All language subtitles for Ru S01E04 1080p GAiN WEB-DL AAC2.0 H264-TURG_track3_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Öyle bir sevda ki bu, anlayan yok halimden.

Aşka inanmayanlar, bilmez gönül derdinden.

Gel aşık ol arkadaşım, sevenler mutlu olur.

Birbirini sevenlerin kalpleri mutlu olur.

Hanımefendi ne yapıyorsunuz? Kaza yaptıracaksınız bana ya.

Şurada bekleyeceksin beni. -Niye ben bekliyorum?

Bu kadar hızlı gelinir mi burada? -Ya benim yolum ya.

-Geçeceğim ya. -Allah...

-Bir saniye be. -Hadi be.

Bu kadar hızlı gelinir mi bu yoldan kardeşim?

Kaza yapacaksın. -Sen görmüyor musun?

Bir bitmediniz ya.

S..tir ya.

Abla!

Abla!

İnanamıyorum, inanamıyorum. Uzer kalk, kalk.

Uzer kalk. -Ne oldu?

Annem gelmiş, kesin gördü.

Aptal kafam ya, neden böyle bir şey yaptım?

Yanlıştı, yanlıştı işte. Sen de giyin.

Çabuk, hadi.

Bu asla tekrarlanmayacak Uzer, tamam mı?

Ne? -Başka bir şey deme.

Anladım de. -Anladım.

Tamam, ben şimdi çıkacağım.

Sen de sakın çıkma, tamam mı?

Sakın, sakın çıkmıyorsun.

Tamam.

Anne!

Anne!

Kaç yaşında bu çocuk ha? -Anne.

Bunun için mi evliliğini sonlandıracaksın?

Emir'i boşayıp bununla mı evleneceksin?

Çocuk da yapacak mısınız?

Yaparsınız tabii. Ondan sonra da ikisini birden büyütürsün.

Ne battı sana ya, ne battı anlamıyorum ki ben.

Rahat battı sana. Gül gibi kocan var yani.

Akıllı, zeki, başarılı, yetenekli, çalışkan.

Yani ne yetmedi sana ben anlamıyorum ya.

Mis gibi hayatın var.

Anne öyle değil. -Dünyalar güzeli evin var, işin var.

Ama benim kızıma yetmez tabii bunlar. Alkol batağına da mı düştün ha?

Anne ne alaka? -Düştün tabii.

Yani gam yok, tasa yok.

Gelecek için kaygılanmak yok.

Parayı anne versin.

Ondan sonra koca da restoranı çekip çevirsin.

Benim kızım da ergenlerle düşüp kalksın. -Anne...

Ya kocan öğrenince ne yapacak? Tabii ki çekip gidecek.

Bir de eşyalarını yığmışsın şuraya.

Ben nerede hata yaptım ya? Ben nerede hata yaptım?

Hiçbir şey öğretememişim ben bu kıza. Ama kabahat bende.

Cezam da buymuş.

Kızımı ergenlerle düşüp kalkarken... -Anne yeter!

Asıl ben bastım, ben. Emir'i, sevişirken.

Hem de restoranın mutfağında sevişirken bastım.

Bu nasıl bir şey biliyor musun? Onları öyle görmek.

Kaç yıllık kocanı bir kadının tepesinde.

Ve o herif hiç utanmadı. Anlayabiliyor musun?

Bırak özür dilemeyi.

Yüzüme baka baka, gözlerimin içine baka baka beni suçladı be!

Selma anne.

Hoş geldin Emir.

Geç otur.

Sağ ol beni kırmadığın için.

Pardon, bir çay alabilir miyim?

Ee, nasılsın bakalım?

İyi diyelim iyi olalım.

Hoş geldin bu arada.

Ama hiç hoş bulmadım Emir.

Ne oluyor oğlum size?

Reyan anlatmıştır herhalde.

Evet, anlattı.

Çok kırmışsın.

Çok üzmüştün Reyan'ı.

Ve haklı da kız. -Ne diyeyim anne şimdi ben?

Evladım, evliliklerde olur böyle şeyler.

Sıkılırsın, bunalırsın.

Ben kızımı biliyorum.

Bunalttı mı da bunaltır adamı.

Ama bunların hepsi geçici hevesler.

Doğru mu? -Yani.

Bak siz buraya geldiniz.

Eviniz, restoranınız.

Ve çok başarılı oldunuz.

Yani sen şimdi bütün bu başarıyı geçici bir heves uğruna çöpe mi atacaksın?

Yani hayır tabii. -Ama atıyorsun Emir.

Dişinle, tırnağınla yarattığın her şeyi çöpe atıyorsun.

Selma anne, ben bunu söyledim Reyan'a. Bu restoran bensiz gitmez dedim.

Ama gidiyor Emir.

Hınca hınç doluyor.

Birileri şimdiden senin başarının üstüne oturmuş.

Afiyet olsun efendim.

Sağ olun.

Peki yarın boşanırsanız ne olacak?

Restoran Reyan'da kalacak.

Ben tanıyorum kızımı. Babasına benzer.

İnatçıdır, dediğim dediktir. Asla vermez orayı sana.

O restoranda benim de hakkım var Selma anne.

Tabii ki var. Ama evli olduğunuz sürece var. Sonra ne olacak?

Aynı şeyler, aynı çabalar. Niçin?

Yani zaten şu anda elinde olana ulaşmak için.

Evladım, sizin artık başka şeyler konuşmanız lazım.

Aile, çocuk, bunları konuşmanız lazım.

Yani haklısın tabii ama... -Haklıyım tabii.

Sen karını çok yaralamışsın.

O da yaralarını başka biriyle saracak.

Hatta şu anda belki sarıyor bile. -Bir dakika, bir dakika.

Nasıl ya? Kiminle? -Kimi, nasılı falan yok.

Senin bunları düşünmen lazım. Evlilik bazı şeyleri unutturur insana.

Sen de benim kızımın güzelliğini unutmuşsun.

Selma anne, bildiğin bir şey varsa söyle bak bana ha.

Ben sana olacakları söylüyorum Emir.

Bundan sonra kaybettiğin her saniye senin aleyhine işliyor.

Bu kız daha fazla beklemez.

Hiç kimse beklemez.

Biyolojik saat diye bir şey var.

Bence sen bir düşün benim söylediklerimi.

Değer mi, değmez mi?

Kendi aranızda karar verirsiniz.

Müsait değilim.

Reyan benim.

Uzer, önemli bir şey mi var?

Öyle, konuşmak için.

Sabah söylediğin şeyler.

Gerçekten çalışmam lazım. Sonra konuşalım mı?

Ben, ben iyi değilim.

Gel.

Uzer bak, ben söylediğim şeylerde ciddiydim.

Gördüm, değildin. -Nasıl değildim ya?

İyi misin sen? -İyi değilim, iyiyim. İyi değilim.

Yani dün gece iyiydim aslında. Hiç olmadığım kadar iyiydim.

Ama şu anda iyi değilim. Dün gece iyiydim. İyiydim aslında.

Ama şu anda iyi hissetmiyorum kendimi. İyi değilim yani.

Uzer sakin ol. Tamam. -İyi değilim yani.

Sakin ol. Uzer. -Yani ne yapacağımı bilmiyorum.

İyi değilim ben çok. -Tamam.

Reyan bak, neden istemediğini biliyorum.

Annen ilk bunu sordu. Kaç yaşında o çocuk?

Ama yaş farkı dediğin nedir ki?

Yani sırf benden önce doğmuş olman neyi değiştirir?

Ya da bir başkasının?

Benden daha uzun süre var oldukları için daha mı fazla şey görüyorlar?

Göremezler. Daha mı fazla kitap okuyorlar?

Daha mı iyi anlıyorlar?

Bunun bir ölçme birimi var mı?

Ben bunu zamanla ölçmediğini biliyorum ama sen bunu zamanla ölçmeye...

Uzer, sadece yaş farkı değil. Bir sürü başka şeyler de var.

Anlamıyorsun, anlayamazsın.

Anlıyorum. Sen anlamıyorsun.

Reyan bak.

Sen zamanı durduruyorsun.

Yani bu işte tam da bir...

Düşünmemek gibi.

Düşünmemek.

Yani sessizlik gibi.

Bu sessizlikte...

O sessizlikte kalbini duymak.

O anın farkında olmak.

O anın...

Çabalamadan.

Yani bu tıpkı...

...gerçek gibi.

Gerçek bu değil Uzer.

Gerçek nerede biliyor musun?

Benim hala evli olmamda, senin yaşında, başkalarının sana bakışında.

Birbirimizi nasıl gördüğümüzde değil, onların bizi nasıl gördüğünde.

Annemin bizi nasıl gördüğünde ya da senin annenin.

Gerçek orada işte.

Maalesef kalpte değil gerçek.

Mantıkta.

Tamam. Ve biz orada yokuz Uzer. Olamayız.

Gördüm, söylediklerinde ciddi değildin diyorsun ya.

Görme artık Uzer.

Görme.

Evet gençler.

Gece uzun.

İçeride açlıktan kulaklarını yemek üzere olan müşterilerimiz var.

Onları doyuracak mıyız?

Yes şef. -Aferin. Sos hazır mı?

30 saniye şefim.

Etleri mühürle.

Biraz tuz, tuz.

Ne oldu oğlum? Sen biraz durgunsun.

İyiyim şefim.

İki levrek sufle.

Balıkları açın. Sufleler sende Ozan.

Bende mi? -Oğlum, sahne senin. Yap şovunu. Yap.

Hadi abi. O yağ kızmadı mı? Hadi acele edin.

Yağ kızmadı ama ben kızdım.

Ne kadarı var? Söyleyin.

Uzer. Soğanı ince doğra. İnce, ince.

Burnaz yap. Burnaz. Namı diğer sıçan dişi.

En incesinden. Etin öbür tarafını mühürledin mi?

Yes şef! -Ulan be.

Baban da mı İngiliz a... k... helal olsun be.

Evet, duymak istiyorum Ozan. -Üç dakika şefim.

Bravo. Gecenin nihayetinde sizlerle gurur duyacak mıyım?

Yes şef. -Aferin oğlum. Devam edin.

Pardon. Bizim sufleler vardı.

Hemen ilgileniyorum. -Lütfen.

Pardon, bir servis alabilir miyiz? -Gönderiyorum hemen.

Evet, işte bu. -Tümsek abi.

Sufleleri soruyorlar. -Uzer.

Ne oldu oğlum sufleler?

S..tir. Uzer. Uzer. Uzer. Uzer. Uzer. Uzer.

Uzer ne oldu ulan?

Eksik yoktu, aynısını yaptım. 180 derecede. Eksik yoktu, aynısını yaptım.

Ben biliyorum, aynısını yaptım. Ben biliyorum, tutması lazımdı.

Tutması lazımdı, aynısıydı. Tutması lazımdı. Doğruydu.

Doğru yaptım ben reçeteyi. Doğru yaptım ben reçeteyi.

Reçeteyi doğru yaptım ben. Aynısını yaptım ben. Tutması lazımdı.

Tamam, tamam. Sakin ol, yine yaparız.

Reçeteyi doğru yaptım. -Yine yaparız oğlum.

Tamam, kaldıralım. Şuradan tabureyi getir.

Ben reçeteyi biliyorum, biliyorum. Doğrusunu yaptım ben.

Reçeteyi biliyorum, biliyorum, biliyorum. -Tamam Uzer. Sakin ol, yine yaparız.

Yine yaparız oğlum. Yine yaparız. Daha iyisini yaparız.

Tamam, nefes al. -Daha iyisini yaparız oğlum.

Biz yanındayız. -Sakin ol.

Sakin. Yaparız. Daha iyisini yaparız. -Tamam. Tamam.

Daha iyisini yaparız. -Buradayız.

Sakin ol.

Deniz, ben aslında yıllardır bunu sana söylemeye çalışıyorum.

Ama işte o giriş cümlesini bulamadım.

Şimdi buldum mu, yok.

Ama işte, ya sen dedin ya geçen gün, işte harekettir aşk diye.

Ben de dedim ki, o zaman beklemeyeyim yani, harekete geçeyim.

Bir şey yapayım yani. -Ne yapıyorsun sen ya?

Kendi kendine mi konuşuyorsun? -Yok be, şarkı söylüyorum ya.

Ee, sen Uzer falan diyordun.

İşte sonra, bunu ben dışarı falan çıkardım, sakinleşti.

Sıkıntı yok yani, gelir bence.

İyi o zaman.

Oğlum kaldım ya öyle, konuşmamız lazım diye mesaj atmak.

Nostaljik misin sen?

He, lazım ama önden kumru gömeyim diyorsun.

Abi o değil de var ya, çok iyi gitti ya, "fine dining" de bir yere kadar.

Aslında, kumru teklifim bir göndermeydi.

Nereye gönderdin?

Yani, kumru, hani kumrular, çifte kumrular, iki kumru.

Harika bir giriş oldu, o zaman ben konuşmaya başlıyorum.

İyi misin Deniz?

Çok fena yandım.

Ayran iç, ayran iç, yandıysan ayran iç.

Ha, iyi misin?

Yok. Bu beni kesmedi.

Ben bir tane daha alacağım. Nasıl yaktı kanka ya, dur geliyorum.

Yakar kanka.

Oğluş.

Yıldızları mı izliyorsun?

Hatırlıyor musun, üçünüze yıldız seçmiştik.

Hangileriydi onlar?

Şu parlak olan Deniz, yanındaki ben, yanıp sönen de Mete.

Ne güzelsiniz siz be.

O kadar isterdim ki aslında.

Neyi?

Ne bileyim işte, Deniz'le aynı şehirde olmanızı.

Mete?

Mete'yi de isterdim ama onun yolu artık belli, o babasının işlerini yürütecek.

Yani yazsa da İzmir'i yazar, o çok uzağa gidemez.

Böyle konuşuyorsun ya bana, bük bük bük.

Anne ben yalnız başıma ne yapacağım filan filan.

Ama işte yanında Deniz olsa, kendini hiç yalnız hissetmezsin biliyor musun?

Benim de aklım sende kalmaz.

Tamam.

Aman boş ver, hayali bile güzel.

Hadi bak geç kalma.

Yürü, bekletme çocukları.

Canım oğlum benim.

Hadi.

Geliyor bizimki.

Kankam, hoş geldin.

Selam. -Selam.

Uzer, sakin.

Ya beni evden bekliyorlar ama bu herif hiç iyi değil.

Değil.

Sen onu yalnız bırakma bence.

Kanka, görüşürüz.

Yarın alıyorum seni.

Gel.

Ne oluyor ya böyle gece gece, nedir bunlar?

Şefim bunlar gecenin soğuk başlangıçları.

Ara sıcak olarak sizi öpmeyi planlıyorum.

Tatlı servisimiz de gecenin ilerleyen saatlerinde.

Ne yaptın bugün?

Hiç.

Cidden soğuk bir başlangıç oldu.

Restoran için emlakçıya gideceğim diyordun ya.

Ha gittim gittim de yok ya, öyle.

Kafama göre bir yer bulamadım.

Hadi ya.

E ne yapacağız peki?

Bakarız ya, takma kafana sen. Çözülür bir şekilde.

Tamam aşkım, öyle diyorsan çözülür bir şekilde.

Sen ne yaptın? -Ben bütün gün pazardaydım.

Emir, bir mantar buldum.

Sarı kız mantarı. -Hadi ya.

Bak inanılmaz bir şey.

Hatta dayanamayacağım, tattıracağım sana bir tane.

Bakalım ne düşüneceksin.

Vay.

Bayağı iyi bir şey bu ya.

Muhteşem valla. -Ee, kimin "sous-chef"iyiz.

Kesinlikle. Bakayım.

Yıkılıyor.

İyi bitir de o zaman ara sıcaklara geçeyim.

Yıpratma kendini bu kadar.

Hem eminim bir sonraki gün çok daha iyisini yapacaksın.

İyisin değil mi?

Evet evet. İyiyim.

Oha. Hatırladın mı burayı?

Benimki de soru.

Uzer.

İnsan tarih atar ya. Salaklığa bak.

14 Haziran 2015 Cumartesi.

Saat 15.47.

Bu bileklik.

15 Nisan 2015 Çarşamba. Saat 14.23.

El işi dersinde sen örmüştün.

Hatırlıyor musun diyeceğim ama...

Bunun içinde neler oluyor?

Bilmek istemezsin.

En çok ben isterim.

Sen başka birine aşıksın.

-Alo? -Vikinglim. Ne yapıyorsun?

Seda, annem boşandığımızı duyunca atlamış gelmiş.

Şaşırdık mı? Hayır.

Boş ver sen bir yol... -Bizi gördü yatakta.

Ne? Eee?

Sen konuşuyorsun hala. Hayattasın yani.

Selma teyze öldürmemiş seni yani.

Yok biliyorsun öyle hemen öldürmez.

Bana bak her şeyi yoluna koydun.

Sakın annenin aklına girmesine filan izin verme.

Her şey karmakarışık Seda'm.

Ne karmakarışık? Bırak anneni filan. Sen ne istiyorsun?

Onu söyle. Sen ne istiyorsun?

Bundan daha önemli bir şey var mı?

Reyan Hanım.

Reyan Hanım.

Reyan Hanım.

Seda benim kapatmam lazım. Tamam.

Pardon. -Siz bırakın lütfen ben hallederim.

Yok yok ben yardım ederim.

Şu an hayatım bomb.k olduğu için bir şeyler düzenlemek iyi geliyor.

Bomb.k dedim, çok özür dilerim ya.

Dileme, benim hayatımda bomb.k.

Hadi bırak gel.

Ama işler? -Patron benim.

Kadehleri al, takip et.

Sonra gelmiş karşımda saçma sapan danslar yapıyor.

Ben de en sonunda ya yeter dedim. S..tirir gider misin lütfen?

Ya sen ne kadar komik bir kızsın.

Acım var diyedir.

Nasıl?

Mete der öyle yani.

Biz öyle ona işte çok komiksin filan deyince öyle der.

Acım var der.

Senin acın ne?

Ne değil de ne kadar?

Bir saniye benim acım.

Bir saniye.

Bir saniye.

İnsanın bir şeyi anlaması bir saniye sürüyor.

Böyle yıllarca anlayamıyorsun.

Sonra o bir saniyede her şeyi anlıyorsun.

Yıllardır aşık olduğun, hayalini kurduğun adamla sevişiyorsun.

Hep o anı beklemişsin.

Sonunda oldu falan.

Bir saniye sonra onun başka birine aşık olduğunu anlıyorsun.

İçindeyken hala onun içinde başka biri var.

Anlıyorsun.

Kızamıyorsun da.

Yani öyle...

Hayatı boyunca hep örüntülerle, aklıyla hareket etmiş birinin...

...kalbi olduğunu anlamak.

Nasıl kızarsın ki böyle bir adama?

Aman ya, öyle işte.

Bomb.k durumlar.

Benim gitmem lazım.

Sen rahatını bozma lütfen.

Sonra konuşuruz yine, tamam mı?

Emir, hayırdır?

Hayır, hayır. -Neden geldin?

Neden geldim? Seni görmek için geldim.

Sen ne istiyorsun ya benden?

Ne istediğimi biliyorsun Reyan.

Ru'yu alamayacaksın.

Gel, bir saniye otursana.

Bir saniye oturur musun lütfen ya?

Neden şimdi bu?

Lütfen bir dakika oturur musun Reyan'cığım?

İstediğim sadece Ru değil.

Başka şeyler de var yani.

Evet, var.

Neymiş?

Sen.

Öyle mi? Ne zamandan beri istiyorsun beni?

O gece mutfakta Melis'i s..erken de beni istiyor muydun?

Ya Melis benim için bir şey ifade etmiyor Reyan.

Bana ediyor ama.

Özür mü istiyorsun?

Bak annene de söyledim.

Sen annemle mi görüştün?

Evet, görüştüm.

O hala benim de annem.

Ne konuştunuz?

Ya ne konuştuysak konuştuk işte.

Ama bir konuda anlaştık.

Reyan, biz eski hayatımıza geri dönebiliriz.

Hiçbir şey olmamış gibi.

Siz anlaştıysanız okey o zaman.

Sen beni burada bekle, işim bitince döneriz hemen.

Ya Emir ne diyorsun Allah aşkına?

Hadi eski hayatımıza dönelim deyince gerçekten döneceğimizi mi düşünüyorsun?

Evet, düşünüyorum.

Biz kaç yıldır birlikteyiz Reyan.

Bir bak şuraya. Burayı beraber kurduk biz. Bütün düzenimizi.

Bunlar kolay şeyler değil şimdi Reyan.

Sen bunları annemle mi çalışıp geldin?

Annene gerek yok Reyan'cığım.

Ben seni çok iyi tanıyorum.

Öyle mi?

Öyle.

Reyan ben çok düşündüm.

Yeniden başlayalım.

Geç değil.

Ayrıca biz de genç değiliz artık.

İnandıramadım seni.

Tamam. Seni inandırmak için bir fırsat istiyorum senden.

En çok senin fırsatın vardı Emir.

Ya öyle değil Reyan. Geçmişi unut.

Tekne kiraladım. Sadece bir gün istiyorum senden.

Sadece bir gün. Beraber açılırız. Baş başa.

Ya bunlar doğru değil ki ya.

Ne? -Bir saniye.

Reyan Hanım, sizi Sinan Bey arıyor.

Sonra geri ararsam olur mu?

Söylersin ona. -Tabii. İletiyorum.

Söylemiştim bunlar olmayacaktı.

Evet Reyan Hanım. Kusura bakmayın. Bir hata olmuş.

Ben hemen doğrularını getirip geliyorum.

Ya sen bir konuşsana. Bunlar...

Allah Allah. Bu kim ya?

Merhaba. -Merhabalar.

Gelir misin senin şöyle bir ayakta?

Allah'ım bu ne kadar güzellik böyle.

Güzel saçlar bunlar. İsminiz nedir küçük hanım?

Mila. -Mifa.

Mila. -Mipa.

Mi. -Mi.

La. -Na.

La. -La pardon.

Mila.

Affedersiniz Reyan Hanım. Kimseye bırakamadım.

Babası gelecekti ama o da gelemedi.

Sıkıntı yok.

Mila, buraya gel. -Ay çok tatlı maşallah.

Teşekkürler.

Oyuncak.

Reyan. Ne düşünüyorsun?

Bilmiyorum.

Bir gün. Bir gün. Sadece bir gün.

Teknede yemekleri sen mi yapacaksın?

Evet. Tabii ki canım. Tabii ben yapacağım.

Düşüneceğim.

Bu evetten kötü ama hayırdan iyi bir cevap.

Bana uyar.

Kızım bak diyeyim sana ya. Reyan gibi patron dostlar başına.

Hem dertleşip içki içimi, hem izin verip erken salım.

Sen anca herkesi sev zaten Mete.

Ne dedin? Duyamadım.

Bir şey demiyorum ya. Öyle duruyorum işte.

Oha! Oha! O... ç...! Şerefsiz!

Yok, yok sinyal verdi adam. -Adam olduğunu ne biliyorsun ya?

Belki kadın. Şerefsiz! -Ne bileyim ben öyle...

Herkes her istediğini yapabileceğini sanıyor ya.

Herkes her istediğini yapabileceğini sanıyor.

Bak bastı gidiyor bir de s.. kafalı duygusuz it!

Duygusuz ama çok şey olmadı mı Deniz? -Ne oldu Mete?

Ne oldu? Durdur arabayı. Durdur ineceğim ben.

Seninle de uğraşamam durdur.

Zaten gelmişsin bana tanımadığın, etmediğin adamı savunuyorsun.

Kadın da olabilir. -Mete lütfen durdur arabayı.

Kızım geldik işte şurası ya. -Durdur arabayı!

Durduruyorum! Tamam sakin ol. Sakin ol. Durdurdum. Bak.

Durdur. Durdur. Durdur.

O... ç...! Şerefsiz! Ölsek umuru olmayacak ya!

Ölsek umuru olmayacak!

Yeter ya yeter! Yeter! Yeter! -Deniz, tamam, tamam. Deniz, bana bak.

Bıktım bu insanlardan.

Sakin ol. -Her şeyden, herkesten.

Sakin ol. -Bıktım.

Bir şey yok. İyiyiz. Tamam mı? Bana bak. Bana bak. Bana bak. İyiyiz.

İyiyiz tamam mı? İyiyiz biz.

Ben iyi falan değilim Mete.

İyi olan sensin.

İyi olan sensin.

Pardon.

İkinci yeniyi nerede bulabilirim acaba? -Hemen şurada efendim.

Sağ ol, tamam.

Hoş geldin Reyan'cığım.

Hoş mu geldim?

Bayağı hoş gelmişsin.

Sen geç otur. Ben halatları toplayayım. Hemen açılalım.

Tamam mı? -Emir şimdi açılmasak?

Tamam. Açılmayalım.

Biz de burada açılırız birbirimize.

Hadi geçelim.

Yavaş.

Güzel. -Otursana lütfen.

Tamam.

Evet.

Şahane bir sofra hazırladım sana.

Menümüzde et var ve bir mantar sos yaptım ama çok manyak.

Ve tabii şarap seçimini de sana bıraktım.

Hangisi?

Bu lütfen.

Tahmin etmiştim. Doğru seçim.

Evet.

Teşekkürler.

Evet.

Hadi bakalım.

Hadi.

Hoş geldin. -Hoş buldum.

Güzel.

Ozan. Bir sigara versene.

Hadi git.

Hadi, hadi.

Bak oğlum buraya. Gelsin biri buraya.

Şöyle kes bakayım kabağı. Yarım santim kadar olsun.

Evet. -Evet, gençler, hızlanıyor muyuz?

Yes şef.

Tamam. Çabuk. Çabuk.

Özür dilerim.

Neden?

Biliyorsun.

Onun için özür dilenmez ki.

Nereden anladın?

Aşık olduğumu.

Ben yıllarımı verdim oğlum.

Sevişirken sende kendimi gördüm.

Ben de öyle sevişirdim hep.

O tiplerle işte biliyorsun.

Mete, biliyor mu?

Bilmiyor.

Salak ya.

Aşk beklemektir demişti ya.

Haklıymış p.ç.

Sen hareket etmek gibi demiştin.

Hiç durmamak gibi.

Ben beklemeyi kendime yediremediğim için demiştim onu.

Aslında var ya...

...asıl ta.ak oymuş ha.

Aşk beklemektir diyebilmekmiş yani.

Sen kimi bekliyorsun?

Tilbe mi?

Değil.

Aman neyse ne.

Beni ilgilendirmez zaten.

Ama var ya...

...bazen ilk defa böyle görüyorum ha.

Kalbim varmış lan bayağı.

İşte artık her kimi bekliyorsan...

...aynen devam et kanka.

Hakkını ver beklemenin.

Teşekkürler.

Afiyet olsun.

"Bon appetit."

Bunu neden yapıyorsun? Neden şimdi?

Bilmem, belki de doğru zaman şimdidir.

Belki de.

Reyan bak...

...sen her zaman...

...ortada bir yanlış varsa bu tek taraflı olamaz dersin.

Beni mi suçlayacaksın yine?

Yok, yok hayır.

Ben yaptığım doğruydu demiyorum. Ama...

Ama böyle kapana kısılmış gibi hissettim kendimi.

Ve bir...

Bir çıkış yolu aradım kendime.

Sonuçta ikimiz de mutsuzduk.

Ben mutlu olmak istedim.

İnsan bir hata yapıyorsa...

...mutlu olmak istediği için yapıyormuş.

E nasıl buldun bakalım mantar sosu?

İyiydi.

Sadece iyi mi?

Şahane.

Bak diyorum ki bunu menüye koyalım.

Buradaki yeni imza tabağım bu olsun. Ne dersin?

Menüye mi? -Evet.

Emir bak yeniden deneyeceksek benim bir şartım var.

Ne istersen söyle kızım. Hazırım ben. Ne istersen.

Tamam. Ben Ru'yu ilişkimizden ayrı tutmak istiyorum.

Ne demek bu?

Ru olduğu gibi devam edecek. Aynı şefle, aynı ekiple.

Ben ne yapacağım peki?

Bilmem. Şimdi ne yapıyorsun?

Bu ne demek ya? Ru'yu ben kurdum. Ben. Ben.

O getirdiğin yavşaklar benim başarıma çöktü.

Bu mu senin konun şimdi? -Bu da bir konu. Değil mi yani?

Tamam. O zaman açık konuşalım. Sen beni mi istiyorsun, restoranı mı?

Allah Allah ya.

Ben niye böyle bir seçim yapmak zorundayım onu anlamadım yani.

İkinizi birden isteyemez miyim?

Benim en sevdiğim çiçek ne?

Ne?

Benim en sevdiğim çiçek ne?

Gül.

Değil mi?

Reyan nereye gidiyorsun ya?

Reyan!

Oğlum...

...ufacık çizikle sabahtan beri uğraşıyorsun.

Yaptık ya. Yok bir şey.

Çıkmış işte. -Yok abi. Daha çıkmadı o.

Ulan ne çıkmamış? Yok bir şey. -Yok abi. Başka bir şey var.

Böyle hissediyorum da işte...

...adını koyamıyorum ki.

Geçen gün o bileklik kaybolunca olanlar şimdi bu.

Ulan çizikten konuşmuyor muyduk? Sen metafor mu yapıyorsun bana?

Bak, seni hiç iyi görmüyorum ha.

Git bir an evvel konuş şu kızla, hepimiz rahatlayalım.

Abi konuşmaya çalıştım geçen gün, tıktı lafları ağzıma.

Bir de üstüne friendzone yedim.

Valla ben bu sizin dilinizi hiç anlamıyorum ha.

O ne? -Yani kankamsın ayağı gibi bir şey işte.

Mete'ciğim bu kız sittin senedir senin en yakın arkadaşın değil mi?

Abi öyle de işte... -Bak sen ne yap biliyor musun?

Abi ne yapayım?

Sen bu kızı al bir tatile götür.

Tatilde açılırsın.

Tatil önemli.

Bak misal. Bugün benim, tatil günüm.

Abi öyle mi diyorsun ya? -Aynen.

İki yanın deniz, böyle uzaklara gidin kardeşim. Olur mu?

Abi sen ciddi misin? Şaka mı yapıyorsun? Ben...

Oğlum, acil diye tatil günü getirdin beni sabahtan beri diktin buraya.

Olmayan çiziği silmeye çalışıyorsun ya.

Hadi.

Eşekoğlueşek.

Sen dün gece neredeydin? Emir'le mi beraberdiniz?

Sen bana nasıl hesap soruyorsun ya? Çıkar mısın lütfen?

Reyan. Emir seni sevmiyor. Anla bunu artık.

Ru için dolaşıyor senin peşinde.

Sen kimsin bana bunları söyleyebiliyorsun? -Emir'in sevgilisiyim.

Vay be sevgilisin. Ne büyük başarı.

Biz hala evliyiz, farkında mısın?

Kocamla yattın, aylarca bunu benden gizledin.

Her gün yüzüme yalan söyledin.

Şimdi de kalkıp buraya gelip bana hesap mı soruyorsun?

Ne biçim bir insansın sen?

Ben böyle olmasını hiç istemezdim Reyan. Gerçekten.

Senden her şey için özür dilerim.

Her şey için.

Tek bir şey dışında.

Ben aşık olduğum için özür dilemeyeceğim senden.

Aşk böyle bir şeymiş çünkü.

Anlıyor musun?

Yakıyormuş. Ağlatıyormuş. Kör ediyormuş.

Başka hiçbir şeyi görmüyormuş insanın gözü.

Ama başka türlüsü de gelmiyormuş elinden.

Benim de olmuyor.

Gelmiyor.

Başka bir şey düşünemiyorum.

Umursamıyorum.

Ben her şeyi göze aldım Reyan.

Herkesi, bütün dünyayı karşıma almayı göze aldım.

O yüzden özür dilemeyeceğim senden.

Aşık olduğum için.

Melis.

Emir aşık.

Ama ne sana ne de bana. O kendine aşık. O sadece kendine aşık.

Doğru aşk için savaş bence.

Bu gece mutfakta yoktun.

Buradaydım.

Neden?

Seni bekledim.

Ya bugün gelmeseydin? Yarın gelseydim?

Her gece de buraya gelecek değilim.

Maalesef buradan sana bir örüntü çıkmaz.

Ya sen bu şaka konusunda bayağı geliştirdin kendini.

İyi misin peki?

Değilim.

Sen iyi misin?

Değilim.

Bir şeyler içmeye mi gitsek ya? -İyi fikir.

Sen de gelsene. -Ben biraz yorgunum ya siz gidin.

Telefon, ben geliyorum birazdan.

Tamamdır.

Ru Urla.

Evet, evet. Hatırlıyorum. Ben baktım masanıza.

Cüzdan...

Yani bulunsa haberim olurdu ama...

Tabii.

Tabii ben hemen kamera kayıtlarına bakıp döneceğim size.

İyi akşamlar.

Bana bunu neden yaptın?

Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Neyi soruyorsun?

En sevdiğim çiçeği.

Gelincik.

İşte.

Bana bunu neden yaptın?

Çünkü ben...

...seni görüyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.