Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Cennetteki babamız, adın kutsansın.
Cennetteki babamız, adın kutsansın.
Cennetteki babamız…
Anne, Che Guevara tişörtüm nerede, şu delikli olan?
Şifonyerine koydum. Diktim bile tatlım.
Anne! Ben o delikleri açmak için saatlerimi harcadım.
Cidden mi anne ya? Bir temizlik daha mı?
Bu, gözlerini düzeltmez. Temizlikler işe yaramıyor.
Pedro'da yaradı.
Pedro öldü anne.
Doğru ve ölmeden önce piyangodan 500 peso kazandı.
Harika bir cenazeydi.
Bence Máximo haklı.
Temizlik töreni yapanlar çok garip ve biraz da deli oluyor.
Yapmayın, biraz iyi davranın. O, benim annem.
-Özür dilerim Rosita Hanım. -Özür dilerim.
İyileşmek için son umudum Rosita Hanım.
Doktorum hastalığımın çok ilerlediğini söylüyor.
Kuzenin Berta doktor değil.
Doktorun muayenehanesinde sekreter.
Mexico City'de gerçek bir doktora görünmelisin.
Durumun umutsuz olduğunu söylesinler diye ta oraya kadar gitmem.
Bana doktor lazım değil. Tanrı var.
Tanrı yeterli olmayabilir anne.
Aman Tanrım.
Başka temizlik isteyen var mı?
-Evet, lütfen. -Şüphe ettiğim için özür dilerim.
O günden sonra
ninenin batıl inançlarıyla asla dalga geçmedim.
Büyük bir depreme neden olmak istemiyorum.
Evime bak.
Okyanusa batan ilk ev olur.
-Mínimo! -Mínimo!
Ön bahçeye gidelim.
Bu yamaçların yanında yakalamaca oynamamalıyız.
Bunu zor yoldan öğrendim.
Neyse, sabahımın en garip tarafı temizlik değildi.
Çocuklar!
Kısa bir sorum var.
Birinin erkek arkadaşı olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?
-Ne demek istiyorsun? -Ben bir garip oldum.
Annenle yemeğe çıktıktan sonra
neredeyse her seferinde tamirat için defalarca size geldim.
Bu, artık onun erkek arkadaşı olduğum anlamına mı geliyor?
Bir düşünelim. Ondan kız arkadaşın olmasını istedin mi?
Hayır. Çok zekisin Memo.
Teşekkürler ama Máximo'yla konuşmalısın. Daha yeni bir kızla beraber olan o.
-Bir gringa'yla. -Gringa mı?
Bir New York'luyla!
Bir New York'luyla demek?
Becca'dan şunu öğrendim ki hayallerinin gerçek olmasını istiyorsan
cesur olmalısın.
Yani bundan sonra öyle olacağım.
Nora'nın kız arkadaşım olmasını istiyorsam cesur mu olmalıyım yani?
-Evet. -Aynen öyle.
Boş verin o zaman. Bunu yapabileceğimi sanmıyorum.
Yine de teşekkürler.
Máximo. Amigo. Öğle yemeğini bölmek istemem.
Bunu söylemek için öğle yemeğimi böldüğün için sağ ol.
Neyse.
Yarın Julia'nın doğum günü için küçük bir toplantı düzenliyorum.
İkiniz amigo olduğunuz için seni de davet etmek istedim.
Gelmeyi çok isterim.
Ayrıca dost kelimesinin İspanyolcasını bilmen harika
ama her seferinde kullanmak zorunda değilsin.
Evet ama biz sadece arkadaş değiliz, bilirsin, daha çok şeyiz…
Neydi o kelime? Caballos?
Evet, Chad. Biz atız.
Julia'yla yolculuğunuz nasıl geçti peki?
Harika başladı
ama sonra otele kayıt yaptırırken işi biraz berbat ettim.
Merhaba. Marina Oteli'ne hoş geldiniz. Süitinizde kalacak olan konukların
ad ve soyadlarını alabilir miyim lütfen?
Tabii. Chad Davies ve Julia…
González.
Evet. Julia González.
Bu, kesinlikle doğru.
Tabii ki soyadını biliyorum
ama sizler bazen ikinci bir soyadı daha kullanıyorsunuz
ve bu, çok kafamı karıştırdı ve bu yüzden
üç saat kavga ettik ve… Gülümsüyor musun sen?
Hayır. İspanyolcada bu bakış "Çok üzüldüm" demek.
-Kendini çok kötü hissetmişsindir. -Kesinlikle
ama doğum günü hediyesi olarak bunu aldım ve ne düşündüğünü merak ediyorum.
Bu, ilk randevumuz.
Hayatımın en mutlu günlerinden biri.
Resimde harika çıkmadığını biliyorum.
Yani hapşırmak üzere
ama benim için bu resim
"Harika görünmezken bile harika görünüyorsun" demek.
Beğenir, değil mi?
Bence muhteşem.
Yani Chad'e hediyesinin berbat olduğunu söylemedin mi?
Mínimo'nun yanında konuşmana dikkat et.
Bunu ona neden söyleyeyim ki?
O zamanlar daha saf biriydim belki
ama istediklerimin peşine düşmeye karar vermiştim bile
ve artık Chad'in Julia'yla arasını daha çok bozacağını bildiğim için
büyük bir numara bulup
sonunda onu kazanabileceğim bir şey yapma şansım vardı.
Ama çabuk olmalıydım.
Julia!
Selam Máximo!
-Özledim seni. -Ben de.
Yani kendimi özlemedim. Seni özledim.
Chad'le yolculuğunuz nasıl geçti?
İyi gitmedi diyelim sadece.
Hayır. Ne oldu?
Şey… Chad.
Yani bana çok iyi davranıyor ama bazen şey hissediyorum…
Aslında kim olduğumu görmüyor gibi.
Seni nasıl göremez ki?
Sen Julia González Padilla'sın.
Medellín prensesisin.
Prensesler demişken
dün seni çok güzel bir sarışınla gördüm.
Senin adına çok sevindim
ama anlat! Anlat, her şeyi anlat.
Hayır, bu…
-Özür dilerim. -Önemli değil. Endişelenme.
Büyütülecek bir şey değil.
Becca'dan bahsetmemi mi istiyorsun? Sadece bir konuktu.
Güzel miydi? Hiç fark etmedim.
Ona sık sıkı sarıldığın için görmemişsindir.
Ben işimin başına döneyim.
Dönmene sevindim.
Ben de.
Memo.
Kız kardeşlerinden biri terzi, değil mi?
İkisi terzi
ve diğer ikisi de onların çırağı.
Sonra bir de sonuncu var, en genç ve güzel olan, o da rahibe.
Sence bir gecede elbise dikebilirler mi?
Yarın Julia'nın doğum günü
ve hediye olarak kendi tasarımlarından birini yaptırmak istiyorum.
Üstünde tasarımcı etiketiyle falan mağazada satabileceği
gerçek bir elbise gibi olmasını istiyorum.
Seninle gurur duyuyorum.
Sonunda Julia'nın peşine düştün.
Diane, ofisinde jakuzi olmasını istiyorsan
bunun daha kolay yolları var.
Hiç komik değil.
Masanda olmadığın için şanslısın.
Biliyorum. Jakuziye girmek için çıkmıştım.
Küçük bir deprem nasıl bu kadar büyük bir zarara yol açar?
Otelin eski sahibi her şeyi kurallara uygun yapmadı mı?
Devletin yolladığı müfettişle görüştü.
Borular sızdırıyor, kartonpiyerde küf var…
Küçük bir depremde
jakuzi kolaylıkla tavandan alt kattaki ofise inebilir.
Ne yazık ki size şunu söylemeliyim…
Oteliniz teftişten tam notla geçti.
Yani bana diyorsun ki güzel dış cephemin altında
devasa bir çürüme ve bozulma var, öyle mi?
Şey…
Otelden bahsediyorum.
Evet, öyle.
Las Colinas'ın dağılmasına izin veremem.
Beni özel yapan şey bu. Başka ne sorunlar var?
Hemen bir inceleme yaparım ve yarın seninle gözden geçiririz
ama seni uyarmalıyım,
bakacak çok şey olacak.
Yani rahat ayakkabılar giy.
Öyle bir şey yapmayacağım.
O öğleden sonra havuzda
ailemin hayatını sonsuza dek değiştirecek bir şey duydum.
-Ve alkolsüz bir daiquiri. -Alkolsüz daiquiri mi?
Yapmayın Doktor Espinoza.
Hayatın tadını çıkarın biraz.
Bak, Doktor Montez ve Doktor Winsberg
kalçalar ve omuzları ameliyat ederler.
Dağınık olabiliyorlar.
Ben yapamam. Ben göz ameliyat ediyorum.
Doktorun ilk adı Mariano muydu?
Sana mektubu yollayan o mu?
Hayır. Yanlış.
Héctor.
O adam göz ameliyatı yaptığını mı söyledi?
Evet. Mexico City'nin en iyi
oftalmologlarından biri olduğunu söylüyorlar.
Özür dilerim, o kelimeyi söyleyiş şeklin… Çok güzeldi.
Asıl radyo teleskobu deyişimi duymalısın.
Ya da strafor ya da egzama.
Mikrodalga. Alüminyum folyo.
Egzoz borusu. Risotto. Kozmopolit.
Hipoglisemi. Vertigo.
Kolsuz yelek. Sıcak mısır gevreği. Beyin sarsıntısı.
Şiş kebap. Tütsüleme. Rozbif.
Bar mitzvah. Güneş çarpması.
Saçkıran. Cincinnati. Taş Devri.
Görücü usulü evlilik. Peynir sosu. Makarna.
Küçük dil. Stockholm sendromu.
Bölgemde ne işin var peki?
Güçlü bir rüzgâr mı esti Héctor?
Hayır, neden?
Saçın yüzünden dedim. Biraz kabarmış.
Hayır. Seninki gibi mi kabarmış?
Evet ama daha da kötüsü. Dengesiz.
Aynı seninki gibi yani.
Belki hediye dükkânında saç köpüğü satıyorlardır.
Beyler, adım Máximo
ve bundan sonra garsonunuz benim.
Sarape, uyanık mısın?
Hayır.
Buna inanamayacaksın.
Otelde kalan bir göz doktoru var.
Bana yardım edip yarın annemi otele getir.
-Belki doktor onu muayene edebilir. -Muhteşem
ama başka bir gün olmaz mı? Gabriela'yla plan yaptık.
Doktor yarın öğleden sonra gidiyor.
Annem sensiz gelemez.
Gabriela sosyalizm hakkında bir kitap verdi.
Belki Las Colinas'taki işçilerle konuşup sendikalı olmalarına yardım edebilirim.
Bu, Gabriela'yı etkiler…
…ama elbette bunu işçiler için de yapıyorum.
Gabriela'yla
vakit geçirmeyi çok seviyorsun, değil mi?
Evet.
Evet, gerçekten seviyorum.
Teşekkür ederim. Amin.
Bil bakalım ne oldu anne.
Bir offa… off…
bir ofel…
otlomo…
Otelde kalan bir göz doktoru var ve…
Hayır. Hayatta o otele adım atmam.
Bir daha ne zaman bu kadar saygın bir doktora görünme şansın olacak anne?
Bunun Las Colinas'la ilgisi yok.
-Görme yeteneğinden bahsediyoruz. -Aynen öyle.
Kendimi zavallı, kör anne gibi hissetmekten bıktım.
İkinizin sırtına yük olmayı reddediyorum.
Markette yarı zamanlı bir iş buldum bile
ve kasapta başka bir işe daha başvurdum.
Keskin bıçaklarla çalışmak iyi bir fikir mi bilemedim anne.
Hayır, yapma. Ben her şeyi yapabilirim. Güçlü, çalışkan bir kadınım.
İki çocuk yetiştirdim. Başınızın üstüne bir çatı, masaya yemek koydum
ve sizi okuttum. Hem de tek başıma.
Evet, yaptın ve dünyanın en iyi annesi oldun
ama bir gün büyükanne olacaksın.
Torunlarını görmek istemez misin?
Bugün otele gel.
Doktorla görüş ve belki
bir daha kendini zavallı, kör anne gibi hissetmen gerekmez.
Tamam.
O oftalmologu görmek için Las Colinas'a geleceğim.
Gösterişçi.
-Julia! Doğum günün kutlu olsun. -Teşekkür ederim.
Beni kutlamak için mi acele ediyordun
yoksa bir şey mi lazım?
Seni kutlamak için acele ediyordum.
Ama madem konusunu açtın
anneme yardım edebilecek bir göz doktoru otelde kalıyor.
Annemle kardeşim onunla görüşebilsin diye bana iki giriş kartı verebilir misin?
Özür dilerim Máximo ama giriş kartlarından Chad sorumlu
ve normalde iki gün önceden haber vermen gerekiyor.
Doktor bugün gidiyor
ve annemle kardeşim otelin önünde.
Deneyebilirsin
ama annenin bir konukla görüşeceğini söyleme.
Bu yüzden kovulabilirsin. Gracias.
Chad'i ikna edeceğime eminim. Onunla caballo olduk.
Hayır. Yapamam.
Ama biz atız. Sadece bu seferlik.
-Çok önemli. Bana yardım etmelisin. -Bak, daha fazla kural ihlal edemem.
Anneme karşı çok zor bir durumdayım.
Hatta zor kelimesi onu iyi tarif ediyor.
Lütfen Chad, vaktim azalıyor.
Bir yolu olmalı.
Özür dilerim amigo. Yardımcı olamam.
Chad bir şey yapmayı reddedince
bunu kendim halletmeye karar verdim.
Bu, annem için çok büyük bir fırsattı.
Ve bir mühendisin de temele bakması gerekecek.
Bu iş bize bir servete patlayacak.
Şu istinat duvarından su sızması normal mi?
Tanrım, bu ayakkabılardan nefret ediyorum.
Şurada çıplak bir kadın var.
Her şeyini gördüm sanırım!
Sakin ol anne. Mayo giymiş yaşlı bir adam o.
Bana sakin olmamı söyleme, tamam mı?
Bu korkunç yerin insanlara neler yapabildiğini gördüm.
Takdir ettiğim insanlara.
Buradaki her şey korkunç.
Güzelmiş.
Tamam. Doktorları şuraya oturttum.
Gidip konuşalım onlarla.
Durduk yere konuşmaya gidemeyiz. Bunlar önemli doktorlar.
Hayır. Onlar da sadece bizim gibi insan.
-Çok toysun. -"Çok toysun."
Gidip onlarla konuşamayız
ama mükemmel bir planım var.
Önce ikiniz onların yakınında duracaksınız ve sonra…
Sen yukarı bakıp göğü işaret edeceksin Sara.
Sonra mistik bir şeyler söyleyeceksin…
"Anne, şu haşmetli martıya bak da gözlerin bayram etsin.
Göğü yarıp ilerlerken güneş kanatlarında dans ediyor."
"Hayır, dur. Doktor duyabilsin diye daha yüksek sesle olmalı.
Şey gibi bir şeyler…"
"Siktir. Şu kuşa bak."
Sonra annem cevap verecek…
"Sevgili kızım, bu zavallı gözlerim
bu dünyanın güzelliğini görmeme izin vermiyor.
Keşke büyük bir optal…
offall… oflal…
…bana yardım edebilecek büyük bir göz doktoru olsa."
"Dur. Nereye gittiler?"
Tamam.
Kataraktınız çok ilerlemiş
ama neyse ki Medical Weekly
beni tüm Kuzey Amerika'nın en iyi oftalmologu seçti.
Odamda temel bazı teşhis araçları var.
Oraya gidelim de gözlerinizi daha iyi muayene edeyim.
Yani yeniden görmesinin mümkün olduğunu mu söylüyorsunuz?
Mümkünden de öte.
Ben bu kadarını ummuyordum.
Ve her şey onun sayesinde…
Rosita Hanım.
Temizliğin işe yarayacağını biliyordum.
Gidelim Doktor.
İzninizle.
Sizin ne işiniz var burada?
Beni korkuttun Memo.
Annemle kardeşimin burada olduğunu kimse bilmemeli.
Tamam. Yardım lazım mı?
Evet, Memo.
Máximo annemle doktorun odasına çıkarken
beni otelde birçok işçinin olduğu bir yere götürebilir misin?
-Evet, tabii, seve seve. -Sağ ol.
Kardeşinin benden hoşlandığı çok açık.
Çok şeker.
On beş dakika sonra burada buluşuruz anne.
Ona çalıştığım yeri gösterene kadar bekle. Çok etkilenecek.
İşte burada çalışıyorum.
Etkileyici olduğunu biliyorum
ama gözünü korkutmasına izin verme, tamam mı?
Bak, şurada bir farenin başka bir fareyi yediğini gördüm.
Çok heyecanlıydı.
Selam.
Tüm işçilere yardım edip size sosyalizmi anlatmaya geldim.
Harika.
Biz işçilerin çok yardıma ihtiyacı var
ama ne yazık ki anlatacaklarını dinleyemeyeceğim
çünkü tüm bu havluları katlamam gerek.
Ben sana bunu anlatırken beraber katlayabiliriz.
Teşekkürler tatlım.
Ya senin getireceğin çarşaflar? Yürü!
Sorun şu ki insanlar sömürülüyor
ve farkına varmıyorlar.
Gracias.
İşte telefon numaram.
Yakında anneni ameliyata alırız
ve daha sonra bir ödeme planı buluruz.
Çok teşekkürler Doktor.
Yeni yıla görerek gireceğine söz veriyorum.
Teşekkür ederim. Tanrı sizden razı olsun.
-Kendine iyi bak. -Teşekkür ederim.
Bunların hepsini bir kişiye borçluyum.
Rosita Hanıma. Biliyorum.
Hayır, tatlım.
Hepsi senin sayende oldu.
Çünkü asla pes etmiyorsun, özellikle de ailen için.
Bana çekmişsin.
Teşekkürler.
Yeniden görebileceğin için çok mutluyum.
Gitmem gerek anne ama sen burada Sara'yı bekle, olur mu?
Tamam, aşkım.
-Seni seviyorum. -Ben de seni seviyorum oğlum. Sağ ol.
Annemin yeniden görmesine yardım etmek
hayatımın en gurur duyduğum anlarından biriydi.
Selam anne!
Elbette bu, o öğleden sonranın iki büyük olayından sadece biriydi.
Doğru. Elbise.
Harika olacak.
Evet! Hadi, mumları üfleyelim.
-Doğum günün kutlu olsun tatlım. -Daha bitmedi.
Ne düşünüyorsun?
Pasta güzel görünüyor.
Bir dilim alacağım sanırım.
Hayır, otel hakkında.
Yakında harekete geçmezsek tüm otel yerle bir olacak.
Las Colinas'ı kaybetmeyeceğim. Eski hâlime dönemem.
Tadilat planlarını hızlandıralım.
Çok büyük miktarda paradan bahsediyoruz. Zor olacak.
Yapma. Bir Betamax egzersiz kasetinden üç milyon kopya sattım.
Şöyle yapacağız:
Son listedeki olası yatırımcılarımızla bağlantıya geçecek
ve onları Las Colinas'ta asla unutamayacakları
bir yılbaşı kutlamasına davet edeceğiz.
-Listeyi hazırlamaya başlayayım. -Teşekkür ederim.
Pasta cidden güzel görünüyor.
Bu yüzden barışçıl bir grev bence çok güzel bir fikir.
Hâlâ anlamıyorum hayatım.
Biz şu işi bitirirken bir daha açıkla.
Tamam.
Tüm üretim araçları kapitalistlerin kontrolünde.
Anladın mı?
Ona elbisemi verdin mi?
-Senin elbisen mi? -Bu işe çok emek verdim.
Endişelenme, hiçbir şeyi kaçırmadın.
Tamam, bebeğim, sana bir doğum günü hediyesi aldım
ve umarım sen de benim kadar beğenirsin.
Bebeğim.
"Çok beğendim çünkü kendi resmim."
Neyse, işte bu.
Çok komik. Yüzüne bak.
Aman Tanrım. Ciddi misin?
Bu benim tasarımımdaki desen!
Biliyorum! Hatta sana küçük…
…küçük etiketler de yaptırdım, kendi giysi markanmış gibi.
-Ne düşünüyorsun? -Benim için yapılmış
en düşünceli şey bu.
-Ne? -Ne? Chad hediyeni mi çaldı?
Hayır.
Hikâyedeki birkaç ayrıntıyı atlamış olabilirim.
Bir yolu olmalı.
Özür dilerim amigo. Yardım edemem.
Chad?
Ya sana izinler karşılığında bir şey verebilirim desem?
İhtiyacın olan bir şey.
İhtiyacım olan neyin var ki?
Julia'ya çok değer verdiğini biliyorum.
Ayrıca ona vereceğin hediyeden nefret edeceğini de biliyorum.
Zaten onun kim olduğunu görmediğinden endişeleniyor.
Tam da bu yüzden o resmi vereceğim.
Bana o izinleri verirsen
sana Julia'ya vermen için bir şey veririm.
Öyle düşünceli ve özel bir şey ki
sana garanti ederim, ayakları yerden kesilecek.
Hediyeyi Chad'e vererek…
-Yani? -Memo.
…sevdiğim kadını elde etmek için
sahip olduğum en büyük şanstan vazgeçiyordum.
Çok teşekkür ederim.
Ama doğru kararı aldığımı biliyordum.
Bunu neden yaptın? Chad'in kazanmasına izin verdin.
Bunun için yaptım.
Büyükannen seni görebildi Hugo.
Aynı ona söz verdiğim gibi.
Bunca yıldır senin büyümeni izleyebildi
ve bu, onun için çok önemliydi.
Benim için de.
Yani evet, elbiseyi vermek zordu…
…ama onun için doğru olanı yaptığımı biliyorum.
Hepimiz için doğrusu buydu.
Sara. Sarape. Erken geldin.
Doğum günü çocuğunu görmek için sabırsızlandım.
Selam.
Biliyor musun? Dayının sana bu hikâyeyi anlatmasına seviniyorum.
O gün yaptığı şeyle çok gurur duyuyorum.
Çok iyi, çok fedakâr biriydi.
Öyle kalmamış olması çok yazık.
-Ne… -Ne?
Ben de sosyal adalete senin kadar önem veriyorum.
-Elli şirketin var… -Altmış üç.
…ve "yardımın" ünlülerin hayır işlerine bağış yapmak olduğunu sanıyorsun.
-Altmış üç. -İnsanlara yardım et.
O kadar çok parayı ne yapacaksın?
Adamın bakımı kaça patlıyor biliyor musun?
-Ya da arabamın bakımı? -Çok mu? Bilmem. Bu kadar çocuk olma.
"Bu kadar çocuk olma."
İkiniz de durun.
O başlattı.
Tamam. Hikâyeni bitir de yemek yiyelim.
O başlattı.
Kimin başlattığı umurumda değil. Hadi.
Söylesene, Julia hakkındaki tüm umutlarından
büyükannem görebilsin diye mi vazgeçtin?
Tam olarak değil.
Bak, Julia konusu kapanmamıştı.
Henüz kapanmamıştı. Hayat böyledir.
Gizemli şekillerde dönüp dolaşıp aynı yere gelir.
Kapılar kapanır, sonra yeniden açılır
ve tam da sonsuza dek gittiklerini sandığın,
uzun süre önce kaybettiğin insanlar bir şekilde yeniden ortaya çıkar.
Nora Ramos?
Uzun zaman oldu.
Alt yazı çevirmeni: Murat Lü
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.