All language subtitles for Hudutsuz Sevda Dizisi 5 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Klasik müzik çalıyor)

(Duygusal müzik)

-(Nedime) Zeynep'im. -Anneciğim, anne.

Böyle mi olacaktı Zeynep'im?

Anne, yapma böyle ne olursun.

(Zeynep) Annem.

İnsanlar bizi zayıf, güçsüz görmesin. Bak, ağlama lütfen.

Sen niye abini dinlemedin? Niye gitmedin kızım?

Söyledi mi sana?

Ben artık kaçmayacağım anne.

Hiçbir gerçeğimizden kaçmayacağım.

Sen de ne olur ağlama artık.

Canım benim.

Ah, güzel kızım benim.

-Anne, Elif'i gördün mü? -Yok kızım, görmedim.

Görürsen söyler misin, yanıma gelsin.

Olur, söylerim kızım.

(Duygusal müzik)

(Arama tonu)

Neredesiniz ya, neredesiniz?

(Duygusal müzik)

Allah'ım, Halil İbrahim ne olur başarmış olsun.

(Klasik müzik çalıyor)

-Hayırlı olsun. -Sağ olun, sağ olun, sağ olun.

(Klasik müzik çalıyor)

Reşit, var mı bir haber?

Cevat’ın telefonu kapalı. Halil İbrahim’den de haber yok.

İnşallah gebersin ikisi de.

İnşallah Rızvan Bey, inşallah.

Hanım nerede Reşit?

-Biraz rahatsız Rızvan Bey. -Rahatsız, öyle mi?

Bak, ben de son iki gündür onun hâllerinden rahatsızım.

Kimse bana tavır yapamaz Reşit, tamam mı?

Git çağır, gelsin buraya. Sütkızı evleniyor.

Eğer üzülecekse gelsin, burada ağlasın.

Başüstüne Rızvan Bey.

(Gerilim müziği)

(Rızvan) Vay, vay, vay dünür.

-Hoş geldin. -(Dursun) Hoş bulduk Rızvan.

-Ne haber damat? -İyi babam.

Aferin.

Ee, hanım nerede?

Sorma Rızvan, biraz rahatsızdı. Gelemedi, selam söyledi.

Bir salgın hastalık var galiba. Herkes rahatsız.

Neyse, geç, gel.

-Rızvan. -Efendim?

Bu Cevat’ın söylediği silahlar gelmedi.

Acaba başka bir yere mi gönderdiler?

Bilmiyorum ki Dursun, bilmiyorum.

Yavuz bak, sözlün orada.

(Rızvan) Gidip iki muhabbet etsene.

(Dursun) Ben de bir merhaba diyeyim misafirlere.

(Rızvan) Hadi de bakalım.

-Ne haber Tamer? -İyilik.

Tuncay.

-Leyla, ne haber? -İyiyim Yavuz abi. Sen nasılsın?

İyiyim, iyiyim.

İyi.

İyiyiz.

Bak bakayım buraya.

Şu düştüğümüz hâllere bak.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu) Gel.

Elif, neredesin? Öldüm meraktan.

-Var mı bir haber? -Yok.

-Şota? -O da bir şey bilmiyor.

Zeynep, Cevat ölseydi çoktan duyulurdu.

(Elif) Belli ki Halil İbrahim başaramadı.

Gel vakit varken seni buradan kaçıralım.

Kaçmayacağım Elif.

Bak, o nikâh defterine imza attıktan sonra...

...kimse seni Levent’in elinden kurtaramaz.

Asıl Halil İbrahim’e bir şey olduysa...

...Levent’i benim elimden kimse kurtaramaz.

(Gerilim müziği)

-Neredesin sen Sakine? -Biraz rahatsızım abi.

Vitamin al, geçer.

Biraz kendini toparla Sakine, anladın mı?

(Gerilim müziği)

Cevat öldü.

Emin misiniz Rızvan Bey?

Silahlar Dursun'a gitmemiş.

Kim söyledi bunu?

Dursunlar silahları çalmış olmasın?

Sen bana inan Reşit. Cevat öldü.

Ne diyeyim, başınız sağ olsun mu diyeyim?

Yok, Allah size uzun ömür versin de, yeter yani.

(Bip), diklendi bana diklendi, geberip gitti.

Nikâhı iptal mi etsek?

Asiye Hanım'dan dolayı.

Bizim bildiğimizi onlar da biliyor.

Onlar iptal eder nikâhı.

Evet, ben şimdi anladım.

Cevat’ın üzerinden kurdunuz oyunu.

Kızınızı Kulpalara vermeyeceksiniz.

Benim kurduğum oyunlara kimsenin aklı ermez Reşit'im.

Sen aklını yorma, gel.

(Levent) Anne, neredesiniz?

-Yoldayız oğlum. -Hadi acele edin biraz.

Nikâhımız başlayacak, hadi.

Tamam, geliyoruz.

-Ne diyor? -Nikâh başlayacak, neredesiniz diyor.

Allah Allah! Nikâha bizsiz mi başlayacak?

Niye kudurdu bu çocuk?

Ah Cevat'ım ah, neredesin?

(Gerilim müziği)

Ne oluyor, ne bu trafik?

Bir kalabalık var. Ben bakıp geleyim efendim.

Aç kapıyı, ben de bir bakayım.

(Gerilim müziği)

-Hişt, oğlum. -Efendim abla?

-Ne oldu orada? -Birini ağaca asmışlar.

-Aa! -Kimi asmışlar?

Bilmiyorum ki.

Bana bak...

...sakın bizim Cevat, Halil İbrahim'i asmış olmasın?

Cevat bu, yapar vallahi.

Kız, kalk.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Cevat! Cevat!

Cevat!

-Asiye, gelme. -(Zuhal) Cevat!

Hadi araca gidin siz, hadi Asiye.

Arabaya geçin siz, hadi.

-Asiye, hadi. -Sus, dik dur!

-Dik dur! -Siz araca geri dönün, hadi.

Hadi, hadi araca gidin.

(Gerilim müziği)

Ey ahali, beni iyi dinleyin!

Benim adım Asiye Leto!

Benim Cevat’ımı asan o Halil İbrahim'in...

...etlerini parça parça edeceğim!

Bütün bu köşelere asacağım!

Bütün bu köşelere etlerini asacağım!

-Asiye, tamam, Asiye. -Bırak!

Onun peşinden giden herkesin etlerini parçalayacağım!

(Asiye) Bırak, bırak!

Beni değil onu indireceksin!

(Zuhal ağlıyor) Benim Cevat'ımı indir.

Kardeşim, indirin şunu aşağı.

Beyefendi, geçemezsiniz. Lütfen geri çekilir misiniz?

(Jandarma) Savcının gelmesini bekleyeceğiz.

(Nesim) Kardeşim indirin, indirin aşağıya.

(Gerilim müziği)

Selim, ne oldu? Annemler geldi mi?

Abi, yolda bir şey olmuş. Gelemeyeceklermiş.

Ne olmuş da gelemeyeceklermiş?

Ne oldu da gelemiyorlar? Öldüler mi?

Abi, nasıl söylenir?

Dayı ölmüş abi.

Ne?

O Halil İbrahim Karasu köyün meydanında asmış dayıyı.

Ne diyorsun lan? Salak salak konuşma (Bip) zekâlı.

Halil İbrahim kim ki benim dayımı öldürecekmiş!

Benim dayım gidecek Batum'a... Sen...

Kim diyor lan bunları? Yalandır lan. Kim diyor?

Babanın şoförüyle konuştum abi, o söyledi.

(Gerilim müziği)

Nesim Bey, düğünü iptal edelim demiş.

Sen mi söylersin Fikret Bey’e yoksa ben mi söyleyeyim?

Kimse kimseye bir şey söylemeyecek. Duydun mu lan?

Kimse kimseye söylemeyecek. Konuşanın ağzını, dilini keserim!

Bu nikâh iptal edilmeyecek!

-Nasıl abi, anlamadım? -Ne nasıl lan? Neyi anlamadın?

Neyini anlamadın? Bu nikâh iptal edilmeyecek diyorum sana.

Ben Zeynep'i aldıktan sonra...

...gidip kendi ellerimle alacağım dayımın intikamını.

Anladın mı lan şimdi? Anladın mı? Anladın mı?

Git, git!

(Gerilim müziği)

Ayşe, hadi.

Rızvan baba nikâhı kıyalım dedi. Hadi.

Ayşe, sen git söyle annemlere.

Sen de git şuradan, gözüm görmesin seni.

Fikret, bak kaçtır yamuk yumuk konuşuyorsun...

(Ayşe) Abi.

Ee, konuşursam ne olur?

Abi, tamam. Sen git, biz geleceğiz. Tamam mı? Hadi.

-Tamam. -Hadi. Hadi.

(Gerilim müziği)

Geberttirecek bana en sonunda kendisini.

(Gerilim müziği)

(Mikrofonu deniyor)

Sevgili misafirler, öncelikle hepiniz hoş geldiniz.

Nikâhımız başlamak üzeredir.

Sizleri yavaş yavaş böyle alalım.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Geçin böyle.

(Gerilim müziği)

Gel Nedime, gel. Gelin, gelin, gelin.

(Gerilim müziği)

Rızvan Bey, bunca yıllık hatırım var sende.

-Hani ne olur git şu işi durdur artık. -Nedime...

...ben sözümü yemem.

Kader buna engel olur dedim, o da olmadı.

Hem siz niye böyle koştur koştur geldiniz?

(Rızvan) Daha dünürler yok baksanıza.

Ayşe, kızım, kalk git abine söyle.

Böyle yangından mal kaçırır gibi nikâh olmaz.

-Daha annenler gelmemiş. -Tamam Nedime anne.

(Gerilim müziği)

Annem, babam, teyzem daha gelmedi. Ne yapıyorsun?

Gelselerdi şimdiye kadar.

Abi, olur mu öyle şey? Az bekle.

Hadi yerine geç, yerine geç. Benim işime karışma Ayşe, hadi.

-(Ayşe) İyi. -Geç yerine!

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Selim, nikâh memurunu çağırsana.

Hadi, milletin acelesi var. Hadi koş. Selim!

Annenler gelmeyecek mi?

Gelselerdi gelirlerdi şimdiye kadar.

Şahitlerimizi de böyle alalım lütfen.

(Gerilim müziği)

Şahitlerimiz gelmedi mi?

Tamer, Tuncay, gelin bakayım şahit olun, hadi.

(Levent) Hadi oğlum seri, hadi. Koş, koş, koş.

Gel bakayım.

Son mutlu dakikaların. Tadını çıkar.

Hadi.

Evlenmek isteğiyle dairemize başvurdunuz.

(Nikâh memuru) Yapmış olduğumuz incelemelere göre...

...evliliğinizin önünde herhangi bir engel olmadığı anlaşılmıştır.

Şimdi bu isteğinizi bir kere de sayın şahitlerimiz...

...ve davetlilerimizin huzurunda sözlü olarak ifade etmenizi rica edeceğim.

Gelin hanım, adınız, soyadınız?

(Gerilim müziği)

Zeynep Leto. Kusura bakmayın...

...gelin hanımın ses tellerinde bir sıkıntı olduğu için...

...söyleyemedi o yüzden. Hadi devam.

Anne adı?

Nedime Leto.

(Nikâh memuru) Baba adınız?

Rızvan Leto.

Damat bey, adınız, soyadınız?

(Levent) Levent Kulpa. Siz sormadan ben söyleyeyim.

Anamın adı Zuhal Kulpa...

...babamın adı Nesim Kulpa.

(Nikâh memuru) Teşekkür ederim. Şahitlerimizi de tanıyalım.

Hadi siz de söyleyin.

Lan oğlum, adını mı unuttun? Söyle.

-Tuncay Leto. -Tamer Leto.

(Nikâh memuru) Teşekkür ederim.

Zeynep Hanım, hiç kimsenin baskısı altında kalmadan...

...kendi özgür iradenizle Levent Bey’i...

...hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde...

...zenginlikte ve yoksullukta eş olarak kabul ediyor musunuz?

(Gerilim müziği)

Evet, evet diyor, evet.

Şimdi bana sor, sor bakayım.

Siz Levent Bey, Zeynep Hanım'ı kendinize eş olarak kabul ediyor musunuz?

Evet!

(Gerilim müziği)

(Nikâh memuru) Sizler de şahit misiniz?

Şahitler şahitler, hadi.

Ben de belediye başkanımızın bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak...

...sizleri karı koca ilan ediyorum.

(Gerilim müziği)

Artık benim karımsın. İmzala bakayım.

(Gerilim müziği)

Hadi imzala.

Hadi bak, kimsenin kafasına kurşun sıkmadan imzala Zeynep.

İmzala.

(Gerilim müziği)

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun" çalıyor)

Bu ne lan? Selim, bu ne biçim müzik!

Kim çalıyor lan bunu? Kapattır.

Kapattır lan, koş!

Koş lan, kapat! Kapatın lan şunu!

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun" çalıyor)

"Benden selam olsun Bolu Beyine"

"Bolu Beyine"

"Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır"

"Yaslanmalıdır"

"At kişnemesinden kalkan sesinden"

"Kalkan sesinden"

"Dağlar seda verip seslenmelidir"

"Seslenmelidir"

"At kişnemesinden..."

Ben Halil İbrahim!

Babamın katili Cevat...

...şu an bir ağaçta sallanıyor!

Yani bir devir kapandı!

Bundan sonra bu topraklarda...

...her türlü zulme karşı ben varım!

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun" çalmaya devam ediyor)

"Hey"

"Düşman geldi tabur tabur dizildi"

Bu düğüne gelince.

Ben yaşadığım sürece...

...hiç kimse istemediği biriyle evlenmeyecek...

...evlendirilmeyecek.

"Eğri kılıç kında paslanmalıdır"

"Paslanmalıdır"

"Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu"

"Mertlik bozuldu"

Yürü.

Çekil lan.

Yürü!

-Halil İbrahim! -Bırak beni. Ne yapıyorsun? Bırak.

Kadınları karıştırma bu işe. Bırak Zeynep'i.

(Gerilim müziği)

Siz benim sevdiğimi benden aldınız...

...ben de sizin sevdiğinizi sizden alıyorum.

Kimse elini beline atmasın! Yakarım!

Halil İbrahim!

"Alnımıza böyle yazı yazıldı"

"Yazı yazıldı"

Zeynep!

Yat, yat, yat!

Kadınlar var, sıkma!

Kımıldamayın lan!

"Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu"

"Mertlik bozuldu"

Hadi uşaklar.

"Eğri kılıç kında paslanmalıdır"

"Paslanmalıdır"

Hadi eyvallah!

(Çığlık atıyorlar)

Zeynep'im, Zeynep'im gitti, Zeynep'im gitti!

(Üst üste bağrışmalar)

-Abi, iyi misin? -Koş lan, lan!

Karımı kaçırdılar!

(Levent) Lan, koş lan! Git getir arabayı!

Koş, arabayı getir.

Türküyü sen çaldırdın, değil mi?

Sus, sus.

Süt kardeşin kaçırıldı.

Ağla da işi bizden bilmesinler.

(Gerilim müziği)

("Hüseyin Ay - Benden Selam Olsun" çalıyor)

"Hey"

"Köroğlu düşer mi hele şanından?"

"Aman şanından"

"Çoğunu ayırır er meydanından"

"Er meydanından"

"Kır at köpüğünden, düşman kanından"

"Düşman kanından"

Bir an hiç gelmeyeceksin sandım eşkıya.

"Islanmalıdır"

"Kır at köpüğünden, düşman kanından"

"Düşman kanından"

"Kisve dolup şalvar ıslanmalıdır"

"Islanmalıdır"

Bas lan bas, bas!

Hadi hızlı, hızlı, hadi.

Halil İbrahim, seni kendi ellerimle öldüreceğim.

Seni kendi ellerimle. Sağdan gir lan buraya.

Sağdan gir lan!

Seni de öldüreceğim. Selim, duydun mu?

Seni de geberteceğim, gir.

Lan bas lan, bas.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor lan?

(Gerilim müziği)

(Levent) Ne oluyor komutan?

Eşkıya benim karımı kaçırdı. Sen benim yolumu mu kesiyorsun?

Git onun peşine düş! Hadi, koş, bin arabaya.

-Levent Bey. -Ne?

Bağırmayın, bir sakin olun.

Bilmiyorum haberiniz var mı, dayınız öldürüldü.

Öldüyse öldü, Allah rahmet eylesin.

Karımı da öldürecekler. Onun peşine düşelim.

-Hadi geçin arabalara. Açın yolu. -Levent Bey, Levent Bey.

Sesinizi yükseltmeyin.

Kim kaçırdı, niye kaçırdı, gelir doğru düzgün ifade verirsiniz...

...biz de gereğini yaparız. -Kardeşim, sen kafayı mı yedin?

Ben ne diyorum, sen ne diyorsun bana!

Eline diline hâkim ol yoksa başka türlü konuşuruz seninle.

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim, hazır elimize düşmüşlerdi...

...hepsini gebertecektik orada.

Zeynep’in gözünün önünde mi yapacaktık kardeşim?

Kızın hiç mi hatırı yok?

Hatırı çok, hatırı çok da...

...ona da bir iyilik olurdu neticede.

Adamın babası gözünün önünde vuruldu diye...

...gidip Cevat’ı astık ya.

Çoluğun çocuğun önünde bize yakışmaz.

Ne konuşuyorsunuz bakayım orada?

Şey, bu şimdi sen...

Biz şimdi imzaya yetiştik mi, yetişemedik mi?

Yani sen Zeynep Leto musun...

...Zeynep Kulpa mısın, onu soruyor Turan.

Artık iki taraf da ailesinden silmiştir beni.

Benim ailem sizsiniz.

(Müzik)

O zaman aramıza hoş geldin.

Umarım yarı yolda geri dönmezsin zengin kızı.

Dönmem, dönmem, hadi.

Zeynep.

Nereye?

Orası köy yolu Zeynep.

Hani dönmem diyorsun ama ayakların seni götürüyor.

Buralar New York'a benzemez Zeynep Hanım.

Tamam ya hadi, Allah Allah.

(Gerilim müziği)

Şimdi beyler, siz bana geldiniz, rica ettiniz...

...düğünümüz var, fişek yakılır, silah sıkılır...

...gelmeyin, duymayın diye. Öyle mi Rızvan Bey?

-Öyleydi de komutanım... -Bir dakika.

Zeynep Leto kaçırıldı.

Zeynep Leto değil, Zeynep Kulpa komutan.

Şimdi damadımız gerekli önlemleri almamış...

...dünürümüz ortada yok.

Adamlar yüksek kaliteli silahlarla...

...eşkıyalar gibi gelip bizim düğünümüzü basıyor...

...kızımızı kaçırıyor, jandarmamız ortada yok.

Biz ortadaydık Rızvan Bey. Kasabanın tam ortasındaydık.

Sizin sakladığınız firari akrabanız...

...Cevat Kayetan'ın cesedinin başındaydık.

Şimdi ben nereden bileceğim düğünü bahane edip...

...bu adamı sizin ortadan kaldırmadığınızı?

Daha neler. Dayım, dayım, öz dayım.

Öz dayımızı mı öldüreceğiz, ne yapacağız?

Vallahi kısa zamanda anladığım kadarıyla...

...sizin ailede işler biraz farklı yürüyor.

Dün gece adli depo önünde yakalananlar...

...silahları sizin adınıza çalmaya teşebbüs ettiklerini iddia ettiler.

Herkes her şeyi iddia eder.

(Nesim) Biz bir iddiayı konuşmaya gelmedik buraya.

Halil İbrahim Karasu, bizim kızımızı kaçırdı.

Kayınbiraderimizi de katletti.

Sen hâlâ görevini yapmayacak mısın, onu soruyoruz komutan.

Normalde hepinizi içeri alırım...

...bu mevzu açıklığa kavuşana kadar da hiçbirinizi salmam.

Ama siz acımız var, kızımız kaçırıldı diyorsunuz...

...gidin evinizde bekleyin o hâlde.

Bir daha burnunuzu bizim, devletin işlerine sokmayın.

Oğuz Üsteğmen'im...

...biz onurlu ve gururlu bir aileyiz.

Birileri bunu zedelemeye çalıştığı zaman da...

...gereken neyse yaparız.

Buraya kadar geldik, devletimize saygımızdan.

Gerekeni yapın diye. Ama eğer yapmayacaksanız, açık konuşun...

...sizinle değil, üstlerinizle konuşup çözelim biz konumuzu.

Üstlerime de gitsen, dönüp dolaşıp geleceğin yer burası Fikret Bey.

Ama siz bana bununla meydan okumak istiyorsanız...

...hadi buyurun, meydan sizin.

Ne yaparsanız yapın.

(Gerilim müziği)

O kız yollu.

O Karasu yılanını, o düğüne o çağırdı.

Anne, daha neler ya! Ablam kaçırıldı.

Ben Asiye Leto’yum.

Hadi gelsin biri beni kaçırsın bakalım.

O senin ablan olacak yollu...

...onun soy ismi farklı mıdır?

Kimin aklına gelebilir koskoca Letoların...

...Kulpaların düğününü basıp kız kaçıracak?

O Nedime’nin doğurduğu kız yaptı.

O yaptı.

Sen ne diyorsun Ayşe? Evde hiç böyle bir şey sezdin mi?

Yani normalde yok, olmaz böyle bir şey derdim ama...

...en başta yok, çeyiz istemiyorum, gelinlik istemiyorum...

...düğün istemiyorum, hele o Levent'i hiç istemiyorum deyip...

...nikâh masasına oturunca...

...bana da teyzem haklı olabilirmiş gibi geliyor.

Rızvan görsün, umurumda değil.

O Nedime'yle kızı bir oldu...

...hepimizi küçük düşürdü, hepimizi.

Fikret'i, senin oğlunu, kocanı, Rızvan'ı, herkesi.

Ama benim umurumda değil, beter olsunlar.

Benim aslanım ölmüş, hem de kalleşçe.

Ama ben bir yemin ettim.

O ahaliyi anasından doğduğuna pişman edeceğim.

Ta ki o Karasu yılanını elleriyle bana getirene kadar.

Soysuzlar.

Sakine, o Halil İbrahim...

...Zeynep'ime zarar vermez, değil mi? -(Sakine) Vermez, vermez.

Onlar çocukluk arkadaşı.

Hatta tam tersi, zarar görmesin diye Levent’in elinden kaçırdı Zeynep'i.

-Bence. -Sence?

Kız, senin haberin var mıydı olup bitenden?

Benim ne haberim olacak anne?

Zeynep biliyor muydu? Yani annen onu soruyor.

-Evet. -Yani şu an anlıyorum ki biliyordu.

Fikret abi evlenme, kaç git dedi.

Sen dedin, ben dedim.

Gitmediğine göre planlamış.

Siz Zeyno’yu benden iyi biliyorsunuz.

Fikret'e ne diyeceğiz?

Ne biliyorsak o kadarını diyeceğiz.

Biz bir şey bilmiyoruz ki.

Zeyno, Levent’in elinden kurtuldu ya, gerisi ne oluyorsa olsun.

Asıl o çocuk, Asiye’nin pislik kardeşini gebertmiş ya.

Bu deliler intikam alacağım diye...

...benim Zeynep’ime zarar vermez, değil mi Sakine?

Yok, Allah korusun.

-(Fikret) Anne. -(Nedime) Fikret, haber var mı oğlum?

-Haberler sizde anne. -Ne?

Salona gelin, bir konuşalım. Elif...

...o kocanı da çağır.

(Sakine) Kalk kız hadi. Koş.

(Nedime) Gel bakalım Sakine.

Fikret, oğlum, ne öyle haberler sizde falan?

Anlatacağım anne, anlatacağım.

Oturun siz, Şotalar da gelsin.

(Sessizlik)

Geçin oturun siz de.

(Sessizlik)

Zeynep sizden habersiz bir şey yapmaz anne.

-Evet. -Gerçi...

...eskiden benden de habersiz bir şey yapmazdı da...

...ne olduysa oldu, abisinden sır saklamaya başladı.

Şimdi...

...bu düğünün basılacağından kimin haberi vardı?

Tövbe oğlum. Biz nereden bilebiliriz bunu?

-Hala? -Vallahi benim hiçbir şeyden haberim yok.

Fikret, nereden çıkardın oğlum, anlamadım?

Elif?

Vallahi ben de bir şey bilmiyorum Fikret abi.

Ama bana sorarsan mutsuz değilim.

Zeynep, o Levent'le evlenmek yerine ölmeyi tercih ederdi.

Senin mutluluğun şu an umurumda mı sanıyorsun Elifciğim?

Ailemizin şerefi var, itibarı var.

Yasemin denen o kız evinden kaçtı diye babam ölüm emrini verdi.

(Fikret) Hem de biz talipken.

Zeynep’in sonu ne olacak sanıyorsunuz?

Oyun mu bu?

Oğlum, ölüm falan ne biçim konuşuyorsun sen Fikret!

Allah Allah. Tamam, kardeşin bir hatadan kaçarken...

...başka bir hataya düştü, o ayrı.

-Evet, ayrı. -Ama çekeriz kulağını.

Yapma etme deriz, gelir geçer.

Ne gelip geçiyor anne? Ne gelip geçiyor?

Siz durumun ciddiyetinin farkında değil misiniz acaba?

O çocuğun yanındayken Zeynep’in yaşama ihtimali yok.

Fikret abi...

...tamam, neticede hasmımızdı Halil İbrahim.

İstese düğünde herkese zarar verirdi.

Size de, babanıza da, hatta o Levent’e bile.

Bence bir gözdağı verdi.

Zeynep Hanım’a zarar vermeyecektir.

Ben bunları düşünmedim mi Şota?

Oğlum, siz nesini anlamıyorsunuz?

Halil İbrahim, Zeynep’e zarar vermeyecek.

Asiye verecek, Asiye. Levent verecek.

Mecbur kalacak babam...

...Zeynep’i feda edecek.

Basmıyor mu kafanız hâlâ?

Peki, bütün bunlar olurken...

...sen ne yapacaksın Fikret?

(Gerilim müziği)

Babamlar geldi.

(Sessizlik)

-(Tamer) Hoş geldin baba. -Hoş bulduk.

-Hoş geldin baba. -Hoş bulduk kızım.

Bize iki kahve yap.

Siz de ananıza geldiğimi söyleyin.

Bugün karakolda ters düz konuştun, sesimi çıkarmadım.

Yok, kız benim değil Kulpaların diye.

Bu ettiğin laflar hiç hoş değil. Biz bir aileyiz.

Bağlarımız güçlensin diye kız verdik, kız aldık.

Kızı alamadın Nesim, alamadın.

Senin oğlunun bütün rezilliğine rağmen...

...ben kızımı nikâh masasına oturttum.

Ama siz kızı alamadınız.

Bak, bu Halil İbrahim bizi bile birbirimize düşürmeyi başarıyor.

O Halil İbrahim kim ki bizi birbirimize düşürecek!

O kim ki dediğin adam meydan yerinde...

...senin de benim de kritik işleri yaptırdığımız adamı astı.

Sen bu adamı küçümsediğin için bugün bu noktadayız.

Ben bu Halil İbrahim’in zaafını...

...gördüm diyorum sana Nesim, gördüm.

Ne zaafı?

Bu Halil İbrahim Karasu...

...kadınların, kızların, çocukların olduğu yerde birini öldüremiyor.

Gerisi boş iş. Yani zayıf karakterli bir adam.

(Gerilim müziği)

Ben bundan sonra sokağa çıkamam.

Benim düğünümden karımı kaçırdılar.

Ne diyorsun lan? Ne karısı? Nerede karın?

Nikâhlı karım.

Sonuçta imzayı attı mı? Attı.

Geber yazmış abi imza yerine, geber.

Sonuçta kendi el yazısı değil mi?

Zeynep benim resmî nikâhlı karım.

Yeter! Karım da karım, karım da karım!

Senin dayın öldü.

Sen utanacaksan sokağa çıkmaya...

...bu sebepten utan, bu sebepten çıkma.

Nereye gidiyor o kahveler?

Babam istedi, Nesim amcayla içecekmiş.

Oh! Oh, keyfe bak!

O tepsiyi oraya koy, benim asabımı bozma.

Levent...

...ara o Cevat’ın oğullarını.

Burada herkes keyif kahvesi içiyor de.

Gelsinler babalarının intikamını alsınlar.

Nasıl asılmış, nerede asılmış, ne olmuş, her şeyi anlatacaksın.

(Asiye) Kalk, kalk Zuhal.

Asiye, bir kere geldi mi gitmez o deliler.

Başımızı derde sokacaksın.

Benim bu saatten sonra akıllı adamla işim yok.

Ne diyorsam onu yap. Yürü sen de.

(Gerilim müziği)

Ayşe, sen ara bunları.

Ben muhatap olmak istemiyorum o psikopatlarla.

(Gerilim müziği)

-Kahve istemişsin Rızvan Bey. -Evet, istedik.

Ben anlamadım, bu neyin keyfi böyle?

Kardeşim öldü diye mi...

...kızını kaçırdılar diye mi keyif yapıyorsun?

Bir sen laf etmemiştin Asiye, sen de üstümüze gelme.

Ne demek üstüme gelme?

Benim aslanım ölmüş.

Sen burada oturup muhabbet edip keyif mi yapacaksın?

Asiye, bugün gördüğün manzara hiç hoş bir manzara değildi, anlıyorum.

-Ne desen haklısın. -Benim de kardeşimdi Cevat.

Farkındayım Zuhal, farkındayım.

Ama ölenle olana çare yok. Değiştiremiyoruz.

İkiniz de mutlusunuz değil mi Cevat’ın ölümüne?

İkiniz de kurtuldunuz.

Jandarma komutanı gibi konuşma baldız!

Hasmımız gelmiş, kardeşimizi öldürmüş.

Sonra da düğünümüzü basıp, kızımızı dağa kaldırmış.

Biz mutluyuz, öyle mi?

Kim kimi kaçırmış, kim kimi kaçırmış?

O düğünü bastıran bizzat senin kızın, senin.

Üzüntüden ne dediğini bilmiyorsun Asiye.

Git eve bir ağla zırla, kendine gel.

Kalkın gidin evimden!

Önce intikamını alacaksın.

Ondan sonra keyif kahveni içersin.

Kalk Nesim, kalk, kalk gidelim.

(Gerilim müziği)

Kahve içeceklermiş.

Vay be!

(Zeynep) Siz burayı nereden buldunuz da bu hâle getirdiniz?

Vallahi korkulur sizden.

Burası bizim değil, Kurdoğlu’nun mağarası Zeynep.

Kurdoğlu mu? O kim?

Efsane.

Bu Bal Osman, uzun zaman dağlarda yaşadığı için...

...bu masallara inanır olmuş.

(Osman) Masal mı? Hangi masal Turan? Tabii masal.

Dua et de Kurdoğlu ortaya çıkmasın, masal olarak kalsın.

Çıkarsa çıksın. Ne yapacak?

(Turan) Bir yere sığmışız, gidecek yerimiz yok.

Aşağısı çakallarla doluyken gelip bize mi saldıracak?

Çakal derken?

(Temel) Sizinkileri diyor Zeynep, sizinkileri diyor.

(Gerilim müziği)

Bizimkiler burayı bulamaz bence, değil mi?

Bugün olmasa da başka bir gün bulacaklar.

Senin güvenliğin için başka bir çözüm düşünüyorum.

Ben sizinle gayet iyiyim.

Yalnız bir şey söyleyeceğim, ben acıktım, siz acıkmadınız mı?

(Zeynep) Burada ne yiyorsunuz, konserve falan mı?

(Gülüyorlar)

(Halil) Konserve yok. Ne bulursak onu yiyoruz.

Ama konserve fena fikir değilmiş.

Turan, sen bir Sema’ya gitsen.

Hem konserve alırsın, hem Zeynep’e giyecek bir şeyler.

Evet, doğru dedin.

(Turan) Halil, iyi fikir ya.

Temel, hadi kalk beraber gidelim.

(Turan) Sema zaten sizin evde, Edanur'la birlikte.

Gelmem ben, sen git.

Yüküm ağır olacak. Gidelim beraber, bana yardım edersin.

Yükün benden ağır değildir Turan, değil mi?

Osman'la gidin siz. Taşır o senin yükünü.

Ne Osman'la gideceğim ya!

Sonra yol boyu bana masal anlatıp duracak.

-Hadi Turan hadi, acıktık. -(Turan) Hadi eyvallah.

Herkes trip.

(Oğuz) Dayı, Halil İbrahim seni buraya boşuna nöbetçi dikmiş.

Ben iki tane asker göndereyim, beklerler onlar.

O iyice dikkat çeker Oğuz.

Zaten Letolar sana iyice garez oldular.

O önemli değil de...

...bu düğün basma işi doğru değildi be dayı.

Zeynep Leto beni kaçır, Cevat’ı al demiş.

Ne yapsaydı Halil İbrahim?

Bana gelseydi dayı, ben alırdım Cevat’ı.

Babasını öldürmüş adamı sana mı verecekti?

Cephe genişliyor diyorum dayı.

Yarın öbür gün bu kadar düşmanla başa çıkamaz.

Ben sizin işlerinizi çok bilmem.

Ama bildiğim, bu Halil İbrahim...

...düşmanlarıyla baş etmek için gelmemiş.

Düşmanlarının başlarını almak için gelmiş.

Eyvallah dayı, ben kaçtım.

(Duygusal müzik)

Komutan nerede? Çay koyduyduk.

Komutan gitti.

Kötü bir şey mi var?

Bizimkiler Zeynep Leto’yu düğününde kaçırmış.

Bir bilginiz var mı diye usulen sormaya geldi.

Niye böyle bir şey yapmış ki Halil İbrahim?

Daha Yasemin'imin mezarı kurumadan.

O durum öyle değil Fatma.

Halil İbrahim, Letolara siz benim sevdiğimi elimden aldınız...

...ben de sizinkini aldım demek için yapmış bu işi.

-Racon gereği yani. -İyi etmiş.

Bu ciğerim her gün biraz daha soğuyor.

O zalimler gün yüzü göremesin inşallah.

Sen de artık evine dön Derviş.

Bizim canımızdan bir endişemiz yok, değil mi Fatma?

Bu saatten sonra biz yaşamışız ölmüşüz, ne fark edecek?

Öyle demeyin. Siz bir kızınızı kaybettiniz.

Ama ortada Sema ve Edanur var.

Onlar da sizin kızınız.

Sevdikleri dağda.

Dönerler mi ölürler mi belli değil.

Onlara siz sahip çıkacaksınız.

(Derin nefes verdi)

Edanur bak, bir şeyler yemen lazım.

İçim almıyor Sema.

(Camı tıklattı)

-(Sema) O ne ya? -Temel geldi.

-Turan, sen miydin? -Evet, benim.

(Edanur) Gel, geç.

(Duygusal müzik)

Temel gelmedi mi?

Yok, gelemedi Edanur.

Bir şey yok değil mi, iyisiniz?

İyiyiz, çok şükür. Herkes iyi.

Ee, düğünden kızı kaçırdınız...

...bütün milleti peşinize taktınız.

Sen ne akla hizmet geldin buraya Turan?

İyiyiz, merak etmeyin demeye geldim. Kötü mü ettim?

İyi ettin, iyi ettin. Sen açsındır, bir şeyler getireyim ben.

-Var işte Edanur, yesin bunları. -Sen karışma Sema.

Sen de olmasan hâlimizi soran yok.

Hatun, sen bana düşman mı kesildin?

Turan, siz kafayı mı yediniz?

Zeynep Leto’yu kaçırmak ne demek ya?

Bir de güzel oldu ki Sema.

O düğündekileri görecektin, ağaları, babaları, paşaları.

Hepsi altına etti.

Sen hele bir anlat bakayım bana.

-Bu Halil İbrahim'in Zeynep'te gözümü var? -O nasıl laf!

Halil İbrahim'in kimseyi göreceği yok.

Gözünü kan bürümüş.

İyi.

Çünkü ben sevmem öyle bir onu bir bunu seven adamı.

O Temel'i niye getirmedin yanında?

Gelmedi. Gelmedi.

Bak...

...söyle ona, bu kız yarın çocuğu aldıracak.

Gelsin Edanur'un başında dursun. Böyle bir günde yalnız bırakmak olmaz.

De... Derim, derim de...

Hay Allah ne muradın varsa versin Edanur.

Afiyet olsun Turan.

Sen zaten arkadaşlarının yanına döneceksin.

Ben bir kavurma falan bir şeyler hazırlayayım da götürürsün.

(Duygusal müzik)

Uşaklar!

(Sessizlik)

İster aldırsın çocuğu, ister doğursun beslesin, büyütsün.

Bu mesele benlik değil artık.

Temel, şimdi kalkar senin bütün kemiklerini kırarım!

Gurur yapacak mesele mi lan bu? Karın o senin.

Ben de onu diyorum ya Turan. Edanur benim karım değil artık.

O mesele bitti.

Halil İbrahim, şuna bir şey söyle, elimde kalacak vallahi.

Söylenecek her söz söylendi kardeşim. Artık söz bitti.

Benim başıma böyle bir şey gelse üzülürüm, kırılırım.

-Ama sevdiğimi yalnız bırakmam. -Hiçbiriniz benim durumumda değilsiniz.

Başınıza da böyle bir şey gelmedi. Allah korusun gelmesin de zaten.

O yüzden bana kimse ne yapacağımı ne edeceğimi söylemesin. Beni bir salın!

Hişt! Zeynep geliyor uşaklar.

-Hoş geldin Zeynep. Buyur gel, otur. -Özel konuşuyorsanız sonra gelebilirim.

Yok, bu Turan kasabadan geldi de kim ne yapmış, ne etmiş...

(Osman) Bir çay koy Turan.

-Neler oluyormuş bana da anlatın bakayım. -Anlat Turan.

Herkese haber göndermişler...

...asacağız, keseceğiz, bir lokmaya muhtaç edeceğiz diye.

Bir de bir ekip çıkaracaklarmış bizi bitirmek için.

Ama onlar kimdir, nedir, ne değildir kimse bir şey bilmiyor.

Cevat'ın çocuklarıdır. Hüsrev'le Cahit.

Halil İbrahim, Cevat'ı çağıralım dediğinde Şota söylemişti.

Bu Hüsrev’le Cahit öyle psikopat iki illetmiş ki...

...Cevat'ı mumla ararsınız demişti.

Ateş olsa cürüm kadar yer yakarlar.

Gelsinler, bütün kozlarını sürsünler.

Ta ki mert olup hasımlarının karşısına kendileri çıkana kadar...

...her geleni tek tek indireceğiz.

-Baba. -Günaydın Fikret.

-Günaydın. -Gel, gel.

Cahit'le Hüsrev gelmiş sabah.

-Cahit'le Hüsrev? -Yeğenlerin, baba. Cevat'ın çocukları.

Yani kim haber uçurdu demeyeceğim.

Asiye tabii ki.

Maalesef öyle. Ayşe'ye aratmış.

-Bunlar yine her şeyi berbat edecek. -Görüyorsun değil mi Fikret?

Ufacık lokal bir problem nerelere geldi.

Yani köylü uşağın teki anasının, babasının harabesine geldi...

...olanlara bak. -Baba, sen o Halil İbrahim'i...

...küçümsüyorsun, aşağılıyorsun da...

...dün karşılık verme fırsatı bile bulamadık.

O elindeki silahlarla isteseydi bizi oraya gömerdi.

Ben de gömmediği için aşağılıyorum ya.

İnsanın eline fırsat anca bir kere geçer.

Onu yapmadığına pişman edeceğim.

-Ne yapacaksın peki? -Hiçbir şey.

-Nasıl hiçbir şey baba? -Hiçbir şey.

Bak, benim kızım yufka yüreklidir.

İstemeden de olsa Halil İbrahim'i düşünür.

-Anlamadım. -Yani daha fazla savaş olmasın...

...kimse kimseye zarar vermesin...

...bir anlaşma, uzlaşma olsun illaki der.

Bence Halil İbrahim bunları yemez baba. Görmedin mi? Gözü dönmüş.

O Cevat'ı boşuna mı sallandırdı meydanda?

Kolay kolay geri adım atacağını sanmam.

Baksana bir günde ahalinin kahramanı oldu.

Halil İbrahim benim de kahramanım oldu Fikret.

20 yıldır başıma bela olan Cevat'ı öldürdü.

Yani ne diyorsun, böyle oturup bekleyecek miyiz?

Hele bir ölen ölsün.

Kalan sağlarla otururuz, konuşuruz, anlaşırız.

Ben bu kadar düşmanla bugüne kadar savaşarak gelmedim.

Ben aksini deyinceye kadar bekleyeceğiz.

(Gerilim müziği)

Hala, biz Zeynep falan tanımayız.

O Karasu yılanının yanında yöresinde kim varsa yakar geçeriz, bilesin.

Sonra o benim kocamın kızıydı, keşke böyle olmasaydı deme.

Derim, demem. Siz hele bir işi yapın.

Zeynep ölürse kocamın acısını paylaşırım.

Aynı Tarık'ın acısını benimle paylaştığı gibi.

Yani ne kadar paylaştıysa o kadar.

Tarık iyiydi. Tam da bizim kafadandı.

Ama hala, babam bizi nasıl ezdiyse, sen de o çocuğu öyle ezdin.

-Hep ikinci plana attın. -Boş konuşma lan! (Bip)!

Analık ettim ben ona. Analık ettim kendini öldürtmesin diye.

İki dakika kıyamadım, olmayacak işe evet dedik, gitti öldürttü kendini.

Peki hala, senin bu kocan ne diyecek bizim bu işe dâhil olmamıza?

Ne diyecek, ne diyecek?

Babanızın intikamını alacaksınız.

-Kim size bir şey diyebilir? -Yani öyle de hala...

...bu adam oldum olası bizi hiç sevmedi ya, o yüzden dedik biz.

Siz sevgi dilenmeye mi geldiniz buraya?

Gidin babanızın intikamını alın...

...sonra herkes gelsin sizden bir şey dilensin.

Kocam dâhil.

Eyvallah halam.

Sen şimdi bu adam nerede saklanıyormuş, onu bize bir öğren yeter.

-Gürcistan'dan bir ekip yola çıktı bile. -Ayşe'yi yolladım.

Öğrenecek.

Bize niye geldin tam olarak anlayamadım Ayşe Hanım.

Yani ne yüzle geldin demek istiyor Ayşe.

Sizin bu kavgadan yana olmadığınızı bildiğim için geldim.

Oğlunuzun zarar görmesini istemediğinizi biliyorum.

Bu Halil İbrahim nerededir, nerede saklanır söyleyin, bu iş bitsin.

Daha fazla masum zarar görmesin.

Biz göreceğimiz zararı gördük Ayşe.

Kahve taranmasıyla, Arif'in ölmesiyle vallahi billahi kocamın alakası yok.

Keşke o olayda Temel ölseydi de bütün bu olanları öğrenmeseydi.

Sen nasıl konuşuyorsun Merve abla?

Ne oldu, neyi öğrendi ki?

-Bilmiyorsun, öyle mi? -Vallahi bir şey bilmiyorum.

Neyse söyleyin biz de bilelim. Böyle konuşmuyoruz, görüşmüyoruz...

...sonra çocuğunuz için başkaldırdı diyorlar.

Sizin o Tarık yok mu, hani Halil İbrahim'in geberttiği.

Onların yerini öğrenmek için Edanur'un evini basmış.

Kızı iğfal etmiş, Ayşe Hanım!

-Ne diyorsun sen Yusuf abi? -Kız bir de hamile, hamile!

Sonra diyorsun ki Temel'e bir şey olmasın. Daha Temel'e ne olsun?

Siz ciddi misiniz? Doğru mu bu söyledikleriniz?

İnanmıyorsan git doktoruna konuş. Sor bakalım...

...kaç yıldır çocuk bekleyen bir kadın, karnındakini aldırmak ister mi hiç?

Edanur nerede şimdi?

-Ben onun yanına gideyim, nerede? -Neredeyse nerede Ayşe Hanım.

Siz bizden uzak durun artık. Biz kendi derdimize düşmüşüz.

Merve abla, oğluna haber ulaştıralım, bu iş böyle olmaz.

Gelsinler onları İstanbul'a götüreyim, yeni bir hayat kursunlar kendilerine.

-Siz de yanlarına gidersiniz hem. -Dün haber göndermiş Sema.

Şahinkaya’da Kurdoğlu’nun ini mi varmış ne, oradalarmış.

Biz de gelir diye bir umut bekliyoruz işte.

Bana müsaade.

Selametle Ayşe Hanım.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Teyze, ben hastaneye gidiyorum. -Ne oldu?

Bir şey mi oldu, niye gidiyorsun hastaneye?

Yok, benim bir şeyim yok.

Bu Edanur, Tarık'tan hamile kalmış.

Çocuğu aldırmaya gidiyormuş.

-Nasıl? -Ne diyorsun abla sen?

-Sen bir dur. -Şunun ağzına çak!

Konuşmasın, lafını kesmesin.

Ne olmuş Asiye?

Bu kahveci Yusuf'la...

...Merve mi söylemiş? -Vallahi billahi böyle dediler.

-Yalan söylüyorlardır. -Kim gururunu iki paralık edecek...

...böyle bir yalan uydurur teyze?

Bana bak, bana bak Ayşe, bu gerçekse...

...o çocuk aldırılmayacak.

-Kapat, ben geliyorum, kapat! -Tamam, sen çık, biz de yoldayız.

Bu arada yerlerini öğrendim o eşkıyaların.

Onu da mı öğrendin? Aferin akıllı kızıma benim, aferin.

-Vallahi öğrendim. -Neredelermiş?

Bırak, Tamer'in yanında konuşma. Ben hastaneye gelince konuşuruz, hadi.

-Kapat. -Tamam teyze.

-Ne oldu Asiye, niye böyle heyecanlandın? -Ahh! Dualarım kabul oldu.

Ahh, Allah'ım bana Tarık'ımı tekrar yolluyor.

-Ahh Allah'ım! -Nasıl yani?

Senin bu Levent'i hiç iyi büyütemedin.

Şu Ayşe'nin yarısı kadar bile olamadı. Yürü, yolda anlatacağım.

Çatlatırsın adamı!

Tamer'e söyleme, Tamer girmesin konuya...

...Tamer bilmesin, Tamer otur oturduğun yerde.

Abla, bu ailenin erkeği artık benim.

-Olmuyor böyle. -Tamer'im, tabii ki öylesin.

Ama teyzem de daha yeni oğlunu kaybetti.

Belli ki seninle ilgili başka bir gelecek düşünüyor kadın.

Öyle gelecekte yurt dışına gitsin, doktor olsun...

...mühendis olsun, büyük adam olsun. Abla, ben bunların hiçbirini istemiyorum.

-Ben babamın işlerini yöneteceğim. -Sen benim kocamı işsiz mi bırakacaksın?

Yok, hiçbir şey olmaz.

Fikret abimin güvenecek insanlara ihtiyacı var.

Kardeşi var burada, kardeşi.

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

-Hoş geldin. -Hayrolsun Yusuf?

Vallahi Derviş, bizim hanımın dedikodusu sonunda bir işe yarayacak galiba.

-Kimi yolladılar size? -Gelinleri Ayşe'yi.

Ayşe geldiyse Asiye yollamıştır.

O zaman Letolar değil, Cevat’ın uşakları devrede demektir.

-O kadarını bilemeyiz tabii. -Mühim olan inandı mı size?

Edanur'un olayını anlatınca inandı.

-Keşke onu anlatmasaydın Merve. -Niye anlatmayacakmışım?

Benim çocuğumun yuvası yıkılmış. Herkes perişan olmuş.

Onlar Halil İbrahim'in peşindeler. Gitsinler, bulsunlar belalarını.

Benim bu haberi ulaştırmam lazım. Muzaffer, siz hemen hazırlanın.

-Yusuf sizi Gencali Yaylası'na götürsün. -Biz burayı bırakıp nereye gidelim Derviş?

-Hayvanlar da var. -Ne sizi ne de sizi...

...artık buralarda rahat bırakmazlar. Halil İbrahim ne dediyse onu diyorum ben.

Vallahi Derviş, bizim kaybedecek bir şeyimiz yok.

Benim bir tanecik uşağım var. O da Halil İbrahim'in yanındadır.

Ona bir şey olmasın, biz önemli değiliz.

Size bir şey olursa uşaklar bunun derdiyle mi yaşasın?

Ne deniliyorsa onu yapın. Kimseye de belli etmeyin gittiğinizi.

(Kuşlar ötüyor)

-Müsait misin Rızvan Bey? -Nedime Hanım, buyurun, ben çıkıyordum.

Yok Reşit, sen otur. Belki dedim biz bir dolaşırız...

...hava alırız, soluklanırız ama... -Olur, tabii.

Hadi.

(Rızvan) Vallahi Nedime, yani...

...karşına çıkıp ne diyeceğimi bilemedim.

Ama şunu bil ki en az senin kadar üzüntülüyüm...

...senin kadar yıkıldım.

Artık kız benim kızım değil, Kulpaların kızı demişsin.

Başka ne diyecektim Nedime, ne diyecektim?

Yani biz de şerefli bir aileyiz.

Bu yükü ailemin sırtına yıkmak istemedim.

Rızvan Bey, benim aklıma bir çare geldi.

Hem aile şerefimiz kurtulur hem dökülen kanlar durur.

-Neymiş söyle Nedime. -Ama sinirlenme.

Tamam, sinirlenmeyeceğim, söyle.

Şimdi Halil İbrahim bu kızı aldı.

Diyorum ki bir haber salsak...

...ikinizi de affettim, bu evliliği de kabul ettim desek.

-Evliliklerini kabul ettik mi desek? -Bu kızı süs diye kaçırmadı.

Belli ki kendine eş edecek. Halil İbrahim sevdiğinden oldu.

Sen oğlundan oldun, Kulpalar Zeynep'ten oldu.

Herkes bu işten zararlı çıktı. Hani sen bir büyüklük etsen de...

...bir haber göndersen ne kan kalır ne davası.

Aslında iyi bir fikir Nedime.

Ama o eşkıya...

...kızımızı sevdiği için kaçırmadı ki kendine eş etsin.

Derdi bizi yerin dibine sokmak, sulh yapmak değil ki.

Ama bu teklif onlardan gelseydi...

...yani sanki düşünülebilirdi. -Gerçekten düşünür müsün?

Neden düşünmeyeyim Nedime?

Keşke bir irtibatımız olsa da...

...onlara makul olmalarını söylesek.

Şota. Şota'yı araya koysak?

Zeynep ona çok güvenir, Fikret gibi de sever.

Bak, Şota doğru isim Nedime.

Fikret'ten korkar o, onun için Fikret'in kulağına gitmesin ama...

...istersen Şota'yla bir konuş diyorum.

Olur, olur. Ben Şota'yla konuşurum.

Allah senden razı olsun.

Senden de razı olsun Nedime.

Ben gideyim.

(Müzik)

-Reşit. -Buyurun Rızvan Bey.

Bu senin damadın Şota, bizim her dediğimizi yapar mı?

Biraz kaburgası kalındır, diktir. Ama...

...kızımı sever, kızım ne derse yapar. -Kızın her dediğimizi yapar mı?

-Yapar. -Tamam Reşit.

Ne oldu Rızvan Bey?

Henüz bir şey olmadı Reşit.

Ama olacak.

Olunca söylerim.

(Müzik)

Evet.

Hadi bakalım Zeynep.

Madem bize katıldın, eşkıya oldun...

...ben ne yapıyorsam aynısını yap, tamam mı?

-Şarjör doldurmayı biliyoruz herhâlde. -Hadi bakalım.

Zeynep, sen...

...okumuş kızsın, görmüş geçirmiş kızsın.

Ne işin var bizimle burada? Bir de ailene karşı.

Tamam, istemediğin bir adamla evlenmekten kaçtın da...

...bundan sonrası biraz tehlikeli.

Ben...

...istemediğim, sevmediğim bir adamla evlenmekten kaçtım...

...ve buradayım.

Peki, sen neyden kaçıyorsun Temel?

Edanur'dan mı kaçıyorsun?

Bizim uşaklar belli ki bir şeyler anlatmış sana.

Evet, anlattılar. Çok üzüldüm.

-Ayrıca sana hiç yakıştıramadım. -Neyi yakıştıramadın Zeynep bana?

Sen önce o gebermiş kardeşine yakıştır yakıştıracağını da...

Temel, ben bunu tartışmıyorum.

O senin de söylediğin gibi, geberdi gitti.

Ben seni gerçekten çok seviyorum, tamam mı?

Sen çok mert, iyi yürekli bir adamsın.

Sevdiğin kadınla evlendin, çok şanslıydın.

Evet, korkunç, iğrenç bir şey yaşamışsınız.

Üzülmen, sinirlenmen, öfkelenmen çok normal. Ama...

Ama ne Zeynep? Ama ne mesela söylesene.

Aması bu durumda mağdur olan Edanur, karın.

Bir zulme uğradı. Sen de şimdi ona arkanı dönmüş, kendini öldürtmeyi bekliyorsun.

Vallahi açıkçası niyetim de o.

Ölüp bir acı daha yaşatacaksın yani kıza?

Edanur'un günahı ne? Seni sevmek mi?

Edanur benden her şeyi sakladı Zeynep.

Böyle bir şey nasıl kolayca söylenebilir Temel? Allah aşkına ya!

Kolay ya da zor. Bana anlatması gerekirdi.

Kocasıyım ya ben onun. Nasıl güveneceğim ben şimdi ona?

Kimsen kimsin Temel. Kadın değilsin sonuçta.

Bir kadının duygusuyla kendi yaşadığın bu durumu kıyaslayamazsın.

Ve üstelik şu anda hiç istemediği bir şeyi yaşıyor.

Hem bedenen hem de zihnen.

O ikisini de ben değiştiremem.

Edanur değiştirmek için çabalıyor ama.

Aldıracakmış çocuğu.

Senin tek yapman gereken şey ona destek olmak.

Ona masum olduğunu...

...bu olayın onun suçu olmadığını ve onu çok sevdiğini hissettirmek, bu kadar.

Nereden başlayacağım bilmiyorum ki Zeynep.

Öfkeyle bir sürü şey söyledim, hakaret ettim, bağırdım çağırdım.

Yüzüğü geri verdim ona.

Artık sen benim karım değilsin dedim ona Zeynep.

Sen böyle söyledin diye onu sevmekten vaz mı geçiyorsun Temel?

Ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Öleceksen de arkanda kırık bir kalp bırakma.

Oldu Turan.

(Turan) Bu işleri öğrendik ya iyice.

Temel! Temel, ağaçları işaretledik.

Aşağıdan gel, bak tuzakladık her yeri.

Aşağıdan, aşağıdan.

Halil İbrahim, az bir baksana.

Hayırdır birader, bizden gizli bir şey mi var?

Gizli değil, gizli değil de...

...diline düşmeyeyim dedim Turan.

Hele hele, söyle neymiş?

Sayımız az, bana kalsa yetişirim de...

...gideyim hastaneye, Edanur'un yanında olayım dedim.

Çok iyi düşünmüşsün kardeşim. Git tabii, git.

Çok iyi düşünmüş! Bunda düşünecek akıl mı kaldı?

Belli ki Zeynep senin aklını başına getirmiş.

Aynen öyle oldu. Sizi böyle yüzüstü bırakıp gitmiş olacağım ama...

...gideyim de göreyim. -Sen git aileni kurtar.

Biz başımızın çaresine bakarız.

Evet kardeşim, sen bizi düşünme.

Hatta Sema'yla Edanur'u al, Gencali Yaylası'na geçin.

-Biz de arkanızdan geliriz evelallah. -Eyvallah.

Hadi.

-Allah'a emanet. -Kendinize dikkat edin.

-Ulan kot kafalı, kendini vurdurma. -Yürü git. Dikkatli git.

(Turan) Bana bak, yakalanırsan seni kurtarmaya gelmem.

-(Temel) Tamam. -Her yeri işaretledik. İyi bak.

(Temel) Tamam.

(Osman) Al Turan.

Allah biliyor ya, içimden diyordum ki...

...Zeynep burada olmasa iyi olur ama bak, bir hayra vesile oldu.

Temel bugün gitmeseydi bu işin sonu kötü olacaktı.

Eşkıyalar, neredesiniz?

Zeynep, her yere tuzak kurduk! Böyle gel.

-Buradan mı? -Evet, böyle.

Zeynep.

Sen bu Temel'e bizden farklı ne söylemiş olabilirsin ki...

...bu oğlan koştura koştura Edanur'a gitti?

Belli ki siz onu zaten ikna etmişsiniz de beni bahane etmiş işte.

Mermi işi tamam. Temel gitti, artık bir kişi eksiksiniz.

Ona vereceğiniz şeyi ben yapabilirim.

Zeynep, Temel aşk acısı çeken, acılar içinde bir adamdı.

Biz ona hiçbir şey yaptırmayacaktık.

Hatta kendini vurur falan diye beline silah bile koymayacaktık.

-Değil mi Halil İbrahim? -Evet.

-Zeynep, sen mağaradan çıkma. -O niyeymiş?

Buraya gelecek adamlar seni kurtarmaya gelmeyecekler.

Mümkünse hepimizi öldürmeye gelecekler. Aklımız sende kalmasın.

Siz burada çatışırken ben orada oturup sizi mi bekleyeceğim yani?

Evet.

Ben hepinizden daha iyi silah kullanırım.

Zamanı gelince görürsünüz.

(Gerilim müziği)

Esaslı kızmış.

Beyler, şu tuzak işini bitirelim.

Ben ateş etmeden kimse etmeyecek, tamam mı?

-Merak etme. -Sendeyiz.

Hadi uşaklar.

(Turan) Şunları içeri sakla. Osman, onu niye kurmadın?

(Hemşire) Tansiyonunuz normal.

Doktor hanım yarım saate sizi odaya alacak.

Siz bu kâğıtları doldurun, ben birazdan damar yolu açmak için geleceğim.

(Edanur) Sağ olun.

(Duygusal müzik)

Belli ki gelmeyecek.

Edanur...

...bak şimdi kim bilir hangi sıkıntının, hangi derdin içindeler.

İmkânı olsa gelmez mi?

Bak, ben Temel'i tanıyorum.

İllaki bu iş bittikten sonra eve gelip nasılsın diye bakacak.

Bu iş bittikten sonra ben o eve dönmeyeceğim Sema.

Ne demek dönmeyeceğim?

Kocam şu an burada değilse...

...döndüğüm ev de benim evim değildir.

Tamam, o zaman bize gideriz.

Birkaç gün bizde dinlenirsin. Hem sana ben bana iyi gelir Edanur.

Benim kimsenin yüzüne bakacak hâlim yok.

Hele yalan söyleyecek hâlim hiç yok.

Ne yapacaksın o zaman?

Bilmiyorum.

(Duygusal müzik)

Ayşe, kızım ne dediler? Kurdoğlu ininde miymiş?

Şahinkaya'da gizli bir yerdelermiş teyze.

Bana bak Zuhal, hemen o Cahit'le Hüsrev'i ara, söyle hemen.

Onlar ne bilecekler Şahinkaya'yı?

Levent'e söyleyelim, o götürsün onları.

Senin de derdin o Zeynep'i sağ çıkarıp kendine gelin yapmak.

Bırak kuzenlerini götürsün, başka bir şeye de karışmasın.

Allah Allah.

Bizim işin arkasında olduğumuzun belli olmaması lazım.

-Aman. -Doğru.

-Güzel kızım, nasılsın? -Buyurun.

Edanur için geldik.

Çocuk aldıracaktı. Onun yanında olmak için.

Annesi misiniz?

Evet, annesiyim. Asiye ben.

Asiye Hanım, 6109 numaralı odadalar.

-Güzel. -Operasyon bitti mi?

Daha başlamadı, birazdan alacağız.

Güzel kızımız seni doktora götürsün.

Sen de ne gerekiyorsa onu söyle.

-Tamam teyze. -Hadi bakalım.

Hemşire Hanımcığım, biz bu kürtajı istemiyoruz.

Edanur depresyonda.

Yakın zamanda eşini kaybetti de bebeği o yüzden aldırmak istiyor.

Sonra çok pişman olacak.

Çok üzüldüm.

Demek o yüzden eşinin yüzüğü avcundaydı.

(Gerilim müziği)

Nasılsın kızım?

Hayırdır Asiye Hanım?

(Gerilim müziği)

Ben duyar duymaz koşa koşa geldim.

Yani hislerimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum ama...

...sizi de burada böyle başıboş bırakmak istemedim.

Ne diyecekseniz deyin de gidin.

Benim kimseye ihtiyacım yok.

Onu fark ettim.

İstesen kocan da kayınvaliden de burada olurdu.

Ama belli ki kimse bilsin istememişsin, hakkındır da.

Benden ne istiyorsunuz Asiye Hanım? Niye geldiniz?

Ben bu çocuğu aldırmanı istemiyorum.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı) (Kapı kapandı)

Dayı oğlu, hadi kalk. Beklediğimiz haber geldi.

Şahinkaya diye bir bölge var burada.

Oradaymış o Karasu yılanı.

Sizin Batum'dan bir ekip gelecekti, ne oldu? Geldi mi?

Geldiler, bizden haber bekliyorlar.

İyi.

Hadi. Ne duruyoruz o zaman? Hadi!

Hayırdır? Sen de mi geleceksin?

Kaçırılan benim karım, herhâlde geleceğim!

Karım mı?

Karın mı kalmış lan bu saatten sonra?

Düzgün konuş, seni gebertirim lan!

Dur be hala oğlu, bir dur be!

Oğlum, bizim babamız ölmüş. Sen bize ne anlatıyorsun?

Tamam.

Tamam.

Tamam. Yanlış anlaşılma oldu.

Hepimizin kafası biraz gidik.

Kusura bakmayın.

Hadi, burada vakit kaybetmeyelim. Hadi, hadi!

İyi, madem o kadar istiyorsun...

...buyur, gel.

Ekipteki herkese teker teker söyleyin.

Zeynep'in saçının teline zarar gelmeyecek. Hiç kimse ona bir şey yapmayacak.

Biri bir şey yapacaksa...

...ben yaparım.

Tamam, anladık.

Hadi!

(Telefon çalıyor)

-(Leyla ses) Abi. -Efendim Leyla?

Levent abiler, Halil İbrahim'in yerini öğrenmişler galiba.

Cevat dayımın oğullarıyla beraber baskın için çıktılar şimdi.

Nereden öğrenmişler ki?

Bilmiyorum. Konuşurlarken duydum.

-Nereye gideceklerini söyledi mi? -Yok, onu duymadım.

Ablama bir şey olmadan sağ salim gelecek, değil mi?

Gelecek Leyla'm, sen hiç merak etme.

Gel.

Baba...

...Cevat'ın oğulları Halil İbrahim'in yerini öğrenmiş.

Levent'le beraber baskına gidiyorlarmış.

Baskına mı gidiyorlarmış yoksa belalarını bulmaya mı gidiyorlarmış?

Tamam baba, haklısın da Zeynep orada.

Ona bir şey olmasın? İstersen ben gitmelerine engel olayım.

Fikret, bu herif Zeynep'i kaçırıp dağa balayına çıkmadı, değil mi?

Niye çıktı? Gel gel yapıyor.

Gelenin iki kaşının ortasına kurşunu yedirecek.

Bırak ya, Cevat'ın oğulları geberip gitsin.

Umarım Levent de geberir de kurtulurum.

Ya Levent'in o taş kafasına anca mermi girerse geberir.

Otursana Fikret.

(Gerilim müziği)

Buyur baba.

Ya...

...annen bir şeyler diyor.

Yani benim de aklıma yatmadı değil.

Neymiş baba?

Halil İbrahim'e...

..."Gel, damadımız ol." diyelim diyor annen.

(Gerilim müziği)

(Islık sesi)

(Islık sesi)

Buradayım dayı. Dikkatli gel.

Halil İbrahim, bu iş tuzakla olacak iş değil.

Batum'dan özel ekip çıkmış...

...topla tüfekle gelmiş, sen hâlâ tuzak peşindesin.

Topumuz tüfeğimiz var dayı. Bunlar sadece önlem.

-Özel ekip çıktığını nereden öğrendin? -(Derviş) Oğuz'dan.

Tahminin doğru çıktı. Asiye Leto, yeğenini Yusuflara yollamış.

Onlar da bulunduğun yeri güya ağızlarından kaçırdılar.

Güzel.

Gelsinler.

Zeynep Leto nerede?

Mağarada.

Dayı...

...aslında sen Zeynep'i alsan, Gencali Yaylası'na geçsen iyi olur.

Yeğenim, sen anlamadın galiba.

Üstümüze ordu geliyor. Artık çok geç.

Buradan bir yere gideceksek vuruşmadan gidemeyiz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Edanur, Edanur Karaçamlı.

-Neresi? -6109 numaralı odadalar.

Edanur.

Sema, Edanur nerede? Ameliyatta mı? Aşağı mı indi? Nerede?

Asıl sen neredesin Temel? Sen neredesin?

Ne oluyor Sema? Geldim işte, ancak yetiştim.

Karım nerede Sema?

(Duygusal müzik)

Sema.

Bir şey diyecek misin?

Edanur nerede? İyi mi?

Edanur gitti.

Nereye gitti?

(Kekeleyerek) Nasıl gitti? Ne diyorsun Sema?

Asiye Leto'yla gitti.

Asiye...

Asiye Leto'yla gitti ne demek? Ne alaka?

Çocuğu aldırmaktan vazgeçti.

Asiye Leto'yla gitti.

Asiye Leto'yla gitti ne demek Sema? Anlamadım ben.

Bekledi Temel. Seni bekledi ama gelmedin.

Senin uzatmadığın eli başkaları uzattı, o da gitti.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Selim...

...bu Kurdoğlu'nun mağarası ne tarafta?

Abi, şu ormanlıktan dümdüz ileride dediler.

Hüsrev.

O tarafa arabayla gidemeyiz.

O tarafa arabayla gitmeyeceğiz.

-Cahit. -Buyur abi.

Ekibi yanına al, oraya doğru ilerleyin.

İkili gruplara ayrılın, mağarayı çembere alın, tamam mı?

Kaçacakları tek yer burası kalacak. Ben de gelenleri tek tek indireceğim.

Sen hiç merak etme, eyvallah.

Bana bak! Herkes beni dinlesin!

Bu eşkıyanın yanında yengeniz var!

Ona zarar gelmeyecek!

Bunların hepsini teker teker, tane tane hepsine çevir.

Allah'ım ya Rabb'im.

Hadi, 'davay davay', hadi!

(Cahit) Hadi, 'davay davay', hadi!

Karım, eşim!

(Levent) Hüsrev...

...maşallah, bu Cahit'in Rusçası iyidir, değil mi?

Evet.

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter" (Halil İbrahim ıslık çaldı)

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

Başlıyoruz.

Dur, dur, dur. Geri git. Geri git.

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

Lan!

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

"Derede su durulur"

"Daldan köprü kurulur"

"Derede su durulur"

"Daldan köprü kurulur"

Ava giden avlanır oğlum.

"Aslan be Halil İbrahim"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

Halil İbrahim, o tarafa gidiyorlar. Hadi takip edelim.

Bizi tuzağa çekmeye çalışıyorlar.

Muhtemelen bizi orada bekleyen birileri var.

-Osman'ım, mağaraya git. -Tamam.

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

-Osman! -Buradayım!

Buradayım!

-İyi misin? -İyiyim.

-Halil İbrahim nerede? Ne yapacağız? -Mağaraya geçin dedi.

-Hadi gidelim. -Hadi.

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Geçit vermez kayalar"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Hızlan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

Halil İbrahim!

Neredesin lan? Çık ortaya!

Sen benim babamı öldürdün! Erkeksen çık beni de öldür! Neredesin lan?

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

Sık lan, sık. Sık başına, sık!

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

Nerede lan bunlar?

Abi! Bu tarafa sık! Bu tarafa sık!

Nerede lan?

-Oradalar! -Cahit!

Oradalar, sık!

Öldür şu yılanı, öldür lan!

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

İyi sık lan!

"Dağın yamaçlarına"

Halil İbrahim, buraya gel.

Halil İbrahim, buraya gel. Buradan kaçabiliriz.

-Git. -Sensiz gidemem, buraya gel.

-Mağaraya gir Zeynep! -Halil İbrahim!

Zeynep, kaç!

-Zeynep. -Kaç!

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

-Dur lan, Zeynep'i gördüm. -Bırak!

Lan sıkma, Zeynep.

Şimdi bitirdim lan seni.

Lan Zeynep orada diyorum sana.

Lan bana bak, senden de Zeynep'ten de çok sıkıldım.

Önümden çekil lan!

-Abi, ne yaptın? -Ben bir şey yapmadım Selim!

Karım orada diyorum, roket atıyor, bomba atıyor!

Gidiyoruz Selim. Zeynep'i sonra alacağız.

(Zeynep öksürdü)

Zeynep, iyi misin?

-İyi misin? -İyiyim.

-İyiyim. Sen iyi misin? -İyiyim, iyiyim.

Zeynep, hemen buradan uzaklaş. Güvenli bir yere git, hadi.

Hadi gel, beraber gidiyoruz.

-Yaralanmışsın. -Tamam, korkma.

-İyiyim Zeynep. -(Zeynep) Doğru söyle, iyi misin?

Halil İbrahim! Zeynep!

Zeynep! Halil İbrahim!

-Halil İbrahim yaralandı! -Ne? Yaralandı mı?

-Tamam kardeşim. -İyiyim.

-Derviş dayım nerede? İyi mi? -İyi, geliyor.

-Pansuman için bir şeyler var mı? -Var.

-Tamam, hadi git. -Hadi Osman, hızlı Osman.

-Canın çok acıyor mu? -Hayır, hayır.

Hiçbirimiz bu tarafta değildik. Buna arkadan kim sıktı?

Halil İbrahim, biraz canın acıyacak ama bunu çıkarmamız lazım.

Tamam. Daha önce de başıma geldi.

Malzemeler gelince ben çıkaracağım, sen de baskı yapacaksın.

Halil! Halil İbrahim, iyi misin?

-İyiyim dayı. -Halil.

-Ne girdi oraya? -Ağaç dalı.

Bir kamyon kurşun sıktılar, gire gire ağaç mı girdi?

(Turan) Evet, biraz öyle oldu.

Hadi Osman.

Halil İbrahim, az ileride pikaplar var. Oraya kadar yürüyebilir misin?

-Yürürüm dayı. -Olmazsa taşırız.

-Pansuman gelsin, sonra gidelim. -(Turan) Tamam.

-Geldim! -(Turan) Koş Osman!

Al Zeynep.

-Çekiyorum. -Hazır mısın?

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

(Gerilim müziği)

Yemeğe gelmek istememişsin, ben de odana getireyim dedim.

Canım bir şey yemek istemiyor.

Ee, belki sonra acıkırsın.

Burada kalsın.

Bir şeye ihtiyacın olursa ben yan odadayım.

(Gerilim müziği)

Siz benim hayatımı bitirdiniz.

Ben de sizi bitireceğim.

Asiye, bu çocuğun Tarık'tan olduğuna emin misin?

Olmuyor Rızvan, bu Kahveci Temel'in çocuğu olmuyor.

-Yıllardır uğraşmışlar. -Hişt, yavaş ya.

Benim Tarık'ım bir kerede halletmiş işi.

-Teyze! -Ne teyze!

Kimse benim keyfimi bozmasın.

Bir Tarık'ım gitti, bir Tarık'ım geldi.

Hiç keyfimi bozmayın.

Asiye, daha çocuğun cinsiyeti belli değil.

Biraz sakin mi olsan?

Zuhal, boş boş konuşma. Bu bana hediye.

Belli ki bir şey için geldi. İllaki erkek.

Bu kız buraya gelmeyi nasıl kabul etti peki?

Kocası terk etmiş. Teyzem de dünyaları vadetti.

Belli ki gidecek yeri de yok. Kız ne yapsın baba?

Tamam da biz millete ne diyeceğiz?

Bu kızı biz bu eve niye aldık?

Kız senden hamile kaldı diye kocasından ayrıldı...

...biz de büyüklük yaptık, kucak açtık.

Anne, bak kalkarım yemin ediyorum...

...buradan dağa falan başka bir yere kaçarım.

Ne biçim laf söylüyorsun ya!

-Sus be. -(Rızvan) Asiye!

Sırada bu oğlunu mu yakmak var Asiye Hanım?

Tarık yetmedi, Tamer'e mi geldi sıra?

Sen istiyorsun ki benim erkek evlatlarımdan soyum yürümesin.

O zaman burada işin yok. Git resmî çocuklarınla ilgilen.

Zaten geldiğim kabahat.

(Kapı açıldı)

(Levent) Ah ulan, ah ulan!

Şu kadar kalmıştı var ya.

-Neye oğlum? -Zeynep'i almaya.

O Karasu yılanının kafasını ezmeye şu kadar kalmıştı.

O rahmetli dayı oğulları beni dinleseydi var ya...

-Rahmetli mi? -Evet.

Bu arada başımız sağ olsun.

Başımız mı sağ olsun?

Kim öldü, kim? Oturup anlatsana şuraya!

Anlatayım.

Ayşe, dilim damağım kurudu, bir su bir şey getir bana.

-Git sen. -Hadi, hadi.

Öldüm bittim.

Bunu da bilhassa gönderdim.

Öyle gidip her şeyi kocasına anlatmasın.

Ne Ayşesi? Ben buradayım, ben!

(Telefon çalıyor)

Efendim Ayşe?

Ya nasıl gebermemiş de gelmiş oraya?

Zeynep nasılmış?

Bir şey yok anne, iyiymiş belli ki.

Tamam, sonra konuşuruz.

Sen babam gelecekse dön onunla beraber, kalma orada.

Ne olmuş?

Ne olsun anne? O akılsızlar ne yapabilir ki neyi soruyorsun?

Maalesef Levent ölmemiş.

Aman, kızıma bir şey olmasın da.

Kim ölürse ölsün umurumda değil.

Kızım demişken sen Zeynep'e haber gönderecekmişsin.

-Kiminle göndereceksin? -Şota'yla.

Dedim ki oğlanın yakınlarından birine ulaşın da...

...sana ulaşsınlar dedim.

-Şota'ya söyledin yani? -Söyledim. Kime söyleyecektim?

Anne, Şota sadık adamdır.

Arada kalırsa Elif dul kalır, söyleyeyim.

Tövbe.

Sonra kimse bana gelip de ağlamasın.

(Gerilim müziği)

Temel, bir şey söyle oğlum. Çatlatma bizi.

La havle meassabirin baba ya!

Oğlum, söyle artık!

Tek bir soru daha sormayacaksanız anlatayım da ama artık şu konu kapansın!

Bir şey söyle de öyle kapansın Temel.

Edanur çocuğu aldırmaktan vazgeçmiş.

Asiye Leto da aklınca torun benim torunum, ben sahip çıkarım demiş.

Biz sahip çıkmayınca almış Edanur'u evine götürmüş.

Tamam mı? Konu kapandı baba.

(Duygusal müzik)

Edanur böyle bir şey yapmış olamaz.

Tehdit etmişlerdir, zorla götürmüşlerdir, değil mi Yusuf?

Merve, herkes kendi uşağının peşinde.

Şu an benim de olduğum gibi.

Derviş de bizi buraya yolladı.

Belki evde olsaydık kızcağız bize gelecekti.

Hata ettik biz buraya gelmekle Muzaffer.

Edanur belli ki utanıyor Fatma.

Garibimin sanki bir günahı varmış gibi.

Hepimizden kaçmak istedi.

(Müzik)

Baba, gelen var baba!

(Kapı açıldı)

-Temel, sakin ol, biziz! -Osmanlar geldi. Bizimkiler.

-Herkes iyi mi? Araba kimin Osman? -Koş koş, Halil İbrahim yaralandı.

(Temel) Nasıl yaralandı, ne oldu?

Ne oldu Derviş? Ne oldu?

İyiyim kardeşim, iyiyim.

-Vuruldun mu, nereden vuruldun? -Vurulmadım. Korkma.

Ah ulan, boş boş dolaşacağıma gelip yanınızda duracaktım.

Boş boş konuşma, bir şey yok.

-Dikkat et. -İyiyim kardeşim, anlatacağım hepsini.

-Şöyle oturtalım. -Odun parçası battı beline.

-Gel, yavaş, yavaş. -Yavaş, yavaş.

(Temel) Hah kardeşim. Tamam, tamam.

Bana hemen sıcak su lazım. Pansuman yapıp yarayı dikmem gerekiyor.

Tamam, ben getiririm şimdi.

Bir hastaneye götürseydiniz. Burada nasıl olacak o iş?

-Hastaneye gidemeyiz. -Ben hallederim.

Nasıl yapacaksın? Ne anlarsın sen?

Ne demek ne anlarsın Fatma teyze? Zeynep veteriner ya.

-Osman'ın doktoru bir nevi. -Çok komiksin Turan!

Şakanın tam sırası. Hayret bir şey ya.

Uşaklar, sulandırmayın, adamla ilgilenin.

-Biz çıkalım. -İğne iplik var mı?

Var, ben getireyim.

Temel, Edanur nerede?

Güvende, güvende.

Leto olmaya karar vermiş. Asiye'nin evinde.

O ne demek?

Üvey annen ikna etmiş karımı doğurtmaya.

Torun bakacakmış evde.

Keşke o kadın da bugün orada olsaydı da onu da ben vursaydım.

Temel, gel sen şuraya bastır.

-İyice bastır. -Kaldır.

-Ben şunu sterilize edip geliyorum. -Sık kolumu kardeşim.

Benim kardeşim aslan gibi.

Yine deli deli daldın değil mi oraya buraya?

(Turan) Daldı, daldı.

(Kuşlar ötüyor)

Vallahi Nedime Hanım, Turan'ın nişanlısı var, Sema.

Bir tek ona ulaşabildim.

O da ters düz konuştu zaten bana.

Ama dinledi de ben haber falan ulaştıramam dedi.

Yok, onlar ulaştıramayacak olsa hiç dinlemezdi seni.

Onlar Zeynep'in arkadaşlarına düşkünlüğünü çok iyi bilirler.

Yeter ki kız takip falan edileceğini düşünmesin.

-Sen Fikret abine ara dedin mi Şota? -Dedim.

-Fikret uyandı mı? -Uyandı.

Ayşe kahvesini götürüyordu.

(İç çekti)

-Seninle Şota mı konuştu Sema? -Evet Zeynep.

-Başka biri yoktu. -Yoktu.

Zeynep, Şota güvenilir. Güvenilir de...

...laf güvenilir değil.

Yani uzlaşalım, anlaşalım, sulh olalım...

Sonuçta bunlar Leto.

Nasıl güveneceğiz?

-Turan. -Ne?

Yok, Turan doğru söylüyor.

Ben bir tek abime güvenebilirim ama...

...Halil İbrahim'le konuşmadan da kimseyi arayamayız.

Ben bir bakayım uyanmış mı diye.

Sema, kızım, sen gel bir baş başa konuşalım.

Siz durun anne. Biz gidelim, babamlara bakalım.

Yandaki evi ayarlıyorlardı.

Siz de burada rahat rahat dedikodu yaparsınız.

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

(Müzik devam ediyor)

Ateşin düşmüş biraz.

Evet. Daha iyiyim.

Hadi çorbanı iç de sana antibiyotiğini vereyim sonra.

(Müzik)

Aşağıdan bir haber var.

-Kim getirdi haberi? -Sema.

Neymiş?

Annem, Şota'yı göndermiş bize ulaşması için.

Babamı ikna etmişler.

Eğer Halil İbrahim kabul ederse sulh olalım demiş.

Nasıl olacakmış o iş bunca kan döküldükten sonra?

O kadarını bilmiyorum da...

...abimi aramamı söylemiş.

Abimi arayıp bir görüşme ayarlayabilirmişiz.

Yeni bir tuzak yani.

Abim tuzak kurmaz Halil İbrahim, ona güvenebiliriz.

İşin ucunda ben varsam...

...annem de abim de beni tehlikeye atacak bir şey yapmazlar.

Zeynep, senin ailen...

...pek sözünde duran bir aile değil.

Ailemi tanıyorum Halil İbrahim.

Ama bu insanlar bizim yüzümüzden...

...en çok da benim yüzümden bir zarar görsün istemiyorum.

Asiye bile rahat durmuyor.

Gidip Edanur'u alıkoymak ne demek?

İnsanların hayatına mal oluyoruz.

Belki bunu değiştirebiliriz.

Ne yapmamı istiyorsun?

Abimi arayabiliriz.

Eğer abim birine zarar gelmeyeceğini söylerse bunu sağlar.

Tabii karşılığında şartları olacaktır.

Ne gibi?

Bilmiyorum.

Onu görüşmeden öğrenemeyiz.

(Gerilim müziği)

Bize güvenmezler anne.

Boş yere bir umuda kapılma.

Senin kızın da kaçırılsa...

...anasına bize güvenmezler, umuda kapılma mı diyeceksin?

Yok, ben öyle demek istemedim.

Özür dilerim, haklısın.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Zeynep!

-Zeynep! -Nasılsın, iyi misin? Neredesin?

-Ver bir sesini duyayım. -Biliyorum Gencali Yaylası'nı.

Ben iki saate orada olurum.

Tamam, sadece Şota'yla ben geleceğiz.

Annem merak ediyor, bir sesini duysun.

Zeynep'im. Alo.

Alo!

Kapattı.

Fikret, git Zeynep'imi al gel.

Alacağım, getireceğim anne, merak etme.

-Baba, müsaade var mı? -Müsaade senin oğlum.

Fikret, yalnız telefonda tek başıma geleceğim dedin.

İstersen Reşit'le Ali Kemal'i de al yanına, belli olmaz oğlum.

Fikret, babam doğru söylüyor.

Adam eşkıyanın önde gideni, sözüne güvenemeyiz.

Bir Leto'yu aldı. İkinciyi ele geçirirse bırakır mı hiç?

Zeynep'i bıraksın da...

...gerekirse beni alsın, ben kalırım, önemli değil.

Ama merak etme, öğleden sonra dönmüş oluruz.

-Hadi sağlıcakla. -Sağlıcakla.

Baba, bir şey yapmayacak mısın?

Bak kızım, Fikret benim söylediğim lafın üzerine...

...asla laf söylemez. Ben de onun işine karışmam.

Bence sen de karışmasan çok iyi olur.

Peki baba.

(Gerilim müziği)

(Araba çalıştı)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Babacığım, Fikret şimdi çıktı.

Gencali Yaylası'na gidiyor.

İki saate Halil İbrahim'le buluşacaklarmış.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Komutanım, albayım geldiler.

Buyursunlar.

Yok komutanım, dışarıdalar.

Operasyona gidilecek deyip sizi çağırdılar.

Allah Allah, ne operasyonuymuş ki?

(Gerilim müziği)

Hoş geldiniz komutanım.

Boş ver merasimi Oğuz. Operasyona gidiyoruz.

-En iyi adamlarınızı alın, çıkalım. -Emredersiniz komutanım.

-Komutanım, nereye gidiyoruz? -Yanıma otur, anlatacağım.

(Gerilim müziği)

Valla komutan, senin işleri de biz yapıyoruz.

Şu Halil İbrahim eşkıyasını bir yakalayalım...

...devletten madalya isteyeceğim.

(Gerilim müziği)

Vücudundaki yaralar nasıl oldu?

Kaza.

Kurşun yarası onlar.

Kazara kurşun da yenilebiliyor.

Benimle dalga mı geçiyorsun?

Zeynep, eğer bir aksilik olursa...

...istenmeyen bir durum yaşanırsa...

...ne abine doğru koş ne de benim arkamda dur.

Ne yapayım Halil İbrahim?

Alakasız bir tarafa doğru koş.

Burada kimse sana zarar vermek istemeyecektir.

Bütün sevdiklerim zarar görsün, bana bir şey olmasın, öyle mi?

Gerekirse öyle.

Geliyorlar!

Halil İbrahim.

(Müzik)

-Abi! -Zeynep.

Çok şükür, iyisin.

İyiyim, bir şeyim yok.

Siz Şota'yla biraz açılın.

Biz de Halil İbrahim'le baş başa konuşalım.

Ne konuşacaksanız benim yanımda konuşun abi.

Zeynep, bir müsaade et güzelim, hadi.

Mümkünse sizler de.

(Müzik)

Her şeyden önce kız kardeşime zarar vermediğin için teşekkür ederim.

Kardeşin hepinizden mert.

Ben mert, dürüst...

...sözünün eri insanlara zarar vermem.

Eyvallah.

Namert diye bahsettiğin...

...o dünkü çakallar sanırım, değil mi?

Neyse ki babaları gibi onlar da hak ettiklerini buldular.

Bulacak. Herkes hak ettiğini bulacak.

Bulsun bakalım da bir şeyi merak ediyorum.

Levent'i niye sağ bıraktın?

Demek akrabasının kafasına sıkan o.

Odur, yapmıştır, beklerim ondan.

Madem Levent'in ölmesini istiyorsun...

...neden kendin yapmadın bunca zaman?

Kız kardeşini yaktın.

Bak Halil İbrahim...

...İstanbul'dan geldin, belli ki buraları unutmuşsun sen.

Burada her şey bir denge içinde yürür.

Dengeleri bozarsan her şey allak bullak olur.

Kimin dost kimin düşman olduğunu anlayamazsın.

Şu an seninle karşı karşıyayız.

Birbirimizi tartarız, ölçer biçer, ona göre davranırız.

Ama dengeler sarsılınca...

...biz seninle böyle yüz yüze bakamayız.

(Gerilim müziği)

Benden ne istiyorsun?

Bu kavga bitsin istiyorum.

Kız kardeşim evine dönsün istiyorum.

Sen de arkadaşların da daha fazla zarar görmesin istiyorum.

Bugün değilse de bir gün.

Bak sevdiğin kollarında öldü. Arkadaşların da ölmesin.

Hiçbirimiz daha fazla zarar görmeyelim istiyorum.

(Gerilim müziği)

Senin sözüne nasıl güveneceğim?

Yarın baban çıkar, bu söz benim değil, oğlumun sözü derse...

...ne yapacağız? -Demeyecek, Halil İbrahim.

Demeyecek.

Ben buraya babamın teklifiyle geldim.

Sadece kendi sözümle değil.

Neymiş teklifi?

Eğer kabul edersen...

...tabii Zeynep de hayır demezse...

...damadımız olman.

(Gerilim müziği)

Anlamadım?

Kan davasını bitiren şey akrabalıktır.

Hem sen Zeynep'i kaçırdın madem...

...insanlar konuşur, laf olur, sıkıntı olur.

Ama evlenirseniz ne Zeynep'e ne sana...

...ne de sevdiklerine bu saatten sonra kimse zarar veremez.

(Gerilim müziği)

(Jandarma sirenleri çalıyor)

-Jandarma! -Jandarma!

(Temel) Halil İbrahim! Ulan Şota!

Sakın çıkarmayın silahları.

Siz bu kadarsınız işte. Sözünüz de bu kadar, kendiniz de.

-Benim bir alakam yok Halil İbrahim. -Abi, ne yaptın sen?

Zeynep, yemin ederim bilmiyorum. Benim alakam yok.

(Gerilim müziği)

Demek Bolu beyi ha!

-(Levent) Al bakayım şu Köroğlu'nu. -Tutun şunu. Kal orada.

Halil İbrahim Karasu, bizimle geliyorsun, silahını ver.

Ne suçu varmış da tutukluyorsunuz?

(Levent) Çok suçu var! Çok suçu var da...

...en önemlisi seni zorla alıkoymuş olması Zeynep.

Kimse beni zorla alıkoymadı.

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

Alın Halil İbrahim Karasu'yu.

"Dağın yamaçlarına yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına yaslan be Halil İbrahim"

"Derede su durulur"

"Dal köprüler kurulur"

"Derede su durulur"

"Daldan köprü kurulur"

"El yerine vurulur"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına yaslan be Halil İbrahim"

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz...

...Eylül Yılmaz - Büşra Taşcıoğlu

Editör: Beliz Coşar

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.