Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.
Zeynepciğim, bize birer kahve yapar mısın?
Ben de o sırada biraz Yılmaz abini tanıyayım.
Olur, yaparım tabii.
(Gerilim müziği)
Mekânı basmışsın, adımı öğrenmişsin.
Benim adım Yılmaz.
İşkence gördüm, yılmadım.
Vuruldum, yılmadım.
Karımı, çocuğumu öldürdüler...
...yılmadım.
Yani anlayacağın damat, senin bu abin yılmaz.
Sen daha adımını atmadan ben nereye gideceğini bilirim.
İdris'e de söyledim...
...Halil İbrahim mekâna gelince adımı ver diye.
Ama bir bakmışsın...
...sen evine geldiğinde ben çoktan buradayım.
Yani ben senin elindeki her şeyi alabilirim.
Şimdi...
...söyle bakalım damat.
Sağa sola racon kesmişsin yarısını alırım diye.
Benden neyi alacaksın?
Ben seni hiç duymadım.
Ama sen beni duydun.
Sen, benim için buraya kadar geldin.
Ortaya çıktın.
Arkandakiler de...
...senin gibi tek tek ortaya çıkana kadar...
...seni öldürmeyeceğim.
Sen kimsin lan?
Kime çalışıyorsun?
Nerenin adamısın?
Hangi devlete çalışıyorsun?
Yılmaz, senin gibiler...
...ne zaman halkın içinden zulme karşı bir adam çıksa...
...kimin için çalışıyorsun...
...arkanda kim var diye sorar.
Herkesi kendiniz gibi sanıyorsunuz.
Ama ben kimsenin güdümünde değilim.
Benim arkamda halk var.
Mazlumlarla beraber senin gibileri yok edene kadar savaşacağım.
Tamam, güzel. Ben anladım.
Sen askerden atılma hayalperest bir devrimcisin.
Sen de su katılmamış, şeref yoksunu...
(Zeynep) Kahveler geldi.
Biraz döküldü yolda ama.
Memnun oldum.
Ne oldu?
Yılmaz abine telefon geldi, çıkması gerekiyormuş.
Vedalaşmak için seni bekledi.
Kötü bir şey mi oldu Yılmaz abi?
Yok canım.
Ben şimdi buralara kadar geldim ya...
...ne kadar pislik varsa gelir benim ayağıma bulaşır.
Ben sonra gelirim, kahvemizi içeriz.
Şöyle güzel bir keyif kahvesi yaparız.
Bu arada Zeynep, seni tebrik ederim.
Böyle bir delikanlı az bulunur.
Sonuncuyu sen kapmışsın. Aferin sana.
Ben Yılmaz abini uğurlayayım. Buyur.
Kahvemizi içeriz sonra.
-Görüşürüz Yılmaz abi. -Görüşürüz Zeynep.
(Gerilim müziği)
Senin dayı Derviş değil mi?
Benim.
Baban çok yaman adammış.
Babamdan duyardım hep.
Hekimoğullarındansınız değil mi siz?
Ayıptır söylemesi, öyleyiz. Halil İbrahim de öyledir.
"Hekimoğlu da vuruldu", diyordu türküde.
Herkes ölür.
Ama herkese türkü yakılmaz.
Evet evet.
Çok doğru.
(Gerilim müziği)
-Tekrar görüşeceğiz. -Beklerim.
Gelmezsen ben gelirim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu Yılmaz ne diyor, ne anlatıyor dayı, bir şey anlamadık!
Az önce alenen Halil İbrahim'e seni öldüreceğim, dedi.
-Allah Allah! -Bizimki ne dedi?
Beklerim, gelmezsen adam değilsin, dedi.
Dayı, sen şimdi şunu söyle, arayışımız bitti mi en sonunda?
Aradığımız belayı bulduk mu?
Bulduk Temel, hiç kuşkun olmasın. Hem de püsküllüsünü bulduk.
Dayı, sen nereye?
Emekli maaşımı çekip tamamını sadaka vermeye.
Tamamını vermeseydin dayı, önümüzdeki aya da lazım olur.
Garibanların duası olmazsa önümüzdeki ayı zor görürüz.
Ben yokken tatsız bir şey mi oldu?
-Yok. -Bana da mı yok Halil İbrahim?
Zeynep, sen bu dayı oğlunu ne kadar tanıyorsun?
Neden sordun ki?
Bir şey mi söyledi sana?
Benimle evlendin diye ters mi konuştu, ne oldu?
Konu sen değildin, bendim.
Leyla'nın nişanında bizi desteklemişti ama.
Seninle ne derdi olabilir ki?
-Söylesene, ne dedi sana? -Zeynep, ne dediğinin bir önemi yok.
Sen Yılmaz'ın ne iş yaptığını biliyor musun?
Bilmiyorum. Çok zengin, gemileri var ama...
...bizimkiler gibi kaçakçılık yaptığını sanmıyorum.
Sizinkiler gibi olmadığı kesin.
Halil İbrahim, bulmaca gibi konuşma, gizemli gizemli. Söylesene, ne oldu?
Yılmaz abim ne dedi sana?
Şu kadarını söyleyeyim...
...senin Yılmaz abin...
...uyuşturucu kaçakçısı. -Ne?
Nasıl yani?
Öyle akrabandır, dayındır, bize bir şey demek düşmez de...
...bu evdeki insanların güvenliğini tehlikeye atmamak için...
...biri gelirse önce bize haber ver.
Hele böyle eli silahlı adamlarıyla falan.
Kim olursa olsun eve girmemesi gerekir.
Gerçekten hepinizden çok özür dilerim.
Ben az önce gelen adamı dayımın oğlu sanıyordum.
Daha yeni uyuşturucu kaçakçısı olduğunu öğrendim.
Vallahi Zeynep, senin de maşallahın var.
Sizin ailede elle tutulur bir tek sen varsın.
Bir de abim var.
O da benim gibi bilmiyor muydu yoksa biz gerçekten...
...bu kadar kirli bir aile miyiz gidip onu soracağım.
Zeynep, kendine yüklenme bu kadar ya, Allah Allah.
Ona bakarsan Derviş dayının sülalesi eşkıya.
-Öyle değil mi arkadaşlar? -Allah Allah.
Aferin Osman, çok güzel teselli ettin kardeşim.
Ne ulan, yalan mı? Ayrıca kızın üstüne bu kadar da gidilmez.
Peki Osman, tamam.
Dursun amca, adam burada, geldi diyorsun.
Az sonra evimize gelecekmiş ama biz hâlâ ismini bilmiyoruz.
Fikret, yeğenim...
...baban benden bir şey istedi, ben de mecburen evet, dedim.
Verilmiş sözler var.
Ben adamın adını zikretmeyeceğime dair söz verdim.
Birazdan gelir, görürsün kim olduğunu.
Dursun, ben seni sözünün eri bir adam olarak bilirdim ama...
...neden bu kadar korkuyorsun, bir türlü anlayamıyorum.
Biz burada bir aileyiz. Açık açık konuş.
Bu adamların elinde seninle ilgili ne var ki seni böyle...
...toza bulaştırabildiler?
Ben babamın bir açığı olduğunu düşünmüyorum Rızvan baba da...
...bana da söylemediğine göre...
...belli ki bir anlaşma var aralarında.
İşte biz de o anlaşmanın karşılığı ne diye soruyoruz zaten.
Para değil, şantaj da değil, diyorsun.
O zaman ne?
Merhaba.
Yılmaz...
...halan mutfakta. Bir misafir bekliyorum.
Gidip onunla otur, biz işimizi bitirince yanına geliriz.
(Gerilim müziği)
Dayı oğlu, babam tavır olsun diye söylemedi.
Gerçekten önemli birini bekliyoruz.
Enişte...
...hakikaten babam bunca sene bu işleri size paslamasa demek aç kalacaksınız.
Bırak silah satmayı, siz sakız bile satamazsınız.
Başlatma babandan! Senden müsaade istedim Yılmaz.
Rızvan...
...beklediğimiz adam...
...Yılmaz.
(Gerilim müziği)
-Nasıl yani? -Bir dakika bir dakika!
Yılmaz abinin toz işiyle ne alakası var?
Ben yıllardır söylerim, gayrimeşru hiçbir işe bulaşmam.
Ben sadece ticaret yaparım.
İçeriğine ya da kiminle yapıldığına bakmam.
Dayımın bundan haberi var mı abi?
Babamın her zamanki gibi her şeyden haberi var.
-Sizin bütün işleriniz dâhil. -Belli ki...
...gidip olmadık birilerine bulaşmışsınız.
Sen de Dursun gibi aracısın.
Kimin kucağına düştüyseniz oradan kalkın da...
...bizi pis işlerinize alet etmeyin.
Enişte, şimdi sen...
...aklınca silah satıp karşılığında para alıyorsun, değil mi?
O paraları size kimler ödüyor sanıyorsunuz?
Afganistan'da para mı var?
Biz tozu alıyoruz...
...biz nakde çeviriyoruz.
Sonra sizin gibi küçük taşeronlara dağıtıyoruz.
Bir dakika bir dakika, bu Halil İbrahim'in çöktüğü tozlar...
...sizin miydi yani baba?
Sizi bizi yok Yavuz'um, sizi bizi yok.
Halil İbrahim geldi, ortalığı birbirine kattı...
...sizi birbirinize düşürdü.
Ne malınıza sahip çıkabildiniz ne kendinize...
...ne de kızlarınıza sahip çıkabildiniz.
Konuyla Halil İbrahim ne alaka?
İki tane depo bastı diye niye mevzu yapıyorsun ki?
Oradan geliyorum şimdi.
Halil İbrahim'in yanından.
Herif derin devlete çalışıyor. Hiçbiriniz buna uyanamadınız mı?
-Kim diyor bunu Yılmaz? -Ben söylüyorum.
Şu anda senin hayatında benden daha fazla...
...kayda değer bir şey söyleyecek kimse yok enişte.
Ben söylüyorum, ben ne diyorsam o!
Kusura bakmayın...
...akrabalık da bir yere kadar.
Çoluğum çocuğum var benim.
Sizin girdiğiniz bu pis işlere bulaşmam ben.
(Gerilim müziği)
(Yılmaz) Fikret temiz çocuk.
Hakikaten de pis işlerin içinde olmaması lazım.
Pis demişken...
...Nesim'i ara, oğlunu da alsın...
...beraber toplanalım.
Halil İbrahim'i nerede, ne zaman...
...nasıl öldüreceğimizi konuşmamız lazım.
(Gerilim müziği)
Sakine, duydun mu, Fikret akşam odasında kalmış.
Duymadım ama Ayşe’yi gördüm. Ağzı kulaklarına varıyordu.
-Senden de hiçbir şey kaçmıyor. -Kaçmaz anam.
Ama ben çok sevindim.
İstemiyorum artık bu evde bir gerginlik bir tatsızlık olsun.
-Aman aman, olmasın. -(Fikret) Anne.
-(Sakine) Bismillah! -Oğlum?
-Az bir gelsene. -Ne oldu oğlum?
Gel, bir şey soracağım.
(Nedime) Hayırdır inşallah.
(Gerilim müziği)
Ne oldu oğlum?
Dayım ne iş yapıyor anne?
Anlamadım?
Dayımın işi ne?
Oğlum, sen bilmiyor musun dayının işini?
Babamın işini yapıyor, armatörlük.
Peki, senin bu baban, yani dedem...
...uyuşturucu tüccarı mı?
Ne biçim laf ediyorsun sen Fikret!
-(Yılmaz) Halam. -Gel Yılmaz'ım gel, gel oğlum.
Senin için uygunsa senin yayla evinde kalabilir miyim?
Ne oldu, bir şey mi oldu oğlum? Kocaman evimiz var işte.
-Hep birlikte yaşar gideriz burada. -Ne olacak canım...
...sen yeğenini tanıyorsun, ben rahat duramam.
Çapkınlık falan yaparım, gelen gidenim olur.
Senin evin uygunsuz olur diye diyorum.
Sen de bırakamadın gitti şu pis işleri Allah aşkına.
Hangi birini bıraksın anne!
Değil mi abi?
Ne oldu, siz kavga mı ettiniz, tartıştınız mı, ne oldu?
-Bir şey olmuş galiba. -Zeynep'i ziyarete gittim de...
...tebrik etmek için. Oğlun ona bozuldu herhâlde.
Biliyorsun, Fikret'in kuralları var. Şunları yapabilirsin...
...ötekileri yapamazsın falan.
Aynen, var.
Neyse, ben gidip yayla evinin anahtarına bakayım.
Siz de aranızdaki her neyse onu halledin.
Hadi.
(Gerilim müziği)
Fikret...
...seni çok severim, bilirsin.
Herkesten daha çok.
O yüzden senden rica ediyorum.
Emretmiyorum, rica ediyorum.
Bu konu olduğu yerde kalsın, yankı yapmasın. Ortalıkta duyulmasın.
-Anladın mı? -Niye?
Utanır mısın abi?
Boş boş konuşma.
Bu rezilliği zaten kasabada elimde davulla ilan edecek hâlim yok.
Ama madem utanmıyorsun...
...gidip anlatsana halana.
Kadınları yanlış değerlendiriyorsunuz.
Kadınlar iş konuşmak için değil...
...kadınlar sevmek için, saymak için.
Para pul, ticaret, bu konular kadınlara göre değil.
Abi...
...karını, çoluğunu çocuğunu öldürdüler.
Hiç düşünmedin mi, hiç sormadın mı kendine bir kere bile...
...ben bu işlere girdiğim için bunlar benim başıma geldi diye?
Yıllardır düşünüyorum Fikret.
Keşke karıma işlerimi hiç anlatmasaydım diye.
Bu yüzden öldü.
O yüzden sen sen ol karına işlerinden bahsetme.
Hele de içinde olmadığın işlerden.
(Gerilim müziği)
-Ne oldu, hallettiniz mi? -Hallettik halacığım, hallettik.
Ne olacak, Fikret'in gönlünü almakta ne var.
Ben özür diledim, o da kabul etti.
Hallettik.
Zeynep'in yaptığına çok kırıldı Fikret.
Sen de çok üstüne gitme, olur mu?
-Olur hala, olur. -Al anahtarı, al.
Başımın tatlı belası.
(Turan) Osman, ekmek versene oradan.
-(Turan) Sağ ol kardeşim. -Elinize sağlık, çok güzel olmuş.
Belli belli. Bu ikinci mi üçüncü mü Osman?
-Tuz atayım mı Temel? -At.
-Eline sağlık hanım. -Afiyet olsun.
Oğlum, niye yemiyorsun, beğenmedin mi?
Beğenmediysen dünden karalahana sarması var, getireyim mi oğlum?
Halil.
-Halil İbrahim. -Efendim?
Sana diyorlar. Beğenmediysen başka yemek verelim diyorlar.
Yok yok, elinize sağlık. Her şey çok güzel olmuş.
Afiyet olsun.
Nesi var bunun?
(Gerilim müziği)
Yusuf abi...
...bizim kasabada bir tane benzinlik var, değil mi, şu girişteki?
-Öyle. -Sahiplerini tanıyor muyuz?
Sahipleri şehirde.
Öyle çok sık gelip gitmezler ama...
...Merve'nin yeğenleri işletiyor orayı.
-Benzinlikle onlar ilgileniyor. -Bir şey mi lazım?
-Bu yeğenler güvenilir çocuklar mı? -O ne demek Halil İbrahim?
Kuzenler güvenilir çocuklardır. Daha önce emrinizdeyiz, dediler de...
...ben işleri güçleri var, esnaflar diye önlerini kestim.
İyi.
-Sen niye sordun? -Birilerini havaya uçuracağım.
Bunu yapmanın tek yolu, o benzinlikten geçiyor.
Bu kadar adamı havaya uçurmak derken...
...sen kimlerden bahsediyorsun Halil İbrahim?
-Sıkma lan. -Tamam abi, hafif yapıyorum.
-Lan yavaş, yavaş. -Tamam, yapmıyorum, bıraktım.
Arkadan vurdu kavun kafalı.
Tamam, bırak, bırak. Beynim dondu, artık yeter.
-Levent abi. -Efendim?
Sen benim hayatımı kurtardın.
Bana bu yaptığın iyiliği var ya, bir ömür boyu unutmayacağım...
...göreceksin. -Ne demek unutmayacağım?
Unutacaksın Tamer. Ne yaşandıysa unutacaksın.
Ben seni öyle bir yere götürmedim...
...öyle kafamızdan adamlar uçuşmadı...
...Halil İbrahim'i görmedik etmedik, bilmiyoruz. Unut.
Levent abi, ben niye bunları unutuyormuşum?
Niye kimseye anlatmayalım?
Adam silah çekti, az kalsın öldürüyordu beni.
Bak, bizim acilen plan, program yapıp bunlara karşılık vermemiz lazım.
Hişt!
Tamer, ders bir!
Öyle her şey hayatta karşılıklı değil. Yeri var, zamanı var.
Annem size ne olduğunu soruyor.
Ne olmuş bize? Bir şey olmadı Leyla.
İyi, gidip kendiniz söyleyin o zaman.
Bir yere gidecekmişsiniz galiba Nesim amcayla.
Babam nereden çıktı şimdi? Nereye gidecekmişiz?
-Nereye gidecekmişiz? -Levent abi...
...o zaman ben Nesim amcayla konuşup şey yaparım, tamam mı? Merak etme.
Konuşmak yok, keseceğim o dillerini!
Konuşmak yok! Kimseye bir şey anlatmayacaksın.
Bir saattir ben sana burada ne anlatıyorum?
Yemin ediyorum, bir daha seni yanıma almam.
-Tamam. -Tamam mı?
-Tamam, tamam. -İyi. Bak bakayım bana.
-Belli oluyor mu, bir sıkıntı var mı? -Süper abi, çok iyi. Hadi.
-İyi, değil mi? -Hadi, hadi.
Rızvan ne konuşacakmış Nesim abi? Gelsin burada konuşsun.
-Yayla evi nereden çıktı? -Ne bileyim Asiye.
Levent'i alıp gel, dedi.
Şimdi Ayşe'yle konuştum.
Şu Yılmaz, yayla evinde kalacakmış.
Tabii...
...şimdi anlaşıldı sizin toplantınızın sebebi hikmeti.
O Yılmaz Marten hepinize ayar çekecek.
Yılmaz kim ki bize ayar çekecek Asiye?
Babasına saygımız var ama herkes haddini bilecek.
Size ne oldu? Buz falan bir şeyler diyordu Leyla.
Bizde bir şey yok ya, küçük bir kaza atlattık.
Ne kazası?
Görünmez kaza.
Tamer’ime dedim ki Tamer gel sana bizim çarşının oradaki...
...kebapçıda güzel bir kebap ısmarlayayım.
Yürüyoruz kaldırımın orada...
...inşaatın tam altından geçerken bu böyle dır dır konuşuyor.
Böyle kafayı bir kaldırdım, bir baktım...
...kalas yukarıdan aşağı doğru geliyor. Ben bir gördüm onu...
...Tamer'imi tuttuğum gibi kenara çektim...
...güm, beni buradan sıyırdı...
...kalas.
-Kalas seni sıyırdı? -Evet.
O kalasın bir adı var mı?
Yoksa odun parçası mı bildiğimiz?
-Düz odun anne, bildiğimiz düz odun. -Şöyle, bu kadar var.
Bu kadar. Böyle bir odun işte. Ama iyiyim, bir şeyim yok.
Biz nereye gidiyoruz baba?
Bizim kebapçı tadilatta Levent.
Yalan söyleyeceğin zaman önce çarşıdan geç, haberin olsun.
-Çarşı mı dedim ben? -Çarşı dedin.
-Köprü dedim. Köprü demedim mi? -(Tamer) Ben köprü duydum.
Köprü canım. Bizim çarşıda ne işimiz var?
Tamam, uzatma Levent. Birazdan çıkacağız.
Rızvanların yayla evine gideceğiz. Toplantımız var.
Nesim amca, ben de geliyorum toplantıya.
Sen otur, nereye? O kalas var ya, bugün geçmiş sıyırmış...
...benimki sıyırmaz. Kırarım o kafanı.
Anne, toplantıya gidiyoruz ya. Oturup konuşacağız...
...icraat yapmaya gitmiyoruz. Ben anlamadım, ne mahsuru var?
İnatlaşma şu çocukla Asiye. Bırak, babası var, eniştesi var.
Gitsin, otursun, çay içsin gelsin.
-Gidip gelsin, tamam. -Çocuk diyor ya, hâlâ çocuk diyor.
Eğer nişanda Yavuz'u istemiyorum deseydim Cingöz'ü öldüreceklerdi.
Anladım ben öyle bir şey olduğunu da...
...Leyla, bu işten kurtulmak için son şansındı, biliyorsun değil mi?
Ben son olduğunu düşünmüyorum Edanur.
Nikâha kadar bu işten kurtulmanın illaki bir yolunu bulacağım.
Leyla, şu gömleği ütüle, toplantıya gideceğim ben.
-İyi, giy. Ütülü zaten. -Askıda kırışmış.
-Ütüle diyorum Leyla. -Toplantıda kim senin yüzüne...
...bakacak da sen bana bunu ütüle deyip duruyorsun ya?
-Tamam, ben ütülerim, ver. -(Tamer) Yok, sen otur, sen dur.
Onun da zamanı gelecek.
Evlenip gitmeden önce Leyla yapacak. Hadi ütüle şunu.
Sabır, sabır!
(Bağırarak) Kapat o kapıyı Leyla.
Şimdi kalkıp alacağım ayağımın altına.
Boş ver sen onu. Sen nasılsın, onu söyle.
Bu sabah birtakım hadiseler oldu.
Kimseyle paylaşmadım daha. Bir sana anlatacağım.
-Ne gibi hadiseler? -Seninkiyle rastlaştık.
Adı neydi onun. Hatırladım, Temel'le.
Büyük kapıştık.
Allah'tan öyle millet falan vardı da son anda ayırdılar.
Edanur, yoksa var ya...
Neyse.
Sana da ben peşin peşin söylüyorum...
...o Temel'i ilk gördüğüm yerde indireceğim. Tamam mı?
-Ondan sonra aramız bozulmasın bizim. -Tamer.
Tamer, sen beni anlamıyorsun galiba.
Ben geçmişle ilgilenmiyorum, geleceğe bakıyorum ben.
Bu geleceği de seninle kurmayı planlıyorum.
O yüzden bir şey yapmadan önce bana da söyle ki bir planımız olsun.
Tek başına karar verme. Sen artık tek değilsin.
Tamam işte, o yüzden konuşuyoruz.
Senden bir şey saklayacak hâlim yok Edanur.
Yakında karım olacaksın.
(Levent) Tano!
Ne yapıyorsun lan burada?
Hadi yaylaya gideceğiz, hadi.
Tamam abi. Sen Leyla'ya söyle, onları benim dolabıma koysun, gömleği.
Giyeceğim onu ben.
(Gerilim müziği)
Fikret abiyle mi ne tartışmışlar.
Yılmaz abi de almış yayla evinin anahtarını, orada kalacağım demiş, gitmiş.
Sen niye sordun ki?
Yok, bir şeyden değil. Abim burada mı?
Burada burada. Ateş püskürdü herkese.
Ayşe dışında.
Öyle mi? İyi yani, barıştı Ayşe'siyle.
Evet.
-Zeynep, sen mi geldin? Hoş geldin. -Hoş bulduk Ayşe.
Dünkü curcunada tebrik edemedim evliliğinizi ama mutluluklar dilerim.
Sağ ol.
Abim nerede, müsait mi?
Aşağıda, gölün kenarındaki kulübede ama...
...seni görmek isteyeceğini zannetmiyorum.
Nedenmiş o?
Ya Zeynep, senin hakkında biraz ağır konuşuyor.
Ben saçmalama Fikret, o senin kız kardeşin diyorum.
Ama o benim için öldü deyip duruyor.
Ben bu evde neyi anlamıyorum, biliyor musun?
Herkes bir kurşun sıkıyor, sonra da Zeynep öldü diyor.
Ama olsun, önemli değil. Siz hâlâ benim ailemsiniz.
Henüz hiçbiriniz benim için ölmediniz.
(Müzik)
(Şota) Fikret Bey, gösterdiğiniz tavırdan dolayı çok mutlu oldum.
Yani o kadar insana karşı dik durmuşsunuz.
Ben yokum demişsiniz.
Bu öyle herkesin yapabileceği bir şey değil.
Ne yapacaktım Şota?
Çoluğumuzdan çocuğumuzdan çıkar acısı diyorum.
Adam, benimkiler öldü...
...seninkiler de ölür dercesine alenen tehdit etti beni.
Fikret Bey, bir şey diyeceğim.
Bunu babanıza söylemem bile.
Ben bu gece yayla evine gideyim.
O Yılmaz Marten'i indireyim.
Ulan şu zıkkımı ben içiyorum, senin kafan güzel oluyor.
Hasta mısın oğlum sen?
Görmedin mi Yılmaz'ın yanındaki, yöresindeki manyakları?
Vallahi Fikret Bey, biz de öyle çok akıllı değiliz yani.
Belki canımızı sağa çıkaramayız oradan ama...
...her türlü yanına yanaşır, Yılmaz'ı indiririm.
O kadar da güvenin bize.
Ne oldu ya?
Zeynep Hanım için canım feda falan diyordun...
...şimdi Fikretçi mi oldun, hayırdır?
Yok, Zeynep Hanım'a hâlâ canım feda.
Ancak sizin bu dik duruşunuz da uğruna ölmeye değer Fikret Bey.
Bir şey daha soracağım, hadi onu da cevapla.
Şimdi o canım feda dediğin Zeynep Hanım'ın kocası olacak...
...Halil İbrahim'le yarın bir gün karşılaşacağız.
Hasmımız neticede.
Diyelim ki silahlar çekildi.
Ne yapacaksın?
Ona sıkmam.
Öyle mi?
O size sıkarsa merminin önüne atlarım.
Yapabileceğim bu kadar.
Eyvallah.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Hoş geldiniz Zeynep Hanım.
Ne güzel sürpriz bu.
Hoş bulduk Şota.
Bize biraz müsaade eder misin?
-Tabii. -Şota, ona söyle...
...onu ne görmek, ne konuşmak, ne de dinlemek istiyorum.
Al götür onu buradan.
Ben de seni görmek, ben de seninle konuşmak istemiyorum abi.
Ama seni duymak, dinlemek istiyorum.
Sen de mi uyuşturucu tüccarısın?
Sen ne zırvalıyorsun ya?
Ben dışarıdayım.
Sana soruyorum Zeynep, ne zırvalıyorsun sen?
Beni affetmen için sana yalvarmayacağım abi.
Siz hepiniz benden vazgeçtiniz.
O düşmanım dediğiniz adam, adam gibi arkamda durdu.
Gel benim karım ol, eğer benim karım olursan kimse sana dokunamaz da...
...kimse seni buradan gönderemez de, dedi.
Bu konuyu git babanla konuş.
Benimle alakası yok.
(Zeynep) Onunla ne konuşacağım ya?
Herkesi yöneten, astığı astık, kestiği kestik Rızvan Leto...
...geldi bana, ben seni artık koruyamam, dedi.
Ben onunla ne konuşacağım?
İyi. Git kocan korusun kollasın o zaman seni.
Bakalım bu kadar düşmanın arasında kaç gün yaşayacaksınız?
Ne fark eder?
Ben buraya insanlar şerefi için yaşar demek için geldim.
Şimdi bana net bir cevap ver abi, ben de ona göre...
Ben de ne?
Ben de ne Zeynep?
Ben de abim öldü diyeyim.
Sen diyormuşsun ya.
Sen benim kastettiğin o işleri yapmayacağımı çok iyi biliyorsun.
O yüzden asıl sorunu sor.
Belli ki Yılmaz abin sizin oraya gelmiş, bir şeyler anlatmış.
Halil İbrahim'le bir şeyler konuştular.
Ne konuştuklarını bilmiyorum ama işin içinde toz vardı.
Ben de benim ailem böyle bir şey yapmaz dedim.
Şimdi bana söyle, bu Yılmaz Marten kim?
Dayım sahiden böyle bir işin içinde mi?
Ve bütün bu olanlardan annemin haberi var mı?
O çok sevip saydığımız dayımızın...
...bu işlerin içinde olduğunu ben de az önce öğrendim.
Dolayısıyla Yılmaz abimizin de.
Anneme gelince.
Gündüz vakti niye zıkkımlanıyorum sanıyorsun?
-Biliyor muymuş? -Gördüm, gördüm.
Gözlerinde gördüm. Her şeyden haberi var.
Ama seni korumak için, ama beni kollamak için...
...susuyor, bilmiyorum.
Susuyor ne ya?
Ben bu söylediklerinden anlıyorum ki...
...babam annemi sevdiği için değil...
...bu güce sahip olmak için annemle evlenmiş.
O kadarını bilmiyorum, ilgilenmiyorum da.
Babama sorsan benden daha tepkili.
Dursun Leto ondan gizli iş çevirdiği için mi...
...yoksa dayıma kıl olduğu için mi, bilmiyorum.
Ben artık hiçbir şey bilmiyorum.
Ne yapacağız abi?
Senin Fikret diye bir abin yok. Önce onu kabulleneceksin.
Bir süre sonra Halil İbrahim diye bir kocan da olmayacak.
Mümkünse onu da kabulleneceksin.
Yapman gerekenler şimdilik bu kadar.
Halil İbrahim ölene kadar benim kocam olacak.
Sen de ölene kadar benim abimsin.
(Müzik)
Bu, Rızvan Leto'nun arabası.
Bu, Fikret.
Bu, Dursun.
Bu da Yavuz.
Bu, Nesim Kulpa'nın arabası.
Bu, Levent.
Bu da Yılmaz Marten.
Hepsinin arabasına benzinlikte bomba yerleştireceğiz.
Yok artık!
Halil İbrahim, o Yılmaz daha yeni geldiği için benzinliğe uğramamış.
Adamları gidip geliyormuş sürekli.
Teyze oğulları tamam, değil mi baba?
Ne demek enişte, ne gerekiyorsa yaparız, dediler.
Da ben öyle detaya girmedim, bombadır şudur budur diye.
Halil İbrahim, şimdi sen bunlardan birisinin arabasını patlatsan...
...diğerleri korkudan bir daha arabaya bilmezler.
Aynen öyle Muzaffer baba.
O yüzden hepsini bir arada öldüreceğiz.
Bunlar illaki bir araya gelecekler.
(Halil) Gerek benim ölümümü planlamak için...
...gerek ortaklıklarının geleceğini planlamak için...
...bir şekilde bir araya gelecekler.
Da biz bunu Davut'un restoranın önünde yapmayalım Halil İbrahim.
Bir de onun sülalesiyle uğraştırma bizi.
Orada siviller, masumlar var Yusuf abi, orada öyle bir şey yapmam.
Bu işi onların mekânında yapacağız.
Halil İbrahim, sen az önce beni öldürmek için plan yapacaklar dedin ya.
-Evet. -Allah gecinden versin...
...öldürürlerse ne olacak, ne yapacağız biz?
O nasıl laf Osman!
Yok.
Doğru soruyu sordu Osman.
Yedi tane adamın arabasının altına bomba koyacaksın.
Üstelik adamların hiçbirisi seni öldürmeden bunu yapacaksın.
Çok doğru bir soru.
Aynısı dayı.
Aynen demek istedin herhâlde.
Aynısı dedim Turan. Aynısı demek aynen demek işte.
Ya bırakın mavrayı, bir şey konuşuyoruz.
Ola ki benden önce davranırlar...
...ölümümü kutlamak için bir araya geleceklerdir.
Gider hepsini patlatırsınız orada.
Olur yeğenim. Üzülmeyiz, gözyaşı dökmeyiz, ah vah demeyiz...
...koşarak gider adamların arabasını patlatırız.
Allah korusun da yaparız evelallah.
Ama ben sana başka bir şey soracağım, sen ona cevap ver.
Öldüreceğimiz adamların hepsi Zeynep'in sülalesi.
Formalite falan ama senin de karın yani.
Bizim de arkadaşımız.
Biz bu kızın babasını, abisini, dayı oğlunu, amca oğlunu...
...hepsini öldüreceğiz de...
...kızın yüzüne nasıl bakacağız kardeşim?
Doğru.
Orasını ben de düşünüyorum kardeşim.
Halledeceğiz.
Osman, sen bunlara deli balı mı yedirdin?
Yok dayı.
O zaman nasıl hep birlikte böyle delirdiniz?
Bu kadar adamın arabasına bombalı düzeneği yerleştirdiniz...
...hepsini birlikte patlattınız...
...üstelik hiçbiriniz ölmediniz.
Jandarmasını, devletini, cezaevini geçtiniz...
...tek derdiniz Zeynep'in yüzüne nasıl bakarız, öyle mi?
Evet.
Dayı, kolay bir şeyden bahsetmiyorum, ben de farkındayım.
Ama sen de gayet iyi biliyorsun, Yılmaz hepimizin yüzünü gördü.
Zeynep dâhil hepimizi hedefe koydu.
Önce bana gelecektir, orası kesin.
Ama benden sonra hiçbirinizi yaşatmayacaktır.
O yüzden hepsi ölmeli diyorum.
Onda da sen haklısın.
Tamam, hadi. Ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz?
İş bölümünü yap Halil İbrahim, biz de gereği neyse yapalım.
(Gerilim müziği)
Mesele benim ticaretim değil.
Mesele sizin bir problemi halledemeyip, kocaman bir dert hâline getirmeniz.
Ben gelip benim işimi yapın, bana ortak olun demiyorum ki.
Ben zaten sizin mevcut ticaretinizden faydalanıyorum.
Size de balya balya para kazandırıyorum.
O yüzden yok, bu işi yapmam, o işi beğenmedim, bunları geçelim beyler.
Halil İbrahim denilen ajan...
Ajan derken?
Yılmaz, Halil İbrahim'in devlet ajanı olduğunu söylüyor.
Böyle dediğine göre de bir bildiği var Nesim.
Var ya da yok, Halil İbrahim'in ölmesi lazım.
Yoksa hepiniz hareket edemez hâle geleceksiniz.
Yani sırf bizi düşündüğün için Halil İbrahim ölsün istemiyorsun...
...değil mi Yılmaz?
Sen bu işi beceremediğin için ben ortaya çıktım enişte.
(Yılmaz) Daha neyi anlamıyorsun?
Bu iş babama giderse değil Halil İbrahim...
...hepiniz kellelerinizi kaybedeceksiniz.
Babana saygımız sonsuz.
Ama buradaki herkesin isteği Halil İbrahim'i yok etmek.
Benim sadece anlamadığım, Fikret burada niye yok?
Damadın toz işine bulaşmak istemiyormuş.
Her ne kadar bunun toz işi olmadığını...
...tozun, işin bir parçası olduğunu anlatsak da anlamadı.
Fikret'in bu işe bulaşmasını ben istemiyorum.
Daha önce Halil İbrahim'i ele geçirdi, vuramadı.
Zeynep yanlış yaptı, kıyamadı.
Neymiş efendim, tuzak kuramazmış.
Tuzağın kralını kuracak.
Sadece kendisi bilmeyecek, o kadar.
(Gerilim müziği)
Temel.
Dikkatli getir Osman.
-Ver. -Dikkatli al, tamam mı?
Tamam.
(Temel) Biz bunları gidelim bırakalım.
Ola ki birileri gelir, teyzemin çocukları yerleştirsinler.
Biz gelmeyelim mi?
-Kalabalık gitmeyelim. -Sen niye gidiyorsun?
Temel'in teyze çocukları, o gitsin.
Görmek istediler.
Halil İbrahim mi istiyor bunu yoksa ben Edanur'dan dolayı...
...bütün sülaleyi patlatmaya mı çalışıyorum, anlamak istediler.
Haklılar vallahi. Ben olsam ben de senden şüphe ederdim.
-Aynısı. -Aynısı değil, aynen.
Aynısı Turan.
Lan ne aynısı? Birine katıldığın zaman aynısı demezsin, aynen dersin.
Lan sen benim başıma edebiyat hocası mı oldun Turan Durgun Otomotiv?
Evet Osman Baloğlu, aynısı.
Aynen Turan, aynen.
Hadi yürü, çay içelim.
Fikret, kız kardeşimi sildim, benim için öldü, diyor.
Şimdi ben nasıl gidip ona herhangi bir yerde buluş...
...Halil İbrahim'le, kız kardeşinle konuş, barış diyeyim?
O senin problemin enişte.
Oğlunu savaşmaya ikna edemiyorsan barışmaya ikna edersin.
Daha ne istiyorsun benden?
Eğer Zeynep işin içinde olmazsa Halil İbrahim buluşmaya gelmez.
Fikret'e söyle, Zeynep'le buluşsun, Halil İbrahim'i çağırsınlar.
Halil İbrahim, Fikret'le niye buluşsun?
Ne konuşsun?
Fikret'e şöyle diyeceksin. "Biz bu toz içinde yokuz.
Halil İbrahim'le aynı noktadayız, beraber hareket edeceğiz."
O zaman Fikret kabul eder, Halil İbrahim de buluşmaya gelir.
(Yılmaz) Bu kadar basit.
Peki, bu Halil İbrahim'e nasıl tuzak kurulacak?
Kim kuracak?
Kim vuracak?
Üçünüzün de oğulları işin içinde olacak.
Böylece yarın öbür gün biri Halil İbrahim'in leşinin peşine düşerse...
...üç ailenin de işin içinde olduğunu bilecek.
Zaten Fikret işin içinde.
İşinde tuzağa çeken o.
Ama Tamer daha çocuk ya.
Tamer daha çocuk ama Asiye'nin çocuğu.
Tamer bu işin içinde olmazsa Asiye'yi biz susturamayız.
Asiye oğlunu korumak için sonsuza kadar susacaktır.
Öyle değil mi Nesim?
Kıymetlisidir, bunda şüphe yok.
Ama bu genç oğlan, daha çocuk.
Onun yaşındayken benim dört leşim vardı, dört.
O da Halil İbrahim'le başlayacak, daha ne istiyorsun?
Dursun.
Çocukları çağır da neyi nasıl yapacaklarını anlatayım.
(Gerilim müziği)
Hah, bir jandarmamız eksikti Halil İbrahim.
Kardeşim, durduracaklar. Halil İbrahim, bittik be kardeşim, bittik be.
Tamam kardeşim, sakin ol sen.
Nasıl sakin olunuyor bir söylesene kardeşim, ben sakin olayım.
Arabada bir çanta dolusu C4 var Halil İbrahim.
(Gerilim müziği)
-İyi akşamlar. -Hayırlı akşamlar.
Sen miydin Halil İbrahim?
Arabada yasal olmayan bir şey var mı?
Biz varız komutanım, daha ne olsun?
Sen de haklısın. Nereye bu saatte, hayırdır?
Aslında üsteğmenim karakolda mıdır değil midir bilemedim.
-Niyetim onu görmekti. -Sebep?
Bizim arkadaşlar bir kavgaya karışmış.
Garibin birini bir yerde bir kumar masasına oturtmuşlar.
Bizimkiler de görünce dayanamamış, pataklamış adamları.
Ben de dedim komutana bir izah edeyim durumu, hem de bir özür dileyeyim.
Tamam, anladım. Karakoldan az önce çıktı üsteğmenim.
Ben bir anons geçeyim, arabadaysa cevap verir.
Komutanım, Halil İbrahim Karasu, çevirmede durdurduk.
(Telsiz Oğuz ses) Bir şey mi varmış üstünde?
Yok komutanım, sizinle konuşmak istiyormuş.
Ben çıktığınızı söyledim ama...
(Telsiz Oğuz ses) Konu neymiş?
Komutanım, benzinliğe gelin de size bir çay ısmarlayayım.
Ee...
Özür dilerim komutanım, birden telsize yaklaştı.
(Telsiz Oğuz ses) Tamam, tamam. Yakınım ben benzinliğe, bırak gelsin.
Emredersiniz komutanım.
(Telsiz Oğuz ses) O telsizini de kendi ağzına yakın tut uzmanım.
Emredersiniz komutanım.
Kardeş, kusura bakma. Ben öyle birden atladım ama bilmediğimden yani.
Her şeye atlama Halil İbrahim, her şeye atlama.
-Eyvallah. -Geç.
Bence de atlama Halil İbrahim, atlama.
Ya kardeşim, tam atlattık, tam her şey yolunda diyorum...
...ulan jandarma komutanını benzinliğe çağırıp çay içmek nedir ya?
Kardeşim, sen kuzenlerine düzenekleri nasıl kuracaklarını anlatırken...
...bombaları yerleştirmelerini öğretirken, ben de komutanla bir çay içeceğim, bu.
İç çayını, iç.
Benzinliği patlatacak değiliz. Şüphelenmez bizden, merak etme.
Anladım ben, anladım.
Belanın üstüne nasıl gidilir, belanın içine içine nasıl girilir...
...ben anladım kardeşim. Zamanla öğreneceğiz senden bunların hepsini.
(Temel) Hadi bakalım.
-Tamer. -(Tamer) Efendim anne.
Gel bakayım.
(Asiye) Gel.
Ee, nasıl geçti topladınız?
Nasıl geçsin anne? Gittik balkonda oturduk, bekledik, geldik.
Ya, beklersin böyle. Ana sözü dinlemezsen böyle olur.
(Asiye) Surata bak!
Meymenetsiz!
(Gerilim müziği)
Kapı niye kilitli Edanur, yabancı mı var evde?
Leyla geliyor sürekli, bir de dertleşmek istiyor kız.
Ben de kıramıyorum, o yüzden kapattım.
İyi.
Öyle çok yüz göz olma, gidici zaten.
Sen toplantıya gitmiştin. Nasıl geçti?
Güzel.
Çok güzel.
Belli ki fark ettirmişsin herkese kendini.
Yani.
Otursana, konuşalım.
(Gerilim müziği)
Bak Edanur, bu senin için çok önemli bir test.
Az önce annem sordu, hiçbir şey söylemedim.
Eğer ki bunu annem duyarsa...
...bizim aramızdaki iş başlamadan bitmiştir, haberin olsun.
Tamer, ben senin bana anlattığını niye annene anlatayım Allah aşkına?
Anneme söylemezsin, Leyla'ya söylersin.
Annem zaten illaki bir yerden duyacak.
Ama iş bitmeden söylersin diye seni test ediyorum.
Ben sana söz veriyorum, aramızda.
Karnındaki çocuğun üzerine yemin et.
Yemin ederim ki annene ya da Leyla'ya bir şey söylemeyeceğim.
Oldu mu?
Halil İbrahim'i öldüreceğiz.
Yarın ya da öbür gün.
Tamer, ben bunu her gün, herkesten duyuyorum, biliyor musun?
Nasıl öldürecekmişsiniz? Kiminle yapacakmışsınız?
Sen bu işin neresindesin?
Operasyonu Yılmaz abi yönetiyor. Bu sefer kesin.
Üç ailenin üç oğlu, hepimiz bizzat işin içindeyiz.
Nasıl olacakmış o, anlat bakayım.
Bak şimdi.
Başka bir şansın yok Halo, iyi düşünmüşsün.
(Oğuz) Yılmaz deşifre oldu.
Seni öldürmekten başka çaresi kalmadı.
O da ben öldükten sonra arkamdan kimin çıkacağını öğrenmek isteyecektir.
Ulan onu anladık, o yüzden yapma etme, saçmalama demiyoruz işte.
Vallahi ne bileyim kardeşim, ilk defa manyak mısın sen...
...ne yapıyorsun, kafayı mı yedin diye üstüme gelmedin.
Hepsini nasıl yerleştirecekler, becerebilecek mi?
Şu çayını iç kalk da çocuklara anlatayım. Yoksa nasıl becerecekler?
Bana bak, patlama sesi gelmeden haber ver bana, bilgim olsun.
-Tamam. -Hadi.
(Gerilim müziği)
Ne oldu Halil İbrahim, bir şey anlamadı, değil mi?
Böyle bir şeyi nasıl anlasın kardeşim?
Ne bileyim kardeş, ben şimdi her şeyi biliyorum ya...
...böyle gözüme bakan C4 görüyormuş gibi...
...her şeyi anlıyormuş gibi hissediyorum.
Hadi gel, anlatalım çocuklara da kendilerini patlatmasınlar.
İyi, hadi.
(Gerilim müziği)
Zeynep, telefonda anlatamam.
Doktor, hastane diyeceğim, çıkacağım bir şekilde.
Orada görüşelim, tamam mı?
O Asiye rahat bırakmaz ki seni.
Bak, benim bir arkadaşım var. Doktor, adı Didem.
Kadın doğumcu, tamam mı? Ben şimdi onu arayacağım.
Sen direkt ondan randevu aldığını söyle, odasında buluşalım, tamam mı?
Tamam, tamamdır.
Kiminle konuşuyorsun?
Doktor Didem Hanım'la konuşuyorum da biraz sancım var da benim.
Kapat, kapat.
Kayınvalidem sordu da Didem Hanım.
Tamam, tamam o zaman, ben hemen geliyorum, teşekkürler.
(Gerilim müziği)
Ne oldu, ne sancısı? Kanaman var mı?
Yok yok, kanamam yok ama biraz böyle bir sancı saplandı da...
...Leyla'yı da alayım bir gideyim hastaneye.
Ne Leylası!
Benim torunumdan bahsediyoruz.
Sen niye bana sancın olduğunu söylemiyorsun?
Git hemen çantanı, paltonu al, çıkıyoruz, hadi. Leyla!
Leyla, şoföre haber ver!
Çok teşekkür ederim, gerçekten çok sağ ol Didem.
-Günaydın. -Günaydın. Benim acilen çıkmam lazım.
-Hayırdır, bir şey mi oldu? -Edanur aradı.
Çok önemli bir mesele var, acilen görüşmemiz lazım, dedi.
-Nerede görüşeceksiniz? -Hastanede.
Zeynep, ben bu durumu sevmiyorum.
Seni de riske atıyor kendini de.
Eğer yakalanırsanız o kızı orada yaşatmazlar.
Biliyorum Halil İbrahim. Ama ne yapayım yani, gelmiyorum mu diyeyim?
Telefonda söyleyemem, hayati bir mesele, dedi.
Tamam. O zaman ben seni götüreyim.
Eğer sıkıntılı bir durum olursa haber verirsin.
Senin de söylediğin gibi Edanur'u riske atamayız.
-O yüzden ben tek gideceğim. -Daha fısıldaşacak mısınız?
Kahvaltı yapacağız da.
Ben kahvaltıya kalamayacağım. Size afiyet olsun.
Zeynep.
Efendim Sema.
Annenin evine bu kadar sık gitme. Burada mutsuz olduğunu sanacaklar sonra.
Halil İbrahim bir şey rica etti, onu halletmeye gideceğim.
Eve değil yani.
Bizden ne istedin yapmadık da Zeynep Hanım'dan rica ediyorsun acaba?
Ya sen beni sorguya mı çekeceksin, iki lokma yemek mi yedireceksin?
Bizim Turan'ın senden çekeceği var.
Var. Hepinizin var da en çok onun var.
(Gerilim müziği)
'Full'leyelim.
-Selim. -Efendim abi?
Şuna söylesene bana tuzlu bir şeyler alsın. Midem çok kötü.
Söyleyeyim abi.
Apo, Levent abiye tuzlu bir şeyler al.
Tamam Selim abi.
(Gerilim müziği)
Ne yapıyor bu?
Tertemiz camları niye köpüklüyor bu çocuk?
Bahşiş istiyor işte abi. Ver ufak tefek bir şeyler.
Üzerimde yok, şuna bir 50 lira ver.
Bende hiç yok abi üzerimde.
Kumar oynamaya gidiyorsun, paran mı yok cebinde?
Kumar oynamaya gitmiyoruz. Yılmaz çağırdı, ona gidiyoruz.
50 lira için de böyle çamura yatılmaz.
Ben vermem abi 50 lira.
Tamam abi, ben hallederim.
Ver Selim şuna.
Sağ ol kardeşim, al.
-Al abi. -Ver bakayım.
Bunların hepsi tatlı.
-Hangisi tatlı? -Tatlı almış hepsini.
Apo!
Oğlum, sen (Bip) zekâlı mısın?
(Gerilim müziği)
Güzel kızım...
...bu Doktor Didem Hanım'ın odası nerede?
Şu oda.
Asiye Hanım, ben girer çıkarım hemen.
Olur mu öyle şey, torunumun fotoğrafını göreceğim.
Ne fotoğrafı anne?
Çekiyorlar ya içeriden vesikalık, siyah beyaz.
Yalnız Asiye Hanım, ben eğer tek başıma girersem daha rahat ederim muayenede.
Önce benim içim bir rahat etsin...
...ondan sonra seni muayene eder bol dol doktor, hadi.
Merhaba.
Bana bak Leyla...
...şu kolumun dikişleri için bana doktor bul, hadi.
-(Asiye) Merhaba. -(Didem) Merhaba.
Didem Hanım, merhaba. Edanur ben, telefonda konuşmuştuk da.
Kusuruma bakmayın lütfen, şimdi doğumdan geldim de bir an çıkartamadım.
Bizim kızın sancısı vardı.
Bir ona bakın istedik.
Bir de cinsiyeti netleştirelim çünkü hazırlık yapacağız.
Cinsiyetini öğrenmek için henüz çok erken.
Ama Edanur Hanım'ın bir sağlığına bakalım.
Tamam. Çıkar üstünü, koy oraya.
Çantanı da koy.
Oraya bırak.
Yavaş yat.
Yavaş, yavaş.
(Gerilim müziği)
Soğuktur o şey.
(Gerilim müziği)
(Asiye) Görebiliyor musunuz?
Erkek mi kız mı?
Dediğim gibi, cinsiyetini söylemek için çok erken.
Ama bebeğin sağlığı gayet iyi.
(Asiye) Şükür.
Ama ben bir hatıra fotoğrafı isterim.
Tabii.
Yalnız annenin sancılarının sebebini anlamam için...
...bazı tahliller yapmam gerekir.
Ben burada görüyorum.
Gördüm bunu, erkek bu, erkek.
Erkek.
O zaman siz tahlilleri yapın.
Ben de dikişlerimi aldırayım. Hadi bakalım.
(Müzik)
Zeynep nerede?
-Gel Zeynep. -Sağ ol Didem.
Benim biraz işlerim var, siz de baş başa konuşun.
Tahmin ettim Asiye'nin peşine takılacağını, sapık gibi ya.
Zeynep, seni görecek diye ödüm koptu.
Bu Didem Hanım'dan bir şey çıkmaz ama değil mi?
Yok, hiçbir şey çıkmaz, merak etme. Arkadaşım o benim.
Sen gelmeden önce konuyu anlattım zaten.
Edanur, bak kendini böyle çok büyük riske atıyorsun.
Tamam, bırak beni, boş ver.
Senin bir dayı oğlun varmış, Yılmaz.
Var maalesef, ne olmuş?
O dün bütün aile reislerini toplamış, toplantı yapmış.
Halil İbrahim'e tuzak kuracaklarmış.
Fikret abin seni yanına çağıracakmış Halil İbrahim'le beni barıştır diye.
Halil İbrahim yoldayken de tuzak kurup öldüreceklermiş onu.
Yazıklar olsun. En çok da Fikret abime.
Yok, sanırım onun konudan haberi olmayacakmış.
Emin misin Edanur?
Bak, bu işin içinde Yavuz var, Levent var, bir de Tamer olacak.
Tamer'in söylediğine göre...
...Halil İbrahim güvenir diye seni ve Fikret abini kullanıyorlar.
Rıza'nın dediği yere Halil İbrahim bu taraftan gelecek.
İdris, arabası seni geçince adamlarınla peşine düşüp...
...dönemece geldiğinde arkasını kesiyorsun, anlaşıldı mı?
Tamam Yılmaz Bey.
Siz de bu taraftan önünü keseceksiniz.
Çapraz yaylım ateşine alacaksınız Halil İbrahim'i.
Aşağı taraf yoğun ağaçlık, kurtulma ihtimali yok.
Anlaşıldı mı?
Yılmaz abi, eğer izin verirsen ben bu işi tek başıma yapayım.
Şimdi bunlar ellerine yüzlerine bulaştırır.
Tamer'im, yanlış anlama, senden bahsetmiyorum.
Yavuz, yapacaksan yap.
Seni tutan yok da...
...bu iş öyle görüş odasında camın arkasına saklanıp...
...adam şişletmeye benzemez.
Ben ormanda gördüm Halil İbrahim'i.
Dayı oğulları bir ordu adam yolladı üzerine, akıbetleri malum.
Yılmaz abi, ne hikmetse orada herkes öldü.
Senin dışında.
Nasıl kaçtıysan artık.
Kaçmadım Yavuz.
Onları uyardım, beni dinlemediler. Ben de çektim gittim.
İdris şahit.
Senin mekânında tek başına kaç kişiyi indirdi.
Bu adam yakın dövüşte çok iyi.
Kurşun atıyorsun, kaçıyor, yumruk atıyorsun, kaçıyor.
Ben bu sefer işimi şansa bırakmayacağım, roket atacağım, patlatacağım onu.
Kimse de bana engel olmaya kalkmasın.
Roket mi var abi bizde?
Var var. Bende onlardan var.
Rahmetli dayı oğulları getirmişlerdi.
RPG-7, bazuka falan, ne ararsan var, Rus malı.
Roket mi atıyorsun, füze mi atıyorsun, ne atarsan at.
Halil İbrahim oradan sağ çıkmasın.
Yılmaz abi, biz bu iş için niye yarını bekliyoruz?
Fikret Bey'i baban anca ikna edebiliyor, o yüzden.
Peki, bu iş bittikten sonra Fikret abi bizim üzerimize yürümeyecek mi...
...beni tuzağa düşürdünüz, işinize alet ettiniz diye?
Orada seni bağlayan bir şey yok. Gelecekse bana gelir, cevabını alır.
Siz işinize bakın.
İdris, benimle gel, konuşacaklarımız var.
-Yavuz. -Ne?
Bu Halil İbrahim, Fikret'le buluşmaya Zeynep'le gelirse...
...bu plan yatar, baştan diyeyim.
Oğlum, sen manyak mısın? Adama söyleseydin, bana niye söylüyorsun?
Bu adamın ablası, onun halasının kızı.
-Sana ne oluyor? -Karım lan, karım!
Neyini anlamıyorsunuz?
Allah Allah!
Ne gülüyorsun? Oğlum, Halil İbrahim öldükten sonra...
...Zeynep'i kim teselli edecek?
Kocasına geri dönecek, ben teselli edeceğim.
Herkes dikkat etsin.
Bak, yanlışlıkla Zeynep'i hedef alan olursa kafasına sıkarım.
Bu arada ortam müsait değildi, söyleyemedim.
Dayı oğlu sözümü dinlemedi.
Kafasına ben sıktım.
Çok delikanlı adamsın Levent.
Boşuna konuşuyorsunuz. Böyle bir ihtimal yok.
Fikret abim Zeynep'le konuşacak, ikna edecek.
Halil İbrahim'i tek başına çağıracak zaten.
Tamer'im, onu biliyoruz. Ben en kötü ihtimale karşı bunları söylüyorum.
Neyse ne.
-Yavuz. -Ne var Levent?
Kartları görünce canım çekti.
Biz İdris'in oraya kumar oynamaya gideceğiz, kafamız dağılsın.
Paran varsa gel sen de oyna.
Yok, oynamam ben seninle bir şey.
Ben seninle hiçbir şey oynamam.
Allah aşkına.
Bu da böyle.
"Fikret abim..."
Tamer, eninde sonunda dayanamazsın...
...sen bu enişten Yavuz'un kafasına sıkarsın.
Tahammül edilebilecek bir şey değil bu adam.
Bana bak, yarın bir ortamı kollayalım.
Fırsatını bulursak çaktırmadan bunun kafasına iki tane atalım.
Halil İbrahim yaptı deriz, ne dersin?
Kötü bir fikir değil abi, atılabilir yani.
-Müthiş bir fikir bence. -Bence bir bakalım.
Aslanım benim!
Abinle buluşacağım restorana gelmeden önce mi olacakmış bu iş?
Öyle söyledi Edanur.
Tam yerini biliyor mu?
Keçiburnu diye bir yerden bahsetti ama ben tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum.
Ben biliyorum.
İyi plan yapmış Yılmaz abin.
Abin deyip durma şuna.
Abin demişken...
...Fikret'in bu işte bir parmağı olmadığına emin miyiz?
Birincisi; Edanur öyle söyledi, o yüzden eminim.
İkincisi; ben abimle gidip yüzleştim, kendim gördüm.
Senden daha çok sinirli Yılmaz'a.
Normalde ihtimal vermem onu bu işin dışında tutacaklarına da...
...abinin tuzakla işi olmaz, onu biliyorum.
Ama bu plandan haberi olursa...
...ilk onu öldürürler.
O kadar çıldırmış olamazlar herhâlde.
Sen beni dinle, abine hiçbir şey çaktırma.
Seni davet ettiğinde git, dinle, ikna ol.
Sevinçle haberi bana ulaştır.
Ne yani...
...gidip kendini mi öldürteceksin?
(Müzik)
-Senin ailen yüzünden. -Rızvan Bey.
Baba.
-Müsaitsen bir konuşabilir miyiz? -Tabii.
-Gel oğlum, geç konuş. -Mümkünse yalnız.
Fikret, konu Yılmaz'la ilgiliyse...
...annen çağırdı yeğenini.
Otur konuş da annen de duysun.
Allah Allah!
Ben sizin işlerinize karışmam.
Yeğenimle telefonda konuşuyorduk.
Ne zaman gelirsin diye sordum, o da çıktı geldi.
Ne oldu, kabahat mi oldu Rızvan Bey?
Şimdi Nedime...
...Yılmaz, Fikret'e destek olmak için geldi, öyle değil mi?
Ama oğlunun ölümüne sebep olacak, haberin var mı?
Tövbe tövbe!
Ben bu pis işlere girmem dedim diye ölümüme mi karar vermiş?
Yok oğlum öyle bir şey, tövbe de.
Anne, sen de yapma Allah aşkına bilmiyormuş gibi.
Bu ailenin en sevmediğim özelliği zaten.
Herkes her şeyi biliyor ama kimse bir şey bilmiyormuş gibi davranıyor.
Çocuklarına zarar gelmesini istemiyorsan böyle davranıyorsun Fikretciğim.
Sizi bu yaşınıza bu beğenmediğin hâllerimle getirdim ben.
Sağ ol kızım.
Afiyet olsun.
Anne.
Sağ ol kızım, ben su istemiyorum.
-Eline sağlık. -Afiyet olsun.
Suya gerek yok.
Özelse ben oturmayayım.
Geç kızım, geç otur.
Ne konuşacaklarsa bizim yanımızda konuşsunlar.
Otur kızım, otur. Benim gizlim saklım yok.
Evet, şimdi...
...Yılmaz başımıza bela olacak.
Yani olsun, problem değil.
Babası da zamanında başımıza bela olmuştu.
Ama ne yapıp edip onu buradan uzaklaştırdım.
Pek uzaklaşmış sayılmaz gerçi.
Baksana, yıllardır dayıma çalışıyormuşuz da haberimiz yokmuş.
Fikret, ben de senin gibi bu yaptıkları işlerden çok rahatsızım.
Ama seni hedefe koymalarını istemiyorum.
Nasıl yani?
Fikret sadece ben bu işlerde olmam demiş. Doğrusunu söylemiş.
Yani onların işine de karışmıyor, niye hedef oluyor ki?
Yok kızım, yok. Bir şey olacağından değil.
Fikret'e kimse zarar veremez.
Hele benim ailemden hiç kimse veremez.
Sen karşısın, ben karşıyım.
Ee baba, ne yapıyoruz?
Zeynep'le bir konuş Fikret.
Ben Zeynep'le konuşmam baba.
Ee, dün konuştun.
Konuşmadım.
O geldi konuştu konuştu, gitti.
Tamam, şimdi de sen kız kardeşini çağır.
Dışarıda bir yerde oturun, konuşun ve barışın.
Sebep?
Bana bak Fikret, bir kere de sözümü kesme.
Pardon.
Daha sonra kocasını çağırsın...
...oturup bir uzlaşma yolu bul.
Ben ona uzlaşmak için onca dil döktüm zaten, uzlaşılacak bir adam değil o.
Yok, yüzde 50 isterim, yok, onu isterim, yok, bunu isterim.
O pis işten yüzde almam, kimseye de yaptırmam demişti, hatırlıyor musun?
-Evet. -Ee, tamam işte.
Onunla aynı düşüncede olduğumuzu...
...bizim de karşısında olduğumuzu söyle.
Birlikte hareket edelim.
Bir dakika, sen şimdi...
...kızının kocasıyla birlik olup...
...kardeşimin oğluna karşı savaş mı açacaksın?
Hep beraber olursak...
...yani kazanamayacağını anlayıp çekip gider.
Nedime annem konuşsa Rızvan baba, gitmez mi?
Gelmesine gelir de gitmesine gitmez kızım.
Bir de bizim birbirimize düştüğümüzü gördü ya.
Tamam, ben arar çağırırım Davut'un oraya, konuşurum yine.
Yok yok. Davut'un yeri olmaz Fikret.
Orada buluştuğunuzu duyar Yılmaz.
Gürcü Kemal'in yeri olsun.
Orası sakindir.
Hem de oradan laf çıkmaz.
Peki.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Baba, diyelim ki Dursun Leto sözünde durdu.
Kardeşim dışarı çıktı, bu Yavuz'a saldırmadan nasıl duracak?
Söz verdi Ali Kemal, söz verdi.
Sen de bil.
Aksi bir davranışta bulunacak olursa...
...kardeşini öldürecekler.
Bunlara hiçbir şey olmayacak yani?
Şimdilik bir şey olmayacak.
Ama illaki olacak.
Sabırlı davranacaksınız.
Anladın mı beni?
Anladım baba, anladım.
Halil İbrahim, dediğin bütün arabalar tamam.
-Bir tanesi hariç. -Hangisi?
En önemlisi. Yılmaz'ın arabası elektrikliymiş.
Korumalar kendi arabalarına benzin almaya geldiğinde öğrenmiş bizim çocuklar.
Baba, korumaların arabasına yerleştirseydiniz ya bombayı.
Onlar patlayınca Yılmaz da geberir giderdi arada.
Oğlum, adamlar pompayı bile kendileri takmışlar, kimseyi yaklaştırmamışlar.
O zaman bunlar kendi arabalarına böyleyse...
...Yılmaz'ın arabasına hiç yaklaştırmazlar.
Cereyanlı araba nedir arkadaş?
Hakikaten. Ne yapıyor bunlar, gidip bir yerde şarj etmiyor mu?
Ee, onun için de şehre iniyordur herhâlde.
Kimseyi yaklaştırmıyorlar diyorum, siz neyini anlamıyorsunuz?
Bütün plan altüst oldu.
Eline sağlık Sema.
(Temel) Dur ya, hemen karaları bağlamayalım.
İllaki bir yöntemi vardır, değil mi?
Nasıl yapalım?
Derviş, senin aklına bir şey geliyor mu?
-Ne oldu? -Şu kapıyı çeksene bir.
-Ne oldu Sema? -Altüst olan neymiş Turan?
İşte Yılmaz'ın arabası elektrikliymiş.
-Yani? -Yani benzinciye gidemiyor araba.
Bizim de onun korumaları yüzünden yanına yaklaştırabileceğimiz biri yok.
Nasıl yok? Mutfakta duruyor işte.
Zeynep... Ne diyeceğiz şimdi Zeynep'e?
Dayının oğlunun arabasına bomba koy, onu sonra patlat mı diyeceğiz?
Aynen öyle diyeceğiz.
Sema, sen bu kıza kafayı taktın.
Bak kurban olayım, kızın hiçbir şeyden haberi yok. Bomba falan bilmiyor.
-Tamam, ben konuşurum. -Dur. Sema...
Sema falan yok. Anca beraber kanca beraber.
(Gerilim müziği)
Zeynep, sana bir şey soracağım.
Sor Sema.
Senden çok zor bir şey istense yapabilir misin?
Ne gibi?
Dayının oğlunu ölüme yollamak gibi.
Sema, deli deli konuşmasana akşam akşam.
Bir şey soruyorum! Dayının oğlu Halil İbrahim'i öldürecek ya.
Sen de ona karşı aynı şeyi yapabilir misin diyorum, yap demedim.
Bilmiyorum Sema.
Yani bugüne kadar birini öldüreyim, zarar vereyim diye bir plan yapmadım hiç.
Tamam, ben de sana yarını soruyorum işte.
Selamün kavlen.
Kızım, sen bu erkeklerin işine niye karışıyorsun?
Erkeği kadını mı kaldı Merve abla?
Adamlar hepimizi öldürmeye azmetmiş.
Ben kimseye bir zarar gelmemesi için elimden geleni yaparım.
Tercihim korumak olur anlayacağın, öldürmek olmaz.
Yani birini öldürmektense...
...Halil İbrahim'in ölüme gitmesine engel olmayı tercih ederim.
Korkaksın yani.
Zeynepciğim...
...sen ona bakma, tamam mı? O şimdi sana...
...Yasemin yüzünden takık.
Yoksa bu işler sana mı kaldı kızım?
Tamam Fatma anne.
(Müzik)
Yılmaz, neler oluyor bir anlat bakayım bana.
Halam, hoş geldin.
Hiç de hoş gelmedim. Otur bakayım şuraya.
Bak oğlum, kulağıma garip garip şeyler geliyor ve benim hiç hoşuma gitmiyor.
Şimdi sen bana şu işi sırasıyla bir anlat bakayım.
Sen sor, ben anlatayım hala.
Tamam, peki.
Yılmaz, sen Fikret'ime zarar verecek bir işin içinde misin?
Vallahi hala, bir sürü işin içindeyim ama...
...Fikret'e zarar verecek hiçbir işin içinde değilim.
Hatta bilakis, Fikret'i bu işin dışına çıkardım.
Yerine de Asiye'nin oğlu Tamer'i soktum.
Bu iş birine patlarsa o (Bip) patlasın diye.
Öyle mi?
Yazık Tamer'e diyeceğim ama...
...söz konusu Asiye olunca da dilim varmıyor tabii.
Asıl sen bana söyle hala.
Sen benim hakkımda ne duydun da koştura koştura buralara kadar geldin?
Bak oğlum...
...senin yaptığın işlere bizimkiler girmek istemiyor.
Sırf sen buradan git diye de...
...Fikret'e git...
...Halil İbrahim'le uzlaş dedi babası.
Hala var ya...
...sen harbiden delikanlı kadınsın.
Kocana rağmen kanından kimseye zarar gelsin müsaade etmiyorsun.
Kocam benim kanımdan değil.
Onu severim, sayarım.
Saygıda bir kusur etmem.
Ama söz konusu çocuklarım olunca...
...kimseyi tanımam Yılmaz.
Sana söz veriyorum hala...
...çocuklarına benden bir zarar gelmez.
Ama bilesin...
...bu işin sonunda sen de kızın da dul kalırsınız.
Söylemedi deme.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Zeynep.
Neyin var senin?
Yok bir şeyim.
Sen şimdi beni boş ver de...
...belli ki bu olanlardan herkesin haberi var artık.
Bunu nasıl öğrendiğimi sormadılar mı?
Sordular. Süt kardeşinden öğrendiğini söyledim.
Şota bilmiyor deseydin. Şimdi bizimkiler çok yakın, gidip sormasınlar ona?
Sormazlar.
Konuya gel.
Neyin var?
(Duygusal müzik)
Abim mesaj attı.
Yarın 14.00'te buluşup konuşabilir miyiz, dedi.
Nerede? Edanur'un söylediği yerde mi?
Halil İbrahim...
...sen bunu yapma, tuzağa düşme diye Edanur kendini tehlikeye attı.
Ben seni ölüme mi göndereceğim?
Zeynep...
...bana bir şey olmayacak.
Bazen...
...sevdiğine kavuşmak için kendini öldürtmeye mi...
...çalışıyorsun acaba diye düşünüyorum.
Hayır, eğer öyleyse...
...bil ki burada seni çok seven insanlar var.
Biliyorum.
Ben de beni seven insanları ortada bırakmamak için yaşamaya çalışıyorum.
Tuzağa giderek mi?
Zeynep, ben tuzağa düşmüyorum.
Tuzağa gidiyorum.
Ya işler istediğin gibi gitmezse?
Yani ya sana bir şey olursa?
Biliyorsun değil mi? Sen yoksan ben de yokum.
Ne gidecek bir yerim var, ne sığınacak bir ailem, ne sevecek...
Gidecek bir yerin yok, evet.
Çünkü senin evin burası.
Ailen de burada.
Sevecek birine gelince...
...o da burada.
(Duygusal müzik)
Hadi, intihar mahalline gitmiyor muyuz?
Bak, gördün mü, Derviş dayı da aynı şeyi söylüyor işte.
Yani intihardan başka bir şey değil bu yaptığın.
Zeynepciğim, şu an orada bir tuzak yok.
Biz sadece bakmaya gidiyoruz. Eğer dediğiniz gibiyse...
...vazgeçeriz.
Söz mü?
Söz.
(Gerilim müziği)
Tamam işte dayı, dediğiniz kadar yokmuş. Ben kurtulurum buradan.
Tabii tabii. Kurtulursun.
Karanlıkta görmüyorsun, hep uçurum buralar.
Arkadaş, biz bu bombaları bu gece niye patlatmıyoruz da...
...bile bile tuzağa yürüyoruz?
Biz yürümüyoruz Osman, Halil İbrahim yürüyor. Hatta koşuyor.
Önemli olan mala zarar vermek değil...
...düşmana zarar vermek ya Osman.
Ne yapalım boş arabayı patlatıp, kuru gürültü mü yapalım?
Caydırıcı olur, korkarlar. Planlarından vazgeçerler.
O zaman da yeni plan yaparlar.
Bu sefer hazırlıklı da olamayız.
Yeğenim, sen bunun neyine hazırlıklısın? Bize de söyle de anlayalım.
Dayı, Halil İbrahim ölüme hep hazırlıklı.
Ama kardeş, bak biz senin ölümüne hazırlıklı değiliz.
Burada çapraz ateşte kalacağım diyorsun. Nasıl kurtulacaksın bu işten?
Bak Temel kardeşim köprüde çapraz ateşte kaldı, sapa sağlam yanımızda.
Siz beni aşağıda bekleyin, ölmeyeceğim, söz.
Sen buradan kurtulsan aşağıdan kurtulamazsın.
Git bu laflarla Zeynep’i kandır. Sözmüş.
Ha dayı...
-Ne? -Bize ceset lazım.
Kurdoğlu'nun mağarasının etrafında istemediğin kadar var.
Cemal'le gider hallederim.
-Hadi gidelim biz de. -(Osman) Ben dayıyla geçiyorum.
Tek gitmesin.
(Kuşlar ötüyor)
Ne oldu abi? Dün ölmüştüm, bugün dirildim mi?
Bir konuşalım istedim.
-Dün akşam babamla konuştuk. -Ee?
Seninle buluşup, görüşüp barışmamı istedi.
Hatta Halil İbrahim'le de görüşmemi.
Babam istedi demek.
Evet, babam istedi.
Madem Yılmaz konusunda Halil İbrahim'le hemfikiriz...
...birlikte hareket edelim dedi. -Olur.
Olur abi, çağırayım.
Evdekileri arayayım, Halil İbrahim'e haber versinler.
-Şota atsın buranın konumunu. -Gerek yok, ben hallederim.
Nesi var bunun?
Vallahi anlamadım ki Fikret Bey.
Normalde en çok sevineceği şey sizinle Halil İbrahim'in ittifak yapması.
(Gerilim müziği)
-Gelirim dedi. -Öyle mi?
Ne o, karı koca kavga mı ettiniz?
Bu suratının hâli ne?
Hayır, sevineceğin bir şey söylüyorum ya sonuçta, barışalım falan.
Babam istemese benim için yoktunuz da.
Babam, kızının kocasını öldürmek için plan kuruyor...
...en sevdiği oğluyla kızını da bu plana alet ediyor...
...sen gelmiş bana neden mutlu değilsin diyorsun.
Sen ne saçmalıyorsun Zeynep ya?
Ortada tuzak falan yok.
Benim olduğum yerde öyle bir şey olmaz zaten. Sok bunu aklına.
Bir kere yaşandı diye paranoyak oldun.
Peki abi.
Pardon, bakar mısınız?
Abim ne içiyorsa ondan alabilir miyim?
Serttir bu, gündüz gündüz.
Olsun, daha iyi.
(Gerilim müziği)
Bak o kocan olacak adam da senin gibi bu suratla buraya gelecekse...
...hiç gelmesin, çekemem.
Aranızdaki her neyse onu halledin bir an önce, daha sonra buluşuruz.
(Gerilim müziği)
Saflığına.
-Anlamadım? -Sağlığına...
...diyorum abiciğim.
Senin de.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu o, yürü.
Geliyor. Beyaz bir pikabın içinde.
(Gerilim müziği)
(Levent) Lan Tamer'im, sen dur.
Lan Tamer, gel buraya!
(Gerilim müziği)
Tamer'im!
Tamer, yat yere, yat!
Ah Tamer ah! İçinden bir canavar çıktı senin Tamer!
(Gerilim müziği)
Yürü, gel.
Hop!
(Bip) zekâlı, gel buraya! Gel lan!
Siz onu bilmezsiniz, ölmemiştir o.
Onun ilacı bende.
(Gerilim müziği)
Şimdi son sözümü söylüyorum.
(Levent) (Bip)!
(Gerilim müziği)
Ya Levent, ne yapıyorsun?
Ben bir şey yapmadım.
Yavuz, al İdris'in adamlarını, aşağıya inin.
Ulan İdris'in adamı mı kaldı? Hepsini öldürdün.
Yürüyün ya, yürüyün.
(Gerilim müziği)
(Yavuz) Gel hadi, hadi!
(Levent) Ya nasıl kaçtı oradan sıçan gibi!
-(Yavuz) Ne bileyim ben. -(Levent) Çık bakayım.
(Levent) Nereye gitti lan o?
Yavuz, al adamlarını in aşağı.
-Ulan sen git! -Lan nasıl ineceğiz oraya?
Beyler, gidin. Aşağıya bakın bakayım nereye yuvarlandı.
Koş, koş, koş!
Selim, lan benim dürbünümü getir!
Nereye gitti bu adam?
-(Turan) Halil! -(Temel) Halil İbrahim!
Halil İbrahim!
Halil, Halil!
Çatlattık galiba kaburgayı.
-Osman, biz hallederiz, sen cesedi hallet. -Tamam.
Sen iyi alıştın ha.
(Turan) Kardeşim.
(Gerilim müziği)
-Ne var abi? -Dur bakayım.
Orada bir duman çıkıyor. Aha orada bir duman çıkıyor.
-Ver, ver bakayım şunu. -Lan oğlum bırak, dur.
Aha araba orada! Araba orada, sıkın lan!
Sık şuna! Araba orada!
Aha patladı!
Vay! Öldü, öldü işte!
Oğlum, ben roketi atınca hesapladım da attım onu!
Tamam, tamam, patladı. Jandarma doluşur şimdi.
(Hep bir ağızdan) Hadi yürüyün, gidelim hadi!
(Levent) Oğlum, ben size dedim lan! Ben size dedim!
(Müzik)
Ne oluyor lan?
Babam, Halil İbrahim'i öldürdü, seni de planına alet etti.
Olan bu.
(Müzik)
(Dursun) Eline sağlık kızım.
-Sağ ol kızım. -Afiyet olsun.
Yavuz nerede Nergis?
İşi vardı Asiye, birazdan gelir.
Bizim erkeklerin işini anlamak da çok zor.
Hem soyları yürüsün isterler...
...hem de çocuklarını ölüme gönderirler.
-O ne demekmiş Nergis? -Söylemedi mi kocalarınız size?
-Nergis! -Ne Nergis, ne?
Benimkinin kusuruna bakmayın.
Hangi evde ne söylediğini bazen unutuyor.
Benim de her şeyden sonra haberim oluyor.
Nedir mesele Nergis?
Halil İbrahim’i öldürmeye gitti ya çocuklar Asiye, onu diyorum.
Nergis ne diyor Nesim?
Yılmaz bir plan kurdu, Levent'le Yavuz'u da başına koydu.
Sen Tamer'in gitmesine nasıl izin verdin Asiye?
Tamer mi?
Sen oğlunu böyle şeylere dâhil etmezdin.
Hele Tarık'tan sonra.
Rızvan...
...Nergis yalan söylüyor de.
Ne dediğini bilmiyor de.
Senin işine bak...
Çocukların bir şey yaptığı yok.
İşi yapan Yılmaz. Onlar da...
İşin içinde olacak ki herkes bu suikastın ortağı olsun.
-Öyle mi Dursun? -Nergis...
...buraya kahvemizi içip gelinimize takı takmaya geldik.
Ne takısı, ne takısı!
O Nedime, yeğeni Yılmaz'ı buraya getiriyor...
...benim uşağımın eline silah versin diye mi?
Asiye, silah falan yok.
Nesim abi, senin damadın nerede? Fikret nerede?
O zaaf gösterdi, Zeynep'ten ötürü.
İşi beceremedi diye Yılmaz da haklı olarak işin içine sokmadı.
Haklıymış. Tuncay nerede?
Niye benim uşağım? Niye benim uşağım?
Ya Asiye...
Ah o Nedime ah, hepsi onun oyunu.
Benim soyumu kurutmak istiyor.
O yeğenini, o Yılmaz'ı benim soyum kurusun diye çağırdı!
Benim erkeklerim ölsün diye yaptı!
Asiye, soy benim soyum.
İstediğimin eline silah veririm...
...istediğim işi istediğim evladıma yaptırırım!
Anaysan analığını bil.
Övüneceksen övün, dövüneceksen dövün.
(Kapı açıldı)
Hoba!
(Kapı kapandı)
Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun!
Halil İbrahim sizlere ömür!
-Oo! -Anlatın bakalım, nasıl hallettiniz işi?
Çapraz ateşe aldık Halil İbrahim'i.
Yavuz abim bir taraftan, ben bir taraftan.
Dan, dan, dan!
Ama finali Levent abim yaptı.
Yok canım, estağfurullah. Hep beraber yaptık.
Hayır, hayır, hayır. Çıkardı bazukayı Halil İbrahim'e doğru...
...dan! Bir ateşledi var ya, Halil İbrahim ondan kaçacağım diye...
...orman falan araba paramparça, patladı.
-Vallahi billahi anne. -Seni (Bip) seni paramparça edeceğim ben!
Öpme, öpme, otur. Bir Halil İbrahim'e güzel bir sevineyim.
Bana bak. Yuhu!
Bana bak, otur. Otur Yavuz.
Şimdi bunları bana tam olarak anlat. Ben her şeyi bilmek istiyorum.
Çünkü bunlar ekler, çıkarır, anlat bana.
Hiç ekleme çıkarma yok Asiye anne. Yani yılan öldü.
Tamer'in de söylediği gibi füzeyi attıktan sonra ormana doğru girdi...
...ağaçlara çarpa çarpa patladı. Gözümüzle de gördük.
Patladı gitti ha? Yuhu!
Hadi patladı!
Bana bak orada durmayın! Gidin şöyle bir...
...keyif masası, bir ziyafet yapın. Hadi, hadi!
Ne oldu Asiye? Biraz önce esip gürlüyordun.
O zaman daha ölmemişti. Ama şimdi öldü.
Şimdi keyfim yerine geldi. Bana bak Zuhal...
...benim sözüm vardı. Ha, ben dedim.
Horon tepeceğim dedim. Hadi horona.
Hadi kalk, çal, ver coşkuyu!
Açayım be, açayım!
Kalk. Olmaz, büyük gün!
Asiye, çok canım sıkkın, vallahi istemiyorum.
Olmaz, hadi! Hadi kız!
(Levent) Gel buraya Tamer'im, gel buraya!
-Hadi, hadi! -Yavuz, gel buraya!
Hadi bakalım. Güzel aç, istediğimi aç.
Yavuz, gel buraya! ("Cimilli İbo - Horon" çalıyor)
"Alayım senden bir gül, gene eğil o yana"
"Alayım senden bir gül, gene eğil o yana"
"Gene eğil o yana"
"Öldürdük Karasu'yu, kurudu soyu sopu"
"Kızdırdınız Levo'yu, ha uşak ha, ha"
"İner dereye kızlar, su doldurur kovaya"
Auu!
"Sade güzellik değil, akıl olsun kafaya"
"Sade güzellik değil, akıl olsun kafaya"
"İndim dere kıyına, dere batak akıyor"
"Bir sevda etmek ile köy başıma kalkıyor"
"Bir sevda etmek ile köy başıma kalkıyor"
"Köy başıma kalkıyor, köy başıma kalkıyor"
(Islık çalıyor)
(Duygusal müzik)
(Turan) Sıkı sar alttan, sıkı sar.
(Temel) Bitti mi o Sema, vereyim mi bir tane daha?
Ya sen beni öldürecek misin?
-Zeynep... -Ya dur Zeynep, kaburgası kırık.
Benim de kalbim kırık.
Yazıklar olsun, arabanın patlamasını izledim ya.
Tamam Zeynep.
Yaşıyorum, hayattayım, ölmedim.
Sana bir söz verdim, sözümde durdum.
Çok korktum.
(Zeynep burnunu çekti)
(Zeynep burnunu çekti)
Zeynep, sen o bandajı iyice sabitle...
...sonra seninle işimiz var.
(Zeynep ağlıyor)
(Zeynep ağlıyor)
Tamam.
İyiyim bak, bir şeyim yok.
İyiyim, korkma.
İyi misin gerçekten?
(Zeynep ağlıyor)
Sadece birkaç kırık. Ama alışığım, biliyorsun.
(Burnunu çekti)
(Fikret) Bana bunu nasıl yapar ya?
Bana bunu nasıl yapar? Bu adam benim babam!
Ben bu adamın lafından bugüne kadar hiç çıkmadım!
Bir tane lafını bile yerde bırakmadım, ikiletmedim!
Beni nasıl satar ya?
İnsanların gözünde beni düşürdüğü duruma bak.
Senin o beş kuruş etmez abin, o Yavuz (Bip), bir de sümüklü Tamer.
Kadroya bak, olacak iş değil.
Fikret, bir tanem...
...bak çok sinirlisin, çok da haklısın.
Ama ne olur bugün kimsenin üstüne gitme.
Onlar için en mutlu gün, kendini ortaya atma.
Ne yapayım Ayşe? Ne yapayım?
Beni ve Zeynep'i kullanarak...
...kalleşçe hasmımızı öldürdüler diye...
...gidip onlarla beraber sevineyim mi, ne yapayım?
Tamam, gidelim buradan.
Şehre inelim birkaç gün, orada kalalım.
Kimseyle muhatap olmazsın.
Sonra geldiğinde kiminle ne konuşuyorsan konuş, ne yapıyorsan yap.
Ama bu öfkeyle değil.
Önce düşün, öyle yap.
Bak Ayşe, düşünmeden söylüyorum.
Babamı da, senin babanı da...
...o Dursun'u da, hele o Yılmaz'ı da...
...hepsini öldüreceğim.
(Müzik)
Zeynep nereye gitti şimdi peki?
Vallahi ben kimi takip edeceğimi, kimin yanında duracağımı şaşırdım Elif.
Ne bileyim nerede. Eve gitmiştir herhâlde.
Nedime, kalkıp gitsek mi Zeynep'in yanına?
-Yalnız bırakmasak. -Biliyordum böyle olacağını Sakine.
Aslında Zeynep de biliyordu.
Tek tesellimiz ona bir şey olmaması.
İstemez şimdi o kimseyi yanında. Bırakalım da acısını yaşasın.
Sonra zaten ya sayıp sövmeye gelecek...
...ya da sarılıp boynumuza ağlamaya.
İlla gelir o bu eve.
Yok, Şota, sen git bir Sema'ya sor, bir durumu öğren.
Ben burada böyle duramam, kalkıp gideyim yanına.
Orada bu evden birini görmek isteyecek kimse yok.
Ya bırakın insanlar acısını yaşasın.
Sonra gider görürsün Zeynep'i.
(Turan) Yavaş kardeşim, yavaş.
-Tamam, iyiyim ben, bir şeyim yok. -Yaslan şuraya.
Kahveden aradılar...
...Halil İbrahim öldü mü, arabası uçurumdan mı yuvarlanmış diye soruyorlar.
Şimdilik haberimiz yok, arabasına bindi gitti diyoruz.
Tamam. Öyle bilmeye devam etsinler.
İnsanlar üzülüyor tabii. Beni bile kaç kişi aradı.
Umut oldun herkese, millet yıkıldı yani.
Sağ olsunlar.
Ya bunun neyini anlamadınız? Zaten adam ölmüş...
...Allah artık hangi zalimi bunun elinden cezalandıracak diye yaşattıysa...
...şimdilik aramızda. O yüzden siz ölmüş gibi üzülün.
Hem bu duruma yavaş yavaş alışmış olursunuz.
Bugün değilse yarın, bu çok yaşamaz.
Allah korusun, düşmanları ölsün.
Oğlumuz yaşasın inşallah.
Ben şimdi sana bir paça yapayım, bir haftaya bir şeyin kalmaz.
Tamam Merve abla. Sağ ol.
-Yarın ayağa kalkmam lazım. -Hayırdır, bir randevun mu var?
Umarım Yusuf abi.
Baba, siz bize bir müsaade edin...
...bir şu randevunun detaylarını bir konuşalım.
-Hadi Fatma. -Tamam, bakın işinize siz.
Şu randevu meselesinden bana da bahsedecek misiniz?
Elini taşın altına koyacaksan bahsedelim Zeynep Hanım.
Sema, yeter artık Zeynep Hanım falan.
Ya beni kendinizden kabul edin ya da çekip gideyim gerçekten.
Sen otur Zeynep.
Ya hatun, Zeynep söylemese Halil İbrahim ölmüştü şimdi.
Sen de bir tuhafsın.
Dün gece bir şey sordum, hemen kıvırdı ama.
Neyi kıvırdım ya?
Birini öldürür müsün diye sordun, hayır, korumayı tercih ederim, dedim.
İşte biz de en çok bu kadar koruyabiliyoruz Zeynep.
Siz bir plan yaptınız da benden mi saklıyorsunuz?
Zeynep...
...biz herkesin arabasının altına bomba koyduk.
Herkes derken?
Herkes.
Bir kişi hariç.
Yılmaz.
(Gerilim müziği)
Asıl arabasına bomba konması gereken kişi Yılmaz.
Onun arabasına neden koymadınız?
(Gerilim müziği)
Yılmaz abiyle görüşmeye geldim, çekilin önümden.
Hoş geldiniz Zeynep Hanım. Haber verelim.
Haber ver de çekilin önümden.
(Gerilim müziği)
Mehmet abi, Zeynep Leto geldi.
Çıkın dedim önümden.
Hoş geldiniz Zeynep Hanım. Buyurun, ben size eşlik edeyim.
(Zeynep) Edin bakalım.
Ne bakıyorsun lan?
Hanımefendi, arabanızın yanından ayrılmazsanız sevinirim.
Asıl sen benim yanımdan ayrılırsan ben sevinirim.
Tamam, ben uzaklaşıyorum. Lütfen siz de arabanızın yanında kalın.
Zeynep'im, yapma! Benim hakkımda nasıl böyle bir şey düşünürsün?
Sakın, sakın Zeynep'im falan deme bana!
Evime geliyorsun, kocamı tehdit ediyorsun, sonra da tuzağa düşürüyorsun.
Sen ne aşağılık bir adamsın ya!
Zeynep bak, seni çok iyi anlıyorum.
Canını yakmışlar, bir düşman arıyorsun ama o ben değilim.
Sensin! O sensin, biliyorum.
Benim Halil İbrahim'le ne işim olur Zeynep?
Ne bileyim, git Yavuz'a sor, Levent'e sor.
Babana sor, onlara hesap sor. Benim konuyla bir alakam yok.
Soracağım. Onlara da hesabını soracağım.
(Gerilim müziği)
(Erkek) Ne yapıyorsun burada?
Ayakkabımı bağlıyorum.
Gel sen bağla istersen.
(Gerilim müziği)
Yürü Sema.
-Tamam mı? -Ayıp ediyorsun.
-Sordun mu hesabını? -Ayıp ediyorsun.
(Gerilim müziği)
Zeynep Hanım buraya kadar geldiğine göre...
...Halil İbrahim gebermiş demektir.
İdris'in yanına git.
Söyle sevkiyatı başlatsın.
Emredersiniz Yılmaz Bey.
(Gerilim müziği)
Zeyno...
Oh be, oh!
Sonunda Zeynep Hanım'dan Zeyno'ya varabildik çok şükür.
Benimle kardeş olmak ister misin?
Kardeş değil miydik zaten?
Daha değil.
Tamam o zaman.
İsterim.
Bunun için ne yapmam lazım Sema Hanım?
Mesela bana yalan söylemeyeceksin.
Ben de senin peşine düşmekten vazgeçeceğim.
Peşimde miydin?
Biraz.
Ben sana daha önce hiç yalan söylemedim ki.
Halil İbrahim'le ilgili söyledin de...
Mevzu o değil.
Mevzu ne peki?
Yok, süt kardeşinden öğrenmişsin, yok, Şota'nın bile haberi yok.
(Sema) Bizim oğlanlar yer de ben yemem.
Sen Halil İbrahim'e kurulan tuzağı kimden öğrendin?
Sana yalan söylememi istemiyorsun, değil mi?
İstemiyorum.
O zaman ben sana bu sorunun cevabını veremem Sema.
Aferin.
(Sema) Sen sözünde duran bir kızsın.
Şimdi sana bir şey söyleyeceğim.
Neymiş?
O Halil İbrahim'i kurtarana söyle...
...onu çok seviyorum.
Merak etme, aramızda.
(Duygusal müzik)
Sen nasıl sağ çıktın o arabadan?
İnsan bir geçmiş olsun der önce be.
Ya tamam kardeşim, geçmiş olsun da adam delirtmeye iş yapıyorsun ya.
Haberim yok, gitmiş arabaya ceset koymuşsunuz. Kimin cesedi o?
Ben nereden bileyim kimin cesedi?
Daha önce gömdüklerimizden biri işte.
Ya dayı, hadi bu deli, bu anlamıyor da sen bari dur, yapma de buna.
Çok dinliyor ya.
Acaba başka bir yerde mi çekiştirseniz beni? Ben yokken mesela.
Tamam kardeşim, sen şimdi söyle, sen kendini niye öldü gösterdin?
Yılmaz. Bence sadece benim için gelmedi.
Büyük bir sevkiyatın peşinde.
Koştur koştur bana tuzak kurduğuna göre acelesi var.
Bu sevkiyat ya bu gece olacak ya da yarın.
İyi de dediğin gibi olsa bile yani...
...öldüğünden emin olmadan harekete geçmez.
Bugün emin oldu.
Zeynep beni öldürdüğü için hakaret etmeye gitti.
Ben bomba koymaya gitti diye biliyorum.
Ya siz iyice delirdiniz ha. Ya kızı niye karıştırıyorsunuz?
Bu kız yarın öbür gün babasının tarafına geçerse biteriz biz Halo.
Onu geç Oğuz, Zeynep öyle bir şey yapmaz.
Sen bizzat teknik takibin başında dur.
Bunlar illaki sevkiyata başlayacaklar. Bir açık verecekler.
İyi, tamam.
Çok durduk açıkta, hadi gidin siz.
Dikkat et.
(Halil) Dayı, önden sen.
(Üst üste konuşmalar)
Yılmaz, kusura bakma, böyle aniden geliyorum deyince...
...anca bu o kadar hazırlık yapabildim.
Bu mu hazırlıksız hâlin Asiye?
(Asiye) Evet.
Senin bu yaptığından sonra...
...bu koyduğum şeyler az bile.
Sağ olasın, bir tanesin sen.
(Asiye) Böyle ne güzel hep beraber...
...ilk defa böyle güzel yemek yiyoruz. Uzun zamandır böyle ağız tadıyla.
Ah, güzel kardeşim öldü, uşağım öldü.
İlk defa bu gece yüzümü güldürdün.
-Demek Zeynep sana geldi, öyle mi? -Evet.
Ya gitti bir kötüye bağlandı.
(Rızvan) Ne umdu ki o çocuktan yani?
Ne olacaktı? Neyi bekliyordu?
Öleceği belliydi.
Şimdi, herkes hata yapar.
(Levent) Bu masadakiler zamanında ne hatalar yaptı.
Böyle bir durumda...
...Zeynep'in üstene gitmemek lazım, ona destek olmak lazım.
Hatta ona ağlayacak bir omuz lazım.
Kırmayayım o omzunu Levent!
Yine başlama, kapat şu konuyu!
Yok yok, öyle değil. Yani tekrar bizim büyük bir aile olmamız gerekiyor.
(Levent) Bunun zamanı geldi.
Şimdi malum, artık Yavuz'la Leyla evlenecek...
...yapacak bir şey kalmadı, değil mi?
(Levent) Değil mi Yavuz?
Ben de diyorum ki Zeynep'i geri alayım.
Tamam, zamanında hatalar yapıldı...
...birbirimizi kırdık, incittik ama her şey unutulur.
(Levent) Zamanla her şey unutulur.
Bu aile neleri unuttu. Yeniden birlik olmamız lazım.
Gözlerim doldu.
Çok güzel temenniler.
Ama şimdi bence senin fantezilerini bir tarafa koyalım.
Bu Fikret işi ne olacak, nasıl yapacağız?
Fikret bütün işlerin dışında kalacak.
Tamer'imi bu işlere karıştırman biraz sinirime dokundu ama...
...madem Fikret işin dışında kalacak, o zaman babası Rızvan'la...
...amcası Nesim eğer isterlerse...
...ben de izni veririm, senin olsun.
Yok bir de izin vermeseydin anne.
Sen sus, fazla konuşma, çarparım ha.
Ben diyorum ki şu Ayşe'yle bir konuşsam. O, Fikret'i yumuşatır.
Hiç olmazsa sizin işinize muhalif olmaz.
Olsa ne olur, olmasa ne olur Zuhal?
Biz artık istemiyoruz, biz.
Değil mi Dursun?
Ben zaten zaafı olan adamla çalışmam.
Fikret'in zaafı yoktur, kuralları vardır.
Karakteri bazı işleri yapmaya uygun değildir.
Onun için işin dışında kalması herkes için çok iyi.
Bu da Fiko'ya hiç toz kondurmaz.
Vallahi helal olsun Yılmaz abi, hepimizin karşı çıktığı mesele.
Ne yaptın ne ettin ikna ettin bizi.
Neye karşısın Yavuz, anlamadım? Para kazanmaya mı?
Yok, para kısmı güzel de...
...eğer devletle karşı karşıya gelirsek diyorum...
...acaba diyorum diğer işleri sekteye uğratır mı?
Büyük düşünün beyler, büyük düşünün.
(Yılmaz) Bütün büyük devletler bu işleri yapıyor.
Kotalar, ambargolar, savaşlar, her şey bu işlere göre belirleniyor.
Ben kafama göre iş yapmıyorum.
Edanur, güzel kızım, sana zahmet misafirlerimize güzel bir kahve yap.
Biz de Nergis'le oturalım bakalım, 40 gün 40 gece...
...nasıl düğün yapacağız, onu organize edelim.
Beyler de iş konuşsun.
-(Asiye) Zuhal, sen de kalk. -Hadi.
Çok güzel yapmışım.
Büyük düşünün. Sana ne dedim? Büyük oynayan kazanır.
-Hiç öyle bir cümle kurmadım sen ya. -Demişliği var.
Sen orada mıydın? Dedim adama, vizyonunuzu büyütün dedim, genişletin.
(Rızvan) Beyler...
...biz de şöminenin başına geçelim, ne dersiniz?
-Hadi Afiyet olsun. -Afiyet olsun.
Buyurun.
Yılmaz...
...sen buraya Halil İbrahim'i öldürmeye mi geldin...
...yoksa büyük sevkiyatı yapmaya mı?
Sevkiyat zaten planlanmıştı.
Halil İbrahim'in, Dursun'un deposundan çaldığı malları da...
...ben devlete yakalatacaktım zaten yem olsun diye ama...
...Halil İbrahim bu kadar sağa sola saldırmaya başlayınca...
...müdahil olmak zorunda kaldım.
Riske giremem, çok büyük sevkiyat.
Kaç ton göndereceğiz Romanya'ya?
-30 -30 mu?
(Levent ıslık çalar)
Çokmuş be.
Yılmaz abi...
...sen de tondan kilo gibi bahsediyorsun.
Hayır, bunların şimdi hepsinin kafası güzel olacak ya...
...biz seneye kesin Avrupa Birliğine gireriz.
Ne diyor bu ya!
Hey Allah'ım!
(Gerilim müziği)
(Oğuz) Efendim, hoş geldiniz.
Hiç bilemiyorum Oğuz, hoş mu geldim, niye geldim?
Ama gecenin bu saatinde beni buraya getirttiğine göre...
...önemli bir durum var. Umarım.
Şüpheniz olmasın efendim, buyurun.
(Gerilim müziği)
Buyurun efendim.
Oturun.
Hoş geldiniz.
Buyurun efendim.
Geç otur karşıma.
Anlat bakalım.
-Ne emredersiniz efendim? -Yok, hiçbir şey.
Ver bakayım elindekileri başçavuşum.
Efendim, malum, teknik takip emri vermeniz üzere birkaç şahsa ulaştık.
Bu şahısların yüklü miktarda bir uyuşturucu...
...sevkiyatı hazırlığı içinde olduğunu öğrendik.
(Oğuz) Ulaştığımız bilgilere göre...
...yarın sabah Kuşakkaya'daki tır garajından limana...
...konteynerlerin içinde yüklü miktarda uyuşturucu sevkiyatı gerçekleşecek.
Bu İdris Yanık denen şahıs için istihbarat raporunda...
...kara para aklama, kumar oynatma denmiş.
Uyuşturucu ne alaka?
Kanaatimce bu İdris Yanık'ı...
...asıl bu işi yapan adamlar paravan olarak kullanıyor efendim.
Kim bunlar Oğuz? Bak her şeyi yazmışsın...
...İdris Yanık'ın patronlarının ismi yok.
Efendim, biz bu İdris Yanık'ı alıp sorgulamadan, daha doğrusu...
...operasyon yapıp uyuşturucuya el koymadan...
...arkasındaki isimlere ulaşmamız zor.
Komutanına bilgi verdin mi?
Vermedim.
Anladığım kadarıyla sen benden operasyon için izin istiyorsun.
Komutanına nasıl bilgi vermezsin Oğuz?
Efendim, şöyle ki bu İdris Yanık denen adamın...
...Levent Kulpa'yla ilişkisi var.
Maalesef komutanımızın da o aileyle bir yakınlığı, bir hukuku mevcut.
(Oğuz) Yani seviyesini bilmiyorum tabii.
Ben komutanımı itham etmek de istemiyorum.
Ancak tedbiren bu operasyonda tek başıma hareket etmeyi uygun buldum.
Eğer dediklerinde haklı çıkarsan bu çok büyük bir iş olur.
Ama operasyon başarısız olursa seni ben bile kurtaramam.
Bunu göze alıyor musun?
Alıyorum efendim.
İyi, peki. Tamam.
Bu operasyon benim operasyonum olarak bilinsin.
Ben hem KOM'u hem de narkotiği bilgilendireceğim.
Zaten başınızda ben duracağım.
Teşekkür ederim efendim.
Umarım yarın da ben sana teşekkür ederim üsteğmenim.
Sevkiyat yarın sabah yola çıkıyor.
Biz de Dursun'un ofisinde buluşuruz.
Evet, birlikte oluruz.
Yılmaz işin detaylarını anlatır.
Bundan sonrasında biz de var mıyız, yok muyuz...
...ona göre bakarız, değil mi Rızvan?
Olur olur.
(Yılmaz) Anlamadım Dursun...
...bundan sonrasında var mıyız, yok muyuz derken?
(Yılmaz) Bundan sonrasında hep beraberiz.
Halil İbrahim'i boşu boşuna mı üç ailenin oğulları bir araya gelip öldürdüler...
...anlamadım ben?
Ha bana diyeceksen ben yoruldum, biz yaşlandık...
...uğraşamayacağız bu işlerle, riske giremeyiz, emekli olacağız...
...bana uyar.
Ben Levent'le, Tamer'le, Yavuz'la anlaşır yoluma devam ederim.
Yılmaz, biz daha ölmedik.
(Gerilim müziği)
Senin bu huyuna bayılıyorum Asiye.
Hiçbir kırmızı çizgin yok.
Dün Yılmaz'dan nefret ediyordun, bugün canciğer kuzu sarması oldun.
Benim bir kırmızı çizgim var.
O da Nedime.
Mesela Fikret anasını bıraksa, bana gelse...
...ben ona evladım gibi sarılırım.
-Fikret'e mi sarılacaksın? -Evet.
Bırak Fikret'i sen daha benim torunlarımın kafasını bir kere okşamadın.
Ne okşayacağım be torunlarının kafasını! O kadına babaanne diyorlar!
(Asiye) Bana ne!
Bana bak...
...şeyde, o nişanda o gece...
...sen Zeynep'e dedin ya, ben seni pek severim diye.
O çok iyiydi.
Ama gerçek değilse tabii.
Ben herkesi severim Asiyeciğim, herkesi.
Seni de, Nedime'yi de, Zeynep'i de.
Ölmüş dediğiniz kocasını da.
Ben kazanan herkesi çok severim.
Ha, bir tek şeyi sevmem.
Kaybetmeyi.
Kaybetmeyi ve kaybedeni hiç sevmem.
Bu kocam bile olsa durum böyle.
O yüzden alınmaca gücenmece yok.
Ne alınacağım!
Sen beni o zaman çok seversin.
Sen beni çok seversin, hep seversin.
Çünkü ben asla kaybetmem.
Asla.
Şekerli mi olmuş bu biraz, değil mi?
Yarın Dursun Leto'nun ofisinde buluşacaklarmış.
Bunlar Halil İbrahim öldü diye rahat rahat konuşuyor.
Tamam.
Tamam Zeynep, merak etme beni. Asıl ben sizi merak ediyorum.
Bu arada ben seni Doktor Didem diye kaydettim.
Bana şifreli mesaj at arada.
Tamam. Tamam, hadi yarın konuşuruz.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Köpek havladı)
Açın kapıyı.
(Gerilim müziği)
Buldu.
Tamamdır.
İşte bu! Gel, gel! Helal!
Helal!
(Köpek havlıyor)
Sağ olun Sayın Savcı'm.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Köpek havlıyor)
Fikret Bey, Zeynep Hanım evinden çıkmış, Dursun Leto'nun deposuna gidiyormuş.
Sebep, ne işi varmış orada?
Vallahi herkesin orada toplandığını duymuş.
Onlardan da hesap soracak herhâlde, nereden bileyim?
Sen bunları kimden duydun?
Zeynep Hanım.
İyi.
Madem herkes orada, benim de onlara iki çift lafım var.
Direkt oraya gidelim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Rızvan baba, senin bu var ya ufaklık canavar çıktı, canavar.
En önden gidiyor. Nasıl atıyor laps, laps, laps!
-Vallahi ön saflardaydı hep. -Cidden mi?
Tamam, yaptık bir şeyler de o kadar da değil, abartmayın.
Aferin oğlum sana.
Ama Levent abiyi ben hiç görmedim önde.
Levent çünkü hep en arkadaydı.
En arkada. Ben sana ne dedim?
Piyonlar gider önden, söyledim sana.
Efendim, kapıda Zeynep Hanım var.
Durdurmaya çalışmışlar ama kimseyi dinlememiş, buraya geliyor.
Gönderin gitsin, girmesin buraya.
Gelsin, gelsin. Ben onunla konuşurum.
Oğlum, otur oturduğun yerde. Bir vazgeçmedin şu sevdadan.
Vazgeçmenin sırası mı? Esas her şey şimdi başlıyor.
Baba, Levent abim bu konuyu seninle oturup ciddi ciddi konuşmak istiyor.
Kaldığımız yerden devam edelim baba.
Levent, bence deli deli konuşma, yoksa Zeynep'e o roketatarı...
Hişt! Uzatmayın artık ya!
Tamam, gönderin gitsin, gelmesin, gelmesin.
Hayır, gelsin. Bazı şeyleri onun yüzüne karşı söylemek lazım.
Bir şeylerin bedeli olduğunu öğrenmeli. Söyle sen gelsin.
Sen de kusura bakma Rızvan.
Oo!
(Zeynep) Hepiniz bir araya gelmişsiniz, kutlama yapıyorsunuz.
Neyi kutluyorsunuz?
Halil İbrahim'in ölümünü mü?
Bu kadar adam...
...toplandınız, bir adamın yalnız, kimsesiz, tek başına...
...hepinizi hizaya getiren bir adamın ölümünü kutluyorsunuz, öyle mi?
Zeynep...
...acılısın.
Her ne kadar seninle aynı acıyı paylaşmasam da...
...geri kalan her şeyi paylaşmaya hazırım.
Sen bir kes sesini artık!
Zeynep!
Kocan öldüğü için sen şimdi buraya gelip hepimize ağır laflar ediyorsun...
...bizi suçluyorsun ya, biz hak ettik.
Kocan geberdiği için bize ne kadar ağır laflar etsen...
...suçlasan haklısın. Bilmem anlatabildim mi?
Hadi şimdi defol git buradan!
Gideceğim.
İki şey söyleyeceğim, sonra da gideceğim.
Halil İbrahim ölmedi.
Yaşıyor.
(Gerilim müziği)
İkincisi de...
...bugün hayattaysanız benim sayemde.
Yaşıyorsanız benim sayemde.
Ama bundan sonrası için söz veremem.
Halil İbrahim öldürecek.
Duydun mu Yılmaz Marten?
Özellikle de seni.
(Gerilim müziği)
-Ne diyor oğlum bu? -Uyduruyor ya.
-Yok öyle bir şey. -Gördün mü gözlerinle oğlum Yavuz?
Arabayı patlattık baba.
-Sor bunlara, sor. -Patlattık, arabayı da patlattık.
(Levent) Ben dedim ya bombayı attık arabaya, daha ne yapacağız?
-Aşağıya düştü. -(Rızvan) Bomba patlamış olabilir.
-Ölüyü gözlerinle gördün mü? -Mümkün değil.
Her yer havaya uçtu. Oradan sağ çıkamaz ya.
(Rızvan) Hayır, gözlerinle gördün mü?
Hayır, araba patlamış olabilir. Ölüyü gözlerinle gördün mü?
-(Levent) Bir kere benim için öldü. -(Rızvan) Ee?
(Levent) Benim için öldü. Halil İbrahim benim için yaşamıyor.
(Gerilim müziği) (Üst üste konuşmalar)
(Gerilim müziği yükseldi)
Ne oluyor lan?
İdris değil mi bu?
Ava giderken avlandık.
(Gerilim müziği)
(Fikret) Dur, dur, dur! Geri gel.
Hayırdır beyler, burada ne işiniz var?
Zeynep nerede?
(Gerilim müziği)
Ne haber Fikret?
Halil İbrahim!
Yılmaz, ne oluyor? Bir şey söylesene!
Tuzak kuralım derken tuzağa düştük!
Mümkün değil!
Ya ölmemesi mümkün değil!
Halil İbrahim'in oradan sağ çıkması imkânsız!
Zeynep sallıyor bence Yılmaz abi, oradan çıkması imkânsızdı.
Siz ne iş çeviriyorsunuz lan?
Zeynep.
("Hüseyin Ay - Hekimoğlu" çalıyor)
"Hekimoğlu derler"
"Benim aslıma"
"Aynalı martin yaptırdım da narinim"
Halil İbrahim mi o?
"Kendi neslime"
"Aynalı martin yaptırdım da narinim kendi neslime"
"Konaklar yaptırdım mermer direkli"
"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"
Camdan uzaklaşın!
"Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli"
"Konaklar yaptırdım, döşetemedim"
"Ünye de Fatsa bir oldu da narinim baş edemedim"
"Ünye de Fatsa bir oldu da narinim baş edemedim"
"Hekimoğlu dediğin de narinim o da vuruldu"
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Çağıl Doğan - Sunay Temür - Hatice Başpınar
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.