Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
Dağın bir kişiliği vardır.
Doğru şarkıyı söylersen şarkıyı sana geri iletir.
Nereyi kazıp tünel açacağını,
nereye dokunmayacağını gösterir.
Baba...
Sandığımızdan fazlası var.
- Kral Durin, bir... - Yeter!
Elfi zapt edin.
Elrond'un benim nazarımda
aynı anadan doğmuş öz kardeşimden farkı yok.
Bu ne cüret!
Kendi halkına ettiğin ihanete
ne cüretle annenin adını karıştırırsın?
Halkımıza ihanet eden sensin!
Başındaki taca saygısızlık ediyorsun!
Bırak.
O artık senin değil.
Gölgelerden geldiniz.
Size gölgelere dönmenizi emrediyorum!
Dün gece de aynı rüyayı gördün, değil mi?
Rüyamda bir çeşit dal gördüm.
Yıldızların altında.
Takip ediliyoruz.
Sadoc'un kitabına bakıyordum.
Yolu tarif ediyor.
Rhûn topraklarına hoş geldiniz.
Niye öyle bakıyorsun?
Buraya daha önce gelmiş gibi.
Sadece rüyalarımda.
Bana adını söyle.
Birçok adım oldu.
Halbrand nerede?
Gitti. Döneceğini de sanmam.
Dönecek olursa da muhatap olmayacağız.
Elrond, bana yoldaşının iddia ettiği kişi olmadığını söyledi.
Sandığım kişi değilmiş.
O Sauron.
Bizzat Lord Celebrimbor'a verilmesi gerek.
Kendisini derhâl haberdar edin. Halbrand, Sauron'un ta kendisi.
Af buyurun efendim ama bir haberci geldi.
İçeri alalım mı?
Köstebek kuyruğu yahnisi...
Dur.
- Çok pahalı. - Ne?
Aç değiliz, açıkta değiliz.
Kesenin ağzını sıkı tutmamızı söyleyen sendin.
Yoksa kendini muaf mı tutuyordun?
Bir prensle evlenmiştin
ama artık aforoz edilmiş biriylesin.
Ben sırılsıklam âşık olduğum cüceyleyim.
Onun sevgisini ateş opali dolu bir madene bile değişmem.
Gerçi opal de fena olmazdı.
Evet, olmazdı.
Babanla konuşmaya çalıştın mı?
Disa, benimle görüşmeyi kabul etmeyeceğini biliyorsun.
Onu sormadım.
Neden görüşme talebi ilk benden gidiyormuş?
Evlatlıktan reddeden o!
Adam taştan balyoz kadar inatçı.
Tuğla bükmek bile daha kolaydır.
Onun yerine...
Disa?
Bir yere tutun.
Bir yere tutunun!
Disa!
Durin...
Olamaz.
Hayır, olamaz.
YÜZÜKLERIN EFENDISI GÜÇ YÜZÜKLERI
Bir gün bu topraklar
yine yeşerip çiçeklerle dolacak.
Sevgili ağabeyim.
Lord Celebrimbor.
Geldiğinizi haber vermediler.
Havadisler nedir?
Beklenmedik bir misafirim oldu.
Çoktan döndü mü?
Galadriel?
Nihayetinde ektiğini biçiyorsun, değil mi?
Üç yüzük göğün altındaki elf krallarına.
Yedisi, taştan saraylarındaki cüce hükümdarlara.
Dokuz yüzük ölüme mahkûm fâni insanlara.
Mordor'a kuzeyden saldıralım.
Ered Lithui ve Ephel Arnen arasından, buradan girelim.
Adar'a doğudan saldırmak daha akıllıca olur.
Peki Sauron nerelerde?
Casuslarımızın ilettiğine göre Sauron en son Mordor yolunda görülmüş.
Adar'ı devirip ordusunu ele geçirmek istiyor olsa gerek.
Hızlı hareket edersek
tek adımda iki örümcek ezebiliriz.
Kuzey ordularının komutanı ne diyor?
Galadriel?
Gemileri Anduin üzerinden gönderip
Mordor'u batıdan işgal etmeliyiz.
Hazırlığa koyulun.
Aklının başka yerde olduğunu görmek için
kartal gözlerine sahip olmaya lüzum yok.
Kafanı ne kurcalıyor?
Sauron, Mordor'a gitmiş olabilir.
Ama orada kalıp kalmayacağı meçhul.
Neden böyle düşünüyorsun?
Sauron...
Kendini o çorak toprakların değil,
Orta Dünya'nın efendisi olarak görüyor.
Hükmünü sadece fethederek değil,
herkesin aklını ve iradesini tahakkümü altına alarak kuracak.
Bunun için orduya değil,
yüzüklere ihtiyacı var.
Ama yüzükleri Celebrimbor'un yardımı olmadan yapamaz.
Sauron tek başına. Ne ordusu ne müttefiki var.
Eregion'u iki nehir koruyor
ve üç metre kalınlığında cüce taşından kilometrelerce perde duvarla çevrelenmiş.
İçin rahat olsun, Celebrimbor ve zanaatının sırları
tamamen güvende.
Size söylüyorum, gizli bir şer Celebrimbor'a yaklaşıyor.
Sauron planını uygulamaya başladı bile.
Buna eminim.
Nasıl?
Bu yüzüğü taktığımdan beri...
Görünmeyen dünyadan
birtakım parçalar görmeye başladım.
Uyanıkken zihnime hücum eden davetsiz rüyalar gibi.
Yüzüklerin henüz olmamış şeyleri
görme yetini mi körüklediği kanısındasın?
Sizinkini de körükledi mi?
Dağların un ufak olduğunu gördüm.
Nehirlerin kuruduğunu, ak kuleler üstüne çöken kara bulutları...
- Beni Eregion'a gönderin. - Galadriel...
- Sauron oradaysa haber... - Onunla bir daha yüzleşemezsin.
Hilekâr bir kez birinin güvenini kazandı mı
düşüncelerini de şekillendirebilir derler.
Sadece kalbini ve aklını değil, gözünü ve kulaklarını da bağlar.
Gerçeklik algısıyla oynar.
Zaten bir kez etkisi altında kaldın.
Evet.
Zihnimi biliyor.
Ben de onunkini.
Bu yüzden onunla ben yüzleşmeliyim.
Onu bir tek ben alt edebilirim.
Ama onu dost bellemiştin.
- Halbrand benim... - Sauron.
Onunla yalnız baş edemezsin.
Peki ya yalnız gitmezsem?
EREGION ELF DEMİRCİLERİN DİYARI
Lord Celebrimbor maalesef sizi ağırlayamayacağını iletti.
Bizzat kendisiyle konuşsam?
Efendimiz meşgul.
Ama size yolculuğunuzda şans diledi.
Gitmemi mi istiyorsun?
Eregion Lordu istiyor.
Belki burada beklesem daha iyi.
Bakarsın fikrini değiştirir.
Gitti mi?
Hayır, gitmemekte diretiyor efendim.
İstediği kadar diretsin.
Leydi Galadriel'e söz verdim, onunla bir daha muhatap olmayacağım.
Başka bir şey mi vardı?
Sanıyorum ki yaralanmış efendim.
Kendi hâline bırak.
Er geç gidecek.
Lindon'dan gelecek ulakların eli kulağındadır.
CARAS GAER BATI RHÛN
Beyaz kanatlılardan ne haberler var?
Sauron'un karanlığı güç kazanıyor.
Düşmanlarını kandırmak için yeni bir bedene bürünmüş diyorlar.
Peki ya istar?
Tuz toplayıcıları ve mûmakil hırsızlarının fısıltıları kulağıma erişti.
Paçavralar içinde bir ihtiyar iki tane buçuklukla doğuya yol alıyormuş.
Yolunu kaybetti, zayıf düştü.
Ama bu yakında değişecektir.
Güçlerini kullanmayı öğrenmeden ona ulaşmamız gerek.
Belki seni buraya çağırmak için akıttığım kanı
daha faydalı bir hizmetkâr için akıtmalıydım.
Efendim.
Gönderdiğiniz iz sürücülerden biri döndü.
Onu buldun mu?
Bulmakla kalmadım, nasıl yakalayacağımızı da öğrendim.
Üstümüzdeki laneti kaldırın, o istarı prangalara vurup getireyim.
Senin gibi bir fâni nasıl olacak da
bir istarın hakkından gelecek?
En güçlü hizmetkârlarım bile bu kudrete sahip değil.
Istar bana teslim olacak çünkü eğer olmazsa
dost dediği o buçuklukları öldüreceğim.
Doderick nasıl?
Doderick mi?
İyi, tamam. Andwise?
Güzel bir isim ama bana uygun bir isim değil.
Buldum.
Fredagard.
Anlamıyor musun?
Kimse kimseye isim koyamaz.
İsmin zaten senindir.
İsmin benliğindir.
Sesi kulağına dolduğunda yüreğin sanki ışıl ışıl olur.
Bir gün dolacak.
Eminim.
Kim olduğunu öğreneceğiz.
Biliyordum!
Kuzeydoğuya dönersek
yolu yarı yarıya kısaltmış olurmuşuz.
Gelin, bu taraftan!
Daha ilk günden susuz kalıp
ikinci gün sıcaktan öleceğimiz yoldan
sakınmayı tercih ederim.
Ama belki bana özgü bir tercihtir.
Doderick nasıl?
Doderick'i zaten önermiştin.
Hayır, önermedim.
- Önerdin. - Önerdin.
Yiyecek arayışı nasıl gitti?
Bula bula bir akrep ve bir parça kaktüs buldum.
Akrep beni sokunca yere düştüm.
- Kaktüsü de öyle buldum. - Öyle buldun.
Büyüyle biraz su yaratamaz mısın?
Elinde çubuğu olmazsa kontrolü yine kaybeder diye korkuyor.
O zaman çubuk bulalım. Etraf dal dolu.
O kadar basit değil Pop.
Sessiz olun.
Ne oldu?
Rüzgârı dinleyin. Duyuyor musunuz?
- Sanki... - Toynak sesi.
Hâlâ yakınlardalar. Atlara binin!
Onlar kimdi?
Bilmiyorum.
İzimizi takip ediyorlar.
Başka bir yol bulsak iyi olur.
Bulduk bile.
Kimse yoldan çıkmaz.
- Kimse yalnız yürümez. - Yürümez.
Zelzeleden bu yana tüm bahçeler kurudu.
Sadece bahçeler değil.
Rivayete göre tüm cüce diyarlarında habis alametler baş göstermiş.
Prens o elfi içeri aldığında dağın lanetlendiğini söylüyorlar.
Ama dedikodulara kulak asmıyorsunuz, değil mi?
- Hayır. - Katiyen.
Güzel. Dedikodu bir kuşa benzer.
Ötüşü uzaktan mide guruldatır ama yakalayınca karın doyurmaz.
Yani doğru değil mi?
Kötü şeyler olmuyor mu?
Olmadığını herkese göstereceğiz.
- Kral Durin. - Kral Durin.
Disa.
Narvi, haberler nedir?
Efendim.
Kısa süre önce bir ateş dağı uyanmış.
Her ne kadar güneyde, bize uzak bir yerde olsa da
yarattığı yer sarsıntıları
yeryüzünün kemiklerine yayılıp buraya kadar ulaşmış.
Güneş kuyularımızı çökertip
ekin üretmemizi imkânsız hâle getirdi.
Bunun en bariz çözümü
kazı ekiplerine çöken kuyuları tamir ettirip
yeni kuyular açtırmak ama...
Çağırdığınız hiçbir taş ezgicisi kazacak güvenli bir yer bulamadı.
Maalesef durum bu.
Müsaadeniz olursa ışığı biz buluruz.
Müsaade sizin.
Dokuz asır boyunca
taş ezgicileri taşla aramızdaki kutsal bağı pekiştirdi.
Tüm bu yıllar boyunca bir kez bile,
bir kez bile rızkımızı temin etmekten geri kalmadılar.
Ama şimdi sebebi her ne olursa olsun,
o bağ kırıldı.
Karanlığın eli Khazad-dûm'un üstüne çöktü.
Dikkatli kaz kazı ustası.
Disa.
Biraz bekler misin?
İlla sormamı mı bekliyorsun?
Torunlarınızı mı? Bir sıkıntıları yok.
Sakalınıza asılmayı özlüyorlar ama...
Bunu lüzumundan fazla zorlaştırmanın hiç âlemi yok.
Tuhaftır ki ben de ona aynısını söylüyorum.
Anlık bir öfkeyle konuştum, Durin bunu biliyor.
Bunu özür mahiyetinde söylüyorsanız kocama söyleyin.
Özür dileyen niye ben olacakmışım?
Kabahat işleyen o!
Sana söylüyorum...
Köküne sarılan yaban havucu misali inadı mı tuttu?
Demek bir ortak noktanız daha varmış.
Senin "inat" dediğin şeye
bazı cüceler "güç" der.
Böyle büyük bir kin güdüp taşımak elbet güç ister.
Yaralı kalbinizi öyle sıkı sarar ki atacak nabzı kalmaz.
Evet, öyle.
Sahiden de öyle.
Dağın sesini duyamamamıza şaşmamalı.
Dağın kralı öz oğlunun acısını bile duyamıyor.
Baltaları indir Disa!
Gücünüzü göstermek mi istiyorsunuz?
Oğlunuzu yanınıza çağırın.
Gelecektir.
Ama bunu ona bırakırsanız Zirakzigil'in doruklarındaki karlar erir,
husumetiniz yine bitmez.
Hâlâ ışık yok.
Burası da olmadı.
Tüm gece çalışmamız gerekecek. Hadi bakalım.
Ellerin su toplamış. Utanma, benimkiler de toplardı.
- Öyle mi? - Evet, beş yaşındayken.
Tabii ya, prens elleri.
Hayatı mücevher parlatmakla geçmiş.
Canını sıkma prens, sadece 13 saat kaldı.
Başımıza bu derdin açılmasının müsebbibi kendisi.
Ve babası.
Bana bir daha dokunursan parmaklarını ısırıp koparırım.
Kazı nasıldı?
Değişiklik yok.
Ufaklıklar nerede?
Aç değillermiş, yine öyle dediler.
Eh, çocuklar haklı.
Çavdar geçen yıldan kalmış gibi bayat.
Zaten geçen yıldan kaldı.
Neden yukarıdan taze tahıl almıyoruz?
Müthiş bir fikir!
Ama Dimrill Vadisi'nde babanı ikna edecek kimi bulacağız?
- Yine başlama. - Bir düşünelim.
Başlama dedim.
Burnunu Kafdağı'ndan indir de özür dile.
- Yemeği boğazıma dizdin. - İyi, kalbine kulak ver.
Veriyorum!
Hâlâ haklı olduğumu söylüyor.
Elrond'u kovup ölüme terk etmeseydi
beş asır yiyecek yemeğimiz olacaktı.
Sence mesele yemek mi?
Artık dağların sesini duyamıyoruz.
Korkuyorum Durin.
Korkuyorum.
Disa... Gel buraya.
Biz cüceyiz.
Bir çıkar yol buluruz.
Hep bulduk.
Ama nasıl?
Celebrimbor'a gönderdiğimiz mektuplara cevap gelmedi.
Sauron, Eregion'da olabilir.
Kral küçük bir birlikle beni göndermeye razı geldi.
Celebrimbor ve şehrin güvenliği için.
Bize katılmanı istiyorum.
Hatırlatmayı çok sevdiğin üzere
ben anca siyasetten anlarım.
Kral da sana bu yüzden güveniyor.
Sadakatine inanıyor.
Köpekler sadık olur. Tasmayı takarsın, peşinden gelir.
Beni sensiz göndermek istemiyor.
Neden peki?
- Sebebini biliyorsun. - Sen biliyor musun?
Yüksek Kral düşmanla tek başıma yüzleşirsem
beni kandırabileceğini düşünüyor.
Neden böyle düşünsün ki?
Kes şunu Elrond.
Daha önce buyruklarına karşı geldin.
Şimdi niye gelmiyorsun?
Çünkü haklı.
Sauron beni kullandı.
Bir arp gibi avuçlarının içine alıp kendi seçmediğim bir ezgi çaldı.
O ezgiyi kendin seçtin.
Sauron içine baktı,
ruhunun ezgisini her notasıyla alıverdi
ve tam aradığın kisveye büründü.
Seni zafere taşıyacak kayıp kral.
İstediği her şeyi verip üstüne teşekkür ettin.
Şimdi aynısını Gil-galad'a
ve tüm Lindon elflerine yaptı.
Bu yüzden sen lazımsın. Bizi bu labirentten çıkar.
Çıkmanın bir yolu yok.
Bu labirent ona ait.
İçinde kaldığın sürece yolunu bulamazsın.
- Belki Eregion'a gitmeni istiyordur. - Lütfen Elrond.
Beni ele geçirmesine izin veremem.
Veremem.
Seni asla bırakmadı ki Galadriel.
O yüzükleri takmayı kabul ederek
hepiniz onun işbirlikçisi oldunuz.
Bunun parçası olmayacağım.
Bana bir söz vermiştin.
Korktuğum şeyi teyit edecek en ufak bir emare görürsen
bu işi çözene dek durmayacaktın.
Dostluğumuzun bir değeri varsa
lütfen git.
Güzel bir hayat istemiyor musun?
Üstat Círdan, bu yüzüklere güvenemem.
Kötülükten doğmuş güzelliğin ne kıymeti var?
Güzellik yine de baki.
Benim gözümde değil.
Sırf kaleme alan şair ayyaş diye
Rúmil'in dizelerini ateşe atar mıydın?
Rúmil ayyaş mıydı?
Daeron'u hiç sorma.
Çekilmez biriydi.
Ama bir sesi vardı ki
güneşe bile ateşten gözyaşları döktürürdü.
Sen esere bak.
Eseri yaratana dair hüküm vermeyi de
her şeyi gören hâkime bırak.
Bu imkânsız geliyor.
Buna tevazu denir.
Çoğumuz için zordur.
Ama en nihai bakış açısıdır.
Keşke sizdeki huzur bende de olsa.
İstersen olabilir.
Bu yüzüklerin ne olduğunu henüz tam idrak edemedik.
Ama yaşayan tüm canlılar üzerindeki kudretlerine bir bak.
Sauron'un eline düşerlerse tahayyül edemeyeceğimiz kötülükler yaratıp
herkesin aklına, iradesine hükmedebilirler.
İşte bu yüzden elflerin elinde kalmalılar.
Bu güçten korkmakta haklısın Elrond.
Ama korkun gözünü kör etmesin, gücü iyi emeller için de kullanabiliriz.
Yüzükleri takanlar düşmanın değil,
en güvendiğin dostların.
Doğru yoldan saptıklarını düşünüyorsan onları terk etmek yerine
gözlerini aç ve onlara rehberlik et.
Karanlık Orta Dünya'ya yayılmadan
ve hepimizi kör etmeden önce.
Dinlenmen lazım.
İhtiyacım yok. Ben...
Uyan!
Ne yapıyorsun? Geri gel!
Gördüm. Eminim, gördüm. Hadi!
Poppy, nefes almıyor!
İşte! Nori, görüyorum.
Ne görüyorsun?
Su.
Bu kadar uzun zamandır ağzına lokma koymamış biri
nasıl böyle ağır olabilir?
Elini çabuk tut!
Lütfen, yalvarırım!
Acele et Poppy!
Hadi!
Geldim.
Hadi.
Hadi.
İyileşeceksin.
Keçiler aşkına, hayattasın!
Bir an seni kaybettiğimizi sandık.
Hiçbirimiz birbirimizi kaybetmeyeceğiz.
Ağlardım ama göz pınarlarım kurudu.
Ne oldu?
Yoksa bu...
Rüyamda gördüğüm asadan pek farklı görünmüyor.
Nori...
Sadece biraz su içiyorduk.
Ne yapıyorsun?
Nori, eğil!
Dur! Durdur şunu!
Neden durmuyor?
Durduramıyor!
İmdat!
Nori!
Geliyorum!
Uzan! Tut!
Nori!
Nori!
Yok olmuş.
Öyle mi dersin?
Adını ithildin koydum.
Elimizdeki son mithrilden yapıldı.
Ay ışığı üstünde vurmadığında neredeyse görünmez.
Öyle.
Neredeyse görünmez.
Ziyaretçimiz hâlâ...
Bu gece hava soğuk efendim.
Üstüne bir örtü götüreyim mi?
Buraya gelme amacın ne olursa olsun,
kendi rızanla gitmezsen zorla göndermemiz gerekecek.
Artık seni ağırlayamam.
Bunu diyeceğinizi söylemişti.
Galadriel mi? Onunla konuştun mu?
Siz konuşmadınız mı?
Konuşmadım.
Lindon'a döndüğünden beri.
O hâlde olanlardan bihabersiniz.
Yüzüklerden de mi?
Ne olmuş yüzüklere?
İşe yaradılar mı?
Bunu kendisine sorun.
Kendisi burada değil.
Ama sen buradasın.
Peki ya Yüksek Kral?
Haber göndermeyi ihmal etmiş olamaz...
Demek öyle.
Zaten hep böyledir, değil mi?
Asıl işi yapanlar canını dişine takıp emek eder,
başkaları çıkagelip işlerine geleni alır,
sonra da yüzümüze bakmazlar.
Sabrınızı takdir ediyorum.
Nereye gidiyorsun?
İstenmediğim yerde kalmamın âlemi yok.
Dur.
Halbrand, lütfen söyle.
Yüzükler... İşe yaradılar mı?
Harikalar yarattılar.
O zaman elfler...
Evet.
Ya Lindon?
Evet.
- Ağlıyor musunuz? - Hayır.
Kutluyorum.
Bunun nasıl bir his olduğuna dair...
...en ufak fikrin var mı?
Bunca zamandan ve asırlardan sonra
nihayet bir şey yaratmak...
İlk Çağ'dan bir şişe açacağım.
Bunu saklıyordum.
Celebrimbor...
Biz dost muyuz?
Evet, elbette.
Neden sordun?
Bizim kadar yakın çalışanlar arasında
yarım yamalak gerçeklere yer yoktur.
Ama hâlâ bilmediğin çok şey var.
Dilimin ucunda.
Ama...
Korkuyorsun.
Gördün mü? Senden hiçbir şey saklayamıyorum.
Eh...
İçin rahat olsun.
Her ne söylemek istiyorsan tüm kalbimle dinleyeceğim.
Buraya elf yüzükleri için gelmedim.
İnsanlar için de yüzük yapman için ricacı olmaya geldim.
İnsanlar için mi?
Elfleri kurtardın.
Elfler insan değil.
İnsan açgözlüdür.
Yozlaşmaya çok daha meyillidirler.
Dahasını yapmak istesem bile
cüceler mithrili asla vermez.
Cüceler kendi dertleriyle meşgul.
Ne? Neden bahsediyorsun Halbrand?
Benim adım Halbrand değil.
Ne?
Galadriel gerçeği öğrenince beni kovdu.
Seninle de aynı riski göze alamam.
O hâlde sen bir kral değilsin.
Hayır, kral değilim.
Güneyli de değilim.
Hatta fâni bile değilim.
Nesin sen?
Bu dünyada kötülüğün ötesinde güçler de var Celebrimbor.
Kimi zaman yardım gönderirler.
Bir elçi kisvesinde.
Bilgelerin kulağına fısıldayıp rehberlik edebilecek bir elçi.
Ne tür bir rehberlik?
Mordor'un yükselişi daha başlangıç.
Şu anda Orta Dünya'nın dengeleri bir uçurumun kıyısında.
Yakında tüm diyarlar düşecek.
Sadece elfler değil, cüceler ve insanlar da.
Karanlık giderek güçleniyor.
Güç Yüzükleri ışığı geri getirmek için tek çaremiz.
Yapacak çok işimiz var.
Valar tarafından gönderilmiş
bir elçi olduğuna inanmamı beklemiyorsun...
Halbrand?
Halbrand!
Halbrand!
Uzak diyarlardan tozu toprağı, çölleri aşarak geldim.
Orta Dünya'yı kurtarabilecek hünere sahip bir zanaatkâr aradım.
Fırtına kapıda Celebrimbor.
Sana kimsenin nail olmadığı bilgiler verip
en büyük hünerlerini açığa çıkarabilirim.
Ve işimiz bittiğinde
kimse seni Fëanor'un gölgesinde kalmış torunu olarak görmeyecek.
Seni sonsuza dek saygıyla anacaklar.
Yüzüklerin Efendisi olarak.
Önümde eğilmene gerek yok.
Ama gerçek suretinizi gördüm.
Ayağa kalk.
İşimiz derhâl başlıyor.
Size ne diye hitap edeyim?
Bu işte ortağız.
Ne eksik ne fazla.
Ben hediyelerle gelenim.
Annatar.
Annatar.
Hediyeler Efendisi.
Beni çağırmışsınız.
Yeni emirlerim var kumandan.
En cesur beş elfle birlikte ilk ışıkla Eregion'a gideceksin.
Ben...
Fikrinizi değiştirdiğiniz için teşekkür ederim.
Teşekkür etmen gereken ben değilim.
Elrond.
Bana eşlik etmeye karar verdiğin için minnettarım.
Maalesef yanlış anladın Galadriel.
Elrond'un görevi sana eşlik etmek değil.
Liderlik etmek.
O nedir? Elrond'dan mı gelmiş?
Bir çeşit davetiye.
Lord Celebrimbor'dan.
Cüceleri Eregion'a davet ediyor.
Alt yazı çevirmeni: Doğa Uludağ
Proje Kontrol Sorumlusu Volkan Keleş
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.