Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ULUSLARARASI
-İyi günler. -Sağ olun.
Size de.
Günaydın. Ne alırdınız?
-Kıvırcık saçlı kadın nerede? -Sara mı?
Hasta. Ya da en azından öyle diyor.
Yeni bir sevgilisi var.
Ne alırdın?
Normalde her zamankini alırım,
normalde onu hazır eder çünkü normalde geç kalırım.
Beni merakta bırakma.
Ekmek arası FE ve MÜBP.
Tamam, o zaman...
-"FE" fıstık ezmesi herhâlde? -Evet.
"MÜ" muz, üzüm. "B" bal, "P" de peynir. Sandviç.
Metabolizman çok hızlı galiba.
Maraton falan mı koşuyorsun?
Huzur içinde yatsın, kız kardeşim bir kez maraton koşmuştu.
Ölmedi. Çok yoruldu.
Anladık Sharon. Koştun.
Ama sabah herkesin işe gitmesi gerek.
Benim de öyle, üç dakika önce.
Ve sandviç için de biraz acelem var.
İyi sandviç aceleye gelmez dostum.
Şu an konuşamam Alfred.
Günaydın Bay Allen.
Hayır, geciktim.
Ve açım, kıvırcık kız da burada yok...
Adı Sara'ymış, sevgilisi varmış.
Gotham Hastanesi'nde bir olay var.
Ters giden bir soygun.
Daha sabahın körü.
Yarasa dostumuz neden uyanık ki?
Superman'i ara.
İlk düşündüğüm oydu.
Maalesef başka bir işi var.
-Orta Amerika'da aktif bir yanardağ. -Klasik.
Ya Diana?
Diğer ilk düşüncem.
Can sıkıcı ama telefonu açmıyor.
İlk beni düşünmeden önce kaç ilk düşüncen oldu?
...konu o değil.
-Konu sensin. -Pardon, sandviçim...
Geçen yıl teknede
dersimi aldım.
Kız kardeşimin sarhoşken yaptıkları...
Annemin arkadaşlarıyla ilgili şahsi yorumlar da yapıyor,
ki hakkında söyleyeceğim şey...
Vay canına!
Flash!
-Merhaba. Sağ ol. -Seni seviyorum.
-Sen de hoş görünüyorsun. -Vay canına!
-Olamaz! -Galiba öleceğim!
Bay Wayne'e bağlıyorum.
-Hayır, lütfen yapma. -Vay canına.
Tuhaf gelirse pardon ama o gofreti yiyor musun?
Belki bana atabilirsin?
-Adalet adına. -Evet.
Hemen gelmen lazım Barry.
Selam Bruce. Evet, ben...
Geliyorum.
GOTHAM SINIRI - GOTHAM İLÇE SINIRI HASTANE ÇIKIŞI 6 KM
Hayır!
Hayır! Hayır!
Burası çok karışmış Bruce.
Sen neden burada değilsin?
Neden sanki kaçıyormuşsun gibi ses geliyor Bruce?
Falcone'un salak çocuğu büyükler ligini denemeye karar vermiş.
Bir ekip toplayıp Gotham Hastanesi'nin laboratuvarına girmiş.
Çok ölümcül bir virüs çalmış.
Müdahale ettim ama etrafı patlatıp kaçtılar.
Hastaneyi sen idare edebilirsin Barry.
Biri de dünyanın gerisini kurtarmalı, onu da ben yapacaktım.
Sakıncası yoksa.
Uygundur Bruce.
"Çukurdan kurtardığın için sağ ol Flash."
Gaz ve su boruları delinmiş Barry.
Bodrum katında.
Tamam.
İlgileniyorum.
Açabilir misin?
-Sanırım kilitli. -Sıkışmış.
Tanrım, olmuyor!
Lütfen!
Bak Alfred, Adalet Birliği'nin
hademesi olduğumu kabullendim.
Bu da berbat bir şey.
Ama kabullendim.
Ancak
dikkatimi çeken bir şey var.
Temizlediğim pislik her zaman
yarasa pisliği oluyor.
DUR
-Bu taraftan. Karşıya bakın. -Tamam.
-Ayrılmayın. -Evet, değil mi?
Dikkat!
-Vay canına! -Ne?
Hesaplarım doğruysa
ki tarih genelde doğru olduğunu gösterecektir,
temel hasarı, doğu kanadını çökertmek üzere.
-Doğu kanadı sağlam. -Tamam, güvendesin.
Bu iyi oldu çünkü hızım tükeniyor.
Kaynaklarım tükeniyor Alfred.
Duyuyor musun?
Bu ses midemden geliyor.
Hayır.
Yıkılan doğu kanadından geliyormuş.
Barry, 30'uncu kat.
Bebek...
Yağıyor.
KRİTİK
ASİT
TAM ENERJİ
ASİT
WATTS ENDÜSTRİ
TERAPİ KÖPEĞİ
Bay Allen,
beni gururlandırdın.
Birçok anneyi de çok mutlu ettin.
Evet.
Tamam.
Bu olayların psikolojik hasar bırakabileceğinin farkındayım.
Bir akıl sağlığı uzmanından destek almalısınız.
Adalet Birliği henüz o kısımda çok iyi değil.
Güvenin bana.
Tanrım.
Kurtul ondan!
O çanta suya düşerse
öğlen yemeğine kadar Gotham'ın yarısını öldürebilir.
-Kahretsin. -Beni bırakma.
Tanrım, hayır. Lütfen bırakma.
Hayır!
Üzgünüm, geciktim.
Bastığın yere dikkat.
-Selam. -Merhaba.
Güzel kıyafet.
İyi görünüyorsun Flash.
Sağ...
Ve sen de...
Bir şey değil.
Egom başka birine teşekkür edemeyecek kadar büyük.
Çocukluk travmamın
etkilerini yok etmek için bu güçlü kişiliği geliştirdim.
Ben de çocukluk travması yaşadım.
Batman deli gibi duruyor.
-Gerçeğin Kemendi. -Milyar dolar. O her şeyin...
Hep işe yarar.
Paramı dağıtsam daha iyi olur.
Suçu bitirmek için önce fakirliği bitirmem gerek.
Seksin var olduğunu biliyorum.
Sadece hiç tecrübe etmedim.
Hay içine...
Pekâlâ...
Benim gitmem gerek.
Evet.
Her zaman zevktir.
Seks mevzusu mecazdı aslında...
Gotik edebiyatından.
Bunu toparlamanın yolu yoktu.
Boş ver.
Kalıp daha fazla pislik temizlemek isterdim
ama bu süper kahramanın kahvaltı etmesi gerek.
Güle güle Flash.
Tamam, hoşça kal Batman.
Bravo Bay Wayne.
Kahvaltı için gelecek misiniz?
Evet, sanırım.
...yıkım yolu.
Mesele baştan beri kız değildi.
Mesele sensin.
Geçmişte yaşamayı kesmelisin.
Yeterince hızlı oldu mu?
Günaydın Profesör.
Bakın kimler gelmiş.
Kapa çeneni Albert.
Her gün. Nasıl yapıyorsun, bilmiyorum Barry.
Emekleyerek mi geliyorsun?
-Kızgın mı? -Kovulacaksın.
-Öldürüleceksin. -Hayır, hayır.
Tahmin edeyim.
Alarmın çalmadı.
Köpeğin çalar saatini yedi.
Çalar saatin, anahtarlarını yedi.
Anahtarının büyükannesi öldü ve izin kullanması gerekti.
-Onların hiçbiri değildi. -Bu defa neydi Barry?
Başka bir şeydi.
Çok daha az tuhaf bir şeydi.
Toplantıyı kaçırdım, biliyorum
ama bu vaka dosyalarını yine de incelenmek üzere sunmak isterim.
Bence bu vakalarda acele ettik.
-Onları tekrar açmalıyız. -Acele mi ettik?
Altı ay geriden geliyoruz, daha yavaş gidelim mi istiyorsun?
Önergelerini odaklamalısın.
İşi yap, vakayı kapa, devam et.
Potansiyelin çok büyük Barry.
Bunca yıldan sonra hâlâ bana kahve getiriyor olmamalısın.
Haklısınız. Bu doğru.
Bana kahve getir.
-İki şeker mi? Tamam. -Evet.
Buna bayılacaksın.
Johnson davasının kararından memnunum.
Laboratuvarımızın incelediği delil
kesin olmak için gayet yeterliydi.
-Hâlâ o delilleri inceliyorum. -Titiz çalışmalar,
çabalar ve odaklanma sayesinde...
Barry hâlâ o delilleri inceliyordu.
Sanırım sana kalsa
hâlâ Ted Bundy'nin azı dişlerini kazıyor olurlardı.
Bunları komik bulmanıza çok sevindim
ama gerçek insanların hayatları ve aileleriyle uğraşıyoruz.
Bunun ciddiyetini anlayabildiğinizi sanmıyorum.
O yüzden beni rahat bıraksanıza.
-Barry Allen? -Iris West.
Sen de benim
tam adımı biliyorsun.
Evet, okuldan.
Bize okulda arkadaşın olduğunu söylememiştin.
Barry'nin arkadaşı olduğunu bilmiyorduk.
Şimdi kaç etti?
-Bir mi? -Bir.
Siz çok...
Güle güle çocuklar.
Tamam. Tanrım, bu çok...
Onlar arkadaşım değil. İş arkadaşım.
Burada mı çalışıyorsun?
Evet, öyle.
Tanrım, uzun zaman oldu ha?
Sanki birbirimizi birkaç yıl önce
görmüşüz gibi geliyor, değil mi?
Hayır çünkü
birbirimizi üniversiteden beri
görmedik.
Belki de sadece seni düşünmüşümdür.
Sana rastladığıma sevindim.
-Evet. -Evet.
Babanın temyizi yarın, değil mi?
Evet. Nereden...
Pardon, bunu nereden biliyorsun?
Gazete için haberini yapıyorum.
Morali nasıl?
Gazete için mi soruyorsun?
Hayır, arkadaş olarak soruyorum.
Ama halkın da öğrenmek istediğinden eminim.
Şey...
Tek resmî yorumum babamın masum olduğudur.
Doğru.
Yani hiç kimse
babasının annesini öldürdüğüne inanmak istemez.
Ne demek "inanmak"? Babam hapiste olmamalı.
Annem sağ olmalı. Konu benim neye inandığım değil.
-Gerçeğin ne olduğu önemli. -Doğru. Hayır... Evet...
-Tanrım, ben de onu kastettim. -Evet.
Üzgünüm. Şu an resmî bir yorumum yok.
ÇİZGİ ROMAN
GİZLİ DELİL WAYNE
Iron Heights Hapishanesi'nden...
ÜZGÜNÜM - BW
...ödemeli aranıyorsunuz.
-Kabul etmek ister misiniz? -Evet.
-Selam baba. -Selam Barry.
-Nasılsın? -İyiyim.
-Dışarı çıkıyor musun? -Evet.
Şey, hayır, hayır.
Ama üniversiteden eski bir arkadaşa rastladım.
Iris West. Bugün.
Sen ona fena âşık değil miydin?
Sevgilisi var mı?
-Ona çıkma teklif etsene. -Baba...
Bir arkadaşım yeni yazdığı programla, dükkândaki kamera görüntülerinin
tekrar üzerinden geçti.
Ve artık çok net belli oldu.
Yani...
Hiç yukarı bakmıyorsun baba.
Yüzün görülmüyor.
Açıklamanı destekleyecek yeni kanıt olmadan
bir sonraki temyizi düşünmeye başlamamız gerek.
Hayır. Artık babanı düşünmeyi kesmelisin.
Bunu yaparsan kız arkadaşa vaktin olabilir.
Baba. İstemiyorum...
Bunu daha önce konuştuk.
Bu, son çabamızdı
ve yarın fazla zorlamayacağız.
Ben iyiyim. Cidden.
Bazen burada olmamın annensiz hâlde dışarıda olmamdan
daha kolay olduğunu
düşünüyorum.
Çünkü bu şekilde sağ olduğunu ve dışarıda
hayatını yaşadığını hayal edebiliyorum.
Barry?
Barry?
Orada mısın?
Evet, buradayım baba.
Pazarları yaptığı sosu hatırlıyor musun?
Tüm ev fesleğen ve domates kokardı.
Sonra eşofmanımı giyip şarkıya başlardı.
Evet, neydi o şarkı?
O şarkıya bayılırdım.
O kısmını hatırla.
Haksızlık bu.
Haksızlık olan ne, Maymun?
Bu soru aptalca.
Sonucu 24 çıkan kaç hesap düşünebilirsin?
Milyarlarca cevap var.
Hepsini nasıl sığdırayım?
Haklısın, bu sorunun milyarlarca cevabı var.
Her problemin çözümü yoktur.
Bazen onu bırakman gerekir.
Beynini dinlendir de bana makarnada yardım et.
Yürü.
Olamaz.
Henry?
Bana bir iyilik yap.
-Ben iyilik yapmam. -Tamam.
Barry senden bir iyilik istiyor.
Barry! Tabii, ne olursa.
Bir kutu domates daha lazım.
Domates burada var ya.
Bir tane daha lazım.
Bu sabah markete gittiniz sanıyordum.
Ama domatesleri unuttum.
Bu daha eğlenceli duruyor.
Markete Barry gitsin.
Araba kullanıyorsun, değil mi?
-Ne? Hayır. -Kocaman oluyorsun.
Ne istersen yaparsın. Hâline baksana.
Saçların beyazlamaya başlamış.
-Mavi değil, yeşil kutudan. -Tamam.
Yeşil değil, mavi kutu, değil mi?
-Hayır! Mavi değil, yeşil olan. -Ne?
Olamaz.
Şarkıya başlayacak. Kaç!
Koş Barry!
Seni seviyorum Maymun.
Ben seni daha çok seviyorum.
Önce ben sevdim.
Nora?
Barry!
Barry! Barry!
Hemen 911'i ara!
Barry?
Barry?
Yarını kafana takma.
Düşük ihtimal olduğunu biliyorduk.
Baba?
Iron Heights Hapishanesi'yle görüşmeniz sonlandı.
Barry Allen?
...laboratuvarımızın incelediği...
Önergelerini odaklamalısın.
İşi yap...
Söz vermişti...
Yeterince hızlı oldu mu?
Zamanda geri gittim mi diyorsun?
Pozharnov'daki gibi mi?
Evet ama Pozharnov'daki bir saniye sürmüştü.
Bu defa tüm gün gittim.
O zaman senin
ışıktan daha hızlı koşabileceğini
ve böylece zamanda
geri gidebildiğini hayal edelim.
Bu durum yine de
aşırı sorumsuzca olurdu.
Bunu diyeceğini biliyordum.
Evet Barry çünkü zamanda geriye gitsen
ailenle ya da kendinle gireceğin bir etkileşim...
Yanlış bir çime bassan...
Sonuçlarının ne olacağını hayal bile edemezsin.
Biliyorum. Kelebek etkisi, değil mi?
-Evet. -Anlıyorum Bruce
ama bir şeyleri düzeltebilirim.
Her şeyi yok etmen de mümkün.
Annemi kurtarabilirim.
İkisini de kurtarabilirim.
Senin aileni de kurtarabilirim.
Barry, yaralarımız
bizi biz yapan şeylerdir.
Geri dönüp onları düzeltmemiz gerekmez.
Sende onarılması gereken bir arıza yok.
Çok hata yapmış bir ihtiyarın sözünü dinle.
Geçmişini yaşama.
Hayatını yaşa.
Karakterini trajedin belirlemesin.
Ya belirlemesi gerekiyorsa?
Senin trajedin seni kahraman yaptı.
Ama yalnız da bıraktı.
Birlikte takılabiliriz.
Bir şeyler yemek ister misin?
Ben hâlâ açım da.
Bu sefer olmaz.
Belki başka bir zaman.
Tamam.
Güzel araba.
Afili arkadaşların var.
Evet, Uber'dı.
Lüks tarife.
Cidden bu vakayı konuşamam Iris.
Buraya gazeteci olarak gelmedim.
Konuşabilir miyiz?
Buyur.
Yalan yok, beklediğimden çok daha derli toplu çıktı.
-Öyle mi? Evet, şey... -Evet.
Çok derli topluyumdur.
-İçecek bir şey ister misin? -Olur.
Bira alayım.
Biralar, biralar.
Dolabımda tutuyorum.
Sağ ol.
Rica ederim.
Bak, olanlar için
kendimi çok kötü hissediyorum.
Daha hassas olmalıydım.
Ben de daha az hassasiyet gösterebilirdim.
Neler yaşadığını hayal bile edemem.
Bir günde anne ve babanı kaybettin.
Evet.
Annemi bir trajedi sonucu,
babamı da adalet sisteminin hataları yüzünden kaybettim.
O yüzden mi kriminal araştırmacı oldun?
Sistemi düzeltmek için mi?
Evet.
Evet, düzeltmek için.
Düzeltmenin bir yolu olmalı, değil mi?
Ben de gazeteciliğe o yüzden girdim aslında.
Düzeltebilirim. Sadece bir şekilde geriye gidip
onları uyardığımı fark ettirmeden onları uyarmam gerek.
Böyle düşünmek
insanı delirtir.
"Zamanda geri gidip
bunu yapanı durdurabilsem."
Hayır, onu yapamam çünkü aşırı etkileşim olur.
Babam evde bile değildi.
Annem onu konserve domates almaya yollamıştı.
Bence giren kişi evi boş sanıyordu.
Annem de elinde bıçakla orada duruyordu
ve işler ters gitti. Saçma bir olaylar silsilesi.
Bu görüntülerin de babamın anlattıklarını desteklemesi gerekirdi.
Ama onun yerine
bir konserve domates için üç hayat hiç oldu.
Vay canına.
Ne oldu?
Buldum sanırım.
Annem en başta domatesleri unutmasa
babam gitmez ve o da ölmez.
Kimsenin beni görmesine gerek kalmaz.
Bruce etkileşim yok dedi. Etkileşim değil bu.
Hızlıca girip çıkacağım
ve zamanıma döneceğim. Hiç orada olmamış gibi.
Bu şekilde düzelteceğim. Tanrım, Iris.
Çok teşekkür ederim.
Bu harikaydı.
Özür dilerim.
Gitmem gerek.
Tamam. Peki.
Çok iyi vakit geçirdim. Bunu yine yapmalıyız.
Kal-El, Kripton'un oğlu.
Bu kötü bir fikir.
Demek hızlısın.
Baban katil.
NORA ALLEN SEVGİLİ EŞ VE ANNE
Hemen 911'i ara!
Hemen!
Hemen!
Hemen!
KONSERVE YİYECEKLER
DOMATES PÜRESİ
Selam anne.
Domatesleri unutma.
Yakında görüşürüz.
Lütfen işe yarasın.
Mutlu yıllar sevgili...
Mutlu yıllar Barry.
-Hadi, acele et Barry. -Hadi!
2013 mezunlarına tebrikler.
Seni çok seviyorum.
Maymun!
Üzerindeki ne?
Barry mi o? Erken mi gelmiş?
Hangi evrendeyiz acaba?
Saçını kesmişsin.
Artık gözlerin görünüyor.
-Berbat görünüyorsun. -Henry!
-Yaşlı görünüyorsun. -Çok güzelsin tatlım.
Sana okulda neler yapıyorlar?
Onu rahat bırak. O mükemmel.
Gel buraya.
Seni çok seviyorum.
Ben de seni.
Ben daha çok seviyorum.
Önce ben sevdim.
Duş alıp üzerini değiş.
Leş gibi kokuyorsun. Hadi, hadi.
"Yaşlı" mı? Cidden mi?
Hayır, olgun demek istemiştim.
O yaşta işte. Büyük görünmek istiyor.
Barlara o şekilde girebiliyor.
Nasıl yardımcı olayım?
Günün nasıldı anne?
Ayın nasıldı? Ya da son 18 yılın?
Ama bu tuhaf bir soru oldu
çünkü ben buradaydım.
Tabii ki o anıları birlikte yaşadık.
Ya da ne bileyim, belki yeni anılarımız olur.
Mesela akvaryuma ya da sirke gidebiliriz...
Parka gidebiliriz, beni salıncakta sallarsın.
Bu da tuhaf olur çünkü artık yetişkinim,
salıncakta kendim sallanabilirim.
Bu hafta nasıldı? Okul nasıl?
Okul... İyi.
Okul harikaydı.
Orada şey konusunda çok çalışıyorum...
Çalışmalar konusunda.
Ekonomideki kıza çıkma teklif ettin mi?
Birinci sınıfın dışarı çıkmak,
insanlarla tanışmak için olduğunu biliyorum.
Bir şeyler keşfetmek için.
Deneyler yapmak için.
Ama çok dikkatli olman gerek.
Hay içine...
Tuvaletimi yapmam lazım.
Dışarı.
İmdat!
Neden buradasın?
Hangi yıldayız?
-Hayır, hayır. -İmdat!
Bu benim yüzüm.
Yüzümü çalmışsın.
Acaba mantardan hayal mi görüyorum?
-Öyle bir şey var mı? -Kaç yaşındasın?
On sekiz.
Vay.
Çok tuhaf.
Yani gelecekteyiz.
Hayır, bekle. Tuhaf değil bu.
Resmen felaket.
Ve hayır, gelecekte değiliz. Şimdiki zamana dönmüş olmam gerek
ama hâlâ geçmişteyim.
Ve benden iki tane olmaması gerekiyor.
Bırak konuşmayı, seninle aynı gerçeklikte bile
olmamamız gerek.
Zamanda yolculuk yapan bir süper kahramanım.
Hayır, sen hiçbir şey değilsin.
Bu iyi bir şey. Süper kahramanlığı istemezsin. Korkunçtur.
Dişime hep böcek çarpıyor.
Harika.
Şeyi bir daha yapsana.
Hayır, vaktimiz yok.
Anne!
Ne bu? İspiyonculuk mu yapacaksın?
-Yap. -Peki.
-Evet. Evet. -Mutlu musun?
Şimdi de düzelt.
İyi misin Barry?
İyiyiz! İyiyim!
Tamam Maymun.
Su altında giden uçağın var mı?
Ya da uçabilen teknen?
Kaç yaşındasın? Kırk falan mı?
Tamam. Hiç susmuyorsun.
Hoş değil. Sinirlendirici ve yorucu.
Vay canına, insanların ne kastettiğini anlamaya başlıyorum.
Sadece
bana bir iyilik yap
ve benimle tanışmanın uzay-zamanı bozmayacağına söz ver.
Kanki...
Yanındayım.
Başım çok büyük belada.
Nasıl yani?
Ne yapacağım?
Sana ilaç verebilirim.
Evet, sana ilaç verebilirim,
sonra bayılırsın ve ayıldığında da
olan biten her şeyi unutursun.
Ve bu yanlış olmaz, değil mi? Çünkü sen bensin.
Hayır! Yani bunu yapmamalıyız.
-Lütfen bana ilaç verme. -Vermeyeyim mi?
Verme. Mesele şu. Bunu daha önce de düşündüm.
İlaçla uyutulmak istemiyorum.
Ama başka bir yol bulabileceğimizden eminim.
Barry düşünme şapkalarımızı takalım
ve hafıza kaybı için
farklı bir çözüm düşünelim.
Ayrıca capoeira'da
yeşil kuşağım var
ve aşırı antrenmanlı bir güreşçiyim.
Sana hiç acımam.
Ayrıca bu akşam randevum var...
Tamam.
Birine bir şeyleri unutturmak için ne kadar sert vurmalı?
Geçmişte sana vurursam gelecekte canım acır mı?
Dur. Bu gece randevum var mı dedin?
Evet. Dur, ne yapıyorsun?
Hiç. Randevun kiminle?
Ekonomi dersimdeki bir fıstıkla.
-Iris West mi? -Vay anasını!
Onunla evleniyor muyuz?
Onunla bu gece randevun mu var?
O yüzden annem çamaşırlarımı yıkamalı.
Kendi çamaşırını yıkamıyor musun?
Sen?
Tamam.
-Ben gidiyorum. -Nasıl yani?
Hayatta başarılar. Kendin ol.
Hiçbir şeyi değiştirme.
-Görüşmemek üzere. -Birkaç sorum daha var ama.
Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var.
Harika.
Beni terk ediyorsun.
Şimdi de fırtına randevumu mahvedecek.
Bugün günlerden ne?
Pazar mı?
Hayır, tarih.
29 Eylül.
Hay içine...
Bu fırtına. O gündü.
-Ne günü? -Güçlerimi kazandığım gün.
Senin güçlerini kazandığın gün.
-Güçler mi? -Dinle.
Sana neden geçmişe yolculuk ettiğimi
ve neyi değiştirdiğimi söyleyemem.
Ama benim gerçekliğimde
hazırlıktayken Central City Kriminal Laboratuvarı'nda
staj yapıyorum ve bu da orada oldu.
Yani oluyor.
Bu gece. 29 Eylül. Bana güçlerimi veren kaza.
Ve 30 dakika içinde
orada olmazsan
güçlerin olmayacak.
Bu da belki benim de güçlerim olmayacak demek.
O zaman bunun anlamı da en başta zaman yolculuğu yapmamı sağlayan
gücümü kaybedeceğim demek.
Sonrasında ne olacak cidden bilmiyorum.
Güçler mi?
Dur, bu geceki randevumuz ne olacak?
O, müstakbel karımız olabilir.
Şu anda benimle gelmezsen
bir gelecek
olmayabilir.
CENTRAL CITY ARAŞTIRMA MERKEZİ
Sekiz dakika.
İçeri nasıl gireceğiz... Ne yapıyorsun?
Sızlanmayı keser misin?
Bu biraz tuhaf gelecek.
Kapının içinden geçtik.
Evet, sorun yok. Buna fazlama deniyor.
Gel.
Fazlamaya bayıldım.
Herkes kıpırdar.
Evet... İşte bu.
Tam burada oturuyordum.
Aslında şunu senden alayım.
Teşekkürler.
Tamam, dumanlar dağılsın diye
şu pencereleri yeni açmıştım.
Şu anda.
Ve şu sandalyede oturuyordum.
Şu kimyasal rafının altındaydım.
İşte yıldırım da o zaman düşüyor.
Dur.
-Beni yıldırım mı çarpıyor? -Hayır.
Sana yıldırım çarpmayacak.
Tamam çünkü şey dedin sandım...
Yıldırım kimyasallara düşüyor
sonra onlar üzerine dökülüyor.
-O yüzden elektrik çarpıyor. -Tamam.
-Ama elektrik çarpmasını istemiyorum. -Otur.
-Hayır, sen otur. -Benim güçlerim var zaten!
Senin güçlerin var zaten!
Aynen öyle!
Beni yıldırım çarpmayacak!
İşe yaradı.
Galiba bir dişin düştü.
-Düşmemiş mi? -Senin dişin düşmüş.
KURU
Tamam. Gitmemiz gerek.
Durum nedir?
Steril laboratuvardaki alarmlar.
Git bak.
Girişi kontrol ediyorum.
Fazlamamız gerek.
Hay anasını!
Yavaşım.
Evin beklediğimden daha hoş.
-Neden? -Beğendin mi?
Dekorasyona annem yardım etti.
Annemi bilirsin.
Doğru, evet. Her zamanki annem.
Her zamanki annem.
-Ne gündü. -Barry.
Kaza sana güçler verdi
ama benimkileri de aldı.
Nasıl döneceğimi bilmiyorum.
Hız Gücü'ne erişimim olmadan
buradan nasıl giderim, bilmiyorum.
Ne dediğimi anlıyor musun?
-Kapana kısılmış olabilirim. -Bekle.
Artık güçlerim mi var?
Evet ama...
Sen... Hayır, hayır.
Vay hızına yandığım!
Bunun çok heyecan verici olduğunu biliyorum
çünkü ben de yaşadım.
Hızlı Gonzales!
Evet, ben de birçok kez yaptım.
Buna başlaya...
Kahretsin.
Vay canı...
TANNER HAVAİ FİŞEKÇİLİK
Tamam, gidiyorum!
Ellerini kaldır.
Ne yaptın?
Hiç. Neden?
Barry...
Sana kıyafetleri söyleyebilirdim. Sürtünmeden.
Çok hızlı koşarsan sıradan kumaşlar yanar.
Yine aynı sebepten, insanları aşırı hızla çok uzağa da götüremiyoruz.
O brokoli çürümüş gibi.
Bazı şeyleri taşıyabilirsin.
Mesela...
Bir mikrodalgayı.
Ama mesela şeyi oynatamazsın...
-Bir bebeği. -Barry.
Sanki daha önce hiç yemek yememiş gibiyim.
Her şeyin baskın bir tadı var. Denesene.
Ufak bir ısırık al.
Kötü, değil mi?
Evet, bu iyi değil. Şaka yapıyordum.
İnanılmazım. İnanılmazız.
Çok açım.
Bekle.
Şu fazlama işini denemek istiyorum. Nasıl yapacağım?
Yapmayacaksın. Henüz değil.
Tamam mı? Çok karmaşık.
Vücudunu, bir yandan hızlanıp bir yandan da moleküllerini
katı nesnelerin moleküler yapısından
geçebilecek kadar yavaşlamaya eğitmek uzun sürer.
Defol buradan!
Cümlelerimi bitirmeme izin vermeye başlamalısın.
Hep böyle uykulu muyuzdur?
Ve aç ve çıplak?
İlk ikisi evet.
Üçüncüsü hayır. O kısmını çözdüm.
Ve cidden, eğer bunu yapacaksak
sana açıklamam gereken çok fazla şey var.
Sanırım başlamak için en uygun nokta da...
Evet, orijinal kostüm.
O aslında polisentetik bir kumaştan...
Ya da
yarın devam ederiz.
Kostüm, yüzüğün içinde mi yani?
-Evet. -Ne?
Benim olabilir mi?
Hayır, olamaz. Ödünç alabilirsin.
Böylece güçlerini denerken kendini öldürmezsin.
Şu düğmeye basacaksın,
ipek moleküller açılacak ve atmosferik gazları emerek
kostümü gerçek boyutuna getirecek.
Hazır mısın?
Çok ufaktı...
Yere düşmeden giymen gerekiyordu.
Yani burada senin önünde mi
üzerimi değişeceğim?
Burada zaten kimse yok ki Barry. Hadi...
-Vay canına. -Sıkı.
Canımı acıtıyor.
Nereyi acıtıyor, biliyor musun?
-Şeyimi... -Tamam, biliyorum.
Ama bilmeme gerek yok.
Pardon, devam edebilir miyiz?
Düşüncem şu,
sana benim gibi hareket etmeyi öğretirsem
birlikte Chronobowl'u yine yaratabiliriz.
Chronobowl mu?
Hız Gücü'nün içinde.
Hız Gücü mü?
Sonra belki geleceğe dönmemin yolunu buluruz.
Geleceğe Dönüş. Evet!
Eric Stoltz
o role çok uygun.
Müthiş bir performans.
Michael J. Fox'ı mı diyorsun?
Geleceğe Dönüş mü?
-Evet, Geleceğe Dönüş filminde. -Tanrım!
-Neler oluyor? -Bilmiyorum.
Hemen kostümü çıkar.
Şükürler olsun.
...Avustralya sahillerinde uçan
gizemli bir obje görmüşler.
-İlgili görüntüleri ele geçirdik. -Zod.
-Gördüğünüz gibi obje... -"Zod" mı?
-...bir tür uçan gemiye benziyor. -Zod ne?
ABD devlet yetkililerine göre
uydu verisi
bir uzay gemisinin varlığını teyit etti.
Yakında...
Adım General Zod.
Sizinkinden çok uzak
bir dünyadan geliyorum.
Dünyanız bir süredir
-benimkinden gelen birini koruyor. -Hayır, hayır.
-Bu şahsı bana teslim etmenizi... -Bu olamaz. Sırası değil.
...istiyorum.
Ne oluyor?
Bilinmeyen sebeplerden...
Zod, Superman'i arıyor.
Superman nedir?
Superman, Dünya'da yaşayan bir uzaylıdır.
Hâlâ gizlendiğini sanıyorum.
Evet, o bir uzaylı ve çok güçlü...
Ayrıca çok iyi.
Zod da aynı gezegenden gelen bir uzaylı.
O da çok güçlü
ama çok kötü biri.
Zod, Clark'ı bulmak için buraya geldi.
-Dur. Clark kim? -Clark, Superman.
-Tamam. -Ama sonra...
Zod, Dünya Motoru cihazıyla gezegene terraform uygulamaya kalktı
ve Superman sonunda onu durdurdu
ama Zod binlerce insanı öldürmüştü.
-Üf. -Ve o sırada
yapabileceğim bir şey yoktu, ben...
Dur.
Orada mıydın?
Evet, güçlerimi yeni kazanmıştım.
Ve hâlâ kostümüme bazı rötuşlar yapıyordum.
Bu şey, Zod'ın Dünya Motoru
Metropolis'i yok etmeye başladı, oraya gittim
ve insanları kurtarmaya çalıştım.
Baba?
Beni dinle!
Kaç buradan!
Kaç!
Bir çocuk vardı.
Onu kurtardım ama sonra
babasına ulaşamadım.
Baba!
Tek yapabildiğim buydu.
Tek bir çocuğu kurtarmak.
Zod'ı yalnızca Superman durdurabilirdi.
Ama o insanları kurtarmaya yetişemedi.
Şimdi yine olmak üzere.
Ama
tüm Adalet Birliği üyelerini bulabilirsem...
Superman'i ve ekibin geri kalanını...
Doğru.
O zaman belki bütün bu olayların
olmasına engel olabilirim.
-Bilgisayarını ver. -Tamam.
Bu koku nedir?
Her şey olabilir.
Cidden.
O kim?
O Gary. Koku o. O...
Merak etme, kafa adamdır.
Bunu yapabiliriz.
Bakalım. Victor Stone. Gotham Üniversitesi.
Bu da ev arkadaşım Patty.
Patty
ev arkadaşın mı?
O da erkek arkadaşı Albert.
N'aber?
Günaydın.
Pardon. Arkadaşlar...
Bu benim kuzenim.
Barry.
Vay.
Açlıktan ölüyorum.
Tamam.
Victor Stone. Gotham Üniversitesi.
Evet. İşte burada.
Victor Stone. Yıldız oyun kurucu. Knight...
Kahretsin. Peki.
Daha Cyborg olmamış.
Wonder Woman.
Wonder Woman!
Las Vegas'ta oturuyor.
İllüzyonlar, jonglörlük ve zebralar.
Hayır. Diana değil bu.
-Aquaman. -Aquaman mi?
Süper deniz kızı gibi bir şey mi?
Hayır Albert...
Süper deniz kızı değil o.
Yarı Atlantisli, yarı insan.
Süper güçlere sahip ve zihniyle deniz yaşamını kontrol edebiliyor.
Süper deniz kızı gibi mi?
Hayır Albert!
Ama tarif ettiğin o.
Arthur Curry'yi arayalım.
Maine.
Deniz feneri.
İşte. Thomas Curry. Babası.
Telefon.
-Alo. Evet. -Alo? Thomas Curry mi?
Arthur'la konuşabilir miyim?
Oralarda mı?
Köpeğimle mi konuşmak istiyorsunuz?
Ne? Hayır. Pardon.
-Siz Thomas Curry misiniz? -Evet.
-Deniz fenerinde mi çalışıyorsunuz? -Evet.
Karınız Atlantis'in kraliçesi mi peki?
-Bu gülü kabul eder misin? -Evet.
Hayır.
Tamam ama belki
balığa benzeyen bir kadın
herhangi bir zamanda
-hayatınıza girmiş olabilir mi? -Çok komik, serseri.
Arthur Curry hiç doğmamış.
-Ne? -Bu bir felaket.
Tarihi tamamen yok ettim.
Eric Stoltz gibi.
Neden sürekli Eric Stoltz diyorsun?
Eric Stoltz, Marty McFly'dır.
-Ne? -Zaman yolculuğu?
Geleceğe Dönüş'ü mü konuşuyoruz?
Hadi ama, kim bu adam?
Tamam. Evet, hayır, biliyorum.
Hepsini izledim
ve Eric Stoltz, Marty McFly değil.
Sahi mi?
O zaman şu Marty McBaldır'ı açıkla.
Onu sana açıklayamam Gary.
O senin baldırın değil.
Yanlış oyuncu ve baş aşağı.
Öyle mi?
Demek istediğim,
Geleceğe Dönüş'te
Marty McFly'ı Michael J. Fox oynadı, herkesi bilir.
Footloose'daki adam mı?
Hayır, Kevin Bacon o.
-Bacon. -Kevin Bacon, Maverick.
Voleybol, gey adamlar ve uçakların olduğu film.
-Top Gun. -"Great Balls of Fire."
-Top Gun, değil mi? -Hayır, hayır.
Evreni bozdum.
Marty McFly'ı Eric Stoltz oynamış.
-Evet. -Teşekkürler.
Meta-insanlar olmayan bir dünya yarattım.
Artık bizi Zod'a karşı savunacak kimse yok. Albert!
Cyborg yok.
Aquaman yok, Wonder Woman yok.
Superman yok.
Batman yok.
Ben Batman'im.
Sen ne dedin?
Ben Batman'im.
Batman var mı?
-Kesinlikle. -Evet, dostum.
Gerçekte kim olduğunu bilen yok.
-Ama o var. -Evet.
O zaman biz...
Kuzenim Barry ve benim
o kuzenler yemeğine gitmemiz gerek.
Hemen.
Ama hepinizle tanışmak zevkti.
-Ve Gary. -Barry.
-Barry. -Gary.
Barry!
Ne, burası şaka falan mı?
Cehennem mi burası?
Kapı açık.
-Şu süper şeylere bak! -Sakın bir şeye dokunma Barry.
Hey!
Bruce?
Orada mısın Bruce?
Vay canına.
Resim yaptığını bilmiyordum.
Çok iyiler.
Bruce Wayne?
Bruce?
Şuna baksana. Sanki
evdeki tüm odalara bağlı ziller var.
Belki zilleri çalarsak
şu Bruce denen adamı bulabiliriz.
Uşak zilleri nasıl çalışır bilmiyor musun? Ziller burada.
-Onları diğer yerlerden çalarsın. -Ne?
Sizin evrende Downton Abbey yok mu?
Downtown Abbey's mi?
Şu aile restoranları mı?
Bananabee's'in ucuz yollusu hani.
Şu anda canım ne istiyor, biliyor musun?
Abbey'nin kızarmış kabak parçacıkları.
Tamam.
Biliyor musun, yeter artık.
Sen de kimsin?
Burada oturan adamım.
Bruce Wayne'i arıyoruz.
Aç mısınız?
...General Zod'ın yayını oldu.
Aradıkları kişi
-hâlâ kayıp. -Evet...
Başkan hâlâ önceki yayına cevap vermedi
ve diğer yabancı liderler de...
...sen ve o aynı kişisiniz.
-Ama farklı bir zaman çizgisinden. -Evet.
O zamanda
ikimiz arkadaş mıyız?
Evet, hatta belki de en iyi arkadaşımsın.
-Peki. -Ama sen biraz...
Sen...
-Kronolojik olarak farklısın. -Daha yaşlısın.
Anlamadığım şey de bu.
Zamanda buradan buraya yolculuk ettim.
Ama her nasılsa burada
her şey değişti.
-Ya da senin doğduğun zamanda... -Evet.
Zaman düz çizgi değildir.
Değil mi?
Evet.
Bir ara
bir film izlemişsindir ve filmde
zamanda geri gidip geçmişi değiştirirsen
dallanmış bir zaman çizgisi yaratacağın söylenmiştir, değil mi?
Bakın...
Yeni şimdiki zaman
-ve yeni gelecek. -Evet.
Zaman o şekilde işlemiyor.
Zaman öyle işlemiyor.
Geri gidip geçmişi değiştirince
bir destek noktası yaratırsın.
Farklı bir spagetti çubuğuna geçmiş olursun.
Yeni gelecek. Yeni geçmiş.
Ters nedensellik.
İki yönlü de işliyor.
Aslında çok yönlü işliyor.
Belki başka bir zaman.
Tamam ama ontolojik paradoks modelinde bunların...
Şimdi şöyle, geleceği değiştirirsen
geçmiş de değişir.
Bir kişi
zamanı kurcalayacak kadar
aptalsa
sonuçta ortaya bu çıkar.
Çokluevren.
Bazı çubuklar neredeyse
paralel devam eder.
Kaçınılmaz kesişmeler olacaktır...
Ötekiler de
aşırı farklı olur.
Sonuçta ortaya çıkan
büyük bir karmaşadır.
Barbut oynamak gibidir.
Tam barbut gibi.
Parmesanın anlamı ne?
Mecazlar bitti. O sadece garnitür.
Size bir şey diyeceğim.
Bir insanın
uzay-zaman devamlılığıyla
barbut oynaması için
salak olması lazım.
Evet, salak.
Al.
Ağız şapırdatmasını şaka olsun diye mi yapıyorsun?
Demek bu Zod denen şahsın
Dünya'yı yok etmek üzere olmasının
sorumlusu sen misin?
Olabilir.
Zod'ı durdurabilecek Superman adlı
bir adam mı var?
-Evet. -Ve uçuyor mu?
Gözlerinden lazer mi atıyor?
Evet, uçuyor ve gözlerinden lazer atıyor. Evet.
"Superman" lafının biraz
abartı olduğunu söyleyen olmadı mı?
-Senin adın da Batman. -Evet.
Ama kendime Süper Batman demiyorum.
Dur, o Batman mi?
Burada ne yapıyoruz sandın?
Bunu kuzenler yemeği sanıyordum.
O... Bruce Wayne, Batman mi?
Pek sayılmaz. Artık değilim.
Bu arada
bana ihtiyaçları yok zaten.
İşler değişti. Gotham artık
dünyanın en güvenli şehirlerinden biri.
Benim ihtiyacım var. Bizim var.
Benim zamanımda
Batman bizim strateji uzmanımız, liderimiz.
Dünyanın Superman'e ihtiyacı var. Sen de en iyi dedektifisin.
Onu bulmama yardım edebilecek tek kişi sensin.
Bize yardım eder misin?
Pas.
Pas mı vereyim?
Bruce?
Bize yardım etmek istemiyorsa
yarasa zırvalarını kullanırız.
Yarasa zırvası mı?
Evet, yarasa malzemeleri, eşyaları.
O şeyin üzerinde dur.
Tamam, yerden fazlayarak geçmiştin ya?
-Evet. -Şimdi
onu tekrar yapmanı istiyorum.
GOTHAM KANALİZASYON İŞLERİ
Burası nedir?
Vay!
Burası harbi yıkılıyor!
"Yıkılıyor" mu?
Barry!
Az daha uçuruma düşüp
ölecektim!
ABD'de 12.805 Clark Kent var.
Bu, sandığım şey mi?
Vay anasını!
Çocukken bu şeyi haberlerde görürdüm.
Tamam, şimdi,
aramayı detaylandır.
Doğum tarihi.
Doğmadı. Geldi.
Barry, baksana!
Meşgulüm.
Neyle?
Son 50 yılda Kansas yakınlarında Dünya'nın atmosferine giren
tanımlanamayan cisimlere bakıyorum.
NASA'ya giriş kapısı var.
Tabii ki var.
Evet ama şuna bak Barry.
Bu kese gülüyor.
Hiçbir şeyi ciddiye alamaz mısın?
Dalga geçmeyi kes.
Hadi ama dostum.
Etrafına bakmıyor musun?
Burası inanılmaz!
Hey!
Bu işin ciddiyetini idrak edemedin mi?
Dalga geçmeyi kes Barry.
Bir daha söylemeyeceğim.
Üf. Pardon anne.
Kapa çeneni. Kapa.
Ne kadar şanslı olduğunu bilmiyorsun.
Hiç bilmiyorsun!
Her şeyi kendine hak görüyorsun. Kıymet bilmiyorsun...
Kendini çok komik ve havalı sanarak
dolaşıyorsun.
Ve bu utanç verici
çünkü bunların hiçbiri değilsin!
Hadi oradan be!
Söylediklerinden başka bir şey yapmadım.
Bana yıldırım çarptırdın!
Çıplak hâlde zeminden geçtim. Bayan Johannson'ı korkuttum.
Şimdi muhtemelen taşınmam gerekecek.
Neden geldiğini bile söylemiyorsun.
En azından sebepsiz yere bana neden kötü davrandığını
söyler misin?
Maymunu dart tahtası yapmışsın!
Dur, ne?
Boş ver.
Maymun mu? Bekle...
Oyuncakla oynadım diye bana kızdın mı?
Oyuncak değil o.
Bize o maymunu annemiz aldı.
Çünkü bize Maymun diyor.
Bize hep maymunlarla ilgili bir şeyler veriyor.
Doğru.
Bak...
Üzgünüm.
İnsanlarla geçinmeyi pek beceremem.
Kendimle bile.
Hadi ama dostum.
O kadar da kötü değilsin.
Bazen adinin teki olabiliyorsun.
Ama kabul edelim, ben de uyuzun tekiyim.
Ama heyecanlanıyorum.
Hadi ama. Burası süper, değil mi?
Evet.
Pekâlâ... Şey...
Seni bırakayım, çalış.
Orada olduğunu biliyorum.
Neye takıldığımı biliyor musun?
Spagettiyle anlattığın şeye.
Bazı kesişmelerin her zaman kaçınılmaz olduğunu söyledin.
Senin Alfred'in vardı.
Benim Bruce'un da Alfred'i var.
Farklı dünyalar, farklı zamanlar
ama yine de var.
Belli insanlar,
belli olaylar, belli spagetti çubukları
mıknatıs gibi birbirine çekilir.
Zaman paradoksları
ve nedensel döngüler hakkında çok şey okudum.
Ama bu, onlardan daha fazlası.
Kaçınılmaz kesişmeler
bu teorilerin hiçbirinin beklemeyeceği bir şey çünkü...
Yani bunu kaderden başka şekilde
nasıl açıklarsın?
Beni dinliyorsan
ailen için üzgünüm.
Kendi ailemi kurtarmaya çalışıyorum.
Bir yolu olmalı.
Bir yolu var Barry. Denemeye devam et.
Denemeye devam Barry.
WAYNE HOLDİNG
GÖK TAŞI DÜŞTÜ ÜZERİNDE DÜNYA DIŞI YAŞAM FORMU VAR
Onu buldum.
Uyan Barry.
Clark bir paralı asker grubunca Sibirya'da bir gizli tesiste tutuluyormuş.
Uyan Barry.
Keçi yanıyor.
Rusya'ya gidiyoruz.
Süper.
Kahve.
Rusya'ya nasıl gideceğiz?
Şu Superman'i bulmanıza yardım edeceğim.
Sonra kendi başınızasınız.
Sen...
Sen... Sen...
Evet.
Ben Batman'im.
E, plan ne? Ne yapacağız?
Kötü adamlar gelmeden Superman'i alıp kaçacak mıyız?
Bilmiyorum.
Ona sorsana.
-Sen sor. -Sen sormalısın.
Hayır, sormayacağım.
Neden? Batman arkadaşın sanıyordum.
Bu değil. Bu Batman değil.
-Geldik. -Havada durma modu açılıyor.
-Fırlatıcı koltuk açık. -Fırlatıcı koltuk.
Fırlatıcı koltuk.
Tamam, aşamaları varmış.
Paraşütlerinize bağlısınız.
Seninki nerede?
Bu muhteşem ya!
ISI SİNYALLERİ TARANIYOR
Güvenli. Harekete geçelim.
Tamam!
Güzel. Benden başka herkes hızlı.
-Neden bu kadar soğuk? -Kutuptayız Barry.
-Nereye gitti? -Bilmiyorum. Ayak izlerini takip et.
Superman kesin buradadır.
Evet. Tamam.
Ne yaptın?
Seni çekmem gerekti. Ama birazcık çektim.
Bu acıtabilir.
Kendini bırak.
Gidelim.
Superman'i burada tutuyorlar.
Büyük bir testis torbası gibi.
Katlanır telefonla Sovyet güvenlik siber testis torbasını mı hack'leyecek?
Tüm kombinasyonları denedim.
Evet!
Hay...
Kal-El?
Bu o değil. Gitmemiz lazım.
Bekle.
Onu burada bırakamayız. Hâline baksanıza.
Ben onu alırım. Gidelim!
Yanındayım.
Bu ahmağı ben hallederim.
Nasıl...
Barry! Biri beni vurdu!
Tüyme vakti.
Sen önden git!
-Yürü! -O taraftan değil! O taraftan değil!
Tanrım!
Saklanın!
Hayır!
Geliyor. Çabuk.
Hayır. Saçmalık bu!
Hayır!
Hadi.
Gidelim.
-Vurulabileceğimizi söylemedin. -Niye vurulamayacağımızı düşündün?
Harika. Bir Sputnik'in dibinde ölmek.
Ah! Bu dize ihtiyacım var!
-Sakin ol. İyileşecek. -Hadi ama.
ŞARJ DÜZEYİ
-Kaç kilosunuz? -Seksen iki.
İkimiz de. Kadınla toplam 200.
SEVİYE 11
Sıkı tutunun.
Harika. Buradalar.
Burada da varlar.
Smirnoff Ice.
-Evet, Smirnoff Ice. -Selam.
Durdurun onları!
-Evet. -Tamam, ciddiler. Kapa çeneni Barry.
Tamam.
Plan ne?
Ne yapacağız Batman? Ne olacak?
Şimdi
ölmemeye çalışacağız.
Onu bir de ağır çekimde görecektiniz.
Bu işi detaylı düşünmediğimi fark etmeye başladım.
İyi Kripton'lular var
ve bir de çok çok kötü Kripton'lular var.
Superman'i bulacağımızdan
çok emindim
ve Superman'i bulursak da
bu işler çok kolay olacaktı.
-Kimsiniz? -Vay kalıbına...
Selam.
-Ben Barry. -Biz Barry'yiz.
Kal-El'i bulmaya çalışıyorduk.
Ama onun yerine seni bulduk.
Kal-El'den ne istiyorsunuz?
Onu kurtarmaya çalışıyorduk.
Neden?
Çünkü o benim arkadaşım.
Onu tanıyor musun?
Kızgın görünüyor. Hazır ol.
Lazer bakışı ya da buz nefesi yapabilir...
-Ya da çılgınca şeyler fırlatıp... -Adım Kara.
Zor-El'in kızıyım.
Kal-El kuzenimdi.
-Tamam, Kal-El kimdi? -Superman.
-Hayır, o, Clark demiştin. -Clark kim?
Clark onun insan adı.
Clark...
Yola çıktığımızda bebekti.
Kripton'un son oğlu...
Beni onu korumak için yolladılar.
Görünüşe göre bu evrende
dünyaya hiç ulaşamamış.
Kapsüllerimiz ayrılmış olmalı.
Dur biraz, yani bir bebeğin
bizi Zod'dan koruyacağını mı sandın?
General Zod burada mı?
Kapsülümün sinyalini izlemiş olmalı.
-Gitmem gerek. -Hop! Dur!
Gücünü toplaman gerek. Aslında Barry,
onu çatıya çıkar
ve güneşin altına koy.
Tamam.
-Tamam. -Neyse, yani sen...
Gücünü güneşten alıyorsun.
Bravo sana. Ben de şey için...
Bunu da yanımıza alalım.
Acaba arkamı
dönebilir miyim?
Giyinik misin?
Kırmızı pelerin mi taktın?
Uçuyor musun?
Hep böyle gürültülü müdür?
Gürültülü mü?
İyi misin? Kendini
güçlü hissediyor musun?
Evet, bu epey...
Epey güçlü görünüyor.
Aşağıdaki ihtiyar Barry
Yüzbaşı Zode'u durdurmazsak
binlerce insanı öldürecek diyor.
Miyarlarca insanı.
Milyarlarca mı?
Senin halkından.
-Onlar iyi insanlar. -İyi insanlar mı?
Bu gezegene yaşayacak güvenli bir yer bulmak için geldik
ve beni bir kafese kapattılar.
Evet, insanların çoğu adidir.
Ama...
Bebekler ve balerinler de var.
Eğlence güreşçileri var.
Birçok insan kurtarmaya değer.
Belki senin için öyledir.
Ama ben insan değilim.
Kripton'luyum.
Gitti.
Güçlerimi geri almam gerek.
Bana güçlerimi veren kazayı
tekrar yaratabilirsem
belki Hız Gücü'ne tekrar bağlanabilirim...
Böylece Zod'a karşı belki şansımız olabilir.
Ya da kendini öldürürsün.
Söylesene...
Güçlerini geri alırsan
her yere gidebilirsin.
Başka bir zaman çizgisine,
başka bir evrene.
Neden kalıp
bunu kurtarmak istiyorsun?
Çünkü burası annemin yaşadığı dünya.
Zamanda geriye onu kurtarmak için gittim.
Onu yine kaybetmeyeceğim.
Çocuk bilmiyor, değil mi?
Birine böyle bir şey nasıl söylenir?
Ben de ailemi kaybettim.
Ama o acı...
...beni ben yaptı.
Aslında o olmasa kim olurdum, bilmiyorum.
Tüm hayatımı
geçmişin hatalarını düzeltmeye çalışarak geçirdim.
Sanki
bir pelerin takıp suçla savaşmak
ailemi geri getirecekmiş gibi.
Sen bunu başardın.
Yani
sanırım planımız
endüstriyel kimyasallarla banyo yaparken
bir yandan da kendine elektrik çarptırmak.
Evet.
Yardım ister misin?
Tabii ki. Çok iyi olur.
Aslında bazı kimyasallarla
lehim demirini ödünç aldım.
Ayrıca yarasa sandalyende oturuyorum.
Gaf mı yaptım?
W, L, Z, bilginize...
Hava komutadan B-601'e.
Görev alanlarınızı teyit edin.
-Yeşil ekipler harekete hazır. -Hazırız!
Bir şey getirmedin mi?
Seni uyarmıştım.
Kripton'lu haini getirmemen
savaş hamlesi kabul edildi.
-Ateş, ateş, ateş! -Temas var! Temas!
Silahlar hazır! Ateş!
Hayır.
Hemen hava desteği! Tekrarlıyorum, hava desteği!
Tamam, düğmeye bastığımda
akımın kabloya ulaşıp
yıldırımı paraşüte çekmesi gerekiyor.
Şunu giy.
Isı ve darbeye dayanıklı.
Seni biraz koruyacaktır.
Doğru ama esas amaç korunmamam.
Tamam.
Senin ayak altında olmaman gerek.
Olmam.
Hadi çarpılalım.
İşe yarayacak, değil mi?
Tabii yarayacak.
Yapmadığımız iş değil.
Hem bu sefer Batman var.
Ne terslik olabilir ki?
Bilginiz olsun, bence bu, delilik.
Geri çekil.
Sorun yok. Sorun yok.
Yine ikimiziz Bay Şimşek.
Yap!
Bekle, ne? Hayır!
Hayır, bekle! Dur! Dur!
Tanrım.
Tanrım.
Barry, hayır.
Yine yap.
Ama...
Lütfen.
Devre yanmış.
Yanındayım.
Hey. Barry.
İyisin. Geçen seferki gibi, değil mi?
Şimdi iyileşmen gerek.
Bakın!
İşe yarıyor! Yarıyor!
Evet, işe yarıyor. Evet.
Evet, iyileşiyor. İyileşiyor.
Tanrım, o iyi.
Beni çok korkuttun dostum.
FLAŞ HABER UZAYLILAR ATEŞ AÇTI
Uyanmışsın.
Kendini nasıl hissediyorsun?
Yavaş.
Belki bunun faydası olur.
Evet!
Dostum, hadi ama! Buna karşı konulamaz!
Vay be. Dönmek çok güzel.
Evet!
Biz bu gece ne giyiyoruz?
Beğendin mi?
Şu eski Batman kostümünden kendim yaptım.
Ama bizim renklerimizi falan yaptım hep.
Şuna bir bak!
Birazcık daha bol.
Yıkılıyor.
Dostum...
Ciddi misin?
Yani ben...
Yıkılıyor ne demek bilmiyorum.
Ama pozitif bir şeye benziyor.
Ne yapıyorsun?
Geri döndün.
İyi olmana sevindim.
Size bir şey sormam gerek.
Beni o tıktıkları delikte bulduğunuzda
ve Kal-El olmadığımı gördüğünüzde
bana neden yardım ettiniz?
Çünkü yardıma ihtiyacın vardı.
Bu sembolün anlamını biliyor musun?
-Supergirl mü? -Umut demek, değil mi?
Umut, evet. Umut mu demek?
Kripton çok güzel bir yerdi.
Bizler savaşa değil
umuda inanırız.
Metropolis'ten canlı yayındayım.
Az önce bu uçan gizemli şey...
Zod, Kripton'lu olabilir
ama benim halkımdan değil.
Yani diyorsun ki...
Evet.
Zod'la savaşmanıza yardım edeceğim.
Evet!
İlginç bir grup.
Adımız neydi,
bir daha hatırlatsana.
Adalet Birliği'yiz.
Hayır.
-Hayır mı? -Yani sayılır.
Eksiğimiz var.
Bir gerçek tanrıça.
Bir dost canlısı Terminatör.
Ve bir süper deniz kızı.
Bir Batman de işimize yarayabilir.
Var mısın?
Çıldırmak mı istiyorsunuz?
Çıldıralım öyleyse.
Benim dünyamda Zod çağırır çağırmaz Superman gelmişti.
Yani bundan sonra olacakları bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, Zod'ın Dünya Motorları'nı kontrol ettiği
ve onu durdurmadığımız her saniyede
Metropolis'ten daha fazlasının
yıkımına sebep olacağı.
Ne yapıyorsun Barry?
Ne?
Çocuklarımız bunu görmek isteyecek.
Çocukların mı?
Yani herkesin çocukları. Dünyanın çocuklarını diyorum.
Bunu görmek isteyecekler.
Yaklaşıyoruz.
Havada kalıp gökyüzündeki güçlerini imha edeceğim.
Bilgin olsun Barry,
bunun anlamı tüm Kripton ordusuna karşı ikimiz savaşacağız demek.
Sakin ol.
Kara'ya, Zod'ı saf dışı edecek vakti kazandırmalıyız.
Ayrıca kostümün de benimki gibi enerjiyi dağıtmıyor.
Yani molalar vermen lazım
yoksa çok enerji biriktirirsin.
Ne?
Kahretsin!
Sıkı tutunun!
-Tamam! -Sıkı tutunun!
Korumaya geldiğimiz insanlar var ya...
Onların tarafında olduğumuzu bilmiyorlar.
Zod.
Kara Zor-El.
Seni bekliyorduk.
Yürüyün, yürüyün!
Saklanın!
-Çıkarın onu! Çıkarın! -Siz gidin! Ben korurum!
Peki, uzay deviyle
Katil Kadın da mı
-bizim sorumluluğumuzda? -Hey!
Onları düşünme. Sakin ol.
Şuradakilerle başlayacağız.
Evet, onlar Kripton'lu ve öldüremeyiz
ama Kara için yavaşlatabiliriz.
Tek tek.
Ben silahlarını alacağım, sen de saldıracaksın.
Yumrukla onları.
Hadi Barbie.
Biraz eğlenelim.
Tamam, of!
Tamam. Sorun yok.
İyisin. Gel hadi.
Tanrım, hızlılar.
Evet ama bizim kadar hızlı değiller.
Terraform işlemi başladı.
Bu dünya ölmeli ki
bizimki tekrar yaşayabilsin.
Tanrım, gitmemiz lazım. Gitmeliyiz.
Dan, Danny! Yürü!
Kripton artık yok Zod.
Amcan Jor-El,
Kripton'u yeniden doğuracak anahtarı
Kripton'lu bir çocuğun içine sakladı.
Baştan başlamak için gereken
tüm genetik malzemeyi
DNA'sının içine şifreledi
ve bir kaçış kapsülüyle Dünya'ya yolladı.
O burada değil. Başarısız oldun.
Onu bulduk.
Kapsülünü yakaladık.
Ama ihtiyacımız olan, kuzenin değilmiş.
Sensin.
Kara Zor-El.
Almamız gereken
senin kanın.
Kal-El'e ne yaptın?
Yapacağın fedakârlık
Kripton'un tekrar yaşamasını sağlayacak.
Ne yaptın?
Bebek yaşamadı.
Bak, yeni plan.
Siklonik bir saldırı yapacağım.
Sen de tüm gücünle saldıracaksın.
Bu defa önce ayaklar.
Evet!
Gördün mü Barry?
Dikkat et. Aşırı enerji topluyorsun.
Şu adama elektrik mi versem?
Hayır, hayır!
Barry, bu sadece yarı aptalcaydı!
Ama bunu yapıp da ölmeyeceksen
bir şekilde devreyi tamamlaman gerek.
Ellerini bu şekilde birleştirmeyi dene.
Hay içine...
-Hazırsın. -Hadi bakalım!
Büyük olanın peşine düşüyorum.
Vuruldum.
Duyuyor musun Bruce?
-Kara nerede? -Sen gidip onu bul.
Bruce!
Fırlatma modülünde arıza.
Fırlatma modülünde arıza.
Kıpırdama Kara Zor-El.
Düşüyorum.
Ama yalnız gitmeyeceğim.
Hayır, hayır Bruce!
Kendini fırlat Bruce. Fırlat...
Hayır!
Kara.
Bunun olmaması...
Olmaması gerekiyordu...
Kara öldü.
İkisi de öldü.
Ama ölmeleri gerekmez, değil mi?
Çünkü geri gidebiliriz.
-Senin gittiğin gibi. -Daha yeterince hızlı değilsin.
Emin misin?
Barry!
Barry, bekle!
Bu yeterince geri mi?
Evet, sanırım.
Dinle Barry, ben...
Ne var? Sorun değil. Bunu halledebiliriz.
Ne değiştireceğini biliyor musun?
Ben ne değiştireceğimi biliyorum.
Büyük olanın peşine düşüyorum.
Geri çekil Bruce. O geminin kalkanı var.
Anlaşıldı.
Onun kalkanı yoktur ama.
Kimin? Uzay devinin mi?
Evet, evet. Lütfen onu hakla.
Evet.
Hayır.
Her şey düzelecek.
Bu defa düzelmeyecek evlat.
Belki başka bir zaman.
Seni geri getiremeyiz, değil mi?
Getirdiniz zaten.
Getirdiniz zaten.
Hadi Barry.
Kalkman lazım. Hadi.
-Barry. -Bir daha yaparız.
Barry.
Gidelim.
Hadi Barry, gidelim.
Bir işe yaramayacak.
Barry!
Faz!
Tamam, onu çıkarmam lazım.
-Çıkarmam lazım. -Hayır, iyiyim.
-Yine fazlaman gerek Barry. -İyiyim. Önceden durmalıydım.
Of!
Yine.
Barry.
Tamam. Bir dakika ara verebilir miyiz?
Pardon dostum. Evet kanka, elbette.
Olay da bu zaten. Ne kadar gerekiyorsa bekleyebiliriz.
Kastettiğim o değil. Hey!
Tamam, iyi misin? Hadi.
Sana orada ihtiyacım var. Gidelim.
Barry lütfen, beni dinle!
Neredeydin?
Burada öylece dikildin mi?
Barry, bu bir kaçınılmaz kesişme.
Durman gerek. Barry!
Hayır Barry, bekle!
Dinle Barry.
Söylemem gereken bir şey var.
İlk başta zamanda geri gittim
-çünkü... -Evet, annem öldüğü için.
Nereden biliyorsun?
Önemi yok, değil mi?
Yaptığımı geri almam gerektiğini biliyorsun.
Hayır.
Hata değil bu.
Onu kurtarabiliriz.
Onları da kurtarabiliriz.
Hayır, kurtaramayız.
Bruce'un anlattığı buydu.
Bu kaçınılmaz, Barry.
Milyon kere de denesek bunu düzeltemeyeceğiz.
Ne yaparsak yapalım
bu dünya ölecek.
Bugün.
Etrafına bak.
Sebep olduğumuz zarara bak.
Artık durmalıyız.
Tamam mı?
Bak, ben çamaşırımı yıkıyordum.
Gelip süper kahraman olduğumu söyleyen sensin.
Şimdi ne diyorsun?
Öyle olmamı istemediğini mi?
Ama biliyor musun, artık çok geç!
Ben
Flash'im.
Ve herkesi kurtarabilirim.
Kimse ölmeyecek!
Barry,
her problemin çözümü yoktur.
Her problemin çözümü yoktur.
Bazen onu bırakmamız gerekir.
Bazen onu bırakman gerekir.
Annemi mi bırakacağım?
O daima yaşayacak. Zamanda bir yerlerde.
Daima.
Sadece biz görmeyeceğiz.
Saçmalıyorsun dostum.
Geri dönüyorum.
Annemi öldürmeye mi?
Hayır!
Kalıyorsun!
Burada kal.
Bana bir kez daha izin ver.
Barry, dur!
Sen dur!
Sanırım kötü bir başlangıç yaptık. Baştan başlayalım. Ben Flash.
Senin adın ne?
Hayal edebileceğinden
daha uzun süre yaşadım.
Cevap değil bu.
Bunun provasını mı yaptın?
Git buradan Barry.
O yara, sen...
Tanrım.
Yani sen... Sen...
Evet, ben
senim.
Çok yaklaştık.
Neredeyse çözdüm.
Bunu ne zamandır yapıyorsun?
Zamanın önemi yok.
Hadi Barry.
Gökyüzünde! Bu bir kuş!
Bir uçak!
Superman bu!
Kesinlikle sorunsuz.
Bunu sadece Joker düşünür.
Lütfen olanlara bak.
Bu dünyalar...
Çarpışıp yok oluyorlar.
Bunu biz yaptık.
Her şeyin temelini yok ediyoruz.
Durman gerek.
Ben düzeltince duracak!
Sadece senin suçun değil Barry.
29 Eylül'de benimle bu yola başlayabilmen için
seni Chronobowl'dan ben attım.
Sonsuz paradoksumuz hoşuna gitti mi?
Sana kendimi yarattırdım
ve şimdi yoluma çıkan
sensin.
Bu savaşı kazanmaya ne kadar yaklaşsam da
sen geri dönüp
annemin ölmesine göz yumuyorsun.
Kaçınılmaz kesişme sensin.
Ve bırakman gerekiyor.
Neden bahsediyor?
Sen benim kahramanımsın.
Ne yaptın?
Hey! Meraklanma. İyileşecek.
İyileşecek.
Tek istediğim...
Anneme onu sevdiğimi söyle.
Domatesleri unutma.
Çocukken o mısır gevreğini çok severdim.
Evet.
Benim oğlum da çok seviyor.
Artık üretmiyorlar.
Yani üretimi durdurmayı konuştuklarını biliyorum.
-Sizi tanıyor muyum? -Hayır, buralı değilim.
Sadece annemi ziyarete geldim.
Belki onu tanıyorumdur.
Adı ne?
Kendisi dünyanın
en iyi ve en nazik insanıdır.
İyi misiniz?
Evet, ben...
Onu çok özleyeceğim.
Bir marketteki
rastgele bir kadın olduğumu biliyorum.
Ama sarılalım ister misin?
Tabii.
-Üzgünüm. -Öyle deme.
Ziyaretine geldiğin için annen çok sevinmiş olmalı.
Sana sahip olduğu için çok şanslı.
Ben ona sahip olduğum için çok şanslıyım.
Bunu ona söylemelisin.
Anneler böyle şeyleri duymayı sever.
İnan bana.
Seni seviyorum anne.
Ben daha çok seviyorum.
Önce ben sevdim.
Güle güle.
Hoşça kal.
DOMATES PÜRESİ
Döndüm.
NE ZAMAN DÖNECEĞİNİ BİLMİYORDUM
MAHKEMEDE GÖRÜŞÜRÜZ IRIS
Hay içine...
Mahkeme!
...esas duruşmada
başlangıçta...
Çok özür dilerim.
YARGIÇ
Dediğim gibi,
esas duruşmanın F kanıtı olarak sunulan
güvenlik kamerası görüntüleri
başta kullanılamaz kabul edilmişti
ama şimdi
Wayne Holding'e ait
son teknolojiyle
iyileştirildi.
Bay Allen'ın sunduğu
ve oğlu Barry'nin de
en baştan beri
desteklediği açıklamayı
teyit ediyor.
KANIT F İYİLEŞTİRİLMİŞ
İşte.
Burada müvekkilim Bay Allen'ın
üst raftaki konserve domatese uzandığını
net olarak görebilirsiniz.
Bay Allen, olanları biraz daha anlatabilir misiniz lütfen?
Şey...
Domatesler alt raftan üst rafa taşınmış
ve buna bağlı olarak
spagettinin çiğ kalmasına sebep olmuş.
Bu kadar.
Pardon ama hiçbir şey anlamadım. Neden bahsediyorsunuz?
-Teşekkürler. Çok sağ olun. -Suçlamalar, mahkeme...
Bu kadar yeterli. Teşekkürler.
...salondaki beyanat...
-Güzel açıklama yaptım mı? -Evet.
Spagetti.
Yemek konusu açılmışken, düşündüm de...
...beni yemeğe davet etmelisin.
Benimle mi?
Evet, bir randevu Barry.
Iris West, benimle yemeğe çıkmak ister misin?
-Çok isterim. -Teşekkürler.
Ben de çok isterim.
Beni ara.
-Bruce! -Tebrikler.
Sağ ol. Sesini duymak ne güzel, bilemezsin.
Bir dahaki görüşmemizde anlatacağım çok şey var. Haklıydın.
Tamam mı? Seni dinlemedim.
Ve işler çok acayipleşti...
Ama her şeyi düzelttim. Yemin ederim.
Kenara çekiyorum.
Harika.
-Fotoğraf çek. -Efendim!
-Geri çekilin lütfen. -Çek!
Sizden Daily Planet için bir video istiyorum.
-Wayne! Wayne! -Kenara.
Kendi iddianızla desteklenmiş miydi?
Bu da kim?
Hiçbir soruya cevap vermiyor.
Selam Barry.
Hayır, şey nerede...
Sen... Sen... Hayır.
Sen olamazsın.
Sen Batman değilsin.
Senin neyin var?
Şey...
TERAPİ KÖPEĞİ
DC KARAKTERLERİNE DAYANMAKTADIR
GOTHAM HASTANESİ
Metabolizmamdan olduğunu söylemiştim.
Sarhoş olamıyorum.
Ben de içemiyorum.
Dinle. Şeyi deniyorum... Hayır.
Olabildiğince basit şekilde açıklamaya çalışacağım, söz...
Hepsi Batman'di. Hepsi Bruce Wayne'di.
Ama her biri tamamen farklı insanlardı.
-Yani diğer çizgi zamanda... -Zaman çizgisi.
...ben aynı adam mıyım?
Evet. Aslında neredeyse.
Sevecensin, kıllısın,
sadıksın, pastırmaya bayılıyorsun.
Tamam, dinle.
Basitçe anlattığın için sağ ol Bay Basit.
Elimden geleni yapıyorum.
Bak, esas konuyu kaçırıyorsun.
Benim zaman çizgimde ben...
Tamam, hadi ama.
Kalk bakalım Kankaseidon.
Peki. Hadi ama.
Koltukta uyuyacaksın sanıyordum.
Evim burası Arthur.
Harry?
Ben de burada oturuyorum. Sorun yok.
Tamam.
Baksana.
Bira getir.
Hızlıca git. Bak.
Al, bununla öde.
Bu, Atlantis hazinesi Arthur.
Onlara söylersin.
Yok denizci kıyafeti için param
-Tamam. -Denizciyim ben
Denizcisin.
Bir şeyi yok.
Çeviren: Orhan Cevher
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.