Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Berk.
Daha önce de biliyorsun bazı problemler yaşadık.
Sen çok yetenekli, akıllı, zeki bir adamsın.
Bu yüzden seni kazanmak için çok uğraştık, uğraşıyoruz.
Evet?
Ve ben bir karar verdim.
Burası bir psikoloji kliniği değil.
O yüzden pılını pırtını topla çık git buradan.
Sizi sürekli sunumlara sokmuyoruz.
Kendi yazdığım bir eklentiyle ilgili teknik bir bilgi verebilecek kadar
konuşamıyorsan senin için yapabileceğim bir şey yok maalesef.
Daha önce de defalarca geç kaldın.
Tutanakları görmek ister misin?
İmzala şu belgeleri.
Çalıştığın yazılımları da Okan'a bırak. Ondan sonra da siktir git buradan!
Başlatma lan yazılımına da belgene de!
Hepinizi bitiririm lan, duydun mu beni? Hepinizi bitiririm oğlum!
Ne sandınız lan siz beni?
Bana bak, siz benim tersimi bilmiyorsunuz!
Hepinizi yatırırım burada sikerim. Duydun mu beni?
Peki.
Dönecek.
Bu zaman başkadır Geceyle gündüzü karıştırır
Uykuyu deler gelir Beni başka bilir
Uzağı sevmez yakındadır Seçim şansı hep ondadır
Estetik çıkarlar için sıraya sokar insanı
Alo, Berk? Seni aradım birkaç defa ama ulaşamadım.
Öğrendim abi, çok üzüldüm ya.
Var mı yapabileceğim bir şey?
Biliyorum, şimdi arayabildim. Aslında bir şey soracaktım.
Tabii.
Yani biraz sıkışacağım gibi de.
Bir tazminat alabilir miyim sence?
Yani alırsın, onlar kovdu sonuçta.
Öderler tabii ki.
Ne zamana yatırırlar peki?
Valla bizim denizi çıkarttıklarında 2-3 güne kadar yatırmışlardı.
Tamam.
İstersen sen bir ara, sor.
Beklerim, sorun yok.
Şşt, ortalarda yoksun.
Şile'ye taşındım. Yarın sizin oralardayım.
Yardımın lazım. Görüşelim mi?
Açar kalbini bana
Yavaşça güneşliğimi aralar
Sallayıp durur da
Kulaklarımı çınlatır
Açar kalbini bana
Savaşla sevişi barıştırır
Zorunlu seçmeli derslerden muaf tutar insanı
Bu zaman başkadır Güzelle çirkini karıştırır
Geçmişini siler de
Bulandırır insanı
Bunlar patladı be! Biliyordum, biliyordum.
Yazılım bunu da bildi.
Okan olmaz diyordu ama oldu.
Yes!
Ne erken gelmesi lan? Ne diye erken geliyorum lan ben buraya?
Zaten ne kadar toksik, işe yaramaz arkadaşın varsa toplamışsın yine.
Bir de geleyim bunların hepsine tek tek selam mı vereyim senin için?
Gelmiyorum. Bir bahane bulur, gelemedim derim.
Ya ne var ki bunda?
Ama ben böyle işin de yedi sülalesini sikeyim.
Ben seni bir iş için buraya çağırmış gibi olacağım ama
senden bir ricam olacaktı.
Bir arkadaşımın bitirme projesi için bir yazılıma ihtiyacı var.
Senin için çok basittir.
Şey mailini atsam, projeye bakar mısın zamanın varsa?
Olur.
Gizem, hadi geç kalıyoruz provaya. Gitmiyor muyuz?
Berk.
Çok teşekkür ederim. İyi ki varsın.
Şimdi çıkmam gerekiyor ama bir sonraki görüşmemizde uzun uzun konuşuyoruz.
Telefona bakmayacak mısın? Seninki çalıyor.
Tamam.
Hadi görüşürüz.
Alo.
Berk, şimdi muhasebeye sordum. Seni şirket çıkarmış.
Ama seni kusurlu bildirmiş abi.
Yani işe geç gelmelerini falan işlemişler.
Anlayacağın, tazminat yok abiciğim.
Vay be hayat!
Neden ayrılıyorsun evden?
Gerçi Şale Hanım söyledi. İşten atmış insafsızlar.
Bu işsizlikle nereden iş bulacaksın? Vallahi zor, billahi zor.
Kirayı da ödeyemezsin. Evden çıkmakla doğru yapmışsın.
Kuzenine taşınıyor muşsun?
Kiraya ortak olacak mısın?
Gerçi Şale Hanım, %30 daha yükseğe kiraya verebilir.
Kiralar almış başını gitmiş.
Bir de beyaz yakalılara verelim diye tutturdu.
Al beyaz yakalı, onları da kovuyorlar.
Vallahi işiniz zor. Çok üzülüyorum ya.
O kadar yardım et, insan bir ellilik ateş eder ya.
Ya o adam neydi öyle ya? Susmadı, senin beynini sikti ya.
Allah verdi mi de veriyor işte.
Şimdi bizim bu arabanın sahibi var, Önder abi, onun 5 tane plakası var.
Bir de kendisi her gün direksiyon sallıyor. Doy be adam doy.
Gözü dönmüş pezevengin. Ama sen ben öyle miyiz ya?
Bizim çorbamız kaynasın, ekmeğimiz olsun.
Ortamımız temiz olsun, bize yeter.
Onun için diyorum ya abi, biz elalem gibi değiliz.
Bizden bir sik olmaz.
Ya kusura bakma ya. Benden bir sik olmaz demek istedim.
Şehrin neresine abi?
Merkez.
Kardeşim senin meslek ne?
-Bilgisayar Mühendisiyim. -Ben de.
Aslında ne yapacağım biliyor musun?
Her sene üç, beş, üç, beş, üç, beş, bitcoin alacaksın.
On senede... Oh!
Ha, lafını unutma. Dersen ki eğer "Benim param var, yatırımım var, ne yapayım?"
Ev mi alayım, araba mı alayım, arsa mı alayım, tarla mı alayım?
Valla bana sorarsan ben bitcoin alırım.
Yoksa sikerim arabasını, tarlasını, çapasını, çıpasını ya!
Pardon da bu...
...sik muhabbetini bitirebilir miyiz?
Ha, haklısın abi, pardon.
Senin günahın köprü dahil 163 lira.
İyi de köprüden geçmedik ki.
Ya bende de bozduk yok. Bak, 10 lira var.
Sen bunu bir yerde bozdurup getirsen. Ben burada beklesem.
Yani nasıl bozdurayım burada?
Hay Allah ne yapsak bilemedim ki ya.
Benzin istasyonuna mı gitsen sen?
Tamam, kalsın.
Helal et. Muhabbetsiz.
Kurcalama.
Düzelteyim dedim de.
Niye düzeltiyorsun?
Beni rahatsız ediyor da, yamuk duruyordu.
Sen kimsin arkadaşım?
Milletin bahçesine giriyorsun, orayı burayı mıncıklıyorsun...
Ben uğraşıyorum ondan sonra bunlarla.
Özür dilerim ben...
...ben Yücel'in evine... -İş pişirmeye mi geldin Yücel'e?
Yok bir şey pişirmeyeceğiz. Kuzeniyim ben.
O dallamanın bahçesiyle ben uğraşıyorum arada.
Çatıda da güvercinleri var.
Valla ben olmasam üç günde yaban hayatına döner buralar.
Babasının eski arkadaşıyım.
Ben de Berk.
İçeridedir o pezevenk.
Yani çalıyorum ama duymuyor.
Duyar duyar. Sen çalmaya devam et.
Başka sesler vardır içeride.
Ooo!
Kimler... kimlerle beraber yan yana ya?
Allah belanı versin Yücel! Siktir git orospu çocuğu!
Telefonunu karıştırdım. Yürümediğin karı kalmamış Instagram'da.
Her götünü açana mesaj atmışsın.
Hayır bir saniye ya.
-Sen niye benim telefonumu kurcalıyorsun? -Ya siktir git!
Nereye bakıyorsun lan sen? Sapık!
Sapık değilim ben.
Yücel, bir şey söylesene.
Berk.
Oğlum gelsene şöyle, yerleştirirsin eşyaları sonra.
Gel.
Gel.
Ee Berk Bey?
Lan ailede okuyan bir sen vardın. Senin de tahtalar eksik çıktı ha.
Ne oldu, niye ayrıldın işte?
Para da yok. Belli beni aradığına göre.
Kovuldum.
Nasıl kovuldum?
Bildiğimiz şeyler. Yani insanlarla anlaşamıyorum.
Ne oldu oğlum?
Berk, bu modülün üç saate yetişmesi lazım.
Bak sana güveniyorum. Eğer yetişmezsek müşteriyle büyük bir sorun yaşarız.
Üç saat mi?
Evet, kolay bir modül.
Berk hadi, hadi. Bitmedi mi? Bir saatimiz kaldı. Çabuk.
Biraz heyecanlandım ve...
Bu yüzden mi kovdular seni?
Esas toplantıda sıçtım.
Tam görüş hizamda müşterinin iki not kağıdı
simetrik durmuyordu.
Onları düzeltmeye çalıştım.
Kadın da ne olduğunu anlayamadı tabii haliyle.
Kovuldun.
Tabii canım.
Geri zekalı. Oğlum bu nasıl bir hikaye, nasıl bir kovulma lan bu?
Ya...
...bak Berk.
Çocukluğumdan beri aynı terane.
Bir doktora falan görün ya.
Ondan önce çözmem gereken birkaç şey var.
Boş ver sen.
Vallahi kovulmana sevindim.
Özlemiştim oğlum seni. İşin düşmese aramayacaksın beni ha.
Biliyorsun işte yani...
Senden başka yanında rahat rahat konuşabildiğim,
rahat davrandığım kimse yok.
Biraz mecburiyet,
biraz da rahatlamaya geldim buraya.
Biliyorum canım, biliyorum. Yoksa sikerim belanı.
Senin bu son şirket neciydi? Ne yapıyorlardı onlar?
Finans şirketi yani, kripto paralar.
Borsa, döviz falan.
Ben sana bir şey soracağım. Şu Bitcoin.
Bitcoin diye bir şey var, değil mi?
Onda para var diyorlar.
Büyük teknoloji.
Valla ben İnstagram'dayım.
Azdırıcı sular. Zayıflatıcı kremler.
Çakma saatler, çakma kıyafetler falan.
Yani bizimki biraz da businessa falan kaçıyor açıkçası.
Şimdi anlamadım. Sen insanları mı azdırıyorsun?
Yani sayılır.
Ama yani duruma göre değişiyor.
Onların da bir faaliyet falan göstermesi gerekiyor tabii.
Hoş geldin lan.
Masa kurulmuş. Olmadığımız masa yok.
Ulan şerefsiz herif, sen nasıl girdin lan içeri?
Nasıl mı girdim? Lan hala soruyor musun ya?
Zili çaldım, kimse duymadı.
Ben de kapının kilidini bulup kredi kartıyla tık açtım kapıyı.
Telefonla niye aramıyorsun oğlum beni? Hırsız mısın sen?
Berk?
Evet.
Yücel anlatırdı seni.
Çok merak ediyordum. Kısmet bugüneymiş.
Demek meşhur Berk buymuş.
Nasıl anlatıyordu?
Bugün aradı, Berk geldi dedi.
Yani?
O kadar.
Sen bunu pek dinleme. Bırak.
Lan kafasını yakma çocuğun ya.
-Ne yaptın bugün? -Ne yapayım ya?
Salak salak işler.
Oğlum bak benim artık takatim kalmadı.
Sabrım tükendi benim, tükendi.
Yüksek karlı işler kovalayalım Allah aşkına ya.
E zaten öyle yapıyoruz da bizim gibi çok tip türedi oğlum.
Böyle farklı bir şeyler yapmak lazım.
En iyisin yine bildi.
Şşş.
-İçsene lan. -İç Berk, iç.
Enayi malı, iç.
Yok bana pek yaramıyor da.
Ne kadar düzgün bir çocuk lan bu.
Kuzenin olmasa sikerdik valla.
Anlamadım.
Yok lan, o manada demedim ya.
Salak, dolandırıcılık anlamında diyor.
Salak salak konuşma geri zekalı herif.
Abi takılıyoruz be.
Takılma amına koyayım. Başka bir şey takıl.
Düzgün konuş, ağzını bozuyorsun.
Alo, nasılsınız babacığım?
Kovuldun mu sen işten?
Baba?
Bana bak Berk Efendi.
Bir şeyi de ben olmadan becer be.
Yazıklar olsun senin gibi adama.
Adam gibi bir iş bul hemen.
Biraz kötü gitti de bu son zamanlarda
bazı şeyler.
Başlatma bazı şeylerinden. Sana iş bul, çalış diyorum.
Yücel mücel kurtarmaz seni.
Yazıklar olsun senin gibi adama.
Ver bakayım. Takma abiciğim be.
Haklı.
Her şeyi berbat ettim.
Salak salak konuşma oğlum. Neye haklı?
Konuşturtacaksın beni ha.
Ulan saçma sapan konuşan o. Her şeyi berbat eden o.
Oğlum, sen insanlarla iletişim kuramıyorsan bunun sebebi o adam.
Bir şey yaptığında heyecanlanıyorsan, kusuyorsan her şeyin sebebi bu adam.
Bu adamın manyak disiplini ya.
-İnsan babasını seçemiyor. -Doğru söylüyorsun.
Seçemiyor ama değiştiğine ikna edebiliyor.
-Sikleme oğlum. -Evet, sikleme.
Hatta siktir et, engelle ibneyi gitsin.
Orospu çocuğu ortamımızı sikti ya.
Sakin.
Yavaş ol biraz lan.
Abi pardon ya.
Yücel babandan sikik bir adam diye bahsedince
ben de içimi dökeyim dedim.
Sen mi söyledin kovulduğunu?
Yok.
E kim söyledi oğlum o zaman?
-Zafer Bey, ben Kapıcı Burhan. -Evet.
-Berk'in kapıcısı. -Evet, anladım. Sorun mu var?
Sizin oğlanı kovmuşlar.
Geçmiş olsun diye insanlığımızı yapalım dedim.
Kovmuşlar mı? Nereden?
Haberiniz yok mu?
Tabii, çocuğu sahipsiz bıraktınız.
İşten atılmış, çaresiz kalmış.
Elektriğini ödeyememiş, kirayı ödeyememiş.
Borç batağına batmış. Sıkıntı yok inşallah.
Berk, işten ayrılmışsın.
Bu cumaya kadar benden aldığın parayı gönderecektin.
Tazminatı verecektim Hazal. Ama şirket...
Alırken tazminat falan demedin. Okul param o.
Bu nasıl sorumsuzluk ya?
Halletmeye çalışıyorum.
Babamın dediği kadar varmışsın abi. Her işi berbat ediyorsun.
Ben paramı istiyorum. Yoksa babam bilmek zorunda kalır.
Okulun taksitini başka türlü ödeyemem. Farkında mısın?
Bulduğum kadarını göndereceğim.
Tamamı abi. Eksik istemiyorum, lütfen uzamasın.
Peki.
Hazal mı şimdi de?
Evet.
Sikiş dolu yaşamlar.
Önce babası, şimdi kardeşi.
Oğlum, bir doğru düzgün konuş. Bir sus be!
Ne istiyor?
Borç almıştım da.
-Onu istiyor Cuma'ya kadar. -Ödeme. Siktir et.
Seni gerçekten vururum, aşağı atarım ha.
Mal mısın oğlum sen? Sussana ya.
Ödemezsem babama söylemek zorunda kalır.
Kızın okul parası sonuçta.
Ulan ah be kardeşim benim be.
Niye kızın okul parasını alıyorsun oğlum sen?
Söylesene bana.
Tazminatı alınca verecektim ama
şirket tazminatı vermekten vazgeçmiş.
Tamam oğlum, hallederiz bir şekilde. Takma kafana.
Yani nasıl takmayayım ki?
Bunlar tefeci mi? Değil.
Ne kadar borç?
Elli bin.
Elli bin.
Tamam oğlum, yarın hallederiz.
Doldurayım mı?
Viski.
Doldur.
Çok zor durumda kaldığım oldu ama kurumsal bir işte çalışmadığım için
o kadar mutluyum ki.
Hem son işimden ayrıldığımdan beri de hiç pişman olmadım.
O kadar kolay olmuyor işte.
Sen şarkı söylüyorsun, yazıyorsun, bir hedefin var.
Ben ne yapayım mesela?
Bilmem ki. Gerçekten isteyen yapacak bir şey bulur illa ki.
Doğru ama ben seviyorum da galiba plazaya girip çıkmayı, o kaosu.
Arada yanınıza gelirim işte.
Benim için de hiç kolay olmayacak ki. Kaç şirkete demo gönderdim.
Ya kendim yapsam da yarım yamalak, biliyorsun.
Ama yine de bir şeyleri hayal edip çabalamak çok güzel.
Hayal mi?
Hadi o zaman, buna kalksın kaderler.
Ne yapacağım ben şimdi?
Bu da içince delirdi, amına koyayım ya.
Ne ne yapacaksın oğlum?
Yanındayız biz senin oğlum, destekçiniz ya.
Ne yapsın?
Senin gibi azdırıcı mı satsın adam?
Okumuş, etmiş, bilgisayarcı olmuş.
-Bilgisayarcı mı? -Lafın gelişi öyle yani.
Yazılı benim işim. Başka da bir şey bilmem.
-Bir de kripto paralar var. -Kripto ney?
Coin diyeyim, sen anla.
Bak orası başka. Orasını abine soracaksın.
Geçen sene bin koydun. Şimdi iki bin.
Çiçek.
Ama batan arkadaşlarım var öyle. Al sat, al sat.
Tamam işte.
Onun gibiler batırmasın diye
biz onlar için yapay zeka yazılımları üretiyorduk.
Tamam oğlum, neyse ne ya.
Biz senin yanındayız kardeşim. Destekçiniz her zaman.
Abi biliyorsun, her yerde elimiz ayağımız var.
Bir elini şıplatman yeterli ya.
Lan amına koyduğum salağı.
Pavyon mu lan bura, elini şıplatıyorsun?
Sen geri zekalı mısın?
Bak gene ağzımdan alıyorsun.
Hem sizi konuşacak başka bir işiniz yok mu oğlum? Sürekli iş, iş, iş.
Canım sıkıldı benim.
Gizem.
Büyük bardak coştu.
Ne Gizem'i ya?
Tanıyor muyum lan ben Gizem'i? Kim o?
Gizem, bu dünyadan olmayan biri.
Ne zaman üzülsem,
canım sıkılsa beni bulunduğum yerden götüren biri.
Onu her gördüğümde...
yaşadığımı hissettiren biri.
Adamın içinden Attila İlhan çıktı ya. Yalnız tek "L" ile.
Aklıma her geldiğinde içimin sıkılmasını
elimle ayağımla birbirimle dolaşmasını çok seviyorum.
Âşık lan bu. Oğlum, ne gereği var ya?
Çak, geç.
Aptal mısın?
Geri zekalı. Adam âşığım diyor. Âşık.
Adam âşık.
Yavaştan kaçalım.
Uykum geldi. Sabah erken kalkacağım.
Her gece böyle takılıyoruz be kankam.
Dün gece seni rahatsız etmemişizdir inşallah. He?
Sevdin mi Berk'i?
Benden başka kimse anlamaz onu.
Sevilmeyecek bir çocuk değil aslında ama
işte birazcık değişik.
Bugün işler iyi giderse yırttık be kankam.
Mavi suyla kellik ilacı yaptık.
Vallahi bak şimdiden söylüyorum sana ha.
Saçları falan dökülüyorsa sakın kullanma. Saçlara bay bay.
Ne oldu be?
Ya Yücel, bu ev, bu teras çok karışık.
Beni çok rahatsız ediyor.
Oğlum düzenleriz, takılma sen ya.
Sen kiminle konuşuyordun?
Kankam'la.
Kanka?
Güvercinimin adı. Kankam.
Vallahi annemden, babamdan değerlidir ha.
Arada böyle kuşları falan uçuruyorum.
Vallahi en sevdiğim şey bu galiba.
Yücel, gece başka, gündüz başka bir adamsın.
Hadi bırak. Yapıyor muyuz kahvaltı?
Ben yapmayacağım. Sen?
Ben de yapmam, sen yapmıyorsan.
Bu arada mutfakta çay var, içersin. Ben çıkacağım şimdi.
-Nereye? -İş adamıyız oğlum biz.
Piyasayı gezeceğim bir.
Bak, bu arada otuz beş bin bıraktım sana.
Biliyorum elli bin lazımdı ama bende de o kadar var.
Verirsin, salak kardeşin susar?
Otuz beş bin mi? Oğlum ne yaptın, nereden buldun?
Teşekkür ederim ama Hazal tamamını istiyor zaten.
Hem ben hallederim. Sende kalsın o.
Lan manyak herif, sen neyi halledeceksin?
Sen halledersen ben zaten fazlasını alırım senden, biliyorsun sen.
Sen tamamını yapıp göndermeye bak.
Yok Yücel, olmaz.
Görüşürüz, öpüyorum seni.
Görüşürüz.
-Kovuldun mu sen işten? -İşten ayrılmışsın.
Bana bak Berk efendi. Bir şeyi de ben olmadan becerin be.
Yazıklar olsun senin gibi adama. Adam gibi bir iş bul hemen.
Gönderecektin.
-Alırken tazminat falan... -İş bul çalış.
Yücel mücel kurtarmaz seni.
Babamın dediği kadar varmışsın abi. Her işi berbat ediyorsun.
Yazıklar olsun senin gibi adama.
Ben paramı istiyorum.
Yoksa babam bilmek zorunda kalır.
Bana bak Berk efendi. Bir şeyi de ben olmadan becerin.
Farkında mısınız?
Tamamı abi, tamamı. Eksik istemiyorum.
Lütfen uzamasın.
Yazıklar olsun senin gibi adama.
Berk, işten ayrılmışsın.
Babamın dediği kadar varmışsın.
Babamın dediği kadar varmışsın.
Bana bak Berk efendi.
Hadi be, amma oyalandın aşkım, bir çıkamadık.
Bu zaman başkadır
Geceyle gündüzü karıştırır
Uykuyu deler gelir
Geliyorum!
Ya, Berk'e mesaj atıyorum ama...
Olmuyor galiba.
Bu taraflara taşınacaktı.
Tuhaf, takıntılı çocuk.
Verme diyorum herkese.
Açar kalbini bana Yavaşça güneşliğimi aaralar
Sallayıp durur da Kulaklarımı çınlatır
Açar kalbini bana
Savaşla sevişip barıştırır
Geldin mi buralara?
Prova var bugün meydandaki mekanda. Uğra istersen, 16.00.
Yes!
Çok pardon, yeni gördüm. Çalışıyordum.
Bir sonrakine gelirim.
Hadi başlayalım.
Aşk mısın?
Ya da aşka yakın?
Gel, hemen gel.
İhtiyacım var buna.
Bekle dur, Duvarlarımı yıkmadım henüz.
Önce emin olmalıyım sen olduğuna.
Yakın tarihi yok, Heyecanım bende değil.
Oğlum arıyorum, açmıyorsun. Nerelerdeydin?
Hiç, dolandım biraz.
-Yedin mi bir şeyler? -Yok. Sen?
Oldu mu bir şey?
İçelim mi ya biraz? Canım sıkkın benim.
Sen hiç fena olmuyor musun?
Dün on kaplan gücündeydin sen. Yarıyor sana içmek.
Ne oldu? Anlat bana.
Ya anlatırım, anlatırım da sen Hazal'ı ne yaptın?
He, hallettim onu.
Nasıl hallettin?
Coin alıp sattım, tamamladım.
Ne alıp sattın? Anlamadım ben.
Dün dedim ya.
Bitcoin diyeyim, gerisini sen anla. Yani bildiğimiz borsa gibi işte.
Sen 35 bin lirayı 50 bin lira mı yaptın?
Evet.
Nasıl yaptın oğlum sen bunu?
Şans yardım etti.
Tabii benim yazılım da fena rehber oldu.
Tabii piyasa da hareketliydi.
Sen şu Bitcoin muhabbetini bir anlat bakayım bana.
Bu fena sardı beni ha.
-Nereden sardı ya? -Sarar, sarar.
Sen anlat bakayım bana.
Senin niye keyfin yok? Ne oldu?
Anasını satayım.
Şu bizim mavi su kellik ilacı vardı ya,
götümüzde patladı amına koyayım.
Şu kellerin kafası mı yanmış ne, öyle bir ton muhabbet çıktı.
Ee, dava açarlar şimdi sana.
Lan yok. Ne davası oğlum?
Ben zaten bu işin online ticaret yapan insanlara gönderiyorum ürünleri.
Onlar da en fazla para iadesi ister.
Onu da hallederiz.
E paraları ver işte geri.
Mal mısın oğlum? Sana verdim ya ben o parayı.
-Ne yapacağız şimdi? -Sen şu...
Sen şu bitcoinu anlat bakayım bana bir ya.
Bak işten çıktım. Önce Hazal sonra sen...
Lan oğlum bırak git. Ben hepsine alışığım.
Ne varsa alışığım. Ama sen şu bitcoinu bana bir anlat.
Neymiş şu bitcoin?
Abi öncelikle Bitcoin değil. Blockchain.
Tamam oğlum, bunların hepsi para değil mi zaten? Para. Anlat.
Tamam.
Bunların borsası var. Bunlara yatırım yaparak
para kazanabiliyorsun ama kaybedebiliyorsun.
Bu şimdi şey mi böyle yükselip... azalan bir şey mi bu?
Şöyle düşün, senin bu mavi su kellik ilacı normalde ne kadardı?
Yüz lira.
Peki şu an kaça alırlar?
Beş liraya almazlar vallahi.
Tam olarak böyle artıp düşüyor.
Sen aynı markayı yeniden düzenleyip
işe yarar hale getirirsen fiyatı yükselmez mi?
Yükselir.
Tamam.
Coinlere de birileri yatırım yapıyor ya da onlar bazı projeler üretiyorlar.
Bunlara göre de bir değerleri oluyor.
Olumlu haberler fiyatı artırıyor,
olumsuzlar da düşürüyor.
Anlamadım oğlum hiçbir şey.
Ee, karpuz yazın ucuzluyor ya.
Çünkü mevsiminde bolca var.
Manavda çok durursa çürür gider.
Ama kışın az var. O yüzden de bulması zor ve pahalı.
Ne alaka oğlum ya?
Ama bak, bu beni acayip sardı ve gaza getirdi kardeşim.
Şimdi ne yapıyoruz, biliyor musun?
Terasa çıkıyoruz, sen oraya devam ediyorsun.
Hadi gel bakayım, buyur.
Buyur, buyur. Benim canım kuzenim, buyur.
Yürü.
Yürü bakayım.
E hadi be abi, anlatsana şunu ya.
Bitcoin'in proje dönemi, haber dönemi, lansman dönemi
veya yatırımcısıyla bağ kurduğu dönemlerde fiyat artıp düşebiliyor.
Biz de bu anları doğru kollayıp trade yapanlar için yazılımlar üretiyorduk.
Bu yazılım ne işe yarıyor şimdi?
Hem büyük hareketlere sebep olacak haberleri tarıyor
ve bize ön bilgi veriyor.
Hem de genel trendi takip ediyor.
Yani tüm piyasanın coin'e ilgisini ölçüyor.
Ve coin yatırımcısının da genel davranışını inceliyor.
Tut abi.
Hadi gel.
Gel, benim iki duble içmem lazım.
Yemin ederim kafam çorba oldu benim.
Yok, kafa çorba olmaz.
Sen gel.
Gel, gel, otur şöyle.
Mesela o coin'u alan yatırımcı belli bir seviyede satıyorsa
o seviyeleri belirliyoruz.
Sonra da geri alma seviyesini buluyoruz.
Ve bunları her defasında kaydeden yapay zeka bize fikir veriyor.
Bu yapay zeka...
...robot mu?
Yapay zeka ile tanımadığın bir kızın
regl dönemini bile anlarsın.
-Yok, ebesinin... -İnstagram kullanıyorsa,
kullandığı emojiler, gönderi sıklığı,
yorumları, tepkileri, yüklediği fotoğraflara göre bile
regl olduğunu anlayabilirsin.
Bu da büyük oranda doğru çıkar.
Vallahi ben senin hemen tezini çürüteyim.
Genelde o zamanlar kadınlar biraz gergin olurlar.
Biz de biraz öküz olduğumuz için tabii pek anlamayız o durumları.
-Örnek verdim işte. -Yalnız güzel örnek.
Oğlum, sen zekisin ha.
Biz bundan para kazanabiliriz.
Kaybedebiliriz de.
Kazanabiliriz de.
Ama önce...
kazanılabilecek ya da kaybedebilecek bir ana paramız olmalı.
Anladığım kadarıyla ikimizde de bu yok.
Onu ben halledeceğim. Ana para bulacağım bize.
Ben emin değilim Yücel.
Kaybedersek biterim.
Anladığım kadarıyla biz kumar oynamıyoruz.
-Oynamıyoruz. -Evet, tamam.
E halledemezsen de ben en kötü gider kellerin kafasını
tahriş etmeye devam ederim. Sen de benim kafamı yakarsın oğlum.
Canın sağ olsun, manyak mısın sen?
-Kapı çalıyor lan bir açayım. -Otur, otur.
Kim olacak? Şerefsiz Ali Can.
Hırsız gibi giriyor içeriye. Girsin şimdi de.
Zili niye çalıyor?
Niye çalacak? Kesin itlik, serserilik peşinde şerefsiz.
Alarm veriyor önceden.
Bir çıtırla yazışıyorum.
Of, of, of diyorum sana.
Bakayım.
-Pınar. -Ha siktir.
Kız yanıyor abisi, yanıyor.
-Getireyim mi gidip? -Tabii lan.
Hatta sana bir şey söyleyeyim mi? Arkadaşları da vardır.
Üç kişi gelsinler. Değil mi Berk?
Kim?
Neyi, anlamadım abi?
Çıtır tavuk parçaları alev alev yanıyor diyorum sana ya.
Bir TL farkla büyük boy alabilir miyim? Teşekkürler.
Yetmez, sıradakli gelsin.
Satranç diyor, satranç, satranç.
Şah, mat.
Lan yürü git, şah matmış.
Bununki çoban matı. Tık tık tık.
Üç hamle.
Yok ben almayayım. Hem yorgunum.
-Takılın. -Gel buraya.
Gidiyorsun alıp geliyorsun bak. Üç kişi ama ha.
Canı çekecek kuzenin, biliyorum ben.
O zaman ben eve gidiyorum. Üstümü başımı değiştiriyorum.
Sonra gidip kızları alıyorum abi. Arabaları yokmuş.
Sen al, ben de ortamı hazırlıyorum ha.
Görüyorsun değil mi? Canı istedi mi nasıl çalışıyor.
Şerefsiz.
Oooo...
Oğlum çok iyi ortam yapmışsın lan. Süper olmuş oda.
Evet.
İstersen birlikte yapalım.
Neyi?
Oğlum kızlar fena. Grup ya.
Çüş artık!
Tanıştığıma çok memnun oldum.
Hayır yani.
Teklif var, ısrar yok.
İyi geceler.
Ödev hazır. Mailine attım.
Kuş niye bizimle geliyor?
E para lazım dedin ya oğlum.
Paraya götürecek bizi.
Evet.
İyi de ne işe yarayacak ki kuş?
Sen keyfine bak. Dokunma orasına.
Dün tutturuyordun coin moin diye.
Seni öyle bir yere götüreceğim ki aklını yiyeceksin aklını.
Oğlum gerek var mı böyle şeyde?
Var tabii, oğlum.
Bırak şu telefonu.
-Kötü Kemal'e mi gidiyoruz lan? -Evet, para lazım.
-Ne yapacaksın parayı? -Para ya yapacağım paradan.
Vay anasını ha, ortak mıyız?
Valla patron pek ortak istemiyor.
Ama katılırsan koklatırım ucundan sana ben.
Oğlum Kötü Kemal'e gidiyorsak, sanayi kebabına da düşer miyiz lan?
Düşemeyiz kardeşim, işimiz var.
Ne yapalım biz seni şimdi ha?
Dövelim mi?
Dövünce elimize ne geçecek?
Mafya mıyız lan biz?
Bak, burası hukuk devleti.
Önce hukuk.
Ödemezsen sikerim.
Bana sorarsanız dövünce elimize bir şey geçmez.
Ama hukuk yoluyla elindeki her şeyi alırız.
Ben demiyorum bak, hukuk diyor.
Anlamadım.
Hadi.
Hadi canım.
Evet gençler.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Bunu kaça okuturuz abi?
Özel bir yavru bu.
Çalmadınız değil mi lan?
Yok abi, öyle şeyler yapar mıyız biz abi? Alican mıyım ben?
Siktir.
Ben buna kırk bin lira veririm.
Elli bin yapsak olur mu be abi?
Bir de hayırlı bir mevzu var da.
Kuzeni nişanlayacağız abi.
Bu mu?
Evet abi.
Oğlum senin tahtaların mı eksik lan?
Ee, ne tahtası abi?
-Mal mı lan bu? -Çok heyecanlı abi.
Bir de bir seviyor bir görsen.
Oğlum, bu devirde boşanacaksın. Ne evlenmesi?
Neyse, beni bozmaz. Verelim elli bin.
Bir de affına sığınarak,
çok ufak bir pürüz var.
Yücel, pürüz sevmem.
Biliyorum Kemal abim.
Abi şimdi benim kuş
ayıptır söylemesi
başka bir kuşla çiftleşecek.
Ben abi kuşu sana iki hafta sonra getirsem ama parayı şimdi alsam.
Oğlum niye renk bozdun lan? Sen mi çiftleşeceksin?
Estağfurullah abi.
Bizi mi kopartıyorsunuz gençler?
Yok Kemal abi, biz öyle çocuklar değiliz.
Yapmıyoruz öyle şeyler abi.
İki hafta sonra kuşu alırım, yavrulardan biri de benim olur o zaman.
Cansın.
Yemin ederim kralsın Kemal abi. Seninle ticarette öğrenecek çok şeyimiz var.
Abim.
Canlı'yı nasıl alırız?
Bu ne acele gençler?
Babanız erken boşalıp mı yaptı sizi ha?
Valla bilmiyorum abi de. Büyük ihtimalle erken boşalmış olabilir.
Ama soracağım, bence boşalmamıştır abi.
-Ama eğer boşalmışsa olabilir. -Tamam, tamam.
Bilmiyorum abi.
Abi, alayım.
Şeker çocuk.
Sen ne tatlı şeysin öyle.
Bak surata bak, bak bebek poposu.
Yücel bu çocuk canlıyı çok seviyor ha.
Yok abi, onun karakterinde biraz sıkıntı var sadece.
Gençler, bir sorun yaşamayalım.
Yoksa Canlı'yı bu çocuk tadacak tamam mı?
Sayende abi.
Ulan şerefsiz herif! Ulan cenabet herif!
Kaç kere dedim sana boş boş konuşma diye ya! Arabayı da bozdun!
Ulan adamlar tekinsiz!
Evet abi, söyledik. Her lafa girmemek lazım dedik.
Ulan bak buradan vururum sana!
Bu olanlardan ben hiç hoşlanmadım, başımıza büyük iş açıyoruz söyleyeyim.
-Ya takılma sen de ya! -Nasıl takılma, oğlum?
Ya korkma korkma, yakın abimizdir. Sıkıntı yok ya.
Neyse. Niye vermedik lan kuşu?
Ulan vermememiz gerekiyor çünkü kuşu.
Çiftleşme falan attın ortaya bir şeyler de.
-Kimeste bir faaliyet yok. -Ulan yok!
Vermeyeceğiz kuşu! Paralarını geri vereceğiz ya.
Abi, temizden alsaydık daha iyiydi. Bu adam alır senden o kuşu ya.
En az 80 okuturlar o parayı.
Ulan biz de 80'i vereceğiz zaten.
Ulan başımıza yine bir işler açıyorsun ama hadi bakalım.
Benim ev yakın zaten. Ben buradan gidiyorum.
Göte bak lan. Gitti.
Şimdi ne yapacağız biz?
Parayı bankaya yatırmak lazım.
Tamam.
Bu hep bu aralar böyle. Isınınca çalışır.
Giderken de yatırırız parayı.
Hemen biraz daha para bulacağım.
Nereden bulacaksın?
Görürsün bu akşam.
Bende.
Naz?
Yücel, niye açılmıyor o telefonlar?
Senin ne işin var burada? Görmesinler bizi.
Görmez beni kimse. Annemle babam İzmit'e gittiler.
Ya niye açmıyorsun telefonlarını?
Bak, bu arada tanıştırayım. Berk, kuzenim olur kendisi.
Merhaba Berk. Naz ben de, memnun oldum.
Ben de memnun oldum.
Biraz konuşabilir miyiz?
Ya konuşalım, konuşalım da...
Ya sen eve geç hayatım. Ben hemen arayayım seni.
Tamam mı?
İyi, tamam. Sen o telefonu açma, bak ne oluyor.
Hemen arayacağım seni.
Lan yine dört ayak üstüne düştün. Buldum sana güzel bir müşteri.
Biz de alacağız avantamızı.
Vallahi kralsın abi ya.
Yalnız abi, kuşu iki hafta sonra vereceğimizi söyledin değil mi?
Söyledim, söyledim. Hastası çok bu cinsin.
Sen nereden buldun bu cinsi?
Buluruz abi, buluruz.
Yalnız abi, parayı hemen göndereceksin değil mi?
Bizi yemiyorsun değil mi bak? Videosunu gönder bana.
Abi gönderirim, gönderirim de para diyorum be abi.
Sen videoyu unutma. Bizi es geçme.
Gerisini hallederiz.
Cansın abiciğim seviyorum seni.
Atıyorum şimdi hesap numarasını sana.
Tamam kapat telefonu. Atıyorum ben sana.
Gördün mü lan?
Bu neydi şimdi?
Kardeşim, bu abim
bir online mezat sayfasının sahibi. Beni de seviyor.
Çok ticaret yaptık.
Yoksa hayatta göndermezdi parayı bana.
Yani ne yapacaksın şimdi? Kuşu iki kişiye sattın.
Evet.
Oğlum parayı döndüreyim, geri vereceğim. Manyak mısın sen ya?
İade edeceğim parayı. Ben Kankam'ı veriyorsam ölürüm daha iyi.
Bak.
Para hesapta.
Atıyorum şimdi sana.
Yücel, beni strese sokuyorsun.
Yani böyle şeylere bulaştırma beni.
Berk.
Kellik ilacım battı.
Açıkçası kardeşim bak, götüme don alacak param yok.
Ben insanları dolandırmaktan da bıktım kardeşim, anladın mı?
Ve sen anlattığından beri en büyük umudum da bu.
-Yani tamam. -Aması da falan yok kardeşim.
Batarsak ben alışığım zaten. Sıkıntı yok yani. Hadi.
Hadi, hadi benim canım kuzenim.
Hadi dümenin başına benim kuzenim, benim canım kuzenim, geç.
Geç oğlum.
Oğlum inanılmaz motiveyim lan. Yemin ederim, inanılmaz motiveyim.
Koyalım çocuğu gidelim buralardan. Hadi lan.
Hadi oğlum be.
Yücel bu iş futbol maçı gibi değil.
Tamam oğlum işte, gaza getireyim dedim ya.
Tamam da başımda saçma sapan hareketler yaparsan dikkatim dağılır.
Tamam, durdum işte.
Bak, yazılımımda tanımlı sekiz coin var.
Biz fiyatı en çok düşen ve alım noktasına yaklaşanı alacağız.
Tamam oğlum işte, parayı attım. Ne istiyorsan yap sen.
Tamam, başlayalım.
Şimdi ne oldu?
Bu coinu aldık çünkü bunun grafiğine baktığımda
panik satışı yapanlarla şimdi yükselir mantığıyla alıp
fomolananlardan yararlanacağız.
Fomo...
Fomolananlar mı?
Oğlum Türkçesini anlat bana, ben bilmiyorum ya.
Şöyle açıklayayım.
Örneğin kaza yaptığın bir arabayı hemen elden çıkarmak için fiyat düşürürsün.
Alan da fiyatı çok düştü diye hemen alır ya.
Evet.
Arabayı satınca birden bir haber duyarsın.
Yani bir haber yayılır ya.
Araba fiyatları artacak diye.
O yüzden de normalde daha ucuz alacağın bir arabayı pazarlıksız hemen alırsın.
Buna da FOMO derler.
Yani Fırsatı Kaçırma Korkusu.
Tamam da ne işimize yarayacak?
İzle bak.
100'den aldım.
Çünkü panikle satanlar buraya kadar düşürdüler.
Şimdi de yeterince düştü deyip alanlar olacak ve
105'e çıkacak.
Çünkü 130'dan düştü. Biz ne yapacağız?
105'den satacağız.
Ve %5 kar etmiş olacak.
-%5? -Evet.
-%5. -Neresi iyi oğlum bunun?
Her gün %2 kar etsek...
Yüz elli günde paramız kaça katlanır biliyor musun?
Ha, ikiye katlanır. Kaça katlanacak?
Yirmi katına çıkar.
Bazı günler yüzde üç, yüzde beş yapsak
uçarız oğlum.
Ha siktir.
Aynen. Ana hedefimiz her gün yüzde iki olursa
fena katlarız.
Yani arada bazı kazalar da olacak tabii.
Hadi lan, yüzde 10 yaparız şimdi.
Hadi.
Benim biraz kafam şişti de.
Sustum.
Gideyim mi ben?
Gideyim.
Kuzen.
Posterler mosterler.
Gizem Ayazoğlu.
Ha bu Gizem, yengemiz Gizem.
Yok, öyle değil.
Ya sen beni bir rahat bıraksana.
Tamam.
Gidiyorum ben.
Yücel.
Yarım yamalak bir prodüksiyonla yapamam ben Emre.
Ya haklısın, yapan çok ama ben yapamam.
Ya benim yapmak istediğim şey biraz yatırım istiyor.
Şu an için bunu yapan bir yatırımcı yok.
İnsanlar kendi işlerini kendileri hallediyorlar.
Hepsi değil.
E sohbetinizi bölüyorum artık ama bize de sıra gelir mi Gizem?
Tamam, tamam, geliyorum.
Ben de kalkacaktım canım zaten, seni göreyim dedim.
Çok öpüyorum, çok dikkat et kendine.
Hadi görüşürüz.
-Gençler bir şeyler için. -Hiç zahmet etmeyin.
Olur mu ya? Kendi eviniz gibi. Rahatınıza bakın.
Hiç sıkıntı yok.
Kendi eviniz gibi mi?
Burası senin evin mi oğlum?
Senin kendi evin var mı oğlum?
Kim bunlar?
Dur oğlum ya. Kriptocu bunlar.
-Neci? -Kriptocu, kriptocu.
Belki bir iki şey çıkacaklarmış. O yüzden geldiler.
Belki.
-Peki bundan Berk'in haberi var mı? -Var. Sen rahat ol ya.
Sıkıntı yok.
Sen rahat ol bence.
-Hadi. -O zaman ben bir kadeh alayım ya.
Eşitlik ilkesine göre ben de alabilirim bir tane.
Bak almak istiyorlarmış, ver.
İki duble içince sapıtıyorsun amına koyayım.
Aptal aptal işlerle uğraştırıyorsun. Siktir.
Yemin ederim sinirlerimi bozuyorsun ya.
Evet, gençler.
Dahi çocuğumuz birazdan geliyor.
Yalnız, kazanırsanız beni de göreceksiniz ona göre.
Tabii ki Alican, biz meslektaşız. Her zaman.
Şöyle vereyim. Afiyet olsun.
Ben geliyorum.
Abi, sana söylediğim coin uçtu. Aldırmadın bana.
Abiciğim, o coinu kilitlediler bize tepeden.
Şimdi oyunu yapıyorlar. Yeme bunları.
Hem uzmanına geldik. O ne derse o.
Hodl dediler, hodl. Stop dediler, stop.
Ne yapsam olmuyor ya.
Acele ediyorsun abiciğim, acele ediyorsun, bekle.
King.
Neler neler oluyor Matrix.
Neo.
Morphis.
Mavi hapın var mı kral?
Seni anlamıyorum Alican.
Sempatik şekerler işte ya, bilirsin.
Şey diyecektim.
Benim iki tane değerli dostum var.
Onlara tanıştırsam seni.
Coin moin, bir şeyler danışsalar. Siz anlarsınız.
Yok. Teşekkür ederim.
Hadi, naz yapma ya.
İşlerim var Alican.
Ulan biz senin için neler yapıyoruz? Sen bizi kırıyorsun.
Neler yapıyorsun?
Yarın 12, Fener?
Kuzenimle bir trade programının üzerinde çalışıyorum.
Bu kripto paralarla ilgili.
-O da mı yazılımcı? -Yok aslında o...
-...girişimci diyelim. -Girişimci?
Berk, çok tatlısın ya.
Bir şey gizlemek istediğini çok belli ediyorsun.
Öyle mi?
Ben de birkaç şirkete demo gönderdim.
Bakalım, ilgilenirler umarım.
Hâlâ öyle mi oluyordu o işler?
Yok, kendi kendine de yapabiliyorsun.
Herkes kendi imkanlarıyla evindeki stüdyolarda kaydedip
basit klipler çekiyor ama
ben bana inanan, hayalimdeki klibi prodüksiyonu sağlayabilecek
bir şirket istiyorum.
Her şeyin peşinde koşamam.
Haklısın.
Benimki de hayal işte. Uğraşıyorum olsun diye.
Birkaç tanıdık menajerle görüştüm ama hepsi geyik muhabbeti.
Hayal iyidir ya.
Ee yok mu senin bir hayalin? Hiç bahsetmiyorsun.
Anladım. Hadi.
N'aber genç? Yerleştin mi?
Evet.
İyi.
İyi bakalım. Nasıl, alıştın mı buralara?
Sayılır.
Her şeye alışılır.
Alışmam zannedersin ama alışırsın.
Anlamadım.
İnsan vücudunun dörtte üçü sıvıdır.
Ve sıvılar bulundukları kabın şeklini alırlar.
Akışkanlar mekaniği.
Vay!
Hayat tecrübesi konuşturalım dedik
vize ve final tarihleri açıkladın.
Bravo.
Ben kolay kolay alışamam ki hiçbir şeye.
Yani...
...hiç yapamam.
Sen öyle zannedersin.
Bak, hizalamaya çalıştığın saksılar,
yerlerdeki çizgiler
düzeltmek istediğin bütün düzensizlikler
akışına bıraktığında bir bakmışsın
hepsinin eğri büğrü oluşuna alışmışsın.
Benim biraz çalışmam lazım da.
Hadi kolay gelsin.
O pezevenge de söyle,
her tarafı hallettim, benim viskiyi yollasın.
Oğlum bunlar yine burada.
Gönder şunları, benim sinirim bozuyorlar ha.
Bende, takılma.
Dün Berk'in işi var diye görüşemediler.
Faydalansınlar, ölür müyüz?
Siktirme belanı, gönder şunları.
Çok gerginsin oğlum bu akşam.
Bende diyorum, takılma.
Oğlum Berk'e de bir tane ayarlasan ölür müydün, şerefsiz?
Berk'inki kalkmıyor. Ben sana söyleyeyim.
Geçen de söyledik, istemedi.
İsterse birlikte takılırız yani. Bana farkmaz.
Lan delirme. Delirme.
Kapı çalıyor lan.
Horoz olabilir ha. Ben bir bakayım.
Hemen geliyorum.
Keyfinize bakın. Ortam sizin.
Naz.
Naz, vallahi delirdin ha.
O telefonlar açılacak demiştim sana.
Ya bak, baban görürse vallahi oyar ikimiz de ha.
Ya babamlar yok demedim mi? Mesaj attım da, okuyan kim?
Yavaş.
Kim var içeride?
Ya kimse yok.
-İşte Berk'le Alican'ın... -E tamam demek ki var birileri.
Ya Naz dur, tamam. Berk'le Alican'ın arkadaşları var ya.
Ben de kalacağım burada bugün. Bir göreyim şunları.
Ya bak Naz.
Böyle yaparsan arkadaş bile kalamayız ha.
Arkadaş bile değiliz zaten.
-Neredeler? -Ya tamam, tamam.
Gel, gel, gel.
Berk.
Berk.
Berk.
Bak, Naz.
Hoş geldin.
Berk, senin arkadaşların terasta değil mi?
Çıksana yanlarına ya. Hem ayıp olmuyor mu burada?
Oturuyorsun öyle.
Hem bak biz Naz'la bir şey konuşacağız burada.
O kadar oda varken burada mı?
Burada konuşmamız gerekiyor çünkü kardeşim.
E hadi oğlum.
Alican yukarıda, arkadaşların yanında. Sen ne yapıyorsun burada?
Çıksana terasa ya. Bekletme çocuğu.
Hadi oğlum.
Nazlı geldi, değil mi lan?
Patlatma bizi. Gel biz işimize bakalım.
Yüceli idare edeceğiz bu gece. Hadi.
İyi akşamlar. İyi akşamlar.
Evet gençler.
İşin uzmanı. Dahimiz.
Karşınızda Berk.
Berk, çok duydum namını. Bir coin söyle de yolumuzu bulalım.
Ben sana cüzdanımı göstereyim.
Gösterme.
Şimdi yüzde kaç yapıyor senin coinlar?
Ben günlük al sat diyorum abi. O bana hodl diyor.
Sen ne diyorsun?
Naz, gerçekten Haluk amcaya ayıp olmuyor mu?
Bana ayıp olmuyor mu Yücel?
Sen bana âşık mısın?
Değilim.
Değilsin o zaman niye bu kadar dramatikleştiriyorsun olayı?
Siz ne istersiniz Yücel Bey?
Peki tamam. Tamam, çıkalım terasa ya.
Evet bence de çıkalım. Zaten bugün burada kalacağım.
Kızlar varsa kesin kalırım.
Ya taktın ya. Gerçekten taktın ya.
Abi, çok araştırdım bu projeyi. En az 1000x bekliyordum.
1000x bekliyorsun da ne oluyor?
%5 kârda çıkıp yükseldiğini görünce geri atlıyorsun.
Abartıyor tabii canım. Yani zarar etmekten korkuyorum diyelim.
Bizim kadar iyi bilen yok aslında, biliyor musun?
Yani benim söylediğim coinleri alan zengin oldu.
Tabii canım. Tutmayan tahminimiz yok. Öyle söyleyeyim.
Arada oluyor.
Canım biraz kenara kayar mısın ya?
Bu arada tanıştırayım.
Nas.
Kız arkadaşım.
Serpil.
Ece.
Serpil, Ece.
Ay ne güzel dostluklar bunlar ya. Bayıldım vallahi.
Ne içiyoruz?
Lan!
Oğlum oyun oynuyoruz lan burada. Niye karşılık vermiyorsun?
Amına koyayım.
Sakın bizi yanlış anlama.
Yoksa beş bin liralık taksidi geciktirdiğin için değil bütün bunlar.
Değil mi çocuklar?
Anlıyor musun beni?
Şekerim.
Abi.
Siktirtme lan abini.
Ben bir insanı kafaya takarsam, VR gözlükle kafaya takarım.
Neden?
Hukuk ve teknolojiden asla taviz vermeyiz.
Değil mi avukat?
Tabii ki Kemal Bey.
Sanal ortam. Şiddet yok.
Metaverse.
Oyun oynuyoruz biz yani.
Duydun mu? Oyun oynuyordu.
Metaverse.
Mafya mıyız lan biz?
Burası hukuk devleti oğlum.
Önce hukuk.
Lütfen, yanlış anlama ama
yapmam gereken işler var.
-Sen kaybedersin. -Evet, evet.
Kesinlikle öyle ama işte...
...iş.
Of, böyle söyleyince daha da çekici oldun.
Yok, yok iş çekici değildir.
Diyorsun.
Peki.
Yalnız...
...sevişmediğimizi söylemesen?
Kendimizden de hiç ödün vermiyoruz.
Tamam, söylemem merak etme.
Nereye? Naz gitti mi?
Gitti, gitti o.
Bizim bakiye ne oldu?
-Artıyor. -Oh artsın.
Sen ne yaptın?
Nasıldı kız?
-Boş ver sen onu şimdi. -Allah Allah.
"Boş ver"miş.
İyi hadi gel.
Gel de bir kafana vurayım senin. Bekliyorum ha, aşağıdayım.
Bitti.
Hamlamışım lan.
İyi oynuyorsun ha.
Yani yenmem gerekiyorsa iyi olurum.
Güzel güzel.
Ya bir şey soracağım, Naz ne alaka?
Ayıp olmuyor mu Haluk amcaya?
Takılıyoruz oğlum biz.
Öyle ayıp mayıp karıştırma sen, boş ver, bırak.
Ya belli ki kız senden hoşlanıyor.
Sende durum ne?
Güzel kız, hoş kız, eyvallah ama ben öyle
falan değilim oğlum.
Sen anlat, Gizem ne durumlarda?
Nasıl?
Zamanı gelince ona açılmalısın. Tamam mı?
Hani böyle istediğim zaman beni iyi oynuyorum falan diyorsun ya.
Ona göre.
Yani zamanı gelirse.
Zamanı gelir.
Zamanı gelir, peşini bırakma onun.
Yeni dünyalar düşlediler.
Biri çok sevildiği anlar aradı.
Gerçekten sevmek istedi diğeri.
Aynı gökkuşağına bakıp durdular birbirlerini görmeden.
Karanlık alıp götürdü zamanı.
Aynı ışığa bakıp durdular.
Aynı şehirde, aynı sokakta ve birbirlerini görmeden.
-Ne yaptın? -Bakınıyorum baba.
Ne bakınıyorsun? Hala iş bulamadın mı?
O soytarı ile kalıyormuşsun.
-Yücel? -Bana bak Berk efendi?
Hemen iş bul yoksa olacakları biliyorsun.
Yeter artık sürekli stres, sıkıntı. Hasta ettiniz beni.
Öleyim de kurtulun be.
Alo?
Yücel.
Biraz kötüyüm. Ev beni fena basıyor.
Batırdım galiba.
Ulan ana paradan sadece anamız kaldı desene ya.
Tamam. Tamam geliyorum.
Bana iyi gelen bir yer var. Onu unutuyorum. Orada buluşalım.
Ne oldu oğlum?
Babam aradı. Bir sürü şey söyledi.
Canım çok sıkıldı.
Biraz da saçmaladım.
İki işlemde de zarar ettik.
Ne var oğlum bunda?
Yapamayacağım Yücel. Yani...
...onu da batıracağım.
Bak sen en iyisi var olan parayı al, bitsin.
Oğlum, saçmalama.
Saçmalama.
Yapamıyorsak da boşver oğlum, siktir et.
Canın sağ olsun, senden değerli mi ya?
Ama denemeden de yapıp yapamayacağını bilemeyiz işte.
Umutsuz vakayım ben yani
-beceremeyeceğim, biliyorum. -Allah Allah, bak şimdi dur.
Sana filmlerdeki gibi konuşacağım.
Ya şu ruh hastası babanı mahcup etmek için
biraz olsun bak, biraz olsun iletişim kurabilmek için yap.
Gizem için yap, benim için yap ya. Kendin için yap, kendin, kendin.
-Gizem'in bir hayali var demiştin bana. -Evet.
Evet kardeşim, o hayal parasız olmuyor. Seviyorsan yapacaksın.
-Bir şirket kurmak istiyorum dedin bana. -Evet.
O şirket de parasız kurulmuyor.
Ya bak, bana inan. Gerçekten sen böyle mutlu olacaksın.
Ama kendine de inan.
Gerçekten inanıyor musun?
Ya vallahi billahi inanıyorum sana ya.
Aa Berk!
-Burada mısın? -Evet.
-Merhaba. -Merhaba.
Bu arada kuzenimin pek böyle alışkanlıkları yoktur.
Ben Yücel. Berk'in kuzeniyim.
Memnun oldum. Nihayet tanıştık ya.
Berk senden çok bahsetmişti.
-O zaman ben sizi bölmeyeyim. -Yok.
Biz de kalkıyorduk tam.
Peki. O zaman kuzeninle bir gün sahneye bekliyorum.
-Yani... -Kesin geliriz.
En yakın zamanda geliriz hatta.
-Tamam, görüşürüz. -Görüşürüz.
Gidiyoruz mu?
Kalkalım.
Sağ olun, kolay gelsin.
Oğlum malı üstümüze kilitlenen kaşlar dediğimiz koyun yüzde üç yüz olmuş.
-Keşke almasaydın. -Abi, ben aldım onu.
-Ne zaman aldın? -Şimdi aldım ama düşmeye başladı.
Vay salak. Buradan mı aldın?
Of. Abi canım çok sıkkın. Battım galiba.
Ben de alsam mı senin aldığın yerden acaba?
Al pampa. Fena pump bekliyorum.
Alıyorum lan.
-Sizin ne işiniz var burada? -Sizi bekliyoruz.
-Oğlum bizi niye bekliyorsunuz? -Alican dedi.
Alican mı?
-Hay Allah'ım. -Oo, gençler.
-Aha, piyasa hareketli. -Kemal abi pump'a gelmiş.
-Pompa da olabilir. -Her şey olabilir.
Malı üstümüze boşaltmasın.
-Uzayalım buradan kanka. -Aynen.
Merhaba Yücel'ciğim.
Abi, eğer kuşu soruyorsan ben getirecektim abi kuşu.
Buraya kadar gelmene gerek yoktu hiç.
Şu iki kişiyi ayrı ayrı sattığın kuş mu?
Senin kuşun ötüşünü biz duymadık ama
benim kuşlar bana her şeyi öttüler Yücel.
Sen abini keriz mi sandın lan?
Yok abi, estağfurullah.
Şu değişik kuzenini çağır, gelsin.
-Abi onu karıştırmasak mı? -Çağır dedim lan.
Abi lütfen.
Ben lütfenden anlamam Yücel.
Dağbaşı değil burası oğlum, konuşacağız. Korkmayın.
Hadi.
Berk.
Gelsene, konuşacağız Kemal abiyle sadece.
Kağıtları getir.
Abi, kağıt?
Kağıt.
İmzalayın lan.
-Bu ne oluyor abi? -Senet.
Abi ben tamam da Berk imzalamasa olur mu?
Senin her yerin fırıl fırıl dönüyor oğlum.
Bak, bu çocuk en azından prezantabl.
En kötü maaşına çökeriz.
-Abi karıştırmayalım hiç. -İmzalayın lan.
Hadi.
Sen de.
Şimdi
ya paranın iki katını alırım
ya da hem güvercini hem de verdiğim kadarını alırım anlaşıldı mı?
Abi
valla kurbanın olayım yapma, biz...
Aldığımız parayı sana geri vereyim bitsin şu işi kurbanın olayım.
Siktir lan.
Sen kuşu iki ayrı kişiye satıp vermeyince iyiydi.
Anlaşma bitmiştir Yücel.
Amma tatava yaptınız lan.
Sabahtan beri imzala da imzala. Burası dağ başı mı oğlum?
Duydun mu beni? Sülalenizi sikerim lan sizin.
Sülalenizi sikerim.
Oğlum ne yaptın?
Lan bunları gerçekten söyledim mi?
Siktirin gidin lan buradan. Şimdi polis çağıracağım.
Karışma sen dede.
Başlatma dedenden. Defol git.
Bakın burası dağ başı değil.
Sizi her zaman dövecek değiliz, değil mi çocuklar?
Burası hukuk devleti. Önce hukuk.
Evet, burası hukuk devleti.
Borcunuzu ödemezseniz mahkeme sizi suçlu bulur.
Ve söz konusu meblağı faiziyle geri alır.
Avukat mısın sen?
Baroya şikayet edeceğim seni.
Edersen et. Baroya kayıtlı değilim ki ben.
Şşş, sakin ol dede.
İyi geceler.
Oğlum, sen ne yapıyorsun ya?
İyi misin?
İyiyim.
Keşke bu işlere girmesen.
Girdik işte.
-Haluk amca olmasa... -Yücel.
Ben...
Ne senin, ne kendimin istediği adam olamıyorum.
İçimden bir şey sürekli müdür tutturuyor.
Senin içinde çok güzel bir çocuk var.
Sen onu görmeye bak.
Bana bak.
Kim götürüyor bakayım seni, oyarım onu.
Belki o zaman değişirsin.
Başka biri olursun.
O zaman da benden bir halt olmaz.
Haklısın galiba.
Kaçayım artık, babam fark etmesin.
Kapsaydın öylece baki
Masamda bir sürü saki
Mutsuzlar kentinin sakinlerinde
Misafirim inan ki
Her şeye katlanırım ta ki
Yokluğuna dayanamam lakin
Bir yolu olmalı bulun onu bana
Ben onsuz yaşayamam ki
-Ben çok korkuyorum oğlum. -Oğlum, sakin ol.
Ya senetleri imzalatıp gittiler.
Yani sen merak etme, ben o mezatçıyı da halledeceğim.
Hâlâ mezatçı diyor. Neyi halledeceksin oğlum?
Korkuyorum diyorum sana. Lan adamlar delirmiş.
Bir de mezatçı var üstüne. Manyak mısın sen? Ne yapacağız?
Bir sakin ol. Bir sakin ol.
Oğlum, bunlar benim sürekli başıma geliyor ya.
Valla halledeceğim.
Halletme Yücel. Tamam mı? İstemiyorum. Halletme.
Bitti.
Mert ne yapıyorsun?
Yapmam gerekeni.
Oğlum, bırakma beni böyle.
Bırakmıyorum. Aksine kontrolü ele alıyorum.
Bak hedefe ulaşana kadar parti, kadın, alkol hiçbir şey yok.
-Anladın mı beni? -Yok.
-Yok. -Eyvallah.
Bittiksel hayat.
Bak, dönüşümün başında duracağız.
Günde bir işlemle yüzde üç hedeflemiştik ya.
Günde altı başarılı işleme dönüyoruz.
Ben uyurken sen uyanık olacaksın.
Ben mi?
Evet. Ama sen işlem yapmayacaksın.
-Beni uyandırman yeterli. -Tamam.
Tamam.
Bak, gel.
Bak burada coin tanımı.
Beklentiler bu kırmızı çizgiler arasında gidip gelmeli.
Bunları aştığında, aşağı ya da yukarı fark etmez, beni uyandırıyorsun.
Basit.
Bir şey soracağım sana.
Şimdi bu coin yükselmemiş mi? Biz niye alıyoruz bunu?
Çünkü direnci aşmış. Direnç artık onun destekçisi.
Yani hedef daha yukarıda.
Oğlum, direnç mirenç benim kafam almıyor gerçekten ya.
Ya ben tek birayla sarhoş oluyorum ya.
Evet, oluyorsun.
Ama içtikçe eğer geçen gün o sayı artıyor.
Ve artık beş bireyle sarhoş oluyorsam
ilk gün dört bire içtim diye sapıtacağım sanarsın ya.
Sapıtıyorsun da.
Ama artık beş birayla sarhoş oluyorsam
altıncı birayı içerken o kadar tedirgin olmazsın.
Ha.
O direnç oluyor yani aslında.
Aynen.
Anlamadım.
Bir şey daha soracağım.
Şimdi sen böyle bira, mira falan dedin ya.
Hiç mi içmeyeceğiz biz?
İçmeyeceksin Yücel.
Yücel! Yücel neredesin lan?
Ne oluyor oğlum?
-Oğlum sikecekler beni ya. -Keşke oğlum.
Kötü Kemal'in adamları.
-Niye? -Oğlum sizi dövmüşler ya.
Parayı ödemezseniz seni döverim demişti. Olan bana olacak amına koyayım ya.
Vay şerefsiz herif. Ulan adi herif.
Lan dayak yediğimizi biliyorsun.
Geçmiş olsuna gelmek yerine kendi götünün peşine mi düşüyorsun lan?
Kanka geçmiş olsun. İyi misiniz?
İyiyiz, iyi.
Senet imzaladık gitti.
Lan Berk.
Seni de mi dövdüler?
Ulan sıra bende, hay amına koyayım ya!
Salak salak konuşma! Beni sinir etme!
İşimizden etme bizi.
Memlekete mi kaçsam lan acaba?
Oğlum bunlar nereden duydu iki kişiye sattığımızı kuşu ya?
Nereden duyacaklar, şerefçiz herif!
Her şeyi her yerde söyleyen kim? Sensin, ishal ağızlı!
-Sanmıyorum ya. -Sanmıyormuş bir de ya.
Sanmıyormuş.
Hadi salona taşınıyoruz, yardım edin.
Ulan şerefsiz herif, bak.
Abin dayak yiyor, ortalıkta yoksun.
Kanka vallahi bilseydim gelirdim dayak yerdim sizinle ya.
Boş yapma. Boş yapma!
Yardım et.
Nasıl kaçmıyorlar?
Kaçmazlar oğlum.
Alıştıkları yerden niye kaçsınlar?
Doğru. İnsan alışır.
Kuşları da alıştırır. Tutsaklığa bile.
Onlar kümese değil bana alıştılar.
Sevginin olduğu yerde bağ olur.
Sen ona istersen tutsaklık de, ister başka bir şey.
Birini çok sevip, ona takılıp kalmak gibi ha?
Öyle değil aslında ama, öyle olsun.
Berk.
Sen o gün beni o karanlıktan kurtarmasan,
bana umut vermesen her şey daha kötü olurdu.
Ben...
sorunları
sonunda çözmeye çalışırdım oğlum, ben her şeyi bok ederdim.
Ama sen akıllı çocuksun.
Birlikte battık, birlikte çıkmalıydık oğlum.
Oğlum senin sayende.
Şimdi senin sıran. Ne istiyorsan o yapacaksın.
Alo Berk. Ne yapıyorsun abi?
Hiç.
Benimle paylaştığın tüm işlemleri inceleyip şirketle paylaşıyorum.
Oğlum çok ilginç.
İşlemler?
Ya senin yazılım işte. Tıkır tıkır çalışıyor abi.
Olmaz dedim ama oluyor.
Ya ben seninle paylaşıyordum ama baktığını bilmiyordum.
Ya bak sana ne diyeceğim, bizimkiler sana bir teklif yapabilir.
Mutlaka irtibatta kalalım.
Olur, olur.
Ya Okan, bir şey isteyeceğim senden.
Hani bu bir yapım şirketinde tanıdığın vardı ya yönetici olan.
Bana bir randevu alır mısın?
Alayım tabii, ne zamana?
Fark etmez.
Sen ayarla, bana yeri ve zamanı bildirmen yeterli.
-Ben gelirim. -Tamamdır abi, hadi görüşürüz.
Yapım şirketi.
Bak bu arada, kuşçunun parası tamam.
Kemal'in parası kaldı.
O da gelin öyle verin diyor.
Ya bak, kurtulamayacağız bu adamdan.
Hayır, niye üçümüz gidiyoruz ki? Siz gidin.
Vallahi gelmem ben.
Merak etme oğlum, parasını alınca susar.
Hem öyle bildiğin gibi değil oğlum.
Kötü bir insan değil oğlum o kadar ya.
Şeker çocuklar.
Aranızda ufak bir tatsızlık çıktı ama
çok şükür ki hukuğun dışına çıkmadı, değil mi?
Şükür abi.
Ben herhangi bir hukuksuzluk yaşamadım kendi adıma.
Kemal abim.
Abim.
Şu senetleri alabilir miyiz be abi?
Yavrucuklarım.
Bir daha böyle sikindirik işlere kalkışmayın tamam mı?
-Peki abi. -Güzel, ver senetleri.
Bitti mi yani?
Kemal abi...
...sana saygım sonsuz. Hürmetler.
İçindeki adalet, insan sevgisi.
Gerçekten idolümsün abi.
Ya Yücel, ne tatlı çocuk lan bu.
Şeker gibi olur abi kendisi.
Şeker gibi.
Şeker çocuk.
Senin o dilini, dişini söker yerim ben.
Ne tatlısın lan sen ha?
Değil mi çocuklar?
Bakın ne diyoruz, hukuk devleti diyoruz, değil mi?
Senetler olmasaydı getirir miydiniz lan paraları?
Ah estağfurullah abi, tabii ki de getirecektik senetleri.
Kemal abi. Senet olmadan getirmezlerse hukuki açıdan
hak telep edebilmemiz için hukuk dışına çıkıp zorla senet imzalatırdık.
Böylesi daha doğru oldu.
Siktirin gidin lan şimdi.
Peki abi.
Şeker çocuk.
Bunlar da evde yok bu gece.
Baş ver bunları ya. Süper Mega Alt Boğa yaklaşıyor.
Para kazanmaya bakalım.
Dark'tan da yararlansaydık.
Onlar büyük oynuyor abi.
Günlük hasılat yapıyorlar. Bize gelmez.
Evet. Bildiğimiz yoldan devam edelim.
Gidelim. Gelmeyecekler zaten.
Hadi.
Fazlasını da gözümüz olmasın zaten.
Biz paramızı ona katlamaya bakalım abisi.
Abi, parayı ikiye katladı.
Bomba ticareti oldu.
Kemal abinin parasıyla onlar ona katladı.
Ama bizimki de ikiye katladı.
Kemal abi.
Şu yanlarındaki çocuk, altın yumurtlayan tavuk diyorlar.
Bizim paramızı ona mı işletsek?
Kuzeni olan?
Evet abi.
Bunların eve giren çıkan arkadaşlar var.
Sürekli bahsediyorlar.
Dahi bu çocuk.
Benim paramı ona katladı diyorsunuz ha?
Evet abi, en az on.
Çocuklar...
O zaman bu altın yumurtlayan tavuktan biz de bir faydalanalım, değil mi?
Bakın, ben kin tutmam, not tutarım.
Zamanı gelince bir sözleşme imzalayalım.
Islak imzalı.
Bu ne şimdi? Ne oluyor?
"Hedefe yaklaşıyoruz. Burayı yakalım." diyor.
İnanamıyorum ya. Ne yaptınız oğlum?
Oğlum, gel katıl aramıza? Gırgır, şamata takılıyorsun.
Bak sen dışarı çıkmam deyince, dışarıyı biz buraya getirdik kardeşim.
Nasıl?
Bak bu arada senin bahsettiğin coin vardı ya, onu da ben araştırdım.
O son işlemimiz olabilir.
Bu coin'un hacmi düşük, yeni listelenmiş bu coin.
O yüzden yüksek bir kâr yapabiliriz.
Valla biz hazırız.
Bu arada sana bir sürprizim var.
Haber gelmedi mi Alican'dan halen?
Yok, habersiz gelmeyin dedi.
Bugün soracaktı, okey derse hemen damlarız.
Bir mesaj at, sor abi.
Çocuk bilgili, faydalanalım bilgisinden. Saygılı olmak lazım.
Atıyorum.
Bak bu arada bizim coin'a sahip olanların kırıldıkları grupları buldum ben.
Ben de birkaç tane coin fenomeni buldum.
Birbirimizi destekleyip senin tahmininden daha fazla kazanacağız.
Ve ters gelme ihtimalimiz sıfır.
İşte bu süper haber.
Hadi gel.
Ne sandınız oğlum abinizi?
Olmadığımız masa yok demiştik. Ben telefona gidiyorum.
Başladılar beyler.
Hay amına koyayım. "Bugün gelmeyin, müsait değiliz." diyor:
Neyse ya, siktirsin. Pek bir şey de yoktu zaten.
Aynen abi, aslında çok basit. Düşüşe geçince basacaksın short.
Ya biz shortu basana kadar bizim shortu indirirler
donumuza kadar alırlar.
Abi tamam da, çok sağlam yerden sinyal geldi.
Ya senin bu sinyaller hep sağlam yerlerden geliyor da
biz niye hiç kazanamıyoruz be Apo?
Oha!
Bu fenomenler ve gruplar hakikaten devreye girmiş.
Baksana şuna, nasıl çıkıyor.
Siktir.
Devam, devam.
Nasıl gidiyor?
Süper, süper gidiyor.
Alican, kimlerle konuşuyorsan söyle,
önden uyarılarını yapsınlar.
Önce küçük yatırımcı satışı yapsın,
sonra biz kademeli olarak yapalım.
E ne güzel katlıyorduk parayı.
Hedefi geçtik bile. Daha fazla devam edersek fazlası risk.
Herkes için.
Yavaştan çıkıyoruz.
İşte bu be!
-Yes! -Çak be!
Bitiriyoruz.
Oğlum bunu her gün yapsak var ya, Elon Musk'ın donuna kadar alırız be.
Her gün yaparsan batarsın.
Bu piyasada açgözlülük insanı bitirir.
O zaman, o zaman...
Derya Hanım?
Buyurun.
Berk Bey olmalı. Hoş geldiniz.
Okan bahsetmişti sizden. Derya ben de.
Memnun oldum. Nasıl yardımcı olabilirim?
-Arkadaşım Gizem. -Evet?
Size demo yollamış.
Gizem'in beklentileri biraz fazla.
Yani fazlaymış.
Siz demolarını beğenirseniz
ben onun yatırımına biraz destek olmak istiyorum.
Nasıl yani?
Şöyle ki
eğer Gizem'de bir ışık görüyorsanız
ben onun masraflarının yarısını karşılayabilirim.
-Evet ama... -Özür dilerim.
Siz bir dinleyin.
Eğer ki yatırım yapmaya uygun buluyorsanız
sizin yatırımınız kadar da ben ödeyeceğim.
E bir değerlendirelim, neden olmasın?
Yalnız...
...Gizem'in bilmemesi...
Anladım, anladım.
Kankam, bugün büyük gün.
Ona diyeceğim ki,
"Gizem diyeceğim, bendim o."
Peşinden de geldim.
Sana söyleyemediğim yazamadığım ve...
...bilmeni istediğim her şey içinde.
Ve daha fazlası da var.
Benim, biliyorsun
senin tutsaklığına alıştım.
Bulunduğun yerde olmaya alıştım.
Ve aslında
her şeye senin için alıştım.
Alo?
Berk Bey, biz teklifinizi değerlendirdik.
Gizem hanımı da dinledik.
Eğer o miktarı verebiliyorsanız, biz üstlenebiliriz geri kalanını.
Alo?
Yani bizimki de aslında girişimcilik, serbest meslek.
-Ticaret. -Evet Okan.
Mesajda söylediğim gibi abi biraz acil.
O yüzden hemen görüşmek istedim.
Bizimkiler senin yazılımı satın almak ve lisanslamak istiyorlar.
İstemiyorlardı.
İlgileniyorlar oğlum işte. Ne veriyorlar?
Yüksek bir miktar.
Şirket yeni yatırım aldı.
Yabancı ortaklar da senin yazılımı çok beğendiler abi.
Bizimkilerden daha işlevsel.
İlgileniyoruz biz.
Peki şimdi senin bu yüksek dediğin meblağ...
Ee, miktar dediğiniz ne kadar mesela?
Berk.
Olur.
Ama yazılımı benim şirketimden satın alacaklar.
Senin şirketin mi?
Evet, Okan.
Tamam, organize ediyorum o zaman.
Sormadım ama bu senin şirketin...
Hayalimde bir şirket kurmak vardı demiştim ya.
O şirket, bu şirket işte.
Sermayesi de bu olacak.
Oğlum, finale bak lan.
O finali geçtik. Süper final bu.
Süper final.
Başı döndü Real Madrid'in.
Fatih içeri sokuldu. Ortaladı.
Jardel, gol.
Nasıl yani?
Boş ver.
Çok büyük para kazandık bak. Çok büyük.
Oğlum, çok sevindim ben.
Ne yapacaksın şimdi?
Kuralım o parayla şirketi.
Hayır abi, o para senin olacak.
Ben sadece bir kısmını alıp
yazılımı da satıp sermaye yapacağım.
Olmaz kardeşim, olmaz. O para senin.
Olur.
Hem yazılımı satınca bir o kadar daha gelecek. Olur.
Senin kız...
Gizem?
Boş ver.
Kapatalım bu konuyu.
Doğum günü çocuğu.
Doğum günün kutlu olsun.
Mailine bak.
Aşk mısın?
Ya da aşka yakın?
Gel hemen gel İhtiyacın var buna
Bekle dur
Duvarlarımı yıkmadım henüz
Önce emin olmalıyım sen olduğuna
Yakın tarihi yok
Heyecanın bendeki
İçinde bir kıpırtı olmalı
Nasılsın?
Altın yumurtlayan tavuğum.
Birlikte çalışalım.
Birlikte kazanalım.
Birlikte büyüyelim.
Güzel güzel ortağım. Kuşlar falan.
Berk Bey'le bir anlaşma imzalayalım.
Islak imzalı.
Söz uçar, yazı kalır derler.
Sözleşmemizi yapalım ki herkes hakkını, hukukunu bilsin.
Sonuçta birlikte iş yapacağız.
Sizden bir imza alacaktım Berk Bey.
Islak.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.