kaçıp gitmeyi hayal ederdiniz hep.
Doğru.
Küçük oyuncak bir atım vardı, bir bacağı kırık.
Canlanıp beni buradan çok uzaklara götüreceğini düşünürdüm.
Benim oyuncağım bu.
Annemle saraydan ayrılırken hediye etmiştiniz bana.
Doğru.
Çocuk aklı işte.
Saraya tekrar geri dönebilmen için vermiştim bunu.
Döndüm şehzadem.
Demek bunca yıl sakladın.
Sizinle ilgili her şeyi saklıyorum ben.
Keşke tekrar…
…o günlere geri dönebilsek, tekrar hayal kurabilsek.
Hayal kurmanıza kim engel olabilir ki şehzadem?
Tutsak olan sadece bedenlerdir, hayaller ve fikirler değil.
Haklısın.
Artık gitsem iyi olur. Yemek bitmek üzeredir.
Biraz daha kalsaydın.
Geç bile kaldım.
Yarın bir fırsatını bulur tekrar gelirim yanınıza.
Şadiye uyuduktan sonra yine gel.
Sohbetimize devam edelim.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
Yeter vallahi.
Yani üçüncü but oldu. Artık kanatlarım çıkacak.
(Gülme sesleri)
Sen de ne sofra hazırlamışsın öyle yahu.
Hem gözüm doydu hem midem doydu.
Afiyet olsun.
Paşam benim, sen yeter ki iyi ol…
…ben tavuk pişirmeye de, yemeye de razıyım.
Seniha’m…
Sizin için çok endişelenmiştik Mahmud enişte.
Gerek yoktu kızım. Gerek yoktu.
Yani şimdi benim hakkımda ayrı ayrı fikirler olsa da…
…ben her daim devletime sadık bir insandım.
Lakin hünkârımızın çok yakınında olup da…
…devletini layıkıyla temsil edemeyenler de var.
Sen Abdülkadir’den mi bahsediyorsun?
Yok, Seniha’m.
Bu sefer abinin müstakbel damadından bahsediyorum.
Kemalettin Paşa’yla ilgili bir şey mi oldu?
Kemalettin Paşa’yı nezarete atmışlar.
Ne?
Çarşıda bir tane tüccarla dalaşmış. Olmadık sözler sarf etmiş.
(Mahmud) Daha sonra da adamın dükkânını yerle bir etmiş.
E sebep neymiş peki?
Vallahi o kadarını bilmiyorum. Ama denildiği üzere…
…işte Kemalettin Paşa, paşalığını kullanarak para istemiş.
E tabii esnaf da bu parayı vermeyince olay çıkmış.
Kemalettin Paşa asla böyle bir şey yapmaz.
Duyan da…
…Kemalettin Paşa’yı yakinen tanıyorsun sanacak.
(Gülme sesleri)
Nereden bilecek?
Tabii. Nereden tanıyacak?
(Gülme sesleri)
Vallahi kızım ben duyduğumu söylüyorum.
Artık ötesini ben bilmem.
Yazık olmuş vallahi.
Neyse. Sizin konuşacaklarınız vardır.
-Hadi afiyet olsun. -Sana da.
Seniha’m, o güzel ellerinle güzel bir akşam kahvesi yaparsın da…
…şurada belki seninle baş başa içeriz.
Haa.
Mahmud…
Yaparım tabii. Yapmaz mıyım? Merak etme sen.
İnşallah. İnşallah.
Hadi afiyet olsun. Ben ellerimi bir yıkayayım.
Seniha’m…
Demek Kemalettin’in planı buymuş.
Kendini hapse attırmak.
Böylece amcam nişanı kendi elleriyle bozacak…
…bizim de önümüzde hiçbir engel kalmayacak, birlikte olabileceğiz.
(Nefes verme sesi)
Hadi afiyet olsun.
(Nefes sesi)
(Osman dış ses) Evladına sahip çıkamayan, orduya nasıl sahip çıksın?
Mademki oğlum bir suç işledi…
…haşa huzurdan, benim hayırsız babalığımdandır.
En büyük kabahatli benim. Beni makamımdan azledin.
Evladımız bir suç işledi diye…
…biz de mi makamı terk edelim?
Haşa hünkârım.
Nuh Peygamber’in oğlu Kenan, babasına iman etmedi.
İbrahim Peygamber’in babası Azer de oğluna iman etmedi.
Ne çetin bir imtihandır bu.
Öyledir paşa, öyledir.
Baba evladının, evlat babasının imtihanıdır.
(Abdülhamid dış ses) Ne Kenan babasının kıymetini düşürmüştür…
…ne de Azer oğlunun.
Kemalettin’i evladım gibi severim. Lakin bir suç işlediyse…
…cezası neyse çekecektir.
Kemalettin asla böyle bir şey yapmaz. Benim kadar sen de tanıyorsun onu.
Tanıyorum kızım.
Lakin öfkesine yenilmiş demek ki.
Bu işin altında başka bir şey olmalı.
Ne gibi?
Bilmiyorum. Belki biri tuzak falan kurmuştur.
Naimeciğim, böyle bir şey olsa Kemalettin oğlum söylemez mi?
Basbayağı suçunu kabul etmiş.
Babamın bir an evvel kurtarması lazım onu.
Baban asla böyle bir şey yapmaz. Kendi öz evladı bile olsa…
…herhangi bir ayrıcalık yapacağını sanmam.
Babamla ben konuşacağım. Kemalettin için yalvaracağım.
Naime!
Sen babandan adalet düzenini bozmasını mı istiyorsun?
Sen de Abdülkadir gibi ceza almak mı istiyorsun?
Asla konuşmayacaksın babanla. Sen bu mevzuya karışmayacaksın.
Ne olacak peki?
Kemalettin’e ne olacak?
Ya onu orada uzun süre tutarlarsa? Ya görevden azlini isterlerse?
Ya saraydan kovarlarsa?
O zaman evliliğimiz ne olacak?
Güzel kızım benim. Sen biraz dinlen şimdi.
Ben Abdülkadir’in yanına gidiyorum.
Hadi geç şöyle.
(Abdülkadir dış ses) Şadiye Sultan uyuduktan sonra yine gel.
(Abdülkadir dış ses) Sohbetimize devam edelim.
-Firuze, beni çağırtmışsın. -Evet, Latife.
Bugün eğer kabahatimi üstlenmeseydin Fadıl Usta beni kovabilirdi.
Teşekkür edemedim sana.
Teşekkür etmek için bir fırsatın var. Senden bir isteğim var.
Tabii ki. Nedir?
Benim için birkaç saatliğine Şadiye Sultan’a bakar mısın?
(Kapı tıklama sesi)
Gel.
Gelmeyeceksin sanmıştım.
Siz çağırırsınız da gelmez miyim şehzadem?
Sana göstereceğim bir şey var.
(Müzik - Gerilim)
Burası nereye açılıyor şehzadem?
Hürriyete.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
Abdülkadir, oğlum.
(Müzik - Gerilim)
Firuze…
(Müzik devam ediyor)
Sultanım.
Firuze nerede? Sen niye buradasın?
Sultanım, şey…
Bilmiyorum. Birazdan dönerim, demişti.
İnanamıyorum şehzadem. Resmen saraydan kaçtık biz.
Kaçtık.
Benimle dışarıya çıktığın anlaşılır diye hiç korkmuyor musun?
Hayır. Aksine kendimi uzun zamandır hiç bu kadar güvende hissetmemiştim.
Ben de.
Hatırlar mısınız şehzadem? Bahçeye çıkıp böyle yıldızları seyrederdik.
Sonra ben olduğum yerde dönerdim, dönerdim, dönerdim…
…sonra keçinin başını… -Dikkat et!
Ah...
İyi misin?
Ay, başım döndü şehzadem.
(Erkek 4) Muhallebi!
(Erkek 4) Muhallebi!
Muhallebi!
Muhallebi yiyelim mi?
Olur.
(Erkek 4) Muhallebi!
Hay Allah.
Saraydan apar topar çıkınca para almayı unutmuşum.
Ben alırım. Muhallebici!
(Müzik - Duygusal)
-İki tane muhallebi alabilir miyiz? -Tabii, kızım.
Para yerine bunu versem kabul edersiniz değil mi?
Kızım, çok kıymetli bu. Kalsın. Para istemem.
Firuze…
Olur mu öyle şey amcacığım?
Bu ânın kıymeti yanında bu kolyenin hiçbir ehemmiyeti yok.
(Müzik - Duygusal)
(Daktilo sesi)
(Erkek 5) Bay Herzl, baskıya çıkacak gazetenin provası.
(Herzl dış ses) Abdülhamid milletin istikbalini İngilizlere peşkeş çekti.
(Herzl dış ses) Artık petrol hisseleri İngilizlerin elinde.
(Herzl dış ses) İstikbalin en mühim enerji madeninden…
…Osmanlı Devleti faydalanamayacak.
(Herzl dış ses) Siz bu devletin asil evlatları, buna mâni olmayacak mısınız?
Baskıya verebilirsiniz.
-Havadisi gördünüz mü? -Görmez olaydık.
Abdülhamid hem bizim hem devletin istikbalini beş paraya satmış.
Abdülhamid bu kadarını yapmaz.
Ben daha bu gazetenin yalan haberini görmedim.
Şimdi bak gör, hiçbir hükümdar bunu yapacak kadar alçak olamaz.
O nasıl hürriyetimizi gasbediyorsa…
…bizim olması gereken petrolü İngilizlere satmış.
Abdülhamid, devleti uçuruma sürüklüyor.
Uçurumun ucuna gelmişiz zaten. Ha itti bizi ha itecek.
“Sultan Abdülhamid Hazretleri…”
“…petrol arazilerini İngilizlere peşkeş çekiyor.”
(Müzik - Gerilim)
“Osmanlı milletinin petrollerini İngilizler alıyor.”
“Sultan hazretleri istikbalin kıymeti petrolü, İngilizlere verdi.”
(Masaya yumruk sesi)
Ne demek oluyor bu?
Kim yaptırıyor bu havadisleri?
Sizinle daha evvel adaletin olmadığı bir devlette hukuk dersleri yaptık.
Şimdi ise çökmüş olan devletimizi nasıl ayağa kaldıracağız…
…bunu konuşalım.
Avrupalı milletler refaha ulaşırlarken…
…biz neden bu refaha ulaşamıyoruz?
Basiretsiz bir idare tarzından.
Bunu değiştirmek için ne yapıyorsun?
Biz sadece talebeyiz.
Hükmeden istibdatçı biri var, onun altında eziliyoruz.
Devletin geri kalması kader değildir.
Bu hükümranlığı yıkıp…
…yenisini inşa edelim. Ve bunu yapacak olan da sizlersiniz.
Bizi terakki edecek, sanayimizi geliştirecek bir madenimiz vardı.
Petrol. Ama Abdülhamid elimizden aldı.
Abdülhamid’e mâni olabilecek bir gücümüz yok.
Var.
Fransa’da 1848 yılının 24 Şubat’ında büyük bir nümayiş patlak verdi.
Ve oradan bütün Avrupa kıtasına yayıldı.
13 Mart’ta Viyana’da…
…18 Mart’ta Berlin’de bir halk ayaklanması başladı.
10 Nisan’da İngiltere’de çaristler büyük bir gösteri düzenlediler.
Mayıs başında da İtalya’da büyük bir halk ayaklanması koptu.
İnsanlar haklarını aramak için yürüyüşler düzenlediler.
Fakat hükümetler bunları yasakladı.
Bütün yasaklamalara ve istibdada rağmen…
…vazgeçmediler ve başardılar.
Kral Louis Philip tahtından edildi.
O kralı tahtından indirenler sizin gibi vatansever talebelerdi.
Avrupa’dan gelen gazeteleri okuyoruz. Misal verdiğiniz Avrupa halkları…
…şu an sermayenin altında eziliyorlar.
Anlattığınız hikâyeyi de pek çoğumuz biliyoruz Bay Karaso.
Ama bu hikâyeler anlatılırken atlanan bir mesele var.
Neymiş o?
Bu nümayişlerin kaç cana mal olduğu.
Eğer Avrupa’da olduğu gibi üzerimize ateş açılacak olursa…
…bütün hayallerimiz saray kapısında son bulur.
Kardeşim Armer, istikbali olmayan bir gençliğin…
…canı da beş para etmez.
Şimdi sizin karar vermeniz gereken tek bir şey var.
İstikbalinize sahip mi çıkacaksınız…
…yoksa köle olarak yaşamaya devam mı edeceksiniz?
Köle olmayacağız!
Köle olmayacağız!
Köle olmayacağız!
Köle olmayacağız!
Köle olmayacağız!
Köle olmayacağız!
(Bidâr) İkinizin de böyle bir şey yapmasına inanamıyorum.
Ya biri görseydi? Ya başınıza bir şey gelseydi?
Validem, telaşlanmayın. Gördüğünüz gibi bir şey olmadı.
Ama olabilirdi Abdülkadir.
Senin bu kadar tedbirsiz davranmana inanamıyorum.
Ya sen?
Seni yalanlarına rağmen Şadiye’nin hatırı için burada tuttuğumu unuttun galiba.
Sen onu bırakıp dışarıya nasıl çıkarsın Firuze?
Madem görevini hakkıyla yerine getirmiyorsun, o vakit…
Firuze’nin bir kabahati yok, validem.
Ben ısrar ettim. Ben zorla götürdüm.
-Demek öyle. -Evet.
İlla birini cezalandıracaksınız…
…siz de babam gibi beni cezalandırabilirsiniz.
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Kardeşlerim!
Gazetelerde okudunuz.
İstikbalimizin müesseseleri zalim, müstebit bir hükümdar tarafından…
…İngilizlere satılıyor. Biz buna sessiz kalmayacağız.
Hürriyet, adalet ve müsavat; babalarımızın bize hayal olarak emanet ettikleridir.
Biz bunları çocuklarımıza miras olarak bırakacağız.
Hürriyet, adalet, müsavat!
Senin işin mi?
Bu gençlerin ateşi küllenmeden, harekete geçmeliyiz Sabahattin.
Teşkilatı bir an evvel kurmalıyız.
-Artık bir eksiğiz. -Ne oldu?
Sevgili pederim istikbali istibdatta görüyor.
Artık Abdülhamid’in yanında.
Olsun. Bize bu gençler yeter.
Kalabalıklar, ateşliler, öfkeliler…
…ama başıbozuklar.
İşte bu teşkilatın başına sen geçeceksin Sabahattin.
Bu gençlerin yolunu sen aydınlatacaksın.
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
Hürriyet, adalet, müsavat!
(Osman) Talebeler Yıldız Sarayı’na doğru yürüyüşe geçmişler.
Bağırıp çağırıyorlar.
Ne yapacakları belli değil. Azgın bir güruh.
Hünkârım, müsaade ederseniz askerleri üzerine salıp dağıtalım.
Devletin binbir zahmetle yetiştirdiği talebelerin üzerine...
...askeri mi salacağız paşa? Onlar bizim evlatlarımız.
Hünkârım, saraya doğru yürüyen hain güruhudur bunlar.
Hain değiller paşa, kandırılmışlar.
Neyle kandırıldıkları da ortada.
Askeri sürmeyin üzerlerine.
Hatta askeri, zabiti sokaklardan çekin.
Talebeler yakıp yıkmadığı sürece asker mevzuya dâhil olmasın.
Lakin milletin canına, malına tasallut ederlerse…
…askerin kuvvetinin onlara kâfi geleceğini bilsinler.
Emredersiniz.
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
Niye birden celallendin Karaso'ya?
Hepimiz Abdülhamid’e muhalifiz.
Karşısında hazır bir güç olarak görülüyor olabiliriz ama…
…bizim aklımızla oynamalarına fırsat vermemeliyiz.
-Bu Karaso seni tedirgin ediyor. -Evet.
Ben kimsenin oyununa gelmem kardeşim.
Dava bizim davamız ve bizi bir sürü gibi göremezler.
E sen çık meydanlara o zaman.
Hayalini kurduğumuz devlet için bildiğin yoldan götür bizi.
Makara yapma be.
E sen anlat bakalım hayalindeki devleti.
Dört bir yanda mekteplerin, hastanelerin olduğu…
…yoksulluğun olmadığı, ne bileyim güzel şeylerin olduğu bir devlet.
Tabii ki içinde İstanbul’un da olduğu bir devlet.
Kardeş sen evine dön.
Ne oldu şimdi ya?
Biz bunca derde bunlar için mi katlanıyoruz?
Bu dediklerini Abdülhamid yapıyor zaten.
Bize her şeyden evvel hürriyet gerek, hürriyet.
Yahu o da var tabii. Onu söylemeye gerek bile duymadım.
İstikbal bizimdir!
İstikbal bizimdir!
Beni koruduğunuz için, savunduğunuz için çok teşekkür ederim şehzadem.
Mühim değil.
Benim için çok mühim.
Ne zaman dara düşsem yetişiyorsunuz.
Asıl ben sana teşekkür ederim Firuze.
Dün gece uzun zamandır hissetmediğim kadar iyi…
…olmadığım kadar özgür hissettim.
(Müzik - Gerilim)
Fehime baksana.
Çok güzel şehir, değil mi?
Demek şimdiden kendinize yaşayacak yer bakmaya başladınız abla.
Kemalettin içeride fazla kalmayacaktır.
(Hatice) Ne de olsa büyük bir kabahat işlemedi.
Sadece kendini sarayda kalamayacak kadar lekeledi.
(Hatice) O içeriden çıkar çıkmaz gideceğiz buradan.
Nereye peki?
Aslında neresi olduğu mühim değil.
Nerede olursak olalım biz mutlu oluruz.
Sana öyle geliyor Hatice.
Kemalettin işini, itibarını, istikbalini kaybetmiş bir adam olarak çıkacak oradan.
Muhtemelen Osman Paşa da onu evlatlıktan reddedecektir.
Ben daima yanında olacağım.
Şimdi öyle söylüyorsun.
Lakin aşk hep ilk günkü gibi kalsaydı kızım, kimse ayrılmazdı.
Yarın öbür gün duygularınız eskisi gibi coşkulu olmayınca…
…yanındaki adamın Kemalettin Paşa değil…
…bir başkası olduğunu görecek ve onu sevmeyeceksin.
Daha da kötüsü, o da kendini sevmeyecek.
Her ne olursa olsun…
…ne durumda olursak olalım, ben daima Kemalettin’i seveceğim.
(Burundan soluma sesi)
Kemalettin, nasılsın?
İyiyim, sultanım. Beni düşünüp üzülmeyin.
Üzülmek ne kelime, kahroldum.
Lakin geçici bir durum bu. Yakında çıkacaksın buradan.
İstikbalimizi düşün. Kuracağımız yuvayı hayal et.
Artık düşünecek de, hayal kuracak da bir şey kalmadı.
O ne demek?
Sizin gibi bir sultanın…
…benim gibi şerefi…
…adı kirlenmiş biriyle izdivacı mümkün değildir.
Öyle söyleme lütfen.
Hakikat bu.
Ben ne size ne hünkârımıza layık olamadım.
Biz nişanlıyız Kemalettin.
Yakında da düğünümüz olacak.
(Müzik - Hüzünlü)
Üzgünüm. Şu anda böyle bir yerde olmanızın bile suçlusu benim.
Lakin bu son. Bir daha birbirimizi görmeyeceğiz.
Şimdi lütfen gidin.
Ben seni…
Ben seni paşa olduğun için sevmedim.
Başarıların için de sevmedim.
Ben seni sen olduğun için sevdim.
Peki ya sen?
Sen beni sultan olduğum için mi sevdin?
Beni seviyorsun, öyle değil mi, ha?
Beni sevmediğini söyle, hemen giderim.
Bir daha da asla çıkmam karşına.
(Gardiyan) Bu kadar yeter!
(Gardiyan) Yeter dedim. Hadi.
Affedin beni sultanım.
Ve artık gidin lütfen.
(Müzik - Dram)
(Anahtar sesi)
(Slogan sesleri)
Talebeler sarayın kapısındalar hünkârım.
Ne isterler?
Zatı şahaneleriyle görüşmek.
(Osman) İsterseniz dağıtalım.
(Slogan sesleri)
Hayır, paşam.
Avluya alın.
Hünkârım?
Avluya alınız paşa!
Emredersiniz.
(Müzik - Gerilim)
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
Uhuvvet, hürriyet, müsavat!
(Müzik - Gerilim)
Sultan hazretlerini isteriz!
Sultan hazretlerini isteriz!
Sultan hazretlerini isteriz!
Sultan hazretlerini isteriz!
Sultan hazretlerini isteriz!
Sultan hazretlerini isteriz!
Burası devletin başının olduğu yerdir.
Edepsizlik edilmeye, susula.
Görüyor musun paşa?
Edep bu milletin gençlerinden silinmemişse…
…hâlâ bir ümit var demektir.
(Müzik - Gerilim)
Arzunuz nedir?
Muradınız nedir?
İstikbalimizi isteriz.
İstikbali elinde tutan Allah’tır.
Hürriyet isteriz. Eşitlik isteriz. Kardeşlik isteriz.
Bunlar Fransızların size öğrettikleri. Siz ne istersiniz?
Konuşmak istiyoruz.
Sizin söylediklerinizi değil, kendi fikirlerimizi söylemek istiyoruz.
Lakin Fransızların size öğrettiklerini söylüyorsunuz.
Evlatlarım, karşınızda size gül bahçesi vadeden…
…lakin elinde alevler bekleyen bir Batı canavarı vardır.
Siz bir gül almak için o bahçeye girdiğiniz vakit…
…bir hastalık gibi o alevleri alacaksınız…
…bir salgın gibi memleketinize getireceksiniz.
Memleketiniz yandıktan sonra o Batı gelip sizi esir edecek.
(Müzik - Gerilim)
(Erkek 6) Petrol arazilerini İngilizlere vermişsiniz.
Asker.
Siz kulaklarınızı Batı'nın yalanlarına çevirmişsiniz.
Ben bir karış toprak vermediğim gibi aksine...
...petrol arazilerini sizin istikbaliniz için teminat altına aldım.
Lakin görüyorum ki...
...siz Batı'nın yalanlarına kulak kabarttıkça...
...istikbalde bu arazileri koruyamayacaksınız.
Sizlere ilk ve son kez söylüyorum. Bundan sonra mesuliyet sizindir.
Size devletin siyasetini anlatıyorum.
Bunu duyduktan sonra yalana inanan...
...namerde hizmet eden anasından emdiği sütü...
...ayağının bastığı vatan toprağını ziyan etmiş demektir.
Evlatlarım.
Berlin Kongresi’nde Osmanlı paylaşıldı.
İngilizler ve Ruslar bu hususta anlaştı.
Biz siyasetimizle onların oyunlarını başlarına yıkmaya azmettik.
İngilizler, Yunan'ı cepheye sürdü.
Bize başkaldıranları mahvettik.
Şimdi tek endişem...
...evlatlarımı...
...sizleri benden almaları.
Biz sizler için mektepler, mühendis haneler, tıbbiyeler açtık.
İstikbalimizi küffara vermeyin diye cehdettik.
Şimdi siz bilin ki...
...hakkımı helal etmiyorum.
Ben lime lime etseler...
...evimi başıma yıksalar…
…evlatlarımı benden alsalar...
...hakkımı helal ederdim.
Lakin devletime saldıranlara, mukaddesime saldıranlara...
...bunlara uyanlara hakkımı helal etmem.
Helal etmiyorum.
Bana Kızıl Sultan deselerdi...
...bana hakaret etselerdi, hakkımı helal ederdim.
Lakin peygamberime hakaret etmek için...
...oyun tertip edenlere hakkımı helal etmiyorum.
Din-i mübîn-i İslam'a saldıranlara hakkımı helal etmiyorum.
Beni fakir koysalar...
...bir lokma ekmeğe muhtaç etseler, hakkımı helal ederdim.
Lakin milletimin rızkıyla oynayanlara...
...milletimin ekmeğine göz dikenlere hakkımı helal etmiyorum.
Sizler bunu bilip Batı'nın uşağı...
Batı'nın dili olursanız...
...devletinizi, dininizi...
...dilinizi, namusunuzu...
...başınıza taç etmezseniz...
...hakkımı helal etmiyorum.
Mukaddes emanete sahip çıkmazsanız...
...gençliğinizi şeytanın fısıldadıklarıyla geçirirseniz...
...hakkımı helal etmiyorum.
Paşam.
Gençlere söyleyiniz, sizinle birlikte bir yemek yesinler.
Fikirlerini alınız.
Zatı şahaneleri sizlerle bir yemek yememi buyurdular.
Orada dertlerinizi ve sıkıntılarınızı dinleyeceğim.
Huzuru şahanelerinde söyleyeceğim.
(Müzik - Gerilim)
Bir yolunu bulmalı.
(Kemalettin dış ses) Sizin gibi bir sultanın benim gibi...
...adı kirlenmiş biriyle izdivacı mümkün değildir.
(Kemalettin dış ses) Ben ne hünkârımıza, ne de size layık olamadım.
(Kemalettin dış ses) Bir daha birbirimizi görmeyeceğiz. Şimdi lütfen gidin.
Bir yolunu bulmalıyım.
Bir çaresini bulmalıyım.
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Abla.
Gel Şadiyeciğim.
Bugün yemek dersi yapamayacakmışız. Fadıl Usta alışverişe gidecekmiş.
Biz kendimiz yemek yapalım mı?
(Naime) Bugün beni bağışla Şadiyeciğim, hiç canım istemiyor.
Ama aklıma bir şey geldi.
Bugün çarşıya gidip gezelim mi biraz, ne dersin?
(Şadiye) Evet. Hadi gidelim.
(Kurbağa sesi)
Benimle tanışmak istedin, öyle mi evladım?
Evet hünkârım.
Aslında kardeşlerimi de getirecektim ama...
...Yasin hasta, Hasan da ona bakıyor.
Demek rahmetli Yusuf Efendi çocuklarla alakadar oluyordu, öyle mi?
İmkânları elverdiğince bir şeyler yapmaya çalışıyormuş.
Vaziyetlerini bir görseydiniz.
Sahipsiz kalan çocuklar yanlış ellere düşebilirler hünkârım. Dimağları yıkanıp...
...yarın bir gün karşımıza devlet düşmanı olarak çıkabilirler hünkârım.
Tıpkı ölen ajan Marco gibi.
Parvus onu da sokaktan alıp yetiştirmiş.
Malumatım var.
Tahsin Paşa'm, korunmaya muhtaç çocuklarla alakalı bir çalışmamız vardı.
Evet hünkârım.
Derhal hayata geçirilsin.
Çocuklar için açacağımız mekânın adı...
...Darülhayr-ı Ali olacak.
(Abdülhamid) Çocukların her türlü ihtiyacı karşılanacak burada.
Orada kalacaklar, orada karınlarını doyuracaklar. Kıyafet, kalem, defter...
...neye ihtiyaçları varsa tedarik edilecek.
Aynı zamanda bir sanayi mektebi olacak burası.
Her biri kendi alanında ihtisas sahibi muallimler gelip ders verecekler.
Çocuklarımızın her birini meslek erbabı yapacağız. İnşallah.
(Tahsin) Emredersiniz hünkârım.
(Kapı vurma sesi)
Gel.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Anlat.
Abdülhamid bir konuşma yaptı, bütün talebeler ikna oldu.
Sessizce dağıldılar.
İstikballeri ellerinden gidiyor. İki lafa nasıl ikna olurlar?
Çok güzel ve ikna edici bir konuşmaydı.
Neredeyse beni bile Müslüman yapa--
Kes!
Affedersin.
Abdülhamid, bir yemek tertip ediyor.
Talebeler Selim Paşa vasıtasıyla dertlerini Abdülhamid'e aktaracaklar.
Ne yapmamı istersin?
Mademki dertlerini konuşacaklar, onlara gerçek bir dert verelim.
(Sokak ortam sesi)
Sen beni burada bekle.
Şadiye'ye hemen geleceğimi söylersin.
Buyurun sultanım, hoş geldiniz.
Ben...
...bunu istiyorum.
Elbette, ayağınızda görmek istemez misiniz?
Lüzumu yok.
Bir de şu olsun.
(Ayak sesi)
Pek isabetli tercihler yaptınız.
İkisi de halis deriden ve el işi.
Başka bir arzunuz?
Var.
Emredin yeter sultanım.
Kemalettin Paşa hakkında yaptığınız şikâyeti geri almanızı istiyorum.
(Ayak sesi)
(Kilit açma sesi)
Geçin içeri.
(Kapı kapanma sesi)
Vay, Kemalettin Paşa.
Sen de mi buradaydın? Dünya küçük ha.
Ne suç işledin de düştün buraya Kemalettin Paşa?
Bu seni alakadar etmez.
Bence eder.
Senin yüzünden bir sene hapis yattım ben.
Yetmemiş demek ki.
Aklın başına gelmemiş ki bir daha düşmüşsün.
Ahh!
Sen dur paşam. Sen de ağır ol biraz. Geri bas, hadi.
Paşaya bak.
Nezarethaneye bile muhafızla gelmiş.
(Müzik - Gerilim)
(Parvus) Bu su, talebelerin sofrasında olacak.
Nedir o?
Milyonlarca insanı öldürmüş bir katil.
Bu mu?
Çok tesirli bir zehir olsa gerek.
Zehirden öte bir şey bu.
Kolera mikrobu.
Ne yapacağım bunu?
Abdülhamid'in davetine icabet edenlerin içtikleri suya karıştıracaksın.
Anlasınlar...
...dost sandıkları Abdülhamid kimmiş.
Misafirlerimizi hem sohbetimizle...
...hem de yemeğimizle memnun etmek isteriz Fadıl Usta.
Siz hiç merak buyurmayınız Selim Paşa'm.
Hünkârımızın da buyurduğu gibi bütün hazırlıklar yapıldı.
Şu listedeki yemekle, tatlılara bir bakınız.
(Selim) Hıı.
(Mutfak ortam sesi)
Âlâ.
Bu kadar çeşit yemeği vaktinde hazır edebilecek misiniz?
Elbet Selim Paşa'm, elbet. Yemekler pişti bile.
Ee, o zaman Allah kolaylık versin ustam.
Sağ olun Selim Paşa'm. Ayaklarınıza sağlık.
Hadi kolay gelsin. Kolay gelsin.
(Müzik - Gerilim)
Hey.
Bana yardım eder misin?
Sen git, ben geliyorum.
Sen İngiliz sefaretinde çalışmıyor musun?
Evet.
Ben de seni tanıyorum.
Neden suları sen getirdin?
Su kârlı bir iş. Hadi gel benimle.
Ben saraya yemeğe gideceğim.
Benimle geleceksin. Hem ne işin var Abdülhamid'in davetinde?
Sefaretin başını belaya sokma.
(Dalga sesi)
(Martı sesi)
(Yemek ortam sesi)
Garp'ın Şark milletlerine doğru istilacı, sömürgeci yürüyüşü...
...100 yıldır devam etmektedir. Eğer biz...
...iman dolu göğsümüzü bu istilaya karşı...
...bir kalkan gibi meydana koymazsak...
...asıl istibdat o zaman başlayacaktır.
Birileri devletle millet arasına nifak sokmak için...
...size devşirme fikirleri fısıldıyor.
Bir inanç, bir düşünce, bir dünya görüşü...
...yaşayabilmek için medeniyet oluşturmak zorundadır.
Çünkü köksüz fikirlerle medeniyet kurup ilerlemek mümkün değildir.
Paşam, bizim arzumuz da medeni devletlerin seviyesine gelmektir.
Muhalif fikirlerimiz olabilir ama bunların hiçbiri şahsi meseleler değildir.
Daha iyi bir devlet için acı çekmeye razıyız. Biz de...
...en az Sultan Abdülhamid kadar bu devletin istikbalini düşünüyoruz.
Gelin hep birlikte devlet için düşünelim gençler.
Bir milletin tekniği, medeniyeti...
...kendi kültürün üretimi olmalı.
Şimdi olmayacak belki ama istikbalde olacak inşallah.
Petrolümüzü kendi ürettiğimiz teknikle çıkartıp...
...kendi tekniğimizle işleyeceğiz.
Hepinizin güçlü fikirleri var.
(Selim) Ama aynı zamanda bu güç en yumuşak yeriniz.
Çünkü fikirler manipüle edilmeye açıktır.
(Selim) Biri yalan haberle sizleri sokaklara döktü.
Şunu unutamayalım gençler, hünkârımız ve devlet...
...cevizin içi ve kabuğu gibi bir bütündür.
Bu bütünü korursak muvaffak oluruz.
(Müzik)
(Dalga sesi)
(Köpek havlama sesi)
-Abin evde mi? -İçeride.
Hilmi neredesin ya? Bir saat...
Hilmi, ne oldu, neyin var?
(Kadın) Geldiğinden beri çıkarıyor, ateşi de var.
İlaç aldı mı?
Midemde bir şey durmuyor ki.
Olmaz böyle. Hadi kalk, hastaneye gidelim.
Kalk, kalk, kalk.
(Öksürük sesi)
Kalk hadi, kalk. Gel.
(Kapı açılma sesi)
Babacığım, inat etme. Gel hastaneye gidelim.
Bir yere gidecek takatim yok Dilşat. Israr etme.
O vakit izin ver, ben buraya hekim çağırayım, ha?
Lüzum yok.
Uyuyunca geçer belki.
(Kapı kapanma sesi)
Madem öyle, ben de saraya haber veririm.
(Sessizlik)
Boğazım kurudu. Bana biraz su getir.
Emredersiniz sultanım.
(Piyano sesi)
(Müzik)
(Müzik - Gerilim)
(Hastane ortam sesi)
(Öksürük sesleri)
Ateşini ölçün.
Doktor, doktor.
(Doktor) Bekleyin, yetişmeye çalışıyoruz.
Gel şöyle, buraya oturalım. Gel.
Sait.
Hikmet, siz de mi hastalandınız?
Hepimiz hastalandık.
Yemeğe giden herkes burada.
İyi ama neden, nasıl olur?
Neden olacak? Abdülhamid hepimizi zehirledi.
(Öksürük sesi)
Buyurun sultanım, ziyade olsun.
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
(Müzik)
(Müzik - Gerilim)
(Bıçak çekme sesi)
(Müzik - Gerilim)
Adamı kolla sen.
(Müzik - Gerilim)
(Bağırma sesi)
Osmanlı paşasıyım ulan ben!
Ne oluyor be?
Sesini çıkarma, yakarım.
İbretiâlem için geberteceğim seni.
Kalleşliğinden feyzalsınlar diye mi?
(Bağırma sesi)
İçeride geçirdiğim her gün için bir çizik atacağım sana.
Ahh!
(Dövüş sesi)
(Bağırma sesi)
Gel bakalım, gel.
Ulan!
(Dövüş sesi)
Durun, durun. Ayrılın.
(Bağırma sesi)
Ben şahidim, bu ikisi başlattı, bu ikisi başlattı.
Öldürürüm ulan seni.
Öldürürüm ulan seni.
Geberteceğim seni.
(Kapı kapanma sesi)
-Var mı bir şeyin? -İyiyim paşam. Siz iyi misiniz?
İyi, iyi. Hadi geçmiş olsun.
(Nefes sesi)
(Piyano sesi)
(Kapı vurma sesi)
Gel.
(Kapı kapanma sesi)
Hünkârım.
Şadiye Sultan için mi yaparsınız o tahta atı?
Ahmed için yaparım.
Hep sana mı mektup gelecek paşa?
(Tahsin) Senin adın Abdülhamid. Benim adım Ahmed.
Ben Burma'dayım. 8 yaşındayım.
Elhamdülillah Müslüman'ım.
Senin adını çok duydum.
Sen İslam'ı koruyormuşsun.
Bizim burada bir kale var.
Sen kötülerin karşısında...
...onun gibi dimdik duruyormuşsun. Babam dedi.
Sen benim kahramanımsın Abdülhamid.
Babam kızdı.
Sultan diyecekmişim.
Abdülhamid Sultan, seni çok seviyorum.
Çünkü sen dün gece rüyamda beni kovalayan ejderhalardan kurtardın.
(Tahsin) Beyaz bir atın vardı, beni sırtına aldın, götürdün.
Sultan Abdülhamid, sen benim kahramanımsın.
(Nefes sesi)
Bu tahta atı beyaza boyayıp Ahmed'e gönderelim.
Siz ne için gelmiştiniz paşa?
Sultanım, Selim Paşa hastaymış.
(Tahsin) Vaziyeti de pekiyi değilmiş. Kızı geldi, haber verdi.
(Tahsin) Hastaneye de gitmeyi reddediyormuş.
Olur mu öyle şey paşa? Emrimdir, derhal hastaneye gitsin.
Biz de ziyaretine gidelim.
Emredersiniz hünkârım.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Yeni haberinizin manşeti...
“...Abdülhamid masum muhalif gençleri zehirletti.”
Kamuoyu oluşturmak benim işim Bay Parvus.
Zehirlenen çocukların fotoğraflarını gazetede yayınlarım.
Hatta Rum ve Ermeni gençlerle sohbetler düzenlerim.
Onlara istibdadın onların yaşam haklarını ellerinden aldığını anlattırırım.
Bütün Avrupa basını Abdülhamid'in peşine düşer.
Büyük tepki alır.
Peki, sonra ne olur?
Biz ne kazanacağız?
Siyasette pek çok cephe vardır Herzl.
Ne olacağını söyleyeyim. Ermenilerin hamisi İngilizler.
Rumların hamisi Ruslar.
Bu işe insanlık namına müdahil olacaklar.
Bir devletin iç işlerine karışılması...
...hükmedenin en büyük korkusudur.
Abdülhamid bu korkuyu yaşayacak.
(Parvus dış ses) Bir darbe daha vuracağız ona.
Vaziyet nedir?
Hünkârım, kolera.
Salgın var.
(Doktor) Gençler diğer odalarda tedavi edilmekte.
(Doktor) Lakin vaziyet iyi değil.
Hünkârım.
Kalkmayınız, yatınız paşam.
Hünkârım.
Hastaneye gelirken gördüm.
Gençlerin hepsi...
...yemek verdiğimiz gençler.
Merak etmeyiniz paşam. İyileşeceksiniz.
(Nefes sesi)
(Selim) Ahh.
Hünkârım, kolera su ya da yemeklerden bulaşır.
Çok tehlikeli bir hastalıktır.
Ve bizim elimizde tedavi edecek ilacımız da mevcut değil.
Merak etmeyiniz, inşallah bir hâl çaresini bulacağız.
Siz elinizden geleni yapınız.
Allah şifa versin.
(Doktor) Âmin.
(Kadın 2) Koca sultan utanmıyor. Çoluğu çocuğu telef ediyor.
(Kadın 2) Yazık değil mi buncacık gençlerin kanına girmeye.
O zalim ablam zalim. O zalim.
Gelecek, zamanı gelecek. Hepsinin zamanı gelecek. Kendisi zehirletti.
(Kadın 2) Padişah bildik, itaat ettik, hürmet ettik.
(Kadın 2) Sabi sübyana ettiğine bak, yazık değil mi bu gençlere?
Elbet onun da zamanı gelecek.
(Tahsin) Hünkârım, vallahi içim parça parça.
(Tahsin) Siz bunca hizmet ederken şu söyledikleri laflara bakın.
Milletinizin her türlü derdine koşarsınız. Gecenizi gündüzünüze katarsınız.
Vallahi içimden haykırmak geliyor hünkârım. Dışarı çıkıp anlatmak geliyor.
Milleti idare etmek zordur paşa.
Kadir bilenler olduğu gibi sizi anlamayanlar da çıkar.
Hakaret edenler, zalim diyenler.
Lakin onlar aldandıkları için böyle söylerler.
Hakikati bilseler...
Yine de hepsi bizim tebaamızdır.
Millete hizmet etmek vazifemiz.
Lakin bunu layıkıyla yapabiliyor muyuz, mesele bu.
(Müzik)
Talebelere yemekler saray mutfağından gitti, doğru mudur?
Evet hünkârım, kendi ellerimle yaptım.
Peki, nasıl olur da...
...mutfağımızdan giden yemekleri yiyen herkes hasta düşer?
Vallahi bilmiyorum sultanım, o yemeklerin aynısından biz de yedik.
Aynı kazanda pişti.
Sadece sizin yemekleriniz hususi pişer ama...
...onları da aynı malzemelerden yaptık.
Yani bir şey olsaydı hepimize birden bir şey olurdu. Allah Allah!
Peki, bu gençlere kolera nasıl bulaştı?
Paşa.
Bir tetkik heyeti kuralım.
Malzemeler nereden temin edilmiş?
Yolda giderken bir müdahalede bulunulmuş mu, araştırın.
Emredersiniz hünkârım.
Talebelerin ne suretle hastalandıklarını bulmalıyız.
(Müzik - Gerilim)
Hünkârım, bir şeyler yeseydiniz.
Kâfi.
Kızım, sen de hiçbir şey yemiyorsun.
Canım pek bir şey istemiyor. Gece uyuyamadım.
Yorgunum biraz.
Ben bütün tabağımı bitirdim.
Maşallah sultanım.
Siz de olmasanız soframızın bereketi olmayacak.
Şimdi de kendinize muhalif edenleri susturmak için bu yolu mu buldunuz?
Abdülkadir.
Çıkın siz.
Oğlum, sen ne demek istiyorsun?
Ben demiyorum validem, gazeteler diyor. Herkes bunu konuşuyor.
Sevgili, adaletli yüce hünkârımız...
...fikirlerini dinleme bahanesiyle saraya yürüyen gençleri yemeğe alıkoymuş.
Sonunda hepsini hasta etmiş.
Sen de bu haberlere inandın, öyle mi?
Bunca yıldır tanıdığın, nasıl hükmettiğiniz bildiğin...
...yerdeki karıncanın canına bir şey olmasın diye didinen babanın...
...gencecik evlatları öldürdüğünü düşündün, öyle mi?
Siz sadece sizin sözünüze boyun eğenler için adil ve müşfiksiniz.
Değil mi ki beni buraya hapsettiniz. Kim size karşı çıkıyorsa...
...onun sesini susturmak için elinizden geleni yaparsınız.
Çık.
Çık!
(Müzik - Gerilim)
Hatice'm.
Kemalettin.
Eline ne oldu?
Mühim bir şey değil.
Sana kavuşmak için ödediğim ufacık bir bedel sadece.
Ne zaman çıkartırlar seni buradan?
Çok sürmez.
Seni bir ömür beklemeye razıyım ben.
Sen buradan çıkar çıkmaz biletlerimizi alıp buradan gideceğiz.
Aklımda birkaç yer var.
Biraz uzak ama bilmem sen ne düşünürsün.
Hatice'm, seninle dünyanın öbür ucuna bile gelirim ben.
Biz o kadar mutlu olacağız ki.
Çektiğimiz bütün bu sıkıntıları unutacağız.
Biliyor musun?
Şu an unuttum bile.
(Gülme sesi)
Babam en ufak aykırı sese bile tahammül edemiyor.
(Abdülkadir) Herkes onun gibi düşünmek zorundaymış gibi.
Siz babanızın yerinde olsaydınız tahammül eder miydiniz?
İstemesem de tahammül etmek zorundaydım.
Çünkü iyi bir idareci herkese...
...her fikre eşit mesafede durmalıdır.
O hâlde...
...siz babanızdan çok daha iyi bir padişah olacaksınız.
Ben bu sarayda ancak esir olabilirim, padişah değil.
Şu hâlime baksana, elim kolum bağlı.
Saraydan çıkmak için saraydan kaçmam gerekiyor.
Kendinize haksızlık etmeyin. Siz benim tanıdığım en cesur insansınız.
Esaret cesaretin bittiği yerde başlarmış.
Sizin içinse hiçbir yerde.
Bana inanan...
...bir tek sen varsın Firuze.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Erkek 6) Hünkârım, vaziyet ağır.
Yaklaşık üç yüz elli kişi hastanede.
Ve bir de Selim Paşa. Selim Paşa'ya yazık oldu.
Rus, Yunan ve İngiliz hükümetleri...
...tebaamızda olan azınlıkları himayelerinde görürler.
Bu sebeple bir araştırma heyeti gönderip, işin içinde bir kasıt var mı diye...
...öğrenmek isterler.
Rum'u da Ermeni’si de Yahudi'si de benim tebaamdır paşa.
Onlar kim ki benim tebaama benden daha fazla sahip çıkarlar.
Biz Ermenilerle beraber Bizans'a karşı savaşmışız.
Biz İspanyolların kovduğu Yahudileri boğulmaktan kurtarmışız.
Bize İstanbul'un fethinde Rumlar...
...Katolik külahı görmektense...
...Müslüman sarığı görmeyi yeğleriz, diye haber göndermişlerdi.
Şimdi bunlar bizim tebaamızı bizden korumaya kalkarlar.
(Mahmud) Yerden göğe kadar hakkınız var hünkârım.
Lakin hepimiz biliyoruz ki...
...Tanzimat Fermanı’yla birlikte küffara bu yol açılmıştır.
İçimizdeki milletlerin hamisi olmaya soyunmuşlardır.
Hünkârım, Avrupalı devletler...
...eğer kasti bir zehirleme hadisesi tespit ederlerse...
...Osmanlı vatandaşı olup Londra'da, Paris'te eğitim gören talebelerimizi...
...sınır dışı etmekte tereddüt göstermeyeceklerdir.
Hünkârım, affınıza sığınarak, Avrupa gazetelerinde...
...talebeleri sizin kasti olarak zehirlettiğinize dair haberler yapılıyor.
Sefaretlerde konuşuluyor.
Sultan Abdülhamid muhaliflere hayat hakkı tanımıyor, diye laflar dolaşıyor.
İftira öyle bir leke ki...
...elini yıkasan, yıkadığın su kirlenir.
(Abdülhamid) Maalesef onların gazeteleri var.
Onların her yerde satın aldığı adamları var. Onların imkânı var.
Lakin bizim de imanımız var.
(Abdülhamid) Bize iftira atarlar, utanmazlar.
Bu meseleyi halletmeliyiz. Lakin Batılılar bize saldırdığı için değil.
Vazifemiz memleketimizdeki talebeleri, gençleri korumak olduğu için.
O masumlar kurtulsun da...
...tahtımız yere çalınsın.
Paşam, yemeklerle alakalı rapor geldi mi?
Geldi hünkârım. Herhangi bir sıkıntı yok. Yemekler temiz.
O hâlde nasıl bu kadar genç...
...aynı anda kolera oldu?
Hastalığın şehre bulaşmaması için tedbir alınız. Sokaklara ilanlar asınız.
Kolera işaretleri gösterenler derhal hastanelere gitsin.
(Murad) Şimdiden iki talebe hakkın rahmetine kavuşmuş.
Hekimler sayının artmasından endişe ediyor.
Biliyorum bu hastalığı.
Kolera. Çocukluğumda Balkanlara ölüm sağanağı gibi yağdı.
Çok ocak söndürdü.
Bir çaresi yok mu Ahsen?
Bir ilacı, çaresi bulunamadı.
Ne yani şimdi Selim Paşa, talebeler...
...hepsi ölecek mi?
Bünyesi kuvvetli olanlardan kurtulan var.
Lakin bol sıvı almaları, su içmeleri lazım.
Hastanedeki hekimler bunu biliyordur herhâlde.
Biliyorlardır.
Ama ben yine de hastaneye gidip yardım edeyim.
En azından hastalığın yayılmasını önlemek için tedbir almalarına yardımcı olurum.
Ahsen.
Dikkat et, sana da bulaşmasın.
(Müzik - Duygusal)
O akşam Şadiye'ye bakmakla çok büyük bir iyilik yaptın bana.
(Latife) Ben pek emin değilim. Bidâr Sultan çok kızmış görünüyordu.
Seni cezalandıracağından korktum.
İstediği kadar kızsın.
Bana bir şey yapamaz.
Nedenmiş o?
Çünkü çok güçlü bir koruyucum var.
Kim o?
Şehzade Abdülkadir.
(Kapı açılma sesi)
Firuze, Bidâr Sultan seni bekliyor.
Vaktiyle...
...Louis Pasteur Efendi'ye yaptığımız yardımın vesikası.
On bin frank.
Bulduğu kuduz aşısını terakki ettirsin diye.
Pasteur Efendi bizim sayemizde enstitüsünü açtı.
Kendi göçüp gitti lakin enstitü âlâ faaliyette.
Bu salgınlardan payitahtı çok çekti paşa.
1877'de kolera salgını sebebiyle on beş bin insan öldü.
O günden beri nerede bir aşı bulunsa takip ederim.
Vaktiyle Pasteur Efendi'yi de kolera tedavisi için çalıştırmıştık.
Şimdi yardım sırası onlarda.
İngiliz hükümeti yaptırım kararı alsın...
...ticari ilişkileri kademeli olarak kesmeye başlasın.
Lortlar Kamarasına çektiğimiz telgrafın cevabı geldi.
İngiliz hükümeti bu olayı şiddetle kınıyor.
Arzu ettiğiniz yaptırımlar da Lortlar Kamarasında görüşülmüş.
Sizinle aynı fikirdeler.
Herzl birkaç gazetede haber çıkardı ama yetmez.
Avrupa basını istediğim kadar bu işle alakadar olmadı.
Hükümete telgraf çekerim, daha fazla haber yaptırılır.
Ne duruyorsun, yazsana. (Kapı vurma sesi)
Gel.
Bana Armen'i çağır.
Haberler bütün Avrupa milletlerinin yüreğine işlemeli.
“Yalnızca kendi istikbali uğruna yürüyüş yapan gençler zehirlendi.”
“Payitahta bütün anne ve babalar çocuklarının canlarından endişeli.”
“Hayatını kaybeden çocukların anneleri...”
“...perişan hâlde. Burada yapılan zulme...”
“...kimse sessiz kalmasın.”
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Bunu Londra'ya telgraf olarak çek.
Derhal.
Tabii efendim.
(Kapı kapanma sesi)
Gel kızım.
Sultanım, beni çağırmışsınız.
Sultanım, bana kızgın olduğunuzu biliyorum.
Lakin--
Bilakis, sana kızmak için değil...
...seni hayırlı bir iş için çağırdım Firuze.
Hayırlı bir iş mi?
Hayırlı bir iş, evet.
Hünkârımızla da görüşeceğim, eğer o da münasip görürse...
...seni paşalarımızdan biriyle evlendirmek istiyorum.
(Öksürük sesi)
Sultanım, iyi misiniz?
İyiyim.
Mideme bir ağrı saplandı.
Geçer birazdan.
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Sultanım, size bir pusula gelmiş.
(Müzik)
(Naime iç ses) Ziyaretiniz üzerine teklifinizi...
...etraflıca düşünüp değerlendirdim.
(Naime iç ses) Size Kemalettin Paşa'yla alakalı şikâyetimi...
...geri çektiğim hususunda malumat vermek istedim.
(Naime iç ses) Saygı ve hürmetlerimi sunarım.
(Piyano sesi)
(Ayak sesi)
(Kilit açılma sesi)
Kalk hadi. Çıkıyorsun.
Hayırdır, nereye? Mahkemeye mi?
Hayır, dışarı.
Allah Allah!
Davacın şikâyetini geri almış.
(Müzik)
(Sessizlik)
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Hünkârım.
Gerfand Efendi geldiler, görüşmeyi arzu eder.
Gelsin.
(Kapı açılma sesi)
(Ayak sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Hünkârım, kolera meselesini duydum, çok üzüldüm.
Siz de benim yaptırdığımı mı düşünüyorsunuz?
Asla hünkârım, ben sizin ne merhametli biri olduğunuzu çok iyi biliyorum.
Ama canınız sıkkın. Aklınızın bulanık olduğunu da düşünüyorum.
Hünkârım, siz söylemiştiniz, bu bir oyun değil.
Yol gösteren bir arkadaş.
(Sessizlik)
Önce siz.
(Fırıldak dönme sesi)
Hırs.
Hırs, insanı hüsrana sürükler.
Onun yerine azimdir güzel olan.
Biz her işimizi azmederiz.
Lakin Batılılar hırslanır.
Neticesi hüsran.
Hırslarınız var mıdır Gerfand Efendi?
Batı'daki her adam kadar hünkârım.
Ama siz hırslı olmak yerine azimli olmanın iyiliğini anlatırsanız...
...belki öğrenirim.
(Fırıldak dönme sesi)
Muhabbet.
Hırs sevgisizdir.
Azimse bir muhabbet gerektirir.
Muhabbetin yolu aşka çıkar. Yükselirsiniz.
Aşka gelen visale erer.
Ariflerin satrancı da visal ile.
Yani kavuşmayla biter.
(Parvus) Kazandınız.
Yani oyun bitti mi?
Oyunlar mutlaka biter, Gerfand Efendi.
Yakında size bir sürprizim olacak.
Çok merak ettim.
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Hünkârım, bir genç geldiler.
Israrla sizinle görüşmeyi arzu ediyor.
Kolerayla alakalıymış.
Peki. Kabul salonuna alınız.
-Geliyorum. -Emredersiniz hünkârım.
Artık ariflerin satrancını oynamayacak mıyız?
Elbette oynarız.
Hilekârlıkla bitmediği sürece.
(Müzik)
(Parvus iç ses) Bana nasıl bir oyun oynuyorsun Abdülhamid?
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Geçmiş olsun Kemalettin Paşa. Çıkmışsınız nezaretten.
Sultanım...
...Hatice Sultan'ı görebilir miyim?
İkiniz de ateşe yürüyorsunuz. Hâlâ farkında değil misiniz?
(Kuş cıvıltısı sesi)
-Ben her şeyi göze aldım sultanım. -Ben de öyle.
İzin verir misin hala?
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
-Hatice'm... -Kemalettin.
Biliyor musun?
Biletlerimizi aldım.
(Gülme sesi)
Gerçekten mi?
Hiç bu kadar şanslı olacağımızı düşünmezdim.
(Gülme sesi)
Ben de öyle.
Öğlen limanda bekleyeceğim seni.
Tamam.
(Müzik)
Kemalettin.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Çok şükür çıkmışsın sonunda.
Adam şikâyetini geri almış, serbest bıraktılar.
Sultanım, siz iyi misiniz? Yüzünüz bembeyaz görünüyor.
İyiyim, iyiyim. Bir şey yok.
Görevinize de, saraya da döndüğünüz için çok mutluyum.
Sultanım, ben buraya sadece eşyalarımı toplamaya geldim.
Saraydan da, vazifemden de ayrılıyorum.
Sadece birkaç gün kaldın nezarethanede.
Bunun için...
...mazini, istikbalini mi yakacaksın?
(Müzik - Duygusal)
Nezarette...
...beni ziyarete geldiğinizde söylediğim her şey geçerli.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Size sukutuhayale uğrattığım için...
...beni affedin, ne olur.
Müsaadenizle.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
Beni görmek istemişsin, genç adam.
Hünkârım...
...ben size muhalefet edenlerden biriyim.
-O gün bahçede ben de vardım. -Ve karşımdasınız.
Benden arkadaşlarınızın hesabını sormaya mı geldiniz?
Hayır.
Çünkü sizin bir kabahatinizin olmadığını biliyorum.
Herkes gençleri benim zehirlettiğimi düşünürken...
-...siz niçin aksini düşünürsünüz? -Hakikati gördüm.
Ben İngiliz sefaretinde çalışır, bir yandan da okurum.
Orada bir belge gördüm.
Altında bizzat sefirin imzası bulunan bir belge.
Neymiş o belge?
Sefir, İngiliz Foreign Ofis’e bir yazı gönderdi.
Yazıda Avrupa basınında...
...payitahttaki gençleri bizzat sizin zehirlettiğiniz hususunda...
...propaganda yapılmasını istediği yazıyordu. Ve altına...
...bu yalana herkesi inandırmalıyız diye de not düşülmüştü.
O gün yemeğe ben de gidecektim.
Ama bir adam beni durdurdu.
Adamı yemeğe suları taşırken görmüştüm.
Muhtemelen sularda kolera vardı.
Sen şerefli bir gençsin.
Size iftira atarlar hünkârım.
Kendimi tutamayıp huzurunuza çıktım.
Bu zamana kadar size yaptığım muhalefetim için de af diliyorum.
Hakiki bir pişmanlık her zaman affedilir.
-Nerede doğdun? -Payitahtta.
Hmm.
-Baban ne iş yapar? -Memurdu.
Vefat etti.
Hangi kilisede vaftiz edildin?
Sizin onarttığınız fenerin orada bir kilise var, orada.
Sen Osmanlısın evladım.
Şimdi bunu hatırla...
...bu devletin kimseyi ayırmadığını...
...tebaasına eşit davrandığını hatırla.
Babanın rızkını bu devletten kazandığını hatırla.
Buraya gelirken hep bunları düşündüm hünkârım.
Öyleyse senden...
...bu iftirayı temize çıkarmanı isteyeceğim.
(Müzik)
Dilşat.
Bay Herzl, görmedim sizi kusura bakmayın.
Canın sıkkın.
Babam. Çok hasta, hastanede.
Biliyorum.
Abdülhamid o gençleri öldürmek isterken maalesef babanızı da harcadı.
Hayır. Hünkârımız, babamı sever.
Babam da ondan hep övgüyle söz eder.
Demek ki Abdülhamid'in gerçek yüzünü görememiş.
O hiç kimseyi sevmez. Tek derdi tahtını korumaktır.
O gençleri de bu uğurda ölüme göndermekten çekinmedi.
Sen çok zeki bir insansın.
Babanın ve Abdülhamid'in emrindekilerinin anlamadığı şeyi anlayabilirsin.
Onu zalim ve baskıcı biri olduğunu anlaman zor değil.
Sana verdiğim kitapları okuyor musun?
Orada yazanların hepsi gerçek.
Tıpkı senin öğrendiğin gibi gerçekleri herkes öğrenmeli.
Eğer istersen...
...sen de bizimle birlikte hareket edeceksin.
Hürriyet için, Abdülhamid'i o tahtan indirmek için...
...bizimle birlikte mücadele edeceksin.
Senin gibi bir yazar bunu başarabilir.
(Müzik)
Tamir ettirdiğimiz Ermeni kilisesi.
Bulgar kilisesine yaptığımız yardımın belgesi.
Kimseyi ayırmadan kabul ettiğimiz...
...çocuk hastanesi.
İrlanda'da yaşanan kıtlık zamanı...
...Osmanlı'nın oraya gönderdiği yardım gemisini minnetle anan İrlandalıların...
...Osmanlı için bastırdığı para.
Arkasında insanlığın son kalesi, Osmanlı.
Kimyager Pasteur Efendi'ye kuduz aşısını bulsun diye...
...yaptığımız yardımın vesikası.
(Kâğıt sesi)
Affedin hünkârım.
Biz aldanmışız.
Bir çürük ipliğe hülya dizdirdiler size.
Aldattılar.
Bu koca devlete diz çöktürmek için...
...Ermenileri, Rumları kışkırttılar.
(Abdülhamid) Benim tek vazifem buna mâni olmaktır evladım.
Şimdi bunları sana niçin gösteririm, bilir misin?
İngiliz sefaretinden aldığınız...
...bize iftira atanları yalanlayacak o vesikayı...
...Murad Efendi'yle beraber gazeteye götürünüz.
Sonra da bu işi yapan adamı bulunuz.
Yapar mısın evladım?
Sizi tanıdıktan sonra ne isterseniz yaparım hünkârım.
(Müzik)
12 yeni kolera vakası daha gelmiş hastaneye.
Bir de ölüm varmış. Allah rahmet eylesin.
Allah rahmet eylesin.
Hekimler ilaçların yetersiz olduğunu söylüyor.
Temin şart.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Vaziyet nedir?
Maalesef iyi değil hünkârım. Ölüm haberleri gelmeye başladı.
Allah rahmet eylesin ölenlere inşallah.
Koleranın sudan bulaştığı anlaşıldı.
Hekimlerimiz içilen sulardan numune alsınlar.
Bunu bilirlerse belki başka bir tedbirleri olur.
Emredersiniz hünkârım.
(Kapı açılma sesi)
Gel paşa.
Hünkârım...
-...Paris'ten haber var. -Nedir?
Pasteur Enstitüsü yardım yapmayı reddediyormuş.
Yardım nasıl reddedilir?
-Olacak şey mi? Gençlerimiz ölüyor! -Hünkârım...
...İngiliz Sefiri sizinle görüşmeyi bekliyor.
(Müzik - Gerilim)
(Martı sesleri)
(Müzik)
Her şeyi siz tertip ettiniz, her şeyi.
(Müzik)
Ben katillerle aynı cephede yer alamam.
(Kâğıt sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
-Ne istiyorsunuz? -Hükümetimiz yaptıklarınızı kınıyor.
Ne yapmışız?
Onlarca genç ölüyor.
Sizin zehirlettiğiniz ise bütün gazetelerde yazıyor.
Sizin Sarayburnu'nda cesedinizin bulunduğunu yazsaydı sabahki gazeteler...
...doğru olur muydu?
Olmazdı.
İngiliz hükümeti...
...Londra'da eğitim gören gençlerinizi göndermeye karar vermek üzere.
Avrupa'daki bütün Osmanlı şirketlerinin...
...faaliyetlerini durduracaklarını söylememi istediler.
Sanırım pazarlık için geldiniz.
Yoksa hükümetiniz çoktan bunu yapmıştı.
Evet.
Dinliyorum.
Bunlardan Osmanlı Devleti’ni korumanızın tek yolu var.
Tahtan çekilmeniz.
Yarın gazeteler en yazacak, biliyor musunuz?
Sizin...
...tahtan çekildiğinizi yazmasını...
...sevinçle karşılarız.
(Müzik - Gerilim)
Akşam baskısında mutlaka çıkmalı.
Zehirlenme hadisesinin kimin yaptırdığını öğrensin millet.
Hünkârımızın böyle bir fenalık yapacağına...
...bizim milletimizden kimse inanmamıştır zaten.
Olsun, belki aklı karışan vardır.
Ben onun aklına şaşayım.
Vicdansızlara bak. Bile bile hasta etmişler çocukları. Kimmiş bunlar?
-Bulabildiniz mi? -Bulacağız evelallah.
Bulacağız, cezalarını vereceğiz.
Yalnız benim önce Hilmi'yi görmem lazım. Vaziyeti iyi değildi.
-O zaman evvela hastaneye gidiyoruz. -Hadi.
Hadi.
(Tahsin) Hünkârım, Pasteur Enstitüsü için ne yapacağız?
(Tahsin) Tek kurtuluş çaremiz onların elindeki ilaçlar.
(Müzik - Aksiyon)
Bu...
...Pasteur Efendi'yle imzaladığımız yardım etmemiz karşılığında...
...sonra da bir hastalık baş gösterdiğinde bize...
...yardım edeceklerine dair söz verdikleri vesika.
Bunu gönderiniz.
-Yine de kabul etmezlerse? -Kendileri bilirler.
Altına bir not düşünüz.
Biz yardım istemiyoruz, sözünüzü tutun yeter.
Eğer verdikleri sözü tutmazlarsa...
...tüm yazışmaları basına vereceğimize...
...ve enstitünün itibarını yerle bir edeceğimizi söyleyiniz.
Emredersiniz hünkârım.
(Müzik - Aksiyon)
(Öksürme sesi)
(Nefes sesi)
-Yardım et. -Sultanım, siz hiç iyi değilsiniz.
Bidâr Sultanımıza haber gönderdim.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi) Naime...
...neyin var senin kızım?
Hiç iyi değilim.
(Öksürme sesi) Çok kötüyüm.
Çok kötüyüm anne. Hiç iyi değilim.
Ateş gibi yanıyorsun sen.
-Kızım koş, hemen Hekimbaşına haber ver. -Emredersiniz.
Güzel kızım.
(Nefes sesi)
Bir sürü kıyafetin var abla. Hepsi sığmaz ki buna.
Fazlası kalsın.
Beğendiğini sen giyersin, beğenmediklerini de dağıtırsın.
Abla...
...biz hiç ayrılmadık ki.
Ben seni çok özleyeceğim.
Hele bir yerleşelim. Sen de gelirsin yanımıza.
-Hem belki halam da gelir bizi ziyarete. -Sen mutlu ol da.
Ben seni görmemeye razıyım kızım.
Halam...
...ben çok mutlu olacağım.
Sen müsterih ol.
İnşallah kızım, inşallah.
(Öpme sesi)
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
(Abdülhamid) Gel paşa.
Hünkârım, müjde.
Enstitü, yardım yapmayı kabul etti.
-Mecbur kaldılar, diyelim. -Lakin bir mesele var.
Hünkârım ilacın terkibini gönderecekler...
...fakat ilacı bizim hekimlerimiz yapacaklar.
Bizim hekimlerimiz işlerinde iyilerdir.
-Bir mesele çıkmaz. -Hünkârım mesele şu ki...
...gönderecekleri ilacın terkibi daha önce tercüme edilmemiş.
Tesirleri bilinmemektedir. Hastalara şifa olacağı gibi...
...ani ölümlere de sebebiyet verebilirmiş.
Yine de göndersinler.
Hekimlerimiz bir hâl çaresini bulacaktır.
Emredersiniz hünkârım.
(Müzik - Gerilim)
Biraz daha su içmeniz gerekiyor. Azar azar, hadi.
Siz gidin, ben bir hastaya bakacağım.
-Bu hastanın artık yatması gerekiyor. -Hiç yer yok. Şimdilik burada otursun.
-Nasıl gidiyor Ahsen? -İyi değil.
Pasteur Enstitüsü bir terkip gönderiyormuş. Lakin hekimler kararsız.
Neden kararsız? Versinler hemen hastalara.
Enstitü emin değilmiş.
Hastalara verdiklerinde daha kötü olmalarından korkuyorlar.
Ne olacak böyle Ahsen? Göz göre göre ölecekler mi?
(Müzik - Duygusal)
Gidip bulalım o şerefsizi.
Allah rahmet eylesin.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı vurma sesi) Gel.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi) Gel Vladimir.
-Vaziyet nedir? -Abdülhamid bütün tedbirleri aldırdı.
-Talebeler de tedavi ediliyor. -Salgın...
...bir devletin başına gelen...
...en büyük felaketlerden biridir.
1854'te Londra'da...
...büyük bir kolera salgını oldu. Salgının kaynağını...
...bir türlü bulamadılar. Doktor John Snow...
...kolera mikrobunun su ile bulaştığını keşfetti.
İdarecilere bunu anlattı. Kimse Snow'u dinlemedi.
Kolera bir su tulumbasından geliyor.
İdareciler Snow'u dinleyip tedbir alana kadar 616 kişi öldü.
Vladimir...
...kolerayı şehre yayalım.
Abdülhamid'in John Snow'u yok.
Tedbir alana kadar belki de bütün payitaht salgından kırılır.
(Müzik)
Nesi var, anlayabildiniz mi?
Yatıp istirahat edin sultanım. Bir de devamlı suretle su için.
Bir bardak suyun içine bir ölçü tuz, bir ölçü şeker takıp vereceksiniz.
(Müzik)
-Kolera ilacı sultanım. -Nasıl mümkün olabilir? Lakin...
...haremden hiç kimseye yemeğe katılmadı. Nereden kapmış olabilir?
Sultanım...
...ben nereden bulaştığını biliyorum.
Dün gece sultanımız benden su istemişti.
Sürahide su olmadığı için...
...yemek için getirilen sulardan aldım.
Affedersiniz.
Senin ne kabahatin var kızım.
Peki, başka bir yerde kullanıldı mı bu su? Başka biri içti mi?
Hayır sultanım. Şişenin dibinde son suyu kullandım.
Bağışlayın, ben bilemezdim.
(Müzik)
Ne kadar kaldı?
Geldik sayılır.
(Sokak ortam sesi) (Müzik - Aksiyon)
İşte buradaki evlerden biriydi.
-Emin misin? -Eminim.
Suları indirdikten sonra beni sefarete bıraktı.
İçeri girer gibi yapıp ardından buraya kadar takip ettim.
Ama burada birden gözden yok oldu.
(Müzik)
İşte orada.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Tamam, sen gidebilirsin. Gerisini biz hallederiz. Hadi Söğütlü.
(Ayak sesi)
(Müzik - Gerilim)
İki kişiyi daha kaybettik. Tek çare terkibi hastalar üzerinde denemek.
(Doktor) Ya fena olurlarsa? Terkibin işe yarayıp yaramadığını anlamadan...
...yapamayız bunu.
Terkibi benim üstümde tecrübe edebilirsiniz. Gönüllüyüm ben.
Kolera mikrobunu kendime enjekte ettim.
(Müzik - Gerilim)
(At nalı sesi)
(Müzik - Aksiyon)
(Müzik - Aksiyon)
Nereye gidiyor bu kefere? O yolun sonu çıkmaz sokak.
(Müzik - Aksiyon)
Su maksemine gidiyor deyyus. Şehrin bütün suyuna kolerayı bulaştıracak.
Söğütlü, sen hemen saraya dön. Su taksim yerlerine askerler yığılsın.
-Tedbir alsınlar, hadi. -Dikkat et.
(Müzik - Aksiyon)
(Ayak sesi)
(Zincir sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Zincir sesi)
Seni o suda boğacağım şerefsiz!
(Dövüşme sesleri)
(Yumruk sesi) Ah...
(Yumruk sesi) Ah...
(Yumruk sesi)
(Tekme sesi)
(Tekme sesi) (Yere yığılma sesi)
(Bağırma sesi)
(Kapı kapanma sesi) (Kapı açılma sesi)
(At nalı sesi)
(Müzik - Aksiyon)
(Abdülhamid) Ya Şafi.
Ya Şafi.
Ya Şafi.
Tam da evladımızı evlendirmeyi düşünürken.
Reva mı bu şimdi hünkârım?
Kime reva olabilir ki böyle bir alçaklık?
Dışarıda ölenler de bizim evlatlarımız değil mi?
İstikbalimizin ümidi olan gençler değil mi?
Im...
...Kemalettin...
Ne diyor?
...Kemalettin...
Kemalettin... (Nefes sesi)
Kemalettin'i sayıklıyor.
(Müzik)
(Kitap sesi)
(Müzik)
(Valiz kapanma sesi)
(Müzik)
(Kapı vurulma sesi)
Gel. (Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi) Hallettin mi işi?
Abdülhamid'in hafiyesi mâni oldu.
O sefaretteki çocuk ifşa etti beni.
(Vurma sesi)
Yalnız seni değil...
...bütün oyunumuzu ifşa etti!
(Ayak sesleri)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi) Ahsen!
(Kapı kapanma sesi)
Ahsen ne yaptın sen?
Birinin denemesi gerekiyordu.
Hünkârımız bunu duyunca kızacak sana, biliyorsun değil mi?
Hayır, bir de yanında bana da kızacak. Güya seni bana emanet etmişti.
Kızmaz. Hünkârımız da olsa aynı şeyi yapardı.
Hatta bu kadar beklemezdi bile.
Milletini kurtarmak için...
...gözünü kırpmadan kendini ateşe atardı.
(Kapı açılma sesi)
Hazır mısınız? (Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
-İğneden mi korkuyorsun yoksa? -Ne ilgisi var?
Ben, sen rahatsız olma diye başımı çevirdim.
Bombadan, kurşundan korkmayan Murad Efendi...
...bir iğneden korkuyor, öyle mi?
(Müzik)
İnşallah şifa olur.
İnşallah... İnşallah.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Ben en çok, sevdiklerimi kaybetmekten korkarım Ahsen.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi) (Kapı kapanma sesi)
Bilerek yaptın, değil mi?
Adi bir sokak serserisi gibi gidip kavga ettin. Sırf bunun için!
Gitmeni bahane edebilmek için! Yüzüme bakacak cesaretin bile yok.
Sen benim evladım olamazsın.
Şerefini, haysiyetini ayaklar altına almış bu adam, benim evladım olamaz!
Baba!
Şunu bil ki...
...her ne söylersen söyle, beni yolumdan çeviremeyeceksin.
Git.
Sana güvenenleri yarı yolda bırakıp git.
Orduları yöneten ben...
...kendi gönlüme söz geçirmeyi başaramadım baba.
(Ağlama sesi)
Ne olur affet beni.
(Ağlama sesi)
Bilmen gereken bir şey daha var.
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
(At kişnemesi sesi)
Bizi habersiz bırakma abla.
(Müzik - Duygusal)
Merak etme.
Varır varmaz telgraf çekerim.
Tamam.
Hala.
Canım kızım. İnşallah mutlu olursun.
(Ağlama sesi) (Gülme sesi)
(Müzik - Duygusal)
Çok mutlu olacağım.
Yolun açık olsun.
-Allahaısmarladık. -Güle güle kızım.
(At kişnemesi sesi)
(Müzik - Duygusal)
(At kişnemesi sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Ağlama sesi)
(At nalı sesi)
(Öksürme sesi)
(Nefes sesi)
(Osman dış ses) Seni zindandan Naime Sultan kurtardı.
Babasından gizli, saraydan çıkıp kavga ettiğin adamı bulmuş.
Şikâyetinden vazgeçmesini rica etmiş.
(Su sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Osman dış ses) Bunu yapan, hünkârın kızı. Bir sultan!
Üstelik söylentiye göre şu anda ölümle pençeleşiyor.
Koleraya yakalanmış.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
Allah ömürler versin. Allah ömürler versin. Allah ömürler versin.
Hünkârım sizin çabanızı gördükçe, düşmüş olduğum hatadan ötürü...
...her seferinde af diliyorum.
Yani size bir konuda bile yardımcı olabildiysem, inanınız bana...
...her seferinde yeniden doğuyor gibi oluyorum.
Lafı uzatarak ömrü uzatamazsınız paşa.
-Sadede geliniz. -Geleyim hünkârım.
Gerfand Efendi'nin ailesini getirdim. Şimdi bilmemiz gereken şey şu.
Gerfand Efendi'yle karşılaşınca karısının tepkisi ne olacak?
Ne umarsınız?
(Mahmud) Ben de sizin gibi düşünüyorum hünkârım.
Bence de Gerfand Efendi, sizin mektuplaştığınız kişi değil.
(Mahmud) Cık, değil.
-Kim o zaman? -İşte...
...karısıyla karşılaştığı zaman Gerfand Efendi bunu itiraf edecektir.
O zaman kim olduğunu göreceğiz.
(Müzik - Gerilim)
Nasıl?
İyileşiyor mu, terkip işe yaramış mı?
Bir iyileşme emaresi yok. Vaziyeti hâlen tehlikede.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Allah'ım sen şifa ver.
(Müzik - Duygusal) (Sokak ortam sesi)
(Sokak ortam sesi) (At nalı sesi)
(Kadın 3) Oğlum... Yavrum!
(Kadın 3) Bırakıp gitme beni oğlum.
(Kadın 3) Yavrum!
(Kadın 3) Bırakma annem beni.
(Kadın 3) Yavrum! Oğlum!
(Kadın 3) Oğlum, oğlum... Oğlumu götürmeyin.
(Kadın 3) Yavrum! Oğlum.
(Ağlama sesi) (Müzik - Duygusal)
(At nalı sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Abdülhamid dış ses) Evliliğe bir adım daha yaklaştınız.
(Abdülhamid dış ses) Lakin mühim olan birbirinize yüzükle değil...
...gönülden bağlanmanızdır.
Aranıza haset veya...
...ve yalan girmesin.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal) (At arabası sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
Beni emretmişsiniz hünkârım.
Gerfand Efendi...
...size bir müjdem var.
(Müzik - Gerilim)
Beni sevindirecek tek şey hünkârım, sizinle petrol meselesinde...
-...yeniden beraber çalışmak olacaktır. -Kesin konuştunuz.
(Müzik - Gerilim)
Lakin...
...ailenizi gördüğünüz vakit daha çok sevineceksiniz.
Neticede uzun zamandır görmüyorsunuz onları.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik)
(Asker) Hatice Sultan...
(Müzik)
Gerfand Efendi'nin ailesini içeri alınız.
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
Kıymetli kocanızla dostluğumuz burada pekişti hanımefendi.
Payitahta hoş geldiniz.
Artık çocuklarınız baba hasreti çekmeyecekler.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
Bu dizinin betimlemesi ES YAPIM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Barış Bölükbaşı
Alt Yazı: Çağrı Doğan - Fatih Kolivar - Nuray Ünal - Feride Tezcan
İşaret Dili Tercümesi: Volkan Kurt
Son Kontroller: Ayşegül Derin - Ela Korgan
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.