Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Pardon Reyan Hanım, iyi misiniz?
İyiyim iyiyim. Yaman sen işine bakabilirsin.
Tamam.
İnanamıyorum. Tam ya, tam pislik.
-Ben nerede hata yaptım Seda? -O ne demek ya?
Bak beni dinle, sakın kendini suçlama.
Çok kötüyüm çok. Kurduğum her şey yıkıldı.
Ya bunlar neden benim başıma geldi?
O kocan olacak yavşak yüzünden geldi Reyan.
Şimdi kesin gelir özür falan da diler bu.
Diler mi ki sence?
Saçmalama. Diyelim diledi. Ne yapacaksın?
Bilmem, hiç. Hiçbir şey, içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor.
Bak bana güven.
Bence hayırlı oldu böyle.
Bunlar geçsin istiyorum sadece.
Geçecek tatlım.
Bir gün bir uyanacaksın, bir bakacaksın hiçbir şey kalmamış.
Tamam, sonra konuşalım mı?
-İyi, ararım açarsın. -Tamam.
Reyan Hanım, biz Emir Şef'e ulaşamıyoruz.
Melis Şef de yok.
İçerisi biraz karıştı. -Biliyorum Ozan'cığım, biliyorum.
Şimdilik sen devralır mısın lütfen? -Nasıl ben?
Bayağı, mutfağı sen yönet diyorum işte.
Reyan Hanım, bir şey mi oldu? Gelmeyecekler mi?
Oldu Ozan, gelmeyecekler.
Ben yapamam diyorsan, rezervasyonları iptal edin, kapatın çıkın, siz de gidin.
Neyi kapatıyorsunuz ya?
Tamam Ozan'cığım, gidebilirsiniz siz.
Neyi kapatıyorsun sen? Restoranı mı?
Sana ne, sana ne?
Sen bana bir şey demeden önce bir açıklama yapacaksın.
Ne zamandır sürüyor bu Melis?
Bir zamandır sürüyor işte.
Bir zamandır, vay be.
Peki sen bu kadına aşık mısın?
Neyi duymak istiyorsun sen ya?
Bir şey, bir açıklama, bir cevap.
De ki ben aşık oldum. De ki sen şunu yapamadın.
De ki evliliğimizde bu eksikti. De ama de, yeter ki bana bir şey de.
Reyan bak, daha ilk günden kapatıyorsun burayı.
Yazık değil mi onca emeğe?
Bak, Ru'yu bana bırak.
Sen git tatil yap. Dinlen, düşün.
Düşününce bunun doğrusu olduğunu anlayacaksın zaten.
-Hatta bana teşekkür bile edeceksin ya. -Ne?
Ne diyorsun sen, teşekkür mü edeceğim?
Her ay tıkır tıkır yatacak paran. Mis!
Emir, lütfen gider misin?
Bensiz yürümez burası Reyan.
Sensiz yürümez burası öyle mi?
Tabii ki yürümez.
Görürsün sen yürür mü, yürümez mi?
Reyan.
Bak, giderim.
Emir.
S... git.
Alo Fatih Şef.
Merhabalar, Reyan ben Ru'dan.
Evet, Emir Şef'in eşi olan.
-Ne haber? -İyi, sizden?
İyiyiz biz de.
-Akşamki partiye gelecek misiniz? -Bilmem.
Görüşürüz.
-Selam. -Merhaba.
Dün gece...
...güzeldi.
Güzeldi?
Ne oldu ki dün gece?
İşte, iskelede...
...beni öptün.
Sonra da kalktın gittin. -Evet, gittim.
Ama sonra sen sendeleyince...
Ee?
Ben de yardım ettim sana.
Sonra sen Ru'ya gitmek istedin.
-Sen de mi geldin? -Evet.
-Odana götürdüm seni. -Sonra?
Sonra mutfağa gittin, şarap aldın...
...içmeye devam ettin.
Ağladın. Güldün.
Güldüm. Sonra? Bir şey oldu mu sonra?
Oldu.
Ben çocuk değilim.
Ne? Ne yani, ne oldu?
Yani sen sızmadan önce yine aynısını söyledin.
Sen çocuksun. -Sızdım, bu kadar yani.
Bu kadar. Başka bir şey olmadı.
İyi, olmadı. Güzel.
-Ben bu gece de gideceğim ama iskeleye. -Neden ki?
Seni görebilmek için.
Her gece de iskeleye gitmiyorum yani. Maalesef buradan sana bir örüntü çıkmaz.
-Ben yine de gideceğim ama. -Peki.
Gelirsem ne yapacaksın?
Seni göreceğim.
Sen de buraya beni görmek için gelmedin mi?
-Yok. -Reyan Hanım?
Fatih Şef. Hoş geldiniz. Buyurun lütfen.
Hoş geldim de neden bu kafede ısrar ettiğinizi bir türlü anlayamadım.
O kadar güzel kahve yapıyorlar ki...
Sen mi geldin ya? Tümsek abi balık... Dur.
Yani tam olarak bana teklifiniz nedir?
Sadece şeflik mi yoksa ortaklık mı?
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
Teşekkürler Denizciğim.
Aslında benim aklımda ortaklık yoktu ama...
Bakın, düzenim bozulacaksa ancak böyle bir şey için düşünürüm.
Anlıyorum.
Tabii ki Fatih Şef, anladım.
Ayrıca Emir Şef ile aranızdaki özel durumlar filan...
Yani ne bileyim işte, yani...
...bana biraz karışık geldi.
Bunlar çözülmeyecek konular değil.
Bakın ben karışık işlerin içinde olmayı pek sevmem.
Umarım anlamışsınızdır ama ne zaman yardımcı olmamı istiy..
Oha. -Oha?
Siz, Tümer Sekmen?
Nereye Sekmen?
Anlamadım.
Ben daha çok anlamadım.
O değil miydi ya?
Ben benzettim herhalde.
Neyse...
...madem kalktım...
...ben kaçtım. Lütfen, siz rahatsız olmayın.
Görüşürüz.
Üç parmak, üç parmak kesti!
Hazal görmüyor musun? Yandı bu et, nasıl duman çıkıyor!
Zeynep Şefim, umarım müjdeli bir haberdir.
Tamam, sağlık olsun.
Bir tabak daha iade.
Reyan Hanım.
Bu gece için özür dilerim, yönetemedim.
Özür dileyecek bir şey yok Ozan'cığım.
Ya...
...şimdi bahane gibi olacak ama...
...Emir Şef ile Melis Şef... -Reçetelerimizi karıştırmazlardı.
Emir Şef dönmeyecek mi Reyan Hanım?
Dönmeyecek, dönmeyecek.
Anne. Yemek hazır.
Ozan, bak bakayım bana.
Bu kılık kıyafetlere, özenmeler falanlar filanlar ne oluyor, hayırdır?
Bir şey yok, öylesine.
Öylesine.
Kime giyildi bu gömlek?
Kimseye.
Oğlum sen benim annelik hislerimi hor mu görüyorsun?
Kim bu şanslı kız?
Çabuk dökül.
Zeki mi, güzel mi?
Sınavı nasıl geçmiş, nereyi yazacak, bir şey söylesene oğlum.
Ne diyorsun anne ya, ne alaka?
Ne diyorsun anne ya, ne alaka?
Neyse.
Ama bu anneyle son didişmelerin, onu söyleyeyim.
Son derken?
Son derken yani, yüz yüze böyle son.
Sen gidince telefonda didişivereceğiz gari.
Nereye gidince?
Oğlum senin bazen bu IQ'ların mı bitiyor kontörlü gibi?
Üniversiteye, İstanbul'a...
Anne ya, bunları konuşmak için çok erken demedim mi?
Çok erken deyip duruyorsun, sınav da geçmiş biz ne zaman konuşacağız bununla?
Sonra konuşacağız.
Yemek güzel olmuş mu?
Ne bu?
Şevketi bostan.
Bademli.
Çok güzel olmuş.
Eline sağlık.
-Tabağı değiştirebilir misin? -Hemen, tabii ki.
Ben hallediyorum, konuşacağım şimdi.
Reyan Hanım, yarın için iki masa daha iptal etti.
Murat, bu üçüncü tabak bu akşam, ne oluyor burada ya?
Tamam, hadi.
-Emir senin burada ne işin var? -Konuşmamız lazım.
Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok. Çıkıp gider misin lütfen?
Arkadaşlar, bir saniye bize izin verir misiniz?
Ozan, ekibi al, dışarıda bir sigara için, hadi.
Yok artık, ne münasebet. Kimse hiçbir yere çıkmıyor arkadaşlar.
Herkes işinin başına.
Ozan?
İnanamıyorum ya.
Ben hâlâ onların şefiyim.
Yenisini bulunca göreceğiz bakalım, öyle misin?
Bulamayacaksın. Bunu sen de biliyorsun, Reyan.
Kimse kabul etmez böyle bir durumu, anlasana.
Çoğu benim arkadaşım zaten. Saçma sapan hırsın yüzünden...
...günbegün itibar kaybediyor burası. -Yok ya, itibarmış?
Sen neyin itibarını ne bahsediyorsun? -Tamam, tamam, dur, dur.
Sakin olalım. Ben buraya başka nedenle geldim.
Söyle, neymiş?
Sen genelde her konuşmayı, evirip çevirip her konuşmayı...
...bu para meselesine getiriyorsun ya. -Emir, ne diyorsun yine ya?
Bak, diyorum ki, annenden aldığımız tüm parayı...
...senin harcadıklarını filan ben sana vereyim.
Hatta biraz fazlasını vereyim. -Bir saniye, bir saniye.
Hangi parayla vereceksin?
Melis'ten öyle mi?
Hiç utanma yok değil mi sende? Gelmiş bana Melis'in parasını teklif ediyor.
Sana burayı bırakacağım, İstanbul'a döneceğim...
...sen de mutlu mesut yaşayacaksın, öyle mi?
-Nereye döneceğini ben bilemem tabii. -Orasını da sen bil Emir.
Her b.ku biliyorsun ya.
Ya sen olayların farkında mısın? Bir açıklama yok, bir özür yok.
Restoran da restoran, manyak mısın sen? -Sakin ol.
Olmuyorum sakin makin.
Sesini yükseltme ya, ben alttan aldıkça aldıkça...
Ne alttan aldıkça be?
-Açıklama mı istiyorsun sen? -İstiyorum, evet!
Sıkıcısın.
Aldın mı açıklamayı?
Çok sıkıcısın Reyan sen.
O kadar sıkıcısın ki...
...seninle sevişmek bile sıkıcı be.
Geldin.
Reyan...
Reyan...
Reyan!
Reyan!
İyi misin?
Veganizm bir projedir, Uzer.
Bak şimdi mesela, sarma.
Vegan mı? Vegan.
Net, mücver, mercimek köftesi, kısır...
Bunların hepsi vegan.
Yani veganizm, tüm dünyayı...
...dev bir altın gününe çevirme projesidir.
Duyuyor musun lan beni?
Güzel.
Duyma, yaşa, hisset.
Kalbinin götürdüğü yere git.
Turunç.
Enteresan.
Egeli bir dokunuş.
-Abi benim çıkmam lazım. -Çık.
-Yarın da geleyim mi? -Gel.
Uzer. Aferin oğlum.
Dava işi ne oldu?
Tarih bekliyoruz.
-Burası ne olacak peki? -Devam edeceğim.
Şef işi?
İşte o biraz zorluyor, boşta birini bulmak falan.
Nurgül, senin eşin yardımcı olmaz mı bu konuda?
Doğru söylüyorsun.
En iyi Selçuk bilir kim boşta, kim değil.
Arayayım mı? -Ne?
Olur.
Tamam o zaman, ben hemen bir görüşme ayarlayayım.
Sen hiç merak etme, o sırf benden korkusuna çözer.
Kızlar, çocuk bize mi bakıyor?
Bu şey ya, bostandan.
Bir saniye bir sorun mu var, ben bir bakayım. Hemen geliyorum.
-Burada ne işin var? -Bunları Ru'ya...
Bak böyle kafana göre gelip gidemezsin buraya.
-Tümsek abi dedi ki... -Tümsek abi kim Uzer?
Sen beni mi anlatıyorsun birilerine? -Bir dakika, benim...
Benim başımda bin tane derdim var, tamam mı?
Aşkla yapılmış bir şey değil, zaten bir şey de olmadı.
Böyle yarım yamalak saçma sapan bir şeydi.
Bir şey hissetmiyorum sana.
Hissetmedim.
Hissetmiyorsun.
Bir kendi yaşına bak, bir bana bak.
Tamam, ver onu bana.
Git şimdi.
Kusura bakmayın.
Hallettik.
-Ne kadar güzelmiş. -Ne?
Domatesler.
Ya Nurgül ya.
Al canım, ama çok sararmış bu.
-Yazdın değil mi hepsini? -Yazdım Selçuk Bey.
-Reyan. -Selam.
Sen çıkabilirsin Melike.
Olanları Nurgül'den duydum.
Çok üzüldüm valla.
Yazık olmuş.
Yani, öyle.
Salak herif.
Senin gibi bir kadını.
Neyse.
Sen?
Devammış Ru'ya.
Kararlısın. -Evet, niyetim o.
İyi, kararlı olmak iyidir de, şef işi zor.
Bunu bana mı söylüyorsun?
Son birkaç gündür herhalde 20 tanesiyle konuşmuşumdur.
Kimseyi bulamayız mı diyorsun?
Dur canım, zor dedik.
İmkansız demedik.
Aklımda birkaç kişi var.
Beni kırmazlar diye düşünüyorum.
Çok iyi o zaman. Gelecek ayın ödemeleri gelmeden mutlaka birini ayarlamam gerek.
Çok sıkıştıysan, para işini dert etme. Ben halledebilirim.
Yok, ne münasebet.
Ne olacak canım?
Para dediğin nedir ki?
Üstelik, senin gibi güzel bir kadın için.
Kadın olmamla, güzel olmamla ne alakası var Selçuk?
Anlamadım. Ne ima ediyorsun?
İma etmiyorum.
İma da etmiyorsun.
Sen düşündün, dedin ki buna bir şef bulurum.
Olmadı idareten para veririm.
O da bayılır bu plana. S..erim ben bunu.
-Yok. -Ama sen bunu planlamışsın.
İşte nerenle düşündüysen orada beyin olmayınca plan da ancak bu kadar oluyor.
Reyan'cım bak. Senin yüzün niye bembeyaz?
Yok bir şey yok. Telefon geldi de avukat falan.
Bir çıkmam lazım, sonra konuşalım tamam mı?
Kankam. Hoş geldin.
Kanka yalnızsın. Bu bira Deniz'in. Sen gördün mü ne tarafa gitti?
Deniz'e niye söylemiyorsun ona aşık olduğumu?
Ne aşkı lan? Nereden çıkarttın?
Yüzün kızarıyor.
Kalsiyum, kromofil, granül.
Lan granül mranül dur oğlum.
Bizde genetik. Benim babam da kırmızı yanaktı ki.
Sesin de değişiyor. Göz bebeklerin büyüyor.
Bakışlarını kaçırıyorsun. Daha hızlı konuşmaya başlıyorsun.
O yanında olmadığında da boğazında sanki bir şey düğümleniyor.
Böyle bir... -Yumruk gibi.
Böyle sanki hem nefes alıyormuşsun hem aynı zamanda boğuluyormuşsun gibi oluyor.
Bir de böyle karnında nerede olduğunu bilmediğim bir yer...
Yanıyor.
Bitsin istiyorsun. Bitsin. Normale döneyim.
Geçmiyor kanka.
Uzer!
Ben pazara gidiyorum oğlum.
Nereye gidiyorsun anne? Ne pazarı?
Ya yemek için bir şeyler alacağım.
Ben alırım ne lazımsa. Hem senin dinlenmen lazım.
Yok, yatmaktan sıkıldım. Azıcık hava alayım.
Hem İstanbul için de bir şeyler bakacağım. -Ben gitmiyorum İstanbul'a.
Ne demek gitmiyorum?
Gitmiyorum işte.
Seni bırakıp hiçbir yere gitmiyorum.
Canımın içi.
Ben çok iyiyim gerçekten. Bak, beni düşünme lütfen.
Sen gideceksin ve hayatını yaşayacaksın.
Anlaştık?
Babam gibi mi?
Ben kararımı çoktan verdim anne.
Uzer.
Ben yaşadıkça... -Anne.
Hayır. Senin burada harcanmana izin vermeyeceğim.
Anne ben zaten senden izin istemiyorum.
Öyle mi?
Peki. Peki.
Kadın bayıldı. Kadın bayıldı.
Anne!
Yardım edin.
Anne!
Biri ambulans çağırsın. Çabuk.
Anne tamam iyi olacaksın. İyi olacaksın. Merak etme. Tamam, tamam geçti.
Geçecek, bir şey yok. İyi olacaksın anne merak etme.
Ben geldim. Hastaneye götüreceğim seni. Tamam mı? İyi olacaksın.
Uzer.
Hadi.
Kardeşim kal işte bizde.
Kalırız benim odada beraber.
-Yok, siz gidin. -Biz kalsak seninle?
Hayır.
-Emin misin? İyi geceler. -İyi geceler abi.
İyi olacak.
İyi olacak.
İyi olacak.
İyi olacak. İyi olacak. İyi olacak.
İyi olacak. İyi olacak. İyi olacak.
İyi olacak. İyi olacak. İyi olacak.
Anne?
Anne!
Anne ne yapıyorsun ya?
Ne yapayım, duramadım daha fazla.
Anne aklım almıyor, nasıl bırakıyorlar seni?
Karışma bana bu kadar ya! Hadi.
İyisin değil mi?
İyiyim, iyiyim. Kapa ışığı, sen de git yat.
Tamam. Bir şey olursa seslen, tamam mı? -Tamam, tamam.
Sakın sigara içmek falan da yok.
Uzer?
Uzer?
-Kardeşim? -İyi misin?
İyiyim.
Ya biz diyoruz ki biraz dışarı çıkalım, hava alalım.
Bak kaç gündür evdesin.
Tümsek abi de merak ediyor seni.
Yok ya, biliyorsunuz durumları.
Oğlum çok fazla değil ya, bir saat falan.
Hem hava değişimi olur.
Tamam peki kanka.
Ama bizi haberdar et olur mu?
Görüşürüz.
Oğlum gitseydin ya.
-Canım istemedi anne. -Bak benim için kalıyorsan lütfen kalma.
Ne bu böyle ya? Yettin artık akşama kadar evde kukumav kuşu gibi.
Anne istemiyorum.
Hadi git üstünü değiştir.
Bostandan börülce mörülce bir şeyler al. Ev tam takır ya. Bu dolap bomboş.
-Reyan Hanım rahatsız ediyoruz ama... -Gelin Ezgi, gelin.
Biz aslında vedalaşmak için gelmiştik Reyan Hanım.
Bugün bizim son günümüz de.
Biliyorum Ezgicim, duydum.
Gelin arkadaşlar, bir sarılayım sizi.
Size teşekkür etmeden gitmek istemedik.
Kusura bakmayın Reyan Hanım. İnanın böyle olsun istemezdik.
Haftalardır elimizden geleni yaptık ama...
Anlıyorum Ezgi'ciğim, özür dileyecek bir durum yok.
Keşke benim elimden bir şey gelseydi.
Her şey için çok teşekkür ederiz.
Kendinize çok iyi bakın.
Teşekkür ederiz Reyan Hanım.
Asıl ben teşekkür ediyorum. Yolunuz açık olsun tamam mı?
Emir.
Üzüldüm valla Reyan Hanım.
Ne diyeyim, her şey gönlünüzce olsun.
Her şey için teşekkürler.
Güle güle.
92 mi 100 mü?
Bana hala sinirlisin değil mi?
Hayır değilim.
O gün iyi bir günümde değildim. Kızlar da orada olunca işte...
Anladım.
Bugün bir şey almamışsın.
Çünkü gidiyorum.
Olmadı.
Yapamadım. Elime yüzüme bulaştırdım.
Emir de olmayınca, aman... Özetle beceremedim işte.
Yok, gördüm.
Yapabiliyordun.
O yüzden Emir'den sonra her şey tepe taklak oldu değil mi?
Boş ver ya ben kabullendim. Gitsem ne kalsam ne.
Git sıfır. -Doğru sen sıfırsın.
Sıfır hiçtir. Ama başlangıçtır. Yani zemindir.
Onun üzerine kurulur her şey. Sanat, matematik, teknoloji.
Asıl o olmasa her şey yok olur.
Yani evet, sıfır hiçtir.
Ama aslında her şeydir.
Senin gibi.
Demek ben sıfırım ha?
Bana bugüne kadar söylenen en güzel şey bu sanırım.
Biliyor musun? Bir şey dahadır sıfır.
Nedir?
Ru'daki şef sayısıdır.
Uzer. Hayırdır oğlum ne oldu?
Abi gidecekmiş. Gidiyor, şef bulamamış.
Bir dakika lan bir b.k anlamadım. Kim gidiyor?
-Değiştireceğim. -Reyan.
-O kim lan? Manita mı? -Evet, yok, belki, bilmiyorum.
Abi yardımın lazım. Şef sen olsan. -Kim? Nereye?
İsmini diyorum.
Değiştireceğim.
-Ru'ya? -Hayatta olmaz.
Ozan şefe söyler misin herkesi mutfakta toplasın?
-Tabii Reyan Hanım. -Tamam.
Toplasın tabii.
-Abi benim için be. -Olmaz.
Murat, Tümer Sekmen olduğunu söyledim abi.
-Aferin oğlum. İyi b.k yedin. -Abi ama.
Olmaz.
Arkadaşlar bugün burada toplandık çünkü size bir haber vermek istiyorum.
Bu aslında bir veda konuşması.
-Abi. -Olmaz.
Hayat.
Hayat denilen şey.
İlginç.
Güzel olacak dersiniz.
Hani olacak gibidir de.
Tam oluyordur yani.
Abi.
İşte o an bir şey...
...hiç beklemediğiniz bir şey başınıza gelir...
...ve kendinizi bir anda karanlıkta bulursunuz.
Bitti dersiniz.
Bıçak tutamayan şef mi olur?
Dedim ya.
Hayat denilen şey ilginç.
Siz bitti derken yine bir şey olur.
Hiç ummadığınız bir şey.
Bir el uzanır.
Ve kurtarır sizi.
Ben senin bıçağın olurum abi.
Söylemiştim, bu bir veda konuşması.
Bugün Ru'ya verdiği tüm emekler için...
...teşekkür ediyor ve Emir şefe veda ediyoruz.
Söylemediğim şey ise bu aynı zamanda bir hoş geldin konuşması.
Arkadaşlar sizi yeni şefimizle tanıştırmak isterim.
Tümsek.
Bu ne ya? Kamera şakası falan mı bu? Ne bu? Kim bunlar ya?
Hadi, şimdi işi olmayan çıkabilir.
Bana mı diyorsun?
Buranın şefi benim kızım. Sen kimi kimin yerinden kopuyorsun?
-Lan bırakın. -Tamam şefim.
-Dışarıda konuşalım. -Çoluk çocukla yürümez kızım burası.
Biteceksiniz.
-Tamam şefim. -Soytarılar ya!
Hoş geldin.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.