Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Oğlum.
Oh, kuzum!
Oğlum benim.
Şükürler olsun Rabb'ime seni bana bağışladı.
Ağabey.
Hoş geldin oğlum.
Hoş bulduk baba.
Büyümüşsün.
Delikanlı olmuşsun.
Ben müsaadenizi isteyeyim.
♪ ...tekrar söylüyorum ♪
♪ Deniz kenarına gelme ♪
Maçlara da ara verdik bir süredir.
Memleketin hâli malum.
Kulübe geldiğin zaman göreceksin zaten.
Eski tadı pek kalmadı.
Sabri Bey reisimizin de asabı bozuk.
Memleketi cenge soktu diye herkes ittihatçılara düşman kesildi.
Ve yenilmek, yanılmak, suçlanmak...
Ağırına gitti tabii.
♪ Vücudum sandal olacak ♪
Galip?
Döndün.
Buradasın.
Ben de şurada göçmen çadırlarında çalışıyorum.
Sen cepheye gittikten sonra Hilâl-i Ahmer'e yazıldım.
Yazmıştım sana.
İyi akşamlar, Peyker'im.
Gözümün nuru, canım Peyker'im.
Sana olan hasretliğim günden güne artıyor.
Dışarıda şiddetli bir yağmur bastırdı.
Uzaktan topların gürültüleri yankılanıyor.
Sadece senin hayalinle teselli buluyorum.
Yarın İngilizlerle büyük bir çatışma olacak diyorlar.
Eğer benden bir daha haber alamazsan
bil ki ebedi uykumda yine seni düşünüyor olacağım.
Cepheden kardeşim geldi diye sevinmiştim ama anladım ki Galip orada kalmış Eleni.
Bu ne karamsarlık be kuzum?
O mutsuz, siz umutsuz.
Hem siz ona bir karşılama hazırlamıyor muydunuz?
Hazırlıyoruz hazırlamasına da
bacağının vaziyetinden sonra...
Galip bu. Unuttun?
Yine ayağa kalkacak.
FENERBAHÇE 2 GALATASARAY 3
HOŞ GELDİN GALİP KAPTAN
Koş! Gol, gol!
Başıma çek! Orta çek!
Gol!
FENERBAHÇE 3 GALATASARAY 3
HOŞ GELDİN GALİP KAPTAN
Galip kaptan! Galip kaptan!
Sabri Bey.
Estağfurullah Ali Sami Bey. Siz misafirimizsiniz. Önce sizi buyurun.
Peki öyleyse.
Spor camiamızın en önemli futbolcularından biri olan
Galip Bey'in namına düzenlediğimiz bu maçın kazananı
dostluk olmuştur.
Galip Bey.
Memleket sporuna katkılarınızdan ve daha da önemlisi
nesillere örnek sporcu ahlakınızdan ötürü sizlere müteşekkiriz.
- Biz müteşekkiriz Ali Sami Bey. - Varlığınız daim olsun.
Ali Sami kardeşim söylenecek olanı fevkalade söyledi. Aşk olsun.
Bizim de Fenerbahçe camiası olarak
en büyük temennimiz futbolumuzun güzide üstadı
takımımızın kaptanı Galip'in en kısa zamanda
takımımızın başına geçmesidir.
Galip,
ailene tekrar hoş geldin.
- Galip kaptan! - Gel bakalım. Gel.
Çok muhterem Ali Sami Bey, Sabri Bey,
kıymetli kardeşlerim, muteber futbol severler.
Hepinize şükranlarımı sunuyorum.
Fenerbahçe, safi futboluyla değil
vefasıyla da çok müstesna bir kulüp.
Şu ahir ömrümde kendimle iftihar ettiğim tek faaliyetim
bir vakitler bu kulübün bir ferdi olmaktır.
Lakin şüphesiz ki
Fenerbahçe benden büyüktür.
Buradan bir Galip gider, bin Galip gelir.
Ben
affınızı isteyeyim.
Beni bağışlayın olur mu?
Galip...
İttihat ve terakki doğru yaptı, yanlış yaptı.
Bu muhasebenin artık bir manası yok Sabri Bey kardeşim.
Kendine de yüklenme.
Netice o ki, vatan toprağımız resmen ve fiilen işgal altında.
Bugün telgrafhaneyi bastılar.
Dağdan inen eşkıya olsa onlar gelip bassa
bu derece içim sızlamazdı.
Çeyrek asır emek verdiğim Osmanlı ülkümde
makam odamın anahtarını kendi ellerimle düşmana teslim etmek
fevkalade ağrıma gitti.
- Üstelik sultanımızın malumatı dâhilinde. - Sultanımızı bilmem.
Lakin hakikat şu ki
bu millet o kadar kolay teslim olmayacak.
Paşa'm.
- Söyle kızım. - Mehmet Bey geldi amca.
Hemen içeri alın. Hemen.
Buyurun.
- Hoş geldin Cambaz. - Paşa'm.
Ne yaptın?
Adamımızı takipteydim Paşa'm. Bir tarikata mensup.
Tabiatı biraz karışık.
Akla hayale gelmeyecek şeyler yapıyor.
Bir süredir İstanbul'daymış.
İstihbaratçı bence.
Kralın adamı diyenler de var. Orta Doğu'yu iyi biliyor.
Bölgenin hususiyetlerini iyi biliyor. Lisanımıza hakim.
Neymiş adı?
John Bennett.
Tekrar hoş geldiniz General.
Umarım güzel bir hafta sonu geçirmişsinizdir.
Şehri gezme fırsatı buldunuz mu?
Henüz değil.
500 yılın ardından sonunda Konstantinopolis'e geri dönmek inanılmaz.
Şehri gezmek için bolca zamanımız olacağını zannediyorum. Değil mi?
Ele geçirdiğimiz kışla ve diğer kurumların bir listesi.
Otur lütfen.
HİMAYEMİZ ALTINDAKİ YERLER
Gayet iyi.
Sorun çıkaran oldu mu?
Çok fazla değil.
Ama Sabri,
Sabri Toprak.
Büyük Postane'nin genel müdürü biraz fazla direnç gösterdi.
Kapatılmadan önce, İttihat ve Terakki Fıkrası'nın
genel sekreteri idi.
Ayrıca, başkanlığını yaptığı spor kulübünün adı da...
Hah, Fenerbahçe.
Şiir mi yazıyorsun?
Artık şiir yazmıyorum.
O mektuptan sonra
günlerce bekledim.
Allah'ım lütfen bir tane daha.
Sadece bir tane daha.
Bir şey yazmasın içinde.
Yalnız nefesini koyduğu bir zarf daha.
Sonra seni görünce yeniden
hayal gibi, mucize gibi...
Deliye döndüm sevinçten. Koştum yanına o hızla.
Galip.
- Bak, mevzu buysa... - Peyker.
Git lütfen.
Benim için hiçbir ehemmiyeti yok.
Peyker! Git dedim sana.
Tanıdığım çok iyi bir hekim var. Birlikte o hekime gideriz...
İstemiyorum! Anlamıyor musun?
Ne hekimi, ne seni, ne başka hiçbir şeyi.
Eksiğim ben.
Bedenim eksik. Ruhum eksik.
Öldüm say.
Rahat bırak beni.
Sen eksik değil korkaksın.
Ölü olmak kolayına geliyor değil mi?
Sen yaşamaya korkuyorsun.
Yo.
Bırak!
Ama sen de seveceksin.
Bırak beni.
Bırak beni!
Bıraksana ya!
Peyker. Kaç.
Dokunma ona!
Galip!
Galip!
Yardım edin. Yardım edin!
Fenerbahçe'nin...
...kaptanı ile böyle karşılaşmak istemezdim.
Başka bir ahvalde başka bir yerde olsak
bir İngiliz sporu olan futbola gönül vermiş olmanızdan
belki onur bile duyabilirdim.
Ama hayat bizi burada buluşturdu Galip Bey.
İki karşı kalede.
Saint-Joseph'te okumuşsun.
Fransızca konuşabiliyorsun.
Ziyanı yok.
Nasıl olsa sen de yakında herkes gibi kralın dilini konuşacaksın.
Şu an sizin bizim dilimizi konuştuğunuz gibi mi?
Mondros'la terhis oldun.
Savaşa, Konstantinopolis'te mi devam ediyorsun?
Bu şehrin adı İstanbul.
Topraklarımıza gelen de sizlersiniz.
Şu hâline bak.
Sen daha bir kadını koruyamıyorsun. Vatanı mı kurtaracaksın?
Sabri Bey. Merhabalar.
Buyurun.
Telgrafhanedeki karşılaşmamızdan sonra sizi yeniden görmek ne güzel.
Ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim yüzbaşı.
Kendilerini askerden sayan fakat hiçbir meziyetleri olmayan
serseri takımı bir genç kıza saldırmışlar.
Bizim kaptanımız da müdahale etmiş.
Şimdi reva görülen muamele bu mudur yüzbaşı? Hı?
Kolumu bırak!
Hey, sakin! Topal kaplan.
Sen futbolcu?
Var bizimle bir maç?
Adil bir neticeye varabilmek için Galip Bey'le biraz hasbihâl ettik.
Adil bir neticeye? Anladım.
Son zamanlarda işittiklerime göre
keyfî alıkoymalar çoğalmış.
Bu sizce adil mi,
yüzbaşı?
Galip.
Senin için sadarette bir mevki tertip edebilmek için didinip dururken
sen sağa sola sataşıp beni bütün kalem erkânına
rezil ediyorsun.
Haylazlıklarının haberi
ta Sadrazam hazretlerinin kulağına kadar gelmiş.
Bu bahsettiğin mevki hangi devletin sadaretinde baba?
Ne demek oluyor şimdi bu?
Tek tek saydım. Tam 61 düşman gemisi.
Koca bir donanma boğazda cirit atıyor günlerdir.
Eğer bizim bir devletimiz varsa, eğer bir sultanımız varsa,
bu adamlar niye buradalar baba?
Sabri Bey gibi ittihatçılar yüzünden biz bu batağa düşmedik mi?
Yani şimdi padişahımız mı çağırdı o gemileri buraya?
Gitmeleri için bir şey yapmadığı da ortada.
Terbiyeli ol.
Terbiyeli ol.
O hor gördüğün Devlet-i Aliye'nin şerefli bir memurunun evladısın sen.
Sabri denen o çete reisinin değil.
Ona söyle, senin baban benim.
Oğlum.
Bak bana.
Kızma ona ne olur.
Lütfen kızma.
Bütün gayesi sizi korumak.
Oğlum,
ama şimdi vaziyet başka.
Şimdi sular bulanık.
Başınıza bir hâl gelmesinden korkuyor.
Ben de korkuyorum Galip.
Yalvarırım sana, Sabri Bey'e söyle bulaşmasın gayrı.
Gitmeyin bir daha o kulübe.
Söz yarın kalkacağım.
Biliyorum tatlım.
Geliyorum, tamam?
- Bakar mısınız? - Efendim?
- Kız kardeşlerimi arıyorum. Nerede... - Alexandra, ben hallederim.
Kız kardeşlerimi arıyorum. Razvilka'dan geçen hafta geldiler.
Buyurun, beni takip edin.
İşte oradalar.
Katherina! Alyoşa!
Vera!
Vera!
Vera, hâlimize bak.
Burası yaşadığımız o genelevden bile daha berbat bir yer.
Merak etmeyin, her şey iyi olacak. Sizi buradan çıkartacağım.
Sen Yusuf'u yalnız bırakma, sana emanet.
Bakar mısınız?
Bakar mısınız?
Size teşekkür etmek istiyorum.
Fakat kız kardeşlerime biraz daha ihtimam gösterir misiniz?
Lütfen. Küçük bir hediye.
Ben burada kalan herkese ihtimam gösteriyorum. Vazifem bu.
Dur, dur, dur! Durun, durun, durun!
Durun. Öyle demek istemedim. Sadece onlar benim geride kalan tek ailem.
Tamam sakin olun. Bakın, burada herkes güvende, merak etmeyin.
Tabii içiniz öyle rahat edecekse ben hususi olarak alakadar olurum.
- Sağ olun. - İyi günler.
Ben sizi bırakayım gideceğiniz yere kadar lütfen?
- Yok, lüzum yok. - Yok, istiyorum.
Yok, şuraya, kulübe gidiyorum.
Kulübe?
Amcam Fenerbahçe Spor Kulübü'nün reisidir, onu ziyarete.
İyi günler.
Size de.
Ho!
Paşa'm.
Peki Sabri Bey, son gelişimden bu yana kulübün vaziyeti nasıldır?
Memleket gibidir Paşa'm.
Memleket gibi.
Arkadaşlar.
Elbet bu kara günler geçecek.
Ben askerim. Kumandanlık çareciliktir.
Benim birinci vazifem hürriyete inanmaktır.
Bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele etmektir. Sizler de inanın.
Buyurun Paşa'm.
Sağ olun.
Siz de buyurun Peyker Hanım.
Lütfen.
Zira düşman, bütün kudretiyle evvela dirayetimizi kırmak için uğraşacaktır.
Bu millet onuru için direnir.
İstiklali için mücadele eder.
Yeter ki tutunacak bir dalı olsun.
Bu dalı onlara siz verebilirsiniz.
Nasıl Paşa'm?
En iyi yaptığınız şeyi yaparak.
Fevkalade şekilde futbolunuzu oynayarak.
Lakin Paşa'm affınıza sığınarak soruyorum.
Memleket yanarken
bizim futbolla, kime, ne gibi bir faydamız dokunabilir ki?
Çok faydanız olur Galip Bey.
İşgal devletleriyle yapacağınız müsabakalar
millî hisleri hareketlendirir.
Halk birbirine bu tribünlerde bir orman gibi kenetlenir.
Ve burada yeşeren umut
cephedeki askere de, ötedeki yetime de,
7'den 70'e memleketin her tarafına her köşesine yayılır.
Peki, ya kazanamazsak Paşa'm?
Futbol İngilizin ata sporu. O vakit daha da solmaz mı umutlar?
Unutmayın
zafer, zafer benimdir diyebilenin,
muvaffak olacağım diye başlayanındır.
Bu gece beni ziyadesiyle mesut ettiniz.
Fenerbahçe'ye tekrar ebedi muvaffakiyetler dilerim.
Şeref verdiniz Paşa'm.
Paşa'm buradan bize mi geçeriz?
Vakit geç oldu Sabri Bey.
Eğer mümkünse kürekçiler beni karşı moda iskelesine bırakabilir mi?
Emriniz olur.
Nasuhi, Mustafa Paşa'mıza refakat edin.
Paşa'm müsaade ederseniz sizi ben bırakmak isterim. Şeref duyarım.
Peyker Hanım.
Kaptanın ayağına yapacak bir şey yok mu?
Belki vardır.
Lakin istemiyor ki.
İsteyecek, isteyecek.
Bu geceden sonra isteyecek.
Denizi sever misiniz Paşa'm?
Severim elbet.
Deniz sevilmez mi? Hı?
Deniz hürdür.
Cömerttir.
Herkesi taşır.
Lakin,
kimseye teslim olmaz.
Halka şimdi her şeyden çok umut ve inanç lazımdır.
Siz bir lidersiniz Galip Bey.
Takımınızın başına geçin.
Fenerbahçe'ye çok büyük vazifeler düşer.
Ben methinizi çok duymuştum.
Dilerim ki düşman da duysun.
- Bakar mısınız? - Buyurun.
- Peyker Hanım'ı gördünüz mü? - Yusuf'un çadırındadır.
- Yusuf mu? - Hı.
Kim o bey?
Hadi. Yavaş, yavaş, yavaş.
Çok iyi gidiyorsun. Aferin sana. Çok iyi.
- Ay! - İyi misin?
Çok mu acıdı? Hı? Acıyor mu?
Aferin sana Yusuf.
İyileş de bir maç yapalım seninle.
- Ne maçı? - Futbol maçı.
Sen futbol biliyor musun?
- Bilirim tabii. - Gel.
Ama sen topalsın.
Eskiden değildim.
Yoksa senin ayağını da mı yılan soktu?
Yok.
Benim ayağıma başka bir şey oldu.
Ama bak ne diyeceğim.
Eğer Peyker ablan seni iyileştirmeye çalıştığı gibi
beni de iyileştirirse
o zaman ben de sana futbol nasıl oynanır en ufak tafsilatına kadar öğretirim.
Anlaştık mı?
Anlaştık.
Gel bakalım Yavuz İsmet.
Hocam buyurun. Kaptanımızın bacak grafisi.
Ver bakalım.
Ayağınızın kırılmasına sebep olan kurşun çıkarılmış.
Fakat, cephe şartlarından olacak kemik yanlış kaynamış.
Ama talihiniz varmış Galip Bey.
Vaziyet ameliyatla tedavi edilebilecek mahiyette.
Ah!
Bu,
mektuplarıma cevap vermediğiniz için Galip Bey.
Galip! Galip!
Gol!
Aferin oğlum, koş!
Gel! Topu at!
Vur, vur!
At! At!
Ayrıl.
Gol!
Yaşa Venizelos!
Yaşa Venizelos!
Bırakmayın onları!
- Yürü be! - Vur! Şut!
Gol!
Galip!
Hayır, hayır!
Ayrılın!
Hayır yapmayın. Hayır, hayır.
Rica ediyorum yapma. Yapma.
Toparlayın takımı. Hadi.
Yuh!
Durun!
Durun. Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Bırak! Uymayın şunlara.
♪ Mahallemden geçme... ♪
Bugün elinde taşla sahaya giren
yarın silahla çıkıp gelirse ne yapacağız?
Bir avuç serseriden mi korkacağız Nasuhi?
Gençler.
Vakit ters düşme vakti değildir. Vakit birlik olma vaktidir.
Bu maçların gayesini biliyorsunuz. Gayemizi unutmayalım.
Ne yani karşımıza çıkan ilk taşta yıkılacak mıyız?
Tabii ki hayır.
Şimdi galibiyetimizi kutlayalım.
- Yaşa Fenerbahçe! - Yaşa Fenerbahçe!
♪ Paşalimanına git ♪
İyi akşamlar.
E Münir,
biraz da sen terennüm et de dinleyelim.
- Emriniz olur reis bey. - Hadi!
♪ Olmaz ilaç sine-i sad pâreme ♪
♪ Olmaz ilaç sine-i sad pâreme ♪
♪ Çare bulunmaz bilirim yâreme ♪
♪ Çare bulunmaz bilirim yâreme ♪
Nasıl aranız?
Yine sana şiirler yazıyor?
Artık şiir yazmıyormuş.
Sen nereden biliyorsun bana şiir yazdığını?
Arif beni nasıl tavladı sanıyorsun?
Hep o sana yazılan şiirlerle canimu.
Ya...
Oh... Allah.
Ah!
Nasıl bir sevdadır bu, yüreğim yoruldu.
Bazen diyorum, ben galiba bu kızı
mesut olmak için değil acı çekmek için sevmişim.
Geçip göğsünü gere gere ben bu kızı seviyorum de.
Ben bu kızı,
bu tatlı, huysuz,
azıcık da ağzı bozuk gazino şarkıcısını,
bu dünyalar güzeli gavur kızını,
üstelik de düşman kanından bu gavur kızını
su gibi, ekmek gibi
ölür gibi seviyorum.
O, iyi akşamlar Galip Bey.
İlhamınız bol olsun.
İyi akşamlar, Eleni Hanım.
İyi akşamlar, Peyker Hanım.
İyi akşamlar.
Bu gece çok güzel değil mi?
Yıldızların kokusu burnuma geliyor sanki.
Sen olmasaydın
bu gece bu kadar güzel olmazdı.
Yıldızlar böyle parlamazdı.
Hiçbir şey bu kadar güzel olmazdı.
O gün
siperde yanımda duran erin adı Cemal'di.
Onun yanındaki Muhsin.
Onun yanındaki Behçet. İhsan. Fuat.
Bir gece evvel
bir ufak ekmeği bölüştüğümüz çocuklar.
Bir gece evvel istikbalden bahsettiğimiz çocuklar.
Ertesi sabah yoktular.
Harp
herkesten bir şeyler götürür Peyker.
Benden de beni aldı.
Sen beni bulana kadar.
Beni sevginle kurtarana kadar.
Yunan işgali mi?
Son karar bu mu?
Evet.
Venizelos ve ordusu 15 Mayıs'ta İzmir'e girecek.
Affınıza sığınarak söylüyorum, bu büyük riskleri beraberinde getirir.
Korkarım ki, halkın öfkesi daha büyük direnişlere yol açacaktır.
Balkan savaşı, Büyük Harp ve azınlık ayaklanmaları
Osmanlı'yı güçsüz düşürdü.
Son 10 yılda Türklerin çok da iyi durumda olduğu söylenemez.
Gerek moral gerekse askerî bakımdan tamamen bitkin durumdalar.
Cüretimi bağışlayın, General,
ancak bu insanları tanımıyorsunuz.
Bitmiş durumda olduğunu düşündüğünüz bu insanlar
yalnızca toparlanmakla kalmayacak.
Güçlü ve korkusuz liderlerinin etrafında birleşecekler.
Böylesi bir lider ortaya çıkarsa.
Samsun'da halk Pontus'a karşı var gücüyle direniyor.
Devlet meselesi nedir hiç mi idrak etmez bunlar?
Bir mütareke imzaladık.
Şartları var. Uymak mecburiyetindeyiz.
Haklısınız Ferit Paşa.
Vatan kurtaracağız diye haydut gibi dağa çıkmışlar. Bu ne cüret.
İsyanları derhâl bastırınız, Kemal Paşa.
Kimse beyhude işlere kalkışmasın.
Dinlemiyorlar mı? Ezin geçin!
Vatansever olduklarından hiç şüphem yok.
Lakin usulleri yanlış.
İngilizlerin verdiği nota açık.
Bu işi halledin
yoksa biz hallederiz diyorlar.
Kan dökülmesini istemeyiz, Kemal Paşa.
Muhakkak, sultanım.
Ancak, vaziyetin vahametine bakınca
asayişi sağlamak için
benim yetkilerimin de genişletilmesi icap eder.
Gereğini yapmakta tam yetkilisiniz, Kemal Paşa.
Akşam oldu Fethi Bey.
Artık, benimle uslu uslu konuşacak mısın?
Yoksa,
gün boyunca yaptığın şımarıklıklara
devam mı?
Hı?
Öyle olsun.
O hâlde bu gece
hayatının en uzun gecesi olacak.
Ve sen zamanın çok enteresan bir kavram olduğunu anlayacaksın.
An denilen o
muhteşem mevhumu
acının derin uçurumunda
illiklerine kadar
yeniden hissedeceksin.
Ah! Ah!
Bu gece, belki bundan sonraki geceler
ve bundan sonraki günler
insan haysiyetine karşı yenileceksin.
Şerefsiz, işkenceci olarak
onurun acıyı nasıl yendiğine şahadet edeceksin.
Ah!
Alçaklar günlerce işkence etmiş zavallıya.
Lakin başardı.
Çaldığı evrak elimizde.
Silah ve mühimmat depoları.
Ah, Fethi kardeşim.
Ruhun şad olsun.
Seyyarda binlerce adamımız var.
Bütün İstanbul'a yayıldık.
Buradaki teşkilat hazır.
İrtibatı da zaten tesis etmek üzereyiz.
Allah nasip ederse Paşa'yı Anadolu'ya yolcu edelim,
harekete hazırız.
İnşallah.
Emir tatbik edildi Sabri Bey. Cihaz hazır.
Eline sağlık Arif.
Demir Bey'in şifre anahtarı?
Arif hazırlayacak.
Yalnız, Demir Bey'in şifresi muhakkak haftalık olarak tebdil edilecek.
Anadolu'yla irtibatımız katiyen kesilmemeli.
Başüstüne.
Arif Bey,
sizin gibi mühendislerimize yakında Anadolu'da da ihtiyacımız olabilir.
Emredersiniz Mehmet Bey.
İmzalamam emredilen vizelerle ilgili bazı endişelerim var.
Birkaç asiyi bastırmak için 35 yüksek rütbeli memur.
Biraz tuhaf değil mi?
Belki de o kadar basit değildir.
Ben de tam olarak onu söylüyorum.
Bu vizeler barış antlaşmasına uygun olarak
bizzat Sultan Vahidettin tarafından onaylanmış.
Senin imzan yalnızca formalite gereği.
Bu bir barış eylemi değil, bir savaş eylemi.
Yüzbaşı Bennett, savaş bitti ve biz kazandık.
Tam aksine, General.
Korkarım ki bu yalnızca başlangıç.
Yaşasın istiklal, yaşasın hürriyet!
MÜSLÜMANLAR ÖLMEZ VE ÖLDÜRÜLEMEZ
Ey Türk!
15 mayıs günü
kara bir gün oldu.
Yunan orduları İzmir'e girdi.
Kundaktaki evlatlarımız
düşman süngüsünden geçti.
Gözlerimizin önünde
evlatlarımızın kanlarıyla sulanan yurdumuzun işgaline susacak mıyız?
Hayır!
- Susacak mıyız? - Hayır!
Evlatlarım!
Ruhu göklerde dolanan 700 yıllık şanlı tarihimiz
bugün bu minarelerden
Osmanlı'nın faciasını seyrediyor.
Fatihlerin, Yavuzların,
Kanunilerin ülkesi istiklalsiz kalamaz.
Kalamaz!
Kardeşlerim,
birbirimize ellerimizi uzatalım.
Yalnız tek bir hedefe,
yalnız Türk istiklali ve hürriyeti gayesine doğru yürüyelim.
Hani harp işi erkek işiydi?
Sabri Bey baksana kadınlarımız yiğitlikte bizi geçti.
Vatan,
behemehâl kurtulacaktır.
Milyonlarca kahraman evladının omuzlarında yaşayan
aziz ve mübarek vatan,
bu eşsiz kahramanların omzunda sen
ebediyen payidar olacaksın.
700 yıllık şanlı tarihin ağlayan minareleri altında yemin ediniz!
Yemin ederiz!
Yemin ediniz!
Yemin ederiz!
Türkiye'nin istiklal ve hürriyetini geri alacağı güne kadar,
Türkiye'nin istiklal ve hürriyetini geri alacağı güne kadar,
- Hiçbir korku, - Hiçbir korku,
ve hiçbir meşakat önünden kaçmayacağız.
ve hiçbir meşakat önünden kaçmayacağız.
- Yemin ediniz! - Yemin!
- Yemin ediniz! - Yemin!
- Yemin ediniz! - Yemin!
Sonunda uyuyan devi uyandırdılar.
- Yaşasın istiklal! - Yaşasın istiklal!
- Yaşasın hürriyet! - Yaşasın hürriyet!
Yaşasın istiklal! Yaşasın hürriyet!
Yaşasın istiklal! Yaşasın hürriyet!
Yaşasın istiklal! Yaşasın hürriyet!
Yaşasın Türklük! Yaşasın Fener!
- Yüzbaşı. - Sabri Bey.
Bu defa da siz hoş geldiniz.
Bir ricanız olursa, haber etmeniz kâfi.
Bizde misafire hürmet esastır.
Çok naziksiniz.
Lakin zahmet etmeyin.
Biz, misafir değiliz.
Kimin misafir olduğunu, kimin ev sahibi olduğunu
gitme vakti gelince öğreneceğiz.
Centilmence bir maç olsun. Bizim temennimiz budur.
Benim de.
Bu maçı kesinlikle kazanacağız, yüzbaşı.
Top yuvarlaktır, Cox.
Güvenin bana. Büyük Britanya'nın büyüklüğünü onlara göstereceğiz.
Reis Bey.
Karnik'in evinde yangın çıkmış. Çocuklar telaşla çıktılar.
- Kimseye bir şey olmuş mu? - Onunla alakalı bir malumatım yok.
Acaba diyorum, maçı iptal mi etsek?
Maç iptal mi edildi? Buraya hiçbir şey için mi geldik?
Cox!
Yakmışlar ha?
Demek bu derece alçaldılar.
Katiyen iptal falan yok.
Kaçtılar dedirtmem.
Gençlerden takviye edin takımı.
E, büyük planın bu muydu?
Geri zekâlı!
- Hadi! Çabuk! - Hadi söndürün!
Hadi açılın, açılın!
Karnik! Karnik!
Gol!
Her şeyimiz gitti be sirelis.
Ağlama yavrum. Ağlama hokis. Tanrı'ya şükür sana bir şey olmadı ya.
Ben size söylemiştim. Her şey çok daha fena olacak diye.
En fenası olsa bile, bizi kimse durduramayacak Nasuhi.
Gol!
Ya! Of!
Yaşasın!
Çocuklar,
bu menfur hadisenin maksadı bellidir.
Düşmanlarımızın bir komplosudur.
Lakin bu, bizi hiçbir kararımızdan, hiçbir gayemizden caydıramayacaktır.
Karnik'le Mari de,
evvelce karar verdikleri tarihte izdivaç edecekler.
Nasıl olacak ki reis bey?
Hiçbir şeyimiz kalmadı bizim.
O nasıl söz öyle Karnik? Biz ne güne duruyoruz burada?
Beyler,
Fenerbahçe katib-i umumîsi olarak, kardeşimiz Karnik'in masrafları için,
böylesi zorlu bir zamanında,
büyük Fenerbahçe ailemizi desteğe davet ediyorum.
Reis bey, siz yapacağınızı yaptınız. Ne yapıyorsunuz?
Aşk olsun çocuklar. Aşk olsun.
Ne yapıyorsun Arif?
Bu kadarı kâfidir. Daha fazla mahcup etme beni.
Bunlar artık benim işime yaramaz.
Dilerim ki sen, ailenle bereketini göresin kardeşim.
O ne demek?
Biliyorum hepiniz meraktasınız.
Lafı uzatmadan söyleyeceğim.
Ben Anadolu'ya gidiyorum.
Telgraf hatlarının tanzimi için demir yollarında çalışacağım.
Vatan için mücadelemize, Allah nasip ederse,
bu yolla fayda sağlayacağım.
Hakkınızı helal edin.
- Helal olsun. - Helal olsun.
Ne vakit döneceksin peki?
Belli midir?
Bilmiyorum.
Lakin senden sabretmeni beklemiyorum Eleni.
Zira bu çok güç.
Ondandır ki
münasip biri çıkarsa karşına eğer...
Seven bir kadının
ne sabrını, ne kudretini,
asla hafife alma Arif.
BRİTANYA ORDUSU
Arif gibi nice yiğitler
bu kapıdan geçerler. Öyle giderler Anadolu'ya.
Bu kapı safi huzura değil direnişe de açılır.
Demir Bey'in gayretleriyle de
vatana, millete hizmet uğrunda
Özbekler Tekkesi bir nevi
kışla olmuştur.
İyi de olmuştur.
Elbette.
- Demir Bey kim? - Tanımıyorum lakin Paşa'ya yakın.
Bu vatanın böyle evlatları oldukça
arkalarında da dualarımız oldukça
istiklalimiz yakındır.
Aziz Namık Kemal Hürriyet kasidesinde aynen şöyle diyor.
Hakir olduysa millet
şanına noksan gelir sanma...
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadir kıymetten.
Aferin evlat.
Öyle ya, Türklük yere düşerek kıymetini kaybedecek bir cevher değildir.
Buyurun.
Bismillah.
Bu giydiğin derviş hırkası değil
kefenindir, Emirzade Arif Bey.
Yolun açık olsun.
Anadolu aslanlarına
Mustafa Kemal Paşa'ya bu miskinlerden selam söyle.
Dualarımız sizinle.
Selametle evladım, selametle.
Peyker'le izdivaç et.
Hiç değilse birimiz sevdiğine kavuşsun.
Bu kadar mı?
Reisim, depolara sızamıyoruz. Her yer asker kaynıyor.
Neyse siz götürün bunları tekkeye.
Karayolunda da baskınlar sıklaşmış. İngiliz kuş uçurtmuyor.
Reisim.
Beklediğimiz haber geldi Paşa'dan.
Toplanıyormuş kongre Sivas'ta.
Delegeleri ikna etti demek. Çok şükür.
Artık fevkalade dikkatli olmamız lazım.
Üzerimizdeki gölgeler çoğalacak.
Efendiler.
Yüce huzurunuzda kabul edilmiş olan
bu Sivas genel kongremiz
vatanımızın ve milletimizin
tek vücut olduğunu ispatlayacak esasları açıklamıştır.
Erzurum kongresinde alınan
vatanın bütünlüğü ve istiklaliyle alakalı
tüm kararlar aynen kabul edilmiştir.
Buna göre
millî hudutlar içinde
vatan bir bütündür
parçalanamaz.
Ay! Yeter ama yeter.
Döndün dolap beygiri gibi. Süsüm bozuldu.
İlle de döneceksem, bari vals çalsın.
Hadi!
İngiliz yüksek askerlik komiserliğince
Sabri Bey'in tutuklanmasına karar verildi.
Ne gerekçeyle?
Gizli örgüt faaliyeti.
Ve işgal devletleri aleyhine siyasi propaganda yapmak gerekçesiyle.
- Buna müsaade etmiyoruz. - Reisimizi size vermeyeceğiz.
Sizden müsaade istemiyorum zaten.
- Sen kimi alıyorsun, elini... - Hey hey hey!
Çocuklar. Çocuklar yapmayın.
Çocuklar rica ederim durun.
Rica ederim durun. Rica ederim.
Bu mesut günde kimsenin burnu dahi kanamayacak.
Yüzbaşı, buyurun vazifenizi yapın.
Ellerime kelepçe vurabilirler. Lakin fikrim ve vicdanım hür kalacak.
Fenerbahçe sizlere emanet.
Yaşasın hürriyet!
Bırak! Bırak! Amca!
Aziz evlatlarım.
Başıma bir iş gelmesi hâlinde son arzu ve temennilerimi
sizlere bu mektupla bildirmek isterim.
...sizlere bu mektupla bildirmek isterim.
Hüviyetimin ayrılmaz bir parçası gibi taşıyıp
gururla reisliğini yaptığım Fenerbahçe Kulübü
bundan böyle sizlerin ve daha nice gençlerin omuzlarında yükselecek.
Hiçbir kuvvetin onun şanına kara çalmasına müsaade etmeyin.
Hiçbir cebre ve istibdata boyun eğmeyin.
İşgal güçleriyle müsabakalara devam edin.
Sadece zaferlerimizle değil
hürriyete bağlılığımız ve ilkelerimizle de gönüllere girin.
Unutmayın,
Fenerbahçe, onu kuran bizlerin değil...
...milletin Fenerbahçe'sidir.
Amcacığım.
Pek bir güzel olmuşsun.
Seninle iftihar ediyorum.
Unutma bunu.
Derdest edileceğimi anlayınca
Şehzade Ömer Faruk Efendi'den
kulübümüzün fahri reisi olması ricasında bulunmuştum.
Kabul buyurmuş. Kendisine hürmette kusur etmeyin.
Şehzade Ömer Faruk Efendi hazretleri,
şeref verdiniz.
Hepinize gönülden selam eder
muvaffakiyetler dilerim.
Allah'a emanet olun.
Mehmet Sabri.
Peyker Hanım.
Evet.
Hatırlı dostlarımız sayesinde Şişli'de onlara bir ev tuttuk.
Benim daireme de yakın zaten.
Ah! Sen bize çok yardım ettin.
Teşekkür.
Çok sevindim. Hep mesut olun.
Biz hep mesuduz zaten.
Fakat siz çok bedbaht görünüyorsunuz.
Bir şey mi oldu? Neyiniz var?
Kendi elemimle sıkmayayım şimdi sizi böyle...
Hayır, neden öyle düşünüyorsunuz? Belki yardımcı olurum.
İngilizler amcamı götürdü.
Malta'ya sürülecekmiş.
O da benim hayattaki tek ailemdi.
Üzülmeyin bu kadar. Her şeyin bir çaresi vardır.
Belki ben size yardımcı olabilirim dedim.
Bilmiyorum belki olabilirim ama
bilmiyorum.
Nasıl?
Dedim ya, hatırlı dostlarım var benim.
Siz yarın bana gelin.
Dördüncü yol.
İnsanın uyumlu gelişimi.
Dördüncü yol.
İnsanın ahenkli tekâmülü.
Hakiki tatmin ancak bedenin hudutlarını aşıp
benliğin ötesine geçildiğinde bulunabilir.
İlginizi mi çekti?
Tanımadığım bir edip. Lakin enteresan tespitleri var.
- Teşekkür ederim. - Afiyet olsun.
Sevgilim de öyle düşünüyor. Onunla çok iyi anlaşacaksın.
Kendisiyle sizin iyi anlaşmanız kâfi değil mi?
Doğru.
Fakat, İngilizce mükemmel.
Nereden öğrendin? Çoğu Türk bilmez çünkü böyle güzel İngilizce.
Amcam yetiştirdi beni.
İyi bir tahsil almam hususunda son derece ihtiyatlıydı.
Çok şanslıymışsın.
Ben... Ben hiç öyle değildim.
Ben Moskova'nın en meşhur randevu evlerinden birinde doğdum.
Yani en güzel dilberinin kızı olarak.
Ama benim bütün hayatım orada geçti. Benim babam kim ben bilmiyorum.
Binbir türlü rivayet var kafamda.
Fakat muhakkak, en sadık müşterilerinden de biriydi yani.
Çok üzüldüm.
Çok üzülme, bunlar eskide kaldı.
Vay...
Sevgilim sayesinde tabii.
Şu elinizde tuttuğunuz kitabın yazarı
filozofun bir töreninde biz tanıştık.
Hah, bahsettiğimiz kişi de geldi.
Benim sevgilim.
Peyker Hanım.
Biliyorum ilk karşılaşmalarımız pek hoş değildi. Lakin,
bugün bunu telafi edeceğim.
Nedir bu? Bir tuzak mı?
Aksine
çok sevdiğiniz amcanızı kurtarmanız için bir fırsat.
Vera, viski?
- Ne istiyorsunuz benden? - İngiliz...
Teşekkür ederim canım.
...istihbaratı için...
...çalışmanızı.
Amcanız Sabri Bey çok önemli insanları tanıyordu.
Bizim için bilhassa tehdit teşkil eden insanları.
Demir Bey gibi insanları.
Bana onlardan haber getireceksin.
Anadolu'da atılan her adımı öğreneceksin.
Aksi hâlde,
bunu hiç istemem ama amcanız Sabri Bey ölür.
Karar sizin.
Ben senin aileni korumuştum.
Biliyorum, işte ben de seninkini koruyorum.
Hey! Arabacı!
Bakar mısın?
- Ali Naci Bey. - Galip Bey.
- Nasılsınız? - İyiyim, siz nasılsınız?
İyiyim, teşekkür ederim. Sizi gördük daha iyi oldum.
Bir kahve rica edebilir miyim? Teşekkür ederim.
Buyurun.
Galip Bey,
bir süredir maç yapmıyorsunuz.
Reisiniz Sabri Bey'in Malta'ya sürgünü sebep sanıyorum.
Öyle. Lakin haftaya Anadolu İdman Yurdu'yla maça çıkacağız.
Ya işgal güçleriyle olan maçlarınız?
Onlara da devam edeceğiz Ali Naci Bey. İngilizlerden alınacak bir rövanşımız var.
Âlâ.
İşgalcilere karşı galibiyetleriniz halkta büyük hissiyatlar oluşturduğu muhakkak.
Lakin,
bu müjdelerin memleket sathında yayılması için
sizin bir kaleme ihtiyacınız var.
Bu şerefe nail olmayı çok isterim.
İnanın biz de müteşekkir oluruz. Zaten...
Durmayın, tamam mı? Bu sefer sende.
Tahir hocam.
Âmin.
Ya Rabbi. Senin rızan için ellerimizi açtık.
Bizi huzurundan boş çevirme.
Âmin.
Vatanı müdafaa uğrunda can veren kardeşimiz Emirzade Arif
ve nice şehitlerimizin ruhlarını şad
kabirlerini pür, nur eyle ya Rabbi.
Âmin.
Şehitlerimizin makamlarını ali,
mekanlarını cennet eyle ya Rabbi.
Âmin.
Cümle şehitlerimizin ruhu için, el Fatiha.
Arif! Arif! Arif!
Başın sağ olsun.
Çok üzüldüm.
Sen kimsin Peyker?
Neredesin sen kaç gündür?
Senin ne işin vardı o herifin yanında?
Söyleyemem.
O zaman ne yüzle buradasın Peyker?
Benim kardeşim
Arif'in kanı senin ellerinde.
Defol.
Defol. Kalk git buradan bir daha da sakın buraya gelme. Defol!
- Amcam için yapmak zorundaydım! - Ne yapmak zorundaydın Peyker?
Düşmanla iş tutmak mı zorundaydın?
Sabri Bey senin gibi bir hain sayesinde yaşamaktansa
vatan için en hazin şekilde ölmeyi yeğlerdi.
En hazin şekilde.
Çok kolay değil mi böyle konuşmak?
Böyle büyük cümleler kurmak?
Galip Bey büyük kahraman.
Peyker vatan haini.
Sen aileni kaybetmek nedir bilir misin?
Tek başına kalmak.
Ben ailemi bir savaşa kurban verdim.
Yusuf'tan bile küçüktüm ben.
Şimdi amcamı da kaybetmek istemiyorum.
Hâlâ onu kutlamak için bir şansım varken
onu kaybetmek istemiyorum.
Kahraman falan da olmak istemiyorum ben amcamı istiyorum.
Her ne yapıyorsan,
her ne için yapıyorsan yanlış yapıyorsun Peyker.
Nedir bu?
Arif mi dedi ver diye?
Eleni,
başımız sağ olsun.
Attığınız her gol kurşun olacak.
- Tuttuğunuz her top vatan müdafaası. - Vatan müdafaası.
Asıl olan Fenerbahçe'dir. Hadi göreyim sizi.
- Fenerbahçe! - Hadi!
Fener! Fener! Fener!
Gol!
Gol!
FENERBAHÇE 4 - 1 İRLANDA MUHAFIZLARI
Gol!
Helal!
Koçum benim. Aferin.
Teşekkürler.
Fener! Fener!
Vur!
Gol!
- Mustafa Kemal Paşa'nın halkımıza çağrısı. - Bana da ver.
Mustafa Kemal Paşa'nın halkımıza çağrısı.
Koçum benim!
Ver, ver, ver.
Vur, vur!
Gol!
Garp cephesinin Kuvâ-yi Milliye birlikleri Yunan ordusunu bozguna uğrattı!
Hey!
Peki bitti mi? Bitmedi!
Fenerbahçe, İngiliz subaylar karması ile yapmış olduğu mücadelede
rakibini 5-0 mağlup etti.
Hey!
Fenerbahçe Britanyalıları yendi.
Fenerbahçe'den Biritanyalılara karşı bir zafer daha.
Fenerbahçe 5, Britanyalılar 0.
Fenerbahçe halkı bir araya getiriyor.
Onlara moral veriyor, propaganda dağıtıyor.
Mustafa Kemal'le ilgili haberleri paylaşıyor.
Eminim ki, Demir Bey'in de bu işte parmağı var.
Buna bir son vermeliyiz.
Bennett, birkaç aptal maç için endişeleneceğine,
kışlalarımız için endişelen.
Adamlarımızın bazıları koleraya yakalandı.
Salgın yayılıyor diyorlar.
Kendini topla ve gerekli önlemleri al.
Anlaşıldı general.
Depolardaki askerin nizamı, tetkiki, nöbeti
hepsi senin mesuliyetin.
Salgın kışlada yayılırsa
yüzlerce ton mühimmatı kime emanet ederiz?
Bu beceriksizlikle işinden olman an meselesi.
Yüzbaşı.
Peyker.
Bakalım bana ne getirdin.
Sivas kongresinde alınan kararlar.
Kuvâ-yi Milliye Hareketi'ne katılan...
Bla, bla, bla.
Benimle dalga mı geçiyorsun?
Bana
bilmediğim bir şeyler getir.
Sana duyduklarımı söyledim.
Anadolu'da mücadele artıyor.
Önleminizi alın.
Merak etme. Alıyorum zaten.
Peyker.
Bana işe yarar bir şeyler getir.
Yoksa ben sana amcanın cenazesini getiririm.
Neden yatağa gelmiyorsun?
Uykum kaçtı.
Oyunu kazandıracak olan hamleyi düşünüyorum.
Hmm.
Belki ben sana yardım ederim.
Kimden öğrendin böyle oynamayı?
Müşterilerinden mi?
Beni aşağılamaktan vazgeç.
Buna alışık değil misin? Hoşuna gitmiyor mu?
Beğenmiyorsan git.
Dön seni çıkardığım o çukura.
Gidebiliyorsan sen git.
Hı?
Ama ikimiz de biliyoruz bir yere gidemeyeceğini.
Çünkü biz birbirimize aitiz.
İnsanlar aşk hakkında yanılıyorlar.
Bir Rus hikayesi der ki,
"Sevmek aşkı aramak değil
kendini o kişide bulmaktır."
Boza!
Boza!
Memleket meselesi. Beni takip et.
Galip Bey, biz de sizi bekliyorduk.
- Mehmet Bey, burası... - Demir Bey.
Cemiyetimizin reisi.
Burası Müsellâh Müdâfaa-i Milliye yani MİM MİM Cemiyeti.
Milli mücadelenin İstanbul'daki teşkilatının kalbi.
Demir Bey, onur duydum.
Aramıza hoş geldiniz Galip Bey.
Yani bu planladıkları bir oyunmuş.
O an aklımdan neler geçtiğini bilemezsin.
Bir tarafta memleket, ötekinde amcam.
Hangisini feda edecektim?
Lakin...
Hey! Arabacı! Bakar mısın?
Arabacıyı görünce yalnız olmadığımı anladım.
Kolay bir iş değil bu Peyker Hanım. Ateşten gömlek giymeye benzer.
Hem amcanıza söz verdim ben sizi koruyacağıma dair. Olmaz.
Amcam bunu yaptığımı bilse benimle iftihar ederdi.
Madem mesele vatan
biz de giyeriz o vakit ateşten gömleği.
Böylelikle kendimi bir anda çifte ajan olarak buldum.
Peyker, bu fedakârlığın takdire şayan.
Lakin
buna artık müsaade edemem.
Merak etme.
Bennett'in itimadını kazandım.
Esas şimdi çekilirsem tehlikeli.
Peyker, sana bir şey olursa ben...
Yıldız kaydı gördün mü?
Gördüm.
Hadi bir dilek tutalım beraber.
Tuttun mu?
Tuttum.
Değerli mebus arkadaşlarım.
Yüz yirmi bir mebusumuzun reyi ile
misak-ı millî beyannamesi kabul olunmuştur.
Vatana ve millete hayırlı olsun.
Bütün üyeleri tutuklayın!
Sen kimsin be? Ne yapıyorsun?
Rahat bırak!
Ne yapıyorsunuz?
Bırak! Bırak!
Ulan siz kim oluyorsunuz?
Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Bu, milletin meclisi.
Bırak. Bırakın.
Meclisin basılmasına mı bu efkârın baba?
Kulüpteki dostların ne düşünüyor?
Onlar senin aksine
millî mücadeleye, Mustafa Kemal Paşa'ya inanıyorlar.
Ben de öyle.
Bundan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.
Demem o ki baba, eğer Arif gibi
bir gün bana da gel derlerse gitmek için bir saniye dahi düşünmem.
Kızıyorsun, biliyorum. Vuracaksan da vur.
Ama bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek.
Sen haklıydın oğlum.
Özür dilerim.
Tanrı kralı korusun!
Aramıza hoş geldiniz general.
Buradaki politik ve askerî durumla ilgili sizi bilgilendirmeme izin verin lütfen.
Lütfen, devam edin.
Bütün cephane depolarımız en iyi askerler tarafından korunuyor.
Onları ben bizzat atadım.
Haliç'te 300 ton, Selimiye'de 250 ton,
ve 250 ton da Pangaltı'da mevcut.
Sorunuz var mı general?
Çok sayıda silaha, mermiye, bilhassa telsize ihtiyaç olacak.
Askerimiz Yunan'a karşı büyük bir muharebeye hazırlanıyor.
Biz de burada hazırlanacağız onlar için.
Bu sefer öyle tek tük silah kaçırmak yok.
Hangi kışlada ne mühimmat var öğrenip en isabetli yere girmeliyiz.
Peyker Hanım,
bu bana bahsettiğin Pandikyan işimize yarar mı?
Bana kalırsa yarar.
Zira Bennett'le Karnik arasında bir mukayese yapması gerekirse...
Ben Karnik'le konuşurum.
Katiyen olmaz! Katiyen!
Bu insanlar bizim dostumuz, komşumuz, yeri gelir sırdaşımız.
Kusura bakma ahparig.
Lakin yapamam. Tamam?
İngiliz bize ne yaptı gördün.
Evvela evimizi yaktılar.
Sonra düğünümüzü bastılar.
Beni en mesut günümde ağlattılar.
Seni aşağılıyormuş ahparig.
Çocuk gibi azarlıyormuş, değil?
Sen de onunla alay etmek istemezsin?
O gece dikkatlerini başka yere çekeceğiz.
Böylece yüzbaşı Bennett'e de
ne vakittir beklediği büyük havadisi vereceğiz.
Salı akşamı.
Mühimmatı Selimiye kışlasından alıp
Sakarya'ya taşıyacaklarmış.
- Kaç kişiler? - Bilmiyorum ama kalabalıklarmış.
Bu liste o gece İnebolu'ya gidecek olan gemilerin listesi.
Odyssey. Bu geminin sahibi Mösyö Danon adında Fransız bir tüccar.
Adamın dini imanı para diyorlar.
Kaptan.
Mükemmel Fransızcanla
acaba bu Mösyö Danon'u bizimle ticaret yapmaya teşvik edebilir misin?
Elimden ne gelirse.
Mösyö Danon.
Saymayacağım. Size güvenebileceğimi biliyorum Galip Bey.
Teşekkürler.
Böylesi bir kargoyu denetim dışı bırakarak gemiye yükleyemem.
Gemi açıldıktan sonra yükleyebilirsiniz.
Gemi limanı terk ettikten yaklaşık 20 dakika sonra
ışıklarını söndürecek ve sizi Haliç açıklarında bekliyor olacak.
Sadece yarım saatiniz olacak.
Tüm ihtiyacım olan yarım saat.
Öyleyse...
Galip Bey, bir şey daha var.
Gemi İnebolu'ya vardığında
gümrük kontrolü olacaktır.
Ve ne yazık ki, benim o kısım üzerinde bir etkim yok.
Peki, ne yapacağız?
Onu bilemem.
Kontrolden geçmeyen bir kargo çeşidi var mı?
Aslında var. Ama bu neredeyse imkânsız.
Üzerinde mühür olan gönderileri kontrol etmiyorlar, ancak o mühür
doğrudan Sultan'ın kendisinin olmalı,
ya da Sadrazam'ın.
Ve sıra geldi büyük güne.
Sıra geldi
Allah'ın izni
bileğimizin kuvveti
İsmet'in ve cümle tıbbiyelinin ilmiyle nakış gibi işlediğimiz
büyük tertibin son etabını tatbik etmeye.
Parolamız...
Gözümüz aydın!
Gözümüz aydın.
Salgın teftişi!
Herkes dışarı!
Nöbetçiler hariç!
En fazla telsiz Haliç'teki depoda.
- Tamam? - Tamam.
60 tondan fazla da silah var.
Her salı salgın teftiş yapılır. Saat 9 ile 11 arasında.
Ben kapıları sizin yerinize açarım.
Lakin içeride ben asker bırakmak zorundayım.
Onları alt edeceksiniz.
Hadi ama, şart mı bu?
Tamam. Gel, gel.
Evet şart.
Tamam, şimdi geç. Şuraya geç.
Seni tanıyorum. Sen İsmet'sin.
Fenerbahçe'den.
Bana faul yapmıştın.
Öyle bir şey olmuş olabilir. Üzgünüm. Tamam mı?
Git idrar örneğini ver.
- Sonraki maçta görüşürüz doktor. - Orada görüşürüz.
Aç ağzını.
Tüm envanteri kontrol ettik yüzbaşım. Depoda hiçbir eksik yok.
Yolları da kontrol altına aldık.
Kaptan, telsizler.
Yüklen hadi.
BRITANYA ORDUSU
Mehmet Bey, sağ olun, var olun.
Kaptan, sen sağ ol.
Gözümüz aydın.
Ne oldu?
Salgın ihbarı varmış.
Bu gece limandan hiçbir gemi kalkmayacakmış.
- Ne vakit kalkacakmış? - Belli değil. Bize haber verecekler.
Şimdi ne olacak? Ne yapacağız?
Selimiye demiştin.
Ama başka bir yerde oldu soygun.
Neden?
Bilmem.
Belki
birlikleri görünce
tertibi değiştirdiler.
Belki sizin almadığınız tedbiri onlar aldı. Bilmiyorum.
Belki de sen
bana yalan söyledin.
O gece bir soygun olacağını söyledim.
Ve oldu.
Bırakın!
İnançlı biri misiniz yüzbaşı?
İnançlı mı?
Yıllar önce bir kaza geçirmiştim.
- Günlerce komada kaldım. - Ah!
Ölümü gördüm.
İçinden geçtim
ve onu yendim.
O zaman anladım ki
Tanrı
benim.
Tanrım merhametlidir.
Oysa sizin kendinize dahi merhametiniz yok.
Ah!
O kitaplarda neyi arıyordunuz?
Hı?
Bütün bu kudret gösterileri kendinizi cezalandırmak için değil mi?
Siz Tanrı olmadığınızı biliyorsunuz, yüzbaşı.
Aksine
sizi affetmesi için ona yalvarıyorsunuz.
İyi misiniz efendim?
- Ne var? - Aaron, efendim,
Haliç'teki depodan.
Efendim!
Dünkü sorgulamadan bazı bilgiler edindim.
Önemli mi emin değilim
ama dünkü doktorlardan biri Yavuz İsmet'ti.
Sıska olan. Fenerbahçe'de oynuyor.
Fener! Fener! Fener!
Bu bok çukurunun her santimini arayın!
BRİTANYA ORDUSU
Yuh!
Yuh!
Siz de keyfiniz kaçtıkça bizim kulübü dağıtıyorsunuz ya.
Sahadaki hezimetlerin intikamını böyle mi alıyorsunuz, Yüzbaşı Bennett?
İntikam isteseydim
bu kadar basit olmazdı Galip Bey.
İsmet hanginiz?
Demek İsmet sensin.
Hangisi daha iyi? Futbolculuğun mu,
doktorculuğun mu,
yoksa soygunculuğun mu?
Anlamadım?
Evvelsi gece Haliç'teki depoda bir soygun yapıldı.
Haberin vardır.
Ne tesadüftür ki
çalışanların muayenesini sen yaptın.
Ve askerlerimizi uzun uzun oyalamışsın.
Ben dürüst bir tabibim.
Askerlerinizin sıhhi tetkiklerini yaptım.
Aynısını geçen hafta Selimiye ve Topçu kışlasında da yapmıştım.
Hadi Galip Bey.
Buraya kadar geldim.
Bari bir maç yapalım.
Sadece ikimiz.
Sen benim rakibim değilsin. Olamazsın da. Benim rakibim burada.
Korkuyor musun yoksa?
Her yeri aradık yüzbaşı. Hiçbir şey bulamadık.
Duydun mu? Hadi bakalım.
Kapatın burayı.
Kapatın burayı!
Hey, hey!
Siktirin lan! Ne oluyor?
Lan! Ne itiyorsun lan!
Geri durun! Geri durun!
Geç. Geç.
- Sen niye hemen "Benim." diyorsun? - Şşt! Şşt!
Şerbetçi, ver de bir şerbet içelim.
Bu akşam gemi kalkıyormuş.
Bu akşam mı?
Sahanın etrafına bir sürü nöbetçi diktiler.
Nasıl çıkaracağız oradan onları?
Bulacaksınız bir yolunu.
- Kızlar. Geliyorlar. - Konuklarımız var.
- Selam. - Selam.
- Selam. - Hadi içelim.
Olmaz, görev başındayız kızlar.
A... Hadi ama.
Şarkılar... Müzik...
Şimdi olmaz.
Teşekkürler. Güzel.
- Başardık. - Başardık.
Ey sevgilim,
nasıl da güzelsin.
Üstümü örtsün zaferi müjdeleyen gözlerin.
Bir ağaç gibi sar köklerini bana.
Bileyim ki biz biriz,
bileyim ki ebediyiz.
Bu senin için.
Öp beni.
Vera yapma. Şimdi sırası değil.
Neden?
Ne vakittir dokunmuyorsun bana?
Israr etme.
Yorgunum.
Şu soygunu düşünüyorsun, değil mi?
Peyker ne dedi?
Peyker'i bana getirdin,
ama işime daha fazla burnunu sokma.
Ama seni yanlış yere yönlendirdi.
Hayır.
Tüm depoları teftiş etmemek benim ihmalimdi.
İlk defa kendini suçluyorsun.
Biliyor musun ne olmuş?
Alyoşa bir dostundan duymuş.
Dün gece çadırlarda eğlence düzenlemişler.
Herkes sabaha kadar içmiş.
Uyandıklarında, sızıp kalanlar arasında
İngiliz askerleri de varmış.
Götürün onu buradan.
Peyker.
Yüzbaşım,
beni neden çağırdınız?
Sevdiğini düşündüğüm için
kaybolsun istemedim.
Maalesef şu an size verebileceğim yeni bir istihbarat yok.
Lakin araştırıyorum.
Onun için çağırmadım seni.
Biliyor musun Peyker?
Haklıydın.
Ben galiba
içimdeki şeytanı Tanrı sanmıştım.
Affedilmeyi istemiştim.
Sevgiyi
merhameti
hatta
değişmeyi bile.
Ama sonra anladım ki
değişirsem dağılırım.
Aldanırım.
Beni güçlü kılan
Tanrı değil
içimdeki şeytan.
Hayırdır Cox?
Bugün şanslı gün. Kaptan Bennett alacağını aldı.
Ne almış o deyyus bizden?
Hanidir buradasın bir Türkçe öğrenemedin be.
- Hayırdır? - Bakın bakayım her şey tamam mı kâtipzade?
Yürüyün.
Oh, çok şükür.
♪ Yalan dünya sana çıkışamadım ♪
♪ Eşimle dostumla buluşamadım ♪
Peyker!
♪ Var git ölüm bir zaman da yine gel ♪
♪ Yine gel ♪
♪ Yine gel ♪
♪ Var git ölüm Bir zaman da yine gel ♪
♪ Yine gel ♪
Burada gerçekten keyif aldığım zamanlar oldu,
ama buraya geldiğimde aklımda olan hedefler ve zaferler,
ne yazık ki hepsi eksik kaldı.
Ülkeme elim boş dönmek istemiyorum.
Beni anlıyor musun?
Dönmeden önce onlarla bir maç daha yapalım.
Kimlerle?
Türklerle. Daha doğrusu Fenerbahçe'yle.
Bizi en çok sinir eden onlar değil mi?
Ve sanırım şu anki turnuva şampiyonu da onlar.
Gazeteye bir ilan ver, büyük olsun.
Büyük final maçı.
Adına da...
Dostluk kupası?
Tanrım, hayır.
Harington Kupası.
Ama onlarla 40 maç yaptık
ve sadece üçünü kazanabildik, biri de hileyle.
Evet Bennett, ama aklından çıkarma,
sonuncu maç daima en çok hatırlanandır.
Mısır ve Cebelitarık'tan biraz takviye isteyelim.
En iyi dört oyuncularını bize göndermelerini söyle.
Türkleri ezmek istiyorum.
Görüşürüz!
- Ne yaptığını sanıyorsun sen? - Ne yapıyorsun? Bırak?
- Ne yaptığını sanıyorsun sen? - Peyker'i öldürdü, bırak!
Sağ bırakmazlar seni! Galip Bey kendine gel.
Ölmedi Peyker Hanım,
şehit oldu.
Daha niceleri şehit oldu vatan uğruna.
Ama kurtardık vatanı.
Benim Peyker'imi öldürdü.
Kazanacağımız bir zafer daha kaldı kaptan.
İşimiz bitmedi.
Fenerbahçe'nin kazanacağı bir zafer daha kaldı.
O gün orada o maçı alacaksınız.
Peyker Hanım da orada bizimle olacak.
Sana ihtiyacımız var kaptan.
Topla kendini.
- Kaptan. - Ağabey.
Fenerbahçe'yi yeni bir maça davet ediyoruz.
Maçın ehemmiyetine binaen
takımımızı Grenadier Guards ve Irish Guards takımlarıyla takviye ettik.
Eğer Fenerbahçe bizi mağlup ederse
tarafımızdan vaz olunan kupayı alabilecektir.
Güzel. O vakit, gazeteye ilan verelim.
Fenerbahçe kulübü yalnız kendi kadrosuyla şartsız olarak maçı kabul eder.
Fenerbahçe'nin kuruluşundan bugüne
gerek sizlerle gerek aramızda olmayanlarla
bu sahada top koşturmak unutulmazdı.
Uzun zamandır ara verdiğim için
antrenörünüz olarak devam etmeye karar verdim.
- Çek, çek! - Vur hadi! Gol!
Bundan sonra kaptanınız Zeki Sporel'dir.
Hadi, gazamız mübarek olsun beyler.
- Eyvallah. - Hayırlısı olsun.
Yuh!
Ya ya ya, şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa!
Yuh!
Fener! Fener! Fener!
Yürü, yürü, yürü, yürü!
Yürü be!
Bugün bizim çocukların maçı vardı değil mi Ali Naci Bey?
Evet Paşa'm.
- Başlamış olmalı. - Âlâ.
Çık, çık, çık!
...çok yaşa! Ya ya ya, şa şa şa...
Yavuz İsmet! Hasan Kamil!
Faul hocam! Faul!
Hocam! Düdük çalmayacak mısın?
Gol!
Faul var, görmüyor musun hocam?
Yuh!
Hocam!
Görmüyor musun ya?
İngiltere! Yaşasın!
Yaşasın!
Hocam!
- Devam edin çocuklar! - Çok iyi.
Hadi!
- Hey hey! - Faul yaptın! Faul!
Fenerbahçe! Dik tutun başınızı.
Bu son maç. Son cephe.
Kaybedersek kazandığımız maçlarla anılmayacağız.
Giderayak İngilizlere nasıl yenildiğimizi yazacak tarih.
- Hakemi de rakipten say abi. - Onu da yeneceğiz.
Çünkü onlar yürekle mücadele etmek nedir bilmezler.
Lakin biz biliyoruz. Çünkü biz bacaklarımızla oynamıyoruz.
Yüreğimizle oynuyoruz.
Beyler.
Unutmayın.
Mustafa Kemal Paşa'nın
ebedi muvaffakiyetler dileği bir temenni değil.
Bir emirdir.
Bu ordu ki İzmir'de Yunan'ı denize döktü.
Bu millet ki yokluktan dev bir yürek çıkarttı.
- Öyle mi? - Öyle!
- Öyle mi? - Öyle.
Öyleyse bu maç bizim için bir spor müsabakası değil.
Şanlı milletimize armağan edeceğimiz bir şeref madalyasıdır.
Emirzade Arif'e.
Peyker Hanım'a.
Ve nice vatan evladına can borcumuzdur.
En büyüğün kim olduğunu unutmayın.
- Çok yaşa... - Fenerbahçe!
Hadi göreyim sizleri!
Hadi!
El var! Hocam el var!
Hocam! Düdüğünü çalsana ya!
Hasan Kamil,
sana boşuna Dardanel demiyorlar.
İngilizler bugün de geçemeyecek. Göstereceksin onlara.
Ala! Tozu dumana katacaksın.
Öyle bir çalım atacaksın ki ayakları birbirine dolaşacak.
Kaptan.
Göster kudretini.
Yık geç düşman kalesini.
Gol!
FENERBAHÇE 1 BRİTANYA ORDU KUVVETLERİ 1
Aferin oğlum Şekip. Aferin oğlum!
Çık! Çık, çık, çık, çık!
Vur! Vur!
Hey! Adamı düşürdü!
Tut onu!
Defansı tut! Defans çizgisi!
Orayı kapat!
Hadi Şekip. Hadi oğlum.
Şekip!
İlk yarı yediğin ilk ve son goldü.
Tamam mı kardeşim?
Aferin oğlum Şekip!
Gol!
Gol! Gol!
Gol!
FENERBAHÇE 2 BRİTANYA ORDU KUVVETLERİ 1
Hadi! Çık!
Özellikle Hatay konusunda...
Paşa'm. Fenerbahçe İngilizleri iki bir mağlup etmiş.
Âlâ.
Memlekete dönünce çocuklara en derin kalbi duygularımı iletip
gözlerinden tek tek benim için öpün.
Emriniz olur Paşa'm.
- Aferin. - Teşekkürler.
Oley!
Ya ya ya, şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa!
İyi oyundu.
Oyun değildi.
Fener! Fener!
Ya ya ya, şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa!
Yolunuz açık olsun yüzbaşı.
O adam kimdi?
Demir Bey.
Ya ya ya, şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa!
FENERBAHÇE'NİN İNGİLİZLERE KARŞI TARİHİ ZAFERİ
Alt yazı çevirmeni: Soner Daştan
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.