Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
Vay efendim pişmanım. Olursun tabii.
Hâkime ateş açmak ne demek?
Milletin şirazesi iyice kaçmış savcım.
Sorma! Hangi savcı bakacak bilmiyorum ama şey bu yani...
...öldürmeye kast bu.
O değil de savcım, kardeşimi koruyacağım diye...
...kendini yakacak haberi yok. -Yaktı zaten.
(Gerilim müziği)
-Gel Göksu. -Eren Komiser'im.
Çıktı mı sonuç?
Söylesene kızım.
(Göksu) Eldivenden çıkan kılla...
...Ilgaz Savcı'nın test sonucu...
...yüzde 100 uyumlu komiserim.
(Gerilim müziği)
(Pars dış ses) Ilgaz, derhâl olay yerini terk et.
Terk etmezsem ne olur savcım?
Ilgaz bak...
Olay yerine gitmiş Ilgaz. Büyük suç.
Siz de sayemde öğrendiniz artık.
Umuyorum bu karar acele ya da duygusal değildir.
(Pars dış ses) Kendime, makamıma yakışmayacak şeyler yapmam.
Kimse için kimseyi kayırmam. Kimsenin de hakkına geçmem.
Ben dosyayı kapatalım demiyorum ki. Var mı başka bir şey?
(Eren dış ses) Evin yakınında yedi tane izmarit var.
-(Pars dış ses) Yani? -Yanisi olay sabahı hava yağışlıydı.
(Eren) Yerler ıslak. İzmaritler kuru.
Yani saçları dalgalanıyordu. Hatta şampuan kokusu doldu burnuma.
Eminim bir kadındı.
Laçin Hanım, sigara kullanıyor musunuz?
Yani arada. Nadiren de olsa arada içiyorum.
(Pars dış ses) Cinayet günü saat 15.00 desek...
...15.00 ile saat 20.00 arası neredeydiniz?
(Neva dış ses) Seni ilgilendirmez.
Ben mi soruyorum kızım? Hukuk soruyor, hukuk!
(Yekta dış ses) Olay yerinde bir eldiven bulunmuş.
-(Pars dış ses) Evet. -İçinde de erkek genotipine rastlanmış.
Bilgim dâhilinde Yekta. Hızlandırırsak talebi.
Ilgaz Kaya'nın DNA'sıyla...
...çıkan DNA'nın karşılaştırılmasını talep ediyoruz.
(Göksu dış ses) Eldivenden çıkan kılla...
...Ilgaz Savcı'nın test sonucu...
...yüzde 100 uyumlu komiserim.
(Gerilim müziği)
Ne var kardeşim? Önüne baksana! Böyle mi çıkılır?
Bunlar da zıpçıktı gibi her yerden çıkıyorlar!
-Aldın mı mahkeme kararını? -Aldım amirim.
(Metin) Şuraya bak, nelerle uğraşıyoruz!
-Amirim, mutlaka... -(Metin) Bak Eren...
...başlayacağım mutlakana da amana da!
Yürü!
Vekâlet tamam.
Dosyayı inceleyeceğim. Nasıl bir yol izleyeceğimize karar vereceğim.
-Sizi de haberdar edeceğim. -Tamam.
Sağ olun. Allah razı olsun sizden.
Yani beni almayacaklar, değil mi? İzin vermeyeceksin.
Annemle babamdan ayrılmak istemiyorum.
Ne olur Ilgaz abi, izin verme.
Üzülme sen. Biz elimizden geleni yapacağız.
(Ilgaz) Tamam mı? Merak etme.
Kızım hadi, avukat abiyi oyalamayalım. İşi gücü çoktur.
Başka yapacak bir şey yoksa biz gidelim.
-Haberleşiriz, görüşürüz. -Hoşça kalın.
(Telefon çalıyor)
-(Metin) Ilgazlar mı? -Ceylin arıyor amirim.
Açma. Testi yaptıralım, emin olalım, ondan sonra.
Haklısınız amirim.
Zaten kesin bir yanlışlık var. Boşu boşuna canları sıkılmasın.
Eren, çıkmadı mı sonuç?
Tamam, cevap veremiyorsun da en azından bir mesaj falan at.
Bekliyoruz burada.
Eren'den ses yok mu?
Yok. Cevap bile vermiyor telefona.
Çıkmamıştır daha.
Zaten sonucu biliyoruz. Sakin.
Sen böyle söyleyince neden bir sakinliyorum acaba?
Sihirli güçlerim olduğunu söylerlerdi hep.
Öyle mi? Kim söylerdi mesela?
Neyse. Hadi yeni müvekkilin hayırlı olsun son dosya bükücü.
-Sağ ol. -Bu arada yanlış duymadım, değil mi?
Otele girerken iki gün sonra dediler duruşma için.
-Doğru. -İki gün sonra duruşman var ve...
...sorun yok mu?
Ben niye o zaman mobilya fabrikasında o kadar azar yedim?
Hayır, bir de kabul ettim diye bayağı bir ton laf ettin.
Bir kere bu karar duruşması değil. Daha ikinci duruşma.
Psikolog değerlendirmesi sunulacak.
Hâkim, Melike'yi dinlemek istemiş. Yol daha çok uzun.
Yekta, benim dayanacak gücüm kalmadı. Ben gidiyorum.
Tamam, git. Geliyorum ben.
Bir isteğiniz olursa ofiste olacağım Yekta Bey.
-Tamam. -Tekrardan başınız sağ olsun.
(Yekta) Sağ olun. Dostlar sağ olsun.
-(Erkek) Başınız sağ olsun. -Sağ olun.
(Gerilim müziği)
Şu giden adam kim?
Çok eski bir tanıdık.
Öyle mi? Ne kadar eski?
Ne oluyor Seda?
Oğlumu daha yeni toprağa verdim. Yorgunum.
Ne bu sorgu sual? Kimse kim!
(Seda) Ilgaz Kaya'nın dedesi olduğunu biliyorsun herhâlde.
Herhâlde Merdan Kaya'nın kim olduğunu biliyorum.
Pardon? Hiç tedirgin olmuyor musun?
Senin şu an saldırdığın, katil dediğin insanların tarafında bu adam.
Karşında yani.
Beni hiç korkutmuyor. Biz birbirimize karışmayız.
Ne o bana karışır ne ben ona.
Ama seni tedirgin etmiş, belli.
Sessiz kaldığına göre.
Seni şöyle bir silkelemiş. Boncuk boncuk terliyorsun.
Ne yaptı Merdan Kaya? Çok merak ettim.
Ben de şu karşılıklı sopamızı saklarız hikâyenizi merak ettim Merdan'la.
Altında nasıl bir pislik saklı acaba?
Fazla merak iyi değildir Sedacığım.
Örtüyü sakın açma.
Maazallah altındaki pislik üzerine sıçrar.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yavrum nasıl tuttu ama annesiyle babasının elini giderken.
Vermeyeceksin beni değil mi, izin verme dedi yine.
-Sen ne dedin? -Elimizden geleni yapacağız dedim.
Ne deseydim yani? Hâkim seni biyolojik ailene verebilir...
...kendini buna hazırla mı deseydim?
İpek Hanım'ın içine bu annelik ateşi neden birden düştü acaba?
Neden şimdi?
Bilmiyorum ama kazanılması en zor davalardan biri bu.
Yani genelde çocuk biyolojik aileye veriliyor.
Tabii başka bir çıkarları, bir sorun, ne bileyim, ailenin bir kusuru...
...bakamayacağı bir hâl, işte bağımlılık hâli falan gibi.
Ya da çocuğa zarar verecek bir durum.
Aynen.
Teori şahane...
...ama ispat etmek gerek. Varsa tabii böyle bir durum.
Bizim bu...
...emsal davalara, Yargıtay kararlarına falan bakmamız lazım.
Hangi durumlarda biyolojik aile aleyhine kararlar verilmiş?
Şöyle, biyolojik ailenin Melike'yi neden hak etmediğini bulacağız.
(Ceylin) Ona iyi bakamadıklarını iddia edeceğiz.
Evlat edinen aileninse Melike'yi ne kadar sevdiğini...
...ona ne kadar değer verdiğini, mevcut ailesinde kalmasının...
...Melike'nin yararına olduğunu ispat edeceğiz.
Bu arada bu İpeklerin çocuğu mu olmuyor acaba?
Olabilir.
İhtimal ama bu onları daha haklı duruma getirmez mi?
(Ceylin) Evet.
(Müzik)
Komiserim?
Oğlum, bu ne hâl?
(Erkek) Para yoksa gebertiriz oğlum seni!
Akıllı ol, getir parayı, kurtar kendini!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sıkıntı yok abi.
Öyle bir küçük olay yaşadık ama hallettik.
(Eren) Polisle ne sıkıntısı olabilir oğlum?
-Mukavemet falan mı oldu? -Yok abi, yok.
Bizim teyze oğluyla bir mesele yüzünden biraz dalaştık ama...
...aile arasında hallettik konuyu.
Geçen Ilgaz Savcı'nın numunesi alındığında yoktun. Ondan mı geciktin?
Yok abi, ben buradaydım. Yemekhanede kahvaltıdaydım.
Ama Göksu hevesli tabii.
(Niyazi) Atlayıp almış hemen örneği.
(Gerilim müziği)
(Göksu) Büyük olay kaçırdın.
Sabah Ilgaz Savcı'dan örneği ben aldım test için.
Bu tamam.
Aa! Ne oldu? Ne bu suratının hâli?
Yok bir şey yok. Hadi sen git havanı al.
(Gerilim müziği)
Ne hevesle atlaması komiserim?
Yeminle görmedim ben Niyazi'yi sabah.
Pars Savcı'm da yapsın hemen deyince...
...yaptım testi ben de.
Tamam, neyse, uzatmayın.
Örnekler elinizde, değil mi?
-Evet amirim. -Tamam. Mahkeme emri de burada.
Hadi bir daha yapalım şu testi. Belli ki bir yanlışlık var. Düzeltelim hatayı.
Emredersiniz amirim.
Niyazi, abiciğim sen de sana zahmet iki tane çay söyle bize.
Ben amirimle beraber sonuç çıkana kadar burada bekleyeceğim.
Tamamdır abi.
Şimdi evlerini gördük.
Bence İpeklerin maddi durumları gayet yerinde.
Galiplerle karşılaştırırsak mükemmel hatta.
Maalesef sunacakları imkânlar bakımından oldukça avantajlı biyolojik aile.
-Tamam da her şey para mı canım? -Değil tabii.
Bir de yani işte bu evinin, kendisinin enerjisi falan, ne bileyim.
Bu arada sen öyle basıp gittin ya...
...sonra karşı komşu beni görünce çat diye kapattı kapıyı.
Bence bunlar kesin kavgalı.
-Buradan kesin bir şey çıkar. -Çıkabilir.
Sen evdeki kırık mobilyaları, duvardaki izi gördün mü?
Yok.
Kadını harcadın bir de orada. Sen ne ara gördün kırığı çatlağı?
Apartmana temizliğe gelen Aydan Hanım fark etmiş.
Anladı hamile olduğumu.
Çocuğu olmuyordu, aramızda anlaştık.
(İpek) Birkaç ay sonra ben gizlice doğum yaptım.
Aydan Hanım bebeği aldı gitti. Bir daha hiç görmedim.
Dediğim gibi çok gençtim.
Okuluma, hayatıma döndüm.
Aradan yıllar geçti.
Altı yıl önce Salih yine çıktı karşıma.
Tekrardan âşık olduk.
Evde bir sıkıntı, kavga olabilir.
Karşı komşuları da bundan uyuz oluyor olabilir bunlara.
O zaman tekrar gitmemiz gerekiyor.
İnşallah karşılaşmayız şu soğuk nevale İpek'le.
UYAP'tan vekâletimizi verelim. Bir dosyaları inceleyelim, sonra gideriz.
Tamam, bana uyar.
Seninle çalışmak ne güzelmiş böyle.
(Ceylin) Çatır çatır tartışmak, uzlaşmak.
Seninle uzlaşmak da büyük başarı. Aferin bana.
Ha ha!
(Ceylin) Vallahi hızlı bir giriş yaptın sahaya.
Tahminimden hızlı gelişiyorsun.
Yani eksiklerin var ama gidereceksin. Merak etme.
Evet.
Dahiliye uzmanlığından yeni istifa ettiğim için...
...kavrayamıyorum hocam. Tabii tıp ve hukuk bambaşka disiplinler ne de olsa...
...ama sayenizde aşacağım bütün zorlukları.
Ben öyle mi demek istedim?
Ne demek istedin?
Bir uzlaşsak mı acaba?
Tabii hocam. Ders tekrarı her zaman iyidir.
(Müzik)
(Kapı vuruldu) Kesin Eren. Sonuçlar çıkmıştır.
-(Ceylin) Sen kahve içer misin bu arada? -Olur.
Müsaade var mı? Konuşmamız gerek.
(Pars) Kolay gelsin Avukat Bey.
(Kapı kapandı) -Sağ ol ama hoş gelmedin sanırım.
Maalesef sert bir giriş yapacağım.
Burada olmam da doğru değil de zaten.
Senden alınan örnekle eldivenin içindeki kıl yüzde 100 uyuştu.
-(Pars) Şimdi ne yapacağız Ilgaz? -Mümkün değil bu.
Bu odadaki herkes bunu biliyor, değil mi? Mümkün değil bu.
Onu biz de biliyoruz ama rapor bu işte.
Dünyanın en saçma şeyini tutuyorum şu an.
Bir yanlışlık, bir hata falan olamaz mı?
-Ya da kumpas? -Onu göreceğiz.
Eren başında. Test tekrardan yapılıyor.
Nasıl yani?
(Ilgaz) Nasıl ikna ettin hâkimi?
Nasıl bir makul şüphe sundun testin tekrarlanması için?
Ricacı oldum Ilgaz.
Yani sana kefil oldum.
(Müzik)
Vallahi şiştim.
Ne kadar uzun sürüyormuş bu kıl tüy işleri böyle.
Zamanında Ilgaz Bey'in olay yerine ziyaretine engel olsaydınız...
...şimdi burada bu sonuçların peşine düşmezdik Eren Bey.
Ayıkla şimdi pirincin taşını, toprağını.
Gerçi kime diyorum ki?
Sen söyle sen işit Metin.
İnsan bir engel olur Eren.
Bir dur der.
Sana da aferin yani.
Aynı naneleri yiyorsunuz...
...ondan sonra da yok öyle oldu, yok böyle oldu.
Amirim gitti, Ilgaz gitti...
...ama sadece baktı.
Başka bir şey değil. Başka türlüsü aklımıza gelmez.
Tabii.
Benim de zaten aklıma gelmezdi savcılığı bırakıp avukatlık yapacağı.
Etme kurban olayım. O başka, bu başka amirim.
Aynı (***) laciverti!
Ne yapıyorsa Ceylin için yapıyor.
Onu kurtarmak için.
Gerisi umurunda değil. Yansın dünya.
Yok vallahi amirim. Bak, ben buna şerh koyarım.
Ilgaz bu. Olur mu öyle şey?
Göksu da acemi. Vallahi billahi.
Bir saatte çıkamadı işin içinden.
Bak, çıksın sonuç göreceksin. Ilgaz'la hiçbir alakası yok. Göreceğiz amirim.
Göreceğiz bakalım, göreceğiz.
Velev ki kumpas...
...ama yani bu ortaya çıkıncaya kadar...
...başımıza ne işler açılacak biliyorsun Ilgaz.
(Pars) Bunun neye sebep olacağını.
Soruşturma açılacak sana.
Onu geç. O zaten çoktan açıldı bile.
(Pars) Yekta çoktan öğrendi olay yerine gittiğini.
Gitti, şikâyette bulundu...
...savcı da soruşturma iznini almış...
...soruşturma dosyasını başlatmış, incelemeyi de başlatmış.
Bu olay yerindeki polisleri de ifadeye çağırmış...
...gelip ifade versinler diye.
Benim bundan niye haberim yok?
Sen tutukluydun o sırada.
Öfkeni anlıyorum.
(Ilgaz) Beni gözettiğin, kolladığın için sağ ol.
Evet, gittim ama iki tane polis şahit. Elimi hiçbir şeye sürmedim.
Takipsizlik verilecek, kapanacak.
Kapanacak? Bu rapor sana bir şey ifade etmiyor sanırım.
Etmiyor.
Çünkü ne eldivene ne de başka herhangi bir şeye elimi sürmedim.
Burada odaklanmamız gereken konu ben değilim, Ceylin.
(Ilgaz) Yekta öğrendiği an üçüncü kişi şüphesini kaldırtmak için saldıracak.
Tutuksuz yargılamaya itiraz edecek, anında tutuklu yargılama talep edecek.
-Söz konusu Ceylin. -Onu ben de biliyorum...
...da ben mi çevirdim arapsaçına soruşturmayı?
Karı koca sağlı sollu bana geliyorsunuz.
Yani öyle arada öyle sıkıntıda bırakıyorsunuz ki beni...
...elimi kolumu bağlıyorsunuz.
Eşi delil değiştiriyor diyecekler.
Karısı dışarıda serbest diyecekler.
(Pars) Aa, dosya tehlikede. Hemen Ceylin Hanım'ı alalım yeniden içeriye.
Allah aşkına kendini benim yerime koy.
Mevcut delillerle böyle bir talepte bulunulsa ne yaparsın?
Direkt yollarsın sulh cezaya. Yanlış mıyım Ilgaz?
Emin değilsen, incelemen daha bitmediyse bekle.
-Savcı olarak bu hakkın. -Sağ ol.
Mesleğin 12. yılında iş öğreniyorum sayende.
(Pars) Onu ben de biliyorum.
Bu bende kalacak.
Sonuç tekrar çıkana kadar da kimse bilmeyecek.
Dua edelim de bir hata bir şey olsun.
Ben şimdi Eren'in yanına gidiyorum.
Ben de geliyorum.
Ben de.
Evet. Herkes ne yapacağını biliyor, değil mi?
Bu bir süreliğine son bir araya gelişimiz arkadaşlar.
Sen tamamsın, değil mi? Yok bir sıkıntı?
-(Serdar) Dediklerimizi unutma. -Tamam.
-Serdar. -Efendim?
Eminiz değil mi bak, risk falan yok?
Kardeşim, sen kankana güven. Ayıp ediyorsun.
Hadi kızlar, görelim sizi bakalım.
-Telefonuna bakarak ol. -Tamam tamam.
-Hadi 'ciao'. -Hadi görüşürüz.
-Hadi bye. -(Serdar) Hadi görüşürüz.
Dikkat edin.
(Serdar) Hadi bakalım.
Sen gelmiyor musun?
Yok, benim az işim var. Sen git.
İyi, tamam hadi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Şimdi böyle kriminale cümbür cemaat dalmak da olmaz. Doğru değil yani.
Hem sizin işiniz ne, değil mi?
Ben Eren'i aradım ofisten. Az kaldı savcım, çıkacak dedi.
Ne yapalım? Şimdi siz şu ciğerciye geçin.
(Pars) Hem sessiz sakin. Orada bekleyelim.
Olur.
Şimdi emniyet birimlerinin önünde de böyle sürekli...
...dip dibe görüntü vermek doğru olmaz.
Mantıklı.
Ben geçtim.
Bu da dövüyor mu seviyor mu belli değil.
Şu an o kadar zor bir şey yapıyor ki...
...kendini tehlikeye atıyor.
Hiç alınma, boş ver. Gel.
(Müzik)
Kolay gelsin.
Şöyle geçelim.
Bunu da halledeceğiz, biliyorsun değil mi?
(Duygusal müzik)
(Erkek) Hoş geldiniz savcım. Her zamanki gibi kimyonlu mu?
Ekip bir gelsin de ondan sonra bakarız.
(Telefon çalıyor)
Eren.
Maalesef yine uyuştu savcım.
(Eren) Makine Ilgaz Kaya diyor başka bir şey demiyor.
Eren, bu durumu bir konuşmamız lazım.
Ben bu kriminalin karşısındaki ciğercideyim.
Bir buraya gelin, bir konuşalım.
Anlaşıldı savcım. Biliyorum yerini. Geliyoruz.
-Ne diyor? -Ne desin amirim?
-Gel, ne yapacağız bir bakalım diyor. -İyi. Yürü hadi.
(Müzik)
Geldi bizimkiler.
(Metin) Bunların ne işi var burada?
Burası özgür bir ülke Metin abi. İsteyen istediği yerde ciğerini yer.
Yesinler, yesinler savcım da...
...kendi ciğerlerini yemesinler.
Amirimin sinirler biraz zıpladı da savcım.
Onu anladık. Eren...
...başında durdunuz, değil mi?
Başında da sonunda da dursak sonuç değişmiyor savcım.
Demek ki birisi örneği içeriden değiştirdi.
(Pars) Başka bir açıklaması yok bunun.
İyi de kim?
Hangi cüret, hangi cesaret adaleti yanıltmaya kalkar?
Emniyetin adına leke sürer?
Örneklerin değiştirildiğini üçü de biliyor.
(Ilgaz) Yoksa bu saçma sonuç çıkmaz.
Ceketi de bu yolla kaybettik.
Kriminali deşmek gerek.
Şu an o masada olabilirdin.
Ben olduğum yerden memnunum.
Vallahi savcım, ya dışarıdan biri sızdı...
...girdi hayalet gibi içeriye...
...ya da hiç dilim varmıyor ama...
...ne bileyim, içeride bir çürük yumurta var.
Bak Eren, insanız.
Hepimiz hata yaparız ama önemli olan hata yapanı aramızdan ayıklamak.
Yoksa alnımız açık biz nasıl gezeceğiz?
Şimdi soru şu, kim?
Kim?
Bu ceket yanma olayı vardı ya kriminaldeki amirim.
Hatırlıyorsunuz, değil mi?
Evet ama işkillenecek bir durum yoktu ortada.
Ama yani insan şimdi düşününce yani diyor, olabilir mi acaba diyor.
(Pars) Hatırlasana.
Biz Yekta'nın evinden iki tane kan örneği almadık mı?
Aldık.
Örneklerden birisi el altından yok edilmedi mi?
Vallahi yaşayın savcım. Ben bunu tamamen unutmuşum.
Şimdi onu bunu bırak da biz bu içeriden kime güveneceğiz Eren?
Kime güveneceğiz?
Niyazi var.
(Eren) Kaç yıllık ekip arkadaşımız.
Çok da düzgün çocuk. Öyle değil mi amirim?
Olabilir tabii.
Babası da polisti rahatsızlanmadan önce. Arkadaşımdır, tanırım.
Çok dürüst, mazlum bir ailedir.
İyi, çağıralım Niyazi'yi.
Zaten savcım, eğer içeriden birisi yaptıysa bu işi...
...yine içeriden biriyle bulunacak.
Ara, gelsin Niyazi.
Arayayım aramasına da savcım, yine de bu şey ihtimali düşünelim değil mi...
...dışarıdan biri olma ihtimalini?
Tabii Eren. Biz herkese tek tek bakacağız yani.
Kimse bu adalete çomak sokmaya çalışan kişi, bulacağız.
Cezası verilecek.
Bu arada ben merkezden onay aldım. O dosyalar tamamdır.
Tamam. Ben geçince sisteme girerim. (Telefon çalıyor)
Tamam.
-Siz devam edin, geliyorum. -Tamam.
-Alo, Zümrüt? -(Zümrüt ses) Dışarı gel hemen Osman.
Bankanın oradaki parkta bekliyorum.
(Telefon kapandı)
Zümrüt.
-Ne oldu? İyi misin? -Aylin abla geldi sabah.
-Bebek kimden diye sordu. -Ne ara? Sen ne dedin?
Ne diyeceğim? Bu nasıl bir soru Osman?
(Zümrüt) Ziver'den dedim tabii.
Tamam, ağlama gözünü seveyim. İçim parçalanıyor bak.
İnanmadı bana. Test yaptıracağız dedi.
Anne karnındayken bile belli oluyormuş babası kim.
(Zümrüt) Ondan yaptıracaksın dedi bana.
Ben test falan yaptırmam Osman.
Tamam, dur, bir sakin.
Neyin testiymiş ya öyle kafasına göre! Olur mu öyle şey?
Olurunu olmazını bilmiyorum, Osman. Bana dediğini diyorum.
Kolumdan tutacak, teste götürecek. Ne yap et karına engel ol.
(Gerilim müziği)
-Nedir? -Vallahi abi, bir halt ettikleri yok.
Pörtlek gözlü çocuk var ya, onun gittiği teras gibi bir yer var.
Orada toplaşıp, yiyip içip, müzik dinliyorlar.
Sonra da dağılıyorlar. Ben bir şey görmedim. Çok sıkıntı yok gibi.
-Tamam. -Sen gene de gözünü Çınar'dan ayırma.
Bugünlerde bir tuhaf. Ne yapıyor ne ediyor iyice gözle.
Eyvallah abi. Emrin olur.
(Gerilim müziği)
(Eren) Niyazi, gel.
Ciğerim, gel.
Ciğercide de ciğerim diye samimiyet gösterisi!
Sayın Savcı'm. Amirim.
Gel bakalım Eren'in ciğeri Niyazi. Otur.
Niyazi, biz seni son test için çağırdık.
-Buyur abi. -Şimdi bak...
...belli ki bu kriminalin içinde bir (***) dönüyor.
Ya içeriden ya dışarıdan örnekler değiştiriliyor.
Ne diyorsun? Böyle bir şey olabilir mi?
Çok zor. Sanmam amirim.
Ama tabii olur mu olur. Sonuçta imkânsız değil.
Tamam aslanım. O zaman bu işi kim yapıyor, bulacağız.
Emrinizdeyim amirim.
-Herkesi inceleyeceğiz. Tamam? -Tamamdır.
Tabii bu çalışma büyük bir sessizlikle yürütülecek.
Kimse bu satılmış kişi, kimse bu içeri girme becerisini gösteren kişi, bulunmalı.
Niçin? Sadece bizim için de değil. Emniyetin selameti açısından da bulunmalı.
Emredersiniz savcım.
Tamam ciğerim. Hadi sen geç, ben geleceğim.
Tamamdır abi.
Savcım. Amirim.
(Gerilim müziği)
Şimdi biz bu Niyazi'ye güvenecek miyiz?
-Niye öyle dediniz ki şimdi savcım? -Bilmem. Neyse, tamam.
Ben de geçeyim. Kriminaldeki dışarıdaki kameralara…
...koridordaki güvenlik kameralarına falan bir bakayım, bir şey bulabilecek miyim.
-Geliyor musunuz amirim? -Geliyorum.
(Eren) Hadi görüşürüz savcım.
-Çok kızgın. -Dağıldıklarına göre plan tamam.
Tekrarlanan testin sonucu masadan anlaşıldı herhâlde.
Çok saçma. Çok.
Belli ki katili bulmaya yaklaştık, biri de o ihtimali elimizden aldı.
Ben söylüyorum. Bu kriminalde bir dalga döndüğü kesin.
Ama kim yapmış bulacağız. Başka çare yok.
Ama sizden rica ediyorum. Bak, rica ediyorum!
İyi niyetimi, çabamı görün. Biraz geride durun ya.
Arkadan manevra yapmak, kırmızıda gazlamak, makas atmak yok.
Lütfen. Gözünüzü seveyim, ortalık daha fazla karışmasın.
Ben şimdi adliyeye geçiyorum. Sizden ricam, olduğunuz yerde durun.
İşinize bakın. Yapamadığınız balayını yapın...
...ama biraz buralara yaklaşmayın. Lütfen.
-Nereye? -Geliyorum.
(Ilgaz) Pars.
Yekta sonucu görür görmez Ceylin'in tutuksuz yargılanmasına itiraz edecek.
Biliyorum canım. Saniyesinde enseme binecekler.
Ama unutma, biz üçüncü kişi şüphesini eldivenle ortaya atmadık.
İzmaritle ve ayak iziyle ortaya attık. Onlar da hâlâ sabit.
-Haa, oradan yürü diyorsun! -Küçük bir hatırlatma sadece.
Merak etme, zaten aklıma yatmayan, içime sinmeyen bir talebe olur demem.
Eyvallah.
(Müzik)
Delil karartmaktan yargılanabilirsin. Hatta ceza alabilirsin.
Savcılıktan vazgeçtin ama avukatlığın da yanabilir Ilgaz.
Hop, hop, yavaş! O kadar da değil!
Bak, koca amir, savcı, komiser, hepsi de gerçeğin peşinde.
O eldiveni ben koymadım. Bu da ispatlanacak.
-Bu kadar basit. Sakin olur musun artık? -Olamam.
Ortaya çıkacak Ceylin.
Zaten şu an yapabileceğimiz bir şey yok.
Bizi çalışmak kurtarır. Hadi işimize bakalım.
Sen iyi misin ya?
Hayatın tehlikede ve biz hiçbir şey olmamış gibi mi davranacağız?
-Evet çünkü değil. -Bal gibi de öyle.
Hayatın, itibarın, her şey tehlikede ve bunun sebebinin Yekta olduğunu biliyoruz.
Ama biz elimiz kolumuz bağlı bunun ortaya çıkmasını bekleyeceğiz.
Ne yapalım? Gırtlağına yapışalım, adama itiraf mı ettirelim?
Dört bir koldan araştırıyorlar işte.
Bazen beklemek iyidir. Sakin olacağız, bekleyeceğiz. Bir adım geride duracağız.
Adam bütün samimiyetiyle söyledi. Bir durun, dedi.
Zaten Pars'ı yeterince zor bir durumun içine attık.
İyi niyetinden şüphemiz var mı? İspatlamadı mı? İspatladı.
Tamam. Eren orada, babam orada.
Ekip taş gibi. Planı yaptılar, harekete geçtiler.
Biz de bırakalım artık biraz işlerini yapsınlar.
Yekta aportta bekliyor zaten.
Ona başka bir koz vermeyelim. Soğukkanlı duralım. Bekleyelim.
İnsan gerçeği sadece hızdan kaybeder.
Yavaşlayalım, anlayalım. Bir frene basalım.
Ayrıca yeni bir vekâlet aldım. İki gün sonra duruşmam var.
Bir kız çocuğunun gözlerinin içine baktım.
Senin için elimden gelen her şeyi yapacağım, dedim.
Babasına da söz verdim.
Sözümüzü tutacağız, işimizi yapacağız.
Of!
(Müzik)
Evde dua okunacaktı. Biz neden adliyeye geldik?
İşim var Laçin.
Biri büyük bir hata yapmış. Birinin canını fena yakmış.
Bedelini ödetmek gerek, değil mi?
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Müsaade var mı savcım?
Buyurun Yekta Bey. Tabii.
Zaten sizi dinlemek günlük rutinimizin bir parçası oldu.
Sizi dinlemeden güne başlayamıyoruz.
Evet, nedir mesele?
Savcım, mesele Laçin.
Umarım buraya karınızdan dert yanmaya gelmediniz.
Keşke bu şakanıza gülebilsem ama mesele derin. Bayağı derin.
Buyurun, ayakta kalmayın. Oturun.
Engin'in öldürüldüğü gün Laçin'in Şile'ye gitmediğini ikimiz de biliyoruz.
Evet, ETS kayıtları Kadıköy civarında bir yerde olduğunu gösteriyor.
İşte bu yüzden korkarım Laçin'i tekrar ifadeye çağırmanız gerekecek.
İnsan nasıl söyler, bilmiyorum ama...
...kocasına, bana bile nerede olduğunu söylemiyor.
Demek ki o gün ne yaptığını kimse bilsin istemiyor.
Bunca yıllık karınız, Yekta Bey. Mutlaka bir fikriniz vardır.
Ben Engin'e, yani onun kaçmasına Laçin'in sebep olduğunu düşünüyorum.
Allah Allah!
Tuhaf tabii. İnsan kendi karısını yakmak istemez ama...
...ben babayım.
İnsanın şurası yanıyor.
Eğer sebep Laçin'se bilmek hakkım.
Bu yüzden lütfen çağırın, gelsin.
O gün nerede, kiminle olduğunu açıklasın.
Olur. Makul bir istek. Yarın çağırırız, ifadesini alırız. Merak etmeyin.
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
Burada olduğumuza inanamıyorum.
(Ilgaz) Bir şey mi söyledin?
Evet, söyledim.
Olaydaki baş şüpheli benim. Sen de olaya gölge düşüren...
...delil değiştiren tarafsın ama biz buradayız.
Sen avukatlık yaparken tek dosyaya mı bakıyorsun?
Yoo. Üç beş dosyaya birden bakıyorum. Allah ne verdiyse.
Güzel, bunu da öyle düşün işte. İzin ver, sözümü tutayım.
Ayrıca Eren'e mesajı yolladım.
Bir öğrensin bakalım aradığımız içeriden mi, dışarıdan mı...
...biz de ona göre bir şekil yapacağız.
Araştıracağız. Kimseyi üzmeden tabii.
Tamam. Buna varım.
Maşanın kim olduğunu bilmiyoruz ama en azından maşayı tutanın...
...Yekta olduğunu biliyoruz. Bunu ne yapacağız?
Bir. Bilmiyoruz. Bu bir tahmin. Bu fikrin üstüne düşünmedik bile.
Bakacağız. Diyelim ki öğrendik, onu duruşmada yamultacağız.
Bize yakışır şekilde.
İpeklerin karşı dairesi değil mi şu?
-Evet. -Taşınıyorlar.
Kapıyı çarpan o kadın mıydı?
Sanırım. Evet.
(Ilgaz) Kolay gelsin.
Sağ olun.
Biz ev bakıyoruz da taşınıyorsunuz galiba. Kiralık mı?
Evet, kiralık. Emlakçı şimdi yukarıya çıktı. İlan asacak.
Nasıl bir apartman? Yani yaşayanlar falan?
Eşim kavga, gürültü sevmez de. Değil mi karıcığım?
-Evet, hiç hoşlanmam. -Yanlış yerdesiniz.
Neden? Çok da nezih, sevimli bir mahalle.
Evet, mahallemiz nezih, aynı zamanda sevimli...
...ama karşı komşu hiç değil.
Dikkat et! Dalları kırılmasın. Zor tutturdum, zor büyüttüm.
Eğer ben kendi evimi bırakıp gidiyorsam, onların yüzünden.
O yüzden huzur arıyorsanız eğer, başka yerde arayın.
Bu ikisi de birbirinden beter. Ne kavgaları bitiyor...
...ne gürültüleri bitiyor. -Geçinemiyorlar mı?
Adam bunu iş yerinden başka bir kadınla aldattı.
Sonra kadın geldi, evi bastı falan.
Apartmanda bayağı bir hengâme çıktı.
-Keşke polise haber verseydiniz. -Polise haber verdim. Vermez olur muyum!
Hatta karakolluk oldular.
İpek sonra kadını işten kovdurtmuş.
-Bu söyledikleriniz ne zaman oluyor? -Ee...
Altı yedi ay civarı. Evet, yaz başıydı.
Sorun bittiğine göre barıştılar herhâlde.
Keşke!
Ama bir dönem duruldular. Bir ay kadar sürdü.
Ondan sonra her şey yine aynı olmaya başladı.
Zaten kendi evleri. Evlerinden de ayrılacaklarını hiç düşünmüyorum.
O yüzden karşı komşuları olmak hiç akıllıca değil. Oturulmaz.
Abla, gitmeyecek eşya var demiştin. Hangisi? Bir baksan.
-Kusura bakmayın. -Sağ olun. Kolay gelsin.
(Müzik)
(Kapı vuruldu)
-Evet Yekta? -Yoldan geri döndüm.
DNA raporu çıkacaktı. Çoktan çıkmış olması lazım.
Ben sormasam saklayacaktınız benden. Öyle mi savcım?
Ne münasebet canım! İzahat mı vereceğim?
Yahu azıcık bir insani yaklaşımda bulunduk...
...anında had aşımı ya! Limitsizsiniz! Gerçekten limitsizsiniz!
Yoksa herkes gibi bekleyecektiniz.
UYAP'a yüklenir, ondan sonra DNA'sını da raporunu da görürsünüz!
Bana yeniden gizlilik kararı aldırtacaksınız!
Ondan sonra raporu görürsünüz! Buyurun!
(Okurken mırıldanıyor)
...Ilgaz Kaya'yla yüzde 100 uyumludur!
Dedim ama! Ben dedim! Bundan dizi olur dedim.
Çömez Avukat Ilgaz delil yaratmış.
Neymiş? Üçüncü şahıs şüphesiyle karısını kurtaracakmış!
Yazık!
Çok satan aşk romanı hikâyesi ama son, mutsuz son!
-Dizi kritiğiniz bitti mi Yekta... -Bitmedi!
Ceylin'in tutuksuz yargılanmasına itiraz ediyorum.
Bir an önce işleme alınmasını talep ediyorum.
O zaman itirazınızı yazılı verin.
Rapor daha yeni geldi. Ben de bunun üzerine biraz düşüneceğim...
...inceleyeceğim, bakacağım.
Her şey yazıyor işte savcım.
Daha neyini inceleyip düşüneceksiniz? Ilgaz'ın DNA'sıyla uyumlu işte.
Hatta o ayak izi de şu an itibarıyla şaibelidir.
Ilgaz, Ceylin'i böyle savunmadı mı?
İçeriden üçüncü şahıs var diye çıkarmadı mı?
Eldiveni koyan, ayak izini de oluşturur. Hatta o ayak izi Ilgaz'a da ait olabilir.
Bir an önce araştırılmasını talep ediyorum.
Ilgaz'ı şikâyet etmiştim. İfadesi alındı mı?
Onun üzerindeki şüphe de giderek artıyor.
Yekta, yok artık, daha neler ya!
Siz yoksa Ilgaz'ı mı kayırıyorsunuz? Bir canhıraş reddediş içindesiniz de!
Ne münasebet canım! İyice haddinizi aştınız, Yekta Bey! Az geri vites!
Ben anladım.
Anladım ama sıkıntı yok.
Ben kendi işimi kendim hallederim.
Sulh cezaya giderim, Ceylin’in yeniden tutuklanmasını talep ederim.
Siz hiç zahmet etmeyin.
Oh! Karı koca el ele vermiş, olay yerini talan etmiş...
...katil ortalıkta elini kolunu sallaya sallaya geziyor!
Ama ben buna izin vermem!
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
-Ev alma komşu al diye boşuna dememişler. -Evet.
Kadın konuştu da konuştu.
Demek ki İpek'in kocası Salih'in çalıştığı yerden bir kadın arıyoruz.
Salih Soydan diye telefonuna bir baksana.
(İç çekti)
Yazılım şirketinde çalışıyormuş.
Şirketin sitesinde personel bilgisi vardır.
Yok.
Sadece yöneticiler var. Alt kadro yok.
Altı yedi ay önce işten çıkarılmış bir kadın...
...karakolluk olduklarına göre emniyette kaydı vardır.
Ilgaz, bilmiyorum, bakarsın işte.
Teşekkür ederim ya, çok yardımcı oldun.
Ne yapacağız, dünyaya mı küseceğiz? Çalışmayacak mıyız?
Demin sorduğun soru çok yanıltıcı bir soru bir kere.
Evet, önüme on dosya birden getir, hepsine bakarım...
...ama bu dosyada mevzu benim, sensin.
O yüzden pardon! Odaklanamıyorum.
(Ilgaz iç çekti) Tamam.
Vallahi amirim, bunların hiçbiri yabancı değil.
Hepsi kriminalde çalışanlar.
Yani çürük yumurta içimizden biri, o net ama kim?
-Kriminaldekilerden hemen tam liste. -Tamam amirim.
Laboratuvarla aynı katta olanları bir ayıralım bakalım.
Laboratuvara giriş yapanlar belli.
Onlara da bir bakalım.
Böylece önümüze bir liste gelecek.
Oradan da ince ince ararız.
Anlaşıldı amirim.
Ben onu bir bulayım, onun ciğerini ince ince ayıklayacağım!
(Gerilim müziği)
-(Ilgaz) Efendim Eren? -Ilgaz, kardeşim, yabancı biri değil.
İçeriden biri.
-Bir isim var mı? -(Eren ses) Yok. Bakıyoruz.
Bir liste oluşturuyoruz. Şüpheliler listesi.
Çıksın, ben sana bilgi vereceğim. Tamam?
Tamamdır Eren. Sağ ol. Kolay gelsin.
-Eren ne diyor? -Kriminale dışarıdan giriş olmamış.
Belli, içeriden biri.
Çok çalışan var tabii. Bir şekilde listeyi inceleyip, daraltacaklar.
-Yine bekleme moduna geçiyoruz yani? -Bir süre.
Bunların hepsi Pars'ı korumak için, değil mi?
Adam bizim için sınırda yürüyor. Ben de onu eksiye düşürmeyeceğim.
(Müzik)
Madem deliller değişiyor Sayın Hâkim...
...madem üçüncü şahıs şüphesi artık şaibeli...
...o vakit Ceylin Erguvan Kaya'nın yeniden tutuklanması gerekmez mi?
İtiraz dilekçenizi zaten okudum.
Talebinizi de gerekçeleriyle ifade etmişsiniz. Onu da anladım.
-Çıkabilirsiniz Avukat Bey. -Hayhay efendim. İyi mesailer.
Ilgaz...
...bir yardım eder misin?
Ne oldu?
Şunu içeriye taşıyalım.
Bu burada mıydı ya? Hiç fark etmemişim. Niye asılı değil?
Engin işte! Yok tebeşirli...
...bu eskidi, beyazını alalım dedi de...
-Ne yapacağız bunu? -İçeriye taşıyacağız.
Biz de alamadık tabii. Böyle kaldı.
-Gel. -Dikkat et.
-Nereye? -İçeriye işte. Sol tarafa.
Ayağını bas.
-Şimdi bu yan oldu tabii. -Tamam ya, işe yarar işte.
Hem zaten benim neyim düz ki!
Şurada bir yerde tebeşir vardı.
Amacımızı bilirsem daha kolay ilerleyebiliriz.
Amacımız, üzerimize oynayan kimse onu bulmak.
Seni ve beni kurtarmak.
(Ceylin) Anlaşılmayan bir şey?
-Tamam, başla. -Şimdi...
...Engin'in intikam listesinde...
...sen ve ben dışında...
...Yekta ve Laçin vardı.
-Eren. -Eren.
Osman.
Sonra Cüneyt.
-Ve Çınar. -Çınar.
Çınar demişken, sen sordun mu? Onu tehdit etmişler mi?
Yok bir şey. Sordum, bir şey söylemedi.
Sonra her şey hızla karıştı. Arada kaynadı.
İkimize de eksi puan o zaman. Ben de Osman'a sormadım...
...ama bunun üstüne gitmek gerekiyor. -Haklısın.
Tamam, hemen yüzünü düşürme. Bir şey yoktur, sanmıyorum ama...
...yine de öğrenmekte fayda var tabii.
Haa! Pars.
Pars da var tabii. Evet.
-Katil uzun saçlı erkek. -(Ilgaz) Listeden biri değil.
Listeden biri değil. Engin'in daha önce tanıdığı...
...üzdüğü biri olabilir.
Ama intikam için neden bu zamanı beklesin ki? Tesadüfün böylesi!
Bu fikri eliyorum. Seda yok ama ben Seda'yı da eklemek istiyorum.
Şimdi...
...listeye bakınca ne görüyorsun?
Daha önce de söyledim. Benim teorim, katil tetikçi.
Aynen ama azmettirici listeden biri.
Ve kime yakışır?
İlk bakışta Yekta.
İlk bakışı, son görüşü falan yok. Yekta işte.
Hiç hoşlanmıyorum böyle ispatlanmamış, kesin bildirim.
Adamın nasıl bir canavar olduğunu görmüyor musun?
Sana hatırlatırım. Sen sırf olay yerine gittin diye bu durumu eldivene bağladı.
Kendisi dizayn etti. Sonucun sen çıkacağını biliyordu zaten.
İyi de adam azmettirici olmasa da haklı bir talep.
Kendini yerine koy. Sen de ilk iş olarak DNA karşılaştırması istersin.
-Ay! Bazen ne kadar sabit fikirlisin ya! -O, sen olmayasın?
-Üf! -Nereye?
Daha gidip şikâyete bakacağız.
Şikâyette adam karısını kiminle aldatıyorsa yazıyordur.
Ceylin, duruşmaya iki gün var. Hayatı böyle donduramayız.
Annem mesaj atmıştı.
-Ne oldu? Bir şey mi oldu? -Yok.
Çok büyük bir sorun yok ama eve gitmem lazım.
Sen de emniyete geçersin. Hadi ben gittim.
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
Merhaba. Ben üç renkli bir çanta bakıyordum.
Nasıl üç renk?
Kırmızı, kahve...
...ve krem.
Temiz olsun.
(Gerilim müziği)
Ne kadardı?
Ver o 50'yi yeter.
(Gerilim müziği)
(***)!
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
(***)!
(***)!
Ah, Serdar! Ah, Serdar!
Alo?
Oğlum, (***) yedik lan! Kızın peşine sivil takıldı. Ne yapacağız?
(Çınar ses) Senin bu takipten haberin var mıydı?
Tamam kardeşim, bir sakin ya. Kız ne yapacağını biliyor zaten.
Ayrıca açık etmezse sorun olmaz. Merak etme.
Abi, sen salak mısın? Geri zekâlı mısın oğlum?
Kızın peşinde polis. Küçücük kız.
Yakalanırsa hayatı kayar. Onun hayatı kayarsa bizi de yakar.
Kardeşim, şimdi müşteri var, tamam mı? Ben seni arayacağım, hadi.
Ya Serdar!
Ne (***) sen yine? Oğlum, bu dükkâna bela gelmeyecek, anladın mı?
Yine senin o zibidi arkadaşların mı mesele yarattı?
Oğlum, zaten olaylar karışık. Bir dur ya! Çekil!
Merhaba. Kusura bakmayın, bir telefon görüşmesi.
Yekta Tilmen karara itiraz etmiş.
Geldi bana şifahen derdini anlattı.
Ben de bir eşitsizlik olmasın diye senin görüşünü de almak istedim, savcım.
Malum, bu dosya başından beri senin. Bütün teferruata sen hâkimsin.
Tutuklu yargılama mı gerekir?
Şimdi Sayın Hâkim...
...Yekta Bey bana da aynı taleple geldi ama açıkçası ben gerek görmedim.
Yekta Bey diyor ki üçüncü şahıs falan yok...
...bunların hepsi uydurma, eldiven de olay yerine sonradan kondu falan diyor.
Şimdi elimizdeki tek şüpheli Ceylin Erguvan Kaya.
Suç da adam öldürme olunca tutuklu yargılama daha uygun görünüyor.
Zaten Neva Hâkim eldiven bulunduğu için sanığı salıvermedi ki.
Eldiven sonradan bulundu.
Olay yerinde üçüncü şahıs şüphesi yaratacak...
...bir ayak izine rastlandığı için bu karar verildi.
-Bir de izmaritler var tabii. -Yekta Bey bir de şunu söylüyor.
Acaba bu ayak izi Ilgaz Kaya tarafından sonra mı yapıldı diyor.
Sayın Hâkim, şimdi şöyle yapalım. Ben Ilgaz Kaya'nın ifadesini bir alayım.
Ayak izi onun mu, değil mi bakalım. Dosyaya geçsin...
...siz ona göre kararınızı verirsiniz. -Olur. Uygundur.
Yalnız bu süreli bir iş. Lütfen biraz öncelik verelim.
Tabii.
-İyi mesailer. -Size de.
(Gerilim müziği)
Aa! Ceylin Hanım! Ceylin Hanım, nereye?
Bir saniye bakar mısınız, Ceylin Hanım?
Tutuklu yargılanma talebini Pars'a ilettim, mosmor oldu.
Tutuklu yargılanmasına karar verilmezse de artık iddianameyi bitirmesi için...
...baskı yapalım. Adam öldürme suçu yahu! Kaç gün oldu, oyalanıyor.
Aynen. Eğer yazmam diye ayak direrse çirkinleşeceğim, o olacak.
Savcıyı üzeceğim. (Kapı açıldı)
-Ne yaptığını sanıyorsun sen? -Yekta Bey, ben engel olamadım.
-Ne yaptığını sanıyorsun, şerefsiz? -Bunu bana bir katil mi söylüyor?
-(Cüneyt) Ceylin... -Ne istiyorsun lan Ilgaz'dan?
-Derdin benimle değil mi? -Ceylin, bir kendine gel.
Cüneyt, bırak! Bir katilin son çırpınışlarını izleyelim.
Gerçekten tek bildiğin şey bu mu? Tek bildiğin şey, şerefsizlik mi?
Ulan sosyal medyadan saldırıyorsun! Delilleri karartıyorsun!
Bu mu senin avukatlık anlayışın?
Ilgaz olay yerine giderek kendini zaten kirletti.
Bataklığa konan sinek, çamurda boğulmayı hak eder.
Ne diyorsun lan sen? Bataklık da sensin, sinek de!
-Ilgaz bu dünyanın en temiz insanı. -Tabii, tabii.
Yeter Cüneyt, hadi güvenlik çağır.
Şerefsizsin ve bunun hesabını vereceksin.
Asıl sen hesap vereceksin.
Az önce gömdüm ben oğlumu. Senin öldürdüğün oğlumu.
Ben oğlunu falan öldürmedim! Bunu ikimiz de biliyoruz!
Oğlumun kanı yerde kalmayacak. Bunu tek tek ödeyeceksin.
Sevdiğin, dokunduğun kim varsa herkes ödeyecek sırayla!
Bırak be! Her şey ortaya çıkacak, biliyorsun değil mi?
Üçüncü kişi yoktu diye üstüme yığmaya çalışıyorsun ama...
...izin vermeyeceğim. -Üçüncü kişi falan yok. Uyduruyorsun.
Delilleri de o kuklan olacak savcı eskisi (***)...
-(***) be! -(Yekta) İşte bakın...
...tam da böyle öldürdü oğlumu. Şahitsiniz.
-Simge, güvenliği çağır. -Ben...
-(Yekta) Şahitsiniz. Gel, gel. -Ben öldürmedim.
-(Yekta) Gel. -Sen de oğlun da katilsiniz.
-Gel, gel, beni de öldürsene. Hadi gel. -Bırak!
-(Yekta) Gel. -Allah hepinizin belasını versin!
-(Yekta) Ofisimi bastı. -Bırak diyorum.
-Saldırdı, tehdit etti. -Sakin!
Polis çağırın.
(Müzik)
Liste tamam, kimler varmış? Kubilay, Göksu, Hamit, Süha, Remzi.
Giriş çıkışlarını kontrol ettiniz, değil mi?
-Tabii abi, hepsi var. -Aman diyeyim Niyazi...
...şahin gibi olacağız. Bir saniye olsun boş bırakmak yok bunları. Anlaşıldı mı?
Ne yapmışlar, nereye gitmişler, kiminle iletişim geçmişler...
...belgesel gibi takip edeceğiz ulan. En ince ayrıntısına kadar, tamam mı?
-Merak etme abi, bende. -İyi, süper.
Bunu yapan spor olsun diye yapmıyordur zaten.
Mutlaka kolladığı şerefsizden para alıyordur.
Biz de banka hesaplarına bakarız, sakat para alışverişi var mı diye.
Anlaşıldı mı? Bunu bize yapan kimse, enseleyeceğiz o şerefsizi.
-Bu-la-ca-ğız! -Tamamdır komiserim.
Şimdi çıkıyor savcım.
-Savcı yok Umut. -Alışkanlık savcım.
-Zor duruma sokmadım seni, değil mi? -Estağfurullah, olur mu öyle şey!
-Bakalım neymiş. -(Umut) Kadın, bu Salih'in sevgilisi.
Gelmiş, basmış evlerini. Olay çıkartmış. İşte komşular falan derken...
...polise intikal etmiş durum.
Kadının adı Arzu Ayman.
Baktım, caddede bir kozmetik mağazasında çalışıyor.
Konumu da işaretlemiş. Tamam, buldum. Çok sağ ol.
-Ne demek. -Eren'in başındaki kalabalık bitti mi?
Dağıldı. Tek Niyazi kaldı.
Tamam, hadi kolay gelsin.
(Müzik)
-Eren, bir gelişme var mı kardeşim? -Var abi, var. Gel.
(Eren) Listeyi beş kişiye kadar düşürdük.
Bir sonraki basamakta kesin enseleyeceğiz şerefsizi.
Bende de olsun da belki biz de bir ipin ucundan tutarız.
Anlamıyorum ki ben buraya veli toplantısını kaçırdım...
...Parla'nın okuluyla ilgili bilgi alayım diye geldim...
...siz bana neler anlatıyorsunuz Müdür Bey!
Maalesef durum bu Osman Bey. Zaten siz bugün gelmeseydiniz...
...biz iletişime geçecektik sizinle. Haberiniz olmadığını tahmin ettim.
Ama Parla birkaç gündür gelmiyor okula.
Bu kız her sabah okula gidiyorum diye evden çıkıyor formasını giyip.
Öyle yalan da söyleyecek biri değil ki Parla.
İyi takip etmek lazım. Parla iyi bir öğrencimiz.
(Müdür) Ama yarıştan sonra biraz dağıldı.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kadın) Orası kadınlar için kabinler beyefendi...
...erkek için olan tam karşıda.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Merve) Canım, bir dakika.
Allah Allah, elinizde deneyecek bir şeyiniz bile yok!
-Benim sıram canım. -Ne ara girdiniz sıraya?
(Gerilim müziği)
Babam ne diyor bu duruma?
Ne desin, tabii canı sıkıldı biraz. Ne gereği vardı gibisinden.
Takılma. Metin Amir'im, anlar o.
-Ceylin'e falan laf etmiyor yani? -Eh.
-(Umut) Komiserim. -Efendim?
-Ceylin'i Asayişe getirdiler. -(Ilgaz) Ne?
(Gerilim müziği)
Hanımefendi, bir durur musunuz?
Arama yapacağız. Kimliğinizi verin bana.
-Ne? -Alayım şunu ben.
Ama ne oluyor? Ben anlamadım ki ne arıyorsunuz?
-(Kadın polis) Aç çantanı. -(Erkek polis) Parla Yılmaz.
(Kadın polis) Aç, aç!
Dön arkanı.
(Gerilim müziği)
Dön.
(Gerilim müziği)
Buyurun, teşekkürler.
(Hızlı hızlı nefes alıyor)
-Hişt, Parla. -(Parla) Of, Çınar ya!
-Tamam, iyi misin? -Çok korktum ama iyiyim şimdi.
Ben o Serdar salağına söyledim.
Sana gelene kadar biz elli kere hallederdik, değil mi?
Neyse, tamam. Sen sakin ol. Merve aldı, değil mi?
Evet, sanırım. Ben kabinden çıkarken o girdi, aldı herhâlde.
Tamam, Merve halletmiştir o işi. Bak, bu ilk ve sondu.
Bitti, bundan sonra seni karıştırmıyoruz bu işlere, tamam mı?
Hadi yürü, daha durmayalım, hadi.
Hadi. Al şunu.
Cık cık cık!
(Müzik)
Ceylin, ne yaptın yine sen?
Ilgaz, vallahi bir an tutamadım kendimi. Kızmakta çok haklısın ama...
...gidip yüzüne karşı haykırmak istedim. Sonra olaylar...
...istemediğim bir hâl aldı tabii. -İyi, rahatladın mı peki?
Söyle, rahatladın mı?
Bundan sonra anneme gidiyoruz laflarına bakmayacağız yani.
İçimizdeki şüpheyi takip edeceğiz. Yalnız bırakmayacağız seni.
-Çok kızdın mı? -Büyük hata. Başımıza iş de açacak.
Tamam, sen de böylesin, kabul ettim artık.
Ama buraya gelinceye kadar neler geçti aklımdan bir bilsen.
-Haklısın. -(Eren) Canlarım ciğerlerim.
Buluşmak için sürekli burayı tercih ediyor olmanız...
...beni çok gururlandırıyor ama başka bir yer mi bulsak artık size?
Ambiyans falan farklı, hoşumuza gidiyor burası.
Tamam, dalga geçmeyin.
Aç bakalım aç, gel.
Allah'tan avukatın sağlam çıktı. Yoksa işin işti.
(Eren) Hadi bakalım, bu son olsun.
İfade vereceksin, sonra da gideceğiz.
Ama nur topu gibi bir şikâyetimiz daha oldu.
Özür dilerim.
(Duygusal müzik)
Sen sabah erken gel. Ben annemleri akrabalara bırakıp geleceğim, tamam mı?
Tamam.
-Buraların da hepsini toplamadan çıkma. -Tamam.
Atarını giderini şimdi senin...
-Hişt! -(Serdar) Ne?
Sen bile bile mi gönderdin Parla'yı polisin kucağına?
Evet ulan, evet, biliyordum!
Oğlum, polis şüphelenmiş. Eğer erken davranmasaydık...
...parayı da malı da enseliyorlardı. O yüzden yolladım onu oraya.
Ama ne yapayım, kıllanmışlar işte (***)!
(Serdar) Merve'den Tuğçe'ye geçmek üzeredir şu an mal, merak etme.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Oğlum, o daha küçücük, küçücük kız lan!
Kaç kere sordum sana bir tehlike var mı diye...
..."Yok abi, sıfır abi!" Ulan oğlum, bu nasıl bir vicdansızlık?
Polisin geleceğini bile bile kızı kucaklarına atıyorsun ya.
-Oğlum, niye lan niye, niye? -Ulan sus, sesini alçalt!
Oğlum, senin bu triplerin niye lan?
Sana bir şey oldu mu? Hayır. Parla'ya bir şey oldu mu? Hayır.
Nezaret yerine dışarıda mısın? Evet. Ee, o zaman bu tatava niye?
Oğlum, küçük falan diyorsun da Parla'ya mı düştün lan yoksa?
Senin (***)! Duydun mu beni? Ne düşmesi, geri zekâlı herif!
O bana İnci'nin emaneti oğlum, İnci'nin emaneti.
Ne sana ne de başkasına o kızı yedirmem. Duydun mu?
O kızın başına bir şey gelmeyecek Serdar.
Benim yüzümden bir kişi daha ölmeyecek Serdar.
-Anladın mı beni? Duydun mu beni? -Tamam, haklısın ya.
Bunu bir kere söylerim, bir daha da söylemem. Sen ne (***) yiyorsan ye...
...ama o kızı bulaştırmayacaksın.
-Tamam mı? -Tamam, tamam.
(Müzik)
Tuğçe?
-Ben seni evdesin sanıyordum. -Anca geldim.
-Nereden anca geldin? -Dışarıdaydım.
Nerede dışarıdaydın kızım? Okul yok, iş yok güç yok.
Bu saatte dışarıda? Ne bileyim, biraz daha mı detay versen sanki?
Üzerimi değiştireceğim izninle. Sonra başla sorguya.
(Müzik)
Tamam, pilav da dinlendi.
Sen ne ara mutfağa sardın?
Tamam, ne yaparsan yap, mükemmel olma takıntın var, anladık da...
...bu da fazla canım.
-İçecek? -(Ceylin) Hayır.
Ama bak, ben de salata yaptım. Bence mükemmel yaptım.
-Yarın Pars'a ifade vermeye gideceğim. -Neden?
Ayak izini Ilgaz Kaya yapmış olabilir demiş Yekta Tilmen.
Resmen saldırmaya başladı.
Yakında nükleer bombalarını patlatacak yani.
Delilleri boşa düşürtüp iddianameyi bir an önce...
...yazdırma derdinde benim anladığım.
Ben de ekmeğine yağ sürdüm yani.
Nükleer silahlarımız yok belki ama bizim de aklımız var Ceylin Hanım.
Bak bakalım...
...bu kriminaldeki olası şüpheli listesi.
Buradan bir tanıdığın var mı? İsmini bildiğin ya da ne bileyim...
...Yekta'yla ilgisi olabileceğini düşündüğün biri.
Hiçbirini tanımıyorum desem.
Yemeğimizi yiyelim, sonrasında sosyal medyaya falan bakarız.
Belki böyle görselini görünce aklımda bir şeyler çakar, olur mu?
Olur. Bu arada bu İpek'in kocası var ya... Nasıl?
Çok iyi.
Henüz tanışmadığımız Salih Bey, biyolojik baba.
Onun yasak aşkının nerede çalıştığını öğrendim.
Yarın ona gideriz, oradan da adliyeye geçeriz.
Tamam.
-(Ilgaz) Alır mısın? -Alırım.
Bu da koktu ya.
(Müzik)
(Ceylin) Hadi afiyet olsun.
(Müzik)
(Garson) Başka bir isteğin var mı abi?
Sağ ol canım. Her şey güzel, âlâ.
(Lokanta ortam sesi)
Oo cici kız, sen de benden sürprizci çıktın ha.
Severim ben de, fena değilimdir sürpriz konusunda.
Kaynanan seviyormuş. Eskisi yani. Hadi buyur.
-Fazlasıyla tokum. -Öyle mi? İyi.
Nereden tanışıyorsunuz Yekta'yla?
Yekta'dan alamadığın cevabı bana soruyorsun, öyle mi?
Nereden biliyorsunuz sorduğumu?
Biz bu saçı sakalı değirmende ağartmadık.
İnsan...
...insan sarrafı olunca...
...şıp diye her şeyi anlıyor.
Madem cenazeye gelecek kadar yakınsınız...
...belli bir maziniz var. -Mümkün.
O zaman rica ederim, kendiniz sorun, öğrenin ceset nerede diye.
Yol yordam bilmez misin sen cici kız?
Bazı sorular direkt sorulmaz.
İşte belli ki ben de ondan soramıyorum.
"Merhaba, Ceylin'in babası öldürüldü. Engin biliyordu cesedi nerede ama...
...o da öldü. Sence ceset nerede?" mi diyeyim Yekta'nı karşısına geçip?
Seni biraz fazla gevşek buldum.
Biraz sıkmak gerek sanki, ne dersin?
Bırak maziyi, nasıl öğrenirsen öğren.
Ay biter, süren biter.
Bana bir cevapla geleceksin.
Sıkıldım ya, sıkıldım!
Sıkılınca da sıkarım ha.
(Müzik)
Evet, sebzeler de geldi.
Abiciğim, abiciğim sen geldiğinden beri hiç oturmadın. Ben sana...
...biraz yardım etseydim. -Hayır hanımefendi.
Daha yeni düzeldiniz, oturun lütfen.
-İyiyim ama ben. -Madem iyisin, o zaman çorbanı iç.
(Pars) Oh, mis gibi yayla çorbası.
-Al bakalım. -Ellerine sağlık.
Nasıl güzel kokuyor.
Tabii özlemişsindir sen yemeklerimi, değil mi?
Hem de nasıl.
-Hadi bakalım, afiyet olsun. -Afiyet olsun.
Diyorum ki artık şu eşyalarını falan aldırsak mı?
(Pars) Bu ayrılık gereğinden fazla uzun sürdü Neva.
Artık otele falan geri dönmezsin herhâlde.
Abi, ben yeni ev tuttum.
Ev tuttun?
Yani tutum ama taşınmadım daha.
Bu özel hayat falan diye sakladığın, gevelediğin şey bu muydu yoksa?
Evet.
Aynen.
O sırada ev bakıyordum ben.
Senden de sakladım, söylemedim.
İyi, hayırlı olsun o zaman. Ne diyelim.
Teşekkür ederim.
(Müzik)
Bu mesela 44 yaşında, tanıdık geliyor mu?
Yok, tanımıyorum.
Bu...
-Bu benden örneği allan memur. -(Ceylin) Bakayım.
Evet, bu delillere en yakın kişi değil mi zaten?
-Aynen. -Eren'e sordun mu?
Tepelerinde. Bugün yarın çözeriz diyor.
Tamam.
-Doydum. -Bitirmeyeceksin?
Hayır. Eline sağlık.
(Sessizlik)
(Kapı vuruldu)
Kızım, konuşalım mı biraz seninle?
-Ders çalışıyorum baba, sınav var. -Yalan konuşma.
Gitmediğin okulun ne dersiymiş bu?
-Ne yalanı anne? -Sus!
Aylin, bir dur ya. Sakin sakin konuşalım.
Parla, gitmiyormuşsun okula.
Kızım, sabahın köründe giyinip çıkıyorsun, akşama kadar yoksun.
Nereye gidiyorsun? Ne yapıyorsun?
Ne bakıyorsun Osman?
Fırıl fırıl döndürmüş bizi bacak kadar boyuyla.
Konuş yoksa fena olacak. Nereye gidiyorsun?
Hiçbir yere ya. Dolanıyorum sokaklarda. Ne yapacağım anne?
Kızım, avare misin sen? Ne sokaklarda dolanması?
Utanıyorum çünkü, tamam mı?
Okula gittikçe boğulacak gibi oluyorum, nefes alamıyorum.
Herkes bana bakıyor sanki. Elim ayağım birbirine dolanıyor.
-Tamam. -Tamam.
Nefret ediyorum, işkence gibi. Nefes alamıyorum...
...bak, böyle kötü oluyorum işte. Böyle kaskatı oluyorum işte.
-(Osman) Kızım, gel, sakin. -Nefes alamayacak gibi oluyorum.
-Gel, gel güzel kızım. -(Aylin) Osman!
-Böyle kötü oluyorum. -Gel, gel, tamam.
-(Aylin) Tamam, böyle... -Hişt, tamam. İyi misin? Geçti, geçti.
-(Aylin) Tamam, nefes al. -Geçti güzel kızım, geçti.
(Osman) Aylin, bir kolonya falan getir, hadi.
Tamam, kızım tamam, tamam.
Tamam, Parla, Parla, Parla, babacığım.
O kadar itici, o kadar gevşek bir tavrı var ki.
Hayır, bir de nasıl suçlayıcı.
Kibir bombası.
Ben zaten polis çağırın dediği an anlamıştım da tabii...
...iş işten geçti o an.
Bir de tanıyor beni. Damarıma basmak için...
Of, Allah'ım kendimden bazen çok sıkılıyorum.
Gülme. Ne gülüyorsun?
Kendimden sıkıldım diyeni de ilk defa duyuyorum.
Neyse, olan oldu. Yapacak bir şey yok. Halledeceğiz bir şekilde.
Kızmıyorsun, suçlamıyorsun, tavır almıyorsun.
Hatandan dolayı suçlanmamak, ne kadar kıymetli biliyor musun?
Çünkü biz küçükken düşünce, neden koştun diye...
...azar işiten çocuklarız.
Ve neye kızıldığını hiçbir zaman anlamadım mesela.
Sevilip sevilmediğini anlamadan büyüyorsun.
Şimdi böyle...
...yaralarımı sarıp iyi geliyorsun ya bana...
...umarım sen de bırakıp gitmezsin babam gibi.
(Duygusal müzik)
Ben yerimden çok mutluyum. Hiçbir yere de kıpırdamayı düşünmüyorum.
(Duygusal müzik)
Hayır, alınıyorum ama. Bu ne ya, sürekli Ilgaz aranıyor.
(Eren ses) Aşk olsun kraliçe. Söz, enseleyeyim içimizdeki nankör düşmanı...
...ilk sana haber vereceğim. -Tamam canım.
Yok, hiçbir bilgi yok.
Bu renk tam size göre. Teninizde göstermek isterim.
Arzu Hanım, kolay gelsin.
Biz avukatız. Salih Soydan'la ilgili birkaç soru sormak istiyoruz...
...müsaitseniz.
Canım, ilgilenebilir misin?
Siz geçin, ben geliyorum.
Amirim.
(Eren) Bir saniye amirim.
Amirim, ben bu şüpheli beş kişinin banka hesaplarına falan baktırdım.
Herhangi bir anormallik yok. Normal maaşları yatmış...
...kartları düzenli şeklide ödenmiş. Her şey normal yani.
-Peki, sence kim yaptırdı bunu? -Vallahi bence Yekta.
O zaman onun hareketlerini de araştıralım. Savcı Pars'a haber ver...
...bence bu paranın peşine düşmeye devam Eren.
Tamam, bende o iş amirim.
Bizim oğlan da geldi. Gel Niyazi.
Amirim.
Ne yaptın? Var mı bir şey?
Abi, kimsenin günahını almak istemem.
-Ama sanki var gibi. -Nasıl sanki oğlum?
Bir şey ya vardır ya yoktur.
Hişt...
...senin aklındaki kim? -Abi, şu bizim...
...Göksu.
Göksu mu? Oğlum, ne diyorsun Niyazi?
Cin gibi kız. Yakmaz oğlum o kendini.
Abi, dünden beri hareketlerinde bir tuhaflık var.
Sanki bir şeyler saklıyor.
Oğlum, sankilerle, gibilerle bir şey olmaz.
Bana bak, sen bu Göksu'yu bir kenara çek...
...sanki hiç şüphelenmiyormuşuz gibi bir ağzını ara bakalım.
Tamam, ilgilenirim amirim.
Ben ortalık bulanmadan şunlardan bir kurtulayım.
(Boğazını temizledi)
-Sen de işine bak, hadi. -Emredersiniz amirim.
(Müzik)
Uzun zamandır bir bağları yokmuş zaten. Boşanacaktı İpek'ten.
Biz de ciddi düşünüyorduk, evlilik falan.
Karısı öğrendiği için mi ayrıldınız?
Sayılmaz. Yani İpek öğrendi, ayıldı bayıldı, olay çıkarttı.
Boşanma falan yok, dedi. Ölürüm boşanmam, dedi.
(Sokak ortam sesi)
Ama İpek heybesinden çocuk çıkarttı.
(Arzu) Bunlar evlenmeden önce de sevgiliymiş.
Kadın hamile kalmış, ayrıldıklarında anlayınca...
...çocuğu doğurup başkasına vermiş.
Sonra yeniden evlenmişler işte.
Bunca zaman bir çocuğumuz var dememiş.
Ne zaman anladı, koca bunu boşayacak...
...çocuk kozunu kullandı.
Salih de afalladı tabii.
-Bu olaydan sonra mı ayrıldınız peki? -Evet.
En son çocuğu alacağım diyordu. Ne yaptılar bilmiyorum.
Arzu Hanım, bunları duruşmada da anlatır mısınız tanık olarak?
Biz İpek Hanım'ın Melike'yi sırf kocasını elde tutmak için istediğini...
...ispatlamak istiyoruz.
Seve seve.
Arzu!
Benim gitmem lazım.
-Bana haber verin. -Tabii ki.
-(İkisi birden) Çok teşekkürler. -Sağ olun.
Güzel.
Osman, bu kız numara yapmıyordur, değil mi?
Yok ya, ne numarası?
Kız yığıldı kaldı kucağımıza, görmedin mi?
Bu panik atak mıdır nedir, kesin öyle bir şeyi var bunun.
Ne yapacağız, evde mi oturacak böyle?
Zorla gitsin de daha mı kötü olsun okulda?
Bir iki gün rahat bırakalım.
Tepemize binmesin de böyle.
Ya gideceksin diyecektin, gidecekti işte.
Sen ara psikoloğu da randevu al.
(Osman) Biz öyle kafamıza göre davranmayalım.
Sen de varma çok üstüne, hadi.
(Gerilim müziği)
Dün gece Ziver çiğköfte yaptı.
(Zümrüt) Geç oldu diye getirmedik. Bunu size ayırmıştık.
Abla, günaydın.
Sağ ol Ziver, eline sağlık.
Gece gece aşerdi herhâlde Zümrüt.
Vallahi öyle oldu.
Ben de üşenmedim, kalktım iki dakikada yoğurdum hemen.
Aman ne güzel.
Ye acıyı doğur oğlanı, değil mi Zümrüt? Öyle derler.
Oğlan mı doğuracaksın amca oğluma?
Abla, hadi iyi günler.
Size de.
(Hüzünlü müzik)
Ne güzel, değil mi?
Oğlan olacak bak kesin, gör.
Şimdi Laçin Hanım...
...siz Şile'ye gittim demiştiniz, gitmemişsiniz.
Anahtar bende dediniz, sizde çıkmadı.
Şoförünüz arabada diyor anahtar.
Yani tutarsız ifadeler havada uçuşuyor. Biz neresinden tutalım bilmiyorum.
Anlıyorum.
Şimdi oğlunuz çıktı dışarıya.
Siz de onu tekrar parmaklıklar arkasında görmek istemediniz.
Yani bir anne için gerçekten makul bir sebep ama...
...kanun, yasa öyle demiyor.
Yani uğraştırmayın beni, ben kaçırdım deyin, olsun bitsin.
Hayır, öyle bir şey yok.
Ben bir şey yapmadım. Engin'i ben kaçırtmadım.
Nedense ben bu hayırlara bir türlü inanamıyorum, huyum kusurun.
(Pars) İnanamıyorum ya.
Bakın, ben Engin kendine geldikten sonra onu görmedim bile, konuşmadım.
(Pars) Ama daha önce görüşmüşsünüz.
Yani bu planı yapacak bol bol vaktiniz vardı, değil mi?
Kendisini cezaevinde gördünüz mü, görmediniz mi?
Gördünüz.
Bakın, burada planlı bir eylem olduğu aşikâr.
Kimi kandırıyorsunuz? Yapmayın Allah aşkına ya!
Ben bir şey yapmadım.
(Pars) Peki.
Bakın, önümde Ceylin Erguvan Kaya'nın yazılı ifadesi var.
Diyor ki...
..."Arabada zaten silah vardı. Arabanın anahtarı üzerindeydi."
Hadi diyelim bütün bunlar tesadüf.
Peki, sinyal kesici de mi arabada tesadüfen oradaydı?
Sinyal kesici de mi varmış ya?
Tabii, sinyal kesici de arabada.
Ben hiçbir şey bilmiyorum.
Hiçbir şey bilmiyorsunuz.
Hadi diyelim bütün bu dediklerinize inandık.
Peki, madem öyle söyleyin, cinayet saati neredeydiniz?
(Gerilim müziği)
Yahu onu da mı bilmiyorsunuz? İnsan nerede olduğunu bilmez mi?
Söylesene hayatım, basit bir soru sordu savcı sana.
O gün neredeydin? Söyle bitsin, kurtul işte, susma.
Konuşmama hakkım yok mu, sessiz kalma?
Var tabii. Susma hakkını mı kullanmak istiyorsun?
Evet.
-Duydunuz savcım. -Duyduk, duyduk.
Laçin Hanım, yalnız bu sessizliğiniz üzerinizdeki şüpheyi arttırır.
Ve beni ta cinayete kadar götürür.
Yani sizin için daha kötü olur. En iyisi siz bunu da bir düşünün...
...sessiz sessiz.
(Gerilim müziği)
Laçin.
Benden şüpheleniyorlar.
(Gerilim müziği)
-Laçin, ne oldu? -Benden şüpheleniyorlar.
Ya soruşturma bitmedi, sen hâlâ iddianameyi yaz ver diyorsun Yekta ya.
Derim!
Kaç gün oldu, bir iddianame yazamadınız ya!
Bunun günle ne alakası var?
Yeni yetme avukatlar gibi soruyorsun.
Soruşturmam tamamlanmadı.
Yahu daha demin Laçin Hanım şüpheli davranışlarda bulundu.
Her şeyi inceleyip, herkesi dinledikten sonra iddianame yazılır.
Sırf iddianame yazılsın diye iddianame mi yazılır ya?
Ilgaz'ı kayırdığından değil yani, öyle mi savcım?
Bana bak Yekta, bu iki oluyor. Oralara gelirsen fena olur.
Sen bir savcıyı neyle suçladığının farkında mısın?
-Farkındayım! -Neyin farkındasın?
Beyler, sakin olun.
Aa!
Savcım, siz de çok iyi biliyorsunuz ki iddianameyi çoktan yazmanız gerekirdi.
Geç kaldınız, kabul edin.
Neye geç kalıyorum canım? Bunun tarihi, günü mü var yetişmesi gereken?
(Pars) Yapmayın Allah aşkına! Hazır değil o kadar!
İddianame hazırlanınca teslim edilir!
Tarihi yok ama emsalleri mevcut.
Elinizde yeterince ifade tutanak var yazmanız için.
Siz hâlâ hazır değilim, yazmam diyorsanız siz bilirsiniz.
O zaman biz de başsavcıyla görüşürüz konuyu.
Ya da basına taşırız davayı.
Gündeme oturur, zirveden de inmez.
Size de yazık olur. Seçim sizin.
Öyle mi Avukat Hanım?
Siz de Yekta Bey gibi beni tehdit mi ediyorsunuz?
Peki, kapı orada, ne yapıyorsanız yapın.
Size seçenek sunuyoruz savcım.
En iyisi verin dosyayı mahkemeye, onlar devam etsin!
Oyaladınız durdunuz masanızda be!
Size soracak değilim ne yapacağımı! Haddinizi bilin!
-Öyle mi savcım? -Öyle.
Günah benden gitti. Hadi Seda.
(Gerilim müziği)
Haklı.
Siz de biliyorsunuz.
Çok iyi biliyorum.
Başsavcıya gidiyoruz.
Olaya bak ya.
Adam boşanmak istiyorum deyince kadın çocuğun var demiş.
Hah bak, buldum işte.
İlişkinin ortaya çıkmasıyla davanın açılma tarihi tutarlı.
Boşanma gündeme gelmese...
...ya da aldatma ortaya çıkmasa kimse Melike'nin peşine düşmeyecekmiş.
Aynen öyle.
Melikeciğim de gerçek sandığı ailesiyle huzur içinde yaşayacakmış.
Kullanıyor çocuğu resmen.
Vay arkadaş ya, kadındaki hırsa bak, sırf adamı elinde tutmak için.
Sen ilk gün en doğru tespiti yapmışsın.
Melike bu kadın için herhangi bir eşyadan farksız.
Hırsları yüzünden çocuğun hayatını karartıyor.
Siz kadınlardan korkulur vallahi.
Yani bir yandan da aldatılmış bir kadının neler yapabileceğini kestiremezsin.
Bak, vallahi o kadar kolay bir durum değildir.
Düşünsene, tercih edilmiyorsun, ikinci bir kadın oluyorsun.
Herkes bunu kaldıramaz.
O yüzden gözü dönmüş olabilir kadının.
Böyle oluyor bu işler diyorsun yani.
Yok. Kim bilir daha neler vardır.
Vallahi bilmiyorum, hiç başıma gelmediği için.
Hadi canım, hiç mi aldatmadın?
Sen?
(Hareketli müzik)
Sayın Başsavcı'm, hem bir baba olarak...
...hem de bir avukat olarak sizden rica ediyorum.
Pars Savcı'nın iddianameyi yazması çok uzadı.
Yazsın artık, mahkeme bir karar versin.
Yani bu kadar uzaması kabul görecek bir şey değil.
Baba olarak sadece benim değil...
...kamu vicdanının da bu davanın bir an önce görülmesine ihtiyacı var.
Tamam Yekta Bey, ben kendisiyle görüşeceğim.
Lütfen.
Eğer yazmıyorsa da başka bir savcıya devretsin.
Haklısınız Yekta Bey.
Vaktidir. Yazsın bitirsin artık.
Siz de müsterih olun rica ederim. Pars Savcı gerekeni yapar.
Bu serzenişinizi bir baba olduğunuzdan dolayı yaptığınızı varsayıyorum.
Yoksa dosyaya hangi savcının bakacağını ben bilirim, sizi karıştırmam.
Elbette savcım. Müsaadenizle. İyi çalışmalar.
Teşekkürler.
Bu iş bu kadar.
Şimdi şu adliyedeki muhabirleri toplayalım.
Olay ne kadar büyürse o kadar işimize yarar.
Senden korkulur.
Yapma ama Seda.
Sanki enişteni yeni tanıyormuşsun gibi, aşk olsun.
Ama asıl bombam finalde.
(Müzik)
Geçti mi siniriniz Ceylin Hanım?
Yoksa burada da mı saldıracaksınız bana?
Tilmen Hukuk'u bastığınız gibi burayı da mı basmaya geldiniz?
Yoksa hazır adliyedeyken bir polis koruması mı talep etseydim?
Tüh, tüh, tüh!
Tavırlarımızı toparlayalım, seviyemize dikkat edelim, yerlerde çünkü.
Ne o avukat, içeri mi aldırırsın? Ama o savcıyken oluyordu, değil mi?
-Unutmuşum, pardon. -(Ceylin) Ben...
Tamam, gereksiz bir muhabbet.
Sulh cezaya başvurdum. Her gün kapısındayım.
Dünkü şikâyetimi de ekledim. Yeniden tutuklu yargılanma talep ettim.
Vedalaşın gençler, ayrılık yakın.
(Yekta gülüyor)
Yekta Bey, ben Engin Tilmen soruşturmasını takip ediyorum da gazetem adına.
-Birkaç sorum olacaktı size. -Hayhay, buyurun.
Ben bunun dün nasıl gırtlağını sıkmadım ya?
Tamam, öfkende haklısın ama hadi ifade vermeye geldik buraya.
(Eren) Afiyet olsun amirim.
Buyur beraber olsun. Nerede kaldın oğlum? Buz gibi oldu hepsi.
Sorma amirim, Allah Gökçe'ye bir çene vermiş, evlere şenlik.
Vır, vır, vır, vır.
Ee, yakaladın mı bir açığını?
Vallahi yok.
Amirim, ben diyorum ki şu HTS kayıtlarına bir baktırsak mı?
Yekta’yla baz birliktelikleri var mı? Bir arama, görüşme, bir şey?
Savcıya sormak lazım.
Pars Savcı hemen 'okay'ler.
Sor, sor. Sormadan olmaz.
Soracağız amirim, sormadan olur mu? Soracağız elbet ya.
Olmaz tabii.
Hele de Ilgaz'la sen izinsiz, izansız adım atmazsınız.
(Metin) Başımızı belaya sokmadan duramazsınız.
Ulan ömrümden ömür yediniz be. Çökerttiniz beni.
Tamam amirim, üzüldün, anladım. Boğazımıza da dizdin.
(Pars) Şimdi bu Yekta Tilmen diyor ki...
...ne malum, belki bu olay yerindeki ayak izini Ilgaz Kaya bıraktı diyor.
(Pars) O yüzden yani...
...usulen sormak isterim. Kaç giyiyorsunuz?
43
Olay yerinde bulunan ayak iziyle aynı numara.
Olabilir, tesadüf.
O zaman biz yine de bu ayakkabıları görsek mi?
Yani taban karşılaştırması açısından.
Olur, yolla bir ekip, evde ne varsa alsınlar, incelesinler.
Yani biz yapalım da ondan sonra eksik kalmış, yapmamış demesinler.
Malum, açık arayanımız bol maşallah. Etraf çakal dolu.
O, şüphe götürmez bir gerçek Sayın Savcı'm.
(Gerilim müziği)
-Ilgaz, hayırdır? -Bir ifade vermeye geldim başsavcım.
İyi, arada bana da uğra.
Uğrarım Sayın Başsavcı'm.
Pars Savcı'm, bir bakar mısın?
Buyurun başsavcım.
Yekta ortalığı birbirine karıştıracak, katacak, belli.
Yaz şu iddianameni. Neyi bekliyorsun anlamadım ki?
Şimdi hazır değil başsavcım. Daha eksikler var. İfadeler devam ediyor.
Tamamlasaydın. Olmaz ki böyle.
Kamunun baskısı bir yandan, medya baskısı diğer yandan.
Yekta da çadır kuracak odama yakında zaten.
Yapmayın Allah aşkına başsavcım.
Soruşturmam tamamlansın, yazacağım.
Şimdi mahkemeye gönderelim de geri mi dönsün eksikler var diye?
Yapmayın Allah aşkına yani. Baskılara pabuç bırakacak değiliz.
Başımız yeterince ağrıdı Pars.
Yaz iddianameni, temizle ortalığı, bitsin gitsin.
(Gerilim müziği)
İmzalar atıldıysa sen çıkabilirsin.
(Rıdvan) Atıldı savcım.
-Başka bir emriniz Sayın Savcı'm? -Huzur Rıdvan.
Bir avuç tatlı huzur, varsa getir.
İddianameyi soruyor, değil mi?
Aynen. Neyse, idare ediyoruz şimdilik.
Pars, canını sıkmak istemem ama Yekta yüklenmeye devam edecek.
Yüklensin Ilgaz.
Adalet mekanizması kimsenin keyfine göre çalışmıyor ki.
Adamın duru durağı yok. İstediğini alıncaya kadar durmaz bu.
Hatta hiç çekinmeden senin canını yakacak şeyler ortaya dökecek.
Ne gibi mesela?
-Hastalığın. -Ya bırakın Allah aşkına!
Siz de abarttıkça abarttınız. Benim hiçbir şeyim yok, turp gibiyim.
Yok saymak gerçekleri değiştirmiyor Pars.
Kabul etmesen de hastasın, ki bu gayet normal.
Savcılar hasta olmaz diye bir gerçek var mı? Yok.
Yeter ki bir doktora git, tedavi ol.
İfade bitti Avukat Bey.
Bitti Sayın Savcı'm, kolay gelsin.
Pars'a baskılar başladı.
Başsavcı iddianameyi istedi.
Bekliyorduk bunu.
Evet.
Biraz yürüyelim. Bankadakilerin dikkatini çekeceğiz. Her gün her gün...
Keyfimden kapına gelmiyorum herhâlde.
Gördün sabah işte, nefret ediyor benden, çok kızgın.
Vallahi öfkesine yenilecek, gidip Ziver'e bir şey diyecek diye ödüm kopuyor.
Ya bir şey desene!
Ne diyeyim Zümrüt?
Ya bebek senden Osman, adım gibi eminim.
Ne olacak götürünce teste?
O zaman da susacak mısın böyle?
Ya bir şey yap işte, durdur!
Bir şey diyeceğim de kızma.
Ne?
-Aldırsan mı acaba? -Ne diyorsun sen ya?
Ziver üstüme titriyor. Nasıl mutlu, görmüyor musun?
Nasıl derim aldırayım diye?
Hem ben de doğurmak istiyorum.
Bir can o, kalbi atıyor ya.
Nasıl düşünürsün böyle bir şey? Nasıl adice bu ya!
Sana inanamıyorum!
Ya ben istemiyor muyum?
Hayret bir şey.
-Sence ne yapacak Pars? -İddianameyi mi?
Evet.
Hazır değilim deyip erteleyecek bence.
O delilleri (***) kim, onu öğreninceye kadar.
Oo! Kızılmış.
Yani çok da erteleyemez, ona canım sıkılıyor.
Ne iddia edecek sence?
Yani durum bu, bu kız da bunu yapmış mı diyecek?
Demez bence öyle bir şey.
Yani Pars bize inanıyor, bizim tarafta.
Değil mi yapmaz? Yapmaz öyle bir şey.
(Müzik)
Of!
Eve mi bıraktın Laçin Hanım'ı?
Evet efendim. Onu bıraktım, sizi almaya geldim.
Tilmen'e gidiyoruz.
(Müzik)
Pars Savcı'm, iki dakikanızı alabilir miyim?
Bir söylenti var.
Laçin'i Engin'in kaçmasına yardım etmekten iddianameye sokacakmışsınız.
(Yekta) Hayır, yapamazsınız.
Ne tutuklaması? Savcım, ne oluyor yapmayın.
Ne? Kaç yıl isteyeceksiniz?
On yıl nedir savcım? Lütfen yapmayın. Biraz insaf edin.
Bu kadın daha yeni oğlunu toprağa verdi.
Laçin dayanamaz oralarda, ölür.
(Yekta) Evet, haklısınız. Nerede olduğunu söylemiyor.
Biliyorum. Benimle de konuşmuyor. Ne yapacağım bilmiyorum.
Ama belki birini koruyor ya da ne bileyim...
...hani başka bir sebeple ama suçlu olduğundan değil, adım gibi eminim.
Ben karımı tanıyorum savcım.
İzin verin bir kere daha konuşayım.
(Yekta) Sa...
Peki.
Peki, haklısınız.
Peki.
(Gerilim müziği)
Murat, kenara çek, iyi değilim.
Çek kenara.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Ceylin) Ne hissediyor acaba?
Hele o küçücük dünyasında neler yaşıyor kim bilir.
Düşünsene, şu yaşta hayatın altüst oluyor.
(Ilgaz) Gerçeklik, aidiyetlik duygun tepetaklak.
Yara aldığı kesin.
Kesin tabii.
Hem de bencil bir neden yüzünden.
Hayır yani, biyolojik anne senelerdir aramış olsa...
...pişman olsa, gerçekten hasretle istese...
...belki arada kalırsın.
Yine de her koşulda öncelik çocuğun üstün yararı.
Onun için en iyisi neyse öyle olmalı.
Hadi inelim.
(Ceylin) Sen geç istersen.
Ben Melike'yle konuşayım biraz.
İyi fikir. Ben de o sırada evdekilerle konuşurum.
Melikeciğim.
-İyi misin? -(Melike) İyiyim.
Biliyor musun, ben de küçükken çok severdim seksek oynamayı.
Ama sabırsız olduğum için hep çizgilere basardım.
Bir daha oynasana, belki basmazsın.
Tamam, deneyeyim bakalım.
Evet, taş. Teşekkür ederim. Bunu da sana verebilir miyim?
Tamam.
Öö! Hadi.
Basmadım.
Aa! Bastım!
Bir daha deneyeceğim, tamam.
(Ceylin) Hadi bakalım.
-Basmadım. Bastım mı? -Basmadın.
Basmadım, basmadım, basmadım. Bastım mı?
Basmadın.
(Ceylin) Bastım mı? Bastım.
Yapamıyorum.
Oh.
Buyurun.
Otur hadi, kayınvaliden seviyor demek.
-Çay da koy Aydan. -Tamam.
Ceylin nerede? Gelmeyecek mi?
Sokakta Melike'yi gördük, gelir şimdi.
-Selamlar. -Hoş geldin.
Ceylin ablam hemen yandı seksekte. Acele ediyor hep.
Eder, hiç sekmez.
Melike bana odasını gösterecekmiş. Biz geçiyoruz.
Hadi siz geçin o zaman, ben sıcak sıcak poğaça getiriyorum.
Yarın Melike'yi de dinleyecek ya Hâkime Hanım...
...sizin de hazır olduğunuzdan emin olmak istedim.
Ona hangi aileyle daha rahat olacağını, sizinle arasının nasıl olduğunu soracak.
Yani onun da görüşünü alacak anlayacağınız.
Tamam, sorsunlar.
Bizim bir ayıbımız yok kızımıza karşı.
Hep el üstünde tuttuk.
Sorsunlar da alsınlar cevabı.
O ilaçlar kimin?
Melike'nin işte. Kas erimesi var ya.
(Hüzünlü müzik)
Annem seni onlara vermeyeceğiz dedi.
Doğru mu?
Evet Melikeciğim.
Ailenle kalabilmen için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Merak etme.
Çok güzelmiş bu.
-Çok seviyorum Atatürk'ü. -Ben de.
Hepsini çok güzel yapmışsın.
Bu kim?
Ben.
Ama sen burada tekerlekli sandalyedesin.
Büyüyünce yürüyemeyeceğim ya.
Ama annemler bakacak bana.
Kuzum.
Canım benim.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Laçin, bak, hepsi geçecek.
Ben buradayım.
Yanındayım.
Geçecek mi?
Tabii ki geçecek.
Ben seni hiç yalnız bırakmayacağım.
Seni hep koruyacağım.
Korur musun?
Hep korumadım mı?
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Yekta Bey.
Bir şey konuşabilir miyiz?
Tamam, benimle gel.
(Gerilim müziği)
Yekta Bey, arabada istemeden kulak misafiri oldum da...
...zaten adliyeden alıp eve bırakırken...
...Laçin Hanım da çok ağladı. Yani bir sıkıntı olduğunu anlamıştım.
Evet Muratcığım.
Maalesef...
...savcı iddianameyi yazmaya başladı, içine Laçin'i de ekledi.
Ve benim elimden de bir şey gelmiyor.
Ben burada kimleri kurtardım.
Burada ne imkânsızları kurtardım ama şimdi elimden bir şey gelmiyor.
Savcı on yıl istiyor ve ben karım için hiçbir şey yapamıyorum.
Laçin de çok hassas şimdi.
Ben de bir şey soramıyorum, durum çok fena yani, çaresiz kaldım.
Hayır, cinayet günü nerede, ne yaptığını söylese paçayı kurtaracak ama...
...nedense susuyor. -Ben her şeyi üstüme alabilirim.
Anlamadım?
Yani her şeyi ben yaptım derim.
Engin Bey benden yardım etmemi istedi, arabayı, her şeyi ben ayarladım, derim.
Kaçmasına ben yardım ettim, derim.
O kadar seviyorsun yani?
(Gerilim müziği)
Bizi.
(Gerilim müziği)
Bizim şoför Murat, Pars'a ifade verecekmiş, adliyede yanında ol.
Bir dakika, ne ifadesi?
Engin'in kaçmasına dair ifade verecekmiş, adliyeye eşlik et.
Ne yani, kendi suçunu ona mı yıkıyorsun?
-Engin'i sen kaçırdın. -Hayır, adam gönüllü oldu.
Savcı, Laçin'in üstüne gelince üzülmüş, kıyamıyormuş.
Onun yerine ben yatarım, dedi.
-Sen zorlamadın yani? -Saçmalama Seda.
Her şeyi de ben planlayamam ki. Adam gönüllü işte.
Bunca yıl ekmeğimizi yemiş, minnet borcunu ödüyor.
Sorgulayacağına kafasız ablanın hayatı kurtuluyor diye sevin.
-Anlamadım gerçekten. -Bir şeyi de anlamayıver.
Ezik bir çalışan işte. Zavallının teki.
Patronuna yalakalık yapma peşinde, bırak yansın.
Hadi, odamda. Gidin ifadesini verin.
(Gerilim müziği)
Bunlar bende kalsın.
Eminsiniz, değil mi? Karşı tarafın, Melike'nin hastalığından...
...ya da bir yıldır tedavi gördüğünden falan haberi yok.
-Yok. -İlk duruşmada?
Hiçbir yerde demedik, kimse bize sormadı ki.
Söylemek mi gerekirdi, yanlış mı oldu?
Yo, endişelenecek bir şey yok, merak etmeyin.
Öyle diyorsanız.
-O zaman yarın adliyede görüşürüz. -Bir dakika, unutuyordum.
Sabah kahvaltıda yersiniz.
Vallahi almazsanız küser, söyleyeyim. Sabaha kadar da dertlenir.
İyi, elinize sağlık. Çok teşekkürler.
-Helali hoş olsun. -Hadi selametle.
Hoşça kalın.
-İçim parçalandı resmen. -Sorma.
Şimdi bu İpek, öz annesi, çocuğun hasta olduğunu bilmiyor muymuş?
Avukatları araştırıp bilgilendirmiş olabilir ama sanmam.
Akıllarına bile gelmemiştir. Yine de dava dosyasını taramamız lazım.
Olsaydı görürdük ama tarayalım bakalım.
Düşünsene, almak istedikleri çocuğun sağlık durumundan haberleri bile yok.
Merak bile etmemişler.
Sinirden kendimi keseceğim.
Kadının derdi başka çünkü. Alacağı sorumluluğun farkında değil ki.
Öyle. Yani sapasağlam bile olsa çocuk büyük sorumluluk.
Peki, bu İpeklerin çocuk için herhangi bir hazırlığı olmadığını sunsak?
-Bir odası bile yok mesela. -Güzel.
Bakıyorum odaklanınca yakıyorsun.
Konu çocuk olunca böyle oluyor.
Ayrıca iddianame hakkında susman ve konuyu değiştirmen gözümden kaçmadı.
-Ama şimdi takılmıyorum. -Takılma, yapabileceğimiz bir şey yok.
Yani dahlimizin olması mümkün değil. Neyse, biz mevzumuza dönelim.
Galiplerin oturma odasını feda edip Melike'ye oda açmaları...
...çok anlamlı duracak. Duruşmada bunları sunalım.
Sen sunabilirsin. Biliyorsun ki ben artık yanına bile oturamıyorum.
Artık tek başınasın.
(Müzik)
Umarım bu emektar birinizin günahını ödemiyordur.
Vallahi zor bir gün oldu Rıdvancığım, gerçekten.
Sen de kapıyı kilitle çık, biraz da dinlen.
Baksana, senin de saç baş dağılmış. Sen kime kestiriyorsun, Cemal'e mi?
Savcım, Engin Tilmen dosyasının iddianamesini...
...hâlâ yazmadığınız söyleniyor, doğru mu?
(Muhabir) Ilgaz Kaya yakın arkadaşınızmış, kasten oyaladığınız söyleniyor.
Sizin için hasta, işini yapamaz diyorlar savcım, bir şey demeyecek misiniz?
Dosyadan el çektirilecekmişsiniz.
-Şunlara müdahale et. -Hastalığınız nedir savcım?
(Melih) Pars Savcı'm.
İş iyice çığırından çıktı, farkındasın değil mi?
Olay basına da yansıdı. Dediğim her şey bir bir oluyor.
Şimdi her yerde yazacaklar, boy boy haber olacak, üzerimize gelecekler.
Ve bunun sebebi de sensin.
Bitti. Yarın sabaha kadar vaktin var.
Ya iddianameyi hazırlarsın ya da dosyayı masama bırakırsın.
Karar senin.
(Gerilim müziği)
Al bakalım.
Ilgaz, yarın duruşma sonrası sen Çınar'a git, ben de Osman'a gideyim.
Öğrenelim bakalım, kim neden tehdit edilmiş...
...ya da niyetlenilmiş de edilmemiş.
Belki bir şey buluruz, ucu Yekta'ya dokunur.
Al... Nerede silgi?
Bizi bu listeden çıkartıyorum.
Eren'i de çıkardım. Hatta Pars.
Pars olayın öznesi olabilir ama yüklemi başkasıdır.
Neva mı diyorsun? Cezaevi ziyareti falan.
(Kapı vuruldu) Aa!
Pars.
-Hoş geldin. -İyi akşamlar.
Birkaç saatliğine eşinizi çalabilir miyim, müsaade var mı?
Tabii tabii.
-Aşağıda bekliyorum. -Geliyorum.
-Bunun nesi var? -Bilmiyorum, şimdi anlarız.
-Dosyayla mı ilgili acaba? -Bilmiyorum ki Ceylin.
-Belki dertleşmek istiyor, o da insan. -Pars?
Tamam canım, şaka yapıyorum. Hem ben Pars'ı seviyorum da...
...bu geliş hoş geliş değil, haberin olsun.
-Sen eve geç, ben de gelirim. -Yo, ben burada kalırım.
Hem ne konuşmuştuk, arada yalnız kalmak da vardı.
Anlaşma anlaşmadır, usulü bozmak olmaz.
Telefonumu unuttum.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ne oldu? -Yarın sabaha kadar vaktimiz var.
İddianameyi yazmam için.
Sen de bana yardım edeceksin, eski bir meslektaşım olarak.
Ve bu ölene kadar aramızda kalacak.
(Gerilim müziği)
-Günaydın savcım. -Günaydın Rıdvan.
(Pars esnedi)
Al şunu, bana çıktısını getir. İçinde bu çok beklenilen iddianame var.
Tabii savcım, hemen.
(Gerilim müziği)
Günaydın. Trafik yoğundu, geciktim.
Çok heyecanlılar, hepsi duruşma salonunun önünde bekliyor.
Soğuk nevale İpek de geldi, psikolog da Melike için yanında.
Güzel.
-Günaydın. -Günaydın.
-Hâlâ şoku atlatamadılar. -Alışacaklar yavaş yavaş.
Pars'ın derdi neymiş, anlatmayacak mısın?
İddianameyle mi ilgili yoksa dosyayla mı?
Kişisel, dertleştik.
Nasılsa bütün sırlarınız ortaya çıkıyor, o yüzden susuyorum.
-Al bakalım suyunu. -Bak bu da bonusun.
Aferin sana.
(Mübaşir) Davalı Galip Yunus, Aydan Yunus...
...davacı İpek Soydan, Salih Soydan.
Melike burada psikolog ablayla kalacak.
-(Ilgaz) Buyurun. -Hadi.
Allah esirgesin seni pamuk yavrum.
Biz geleceğiz.
Hâkime Hanım seni çağırdığında beraber gireceğiz daha sonra, tamam mı?
Tamam, hadi bakalım, şimdi rahat ol.
Hayırdır Rıdvan, kaldın öyle.
Buyurun savcım.
Suratının hâline bakılırsa hatmettin herhâlde.
Yok, hatmetmek değil de savcım, tabii bir göz atma fırsatım oldu.
Göz ucuyla. Şaşırdım açıkçası, şaşkınım yani.
Rıdvan, çık.
Pardon savcım.
(Müzik)
(Pars) Savcım, günaydın.
(Melih) İnşallah aydın olsun Pars Savcı'm.
Savcım, hayırlıdır diye düşünüyorum, bu Engin Tilmen'in dosyasının iddianamesi.
(Pars) Mahkemeye vermeden önce sizin bir görüşünüzü almak istedim.
Olur, bakayım şöyle hızlıca.
Evet.
(Gerilim müziği)
-Tamam sanki. -Başsavcım, eğer izniniz olursa...
...ben bu duruşmanın savcılığını da üstlenmek istiyorum.
Yani kanuni olarak yetkimiz var, olması gereken de bu.
Hem dosyayı en iyi bilen de sensin sonuçta.
Ama soruşturma savcıları o kadar yoğun ki duruşma savcılığı yapmaları zor oluyor.
(Melih) Yani zaman olsa en doğrusu bu.
-Yani eğer seni yormayacaksa. -Yok başsavcım, ne demek.
Başımla beraber.
-O zaman kolay gelsin, buyur bakalım. -İyi mesailer.
Sana da.
Evet, buyurun alalım beyanlarınızı.
Hâkime Hanım, yaptığımız incelemeler sonucunda iş bu huzurdaki davanın...
...açılış tarihine denk gelen ilginç bir bilgiye rast geldik.
Salih Bey'in bir süredir yaşadığı yasak aşk, İpek Hanım tarafından öğrenilmiş...
...Salih Bey boşanmak istediğini söylemiştir.
İpek Hanım sırf boşanmak istemediği için altı yıldır evli olduğu kocasına...
...kendisinden sakladığı bir çocukları olduğunu birdenbire açıklamıştır.
Tuhaf bir denk geliş. Kullanmak için ortaya atılan bir bahane gibi.
İpek Hanım, bunlar doğru mu?
Hayır, ben yıllarca söylemeye çalıştım, için için acı çektim.
Evladımızı verdim demek kolay mı sanıyorsunuz?
Vermekten kolay olsa gerek.
(Ceylin dış ses) "Arzu'yu çağır, geldi, bekliyor."
Hâkime Hanım, müsaade ederseniz...
...Salih Bey'in eski sevgilisi Arzu Hanım burada.
Kendisini tanık olarak dinlemek isteriz. Yaşananları kendisi anlatsın.
Tamam, Arzu Hanım'ı alalım. Buyursun.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Hâkime) Size sorulan sorular hakkında hiçbir şey saklamayacağınıza...
...gerçeğe uygun cevap vereceğinize namusunuz, şerefiniz...
...ve kutsal saydığınız bütün değerler ve inançlar üzerine yemin eder misiniz?
Melikeciğim, hazır mısın? Hâkime teyze şimdi seni çağıracak.
-İyi biri mi? -Çok iyi biri. Hadi bakalım.
(Mübaşir) Melike Yunus!
(Hâkime) Gel bakalım Melike, hoş geldin.
(Kapı kapandı)
Şimdi sana soracağım sorulara hiç çekinmeden cevap ver, tamam mı?
Bugün neden burada olduğunu biliyor musun?
Beni annemden, babamdan almak istiyorlar.
Kimler Melikeciğim, o almak isteyenler kimler?
Tanımıyorum ki.
Peki, tanımak ister misin?
(Hâkime) Neden?
Benim annemle babam var zaten.
(Melike) Ben onların kızıyım.
Peki Melikeciğim, senden bir şey rica edeceğim...
...arkana bakar mısın şimdi? Orada kırmızı fularlı bir hanım göreceksin.
İşte o senin biyolojik annen, yani seni doğuran annen.
(Hâkime) Yanındaki beyefendi de baban.
Hiç onlara benzemiyorum ama aynı annem gibiyim.
Huylarım da babam gibi.
Benim evim neresi, siz mi karar vereceksiniz?
Benim bir evim var zaten.
Odam, annem, babam.
Ben başka bir yere gitmek istemiyorum.
(Melike ağlıyor)
Onlar bana bakamazlar.
(Hâkime) Peki Melikeciğim, seni yorduk, değil mi?
Çok teşekkür ediyorum, bize çok yardımcı oldun.
Ama şimdi istersen ablayla dışarı çık...
...bizim daha konuşacaklarımız var.
(Duygusal müzik)
Aferin Melike. Çok güzel cevap verdin canım.
-Hâkime teyze bana kızdı mı? -Hayır. Asla.
Şimdi bak, biz içeri gireceğiz, sen de burada...
...memur ablayla bekleyeceksin.
Zaten tanışıyormuşsunuz, hemen geri geleceğiz, tamam?
(Ceylin) Buyurun.
(Kapı açıldı)
Yekta! Murat yok ortalarda, sordum, tutuklandı dediler, ne demek bu?
Canım karıcığım, ben de çok üzgünüm ama öyle bir şey oldu.
Doğru yani?
Maalesef. Dün sana söyleyecektim ama geldiğimde mışıl mışıl...
Bırak şimdi bunları! Murat neden tutuklandı, onu söyle.
Kendini bizim için feda etti.
Ben bizi bu kadar sevdiğini bilmiyordum vallahi, ne fedakâr adammış.
Baktı ki sen tehlikedesin...
...Engin'i kaçırmakla suçlanacaksın, gitti babalar gibi ifade verdi.
-Benim yerime mi? -Aynen.
Ben yaptım, Laçin Hanım değil, her şeyi ben ayarladım...
...Engin Bey'in kaçmasına ben yardım ettim, dedi.
Olamaz.
Ne olamaz?
Yekta, onu kurtar. Bu büyük haksızlık, bir şeyler yap.
Tabii kurtarırım canım.
Sen merak etme.
O iş bende, merak etme.
(Kapı vuruldu)
Pars iddianameyi mahkemeye teslim etmiş.
(Gerilim müziği)
(Ilgaz) Bu, Melike'nin çizdiği bir resim. Onun duygu dünyasını anlatıyor.
Sizden bu resmi yorumlamanızı rica edebilir miyim?
Bir tek bu resim değil, birlikte birçok resim yaptık.
Melike'nin uyumu, gelişimi çok iyi. Hatta bazı alanlarda önde bile.
Raporumda detaylarını bildirdim.
Fakat tüm resimler aynı şeyi anlatıyor, korktuğunu.
(Psikolog) Zaten bunu Melike'nin kendisi de dile getiriyor.
-Neden korkuyor, bunu da anlattı mı? -Hastalığından ötürü.
Bu arada en büyük desteği de anne babasının sevgisi olarak görüyor.
Biraz açalım.
Bir yıl önce Melike, FDHS adında bir hastalığa yakalandı.
Bu bir tür kas erimesine sebep olan bir hastalık.
Muhtemelen Melike ergenliğe girerken tekerlekli sandalyeye mahkûm olacak.
Nasıl olur, ben verdiğimde sağlamdı!
Çocuğuma bakamamışlar işte.
İpek Hanım, bu genetik geçişli bir rahatsızlıktır.
Ya anneden ya babadan geçer.
İpek Hanım, siz Melike'nin böyle bir hastalığı olduğunu bilmiyor muydunuz?
Hayır, ilk kez duyuyoruz, hiç haberimiz yoktu.
(İpek) Ben şoktayım.
Hâkime Hanım, bize böyle bir bilgi iletilmedi.
Avukat Bey, sormuş muydunuz?
(Psikolog) Bittiyse ben Melike'nin yanına gideyim.
(Hâkime) Buyurun.
(Mesaj geldi)
Hâkime Hanım, Galip Yunus'un Melike'yi kaybetmemek için...
...gözünü feda ettiği bilgisini eklemekle birlikte...
...izin verirseniz Aydan Hanım'a bir soru sormak isterim.
Buyurun.
Aydan Hanım, Melike'nin hastalığını ve seyrini biliyorsunuz, değil mi?
Yürüyemeyeceğini, belki ileride bir yatağa mahkûm kalacağını.
Biliyorum, doktor bize anlatmıştı.
Buna rağmen doğurmadığınız bir çocuğa annelik yapmak, ona bakmak istiyorsunuz.
Gerekirse sırtımda taşırım.
Eli tutmazsa eli olurum, gözü görmezse gözü.
Aynı soruların İpek Hanım'a da sorulmasını talep ediyorum efendim.
İpek Hanım, sizi bekliyoruz.
Ben bilmiyorum. Açıkçası hiç haberimiz yoktu.
-Şu an dondum. -Dondunuz?
(Hâkime) İpek Hanım donmuşlar. Ne yapalım?
Bir yarım saat mola verelim, uygun mu?
(Hâkime) Elinizi yüzünüzü yıkarsınız, bir rahatlarsınız...
...buzlarınızı çözersiniz.
Sonra da müsait olursanız cevabınızı alırız.
(Müzik)
-Afiyet olsun. -Sağ olun amirim, buyurun beraber olsun.
-(Eren) Çay da taze. -Yok, sağ ol, ben yedim.
Bu, Göksu'nun HTS kaydı geldi mi?
Yok amirim, daha mahkemeden izin bekliyorum.
(Eren) Gelmedi.
Gel Umut.
-İzin geldi komiserim. -Yaşa. Tam da lafının üstüne.
-Buyurun. -Niye zahmet ettiniz?
Estağfurullah.
-Ne olacak şimdi? -Bilmiyoruz.
Şimdi ifade verecek ama çok büyük açık verdi.
Bakalım, Hâkime Hanım kızdı, buradan dönmesi zor.
Hadi hayırlısı.
Bak sana ne göstereceğim. Görüyor musun?
Aa, nasıl kayboldu?
(Ilgaz) Aa.
İstersen bir gün sana öğretirim.
Davalı Galip Yunus, Aydan Yunus.
(Mübaşir) Davacı İpek Soydan, Salih Soydan.
Hâkime Hanım, biz davadan feragat ediyoruz.
Bu kararı onaylıyor musunuz?
(Hâkime) Peki.
Bitti artık, Melike sizin kızınız.
(Müzik)
(Hâkime) Gereği düşünüldü.
Ayrıntısını gerekçeli kararda açıklamak üzere...
...feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
(Müzik)
(Avukat) Bunun geri dönüşü yok, bitti.
Artık Melike onların kızı.
-Ben boşanma davası açıyorum. -Ne?
Ne kadar sevindiler, gördün mü?
Herkes olması gerektiği yerde.
Bravo, gerçekten gözlerimi yaşarttın, çok iyiydin.
Taktikleriniz sayesinde Ceylin Hanım.
O zaman bir kutlamayı hak ettik, ne dersin?
Olur, ne istersen.
Hadi şunlarla muhatap olmayalım, gel.
Gençler, nereye? İddianame mahkemeye sunulmuş, hatta kabul edilmiş.
-Ne? -Ya.
Biz sizi yolunuzdan alıkoymayalım Yekta Bey...
...biz UYAP'tan bakarız. Siz buyurun. -Aa, asla kabul etmiyorum.
Sizsiz görmem. Birlikte bakalım lütfen.
Ne çabuk. Ben de bakacağım.
(Gerilim müziği)
Hâlâ gevrek gevrek gülüyor.
Seni tanıyor.
Bu sefer o zokayı yemem ama.
Cüneytciğim, gençlere kahve mi ikram etsek?
-(Seda) Yetmez mi Yekta? -Doyamıyorum.
-Buyurun, bakabilirsiniz. -(Yekta) Gözümüz yolda kalmıştı.
Yüksek sesle okusan da hepimiz duysak.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Müebbede kadar gider bu.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz
Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Yılmaz Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.