Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sanırım sana bu akşamki özel yemekten bahsetmiştir.
Rus'un memnun kalacağı bir restoran geliyor mu aklına?
Simonov kızları sever.
Olivia seninle gelirse daha kolay olur diye düşündüm.
- Bay Simonov. - Yaman.
Üzgünüm ama özel bir işim çıktı. Gitmem gerek.
- Yardım etmek istiyorsan tam zamanı. - Seni eğlendirmek istiyorum.
Bana dokunma!
Onu öldürdüm.
Rus'la restoranda iş konuşmadığını söylüyor.
Ona inanıyor musun?
Hayır.
Ona o adamın resmini gösterdiğimden beri çok gergin.
Bana bir şey ver, hadi.
Ya senin ona bir şey vermen gerekiyorsa?
Belki hâlâ âşık olduğu adama ihanet etmesini istiyorsun.
Belki de ondan korkuyordur. Hangisi daha kötü, bilmiyorum.
Karşılığında ne sunuyorsun? Kesin olmayan bir ceza indirimi mi?
Bence daha fazlasını sunmalısın.
Yeni bir hayat. Teklifim bu.
Gereken bilgiyi verirseniz yeni bir hayatınız olur.
Size yeni bir kimlik veririm.
Tanık koruma programına dâhil olursunuz
ve artık tek düşüneceğiniz mutlu olmak olur.
Hastaneye düştüğünüze göre
geçmiş yaşantınıza pek değer vermiyordunuz, değil mi?
Her şeyi geride bırakmak istediniz.
İşte size fırsat.
Yeni bir hayat.
Belgeler kısa sürede hazır olur.
Özgür olmanız bir imzaya bakar.
O adam size asla zarar veremez.
Size söz veriyorum.
Olivia.
Buradayım.
Çok kan var.
Kazaydı Yaman.
Hemen uçağa binip İspanya'ya git.
Şimdi mi? Hayır.
Hayır.
Yaman.
Madrid'de ne işin var?
- Seni çok özledim. - Ben de.
Hadi o zaman, içeri gel.
- Al, hepsi senin. - Gerek yoktu.
Ne demek o? Valizinin hâline baksana.
Aceleyle hazırlandım da.
Tabii. Yangından mal mı kaçırıyordun? Yaman'la yatak yangın yeri tabii.
Bana evini açtığın için sağ ol.
Madrid'de olup evimin olmaması tuhaf geldi.
Ne demek.
Bende kalmayı tercih etmene annen kızmadığı sürece sorun yok.
Annemin haberi yok.
- Ne? - Bir şey söyleme.
- Ben ona söylerim. - Sen bilirsin ama öğrenirse...
ARA
PANORAMIC RESTORAN - İSTANBUL
ÖLEN İŞ ADAMI İSTANBUL
- Beni arama, demiştim. - Biliyorum.
Ama Rus'a ne oldu, öğrenmem gerek.
- Beni bir daha arama. - Lütfen.
Neyin var senin?
Çok gerginsin, sürekli telefonuna bakıyorsun.
Beni dinlemiyorsun bile. Kakayla konuşsam senden çok dinler.
Al. Oldu mu? Bak.
- Ablan söyledi, adama fazla kapılmışsın. - Sen ablama bakma.
Kontrol manyağı o.
İstanbul'da ne oldu?
- Mutlu dönmedi ama anlatmıyor. - Hiçbir şey. Benim bir hayatım var.
- Eskisi gibi konuşmuyorsunuz. - Tüm gün telefonda konuşamam!
Sakin ol, amacım yardım etmek.
İki cin tonik lütfen. Bir de atıştıracak bir şeyler.
- Ayaklarım. - Aynen. Bu çizmeler var ya...
- Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.
Sana yalan söylememi
affedecek kadar mı?
Ben bir şey yaptım.
Korkunç bir şey.
Yaptığım şey...
Anlatamam.
O ne demek?
Bana her şeyi anlatabilirsin. Hadi ama, saçmalama.
- Çok korkuyorum Espe. - Oli, sorun ne?
Beni kandırdı mı, bilmiyorum.
Yaman'ın haberi var mıydı, bilmiyorum.
Bilmiyorum.
"Bilmiyorum" da ne demek?
- Yeter, boş ver gitsin. Cidden. - Hayır.
Bu önemli bir konu. Sevgilinin kötü davrandığını söylüyorsun.
Bilmediğini. Sen bana ne anlatıyorsun?
- Öyle değil. - Olmasın zaten.
Birbirinizi sevdiğiniz için Yaman'lasın.
Beklediğin gibi çıkmadıysa siktir et gitsin.
Sana zor geliyorsa ben söylerim.
Benim için hiç sorun değil.
Cidden. Ona siktirip gitmesini söylerim, tamam mı?
- Anladın mı? - Evet.
Tamam.
- Seni çok özlemişim. - Ben de. Hem de çok.
Bakın, şurada gördüğünüz şey yolk kesesi.
Embriyoyu henüz göremiyorsunuz ama gebe olduğunuz kesin.
- Gidiyor musun? - Evet.
Acelen ne?
Yaman arayı düzeltmek istiyorsa kıçını kaldırıp gelsin.
Kapıyı seve seve açarım.
Başka bir şey var, biliyorum. Küçüklüğümüzden beri sırlarını bilirim.
Ne değişti? Eskiden bana güveniyordun.
Sen de bana.
Güvenmeye devam edersen çok sevinirim, tamam mı?
Tamam, istediğin zaman söylersin.
Aynen.
Ama gitmeni istemiyorum.
Sağ ol.
Buyurun.
Bu iş birliği anlaşmamız.
Siz bize gereken bilgiyi vereceksiniz, biz de sizi özgürlüğünüze kavuşturacağız.
Hapisten çıkıp her tür tehlikeden uzak olacaksınız.
Durumunuzu düşünürsek bu resmen lütuf.
Dikkatlice okuyun. Bütün gece sizin.
Doğru olanı yapacağınızdan eminim.
Merhaba.
Git. Buraya gelemezsin.
Yaman'ı görmem lazım.
Ozan.
Evine gittim, yoktu. Mesajlarıma da cevap vermiyor.
Neler oluyor?
Dükkânla ilgilenmemi söyledi.
Sorulara cevap vermememi, telefonlarını açmamamı söyledi.
Tamam.
Onu görürsen
onu aradığımı iletir misin lütfen?
Bu otelde olacağım.
Önemli.
Teşekkürler.
Rosario, senden bir iyilik isteyeceğim.
İstanbul'un yarısını bilsem de iyilik istenmesini sevmem. Bu son olsun.
Tabii.
Tamam.
- Nerede olduğunu biliyor musun? - Hayır ama bu annesinin adresi var.
Belki o bilir.
Ama önce bana neden otelde kaldığını ve neden kedi-fare oynadığınızı söyle.
Pekâlâ.
Madrid'e uçak bileti ucuz diye gitmedim.
Bu zaten bildiğim bir şeydi.
Aramızda bir şey oldu ve biraz uzaklaşmaya ihtiyacım vardı.
Ama normal bir kavgaydı. Her ilişkide olduğu gibi.
Şimdi de arayı düzeltmek istiyorsun ama o ortadan kayboldu.
Aynen.
Ama bir şey daha var.
Ben Madrid'deyken kendimi kötü hissetmeye başladım.
Mide bulantısı başladı.
Âdetim gecikti.
- Yok artık! İnanmıyorum. - Evet.
Tebrik ederim!
Ne oldu?
- Doğurmak istemiyor musun? - Yok, istiyorum.
Ama...
O nasıl karşılar, bilmiyorum. Çocukları seviyor ama...
Çok sevinir. Çocuklar hep neşe getirir.
Özellikle de başkasınınsa. Bu işteki yerimden çok memnunum.
Hadi, git ona söyle.
Sağ ol.
Yaman Deniz?
Ne halt ediyorsun burada?
Konuşmamız gerek.
Simonov'u komaya soktun.
Yaşıyor mu?
Evet, tehlike de geçti.
- Ama bizim için geçmedi. - Tamam.
Sadece kendimi savunuyordum.
Beni bırakıp gitmeseydin bunlar olmazdı.
Lanet yemeği iptal etmek istedim.
Olivia, beni dinle ve uzak dur.
Hayır.
Hamileyim.
Hamileyim.
Aşkım.
Benden mi?
- Benden mi, değil mi? - Tabii senden.
Senden başka kimseyle olmadım. Bir tek sen.
Ama...
Neden İspanya'da aldırmadın?
Doğuracak mısın?
- Bağımsızlıktan bahsediyorsun ama... - Ama ne?
Ben bağımsız ve özgür bir kadınım.
- Anne olmak istiyorum. - Evet ama...
Ne? Sorun ne?
Olivia...
Neden hayatını zorlaştırıyorsun? Neden?
Bu hayatımı zorlaştırmaz ki. Bu...
Aşkımızın meyvesi.
Yoksa dönmezdim. Şu anda birlikteyiz.
Bu bir işaret.
Bir işaret.
Olivia...
Birlikteliğimiz devam etsin istiyorsan seçim yap.
Ya bebek ya ben.
"Karşında titreyerek durayım."
"Esir aldın beni."
"Karşında titreyerek durayım."
İstediğim sensin. Sadece sen.
Hayır.
Yapamam.
Hayır.
Hayır.
Seçimimi yaptım.
Beni başladığımız yerde bırakacaksın.
Hayır.
Seni bırakmayacağım.
Başka kimseye ihtiyacımız yok.
Olivia...
Sen ve ben cennetiz.
Ona ne zaman söylemeyi düşünüyorsun? Böyle bir şeyi uzun süre saklayamazsın.
Bilmiyorum.
Sanırım anlamaya hazır olduğunda.
Bilmiyorum.
Bunun bizim için en iyisi olduğunu anladığı zaman.
Ben biliyorum.
Bebeğini doğurmak istiyorsan Yaman'ı unut, İspanya'ya dön.
Kendini ve bebeğini korumak zorundasın.
Sen mantıklı bir kadınsın. İki gün öncesine kadar öyleydin.
- Şu anda konuşamıyorum Rosario. - Olivia...
Günaydın.
Günaydın.
Senin dairene dönmek istiyorum.
Evimize.
Sence daha ne kadar süre böyle olmamız gerek?
Böyle tetikte?
Simonov tehlikeli ama Emir...
Emir arayı bulur.
Ona güveniyorum.
Evet ama o insanlarla iş yapmayı bırakmalısın.
Evet.
İki yüzük sipariş edeceğim.
Birinde "auferat hora" yazacak.
Diğerinde "duos eadem".
"İkimiz aynı anda ölelim."
İkisi de birbiri olmadan anlamsız.
Bunu biliyorsun.
Sana söyledim.
Ben ölmek istemiyorum.
Biliyorum.
Benimle ölmek istemiyorsun.
Sen yaşamak istiyorsun.
Ben de öyle.
İstediğim şey seninle yaşamak.
İspanya'ya gitsek ya?
Orada daha rahat ederiz.
Baştan başlayabiliriz.
Sevdiğim her şey İstanbul'da.
Köklerim.
Geleceğim.
Buradan gidemem.
Hoş geldin Simonov. Otur lütfen.
Bir şey içer misin?
Hayır.
Beni son davet ettiğinde hastaneye düştüm.
Bay Simonov,
olanlar için çok üzgünüm.
Boğaz'ın dibini boylamadıysanız Emir'in sayesinde.
İkiniz de.
Hayattayken daha çok işe yarayacağınızı anlamamı sağladı.
Özellikle de senin.
Kucağında Çocuk'la Madonna.
Epemiye harabelerinden.
Hakiki gibi duruyor.
Evet.
Marbella'da çok paraya satılacak.
Bu satışın gerçekleşmesinden
sen sorumlu olacaksın.
Anlamadım.
Olivia, izin ver.
Sonra ne olacak?
Her şey normale mi dönecek? Restoranda olanları unutacak mısınız?
Bu bir suç.
Ben hallederim.
- Olivia, lütfen. - Bu şantaj.
Borcunu ödemen için fırsat.
- Minnettar olmalısın. - Hayır, polise gitmeliyim.
Bana saldırdı, kendimi savundum.
Bana şantaj yapamaz.
Sakin ol.
- Bırak beni. Seni ilgilendirmez. - Pekâlâ ilgilendirir.
Aylardır bunu sana söylemek istiyordum.
Emir ve Yaman kültürel mal ve antika kaçakçılığı yapıyor.
Yaman tanıdıklarını ve bilgisini, Emir elit kesimle bağlantısını kullanıyor.
Şimdi anladın mı?
Bak Olivia, kızgınsın, biliyorum
ama paçayı kurtarmak istiyorsan akıllı davranıp bunu değerlendirmelisin.
Sahip olabileceğin hayata bak.
Ben suçlu değilim.
Ama bu işte iyisin.
Ölmek üzere olan bir adamı hastanede bırakıp ülkene kaçtın.
Sonunda çizgiyi aştığın için ne kadar sevindim, bilemezsin.
Çünkü gerçeği öğrenmenin tek yolu buydu.
Emin olamadığım tek şey
Yaman'ın gerçekten ilgisini çekip çekmediğin.
Normalde ayartıp bu işe soktuğu kızlar eğlence gözüyle bakar.
Ama sen Olivia,
onun en hassas yanını ortaya çıkardın.
Onu hiç bu kadar endişeli görmemiştim.
Olivia.
- Olivia. - Hayır. Bırak beni!
- Açıklamama izin ver. - Yalan söyledin. Sen...
- Açıklamama izin ver. - Açıklanacak bir şey yok!
Polise açıkla. Benim seninle işim kalmadı.
Tamam, beni dinle. İşimin başka bir yüzü var, tamam mı?
Tamam mı? Başladığımda doğru yaptığımı sanıyordum.
Sence ben aptal mıyım?
Tanıdığım en zeki kadınsın. O yüzden anlayabileceğini biliyorum.
Lütfen beni dinle.
Ben bir eser sattığımda onu korumuş oluyorum.
- Hayırsever Yaman. - Irak'a gittin mi hiç?
Suriye'ye gittin mi?
Kaçak kazıların çukurlarını gördün mü?
O hazineler nerede?
Ben her şeyin yerini biliyorum.
Benim elimden geçen her şeyi biliyorum.
Kazandığın para temiz değil Yaman.
İğreniyorum.
Yeni bir hayat kursak?
Tanışmamız her şeyi değiştirdi.
Gerçekten istiyor musun?
Evet ama Rus'un şantajını kabul etmek zorundayız.
Ödenmesi gereken bir bedel.
Ne kadar üzgün olduğumu bilemezsin.
Üzgünüm.
Polisle hiç sorun yaşamadınız mı?
Interpol peşimizde ama bürolarında yakın arkadaşlarımız var.
Ne dedi?
Bize şans diliyor.
Tabii.
Ne yapmalıyım?
Otele vardığında mozaik odanda olacak.
Oradan sonra ne yapman gerektiğini Rus söyler.
Yılın en önemli müzayedelerinden birinde ona eşlik edeceksin.
- Beni onun eline mi bırakacaksın? - Başka çaremiz yok.
Teşekkürler.
Teşekkürler.
IŞILTIN SÖNMESİN DİYE UFAK BİR HEDİYE
UMARIM BEĞENİRSİN. S.
Bakıyorum da hediyem hoşuna gitmemiş.
Müzayede nerede?
Beceremezsen yaptığın son şey bu olur.
O Türk de aynı kaderi yaşar.
Hanımlar önden.
Şunu odama götür.
Hanımlar ve beyler, North Star'da müzayedemize...
Potansiyel alıcıları tespit etmen gerek.
Tek bir parça için büyük meblağlar ödemeye hazır...
...kaprisli ve cins milyonerleri.
Onları bulunca müzayedeye davet edeceksin.
Simonov'un düzenlediği özel bir müzayede diyelim.
Sonra da alıcı gibi davranmam gerekecek.
Evet.
Esere teklif vererek fiyatı olabildiğince artıracaksın.
Bu mozaik uzun yıllardır "uykuda" ydı.
Meraklı gözlerden uzak olsun diye.
Epemiye harabelerinden.
Açılış fiyatı 300.000 avro.
Üç yüz bin avro.
Üç yüz on bin.
Üç yüz yirmi bin.
Üç yüz otuz bin.
Dört yüz bin.
Yarım milyon.
Benimle oyun mu oynuyorsunuz?
Hayır.
Tabii ki hayır.
Teklif verebilirsiniz.
Bu eser için limitim yüksek.
Peki değer mi?
Özel bir müzayedeye gelirken dersinize çalışırsınız.
Şunu diyebilirim ki değerinden tek avro fazlasını vermem.
Ancak
siz verirsiniz.
Altı yüz bin.
Yedi.
Bir milyon avro.
Matmazel, telefonunuzla ilgilenemezsiniz.
Biliyordum.
Birlikte çalışıyorlar.
İnanılır gibi değil!
Üçkâğıtçı çıkmanız kötü oldu hanımefendi.
Tam da eğlenmeye başlamıştım.
Birkaç yıl önce benzer bir ikona New York'ta bir müzayedede satıldı.
Rakam yarım milyon avroyu aştı.
Yüz bin avroluk hata payıyla fiyatı doğru tahmin ederseniz
eser sizindir.
Ücretsiz.
Tahmin edemezseniz bize iki katını ödersiniz.
Oyun mu istediniz?
Oynayın.
Bir buçuk milyon avro.
- Bir buçuk milyonun var. - Evet.
Fransız adam sanattan hiç anlamıyordu. Müzayedede teklif verişini görmeliydin.
Çok kötüydü.
Fazla tedirgindi, oyun peşindeydi.
Bizimle çalışmak istiyor.
Avrupa'da iyi bağlantıları varmış.
"Bizimle" mi?
Evet, bizimle.
Emir'den.
Bunu hak ettin.
Hayır.
"Biz" sen ve beniz.
Emir de işi de umurumda değil.
Değişmek istediğini söylemiştin.
- Evet ama... - Hayır. Aması yok.
Anlamıyorsun.
Belki de anlamayan benim ve yine kullanıldım.
- Anlamıyorum. - Olivia.
Hayır.
- O seyahati senin için yaptım. - Biliyorum.
Kendimi tehlikeye attım.
Bizim için.
- Senin ve benim için. - Olivia, sakin ol.
Biliyorum, tamam mı?
- Sakin ol. - Hayır.
Hey, Olivia.
Bu...
Bu saçmalık.
Olivia.
Değişeceğini söylemişti.
Senin suçun değil. Sen iyi bir insansın.
Seni bir şeye zorladı mı?
- Hayır. - Emin misin?
Evet.
Madrid'den dönüp onu bulmak için benden yardım istediğinde
çok kişi Yaman'ın güvenilmez olduğunu söyledi.
Çok endişelendiğim için sana sorup durdum. Ona güveniyor musun, bilmek istedim.
Güvenemezsin.
Başı dertte.
Yasa dışı işler yapıyor.
Evet, biliyorum.
Bir şeyden şüphelenmiştim. O da bunu doğruladı.
Ya karısı olduğunu?
Yaman evli.
Hayır.
Hayır, evli değil.
Doğru değil bu.
Adı Luna.
Luna Deniz.
Babası Türk ama annesi İspanyol. Yaman neden bu kadar iyi konuşuyor sandın?
Kadın hapiste.
Ters giden bir antika işinde yakayı ele vermiş.
Şu anda cezaevinde.
Olivia, bir oğulları var.
Hayır.
Hayır, bu doğru değil.
Kim söyledi, bilmiyorum ama bu doğru değil.
Baba olmak istemiyor, o...
Çocuk sana verdiğim adreste Yaman'ın annesiyle yaşıyor.
Kenar mahalledeki o evde.
Hayır.
- Hayır. - Üzgünüm.
Yaman.
Olivia, iyi misin?
İyi olduğunu söyle.
Ölmek istemişsin.
Keşke orada olsaydım.
Ama değildin.
Kendimi affedemiyorum.
Olivia, beni dinle.
Benim tutkum gerçekti.
Hâlâ gerçek.
Masalı hatırlıyor musun? "İkimiz aynı anda ölelim."
Bu yüzden hâlâ hayattasın. Çünkü ben de hayattayım.
Sana kötü bir şey olmasına izin vermem.
Çok yakında görüşürüz.
Çok yakında aşkım.
Son sözünüz bu mu?
Duruşmanızı hapiste bekleyeceksiniz.
Biliyorum.
Uzun uzun düşündüm.
Sanırım sorumlu tutmam gereken kişi benim.
Hapishane bunun için iyi bir yer.
Kararınız buysa...
Hoş geldin.
Bunu kutlayalım.
Her gün kocamın metresiyle tanışacak kadar şanslı olmuyorum.
Hakkında bir şey bilmiyorum.
Benden, oğlunun annesinden bahsetmedi mi?
Oğlu olduğunu bile söylemedi.
Olivia.
Konuşmamız gerek.
- Ne yapıyorsun? - Olivia, beni dinle.
- Olivia serbest, değil mi? - Hayır, değil.
Niye, biliyor musun? Aklına giriyorsun.
Seni gerçekten seviyorsa bir kafeste olmanı istemez.
Beni hiç sevmedin, değil mi?
Başından beri yalan söyledin.
Ben de senden uzak kalamıyorum.
Ablamla iletişime geçtiysen haberin vardır sanırım.
Evet, kaldığını söyledi. Biriyle birlikteymişsin, doğru mu?
- Bir Türk erkeği mi? - Evet. Yaman.
Artık her şeyi öğrendin.
Sen karar ver Olivia.
Ben buyum.
Bizim durumumuz farklı Olivia.
Özgür olmanı istiyorum. Ben de özgür olmak istiyorum.
Alt yazı çevirmeni: Ahmet Neşeli
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.