Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
A) ANGELA: 1981 YAPIMI BİR FİLMLE DİYALOG
ESKİ BATTANİYE
NEREMİ ÖRTEYİM,
BAŞIMI MI, AYAKLARIMI MI?
Hay sikeyim!
Sikeyim!
Siktir!
SENİ ABD'YE GÖNDERİYORUZ
FIRSATLAR, AMERİKA
Naber? Ben kardeşiniz Bobiță.
Dünkü beğeniler için teşekkürler.
Erken kalktım, dün gece dostum Andrew Tate'le birlikteydim,
daha önce hiç araba görmemişler gibi Maserati'min etrafına üşüşen
seksi ama aptal manitaları kaldırdık.
Götlerini, ağızlarını ve amlarını siktirtmeden bırakmadılar yakamı.
Görüşürüz, şerefinize!
Beğenip paylaşmayı unutmayın!
- Promosyonumuz... - Biliyorum.
Uber'in bir de Uber Ukrayna versiyonu var.
Onunla ilgili bir şaka duydum.
Amerika'da marketten silah alınabiliyor,
bir ergen okul arkadaşlarını katletmek için mühimmat alıyormuş.
Tezgahtar "Bazuka da ister misin?" diye sormuş.
"Sattığımız her bazuka için Ukrayna'ya bir makineli tüfek gönderiyoruz."
Tüm Bobiță hayranları için MGM aslanı tarafından sunulan
bir Hollywood yapımı.
Ağzına al!
Ağzına al!
...Robot dansı yapalım Herkesi yok edelim
Ölü adamı pataklayıp Robot dansı yaptıralım...
2-9-5, başlıyoruz.
36. tramvayın döndüğü Apusului Sokağı
Yoldaş Zaharia.
Cimpoiului tramvay durağı.
...deli gibi şişelerin dibini görmek İşte haftaya böyle başlanır
Tüm kulübü inim inim inletiyor Siki dışarıda danslarıyla
Yasak Gezegen'den Angela Răducanu.
Ayakkabılarını çıkar lütfen!
Tabii. Bebeği olan arkadaşlarım da öyle yapıyor.
Henüz bebeğimiz yok ama evi temiz tutmak istiyoruz.
Elbette.
- Merhaba. - Merhaba.
- Bay Pepenaș yok mu? - Balığa çıktı.
Bebe aradı, onunla birlikte gitti.
Olamaz. Onunla görüşmek için geldim buraya.
Ben söyledim ama...
Bir de sabah sabah buraya getirtti beni!
Neyse.
Zoom'dan yapabiliriz dedi.
- Zoom'u var mı? - Tabii ki!
İspanya'daki kızımızla konuşmak için kullanıyoruz.
- Zaragoza'da yaşıyor. - İspanya'da o.
Hiçbir fikrim yok.
O zaman gizli servisten veya doğrudan Çavuşesku'dan
emir alıyorlardı.
Eğer bir futbolcunun Altın Krampon kazanmasını isterse
o futbolcunun her maçta her takıma 3-4 gol atmasına
izin vermek zorundalardı.
Rodion Cămătaru 1987'de Altın Krampon'u böyle kazandı.
Tamam. Hazırım.
Önce kendini tanıtıp
sonrada hikayeni, olan biteni anlatmanı istiyorum.
Kendi kelimelerinle.
Ayrıca sargılı kolunu da kameraya göster.
Kuralları takip etmeye dair tavsiyelerle de kapanışı yap.
Sonra görüntüleri Forbidden Planet'a göndereceğim, karar onların.
Yabancı birilerinin yani.
Sözleşmeyi seninle mi imzalayacağız? 500 avro, değil mi?
Eğer seçilirse. Ama imzayı şirket atıyor, ben değil.
Lütfen yapay bir arkaplan kullan.
Seni eğleniyor gibi gösteremeyiz. Dramatik olması lazım.
Trajik bir şey.
Bu görsel daha iyi. "Kaydet"e basıyorum.
Başlayabilirsin.
Adım Pepenaș Rodion, meşhur futbolcuyla aynı.
54 yaşındayım.
İki hafta önce yeni bir planya makinesi test ederken
kullanım talimatlarına uymadım.
Elimi makineye kaptırdım, parmaklarım koptu.
İş arkadaşlarım bana yardım edip elimi bir gömlekle bandajladı,
hastanede bir sürü dikiş atıldı,
parmaklarımı kurtaramadılar
ve steril bir bandajla sardılar.
- Baret takıyor muydun? - Hayır ama zaten elini korumazdı.
Biliyorum ama sormam istendi.
Havalı koruma sensörleri olan yeni bir ekipman almışlardı,
onunla gösteriş yapmak istediler.
Bence bir diğer önemli mesele de şuydu:
İki iş arkadaşı önce patronları aramış,
onlar da iş sözleşmesine göz atana kadar ambulans çağırmayın demişler.
Bir saat boyunca acılar içinde kıvranmış.
Sana söylemiyor ama cep telefonunu almışlar ki kimseyi aramasın.
Evet.
Öğüt kısmına geçelim şimdi.
Hadi.
Fabrikaya yeni ekipman getirildiğinde
onu kullanan tüm iş arkadaşlarım kullanım talimatlarına uysunları ki
sonları benim gibi olmasın.
Yine de şansım varmış, çok daha kötü olabilirdi.
Süper. Bir de fotoğraf çekeyim.
Bir ekran görüntüsü.
- Umalım da olsun - Evet.
O para işimize yarar.
Kış yaklaşıyor, doğalgaza verecek paramız yok.
Geçen sene iki ay ısıtmamız yoktu.
Burnum donup düşüyordu neredeyse.
Ukrayna'daki savaş yüzünden fiyatlar çok yüksek.
Umarım sizi seçerler.
Benzin fiyatları da arttı ama onun savaşla ilgisi yok.
Shell hâlâ yüzde 500 kar artışıyla böbürleniyor.
OMV de.
O puştların benzin varillerinde canlı canlı yakılması lazım.
Bizce de. Sendikamız olsaydı elimizde koz olurdu.
Sendikalaşsaydık keşke. Kapatıyorum artık.
- Güzel olta Rodi! - Biraz yakaladım bile.
Balık demişken, aklıma berbat bir şaka geldi.
Kör bir adam balık pazarında ne demiş?
"Selam kızlar!"
Tahmin etmiştim.
Selam, Bobiță karşınızda.
Bu göle devasa bir su parkı yapacaklarmış.
Therme ve Fratelli gibi lüks bir yere gitmek yerine
bu bok çukuruna gelen gerizekalıdır!
Buraya kim gelecek söyleyeyim size.
Orospular!
Frengili ve AIDS'li orospular ve pezevenkleri.
Pimp My Ride gibi demiyorum.
Orospular ve pezevenkler memleketi!
Hepsini sikeyim.
Ölsem gelmem buraya.
Therme'de olurum ben,
bir sürü güzel, sağlıklı ve temiz kızı yalarım orada.
Amlarından su içilebilecek kadar temiz kızlar.
Selülitli ve çatlaklı orospular gibi değil
ya da bu herif gibi bitli.
Nakit ver, neden diye sorma Faturasız, KDV'ye elveda
Bir daha söylemeyeceğim oğlum
Paraya ver bana!
Göster bana o parayı!
İstediğin yerde durabileceğini mi sanıyorsun?
Taksiciler.
Trafiği tıkıyorsun!
Güne harika bir başlangıç.
Kusura bakma, geciktim.
Şu göbek deliğine bak!
BEBEĞİN İÇİN NELERİ GÖZE ALIRSIN?
Prens Charles kral olacak.
Burada, Viscri'de mülkü var, biliyorsun.
- Bize bir sürü şey verecek. - Evet, soylu bir sik.
Düzgün konuş tatlım.
Kraliçeyi seviyordum ben. Çok zarifti.
- Hintliler gibi. - Yani.
Sağol be.
Herkes kafasına göre sürüyor, trafik kuralları kimin umurunda!
Zavallılar.
Her yer tıklım tıkış. Nefes alacak yer bile kalmadı.
Bazen arabadan indiğimde...
Kendimi astronot gibi hissediyorum.
Şuna baksana.
Atmosferi tamamen osuruktan oluşan bir gezegene inmişim gibi.
Çöpleri de yasadışı olarak yakıyorlar.
Umarım kanserden can çekişerek, acılar içinde ölürler.
Hepsi Çingene.
Yabancı şirketler Avrupa'nın dört bir yanından çöp gönderiyor.
Almanya, İtalya... - Ama onları yakan Çingeneler.
- Niye kimse onları durdurmuyor? - Kısır döngü işte.
Unutup sana bıçağı verdim,
sen de bana tokat attın çünkü tartışma öyle başlamıştı.
Hatırlamıyorum.
Tabii ki.
Selam!
- Selam. - N'aber Angi?
Isırırken havlayabilen iki ağızlı bir köpek arıyorum.
Ne?
Çalışıyorum, başka ne olacak?
Sana ilk engelli adamı yolladım.
Gördüm. Ne durumda?
Bilemiyorum, balığa gitmişti, Zoom'da görüştük.
Ama kendini iyi ifade ediyor ve söyleneni yapıyor.
Bir tane de Ferentari'de var. Numarayı ve adresi yolladım sana.
Ferentari mi? Tamam.
- Ne zaman bitirebilirsin? - Yenisiyle birlikte bir buçukta.
En geç ikide.
Güzel. Prodüksiyon hazırlık toplantısını kaçırma.
Yorgunluktan ölüyorum!
History Channel'daki gerzekler için günde 16 saat çalıştım.
Yapacak bir şey yok, herkes Canis Majoris için çalışıyor.
Onlar da mesai yapıyor.
Personel yetersiz, bir sürü yeşil ekran var.
Yönetmen deli bir Alman, Uwe Boll, insanları dövüyor.
Ölüyorum diyorum sana.
Ofiste olmak başka, sahaya inip şoförlük de dahil
her işe koşmak başka.
Dün gece direksiyon başında uyuyakaldım, bir kamyonun kornasına uyandım.
Bir aydır günde 16-17 saat çalışıyorum.
Koyu bir kahve iç.
Gönderebileceğim başkası olsa gönderirdim. Dörtte görüşürüz.
Yapacak bir şey yok. Güle güle.
Zor zamanlar.
Umarım o da kanserden can çekişerek, acılar içinde ölür.
Yüzbinlerce avro kazanıyorlar. 16 saat çalışmaya değiyor o zaman.
Benim de sikik maaşımı versinler diye yalvarmam gerekiyor.
Düzgün konuş!
HIRİSTİYAN ORTODOKS MEZARLIĞI
Sarovlu Serafim ne zaman bir mezarlığa girse
"İsa dirildi!" diye bağırırmış.
Mezarlarındaki ölüler de neşeyle "Gerçekten dirildi!" derlermiş.
Alo.
Hayır, hayır.
Sigorta istemiyorum.
Yok hanımefendi, meşgulüm.
Sonra da meşgulüm. Yarın da öbür gün de.
İstemiyorum diyorum, neden ısrar ediyorsunuz?
Anladım, kapatıyorum artık.
UMURSAMADAN GEÇİP GİTME, BEN DE SENİN GİBİYDİM, SEN DE BENİM GİBİ OLACAKSIN
Merhaba.
- Hangi kısım sahibine iade edildi? - Hepsi orada.
Mezarları kim açacak?
Bilmiyorum hanımefendi, sadece bir dava olduğunu biliyoruz.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Nereden bilecekleri ki anne?
Sanda yine o kaba saba videoları çektiğini söyledi.
Ne fark eder?
Dalga geçiyorum sadece.
Kafayı yemeyeyim diye. Bütün gün durmadan çalışıyorum.
BÜKREŞ ŞEHİT ŞEHİR
Kültürleniyor musun?
Pek kadın işi değil bu.
- Sen ne iş yapıyorsun? - Ben mi?
Aşçıyım.
Güzelmiş. Güçlü kuvvetli erkek işi mi o?
En iyi aşçıların erkek olduğunu söyleyeyim sana.
Yapma be!
Ne kadar kazanıyorsun?
- Çıplak maaş... - Onu demiyorum.
Farkı yaratan bahşişler.
- Onu saymıyorum. - Bana güvenmiyor musun?
Hayır.
Burada dur.
Temizlikçi kadın için eller havaya Gerçi onları kullanacak değil ya
Reenkarnasyon da mı yok? Çok kötüymüş kardeşim
En iyisi ilkesiz olmak Siktir et, beni kimse yenemez de geç
- Kim o? - Ben Angela Răducanu.
Videonuzu çekmeye geldim.
Videonuzu çekeceğim, onlar da seçilip seçilmeyeceğinize karar verecek.
İş kazası videosu için.
Buyurun.
Elektrik kesilmiş. Nasıl olduğunu unutmuşum.
O zaman pencerenin oraya gitmeni rica ediyorum.
- Yardım lazım mı? - Yok, teşekkürler, ben hallederim.
- Çocuklar ses çıkarır mı? - Merak etme.
Ben Docea Mariana, 43 yaşındayım.
Bir gün fazla mesai yapıyordum, çok yorgundum.
Vardiyamın sonunda bir geçitten geçmem gerekti,
dengemi kaybedip düştüm, omurgamı ve kalçamı kırdım.
Tekerlekli sandalyeye mahkum kaldım.
O gün bir iş arkadaşımın doğum günüydü.
Plastik bardaklarda brendi ikram etmişti bize.
Bundan bahsetmemin sebebi, sarhoş olmakla itham edilmem.
- Ama sadece bir yudum almıştım. - Anlıyorum.
- Baret takıyor muydun? - Evet ama ne fark eder ki?
Herkesin başına gelebilirdi.
Şimdi de iş arkadaşlarına öğütlerini alalım.
İş arkadaşlarımdan koruyucu ekipmanları giymelerini rica ediyorum,
baretlerini taksınlar ve asla içki içmesinler.
Harika!
Videoyu aktaracağım hemen.
Tamam.
Yedeklemem lazım, toplantı için gerekiyor onlara.
Arabam aşağıda.
Şaibeli tipler vardı orada, biraz endişelendim.
Merak etme, güvenli burası.
Bilgisayarımı ve telefonumu bıraktığım için biraz stres yaptım.
Mahalle pis olabilir ama insanlar iyidir.
Çöpler aylarca toplanmıyor. Ama iyi insanlarız biz.
O histerik vali çöp toplayanlarla kavga ettiğinde
1. Bölge de fare kaynıyordu.
"Medeni" olanlar sokağa daha fazla çöp atıyor.
- Bir şey sorabilir miyim? - Tabii.
Seçilip seçilmediğimi ne zaman öğrenirim?
Bu akşam arayacağız seni.
Umarım seni seçerler, şansın yüksek.
Sadece dört vakamız var, tek kadın da sensin.
Ama Avusturyalılar karar verecek. - Anladım.
Bu kedi muazzam, çok gerçekçi.
- Senin olabilir. - Yok canım. Söyledim sadece.
Lütfen, çok sevinirim. Hatıra olur.
- Belki çocuklar seviyordur. - Başka var onlarda.
Ben inançlıyım.
Çok kiliseye gitmesem de Ortodoks Hıristiyanım.
Ama Rahip Arsenie Boca'ya benzediğimi fark ettim.
Bakın!
Aynı alın, aynı...
Dostoyevski bakışı, kaşlar...
Ne demek bu? Bir anlamı olmalı, değil mi?
Peder Visarion Alexa'ya sorardım ama
cemaatten birini mihrabın arkasında götten sikmekle meşgul.
Bozuk var mı?
Herkes bebek doğuruyor!
- Kız mı, erkek mi? - Erkek.
Daha iyi. Kızların işi zor.
Ne oluyor?
- Yürü be kadın! - Sorun ne?
O kadar gerginsen tıbbi yardım al!
Cenazene geç kalmışsın gibi telaş içindesin!
Siktiğimin sarışın kaşarı!
Sana araba sürmeyi hangi gerizekalı puşt öğretti?
Tüm şeritler senin sanki!
- Taşak mı geçiyorsun benimle? - Siktir git gerizekalı!
Adi şerefsiz!
Seni de sikeyim ananı da sikeyim!
Siktir git lavuk!
Oraya gelirsem götünü sikerim senin!
- Siktir git! - Ehliyet almak için kimi ağzına aldın?
Siktir git beyinsiz!
Bay Trofăilă şu an bilinçli farkındalık dersinde.
Brâncuși Salonu'na götüreyim sizi.
Ama randevum vardı! Annemin randevusu.
Aristoteles'in de dediği gibi, imkansız da bir ihtimaldir.
- Merhaba! - Merhaba.
- Dan Trofăilă. - Angela Răducanu.
Şeye bakıyordum...
İş ortaklarımız için bir şaka.
Görünce donup kalıyorlar, Marx zannediyorlar.
Aslında New York'la ilgili bir kitap. - Komikmiş.
Külçe altın gibi görünüyor.
Yazarın adı Goldsmith. Başka yorum yok.
Mezarlığı izin almadan aşırı derecede genişlettiler.
Asgari 50 metre sıhhi mesafe kuralını çiğnediler.
Birkaç ağaç da gitti.
Sizin suçunuz değil ama bizim de değil.
Yozlaşmanın bedelini masumlar ödüyor.
Ama ben, yani annem, o araziyi yasal yollarla aldı!
İyi niyetle hareket ettiniz.
Ama yasalar çiğnendi.
Sonradan aldığımız araziyi işgal ettiler.
Mezarlığın 16 metresi bizim arazimize taşıyor.
Yasal sınırdan bahsetmiyorum bile.
Müşterilerim özel bir mezarlıktaki kabirlerin arasında dolanamaz ki.
Siyahlar içinde ağlayan bir dula bakarak balkonunda kahve içtiğini düşünsenize.
Belki sizin gibi genç ve güzel bir duldur.
- Konudan saptım mı? - Biraz.
Mülkiyet hakkı anayasayla korunuyor.
44. Madde, 2. paragraf.
"Özel mülkiyet yasa tarafından güvence altına alınır ve korunur.
"Sahibinin kim olduğundan bağımsız olarak."
- İşte burada yazıyor. - Biliyorum.
Ama anneannemle dedemin mezarlarını açmamız gerekiyor.
- Bu bir sorun bizim için. - Dini bir sorun mu?
Hiç merak etmeyin, Bay Pleşu'nun önerdiği saygın rahipleri görevlendirdik.
Dini usüllere uygun yapılacağını garanti ediyoruz. Defin de dahil.
Ben de annemi kaybettim, bu konuda hassasım.
- Normal değil bu! - Üzüntünüzü anlıyorum.
Ama dini açıdan bir sorun olmadığını yüzde 100 garanti ediyorum.
Ayrıca tüm masrafları da şirketimiz karşılıyor.
Başka bir mezarlığa 10 yıllık üyelik de dahil.
Yedi yılın ardından tekrar defnediliyorlar zaten.
Cenazelerden bazıları daha hassastı, daha yakın zamanda ölmüşlerdi.
Çürüyorlardı, kurt kaynıyordu.
Anneannem daha beş ay önce gömüldü!
Her halükarda cenaze arabası ve birinci sınıf tabut sağlıyoruz,
Kral I. Michael'ın cenazesini de yapan şirketten.
İşinin uzmanı bir şirket.
Her ne kadar sorumluluk belediyede veya özel mezarlıkta olsa da.
Onlara dava açabilirsiniz ama uzun sürer.
- Annemin uykuları kaçıyor... - Anlıyorum.
Zor bir durum.
Bir Minecraft portalı yaptık, görmek ister misin?
Yeraltı mezarlığında bekle beni.
Dediğim gibi, dini açıdan
her şey kitabına uygun, yakında yerleri değiştirilecek.
Ben de müdürümüz Van Meegeren de dindar insanlarız,
o Protestan gerçi, bizden değil.
Öyledir herhalde.
Size kartvizitimi vereyim.
İstediğiniz zaman arayın, emrinizdeyim.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Teşekkürler. Resimdeki kim?
Fark ettiniz demek.
Bir Fayum portresi. Reprodüksiyon tabii.
Orijinalini almaya çalışıyoruz.
Defnedilirken ölülerin yüzlerini bunlarla örtüyorlarmış,
Mısır'da, 1. ve 2. yüzyıllarda.
Genç ölmüş yani.
Aynen öyle.
Bana kalırsa biraz tuhaf bir tesadüf.
Meseleyi çözene kadar indirin.
Burası Dallas, Texas!
Kardeşiniz Bobiță Ewing bu gökdelenden çıktı.
JR'ın ofisindeyken ihtiyar annemiz gelip şöyle dedi:
"Bobby, hikayesi olmayan taş gibi bir sik işi pişiremez!
"Jock beni ne zamandır sikmiyor, sen bir şeyler yapsana.
"Pamela'ya söylemem.
"Sana bir milyon dolar ve bir petrol kuyusu veririm."
Aslında yorgundum ama o parayı duyunca
öyle bir serleştim ki taşaklarım deli gibi ağrıdı!
"Sikerim ama sadece ağzını, takma dişlerini çıkar" dedim.
Kapıyı kapatıp takma dişlerini çıkardı
ve o diş etleriyle emdi beni...
Siktir git.
Yemek vakti, Bobiță taze balık yiyor!
- Güzel mi? - Evet, ağızda dağılıyor.
Lütfen hanımefendi.
Siktir git buradan!
Rahat bırakın!
Siktir git pislik!
Pislik sensin!
Siktir git!
Öpücükler!
Nereye gitti İhtişamlı altın günleri
Kanun kaçağı hikayelerinde Hançerler, atlar ve tüfekler nerede?
Artık yollarda devriye gezmiyor Zenginleri kılıçtan geçirmek için
Ve Tanrı'nın keseleriyle Yoksulları doyurmak için
ÖZEL OTOPARK
Benim adım da Angela, gerçekten!
- Gel içeri! - Teşekkürler.
Ovidiu birazdan doktordan döner.
- Ayakkabılarımı çıkarayım. - Gerek yok!
Kahve alır mısın?
Çok iyi olur, yorgunluktan ölüyorum. Espresso süper olur.
Adını duyunca Çingene olduğunu sandım.
Răducanu, Çingene adı değil mi?
- Bilmiyorum. - O futbolcuyla aynı.
Kim, Cămătaru mu?
Hayır, kaleci olan, Răducanu.
Bir de tenis şampiyonu Emma Răducanu.
- Bilmiyorum ama değilim. - Onlarla bir derdim yok çok şükür!
Öylesine dedim.
Taksicilik yapıyordum, artık emekliyim.
- Uber emekliliğe sayılıyor mu? - Hayır, sağlık sigortası da yok.
Telefon uygulaması sayılıyor. - İşe bak!
Benim tam zamanlı işim de işbirliğine dayalı.
Taksici olmak nasıl bir şeydi?
O zamanlar...
Harikaydı çünkü gençtim.
Böyle berbat bir trafik de yoktu.
Bu trafikte süremezdim. - Cidden mi?
Evet.
Eşimle de böyle tanıştım, taksimde.
- Öyle mi? - Evet, piç kurusu.
Taksiye zil zurna sarhoş bindi.
Eski eşim de ayyaşın tekiydi.
Gyuri'yi aldığımda o da zil zurna sarhoştu.
Ama çok şıktı!
Yoldaş! Nereye?
- Umarım canını sıkmadım - Yok canım.
Gerçek bir beyefendiydin.
Eski eşim de içerdi, alışığım ben.
Tahmin etmem gerekirdi. O da evliydi.
Evli erkeklerden ölsen de uzak dur!
- Kusura bakma, bir tek bu var. - Sorun değil.
Sondaj işinde çalışmak için Hindistan'a gideceğini söyledi.
Gitti de kısa süreliğine.
Günaydın efendim. Yardımcı olabilir miyim?
Sonra geri geldi.
Çünkü birisi onu gizli servise ihbar etmişti.
Geri geldi,
orospularla düşüp kalktı, bebek çoktan doğmuştu...
Ben de ona kararını vermesini söyledim!
İçmeyi de fuhuşu da bıraktı. Bir süre iyi gitti.
Sonra devrim oldu,
siyasi sebeplerle ayrı düştük, kahrolsunlar.
Macar kökenli biri olarak Târgu Mureș'e gitti,
o zamanlar, Mart 1990'da az kalsın iç savaş çıkıyordu.
Doğal olarak ben Romanyalıların, o da Macarların tarafındaydı.
Barıştık ama...
Neden geldin buraya?
Sensiz yaşayamayacağımı söylemek için.
İş yerindeki birkaç Romanyalıyla sorunları oldu.
Sonra işini kaybetti. 1993 gibi yeniden içmeye başladı.
Üzüntüden kahroldum resmen.
Ben bir şeyi bir kere söylerim.
İkinciye asla söylemem.
Ömür boyu taksicilik yaptıktan sonra emekli maaşım berbattı.
Hayatım işkence gibiydi.
Ne zaman öldü?
Kim?
Kocan.
Şerefsiz hâlâ hayatta, arka odada!
- Gyuri! - Kraliçeyi izliyordum.
Huzur içinde yatsın.
Bu Angela, adaşım.
- Merhaba Angela hanım! Ben Gyuri. - Memnun oldum.
Çok tatlı ve zarif bir kızsın!
Sen de Clark Gable'a benziyorsun.
- Teşekkürler! - Vay be!
Bir Petőfi Sándor şiiri okuyayım mı sana?
- Harika! - Şimdi de Eminescu.
"Eğer...
"Eğer bir yolu olsaydı Kalbimin en ateşli arzusuna erişmenin
"Işıl ışıl bir ayna olurdum Seni baştan ayağa süzmek için!"
- Çok tatlı. - Artist!
- Ovidiu geldi. - Merhaba.
- Angela. - Merhaba Ovidiu!
Bu Angela tatlım.
Çantamı alayım.
Acele etme.
- Tamam mıyız? - Evet.
SANDIĞINDAN DAHA GEÇ
"Hâlâ yaşıyorken şükretmeliyim
henüz sonumun gelmemiş olmasına!"
Gyuri, otur canım.
- Teşekkürler! - Otur.
Bay Ovidiu, başlayabilirsiniz.
Ben Ovidiu Bucă.
2020 pandemisi sırasında, fazla mesai yaptıktan sonra,
çıkış kapısına doğru giderken bir bariyerin yanından geçiyordum.
Bir iş arkadaşım, eski Dacia'sıyla hızla oraya doğru sürüyordu.
Bariyer gerekli şekilde boyanmamıştı,
o bariyere çarpınca bariyer benim kafama düştü.
Bu kadar hatırlıyorum, sonra da komaya girdim.
Bir yıl bir ay sonra uyandım.
O kadar uzun süre hareketsiz yattığım için
sırtım yatak yaralarıyla doluydu.
Ayrıca tekerlekli sandalyeye mahkum oldum.
Şimdi koruyucu ekipmanla ilgili öğüde geçelim.
Herkesin bu ekipmanları kullanması çok önemli.
- Biraz daha inandırıcı olsun. - Tamam.
Herkesin koruyucu ekipmanları kullanması çok önemli!
Harika.
- Gerçekten çok önemli. - Bir fotoğraf çekeyim.
Bakalım müşterilerimiz kimi seçecek.
Onu seçeceklerini sanmam. Şirkete dava açtı.
Umarım o gerizekalı Pepenaș seçilmez!
"Gerizekalı Pepenaș"a taktı kafayı.
Monte Kristo Kontu gibi!
- Bildin mi? - Filmi izlemedim.
Bir sahne var filmde, iki arkadaş idama mahkum ediliyor,
bir tanesine son anda af çıkıyor.
Diğeri şikayet ediyor, kendisi asılacağı için değil ama
arkadaşı asılmayacağı için.
Biraz anlıyorum aslında. Yanında biri olunca kolay.
Slovenya'da şöyle bir fıkra var.
Tanrı bir köylüye "Bir dilek tut" demiş.
"Dileğini yerine getireceğim, komşun da senin dileğinin iki katını alacak."
Köylü düşünmüş.
"Benim aldığımın iki katını mı alacak? O zaman bir gözümü çıkar!"
"Yunan köyü, yuva gibi." Sekiz harf.
K ile başlıyor.
Bilemedim.
Viktor Orbán hakkında ne düşünüyorsun?
Viktor Orbán harika bir lider!
Olağanüstü bir adam! Macaristan halkını bu kadar düşünen
bir lider daha önce hiç gelmemişti.
- Diktatör değil mi? - Hayır, değil!
Yaptığı her şey...
Halkın iyiliği için!
"Kalamata" olabilir.
Kalamata mı? Evet!
Bir tane daha: "Kızartma sonrası his". 11 harf.
"Mide yanması."
"Büyük yıldızlar". Beş harf.
"Rütbe."
"Sarılar için beyaz."
"Pirinç."
Bu son.
"Tanrı'ya ve ülkeye düzgünce hizmet."
- Nedir? - Mazbut.
- Tanıştığımıza memnun oldum. - Ben de.
Kendine iyi bak canım.
İki türlü erkek vardır, iyiler ve kötüler.
Uranüslü annem böyle derdi.
ROBOTLU AMELİYATTA BİR NUMARA
İşten sonra ne yapıyorsun?
Neden sordun?
Bir aşçı arkadaşın doğum gününü kutlayacağız.
Sen de gelirsin diye düşündüm.
Üstünü değiştirip makyaj yaparsın tabii.
Birkaç ufak dokunuşla hanımefendi gibi görüneceğine eminim.
Bu akşam işim var.
Üzüldüm. Çok üzüldüm.
100 ediyor.
Üstü kalsın.
Çok yazık oldu.
"Hanımefendi gibi."
Şimdi nasıl görünüyorum ki?
Sözleşme burada, imzalaman gerekiyor.
Özel odamız da var.
Bu fiyata tüm restoranı kapatamam.
Sadece iki saatliğine, müşterilerimizin öğle arasında.
Yine de...
- 8-10 kişi olacak, değil mi? - 11-12'yi bulabilir.
- Bu masa nasıl? - Mümkün değil!
Züppe Avusturyalılar bunlar,
tüm restoranı kapatmak istiyorlar!
- Yaylı çalgı dörtlüsü de olacak. - Ne olacak?
Yaylı çalgı dörtlüsü getireceğiz,
yemek sırasında çalacaklar. Schubert, Couperin filan.
Oswald Spengler'in Batı'nın Çöküşü kitabı.
Ünlü şef Antoine Bourdain'in,
sevgilisini bir ezikle bastıktan sonra intihar ettiğini söylüyorlar.
- Kendini öldürmüş bunun için. - Bilmiyorum.
Albeșteanu'yu arayıp tüm mekan için 8 bin avro daha isteyeceğim.
Sorun değil.
Londra'dan merhaba köylüler,
kraliçenin cenazesindeyim, zavallı amcık.
Naaşını mezara indirirlerken
gözümde yaşlarla aşağı baktım
ve gözyaşlarımın arasından mükemmel bir yeşillik gördüm.
Her bir çimen kusursuzca biçilmişti.
Ben de yeni kral Charles'a sordum.
Viscri'den tanıyorum onu.
Kamyoncu durağında takılan bir sürtüğü beraber becermiştik.
Çoğunlukla götünü yaladı gerçi, yaşından dolayı o kadar oluyor.
"Majesteleri" dedim.
"Kendi villamın bahçesini nasıl böyle yapabilirim?"
Charles da şöyle dedi: "Bo-bi-zah,
"çimleri sula, sonra da biç, bu kadar basit."
"Cidden mi?" dedim. Charles da "Evet" dedi.
"300 yıl sonra aynı bunun gibi bir bahçen olur."
Selam, n'aber?
İyiyim canım ama bu akşam buluşamayacağız.
Güya izinli olacaktım ama canımı çıkarıyorlar.
Şeye gitmem lazım...
Anladım. 10 dakikan da mı yok?
- Yok. Belki geç saatte. - Bakalım o zaman.
- Daha sonra arayayım mı? - Olur, bir sorumluluğum yok.
İmayı anladım.
İma filan yok, yeni bir kafes istemiyorum diyorum sadece.
Özgür bir kadın olmaya devam edeceğim.
Peki, sonra görüşürüz o zaman.
Kapatıyorum, bir randevum var.
Bu arada, Morii Gölü'yle ilgili haberini çok beğendim.
Daha çok böyle içerik yap. Bir fikrim var hatta.
Tamamdır.
Geçen haftadan beri 20 bin görüntülenme aldım.
Vay be.
Merhaba.
Kimse var mı?
O hareketi yapabilir misin?
Konuşamıyor demiştim.
Doğru, anlıyorum.
Teşekkürler. Bir fotoğraf çekeceğim.
Bilmiyorum ama bence konuşabilen birini isterler.
Eve gidip kestireceğim. Böyle devam edemem.
Lensler için başkasını gönder.
Başkası yok.
Canis Majoris setinde şoför yok mu?
Çekimleri aksatmak istemiyorum. Dönünce dinlenirsin.
Direksiyon başında uyuyakalıp kaza yapmaktan korkuyorum.
Sonum o minibüs kazasında ölen zavallı kasiyerler gibi
olsun istemiyorum.
Olumlu düşün!
Bir Red Bull iç veya yarım saat kenara çek.
Arabada uyumayacağım. Mümkün değil. Olmaz.
- Seni memnun etmek imkansız. - Tamam, görüşürüz!
Siktir git!
Hay...
Devam!
- Devam mı? - Devam!
Trafikte aşık olunur mu?
Sıradaki şarkının ardından hikayelerinizi dinlemek isteriz. Bizi arayın...
Kendi aşk hikayesini anlatmak için hatta biri var şu an!
Merhaba, kiminle görüşüyoruz?
Hadi, söyle de dinleyicilerimiz de duysun.
Merhaba! İnsanlar her sabah sizi arıyor...
Bugün itibarıyla özgür bir adamım Bu ofis sandalyeleri belimi mahvetti
Sen ölümsüz kıstaslarla Hakimiyetini kurarken
Gece gündüz çalış dur Tek kelime edecek vakit bulamadan
ÖZEL MÜLK
- Ee, Bobiță bugün kimi sikiyor? - Şehrin tüm orospularını!
Ben Angela, memnun oldum. - Ben de memnun oldum.
O tipine bayılıyorum. Bağımlısı oldum.
Andrei fazla bayağı buluyor.
Ne kadar da hassas! Neyse, yorgunluktan ölüyorum.
- Lensler için geldim. - Burada.
- Burası nasıl? - Çok fazla mesai dışında fena değil.
- Bir sürü yeşil ekran çekimi. - Ne çekiliyor?
Motor!
Kestik, kestik, kestik!
Aman be!
Battaniyeler gitsin.
Daha önce de söyledim, battaniyeleri alın, geri getirmeyin.
Maskeleri çıkaralım millet.
Daha enerjik olmamız lazım, şuna bakın!
Canavar bu, sizi yiyebilir. Anlaşıldı mı?
Yani korkmanız, canınızın derdine düşmeniz lazım!
Daha enerjik. Hey, maskeler çıksın!
Şimdi de burada mı çekim yapıyor?
Doktor Boll, kendisi meslektaşım, burada başka bir prodüksiyonda çalışıyor.
Tamam, peki.
Lens almaya gelmiştim, ben Angela Răducanu.
- Bizim lenslerimizi alamazsın! - Yok, yok.
Başka bir projeden. Sadece şeyi görmek istedim...
YouTube'da bir videonu gördüm...
Bazı film eleştirmenlerinin ağzını burnunu dağıtıyordun!
Aynen öyle!
- Neden yaptın bunu? - Nefret ediyorum onlardan.
Filmlerime bok atıyorlardı ama hepsini izlememişlerdi bile.
30 film çektim ben, sadece ikisini izlediler.
Sonra tüm filmlerim için kötü eleştiriler aldım.
Ben de dedim ki "Bakın beyler, beni mahvetmek istiyorsanız
"ben de sizi ringde mahvedeceğim."
Kalkıp geldiler, duman ettim hepsini.
Sinema tarihi bu.
Evet ama umarım filmlerim de sinema tarihi sayılır,
sadece film eleştirmeleriyle boks yapışım değil.
Ama eğlenceliydi ve bir sürü yönetmen beni ciddi ciddi tebrik etti.
"Ben de aynısı yapmak istedim ama boks yapamıyorum" diyenler oldu.
Assault on Wall Street filmini izledim
ve biliyor musun, bazen ben de bir silah alıp aynısını yapmak istiyorum.
Patronuma mesela. Ona söyleme sakın!
Ayrıca bu filtreyle kısa filmler çekip Instagram'a koyuyorum.
Korkunç! Dr. Jekyll ile Bay Hyde gibi.
Evet.
Benimle kısa bir filme var mısın?
Olur.
Merhaba, Doktor Uwe Boll yanımda
ve bizi kıskanan herkese
siktir git diyoruz!
- Siktirin gidin! - Siktirin gidin!
- Sen de siktir git. - Evet.
- Ve siktiğimin... - Siktir git!
Aynen öyle.
Beyefendi, birkaç saniye kaldı.
- Saniye mi, dakika mı? - Saniye.
Harika! Evet.
Hazır olun, sandalyemi çevireyim, sıradakini çekelim.
Yazar Robert Louis Stevenson'dan bahsettin.
Nasıl öldüğünü biliyor musun?
- Dr. Jekyll ile Bay Hyde'ı yazan mı? - Evet o.
Beyin kanaması geçirmiş, kafasının içi kan dolunca
halüsinasyon görmeye başlayıp
"Yüzüm değişiyor! Yüzüm değişiyor!" demiş.
Sonra da yığılıp kalmış, ölmüş.
Video için iyi bir nokta arıyoum.
Ben de dahil olabilir miyim?
Olur, bir yer bulayım da.
Vahşi Batı'dan Affedilmez Bobiță karşınızda!
14 karat altın çıkarıp bu Pocahontas'ı buldum.
Merhaba!
Ağzını sikip Romanya'yla ilgili
birkaç şey anlattıktan sonra
kendi yerli dilinde şöyle dedi...
Filtreyi sana uyguluyor.
Şöyle dedi: "Am dediğin dört ülke gibidir.
"İngiltere gibi ıslak, Kore gibi ikiye bölünmüş,
Vahşi Batı gibi kanlı ve Romanya gibi sikilme sevdalısı!"
Harika ve cesur bir adam.
Neden herkes ağlıyor ki? Kimse ölmedi.
Sana bakıyorum yavrum.
- Yaşasın komünizm patron! - Aynen patron!
Numara Ț, numara 72...
Hiç üçlü yaptın mı diye soruldu.
İstediğin kadar insanla...
Seks yapabilirsin.
Ama ben hiç yapmadım.
Dubai'deymiş diye duydum, Coca Cola reklamı çekiyormuş.
Otelde yemek yemiş, yorgun olduğunu söylemiş,
sonra da ölüsünü bulmuşlar.
- David Hemmings gibi. - O kim?
Meşhur bir oyuncuydu, Antonioni'nin Blow Up filmindeydi.
- Blow Job! - O Warhol.
Sarışın, seksi adam. Güzel dudaklı.
15 yıl kadar önce burada çekim yaptı, sonra sette kalp krizinden öldü.
Kameraman yardımcısı Rică'yı duymuşsundur, Covid'den öldü.
"Bir bakıyorum, ihtiyar kıpırdamıyor.
"Dede, uyansana lan!
"Ses yok. Dodo kuşu gibi gitmiş, salyası akıyor."
"Çekimler ilk haftasında iptal oluyor, tek kuruş olmadan bizi gönderiyorlar.
"İhtiyar göt ölecek zamanı buldu!
"Bunun için başka bir projeyi bırakmıştım."
Düşünsene!
Sadece bir fotoğraftan bir cinayeti çözen,
Blow Up'taki meşhur yıldızsın.
O Godard da o yaşında ötenazi yaptırdı.
Kedi gibi!
- Ne yapsaydı, kafasına mı sıksaydı? - Hıristiyanlığa sığmaz.
Doris geldi. Selam Doris!
Avusturya'dan patronumuz Doris Goethe.
Doris, trajediyi duymuşsundur,
canımız Massimiliano aniden öldü.
- Aklımıza Tibi geldi... - Merhaba.
Neyse ki seve seve hemen aramıza katıldı.
Haberi aldığımda gerçekten şoke oldum.
Ama başlayalım hadi çünkü bir saat sonra havalimanında olmam lazım.
Evet, gösteri devam etmeli.
- Kendini tanıtabilir misin? - Tabii ki.
2000'den beri televizyon ve reklam yönetmenliği yapıyorum.
Ayrıca bir uzun metrajım var, Mircea Eliade uyarlaması.
500'den fazla televizyon reklamı çektim.
En büyük müşterilerim OMV Petrom, McDonalds,
Procter&Gamble, Bonux markası, Beer Bucegi, ING Bank ve Dacia Renault.
Dürüst olmak gerekirse kendimi kötü hissediyorum.
Sırf büyük saygı duyduğum bir adam öldüğü için
bu işe alınmışım gibi hissediyorum.
yapma,
hayat böyle!
"Hayat böyle!"
Dondun mu?
Anlamadım.
Sorun değil.
Evet, yani işte...
Birileri öldüğü için başarılı olabiliriz elbette.
Goethe ve Shakespeare'in veya başka birinin hâlâ yaşadığını düşünsene.
O zaman kimse mesela Elena Ferrante kitabı basmazdı.
Geceleri müşterilere dikkat et demiştim sana!
Oyalanmak yok!
Hepsini çıkar!
Kes şunu, yol kesen eşkıya değiliz biz!
Ya Victorița'ya bir şey yapsaydı?
- Giyin fıstık. - Teşekkürler hanımefendi.
İnsanlar seni çıplak görebilir burada. Çok da görülecek bir şeyin yok.
Gül sen ama bu iş başına bela açacak.
Şunu belirteyim, reklam çekmiyoruz burada,
şirketimizin işçilerine verdiği önemi gösteren filmler yapıyoruz.
İşçilerin prosedürlere, kurallara ve mevzuata uymaları yönündeki
isteğimizi vurguluyoruz.
Koruyucu ekipmanları kullansınlar, işte baret filan taksınlar,
tehlikelerin farkında olsunlar.
Bu yüzü paramparça olmuş adam.
Bence uygun bir aday değil, fazla ürkütücü.
Merak etme Doris, onu eledik zaten.
Güzel, adam için üzülüyorum ama işte biliyorsunuz.
Evet, Tod Browning'in Freaks filmini andırıyor çok.
Yok, hayır.
İşte,
tuhaf yaratıklar filan, evet.
Ben bu kısa filmi şöyle görüyorum,
hasar almış olsalar da hâlâ hayatta bu insanlar,
badire atlatmışlar ve anlatacak bir hikayeleri,
bize, özellikle de diğer çalışanlara,
meslektaşlarına verecekleri bir mesajları var.
"Kurallara uyun şayet uymazsanız boku yersiniz."
Odak noktası bu olmalı!
Stile gelecek olursak her şeyi sekans olarak,
tek planda çekelim, geniş bir lensle,
mesela 25 mm Cooke S4 ile.
Gerçeklik hissi yaratır bu.
Ayrıca parayı da göstermemiz lazım.
Neticede mesele prodüksiyon değeri.
Bu yüzden kameraya doğrudan altın rengi yumuşatıcı filtre koyacağız,
sıcak, dore bir ışıltı verecek.
Tamam. Çok güzel.
Tamam.
Şimdi de kadroya bakalım.
Kameranın önünde olacak gerçek kahramanlara yani.
Belki Angela bize detaylı bilgi verebilir.
Tabii ki.
Merhaba.
Bu Mariana Docea.
İçki içip sonra düşmüş.
Çalışırken içki içmeme sorumluluğundan bahsediyor.
Ayrıca çok iyi bir anne.
- Hoş görünüyor! - Evet, harika biri.
İyimser ve güçlü, ayrıca şirketinize de sadık.
Süpermiş!
Ayrıca Çingene, bu da kapsayıcı olduğumuzu gösterecek.
Ama unutma ki
Romanya pazarı için iyi bir şey değil o.
- Acı ama gerçek. - Evet.
Sen daha iyi bilirsin.
Sıradaki.
Kaza kurbanı.
- Sizin kerhaneden çıkarken... - Kesimhane!
Bariyer mi ne hareket etmiş, onun da dikkati dağınıkmış,
bariyer sırtına ve kafasına inmiş.
Baret takmadığı için komaya girmiş ve yarı felç olmuş.
İyi biri, güzel bir gülümsemesi var, çok daha genç ve sağlıklı.
Neşeli biri, çok dokunaklı.
Ama Rusya'dan bahsetmemesi lazım.
Evet, evet.
Sorun değil, merak etme Doris.
- Ailesi var mı? - Evet.
Annesi ve bir kızı var. Karısı da var galiba.
Babası bildiğin deli, kafayı yemiş.
Klipte onlar da yer alabilir.
Aile değerleri, bir düşüneyim bunu.
Ufak bir sorunumuz var.
Adamın adı Ovidiu Bucă. Bucă Rumencede "onun götü" demek.
Hayır, "yarım göt" demek.
"Kaba etler", "kaba et".
Sorun olur mu?
Yani evet, özellikle de hedef kitle için.
Yani filmi görüp adının "Kaba et" olduğunu duyunca gülersin,
tüm dikkatin dağılır.
Bizim önerimiz, videoda sadece adını kullanmak,
- Ovidius. - Katılıyorum.
Bana uyar, onu seçelim bence.
Daha etkileyici, gerçekçi bir enerjisi var.
Peki,
patronum Bay Hans Frank'tan bir mesaj var.
O da kitapçığı okumuş ve şey istiyor. Geldi kendisi de.
- Merhaba Bay Hans Frank. - Merhaba.
Yönetmenimiz nerede?
Buradayım! Merhaba Bay Hans Frank.
Ben Tiberiu Berbece, sizinle çalıştığım için çok mutluyum.
Sana tek bir kelime söyleyeceğim:
duygu!
Evet.
Altın bir ışık yumuşatma filtresi kullanmak istiyoruz.
- Çıktı mı? - Evet.
- Duygu istiyor yani. - Ben "kurgu" diye anladım.
Hayır, duygu.
Yakın çekim istiyorum demek istiyor.
Sorun değil, 8K çekeceğiz, istediğin kadar yakınlaştırabilirsin.
Tamam!
Artık bu Zoom görüşmesini sonlandırabiliriz bence.
- Görüşürüz çocuklar! - Görüşürüz!
Sadece sana özel bir ikramımız olacak.
Kraliyet ailesinin resmi sağlayıcısı olan şirketten!
Tamam, görüşürüz!
Görüşürüz!
İyi geçti. Alnımızın akıyla çıktık.
Çok iyi geçti.
Kitap alır mısınız?
Bayan Jean Brodie'nin Zirvesi.
- Ne kadar? - Tanesi beş ley.
Altı vereyim, Seven Apocalyptic Years'ı da ekle.
Kardeşiniz kültürü artsın diye kitap aldı!
Göt Satmanın Zirvesi.
Orospunun biri yazmış,
Mooriel Spank.
Daha ziyade orospu özentisi, kim siker ki bunu?
O hanımefendiyi nasıl orospuya çevirdiğimi anlatıyor.
Zirvede bir sikiş değildi ama yaşlı amı çöl gibi kuruydu.
Bayan Broady'ye "Götüne biraz margarin sok" dedim.
Sonra da mısır koçanıyla siktim.
Pardon.
William Faulkner tarzı!
Sokaktaki zavallı bir dilenciden aldım,
bizim gibi dürüst vatandaşları sömüren puştlardan biri!
Siktir git!
Rodica, tanıştığımıza memnun oldum. Gel içeri.
- Ayakkabılarını çıkarmana gerek yok. - Teşekkürler.
Angela, tatlım! Gel yanıma!
Teşekkürler, şuraya otururum ben.
- İyi hissetmiyordu, kestiriyor. - Burada beklerim ben.
Kıyafet provasına gitmemiz lazım, Angela hanım geldi.
Video için sana para verirlerse o dağ gezisine gidebilir miyim?
Sondajda çalışırken Hindistan'a gitmiştim.
Bu şakayı biliyor musun?
Tüm Romanyalı kadınlar bunun için Macar atıyor!
Salman Rushdie'den ne haber?
- Öldü mü? - Bilmiyorum.
Olabilir.
Ama...
Olabilir.
"'Ah, ayakkabılarım Japon' dedi Gibreel neşeyle."
- Asansör çalışmıyor. - Evet.
- Sikeyim. - Merdivenleri kullanalım o zaman.
- Yardım edeyim mi? - Lütfen.
- Hallediyor musun? - Yardım edeyim.
- Tekerlekleri sabitliyorum. - Yavaş ol.
Yavaş, yavaş.
Göğüs kaslarını çalıştırmak için birebir.
Şarkı var ya hani...
- "Bebeğim, göğsünü çalıştır..." - Sus Ovidiu!
Yavaş.
- Bu daha alçak. - Evet, öyle.
Şu taşlara dikkat edelim.
- Çok fazla taş var. - Kaya resmen.
- Bir dakika. - Tabii.
- Yardım edeyim mi? - Rodica yardım edecek.
Hazırlanayım.
Kendi tekniğimiz var.
Dur, daha değil.
Şimdi mi?
Bir deneyelim.
- Tamam mı? - Sandalye için yardım lazım mı?
İdare eder o, tecrübesi var.
Ay'a bak, yıldızlara bak, cankurtarana bak!
♪ Vamos a la playa, sadece Mamaia'da
Mazăre'deki karnavallar Saint Tropez'dekinden daha ateşli!
Romanya'nın Ibiza'sı, parti varsa Tımarhane gibi, efsane
1, 2, 3, efsane!
Parti başlasın, parti patlasın
Masraflar kimden? Cankurtarandan!
Cankurtaran dedikleri, vali Mazăre.
Evet, eski bir Loredana şarkısı.
Mamaia Marşı.
Bence yozlaşmış biri değil. Siyasi tutsak.
Olabilir, biz bilemeyiz.
Tüm derdi gençler ve eğlenceydi.
Müziği kapatabilir misin
ya da kısabilir misin?
Radyo çalıyor.
Özür dilerim ama kapatırsam direksiyon başında uyuyakalabilirim.
Özür dilerim.
Müziğin nesi var ki?
Sakızları değişelim mi?
Benimki Orbit'ten daha iyi!
Ben kaçtım, iyi şanslar ve iyi akşamlar!
Teşekkürler.
Kraliyet treniyle geldim buraya,
TikTok'taki tüm hayranlarım için özel bir sorum var.
Ernst Kantorowicz, kralın iki bedeninden bahsetti.
Kral Michael'ın iki siki var mı demek bu?
- N'aber bebeğim? - Harika.
Videodaki o yaşlı osuruk kimdi?
Burada böcek öldürme videosu çeken Alman bir yönetmen.
Doktorum dememiş miydi?
Film eleştirisi doktorası var, umurumda değil.
- Sürprizim var demiştin. - Sürprizim, sürpriz olmaması.
Sürpriz beklerken sürprizsiz kalman.
Kahretsin!
Reglim bitti, ayrıca ağzıma da boşalabilirsin.
Çok iyi, evet.
Sikine bayılıyorum!
- Kenara çek. - Neden?
Kenara çek dedim!
Neden söylemedin?
Gyuri!
- Ne istiyorsun? - Bekle.
Ne zamandı?
Annenlerde kaldığın zaman mı?
Evet.
Ağzıma boşal!
Ağzıma sok!
Dur, ne yaptın be?
Elbisemi sperm yaptın!
Havalimanına gitmem lazım!
Bu saate ne havalimanı?
Kaltağın biri Avusturya'dan geliyor da.
Biliyor musun,
bir kere Danimarkalılar için porno çekiyorduk
ve sahnenin ortasında adamınki kalkmamaya başladı.
Altındaki o çıplak ve seksi taş gibi hatunun
üstünden kalkıp
sertleşebilmek için telefonundan PornHub'a girdi.
Korkunç bir durum gibi gelmişti bana.
- Bu halde nasıl gideceğim? - Simden hiçbir şey belli olmuyor.
200 ley borç verebilir misin?
- Kumar makinelerinde mi kaybettin? - Yok be!
Ödememi yapmadılar.
Ödeme yapsınlar diye yalvarıp duruyorum.
Ayrıca savaş yüzünden fiyatlar da arttı.
- Revolut'tan mı? - Evet, çok teşekkürler.
Temassız kart okuyucularının üstünde ne yazdığını gördün mü?
- Hayır, ne? - "Göz açıp kapayıncaya kadar öde."
Beş dakikaya oradayım, taksi durağında beklesin!
Orada zaten!
Bavulunu beklemesi filan gerekmiyor muydu?
- Kendimizi rezil ediyoruz! - Trafiğe yapacak bir şeyim yok!
Siktir git.
Siktir git! Ananı sikeyim!
Pardon!
Özür dilerim, ben...
- Özür dilerim, trafik berbattı. - Önemli değil.
Çok özür dilerim.
- Sadece bu bavul mu var? - Evet.
- Yarın akşam Singapur'a uçuyorum. - Süper, harika!
Evet...
Arabayı şuraya park ettim.
Otopeni'ye.
- Sıra benimdi! - Otopeni'ye gidiyor.
Sen götürmek ister misin?
Çok şanslıyım.
Başka bir kadın olsa...
Kolay kolay korkmam ben.
Uzun süredir taksicilik mi yapıyorsun?
- Beş yıl oldu. - Geceleri de çıkıyor musun?
Aynen öyle.
Karın taksici olsaydı anlardın.
Hiç taksici karım olmadı.
Hiç karım olmadı gerçi.
Olacağını da sanmam.
İhtiyacın yoktur zaten.
- Bir şey sorabilir miyim? - Tabii.
Goethe ile akrabalığın var mı?
- Yazar olan. - Evet.
Büyük büyük büyük torunuyum, tabiri caizse.
- İnanamıyorum! - Evet.
- Hayır! - Evet, baba tarafından.
Süper bir şey!
Sence şeyde yazdıkları, Dictung und...
Dichtung und Wahrheit.
Dichtung und Wahrheit'ta söylediği gibi,
genç yaşta istediklerini, yaşlılığında mebzul miktarda alıyor musun sence?
Hiçbir fikrim yok...
Dürüst olmak gerekirse pek okumadım kitaplarını, belki Faust ama...
Aileden olunca insan bir şekilde...
Canın istemiyor yani.
Doğru, tabii, tabii.
O yüzden umarım yetmişimi görürüm de...
Gerçi şimdiden çok yaşlı hissediyorum.
Bir de belki sadece Almanları kastediyordur, kim bilir?
- Buradaki şoförler çok agresif! - Evet!
Hepsi gerizekalı. Hiçbir şey umurlarında değil!
Buzău diye bir şehre giden yolda
trafik kazasında ölmüş insanlar için dikilen haçların sayısı mesafeden fazla.
Anlamadım.
Yol 250 kilometre kadar, haç sayısıysa 600 filan.
Birisi trafik kazasında öldüğünde
akrabaları kaza yerine bir haç dikiyor.
- Şimdi anladım. - Evet.
- Korkunç! - Evet...
Bazı haçların birden fazla insanı temsil ettiğini ve bazıları için
haç dikilmediğini düşünebilirsin.
Ya da çalınmış veya parçalanmış olanlar vardır.
Neden bu kadar kaza oluyor?
Çünkü tek şeritli bir yol ve emniyet şeridi de çok dar.
İnsanlar da o dar emniyet şeridine normal şerit muamelesi yapıyor.
Sanki iki şeritli bir yolmuş gibi ama değil.
- Tam bir salaklık. - Salağız zaten.
Kolayca çözülebilir bu sorun,
polisin insanları sadece yasal olarak belirlenmiş şeritlerde tutması gerek.
Kimsenin umurunda değil, bir başımızayız!
Açıkçası o yola çıkmaya çok korkuyorum.
Özellikle de prodüksiyon asistanı olarak çok araba kullanıp mesai yaptığım için.
Ne kadar çalışıyorsun?
Projem olduğunda mesela... Günde 15-16 saat,
bazen yirmiyi bile buluyor.
Sömürüyorlar bizi. Köle gibiyiz.
Umarım bu proje için fazla mesai yapman gerekmemiştir.
Bunun için, yok canım, tabii ki hayır, sadece sekiz saat, merak etme.
Ama bunun dışında bazı yabancı film
veya televizyon yapımları gerçekten felaket!
Hayvan muamelesi yapıyorlar bize.
Belki robotlar, Tesla veya diğer sürücüsüz arabalar çare olur.
Belki ama yazılımlarına güvenebilir miyiz?
Yani sürücüsüz arabalar...
Olabilir, neden olmasın ki?
Şöyle bir şey hayal edelim.
Sürücüsüz bir araba, yola çıkan bir çocuğa yaklaşıyor.
Ve çocuğu öldürmemenin tek yolu
sola kırarak arabayı sürücüyle birlikte duvara çarpıp
sürücüyü öldürmek.
Yazılım hangi kararı verir? Çocuğu mı öldürür, sürücüyü mü?
Hiç bilmiyorum.
Uçaktayken bir araştırma okudum,
Rumenler Avrupa'nın en yoksul halkıymış.
Avrupa ortalamasından altı kat daha yoksul.
Sadece Avrupa Birliği'nde mi, yoksa tüm Avrupa'da mı, bilmiyorum.
Bence sadece Avrupa Birliği'nde.
Çünkü Arnavutlar daha yoksul.
- Hem de daha ilkeller. - Evet, tabii.
Hassas bir meseleye girebilir miyim? Lütfen yanlış anlama.
Olur.
Şirketinin kereste için Romanya ormanlarını yok ettiği doğru mu?
Yoksa sadece söylenti mi?
Mobilya fabrikaları için kereste yani.
Ben pazarlama bölümündeyim, hiçbir fikrim yok.
Sanmıyorum. Hiç duymadım.
Ama böyle bir şey oluyorsa da Romanya izin verdiğindendir.
Rumenler hayır derse böyle bir şey olmaz.
Evet, yozlaşma her yerde, siyasetçiler yozlaşmış.
Muhtemelen.
Bunu kabullenen vatandaşlar da.
Ama sadece işimizi yapmak, bizim için en iyisi, bu kadar.
Mutluluğun sırrı bu. Taocuların dediği gibi "Wu wei".
"Akışta" yani.
Dünyanın akışına uymalıyız, hiçbir şeyi zorlamamalıyız.
Baksana, bu "manele" müziğini seviyor musun?
Bu turbo halk müziğini...
Evet, evet, evet.
Bazen evet. Tüm müzikleri severim, neden ki?
Biraz manele çalabilir misin?
Tabii ki!
Favorim Sandu Ciorbă. Çorba!
Ia de-aici că n-ai servici, "Bunu al çünkü işsizsin" demek.
Çok güzel.
Transilvanyalı.
Bunu al çünkü işsizsin
Düşmeyesin sakın
Vay be!
Kocaman! İnanılmaz.
Burada önceden bir şey var mıydı, yoksa boş muydu?
Yok, bildiğim kadarıyla bir mahalle vardı burada.
"Uranüs" gibi bir şey.
Çavuşesku bu koca sarayı yapmak için mahalleyi yıktırdı.
Pentagon'dan sonra en büyük saray.
Burada yaşayan insanlara ne oldu?
Evlerini yerle bir ettiler,
başka bir yerdeki apartman bloklarına yerleştirildiler.
Çavuşesku beyinsizin tekiydi. Romanya'yı mahvetti.
Uranüs'e lütfen.
Belki çocuk yapsaydınız evliliğiniz kurtulurdu.
Kesin kurtulurdu.
Beni dövdüğünde dört aylık hamileydim.
Benden bahsetmeyi bırakalım, ilginç bir hikayem yok.
Bence çok ilginç.
Çocuk yapmadığın için pişman değil misin?
Sadece yaptıklarımdan pişmanım.
Geç değil ama.
Benim yaşımda mı? Bir o eksik.
Neden ki? Genç gösteriyorsun.
Annen inanılmaz!
Demir kapının orada duralım.
İlginç.
Ne güzel bir Çingene Götünü sallayınca yüreğim hopluyor
Tuna Deltası'ndaki bir şey, yarın geri gelecekler,
çekimden hemen sonra.
Pardon, hanımefendinin adı neydi?
Goethe, G-O-E-T-H-E.
- Goethe'nin son sözlerini biliyor musun? - Hayır.
Güya "Mehr Licht!" demiş, "Daha çok ışık" yani.
Ama dedem bana aslında "Mehr nichts" dediğini söyledi.
"Daha çok hiçlik."
Böyle devam edemem Bay Vladimir.
Sen öyle san.
B) OVIDIU: HAM MATERYAL
"ŞİMDİ KAFANLA DUVARI KIRDIĞINA GÖRE YENİ HÜCRENDE NE YAPACAKSIN?"
Merhaba, ben Ovidiu Bucă. 24 Kasım 2020'de,
17 saat aralıksız çalıştıktan sonra...
Ovidiu desen yeter, soyadına gerek yok.
- Ovidiu yeterli. - Tamam.
Daha sıcakkanlı ve akla şairi getiriyor.
- Romalı şair. - Aynen.
Tristia ve Ex Ponto! "Carmen et error!"
Seyirci seni onlardan biri olarak görecek.
- Anladım. - Arkadaş gibi.
Bucă çok güzel bir isim. 18 yaşında girince değiştireceğim.
Eşinin soyadını alsaydı...
Senin adın işte, ne olmuş?
İlk duyduğunda biraz komik geliyor sadece.
Benim adım da "koç" anlamına geliyor, anlıyorum o yüzden.
Ovidiu, tane tane konuşmaya çalış.
- Elimden geleni yaparım. - Şartlar el verdiğince tabii.
Trajik bir şey yaşamış olsa da
onu mücadeleci biri olarak göstermek istiyoruz.
Motor!
Merhaba, ben Ovidiu.
24 Kasım 2020'de 17 saat aralıksız çalışmıştım.
Rusya ve Fransa'ya gidecek mobilya siparişlerimiz vardı,
tatil zamanı yaklaştığı için hepimiz çok çalışıyorduk.
Dışarı çıkıp otoparka doğru yürümeye başladım,
eve gitmek için arabama binecektim.
Buranın ışıklandırması pek iyi değil, geceleri zifiri karanlık oluyor.
Birdenbire
eski bir Dacia 1310 şuradan çıktı.
Sürücü bariyeri görmedi ve bariyere sürdü.
Boyalı değildi, bir silindire bağlı paslı bir metal çubuktu sadece.
Araba çarpınca metal çubuk uçtu ve kafama çarptı.
Bir yıl bir ay boyunca komada kaldım.
Selam.
Uyandığımda belden aşağı felç olduğumu öğrendim.
Bütün sırtım yatak yaralarıyla kaplıydı.
...bu otlar ve molozlar.
Tamam! Ağzına sağlık.
Çok iyi, çok dokunaklı.
Votkayı kaldırıp kamyonu çekmemiz lazım.
Ayrıca Rusya'dan bahsetmesin.
Şirketinin Rusya'da hâlâ şubeleri var.
Evet, yoksa insanları kovmamız gerekir, çalışanlarımızı önemsiyoruz biz.
İsviçre gibi tarafsızız biz.
Afişi kaldırmamız lazım.
O mobilya kamyonunu da çekelim.
- Rusya'dan bahsetme yani. - Sadece Fransa'dan mı bahsedeyim?
Git al şunu.
- Neyi? - Çerçeveyi.
- Bunun ne olduğunu biliyor musun? - Hayır.
- Radyoaktif serpinti sığınağı. - Gerçekten mi?
Kapısı kaynakla kapatılmış.
Ayrıca kaç insan sığar ki oraya?
Tüm ülkeyi alacak hali yok!
- Yeni film var mı? - Bu var işte.
Uzun metraj demek istedim, ciddi bir film, böyle şirket reklamı değil.
Her şey şirketler için artık.
Bu da bir Lumière filmi gibi görünüyor.
Lumière kardeşlerin fabrikadan çıkan işçilerin olduğu ilk filmi
belgesel kabul ediliyor ama ilk versiyon öyleydi aslında,
işçilerin fabrikadan çıkışını filme aldıklarında
çektikleri şeyi beğenmediler, o yüzden ikinci bir versiyon çektiler.
İşçileri geri gönderip fabrikadan tekrar çıkmalarını istediler.
Yani kurgu en başından beri işin içindeydi, reklamlar ve şirketler de.
Filmleri, Lumière fabrikasının reklamıydı aynı zamanda.
1897'de Meliès, Bornibus marka hardal için bir reklam filmi çekmişti bile.
- Hangi hardal markası dedin? - Bornibus.
- İzlemek isterim. - Maalesef kayıp.
Çekimlerden bir fotoğraf kalmış sadece. Fotoğraflar filmlerden daha uzun ömürlü.
Ama evet, Pro TV için bir dizi yapabilirim.
Scorsese'nin İrlandalı filminin uyarlaması,
Ruslara çalışan eski Romanyalı gangsterlerle.
Eski komünist gizli servis casuslarıyla.
Bobiță'nın selamı var!
Hava çok sıcak!
Şehir bugün çıplak götler ve memelerle dolu,
canıma tak etti! Çıkmayın evden ulan!
Buraya da bakamıyorum, şuraya da bakamıyorum,
memelerin ve götün meydanda olduğunda nereye bakacağım amına koyayım?
Siktiğimin orospuları!
Bu Bobiță karakterin çok kaba!
Aşırı karikatürleştirerek eleştiri yapıyorum!
Charlie Hebdo gibiyim ben puşt!
İran-Irak savaşı sırasında mayınları aktive etmeleri için
önden 14 bin çocuk göndermişler.
Biraz daha sola.
Ses.
Çekiyor.
- Hazır. - Motor!
Merhaba, ben Ovidiu.
24 Kasım 2020'de 17 saat aralıksız çalıştım,
Fransa'ya gidecek bir siparişi yetiştirmek için.
Tatil zamanı yaklaştığı için hepimiz çok çalışıyorduk.
Kesimhanede çıkmış, çıkışa doğru yürüyordum,
arabamı otoparktan alıp evime gidecektim.
Buranın ışıklandırması iyi değil, geceleri zifiri karanlık oluyor.
Birdenbire eski bir Dacia 1310 şuradan çıktı.
Sürücü bariyeri görmedi, bariyere doğru sürdü.
Boyalı değildi, bir silindire bağlı paslı bir metal çubuktu sadece.
Araba çarpınca çubuk uçtu ve kafama çarptı.
Bir yıl bir ay boyunca komada kaldım.
Uyandığımda belden aşağı felç olduğumu öğrendim.
Sırtım yatak yaralarıyla kaplıydı.
Herkesin iş yerinde dikkatli olmasını salık veriyorum,
böyle kazalar bir daha yaşanmasın diye.
Kestik!
Bravo Ovidiu.
Çok tekrar yapacak mıyız?
"Çok" derken ne kastettiğine bağlı.
Chaplin, Şehir Işıkları'nı çekerken 800 tekrar yapmış.
- Ne? - 800 hanımefendi.
Tek bir sahne için, hem de neden biliyor musun?
Virginia Cherrill'in konuşma biçimini beğenmediği için.
Sessiz bir filmde!
Ben Buster Keaton'ı seviyorum!
Ovidiu, fazla mesaiden bahsetmemen lazım.
Ya da derme çatma, paslı bariyerden.
Paslı olduğu görülüyor zaten, nasıl bahsetmeyebilirim?
Doina!
Cidden tehlikeli bu!
Ağır bir demir çubuk!
Yine araba çarpsa yine uçar.
Söylerim onlara.
Ben pazarlama bölümündeyim, benimle alakası yok.
Biliyorum ama bu adam...
Komünizm döneminden kalma, biz koymadık ki.
Bina iki savaş arası dönemden kalma bir güzellik. Şu pervazlara bak!
Bina daha eski ama bariyer komünizm döneminden kalma.
Ama devrimin üzerinden 33 yıl geçti.
Ama burası geceleri hâlâ iyi aydınlatılmıyor.
Sadece şu bloktan biraz ışık geliyor.
İyi ki söyledin, ileteceğim bunu.
Hallederler.
Güzel!
Ovidiu'nun koruyucu baretini takmadığını belirtmesi
bizim için çok önemli.
Ayrıca iş arkadaşlarına ve izleyen herkese koruyucu baret takmalarını
salık vermesini istiyoruz.
Covid kapmamak için maske takmamız gibi.
Koruyucu baret de aynı Bucă bey!
Covid ne alaka?
Baret zorunlu değildi, biz de o yüzden dava açtık zaten.
Mevzuat her yerde zorunlu olduğunu söylüyor.
İmzaladığın iş güvenliği tüzüğünde geçiyor.
- Bahçe de dahil. - Çıkıştaydım ben!
Orası da bahçeye dahil.
- Bariyerin iki metre ötesindeydim! - Orası da bahçe!
Mikron da olsa ışık yılı da olsa fark etmez!
Kusura bakma ama hâlâ mahkeme kararını bekliyoruz.
Kurallar öyle olabilir ama çok saçma,
bir şeyin düşme ihtimali yokken çıkış kapısında baret takmak!
Bariyer düzgün monte edilmiş olsaydı ve 30 kilo demir değil de plastik olsaydı,
kurallara uygun şekilde boyanmış olsaydı, burası bir tık daha aydınlık olsaydı
sürücü bariyeri görürdü.
Ya da işte böyle bir şey yaşanmazdı.
O yüzden yalan söylememizi bekleme.
Yalan söylemeni istemiyoruz ki!
Sadece sana para veren şirketin aleyhine şeyler söyleme.
Bir günlük çekim için bin avro az para değil.
İnsanlara yardım etmek için yapıyoruz bunu, kendimizi kötü göstermek için değil.
Kendini kötü gösteriyor.
Madem bariyerden memnun değildin neden sesini çıkarmadın?
Bir şeyleri değiştirmek için neden adım atmadın?
Yönetime bildirimde bulundun mu?
Hayır, o yüzden şu an şikayet etmenin anlamı yok.
Ben sadece gerçekleri söyleyeceğim.
O zaman neden baret takmadığını söylemiyorsun?
- Önemi yok çünkü. - Tabii ki var Bucă bey!
Baret taksaydın hiçbir şey olmazdı veya hafif yara alırdın.
- Bunu bilemezsin. - Saçmalama!
Bu çıkarımı yapmak gayet mantıklı, baret de bu yüzden zorunlu zaten.
Fazla mesaiye gelecek olursak,
ödeme aldın bunun için, o yüzden bahsetmenin anlamı yok.
- Ödeme almadım! - İstemen gerekirdi.
İstedi zaten ama şirketin zor bir dönemden geçtiğini,
herkesin fedakarlık yapması gerektiğini söylediler.
Kâr artışı olduğunu açıklamalarına rağmen.
Bay Hans Frank, kârın milyonlarca artmasıyla böbürleniyordu.
Avro! Avro hem de!
Pandemiden önce öyleydi belki ama yine de fark etmez.
Kâr artsa bile şirketin yine de bir sürü sorunu olabilir.
Negatif büyüme diye bir şey var.
Ama kaza, fazla mesai yüzünden oldu.
Beşte hava hâlâ aydınlık oluyor, sürücü o saatte bariyeri görebilirdi.
Spekülasyon! Kasım sonunda saat beşte hava kararmış oluyor.
Hayır, olmuyor.
Ayrıca tüm hafta hava güneşliydi.
Fazla mesaiden şikayet etmenin anlamı yok.
Bu zor zamanlarda biraz çaba gösterebilirdin.
Amerikalıları övüp duruyoruz
ama o hortum sırasında olanları gördün mü?
Kentucky'deki bir mum fabrikasındaki işçiler çalışmaya devam etti,
Amazon da bir işçinin hortum sırasında teslimat yapmasını istedi.
Birkaç dakika fazla mesai yaptın diye sömürüldüğünü mü sanıyorsun?
- Şikayet etmiyorsun. - Ediyorsun.
Ayrıca Kentucky mağara adamlarıyla dolu.
KFC'nin sahibi Colonel Sanders tam bir ırkçıymış.
- O yüzden benim tercihim McDonald's. - Benim de!
Ya da Burger King.
Kâr Litvanya'da arttı, burada değil.
Tibi, konuşabilir miyiz?
Bırak önce ne istiyorsa söylesin, sonra baret kısmını ekleriz.
Sadece ikinci kısmı kullanırız. Gerisini kurguda atabilir miyiz?
Atabiliriz tabii ama bence doğru değil.
Bunun öğretici bir film olması gerekiyor.
Doğruyu söylemesi.
- Sen de başlama. - Başlamıyorum da...
Ona ne söyleyeceğini dikte edemem.
Kurguda da atmam.
Sana görüntülerin tamamını vereceğim.
Kamera sürekli açıktı, istersen kamera arkası videosu bile çıkarabilirsin.
- Kurguyu biz yaparız o zaman. - Siz bilirsiniz.
Ben karışmam ama.
Adil olacağım ve tüm söylediklerini içeren görüntüleri vereceğim size.
Bir dakika, Doris arıyor.
İki dakika mola!
- Ben senin tarafındayım. - Teşekkürler.
Doğrular dışında hiçbir şey söyletmeyeceğim sana.
Mecburuz, dava hâlâ sürüyor.
Bu görüntüler aleyhimize kullanılabilir.
Savunma makamı "Kendi hatası olduğunu kendisi söylüyor!" diyebilir.
Bu doğru değil, hata onlarda.
Bunu kabul etmek iyi bir fikir değildi belki de.
Yapmak istemedik ama paraya ihtiyacımız var.
Bir zeytin dalı olur belki, bir anlaşmaya varabiliriz.
- Sakın pes etme. - Etmeyeceğiz.
Ama bu paragözler kendilerini kurtarmak için her şeyi yapar.
Ayık olmamız lazım.
II. Dünya Savaşı sırasında
bir infaz mangasının başında olan Amerikalı bir subay
askerden kaçtığı için infaz edilen herkese yanaşıp
kurşunları çıkarmış.
- Ne için? - Geliyorum oraya.
Bu kurşunlardan bir kolye yapmış.
Üstleri bunu fark etmiş
ve ceset soygunculuğundan askeri mahkemeye çıkmış.
Hikaye burada ilginçleşiyor.
Bu subay veya avukatı, cesetleri soymadığını iddia etmiş,
söz konusu kurşunlar infaz edilenlerin değil,
infaz mangasının malı olduğu için.
Yani subay aslında kendine ait olan bir şeyi geri alıyormuş.
Savcı da kurşunların elbette mangaya ait olduğunu
ama kurşunları ateşlemenin onları elden çıkarmak demek olduğunu belirtmiş.
Manga mülkiyet hakkından feragat etmiş oluyormuş yani.
İnfaz mangası esasen bir bağış yapmış yani,
kurşunları infaz edilenlere bağışlamış.
Bu da subayımızın, bağış yoluyla kurşunlara sahip olan cesetleri
soyduğu anlamına geliyormuş.
Ama subay veya avukatı da demiş ki
infaz öncesi ve sırasındaki tavırlarını göz önünde bulundurursak
belki şu sonuca varabiliriz,
infaz edilenlerin kurşun bağışını
net bir şekilde reddettiği sonucuna.
Kurşunları istemedikleri apaçık ortadaydı.
Bağışı reddettikleri için subay kimseyi soymuş sayılmaz.
Reddedilen bağışları, infaz edilenlerden geri aldı sadece.
Anlamadım.
Yağmur yağıyor.
- Uydurma mı bu hikaye? - Değil!
Tamamen gerçek.
Ben de okumuştum.
- Ne hüküm verilmiş? - Beraat tabii ki.
Siktirin gidin!
Hindistan'a geri dönün!
Bir daha gelirseniz bacaklarınızı kırarım! Piç kuruları!
- Hak ettiler. - Alt tarafı çocuklar hanımefendi.
Bugün çocuk, yarın hırsız!
Doris otelde, iyi hissetmiyormuş ama kareyi görmek istiyor.
Irkçı cadaloz!
Ioana Avusturyalı müşteriye gösterecekmiş.
Telefonuyla gelip monitördeki görüntüyü çekebilir.
Merak etme, çiseliyor sadece.
Islanıyoruz!
Görebiliyor musun?
Pek iyi göremiyorum ama eğer bariyer paslı ve kirliyse
karenin dışında kalsın.
Düşmanlarımızın eline silah vermeyi hiç istemiyorum gerçekten.
Peki, karede neler olsun o zaman?
Sadece bina olsun, bariyer olmasın.
Tamam, çüs! Böyle devam, görüşürüz.
Bariyerin karenin dışında kalması lazım.
Sorun değil, 8K çekiyoruz, istediğin kadar yakınlaştırabilirsin.
Yakın çekim bile olur.
Olmaz, çıkar onu. Yakınlaştırırsak yağmur damlaları görünür.
Çıkar onu.
Götür.
Komünizm döneminde de iş yeri güvenliği filmlerinin
işçileri suçladığını biliyor muydun?
O dönemde tüm filmler sansürleniyordu. Orospu çocukları!
Ovidiu!
Bariyeri kaldırdık, ona işaret etme o yüzden.
Arkaya geç, hanımlar ıslanmasın.
Komaya girdiğinden bahsederken elini tut.
Şefkatle.
Şefkatle, Angela ninede iş!
- Hepimize yetmiyor. - Bir tane daha getirelim.
- Çekimler arasında tutmak için. - Anlaşıldı.
Bu versiyonu telefonumla çekeceğim ki Doris patronuna gönderebilsin.
Telefonda kötü görünür.
Hans Frank ne çektiğimizi görmek istiyor.
Peki, git hadi!
Yağmur yağıyor.
- Ses! - Çekiyor!
Bir saniye, gidiyor musun?
Motor!
Merhaba, ben Ovidiu.
24 Kasım 2020'de 17 saat aralıksız çalıştım,
Fransa'ya yapılacak bir mobilya teslimatı için.
Tatil dönemi yaklaştığı için hepimiz çok çalışıyorduk.
Kesimhaneden çıkıp çıkışa doğru yürüyordum,
otoparktan arabamı alıp eve gitmek için.
Buranın ışıklandırması iyi değil, gece zifiri karanlık oluyor.
Birdenbire
eski bir Dacia 1310 çıktı şuradan.
Sürücü bariyeri görmedi ve bariyere çarptı.
Bariyer boyalı değildi, silindire bağlı paslı bir metal çubuk sadece.
Araba çarpınca bariyer uçup kafama çarptı.
Bir yıl bir ay boyunca komada kaldım.
Komadan çıktığımda...
Belden aşağı felç olduğumu öğrendim.
Sırtım yatak yaralarıyla doluydu.
Kıpkırmızı, açık yaralar.
Herkese koruyucu baretlerini giymelerini salık veriyorum ki
bir daha böyle kazalar yaşanmasın.
Kestik! Harika. Şemsiyeleri getirin.
Bravo Ovidiu!
Şimdi Avusturya'ya gönderiyorum bunu.
Yorumlarını bekleyeceğiz.
Siktiğimin yağmurunda bekleyeceğiz!
Gitmek istiyorsan ben götürebilirim.
Evet, hadi gidelim.
Şerefsizler!
O komünist filmlerde korkunç şeyler gösterirlerdi, kopmuş eller filan.
Onlar da işçileri suçlardı!
"Böyle bir hata yaptım..." filan dedirtirlerdi.
Selam, Bobiță karşınızda!
Burası radyoaktif serpinti sığınağım, içeride de birkaç sürtük var.
Çok fazla konuşamıyorum, etrafta insanlar var.
Tek söyleyeceğim şu:
Nazilere karşı savaşında Başkan Putin'i destekliyorum,
Zelenski'ye gelecek olursak, o beş para etmez Yahudi oyuncunun sonu
umarım Hitler gibi olur ve Ukrayna da onunla yok olur.
Ve Bay Putin de ilelebet burada kalır!
Slava Rossii!
- İyi misin? - Evet.
Surya Bonaly!
Putinci diye damgalanmaktan korkmuyor musun?
Hayır, umarım akıllı birileri kalmıştır.
- 30 saat mi çalıştın? - Bir kere 48 saat bile çalıştım.
Gençtim o zamanlar, şimdi olsa yapmam.
Dağlarda çekim yapıyorduk,
40 saat sürdü, bira reklamıydı.
- Geyikli olan mı? - Yok, sincaplı olan.
Artık 16 saatten fazlasını kabul etmiyorum.
- Herkes öyle yapmalı. - Yapmıyorlar ama.
- Herkesin kendi bileceği iş. - Yapımcıları kızdırmak istemiyorlar.
Hans Frank'ın metinle ilgili bir derdi varmış.
Bob Dylan gibi istiyormuş. - Ne?
"Mümkün değil. Metinde sorun var.
"O salak hippi Yahudi Bob Dylan'ın klibi gibi olsun. Kağıtlı filan."
Donald Trump gibi.
Zimmerman!
Bir dakika, anladım.
Bob Dylan bir klibinde şarkı sözlerinin olduğu kağıtları tutuyor,
sonra da tek tek atıyor onları.
Subterranean Homesick Blues.
- Subterranean Homesick Blues! - Evet, biliyoruz.
Kağıdımız var mı ki?
Sen metni yazarsan ben de çıktı alırım.
Yapalım o zaman. Birinci sayfa...
"İşten sonra."
İkinci sayfa "Çıkışa doğru gidiyordum."
Üçüncü sayfa "Bir araba bariyere çarptı."
Dördüncü sayfa "Baret takmıyordum."
Bir dakika, kağıt parlar.
Kamyonda büyük bir yeşil mukavva var.
- Onu keseriz. - Beyaz lazım, yeşil olmaz.
Yok, bu yeşil mukavva renk anahtarı işlevi görüyor.
İstediğin metni yazabilirsin oraya.
Çok iyi fikir Andi, harikasın!
- Yeşil kalmayacak mı? - Kalmayacak!
Yeşil olmasının sebebi, post prodüksiyonda kolayca değiştirilmesi.
- Bănel! - Buyurun efendim!
O yeşil mukavvadan on tane A3 kes.
- On yeter mi? - Daha az bile olur.
Demek Charlie Hebdo gibisin, öyle mi Angelica?
Belki kafana sıkarlar senin de.
Valeriu Sterian, Dylan'ın klibini baştan çekti.
Şeyli olan...
"Declaration" gibi ıvır zıvırlar olan.
- Bilmiyor musun? - Hayır.
Kim?
Valeriu Sterian'ın bir klibi var. Kağıtları tutuyor.
Bu şarkı.
- İngilizce mi? - Evet.
"İnsanlıktan geri ne kaldı?" diyen şarkıyı söylemiyor muydu?
...Devlet, Ayrılıkçılık, Fuhuş, Gösteriş...
90'lardaki meselelerle ilgili bence.
Bence o, Başkan Iliescu ile ilgiliydi;
kendine devrimin kaynağı diyordu.
O yüzden "Kaynak" lakabını takmışlardı.
Sizi de sikeyim, filminizi de!
O kadar önemsiyorsa Doris Goethe neden burada değil?
Neden bizi Heldenplatz'tan yönetiyor?
Hastaymış biraz, otelde o yüzden.
Aramızda kalsın ama dün gece serserilerle kafayı buldu.
2000 avro hesap ödedi.
Bizim masraflarımızı da onlar karşılıyor, arkalarından konuşmayalım.
Bayan Goethe, havasını kendine saklasın.
Thomas Bernhard okursan Avusturyalıların ciddi ciddi Nazi olduğunu görürsün.
Milyonlarcası 1938'de Heldenplatz'ta Hitler'i alkışladı.
İlhaktan gayet memnunlardı, sonra mağdur ayağına yattılar.
80'lerde eski SS subayı Kurt Waldheim'ı başkan seçtiler.
Tahammül edemiyorum onlara.
Buraya gelip ormanlarımızı yok ediyorlar,
biz de hiçbir şey yapmadan seyredip onlar için video çekiyoruz.
Hazır mıyız?
Sirk cambazı gibi çevik.
Çekime hazırlanıyoruz!
Bob Dylan'ın klipte yaptığı gibi tut bunları.
Ya da Vali Sterian gibi.
Sonra da tek tek küçük hanıma ver.
- Sessizce mi? - Evet.
Anlaşıldı.
- Ses! - Çekiyor.
- Hazır! - Motor!
Harika!
Şimdi Ovidiu, aynısı.
Mukavvayı ona ver.
- Daha yavaş. - Anlaşıldı.
Ve motor!
Çok iyi!
Yemek molası, sonra da evlere!
Yemek zamanı, çekim bitti!
- Nihayet! - Çok iyi oldu!
Çok iyiydiniz hanımefendi.
O yeşil mukavvalarda hiçbir şey yok.
Evet, metni sonra bilgisayarda ekleyecekler.
İstediklerini yazabilirler mi?
Öyle bir şey olursa ortalığı ayağa kaldırırım!
Merak etmeyin hanımefendi, ne dediysek onu yazacağız.
- Bizi kandırmıyorsunuz, değil mi? - Daha neler!
Dünya çapında bir şirketiz biz.
Uluslararası itibarımızı böyle bir şey için mahvetmeyiz...
Bize istediğiniz zaman dava açabilirsiniz.
Ne vaktimiz ne paramız var buna! Bıktık davalardan!
Bobiță soruyor:
Yamyamlar arasında hiç vejetaryen var mıdır?
Umarım bize zarar verecek bir şey yazmazlar.
Mümkün değil.
Aleyhimize kullanılabilecek bir şey.
Merak etme.
Hadi yemek yiyelim!
Elimden gelen tek şey bu. Sadece bu!
- Yanımızda olduğun için teşekkürler. - Ne demek.
Her yerim tutuldu.
Ilinca, bizi bekle!
Bin!
Köpek bana yaklaşmasın.
- Yemek yiyecektik ama. - Yemeğe gelin demişlerdi.
Eve bırakmam lazım sizi, bugün çok yoğunum.
Çok açız!
Hadi gidelim, siktir edin o şerefsizleri!
LUCIAN BRATU İMZALI ANGELA MOVES ON FİLMİNDEN PARÇALAR
IN THIS WORLD'DEN
ALINTILAR
CEHHENNEMİN ÇATISINDA YÜRÜYÜP
ÇİÇEKLERE BAKIYORUZ
TESTERENİN SESİ: YOKSUL İNSANLAR, KIŞ VE GECE YARISI
UYAN! UYAN!
HADİ ARKADAŞ OLALIM
UYUYAN KELEBEK
SEN ATEŞİ YAK
BEN DE SANA HARİKA BİR ŞEY GÖSTEREYİM
KOCAMAN BİR KAR TOPU!
MERAK ETMEYİN ÖRÜMCEKLER. EVİ BEN ÇEKİP ÇEVİRECEĞİM.
YAZAN VE YÖNETEN RADU JUDE
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.