All language subtitles for Elif 939. Bölüm _ Season 5 Episode 184

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Nasıl yani, ne demek iflas ettik?

Anne, anne iyi misin? Teyze teyze.

Tamam sakin ol. Otur, otur.

Başın mı döndü?

Melek bir su getirir misin hemen?

Hayır, hayır. Melek kızım, gerek yok.

İyiyim, tamam.

Otur sen de şöyle. Ne oluyor?

Bir baştan anlatın bakayım.

Bu Amerikalı şirket dolandırıcı

çıktı anne.

Çok zengin, büyük yatırımları

olan bir şirketti.

Ama sonradan anlaşıldı ki,

uzun zamandır ortaklarına

aldıkları paralarla

ayakta duruyorlarmış.

Biz de çok güvenmiştik yani

hiç şüphelenmedik.

Bizim yatırdığımız paraları

çekip, elden başka hesaba aktardılar.

Sonra da ortadan kayboldular.

Doğru, kendilerinin de paranın

izini kaybettirdiler.

Şimdi polis hangi hesaplara

paranın yatırdığını bulamıyor.

Peki hisseler?

Hisseler ne durumda?

Yani tamam parayı kaybetmiş

olabilirsiniz ama şirketin bir

değeri var değil mi?

Ne?

Şirketin tüm mal varlığını

yatırdık ortaklık için.

Hatta ek giderler içinde

kredi çekmiştik.

Yani kredi borcumuz bile var.

Kerem, peki konak?

Konak hala bizim değil mi?

Ailesi ne tepki verdi haberi alınca?

Yıkıldılar ama hiçbir şeyden

kuşkulanmadılar tabi.

Bu anlaşmaya karşı durduğum

için başından beri

Olup bitenin arkasında da

benim parmağımın olduğunu

anlamalarına imkan yok. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk Meryem hanım.

Mahir bey ya nedir bu iflas

meselesi neler oluyor?

Yani ben de bir şey anlamadım

araştırıyorum en iyisi.

Şirket avukatının ofisinden geliyorum.

Şimdi böyle bir durumda hem

sizi hem de aileyi yalnız

bırakmak istemiyorum.

Macide hanım nasıl? Öğrendi mi?

Evet.

Kerem bey ile Hümeyra hanım anlattı.

Hepimiz çok şaşkınız.

Buyurun içeri lütfen. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Nasılsınız efendim?

Teşekkür ederim Mahir Bey oğlum.

Şirket avukatlarının yanından

geliyorum şimdi.

Ne diyorlar?

Dolandırılan diğer

şirketlerle görüşülmüştü.

Ulusal ve uluslararası çapta

DreamTex hakkında dava açılacak.

Şimdilik bu süreci bekliyoruz.

Anladım.

Tamamdır çok sağolun sizde yorduk ya.

Rica ederim.

Dava filan dediğinize göre

umut var herhalde.

Yani şimdilik pek bir umut

görünmüyor çünkü paranın bir

hesaptan başka bir hesaba

aktarılmış olabileceğini

düşünüyorlar yani büyük

ihtimalle öyle olduysa da

paranın izine rastlanamaz.

Tabi beklemekten başka bir çaremiz yok.

Müsaadenizle ben bir banyoya

geçebilir miyim?

Elimi içimi yıkasam iyi olacak.

Yine gidiyorsun öyle değil mi?

Hayır.

Ay, Birceciğim ya, arıyorum

arıyorum seni, açmıyorsun.

Tattım, bir şey oldu sandım,

korktum ya.

Bak, sen gelmedin, ben de başladım.

Hemen sana da bir tabak getireyim ben.

Yok, yok, dur. Hiç gerek yok.

Neden?

Ne oldu, bir sıkıntı mı var Birce?

Aslı, haberler kötü.

Ne oldu ya?

Holding.

Kerem Beyler iflas etti.

Ne demek iflas ettiler ya,

nasıl bir şey mi olmuş, ne olmuş Birce?

Aslı tamam ben sana yolda

anlatırım, Akın'la Filiz

arabada bekliyorlar.

Bir konağa falan gidelim de

böyle ziyaret edelim, moral

falan olur, tamam mı?

Hadi sen hazırlan.

Tamam ben hazırlanıyorum,

çıkalım hemen.

Ne oldu, neden geldin peşimden?

Hâlâ ne oldu diye soruyor musun sen ya?

Koca şirket battı.

Hayır, biz o şirkete çoktan

el koymalıydık.

Şimdi ortada böyle dımdızlak kaldık.

İyi ki de battın.

Yorgan gitti, kavga bitti.

Üstümden nasıl bir yük kalktı,

sana anlatamam.

Bundan sonra tepemde beni

zorlayacak bir nedenin de kalmadı.

Elinde bir gerekçe de yok. Oh, bak.

Hem zaten şirket batmasaydı

bile ben senin

istediklerini vermeyecektim.

O köprünün altından çok sular geçti.

Vermeyecektin değil mi?

Çünkü sen anneni sırtımdan vurdun.

Sana hayatını adamış kadına

ihanet ettin.

Bir kadın için sen anneni

yarı yolda bıraktın.

Mahir Gezgin sen bir hainsin.

Ben hain falan değilim. Anladın mı?

Ben sadece artık daha yetişkin

gözlerle kimin yanında olmam

gerektiğini öğrendim.

O kişi sen değilsin.

Ha bu arada...

...artık senin ünü nüfusta

bile ana oğul değiliz.

Boş hallettim ben.

Ahahahah..

Vay...

Ahahahah..

Vay...

Vay...

Kötü bir niyetim yok.

Sadece dinle beni ya.

Bu altınları bana verirsen eğer...

...hayatınızdan tamamen

çıkıp giderim...

...ömrünün sonuna kadar beni

bir daha görmezsin.

Tufan tehlikesi sizin için bitmiş olur.

Bakın, Emirhan'da, muhallimde

rahat olurlar.

Mutlu, huzurlu bir aile olursunuz ya.

Ne kral anlaşma bence ha.

Yapamam.

Şafak'a yine aynı şeyleri yaşatamam.

Herkes çekildi odasına,

Emrah'ın da tuvaletteyken.

Zıpla lan be hadi.

Lan gitti bütün puanlar ha.

Kız yatmadın mı sen daha?

Ne iş bu saatte?

Bırak sevzekliği, ne

biçim konuşuyorsun?

O ne üstüp öyle?

Yine gergin bir ok gibiyiz.

Sevzekliği bırak da dinle.

Tamam tamam dinliyorum hadi.

Ne oldu plan?

Jülide ile konuştun mu?

İstedin mi altınları?

Ya konuştum istedim.

Aynı konuştuğumuz gibi seninle yani.

Bak dedim böyleyken böyle.

Altınları ver topuklayayım dedim ben.

Tamam o niye cevap verdi?

Ne diyecek ya.

Yokuşa sürdü işi.

Tam tahmin ettiğimiz gibi. Aynen bak.

Ben şimdi sana pası verdim. Top sende.

Koli atarsan bitti bu iş.

Sen hiç merak etme.

Hem de doksana atarım.

Bak bak ya laflara bak

arkadaş ya, ya sende bana

daha nece haberler vardır ha.

Herhalde yani.

Yarın olsun hele bir ben

jülide'nin ağzından girer

burnundan çıkarım.

Yarın akşama kadar sana

altınları getirmezse ben de

leman yıldırım değilim.

Hadi hadi, iyi geceler, güle

güle, güle güle canım.

Kimle konuşuyordun babaanne?

Bu yaşta bu kadar merak iyi değildir.

Hadi bakalım yatağa.

Yoksa bizden gizlediğin bir şey mi var?

Bak şunun şu söylediğine.

Vallahi şimdi geliyor terlik ha.

Hadi bakayım yatağa.

Neden bu kadar kızdın ki?

Boyundan büyük konuşuyorsun da ondan.

Hadi bakalım hadi.

Tamam tamam kızma. Hoş geldiniz.

Buyurun. Aslı sen?

Abla.

Birce olanları anlatınca,

duramadım geleyim dedim.

Ya bir de böyle bir zamanda

yalnız bırakmak istemedik.

Aynen.

İyi düşünmüşsünüz.

Buyurun içeri geçin, içerideler zaten.

Aslı.. Ya şey..

Kerem bey darlanıp böyle hava

almaya bahçeye çıkmıştı.

Yani sen istersen..

Ablacığım, tamam ben bir ona

bakayım o zaman.

Tamam, sen geç ben gelirim birazdan.

Tamam canım.

🎵🎵🎵

Ama kendini iyi gibi gösteren

genç cadının yüzündeki o

iyilik maskesi hiçbir işe yaramamış.

Kendinden yaşça büyük ve

akıllı kraliçeyi oyuna getirememiş.

Kendi kazdığı kuyuya düşmüş.

Yani sonunda kraliçe, genç

cadıya dersini vermiş.

Genç cadı da bundan sonra

sarayın kapılarından içeri

adımını bile atamamış. Sonsuza kadar.

Eee nasıl? Beğendin mi?

Canım babaannem. Ne oluyor?

Ne oluyor? Ne oluyor?

Bilmiyoruz.

İçeri girdiğimizde Yadek yatıyordu.

Yarısı açılmış. Çoktan kaybetmiş.

Ne oluyor peki? Ne yapıyorsunuz?

Tekrar ameliyata alacağız.

Size bilgi verirler.

Allah'ım sen oğlumu bağışla bana.

Allah'ım sen yardım et!

Hâlâ karşıma geçmiş, nasıl

kendini savunabiliyorsun?

Hala nasıl ben bir şey

yapmadım diyebiliyorsun..

Anne..

Bak ben ne yaptıysam, başka

çarem olmadığı için yaptım..

Ne olur artık inan bana..

Benim tek amacım Şafak'ı korumaktı..

Korumak mı?

Koruduğun için mi şimdi oğlum

içerde can çekişiyor?

Oğlum belki bu hastaneden hiç

çıkıp gidemeyecek..

Ama ona kıyan o iblis, elini

kolunu sallayarak dışarıda dolaşıyor.

Neden? Senin yüzünden.

Bu mu korunmak?

Bu mu karı koca olmak?

Bu mu aile olmak?

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Hoşça kalın.

yettiler.

Estağfurullah Macide hanım.

Evde durmak mümkün değildi zaten.

Aklımız sizde kalmıştı o kötü

haberi aldığımızdan beri.

Abla.

Merhaba.

Ağlama ne olur gülüm, ağlama.

Nasıl tutayım kendimi anne?

Asıl böyle bir günde güçlü olacağız.

Sen bize bunu öğrettin ama...

...bütün bu yaşananlardan sonra...

...kim koruyabilir metanetini?

Biz koruyacağız Hümeyra.

Koruyacağız yavrum.

Evet bugün kolay bir gün değil.

Bunca yıllık emek bir anda...

...ama kaybettiğimiz şey...

...sadece para ve mal.

Onlar her zaman kazanılır, kaybedilir.

Oysa ailemiz, sevdiklerimiz,

dostlarımız öyle mi?

Şükürler olsun ki,

öyle bir günde en

kıymetlilerimiz yanı başımızda.

Bugün büyük bir aile gibi

kenetlendiysek eğer,

bu servetimiz sayesinde değil,

Yıllardır biriktirdiğimiz

anılarımız, her anını sevgiyle

paylaştığımız geçmişimiz sayesinde.

Şüphesiz bundan sonra bazı

şeyler değişecek.

Ama değişmeyecek olan şey

birliğimiz beraberliğimiz

olduktan sonra, benim

gelecekten hiçbir korkum yok.

Sizin de olmasın, yeter ki

birlikte olalım.

Yeter ki, asıl zenginliğimiz

olan sevdiklerimiz yanı

başımızda olsun.

İnsan böylesi içten bir

sevgiyle sarıp sarmalanmışken

kaybedilen mala paraya üzülmez.

Bu imtihanı da atlatacağız

Allah'ın izniyle.

Her şey bambaşka olacaktı, çok

uzaklara gidecektim çok,

kurtulacaktım bu vatanlıktan,

Kurtulacaktım bu muhataplıktan!

Bu kağıtlarla kandırdı beni!

Bu kağıtlarla!

Kandırdı beni bu kağıtlarla!

Allah'ım yarabbim kağıtlarla!

Kandırdı beni!

Ağlama..

Ağlıyor..

Kerem.. İyi misin?

İyiyim abla, sen?

İyi, iyi olmak zorundayız..

Hoş geldiniz..

Hoş bulduk..

Bizde kapıda karşılaştık Mahir

bey ile..

Uygunsuz bir zamanla

gelmedik inşallah..

Yok hayır.. Konuşuruz zaten..

Benimde size anlatacaklarım var.

Önemli bir gelişme mi var?

Evet var aslında.

Ama özel konuşsak.

Yok yok, Mahir bey yabancı

sayılmaz, sorun yok.

Peki, o zaman sizi daha fazla

merakta bırakmayayım ben.

Şu nüfus müdürlüğündeki

arkadaşımın yanındaydım.

Yani biraz zor olsa da,

istediğimiz bilgilere ulaştık.

Sonuç gerçekten şaşırtıcı.

Yani Kıymet Hanım'ın kayıtlarda

bir oğlu gözükmüyor.

Sanırım siz bunu öğrenmiştiniz.

Bilmiyorduk.

Ama tahmin etmesi zor değil.

Muhtemelen bizden önce davranıp

belgelerle oynamanın bir yolunu buldu.

Kıymet'in yapacaklarının sınırı

olmadığı için şaşırmıyoruz.

Hele ki böyle bir durumda.

Böyle bir durumda derken?

Bir anda neye uğradığımızı

şaşırdığımız için ben anlatamadım sana.

Ortak olmaya çalıştığımız

Amerikalı şirket

tarafından dolandırıldık.

Elimizdeki bütün para,

çektiğimiz kredi, hepsi gitti.

Kısacası iflas ettik.

Şevki bahçeye salıncaklar

kurardı çocuklar için.

Meyram yaz boyunca inmezdi o

salıncakların tepesinden.

Kerem'in bu bahçede öğrendi

bisiklete binmeyi, düşe kalka.

Bu çardakta dostlarımızla uzun

uzun sohbetler ederdik.

Ne güzel yıllardı o yıllar.

Bu bahçe, bu ev, hayatımızın zümrenek.

Şimdi sadece hatıralar kalacak geriye.

En çok da buna üzülüyorum.

Zaten günbegün unutmaya

başladığım malzeme.

Bu evle birlikte ellerimin

arasından kayıp gideceğim.

Benden öpme gözüm yok ama

keşke hatıralar bana kalsaydı.

Ay merdivenleri nasıl çıkacağım

bilmiyorum, takatim kalmadı.

Anne bak o elindeki ağır

oldu, ver onu ben alırım.

İyi madem al bakalım.

Sen şimdi öyle yukarı çıkma

hemen, ben bunları bırakıp

aşağı inip elindekileri

alacağım tamam mı?

Tamam.

Hayırlı günler, Jülide.

Konuştuklarımızı düşündün mü?

Düşünmedim. Çekil başımdan.

Ne konuştu bu seninle? Şuna bak.

Pişmiş kelle gibi sırıtıyor hâlâ.

Peki şirket sözcüsü olan o

adam yurt dışına çıkmış mı

çıkmamış mı biliyor musunuz?

Yani şimdi polisten aldığımız

bilgiye göre yurt dışına çıkış

yapmamış her yerde arıyorlar.

Bence boşuna arıyorlar.

Çoktan sahte bir pasaportla

ülkeyi terk etmiştir öyle.

Bence daha fazla geciktirmenin

bir anlamı yok.

Her şey ortada, şirket

çalışanlarını toplayıp bir

açıklama yapmak lazım.

Doğru söylüyorsunuz Kerem Bey,

isterseniz beraber geçelim şirkete.

Hoş geldiniz.

Anneciğim, iyi misin?

İyiyim kızım, sağ ol.

Hava almak iyi geldi mi?

İyi geldi, sağ ol oğlum.

Hoş geldiniz Mahir Bey oğlum.

Hoş geldiniz Nevat Bey oğlum.

Hoş bulduk.

Buyurun oturun lütfen, ayakta kaldınız.

Bak sen şuna!

Demek düğündeki altınlara

gözünü dikmiş ha?

Sen ne dedin peki ona?

Ne diyeceğim anne, hayır dedim

tabii ki de.

Yani sonuçta Tufan bu.

Onun lafına güven falan olmaz.

Elini verende kolunu kaptırıyor.

Hem sonra Şafak duyarsa çok

üzülür, çok da kızar.

Yani yok ben böyle bir şey

yapamam, Tufan'la anlaşma

falan yapmayacağım.

Bence hiç düşünme kızım.

Ne istiyorsa ver defolsun git.

Bir daha da şeytan görsün yüzünü.

Anne sen ne diyorsun?

E düşünürsen en mantıklısı bu.

Adam sana altınları alınca

gideceğim demiş.

Sen bunu Tufan'dan kurtuluş

bileti olarak gör.

Tamam biraz tuzlu ama.

Huzurumuzu satın alacağız, huzurumuzu.

Düşünsene, paha biçilmez.

İyi de yani ne malum...

Kızım aklını da kullan.

Senin ailenin mutluluğu,

saadeti mi daha önemli?

Yoksa bir avuç altın mı?

Yok anne, yok ben böyle bir

şey yapamam.

Yapmayacağım yani, Tufan'la

anlaşma yapmayacağım.

Dur nereye, daha konuşuyorduk.

Mahir Bey oğlum size ne kadar

teşekkür etsek azdır, bizim

için çok uğraştınız, elinizden

gelen her şeyi yaptınız.

Estağfurullah efendim, keşke

elimden daha fazla bir şey girebilse.

Daha ne yapacaksınız, çok

yorduk zaten sizi.

Değer verdiğim insanların

yanında olmak hiçbir koşulda

zor gelmez bana.

Teşekkür ederiz, Allah razı olsun.

Allah sizden de razı olsun.

Kızım niye kestirip atıyorsun

altı üstü giden iki altın ama

getirisi büyük olacak

o soysuz tufandan sonsuza

kadar kurtulacağız anne yapamam

bak jülide eline her zaman

böyle büyük bir fırsat geçmez.

Ver kurtul.

Gerekirse ben bütün altınları

sonra geri koyarım.

Anne bak böyle konuşunca

kulağı basit geliyor.

Ama ya Şafak? O öğrenirse?

Benim bir daha asla yüzüme bile bakmaz.

Eğer biz bir şey söylemezsek öğrenemez.

Ruhu bile duymaz onu merak etme sen.

Ha sonra oldu da duydu. Duymaz ya.

O zaman ben üstlenirim.

Her şeyi ben yaptım, ben

verdim altınları derim.

E artık annesinin yüzüne

bakmayacak hali de yok ya.

Öyle mi diyorsun?

Öyle diyorum tabi. Ver kurtul.

Sonra da bitti gitti işte.

Anne yok ben yapamam böyle bir şeyi.

Ama kızım.

Anne olmaz diyorum olmaz.

Bu hengamede arada kaynarım

diye seviniyorsan boşuna

sevinme unutmadık seni

karşımıza oğlum diye saçma

sapan birini çıkartmanın bize

oynadığın oyunların hesabını

vereceksin tuz kayıtlarını

değiştirdiğinden de adım gibi

eminim o kayıtlardan yok

ettiğin oğlunu bulacağız onun

kimliğini açığa çıkartacağız

Ya Hümeyra, bak sen beni

yanlış anlıyorsun.

Ben ne yapıyorsam bizim

ailemiz için, sizin için yapıyorum.

Ya senin ailem dediğin,

gerçekte kim olduğu ortaya

çıkacak diye koşa koşa kaçıp

giden o çocuk mu?

Sen onu mu korumaya çalışıyorsun ha?

Aklını başına topla.

Eline müthiş bir fırsat geçmiş

her şeyi düzeltmek için ama

sen yapmam diyorsun.

Anne, niye anlamıyorsun?

Şafak bu olanları hiç

öğrenmeyecek olsa bile benim

vicdanımı el vermez.

Ben ondan gizli gizli böyle

bir işe giremem.

Allah'ım sen sabır ver, sen sabır ver.

Peki Tufan böyle burnumuzun

dibinde oldukça güvende olacak mıyız?

Benim oğlum bıçaklandı senin

yüzünden be.

Ve yine senin yüzünden onu

bıçaklayan adam özgürce

dolaşıyor dışarıda.

Şimdi vicdanın rahat mı?

Anne.

Yalan mı?

Ben evladımı kaybediyordum, evladımı!

Ama ne oldu? Büyüklük gösterdim.

Affettim seni her şeye rağmen.

Kızım dedim.

Bağrıma bastım.

Yapacağın tek bir şey var,

onu da yaptan diyorsun.

Anne niye böyle söylüyorsun?

Ben tüm bunlar yaşansın ister

miydim sence?

Ha işte!

Peki bundan sonra böyle

şeylerin başımıza gelmeyeceğinin

garantisi var mı?

Tufan ensemizde dururken,

Bak kızım,

İyi ölç tart,

Yine o tufan serserisi yüzünden,

Oğlumun başına bir şey gelirse,

Seni bir daha hiç affetmem,

Bunu da bil.

Bu iş uzadı artık Kıymet

hanım, her adımın kötülük, her

söylediğin söz yalan dolan,

yakında bütün yalanların

sırların açığa çıktığında,

yaptıklarının bedelini ödeteceğim sana.

Bu altınları bana verirsen

eğer, hayatınızdan tamamen

çıkıp giderim, ömrünün sonuna

kadar beni bir daha görmezsin.

Tufan tehlikesi sizin için bitmiş olur.

Bak kızım, iyi ölçü tart.

Yine o Tufan serserisi

yüzünden oğlumun başına bir

şey gelirse seni bir daha hiç affetmem.

Bunu da bil.

Yok olmaz yapamam ben yapamam yok.

İçeride düştü ama ben uykuma bakıyorum.

Yok, sıcak ve çok açık.

Çok uzun bir süre benimle olacaktı.

O ve bu harcapsızlığın

ortasından çıkabiliriz.

Seninle toplamadım.

Aşkım çok mutlu oldu.

Aşkım çok mutlu oldu.

Çok mutlu oldu.

Olduğumuz o tatsız olay,

hepinizin kulağına gelmiştir

diye düşünüyorum.

Dikkatsizliğiniz yüzünden

koskoca şirketin battığı

haberinden mi bahsediyorsunuz

Kenan Bey?

Yani üstelik,

sürekli sizi uyardığım halde,

içime sinmeyen şeylerin

olduğunu vurguladığım halde.

Ama tabi bu şirkette şimdiye kadar,

benim fikrim hiç önemsenmedi.

kabul görmedi, maalesef.

Doğru söylüyorsunuz Rana hanım.

Sizi dinlememiz gerekirdi.

Sonuçta siz bu şirketi dolandırıp,

hisselerin bir kısmını ele geçirdiniz.

Hırsızın hırsızı tanıyabilme

ihtimalini,

göz önünde bulunduramadık.

Bu da bizim hatamız tabi.

Her neyse biz konumuza dönelim.

Süreç her ne kadar aleyhimize

işlemeye devam etse de hukuk

savaşı devam ediyor.

Ve açıkçası şunu bilmenizi

isterim ki ben kendimden önce,

ailemden önce, servetimizden önce

Ben de bu şirketin asıl

sahibi olan siz çalışanlarım

için savaşacağım.

Savaşmalıyım. Bunu hepinize...

Ben bunu hepinize borçluyum.

Yalnız geri almak için,

elimden ne geliyorsa yapacağım.

İnanıyorum ki, biz bunu başaracağız.

Yarınköy'de biçim çok güzel

bir fikrim var.

Aa, benim de aklımda çok

güzel bir şey var.

Hayvan sevimlisiyle ilgili

gözlemli siper.

Ben hala hiçbir şey bulamadım.

Olsun bence sen de bulursun.

Efendim neredesiniz?

İyi tamam 2 saate kadar

geliyorum ben de.

Size bu kadar iyi haberlerim

var galiba.

Ama önce emin olmam lazım.

Tamamdır.

Görüşmek üzere.

Kendinizde olduğunuz için

teşekkürler Kerem bey.

Bizde hep sizin yanınızda

olacağız bu süreçte.

Teşekkürler.

Her şey için çok teşekkürler Kerem bey.

Umarım dava elinize çok gelmez.

Teşekkür ederim.

Gelmişsin.

Evet geldim.

Ya sonuçta burası benim de iş yerim.

Hem sevdiğim insanlar böyle zor günler

geçirirken onları tek

başlarına bırakamazdım.

İyi günde ve kötü günde diyorsun yani.

Hı hı.

İyi günde ve kötü günde. Kerem bey.

Affedersiniz, özelse daha

sonra geleyim.

Yok Mahir bey, siz gelin buyurun.

Bende zaten çıkacaktım, bir

kızlara da bakayım he.

Bana ihtiyacınız olursa buralardayım.

Tamam.

Evet.

Ne yapıyoruz şimdi?

Şimdi önümüzde zorlu bir süreç var.

Çok detaylı bir toplantı

yapmamız gerekiyor.

Ama..

Biz birazcık dışarıda konuşsak olur mu?

Ben çok bunaldım burada, biraz

hava almış olurum.

Tabi.

Buyurun.

Hoşgeldiniz.

Hayırdır Jülile? Konuşmaya geldim.

Bu kadar çok şey yaşadık ki.

Hala da yaşıyoruz.

Ama siz bu süreçte bize,

çok destek oldunuz.

Çok teşekkür ederiz.

Ailece desteğinizi hissediyoruz.

Estağfurullah.

Yani ne demek böyle söyleyip

beni utandırmayayım?

Asıl ben size çok teşekkür ederim.

Beni aileden biri olarak

gördüğünüz için.

Ha şunu unutmayın yani...

...bundan sonrası için her

zaman, her konuda yanınızda

olmaya çalışacağım.

Ben de bununla ilgili sizinle

konuşmak istiyordum aslında.

Ben bundan sonra ne

olacak kestiremiyorum.

Yani size de bütün Halk Tanrı

Holding çalışanlarına da söz

verdiğim gibi...

Haklarınızı korumak için

elinden geleni yapacağım, savaşacağım.

Ama ne olacak bilmiyorum.

Durum buyken eğer gitmek isterseniz...

Hayır, hayır.

Ben gitmeyi hiçbir zaman düşünmedim.

Yani şunu iyi bilin, hem

sizin hem Hümeyra Hanım'ın

yanında olmaya çalışacağı

maddi imkanlarımla, tecrübemle

o konuda hiç bir şüpheniz olmasın.

Ne güzel insanları biriktirmişsin.

İyi ki varsınız. Sizde öyle.

Ama değişime bir yerden

başlamak gerek diye düşünüyorum.

Nasıl yani?

Şu sizi bizi bir ortadan kaldırsak mı?

Nasıl isterseniz.

Yani nasıl istersen.

Senden bir isteğim daha olacak.

Tabii.

Şimdi, eğer müsaade edersen,

bundan sonra sana ağabey

demek istiyorum.

Ciddi misin?

Evet.

Babamı kaybettikten sonra,

omzumda çok büyük bir yük

hissettim ben.

Tamam, ablam, annem birbirimize

çok destek olmaya çalıştık ama,

Böyle kendimi çok yalnız

hissettiğim zamanlarda oldu.

Hep derdim.

Keşke bir abim olsa.

Bana destek olsa.

Bana güç verse diye.

Ama şunu da söyleyeyim.

Bir abim olsa senin gibi

olsun isterdim biliyor musun?

Böyle dürüst,

mert,

Evet, Sami emmiye. Ne yapayım?

Ama sonunda buldum işte.

Abi kardeş olmak için

illa kan bağı gerekmiyormuş.

Artık benimde bir abim var. Değil mi?

Yanlış bir şey mi söyledim ben?

Aslında benim seninle konuşmak

istediğim bir şey var, önemli bir şey.

Oturalım şöyle.

Düğünde takılan tüm altınlar

bunlar Tufan.

Demek anlaşmayı kabul ettin ha?

En doğrusu. Ne oldu?

Oyun mu oynuyorsun?

Ben sana bu altınları

vereceğim ama önce senin bana

bir söz vermen lazım.

Neymiş o söz?

Ben sana bu altınları

verdikten sonra bu dükkanı satacaksın.

Bu semtten gideceksin.

Bir daha ne ben senin yüzünü

göreceğim ne de sen benim

yüzümü göreceksin tamam mı?

Emirhan'a da Şafak'a da bir

daha zarar vermeden buradan

sadece gitmeni istiyorum.

Yahu bak yeminle alacağım ben boltamı.

Yani benim derdim de zaten

bir an önce vınlamak buradan.

Yani bir anda kumar borcu,

bir anda mafya tepeme çöktü

çökecek korkusu.

Yahu değil bu semte İstanbul'a

daha adımımı atmam bundan sonra.

Bak iki gözüm önüme aksın ki

yemin ederim.

Merak ettim.

Ne konuşmak istiyorsun evde?

Açıkçası biraz gergin kusura

bakma çünkü benim için kolay

değil bunları konuşmak

Rahat ol lütfen

Şimdi anlatacağım şeylerde

büyük ihtimalle senin için de

kabul etmesi zor şeyler olacak

Yani sadece senin için değil,

ailen için de öyle.

Ama ben bu önümüze yalanlarla

örülmüş duvarı artık yıkmak istiyorum.

Yani temiz, yeniden bir

başlangıç yapmak istiyorum.

Neden bahsediyorsun?

Yani ne yalanı, ne temiz

sayfası, ailemi zora sokacak

durum dediğin işle ilgili mi?

Hayır, hayır, hayır.

Yok. İşle falan alakası yok.

Bak, senden tek bir ricam olacak.

Anlatacağım şeyleri sonuna

kadar dinle, tamam mı?

Ondan sonra vereceksin kararını.

Ben, çünkü bu işin buralara

varacağını tahmin etmedim.

Karanlık başlayan bu hikaye

sizi tanıdıkça...

Anlatır mısın artık?

Bak, söz veriyorum sana bak,

gerçekten bölmeyeceğim.

Dinliyorum.

Kıymet Teyze'nin sizden sakladığı oğlu.

Yani babanın gayrimeşru çocuğu.

Evet.

Kim olduğunu öğrenmeye

çalıştığınız o gizemli adam, benim.

Ne? Ne diyorsun sen ya?

Ne duyduysan o, Kıymet

teyzenin sizden sakladığı oğlu

benim Kerem, biz kardeşiz.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.