All language subtitles for Ru S01E03 1080p GAiN WEB-DL AAC2.0 H264-TURG_track3_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

-Şevket abi, sabah akşam açıyormuşsun. -Lan s..tir eşekoğlueşek seni.

Kolay gele Hatice abla.

-Parasını ver. -S..tir len.

A... k... p.çi ya.

Beleşçi yavşak.

Nerede kaldın lan sallama çay?

Yemin ediyorum, seni pırasa gibi doğrarım.

Uzer.

Şebnem geliyorsunuz ama değil mi? Evet, masanız hazır.

Doğru, beş kişilikti.

Öyle mi? Tamam. Altı yapalım.

Tamam, bekliyorum. Görüşürüz. Sevgiler.

İlker'ciğim bir bakayım. Tamam, bunları mutfaktan bar tarafına alalım.

Efendim? Ben de sizi arayacaktım.

Doğru, 100 litre. Soğuk sıkım olacak.

Tamam anlaştık. Deniz'ciğim.

Bir bakayım sana, çok tatlı olmuşsun ya.

İyi misin? -İyiyim ya, biraz gerginim sanırım.

Gerilme, kafeden hiçbir farkı yok, göreceksin.

Tufan!

Tufan'cığım, masa sekize bir kişilik daha servis açabilir misin?

Tamam.

Tamam, yeni menüler geldi mi, biliyor musun?

Bilmiyorum. -Neyse.

Arkadaşlar, yeni açılış yaptık.

Herkes biliyor, yeni açılış yapıyoruz.

Herkes dikkatli olsun.

Laflara bak ya, yeniden açıyormuş.

Aç bakalım, aç.

Göreceğiz, nasıl elinde patlayacak.

Aman boş ver ya, bakma diyorum sana şunlara.

Bak, bak, şuna bak.

Bak, Tümsek'miş, isme bak.

Allah'ın delisini şef diye getirdiler restorana.

Çok acıktım aşkım, hadi çıkalım.

Bırak, uğraşma böyle Tümsek mümsek, engebeli şeylerle.

Engebeli...

Bu ne ya?

Menüler gelmedi mi hâlâ?

Gelmedi.

45 saniye. -45 saniye mi?

Evet, menüler 45 saniyeye geliyor.

Ne o, yine bir örüntü falan mı var?

Yok, matbaa arabasını gördüm.

Çok iyi.

Gecenin en zor misafirleri.

Nasıl şeflerim, yolunda mı her şey?

Kaan şefim, her şey yolunda, her şey yolunda da...

...bu ne kılık oğlum, böyle mi yemek yapmaya başladın sen?

Yok ya, yani öylesine.

Hadi bırak şimdi öylesine, möylesine.

Dökül bakalım, var sende bir şeyler.

Abi, siz bu Tümsek olayını duymadınız mı?

Adam burnumuzun dibindeymiş.

Kim?

Tümsek, Tümer Sekmen'miş abi.

Hadi canım. Ya yok mu ünlü şef?

Birdenbire ortadan kayboldu, az daha Michelen yıldızı veriyorlardı adama.

O muymuş?

Evet, adam gelmiş, burada tost basıyormuş. Vallahi bilsem gidip tostunu yerdim abi.

Afiyet olsun.

Kaan'cım, hadi açılışa geç kaldık.

Ne açılışı bu?

Yani şöyle, biz...

...Ru'nun açılışına gidiyoruz.

Ru'nun?

Abi...

...Tümer Sekmen ya.

Götür.

İyi akşamlar.

Ege otlu levrek sufleniz.

Şefimiz bizzat levreği kendisi tuttu.

Kaşıkla yemenizi öneririm.

-Teşekkürler. -Afiyet olsun.

Pardon, Reyan Hanım.

Emir Şef geldi ve sarhoş galiba. -Ne? Nerede?

Mutfakta. -Şefim.

Tamam. Oğlum, ben... -Servis var.

Sakinim ben koçum. Tamam. Allah Allah.

Reyan Hanım. Şöyle bir dön bakayım.

Ne yapıyorsun sen burada?

Kendi mutfağıma gelirken sana mı soracağım?

Ne kendi mutfağım? Ne diyorsun sen ya?

Güzel soru. Dur anlatayım.

Yalnız herkes dinlesin, darılırım bak.

Ha?

Sen de dinle, tostçu şef.

O çalıştığın tezgah var ya, o tezgah, benim.

Bu cımbız, benim.

Bu tava, benim.

Bu tencere, benim.

Bu da benim. Bunların hepsi benim. Benim.

Sen de benimsin.

Sen de benimsin.

Sen var ya kızım, sen var ya, sen benim...

Sen kimsin lan? Çekil şuradan.

Çekil lan şuradan.

Lan sana çekil demedin mi lan şuradan? -Uzer.

Emir, ne yapıyorsun sen? -Konuşma be.

Lan!

Lan sen kime vuruyorsun ha? Saka b.ku.

Bana bak, sakin ol Tümer Şef. Bak bir kaza maza çıkacak ha.

Lan bana bak senin Tümer Şef'ini s..erim ha.

S..tir lan buradan.

S..erim. A... k... g.tü.

İyi misin Emir? -Emir.

Dokunma bana.

Emir, iyi misin? Gel.

Sen benim hayalimi yaşıyorsun kızım.

Benim hayalimi.

Tümsek.

Yardım edin. -Tümsek abi. Tutun.

Çek tabureyi. -Tümsek abi.

Kolonya var mı? -Kolonya var.

Su getirin, su getirin, yakasını açın. -Bir tane, aç.

Tamam.

Siz bakın, ben bir...

Uzer. İyi misin sen?

İyiyim. İyiyim. -Bakayım.

Tamam, bir buz.

Buz getirebilir misin?

Acıyor mu?

Hayır.

Kan durdu. Kırık da yok gibi. Yoksa şişerdi.

İyi misin peki?

Hayatımda ilk defa... -İlk defa ne?

İlk defa biri beni kafasıyla yendi.

Bak ya. Sen şaka mı yaptın? -Evet.

Uzer, iyisin değil mi? Kırık filan yok.

Hastaneye falan gidelim mi? -Yok ya, iyiyim ben.

Tümsek abi? -İyi o da ya, kendine gelmeye başladı.

İçerisi ne durumda? -Kimse fark etmedi. Sıkıntı yok.

İyi tamam, o zaman ben bir salona bakayım, tamam mı?

Ya neredesin sen ya? Bir gittin kayboldun.

Şampanya aldım, kutlarız diye. -Oğlum, restoran burası zaten.

Var burada. Niye gidiyorsun ki sen?

Var, barda 11 şişe.

Ya kardeşim, o bak... Oğlum, ne oldu? Kim kırdı ağzını?

Burnumu. -Tamam, hadi bir kırık falan yok zaten.

Abartmayalım. -S..tir ya, bir gittim kavga mı çıktı?

Ya kardeşim, sana kim vurdu göster bana ya.

Bana bir... Oha!

Yuh!

Tümsek abiyi de mi dövdüler? Kim oğlum bunlar, mafya mı?

He, mafya a... k... her şey oldu, bitti.

Şimdi boşu boşuna rüzgar yapıyorsun.

Ya böyle bir şey olamaz ya. -Sen iyisin değil mi bu arada?

Abi, bir saattir gülüyorum ya.

Saka b.ku nedir be abi?

Oğlum, saka b.ku küçücüktür ama çok fena kokar.

Şimdi ben Emir adına hepinizden özür dilemek istiyorum.

Neden böyle bir şey yaptı?

Gerçekten ben... -Hiç özür falan dilemeyin.

Ateş yüzünden. -Nasıl ateş?

Evet, bildiğin ateş.

İnsan ateşi bulunca ne oldu Deniz?

Ne oldu? Isındık.

Evet. Başka, Uzer? -Pişirdik.

Eyvallah. Ama asıl olan ne? Toplandık.

Ateşin başında toplandık. Hepimiz ateşin başında bir araya geldik.

Hikaye önemli, hikaye.

Peki, biz niye hikayeyi çok seviyoruz, ha Mete?

Ya şimdi ben bir şey söyleyeceğim ama o çıkmayacak, o yüzden...

Bakın, şaka değil. Hayatta kalmak için.

Nasıl yani?

Oğlum bak, atalarımız geceleri gelip ateşin başında toplandılar.

Bir araya geldiler mi?

Ne konuştular?

Hikayeler anlattılar. Peki, hikayelerin konusu ne?

Ha, Reyhan?

Konu, avı nereden buldun? Meyveleri nereden topladın?

Nereler tehlikeli? Aslan nerede? Sırtlan nerede?

Ya, işte böyle.

Hikayeleri dinleyemeyenler, ateşin başında oturamayanlara peki ne oldu?

Ozan?

Ee, şefim, ateşin başında... -Tilbe?

Onlar sırtlanlara yem oldular, Tilbe.

Hayatta kalanlar, bizim atalarımız hikaye dinleyenler.

İşte bizim genlerimizde var bu. Bizim hikaye aşkımızda.

Ateş sevgimizde atalarımızdan bize kalan bir miras.

Şimdi, bunun Emirle ne alakası var?

Onun atalarını sırtlanlar yemiş.

Hayır, o hikayeden çıkmamak için ateşi kontrol etmek istedi.

Bravo, senyör.

Peki abi...

...ya ateş kontrolden çıkarsa?

Hayatın içinde ateşi de kontrol etmek lazım.

Yani içindeki ateşi de. Anladın sen.

Benim sorum da şu abi.

Ateş bıçaklanır mı?

Evladım, bıçağı yapan da yakan da ateştir.

Vay. Derin.

Bugün yine çok iyisin be abi.

Valla Deniz, bugün sen de çok iyiydin ha.

Evet Deniz, gerçekten.

Bence hepiniz çok iyiydiniz vallahi.

Uzer sen de çok iyiydin, aferin oğlum.

O bugün bir de ilk defa şaka yaptı.

Neymiş o?

Bir dakika, bir dakika, şaka benim alanım ya.

Ne oluyor, ne yaptı, ne dedi?

-Söyleyeyim mi? -Söyle, söyle.

Burnuna pansuman yapıyordum, dedi ki...

...bugün ilk defa biri beni kafasıyla yendi.

Oğlum çok iyi şakaymış lan bu.

O zaman kardeşim...

...buna bir şampanya patlatılır.

Ulan sen de illa bir şey patlatacaksın ha.

Espri olmadı, şampanya patlatacak.

Patlat gitsin be.

Herkes de şakacı olmuş. Ne yapayım, patlatmayayım mı?

Patlat be.

-Patlatayım be. -Neye içiyoruz?

İlk günümüze, ilk tabaklarımıza.

İlk şakamıza.

Ben anladım, o zaman ilklere içiyoruz.

-Hazır mıyız? -Evet.

Bravo!

Bravo!

Bravo!

Aferin lan, yarısını döktün ama yerlere be.

Ne böyle?

Elim ayağım birbirine dolandı ama bilmiyorum.

Kankam sen iç.

-Hadi bakalım. -Hadi bakalım.

-Şerefe. -Şerefe.

-Ru'ya. -Ru'ya.

-Yok ben almayayım. -O zaman bu ortak.

Tamam.

Basma oğlum, basma.

Araba ne diyor duymuyor musun?

Ne diyor?

Ben öldüm, ben öldüm. Beni bırakın diyor.

Dinleme aşkım sen onları. Anlamaz onlar bizim ilişkimizi.

-Ne oldu, bozuldu mu? -Evet bozuldu.

-Hadi o zaman ben bırakayım sizi. -Süper olur valla ya.

-Hadi Mete. -Hadi, hadi.

Yok yok, ben şimdi Hikmet abiyi arayayım, çekiciyle aldırır beni.

Bırakmam böyle.

Kanka ben geleyim mi seninle?

Yok kanka ya, siz gidin yoruldunuz zaten.

Sanki çocuğunu bırakıyor ya.

Yarın yapsan ne olacak?

Malı kıymetli kızım.

Alo? Hikmet abi.

Ufak bir sıkıntı var.

Beni aldırman lazım.

Ne güzel açıldık be.

Bundan sonra bizi kimse tutamaz.

Deniz çok tatlı bir insan.

-Tatlı? -Tatlı işte.

Hep hayatında olmasını isteyeceğin birisi.

Buradan sağa döneceğiz.

Tamam.

-Sonra soldan mı gideceğiz? -Evet.

Sen bana haber verirsin.

Tamam.

Başarırım.

Habersiz olmaz, ben yolu bilmiyorum.

Tamam.

-Okey. -Ne geceydi ama.

Evet.

Güzeldi.

Şimdi saat 20.10. Yoksa on demiştim.

Yok, kaçırdık ya.

Neyse, tamam.

Kaçırdın mı?

Bir sonraki gün döneriz artık.

Artık ben de yoruldum zaten.

Okey.

Güzel bir akşamdı.

Evet.

Bugün sonunda olanları saymazsak her şey senin sayende oldu, biliyorsun değil mi?

Ne yaptım ki ben?

Oradaydın.

Benim için oradaydın.

Evde ışık var.

Annem.

İyi geceler.

İyi geceler.

Uzer. Ne oldu?

Kavga mı ettin sen?

Hayır, iyiyim.

Kız meselesi mi?

Nereden anladın?

Valla anneler anlar diye bir laf etsem havalı olur da.

Ama yani, hem yüzün dağılmış hem gülüyorsun.

Kim olsa anlar.

Aşık mı oldun sen?

Ne oluyor oğlum sana?

Aşk meşk, kavgalar.

Yok tercih yapmayacağım, burada kalacağımlar filan.

Bir de başımıza bu restoran işi çıktı.

Kim bu kız?

O mu sokuyor bunları senin aklına?

Yoo.

Hayır.

-Kaç yaşında bu kız? -Niye soruyorsun?

Uzer'ciğim, konu sen olunca ben de senin kadar hakimim bu örüntülere.

Bildim değil mi?

Gördüm değil mi seni?

Anne ya.

Acıyor mu?

Sen git o velede sor acıyor mu diye.

O pis deli bıçak çıkartmasaydı ben biliyordum yapacağımı.

Ya yavaş ya!

Tamam yeter ya.

Son. Baticon süreceğim.

Vallahi keşke kesseymiş boğazını.

Yok artık Seda.

Tamam haklısın, boğaz fazla. Küçükten başlayalım.

Dilini kesse.

Yok, küçükten başlıyoruz dedik.

Önce başka bir yerini kesmek lazım.

Valla sinirlerim bozuldu.

Valla sana diyeyim.

Bak şu başımıza gelenler var ya.

Şans! Şans!

Bir de boşandın mı, oh!

-Mis! -Umarım öyle olur.

Olur, olur. Tamam kendine iyi bak.

-Arayacağım seni açarsın. -Tamam, öptüm seni.

Bye!

Bas marşa!

Dur, kes, kes, kes!

Bas!

Kes, kes, kes!

-Ne oldu abi? -Yok oğlum bitmiş bu.

-Ölmüş artık. -Abi olur mu öyle şey?

Otur ya otur. Bu ölemez, bunun yaşaması gerekiyor.

-S..ip atmışsın motoru. -Tamam abi sen yaparsın ya.

Oğlum kaç günlük iş. Mete gel satalım bunu.

Bak sana da yazık, bana da yazık ya. -Abicim hayaller satılır mı ya?

Düşün bak, düşün bak Deniz bana evet demiş.

Bunu gelin gibi süslemişiz.

Arkada kalpler, isimlerimiz yazılı.

Evleniyoruz, mutluyuz yazıyor plakada.

Lan oğlum! -Abi ama bir düşün ya.

Urla'da bir yaz gecesi gidiyoruz beraber.

İki yanımda da deniz.

Ben benim Deniz'ime atmışım kolumu.

Hadi be abi.

Lan tamam hadi git getir lokma takımını.

Git getir. -Aslan.

Eşekoğlueşek seni.

Bu mu lokma?

Değil mi? -Takımı nerede?

Dur ver.

Abi çok yaşa ya, oha.

Abi çok yaşa, iyi misin?

Benim bazı şeylere alerjim var oğlum.

Kağıt mendil yok mu lan arabada?

Kanka dur orada yok, orada yok. Bir şey yok orada.

Bunlar ne?

Bir şey değil abi, önemli değil. Boş ver.

Ya bu tarihler?

Biz bunun hepsinde denizdeydik.

Bunda plajdaydık.

Bunda kayalıkta, bunda teknede.

Abi s..eceğim ama bak fotoğrafik hafızanı da örüntünü de.

Bırak şunları ya hediye onlar.

Ne hediyesi?

Ya özel hediye kardeşim, gizli.

Deniz için.

Biliyorsan ne soruyorsun ha Deniz için?

Ya ne ki bu?

Bak son üç yıldır Deniz ne zaman denize girse...

...bu kardeşin o denizden örnek topladı.

Şimdi Deniz Ankara'ya gidecek ya üniversite için.

Bir belli olsun.

O zaman çat diye hazırladığım kutuyu vereceğim ona.

Bir de not hazırlayacağım.

Hani denizsiz şehrin bir denizi oldu ama...

...bizi de unutma Deniz gibi bir şey ne bileyim, hazırlamadım daha notu.

Neden yapıyorsun ki böyle bir şeyi?

İşte kardeşim aklınla gidemediğin yerlerdesin.

Oralar benim mahallem. Orada ne var? Duygular var.

Birtakım incelikler var.

Kardeşim kadınlar böyle inceliklerden hoşlanır.

Yani pırlantayı almazsın...

...ellerinle yaparsın.

Değil mi abi? -Deniz geliyor.

Hello.

Ne haber abi? -İyidir kızım.

Kemeri takın yavrum.

Oğlum çalışıyor lan araba. Bir daha basma.

İşte bu.

Katır lazım.

Hani derler ya yola katırlarla devam edeceğiz.

Orası burası işte.

Ya yürü Mete ya.

Al şunu.

Mete. Şuraya güzel bir ateş yak oğlum.

Deniz. Sen de buna göz kulak ol. Ateş yakayım derken ormanı yakmasın.

Tamam abi. -Uzer.

Şurada çok özel mantarlar gördüm oğlum.

Çabuk gel benimle, gel.

Çakmağın kibritten önce icat edildiğini biliyor muydun?

Hayırdır?

Pek bir Uzer gördüm seni.

S..tir ya.

S..tir.

S..tir. Düşmüş ya.

Açlıktandır o ya.

Benim de tansiyonum düş... -Mete s..eceğim şimdi senin şakanı ya.

Nerede bu bileklik? -Ne bilekliği ya?

Ya Uzer'in bize el işi dersinde ördüğü bilekliği. Nerede?

Kesin kaybettim ya. Kaybettim, kesin kaybettim.

Tamam. Ben ne yaptım? Bir dakika, şimdi oraya oturdum.

Oradan oraya geldim. Nerede bu bileklik? Yok.

S..eceğim ya, s..eceğim ya. Yok işte.

Kaybettim. Kesin kaybettim. Yok işte.

Bu mu? Bu bileklik mi?

Ne oluyor kızım ya?

Gören de seni Uzer'e aşık zanneder.

Ne diyorsun be? Saçma sapan konuşma.

Vay vay vay, bravo.

Bravo Mete.

Ateş yanmış.

Şimdi.

Uzer.

Sana kötü bir haberim var oğlum.

Özel susamım yok.

Almamışım mıyım?

Burada.

Kekik tamam.

Gençler ne oldu? Öldünüz mü ya?

Abi benim kafam güzel oldu ya. Sen ne koydun bunun içine?

Mantar, biraz sevgi, biraz da aşk.

Aşk.

Ne sizce?

Bence beklemek gibi bir şey.

Bence hareket gibi.

Hiç durmamak gibi.

Hem durmak, hem de hareket etmek aynı anda mümkün müdür?

Mümkündür.

Durmadan beklemek.

Mesela sen duruyorsundur ama hiç durmadan onun sende durmasını bekliyorsundur.

Onun ilerisinde değilsen sende durmaz.

Dairesel hareket yoksa imkansız.

Aşk böyle bir şey değil mi zaten?

İmkansızın, imkansız olmadığına inanmak.

Ya imkansız, gerçekten imkansızsa?

Ne gibi mesela?

Uzak mesafeli ilişki falan gibi mi?

Yok.

Farklısınız gibi.

Farklılık ne oğlum?

Millet daha dermiş.

Farklılık güzeldir.

Tümsek abi sen ne diyorsun bu konuya?

Neyi?

Bence her şey kafada biter.

Doğru dedin abi.

Kafa demişken şu mantarlardan biraz daha mı yesek ya?

Geri zekalı evladım benim.

Onların hepsi düz mantar.

Sizi oksijen çarptı.

Devamlı söylüyorum, söylüyorum a... k... dinletemiyorum ki.

Her şey kafada biter.

Gençler hadi bakalım yatma zamanı.

Herkes sütünü içsin doğru yatağa hadi.

Tut beni de.

Tümer abi, iyi geceler.

Alo anne.

Sağ ol anneciğim.

Emir yok yanımda.

Evet restorandayım.

Yok işte.

Bilmiyorum anne.

Evet anne.

Hayır.

Anne bir durur musun?

Anne.

Anne.

Anne biz boşanıyoruz.

İyi ki doğdun Reyan

Anne. Alo anne.

İyi ki doğdun, iyi ki doğdun Mutlu yıllar sana.

Çok tatlısınız. Çok tatlısınız. Gerek yoktu ama. Çok güzel.

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

Uzer sen kapatırsın.

Ne bu?

Hediyen.

Tatlı mı bu?

Evet.

Otur, otur.

Otur, otur. -Tamam.

Sen sevdiğin biri ya da bir şey olunca ona tatlı diyorsun ya o yüzden.

Ya sen ne kadar tat...

Kesmen lazım.

Kırmızı.

Senin en sevdiğin renk.

Ama çok mu abartı bulunur diye çok az giyiyorsun. Gördüm.

O yüzden dışı kırmızı.

Çikolatayı çok seviyorsun ama başlayınca bırakamayacağından korkup hiç yemiyorsun.

Gelincik de en sevdiğin çiçek.

Restoranda hiç yok. Ama en çok onları seviyorsun.

Kitap ayracında gördüm.

Bir de içini açınca sıcak ve akışkan.

Yani...

Senin gibi.

Yüz kasların.

Yüz kaslarım?

Yani beğendin.

Yüz kasları insanların duygularını gösteriyor.

Occipitofrontalis...

Ya dur dur tamam abarttın.

Ben bir tadına bakayım.

Güzel.

Bu inanılmaz olmuş.

Tümsek tattı mı bunu?

Bunu mutlaka menüye koymamız lazım.

İşte hediyen tam da bu zaten.

Daha önce kimsenin tatmadığı ve

bir daha asla kimsenin tadamayacağı

sadece sana özel bir tabak.

İşte bu yüzden menüye koymamamız lazım.

Çoğunlukla ne dediğini anlamıyorum ama

hep mutlu olacağın bir şeyler söylüyorsun.

Ben...

Seni görüyorum.

Dur, dur, dur. Duralım.

O zaman ben gideyim mi?

İyi olur.

Uzer.

Bunu yapmamalıyız, biliyorsun. Değil mi?

Koyalım tekrar bir yere daha uğrayacağız.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.