All language subtitles for Hudutsuz Sevda Dizisi 16 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

Umarım her şey yolundadır.

-Yolunda, sağ olun. -Çok sevindim.

Babam sizinle özel olarak ilgilenmemi istedi.

-Buyurun kahvaltınız. -Sağ olsun, eksik olmasın.

-(Damla) Ne demek. -Teşekkür ediyorum.

(Garson) Afiyet olsun efendim.

-Afiyet olsun size. -Sağ olun.

-Bir şeye ihtiyacınız olursa buradayım. -Teşekkür ediyorum ilginize.

Günaydın.

Günaydın.

Bir şeyler hazırlatayım mı hemen?

-Önce bir kahve lütfen. -Tabii.

-Fikret Bey'in kahvesi, hemen. -Hemen Damla Hanım.

Şey...

Ben dün gece için özür dilemek istedim aslında.

Bir şey mi oldu?

Yok, bir şey olduğundan değil de biraz ölçüyü fazla kaçırdım galiba.

Umarım bir saygısızlık etmemişimdir size.

Ciddiye alınacak bir şey yok Damlacığım. Olur öyle şeyler.

Benim de pek keyfim yoktu zaten, abartmışız.

Anlayışınız için çok teşekkür ederim. O zaman afiyet olsun.

-Damla? -Efendim?

Başkaları tarafından hoş karşılanmayabilir.

Aramızda kalsın.

Tabii. Zaten burada olan burada kalır.

(Müzik)

-Sağ olun. -Afiyet olsun efendim.

-Merhaba Fikret Bey. -Hoş geldin Şota, gel.

-Hoş bulduk. -Bir şey içer misiniz efendim?

Yani hemen kalkmayacaksak bir çay alırım.

-Tabii ki efendim. -Geç otur.

Var mı bir gelişme?

Yani bir gelişme derken? Yılmaz'dan haber yok.

Herhâlde denildiği gibi buralardan gitti.

O gitmemiştir de...

Seninkinden var mı bir haber?

Benimki?

Zeynep'in kocasını diyorum işte ya.

Yani, oradan bir haber var.

Ama tam içeriğini bilmiyorum.

Sen bildiğini anlat, içeriğini ben öğrenirim.

Zeynep Hanım dün Halil İbrahim'in yanına gitmiş.

(Gerilim müziği)

Kızım.

Günaydın.

Akşamdan beri inmemişsin aşağıya Zeynep.

Konuşalım mı artık seninle?

Konuşacak bir şey yok anne.

Halil İbrahim'e gitmişsin.

Gittim.

Tamam işte, onu soruyorum. Ne oldu diyorum.

Bitti mi, tamam mı bu iş artık?

Ne kadar kolay söylüyorsun anne ya.

Sevgi böyle bir şey mi, bitti deyince bitiyor mu hemen?

Kolay değil tabii ki, biliyorum.

Ama bazı değiştirilemez ve düzeltilemez gerçekler var.

Evet.

Ben de bazı şeyleri değiştiremeyeceğimi ve düzeltemeyeceğimi anladım.

Ne güzel.

Bu gencecik yaşında anladın.

Bense daha bu yaşımda henüz yeni anladım.

Neyse. Abin aradı.

Yoldaymış, geliyormuş. Seninle konuşmak istiyor kızım.

Hadi kızım, sen de toparlan.

Hazırlan in aşağıya kızım.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Zeynep buraya kadar gelmiş madem, kızı geri yollamak ne demek?

Vallahi bilemiyoruz dayı, yeğeninle konuşulmuyor ki.

Hesap sorar gibi sormuşsunuzdur.

Affedersin dayı ama bizim de hesap sormaya hakkımız var yani.

Kıza o kadar dil döktük, çağırdık buraya kadar, getirttik...

...ağlayarak gitti ya kız.

Ula doldurmayın beni, zaten darlandım...

...vallahi gideceğim Halil İbrahim'e çatacağım.

Oğlum, bir sen mi darlanıyorsun? Halil'in keyfi çok mu yerinde?

O da istemez Zeynep'in ağlayarak gitmesini ama bir bildiği vardır elbet.

Öyle mi, neymiş o bildiği? Bize de söylesin de üstüne gitmeyelim bari.

Siz yine de üstüne gitmeyin. Ben öğrenirim meseleyi.

(Hüzünlü müzik)

Sağ ol dayı.

-O suratının hâli ne? -Nesi varmış suratımın dayı?

En sevdiğin yemekten kıl çıkmış gibi oturuyorsun.

Hele de bana, niye gönderdin Zeynep'i?

Buraya dağdan biri inse, köyden biri gelse...

...yedi kat yabancı kapını çalsa göndermezsin.

Kendi karını niye gönderdin?

Olması gereken buydu dayı.

(Halil) Gitme diyebilirdim.

Kal diyebilirdim.

Senin evin burası diyebilirdim.

Demedim.

İşte niye demedin, ben de onu soruyorum.

Çünkü deseydim yarın öbür gün olacakları kaldıramazdı dayı.

Ne olacakmış yarın öbür gün?

Fikret üstüme gelecek, çatışacağız.

Ben ne kadar istemesem de onu vuracağım dayı.

(Müzik)

Beni görmek istemişsin abi.

İstedim.

(Fikret) Bir konuşalım istedim.

Otursana.

Nasılsın?

İyi.

İyi?

Aynaya baktın mı?

-Niye? -Hani abinim ya Zeynep.

(Fikret) Yalan söyleme bari.

İyi falan değilsin çünkü.

Abi, belli ki sen bir şeyler duymuşsun.

Ne söyleyeceksen söyle, at fırçanı, sonra bırak beni gideyim.

Zeynep, seni buraya fırça atmaya çağırmadım.

Evet, duydum, Halil İbrahim'e gitmişsin.

(Fikret) Ne konuştunuz?

Neye karar verdin?

O ne dedi, sen ne dedin?

En azından bunları bilmeye hakkım var, değil mi?

"Babam senin en yakın arkadaşını vurdu.

Sen de babamı vurdun.

Bizim bir geleceğimiz yok." dedim.

Kısacası bu.

Bunda samimi misin?

Abi, neyi soruyorsun ya, neyi öğrenmeye çalışıyorsun?

Bitti mi Zeynep?

Sevgimi soruyorsan eğer bitmedi.

Aşkımdan geberiyorum.

Detaya gir demedim Zeynep.

Ama burada olduğuna göre belli ki karşılıklı bir geberme yok.

Belki de var.

Siz erkeklerin enteresan bir gururu da var çünkü.

O arkadaşı her ne kadar övmek istemesem de gururu olduğu doğru.

Ee?

Bitti mi evliliğiniz?

Bu bilginin kime, ne faydası var abi? Buradayım işte.

Şöyle bir durum var Zeynep.

Biz Halil İbrahim'le iyice gerildik.

Belli ki yarın öbür gün birbirimize yürüyeceğiz.

Seni incitmek istemiyorum.

Zaten üzgünsün.

Olan olaylar yüzünden arada kaldın.

Daha fazla arada kalmanı istemiyorum diyorum.

Ben arada falan değilim abi.

Birbirinize istediğinizi yapabilirsiniz, rahat olun. Benim ne önemim var ki?

Benim abim ölmüş, babam ölmüş, kocam ölmüş, benim duygularımın...

...ne önemi var? Siz rahat rahat vurun birbirinizi.

Böyle olmasını ben istemedim Zeynep, biliyorsun!

Daha düne kadar Halil İbrahim'le beraber yol yürüyüp...

...aramızdaki çatışma bitsin diye neler çektiğimi, ne kadar uğraştığımı...

...sen çok iyi biliyorsun.

Ama adam babamızı vurdu.

Öyle ya da böyle.

Ben bunun karşılığını vermezsem ne sokağa çıkabilirim...

...ne kimseyi yönetebilirim.

(Gerilim müziği)

Sizin sorununuz ne biliyor musun?

Dökülen bir damla kanın karşılığını vermeniz gerekiyor...

...ama dökülen gözyaşlarımızın karşılığını veremiyorsunuz.

(Gerilim müziği)

(Halil) Afiyet olsun.

-Sağ ol, gel oğlum. -Hoş geldin.

Hoş geldin Halil İbrahim.

Gel, buyur otur. Sensiz boğazımdan geçmiyordu.

(Turan) Boğazından geçmiyormuş.

Bari ağzında lokma varken yalan söyleme Osman.

Yutamadım işte Turan.

Koskoca pişiyi bir kerede yuttuğun için olabilir mi acaba?

Ne güzel ya Sema, ben olmasam uğraşacak kimse yok.

İyi ki varsın be Osman.

Sağ ol Edanur.

Ben sizinle bir şey konuşmak istiyorum.

Aslında daha önce de bir şeyler söylemiştim bu konuyla ilgili size.

Neymiş?

Ben her ne kadar yani düşmanlarıma kaybedecek bir şeyim yok desem de...

...kendimi öyle göstersem de...

...canım acıyor.

İçinizden birini daha kaybetmek istemiyorum.

Bu yüzden yapacağım her şeyde yalnız hareket etmeyi uygun buldum.

Kendini yalnız sayabilirsin Halil İbrahim.

Zaten bizden sana ne fayda?

Ha bizi kaybetmek konusuna gelince...

...bizi kim bulmuş ki sen kaybedesin?

Yani Muzaffer diyor ki Halil İbrahim, bize olan olmuş.

Gençler isterse giderler.

Neticede önlerinde yaşayacakları bir hayat var.

O gençler diye sizden bahsediyor ormancı kardeşler.

Kapı orada, çekip gidebilirsiniz isterseniz diyor.

Belli ki bir savaşa hazırlanıyoruz, öyle mi kardeşim?

Biz hiçbir yere gitmiyoruz. Savaşacaksak beraber savaşacağız.

Ula aferin Cemal. Ben seni denedim.

-Sen ne diyorsun Sıtkı? -Aynısı Osman abi.

Hah.

Halil, sen Osman'la bizi mi deniyorsun öyle gidecekseniz gidin diye?

Bir deneme yok kardeşim.

(Derviş) Demek istiyor ki...

...Fikret'le rahat vuruşmak için Zeynep'i gönderdim.

Hepiniz Zeynep'i ayrı ayrı seviyorsunuz.

Kimse arada kalmasın.

Halil İbrahim bak, sen Zeynep'i kapının önüne koymuş olabilirsin...

...ama biz yapamayız. Sebebi ne olursa olsun.

Ha sen bir gün Fikret'i öldürürsün, biz yine Zeynep'in yanında oluruz.

Ben Zeynep'i kapının önüne koymadım.

Sadece daha fazla üzmemek ve kırmamak için ona bir gitme fırsatı verdim.

O da gitti.

Ne yapsaydı Halil İbrahim? Neticede babası.

Canavar da olsa babası o hâlde yatarken kız burada nasıl dursun?

Geberir inşallah!

Yani sözün özü şu kardeşim.

Sen ne dersen de buradaki hiç kimse hiçbir yere gitmeyecek.

O yüzden sen bize bundan sonra ne yapacağımızı söyle.

(Gerilim müziği)

Rızvan Leto ölüm döşeğinde, bugün değilse yarın.

Ölmese bile bir etkisi olmaz zaten.

Bizim o ailenin işlerini kontrol etmemiz lazım.

Nasıl yani?

Bu bölgenin en büyüğü olacağız.

Da Halil İbrahim, bu Leto sülalesi 100 yıldır bu işi yapıyor.

Sen bu adamların işlerini nasıl elinden alacaksın?

Bağlantılarını lehine nasıl çevireceksin?

Yılmaz Marten, ortalarda yok.

Ya dedikleri gibi kaçtı ya da bir delikte saklanıyor.

Her hâlükârda toz işi sekteye uğradı.

Eğer bağlantıları lehimize çevirirsek doğal olarak işi de kontrol etmiş oluruz.

Halil İbrahim...

...önceden yüzde 50'sini alacağız dedin bu işlerin, ortalık karıştı.

Şimdi patron olacağız diyorsun, nasıl olacak?

Kanlı olacak kardeşim.

Yusuf, bu limancı Mehmet Ali, hani taziye için aramıştı ya.

Armatör Mehmet Ali Bey'i diyorsun.

Evet, o işte.

Halil İbrahim çağırsa Davut'un mekânına gelir mi?

Gelir gelmesine de bu adamın babası, babasının babası...

...yıllardır Letolarla birlikte hareket ediyor. Sence bırakır mı onları?

O kısmını yüz yüze konuşuruz Yusuf abi.

Sen benim adıma onu davet et.

Özel olarak baş başa konuşmak istediğimi söyle.

Halil İbrahim, demesine derim de...

...bu adamlar öyle hasım olunacak adamlar değiller.

Yeterince hasmımız var.

Belki bu sefer bir dost ediniriz, ne dersiniz?

Aklı olan seninle dost olmaz da neyse.

Kalk ara Yusuf, kalk ara.

Doğru dürüst bir şey yemediğine göre belli ki onunla yiyecek.

Hadi soğutmayın.

Şimdi sen bana şunu söyle Oğuz.

Bunlar üst üste darbe yedikleri için mi bu toz işinden geri çekildiler...

...yoksa bu Yılmaz Marten bir süreliğine iz mi kaybettiriyor?

Efendim, bence rota değişti.

Bu toz işinde üst üste aldıkları darbeler onları bir süre buraya getirmez.

Ama buraları da boş bırakmazlar.

Boş bırakmazlar derken?

Letoların yaptığı işler devam eder.

Daha açık Oğuz.

Efemdim, silah sevkiyatı yıllardır yapılır bu bölgede.

Ama uzun zamandır bu, düşük profilde seyrediyordu.

Ta ki çıkan savaşlar silah işini daha değerli kılana kadar.

Bölge stratejik bir hâl aldı.

Buradan geçen silahlar dünyanın her yerine dağılıyor.

Peki, biz ne yapıyoruz bu durumda?

Maalesef adli makam olarak siz bir şey yapamıyorsunuz efendim.

Çünkü olay size intikal etmiyor.

Ama devletimiz bu silahların bize doğrultacak ellere...

...geçmesini engellemek adına bazılarını kullanıyor...

...ya da kontrol altında tutuyor olabilir.

Şimdi benim anladığım...

...bazı aileler kontrolden çıktığında devletin derin katmanları müdahale ediyor.

Mesela Letoların üstü çizildi.

Doğru mu anlamışım?

Efendim, gördüğünüz gibi ben sürgüne gönderilmiş bir üsteğmenim.

Kimin üstünün çizildiğini, yerine kimin geleceğini bilemem.

Evet, tabii. Doğru.

Sen sürgündesin, tabii.

Nereden bileceksin, değil mi?

Seni boşuna sürgün etmişler bu ücra kasabaya.

Şimdi bunların yerine geçecek olan kişi de...

...Fikret Leto'yla çatışacak olan kişi tahminimce.

Muhtemelen efendim.

Bunun kim olduğuna dair de senin bir fikrin yoktur herhâlde üsteğmenim.

-Yok efendim. -Tabii.

Ben de öyle tahmin etmiştim.

Bak Oğuz.

Rotalar değişir, isimler değişir.

Ama bu işi yapan limanlar değişmez.

Armatörler değişmez.

Anladın mı dediğimi?

Efendim, şu kadarını söyleyeyim, takipteyim.

Söylediğiniz yerleri de isimleri de.

Haber verirsin bana.

Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Hoş geldiniz Halil İbrahim Bey. -Hoş bulduk.

Biraz sonra Mehmet Ali Beyler gelecek, bilginiz olsun.

Haberimiz var efendim. Masanız hazır, buyurun.

Misafirimiz gelince biz başka masaya geçeceğiz.

Tabii efendim.

Halil İbrahim, sen şimdi burada bu adamla görüşeceksin de...

...Fikret bunu duymayacak mı?

Duysun kardeşim.

Turan demek istiyor ki Halil İbrahim...

...bu adam senin için Fikret'i niye karşısına alsın?

-Tanımaz etmez. -Akıllı adam beni düşman edinmez kardeşim.

Zaten o buraya benimle yemek yemeye geliyorsa...

...kim olduğumu, işine çomak sokup sokmayacağımı anlamıştır, öğrenmiştir.

(Gerilim müziği)

Zeynep, ne yapıyorsun tek başına burada?

Hiç, oturuyorum.

İyi, gel dolaşalım, kafan dağılır.

Ay, hiç keyfim yok Hakan.

En azından bana eşlik et.

Geldim tıkıldım burada eve, hiçbir şey yapamıyorum.

Beni bir yemeğe falan götür.

Hem bak, sana da değişiklik olur.

Bugün keyfim yok, başka zaman yapalım, olur mu?

Yok Hakan'ım, o seninle dolaşmaya falan gelmez.

Niye, ben ne yaptım ki hala?

Zeynep kendisine ya da ailesine zarar vermeyen birisiyle dolaşmaya gitmez oğlum.

-Alışık değil çünkü. -Of!

İyi ya Zeynep, ailemizde kimlere zarar verelim oturup onu konuşuruz.

Olur.

Önce halandan başlayalım, olur mu?

Olur mu anneciğim, uygun mu senin için?

Olur kızım, olur. Yeter ki sen kendine zarar verme.

Ben hastaneye gidiyorum, dönüşte siz de uğrayın.

Asiye gelmiyorsun diye laf etmeye başladı zaten.

Sonra da Asiye'yi konuşalım.

Kusura bakma Zeynep, ben ona bulaşmam.

Bak, akıllı çocuk.

Belaya bulaşmaması gerektiğini nasıl da biliyor.

Darısı senin başına kızım.

Dönüşte uğrayın oğlum, hadi geç kalmayın.

Hadi Zeyno. Sen eskiden takılmazdın böyle şeylere.

Sonuçta kadının kocası hastanede.

İyi, tamam.

Üstüme bir şey alayım, çıkalım o zaman.

(Nesim) Bu toz işini üstümüzden attığımız çok iyi oldu Fikret.

Mehmet Ali'yle baban çok gerilmişti.

Bir yandan Dursun, bir yandan ben, bu işle alakamız yok...

...Martenler falan filan dedik...

...ama iyice resti çekmişti bize.

Haklı Nesim baba.

Adam o kadar yıl devletle ilişkisini iyi tutmuş.

O yüzden limanlarında, gemilerinde tek bir tane bile silah yakalatmamış.

Yılmaz Marten adamı hedef gösterdi.

Resmen bitirmeye oynadı.

(Dursun) Mehmet Ali akıllı adamdır.

Bir şekilde o da bu işin içinden sıyrıldı da yine de gönlünü almak lazım.

(Yavuz) Zor ama gönlünü almak, zor.

Rızvan babanın bir kere ziyaretine gelmedi hastanede.

Belli ki silmiş yani Rızvan babayı.

Artık patron Fikret, Yavuz.

Herkes de bilir onun toza alerjisi olduğunu.

Ee, bizim hatırımız da bir yere kadar Fikret.

İşi bağlayacak olan sensin.

Biz ona ne kadar mecbursak, o da bize o kadar mecbur.

Herkes ticaret yapıyor.

Kendi kendine o kadar yükün altına girebilecek bir adam değil Mehmet Ali.

Hem babama geçmiş olsuna gelmediyse...

...bana hayırlı olsuna gelir.

Ben Rızvan'a en son artık bu işlere seninle devam etmem demiştim.

Ama kendince bahaneler uydurdu.

İş benim değil, Yılmaz'ın, benim alakam yok falan diye.

Ben bu itibarı senin gibi 40 günde biriktirmedim.

Yanlış anlama olmasın.

Bizim 40 yılımız var. O da benim şahit olduğum.

Benden önce de bir iki nesil daha ekle.

Eyvallah.

Ben de duydum sizi.

Her ne kadar gayrimeşru bir dünyanın içinde yer alsanız da...

...mazluma zarar vermeyen...

...vatanına, milletine ihanet etmeyen bir tarafta olduğunuzu biliyorum.

Bu yüzden sizinle çalışmak istedim.

Nasıl olacakmış o iş?

Bugüne kadar nasıl oluyorsa öyle olacak.

Sadece Letolarla değil, benimle çalışacaksınız.

Her sevkiyattan yüzde 15 alıyormuşsunuz.

Ben size yüzde 25 veriyorum.

Bu kadar pay verdiğine göre anlaşılan sen ticaretten pek anlamıyorsun da...

...asıl bana şunu söyle...

...silahı nereden bulacaksın?

Letolar nereden tedarik ediyorsa oradan.

Dediğiniz gibi, ben ticaretten anlamam.

Bu yüzden o bağlantıları da sen bana sunacaksın.

O fazladan verdiğim yüzde 10 bunun için.

Sen şimdi bana diyorsun ki...

...ben Rızvan'ı vurdum...

...gel Fikret'i, Nesim'i, Dursun'u birlikte gömelim.

Ben kimseyi gömme peşinde değilim.

Onlara da söyledim.

"Ya benimle birlikte olursunuz...

...ya da size bu işleri yaptırmam."

Şimdi de aynı şeyi bana mı söylüyorsun Halil İbrahim?

Ya benimle birlikte çalışırsın ya da sana bu işi yaptırmam mı diyorsun?

Tehdit etmiyorum.

Teklif ediyorum.

Çünkü ben satılık bir adam değilim.

İtibarımı da satmam, ortaklarımı da satmam.

Yani silah sevkiyatı diye çıkan sandıkların içine toz koymam.

Koyana da gereğini yaparım.

Şimdi Fikret bana gelecek, diyecek ki...

..."Yılmaz artık yok.

Marten ailesi yok. Benim yanımda ol." diyecek.

Fikret gibi bir adamı ben nasıl yarı yolda bırakayım?

Bu bize yakışır mı?

Benim Fikret'le ilgili bir sorunum yok.

Ama Fikret'in ailesiyle sorunları var.

Senin de haberin olmaz, onun da haberi olmaz...

...sandıkların içine ne konduğundan.

Fikret'in ne dayısı biter ne dayı çocuğu.

Fikret yoklar diyorsa yokturlar.

Ben ona inanırım.

Ben de senin gibi inanmıştım.

(Gerilim müziği)

Teşekkür ederim.

-Zeynep? -Cemal?

Sıtkı, sizin ne işiniz var burada?

Ee...

Yemek vardı, ona gelmiştik de.

Ne yemeği vardı?

Halil İbrahim'in bir iş yemeği vardı da Zeynep.

Vay! Enişte beye bak, boş durmuyor.

Hakan, şimdi doğru olmaz, biz gidelim.

Yok, ben bir özür dileyeyim.

O gün kahvede Fikret abi vardı.

-Bir şey diyemedim, ayıp oldu adama. -Başka zaman Hakan.

Vallahi kusura bakma.

Merak da mı etmiyorsun kiminle yemek yiyor diye?

-Hatırım için. -Birader!

Cemal!

Cemal, tamam, sorun yok. Hakan benim kuzenim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Zeyno, ben diyorum ki hazır gelmişken ben sizi barıştırayım.

Hakan, saçma sapan bir şey söyleme sakın.

Kocan Mehmet Ali amcayla mı yemek yiyor?

Mehmet Ali abi, selam.

Ben Hakan Marten, hatırladın mı?

Hatırladım. Sen buralara gelir miydin?

Son yaşanan olaylardan sonra geçmiş olsuna geldim.

Nasılsın Halil İbrahim?

Merhaba Hakan.

-Merhaba Mehmet Ali abi, nasılsın? -Merhaba Zeynepciğim.

-Sağ ol, sen nasılsın? -İyiyim.

Baban nasıl? Daha iyiye gidiyormuş diye duydum.

Evet, daha iyi olacak inşallah.

Sen nasılsın Halil İbrahim?

İyiyim Zeynep.

Siz iş yemeğindeydiniz galiba, biz bölmeyelim sizi.

Yok, önemli değil, önemli değil.

Sen ne yemeğindesin?

Hakan'la hava almaya çıktık.

İyi.

Dışarıda oturun o zaman.

Nerede oturacağımı sana mı soracağım Halil İbrahim?

Doğru.

Kiminle yemek yiyeceğini bana sormuyorsan...

...nerede oturacağını da bana sormana gerek yok.

Kusura bakma, ben ısrar ettim.

Bu aralar biraz canı sıkkın, evden çıkmıyor.

Muhtemelen en büyük sebebi de sensin.

Hata etmişim.

Etme Hakan.

Hata etme.

Çünkü senin abin hata kotasını doldurdu.

Onun acısı senden çıkmasın.

Biz hadi oturalım artık. Size afiyet olsun.

Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

Anladığım kadarıyla senin evlilik sona doğru gidiyor Halil İbrahim.

Siz boş verin benim evliliği Mehmet Ali Bey.

Gördüğünüz gibi bu Letoların akrabasının ne zaman...

...nereden çıkacağı hiç belli olmaz.

Yani sizin sandıkların içinden her an bir Marten'in eli çıkabilir.

(Gerilim müziği)

Az önceye kadar sana kusura bakma, ben bu işte yokum diyecektim.

Ama görüyorum ki haksız da değilsin.

Seninle iş yaparım.

Bütün bağlantılarımı da seninle bir araya getiririm.

Ama eğer bana bir yanlış yapacak olursan...

...ya da beni yarı yolda bırakırsan...

Bundan sonra söyleyeceğiniz her cümle tehdit olarak...

...ikimiz için de geçerli.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

O zaman ayrıntıları yarın konuşalım.

Tabii. Ben sizinle iletişime geçerim.

Evet. Ne yiyoruz Zeyno?

Zıkkımın kökünü yiyoruz Hakan!

Bekle iki dakika, onlar çıksınlar, sonra biz de kalkalım.

Tamam.

(Asiye) Zuhal de gördü.

Birden Rızvan'ım gözlerini açtı, ben o arada doktorları çağırmaya giderken...

...onlar gelene kadar yine uykuya daldı Rızvan.

Çok üzüldü. Bunda bir şey var, bu normal değil.

Buna biri bir şey mi veriyor, bu niye kendine gelemiyor, ben anlamadım.

Asiye, neyin peşindesin, ben de bunu anlamadım.

Rızvan gayet iyi, ölmedi.

Gözünü de açar, kendine de gelir. Bir rahat bırak adamı.

Allah Allah.

Nedime, sana bir şey diyeceğim, bu Rızvan senin elini tuttuğunda...

...sıkıyor mu?

Çünkü benimkini sıkıyor. Böyle sıkı sıkı.

Asiye, sen gidince beni öpüyor bile.

Ya!

Allah Allah! Allah Allah!

Ya şurada bir rahat huzur ver şu adama.

Yok, gözünü mü açıyor, yok, elini mi sıkıyor.

Hadi diyelim ki açıyor, bir bakıyor seni görüyor, hop, hemen kapatıyor.

Bir daha da hiç açmak istemiyor belli ki.

Hani bir şey veriyorlar mı diyorsun ya, veriyorlar.

Zehir zıkkım. Sen.

Adam da hissediyor tabii ki.

Diyor ki ben gideyim cehennemimde yanayım da...

...orada bari çilemi çekerim diyor, o yüzden geri gelmek istemiyor.

Ne kadar güzel anlattın, böyle masal gibi.

Ya Nedime, ben o Rızvan'la cehennemde yanarım.

Ama sen...

...cennetin köşklerinin peşindesin.

Nurilerin peşindesin sen.

Asiye, Nedime de geldiğine göre kaçalım, hadi.

Hadi gidin siz.

Bizim de hayırlı bir işlerimiz var, onları yapalım gelelim.

Tamam, geç kalmayın.

İşleri varmış, hem de hayırlı.

Zuhal, ben bu gece Rızvan'ı buradan çıkaracağım.

Ne demek çıkaracağım? Nereye çıkaracaksın?

Ben bütün doktorlarla konuştum. Tamer aynı düzeneği yapacak eve.

Ben bu gece onun yanına bir kıvrılayım, bak bir şeyi kalıyor mu sabaha.

Asiye, Rızvan'ın başına bir şey gelir, senden bilirler. Bak iş çıkarma.

Damadı vurmuş benim kocamı. Nereden bilecekler benden!

Hadi yürü, hadi.

Bildiğin elini omzuna attı işte hatun.

Ya Zeynep yapmaz öyle bir şey.

Ya zaten Zeynep yapmadı. O Hakan denen zibidi attı elini kızın omzuna.

Ha dedim kırayım bunun kolunu, bacağını orada.

-Bu bırakmadı. -Ha.

Acaba Halil İbrahim'in oraya gideceğini duydu da...

...özellikle kıskandırmak için mi gitti?

Ya Sema, Zeynep'ten bahsediyoruz. Zeynep yapmaz öyle şey.

Yapmasına yapmaz da bunlar Halil İbrahim'le bir gerildiler.

Halil de buradan gidin yaptı.

Zeynep de gitti inadına oturdu işte.

Siz diyemediniz mi gel hele bir konuşalım diye?

Ya nasıl diyelim ha?

Diyorum ki o Marten zibidisi oradaydı. Ne konuşacağız Edanur?

Ben gidiyorum, Halil İbrahim'le konuşacağım.

Edanur, gitme onun üstüne ya!

Ya giderim gitmem, kardeşim değil mi? Karışmayın bana.

Karışmıyoruz ya.

(Osman mırıldanıyor)

(Duygusal müzik)

Zeynep'i görmüşsün.

Gördüm.

Ölüm var Halil İbrahim, biliyorsun değil mi?

Zeynep için de var, senin için de.

Biliyorum.

Özellikle benim olduğum yerde ölüm var.

Ya ben seni anlıyorum, gerçekten.

Sen diyorsun ki ben sevdiklerime ölümden başka bir şey götürmüyorum.

O kadar yanılıyorsun ki.

Sen sevdiklerine mutluluk getiriyorsun.

Ya sen 20 yıldır burada yoktun, hiçbirimiz de mutluluktan ölmüyorduk.

Ne yapmamı istiyorsun Edanur?

Katı bir insan olmamanı istiyorum.

Ya sen yumuşacık kalbi olan bir adamsın, bu yüzden de çok seviliyorsun.

Kapatma şu kalbini.

Bak ben seni anlıyorum. Koruyacağım diye, kollayacağım diye...

...tamam, zarar görmesin diye uzak tutuyorsun ama yapma.

Uzak tutma.

Ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Bak her şeyle oyun olur, her şeyle oyun olur ama...

...sevdayla olmaz.

Bir yıkılırsa altında kalırsın.

Bir ömür çıkamazsın.

Allah Allah, nereden tanıyormuş ki Halil İbrahim, Mehmet Ali Bey'i?

Ne bileyim Ayşe. Halil İbrahim bu.

Kimi nereden tanır, neden tanır, ne ortak noktası vardır da konuşur...

...onu bilemem. Ama karşılaştığım başka bir Halil İbrahim'di.

Bana ters ters konuşmalar, dışarı çıkın oturun demeler.

Tamam işte, kıskanmış seni belli ki.

Tabii Hakan'ı gördü, yakışıklı, zengin...

...kıskandı.

Üzme sen canını.

Ben bir abine bakayım bir şeye ihtiyacı var mı.

Görüşürüz.

Arkadaşın tek kriteri zengin ve yakışıklı olmak.

Tabii her şeyi Fikret'ten hiza aldığı için.

Kıskanmak için sevmek gerekir.

Sence seven insan böyle mi yapar?

Nasıl davranmalıydı? Ne bekliyordun?

Ben bir şey beklemiyorum Elif.

Belli ki o hayatına devam ediyor zaten.

Hemen işinin gücünün, intikamının peşine düşmüş.

Diyene bak. Senin baban yoğun bakımda...

...kocanla aran bozuk, sen kalkmış restorana gitmişsin.

Sence kimin için hayat devam ediyor?

Yani o senin hakkında ne düşünüyordur şu an acaba?

Kuzenimle yemeğe gittim ben.

Kuzeninle yemeğe gittin. En kötüsü de o ya zaten.

Bir Marten'le sarmaş dolaş geziyorsun.

Ay, sarmaş dolaş değildim Elif. Omzumu tuttu sadece.

Zeyno, bu Halil İbrahim senin kuzenin gibi zibidi tayfasından değil.

Bizim sevdiğimiz erkek modeli.

Sevdiği kadını koruyan, kollayan, kıskanan.

Bunu da illaki bir şekilde belli eden biri.

Sen de düne kadar bundan memnundun, şimdi niye peşindesin?

Bir şeyin peşinde değilim Elif.

Sadece sevdiğim adamın benim peşimde olmasından başka bir şey istemiyorum.

Ama o işinin gücünün, intikamının peşinde.

Ben hariç sülalemin peşinde.

Mehmet Ali'yle Halil İbrahim ne alakaymış Ayşe?

Ben de şaşırdım, iş toplantısıymış.

Anlaştık falan diye tokalaşmalar olmuş.

Detayını bir Hakan'la konuş istersen.

Hakan'la Zeynep'in orada ne işi varmış?

Çocuk, Zeynep'in canı sıkkın diye bir yemek yiyelim falan demiş.

Halil İbrahim de bayağı terslemiş ikisini de.

Defolun gidin falan demiş.

O kimmiş ya, dağdan gelip bağdakini kovuyor!

Tamam hayatım, sakin ol.

Zeynep'e de bir şey deme.

Hakan nerede?

Halil İbrahim bunları mekândan kovunca bir şey yiyememişler tabii...

...mutfakta karnını doyuruyor.

Tövbe ya Rabb'im ya!

İyi, söyle ona, yemeğini bitirsin, gelsin buraya.

Tamam canım.

Bu arada ben annemlerle buluşacağım, haberin olsun.

Olur hayatım.

Ne işler çeviriyorsunuz siz ya?

(Kapı kapandı)

Alo, Mehmet Ali abi, nasılsın?

Eyvallah abi. Sen hastaneye ziyaretimize gelmedin ama...

...müsait olduğunda bir görüşelim isterim.

(Gerilim müziği)

-(Nergis) Teşekkürler. -Başka bir şey ister misiniz Nergis Hanım?

-Sağ olun. -(Garson) Afiyet olsun.

Nasılsın güzel kızım? Nasıl gidiyor evlilik?

Ne evliliği Asiye? Daha kaç gün oldu Yavuz içeriden çıkalı!

Haklısın, ben yanlış söyledim.

Ananla ilişkin, aran nasıl?

Çok iyi, çok iyi.

-Maşallah. -Ee!

Zuhal baksana, gözümden kokuyor, sanki ben ona...

...nazar değdirecekmişim gibi.

Ben seni alladım pulladım...

...kocanın avucunun içine böyle koydum bir kuş gibi.

Benim sana nazarım mı değecek?

Çok teşekkür ederim.

Yani hayatımda bana bir iyilik yaptıysan o da bu.

Başka bir iyiliğini de yok, hatırlamıyorum.

Ben bizim kıza bir şey öğrettim, dedim ki...

..."Evlendikten önceki hayatını sil.

Hiç hatırlama."

Bak sen de Damla'ya aynısını öğret.

Mutlu olur.

Keşke sana da biri öğretseydi Asiye.

Sen de mutlu olurdun belki.

Haklısın. Bizim başımızda bir büyük yoktu ki.

Aha bizi mutluluğu öğretecek, kocamızı elimizde tutmayı öğretecek...

...böyle nasıl naz yapacağız, nasıl birazcık böyle cilveleneceğiz falan.

Yoktu bizim başımızda kimse.

O da olsa ne yapacaktın acaba çok merak ediyorum.

Yedi kocalı Hürmüz mü olacaktın ha?

Ya evli adamı ayarttın be.

Kim kimi ayartmış? Kim kimi ayartmış?

O Rızvan yok mu o Rızvan...

...o beni baştan çıkarmak için neler yaptı!

Ama iyi ki yapmış.

Bir gün bile pişmanlık duymadım, bir gün bile!

İyi ki yapmış.

Ama sen de öylesin Nergis.

Allah için ben kocamdan memnunum.

İnşallah kızım da benim kocam gibi şöyle mert...

...sözünün eri, onu baş tacı eden bir adamla evlenir.

Gerçi bu devirde böyle adam bulmak çok zor ama.

Tabii nasip böyle şeyler, belli olmaz.

Vallahi sen böyle tatlı tatlı konuşunca gözümde biri canlandı.

-Kim? -Kim ki o Asiye?

Böyle karım da karım diyecek, baş tacı edecek. Vallahi merak ettim.

Ya Nergis, bir şey söyleyeceğim de...

...hani sanki buraya bunun için özel gelmiş gibi olacağız.

Anne, yine kim üstünden ne planlar yapıyorsun?

Belli ki kafanda biri var, umarım tahmin ettiğim kişi değildir.

Kimden bahsediyorsunuz? Ben hiçbir şey anlamadım.

Levent!

Nesim'in tek vârisi, tek çocuğu, huyu belli, suyu belli.

Aha bak...

...24 ayar altın.

Aa, yere düştü, biraz o Zeynep çamuruna bulaştı ama...

Nergis...

...bir damla su...

...temizler onu.

Ay, ilahi Asiye, nereden geliyor böyle laflar aklına?

Ee, var biraz bizde de akıl.

Ya ne güzel söyledin be Asiye. Çok yaşa iyi mi!

Olur mu ha Nergis?

Vallahi ben Levent'i severim, efendi çocuktur.

Dediğiniz gibi bu Zeynep olayı da talihsizlik oldu ama...

Kötü fikir değil bence de.

Ama tabii bir Damla'yla konuşmam gerekiyor.

O ne düşünür, ne der onu bilemem.

Benim kız düşündü mü sana gelin gelirken ha Nergis?

Ben annesi olarak kabul ettim.

Siz talip oldunuz, ben de razı oldum.

Verdim kızı, çok da iyiler.

İkisi de birbirini seviyor, ne olacak.

Şimdi sana diyorum ki...

...razıysan...

...biz de talibiz. Ne dersin?

Her şeyi oldubittiye getir zaten, değil mi anne?

Biri birini seviyor mu sevmiyor mu hiç önemi yok senin için, değil mi?

Senin o yollu ablan gitti o eşkıyayı sevdi de ne oldu? Baban ne hâlde!

Sus sen!

Leylacığım, belki bu yaşlarda...

...bunlar emrivaki gibi gelebilir size ama...

...emin olun ki anneniz, babanız kadar sizi daha iyi tanıyan yoktur.

O yüzden sizinle ilgili kararları biz veririz, hiç merak etme.

Nergis, sen çoluk çocukla ne konuşuyorsun? Sen bana söyle şimdi kadın kadına.

Ha, ne dersin bu işe?

Bak, biz...

...senin kıza talibiz.

Senin rızan var mı? Olsun bu iş, bak güzel olacak.

Bence olur, niye olmasın.

Olur Asiye. Benim için uygundur.

Ama bir de Dursun'la konuşmam gerekiyor.

Eğer o da uygun görürse oldu bu iş.

Oldu bu iş. Güzel olacak.

Olacak.

Vallahi bizimki nasıl gerim gerim geriliyor.

Evlilik çok güzel bir şey Damlacığım.

Bak Fikret abinle beni görüyorsun, kaç yıl oldu hâlâ aşkımız ilk günkü gibi.

Çok zor günler geçirdik.

Ben iki aile arasında kaldım ettim.

Ama birbirimize olan sevgimiz hiç eksilmedi.

Maşallah vallahi. Ama ben sizi hep duyarım örnek çift olarak.

Tabii burada en önemli faktör Fikret. Erkek yani.

Doğru kişiyi bulmak herkese nasip olmuyor.

Sadık olacak, güçlü olacak...

...iyi bir aileden gelecek. Yani...

...şimdi laf aramızda bir denklik de olacak yani maddi manevi. Yanlış mıyım?

Yok, çok doğru söylüyorsun ama öyle bir erkek yok maalesef Ayşe ablacığım.

Sonuncusunu da sen almışsın herhâlde.

Yok, yok. Var, var, çevrende var.

Sen gönlünü ferah tut, şöyle bir etrafına bak...

...şöyle bir çevrene bak, göreceksin.

Senin aklında biri mi var benim tanımadığım?

Yani sen tabii düzgün bir kızsın.

Yakınındaki, çevrendeki ailelerin erkeklerine hiç o gözle bakmıyorsun.

Ama bahsettiğim kişi bu aralar epey yakınında.

Hakan mı? Hakan'dan bahsetmiyorsun inşallah, değil mi?

Yok be, Kazanova!

Ay, ondan koca mı olur hayatım? O anca gezsin tozsun daldan dala.

Tamam, söylesene, kim?

Abim Levent.

-Şaşırdın mı? -Şaşırdım.

Evet, şaşırdım.

Şimdi Levent'in bir şeyden haberi yok, ben sizi yakıştırdım ama...

...bu senin aklında bir dursun, sen bunu bir düşün.

Biz yine konuşuruz.

Bizimkilerin yanına gidelim.

Şimdi meraktan çatlamışlardır ne konuşuyoruz diye.

(Gerilim müziği)

(Damla) Hoş geldiniz.

Hoş geldiniz Asiye yenge, Zuhal yenge.

(Zuhal) Hoş bulduk Damla kızım.

Maşallah! Maşallah!

Zuhal, vallahi Damla aynı benim gençliğime benziyor.

Ben de o zaman bir yürürdüm böyle kaldırımlar titrerdi.

Nasılsın Nergis yenge, iyi misin?

Vallahi iyiyiz Ayşe, ne olsun işte.

Güzel gelinimle kızıma bir uğrayalım dedik.

Malum, oteli derleyeceğim, toplayacağım diye yüzünü göremiyoruz.

Hiç gelin kaynana gibi değilsiniz, anne kız gibisiniz.

Aynı seninle Nedime.

-Aşk olsun teyze. -Aşk olsun tabii.

Hadi bakalım ne olacaksa olsun.

Zuhal, beni böyle gezdiriyorsun oradan oraya.

Benim yoğun bakımda yatan bir kocam var.

(Ayşe) Leyla, canım.

-Hadi bakalım. -(Ayşe) İyi bak kendine.

Hadi yine iyisin Zuhal.

Kalçalı kadından pençeli aslan doğar.

Bu sana böyle iki üç tane erkek torun verir.

-Hadi inşallah! -(Ayşe) Teyze, çok fenasın, çok!

Anne...

...bu Ayşe bana bir şeylerden bahsediyor. O iş olmaz, haberin olsun.

Neyin olup neyin olmayacağını biz sana söyleriz.

Tamam mı? Akşam yemekte evde ol.

-Leylacığım, gidelim mi kızım? -Olur, gidelim anneciğim.

(Gerilim müziği)

Zeynep, benim güzel kızım, sen çok akıllı bir kızsın.

Ben bugüne kadar sana şunu şöyle yap, bunu böyle yap hiç demedim.

Elif bana bir şeyler söyledi.

Eğer rahatsız olmazsan...

...Halil İbrahim'le ilgili bir şeyler demek isterim kızım.

De tabii halacığım.

Sen kininle, öfkenle konuşmazsın benimle.

Konuşmam Allah için.

Sen bu çocuğu sevdin.

Elif'le Şota der ki...

...Halil İbrahim de Zeynep'i seviyor.

Seviyor anne. Zeynep her ne kadar kabul etmek istemese de...

...Halil İbrahim, Zeynep'i gerçekten seviyor.

Hah.

Sen bu çocuktan vazgeçme.

Bak görüyorsun, burada herkes birbirinin kuyusunu, mezarını kazıyor yavrum.

Yapma. Tut elinden, al götür buralardan.

Bir kere fırsat gelir hayatta.

Bir ömürde her gün sevemezsin.

Bir kere seversin.

Tutup elinden götüreyim ha?

Ne diyeceğim? Yürü gidiyoruz, sen de benimle geliyorsun mu diyeceğim?

O beni dinler mi zannediyorsunuz?

Onun kendine ait bir dünyası var.

Kimse yolundan döndüremez onu.

Sen de öyle yap, sen de yolundan dönme.

Onun yolu varsa, senin yolun da onu yola getirmek olsun.

Senin yoluna, beraber yürüyeceğiniz yola.

Vazgeçme kızım.

(Kapı kapandı)

-Tuncay? -Oğlum!

Ablacığım? Gel buraya, gel.

Canım benim.

Hoş gelmişsin. Oh!

Oy!

Tuncay, hoş geldin ablacığım. Çok özledik seni.

(Tuncay) Hoş buldum. Ben de sizi çok özledim.

Tuncay'ım, hoş geldin. İyi ki geldin de...

...abimle annemin haberi var mı geldiğinden?

Yok, ben ne söylesem annem gelme dedi.

Ama ben artık dayanamadım abla. Babamı görmek için geldim.

En azından ölmeden son bir kez.

Ablacığım, o nasıl laf öyle! Babam ölmeyecek.

İyi ki geldin.

Şimdi seninle hastaneye gideriz, kendi gözlerinle görür rahatlarsın, olur mu?

-Sonra da okula, tamam mı? -Tamam abla.

-Al bakalım çantanı. -Aslan oğlum.

(Zeynep) Özledim seni.

(Müzik)

Şimdi burada...

...Mehmet Ali abi anlaşmayı sırf benim yüzümden bozmuş gibi bir anlam çıkıyor.

Sırf senin yüzünden değil Hakan.

Soy ismin yüzünden.

Sen farklı bir adam olabilirsin.

Ama neticede Marten'sin.

Babam abimi kesinlikle sildi abi.

Senin baban ölmüş adamın borcunu bile silmez.

Abini mi silecek, bana mı anlatıyorsun?

Dayım silmediyse ben sildim Mehmet Ali abi.

Hadi bu kadar yılın, ailemin...

...kazanılan milyon dolarların hatırı yok...

...benim de mi hatırım yok?

Hepsi bir yana sen bir yana Fikret.

Bilirsin seni severim, her yerde de söylerim.

Ama...

...güvenim bir kere sarsıldı mı bu benim için...

...dönülmez nokta demektir.

Şimdi Mehmet Ali abi, hadi bize güvenmiyorsun da...

...ortada babam var, Dursun Leto var.

Yani şimdi hepimizi yok sayıp...

...gidip o Halil İbrahim Karasu'yla anlaştım mı diyorsun?

Levent, ben adama bir söz verdim.

O sözünü ettiğin insanlar var ya, baban Nesim, Dursun...

...gidin onlara bir sorun bakalım...

...Mehmet Ali verdiği sözden vazgeçer miymiş.

Doğrudur Mehmet Ali abi. Sana karşı gelecek hâlimiz yok.

Ama biz bu işi Halil İbrahim'e...

...kaptırmayız da yaptırmayız da haberin olsun.

Halil İbrahim ölürse diyecek bir şeyim yok.

Ama adama bir tuzak kuracaksanız o zaman sizin için de farklı düşünürüm.

Kumpasçı bunlar diye.

Herkes bilir Mehmet Ali abi.

Ben kumpas kurmam, kurdurtmam.

Ama yolumuza biri çıkarsa da ezer geçeriz.

Kim olduğunun önemi yok. O zaman da şahsi algılama.

Fikretciğim, sana verebileceğim tek tavsiye...

...git Halil İbrahim'le uzlaş.

Ona bir söz verdim.

O sözün hatırına eğer sizi ortak olarak almayı kabul ederse...

...ben de sizinle çalışırım. Aksi takdirde...

...sandığımdan ne çıkacağını bilmediğim işe girmem.

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim'le anlaşırsanız...

...birlikte bir yemek yeriz.

Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Fikret abi, sen izin ver, ben babamla konuşayım.

Babam bunu illaki bir yerden sıkıştırır.

Babanın adı yüzünden adam bize sırtını döndü Hakan.

Sen hâlâ babam mı diyorsun?

Neyse abi, neyse, kendisi bilir. O zaman yolda Mehmet Ali'yi de yiyeceğiz.

Yavuz, ne yiyorsun, çerez mi yiyorsun?

Mehmet Ali'yi, ailesini kimler kimler yiyemedi de sen mi yiyeceksin?

Haksız mıyım Fikret?

Daha önce de söyledim, sana hak vermekten hiç hoşlanmıyorum ama haklısın Levent.

Maalesef.

O zaman Halil İbrahim'le anlaşalım.

Tabii tabii, tamam, olur. Sen git bir anlaş, biz bekliyoruz burada.

Evet Hakancığım, sen git şimdi kendini güzelce, ivedilikle bir öldürt...

Belki senin sülalen aradan çıkarsa...

...Mehmet Ali de bize böyle kapıyı bir aralar. Haksız mıyım Fikret?

Şefim, hop! Bir bak, bizimle bir ilgilen ya!

Ne yiyelim, ne içelim? Ortam burada gerildi.

Bizimle ilgilenmiyorsun hiç, ayıp ama ya!

Ben izninizi isteyeyim, evden beklerler.

Nereye gidiyorsun ya?

Oğlum, bizi de kim bilir kimler kimler bekliyor, biz bir yere gidiyor muyuz?

Bizim burada ticaretimiz batmış, sen karım da karım!

Ne alakası var Levent? Şey yapacağım eve gidip, babamla bir konuşacağım.

Yani bir fikir alacağım, akıl alacağım, o yüzden.

-Babanla? -Evet.

-Ben öksüz müyüm? -Ne alakası var?

Yetim miyim ben? Ben gidip de niye babamla konuşmuyorum acaba?

Ha? Şunu kafana koy, bizim babamız burada.

Baba bu! Babamız Fikret!

-Haksız mıyım Fikret? -Bir sus ya!

Sus artık! "Haksız mıyım Fikret? Haksız mıyım Fikret?"

Şefim...

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Bana bir kahve yapar mısın? -Olur tabii.

Şey, Zeynepler hastanede mi kaldılar?

Zeynepler kim?

Siz denk gelmediniz o zaman. Tuncay geldi...

...Zeynep de babasını görsün diye onu hastaneye götürdü.

-Tuncay'ın ne işi var burada? -Merak etmiş çocuk.

İnsan babasını merak ediyor.

Ölse de ölüm döşeğinde olsa da.

Tamam, hadi bana bir kahve yap, şarj aletimi de getir.

(Gerilim müziği)

-Babam nerede, nereye götürdünüz onu? -Babam öldü mü?

Zeynep Hanım, sizin haberiniz yok mu?

Rızvan Bey'in tedavisine evde devam edilecek dedi anneniz.

Annem böyle bir şey istese haberim olurdu herhâlde. Yok öyle bir şey.

-Az önce Asiye Hanım'la kardeşiniz... -Asiye Hanım mı?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Asiye) Hadi hadi, yavaş, yavaş.

(Tamer) Anne, Fikret abime haber verseydik keşke, sabah gelip görecekti babamı.

(Asiye) Sen karışma işime. Ben kocamı nereye götürmek istersem götürürüm.

-Hadi yavaş koyun biraz, yavaş! -Birader, sen beni takip edeceksin.

Kapat kapıyı, hadi.

-Durun, ne yapıyorsunuz? -Hah, aldık başımıza belayı.

Ne yapıyorsunuz, delirdiniz mi siz ya?

Beyefendi, açar mısınız kapıyı lütfen?

Açar mısınız? Babam içerideki ya!

Sen neye bağırıyorsun ha?

Neye bağırıyorsun? Baban o hâllerdeyken sen böyle bağırmadın yollu.

-Ha, kes sesini! -Asiye anne, ayıp oluyor ha!

-Tuncay'ım, sen karışma. -(Zeynep) Sen delirdin mi ya?

Öldürecek misin babamı, nereye götürüyorsun?

Ayrıca sen kime haber verdin? Kimden izin aldın?

Kime ne soracağım ben! Benim kocam o içerideki.

-Kimden izin alacağım ben? -Değil.

Senin kocan falan değil! Sok artık bunu kafana!

Senin babamı bir yere götürme de getirme de hakkın yok!

Öyle mi? Bir imzayla senin mi iznin var yollu?

Bırak, ne yapacaksın, benim yolumu mu keseceksin? Ne yapacaksın?

Bak benim sabrımı zorlama, yeter artık!

Çek şu kanlı ellerini ailemizin üstünden!

Ne anlatıyorsun sen ya? Babamıza kurşun sıkan adamın karısına bak.

Kan falan diyor bir de. Tuncay, al götür ablanı buradan, tamam mı?

-Hadi! -Bakar mısınız?

Şu anda babamı kaçırıyorlar, eğer buradan bir yere gönderilirse...

...bunun hesabını veremezsiniz.

Bu ambulans buradan bir yere kıpırdamayacak!

Kapat kapıyı, benim kocam var içeride, kapat! Hadi!

Hiçbir yere gidemezsiniz, bekleyeceksiniz.

Allah'ım ya!

Sadece sebzeyle besleniyorum artık. (Telefon çalıyor)

Ya nasıl taş gibiyim, görmen lazım.

-Efendim Zeynep? -Abi, ben şu anda hastanedeyim...

...babamı kaçırıyorlar. -Babamı mı kaçırıyorlar?

Kim kaçırıyor?

-Kim olacak, Asiye Hanım! -Asiye mi?

-Aç şu megafonu çabuk! -Sen de aç da biz de duyalım ne oluyor.

Bu teyzem iyice kafayı yedi.

Fikret'im...

Asiye Hanım, ne oluyor orada?

Bir şey yok, senin bacın abartıyor, ben doktorlarla konuştum.

Hiçbir şey yok. Götüreceğiz, evde devam edecekler tedavisine.

Yoğun bakım hastasının tedavisi evde nasıl devam edecekmiş acaba?

Ben malzemeleri... Tamer'im her şeyi koydu.

Her şeyi ayarladı, başında hemşire var, her şey tamam.

Ben babana iyi bakacağım. Bak hemen sapasağlam olacak.

-Babam nerede babam? -Ambulansa bindirdik zaten.

Tamer, beni duyuyor musun?

Duyuyorum abi.

Madem o adamı ambulansa sokmak gibi bir akılsızlık yaptınız...

...o ambulans bizim eve gidecek. Nedime annenin olduğu eve.

Aldığın bütün malzemeler de bizim eve kurulacak, anladın mı beni?

Tamer, sana bir soru sordum, kemiklerini kırmayayım, anladın mı beni?

Anladım abi, iki kere söylemene hiç gerek yok.

Tamam, benim kocam neredeyse ben de oradayım.

Bana bak, ben biliyorum zaten adresi.

Sen aç o sirenleri, hadi gidiyoruz bakalım!

Aç sirenleri! Öyle kolay mı...

...kocamı götüreceklermiş!

(Siren çalıyor) Hadi yürü!

(Gerilim müziği)

Yürü Tuncay.

-Ellerine sağlık güzel kızım. -Afiyet olsun.

-Eksik olma kızım. -Afiyet olsun.

Sağ ol Leylacığım.

(Leyla) Afiyet olsun.

Ee, Leylacığım, kocan nerede?

Onlar Fikret abimle yemeğe gittiler, geç gelecekmiş.

Ha, iyi, güzel, hoş da...

Sen yine de Yavuz'la bir konuş hanım.

Yeni evli. Eğer illa dışarıda yiyecekse Leyla'yı da götürsün.

Önemli değil babacığım. Onların bir sürü işi gücü var şimdi.

Ee, ben müsaadenizi istesem olur mu?

Tabii, tabii kızım. Yorulmuşsundur, git dinlen biraz.

Tamam.

-Baba... -Efendim kızım?

Bu Asiye yengeler bir oyunlar oynuyorlar...

...annem de bunlara kanıyor, haberin olsun.

Ha, sen bu oyunlara kanmıyorsun...

...annen bu oyunlara kanıyor, öyle mi?

Sen konuyu biliyorsun yani?

Ben kocamdan hiçbir şey saklamam kızım.

Ama sana tavsiyem sen kocandan her bir şeyini sakla.

Çünkü yarın bir gün yediğin naneleri birileri duyarsa...

...bir kocan olma ihtimali de yok.

Bu zavallı Leyla'yı güdümüze aldınız. Otur otur, kalk kalk yaptınız.

Sizce ben öyle birisi miyim?

Senin nasıl biri olduğunla ilgilenmiyorum Damla.

Benim mevzum senin evlenmen.

Mümkünse abin bazı şeyleri öğrenip seni öldürmeden.

(Gerilim müziği)

Peki.

Tamam. Levent mi?

Levent'le mi evlenmemi istiyorsunuz? Olur, evlenirim.

Nereye gidiyorsun?

Otele anneciğim, işimin başına.

Bak Damla, evlenene kadar en ufak bir falsonu duymayacağım.

Anladın mı beni?

En ufak bir falsonu duymayacağım.

Tamam anneciğim.

Duymayacaksın.

(Gerilim müziği)

-Nergis? -Efendim?

Levent bu kızı nasıl zapt edecek?

Önce bir evlendirelim.

Sonrasını sonra düşünürüz.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Hüzünlü müzik)

(Nedime) Kadın, sen çıldırdın mı ha?

Kimden izin aldın da hasta adamı kaçırıp evine götürüyorsun?

Rızvan'ım beni 17 yaşında kaçırdı.

Ne olacak, izin mi aldı birinden? Ben senden niye izin alacağım Nedime?

Teyze, olacak iş var, olmayacak iş var.

Burada babamın sağlığı söz konusu.

Hayati tehlikesi var, onun için diyor Nedime annem.

Neyse. Her işte bir hayır vardır.

Nasıl bir hayır bu, nasıl bir hayır acaba?

Tamer, sen anneni al, siz eve gidin.

Babamı görmek istediğinizde haber verirsiniz, gelirsiniz.

Anneciğim, gel gidelim biz bak.

Beni hiçbir kuvvet buradan bir yere götüremez!

Bu kadar!

Ben kocamı rahat etsin diye çıkardım hastaneden!

Kocamı bırakayım da bunun anası zehirlesin diye mi?

Hiçbir yere gitmiyorum! Bu kadar!

Sen kal, kal bu evde de annem asıl seni zehirlisin.

Hadi bakalım, hadi.

Ben ne zehirler, ne yılanlar gördüm. Bana hiçbir şey olmaz da...

...ben Rızvan'ımı bu hâlde hiç kimseye bırakmam.

Hiç kimseye de güvenmem. Bu kadar.

Asiye, bu hayattaki en büyük konuşmam, bu kadınla aynı çatı altında kalmam.

Ölsem kalmam.

Öl Nedime, ne yapayım?

Senin oğlun getirdi benim kocamı buraya.

Tabii istemiyorsan ben alır götürürüm.

Ya siz her yerde beni rezil etmeye yemin mi ettiniz?

Ne bakıyorsunuz? Bir tek bana söylemiyor, hepinize diyor.

Bana bakın!

Hepinizi babamın yüzüne hasret bırakırım! Benim tepemi attırmayın!

(Ayşe) Hayatım, aslında babamın burada olması iyi oldu.

Yani hem ona moral olur, hem yanında doktor da hemşire de var.

Bir problem yok yani.

Sadece teyzem burada kalma konusunda biraz ısrarcı.

Israrcı, evet, ısrarcıyım.

Öyle bir sıkıntımız var.

Fikret, ben bu kadını evimde istemiyorum.

Ben de aynı şeyi söyledim. Ne olacak? Ben evime gitmek istiyorum kocamla.

Eğer isterse Nedime gelir, başımın üstünde yeri var.

Ben onunla aynı çatıda yaşarım.

Geçimsiz olan o, ben değilim.

Abi, olacak iş var, olmayacak iş var.

(Asiye) Olur. Hak var, hakkaniyet var.

Fikret ne derse o olacak.

Ya bu gece benim kocamın son gecesiyse?

Ben niye bırakayım kocamı?

Herhangi bir rezillikte hepinizi kapının önüne koyarım.

Kardeşlerimin, babamın çocuklarının annesidir.

Babamın yanında olmaya hakkı var.

Fikret!

Ben bu kadınla aynı çatı altında kalmam.

Av kulübesinde kal o zaman anne...

...tek derdin çatıysa.

Beni uğraştırmayın.

-Fikret, nereye? -Babamı görmeye!

Çay var mı?

Yok.

(Gerilim müziği)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Kolay gelsin.

(Hüzünlü müzik)

Senin ne işin var burada?

Abi, ben babamı görmek istedim.

Ben neler istiyorum bir bilsen Tuncay'ım.

Ama ben sana ne dedim?

Hafta sonu bile o yatılı okulun bahçesinden dışarı adım atmayacaksın.

Sen bir de kalkıp buraya mı geldin abiciğim?

Hayırdır, ne oluyor Fikret?

Asiye'nin Rızvan'ı görmeye hakkı var da oğlunun yok mu?

Hani sen herkese hak dağıtıyorsun ya.

Anne, uzatmayalım, lütfen.

Sen de yarın hemen okuluna dönüyorsun.

Tamam mı abiciğim?

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Hüzünlü müzik)

Gel buraya, gel.

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Hayatımın en büyük hatası ne diye saymaya çalışıyorum.

-İnanır mısın durduramıyorum kendimi. -Ben seni durdurayım mı?

Bu eve geri dönmek.

Sana kalsa koşa koşa gidip kendimi...

...Halil İbrahim'in kollarına atayım, değil mi?

İyi bir şey yapmış olursun Zeyno.

(Müzik)

O Mehmet Ali bırak seninle iş yapmayı, buluşmaya da gelmezdi.

O derin bir adamdır.

Belli ki seni doğru yerlere sormuş.

Kime sorarsa sorsun dayı.

Halil İbrahim'le ilgili referans alacağı bir yer yok.

Ama savcı bey birkaç gündür bu işin üstüne çok düştü.

Belki onunla hukuku vardır.

En son bana bir armatür, bir de limanı olmadan bu işler yürütülemez deyip gitti.

Ben bu savcıyı anlamadım. Bizi biliyor mu, bilmiyor mu?

Birlikte hareket ettiğimizden emin. Ama savcı bey hukuk adamı.

Yani ona bel bağlayarak hareket edemeyiz.

Bu Mehmet Ali'ye güveniyorsun da yeğenim...

...biz çıktıktan sonra Fikret'le görüşmüş.

Güveniyorum dayı, o adam bizi satmaz.

Martenler olduğu sürece de Fikretlerle iş yapmaz.

O zaman Fikretler adama karşı hamle yapacak.

Nereye yapıyorlar! O iş onların boyunu çok aşar.

Yine kendini oturtun hedefe ha?

Önemli değil kardeşim. Fikret illaki bir hamle yapacak.

Bırakalım yapsınlar. İtibarını kurtarma peşinde.

Zeynep ne olacak peki?

Yani kızın babasını vurdun...

...bir de abisini vurup gelecek planlamıyorsun herhâlde.

Kardeşim, benim planlarım şahsım ve şahıslar üzerine değil.

Bunu söylemek için biraz gecikmedin mi kardeşim?

Kızı kendine âşık ettin, evlendiniz. Belli ki sen de onu seviyorsun.

Her ne kadar bizden ve çevrenden saklamaya çalışsan da.

Olan oldu Oğuz.

Birbirimizi sevmemiz ne durumumuzu değiştirir, ne de geleceğimizi.

Ben Zeynep'e mutluluk vadetmedim.

Benim kim olduğumu biliyor.

Sadece kimliğimi bilmiyordu. Bundan sonrası onun tercihi.

Sen bir şans versen belki daha doğru bir tercihte bulunurdu kız.

Neyse, ben kaçtım.

Yarın karakola imza vermeye geleceksiniz, unutmayın.

Ben uğurlayayım, buyur.

Bütün hayatımın içine ettin Hakan.

Ama sen hâlâ aynı yerdesin Damlacığım.

O görüntülerin benimle bir alakası yok diyorum sana.

Abimin işleri onlar.

Abinin işleri mi?

Sen hayatında abine sormadan birine selam bile verebildin mi?

Sen git bu masalları Zeynep'e anlat.

Zeynep ne alaka şimdi?

Bilmem. Zeynep ne alaka?

Ben duyarım Hakan, ben her şeyi duyarım.

Ne yapmaya çalıştığının da farkındayım.

Bana niye mesafe koyduğunun da farkındayım.

Siz böyle hep herkesin üzerine plan kuruyorsunuz ya...

...ya ben hepinizin üzerine plan kurarsam?

(Gerilim müziği)

Bak, böyle içiyorsun içiyorsun...

...sonra diyorsun ki bütün bunlar benim başıma niye geliyor?

Dokunuyor sana işte.

Sonra böyle yüksekten uçuyorsun.

Kaç, kaç bakalım.

Kaç.

(Gerilim müziği)

Damla.

Sen hâlâ ne yapıyorsun bu saatte burada?

Canım çok sıkkın Fikret Bey.

Siz içecek bir şeyler ister misiniz?

İsterim.

Ama odama gönder lütfen.

Sen de sıkma canını.

(Kapı vuruldu)

Şey, oda servisine söylemek istemedim, ben getirmek istedim, buyurun.

Sağ ol, zahmet etmişsin.

Önemli değil.

Kötü olmayacaksan gel istersen.

Yani sizin da canınızı sıkmak istemedim ama.

Sıkılmadık pek bir canım kalmadı, merak etme Damla.

(Gerilim müziği)

(Damla) Teşekkür ederim.

Hani bana sormuştunuz ya...

...kızım sen kendini kurtarmışsın, kaçmışsın...

...ne işin var burada, niye döndün diye.

Hâlâ aynı fikirdeyim.

Ben size sebebini anlatmak istiyorum.

(Damla) Ama aramızda kalsın lütfen.

Kime söyleyeceğim senin söylediğin bir şeyi Damla?

Doğru.

Senin dayının oğlu var ya Yılmaz Marten.

Maalesef var.

Var da...

...seninle ilgisi ne?

İşte o benim çok abarttığım bir doğum gününde...

...gizli çekimimi yaptırmış.

Ve o kaydı anneme vermiş.

Ne ahlaksız bir adam bu ya! Her taşın, her pisliğin altından çıkıyor.

Tamam, neyse, boş ver. Sormuştun, söyledim.

Anlaşıldı.

Yani zorla tutuluyorum burada.

Zaten buraya girişimiz var, çıkışımız yok.

Peki, ben sana bir şey soracağım.

Senin gibi bir adamım burada ne işi var?

Niye burada kendini mahkûm tutuyorsun?

Hem çok güçlüsün.

(Damla) Başarılısın.

Aşırı yakışıklısın.

(Damla gülüyor)

Ne işin var bu insanların arasında sadece merak ediyorum.

Senin de mi kaydın var yoksa?

Şimdilik yok.

Öyle yani.

Boş ver.

Ben öyle yapıyorum.

Her sabah uyanıyorum ve boş veriyorum.

Boş vermeye o zaman.

Boş vermeye.

Of, çok sıcak oldu. Müsaadenle.

Müsaade senin.

(Müzik)

Madem müsaade benim...

Ne yapıyorsun Damla?

Müsaade senin dedin.

Demedin mi?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı vuruldu)

(Kapı vuruldu)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Bip)!

(Kapı vuruldu)

Geldim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı vuruldu)

Kim o?

(Şota) Benim Fikret Bey, Şota.

Ne oldu Şota?

Karakola imzaya gideceğiz.

Aşağı inmeyince haber vereyim dedim Fikret Bey.

Uyuyakalmışım. Geliyorum on dakikaya.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Günaydın.

-Fikret Bey. -Günaydın.

Kahvaltı?

Almayayım, teşekkürler. Çıkmam lazım. Geciktim.

Peki, akşam görüşürüz.

(Müzik)

Oğuz Üsteğmen buralarda mı? Gelmişken bir de onu göreyim, selam vereyim.

Evet, o da seni soruyordu. Geldiğinde bir bana uğrasın demişti.

Sen arkadaşlardan imzayı al, ben birazdan geleceğim.

Tabii komutanım.

(Kapı vuruldu) Gel.

Komutanım, Halil İbrahim.

Gel Halil İbrahim, gel.

Deli Yörük, dün söylediklerini düşündüm.

-Hangisini? -Zeynep'le ilgili olanları.

Ee?

Gelirken haber yolladım birlikte yemek yiyelim diye.

Güzel, güzel de sen beni dinlemezdin, hayırdır?

Oğlum, ben seni işle ilgili konularda dinlemiyorum.

-Kendimle ilgili konularda dinlerim. -Sağ ol be kardeş.

Sen de ne zaman dertleşmek istersen buradayım, biliyorsun.

Vallahi bilmiyorum çünkü benimle işten başka bir şey konuşmuyorsun.

Oğlum, ne zaman zaman istedin de ayırmadım sana?

Tamam kardeş, tamam. Kalk git sen hadi. Kızla da böyle polemiklere girme.

Ne hissediyorsan oradan devam. Sen duygularını ifade etmeyi bilmezsin.

İyi ki varsın.

Bak, duygularımı nasıl ifade ettim, görüyor musun?

Hadi oğlum, hadi ya, benimle eğleniyor burada, hadi.

Komutanım, Oğuz Üsteğmen hep böyle midir?

İletişim kurmaya çalışıyorum, bildiğin mesafe koyuyor.

Olması gereken de bu değil mi zaten Halil İbrahim?

Nihayetinde sen buraya buranın saygın eşrafı olarak...

...çay içmeye gelmedin, değil mi? Zanlı olarak imza atmaya geldin.

Orası öyle tabii de yani insan bir tebessüm eder.

Müdavimiyiz yani sonuçta buranın, değil mi?

Bakın, sizin gibi işte. İyi ki siz varsınız başçavuşum.

Halil İbrahim, başını belaya sokma. Bizi de kendini de yorma.

-Kolay gelsin. -Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Bu ara çok karşıma çıkıyorsun Halil İbrahim.

(Gerilim müziği)

Yolunu değiştir Fikret.

Bak, çok yanlış işlere heves ediyorsun.

Tamam, senin kurtuluşun yok da...

...yanındakileri beraberinde götürme.

Kız kardeşinin yanına gidiyorum Fikret.

Abin seni tehdit etti diye söylerim ona.

Uzak dur lan kardeşimden!

Ya!

(Gerilim müziği)

(Bağırıyorlar)

(Üst üste konuşmalar)

-Lan! -Beyler! Beyler! Hey!

Ne oluyor burada? Kendinize gelin!

(Oğuz) Karakoldasınız beyler!

Uzun zamandır görüşmüyorduk.

Bir selamlaşalım dedik komutanım.

Görüşeceğiz.

Daha çok görüşeceğiz de...

...komutanı bekletmeyelim.

İmza işimiz var.

Her zaman bekleriz.

-Görüşeceğiz. -Görüşelim.

(Levent) Medeniyet biraz, medeniyet!

Hadi beyler, imzaya!

Bu ne ya her seferinde kavga dövüş!

Biz hiçbir zaman insan gibi konuşamayacak mıyız ya?

Lan ne konuşacaksın o psikopatla?

Abi, bir dakika, bir saniye.

Kusura bakma ama bu iş böyle devam etmez.

-Yavuz... -Efendim?

Sana arabada sakın yapma dediğim şey var ya.

Evet?

Söyle adamlarına yapsınlar.

Oh be, işte bu be, tamam.

Bir dakika, bir dakika, bir dakika.

Zeynep'le buluşacağım, dedi. Kızın yanında bir yanlış olmasın.

Haksız mıyım Fikret?

Haklısın Levent, yine haklısın.

Tamam, tamam. Ben onu ona göre organize ederim.

Öyle bir şey yaşanmaz. İmzaları atalım biz.

-Sende. -Hadi.

İsminizin karşısına imzanızı atın.

Sen öne geç.

(Gerilim müziği)

-Yavuz. -Efendim?

Telefonla değil.

-Başka bir şey var mı komutanım? -Yok.

Kolay gelsin.

Allah Allah!

(Bip) yemiş bunlar ya!

(Gerilim müziği)

Mümkünse geri dönme Zeyno.

Ne demek geri dönme Elif? Yemeğe gidiyorum sadece.

En son yemeğe gittiğinde evlendin ya Zeyno.

Ben de diyorum ki mümkünse bu işin devamını mı getirsen?

Elif, sen kimin süt kardeşisin ben anlamadım ya.

Halil İbrahim'in mi, benim mi?

Babam içeride yatıyor ya.

İşte o yatıyorken diyorum.

Çünkü baban ayaklanırsa bu bir sorun.

Ayaklanmazsa bu daha büyük bir sorun ya.

Niye çağırdı acaba beni, ne diyecek?

Hiçbir şey de dememiş Sema'ya.

Niye bir şey desin ki seni böyle meraklandırmak, heyecanlandırmak varken?

İşte cici eniştem, biliyor işini.

En azından cici enişte deme bari.

Şu anda gözüme hiç cici gelmiyor çünkü.

Tamam, tamam. Sen zaten yeterince cici oldun.

Bu kıyafetler, bu dekolte, bu saçlar falan.

Zeyno, Asiye görmeden çık da evden.

Sonra yolla ilgili konuşmaya başlamasın yine.

Kendisinin geçmediği yol kalmamış, sonra biz yollu oluyoruz.

-Neyse. -Hadi bakalım.

(Müzik)

-Ayşe! -Efendim?

Sen parfüm mü sıktın yoksa biri yola mı gidiyor?

Ne parfümü teyze?

Zeynep diyorum, nereye gidiyor?

Ben topuktan çok iyi anlarım.

Böyle yüksek topuklu, böyle şıkırtılı bir şey, değil mi?

Böyle uçları var ya, onların böyle uçları sivri olan.

Acaba bugün kiminle buluşacak ha?

Teyze bak, Fikret çok ciddi ha. Hepimizi kapının önüne koyar.

Allah aşkına olay çıkarma.

Ben ne olay çıkaracağım.

Zaten o bacısının her adımı olay. Onun başında dursun evvela.

O anası var ya, o anası, o Hakan'ı niye getirdi buraya?

O kızına yamasın diye o çocuğu. Niyeti o.

Allah aşkına bir sus ya.

Bak, ben sana bir tavsiye vereceğim.

(Asiye) Ayşe...

...korkaklar da ölür.

Onun için hiç kimseden korkma kızım.

Çok kötü çay yapıyor bunlar, hiçbir şey bilmiyor.

Sakine, yeter ama.

Yani evde yeteri kadar gerilim var.

Bir de bu senin suratın bana fazla geliyor.

Yapma ne olur, rica edeceğim ya.

Ya şu koskoca evde huzur bulacak bir yer bulamıyorum ben.

Ben istersen biraz eve gideyim Nedime. Elif yardım eder sana.

Hem Asiye'yi görüp, hem çayını, lokmasını hazırlayamayacağım.

Hazırlama dedim ben sana zaten Sakine. Ayşe onun her işini yapıyor.

Bu sefer ıskalamam da. Üstelik kimseyi ıskalamam.

Tamam Sakine, tamam.

Hadi sen git, evinde biraz kafanı dinle.

Allah Allah! Ev ev değil, gerilim hattı.

Elif, Zeynep kapıya çıkacağım demiş. Nereye gidiyor bu?

Bilmiyorum ki Leyla'yla telefonda konuşuyordu en son.

Leyla gelsin buraya, bu niye gidiyor ki?

Anası burada, babası burada.

Belki beraber giderler, bilmiyorum ki.

O Asiye yılanı nerede, Rızvan'ın yanında mı?

Yok. Salona kurulmuş, bir elinde kahvesi, diğer elinde çayı.

Koltuğu da minder yapmış, Kleopatra gibi uzanıyordu.

Tövbeler olsun ya! Evi sattıracak bana en sonunda yılan.

Evi sattıracak.

Kızım, annen yarım bıraktı, şunları sen tamamla da...

...öğlene hazır olsun. -Tamam.

Leyla'm.

Ne yapıyorsun?

İyiyim. Küçük bir işim var, onu halledeceğim şimdi. Sen ne yapıyorsun?

Hım.

Şey, ben de Edanur'la konuştum da Yavuz izin verirse gelirim demiştim.

Eğer Halil İbrahim oradaysa...

Yok yok, Halil İbrahim evde yokmuş.

Zeynep'le yemeğe gideceklermiş Davut'un yerine.

Davut'un yerine mi?

Evet. Yani Edanur öyle dedi.

Ha doğru, doğru. Zaten bacınla yemek yiyeceğini söylediği için kavga çıktı.

Aa! Ne kavgası?

Böyle ufak bir dalaşma oldu da karakolda, önemli bir şey değil ama.

Neyse. Eğer Halil İbrahim orada değilse gidebilirsin.

Ama kimse duymasın, olur mu? Çünkü ortalık gergin zaten.

Biri kalkar sana bir şey söyler, ondan sonra ben ona (Bip)!

Tamam, sen rahat ol. Ben seni üzecek bir şey yapmam.

Tamam o zaman, ben çıkıyorum.

Çocuklar bıraksın seni istersen.

Yok, ben kendim geze geze giderim.

-Tamam canım, görüşürüz o zaman. -Tamam, görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gel, gel Enver, gel.

-Beni emretmişsin Yavuz abi. -Aynen.

Sana içeride bahsettiğim bir mesele vardı.

Çıktığımda haber vereceğim, demiştim. Hatırlıyorsun, değil mi?

-Evet abi, Halil İbrahim meselesi. -Aynen.

-Şimdi o, Davut'un yerinde. -Abi, Davut'un yerinde olmaz.

-Hop! Kesme lafımı Enver. -Pardon abi.

Zeynep Leto'yla beraber yemek yiyorlar.

Halil İbrahim oradan ayrılacak. Muhtemelen evine gider.

Eğer Zeynep yanında değilse işini bitireceksin.

-Tamam abi, bitiririm. -Bitirirsin, öyle mi?

-Nasıl yapacaksın? -Abi, ben biraz araştırdım.

Bu Halil İbrahim gariban düşkünü bir adammış.

Ya yolun kenarında arabası bozulmuş bir adam olurum...

...ya elimde boş bir benzin bidonuyla beklerim.

Tamam Enver, iş sende.

İyi fikir. O enayi durur kesin, yer yani.

İyi. Tamam Enver, hadi.

Hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Evdekiler nasıl? -Herkes iyi.

Aynı soruyu senin için soramayacağım.

Sormaman iyi olur.

Çünkü alacağın cevap senin için sarsıcı olurdu.

Vurduğun babam evde, Asiye de bizde.

Neyse, ben bunlardan bahsetmeyecektim.

Dün burada karşılaşmamız biraz tatsız oldu.

Gereksiz yere gerildin.

Senin bütün ailen gereksiz olduğu için yerli yersiz geriliyorum ben de.

Halil İbrahim, ne olursa olsun onlar benim ailem.

Zeynep, biz senin ailene beraber savaş açtık.

Arabalarının altına beraber bomba koyduk.

Şimdi kalkıp burada ailem ailem diyorsun, beni delirtiyorsun.

Arabaların içinde kimse olmayacağına dair anlaşma yaptık.

Kimseye zarar gelmeyecek diye söz verdin bana.

Ben de sözümde durdum zaten. Ta ki kardeşim ölene kadar.

Neyse, ben de bu konuyu açmayacaktım zaten.

Halil İbrahim...

...ne istiyorsun?

Yani neden çağırdın beni buraya?

Seni istiyorum.

Anlamadım?

Seni istiyorum Zeynep.

Ait olduğun yere...

...evimize geri dönmeni istiyorum.

Bunları sana kızgınlıkla, kırgınlıkla veya öfkeyle söylemiyorum.

Kalbimde sana karşı bunlardan herhangi biri yok.

Ne var kalbinde bana karşı?

Görmüyor musun Zeynep?

Görüyorum.

Ama duymak istiyorum.

Sevgi var.

Bu sevgi sen benimle gelsen de var...

...gelmesen de var.

Sadece senden tek bir isteğim var.

Eğer benimle birlikte geleceksen tek bir ailen olacak.

Arada kalmak yok.

Ya benimlesin ya değilsin.

Arkadaşlarınla savaşa giderken yaptığın anlaşmalar gibi...

...bir şey mi bu?

Ya benimlesin ya değilsin.

Bu nasıl saf bir sevgi olabilir ki?

Biz mutlu olalım diye insanları üzmemi bekliyorsun benden.

Aileme sırtımı döndüğümde ben nasıl mutlu olacağım peki?

Sen kararını vermişsin zaten.

Ben boşu boşuna konuşuyorum.

(Duygusal müzik)

Halil İbrahim...

Kendine iyi bak Zeynep.

(Duygusal müzik)

Ulan Osman, yanımızda iki tane ormancı kardeş var...

...adamların beş dakikada yapacağı işi bize iki saatte yaptırdı ha.

İki tane odun için amma söylendin Turan be.

İşte, buyur.

(Müzik)

Bakma oğlum, bakma, kız evlenip barklandı.

Boş boş konuşma Turan. Bu iyi ki evlenmiş zaten.

Ben öyle zengin kızıyla yapamam.

Şuna bak, Cemal'e anahtarı nasıl veriyor, sanki jokermiş gibi.

-Joker değil o, vale. -Aynısı Turan.

-(Edanur) Leyloş'um. -Canım.

-Hoş geldin. -Hoş buldum.

-Ne iyi ettin de geldin. -Kusura bakma...

...bir yandan kaynanam bir yandan annem. Allah'tan Yavuz içeriden çıktı da...

...izin alıp gelebildim. -Yavuz da izin veriyor ha!

Evet, izin verdi vallahi.

-Sen alıştın mı biraz bu adama? -Alıştım demeyelim de...

...senden öğrendiklerimi uyguluyorum diyelim.

Leyloş'um, sen hiç bulaşma o işlere, beceremezsin.

Bu arada bence Nergis, senin annenden çok daha beter.

Kimse annemden daha beter olamaz da...

...o beni çok iyi yetiştirdi, sen merak etme.

Ben kötülükle nasıl baş edilir öğrendim.

Ee, anlat. Ablamla Halil İbrahim barışacaklar mı?

-Nereden çıktı bu yemek işi? -Biz Halil İbrahim'e...

...yüklen yüklen, en sonunda gitti. İnşallah eli boş dönmez.

-İnşallah. -Hadi gel Leyloş'um...

...soğuk burası, içeri geçelim. -Evet, geçelim hadi.

(Gerilim müziği)

(Enver) Abi, dur abi.

Abi, seni Allah gönderdi. Sabahtan beri bir tane araba durmadı abi.

-Hayırdır kardeş, yolda mı kaldın? -Öyle oldu abi.

Sana zahmet beni benzinliğe kadar atar mısın?

Yakınında bir yerde bıraksan da olur.

-İyi, atla hadi. -Allah senden razı olsun abi.

(Gerilim müziği)

(Silah sesi) (Fren sesi)

(Gerilim müziği)

-Kim yolladı lan seni? -Bittin sen Halil İbrahim!

(Boğuşma sesleri)

Cevap ver, kimin adamısın sen?

(Halil) Kim yolladı lan?

-Cevap ver, kim yolladı? -İbrahim?

Öldürürüm oğlum seni, cevap versene!

Her şeyi bırakıp peşinden geleyim diyorum, gördüğüm şeye bak.

-(Zeynep) Halil İbrahim! -(Halil) Cevap ver!

-Dur, dur, yapma, öldüreceksin adamı! -Konuş!

-Kim yolladı seni? Söyle! -Halil İbrahim, öldüreceksin, dur artık!

Öldürürüm oğlum seni, cevap versene!

(Enver inliyor)

Letolar, Leto...

Ailen, öyle mi?

(Enver inliyor)

Halil İbrahim...

(Gerilim müziği)

Hangi Leto?

Cevap ver, burada öldürürüm seni.

(Müzik)

Hoş geldiniz Fikret Bey. Ben de işimi bitirdim, şimdi çıkıyordum.

-Adın neydi ablacığım senin? -Sevgi.

Sevgi...

...bundan sonra odamı sen temizliyorsun.

Ama bana dair, odama dair kimseye bir şey söylemiyorsun.

Eşim, dostum, Damla Hanım buna dâhil.

Ben de sana böyle ara ara destek çıkıyorum. Anlaştık mı?

Merak etmeyin Fikret Bey, gerek yok buna.

Olmaz öyle şey, al sen bunu. Hadi eline sağlık.

Teşekkür ederim.

(Müzik)

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

-Dikkat et. -Öpüyorum.

(Kuşlar ötüyor)

Halil İbrahim'in arabası.

-Kurşun izi var Sıtkı, koş, koş. -Ne oldu?

-(Cemal) Arabaya ne oldu Halil İbrahim? -(Sıtkı) Abi, bir şey mi oldu yolda?

-Sıktılar yine. -Ne sıkması? Kim? Zeynep nerede?

Ben ne bileyim Edanur!

Beni vurdurmaya çalışan abisinin yanına gitmiştir.

(Gerilim müziği)

Halil, niye bu kadar çabuk geldin? Ne oldu?

-Zeynep nerede Halil İbrahim? -Fikret mi sıktı, kim sıktı...

...şunu doğru düzgün anlatır mısın? -Ne demek sıktı?

Arabaya kurşun sıkmışlar, camı patlamış.

-Kim ya? -Tamam, sakin olun.

Kimseye bir şey olmadı.

Tamam yeğenim, herkes iyi, kimseye bir şey olmamış da...

...bu işi tam olarak anlat.

Letolar tutmuş bir tetikçi, sıktırdılar dayı.

Yolda benzini bitmiş numarası yaptı.

Benim de Zeynep'e öfkeme denk geldi, durdum.

Yoksa durmazdın yani?

Neyse Muzaffer baba.

Bu Fikret Leto fazla ileri gitti.

Otel odasında kalıyormuş.

Hangi odadadır, nedir ne değildir öğrenebileceğimiz biri var mı?

Ben Dursun Leto'nun otelinde kalıyor diye duydum ama...

...orada bizim tanıdığımız kimse yok. -Olmaz olur mu, var baba.

Sevgi, benim lise arkadaşım. Taziyeye gelmişti.

-Orada 'house keeping'de çalışıyor. -Bir arasana Edanur.

Belki bu gece Fikret'i ziyarete giderim.

Ama Zeynep?

Abisi sonuçta.

Ben bir tercih yap dedim, o da ailesini seçti.

Bana ne onun katil babasından, abisinden?

Neyse kızım, sen ara istiyorsan ya da ben arayayım.

Tamam, arayayım baba.

(Müzik)

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

-Kim o? -(Ayşe) Karın.

Kim olacak Fikret? Benden başka kim çalacak senin kapını?

Sabah Şota da çaldı da.

Niye telefon açmamış da kapını çalmış ki?

Hayırdır Ayşe?

-Evde ters bir durum yoktur inşallah. -Yok.

Seninle konuşmak istediğim bir şey var. Otursana.

Mevzu ne?

Bak Fikret, bir şeyler söyleyeceğim ama öyle kafadan reddetmeyeceksin.

Yükselmeyeceksin. Sonuna kadar dinleyeceksin.

Konu Damla.

-Ayşe, önce ben bir konuşayım. -Fikret, bir şey rica ettim.

Tamam.

Ne dersen kabulüm.

Şimdi bu Damla güzel kız.

Akıllı kız.

Ama...

Ee?

Bazı şeylerini de görmezden gelecek olursak...

...ben Levent'le çok yakıştırdım.

Herkes de benimle aynı fikirde.

Levent ne alaka?

Tamam, sen şimdi Levent'ten koca falan olmaz, diyeceksin ama...

-Hangi açıdan? -Leyla'yı verdik.

Damla'yı da alırsak bütün aileyi sana bağlarız.

Nergis yenge fena.

Biz sadece Leyla'yla yönetemeyiz orayı.

Bu konuyu başka kimler biliyor? Damla biliyor mu mesela?

Dün burada çıtlattım. Atladı mı? Atlamadı.

Ama yok da demedi.

Vay arkadaş! Siz kadınlar bir plan yapıyorsunuz...

...biz bunu öğrenene kadar kıyamet kopuyor.

Ne diyorsun yani Fikret, olur mu olmaz mı?

Beni bulaştırma.

Bana kalsa sen de girme bu işlere derim de...

...girmişsin madem...

...beni bulaştırma en azından.

(Gerilim müziği)

406'da kalıyormuş.

Özel kat olduğu için kartla çıkılıyormuş oraya.

Sen sormadan ben söyleyeyim, Sevgi'de kart var.

Güvenlik?

Özel kat olduğu için pek kimse olmuyormuş orada.

Bir Şota gidiyormuş arada ama Fikret gece evine yolluyormuş.

Sağ ol Edanur. Otoparkta versin kartı Turan'a.

-Bu işe bulaşmamış olur kendisi. -Tamam.

Fikret Leto...

...düne kadar sana demiş ki…

...ben kimseye tuzak kurmam, pusu atmam.

Bugün en adisini yaptı.

Gariban kılığında bir tetikçi gönderdi.

Sen bu işi Fikret Leto'nun yaptırdığından emin misin?

Tuzak kurmazdı, pusu atmazdı dayı.

Ta ki babasını vurana kadar.

Her gördüğü yerde tehdit savuruyor dayı. Fikret aynı Fikret değil.

-Aynen. -Halil İbrahim...

...karınla geri dönülmez bir yola giriyorsun.

Ben o yola babasını vurarak girdim zaten.

Damla beni beğeniyormuş, öyle mi?

-Kim diyor bunu? -Kim diyecek! Leyla.

Leyla mı?

Şimdi Leyla'yı arayayım diyeceğim...

...o Temel mevzusundan bu yana benimle konuşmuyor.

Ne diyor ya şimdi Damla tam olarak?

Ne diyecek Levent? Boyundan posundan konuşacak hâlleri yok.

Eğlenceli adam demiş...

...etrafımdaki hepsi suratsız kazmalar demiş. Öyle.

Haklı, abisi ortada.

Zaten bugün sırf o Yavuz yüzünden, onun gerginlikleri yüzünden...

...dayak yiyeceğimizi bile bile karakolda Halil İbrahimlerin üstüne yürüdük.

Ne Halil İbrahim'i, ne kavgası?

Önemli değil, konumuz o değil şimdi. (Bip) dalaşı deyip geçelim.

Damla ne diyor, sen ondan bahset bana.

Levent, kız diyor ki "Levent beni alsın...

...tek seferde iki çocuk vereceğim." diyor.

-Yok artık! -(Asiye) Ah Levent ah!

Ben sana bir şey söyleyeceğim. O senin anan var ya, o Zuhal...

...ben küçükken görmüştüm seni. Seni iki kere atıp bir kere tuttu.

Havada böyle dönüyordun, böyle düştün kafanın üstüne.

Onun için gitti senin kafa. Akılsızlığın ondan.

Teyze, dur iki dakika, tadını çıkartalım. Hemen sulandırıyorsun. Vır vır, zır zır.

Hayır, yani...

...açıkçası tam olarak benim tipim.

Tam bir bıldırcın.

Bıldırcın, öyle mi? Teyzen ne yaptı?

Aldı o bıldırcını, böyle böyle avucunun içine nasıl kondurdu bıldırcını!

Sen var ya sen, çok fecisin. Dur bakalım başımıza neler gelecek.

Allah sizin cezanızı versin! Siz ne biçim insanlarsınız!

-Ne oldu? -Hanginiz pusu kurdu Halil İbrahim'e?

-Öldü mü? -Ölmedi.

Ben üstlenmem o zaman, Levent'e sor.

Ne oldu, senin sorunun ne?

Levent, eğer Halil İbrahim isteseydi seni şimdiye kadar 50 kere öldürmüştü...

...biliyorsun değil mi? -Öldürürdü.

Ben bunu hiçbir zaman inkâr etmedim ki. Zaten adamı nerede görsem...

...yolumu değiştiriyorum artık. Ama onu bir daha gördüğümde...

...elini sıkıp teşekkür edeceğim. Beni senin gibi bir suratsızdan...

...kurtardığı için.

İlla birine bir şey soracaksan...

...git abine sor. Sonuçta liderimiz o. Biri bir şey yaptıysa...

...onun emriyle yapmıştır. Benimle alakası yok.

Soracağım, kim yaptıysa hesabını soracağım.

Umarım söylediğin gibi senin bu işle bir alakan yoktur.

Sen evvela babanın hesabını sor.

O eşkıyayla fingirdiyorsun bir de. Yollu!

Ee, Damla diyorduk.

Ne Damlası, işte Damla öyle bıldırcın. Bakarsın, düşünürsün.

(Fikret) Damla...

...seni buraya dün aramızda yaşananları...

...yok sayabilir miyiz diye sormak için çağırdım.

Dün ne oldu ki? Bir şey mi oldu dün?

Sağ ol.

Bu söylediğin bile içimi rahatlattı.

Ama gerçekten...

...alkol çok kötü bir şey.

Fikret... Fikret Bey...

...dün konuştuğumuz en önemli şey bence boş vermekti.

Boş ver, takılma böyle şeylere.

Ama eğer benimle takılmak istersen...

...aramızda sır olarak kalır, bunu bil.

(Boğazını temizliyor)

Bu yaşanan şeyin aramızda sır olarak kalmasından ziyade...

...bugün bir şey duydum.

Ekstra bir canım sıkıldı.

Kayınbiraderim Levent'le düşünüyorlarmış seni.

Düşünsünler. Düşünebilirler.

Herkes istediğini düşünmekte özgür. Kimse kimsenin...

...ne düşüneceğine, ne düşündüğüne karışamaz.

Nasıl yani? Sen...

...Levent'le evliliğe 'okay' misin?

Ben sana dün anlattığım kayıtlar karşılığında benden ne isteniyorsa...

...onu yapmak durumundayım. Nergis Hanım emir veriyor...

...babam, Yavuz'a söylemekle tehdit ediyor ki...

Ne yapabilirim sence?

İstersen devreye girebilirim.

Özelimizi, yani aramızdaki sırrı...

...açık etmeyecek şekilde.

Ne dedim sana? Boş ver, gerçekten.

Takılma yani, boş ver.

(Müzik)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

Turan.

-Ben gidiyorum. -Tamam.

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

Tamam.

-Biz gelmeyelim mi? -Siz gelmeyin, kameralar vardır.

Dikkatli ol.

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalmaya devam ediyor)

"Derede su durulur"

"Dal köprüler kurulur"

"Derede su durulur"

"Daldan köprü kurulur"

"El yerine vurulur"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

Bu Zeynep'in arabası değil mi?

-Durduralım mı Turan? -Lan durdurup ne diyeceğiz?

"Halil, abini vurmaya gitti, bekle." mi diyeceğiz?

-Evet, doğru diyorsun. -Olaya bak ya.

Ne yaptı, indi mi o?

İniyor şimdi.

"Dağda kaçaklar arar"

"Geçit vermez kayalar"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Ak düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

(Gerilim müziği)

Geç şöyle.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Uzatma Halil İbrahim.

Bitir işini, git.

(Gerilim müziği)

Senden umudum vardı Fikret.

Bu adam farklı dedim.

Mert dedim.

Sözünün eri dedim.

(Halil) Tam bir hayal kırıklığı oldun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Hatice Başpınar - Sunay Temür

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.