All language subtitles for Hudutsuz Sevda Dizisi 15 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kapat.

(Gerilim müziği)

(Silah sesleri) (Üst üste bağrışmalar)

Yat, yere yat!

(Silah sesleri) (Üst üste bağrışmalar)

-Saklan Yavuz! Saklanın! Eğilin! -Tamam, tamam.

-Levent! -Yat, yat, yat!

Anne, iyi misin?

(Silah sesleri) (Üst üste bağrışmalar)

Gel buraya. Tamam, korkma.

Halil İbrahim!

(Silah sesleri) (Üst üste bağrışmalar)

Baba!

(Gerilim müziği)

-Rızvan abi! -Rızvan!

Temel! Temel!

-Sen iyi misin? -Turan, koş!

Baba?

(Silah sesi)

Tamer'im!

(Silah sesi)

(Gerilim müziği)

Baba!

-(Zuhal) Rızvan! -Çekil!

Baba?

Yok bir şey. Allah'ın cezaları.

("Requiem in D Minor, K. 626" çalıyor)

(Klasik müzik devam ediyor)

(Klasik müzik devam ediyor)

Baba!

(Klasik müzik devam ediyor)

Beni bırakamazsın kocam, beni bırakamazsın, hayır.

Ömrüm, sen üzülme.

Allah rızası için biri ambulans çağırsın!

(Klasik müzik devam ediyor)

(Ambulans ve polis sirenleri çalıyor) (Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

(Levent) Bir şeyi yok, sıyırdı geçti.

Yavaş, yavaş. Daha ailenin başına geçeceksin.

Gel, geç, iyi, iyi.

Yavaş. Kompres yap.

Al burayı.

Oğlum!

Siz hastaneye geçin. Anne, geç!

(Levent) Adamlar taradı içeriyi, bizi niye alıyorsunuz?

(Levent) Kurşun yağmuru yağdırdılar.

(Ambulans sireni çalıyor) (Gerilim müziği)

Al burayı. Al.

(Jandarma) Alın, hadi!

(Ambulans sireni çalıyor) (Gerilim müziği)

Hadi gel anne, geçelim.

(Duygusal müzik)

Temel, bir şeyin kalmayacak. Aman dikkat edin.

Açılın. Açılın!

(Osman) Gel, gel, gel.

Acele edin be!

Hiçbir şeyin kalmayacak kardeşim. Dikkat edin.

Dikkat.

Dikkat edin!

-Halil İbrahim, sizi de alacağız. -Kardeşim ölüyor.

Burada herkesin bir şeyi ölüyor Halil İbrahim.

Ne yapacaksan hastanede yap.

Kardeşimin iyi olduğunu göreyim, ondan sonra istersen öldür beni.

-Hadi, adam can çekişiyor. -Kapayın!

-Tamam, arkadaşları da alın. -Acele edin.

Hızlı sür!

(Ambulans sireni çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

(Leyla) Ne olduğunu anlayamadık. Bir anda ışıklar kapandı.

Kadınlar, insanlar bir anda koşuşturmaya başladı...

...çığlıklar yükseldi, ateş açıldı.

Kanlar içinde...

...babam kanlar içinde yerde yatıyordu.

(Duygusal müzik)

Acele edin çocuklar.

Hadi Tamer'im, bir şey olmayacak.

-Al içeri, al. -Çabuk, çabuk içeri alın.

Buradan sonra giremezsiniz, lütfen.

Al içeri, al. Buradan sonra giremezsiniz, lütfen burada bekleyin.

Biz ne yaşadık ya!

Tamer'im!

(Gerilim müziği)

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

-Ne olur, ne olur. -Tamam.

(Edanur) Lütfen. Lütfen.

Bırak. Hiçbir şeye dokunmayın. 100 jul.

Masaja devam.

Adrenalin verelim hemen. Çabuk, biraz acele.

Hadi Temel, ne olur Temel. Lütfen.

-(Doktor) 150 jul yap. -(Hemşire) Tabii hocam.

(Şok cihazıyla şok verdi)

Bırak, tamam. Dönüyor galiba.

-Halil İbrahim. -Geldi.

-(Halil) Yaşayacak. -Hadi, hadi.

Ne oldu?

200 jul.

(Doktor) Masaj yapmaya devam edin.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor) (Gerilim müziği)

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Bırak. Bırak. Bir şey yapmayın artık.

(Doktor) Ölüm saati 21.15

Başınız sağ olsun.

(Edanur ağlıyor)

Hayır kocam. Kocam, hayır.

Hayır, beni bırakamazsın. Temel, hayır.

(Gerilim müziği)

Kocam...

(Gerilim müziği)

Edanur!

Bebeği var, yardım edin! Hamile!

-Edanur! -(Hemşire) Acil sedye!

Tamam.

Temel, Temel...

Temel... Temel...

(Gerilim müziği)

Başın sağ olsun.

Halil İbrahim'i alın.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Yusuf, şunun sonunu bir daha anlat. -Anlattım işte.

Bir bakmış kompartımanda yine aynı Amerikalı var.

(Yusuf) Yine mi siz... Eline sağlık.

-Gel, gel. -Hekimoğlu, gel.

Gel bak Merve bize nohut yapmış.

Derviş dayı, bir şey mi oldu?

-Derviş, hayırdır? -Ne oldu?

-Ne oldu Derviş? -Derviş dayı?

Derviş, bir şey söylesene.

-Düğünde çatışma çıkmış. -Ee?

-Derviş dayı, kime ne oldu söylesene! -Çocuklara bir şey mi oldu?

Temel'i kaybettik.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ablacığım.

Ah Asiye'm, canım Asiye'm.

-Nedime'm, geçmiş olsun. -Sağ ol.

Ameliyattan bir haber var mı?

Bekliyoruz Nergis yenge.

(Nedime) Benim Rızvan'ım güçlü kuvvetlidir.

O ne badireler atlattı, bunu da atlatır Allah'ın izniyle.

İnşallah Nedime.

Of, nedir bu başımıza gelen!

Nedir bu başımıza gelen mi?

Bu işin içinde sen yok musun zaten?

Bu planı herkes birbirini öldürsün diye yapmadın mı?

-Zeynep, sen sus. -Ben niye susuyormuşum?

Kes sesini Zeynep! Git buradan. Zeynep, git buradan!

-Anne... -Bak hâlâ anne diyor.

Bütün aileni sen vurdurttun.

O eşkıya kılıklı kocana gittin, babanı vurdurttun, kardeşini vurdurttun.

Sakin olur musun teyze, burası yeri değil.

Nerede konuşacaktık?

Mezarlıkta mı konuşalım, ne yapalım?

Hastane senin hoşuna gitmedi mi Ayşe?

Ablamın ne günahı var Allah aşkına? Bu kız herkes iyi olsun diye çırpınıyor.

-Sus be! -O çırpındıkça biz batıyoruz.

Hepimizi ne hâle getirdi.

Dua et de babanla kardeşine bir şey olmasın.

Yoksa seni hayatım boyunca affetmem.

Sen bütün bunları organize eden o Yılmaz'ı affet anne.

Beni affetme zaten.

Bak hâlâ konuşuyor. Defol git buradan.

Defol git bakalım o eşkıya arkadaşın hâlâ yaşıyor mu!

Allah hepinizin ayrı ayrı cezasını versin diyeceğim ama...

...belli ki vermiş zaten.

Bırak be sen de bırak!

(Asiye) Ne sakin, sakin! Pabuç kadar dil! Terbiyesiz!

(Gerilim müziği)

Pardon, affedersiniz. Edanur diye bir hasta gördünüz mü?

Soyadını biliyor musunuz? Sordurabilirim.

Yok, soyadını hatırlamıyorum ama az önce eşini kaybetti.

-Doktora sorabilirsiniz. -Didem.

-Zeynep, ben de seni arıyordum. -Edanur'dan haber var mı?

Var, kendisi iyi ama bebeğini kaybetti.

Birazdan müşahede odasına alırlar, o zaman görebilirsin.

Bu arada yalnız bırakmamakta fayda var.

Hem bebeğin kaybından ötürü hem de eşinden ötürü.

Tamam, ben buradayım.

Babamdan haber var mı peki?

Kardeşinin durumu iyiymiş, birazdan ameliyattan çıkar.

Ama babanın durumu kritikmiş.

Bunu söylemek için erken ama her ihtimale karşı hazırlıklı olun.

(Duygusal müzik)

Bir tuzak olduğunu düşündüm.

O kadar kadının kızın içinde savaş çıkacağını düşünmemiştim.

Olan oldu artık.

Sizi birazdan adliyeye götüreceğim.

Büyük ihtimal tutuklanacaksınız. Rızvan Leto ölürse...

...içeriden kolay kolay çıkamazsın.

Sonuçta nefsi müdafaa var ama öldürmeye ateş etmişsin.

Öldürmeye ateş etmişim?

O herif beni öldürmeye sıkmadı mı?

Adam gözümün önünde kardeşimi öldürdü Oğuz.

Halo, biraz sakinleşmek lazım kardeş.

(Oğuz) Tamam, biliyorum, çok sevdiğin birini kaybettin...

...ama biz daha önce de sevdiklerimizi kaybettik.

Kendimizi kaybetmek olmaz bize.

(Gerilim müziği)

Bizim burada ne işimiz var?

Bizim burada ne işimiz var?

Bizim yeğenimiz vurulmuş, babamız vurulmuş, düğünümüz kana bulanmış...

...yine de suçlu biz miyiz? -Levent, saçma sapan konuşma.

Bir sürü insan vuruldu, bir sürü insan öldü.

Ne olacaktı, geçmiş olsun, başınız sağ olsun mu diyeceklerdi?

Yavuz...

...sen utanmadan konuşuyor musun la hâlâ? Otel bizim dedin...

...hiçbir şey olmaz, dedin, attın tuttun...

...kıyamet oldu, kıyım oldu!

Yılmaz Marten'in duru durağı var mı Levent?

Çoluğun çocuğun olduğu yerde görülmüş şey mi?

Hangimizin aklına gelirdi?

Karının aklına gelmiş belli ki. Apar topar nikâh diye tutturduğuna göre.

Hop, bir dakika Nesim amca, annemle ne ilgisi var?

Dur hele, daha bitmedi.

Kızının evlenmesine razı geldiğine göre Asiye'nin de aklına yatmış.

Annen Nedime'yi söylemiyorum Fikret.

Almış getirmiş Reşit'i, o da Tamer'e sıkmış.

Ben de ona sıktım Nesim baba, konu kapandı.

Yılmaz Marten'e gelince, hepimiz buradayız...

...o hangi cehennemin dibinde bilmiyorum. Ama elbet bir yerde karşıma çıkacak.

Yalnız babanı vuran Yılmaz değil, Halil İbrahim.

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim, güzel bir haber var mı?

(Turan) Halil...

...bize iyi bir şey söyle.

-İyi bir şey yok kardeşim. -Ne?

Başımız sağ olsun.

Kardeşimizi kaybettik.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Fikret) Halil İbrahim!

(Gerilim müziği)

Seninle benim arama kan girdi.

Bundan böyle hasmımsın.

Babamı vurdun.

(Gerilim müziği)

Senin baban benim kardeşimi öldürdü.

Bil ki yaşasa bile hesabını verecek.

Hasımlığa gelince, önce Yılmaz'ı öldüreceğim.

Sonra nerede...

...ne zaman istersen.

Benim kaybedecek bir şeyim yok.

(Gerilim müziği)

Buyurun Yılmaz Bey.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bir süre burada bizi kimse bulamaz Yılmaz Bey.

Bir süre kimse dışarıda olamaz zaten Nusret.

Önemli olan jandarmanın bizi bulmaması.

(Gerilim müziği)

Ee?

O Ercan'ı Halil İbrahim mi vurmuş?

Dediklerine göre Fikret Leto vurmuş. Ama Halil İbrahim öldürmüş.

İstesem bu kadar olmazdı.

Ortalık kan gölüne döndü.

Tam kanka olacaklar, aralarına kan girdi.

Vallahi birbirlerine ne kadar kinliler orasını bilmem ama Yılmaz Bey...

...ikisinin de ilk hedefi size ulaşmak olacaktır.

Eniştemin durumuna bağlı. Ölürse başka...

...kalırsa başka.

Babanıza haber ulaştırmamızı ister misiniz?

Halam illaki abisine anlatır.

Hiçbir şekilde kimseyle iletişim kurmayın.

Emredersiniz.

Her şey bitti.

Tam, tam her şey yoluna girdi derken...

...her şey bitti Zeynep.

Kocam gitti.

Bebeğim...

...bebeğim gitti.

Ben ne yapacağım?

Ben, ben, ben...

...ben nasıl yaşayacağım?

Zeynep, ben Temelsiz nasıl yaşayacağım?

Nasıl...

Bilmiyorum Edanur.

İnan bilmiyorum.

Herkes için her şey bitti gibi duruyor.

Nasıl olacak, ne yapacağız, inan ben de bilmiyorum.

(Duygusal müzik)

Kocamı kim öldürdü?

Görebildin mi?

Babam vurmuş.

(Duygusal müzik)

Halil İbrahim de babamı vurdu.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Oğlunuzun ameliyatı başarılı geçti, birazdan odaya alacaklar.

-Orada görebilirsiniz. -Şükürler olsun.

Peki kocam?

Rızvan Bey'in durumu ciddiyetini koruyor. Zor bir ameliyattı.

İsabet eden kurşunlardan biri omuriliğine çok yakın bir noktada.

Şu an yoğun bakımda. Durumu takip etmeye devam edeceğiz.

Doktor Bey...

...biz kötü haberlere dayanıklı insanlarız.

Rızvan Bey yaşayacak mı?

Bu Rızvan Bey'in dayanıklılığına bağlı Nedime Hanım.

Ama yaşasa bile eskisi gibi olmayacak.

Her şeye hazırlıklı olmak lazım.

Biz her şeye hazırlıklıyız.

Her şeye.

Her şeye hazırız hem de.

Peki. Tekrar geçmiş olsun.

Nedime...

...ben Tamer'e bakacağım.

Biz seninle Rızvan'a nöbetleşe bakarız.

(Gerilim müziği)

Asiye nasıl böyle yumuşadı Zuhal?

Fikret, Tamer'in hayatını kurtardı ya...

...Nedime'ye ters yapmaz artık.

Artık demeyelim de bugünlük böyle.

Asiye ne zaman dost, ne zaman düşman olacağını iyi bilir.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(İmam dua okuyor)

Yusuf.

Yusuf!

Bana ver.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Edanur dış ses) Ben seni seviyorum, yetmiyor mu?

Ben sana kurban olurum. Benim hayatım sen olmasan zaten...

-Sen iyi ki varsın. -Kocam benim.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

Beni bekledin.

Bekledim tabii. Bekledim Edanur.

Ben bir ömür olsa bir ömür de beklerdim seni.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

İnsanlar acılı. Ne desen anlamazlar.

Zeynep, bugüne kadar zordu.

Bundan sonrası çok daha zor olacak.

Biliyorum dayı.

Herkes için çok zor olacak.

-Başınız sağ olsun. -Başınız sağ olsun.

Dostlar sağ olsun.

Yavrum, başınız sağ olsun. Allah sabır versin.

(Üst üste konuşmalar)

Başınız sağ olsun, Allah sabır versin.

Başınız sağ olsun.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Başımız sağ olsun Elif.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hala.

Başımız sağ olsun hala.

(Zeynep ağlıyor)

Hangi başımız kızım?

Sağ olacak başımız mı kaldı?

Haklısın hala, ne desen haklısın.

Nedime Hanım cenazeye gelmemiş.

Hastanedeymiş. Babamın yanında.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Gerilim müziği)

(Ayşe) Doktor Bey?

-Bir gelişme var mı? -Maalesef.

Bir süre daha uyandırmayacağız.

Solunum cihazına bağlı kalması şu an için en doğrusu.

-Tekrar geçmiş olsun. -Sağ olun Doktor Bey.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Anne. -Efendim kızım?

Hadi sen eve git, biraz istirahat et.

Yok kızım, ben kocamı Asiye'ye bırakıp gitmem.

Teyzem de çok üzgün.

Mutlu demedim kızım. Kocamı bırakıp gitmem dedim.

Anne, ben babamı görmek istiyorum.

Görüp ne yapacaksın?

Ne demek ne yapacaksın anne, merak ediyorum.

Merak edecek bir şey yok, adam yoğun bakımda.

Sen iyileş, ondan sonra görürsün.

Anne bak, babama bir şey olduysa da bana söylemiyorsanız var ya...

Lan ne söylemeyeceğim, bütün gerçekler ortada.

Baban yoğun bakımda yatıyor, sen burada yatıyorsun.

O yollu Edanur benim torunumu öldürdü.

O da mezarda yatıyor. Bütün gerçekler bunlar, ben senden ne saklayacağım?

Reşit'i Fikret abim mi indirmiş?

Aynen öyle teyzem. Fikret abin olmasa Reşit sıkmaya devam edecekti.

Bak anne, bir de Fikret abimi sevmiyorsun.

Ben Fikret'i severim.

Siz anlamadınız. Benim derdim anasıyla.

Benim derdim anasıyla. Ne yapacağım?

Fikret seni kurtarmışken ne yapacağım? Anasının üstüne mi yürüyeyim?

Reşit'in cenazesine Nedime de gitmemiş Asiye.

Bir de gitseydi! O getirdi.

Benim uşağıma sıksın diye nikâha o getirdi.

Ama göreceğiz bakalım. Ben şu an konuşmuyorum.

Ama ileride ne yapacağım göreceksiniz.

Bunların, bütün bu olayların tek sebebi Zeynep.

Buradan çıkar çıkmaz onunla görüşeceğim.

Kimsenin Zeynep'in yüzüne baktığı yok teyzem.

Ne kocası kaldı ne ailesi.

Bunlar onun daha iyi günleri.

O Rızvan bir ayağa kalksın...

...o kızını elleriyle diri diri toprağa gömecek.

Babamın durumunda herhangi bir gelişme yok abi.

İstanbul'dan doktorlardan görüş alsaydınız.

Yapılacak bir şey vardır belki.

Aldık.

Yaşasa bile eskisi gibi olmaz diyorlar.

Ne demek eskisi gibi olmaz?

Yani...

...yürüme ve konuşma fonksiyonlarına zor kavuşurmuş.

Annem nasıl?

Benimle konuşmuyor.

Haklı Zeynep. Ne kadar konuşmasa o kadar haklı.

Yanlış anlama, ben de seninle konuşmayacağım da...

...dışarıda konuşacak kimse kalmadı.

Sen de mi abi?

Sen de mi ne Zeynep? Ne demek sen de mi?

Kocan babamızı vurdu!

Bak, burada çürüsem de...

...eğer o Halil İbrahim'le konuşacaksan, görüşeceksen benimle ilişkini kes.

Konuşacağım abi. Onunla da konuşacağım.

Hâlâ konuşacağım diyorsun Zeynep!

Babam Halil İbrahim'e ateş etti.

-Temel'i vurdu, öldürdü. -Temel kim kızım? Kim? Temel kim?

Temel benim arkadaşımdı!

Zeynep, sen ne arkadaşından bahsediyorsun? Baban ölüm döşeğinde!

Sen hâlâ o Halil İbrahim'e o sebepten ya da bu sebepten hak vereceksen...

...bir daha buraya gelme!

(Gerilim müziği)

Hişt!

(Gerilim müziği)

Yüzüme bak.

(Gerilim müziği)

Bittin sen Halil İbrahim.

Duydun mu?

Ya burada ya dışarıda.

Bittin sen.

Fikret...

...gün sayıyorum.

Ama senin için değil.

Beni ne zaman bitirmek istersen...

...beklerim.

Koğuşum belli.

Çıkınca mekânım da.

Halil İbrahim!

Bacımdan uzak dur!

Bir delikanlılık yap, babasını vurduğun kızdan uzak dur!

(Gerilim müziği)

Fikret Bey, devam edelim.

Çek elini!

(Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hâkim Bey'le konuştum.

En fazla bir ay içeride kalırlar dedi.

Hedef gözetmeksizin ateş edilmiş.

Herkes bir şekilde nefsi müdafaa yapmış.

Ölenler var, yaralananlar var.

Ama yapacak bir şey yok.

Bu işi organize eden adam Yılmaz Marten ortada yok.

Efendim, bence bu Yılmaz Marten'in ortaya çıkmasının tek bir yolu var.

-Neymiş? -İçeridekilerin dışarı çıkması.

O zaman da yeni bir savaş çıkacak Oğuz.

Kim kimi nasıl tutacak? Nerede nasıl vuracak?

Sayın Savcı'm, bunu söylemek istemezdim ama bırakalım yesinler birbirlerini.

(Sessizlik)

-Sağ ol Salihacığım. -Afiyet olsun.

(Kapı zili çaldı)

(Gerilim müziği)

(Saliha) Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

(Gerilim müziği)

Aa!

-Damla. -Canım.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk. Neler olmuş ya!

Evet.

Kusura bakma, düğününe gelmeyi çok isterdim diyeceğim ama...

...olanlardan sonra...

Bu arada çok üzüldüm. Rızvan amcaya, Tamer'e.

Sağ ol.

Ama babamlarla ne ilgisi var onu anlamadım.

Bu olaylardan sonra onları niye içeri alıyorlar?

Anneme sordum, gel anlatırım, telefonda olmaz dedi ama...

Ne oluyor? Nerede o?

Yukarıda, gelir şimdi.

Geldi.

Anneciğim.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Leylacığım, hadi sen de bir an önce hazırlan da hastaneye gidelim kızım.

-Tamam. -Biz de ana kız biraz dertleşelim.

Dertleşelim anneciğim.

Kusura bakma, geç kaldım. Sınavlarım vardı.

Neler olmuş ya! Bu durumu bana bir doğru dürüst anlatır mısın?

(Damla bağırdı)

Anne, ne yapıyorsun?

Bir daha bana yalan söylemeyeceksin.

Anladın mı? Buraya kadardı Damla.

Çocukluk, serserilik, yalancılık buraya kadardı.

Eğer bir daha bana yalan söylersen yemin ediyorum...

-Ben sana ne yalan söyledim? -Sus.

Sus. Sus!

(Nergis) Otur karşıma.

Otur!

(Gerilim müziği)

Girdiğin o âlemleri, yaptığın o rezil partileri biliyorum.

-Anne, ne âlemi ne partisi? Ben... -Kes sesini.

Bir daha sözümü kesersen yemin ediyorum o dilini kopartırım.

Kendinden geçmiş fotoğrafların elden ele dolaşıyor.

Du. Toplattım.

Hem de ne bedeller ödeyerek.

Baban da abin de niye içeride yattıklarını bilmiyor.

Bütün bunların sorumlusu sensin.

Tamam, diyelim dediklerin doğru.

Bütün bunların benimle ne alakası var?

Sen Yavuz'la Leyla'yı niye bir gün içinde evlendirdiğimi sanıyorsun?

Keyfimden mi? Hayır.

Birileri birilerine tuzak kursun diye.

Sırf kızımın ahlaksızlıkları ortaya çıkmasın diye.

Babası, abisi evlat katili, kardeş katili olmasın diye.

Şimdi beni iyi dinle.

Hazır kimse yokken...

...otelin başına geçeceksin.

-Anne... -(Nergis) Beni dinle dedim.

Çatışma çıktı.

İnsanlar öldü.

Bunu insanların hafızasından sileceksin.

Anladın mı?

Babanla abin cezaevinden çıktığında seninle gurur duyacak.

Ama okulum ne olacak?

Bitti.

O şansını kaybettin.

Buraya kadardı. Artık dönmeyeceksin.

-Leylacığım, hazır mısın? -Evet.

O zaman hemen çıkalım.

Damla, sen bugün dinlen. Yoldan geldin, yorgunsundur.

Hastaneye yarın uğrarsın.

Sonra da işinin başına geçersin.

(Nergis) Tamam mı kızım?

Tamam anneciğim, peki.

Güzel.

Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen burada mıydın?

Nerede olacaktım anne?

Ne bileyim...

...kocana gitmişsin diye duydum. Belki evinde beklersin diye düşündüm.

(Zeynep) Benim evim burası anne.

Cezaevine gittim.

Abimi gördüm.

Bir şey dedi mi?

Seni sordu.

Babamı sordu.

Herkes iyi deseydin.

İçerideki insana umutsuz konuşulmaz.

Öyle söyledim.

Gerçi kocan olacak adama istediğin kadar umutsuz konuşabilirsin.

Ona da öyle söyledim anne.

-Başka? -Başka bir şey yok.

Elif'le Sakine hala kötü durumdalar.

Cenazeye de gelmedin.

Onlarla konuşursan iyi olur.

Gerçi kimsesi kalmamış insanlara nasıl bir umut vereceksin bilmiyorum ama...

...sen bilirsin illa.

Çağır gelsinler.

Olur.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Gel Sakine. Otur konuşalım.

Konuşalım Nedime.

Cenazeye gelemedim.

Başınız sağ olsun.

Malum, ölüyü diriltemeyiz.

Ama ölmemiş için belki bir şeyler yapabiliriz diye hastanedeydim.

Hoş...

...siz de oraya gelmediniz.

Ama normal.

Acınız var.

Hepimiz acımızı...

...üzüntümüzü yaşarken...

...birbirimize tavır yapıp...

...ilişkimizi kötüye götürmeyelim.

Ne ilişkisi Nedime Hanım?

Siz ellerinizle babamızı ölüme sürüklediniz.

Sonra da hepimizin abisi Fikret abi onu vurup öldürdü.

Sebebi de iki kardeşimin katili Tamer.

Bundan sonra sizce bizim bir ilişkimiz kaldı mı?

Siz bilirsiniz Elif.

Bence kalmalı.

Ben Reşit'e söyledim.

Gelirsin, o çocuğu vurursun ama oradan sağ çıkamazsın dedim.

(Nedime) Reşit bile bile geldi.

Vurdu. Öldürdü, öldüremedi, o başka mesele.

Fikret ne yapacaktı?

Reşit'in bir kurşun daha atmasını mı bekleyecekti?

(Sakine) Ne olurdu ki?

Asiye'yi, Tamer'i çok mu seviyordu?

Herkesi yöneten bir adam birilerini seviyor diye korumaz ya da öldürmez.

Gerekeni yapar.

Fikret de gerekeni yaptı.

Şimdi siz...

...Fikret çıktığında bu tavırlarınıza devam edecekseniz...

...pılınızı pırtınızı, eşyalarınızı toplayın ve buradan gidin.

Ama yok, biz bir aileyiz...

...acımızı da üzüntümüzü de içimizde yaşarız derseniz...

...benim için hiçbir şey değişmedi.

Biz bir aileyiz.

Gerçi acı da kayıp da bizde ama...

...illaki sen de yaşayacaksın.

Yanında olacağız.

Biz bir aileyiz Nedime.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Elif.

Zeynep.

Annem ne dedi?

Hiçbir şey olmamış gibi yapalım diyor, ne desin?

En iyi bildiği şeyi söyledi yani.

Öyle.

Sana da mı aynı şeyi tavsiye ediyor?

Beni yok sayıyor.

Abimi yeni lider...

...Halil İbrahim'i de bütün kötülüklerin sebebi olarak görüyor.

Peki, sen nasıl görüyorsun?

Ben göremiyorum Elif.

Ben hiçbir şey göremiyorum.

Babanı vuran bir abim var.

Babamı öldürmek için gözümün önünde vuran bir kocam.

Peki, sen ziyarette Halil İbrahim'le hiçbir şey konuşmadın mı?

Ne söyleseydim?

"Seni bekliyorum...

...çok özledim." mi deseydim?

Ya da "Bize bunu nasıl yaparsın? Seni nasıl affedeceğim?" mi deseydim?

-Ne deseydim yani? -O bir şey demedi mi?

Gözlerinde öfkeden başka hiçbir şey yoktu Elif.

Zeynep, peki içinde? İçinde de mi hiçbir şey yoktu?

Ben artık kimin içinde ne var bilmiyorum.

Kendim dâhil.

Çok yatmazlar, bir süre yatıp çıkarlar diyorlar.

Onlar çıktıktan sonra ne olacak?

İnşallah hiçbiri çıkmaz.

Bir ömür yatarlar.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Geçin şöyle. Hadi geçin, geçin.

(Gerilim müziği)

("Ahmet Kaya - Öyle Bir Yerdeyim Ki" çalıyor)

Yaşasın özgürlük.

("Ahmet Kaya - Öyle Bir Yerdeyim Ki" çalıyor)

"Öyle bir yerdeyim ki"

"Ne karanfil ne kurbağa"

"Öyle bir yerdeyim ki"

"Öyle bir yerdeyim ki"

"Bir yanım mavi yosun"

"Dalgalanır sularda"

Başımız sağ olsun Yusuf abi.

"Bir yanım mavi yosun"

"Dalgalanır sularda"

"Dostum, dostum, güzel dostum"

"Bu ne beter çizgidir bu"

(Turan) Başımız sağ olsun.

"Yaprak döker bir yanımız"

"Bir yanımız bahar bahçe"

Yusuf abi.

"Dostum, dostum, güzel dostum"

"Bu ne beter çizgidir bu"

"Bu ne çıldırtan denge"

"Yaprak döker bir yanımız"

Halil İbrahim.

Halil İbrahim.

Kardeşim.

("Ahmet Kaya - Öyle Bir Yerdeyim Ki" çalıyor)

Ee, sarı Temel.

Ay, benim canım kardeşim.

Bizi bırakıp gittin, öyle mi?

(Osman) Şimdi biz ne yapacağız Temel?

Biz şimdi ne yapacağız?

Bundan sonra her lokmamız bir eksik olacak Temel.

(Osman) Her sevincimiz buruk olacak.

"Bir yanım çığlık çığlığa"

Her gözyaşımız bir fazla olacak Temel.

"Öyle bir yerdeyim ki"

Ne istediler bizden Temel'im?

"Anam gider Allah Allah"

Keşke ben ölseydim.

"Kızım düşmüş sokağa"

"Anam gider Allah Allah"

"Dölüm düşmüş sokağa"

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Duygusal müzik)

Annem nerede?

Bugün çıkacaksın diye seni karşılamaya eve gitti.

Teyzen?

Tamer taburcu oldu.

Geceleri o burada kalıyor, gündüzleri de Nedime anne.

Adamı bu hâle getirdikten sonra mı geçinmeye başladılar?

Geçindikleri falan yok Fikret.

İkisi de daha çok benim kocam şovu peşinde.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Zeynep nerede?

-Evde. -Hangi evde?

Hangi evde olacak Fikret? Bizim evde.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Bizim evde mi? -(Ayşe) Evet.

Ara sıra buraya uğruyor, onun haricinde de evden pek çıkmıyor zaten.

İyi.

Ben şimdi eve geçiyorum.

Sen de git babanlarla bir hasret gider. Bir geçmiş olsun dile.

Sonra da geç kalmadan eve gel. Konuşacaklarımız var.

Hangi konuda?

Evdekilerle ilgili Ayşe.

Neticede Reşit öldü.

Anladım canım.

Nedime annem onlarla konuştu ama o sana anlatır.

Akşam evde görüşürüz.

-Görüşürüz. Dikkatli ol. -Sen de.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Oğlumu benden aldılar Halil İbrahim.

(Duygusal müzik)

Ama sen varsın.

Kardeşlerin var.

Ben hiçbirinizi oğlumdan ayrı sevmedim.

Sizlere kavuştum ya...

...oğlumun kokusu burnumda tüttü.

(Duygusal müzik)

Oğlum.

(Duygusal müzik)

Başımız sağ olsun evladım.

Edanur nerede?

İçeride.

Ben onunla bir konuşayım.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Halil, söyledi, biliyor musun?

Neyi?

Öleceğini.

Tam o geldiğim gece.

Söyledi. Burada oturuyorduk.

(Temel dış ses) Gel. Hazır Halil İbrahim'le Zeynep yok...

...şu battaniyenin tadını bir de biz çıkaralım.

Kocam, onlar da ne tatlı oldular, değil mi?

Çok, çok.

Vallahi ne yalan söyleyeyim...

...Yasemin'den sonra bizim yetim öksüz toparlayamaz, dayanamaz diyordum ama...

...Zeynep onu düştüğü yerden çok güzel kaldırdı.

-Kocam. -Efendim?

Bak...

...eğer bir gün ben ölürsem... -Yok.

...sen sakın düşme, tamam mı? -O ne biçim laf karım!

Allah Allah. Nasıl düşmeyeyim?

Tamam, tabii ki azıcık düş de...

...eğer biri kalk diye sana elini uzatırsa...

...sen o eli tut, düştüğün yerden kalk.

Çünkü sen bu dünyada mutlu olmayı en çok hak eden insansın.

Ömrüm...

...ben bu dünyada sensiz yaşayamam ki.

Öbür dünyayı bilmem.

Ola ki ben senden önce giderim, ki inşallah öyle olur.

Çünkü ben senin yokluğuna bir kere daha katlanamam.

Sen dik dur.

Sakın yıkılma, tamam mı?

Anam, babam, kardeşlerim.

Hatta Halil İbrahim bile.

Öyle durduklarına bakma. Hava cıva.

Hepsi yıkılırlar.

Ama sen sakın yıkılma.

Sen benim geldiğim gün nereye gidiyorsun?

Ben seni bırakıp nereye giderim?

Hiçbir yere gitmem.

Ama sen yine de beni dinle.

Hayat devam edecek, mücadele her zaman devam edecek.

Ama seni görenler diyecek ki...

..."İnsanlar ölür, sevdalar ölmez."

Ya...

-Ne tatsız tatsız konular. -Gel, gel.

Artık hasret giderme vakti.

(Geçiş sesi)

Yani Halil İbrahim...

...ben sizin için buradayım.

Biz asla yıkılmayacağız.

Biz yıkılmayacağız.

Biz mücadeleye devam edeceğiz.

(Duygusal müzik)

Sen benim ömrümün sonuna kadar başımın tacısın.

(Duygusal müzik)

Oğlum.

Ah, evimin direği. Fikret'im benim, hoş geldin.

-Annem. -Hoş geldin. Hoş geldin.

-Hoş gördüm. -Oh, canım benim.

Sen şimdi annenin yemeklerini de özlemişsindir.

Senin sevdiğin yemeklerden hazırladım. Hastaneye bile gitmedim bugün.

Ayşe söyledi. Önce hastaneye uğradım zaten.

-Ellerine sağlık. -Canım benim.

Ne o Zeynep...

...düşündüğünden erken mi çıktık? Ne bu surat?

Olur mu öyle şey canım?

Canım.

Şota da geldi. Sakineler de onunla birlikte.

Hadi ben de size bir şeyler hazırlayayım.

Önce oturun anne. Yemeği sonra hallederiz.

-Oğlum, bir şeyler hazırlasaydım. -Tamam anneciğim.

-Sonra hallederiz dedim. -İyi hadi, peki.

(Duygusal müzik)

Duydum.

Buradan gitmemişsin.

Aileni seçmişsin.

Teşekkür ederim.

İnsan ailesini seçemiyor abi.

Seçebilsem şu anda çok başka bir ailem olurdu.

Tabii tabii. Eminim öyle olurdu.

Baban sana bir seçim sundu.

Uçak biletini verdi, git dedi.

Kiminle nerede ne yaşayacaksan seç dedi.

Sen de çok farklı bir seçim yaptın.

Babanı vuracak adamı seçtin.

(Fikret) Olur anne, olur.

İnsanız.

Hepimiz yanlış seçimler yaptık.

Ama geçmiş, geçmişte kaldı.

(Fikret) Bundan sonra önümüze bakacağız.

Direkt hastaneye gittik, oradan da buraya geldik.

Ben bir şeyler yiyeyim...

...Fikret Bey'den müsaade ister kabristana gideriz diye düşündüm.

Kabristanda ne var oğlum?

Anlamadım ana.

Onların yapacağı bir şey yok artık.

Ne yapacaksak biz yapacağız.

Ne yapalım ana?

Ben yine anlamadım.

Annem bu olay böyle mi kapanacak diye soruyor.

Bu olay böyle kapanacak ana.

(Şota) Allah bağışlasın.

Bak sen varsın.

Karım var.

(Şota) İki çocuğum var.

Hayat da devam ediyor.

Sen şimdi diyeceksin ki benimkiler yok.

Bu söylediklerim aynı zamanda senin canın ana.

Reşit babam...

Rahmet olsun.

Rabb'im günahlarını affetsin.

Bak, Reşit babam bir karar verdi ana.

Üstelik de bu kararı Fikret Bey'e rağmen verdi.

Hem de ona söylediklerimi yok sayarak.

Ona sizin yanınızda dedim.

Ayrıca da dedim.

"Baba, kurban olayım, sen bir şey yapma.

Bırak Fikret Bey yapsın." dedim.

Aa!

Sen içeride iyice Fikretçi oldun, öyle mi?

Hakkındır oğlum.

Bir numaranın sağkolu olmak iyidir.

(Sakine) Reşit de Rızvancı olmuştu.

Ne oldu?

Büyüyünce iki çocuğunun da canına kıydılar.

Allah seninkilere uzun ömür versin.

(Gerilim müziği)

(Şota) Elif, annenle konuş.

Bak, net söylüyorum.

Fikret Bey'in yaptığı canımızı çok yaksa da...

...adam yapması gerekeni yaptı, tamam mı?

Kardeşini vuranı öldürdü.

Peki, babasını vuranı da öldürecek mi?

Maalesef.

Artık bu işin dönüşü yok Elif.

Peki, sen kimin yerine kurşun yiyeceksin?

Zeynep'in abisinin yerine mi yoksa kocasının yerine mi?

Abisinin yerine kurşun yerim.

Zeynep'in hatırına da kocasına sıkmam.

İyi.

Bir karın var, iki de çocuğun var. Allah bağışlasın, değil mi?

Allah asıl sizi bağışlasın!

Sizin bu zihniyetinizi, bu kafanızı! Buna annem de dâhil!

(Gerilim müziği)

Anne, bu arada ben bir süre...

...Dursun Leto'nun otelinde kalacağım, haberiniz olsun.

O nereden çıktı şimdi oğlum? Allah Allah.

Uğursuz yer. Orada başımıza gelmeyen kalmadı.

Başımıza gelenlerin sebebi otel değil anne.

Senin o yeğenin.

Ben yine de bir süre bu evde kalmak istemiyorum.

Abi, annem Elif'le de Sakine halayla da konuştu.

Nasıl yaptı bilmiyorum ama ikisi de burada. Gitmediler.

Yani eğer istemezsen de gözüne gözükmezler.

Açıkçası ben de şu an onlara pek görünmek istemiyorum.

Ne diyeceğim?

"Kocanı vurdum, hak etti." mi? Ya da babanı.

Diyebilirsin. Babanı vurdum, hak etti diyebilirsin.

Halil İbrahim de bana böyle söylese uygun olur mu anne?

Şimdi açma şu konuyu.

Ben anlamıyorum. Konu aynıysa kişilere göre nasıl değişiyor?

İşte tam da bu konular kapanana kadar otelde kalacağım.

Bu arada...

...o oteldeki katliamın müsebbibi yeğenin.

Nerede o?

Ne bileyim nerede? Kayıplara karıştı.

Yediği haltın farkında herhâlde.

Ne yapacaktı, gelecekti de babana geçmiş olsun mu diyecekti?

Babasıyla konuşmadın mı?

Konuştum tabii canım, konuşmaz mıyım!

Elime bir geçirirsem ona yapacağımı bilirim diyor.

Evet. Kesin öyle olur.

Hakan aradı sürekli.

Halacığım, nasılsın, eniştem nasıl, Fikret abi nasıl dedi.

Her gün aradı sordu sağ olsun.

Ben geleyim mi dedi. Başınızda durayım, yalnız kalmayın dedi.

Yok, Fikret abin çıkmadan olmaz dedim.

Şimdi Yılmaz'ı çağırdım, seni de çağırıp sebep olmayayım dedim.

İyi demişsin anne.

O beni arar zaten. Ben gerekeni konuşurum.

(Gerilim müziği)

Efendim, kardeşiniz Hakan Bey geldi.

Ne evham yapıyorsun Nusret?

-Hakan'a mı yok diyeceğim? Gelsin. -Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

-Abi. -Vay! Kardeşim.

(Yılmaz) Gel.

Buraya gel.

İyi misin?

Oğlum, Karadeniz'e özel uçakla gelinir mi?

Niye bu kadar dikkat çekiyorsun?

Ben asıl özel uçakla gelmesem dikkat çekerim.

Serseri.

Otur. Otur.

(Gerilim müziği)

Peder ne yapıyor?

Ne yapsın!

Sana sövüyor.

Orada ne oturuyor, buraya gelsin, diyor.

İşlerimiz bitsin, gideceğiz elbet.

Ne işi abi? Sevkiyat rotaları değişti.

Babam yerine temiz bir sayfa açtı.

Sen hâlâ burada Halil İbrahim'i yok etme peşindesin.

Bırak gerisini Fikret halletsin.

Benim halledemediğimi Fikret mi halledecek?

-Tamam, ben halledeyim. -Sakın.

Sen buraya Fikret abine destek olmaya geldin.

Bu işlerin içinde yoksun. Hatta karşısın.

Sürekli de babama ve bana saydıracaksın.

Halil İbrahim'le de karşı karşıya gelmiyorsun.

Nasıl olacak o iş?

Zeynep'le yakınlaş.

Siz hem kuzensiniz hem Amerika'da okuldan arkadaşsınız.

Yani okuldayken bayağı yakındık...

...ama peder önümüzü kesti sonra.

Sonra bu Levent olayları falan.

Şimdi kız Halil İbrahim'le evlenmiş.

Daha ne yakınlığı?

Hakan, ben ne diyorsam onu yapacaksın.

Halil İbrahim erkeklik gururuna yediremediği için...

...seni hedefe koymayacaktır.

Sen Zeynep'le yakınlaş. Onun evliliği zaten bitti.

-Zor zamanlarında yanında ol ki... -Anladım abi.

Tamam.

Bir de...

...Damla'dan uzak duruyorsun. -O niye şimdi?

Tam benim kafada kız. Gel dersin gelir, git dersin gider.

Damla'dan uzak duruyorsun.

(Yılmaz) Onunla ilgili başka planlarım var.

Sen kızı çektin, gerekeni yaptın.

(Yılmaz) Ben de o fotoğraflarla yapacağımı yaptım.

Damla konusu kapandı.

Damla'dan uzak dur.

-Nerede kaldılar? Allah korusun. -Bilmiyorum, yoldayız dediler.

(Kapı zili çaldı) Geldiler.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Oğlum! -Evim be!

-Babacığım! Babam. -Hoş geldin.

Kızım. Hoş buldum.

Seni çok özledim. Geçmiş olsun.

Sen de hoş geldin.

-Babacığım. -Leyla.

-Eksik olma kızım. -Hoş geldin abiciğim.

Dursun.

-Dursun'um. -(Damla) Geçmiş olsun.

Teşekkür ederim.

Nerede kaldınız? Yoldayız dediniz, bir türlü gelemediniz.

-(Dursun) Gelirken Rızvan'a uğradık. -(Nergis) Bunu Rızvan fark etti mi?

-(Dursun) Hanım. -İyi misin?

-İyi. Sen? -İyi.

-Hadi gel. -Biz her gün Leyla'yla hastanedeydik.

Hiçbir gelişme yok ki. Zaten canımız çok sıkkın.

Ben o yüzden söyledim.

Sağ olsun Nergis annem benimle her gün hastaneye geldi.

Gelecek tabii be. Anam benim.

Bu arada doktorla konuştuk.

Rızvan baba bayağı dirençli çıkmış. Yani uyandırabilirler.

-Ay, inşallah. -Çok şükür.

Bu arada yolda gelirken haberlerini aldım.

Aferin kızım. Gelmişsin, oteli derleyip toparlamışsın.

Gelirken Yavuz'a söyledim zaten. "Gözümüz arkada kalmasın.

Damla geldi, en zor zamanımızda işleri eline aldı." dedim.

Ne demek babacığım, tabii ki. Görevimiz.

Helal kız sana. Hiç beklemezdim.

-Aa! Niye? -Okul ne olacak şimdi?

Uzaktan eğitimle diplomamı alırım. Bir sorun olmaz abiciğim.

Güzel, güzel.

-Onca sene boşa gitmesin. -Gitmez, merak etme.

İyi, hadi bakalım.

Siz şimdi annenizle bana biraz müsaade edin.

Bizim konuşacaklarımız var. Akşam yemeğinde otururuz yine, hadi.

-Tamam babacığım. -İyi, hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

(Nergis) Hayatım, seni çok iyi gördüm.

Aç mısın? Bir şeyler hazırlayayım mı?

Çay içer misin?

-Ben sana bir kahve yapayım. -Ne zaman...

...bana rol yapmayı bırakacaksın Nergis?

Ne rolü, anlayamadım?

Bu kız niye geri döndü?

Kötü mü ettim?

O gün o nikâhı koştur koştur yapmanın...

...bu kızın geri dönmesiyle ne alakası var, bana anlatacaksın.

Anlatamam. Bilmemen daha doğru.

Anlat Nergis!

Kızımızın bazı kayıtları vardı.

Senin şerefine leke gelmesin diye bir anlaşma yaptım.

-Ben şimdi bu kızı... -Dursun, onun bir günahı yok.

Bazı işlere bulaştırmışlar. Kendinde değilmiş.

Bize bu tuzağı Yılmaz kurdu, değil mi?

Yılmaz ya da bir başkası...

...bunun ne önemi var?

Ben yapmam gerekeni yaptım.

(Nergis) Rızvan artık yok.

Fikret işin başında.

Oğlumuz da onun yanı başında.

Geriye bir tek şey kaldı.

Neymiş o?

Damla'yla Levent'i evlendirmek.

Fikret'in sağında solunda bizim çocuklarımız olacak Dursun.

Her şeyi biz yöneteceğiz.

Levent abi, bu nikâh salonundaki olay var ya.

-Evet. -Tam bir Meksika çıkmazıydı.

Meksika çıkmazı ne Tamer'im? Tam bir Karadeniz çıkmazıydı.

Herkes herkese sıktı. Kimin parmağı kimin tetiğinde belli değildi.

Zevzeklik etme Levent.

Çocuk vurulmuş, babası vurulmuş.

Tamam işte, ben de onu diyorum. O manada.

(Zuhal) Gitme şu çocuğun üstüne.

O hiçbir zaman üzüntüsünü doğru ifade edemez.

Neyi doğru ifade ediyor ki?

Rızvan'ın durumu nasıl Asiye?

Rızvan'ın maşallahı var.

Ben ne zaman geceleri yanında olsam...

...tansiyonu, nabzı...

...şekeri, yağı, suyu, ne varsa her şey süper. Maşallah.

Ama ne zaman o Nedime'ye devrediyorum, orada kötülüyormuş. Ya.

Ben ne yapacağım, her gün gece gündüz orada duramam.

Benim Tamer'im de burada yatıyordu.

O Fikret çıktı ya, Nedime unutur Rızvan'ı.

(Asiye) Ben kaldırırım kocamı, merak etme. Sapasağlam.

İnşallah Asiye, inşallah.

Teyze, senin bu Fikret alerjin hâlâ mı geçmedi?

Senin oğlunu kurtardı, oğlunu.

Anlatamıyorsun ki Levent abi.

Abim 40 yılın Reşit'ini benim için o kadar insanın önünde indiriyor...

...annem hâlâ Nedime'nin doğurduğu diyor.

Yok, Fikret'e karşı eskisi gibi değil.

Geçen gün Ayşe'ye "Kocana selam söyle.

Gidersen haber ver de ben de teşekküre geleyim." dedi.

Yok artık.

Kim? Teyzem?

Siz beni hiç anlamadınız. Ben Fikret'i severim.

Ne güldün? Ben Fikret'i severim. Anasını sevmiyorum!

Onu hepimiz biliyoruz Asiye.

Bu arada Fikret'le içeride vakit geçirdik.

Bence her şey tamamdır yani.

Rızvan ayaklansa da söyleyeceğim. Sen artık istirahat et diyeceğim.

"Aklın işlerde kalmasın."

Hele Halil İbrahim'in üzerine bir yürüyüşü vardı...

...ulan sen bittin, ulan sen öldün diye.

Koridorlar inledi.

Sen bu koridorları duydun mu Nesim abi?

Doğru mu söylüyor bu yoksa beni mi pışpışlıyor?

Doğru söylüyor Asiye.

Fikret bu saatten sonra asla Halil İbrahim konusunda geri adım atmaz.

Düz yola giderse, bu işi hallederse benim ailemin lideri o.

Ama darılmak yok Nesim abi.

Ne darılacağım ya!

Senin kankan nerede?

Bütün işleri başımıza açıp kaçtı mı?

Kimi diyor Zuhal?

Yılmaz'ı diyor Asiye. Bilmiyormuş gibi!

Benim nereden kankam olacak o? Nedime'nin yeğeni niye kankam olacak?

Benim uşağımın, Rızvan'ımın vurulmasına sebep olmuş.

Torunumun ölmesine sebep olmuş. Kankammış!

Ben bundan sonra kanka olacaksam Halil İbrahim'le olurum vallahi.

(Asiye) Tabii. Halil İbrahim'e gider o Yılmaz'ın yerini söylerim.

Fikret'e Halil İbrahim'in yerini söylerim.

Kanka olacakmışım onunla. Hadi!

(Levent) Teyze, sen bir ara bana düşman olma.

Sen bana hiç düşman olma.

Sen var ya, adamın soyunu sopunu, her şeyini kurutursun.

Ben seninle niye düşman olayım? Dımdızlak bir adamsın sen.

Senin neyine? Senin evvela çoğalman lazım. Bir çoğal bakalım.

(Asiye gülüyor)

Bir çoğal, soyunu sopunu görelim de ondan sonra bakarım.

Ne yapayım, kendi kendime mitoz mu bölüneyim?

Bilemem artık. Yap, çoğal.

Asiye ya.

(Şota) Ben annemle de karımla da konuştum Fikret Bey.

Her ne kadar acıları taze de olsa, büyük de olsa...

...size bir saygısızlık yapmazlar.

Neticede yaşanan talihsiz bir olay olsa da...

...olması gereken buyduyu açık açık söyledim.

Yani otelde kalmanıza gerek yok Fikret Bey.

Sağ ol Şota, sağ ol da...

...bir süreliğine de olsa insanlara yaşananları hatırlatmamak adına...

...burada olmamam gerek diye düşünüyorum.

Siz nasıl uygun görürseniz Fikret Bey.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Hakan Marten çıktığımızı duymuş galiba.

(Telefon çalıyor)

-Efendim Hakan? -Abi, geçmiş olsun.

Hem Rızvan eniştem için hem de çıktığınız için.

Sağ ol Hakan, sağ ol.

Abi, ben geldim.

Nereye geldin?

Tahliye olduğunuzu duyunca uçağa atlayıp geldim.

(Hakan ses) Müsaitseniz halamla seni bir göreyim diyorum.

Keşke bana sormadan gelmeseydin Hakan da neyse.

Madem gelmişsin, buyur. Evdeyiz.

Tamam abi, görüşürüz.

Belanın biri giderken...

...diğeri geldi diyorsunuz Fikret Bey.

O belanın bir yere gittiği yok da.

Hakan, abisine benzemez. Onun bu taraklarda bezi yoktur.

Çapkın serserinin teki işte.

Gelsin bakalım.

En azından dayımız ne planlıyor, Yılmaz Marten nereye kaçtı...

...belki bir şeyler öğreniriz.

(Telefon çalıyor)

Söyle Erhan.

Tamam, geliyorum.

Asiye Hanım gelmiş Fikret Bey. Sizinle görüşmek istiyormuş.

Niye?

Tamer'le birlikte size geçmiş olsuna gelmiş.

Müsait değil diyeyim mi?

Müsait miyiz değil miyiz anlamaz o.

Salona alsınlar, geliyorum.

(Gerilim müziği)

Başınız sağ olsun.

Bir iki dakikan var mı Sakine? Sana diyeceklerim var.

Ne diyeceksen de, çek git Asiye.

Şöyle bir oturayım.

(Gerilim müziği)

Hâlâ buralarda oturmanız çok iyi.

Ben de gurur yapmıştır, kinlenmiştir dedim.

Nedime'ye tavır olsun diye buraları terk etmiştir diye...

...ama sizde nerede öyle şeyler!

Siz benim iki kardeşime kıydınız.

Ne yaptınız ettiniz, babamı da yok ettiniz.

Başımızı sokacak bir çatımız kaldı, ona da mı göz diktiniz?

Olur mu canım?

Bizim aramıza kan girdi.

(Asiye) Ben bunların hepsini geride bırakmak istiyorum.

Kabrin de çatısı var.

Herkes bir gün ölecek.

Ama bak, iki kardeşimi kaybettim diyorsun.

Arabada Tamer'im var.

Gelsin, sizden af dilesin. Elinizi öpsün.

Sana kardeş, sana da evlat olsun, istemez misin Sakine?

Senden evlat da istemeyiz taziye de istemeyiz Asiye.

İyi o zaman.

Tatsızlıkları geride bıraktık diye düşünüyorum.

Ben bundan sonra bir şey yapmayacağım.

Ama sen de bunun kocasını benim uşağımın üstüne sürmeyeceksin!

Ben seni Allah'a havale ettim.

Kimseyi kimsenin üzerine sürecek hâlim yok benim.

İyi o zaman. Güzel, bütün tatsızlıklar bitti.

Benim Allah'tan yana sırtım sağlam Sakine.

Ben sizin gibi fakir fukaraya çok baktım.

Asiye Hanım, artık kalkar mısınız lütfen?

Senin kız çok asi, böyle parmak sallamalar falan.

(Asiye) Kalkacağım.

Neden? Çünkü Fikret'i bekletmek olmaz.

Hepimizin velinimeti o.

Hadi kolay gelsin. Sen de yürü Selim, hadi.

Oğlum, niye evin içine çağırdın ki sen bunu?

Babanın yazıhanesinde görüşseydin.

Asıl oraya sokmamak lazım anne.

Buraya gelsin, ne diyecekse desin, gitsin de nerede bu?

-Gidip Zeynep'e falan çatmasın şimdi? -Yok, Zeynep odasında.

(Kapı açıldı) Geldiler galiba.

(Gerilim müziği)

Geçmiş olsun Fikret.

Sağ ol. Hoş geldiniz.

Vallahi çıkman için, gelip sana minnetimi göstermek için gün saydım.

Git öp. Git öp abinin elini.

Abi.

Beni affet.

Sen olmasan ben çoktan ölmüştüm.

O gün oradaydım Tamer.

Bu, o gün yaşamanı sağladı.

Ama bundan sonrası sana bağlı.

Bundan sonra sen ne istersen öyle olacak abi.

Ananın elini de öp.

Yok oğlum, ne gerek var? El öpenlerin çok olsun.

Buyurun, oturun.

(Gerilim müziği)

Hastaneye gideceğim ben de.

Hastaneyle konuştum.

(Asiye) Rızvan Bey geceleri çok iyi.

Ama bugün iyiymiş.

Herhâlde senin çıktığını hissetti.

Ayşe'yle konuştum, çok şükür iyi adam.

Gecesi de gündüzü de aynı Asiye.

Tabii, oğlunu hissetmiştir Rızvan Bey.

(Nedime) Ne de olsa gözü arkada değil.

Her şeyini teslim edebileceği...

...güvenebileceği dağ gibi evladı var arkasında.

Lafı mı olur! Hem de ne dağ, ne büyük bir dağ.

Bundan sonra hepimiz sırtımızı, her şeyimizi Fikret'e dayayacağız.

Sağ olun Asiye Hanım.

Anne. Sağ olun.

Anne yok.

Anne falan yok.

Bundan sonra Asiye diyeceksin. Asiye senin emrinde.

Eksik olmayın. Madem böyle düşünüyorsunuz...

...o zaman bundan sonra sizden ricam...

Bak, hâlâ rica diyor. Kibar çocuk.

Emret diyorum sana. Sen benim uşağımın canını kurtarmışsın.

Emret. Asiye yap, de.

Senin istediğini yaparım.

Estağfurullah.

Benim işlerime karışmayın. Bu babam adına bir rica.

Şahsım adına da...

...dediğiniz gibi bir emirdir.

İşte bu.

Senin emrin benim başımın üstüne.

Şimdi müsaadenizle gideyim. Sen de yeni çıktın.

Karını özlemişsindir.

Ben Ayşe'ye söyleyeyim, gelsin.

Sen yorulmuşsundur, istersen ben giderim Asiye, öyle her gün, her gün.

Ben ne yorulacağım! Asıl sen yoruluyorsun.

Burada çok dengeler var. Ne yapacaksın?

Zeynep'le bir uğraşacaksın, bir tarafta kocası çıkmış.

Öbür tarafta Sakine, yanında bir kız. Asi bir şey.

Hangisinin dengesini kuracaksın? Senin çok işin var, yoğunsun.

Bırak ben Rızvan'ı ayağa kaldıracağım, sen merak etme.

Ben bunca yıl seninle uğraşmışım Asiye. Bu dediklerin ne ki?

Hadi size müsaade.

Dediğin gibi, Ayşe gelinimi gönderirsin.

Sabah da gelir nöbeti devralırım.

Öyle olsun bakalım.

-Tamer. -Efendim abi?

Benden habersiz bir şey yaparsan arkanda durmam, haberin olsun.

Böyle bir şey mümkün değil abi.

Sen nerede dur dersen ben orada dururum.

İyi.

Babam hastaneden çıkana kadar annenin dizinin dibinde dur.

Tamamdır.

Bak, ne büyük lider.

Bunu kafana sok.

Hadi yürü, hadi.

Nedime.

Fikret.

(Gerilim müziği)

Söylediklerini duyuyorsun, değil mi?

Duydum anne, duydum.

(Kapı kapandı)

Ya sabır ya selamet. Ya sabır ya selamet.

(Gerilim müziği)

Dur, dur, dur. Acele ettirme beni.

Bakalım arabadan kim inecek?

Aa! Bak sen.

Hakan, sen misin?

Benim Asiye Hanım. Nasılsınız?

Ne haber Tamer?

Halana geçmiş olsuna mı geldin?

Hem halama hem de Fikret abime.

Bize de gel.

Rızvan enişten benim kocam olur, biliyorsun.

Tabii, uğrarım.

Uğra. O kaçak abin ne yapıyor?

Bilmiyorum, haberim yok.

Siz içeri geçin Hakan Bey. Fikret Bey sizi bekliyor.

Görüşmek üzere.

Görüşelim. Ben abinle çok görüştüm, biraz da seninle görüşmek isterim.

Yakışıklı, hadi bakalım.

Bu evde bir şeyler oluyor.

Yürü.

Yürü.

Aman da aman, benim yakışıklım gelmiş.

Halasının bir tanesi. Oh, güzel paşam benim.

-(Nedime) Hoş geldin. -Hoş bulduk halam.

-Abim. -Hakan'ım.

Hoş geldin.

Hoş bulduk.

-Geç otur. -Gel, gel.

Ah güzel oğlum benim. Maşallah, nasıl da yakışıklı.

Fikret abisi, Hakan'ım her gün aradı. Hâlimizi hatırımızı sordu.

Söyledin anne.

Sağ olsun.

Vallahi aklım hep sizde kaldı hala.

Bizim de aklımız hep abinde kaldı be Hakan.

Bu Yılmaz nerede acaba diye.

Gürcistan'da diye duyduk.

İnşallah dünyanın öbür ucuna gitmiştir de bir daha buralara gelmez.

İnşallah gelir Hakan.

İnşallah gelir de...

...son bir kez karşıma çıkar...

...gözlerimin içine bakar.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

-Hoş geldiniz komutanım. -Hoş bulduk.

Hem bir başsağlığı dileyeyim dedim, hem de Halil İbrahim'e söyleyeyim...

...her hafta karakolda imza vermeniz gerekecek.

Yani bu ara olaylara karışmamak lazım.

Vallahi bizi artık tanıdın komutan.

Bir belaya bulaşmıyoruz da...

...o bela bizi bir şekilde gelip buluyor işte.

Ben de o belalardan uzak durun demeye geldim.

Tamam Turan, uzatma. Halil İbrahim'le Yusuf abiler camlı bahçede.

Ne açıklama yapıyorsun Turan?

Kardeşimizin intikamını almak için herkesi keseceğiz.

-Ne yalan konuşuyorsun devlete? -Evet.

-Yürü, içeri girelim. -Yok, ben hava alacağım.

İyi.

-(Hep bir ağızdan) Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Başınız sağ olsun. -Dostlar sağ olsun.

-Sağ olun. -Böyle buyurun komutanım.

-(Merve) Ben alayım onu. -(Oğuz) Teşekkürler.

(Yusuf) Kızım, komutana kahve falan, bir şey.

Teşekkür ederim, zahmet etmeyin.

Rahmetliyle çok bir hukukumuz yoktu ama...

...birkaç gün karakolda misafir etmiştik, malum olaylar sebebiyle.

Kimseye zararı dokunacak birine benzemiyordu.

Hatta Edanur Hanım'la kavuşmalarına açıkçası biz de çok sevinmiştik.

Eksik olmayın. Sizden bahsetmişti.

Hatta biraz kayırmışsınız galiba.

Biz de artık kim suçlu kim değil az çok anlıyoruz.

Komutanım, anlıyorsunuz da belli ki elinizden bir şey gelmiyor.

Tabii biz adli makam değiliz. Yani ceza veremiyoruz.

Ama emin olun, adalet er ya da geç tecelli ediyor.

Belli ki Halil İbrahim'e diyecekleriniz var.

Tahliyenin akabinde sıcağı sıcağına koşa koşa geldiniz.

Bu şartlı tahliyeyle ilgili, yani denetimli serbestlikle ilgili...

...anlatmam gereken bir iki detay var. Daha fazla hapis yatmasınlar diye.

Peki. O zaman bize müsaade.

(Sessizlik)

(Kapı kapandı)

Tekrar başın sağ olsun Halo.

Eyvallah.

Yılmaz Marten nerede?

Bunu soracağını biliyordum ama hakikaten şimdi bir şey yaparsanız...

Ki bir şey yap diye senin üstüne gelecekler.

Doğru bir zaman değil.

Kardeşim, soruma cevap ver.

Yılmaz Marten nerede?

-İnan ki bilmiyorum. -Ne demek bilmiyorum Oğuz?

Bilmiyorum. Yok, kayıp. Herif yok!

Annesiyle, babasıyla, biriyle iletişime geçmiştir.

Yasal ya da gayriyasal, bana bu herifin izini bul.

Oğlum, aramıyor muyum sanıyorsun? Denemiyor muyum sanıyorsun?

Bir aydır herifin peşindeyim. Olur da sen çıkmadan yakalar gömerim...

...bu iş de böyle biter gider diye ama herif yok, kayıp.

Belli ki buralardan gitti.

O adam Halil İbrahim'i öldürmeden bir yere gitmez.

O adam sizin birlikte hareket ettiğinizi çözmüş.

Bence bir yerlere saklanmış...

...Halil İbrahim'in ortaya çıkmasını bekliyor.

Dayı, dediğin gibiyse Halil İbrahim çıktı.

O da bekliyorsa bir iki gün sonra illaki gösterecek kendini.

Bir iş, nakliyat, para transferinden bir şey bulamaz mıyız?

Yok, onların zaten takibindeyiz.

Bugün özel bir uçakla Yılmaz Marten'in kardeşi geldi.

Hakan Marten.

Ben biraz araştırdım ama Yılmaz gibi bir tip değil.

Daha çok yasal işlerle uğraşan concon bir tip.

Sen Zeynep'e sorsan daha çok bilgi alırsın.

Öğrendiğime göre yurt dışında beraber okumuşlar.

(Gerilim müziği)

Ne oldu? Zeynep'le ilgili ters bir şey mi var?

Biri senin babanı vursa ondan iyi bir gelişme bekler misin?

Böyle olacağı belliydi.

Dayı, sen bize biraz müsaade eder misin?

Olur yeğenim.

(Gerilim müziği)

Halo...

...bana bak.

Bak, bu kız seni sevmiş ve belli ki sen de onu sevdin.

Bütün uyuşturucu rotası değişti. Ben Ankara'dan da teyit ettim.

Belli ki işlerin başına Fikret geçecek.

O da eski usul silah kaçakçılığına devam.

Biz onu burada her şekilde kontrol altında tutarız.

Ankara'yla da konuşalım. Görev bitsin.

Zeynep'i al, git buradan. Yepyeni bir hayat kur kendine.

Oğlum, hayatta mutluluk diye bir şey de var.

Ömür böyle savaşarak mı geçecek?

Kardeşim, sen ne zaman benim kendi hayatım üstüne bir hayal kurduğumu...

...bunun peşine gittiğimi gördün?

Ben ne zaman kardeşlerimin ölüsünün üstüne bir hayal kurdum...

...hayat kurmaya çalıştım?

Benim, ben. Halil İbrahim!

Ola ki sen ölürsün, ben yaşarım.

Yine bu dediklerini yapmayacağım.

Ben bunun için yaşamıyorum.

(Gerilim müziği)

Yani dayım Yılmaz'ı alıp seni yolladı buraya, öyle mi?

Zeyno, benim, Hakan. Sen bana mı inanmıyorsun?

Kusura bakma Hakan, ben artık kimseye inanmıyorum.

Oğlum, bu ara Zeynep çok hayal kırıklığı yaşadı, aldatıldı.

Sen üstüne alınma, seninle alakası yok yani.

Haklı hala. Abim herkesin hayatını mahvetmekten zevk alan bencil bir adam.

(Hakan) Bu yaptığı da ilk değil.

İyi de oğlum, ondan da normal bir şey beklenmez ki.

Karısının, çocuklarının başına gelenlerden sonra.

(Nedime) Ama ben nereden bileyim bu kadar yıkıma sebep olacağını?

Eski günlerin hatırına bari sen bana dürüst davran.

O kadar yemiş içmişliğimiz, Amerika'da beraber okumuşluğumuz var.

Sen de ailenin pis işlerinin içinde misin?

Ben Amerika'dan döndüğümde babama tek bir şey söyledim.

Sizin yaptığınız pis işlerin içinde olmam, dedim.

Ama illa beni suçlayacaksan tek bir şeyle suçlayabilirsin.

Onlardan sermaye aldım, evet.

Kendi işimi kurdum. Enerji işinde de epey ilerledim.

Ama ne onlar benim işime karışır ne ben onların.

İyi de senin işine karışmayacaklarsa baban ne demeye seni buraya gönderdi?

Temiz bir sayfa açmam için.

Babam dedi ki "Ben o bölgeye toz sokmam, sokturmam.

Fikret benim yeğenimdir.

Her ne iş yapmak isterse ben onun yanındayım.

Kimseyi de işine bulaştırmam.

Karışmak isteyen olursa karşısında beni bulur." dedi.

Sağ olsun. Sağ olsun.

Babam komada, sıra Fikret abimde yani.

Bu mu yeni plan?

Allah Allah. Zeynep!

(Nedime) Kızım, sen de ailene bir inan, güven artık. Ne oluyoruz!

Bu çocuğun sana yalan söylemeye bir mecburiyeti mi var?

Yok tabii de...

Size afiyet olsun.

(Zeynep) Belli ki benden hariç konuşacaklarınız var.

-Seni gördüğüme sevindim Hakan. -Bir süre daha buradayım Zeynep.

En azından yüzün gülene kadar bir yere gitmeyeceğim.

Görüşürüz.

Bazen diyorum ki keşke siz orada okurken...

...bir yuva kursaydınız da hiç buralara gelmeseydiniz.

Orada kalsaydınız.

O konuda eniştem babama ağır konuşmuştu hatırlıyorsan.

Yani.

Hakan kızımın etrafında gezmeyecek, dedi.

Yoksa...

...bambaşka bir hayatımız olabilirdi, evet.

Benim durumum ortada. Ben umduğumu bulamadım.

Zeynep de yanlış birini sevmiş, belli.

Ama sorun değil. O mutlu olsun da ben her zaman onun yanındayım.

Buyurun.

Siz yokken Damla harikalar yarattı Fikret.

Oteli âdeta baştan sona yeniden yarattı.

Ellerine sağlık Damlacığım da ne gerek vardı bu kadar şeye?

-Zahmet olmuş. -Olur mu öyle şey...

...sizden önemli misafirimiz mi olacak?

Aa, Damla. sen niye Fikret abinle sizli bizli konuşuyorsun?

Artık bu otelde abi abla yok Ayşe Hanım.

Yeni bir imaj, atmosfer yaratmaya çalışıyoruz, o yüzden.

İyi, tamam. Sen bildiğin gibi yap.

Belli ki ne yapıyorsan en doğrusunu sen yapıyorsun.

Teşekkür ederim. O zaman ben sizi yalnız bırakayım.

Bir şeye ihtiyacınız olursa oteldeyim. Beni istediğiniz zaman arayabilirsiniz.

-Ellerine sağlık Damlacığım. -Sağ ol canım.

Damla, sabah kahvaltıya Hakan gelecek.

Abinle Levent'i de çağırdım. Geldiklerinde bana haber verirsin.

Tabii Fikret Bey. İyi geceler.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Fikret, biliyorsun, ben Nergis yengeye karşı biraz mesafeliyimdir.

Ama bu Damla kendini çok iyi geliştirmiş.

Bu kadar mı hanım olur, bu kadar mı akıllı olur.

Ben Damla'yla alakalı pek iyi şeyler duymadım gerçi.

Okulunu okudu, aklını başına aldı herhâlde.

Dediğin gibi, hanım hanımcık olmuş.

Fikret, Allah aşkına sen nereden duyacaksın?

Teyzem kıza yollu diyordu, oradan aklında kalmıştır.

Teyzen de pek yanılmaz ya.

Gerçi...

...Zeynep'e de yollu diyor, o yüzden bir şey diyemeyeceğim.

Teşekkür ederim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Mesaj geldi)

(Damla dış ses) "Duydum ki buradaymışsın.

Otele gel de sana hoş geldin partisi düzenleyeyim."

(Gerilim müziği)

(Hakan dış ses) "O işler bitti Damla. Bir daha bana böyle şeyler atma."

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Zeyno.

(Hakan) Girebilir miyim?

Gel.

(Sessizlik)

Müsait miydin Zeyno?

Hayırdır Hakan? Bir şey mi oldu?

Biraz dertleşelim dedim.

Olur tabii, otur.

Seni çok üzgün gördüm.

Aklım sende kaldı.

Babana üzülüyorsun tabii doğal olarak.

Ama...

...eşine de kırgınsın, belli. Yanılıyor muyum?

Boş ver Hakan.

Oo, Zeynep.

Biz seninle her kötü günümüzü paylaştık.

Ailelerimizi karşımıza aldık, buradan Amerika'ya kaçtık.

Şimdi mesafe koyarsan kırılırım.

Yok, yok. Mesafe koyduğumdan değil.

Ailelerimizi karşımıza aldık, Amerika'ya gittik, okuduk. Netice?

Hiçbir şey değişmedi, hatta her şey daha kötü oldu.

Olan oldu artık. Ne yapalım?

Sen anlat bakayım.

Bu Halil İbrahim nasıl bir manyak da Rızvan Leto'ya üç kurşun atmış...

...benim manyak abimi buradan kaçırmış?

Yetmemiş, bir de senin kalbini çalmış.

İşte tam dediğin gibi manyak.

Bütün bu söylediklerini yapıp...

...hiçbir şey olmamış gibi davranan bir manyak işte.

Hâlâ seviyor musun?

Sevsem ne olacak ki?

Olanları görmüyor musun?

Bak.

Benim senin için yapmayacağım bir şey yok, tamam mı?

Gider Fikret abimlerle konuşurum.

Ne diyeceksin ki?

"Olan olmuş. Kız, oğlanı seviyor.

Eniştem iyileşir, iyileşmez ama Zeynep ne karar verirse versin...

...arkasında durun." derim.

Vay be.

Hakan Marten'e bak sen.

(Zeynep) Hiç mi ailene çekmedin?

Sen?

Sen baban gibi misin?

Bak Zeynep, ben ciddiyim.

Kocanı alırsın, buradan gidersin.

Kendinize tertemiz bir hayat kurarsınız.

Tanımıyorsun Hakan.

Halil İbrahim'i tanımıyorsun.

O buralardan gitmez.

Onun için aşkından, sevgisinden çok daha önemli bir şey var.

Öfkesi ve intikamı.

(Gerilim müziği)

Sema...

...gidelim yarın Zeynep'le konuşalım.

Ne konuşacağız Edanur? Nereye gidiyoruz?

Neredeyse oraya gidiyoruz.

Halil İbrahim'i konuşacağız. Ne konuşacağız?

Yani ne diyeceğiz ki?

Hem Halil İbrahim ister mi? Bak görüşte bile konuşmamışlar.

İşte belli ki bu insanlar birbirleriyle konuşmayacaklar.

Gerek öfkelerinden gerek üzüntülerinden, bilmiyorum.

Ben sevdiğimi kaybetmişim.

Ortada birbirini seven iki tane insan var.

Gideceğim, diyeceğim.

Etmeyin, ben ettim siz etmeyin diyeceğim.

Kim ne diyebilir Sema? Halil İbrahim mi, Zeynep mi?

Yani bilemedim Edanur.

Kahveye gitmemiz lazım.

Niye gidiyoruz kahveye? Ne yapacağız?

Taziye bizim taziyemiz kardeşim.

Gidelim, insanlarla üzüntümüzü paylaşalım.

Halil İbrahim, hele sen asıl meseleyi bir söyle.

Yılmaz...

...belki de bizim dışarılarda görünmemizi bekliyor.

Ortaya çıkar diye düşündüm Osman'ım.

Söyle hadi, intikam alacağız de.

Kardeşimizin kanını döken soysuzu bitireceğiz de.

Halil, daha bugün komutan geldi.

Vallahi kendi canımdan, özgürlüğümden demiyorum.

Umurumda da değil ama bir durmak lazım.

(Turan) Bak, Zeynep meselesi ortada kaldı.

Kendi hayatına bir çekidüzen ver.

(Turan) Sonra ne yapılacaksa yaparız.

Ama bence biraz beklemede kalmamız lazım.

Yarın o kahveye gidilecek kardeşim.

(Gerilim müziği)

Ulan niye yangına körükle gidiyorsun?

Görmüyor musun adamın ne kadar acı çektiğini?

İntikam acıyı dindirir Turan.

Ne öyle romantik romantik hayatına çekidüzen ver falan diyorsun?

Sırası mı şimdi? La bizim hayatımız mı kalmış...

...düzenden bahsediyorsun?

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim, gelsene, çay içiyoruz, sana da koyalım.

Yok, oturun siz, odama çıkacağım. İyi geceler.

İyi geceler.

Tamam, ben arayayım o zaman Zeynep'i, yarın bir gidip konuşalım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ben...

Senden özür dileyecek fırsatım olmadı Leyla.

Yani bunun nikâhımızda yaşanmaması gerekiyordu.

Ne bileyim, güvenlik açısından çok eksik davrandım.

-(Yavuz) Doğru düzgün... -Yavuz.

Leyla'm...

...söyle.

Eğer biz bir gelecek kuracaksak...

...benim senden isteyeceğim şeyler var.

Tamam, ne istersen.

Ben anneni çok sevdim.

Gerçekten, kendi annemden daha çok sevdim.

İyidir annem, iyidir.

Yani dışarıdan öyle sert falan görünür ama onun kalbi pamuk gibidir...

...ya da sana karşı öyle.

Ama sana bir şey söyleyeyim mi?

Bence seni Damla'dan daha çok seviyor biliyor musun?

Evet, biliyorum. Farkındayım.

Yavuz...

...ben seni herkesten daha çok sevmek istiyorum.

Annenden bile.

Tamam.

O yüzden bana bir söz ver.

Aramıza kimseyi sokmayacaksın.

Annen de olsa.

Sokmam zaten de...

...tamam, söz.

En büyük olacaksın.

Ne yaparsan yap, yanında olacağım.

Arkanda olacağım.

Ama en büyük olacaksın.

Tamam, benim zaten bununla ilgili planlarım var.

-Öyle mi? -Evet.

O planlarından bir gün vazgeçersen ben yokum.

Ben erkeğimin en güçlü, en büyük olmasını istiyorum.

(Gerilim müziği)

İşte benim kadınım be!

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Ah Rızvan...

...seninle 30 gece üst üste hiç böyle...

...demek bu şartlara nasipmiş.

Ama sen iyileş, ben gece gündüz hep seninle beraber olacağım kocam benim...

...söz.

Sen mi geldin Nedime?

Ben geldim Asiye. Bir süredir de buradayım.

Senin gitmeni bekliyorum.

Zaman nasıl geçmiş anlamadım.

Rızvan'la zaman hep böyle su gibi akar gider, bilirsin sen.

Bilirim, bilmez miyim Asiye!

Tam 35 yıl birlikte sabahladık.

Oldu mu o kadar Nedime?

Benim de 32 yıl oldu.

Senin ilişkinin üçüncü yılında bana kaçmıştı.

Hasbünallahü ve nimel vekil. Hadi Asiye, kalk git.

Hadi, başlamayalım şimdi hastanın başında.

Dur bakalım. Bak ne diyeceğim.

(Asiye) Biz keşke üçümüz biraz vakit geçirseydik.

Belki bu kadar gerginlik olmazdı aramızda.

Sen benimle...

...olan bağını görürdün...

...ona göre kendini bir yere konumlardın, anladın mı?

Asiye...

...diyorum ki Rızvan acaba sen yanında olduğun için mi uyanamıyor?

(Nedime) Yani geçmiş kâbusları yaşamamak için olabilir mi?

Bir sal artık adamı ya, bir bırak. Hadi git.

Hadi, hadi.

Gideceğim.

(Gerilim müziği)

Rızvan Bey...

...sen bir iyileş, ben seni bütün bu gerginliklerden kurtaracağım.

Bak, bak, bak.

(Nedime) Hadi, hadi.

Bak, gördün mü? Adam böyle diriltilir işte.

Hadi Asiye, hadi.

Senin bütün bu kıskançlıkların bu adamın bütün hayatını mahvetti.

Hadi Asiye. Hadi.

-Sen o eline dikkat et. -Hadi, sen de diline dikkat et. Hadi.

-İyi bak kocama. -(Nedime) Hadi, hadi.

Hadi.

Ya sabır! Ya sabır!

Ya sabır!

Tamam, dört kişi olacaklar zaten. Yeter bu kadar.

(Damla) Ver.

-(Erkek) Afiyet olsun. -Teşekkür ederim.

Tamam, bu kadar yeter.

(Gerilim müziği)

(Damla boğazını temizledi)

Hoş geldiniz Hakan Bey.

Hoş bulduk.

Fikret abime geldiğimi haber verir misin?

(Gerilim müziği)

Sen hayırdır, dünden beri bir tripler falan. Ne oluyor?

-Damlacığım, burası İstanbul değil. -Öyle mi?

Geçmiş, geçmişte kaldı.

Dikkat çekip insanların huzurunu bozmayalım.

Dikkat çekip insanların huzurunu bozmayalım.

Kimmiş bu insanlar?

Ayrıca ben sana el ele, kol kola millete boy gösterelim demedim.

Hazır sen buradasın, ben buradayım, takılacaktık.

'Casual', bilirsin ya.

Bitti Damla.

Yaşananlar bitti. Tamam mı?

Sen...

...beni nasıl bir duruma düşürdüğünün farkındasın, değil mi?

Öyle hiçbir şey yokmuş gibi yapamazsın. Ben senin yüzünden buradayım.

Sen benim yüzümden burada değilsin...

...kendi tercihlerin yüzünden buradasın.

O zaman...

...şimdi benim tercihlerimi çok iyi izle Hakan.

Bak bakalım o çok sevdiğin Fikret abiciğine seni nasıl boğduruyorum.

Boş boş konuşma.

Abiciğim, hoş geldin.

Hoş buldum. Ne haber güzelim?

-(Damla) İyidir, sen nasılsın? -(Yavuz) İyi.

-Ne haber Levent? -İyiyim Damlacığım, sen nasılsın?

İyidir.

(Levent) Biz içerideyken sen ne güzel işler yapmışsın burada.

Teşekkür ederim, çok sağ ol.

Ayşe ablan seni yere göğe sığdıramadı.

İşte böyle deyince de utanıyorum.

O beni sevdiği için iltifat ediyordur diyelim.

-Ben o zaman geldiğinizi haber vereyim. -Hadi, git sen hallet onu.

(Levent) Görüşürüz. Eline sağlık.

-Ne haber Hakan? -İyi Yavuz, senden?

İyi, iyi. Hayırdır, hangi rüzgâr attı seni?

-Fikret abim çağırdı. -Güzel.

Hişt!

Bana bak...

...nerede lan bu Yılmaz Marten?

Onun entrikaları yüzünden bir ay içeride yattık.

(Levent) Nerede lan bu herif?

Yılmaz Marten dönemi bitti.

Onun için buradayım ben.

Allah Allah.

Neyse, tamam, hadi. Yeri değil burası. Hadi, hadi. Gidelim...

...masada devam edelim.

(Levent) Hoş bulduk. Masa nerede? Hemen donatın bu masayı. Hemen.

Devri bitmişmiş de devri bitmiş.

Hiç kurulmayın beyler.

Hadi gidiyoruz.

Nereye gidelim?

Ben otelde toplantı yapacağız diye kahvaltı yemedim ya!

-Gittiğimiz yerde oralet içersin. -Oralet?

-Nereye gidiyoruz ya? -Kahveye.

Hangi kahveye?

Yusuf'un kahveye taziyeye gidiyoruz.

-Benim oraya gelmem doğru olur mu? -Olur...

...hatta çok doğru olur. Sen geleceksin...

...dün bana söylediklerinin aynısını ahaliye de söyleyeceksin.

Fikret, gidelim gitmesine de...

...Halil İbrahim orada olmasın?

-Olsun Levent. -Abi, yani...

...Rızvan baba kahveci Temel'i vurdu ya...

...biz şimdi ne yapacağız, ne diyeceğiz? Başınız sağ olsun mu diyeceğiz?

Diyeceğiz ki...

..."Bu iş kan davasına dönmesin, bir uzlaşma yolu bulalım...

...hatta kan parası verelim, konuyu kapatalım."

Yani sen... Kan parası falan, sen...

...Halil İbrahim'in olduğu yerde ne paradan bahsediyorsun?

Bir ay boyunca hapishane duvarlarını inlettin...

...öldün sen, bittin sen, geberteceğim diye.

Şimdi bu adama para mı teklif edeceksin?

İyi, şöyle yaparız Levent...

...Halil İbrahim oradaysa çekersin silahı, sıkarsın.

Evet, sıkarsın. Nasıl sıkıyorsun? Limon mu sıkıyorsun?

-Hadi! -(Levent) Allah Allah!

(Hakan) Of! Bu nedir ya!

Sabah sabah senin de mi karnın aç, şekerin mi düşük?

Yavuz, söyle şu adamlarına bize yolluk poğaça falan bir şeyler yapsınlar.

Bu senin Fikret abin bizi öldürtecek!

Ya öldürtecek de açlıktan değil o. Hadi, hadi!

-Afiyet olsun. -Sağ olun, teşekkür ederim.

Buranın kruvasanları çok güzel.

Ama esas bunu gideceksin Fransa'da yiyeceksin.

(Levent) Çok güzel.

Hakkınızı helal edin.

Tamam?

(Gerilim müziği)

(Erkek) Dostlar sağ olsun abi.

(Üst üste konuşmalar)

Sağ ol.

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

Bana bak Turan, bu Yılmaz arabadan iner inmez sıkacağız.

Öyle buraya gelip bir saat meydan okumasına izin vermeyeceğiz, tamam mı?

Aynen Osman. Aynen.

Ben Cemal'le, Sıtkı'yla konuştum. Suçu benimle onlar üstlenecek.

Sen Sema'dan sebep gerilme. Halil İbrahim'le dışarıda olursunuz.

Sen bunları hangi ara düşündün Osman?

Uyuyamadım sabaha kadar.

Ben planları yaptım, sen rahat ol. Dayıya da söyledim.

(Erkek) Osman abi, başınız sağ olsun.

-O ne söyledi? -Boş ver şimdi ne söylediğini.

-Söyle lan söyle, ne dedi? -Sen işine bak Osman dedi.

Yol verdi yani.

Sence bu yol vermek mi Osman?

(Osman) Bizim işimiz ne Turan? Yılmaz'ı indirmek.

-Dayı daha ne desin? -Tamam Osman, tamam.

-Yılmaz gelir gelmez sıkıyoruz. -Evet, aynısı.

-(Erkek) Başınız sağ olsun. -(Osman) Dostlar sağ olsun.

-Dostlar sağ olsun. -(Erkek) Hepinizin tekrar başı sağ olsun.

Peki ya gelmezse? Onun için de bir plan yaptın mı?

Onu hiç düşünmedim...

...ama zerre şerefi varsa buraya gelir.

Sence Yılmaz'ın zerre şerefi, haysiyeti var mı?

Ulan kafamı karıştırma Turan! Gelecek, indireceğiz...

...sonra ben cezaevinde huzur içinde yatacağım.

Ben bir geceyi daha uykusuz geçiremem.

Aynısı Osman, aynısı.

Eyvallah, sağ olasın. Dostlar sağ olsun.

Halil İbrahim, nasıl olacak bu iş?

Rızvan Leto'yu vurdun ama hâlâ hayatta. Bir yandan senin kayınpederin...

...bir yandan onun oğlu Fikret'e, yani kayınbiraderine kefil oldun buralarda.

Nasıl olacak şimdi?

Önceliğimiz Yılmaz Marten'i ele geçirmek.

Derviş dayım diyor ki o Yılmaz Marten buralarda bir yerde.

Onlardan birini gören, duyan olursa bize haber versin.

Önce onun cezasını keseceğiz. Sonrasına bakacağız.

(Gerilim müziği)

-Halil İbrahim, Fikret Leto geldi. -Gelsin.

Halil İbrahim demeden bir hareket yapma.

Ulan söz verdik. Zeynep'in abisi sıkmadan sıkacak hâlimiz yok.

Şota...

...korumalar içeri girmesin.

Sıkıntı olmasın Fikret Bey?

Olacaksa da Halil İbrahim'le benim aramda olacak.

Sizin meseleniz değil bu.

Siz bekleyin burada çocuklar.

(Gerilim müziği)

Selamünaleyküm.

Başınız sağ olsun Yusuf abi.

Başımız sağ Fikret...

...dostlarımız da.

Sen ne arıyorsun burada?

Taziyeye geldik.

Oturalım...

...konuşacaklarımız var.

(Yavuz) Beyler, müsaade var mı?

(Gerilim müziği)

Elim bir hadise yaşandı.

Bizim ailemizde de kaybımız, yaralımız var...

...sizin ailede de.

Ama benim bu olayda bir dahlim yok.

Babanın da mı yok Fikret?

Babamın var...

...ki malumunuz, kendisi uzun zamandır komada.

O yüzden ailenin büyüğü olarak...

...burada olmak ve bir şeyler söylemek bana düşer.

Sen ne zamandan beri ailenin büyüğüsün?

Yılmaz Marten nerede?

Arıyorum.

İlk gördüğüm yerde de indireceğim. Bunu hepinizin huzurunda söylüyorum.

Bu yanımda gördüğünüz...

...Hakan Marten.

Yılmaz'ın kardeşi.

Ona da söyledim, "Abin benim hasmımdır...

...benim için ölüdür."

(Gerilim müziği)

Biz...

...Marten ailesi olarak...

...hepinizden özür diliyoruz.

Yılmaz Marten'i reddediyoruz.

Kanı...

...Fikret abime helaldir diyoruz.

Taziye dileyeceksen, önce o dediğini yap...

...öyle gel.

Hem Yılmaz'ı buradan kaçıracaksınız...

...hem de kardeşini getirip...

...artık o yok diyeceksiniz.

Yok öyle yağma!

(Halil) Yeter artık bu insanları kandırdığınız.

Sen bir kapasana çeneni!

Kimsin sen ya?

(Fikret) Sen bu insanların babası mısın ağası mısın, kimsin?

Ben bu insanların evladıyım, kardeşiyim, abisiyim.

Asıl sen kimsin?

Öğreteceğim sana kim olduğumu.

Seninle benim aramda kan davası var...

...ve hiçbir şey bunu değiştiremez!

Ben buraya sana taziyeye gelmedim.

Sen bizim kardeşimiz değilsin.

Şunu da sok o aklına...

...kardeşimle evli olman da bu saatten sonra umurumda değil!

Sen buraya kadar taziyeye mi...

...tehdide mi geldin Fikret?

Ne yapacaksan yap!

-Yoksa... -Yoksa ne Halil İbrahim?

Ne yapacaksın? Bunca insanın içinde sıkacak mısın bize?

Beyler, tamam.

(Levent) İnsanların acısı var.

Bizim de var.

(Levent) O yüzden gerilmeye gerek yok.

Biz taziyemizi verdik. Aldınız, almadınız, neyse ne.

Kimse kimseye bir şey yapacaksa...

...burası yeri değil.

(Gerilim müziği)

Zamanı hiç değil.

Taziyenizi kabul ettik, Allah razı olsun.

O yok saydığınız Zeynep'in hatırına.

Söyleyeceğinizi söylediyseniz...

Hadi, hadi, hadi.

Tekrar başınız sağ olsun.

(Gerilim müziği)

Seninle hesabımız daha bitmedi.

Bana bak Şota.

Bir daha buraya habersiz gelirseniz böyle karşılanmayacaksınız.

Ortak bir sevdiğimiz var...

...sıcağı sıcağına abisini de kaybetsin istemeyiz.

Dediğin gibi...

...ortak bir sevdiğimiz var.

Sıcağı sıcağına kocasını da kaybetmesini istemeyiz Turan.

O yüzden kimse kimseye ayar vermesin kardeş.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Şimdi bunlar buraya niye geldiler Derviş? Böyle esip gürlemeye mi?

Belli ki Fikret de Halil İbrahim gibi...

...Yılmaz da duyar gelir diye umutlandı ama...

...o Yılmaz bu oyunlara gelmeyecek kadar akıllıdır.

(Gerilim müziği)

(Yılmaz) Bütün mesele beni ortaya çıkarmak.

Akıllarınca orada olduklarını duyacağım, gideceğim, basacağım.

Yani biz orayı daha önce bastık.

Halil İbrahim bunu düşünmekte haklı.

Asıl ben Fikret Bey'in kardeşinizi alıp gitmesine şaşırdım.

Fikret, Hakan'ı test ediyor.

Onun da derdi beni ortaya çıkarmak.

Hakan burada olduğumu biliyor mu bilmiyor mu...

...onu test ediyor.

Hakan Bey açık vermesin?

Artık gardları düştü...

...acaba mı dediler.

Yılmaz buralardan gitti mi dediler.

Yani Yılmaz Bey?

Yani Nusret...

...hiç beklemediği anda Halil İbrahim'in karşısına çıkacağız.

(Yılmaz) Bu sefer sorgu sual yok.

Bu sefer sıkacağız, gideceğiz.

Sonrasında Hakan, Zeynep'i ayartır.

Fikret'i de bildiği gibi yönetir.

(Edanur) Zeynep, ben gururumu bırakmışım, acımı bırakmışım...

...buraya kadar gelmişim, sevdiğinden vazgeçme diyorum.

Sen beni duymuyor musun?

Edanur, ben seni anladım.

Anladım ama yapabileceğim bir şey yok.

(Sema) Var Zeynep, nasıl yok?

Çık adamın karşısına, konuş. Bu adam senin kocan.

Belli ki evliliğimiz formaliteymiş Sema.

(Zeynep) Ortada sevgi yokmuş, ben kendi kendime sevildiğime inanmışım.

(Elif) Bakın Zeynep gelmesine gelsin de...

...Halil İbrahim neden karım nerede diye sormuyor?

Niye yürü evimize gidelim demiyor?

Kocamdan bahsediyoruz çünkü Elif...

...Temel'den bahsediyoruz.

Halil İbrahim'in en sevdiği dostu kucağında...

...kucağında öldü, farkında mısın?

Ne yapsın? Hiç olmamış gibi mi davransın?

Bütün bu olanları yok mu saysın?

Tamam da Zeynep'in suçu ne?

Silah Zeynep'in elinde miydi?

Bak, onun abisi de benim babamı vurdu.

Ben Zeynep'i suçluyor muyum?

(Sema) Halil İbrahim seni suçlamıyor Zeynep...

...ama sen onu suçluyorsun.

Sanki ortada hiçbir şey yokken babanı vurdu.

Sema...

...benim kimseyi suçladığım falan yok.

Ama babam ya! Babam bir aydır yoğun bakımda!

Ben şimdi ne yapayım, kocama dönüp boynuna mı sarılayım? Ne yapayım ben?

Zeynep, kimse sana kocana dön, boynuna sarıl falan demiyor.

Ben diyorum ki bu adamın karşısına çık...

...samimi bir şekilde duygularını aç, konuş ya, konuş. Yüzüne söyle.

Siz bu kadar çok şeye beraber göğüs gerdiniz...

...karşınıza aldınız her şeyi.

Vazgeçmeyin diyorum.

Yazık etmeyin diyorum.

Ben ettim...

...siz etmeyin diyorum.

Tamam.

Tamam, geleceğim.

Ama...

...evde Yusuf abiyle Merve abla var.

Ben nasıl geleceğim, bilmiyorum.

Nasıl geleceğimi mi var Zeynep, senin evin orası.

Hadi gel birlikte gidelim.

(Müzik)

Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Canınız mı sıkkın?

Bir şey yok Damlacığım.

Hayır, erken başlamışsınız da o açıdan soruyorum.

Ayşe Hanım yok mu bugün?

Ailesiyle olacak o bugün.

Anladım.

Aç mısınız, size bir şeyler hazırlatabilir miyim?

Olur, sevinirim.

İsterseniz odanızı hazırlatayım, daha rahat edersiniz.

Daha iyi olur Damlacığım.

-Teşekkür ederim. -Ne demek.

(Gerilim müziği)

-Hoş geldin baba, geçmiş olsun. -(Zuhal) Hoş geldin.

Hoş bulduk kızım.

Sen de hoş geldin.

Bir şey içer misin?

Otur kızım, otur. Sağ olasın.

Nerede Levent?

Tamer'e hava aldıracağım dedi, az evvel çıktılar.

Kumara gittiler yani.

Aşk olsun Nesim!

Sen de şu çocuğa bir inanmadın gitti. Yeğeni bir aydır evde...

...Tamer'e bir hava aldırayım demiş, hemen kumar diyorsun.

Nesim abi, sen de çok görme ya.

Aşkta kazanamıyor, bırak kumarda kazansın.

Kazanacak, kazanacak. Aşkta da kazanacak abim.

Ne zaman kazanacak acaba?

O ne demek kızım? Abinle ilgili senden böyle şeyler duymak...

Vallahi hiç karışmazdım normalde...

...yani hele söz konusu Leventse. Ama...

...aklıma çok yatan bir şey var.

Ne varmış 'first lady'?

Teyze...

...Nergis yenge bir ara Damla'yla ilgili ağzımı aradı.

Aa!

Böyle laflar çıkarmayın kızım.

Bak sonra Dursun'un kulağına gider, bize düşman kesilir.

Baba, ağzımı aradı bizzat Levent'le ilgili.

Abin hâlâ Zeynep diyor mu diye.

Yok öyle bir şey, hayırdır, dedim, bir şey demedi.

-Ama ben anladım. -Allah Allah.

Nergis de durduk yerde böyle bir şey demez.

(Zuhal) Sen ne diyorsun Asiye?

İş Levent'e kaldıysa düşün Damla ne kadar vahim durumda.

O ne demek Asiye?

Yok canım, öyle değil. Yani kız yollu olmasın diye...

...bir yol bulmaya çalışmışlar kıza.

Levent'ten de daha iyi yol olmaz.

Bildiğin otoban adam.

Teyze ya!

(Yaklaşan ayak sesi)

Hayırdır Damlacığım?

Yani sizin keyfiniz yoktu...

...benim de hiç keyfim yok. Belki bir iki kadeh bir şeyler...

...içeriz diye düşündüm.

Ama istemiyorsanız bunları bırakıp hemen gidebilirim.

Yok canım, gel otur.

(Gerilim müziği)

Of, of, of, of!

O değil de...

...senin buralarda ne işin var kızım ya?

Sen niye geri döndün?

Hem de böyle bir zamanda.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Aa! Bitti.

-Ben bize bir tane daha söyleyeceğim. -Yok, tamam. Yeter, bittik.

Yok, bitmedik. Bize bir şey olmaz, söyleyeceğim bir tane daha.

(Fikret boğazını temizledi)

Çok pardon.

Kalkarken başım döndü de.

Çok güzel bir geceydi, çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Ben gideyim artık.

-İyi geceler. -İyi geceler.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

-Bu, Zeynep'in arabası değil mi? -(Turan) Evet, o.

Döndü belli ki.

Halil İbrahim, gözün aydın. Zeynep gelmiş.

(Kapı kapandı)

Turan, siz neredesiniz?

Kahvedeydik, oradan da mezarlığa uğradık hatun. Hayırdır, ne oldu?

Ben arayınca şu telefonuna cevap ver.

(Turan) Sessizdeydi, duymadım.

İyi. Haber verin bir daha neredesiniz, ne zaman geleceksiniz.

Kız kaç saattir bekliyor.

Siz de haber verin artık biri geleceği zaman.

Biri ne demek Halil İbrahim? Gelen karın, Zeynep.

-Nerede? -Sizin koltukta.

-Hatun, bu iş tamam mı? -Tabii, tamam.

Biz sabahtan beri dil döküyoruz kız evine dönsün diye...

...bu Halil İbrahim'in hâli ne böyle?

Yılmaz'ı vuramadık da ondan. Zeynep'le alakası yok.

(Gerilim müziği)

(Edanur) Hoş geldin.

Şey...

Ben zaten mutfakta bir şeylere bakacaktım.

Siz konuşun.

(Gerilim müziği)

Merhaba Zeynep.

Merhaba Halil İbrahim.

Nasılsın?

Kötü.

Sen?

Bilmiyorum.

Ne demek bilmiyorum?

Ya iyisindir ya kötüsündür.

İnsan kendi hâlini bilmez mi hiç?

(Gerilim müziği)

Bir şey demeyecek misin?

Ne dememi bekliyorsun?

Özür dilemeni bekliyorum mesela.

Temel'i öyle görünce kendimi kaybettim, babanı vurdum deyip...

...beni teselli etmeni bekliyorum.

Ya da yani bunların hiçbirini yapmıyorsan yalan söylemeni bekliyorum.

Zeynep, yanlışlıkla oldu demeni bekliyorum.

Yine olsa yine yaparım Zeynep.

Bu sefer eksik de yapmam.

Bu bir insanın babasını vurup söylenecek bir laf değil Halil İbrahim.

Sen nasıl söylersin bunu?

Yıllar önce babamı vurduklarında o senin baban...

..."Bu çocuk buradan gitsin, yoksa o da ölür." demişti.

Daha şu kadarcıktım.

Senin baban küçücük bir çocuğu öldürecek kadar gözü dönmüş bir adam.

Vurdum, ölmedi.

Yarın ayağa kalksın, yine vururum.

Ama bu sefer öldürürüm.

(Zeynep) Devam et Halil İbrahim...

...devam et. Sen 20 yıllık öfkeni, intikamını devam ettir!

(Zeynep) Çünkü devam ettirebildiğin tek duygu bu, değil mi?

Sen bir ay öncesine kadar beni seviyordun ya!

Ne oldu, ne değişti? Hemen yerini kinle mi doldurdun?

Ben sana öfkeli değilim ki. Ben seni hâlâ çok seviyorum.

Ama tuzak kuran, insanlara kumpas kuran, kendi kızının düğününe...

...insanları öldürmek için çağıran bir adamın yanında...

...yer aldığın için kırgınım sana.

Kırgınsın, öyle mi?

Sen kırgınlık nedir bilmiyorsun.

Ben seni herkese ve her şeye rağmen sevdim.

Hâlâ seviyorum.

Ama sen karşıma geçmiş başkalarını sana tercih etmişim gibi davranıyorsun.

Bak ben Temel'in ölümüne senden daha az üzülmedim, tamam mı?

Sen kaybedince öfkeleniyorsun, ben kaybedince üzülüyorum.

Eğer bir gün beni kaybettiğinde...

...öfkelenmek yerine üzülürsen...

...haber ver.

Belki o zaman beni sevdiğine ikna olurum.

Zeynep.

(Duygusal müzik)

Gözlerinde sevgi yok Halil İbrahim...

...öfke var.

Eğer sevgi görürsem...

...o zaman yanında olurum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Çağıl Doğan - Eylül Yılmaz...

...Gülay Yılmaz - Nilsu Hozanlı Tuncer

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.