All language subtitles for Ru S01E08 1080p GAiN WEB-DL AAC2.0 H264-TURG_track3_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Yetiştim mi?

Yetiştin.

Bunlar ne böyle?

Çocuk için.

Seda dedim ya, daha ne yapacağımı bilmiyorum.

Tamam. Bu çocuk için.

Canım!

-Teşekkür ederim! -Canım benim! Teşekkür etti!

Teşekkür ederiz.

Reyan Hanım, buyurun.

-Seda. -Geldim.

Hoş geldiniz.

-Merhaba! -Buyurun.

Şöyle.

Geçtim, tamam.

Reyan Hanım, yaş 38.

Risk grubundayız.

O ne demek?

Bu dediğim sizi korkutmasın.

Sorun var anlamına da gelmiyor.

Sadece genç gebelere oranla riskiniz artıyor.

Ben aslında zaten aldırmak istiyordum.

Tabii, öyle bir opsiyonumuz da var ama…

Bu gebeliğiniz çocuk sahibi olmanız açısından son şans olabilir.

Karar verirken bunları da göz önünde bulundurun, olur mu?

Şimdi başlayalım mı? Eşinizi mi bekliyoruz?

-Başlayalım. -Peki.

Uzer?

Ne yapacaksınız şimdi?

Bilmem.

Ne demek bilmem ya?

Yani bu yaşta baba olmayacaksın, değil mi?

O ne yapıyor? Evde mi?

Doktora gitti.

Siktir! Sen niye buradasın?

-Ben gitmek istemedim. -İstemedim ne?

Yani gitmen gerekiyordu Uzer.

Aldırıyor olabilir şu an.

Öyle zırt diye aldırılabiliyor mu?

Ben ne bileyim be! Bana ne bakıyorsunuz?

Emin misin?

Değilim.

Sen bir şey söyle.

Ben bir şey söyleyeyim.

Ben senin her zaman yanındayım Reyan.

Ama sen ne istiyorsun?

Bu sadece benim isteğimle olacak bir iş mi?

Kimin isteğiyle olacak Reyan?

Bizim.

Kızım.

Uzer mi doğuracak bu bebeği? Sen doğuracaksın!

Babasız mı doğuracağım Seda?

Allah Allah! Tabii ki! Gerekirse babasız doğuracaksın!

Zaten onun önünde daha kocaman bir hayat var.

Ben ona böyle bir şey yapamam ki.

Bence biraz dramatize ediyorsun gibi geliyor konuyu.

Çünkü burada konu sensin. Zaten hep istediğin bir şeydi.

Uzer ile Uzer'siz ne fark eder?

Ne fark eder ki?

Reyan.

Burada kendi kararını kendin vereceksin.

-Evet. -Evet.

Bilmiyorum.

Aklıma da çok kötü bir espri geliyor.

-Yapma. -Yapacağım.

-Yapma. -Çok yapmak istiyorum ya.

Peki, yap.

Reyan, bu çocuk seni Uzer.

Çok iyi ya!

-Gerçekten çok güzelmiş. -Evet ama bu da beni Uzer.

Evet.

Tamamdır, iki kişi.

Teşekkür ediyorum, görüşürüz.

İyi günler.

-Günaydın, nasıl durum? -Günaydın.

İnanılmaz.

Üç haftalık masalarımız full doldu.

-Güzelmiş. -Sen Deniz misin?

Tanıdın mı beni?

-Tanıyamadım ama… -Tanıyacaksın.

Tanıyınca da çok seveceksin.

Ben Reyan'ın en yakın arkadaşı Seda.

-Çok memnun oldum! -Ben de!

Reyan! İyi misin?

İyiyim ya, yorgunum biraz.

Bu arada müzayededen aradılar, katılımımızı soruyorlar, şu şarap şeysi.

-Bu sene katılamayız Deniz. -Ne o şarap şeysi?

Büyük bir şarap müzayedesi var da.

Süper, niye katılmayacaksın?

-Çünkü ben… -Çünkü video yüzünden, değil mi?

Yani video yüzünden katılmıyorsun.

Sikerim ben o videoyu! Hadi yürü! Yürü!

Öyle de. "Büyük katılacaklarmış!" de.

İtiraz etme sen de. Bakışını gördüm.

Tamam.

Çok güzel bir siyah elbise aldım. Giyineceğiz, gideceğiz.

Ne oluyor orada?

Biz şey… Uzer derece yapmış da ona bakıyorduk.

Mete sensin he? Bak, burada yazıyor. Mete.

Ve bir Uzer, değil mi?

Hem de fotoğraftakilerden çok çok daha yakışıklı bir Uzer!

Ben Seda. -Selam Seda, hep telefonda konuştuk.

Memnun oldum.

Seni de öpeyim.

Kıvırcık.

Burası da mutfak herhâlde, değil mi?

-Evet, biliyorsun. -Aynen, evet.

Bakayım bir mutfağa ya. Büyümüş mü acaba Mete?

-Ben? -Mutfak büyümüş ya, değil mi?

Evet, ben de…

-Nasıl geçti? -Normal.

-Bir şey yaptırdın mı? -Biliyorsun, kontroldü sadece.

Reyan, bak, biliyorsun. Eğer doğurmak istiyorsan…

-Saçmalama! -Ben ciddiyim!

Ben de ciddiyim.

Bir kahve içeceğim artık.

Yoruldum ya!

Ne yapıyorsun Viking kızı?

Seda baksana şuna.

Bakayım.

Tam puan almış.

Ama yok, çok zeki bir çocuk yani. Bunu biliyoruz zaten.

Ayağım şişti.

Şişti yani. Böyle. Bak.

Dur, ben sana bir kahve yapayım.

Yap.

Sade?

-Sade! -Tamam.

Tabii, tamamdır.

Tamamdır.

Çok teşekkürler, görüşürüz.

Oğlum, neredeyse bir ay full'üz!

Hadi canım!

Gurme yüzünden mi?

Vallahi herifin tek yazısıyla öyle oldu.

Bir de herkes Uzer'i soruyor.

Vay, Uzer Şef'ime bak ya! Kankam benim ya!

Nereden nereye, görüyor musun?

Ruj izi ne ya? Ne yapıyorsunuz oğlum siz içeride?

Ya şey ya! Seda öptü.

Çok mu öpmüş?

Ne oldu, çıkmadı mı?

Arkadaşlar! Size bir iyi, bir de iyi haberimiz var.

İyi haberi alalım o zaman!

İyi haber, önümüzdeki bir ay tamamen doluyuz!

İnanmıyorum ya!

O zaman iyi haberi de ben vereyim size.

Arayan herkes Uzer Şef'imi soruyormuş!

Kankam benim ya!

Kanka levrek sufle bu mu lan? Kanka bir çatal versene be!

Bir, bu çiğ. İkincisi, sufle kaşıkla yenir.

Üçüncüsü, bu başkasının. Ben sana daha özel bir şey yaparım kanka.

Tamam, anlaştık. Allah sahibine bağışlasın kardeşim.

Ben bir-iki saate geleceğim!

-Tamam! -Okay!

Pek bir mutluyuz!

Buyurun!

Abi!

Tümsek abi!

Abi sana bir sürprizim var!

Abi evde olduğunu biliyorum.

Nereden biliyorsun lan evde olduğumu?

Abi sen farkında değilsin...

...ama kayboluşların 27-29 saat arası sürüyor.

Yapma ya! O kadar oldu mu?

Evet, 29 saati hiç geçmedi.

Ondan sonra eve dönüyorsun.

Yani örüntü mü diyorsun?

Evet.

Gel bakalım.

Ben yumurta bile kıramazdım Uzer.

Ondan önce diyorum yani.

Karım, Rengin.

Bomboştum ben, teneke gibi.

Boş tenekeye ne yaparlar?

Şut çekerler oğlum!

"Kan!" diye bir yapıştırırlar!

Ya.

Senin yaşlarındaydım.

Rengin.

Rengim derdim ben ona.

Bu bir çıktı karşıma, bütün renkler değişti, biliyor musun?

"Lan kırmızı böyle miymiş?"

"Maviye bak, vay anasını!" falan.

İlk yumurtamı ona kırdım işte.

İlk gecemizin sabahı.

Etkilendi bu. Elimin lezzeti mi varmış, neymiş, bir şey dedi.

"Ulan!" dedim. "Tümer yürü lan buradan!"

"Yürü!"

Yürüdüm. Şef oldum.

Hırslandım, ünlü oldum.

Daha çok hırslandım, daha çok ünlü oldum.

Sonra bir gün eve geldim.

Bir baktım gitmiş.

Yok.

Bana bir mektup bırakmış.

İstemiyormuş artık beni. Sevmiyormuş.

Onu deli gibi seven bu adamı artık sevmiyormuş.

Sinirlendim ben de tabii.

Sana mı ihtiyacım var lan benim?

Ben zaten almış, yürümüşüm amına koyayım!

Koskoca Tümer Sekmen olmuşum.

Sana ihtiyacım mı var?

Sana ihtiyacım mı var?

Varmış lan ihtiyacım.

O Ekrem denen göt yüzünden oldu her şey zaten.

-Gurme. -Eskiden dergide yazardı o.

Onunla mı kaçtı Rengin?

Lan oğlum, sen beni nerenle dinliyorsun?

Bu nasıl bir komplo teorisi?

Ne bileyim abi. İlgisi var deyince sen…

Yok, bohçasıyla camdan atladı anasını satayım!

Ne peki? Nasıl oldu?

Sonra bu beni dergide yazdı.

Yok şöyle iyiymişim, böyle iyiymişim.

Başarıyı tattırdı bana.

Başarı, uyuşturucu gibidir Uzer.

O yazıdan sonra ben değiştim, anladın mı?

Zaten o yazının çıktığı gün ben rengimi kaybettim.

Şişik egolu bir göt oldum!

Egom şiştikçe ben de şiştim.

Egom şiştikçe ben de şiştim.

Ne gibi biliyor musun? -Tümsek gibi.

Aferin lan. Saksı çalışıyor.

Hadi, şimdi siktir git mutfağına.

Abi ben sen geleceksin diye ama…

Lan benim imza tabağımı benden daha iyi yapmışsın!

Ne geleceğim? Yürü git! Asabımı bozma benim.

Dur!

Al.

Bu ne abi?

Benimdi, artık senin.

Hadi.

Siktiğimin piçi!

Lan!

Öyle Tümsek olmuş işte.

Vay be!

Ben onu lakap falan zannediyordum, yatılı kafası.

Yani herkese ters falan ya, her şeyi yokuş yani.

Ben ondandır diye düşünüyordum.

Öyle.

"Adım büyüdükçe ben küçüldüm.

Ben de adımı küçülttüm." demek istedi.

Derinmiş kanka ya.

Vallahi Spinoza tadı aldım.

Bak, bak! Sen nereden duydun Spinoza'yı?

Ben değil de bizim Esra durmadan bahsediyor işte.

"Descartes şöyle." Ne bileyim… "Spinoza böyle dedi." falan.

Bizim Esra derken?

Bizim derken, bizim sınıftan diyeyim.

Görüşüyor musunuz siz onunla?

Yani. Evet çünkü tabii.

Mete! Takılıyorum işte ya.

Şey yapalım. Kalkalım mı?

Ne yapıyoruz? -Olur.

Uzer.

Benim bir yere uğramam lazım.

Motorum da burada zaten. Görüşürüz.

Kanka. Kaskını tak.

Kask önemli.

Korunmak lazım.

Mete ya!

Ne var ya?

İğrenç!

Üniversite sınavında tam puan almışsın.

Evet.

Sadece beş kişi tam puan almış.

Ne fark eder ki?

İstediğin her bölümü kazanacak olman mı ne fark eder?

Tercih yapmayacağım.

Saçmalama Uzer, tabii ki yapacaksın.

Neden?

Gitmemi mi istiyorsun?

Rujum yok benim ya!

Kırmızı var mı? -Sol çekmecede.

Tamam.

Reyan. Allah aşkına çık şu enerjiden. Biraz ışık al ya.

Bunu mu giyeceksin, ne giyeceksin?

Dur, onu da çözeceğim ben. Bir saniye.

Şimdi.

Yeşil, al, en sevdiğin. Bunu giy, mis gibi elbise işte.

Üşürsen de akşam müzayedede bunu giyersin, tamam mı?

Şimdi bana arkadaşımı ver Allah aşkına!

Yeter ya! Biraz enerji olur musun lütfen?

Reyan! Çık içeriden!

Sana masaj yapıyorum! Gerçekten!

Bir de şu yeri siler misin?

Allah aşkına bu nedir ya?

Ayağımın altına bak.

Müzayedede bir adam gelse bana dese ki…

"Ayağınızın altını görebilir miyim?"

Anne ben çıkıyorum!

Nereye?

Bak, bu gömlekler kim için giyiliyorsa...

...artık onunla tanışma zamanımız geldi demektir.

-Of anne ya! -Ama dinlemiyorsun beni!

Bak, ciddiyim diyorum!

Bak şimdi!

Oha!

Bu ne?

Herhâlde.

Sen kendine bak ya.

Tipe bak, çok yakışıklı olmuşsun. -Buldum bir şeyler işte ya.

Bu kadar yakışıklı olmasa mıydın acaba?

Bundan sonra böyle giyinirim ya.

Allah Allah!

Geldim!

Geldim!

Nerede kaldın ya?

-Yetişiyoruz, sorun yok. -Yetişiyoruz olur mu canım? Allah Allah!

Bu ne?

Babacığım yine giymiş gömleklerini.

Çikolata yemek ister misin içeride?

-Neden? -Ne bileyim, enerji verir.

Mutluluk. -Şu telefonumu alsana.

-Annem bayılıyormuş sana. -Ben de ona bayılıyorum.

Beğendin mi kardeşim sen?

Yanıma yakışıyorsun.

Merhabalar!

Bayağı kalabalıkmış!

Bilseydim biraz daha makyaj yapardım.

O öyle mi oluyor ya? Daha kalabalık, daha fazla makyaj gibi.

E, tabii. Kalabalığın içinde ayrışmak lazım.

Küçük kara balık da burada.

Siz buraya daha önceden gelmiş miydiniz?

Mete'nin ailevi nedenlerinden ötürü geldik.

Ailevi dediği babam şarapçı da.

Babası şarapçı dediği babası şarap üreticisi.

Ne kadar tatlısınız siz böyle ya?

Bu arada artırmaya "RU" olarak mı katılacaksınız?

Girersek evet.

Girecek misiniz Uzer?

Yani bu kesin kafasında örüntü falan bakar.

Örüntü ne demek?

Yani kim ne kadar artırıyor, nereye kadar gidiyor falan.

Öyle saçma sapan algoritmalar, kimsenin anlamadığı.

Heyecanlandım birden.

Bunu kaldıracağız, değil mi?

-Evet. -Artırma için.

İki bin beş yüz geldi.

Satıyorum, sattım.

Şimdi günün en özel şaraplarından 1962 Château de Nère.

Fransız St. Emilion köyünden.

Sınırlı sayıda üretildi.

Açık artırmayı 180 binle başlatıyorum.

Buyurun. Evet, Ahmet Bey'den 180 bin geldi.

Evet. Emir Şef'ten 190 bin oldu.

Yok mu arttıran?

Evet, 190 bin Emir Şef'ten.

200 bin RU ekibinden.

210 bin Emir Şef'ten.

Evet, çok nadide, sınırlı sayıda bir üretim.

210 bin. 220 bin geldi RU'dan tekrar.

İnanılmaz bir yarış, 220 bin.

Yok mu arttıran?

230 bin Emir Şef'ten geldi tekrar.

-Oğlum sakin. -230 bin, evet.

240 bin geldi!

Evet, RU ekibinden 240 bin geldi.

250 bin denildi, 250 bini Emir Şef söyledi.

Evet, 250 bin lirada Emir Şef'te.

Yok mu arttıran? Satıyorum.

Satıyorum. Sattım!

Bu şarap Emir Şef'e gidiyor.

Şefim, sizi sahneye alabilir miyim?

Tabii.

Çok teşekkürler. -Buyurun.

Bir şeyler söylemek ister misiniz?

-Evet, tabii ki isterim. -Buyurun.

Gerçekten çok güzel, çok özel bir şarap.

Ve tabii RU ekibi de bu şarabı almak istediler.

Haklılar da.

Ben bu güzel şarabı çok yakın zamanda boşandığım...

...sevgili eski eşim Reyan'a hediye etmek istiyorum.

Ve tabii, sadece Reyan'a değil.

Onun hepinizin bildiği hatta tanıdığınız...

...18'lik sevgilisi de yanında, Uzer.

Ona da hediyemdir.

Reyan, gelip almak ister misin hediyeni?

Hediyenizi.

Hediyeni diyorum, almak istemez misin?

Hediye için teşekkürler.

Uzer olunca artırmada sana biraz pahalıya geldi ama.

Sanırım Emir Şef o video yüzünden benim buraya çıkamayacağımı düşünüyordu.

Ondan yaptı bunu.

Yani haklı.

Eskiden olsa utanırdım.

Çıkamazdım hatta belki de kaçardım.

Değil mi Emir?

Ama maalesef o yok burada, şimdi karşında başka biri var.

Bakışlarınızdan anlıyorum.

Bazılarınız beni ayıplıyor.

Ne yüzle hâlâ konuştuğumu düşünüyor.

Belki de özür dilememi bekliyor.

Bir gün biri bana

"Âşık olduğum için senden özür dilemem." demişti.

Ben de sizden dilemeyeceğim.

Hem sabahları gülümseyerek uyandığım için...

...neden özür dilemem gerekiyor ki?

Sizler mutsuzken ben mutlu olduğum için mi özür dileyeyim?

Tamam, söyleyin. Kimden özür dileyeyim?

Kendilerine hiç bakmadan o videoyu ayıplayanlardan mı?

O aşkı göremeyecek kadar kör olanlardan mı?

Yoksa bu kadar özel bir şeyi herkese atacak kadar...

...alçalanlardan mı? Kimden?

Ben bu hayatta ilk kez sadece kendimi düşündüm.

Kendi kararımı kimseyi dinlemeden kendim verdim.

Bunun için özür dilemeyeceğim. Dilemiyorum.

Herkesin önünde sana sadece şunu söylemek isterim Emir:

Evet, Uzer benim sevgilim ama bundan sana ne?

Ağzına sıçtın herkesin. Ay, nasıl duygulandım!

Çok gururlandım.

Oğlum sen var ya, işini biliyorsun!

Reyan'a niye âşık olduğunu çok iyi anladım lan şimdi.

Sus, salak!

Ne yapıyorsun ya? Üstüme açık artırdın!

Bunlar çok tatlı Reyan ya!

Yalnız bir şey diyeyim mi? Çok güzel şarap ya!

Tabii güzel kızım! Enayi şarabı bu.

Üstüme…

Ama çok komikler ya.

Bayıldım ben, bittim yani arkadaşlarına, gerçekten!

Yalnız bir şey diyeceğim. Artık ben ona Rey diyorum.

-Bana mı Rey? -Tabii Rey!

Çünkü benim kankimin sevgilisi…

Ne olur benim kankimin sevgilisi?

Sevgili kankam.

Tam da o yüzden sana Rey diyorum işte.

Seda'ya da Seda çünkü daha fazla kısaltamadım.

Biz artık bir elin beş parmağı gibi. Yumruk yapmış gibi, böyleyiz biz.

Ay çok tatlı ama…

Benim bu gece gitmem lazım. -Gitme!

Evet, o yüzden de beş değil.

Sen onu dört düşün yine, siz dört devam edin.

Tamam o zaman biz böyle dört kişi.

Sen de böyle uçuyorsun.

Bu da güzel oldu lan! Like!

Hadi Seda'cığım, ben seni bir havalimanına bırakayım, tamam mı?

Tamam.

Kankiler cheers!

Kankim yardım et.

Gidiyor musun?

Bir dakika.

Bir dakika.

Uçak kalktı!

Hadi, ben sizi arabaya bırakayım.

Tamam canım.

Tamam canım.

-Tamam. -Tamam canım.

-Hadi görüşürüz! -Kendine çok iyi bak, bir daha gel!

-Tamam! -Uzer, kanki! Gelirken bize bira al.

En sevdiğim sakızdan alır mısın?

-Tamam, oldu. -Şeker, şeker istiyorum!

Tamam.

Şeker dedi!

Bu kadarına dayanamıyorum!

"Bana şeker al."

Bana da al!

Reyan'cığım çok güzel ama ya.

Bir dakika, kayıyorum. -Çabuk gel!

Hadi! -Ne güldük ya!

Lise yıllarım geldi aklıma.

Böyle gülüyor muyduk o zaman?

-Buradan. -Bana bak, kaçta yatıyorsunuz?

"Sevdim seni bir kere"

"Başkasını sevemem"

"Deli diyorlar bana"

"Desinler değişemem"

"Desinler değişemem"

"Desinler değişemem"

-Görüşürüz o zaman. -Yarın…

Yarın sabah.

Kahvaltıya, bize yani.

Seni annemle tanıştıracağım.

Seni çok sevecek. Sen de onu seversin.

-Severim. -Gelecek misin?

-Gelirim. -Tamam.

Uzer, sen annene söylemedin, değil mi?

Yani şey… -Söylemedim.

Tamam, söyleme.

Tamam mı?

Sen iyi misin?

-"Oysa sana çıkıyor" -Kusmayacaksın değil mi?

"Bildiğim bütün yollar"

Kızım uçağa bineceksin, çok içtin.

"Sevgi anlaşmak değildir"

"Nedensiz de sevilir"

"Bazen küçük bir an için"

"Ömür bile"

Çok özleyeceğim burayı.

Ben de be!

Sen niye özlüyorsun oğlum?

İzmir yazmayacak mısın zaten?

Evet.

E, niye özleyeceksin o zaman?

Siz olmayacaksınız.

Siz değil.

Ben olmayacağım.

Uzer de tercih yapmayacakmış zaten.

Kendi tercihi.

Salak.

-Bana mı dedin, Uzer'e mi? -Ortaya dedim.

Vay be! Demek Ankara'da da deniz olacak artık.

Öyle olacak.

Ee?

Spinoza nereyi yazıyor?

Esra mı?

Bizim Esra.

İzmir'i yazıyor o da.

İzmir.

Özleyecek misin gerçekten?

Çok özlemem bence ya.

Özlersem gelirim hemen ya. Ankara şurası.

Kusura bakma ama o arabayla bok gelirsin!

Şakası bir yana. Bir gün çöp kamyonu çöp sanıp alacak.

Siktir! Çok komik olur. Düşünsene bir.

Ne yapıyorsun oğlum?

Şaka öyle değil, böyle yapılır kanka!

Oğlum biz seni android sanıyorduk.

Sen böyle kısa devre falan yapma!

Siktir lan!

Bir dakika, sen küfür mü ettin ya?

Geppetto Usta! Müjdeler olsun!

Pinokyo insan olmuş!

Gel bakayım sen buraya!

Uzer.

Ben sana çok âşık oldum.

Bugüne kadar hiç kimseye olmadığım kadar çok oldum hem de.

Seni gördüğümde, sesini duyduğumda kalbimin attığını hissediyorum.

Yarasın kardeşime!

Sen bana baktığında...

...hayatımda ilk defa birinin beni gördüğünü hissediyorum.

Değerli olduğumu hissediyorum.

Bu mektubu da sana bu kadar âşık olduğum için yazıyorum.

Uzer. Ben sana "Benimle ol." diyemem.

"Baba ol." diyemem.

Ben sana "Kal." diyemem.

Ama biliyorum ki ben demesem de sen kalacaksın.

Gitmeyeceksin.

Hayallerinin peşinden koşmayacaksın.

Hatta hayalinin bu olduğunu sanacaksın.

Kalmak, şef olmak.

Benimle olmak.

Baba olmak.

Ben bunları yaşadım Uzer.

Gitmem gerekirken kaldım.

Kalınca güvende olacağımı düşündüm.

Bildiğim yaşamda.

Riske girmeden.

Hiçbir şeyi değiştirmeden.

Ne istiyorum?

Gerçekten ne istiyorum kendim için?

Bu soruları hiç sormadan kaldım.

Kaldıkça ağırlaştım.

Gidemedim.

Aynısını sana yapamam.

Senin kendi yaşıtlarınla olman lazım.

Eğlenmen lazım, gülmen lazım, denemen, yanılman lazım.

Öğrenmen lazım yaşayarak.

Senin yaşaman lazım Uzer.

Ancak o zaman gerçekten ne istediğini bulacaksın.

Biliyorum ki bulduğunda istediğin şey her neyse...

...sen en iyisini yapacaksın.

Kankiciğim, alayım mı seni yarın sabah?

Sabah? Sabah Reyan kahvaltıya gelecek.

Vay! Baş başa kahvaltı falan. Hadi bakalım!

Yok ya, annemle tanışacak.

Hadi görüşürüz!

Uzer.

"Annemle tanışacak" mı dedi o?

Aşkım.

Sevgilim.

Ben gidiyorum.

Beni arama, sorma, bulma. Peşimden gelme.

Ama daha önemlisi yapma.

Kalma Uzer.

Git.

-Hoş geldin. -Hoş buldum.

-Hadi geç. -Uzer ben çok kalmayacağım.

O ne demek ya? Bak, nefis şeyler yaptım.

Dışarısı çok sıcak. Mutfakta yiyeceğiz.

Hadi gel! -Tamam.

Bu taraftan.

Ne güzelmiş eviniz! Mutfağınız da çok tatlıymış.

Evet ama biz şurada yiyeceğiz.

Böyle gel.

Sağ ol.

Anne, Reyan geldi!

Birazdan gelir. Ben bir omlete bakayım, geliyorum.

-Uzer, annen gelmeden önce… -Dur, dur! Omlet yanacak.

Bekle.

Vallahi öyle nefis bir omlet oldu ki!

Daha önce böylesini yememişsindir.

Evet, sana biraz torpilli.

Sağ ol.

Şöyle.

Anne hadi! Soğutma!

Şöyle bırakalım.

Geldin mi?

Evet. Anne, bak. Bu Reyan.

Benim hayatımın aşkı.

Reyan, bu da benim annem.

Evet ya! Çayı unuttuk.

Hemen getiriyorum.

Aylin Hanım çaysız yapamaz.

Tamam, yeter mi?

Bu da sana.

Aylin Hanım'a biraz daha açık.

Bu da bana.

Evet şöyle.

Yo ben yemeyeyim.

Seni bugün götüreceğim anne.

Artık kendiniz sürersiniz.

Şöyle zeytin koyayım tabağına, çok güzel.

Anne, sen de al.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.