All language subtitles for Hudutsuz Sevda Dizisi 11 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

Camdan uzaklaşın!

(Patlama sesleri)

("Hüseyin Ay - Hekimoğlu" çalıyor)

"Hekimoğlu derler"

"Benim aslıma"

"Aynalı martin yaptırdım da narinim"

"Kendi neslime"

"Aynalı martin yaptırdım da narinim"

"Kendi neslime"

"Konaklar yaptırdım mermer direkli"

"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"

"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"

("Hüseyin Ay - Hekimoğlu" çalmaya devam ediyor)

"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"

"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"

"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"

-Teşekkür ederim. -Niçin?

Beni kırmadığın için.

İstersen oradaki herkesi öldürüp bütün düşmanlarından kurtulabilirdin.

Maalesef bütün düşmanlarım akraban Zeynep.

Bu seferlik hatırını kırmadım...

...ama bundan sonrası nasıl olur hiç bilmiyorum.

Güven bana.

Onlar bırak hayatında böyle bir gün yaşamayı...

...yaşamış birini bile görmemişlerdir.

Bak görürsün, geri adım atacaklar.

Bundan sonra sen nasıl istersen öyle olacak.

Ah be Zeynep.

Senin onlara dair hâlâ bir umudun var mı gerçekten?

Sen bugüne kadar onları hep kaybedecekleri şeylerle tehdit ettin.

İlk defa canlarıyla sınandılar.

Yoksa benim onlara dair bir umudum yok.

Onlar senin gibi değil ki.

Sevdiklerine zarar gelmesinden değil...

...kendilerine bir şey olmasından korkarlar.

Ben korkularımla yüzleştim Zeynep.

Onlar da yüzleşecekler.

Bugün değilse yarın.

İllaki birileri ölecek.

Baba, görecektiniz.

Bam, bam, bam! Takla atan arabalar.

Uçuşan camlar. Mahşer yerine döndü, mahşer yerine.

Bir de çıkıp camdan bakmaları yok mu! Ben asıl oraya bitiyorum.

Şimdi bunlar Halil İbrahim'i canlı görünce akılları gitti.

Akılları geri gelmeden bombalar patlamaya başladı.

Turan, kim öldü kim kaldı, sen bize onu söylesene ya.

Yok, kimse ölmedi Sema. Zaten plan o değildi.

(Sema) Nasıl değildi?

Biz kalktık ta adamın evine kadar gittik Zeynep'le.

Arabasının altına bomba koyduk.

Göz korkutmak için miydi her şey?

Göz korkutmak değil Sema, gözdağı vermek.

Ne olacaktı o kadar adamı öldürseydik?

Yine o mağara senin bu mağara benim firara düşecektik.

Hepsi de Zeynep'in akrabaları.

Kız kesin hatır koymuştur. Yani demiştir tamam, korkutun...

...ama kimseye bir şey olmasın. Öyle değil mi Muzaffer?

Vallahi ben bir şey anlamadım Fatma.

Yani tabii ki hiç kimse ölmesin de...

...bu adamlar öyle korkunca sinecek adamlar değil ki.

Daha çok saldıracaklar.

Merve...

...sen o benzinlikteki yeğenlerine söyle, temkinli olsunlar.

Yani bunlar o kadar arabaya bomba nerede koyulur...

...illaki akıl ederler. -Benim yeğenlerim akıllıdır.

Konuşmazlar, açık da vermezler.

(Gerilim müziği)

Zeynep, abin gelmiş.

Konuşacakları varmış. İstersen sen karşıla.

Tamam Derviş dayı.

(Gerilim müziği)

Zeynep'i gönderdiğine göre söyleyeceklerin var dayı.

Söyleyeceğim şu yeğenim.

O kadar adamı bir araya toplayıp öldürmemek bir hata.

Bu hatanın bir izahı var mı?

Var dayı, var.

Öldürülmeyecek adam yok.

Ama ortaya çıkmayacak adam var.

-Tek tek ortaya çıkacaklar. -İyi, gözün aydın.

O açıdan operasyonun başarılı oldu.

Oğuz 30 ton mala el koydu.

30 ton mu?

Adamları öldürmekten beter ettin.

O yüzden çok fazla üstüne gelmeyeceğim.

Abim yolda neler öğrenmiş, inanamayacaksın.

Hayırdır Fikret?

Gözün aydın.

Jandarma operasyon yapmış...

...tonlarca uyuşturucuya el konulmuş.

Belli ki seni öldü zannedip...

...koştur koştur sevkiyat yapalım demişler.

Öldürmedim diye üzülüyordum.

Desene ölmekten beter olmuşlar.

Hem de nasıl.

(Gerilim müziği)

Konuşmamız gerek.

Aynı düşündüğümüz ve farklı düşündüğümüz konularla alakalı.

Ben size bir kahve yapayım.

O sırada farklı düşündüğünüz konuları konuşun.

Kahveyle geldiğimde de...

...aynı düşündüğünüz konuları keyifle dinlerim.

(Gerilim müziği)

Bu kız her şeyi bir oyundan ibaret sanıyor.

Oysa az önce yaptığın şey yüzünden...

...kısa süre sonra çok acı şeyler yaşanacak.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Oğuz) İdris...

...30 ton uyuşturucu yakalattın.

(Oğuz ses) 30 ton.

Bu malın sahibi ya da sahipleri kimse...

...seni yaşatmazlar, sen de biliyorsun.

Ama benim daha iyi bir teklifim var.

İtirafçı olacaksın.

Etkin pişmanlıktan faydalanacaksın.

Bana bu şebekeyi tek tek anlatacaksın.

Ben de senin güvenliğini sağlayacağım.

Kimsenin bilmediği başka bir yerde...

...yeni bir kimlikle yaşayacaksın. Tamam mı?

Sen bu söylediklerimi düşün.

Eğer kabul edersen, seni savcıyla görüştürürüm.

(Oğuz ses) O sana teklifin detaylarını anlatır.

Üsteğmenim, üç kilodan bahsetmiyoruz.

30 tona ne senin yetkin...

...ne savcının yetkisi ne de devletin gücü...

...beni itirafçı olarak gizlemeye yeter.

İdris, ben sana yetkisiz bir teklifle gelmedim.

Sen söylediklerimi düşün, tamam mı?

(Gerilim müziği)

Yani öyle bir adama blöf yapıyorsun ki Oğuz...

...bu adam hayatı boyunca kumar oynatmış.

Anlamaz mı senin blöf yaptığını?

Blöf yapmıyorum efendim. Kendisi de biliyor.

Yaşamasının tek şansı bu.

Tamam. Çok büyük, önemli bir iş yaptın da...

...böyle bir tek berbat bir adama 30 tonu bağlayamayız.

Bu işin arkasını mutlaka çözmemiz lazım.

Çözeceğim efendim, çözeceğim.

(Kapı vuruldu)

Efendim, büyük bir hadise yaşanmış.

Bundan daha büyük bir hadise olabilir mi başçavuş?

Efendim, Dursun Leto'nun fabrikasının önünde altı araç havaya uçmuş.

Nasıl yani?

Yani öğrenebildiğimiz kadarıyla Dursun Leto, Rızvan Leto...

...Nesim Kulpa, Yılmaz Marten...

...yani anlayacağınız bütün ailenin araçlarına bombalı saldırı düzenlenmiş.

Ölü?

Yok komutanım. Şahıslar araca binmeden önce...

...araçların hepsi havaya uçmuş.

Gidin öğrenin şu işin ardını arkasını. Ben de adliyeye geçiyorum.

-Emredersiniz efendim. -Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

Yaptığına saygı duyuyorum. Kolay değil.

Onca insanın arabasının altına patlayıcı döşemek.

Nasıl yaptın, ne zaman yaptın bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.

Ama kız kardeşimi, yani senin karını...

...bu işlerin içine sokman doğru değil.

Eğer senin kız kardeşin olmasaydı...

...herkes arabasının içinde olurdu Fikret.

Belki sen de dâhil.

Sırf o rica ettiği için, aileme zarar verme dediği için...

...yanlış işler yapıyorlar...

...ama belki yanlışlarından geri dönerler dediği için...

...bugün baban, kardeşin, amcan...

...kayınpederin, kayınbiraderin...

...amca oğlun, dayı oğlun, hepsi yaşıyor.

Yaşıyor.

Sence bu saydığın adamlar...

...yaşadıkları için Zeynep'e teşekkür mü edecek?

Etmeliler. Aklı olan eder.

Bak Halil İbrahim...

...ben de en az senin kadar bu yedikleri halta karşıyım.

Hele ki beni kullanarak...

...benim üzerimden sana tuzak kurmalarına hepten karşıyım.

Ama sırf bugün senin yanında göründüm diye...

...ben bile onların hedefi oldum.

Fikret, safını seç.

Benim tarafımda olmak zorunda değilsin.

Sen delikanlı ve mert bir adamsın.

(Halil) Bunu sana daha önce de söyledim.

Bırak, pis işler yapanlar pisliklerinde boğulsun.

Sen aileni yönet.

Sence ben bunları düşünmedim mi?

Sırf bunun için mücadele etmedim mi sanıyorsun?

Ailem legal olsun...

...kardeşlerim, karım, çocuklarım...

...düzgün bir hayat yaşasın istemedim mi?

Sonuç?

Kardeşim kendini kurtardı, güya.

Savaşın diğer tarafına geçti.

Bu durumda kimin kazanacağının bir önemi var mı Halil İbrahim?

-Afiyet olsun abi. -Eline sağlık.

-Afiyet olsun. -Eline sağlık.

(Gerilim müziği)

Arkamdan Zeynep bu işlere bulaşmasın...

...şöyle yanlış böyle yanlış dedin, biliyorum.

(Zeynep) Ne desen haklısın abi.

Ama bir konuda hakkımı vermen lazım.

Kimse ölmedi ve ölsün de istemiyorum.

Bunun için elimden ne geliyorsa yaparım.

(Duygusal müzik)

Hâlâ Halil İbrahim, Halil İbrahim deyin.

Hani dün öldürmüştünüz, ne oldu?

Ölmemiş.

Kimin sayesinde ölmedi? Fikret sayesinde.

O tuzak kurdurttuğunuz Fikret sayesinde.

Fikret'le ne alakası var Allah aşkına be Asiye?

Senin o damadın çok tehlikeli.

Gitti o bacısını Halil İbrahim'e verdi...

...ondan sonra benim bu işlerle alakam yok dedi.

(Asiye) Mallarını çaldırttı, arabalarının altına bombayı koydurttu.

Kim bunların arabalarına yaklaşabilir Fikret'le Şota'dan başka?

Saçma sapan konuşma Asiye.

Saçma sapan konuşma.

Oğlum, oğlum...

...o düşmanından bahseder gibi bahsettiğin kişi benim oğlum.

Oğlun da Rızvan, biz camdan patlamayı seyrederken...

...Fikret oğlun, Halil İbrahim'in yanında duruyordu.

Kızınla birlikte.

Senin çok büyük zaafların var.

O Nedime'ye çok büyük zaafın var.

Rızvan, her ağacın kurdu kendinden olur.

O Nedime'nin zaafı seni yiyip bitirecek.

Asiye, dün gece o Nedime'nin yeğenine...

...övgüler yağdırıyordun ya!

Allah Allah.

Ben mi kandım?

Ben bizzat oğlumla...

...yeğenim bana dedi ki iş bitti.

Ne yapayım ben daha?

Roket attım, roket!

Daha ne yapacaktım?

Aşağı doğru yuvarlandı, patladı araba. Ne diyecektim?

Süpermen bu, buna bir şey olmaz. Öldürelim, bir daha öldürelim.

-Ne diyecektim? -İşte onu diyorum ben de.

Fikret, o Fikret, o söylemediyse kim söyledi?

Tuzak kurulduğunu kim duyurdu Halil İbrahim'e?

-Sen mi duyurdun? -Anne, ne biçim konuşuyorsun ya!

Sen? Ne yaptın?

Zeynep'le birleşeceğim fantezilerini mi arayıp söyledin, ne yaptın?

Yok.

İnsanı kendinden şüphe ettiriyorsun.

Tamam, Fikret'ten şüphe etmiyorsunuz, bari kendinizden şüphe edin işte.

Asiye, şu anda daha büyük bir sorunumuz var.

Ondan haberin yok senin.

Zaten canımız sıkkın.

Fikret deyip üstümüze gelmenin âlemi yok.

Benim her şeyden haberim var.

Bütün televizyonlar alt yazı geçiyor.

İyi, madem her şeyden haberin var...

...konuşma artık kadın.

Bak bu sizin sorununuz değil.

Bu Nedime'nin yeğeni Yılmaz'ın sorunu.

Ben sizin yerinizde olsam hastaneye gideceğime...

...jandarmaya giderim, tamam mı?

Bak Nedime'nin yeğeni, damadı, oğlu, üçü birleşti...

...o uyuşturucu sevkiyatını yapıyor derim.

Bakma öyle, senin adını vermedim.

(Gerilim müziği)

-(Ayşe) Fikret. -Canım.

Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Babam burada mı?

Yok, öbür evde.

Yılmaz abi, babanın ofisinde annenle. Seni sordular.

İki lokma bir şey var mı? Oraya getirsene, çok açım ben.

Fikret...

...senin bilgin var mıydı olacaklardan?

Keşke olsaydı Ayşe.

Keşke olsaydı da Halil İbrahim'e engel olsaydım.

Herkes arabasına bindikten sonra bas o düğmeye derdim.

(Gerilim müziği)

Vallahi Zeynep koymuş Yılmaz Marten'in arabasının altına bombayı.

Oğlum, deme şöyle şeyleri ulu orta.

Yok ana, Zeynep kendisi dedi gidin herkese söyleyin diye.

Bilsinler dedi benim sayemde yaşadıklarını.

Zeynep niye bu kadar uğraşıyor bu işlerle?

Evlendin, mutlusun...

...aslan gibi de kocan var. Niye bu kadar bu işlerin içindesin?

Kızım, sen bunu bize diyeceğine...

...git de süt kardeşine söyle.

Fikret de açmış Sakine hala.

-Bir tabak hazırlayalım da ben götüreyim. -(Sakine) Ver, ben hazırlayayım kızım.

-Ben de bir çay koyayım. -(Şota) Merhaba yenge.

Merhaba Şota. Güzel olmuş mu sarma?

-Ellerine sağlık yenge, çok güzel olmuş. -Afiyet olsun.

-Getir tepsiyi. -Getirdim anneciğim.

Çatal ver bir tane gülüm. Dur, dur.

Gelir şimdi.

(Yılmaz) Gelsin de görelim bakalım.

(Gerilim müziği)

Beni görmek istemişsin.

Seni her zaman görmek isterim Fikret'im.

Ama yanımda.

Karşımda değil.

Yılmaz abin, Fikret, Halil İbrahim'in yanındaydı dedi...

...arabalarımızı patlatırken.

Ben de böyle bir şey mümkün değil dedim.

Sen şu işin bir doğrusunu anlat bakayım bana.

Ben önce işin yanlışlarını söyleyeyim de anne.

Doğrularını sonra anlatırım.

Bir kere yeğenini buraya çağırman yanlıştı.

Sen zannediyorsun ki yeğenin bana arka çıkmaya...

...beni kollamaya geldi buraya, değil mi?

Uyuşturucu sevkiyatı yapmaya geldi o.

(Fikret) Bunu yapabilmek için de Halil İbrahim'i öldüreyim dedi.

Oğlunu kullandı, kızını kullandı.

Yine de yüzüne gözüne bulaştırdı.

Bunları hepsi yanlıştı.

Doğrulara gelince.

Jandarma çok güzel bir operasyon yaptı.

Ve yeğeninin 30 tonluk sevkiyatını yakaladı.

Yani damadın, yeğenini, kocanı...

...ve kocanın akrabalarını rezil rüsva etti.

(Fikret) Unutmadan, bir yanlış daha var. Onu da söyleyeyim.

Halil İbrahim bunların hepsini arabalarında patlatacakken...

...kızını dinleyip bir yanlış yaptı.

Hepsini sağ bıraktı.

Başka? Unuttuğum başka bir şey varsa sen ekle dayı oğlu.

Yani bütün bunlar oldu Fikret'im...

...ve sen bunların hiçbirinin içinde değildin, öyle mi?

Maalesef.

İyi, sevindim.

Yoksa kalbim kırılacaktı.

(Fikret) Hâlâ kalbim kırılacaktı diyor.

Bu kadar şey oldu, kırılmadı mı kalbin?

Fikret'in söyledikleri doğru mu Yılmaz?

Fikret yalan söylemez hala.

Kendi bakış açısına göre konuşur. O da biraz dar bir bakış açısı.

Dayı oğlu...

...bir ara benimle konuşmak istersen, benimle konuş.

Anamı yanına alıp, öyle yüksek yüksek laflar edip...

...bana büyüklük taslama.

Altı üstü bir tozcusun.

Hâlâ sana saygı duymamı mı bekliyorsun?

Senin emdiğin sütten yediğin yemeğe...

...okuduğun okuldan yaşadığın eve kadar...

...hepsinde benim emeğim var. Saygı duyacaksın lan!

Ya saygı duyacaksın...

...ya da bacın gibi gidip sokak (Bip) takılacaksın.

(Gerilim müziği)

Saygı duyarsan en büyük olursun.

Ya en büyük olacaksın ya yok olacaksın.

-Ayşe'm. -Yılmaz abi, gidiyor musun?

Yok, bir yere gitmiyorum.

Daha bir ton işim var.

30 ton da o...

...neyse.

(Nedime) Gel kızım, bir şey yok.

Aynen Ayşe. Bu evde her bir halt var...

...ama yıllardır annem aynı şeyi söylüyor.

Bir şey yok çocuğum.

Tamam, söyleyeyim o zaman kızım.

Kocana ya en büyük olacaksın...

...ya da sefil olacaksın dediler.

Karısısın, sen cevap ver.

(Duygusal müzik)

Ayşe...

...teklifi mi değerlendireceksin, tabağı mı vereceksin?

Pardon hayatım.

(Duygusal müzik devam ediyor)

-(Ayşe) Canım. -Eline sağlık.

Afiyet olsun.

Annem, Fikret abin diyor ama bence yine Levent abi.

Ağzından kaçırdı bir yerde.

Yok Halil İbrahim'i öyle öldüreceğim, böyle öldüreceğim.

Füze lazım, bazuka lazım. Al işte.

Hadi ben Halil İbrahim'in yaşamasını geçtim de...

...annen siz gelmeden önce benimkiler hapse girecek diyordu.

-Size kalmaz değil mi bu iş? -Bize ne kalacak!

Orasını düşünecekse Yılmaz abi düşünsün.

Belki Dursun amcalara da kalırsa kalır ama bizimle ne alakası var?

Sana bir şey olmaz yani?

Herkese bir şey olur, bütün işler bana kalır Edanur.

Sen rahat ol, tamam mı?

Tamer, bak bizim bir anlaşmamız var.

Benim haberim olmadan hiçbir şey yapmıyorsun...

...ve sana bir zarar gelmesine de izin vermiyorsun.

Tamam mı?

Erkek adam bir kere söz verir.

(Gerilim müziği)

Tamer.

-Ne var anne? -(Asiye) Gel buraya, gel gel.

(Gerilim müziği)

Ben çözdüm olayı.

Neyi çözdün anne?

Bizim kız öttü.

-Hangi kız anne? -Kapat kapıyı, kapıyı kapat.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Anne, bak Edanur'u diyorsan...

Edanur'un nereden haberi olacak...

...tozdan, programdan, plandan, bilmem neden?

Kız normal yani, odasında, kapısı kapalı oturan bir kız.

Edanur'dan bahseden kim lan? Bacından bahsediyorum.

O Yavuz'la evlenmemek için...

...bu evin içinde ne varsa gidip o yollu ablasına anlatıyor.

Ya, o kulağı hep kapılarda.

Ne yapacağız anne?

Sen bunun telefonuna bir bak bakalım.

Kiminle yazışıyor, ne anlatıyor, tamam mı?

Bana bak, kimseye de bir şey söyleme.

Asiye'nin kızı hain dedirtmem.

Ben gerekeni yapacağım.

-Tamam annem. -(Asiye) Hadi.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

(Sessizlik)

(Cingöz ses) Leyla, ben adliyedeyim.

Bugün tahliye olacağımı söylüyorlar.

Bu mesajı sana abimin telefonundan yolluyorum.

Buralardan gitmem gerekiyormuş.

Eğer istersen birlikte gidebiliriz.

İstemezsen de gitmeden son bir kez görmek isterim.

(Duygusal müzik)

Çok sevindim.

Ben seninle her yere gelirim.

Bana sadece yeri ve zamanı haber ver.

Ben bir şekilde buradan çıkarım.

(Mesaj gönderildi)

(Duygusal müzik)

Ne yapacağım?

-Hoş geldiniz komutanım. -Hiç hoş gelmedim Oğuz.

Dışarı çık başçavuş.

-Kötü bir şey mi var komutanım? -Kötü bir şey yok.

Yanlış bir şey var Oğuz.

Ne gibi bir yanlış?

Sen bir operasyon yapıyorsun...

...tonlarca uyuşturucu yakalıyorsun.

Buraya kadar sorun yok.

Sorun ne komutanım?

Sorun, benim bunlardan neden haberim yok?

Komutanım, bu benim sorunum değil.

Ben bir talimat aldım savcı beyden ve gereğini yerine getirdim.

Birlikte operasyona katıldık.

Bana kimseye haber verilmeyecek dendi. Ben de emre itaat ettim.

Bana bak aslanım...

...zannediyorsan ki ben bir şeyleri böyle yakalarım...

...bulurum, ortaya çıkartırım, yükselirim...

...bu işler böyle olmaz.

Sen böyle yaparak ancak kendine zarar verirsin.

Nasıl bir zarar komutanım? Sürgüne mi gönderilirim?

Ben zaten sürgündeyim diye biliyorum.

Beterin beteri vardır, bilmem anlatabildim mi?

Bu sana son ikazım.

Kapıyı aç.

(Gerilim müziği)

Ben de sizi tebrik edecek zannettim komutanım.

Ben de.

Yani ne bileyim, en azından rütbeyle...

...işte madalyayla, ne bileyim yani...

...hiç olmazsa sözle tebrik eder diye düşünürken...

...albayım alenen sizi tehdit etti.

Başçavuşum, bu ne ilk ne de son olacak.

-Komutanım, oturabilir miyim? -Tabii.

Komutanım, albayım en son buraya Kulpalarla geldi.

Evet.

Sizce ona söylemiş olsaydık...

...yine de konteynerlerde bir şey bulabilir miydik?

En azından savcı bey bizimle aynı fikirde.

Peki, bombayı kim patlattı sizce?

Sence?

Bence Halil İbrahim.

Sadece eline böyle bir fırsat geçmişken hasımlarını neden öldürmedi...

...orası biraz kafamı karıştırıyor.

Sadece senin kafanı karıştırmıyor başçavuşum.

Ortalığı da karıştırıyor.

Hasımlarını birbirine düşürüyor.

Bu da bizim işimize geliyor.

Bence şöyle yapalım komutanım.

Bu Halil İbrahim Karasu'yu kimse ölmediği sürece...

...bence yolda bile görsek çevirmeyelim.

En azından şu toz işi birine bağlanana kadar, öyle mi?

Neyse, sen şu Yılmaz Marten'in dosyasını getir.

İyice bir inceleyelim. Bir eksiğimiz gediğimiz varsa bakalım.

Emredersiniz komutanım.

(Kapı vuruldu)

(Kapı açıldı)

Beni görmek istemişsin baba.

Seni görmek istemedim Fikret.

(Rızvan) Seninle konuşmak istedim.

Otur şöyle de baba oğul biraz dertleşelim seninle.

Benim bir derim yok baba ama senin varsa tabii ki dinlerim.

Her evladın babasıyla derdi vardır.

Benim de vardı.

Altı kardeşin en küçüğüydüm.

Benden büyükle benim aramda tam 15 yaş fark vardı.

Yani istenmeyen bir evlattım.

Doğmuşum işte.

Benim doğduğum şartlar da sizin doğduğunuz şartlarla aynı değildi.

Ben bunları defalarca kez dinledim baba.

Evet, baban zengin bir adamdı ama cimriydi. Çok sevgisiz bir adamdı.

Senin başını hiç okşamadı, seni hiç sevmedi.

Ben bunları anlattığımı biliyorum.

(Rızvan) Bilmediğin bir yer var, orayı anlatayım.

Yedi yaşındaydım.

Tüberküloz olmuşum.

Bir deri bir kemik, öldü ölecek vaziyetteydim.

Öyle öksürüyordum ki...

...babam anneme dedi ki...

..."Bu çocuğu yan odaya götür, orada öksürerek ölsün.

Ben rahatsız oluyorum."

Babam...

...benim ölümümü istemesin diye...

...bir daha ömrümde öksürmedim.

Hayatta kalmak için mücadele ettim.

Babam gibi olmamak için mücadele ettim.

Ve öyle bir yere geldim ki...

...babamdan daha güçlü oldum, babamdan daha zengin oldum...

...ve babam gibi bir baba olmadım.

Hepinizi ayrı ayrı sevdim.

Sevgimi gösterdim.

Her evlat, babasıyla kavga eder.

Babasına karşı çıkar.

Senin gibi olmayacağım demek için ama...

...babasını öldürmeye kalkmaz.

Ben...

...böyle bir şeyi aklımdan dahi geçirmedim.

Ben böyle bir şeyin içinde olmadım.

Ben de böyle bir şeyin içinde olmadım baba.

Hatta ister inan ister inanma...

...Zeynep de böyle bir şeyin içinde olmadı.

O, siz arabalarınızda ölmeyin diye kocasına yalvarmış.

Çocukların senin iyiliğinden başka bir şey istemiyor ki baba.

En azından bu evde doğan çocukların.

Sana bir şey anlatmaya çalışıyoruz.

Yanlış işler yapıyorsun. Yanlış insanlarla yanlış işlere girişiyorsun.

Sevilen bir adam olmak yerine baban gibi korkulan bir adam olmayı tercih ediyorsun.

İşte seninle ayrıldığımız nokta da burası.

Ben korkulan bir adam olmak istemiyorum baba.

Ben sevilen ve saygı duyulan bir adam olmak istiyorum.

Fikret...

...saygı ve sadakati satın alabilirsin.

(Rızvan) Bunun bir bedeli vardır.

Sevgiye gelince...

...o bir zaaftır evlat.

Peki Halil İbrahim...

...hangi sadakati, hangi saygıyı satın almış?

Daha düne kadar...

...ahır temizleyen...

...kahvede bardak yıkayan adamları bey, paşa yaptı.

Bu, sadakatin karşılığı değil mi?

Kimse ondan böyle bir şey talep etmedi ki.

Sen kız almaya gittiğin adama çulsuz Muzaffer dedin.

O ise Muzaffer baba deyip elini öpüyor.

Ne yapayım yani Fikret?

İnsanların sevgi ve saygısını kazanmak için ellerine mi eğileyim?

Estağfurullah. Kimsenin eline eğilmene gerek yok.

İnsanların başını öne eğme yeter.

Ama maalesef...

...kibrin buna izin vermez, değil mi baba?

Senin kibrin buna izin verir mi?

Verir.

Öyle mi?

O zaman öyle bir adam ol ki...

...ben de nerede hata yaptım göreyim.

Çünkü evlatlarıma baktıkça...

...nankörlükten başka bir şey görmüyorum.

(Gerilim müziği)

Bitti mi?

Bitti.

O hayatımı kurtardığını söyleyen...

...nankör kızıma da söyle...

...buraya gelsin. Onunla da konuşacaklarım var.

Olur, söylerim.

Ama Halil İbrahim üzerinden bir tuzak kuracaksan...

...artık sana inanmaz.

Bil yani.

(Gerilim müziği)

Allah'ım, Allah'ım, Allah'ım.

Dayı, patlayan arabaları görecektin. Havai fişek gösterisi gibiydi.

En fena da Yılmaz'ınki. Cereyanlı ya.

(Gülüyorlar)

Halil İbrahim, Yılmaz'ın adamları yok mu, hani şu makineyle gezenler.

-Evet Yusuf abi. -Bütün kasabayı dolaşıyorlarmış.

"Size para vereceğiz, yardım edeceğiz, ne isterseniz vereceğiz.

Siz de bizim arabaların altına bomba koyanları bize vereceksiniz yoksa..."

Yoksa ne baba? Bu adamların rezil olduğu yetmiyor...

...bir de kapı kapı dolaşıp parayla adam mı topluyorlar?

Oğlum, sizi kimsenin satacağı yok.

Gücün kimin tarafına geçtiğinin herkes farkında.

Bu adamlar ilk garibanlara giderler, ilk onlara zulmederler.

Garibanlara niye gidiyorlar ki? Yerimiz belli, yurdumuz belli.

Ne diyeceklerse gelsinler, burada desinler.

Gelebilirler mi Muzaffer baba?

Onların kulağındaki çınlama geçmemiştir daha.

-En azından benimki geçmedi. -Evet!

Ulan ben de sabahtan beri beni kim anıyor diyorum.

Dayı, bu kulağım çın çın ötüyor.

-Bombadan mı lan? -Evet, aynısı Osman.

Ulan Osman, seni kim anacak? Kimin var ki uşağım?

Ben de onu diyorum dayı. Kimim var acaba?

Onlar bize gelmiyorsa...

...biz onlara gideriz. -Nasıl gidiyormuşuz onlara?

-Kardeşimi kahve, kasaba bizim değil mi? -Bizim.

Gideriz insanımızın yanına, çayımızı kahvemizi içeriz.

Yanınızdayız deriz.

Bombayı kimin koyduğunu merak eden olursa da gelsin bize sorsun.

Tabii yeğenim. Bela sana gelmiyorsa sen belaya gidersin.

İyi düşünmüşsün.

Hadi belaya gidelim. Kahveyi de özledim, değil mi baba?

Halil İbrahim, annem ayrı abim ayrı aradı.

Babam benimle görüşmek istiyormuş. Ne yapayım?

Gelsin, burada görüşün.

Babamdan bahsediyoruz. Ölse gelmez buraya.

Ölmedi Zeynep. Hem de senin sayende.

Ben yerinde olsam gelirdim.

Siz buradayken mi?

Biz gidiyoruz zaten. Gelebilir, burada görüşebilirsiniz.

Halil İbrahim, biz arabadayız.

(Zeynep) Görüşürüz.

Sen niye benim gitmemi istemedin ki?

Bugün olmaz Zeynep.

İnsanların kulaklarındaki çınlama geçsin...

...sonra istediğin yere istediğin zamanda gidersin.

Yılmaz'ın orada olup olmadığını bilmiyoruz.

Geleceğini sanmıyorum ama söyleyeyim.

Gelir.

(Zeynep) Siz nereye gidiyorsunuz?

Babam derdi ki "Tehlikeli adamların nereye gittiğini...

...ya da nereden geldiğini sorma.

Olur ki yolda başına bir şey gelir, senden bilir."

Tamam o zaman, bir şey sormuyorum.

Güle güle gidin tehlikeli adamlar.

Halil İbrahim, ben burada kalayım ne olur ne olmaz.

-Tamam Muzaffer baba. -Hadi sağlıcakla.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Zeynep ses) Abi, müsait misin?

Müsaitim de gelmeyecek misin zaten? Niye aradın?

Gelmeyeceğim abi, onun için aradım.

Sebep?

Halil İbrahim izin vermedi.

-Anlamadım. -Kocam izin vermedi abi.

Hani sen bazen Ayşe'ye vermiyorsun ya, öyle işte.

Tamam da ben izin vermiyorsam belli bir sebepten ötürü vermiyorumdur.

-Halil İbrahim'in sebebi neymiş? -Güvenlik sebebiyle abiciğim.

Baban gelsin, ne konuşacaksa burada konuşsun dedi.

Babam güvenlik sebebiyle o eve nasıl girecekmiş Zeynep?

Halil İbrahimlerin işi var, çıktılar.

Ne işi varmış? Nereye çıktılar?

Niye soruyorsun abi? Ne yapacaksın, onlara mı katılacaksın?

Ne alakası var? Allah Allah, her şeye cevap verme!

Sen babama söyle, ben müsaitim, buradayım.

İstiyorsa gelsin, konuşalım.

Ben söylemem de söyletirim Zeynep Hanım.

Şota.

Git babama söyle, kızı onu ayağına çağırıyormuş.

Fikret Bey, ben...

...bunu böyle söyleyemem de...

Konuşulanları duydun.

Git nasıl söyleyeceksen ya da kime söyleteceksen söylet bir şekilde.

Neye bakıyorsun Şota?

Ben bir şeyi merak ediyorum Fikret Bey.

Bunlar acaba nereye gittiler?

Yok, hani topluca bir yere gittilerse...

...kesin bir vukuat vardır.

İyi. O zaman babamı Zeynep'e sen bırak.

Kankalarından da nereye gittiklerini öğrenirsin.

Bu olur Fikret Bey.

Eğer planları bize dair değilse bana kesin anlatırlar.

Çık Şota.

Tamam.

Bir tane ya.

Etrafımda bir tane akıllı insan olsun.

O abine söyle...

...Yılmaz buraya geldi, her şeyin içine etti de.

Eğer buradan gitmezse ne iş kalacak ne ticaret kalacak...

...ne de Leto diye bir aile kalacak!

Tamam, sakin ol Rızvan Bey. Ben Yılmaz'la konuştum zaten.

Ailemden biri zarar görürse bunun hesabını veremezsin dedim.

Umarım o ailenin içine beni de katmışsındır Nedime.

O ne biçim laf Rızvan Bey, tabii ki.

Jandarmanın yakaladığı adamın herhangi birimizin...

...adını vermesi hâlinde bizim için her şey ölüm olur Nedime.

Tamam, konuşacağım. Konuşurum.

Ayrıca bu Yılmaz'ın işi. Bırakın, o çözsün.

O zaman onu sevgili yeğenine söyleyeceksin, çözsün!

Gel kızım.

Nedime Hanım, Zeynep bir haber göndermiş. Rızvan Bey'e iletmem lazım.

Kim göndermiş? Ne göndermiş?

Rızvan Bey galiba Zeynep'i görmek istemiş.

O da "Eşim izin vermiyor, dışarı çıkamam. Babam buyursun gelsin." demiş.

Ne demiş?

Herhâlde güvenlik sebebiyle Halil İbrahim böyle bir şey demiş.

Kızım, Zeynep ne söylediğinin farkında değil.

Babası daha sabah ölümden döndü.

Arabasına bomba koyanların evine mi gidecekmiş?

Kim bilir, belki de arabama bomba koyan kızındır Nedime.

Hani işi yarım kaldı ya...

...onun için babam buraya gelsin, burada öldüreyim diyordur.

Tövbe de Allah aşkına Rızvan Bey.

(Nedime) Tamam, ben onunla konuşurum.

Halil İbrahimler evde değilmiş, o yüzden çekinecek bir şey yok dedi Zeynep.

Ne olur müsaade et, ben bir konuşayım. Böyle saçma şey olmaz.

Yok hanım.

Gideriz. Kızımın ayağına gideriz...

..."Kızım, babanı niye öldürmek istiyorsun?" deriz.

-Elif, baban adliyeden döndü mü? -Yok, daha gelmedi.

İyi. Kocana söyle, o bıraksın beni.

Tamam, söylüyorum.

Ben de geleyim. Ben varken Halil İbrahim bir saygısızlık yapamaz.

-Evde yok dedi ya. -Tedbir amaçlı dedim canım.

Asıl tedbiri kızına alacaksın Nedime. Kızına!

Saygısızlığı yapan o!

Tamam, sakin ol Rızvan Bey. Ben konuşacağım.

(Erkek) Halil İbrahim.

(Üst üste konuşmalar)

Adam gibi adam, helal olsun vallahi.

(Duygusal müzik)

Eyvallah, sağ olun. Sağ olun.

Çok da iyi bir çocuk ya.

Eyvallah, eyvallah.

Eyvallah.

-(Erkek 2) Delikanlı çocuk. -(Temel) Herkese afiyet olsun.

Buraya kadar gelmişsiniz, sağ olun. Ayaklarınıza sağlık.

Ben de bir kardeşiniz, evladınız olarak size birkaç şey söylemek istiyorum.

-(Hep bir ağızdan) Allah razı olsun. -(Erkek 3) Seni başımızdan eksik etmesin.

Eyvallah.

Her kim size kötü bir söz söylerse bana söylenmiş sayarım.

Misliyle karşılığını veririm.

(Hep bir ağızdan) Eyvallah. Allah razı olsun.

Her kim sizi tehdit ederse tehdit ettiği şeyi ona yaparım.

(Hep bir ağızdan) Helal olsun. Eyvallah.

Sizler benim ailemsiniz.

Benim sizden başka ailem yok.

(Hep bir ağızdan) Helal olsun.

Bakın, bu kardeşlerim bilir.

Kim benim aileme zarar verirse kasabanın meydanında bir ağaçta sallanır.

(Hep bir ağızdan) Helal olsun.

(Üst üste konuşmalar)

O yüzden gönlünüz ferah olsun, başınız dik olsun.

Her neye ihtiyacınız olursa bilin ki bu Halil İbrahim kardeşiniz yanınızdadır.

(Hep bir ağızdan) Allah razı olsun.

Halil İbrahim, duyduk ki bunların arabaları patlamış.

Yanlış mı zamanladınız?

Herkes bir gün ölür, korkaklar her gün ölür.

-(Erkek) Evet, doğru. -Haklısın Halil İbrahim.

Bu işi niye bir günde yapalım?

Onlar size bir gün zulmetmediler, her gün zulmettiler.

Zulmettikleri kadar ceza görecekler.

(Hep bir ağızdan) Helal olsun!

-(Erkek) Delikanlı çocuk. -Halil İbrahim!

Halil İbrahim! Halil İbrahim nerede?

Gel bey amca, gel.

-Halil İbrahim? -Ben değilim. Burada, gel.

Gel amca, buradayım.

Gel, otur böyle.

Burada olduğunu duydum, seni görmeye geldim.

Sen buraya kadar niye zahmet ettin? Ben gelir elini öperdim.

Benim adım da Halil İbrahim ama senin gibi yiğit değilim.

Estağfurullah.

Çoluğu çocuğu, torunu torbayı büyüttük.

Senin yoluna kurban olsun. Onu demeye geldim.

Sen onları bu yaşa kadar alın teriyle getirmişsin.

Bizim o yola canımız feda.

Yeter ki senin uşaklar senin çektiğin acıyı, çileyi çekmesinler.

Bizim derdimiz bu.

(Temel) Hayda!

(Erkek) Silah çıkardı.

Al, belki bir gün lazım olur.

Halil İbrahim amca, o paslanmış tabancayla anca tetanozdan adam öldürürsün.

Kurşunla değil. (Gülüyorlar)

-Bu mu paslı? -(Temel) Evet, o paslı.

(Halil İbrahim amca gülüyor) Paslı mıymış Temel?

Bu Halil İbrahimlerin hepsi mi deli olur Derviş dayı?

Alayım Halil İbrahim amca, bu bende kalsın. Eyvallah.

Bak görüyor musun uşağımı, maldan anlıyor.

-Anlar. -Gözünü seveyim senin.

Namaz vakti. Ben camiye gidiyorum.

Duanı eksik etme bizden. Öpeyim.

Allah'a emanet ol.

Hadi Allah kabul etsin Halil İbrahim amca.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Fikret düz bir adamdır. Arkadan iş çevirmez.

Beceremez de.

Asiye bu işin içinde Fikret var falan diye saçmalamış.

Zeynep'e gelince...

...Yavuz'un anlattıklarından çıkardığım, kız hakikaten sizin hayatınızı kurtarmış.

Anne, Allah aşkına.

Fikret hatalı değil, Zeynep hatalı değil. Kim hatalı?

Hata sizde.

Ama illa bir isim istiyorsanız yüzüne söyleyeyim Yılmaz, hata sende.

(Dursun) Yılmaz'ın ne hatası var? Tuzağı hazırlayan o.

Asıl bizim çocuklar işi beceremedi, bütün mesele de o zaten.

Çocukla iş yapmaya kalkarsan hata yaparsın.

Sahi sen niye bizzat Halil İbrahim'in işini bitirmedin Yılmaz?

Nergis, bütün ailelerin çocuklarını işin içine sokmasaydın...

...bu yakalanan sevkiyatının bütün vebali kocanla oğluna patlayacaktı.

Şimdi bir tek İdris içeride. O da hayatta konuşmaz.

Onun sayesinde dışarıdakiler de susuyor.

Bana Halil İbrahim niye ölmedi diye soracaksan...

...iyi ki ölmedi.

O ne demek Yılmaz? Niye iyi ki ölmedi?

Bizim sevkiyatın yakalanmasıyla başımıza gelenlerin zamanlaması...

...sence çok manidar değil mi Dursun?

Bir dakika.

Sence Halil İbrahim jandarmayla mı çalışıyor abi?

Kime çalıştığını bilmiyorum ama şuradan düşün.

Sizin depoda yakaladığı silahları ne yaptı?

Jandarmaya verdi.

O zaman bu adam muhbir.

Mevzu daha fazlası diyor Yavuz.

Yılmaz, geçen akşam ben o çocuğu gördüm.

Halil İbrahim'in Zeynep'e zaafı var.

Evet, ben de fark ettim.

O yüzden oradan yürüyeyim dedim ama...

İşte bunun için yanlış diyorum.

Eğer oradan yürümek istiyorsan Zeynep'i yanına çekmen lazımdı.

Annem, Allah aşkına, Yılmaz abi bu saatten sonra Zeynep'i nasıl yanına çeksin?

Bu saatten sonra tabii Yılmaz çekemez.

Ama Zeynep, Leyla'ya düşkündür.

Sırf bu yüzden bana yaklaşabilir.

Yani? Ne diyorsun Nergis?

Nergis Hanım şunu diyor.

Halil İbrahim'le senin oğlan bacanak olacaklar.

İlişkiyi oradan yürütebiliriz.

Yani bir zaaf yakalarsak oradan yürürüz diyorum.

(Kapı vuruldu)

(Gerilim müziği)

Yılmaz Bey, istediğiniz olmuş.

Halil İbrahim kasaba meydanına kahveye inmiş.

Bu ne demek Yılmaz?

Şu demek Dursun.

Dostunu yakın, düşmanını daha yakın tut demek.

Yılmaz abi, ben de seninle geleceğim.

Sen otur oturduğun yerde, annenin lafını dinle.

Bir an evvel Leyla'yla evlen, Halil İbrahim'le bacanak ol.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nasılsın Muzaffer?

İyiyim. Sen nasılsın Rızvan Bey?

Sana iyiyim demeyi çok isterdim Muzaffer ama...

...evlat kaybetmenin bir sürü çeşidi var.

Sen bir çektin...

...biz bin çekiyoruz.

Sen daha bir şey çekmedin Rızvan Bey.

Seninki yeni başlıyor.

(Gerilim müziği)

Hoş geldin baba.

Sağ ol kızım.

Böyle buyurun.

(Gerilim müziği)

-Sizinkiler nerede Muzaffer abi? -Çay içmeye gittiler.

Sorması ayıp, kimin çayını içmeye gittiler?

Kendi çaylarını Şota.

Bizimkiler kimsenin bir şeyini yiyip içmezler. Neyini soruyorsun?

Yok, hani bir vukuat falan varsa bilelim diye dedim.

O kadar aklın kalıyorsa karını al, sen de gel. Yerimiz var.

Muzaffer baba, bu adama çay kahve bir şey ikram edecek miyiz?

Ver kızım.

Kendisinin hatırı olmasa da kızının hatırı var. Buraya kadar gelmiş.

En azından yürek yemiş, buraya kadar gelmiş.

Bir çayı hak etti.

(Gerilim müziği)

(Zeynep) Gelmene sevindim baba.

Ama bir şeyi çok merak ediyorum.

Kurduğun plan başarılı olsaydı...

...ve Halil İbrahim ölmüş olsaydı...

...bugün benim yüzüme nasıl bakacaktın?

Sana cevap vermeden önce sana bir soru soracağım.

Şayet Halil İbrahim beni bugün öldürseydi...

...sen onun yüzüne nasıl bakacaktın?

(Duygusal müzik)

Teşekkürler Sema. Niye zahmet ettin?

Sağ ol kızım.

(Duygusal müzik)

Bugün benim hayatımı kurtardığını söylemişsin.

Bazen öyle anlar vardır ki Zeynep...

...keşke ölseydim dersin.

İstediğin kadar hayatımı kurtardığını söyle.

Oradaydın Zeynep.

Babana tuzak kuranlarla beraberdin Zeynep.

Biliyor musun baba...

...bu senin hayatını ilk kurtarışım değil.

Senin oğlunun öldürdüğü kızı gömdükten sonra...

...Halil İbrahim bizim eve geldi.

Odama girdi, sizi öldüreceğini söyledi.

O zaman da dil döktüm ona. Yapma, onlar benim ailem dedim.

Ve Halil İbrahim yapmadı.

Bu sabah olduğu gibi.

Ama bunu bir kez daha isteyebileceğimden emin değilim baba.

Halil İbrahim beni öldürürse...

...yüzüne nasıl bakacaksın dedin ya...

...bilmiyorum.

Ama beni kullanıp sevdiğim adamı öldürmeye kalkan babamın...

...yüzüne nasıl bakacağımı da bilmiyorum.

Belki buradan yeni bir başlangıç yapabiliriz.

Kimsenin kimseyi öldürmediği...

...kimsenin kimseye tuzak kurmadığı bir hayat.

Peki, sana kim inanacak?

Sen.

Sen inanırsan...

...ben bunu sağlayabilirim.

Tabii senin de Halil İbrahim'i ikna etmen gerekiyor.

Yılmaz'ı kim ikna edecek peki, sen mi?

Annen.

Zeynep...

...ben burada sana bir şey anlatmaya çalışıyorum.

Belki de bu bizim son dönüş noktamız olacak.

Bundan sonra illaki kayıplar olacaktır.

Onun için beni Halil İbrahim'le bir araya getir.

Nerede, nasıl, ne zaman olursa ben gelirim.

Tek gelirim.

Bu ev dâhil.

Yeter ki sen aracı ol.

Bak, abin denedi.

Onunla uzlaşmaya çalıştı ama senin kocan...

...öylesine kin ve öfke dolu ki.

Sen sevgi dolu musun baba?

Fikret abim de ben de sana şüpheyle bakıyoruz, sevgiyle değil.

Ben değişeceğim demiyorum.

Ben değiştirebilirim diyorum.

Yeter ki bunu sen ve kocan da iste.

Benim gibi bir adım atın.

Yoksa bu işte bir tek kaybeden olacak...

...o da sen.

Beni, abini...

...ya da kocanı.

Sen bilirsin kızım.

(Duygusal müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği)

Bunlar da kim?

-Yılmaz'ın adamları. -Dur, dur, dur.

Kimse bir şey yapmasın.

(Gerilim müziği)

Masumlar zarar görmeyecek.

Isırmaya değil, havlamaya geldiler.

(Gerilim müziği)

Vay, vay, vay, şuraya bak.

Halil İbrahim ahaliyi toplamış hikâye anlatıyor.

Bana da bir kahve getirin, ben de dinleyeyim.

Ne anlatıyorsa artık!

(Gerilim müziği)

Hayırdır Hekimoğlu Derviş...

...babanın eşkıyalık günlerinden kalma tabancasını mı buldun?

Sen de Hekimoğlu mu anlatıyorsun?

Babanı anlatıyordum Yılmaz.

Nasıl buralardan kaçıp gittiğini...

...canını nasıl zor kurtardığını.

Aklın varsa, babanın yolundan git.

Babamın yolundan gidiyorum zaten, hasmını yaşatmayı hiç sevmez.

Ben de sevmem.

Ben yaşıyorum Yılmaz.

Sen buna yaşamak mı diyorsun Halil İbrahim?

Ne yapıyorsun burada kahve köşelerinde?

Vatanı mı kurtarıyorsun?

Ahaliyi mi bilgilendiriyorsun, ne yapıyorsun?

Devrim mi yapacaksın?

Ben sana söyleyeyim, o silahla olmaz.

Silahınız yoksa ben size vereyim.

Yoksa öyle kazma kürek, yok, çekik orak...

...o işlerle yapılmıyor bu işler.

Boşu boşuna gariban ahaliyi heder etme.

Asıl sen gariban adamsın.

Bu koca yürekli insanlara gariban dedin ya...

...sen zavallı bir adamsın Yılmaz.

Bu insanlar isteseler seni tükürüklerinde boğarlar.

Ama bir edepleri var, aileleri var.

Seni tehdit edip senin seviyene düşmediler diye...

...kendini üstün mü zannediyorsun?

Kim? Ben mi?

Ben halkçıyım. Ben halka hizmet ediyorum.

Onlara iş veriyorum, aş veriyorum, imkân veriyorum.

Sen ne yapıyorsun?

Sen söyle ahali, bu adam buraya geldi geleli...

...size beladan başka ne getirdi?

Yılmaz kardeş...

...sen şöyle bir etrafına baksana.

Senden korkacak gibi duruyorlar mı?

En son burada Cevat diye bir arkadaş esip gürledi...

...ertesi gün cesedini şuradaki ağaçta asılı buldular.

Kendine yer mi beğenmeye geldin diyor babam.

Ağaç mı seçeceksin, derdin ne?

Sen şu şey değil misin ya...

...karısı kaçan Kahveci Temel? -Lan!

-Temel. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Tamam Temel.

Yılmaz, istesem seni de ortaklarını da parça parça ederdim.

-Sence niye etmedim? -Bilmiyorum vallahi.

Duyduğuma göre karı sözü dinlemişsin, ondan diyorlar.

O senin öğrendiğin.

Bir de benim sana öğreteceğim var.

Erkek gibi savaş ki ben de sana ona göre muamele edeyim.

Bu masum insanlara beni sordurmuşsun.

Yakarım, yıkarım, vururum demişsin.

Tehdit etmişsin.

İşte karşındayım.

Bu memleket benim memleketim.

Bu meydan benim meydanım.

Er meydanı, sıkacaksan sık...

...kaçacaksan kaç.

Yoksa ne olur?

Hişt!

Karışma. Karışma!

Sık lan! Sık!

Sıkmazsan adam değilsin.

Hadi!

(Jandarma sireni çalıyor)

Sık!

-Delikanlı ol! -(Oğuz) Herkes sakin olsun.

Dediğini yap, sık hadi!

-Halil İbrahim, silahı indir. -Hayır!

Silahı değil, tetiği indir.

Hadisene ana kuzusu.

Daha ananı mezarından çıkaracağım, yerine seni gömeceğim.

Onun kemiklerini de köpeklere atacağım. Sık!

(Boş tetik sesi)

(Gerilim müziği)

Alın şu otomatik silahları, al, hepsini al!

Sıkıntı yok komutanım. Halil İbrahim öyle...

...boş silahla oynuyordu. Mermi falan yok işin içinde.

İyi, oyun bitti. Karakola gidiyoruz.

-Alalım başçavuşum. -Yılmaz Bey, buyurun.

(Gerilim müziği)

Silah rahmetli babama ait.

Antikadır. Mermileri de işte burada.

Alayım Halil İbrahim amca, bu bende kalsın.

Eyvallah.

Bak görüyor musun uşağımı, maldan anlıyor.

-(Temel) Anlar. -Gözünü seveyim senin.

Namaz vakti, ben camiye gidiyorum.

Niye yaptın bunu dayı?

Kafasına dayayacağını bilseydim yapmazdım.

Biri, birilerini yanlışlıkla vurmasın diye yaptım.

(Telsiz sesleri)

Başçavuşum, Halil İbrahim'i de dayısını da al.

Komutanım, bozuk silah götüreceğiz, Savcı Bey'e rezil olacağız.

-Bence... -Tamam, tamam.

Sen de bir daha kimsenin kafasına silah dayama.

Emredersiniz komutanım.

-Boş ya da dolu! -Özellikle ona dikkat edeceğim.

Yürü.

Yürüyün hadi.

(Gerilim müziği)

(Jandarma sireni çalıyor)

(Mesaj geldi)

(Cingöz ses) Akşam saat 19.00'da...

...benzinliğin ilerisindeki köşede seni bekleyeceğim.

Orada olacağım.

Of!

Ben ne yapacağım, nasıl çıkacağım buradan kimseye fark ettirmeden?

Tabii ya.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

Edanur, yardımına ihtiyacım var.

Ne oldu?

Önce kimseye söylemeyeceğine yemin et.

Leyla, başımıza bela olacak bir şeyse...

Evet, bela olacak bir şey ama sen kimseye bir şey söylemezsen...

...ben buradan çıkıp gideceğim, bir daha da dönmeyeceğim.

Leyla, neyin içindesin bilmiyorum ama yapma.

Yapma çünkü annen bunu kesin öğrenir.

Edanur, senden tek istediğim...

...Leyla nerede dediklerinde odasında, yorgun gibi bir şeyler söylemen.

Sadece bana vakit kazandırman, hepsi bu.

(Gerilim müziği)

(Cingöz ses) Leyla, ben adliyedeyim. Bugün tahliye olacağımı söylüyorlar.

Bu mesajı sana abimin telefonundan yolluyorum.

Buralardan gitmem gerekiyormuş.

Eğer istersen birlikte gidebiliriz.

İstemezsen de gitmeden son bir kez görmek isterim.

(Leyla ses) Çok sevindim. Ben seninle her yere gelirim.

Bana sadece yeri ve zamanı haber ver, ben bir şekilde buradan çıkarım.

(Cingöz ses) Akşam saat 19.00'da...

...benzinliğin ilerisindeki köşede seni bekleyeceğim.

(Leyla ses) Orada olacağım.

(Gerilim müziği)

Bak burada Nedime'nin N'si var, orada Yılmaz'ın Y'si var.

Burada bir kobra yılanı var. Nasıl bakıyorlar karanlıkta bak.

-Anne. -Efendim?

Şüphelerinde haklı çıktın her zamanki gibi ama iş tam öyle değil.

Ben nasıl hem haklı hem haksız oluyormuşum?

Kızın arkamızdan iş çeviriyor, haklısın.

Ama Cingöz'le.

(Gerilim müziği)

Yapayım, elimden geleni yapayım, yalan da söyleyeyim ama...

...Leyla, bak Halil İbrahim'le Yasemin bile başaramadı bunu.

Siz nasıl becereceksiniz, nasıl gideceksiniz İstanbul'a kadar?

Benim biraz birikmiş param var.

Cingöz de çıkınca buralardan gitmesi için babam illaki para verir.

Yurt dışına kaçarız. Yeter ki buradan kurtulayım.

Bana Levent abini çağır.

Levent abiyi niye çağırıyorum anne?

Ben sana kendim hallederim diyorum.

Ben sana halledemezsin mi dedim?

Beni yerimden kaldırma. Koş! Hadi!

(Gerilim müziği)

Demek İstanbul'a gideceksin.

Evet Rızvan Bey. Tabii sizin de müsaadeniz olursa.

Olur, olur. İstanbul büyük yer.

Ne de olsa burada birileri sana kafayı taktı.

İzini kaybettirmen gerekiyor ama...

...buranın insanına fazla değme, olur mu?

Merak etmeyin Rızvan Bey.

Babam beni gerekli konularda tembihledi zaten.

Baban bu işlerin ustasıdır zaten.

-Reşit. -Buyurun Rızvan Bey.

Benim çalışma odamda...

...masanın üstünde büyükçe bir zarf var.

Onu unutmadan al da çocuğa ver.

Sağ olun Rızvan Bey, eksik olmayın.

(Sakine) Rızvan abi...

...bu iyiliğini hiç unutmayacağım.

Umarım oğlun da unutmaz Sakine.

Kardeşim, unutması gerekenleri de...

...unutmaması gerekenleri de acı bir şekilde öğrendi Rızvan Bey.

Bence de.

Uçakla mı gidiyorsunuz?

Hayır. İstanbul'a kadar arabayla ben götüreceğim Nedime Hanım.

Hâlâ sancıları var Nedime.

Öyle uçakta tek başına kalmasın dedim.

İyi düşünmüşsünüz Sakine'm.

Nedime Hanım, bu arada size de her şey için teşekkür ederim.

-Eğer siz olmasaydınız... -Estağfurullah evladım.

(Nedime) Olur mu öyle şey, ben sizi evlatlarımdan hiç ayırt etmedim.

Allah yolunuzu da bahtınızı da açık etsin.

Hadi bakalım, yolcu yolunda gerek.

Hadi yavrum.

Oyy!

(Müzik)

Hayırdır?

Hişt! Geç. Kapıyı kapat.

Şimdi bak, seheme gireceğim, sana para vereceğim falan...

...bu işlere gireceksen bu aralar gizli işler çeviremiyorum, haberin olsun.

Ortalık karışık.

Bırak parasını, ortaklığını. Seninle ticaret mi yapılır?

Beni niye çağırdın o zaman?

Tamer böyle gizli gizli bir şeyler dedi.

Gizli olup da ticaret olmayan ne olabilir?

Levent, bugün birini alacaksınız.

Havalimanından mı?

Otur şuraya.

(Müzik)

Levent, sen iyi bir çocuksun.

Başına da çok şeyler geldi.

Kendini ne anana ne babana ne bana iyi ifade edemedin.

Ama ben sana bu aile için çok büyük bir fırsat vereceğim.

Ama beceremedim, yapamadım...

...roket attım, vuramadım, bunlar yok.

Öncelikle çok duygulandım.

Sebebini de bilmek isterim. Konu nedir?

Ailemizin namusu Levent abi.

Ya tamam, yeter artık!

Aklınızdan çıkarın şu Zeynep olayını.

Ben aklımdan çıkardım, siz de çıkarın.

Levent abi, ne Zeynep'i ya?

-Leyla. -Leyla mı?

O Cingöz, bugün benim kız kardeşimi kaçıracakmış.

Yok artık daha neler! Doğru mu?

Yapabilecek misin?

Söyle bana.

Teyze...

...o aileye de o sülaleye de...

...hele o Şota'ya gıcık oluyorum.

Sen iste, hepsini ortadan kaldırayım.

Sen ilk Cingöz'ü bir indir bakalım.

O Sakine bir evlat acısı yaşasın.

Sonra geri kalan sülalesine bakarız.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Alo, Rızvan.

Efendim Asiye?

Akşam Nergisler bizi yemeğe davet etti.

Ne yemeği?

Dünür olacağız, âdettendir.

Başımıza gelmedik şey kalmadı...

...hâlâ âdet, gelenek diyorsun Asiye.

Tamam, o iş, bu aile. Kaçta gidelim?

Sen kaç diyorsan Asiye.

Tamam. Biz oraya geçeriz, sen de oraya gelirsin.

Tamam.

Ev oturması nereden çıktı?

Siz işi yapacaksınız, ben bir şey yapmayacağım.

Ben böyle her zamanki gibi oturacağım.

Geç kalmayın. Alın getirin onu.

Hadi bakalım, hadi!

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Nergisciğim, nasılsın?

Rızvan'la sana gelelim dedik, müsait misiniz?

Tamam.

Fazla öyle bir şey yapma.

Hadi. Hoşça kal.

(Gerilim müziği)

Babanın dedikleri aklına yattı mı Zeynep?

Sence gerçekten barışılacak mı?

Herkes kendi doğrusunu söylüyor Sema. Bir yere varılmıyor ki.

Ama Muzaffer diyor ki baban çok değişmiş.

Çok samimi davranmış.

Sence değişti mi?

Adam az şey yaşamadı ki. Bir evladını kaybetti.

Bir kızı evini terk etti.

Bunlar bir baba için kolay şeyler değil.

Babam o Asiye'yle bir hafta görüşmese belki değişebilir.

Ama Asiye yaşadığı sürece babamın değişmesi mümkün değil.

Rızvan Leto süt dökmüş kedi gibiydi. Elimi sıktı, hatırımı sordu.

Neredeyse özür dilerim, affet diyecekti.

-Derse de affetme Muzaffer. -Niye affetsin canım? Allah Allah.

Para tutamayan adam nasıl kin tutacak?

İki hâl hatıra gönlü yumuşadı, görmüyor musun?

Şimdi siz kahveye gittiniz geldiniz de...

...sorması ayıp, canınız neye sıkıldı Halil İbrahim?

-Birisi ters bir laf mı etti? -Yok Muzaffer baba.

Halil İbrahim'in canı Derviş dayıya sıkkın Muzaffer baba.

Niye ki?

Herkesin gözünün önünde Yılmaz'ı öldürmesine engel oldum da...

...ondan bana canı sıkkın.

Dayı, benim esas anlamadığım...

...bu adam senin elindeki mermileri gördü de mi önüne atladı, sık dedi?

Yılmaz gelmeden tabancayı boşaltmıştım.

Mermiler de cebimdeydi.

Halil İbrahim'in canı asıl buna sıkkın zaten.

Bu adam nasıl bir psikopat da geldi namluya kafasını dayadı...

...onu düşünüyor. Öyle mi kardeşim?

Açıkçası ilk defa korkusuz bir düşmanımız var.

Psikopattır, manyaktır, delidir, çok önemli değil.

Korkusuz adamdan korkmak lazım.

Bunu sen mi söylüyorsun?

Herkes kendine dikkat etsin.

İçimizden biri en ufak bir zaaf gösterirse...

...ölür.

Halil, bu adamın korumaları otomatik silahlar taşıyor.

30 ton da uyuşturucu yakalattılar.

Bu jandarma kavgayı ayırmaya gelmedi, Yılmaz'ı almaya geldi.

Bu herif nasıl çıkacak içeriden?

Kardeşim, jandarmadan kaçan adam...

...kasabanın meydanında kahvede oturur mu hiç?

Belli ki içerideki adamı onu satmayacak.

Akşama çıkar.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

-Hoş geldiniz Sayın Savcı'm. -Hoş bulduk Oğuz.

-Efendim, ben başlıyorum. -Başlayın bakalım.

(Gerilim müziği)

İndir o bacağı. Devletin karşısındasın.

Ne yapacaksın?

Tutuklayacak mısın?

İfadeni alacağım.

Peki. İfademi vereyim.

Her ne soracaksan...

...benimle hiçbir alakası yok.

Başka bir şey var mı?

Aklınca benimle oyun oynuyorsun, değil mi?

Sana göre ben bir çömezim.

Küçük bir kasabada bir üsteğmen.

Tabii sen ne albaylar ne generaller tanırsın.

Ben kimim ki?

Hayır Oğuz Üsteğmen.

Sen gayet önemli bir adamsın.

Kuzey Irak'ta görev yapmışsın.

(Yılmaz) Afganistan'da görev yapmışsın.

Libya'da görev yapmışsın.

Suriye'de görev yapmışsın.

Daha kim bilir nerelerde görev yapmışsın.

Ama belli ki benim gibi birinin ayağına basmışsın.

Böyle izbe, ücra bir kasabaya düşmüşsün.

Dediğin gibi, birçok yerde görev yaptım.

Ama ilk kez böyle ücra, izbe dediğin bir yerde...

...30 ton uyuşturucu yakalanıyor.

Bu rakamlar o saydığın yerlerde bile yoktu.

Bravo.

(Yılmaz ses) Tebrik ederim. Çok büyük başarı.

Size bu yakaladıklarınızdan yüzde veriyorlar, değil mi?

Neydi onun adı?

İkramiye.

Sen de uyuşturucu parası yiyorsun yani.

Biz bu mevkilere ikramiye için gelmedik.

Bizim için en büyük ikramiye...

...senin gibilerin başını öne eğmek.

Kollarına kelepçe takıp...

...parmaklıkların ardına yollamak.

Sen gerçekten iyisin.

Eğer bir gün görevi bırakmaya karar verirsen...

...seni özel güvenlik şirketimin başına geçiririm.

Çok iyi bir maaş veririm. İkramiyeni de alırsın.

Ruhsatlı otomatik silah taşıyabilirsin.

Aynı benim çocuklar gibi.

Ne dersin?

İş ister gibi bir hâlim mi var?

Hayır ama belanı arıyor gibi bir hâlin var.

O yüzden şimdi sana bir şey söyleyeceğim.

Ondan sonra gideceğim. İşim gücüm var.

Konuş, dinliyorum.

Benim ailem yedi sülaledir burada.

Senin gibi çok gelen oldu...

...çok giden oldu.

Çok ölen, gidemeyen oldu.

Biz hâlâ buradayız.

O yüzden bu yörenin insanını karşına alıp...

...çocuk gibi azarlayıp ithamlarda bulunacaksan...

...arkasını getirsen iyi olur.

Arkasını getiremezsen...

...bedeli ağır olur.

(Gerilim müziği)

Benim gibi çok gelen olur, çok da ölen olur.

Ama biz bitmeyiz.

Önünde sonunda bitiririz.

Şimdi gidebilirsin.

Ben bir gün seni alana kadar özgürsün.

Hadi çık.

(Gerilim müziği)

Ne diyorsunuz efendim?

Bu adam bize söyleyecek bir şey bırakmadı ki Oğuz.

Ne devlet tanırım ne seni tanırım diyen bir adama...

...söylenecek tek bir şey var.

Memnun oldum diyeceksiniz.

Memnun oldum.

Bu herif, devletin ne olduğunu öğrenecek.

Ben bu adamı devletle tanıştıracağım.

Delilinizi toplayın, şahitlerinizi bulun.

Ne istiyorsanız arkanızdayım.

Emredersiniz Sayın Savcı'm.

(Müzik)

-Çok sıkmadım, değil mi? -Yok.

Diğer türlü daha çok canım yanıyor.

Vay! Senin canın yanar mıydı?

Ben de insanım, benim de bir canım var.

Bir değil de artık kaç canın kaldı onu bilemeyiz tabii.

Gel.

-Tamam. İyi misin? -İyiyim.

Babamın söylediklerine ne diyorsun?

Bence baban bir kırılma noktasında...

...ama konu benimle alakalı değil.

Kiminle alakalı, benimle mi?

Hayır, Fikret.

Nasıl yani?

Bilmiyorum Zeynep.

Bunu anlamam için baban ve abinle oturmam lazım.

Buluşacak mısın?

Normalde hayır derdim...

...ama sırf Yılmaz'ı şüphelendirmek için bile görüşürüm.

Buradan başlayalım. Başla bakalım.

"Denize düşen tayfalar yüzerek tekrar gemiye çıkmışlar.

(Telefon çalıyor)

(Zeynep ses) Abi, müsait misin?

-Müsaitim Zeynep. -Hala, seni çok özledik.

Hala, ben de seni çok özledim.

Çocuk büyütmeye çalışıyoruz. Hayırdır?

Yerim ben sizi. Çok özledim bücürleri.

Hala, bize ne zaman geleceksin?

Geleceğim, geleceğim.

Abi.

Efendim?

(Zeynep ses) Babam, Halil İbrahim'le görüşmek istiyor.

Ben de diyorum ki acaba o görüşmede sen de mi olsan?

Seninki ne diyor bu duruma?

Fikret abin olursa görüşürüm diyor.

İyi, olurum.

Ama bak, söyle ona...

...yüzdedir, odur budur saçmalayacaksa hiç gelmesin.

Ben bu ticaretin içinde de değilim, kimsenin ortağı da değilim.

Yok, hayır, ticari bir görüşme olmayacak anladığım kadarıyla.

Aile buluşması diyelim.

Aile derken?

Ben de gelince bir aile oluyoruz ya.

İyi Zeynep, iyi. Davut'un orada görüşürüz.

Tamam abiciğim, öpüyorum, görüşürüz.

Ne yapayım? Kendimi katmasaydım iş görüşmesine dönecekti.

Bu insanlarla da beni aile yaptın ya, bravo sana.

Bu insanlar dediğin kişiler benim ailem.

Dolayısıyla senin de.

En azından o kısmı her zaman formalitede kalırsa çok mutlu olurum.

(Duygusal müzik)

Gülmek sana çok yakışıyor.

Daha önce söylemiş miydim?

Daha önce hiç gülmüş müydüm?

Hatırlamıyorum da.

(Duygusal müzik)

Sema gelmeden çıksak iyi olacak.

Sema artık sorun etmez, biz operasyon arkadaşıyız.

Ama tabii buzlar erimişken bence de hiç riske atmayalım.

Bizimki nasıl okuyor ama.

Cimcime ya, çözdü vallahi, şakır şakır okuyor.

Fikret, canım, her şey senin istediğin gibi oluyor.

Yanlış mı düşünüyorum?

Vallahi bu kadar bilinmezin ve bu kadar değişkenin arasında...

...umarım her şey istediğim gibi olur.

Her şey çok güzel olacak.

Sadece Yılmaz abiyi bu kadar net bir şekilde karşına almasa mıydın?

Ayşe, ben net bir biçimde bir yerde oturuyorum.

Gelen karşıma oturuyor.

Kabahat bende değil.

Oturun çocuklar, oturun ya.

Otur.

Baba, yemek yarım saate hazır.

Yok kızım, size afiyet olsun.

Ben Dursunlara akşam yemeğine davetliyim.

Hayırdır baba, ne yemeği?

İşte böyle âdetmiş, gelenekmiş... Dünürcülük oynayacağız yani.

İyi. Yarın da ailecilik oynayacağız.

Halil İbrahim'le Davut'un Yeri'nde yemek yiyeceğiz.

Sen davet etmişsin, damadın da seni kırmamış.

Ettim Fikret, ettim ama...

...yani geleceğini pek tahmin etmiyordum.

Sevindim.

Aman, bu söylediklerimiz aramızda kalsın, tamam mı?

Bu Yılmaz her şeye cacık olduğu için...

...ben ortamı yumuşatmaya çalışırken o durmadan geriyor.

Yok baba, ben burada konuşulanları ne Nedime anneme ne Asiye teyzeme.

Tamam kızım.

Sabah kahvede olanları duydun mu?

Duydum.

Yani bu Halil İbrahim hiç boş atmaz...

...tutmuş Yılmaz'ın kafasına boş tabancayla sıkmış.

Olacak iş değil.

Kendini odasına kapatmış Asiye Hanım.

Ama bence böyle durumlarda çok da üstüne gitmemek lazım.

Haklısın.

Bu işlere de fazla karışmamak lazım.

Yoksa sen zor durumda kalırsın.

Ben söyleyeyim istiyorsanız gidip.

Yok, yok. Gelecek de ne yapacak?

Gelmesin de bunu bir şey zannetsinler, alsınlar hemen.

Hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

Leyla, annen gitti.

Gitti, gel.

Çok teşekkür ederim yardımın için, çok sağ ol.

-Leyla. -Efendim?

Keşke daha fazlasını yapabilsem ama...

Al, bu benim sana düğün hediyem olsun.

Ya Edanur, çok teşekkür ederim ama...

...annem bunu sende görmüştür. Sorar ne oldu diye.

Sorsun, ben de sana hediye ettiğimi söylerim.

Sen de bizimle gel.

Burada Tamer'le annemle yapamazsın.

Sen iyi bir insansın.

Leyla, benim karnımda bir bebek var.

Ben kendimi düşünsem zaten buraya gelmezdim ki.

Hadi.

Çok teşekkür ederim, bu iyiliğini unutmayacağım.

-Çok dikkat et, tamam mı? -Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hoş geldin Leyla.

Gel, gel, gitme bir yere, gel! (Çığlık atıyor)

-Sevgiline götüreceğim seni, bekle! -Tamer! Tamer!

-Bekle, sevgiline gideceksin! -Bırak!

-Kızım dur, bekle. -(Leyla) Bırak!

Selim, fırla. Selim, hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ha şöyle. Tamam.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Alo, Levent abi, Leyla Hanım'ı aldık, geliyoruz abi.

Tamam Selim, her şeyi telefonda söyleme. Kapat!

Selim, sana bir şey söyleyeyim mi?

Levent abinin başına ne kadar felaket geliyorsa sebebi sensin.

Ne dedim Tamer? Leyla Hanım'ı aldık, geliyoruz dedim. Ne dedim?

Sadece geliyoruz neyine yetmiyor?

Leyla'ya da bir şey yapacak hâlimiz yok ya Tamer.

Evin kızının ismini telefonda söylemenin ne mahzuru var?

Ben kime, ne yapacağımı sana mı soracağım Selim?

Sen kendi işine bak.

(Gerilim müziği)

Sen kimsin lan!

Sen kimsin ki benim güzeller güzeli yeğenime âşık olacaksın!

Onu kaçırmayı hayal edecek adam mısın sen?

Hadi diyelim ki öyle bir hayal kurdun.

Beni hesaba katmadın mı?

Kaçırma olayına benim ne tepki vereceğimi sen hiç mi düşünmedin?

Hiç mi düşünmedin?

Ya sen Ali Kemal?

Lan babam burada olsa kafanıza sıkardı.

Adam cebinize para koymuş...

...tembih etmiş, buradan gidin demiş.

Hadi bu cahil, haddini bilmiyor.

Lan Ali Kemal, sen icraatı olan adamsın.

Hiç mi söylemedin kardeşim git buradan...

...bunlar seni yaşatmazlar diye?

(Gerilim müziği)

Leyla!

Kalk hadi, kalk. Geldik, hadi kalk!

Selim, getir şunu.

(Gerilim müziği)

Selim.

Selim, yalvarırım, ne olur bırak beni gideyim.

-Lütfen, lütfen. -Leyla Hanım, size hiçbir şey olmayacak.

Tamam mı? Size hiçbir şey olmayacak.

Leyla, sevgilin seni çağırıyor.

(Gerilim müziği)

Leyla.

-(Bağırarak) Leyla! Leyla! -Levent abi.

Levent abi, ne olur, yalvarırım, ne olur, ne istersen onu yapacağım.

Ne istersen, söz, kimseye zarar verme ne olur.

Yavuz'la evleneceğim, ne olur.

Leyla'm, güzeller güzeli. Konu ne sen ne Yavuz.

Mesele ailemizin gururu daha fazla incinmesin.

O ablan zaten yaptı yapacağını.

O hadsize zamanında haddini bildirmedik...

...olaylar bu noktaya kadar geldi.

Ne olur, yalvarırım. Ne olur, bir daha görmeyeceğim.

Kimseye bir şey söylemem.

Lan kime ne söylüyorsan söyle Leyla.

Hatta git de ki...

...Ali Kemal'le Cingöz'ün ölümüne ben sebep oldum de.

-Tamam mı? -Hayır!

Laf dinlemedim...

...bu gencecik iki insanın ölümüne ben sebep oldum de Leyla.

(Bağırarak) Tamer! Tamer!

(Bağırarak) Tamer!

Ya bırak, bırakın!

Leyla.

Tamer!

Bırak!

(Bağırarak) Tamer!

(Leyla hıçkırarak ağlıyor)

Selim.

-Al Selim. -Tamer!

Bırak!

(Leyla hıçkırarak ağlıyor)

(Leyla) Tamer!

(Gerilim müziği)

Asiye, Leyla kızımız nerede kaldı?

Tamer'le, Levent'le gelecek o.

Levent'i de arıyorum, açmıyor.

Araba kullanıyorlardır.

Selim varken mi?

Ne merak ettiniz! Gelecekler, Allah Allah!

-(Asiye) Nergis. -Efendim?

Keşke Yılmaz'ı da çağırsaydın.

Jandarma sorguya almış.

Sakın sizin adınızı da vermesin Allah korusun.

Ama birinin adını vermiş ki...

...jandarma onu rahat salıverdi, bilemedim.

O işlerde kimse kimsenin adını vermez Asiye.

İçeri giren içeri girer, dışarıda ailesi tehdit altında tutulur.

Yılmaz bu işlerin ustasıdır.

Babama katılıyorum. Yılmaz abi öyle bir şey yapmaz.

O da yaparsa zaten yanmışız Asiye anne.

Nedime'nin yeğeni olduğu için söylüyorum.

Yoksa biz de biliriz bütün o işleri, sen merak etme.

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz de...

...benim sormak istediğim işten daha önemli bir şey var.

Şimdi biz bu kavganın, gürültünün patırtının ortasında...

...bu düğünü nasıl yapacağız?

Geçecek Nergis, geçecek.

Bu kavga gürültü geçecek.

Yeter ki Yılmaz bizim birliğimizi bozmasın.

Dursun, eğer Yılmaz'dan taraf olacaksan...

...Yılmaz vefasızdır, seni yarı yolda bırakır.

Vefayla değil, akılla iş yapıyoruz Rızvan.

(Dursun) Yılmaz senin akraban.

Gönderebiliyorsan gönder.

Onda illaki herkesin bir açığı vardır.

Biraz zor yollarsın.

Bizim bir açığımız yok Dursun.

Devekuşu misali kafanı kuma gömüyorsun ama...

...Levent'in her tarafı açıkta.

O Yanık İdris'le kimin hukuku var? Yavuz'un mu?

(Dursun) Herif 30 ton uyuşturucuyla yakalandı.

Sabahtan akşama Levent'le beraber.

Şimdi senin mi açığın yok?

Allah Allah! Oğlumun kumar arkadaşı, ne diyecekler?

(Asiye) Hayır, İdris bir şey der mi diye diyor.

Onun tasması Yılmaz'ın elinde değil mi?

Vallahi Yılmaz isterse kumar arkadaşım der, isterse ortağım.

Vallahi bu hayatta yaptığımız en doğru şey...

...çocuklarımızı yurt dışında okutmaktı.

Ama yaptığımız en yanlış şey de...

...yurda geri dönmelerine izin vermekti.

Vallahi Allah'tan ben yurt dışına hiç heves etmedim Rızvan baba.

Burada çekirdekten yetiştim.

Keyfim de yerinde.

Maşallah benim damadıma.

Seni çok beğeniyorum.

Senden yana içim çok rahat.

Senden yana içim çok rahat diyorum.

(Kapı zili çaldı)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Leyla.

Ne oldu?

Levent.

(Gerilim müziği)

Leyla.

Kızım, ne oldu sana?

Bir şey yok.

Düştü düştü, gelirken düştü.

Leyla, ne oldu kızım?

Düşmüş, bir şey yok. İyi misin?

(Gerilim müziği)

(Leyla hıçkırarak ağlıyor)

Tamam, tamam kızım.

(Gerilim müziği)

Yalvarırım, yalvarırım ne olur beni bunlara gönderme.

Kölen olurum, kulun olurum, kızın olurum, gelinin olurum, ne olur.

Yalvarırım, yalvarırım beni bunlara gönderme, ne olur.

Yalvarırım, lütfen.

Ne yaptın sen?

Ne yaptın? Allah senin cezanı vermesin.

Ne yaptın, yine bacını mı şamarladın, ne yaptın?

(Asiye) Nergis, bu kızı hemen alın.

Çünkü ben bu Tamer'in içindeki bu şiddetle başa çıkamıyorum.

(Tükürdü)

(Gerilim müziği)

-Hoş geldin Oğuz, gel. -Eyvallah dayı.

-Dayı. -Efendim?

Bir sürü insan var evde, fark etmesinler beni.

Yok, buraya kimse inmiyor.

Seninki, Yılmaz'ın radarına girdik, artık dışarıda buluşamayız dedi.

Onun için buraya çağırdım seni, gel.

(Kapı kapandı)

Yok kardeşim, ben sana sarılmayacağım. Ben sana bugün ilk kez kızdım.

Ben de sarılmayı düşünmüyordum zaten kardeşim.

Kaburgam kırık, biraz canım yanıyor.

Canın yanıyor demek, ne güzel!

Bir insan hangi akla hizmet kasabanın meydanında...

...kahvede onlarca adamın içinde tetik çeker Allah aşkına?

Boştu silah.

Biliyor muydun boş olduğunu?

Bilmiyor olur mu?

Ben kaşla göz arasında silahı boşaltırken gördü bu.

-(Halil İbrahim) Allah'a emanet. -Sağ ol.

(Gerilim müziği)

Hayır, kime şov yapıyorsun? Şovun kime?

Bizim yukarıdaki uşaklar bundan iyice şüphelenir oldu.

Yok, devletin adamıymış, yok, bordo bereliymiş.

Belli ki zaaf gösterdi, şov yapmadı.

Fena mı oldu Deli Yörük? Yılmaz bile beni ahmak zannediyor.

Boş silahla adam öldürmeye çalıştığımı düşünüyor.

Hem de herkesin gözü önünde.

Yılmaz nereden biliyordu silahın boş olduğunu?

İşte bu büyük dert.

Silahın boş olduğunu bilmiyordu.

Buna rağmen üstüme geldi.

Rahmetli anneme hakaret etti. Beni sıkmaya zorladı.

Profesyonel adam sıkmaz.

Bu yüzden çektim tetiği. Hakarete uğradım da çektim sansın diye.

Yılmaz zan üstüne hareket edecek biri değil. Ne yaptığını bilen biri.

Bütün şeceremi saydı sorguda.

Dışarıdan baksaydınız, o mu sorguda ben mi sorgudayım anlamazdınız.

-Herhangi bir açık vermedi mi? -Yok.

Yanık İdris?

Adamları çoktan ablukaya almışlar ailesini.

İdris bu saatten sonra hayatta konuşmaz.

Aldığın malla kaldın yani Oğuz.

Yılmaz bedel ödersin falan dedi ama asıl bedeli ona ödetirler.

Kimse 30 ton mal yakalatıp eski hayatına geri dönemez.

Romanya'dan Gürcistan'a bütün Karadeniz hattı onu konuşuyordur şimdi.

Aynen öyle. Bu yüzden en yakın zamanda cevap verecek.

Ne yapacak?

Oğuz'u öldürecek.

Hah! Hele şükür biz de bir dikkat çektik be kardeşim.

Arada sen de gündemden düş Halo.

(Gerilim müziği)

(Konuşmalar duyulmuyor)

Buraya gel dedin ama Yılmaz...

Sen yakında emekli oluyorsun albayım.

Kimse sana bir şey diyemez.

Yine de çok göze sokmamak lazım.

Bu sevkiyat işi çok kötü oldu.

Evet. Çok kötü oldu.

Ben sana inandım, sana güvendim.

Arkamda sağlam bir arkadaşım var...

...bir şeyler ters giderse haberim olur dedim.

Sonra bir baktım bir üsteğmenle bir savcının maskarası olmuşum.

Yapacak bir şey yok Yılmaz. Önemli olan bu işin sana sıçramaması.

Bu konuyu ben hallederim.

Sen şu öteki meseleyi araştırdın mı?

Senin araba hariç diğerlerine benzin istasyonunda patlayıcı yerleştirmişler.

Ama senin aracınla ilgili bir iz bulamadım.

Onu biliyorum ben, yabancı değil o, akrabam.

Benzinlik demek.

Bu herif çok akıllı.

Onca araca başka nerede tuzak kuracaksın?

Peki, şu senin üsteğmenle Halil İbrahim arasında bir ilişki bulabildin mi?

Yok. Hiçbir bağlantısı yok.

Bu canımı sıkıyor işte.

Bence bu Oğuz'u buradan aldıralım.

Onu aldıracağım ben ama tabutta aldıracağım.

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim.

(İç çekti)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Yanan odunların çıtırtısı)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kapı gıcırtısı)

Zeynep.

Ne yapıyorsun burada?

Uyuyamadım.

Sen neredeydin?

-Odadaydım. -Odanda değildin.

Aşağı inmiştim, mahzene.

Niçin?

Seni niye uyku tutmadı?

Hiç. Düşünüyordum.

Acaba biz de normal insanlar gibi olabilecek miyiz diye.

Niye? Bizim anormal bir hayatımız mı var?

İnsanlar her gün karısını koluna takıp...

...akrabalarını bombalamaya gitmiyor mesela.

Ne yapıyor normalde bu insanlar?

Söyle, öyle yapalım.

Ne bileyim...

...yemek yiyorlar, gezmeye gidiyorlar.

Biz de Davut'un Yeri'ne gidiyoruz işte.

Sen, ben, baban, abin, tam bir aile saadeti.

İşin gücün benimle dalga geçmek, değil mi?

Ne yapayım Zeynep?

Ben anormalim.

Ama burada sorun sende bence.

İnsanlar sana Amerika'ya git, varlık içinde yaşa dediler.

Sen kaldın.

Buradasın.

Normal misin sence yani?

Beni de...

...burada allak bullak eden bir şeyler var demek ki.

O yüzden gidemiyorum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-İyi misin? -İyiyim.

Biraz kaburgam acıdı.

İyi ki buradasın.

İyi ki.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Leyla, güzeller güzelim...

...unutma sakın, her şeye rağmen ne olursa olsun biz bir aileyiz.

Bu olayı dillendirmememiz lazım.

Senin için söylüyorum abiciğim. Sonuçta...

...bu Reşit denilen adamın çocukları öldü.

Ve maalesef...

...maalesef sebep sensin.

Tamam?

Hadi bakayım.

(Gerilim müziği)

Rızvan Bey, seninle konuşacaklarım var.

-Bu gece benimle kalsana. -Olur, kalırım.

Benim de sana soracaklarım var.

(Gerilim müziği)

-Babamla konuşacağım ben. -Ben gerekeni konuşacağım.

-Anne, ben babamla konuşacağım dedim. -Sus. Git, git!

Asiye Hanım, ne oldu?

Ne olacak, kızı eğitmeye çalışıyorum. Kaçmaya çalıştı.

Seni de ayakta uyutmuş zaten. Bak bu kimin? Bunu da çalmış. Bak.

-Arsız. -Yok, ne çalması?

Beğendi, ben hediye ettim.

-Senin değil mi bu? -Benim, benim. Hediye ettim işte.

Ne kadar asilsin sen.

Ne güzel koruyorsun onu.

Ama ben malımı tanıyorum.

-Kim o Reşit? -(Reşit) Ali Kemal, Rızvan Bey.

Bu akşam Samsun'da kalacaklarmış.

Yarın yola devam edeceklermiş.

İyi iyi.

Sen de yarın gel, beni al. Bir sürü işimiz var.

Önce fabrikaya gideceğiz. Oradan belediyeye gitmem lazım.

-Tamam mı? -Tamam Rızvan Bey.

-Ben bu gece burada kalacağım. -Peki Rızvan Bey.

Hadi.

Leyla, Leyla.

Ablacığım, hadi bırakma kendini. Toparla, kalk.

Kalk, toparla kendini. Hadi.

Leyla, toparla kendini.

-Sen nasıl yakalandın? -Tamer...

Tamer telefonuma bakmış.

Kötü bir şey mi oldu?

Leyla, kötü bir şey mi oldu?

Öldürdü ikisini birden.

Cingöz'ü öldürdü. Cingöz'ü öldürdü, abisini de öldürdü Tamer.

Tamer'in eline silah vermezken...

...onu her şeyden koruyup kollarken...

...sen ne yaptın Asiye?

O silahı ben vermedim, siz verdiniz.

O Nedime'nin yeğeni verdi.

Madem eline silah verdi...

...o zaman nerede nasıl kullanacağını bilecek.

Evimizde büyüyen iki çocuktan bahsediyoruz Asiye.

Senin evinde büyüyen iki hainden bahsediyoruz.

-Senin arkandan iş çeviren. -Tamam ya, tamam.

-Çağır şu Tamer'le Levent'i. -Tamer! Levent!

Ya bağırmak istesem ben bağırırdım zaten be kadın.

Kimden ne saklıyorum ben?

Kimden ne saklayacağım?

Benim arkamdan iş çeviren sonunu bilecek.

Buyur baba.

Oturun.

Kız kardeşinizin gözü önünde...

...Reşit'in oğullarını öldürdünüz, öyle mi?

Maalesef öyle oldu Rızvan baba. Benim planımda...

...Leyla'nın görmesi yoktu işte ama Tamer.

Ah Tamer!

Tamer dayanamadı.

Peki, biraz önce biz Samsun'dayız diye...

...o mesajı kim attı Reşit'e? -Ben attım baba.

Ve o telefon hâlâ sende mi?

İstanbul'a varmışım gibi yapacağım. Sonra parçalayıp kurtulacağım telefondan.

Oğlum, sen manyak mısın? HTS kaydı diye bir şey var.

-Kendini mi yakacaksın sen? -HTS ne Levent abi?

Telefonun nerede, ne zaman kullanıldığını takip eden bir sistem.

Sen anladığım kadarıyla...

...biraz önce kapının önünden Samsun'dayız diye mesaj attın, öyle mi?

-Attım. -Bana sorsana.

Reşit öldüklerini bilecek de...

...Rızvan'la oğlunu şikâyet edecek de...

...o bütün kayıtlar çıkacak da jandarmaya gidecek de...

...ohoo!

Levent, o telefonu Selim'e ver.

Samsun'a yollasın. Derhâl denize atsınlar.

Tamam Rızvan baba.

Cesetler nerede?

O konuda iz bulamazlar, sen rahat olsun Rızvan baba.

Şimdi...

...ikinizden de tek bir şey isteyeceğim.

Bunu yaparsanız yaşarsınız.

Aksi takdirde sizi kimse kurtaramaz.

Neymiş baba?

Bu konuyla alakanız yok.

Ne olursa olsun...

...kim ne sorarsa sorsun...

...ben yaptım, ben yaptırdım diyeceksiniz.

Anlaşıldı mı?

Bana niye söylüyorsun baba? Git onu kızına söyle.

O, Asiye'nin sorunu.

Bak Asiye...

...oğlun yaşasın istiyorsan kızın konuşmayacak.

Kızım ne konuşacak, görmedin mi o Nergis'le sarılmalarını?

Ne konuşacak o? Tam da istediğim oldu.

Bir de benim istediğim olsa ya!

Bir de benim istediğim olsa.

Senin istediğin olmaz...

...çünkü sen yanlış insanlara gidip bir şey istiyorsun. Bana geleceksin.

Benden isteyeceksin. Ben hallederim.

Tamer'im, biz burada cereyanda kalmayalım. Şu Samsun işini halledelim.

Asiye...

...sen ne zaman bu kadar kötü bir kadın oldun?

Ben seni severdim.

Sen beni kıskanırdın.

Beni sinirlendirirdin ama kötü bir insan değildin Asiye.

Ne zaman bu kadar kötü kalpli bir kadın oldun?

Sen beni sevmekten vazgeçtiğin gün.

Bir düşün bakalım ne zaman?

Bir düşün de bul bakalım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Dayı, eyvallah.

Cemal, biz yokken kapıyı kimseye açmayın.

Yok, onun akrabası, bunun dayısının oğlu. Tadımız kaçmasın.

Açmayız Osman, açmayız. Anladık o kadarını.

-Abi, jandarma gelirse? -Sen asker kaçağı mısın Sıtkı?

-Biz yokken niye jandarma gelsin? -Hadi Osman, hadi.

Dur kafam sıkışacak.

-Cemal. -Buyur Derviş dayı.

Sizi oksijen mi çarptı ormanlarda geze geze?

Niye ki dayı?

Bu hayat bırakılıp da balcının diline düşülür mü?

Öyle deme Derviş dayı, biz Osman abimi severiz.

Ne zaman dara düşsek ilk o koşar.

İyi. Ne hâliniz varsa görün.

-Merhaba baba. -Merhaba kızım.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Çok bir araya geldik ama görüştüğümüze hiç memnun olamadık.

-Umarım bu bir başlangıç olur. -Umarım. Bu yüzden buradayım.

Buyurun, buyurun.

Evet. Fikret bize güzel bir şeyler yaptırmış.

Hesabı ben ödeyeceksem olur.

Sen ödeyeceksin zaten. Bu aralar bize o kadar çok zarar ettirdin ki...

...birazını karşılamış olursun.

Ee zararın neresinden dönersen kârdır, değil mi Fikret?

Baba, masada kâr zarar hesabı yapmayalım, olur mu?

Ağız alışkanlığı kızım. Özür dilerim.

Ee, Zeynep beni kırmamış...

...seni ikna etmiş. İkinize de çok teşekkür ederim.

Sağ olsun Fikret de beni kırmadı, geldi.

Açıkçası bu yemeğin bir yere varacağına inandığımdan değil de...

...meraktan geldim. Bakalım dedim, Halil İbrahim bu sefer ne isteyecek?

-Doğrudan konuya gir diyorsun yani. -Gir.

Birbirimize hâl hatır soracak değiliz. Çünkü birbirimiz üstünde hatırımız yok.

Ben bu görüşmeye her şeye açık olarak geldim...

...ve bu masadan çıkacak sonuca uymayı da garanti ederim.

Peki.

Rızvan Bey...

...bütün işlerden el çekin.

Gayri yasal olan her şeyi bırakın.

-Bak... -Bir dakika...

...bir dakika Fikret, dinliyorum.

Emekli olun. Torunlarınızı sevin, onları büyütün.

Her şeyi Fikret'e devredin.

Nasıl yani?

Vallahi ben de ilk defa duyuyorum. Daha önce benimle de paylaşmadı.

Halil İbrahim...

...biz sana yüzde konuşma dedik. Sen geldin...

...babamızı emekli yaptın.

Senin bir ortan yok mu ya?

Aslında kötü bir fikir değil.

Evet, yani bir dakika, bir dakika.

Halil İbrahim, sen bana şunu anlat.

Sen, ben eğer işi bırakırsam...

...Fikret'le savaşmayacak mısın?

Ortaklarımla savaşmayacak mısın?

Fikret'le kırmızı çizgilerimiz aynı, çoğu konuda.

Eğer siz bu işi yaparsanız biz bir şekilde onunla uzlaşırız.

Ortaklarınıza gelince.

Alerjim olan konuları daha önce ifade ettim.

Toz gibi.

Yılmaz'a yol vermem.

Onunla iş birliği yapan Dursun'a ve oğluna da.

Birincisi, babam hâlâ hayatta...

...ve sağlığı gayet yerinde. Niye emekli olsun?

İkincisi, diyelim ki bu dediğini kabul etti ve emekli oldu.

Babamın yokluğunu fırsat bilenler benimle savaşır.

Ben senin yanında olurum Fikret.

Benim liderlik yapma gibi bir derdim yok.

Bir ticaretim yok, bir beklentim, yani bir menfaatim yok.

Sen aileni gayri yasal işlerden kurtarana kadar yanında olurum.

Abim diyor ki eğer babam çekilirse...

...Nesim var, başkaları var, yurt dışında bağlantılar var.

Hedef ben olurum diyor.

-Abin zaten hedefte. -Ee yani.

Eğer siz bu işi daha fazla geciktirirseniz...

...sizi cezalandırmak için Fikret'i vururlar.

Doğru söylüyor.

Baba, biz ne konuşuyoruz burada?

Bu işin emekliliği falan yok.

Var Fikret, var.

Ha bire evlat kaybetmekten...

...bıktım.

Sevdiklerim artık yanımda olsun istiyorum.

Halil İbrahim...

...ben senin söylediğin bu işi yaparım.

Ama şunu bil ki...

...bu işi engellemek için Yılmaz çok sert savaşır.

Elinden geleni ardına koymasın.

(Gerilim müziği)

Efendim, yemekleriniz geldi.

Yılmaz'ın geleceğinden haberi olan var mı?

Nereden bilelim adamın geleceğini, falcı mıyız biz?

Bu ara nereye gitsek bir yerden peydahlanıyor bu herif.

-Şota, gir içeri haber ver. -(Şota) Tamam baba.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Siz burada bekleyin.

-Yılmaz Bey. -Reşit.

Senin oğlanları vurdular diye duydum.

Yok öyle bir şey Yılmaz Bey.

-Allah Allah! İyi, sevindim senin adına. -Eyvallah.

-Ne dedi Rızvan Bey? -Ben çağırmadım dedi.

-Halil İbrahim ne dedi? -Gelirse gelsin dedi.

Şota, sen bir gelsene benimle.

Affedersiniz, alabilir miyim?

Hesabı kim ödüyor? Ona göre sipariş vereceğim.

Ben.

Sen bir yemekle yırtamazsın Halil İbrahim, senin faturan ağır.

Dayı oğlu, burada iş için toplanmadık.

Zeynep bir karar verdi, Halil İbrahim'le evlendi.

-Onların hatırı için buradayız. -Ee, ben de ailedenim.

Evet, maalesef ailedensin ama davetli değilsin.

Sen de benim evime davetli değildin Zeynep.

Ama geldin evi bastın. Kocamı öldürdünüz diye hesap sordun.

Sonra da arabamın altına bomba yerleştirdin.

Elektrikli arabaya geç enişte. Çok daha güvenli.

Bunun adamları bombayı arabanın altına benzinlikte koymuşlar.

Benimki elektrikli diye benzinliğe gitmedi ya...

...beyefendi hanımını göndermiş, arabaya bomba koysun diye.

Fikret.

-Depon dolu mu Fikret? -Anlamadım.

Kasabada bir süre yakıt sıkıntısı olabilir de.

Neler saçmalıyorsun Yılmaz?

Devam et.

(Patlama sesi)

(Bağrışmalar)

Bu, hadsizliğin için.

Bana her hamle yaptığında ben de kasabaya saldıracağım.

Masumları inciteceğim.

Hiç birinin gözünün yaşına da bakmayacağım.

Sen gelmeden önce söyledim. Bir de yüzüne söyleyeyim.

Elinden geleni ardına koyma.

Ne yapabiliyorsan yap!

Elbet seni de kasabanın meydanına asacağım.

O asma fikri var ya, çok aklıma yattı.

Güzel racon. O yüzden şu...

...benim teslimatı yakalatan üsteğmen var ya...

...benim çocuklara söyledim, dedim onu alın, kasabada meydana asın.

Hadi bakalım.

Delirmiş.

Yılmaz, kafayı mı yedin sen?

Devlete saldırmak ne demek? Terörist misin sen?

Masada eniştemden başka kimse varsa bana yalvaracak...

...yapma, arkadaşıma kıyma diye...

...bir telefon da onun için açabilirim. Durdurabilirim.

(Gerilim müziği)

(Jandarma sireni çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Jandarma sireni çalıyor)

Herkes araçtan insin.

Tetikte olun, tetikte olun. Pusu olabilir, sen sağdan git.

Sen soldan.

Etrafa iyi bakın arkadaşlar. Her an pusu atabilirler.

(Gerilim müziği)

Başçavuşum, bizimkiler yok.

Bırak şimdi telsizi. Şu arkadaki çelik yeleği giy hemen.

-Komutanım... -Giy şu çelik yeleği başçavuşum.

-Komutanım, bir tane var, siz giyin. -Alican, giy şu yeleği, hadi.

(Gerilim müziği devam ediyor) (Fren sesi)

Yat, yat, yat!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Eylül Yılmaz...

...Büşra Taşçıoğlu - Süheyla Nur Çağlar

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.