Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.
(Gerilim müziği) (Jandarma sireni çalıyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor) (Jandarma sireni çalıyor)
Herkes araçtan insin.
Tetikte olun, tetikte olun. Pusu olabilir, dikkat edin, pusu olabilir.
Sen sağdan git, sen soldan.
O da mı patladı?
Etrafa iyi bakın arkadaşlar. Her an pusu atabilirler.
(Gerilim müziği)
Başçavuşum, bizimkiler yok.
Bırak şimdi telsizi. Şu arkadaki çelik yeleği giy hemen.
-Komutanım... -Giy şu çelik yeleği başçavuşum.
-Komutanım, bir tane var, bunu siz giyin. -Alican, giy şu yeleği, hadi.
(Gerilim müziği)
(Fren sesi)
Yat, yat, yat!
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ne yapacağız komutanım? -Sakin ol başçavuşum.
(Oğuz) Aynı anda aşağı ineceğiz.
Edebildiğin kadar ateş et, sonra da olduğun yerde kal.
-Anladın mı? -Anladım komutanım.
-Hazır mısın? -Evet.
Bir, iki, üç!
Ah!
(Bip)! Gel!
İyi misin?
-İyiyim komutanım. -Güzel.
Şimdi seni öldü sanıyorlar.
Sen ateş edeceksin, ben ediyorum sanacaklar.
Komutanım, çok kalabalıklar. Tek başınıza ne yapacaksınız?
Kendini öldürtme yeter. Arkalarından dolaşacağım, tamam mı?
-Hazır mısın? Çık! -Hazırım.
(Gerilim müziği)
Dur!
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Başçavuşum. -Komutanım.
İyi misin?
İyiyim. Siz?
İyiyim, iyiyim.
(Gerilim müziği)
-İyi misin? -Komutanım.
Komutanım, siz ne yaptınız?
(Gerilim müziği)
Hayır yani, adam 30 ton uyuşturucu yakalatıyor, bunu da senden biliyor.
Senin ne dahlin olabilir ki?
Ayrıca devletin görevlisini köy meydanına asacağım ne demek ya?
Bu Yılmaz'ın arkasında kim var Halil İbrahim?
İnanır mısın Zeynep, ben de bunu merak ediyorum.
Tam abimle bir noktaya geldik...
...sen öyle bir şey söyledin ki babam itiraz edecek...
...ortalığı ayağa kaldıracak diye düşündüm, kabul etti.
Sonra bu Yılmaz geldi. Yok, benzinliği patlattı...
...yok, jandarmayı hedef aldı. Ben hiçbir şey anlamadım.
Sence bunu jandarmaya söylemeli miyiz?
Yılmaz tesadüfen yanımızda değildi Zeynep.
Muhtemelen benzinliği de boşuna patlatmadı.
Ne yani, blöf yapmadı mı?
Sahiden Oğuz Üsteğmen'e saldıracak mı?
Saldırmış bile olabilir.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Biz de sizi bekliyorduk.
-Duydunuz mu patlamayı? -Duyduk Yusuf abi.
-Senin yeğenlerde bir şey var mı? -Bizimkilerde bir şey yokmuş çok şükür.
Ufak tefek sıyrıkları varmış, hastanedeler şimdi.
Allah'tan benzinliğin içinde değillermiş, böyle kenarda, köşede bir yerdeymişler.
Baba, biz bir hastaneye gidelim, çocuklara bakalım.
-İyi olur kardeşim. -Hadi.
-Ben de odama çıkıyorum. -Tamam.
Dayı, sen de git bir jandarmaya bak.
Oğuz Üsteğmen'le ilgili bir şeyler söyledi Yılmaz Marten.
-Ne dedi? -Öldüreceğim, dedi.
Yılmaz böyle bir şeyi boşuna söylemez.
İyi işte, sen git bir bak Oğuz Komutan'ın durumuna.
Biz de anlayalım dolu mu attı, boş mu.
Derviş, şimdi bütün jandarma, itfaiye, benzinliğe toplanmıştır.
İstersen karakoldan önce bir oraya bak.
Sen benzinliğe bak Muzaffer, ben karakola gideyim.
Tamam.
Bu üsteğmeni yanımıza alırdık Halil İbrahim...
...bu Yılmaz'ın sana söylediklerini desek, değil mi?
Evet. Hem de delikanlı adam. Bize bir kötülüğü de dokunmadı.
Da bu Yılmaz ne ayak ya, terörist mi bu herif?
Evet.
Devletin üniformalı askerini hedef almak ne demek!
(Gerilim müziği)
Ne oldu Nusret?
Üsteğmen bütün adamlarımızı vurmuş mu?
Tahmin ettiğiniz gibi oldu Yılmaz Bey.
Herkese nokta atışı, bir tane bile yaralı yok.
Bir de buralara sürülmüş üsteğmen, öyle mi?
Devletin işine bak.
(Yılmaz) Güzel.
Yara da mı almamış?
Yanındaki astsubay vurulmuş ama onda da çelik yelek varmış.
Uzaktan takip ettirdiğim adam öyle söyledi.
O uzaktan takip ettirdiğin adamı yok et Nusret.
İş bize kalmasın.
Emredersiniz efendim.
(Gerilim müziği)
Komutanım, hoş geldiniz. Geçmiş olsun, iyi misiniz?
-İyiyiz. Savcı bey ne zaman geldi? -Az önce geldi.
-İyi, tamam. Siz geçin, ben geliyorum. -Emredersiniz.
(Derviş) Geçmiş olsun üsteğmenim.
Gerçi sen iyi görünüyorsun ama yaralımız, kaybımız var mı?
Yok yok, çok şükür yok dayı.
Dün konusu geçmeseydi fena tuzağa düşecektik. Sen niye geldin, hayırdır?
Yılmaz, Halil İbrahim'e seni öldüreceğini söylemiş.
O da Oğuz'a bir şey olmaz gerçi ama sen gene de git bir bak, dedi.
Nerede söylemiş dayı, hele anlat şunu bir.
Sayın Savcı'm.
-Geçmiş olsun. -Sağ olun efendim.
Büyük badire atlatmışsınız. Geç, otur. Bak kurşun yemişsin, ayakta durma.
Yok, iyiyim efendim, çelik yelek vardı zaten.
-Otur, otur. -Peki.
Anlat bakalım şu işi, nasıl oldu, nerede oldu?
-Geçmiş olsun komutanım. -Sağ ol.
-İyi günler komutanım. -İyi günler.
-Geçmiş olsun komutanım. -Sağ olun çocuklar.
-Komutanım, çok şükür, korkuttunuz bizi. -İyiyiz, iyiyiz, bir şey yok.
-Çok geçmiş olsun komutanım. -Eyvallah çocuklar, çok sağ olun.
-Geçmiş olsun komutanım. -Çok şükür iyisiniz komutanım.
-(Oğuz) Sağ olun, sağ olun. -Geçmiş olsun komutanım.
(Oğuz) Eyvallah.
-Hadi bakalım büyük geçmiş olsun. -Sağ olun efendim.
Ama ben sana dedim, üstüne gelecekler...
...bu işin arkasında kim varsa senin peşini bırakmaz dedim.
Biz de onların peşini bırakmayız Sayın Savcı'm.
Bırakmayacağız.
Bu işle ilgili ilgisiz kasabada yaşayan sicili bozuk kim varsa...
...gidip alın ve buraya getirin.
Efendim, hassasiyet gösteriyorsunuz, minnettarım.
Ancak uyuşturucu sahipleri bize bir mesaj vermek istedi.
Biz onlara altı mesaj birden vermiş olduk.
Yani birilerini almamız bizi bir sonuca ulaştırmaz diye düşünüyorum.
Sizin alın dediğiniz adamların bir kısmı Davut'un yerinde yemekteymiş.
Onlar kimmiş komutanım?
Letolar, Yılmaz Marten ve Halil İbrahim Karasu.
Halil İbrahim Karasu mu?
Halil İbrahim Karasu'nun onlarla ne işi varmış?
Buraya gelsinler anlarız ne işleri varmış.
Herkesi alacaksınız diyorum.
Ailelerinin gözü önünde ters kelepçeyle.
Devlete başkaldıran o kafaları...
...bastıra bastıra...
...alacaksınız.
Anlaşıldı mı?
Emredersiniz Sayın Savcı'm.
Halil İbrahim, senin üzüleceğin bir şey yok oğlum.
Benim yeğenlerim senin yoluna baş koydular.
Dert etme, kimseye bir şey olmamış zaten.
Artık senin yanından da yolundan da ayrılmazlar.
Gider kahvenin başında dururlar.
Orada da senin elin ayağın olurlar.
Sağ olsunlar Merve abla.
Adamların arabasına bomba koydunuz. Elbet bunun bir karşılığı olacaktı.
Olacaktı da Fatma anne...
...bu adamlar nasıl bu kadar çabuk çözdüler bombaların orada koyulduğunu?
Ha, doğru.
Hakikaten Halil İbrahim, ne diyorsun bu işe?
Düşmanımız aptal değil, çok akıllı bir adam.
Biz nasıl bu işin benzinlikten başka bir yerde olmayacağını düşündüysek...
...o da bunu düşünmüştür ya da öğrenmiştir.
Ama önemli olan bu değil, bundan sonra ne yapacağı.
Devleti hedef almış adam, daha ne hamlesi yapacak?
Hoş geldin dayı, gel otur böyle.
Dayı, ne haber var?
Yılmaz boş konuşmamış Halil İbrahim.
Üsteğmene pusu kurmuşlar.
Ee, vurulmuş mu dayı?
Yok çok şükür. Saldıranların hepsini gebertmiş.
Helal olsun be, işte bu.
Ben demedim mi sana Turan bu komutan boş adam değil diye.
Aynısı Osman, aynısı.
Yılmaz şüpheci bir çocuktur.
Haklıdır da.
Başına gelenlerden ötürü o kimseye güvenmez.
Sizi de böyle yan yana görünce işte öfkelenmiş, ağzına geleni söylemiş.
Yoksa ne o öyle onu asarım, bunu keserim, var mı böyle bir şey canım?
Yani annem doğru söylüyor.
Hele arabasının altına bomba yerleştiren Zeynep ve kocasıyla birlikte görünce sizi.
Onun cevabını verdi ya işte Ayşe.
Benzinliği patlattı.
Şimdi bırakın onu bunu demeyi de Yılmaz bu kadar dellendiyse...
...ben bu mevzunun altında bir mantık ararım.
Siz ne arıyordunuz Halil İbrahim'le Zeynep'in yanında?
Demek ki planlı bir buluşmaydı bu.
Planlanmıştı zaten anne.
Öyle mi? Plan neydi oğlum?
Plan şuydu.
Biz aramızdaki kavgaları bitirirsek Yılmaz geri döner dedim Nedime.
Sen başta olduğun sürece...
...bu kavgalar bitmez, dedi Halil İbrahim.
Ee?
Başa kim geçecekmiş, kendisi mi?
Oğlun.
-(Rızvan) Fikret. -Ya Allah Allah!
Herkese, o yönetsin...
...ben de sizinle olan kavgamı bitireyim, dedi.
(Nedime) Hadi bu Halil İbrahim seni tanımıyor.
Peki, kızın oradan çıkıp demedi mi ki benim babam hiçbir şeyden çekilmez...
...boş konuşuyorsun diye?
Zeynep'in bunlardan zaten haberi yokmuş ki anne.
Ama işin enteresan tarafı babam bunu kabul etti.
-Nasıl yani? -Nasıl yani?
Evet, ettim.
Ettim.
Üstelik Halil İbrahim'e bir de söz verdim.
Ta ki senin o yeğenin olacak Yılmaz çıkıp gelip...
...dangıl dungul konuşa kadar.
Bir dakika, bir dakika!
Sen bu söylediğinde gerçekten ciddi misin...
...yoksa...
...Halil İbrahim savaşı bıraksın diye savuşturmak için mi söyledin?
Çok ciddiyim Nedime.
Hâlâ da bu fikirde ısrarlıyım.
Tabii oğlun Fikret...
...senin yeğenin Yılmaz'la nasıl savaşır...
...onunla nasıl anlaşır? Yani ben çekilirsem...
...bir sürü dostu olacağı gibi...
...bir sürü de düşmanı olacak.
Başta da senin yeğenin.
Bütün bir aileyi benim oğlum mu yönetecek?
Ve Yılmaz da benim oğluma, yani bana düşmanlık edecek, öyle mi?
Bak sen!
Yani etmez diyorsan patron burada.
-Ya baba... -Fikret!
Yönetecek misin, yoksa yönetmeyecek misin?
Yok, onun fikri, şunun fikri, benim durumum deyip bahane uydurma.
Sana bir soru soruyorum evlat.
Bu sorumluluğu üstlenecek misin?
Herkesi yönetebilecek misin?
Tek bir şartla baba.
Karışan sen bile olsan dinlemem.
Benim için bu cevap yeterli.
Lider sensin.
(Müzik)
Anneciğim, endişelenecek bir şey yok.
Babam çocukların telefonlarını özellikle kapattırmış...
...kimse peşlerine düşmesin diye.
Kızım, senin baban dediğin adam benim 40 yıllık kocam.
Yalan söylediğini bilmez miyiz?
Sakine.
Sakine, beklenen gün geldi.
Şükürler olsun Rabb'ime, dualarımız kabul oldu.
Hayrolsun, Asiye mi öldü?
Aşk olsun Sakine hala.
(Sakine) Kusura kalma kızım ya.
Başka müjdeli haber gelmedi aklıma.
Az sonra ona haber gidince inme iner, beklediğin haber de gelir, merak etme.
Ne oldu anlatsanıza.
Rızvan babam her şeyi Fikret'e bıraktı.
Nasıl her şeyi?
Ya. Bütün işleri ona devretti, ailenin lideri sensin, dedi.
Peki, Fikret abim kabul etti mi?
İşlerime karışmazsan kabul, dedi.
Ya Rabb'im şükürler olsun. Bugünleri de mi görecektik?
Dualarımız kabul oldu Sakine.
Zeynep'le Halil İbrahim, Rızvan babama eğer çekilirseniz...
...biz Fikret'in liderliğini kabul ederiz, demiş.
Aslan eniştem.
Ya iyi de Nedime, Yılmaz ne diyecek bu işe?
Yılmaz'a gelene kadar Dursun var, Nesim var.
Nesim dediğin zaten benim babam.
Yani benim kocamı desteklemeyecek de kimi destekleyecek?
Aferin benim güzel kızıma, aferin.
Ben de gideceğim Yılmaz'la konuşacağım.
Ya benim oğlumu desteklersin ya da defolur gidersin diyeceğim.
Kızım, sen de babanla konuş.
Dersin ki ya kocamı desteklersin ya da yok olur gidersin de.
Konuşurum anne. Hiç de çekinmem vallahi.
Ne çekineceksin kızım? O senin kocan.
-O zaman ben çay koyuyorum. -Hadi kızım.
Ya Sakine, görüyor musun sen Rızvan'ı.
Hayırdır Şota?
Selim, Rızvan Bey seninle bir şey konuşacakmış kardeş, gel.
-Benimle? -Evet, seninle.
Bir Levent abiye haber vereyim de geleyim o zaman.
Ya çocuklar haber verirler acil bir durum olursa. Atla, gel.
Mert, Levent abi sorarsa Rızvan Bey çağırmış Selim'i dersin, tamam mı?
-Tamam abi. -Hadi.
Hâlâ Levent abi diyor ya.
(Gerilim müziği)
Reşit abi, sende mi buradaydın abi?
Buradayım Selim, buradayım.
Rızvan Bey benimle ne konuşacakmış abi? Bir sıkıntı yok, değil mi?
Az sonra öğrenirsin Selim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
İn! İn!
-Abi, ne oluyor? -Yürü lan!
Ah!
Selim!
Ben çok uzun konuşmayı sevmem oğlum.
Kısa bir soru soracağım, net bir cevap ver, kafana sıkmayayım.
Abi, ben size ne yaptım?
Oğlum, önce dinle, sonra cevap ver lan!
Evlatlarım nerede?
Bilmiyorum abi.
Selim, Ali Kemal'le Cingöz'e ne oldu?
Bak, olay seninle alakalı değil kardeş, kendini yakma.
Kim, ne talimat verdiyse söyle, buradan sağ salim çek git.
Cingöz'e de Ali Kemal'e de ne olduysa Rızvan Bey'in talimatıyla oldu.
Söyleyeceklerim bu kadar.
Sıksanız da bıraksanız da bildiğim bu.
(Gerilim müziği)
Selim, şimdi gitmene izin veriyorum.
Konuştuklarımız aramızda kalacak.
Yoksa gelir seni öldürürüm.
-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı.
-(Bağırarak) Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı abi.
Anlaşıldı.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Baba, şimdi... -Damat...
...bu konuyu ne karım ne kızım...
...bilmeyecek.
Sen nasıl diyorsan baba.
Ellerine sağlık Nusret.
Afiyet olsun.
-Bize az müsaade eder misin? -Tabii ki Nedime Hanım.
Hala...
...şu koca Rızvan işler ne zaman zora girse ortadan kayboluyor.
Bütün işleri Fikret'e bırakıyor.
Neyse ne, neyse ne Yılmaz, hiç bana bunlardan bahsetme.
Hazır Fikret işin başına geçti, Rızvan da ben yokum, çekiliyorum, dedi…
…sana düşen görev, engel olmak, taş koymak değil, destek olmak.
İyi de bu konulara ben tek başıma karar vermiyorum.
Bak, Rızvan kendini kurtarıyor, Fikret'i ateşe atıyor.
Ben severim, senin hatırın var, benim kuzenim ama...
...yarın öbür gün birileri gelecek o 30 tonun hesabını soracak.
(Yılmaz) Bana soracak.
Babama soracak.
Fikret'e soracak.
Senin kocan uyanık.
Bana bunları anlatma.
Sen Fikret'e destek oluyor musun, olmuyor musun, bana bunun cevabını ver.
Bak Yılmaz, sen destek olursan Dursun da olur.
Kimse de ağız açamaz, yok diyemez.
Ben Fikret'i desteklerim.
En azından başına kötü bir şey gelmesine mâni olurum.
Ama Fikret, Halil İbrahim'le beraber iş tutuyor, beraber düşünüyor...
...beraber hareket ediyor.
Halil İbrahim de jandarma komutanıyla iş birliği içinde.
Kim bilir devletin hangi kanadının adamı.
Allah Allah! Nereden çıkarıyorsun oğlum? Bu gariban bir çocuk.
Bir intikam türküsü tutturdu, oradan yürüyor.
Biz bunun babasını, dedesini tanırız. Hiç şöyle insanlar değiller.
Kendisini tanımıyoruz, sorun o zaten.
Bak Yılmaz, sen bir rahat ol.
Ben Zeynep'le Halil İbrahim'i dengede tutarım, tamam mı?
Onun ayağına dolanmaz.
Ayrıca bu Asiye'nin oğlu Tamer'i de işin içine alman çok akıllıca olmuş.
(Nesime) Yoksa Asiye'yi zapt edemezdin...
...Fikret işin başına geçince.
Hala, Fikret'in bizim işlere alerjisi var.
O alerjisi geçmezse...
Geçmez canım, onun alerjisi falan geçmez.
Ne yapacaksan gizli kapaklı yapacaksın.
Baban yıllarca çok aleni mi yaptı, her şeyi göstere göstere mi yaptı...
...zannediyorsun sen? -Ben de yapmıyordum.
Ta ki şu gariban damat ortaya çıkıp her şeye karışana kadar.
Yılmaz, tamam, bir süre sonra zaten Zeynep'e kaptırır kendisini.
Sonra da Fikret'le zaman içinde işlerini yürütüp giderler.
Ben kalkıyorum, diyeceğimi de dedim zaten.
Kahveni içseydin.
Çok içtim bugün, çarpıntı yapar şimdi.
(Siren çalıyor)
(Gerilim müziği)
Yılmaz Bey, jandarmalar geldi.
Jandarmanın ne işi var burada?
Yılmaz Marten.
Savcılık talimatıyla gözaltındasın.
-Bizimle karakola geliyorsun. -Konu nedir?
Karakolda öğrenirsin konuyu.
-Kelepçeleyin. -Bir dakika bir dakika, ne kelepçesi?
Komutan, Yılmaz'ın burada kim olduğunu, ne olduğunu herkes bilir.
Biz de biliyoruz.
Sıkıntı yok hala, bunlar bizi yıldıramaz.
Bu hoş karşılanmayacak üsteğmen.
İyi ya işte, gidelim de anlat kim tarafından hoş karşılanmayacak.
Götürün.
(Gerilim müziği)
Nusret, abimi ara, gerekeni yapsın. Bu böyle olmaz, haber ver.
(Gerilim müziği)
Olur mu canım öyle soytarılık!
Senin kocan ne anlarmış işleri yönetmekten?
Niye anlamıyormuş? Bunca yıldır Rızvan babamın arkasını...
...zaten kocam topluyor. Hiç kusura bakma...
...Fikret'e açık destek vereceksin baba.
Oldu olacak ben de Levent'e bırakayım, Dursun da Yavuz'a bıraksın.
Bak, ilk vurulacaklar listesi yaptı Nesim abi Ayşe, gördün mü?
-O ne demek Asiye? -Kimin planı bu?
Kimin planı bu, Fikret'i başa geçirip Rızvan böyle köşede kalacak...
...kimin planı bu? -Geçenlerde Yılmaz abi babamlara demişti.
Eğer siz yoksanız sizin yerinize oğullarınızla çalışırım diye.
Onun fikri mi acaba?
Ben toz işine girmem diyen adama...
..."Yılmaz, gel, işin başına geç." der mi Levent?
-Demez. -Dememiş zaten.
Ama Nedime annem o konuda gerekeni söylemeye gitti.
O anan ölsün senin! Sen değil Zuhal, sen değil.
(Asiye) Nedime'ye bak sen.
Ah o Nedime ah. O Nedime başrolde yine.
Oğlu lider olacakmış.
Ben yedirir miyim ona?
-Yedirir miyim ben ona? -Kocam teyze, kocam.
Söz konusu olan kocam.
Halil İbrahim bile kabul ediyor Fikret'in başa geçmesini.
Savaşı bitiririm, demiş.
Siz ne yapacaksınız? Köstek mi olacaksınız?
Şimdi anlaşıldı. Demek Nedime...
...oğlu, damadı, yeğeni...
...alayınızı...
...saf dışı bırakacak Nesim abi.
Anne, alayınızı diyorsun da ben de Leto'yum ya hani.
Öyle kimse kimseyi saf dışı bırakamaz.
İşte aklın varsa Tamerciğim, Fikret abinin yanında olursun.
Ondan sonra da sen yönetirsin bütün aileleri.
Sende de ne 'first lady' olma sevdası varmış.
İktidar hırsını daha önce gördüm, sağ olsun Tamer'im bize yaşatıyor.
Da seninki gibisini görmedim.
Teyzemin kocası hayatta, teyzemin kendisi hayatta...
...sana ne oluyor?
Nesim amca, jandarma geldi, Levent abiyle seni istiyor.
-Yine ne yaptın Levent? -Ben bir şey yapmadım.
Vallahi bir şey yapmadım. Bu da her şeyi benden biliyor.
Ayrıca bir şey yapmış olsaydım eğer...
...Tamer'i de çağırırlardı.
Sonuçta son zamanlarda hep benimle takılıyor.
Tamam, çok konuşma. Hadi kalk, yürü, düş önüme.
Kocam da kocam, kocam da kocam.
Bu bizim ailede genetik bir hastalık bence, belli oldu bu.
Madem liderimiz senin kocan...
...jandarma bana soru sorduğunda ben de ona diyeceğim ki...
...bana niye soruyorsun, git Ayşe'nin kocasına sor, diyeceğim.
Büyük liderimiz o, diyeceğim.
Yürü git. Kim bilir ne yaptın da babamı yine rezil ettin.
-Anne. -Efendim?
Babam karakoldan gelince konuş onunla.
Teyzemin gazıyla hareket ediyorsun, çok yanlış yapıyorsun.
Fikret'in ne eksiğini, yanlışını gördünüz bugüne kadar?
Anne, Nesim amcayla Levent abiyi ters kelepçe yapıp karakola götürdüler.
-Aa! -Otur, otur Zuhal, ne yapacaksın?
Ters kelepçeyi rica edip düz mü taktıracaksın, ne yapacaksın?
Almışlar, diyor. Bir ara salarlar, ne yapacaklar?
Tamam, ben Selim'le karakolun önüne gidiyorum.
Ne yaparsan yap.
Ayşe, şu Fikret'i ara da bir şeyler yapsın kızım.
Ne oldu, sözüme geldiniz işte. Dara düşünce yetiş Fikret.
Aramıyorum. Girsinler, gerekirse yatsınlar.
Bak bak bak, bizim evdeki bu 'first lady'ye bak.
Herkese benden kahve. 'Lady'mize de bu 'first lady'ye de bol köpüklü.
Bol köpüklü, şekerli yap. Biraz kendisine gelsin.
Şöyle bol şekerlisinden. Getir.
Vay vay vay! (Zuhal derin nefes veriyor)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gel Reşit, otur.
Oturmaya hacet yok.
Konu nedir?
Evlatlarım Rızvan Bey.
Evlatlarım.
(Gerilim müziği)
Dinliyorum.
Cingöz ve Ali Kemal'in başına bir şeyler geldi diye duydum.
Bunun da sizin talimatınızla olduğunu öğrendim.
Bu duyduklarım doğru mu?
Şimdi Reşit...
...sen bana bir söz verdin.
Evlatlarım buradan gidecek, dedin.
Ne oldu?
Çocukların kızım Leyla'yı kaçırırken yakalandı.
Şimdi sen benden ne hesap soruyorsun? Neyi duymak istiyorsun?
Gerçeği Rızvan Bey, gerçeği.
Bu sizin talimatınızla mı oldu...
...yoksa birileri durumdan vazife çıkardı...
...siz üstünüze mi aldınız?
(Gerilim müziği)
Bunu öğrenmek istiyorum.
(Gerilim müziği)
Reşit...
...kızın var.
Damadın var.
Allah bağışlasın...
...torunların var.
Ben seni affetmişken...
...sen de bu konuyu uzatma, olur mu?
Sen bana bir söz verdin.
Ortaya bir kefalet koydun...
...ama senin çocukların...
...sözüne uymadı.
Ben senin yerinde olsam...
...o önümü iliklerim...
...çocuklarım gurbetteymiş gibi davranırım.
Ne karımı...
...ne de ailemin geri kalanını...
...daha fazla tehlikeye atmam.
-Baba, bir şeyler oluyor. -Ne oluyor Fikret?
Annem ayrı, Ayşe ayrı aradı. Herkesi alıyorlarmış.
Kimi alıyorlarmış oğlum, nereye alıyorlarmış?
Fikret Bey...
...jandarma geldi, babanızla sizi istiyorlarmış.
(Gerilim müziği)
(Kuşlar ötüyor)
Dediğim gibi Halil İbrahim, senin konuyla alakalı olmadığını biliyoruz.
Ama savcı beyin emri. Mecbur seni de alıyoruz.
(Halil) Sorun değil başçavuşum.
Eğer Savcı Bey zorla tutuklama emri verdiyse kelepçe takabilirsiniz.
-Size sıkıntı olmasın. -Senin için yok diyelim.
Ama diğerleri biraz sert alındı.
-Diğerleri kim? -Bütün akrabalarınız Zeynep Hanım.
Gidelim.
-Ben de geliyorum. -Senlik bir durum yok Zeynep.
Biz devletimize ne kurşun sıktık ne de başkaldırdık.
Başımızı öne eğecek bir şey yapmadık.
Sen burada bekle beni.
Osman, Turan, gidelim biz de.
(Gerilim müziği)
Zeynep, üzülme, yok bir şey.
(Telefon çalıyor)
Affedersin.
-Efendim? -Müsait misin?
-Bir şey mi oldu? -Buradaki bütün erkekleri jandarma aldı.
Halil İbrahim'i de. Belli ki herkesi topluyorlar.
Hazır burası sakinken hastane falan deyip çıkayım, diyorum.
(Edanur) Seninki bu sefer peşime takılmaz belki.
Çok önemli şeyler oldu, onları anlatmam lazım sana.
Ben Didem'i arayıp organize ediyorum hemen.
-Hastanede görüşürüz. -Tamamdır.
-Kiminle konuşuyorsun? -Doktor Didem Hanım'la konuşuyorum.
-Aramış da geri döndüm ona. -Ne diyor?
Tahlil sonuçlarım çıkmış Asiye Hanım. Yüz yüze görüşelim, diyor.
-Sen ne dedin? -Asiye Hanım müsaitse...
...getirsin beni, dedim. -Ben gelmeyeceğim.
Siz Leyla'yla beraber gidin.
Olur, gidelim ama istemediniz mi?
Baş başa kalın istedim.
Biraz örnek ol ona.
Çünkü yakında gelinlik yerine kefen giyecek.
Hadi bakalım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
La havle inna sabirin.
Temel, sakin ol. Halil İbrahim'i zora sokarız kardeşim.
Bu her yerden çıkmaya başladı, benim sabrım zorlanıyor Turan.
Her şeyin vakti var Temel, az sabırlı ol.
-Gel. -Eyvallah.
Ne haber Şota?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bari şu kemerleri almasalar.
Sanki kendimi intihar edeceğim.
Allah aşkına Levent, dolaşıp durma.
Bastı bana burası, bastı. Rutubet, havasız, midem bulanıyor.
(Gerilim müziği)
Komutanım, ben de size geliyordum.
Komutanım, isterseniz Halil İbrahim'i onlarla aynı yere koymayalım.
-Sorgu odasında beklesin. -Hayır canım, savcı beyin talimatı açık.
-Ne münasebet. Alın hepsini aynı yere. -Emredersiniz komutanım. Gidelim.
(Gerilim müziği)
Onu buraya getirmeyin. Lan alın bunu, öbür tarafa alın.
Kes sesini Levent. Tamam, konuşma.
Savcı bey birazdan sizinle bizzat görüşecek.
Bir bu eksikti.
(Yılmaz) Hayırdır Halil İbrahim?
Seni niye aramıza attılar, ajanlık yap diye mi?
Yok. Bunlar seni adam zannetmesinler diye aldılar bence beni buraya.
İşin gücün hava atmak Yılmaz.
Fikret...
...hani bu diyordu üsteğmeni asacağım, keseceğim, ne oldu o iş?
Ben demin gördüm üsteğmeni. Gayet sağlıklıydı.
Ama buradan çıkarsa...
...dediğini yapar.
Bence bu saatten sonra hiçbir şey yapamaz.
Baksana, beti benzi atmış, yılmış oturuyor burada Yılmaz.
Birader, içeride de mi huzur yok?
-Senden kurtuluş olmayacak mı? -Benden kurtuluş yok.
-Bunu kafana sok. -Lan oğlum, sen kime güveniyorsun lan?
-(Levent) Oğlum, gel. -Bırak ya!
-(Levent) Yavuz, dur! -Burada kaç tane adamız.
Halil İbrahim, ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın.
Efendi gibi otur, kimi ihbar edeceksen et...
...sonra da ispiyoncu olarak çık git buradan, tamam mı?
Otur lan, otur. Yavaş Yavuz, yavaş.
Ağır konuştun, ağır konuştun da...
...bunun da eli ağır.
Burada çıkacak bir kafes dövüşünden...
...sağ çıkabileceğini çok zannetmiyorum açıkçası.
Levent çok konuşur, boş da konuşur...
...ama arada doğruları söyler.
Rızvan, sen bu herifle yemekte niye buluştun?
-Hâlâ anlatmayacak mısın bize? -Rızvan'ı tehdit etmiş.
O da koltuğunu bizim damada bırakmış Dursun.
Yok daha neler.
Ne o, beğenemedin mi?
Konunun seninle alakası yok Fikret.
Eğer böyle bir karar verilecekse...
...önce gelip bizimle konuşması lazım babanın.
Madem hepimiz buradayız, o zaman konuşalım.
Halil İbrahim bir teklif verdi.
Ben Fikret'e güveniyorum, onunla aynı yola çıkarım...
...hassasiyetlerimiz aynı, dedi...
...ben de bizim işimizin selameti adına...
...uygun gördüm.
Benim için de uygundur Fikret.
Sırf şunun için söylüyorum...
...buraya düşme sebebimiz Yılmaz olduğu için.
Daha kötü bir yere de düşebilirdin Nesim.
Daha kötü derken daha kötü nerede olabiliriz Yılmaz abi?
Hani hapishane anlamında mı söylüyorsun?
Toprağın altını kastediyor Levent.
Adam az önce babanı öldürmekle tehdit etti.
Sen kalkmış hâlâ Yılmaz abi diyorsun.
Ayıp ediyorsun Yılmaz abi.
Hâlâ Yılmaz abi diyor.
Benim, Fikret'e bir itirazım yok.
Annesini gönderdi, oğlum başa geçecek, dedi.
Halam netice itibarıyla.
Rica etti benden Fikret başa geçmek istiyor...
...destek olur musun, dedi. Ben de olurum, dedim.
Ama Halil İbrahim'le iş birliği yapacaksa...
...o iş olmaz.
Bu kadar adamın içinde kalksın ayağa...
...Halil İbrahim'le iş birliği yapmayacağım Yılmaz abi desin...
...ben de desteklerim.
Yılmaz...
...sen anamın arakasına sığınmaktan vazgeç...
...başka bir şey istemez.
Ben seni kendim hallederim.
Hay Allah...
...kalbimi kırıyorsun Fikret.
Ne yani, şimdi bu...
...sokak serserisini dayı oğluna tercih mi ediyorsun?
Bunu mu söylüyorsun bana?
(Gerilim müziği)
(Yavuz) Ne yapıyorsun?
(Yavuz inliyor) Sen otur!
-Yavuz, oğlum! -Ayı, yavaş ya, yavaş!
Ezeceksin beni.
Sus Yılmaz! Karınla çocuğunu da bu yüzden öldürmüşler.
-Çok konuştuğun için. -Öyle mi?
Sustur bakalım, sen susturabilecek misin? Çok deneyen oldu.
Susmadım, yılmadım. Bakalım sen ne yapacaksın?
(İnliyorlar)
-Lan kalk bir şey yap. -(Levent) Olmaz, bize yakışmaz.
Yüz kişi tek kişiye dalmaz, bize göre değil bu.
(Boğuşma sesleri)
Beyler, beyler!
Ben size dedim bunu buraya sokmayın diye.
(Levent) Bak, olaylar çıktı. Alın bunu, bizi öldürecek burada.
Öldürecek, manyak bir canavar bu.
Çekidüzen verin kendinize. Savcı beyin huzuruna çıkacaksınız.
Hadi toparlanın.
Lan yürü git.
(Kuşlar ötüyor)
Zeynep.
-Nereye gidiyorsun? -Ufak bir işim var.
-Tamam, görüşürüz. -Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Geçin beyler.
(Gerilim müziği)
Savcı Bey oturun, demedi.
(Gerilim müziği)
Biz niye buradayız...
...haricinde...
...bir şey söylemek isteyen var mı içinizde?
Müsaadeniz olursa konuşabilir miyim Sayın Savcı'm?
Söylediğim şartla evet.
Burada hiç kimse konuşmaz Sayın Savcı'm.
Ama Yılmaz Marten ne yaptıysa...
...bizler o yüzden buradayız.
Yılmaz Marten ne yapmış, onu da söyle bakalım Fikret.
Zerre kadar delikanlıysa kendisi söylesin Sayın Savcı'm.
Ben ne yapıp ne ettiğini bilmiyorum.
Ama belli ki iyi bir şey yapmamış...
...devletimiz bizi ihtar ediyor.
Hayırdır Fikret...
...devlet bizi ihtar ediyor, sen de beni ihbar mı ediyorsun?
Hayır, ihbar etmiyor.
Daha çok sana bir şans veriyor diye düşündüm ben Yılmaz.
Var mı söylemek istediğin bir şey? Mesela...
...bugün olanlarla ilgili. -Sayın Savcı'm...
...eğer hakkımda bir şikâyet varsa...
...elinizde delil, bilgi, belge...
...veya bir itirafçı varsa...
...beni direkt tutuklamaya sevk edebilirsiniz.
Yoksa ben müsaadenizi isteyeceğim.
(Gerilim müziği)
Ben hepinizi bırakacağım. Hepinizi.
Benim merak ettiğim bir şey vardı, o yüzden sizi aldım.
Mesela...
...senin için beni kaç kişi ve kimler arayacak?
Her şeyi ve herkesi not ettim.
Ben istediklerimi aldım.
Şimdi çıkıp gidin buradan.
Yakında adliyede görüşeceğiz.
(Gerilim müziği)
Bu nezarethane kayıtlarının hepsini sil Oğuz.
Efendim, üstü kapalı konuşmalarına rağmen...
...Yılmaz'ın bana sıktırdığı, bu toz işinin arkasında onun olduğu aşikâr.
Onu anladım Oğuz, onu anladım da...
...bu nezarethane görüntülerini delil olarak kullanamayız.
Benim asıl dikkatimi çeken bunların arasında bir bölünme var.
Ve bu Fikret Leto üstünden var.
Benim anlamadığım tek şey...
...bu Yılmaz, Halil İbrahim için ajan dedi.
Neyi kastetti?
Efendim, Halil İbrahim'i kayırdığımızı düşünüyor.
Ben geçen aldığımda da aynı şeyleri bana söylemişti.
Kayırıyor musunuz?
Yani bize silah sıkmayacağına emin olduğumuz herkesi kayırdığımız kadar.
(Gerilim müziği)
Suçlu suçludur Oğuz.
İşledikleri suçları ayırmak senin değil, adaletin görevidir.
(Gerilim müziği yükseldi)
Tamer mi söyledi sana bunu?
Cingöz'le Ali Kemal'i, Tamer ben mi öldürdüm dedi?
Yok, Tamer söylemedi. Bana Leyla anlattı.
Allah'ın cezası pislik kadın ya!
Hayır yani, nereden öğrenmiş de Tamer'le Levent'i kızın peşine takmış?
Leyla mesajlarını silmemiş çünkü Zeynep.
Edanur...
Bak, böyle söylüyorsun, beni iyice tedirgin ediyorsun.
Ya Asiye seni de yakalarsa?
Yakalarsa yakalar Zeynep. Bana hiçbir şey yapamaz o.
Edanur, nasıl bir şey yapamaz, bak, olanları görmüyor musun?
Zeynep, onun istediği bende olduğu sürece o bana hiçbir şey yapamaz.
Ama ben temkinliyim, merak etme.
Hadi tamam, tamam diyelim ki Asiye'den korkmuyorsun.
Tamer'den de mi korkmuyorsun?
Hatırlatmak istemiyorum ama belli ki kendisi Tarık'ın aynısı olmuş.
Sonu da aynı olsun inşallah.
Ya sen bırak beni şimdi.
Siz nasılsınız, iyi misiniz? Neler oluyor orada? Halil İbrahim'le aranız nasıl?
İyiyiz biz.
Edanur, hani sen bana...
...Halil İbrahim eğer bir gün kocan olursa...
...ondan bir şey saklama demiştin ya.
Zeynep, söyledim deme sakın.
Temel'e de söyler Halil İbrahim.
Söz verdi. Sözünde de durdu.
Ama bak, o da senin için çok endişeleniyor.
Edanur her şeyi bıraksın dönsün diyor.
Henüz değil Zeynep, henüz değil.
Yoksa ben istemez miyim sizinle olmayı...
...sevdiğime sarılmayı?
Hele o Sema'nın karşısına çıkıp, sen nasıl inanırsın ya benim hain olduğuma...
...demeyi ama neyse.
Sema demişken...
...hani Halil İbrahim'e kurulan tuzağı ben Elif'ten öğrendim demiştim ya...
...Sema ona pek inanmadı.
-Sema'ya da söylemedin değil mi Zeynep? -Ben bir şey söylemedim.
Ama o dedi ki...
...sana yardım eden kişiye söyle...
...onu çok seviyorum, dedi.
(Duygusal müzik)
Ben de onu çok seviyorum.
Sevgi demişken, lütfen beni geçiştirip durma artık.
Halil İbrahim'le aranızda gerçekten ne var?
Yani gerçekten karı koca mısınız?
Ben el ele görene kadar içimden diyordum ki yok öyle bir şey...
...ama o an gerçek iki âşık gibiydiniz, benim kafam karıştı.
İkincisi adına konuşamam...
...ama elde bir âşık var.
O zaman ben de sana şöyle bir şey söyleyeyim.
Bir erkek sevmediği bir kadının elini öyle tutmaz Zeynep.
Karşında oldukça tecrübeli bir âşık var.
O yüzden inan bana.
(Duygusal müzik)
Leyla.
-İyi miymiş bebek, nasılmış? -İyiymiş, her şey yolunda, dedi doktor.
Başımızda bir anne yok ki bizi telkin etsin, sakinleştirsin...
...bir şeyler soralım falan.
Öyle bir anneyi bizim evlerde zor bulursun.
Bizimkiler genelde yaşatmamakta iyiler.
Gitmeyelim istersen. Oturalım biraz, ister misin?
Gidelim ya, şimdi sarmasın sana.
Sorar niye bu kadar uzun sürdü falan diye? Hiç…
Doğru diyorsun.
(Gerilim müziği)
Dur dur sen, dur. Dur daha bekle.
Bekle.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor) (Konuşma duyulmuyor)
Ah seni, yılanın doğurduğu seni.
Her taşın altından sen çıkıyorsun.
Ama ben senin kafanı ezeceğim.
Ah yılan seni.
(Gerilim müziği)
Yürü yürü, devam et. Ben sana nereye gideceğini söyleyeceğim, devam et.
(Gerilim müziği)
Seninle ilgili bilmem gereken bir şey var mı?
-Ne gibi? -Yılmaz'ın ima ettikleri gibi.
Ne diyecekti Fikret?
Arkanda halk var, o halk da bizden nefret ediyor mu diyecekti?
Doğru.
Nasıl nefret etmeyecekler ki?
Onlara etmedikleri zulüm kalmadı.
Adam gidiyor benzinliği patlatıyor.
Halk nasıl sevsin bunları?
Ama seni sevebilir.
Benim soyadım Leto, farkındasın değil mi?
Zeynep'in de soyadı Leto'ydu.
Onu çok seviyorlar.
Ne yapacağız?
Bu saatten sonra soyadımı değiştirecek hâlim yok.
Evet.
Ama insanların bakış açısını değiştirebilirsin.
Nasıl olacak o?
Bunca şeyden sonra bize kim inanır?
Ben sana inanıyorum Fikret.
Sana inandığım için bu işleri sen değiştirebilirsin diyorum.
Eğer sen de kendine inanıyorsan...
...ben seninle birlikte o insanların karşısına çıkarım.
Fikret farklıdır, diğerleri gibi değildir, ona bir şans verin derim.
Ben de sana boşa çaba içerisindesin derim.
Değilim.
(Halil) Sen buna mecbursun.
Savcının karşısında Yılmaz'a savaş ilan ettin.
İlk fırsatta seni vuracaklar.
Hem de beklemediğin bir yerde ve beklemediğin birinin eliyle olacak bu.
Halil İbrahim, ben ona yeterince gel gel yaptım.
Buyursun gelsin.
Nesini anlamıyorsun Fikret?
Kendisi gelmeyecek, başkasını gönderecek.
Sen ona dedin ya, annemin arkasına saklanma diye.
Annenle karşı karşıya gelmemek için arkandan vuracaklar seni.
Şaşırmam.
Dayı.
Ne var yeğenim?
Sen dedin ya, üç büyük sülale var, onları arkasına alan burayı yönetir diye.
Evet, dedim.
Gerçi onlar Letoları pek sevmezler. Fikret'i mekânlarına sokmaz onlar.
Letoların sözlerine güvenmezler, inanmazlar.
Alınma Fikret.
Ben sana demedim mi boşuna uğraşıyorsun diye?
Olsun. Yine de bir kahveye gelsinler dayı.
Bir çayımızı içsinler, Fikret'i dinlesinler.
Sonra inanmayacaklarsa yine inanmazlar.
-Ne zamana? -En kısa zamanda.
Tamam, haber veririm.
(Müzik)
Ee?
Adamlarla görüşüp ne diyeceğiz?
De aklındakileri.
(Korna çaldı) Biri geldi.
(Gerilim müziği)
Hoş geldin Zeynep. Böyle gel, bak oralar hep çamur olmuş.
Hoş bulduk.
Şota da seni sorup duruyor.
Nereye gitti, niye yalnız gönderdiniz diye bize söyleniyordu.
Ortalıkta seveniniz var, sevmeyeniniz var Zeynep Hanım.
(Şota) Yalnız gezilecek zaman değil.
Herkesler bir kudurmuş yani, ondan söyledim ben.
Haklısın Şota.
Şimdi Şota'ya hak veriyorsun, bize tek gideceğim, gelmeyin, diyorsun.
Zeynep, sen de artık bir karar ver.
Bir dahakine Sema'yla giderim, söz.
Hah, Sema olur tabii.
Abinler camlı bahçede Zeynep.
Sağ ol Osman.
Bu kızın canı bir şeye mi sıkkın?
Nereye gittiğini bilmiyoruz ki canı neye sıkkın bilelim.
Niye kimse sormuyor Zeynep'e nereye gittin diye?
Oğlum, biz mi soralım? Halil İbrahim sorsun nereye gittiğini.
Ulan abisi, babası tutuklandı Temel. Nereye gidecek? Evine gitmiştir.
-Ha. -Yok, eve gitmemiş.
Hah işte, nerede?
Soran yok ki.
Ne o?
Yine suratın beş karış.
İçeri girmedik, bizi hemen saldılar diye mi?
Nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum ama...
...madem sordun, direkt söyleyeyim abi.
Kardeşimiz Tamer...
...Cingöz'le Ali Kemal'i öldürmüş.
-Anlamadım? -Abi, nesini anlamadın?
Kardeşimiz Sakine halanın iki oğlunu da öldürmüş.
Asiye azmettirmiş, oğlu da yapmış işte.
Babanın bundan haberi var mı?
Asiye, Tamer'e böyle bir şey yaptırdıysa babamı illaki bulaştırmıştır.
Sen nereden öğrendin bunları?
Leyla'dan öğrendim.
Kız kaçmaya çalışmış, yakalamışlar.
Sonra da ikisini de yok etmişler.
Reşit abi bunu duyarsa kesin hesabını sorar.
Birileri hesabını sormalı zaten artık.
Şota'nın yüzüne bakamadım ya.
Elif ne yapacak, Sakine hala ne yapacak?
Zeynep, bu zaten Sakine halanın sıktığı kurşunun karşılığı.
Allah'ım biri bitiyor, biri başlıyor!
(Gerilim müziği)
Çok güzel olmuş.
Çay açık, güzel.
Sadede gel Asiye.
Buralara kadar çay içmeye gelmedin herhâlde, malum, çok da karışık bir gün.
Çok karışık bir gün.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Ne kastettiğini anlayamadım.
Fikret'i başa geçirmişsin.
-Kim dedi bunu? -O halan olacak Nedime.
Yılmaz benim sözümden çıkmaz, demiş.
Ben dedikoduyla iş yapmıyorum Asiye.
Çayın da bittiyse işim gücüm var.
Hazır hâlâ işin gücün varken Yılmaz, beni iyi dinle.
Ben Halil İbrahim'i versem…
…tam avucunun içine oturtsam onu…
…ne dersin?
Nasıl olacakmış o?
Tereyağından kıl çeker gibi olacak.
(Asiye) Ama önce bu Fikret konusunu halletmek lazım.
Ben liderlikten çekilen Rızvan Leto'yu kabul etmiyorum.
Hele yerine o Fikret'i geçirmesini reddediyorum.
Bu aileyi bir kişi yönetecekse...
...o da benim.
Ben yönetirim.
Seninle de her şeye varım, her işe.
Asiye, Halil İbrahim'i nasıl vereceksin bana?
Eğer bununla ilgili inandırıcı bir şeyin varsa...
...bu gerçekten mümkünse...
...o zaman ben de seninle her şeyi yaparım.
Güzel.
O zaman bana bir güzel açık çay söyle, ben de sana bütün detayları anlatırım.
Hadi.
Nusret.
-Asiye Hanım'a bir çay getir. -Emredersiniz efendim.
Açık olsun.
Ah Yılmaz.
Nedime, bu senin anlattığın gibi değil hikâye.
Nezarette hepimiz birlikteydik.
Yılmaz'ın Fikret'e karşı tavrı çok net.
Sizin yanınızda söylediklerinin hiçbir önemi yok benim için Dursun.
Yılmaz bana ne söz verdiyse onu yerine getirecek.
Yani Fikret'i destekleyecek.
(Nergis) Sen buraya niye geldin Nedime?
Hoş geldin de bizden ne istiyorsun?
Nergis, seni iyi tanırım.
Sen her zaman güçlünün yanında yer alırsın.
Ben de diyorum ki erkekler zaten güçlü.
Biz de güçlerimizi birleştirirsek kazanan tarafta oluruz.
Bak, Yavuz birazdan Rızvan'ın kızıyla evlenecek.
Her ne kadar Asiye doğurmuş olsa da...
...Leyla anasına benzemez.
Yani senin oğlun, benim oğlum, kızımın kocası...
...güçlerini birleştirirse Asiye'nin hiçbir gücü kalmaz.
Yani demem o ki yanlış tarafta yer alma.
Yanlış bir şey mi söylüyorum Nergis?
Olur. Fikret'i destekleriz tabii.
(Nergis) Tek bir güvence istiyorum.
Hanım, ben hâlâ burada oturuyorum.
Senin söyleyeceğinden farklı bir şey söylemeyeceğim Dursun, bir dinle lütfen.
Oğlum, Fikret'in arkasında durur.
Ama senin o damadın Halil İbrahim de hiçbir şekilde...
...oğluma karşı cephe almayacak.
Oğluma zarar verecek hiçbir davranışta bulunmayacak, tamam mı?
Bunu Halil İbrahim'e kim tembihleyecek? Fikret mi, Nedime mi?
Kimseyi dinlemez o.
Zeynep tembihleyecek.
(Nergis) Kızınla konuş.
Kocasından böyle bir söz alırsa Fikret işin başına geçer...
...Yavuz da onun sağkolu olur.
Biz ne oluyoruz hanım, köşe minderi mi?
Rızvan ne olacaksa sen de o ol.
(Nergis) Bak, gençlerin sizin tecrübenize ihtiyacı var.
Ama siz işin başında durduğunuz sürece bu çocuklar ne lider olabilirler...
...ne de büyüyebilirler.
Ben de tam böyle düşünüyorum zaten.
Zeynep'le konuşacağım.
Abisinin iyiliği için yapamayacağı hiçbir şey yok onun.
(Gerilim müziği)
Neredeydiniz siz?
Hastanedeydik. Söylemedi mi annen?
Annem yok ki.
O nereye gitti ki?
İşte Leyla, bana bir haber veren yok ki onu diyorum.
Tamer, sen karakolda olduğun için ben meşgul etmek istemedim seni.
Annen de Leyla'yla git deyince haberin vardır diye düşündüm.
İyi yaptın. Doktor ne diyor?
İyi miymişsin?
İyiymişim ama biraz değerlerim düşmüş.
Stresten herhâlde.
Sorma, acayip.
Bende de çok fena stres var. Gel otur.
Niye ki, ne oldu?
Bir şey soracağım.
Bu Leyla yakın zamanda sana benimle alakalı bir şeylerden bahsetti mi?
Yok, pek konuşmuyor bu ara.
Benimle ilgili bir şey falan söylerse hemen bana haber ver, tamam mı?
Tamam, tabii ki.
-Asiye Hanım, sizi merak ettik. -Niye?
Niyesi mi var anne ya?
Hadi bunlar hastaneye gittiler, sen nerede kaldın, ne yaptın?
Cehennemin dibindeyim! Al şunu, as şunları, hadi!
Anne, bunları şimdi kızın var ya hani…
Bırak sen!
-Tamam. -Git hadi, hadi!
Ay! Çok yoruldum.
Anlat bakalım, ne oldu hastanede?
İyiymişim, önemli bir şey yokmuş, biraz değerlerim düşmüş o kadar.
Bak Edanur, altın altındır, değeri düşmez.
Ama insan nankör bir şey, değer bilmez bir şey.
Altın bile olsa değerini düşürür, anladın mı?
Yok Asiye Hanım, yani öyle önemli bir şey değilmiş.
Biraz düzenli beslenirsem toparlarmış.
Bir de daha sık görünmeye gel dedi.
Hah. Bu karnındaki şey var ya...
...bu karnındaki benim dünyadaki en önem verdiğim şey.
Her şeyi düşür ama onu düşürme.
Öyle her gün hastaneye mi gidersin, doktora mı gidersin ben bilmem.
Anladın mı?
Pek anlamış gibi değilsin.
-Anladım. -Güzel.
(Gerilim müziği) (Kuşlar ötüyor)
Bana söylemek istediğin bir şey var mı Şota?
Ne gibi Fikret Bey?
Kayınpederin ve kayınbiraderlerinle ilgili.
Söylemek istediğim bir şey yok Fikret Bey.
Çünkü söz verdim.
Ama belli ki siz de bir şeyler duymuşsunuz.
Duydum duydum da duyduklarım ne kadar doğru bilmiyorum, araştıracağım.
(Şota) Fikret Bey.
Biraz daha geç kalırsanız araştıracak bir mevzu kalmaz.
Anladım.
Kayınpederine söyle, buraya gelsin. Konuşacaklarım var onunla.
Olur Fikret Bey.
Hakkımızda hayırlısı.
Cezaevinde hiç olmazsa görüş günü vardı.
Bu nasıl iş Reşit?
Bırak oğullarımı görmeyi seslerini bile duyamıyorum.
Birdiler, iki oldular.
Size yalan söylemeyeceğim.
Nerede olduklarını, ne yaptıklarını bilmiyorum.
(Reşit) Ama öğreneceğim.
Siz bir şeyin peşinden gitmeyin.
Ya kötü bir durumdalarsa baba?
Allah korusun.
-(Şota) Baba? -Efendim?
Fikret Bey seni rica etti.
-Sebep? -Bir şey konuşacakmış.
Yakışıklı oğlum ailenin başına geçecek ya.
Belki gel yanımda ol diyecektir Reşit.
Şota ona yeter hanım.
-Neredeymiş? -Av kulübesinde baba.
Şota.
Babam çocuklarla ilgili bir şey söyledi mi sana?
Baban biraz önce buradaydı Elif.
Ona sorsaydın ya gülüm.
(Gerilim müziği)
-Elif. -Efendim?
-Kesin bir şey var. -Var.
Benim kocam yalan söylüyor ama senin kocan da yalan söylüyor.
Sen bir Zeyneplere gitsen kızım.
Belki orada haberi olan vardır.
Olur anne.
(Gerilim müziği)
Beni çağırmışsın Fikret Bey.
Gel seninle biraz yürüyelim abi.
(Gerilim müziği)
Reşit abi, ben bir şeyler duydum.
Yüzünden anlaşılıyor ki sen de duymuşsun.
Duydum Fikret'im, duydum.
Babamla konuştun mu?
Konuştum.
Hatta konuşmaktan biraz öteye gidecektim, hesap soracaktım.
Ama maalesef jandarmalar gelip sizi aldı.
(İç çekti)
Fikret, karım ve kızım mutfakta...
...oğullarım nerede diye soruyor.
Ne hâldedir diye soruyorlar.
Cezaevinde olsa görürdük diyorlar.
Biri yerine ikisi de yok diyorlar.
(Reşit) Ne diyeyim Fikret?
Ben nereye gömülü olduklarını bile bilmiyorum mu diyeyim?
Reşit abi bak, ne desem, ne söylesem bunun tesellisi olmaz, farkındayım.
Ama bu öfkeyle bir şey yaparsan...
...korkarım ki işler daha da büyür.
Büyüsün Fikret, büyüsün.
Benim korkacak bir şeyim kalmadı.
Ve 40 yıldır sadık olduğum baban da bana yüz çeviriyor.
Bugün hesap vermedi.
Ama verecek.
İşte ben de bunu diyorum Reşit abi.
Bırak hesabını ben sorayım.
Belki bu işin arkasında babam yoktur.
Birilerini korumak için denge kurmaya çalışıyordur.
O yüzden bana biraz müsaade et, şu işin ardını arkasını öğreneyim.
Gerekeni ben yapayım.
Fikret...
...ardını arkasını önce kim öğrenirse...
...gerekeni o yapsın.
(Gerilim müziği)
Ben de dedim ki süt kardeşim beni özlemiştir...
...gördüğüne sevinir.
Özledim tabii Elif, özlemez olur muyum! O nasıl laf öyle?
Özledin ama gördüğüne sevinmedin.
Yok, yani kafam başka yerdeydi, ondandır.
Nasılsın? Sütannem nasıl?
Annem çok kötü, ben de çok kötüyüm.
Bizim çocuklara ulaşamıyoruz.
Kardeşlerim ortada yok.
Babam bana yalan söylüyor.
Anladığım kadarıyla kocam da bana yalan söylüyor.
Biraz soğuk olmadı mı?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Zeynep, yüzüme bak.
Sen de mi bana yalan söyleyeceksin?
Elif...
...ben sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
Ne söyleyeceksen doğruyu söyle.
Eğer söyleyeceklerini anneme ya da başkasına söylememden korkuyorsan...
...tahminimce duyacaklarım kimseye söyleyemeyeceğim kadar ağır.
(Hüzünlü müzik)
Leyla...
...Cingöz'le kaçmaya kalkmış.
Yakalamışlar Elif.
(Elif ağlıyor)
(Hüzünlü müzik)
Çok üzgünüm.
Tamam, daha fazla bir şey duymak istemiyorum.
(Hüzünlü müzik)
Sadece bana şunu söyle.
Emri baban mı vermiş?
Hayır. Bildiğim kadarıyla değil.
Ama Fikret abim öğrenecek, tamam mı?
Tamam.
Gel.
(Hıçkırarak ağlıyor)
Tamam.
(Hüzünlü müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Hah, orada gördün mü başına gelecekleri Asiye?
Başımıza senden daha iyi bir şey gelmeyeceğini düşünürdüm hep.
Ama duydum ki...
...başımızdan ayrılıyormuşsun.
Madem her şeyi duyuyorsun, niye onun içine bakıyorsun?
Doğru o zaman, öyle mi? Bütün duyduklarım doğru.
Fikret başımıza gelecek demek.
Burada seni bağlayan ne var Asiye?
Alacakların mı azalıyor yoksa itibarın mı zedeleniyor?
Nedime kazanıyor, ben kaybediyorum!
Hep böyle oldu, hep!
Fikret aynı zamanda senin yeğeninle evli, Ayşe'yle.
Yani burada illa bir kayıp araman anlamsız.
Tam tersine sevinirsen, desteklersen...
...bunda bir kazancın olur gibi düşünüyorum.
Rızvan, bu kadar yanlış düşüneceksen bu işi bırakman çok iyi olmuş.
Asiye, ben bir karar verdim.
Kimseye de hesap vermek zorunda değilim.
Ben de bir karar verdim.
Ben artık kızlık soyadımı kullanacağım. Asiye Leto yok.
-Asiye Kayeta var. -Olur.
Benim için hiçbir mahzuru yok. Herkese söyleyebilirsin ama...
...Reşit bunu duymasın.
Ne olacak o basiretsiz Reşit duyacak da?
Rüştünü mü ispatlayacak, ne yapacak?
Seni öldüreceği kesin de...
...Tamer'i nasıl koruyacağım, onu düşünüyorum.
Sen bizi boş ver, dikkat et seni öldürmesin.
Sen emretmedin mi çocuklara?
Ne yaptılarsa senin emrinle yaptılar, ben şahidim.
Ben ne söylediğimi biliyorum zaten Asiye.
Oturduğun yerden kalkma.
Oğlunu kapının dışına çıkarma ve...
...Fikret hakkında ileri geri konuşma yeter.
Yani hiç değilse bir süre.
Hah.
Nedime'ye saydırmak serbest mi?
O konuya gelince zaten 30 yıldır saydırıyorsun Asiye.
32 yıldır, 32!
-Of! -32 yıl.
-Kahveye devam. -Ne oldu o iki yıla?
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Neler yaşadı bu Asiye.
(Gerilim müziği)
Beni görmek istemişsin Reşit.
İstedim Yılmaz Bey.
Davut'un orada kapıda söylediklerinizle ilgili konuşmak istedim.
Kusura bakma. Bilmediğine ihtimal veremedim.
Yılların Reşit'i, hani...
...Karadeniz'de bir şey olacak da senin haberin olmayacak.
Açıkçası ihtimal veremedim.
Yaşlandık demek Yılmaz Bey.
Duyduklarınızı bilmek isterim.
Ne bilmek istiyorsun Reşit?
Emri kim verdi?
İşi kim yaptı?
Oğullarım nerede?
(Gerilim müziği)
Reşit, eğer bunların cevabını sana ben verirsem...
...benim bütün hesaplarım bozulur.
Ama belki acılı bir babaya destek olmak için...
...oğullarının nerede gömülü olduğunu söyleyebilirim.
(Gerilim müziği)
Gerisini cevaplarsanız Yılmaz Bey...
...emrinizde olurum.
Nasıl olacak o?
Hem Rızvan'ın hem Fikret'in hem benim emrimde?
Siz nasıl isterseniz öyle olacak Yılmaz Bey.
O zaman benim emrimde olacaksın Reşit.
Rızvan'ın yanında duracaksın.
Ben istediğim zaman da Fikret'i satacaksın.
(Gerilim müziği)
-Elinize sağlık. -Eline sağlık annem.
-(Merve) Afiyet olsun. -(Fatma) Afiyet olsun.
-Çok güzel olmuş, elinize sağlık. -Elinize sağlık.
Afiyet olsun.
-Muzaffer nerede? -Muzaffer'i Melaslara gönderdim.
En inatçı sülale onlardır. Muzaffer'in tatlı diline dayanamazlar.
Onlar Muzaffer'in uzaktan akrabaları ama çok inatçılar.
Fikret Leto'ya bağlanmazlar diyor yani.
Vallahi ister bağlansınlar ister bağlanmasınlar.
Bu saatten sonra kimseye yalvaracak değiliz.
Halil İbrahim'in istediği birlik olmak.
Ayrık otu olan biçilir.
Ne güzel konuştun be Temel Reis.
Sen bu ara ıspanağı fazla kaçırdın galiba.
Biraz daha yersen bütün Karadeniz'i yönetmeye kalkacaksın.
Ulan adamlar 5000 kişi. Ayrık otu olan biçilirmiş!
-Adamlar kendi başına bir mera be! -Ne oldu Turan, korktun mu?
Şurada bir avuç kişi neler yaptık.
Sarmatlar geleceğiz dedi, Kareller geleceğiz dedi.
Melaslar gelmese ne oluyor?
Varsın 5000 kişi eksik olsun.
Balım Osman'ım, bunlar arı değil, insan evladı.
-Yani? -Ne yani?
Gelirler. En azından Fikret'le beni tartmak için gelirler.
İnanırlarsa yanımızda olurlar, inanmazlarsa da karşımızda durmazlar.
Yılmaz'ın tarafına geçmesinler de.
Onların Mertenlerle işi olmaz.
Dayı, benim merak ettiğim, bir aile var, hiçbiri bu işlere girmiyor.
-Kimleri diyorsun abi? -Kikalar.
Kikalar kim Turan? Ben hiç duymadım onları.
Onlar hepten uzak dursunlar.
Onlar kim?
Kika onların lakabı, kiralık katiller ailesi.
-Nasıl yani, öyle bir aile mi var? -Var hanım, var.
Özcan Hotan, Kika dedikleri o.
-Aa! -Aman aman!
Allah baş etsin onlarla.
Bunları böyle ulu orta konuşuyorsunuz ki Halil İbrahim atlasın.
Ben niye atlayayım dayı? Belli işte, adamlar kiralık katil.
Parayı veren istediği adamı vurduruyor.
Nasılsa bugün yarın biri beni ihale eder, o zaman tanışırız.
Tam Yılmaz'a göre adamlarmış.
Hem diyordun ya abini vurduracaklar diye.
Kesin onlara havale eder.
Senin abin de zengin adam, Kikalar bu ihaleye girmez.
Olur ki Fikret onların müşterisi olur.
Zeynep, abine haber ver de yarın birlikte kahveye gidelim.
Olur. Hatta şimdi arayayım ben.
Gel, buyur.
Zeynep, bu ailelerin isimlerini sakın telefonda söyleme, olur mu?
Aklımda bir şey kalmadı ki Temel. Bir Kikaları hatırlıyorum o kadar.
Siz onun öyle dediğine bakmayın, hepsini kafasına yazmıştır.
Sen Fikret'i lider yapacağına Zeynep'i yapsaydın...
...karı koca bütün memleketi yönetirdiniz.
Hatun, Zeynep artık bir Karasu, yani Letoları yönetemez.
O bu saatten sonra anca kardeşimi yönetir.
Ulan herkes senin gibi kılıbık mı Turan?
Aklı olan benim gibi olur Osman.
Turan, bravo sana oğlum.
Osman, var ya seni bir lokmaya muhtaç ederim.
Sema, bir tabak daha ver diye yalvartırım seni ha!
-Yapar. -Ben de onu diyorum Sema, yalvartıyorsun.
Şuna bak, koskoca adam kılıbık oldu.
-Aynen. -(Turan) Ha, aynen.
Afiyet olsun.
Afiyet olsun.
Hayırdır oğlum, kim aradı da senin yüzün güldü?
Yok bir şey anne.
Var bir şey.
Hadi canını sıkanlar olunca bize söyleme de...
...yüzünü güldüren olunca söyle de bizim de yüzümüz gülsün oğlum.
-Kızın anne, Zeynep. -Ne olmuş, ne diyor?
İşte aklınca mutlu oluyor.
Biz kocasıyla bir araya geldik ya.
Fena mı oldu Fikret?
Vallahi ben Zeynep'i çok takdir ediyorum.
Daha dün hasmımız olan adamları ne yaptı ne etti...
...abisinin yanında durmaya ikna etti.
Neden babasının yanında durmaya ikna edemedi Ayşe?
Madem Zeynep bu kadar etkiliydi.
Tarık yüzünden baba.
Yani neticede Halil İbrahim'in size karşı bir öfkesi var.
Yok, onunla alakası yok.
Benim Fikret'im ona tuzak kurmadı.
Yapabilecekken, imkânı varken Halil İbrahim'e sıkmadı.
Tamam, şimdi bunları konuşmaya gerek yok, sofradayız.
Niye konuşmayalım? Biz soframızda her şeyi konuşuruz.
Yeter ki çoluk çocuk olmasın.
Çoluk çocuk yok demişken Nedime'm.
Rızvan abim, Reşit illaki seninle konuşmuştur.
Çocuklardan haber alamıyoruz. Senin bildiğin bir şey varsa...
...bizimle de paylaş.
Sakine, senin dediğin gibi Reşit'le konuştum.
Hatta savcılığa da haber verdim...
...telefonlarından bir iz var mı, biz merak ediyoruz diye.
Birkaç güne kadar dönerler umarım.
Afiyet olsun.
Hoş geldin Reşit, gel beraber olsun.
-Kızım, babana bir servis getir. -Sağ ol kızım, aç değilim.
Reşit, şimdi Sakine'yle de konuşuyorduk da...
...çocuklardan bir haber var mı?
Henüz bir haber yok Nedime Hanım.
Sen neredeydin Reşit?
Ben biraz etrafı kolaçan ettim.
Çocuklar belki arkadaşlarını aramıştır, onlarda bir haber vardır diye.
Benim oğullarım o kadar düşüncesiz mi?
Ailesine haber vermeyecek de arkadaşlarına mı haber verecek?
Rızvan abi, sana zul olmayacaksa senden bir şey isteyeceğim.
Estağfurullah, tabii Sakine.
Eğer yapabileceğim bir şeyse elbette.
Gerçi Reşit de oğluma söz verdirdi...
...Leyla'yı görmeyeceğim, aramayacağım diye.
Benim oğlum da sözünde durur.
Ama nihayetinde gençtir. Belli mi olur, belki gittiği yerden...
...şuradayım, buradayım falan diye Leyla'ya haber verdiyse...
...sen bir sorsan mı acaba?
Aa, Sakine, sen de iyice şaşırdın.
Rızvan Bey kızına böyle bir şey sorabilir mi?
Hadi sordu diyelim, Leyla ne diyecek, görüştüm mü diyecek?
Olmaz öyle şey.
Biz bunu öğrensek öğrensek, sordursak sordursak...
...ya Elif'e ya da Zeynep'e sordurabiliriz.
Ben Zeynep'le görüştüm, Leyla'yı görürsen sor diye.
Zeynep bana haber verecek Leyla'yla görüştüğünde.
(Gerilim müziği)
İşte tamam, haber verecekmiş.
Şimdi bakın, bu çocuklar bir hata yaptı...
...onun için buradan gönderildiler.
Harçlıkları var, gençler.
Gittiler, gittikleri yerden...
...ne Leyla'yı ne de burayı aramamaları söylendi.
Ne oluyor size?
Üstünden iki gün geçti, çocuklar da çocuklar!
Şimdi çocukların birinin kabahati vardı.
İkisi birden ortadan kaybolunca Rızvan Bey...
...bir endişe hasıl oldu.
Endişeye gerek yok Şota.
Yok.
Artık çocukların yokluğuna alışın.
Alışırız...
...Rızvan Bey, alışırız.
Neticede bu dünyada herkesin yokluğuna alışılıyor.
(Gerilim müziği)
Ya, öyle Reşit, öyle.
Yemekten sonra baş başa bir kahve içelim mi baba?
Olur oğlum.
(Gerilim müziği)
Halan Fikret'i destekleyeceğini söylüyor.
Dursun da tam tersi bir intiba almış senden.
Bizimle açık konuş ki biz de ona göre davranalım.
Ben kimseyi desteklemem Nergis. Ben işimin peşindeyim.
Söz konusu işim olunca da önüme kim çıkarsa, ezer geçerim.
Ne enişte tanırım ne kuzen ne yeğen.
Halan öyle demiyor Yılmaz.
Ben senin bu dediklerini söyledim, yok, ben ne diyorsam o diyor.
Halam duygusal bir kadın, Dursun.
Nergis gibi net değil.
Mesela Nergis'e sorsam...
...Yavuz niye lider olsun, kendini hedefe koysun der.
Değil mi?
Bunlar benim dalga geçtiğim, zerre itibar etmediğim konular.
Oyunu kim kilitliyorsa herkes ona muhtaçtır.
Bu oyunu Yılmaz abi kilitledi.
O gelmeseydi, bütün kozlar Halil İbrahim'in elinde olacaktı.
Evet. Demek ki asıl lider Yılmaz abinmiş.
Şimdi bir süs püs lazımsa havaya cıvaya...
...Nedime'yi pohpohlamaya, Asiye'yi kudurtmaya, tamam.
Tamam, Fikret lider olsun.
Senin amcanın oğlu, onun da halasının oğlu.
Yılmaz, Halil İbrahim ne olacak?
Yok olacak.
Fikret onu kendi elleriyle teslim edecek bana.
Abi, umarım bu sefer de bir önceki gibi olmaz.
Yok.
Bu sefer öyle olmayacak.
Bu arada eline sağlık Nergis, yemekler harika olmuş.
Ben yapmadım.
Kusura bakma kardeşim, haber veremedim.
Pek haber verecek durumda değildim.
Daha ne haber vereceksin oğlum? Yer ve zaman mı söyleyecektin?
Eyvallah.
Ama Allah biliyor ya Yılmaz seni hedef alacak dediğinde pek ihtimal vermedim.
Bir adamın jandarmaya saldırması için manyak olması lazım.
Eğer başarabilseydi suçu da benim üstüme atacaktı muhtemelen.
Adamın kafasının nasıl çalıştığını bilmiyoruz ki.
Nasıl çalıştığını bilmiyoruz da çalıştığı kesin.
Altı tane adamını vurdum...
...hiçbirinin ne uzaktan ne yakından Yılmaz'la bağlantısı çıkmadı.
Savcı ne diyor bu işe?
Ne diyecek? Uyuşturucuyu, bana yapılan saldırıyı Yılmaz'a bağladı da...
...bizi bir yere bağlayamadı.
Ama bize bir soru işareti koydu Halo.
Yakın zamanda birbirimize düşmemiz lazım.
-Herkes şüphelenmeye başladı. -İyi, bir ara birbirimize düşeriz de...
...sen şu Fikret muhabbetini anlat, nezarethanede ne konuşuyordunuz?
Rızvan bırakacak, Fikret başa geçecek falan?
Eğer başarabilirsek, Fikret de bizi yarı yolda bırakmazsa...
...çok pislik temizlenir kardeşim.
Doğru. Fikret, mert adam.
Hatta belki onların içinde en düzgün olan o.
Fikret'i üç büyük aileyle bir araya getireceğim.
Yılmaz'ı n bundan kesin haberi olur.
Fikret'in ipini çeker.
Ne yapıp edip onun bir sonraki hamlesini öğrenmem lazım.
(Gerilim müziği)
Sen bu anlattıklarını nereden öğrendin?
Reşit'le mi konuştun?
Evet, konuştum, sakinleştirmeye çalıştım.
Gerekeni de yapacağımı söyledim.
Neymiş gereken?
Şimdi ailenin reisi olarak ilk kararını ver.
Babanın ölümünü Reşit'e emret.
Ne alakası var şimdi baba?
Ya da Reşit'in ölümünü Şota'ya emret.
Ben Reşit'e oğulların gidecek...
...kızımla temas etmeyecek dedim.
Bugün sırf Sakine'ye olan merhametimden dolayı...
...Reşit'i yok etmedim.
Peki, o seni niye yok etmedi biliyor musun baba?
Henüz oğullarına bizzat kimin sıktığını öğrenmediği için.
Ben sıktırttım. Tamam mı?
Ben sıktırttım ve kararımın arkasındayım.
Ama şimdi sen de bir karar ver evlat.
Olur baba.
Ne olur?
Bir karar vereceğim.
Verdiğimde haberin olur.
(Gerilim müziği)
(İç çekti)
Ya teyze...
...Fiko gitti, Yılmaz'ı resmen savcıya ihbar etti.
Levent abi, Fikret abimin böyle bir şey yapmasına ihtimal yok.
(Taklidini yaparak) "Fikret abimin böyle bir..."
Babam burada, git sor kendisine.
Fikret doğru bir şey yaptı.
Jandarmaya biri sıktıysa o biz değiliz, dedi.
Değiliz zaten. Bizim bu işlerle ne alakamız var ya?
Nesim abi, ben bir şey duydum da...
...ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemedim.
Yine ne duymuşsun Asiye?
Sen parmaklıkların arasında demişsin ki...
...Fikret'i destekliyorum.
Niye bana bakıyorsun?
Belli ki kızın demiş işte.
Fiko, Ayşe'ye anlatmış. Ayşe de gelip teyzesine anlatmış her şeyi.
Doğru duymuşsun Asiye.
O bizi karakola düşüren Yılmaz'a karşı...
...tabii ki damadımı tutuyorum.
Tabii canım, Fikret torunlarımızın babası.
Bunda ne mahzur var Asiye? Tabii destekleyeceğiz.
Mahzuru yok canım. Ben de Fikret'i destekliyorum.
Gelsin güzel güzel elimi öpsün...
...o Halil İbrahim'le hiçbir alakam yok desin, ben de desteklerim.
Öperim, sarılırım.
Hatta alırım kocacığımı, koluna girerim, dünya turuna çıkarım.
Bir şey soracağım.
O dünya turuna Nedime Hanım da sizinle gelecek mi?
Seni paralarım ha!
Hayır, peşinizi bırakmaz, o yüzden söylüyorum.
Sen dünyayı bırak...
...bu evde tur atmak istesen yanında gelecek birini bulamazsın, ne diyorsun!
İç güç hallolur. Sende ne var ne yok kardeşim onu anlat.
Daha iyiyim Halil İbrahim, daha iyiyim.
Alıştım, ne diyeyim.
İnsan her şeye alışıyormuş.
Sen Yasemin'in yokluğuna alıştın...
...ben Edanur'un yokluğuna.
Ama kötü bir tek şey varmış, ne biliyor musun?
Beklemek.
Yasemin dönmeyecek, biliyorsun.
Zeynep gelir, o yeri doldurur, dolduramaz...
...sende kendine başka bir yer bulur.
Ama biliyorsun ki Yasemin dönmeyecek.
Senin ıstırabın bu, benimki de beklemek.
Edanur dönecek mi, dönmeyecek mi...
...çocuğunu doğurunca mı dönecek...
...yoksa o kılkuyruk herifle gerçekten evlenip yuva mı kuracak?
Edanur Leto mu olacak, bilmiyorum ki.
Bekliyorum işte.
Bekledikçe de nasırlaşıyorum.
Vallahi kardeşim, kimse kimsenin yerini tutmuyor.
Annem öldü. Babam çok şefkatli bir babaydı.
Biliyorsun, çok iyi bir insandı.
Mekânı cennet olsun. Ahmet amcam melek gibi insandı.
Âmin. Âmin.
Öyleydi.
Ama anamın yeri hiçbir zaman dolmadı.
Yasemin çok saf, tertemiz bir sevdaydı.
Ben kendi ellerimle toprağa verdim onu.
Her gece düşünüyorum kardeşim.
Sevdim, istedim...
...ama çok bencilceydi.
Belki ben o kıza bir umut vermeseydim...
...bugün yaşıyor olurdu.
Mutlu mu olurdu, mutsuz mu olurdu, onu bilemem.
Ama yaşıyor olurdu.
Peki, Zeynep?
Zeynep farklı bir insan.
Ben kendimi korkusuz diye tanımlarım.
Zeynep'i her gördüğümde hadi oradan diyorum kendime.
Cesur bir insandan...
...herkesi karşısına alabilecek kadar korkusuz...
...bir kadından etkilenmemek mümkün değil kardeşim.
Gelecekle ilgili ne düşünüyorsun dersen...
...Zeynep'e dair... (Kapı açıldı)
Ne yapıyorsunuz bakayım? Dedikodu mu yapıyorsunuz?
"He Zeynep, aynısı."
-Özel konuşmuyordunuz, değil mi? -Hayır. Senden özelimiz mi var Zeynep?
Bilmem. Var mı merak ettim.
Vallahi benim yok.
Ama Halil İbrahim'in varsa anlatsın, beraber dinleyelim.
Vallahi kardeşim, bu hayatta görebileceğin en meraklı insan Zeynep.
-Aa! -Allah Allah!
-(Halil İbrahim) Evet. -Zeynep?
Ay, aşk olsun ya, neyi merak ettim ben Allah aşkına?
Bak bu bile merak sorusu.
Hiçbir şeyi merak etmese saati sorar kardeşim.
Ki ben saat takmıyorum ve telefonum yok.
Hadi tamam, kol saati takmıyorsun, onu geçelim de neden telefon kullanmıyorsun?
Bunu sormam doğal değil mi Temel?
Bu konuda o kadar haklı ki kardeşim.
Zeynep, bu adam var ya, bizden her şeyi gizliyor, hiçbir şey anlatmıyor.
Ama biz bülbül gibi ne varsa ötüyoruz maşallah.
Aynısı Temel, aynısı.
(Temel gülüyor)
Hadi bana müsaade.
Zeynep'in merak ettiği konular vardı illaki.
Bak ya! Bak ya, sen de mi?
(Temel) Ben de, ben de.
Edanur'la ilgili mi konuştunuz?
(Halil İbrahim gülüyor) Ya ne var ya?
Daha çok kendimizle alakalı.
Edanur'la ilgili içimde kötü bir his var Zeynep.
O kızı oradan çıkarmamız lazım.
Haklısın da ben ikna edemiyorum ki.
Bize verdiği bilgilerden dolayı Asiye'nin evinde olmam lazım diyor.
-Ben de bir şey diyemiyorum. -Sema'ya yer yapman iyi oldu bu konuda.
Ne gibi?
Sen Edanur'u ikna edemezsin.
Ama Sema gerekirse saçından çeke çeke getirir onu buraya.
Başka çaremiz kalmadı gibi.
O zaman Edanur beni bir daha ararsa...
...ben Sema'yla gideyim hastaneye. -İyi olur.
-Sema'yla konuşayım mı? -Şimdi değil.
Bir haber gelirse, beraber bir yere gitmemiz gerekiyor dersin.
Bizimkiler çakmasın durumu. Yolda anlatırsın Sema'ya.
Tamam, olur.
(Müzik)
Burası biraz soğuk mu oldu?
Gel bakalım.
(Halil İbrahim gülüyor)
(Müzik)
Gel.
İlla burada uykusu gelecek, sonra odasına gidecek.
Hani ben sana soru sorunca...
...sen beni geçiştirmek için bin tane masal anlatıyorsun ya...
...o sırada uykum geliyor işte.
İyi hadi sor bakalım. Bugün hangi konuda masal dinlemek istersin?
Ee...
...askerliğini nerede yaptın? -Mutfakta.
Ya ben hayatımda senin kadar seri yalan söyleyen birini görmedim.
Aşk olsun.
Anlatmayacak mısın?
Neyi anlatayım, nasıl patates soyduğumu mu?
Tamam, anlatma, istemiyorum.
(Müzik)
Rızvan babama da mı söylemeyeceksin bu ailelerle görüşeceğini?
Aslında sana da söylemeyecektim de Ayşe...
Aşk olsun Fikret, hâlâ aynı yerde miyiz?
Değiliz işte hayatım, onu diyorum ya.
Kimse bilsin istemiyorum, annem dâhil.
Sonra o Yılmaz (Bip) yok, halam onu koruyor...
...yok, halam şöyle yapıyor, halam böyle yapıyor diye boş boş konuşuyor.
Ben şu aileleri arkama bir alayım da sonra ötsün o.
Bir şey diyeyim mi?
Seni çok seviyorum.
Her ne yaparsan yap, ne karar verirsen ver, ben hep yanındayım.
Ben de seni çok seviyorum Ayşe'm.
(Müzik)
-Hadi Allah'a ısmarladık. -(Ayşe) Hoşça kal canım.
(Müzik)
Saçmalama Şota. Aynı adamım ben.
Geç hadi, geç.
(Gerilim müziği)
-(Osman) Şuna tuz atsana Temel. -(Temel) Atayım.
-Bal güzel gözüküyor. -Yumurta almak isteyen varsa burada var.
-Elinize sağlık. Afiyet olsun. -Sıtkı, hadi nöbete ya!
Hatun, enerji lazım.
Ben çay koyayım.
(Üst üste konuşmalar)
(Turan) Bir tatlı, bir tuzlu karıştırıyorum, acayip bir şey oluyor.
(Gülüyorlar)
(Turan) Evet, benim.
Osman, ister misin?
-Çay verenlerin çok olsun Zeynep. -Afiyet olsun.
(Mesaj geldi)
Sen bırak, ben hallederim.
Osman, Osman bana ver.
(Temel) Osman, bana da ver kardeşim.
(Gerilim müziği)
Halil İbrahim, çayını içmeyecek misin?
İçmeyeyim kardeşim, sağ ol.
Siz de için çayınızı, çıkalım sonra. Kahveye geç kalmayalım.
-Tamam. -Tamam kardeşim.
Abla, şu yumurtalı ekmeği alabilir miyim?
Osman, adam çayınızı için, kalkın, dedi.
Tamam, bir tane daha yiyelim Temel ya!
-Peki Osman. -Peki değil, aynısı.
-He aynısı. -Aynen Turan.
(Yağmur yağıyor)
Ne oldu?
-Edanur mesaj atmış. -Ne diyor?
"Asiye sanırım her şeyin farkında.
Hastaneyi bahane edip buradan çıkacağım. Beni tek başıma yollamayacaktır.
Halil İbrahim'le beraber beni hastanenin otoparkında bekleyin.
Ben bir şekilde geleceğim."
Senin de işin var, gideceksin. Ben ne yapayım, Sema'yla mı gideyim?
Olmaz Zeynep. Sizi yalnız gönderemem.
Asiye fark ettiyse, kızın başına kimi dikeceğini bilmiyoruz.
Biz birlikte gideriz, Edanur'la birlikte beni kahveye bırakırsınız sonra.
-Sonra da eve geçersiniz direkt. -Tamam, olur.
Ben arabada bekliyorum. (Yağmur yağıyor)
Osman yumurtalı ekmeğini yedi, çıkalım mı?
Kardeşim, siz geçin kahveye, ben Zeynep'le bir yere uğrayıp geleceğim.
-Hayırdır kardeşim? -Hayır, hayır.
-Anlatırım sonra. -Millet bekliyor kahvede.
Bak Derviş dayı, bunlar ağır abi, geç kalmayın, bekletilmeye gelmez dedi.
Tamam kardeşim, gecikmeyeceğim, merak etmeyin.
Zeynep nereye gidecekse Cemal'le Sıtkı'yla gitsin.
Ya da beraber gidelim, oradan geçeriz kahveye.
Kardeşim, dediğimi yapın. Ben size yetişeceğim.
Eyvallah. Hadi görüşürüz kahvede.
Görüşürüz. Dikkat edin.
(Gerilim müziği)
Ya ben bunların ilişkisinden bir şey anlamıyorum.
-Sen ilişkiden ne anlarsın ki Osman? -Olsa anlarız herhâlde.
Vay, Osman'ım ilişkiye hazır Turan.
Hayırlısı be Temel'im.
Osman'ım, senin aslında kış uykusuna yatman gerekmiyor mu?
Bak yapraklar döküldü, kış geldi gelecek, hatta geldi.
Ulan hem şaka yapıyorsun...
...hem yaptığın şakanın içindeki hayvanla şaka olmayacağını bilmiyorsun.
Boğmayayım seni Turan.
-Biz de boş kaset değiliz Osman'ım. -He, karışık kaset.
Sen bu adamdan bir gün yiyeceksin pençeyi ama hadi bakalım Turan.
Yemediğim bir şey değil ki Temel'im.
(Osman) Şurada bir dursana Temel.
Ulan ormancı kardeşler, bu dünya size güzel. Hoş geldin. Güle güle.
Ulan hem gelmeyin diyorsun hem de laf söylüyorsun Osman.
Evet, söylerim tabii. Herkes rütbesini bilecek.
Aynen Osman, aynen.
-Aynısı Cemal. -Güle güle Osman.
Güle güle Cemal.
(Turan) Sen de bu uşakları iyice stres topuna çevirdin.
(Osman) Burası orman değil Turan. Kader birliği yapıyoruz, unutmasınlar.
(Temel) Doğru dedin Osman, sıkı tutmak lazım.
(Turan) Evet, doğru, sen de doğrusun.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
-Selamünaleyküm. -(Hep bir ağızdan) Aleykümselam!
-Hoş geldin Fikret. -Eyvallah.
Beyler geldiler mi?
Geldiler. Muzaffer içeri aldı onları, çay, kahve ikram ediyor.
Halil İbrahim gelince geçersiniz diye düşündük.
Eyvallah. Bekleyelim o zaman burada.
Çayımız var mı?
-Hakan, buraya da çay ver. -Tamam abi.
Hoş geldin abi.
Yusuf usta...
...bu kahvede de zamanında kötü şeyler yaşandı.
Ben hiçbirini tasvip etmedim ama...
...hatalarla yüzleşme şansımız da olmadı.
En azından kendi adıma. Ama şu kadarını söyleyeyim...
...bu saatten sonra her şey çok farklı olacak.
Mesela?
Derviş dayı...
...benim ya da ailemin en büyük hatası...
...insanlarımızdan kopuk olmak.
Kimin ne derdi var...
...ne sıkıntısı var, ne şikâyeti var bilmemek...
...ilgilenmemek.
Mesela atalarımız her cuma maruzat günü yaparmış.
Kasaba meydanında cuma namazından sonra bir araya gelir...
...insanlarımızın derdini, maruzatını dinlermiş.
Çözebildiğini çözer...
...çözemediğini de kendine dert edermiş.
Ben de insanlarımızın derdiyle dertlenmek istiyorum.
Ha çözerim, çözemem, orası ayrı mesele.
Ama en azından artık bilmek istiyorum.
Yusuf...
...bu Halil İbrahim nasıl kendine bela arıyorsa...
...Fikret de kendine dert arıyor.
Bulursun, bulursun. Aradığını bulursun.
-Her cuma gel. -Eyvallah.
Geldiler.
Halil İbrahim yok.
-Cümleten selamünaleyküm. -(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.
Aleykümselam.
-Halil İbrahim nerede? -Gelecek birazdan dayı.
Vallahi dayı, tam çıkıyorduk, Zeynep bir şeyler söyledi...
...bizimki de siz geçin, ben gelirim dedi.
Sonra da fırtına gibi çıktılar.
Şota, sana zahmet olmazsa bir Zeynep'i arar mısın, nereye gitmiş bunlar?
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Şota arıyor. (Telefon çalıyor)
Abim aratmıştır kesin, ne diyeyim şimdi?
Açma. Kesin neredesin diye soracaklar.
Edanur'u aldıktan sonra ararız, yoldayız deriz.
(Telefon çalmaya devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Cevap yok.
Hadi ya, adamlar kahvelerini içti.
Nerede bu Halil İbrahim diye yüzüme bakıyorlar.
O zaman geçelim biz içeri.
Halil İbrahim gelene kadar anca hoş beş ederiz zaten.
Bunlar seni Halil İbrahim'le birlikte görmek isterler.
Acele etmeyelim.
Muzaffer, sen git.
Fikret Leto geldi, Halil İbrahim yoldaymış...
...on dakikaya geliyoruz de. -Tamam.
Temel, oğlum gidin bir bakın, çay falan bir şey verin siz de hadi.
Bakayım baba.
(Gerilim müziği)
Nereden çıktı lan yine bu herif?
Uşaklar, durun!
Beyler, burada bu kadar masum insan varken...
...bence elinizi belinizden çekin.
Yılmaz benim olduğum yerde silah sıkamaz...
...sıktıramaz.
Vay, vay, vay!
Canım yeğenim de buradaymış. Hayırdır, kimi bekliyorsun?
Çay ver.
Birincisi yeğenin değil...
...kuzeninim maalesef.
İkincisi sen de hiç beklediğim bir adam değilsin.
Adam mı değilim, beklediğin adam mı değilim?
(Gerilim müziği)
Niye geldin Yılmaz? Ne istiyorsun?
(Yılmaz) Vallahi duydum ki burada mühim bir toplantı varmış.
Memleketin önemli aileleri bir araya geliyormuş.
Dedim ben de geleyim.
Burada seni bekleyen birisi yok Yılmaz.
(Köpek havlıyor) Hayırdır dayı, kimi bekliyorsun ki?
Halil İbrahim'i.
Onunla ve Fikret Leto'yla görüşmek istiyorlar.
(Köpek havlıyor) Fikret Leto burada.
Ama...
...Halil İbrahim...
Halil İbrahim'in işi zor.
Halil İbrahim buralara gelemez.
O yüzden arkadaşları hiç bekletmeyelim istersen.
Ne diyorsun sen Yılmaz?
Diyorum ki...
...Halil İbrahim...
...öldü.
(Gerilim müziği)
Halil İbrahim sizlere ömür.
Başınız sağ olsun.
(Gerilim müziği)
Derviş dayı...
...kaç kişiyseniz söyle, ona göre helva yaptıracağım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Asiye Hanım, bir türlü telefonumu bulamıyorum. Leyla'yla Tamer de görmemiş.
Siz mi aldınız?
Ben aldım.
Geri verir misiniz o zaman lütfen?
Hayır. Vermem.
Sen evvela torunumu ver, ben ondan sonra sana telefonunu veririm.
Anlamadım?
Anlamadın tabii.
Sen benim nasıl bir kadın olduğumu anlamadın hiç.
Ben sana iyi niyetle yaklaştım.
Bana torunumu ver, ben sana servetimi vereyim dedim.
Ama sen ne yaptın pis nankör!
Burada konuşulan her şeyi gittin o çıyan Zeynep'e yetiştirdin.
Doktor Didem ha!
-Asiye Hanım... -Kes!
Bu çocuk doğana kadar ayağını bu evden dışarı atmayacaksın.
Öyle hastaneymiş, doktor falan yok.
O çocuk benim ellerime doğacak.
Doğumda anası ölen talihsizlerden olur.
O da benim insafıma kalır.
Halil İbrahim öldü.
Sen de bana kendini öldürtme.
(Gerilim müziği)
Pislik.
(Gerilim müziği)
Edanur arabayı tanımaz. İneyim de görsün bizi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Zeynep bağırmaya çalışıyor)
(Zeynep bağırmaya çalışıyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
İbrahim.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Büşra Taşçıoğlu - Hatice Başpınar - Sunay Temür
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.