All language subtitles for Hudutsuz Sevda Dizisi 14 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nusret, yer burası mı?

Evet efendim, Cevat'ı buraya asmış.

Güzel yer seçmiş.

Ee, devran döner.

Artık Halil İbrahim'i orada yıkarlar, buradan da kaldırırlar.

Getirin!

(Gerilim müziği)

Hey gidi Halil İbrahim!

Bak, bildin mi burayı, hatırladın mı?

Ah!

Bak, görüyorsun, değil mi?

Halil İbrahim, bunu bana yaptırtma.

Sabah ahali gelecek, seni burada ağaçta bulacak.

Kahrolacaklar. Yaptırtma bunu bana!

Sana temiz bir ölüm vereyim, tek mermi.

Asker gibi! Tamam mı?

Söyle bana...

...söyle, sen kimsin?

Gülerek gideceğim diyorsun, öyle mi?

İpi ver!

(Gerilim müziği)

Hey gidi Halil İbrahim.

Yazık vallahi.

Bu devirde bir daha senin gibi düşman da bulamam.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kaldır.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Dur!

Sana söyledim...

...ananı mezarından çıkaracağım...

...yerine seni gömeceğim, onun da kemiklerini köpeklere atacağım diye!

Bak, sana son kez soruyorum.

Kimsin, bana söyle!

Hadi, merakta bırakma beni.

Hiç kimse.

Kaldır!

(Gerilim müziği devam ediyor)

(İnliyor)

(Gerilim müziği)

Halil.

(Öksürüyor)

Şükürler olsun.

-(Temel) İyi misin? -Geleceğinizi biliyordum.

-Hepimiz buradayız. -Hepimiz.

-Var mı kurşun yaran? -Yok.

Aslan Halil İbrahim.

Hadi uşaklar, ne duruyorsunuz, kaldırın.

Temel, şunu çıkar, hadi.

Gel.

Sana kürdan bile bırakma dedim Nusret!

Kürdan!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Temel) Turan, yardım et, Turan.

Yavaş Turan.

Gel kardeşim.

Yavaş, dikkat et, dikkat.

Aman yavaş, sakin, sakin.

(Duygusal müzik)

Çok korktum.

Çok korktum. (Ağlıyor)

İyiyim, iyiyim.

Çok şükür hayattasın.

Hayatta kalmış ama ayakta kalacak hâli yok Zeynep.

Siz Halil İbrahim'i içeri götürün, ben gidip doktor getireyim.

İç kanama geçiriyor olabilir. Çok ezmişler.

Doktora gerek yok dayı, iç kanamam yok.

Onu da bil kardeşim, onu da bil. Ne güzel hastaneye gidecektik dayı.

-Adam güvenli değil diyor. -Yavaş yavaş burada mı ölsün kot kafalı?

Ağzınızı hayra açın. Taş gibi adamdır, ona bir şey olmaz.

Hele bir gel sen.

-(Turan) Bırak, bırak. -(Halil) Bırak Osman'ım ya!

Bırak kabadayılığı, burada biz bizeyiz! Açılın bakayım!

Ulan ne oldu, kafana darbe ala ala kan kardeş olduğumuzu mu unuttun?

(Osman) Açılın bakayım.

Anne, bir çiğ et, ekmek falan hazırlayın da...

...doktor gelene kadar idare etsin.

-Tamam. -(Temel) Perişan hâlde.

Kırık çıkığı var mı ki?

Onun kafası kırık Fatma abla. Ne sen ne ben ne doktor bir şey yapabilir.

Ben jandarmaya gidip Halil İbrahim bulundu diyeyim.

-Ben de geleyim de buz koyalım. -Gelirken de doktor getireyim.

Derviş, varsa tanıdık bir doktor getir...

...hastaneye gitmediğine göre var bir bildiği.

Konuşacağına tanıdığın doktorları ara Yusuf.

Ben aramasına ararım da senin varmış gibi konuşuyorsun.

Sanki ben senin gibi hastalık hastasıyım, nereden tanıyacağım doktorları.

-Hastalık hastası diyor. -Sen Derviş'in dediğine takılma.

Göstermiyor ama belli ki o da yıkılmış.

-Ne de olsa kandır. -Onun kanıysa bizim de canımız.

Tamam ya.

(Turan) Halil, sen o bıçakla ipi kesmeseydin...

...biz ne yapacağımızı bilmiyorduk. Ateş etsek seni öldüreceklerdi.

Biz de öylece kalakaldık işte.

(Osman) Asıl o bıçağı nasıl buldun, nereden buldun, onu söyle bana.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi) (Yılmaz) Bağlayın şunu tekrar.

(Geçiş sesi)

Vallahi Osman'ım...

...o bıçağı almak için bu hâle geldim desem yeridir.

Zeynep, biraz buz koyalım da şişliği insin.

Temel, buzdan önce pansuman malzemesine ihtiyacımız var.

Tamam, onu da alıp geleyim.

-Duş alsam toparlarım aslında. -Ne duşu Halil İbrahim.

Doktor seni görmeden şuradan şuraya gidemezsin.

Zeynep, iyiyim ben.

Halil İbrahim, çok hırpalanmışsın.

İç kanama geçiriyor olabilirsin.

Hatta hemen hastaneye gidelim. Doktor evde ne yapacak ki sana?

İç kanama olsa anlarım ben.

Güven bana.

Tamam.

(Duygusal müzik)

-Bunu yapanlar öldü mü? -(Turan) Yani bir kısmı.

Yılmaz'ı soruyorsan Zeynep...

...bizim oğlan sapladı bıçağı göğsüne ama kaçırdılar onu. Ölmemiştir o.

Halil İbrahim yaşıyor ya, bu dert onların hepsini öldürür.

Kasaba meydanında ölüler var, yarı otomatik silahlı adamlar.

Belli ki Yılmaz'ın adamları.

Ama Halil İbrahim'den hâlâ iz yok komutanım.

Daha ne izi olacak başçavuşum?

Belli ki Yılmaz, Halil İbrahim'i asmaya götürmüş oraya ama becerememiş.

Sen asıl Yılmaz'ın peşine düş, geberdi mi, sağ mı diye.

-Ben şu olay yerine gidip bir bakayım. -Tamam.

(Kapı vuruldu) Gel!

Komutanım, Derviş Dağlı geldi, sizinle görüşmek istiyormuş.

Buyursun.

(Çavuş) Buyurun.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk komutanım.

Komutanım, yeğenimin kaybını bildirmiştik. Kaybımızı bulduk çok şükür.

Onu haber vermeye geldim. Devleti boşuna meşgul etmeyelim.

Buyurun oturun.

Halil İbrahim'in kurtulduğunu anladık da nasıl kurtulduğunu anlayamadık.

Vallahi onu biz de soramadık kendisine, öyle pek konuşası yoktu.

Başçavuşum, sen dediğim gibi olay yerine bak...

...sonra da söylediğim şahsa bak. -Emredersiniz komutanım.

-Dayı, durum nasıl? -Ölmemiş.

-Ya onu anladık, çok ezmişler mi? -Çok.

Artık sizi nasıl açığa çıkartmak niyetindeyse elinden gelen eziyeti etmiş.

Depoyu bastık, adamları sorguladık...

...ama ne hikmetse Halil İbrahim'i tuttukları yere gittiğimizde kimse yoktu.

Vallahi ben ümidi kesmiştim dayı.

Sen kasaba meydanına gidin, ne olur ne olmaz demeseydin...

...o adam Halil İbrahim'i çoktan asmıştı.

O da son anda geldi aklıma Yılmaz'ın tehditlerinden.

Eğer dirisini bulamazsak, ölüsünü mutlaka oraya bırakır, dedim.

Oğuz, yeğenim, artık bir durulsanız.

Bu Martenler buradakilere benzemez.

Siz şimdi Yılmaz'ın geri adım atacağını sanırsınız.

Bizimki adamın göğsüne soktu bıçağı.

Ölürse ayrı bir dert, yaşarsa ayrı bir dert.

Vallahi dayı, ben sana bir şey söyleyeyim mi...

...bu saatten sonra duran kaybeder.

(Doktor) Bu adam nasıl bir kaza geçirmiş? İncinmeyen bir yeri kalmamış.

Bayağı yüksek bir yardan düştü doktor.

Peki, boynundaki iz nasıl oldu Yusuf abi?

(Muzaffer) O şey, emniyet kemeriymiş, öyle demişti, değil mi Yusuf?

Herhâlde Muzaffer, başka neden olacak?

Yusuf abi...

...Halil İbrahim'in durumu gerçekten ciddi.

Onu bir hastaneye götürmek lazım.

Ben ağrı kesici iğneler yaptım ama bu ağrılarla pek baş edemez.

Bir hastaneye götürmemiz gerek, bir hafta yerinden kalkamaz.

Kalkar o, kalkar. Onun ilk uçuşu değil bu.

Arabayla demek istiyor, yardan uçtu ya.

Doktorum, sen kimseye bir şey söyleme, dostumuz var, düşmanımız var.

Anlarsın.

Anlıyorum Yusuf abi, anlıyorum ama bu kadar gizemli olmana gerek yok.

Halil İbrahim'in durumu ciddi.

İç kanaması yoksa biz gerisini hallederiz. Yok değil mi iç kanaması falan?

-Yok. -Zeynep bakar ona, karısı, veteriner.

-Tanıyorum Muzaffer abi, tanıyorum. -Doktorum, geçireyim ben seni, gel.

Buradan.

(Osman) Gel böyle, sıhhatler olsun.

Sıhhatler olsun, gel, gel.

-(Halil) İyiyim ben, bir şeyim yok. -(Osman) Bir şey demedik, sakin.

(Turan) Gel böyle otur. Sema çorba getirecek şimdi.

Oraya mı oturtacaksınız?

(Turan) Evet, Sema çorba getirecek ya, burada daha rahat içer.

Su değince çok acımıştır canın, iyi misin?

İyiyim, iyiyim.

Zeynep, sana bir şey söyleyeyim mi, yani böyle temiz dayağı...

...Muhammed Ali yememiştir.

Yine boş boş konuşuyorsun Turan. Muhammed Ali'yi kim dövecek?

(Turan) Ben de onu dedim ya, Muhammed Ali yememiştir, dedim.

-He, aynısı. -Aynen.

Zeynep, şunu içsin...

...Merve abla bunu içerse sabaha bir şeyi kalmaz dedi.

İyi olur, çok acıktım vallahi.

Acaba içirmesem mi?

Belki böylelikle ayağa kalkamazsın...

...evden çıkamazsın, bir olaya karışamazsın mesela.

Zeynep, gerçekten çok acıktım.

Oh, şifa olsun.

Sema, bu uşak belli ki...

...ayaklanmayı yarına bırakmayacak. Acaba diyorum...

...bir kâse daha mı, olur mu?

Çok iyi olur, çok güzel olmuş.

-(Halil) Elinize sağlık. -Afiyet olsun.

Hadi Osman.

Hadi afiyet olsun.

(Kapı kapandı)

Doktor merhem vermişti, onu sürelim.

(Duygusal müzik)

Zeynep'im.

İyiyim ben.

Güzelim benim, geçti gitti.

Üzme artık kendini.

Ben anladım ki...

...seninle her günüm, son günüm.

Bundan sonra seninle her günümü dolu dolu yaşayacağım.

O kadar dolu yaşayacağım ki...

...keşke diyecek hiçbir şey bırakmayacağım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ben sana su getireyim.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Bu çorbayı da sen içersin artık.

Bu belli ki her şeyi hızlandırıyor, sadece iyileşmeyi değil.

Sen yeter ki iste hatun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Eline sağlık doktor.

Bundan kimsenin haberi olmasın.

Geçmiş olsun.

Buyurun Doktor Bey.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hazır elimizdeyken keşke öldürseydik Yılmaz Bey.

Halil İbrahim kurtuldu. Şimdi sabah efsanesi yürür gider yine.

Efsaneyi bitirelim diye köy meydanına gittik Nusret.

Böyle adamları tenhada yok edersen ölümsüz olurlar.

Adam öldürmeyi bilmiyor değilim.

Senin düşündüğünü de düşünemiyor değilim.

Bir bıçak yedim diye de Halil İbrahim'in peşini bırakacak hiç değilim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Zuhal) Benim tavrım nettir Asiye. Levent, Fikret'le birlikte hareket edecek...

...Yılmaz'la değil. -(Asiye) Etsin, etsin.

O güdümsüz biraz da Fikret'le gezsin de o da belini doğrultamasın.

Oh! İstediğin olmayınca güdümsüz...

...uğursuz, meymenetsiz, yapıştır, oh!

Sen var ya, ömründe benim kadar şanslı adam görmemişsindir daha.

Al Tamer burada, söyle Tamer, yüzü burada.

Anne, Levent abim tam bitti derken geri dönenlerden ya!

O dediğin kumar masasında olmasın Tamer?

Yok Nesim amca, genelde dört ayağının üzerine düşüyor ya, o yüzden diyorum.

Dört ayak falan beni hayvan gibi lanse ediyorsun.

Yok abi, hayvan gibi değil, kedi gibi düşün sen onu...

...dokuz canlı, dört ayak üstüne düşüyor.

Ayıp oluyor, hayvan gibi şey yapıyorsun.

Bir canıyla baş etsin de geri kalan sekize bakar.

-(Asiye) Rızvancığım, hoş geldin. -Rahatsız olmayın, rahatsız olmayın.

Afiyet olsun.

Son kahvaltınız olabilir, onun için karnınızı iyi doyurun.

Hayırdır Rızvan?

Vallahi hayır mıdır, şer midir...

...orasına Asiye Hanım karar verecek.

Anlat bakalım ne oldu, karar veririm ben sonra.

Hani o ellerinle Yılmaz'ın avucunun içine...

...koyduğun Halil İbrahim var ya...

...kurtulmuş.

Yok artık be, yok artık be!

Al! Kedi diyordun, can diyordun, şimdi Halil İbrahim'in kaç canı kaldı?

(Asiye) Sen sus hele.

Nasıl kurtulmuş o yılan?

Kasabanın meydanına asmaya kalkmış Yılmaz, artık sen mi söyledin...

...kardeşim Cevat’ın intikamını al...

...onu kasabadaki ağaçta sallandır diye, orasını bilemiyorum.

Yoksa Yılmaz'ın fantezisi mi, işte kurtulmuş.

-Yılmaz sağ mı? -Yaralı dediler ama...

...işin o kısmını sen daha iyi öğrenirsin, hani kankan ya!

İşte aynı o Nedime'nin kanından o Yılmaz da.

Bir işi beceremedi. Böyle, böyle koydum avucunun içine. Allah'ın cezası.

Şimdi ne olacak Rızvan abi?

Vallahi Zuhal, kız kardeşinin bir B planı vardır diye düşünüyorum.

Artık onu dinleyeceğiz.

-Ah Asiye ya! -Benim B planım her zaman var da...

...gerçekleştirecek adam yok ortada.

-Ben neyim anne burada? -Sen git kızlara söyle çay getirsinler.

Bu mu anne gerçekten?

Bu, seninki bu! Sinirimi bozmayın!

Şimdi bunun için iki yol var.

Halil İbrahim, Yılmaz'ı öldürürse Nedime kazanır.

Ama Yılmaz, Halil İbrahim'i öldürürse ben kazanırım!

Ee? Ee Asiye, ne yapacaksın?

Ne yapacağım kadın hâlimle ben, ne yapacağım?

Sen de bırak diyorsun, bıraktım ben de!

Asiye bak, hep böyle söylüyorsun...

...ama sonradan arkamızdan mutlaka bir işler çeviriyorsun.

Bu Halil İbrahim sana yürümez zannediyorsun.

Doğru, Halil İbrahim, çocuklara, kadınlara bir şey yapmıyor.

Ama bak söylemedi deme, ilk olan sen olursun.

Merak etme Nesim abi, asıl siz dikkat edin.

Ben yılan zehrine alışığım. Öyle sokarak beni öldüremez.

Allah'ın cezası!

O Yılmaz da başka bir ceza, beceriksiz!

Aynı kan işte, o Nedime'yle aynı kan.

Leyla.

Çay istiyorlar içeriden, koysana.

Niye? Senin elin kolun yok mu? Sen koy.

Hadi Leyla, hadi kızım, hadi kalk.

(Gerilim müziği)

Hadi ha gayret, ha gayret Leyla.

(Çay doldurma sesi)

-Al götür. -Ne?

Leyla...

...hâlâ bu evin kızısın, ona göre davran, tamam mı?

Uzatma Tamerciğim, diğer parmaklarını da kırdırtma.

Götür diyorsam götür.

(Bip)!

Leyla, bak sen bunun böyle üstüne gidiyorsun ama...

...bir noktada bunun gözü döner, sana bir şey yapar.

Manyak bu ya! Kontrolsüz bir manyak.

O anca konuşur artık, hiçbir şey yapamaz.

Halil İbrahim de ölmemiş çok şükür. Şimdi herkes kendi derdine düşer.

Ay, o kadar mutluyum ki. Az kalsın benim yüzümden ölüyordu.

Edanur, bak ben kendi çıkış yolumu buldum.

Kendimi bir şekilde buradan kurtarırım.

Ama sen ne yapacaksın?

Senin hemen bir karar vermen lazım. Her şey için çok geç olacak yoksa.

Artık ne yapabilirim bilmiyorum ki Leyla. Kimseye bir şey diyemem.

Hele annemle babama bile gelmiyorum dedikten sonra.

(Kızaran yağ sesi)

-Günaydın. -(İkisi birden) Günaydın.

Nasıl durumu oğlumun Zeynep?

Ağrıları var ama çok daha iyi Fatma anne.

Oh!

Zeynepciğim, sormaya çekiniyorum ama Edanur konusunu konuşabildiniz mi?

Tabii ki konuştuk Merve abla.

Hatta şu anda Halil İbrahim, Temel'e her şeyi anlatıyor.

Hah, iyi iyi, çok şükür.

-Ben de yardım edeyim size. -Gel sen hamurların başına geç.

Ben de bunları doğrayayım.

Allah Allah!

Ula uşaklar, ne diyeyim ben size!

Kardeşim, ben sana ne diyeyim ya?

Ya benden bunu sakladığınıza mı kızayım...

...yoksa Edanur'un beni sevdiğine...

...bütün bunların bir planın parçası olduğuna mı sevineyim?

Ne yapayım lan ben?

(Müzik)

-Ama dur, ben ne yapacağımı biliyorum. -Kardeşim, sen hiçbir şey yapmayacaksın.

Ne demek bir şey yapmayacağım Halil İbrahim?

Sen merak etme kardeşim, ben gerekeni yapacağım.

Ula bir otur oturduğun yerde.

Senin daha bir şey yapmana gerek yok.

Sağına soluna zor dönüyorsun Halil İbrahim.

Çorba çorba, çorba çok iyi geldi Osman'ım. Sen bilmezsin.

(Osman) Neyi bilmiyormuşum Turan?

Bana Temel muamelesi yapma. Benden bir şey saklama.

-Lan... -Lan şaka yapıyorum, otur iki dakika.

Hemen de kızıyorsun.

(Müzik)

-Ne var Sema? -Bir şey yok.

Öpücük iyi gelmiş herhâlde.

-Sema. -Ya bir şey demiyorum.

Nikâhlı kocan sonuçta. Öpersin de seversin de.

-Evet. -(Sema) Evet?

Vay! Hani formaliteydi Zeynep Hanım?

Yani durdun durdun adamı ölümden döndüğü gün şefkat eksikliğinden vurdun.

Hep darbe mi alsın? Bir de öpücük alsın dedim, ne var?

İyi demişsin.

Sen var ya sen.

Hiç mi acımadın ya şu kardeşine ha? Vicdansız seni.

Aşk olsun, acımaz olur muyum? Acıdım tabii ama karın öyle istedi.

Ne yapayım?

Onun canı sağ olsun ya. Kurban olurum ben ona. Ne dese haklıdır.

Gel.

Hadi, madem her şey ortaya çıktı çok şükür...

...bir oturun sofraya da konuşalım ne yapacağız ne edeceğiz.

Bu Edanur'u oradan nasıl alacağız?

-Edanur'u gidip biz alacağız Sema'yla. -O nasıl olacak Zeynep?

Gelse bizimle gelirdi ama belli ki korkutup tehdit etmişler.

Biz de Asiye'yi korkutup tehdit edeceğiz.

-Sonra da gidip Edanur'u alacağız. -Aynen.

Hem gelmezse ben onu saçından sürükleye sürükleye getiririm, tamam mı?

Aa, yapar vallahi.

Ben de bu jandarma gelsin, Halil İbrahim konuşacaklarım var deyince sandım ki...

Ne diyeceğim dayı, Yılmaz'ı mı şikâyet edeceğim jandarmaya?

Bu saatten sonra jandarmayla işimiz yok dayı.

Dayı, o Yılmaz'ın ilacı bizde ama daha reçetesini yazmadık.

Hadi, çay falan bir şey getirin.

-Turan, şu pişiyi ver, pişiyi. -Afiyet olsun.

Bal Osman oldu pişi Osman ya.

(Müzik) (Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği) (Kuşlar ötüyor)

-Ne var Nusret? -Babanız Ercan'ı yollamış.

Sebep?

Bilmiyorum, size anlatacakmış.

Çağır gelsin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Ercan. -Abi, selam.

Otur.

(Yılmaz) Sağ ol Nusret.

Ne diye gönderdi peder seni? Konuşurdum ben.

Babanız konuşacak bir şey olmadığını söyledi bana.

Liste verdi, o listede kim varsa indirmeden de gelme, dedi.

Listede ben de var mıyım Ercan?

Hayır abi, yoksun.

Kimler var?

Jandarma komutanı.

Sizi sorgulayan savcı ve ailesi.

Halil İbrahim, enişteniz Rızvan ve oğlu Fikret.

-Peder kızmış ha? -Uf!

Fena.

Sen aile işlerine karışma Ercan, Rızvan'la Fikret bende.

Jandarma komutanıyla, savcıyla ilgili bilgileri de Nusret sana verecek.

Halil İbrahim konusunda istediğiniz bir şey var mı benden?

-Ekibin kaç kişi Ercan? -23

Şehir dışında otelde talimat beklerler.

Ekibin Halil İbrahim'i öldürmeye yetmez Ercan.

Ekibim sağlam Yılmaz abi, çok sağlam.

Halil İbrahim yaralı, şimdi kalesine çekildi.

Onu dışarı çekmek için önce savcıyla komutanı...

...halletmem lazım ki hedefin hâline gelsin.

O zaman ben Nusret'ten haber bekliyorum.

Yılmaz abi.

Ercan.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Hoş geldiniz komutanım. -Hoş geldiniz.

-Hoş bulduk. Halil İbrahim'i görecektim. -Tabii, haber verelim.

Dayı, Halil İbrahim'le görüşeceklermiş.

-Hoş geldiniz komutanım. -Hoş bulduk.

Halil İbrahim içeride sizi bekliyor. Malum sebeplerden karşılamaya gelmedi.

Cemal, Sıtkı, başçavuşuma çay ikram edin.

-Tamamdır dayı. -Buyurun, geçebiliriz.

-Ağrın var mı? -Biraz şuralarımda ama geçer.

Kalkma kalkma, otur otur.

-Hoş geldiniz komutanım. -Hoş bulduk.

Eşiniz akrabanızdan şikâyetçi olur diye umarak geldim ama...

...dayısı ne şikâyeti, dedi.

Siz zaten gereğini yaparsınız diye umuyoruz biz ama...

...yok, yapmazsanız da zaten belasını bulacak dayımın oğlu.

Bize biraz müsaade ederseniz ben olayları bir de Halil İbrahim'den dinleyeyim.

Tabii.

(Müzik)

Oğlum, çok korktum bir şey olacak diye ya.

-İyisin, değil mi? -İyiyim iyiyim.

-Fena ezmişler ha. -Deli binbaşı kadar değil.

Oğlum, dünden beri bizim binbaşıya bir dua ettim, bir dua ettim.

Ya Allah ondan razı olsun. O olmasa biz gelemezdik bugünlere.

Gün gelecek bana dua edeceksiniz, demişti. Sen de hadi oradan, demiştin.

Tövbe.

Of!

Oğuz, o (Bip) dair bir iz buldum de bana.

İz var, bir sürü iz var da nasıl yapacağız bilmiyorum.

İstanbul'dan bir ekip gelmiş. Şehir dışında bir otelde konaklıyorlar.

Onlardan biri takıldı zaten takibe, adı Ercan.

Ben biraz araştırdım. Sıkıntılı bir tip, birlikte geldiği ekip de öyle.

Yılmaz bizim için İstanbul'dan ekip getirmiş yani.

Bana kalırsa sadece bizim için değil. Adamlardan birini takip ettiriyorum.

Listede kimler var öğreneceğim ama...

...bu adamlar harekete geçerse kimseyi koruyamayız.

Harekete geçmeden de ben gidip alamıyorum adamı resmî olarak.

Gayriresmî alırız kardeşim.

Ulan oturduğun yerden kalkamıyorsun, hâlâ alırız, bırakırız.

Allah Allah! İyiyim ben, bir şeyim yok ya.

Halo, ekip sıkı ha.

Bizden daha mı sıkı kardeşim?

-Oğuz... -Ha?

-Senden bir ricam olacak. -Söyle.

Sevindim tabii, sevinmez miyim Sakine? Sonuçta benim kızımın kocası.

Ama bu Halil İbrahim de az değil ki Sakine. Yangına körükle gidiyor.

Yılmaz desen Deli Dumrul, durdan anlamıyor.

Bu işin sonu nereye varacak Allah bilir.

Anne, ağırlığını koyman lazım.

Bak, Halil İbrahim'le Fikret bir anlaşma yaptılar.

Şimdi Levent, Fikret'in yanında. Yavuz, Fikret'in yanında.

Tüm aileler tam destek oluyor.

Yılmaz abinin de bir an önce çekip gitmesi lazım artık.

İyi dedin Ayşe, güzel kızım da ben bunları biliyorum zaten, farkındayım.

Ben söylerim Yılmaz'a, ben seni çağırdım, ben seni...

...gönderiyorum diye emir verebilirim. Ama iş öyle değil ki.

Bizim bilmediğimiz başka ortaklar var.

İş konusunda daha önceden verilmiş sözler var.

Ben şimdi Fikret'e senin işlerine karışmayacağım dedim ama...

...birinin de biraz Fikret'i yönlendirmesi lazım.

Ne konuda yönlendirecek Nedime Hanım?

İş konusunda yönlendirecek güzel kızım.

Hani böyle at gözlüğüyle bakmasın biraz.

Daha rahat olsun, açık olsun.

Hani Yılmaz da gitsin ortaklarına her şey yolunda desin...

...sonra da çeksin gitsin.

Anne, Fikret'in girmeyeceği işler var.

Halil İbrahim'le öyle uzlaştılar.

Şimdi ben gitsem Fikret'e, desem ki birazcık daha esnek ol, dinler mi beni?

Ya adam baştan beri söylüyor, benim işlerime karışmayın, diyor.

İyi de kızım, ben de Yılmaz'dan bir söz aldım.

Tamam, Fikret'e dokunmayacağım, dedi.

Ama dokundurtmayacağım diyemiyor.

Niye? Başka ortaklar var.

Gideceğim son kez Yılmaz'la konuşacağım.

Git diyeceğim ama daha Halil İbrahim'e yeni saldırdı.

Saldırmak derken Nedime Hanım?

Adama saatlerce işkence ettiler.

Sizin olanlardan hiç haberiniz yok galiba.

İsterseniz bir Zeynep'i arayın.

Ben detaylarla ilgilenmiyorum kızım.

Sonuçta akan kan bizim kanımız.

Kocan nerede?

Sen Reşit'le git Nedime. Şota'nın Fikret'le işi varmış.

Bu Reşit neden Rızvan Bey'in peşinden ayrılmış?

Çocukların gitme meselesine mi bozuk kocan?

Bozuktu...

...ama çocuklarla konuştu, iyilermiş.

Rahatladı Reşit.

Aşk olsun Sakine hala, hiç haber vermiyorsun.

Dün Yılmaz buradaydı, meşguldünüz.

Rızvan abim de bu meseleyi dillendirmeyin, dedi.

Biz de konuyu kapattık.

Neredelermiş?

Uzaktalarmış Nedime, söylemediler, ben de ısrar etmedim.

İyi. Sağ olsunlar da uzakta olsunlar.

Belki uzakta olmaları da iyidir.

Şimdi bu Yılmaz meselesinde de arada kalırlardı zaten.

Neticede yoklar.

Ben de gideyim. Fikret sorarsa söylersiniz.

Tamam anne.

(Gerilim müziği)

-Anne, nasıl dili varıyor böyle konuşmaya? -Hişt!

(Elif) Nedime anne de mi kötü?

(Sakine) O da kötü.

Herkes kötü kızım.

Herkes.

Bu saatten sonra ben de dâhil.

(Gerilim müziği)

Ulan şu ikisinden biri ölmüş olsaydı bari.

O zaman işimiz daha kolay olurdu abi.

Yavuz, boş boş konuşma. Boş boş konuşma.

Acı ama gerçek.

Halil İbrahim bizim Martenlere karşı tek kozumuz.

Eğer Halil İbrahim olmasaydı...

...biz Martenlere şunu yapmayın, biz bunu yapacağız...

...siz bunu yapamazsınız falan diyemezdik.

Haksız mıyım Fikret?

Haklısın Levent.

(Yavuz) Doğru diyorsun.

Peki abi, bir şey soracağım. Halil İbrahim buna ayrı kıl...

...bana bir başka uyuzdu zaten. Siz bir anlaşma yapmışsınız.

Ama biz bu anlaşmanın neresindeyiz?

Önce benim yanımda olduğunuzu bilecek, buna inanacak.

(Fikret) Sonrasında ben ona keskin bir şekilde...

...benimle yol yürüyenlere karışmayacaksın derim.

Eyvallah.

Ama sizden şu anda bahsetmemenin tek nedeni bu değil.

Başka ne vardı?

Yılmaz babalarınız üstünde baskı kurar.

Sonra yarın bir gün bir bakmışsınız babalarınız...

..."Çocuklar, siz şöyle bir kenara çekilin...

...biz bu işleri bir halledelim, ortalık bir durulsun...

...siz sonra yönetirsiniz." derler.

Yok artık!

Babam böyle bir şey desin, yeminle vurdurturum onu.

Oğlum, manyak manyak konuşma, babamı vurdurturum diyor ya!

Sana ne lan?

(Levent) Sana ne lan?

Baba benim babam, belli ki travmalarım var.

Üstelik onun yüzünden benim öyle sarsılacak bir itibarım kalmadı.

(Yavuz) Oğlum, senin ne iti...

Abi, bunun ne itibarı var?

Onun boş konuşma konusunda kontenjanı var.

Bu konuda tam bağımsız, özgür o.

Eyvallah Fikret, sağ ol.

Tamam. O zaman şimdi bizden yapmamızı istediğin herhangi bir şey var mı abi?

Anneleriniz.

(Fikret) Onları arkanıza alın.

Çünkü Yılmaz konusunda babalarımız yalpalar.

Ama anneleriniz arkanızda sağlam durursa...

...biz bu işi hallederiz.

Eyvallah.

Da Deccal'e ne yapacağız?

Asiye'yi kim zapt edecek?

Ben.

Koskoca Rızvan baba zapt edememiş, sen nasıl zapt edeceksin?

Sana ikince kez hak verdim Levent bugün.

Tamer onun yumuşak karnı. Eğer oğlunun yaşamasını istiyorsa...

...Yılmaz'la bağını kesecek.

(Gerilim müziği)

Savcının, ailesinin, üsteğmenin bütün bilgileri burada.

Eğer direkt hedefe giderseniz bu bölge karışır.

Direkt gitmeyeceğim.

Sen gideceksin.

Savcı beyi görmeye gideceksin.

Diyeceksin ki bu işlerden elini ayağını çek.

"İzin al, rapor al, çek git buralardan.

Ben emekli oluyorum, sen de ol." diyeceksin.

Derim, derim de bu adam aksi bir adam, benim dememle iş yapmaz ki.

Yarına kadar gitti gitti.

Gitmedi başına geleceklere katlanır. Benim yapabileceğim bu kadar.

Ben bir üsteğmene gideyim mi?

Hiç zahmet etme.

Onun kalemi kırıldı, o ölecek.

Yılmaz Bey, Nedime Hanım geldiler.

İçeri al, beklesin.

Ben misafirimi uğurlayıp geliyorum.

Emredersiniz efendim.

-Takım elbise yakışmış. -Evet, sivil hayata alışmaya başladım.

Ulan ne akıllı adamsın.

Bir sürü insan ölecek ama sen emekli olduktan sonra.

-Bana müsaade albayım. -Görüşmek üzere.

(Gerilim müziği)

-(Reşit) Yılmaz Bey. -Reşit.

Bir şeyler duydum ama görüyorum ki iyisiniz.

Duyduğuna değil gördüğüne inan Reşit.

Anlıyorum.

Yılmaz Bey, ben daha ne kadar bekleyeceğim?

Az kaldı Reşit.

Bugün yarın.

(Gerilim müziği)

-Yılmaz. -Halam.

Oh, oğlum benim. Şükürler olsun.

Ah oğlum benim ya.

İyiyim halam.

Kim ne dedi ki sana bana bir şey oldu diye?

Neler dediler yavrum.

Yani yok, Halil İbrahim göğsünden bıçaklamış seni, ölümden dönmüşsün.

Ah be çocuğum, yüreğim ağzıma geldi. Nasıl geldiğimi bilemedim.

Senin damadın her şeyi efsane.

Kimden dinliyorsun bu masalları, kızından mı?

Yok canım, ne kızı? Zeynep'le biz konuşmuyoruz.

Senin o ortağın olacak Asiye karısı, kızımı bana karşı doldurmuş.

Ne ortaklığı hala? Asiye'yi kullandım ben.

Oğlanı aldım, ezdim biraz.

Öğrenmem gereken şeyler vardı, sonra attım sokağa.

Keşke işini bitirseydin.

Onun işi biter de bitmesine...

Dinle.

Babam kocanla oğlunun kalemini kırmış.

Yok artık canım!

Hayır, saçmalama, olmaz öyle şey.

Vallahi çok sinirlenmiş, ben aradım, açmıyor telefonunu.

(Yılmaz) Ercan'ı biliyor musun?

Biliyorum, bilmez miyim canım, abim bütün pis işlerini ona yaptırır.

Şimdiki pis işi kocan ve oğlun.

Ben konuştum. Aile meselesi, karışmayacaksın dedim.

-Ama ne olur bilmiyorum. -Oğlum, sen ne diyorsun?

Kocamla oğlumdan bahsediyorsun sen.

Hayır, yok. Abim böyle bir şey yapmaz.

Sana söyledim, kararları tek başına veremiyor.

Arkasında başkaları da var. Baskı altında kalmış olabilir.

Ne yapayım ben, bir şey söyle bana, ne yapayım? Abimi arayayım.

Arama, dur. Bir sakin ol.

(Yılmaz) Sen kimseyi arama.

Rızvan'la konuş, Fikret'e bir şey söyleme.

Ben babamla bir konuşacağım.

Halil İbrahim'in leşine karşı bir anlaşma yapmaya çalışacağım.

Asiye, hakikaten karışma artık şu erkeklerin işine.

Bak, Nesim de Levent'e bırakıyor işleri.

Göstermelik de olsa karışma. Sonra bildiğini yaparsın.

Bak Yılmaz kaybetti, sen de kaybedersin.

Senin sorunun ne biliyor musun Zuhal?

Neymiş benim sorunum?

Sen bu erkekleri çok ciddiye alıyorsun.

Onların böyle ağzının içine bakıyorsun ne yapacaklar ne edecekler diye.

Sen yöneteceksin, sen.

Ben yönetiyorum, sen merak etme.

-Peh! -Nesim ben ne dersem onu yapıyor.

O zaman git söyle kocana.

Söyle o Nesim'e, oğluyla damadı bir olacak, onu öldürecek.

-Hıh! Yok artık, daha neler ya! -Ne daha neler, gör bakalım.

(Siren çalıyor)

(Gerilim müziği)

-Hayırdır komutanım? -Asiye Hanım evde mi?

-Evde. -(Alican) Tamam.

-Hakkında şikâyet var. -Ben bir haber vereyim.

Gidelim.

(Gerilim müziği)

Tamer Bey, jandarma geldi, annenizi soruyor.

Zeynep Hanım falan var yanlarında.

Bela ya, bela, bela.

Ne oluyor?

Zeynep gelmiş anne, yanında jandarmalar da varmış.

Jandarma mı?

-(Asiye) Neden? -Bilmiyorum, bakacağız işte.

Hah.

Merhabalar Asiye Hanım.

(Gerilim müziği)

Nerede benim yakışıklı komutanım, sen niye geldin?

O çağırsa ben giderdim oraya.

Bir de yanında bunları getirmişsin.

Ne dediler benim için, ne dedikodular, ne kötü sözler söylediler?

Asiye Hanım, buraya sizinle konuşmaya gelmedik biz.

Bak, bak, bak! Dün öyle demiyordun ama.

(Asiye) Ha?

Dün yalvarmaya gelmiştin, ne oldu?

Komutan, bunun tokası kayboluyor, benden biliyor.

Kocası kayboluyor, benden biliyor. Bunun anası da böyleydi.

Hepsini benden biliyor.

Asiye Hanım, Edanur Hanım'ı çağırır mısınız?

Çağıralım da konu ne?

Zeynep Hanım, Edanur Hanım'ın burada zorla tutulduğunu söylüyor.

(Tamer) Allah Allah!

Tamam. Ben gideyim çağırayım Edanur'u, gelsin kendi söylesin...

...o zaman öyle bir şey varsa. -Sen kal orada.

Leyla! Edanur!

Bak, bak, bak! Sesi nasıl çıkıyor Zuhal!

Belli ki kocasına kavuşmuş.

Ne oldu, tek parça geldi mi, her yeri yerinde mi?

-Ablacığım. -Canım, iyi misin?

-Sema? -Ne Seması Edanur? Gel buraya.

(Gerilim müziği)

Ben anlamadım ki.

İki arkadaş birbirini özleyince ne yapıyor...

...jandarma mı kavuşturuyor bunları?

Yürü, gidiyoruz.

Sema, benim burada olmamın bir sebebi var.

Edanur, bir sebebi falan yok.

Bu kadın seni neyle tehdit ediyorsa söyleyeceksin.

(Sema) Bak, jandarma da burada.

Edanur Hanım, burada zorla mı tutuyorsunuz?

(Gerilim müziği)

Zorla tutuyorlar. Bu da beni öldürmekle tehdit ediyor.

Komutanım, insan kendi kardeşiyle kavga ettiğinde...

...şakasına böyle şeyler söyleyemez mi yani?

Sen sus! Sen de defol git evimden! Ben seninle mi uğraşacağım?

Leyla Hanım, şahsınıza dair bir tehdit var mı?

Söylem olarak var. Size şöyle ifade edeyim.

Başıma herhangi bir şey gelirse sorumlusu Tamer'dir.

Annem de onu azmettirmiştir.

Leyla, sen de bizimle geliyorsun.

(Asiye) Defol git ablanla!

Git, onun yolundan git!

Belki sana da bulur çulsuz bir adam.

Hiçbir yere gitmiyorum.

Burada kalacağım.

Ablacığım, gel sen de bizimle.

Bak, sonra kendinle uğraştırma bizi.

Leyla, ben seni bırakıp hiçbir yere gitmem.

Edanur, sen bir git de...

...ben ne yapacaksam bunlara rahat rahat yapayım.

Bak nasıl beni tehdit ediyor kendi doğurduğum!

Defol git, gözüm görmesin seni!

Git, defol git evimden! Git o şirinler köyüne hadi!

Bizden uzak dur Asiye Hanım, hepimizden.

-Yoksa seni yaşadığına pişman ederim. -Zeynep Hanım.

Bak o parmaklarını sallıyorlar bana. Resmen beni tehdit ediyor bu.

Al o zaman, tutuklamayacaksan götür bunları evimden. Defolup gitsinler!

Asiye Hanım, sizi tutuklamayacağım. Ama kulağıma bazı şeyler geliyor.

Eğer bunlar doğruysa...

...oğlunuzu tutuklamaya geleceğim, haberiniz olsun.

Gidelim.

-Ablacığım, emin misin? -Eminim, eminim, merak etme.

-Görüşürüz bir tanem. -Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Kime öttün Leyla? Kime ne anlattın, söyle bana.

Bana bak Tamer, şansını fazla zorlama, ben daha konuşmaya başlamadım bile.

Ağzımı bir açarsam annem de sen de soluğu cezaevinde alırsınız, ona göre.

Kim koruyacak seni ha, koynumdaki yılan?

Kim koruyacak, Nergis mi koruyacak seni?

Biz seninle bu konuyu konuşacağız! Defol git odana, gözüm görmesin seni!

Defol git!

Evlatlara bak sen!

Yılan bunlar, yılan!

(Gerilim müziği)

-Kızlar, peki herkes biliyor mu? -Biliyor biliyor.

Seninki de biliyor. Heyecandan ölmezse seni bekliyor.

Ben gel deyince gelmiyorsun, Sema gel deyince geliyorsun.

-Yazdım bunu bir kenara. -Zeynep, ben korkarım bu Sema'dan.

Arkadaşlar sizi eve kadar bırakacaklar.

-Çok teşekkür ederiz komutanım. Sağ olun. -Rica ederim.

Eğer şikâyetçi olmak isterseniz karakola beklerim.

Allah'ından bulsun komutanım.

-Buyurun. -Teşekkürler.

(Müzik)

Sağ olun.

Halil İbrahim.

Geçmiş olsun.

-Eyvallah. -Zeynep kötü olduğunu söyledi ama...

...iyi görünüyorsun. -İyiyim iyiyim, sağ ol.

Buyur.

Öldüremedin mi onu?

Az kalmıştı, kurtaracaktım seni dayının oğlundan.

Bir dahaki sefere inşallah.

İnşallah.

-Zeynep yok mu? -Asiye'ye rövanşa gitti.

Ne işi var Asiye'nin yanında Halil İbrahim?

-Karını uzak tut şu kadından. -Jandarmayla birlikte gitti Fikret.

Endişe edecek bir şey yok.

Amacınızı anlamadım ama neyse.

Jandarmayla gitmesi iyi en azından.

Bu arada sağ ol.

Ben yokken buraya gelmişsin. Herkesin içinde...

...Halil İbrahim kurtulsun diye her şeyden vazgeçerim, demişsin.

Seni kurtarmak için demedim Halil İbrahim.

Kız kardeşim için her şeyi yaparım dedim ben.

O da olur Fikret.

Baban emeklilikten vazgeçmiştir diye düşünüyorum...

...öldüğümü düşünüp. -Onun ne düşündüğünün artık bir önemi yok.

Ben kararlıyım. Gerekli görüşmeleri de yaptım.

Dursun Leto'yla da kayınpederimle de Yılmaz konusunda anlaştık.

Oğullarını da yanıma alıyorum.

Eğer sen de hâlâ aynı karardaysan...

...Yılmaz'ı gömmemiz için birlikte hareket edebiliriz.

O seni gömmeden bu işi yapabilirsek iyi.

-Bir şey mi duydun? -Duydum.

Ama henüz emin değilim. Emin olunca haber vereceğim sana.

Ama şunu bil ki Fikret...

...güvende değilsin.

-Evinde bile. -Evimde bile?

Eyvallah.

O zaman sen biraz toparlan...

...ne zaman dersen...

...şu gerçekleştiremediğimiz görüşme için ben hazırım.

Haber vereceğim sana.

Daha çok gençsiniz albayım, nereden çıktı bu emeklilik?

İki çocuk da İstanbul'da okuyor. Anneleri git gel...

...burada bir düzenimiz kalmadı Sayın Savcı'm.

İyi hoş da İstanbul'da...

...zordur yaşamak. Bu hayat pahalılığı da malum.

Emekli maaşıyla zor olmayacak mı?

Hanıma annesinden bir ev kaldı. Onunla geçinip gideceğiz.

Çocukların okulları da bitince onlar da başlarının çaresine bakarlar.

Hayırlısı.

Siz emeklilik düşünmüyor musunuz ya da büyük bir şehre tayin falan?

Ne fark eder ki? Memleketin her yeri aynı bizim için.

Emekliliğe gelince.

Daha yapacak çok iş var.

İş deyince Sayın Savcı'm...

...üst üste olmadık şeyler oldu bölgenizde.

Maşallah, siz de çok büyük operasyonlara imza attınız.

Benim edindiğim intibaya göre...

...bu gerilim tırmanacak. Sizi çok sever sayarım.

Başınıza bir şey gelsin istemem.

Anlamadım ne demek istediğinizi.

Yani şunu diyorum, bence bir tatile çıkın.

Dinlenin, sular durulsun. Çok göz önündesiniz.

Bunu sen mi söylüyorsun...

...başka biri mi söyletiyor sana?

Öngörü diyelim.

Bana bak...

...zerre kadar öngörün olsaydı...

...benim hiçbir şeyden korkmayacağımı bilirdin.

Aklınca veda ziyareti diye gelmişsin buraya...

...alttan alttan beni tehdit ediyorsun, öyle mi?

Defol git makamımdan. Bunu sana söyletenlere de de ki...

...ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Çünkü ben de öyle yapacağım.

Sen bilirsin. Çoluk çocuğun var.

Kimse zarar görmesin istedik.

Çık lan dışarı, çık!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-(Sema) Teşekkür ederiz. -(Zeynep) Sağ olun. Teşekkür ederiz.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Bu arada bu Cemal, bu da Sıtkı. -Hoş geldin Edanur.

Memnun oldum.

-Belli ki herkes benden haberdar. -Tabii ki.

-Hadi geçelim. Teşekkürler. -Görüşürüz.

Kızlar, bu ev ne kadar güzel.

-(Sema) Zeynep Hanım'ın evi. -Saçmalama, hepimizin evi burası.

Bir de o var. Evin işine yetişemiyoruz Edanur, geldiğin iyi oldu.

Zeynep Hanım kapı kapı gezmekten bize pek yardım edemiyor.

Aa, saçmalama. Evin bütün bulaşığı bende.

Evet, bir bulaşık onda, bir de şömine başında sarılıp uyumak onda.

-Aa, kime? Kime sarılıp uyumak? -Battaniyeye canım.

Ama bir de içinde Halil İbrahim varsa ne âlâ.

Sen ne fenasın Sema ya.

-Dün bir bastık bunları. -Aa, nasıl? Nasıl bastınız?

Adam ölümden dönmüş, kıpırdayacak hâli yok.

Biz bir çorba içsin de derman bulsun peşindeyiz...

...iki dakika yalnız bıraktık, odaya bir döndük...

...hanımefendi yapışmış çocuğun dudaklarına.

-Bir kere Halil İbrahim öptü beni. -Ben sana demedim mi?

Ben seven adamı gözünden anlarım, dedim. Ben biliyorum bu işi.

Bir de siz bensiz bunları konuştunuz yani?

-Aldatılmalara doyamadım vallahi. -Bak şimdi ya.

Sen var ya sen, ajan mı oldun kız sen?

-Ya, sizi çok özledim. -Hoş geldin gülüm.

-(Edanur) Hoş buldum. -Biraz daha gelmeseydin...

...bu Temel'e yeni hanım alacaktık Edanur.

Balım, sen önce kendine bul, kendine.

(Fatma) Edanur, hoş geldin.

-Edanur, hoş geldin. -(Edanur) Fatma annem.

Ah, ben de sizi çok özledim.

İyi misin kızım?

Sizi gördüm daha iyi oldum Muzaffer baba.

Derviş dayı.

Seni burada görmek çok güzel Edanur.

Bir daha gözümüzün önünden bir yere ayrılma, olur mu?

Allah ayırmasın dayı.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Halil İbrahim...

...hakkını helal et. Her şey benim yüzümden oldu.

Olur mu öyle şey. Asıl her şey benim yüzümden oldu.

Sen hakkını helal et.

Sen benim kardeşimsin.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Edanur. -Kocam.

(Duygusal müzik)

Bırakalım da baş başa kalsınlar. Nasıl olsa artık hep beraberiz.

(Duygusal müzik)

-Temel, Temel, ben... -Dur, dur Edanur, dur.

Ben artık geçmişi konuşmak istemiyorum Edanur, tamam mı?

Sen geldin, buradasın.

Biz nihayet kavuştuk.

Geçmişin hiçbir önemi yok.

Kocam, sen beni bekledin...

...sen geldin, bana sevdiğini söyledin...

...sevdiğimi gördün, sonra da beni bekledin.

Bekledin beni.

Bekledim tabii ya, bekledim Edanur, bekledim.

Ben bir ömür olsa bir ömür de beklerdim seni.

Ömrüm uzun olur, kısa olur...

...orasını bilmem ama...

...ben seni yine beklerdim.

(Duygusal müzik)

Ölmeyi de istedim Edanur, yalan yok.

Ama ben...

...ama ben seni istediğim kadar hiçbir şeyi istemedim ki.

-Hoş geldin ömrüm. -Hoş buldum kocam.

Sen de hoş geldin, sen de hoş geldin.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu) Gel.

-Merhaba Sayın Savcı'm. -Merhaba.

-Önemli demişsin. -Önemli Sayın Savcı'm.

Geç otur.

Sayın Savcı'm, size anlatmam gereken bazı şeyler var ama...

...nasıl söyleyeceğim bilmiyorum.

Söyleyeceğin neyse olduğu gibi söyle.

Efendim, emir ve talimatlarınız doğrultusunda birçok kişiyi...

...teknik takibe aldık. Hatta bazen ben size sormadan...

...bu şahıslarla bağlantılı olduğuna inandığım insanları da dinliyorum.

Ama dakika birde sen suç işliyorum diye başladın.

Suç işlediğimin farkındayım ancak...

...delil toplama amaçlı değil efendim.

Yani olabilecek herhangi bir kötü olayın önüne geçmek maksatlı.

Evet, anlaşılan bu kanunsuz dinlemelerde sen bir şeyler öğrenmişsin.

-Evet efendim. -Peki.

Kim, kime, ne yapacak?

Yılmaz Marten'in babasına bağlı bir ekip...

...sizi ve ailenizi yok etmek için bölgemize geldi.

Demek bu emekliliğini isteyen albayın blöf yapmıyormuş.

Anlamadım efendim?

Veda ziyareti için gelip beni tehdit etti de senden önce.

Çoluğumla çocuğumla.

Benim ve ailem dışında başka isimler var mı bu adamların listesinde?

Var efendim. Ben varım, bir de Halil İbrahim Karasu var.

(Gerilim müziği)

Bak, bu benim ilk tehdit edilişim değil.

Son da olmayacak.

Senin de ilk değildir diye tahmin ediyorum.

Efendim, sorun sizi ya da beni tehdit etmeleri değil.

Bu adamların ahlakı yok.

Ailenizi bile bu işe karıştırabiliyorlar.

Ne yapabilirim Oğuz?

Dediğin gibi, adamlar ahlaksız işte.

Alamam da onları, kanunsuz dinlemişsin.

Hem alsam da ne olacak, başkaları gelecek.

Efendim, ben bu ekibe bir cevap vermek isterim.

Nasıl bir cevapmış bu?

Detaylarını sizinle paylaşmasam sizin için daha doğru olacak sanırım...

...Sayın Savcı'm.

Oğuz...

...belli ki sen buraya benden izin almaya gelmedin.

Bir şeyler yapacaksın ve bu kanunsuz olacak.

Ama şunu bil ki ben bir kanun adamıyım.

Ömrümü adadım buna. Şimdi beni ve ailemi korumak için...

...yapacağın, gireceğin bir işte karşıma gelirsen...

...kanunları uygulamayacağımı zannetme.

Asla Sayın Savcı'm, öyle bir beklentim yok.

Otur, otur.

Şimdi belli ki sen bir baskın yapacaksın.

Nasıl yapacaksın? Hangi vasıfla yapacaksın?

Kiminle yapacaksın? Ve nasıl yakalanmayacaksın?

Efendim, ben ne yapacaksam sivil olarak yapacağım.

Kiminle ve ne şartlarda yaptığım da asla hiç kimse tarafından bilinmeyecek.

Oğuz, bu işin gizlisi olmaz.

Bir açık verirsen, bir iz bırakırsan...

...parmak izi dâhil... -Parmak izi konusunda...

...size garanti verebilirim Sayın Savcı'm.

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

Ne konuştunuz abimle?

-Karını niye yolladın Asiye'ye, diyor. -Öyle mi?

Peki, sen ne dedin?

Kardeşin koca sözü dinlemez, dedim.

En ufak bir şeyde beni bile boşamaya kalktı, dedim.

-Ufak bir şey mi? -Evet.

Halil İbrahim, seni öldüreceklerdi, farkında mısın?

Zeynepciğim, biraz annene benze. Bak, ölsem de bırakmam kocamı, diyor.

Sevdiği için mi diyor sanki. Asiye'ye kaptırmamak için söyledi.

Senin beni kaptıracağın biri yok diye hemen boşamaya kalktın, öyle mi?

Bu konuda üstüme gelemezsin, gerçekten.

Canım, bir tanem...

...üstüne gelmiyorum. Sen ne zaman istersen boşan...

...ne zaman istersen evlen benimle.

Bana bak, böyle söyledin diye benden kurtulacağını zannediyorsan yanılıyorsun.

Seni boşarım ama kimseye de yâr etmem.

Bizde böyle.

Bizde böyle derken?

Yani bende böyle en azından.

Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun? Bizimkiler görecek.

Görsünler, karımı öpüyorum.

Bizde de böyle, kimseden bir şey gizlemiyorum.

Sen mi bir şey gizlemiyorsun?

Abimle ne konuştun diye soruyorum, onu bile söylemiyorsun bana.

Abin kararlı Zeynep.

Ben vazgeçmem, artık ben varım, diyor.

İyi de babama ve Yılmaz'a rağmen nasıl yapacakmış bu işi?

Ben de bunu söyledim.

Yılmaz yaşadığı sürece abin güvende değil.

-Neyi kastediyorsun? -Reşit'i.

Reşit oğullarının intikamını birinden alacak.

Abimle ne alakası var ki bu intikamın?

Oğullarını dün gece aile kabristanına gömmüşler.

-Kim dedi bunu? -Derviş dayım.

Oğullarının yerini baban söylememiştir herhâlde.

Bir dakika, yani...

...Yılmaz, Reşit abiyi yanına mı aldı diyorsun?

Aynen öyle. Yılmaz kimseye karşılıksız bir şey vermez.

İsteyeceği karşılığın da baban olduğunu hiç zannetmiyorum.

-Abime bahsettin mi peki bundan? -Hayır.

Sadece kimseye güvenme, dedim.

(Müzik)

Ayşe dedi ki Sakine halam güya çocuklarla konuşmuş.

Bunun mümkün olmadığını ikimiz de biliyoruz Şota.

Neler oluyor ailede?

Çocukları dün gece defnettik.

Kayınbabamla. Sonra annemle Elif de geldi.

Ve bunun üstüne Sakine halam...

..."Sabah oğullarımla görüştüm, iyilermiş." dedi annemle karıma, öyle mi?

Nedime Hanım'ın her şeyden haberi var da benden mi gizliyor diye...

...kendine dert etmiş belli ki.

İkisi de birbirini yıllardır tanır.

Sakine hala bilmiyor mu annemin neyi bilip neyi bilmeyeceğini?

Ne bileyim Fikret Bey.

Kadın iki tane oğlunu gömmüş.

O konuda diyeceğim bir şey yok.

Ama benim merak ettiğim...

...çocukların yerini Reşit abiye kim söyledi?

Bunu size söylerim Fikret Bey.

Siz de bana...

...bu işi bizzat kimin yaptığını söylerseniz.

Olur.

Benden habersiz kimseye sıkmayacaksan olur.

Yılmaz Marten.

Tabii ki.

Neyin karşılığında söylemiş peki bunu kayınbabana?

O da sizin gibi benden habersiz bir şey yapmayacaksın, demiş.

Kim infaz etti çocukları Fikret Bey?

Kardeşim yapmış.

Tamer.

Vay be!

Asiye Leto...

...oğlunu korudu korudu, en sonunda da yaktı ha.

Asiye bir oğlunu kaybetti...

...ortalık yangın yerine döndü.

Eğer Tamer'e bir şey olursa...

...kaç masumun canı yanar, var sen hesap et.

O yüzden dediğim gibi, benden habersiz kimse bir şey yapmayacak.

Ama sen de ailene gidip de ki...

..."Fikret abimin her şeyden haberi var...

...gereğini yapacakmış."

Size güvenirler.

Zaten bir size...

...bir de Zeynep Hanım'a.

(Gerilim müziği)

Ne yapayım yani, silahı elime alıp Halil İbrahim'i mi öldüreyim?

Sen onlara tamam diyeceksin...

...onlar sana nasıl olacağını söyleyecek.

Nedime, daha önce de Halil İbrahim'e bu tür tuzaklar kuruldu.

Fikret üzerinden, Zeynep üzerinden. Kurtuldu Nedime, kurtuldu.

Yalnızca bizim elimizden değil, Yılmaz'ın elinden de kurtuldu.

Bence Yılmaz, benim ve Fikret'in ölmemizi istiyor.

Evet, seninle kötü olmamak için...

...Halil İbrahim'i bahane ediyor.

Ben bunları bilmeyecek bir kadın mıyım sence Rızvan Bey?

Şimdi sen beni iyi dinle. Yılmaz bana yalan söylüyor.

Beni oyalıyor.

Şimdi ben ona git desem de gitmeyecek.

Abim de bunu buradan geri çekmeyecek.

-Yani? -Yani Ercan geldi, Ercan.

Bu saatten sonra hepiniz namlunun ucundasınız.

Ya Yılmaz'la abimin kurduğu oyunu oynarsınız...

...ya da sen oyunu tekrar kuracaksın.

Tabii ki sonuçlarına katlanarak Rızvan Bey.

(Gerilim müziği)

Çay kötü olmuş.

Geçen seferki adamı Halil İbrahim mi öldürdü...

...kim yaptı bunu? Yeni bir adam mı yaptı? Kötü olmuş.

Ne oldu Asiye, bir şey duydun da keyfin mi kaçtı?

Kaçtı, kaçtı, nasıl kaçmasın?

Adamı böyle avucunun içine verdim, sen ne yaptın?

Öğrenmek istediğim şeyler vardı, aldım, ezdim...

...istediğimi aldım, sonra da sokağa attım Asiye.

Bırak o palavraları, başkalarına anlat.

Anladık, kuyruğu dik tutmak istiyorsun da karşında Nedime yok, Asiye var.

Evini jandarma bastı, ona mı sinirlendin Asiye...

...yoksa oğlun Tamer'i mi dert ediyorsun?

Güzel, derdimi anladın.

O dertle ilgili sana bir şey diyeceğim şimdi.

O basiretsiz Reşit, benim uşağımı öldürecek.

Ne o, intikam ayağına.

Bana Rızvan söyledi bunu.

Reşit, Rızvan'ın oğullarından birini öldürecek Asiye, evet.

Ama seninkini değil.

(Gerilim müziği)

Neden baştan söylemiyorsun sen bunu?

Başka bir şey var mı Asiye?

Bak daha iyi oldu, kaldıkça demi oturuyor.

Yılmaz...

...uşağıma bir şey olursa senden bilirim.

Başka da bir mesele yok.

(Gerilim müziği)

Fikret mezarlıkta olduğumuzu nereden öğrenmiş Şota?

Ben nereden bileyim baba?

Ama şunu bil ki her şeyin farkında.

Israrla da şunu söylememi istedi, siz bir şey yapmayın...

...gerekeni ben yapacağım, dedi.

Ben Fikret'i severim.

Güvenirim de. Ama oğlum, sen diyemedin mi...

...bu işin arkasında ya analığın var, ya baban var, ya kardeşin!

Gerekeni nasıl yapacakmış?

Anne, bu işin arkasında kim oluğunu biliyorum, dedi.

Eğer bir şey yapacağım diyorsa...

...bu saydıkların da olsa bir şey yapacaktır.

Bence Halil İbrahim bir şeyler biliyor.

Belki de mezarlığa gittiğimizi o söylemiştir.

Yok, onun Derviş dayısı var.

O nerede, ne olur bilir.

Fikret abi ipleri eline almadan bırakın gerekeni yapmayı...

...hiçbir şey yapamaz. -Yapmaması da gerek zaten.

Ben bunca yıldır Rızvan'ın yanındayım.

Ölür de o gücünü kimseye devretmez.

-İpleri oğlu bile olsa vermez. -Ölür o zaman Reşit.

Ana, kurbanın olayım bir dur. Adam bir şey yapmayın, durun, dedi.

Belli ki bir planı var.

O zaman gereğini yapacak. Madem öğrenmiş...

...gereğini yapacak. Ben ona söyledim.

Önce kim öğrenirse gerekeni o yapacak, dedim.

Fikret'e bile acımam.

(Müzik)

-(Alican) Hoş geldiniz komutanım. -Hoş bulduk.

-Savcı beyle görüşebildiniz mi? -Görüştüm, görüştüm.

-Her şeyi söylediniz mi peki? -Söyledim.

Ne dedi?

Savcı bey hukuka inanan bir adam Alican.

Tehdit edilmek umurumda değil, dedi.

Dinlemelerle ilgili de azarladı beni, yolladı.

Yani ailesi söz konusu komutanım, onu da söylediniz mi?

Söyledim, söyledim.

İnanmış adamı korkutamazsın Alican.

Bizim albay da gidip tehdit etmiş adamı. Posta koyup göndermiş.

Helal olsun.

Helal olsun da ne yapacağız yani komutanım?

Yapacak bir şey yok.

Sen yine de bizim sivil arkadaşlardan gizlice bir ekip gönder evinin önüne.

En azından karısını, çocuğunu koruyabilelim.

Peki siz? Dinlemelerde sizin de adınız geçiyor komutanım.

Keşke bir tek bana gelseler Alican, keşke.

Komutanım bakın, ekibin listesini getirdim, önünüzde duruyor.

(Alican) Öyle keşke diyeceğiniz adamlar değiller bunlar.

Tamam, biliyorum, siz de tecrübelisiniz, iyi nişancısınız, gördüm ama...

...yani bunlar yol kesecek adamlar değiller.

Plansız programsız iş yapmazlar bir öncekiler gibi.

Tamam tamam. Ben eve geçince dosyayı incelerim.

Aklıma bir şey gelirse sana haber veririm.

Alican, savcı beyin güvenliğiyle bizzat sen ilgilen.

Emredersiniz komutanım.

(Müzik)

Halil İbrahim.

Ben diyorum ki hazır sevenler kavuşmuşken...

...bu bizim Turan'la Sema'yı da evlendirelim de muradına ersinler.

Tamam Osman'ım, anlıyorum.

Sen de sana bir an önce sıra gelsinin peşindesin de...

...senin kaçırdığım bir nokta var. -Neymiş Turan?

Senin birine kavuşabilmen için önce birini bulman gerek.

(Gülüyorlar)

Ben birini nereden bulacağım Turan?

Milleti tokatlarken mi bulacağım?

Ama belki dedim ki hani bir düğün, nikâh, bir şey olur...

...orada onun arkadaşı, onun arkadaşı falan illa çıkar birisi karşıma, değil mi?

Benim bütün arkadaşlarımı tanıyorsun Osman, neyin peşindesin sen?

Ben ne yapayım senin arkadaşlarını Sema? Hepsinin huyu senin gibidir.

Gördük, dağ gibi Turan'ım ne hâle geldi!

(Gülüyorlar)

Hayır, bana böyle iyi huylu bir kız...

Mesela Zeynep'in bir arkadaşı falan.

Sen diyorsun ki şimdi olacaksa madem yurt dışında okumuş olsun, öyle mi?

Aynısı Temel.

(Temel) Peki balım, benim merak ettiğim bir şey var.

Sen bu kızla hangi ortak paydada buluşacaksın?

Mesela beyzbol falan mı konuşacaksın?

Beyzbol nedir Temel?

Sen aslında seversin ya, böyle sopalı falan bir şey işte, ben sana anlatırım.

Olur, bakarız.

Ya şunun payda falan diye kafasını karıştırma.

Şimdi Temel sana diyor ki sen bu kızla ne konuşacaksın?

Yani tokat atma tekniklerini mi konuşacaksın?

Çiçek balı mı, çam balı mı, ne konuşacaksın?

Doğru.

Turan, ben yürüyen belgeselim.

Anladın mı?

Orada ormanda iki dakika kızla yürüyeyim...

...o kız bana âşık olur, âşık.

(Gülüyorlar)

Ee Zeynep, yok mu şöyle Osman'ımın belgeselini izleyecek...

...helal süt emmiş bir arkadaşın? -Hah!

Yani Osman'ı sevmeyen ölsün de...

Osman, sen ilk bakışta birazcık ürkütücü görünüyorsun.

Yani yanlış anlama da benim arkadaşlarım senden biraz korkabilir.

Benim neyim ürkütücü Zeynep?

Şu tipin. Bir de pençelerin.

Osman, sana o kadar kişi gösterdim, yok dedin.

Ya anne, adam yurt dışında okumuş olsun diyor. Sen neyini anlamadın bunun?

Evet. Haksız mıyım?

Hani bir konuşacak konumuz olsun.

Paylaşacak bir şeyimiz olsun. Yanlış mıyım Halil İbrahim?

Haklısın kardeşim. Sana en güzeli, en iyisi yakışır.

Ben onun asıl derdini biliyorum ama neyse.

Neymiş asıl derdi Derviş, bilmediğimiz biri mi var?

Yok Yusuf abi kimse falan ya. Bunlar hep Derviş dayının yalanları.

Oğlum, Derviş hiç yalan söyler mi?

Derviş, söyle Allah aşkına, kim bu şanslı kız?

Kim olacak, Zeynep'in bacısı.

-Leyla? -Leyla mı?

Ne alakası var ya?

Asiye'nin kızı olmasa belki bir şans falan ama...

Allah Allah! Bunlar Derviş dayının yakıştırmaları, bakmayın siz ona.

Ben mi yakıştırıyorum? Cemal'e sabahtan beri...

...keşke Edanur'u getirirken bunlar Leyla'yı da getirseler demedin mi?

(Osman) Dayı! Bir dakika, bir dakika.

Balım?

Ben bu gevezelikten hiç hoşlanmam.

O Cemal'e de söyleyeceğim, böyle boş boş konuşacaksa...

...gitsin dağına bahçesine orada konuşsun.

(Gülüyorlar)

Hem ayrıca ben Edanur'u meraktan soruyorum.

-Aslan kardeşim be. -Evet.

Osman'ım, ben çok ısrar ettim ama maalesef gelmedi.

Çok iyi kız Osman'ım da onun tepesinde Asiye varken o sevdiğine varamaz.

Sever yani beni diyorsun?

(Gülüyorlar)

Yemeğini ye diyoruz Osman'ım.

Hatta önünden ye diyoruz Osman'ım.

(Gülüyorlar)

-Neyse o zaman, afiyet olsun. -Olsun, olsun.

Ya baba, şu kumanda nerede? Bir beyzbol maçı falan varsa açalım da...

...Osman'ın biraz kafası dağılsın.

(Gülüyorlar)

Ula güldürmeyin.

(Köpek havladı)

Fikret Bey, nereye? Ben sizi götürseydim.

Asiye Hanımlara geçiyoruz Şota. Gelmek istemezsin diye düşündüm.

Doğru düşünmüşsünüz Fikret Bey. Her zamanki gibi.

Sen konuştuklarımızı ilettin mi ailene?

İlettim.

Şimdilik bir sıkıntı yok gibi duruyor.

İyi.

Bu arada babam orada değilmiş.

Nereye gittiğini biliyor musun?

Bilmiyorum.

Nedime annem, Yılmaz abiyle konuştuktan sonra geldi, sonra baş başa epey konuşlar.

Sonra da Rızvan babam çıktı.

Yılmaz'a gitmiştir kesin.

Kim bilir yine neyin peşindeler!

Kimin üstüne ne planlar kuruyorlar!

Göreceğiz.

Sen yine de Asiye teyzeme gittiğimizi kimseye söyleme Şota.

Nedime anneme yemeğe çıkıyoruz dedik.

Söylemem Ayşe Hanım.

(Gerilim müziği)

Benimle konuşmak istemişsiniz Nedime Hanım.

Çağırdım Reşit, çağırdım. Geç otur şöyle.

Hayatında ilk defa Sakine bana yalan söyledi.

Çok üzüldüm.

İçerledim de.

Merak da ettim bunu neden yaptı diye. Peşine düştüm, öğrendim.

Ne öğrendiniz?

Olanları.

Kimden öğrendiniz?

Bugün gittiğimiz yerden.

Anladım.

Daha önce bilmiyordunuz yani, öyle mi Nedime Hanım?

Reşit, sen beni iyi tanırsın.

Ben her şeyi bilirim ama kondurmam.

Ta ki benim kulağıma gelinceye kadar da...

...bilmiyormuş gibi yaparım.

Olan olmuş.

Çok acı şeyler yaşanmış, çok üzüldüm.

(Nedime) Ama ben hiçbir şeyi değiştiremem.

Gideni de geri getiremem.

Elif'le de Sakine'yle de bu konuda yüzleşmeyeceğim zaten.

Sana yapacağım bir iyilik var ama.

Neymiş o Nedim Hanım?

Çocuklarını Tamer öldürdü.

Hem de bizzat Asiye'nin emriyle.

(Gerilim müziği)

Yılmaz...

...ben seninle her işi yaparım.

Ama Fikret'i...

...bir şekilde zarar görmeden bu işlerden ayırmamız lazım.

Benim çekilmemin sebebi de buydu.

Bırakalım gençler Halil İbrahim'i oyalasınlar, biz yapacağımızı yapalım.

Halil İbrahim buraya oyalanmaya gelmedi enişte, işimize çomak sokmaya geldi.

Adam görevli.

Bundan emin misin Yılmaz? Kaçtır bunu söylüyorsun.

Sana kendi ağzıyla söyledi mi böyle bir şey?

Bunu kendi ağzıyla söylemeyecek kadar iyi eğitimli, neyi anlamıyorsun enişte?

O zaman bu adamın benim kızımla...

...evlenmesi de mi rol icabıydı yani, numaradandı?

En iyi ihtimal ölmemek için evlendi.

(Yılmaz) Ama fark etmez.

Ölecek ve bunu sen sağlayacaksın.

Ama artık o bana inanmaz ki.

Çağıracağım yere gelmez. Gelse de tek gelmez, boş gelmez.

Ne yapacağız peki?

Bir nikâh olacak. Ne oluyorsa orada olacak enişte.

(Oğuz) Adamlarımız dördüncü katta.

Kat girişinde sürekli nöbet tutan iki tane adam var.

Koridorda da sekiz tane karşılıklı oda.

(Oğuz) Koridorun sonunda da süit. Büyük ihtimalle Ercan bu odada kalıyor.

Yangın merdiveni?

Olmaz. Hem otelin diğer tarafında, hem de sen nasıl çıkacaksın...

...bu hâlde yangın merdiveninden? -Neyim var benim? Çıkarım ben ya.

Sen buna ne bakıyorsun? Yeter ki buna bela de.

Dirilir, üstüne atlar.

Ama Oğuz, diyorsan ki iki başımıza biz buraya nasıl gireceğiz...

...kendimizi açık etmeden nasıl çıkacağız?

Sen hiç girme.

Biz çocuklarla girelim, bir açık verirsek sen kapatırsın.

Olmaz dayı.

Uşaklarla girersek kesin kayıp veririz, adamlar profesyonel.

Tamam o zaman, şoför lazım mı?

Amatörüm ama getir götür işlerini yaparım.

Yok yok dayı, lazım olursun.

Hem girişte hem çıkışta bizi kollayacak biri lazım dışarıda.

Yukarıdakilerin dikkatini çekmeden nasıl çıkacağız?

Sen de durdun durdun kızı öpecek zamanı buldun.

Bir gün daha dişini sıksaydın ne olurdu sanki?

Nasıl, bir de o kadar dayağın üstüne mi öpmüş?

Allah Allah! Siz benim özel hayatımı niye konuşuyorsunuz?

Ben karımı hallederim dayı, sen yukarıdaki on kişiyi düşün.

Aşk falan yok diyor bir de.

Dayı, otelin giriş kapısının yakınında küçük bir kapı daha var.

Basit bir zincirle bağlı. O zinciri kırarsak oradan rahat gireriz.

Neredeydin sen? Her yere baktım, yoktun.

Dayımın odasındaydım.

Derviş dayı niye aşağıda yatıyor o kadar oda varken?

Herkes rahat etsin diye.

Ortalıkta dolanmayı pek sevmez o.

Derviş dayı her şeyin farkında.

Ne gibi?

Yani Osman'ın Leylasının, seninle benim.

Kötü bir şey mi bu?

Yok, kötü bir şey değil de...

...ortalıkta olmayıp her şeyin farkında olması garip.

Askerliğini komando olarak yapmış.

7/24 tetikte.

Ve kimseye belli etmez kendini.

Fazla konuşmaz, genelde dinler.

Çocukken çok dinledim onun anılarını.

-Senin gibi sadece patates soymamış yani. -Evet, öyle.

Canım.

Hayatım.

Ben sabahtan akşama kadar yalan söylenen bir evde büyüdüm.

Ama senin kadar inanarak yalan söyleyen birini görmedim.

Aşk olsun.

Bak, yaralıyım zaten. Her yerim yara bere içinde, ağrıyor...

...bir de bana yalancı diyorsun, öyle mi?

Bu arada çok yorgunum.

Beni bir öpsen...

...sonra uyusak, olmaz mı?

Olur.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Ee, ne yaptınız? -Hazırlık.

Ne oldu, bayılttın mı kızı? Bu kadar çabuk nasıl geldin?

Kadınlara askerlik anılarını anlatınca çabuk sıkılıp uyuyorlar dayı.

Yok canım, yapmıyorsundur herhâlde böyle bir şey.

Herhâlde yapmıyorum.

Hadi, çok işimiz var.

Hazır.

(Gerilim müziği)

Sağ ol abiciğim.

Hadi sen de geç otur.

Fikret...

...ne o böyle sanki dünyaları vadedecekmişsin gibi oturuyorsun orada.

Söyle bakalım ne diyeceksin bütün bu olanlardan sonra?

Diyeceğim Asiye Hanım, diyeceğim.

Sen bana Asiye anne derdin, ne oldu?

Bir analık yapsaydın bize...

...her şey çok daha farklı olurdu, emin ol.

Ne oldu, bıraktı mı ananız?

Bizim aramızı hep soğuk tuttu.

Ben de elimdekilere sarıldım, ne yapacağım?

(Asiye) Ayrıca ben seni severim.

En sevdiğim yeğenimi de sana verdim.

Sen vermedin teyze, ben kaçtım Fikret'e.

İki yıl konuşmamıştın benimle hatırlarsan.

Sen kaçtın diye konuşmadın ben seninle.

Sen bana söyleseydin, ben kendi ellerimle verirdim Fikret'e seni.

Neyse.

Senin de dediğin gibi buraya gelme sebebim diyeceklerimin olması.

Evlatlarını ateşe atıyorsun.

Evet, sana anne demiyorum.

Ama Leyla'ya da Tamer'e de kardeşim diyorum.

Ta ki sen çocuklarını yanlış işlere bulaştırana kadar.

(Fikret) Buraya gelme sebebim diyeceklerimin olması.

Sen ailenin reisi oldun, lideri oldun.

Ve şimdi gelmiş bana ayar veriyorsun.

Sizin ailenin reisi ben değilim.

Ama sen böyle davranırsan sizin ailenin reisi, yani babam...

...yakında ölür.

Kim öldürecekmiş abi babamı?

Senin yediğin haltı babamız üstlenince Tamer...

...bu işi kimin yapacağını düşünmeye çok da gerek yok ha?

Babamı niye öldürüyorlar? Bu yaptı, bu!

(Leyla) Annem de yaptırdı.

Ne yapacaklarsa gelsinler buraya, burada yapsınlar.

Hatta ben sebep oldum. Bana da yapsınlar.

Leyla, canım, bak çok kötü şeyler oldu.

Ama daha kötü şeyler olmasın diye burada Fikret abin.

Ne olmuş, ne olmuş kötü, ne olmuş?

O basiretsiz Reşit, Rızvan'ı vuracak.

Sen de gelmiş burada bize ayar mı çekiyorsun?

Sen madem lidersin, madem bu ailenin güvenliğini sen koruyacaksın...

...çekersin evde bir kenara, halledersin.

(Asiye) Daha buraya kadar gelmişsin.

Ben halledemem diyorsan o zaman ben bir hâl çaresine bakarım.

(Ayşe) Nasıl halledersin teyze?

Reşit'i de mi Yılmaz abiye havale edeceksin?

Sana ne? Ne yaparsam yaparım! Sen sus 'first lady'!

Asiye Hanım, ben Reşit'e...

...yapılanların karşılığını vereceğimi söyledim.

Bana kardeş kanı döktürtme.

(Asiye) Bak, bak, bak!

O baban bu lafını duysa...

Babam yönetmiyor, ben yönetiyorum.

Ve ben seni son kez ihtar ediyorum.

Tamer bu evden dışarı çıkmayacak.

(Fikret) Leyla'ya herhangi bir zarar vermeyecek.

Leyla da...

...kiminle, nerede, ne şekilde yaşamak istiyorsa yaşayacak.

Bu arada Leyla, Fikret abin dedi ki eğer Yavuz'u istemiyorsa nişanı atabilir.

Yani istemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin.

Aynen öyle abiciğim.

Ben Yavuz'la evleneceğim abi.

Yani ilk başta karşıydım ama şimdi yok derim...

...annem beni dünyanın bir ucuna götürür, kim bilir kiminle evlendirir.

En azından Nergis yenge arkamda. Bu bir şey yapamaz bana.

Leyla, benimle düzgün konuş, senin o ağzını yırtarım kızım.

-Tamer! -Abi, dediğini duymuyor musun sen ya?

Bak kardeşim, kaç gündür seni nasıl yaşatacağımı düşünüyorum.

Bulamıyorum.

Sen biraz daha bu şekilde davranmaya devam edersen...

...seni de Tarık'ın yanına gömerler oğlum.

Allah sıralı ölüm versin.

Daha sırada anan var.

Baban var, sen varsın.

Siz gider Tarık'ı böyle bir çevrelersiniz.

Yer kalırsa biz de ailecek geliriz.

Sen bilirsin Asiye Hanım, benden günah gitti.

Ben dedim diyeceğimi.

Hadi hoşça kal 'first lady'.

(Gerilim müziği)

Dayı, biz içeri girdikten on dakika sonra itfaiyeyi ara. Sen de bizi burada bekle.

Yeğenim, Oğuz'un anlattıklarına göre iş on dakikalık değil.

-Dayı, sen 20 dakika sonra ara. -Amma abarttın be kardeşim.

-Amerikan üssüne mi giriyoruz? -Evet, adamları görünce anlarsın.

Ula siz hele bir gidin, sağ salim dönün...

...ben ilk silah sesini duyduğumda ararım itfaiyeyi.

Susturucuyla sıkacağız ya dayı.

Adamlar da bir ara sıkacak ya Halo, onu diyor dayı.

Beni görürse sıkar kardeşim.

Ya hadi be oğlum, hadi Allah aşkına ya.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Oğuz) Dayı.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

(Konuşmalar duyulmuyor)

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim”

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalmaya devam ediyor)

"Derede su durulur"

"Dal köprüler kurulur"

"Derede su durulur"

"Daldan köprü kurulur"

"El yerine vurulur"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Geçit vermez kayalar"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Ak düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Ak düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

(Alarm zili çalıyor)

(Gerilim müziği) (Bağrışmalar)

(Sirenler çalıyor)

(İtfaiye kornası sesi)

Çabuk, çabuk.

(İtfaiye sireni çalıyor)

Çabuk, çabuk.

(Gerilim müziği)

İyi misiniz? Yaranız bereniz, vurulanınız var mı?

Oğuz bacağından bıçaklandı dayı, onun dışında bir şey yok.

(Derviş) Geçmiş olsun Oğuz.

Eyvallah dayı. İyiyim, bir şey yok.

Bir kişi eksik öldürdük.

Fark ettim. Ercan yoktu.

-(Derviş) Ercan kim? -Ekibin başındaki herif dayı.

O kadar adam vurdunuz, bir kişinin eksiğini de hesap ettiniz yani.

Kaç dakikada aradın itfaiyeyi dayı?

Siz girer girmez aradım. Sekiz dakikada geldiler.

Vay be! Paslanmışız Deli Yörük, beş dakikada çıkmamız lazımdı oradan.

Bir eksik vurduk ya, ondan erken çıktık.

Ercan yok, ekip salmış.

Ercan olsa 20 dakikadan aşağı çıkamazdık oradan.

Tamam ya, tamam, çıktınız işte.

(Kuşlar ötüyor)

(Gerilim müziği)

Otur Ercan.

Ee?

Ekibinden hayatta kalan var mı Ercan?

Bu Halil İbrahim nasıl bir adam?

Yılmaz Bey, bu Halil İbrahim'in nasıl bir ekibi var?

20 kişiyi yok ettiler.

Ne ekibi Ercan!

Varsa yoksa üç kişi gelmiştir onlar.

Şöyle. Kamera kayıtlarına ulaşamadık.

Kimse sağ kalmadığı için bilgi de alamıyorum.

Ama bu iki üç kişinin yapacağı bir iş değil.

Adamlar özel yetiştirilmiş. Ben söylüyorum, anlatamıyorum.

Üsteğmenle ikisi mi yani?

Sen o ikisini boş ver de...

...asıl senin ekibinden hangi gevezenin teknik takibe takıldığını düşün.

Yoksa nereden bilecekler sizin hangi otelde kaldığınızı, kaç kişi olduğunuzu?

Umarım o geveze sen değilsindir Ercan.

Babanızdan başka kimseye bilgi vermiyorum.

Hatta ben her hâlükârda güvenli hat kullanıyorum.

Demek o hat düşündüğün kadar güvenli değil Ercan.

Neyse, sen yapacağını yaptın. Bana akşama yeni ekip topla.

Sizinle işim var. Gidebilirsin.

(Gerilim müziği)

Yılmaz Bey, Nergis Hanım geldi.

Hoş gelmiş.

Yılmaz.

Hoş geldin Nergis.

Vallahi bilmiyorum, hoş mu geldim?

Sabah sabah beni çağırmışsın, acil demişsin.

Yavuz'la Dursun bilmesin demişsin. Neler oluyor?

Otursan iyi olur Nergis.

Hayırdır, ne oluyor?

Önce sen bilmek istersin diye düşündüm Nergis.

Neyi?

Kızın.

(Gerilim müziği)

Hayır. Bunu Damla yapmış olamaz.

Bu benim kızım değil, yanlışlık olmalı.

O senin kızın Nergis.

Damla.

Bir partide kendini kaybetmiş.

Çok daha kötü görüntüler vardı ama...

...aralarından bir anneye gösterebileceklerimi seçtim.

Bittik biz.

Bittik.

Yılmaz, bak eğer bunları babasıyla abisi görürse...

...bu kızı yaşatmazlar.

Ben bunun üzerini kapattım Nergis.

Sen de kızını yanına çağır.

Ortamlarda takılmasın, gözünün önünde olsun daha iyi.

Peki, bu kayıtlardan başka birinin elinde var mıdır?

Yoktur Nergis, olmaz da.

Tamam Yılmaz.

Ne istiyorsun, açık açık söyle.

Asiye'nin kızıyla oğlunu bu akşam sizin otelde evlendiriyorsun Nergis.

Bu akşam mı?

Sen delirdin galiba.

Bu akşam Nergis.

Bu akşam.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

Gel!

Eyvallah.

Hoş geldiniz efendim.

(Kapı kapandı)

Ortalık kan gölüne dönmüş...

...23 ceset var...

...ve sen karakola benden sonra mı geliyorsun Oğuz?

Efendim, hastaneye uğramam gerekti de.

Hayırdır? Bacağına ne oldu?

Sormayın, arkadaşlarla halı saha maçı yapalım dedik...

...bileğimi burkmuşum.

Geç otur şöyle, geç. Ayağının üstüne basma.

Başçavuşum, sen de bize iki çay söyle.

Emredersiniz.

Olaylardan haberin vardır sanırım.

Var efendim.

Oğuz, adli tıpta iki düzine ceset var.

Boynu kırılmış, alnından vurulmuş.

Profesyonelce kesici aletlerle öldürülen adamlar var.

Öyleymiş efendim.

Sorun, bu adamları öldüren insanların...

...iki kişi olması.

Ve bu iki kişi, artık kimse bu iki kişi...

...bu işi on dakika gibi kısa bir sürede yapmışlar.

Sekiz efendim.

Ben de kayıtlara baktım, sekiz dakika.

Bu iki kişi kim acaba?

Efendim, kimlik tespiti yapmak neredeyse imkânsız.

Umarım öyledir.

Yangından mal kaçırır gibi akşama nikâhımız var ne demek Yavuz abi?

Annem öyle uygun gördü.

Bizim otelde yapılacak zaten, hazırlıklar da başladı.

Ayrıca ben buraya Leyla'nın bir eksiği var mı diye sormaya geldim Tamer.

Ama diyorsan ki ben gelemeyeceğim, ağrım sızım var, sen bilirsin.

Yok.

Gelecek, gelecek.

Ablasının en mutlu gününde orada olacak tabii ki benimle.

Çok güzel.

Babam, Rızvan babaya iletmiş, o da Leyla ne diyorsa o dedi.

Benim için uygun Yavuz.

Sadece nikâhımda görmek istediğim insanlar var.

Kimmiş o insanlar?

Zeynep ablam, kocası, Edanur...

...kocası gibi.

Leyla...

...bak onlar orada olay çıkartır... -Çıkartamazlar Tamer.

Mekân bizim mekânımız, bir şey olmaz.

Ayrıca Leyla kimin gelmesini istiyorsa o gelecek.

Ne güzel bir çift oldunuz.

Şey gibi, Leyla ile Mecnun gibi.

Ama ben başta demiştim bana dua edeceksiniz diye.

Ben sana bol bol dua ederim anneciğim, sana da oğluna da.

Aferin.

Ben ablamı arayayım o zaman. Sonra hazırlanıp çıkalım.

Tamam canım.

-Ben götürürdüm seni nikâha. -Yok, gerek yok Asiye anne.

Kuaför hazır zaten, otelde gelinlik de var.

Annem her şeyi organize etti, için rahat olsun yani.

Ya Nergis çok becerikli kadın.

Bacını da organize etti mi? Damla da geliyor mu?

Yok, o gelemeyecek, sınavları varmış.

Sınav.

Hayat başlı başına bir sınav.

Baştan sonra.

Ama o akıllı kız, sınavı geçer.

Öyle.

-Akşama hazır mısın? -Çok.

Aferin sana.

Leylacığım, biraz ani olmadı mı?

Doğru söyle bana, seni zorluyorlar mı?

Abla, beni zorluyor olsalar seni, Halil İbrahim'i...

...Edanur'u, Temel'i ben nasıl davet edeyim?

Anladım ablacığım da bana bir tuhaflık var gibi geldi.

Yok ablacığım bir şey.

Ben artık bu evde kalmak istemediğimi söyledim.

(Leyla ses) Nergis yenge de tamam dedi.

Peki canım. Nerede bu nikâh?

Yavuzların otelinde.

Tamam, geliriz biz.

Bir şeye ihtiyacın var mı?

Yok ablacığım, sağ ol. Edanur'u getir ama ben onu çok sevdim.

Tamam. Görüşürüz.

Sence de tuhaf değil mi?

İstemediği bir evden kurtulmak için...

...istemediği bir adama koşarak gitmesi?

Asıl sorun, bu nikâhı bu kadar çabuk kim istedi?

Nasıl yani?

Bunu oraya gitmeden tam olarak anlayamayız.

(Gerilim müziği)

Beni emretmişsiniz.

Hazır mısın Nusret?

-Hazırız efendim. -İyi.

-Öğren bakalım, Ercan otele geçmiş mi? -Tamam Yılmaz Bey.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Nergis yengeler gelmiş de merhaba dedim.

İyi yaptın kızım.

(Müzik)

Geldi yılanın başı.

(Gerilim müziği)

Biz şöyle geçelim.

Ben bir misafirlere merhaba diyeceğim.

Bak olay çıkarma Asiye.

Kızımın düğününde niye olay çıkaracağım?

Sen merak etme, geleceğim.

Eyvah! Teyzem bu tarafa geliyor.

Nasılsın Halil İbrahim?

Çok üzüldüm...

...ölmediğine.

Ne güzel helvanı kavurmuştum ama olmadı.

Olsun, sizinkini yeriz inşallah Asiye Hanım.

Bunlarla her haltı yersin de benim helvamı yemen biraz zor.

Ha, yakışıklı.

Hoş geldiniz Rızvan Bey.

Hoş bulduk Nedime. Hoş bulduk kızım.

Merhaba baba.

Reşit'in burada ne işi var?

Gözümün önünde dursun istedim Rızvan Bey.

(Gerilim müziği)

Demek Nergis seni de davet etti kızımın düğününe.

Leyla benim de kızım sayılır. Pek severim kendisini.

Zeynep'ten daha fazla sevdiğin çok belli.

Teyze, hadi sen annemlerin yanına git.

Sen beni ittirme bakalım öyle.

Sen de tarafını seç.

Öyle ikimizin arasında kalırsan tost gibi ezilirsin, dikkat et.

Yok, ezilmem, merak etme.

Beni kimse ezemez.

Ayy, 'first lady'ye bak sen!

Yürü.

(Müzik)

Zaten güzeldin de...

...çok güzel bir gelin oldun güzel kızım.

(Müzik)

Ya!

Beğendin mi?

(Müzik devam ediyor)

Bu çok güzel.

Çok yakıştı.

-Teşekkür ederim. -Benim güzel kızım.

Leyla.

-Merhaba Nergis yenge. -Merhaba Zeynep.

-Merhaba. -Ablan da geldi.

Ben de gideyim, misafirlerle ilgileneyim.

Aslında yabancı birini çağırmadık ama olsun, ayıp falan olur şimdi.

Biraz ani olmadı mı?

Evet ama Tamer olayını biliyorsundur Zeynepciğim.

Aslında biraz ben aceleci davrandım.

O konuda haklı olabilirsiniz tabii de...

Neyse, ben gideyim, misafirleri bekletmeyeyim.

Canım, ablacığım, sen ne kadar güzel olmuşsun. Ne oldu?

Abla, hiç hayal ettiğim gibi olmadı.

(Edanur) Leyla, biz buradayız.

Düğünden kız kaçırma ekibi burada. Sen istemediğin anda gideriz.

Artık bir önemi yok.

Bir amacım var ve bunu gerçekleştirebilecek biriyle evleniyorum.

Leyla, bak ben de böyle düşündüm, ben de öfkeyle hareket ettim ama...

...bundan senden başka kimse zarar görmez.

Görür.

En azından ilk defa kafa dengim bir annem var.

Nergis yenge, senin annene de benim anneme de kök söktürür.

Nedense seni çok seviyor.

-Bence beni seviyor. -Yoksa kalbi mi var kızlar?

-Olabilir. -Olabilir mi Leyloş, ne dersin?

Canım benim.

Yani bir güne düğün yetiştirmenin manası ne?

Ben hiçbir şey anlamadım.

Düğün demeyelim istersen, bu nikâh.

İnşallah düğünümüzü yazın yapacağız.

Şöyle kemençeli horonlu, değil mi Asiye?

Evet, horona bayılırım.

Bak kemençe dedi.

Söyle Yavuz'a, güzel kemençeli bir şey yapsın, ben horon tepeceğim.

Olur Asiye.

Nikâhtan sonra yemek organizasyonu var, orada eğleniriz.

Size en kıymetlimi verdim, tabii eğleneceğiz, ne yapacağız?

(Zuhal) Asiye, hayırdır, sen genelde biri öldüğünde horon tepersin.

Biri mi öldü?

Ölmese de ölür bir ara Zuhal, belli mi olur?

Oğlum, sen niye buralarda dolanıyorsun? Koş Levent abinin yanına git.

Niye gideceğim teyze?

Görmüyor musun, Halil İbrahim'le kahveciyle orada duruyor.

Dediğim gibi Halil İbrahim, Yavuz da Levent de benim akrabam.

Benimle birlikte hareket etmeye karar verdiler.

Benim için fark etmez Fikret.

Seninle benim anlaştığımız konularda kafaları netse, problem yok.

-Yok, değilse... -Başlama.

Başlama saydırmaya.

Kafamız net, her konuda anlaştık ki buradayız.

Sonradan kıvırma olmasın diye diyorum.

Bizde kıvırma olmaz Halil İbrahim.

Hem bu saatten sonra bacanak sayılırız. Zeynep'le Leyla kardeş sonuçta.

Senin bu beni dışlamaların da ayrı bir konu, onu konuşacağız.

Sanki bu bacanak tanır!

Ailelerle ne zaman görüşüyoruz?

Yarın.

Yavuz, herkes geldi. Sen de git Leyla'yı al istersen.

Doğru, tamam.

-Geçelim mi hayatım? -İçeride görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Hadi herkes içeri!

(Levent) Hadi düğünümüz var, herkes içeri.

Siz de.

Oo, Nusret Bey. Nasılsın?

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

(Boğazını temizledi)

(Müzik)

Çok güzel olmuşsun.

Hoş geldiniz bu arada.

Hoş bulduk.

-Tebrik ederim. -Teşekkür ederim.

Kardeşimi üzme, olur mu?

Sen merak etme, artık bana emanet.

Gidelim mi Leyla?

Gidelim.

Gel bakalım.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

Seni arayınca şalteri kapatırsın.

30 saniye içinde jeneratör otomatik devreye girer Ercan.

Rahat ol, 30 saniyede çok adam ölür.

Göreyim seni.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sayın Leyla Leto, Yavuz Leto'yu eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?

Evet.

(Gerilim müziği)

Siz Yavuz Leto...

...Leyla Leto'yu eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?

Evet!

(Nikâh memuru) Sizler de şahitlik ediyor musunuz?

Evet.

Evet.

(Gerilim müziği)

Onun burada ne işi var?

(Nikâh memuru) Ben de belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak...

...sizleri karı koca ilan ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

(Gerilim müziği) (Alkışlıyorlar)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Silahı hazırladı)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kapat.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Hep bir ağızdan) Aa!

(Silah sesleri) (Çığlık atıyorlar)

(Çığlık atıyorlar)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Büşra Taşcıoğlu - Hatice Başpınar - Sunay Temür

Editör: Beliz Coşar

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun Bolu Beyine" çalıyor)

"Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır"

"Yaslanmalıdır"

"At kişnemesinden kalkan sesinden"

"Kalkan sesinden"

"Dağlar seda verip seslenmelidir"

"Seslenmelidir"

"At kişnemesinden kalkan sesinden"

"Kalkan sesinden"

"Dağlar seda verip seslenmelidir"

"Seslenmelidir"

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun Bolu Beyine" çalıyor)

"Hey!"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.